Mutluluk Kutsaması

03 Ağustos 2021Ziyaeddin Halid İpek2 Yorum »

Sonuçların kutsandığı bir dönemde süreçlerin giderek aşağılandığına şahit oluyoruz.

İnsanların sonuca ulaşma uğruna süreçleri hiçe saydığı sonunda ise sonuca ulaşan kişilerin kendileri olmaktan çıktığı bir zamanda insan kendi arayışını kaybederek ne istediğini bilemez hale geldi.

Sonuçta, sadece hırslar ve ihtiraslar üzerinden devam eden bir medeniyette arada kaybolan minik sevinçler ve güzellikler önemsiz detaylar oldu. 

Bu durum ise insanların üstünde çok ciddi bir uyuşukluk hali oluşturdu. Bu uyuşukluk hali insanları oturup nerede hata yaptıklarını düşünmeye değil isteklerini daha çok arttırarak daha büyük zevkler yaşamaya çalışmak gibi yanlış bir sürece sürükledi. Bir ağacın altında bir elma ısırığı ile bile çok mutlu olabilecek insan, en güzel yalılarda, en güzel mekanlarda ve en iyi imkanlarla mutsuz olmaya mahkûm oldu. 

Gafletten uyan denildikçe kendini daha çok sarhoş olmaya ve unutmaya sürükleyen insanlar sürü gibi yanlışlarının mutluluk hapisleri içinde kendilerine zincir vurdular. Ağlamayı kendileri için düşman, mutluluğu ise nihai amaca ulaştıran bir mutlak gördüler. Hayatın hüzünlü kalpler içinde sevinçli duraklar olduğunu unutup, zevklerle devam edip hüzün ve pişmanlıklarla biten bir sona razı oldular.

Bir reklam şöyle diyordu: “Mutluluk orada, mutluluk burada, mutluluk her yerde”. Çok da doğru diyordu. Mutluluk ve zevk her yerde açık arttırma da. Herkes daha fazla mutlu olma ve daha fazla mutlu olduğunu başkasına kanıtlama derdinde. Onları izleyenler ise herhalde mutluluk denilen şey bu olsa gerek diye aynı yolu tutmakta.

Oysa mutlulukla ilgili formülü Yusuf Has Hacip “Kutadgu Bilig”te 1000 yıl öncesinde vermişti: “Huzur istersen zahmetle birlikte gelir. Keyif istersen kaygı ile birlikte bulunur”.

Ülkemizde ve dünyada imkanlar son dönemlerde arttığı için mutlulukla ilgili ne yapılacağı da şaşırıldı. Zannedildi ki ne kadar mutlu olursak ne kadar çok zevke önem verirsek o kadar güzel bir hayatımız olacak. İşlerimiz ve yaptığımız şeyler daha verimli olacak. Fakat ne din ne de bilim bunu söylemiyordu. 

Daha önce bolluk içinde kalanların bu bağlamda sınırsız zevk ve mutluluk sonucu oluşan boşluk ile ilgili ortaya çıkardığı bir kavram bile vardı. Bu kavram Californication (Kaliforniyalaşma)’dı. Sınırsız imkanlar ve mutluluklar insanı mutlu olmaktan ziyade erken bir tükenmeye itiyordu. Bu mutluluk patlamaları sonucu her şeye sahip olan ama mutlu olamayan kişiler hayatlarını sonlandırmaya başladı. 

İnsan Hadisi Şerifte de söylendiği üzere “Bir vadi dolusu altını olsa ikincisini ister.” Zira isteklerimiz zannedildiğinin aksine karşılanmakla bitmez. Daha da çok artar. Önü kesilmezse artık size hizmet etmesi için orada olan şeylere siz hizmet etmeye başlarsınız. Siz buna isterseniz Diderot etkisi deyin ya da isterseniz Mehlika Sultan şiirinde söylendiği gibi:

Bu emel gurbetinin yoktur ucu,

Daima yollar uzar, kalp üzülür,

Ömrü oldukça yürür her yolcu,

Varmadan menzile bir yerde ölür.

Günümüzde gençler için en önemli tehlike belki de bu zevk ve mutluluk kutsaması. Mutlu olduğun şeyi yap. Bir şeyi yaparken mutsuz isen onu bırak. Mutlulukla ilgili oluşturulan algı bizi sadece zevklerimizin kölesi haline getiren ve sonunda mutsuzluğa sürükleyen bir noktaya geldi.

Oysa İmam Şafii (Rh.a.) mutlulukla ilgili çok güzel bir noktaya değinmekte idi: “Yorul çünkü hayatın tadı çekilen yorgunluktadır.”

İnsan yorgunluk ve zorluklar ardından mutlu ve huzurlu olacak şekilde yaratılmıştı aslında. İnsan zahmetle birlikte olgunlaşıyor, zevkle birlikte çocuklaşıyor hatta bir noktadan sonra hayvanlaşıyordu. Yani insan zevkleri ve mutluluğunu bir amaç edindikçe aklı onu terk ediyor ve gittikçe uyuşmuş anlamsız bir varlık haline geliyordu.

Aynen uyuşturucuların insana yaptığı gibi. O zaman kendimize şu soruyu sorabilir miyiz: “Çağımızın en tehlikeli uyuşturucusu “mutluluk” mu?”

 

Okunma Sayısı : 1.107

Yorum yapın

“Mutluluk Kutsaması” için 2 Yorum

  1. Betül dedi ki:

    Yerinde ve çok güzel bir yazı olmuş elinize emeğinize sağlık.

  2. Çiçek dedi ki:

    Mutluluk isteği bir bataklıktır çektikce çeker insanı içine..
    Yaş aldıkça daha da mutsuzlaşıyor insan çünkü daha fazlasını istiyoruz hep.. Hayatta belkide en baş sıraya koymamız gerekenler en sona geçiyor ve biz sırf mutluluk duygusunu daha fazla yaşayabilmek ve bu duyguyu ortaya çıkarmak için daha fazla çaba göstermeye başlıyoruz halbuki farklı bir mutluluk yaratırken elimizden uçup gidenin farkında bile değiliz. Hayatımız boşlukları doldurmakla geçiyor. Eskiden yıldızlara, çiçeklere, gökkuşağına bakarak mutlu olan bizler şimdilerde iyi bir kariyer , para ,ev, araba , sevgi, saygı ….. Neler neler peşinde koşuyoruz ancak bunları elde ettikten sonrada sürekli çıta yükseltiyoruz o kadar çok zahmet ,emek harcıyoruz ki zamanın lehimize işlediğinin farkına bile varmıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda aynada bir canavar görüyoruz ancak hırsalara o kadar çok kurban olmuş ki bu aynada ki canavar bir şeyleri düzeltmek yerine kendine doğru yolda olduğuna inandırarak kendini kandırmaya başlıyor. Ne demişler insan en çok kendine yalan söylermiş bazı şeyleri ” güzel olmayan şeyleri” sırf doğru gözüksün diye sırf vicdanımızı susturmak için doğru diye kabul ettiriyoruz gönlümüze.. Bunu da başaramadıkmı insanları suçluyor ve kendimizi su yüzüne bu şekilde çıkarıyoruz. Demem o ki her insan hayatında olanlarla yetinip onlarla mutlu olmalı çıta yükseltilerek ilerlenen mutluluk mutluluk değil kalp daralmasıdır. Aynada ki insanı insan değil bir canavara çevirir. Yüce Allah hepimize azdırtmayacak kadar mutluluk kalbi taşlaştırmayacak kadar bol merhamet versin…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku