Ötekileştirdiğimiz Yerler

01 Şubat 2017Ziyaeddin Halid İpek44 Yorum »

 

halid2Geçenlerde bir yazı okuyordum: “Şark gezisi” gibi başlığı olan bir yazıydı. Yazıyı yazan genç, bir tren penceresinden bozkır fotoğrafı çekmiş. Çocuk eski trenden öyle bir manzara çekmiş ki yazının bende uyandırdığı izlenim çocuğun Afganistan’a gittiği oldu. Şark gezisi Afganistan’a değil, meğer Türkiye’nin doğusunaymış. Genç bunu kast etmese de doğuyu bilmeyen pek çok kişide bu izlenim oluşmuştur.

Genç gittiği yerleri acayip bir yabancılıkla anlatırken içimden buralar benim büyüdüğüm yerler demeden geçemedim. 20 senedir karış karış dolaştığım yerlerdi buralar. İnsanını tanıdığım, şoförüyle, kantincisi ile köylüsü ile kısacası her kesimi ile sohbet ettiğim topraklar. Beni yazı da rahatsız eden nokta çocuğun sanki doğuya değil de başka bir ülkeye gelmiş gibi yazması idi. Niyeti tam tersi olsa da.

Batıda insanlar doğuya karşı çok ön yargılı ve çok garip bakıyor. Hayatlarında hiç bu toprakları görmemiş insanların buraya karşı tutumlarını gördükçe üzülüyorum. Kimi kişilerin doğuya karşı müthiş bir küçümseme ve nefret tutumu mevcut. Bazıları çok korkuyor. Her an her yerde bomba patlıyor, yol kesiliyor zannediyorlar. Öbürleri ise burada yaşayan insanları anlamaktan o kadar uzak ki. Buralar o kadar yabancılaştırılmış ki. Bu durumların hepsi ile ilgili örnekler vermek istiyorum.

Batıya gittiğimde özellikle doğudan gelen bireylere karşı çok ciddi bir aşağılama var. Okullar bu tutumun gözüktüğü en açık ortamlardan biri. Zaten ne yazık ki yeni nesilde birbirlerine karşı müthiş bir alay etme dalgası mevcut. Bir de doğulu olduğunuzda bu aşağılanma boyutu ne yazık ki artıyor. Ben üniversite okurken staj için gittiğim okulda ders verirken aslında oralı olmamama rağmen orada büyüdüğüm ve gençleri denemek için doğulu olduğumu söyleyerek kendimi tanıttım. Aslında orada büyüdüğüm için oralı da sayılırım. Sonuç olarak sınıfta bir kahkaha koptu. Daha sonra sınıftaki çocukları tanımaya çalışırken ben de Diyarbakırlıyım diyen ve sözde espri yapan bir kız öğrencinin ardından gene bir kahkaha koptu. O okulda gençliğimin geçmediği için şükrettim.

Ne yazık ki bu durum gibi örnekler çok. Kişiler buranın insanını anlamaktan uzak ve ön yargılı. Her yerde olabilecek doğudaki kötü örnekleri çoğaltıp bütün doğuyu töhmet altında bırakıyorlar. Kimilerinin bunu kasıtlı yaptığı da çok açık. Buranın insanları ise bu kişilerin gösterdiği tutumu gerçek hayatta hissediyorlar.

Başka bir sıkıntıda batıdaki insanların doğudan korkması. Geçen senelerde bir hocam beni aradı ve kardeşinin doğudaki bir üniversiteye yatay geçiş yapacağını söyledi. Yalnız çocuk çok korkuyormuş başına bir şey gelebilir diye. Ben de o tarihlerde aynı şehirde olduğum için “gelsin ben yardım ederim dedim” ve korkmamasını telkin ettim. Genç geldi. Belki 15 senedir gittiğim ve bir kez önümün kesilmemiş olduğu üniversite yolunda acaba yolumu keserler mi diye sorular sormuştu. Her an patlayabilirim, ölebilirim, karşıma terörist çıkabilir korkusunu yaşıyordu.

Büyüdüğüm ilde turistik bir mekanı gezmemin ardından geri dönüşte bir binaya rastladım. Çok güzel mimariye sahip büyük bir bina idi. İçine girdiğimde kocaman belki binlerce gümüş takının olduğu bir yer olduğunu gördüm. İşlenmiş gümüşten kolyeler, yüzükler, küpeler ve aklınıza gelebilecek her türlü takılar mevcuttu. Mekan çok güzeldi ve büyüktü ama içerisi bomboştu. Birkaç usta ve satıcıdan başka kimse yoktu.

Mekanda bir köşede servis yapılıyormuş. Kafe gibi bir yerdi. Oraya oturduk. Kahve istedik arkadaşımla. Çok güzel bir şekilde kahveler geldi ve mekanın sahibi bizimle birebir ilgilendi (hiçbir şeyde almamıştık) Mekan sahibi gazetelerin tutumu yüzünden işlerinin kötüleştiğini anlatıyordu. 40 kişi çalıştırırken artık sadece 10 kişi çalıştıklarını ve 1-2 patlama olduğu zaman gazetelerin sayfalarca haber yaptığını bu yüzden farklı illerden ve hatta ülkelerden gelen müşterilerinin korkup artık gelmediğini söylüyordu. Durmadan yapılan korku telkinleri sonucu işlerinin gerilediğini anlatıyordu. Sohbetimiz bitti. Kahveler için ne kadar ödememiz gerektiğini sorduk. Onlardan olduğunu söylediler. İçimden eğer batıda olsaydım böyle bir mekanda böyle bir kahveye yüksek ücret isterlerdi diye düşünmeden edemedim.

Bu örnekler daha da çoğaltılabilir. Bazı kişilerin kendi memleketlerini bu kadar az tanımaları beni şaşırtıyor. Doğuda her an her yerde kişiler ölüyor, patlıyor, insanların yolları kesiliyor sanmaları beni güldürüyor. Şunu çok açıkça söyleyebilirim ki doğuda ölme ihtimaliniz batıdaki bir şehirde ölme ihtimalinizden daha fazla değil. Hatta İstanbul gibi gece olunca ara sokaklarını torbacıların, esrarcıların, sarhoşların dolduğu bir yerde ölme ihtimaliniz çok daha yüksek. Buna rağmen kişilerin doğuya karşı öyle önyargıları ve korkuları var ki anlamak mümkün değil. Tabi medyanın bunda rolü büyük

Bazen doğuya gelince insanlar şaşırıyor. Buraları hiç böyle bilmiyorduk. Aaa burada bu da mı var diyorlar.  Doğuda taş yiyoruz zannediyorlar sanırım. Aç, fakir, hiçbir şey yapmayan boş zamanlarında hobi olsun diye adam öldüren yol kesen, bomba patlatan, karısını döven, öldüren insanlar var zannediyorlar sanki.

Doğuya karşı ön yargılı olanlar ve doğudan korkanların yanında burayı kendi kafalarına göre anlamak isteyen insanlarda çok. Kapalı olsun, açık olsun, mütedeyyin olsun vesaire olsun kimi insanlar doğuya geldiğinde bu insanlar bunu niye yapıyor, bu neden böyle gibi durmadan kendi yargılarıyla bir değerlendirmede bulunuyor. İçimden sizi ne, ne yapacaksınız, yani bir zararı mı var başkasına demek istiyorum. Ya da televizyonlarda görüyorum bazı ablalar köylere gelip yaşlı teyzelerin yanında acayip derin konular açıyor. Orada olsam dönüp “abla siz hasta mısınız!” derim muhtemelen. Kendisi bir kültürde büyümüş olduğu için en süperini onlar biliyormuş gibi bir tavra giriyorlar. Kendi doğrularını durmadan oraya dikte etmeye çalışıyorlar.

Doğu çok ötekileştirdiğimiz bir yer. İnsanı ve toprağı anlayamıyoruz. İnsanlar buraya gelmekten korkuyor. Bazılarımız ön yargılı yaklaşıyoruz. Bazılarımız korkuyor, bazılarımız ise anlamamakta diretiyoruz.  Sonra neden terör var diye basit bir eleştiri getiriyoruz. Yalnız batı toplumlarının bizden korktuğunu, Türklerin ve Müslümanların batıda hoş karşılanmadığını, korkulduğumuzdan sanki her an bomba patlatacakmış gibi bakıldığımızdan şikâyet ediyoruz. Kendi gördüğümüz muameleyi kendi ülkemizde bulunan insanlara ve o bölgeye göstermeyi bırakmamız gerekmez mi?

 

Okunma Sayısı : 3.895

Halil Mümin için yorum yapın

“Ötekileştirdiğimiz Yerler” için 44 Yorum

  1. Gülay dedi ki:

    Ziyaeddin bey
    Böyle bir konuya değindiğiniz için öncelikle teşekkür ederim.

    Doğu o kadar çok ötekileştiriliyor ki bunu ufak şeylerde bile görmek mümkündür. Mesela ; beğenme (eşya) de küçük görme durumu vakii. İki kişiden biri bir eşya alsın. (mesela koltuk takımı) beğenmeyen şahıs “ayy ne kadar çirkin. Aynı köylü işi. ‘diyebiliyor. Halbuki zevkler tartışılmaz.bu durum biti batılı diğeri doğulu iki çiftin evliliklerinde de var. Hele birde doğulu olan okumamış ise herzaman ezilir bu konuda.

  2. .../nisa dedi ki:

    Halil bey,

    Sanırım yanlış anlama olmuş. Bilgi eksikliğinden değil Bulgar vatandaşı olan kişileri tanıdığım için yazdım. Sizin şahsınızı yada herhangi bir milleti ötekileştirmek amacıyla yazmadım zaten ırkçılık yapmayı men ettim. Bulgaristan’dan mübadele ve sonrasında gelen vatandaşları da tanıyorum akrabamız tanıdıklarda var. Sakarya, Bursa,Düzce, Tekirdağ, Edirne ve İzmirde yaşayan göçmenler var. 5 milyon kardeşimiz daha katıldı. Birinden duymuştum yemekhanede birleşmiş milletler gibilermiş en az 7 millet saymış. Ümmet olmaya ümmeti düşünmeye tekrar döneriz inşallah.

  3. Sümeyye dedi ki:

    Halid bey yine güzel bir konuya değinmişsiniz.
    Yaşadıklarınız ve tecrübelerinizle aydınlanıyoruz. İtiraf etmek gerekirse bende abartılı olmamakla beraber doğu fobisi olan tayfadandım. Taki yazınızı okuyana dek.
    Gerçekten çevrenin etkisi büyük bu konuda. Bırakın gezmeyi görmeyi insanlar mesleklerini icra etmek için bile korkuyorlar. Mesela bir öğretmen, doktor veya savcı doğu görevi söz konusu olduğunda başta aileleri olmak üzere büyük endişeye kapılıyorlar. Biran önce zorunlu görevi bitirip gelsek diye bakıyorlar.(doğuda kalıp mesleklerini sürdüren nadide insanları tenzih ediyorum tabi)
    Bu konu ile ilgili olduğunu düşündüğüm bir yakınımdan duymuş olduğum bir olayı da anlatmak isterim. Bir öğretmen olan babanın kızı savcı çıkıyor ve doğuya göreve gitmesi gerekiyor. Ama babası kesinlikle doğuya gitmesine karşı. Çünki oraya giderse kızının başına kötü birşey geleceğini hatta öleceğini düşünüyor. Fakat kızıda gitmekte kararlı. Baba bu durumu kafasına çok takıyor bu süreçte psikolojik tedavi bile görmüş. Sonuç olarak kızın gitme günü geldiğinde babayı evinde intihar etmiş olarak buluyorlar. Acı bir durum. Keşke böyle sonuçlanmasaydı. Allah (c.c) bizleri korusun.
    Ben de batıdan biri olarak doğu bölgesini gezmek, görmek isterdim. Hiç ön yargı gütmeden. Allah razı olsun Halid bey.

  4. cihad dedi ki:

    İzmir’in dibinde doğup büyümüş bir doğuluyum(zaza)..üniversite yıllarım karadenizde geçti..karadenizi biliyorum ve seviyorum..ara ara giderim..biraz milliyetçi tavırları dışında çok hoş insanlar..son 10 yıldır da doğudayım ve buraya yerleştim..geleneksel de olsa İslam’a daha yatkın bir toplum var ve batılılaşmanın etkisi nispeten az..özellikle aile ve kadın cihetinde öyle.

  5. cihad dedi ki:

    Hristiyan ermeni’yi,rum’u ve yunan’ı asırlarca koynunda saklamış, inancına,diline ve kültürüne karışmamış bir medeniyetten müslüman kürd’e(gerçi arab’a ve dindar türk’ede tahammülü yok) tahammülü olmayan bir rejime, bir ideolojiye geçilmesi bu durumun en mühim sebebi olduğunu düşünüyorum..sonra da terör örgütünün eylemleri geliyor.

    öyle bir ideoloji ki; modern,laik,seküler ve milliyetçi…..

    modern olduğu için;köylüye,garibana tahammülü yok.Bu yönüyle sınıfçı…

    laik ve seküler olduğu için; din’e ve dindara tahammülü yok.bu yönüyle materyalist ve dünyaperest…

    milliyetçi olduğu için; özellikle kürd’e ve arab’a tahammülü yok.bu yünüyle son derece ırkçı…

    İşte bu özellikleri sebebiyle bu rejim ve ideoloji Anadolu’yu taşıyamamaktadır.

    yalnız şu kadar varki 100 yıldır Anadolu’yu esareti altında tuttuğu için-yazarın isabetle işaret ettiği- sorunlara sebep olmaktadır.
    bize düşen bu ideolojinin kalıplarını zihnimizden tam ve kamil manada atmaktır.

  6. Sadece Fatih dedi ki:

    Aslında batıdan çok uzağa gitmeye de gerek yok, bahsettiğim yer batı sayılabilecek bir yer. Benim çocukluğumda bizim oralarda taşımalı yeni yeni eğitim başlamıştı. Köyden gelen arkadaşlara “şehirli” bazı arkadaşlarımızın hatta ve hatta öğretmenlerimizin kibir dolu tavırları aklıma gelmişti geçenlerde. Arkadaşımızın babasının mesleğini yadırgayan. Söyleniyordum kendi kendime bu öğretmenlerle nasıl yetiştik biz diye. Bu yazı tevafuk oldu.

  7. Sadece Fatih dedi ki:

    Ben duruma biraz farklı pencereden bakacağım.
    Bu ötekileştirme hareketinin ülkeyi daha kolay bölebilmek için kasıtlı olarak körüklendiğini düşünüyorum. Lütfen biz de bu ötekileştirmeye dahil olarak bu bölünmeye çanak tutmayalım. Yazıda yazdığı gibi biraz hoşgörülğ olmayı, empati kurmayı öğrenelim. Medyanın dolduruşuna gelip birbirmizi şuralı buralı ya da şuncu buncu diye ötekileştirmeyelim. (O kadar ilginç bir toplum yapımız var ki illa bir şeyci olacaksınız, sizi bir kalıba uyduracaklar)

    Şu an dünya üzerinde aynı ülkenin evlatları çatıştırılıyor. Ya bir mezhepçilik, ya bir ırkçılık. Bir şeyler körükleniyor. Amaç da belli. Ukrayna, Güney-Kuzey Kore. Düne kadar Doğu-Batı Almanya. Burnumuzun dibinde Irak, Suriye. Yemen’de olanlar.

    Bunların hepsi ülkeleri parçalayıp kolay lokma haline getirmek isteyenlerin icat ettiği sanal problemler. Problem sanal ama sonuçları gerçek…

    • cihad dedi ki:

      Dışardan köruklendiği doğru..siyasi sonuçlar almak için özellikle batılı ülkeler yapıyor bunu…
      yalnız problem sanal değil gerçek fatih bey…eğer gerçek olmasaydı istismar edemezlerdi…
      Ayrıca herkes birşeyler olmaya çalışıyor…mecburmuş gibi demissiniz…mesele zaten de bu..bize diyorlar ki tek şey olun, bizde inancımıza,ait olduğumuz kavmimize göre birşeyler olmaya çalışıyoruz..herkesin kendi olduğu bir toplumu inşa etmeliyiz yoksa bu tür problemler asla bitmez..art niyetli olanda gelir istismar eder.

  8. Feyza dedi ki:

    Turkiye’nin en batisindanim. Yalniz Izmir’de de belli basli muhitlerde Dogulu vatandaslarimiz yerlesmis oldugundan aslinda ne kadar Bati desek de karisik bir nufusa sahip ve insanlar birarada yasiyorlar.
    Elbette kultur farkliliklari var, Dogu ile hicbir bagi olmayan bir Batili insan, Dogululari biraz yadirgayabiliyor ne yazik ki ve gercekten uzucu.
    Adetlerini, kulturlerini begenmeyebiliyor, kucuk gorebiliyor. Bunlara sahit oldum. Hatta bir Dogulu ile Batilinin evliligi problem olabiliyor.
    Kimisi ise Doguyu sadece Tv.den tanidigi icin insani hakkinda degil de, topraklari hakkinda bir guvensizlik yasayabiliyor. Yani orada gorev yapma adina tereddutte kalabiliyor.
    Bu anlasilabilir bir durum, cunku haberlerde oyle cok olaya sahit oluyor ki bilmeyen insanlar haliyle korkuyor. Yani o bolgenin insanindan degil de orada yasanan teror olaylarindan dolayi bir cekimserlik hakim. Ama insani hakkindaki onyargilari cok dengesiz ve haksizca buluyorum. Aksine Dogulu arkadaslarim bana daha samimi ve icten gelmistir her zaman.
    Her memleketten insanla ayni ortamda bulununca iclerinde Dogulu cok insan tanidim. Aileleriyle tanistiklarim, misafirlige gittiklerim oldu. Bilemiyorum bana mi hep iyileri denk geldi, ama inanilmaz misafirperver, paylasimci, comert ve durust insanlardi. Kendi memleketlilerimden cok sevdim diyebilirim.
    Erzurumlu, Malatyali, Elazig ve Bitlislilere ayri bir muhabbetim de var. Hatta bir ablamin esi de Malatyali 🙂 Kulturlerarasi catisma yasamadik. Dogunun erkegi de esine cok guzel sahip cikiyor, bunu gordum.
    Benim izlenimlerim bunlar. Tabi kotu ornekler de vardir her yorede oldugu gibi. Ama dini yasam acisindan Dogu, bizim medeniyetimize daha yakin geliyor. Batinin da ilce ve koyleri birer Anadolu. Insani Anadolu insani. Sevecen, komik olurlar gidenler bilir
    Ulkemin her yeri guzel, her yerinde yasanir yeter ki sevgi dolu huzur dolu bir yuvasi olsun insanin. Karadenizi de cok seviyorum. Orada yasadim ve cok guzel anilarim oldu.
    Imkanim oldugunda her yerini karis karis gezmek isterim ulkemin. Her yeri ayri bir guzel. Allah vatanindan ayirmasin insani. Deniz olan heryerde yasarim diyordum eskiden, ama zamanla fikrim degisti. Onemli olan deniz degilmis, insanlik ve huzurmus. Insan biraz esnek davranirsa adapte olamayacagi bir kultur olmaz sanirim.

    • adem dedi ki:

      feyza hanım siz karadenizli değil miydiniz? ben sizi hep öyle sandım nedense.

      • Feyza dedi ki:

        Yok adem bey. Daha once de yazmistim. Karadeniz’de Rize’de kaldik bir sure belki ordan aklinizda kalmistir. Ama biz Izmirliyiz, muhaciriz.

    • Yahya dedi ki:

      iki çift söz etmeden duramayacağım
      Türkiye’nin en batısı Yunan adaları… 🙂

      İzmir’in neresinde medrese eğitimi var? vardı da biz mi gitmedik?
      İzmir gibi bir şehir görmedim ben güzel ülkemde…
      ne sanayi var, ne ne yol var, ne liman var (varda ….), ne yeşil var, ne deniz var (pis), ne testtür var, ne şehirçilik var, ne belediyecilik var, ne trafik/çevre yönetimi var….ne gidilecek görülecek yeri var (ben hariç)

      daha yazayım mı?

      Neyse sustum. ?

      la Perle de l’Ionie

      • Feyza dedi ki:

        Izmir’de olmaz mi Yahya bey, o kadar cok Kur’an kursu var ki medrese egitimi veren. Ilcelerinde de il merkezinde de cok var. Turkiye’de olmayan bir il yok, emin olun ki var. Farkli cemaatlerin de medreseleri var.
        Izmir yillardir Chp’ye oy verdigi icin cogu konuda geri kaldi. Hizmet etmiyorlar. Sadece dogal guzelligi var o kadar. Ben ilcesindenim ama merkezinde de bulundum bir sure okuma smacli
        Bu arada Yunan adalari var, Kasik adasi varEsek adasi var 🙂

      • Feyza dedi ki:

        Yahya bey, sonradan farkettim her zamanki gibi. (Ben haric) yazmissiniz, o ne demekti, yani siz de mi oralisiniz yoksa? Izmir’le bir baginiz var gibi sezdim tekrar okuyunca.

        • Yahya dedi ki:

          Efendim askerliğimi izmirde yaptım
          Ve biraz gezme şansım oldu, belirttiğim gibi BOŞ bir şehir
          Evvela adalarını vermişsin, şehri de verseydin ya …
          Temennim o ki, izmir gibi kıyı şehirlerini de ülkemize geri katarız.

          Peki siz izmire nerden geldiniz?

          Ben Anadoluyum, edendim.

          • Halil Mümin dedi ki:

            Yahya bey ;
            Ben de İzmirdeyim..Hizmet anlamında maalesef yetersiz..Yıllardır belediyecilik anlamında iyi değil…Doğru söze ne hacet..

          • Yahya dedi ki:

            Halil bey
            memnun oldum.
            sadece belediyecilik değil bir çok alanda son derece geri ancak
            halk böyle talep ediyor… Birazda hükümet elini kolunu izmirden çekmiş gibi.. hayırlısı olsun ne diyelim…

          • cihad dedi ki:

            Yahya bey amcaoğlum izmir in eski ve külüstür otobüslerinde sallana sallana gitmekten böbrek taşını düşürdü…böbrek taşı olan eşe dosta tavsiye ediyorum izmir otobüslerini.??
            Ayrıca izmir Türkiyenin en muhafazakar ve mutaassıp şehridir…anlayana tabi.

          • Yahya dedi ki:

            Cihad bey
            güldürdünüz beni.. 🙂
            zaten güzel ülkemde bu kadar eleştirilecek başka bir il yoktur herhalde…

          • Feyza dedi ki:

            Balkan muhaciri. Bosnak asilliyiz. Baba tarafimiz daha eski anne tarafi 60 li yillarin goc dalgasiyla gelen muhacir kesim. Sosyalizmzedeler. Yani anne tarafi bizden bir nesil once baba tarafi iki nesil once gelip yerlesmisler Yahya bey. Biz oralari gormedik ama kulturumuzu az cok duyuyor yasamasak da biliyoruz.

          • Yahya dedi ki:

            Feyza hnm,
            çözdüm olayı…

            Lakin isterseniz Bosnaya gidebilirsiniz, bir uçak veya bir otobüslük yol.
            Arabayla daha zevkli… yani memleketinizi unutmayın efendim.
            bu arada iyi ki büyükleriniz gelmiş

          • Feyza dedi ki:

            Kalbimi okudunuz Yahya bey. Su an refakat edecek yakinlikta musait bir erkek yakinim olmadigi icin bu istegimi erteliyorum. Acikcasi birkac yildir bunu dusunuyorum. Oradaki soyadimizi ogrendim, neresinden geldigimizi de buldum. Internet uzerinden tek bir kisiye de ulastim. Ama iletisim kuramadim zaten emin de olamiyor insan. Soyisim benzerligi de olabilir diye tereddut ettim. Insaallah esim olursa istiyorum gidip oralari gezmeyi, gormeyi. Kac yil gecmis ama bir akraba bir iz varsa gormeyi. Ne bileyim iste bir hayal. Gezip gormek bile insani mutlu eder. Zaten Dunyada gezmek istedigim birkac yer daha var. Allah nasip ederse ins. Su an mumkun olmasa da bir gun ins.

      • .../nisa dedi ki:

        Yahya bey,

        Siz nereleri gezdiniz sizde nasıl bir izlenim oluşturdu bilmiyorum ama İzmir güzel bir şehir. Sadece Abdülhamit’in yaptırmış olduğu Saat Kulesi’ni görmek için bile gidilebilir. Özellikle köyleri çok güzel.
        Sahil kesimde yazları dediğiniz durum doğru inançlı insanları zorlayan durumlar var. Ama tesettürlü insanlarda var. Kendimi çok garip hissetmedim. Büyükşehir olduğundan birçok kültür etnik kimlik var ve bir arada yaşıyorlar. 2.İstanbul gibi. Belediyecilik alanında başarısız olabilir ama tarihi dokusuna sahip çıkan belediyelerde var. Bazı yerlerde farklı mimariye izin verilmiyor.

        • Yahya dedi ki:

          Nisa hanım
          Kartpostallarda görmüştüm. Şahsen tanışma fırsatım olmadı kendisiyle… Ancak ben saat kulesinin kankamız Almanlardan hediye olduğunu biliyorum.
          Köyleri demişsiniz, büyük şehirlerin köyleri kaldı mı artık?

          Hatırladığım kadarıyla ben tarihi bir doku da görmedim.
          Bildiğim kadarıyla gece kondu bölgesini temizlerken tarihi Bvca Rölyefi bulundu… ?

          Ama tavsiye ettiğiniz güzel yerler, tarihi mekanlar, köyler vs. varsa; ziyaret etmek isterim ve çok memnun olurum.

          Selam ve dua ile…

          • .../nisa dedi ki:

            Yahya bey,

            Saat kulesini yaptıran Abdülhamit, Mimarı Fransız, saati hediye eden Alman. İlk kurşunun sıkıldığı yer. İzmir’in ara sokaklarını gezdiğinizde hiç ummadığınız yerde Osmanlıdan eserler görebiliyorsunuz ben ayağımın ucunda fark etmiştim sülüs yazı yere işlenmiş. Yunan rum ve Musevi evleri ibadet yerleri var. İstanbul’daki Adalar, Mardin ve Hatay gibi. Farklı kimlikler bir arada.

            Seferihisar cittaslow seçilen kültürünü ve tarihini koruyan ilçelerden. Şirince köyü Safranbolu tarzı evleriyle ünlü. Alaçatı burada mimari aynı tarz yapılıyor taş yapı. Benim biraz ilgi alanım olduğu için İzmir bu anlamda beni etkiledi. Bendeki izlenim ile sizinki aynı olmayabilir.

            Tarih olarak eski bir şehir olduğundan birçok kimliğin inancın geçtiği değişen bir şehir. Antik kentten pagan inancından yunan felsefesinden sonra hristiyanlıkla tanışıyor Ashabı Kehfin bu dönemde İzmir de olduğu rivayet ediliyor diğer yer Tarsus ve sonrasında Türklerle beraber Osmanlı kültürüne ev sahipliği yapıyor. Şimdide Türkiye. Nasıl istersek öyle görüyoruz sanırım.

          • Yahya dedi ki:

            Nisa hnm,

            Cevabınız için teşekkür ederim.
            bir Osmanlı, bir Fransız, bir Alman …. fıkra gibi olmuş 🙂
            ilk kurşunun sıkıldığı yer … tam bir hikaye (tarihcilerden dinlemeli)
            hakeza hasan tahsin’de öyle…

            Bu söylediğiniz sülüs yazıyı merak ettim şimdi… gitmek görmek lazım.
            (kızmayın lütfen, muhakkak “hiç” yazıyordur 🙂 )

            Evet doğru söylüyorsunuz, diğer ilçeleri de gezmek lazım ancak şehrin merkezindeki imkanlar varken (pardon yokken), ilçede yaşanır mı bilmiyorum.

            Bir de doğal yaşam parkı yapmışlar bir fırsatını bulursam oraya gideceğim.
            Bakalım hayırlısı…

            Selam ve dua ile…

      • Gelincik dedi ki:

        Biz de 4 sene yaşadık İzmir’de ekimde Eskişehir’e taşındık biraz daha İzmir’de kalsaydık bunalıma girecektik herşey yeşillik güneş taze meyve sebze değil bunlardaki insafsızlığı kimsede görmedim 🙁

        • Yahya dedi ki:

          nasıl bir insafsızlık gelincik hanım? çok merak ettim

          • Gelincik dedi ki:

            İnsanları kötü havasından mıdır suyundan mıdır 4 yıl çok yalnız kaldık Allah korusun orada ölsek cesedimiz kokardı anca o zaman gelirlerdi bunlardaki bencillik kimsede yok

          • Feyza dedi ki:

            Izmir’in komsulugu cok guzeldir Gelincik hnm. Ilcesinden bahsediyorum ama il merkezinde de mahalle kulturu hakim olan semtler var. Size denk gelmemis demek ki uzuldum. Nasip olsaydi komsuluk ederdik 🙂

          • Gelincik dedi ki:

            Doğal yaşam parkı çok güzel Yahya Bey Sasalı Doğal Yaşam Parkı diye geçiyor yalnız koskoca yerde mescid yok bunun düzeltilmesi için çok uğraştık ama sıfıra sıfır elde var sıfır 🙁

        • Yahya dedi ki:

          gelincik hanım çok enteresan sanki gavur memleketi anlatır gibisiniz… üzüldüm gerçekten.
          Neyse ki İstanbul’da böyle bir şey olmaz.
          Eskişehir’de yenişehir oldu maşallah ne inkişaf etti…

    • .../nisa dedi ki:

      Feyza hanım,

      Sizde benim içimi okudunuz 🙂 Ben rahmetli Aliya Izzetbegoviç’i bir Müslüman olarak çok seviyorum. Bazen onun fikirlerini burada paylaşmamda ismini çokça zikretmemde onun belirli konulardaki problemleri çözümleri çok güzel tespit etmesinden. Rahmetli Muhammed Tayyip Okiç hocada yine hemşehriniz.

      Aliya Izzetbegoviç yaşadığı zaman Bosna’ya gitmek nasip olmadı. Şuan gitme imkanım var ama bende yalnız gitmek istemiyorum. Gitmeden çoğu yerini öğrendim.Bazı hayalleri evlendikten sonra yapmak daha doğru geliyor. İnşallah sizede banada gitmek nasip olur.

      • Yahya dedi ki:

        Nisa hnm, / Feyza hnm,

        İnternette fenomen olan bir teyze var (Ayşe Kurucu). Kadın/feminist dernekleri pek seviyor ve peşini bırakmıyor.
        okuduğum kadarıyla kocası çok kıskançmış, evden dahi çıkarmıyormuş. Kocayı boşamış “hür kız” olmuş. babasının geliri/emekli maaşı (kocadan nafaka almıyor her halde!?) ile dünyayı gezmeye başlamış.
        Şimdi teyzeyi ülkeye geri sokamıyorlar 🙂 , 25 ülke falan gezmiş….

        Mesaj alınmıştır umarım 🙂
        ———————————————–
        bizde evinde kocasının dizinin dibinde (pardon yanında) oturacak …. diyerek Baki’nin bu güzel gazeli ile bitiriyoruz:

        Zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş
        İklîm-i hüsne anun içün pâdişâ imiş

        Bir secde ile kıldı ruh-ı âfıtâbı zer
        Hâk-i cenâb-ı dûst ‘aceb kîmyâ imiş

        Âvâzeyi bu ‘âleme Dâvûd gibi sal
        Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

        Görmez cihânı gözlerümüz yâri görmese
        Mir’ât-ı hüsni var ise ‘âlem-nümâ imiş

        Zülfün esîri Yâhya-i bî-çâre dûstum
        Bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş
        🙂 🙂 🙂

        • .../nisa dedi ki:

          Yahya bey,

          Teyzede bizim gibi yeni yerler görmeyi dünyayı gezmeyi seviyormuş ama İnşallah akıbetimiz onunki gibi olmaz. Hür kız olmak, feminist olmak, tek başına bir şeyleri başarmak insana mutluluk vermiyor. İnsan güzel şeyleri görünce tefekkür edince paylaşacak halinden anlayacak bir gönüle muhtaç. Bu sebeple 15 gün izin döneminde gezip 350 gün dizinin dibinde oturup tefekkür ederiz.

        • Feyza dedi ki:

          Nisa hnm.ve Yahya bey,
          Nisa hnm., insaallah nasip olur ve esinizle gidersiniz. 🙂 Aliya Izzet Begovic’in birkac eserini ben de okudum. Asil ve entelektuel kisiligi hayatima her zaman isik tutmustur. Eserine verdigi isimdeki gibi ‘Dogu’ ile ‘Bati’arasinda Musluman kimligini ayakta tutabilmenin bedelini fazlasiyla odemis bir insan. Burada konuyu toparlama adina merhum Izzet Begovic’in sitemizin icerigiyle musemma, ‘kadinin ictimai hayattaki en muhim konumi’hakkindaki dusuncelerini aktarmanin cok yerinde oldugunu hissettim:

          “Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır.
          Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde yarattığı iktisadi değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10 – 12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve “çalışmayan unsur” başlığı altında tasnif edilir.
          Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde göz ardı edilişi, evi terk edip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlaki bir şeklidir. İslam kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ve ev hanımının işinin tanınması olacaktir.”

          Yahya bey,
          O hanimi duymustum. Ama bakin bizim aramizda fark var. Nisa hnm.da ben de su an bekar oldugumuz halde ve adi ozgurlukse, ozgur sekilde yasama ve gezme imkanina sahip oldugumuz halde refikimiz olmadigi icin yola cikma hayalimizi erteliyor ve bu hayalimizi esimize sakliyoruz. Diger yanda sozunu ettiginiz hanim ise ‘evliyken’ bosanip ozgur olma hayalinin pesinden gitmis. 🙂
          Ne diyelim Allah akil fikir versin.

          • .../nisa dedi ki:

            Feyza hanım

            Amin inşallah bilmukabele sizin içinde dua ediyorum. Paylaştığınız düşüncesini biliyorum Okullarda ders olarak okutulması gereken tavsiyeler tespitler. Asil,mütevazi,adil ve bilge kral. Ona ve şehitlere Allah rahmet eylesin.

          • Yahya dedi ki:

            Feyza hnm/Nisa hnm,

            Biraz muziplik yapayım istedim… Yoksa sizlerde böyle yaparsınız gibi-gibi bir düşüncem dahi olmadı… Böyle bir temennim asla olamaz.

            Rabbim akıbetlerinizi hayırlı eylesin inşaAllah.

          • Feyza dedi ki:

            Problem yok Yahya bey, anlamistik rahat olunuz. Muziplik guzeldir 😉
            Allah razi olsun Nisa hnm. Bilmukabil..

  9. Nur dedi ki:

    Batida doğmuş büyümüş ama aslen doğulu birisi olarak çok teşekkür ederim. Ben de okullarda çok dislandm hogörüldüm ötekilesdirildim. Bü yazıniz çok yerinde olmuş. Allah razı olsun .

  10. .../nisa dedi ki:

    Ben doğu karadenizliyim. Doğuyu ötekileştirmek bir tarafa çok seviyorum. Şark medreselerine, mimarisine ve yemeklerine karşı bir meyilim var. Biz Urfa’yı Peygamberler şehiri biliriz ama Diyarbakır’da sahabeler şehiriymiş. Doğuda başka illere gittim sanılanın aksine Anadolu insanı her yerde aynı. Misafirperver, samimi. İnsanların şiveleri dış görünüşleri aynı olmak zorunda değil zengin bir kültüre sahibiz. Tek düşmanımız eğitimsizlik ve terör.

    Türkiye’nin her yerinde yaşayabilirim hatta dünyada da. Farklı hayatları medeniyetleri tanımak güzel insanın bakış açısı genişliyor. Özellikle çocuklar Türkiye’de de dünyada da çocuklar aynı masum ve cana yakın.

  11. gulpembe dedi ki:

    ben karadenizliyim, doguyu hep sevdim hep merak ettim. bunda cocuklugumda oralarin hep kotulenmesinin payi olmustur muhakkak, niye bilmiyorum ama benim bir yere/birine sempati gelistirmem icin kotulup,dislanmasi yeterli oluyor. hemen kendimi o tarafta buluyorum:)oralara gitmek nasip olmadi ama en iyi arkadaslarim hep dogulu oldu, hele aleviler.. sizinle her lokmalarini paylasirlar, cok durustturler.

    dogunun neresinden bahsettigimiz onemli.. dogunun bazi yerlerindeki halkin kaderinin siyasilerin sahsi gelecekleri icin ucuz hesaplasmalara gitmesini de asla hosgoremiyorum. yazida gectigi gibi herseyin normal seyrinde oldugu yerler cogunluktadir, insanlari da mutludur.bu cok guzel.

    • .../nisa dedi ki:

      Gülpembe hanım,

      Ötekileştirmek bir bakıma ayrıştırmak sınıflara bölmekte oluyor. Bu ülkede birçok etnik gruptan insan var ve birkaç yüzyıl geriye gittiğimizde atalarımızın hangi milletten olduğunu bile bilmiyoruz.

      Bahsettiğiniz gibi benimde çevremde alevi, doğulu, laz, Arnavut,Boşnak, Bulgar birçok arkadaşım tanıdığım var. İnsan olarak yaklaşmak ortada saygının olması önemli. Kaldı ki ırkçılığı kötüleyen güzel bir Peygamberimiz var.

      Doğu’daki insanlar ile batı arasında set ören iki tarafı birbirine küstüren geçmişteki devlet politikaları. Ben doğulu birçok kişiden bunu dinledim. Bu yanlış politikalar teröre ve eğitimsizliğe yol açtı. Daha düne kadar belki de hala şimdide doğu sürgün yeri olarak görüldü görevini yapmayan, problemli memurlar buraya gönderildi. Devletin arka bahçesi gibi görüldü.

      Bugün eski hatalardan ders alıp birlik olma günü. Çanakkale’de bu ülkenin hatta islam coğrafyasının çoğu yerinden şehitin mezarı yanyana.

      • Halil Mümin dedi ki:

        Nisa hanım merhaba ;
        Ben de İzmir’de yaşayan Bulgaristan göçmeniyim.Yalnız bilgi eksikliğinizden olsa gerek yazma gereği duydum..Bizler Anadolu’dan Balkanlara gönderilmiş Türkleriz.Kökenimiz Konya civarlarıdrı.Bulgar diye hitabınız hiç uygun olmamış.Selamlar

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku