Zigzaglı Hayat

35_bHayatta pek çok kez kendimi kötü hissettiğim oldu. İyi hisettiğim de… Çok başarılı dönemlerim olduğu gibi, başarısız da oldum. Hayal kırıklığına da uğradım, hayallerim gerçekleştiği için şükrettim de… Bazen huzurla yaptım ibadetlerimi, bazen o huzuru yeniden yakalamak için uğraştım. Bazen bardağın boş tarafını gördüm, bazen dolu.Vefayı da gördüm, vefasızlığı da... Yaşamak dediğin pek çok duygunun arasında gezinmek ve bu arada kendini bulmak demek birazda benim için.

Üzülmek zigzagın alt tarafıysa, sevinmek üst tarafı. Huzur bir yanıysa, sıkıntı diğer yanı. Acı çizgisi varsa mutluluk çizgisi de var. Çünkü yaşıyoruz ve bu çizgiler yaşam ibaresi. Sürekli aynı duyguda yaşarsak zigzagta değil, girdaptayız demektir .

Doktorlar, yoğun bakım ünitelerinde hastaların başındaki makine zig zaglarla çalışırsa hastanın iyi olduğuna kanaat eder. Çizgi düzleşmeye başlarsa, hastayı yeniden hayata döndürmek için koşturmaya başlar herkes. Tekrar eski ritmine gelmezse, yaşamıyor demektir hasta.

Yaşamak için bu zigzaglara ihtiyacımız var yani.

Çocuklarımız söz konusu olduğunda beklediğimizin zigzaglı bir hayat yolculuğu değil, dümdüz bir çizgi oluyor genelde. Onlara dair kurduğumuz pek çok hayal içinde hata, başarısızlık, deneyim, tecrübe barındırmıyor. Yaşamıyor gibi hissetsinler istiyoruz pek çok kez.

Bu anne babalığın zaaflarından ve imtihanlarından biri de aynı zamanda. Çocuklarımız düşmeden, ağlamadan, acı çekmeden, kardeş kavgası yaşamadan, mutsuz olmadan, fakirlik görmeden, yaşasınlar istiyoruz . Oysa tam da bunlar başımıza geldiğinde , verdiğimiz tepkiye “sabır” deniyor.

“Ben söylemiştim” yerine “hatanın öğreticiliğine” odaklansa bir anne baba, yaşadığı problemi ortadan kaldırmak yerine, çocuğun problemi içine nasıl aldığıyla ilgilense, belki de o zigzaglar dik yokuşlardan değil, dalgalı kıvrımlardan oluşacak.

Beklentisini düşürse kendi zigzaglarında görmesi gerekene odaklanacak. Ama her defasında çocuğa yolu tarif etmek daha kolay geliyor ebeveynlere. “Kendi yoluna bak” diyenleri acemilikle suçlayan bir müdehale bu. Aynı zamanda kendimize gösterdiğimiz toleransı çocuklarımıza göstermediğimizin ispatı…

Bunun “ Her akıllarına geleni yapsınlar” rahatlığından daha çok, çocuklarımızın içlerindeki duygu yelpazesinin ne kadar geniş olduğunun farkına varmamız gerektiğinin hatırlatıcısı olduğunun altını çizmek isterim bir kez daha. Eylemden daha çok duygudan bahsediyorum.

İnsan hata yapar… Sıkça hem de… Hep aynı hatayı yapmamak ve çözüm bulmak gibi sorumlulukları olduğu gibi, her hatada soruna olan yaklaşımının hangi duyguyla eşleştiği de önemli. Sıkça kızılan ve güvensiz bir ortamda büyüyen bir çocuğun soruna yaklaşımıyla, güven hisseden, sevilen, saygı duyulan, üzülen, öfkelenen ve ağlayan bir çocuğun hissetikleri ve çözüm önerileri aynı olmayacaktır.

yazının devamı için

http://www.gazetevahdet.com/zigzagli-hayat-1992yy.htm


Bunlar da ilginizi Çekebilir

0 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz