18 Yaş Kurnazlığı ve Almanya Çözümü

06 Nisan 2018Sema Maraşlı17 Yorum »

7_bGençlik öldü, başımız sağ olsun. “Genç” diye tanımlanan bir yaş grubumuz yok artık.  0-18 çocuk sayılıyor. 18 yaş üstü yetişkin.

Şu günlerde cinsel istismar ve erken evlilik konusu gündemde  ve ısrarla “18 yaş altı çocuktur” diye iddia ediliyor. Dünden beri bu yaş konusuna takıldım, epeyce bir araştırma yaptım.

18 yaş altı çocuktur diye savunanlar: “Uluslararası sözleşmelerce 18 yaşın altındaki her bireyin ‘çocuk’ kabul edildiği açıktır, Türkiye’ de bu sözleşmelere imza attı” diyorlar.

Bu uluslararası sözleşmeleri inceledim, hiç de öyle denildiği gibi değil. İstisna ile 18 yaş altı çocuk kabul ediliyor. Mesela Birleşmiş Milletler çocuk haklarına dair sözleşmede şöyle yazıyor:

“Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha “erken yaşta reşit olma durumu hariç” on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”

“Erken yaşta reşit olma durumu” diye bir şart ile 18 yaş altına çocuk denmiş.

18 yaş altına çocuk denmesinin ana sebebi 18 yaş altının kendine bir hayat kurana kadar aile ya da devlet koruması altında olması gerektiği için.

Mesala 18 yaş altının çalışmama hakkı var. Yani aile çocuğun geçimini 18 yaşına kadar sağlamak zorunda. Çocuğuna git çalış diyemiyor. 18 yaş çocuk yetişkin sayılıyor ve aile çocuğunun geçimini sağlamak zorunda kalmıyor. Avrupa’ da 18 yaşına gelenlerin evden ayrılması doğal kabul edilir.

18 yaşına kadar herkesin eğitim hakkı vardı. Bu eğitim hakkı kişi istediği sürece aile ya da devlet karşılamak zorunda.

Avrupa’ da işin evlilik ve cinsellik ile ilgili hükümleri farklı.

Pek çok Avrupa ülkesinde resmi evlilik yaşı 18 fakat bir de reşit olma yaşı diye bir ayırım var, uluslar arası sözleşmelerde belirtilen. Reşit olma yaşı “cinsel rıza yaşı” olarak kabul ediliyor.

Ülkelerin çoğunda reşit olma yaşı 14 yaş ile başlıyor.

Almanya, İtalya, Avursturya, Macaristan, Portekiz… gibi pek çok ülkede reşit olma yaşı 14 tür.

Almanya’da 14 yaşın altındakiler çocuk, 14-18 yaş genç, 18-21 ise genç yetişkin olarak sayılıyor.

Yunanistan, Polonya ve İsveç’te reşit olma yaşı 15

Belçika, Hollanda, İspanya, İngiltere ve Rusya’da 16

Güney Kıbrıs’ta 17 olarak belirlenmiş durumda.

Avrupa’da cinsel ilişkide rıza yaşının en yüksek olduğu ülkeler 18 yaş ile Malta ve Türkiye.

Komediye bakar mısınız? Neden acaba en yüksek rıza yaş bizde ve İngiliz sömürgesi Malta’ da.

Malta’yı bilemem ama bizde 18 yaşın hem evlilik hem reşit yaşı kabul edilmesinin temel sebebi 18 yaş altı evliliklere engel olmak için olduğu gayet açık görülüyor.

“Günlerdir 18 yaş altı çocuktur” diye medya ve siyasiler tarafından kıyamet kopartılıyor. Bu kişiler bilmiyorlar mı acaba Avrupa ülkelerindeki uygulamaları.

Hatta reşit yaşını 16 tutan ülkeler, cinsel rıza yaşını 13-14 olarak ayırmışlar.

Mesela; reşit olma yaşı İngiltere’de 16 fakat 13 yaş altı cinsel istismar sayılıp cezalandırılıyor.

13 yaş üstü rıza varsa ceza yok. İsviçre’ de İngiltere gibi. Reşit olma yaşı 16.  16 yaş sonrası genç istediği yaşla birlikte olabiliyor. Sadece 16 yaş altı için cinsel birliktelik yaşadığı kişi ile arasında yaş farkı 3 yaş olduğu sürece bir cinsel istismar suçu sayılmıyor, herhangi bir cezası yok.

Hatta İsviçre çocuklar için özel prezervatif üretiyor, en büyük pazarın da çocuk hamileliğin en yüksek olduğu ülke İngiltere olarak açıklıyorlar. Haber şöyle:

“İsviçre’de yapılan bir araştırmada 12-14 yaşındaki çocukların 1990’lara göre daha fazla cinsel birliktelik yaşadığı ortaya çıkınca, hükümet yeni bir adım daha attı.

Gençlik ve Çocuk Federal Komisyonu, 10-20 yaş arası 1480 kişiye anket uyguladı.

Analiz edilen anket sonuçları 12-14 yaş grubunun 1990’lara göre daha fazla seks yaptığını ortaya koydu.

Araştırma sonucunda bu yaş grubunun cinsel ilişki sırasında korunma yollarına yeteri kadar uygulayamadığının belirlenmesi üzerine 12-14 yaşa özel prezervatif satışa sunuldu.

İsviçre’nin en büyük prezervatif üreticisi Lamprecht AG tarafından üretilmeye başlayan Hotshot adlı prezervatif 6’lı paketler halinde satışa sunuldu ve fiyatı 4 euro (8 TL) olarak belirlendi.

Şirket yaptığı açıklamada en büyük pazar hedeflerinin İngiltere olduğunu bunun nedenin de Avrupa’nın ergen gebe oranın en yüksek ülkesinin İngiltere olduğunu belirtti.

Çocuklar için üretilen prezervatiflerin çapı daha küçük, boyları normal prezarvatiflerle aynı.

Almanya’da yapılan ankete göre 13-20 yaş arası 12,970 kişilerin dörtte biri prezervatiflerin kendilerine bol geldiğini düşünüyor.

İsviçrede reşit olma yaşı 16 olsa da yasalara göre ilişki yaşayanlar arasında 3 yaş bulunması durumunda hiçbir cezai hüküm bulunmuyor.” (NTV Haber)

Bizim ülkemizde de cinsel birliktelik yaşı İsviçre’den çok da farklı değil diye düşünüyorum. Hadi belki 12 değilse de 13-14 yaş ile başlayan ve 15-18 yaş lise gençliği arasında cinsel ilişki yaşayanların sayısı oldukça yüksek görülüyor.

Peki bizim basınımız, siyasilerimiz, yetkililerimiz bunları bilmiyorlar mı?

Gayet iyi biliyorlar fakat her taraftan sahtekarlık akıyor. Bizim gençlerimiz asla böyle şeyler yapmazlar! Tabii tabii hiç yaparlar mı?

İsviçre’ kadar dürüst olun yeter. Gerçekleri görün. Gerçekleri görmezseniz hiçbir zaman çözüm üretmezsiniz. Adamlar kendi inançlarına göre prezervatifi çözüm bulmuşlar. Sen de inancına uygun çözüm üret. Evlenenlerle uğraşacağına zina ile uğraş.

Şimdi de gelelim erken evlenenler ile ilgili verilen rakamlara. Geçen yıl meclis erken evlendiği için kocaları hapiste olan kadınların sayısını 4 bin açıklamıştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini araştırdım.

TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız evlenmiş.

2015 yılında evlenen 18 yaş altı evlenen  31 bin 337’si kız, 1483’ü erkek.

Bu sayı, 2015’teki toplam evlilik oranında kızlarda yüzde 5.2’ye, erkeklerde yüzde 0.2’ye denk geliyor.

Yine TÜİK rakamlarına göre 2015’te 15-17 yaş arası tam 17 bin 789 genç kadın doğum yapmış. 15 yaş altı doğum yapanların sayısı ise aynı yıl 244 olmuş.

İngiltere ve ABD ise 14-17 arası ergen doğumları neredeyse toplam doğumların yarısını teşkil ediyor. Bizde çok büyük rakamlarmış gibi verilen rakamlar, Batı’ya göre çok az. Fakat onların cinsel istismar sorunu yok fakat bizim var, nasıl oluyorsa!

TÜİK verileri üzerinden bakarsak 10 yıl içinde 482 bin 908 erkeğin cinsel istismar suçundan hapse girmiş olması geriyor. Oysa bizlere verilen rakam 4 bin deniyor. Bu durumda 480 bin kişi neden dışarıda madem evlenmek suç. Hükümet gücü yettiğini mi içeri atıyor acaba diye insanın aklına gelmiyor değil.

Bir de şimdi Suriyeli vatandaşlar var, onlarda da evken evlilik yaygın. Duyduğuma göre birkaç Suriyeli koca da tutuklanmış. Suriyelileri de sayarsak binlerce insan bu erken evlilik yasasından mağdur olacak. Devlet bu kadar insanı hapse atacak değil, o zaman nasıl bir yol izleyecek?

18 yaşını hem evlilik hem reşit yaşı kabul eden Avrupa ülkesi yok. Biz ve Malta’dan başka.

18 yaşı hem evlilik, hem reşit yaşı kabul etmek ve 18 yaş altı cinsel birliktelikleri cinsel istismar olarak kabul etmek bu hükümetin başına kim bilir daha ne dertler açacak?

Sırf erken evliliğe karşı olmak için saçma sapan bahaneler üretiliyor.

Yok Doğu’da 14 lük kızlar aile zoruyla 70 lik adamlara veriliyormuş, gibi. Bu söylenen yaygın bir şey değil, istisna. Doğu’daki vatandaşlara da hakaret edilmiş oluyor. Sanki Doğu’da bütün babalar küçük kızlarını koca adamlara satıyorlarmış gibi. Sanki onların namus ve aile kavramları yokmuş gibi. Delilsiz ispatsız sallıyorlar. Gösterin buyurun Doğu’da yaşayanların nüfus kayıtlarını, evlilik kayıtların kaç tane çocuk ve yaşlı erkekle evlenmiş.

Geçmişte kalmış, kızların zorla evlendirilmesi, kimseyi uyutmayın. Şimdi kızlar cin gibi. Erken evliliklerin büyük çoğunluğu gönüllü, severek ve isteyerek kendi yaşına yakın kişilerle yapılan evlilikler. Herkes okumak zorunda değil, okumayıp erken evlenmek isteyenlere karışılmasın.

Kurun bir “Zorla evlendiriliyorum ihbar hattı” telefon numaralarını da ara ara  duyurun medyadan. Bu bile kızını zorla evlendirmeyi düşünen aileler için caydırıcı olur. Zorla evlendirilmeye çalışılan kızlar da ararlar.

Gerçek tecavüzlere en ağır cezaları verilsin, buna hiç kimsenin itirazı yok.

Sayın Hükümet Yetkilileri!

Yeter artık! Erken evlenen ailelere yapılan zulümler bitsin, kocaları serbest bırakın, kadınların hasreti, çocukların gözyaşı dinsin.

Erken evliliğe cinsel istismar diyen  nikah düşmanlarının höykürmelerinden değil, mazlumun gözyaşından korkun, Allah’tan korkun. Aile olmuş kişileri yıllar sonra toplayıp hapse attınız. Nasıl verilecek bunun hesabı?

Sırf erken evlilikler bitsin diye 18 yaş altı cinsel birliktelikler tecavüz kabul ediliyor ve evlenenlerin kocaları hapse atılıyor, gerçek tecavüzcülerle aynı cezayı alıp aynı koğuşta kalıyorlar, kurulmuş ailelere dağılıyor, kadınlar kocasız, çocuklar babasız büyüyor.

Bu uygulama yüzünden erken evliliğin yaygın olduğu Roman vatandaşlar ve Doğu’daki vatandaşlarımız tecavüzcü ilan edilmiş oluyor.

Ayrıca neredeyse hepimizin ninesi dedesi 15 yaş civarı evlenmiştir. Bu durumda 18 yaş altı evlendikleri için dedelerimiz ninelerimize tecavüz etmiş sayılıyorsa neredeyse bütün ülke halkı … ilan edilmiş oluyor.

Erken evliliğe karşı olanlara bakarsak 18 yaş altı evlilikler dışında gençler birbirine yan gözle bakmıyor. Buna kargalar bile güler.

Kendinize İngiliz sömürüsü Malta’ yı örnek alacağınıza burnumuzun dibinde Almanya’yı örnek alın.

Almanya gibi 14 yaş üzeri gönüllü cinsel birliktelikler serbest olsun. Dini nikahla evlenen evlensin. 18 e gelince de resmi nikahlarını kıysınlar. Evlenmeden cinsellik yaşayan milyonlarca gence zaten bir şey yapılamıyor, evlenenler niye cezalandırılıyor?

Hem de bunu maneviyattan ahlaktan dem vuran bir hükümet yapıyor. Yazık halimize çok yazık. Binlerce masum sadece zina yapmayıp evlendi diye ceza evinde yatıyor.

Madem 18 yaş altı zinayı görmezden geliyorsun şikayet olmayınca, o zaman evlenenleri de görmezden gel.

Reşit olma yaşı 14 e indirilsin. 14 yaş üstü evlenmek isteyenler, psikologlarında olduğu bir uzman ekipten rapor olsın. Aile zoru ya da bir baskı ile evlenemediğine dair. Bir uzman beş dakika da anlar kız zorla mı gönüllü mü evlenmek istiyor diye.

Yok, devletimiz “biz tecavüz ve gönüllü birlikteliğe ayıramayacak kadar aciz bir devletiz, bu yüzden masumu da zalimi de aynı kanunla yargılayacağız” diyorsa bunun için söyleyecek sözüm yok.

Konu ile ilgili diğer yazılarım:

Erken Evliliğe Karşı Olan Hükümet Erken Zinaya da Karşı mı?

http://www.cocukaile.net/erken-evlilige-karsi-olan-hukumet-erken-zinaya-da-karsi-mi/

Bu Kadınların Çığlıklarını Duyun

http://www.cocukaile.net/bu-kadinlarin-cigliklarini-duyun/

Erken Evlenenlere Özgürlük

http://www.cocukaile.net/erken-evlenenlere-ozgurluk/

 

 

 

Okunma Sayısı : 7.033

Yorum yapın

“18 Yaş Kurnazlığı ve Almanya Çözümü” için 17 Yorum

  1. Mete diyor ki:

    Sema Hanım,
    Siz ne mübarek bir kadınsınız! Allah sizin gibi hakperest kadınların sayısını arttırsın. Hak ile batılın birbirine karışıp adeta hamur haline getirildiği bu korkunç asırda yaşamak sizin gibi hakperestler de olmasa hepten çekilmez olurdu. Kaleminiz kadim, rehberiniz Resuli Zişan, yolunuz açık oksun. Dualarımız sizinledir.

  2. Misafir diyor ki:

    YUSUFİLER İÇİN!

    Tüm peygamberler sapık sistemleri ıslah için gönderilmiştir. Tüm sapık sistemlerde peygamberlere ve onların getirdiği Hak Dinin prensiplerine ve müntesiplerine düşman olmuşlardır. Bu, kıyamete kadar sürecek bir Hak-batıl mücadelesidir. Bu mücadele hayatın bütün alanlarında; aileden-eğitime, ticaretten- hukuğa hayatın bütün karelerinde kendini gösterecektir ve göstermektedir.

    Protestan din algısı şöyle düşünmektedir:
    “Ey Tanrı!
    Bizim işimize karışma. Bir yaratıcı olarak, göklerden bize yağmur yağdır, ekinler bitir, bizi ve hayvanlarımızı doyur, bizim için yiyecekler, içecekler, giyecekler yarat, bizi besle, sadece yaratıcı olarak işini yap. Sakın diğer işlerimize karışma!

    Sen evliliğin yaşını tayin edemezsin. Onu biz tayin ederiz. Bizim evliliğin yaşını belirleme yetkimize karışma. O yetki senin değil, bizimdir. Çünkü sen Halık’sın. Rab ise biziz!
    Neyin zina, neyin zina olmadığına biz karar veririz. Ona sen karışamazsın. Sen göklerden aşağı inme!
    Senin suç olarak kabul ettiğin şeyler, bizim çağdaş hayatımızın temelidir. Onlar suç değil modern hayatın gerekleridir. O yüzden senin suç ve günah dediğin şeyler; bizim için, hava, su ve oksijen kadar gerekli. Biz onlarsız yaşayamayız.

    Hulasa olarak: Ey Tanrı!
    Yaratma işi senin, Bu anlamda Halık sensin. Sen sema ve arzın Halıkısın
    Kuralları koyma ve düzenleme işleri bizim. Bu anlamda da Rab biziz!”

    Günümüz Müslümanları olarak ne kadar kabul etmesekte Protestan din algısıyla malülüz.
    Bir Mekke dönemi yaşanmadan, bir Medine-i Fazıla dönemi yaşanacağına ben inanmıyorum. Halimiz ortada.

    Namaz gönüllüleri derneğinin yaptırdığı bir ankette Türkiye’de günde ortalama bin kişi vefat ediyormuş. Bu bin kişinin 700 ü, 5 vakit namaz kılmıyor. Kaldı üçyüz. Bu namaz kılan üçyüzlük rakamında yine ekserisi, sabah namazlarını kazaya bırakıyormuş! Kıldığımız namazlarında hayatımızın diğer karelerine ne kadar yansıdığı tartışılır vesselam.

    Hukukta, evlilikte, ticarette ve hayatın bir çok alanında halkımızın ekserisi,
    “ Vahiy İslam dinini” uygulamak istemiyor. Protestan sulandırılmış bir dini tercih ediyor. Hayatım boyunca bunu tecrübelerimle gözlemledim. Umarım ben yanılıyorumdur.

    Bu durumda;
    Tavanda, tabanın temayüllerine göre şekilleniyor. Sonuç, tesadüf değil, istenilen bir şeydi.

    Bir futbol maçında, yüz binlerce heyecanlı ve ateşli insan; sokaklara, stadyumlara dökülüp takımı lehine tezahürat yaparken…
    “4000 masum YUSUFİ genç”
    Cinsel tercihlerini zina denen günahtan yana değil,
    “Meşru nikahtan yana kullandığı için” resmen cezalandırılırken,
    (kara, kapkara, kart, kurt, çığırtkan ve edepsiz feministlere, sus payı olarak verilirken, alın size kelle mahiyetinde hem de…)
    Kaç sivil toplum örgütü bu konuya eğildi? Bir gösteri yapıldı mı? Tepkiler ne kadar yerine ulaştı?
    Çok bilmiş ulemamızın ve dahi yüz binlerce tabisi olan meşayihimizin gündeminde böyle bir mesele yok. Hiç biri, fincancı katırlarını ürkütmek istemiyor.
    Acı gerçeklere karşı, resmen üç maymunu oynuyorlar!

    Bu iş sadece makale yazmakla, imza toplamakla olmuyor…
    ( kesinlikle gerekli ama kesinlikle yeterli değil)
    Kıllar, keçeler, tüyler ne kadar bakteri varsa, sokağa dökülüyor bir höykürüyor, bir çığırtkanlık yapıyor, dilediğini hemen elde ediyor. Yani bağıran, sesini yükselten hedefine ulaşıyor. Sonuç ortada.

    Dilediğiniz kadar, bekâret kontrolü yapınız. Zaten bu uygulamayı asla yapmazlar. Çağdışı olarak niteleyeceklerdir. Velev ki yapsalar bile, teknolojinin sunduğu imkanlardan, jinekoloji de en üst düzeyde yararlanıyor. Zaten makalede buna atıf yapılmış.

    Hamile olduğunu testlerle anlayan kız nasıl gereğini yapıyorsa, bekaretini kendi rızasıyla zinada kaybeden liseli kızda, gereğini yapacaktır. Jinekolojinin sunduğu imkanlardan yararlanacaktır!
    Sadece terziler “yırtık” dikmiyor. Bazı jinekologlarda terzilik yapıyor!

    Burayı geçelim.

    Allah’a ve Ahret gününe inanan,
    5 vakit namazını kılan,
    Orucunu tutan,
    Sadaka ve zekat veren,
    Hacca giden,
    Bu özelliklere sahip,
    Bir kısım töre ve örf Müslümanlarının,
    Meşru olan; “Evlilik ve nikah kurumunun” önüne yığdığı,
    “Dokunma yanarsın, dur geçemezsin, zinhar yasaktır! mahiyetinde,
    gelenekli-görenekli; amalı-fakatlı; çünkülü-töreli,
    Hubelli-menatlı; Latlı-uzzalı engelleri,
    Aileye ve nikah müessesesine vurduğu DARBEYİ
    hiçbir din düşmanı anlayış yapmamıştır.

    Bu milletin canını dişine takarak “darbelerden kurtardığı muhafazakar insanlar” akla ziyan gerekçelerle, tarihsel seyri içinde, Hz Adem’le kurulan aile müessesine,
    Ümmeti yasa boğan yasalarla,
    “Darbe yapmıştır darbe!”
    Bu bir darbedir.
    Aileye ve nikaha yapılmış bir DARBEDİR.!

    Bu hapse atılan 4000 Yusufi gencin ve hikayesini hiç kimsenin bilmediği yüz binlerce meçhul Yusufi’nin ahı, eninde-sonunda bu darbecileri yakacaktır!
    Aldığınız ahlar ve döktüğünüz gözyaşlarında boğulacaksınız.
    Ahiretteki manevi mesuliyeti de cabası.
    Şu hususun altını da çizmeden geçemem. Aksi halde hakikate haksızlık olur.
    Yukarda defaatle altını çizdiğim gibi, bu yasalardan öncede bu engeller hayatın içinde
    “toplumsal bir yasa olarak ” yıllardır vardı ve halende var. Bir gladyatör gibi, kelleler almaya, ocaklar söndürmeye devam ediyor ve devam edecektir, bir zihinsel değişim geçirmediğimiz sürece!

    Yoksa sadece görünen bir-iki yasayı günah keçisi olarak ilan etmek hakikate zıttır.
    Bu Yusufi gençleri en başta şikayet eden; dışlayan, horlayan, aşağılayan hatta evlatlıktan reddeden,
    (yetmedi, onsekizinden küçük törerist bıçkın bir delikanlıya, eline tabancayı verip azmettirerek sokak ortasında ya da hastanede, daha ölmemiş diye infaz ettiren)
    gelenek ve töre teröristi olan anne-babaları, kardeşleri ve yakın akrabaları ve nihayet toplum değillermiydi diye sormazlar mı adama?!

    Bu ülkede sevmenin ve sevgisinin peşinden gidip meşru nikahla evlenmenin bedeli o kadar ağırdır ki, kuduz köpek gibi kovalanır, horlanır, aşağılanır, hem ailevi, hem toplumsal baskılara maruz kalır ve sanki zinadan daha büyük bir günah işlemiş gibi; pskolojik ve mali açıdan RECM edilirsiniz.

    Zinaya ve sokaklarda gözümüzün içine sokula, sokula icra edilen türevlerine karşı, tabir caizse kuyruğunu şeyinin arasına kıstıran ve üç maymunu oynayan geleneksel anlayış, meşru dairede evlenmek isteyen gençlerin karşısına bir “sırtlan” gibi dikilir. Bu kahpe, bu kaypak, bu korkak, bu ikiyüzlü, bu her tarafından vıcık, vıcık münafıklık dökülen tutumun en büyük hamisi ve garantörü, “gelenek ve töre Müslümanlığı” anlayışıdır.

    Dinle kültür,
    Adetle ibadet,
    Ayırt edilmediği sürece bu “çamur anlayış” hayatın her alanında varlığını devam ettirecektir. Ne yazık ki Müslümanlar olarak islam’a göre bir kültür oluşturamadık. Daha açık bir deyimle islâm’ın kültürünü, hayatın içinde oturtamadık. Muamelat bin bir başlı bir muamma.
    O yüzden zinaya ve türevlerine gösterilen hoşgörü, meşru olan evliliğe hiçbir zaman gösterilmeyecektir.
    Hem de Kuran okurken ya da dinlerken;
    “Hıçkıra, hıçkıra ağlayan” Müslüman’ların garantörlüğünde…

    O Müslüman ki,
    “Zinaya yaklaşmayın” ayetini hüngür, hüngür ağlayarak dinler ve okur.
    Ama tercihini, ağladığı ayetin gereğince yapan gence; bangır, bangır bağırır ve canına okur!
    Meşru nikahla yuva kuran Yusufi’lerin ocağını söndürerek, feminislerin öfkesini söndürür!

    Gereğinin tam hilafına hareket edilen bir ayeti, ağlayarak dinlemek ya da okumak,
    o ayetle alay etmek değil de nedir Allah aşkına?!

    Sağlanmalı; homolu-feministli Konsensüs,
    Ağlıyor tarih yeniden: Sende mi BRÜTÜS!..

  3. Feyza diyor ki:

    18 yas alti cocuktur diyorlar, milletvekili secilme yasini 18’e dusuruyorlar. Aileyi yonetemeyen cocuk ulke yonetiminde nasil soz sahibi olsun, ulkeyi yonetebilecek ehliyete sahipse aile neden kuramasin ?
    Paradox..

  4. Sevgi diyor ki:

    Sema hanım siz neyin peşindesiniz ben anlayamıyorum. Bizim gibi müslüman bir ülkeye Avrupadaki Hıristiyan devletlerin cinsel rüşt yaşını örnek gösteriyorsunuz. Asıl siz bu tarz yazınızla zinaya davetiye çıkartıyorsunuz. Evlilik yaşı ile cinsel rüşt yaşını ayırt edemiyosunuz galiba. Kaldı ki Almanya parlamentosu 2017 yılında evlilik yaşını 18 olarak belirledi. İsviçrede de evlilik yaşı 18… yani diyorlar ki 14 yaşından sonra cinsel açıldan olgunsunuz ama evlenemezsiniz.
    Bizim ülkemizde 17 yaşında anne ve babanın imzası ile direk evlilik, 16 yaşında da mahkeme kararıyla evlilik oluyor. Yani bizim ülkemizde de erken evlilik oluyor zaten. Hükümetimizin çalışmalarını ben destekliyorum.
    Erken evlilik yapmış eşlerin maduriyetlerini dile getirmeye çalışıyorsunuz zannımca, ancak bu maduriyet reşit olmayan çiftlerin anne babasının şikayeti üzerine oluşuyor. Yani kızın anne baba evliliğe izin vermemiş. Çift çareyi kaçmakta bulmuş. Ailede haklı olarak polise gitmiş. Siz erken evliliklerin önü açılsın derken ‘anneniniz babanızın sözünü dinlemeyin. Gidin evlenin’ mi demek istiyorsunuz? kısacası kendinizle çelişiyorsunuz.
    Bu ülkede anne babanın rızası olduktan sonra zaten erken yaşta evliliklere izin var..
    Bi yazar olarak yazmadan önce araştırırsanız belki bu madur insanlara yardımınız dokunur.

    • Akın diyor ki:

      Sorun devletin 18 yaş altı nikahı kabul etmemesi değil, 18 yaş altı dini nikahları tecavüz olarak görüp en ağır cezayı vermesi. Siz de bunu anlayın. Ayrıca sadece anne-baba şikayeti ile değil doğum nedeniyle de soruşturma açılıyor, ihbar etmeyen sağlık görevlilerine de ceza var. Yazıda okuduysanız TÜİK verilerine göre son 10 yılda 482 bin 908 kız (18 yaşın altında) evlenmiş ve devlet bunların kocalarını tecavüzcü olarak görüyor. O zaman yakalayın bu 500 bine yakın kocayı ve yeni çıkacak yasaya göre hadım edip 50 yıl da hapis verin, bakalım hapishanelere sığdırabilecek misiniz…

      • Yahya diyor ki:

        Sığdırıyor Akın bey, sığdırıyor… siz merak etmeyin.
        Hırsızı çıkarıyor, tecavüzcüyü koyuyor.
        Yeni adli vakıalarda da; ya kovuşturmaya gerek duymuyor, ya tutuksuz yargılıyor ya da HAGB ile serbest bırakıyor.
        Ayrıca cezaevleri şu an yetmiyor, yeni infaz kurumları yapıyorlar…
        Zaten Avrupanın en büyük cezaevi silivri’de :)
        Yakında dünyanın en büyük ceza infaz kurumunu da yaparız…

        • Akın diyor ki:

          Affiniza siginarak bir duzeltme yapayim. Sanirim tecavuzcu lafini tirnak icinde soylediniz.

          • Yahya diyor ki:

            Yok estağfurullah… aynen tırnak içerisinde olacaktı….
            teşekkür ederim, düzeltme için.

    • Yahya diyor ki:

      Önce siz Sema hanımın yazısını bir kez daha okuyunuz.
      Verilmek istenen mesajı, elinizi vicdanınıza koyarak anlamaya çalışın.

      Ayrıca,
      mağduriyetler sadece anne/babanın şikayeti üzerine oluşmuyor. Eğer doktor tespit ederse, ihbar etmek zorunda… Zaten genellikle gebelikle vs. bu olay ortaya çıkıyor. Öğretmen fark etse şikayet eder, komşu ile arasında biraz husumet olsa gider şikayet eder. Kendi akrabası şikayet eder…

    • gustizia diyor ki:

      İslam mı hükümet mi.liseli ünivetsiteli birlikte yaşamlara dhukumet ne yapıyor.herkes kariyer yapınca iş buluyor.daha çok seviyor.boşanma olmuyor. Daha fazla çocuk yapıyor. Eyvallah

    • Yasir diyor ki:

      Sevgi Hanımefendi sanırım yanlış anladınız. Türkiye’de bir kesim istiyor ki 18 yaşından küçükler flört etsin, cinsel ilişki yaşasınlar hatta çocukları bile olabilir. Eğer çocuk olursa kürtaj yapılsın veya devlet baksın da küçük çocuklar sorumluluk almasın. Ama evlilik yasak olsun, evlenen cezalandırılsın, hapse atılsın. İzmir’in, Etiler’in, Cihangir’in, Nişantaşı’nın elit insanları, Ağrı’nın, Urfa’nın, Sivas’ın çocuklarının bu şekilde yaşamasını istiyor.

      Evlilik yaşı her kültürde farklı olmakla birlikte Türkiye’de 18 yaş üzerinde olmalı evet ama 18 yaşından küçük evlenmiş, aile kurmuş çoluk çocuğu olmuş kişiler de hapse atılmamalı. Hepimizin dedesi ninesi 18 yaşından küçük evlenmiştir zamanında.

  5. Recep Haksever diyor ki:

    Sema HANIM istismar yasası diye bir yasa çıkarılacak. Hükümetin altına dinamit koyan FETÖ ablalarına kadro açacak. İftira araba ödül ve memurluk veren bir yasa sırf o yasa çıksın diye tüm bu dümen.

    Nasıl 6284 sayılı yasa başlığının tam tersi çalıştı istismar yasası istismarı artıracak.

    Vekiller zaten içeriği okumuyor.
    Yasalar yargı çok iyi çalışıyormuş gibi çıkıyor.
    Yargı donunu toplayamıyor.

  6. Recep Haksever diyor ki:

    Ben merak ediyorum. Emine Erdoğan ve vekillerin eşleri kaç yaşında evlendiği?

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Gül’de bu yasadan içeriye girecekti lakin eski Cumhurbaşkanı olduğu için yırttı…

      Lafı uzatmayayım, biz boşuna yazıp çiziyoruz. Büyükler zaten bu ve benzeri yasalar ile kimlerin hedef alındığını sizden/bizden çok daha iyi biliyorlar.
      Hiç bir şey tesadüf değil…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku