18 Yaş Kurnazlığı ve Almanya Çözümü

06 Nisan 2018Sema Maraşlı17 Yorum »

7_bAvrupa ülkelerinde ve dünyanın pek çok ülkesinde evlilik yaşı, rüşt yaşı ve cinsel rüşt yaşı birbirinden farklıdır.

Bunların üçü bir tek Türkiye’de aynı ve üçü için en yüksek olan 18 yaş sadece bizde var. Neden?

Cinsel rüşt yaşı: Bir kişinin yasal olarak cinsel eylemlerinin bilincinde sayıldığı ve bu eylemlere rıza gösterebildiğinin yasal olarak kabul edildiği en küçük yaştır.

Cinsel rıza yaşından sonra kişilerin rıza ile cinsel birlikteliği suç sayılmaz. İster inancına göre nikah kıysın, ister birlikte yaşasın bir ceza oluşmaz.

Bizim dışımızdaki ülkelerde evlilik yaşı ile rüşt yaşı aynı değil, cinsel rıza yaşı bazı ülkelerde rüşt yaşı ile aynı fakat evlilik yaşı ile aynı değil. Ülkelerin genelinde evlilik yaşı 16-18 iken cinsel rüşt yaşı ortalama olarak 13-14 olarak belirlenmiş.

Dinimizde de rüşt yaşı var. Ergenliğe girmiş ve evlilik sorumluluğunu taşıyacak olgunluğa gelen kişiler evlenebilir. Genç evlilere bakıyoruz, büyük çoğunluğu gayet güzel evlilik sorumluluğunu taşıyor, birbirleriyle iyi anlaşıyorlar, çocukları olmuş güzelce büyütmüşler. Dinen de bir engel yok.

“18 yaş altı çocuktur” diye savunanlar: “Uluslararası sözleşmelerce 18 yaşın altındaki her bireyin ‘çocuk’ kabul edildiği açıktır, Türkiye’ de bu sözleşmelere imza attı” diyorlar.

Bu uluslararası sözleşmeleri inceledim, hiç de öyle denildiği gibi değil. İstisna ile 18 yaş altı çocuk kabul ediliyor. Mesela Birleşmiş Milletler çocuk haklarına dair sözleşmede şöyle yazıyor:

“Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha “erken yaşta reşit olma durumu hariç” on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”

“Erken yaşta reşit olma durumu” diye bir şart ile 18 yaş altına çocuk denmiş.

Cinsel rıza yaşı 14 yaş olan ülkeler:

Almanya, Avusturya, İtalya, Belçika Bulgaristan, Estonya, Macaristan, Portekiz’de  cinsel rüşt yaşı 14 olarak kabul ediliyor.

Almanya’da 14 yaşın altındakiler çocuk, 14-18 yaş genç, 18-21 ise genç yetişkin olarak sayılıyor.

İngiltere’de reşit olma yaşı 16 yaş iken, 13 yaş üstü rıza ile cinsel birlikteliklere ceza yok. 13 yaş altı rıza da olsa cinsel istismar sayılıp cezalandırılıyor.

Fransa’da cinsel rıza yaşında alt sınır yok.

Japonya ve Kore’de yasal cinsel rıza yaşı 13.

Hollanda’da rüşt yaşı 16 iken 12 yaşındaki bir çocukla, onun izni olduğu sürece ilişkiye girmek suç sayılmıyor.

Hatta İsviçre çocuklar için özel prezervatif üretiyor, en büyük pazarın da çocuk hamileliğin en yüksek olduğu ülke İngiltere olarak açıklıyorlar. Haber şöyle:

“İsviçre’de yapılan bir araştırmada 12-14 yaşındaki çocukların 1990’lara göre daha fazla cinsel birliktelik yaşadığı ortaya çıkınca, hükümet yeni bir adım daha attı.

Gençlik ve Çocuk Federal Komisyonu, 10-20 yaş arası 1480 kişiye anket uyguladı.

Analiz edilen anket sonuçları 12-14 yaş grubunun 1990’lara göre daha fazla seks yaptığını ortaya koydu.

Araştırma sonucunda bu yaş grubunun cinsel ilişki sırasında korunma yollarına yeteri kadar uygulayamadığının belirlenmesi üzerine 12-14 yaşa özel prezervatif satışa sunuldu.

İsviçre’nin en büyük prezervatif üreticisi Lamprecht AG tarafından üretilmeye başlayan Hotshot adlı prezervatif 6’lı paketler halinde satışa sunuldu ve fiyatı 4 euro (8 TL) olarak belirlendi.

Şirket yaptığı açıklamada en büyük pazar hedeflerinin İngiltere olduğunu bunun nedenin de Avrupa’nın ergen gebe oranın en yüksek ülkesinin İngiltere olduğunu belirtti.

Çocuklar için üretilen prezervatiflerin çapı daha küçük, boyları normal prezarvatiflerle aynı.

Almanya’da yapılan ankete göre 13-20 yaş arası 12,970 kişilerin dörtte biri prezervatiflerin kendilerine bol geldiğini düşünüyor.

İsviçre’de reşit olma yaşı 16 olsa da yasalara göre ilişki yaşayanlar arasında 3 yaş bulunması durumunda 16 yaş altına hiçbir cezai hüküm bulunmuyor.” (NTV Haber)

Bizim ülkemizde de cinsel birliktelik yaşı İsviçre’den çok da farklı değil diye düşünüyorum. Hadi belki 12 değilse de 13-14 yaş ile başlayan ve 15-18 yaş lise gençliği arasında cinsel ilişki yaşayanların sayısı oldukça yüksek görülüyor.

Bizim yetkililerimizde İsviçre kadar dürüst olsa yeter. Siyasiler artık gerçekleri görmeli. Hükümetlerin iyi problemlere çözüm üretmektir, halkını hapse atmak için sebepler bulmak değil. İsviçre ye baksınlar adamlar kanunen 12 yaşa izin vermemişken yinede hapis cezası vermediği gibi kendi inançlarına göre prezervatif çözümü bulmuşlar. Sen de inancına uygun çözüm üret. Evlenenlerle uğraşacağına zina ile uğraş.

ABD de cinsel rıza yaşı eyaletlere göre değişiyor. Ortalama 14 fakat 12-13 yaş olan yerler de var.

Son yıllarda İngiltere ve ABD toplam doğumların yarısını  14-17 arası ergen doğumları teşkil ediyor. Fakat bunca sayıya rağmen onların cinsel istismar sorunu yok fakat bizim cinsel istismar problemimiz var, nasıl oluyorsa! Onlar ülkenin gençlerini toplayıp hapse tıkmıyorlar. Aile olmak isteyen gençlerine her türlü desteği veriyorlar. Bizim gençlerimizi hapse tıkmamıza bakıp kıskıs gülüp eğleniyor olmalılar, Yoksa insan haklarına aykırı diye bize çoktan sopa göstermişlerdi.

Kanunlarını aldığımız hiç bir Batı ülkesinde 13-14 yaş sonrası  rıza ile cinsel birlikteliklere ceza yok. Avrupa’da böyle bir ceza olsa gençlerin çoğunu hapse atmaları gerekir.

Ülkemizde yaş konusu şu şekilde:

Evlilik ve cinsel rüşt yaşı 18 olan dünyadaki tek ülke biziz. Görselde de Türkiye kıpkırmızı bir renkle görünüyor.

Ülkemizde kız 15 yaşını doldurmamışsa erkeğin yaşı kaç olursa olsun, erkeğin yaşı da 18 yaş altı olsa da kızın rızası kabul edilmiyor, istismar sayılıyor ve gönüllü yaptığı evlilik tecavüz kabul ediliyor ve 18 yaş altındaki kocalar tecavüzden ağır hapis cezaları alıyor.

Fakat zina serbest, taraflardan biri şikayet etmedikçe zina da yaş sınırı yok. Fakat evli olanlar dini nikahları olduğu için düğün yaptıkları ya da çocukları olduğu için yakalanıyorlar.

Kızlar 16 yaşını doldurmuşsa mahkeme kararıyla evlenebiliyorlar fakat dava açmak, uğraşmak, sonuç beklemek (olumsuz da sonuç çıkabilir) pek yapılmıyor. Zaten bu evliliklerin çoğu kaçarak yapılıyor mahkemeye gitmiyorlar. 18 yaşına kadar dini nikahla bekleniyor, 18 de resmi nikah kıyılıyor.

17 yaşını doldurmuşsa aile onayıyla evlenebiliyorlar.

18 yaş altında yaş konusunda tek suç sayılmayan ise kız 15 yaşını bitirmişse erkek de 18 yaşını doldurmamışsa 15-18 yaş arası cinsel ilişkide rıza varsa ceza yok. Fakat kız 18 yaşının altındaysa fakat erkek 18 i bitirmişse bir kaç gün bile geçmiş olsa yine cinsel istismar sayılıyor ve ceza veriliyor.

İki tarafın da 15-18 yaş arasında olma şartı yine zinaya teşvik. Sonuçta bir yuva kurulacak erkeğin ev geçindirmesi gerekiyor. Erkeklerin yaşı 18 üstü olma ihtimali yüksek. 15-18 yaş arasındaysanız istediğiniz gibi zina yapabilirsiniz demiş oluyor kanunlar.

Genç evlilikte erkeklerin 18 yaş altı olduğu örnekler var fakat onlarda da kız 15 i bitirmemiş diye yine erkekler ceza alıyor.

Dünyanın hiç bir ülkesinde olmayan bu cezalar ülkemizin büyük bir ayıbı, bu konuda çok büyüt adaletsizlik var. Genç evlenen aileler dağıtılıyor. Bir an önce bu konuda kanunlarda düzenleme yapılmalı. Aileleri dağıtan bu kanunların hızlıca değişmesi gerekiyor.

Genç Evlilerle İlgili Veriler

2016 yılında Meclis genç evlendiği için kocaları hapiste olan kadınların sayısını 4 bin diye açıklamıştı.

Ben Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini araştırdım.

TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız evlenmiş.

2015 yılında evlenen 18 yaş altı evlenen  31 bin 337’si kız, 1483’ü erkek.

Bu sayı, 2015’teki toplam evlilik oranında kızlarda yüzde 5.2’ye, erkeklerde yüzde 0.2’ye denk geliyor.

Yine TÜİK rakamlarına göre 2015’te 15-17 yaş arası tam 17 bin 789 genç kadın doğum yapmış. 15 yaş altı doğum yapanların sayısı ise aynı yıl 244 olmuş.

TÜİK verileri üzerinden bakarsak 10 yıl içinde 482 bin 908 erkeğin cinsel istismar suçundan hapse girmiş olması geriyor. Oysa bizlere verilen rakam 4 bin deniyor. Bu durumda 480 bin kişi neden dışarıda madem evlenmek suç. Hükümet gücü yettiğini mi içeri atıyor acaba diye insanın aklına gelmiyor değil.

Bir de şimdi Suriyeli vatandaşlar var, onlarda da genç evlilik yaygın. Duyduğuma göre birkaç Suriyeli koca da tutuklanmış. Suriyelileri de sayarsak binlerce insan genç evlilik yasasından mağdur olacak. Devlet bu kadar insanı hapse atacak değil, o zaman nasıl bir yol izleyecek?

Acilen yapılması gerekenler:

1- TCK 103 değiştirilerek gerçek tecavüzcülerle, dini nikahlı evlenenler ayrılmalı.

2-Genç evlilerde geçmişe yönelik ceza alanlara ya da henüz yakalanmamış olanlara af çıkarılmalı.

3-Geleceğe yönelik yeni mağduriyetler olmasın diye kanunların değişmeli. Cinsel rıza yaşı 18 çok yüksek. Bu evlileri cezalandırıyor, zinaya kapı açıyor. En azından Almanya, Belçika, Avusturya gibi pek çok ülkenin yaptığını yaparak cinsel rıza yaşı değişmeli, 14 yaş olmalı.İnancına uygun cinselliği nikahla yaşamak isteyen, yuva kurmak isteyenler cezalandırılmamalı.

Konuları aşk ve cinsellik olan lise dizileriyle, filmlerle, 18 yaş altında cinsel hayatını basının önünde yaşayan şarkıcı rol modellerle, anaokulu çocuklarının bile kız erkek arkadaşlığını sevgili diye tanımladığı, ergenlik yaşının çok aşağılara düştüğü bir zamanda, hormonların tavan yaptığı ergenlik yaşında kız- erkek arasında hiçbir şey olmamasını beklemek gerçekliğe aykırı.

Hele kız-erkek  karışık olarak gençleri aynı sınıflara doldurup evliliği yasaklamak zina yapın demenin bir başka yolu. Madem zinayı kontrol etmiyorsunuz evlenenlerin peşini bırakın. Zinanın suç olmadığı bir ülkede 18 yaş altında evlilik yapanların cezalandırılması büyük bir garabet.

4- 2005 öncesi kanuna geri dönülmeli. Genç evlilerin yuvasını dağıtan kanun ülkemize 2005 de getirilmiş. 1938 de Atatürk’ün çıkarttığı kanuna göre kızlar 15 erkekler 17 yaşında ise evlenebiliyorlardı. 14 yaşındaki kızlar ya da 15 yaşındaki erkekler evlenmek istediğinde hakim  kararıyla evlenebiliyorlardı. Yani o zamanda rüşt yaşı 14 olarak kabul edilmiş doğal olarak bu kanunla.

1938 yılında çıkarılmış olan bu kanun, 2005 yılında  İtalya’nın 1889 yılında çıkarttığı ceza kanunu ile neredeyse birebir tercüme edilerek değiştiriliyor . İtalya kanunları ülkemizde büyük problemlere sebep oluyor çünkü İtalya’de kilise kanunları da geçerli olduğu için kilisede yapılan küçük yaş evlilikler kanunen suç teşkil etmiyor. Ayrıca onlar bu kanunda daha sonra değişiklikler yapıyorlar fakat bizde alındığı gibi duruyor.

İtalyan kanununun alındığı 2005 yılından sonra ülkemizde 18 yaş altında rıza ile yapılan dini nikahlı evlilikler, cinsel istismar kabul ediliyor. Nasıl Müslüman bir memleket isek! Batılının çöpe attığı kanunu başımıza taç yapmışız, kendi halkımıza zulmediyoruz.

Bu kanundan sonra gençlik yaşı 14-18 de yok edildi ve 18 yaş altı genç değil, çocuk olarak kabul ediliyor. Gençlik 18 den sonra başlıyor artık!18 yaş altında dini nikahla rıza ile evlenen kızlar, cinsel istismara uğramış kabul ediliyor ve kocaları yıllar sonra da olsa karısına tecavüzden yargılanıp ağır cezalarla hapse atılıyor. 18 de resmi nikahını da kıymış, evli barklı çocuklu ailelerin yuvaları dağıtılıyor.

Bu gün binlerce aile bu yüzden perişan. Erkekler hapiste, kadınlar dışarıda perişan, binlerce çocuk babasız büyüyor. Hapisteki erkeklerin aileleri de cezalandırılıyor Anneler-babalar kız kardeşler evlendiği için hapse atılan yakınları için göz yaşı döküyorlar. Hatta evlatlarına düğün yapan anne-babalar bile cinsel istismarı desteklemekten hapiste yatıyorlar.

Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bu zulüm bir an önce kaldırılmalı. 1938 deki gibi rıza ile evlilik yaşı 15 olmalı. Cinsel rüşt yaşı da 14.

Hemen herkesin ninesinin dedesinin 15-16 yaşlarında evlendiği bir toplum olarak bu yaşlarda evliliği “çocuğa cinsel istismar” diye tanımlamak en başta geçmişimize ve büyüklerimize saygısızlıktır.

5-Genç evlilikten dolayı istismar suçu ile hapis cezası alanların sicilleri afla birlikte temizlenmeli.Yoksa bu aile babaları çıktıklarında iş bulamazlar.

6-Genç evlilikten hapse atılanlardan özür dilenmeli ve tazminat verilmeli. Yılları hapiste geçti ve aileleri maddi-manevi perişan oldular.

7-Genç evliliğe istismar diyenler susturulmalı. Mazlumun ahı duyulmalı.

Başta PKK lı feminist dernekleri olmak üzere, dindar görünümlü gizli feminist dernekler, güya kadın hakları savunan erkekler de olmak üzere bu zulüm kanunlarının değişmesini istemeyenler susturulmalı.

Genç evliliğe karşı olanların tutarsız bahaneleri

Yok Doğu’da 14 lük kızlar aile zoruyla 70 lik adamlara veriliyormuş, gibi. Böyle bir örnek belki çok eskilerde istisna olarak olduysa bile bu zamanda yok böyle bir şey. Zaten örnek de gösteremiyorlar. Ayrıca böyle söyleyerek Doğu’daki vatandaşlara da hakaret edilmiş oluyor. Sanki Doğu’da bütün babalar küçük kızlarını koca adamlara satıyorlarmış gibi. Sanki onların namus ve aile kavramları yokmuş gibi. Delilsiz ispatsız sallıyorlar. Gösterin buyurun Doğu’da yaşayanların nüfus kayıtlarını, evlilik kayıtların kaç tane genç kız  yaşlı erkekle evlenmiş.

Şimdi kızlar eski zaman kızları gibi değil. Genç evliliklerin büyük çoğunluğu gönüllü, severek ve isteyerek kendi yaşına yakın kişilerle yapılan evlilikler. Herkes okumak zorunda değil, okumayıp genç evlenmek isteyenlere karışılmasın.

Tecavüzle genç evliliğin ayırt edilmeme ihtimali ise bu devir için gerçekten gülünç. Sosyal ağlar, cep telefon kayıtları, kameralar derken o kadar çok delil bulma ihtimali var ki. Bütün bunlara rağmen biz tecavüzle evliliği ayırt edemiyoruz deniyorsa burada kötü niyet aramak lazım. Kötü niyet yoksa bir an önce çözüm üretilmeli. Hem geçmişe yönelik af hem de başka mağduriyetler oluşmasın diye geleceğe yönelik kanun çıkarılmalı.

Not: Avrupa ülkelerinde “cinsel rüşt yaşı” konusunda Türkçe kaynaklarda kasıtlı yanlış bilgiler var. Ben de daha önce gerçek zannedip o bilgileri kullanmıştım fakat sonra rakamlar bende şüphe uyandırdı iyi bir araştırma sonucu bilgilerin yanlış olduğunu fark edince yazıda da düzenlemeler yaptım. İnternet kaynaklarında ülkelerin rüşt yaşı, cinsel rüşt yaşı olarak veriliyor ki “biz de niye bu kadar yüksek” denmesin diye olmalı. Cinsel rüşt yaşı 16 gösterilen ülkelerin aslında sadece rüşt yaşı 16 fakat cinsel rüşt yaşı 13 ya da 14 hatta 12 olan var fakat bilinçli bir şekilde bizlere yanlış bilgi veriliyor. Buna da dikkat!

#İstismarDeğilGençEvlilik

twitter desteklerimizi bekliyor genç evliler.

Haksızlığa “Dur” de.

Konu ile ilgili diğer yazılarım:

Genç Evliliğe Karşı Olan Hükümet Zinaya da Karşı mı?

http://www.cocukaile.net/genc-evlilige-karsi-olan-hukumet-erken-zinaya-da-karsi-mi/

Bu Kadınların Çığlıklarını Duyun

http://www.cocukaile.net/bu-kadinlarin-cigliklarini-duyun/

Genç Evlenenlere Af

http://www.cocukaile.net/genc-evlenenlere-af/

 

 

 

Okunma Sayısı : 11.884

Yorum yapın

“18 Yaş Kurnazlığı ve Almanya Çözümü” için 17 Yorum

  1. Mete dedi ki:

    Sema Hanım,
    Siz ne mübarek bir kadınsınız! Allah sizin gibi hakperest kadınların sayısını arttırsın. Hak ile batılın birbirine karışıp adeta hamur haline getirildiği bu korkunç asırda yaşamak sizin gibi hakperestler de olmasa hepten çekilmez olurdu. Kaleminiz kadim, rehberiniz Resuli Zişan, yolunuz açık oksun. Dualarımız sizinledir.

  2. Misafir dedi ki:

    YUSUFİLER İÇİN!

    Tüm peygamberler sapık sistemleri ıslah için gönderilmiştir. Tüm sapık sistemlerde peygamberlere ve onların getirdiği Hak Dinin prensiplerine ve müntesiplerine düşman olmuşlardır. Bu, kıyamete kadar sürecek bir Hak-batıl mücadelesidir. Bu mücadele hayatın bütün alanlarında; aileden-eğitime, ticaretten- hukuğa hayatın bütün karelerinde kendini gösterecektir ve göstermektedir.

    Protestan din algısı şöyle düşünmektedir:
    “Ey Tanrı!
    Bizim işimize karışma. Bir yaratıcı olarak, göklerden bize yağmur yağdır, ekinler bitir, bizi ve hayvanlarımızı doyur, bizim için yiyecekler, içecekler, giyecekler yarat, bizi besle, sadece yaratıcı olarak işini yap. Sakın diğer işlerimize karışma!

    Sen evliliğin yaşını tayin edemezsin. Onu biz tayin ederiz. Bizim evliliğin yaşını belirleme yetkimize karışma. O yetki senin değil, bizimdir. Çünkü sen Halık’sın. Rab ise biziz!
    Neyin zina, neyin zina olmadığına biz karar veririz. Ona sen karışamazsın. Sen göklerden aşağı inme!
    Senin suç olarak kabul ettiğin şeyler, bizim çağdaş hayatımızın temelidir. Onlar suç değil modern hayatın gerekleridir. O yüzden senin suç ve günah dediğin şeyler; bizim için, hava, su ve oksijen kadar gerekli. Biz onlarsız yaşayamayız.

    Hulasa olarak: Ey Tanrı!
    Yaratma işi senin, Bu anlamda Halık sensin. Sen sema ve arzın Halıkısın
    Kuralları koyma ve düzenleme işleri bizim. Bu anlamda da Rab biziz!”

    Günümüz Müslümanları olarak ne kadar kabul etmesekte Protestan din algısıyla malülüz.
    Bir Mekke dönemi yaşanmadan, bir Medine-i Fazıla dönemi yaşanacağına ben inanmıyorum. Halimiz ortada.

    Namaz gönüllüleri derneğinin yaptırdığı bir ankette Türkiye’de günde ortalama bin kişi vefat ediyormuş. Bu bin kişinin 700 ü, 5 vakit namaz kılmıyor. Kaldı üçyüz. Bu namaz kılan üçyüzlük rakamında yine ekserisi, sabah namazlarını kazaya bırakıyormuş! Kıldığımız namazlarında hayatımızın diğer karelerine ne kadar yansıdığı tartışılır vesselam.

    Hukukta, evlilikte, ticarette ve hayatın bir çok alanında halkımızın ekserisi,
    “ Vahiy İslam dinini” uygulamak istemiyor. Protestan sulandırılmış bir dini tercih ediyor. Hayatım boyunca bunu tecrübelerimle gözlemledim. Umarım ben yanılıyorumdur.

    Bu durumda;
    Tavanda, tabanın temayüllerine göre şekilleniyor. Sonuç, tesadüf değil, istenilen bir şeydi.

    Bir futbol maçında, yüz binlerce heyecanlı ve ateşli insan; sokaklara, stadyumlara dökülüp takımı lehine tezahürat yaparken…
    “4000 masum YUSUFİ genç”
    Cinsel tercihlerini zina denen günahtan yana değil,
    “Meşru nikahtan yana kullandığı için” resmen cezalandırılırken,
    (kara, kapkara, kart, kurt, çığırtkan ve edepsiz feministlere, sus payı olarak verilirken, alın size kelle mahiyetinde hem de…)
    Kaç sivil toplum örgütü bu konuya eğildi? Bir gösteri yapıldı mı? Tepkiler ne kadar yerine ulaştı?
    Çok bilmiş ulemamızın ve dahi yüz binlerce tabisi olan meşayihimizin gündeminde böyle bir mesele yok. Hiç biri, fincancı katırlarını ürkütmek istemiyor.
    Acı gerçeklere karşı, resmen üç maymunu oynuyorlar!

    Bu iş sadece makale yazmakla, imza toplamakla olmuyor…
    ( kesinlikle gerekli ama kesinlikle yeterli değil)
    Kıllar, keçeler, tüyler ne kadar bakteri varsa, sokağa dökülüyor bir höykürüyor, bir çığırtkanlık yapıyor, dilediğini hemen elde ediyor. Yani bağıran, sesini yükselten hedefine ulaşıyor. Sonuç ortada.

    Dilediğiniz kadar, bekâret kontrolü yapınız. Zaten bu uygulamayı asla yapmazlar. Çağdışı olarak niteleyeceklerdir. Velev ki yapsalar bile, teknolojinin sunduğu imkanlardan, jinekoloji de en üst düzeyde yararlanıyor. Zaten makalede buna atıf yapılmış.

    Hamile olduğunu testlerle anlayan kız nasıl gereğini yapıyorsa, bekaretini kendi rızasıyla zinada kaybeden liseli kızda, gereğini yapacaktır. Jinekolojinin sunduğu imkanlardan yararlanacaktır!
    Sadece terziler “yırtık” dikmiyor. Bazı jinekologlarda terzilik yapıyor!

    Burayı geçelim.

    Allah’a ve Ahret gününe inanan,
    5 vakit namazını kılan,
    Orucunu tutan,
    Sadaka ve zekat veren,
    Hacca giden,
    Bu özelliklere sahip,
    Bir kısım töre ve örf Müslümanlarının,
    Meşru olan; “Evlilik ve nikah kurumunun” önüne yığdığı,
    “Dokunma yanarsın, dur geçemezsin, zinhar yasaktır! mahiyetinde,
    gelenekli-görenekli; amalı-fakatlı; çünkülü-töreli,
    Hubelli-menatlı; Latlı-uzzalı engelleri,
    Aileye ve nikah müessesesine vurduğu DARBEYİ
    hiçbir din düşmanı anlayış yapmamıştır.

    Bu milletin canını dişine takarak “darbelerden kurtardığı muhafazakar insanlar” akla ziyan gerekçelerle, tarihsel seyri içinde, Hz Adem’le kurulan aile müessesine,
    Ümmeti yasa boğan yasalarla,
    “Darbe yapmıştır darbe!”
    Bu bir darbedir.
    Aileye ve nikaha yapılmış bir DARBEDİR.!

    Bu hapse atılan 4000 Yusufi gencin ve hikayesini hiç kimsenin bilmediği yüz binlerce meçhul Yusufi’nin ahı, eninde-sonunda bu darbecileri yakacaktır!
    Aldığınız ahlar ve döktüğünüz gözyaşlarında boğulacaksınız.
    Ahiretteki manevi mesuliyeti de cabası.
    Şu hususun altını da çizmeden geçemem. Aksi halde hakikate haksızlık olur.
    Yukarda defaatle altını çizdiğim gibi, bu yasalardan öncede bu engeller hayatın içinde
    “toplumsal bir yasa olarak ” yıllardır vardı ve halende var. Bir gladyatör gibi, kelleler almaya, ocaklar söndürmeye devam ediyor ve devam edecektir, bir zihinsel değişim geçirmediğimiz sürece!

    Yoksa sadece görünen bir-iki yasayı günah keçisi olarak ilan etmek hakikate zıttır.
    Bu Yusufi gençleri en başta şikayet eden; dışlayan, horlayan, aşağılayan hatta evlatlıktan reddeden,
    (yetmedi, onsekizinden küçük törerist bıçkın bir delikanlıya, eline tabancayı verip azmettirerek sokak ortasında ya da hastanede, daha ölmemiş diye infaz ettiren)
    gelenek ve töre teröristi olan anne-babaları, kardeşleri ve yakın akrabaları ve nihayet toplum değillermiydi diye sormazlar mı adama?!

    Bu ülkede sevmenin ve sevgisinin peşinden gidip meşru nikahla evlenmenin bedeli o kadar ağırdır ki, kuduz köpek gibi kovalanır, horlanır, aşağılanır, hem ailevi, hem toplumsal baskılara maruz kalır ve sanki zinadan daha büyük bir günah işlemiş gibi; pskolojik ve mali açıdan RECM edilirsiniz.

    Zinaya ve sokaklarda gözümüzün içine sokula, sokula icra edilen türevlerine karşı, tabir caizse kuyruğunu şeyinin arasına kıstıran ve üç maymunu oynayan geleneksel anlayış, meşru dairede evlenmek isteyen gençlerin karşısına bir “sırtlan” gibi dikilir. Bu kahpe, bu kaypak, bu korkak, bu ikiyüzlü, bu her tarafından vıcık, vıcık münafıklık dökülen tutumun en büyük hamisi ve garantörü, “gelenek ve töre Müslümanlığı” anlayışıdır.

    Dinle kültür,
    Adetle ibadet,
    Ayırt edilmediği sürece bu “çamur anlayış” hayatın her alanında varlığını devam ettirecektir. Ne yazık ki Müslümanlar olarak islam’a göre bir kültür oluşturamadık. Daha açık bir deyimle islâm’ın kültürünü, hayatın içinde oturtamadık. Muamelat bin bir başlı bir muamma.
    O yüzden zinaya ve türevlerine gösterilen hoşgörü, meşru olan evliliğe hiçbir zaman gösterilmeyecektir.
    Hem de Kuran okurken ya da dinlerken;
    “Hıçkıra, hıçkıra ağlayan” Müslüman’ların garantörlüğünde…

    O Müslüman ki,
    “Zinaya yaklaşmayın” ayetini hüngür, hüngür ağlayarak dinler ve okur.
    Ama tercihini, ağladığı ayetin gereğince yapan gence; bangır, bangır bağırır ve canına okur!
    Meşru nikahla yuva kuran Yusufi’lerin ocağını söndürerek, feminislerin öfkesini söndürür!

    Gereğinin tam hilafına hareket edilen bir ayeti, ağlayarak dinlemek ya da okumak,
    o ayetle alay etmek değil de nedir Allah aşkına?!

    Sağlanmalı; homolu-feministli Konsensüs,
    Ağlıyor tarih yeniden: Sende mi BRÜTÜS!..

  3. Feyza dedi ki:

    18 yas alti cocuktur diyorlar, milletvekili secilme yasini 18’e dusuruyorlar. Aileyi yonetemeyen cocuk ulke yonetiminde nasil soz sahibi olsun, ulkeyi yonetebilecek ehliyete sahipse aile neden kuramasin ?
    Paradox..

  4. Sevgi dedi ki:

    Sema hanım siz neyin peşindesiniz ben anlayamıyorum. Bizim gibi müslüman bir ülkeye Avrupadaki Hıristiyan devletlerin cinsel rüşt yaşını örnek gösteriyorsunuz. Asıl siz bu tarz yazınızla zinaya davetiye çıkartıyorsunuz. Evlilik yaşı ile cinsel rüşt yaşını ayırt edemiyosunuz galiba. Kaldı ki Almanya parlamentosu 2017 yılında evlilik yaşını 18 olarak belirledi. İsviçrede de evlilik yaşı 18… yani diyorlar ki 14 yaşından sonra cinsel açıldan olgunsunuz ama evlenemezsiniz.
    Bizim ülkemizde 17 yaşında anne ve babanın imzası ile direk evlilik, 16 yaşında da mahkeme kararıyla evlilik oluyor. Yani bizim ülkemizde de erken evlilik oluyor zaten. Hükümetimizin çalışmalarını ben destekliyorum.
    Erken evlilik yapmış eşlerin maduriyetlerini dile getirmeye çalışıyorsunuz zannımca, ancak bu maduriyet reşit olmayan çiftlerin anne babasının şikayeti üzerine oluşuyor. Yani kızın anne baba evliliğe izin vermemiş. Çift çareyi kaçmakta bulmuş. Ailede haklı olarak polise gitmiş. Siz erken evliliklerin önü açılsın derken ‘anneniniz babanızın sözünü dinlemeyin. Gidin evlenin’ mi demek istiyorsunuz? kısacası kendinizle çelişiyorsunuz.
    Bu ülkede anne babanın rızası olduktan sonra zaten erken yaşta evliliklere izin var..
    Bi yazar olarak yazmadan önce araştırırsanız belki bu madur insanlara yardımınız dokunur.

    • Akın dedi ki:

      Sorun devletin 18 yaş altı nikahı kabul etmemesi değil, 18 yaş altı dini nikahları tecavüz olarak görüp en ağır cezayı vermesi. Siz de bunu anlayın. Ayrıca sadece anne-baba şikayeti ile değil doğum nedeniyle de soruşturma açılıyor, ihbar etmeyen sağlık görevlilerine de ceza var. Yazıda okuduysanız TÜİK verilerine göre son 10 yılda 482 bin 908 kız (18 yaşın altında) evlenmiş ve devlet bunların kocalarını tecavüzcü olarak görüyor. O zaman yakalayın bu 500 bine yakın kocayı ve yeni çıkacak yasaya göre hadım edip 50 yıl da hapis verin, bakalım hapishanelere sığdırabilecek misiniz…

      • Yahya dedi ki:

        Sığdırıyor Akın bey, sığdırıyor… siz merak etmeyin.
        Hırsızı çıkarıyor, tecavüzcüyü koyuyor.
        Yeni adli vakıalarda da; ya kovuşturmaya gerek duymuyor, ya tutuksuz yargılıyor ya da HAGB ile serbest bırakıyor.
        Ayrıca cezaevleri şu an yetmiyor, yeni infaz kurumları yapıyorlar…
        Zaten Avrupanın en büyük cezaevi silivri’de 🙂
        Yakında dünyanın en büyük ceza infaz kurumunu da yaparız…

        • Akın dedi ki:

          Affiniza siginarak bir duzeltme yapayim. Sanirim tecavuzcu lafini tirnak icinde soylediniz.

          • Yahya dedi ki:

            Yok estağfurullah… aynen tırnak içerisinde olacaktı….
            teşekkür ederim, düzeltme için.

    • Yahya dedi ki:

      Önce siz Sema hanımın yazısını bir kez daha okuyunuz.
      Verilmek istenen mesajı, elinizi vicdanınıza koyarak anlamaya çalışın.

      Ayrıca,
      mağduriyetler sadece anne/babanın şikayeti üzerine oluşmuyor. Eğer doktor tespit ederse, ihbar etmek zorunda… Zaten genellikle gebelikle vs. bu olay ortaya çıkıyor. Öğretmen fark etse şikayet eder, komşu ile arasında biraz husumet olsa gider şikayet eder. Kendi akrabası şikayet eder…

    • gustizia dedi ki:

      İslam mı hükümet mi.liseli ünivetsiteli birlikte yaşamlara dhukumet ne yapıyor.herkes kariyer yapınca iş buluyor.daha çok seviyor.boşanma olmuyor. Daha fazla çocuk yapıyor. Eyvallah

    • Yasir dedi ki:

      Sevgi Hanımefendi sanırım yanlış anladınız. Türkiye’de bir kesim istiyor ki 18 yaşından küçükler flört etsin, cinsel ilişki yaşasınlar hatta çocukları bile olabilir. Eğer çocuk olursa kürtaj yapılsın veya devlet baksın da küçük çocuklar sorumluluk almasın. Ama evlilik yasak olsun, evlenen cezalandırılsın, hapse atılsın. İzmir’in, Etiler’in, Cihangir’in, Nişantaşı’nın elit insanları, Ağrı’nın, Urfa’nın, Sivas’ın çocuklarının bu şekilde yaşamasını istiyor.

      Evlilik yaşı her kültürde farklı olmakla birlikte Türkiye’de 18 yaş üzerinde olmalı evet ama 18 yaşından küçük evlenmiş, aile kurmuş çoluk çocuğu olmuş kişiler de hapse atılmamalı. Hepimizin dedesi ninesi 18 yaşından küçük evlenmiştir zamanında.

  5. Recep Haksever dedi ki:

    Sema HANIM istismar yasası diye bir yasa çıkarılacak. Hükümetin altına dinamit koyan FETÖ ablalarına kadro açacak. İftira araba ödül ve memurluk veren bir yasa sırf o yasa çıksın diye tüm bu dümen.

    Nasıl 6284 sayılı yasa başlığının tam tersi çalıştı istismar yasası istismarı artıracak.

    Vekiller zaten içeriği okumuyor.
    Yasalar yargı çok iyi çalışıyormuş gibi çıkıyor.
    Yargı donunu toplayamıyor.

  6. Recep Haksever dedi ki:

    Ben merak ediyorum. Emine Erdoğan ve vekillerin eşleri kaç yaşında evlendiği?

    • Yahya dedi ki:

      Sn. Gül’de bu yasadan içeriye girecekti lakin eski Cumhurbaşkanı olduğu için yırttı…

      Lafı uzatmayayım, biz boşuna yazıp çiziyoruz. Büyükler zaten bu ve benzeri yasalar ile kimlerin hedef alındığını sizden/bizden çok daha iyi biliyorlar.
      Hiç bir şey tesadüf değil…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku