Aile Huzuru ve Namaz

17 Eylül 2014Evlilik5 Yorum »
Aile Huzuru ve Namaz

Ailenin kuruluşunda fertlerce ilk akla gelen husus mutluluk, saadet gibi kavramlardır. Öyledir de. İçinde mutluluğun olmadığı, sevincin olmadığı daha doğrusu kalp huzuru ve itminanın olmadığı hiçbir şey insanoğlunun fıtratına uygun değildir. Bu sebeple insanlar fıtratlarına uygun işler seçerler, sevdikleri yemekleri yerler, sevdikleri insanlarla birlikte olmaktan hoşlanırlar.

Huzuru elde etmek için insanın bir miktar gayret göstermesi gerektiği malumdur. Zira zahmet olmadan rahmet olmaz. Aile içinde de her bir birey kendine düşen vazifeleri yerine getirecektir ki huzurun bir kısmı elde edilebilsin.

Bunun için erkek; ailesinin rızkı için helal yollardan çalışır, evine ekmek getirir. Hanım evin işlerini evirip çevirir, çocuklara annelik eder vs. Sayabileceğimiz bu tür şeylerin her biri bir noktaya kadar ailevi huzuru temin etmede bize yardımcıdır. Neticede maddi olanakların genişliği, bireylerin görevlerini ifa etmedeki gayret ve işlevsellikleri bir yere kadar huzuru temin etmeye yardımcı olur. MUHAKKAK Kİ NAMAZ HAYASIZLIKTAN VE FENALIKTAN ALIKOR

Hatırlarsak Rasulullah (s.a.v) bir hadislerinde, “Namaz ise gözümün nuru kılındı” buyurmuştur. “Kurratü’l-ayn” yani “göz nuru”nu günlük hayatımızda da çok kullanırız. Bizim de gözümüzün nuru, sahip olduğumuz pek çok şeyimiz vardır. Ancak hangisi daha önemli ve elzem! Rasulullah (s.a.v) neden namaza “göz nuru” demiş, hiç düşündük mü? Bakın Cenab-ı Allah bize ne buyuruyor: “Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol.” (Taha, 132) “….Namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor…” (Ankebut, 45)

GÖZ NURU VE GÖNÜL SÜRURUNA VESİLE OLACAK EŞLER

Gönül eşini bulamamış her insan hem huzursuzdur hem de yarımdır. Huzursuzdur çünkü Mevlana’nın ifadesiyle, “Ayakkabının biri sıkarsa diğeri de işe yaramaz hale gelir.” Yarımdır zira eşler birbirini tamamlayan iki ayrı cüzdür. Birinin eksikliği diğerini de yarım bırakır. İşte bu sebepledir ki Rahman’ın has kullarının Rablerinden hususi isteklerinden biri de Kur’an’da “Onlar ‘Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et’ derler.” (Furkan, 74) ayetiyle ifade buyurulduğu gibi göz nuru ve gönül süruruna vesile olacak
eşler ve çocuklara sahip olmaktır.

O halde Müslüman bir ailenin, yuvasını namazdan mahrum etmesi düşünülemez. Her biri ayet ve hadislerde göz nuru olarak nitelendirilmiştir. Namaz öyle bir ibadettir ki abdestin alınmasından selam verilmesine kadar huzur ve sükuneti içerir. O kalpleri itminana kavuşturan bir zikir ve ibadettir. Evvelinde alınan abdest bizim çoğu zaman baş edemediğimiz öfkeyi söndürür.

Namaz ise bir sekinettir. huzurdur. Bu sebeple Allah (c.c) Efendimiz (s.a.v) zatında bütün ümmete; aile içinde birbirlerinin namazlarını takip etmelerini emretmiş ve bu hususta sabrı tavsiye etmiştir. Hz. Ebu’d-Derda (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) bana şöyle bir tavsiyede bulunmuştu: “Parça parça kesilsen de yakılsan da Allah’a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim ki farz olan namazı bilerek terk ederse Allah’ın koruması ondan uzaklaşmıştır” (Müsned, 5, 238) NAMAZ DAİMA SAMİMİYETE DAVET EDER İNSANI

Namaz insanın ruhunu canlı tutar. Ona hayatın zorluklarına, bela ve musibetlere karşı tahammül gücü verir. Nefsini korur. Rabbini tanıması sağlar. Aciz bir kul olduğunu fark ettirir. Çocuklar anne babalarına daha itaatkar olur. Bu yönleriyle namaz ibadeti, aile içinde pek çok başa çıkılmaz sorunun çözümü için ilaç olur. Ruhi bunalımlara deva olur.

Ayrıca namaz daima samimiyete davet eder insanı. Günde beş defa bu samimiyet yenilenir. Böylece kişi samimiyet içerisinde yoğrulur ve samimiyet onun tabiatı haline gelir. Namaza devam etmesi, kişinin bu tabiatını korumasını sağlar. Bu nitelikteki bir insan artık kötülüklerden, münkerattan, hayasızlıktan ve fuhşiyattan uzak kalır ve namazın kötülüklerden koruyucu işlevi kendini göstermiş olur.

Namaz, İslam’ın ana direğidir. Kalbimizi ve ruhumuzu besleyen bir ibadettir. Namaz kılınca bir rahatlık duyarız, içimiz açılır, ruhumuz nefes alır, dinleniriz. Namazsız bir beden, bir ev bereketsiz olur. Namaz kılmayan bir kadın ve namaz kılan bir erkek veya namaz kılmayan bir erkek ve namaz kılan bir kadının olduğu bir ev; huzursuz bir evdir. Ya kadına ya erkeğe haksızlık yapılmaktadır.

Bu sebeple ailede, büyükten küçüğe namaz ibadetine ve eğitimine azami gayret göstermek gerekir. Karı koca namazın terki noktasında birbirine bunaltmadan nasihatte bulunmalıdır. Uygun zamanlarda birbirlerini namazın hükmünü ve ehemmiyetini anlatan eserler okumaya, büyüklerin sohbetlerini dinlemeye teşvik etmelidir. Bir aile bireyinin namaz kılmaması, namazın gereğine inanmamasından ileri geliyorsa onun eğitim ve öğretime ihtiyacı var demektir. Bu hususta eşler birbirine destek olmalıdır.

NAMAZIN DİNDEKİ YERİ TIPKI BAŞIN BEDENDEKİ YERİ GİBİDİR

Namaz insanın yaratıcısına ibadet maksadı ile ifa ettiği şekillerden birisidir. Namaz kul ile Rabbi arasındaki bağlantıdır. İslam’da namazın yeri tıpkı başın bedendeki yeri gibidir. Hz. İbn Ömer’den rivayet edilmiştir: Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki: “Emaneti olmayanın (hakiki manada) imanı yoktur. Abdesti olmayanın namazı olmaz. Namazı olmayanın dini olmaz. Şüphesiz namazın dindeki yeri tıpkı başın bedendeki yeri gibidir.” (Taberani, el-Evsat, 3, 154)

Müminin hayatında namaz, onun yani bütün ömrünü, günde beş vaktini kaplayan bir ibadettir. Hayatının her anı, namaz ibadetiyle şekillenir. Hatta ölüm dahi namaz iledir. Ve namaz kula ahirette ilk sorulacak sorudur.

Hüseyin OKUR- Semerkand Aile Dergisi

Okunma Sayısı : 9.882

“Aile Huzuru ve Namaz” için 5 Yorum

  1. sevda diyor ki:

    Abdest alırken burnunu ve ayaklarını babasına yıkatıyor,babasının bundan hoşlanmıyor gibi yüzünü buruşturmasına katıla katıla gülüyor,tesbihleri ve seccadeleri çıkarıp bize veriyor.Beraber cemaatle kılıyoruz.Farzdan sonra babası sünneti kılarken onun arkasında sandalyeye çıkıp kıyamdayken omzuna atlıyor,türlü hareketlerle onu güldürmeye çalışıyor.
    Beraber uyuyup beraber uyanmak kadar,beraber kitap okuyup(biz okuyoruz o dinliyor) beraber oynamak kadar beraber namaz kılmak da onu mutlu ediyor. Dikkat ediyorum, çizgi film izlemeyi ve oyun oynamayı çok sevdiği halde,saatlerce sürse bile bunlara doymuyor ve memnuniyet hissetmiyor. Ama anlamlı hikayeleri bizden dinlerken ve cemaatle namaz kılarken sanki içi rahatlıyor,hayatı anlam kazanıyor(topu topu 6 yıllık bir hayat:)
    Evet daha 6 yaşında ama evimizde namazı birlikte ikame etmek için,onu namaza şimdiden alıştırmak için anne baba olarak gayret ediyoruz.Birlikte namaz kılmanın tadını alması için bu ibadeti aşkla şevkle yerine getirmeye çalışıyoruz.
    Hal ile ona,huzurunda baş eğip boyun bükülecek tek Zatın Rabbimiz olduğunu,başkaları görmese de,evimizin içinde dahi hayatımızı Allah’ın isteğine göre yaşadığımızı gösteriyoruz.
    Dilimizle de,dua ederek,yalnız olmadığımızı anlatıyoruz.Birbirimize dua ederek,asıl koruyanın Allah olduğunu ve bizi her zaman duyduğunu,bizimle ilgilendiğini söylüyoruz.
    Namazı şekil olarak değil,ruhumuzu olgunlaştıran bir “Allah’a yakınlaşma vasıtası” olarak anlatıyoruz.Bize verdiği herşey için teşekkürümüz olduğunu söylüyoruz.
    Buna bizi yönlendiren Allah’a sonsuz şükürler olsun…

  2. Ayşe Reşad diyor ki:

    Evlerimizdeki Cennet

    Amr Halid anlatıyor:

    “Bir gün bir arkadaşım dedi ki bana;

    -Eşimi görmeye bile dayanamıyorum artık! Çok itici geliyor, yüzüne bile bakmak istemiyorum..

    O’na dedim ki;

    -Bak sana sihirli bir reçete söyleyeceğim, uygula bunu, sonuç alacaksın inşaAllah..

    -Yok dedi, artık hiçbirşey fayda etmez, bitti bu iş!

    Israr ettim, razı oldu..İnanır mısınız 1 ay sonra geldiğinde gözleri parlıyordu;

    “Haklıymışsın” dedi..

    ”Kalplerimizi toplayan Rabbime şükürler olsun”

    Evet bu SİHİRLİ REÇETE yi uygulayalım inşaAllah..

    Hiç değilse şu ramazan boyunca..

    Sadece eşler arasında değil, tüm aile bireylerini kapsıyor, herkes için, bu formül..
    Anne-baba ve diğer aile üyeleriyle muamelede, gençler için de geçerli mesela..

    Ne yazık ki;

    Şu asırda adeta elimizden kayıyor tüm değerlerimiz..
    Batının albenili tuzakları bir bir çeliyor can tanelerimizi..
    Bir bir avlanıyor taptaze yürekler pusudaki avcılarca:(

    “Elimizde bir tek aile kaldı” derken, o da gitti gidiyor malum :(

    Bir şeyler yapmalıyız acilen..
    Bu son kale de elden gitmeden bir şeyler yapmalıyız geç kalmadan..

    İşte efendim, bu reçete bunun için hazırlanmış; Hedef Aile

    İlk iş nedir? Aile içi alakaları pekiştirmek.

    Nasıl olacak bu? Aile içi alakalarımızı mutlaka düzeltecek, ailemizi muhafaza edeceğiz..

    İşte bunu başarırsak, tek tek aileler dirilirse-kurtarılırsa, ancak gelecekten umutlu olabiliriz!

    Efendimiz aleyhisselam bir hadislerinde şöyle buyurmaz mı; “Dünyada cennete girmeyen, ahiret cennetine giremez.”

    Gelin evlerimizi CENNETLERİMİZ yapalım!..

    Bunun için önerilen ve hatta denenip netice alınan SİHİRLİ REÇETE ve şiar şu:

    “Ailemle birlikte Allah’a ibadet edeceğim! “

    Evet hep birlikte, topluca!

    Ailemle birlikte Allah’a ibadet edeceğim!

    Ailemizle; Birlikte namaz kılacağız..
    Birlikte dua edeceğiz..
    Birlikte Kur’an okuyacağız..
    Rabbimize birlikte şükür edeceğiz..
    Ve her “elhamdulillah” da, Rabbimizin bize nimetlerini, O’nun tarafından nimetlendirildiğimizi düşüneceğiz.

    Evet SİHİRLİ REÇETE :

    Ailemle:

    1-Birlikte Kur’an okuyacağız; çeyrek hizb bile olsa

    2-Birlikte namaz kılacağız; 2 rekat bile olsa

    3-Birlikte Rabbimizi zikredeceğiz, 2 dakika bile olsa

    4-Birlikte dua edeceğiz; Kendi kelimelerimizle-dilimiz döndüğünce bile olsa

    5-Birlikte bir aileyi iftar ettireceğiz; Ama yemeklerin hazırlanmasına tüm aile katkıda bulunacak

    Bakın ondan sonra nasıl Rabbimizin rahmeti iniyor tek tek evlerimize..

    Nasıl olmazları Olduruyor Rabbim..

    Nasıl CENNET ten bir köşe oluyor evlerimiz..

    Kalpler nasıl ısınıyor, nasıl diriliyor çöle dönmüş yürekler..

    Deneyin!

    Hiç değilse şu ramazan boyunca..

    Sonuca siz de inanamayacaksınız!..

    Muhabbetle efendim.

    Ayşe Reşad

    Dinlediklerim: Amr Khalid-Risale TV / Elcennetu fi buyutina

  3. hasret diyor ki:

    yazıyı çok beğendim…çok önemli bir konuya değinilmiş…hayatın anlamı namaza..
    .hakikaten namaz kılamayınca insan nefessiz kalmış gibi his ediyor ve namazı hemen eda etmek için çalışıyor insan…

    Bu konuda da konuşulacak çok şeyler var bana göre ama bakıyorum da yorum yazan olmamış bu konuda…epeydir niyet ediyordum yorum yazmaya ancak nasip oldu bana…

    Öncelikle namaz gerçekten aile huzuru,güveni ve düzeni sağlıyor…namaz kılan insanlar ile kılmayan insanlar arasında en büyük farkta zaman farkı…namaz kılan insan haytını namaza göre yönlendirir..yapacağı çoğu işi ona göre ayarlar..mesela bir yere gideceği zaman namaz dan önce yada namazdan sonra gibi zaman kavramları kullanır…dışarda işi var ise namazı nerede kılabileceğini düşünür önceliği genelde namaz olur…

    Özellikle kadınlar için dışarı çıkıldığında namaz,abdest alınan mekanlar kısıtlı ve zor..bu sebeple kadınlar daha çok düşünür bu konuda…
    Hal böyle iken namazlı bir bayanla ,namazsız bir erkeğin huzurlu olabileceğini düşünemiyorum…mesela bir yolculuğa çıkıldığında eşlerin ikisinin hassasiyeti varsa namaz için beraber hareket edilir biri diğerine kolaylık sağlar…ama namaz kılmayan biri bu konuda biraz anlayışsız olur ve diğerinin namazına ya karşı çıkar “şimdi sırasımı evde kılarsın “gibi.yada burnundan getirir bir şekilde…bu gibi sebepler le Zamanla çiftlerden birinin gevşeme ihtimalinden dolayı namaz hafife alınabilir veya terk edilebilir…bir de işin çocuk kısmı var…hangisini örnek alacak çocuk…?biri dindar yetiştirmek isterken diğeri mani olmaya çalışır..böyle insanlar çok var malesef..sonra arada kalmış ,perişan bir nesil ne fayda..

    Eğer çocuğumuzun namaz kılmasını istiyorsak..bunu sevdirerek ve evde mümkün olduğunca cemaat ile namaz kılarak sağlayabiliriz..ayrıca 8 yaşından itibaren çocuklara namazı öğretmeliyiz..her vakitte olamasa da,ilk zamanlar abdestsiz bile namaz kılmasına göz yummalıyız ki sevdirelim,alıştıralım…ağaç yaş iken eğilir..bu konuda kararlı olalım..daha küçük deyip 15 yaşında hemen namaz klmasını bekleyemeyiz bu şeytanın vesvesesi ve oyunudur..
    Maalesef ki müslümanlar uyuyor ….oysa yahudiler daha çok küçük yaşta çocukları dini eğitime tabi tutuyorlar..dinleri hakkında her şeyi küçük yaşlarda öğretiyorlar,…biz ise daha küçük deyip fazla esnek davranıyoruz…merhamet sandığımız duygu aslında nefsin,şeytanın bir oyunu…kim Rabbimden çok daha merhametli olabilir ki?

    unutmayalım ki tek kurtuluşumuz namaz ile olacaktır çocuklarımızıda kurtarmayı Rabbim nasip etsin inşallah..

    • sidika diyor ki:

      S.a.benim eşim namaz kılmıyor ama kilicam diyor ben de bazen uyarıyorum acaba uyarmalimiyim yoksa birakmalimiliyim lütfen cevaplayin

      • hasret diyor ki:

        A s.sidika hanim
        Hakkınızda bir şey bilmeden fazla yorum yapmak istemiyorum aslinda..

        Eğer eşiniz sizin namaz için uyarmanıza kızmıyor ,memnun oluyorsa(böyle tanıdıklarım var) belirli bir zaman onu namaz için teşvik edebilirsiniz..
        yok memnun değil ise onu uyarmanız onu huzursuz ediyorsa bence pek uyarmayın ..o istemediği halde sürekli namaz konusunu ona hatırlatmanız onda olan isteği azaltabilir..yani sevdireyim derken ısrarlarla onu namazdan soğutabilirsiniz..
        onun için yapabileceğiniz en güzel olan şey dua.acaktır..Allah ın ona namazı ve hidayet etmesi için bolca dua ..
        .çünkü namaz gönül işidir..ve o gönüllere nasip eden de Allah tır…
        Rabbim bütün namaza başlamak isteyen ama bir türlü yapamayan müminlere namaz kılmayı nasip etsin…ben ve butun namaz kılanlara da kıldıkları namazları anlamayı ,huşuyla kılmayı nasip etsin inş..(amin )

Yorum yapın

Röportajlar

Sosyolog ERDAL SARIÇAM ile yeni kitabı “KADIN KİMLİĞİNİ AYAĞA KALDIRANLAR” üzerine…

  Röportaj: Eray CAN (Adnan Menderes Üniv. Yüksek Lisans Öğrencisi)   Kitabınızın isminden başlamak istiyorum hocam. Neden “Kadın Kimliğini Ayağa Kaldıranlar”? Kadın kimliği ayakta değil mi sizce?  Neden bu isim? Evet, maalesef kadın kimliği ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Bilinçaltı Şakadan Anlamaz

Eğitimci yazar M. Emin Karabacak’ın yeni kitabı Bilinçaltı Şakadan Anlamaz kitabı okurlarla buluştu. Bayramlık İstemeyen Çocuklar (Çocukların başarısını artırma da anne babalara düşen görevler), Tabakları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu, ...
Devamını Oku