Aileyi Parçalama Kanunu 6284

01 Ekim 2018Haberler8 Yorum »

boşanma ingİnsanı yaşat ki, devlet yaşasın”
Binlerce yıldır toplumumuzun ilkelerinden birisidir.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatinin özüdür. Osmanlı bu ilkeye bağlı kaldığı süre boyunca, 3 kıtaya adaletle hakim olmuştu.

1699 yılında 19.900.000 km kareye kadar çıkmıştı. Bu ilkeye bağlılık azaldıkça, devlet küçüldü küçüldü ve sonunda, Birinci Dünya savaşı öncesinde 4.980.000 km kareye, Cumhuriyet döneminde de 783.562 km kareye düştü.

İnsan yüceldikçe, devlet yücelir. Devletlerin görevi insanı ve aileyi yüceltmek olmalıdır. Buna sadık kalan ülkeler, medeniyet üretmişlerdir. Devlet ve devlet görevlileri, ailenin yücelmesi için ortam hazırlamalıdır.

Cumhuriyet döneminin genelini ailenin yücelmesi ve korunması açısından değerlendirdiğimizde, karşımıza çıkan tablo, dehşet vericidir. Kanaatime göre de bunun esbab-ı mucibesi Batı hayranlığı ve batı taklitçiliğidir.

Kendi kültürümüzden uzaklaşıp, batı tipi hayat tarzının topluma özendirilmesinin sonucu, ailede çöküş başladı. AK Parti döneminde kişilerin refahının artması için, olağanüstü gelişmeler oldu. Bu dönemde sağlıkta ve ulaşımda hayal bile edilemeyecek iyileşmelere şahit olduk.

2004 yılında AK Parti’nin eseri diyebileceğimiz bir TCK, CMUK, CİK değişiklikleri kanunlaştı.
O yıllarda uydurma Tevhid Selam Terör Örgütü Lideri olmaktan, Eskişehir H Tipi cezaevinde hapisteyken, CMUK ve CİK yani Ceza muhakemeleri Usul Kanunu ve Ceza İnfaz Kanunu değişikliklerini tahlil etme imkânı buldum.

Her iki kanunda çok ciddi olumlu değişiklikler yapıldı. Hatta diyebilirim ki CİK, Avrupa ülkelerinin birçoğundan daha medeni bir kanundur.

Üzülerek belirteyim ki zinanın suç olması da bu TCK’da kalktı. Üstüne üstlük 2012 yılında, feministlerin baskısından mıdır, Avrupa Birliği uyum kanunlarının baskısından mıdır; bizim kültürümüzle hiç uyuşmayacak bir ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun çıkardılar ki adeta aileyi korumaya değil, parçalamaya hizmet ediyor. Bu yasa çıktıktan sonra, ufak tefek problem yaşayan aileleri koruması gereken bu kanun, adeta aileyi parçalamaya yaramıştır.

Hüseyin Öksüz isminde bir vatandaşın başına gelenler, belki binlerce insanımızın başına gelmekte.
Sosyal medyadan bana ulaşan ve telefon numarası bende bulunan, Hüseyin Öksüz’ün başına gelenler:

“Her gün okula gidiyorum diyen orta son sınıf öğrencisi oğlumun, 33 gün içerisinde 29 gün okuldan kaçtığını, internet cafelere gittiğini öğrendim. Eve geldiğinde nerden geliyorsun diye sordum. Bana çıkışarak ‘okuldan, nereden olacak’ dedi. Hâlbuki ben de o gün okuldaydım ve oğlum okulda değildi. Elimde 29 gün okula gitmediğine dair evrak vardı. Oğluma bir tokat attım. Annesi müdahale edince, ona da hakaret ettim.

Soluğu karakolda aldılar. 1 saat geçmeden 2 ekip arabası gelip beni kelepçeleyerek, karakola götürdü. Önce hastaneye muayeneye gittik. Başım çok kötüydü, migren ağrısı başlamıştı. Doktora polislerin yanında derdimi anlattım, beni azarlar biçimde ‘bir şeyin yok’ diyerek, tekrar geri karakola yönlendirdi. Bari bir ağrı kesici iğne yapın dediğimde, aynı sözü tekrarladı, karakola  geri geldiğimde önce üzerime atılı suçları okudular;

– Eşe ve çocuklara her gün şiddet uygulama (Eşe ve çocuklara en küçük şiddet bile yok)

– Ev kirasını ödemeyerek eşin psikolojisini bozma (Bu arada ev benim kendi evim)

– Ters ilişki ( Bu hem ahlaki değerlerime, hem inancıma aykırı)

– Eşi ve çocukları aç bırakma, evi geçindirememe (O dönem mobilya üretim firmam var ve 35 personel çalıştırıyorum. Hanım karakola gittiğinde kolunda 17 bilezik ve komşularda, 10 bin liranın üzerinde bir alacak ve üstelik cüzdanında 1400 lira para var. Bu kadın ev kadını, tek geçim kaynağı benim, hayatında hiç çalışmamış)

– Annesinin evine göndermemek (Olaydan yaklaşık 17 yıl önce bir kez göndermemiştim. Bakın yanlış okumadınız 17 yıl önce)

– Çocukların parasıyla sigara aldırma (Bir bayram, hangi bayram hatırlamıyorum, çocuklardan biri harçlığının bir bölümüyle, bana bir paket sigara bir çakmak ve bir çift çorap hediye almıştı)

– Çocukları zorla çalıştırmak (Yaz tatillerinde İstanbul gibi bir metropolde çocukları başı boş bırakmamak ve meslek öğrenmeleri için kendime ait mobilya firmamda tutuyordum).

Böyle bir yığın suçlamalar… Savcı beni mahkemeye sevk etti. Mahkeme 6 ay uzaklaştırma ve hükmün açıklanmasını geri bırakarak, beni serbest bıraktı…

Eşimi arayıp ben şu üzerime atılan suçlamaların hangi birini yaptım dediğimde ben bir şey demedim, ben bunları asla söylemedim, polis yazmış, bana bunu hemen imzala dedi, ben de okumadan imzaladım dedi, ısrarla ben bunların hiçbirini söylemedim dedi.

Eşim hemen karakola gidip, benim kocamın üzerine atılan suçlamalar tamamıyla iftiradır, benim ağzımdan çıkmamıştır dese de, polis altında imzan var diyerek eşimi karakoldan kovdu.

Eve yaklaşık 800  metre uzakta bir ev kiraladım, bir gün içinde evin eşyalarını alarak oturulabilir bir hâle getirdim.

Bir hafta sonra eşim kiraladığım evi buldu ve kapının önüne gelip eve dönmemi istedi. Ben de uzaklaştırma cezası aldığımı eve gelirsem bunun sıkıntılı olacağını söyledim. Gelmeyeceğimi anlayan kadın, kapının önünde bağırmaya başlayınca polisi aradım ve durumu anlattım.

Yine karakola götürüldüm, yine ifade, yine mahkemeye çıktım.

Uzaklaştırma hükmüne uymadığım gerekçesiyle, bir haftaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmü de oradan kalkmış oldu. Ortada bir yanlışlık var dedim, ben hükme uydum, uymayan eşim, polisi arayan benim dedim. Hakime ne dediysem dinletemedim.

Asliye cezada dava devam ederken, işlerim nedeniyle Almanya’ya geldim. Duruşmalara katılmadım, hakkımda 9 ay hapis cezası verildi.

Eşim Yargıtay’a itiraz etti. Bizim şikayetimiz yoktur, olay tamamen bundan bundan ibarettir dese de Yargıtay ‘Senin temyiz hakkın yoktur’ diye kararı olduğu gibi onayladı.

Eşim başka bir hakime hanıma ‘Ben kocamdan davacı değilim. Şiddet yoktur. Velev ki var, ben kocamı affediyorum, benim affetme hakkımın elimden alınması, hem insan haklarına hem kadın haklarına aykırıdır’ diyor;

Hakime hanım! ‘Sus be kadın, şu çeyrek aklınla, bana kadın haklarını mı öğretiyorsun?’ diyerek eşimi kovdu.

Yaklaşık iki hafta önce eşim  İstanbul Anadolu 19. Asliye ceza mahkemesine bir dilekçe vererek:

‘Ben kocama iftira attım, kocamın aldığı ceza vicdanımı rahatsız ediyor, TCK 311’e göre yeniden yargılanıp, beraat etmesini istiyorum’ dedi.

Mahkeme kalemi ‘Eğer bunu söylersen 1 ile 4 yıl arası, iftiradan hapse girersin’ deseler de eşim, ben cezaya razıyım dedi. (Ülkenin kanun adamlarına bakar mısınız? Sen iftiraya devam et, yargı senin yanında)

Dilekçeyi kaale almıyorlar, iki gün sonra eşim tekrar gidiyor, şu anda evrak incelenmeye alındı, yeniden yargılanacağız, bakalım.”

Gerçek Hayat Dergisi   Mehmet Ali Tekin

Okunma Sayısı : 5.674

Yorum yapın

“Aileyi Parçalama Kanunu 6284” için 8 Yorum

  1. Erhan diyor ki:

    Yedi senedir üzerinde görüş belirttiğimiz ve yorum yaptığımız 6284 sayılı kanunun tam metnini linkiyle birlikte paylaşmak istedim.
    Bu kanunda yer alan hükümleri anlattığımızda, hala bazıları “yoktur böyle bir şey, bu hükümete yapılan bir iftiradır” gibi sözlerle inanmak istemiyorlar.
    Yedi yıldır sayısız insan, bu kanunun adalet maskesi altındaki zulümlerinden acı çekmeye devam ediyorlar.
    Bu kanunun tam metnini, hala haberdar olmayanlara ulaştıralım ve onları bilmeyerek zulme ortak olmaktan kurtaralım.
    Selam ve dua ile.
    20 Mart 2012 SALI
    Resmî Gazete
    Sayı : 28239
    KANUN
    AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN
    ÖNLENMESİNE DAİR KANUN
    Kanun No. 6284 Kabul Tarihi: 8/3/2012
    http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/20120320-16.htm
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Amaç, Kapsam, Temel İlkeler ve Tanımlar
    Amaç, kapsam ve temel ilkeler
    MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
    (2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:
    a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.
    b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.
    c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.
    ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.
    Tanımlar
    MADDE 2 – (1) Bu Kanunda yer alan;
    a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,
    b) Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,
    c) Hâkim: Aile mahkemesi hâkimini,
    ç) Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,
    d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,
    e) Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,
    f) Şiddet önleme ve izleme merkezleri: Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezleri,
    g) Şiddet uygulayan: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri,
    ğ) Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını,
    ifade eder.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Koruyucu ve Önleyici Tedbirlere İlişkin Hükümler
    Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları
    MADDE 3 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere mülkî amir tarafından karar verilebilir:
    a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.
    b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.
    c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
    ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
    d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.
    (2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a) ve (ç) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar. Mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.
    Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları
    MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
    a) İşyerinin değiştirilmesi.
    b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.
    c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.
    ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.
    Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları
    MADDE 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
    a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.
    b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.
    c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
    ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.
    d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
    e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.
    f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
    g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.
    ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.
    h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.
    ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.
    (2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.
    (3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.
    (4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.
    Suçlara ilişkin saklı tutulan hükümler
    MADDE 6 – (1) Kişinin silah bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasının suç oluşturması dolayısıyla ya da fiilinin başka bir suç oluşturması nedeniyle;
    a) Soruşturma ve kovuşturma evresinde koruma tedbirlerine veya denetimli serbestlik tedbirlerine,
    b) Mahkûmiyet hâlinde ceza veya güvenlik tedbirlerinin infazına ve bu çerçevede uygulanabilecek olan denetimli serbestlik tedbirlerine,
    ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
    İhbar
    MADDE 7 – (1) Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür.
    Tedbir kararının verilmesi, tebliği ve gizlilik
    MADDE 8 – (1) Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir.
    (2) Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir.
    (3) Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.
    (4) Tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar ise sadece korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgili kolluk birimi tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir.
    (5) Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde, tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır.
    (6) Gerekli bulunması hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
    (7) Talep hâlinde ilgililere kişisel eşya ve belgelerinin kolluk marifetiyle teslimi sağlanır.
    İtiraz
    MADDE 9 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.
    (2) Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir.
    (3) İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
    Tedbir kararlarının bildirimi ve uygulanması
    MADDE 10 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir.
    (2) Bu Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine derhâl bildirilir.
    (3) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir.
    (4) Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veya korunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bunun mümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânı sağlanır.
    (5) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.
    (6) Hakkında barınma yeri sağlanmasına karar verilen kişiler, Bakanlığa ait veya Bakanlığın gözetim ve denetimi altında bulunan yerlere yerleştirilir. Barınma yerlerinin yetersiz kaldığı hâllerde korunan kişiler; mülkî amirin, acele hâllerde kolluğun veya Bakanlığın talebi üzerine kamu kurum ve kuruluşlarına ait sosyal tesis, yurt veya benzeri yerlerde geçici olarak barındırılabilir.
    (7) İşyerinin değiştirilmesi yönündeki tedbir kararı, kişinin tabi olduğu ilgili mevzuat hükümlerine göre yetkili merci veya kişi tarafından yerine getirilir.
    Kolluk görevleri
    MADDE 11 – (1) Kolluk görevleri, kolluğun merkez ve taşra teşkilâtında bu Kanunda belirtilen hizmetlerle ilgili olarak, çocuk ve kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim almış ve ilgili kolluk birimlerince belirlenmiş olan yeteri kadar personel tarafından yerine getirilir.
    Teknik yöntemlerle takip
    MADDE 12 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.
    (2) Teknik araç ve yöntemlerle takibe ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
    Tedbir kararlarına aykırılık
    MADDE 13 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.
    (2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.
    (3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Merkezlerin Kurulması, Destek Hizmetleri ve
    Kurumlararası Koordinasyon
    Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulması
    MADDE 14 – (1) Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar.
    (2) Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.
    Destek hizmetleri
    MADDE 15 – (1) Bu Kanun kapsamında şiddetin önlenmesi ve verilen tedbir kararlarının etkin olarak uygulanmasının izlenmesi bakımından şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
    a) Koruyucu ve önleyici tedbir kararları ile zorlama hapsinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin veri toplayarak bilgi bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak.
    b) Korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adlî yardım hizmetleri ve diğer hizmetleri koordine etmek.
    c) Gerekli hâllerde tedbir kararlarının alınmasına ve uygulanmasına yönelik başvurularda bulunmak.
    ç) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılmasına yönelik bireysel ve toplumsal ölçekte programlar hazırlamak ve uygulamak.
    d) Bakanlık bünyesinde kurulan çağrı merkezinin bu Kanunun amacına uygun olarak yaygınlaştırılması ve yapılan müracaatların izlenmesini sağlamak.
    e) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılması için çalışan ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak.
    (2) Korunan kişilerle ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
    a) Kişiye hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda rehberlik etmek ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak.
    b) Verilen tedbir kararıyla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesine yönelik önerilerde bulunmak ve yardımlar yapmak.
    c) Tedbir kararlarının uygulanmasının sonuçlarını ve kişiler üzerindeki etkilerini izlemek.
    ç) Psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde yardım ve danışmanlık yapmak.
    d) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.
    e) İlgili merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.
    f) 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca maddi destek sağlanması konusunda gerekli rehberliği yapmak.
    (3) Şiddet uygulayanla ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
    a) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile diğer kişiler ve toplum açısından taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.
    b) İlgili makam veya merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.
    c) Teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere kişinin;
    1) Öfke kontrolü, stresle başa çıkma, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık sağlayarak tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına,
    2) Alkol, uyuşturucu, uçucu veya uyarıcı madde bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması hâlinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmasına,
    3) Meslek edindirme kurslarına katılmasına,
    yönelik faaliyetlerde bulunmak.
    (4) Şiddet mağduru ile şiddet uygulayana yönelik hizmetler, zorunlu hâller dışında farklı birimlerde sunulur.
    Kurumlararası koordinasyon ve eğitim
    MADDE 16 – (1) Bu Kanun hükümlerinin yerine getirilmesinde kurumlararası koordinasyon Bakanlık tarafından gerçekleştirilir.
    (2) Kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak kendi görev alanına giren konularda işbirliği ve yardımda bulunmak ve alınan tedbir kararlarını ivedilikle yerine getirmekle yükümlüdür. Gerçek ve tüzel kişiler, bu Kanun kapsamında Bakanlık çalışmalarını desteklemek ve ortak çalışmalar yapmak üzere teşvik edilir.
    (3) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve yerel yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az doksan dakika kadınların çalışma yaşamına katılımı, özellikle kadın ve çocukla ilgili olmak üzere şiddetle mücadele mekanizmaları ve benzeri politikalar konusunda Bakanlık tarafından hazırlanan ya da hazırlattırılan bilgilendirme materyallerini yayınlamak zorundadır. Bu yayınlar, asgari otuz dakikası 17.00-22.00 saatleri arasında olmak üzere 08.00-22.00 saatleri arasında yapılır ve yayınların kopyaları her ay düzenli olarak Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna teslim edilir. Bu saatler dışında yapılan yayınlar aylık doksan dakikalık süreye dâhil edilmez. Bu süreler Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenir. Televizyon kuruluşları ve radyolarda yayınlanacak bilgilendirme materyalleri, Bakanlık birimleri tarafından üniversiteler, ilgili meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının da görüşleri alınarak hazırlanır.
    (4) Bu Kanunda öngörülen görevlerin yerine getirilmesi sırasında kamu kurum ve kuruluşlarının personeli Bakanlık görevlilerine yardımcı olurlar.
    (5) Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, personel ve üyelerinin bu Kanunun etkin bir biçimde uygulanması amacıyla Bakanlığın hazırlayıp koordine edeceği, kadının insan hakları ile kadın erkek eşitliği konusunda eğitim programlarına katılmasını sağlar.
    (6) İlköğretim ve ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulur.
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Mali Hükümler
    Geçici maddi yardım yapılması
    MADDE 17 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmesi hâlinde, onaltı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının otuzda birine kadar günlük ödeme yapılır. Korunan kişinin birden fazla olması hâlinde, ilave her bir kişi için bu tutarın yüzde yirmisi oranında ayrıca ödeme yapılır. Ancak, ödenecek tutar hiçbir şekilde belirlenen günlük ödeme tutarının bir buçuk katını geçemez. Korunan kişilere barınma yeri sağlanması hâlinde bu fıkrada belirlenen tutarlar yüzde elli oranında azaltılarak uygulanır.
    (2) Bu ödemeler, Bakanlık bütçesine, geçici maddi yardımlar için konulan ödenekten karşılanır. Yapılan ödemeler, şiddet uygulayandan tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilemeyenler 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edilir.
    (3) Korunan kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun tespiti hâlinde yapılan yardımlar, bu kişiden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
    Nafaka
    MADDE 18 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre nafakaya karar verilmesi hâlinde, kararın bir örneği, resen nafaka alacaklısının veya borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlüğüne gönderilir.
    (2) Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı olması durumunda, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın nafaka, ilgilinin aylık, maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir. İcra müdürlüklerinin nafakanın tahsili işlemlerine ilişkin posta giderleri Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden karşılanır.
    Sağlık giderleri
    MADDE 19 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında koruyucu tedbir kararı verilen kişilerden genel sağlık sigortalısı olmayan ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına da girmeyen veya genel sağlık sigortası prim borcu sebebiyle fiilen genel sağlık sigortasından yararlanamayan ya da diğer mevzuat hükümleri gereğince tedavi yardımından yararlanma hakkı bulunmayanlar; bu hâllerin devamı süresince, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında, gelir testine tabi tutulmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılır.
    (2) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında önleyici tedbir kararı verilen kişinin aynı zamanda rehabilitasyonunun veya tedavi edilmesinin gerekli olduğuna karar verilmesi hâlinde, genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmayan rehabilitasyon hizmetlerine yönelik giderler ile rehabilitasyon hizmetleri kapsamında verilmesi gereken diğer sağlık hizmetlerinin giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerinden karşılanır.
    Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma
    MADDE 20 – (1) Bu Kanun kapsamındaki başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama giderleri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz. Bu Kanunun 17 nci maddesi uyarınca yapılan ödemeler gelir vergisi ile veraset ve intikal vergisinden, bu ödemeler için düzenlenen kâğıtlar ise damga vergisinden müstesnadır.
    (2) Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.
    BEŞİNCİ BÖLÜM
    Çeşitli ve Son Hükümler
    Kadrolar
    MADDE 21 – (1) Ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.
    Yönetmelik
    MADDE 22 – (1) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar altı ay içinde, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlık tarafından hazırlanan yönetmeliklerle düzenlenir.
    Yürürlükten kaldırılan hükümler ve atıflar
    MADDE 23 – (1) 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
    (2) Mevzuatta 4320 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.
    (3) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 4320 sayılı Kanun hükümlerine göre verilen kararların uygulanmasına devam olunur.
    Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin faaliyete geçmesi
    GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun 14 üncü maddesinde kurulması öngörülen şiddet önleme ve izleme merkezleri, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde Bakanlık tarafından belirlenecek illerde pilot uygulama yapılmak üzere kurulur. Kuruluşları tamamlanıncaya kadar merkezlerin görevlerinin Bakanlığın hangi birimlerince yürütüleceği Bakanlık tarafından belirlenir.
    Yürürlük
    MADDE 24 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 25 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
    19/3/2012

  2. Yahya diyor ki:

    N. Şaşmaz ile N. arasında sular durulmuyor. Alınan son dakika haberine göre; Karşılıklı boşanma davaları devam eden N. Şaşmaz, eşi N. Şaşmaz (Polat) hakkında 6 ay uzaklaştırma kararı aldırdı. Aile Mahkemesinin verdiği kararda N. Şaşmaz’ın 6 ay süreyle eşine ve eşinin iş yerine ve konutuna yaklaşmasını yasaklandı. Kurtlar Vadisi adlı dizide ‘Polat A.’ karakterini canlandıran oyuncu, bulundurulması ve taşınması kanunen izin verilen silahlarını da polise teslim edecek.

    tüh… şimdi kim racon kesecek

    • Irmak diyor ki:

      Hayret…
      Polat Alemdarin butun sevdikleri..esleri hep bir kazaya kurban gidiyordu.. Sagolsun, bu hatunun canini 10 milyona bagislamis

      Hurriyet’teki habere gore,
      “( 31.01.2019)
      Necati Şaşmaz, 2012 yılında evlendiği Nagehan Şaşmaz’a boşanma davası açtı. Oyuncu, eşinden 10 milyon lira tazminat ile iki çocuğunun velayetinin kendisine verilmesini talep etti.

      Necati Şaşmaz, 7 yıllık eşi ve iki çocuğunun annesi Nagehan Şaşmaz’dan boşanmak üzere mahkemeye başvurdu.
      Hürriyet’ten Aziz Özen’in haberine göre oyuncunun avukatı, Anadolu Aile Mahkemesi’ne sunduğu boşanma dilekçesinde, tarafların evlilik birliğinin Nagehan Şaşmaz’ın ağır kusurlu eylemleri neticesinde temelinden sarsıldığını, evlilik birliğinin sürdürülebilirliğinin ortadan kalktığını ileri sürdü.
      Devamında, bu nedenle çiftin boşanmalarına, çocukların velayetinin babaya verilmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ortak velayet olarak düzenlenmesine karar verilmesini talep etti.

      TEDBİREN YURTDIŞI YASAĞI KONULMASI DA İSTENDİ

      Dilekçede, aynı zamanda Alman vatandaşı olmaları sebebiyle çocukları yurt dışına çıkarıp bir daha getirmeyebileceği tehlikesi söz konusu olduğundan, çocuklar için Alman pasaportlarına da işlenecek şekilde tedbiren yurtdışına çıkış yasağı konulması istendi.
      Avukat dilekçede şöyle dedi: “Davalının haksız ve hukuka aykırı davranışlarının müvekkilde yaratmış olduğu elem ve acının mutlak karşılığı olarak, müvekkilimizin uğramış olduğu manevi zararın bir nebze olsun hafifletilmesi için müvekkil lehine 5 milyon lira manevi, 5 milyon lira da maddi tazminata hükmedilmesi usul ve yasa gereğidir.”

      Racon yerlerde…

      .

  3. Yahya diyor ki:

    Teşekkürler Sn. AK Parti hükümeti ve teşekkürler Sn. Aile bakanlığı, kadınlarımızın yanında olduğunuz için!

    3.5 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ
    Varol’un eşi A. Varol; kendisine yumruk attığı gerekçesiyle ünlü sunucudan şikayetçi olmuştu. İstanbul Ailenin Korunması Bürosu, sunucunun 3.5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasını talep etti.

    BAKANLIKTAN HAMLE
    Yargılama devam ederken; A. Varol, eşi hakkındaki şikayetinden vazgeçti. Dava düştü ve Varol beraat etti. Ancak davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, karara itiraz etti.

    İTİRAZ REDDEDİLDİ
    Bakanlığın itiraz dilekçesinde; ‘A. Varol’un şikayetinden vazgeçmesi, suçun işlendiği gerçeğini değiştirmez’ denildi. Ancak mahkeme, bakanlığın itirazını yersiz buldu.

    – gazeteden alıntıdır.

  4. Selim diyor ki:

    Bunların hepsi proje.
    Aileyi ve Devleti bitirme projesi.
    Silahla bitiremedikleri devletleri inkılapla, devrim ile ılımlı İslam ile parçalamaya çalışıyorlar.
    SÜRÜYE KOYUN GÖRÜNÜMLÜ KURT GİRMİŞ

  5. Ayşe diyor ki:

    Bu yazıyı paylaşmak istiyorum nasıl yapabilirim link mi lazım

  6. Orhan diyor ki:

    Aile dağıtılıyor. Kadın kocasından, koca çocuğundan ayrıştırılıyor. Kısa bir süre sonra çocuk da annesinden ayrıştırılacaktır. Aile kamu denetimine açıldığı gibi, çocuğun kamulaştırılması da söz konusu olacaktır. 6284 Sayılı Kanun tamamen ailenin yok edilmesi amacına yönelik hazırlanmıştır.
    6284 Sayılı Kanun kadının kocası hakkındaki şikayetini “delilsiz, belgesiz” doğru kabul etmektedir. Kanun bu yönüyle hukukun evrensel ilkesi olan “masumiyet karinesini” hiçe saymaktadır. Bunun sonucunda her yıl yaklaşık 120-130 bin koca evinden uzaklaştırılmaktadır. İlginç olan şey, kadın şikayetinden vazgeçse bile devlet bunu kabul etmemekte, süreç kamu davasına dönüştürülmektedir. Kadının beyanının esas alınması, pek çok kocanın iftiraya uğramasına da sebep oluyor. Ve halen bunlar mecliste tartışma konusu bile olmuyor. Ülke olarak çekilen bu sıkıntılar bu masumların FERYADI olmasın!

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku