Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?

23 Temmuz 2012Sema Maraşlı1.295 Yorum »

Evlilik fıtri bir ihtiyaçtır. Rabbimiz Rum suresi 21. âyeti kerîme de evliliğin amacını, insanları çiftler halinde yaratmasının sebebini “Sûkuna ermeniz, kaynaşmanız, rahatlamanız, durulmanız” için diye bildiriyor. Günümüzde fıtri ihtiyaçlar erteleniyor, öteleniyor, görmezden gelmeye çalışılıyor.

Sevgili peygamberimiz:“Eşi olmayan adam miskindir.” buyuruyor.

Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah efendimiz: “Zengin olsa da” buyuruyor.

Sonra yine Rasûlullah efendimiz devam ediyor: “Eşi olmayan kadın miskindir.” buyurmuştur.

Bunun üzerine: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v): “Zengin olsa da” buyuruyor.

Allah rasûlü bekar kişiyi yoksul olarak tanımlıyor. Bu durumda eş kişinin en büyük zenginliği oluyor. Oysa çoğu zaman bu zenginliğin kıymeti bilinmiyor ve maddiyat uğruna eşler birbirini çok kırabiliyor. Ya da maddiyat yüzünden evlilikler zorlaştırılıyor ve bekarlar evlenemiyor. Hadîs-i şerîfe göre insan ne kadar zengin olsa da evli olmadığı sürece yoksul kabul ediliyor çünkü yoksul, muhtaç demektir. Kadın ve erkek de birbirine muhtaçtır. İkisi de tek başına yarımdır. Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ayrıca evlilik dinimizi iyi yaşamamız için de gereklidir. Sevgili peygamberimiz:

“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur Geriye kalan yarısı içinde Allah’a Karşı gelmekten sakınsın.” buyuruyor.

Dinimiz bu kadar evlenmeyi teşvik etmişken niye bu kadar çok bekarımız var? Geçen haftaki yazıda sormuştum bu soruyu gelen cevapları maddeledim.

Kızların Evlenememe Sebepleri ve Şikayetleri:

Görücü usulünün bitmesi ve kimsenin aracı olmaması. Aracı olabilecek kişilerin kefil olacakmış da olumsuz bir durum olursa sorumluluk altında kalacaklarmış gibi aracı olmaktan kaçınmaları.

Aracıların yanlış bilgiler vermesi

Erkeklerin çalışan eş istemeleri (Çalışmayan kızların şikayeti)

Erkeklerin kendi yaşlarında ki kızlara bakmamaları. Genellikle erkeklerin eşlerini kendilerinden beş altı yaş küçük olmalarını istemeleri.

İlk görüşmede bile erkeklerin kızların rahat olmalarını beklemeleri

İnternet tanışmalarına güvenli olmaması.

Erkeklerin bütün kızları maddiyat avcısı olarak görmeleri.

Erkeklerin Şikayetleri

Kızların maddiyata fazla değer vermeleri

Tipe fazla önem vermeleri

Çok beklentiye sahip olmaları

Kızların çok bilmiş halleri ve kendi istediklerini yaptırmak için erkeğe hükmetmeye çalışmaları.

Kızların görücü usulü görüşmelerde kendilerini ağırdan satayım derken son derece ölçüsüz bir kibre kapılmaları. Sanki erkek kızı her şeyiyle kabul etmiş yalvarıyor, hanımefendi lütfederse olacak gibi davranmaları.

Söz, nişan, kına, takı, düğün gibi masrafların gözlerini korkutması.

Boşanma korkusu

……………………………….

Rabbimiz Nur sûresi 32.âyet-i kerîme de:

“İçinizdeki bekarları evlendirin.” buyuruyor. Fakir olanları da lütfu ve keremiyle zengin edeceğini vaat ediyor.

O durumda bekarların evlendirilmesi (bekar derken sadece hiç evlenmemiş olanları değil, evlenip boşanmış olanları da düşünmek gerek) diğer müminler üzerine bir sorumluluk olarak Rabbimiz tarafından verilmiş. Bekarlara maddi manevi destek vermek gerekiyor. Bu konuda neler yapılabilir?

Öncelikle devletin yapması gerekenler var:

Toplumlar aile ile ayakta durur ve bir toplumun asayişi, huzuru, refahı aile yapısının sağlam olmasına bağlıdır.

Devletin evlilikleri teşvik etmesi evlilikleri artırır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı evlenmekte zorlanan bekar erkeklere maddi yardım yapmalıdır. Bazı Arap ülkelerinde böyle bir uygulama var. İşi olmayan bekar erkeklere iş bulunması ve konut yardımı gibi yardımlar maddi kaygıdan dolayı evlenemeyenlerin evlenmeye teşvik ediyor.

Aile bakanlığı boşanmalarda ki tazminat ve nafakalar konusunu yeniden gözden geçirmeli. Bir önceki yazıda bu konuyu yazmıştım. Maddi geliri düşük olan boşanan erkekler eski eşlerine nafaka ödemekten yeniden evlenemiyorlar. Bu aynı zamanda bu erkeklerin evleneceği hanımların da bekar kalması demek. Boşanma sayılarındaki artışları düşünerek bu konu ile ilgili problem çözülmeli.

Âdet haline gelmiş nişan bohçası, nişan, kına, yüz görümlüğü, pahalı takılar, gösterişli düğün davetleri gibi maddi yükü çok olan adetlerin kaldırılması için medya vasıtası ile halkın bilinçlendirilmesi. Mutluluğun maddiyatta değil, muhabbette olduğunun anlatılması.

Sivil Toplum örgütlerinin yapabileceği çalışmalar var:

Üniversite öğrencilerine burs veren yüzlerce vakıf dernek var; ama bekarları evlendirmek için kurulmuş, sosyal kurumlar yok bildiğim kadarıyla. Sivil toplum örgütleri artık bu konuya ciddi ciddi el atmalı.

Cemaatlerin yapabileceği çalışmalar var:

Her cemaat kendi bünyesinde bir evlendirme ekibi kurmalı. Bekarlarına maddi manevi destek olup evlendirmeli.

Bireysel olarak yapabileceklerimiz var:

Evlenmek isteyenlere aracı olmak.

Şehirlerde görücü usulü evlilikler çok azaldı. Kimse kimseyi tanımıyor, akrabalar bile birbirini doğru düzgün göremiyor. Geriye tanıdıkların gençlere aracı olup evliliklerine vesile olması kalıyor. Günümüzde insanlar aracı olmaktan çekiniyor. Mutlu olamazlarsa bana kötü söylerler diye korkuyorlar. Hatta bu konuda bedduamız bile var. “Sebep olan olmaz olsun” diye. Bu beddua tutarsa sadece yalan söyleyen aracıları tutar. Karşı taraf kabul etsin diye olmayan iyi özellikleri varmış gibi anlatıyorsa bu vebaldir. Tam aksi evlenecek ve iş kuracakları bilenen bir tehlikeli durum varsa uyarmak gerekiyor, söylenenler gıybete de girmiyor.

Aracı olanlar yalan söylememeli ve kefil olmamalı. Sadece “ben sizdeki şu özellikler sebebi ile sizi birbirinize uygun gördüm” deyip aileler vasıtası ile görüşmeleri sağlanmalı. Niyet iyi olup dürüst de olunursa vebali değil sevabı vardır. İlerde onlar anlaşamazsa aracıyı suçlamak onların ahmaklığıdır. Sonuçta en son kararı kendiler vermişlerdir.

Aracı olmaktan çekinenler karşısında Rabbimizin “İçinizdeki bekarları evlendirin.” emri var.

Tabii bu bunlar birbirine uyar mı uymaz mı diye bakmadan uyumsuz olanları birbiri ile evlendirmeye çalışmak şeklinde olmamalı. Akıllı görücü usulü olmalı.

Ben evlilik görüşmelerinde aracı olmaktan çekinmem. Epeyce de evliliklerine sebep olduğum kişiler var. Fakat ya iki tarafı tanımalıyım ya da bir tarafı ben tanıyorsam diğer tarafı sözüne güvenebileceğim biri tanımalı. Bazen bekar ya da boşanmış kişilerden mesajlar geliyor. Evlenmek istediklerini fakat uygun kişi bulamadıklarını yardımcı olup olamayacağımı soruyorlar. Bu durumda yardımcı olamıyorum çünkü yazan kişiyi tanımıyorum. Sadece bir mesajına bakıp ona birini tavsiye etmek yanlış olur.

Bir tanıdığım aile var. Babaya bir delikanlı evlenmek istediğini ona uygun tanıdığı bir kız olup olmadığını soruyor. Beyefendi de genci tanıyor, iyi biri “Benim kızım var” diyor. Delikanlı ile kızını evlendiriyor, şimdi çiftin çok mutlu bir evliliği var. Fakat bunu pek çok kişi yapmaz. Kızını evlendirmek istediği halde “Daha düşünmüyoruz” diyen anne babalar var. Bu konuda kibirlenmeye hiç gerek yok.

Dini kanallarda evlilik programları yapılabilir:

Şu anda yapılanlardan farklı olarak bir kişiyi yüz kişi le görüştürme şeklinde değil, araştırmalar yapılarak birbirine uygun olanları karşılaştırarak evlendirilebilir. Bu programlarda yine şu anki gibi topluma kötü mesajlar vermek yerine çok güzel yol gösterilebilir evlilik üzerine eğitici program haline getirilip bir yandan da bekarlar evlendirilebilir.

İnternet üzerinden evlilikler olabilir:

Şu anki haliyle internetteki islami evlilik siteleri diye kurulan siteler pek güvenli durmuyor. Çok nadir de olsa iyi evlilikler oluyor fakat hayal kırıklığı ya da evlenip boşanmalar kendini olduğundan farklı gösterip aldatmalar çok olabiliyor. Evliler kendilerini bekar diye tanıtabiliyor. Bir evlilik sitesi iyi bir ekip tarafından idare edilmeli. Bizim sitemizdeki gibi kimse kimsenin e-posta adreslerin görmemeli ve sadece ekibin birbirlerine uygun gördükleri kişiler birbirleri ile irtibat haline geçmeli, uzmanlar aracılığı ile güvenli tanışma sağlanmalı.

Bir de evleneceklerin olanların ve ailelerinin yapması gerekenler var:

Çok yüksek beklenti içinde olmasınlar. Hayallerindeki kişiyi bulmaya çalışmasınlar, biraz gerçekçi baksınlar.

Erkekler manken gibi çok güzel kız bulmaya çalışmayın. Güzellik ilk kriteriniz olmasın.

Genç kızlar da öncelikle yakışıklılık ve maddiyat aramasınlar. Bir hayat yaşayacağınız kişinin ahlakı her şeyden daha önemlidir.

Aileler de çok hesap kitap yapmasınlar sonra ayaklarına dolanıyor. Yıllar önce öğretmen bir genç kızı mühendis iyi bir delikanlı ile evlendirmek için aracı olmuştuk. Kızın ailesi delikanlıyı beğendi ama ailesini beğenmedi.”Köyde oturuyorlar, yazın onlar tarlaya giderler kızıma da sen de yazın köye gel bize yemek pişir derler bizim kızımız bunu yapamaz” dediler. Sonra kızlarını şehirli ,çok kibar bir aileye gelin verdiler damatları akıl hastası çıktı. Kızları yıllarca çok sıkıntı çekti.

Ya da çalışan kız olsun diye evlenip hanımının maaşından hiç faydalanamayan erkekler var. Başta dindarlık olmak üzere bir kaç önemli şeye bakıp tevekkül etsinler.

Genç kızlar, erkeğin maddi imkanı iyi değilse ve ailesinin evi müsaitse erkeğin anne ve babası ile oturmayı teklif etsinler. Bekar kayınlar var, ev kalabalıksa pek uygun olmaz ama bir anne, baba ya da görümceyi problem etmesinler. Çünkü erkek memursa maaşı ile ancak ev geçindirebilir. Hem kira ödeyip hem ev geçindirmesi zor. Bekar kalıp baba evinde oturmaktansa yuvasını kurup eşinin ailesi ile yaşayabilir. Erkeğin ayrı evi olsun, arabası olsun, kazancı yüksek olsun diye bekleyen çok genç kız var fakat belli bir yaşı geçtikten sonra bunların çoğundan vazgeçtikleri halde evlenemiyorlar. Ayrıca ayrı ev insana mutluluk verse bu kadar boşanan olmazdı. Kocaman evlerde karı koca birbirlerini yiyip oturuyorlar. Aileler ile oturmanın da avantajları var.

Bir de lüzumsuz masraflardan kaçınmak gerek . Kız isteme safhasından itibaren gereksiz masraflara girmesin iki tarafta. Devletin yapacaklarında yazdığım nişan, bohça, kına gecesi gibi boş harcamalardan kaçınılmalı. Maddi imkanı olsun olmasın. Kız istendikten sonra sonuç olumlu ise erkek ve ailesi bir tepsi tatlı alıp gelip söz yüzüğü takmaları yeterli. Nişan alışverişi ve nişan töreni çok gereksiz.

Hele nişan ve düğün bohçaları denilen alışverişler ancak tatsızlıklara ve gereksiz masraflara sebep oluyor. Genellikle iki taraf da birbirlerinin aldıklarını beğenmiyorlar. Boş yere dedikodu ve iki aile arasında soğukluğa sebep oluyor. “Biz kalitelisini aldık onlar kalitesiz almışlar. ” gibi sözler çoğu ailede olmuştur. Hele nişan ya da düğünde alınanların sergilenmesi gelene giden gösterilmesi büyük bir görgüsüzlük bence. Gelinin gecelik takımlarına, damadın iç çamaşırına kadar kaliteli mi diye bakılır, bakılınca mecburen dedikodu da yapılır.

Tabi bu arada alınanlar bakanlar tarafından beğenilmiyor gibi duruyorsa diğer tarafa diş bilenir. Bizi ele güne rezil etti, diye. Çok iyi şeyler alınmışsa büyük ihtimalle karşı taraf ayıp olmasın diye bütçesini zorlayarak almıştır, acısı bir şekilde karşı taraftan çıkarılır. İki tarafın da damat ve gelin için de olsa alışveriş yapmasına gerek yok bence. Kız tarafı kızına erkek tarafı oğluna ihtiyaçlarını alsın. Çarşı çarşı gezip karşı tarafa don, gömlek aldırmanın hiç bir mantığı yok. Zaten ev döşenirken, mobilyalar alınırken yeterince masraf yapılıyor. Hiç olmazsa ıvır zıvırlar için masraf edilmesin.

Son yıllarda söz, nişan ve kına gecesi hep salonlarda yapılıyor. Eskiden kına gecesi çok sade bir şekilde yapılırdı. Evlenecek kızın arkadaşları bir akşam gelirler, arkadaşlarının son bekarlık gecesinde kendi aralarında kına yakıp, eğlenirlerdi. O da artık gösterişe döndü, salonlarda yapılmaya başlandı. Çöpe atılacak nişan ve düğün davetiyeleri en iyisinden en havalısından olsun derken dünyanın parası ödeniyor. Bunlar israftan başka bir şey değil.

Özellikle burada iş genç kız ve ailesine düşüyor. El gün ne der diye girilen bu gereksiz masrafların yapıldığı adetleri karşı taraftan talep etmesinler. Söz ve düğün yeter. Kız tarafı, erkek tarafını yolunacak kaz gibi görmemeli, dünürlerini evladını evlendirmek isteyen yuva kurmaya çalışan bir mümin kardeş olarak görmeli. Hatalara eksiklere kusurlara bakılmamalı.

Önemli olan yuva kuranların mutluluğu. Kaç genç bu gereksiz masraflar yüzünden çıkan tatsızlıklar sebebi ile nişandan ayrıldı, kaç genç yine bu masraflar yüzünden düğüne yakın birbirinden ayrılmak zorunda kaldı. Kaç evli çift de bu masraflar yüzünden aradan kaç yıl geçmesine rağmen birbirlerinin ailelerinden nefret etmekte. Yazık günah.

Benim yazacaklarım şimdilik bunlar. Sizler de yorumlarla katılıp, geliştirin.

www.cocukaile.net Sema Maraşlı  semamarasli@gmail.com

Okunma Sayısı : 204.886

Yorum yapın

“Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?” için 1.295 Yorum

  1. mete han MGTOW diyor ki:

    Bu hukuki düzende evlenmek mi? Asla… Yeni mağdurlar üretmeye gerek yok. Peygamber efendimizin söylediklerine saygım sonsuz ancak günümüzde şartlar farklı. Miskinliği arayacak hale düşmekte var.

  2. saliha hanım diyor ki:

    Esselamu aleyküm. Bu siteyi bilgi alışverişinde bulunmak, danışmak ve tecrübelerin paylaşılmasıyla insanlara faydalı olacak tavsiyelerin bulunması sebebiyle takip ettim bu güne kadar. Fakat son zamanlarda yapılan yorumlar neticesinde bende sitenin amaç dışında kullanıldığı hissi oluştu. Evlilik gibi reel mühim bir meselenin tanışma maksadı altında sosyal medya aracılığıyla yapılmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Yapılan yorumları görünce sitenin eskisi gibi devam etmesi gerektiğini düşünen takipçilerinin de olduğunu belirtmek adına yazdım.

  3. Selim diyor ki:

    Bazı yorumları göstermiyorsunuz sanırım.
    Bir çok mesaj atmama rağmen hala yayınlanmamış.
    Yorumlarımda herhangi bir sakınca olmamasına rağmen,benden sonra ki yazılan yorumlar dahi yayınlanmış fakat benim yorumum hala yayınlanmamış.
    Hala onay beklediği yazıyor.

    • semamarasli diyor ki:

      Selim bey yazdıklarınızın biri şahıs reklamıy dı ikisinde de biraz hakaret vardı bu yüzden yayınlamadık. Kusura bakmayınız.

      • Selim diyor ki:

        Sema ablacığım vallahi kimseye hakaret etmedim. Yanlış anlama olabilir mi acaba.?

        Ben sadece Adem rumuzuyla hanımla tanışmak istediğimi söyledim.
        Hem siz aileyi teşvik eden bir bayansınız. Bu konuda bana ablalık yapıp önayak olacağınızı dahi düşünmüş, hatta size facebook üzerinden gerçek ismimle mesaj atmıştım.
        Hatam varsa kusura bakmayın.
        Dediğim gibi şahıs reklamı yaptım yada hakaret ettiysem kusura bakmayın ama böyle birşeyi neden yapayım.?

        • semamarasli diyor ki:

          Kusura bakmayın Selim bey, bir karışıklık olmuş o başka bir Selim beymiş. Sizin yorumlarınız yorumculardan bir hanımla tanışmak istediğiniz için yayınlanmamış. Sitede tanıştırma konusuna girmiyoruz, kusura bakmayın bu konuda size yardımcı olmayacağız. Selamlar…

          • mevlüt diyor ki:

            Hepimiz aynı görüşteyiz selim abi rumuz adem abi facebook’ta grup sayfa açsanız madem sitede tanıitırma konusuna girmiyorsunuz o zaman abilerimin facebook’ta sayfa grup açmasına musade edermisiniz Sema hanım

  4. osman diyor ki:

    ALLAHIN selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun benimde başımdan talihsiz bir yüzük olayı geçti yaş geçiyor bende bu yaşıma kadar hiç bir kızn elinden dahi tutmadım mevlüt kardeşimiz gibi istiyoruz ki ben ve mevlüt kardeşim gibi olan bizler eşlerimizi önce ALLAHIN bir emaneti sonrada ailelerinin bir emnaeti olarak görmek istiyoruz çocuklarımıza iyi bir anne saliha bir eş ben eşim olacak saliha hanıma yorulmaması için ev işlerinde bile yardım ederim kadınlar köle değildir peygamber efendimizin sünnetidir aynı zamanda benim yaşımda 35 olacak bayanlara soruyorum evlilkte yaş engelmi neden böyle takıntılılar bayanlar benim düşüncem sanıyorlar evlenince benden önce ölürse ben ne yaparım diye ölüm herkeze hak kimin nezamn öleceğini anca ALLAH bilir birde şöyle durum var ya anlaşamazsak kafa dengi değil halbuki yapılan araştırmalar şunu gösteriyor en çok boşanmalar genç yaştaki evliliklerde özelikle yaşları birbirine yakın kadın ve erkeklerde görülüyormuş halbuki bilmiyorlar ki 30 ve üzerindeki erkekler daha olgun daha anlayışlı daha sahiplenici bi bellemişler yaş yaş yaş ne alakaysa sorun zihniyet ben anlayamıyorum bu şeklide düşünen bayanları anlayan varsa lütfen açıklamasını yapsında bilelim aydınlanalım

    • osman diyor ki:

      düzeltme yapayım adem rumuzlu kardeşim yazacaktım mevlüt kardeşimi yazmışım

    • Feyza diyor ki:

      Osman bey, ve aleykum selam.
      Yas konusundan muzdaripsiniz fakat yas ile ilgili benim de tesbitim sizin gibi. Belli bir yas farkinin karakterler arasinda cok ucurum bir fark olmadigi surece iliskiyi daha saygin ve dengeli kildigina inaniyorum. Burada daha evvel de yazmistim, yas olarak ve yasiyla paralel zihin olarak olgun erkeklerin evlilige daha hazir, hatalari tolere edebilmede daha kabiliyetli ve sahiplenme, konusunda da daha guvenilir buluyor ve kendime talip olan kisilerin yas citasinin daha yuksek olmasini araci olan kisilerden talep ediyordum. Bu talebimde de hakli oldugumu daha sonraki yasadigim tecrubelerimde gordum gercekten.
      Yalniz aileler genellikle erkegin belli bir yasin ustunde olmasini yani aradaki yas farkini kizlardan daha fazla problem ediyorlar. Kizlar aslinda bu konuda ailelerinin ve cevrelerinin tesirinde kalarak olumsuz cevap veriyorlar. Aslinda tekil yasayan ve tekil kararlar veren bir genc kiz, olgun bir erkekten gordugu akilli ve duygusal ufak tefek jestlerle yasiti bjr erkege nazaran daha kolay tesir altinda kalabilir.
      Diyecegim o ki, yas durumunuzu problem etmeyin. Artik kizlar dahi otuz yasinda evleniyorken 35 yasinda Allah izin verirse mutlaka birileri nasip olur. Ama aranizda kac yas olur, orasini bilemiyoruz, Allahu a’lem…
      Once Allah’a, sonra kendinize olan inancinizi yitirmeden, yasinizin size kattigi tecrubeyi helal dairede kendi lehinize cevirerek begendiginiz, sevdiginiz bir hanim olursa gkrusme esnasinda yuregini fethetmeye gayret edin. Allah halis niyetinizi daim eylesin.

      • osman diyor ki:

        ALLAHIN selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun inşALLAH bu güzel düşünceleriniz güzel tesbitleriniz ve dularınız için ayrıca teşkkür ederim bu yaşıma kadar durmamın nedeni kız istemeye gitiğimizde bu her erkek içim geçerli ilk sordukları soru ne iş yaparsın bunu önlemek için kpss girip memur olmayı bekledim ALLAHIM nasip eti memuriyeti kazandım 2015 yılından beride saliha bir eş arıyorum 2017 yılında başımdan talihsiz bir yüzük olayı geçti erkeklere söylüyorum yüzüğü attığım kız hafızdı bir insanın önce dindarlığından önce kişiliğine bakılmalı yok dindarmış yok kapalıymış yok açıkmış bunlar boş önce insan olmalı birde aileside insanlıktan nasibini almalı

        • Feyza diyor ki:

          Osman bey, evet bu ekseri her camiada bu sekilde oluyor. Damadin oncelikle namazli abdestli, guzel ahlak sahibi, durust ve caliskan, iffetine sahip temiz biri olmasina degil de meslegine ve para birikimine bakiliyor. Benim hep niyetim insaallah bir kizim olursa ilerde bu carkin dongusunu kendi capimda kirmaya calisacagim ve damat adayimda meslekten once ahlakina oncelik verip kizima, aileme de bunu tavsiye edecegim. Insaallah..Simdilik en azindan bu niyetteyim ileriyi Allahu teala bilir. Insaallah hayat sartlari beni bu niyetimden uzak bir dunyanin ortasina dusurmez.
          Gerci artik sozkonusu evlilik olunca kizlarda dahi hangi meslegi icra ettigi kriteri oncelik kazandigi icin cok yadirgamamaya, anlamaya baslasam da durumu, bu kabullenebildigim anlamina da hic gelmiyor. Bir dunyevilesme temayulu icindeyiz ve sizin de haliyle once is sonra es diye dusunmus olmaniz gayet dogal. Caldiginiz kapilardan issizlik nedeniyle eli bos donmektense en azindan is kismini garantiye almak bir erkek acisindan mantikli..
          Bu arada sizi hatirladim. Hatta bu yuzuk atma olayinizin oncesindeki gunler fikir danistiginizda sizin durumunuza olumsuz bir yorum yaptigimi da hatirliyorum. Hakkinizda hayirlisi..
          O zaman da demistim simdi tekrar ediyorum. Hafizligin degeri hepimizin malumu, mes’uliyeti gibi kiymeti de buyuk fakat yuvaniza hanim, kendinize yaren ararken hafizlik kismina takilip esas kriterleri yani zerafet, ihlas ve teslimiyet, mulayemet ve tevazu gibi onemli kisisel ozellikleri es gecmeyin. Cunku bizim cenahta yani genel anlamda mutaassib cenahta, anneleri biliyorum coklukla, “bir kiz bulduk cok guzel, kiz hafizmis” ama kizin kisiligi nedir, ezberledigi ile amel edebiliyor mu, kazandigi hafizlik vasfi uzerindeki tevazu perdesini kaldirmis ve gizli bir kibre suruklemis mi yoksa canli bir Kur’an gibi yasamaya calisan, ihlasini da hifzettigi “Kur’an” gibi muhafaza edebilen guzel ahlak sahibi bir kiz mi….? Bunlari iyi degerlendirip mutmain olduktan sonra hafiz olmasi arti bir ozellik olarak degerlendirilsin. Ana kriter olarak degil.. Yanlis anlasilma olmasin, kendim de bu zumrenin icindeyim. Bu yil itibariyle zamaninda cesitli sebeplerden oturu yarim birakmak zorunda kaldigim hafizlik egitimimi tamamlamaya calistim Allah’in izniyle elhamdulillah ancak kendimin de bu zumrenin icinde bulunmasi bu fikrimi degistirmedi, hala ayni fikirdeyim, kendim de bu risklerin muhatabiyim.
          Yalniz burada ifrada varildigini dusunerek, hafiz veya tesetturlu kizlardan, cesitli tecrubeleri nedeniyle darbe almis kardeslerimizin bir sonraki tecrubesinde dindarlik ve tesettur gibi muhim ozellikleri busbutun rafa kaldirmasini da tasvip edemiyorum. Bir kasa elmanin icinde curuk elmanin size denk gelmesi diger butun elmalarin da curuk oldugu manasina gelmez veya bir iki curuk elma yuzunden siz elma yemekten vazgecmezsiniz, gecmemelisiniz.. Bunlar yine ve hala onemli kriterler. Gavura kizip da oruc bozulmaz ki.. (tesbihte hata aranmasin)
          Siz niyetinizi halis tutmaya devam edin, Allahu Teala da gonlunuze gore temiz, saliha, dindar bir hanim nasip eder insaallah.
          Allah yardimciniz olsun.

          • Mevlüt diyor ki:

            Feyza hanım
            Yani hafızlık olupta ilmin izzetini yaşıyormu

          • Yasir diyor ki:

            Feyza Hanım Söylediklerinize katılıyorum. Kapalı – açık ne fark eder hepsi aynı, karakter önemli diyorlar. Eğer fark yoksa ayet neden var? Karakter önemli evet. Karakteri önemli bir kişi ile bu dünyada belki mutlu olabilirsiniz peki ya ahir dünya ne olacak? Çocuklarımıza inancımızı öğretecek anne önemli değil mi hiç?

          • Kutalmışoğlu Süleyman ( adem) diyor ki:

            Arkadaşlar baktım ki sitede her yeni gelen adem vs gibi adlar kullaniyor. Bu adı geçmişten beri kullanan kişi olarak ben artık Kutalmışoğlu Süleyman adını kullanacağım. Bu arada pek yorum yazamıyorum ama herkesin yazısını okumaya çalışıyorum. Allah hepimizin günahlarını affetsin ve hayırlı insanlarla karşılaştırsin

          • Feyza diyor ki:

            Evet oyle Yasir bey, en fazla ihtilafa dusulecek konu zaten cocuklarin egitimi hakkinda olur. Namazi tesetturu olmayan bir anne cocugunu en iyi dini egitim veren krese de yollasa bu egitim evde tatbik edilmedigi icin su uzerine yazilan yazi misali cocugun hafizasindan silinir gider.
            Bugun cok duyuyorum, secim doneminde evde oy verecekleri parti yuzunden dahi anlasmazliga dusen kari kocalar var. Bu dahi soruna, anlasmazkiga sebep olurken dinimiz daha degersiz degil bir siyasi tartismadan..Dini konulardaki inanc ve fikir birligi bir ailenin huzuru icin bana kalirsa da olmazsa olmazlardan.

            Hem sonra dediginiz gibi ahiret birlikteligi. Bir insan bu dunyada karakterinden cok memnun oldugu hanimini/beyini ahirette de refiki olarak gormek istemez mi?

            Karakter zaten ihlasla iman eden insanlarin inanci dogrultusunda yavas yavas musbet yonde sekillenebilir. Ama iste bazen olmuyor, bu da her zaman gecerli diyemiyorum. Tabi yine de temkinli olmak lazim,zahiri dindarliga da aldanmamak lazim. Hepsi dort dortlukte olmaz, biz kendimiz mukemmel miyiz sanki de elin kizinin/oglunun mukemmel dort basi mamur olmasini isteyelim. Biraz dunyevi biraz uhrevi konularda eksiklikleri(miz) olacaktir. Karakterler uyumluysa, dini acidan da beraber ciktigimiz ahiret yolunda bizi yari yolda birakmayacagina itimad ettigimiz imani ve itikadi saglam biriyse kalan eksikler de yavas yavas evlendikce tamamlanir.

            Ama mutluluk adina ana dusturlarimizdan basta taviz vermemiz herseyden once Allahu Teala’ya olan tevekkul ve teslimiyetimizde bir hasar olduguna dalalet eder. Cunku Allah rizasi icin yuva kurnak isteyip bu yolda cocuklar yetistirmekse bizim gayemiz bu hayirli zevci/zevceyi de umitsizlige dusmeden Allah’tan dilemek zorundayiz.

            Diger turlu mutlu olamama kaygisiyla farzlara dahi duyarsiz bir insanla evlilik yapmayi basta goze alabilmek, ileride verilecek daha buyuk tavizlerin habercisidir. Hepsine dikkat etmek zorundayiz, Allah yardimcimiz olsun herkesin gercekten zor..

          • Feyza diyor ki:

            Mevlut bey, aynen oyle demek istedim guzel ifade etmissiniz. Tesekkur ederim.

          • Süleyman diyor ki:

            Uzun bir aradan sonra mesaj yazmak istedim.

            Geçen günlerde rüyamda bu siteyi gördüm. Sitede de Feyza hanımın yorumunu. Yorumunda evlenmiş çocuk sahibi olmuş çocuğuyla ilgili birşeylerden bahsediyordu. Çok sevinmiştim.

            Bu konuyla alakalı ise şunları demem gerekiyor ki evlilik hem erkek için hemde bir kadın için büyük sorumluluk. Sonuç olarak öbür dünyanızı da etkileyen bir durum.

            Beni çok üzen veya çok sıkıldığım evlilik konusunda hayal kırıklıklarım oldu. Hatta en son görüştüğüm kişi ile olmayınca kibarca kırmadan olmaz dediğim için ağır eleştiriler aldım. Kızlarla keyfim için mi görüşüyor muşum, pazardan armut seçmiyormuşum gibi karşı taraftan çok ağır sözler söylendi. İçim o kadar burkuldu ki.

            Gene de her seferinde işte böyle oluyor diyip kendine bahane üretmeyi ve kötü yola sağmayı ya da karakteri iyi diye islami anlamda önemli konulara dikkat etmeyen birisi ile evlenmeyi doğru bulmuyorum bende.

            Cümlemiz hakkında hayırlısı olsun.

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey, Allahu teala hayirlara cikarsin, cok guzel bir ruya gormussunuz. Kendi adima sevinmek isterdim ama ruya, once sahibini baglar. O yuzden ben sizin hayirli bir haberiniz olacagina yoruyorum bunu ki oyle ciksin insaallah :)
            O anlamda bir girisimim oldu sonra kendimden kaynakli bazi problemler yasadim ve surec hayli uzadi.
            Sizin durumunuzu bilmiyordum ama acikcasi hayirli bir gelisme oldugunu umid ediyordum. Bir ara burada Fatih beyle de kulaginizi cinlatmistik hatta. O da sanirim evlendi evlenecektir bu aralar.
            Yalniz durumunuzla ilgili birsey dikkatimi cekti. En azindan reddedilen degil reddeden taraf olmussunuz. Bu da guzel bir gelisme. Oncesinde olmadigi icin uzuluyordunuz, ne dediklerine aldirmayin. Siz ne istedigini bilen bir beyefendisiniz. Pazardan armut secme tabiri cok kirici, pazardan armut secmiyoruz elbette fakat pazardan armut alirken “bile” seciyoruz degil mi? Evlilik armuttan onemsiz degil sanirim, elbette secici olacagiz..deseydiniz keske..
            Hakkinizda hayirlisini dilerim.. Insaallah en yakin zamanda guzel bir gelisme olur ve duyariz..

          • Süleyman diyor ki:

            İnşAllah sitenin bütün bekarları için hayırlı bir haberdir rüya.

            Fatih beyin haberini görmüştüm ancak o sıralar çok yoğun olduğum için hayırlı olsun diyememiştim. Yorum yapmaya başlayınca illaki birkaç tane yapıyorsunuz vakit alabiliyor. Ancak çok sevindim Fatih Bey için Allah mesud etsin inşAllah hayırlı bir yuvaya kavuşur.

            Reddedilen taraf değil, reddeden taraf olmuşsunuz demişsiniz. Yani kibir olarak algılanmasın ancak bu şekil gelişeceği belli idi. Meslek sahibi olduktan sonra böyle olacağını tahmin ediyordum. Çalıştığım yerde her dönem bir teklif alıyorum nerdeyse. Genellikle de şu cümleler geçiyor ” sizi ilk gördüğüm anda çok farklı hissetim. Gördüğüm andan beri unutamıyorum vs.” İşe girmeden kimse böyle ilk görüşte etkilenmiyordu nedense 😛

            Sonuçta iş sahibi olunca samimi söylemem gerekirse toplumun size olan bakışı çok müthiş değişiyor. Ne yazık ki kişileri ahlak ve erdemleri üzerinden değil de meslekleri ve kazançları üzerinden değerlendiriyoruz. Son görüşmede de reddetmemim bir sebebi bu idi. Öğrenci olsa idim evlenir miydiniz diye sorunca evlenmem demesi moralimi çok bozdu. Yani benim tek vasfım mesleğim kazandığım param mı? Ahlakım, beni ben yapan diğer özelliklerimin önemi yok mu? Bunu anlamladıramıyorum. Genellikle de buna üzülüyorum.

            Dediğiniz cümleyi doğru bulsamda ben karşı tarafa öyle birşey diyemem. Benim edebim öyle birşey dememe müsade etmez. Sadece bir yanlışım oldu ise süreçte bilmeden onun için özür dileyip helallik isteyip meseleyi bitirdim. İnsanlarla çatışarak birşey kazanacağımı düşünmüyorum. Zaten afedersiniz ben gönül eğlendirmek, ya da “pazardan armut seçmek” için neden saatlerce yolculuk çekeyim, birsürü ulaşım masrafı vereyim.

            Öbür taraftan çok kırıldığımı da belirtmem gerek. Ben harama düşmeyeyim diye elimde bu kadar imkan olmasına rağmen her zaman görücü usülünü tercih ediyorum ancak buna rağmen gene ciddi hakaretler işitiyorum. Alalemin kızı ile çıksam dolaşsam hiç bir akrabası tutup da bana böyle birşey diyemez ancak evlenmeye çalıştığım için görücü usülü edebe uygun bir şekilde –birde üstüne hakaret işitiyorum. Bir tarafta elinizi sallasanız ellisi gibi bir durum varken diğer tarafta edebe riayet ederek görücü uslüne başvurduğunuz için işittiğiniz hakaretler, çektiğiniz çileler, karşılaştığınız acaip talepler… Bence kimse şaşırmasın bu kadar gencin harama düştüğüne. Biz kendi ellerimizle itiyoruz gençleri bu duruma.

  5. Adem diyelim. (Rumuz) diyor ki:

    Selamun aleykum arkadaşlar, bende (2018 yılı itibariyle,1989 doğumlu) 29 yaşında hiç evlenmemiş bekar bir erkeğim. Hiç sevgilim olmadı çünkü kızlara hep Allah’u tealanın emaneti gözüyle baktım ve hep hassas davrandım.
    İçki ve sigaram yok, işim ve evim var çok yakışıklı olmasam da,fena sayılmam (elim ayağım düzgün hamd olsun).
    İslami evlilik yapmak istiyorum. İçkili,çalgılı, kadın-erkek karışık düğünüm olsun istemediğim için red ediliyorum belki de, bilemiyorum.
    Evet, belki evliya değilim. Hem çok günahkarım,kabul ediyorum.
    Allah’u tealadan niyazım şu ki; gözlerine baktığımda içime huzur verecek, konuşmasıyla beni mest edecek, Dünyaya dönük değil ahirete dönük isteklerini bana sıralayacak bi eş istiyorum. Belki çok şey istiyorum,biliyorum. Bir çokları gibi artık bende evlilikten soğumaya başladım. Olmuyor çünkü.
    Eskiden kapalı (çarşaflı,türbanlı) eşim olmasını çok isterdim, ‘sadece ben göreyim çünkü o benim, benim eşim’ diye düşünürdüm. Görüyorum ki maalesef kapalı hanımların çoğu açık bayanlardan beter istekleri var. Dindar zannettiklerim beni çok yanılttılar. Çevrem uygun bir evlilik yapmam için müsait değil ve zaten yardımcı da olmuyorlar.

    İşten gelince kitap okuyup sohbet edebileceğim, el-i sünnet,ehl-i islam bir eş istiyorum.
    Sizce çok şey mi istiyorum?
    Bana dua ediniz.
    Allah’u tealaya emanet olunuz.

    • Elifkkk diyor ki:

      Adem Rumuzlu Bey
      Rumuzu değiştirin bu sitede birden fazla Adem var zaten :)
      Rabbim çıktığınız bu hayırlı ve kutlu yolda sizi muvaffak eylesin.
      Evlenmek bu devirde inanın çok zor. Düzgün bir insana denk gelmek o kadar zor ki ? Bende 29 yaşındayım. Nasip olmayınca olmuyor. ve sizin saydığınız bir çok kritere sahip olmama rağmen bunların günümüzde ve çevremde bu meziyetlerin değerli olmadığını görüyorum. İnanın bu beni fazlası ile üzüyor. Yaptığım her görüşmede ”bu insanlar ne istiyor ”diye hep kendime sordum ve kendimi sorguladım. Umudumu da kaybettim. İnşaAllah siz istediğiniz gibi bir eş bulursunuz.

      • Mevlüt diyor ki:

        Adem Bey

        Def; kadınların düğün* ve bayram gibi sevinç günlerinde, toplu bulundukları sırada çaldıkları, yuvarlak kasnağa gerilmiş deriden ibaret bir eğlence âletidir.

        İslâm’ın evrensel mesajı, insan hayatının bütün devrelerini kapsar. Doğum öncesi, çocukluk, gençlik, evlenme, aile yuvası içinde sevinçli veya üzüntülü bütün yaşama devreleri hakkında İslâm’ın öğretimi vardır. Üzüntülü ve kara günlerde kadere teslimiyetle teselli olan müslüman, sevinç günlerinde de bunun tezâhürü olan nezih eğlentiye meyillidir. İnsan hayatında sevincin sembolü olan iki vakit önemlidir: Evlenme merasimi ve bayramlar. Sahabe devrinde de. bu iki sevinç zamanında önceki alışkanlıkların görüntüsü olarak def çalınması üzerine, konuyla ilgili hadîsler vârid olmuştur:

        “Nikâhı ilân edin. Onu mescidlerde kıyın ve onun üzerine defler çalınız.” (Tirmizî, Nikah, 6).

        Hz. Âişe, Es’ad b. Zürâre (ö. 1/622)’nin yetim kalmış kızı Fâriga’yı himayesine alıp büyütmüştü. Büyüdüğünde onu Ensar’dan Nebît b. Câbir ile evlendirdi. Gelini, koca evine götürenler arasında bulunan Hz. Âişe şöyle der: “Döndüğümüzde Rasûlullah (s.a.s.) bize şöyle dedi: Ya Âişe damad* evine gidince neler konuştunuz? Âişe dedi: Selam verdik ve evliliğin hayırlı olmasını diledik. Allah Rasûlü buyurdu: Ya Âişe, sizin çalgınız yok mu? Ensar, çalgıdan cidden hoşlanır.” Başka bir rivâyette:

        “Def çalacak, şarkı söyleyecek bir câriye gönderdiniz mi?” buyurdu. Hz. Âişe, “Ey Allah’ın Rasûlü o ne söyleyecek?” dedi. Hz. Peygamber: “Size geldik, size geldik. Bize selâm verin, biz de size selam verelim ” desin. ” buyurdu. (et-Tâc, II, 275)

        Rubeyye binti Muavviz’den şöyle dediği nakledilmiştir: Düğünümüz olduğu sabah, Hz. Peygamber (s.a.s.) evimize teşrif etmişti. O sırada küçük kız çocukları deflerini çalıyorlar ve Bedir harbinde şehit düşen atalarımızı dile getiriyorlardı. Onlardan biri,

        “Aramızda yarını bilen Peygamber vardır, susalım” deyince, Allah Rasûlü, ona şöyle buyurdu: “Bu gibi sözler söyleme. Daha önce söylediklerine devam et.” (Tirmizi, Şerhi Tuhfetü’l-Ahvezî, Kahire 1967, IV, 211-212)

        Başka bir hadiste, “Helâl ile haramın arasını def ve ses ayırır.” (Tirmizî, Nikâh, 6; Nesâi, Nikâh, 72; İbn Mâce, Nikâh, 20: Ahmed b. Hanbel, III, 418) buyurulur.

        Diğer yandan bayram günü şarkı söyleyen câriyelere Hz. Peygamber (s.a.s.)’le birlikte bulunan Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in: Mescid-i Nebevî’de mızrak oyunu oynayan Habeşlilere de Hz. Ömer’in engel olmaya kalkışması üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) buna gerek olmadığını bildirmiş ve kendisi de mesciddeki Habeşlileri seyretmiştir. (Tecrid-i Sarih Tercemesi, III, 203, 204). Kız çocuklarının defle şarkı söylemesi Kurban Bayramı günlerinde olmuş ve Allah Rasûlü, Ebu Bekir’e: “Ey Ebû Bekir, her kavmin bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır. Onları bırak” demiştir. (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, III, 151-157).

        Yukarıda zikredilen hadisler ve benzerleri, müslümanların sevinç günlerini, bazı meşrû müzik aletleri ve müstehcen olmayan türkü ve şarkılarla kutlayabileceklerini gösterir. Ancak bu, nefsi tahrik eden ve beraberinde içki gibi meşru olmayan şeyleri getiren bir tarzda olmamalıdır. Ayrıca, çalınacak defler, zilsiz olmalıdır.

        ALLAH mü’min leri hayırlı bir eşler evlendirmeyi nasip etsin inşaALLAH
        Selam ve dua ile

        • Rumuz Adem diyor ki:

          Mevlüt bey kardeşim selam ve hürmetlerimi bildirdikten sonra.

          Söylediklerinizi biliyorum ve karşı değilim.
          Meseleyi derinlemesine tafsilatlı yazmadım.
          İslami düğün bellidir.
          Hanımlar kendi aralarında sesi dışarıdan duyulmayacak şekilde eğlenir. Nikah bir ibadet olması cihetiyle camiilerde kıyılarak ilan edilmiş olur zaten.

          Kastettiğim, günümüzde yapıldığı şekliyle kadın ve erkeklerin karışık olmayacakları düğünlerdir. Bu tarz düğünler israf olup dinimize de uygun değildir.

          Beni anladığınızı düşünüyorum.

      • Rumuz Adem diyor ki:

        Peki,tavsiyen üzere ismimi değiştirdim. Adem diyelimden,Rumuz Adem yaptım :) Olmuş mu.? 😀

        Bu arada duan için çok teşekkür ederim. Allahu teala Cümlemizi muvaffak eylesin inşaallah.

        Kriter meselesine gelecek olursak ben çok şey istemiyorum ki.
        Çalışmayan,evinin kadını olan,eşinin sözünü tutan bir hanım istiyorum.
        Düğün yapmam demiyorum, sadece islami düğün istiyorum diyorum.
        Kimsenin kınamasına bakmadan, elalem ne der diyen değil ”Rabbim ne der.?” diye düşünen bi eş istiyorum.

        Söz dinleyen bir eş bu dünyada ki en büyük hazinedir diye düşünüyorum.

        Peygamberimiz (sallallahu teala aleyhi ve sellem) evllilik dört şey için yapılır. Siz dini için evlilik yapınız buyuruyor.

        Hanımım olacak kişinin malı,güzelliği yada soyu ile ilgili evlilik yapmak istemiyorum.

        Namuslu,edepli,çalışmayan,ev hanımı,rabbini bilen bir eş istiyorum.

        bu şartlarda birine rastlayamıyorum maalesef.

        Umudunu kaybetme diyecem ama bende kaybetmek üzere olduğum için sana diyemiyorum.

        Çevremde bir çok kız olmasına ve onların kriterlerine uymama rağmen hiç biriyle konuşmak istemiyorum.

        Evimin İçişleri Bakanı Olacak kişi neredesin.?
        Geldiysen buradayım diye ses ver.! :)

        • Mevlüt diyor ki:

          ALLAH sabır versin adem abi olmuyorsa oluruna bırak takma tabi evlenme demiyorumda nede olsa hepimiz ölecez üzülmeye hiç değmez
          insanlardan gelen sıkıntılara dayanmak lazım
          Allahü teâlâya hamd olsun ve Onun sevgili Peygamberine salât olsun. Size ve
          bütün müslümanlara düa ederim.

          • Rumuz Adem diyor ki:

            Mevlüt abi Allahu teala razi olsun.

            Yaşadiğım çevre insani fazlasıyla zinaya teşvik ediyor.
            Bundan sakinmak inan bana çok çok zor. Oruç tutsam dahi nefs terbiye olmamakta inad ediyor.

            Sanıyorum bu müşkülden kurtulmanin çaresi evlenmekten geçiyor. Bundan baska yol gözükmüyor gibi.

            Ha bu demek değil ki İslam dışı evliliğe rıza göstereceğim.
            Aradığım hanimda en temel ölçü gösteriş olmayan bir iman gerisi inan gerçekten boş.

            İslami bi evlilik olmayacaksa zaten hiç olmasin.

            Allahu teala herşeyin en hayırlısını cümle ümmete nasib eyleyip, bizlere son nefeste iman selameti ihsan eylesin.

        • Zeynep diyor ki:

          Selamün aleyküm hayırlı ramazanlar diliyorum. Bu zamanda öyle insanı zor bulursunuz ben şahsen evleneceğim kişiye çok yardımcı olmak istedim ama olmadı haketmedi. Ve bi de üstüne hakaret etti kimse değmiyor bunu anladım ve artık evlenmeyi düşünmüyorum artık. O kadar üzülmeme değmez. Hatta o kadar az şey istedim tek amacım islami bir evlilik yapmaktı. 2.el eşya alsa tek kelime etmeden razı olurdum

        • Elifkkk diyor ki:

          Rumuz Adem bey
          Inanın güldüm. Çünkü yorumunuzu okurken kendimi buldum. Ben de hep derdim hala da diyorum. “Ey evimin direği beni Rabbimin emaneti bilecek koruyup kollayacak benim çalışmamı istemeyecek kavvam en değerlim en güzel armağanım nerdesin .Armut dersem çık elma dersem de çik bul beni artık “😊 Ama zaman ve sabir .Inanın Rabbimin onu bana ulaşmasında benim ona ulaşmadaki engelleri kaldırmasi için her gün dua etmekten başka elimden ne gelir ? Ayrıca kullardan da ümidi kestim .Sadec e Rabbim Raşit ismi ile denk getirsin diyorum .Allah tüm bekarlara hayırlı kapılar açsın.

          • Rumuz Adem diyor ki:

            Aleykum selam Zeynep hanım,sizde hoşgeldiniz.

            Arkadaşlar madem ki bir çoğumuz aynı dertten muzdaribiz.
            Madem ki bir şekilde burada tevafuk ettik, cesaretimizi toplayıp neden bir adım atmıyoruz.? Neden çekiniyoruz.?
            Allahu teala bizi burada boşuna rastlaştırmadı heralde.
            Görüşlerimiz,fikirlerimiz ve arayışlarımız aynı değil mi zaten.? Neden,kimden utanıyoruz.?

            Yanlış anlaşılma olmazsa ben şahsen tanışmak isterim, tabii o kabul ederse…

            nasıl irtibat kurabilirim.?

          • Zeynep diyor ki:

            Ben aynı şeyleri yaşamak istemiyorum korkuyorum artık evet demeye de hayır demeye de. İki arada bir derede kaldım.ya evet dedikten sonra pişman olursam o zaman ne olacak. İnanın sürekli sorgulamaktan da yoruldum daha yeni 33 oldum ama kendimi 50 yaşında hissediyorum. Hayat beni o kadar yordu ki. Ama bazan da kendimi çok güçlü hissediyorum sanki bütün fırtınalardan sapasağlam çıkacakmış gibi. Sonra aklıma şu söz geliyor. Sabır öyle bir iptir ki sen kopacak sanırsın o gittikçe güçlenir. Sen bitecek sanırsın o gittikçe artar. Bu sözü hatırlıyorum sabrım kalmadı artık dediğimde. Allaha bıraktım ben işimi. O neylerse güzel eyler inşallah

  6. Mehmet Demir diyor ki:

    Allah razı olsun çok güzel açıklamalar ve özetlemeler yapılmış.

  7. mevlüt diyor ki:

    Benim çevrem yok annemden bekliyorum evlenmek için hayatımda hiç sevgilim olmadı olmasında müslümanın sevgilisi değil helali olur nasıl bir yol izlemem lazım evlenmem için

    • Elifkkk diyor ki:

      Mevlut bey
      Düşünün aslında siz talip olan tarafsınız. Yapacağınız çok şey var .Bizim birinin talip olmasını beklemiyorsunuz .Sahsi fikrim cevrenizde düzgün biri varsa aracı ile ağzını arayın. Gözlemleyin. Içinize sinerse edep çerçevesinde talip olun.

      • mevlüt diyor ki:

        Talip olan biziz ama son kararı veren kızlar aracı ile bulduklarımız hiç olumlu cevap gelmedi 1.ci örnek kız meslek sahibi olmak istiyor evlilik simdilik hedef değil 2.ci örnek benim içime sinmedi 3.cü örnek önümde ablam var annesi öyle dedi meslek sahibi olabilir bir işi hallolmasını bekleyebilir ama kestirip atmasa kızı gördük diye apar topar düğün istemiyoruz ki 1.ci ve 3.cü örnek kuran kursunda hoca yani dindar biri istiyorum seçeceğim eş adayında ALLAH korkusu oldumu geri kalan kriterler hallolur ALLAH mü’minlere hayırlı eşler nasip eylesin ins.

        • Yasemin diyor ki:

          Ben bu şekilde(görücü usulü ya da tanıştırılma )evlenmek isteyen erkeklerin; görüşmelerde kız hayır diyince ya da kararsız kalınca hemen çekildiklerini gördüm. Bence aday akıllarına yatmışsa(aradıkları özelliklerin çoğunu taşıyorsa) gururu bir tarafa bırakıp ‘kız evi naz evidir’ diye düşünüp ısrar etmeleri (edep çerçevesinde) 2. hatta 3. görüşmeleri ayarlamaları, kızı ikna etmeye çalışmaları gerekir.
          Bir bayan olarak kararlı, cesaretli, ne istediğini bilen erkekler her zaman çok hoşuma gitmiştir. Bu tutumu adaya benim gözümde artı puan getirmiştir tekrar düşünmeme sebep olmuştur.
          Biz kızlar biraz ikna edilmek ve ısrar bekliyoruz. Özellikle de belli bir yaşın üzerindeki bayanların evlilik korkularını yenmeleri, bir erkeğe güvenmeyi öğrenmeleri açısından birkac kere daha görüşmeye ikna edilmeliler.
          Ancak sanki tam tersi olmuş gibi. Daha çok erkekler ikna edilmeyi cesaret verilmeyi bekliyor😊
          Sonuçta evlenmek istiyorsa; her iki taraf da gururu vesveseleri bir kenara bırakıp kararlı cesaretli bir şekilde davranmalı diye düşünüyorum.

          • Mevlüt diyor ki:

            Yasemin hanım sana hak veriyorum yalnız görüşme olmadan kabul etmediler hani görüşme olduda hemen kabul etmeyebilirler görüşme olmadan kimisi meslek sahibi olmak istiyor kimisi ablam var diyor ret geliyor. Ben hiç böyle evlilik görüşmesinde bulunmadım ne gibi görüşme olur kız erkek ne ister senin önerin nedir ALLAH rızası için selam ve dua ile

          • Yasemin diyor ki:

            Mevlüt Bey,
            “Önerin nedir?” diye sordugunuz için nasıl ifade edeceğimi bilememekle birlikte yine de fikrimi yazmaya çalışayım.
            Siz direkt kızları görüp mü talip oluyorsunuz? Yani “şurda bir kız var güzel, hanim hanımcık dindar o kıza talip olayım” diye mi düşünüyorsunuz. Evlilikle ilgili düşüncelerini bilmeden size uygun olup olmadığını ya da sizin onun beklentisine uygun olup olmadığınızı bilmeden mi talip oluyorsunuz?
            Nacizane size tavsiyem; evlenmeyi düşünen kızlara mi talip olsanız acaba. Yani önce soruşturup evlenmek istediğini bildiginiz duyduğunuz, size uygun, sizin de ona uygun adaylara mi talip olsanız.
            Kadın erkek farketmez herkesin evlilikle ilgili beklentisi farklı olabiliyor. Sizin kendinize uygun gördüğünüz adayın, evlenmek istediği adayla ilgili farklı istekleri beklentileri olabiliyor. ( kimisi illa şu meslekten olsun diyor, kimisi esmer olmasın sarışın olsun diyor…)Doğru ya da yanlış herkesin farklı beklentileri var.
            Etrafınızda başka adaylar da vardır. Onları da tartın, hemen olmaz diyip kestirme atmayın. Onların eksilerini artılarını düşünün. Belki de evlenmek için etrafınızda sizi düşünen birileri vardır.
            “Ben hiç böyle evlilik görüşmesinde bulunmadım ne gibi görüşme olur kız erkek ne ister.” Bu görüşmenin seyrine göre değişkenlik gösteren bir durum.
            Bu konuyla ilgili Sema Hanimın da yazini başında değindiği benim de çok hoşuma giden bir ayeti kerime var: “Kaynaş(ıp huzura kavuş)manız için size kendi (cinsi)nizden zevceler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun (kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. (Rûm Sûresi 21.Ayet)”
            Yüce ALLAH o kişi kaderimizde varsa aramıza sevgi merhamet koyacaktır, nasıl davranacağımızı, ne konuşacağımızı düşünmemize gerek kalmayacaktır.
            Çok mübarek günlerdeyiz, bu güzel günlerde Yüce RABBİM, inanarak yalvarıp yakararak bol bol dua etmeyi nasip etsin hepimize.
            Hepimizin karşısına da en kisa zamanda gönlümüze göre iki cihan saadeti yaşatacak merhametli, vicdanlı, dürüst eşler çıkarsın.

          • Zeynep diyor ki:

            Pekı iyi insanların olduğuna dair umudunu kaybetmiş olan ve evlenmekten vazgeçen birine ne dersiniz. O kadar umutsuz vaka oldum ki anlatamam size artık olmasın istemiyorum moduna girdim çünkü gerçekten yoruldum artık

          • Fatih Murat diyor ki:

            KIZLAR, EVLİLİĞE İKNA EDİLMEK İCİN ISRAR EDİLMELİ…

            NEDEN?

            Daha sonra kocasıyla girdiği en ufak bir tartışmada “ben sana yuz vermemiştim ama sen Dilenci gibi kapımda yatmıştın, K..pek gibi peşimden koşmustun, unuttun o günleri” vb sözlerle erkeği tahrik ve taciz etsin diye mi ısrar etmek lazım?

            Yok, saolun biz almayalım…

          • Yasir diyor ki:

            Kız hayır deyince ben de ısrar etmeyenlerdenim. Kız hayır demişse benim için o ‘hayırdır’. Eğer kızın aklına yatmışsa çıksın konuşsun. Eğer kararsız ise ikinci bir adım atılabilir. İkinci defa da olumsuz veya kararsız ise üçüncü defa adım atmak erkek için kişiliğinden ödün vermektir. Erkeklere tavsiyem kızın kapısına ikiden fazla gitmeyin. Evlilik sadece erkeklerin ihtiyacı mı?

          • Yasemin diyor ki:

            Fatih Murat Bey,
            Evli misiniz bunu yaşadınız da mı anlattınız yoksa bekarsınız da etraftan duyduklarınıza göre mi yorum yaptınız.
            Her insan her kadın aynı değildir. Böyle söyleyen, söyleyecek karakterde olan kadınlar yok mudur? Bence de vardır. Ancak aksi de var. Genelleyip her kadını aynı kefeye koymak haksızlık bence.
            ALLAH güzel ahlaklı, kadir kıymet bilen eşler çıkarsın karşınıza, karşımıza…

          • Yasemin diyor ki:

            Zeynep Hanım
            Ben de zaman zaman sizin içinde bulunduğunuz psikolojiyi yaşadım. Hayırlı bir evlilik için sürekli dua ediyordum ama daha çok başkalarından medet umuyordum. Ailemden, akrabalarımdan, evli arkadaşlarımdan aracı olmadıkları bu konuda bana yardımcı olmadıkları için şikayet ediyordum.
            Artık öyle düşünmüyorum. Bizler dua edeceğiz ama öyle etmek için geçiştirerek değil inanarak, ağlayarak, yalvara yakara, bıkmadan usanmadan ALLAH ‘tan isteyeceğiz. Derdimizi ALLAH ‘a anlatacağız. Sonra da ALLAH’ın bahşedeceği sebepleri gözümüzü dört açıp bekleyeceğiz.
            ALLAH’ın rahmetinden ümit kesmeyecegiz. ALLAH hayırlı bir eşi karşımıza çıkarana kadar da kendimizi geliştireceğiz boş durmayacağız.
            Zeynep Hanım, bilmiyorum belki de yaşınız benden küçüktür. Ben ALLAH ‘ın takdir ettiği biriyle O’nun uygun gördüğü zamanda evlenip yuva kuracağıma inanıyorum. Siz de öyle düşünün lütfen

    • Mevlüt diyor ki:

      Ben devlet memuruyum ama işitme engelliyim karşı taraf dejavantaj olarak görebilir mi acaba

      • Elifkkk diyor ki:

        Mevlüt Bey
        İşitme engelli olmak evlilik açısından dezavantaj değil ki .Ayrıca teknoloji, tıp oldukça gelişti. Medikal cihazlar sayesinde normal bir insan gibi duyabiliyorsunuz. Ben işitme kaybım yok ama annem, dedem, dayım, halam daha doğrusu bizim ailede ırsi galiba işitme engelli kişiler çok ama hepsi medikal cihaz takıyor ve bizimle gayet rahat iletişim kuruyorlar. Bir problem değil Allah vergisi. Önemli olan bunu problem etmeyecek Allah korkusu olan kişiye denk gelmek.:) Benim de sırtımda ömürlük bir platin var ve bir engel durumum yok. Yani hepimiz bir şeyler yaşıyoruz hepimiz engelli adayıyız.Ve ben ne sizin işitme durumunuzu ne benim platin mevzusunu engel olarak görmüyorum. Ama gören sakat zihniyetler inanın fazlasıyla var.

        • Zeynep diyor ki:

          Engel bedenlerde değil kalplerde ruhlarda. Bedendeki engelin tedavisi var ama kalptekinin tedavisi çok zor. Önemli olan kalp, ruh, gönül temizliği. Diğer sorunlar bir şekilde halledilir üstesinden gelinemeyecek sorun yok. Vesselam

  8. osman diyor ki:

    ALLAHın selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun özelikle hanımefendilere soruyorum neden bu devirde görücülerde kefil olmuyorlar hanımefendilere ben bu sorunun cevabını bulamadım bulan varsa lütfen aydınlatsın.

    • Zeynep diyor ki:

      Sorumluluk almak istemiyorlar kendi çocuğunu bile zar zor evlendiriyor millet diğerlerini umursamıyor bananecilik var yani benim de başımda sizi çok iyi anlıyorum o yüzden. Eğer arabulucu olursa ve bu da kötü olursa kendilerini sorumlu tutar kişiler ve aileleri diye korkuyorlar.

      • osman diyor ki:

        ozaman ALLAHIN razı olduğu şekilde bir hayat kurmak isteyen nefsine hakim olan vede tek tutuğu elin nasibi helali olmasını isteyen biz gençlerin hali ne olcak toplum olarak nereye gidiyoruz anlayamıyorum

        • Zeynep diyor ki:

          İnsanlar bencil sadece kendini dÜŞünüyor artık kardeşlerde dahil insanın kendi öz kardeşi bile düşünmüyor diğerini toplum olarak pek göze görünür iyi bir tarafımızın kaldığını da malesef söylemeyeceğim. Mesela kardeşi düşünse insanı kendi teyzesi halası böyle hayırlı işlere öncülük etse toplumda bekâr kalmaz inanın. Ama ben bile yaşıyorum bunu kendi teyzem bile evlenmemi istemedi hazmedemedi halbuki kendisine en ufak bi kötülük yapmış değilim ben. Durum ortada işte biz yine kendi başına kaldık. Neden sorusunu ben kendime defalarca sormuştum ama cevap bulamadım. Allah herkese hayırlı yuva nasip etsin inşallah. Ben zaten ümidimi kestim insanlardan açıkçası evlenmeyi düşünmüyorum o derce soğudum yuva kurma kelimesi bana o kadar uzak geliyor ki😱

          • osman diyor ki:

            pes etmek yok dua var duanın açamayacğı hiç bir kapı yok yeterki gönülden samimi bir şekilde edelim ALLAH u tala diyorki dua eden yokmu duasına icabet edeyim isteyen yokmu istediğini vereyim diyor bize düşen ihlaslı bir kalple dua etmek Allah kuluna üç şekilde cevap verir ; “Evet” der,istediğini verir ; “Hayır” der, daha iyisini verir ; “Bekle” der,en iyisini verir… en kısa zamanda dualarımızın kabul olması dileğiyle inşALLAH Amin.

          • Zeynep diyor ki:

            Zaten benim tek ve en büyük sığınağım duadır hep böyle olacak Allaha olan inancım sarsılmadı asla

          • Abdullah hasan diyor ki:

            Nasıl desem bilemedim; doğrusu sizin sualiniz gibi, yani aileler, Müslümanlar birbirinin derdiyle derrtlenmeli, işbulmada aş bulmada, eş bulmada yardımcı olmalı. Fakat bu nimet sizin için olmaması belki Mevlamın size o kişilere muhtaç etmek istemeyişinden dir, Mevlam koılaylıklar versin, Rabbimin bildiğini bizler bilemeyiz, sabırlı olup tevekkülümüzü ve Allaha güvenimizi diri tutmamız gerekiyor.

          • Zeynep diyor ki:

            Tek yaptığım şey dua ve sabır zaten çok şükür Rabbime binlerce şükür. Dua müminin silahıdır. İyi ki inancım var iyi ki müslüman bir insanım ben yoksa bilmiyorum neler olabileceğini. Ve ahiret gününe kadar sabretmek bana büyük teselli oluyor inanın

          • MehmetK diyor ki:

            Dua elbette ki çok mühim ama şu var Rabbim bize bu dünyada bir evlilik nasip ettiyse, zamanı 1 sn şaşmaz ölüm de aynı şekilde nikah gibi zamanı 1 sn bile değişmiyor. Bunun için biz sadece dua edip evleneceğimiz kişinin iyi olması için memnuniyetle dua etmeliyiz Rabbimize şu ana kadar evlenememekte de vardır bir hayır. Başkalarının bize yardımcı olmaması çok mühim değil bize Allah (C.C.) yardım edecek. O (C.C.) izin vermeden bir yaprak bile düşmüyor. Sabredelim inşaallah ve Rabbimizden isteyelim birbirimize dua edelim mümin kişiler kardeşleri için dua ederse melekler de dua eden için Allah da sana daha fazlasını versin diye dua ederlermiş. Birbirimize afiyet dileyelim. Belki Rabbim bir anda karşımıza çıkaracak birilerinin o sevaba (sadaka ı cariye) nail olmasını istemiyor belki. O sevabı hakedecek biri olmalı elbette… Rabbimiz güzel yazgılar yazsın cümlemize…

    • Abdullah Hasan diyor ki:

      osman beyy , bir dişlinin çarkları misali; biz çççok değerlerimizi kaybettik, senin söylediğin de bunlardan biri. Bu senin söylediğinin olabilmesi için, güven lazım, doğruluk lazım, sevgi lazım, hasetsiz olmak lazım, emektar olmak lazım, Allah korkusu lazım, bilgelik lazım, feraset lazım, iyiliğin Allah için olduğunu bilmek lazım, Milletin derdiyle dertlenecek yürek lazım. Çokmu kötü oldu, kusura bakma senin söylediğin bir araba ise benim söylediklerim de aracın aksamları. Teker yok, kapı yok, motor yok, firen yok, yok yok yokk. Allahım affetsin bizleri.

  9. Fatih diyor ki:

    “Erkekler de İnsan Sayılsın (Dişilere Tapıyorlar)” yazınızla ve imza kampanyanızla haberdar oldum sizden. Gerçekten etkili bir şekilde ele alıyorsunuz bu tür konuları
    Bu yazınız ise eski bir yazınızmış ama giderek önemi ve karşılaşılma sıklığı artan konulardan bahsetmişsiniz. İçten bir şekilde tebrik ederim Sema Hanım. Ayrıca bu yazının sonunu bile yorum kısmına davet ederek bitirmeniz, aracılık etme hususundaki samimiyetinizin ne kadar ileri boyutta olduğunu gösteriyor :) Aşağıdaki yoğunluğa bakılırsa inşaallah en az 1-2 kişi faydalanmıştır bu mecradaki çabanızdan. Allah razı olsun.
    Bu kadar eski bir yazının artık yorumlarına bakar mısınız bilmiyorum ama yine de yazmak istedim:
    Evlilik hususunda toplum olarak biraz fazla idealize bir yaklaşım içindeyiz sanırım. Olmuşken en iyisi olsun, bi kere evleniyorum herşey tam olsun vb. düşünceler fazla elimizi kolumuzu bağlıyor, bu gerçek. Ancak bir de evlilik ve nikah arasında bir ayrımın da olduğunu farketmemiz gerekmiyor mu sizce?
    Beğensek de beğenmesek de, bir şekilde birçok dış kaynaklı adeti aldık kültürümüze. Bunlar şatafatlı evlilik teklifleri gibi doğrudan evlilik ilişkisiyle ilgili oldukları kadar, özellikle kadınların bi takım yeni imkan ve haklara kavuşmalarıyla değişen toplumsal yapıya dairlerdir de. Ve bu, maalesef bu çağın en temel sorunlarından biri olan “hız” ile olduğundan bir kuşak içinde aslında bi kaç kuşağın sorunlarını içiçe yaşamayı ve çözmeyi gerektiren bir duruma düşürüyor bizi. Örneğin 1935 doğumlu bir annenin evlilik ilişkisinden anladığı ile 1960 ve 1970 doğumlu kardeşlerin anladıkları harman olup, tavsiye olarak diyelim ki 1980 doğumlu birinin evlilik girişimlerine etki etmesi ve bu kişinin eş adaylarının 1990’lara kadar ulaşabilmesi nedeniyle, kendi hayatında neredeyse 60 yıllık bir kültürel dönüşümle hesaplaşmasını gerektirmektedir.
    Eskiden, değişim bu kadar hızlı değilken, bulunan çözümlerin uzun yıllar etkili bir şekilde kullanılması mümkün oluyordu ama sanırım artık mesela nikah üzerinde bu hızlı değişim nedeniyle bir çok kültürün ve “uzun” yılların birikimi yükleri atmayı düşünmek lazım gibi geliyor bana.
    Yani diyorum ki, aslolan, Allah’ın emri olan nikah ya, evlilik dediğimiz kültürel yapı büyük yükler yüklüyor ya bu nikahın üzerine; belki bunları temizlemek için daha radikal bir tavır içinde olmak gerekir.
    Bu nedenle “bekarları evlendirmek” gibi, artık maalesef eski yeni birçok rükünleri olan bir yönlendirme yerine, asıl amaç olana yönelip, yani kaynağa dönüp, “bekarların nikahlanmasının” tavsiye edilmesi ve en temel şartların vurgulanması gerekiyor sanki.
    Aşağıdaki yorumlarda bir hanımın “elime erkek eli değmedi ama benden istenenler bunun gereksiz olduğunu düşündürüyor” anlamına gelen ifadelerini gördüm. Gerçekten üzücü bir durum bu hanımın yaşadıkları. Dininin ve kültürünün beklentilerini evlilik hususunda tam olarak karşıladığını düşünüyor ve haklı olarak itiraz ediyor “bu davranışımın değer görmesi gerekmiyor mu?” diye. Bu hanıma bu toplumun ve dinin ileri gelenlerinin bir cevap vermesi gerekiyor. Ya benzer hayat tarzında olanlarla karşılaşma ve değer görme ihtimalinin yüksek olacağı komünlerde toplaşılması ve bu hanımın da orada yaşaması gerek ya da hala büyük toplumsal yapıdan kopmadan başka bir çözüm bulunması gerek. Yani ya cemaatlere sığınıp körü körüne bir itaatle yaşayacak herşeyi ya da cemiyetin içinde bir çözüm bulacak.
    Uzun yazıların çok okunmadığını bilirim. O yüzden daha fazla uzatmayacağım ama umarım bu kadarının da bir şeyler ifade etmesi mümkün olur.
    Tekrar tebrik ederim. Allah razı olsun

  10. Selin diyor ki:

    Kurt bir kere girer girdikten sonra onem tasimaz ne demek ????Simdiden Cok tessekur ediyorum..Hayirli gunler..Saygilar

  11. elifkkk diyor ki:

    Merhaba Arkadaşlar
    Bir sorum olacak özellikle erkek arkadaşların fikirlerini almak istiyorum.
    Yaklaşık bir haftadır biri ile görüşüyorum. Ama görüştüğüm kişi biraz hızlı ilerliyor gibi. Yani kendisi gaz bende fren gibiyim. Daha açık ifade edeceğim. Ben bu zamana kadar yaptığım evlilik görüşmelerinde hep ölçülü ve mesafeli oldum. Neredeyse 29 yaşındayım elime erkek eli değmedi. Bu kişi anladığım kadarı ile el ele tutuşmak, öpmek vs. yaklaşım içerisinde. Kendisi ayrıca yüksek tahsilli kariyeri ve mesleği yerinde. Daha bu sabah havanın nasıl olduğunu sordu bende ”ılık güzel bir hava ” dedim. Seninle el ele yürüyüş yapalım dedim . Bende ” el ele olmaz ” dedim. Beni neredeyse Rahibe Teresa ilan edecek. Yani buradaki erkek kardeşlerim bana akıl versin, ne yapmam lazım, bu kişinin niyetini nasıl anlayabilirim. Evli olan abilerim sizde bu yollardan geçtiniz ? Eşinizle tanıma safhası nasıl oldu ?Yani normal mi bu kişinin talepleri ?Bana ” sen bu gidişle bekar kalacaksın ” dedi ya :) Ben flörtöz bir yoldan geçen evlilik istemiyorum. Ya bu kişiyi adam edecem bu konularda yada bitireceğim. Sizce ne yapsam doğru olur ? Bu devirde edepli olmak temiz olmak suç olmuş. Her şeyden önce ben erkek olsam benimle el ele tutuşmak istemeyen bir kadını hiç bırakmazdım.Bana bir akıl verin ?:)

    • Feyza diyor ki:

      Elif hnm,
      Erkek kardeşlere sormuşsunuz ama okuyunca cevap yazmak zorunda hissettim. Zaten diğer cevap yazacak erkeklerin de farklı birşey önereceğini zannetmiyorum.Elif hnm, Öyle şey olur mu, siz tabiki doğru bildiğiniz yolda ilerleyeceksiniz. Doğrular ve yanlışlar birilerinin ya da değişen kültürel şartların tekelinde değil ki..
      Haramlar ve helaller belli, bunu bir erkeğin teklif etmesi dahi abes, ki “örtülü” bir hanıma bu teklifi ederken iki kez düşünmüyorsa bu erkeğin herşeyden evvel, tesettüre yüklediği anlam sizin beklediğinizden çok eksik ve hatta sıfırın altındadır.
      Tanışma aşaması insanların sözle, beyinsel ve düşünsel anlamda birbirlerini tanımak istediği bir evredir, yahu nikah yok ki, iki yabancı. Nişanda dahi teması bırakın halvet olacak bir yalnızlığa izin vermiyor dinimiz. Kafalar uyuşsun, gönüller ısınsın, aileler uyum sağlasın evliliğe dair beklentiler birbirini tamamlasın…. Herşey birbirine denk olsun ve konuşulup anlaşılsın da temas nasıl olsa edilecek bu acele nedir? Bu evlilik görüşmesi olmaz ki, bildiğiniz flört evresi.. Siz kendinizi bu yaşa kadar koruyun ve bir hafta önce hayatınıza giren sıradan bir erkek, tüm doğrularınızı değiştirmek istesin ki üstelik bu doğrular “İlahi onaylı..”
      Beyefendinin bu kadar acelesi varsa bir an evvel evlilikle ilgili uyumunuzu analiz etsin ve bu aceleyi evlilik konusunda etsin, size dokunmak için değil.
      Rahibe teresa örneği Müslümanların diline de pelesenk oldu. Bizim iffeti sembol için bu isme ihtiyacımız yok ki, bizim iffet timsali hz. Meryemimiz var, hz. Yusufumuz var. Biz iffetli gençler onların yaşamından öğrendik iffeti, Teresa bizim dünyamızın neresinde bir isim ama bu da popüler kültürün dayatması bir teşbih..
      Siz “Elif” gibi doğruluktan ayrılmayın, doğru olanı ok gibi yabana atmadan, “doğrularıyla” sevebilen hayırlı insanlar çıkarsın karşınıza Allahu Teala. Sizin bir haftada elinize dokunmak isteyen erkeğin, (tahminen otuz ve üzeri bir yaştadır) bunca yıldır dokunacağı “ilk” haram acaba siz misiniz? Bunu da hesaba katmayı umutmayın..
      Allah yardımcınız olsun.

      • elifkkk diyor ki:

        Feyza Kardeşim
        Yorumun için teşekkür ederim.Bu kişi ile ilk yüz yüze görüşmemizde olumlu hisler içerisindeydim. Ancak niyetini anlamam geç olmadı. Bana ”bu gidişle seni öpecek bir erkek olmayacak ”dedi. Bende ”beni öpecek olan adam ilk önce beni nikahına almalı. Ben ilk elini tuttuğum ilk öptüğüm kişinin eşim olmasını ve ölene kadar o olmasını isterim. Biz seninle düşünce olarak çok farklıyız ” dedim. Oda ” o zaman sen her zaman kızlarla takıl, daha mutlu olursun , bu gidişle bekar kalacaksın ” dedi. O kadar incindim ki , akşam eve gelince ağladım. Dedim ki ”bu devirde temiz olmak,temiz kalmaya çalışmak suç olmuş, bekar kalma sebebi olmuş.” Sonra dedim ki ben erkek olsam bana bu şekilde cevap veren kızı bırakmazdım, saygı duyar ”işte evleneceğim temiz kız” derdim. Ama artık bunu düşünecek fıtratta erkekler kalmadı herhalde :( O kadar üzüldün incindim ki anlatamam. Bu durumdan dolayı duyduğum hüznü de bu şekilde düşünen erkek milletini ( halis niyetli , samimi müslüman olan erkekler müstesna ) Allah’a havale ediyorum. Sonuç ne ? Yine temiz niyetle çıktığım yolun sonu hüsran. Öyle bir devirdeyiz ki ne edep, ne haya , ne utangaçlık ne de haysiyetin bir önemi kalmadı.Diyorum ya ben hüznümü ve kederimi Allah’a havale ediyorum. :(

        • Yahya diyor ki:

          Elif Hanım,

          Beyefendi(!) zaten fikrini, niyetini zikretmiş.

          “o zaman sen her zaman kızlarla takıl, daha mutlu olursun , bu gidişle bekar kalacaksın”

          bu ne demek?
          ele tutmak, öpüşmek ne demek? beyefendi nasıl bu kadar rahat olabiliyor?
          *bir şeyler yaşaman lazım yoksa bekar kalırsın* telkini de ahlaksızlıktır. Bir hanım efendiden faydalanmak için nasıl onu bu şekilde rencide ve tehdit edersin?

          Ayrıca en basit şeylerin (haramların) bile evlilik öncesi yaşanması evlilik sonrası yaşanacak olan helallerin tüm heyecanını, zevkini ve isteğini ortadan kaldıracaktır.

          Yazılacak çok şey varda… şahsen bu kişiyi siz unutun derim. Sizin için en hayırlı olsun. Allah yar ve yardımcınız olsun.

          Selam ve dua ile…

          • elifkkk diyor ki:

            Yahya Bey, Abdullah Bir Bey
            Yorumlarınız için teşekkür ederim. Kaleminize sağlık.Bende numarasını sildim. Haram yollardan geçen bir evlilik istemiyorum. Kimse için ilahi onaylı değerlerimden vazgeçmem :)Bu günün yarını da var, öteki dünya da var.Vesselam.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Elif Hanım.

          Sizi anlıyorum. Vakit bulunca daha geniş yazarım inş. çok kısa da olsa yazmak istedim. Üzülmeyin. Nasıl ki böyle yazdığınız gibi erkekler varsa kendisine sarılmıyor güzel laflar etmiyor diye karşısındaki erkeği yadırgayan kızlar da var.

          Edepli olmak suç değil. Siz sabredin. Bırakın el ele tutuşmayı bir yere metroyla giderken yanınıza oturmaya dahi çekinen bir kişi çıkacak karşınıza inşAllah. Bu işler denk gelme meselesi. Kan grubu gibi. Maalesef sizin grubunuzda insan bulmak zor ancak imkansız değil.
          SİZ TAMAMEN DOĞRU YOLDASINIZ VE SİZİN GİBİLERLE KARŞILAŞAN ERKEKLER BU KIZLA EVLENİLİR DEYİP İKİNCİ GÖRÜŞMEDE EVLİLİK TEKLİFİ YAPAR.
          Siz canınızı sıkmayın. Haya imandandır.
          Selametle kalın.

        • Feyza diyor ki:

          Elif hnm incinmekte haklısınız ama üzülmeyin lütfen, duanın çok makbul olduğu vakitlerde bilhassa teheccüd vakitlerinde secde ayetlerini okuduktan sonra secdede iltica edin. Burada bu gibi mevzulara çok girmek istemiyorum fakat böyle hayırlı işler veya karı kocanın arasının bulunması gibi durumlarda hikmet ehli zatların sunduğu gerçekten faydalı ve denenmiş bir reçetedir. En azından aklınızın bir yerinde bulunsun. Allahu Teala sizi, kadrinizi bilecek temiz insanlarla karşılaştırsın. Aslında üzülmenizi anlıyorum. Siz o kişi için değil yaşadığınız hayalkırıklığı için üzülüyorsunuz ve bir de bilinmezlik insanı ürkütüyor. Bir sonraki aşamanın ne olacağının bilinmemesi, yılların yalnız geçmesi endişesi ister istemez hepimizin zaman zaman kalbini hüzünlendiren ve hatta komik planlar yapmamıza sebep olan kaygılar.. Ben de yaşarım ara sıra bunları ne kadar tevekkül sahibi olmaya çalışalım desek de nihayetinde kuluz, insanız. Her daim aynı maneviyatta olamayabiliyoruz, aynı frekansta sabit kalamayabiliyoruz. Düşünmeye başlarsak dipsiz kuyu.. İçinden çıkamayız. O yüzden o kuyunun içine arasıra kafamızı uzatıp baksak da aman içine düşmeyelim Elif kardeşim. Hemen toparlanıp bilhassa kalbin o en yumuşak olduğu halleri dua ile değerlendirelim ki hüznümüz kederimize şifa olsun. Hem çok hafiflemiş hissedersiniz. Çünkü geleceği biz bir şekilde yaşayacağız, bugünkü endişelerimiz, kurgularımız gelecek hayatımızın yönünü değiştirmeyecek. Biz sözlü ve fiili duaya özellikle doğru anımızda ve doğru zamanlarda devam edersek, doğru yolu da terketmezsek Allahu Teala mutlaka bir hayırlı kapı açar. Biz sadece bu kapının ardını göremiyoruz, açtığı kapının ardında ne olacak sadece bunu bilemiyoruz ama hakkımızda en hayırlı olanın bu kapı ardında olduğunu biliyoruz. Mühim olan da bu değil mi?
          Mutluluğu haram yollarda arayan kişilere de Allah hidayet nasip etsin. Asıl üzülmesi gereken bu yolu tercih edenler ve zamanımızda günahlar bir sel gibi akarken bizim karşısında set olmamız karşısında durmamız zor olduğu kadar mükafatı da çok olur inşaallah.
          Şu an hanımını gözünden sakınan, tertemiz bir kız isteyen erkek sayısı da aslında çok emin olun. Ama kendi çevrelerinde istediklerini bulduları için göz önünde pek olmuyorlar.
          Tabiki nasip, siz ilticaya devam ederseniz içlerinden biri de size nasip olur inşaallah. Böyle söylemek dile kolay gelmiyor emin olun ki ben de siz ve sizin gibi arkadaşlarım üzüldükçe üzülüyorum ama halis niyetle ve istikamet üzere gidilen her yolun menzili farklı olsa da sonunun aydınlık olduğuna inanıyorum, o yüzden üzülmenize razı olamıyorum.
          Geçen günler hayatımda ikinci kez bir çifte aracılık ettim üstelik hiç aklıma gelmeyecek bir tevafuk sonucu oldu bu ve sonuç henüz kesin olmasa da güzel olacak gibi inşaallah. Düşünün ki bu iki kişi birbirine nasip olacaksa Allahu Teala hiç ummadığım bir şekilde köprü olarak beni vazifelendirdi diyeceğim inşaallah. Kader bir sır.
          Bu arada sizin yerinizde olsaydım incindiğim bu mevzuyu o kişiye söylerdim. Buna incindiğim kadar incitirdim demiyorum ama incindiğim miktarda bir çimdik atardım, bir bardak soğuk suyu yüzüne çarpıp kendine getirir gibi. Çünkü bazen ufak sarsıntılardikkati toplar, farkındalık sağlar, ufak dersler ömür boyu unutulmaz ve soğuk bir duş insanı daha zinde yapar. Görüştüğünüz kişinin de buna ihtiyacı varsa eminim çok iyi gelirdi ve o tatlı, romantik uykusundan kibarca uyandırmış olurdunuz beyefendiyi Elif hnm 😴 Kendi kendinizi üzmeyin 🙂 Dualarım sizin ve sizle aynı hüznü paylaşan bütün kardeşlerimledir.
          Allah’a emanet olun.

        • mustafa_/) diyor ki:

          Elif Hanım, Lütfen kendinizi üzmeyin. Elbette düşündüğünüz inceliklere sahip takvalı gençlerimiz de var. Böyleleri de var. Her çeşit insan her daim var olacak. Sizi üzmesine izin vermeyin. Herkes böyleymiş gibi düşünüp kendinizi kara kuğu sanmayın. Kendinize olan saygınız, ancak inandığınız gibi yaşamanızla mümkün. Size saygısı olmayana saygınız olmasın. Allah c.c. yardımcınız olsun

      • Abdullah hasan diyor ki:

        Feyza hanım
        ”Zaten diğer cevap yazacak erkeklerin de farklı birşey önereceğini zannetmiyorum.” sözlerinize itham katıyorsunuz yahya bey ve fatih bey sizin zannınız gibi bakmamış olaya. Elifhanıma namuslu olmak için tavsiyede bulunuyorsunuz , doğrudur tavsiyeniz yerin dedir fakat elifhanım namuslu bir erkek bulamayacak sa niye namuslu olmayı önerirsiniz, tutarsızlık gibime geliyor.

        • Feyza diyor ki:

          Abdullah Hasan bey, anlayamadim ne demek istediginizi, namussuz olmasini mi onermeliydim?:)Hem Elif hnm.in namuslu birini bulamayacagina nasil hukmettiniz, neden bulamasin? Kaldi ki diyelim olmadi, namuslu biri olmazsa namussuz biriyle onun kurallarina gore oynamayi tavsiye etmem mi gerekiyordu,yani bunu denek istemis olanazsiniz degil mi?
          Bir de ben diger erkekleri zan veya itham altinda birakmadim tam tersine, akli selim sahibi olduguna inandigim buradaki diger erkek veya kadin cogu yorumcunun “karsisinda iffetine saygisizlik edilen bir kadinin bu adamdan uzaklasip dogruluktan ayrilmamasini, bu erkegin isteklerinin normal olmadigini” soyleyeceginden bahsettim. Nitekim Yahya bey ve Fatih bey de dahil diger yorumcular da bu adamdan uzaklasmasini tavsiye ettiler.
          Yani zan, itham, tutarsizlik vs yok. Hepimiz mutabikiz ve zaten Elif hnm icin de kapanip gitmis eski bir mevzu. Ama yanlis anladigim bir kisim varsa lutfen duzeltin. Belki sizi tam anlayamamis olabilirim.

    • osman diyor ki:

      ALLAHın selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun hayırlı bereketli akşamlar elif hanım sizi cok iyi anliyorum bakın benimde başımdan 7 aylık bir nişanlılık dönemi geçti bana tam tersi kız diyordu sizin konuştuğunuz bey efendinin dediklerini siz en doğrusunu yapıyorsunuz böyle devam edin bir insan isterse en mğkemmel işi olsun en iyi şekilde eğtim alsın fakat bu durumlarda islama uygun şekilde hareket etmeli ben nişlanlı kaldığım 7 ay süresince kıza kesinlikle elinden tutayım diye bir söz söylemedim çünkü islama aykırı erekeğin düşünmesi lazım ya nasip olmassa ? bu hanım efendi başkası nasip olursa elinden tutacakmış yok efendim başka şeyler yaşayacakmış bunlar yanlış erkek aklına başına alması lazım ya siz olmassanız başka bir bayan olursa ozaman diyer beyefendinin hakkına girmiş oluyor ? erekeğin en iyi şekilde dikkat etmesi lazım sorsan kendisne ya ben olmassam sende başka bir bayanla nişanlansan o bayanda nişanlısıyla başka şeyler yaşasa kendisi kabullenecekmi diyeceği şu yok efendim eli eline değmemiş bayan olsun yok şöyle olsun der. bu duruma düşmemesi için islami çerceve içerisinde görüşmeli ben niaşnlı olduğum dönemde kızın elinden dahi tutmadım teklif bile etmedim çünki ya nasip olmassa başka birisi olursa ben diyer erkeğin hakkına girersem diye şimdi ise nasip olmadı yüzüğü attım, içim rahat elhamdulillah kızda bende tertemiz bir şekilde ayrıldık bana nasip olacak helalime diye bilirim gönül rahatlıyla ilk elinden tutacağım kız sensin diye erkek daha dikkatli olmalı ve sabır göstermeli sabreden devriş muradına ermiş

    • Abdullah Bir diyor ki:

      ELIF HANIM…

      “buradaki erkek kardeşlerim bana akıl versin, ne yapmam lazım, bu kişinin niyetini nasıl anlayabilirim.” demiş…

      Bende Evli ve işin uzmanı bir erkek olarak diyoru ki:

      Allah’ın sevgili kuluymussun ki Allah sana o vatandaşın “amacını, gerçek yüzünü, sizden beklentilerini ve o kısının hassasiyetlerinin, takvasının, yasam tarzının size uygun olmadığını” tam zamanında ve net olarak size göstermiş.

      Her sey gun gibi ortada, ayrıca tavsiye beklemenıze gerek yok.

      Ateşten kacar gibi o kişiden uzaklaşın.

    • Gulseda:) diyor ki:

      Elif ablacm çok üzüldüm sapik cok .birazda özendim sana 29 yaşında maşallah elini tutmamislar çünkü şimdi bu çok zor .insan oğlu her zaman niyetini belli etmiyor yada biz anlamıyoruz dikkatli olmak zorundayız. Temiz insan bulmak 100 kişiden 6 si .80 ı bozuk. Kadın dikkatli olmak zorunda zaten bir erkek niyeti ciddi ise ailesiyle tanisdrn mutlaka bunu 26 yaşında anlamış olmak aci:( daha erken bilmek isterdim. Evliliği geciktirmek hata ama ailesiyle gelip ailenle gorusmeyenle görüşme birde KALABALIK yerlerde görüş.cafe de mesela. Hatta bir kız arkadsnla git.ikinci 3 görüşmeden sonra ailesi gelmezse kes görüşmeyi. CIDDI OLAN ANNESIYLE ABLASIYLA TANOSDRN .YOKSA CIDDIYET YOKSA KÖTÜ NiyET VARDR yok basbasa kalalım dudakların güzel falan diyenin yüzüne kapat teli. Namus kadına özgü değil erkeğe namus gözlerini korumak düşüyor. Bekar kalmazsin . Allahin rizasi ickn kendini koruyani rabbim tek birakmaz.4444 salavat terfi diye yi oku onun faydası olur kısmetim çıkar. :)

    • mevlüt diyor ki:

      Sen o erkeği nerden buldun görücü usulü ile talip mi oldu yoksa internet okul vs. buldun

      • Elifkkk diyor ki:

        Arkadaşım vesilesi ile tanışmıştık. Internetten bu devirde daha doğrusu hiç bir devirde güven olmaz.

    • m diyor ki:

      Kadın ziynettir ve Kadını koruyan nikahtır, nikahı yapar, evliliğin sorumluluğunu alır,sonrasında ister elinden ister ayağından tutar.

  12. osman diyor ki:

    ALLAH ın selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun değerli büyüklerim ve değerli arkadaşlarim sizce evlilikte yaş farkı ne kadar olmalı?

    • Feyza diyor ki:

      Osman bey,
      Sevdiğim bir büyüğüm yal için bir elin parmağından az iki elin parmağından çok olmasın derdi.
      Ben bu söze katılıyorum. Ancak on yaştan belki birkaç yaş da büyük olabilir. Kafa denkliği önemli.

    • Yasir diyor ki:

      Evlilikte yaş farkı formülü şu şekildedir.

      Erkeğin Yaşı/2+10=Kızın Yaşı

      Örneğin Erkeğin yaşı 30, Erkeğin yaşının yarısını alıp üzerine 10 ekliyoruz
      30/2=15, 15+10=25 Kızın Yaşı 25 Olmalı

      Bu Hesaba göre

      Erkek 20, Kız 20
      Erkek 25, Kız 22
      Erkek 30, Kız 25
      Erkek 35, Kız 27
      Erkek 40, Kız 30

      Bu şekilde kesin mutlu oluyorsun kardeşim:)

      • Yahya diyor ki:

        Yasir beycim,

        Benim geliştirdiğim logaritmik fonksiyonum var yaş hesabı için.
        Şöyle ki;
        f(x)=log_2^2(x) veya [log2(x)]^2
        (x ≥18)
        x yerine erkeğin yaşını yazıyoruz, y ise kadının yaşını bize veriyor.
        ör:
        x=18 ise y=17
        x=20 ise y=18
        x=25 ise y=21
        x=30 ise y=24
        x=40 ise y=28
        x=80 ise y=40
        x=100 ise y=44

        gördüğünüz gibi her şeyi matematik ile çözüme kavuşturmak mümkün.
        ayrıca mevcut medeni kanunların evlilik yaş sınırını da gözetmektedir.

        Bu fonksiyon tek eşlilik prensibine uygun düzenlendi.
        Eğer (…) durumu söz konusu olursa, daha komplike bir fonksiyon ortaya koymam gerekiyor.

        NOT: latife olsun diye yazdım lütfen ciddiye almayınız :)

        Selam ve dua ile…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Bildiğim bir şey varsa erkeğin yaşı arttıkça ilgilendiği hanımların yaş seviyesi düşüyor :)

        • Yasir diyor ki:

          Yahya bey bu iki yöntem de 20-40 yaş arası bekarlar için düzgün çalışıyor sanırım. Sonra ikisi de sapıtıyor :) 40 yaş üzeri için yeni fonksiyonlar bekleriz. 40 Yaşına ne kaldı şurada :)

        • kevser diyor ki:

          Yahya bey;isterseniz önce türevini alıp sonra da integralini bulalım mı 😆

        • elifkkk diyor ki:

          Yahya Bey
          Güldürdünüz:)
          Evlilik yaşı ile ilgili benim tezim var hatta benim ki daha basit. Erkek kadından en az 4 yaş en fazla 10 yaş büyük olmalı. Erkeğin yaşı ilerleyen yaşlarda yani 40 lı yaşlarda yaş mevzusu düşünülmeli. 45 yaşında bir erkek 35 ve ve üstü yaşlara sahip hanımla evlenirse daha iyi olur düşüncesindeyim. Yani yaş mevzusu hem kadını hemde erkeği baz alarak düşünülmeli. Şöyle düşünün 40 yaşında bir kadının kocası gelmiş 55 yaşına. Abes durmaz mı ? Çok boyutlu düşündüğünüz zaman kadın için de erkek içinde sorun. Benim bir tanıdığım erkek 43 yaşında ve bekar 35 yaşından küçük bayanlarla görüşmüyor. Çünkü diyor ki ” madden manen, mahremiyet alanında bu insana yetebilmem ve mutlu edebilmem için 35 yaş üstü olması lazım. ”

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Elif Hanım.

            Bahsettiğiniz abimizin yaş tercihi bence de mantıklı. Gayet geçerli sebepler. Dahası benim etrafımda kendilerinden bir iki yaş büyük hanımlarla evli çok erkek var. Kadınların erkekte boy takıntısıyla erkeklerin kadındaki yaş takıntısını anlayamıyorum. Erkek bir iki santim kısa olsa ne olacak ya da kız bir iki yaş büyük olsa…Dahası bana hep kendinden bir iki yaş büyük biriyle evlenmen lazım yaşı küçük olursa çekemezsin derlerdi, benden beş altı yaş küçük adaylar için geldiklerinde beni çoluk çocukla uğraştırmayın derdim.

            Ben de yaşla ilgili görüşlerimi yazayım ancak tek fark kadının yaşını referans alıyor olacağım.

            Kadın/Erkek
            16/18-20
            17/18-20
            18/18-23
            19/18-24
            20/19-24
            21/20-25
            22/21-25
            23/22-28
            24/23-30
            25/23-32
            26/24-32
            27/26-35
            28/27-36
            29/28-36
            30/29-38
            31/30-38
            32/32-39
            33/35-40
            34/36-40
            35/37-45
            36/38-45
            37/39-46
            38/40-48
            39/40-50
            40/40-50
            41/41-50
            42/42-50
            43/43-50
            44/44-50
            45/45-50
            46/46-50
            47/47-50
            48/48-52
            48-60/50-65
            60-70/60-70
            70-80/70-82
            80 ve üstü/82 ve üstü

          • Feyza diyor ki:

            Elif hnm sizin teziniz daha isabetli gözüküyor yalnız ben sizin düşündüğünüzün tam tersini düşünüyordum. Yaş ilerledikçe aradaki fazla fark daha kolay tolere edilebilir gibi bir zannım vardı. Örneğin on sekiz ve yirmi sekiz otuz yaş arasındaki kişilik dalgalanmalarının fazla olduğu ve karakterlerin otuzlu yaşlardaki kadar tam oturmadığı yaşlardaki kişilerin arasındaki on ve üzeri yaş farkı, otuzlardan kırklardan sonra pek anlam ifade etmiyor gibi geliyordu. İki tarafın da daha dingin, daha sakin olup karakterlerinin oturduğu dönemlerde yaş farkı on veya on beş olmuş bana abes gelmiyordı. Sanki lırk yaşından sonra her insan olgun, herkes belli bir seviyeyi yakalamış gibi düşünüyordum. Fırtınalı dönemler geride kalmış ve insanın kendisini de karşısındakini de daha iyi anlayabildiği tanıyabildiği o yaşlarda biri kır diğeri elli olsa da ne farkeder diyorum, ya da biri kırk diğeri elli beş..
            Düşünsenize on beş yaşında bir kızla otuz yaşında bir erkeğin arasındaki on beş yaşlık farkla kırk yaşındaki bir kadınla elli beş yaşındaki erkeğin arasındaki on beş yaşlık fark sayısal bazda aynı olsa da biri kuşak farkı gibi dururken diğeri oldukça normal geliyor. Bir de erkekler leri yaşta çocuk sahibi olmak istediği zaman biraz daha genç hanım isteyebiliyorlar ve bu fark bir yaştan sonra aşılabiliyor. (sanki…)
            Aslına bakarsanız yaş farkını tümüyle tolere eden tek etmen bazen maddiyat olabiliyor. Zira belli güç ve para, makama sahip erkekleri tercih eden bir kesim hanımlar için yaş farkı pek de mühim değil mi sanki? (🤫)

      • kevser diyor ki:

        Erkeğin yaşı ilerledikçe aradaki yaş farkı da artmış 😅

  13. Fatih diyor ki:

    Kısa ve net sevgiyi hak edecek insan kalmadı.

    • Zeynep diyor ki:

      Kesinlikle katılıyorum size hem de sonuna kadar.bu zamanda doğru insan yok artık bayanlar mal mülk delisi erkekler de güzel kız peşinde bunlar olsun yeter bana diyorlar evliliği böyle basitleştirip kısır döngüye çevirdiler. Kimse Allah rızası için evlenmiyor artık

  14. Feyza diyor ki:

    Bayanin biri kardesim, estagfirullah onlar nasil soz…
    Edepsiz, hayasiz gibi sifatlari kendinize lutfen tevazu maksatli da olsa yakistirmayin cunku tevazunun fazlasi tezellule dalalet eder ve bir mu’min Allahu Teala’nin ona iman nimetini bahsetmesi ile bu nimeti inkar etmedigi surece zelil olmaktan uzaktir, Kur’an beyaniyla mu’min izzet sahibidir. Bu yuzden lutfen boyle sozleri kendinize soylemeyin :)
    Hem sizin yorumunuzu bir kardesiniz olarak gayet samimi buldugum icin cevapladim, aksini dusunseydim neden cevap vereyim.. :)
    Insan gorup yorumlama tabiriniz de boyle, estagfirullah biz kimiz ki insan gorelim ya da gormeyelim. Bu sozunuz karsi tarafi da kibre surukleyebilir aman dikkat sevgili kardesim..
    Buna ozellikle deginmek istedim kusura bakmayin ve hadsizlik olarak yorumlamayin lutfen, sadece kendinizi oldugunuzdan zelil gostermenize gonlum razi gelmedi, rahatsiz hissettim.
    Bir iki sey yazayim cevabinizla ilgili siz karsilik vermek zorunda degilsiniz.
    Oncelikle uslubunuz cok hos, uslubunuzu burada bir yorumcu hanim kardesimunkine benzettim, ikinizin yorumlarini okurken de insanin yuzunde bir gulumseme birakiyor okurken bunu soylemek isterim. :)
    Maddeleyeyim ki konu karismasin.
    ◀▶Baska kriteriniz var miydi derken ev ile ilgili birseyden bahsetmissiniz ama yorumunuzda o kismi tam anlayamadigim icin sormustum. Baska kriteriniz varsa bu zaten suc degil, tabiki bir omur gecirecrginiz insan ve coj ucuk olmadikca kriterlerinizin olmasi gayet dogal. Cok ucuk olsa da bu pek kimseyi ilgilendirmez sadece sizin isiniz zorlasir ve size zarar verir. Anladigima gore makul istekleriniz var demek istedim, o halde hocahanimin tepkisi ilginc.. elhamdulillah pek karsilasmadim bu gibi bir tepkiyle ve bu yuzden sordum cunku ilginc geldi. Ilim sahibi insanlarimizin hilm ve digergamlikta da daha hassas olmasini bekliyoruz ve hakli bir talep bu.
    ◀▶Mutlu aileye yorumda degindigin tarzdaki mutlu ailelere bir degil birden fazla ornekte sahidim bayanin biri kardesim. Benim cevremde guzel ornekler kotu orneklerden hayli fazla, kotu ornekleri gorup duyunca elbette cok uzuluyorum. Uzaktan yakindan ister istenez sahit oluyoruz. Allah onlarin da yardimcisi olsun yuvalarina huxur versin, bekarlari iyilerle karsilastirsin ve bekarlara da iyi insan olmayi istikrarla devam ettirmeyi nasip etsin. Boyle guzel orneklere coklukla sahit oldugumu yazma sebebim sizin umidinizi tazelemekti. Yani varlar, rahat olun anlamindaydi.
    ◀▶Mutaassip cevreden kastim kadinlarin kafasini kapatip her halti isledigi kesim degildi bayanin biri kardesim. Musluman da olsak insaniz hepimizin hatalari olur ama dediginiz gibi olanlar degil. Benim etrafimda sahit olduklarim Kur’an ve Sunnet uzere yasamak icin okuyan calisan gencecik talebeler. Evliler, yeni evliler vs..Guzel ornekler goruyorum tek tuk kotu olanlar ciksa da. Allah onlara da dogru yolu gostersin. Mutaassip cevre dedigim Islam ahlakini kitaptan hayatina aktaran ahlak ve fazilet sahibi erdemli Muslumanlar. Hatasizlar demiyorum olur mu oyle bir dunya heleki ahir zamanda, ama nisbeten zamanin disinda yasayan insanlar da var. Ufak tefek gunahlari da Allahu Teala affetsin. Sizin sanirim cevreniz sureten Islami yasayan kisilerden olustugu icin rahatsizsiniz. Isterseniz cevrenizi degistirip huzur bulacaginiz bir cevre arayisina girin. Aileniz ve cevreniz Islamiyeti dogru bilmiyorsa bu zor. Anlatmaniz da zor ama sizin dilinizden anlayacak bir cevreniz olursa o zaman ailenizi de siz dogruya yonlendirebilirsiniz. Gelen giden insanlardan rahatsizsaniz fazla gorusmez ve salih insanlarla arkadaslik edip onlarin meclislerinde zaman gecirirsiniz. Digerleriyle de fazla muhattab olmak zorunda kalmamis olursunuz.
    Bir de domuz yagi denissiniz, bunun oyle birsey olduguna emin misiniz? Evham degildir degil mi? Eger suphelendiginiz insanlar varsa evinize sokmayin, zaten okuormussunuz bolca Felak ve Nas surelerini, Ayetel Kursi’yi okuyun. Allah’in izniyle zarar veremezler.
    ◀▶Herkesin bir derdi var ya da giybet derdinde demissiniz :)
    Herkesten veli olmasini bekleyemeyiz :)
    Maalesef Muslumanligi yeterince bilmedigimiz ve egitim ogretim kurumlarimizda da dogru ogretilmedigi hatta egitiminin verilmedigi bir zamanda yasiyoruz. Hurafeler toplumumuzda kol geziyor. Ama put dolu meydanlarda Ibrahim olmak da guzeldir. Bu kisim yalnizca tesbih yanlis anlasilmasin. Ona benzer ortamlari yasadim emin olun. Siz Allah yolunda olursaniz ve giybet edenin giybetine engel olur dertlinin derdine derman olmaya Allah rizasi icin cabalarsaniz zaten bu fiili Allah icin yaptiginiz zaman imanin lezzetini kalbinizde duyarsiniz. Belki bu ortamda insanlari gucendirmeden Hakk’a davet etmek musait ve sizinle ayni zihniyete sahip insanlarin icinde olmaktan daha zor ama daha da kiymetlidir bilemezsiniz. Cahiliyye doneminden Asr-i Saadete gecis ne kadar sanciliysa ahir zamanda Islam’i yasamak da o derece sancili ama bu yalnizca bir dogum sancisi gibi guzel bir baslangica gebe insaallah. O yuzden gucunuzu ve umudunuzu kaybetmeyin.
    ◀▶Siz teblig edersiniz ama hidayet Allah’tan. Bunun icin insanliginizi vermeyin, :) kendinizi bile bile kullandirma kelimesi izafi. Eger batil bir is talep ediyorlarsa elbette kullandirnayin. Bunun disinda Allah rizasi icin yaptiginiz hicbir yardim kendini kullandirnak sayilmaz. Bu konuda niyetinizi halis tutup kalbinize danisin.
    ◀▶Bayanin biri kardesim, o cumlede kasdettigim bosanmanin da zaruri oldugu durumlardi. Yani keyfi olarak inceldigi yerden kopma olayi degil. Bilirsiniz dinen de bosanmanin mesru ya ds mubah sayildigi durumlar vardir. Gonlumden gecen elbette yuvanin bekasi ama insan bu hayat bu. Hersey biz insanlar icin, bakin mesela burada da bosanmis kardeslerimiz var. Hicbiri boyle olsun istemezdi eminim ama oldu.
    Artik devam edilemeyecek bir durum varsa koparirsiniz demek istedim. Bunu daha once baska yorumlarda gerekceleriyle izah etmistik aslinda belki denk gelirse okuyabilirsiniz.
    Boyle bir durumda hanimlik ya da erkeklik vazifesini sonuna kadar yerine getiren erkek ya da kadin bosansa da vicdan yuku tasimadigi icin nisbeten huzurlu ve mutludur. Demek istedigimin serhi buydu.
    ◀▶Sizi Allah icin seven bir aileniz olmayabilir es ve aile farkli. Allahu Teala bir yerdrn alirsa baska yerden insaallah verir. Oyle bir ese nasip olursunuz ki Allah icin sever Allah icin de hakkiniza riayet eder. Siz de kadrini bilirseniz mutlu mesut gecinir gidersiniz insaallah :) Ailesinden dertli olup mutlu evlilik yapan cok insana sahidim sanki sabrina mukabil Allah’in bir lutfu mukafati gibi..
    ◀▶Siz evleneceginiz insani Allah rizasi icin O’nun rizasina uygun bir hayat yasamak icin O’nun hosnut olacagi kriterleri dua ile Allah’dan isteyip taliplerinizi bu minvalde degerlendirir ve kararinizi da yine Allah icin verirseniz, evliliginizde de hakka hukuka riayet ederseniz mutlu olmamaniz icin tek sebep esinizin umdugunuz biri olmamasi olur. Bu durumda sorumlu siz olmazsiniz. Cocugunuz da olsa hesap ve sorumluluk esinize ait olur. Siz dogru olursaniz Allah yaninizda ve yardimci olur o zaman zaten vicdaniniz rahat olur her ne yasarsaniz yasayin. “Secde ayetleriyle teheccud vakitlerinde secdede iltica etmeyi”ve duayi deneyin. Allah salihlerle karsilastirsin ve sizi de salihlerdrn eylesin, korktuklarinizdan da emin kilsin.
    ◀▶Son olarak diyecegim su ki, kul olarak aciziz bu dogru fakat demek istedigim gucumuz nisbetinde de bir kuvvete sahibiz. Bu gucu bize veren de Allahu Teala. Nedir bu, gencligimiz, sagligimiz, aklimiz, lisanimiz… Allahu Teala’nin bahsettigi bu nimetleri Hak ve hakikat yolunda olmak icin ve teblig icin en elverisli hale getirerek kullanirsak kendi eksenimizde gidisata set olabiliriz ve bizden de istenen zaten bu. Gucumuzun yeteceginden fazlasi beklenmiyor. Ama acziyet sozunun kapsaminda kapasitemizin altinda da kalmamiz dogru degil. Elimizden geldigince hepimiz ufak bir cevreye ulassak, bu denize dusen tasin etrafinda olustyrdugu haleler gibi cok uzaklara yayilir. Gerisi ise Allah Kerim.
    ★Hz.Mehdi’yi ise bekleyin ama oturarak degil 😀
    (Bu sadece hocahanimin sozune gondermeydi, sadece espri)
    Allahu Teala yolunuza aydinlik insanlar cikarsin bayan kardesim. Cevap yazmak zorunda degilsiniz, okusaniz da kafi.
    Sevgiler.

    • bayan biri diyor ki:

      estagğfurullah yakıştırmadım öyle olduğumu söyledim izzet sahibi biri olsa idim Rabbimin verdiği bir çok n’imet ve en büyük iman müessesinin karşısında bir zerre olamamış o kadar iman-i bilgi ve seçenek karşısında isyani kelimeler kullanmış ve Rabbimin isteği doğrultusu istikameti üzerinde huzurla yaşayamıyor yaşatamıyor isem edepsizinde edepsizi olmuşum hatamız kusurumuz çok Rabbim düzeltsin doğru yola iletsin inşaAllah

      zerre ölçüsündeki teveccüğümüz sizi sarsmasın inşaAllah. Siz kimseniz biz hiçinde hiçiyiz Rabbim hiçliğe layık eylesin

      karşılık vermek zorunluluk değil insanlığınız karşısında bir teveccüh. elhamdulillah yazdıranda Allah düşündürende biz doğru tercihler yapan kimselerden olalım dua olsun inşaAllah

      Biz taklidi imandan tahkiki imana geçemedik yüzünüzü güldüren birilerinin olduğuna Alla için sevindim lakin o bayanın tırnağı dahi olamayan uslubümdeki ayıp ve hatalarımdan dolayı özür dilerim.

      evet artık evi olsun istiyorum yaşamış ve karşılaşmış olduğum mesele ve hadsizliklerden dolayı ki bu isteğimin önünü geçecek kalbimin ısındığı biride olmadı Allah’ın izni inayeti ilen ailemin sunduğu şartları veremeyip lafa gelince laf ebeliği yapan görmemiş görgüsüzlerden korunmanın yeni bir yolu bu oluyor ayrıca hoca hanım bunu bilmiyordu hoca hanım çevresinde 20 lik kızlar varken bana benden küçük birini uygun görmesini hala hadsizlik olarak görüyorum kendimle mukayese ediyorum ben 20 yaşında iken oku kızım ilim sahibi ol cahil olma diyenler şimdi etekleri tutuşmuş gibi önüne gelene birini savsaklamaya çalışıyorlar ne acı değil mi bizim isteklerimiz uçuk değil karşımızdaki insanların istekleri karşısında emin olun :)
      o kadar çok zorlaştırdılar ki evlenmeyi bu fakir sevgi diye bir şey varsa artık hatırlamıyor

      hüsnü zanlarınız ve yaşam öğütleriniz Allah için huzur verdi ama çözüm olmadı Rabbim kün fe yekün demedikçe olmuyor yinede dua olsun

      Yaşamış olduğum ayrıntıları daha fazla anlatıp isyanı sözlerle daha fazla kimsenin umutlarını kırmak istemiyorum huzurla evlenmek isteyen kardeşlerimizin önüne geçmek istemiyorum ondan o güzel çevrenizle o güzel dularınıza amin diyerek hayrlarınızın devam olması duası ilen Allaha emanet olun bacım

      sormuşsunuz Bir de domuz yagi denissiniz, bunun oyle birsey olduguna emin misiniz? Evham degildir degil mi? diye
      evham olması için evhamlı biri olmam lazım ki elhamdulillah Rabbim neden kalbim sıkışıyor neden insanlar hakkında suizanlaştım onlar dahada acayipleşiyor diye Rabbime sorduğumda Rabbim tevafuk eseri odama kadar girip kötü niyet ve amellerini yatağımıza huzurumuza kadar sokup müslüman olduğunu iddia eden aç gözlü hadsiz insanları hem rüyama kadar gösterdi hemde yağın yerine kadar gösterdi başka bişi olması mümkün değil çünkü yeri müsait değil isterseniz mail adresinizi verin fotoğrafını gönderim ne kadar belli olduğunu sizde anlarsınız inşaAllah islah olsunlar böyle müslümanlar oldukça sırtım onların zulümlerinden dolayı ahiret hep yükselir Rabbim hepsini islah etsin ellerini kollarını dillerini bağlasın inşaAllah
      dünya onların diye yapmadıkları pislik kalmadı şeytanın pis yardımcıları dölü bozulmuş münafık karakterli fasıklaşmış bozguncular güya müslümanlar :/

      Rabbim hepsinin evlerini işlerini ortamlarını dağıtsın bir araya getirmesin sürüm sürüm süründürsün birde masum çocuğunu kullanıyor sütü bozulmuş aç gözlü kadın :/ hatırladıkça geriliyorum :/

      Oyle bir ese nasip olursunuz ki Allah icin sever Allah icin de hakkiniza riayet eder. Siz de kadrini bilirseniz mutlu mesut gecinir gidersiniz insaallah :) amin diyorum hüsnü zanlarınız devamlı olsun Allah’ım iyilerle küfuvumuzla karşılaştırsın önce bu hadsize hidayet versin doğru yolda kalbimizi sabit eylesin

      “Secde ayetleriyle teheccud vakitlerinde secdede iltica etmeyi”ve duayi deneyin. Allah salihlerle karsilastirsin ve sizi de salihlerdrn eylesin, korktuklarinizdan da emin kilsin. bu meseleyi dikkate alacağım inşaAllah Allah’ım razı olsun
      Allah kerim ve kadir-i mutlak selam sevgiler

  15. Feyza diyor ki:

    Sn.bayanin biri,
    Mutaassip cevrede her namaz kilan kizin istegi namaz kilan bir erkektir ve ekseriyetle kendinden birkac yas buyuk ister. Bu isteginizde Hz.Mehdi as i cagristiracak abartili bir istek yok acaba baska kriterleriniz de mi vardi ki bu hocahanim boyle bir imada bulundu?
    Iyi insan, mutlu aile var. Ben sahidim. Mutluluktan kastiniz kendi halinde, kendi yagiyla kavrulan, aile ici sorunlari olsa da emiciligi yuksek, disari sizdirmayan, bu ufak sorunlari kendi potasinda eritebilen ve yasadiklari zorluklar ailesinin birligini bozmayip daha da kenetleyebilen, “herseye malik oldugu” icin degil, “herseye ragmen” yuvayi ayakta tutabilen ailelerse buna sahit oluyorum. Mahrem yasamlarini bilemem belki ufak tefek puruzler oluyordur ama bunlar da asilamayacak sorunlar olsaydi baska sekillerde patlak verir ve bir sekilde yine karsimiza sorunlu bir aile modeli olarak cikarlardi.
    Ama mutluluktan kastiniz dunyada cenneti yasamak ve dikensiz yollardan gul bahcesine ulasmaksa buna hic sahit olmadim. Dunya hayatinda bu mumkun gozukmuyor. Mutluluk insanlarin kendi ic dunyasinda, sabrinda, hayata bakisinda, imaninin lezzetinde, kanaatkarliginda, tevazusunda sakli olmali..Bu duygulardan nasibini almamis bir insan dunyanin en iyi insanina nasip olsa da mutlu bir hayati onun adina tasavvur edemiyorum.
    Ne dertlere ducar olmus insanlar var bunu Allah’in bir lutfu, hediyesi gibi gorup haline her daim hamdeden ve imtihaninin hincini esinden almayan, esine destek olan, esinden destek alan. Baktiginizda hayatlari zordur ama beraberlerse ve birbirlerinin derdini tasiyabiliyorlarsa, ortak olabiliyorlarsa, saygi ve muhabbeti zedelelemeden ayni gemide yol alabiliyorlarsa her imkansizliga ragmen bu aile yine mutludur.
    Islami cok iyi biliyorsaniz da yasamiyorsaniz yine mutsuz olursunuz. Kufuv dedigimiz sey de bu aslinda. Zahiren, fikhen denkler birbirine ama bu perdenin gorunen yuzu. Gorunmeyen yuzunde bir uyumsuzluk var ki mutsuzlar. Iki taraf dinen birbirini cok iyi tamamliyor, cok uyumlu dersiniz. Ama belki iki kisiden biri veya her ikisi bildigini hayatina uygulamada asiri yetersizdir. Kari koca hukukunu sular seller gibi ezberler, ama icraate geciremezler. Size gore denktir ama bir cati altinda yasamadikca bilemezsiniz bu denklik ahlaki acidan ne kadar dengeli?
    Bunu bilebilseydik, bu bilgiyle evlenebilseydik imtihan sirrinin bir hukmu de kalmazdi.
    Mutsuz evliliklerde birtakim insanlar esleriyle imtihan oluyorlar, bazi insanlarin imtihani ise kendileriyle, kendi nefsleriyle. Birincisi her ne kadar zor olsa da bana kalirsa ikinci imtihan daha zor. Cunku birincide sorunun kaynagi bellidir ve sizin bilinciniz yerindedir. Her ne kadar huysuz bir ese sahip olsaniz da siz elinizden geleni yapar en azindan ya sabreder ecrini alirsiniz ya da inceldigi yerden kopmasi gerekiyorsa koparirsiniz. Fakat siz uzerinize duseni yaptiginiz icin vicdanen rahat ve yine mutlu olabilirsiniz.
    Ikincinin imtihani ise daha zor cunku neyle mucadele edecegini bilmiyor. Problemin kaynagini kesfedemiyor halbuki bilse arizali olan ana trafo, bilemiyor. Anlatamazsiniz da cunku nefsi kendi sahsiyetini ve aklini oyle bir tahakkum altina almistir ki hedef saptirir, acik bir iluzyonla suclu olani hep esi gibi gosterir ve kendini temize cikarir. Oyle buyuk bir benlik infilaki yasiyordur ki bilmem kac desibelle kulagina hatalisin deseniz ikna edemezsiniz. Sizi de kara listeye alir.
    Yani Allahu Teala karsisina pirlanta gibi bir es cikarmistir ama kiymetini bilmez, ne kendi mutlu olur ne esine huzur verir. Ahiret ipini de kendi eliyle cekmis olur. Yolda buldugu pirlantayi bit pazarinda uc kurusa satmak gibi birsey..Gerci burada bile en azindan pazarci mutlu olur.
    “Ozelestiri ve empati” yapamayan insanlar ne kadar dini ilimlere vakif olsa da evliliklerinde sanirim mutlu olamazlar. Esleri cok cok iyiyse idare edebildigi kadar eder ve bir sekilde gecinirler.
    Toplumdaki acikliga gelirsek, yapabilecegimiz ne varsa yapariz. Gerisine Allah Kerim.
    Ne yapabiliriz, once kendi yasamimizla ornek olabiliriz, Allah rizasi icin yuva kurar bu bilincte iffetli evlad yetistiririz. Yakin cevremizu kirip dokmeden uyarabiliriz, uzak cevreden elimizin erdigine uzanmaya calisabiliriz. Gozlerimizi korumaya azami gayret edebiliriz. Madem toplumun genelinde ihtilati engelleyemiyoruz, biz de bu suyun akintisina kapilip gitmek yerine evlerimizde oturur biz bari hemcinslerimizle sosyalleseriz birseyler okur ogrenir ogretiriz. Ogrendiklerimizi hayatimiza tatbik ederiz vs.
    Yani ahir zamandayiz ve bugun yasadiklarimizin haberi 1400 yil once Efendimiz asv tarafindan bildirildi. Ama bu donemde gunahlara sabretmemizin mukafatinin da kat be kat oldugunu unutmayalim. Atesi sonduremesek de su tasiriz en azindan korukle yangina kosmayiz. Kac kisinin hayrina vesile olabilirsek, hakki hakikati anlatabilirsek kardir. Bunu gercek yasamimiz icin soyluyorum, sadece burasi icin degil. Sokakta gozumuzun ilistigi cirkin manzaralar, kem sozler olabilir. Duzeltebiliyorsaniz duzeltin. Kadinlar guzel bir dille genc kizlara durumun vehametini sokakta dahi olsa anlatabilirler. Erkekler de kendi hemcinslerine anlatsin, uyarsin, tenkid etsin. Yani ben hep sikayet duyuyorum bu biraz acizlik gibi. Elimizden geleni hepimiz yapalim da gerisi duzelir insaallah.
    Selametle.

    • bayan biri diyor ki:

      öncelikle bu edepsizce hayasız ve şeffaflıkla yorumladığım soru ve sorularıma insan olarak görüp cevap verdiğiniz için teşekkür ederim :)

      Bu isteginizde Hz.Mehdi as i cagristiracak abartili bir istek yok acaba baska kriterleriniz de mi vardi ki bu hocahanim boyle bir imada bulundu? diye sormuşsunuz

      acabalık kısmı da parantezle belirtmiştim iç güveysi ve öz güven sorunu olacağı kapalı; namazlarınıda cumadan cumaya kılacak benden küçük bir eş istemediğimide açıkca belirttiğim halde sayın hoca hanım efendi 20 yaşındaki öğrencilerine yaptığı edepsizliği görmezden gelip onunla herşeye rağmen konuşma karşılığında aldığım cevap buydu ki 21 yaşındaki bir bacımada bana cevap veremiyorsun diye çıkışıp kızı dersten soğutmuştu iyiki de soğutmuş kız şimdi ruhunu okşayan bir kursa gidiyor ilim sahibi kişiler bunu yapıyor iseler biz cahiller harap haldeyiz burda kendimden bahsediyorum Feyza hanım

      o iyi insan mutlu aileye şahitseniz sıkı tutun inşaAllah daim olsun mutlulukları adlarına sevindim

      birde mutaassıp çevre demişsinizz evet çevremiz mutaasıp olarak kapalı ama komşuluk misafirlik yardımseverlik dostluk ilişkilerinde aynı mutaasıplığı göremeediğimden dolayı başta kendim ve çevremden özür diliyorum eğer müslümanlığı kafaları kapatılmış kadınlığı köreltilmiş bir toplumdan bahsediyorsunız kızın kafası kapanacak ama afv edersiniz her haltı yapacak yaptırılacak başta erkekli kızlı flörtlü okul denen kurumlarda görüyorsunuzdur sonra kız kadın olacak erkek olacak yırtık olacak yalancı olacak mahrem olacak herkes ona bakacak dedikodu gıybet olacak lüks olacak marka olacak ama müslüman olacak düşüncesi ne kalbime işliyor nede okuduğum kur’an-ı aziz müşana nede hadisi şeriflere nede osmanlı kültürüne denk geliyor sanki ülkemizi müslümanlık adı altında lanetlenmiş gibi görüyor hissediyorum yinede kalemi niyeti iyi bir kaç kişinin yazımı yorumları içimi ısıtmadı değil bu içten yorumunuz sanki başka bir ülkeden birinin yorumuymuş gibi su oldu içime

      demişsiniz ki Mutluluk insanlarin kendi ic dunyasinda, sabrinda, hayata bakisinda, imaninin lezzetinde, kanaatkarliginda, tevazusunda sakli olmali. böyle kimseler varsa bana denk gelmedi ama sizin yorumunuzda bu mutluluğun tanımını hissedebiliyorum demek ki çok az bir kesim yada kişilerde var

      bir sekilde yine karsimiza sorunlu bir aile modeli olarak cikarlardi. bu mutsuz sorunsuz aileler neden avrupada yok anlayamıyorum kimse selam versem ya bir derdi var ya gıybet derdinde yada çıkar derdinde halbuki ne yapılırsa yapılsın Allah için yapılmamalı mı sorsam Allah için diyorlar ama faaliyetlerde bunu göremiyor isem insanlığımımı vermeliyim kendimi bile bile kullandırmalı mıyım :)

      Islami cok iyi biliyorsaniz da yasamiyorsaniz yine mutsuz olursunuz. (islamı bildiğimi sanıyordum ama islamı ailemden çevremden değil kitaplardan sahih hadislerden öğrendim ama uygulamaya çalıştıkça yaşatmıyorlar ki nasıl mutlu olayım daha geçen ay yaatağımdan domuz yağı sildim defalarca kapımdan silmişimdir iki yıldır nerede ise her hafta hastanedeyiz felak nas okumaktan misafir çağıramaz oldum ki çağırsam donumuza kadar istemedikleri bakmadıkları gıybet yapmadıkları bir an olmuyor halbuki misafir eve bereket olmalı selam vermeye kalksam kolum yerinde mi bakıyorum istisnalarda bir iki onlarda ailemden dolayı bize gelmiyor

      demişsiniz ki :) Her ne kadar huysuz bir ese sahip olsaniz da siz elinizden geleni yapar en azindan ya sabreder ecrini alirsiniz ya da inceldigi yerden kopmasi gerekiyorsa koparirsiniz.
      Nasıl yani bir evlilik çok mu kolayda koparılabiliyor ayrıca korkmaktan evlenemiyoruz ki zaten :)
      Allah’tan korkuyoruz lakin Allah cc’un bize emanet dediği Hak dediği eş ve aileler imtihan ise vicdanen nasıl rahat olabilirsiniz birkere sizi Allah için seven bir aile yok ise bir eş nasıl sevebilir ki? hadi hepsini geçtim bu şartlar altında evlendik ruhban yaşamaktan kurtulduk diyelim çocuğumuz olursa bizden hesap sormaz mı ? neden soracağını tahmin edebiliyorsunuzdur :)

      katılabildiğim ama pes ettiğim nokta
      Yani ahir zamandayiz ve bugun yasadiklarimizin haberi 1400 yil once Efendimiz asv tarafindan bildirildi. Ama bu donemde gunahlara sabretmemizin mukafatinin da kat be kat oldugunu unutmayalim. Atesi sonduremesek de su tasiriz en azindan korukle yangina kosmayiz. Kac kisinin hayrina vesile olabilirsek, hakki hakikati anlatabilirsek kardir. Bunu gercek yasamimiz icin soyluyorum, sadece burasi icin degil. Sokakta gozumuzun ilistigi cirkin manzaralar, kem sozler olabilir. Duzeltebiliyorsaniz duzeltin. Kadinlar guzel bir dille genc kizlara durumun vehametini sokakta dahi olsa anlatabilirler. Erkekler de kendi hemcinslerine anlatsin, uyarsin, tenkid etsin. Yani ben hep sikayet duyuyorum bu biraz acizlik gibi.(EVET ACİZİZ ELLER AYAK AYAKLAR EL OLDUKÇADA BÖYLE )Elimizden geleni hepimiz yapalim da gerisi duzelir insaallah(İNŞAALLAH)

      BİZİ İNSAN GÖRÜP YORUMLADIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDER OTURUR MEHDİYİ (AS) BEKLERİM :)

  16. bayan biri diyor ki:

    düşünüyorumda mutlu olan kimseler var mı huzurlu dünya ve ahıreti huzur içinde olan gerçekten imanlı yaşayan aileler var mı?

    imanlı yaşam için islamı doğru öğrenebilsekde doğru insanlarla karşılaşamamız bizim imtihanımız ise doğru insan diye bir şey var mı hani küfuv diyorlar ya o eğer eşler küfuv ise neden mutsuzlar?

    bu yazıyı makaleyi yazanlara hak verdim ama islami açıdan doğru tespitler uygulayan kesim var mı gerçekten müslümanca mı yaşıyoruz?

    bu arada cinsellikle alakalı buradaki çoğu makalelere bakamadım

    farkında mısınız sosyal hayatta gözlemleyip çok karşılaştığım arkadaşlarımında karşılaştığı bir durum ya mutsuz erkeklerin geneli yada islam adı altında islamı kulanan erkeklerin kızların çoğu üzülerek yazıyorum ama maalesef zinaya karışıyorlar yalan analarından emdikleri süt olmuş artık kızlarda da çok boyutta ama sorsanız sütten çıkmış ak kaşıklar

    haram zirve yapmış ama helal kız helal erkek çok mühim :)))

    hayatlarını otuz kırkına kadar her türlü yaşayıp insanların kızların gençlerin zaaflarını kullanıp ki lafa gelince kullandırmasalardı diyenleri duyuyor gibiyim Türkiyedesin çocukluktan kızlı erkekli bir yaşamın içindesin anne baba kavramları sömürtülmüş bir ülkedeyken çook canlar yakıp bu canları ikna kabiliyetlerini çevresel faktörleri kullanıp her türlü pisliği beyaz gösterip beyazlığı siyah yapan dünyalarını dolu dolu yaşayan 40’ında 20 yaşında kız arayan birde bunlar baba olacaklar bunların kızları olacak bunların bacıları var ama müslümanlar doğru mu?

    Bir kaç hanım alamayanlar nikah olmadan helalimsin karımsın düşüncesindeler flört yanlış ama flörtsüzde cahilsin kafasında olan o kadar çok iğrenç olduklarını iğrenç olmadıklarını vurgulayanlar var ki erkeklik dürtüleri normalde helali isteyen bayanlar yanlış yapıyor kanısında olanlar ama haramın her türlüsüne açık olup müslüman bayanları cahilmiş gibi kınayanlar

    birde bukadar sorun arasında cinsel problem var adam her haltı yiyor karısını beğenmiyor :)

    adam çok namuslu bir erkek ki erkekliğini bilmediğinden evlenince karısından adım bekliyor? sorsanız sütten çıkmış ak kaşık

    neden hep bayanları bir kefeye koyuyorlar kadın duygusal ise duyguları okşamayı helal yoldan yapmak çok mu zor? kadınlar erkekleri idare edicek kadın anasını babasını yuvasını idare edicek lafa gelince tüm haklar kadınların kanısında olanlar

    sorular sorunlar sorunlar sorular çözümler varsada göremedim yada bana denk gelmedi yada bir bayanın deyimi ilen mehdi as’ı bekliyeceğiz

    geçen bana evlen diyen psikolojime yaşadıklarıma sosyaliteme yaşam şeklime bakmadan benden üç yaş küçük birini tavsiye eden sonra ben namaz kılan (bayana belirtmediğim evi olan ki bu ev aileden miras iç güveysi olmasın alışkanlıklarım karşımdakini üzmesin diye istediğim bir durum) ki benden en az beş yaş büyük bir eş istiyorumu kast edip söylediğimde (ki bu kastımın en baş sebebi genç birinin isteklerini karşılayamaz isem manen yıkılırım artı dışarda tahrik edici bir çok etken varken yaşlanmanın önüne geçemezken buna enerjide dahil artı evlenip boşanmaların çok olduğu bir zamanda ne boşanmak nede eşimi mutsuz etmek düşünce korkusundan olan bir hisle cevap vermiştim)

    karşımda arapçayı çok iyi bilen ( hem hafız hem fıkıh ilmi yüksek olan hatim etmiş ve bir çok öğrenci yetiştirmiş ve yetiştirmekte olan boyunca kız ve erkek çocuk sahibi olan bu bayan hoca dedi ki mehdi as.’ı mı bekliyorsun ?
    şok şok şok yaşadım iyikide yaşadım her hocayı hoca bilip edep göstermemeli seni rezilde eder rüsvada birazdaha kursuna katılsa idim her halde beni on yaş küçük biri ilen evlendirirdi :) etkisini hala atlatabilmiş değilim sayesinde sohbetlerine gitmiyorum hayallerimi yıkan yıkana sağolsunlar

    birde kısmet bağlılığı diye çok özel bir durum mu var ki bu özel insancıklar o kadar kimse arasında bana mı geliyor bu sitemli soru aynı tecrübeleri yaşadığım akranlarıma gelsin

    birde 40 kına kadar bir oduna sap olamamış ana kuzusu kişileri gördükçe adamlar herhalde analarına eş seçiyorlar bundan olsa olsa lahana turşusu olur dedirten evlilikten soğutan ana kuzuları neden bir ortanız yok :)

    evlenmek için evlenilir mi ? bu zihniyetler bana mı denk geliyor bu durumda olan kişiler var mı bu konularada yer verildi ise o yazıları okumayı isterdimdeyip

    kardeşimizin başka bir meselede değindiği güzel bir noktayıda kabul ediyor takdir ediyorum

    demişsiniz ki helalleri o kadar zorlaştırıyoruz ki haramların önü açılıyor. Evlilikte eşler durumu zorlaştırıyor, evlenmeden önce toplum durumu zorlaştırıyor.(TAMAMİYLE KATILIYORUM )

    Buna karşın her türlü harama ulaşmak o kadar kolay ki. Hatta gözüne gözüne sokuyorlar. Bugün toplumda ne yazık ki üzülerek söylüyorum yarı çıplak kadın veya erkek görmemiş kişi yoktur. En basit ihtiyacınızı almak için sokağa çıktığınızda dahi reklamlar, afişler gazeteler tarafından tacize uğruyorsunuz. Önceden sadece erkeklere bu açık neşriyatlarla saldırıyorlardı ama şimdi kadınlara da saldırıyorlar. Yabancı bir kişinin tweetırında görmüştüm. “Eğer bir zina bir sinema bileti ve Mısır patlağına mal oluyor ama basit bir düğün 20000 tl tutuyorsa biz Allah ın hükmünü ne hale getirdik” diyordu. 20 000 Mİ BENCE DAHA FAZLA BUNUN İSTEKSİZ CİNSEL YAŞAMI (evli olan çevre ve yazıların sonucu söyledim) birde ÇOCUĞU BOŞANMASI ve NAFAKASIDA VAR ARTIK ? heyhat özgür müslümanca yaşam yaşasın türk milleti.müslümanlığın yolu sizinle çoook açık

    • Süleyman diyor ki:

      Hanımefendi

      Dediğiniz yorumu yazan kişi bendim. O zamanlar o yorumu kederli bir hakimden yazmıştım.

      Öncelikle Allah müslüman gençlere kolaylık versin. Hayırlı eşler nasip etsin. Eş nasip değilse de sabır ben metanet versin.

      Şu an benim bahsettiğim durumu yaşıyorum. Harama düşmek öyle kolayki. Ders verdiğim sınıfta yaşıtım bir memur var. Durmadan kızların ben kadar yakışıklı olduğunu söylediğini söylüyor. Hatta 3-4 tanesi gelmiş benim içinmiş çıktığı biri var mı demiş. Bizimle çıkar mı filan demiş. Arkadaş beni bildiğinden olumsuz cevap söylemiş.

      Öbür yandan geçen haftalarda birine talip olduk. Hanım belli süre bulunduğum ilde yaşar mı diye sordum. Birde eğer çocuk olursa çalışmasa beşli ben bir süre olur mu dedim. Babası çok kural koyuyorum diye çok kızmış direk reddettiler. 2 tane şey çok kural oldu. Döndüğüm kapı sayısını unuttum.

      İşte haram bir evet dememe bakarken helal ne kadar zor.

      Ancak ne yapalım dünya hayatı. Bir göz açıp kapamaya bakar. Müslümanın imtihanı, gençlerin imtihanı zor. Allah yardımcımız olsun.

      Bence karamsarlığa kapılmayın. Olur olmaz bilemiyorum ancak şunu anladım dünya imtihan sabretmek lazım.

      Daha önce buralarda çok yorum yaptım. Birazda şikayet gibi algılandı. Artık beklemek lazım diye düşünüyorum. Bazen dayanamayıp birşeyler söylüyoruz ancak zaman babam şunu öğretti. Sabredemem dayanamam dediğin herşeye sabrediyormuş insan ve zaman sadece bir ilaç değil bir kanıtmış da insan için.

      • bayan biri diyor ki:

        amin ecmain olsun.
        demişsiniz ki “Birde eğer çocuk olursa çalışmasa beşli ben bir süre olur mu dedim”. burayı anlamadım ama kötü bişi değil galiba kız çalışmak mı istiyor çalışmamasını mı istiyorsunuz ? eğer öyle ise kız çok şanslı :) çünkü o kadar haram arasında dünyalık arasında kızın çalışmasını isteyen bir sistem varken bir erkeğin bunu istemesi büyük bir erdem ama kadında ar olmalı helali haramı bilmeli yoksa şeytanlar insanlar olmuş ise Allah muhafaza biz de yardımcıları isek ne zor bir durum :(

        Hak ve adaletin gözetleyicisi olan hakim bey amca ve sizler görmüşsünüz bizim rahmet dolu ilim dolu anne baba ve hoca dediğimiz kişiler nasıl göremiyor anlamakta zorlanıyorum halbuki onlar bize örnek olmalı değil mi?

        o güzel dualarınız için sonsuzkere amin amin amin :)
        ama beklerkende vurmuyorlar öldürüyorlar resmen :) yinede sağolun

        karamsarlık çevreye açılınca yazıları okuyunca çözümsel birşeyleri görmeyince yaşamayınca ister istemez olabiliyor ama insanız kuluz kulluğumuzu unutturmayan 1 olan tek olan Rabbim bizleri bırakmıyor biz kendimizi bıraksakta ihlaslı kulları ilen iyilerde var ben seni bırakmadım kulum sen sık dişini diyen rahmet dolu Rabbim var O’ndan şüphem yok.

        dengeyide merak etmiyor değilim huzur mutluluk islamda ise neden herkes huzursuz mutsuz şikayetçi bana mı denk geliyorlar anlamış değilim… ….

        bu edepsiz günahkar vefasız birini yoruma layık görüp Allah için avuttuğunuz için teşekkür ederim

        insan ilişkilerinin şefaflıkla anlatıldığı soruların yargılanmadığı sorunlara bakış açısının Allah için tartışıldığı insan odaklı ve küçükte olsa fikirlerin argolarla yadırganmadığı insan odaklı bir sitede olmakta Rabbimin bir lütfu

        kafamdaki soruların çözüm ve cevaplarını aldığımda inşaAllah düşenlerden isyan edenlerden olmam.Etti isemde tevbe ettim inşaAllah bir daha tekrarlamam
        edepsiz sorularım içinde önce Rabbimden sonra herkesten özür dilerim inşaAllah dünya ahıret kazananlardan hayırla iyiliklerle yaşayanlardan oluruz iyi geceler.

      • Ozlem diyor ki:

        Bebek olduğunda bebeğin yanında bulunmak için 2 3 yıl çalışmaya ara vermek bence normal;))) çünkü kadın yapı olarak çalışmaya uygun değil özelllikle ona muhtaç bi bebek varken .

  17. osman diyor ki:

    ALLAH ın selamı rahmeti bereketi nuru huzur üzerinize olsun hayırlı bereketli akşamlar değerli kardeşlerim ve büyüklerim bildiğiniz ğzere çok çabaladı malisef sonuç olumsuz oldu tekrar deniyelim dedim kız beni suçluyor? ailem saygı duyuyor fakat bir insan kafasında bitirdiyse bunu araya kim girerse girsin değiştiremez.

    Sonradan bana diyorki ailen üstelemedi veya konuşmadı bende aynen dediğim şu ailem konuşsa sen kafanda bitirmişsen bunu kimse çeviremez sürekli beni suçluyor? devamlı yanına gidecekmişim ve arayı soğukluğun girmesine ben neden olmuşum ben sevmesydim dedim zaten 1 ay sonra biterdi ısınmasaydım diye söyledim sen beni niye oyaladın dedim bu zaman kadar bu kızın aklına Hanne ve Feyza hanımın dediği gibi kızın aklını kandırmışlar. amcası ve çevresi bana ısınmasına fırsat vermemişler.

    birde işin içine kuran kursu girince iyice aklı karışmış aramiz da 800 km yakın mesafe var farklı şehirlerdeyiz hep uçakla gittim geldim ben bunu görmeye gittiğimde uzak yerden gelmişim sen tut başka yere git bana hiç güler yüz göstermedi ben hep sabrettim kalpleri birbirine ısındıran ALLAH senide ısındırır dedim bunları bilmesi lazım dedim nikahta keramet var gel kıyalım dedim hep erteledi.

    banan diyordu okula gidince arkadaşalarımı görünce fikrim sürekli değişiyor diye ben bulunduğum memleketten çıkmak istemiyordum diye ben ona o güvencede verdim dedim bulunduğun ile işimi oraya aldırırım zamanla dedim ben çok sevmiştim. bana diyor israrcı olmadın daha nasıl ısrarcı olayım benden ne bekledin de bulamadın dedim ben senin herseyle arkanadayım dedim beraber düğünden sonra umreye de gideriz dedim bende ekonomik olan bazı şeyler beklemiş artık nasıl bir şeyse hediyesiz bırakmadım.

    Peygamber efendimiz bir sohbetinde sahabelerden bir tanesi Ya Resulallah ben filanca hanımı istiyorum dua yokmu diye söylemiş peygamber efendimizde sana Mikail,Cebrail,İsrafil ,ve semadaki bütün Melekler üzerine birde ben dua etsem senin alnında yazılı olan nasibin le evlenirsin demiş ben efendimizin bu sözüne sımsıkı sarılarak kaderimizde yazılı olan nasibimizin gelmesini hızlandırmak için bol bol dua etmek düşüyor demek ki hakkımda bu daha hayırlısıymış.

    Değerli büyüklerim ve kardeşlerim sizinde dediğiniz gibi sabretmek ve beklemek gerek sizden bir isteğim var kardeşlerim bana dua edermisiniz? o kadar çok ihtiyacım var ki benim isteğim ALLAHIN razı olduğu bir saliha eş ve yuva kurmak salih ve saliha evlatlar yetiştirmek.

    Ben eşim olacak saliha hanıma her konuda yardımcı olacağım önce ALLAHIN bir emaneti ve sonrada ailesinin bir emaneti olarak sımsıkı sahip çıkacağım en kısa zamanda evlenmek için ben ve salih saliha kardeşlerimin karşısına nasiplerini en kısa zamanda çıkmalarını ve ALLAHA hayırlı bir kul ve vatan millete hayırlı evlatlar yetiştirmeyi bizlere nasip etsin dularınızı bekliyorum ALLAHA emanet olun.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Osman Kardeşim.

      Öncelikle hakkında hayırlısı olsun. Sana üzülme diyeceğim ama bizim için söylemesi kolay olan bu cümle biliyorum ki senin için çok zor. Yaşadığın süreçte verdiğin emek vs. ve karşılığında aldığın hayal kırıklığı…
      Ancak dediğin gibi hayırlısı buymuş demekki, demek ki yaşanması gerekiyormuş. Belki de bu sayede gerçekte eşin olacak hanıma daha çok değer vereceksin, böyleleri de vardı diye hatırlayıp çok şükredeceksin.
      İnsanın ömründe yuva kurma fırsatı her zaman denk gelmez. Sen anlattıklarına bakılırsa bu fırsatı karşındaki hanıma verebilecek bir seviyedesin. Karşındaki hanım bunu değerlendirmek istemiyorsa bu onun sorunu senin değil. Egosu kibiri tavan yapmış kızlardan, karşındakinin de insan olduğunu bir kalbi olduğunu unutan, yok sayan kızlardan Allah cümlemizi korusun. Bazıları evleniyor bazıları da düzgün kısmetleri saçma sapan gerekçelerle geri çevirip evde kalıyor.(Erkeklerden de çok var böyle) Asla ümitsizliğe kapılma. Dediğin gibi dua etmemiz gerekiyor ve buradaki insanlar birbirine dua ediyor tanımasa da, emin ol. Merak etme, Allah’ın izniyle seni insan yerine koyacak, o kadar uzak mesafelerden geldiğinde kıymetini bilecek, seni yedekte tutmak için ya da bir anlık heves için laf olsun diye nişanlanmayacak bir hanımla da karşılaşacaksın. Ayrıca kalpler de Allah’ın elinde. Yazgında kim varsa kalbin ona ısınacak. Sen ve karşındaki hanım olan biteni anlayamayacaksınız bile…
      Selametle kalasın…

    • Hanne diyor ki:

      Osman kardeşim hakkınızda hayırlısı olsun. sizin ve hanım kardeşimizin yaşlarını bilmiyorum ama hanım kızımızın biraz daha yalnız kalması ve yaşadıklarını iyice sindirmesi gerekiyor. bazı konularda tam olgunlağa erişememiş. İslami kesimde sürekli görüşme sürekli aranma gitme gelme durumu malesef bazı genç kızlar arasında yoğun şekilde revaçta.

      bende çevremde şahit oldum konuyu dağıtmamak adına yazmıyorum. Çevresindeki arkadaşlarından iyice tanıyın ama yazışmadan görüşmeden nasıl tanıcaksın diyenler olmuş sanırım. Halbuki evlendikten sonra insan görüyorki aynı evin içine girmeden kimseyi tanıyamıyorsunuz. Benden sana nacizane abla tavsiyesi sakın olayın üstüne gitme. hanım kızımız ilgi alaka bekliyor sanırım niye üstelemiyorsun niye ısrar etmiyorsun demekle bunu belli etmiş zaten. o yüzden sen geride dur.

      O çevresindeki kişilerde ellerini ayaklarını çekince o zaten bir süre sonra ben ne yaptım diyip sana dönüş yapacaktır. (veya boşluktaki haliyle daha büyük bir hata yapacaktır) yalnız burada senin yazdıklarına göre yorum yapıyoruz. Karşı tarafı dinlemeden itham altında bırakmak istemeyiz kimsenin günahınada girmek istemeyiz.

      Ben üzülme demiyorum üzül hatta yaşadıklarınızı sürekli beyninde taze tut. psikolojini bozmadan tabikide.. çünkü gün gelip o kişi sana geri dönüş yaptığında cektiklerini düşünerek yaşadıklarını herdaim taze tutarak (ondan intikam alma anlamında demiyorum) daha temkinli daha nasıl davranması gerektiğini bilerek davranırsın inşallah.

      Ve inşallah ikiniz içinde hayırlısı olur. Rabbim sizi birbirinize yazdıysa eninde sonunda kavuşursunuz bu yaşanması gereken süreçte hem sana ona yol gösterir belki. Eğer değilsede Rabbim sizlere gözlerinizin aydınlığı olacak eşler nasip etsin inşallah.. selametle

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Osman Bey’e…

      Burada ki arkadaşların bir bölümü ilimleri, yaşadıkları cevrede ki örnekler, değer yargıları, tecrübeleri, şahit oldukları benzer durumlar ve insani özellikleri ile sana bir takım tavsiyelerde bulunmuş, yardımcı olmaya çalışmış.

      Ancak bazen iyi niyetli de olsa işin uzmanı olmayan ve olayı doğru analiz edemeyen insanların verdiği öğütler veya tavsiyeler istemeden de olsa konunun taraflarına zarar verebilir. olayın bu boyutunu da gözden kaçırma, dikkate al.

      Senin bizlere yaşadığın olayla ilgili nişanlın ile yaşadığın sürece dair anlattıklarını, senin sahip olduğun karakteri, geleceğe dair beklentilerini, hayallerini, değer yargılarını dikkate alıp iletişim sosyolojısi konuda ki bilgi ve tecrübelerimle birleştirip bir analiz yaptığımda karşıma çıkan tek doğru ve muhtemel sonucun ORTA ve UZUN VADE DE SENİN BU KIZ İLE MUTLU ve HUZURLU BİR YUVA SAHİBİ OLAMAYACAĞIN gerçeği olduğunu gördüm.

      Bu nedenle sana “daha fazla ilgi göster, yaşadıklarını asla unutma, nişanlına biraz zaman ver, vazgeçme, mücadele et vb” türde ki tavsiyeler iyi niyetli de olsa senin için doğru tavsiyeler değil.

      Bu nedenle bu konuda senin yapacağın en güzel davranış ve en doğru karar BİR AN ÖNCE ZİHİNSEL ve MEKANSAL OLARAK BU KIZDAN UZAKLAŞ ve BU KIZI UNUT.

      Aksi bir davranış senin için çok yanlış ve bedeli ağır olan bir tercih olur.

      Hayırlı düşünce, söz, karar ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun

  18. osman diyor ki:

    bana yol gösteren değerli büyüklerim değerli kardeşlerim ALLAH IN selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun cuma akşamınız mübarek olsun hayırlara vesile olsun dediğiniz gibi bir süre kendisini kendisiyle baş başa bıraktım düşünmesi için süre verdim bu cumartesi ALLAH IN izni ile hakkımızda hangisi hayırlısıysa o olacak inşALLAH ben elimden geleni yaptım elhamdulillah vicdan azabı çekmeyeceğim sonuç ne olursa olsun hakkımızda en hayırlısını ALLAH (C.C.) bilir evet mevlam neylerse güzel eyler nakşediyor yüreğime ilahi bir kudret,Diyor ki; Ey kulum Bu senin imtihanın Rabbin için sabret sonucu inşALLAH burdan paylaşacağım siz değerli kardeşlerime ALLAHA emanet olun hayırlı bereketli huzurlu geceler selam ve dua ile şimdiden hayırlı cumalar

    • HANNE diyor ki:

      Osman bey kardesim burda herkes kendi dusuncesini yazıyor o yuzdn bir sürü fikir çıkıyodur ortaya. Bu yazdiklarimi okuduğunda belkide çoktan sonucu ogrenmis olursun. hakkinizda hayirlisi olsun ama benim hissettiklerimi söylemek istedim. hanim kizimiz bu noktaya getirdiyse zaten ayrilmak icin yol hazirligi yapmis seni alistirmaya calismis. ayrica baskalarinin etkisinde kalan bir yapisi varsa zaten evlenseniz bile surekli bu sekilde etkiler altinda kalacaktir. bu durumu onun tarafindan dinleme sansimiz olmadigi icin kendimiz senin anlattiklarinla yorum yapiyoruz ve inşallah yaniliyorumdur.

      ama senin yazdıklarına bakinca bazi kadinlar herseyine hee evet olur yapariz diyen kisileri yetersiz kendi fikirlerini ifade etmeyen veya kopruyu gecene kadar sessiz kaldigini veya erkek dedigin azcikta orda durrr bak buna musade edemem demesini bekler.

      acaba karsi taraf senin iyi niyetini ve yardim severligini. yetersizlik veya fikirlerini geri planda tutan sessiz pasif bir tip olarak yorumluyo olabilirmi. ben nedense böyle bi sezgiye kapildim.

      yanlis anlama toplumda nisan atmakda evlilikten donmek gibi algiyi tasiyan kesim hala var. zorda bir karardir. ve inşallah hayırlısi olsun. belkide surecin uzamasi bundan dolayı hayirlidir. bendede ilk nişanimda uc kere dugun tarihi degisti sonunda ayrildim ve evlenmeden ayrildigim icin sukrettim ogrendiklerim karsisinda ya sonra ogrenseydim dedim.

      sakın yanlis anlama öyle olsun demiyorum ama feyza kardesimin dedigi gibi hangisi hayırlı bilemeyiz. eger karsidan olumsuz cevap gelirse bir sure geride dur eminim hatasini anlayip yalniz kalinca donus yapar. zaten olumluda olursa hayırlısi ile hemen nikah işlerine girisirsiniz. hayirli haberlerini bekliyoruz. inşallah canıni sıkmamisimdir. telden yazıyorum imla hatalarini hoş gör. selametle

  19. osman diyor ki:

    arkadaşlar öncelikle ALLAHIN selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun birde benim derdime çare bulurmusunuz?
    ben 2017 yılının mayıs ayında nişanlandım ben kızı çok sevmeme rağmen dün itibariyle ben yüzüğü atacağim diyor.
    ALLAH şahidim olsun hiç bir zaman kötü bir söz söylemedim kalbi kırılmasın diye çünkü önce ALLAHIN bir emaneti sonrada aylesinin emaneti olarak gördüm, kız hafız ben gece gündüz hep dua ederek buldum dedim ve üzerine hep titredim üzülmesini hiç istemedim okumak istiyor ben dedim seni sonuna kadar okutacağım öğretmen olmana yardımcı olacağım dedim hatta ileriye kadar gittim ve dedim ki ev işlerinde bile yardımcı olurum dedim peygamber efendimizin sünneti ben her konuda yardımcı olacağımı söyledim.

    ben kalp kırmayı hiç sevmem kırılan kalp tekrar düzelmez düzelse de eskisi gibi olmaz. ben beni bırakma diye söyledim ben sevmesem zaten hiç bu kadar beklemezdim eylülde yapacaktım düğünü kız nisana yapalım dedi hem okulum var dedi hemde yazın yaparız dedi bende sözüne güvenerek ailemi karşıma alarak tamam dedim.

    her istediğini aldım şimdi düğüne 4 ay kala ben istemiyorum diyor hanımefendi bulunduğu şehirde kuran kursuna başladı fikrim değişti diyor ne hakkı vardı beni bu zaman kadar oyaladı duygularımla oynadı ben dedim bugün akşama kadar yeniden düşün dedim tamam dedi bakalım sonuç ne olacak.
    iki günde saçlarıma aklar düştü üzülmekten ben ALLAH IN razı olduğu mutlu mesut hanımını el üstünde tutan her saniyesini ALLAH razı olduğu bir evlilik istiyorum ne olur dua edin çok perişan haldeyim ağlamaktan gözlerimde yaş kalmadı çare ne olabilir yardımlarınızı ve değerli görüşlerinizi bekliyorum bu yaşıma kadar elhamdulillah hiç bir kızın elinden dahi tutmadım marketlere gittiğimde kasa bayan varsa para üzerini kasanın üzerine bırakmasını istiyorum ola ki eli elime değerde haram olur diye.

    bu kızın elindenden de tutmadım hiç ben kıza dedim dini nikah yapalım hemen resmi nikah yapalım dedim kabul etmiyor yan çiziyor insanın hayalleriyle oynamak bu kadar kolay mı ben kıza dedim ki sözünden dönen ben olmayacağım ne olur dua edin arkadaşlar bir çıkış yolu gösterin değerli yorumlarını sabırsızlıkla bekliyorum.

    • Feyza diyor ki:

      Osman bey kardesim,
      Ne kadar uzgun oldugunuz satirdan sadra intikal etti emin olun, Allahu Teala yardimciniz olsun.
      Kardesim hersey icin hakkinizda en hayirlisi olsun. Siz her konuda oldugunu tahmin ettigim gibi bu konuda da Musluman bir insan durusu sergileyeceksiniz. Hicbir insan vazgecilmez ve bulunmaz hint kumasi degil bunu aklinizdan cikarmayin. Hakkinizda hayirliysa olsun ama degilse hic zorlamayin ne kadar sevseniz de hislerinize ket vurabilmelisiniz.

      Oncelikle evlilige hazir degil anladigimiza gore bu hanimefendi, zira okuma ve ogretmen olma gibi hedefleri var diyorsunuz. Evliligi ise surekli erteleme gayretinde. Bakin eger karari olumsuz olursa bunda nice hikmetler vardir ve ileriyi goremediginiz icin siz anlik duruma uzulseniz de bu uzuntunuz belki de cok halis niyetli ve temiz bir insan oldugunuz icin Allahu Teala’nin sizin ileride daha buyuk uzuntulere dusmenize engel olacak gecici bir uzuntu olarak kalacaktir.

      Soyle ki, evlenirseniz ve okul olayini hedeflemis birisine elinizden gelen destegi saglasaniz dahi evliligin yukumlulukleri sonucu derslerinde istedigi performansi gosteremeyen kiz basarisizliginda sizi gunah kecisi ilan edebilir. Uzulursunuz.
      Ya da siz tam tekmil destek olursunuz ancak okul hayati zaten evlilige yeterince hazir olmayan kizin onceligi olup sizi ikinci plana atmasina sebep olabilir, yine uzulursunuz.

      Veya hersey dort dortluk olur okul ve evliligi birarada yurutebilirsiniz ama ogretmen olduktan sonra verdiginiz emekler heba olabilir ve size olan saygisi/tutumu degisebilir. Bunlar neden olabilir, cunku kiz su an evliligi istemiyor ve baska bir hayatin hayalinj kuruyor. Arka planda ona nasihat eden baska karar mercileri de olabilir ve tesirinde kaliyor da olabilir, Allahu a’lem.

      Bunca belirsizligin icerisinde size tek dusen dua ile en hayirlisini dilemekten baskasi degil.
      Seviyor olabilirsiniz, hafiz olabilir cok guzel meziyetleri olabilir hatta cok guzel bir kiz da olabilir. Ama size yâr olmayacaksa, yâr olsa da kalbinize yara acacaksa ne anlami kalir? Biz ileriyi bilmiyoruz ki..
      Bir de su var ki basit bir kuraldir halk arasinda da yaygindir. Gonul kacani kovalar. Siz cok israrci olursaniz sizden daha da fazla kacacaktir, cantada keklik olmayin. Hayir derse ustelemeyin. Kalbi size aitse siz kendinizi bir sure geri cekip hayatinda doldurdugunuz alani bos biraktiginiz zaman zaten yoklugunuzu hissedip size geri donecektir. Donmezse karari kesindir.

      Karsisinda uzuntunuzu yikilmisliginizi cok belli etmek yerine biraz magrur durus sergiler ve net olursaniz, helallesir uzaklasirsaniz bu kizda daha tesirli olur ve onun da kendisini gozden gecirip dusunmesine imkan tanimis olursunuz.
      Sizi istedigi halde sirf evlililkten korktugu icin mi uzak duruyor yoksa sizi gercekten istemiyor mu bunu ancak bu sekilde anlayabilirsiniz.

      Hafiz olmasi cok guzel ama hafiz bircok insan var, kiz var hem de o kadar fazla ki, olumlu gordugunuz ozelliklerini dusunup o kadar gozunuzde buyutmeyin. Hepimiz hatamizla kusurumuzla variz. Hafiz da olsak, ehl-i tarik da olsak hicbirimiz havassul havas degiliz. Kimbilir ayni cati altinda yasamaya basladiginiz zaman hangi eksiklerini musahade edeceginizi ve belki de bu eksilerin aslinda sizi sogutacak onemli detaylar oldugunu, bunun dahi garantisini veremezsiniz. O yuzden herseyin ama herseyin sadece hayirli olanini isteyip gerisini Allah’a tevekkul edin.

      Bakin bircok bosanan insan var emin olun onlar da nisanliyken birbirini sevmisti, bir omur mutlu olmak istemisti, hatalarini gormezden gelebilmisti ama bir cati altina girince kar taneleri ciga donustu ve mutlu olamadilar.

      Bu zamana kadar verdiginiz emegi ve ozveriyi Allahu Teala goruyor, durulmamis sozler olduysa bunun mes’ulu siz degilsiniz. Allah size daha hayirli kapilar acar insaallah, zarara ugrayan siz olmazsiniz yeterki tevekkul edin.

      Duygular kalpte baslasa hasbi olsa ve hesabi olmasa da, caresizlik durumunda beyin kalbi egale edebilir emin olun. Cunku sabir var. Oyle olmasa dunya yasanmaz bir yer olurdu. Siz kendinize red cevabi alirsaniz, once bu hanimi beyninizde bitirerek yeni bir yola baslamali ve kalbimizin fetretine musade etmeden hemen farkli mesgalelere yonelmeli, umutlarinizi ise hep diri tutmali dua ile o umutlari surekli beslemelisiniz.

      Biz elh. Musluman insanlariz. Bizim teselli olabilecegimiz, tefekkur edip teskin olabilecegimiz oyle guzel argumanlarimiz var ki..

      Eger guzel bir cevap alirsaniz da size tavsiyem karsinizdakinin bir beser oldugunu aklinizdan cikarmadan sevin. Hayalkirikligina ugramamaniz, sonrasinda pismanlik yasamamaniz icin durusunuzdan taviz vermeden sevin. Yeri geldiginde yine “Osman” olun ama yeri geldiginde ise “Omer”..

      Allah hakkinizda hayirli olana vesileler halk etsin.
      Selametle.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      OSMAN BEY’e…

      Burada yazdığın cümlelerde ilk göze çarpan şey “inandığı gibi yaşayan, samimi ve iyi niyetli ama KADINLARI TANIMAYAN SAF/TEMİZ YÜREKLİ bir Müslüman bir insan olduğun gerçeği.

      Bu nedenle sana Müslüman bir ağabeyin olarak senin nişanlın hakkında yazdıkların vede nişanlının sana söylediği sözlerin arkasında ve içinde yatan ancak senin göremediğin mesajları ve detayları sana göstermeye çalışacağım. Sonrasında da senin için hayırlı olan kararın ne olduğunu söyleyeceğim.

      Beni dinleyip dinlememek senin bileceğin iş Osman kardeşim.

      “bu yaşıma kadar elhamdulillah hiç bir kızın elinden dahi tutmadım”
      “kız hafız”
      “üzerine hep titredim, üzülmesini hiç istemedim”
      “okumak istiyor”
      “kendisine sonuna kadar okutacağım dedim”
      “öğretmen olmana yardımcı olacağım dedim”
      “ev işlerinde bile yardımcı olurum dedim”
      “her istediğini aldım”
      “kuran kursuna başladı fikrim değişti diyor”

      Bunlar senin yazdığın ifadeler.
      “Sürece ve sonuca dair bütün bilgileri” kendin yaşadığın ve buraya yazdığın halde konunun tarafı olduğun için gerçekleri görmemiş ve anlayamamışsın.

      O gerçekler ne mi?

      1- Ona layık olduğundan daha fazla değer vermiş ve nişanlını çok ŞIMARTMIŞSIN, kendini bulunmaz hint kuması zannetmiş.

      2- Onun hafız olması Onu kocasına ve yuvasına bağlı iyi bir KARI/EŞ veya MÜSLÜMAN yapmaz. Kadınların iyi bir Müslüman ve KARI olması için bildikleri ile AMEL ETMESİ olmazsa olmazdır.

      3-Nişanlın yüzüğü atmak istemekle sözüne sadık iyi bir Müslüman olmadığını ispat etmiş. Çünkü İYİ BİR MÜSLÜMAN VERDİĞİ SÖZE SADIK KALIR, eften püften sebeplerle bir insanın hayallerini yıkmaz. Bugün böyle hayati bir konuda verdiği sözden dönene bir kızın yarın başka konularda da sözünden dönme ve seni hayal kırıklığına uğratma ihtimali çok fazla.

      4- Okuması ile ilgili kendisine verdiğin sözlerden sonra bile nişanı atmak istemesi asıl amacının OKUMAK OLMADIĞINI göstermeye yeterde artar. Onun asıl derdi EKONOMIK ÖZGÜRLÜĞÜ elinde olan BAŞINA BUYRUK, KAFASINA GÖRE BİR HAYAT YAŞAMAK, bu bariz ve net gerçeği gör lütfen.

      Sonuç;

      Bu yazıyı okuduktan sonra derin bir nefes ve abdest al, kendine gel, sonra seccadeni ser, Allah’ın huzuruna dur ve seni yaradan ve seni herkesten daha çok düşünen ve seven Rab’binin seni böyle büyük bir BELA’dan ve HAYIRSIZ bir evlilikten tam zamanında kurtardığı için iki rekat şükür namazı kıl.

      Sana söz veriyorum kısa bir süre sonra, yakın bir zamanda sana layık, istediğin özelliklere sahip ve inandığı gibi yaşayan gerçek bir Müslüman kız ile arzu ettiğin huzurlu ve mutlu yuvayı kuracaksın. Ve bugün olmadığı için üzüldüğün bu evlilik için çok yakında İYİ Kİ OLMAMIŞ ŞÜKÜRLER OLSUN, ELHAMDULİLLAH diyerek SEVİNECEKSİN…

      Hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç bir kız için kendini üzme, göz yaşı dökme, Hiç bir şey için neden olmadı, bu sıkıntı neden beni buldu vb sekiller de içinde İSYAN olan sözlerle Allah’ın senin için belirlediği taktire, seçime karşı çıkma.

      Yaşadıkların için “olmuşsa da, olmamışsa da vardır bir hikmeti” de geç.

      Her gördüğün sakallıyı deden, her gördüğün hafızı veya tesettürlüyü inandığı gibi yaşayan “Gerçek Müslüman” zannetme. İnsanların Allah’a karşı olan İBADET sorumluluklarını yerine getirmesi onu MUAMELAT denilen diğer insan ve canlılarla olan ilişkilerinde de aynı başarıyı yakalayan iyi bir Müslüman veya EVLİYA yapmaz.

      Bu da sana ders olsun.

      Hayırlı düşünce, davranış ve kararlarında Allah yar ve yardımcın olsun (Amin)

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Osman Bey.

      Ben de nacizane bir iki cümle yazmıştım ama sanırım teknik bir aksaklık oldu. Feyza Hanım ve Abdullah abimiz çok güzel açıklamışlar. Size önerim araya güvendiğiniz büyüklerinizi de sokmanız. Kendi başınıza çözebileceğiniz bir duruma benzemiyor. Dahası hanım kızın aklını bulandıranlar da olabilir. Bu konularda ancak size büyükleriniz müdehale ederse çözüm elde edilir. Aksi durumda netice almanızın zor olduğunu düşünüyorum. Ortada basit bir sorun varsa bile eğer siz birebir bir tartışma ortamına girerseniz o sorun büyüyebilir.
      Allah hayırlı işlerinizde yar ve yardımcınız olsun…

    • Mehmet diyor ki:

      Osman Bey Kardeşim üzülme. Seni anlıyorum. Yuva kurmak istiyorsun. Ancak unutma ki bu insan senin için doğru insan olmayabilir.

      Sizin nişanlınız böyledir demiyorum.
      Ancak, Bu platformda maalesef bir kaç hanımefendi, Bir kaç sene sonra kalbim ısınmadı deyip nişan atanları biliyorum. Somut bir neden varsa eyvallah da. (Ahlaki olarak). Ahlaki olarak bir neden yoksa, süreç ilerledikten sonra bunu yapan insan bencil bir insandır.
      Unutmamak gerekir ki olayları tek taraflı düşünmemek gerekir.
      Maalesef bu durumdaki haımefendileriniz, Duygusal insanlar mı yada karşı tarafın duygularını düşünen duygusuz insanlar mı bilemedim.
      Hem dinime bağlıyım diyorsun. Hem de somut bir neden söylemeden insanları oyalayarak, ‘kul hakkına girerek’ süreç ilerledikten sonra,ailem beni zorladı ,ay ‘kalbim ısınmadı’ gibi nedenlerle nişanı atmaya karar veriyosun.
      Tamam beğenmeyebilrisin. Birkaç ay ilerlersin olmadı der bitirirsin. Nİşanlılıkda ve sözlülükteki arkadaşı tanırken
      seni gerçekten seni üzen karakter ve ahlaki bozuklukları gözlemlersin. Bu durumda karşı tarafa yıkıcı olmayan bir dille söyleyip bitirebilrisin. Tabiki bu durum kısa vadede üzücü gibi gözükse de,orta ve uzun vadede daha hayırlara vesile olur.
      Sonuçta ömür boyu bir hata yapmaktansa zararın neresinden dönersen kardır. Bir de süreç ne kadar uzarsa, umut ve hayaller ne kadar fazla olursa yıkıcı oluyor.

      Benim size tavsiyelerin.
      1) Artık daha fazla üzülmeyin. Belki de hiç değmeyecek bir insan için kendinizi daha fazla üzülmeyin.
      2) Değer vermeyi dengede tutmak gerekiyor. Ama erkek biraz daha fazla olabilir. 50-50 değilde belk maksimum 60-40 olabilir.
      Ama sen %80 değer verip %20 alıyorsan orada bir sıkıntı var demektir. Haksız olduğunda ona haksız olduğunu söyleyeceksin. Hata yaptığında hatalarını da söyleyeceksin. Sen mükkemmelsin diyemeyeceksin.
      3) Nedenini sorun. Hatalarınız varsa söylesin. Hatalarınızı paylaşmanızı isteyin. Ne istedi ne bekledi de siz sağlayamamışsınız, öğrenin. Acaba çevrenin (arkadaş) etkisinde kalmış Eğer bu neden ailenin zorlaması ve dış görünüş ise hakkınızı helal etmeyerek o kızdan uzaklaşın.
      4) Acele etmeyin. Bu akşam cevap ver gibi. Bir kaç hafta bekleyelim. İyice düşünelim sonra bir kez daha yüz yüze görüşelim deyin.
      5) Yeni girdiği ortamda yeni bir erkek arkadaş tanıyıp, nişan atmaya karar vermiş de olabilir. Hanımefendi hafız dediniz. İnşallah böyle değildir.
      6) Ancak bu arkadaş,Bildiğiyle amel etmeyen bir arkadaş.Gerçek Müslüman sözünde duran bir insandır.Eften püften nedenlerle sözünden geri dönmez.
      Derki ben sende şu şu özelliklerinizi gözlemledim. Mutlu olamayacağımızı düşünüyorum. Bir kez daha görüşelim der.Arkadaşın hafız olması ,samimi mülüman olduğunu göstermez.

      Son olarak Hikmet Hoca’dan bir alıntı paylaşayayım
      Oysa ki seven gider mi? Belki de Rabbimizin bizim için daha iyi planları vardır. Başka ve uzak bir şehirde bizimle aynı anda aynı şarkıyı dinleyen ‘O’ nun için saklıyordur yüreğimizi başkalarına. Belki de bazı gidişler bundandır, haktandır, şükre karışmalıdır.

      Herşeyin hayırlısını O bilir.

      • Mehmet diyor ki:

        Son olarak Osman Bey kardeşim. Dediğim gibi hemen bırakın demiyorum.
        Nedeni öğrenip, kıza düşünmesi için bir kaç hafta rahat bırakın, çözüm yolu bulunabinecekse son 1 kez daha yüz yüze görüşüp sebepler dairesinde son 1 kez deneyebilirsiniz. Bu işler çocuk oyuncağı değil. İnsan gibi şu şu nedenlerle olmayacağını düşünüyorum demesi gerekir. Dua hükmüne geçsin. Kız somut bir neden açıklamazsa,bırakıyorum derse de yolu açık olsun. Daha fazla uğraşmayın ve Üzülmeyin. Selametle. Allah’a emanet olun.

        • Osman diyor ki:

          Selamunaleykum mehmet abi ben çabaladım elimden geleni yaptım kız çevresinin etkisinde kalmış amcası halası baskı yapmış sen o parasal nasıl geçineceksin diye daha iyisini bulursun diye ilk konuştuğumuzda ne kadarda güzel söylemişti paranın önemi yok mutlu olalım diye kız dediğini sözünde samimi değilmiş.

          Halbuki ben ne kadarda inanmıştım kızın samimiyetine herşeye bir bahane buldu amcasi ve kuzenleri akrabaları geldikçe kızın kafasını karışmışmışlar üstüne birde kuran kursu çıkınca ben evlenmekten vaz geçtim diyor bana önceden anlattığım gibi yok efendim arkadaşlarının yanına gidince fikri değişiyormuş bulunduğu yeri terk etmek istemiyormuş.

          ben kendisine o garantiyi bile verdim abi memleketine geleceğim diye dediğin gibi abi bu samimi ve sözünde duran bir insan değilmiş evlendigimizdede küçük nedenlere evliligi bitirebilirdi fakat kendisi pişman olacak kendisine değer veren seven bir insanı kaybettiği için değersiz bir insanın eline düşüp değersiz bir şekilde tarihin sayfalarında yerini alacak kimsenin ahi kimseye kalmaz

          insan önce kişinin ahlakına bakar imanına bakar hal ve hareketlerine bakar para daha sonra gelir ha sunuda belirteyim azımsanamayacak kadar çokta olmasa iyi bir maaşım var birde mobilya tasarımlamasa uğraşıyorum hayalim icmimar olmak ve maddi durumu yerinde olmayan ihtiyaç sahiplerine yardım etmek Allahtan Duam hayırlı edepli hayali ve samimi saliha bir kızla evlilik yapmak ve insanlara beraber yardım etmek kanuni sultan süleymanın bir sözü var ben öldüğümde elimin birisini dışarı bırakın diye koskoca cihan imparatoru bile giderken birşey götürmedi bizimle giden imanımız ve yaptığımız hayırlı ameller en kısa zamanda İNSALLAH istediğim şekilde ALLAHIN saliha kulları arasından bir bayan çıkar hayallerimi gerceklestiririm bana dua edermisiniz ABİ ALLAH razı olsun gününüz bereketli olsun hayırlı günler

          • Mehmet diyor ki:

            Tabiki dua ederim,Osman Bey Kardeşim.Canını sıkma.
            Öncelikle insan olduğumuz,sonra Müslüman olduğumuz sonra da sağlığımız,ailemiz sahip olduğumuz tüm
            şeyler için Allah’a şükretmeliyiz.
            Hz. İsa gözleri görmeyen,kötürüm ve sağlığı da yerinde olmayan bir adam görür.
            Bu adam kendinden geçmişcesine dua etmektedir..
            Adam,nice zenginlere vermediği nimeti bana ihsan ettin diye Allah’a şükretmektedir.
            Hz. İsa şaşırır ve merak edip, Adamın yanına giderek, nice zenginlere vermediği nimet nedir, diye adama sorar.
            Öyle bir kalp vermişdir ki kalp ile onu tanıyorum.
            Öyle dil vermişdir ki Allah’ı zikrediyorum. Adam sahip olmadığı şeylere isyan etmekten
            bir tarafa, sahip oldukların değerini bilmektedir ve şükretmedir.

            Evlilik aslında bir sözdür.
            Ahlaksızlık gibi bazı kırmızı çizgiler dışında bu sözden geri dönülmemesi gerekir.
            Evlilik, sabır, anlayış,karşılıklı fedakarlık,güven,sadakat,
            emanete sahip çıkma,sevgi,saygı tüm bunların birleşimidir.
            Hayat şartları ne olursa olsun,her daim taraflar birbirine destek olmalıdır.
            Bir gün işinizden olabilirsiniz. Bir gün kanser gibi amansız bir hastalığa
            yakalanabilirsiniz. Bize ne kadar ömür tahsil edilmişse 30 sene,50 sene,100
            sene O insana o sözü vermişsek,Allah’ın razı olduğu kul olabilmişsek ahirette
            tüm sıkıntıların gideceğini biliriz.
            Teoride kolay ama pratik te samimi Müslüman bulmak zordur.
            Biz gayret ve tevekkül ederiz. Elimizden gelen ne varsa yaparız.
            Başımıza güzel bir şey gelirse şükrederiz. Musibet gelirse sabrederiz.
            Bana göre,basit nedenlerle sözünde durmayarak,sözünden dönse ve düşük olasılık olsa bile bence son 1 kez daha denemeniz gerekliydi.
            En önemlisi nedenlerini öğrenmeniz gerekliydi. Bahane bulmak isteyen senin 2 kaşın,2 gözün var der, yine bahane
            bulurdu.
            Hz. Hüseyin Kufe’ye gitmeye yola çıktığında, müminler Hz. Hüseyin,
            gitme ya Hüseyin, Kufeliler seni yarıyolda bırakır,onlara güvenilmez derler. Hz. Hüseyin
            ben kimseye güvenip yola çıkmıyorum. Büyük bir zülum var, Eğer, ben bugün bu zülme başkaldırmazsam,
            korkarım ki, benden sonra kimse zülme baş koymaz, demiş.Önemli olan sizin
            bu yaklaşımda olmanızdı. Safınızın belli olmasıydı.

            Hanım arkadaşın bardağı boş tarafı görüp dolu tarafını görmemiş olabilir.
            Bu kadar uzak yoldan ,bu kadar masraf harcayarak gelmeye, gayret ediyor
            bana kıymet/değer veriyor diyebilirdi. Maddi sebepler, memleketten uzak olması, fiziksel görünüş gibi
            sebepler nişanlanmadan önce zaten biliniyordu. Bu gibi dişe dokunmayan sebepler artık nişanı bozma
            sebebi olmaması lazımdır. İnsanların, ailesini geçindirecek maddiyata ve sorumluğa sahip olduktan
            sonra olaya ahlaki olarak bakmayıp, sadece maddiyat olarak ‘daha iyilerine layıksın’ demesi bunu
            nişanlılık evresinde söylemeleri gerçekten üzüntü vericidir.Samimi müslüman olmadıklarını
            gösterir.

            Ancak, benim gözlemlediğim dikkat etmen gereken bazı noktalar var.
            1) Karşı tarafın hayalleri,beklentileri olduğu gibi. Sizinde hayalleriniz beklentilerin olduğunu unutma.
            Ben yerine biz olabileceğiniz insanı arayın.Ancak, mükemmel insanı bulamayacağınızı, bizim de
            hatalarımız olduğunu kabul etmek gerekir. Hiç bir kimse için değerlerinden ilkelerinde,
            taviz verme. Önemli olan Rabbimize razı bir kul olabilmek.
            2) Rahatsız olduğunuz konuları uygun bir üslüpla dile getirin.
            Örneğin, O kadar yol geldiğinde,size asık surat olduğunda
            bu rahatsızlığınızı dile getirin. Karşı tarafın da, beklentilerini süreç içerisinde
            düzgün bir şekilde dile getirmesi gerekir. Bu beklentileri İslam’a uyduğu müddetçe
            yerine getirmeye çalışılır. Nikahı ertelediğinden neden ertelediğini öğrenmeniz
            gerekirdi. Endişemisi/kaygısı mı var. Tabiki hanım arkadaşımızın bu endişelerini
            siz sormadan bile dile getirmesi gerekirdi.
            3) Şuçlayıcı tavırlardan ziyade, insanlarını anlayan bir yaklaşım her zaman pozitif
            etki yapacaktır.Bir taraf şuçlayıcı tavır takındığında, diğer taraf şuçlayıcı tavır takınırsa,
            ailen üstelemedi veya konuşmadı gibi birbirinizleri anlamakdan ziyade şuçlamaya dönüşür.
            %95 siz haklı olabilirsiniz. %5’de olsa karşı tarafın haklılık payı olabilir.
            %5 için olsa bile o insanı anlamak gerekiyor. Siz %5’i anlarsınız, o insanında sizi daha çok
            anlaması beklenir. Bana bu kadar değer veriyor.Beni anlamaya çalışıyor.Ben de onu anlayayım
            diye düşünebilir.
            Örneğin, sen beni niye oyaladın yerine,yakın bir ifade olarak,ben seninle ileride eşim olacaktın,
            senin şöyle endişelerin/kaygıların vardı benimle niçin bu zamana
            kadar açık konuşmadın dediğinizde.Karşı tarafı şuçlamadan ,onu anladığınızı ve sizinde
            anlamanızı istediğinizi daha güzel bir şekilde ifade edebilirsiniz.

            4)En önemlisi,
            Ailen üstelemedi demiş,hanım kızımız. Evet bitirmek isteyen bitirir.
            Evleneceğiniz ve evlendiğiniz insanın ailesiyle
            kendi anne ve babanız kadar olmasa bile samimiyeti sıcak tutmanız önemli.
            Nişanlılık olsun,evlilik evresinde onlarla sohbet etmeniz, ziyaret etmeniz.
            Örneğin,evlikde olsun, annenize anneler gününde hediye alıyorsanız, hem sevdiğiniz insanın/eşinizin annesi
            ve ileride çocuklarınız nenesi olması hasibiyle hediye alabilirsiniz.
            Nasıl siz ile onun ailesi arasında sıcak
            bir ilişiki olması gerekiyorsa, sizin ailenizle kız arasında sıcak bir ilişkinin olması her zaman
            büyük bir avantajdır. Kızlar birde aileni terketmek durumunda kalıyor. Evet
            sizin aileniz, ileride inşallah bizim bir kızımız olacak, Onların ailesi kızımızı
            emanet olarak gören temiz bir oğlumuz olacak diye görmüş olsalardı.
            Amcası, halası, arkadaşı, medya vs. tüm bu çevresel etmenler kafasını
            karıştırdığında ailesiyle olan ilişkiniz durdurucu etki yapacaktır.Onların
            anlattıkları yalnızca masal olacaktır.
            Aradaki köprülerin kurulmasında ilk adımı siz atabilirsiniz,biraz önde olabilirsiniz.
            Ancak, Karşı taraftan da sizin ailenizi anne ve babası gibi görmesi gerekir. Bu da zamanla
            yavaş yavaş ve her iki tarafın iyi niyetiyle zamanla olur.

            İnşallah sizin değerini bilecek, Allah’ın razı olduğu bir saliha eşle
            evlenmeniz temennileriyle.

          • Mehmet diyor ki:

            Özetle, Bu hanım kızımız dişe dokunur olmayan sebeplerle sözünde durmayarak ve başlangıçta bildiği maddi, uzaklık gibi sebepler öne sürmüştür. Sizin verdiğiniz değeri görmemiş yada görmek istememiş. Sözünde durmamış.
            Samimi bir müslüman değil. Dürüstlük,güven, empati gibi duygular eksik. Evlilikde bunlar çok önemli değerler. Çabanız Allah katında değeri olacaktır.
            Biz, sebepler dairesinden elimden geleni yaparız. Kalpleri ısındıran O’dur. İnsan oğlu acizdir kendi için neyin hayırlı olduğu yada neyin hayırlı olmadığını bilemez.
            Eşinizi Allah’ın emaneti gören iyi niyetli,temiz ve güzel bir insansınız. Ancak Birkaç noktaya dikkat etmen gerektiğinden bahsettim.
            Kimse için hayallerinden, değerlerindende vazgeçmemen,herkese dengeli bir şekilde değer vermen.
            Süreç içerisinde rahatsız olduğun konuları karşı tarafa aktarman.
            Hayatın her safhasında %95 haklı olsan bile,karşı tarafı anlayan bir şekilde,şuçlayıcı tavır takınmaman, aynı şeyleri daha güzel bir şekilde ifade etmen.
            Nişanlılıkda ve Evlilikde de olsun her iki tarafın ailelerin sıcak ilişkiler olması
            gibi durumla katkı sağlayacaktır.
            Allah’a emanet olun.

      • Osman diyor ki:

        ALLAHIN selam rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun değerli abim bu güzel aydınlatıcı ve insanın doğru düşünmesini sağlayan görüşlerinizden ve aydınlatıcı yol gösterici fikirlerinizden beni bu çıkmazda yalnız bırakmadınız ALLAH razı olsun hepiniziden ALLAHIM hangi kardesimin ne muradı varsa versin malisef bu zamanın kızları yetişme tarzlarindanmi artık çevresel faktörlerden dolayımı yoksa islami gerektiğini yasamaydiklarindanmidir nedir nerde kendini bilmez yani serseri ayağına yatan gençleri tercih ediyorlar halbuki bilmiyorlardı bunların geçici olduğunu kendisini cennete değil chennme hazırladıklarını malisef diziler gençliği yok ediyor çanakkalede yakaladıkları imani ahlakı sevgi hoşgörüyü çanak antenle yıkıyorlar yavaş yavaş ALLAHIM gençliği ıslah eylesin birer eşlerine layık olacak salih ve saliha kullardan olmalarını ALLAH nasip eylesin benim gibi düşünen salih ve saliha erkek ve kızların ALLAHIN razı olduğu bir evlilik istiyoruz cunki dünya geçici dünyadaki eşinin Ahirettede beraber olması için dua etmeli sevdigin bizler ALLAHIN razı olduğu hersaniyesini islamin yaşandığı bir ömür boyu aynı tat aynı huzurla yaşayacağımız yuvalar nasip etsin ALLAHIM ÂMİN

    • adem diyor ki:

      osman kardeşim;
      tut ki Hz. Aliden sana miras kaldı Zülfikar sende Hz. alinin yüreği yoksa zülfikar ne işe yarar.
      hafız olmuş ama çile çekmemiş acıya sabretmemiş zor görmemiş zor ile beraber yaşamaya alışmamış. kardeşim sen kura kursuna hoca mı arıyorsun kendine karı olacak eş mi arıyorsun. aklına başına devşir.
      Not: kimse üzerine alınmasın ama toplumda artık bunlardan kaçılıyor maalesef. deme kki kuran kursu hocası hoca hanımlar aile kadınlaığı terbiyesi ya almıyorlar ya da birbirletrinin bu konudaki eksiklerini kusurlarını düzeltmiyorlar. bunlardan aile hanımefendiliği ile ilgili beklenti de allah korkusu vs bunlarda daha çok olduğuna inanıldığı için daha fazla elbette. işte bu kızlar da biz hafızız çok değerliyiz herkesin gözü bizim üzerimizde DEĞERİMİZİ BİLİN.. diye bocalama yaşıyorlar sanırsam.
      işte gördüklerim-duyduklarım.
      1- bu kızlar dışarıda bildiklerinden daha feministler.
      2- biz dini de biliyoruz hocayız deyip dünyevi temayülleri doyumsuzlukları fazla.
      3- geçim konusunda genelleme yapılamaz ama herseyi senden daha iyi bildikleri ni sandıkları için yarın bir gün seni ilmen beğenmmeme eğilimlerin ortaya çıkması çok daha yüksek. bu kadınlarda oluyor kardeşim . Denklik= küfuvluk meselesi.
      4- maalesef kuran kursu kızlarına hırçın diyorlar. genel kanı pekte sevimli olmadıklarına dönük.
      5- ayrıca dini bilgileri eğer ki hafızlarsa başka bir bilgileri olmuyor ya da az oluyor. sen sakın hafız eşim olacaktı diye sevinme. kardeşim sen eş/karı alıyorsdun klendine. ve kadının en güzel hali hafızlığı değil.. onun hüsn-ü sireti. huy güzelliği. huyu güzel olanı seç. hafızmış kuran kursu hocasıymış. bunlar olunca mutlu bir yuva kurulmuyor hemen. bak tecrübeli bir abin olarak söylüyuorum sana.
      6- maalesef hükümetin ve diyanetin feministçe politikaları ve uygulamaları en çok bu dıoşı tesettürlü kadınları kızları etkiledi. eğer ki bu kardeşini/abini tanısaydın sana çok şeyler söylerdi.

      kardeşim her haffız her kuran kursu hocası elbet bir olmaz. ama onlar kendi çevrelerindeki kız arkadaşlarını uyarmadıkları için ne yazık ki artık onların adları çıktı. ve ben ciddi önyargı gördüm onlara karşı. bu dindar görünümlü erkeklere de var. abdestli namazlı erkek diye bazı iyi niyetli kadınlar güveniyor, sonra bu erkeklerin konuştukları başka kızlar çıkıyor vs vs.
      kardeşim sen hiç bir şey yapma. bu kıza başka şans ta verme. derhal ayrıl. adam gibi ayrıl. ayrıca kendindeki hatalarına da bak. bak ben bir kardeşin olarak sana hatanı söylüyorum. her istediğini alma her istediğini yapma hemen. bu nedir ya. sen palyaço musun kardeşim. sevmiyorlar böyle erkekler öyle kızlara basit ve pasif geliyor anla bunu. bu kızdan sana yar olmayacağı gibi başkasına da koolay kolay eş olmaz. ancak sert bir erkek ona he demeyen ona boyun bükmeyip üzerine giden bir erkeğe varır o. görürsün sende. kalben alakanı kes. ve hayatını yaşa. Allahtan hayırlı muratlarını dile. emin ol başka hayırlı nasibini bekleyen kızlar çıkacaktır karşına.

      • osman diyor ki:

        ALLAH IN selamı rahmeti bereketi nuru huzuru üzerinize olsun değerli kardeşlerim ve büyüklerim adem kardeşim mükemmel fevkalade tespitlerin den ve bana göstermiş olduğun güzel aydınlatıcı fikirlerinden ve sözlerinden dolayı ALLAH senden ve bana bu konuda yardımcı olan kardeşlerimden razı olsun inşALLAH AMİN

    • Melike diyor ki:

      Selamun aleykum kardeş. Yaklaşık üç yıl önce benim de başımdan bir nişan olayı geçti. O yüzden bu süreci çok iyi biliyorum. Tabi ki herkesin durumu farklı olur. Ben de tam tersiydi. Sözde tanıdık ve güvenilir bir ailenin oğlunu görücü usulü olarak kabul ettim. Ben bir bayan olarak nişan sürecini uzatmak istememiştim. Çünkü aile olarak, yaş olarak, eğitim ve meslek olarak şartlarımızın uygun olduğunu düşünmüştüm. Nişanı uzatmamizi gerektirecek bir durum yoktu. Farklı şehirlerde çalıştığımız için çok az yüz yüze görüşme durumumuz olmuştu. Ama kendisi beni aylarca oyaladı ve aylar sonra seni sevmiyorum/ısınamadım/seninle mutlu olamam diyerek yüzük attı. Üstelik hiç bir çözüm,konuşma, büyüklerin araya girmesini bile kabul etmedi. Sadece bir telefonla bitti deyip hayatına devam etti.Ben uzuldugumle kaldım. Yıllar sonra bile bu yüzden sıkıntı yaşadığım oluyor. Özellikle tekrardan görücü usulü gelenlerin çoğu nişan atma olayını bir olumsuzluk olarak görebiliyor.. Ben bu olayda en çok da aileme karşı mahcup olduğumu düşünerek üzülmüştüm. İnşallah Rabbim ikinize de doğruyu görmeyi nasip etsin ve İnşallah Rabbim hakkınizda en hayırlı olanı nasip eder..

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Melike Hanım.

        Asla ailenize karşı kendinizi mahçup hissetmeyin. Siz doğru olanı yapmışsınız, flört edip gezip tozmak yerine nişanlanarak işi ciddiye bindirmişsiniz ki anlaşılan bu ciddiyet karşı tarafın ciddiyetsizliğini ortaya çıkartmış. Allah öylelerini ıslah etsin. Nişan atmış olmanızı sorun edenlere çok takılmayın hatta sebebi gayet bu kadar açıkken kafaya takmamızı gerektiren bir durum yok bence. Millet flört ediyor kimse laf etmiyor ama usulünce nişan olmuş gerisi gelmemiş helalleşilmiş kötü bakılıyor, aldırmayın.

        Siz ve benzeri durumdaki tüm kardeşlerimiz öncelikle şunu unutmayın. Sizler değerlisiniz ve size değer verecek biri elbette bir gün karşınıza çıkacak, bu tip ağır imtihanlar yaşasanız bile ki adı imtihan ya zaten musibetlerin.

        • Melike diyor ki:

          Teşekkür ediyorum Sadece Fatih Bey Kardeş. Tabi ki bu tür sıkıntıların hepsi birer imtihan. Rabbim imtihanlarımızı kolay geçirmeyi nasip etsin. Ve Rabbim bütün kardeşlerimize huzur başlangıcı ve göz aydınlığı olabilecek hayırlı eş nasip etsin inşallah..

          • Osman diyor ki:

            Nisan atma olayını olumsuz olarak görenler kendi kalplerinin bozuk ve karşı tarafida ayni sekilde zannediyorlar ben tekrar görücü uslu gittiğimde elhamdulillah innacli insanlarız direkt kiza söylerim cunki ben bu nişanlı kaldığım süreçte kızı elinden dahi tutmadım cunki ortada dini nikah yoktu ben yapalım dedikce bir adım geri kaçtı çevresinin verdiği akıllar yüzünden çok şükürki elinden dahi tutmadım ben görücü uslu bir hanıma gittiğimde bunu gönül rahatliyla kendisinin elinden tutacağım ilk bayan olacağını açıkça söyleyebilirim demem oki olumsuz bakıyorlar dedinizya karşı tarafın yanlış düşünmesinden kaynaklanıyor illa nişanlı insanlar herşeyi yaşar diye akıllarına geliyor bunların kalplerinin fesat olmalarindan kaynaklandığını düşünüyorum söyle bir durumda var tabiki hataya düşen erkekler ve hanımefendilerde var bunlar islami yaşıyormuş gibi görünüp yaşayamayan sorumluluklarını idrak edemeyen kesimlerin yaptığı hatalarda var şeytana uyanlar çok kendini bilen bir kız ve erkek nisan dan dönse bile eğer dini nikâhlarda yoksa birbirlerine fazla yaklaşmazlar helal çerçevesi içerisnde konuşurlar

  20. deniz diyor ki:

    Bekarların birbirini bulabilmesi için evlilik sitesi de düşünebilirsiniz.. sizin yönetiminizde olan böyle bir site gayet güvenli olur. özellikle büyükşehirlerde günümüz şartlarında insanların birbirini bulması gerçekten zor oluyor..

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Deniz,

      Bu tarz ciddi siteler var ancak yine dönüp dolaşıp muhabbet etmeye veya flörtleşmeye gidebiliyor ve başka mahsurları olabiliyor.
      Bence en doğrusu birebir mülakat ile aracılık müessesesinin çalıştırılması.

    • Ömer demir diyor ki:

      Saçmalık . Hayat boyu yaşayacak olan ben isem sevdiğim , beğendiğim , hoşlandığım insanla birlikte olmalıyım . Insanın rüyalarını süsleyen biri ile o masada oturması kadar güzel , beğenmediği biri ile bir ömür boyu yaşamak olması kadar da kötü birsey yoktur. Mantığı da yoktur. Sevmediğin bir adamin yanından hemen kaçarsın . Sevmediğin hoşlanmadığın eşinden nasil kaçacaksin. Paran olmadimi imkanların kotu olmadimi malesef eli yuzu duzgun birini görücü usulünde sana tavsiye etmiyorlar .. . Evlilik denilen şey sizin için ne kadar basit ya hayret icinde okudum . Sanki iki hayvani ciftlestiriyorsunuz. Ben fiziği güzel bir kız istiyorum bunu elde edemedikten sonra ne anlamı var o insanla bir ömür boyu yaşamanın ? Guzellik bitecek diyorsunuz eee doğrudur . Görücü usulü ile evlendiğin yaşlanıp ölmeyecek mi ? Maddi imkanlar yoksa malasef olmuyor . Ben şahsen eli yuzu duzgun karizmatik bir erkeğim. Allahin izni ile en iyisini elde edebilirdim ama Allah bela verdi dert verdi fakir kaldık . Elden birsey gelmedi .

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Ömer Bey.

        İstatistik amaçlı olarak yaşınızı merak ettim. Paylaşabilirseniz sevinirim.

        Bu dünyada kötü eşten daha büyük dertler olduğu gibi iyi eşten daha iyi nimetler de vardır. Ayrıca hep söylediğim şey evliliği sadece çiftleşme olarak görenler yuva kurma olgusunu unutanlar aslında güzelliğe/yakışıklılığa çok takılan insanlardır, insanların dışından çok içiyle ilgilenilmesini tavsiye edenler değil. Güzel yüzlüye kırk günde doyulur ama güzel huyluya kırk yılda doyulmaz…

      • Feyza diyor ki:

        Omer bey, tepkiniz kime anlayamadim. Hatta tekrar okudum ama yine anlayamadim. Burada hickimse begenmediginiz biriyle ‘sirf ciftlesmek’ icin evlenin diye bir tavsiyede bulunmamis ki..
        Aracilarin birebir mulakat yapmasi sonrasi uygun adaylari birbirlerine gostermeleri ile tanismalarina vesile olmalari demek gosterdikleri kisilerle evliligi dikte etmeleri manasina ya da evlenecek kisilerin birbirini dugun gunu gormeleri anlamina gelmiyor.
        Karakter ve boy-kilo-gorunum acisindan uygun gordukleri kizilerin birbiri ile tanusip konusmasina vesile olan aracilar, daha sonra aradan cekilir ve karar mekanizmasi yine evlenecek kisilerdir.
        Sizin adiniza kimse karar vermiyor, besik kertmesi degilseniz yani kimseyle :)
        Mesela siz karizmatik biriyseniz ve karsinizda da guzel bir hatun istiyorsaniz bunu da aracilara iletirsiniz. Ona gore ahlakindan ziyade boyuna posuna gozune kasina gore bir kiz bulup gosterirler.
        Ama guzellik tek kistas olunca sonrasinda biraz puruz yasayanlar olabiliyor, yine de temkinli olun derim. Eli yuzu duzgun birini istemeniz gayet dogal ama fazla abartirsaniz guzelligin hayrini goremeyebilirsiniz. Bu konuda bir hadis-i serif de var. Tabi goze ve gonule hitap etsin buna ben de katiliyorum.
        Maddiyati duzgun olmayanlara guzel kiz gostermiyorlar demissiniz. Acaba cok maddesel dusunen bir ortamda mi yasiyorsunuz, yani cevrenizdekiler materyalist zihniyette mi?
        Hosunuza gitmiyorsa gorusmeyi kesersiniz ve yeni bir kisiye talip olursunuz. Mulakat ettiginiz kisiler beyninize silah dayamayacak rahat olun :)
        Selamlar.

      • elifkk diyor ki:

        Ömer Demir Bey
        Yakışıklı karizmatik erkeksiniz de kime göre neye göre ? Güzellik görecelidir. Seven göze sevilen her daim güzel gözükür. Fiziken güzel bir kız aramanız olabilir de zaten bu devirde birçoğumuzun fizikleri gayet güzel. Ama sizin güzellik anlayışınız eğer Kim Kardashian misali ise öyle biri bu ülke de yok ayrıca o kadın erkeklerin abarttığı kadar da güzel değil :) Fizik ölçüleri mide bulandırıcı. Yaşınızı bilmem ama bence kendinize çeki düzen verin. Şuan var olduğunuz durum sizin için en hayırlısıdır ki Rabbim bu durumu nasip etmiştir. Fakirlik dediğiniz olgu da kime göre neye göre ?? Sağlıklı mısınız, yiyeceğiniz ve giyeceğiniz var mı , anne babanız sağ mı? Başınızı sokacak ev var mı ? Bu soruların cevabı evet ise ”fakirim ” demeye hakkınız yoktur. Zenginlik dediğiniz lüks ev, pahalı araba, marka kıyafetler, dolgun maaş, zengin anne -baba ise inanın bunlar boş işler.Siz dış görünüşe çok bakmayın bununla imtihan olursunuz. Huy güzelliğine bakın. Karaktere bakın, eskimeyen, değişmeyen-yaşlanmayan tek gerçek bunlar. Vesselam.

        • Halis diyor ki:

          “Sağlıklı mısınız, yiyeceğiniz ve giyeceğiniz var mı , anne babanız sağ mı? Başınızı sokacak ev var mı ? ”
          çok merak ediyorum bunlara sahip olmayan ne ile avutacak kendini, sizin düşüncenize göre …?
          ben beyefendi’ye katılmıyorum elbette, kendisi nasıl bir ruh hali içinde yazmış bilmem ama okuyana öfkeyle yazıldığını hissettiriyor,

          lakin sizin yazdıklarınıza sahip olamayanları da zihninizin bir kenarında bulundurun..

          • Elif diyor ki:

            Halis bey /hanım
            Yorum gayet açık. Benim anlatmak istediğim bunlar zaten bir zenginlik değil midir ? Ee hal böyle iken fakirim diye sızlanmaya gerek yok .Bunların hepsine değil de mutlaka birkaçına sahibiz hepimiz .ve Hak katında bize düşen her daim şükretmek ve gayret etmek. Daha fazlasina gerek duymuyorum ve anlamanizi umuyorum. Anlamazsanız da siz bilirsiniz.

  21. Sadece Fatih diyor ki:

    Elektrik almak şaçmalığı

    Son yıllarda evlenmek isteyen genç kızla delikanlı bir araya geliyor. Ama sonra elektrik alamadıklarını söylüyorlar. Ne demek bu elektrik alamamak?

    Müsait bir ortamda, kendi evlerinde, pastanede veya bir tanıdığın evinde görüşüyorlar. Kız ile erkek kendi aralarında konuşuyorlar, birbirlerine soru soruyorlar, karşılıklı bilgi alıyorlar, çay-kahve içiyorlar.

    Evlilikten, hayattan beklentilerini dile getiriyorlar.

    Gelecekleri hakkında planlarını öğreniyorlar, tartışıyorlar. Bazen bir saat, bazen de birkaç saati bulan bu görüşmeler sonucunda taraflardan biri kanaatini kısa bir cümle ile dile getiriyor: “Bir elektriklenme olmadı, elektrik alamadım.”

    Bu sözler, son aylarda bazı TV’lerde yayınlanan evlilik programlarında da sarf ediliyor. “Bu ne demek?” diye sorulunca da, kem küm birkaç cümle söylüyor, ama arkası gelmiyor, ciddi bir açıklama yapamıyor. “İşte ne diyeyim, hani insanın içinde bir kıpırdama, kalbinde bir akım, bir elektriklenme olur ya, işte öyle bir şey hissetmedim, ısınamadım” demeye çalışıyor.

    Bu görüşmeler, tanışmalar, buluşmalar tek bir adaya bağlı kalmıyor. İki, üç, dört derken, bu “elektriklenme” bir türlü gerçekleşmiyor. Kararsızlık, bir başka kararsızlığı getiriyor.

    Evlilikler gecikiyor, kızlar evlerinde beklerken, erkekler böyle bir açmaz ve çıkmaz içinde bocalayıp duruyorlar. Nedense, bir türlü “elektrik” akımı gerçekleşmiyor. Aileler bir şey demiyor, anne baba çaresiz kalıyor. Belki onlar da anlamıyordur bu “elektriklenme” olayını…

    Siz bunun adına ister elektriklenme deyin, ister içinin ısınması, kalbinin yatması, istek ve arzunun oluşması deyin, ne derseniz deyin, böylesi sözler bir genci evliliğe ne kadar götürür, onu evliliğin ilk adımlarına ne kadar taşıyabilir? Bu “gerekçe” ve bahanelerle onlarca gelin adayı ile görüşen gençleri duydum ve bazılarını da yakinen tanıyorum.

    Tamam, “şu yönlerini beğenmedim, şu huyu hoşuma gitmedi, şu sözleri bana ters geldi, hayata bakışı bana uymadı, kaşı/gözü/boyu-posu/giyimi kuşamı bana göre değil” diyebilirsin, bunları anlarım da, bu “elektriklenme”yi, “elektrik almayı” ne aklım alıyor, ne de kafa sarıyor.

    Söz kesilmeden, yüzük takılmadan, nişan yapılmadan, sıkça gidip gelmeler olmadan, ev tutulup eşyalar dizilmeden, alışveriş zevki tadılmadan, gelecekle ilgili düşünceler ve planlamalar tartışılıp belli bir aşamaya gelmeden, aileler birbirlerini tanımadan ve sonunda bütün hazırlıklar bitip de, gelinlik ve damatlık giyilip nikah masasına oturmadan, düğün dernek yapılmadan hangi elektriklenmeden söz edilebilir ki…

    Bu elektriklenmeyi Allah ihsan eder, Allah verir, Allah nasip eder ve Allah yaratır ve Allah gerçekleştirir. Rum Suresi’nde ne diyor Rabbimiz? “Hemcinslerinizden, kendilerine ısınacağınız eşler yaratması ve aranıza merhamet ve sevgi vermesi de O’nun ayetlerindendir.

    Tefekkür eden bir topluluk için bunda ibretler vardır.” Ayet:21) Buna göre elektriklenme, eşlerin birbirine ısınması, kalplerine sevgi mesajının gelmesi, ruhların buluşması ve sonunda karı koca olunması ise bu birden bire olmaz, anlık bir olay olarak düşünülmez.

    Evlilik hakkında ölçüleriniz belli ise, nasıl bir aday bekliyorsanız, nasıl birisiyle hayatınızı birleştirmek istiyorsanız, önce bunda karar verirsiniz, sonra “Bismillah” diyerek yola çıkar, ilk adımı atarsınız, gerisi gelir. “Siz erersiniz muradınıza, biz çıkarız kerevetine…” deyimi gerçekleşir.

    MEHMET PAKSU

  22. Ismail diyor ki:

    Yaş oldu 30 evlenemiyoruz. Dua ediniz.

  23. cihad diyor ki:

    Süleyman kardeşime,

    1) Sözleri tartılı ifade etmek kadar doğru anlamakta mühimdir.

    2) Ben yorumum hiçbir yerinde hadisten bahsetmiyorum. “hadis” kelimesi hiç geçmiyor yorumda. Ben sünnet ile başlayıp molla hayatı mı yaşıyacam ve helal olduktan sonra sorun yok diyen Salih Beyi kasdettiğimi ifade ettiğim halde ve üstelik Smyye hanıma yazdığınız ilk yorumunuzun hiç bir yerinde “sünnet” , “helal” ,”haram” kavramları geçmediği halde bu yanlışınızda ısrarınız niye.

    3)Sizi kastedmiş olsam bunu söylemekten niye çekineyimki veya niye yalana tenezzül edeyim. Ben yalancı değilim. Bence de sözleri tartarak söylemek gerekir.

    4) Yazdıklarımı kafamdan uydurduğumu ima ediyorsunuz. Bildiklerimi ülemadan alıp almadığımı nerden biliyorsunuz. İlla ki meal mi yazmak gerekiyor.

    5) Ben tv ve sinema ile ilgili olarak müslümanın bu yol ile ders ve hikmet alamıyacağını izah ettim. Doğrudan haramdır diye bir ifadem olmadı. Sadece halihazırda içeriğinin haramlarla dolu olması ve helal içeriği bulmanın imkansıza yakın olması ve bu tarz durumlar helalle başlayıp çok rahat bir şekilde harama kaydığı gerekçesiyle uzak durulmasını tavsiye ediyorum ve uzak duruyorum. Yani bazı haramları bilmek için illa ki fakih olmak gerekmez, bununla beraber biz bu bilgileri zaten fakihlerden alıyoruz.

    6) Ben televizyonsuz bir evde büyüdüm. Babam 17 yaşında Merhum Ebakan Hocamız ile tanışmış ve MSP,MNP’den beri Milli Görüş camiasının içinde hizmet etmiş biri. Ben de gençlik dönemlerinde 28 Şubatta kapanana kadar MGV’de çalışmalarım oldu. O zamanlar herkes haber izlerim bahanesiyle evlerine tv aldılar ama sonralarında evin içinde bu sınırı tutturamadılar(tutturulamazda) ve aşırı serbest çocuklar meydana geldi. Biz almadık, babam haberler için yaz-kış demeden parti lokaline giderdi. Sırf eve almamak için bu kadar zahmete katlanıyordu. Neticesini de kat kat Allah ona verdi.

    Netice-i Kelam: Okuduğum kitaplar ve hayat tecrübeme istinaden ben burdaki kardeşlerime tavsiyede bulundum çünkü haramın mukaddimesi de haramdır ve toplumda bu yolla harama bulaşan, haramları kanıksayan mebzul miktarda insan var.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad abi özetle.

      Kendimizi kötülükten alıkoyamıyorsak da onun reklamını yapmayacağız ya da boşver ben yaptım oldu demeyeceğiz. Takva ehli olmak isteyip dünyaya ait zevkleri helal olsa dahi terkedenlere de saygı duyup bu da yenmez mi kardeşim demek yerine Allah sabrını arttırsın diyeceğiz :)

      (Ayaküstü ders vermişsiniz yine 😀 )

  24. .../nisa diyor ki:

    Cihad bey,

    Estağfurullah kırılma söz konusu değil latife olarak yazdığınızı biliyorum. Mustafa beye yazmış olduğunuz yorumdan sonra ufkum daha da açıldı farklı noktalardan bakmaya başladım. Dediğiniz gibi genel bir kuralı yok ve üzerinde çokça düşünmemiz tefekkür etmemiz gereken bir konu. Bende kadın gözüyle bekarlığa yada evliliğe baktığımda farklı durumlar çıkmazlar söz konusu.

    1. Erkek olmadığım için uyaranlardan dolayı günaha bulaşmam biraz daha az.

    2. Erkek için evlenme yaşının bir önemi yok lakin kadının durumu böyle değil belirli yaştan sonra evlenmesi zor anne olması zor. Nasiple beraber seçimlerimizde bize bir kader belirliyor.

    3. Belki kritik nokta burası benim gibi erkek kardeşi olmayan dayı amca gibi yakınları kendi telaşında olan kişiler Allah göstermesin anne babasını kaybettiğinde evlenmediğinde kim sahip çıkacak koruyacak. Bunu maddi imkanlar açısından ele almıyorum genel manada namus, güvenlik,aile ortamı,psikoloji açısından düşünüyorum.

    4. Hisler galip geldiğinde özellikle kadınların fıtratında olan anne olma isteği ağır geldiğinde ne yapmalı? Bu duyguyu nasıl bastırmalı. Evliliğin bekarlığa göre risklerinin külfetinin daha fazla olduğunu biliyorum. Lakin bekarlıktada fazla düşünmekten dolayı bir psikolojide bozulma ileride evlenmediği için pişmanlık hali olabilir.

    5- Hz. Musa ile Hızır As. kıssasındaki gibi bazı durumların perde arkası bizim tahmin ettiğimiz gibi olmayabilir. Evet evliliğe daha çok zahiri gözle bakılıyor yalnız bâtınide durum nedir bilmiyoruz. Şimdi dindar olarak evlendiğimiz birinin değişmeyeceği ne malum yada en zor imtihanları ondan görmeyeceğimiz boşanan çiftlere baktığımızda bununda garantisi olmadığını görüyoruz. Yine evlat konusunda ortam şartlar kötü imtihanlar ağır ama buna bakıldığında evlilikte risklerle dolu hatta hayatın bizzat kendisi riskli. Bu durumda bizi korkuya iletirken elimizi ayağımızı kıpırdatamaz hale getirir. Bence elimizden geleni yapıp uygun olan yada uyguna yakın kişide seçim yapmak gerekir. Özellikle ne demek istediğim yaşlanınca anlaşılıyor. Belki evlatlar göçüp gidecek lakin insanın eşi hayattaysa en büyük sığınağı olur. Ölüm, hastalık boşanma gibi durumların olması da ayrı imtihan. Hakkımızda hayırlı olanın ne olduğunu bilemiyoruz.

  25. cihad diyor ki:

    Smyye Hanım,

    Ben şahsen size tavsiye etmem çünkü evlilik çok ciddi sorumlulukları ve çözülmesi gereken sorunları olan bir müessese. Siz bizim sitenin müzmin bekarlarina (Haşiye) bakmayın. Bekarlikta Allah bir iştiha veriyor ancak sonrasında anlaşılıyor ki ciddi bir yükün altına girilmiş. Geri dönülmesinin daha çok külfetli olması, evliliğin getirileri ve güzel yanları, eşin ile olan denklik ve ortak yönlerinin çok olması yani kafana denk ve gönlüne göre olması gibi noktalar insanı ayakta tutuyor ve devam ediyorsun.

    Salabet ve lakaytlik birbirinin zıttı olan iki haslettir. Bir ömür birarada olmalari mutlaka zahmet ve meşakkat ile olur. Veya salabet kaybedilebilir. İkisi de zarardir.Evliliğin bu kadar yükü varken bir de bu zahmeti veya kaybı açıkçası ben tavsiye etmiyorum.

    Evlilik tercihinde en çok yapılan hataların başında tek kritere göre yapılıyor olması geliyor. Mesela namaz kılması,dindarlık,ahlâk,cemaat mensubiyeti gibi önemli kriterlerden sadece birine bakarak karar verilmesi. Sizin meselenizde olduğu gibi ahlaklı ise sorun yok, bu iş tamam gibi bakılması vs. Bir de ahlâk şartlar zorlastiginda gerçek yüzünü gösterir. Evlilik öncesinin heyecanlı ve hassas döneminde kendini asla göstermez. Hatta erkeklerin kadınlara en iyi davrandığı dönemdir bu dönem. Erkeğin fıtratında var, dişiyi tavlamak için mutlaka bazı taktikler geliştirecektir. Burada samimiyet ve olağan tavır kaybolabilir. Sizi sakın aldatmasın, aman dikkat!!

    Sinema ve spor gibi hususlar için gösterdiğiniz tavır ve takvaniz için sizi tebrik ve takdir ediyorum. Maaşallah.

    İslamiyetin esası sıdk ve doğruluk, muhalifi olan küfrün esası kizb ve yalanciliktir. Sıdk kalbi dirilten ve yaşatan bir tiryak, kizb ve riya ise kalbi öldüren ve tefessüh eden bir zehirdir.Islamiyet aleme gelmiş kizb,yalancılık ve riyakarlik ile kararmış kalbleri ve ruhları sıdk,doğruluk ve ihlas ile hayatlanlandirsin,nurlandirsin ve cilalayip parlatsin.
    Şimdi, beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, insanın yüzüne fasık bir göz takmış ve riya ve yalanciligin kurumsallaşarak sözüm ona sanata dönüştürülmüş hortlakvari sinema ve tiyatro usulen bile olsa küfrün tohumunu taşıyor ve ahlakını ders veriyor. Yani bir müslüman bunlardan ders ve hikmet alamaz. Daha doğrusu kalb ve ruhunda müspet bir tesir oluşturmaz çünkü kalp ve ruh ancak hayattar ve ruhlu bir vasıta ve vesile ile nur ve feyiz alabilir. Meyyit hayat veremez. İslâm medeniyetinde sünnetten mülhem in’ikas(yansıma) ve insibağın (boyalanma) olduğu diz dize ve göz göze sohbet ve ders ile insanlar terakki ve terbiye edilir veya olunurlar. Çünkü hayatli ve ruhlu bir zatın ihlasli nefesinden ve sesinden çıkan bir mânâ kalb ve ruhun derinliklerine nüfuz ederek tamir eder. Sahabenin üstünlüğünün bir sırrı budur. Çünkü İki Cihan Günesine (ASM) hayattayken muhatab oldular.

    Ve yine Kur’an’ da kalbden sonra tercihan sem'(işitme) zikredilir. Sonra ebsarihim yani göz ve görme gelir
    Bunun bir hikmeti Melekât ve malûmat-ı kalbiye, alelekser kulak penceresinden kalbe girerler.
    Bu itibarla sem’, kalbe yakındır.
    Ve aynı zamanda, altı yönden malûmat aldığı cihetle kalbe benziyor.
    Zira göz yalnız ön ciheti görür.
    Bunlar ise her tarafı görürler. Yani görsel materyal ile maneviyat telkini mümkün değil veya çok zor.

    Peki ne ise yarar bu tv ve sinema??
    Pek tabiki insanların zihin ve duygularının hassas ayarları ile kendi menfaatlerine göre oynamak işine yarıyor. Şimdilerde buna algı operasyonu deniyor. Yani aslında insanları kendilerine göre kurguluyorlar. Bazı oyuncaklarda olduğu gibi arkasındaki aparati çevirirsin, sonra kurgulanan oyuncak buna göre hareket eder. Film ve sinema çevirenler aslında bizi de çeviriyorlar ancak gittiğimiz yön onların istedikleri yön tabiki..

    Sene sonu seminerinde eğitim ile ilgili bir film izlettiler. Filmin zahirindeki mesaj kötü bir mesaj değil ancak filmin içinde yüzlerce gizil mesajlar mevcut. Hemen hemen hepsi müflis batı medeniyetinin anlayış,ideoloji ve yaşam tarzına ait. Yani Smyye Hanım sünnet ile başlayıp molla hayatı mı yaşayacam diye yorumunu bitiren, bu her köşesinde haramlarin kol gezdiği bu sektörleri bi çırpıda helâl dairesine sokanlari pek dinlemeyiniz derim.

    Spor için sadece şunu söyliyeyim. Halife-i arz olarak yaratılmış birinin evde formayı giymiş tv karşısında bir top iki direk arasından geçti diye havaya fırlayıp sevindiğini görürsen, böyle birine itaat hislerini kaybedebilirsin. Çok zor gelir.

    Yani Smyye Hanım sizin gibi takvadarane yaşamak niyetinde olan saliha bir hanımın medeniyet fantaziyelerine müptela olmuş biriyle işi olmaz kanaatindeyim. Allah hem size, hem burdaki bekar kardeşlerimize hayırlı nasipler çıkarsın inşaallah.Amin.

    Not: Smyye Hanım sizin durumunuz vesilesiyle bazı fikirlerimide yeri gelmişken ifade etmiş oldum. Bu sebeple biraz uzun oldu hakkınızı helâl ediniz.

    —————————————–

    Haşiye: Bu tabiri muhabbetten gelen bir takılma olarak kullandım. Lütfen yanlış anlamayiniz. Rabbim sizleri en kısa zamanda “evliyalar” zumresine dahil etsin inşaallah..😄

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad abi.

      Bir iki noktaya farklı bir bakış açısı getireyim istedim. Dindarlık mevzusuyla ilgili geçenlerde bir şey söylemiştim. O da dini yaşantıdaki tutarlılık ve ibadetlerde övünmeme. Şöyle ki bir insan sinema aşığıdır ve nefsiyle mücadele edip kendisini sinema vb.’den alıkoyuyordur amenna ancak bu insan ben gibiyse yani içinden gelmediği için yapmıyorsa yapmamasının bir önemi yoktur. Erkeklerle mesafelidir diye övülen kızın aslında mesafeli durmaya çalıştığından değil asosyal olduğundan uzak durması örneğinde olduğu gibi. Mesela annem düğünlere götürmeye çalışırdı gözün gönlün açılsın derdi gitmezdim çünkü ruhum sıkılırdı. Yani dışardan bakan biri belki ne iyi adam karışık düğünlere gitmiyor derdi ama işin gerçeği başkaydı.

      Ben film dinlemek ve müzik dinlemekten kendimi alıkoyduğum sıralarda sohbet dinlemek için gittiğim cemaat evinden sorumlu kişinin bilgisayarda iştahla oyun oynaması en büyük hayal kırıklığım olmuştu.

      Başkalarının hayal kırıklıklarını da okuduk burada. Tavuğun kaynağını sorgulayacak kadar takvalı kadınların kocalarına yaptığı muameleyi gördük mesela.

      Malayani vb. konularında size katılıyorum ancak günümüzdeki en büyük tehlikelerden biri de bizlerin de benzer alışkanlıkları olduğu halde karşımızdaki insanları eleştirmemiz ve bize bu benzer alışkanlıklarımız hatırlatıldığında benimki başka deyip kılıf uydurmamız. Tek taş istemeyen, gelinlik giymek istemeyen kız var mı? Ya da kayınvalidemle de yaşarım diyen. İnsanlar kocası için yanına yakışıyor diyor mu diye merak etmeyen. Sinemaya gitmeyeli iki seneden fazla baştan aşağı film izlemeyeli bir seneden fazla zaman geçmiş biri olarak yazıyorum. Bunları yapmak içimden gelmiyor, çok sığ buluyorum. Özellikle bir şeylere mesela müziğe dalıp rahatlayanlara zihnini boşaltanlara özeniyorum maalesef o şekilde bir eğilimim yok. Ancak bunların olmaması da beraberinde detay düşünmeyi ince düşünmeyi gerektiriyor. İlla ki benim de başka yönelimlerim oluyor ama nedense kızlarımıza derin geliyor. Gelelim asıl soruya. Benim gibilere kızlar efendi adam iyidir mi diyor yoksa sıkıcı detaycı eğlencesiz itici mi diyor.

      Hacı hacıyı Mekke’de hoca hocayı tekkede bulurmuş. :) (duanıza da amin)

      Selametle.

      • Smyye diyor ki:

        Fatih Bey,
        Ruhunuz kabul etmiyor demekki böyle şeyleri. Benim de ailem karışık düğünlere, müzikli düğünlere gidiyordu. Fakat ben o zamanlar böyle dikkat etmememe rağmen gitmekten hoşlanmıyordum ruhum daralıyordu. Oldum olası kafe kafe gezmeyi sevmem, nargile içilen yerlerden nefret ederim. Hep içimde bir yerlerde rahatsızlık duyduğum şeyler vardı. Ruhum bunları kabul etmemiş işte, “yahu sen Allah aşkını bulsana, bak Rabbinin yanından geldin, kendine gel O’na döneceksin, bu işler sana göre değil” dedi. Ben de derinlerden gelen ruhumun sesini duymuşum, doğru yolu bulmuşum.😊
        Herkesin yönelimi farklı evet, ama eşlerin yöneldiği şeylerde bir yerde ortak olmak zorunda değil mi? Beraber vakit geçireceğiz, konuşacağız. Konuştuğumuzda ortak şeyler olması önemli. Ben “hadi gel 5 dakika ilmihal okuyalım” dediğimde, “dizi izlicem ben” ya da “bugün maç var, sonra okuruz” demesi, sizce bizi yıpratmaz mı?

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.

          Tespitlerinize katılıyorum. Ancak tekrar hatırlatayım. Gerçekten her birimizin illa ki bir eksiği ya da fazlası var. Önemli olan bunları üstünlük ya da eksiklik olarak görmeden kendimizi tamamlayacağımız özelliklerde bir eş adayına talip olmak ya da öyle talipleri değerlendirmeye almaktır.

          İlmihal okuyalım denildiğinde tamam diyecek erkeği sıkıcı bulan da kızlar mesela… Ya da ilmihal okumak tefekkür gerektirirken sen çok detay/derin düşünüyorsun diye eleştirilebiliyoruz.

          Halbuki ben film izleyen gezen tozan vb. insanlara saygı duyuyorum. Keza kendini kaptırıp tabiri caizse kop kop yapabilen insanlara imreniyorum. Ancak bunları yapamıyoruz diye işinde gücündesin denilebiliyor.

          Ya da tam tersi duruma gelelim. Bir insan helal dairede kendisini eğlendirebilir. Ben dizi sevmiyorum diye helal dizi izleyen adama ne kadar boş iş yapıyorsun diyemem. Ben de bilgisayar oyunuyla avutuyorum kendimi mesela. Nasıl alıştığıma gelirsek üniversitede yurtta gördüm. Yoksa o vakte kadar bilgisayar oyunu bilmezdim. Hatta evvelden direndiğim bir çok kötü duruma üniversitede maruz kaldım. Yere bakarak yürürken hiç mi etrafına bakmıyorsun diyerek telkin veren insanlar sayesinde şeytanın okları olan bakışlarla tanıştım.

          Konu biraz dağıldı gibi ama toplayacak olursak kendime hep şunu sorarım. Şimdi burada o kadar iddialı laflar edip bir yerde atıp tutarken karşına düzgün bir kız çıkar da kıymet bilemezsen bu Allah’ın gücüne gider. Herkes her anlamıyla düzgün bir insanla evlilik yapmak ister ama acaba o düzgünlükte insanı kaldırabilecek karakter o insanda var mıdır? Bende o altyapı var mı? Eksiklerim neler? Aynalar bazen konuşuyor gerçekten :)

          Selametle kalın.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            O zaman duamız; “Allah’ım beni benden iyi sen bilirsin, bana denk olacak, bana ahiret yolunda yoldaş olacak, rızanı beraber kazanmaya çabalayacağım, benim aynam olacak, huyu güzel, ahlakı güzel, kadir kıymet bilen bir eş nasip eyle(AMİN)”
            Duadan başka bir şey gelmiyor aklıma, duanın çok faydasını gördüm, bir de hangi işimi Allah’a(c.c) bıraksam o iş mutlaka yolunu buldu. Bu sebepten şu an zihinimi boşalttım, sadece olanları izliyorum, Rabbime bıraktım bu işi, çünkü ben çok acizim hiçbir şeye gücüm yetmiyor, aklım yetmiyor. İnşaAllah balık baştan kokar ve ben yıpranmadan bu iş biter.🙂
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Amin Smyye Hanım.

            Ben de yazdığınız gibi olsun isterim ama yüzde elliye de razıyım. :)

            Dediğiniz gibi olacaktır inşAllah. Ben de önceden yazmıştım. Ummadığınız diyaloglara girebiliyoruz karşımızdaki insanla ve adeta turnusol kağıdı gibi sonuçlar dökülüyor önümüze. Burada duamız varsa bir durum dediğiniz gibi baştan görmek. Yazdığınız gibi gerçekten bir şey bahane oluyor ve soğuyorsunuz ya da tam tersi oluyor daha da ısınıyorsunuz. Zihninizi ve kalbinizi çok yormayın. Niyetimiz yuva kurmak tamam ama karşımızdaki dünyadaki tek aday değil ve kimse alternatifsiz değil. Bekarlık mutsuz bir evlilikten daha yeğdir.

            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Kesinlikle mutsuz bir evliliktense, babamın evinde mutlu bir hayat sürmeye devam ederim. Psikolojimi yıpratmak istemiyorum 🙂
            Müjdemi de isterim Rabbim önüme serdi gerçekleri, benim için bu mesele kapandı. Her bir talibimde güvenim sarsılıyor, ne yapacağım bilmiyorum. Evliliğe olan inancım ve hevesim yavaş yavaş azalıyor. Belki ruh eşimi bulamadığımdan şu an bunları söylüyorum ama önüme gelen herkes aslında olduğundan çok farklı çıkıyor.
            Rabbim cümlemizi dürüst, doğru, emin insanlarla karşılaştırsın. Hatta en önemlisi Allah korkusu olanlarla karşılaştırsın ki, karşısındakini kırmaya haya etsin.
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Hakkınızda hayırlısı olsun. Bir karar almış olmanıza sevindim. Ancak ümitsiz olmayın. Torbadan bir kırmızı top daha çekildi ve beyaz topa daha çok yaklaştınız.

            Yorumunuzun satır aralarında aslında çok şeyler var. İsterseniz olay soğuduktan ve siz de iyice unuttuktan sonra uygun gördüğünüz kısımları paylaşabilirsiniz. Ardından bilahare bu ümitsizlik konusunu tartışırız. Tüm bekarlar beklentilerimizi tekrar tartarız. Belki Yarım Elma da bir şeyler yazar.

            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            “Torbadan bir kırmızı top daha çekildi ve beyaz topa daha çok yaklaştınız.” Bu yaklaşımınız çok güzelmiş, teşekkür ederim.🙂
            Size ve diğer beylere bir sorum olacak. Bir kızı beğendiğinizde o kızla yapacağınız ilk görüşme sizin için önem arz etmez mi? Ya da şu şekilde sorayım. İlk görüşme için sözleştiğiniz bir bayan varsa, bu görüşmeyi ertelemek için en geçerli sebepler nelerdir? Sonuçta ilk intiba olacak, karşımda sözünün eri birini görmek isterim veya sözünü yerine getiremediği için karşımdakini mahçup bir tavırda görmek isterim. Gönlümü almasını isterim.
            Bana bir sebep söyleyip, görüşmeyi erteleyip üstüne de ben anlayışsız biriymişim gibi tavır göstermesi hiç hoş olmadı. Hatta sebebini bile açık şekilde söylemedi. Ben de bu durumda benimle görüşmek istemediği, bir bahane uydurup arkasına saklandığını düşündüm.
            Hatta düşüncem şu yönde; benim yaşayış ve düşünce tarzım, biraz daha düşündükten sonra sanırım beyimize zor geldi. Ve bana kararının olumsuz olduğunu söylemekte zorlandı. Ben buluşmayı ertelemesini yanlış anladığımda da, umursamaz bir tavır gösterdi, daha alttan alıcı şekilde konuşmasını beklerdim. Ben görüşmeye rahatsız olduğum halde gitmeyi düşündüm çünkü ilk görüşmeden yanlış anlaşılmak istemedim, önem verdim.
            Velhasıl kelam zaten aklıma takılan bir kaç davranışı vardı. Bu yaptığı da tuz biber oldu.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Çok doğru noktalara değinmişsiniz. İnşAllah daha geniş vakitte ben de bir kaç şey yazarım. Kararınızda çok haklısınız. Sizin vesilenizle aslında bir çoğumuza yol gösterecek fikirler ortaya çıktı. Ben de bir erkek olarak ilk görüşmede yapabileceğimiz muhtemel yanlışları yazacağım, köprüyü geçmek için ne taklalar atıldığını vb…Baştan savma bir yorum olmasın istedim, yorumunuz havada kalmış gibi olmasın diye bir açıklama ihtiyacı hissettim.

            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Teşekkür ederim, bilahare bu konu hakkındaki fikirlerinizi okumak isterim. Beklemekteyim, tekrar Allah razı olsun 🙂
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Beylere sorduğunuz soruyla ilgili birkaç şey yazayım.

            Öncelikle dediğiniz gibi ilk görüşme ilk intiba her konuda olduğu gibi bu konuda da önemlidir. Elde olmayan sebeplerden dolayı ertelenebilir ve bu genelde iş olur. Bu durumda da karşıdaki insana saygıdan ötürü bir mahcubiyet olacaktır, olmalıdır. Keza görüşmeye vaktinde gelme konusu da öyle. Hani kız biraz geç gelebilir ama erkek geç gelmemeli :) Ancak beyimiz nazlıysa ya da tecrübeliyse köpek çektirmek niyetindeyse veyahut başka adaylar da varsa işin rengi biraz değişebilir. Zıpır arkadaş da bana görüşme ayarla son anda iptal et ve sebebini söyleme dediydi.(Elbette hadi oradan dediydim.)

            Mazeret açıklanınca size anlayışsız insan muamelesi yapılması da ilginç. Ömründe ilk defa göreceği bir insana bu muamele yapılmaz. Hatta erkekler başlarda bu tip olaylara, geç kalınmasına vb. alınganlık göstermemeli gösteriyorsa sıkıntı vardır, nazı kız yapacak erkek değil. Mesela biz hafta sonu buluşalım diye anlaşmıştık önceden, yüz yüze görüşmeden telefonu araya sokmadık, sonra hanım kızımız unutmuş herhalde hafta içi görüşmek istedi, izin almam gerekecek dediğimde ben aldım zaten demişti. İzin alman sorun olur mu diye sorma ihtiyacı hissetmemişti bana. Ben de ne olacak telafi ederim demiştim içimden. Hatta geç kalmayayım diye toplu ulaşımdan inip bir süre koştuğumu bilirim ki hanım kızımız yarım saat kadar geç kalmıştı. Mesela geç gelme olayını aracılara söylemedim ama izin muhabbetini söylediydim, empati yapıp en azından nezaketen de olsa sormalıydı dediydim. (Hatta bu kız inatçı ve sert birine benziyor ne yaptığınızdan eminsiniz dediydim de unutmuştur insanlık hali demişlerdi, halbuki huyunu biliyorlar ki kıza kendini biraz törpüle demişler daha benle hiç görüşmeden çok önce o da inada bindirmiş işi iyice zıtlaşmış :) )

            Smyye Hanım. Sanırım yaşınız genç ve evlilik görüşmelerine yeni yeni başlıyorsunuz.(Yanılıyor da olabilirim.) Günümüz şartlarına göre bir iki nacizane tavsiyede bulunmak istedim. Öncelikle karşınızdaki kişinin samimi olması çok önemli. Maalesef erkek fıtratı kızı elde edene kadar üstüne düşmesini söyler ama elde edince ilgi azalır. Bunun için başlarda size çok güzel reklam da yapabilir, uyanık olun. Hatta bir arkadaş ilk görüşmeler kız erkek fark etmez tamamen reklamdır derdi. İşin aslı sonraki görüşmelerde belli olur derdi ki benim de tecrübem bu yönde.

            Diğer konu da sigara ya da namaz gibi dini konular. Şahsi fikrim nişan aşamasına kadar bu işler netleşmeli, sigara bırakılmalı ibadetlere dikkat edilmeli. Yoksa evlendikten sonra eldekini de kaybedebilirsiniz. Ya da mutlu olamazsınız. Herkes bir şey yazdı. Benim de sahur fantazim var diyordum dostlara :) Gece kalkıp uykulu gözlerle birbirine bakıp sahur yapmak. Düşünsenize ben kalkıyorum o fosur fosur uyuyor ya da tam tersi. Şu var, mazereti vardır, uyandırmam kendim hazırlarım sahurumu. Mesele ibadetten ziyade olaya duyarsız kalma olayı yoksa kadıncağızı uykusundan niye edeyim ki…

            Bir başka konu belki en önemlisi güven verme ve net olma konusu. Bu noktada maalesef kızlara da iş düşüyor. Eğer karşınızdaki insan genel hatlarıyla net ve güven veren biriyse ama evlilik konusunda çekingen ise hemen kestirip atmayın. Boşanma korkusu denen bir gerçek var ve günümüz yasaları hatta kız anaları erkeğin elini kolunu bağlıyor. Yasaları tek taraflı, kız anaları da kızlarını bilerek ya da bilmeyerek doldurunca erkekler iyice korkuyor. Kastettiğim kararsızlık ya da sorumluluk alamama dik duramama değil. Sizler hanımlar olarak yuva kurmak istiyorsanız erkeği cesaretlendireceksiniz. Kast ettiğim gaz vermek değil. Eskiden kızlar erkeklerin zulmünden endişe eder ve evlilikten çekinirmiş. Şimdi tam tersini yaşıyoruz. Erkekler olarak kadınların zulmünden emin olmak istiyoruz. (Maalesef bozulduk, eskiden erkeklerin maaşı sorulurdu şimdi kızlara maaş soruluyor :/ )

            Son olarak efendilik ve hoşlanma konusuna değineceğim. Muhtemelen efendi diye tabir edilen adaylarla karşılaşıyorsunuzdur. Pısırıklık başka şey efendilik başka şeydir. Kızlarla tecrübesi olmayan erkekler naiflerse başlarda sizlere pasif gelebilir. Burada yine sadece bu konuda mı yoksa genelde mi sorgulamak tespit etmek size düşünüyor. Bu durumun hoşlanmakla alakası da şu. Kadın fıtratı efendi adamı pek sevmez. Peki biz insanlar sadece fıtratımızla hareket etsek aklımızı kullanmasak hayvanlardan ne farkımız kalır. Bu sebeple ilk görüşte etkilenme vb. beklemek biraz hayalcilik. Evlilik mantık işidir. Kalbimizle severiz ama o sevgi zaten kafalar uyuşuyorsa ortaya çıkar. Bir de erkek olumsuz dönerse sakın ha güzelliğimi beğenmedi, tesettürlüyüm diye olmadı vb. diye düşünmeyin. Çünkü yakın zamandaki araştırmalarımda erkeklerin kadınların ellerine ve yüzüne bakarak bilinçaltlarında uygunluk analizi yaptığını öğrendim. Ben de farkında olmadan inceliyordum yalan değil :)

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Allah cümlemizden razı olsun. Çat pat yazdım bir şeyler :)
            Diğer yorumcular da önceden olduğu gibi katkıda bulunacaktır.
            Selametle.

        • Yahya diyor ki:

          Smyye hnm,

          Cihad bey’in izahati yerinde olmuş. (Kalemine sağlık)
          Kendisine katıldığım gibi, netice olarak bende tavsiye etmem. Üzülürsünüz!

          Hakkınızda hayırlısı olsun.

          Selam ve dua ile…

          • Smyye diyor ki:

            Yahya Bey,
            Allah razı olsun sizlerden, inanın gözümü açtınız. İlk olarak Cihad bey tabiki. Bunlar bana yol gösterdi. Aklımdaki karışıklık biraz daha netleşti.
            Rabbime bıraktım bu işi, zihnimi boşalttım artık düşünmüyorum. Elbet yol gösterecek. Ama kalbim soğumadı bu işe desem yalan olur. Belki bu bile Rabbim’in beni yönlendirmesidir.
            Tekrar sizlerden Allah razı olsun 🙂
            Selam ve dua ile…

        • mustafa _/) diyor ki:

          Editör: Mustafa bey bu yorumunuz Adem Havvalar da “Dindar Eş Arayışında” başlığı ile yayınlandı. Teşekkür ederiz.

          Sanırım evliliği evlilik olarak görmeli onu başka mecralara taşırmamalıyız. İnsanın huzur ve sükunet bulacağı, günün yorgunluğunu ve ruhunun yıpranmışlığını eşinin sıcak kollarında, gözlerinin ışıltısında, gülüşünün yumuşaklığında eriteceği bir yuva olmalıdır evlilik. Diğer her şey farz ibadetler hariç bu temel noktanın ardından gelmelidir. Öncelik ve hedef bu olmalıdır. Kocanın eşi ile geçirdiği hoş vakit ve oynadığı oyunlar dahi Allah korkusu ve muhabbeti taşıdığı ve salih niyetle olduğu sürece ibadettir bilirsiniz. Çocuklar için de huzur ve güvenin sarmaladığı bir yuva olmalıdır. Öncelikli değerlendirme referansımız bu olmalı.

          Şayet eşiniz size eş olmanın yükümlülüklerini yerine getiriyor ve sizinle ilgileniyorsa, Allah rızası için haramlardan sakınım farzlara riayet ediyor, hayatını güzel ahlak çerçevesinde yaşıyorsa, beraber tefsir okuma, islami ilimler çalışma, nafile ibadetlerle günü geçirmek gibi beklentilerde bulunmamak gerek. Bunlar her ferdin bireysel ihtiyacı ve fıtratı kadar olur. Eşlerin bu hususta uyması gerekmez. Eşler arasında hem bir yakınlık hem de bir mesafe olabilmeli, özel yaşam alanı tanıyabilmelidir de.

          Bizim gibi insanlar vaktine değer vermeyen kimselerle rahat edemez. ama o vakti hangi değerlere ayıracağımız noktasında öncelik ailemiz ise, illa aynı noktalarda buluşmak zorunluluğumuz yok. Bunu göz önünde bulundurarlım.

          İdealizm bazen kibir ve büyüklenmeye götürebildiği gibi, katılık ve durağanlığa da sebep olabiliyor. Bu hususta da kendi kalplerimizi sorguda tutalım. İdeallerimizi bizi kuşatan zincirlere dönüştürmeyelim. Allahu Teala’nın rahmeti, bereketi ve ihsanından yüz çevirmeyelim. Rasulullah’ın hayatını her yönüyle yakından takip edelim. Oyun vaki oyun, ilim vakti ilim, cihad vakti cihad. Hem zamanımızla hem amelimizle hem sevdiklerimizle adaleti gözeten kimseler olalım. Birine çok meyledip diğerlerini havada bırakmayalım

          • Fatih diyor ki:

            4.5 yıllık evliyim tecrübelerime dayanarak yazıyı okudum çok faydalı olmuş zaten yayınlanmışta sizi tebrik eder yorumlarınızın devamını bekleriz.

        • .../nisa diyor ki:

          Smy hanım,

          Hakkınızda hayırlı olan neyse o olsun. Gerçekleri görmeniz nasıl oldu. Bazen sizin yaşadığınız durumlarla bende imtihan oluyorum. Bize yol göstermeniz için soruyorum.

        • esra diyor ki:

          Smyye nacizane tavsiyem evlilik ile ilgili belentileriniz, es adayınızı incelerken baktığınız konular muhakkak kı hayat tarzınıza, anlayışınıza göre şekillenir ve en iyisini siz bilir anlarsınız, fakat bütün bunlar içince içinizin ısındığı adaylarıda boş geçmeyin derim. İnsanlar yüzdeyüz birbirine denk olamıyor, muhakkak ki farklılıklar oluyor, veya çok denk görünse bile bir noktada sorun çıkabiliyor. o sorun durumunda içinizin ısınması, sevmiş olmanız kurtarıcı oluyor ve eksiklikler hoş görülebiliyor. diğer durumda sınava çekilen öğrenci gibi yanlışların üstü ciziliveriliyor.
          tek sorun diziyse (cokda abartı olmadıgı durumlarda), o dizi izlerken sizde yanında başka birşey yapıverirsiniz. siz sesli ilmihal okursunuz oda azcık kafa dinler. Bunlar şimdi akla gelen örnekler tabi.

      • cihad diyor ki:

        Fatih Kardeşim,

        Musadenle bende birkaç noktaya değinmek istiyorum.

        1) Kişinin niyetini Allah bilir. Allah herşeyi görüyor ve biliyor. O kişinin kendi problemi bizi alakadar etmez. Biz niyeti her ne olursa olsun iylik,güzellik ve hayirlari övelim, takdir edelim ve toplumda ön plana çıkaralım.

        2) Ahlâk eleştirilerini genelde tebessüm ile okuyorum bu sitede. Çünkü mühim bir tenakuzu içeriyor. Şöyle ki;
        Eğer ben kendim ahlaklı degilsem ahlâk eleştirisi yapamam. Çünkü ben ahlaklı değilim.
        Eğer ahlaklı isem zaten o kusurları görmemem gerekir veya hüsn-ü zan etmem gerekir veya o kusurları setr etmem gerekir ki yayılmasın. Fenalığı ifşa yayılmasına sebep olur. Şeytanın işini kolaylaştırır, şeytana nakil ve santral görevi görülmüş olunur. Her iki ihtimalde de sükut en güzelidir.

        Çözüm ne peki??

        Müslümanın ahlaksızlığa meyletmesi akıl,kalp ve ruhunun nefs ve şeytana mağlubiyetinden ileri geliyor. Bunları takviye etmek ile sıhhat bulur. Bu noktaya yogunlasmalıyız. Yoksa şikayet, kırık kol ile döğüşmeğe benzer ki bu da ancak musibeti ziyadeleştirir.
        Taklidin ise çözüm olmadığını zannedersem100 yıllık tecrübemiz ile zaten ayan olduğunu herkes kabul ediyor.

        Son olarak ahlak noktasında yapılabilecek en güzel şey bilfiil o ahlakı göstermektir. Zira kulaklarımız doydu,gözlerimiz aç..

        Selametle…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Faydalı yorumun için çok sağ olasın Cihad abi.

          Sadece bir ayrıntı var hatırlatmak istediğim. Söz konusu evlilik olunca aynı evde yaşamaya, hayatını birleştirmeye karar verme olunca işin rengi değişebiliyor. Normalde görmezden geleceğimiz şeyleri değerlendirmeye alıyoruz. İşte o zaman şunu sorguluyorum ben, bir kişi dinini ezbere ailesinden gördüğü gibi mi yaşıyor yoksa kendisi de bir çaba göstermiş ve bir şeyleri sorgulamış mı? Dışarıda görsek elbette sorgulamayız Allah ibadetini kabul etsin der hüsnü zan ederiz. Ancak iş aynı hayatı paylaşmaya gelince bir tık daha derine iniyoruz mesela benim durumumda olduğu gibi, terk etme sebebi nefisle mücadele değil tam tersi ruhun sıkılması. Bizim işyerindeki abi de alkol kullanmaz ama günah diye değil kilo yapıyor diye. Belki yanlış ama bu sorgulamayı yapıyoruz.

          Yazdığınız gibi susmayı tercih etmiştim, susmam konuşmamdan daha hayırlı demiştim ama o bahsettiğiniz tenakuz durumu beni de rahatsız ettiğinden yazma ihtiyacı hissettim :)

          Selametle.

          • cihad diyor ki:

            Sen de bahtiyar olasın Fatih Kardeşim,

            Yorumu yazarken başında yazacaktim evlilikten ziyade geneli yazıyorum diye. Neyse sonuna yazarım diye düşündüm. Bu seferde unuttum yazmayı.😊

            İhtiyarlık iste yavaş yavaş kendini hissettiyor.😄

            Bu kanaatine katılıyorum,hem fikiriz. Benim fıkhım son derece zayıftır. Beni alakadar etmediği müddetçe hiçbir meselesini merak etmiyorum.(sebebini bilmiyorum) Merak ilmin hocası olduğundan fikihta ilim tahsili benim için son derece müşkül oluyor. Dolayısıyla pek bilgim yoktur ancak nasilki gıybetin caiz olduğu istisnai durumlar var öyle de tecessüsün de caiz olduğu durumlar vardır ki evlilik öncesi bunlardan biri olabilir. Sosyal medya hesapları,iş ortamı vb birçok konu ayrıntılı arastirilabilir ve araştırılmalıdır. Ahlakinı, yaşantı ve fikriyatini anlamak için şahsen bir çok yol ve yöntem denerdim.

            Selâm ve dua ile

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Estağfurullah Cihad abi ne yaşlılığı.
            Sizler daha gençsiniz :)

            Selametle.

        • Smyye diyor ki:

          Cihad Bey,
          Allah sizden razı olsun, o kadar güzel kaleme almışsınız ki. Şu son kelimeniz hislerime tercüman oldu. “Zira kulaklarımız doydu, gözlerimiz aç..” gerçekten de böyle.
          Sizin sayenizde gözlerim açıldı diyebilirim, olaya karşı soğukluk geldi. Yakında tamamen kokusu çıkacak hissediyorum. Rabbim yardımcım olsun, beni emaneti olarak görmeyecek ahlakı bozuk olan bir eş nasip etmesin. Cümlemize hayırlı eşler nasip etsin.
          Selam ve dua ile…

          • cihad diyor ki:

            Smyye Hanım,

            Allah kararınızı hakkınızda hayırlı kılsın. Bence çok doğru bir karar verdiniz.

            Çoğu zaman aile yaşantısı çok bozuldu,boşanmalar çok arttı. Sebebi nedir diye düşünüyor ve sorguluyoruz.
            Aynı soru Üstad Bediüzzaman’a soruluyor;;

            Bazı mütedeyyin zâtların, dünyadar haremleri yüzünden ziyade sıkıntı çekmeleri nedendir?
            Bu havalide bu nevi hâdiseler çoktur.

            Gelen cevab:
            O mütedeyyin zâtlar, diyanetlerinin muktezası, böyle serbestiyet-i nisvan zamanında öyle serbest kadınların vasıtasıyla dünyaya girişmeleri hatalarından, o kadınların eliyle tokat yemelerine kader müsaade etti.
            Kastamonu – 265

            Eğer siz dünyaya meyilli,malayaniyatla ziyade meşgul beyefendiyi kabul etseydiniz Allah sizi onun eliyle tokatlayabilirdi. Neyse Allah muhafaza buyurduki olmadı.
            Bundan sonra ne olacak??
            Tevekkül edene Allah kafidir. Tevekkeltu Alellah. Gün doğmadan neler doğar.
            Kan ve fışkı ortasından, kemik gibi kuru odun parçalarından,çamurdan ve acı bir sudan,kuru ve basit bir topraktan,bir dirhem kemik gibi çekirdeklerden yapılan rızkımı vakti vaktine mukannen bir surette veren Rabbimiz manevi rizkimiz hükmünde olan samimi bir aile hayatını, salih bir refika-i hayatı kimbilir nerelerde ihzar ediyor ve bizim istifademiz için ikram edecek. Teslim olan sonunu düşünmez, tevekkül eden endişe etmez zira itimadi vardır.

            ﻣَﻦْ ﺍَﻣَﻦَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺍَﻣِﻦَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜَﺪَﺭِ

            “”Kadere iman eden,kederden emin olur,kurtulur.””

            Selamette kalınız….

        • .../nisa diyor ki:

          Cihad bey,

          Bekar kafilesinden biri olarak güzel dualarınız için Allah razı olsun. Evli olduğunuz ve erkek olduğunuz için bazı noktaları bizden daha iyi görebilirsiniz. Bizim de yazmamızın sebebi kardeşimiz için hayırlı neyse onun olması. Bizde belirli durumlarla karşılaştığımız için biraz daha durumu irdelemesi olumlu yada olumsuz dediğinde pişman olmaması için.

          “Zira kulaklarımız doydu,gözlerimiz aç..” Bu cümle için sanırım kaç cilt kitap yazılır. Öncelikle nefislerimize bu söz.

          • cihad diyor ki:

            Nisa Hanım,

            O ifadeyi fikrim biraz farklı olduğu için latife suretinde yazdım. Hatta yazarken tebessüm ederek yazdım. Katılmadığım veya istifade etmediğim yorumunuz yok gibi. Çok istisna olarak vardır.

            Her daim katkı sunmanızı isterim. bu işin evlisi bekarı yok, her fikir değerlidir. İnşaallah kalbinizi kırmamışımdır.

            Allah’a emanet olunuz…

        • Smyye diyor ki:

          Cihad Bey,
          Rabbime şükrediyorum, tevekkül ediyorum. Tevekkülüm hiçbir zaman zayi olmuyor, elhamdülillah. Dualara sımsıkı sarılıp, Rabbim’in bana en güzelini vereceği günü beklemeye devam edeceğim.
          Sizlerin vesilesiyle olaylara bakış açım gerçekten değişti. Görmezden geldiğim bazı noktalara farklı bakmaya başladığım zaman aslında görmem gerekenleri de görmeye başladım.
          Ve konuştuğumuz bir kaç konuda asıl fikirlerinin neler olduğunu anlamam için yetti. En sonda beyimiz, olanlara güzelce tuz biber ekledikten sonra tekrar ediyorum yine sizin vesilenizle, kararımı verdim. Allah razı olsun.
          Selam ve dua ile…

      • Smyye diyor ki:

        Fatih Bey,
        Analiziniz doğru efendim, daha 22 yaşındayım. Evlilik görüşmelerine de, eh işte yeni başladım sayılmaz, okurkende görüştürmek istedikleri adaylar oluyordu. Aslında yaşım biraz daha gençken, çabuk kestirip atıyordum. Benim için ev,tahsil,araba, maaş gibi unsurlar önemli değil, ben sormamda(bunları soran annem ve babam oluyor). Ben dini hassasiyetlerimden ötürü, direkt olumsuz yanıt veriyordum. Şimdi biraz daha olgunlaşma ve Sema Hanım’ın kitabında yer verdiği “25 yaş kızlarda evlilik için sınırdır“ yazısı “sanırım benim istediğim gibi biri yok, bu gidişle herkesi kestirip atarak evde kalacağım” diye düşünmeme vesile oldu🙂. Bu sebepten adayları değerlendirmeye çalışıyorum.

        Dediğiniz gibi beyimizin tecrübeli olması, benim tecrübesizliğimle birleşince ortada çok karmaşa oldu. Ama ne olursa olsun, karakteri düzgün olan birinin, ayrıntılı açıklama yapmasa bile en azından mahçubiyet göstermesini beklerdim. Elbetteki işimiz çıkabilir, ben bunu sorun etmiyorum yalnızca karşımdakinin mahçubiyet göstermeyerek, ömründe ilk defa göreceği bir kıza daha dikkatli davranması gerekirken, beyimiz bunun aksine bana posta koydu diyebilirim🙂. Tanışma arefesinde olduğu kıza bunu yapan, evlenince daha neler yapar Allah korusun.

        Açıkcası bu tecrübe konusunda her kızın aynı düşünceye sahip olduğunu düşünmüyorum. Daha önceden görüştüğüm bir adayım tecrübesizdi(olumsuz olma nedeni vahhabi görüşlerini kabul ediyor olmasıydı) ve açıkcası bu benim daha çok hoşuma gitti. İkimizde şaşkın şaşkın ne yapacağımızı bilemez hallerdeydik, bu gerçekten çok hoştu. Tecrübeyi beraber kazanmak güzel. Erkeğin fıtratı zaten kavvam, birbirimize alıştıkça o kavvamlık ortaya çıkacaktır. Tecrübe arayan kızlarımız sanırım flört geçmişi olanlar. Bir de tecrübeli olanlar taktik geliştiriyor sanırım. Biz tecrübesizlerde ne yapacağımızı bilemeden ortada kalıyoruz. Rabbim cümlemizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın🙂. Tecrübesizliğimden olsa gerek, gördüğüm bir kaç taktik hemen tav ediyor beni, teslimiyet duygularım harekete geçiyor, olaya duygusal yaklaşıyorım mantıksal tarafı kapatıyorum. Ne olacak halim bilmiyorum🙂.

        Bir sorum daha olacak, vaktinizi alıyorum hakkınızı helal edin. “Akıl yaşta değil baştadır” sözü ne kadar doğru? İnsanları yaşlarıyla değerlendirmek istemiyorum ama gelen adayların, yaşça benden ne kadar büyük olması gerekir? Bu konuda hep ikilemde kalıyorum. Mesela bu beyimiz benden 2 yaş büyüktü, ben başta tereddüt ettim fakat etrafımdan “akıl yaşta değil baştadır” diye sözler işitince, “ee tamam doğru olabilir, bir değerlendireyim” dedim, sonuç hüsran🙂. Şimdiden Allah razı olsun.
        Selam ve dua ile…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.

          Estağfurullah, ne hakkım olabilir ki varsa da helal olsun :) boş muhabbet yapmıyoruz ki vaktim boşa gidiyor diyemem…

          Yaş ile ilgili sorunuza kendimce başka bir yorumda cevap yazmıştım. Ancak bu yorumunuzu tekrar okuyunca satır aralarında bir iki şey daha gördüm. Bu tavsiyem flört etmemiş kızlara flört geçmişi olanlar zaten beni de parmağında oynatıyor :)

          Hanım kardeşlerim, dizilerden ya da sosyal medyadan flört edenleri ya da mutlu çiftleri görüyor ve özeniyorsunuz. Hani siyasetçi Devlet B. çocuklar ellerinde çikolatalar birbirlerine ikram ediyor diğeri baba benim niye yok benimde olsun diyor şeklinde örneklendirmişti hani. Yapı gereği duygusalsınız ve flörtten uzak durduğunuz için o özendiğiniz duygusal bağı hemen kurmak istiyorsunuz. Flört etmiş erkeklerle görüşmeyin diyemem ama eğer karşınızda böyle bir erkek varsa maalesef sizi çok kolay etkileyebilir. Bunu bertaraf etmek için bir iki adım var.

          1-Görücü usulü bittiği için muhtemelen daha aileler iyice tanışmamışken ki genenelde kabaca birbirlerini bilirler ve haberleri de vardır, iletişim bilgileriniz karşı tarafla paylaşılıyor ve sosyal medya üzerinden de iletişim kuruluyor. Çok net yazıyorum. Yüzyüze görüşme dışında neredeyse hiçbir şey paylaşmayın. Bir selamlaşma olabilir erkek merak eder hoşlandıysa nasılsın diye sorar. Ancak sizi sabah namazına telefonunuzun alarmı kaldırsın elemanın mesajları değil. Sizinle bir şey paylaşacaksa sosyal medya üzerinden değil yüz yüze paylaşsın. İki resim arasındaki yedi fark bulmacasını evlendikten sonra çözün.

          2-Yukarıdaki maddeyle de alakalı. Kadınlık gururunuzdan ne olursa olsun taviz vermeyin. Nazı kibir seviyesinde abartın karşınızdaki insana köpek muamelesi yapın demiyorum elbette. Ancak bir değeriniz olduğunun farkında olun ve ona göre yakınlaşın. Çünkü erkek kızı ikna etmek için kırk takla atar iki kere iki dörttür. Atmıyorsa ya fıtratı bozulmuştur ya da internet trafiğini gözden geçirmesi gerekmektedir. Şimdi bu erkeğimiz size kırk takla atarken yapmanız gereken tek şey ona değer verdiğinizi göstermektir. Yelkenleri indirir de duygusal düşünmeye başlayıp kadınlık gururunuzdan taviz verip pembe bulutların üzerinde dolaşmaya çok erken başlarsanız, erkeğimizin asıl derdi de evlilik değil de skor yapmaksa ki bu kişi çok ciddiyim diyen biri de olabilir, o bulutların üzerinden sert şekilde yere düşersiniz.

          Buradan hareketle şunları söylüyorum. Yüzyüze görüşmeden önce telefon ya da internet üzerinden uzun uzun görüşmeyin paylaşımlar yapmayın. Sonrasında da nişanlılık seviyesine kadar hayallere dalmayın. Nişanlandıktan sonra da zaten dost dediğiniz alışverişte görüleceği için yine paylaşımlarınız duygusal olmasın. Evlendikten sonra istediğinizi paylaşın :)

          Selametle kalın.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Yorumunuz için teşekkürler. Yazdıklarınız da haklısınız, duygusal olan fıtratımız bir de medyanın bize sunduklarıyla birleşince duygu seli oluşuyor. Dediklerinizi dikkate alacağım.

            Vaktinizi ayırıp, paylaşım yaptığınız için Allah razı olsun. Bilgileriniz, tecrübeleriniz bana yol oldu. Burda ki herkes, bir şeylere farklı bakmamı sağladı, gözümü aydınlattı. Paylaşım yapmaya ve fikirlerinizi almaya devam edeceğim.
            Selam ve dua ile…

        • kevser diyor ki:

          Sümeyye hanım;
          Sizden 5 6 yaş büyük bir genç kız olarak şahid olduğum gördüklerimden yola çıkarak şunu söylemek istiyorum:MÜKEMMEL INSAN YOK.sizde mükemmel değilsiniz.kendi yaşadıklarımdan öğrendiğim bişey var:dindar olsa yakışıklı olmuyor yakışıklı olsa dindar olmuyor dindar yakışıklı olsa tahsili olmuyor vs.vs.vs.liste uzar gider…kisacasi dört dörtlük bulunmuyor

          • Smyye diyor ki:

            Kevser Hanım,
            Dedikleriniz doğru, zaten ben de mükemmel olanı aramıyorum ama en azından dört dörtlük olmasada, dört üçlük ya da dört ikilik olsa kafi.
            İstediğim gibi biri yok, yaşım ilerledikçede bulma olasılığım azalacak diye ne yapacağımı şaşırıp ikilemde kalıyorum. Ama nasip kısmet işte, Rabbim herşeyi en iyi gören bilen. Ben işimi O’na bırakıyorum, olacaksa olur eğer olmayacaksa da gönlümü soğutur. Duaya sarılıp, beklemeye devam😊

          • Meryem diyor ki:

            Kevser Hanım
            Yakışıklılık ve güzellik talepleri hakkında kızıyorum hatta öfkeleniyorum. Neden mi ? İnsanların hadsizliğinden başka bir şey değil bu kriter. Bir kız /erkek ilk olarak haddini bilmeli ve kendine aynada şöyle bir bakmalı. Bakıyorum da normal standartlarda kız/Erkek aradığı kriterlere bakıyorum yakışıklı /güzel olsun. Yani inanın kimi çok güzel kızlar yakışıklılığa pek bakmıyor. Kimi yakışıklı erkeklerde güzelliğe bakmıyor.Yani bence dış görünüş olarak fiziki özellikler yerinde ise ( örneğin erkeğin boyu kızdan uzunsa ) ve rahatsız edici bir durum yoksa çokta önemli değil, önemli olan gerçekten iç güzellik. Yakışıklı ama psikopat , güzel ama cazgır tipler var. Ahlak güzelliğine bakmak mutluluğun anahtarıdır. Bizde dört dörtlük olmadığımız gibi karşımızdakilerde öyle. Geçmeyen, eskimeyen, bozulmayan, yaşlanmayan ve iki cihanda da baki kalan şey güzel ahlaktır. Vesselam.

          • Sümeyye diyor ki:

            Kevser Hanım , hitabiniz muhtemelen “smyye” rumuzlu arkadaşımıza. “Sümeyye” rumuzlu ayri bir yorumcu var. Ki o benim :) Rumuzlar benzediği için karışıklık olmuş. Çünkü hiçbir yorumda yasimi belirtmedim. Oradan anladım Smyye Hanim’a karşılık yazdığınızı.

          • Smyye diyor ki:

            Meryem Hanım,

            Haklısınız, mesela bir abla bana eş adayı bulduğunu söyledi ama boyun kaç çocuk uzun boylu kız istiyormuş dedi. Daha görüşmeden tanımadan bir insana boyu yüzünden tepki verilmesini, yersiz buluyorum.

            Başka bir örnekte de, bizim burda bir komşumuz var. Kadın beni çok seviyor, İllaki oğluyla evlendirmek istiyor kaç kere talip oldu. Ama oğlu sanırsınız dünyanın en yakışıklı insanı, resmimi beğenmemiş bu sebeptende görüşmem demiş. Yani sen benim düşüncelerimi yaşayışımı, huyumu suyumu bir tanı önce. Ben resim çekilmeyi sevmeyen, poz vermeyi beceremeyen, resimlerde de kötü çıkan biriyim. Bundan sonra gelen taliplere resimsiz direkt görüşmeyi teklif ediyorum.

            Böyle yapanlara gerçekten çok sinirleniyorum. Ve ben yapmamaya çalışıyorum. Çünkü Rabbim bir yerden sevdiriyor. Dediğiniz gibi erkeğin boyu benden uzunsa, eli yüzü düzgün bir sağlık problemi yoksa neden olmasın? Ve tabi dini açıdan bazı şeyleri sağlıyorsa, görüşmemek için bir engel olmaz. Nedir bu insanlardaki dış görünüş merakı anlamıyorum. “Yüz güzelliği 40 günde geçer, huy güzelliği 40 senede geçmez” demişler.

          • kevser diyor ki:

            Meryem hanım
            Din ve tahsil konusu taviz vereceğim konular değil.buyuk ihtimalle yakışıklılık konusunda mecburen taviz vereceğim gidişat bunu gösteriyor çünkü ☺anladığım kadarıyla siz fiziksel olarak boy konusunda çok hassassınız.bende tam tersi yüz konusunda öyleyim.birde beni yanlış anlamayın ama sizde fiziksel olarak size çok itici gelen biriyle evlenmezdiniz bence.lutfen bu söylediğimi yanlış anlamayın.bir arkadas vardı bana fiziğe bu kadar takılma derdi bu arkadas evliydi.birgün hasbelkader yolda eşiyle beraber gördüm kocası abartmıyorum manken gibiydi ☺😊eşiyle de çok mutlu bir evliliği var.

            tabi ki sırf görünüşle iş bitmiyor.dediginiz gibi güzel ahlak EN ÖNEMLİ kriter

          • Smyye diyor ki:

            Kevser Hanım,

            Aslında dediğiniz bir açıdan doğru. Ama hani yakışıklılık kavramı da kişiden kişiye değişiyor. Kimi uzun boydan etkilenir, yakışıklı bulur. Kimisi esmer olmasını beğenir, kimisi burnunu beğenir(abartmıyorum buna takılan çok arkadaşım var, sanki burnuyla evleniyor😊), kimisi gözlerini, kimisi kirpiklerini. Herkesin etkilendiği bir nokta vardır. Birini yakışıklı bulması için ona çarpıcı gelecek bir nokta arar.

            Burda diyoruz dış görünüş önemli değil vs. ama aslında dediğiniz gibi dış görünüşe bakıyoruz. Ama bu tamamen inceleyip, herşeyinin dört dörtlük olmasını beklemek değil. Az önce saydığım özellikler gibi, etkilenecek bir nokta vardır. Görüşürsün bakarsın çok güzel bakıyordur, seni etkiler ve yakışıklı bulursun. Aslında biz kadınların etkilenmesi için çok sebep var, fıtrattan olsa gerek. Duygusallığımıza veriyorum. 😊

          • Zeynep diyor ki:

            Sitedeki herkese dua ediyorum Allah razı olsun herkesten benim bir isteğim var lütfen bana dua edin lütfen evlilik konusunu kafama taktım ve şeytan sürekli olarak vesvese veriyor neredeyse kaderi inkâr ettirecek tövbe estağfurullah tövbe ne olur bana dua edin lütfen

    • Smyye diyor ki:

      Cihad Bey,
      Ne hakkı estağfirullah, gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. O kadar güzel anlatmışsınız ki şu an herşeyi bitiresim geldi. Çünkü elbette ki zorlukların olacağını biliyorum. Ama diğer yorum yazan hanımların söyledikleride kafamı kurcalıyor. Yaşım daha genç olmasına rağmen istediğim birini bulur muyum? Endişesi sardı düşüncelerimi. Sema hanımın yazıda bahsedildiği gibi aracılık yapmıyorlar artık. Yapmaya çekiniyorlar, aslında yapanlar var ama benim kriterlerime bakmıyorlar. Önüme getirdikleri adaylar, benim yaşam tarzıma uygun değil.
      Bir de dediğiniz gibi şu an heyecan ve hevesle beni tavlamaya çalıştığından bir şeyleri kabul ediyor olabilir. İnanın ki çok kafam karışık, ne yapacağımı bilmiyorum. Ailemden beni destekleyen kimse yok. Kimse benim gibi düşünmüyor. Onlara kalsa “namaz kılıyorsa daha ne olsun, senin istediğin tibi tavalı bir erkek bulman zor” diyorlar. Birde annemle babam tahsilsiz birini istemiyorlar. Ee şimdi ben de daha çok İslami eğitimi olan sohbet ehli birini istiyorum. İkisini birden bulmak çok zor. Övünmek için söylemiyorum ama görücü çok çıkıyor ama namazı oluyor sadece. Hatta gelenlerin bazısı “aaa ama benim oğlum cumalarını hiç kaçırmaz diye övünüyor”. İnsanlar oğullarını iyi bir kıza vermek için demediği yalan kalmıyor.
      Şimdi benim korkum takvalı yaşamaya meyilli, ahlakı olan, değer veren biriyle evlenmek iki cihan saadeti verir mi? Eğer böyle önüme gelenleri reddetmeye devam edersem, ya yaşım ilerdiğinde birini bulamazsam? Birde reddetikçe aracılık yapan insanlar da bir süre sonra bıkmaya başladılar, artık birilerini bulmayı bıraktılar. Kimse dört dörtlük olmuyor, af Allah’ım af. Kafam o kadar karışık ki. Artık işimi Allah’a bıraktım. O yön göstersin, hayırlı olanı kalbime düşürsün. Çok çaresiz ve kararsızım. Acizlik işte, insan olmak büyük acizlik….

      • Hafız diyor ki:

        Istihare yapın birde kardeşim.Acele etmeyin yedi gün devam edin.Gonlunuze danışın

        • Smyye diyor ki:

          Rabbime güvenim sonsuz, bana hayırlısını nasip edeceğini biliyorum, görüştüğüm kim varsa bana bir sebep çıkardı ve illaki gönlümü soğuttu 😊

          • Hafız diyor ki:

            Bundan yıllar önce okuduğum bi makalede aile terapisti olan uzman,%60’lik uyumun yuva kurmak için yeterli olduğunu, yüzdelik oranın artması için beklenilmesi ve evliliğin ertelenmesinin ağır bedelleri olabileceğini söylemişti.Artılar ve eksiler tartilmali sanırım %10 fazla olan hangisiyse ona göre hareket edilmeli.Kistaslar ve öncelikler kişiye göre değişir tabiki de

          • mustafa _/) diyor ki:

            Ah bu yüzdeler. Pratikte ne anlam ifade ettiğini çözemediğim bir konu. Dedem de hep yüzdelerden bahsederdi

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.

            Hanımdan maddi manevi fiziksel beklentilerin neyse liste yapıyorsun. Onları ilerleme oldukça işaretliyorsun. Aklında ya da listede olmayan şeyler de çıkabiliyor. Onları da listeyle ilintili değerlendiriyoruz. Güncel bir yüzde oluşuyor. Yüzde ellinin altına inerse bırakalım. Yüzde yetmiş civarında dolaşırsa uzun süre nişanlanalım. Ancak sakın ha bu yüzdeyi ilk görüşmede hesaplamayalım. İlk görüşme yüzde elliyle devam etsin çünkü insanlar bazen kendilerini değil olmak istedikleri kişileri tarif ediyor farkında olmadan. Hayal kırıklığına uğramayalım.

            Selametle.

      • Zeynep diyor ki:

        Sumeyye hanim yazdıklarımız kafanızı karıştırmasin Cihad beyin yorumunu okuyunca çok doğru buldum yazdıklarıni .Siz durumunuzu anlatinca ben bekarken ki halime çok benzettim.Evlilik aşamasında ki kararsızlık sürekli dua hali çok tanıdık geldi .Takvalı yaşamak konusunda bekarken daha çok gayretim vardı evimize televizyon almak istememistim mesela eşim de kabul etti fakat o zaman mobilya alınca televizyon hediye verdiler yani bir şekilde girmiş oldu evimize .Mobilya alırken de eşimin ailesi ile birlikte seçiyoruz onlar hersey en güzelinden olsun istiyorlar ben mütevazı bir hayatımız olsun istiyorum demiştim eşya almaktan bile rahatsız olmuştum .Birçok şeyde anlasilmadigimı düşünmüştüm .Mesela nişanlı iken de sürekli eşim ve ailesi tesetturume karisirlardi pardesu giymesen olmaz mı çok bol giyiniyorsun. Pantolon giysen daha çok yakışır gibi şeyler söylüyorlar çok daralıyor sürekli açıklama yapmak zorunda kalıyordum ikna edemeyince birdaha karismadilar çok şükür
        Şimdi de aynı hassasiyetlerim var eşim beni engellemiyor fakat Cihad beyin dediği gibi eşimin cok televizyon izlemesi (hatta ben yasam destek unitesi diye takiliyorum .Televizyonda konusan adam gorsun yeter ki pur dikkat dinler konu ne oldugu onemli degil beni bir kere dinlemedi oyle ,bir de maçlar var tabi )gönülden itaat etmemi zorlaştırıyor sanırım .

        • mustafa _/) diyor ki:

          Belki de problem televizyonda değildir. Boş gürültü ve şekil akışını izlemeye saatlerini ayırabilen insanlar için o saatleri değerlendirebilecek başka ilgileri olmadığından olsa gerek. Evinde televizyon olduğu halde günlerce açılmayan evler de var.

          • Zeynep diyor ki:

            Aslında bizim de günlerce televizyon acmadigimiz zamanlar oluyor.Belki de alışkanlık eşim boş kalınca televizyon acıyor .Ama eve televizyon olmasa boş kalınca daha güzel değerlendirdi. Akşamları yemekten sonra ben mutfağı topluyorum o sırada eşim koltuğuna oturup çay bekliyor o sırada televizyon acıyor çay hazır olunca çay verip işime devam ediyorum .yarım saat sonra üzerime çeki düzen veriyorum çayımi alıp yanına oturuyorum .İstiyorum ki sohbet edelim .O sırada dalmış birseyler izliyor doğru dürüst iki laf edemiyoruz .Yüzüme bile bakmadiginj hissediyorum rahatsız oluyorum .Sonra çocuk var bide ilgi bekleyen onunla oyun oynuyorum uyutuyorum .Bazen yanında uyuya kalıyorum. Kalkıp yatağa gidiyorum eşim hala televizyon karşısında hadi yatalim diyorum mac var sen yat ben geç yatacagim diyor .Hafta içi hep böyle geçiyor .Ben de bütün bunların sorumlusunu televizyon olarak görüyorum kuma gibi kiskanıyorum .Her an cinnet geçirip balkondan atabilirim. Bi de çocuklar bazen bunalıp yerinde otursun diye çizgi film açıyorum. Zararlarını bildiğim halde .Tablet falan da var fakat onları kontrollü kullanmak daha kolay.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Zeynep Hanım, bu mevzuda hislerinizi kendisi ile paylaşabildiniz mi acaba?

          • Zeynep diyor ki:

            Tabiki de esimle defalarca konuştuk bu konuyu mustafa bey .Konuşuyoruz birkaç gün açılmıyor evde aksamlari sonra yine başa dönüyoruz iletişim eksikliğinden dolayi mı televizyon çok izleniyor yoksa televizyon nedeniyle mi aramızda iletişim eksikliği var çözemedim fakat bu kisir döngüyü bir yerden kırmak istiyorum artik

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zeynep Hanım.

          Saydığınız hususlara dikkat edenleri de kızlar sıkıcı diye sevmiyor ya da bu kişiler cemaat mensubu değilse değerlendirmeye bile alınmıyor…

        • Smyye diyor ki:

          Zeynep Hanım,
          Siz anlatınca ben de durumumuzu benzettim. Hatta sizin analizlerinizin bana faydası olacağını düşünüyorum. Biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? Özel olmamakla birlikte, ayrıştığınız noktalar neler? Yaşadığınız zorluklar neler? Tartışmalarınız sebebi oluyor mu? Evlenirken yaşadığınız başka problemler oldu mu?

          • Zeynep diyor ki:

            Sizi yanlis yönlendirmek istemem .Sadece fikir olsun diye yazıyorum .Bazı konularda ayrisiyoruz eşimle ama farzlar konusunda ikimizde dikkat ediyoruz.Mesela ben çalışmak istemiyorum .çarşaf giymek istiyorum .Çocuklarımızin eğitimini kendim vermek istiyorum belli bir yasa kadar .Oğlum için Hafızlık eğitimi veren yerler araştırıyorum .Koruyucu Aile olmak istiyorum .Muhtaç insanlara elimizden geldiği kadar yardım edelim istiyorum .Eşim zaten kapalısin gerek yok çarşafa , çalışma ortamın musait çalışman lazım .,Çocuklar kresler de daha sosyal yetişiyor sen evde herseyi veremezsin, cocuk kucuk daha sen Kuran okumayi ogrettin yeter okusun meslek sahibi olsun,zekat veriyoruz çok zengin değiliz daha fazla veremeyiz falan filan bunlarda ayrisiyoruz ben sanırım pasif kalıyorum hep eşimin istediği oluyor.Ama evde istediğim gibi namaz kılabilirim oruç tutarım kitap zikr meşgul olurum onlara karışmıyor.Hatta mutlu oluyor takdir ediyor .En çok rahatsız olduğum konu ise sohbet ortamlarina izin vermiyor .Genel olarak onsuz biryere gitmeme izin vermez eşim.Kendi de evden çıkmayı sevmediği için sürekli evdeyiz.Aslında benim istediğim şeyleri çoğu erkek mi aşırı bulur bilmiyorum. Bir yandan namaz kılan sigara içmeyen harama bakmayan bir eşim olduğu için sükrediyorum.Bir yandan da kendimizi tam mümin olarak hissedemiyorum. Ahir zamanda müslüman olmak zor gerçekten .

          • Zeynep diyor ki:

            Sizi yanlis yönlendirmek istemem. Fikir olsun ilim sahibi kişiler yorumlasin diye bahsedeyim biraz .Farz ibadetleri konusunda ayristigimız olmadı hiç hatta sabah namazlarına eşim kaldırır genelde.Fakat ayristigimız konular oluyor.Mesela ben çalışmak istemiyorum ,çocuklarimizin eğitimini belli yasa kadar bizzat kendim vermek istiyorum ,Tesetturum tam olsun istiyorum ,oğlum Hafızlık egitimi alsın istiyorum en azından denesin ,koruyucu aile olmak istiyorum .Etrafımizda ki muhtac insanlara elimizden geldiği kadar yardım edelim istiyorum.Komşu hakkına riayet edelim .Akrabalarla bağımizi koparmayalim.Fakat eşim is ortamın musait çalışman lazım ,kreşte çocuklar daha sosyallesiyor. Zaten kapalısin aşırıya kaçma, kuran ogrettin yeter okusun meslek sahibi olsun ,zekatimizi veriyoruz ya çok zengin miyiz sanki ,şimdi kimseye güvenilmez komşu diye birşey yok eskidenmis onlar.Yorgunum kimseye gidemem falan filan böyle sözlerle engelliyor istediklerimi bende pasif kalıyorum sanırım o istemezse aileme bile gitmiyorum .İşte bir yandan namaz kılan sigara içmeyen harama bakmayan bir eşim olduğu için sükrediyorum.Bir yandan eksiklik hissediyorum bazı şeylerde televizyon evde birlikte kitap okuma falan basit geliyor zorlandığım şeyler arasinda..En çok sıkıntı ettiğim dua ettiğim sohbet ortamlarina izin vermemesi bide yıllardır kendi adıma kurban kesmemem. Kurban farz değil diye bana kestirmiyor.Benim de ayrı param yok gelirimiz ortak kartlar eşimde o izin vermeyince alamıyorum fakat 4 bin maaş alıyorum kesmem de gerekiyor .Sadaka konusunda da hacliklarimdan vermeye çalışıyorum .

          • Zeynep diyor ki:

            Yanlışlar aynı yorumu iki defa gönderdim ikincisini düzenleyip gönderdiğim için kabul etti uyarı vermedi

          • Feyza diyor ki:

            Zeynep hnm,
            Sizin bunlari farkediyor ve buna niyet ediyor olmaniz ne guzel. Bu sekilde sorunlar yasayan kisiler tanidigim icin ben de evlenecegim kisinin kendi zihniyetime ve en azindan hassasiyetlerime yakin olmasini istiyorum. Beyiniz en azindan farzlara dikkat ediyor bu da bir nimet ve haramdan kendini muhafaza ediyor. Siz yine de guzel yonlerini gormeye calisin, boyle durumlarda hep kotusunu nefsime gostererek kendimi teskin ediyorum. Ornegin esinizin hosuna gitmedigi bir durum gordugunuz zaman hemen karisina hakaret eden, sorumsuz ya da iffetsiz erkekler dusunup sonra da beyinizin yaptigi iyiliklere odaklanin. Ben bunu etrafimdaki diger insanlara yapinca cok faydasini goruyorum yoksa soguyabilecegim durumlar oluyor ve hemen dusunce gucuyle bertaraf etmeye calisiyorum.
            Yalniz sunu soylemek isterim, siz calisan bir hanimsiniz ve her ne kadar kocaniz izin vermese calisamasaniz da bundan kocaniz da razi. Yani onun emri disina cikma gibi bir durum sozkonusu degil.
            Bu durumda asi degilsiniz ve elinize de kendi emeginizle bir miktar para geciyor, siz beraber harcamayi uygun gormussunuz ki ailenin saadeti icin benim de sahsi fikrim kesenin bir olmasi yonunde ancak,
            yine de kazandiginiz parayi tasarruf etme hakkina sahipsiniz. Eger diger yerlerde ayrilik olmasin niyetiyle kesenizi bir tutuyor olsaniz da mesele Kurban ya da zekat olunca kendi paranizdan bir miktar ayirip mutlaka kurbaninizi kesin.
            Eger bir seferde kesemezseniz sene boyunca her maasinizi aldiginizda kenara azar azar atin biriksin ama kurban ya da uzerinize dusuyorsa zekat ayiniz geldiginde esinize soylemeseniz de bu borcunuzdan siyrilin. Eve kurbanin girmesini istemiyorsa kestirip bagislarsiniz ama en azindan borcunuz sakit olur.

          • Smyye diyor ki:

            Süleyman Bey,
            Yazdıklarınız için teşekkür ederim. Yazınızda cevapla butonu olmadığından burdan yazıyorum. Söylediklerinize katılıyorum, kimseyi görmeden bilemeyiz. Bu sebepten en az 2 kere görüşmeyi münasip görüyorum.
            Yaş konusunda vehime kapılmamamı yazmışsınız ama elde değil, insan etrafından duyduklarıyla biraz tereddüt edebiliyor işte. Özellikle “yaşayış tarzımdan ötürü”. Ama tabiki nasipten öteye hiçbir şey geçemez. Rabbim hayırlı olanı, hayırlı zamanda cümlemizin karşısına çıkarsın.
            Adayımın yaşı konusunda da yazdıklarınızı dikkate alacağım inşaAllah. Allah razı olsun hepinizden. İlginiz, alakanız ve fikirleriniz bana çok şey kattı.
            İstişarelerimi hocalarımla ve tarikat mensubu olan ablalarımla da yapıyorum. Onların da katkısı büyük oluyor. Ama ellerinde evlenecek aday kıtlığı var galiba, bana birini bulamıyorlar bir türlü😊. İşin espirisi tabi, nasip ne zamansa o zaman.
            Allah’a emanet olun, selam ve dua ile…

          • Süleyman diyor ki:

            Smyye hanım

            Eğer yeni müntesip olmuşsanız cemaatinize muhtemelen aracılık yapma konusunda çok hızlı davranmak istemeyebilirler. Bende sanki biraz öyle bir durum hissediyorum. Zamanla tanıdıkça daha fazla kişi aracı olur. Bence vehime kapılmayın. Sadece dikkatli olun.

            Özellikle “yaşayış tarzımdan ötürü” diye bir ifade kullanmışsınız. Hanımlar zannediyor ki daha açık olsaydım daha fazla beğenilirdim. Tesettürlüyüm veya dikkatliyim diye talibim az diyorlar. Bir yandan haklılar. Evet güzelliği dışarıdan gözüken insana daha fazla kişi talip olabilir. Ancak onlara gelen taliplerin zihniyeti de aynı şekilde olur. Bu şekilde düşünmek gerek.

            Bende dahil mütedeyyin kişiler emin olun tesettürü düzgün insan arıyoruz. Ve böyle bir eş arayan pek çok mümin erkek var. Buna da dikkat ediyor dikkatli beyler eş ararken. Bence gönlünüzü ferah tutun. Tesettürünüz veya yaşam tarzınız taliplerinizi azaltmıyor aksine düzgün insanların sizi bulmasına vesile oluyor.

          • Smyye diyor ki:

            Süleyman Bey,

            Sanırım dediğiniz gibi yeni olduğum için acele etmiyorlar galiba. Tesettür konusundaki fikirlerinize de katılıyorum. Ben dikkatli oldukça beni de bu zihniyetteki insanların bulacağını biliyorum. Ama işte şeytanla nefs boş durmuyor, evham yaptırıyor.

            “Ve böyle bir eş arayan pek çok mümin erkek var.” Bu pek çok mümin beyler beni de bulur inşaAllah🙂. Benim gibi yaşayan, hassasiyeti olan, aynı duyguları paylaşabileceğim bir eş bulmak ümidiyle… Rabbim cümlemize hayırlı zamanda hayırlı eşler nasip etsin.
            Selam ve dua ile…

        • esra diyor ki:

          ben ilk televizyonla ilgili yorumları okuyunca basit birşey gibi düşünmüştüm ama sonraki yorumunuzu okuyunca ciddi sorun oldugunu gördüm. insanlar alışkanlıalrndan vazgeçemiyor galiba ve einizinkide sanırm aileden gelen bir alışkalık. eşinizle bu konuyu konuşuyo musunuz? belkide o kadar alışmıştırki bunu sorun olarak görmüyordur.
          bizim evimizde tv var (büyük ekranda film izlemeyi seviyoruz) ama kanallar yok, biz ne açmak istersek o açılıyor internetten veya dvd gibi şeylerden. beklenmedik birşeyin karşımıza cıkma ihtimali cok az. birşey bitiği zamn bitmiş oluyor, sınırlandırıyor izleme isteğini.
          belki eşinizle konşup sınırlandırabilirsiniz bu izlee durumunu. konuştunuzda halen daha sorun çözülemiyorsa tavsiye değil ama benim yapabileceğim gerçekten o tvyi evde uzaklaştırmak olabilirdi heralde.

          • Zeynep diyor ki:

            Kayinvalidemler de her odada hatta mutfakta bile televizyon var bana da diyor kayinvalidem mutfaga bir televizyon al çocuklari yedirmek kolay oluyor diye .Ben oğluma 2 yaşına kadar televizyon hiç izlemedim kayinvalidem geldiğinde açmak istiyordu gönlü olsun diye bilgisayardan baby ainsten var onu açıyordum bunlari izlesin diye tembihliyordum.Ah bir uzaklaştırabilsem hiç girmeyecekti. Bekarken bizim evde de vardı televizyon salonda benim odamda yoktu alismistim izlememeye Kitaplığım vardı odada orda vakit geçirirdim genelde

          • Feyza diyor ki:

            Aman efendim, lutfen kendinizi kesmeyiniz :)
            Hakkinizda hayirlisi olsun Smyye hnm. Catismalar da tuzu biberidir, olsun. Akrabalari pek kafaniza takmayin, ne de olsa ikinci derece yakinlikta en yakin olanlari dahi.
            Cemaatlerde hem universite mezunu hem de hocaefendi olan ya da en azindan ilim tahsil eden cok sayida evlenmeye hazir erkek var. Cemaatten cemaate bu durum degisiyor mu emin degilim ama pek zannetmiyorum her cemaat boyledir. O yuzden Umidinizi kesmeyin ve bu talebiniz gayet guzel.

          • Smyye diyor ki:

            Feyza Hanım,
            Bizim cemaatte hocalık ön planda, o yüzden pek tahsili olan hoca yok. Ama dediğiniz gibi medresede ilim alıp, tahsilini tamamlayan mevcuttur illaki… Dua ediyorum, Rabbim verirse ikramıdır, vermez ise boynumuz kıldan ince. Bir yerden imtihanımız olacak🙂.
            Dualarımızda unutmayalım birbirimizi, Allah razı olsun 🙂

            Allah’a emanet olun, selam ve dua ile…

        • Smyye diyor ki:

          Zeynep Hanım,
          Sizinle gerçekten çok ortak noktamız var. Aynı istekler ve hassasiyetler içerisindeyiz ve siz benim korktuklarımı yaşıyorsunuz. Şu an ailemle yaşarken zaten yapamadıklarımı evlenince de yapamamak beni korkutuyor. Babam bir akademisyen ve benim çarşaf giymeme çok karşı. Ferace ve uzun başörtüye bile zor ikna ettim kendisini, çarşaf giymek istiyorum ve bunu kabul edecek bir eş arıyorum. Evimizde televizyon izleniyor, tabi çoğunlukla kapalı ama benim için evde var olması bir sorun.

          Akrabalarımdan sürekli tepki alıyorum, “çok aşırıya gidiyorsun”, “senin beynini yıkıyorlar”(yıkanan şey temiz olur🙂), “genç kızsın böyle siyahlara bürünme”, “sohbetlere gitme yanlış şeyler anlatıyorlar”, “sen bu gidişle evde kalcan, kimse güzelliğini görmüyor”, “devir değişti senin gibi birini bulamazsın”, “zaten kapalısın yeterince, birde çarşafa ne gerek var”, mahrem olan biri geldiyse üstümü giyiniyorum ya da başka odaya geçiyorum hemen tepki veriyorlar “kaç kaç, nereye kaçıyorsun o senin abin, amcan, baban yaşında, deden vs.” Artık bunları duymaktan hamdolsun yoruldum. İnsanlara artık açıklama yapmıyorum, gülümseyip geçiyorum, konuyu değiştiriyorum. Çünkü onlar beni gördüğünde bunları sürekli söylemekten yorulmadılar ama ben tebliğ yapmaya çalışmaktan yoruldum. Kendi düşüncelerimi sorgulatacak duruma geldim artık, “acaba gerçekten ben mi aşırıya kaçıyorum” diye düşünüyorum.

          Gittiğim ilim meclisleri olmasa, beni ayakta tutan bir şey olmayacak. Allah’ıma şükürler olsun, onlar olmasa kayacağım. Ee ne demişler “bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” maalesef insan sevdiğine meylediyor, ona benzemeye başlıyor, arkadaş arkadaşın aynası oluyor. Rabbim muhafaza etsin, hayırlı eşler nasip etsin. Zeynep hanım bana dua edin olur mu? Çok ihtiyacım var. Allah razı olsun.
          Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Rabbim cümlemizin yardımcısı olsun. Sizi çok iyi anlıyoruz emin olun. Bizler de ailemizle ya da çevremizle kafa barıştırmakta zorlanıyoruz benzer konularda. Nisa Hanım’ın yaşadıkları Feyza Hanım’ın akraba çevresiyle yaşadıkları da benzer şeyler. Smy Hanım’ın şehir dışına gelin gitmesine sıcak bakmayan ailesinin şehir dışında çalışmasını teşvik etmesi gibi Süleyman kardeşimizin bulunduğu çevrede kendisi kadar hassas arkadaşları olmaması gibi hepimizin bazı konuları izah etmek zorunda kaldığı durumlar oluşuyor.

            Nacizane tavsiyem bildiğiniz doğrularınızdan ve dini yaşantınızdaki kazanımlarınızdan taviz vermeyin. Bu durum belki imtihanınızı arttıracak belki ama emin olun sizin kafadan insanlar da var. yalnız Feyza Hanım’la da önceden konuşmuştuk. Açık açık yazıyorum kendime yontacağım biraz ama karşınıza yaşantısını tam olarak istediğiniz seviyeye getirmemiş olan ancak hassasiyetlerinize saygı duyan ve size ayak uydurmaya çalışan adaylar bulursanız biraz sabırlı davranın. Nişanlılık süresine kadar kendisine şans verin.

            Bir de başka bir yorumda yaş farkıyla ilgili bir sorunuz olmuş burada cevaplamak istedim. Sadece yazdıklarınızdan yola çıkarak yazıyorum. Akıl yaşta değil baştadır ancak genele vurursak 30 yaşından küçük 26 yaşından büyük olması bence sizin için daha uygun olacaktır. Ancak sakın ha adayları sırf yaş sebebiyle elemeyin. Yaşça küçük iseler askerlik yapmışlar mı sorumluluk alabiliyorlar mı iyice sorgulayın. Yani yaş konusunu şart etmeyin ama soracağınız soruların kapsamı ve göstereceğiniz dikkat değişsin. Henüz sütten kesilmemiş erkekler var. Rastgelme ihtimaliniz yüksek. :)

            Selametle

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Yorumunuz için teşekkür ederim. Yaşayışımdan taviz vermemeye gayret ediyorum ama imtihan dünyası işte ben daha fazlasını yapmaya çalıştıkça bir şeyler engel oluyor. Tabili şeytanla nefs boş durmuyor. Bazen akrabalarım yaşayışımı ve giyinişimi evlenememe sebebi olarak gösteriyor, sonra bu da beni düşündürüyor. Ama kısa sürede kendime geliyorum. Düşünüyorum malayani bir hayat yaşamak benim istediğim bir şey mi? Hayır, asla olamaz. Ben öyle mutlu olamam. Evlenince dinin yarısı tamamlanıyor ama diğer yarısını eşinle birlikte, takva ehli olarak tamamlamak çok önemli. Yineliyorum, şeytan ve nefs boş durmuyor.

            Gelelim sizin kendinize yonttuğunuz konuya😊. Fikirlerimin uyuştuğu, bana ayak uydurmaya çalışan biriyse ve ben bu gayretini, hevesini görüyorsam tabiki o kişiye şans veririm. Çünkü ben de daha yolun başındayım. El ele vererek bir şeyleri beraber öğreniriz,hatta beraber sohbete gideriz(haftada 1 günümüzü ayırmak çok olmasa gerek). Yani kestirip atmam için bir sebep değil. Bundan bir kaç sene önce “asla olmaz ben kendim gibi birini istiyorum, başkasına anlatmakla uğraşamam” diyerek kestirip atardım ama insan 1 senede bile farklı düşüncelere sahip olabiliyor. Fakat bu konudaki samimiyetine gerçekten inanmam da lazım, bu da onun elinde.

            Yaş konusun da hala çok tereddütteyim, bir kaç görüştüğüm talibim kendi yaşıma yakındı ve bilmiyorum sanki itaat konusunda zorlanırmışım gibi gelmedi değil. Sizin de dediğiniz gibi 30lu yaşlara yakın olması, benim saygımı daha çok arttırır. Gerçekten olgun bir insansa anlayış açısındanda daha iyi olur, hem 25 yaşındaki bir bey ile 30 yaşındaki bir bey arasında hayat tecrübesi illaki fark eder bu sebepten 30 yaşındaki bey, bir eş olarak bana daha çok şey katabilir diye düşünüyorum. Amma velakin zaten dini yönden kriterlerim şu zamanda bir erkek için çok fazla bir de yaş kriteri koyarsam, eş adaylarımın sayısı bayağı düşüyor😊. Allah’a emanet olun.
            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Smyye hnm,
            Size tavsiye edebilecegim bazi seyler var aslinda ama kelin ilaci olsa basina surermis diyebilirsiniz :)
            Oncelikle ailenizle olan ufak yollu catismalarinizi anlayabiliyorum. Onlari kirmadan guzellikle ikna etmeye calisabilirsiniz ancak kirmayin derken her dediklerine ram olun demek istemiyorum. Siz ilk etapta kararli ve saygili olursaniz aileniz bir sekilde bu durumu kabullenecektir. Ancak ikna moduna girerseniz bu sizin kararlarinizdan emin olmadiginiz izlenimi verir. Carsaf giymek istiyorsaniz bir sure feraceye devam ettikten sonra ruhen tatmin olmadiginizi babanizla paylasin. Hicbir sekilde ikna olmuyorsa sayginizi bozmadan kararli oldugunuzu soyleyin ve istediginiz giysiyi giyin. En fazla bir ya da iki ay tepki duyar sonra alisirlar. Cunku siz iffetsizlik yapmiyorsunuz ve aileniz anladigim kadariyla dini degerlere nisbeten de olsa sahip olan birisi.
            Neden bunu tavsiye ediyorum, cunku babaniz bugun karsi oldugu icin kizinin giynedigi giysiyi yarin evlendigi erkek vesilesiyle uzerinde gorurse, ister istemez carsaf konusunda size degil damadina tepki duyabilir. Siz her ne kadar istiyor oldugunuzu soyleseniz de bu vazgecebileceginiz bir karar olarak gorur babaniz, yani cok kararli olmadiginiza hukmeder ve bu defa evlendiginiz zaman bugun akraba cevrenizin beyninizi yikadigini dusundugu icin tepki duyduklari cevrenizin yerine damatlarini yani mustakbel esinizi koyup onu gunah kecisi ilan ederler. Kizi carsafa soktu, eve kapatti vs…
            Bu zihniyet biraz sıkıntılı, o yuzden tavsiyem evlenmeden once kararlariniza saygi duyulmasini saglayarak ileride esiniz olacak (insaallah) beyefendinin isini kolaylastirmis olursunuz.
            Bir arkadas vardi, babasi sizinki gibi degil son derece kati goruslu sol goruslu bir erkekti. Evlenmeden once normal tesetturlu bu arkadasimizin tesetturu her ne kadar sorun olduysa da evlenince giymeye basladigi carsaf sebebiyle baba evvela damada dusman oldu. Sanki kizlarina bu giyimi kocasi dikte etmis gibi ve bu sogukluk uzun sure devam etti kizlari her ne kadar bunun kendi tercihi oldugunu defaatle zikretse dahi. O yuzden kararli olmaniz ve zemin hazirlamaniz sizin ve ilerdeki beyinizin lehine olur insaallah biraz zor bir surec olsa da.
            Size benzer imtihanlari ben de yasadim hala yasiyorum. Ailemden dolayi degil elhamdulillah. Akraba cevremiz son derece uc noktalarda yasayan bir kesim ve size yoneltilen tenkidlerin mislini her gidisimde duyuyorum. Beni tencere tava calarak dahi karsiladiklari oldu gezi parki olaylari zamaninda :) yani isi siyasete dahi indurgeyebiliyor ve farkli baglantilar kurarak yildirma politikasi izleyebiliyorlar canlari sagolsun. Tokalasmayacagimi cok iyi bildikleri halde teyze ogullarimla tokalasmadigimi bahane ederek uzun sure kustuler, yine zamaninda babandan da mi ortunuyorsun diye farkli ve cok cirkin imalarda bulundular. Ama olsun, bu siz de hissedersiniz ki insanin imanini kamciliyor. Ergenlik donemlerimde fevri davranirdim. Ilginc cikislarim olurdu, simdiki gibi tahammul edemezdim. Fakat zamanla anladim ki onlari o sekilde kabul edip giyaben dua etmek ve anlayabildikleri sekilde izah edip munakasadan kacinmak zorundayim ki Allah muhafaza ben teblig edeyim veya hakki savunayim niyetiyle munazara ederken karsi taraf bilmeden elfaz-i kufre dusebilir.
            O yuzden sabir, sabir ve sabir. Bir de istikrar ve dua.
            Size diger tavsiyem ise, herhangi bir gruba bir ekole bir cemaate mensupsaniz yani benzer ideallere sahip insanlardan mutesekkil bir toplulugun icindeyseniz talip konusunda o kesime oncelik taniyin. Zihniyetiniz ve hassasiyetleriniz daha iyi uyum saglayabilir ve akabinde diger uyumlu olmak istediginiz ahlaki, kisisel ya da varsa fiziksel ozelliklerini eleyip en dogru olana ulasmaniz kolay olabilir. Hatta cemaatinizin icinde yakin buldugunuz bir ablaniz varsa durumunuzu acip yardim isteyebilirsiniz. Talibinizin cok oldugunu ama dini konulardaki cekincelerinizden oturu frekanslarin uyusmadigini, burada dile getirdiginiz tereddutlerinizi paylasirsaniz eminim yardimci olacaklardir.
            Akil yasta degil bastadir sozu ise bana kalirsa cok dogru bir soz. Orneklerini gundelik yasamimizda cokca goruyoruz fakat evlilikte akil basta oldugu kadar yasta da olmali diye dusunuyorum. Yani akilli oldugu icin yasitiniz bir erkek tavsiye etmem. Yasliliginjzi dusunerek en azindan bes alti yas gibi bir fark koymaniz sizin icin yani bircok evlilik icin uygun olur kanaatindeyim. Gerci bu soruyu Fatih beye sormustunuz ama vakit bulmusken kisaca bu konu icin de fikrimi beyan etmek istedim. :)
            Hayirli geceler.

          • Süleyman diyor ki:

            Smyye Hanım ve Sadece Fatih Bey

            Smmye hanım belli bir zamandır yorumları okuyorum ancak yazmak için vaktim olmuyordu. Evlilik görüşmeniz olumsuz kararınızla sonuçlanmış sanırım Hayırlısı olsun sizler için inşAllah.

            Sizlere menfi düşünme konusunda tavsiyede bulunmuştum. Sebebi de bazen bir kişi ile görüştüğünüzde tanıtılandan çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Ya da yapamam dediğiniz konuda da yapabileceğinizi fark ediyorsunuz. Ondan belki de çok uç bir haslet yoksa bazen görmekte fayda var diye düşünüyorum.

            Daha sonraki anlatımlarınızla biraz daha iyi anladık durumu. Şunu açıkça belli etmekte fayda var. Tabii ki çok fazla televizyon izleyen biri ile hiç televizyon izlemeyen biri arasında uyum zor olur. Ancak belki az izliyordur diye düşündüğüm için en azından tanımaya çalışın dedim.

            Cihad abi yorumunda sanırım beni kastetmiş. Biraz da ağır sözler söylemiş. Hadisle başlayıp haramı helale katan tarzı ifadeler kullanmış. Haşa! Hiç bir şeyin hükmünü koyacak vazifede de değilim. Gene de kırılmadım kendisine.

            Size o yorumu yaptıktan sonra beni aracı olan amca aradı. Birini bulduğundan bahsetti.Karşılıklı bilgiler paylaşıldı vs. Ancak emin olun bizlerin de içinde sizlerin taşıdığı endişeler mevcut. İslami noktada bu bilgi paylaşımından sonra bazı tereddütlerim oluştu. Karşıdaki hanımın tarzından dolayı belli endişelerim oluştu ister istemez. Yalnız gene de görüşmeyi kabul ettim. Bazen vakit geçiyor veya çok farklı bir insan çıkabiliyor fotoğraftan. Bilemiyorum. Görmeden bilemiyoruz.

            Bunları anlatmamın sebebi ben 5 yıldır evlilikle ilgili gayrette bulunuyorum. Hemde oldukça yoğun bir gayret. Bunu da Allah rızası için yapıyorum. Yoksa emin olun çekilecek çile değil. Öyle sebeplerle reddedildiğimi bilirim ki Smmye hanım yani gülünecek şeyler. Bu sebeple elbette ki seçici davranın ancak bazen tanışmaktan da çekinmemeniz tavsiye ederim. Önemli olan kriterlerinizi karşılıyorsa ve çok abes bir durum yoksa ben görüşme yapmanızdan taraftarım.

            Sadece Fatih Beyin belirttiği duruma gelince. Bence yaş konusunda öncelikle kendinize yüklenmeyin. Bir hanımın son evlenme yaşı 25 değildir. Sema hanımın kitaplarının hepsini okudum. Nevzat Tarhan’ın da ve dahi başka kitaplarla beraber, ilmihal, ayet, hadis ve aklınıza bu konularda hangi türlü kaynak geliyorsa. O kitaptaki bahsettiğiniz yazı sema hanım tarafından değil. Bir okuyucu tarafından yazılmış. Orada da 25 yaş son demiyor :) Buyrun linki:

            http://www.cocukaile.net/hadi-hayirlisi/

            Yani vehamete kapılmayın ama böyle erkenden değerlendirmeniz adayları güzel bir şey. Adayların yaşına gelince erkeğin hanımdan 2-3 yaş büyük olması bence güzel bir şey. Aynı yaşta olabilir. Akademisyen kızı olduğunuz sebeple ve bende aynı ortamda büyüdüğümden zannedersem çok büyük biri ile uyumunuz biraz zor olur. Büyüdüğünüz çevre sebepli. Yani 5-6 yaşta büyük olabilir ancak ondan sonrası daha iyi değerlendirilmeli. Yani olmaz demiyorum ancak iyi değerlendirin.

            Son olarak Smyye hanım. Önceki yorumlarınızda etrafınızla istişare edin derken sadece ailenizi kastetmedim. Bir tarikata müntesipsiniz dediniz ve virdim var dediniz. Müntesip olduğunuz yerde sevdiğiniz büyüklerinize de danışabilirsiniz. Bu meselelere dikkat edebilirsiniz. Allah sizler için hayırlısını nasip eylesin.

          • Smyye diyor ki:

            Feyza Hanım,
            Cevapla butonu olmadığından burdan yazıyorum. Müslümana, müslümanlığı anlatmak insana çok zor geliyor. Siz de aynı durumlardan muzdaripsiniz, anlatmaya çalışmak yoruyor ve dediğiniz gibi karşıdakini küfre düşürebiliyor. Çünkü çok küçümseyici ve alaycı olabiliyorlar. Bizim Karadeniz’lilerde çok vardır böyle herşeyi alaya vurma şaka yapma. Ben o yüzden artık izah etmeye de çalışmıyorum, baktım bana bir şeyler söylüyorlar hemen başka odaya geçiyorum, konuyu değiştiriyorum, gülümsüyorum ve kapatıyorum konuyu.

            Babamla mücadelemde devam ediyor, yavaş yavaş giriyorum kanına sonuç umarım güzel olur. Çok fazla gürültü patırdı olmadan hallederiz. Yoksa çıkacağım karşısına, “baba ya izin verirsin ya kendimi keserim” diyeceğim, şaka tabiki ama yapmayı düşünmedim değil. Babam aslında cami cemaatine devam eden, hassas düşünceleri olan bir insan fakat bulunduğu çevreye karşı mahçup olma endişesi yani nefs diyelim biz buna, benim çarşaf giymem nefsine hoş gelmediğinden izin vermiyor. Yoksa gayet tabi güzel bir örtünme biçimi olduğunu farkındadır. Kendisine evlenme hususunda dikkat edeceklerimi, evlendiğimde yapacaklarımı anlatıyorum. Mesela camide evlenmek isteyişime karşı çıktı, “ben elaleme ne derim nasıl çağırırım, kimse gelmez” gibi bir evhama kapıldı. Çarşaf konusunda belki dediğiniz sıkıntı olur ama belki de olmaz diye düşünüyorum çünkü hem düşüncelerimdeki hassasiyeti biliyor hemde evlenince yapmak istediklerimi. Hatta eşimin hoca olmasını istiyorum ama bu konuda da evde çok çekişmelerimiz var. Tahsil diye tutturmuşlar, elinde bileziği olsun diye tutturmuşlar. Ama rızk veren Allah’tır(c.c). Tamam sizin de istediğiniz olsun, benim de istediğim olsun dedim. Sonuç ortada hem islami ilim sahibi hem tahsilli bir bey bulmak zor.

            Bulunduğum cemaatten durumumu bilenler var, sağ olsunlar bir kaç yardımları oldu fakat sonuç menfi. Sebebini bilmiyorum ama evlenecek erkek kıtlığı var galiba ya da kapmışlar iyilerini biz pazarın sonuna yetişmişiz teşbihte hata yoktur çürük meyve sebze bize kalmış 🙂. Rabbim hayırlı insanlarla karşılaştırsın inşaAllah. Duanıza ihtiyacım var Feyza hanım, beni dualarınızda unutmayın.

            Selam ve dua ile, Allah’a emanet olun🙂

          • cihad diyor ki:

            Süleyman kardeşim,

            Sanırım bir yanlış anlaşılma var. Ben Salih Beyin şu yorumunu ima etmiştim.

            “””Smyye HANIM;
            Ehli sünnet çizgisinde olan,itikatta sizinle aynı düşünceleri olan,ahlaken de beğendiğiniz biriyse bence düşünün derim…TDemişsiniz ki “ben kendimi dizi, film izlemekten geri tutmaya çalışıyorum, sinemaya gitmiyorum, müzik dinlemiyorum. Bu beyimiz bu zamana kadar nefsini beslemiş. Bu saydıklarımı yapıyor. Ama kendisi çok çalışkan, azimli, kararlı, saygılı bir eş adayı”…televizyon,sinema,müzik gibi şeyler aşırıya kaçmadıkça kimsenin yuvasını yıkmaz,bir engel değildir bence .Bir erkek olarak ben televizyonda spor maçı da seyrederim,haber de izlerim,beğendiğim bir filmin sinemasına da giderim.Molla hayatı yaşamıyorum,helal dairesinde oldukça sıkıntı yok.”””
            Özellikle laik kesimin kullandığı “molla hayatı” tabiri kullanıldığı için üslubumda bir sertleşmeye sebebiyet verdi.

            Tv. ve sinema konusunda müsbet bir amaç için kullanılabileceğini ifade eden hem siz, hem diğer kardeşlerime muhalif olarak yaptığım izahı aşağıya alintiliyorum. Bu kısım da mevzuyu “bildiğim kadarıyla” ilmî olarak ele aldım.

            “”İslamiyetin esası sıdk ve doğruluk, muhalifi olan küfrün esası kizb ve yalanciliktir. Sıdk kalbi dirilten ve yaşatan bir tiryak, kizb ve riya ise kalbi öldüren ve tefessüh eden bir zehirdir.Islamiyet aleme gelmiş kizb,yalancılık ve riyakarlik ile kararmış kalbleri ve ruhları sıdk,doğruluk ve ihlas ile hayatlanlandirsin,nurlandirsin ve cilalayip parlatsin.
            Şimdi, beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, insanın yüzüne fasık bir göz takmış ve riya ve yalanciligin kurumsallaşarak sözüm ona sanata dönüştürülmüş hortlakvari sinema ve tiyatro usulen bile olsa küfrün tohumunu taşıyor ve ahlakını ders veriyor. Yani bir müslüman bunlardan ders ve hikmet alamaz. Daha doğrusu kalb ve ruhunda müspet bir tesir oluşturmaz çünkü kalp ve ruh ancak hayattar ve ruhlu bir vasıta ve vesile ile nur ve feyiz alabilir. Meyyit hayat veremez. İslâm medeniyetinde sünnetten mülhem in’ikas(yansıma) ve insibağın (boyalanma) olduğu diz dize ve göz göze sohbet ve ders ile insanlar terakki ve terbiye edilir veya olunurlar. Çünkü hayatli ve ruhlu bir zatın ihlasli nefesinden ve sesinden çıkan bir mânâ kalb ve ruhun derinliklerine nüfuz ederek tamir eder. Sahabenin üstünlüğünün bir sırrı budur. Çünkü İki Cihan Günesine (ASM) hayattayken muhatab oldular.

            Ve yine Kur’an’ da kalbden sonra tercihan sem'(işitme) zikredilir. Sonra ebsarihim yani göz ve görme gelir
            Bunun bir hikmeti Melekât ve malûmat-ı kalbiye, alelekser kulak penceresinden kalbe girerler.
            Bu itibarla sem’, kalbe yakındır.
            Ve aynı zamanda, altı yönden malûmat aldığı cihetle kalbe benziyor.
            Zira göz yalnız ön ciheti görür.
            Bunlar ise her tarafı görürler. Yani görsel materyal ile maneviyat telkini mümkün değil veya çok zor.”””

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Pazarın sonuna yetişmişiz yazmışsınız, şöyle bir tebessüm ettim. Merak etmeyin tekrar pazar kurulur dahası pazardaki ürünler tazelenir. Belki de yeni mahsüller denk gelecek size :) . Umutsuz olmayın.

            İşyerinde bebek bekleyen ve çocuk sahibi olan arkadaşlarıma bakıyorum. Hepsinin hissiyatı ve heyecanı sanki dünyada ilk kez çocuk sahibi olacak kişi onlarmış gibi. Halbuki bu süreç insanlık yaratıldığından beri var olan ve sürekli döngü içersinde olan, doğum-yaşam-ölüm silsilesinin bir parçası.

            Sizin evlilik muhabbetiniz de öyle. Bu süreçleri ilk defa yaşayan, bu şekilde karamsarlığa düşen ilk siz değilsiniz :) Yaşınız çok genç. Allah hayırlı ömür versin önünüzde epey zaman vardır umarım. Dahası dertler bitmez. Evlenince de çocuk olacak mı nasıl yetişecek vb. derken ömür bitiyor bir bakmışsınız evladınızı evlendiriyorsunuz.

            Yapmanız gereken karamsarlığa ve evhama kapılmadan sabır gösterip dua etmek :)

            Selametle.

          • Süleyman diyor ki:

            Cihad Bey

            “Bildiğiniz kadarıyla” olan bir açıklama bir şeyi helal veya haram kılmak için bir yetki vermez kimseye. Bu işin fıkhı var. İslam hukuku ne diyor ona bakmak gerek. Yoksa herkes “bildiği kadarıyla” her şeyi kendine ve başkasına haram veya helal etse ortada din kalmaz.

            Peygamber Efendimiz (s.a.s) bile helal bir şeyi kendine haram kılamamıştır. Buyrun Tahrim suresi mealini ve tefsirini okuyunuz. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

            Ben televizyon helaldir veya haramdır demedim. Evden uzak tutulması ve izlenmemesi taraftarıyım da. Evlendiğimde de evime almak istemem. Film vb. konusunda da hükmü sağlam alimlerden öğrenmek lazım gelir.

          • Süleyman diyor ki:

            Son olarak Salih beyin yorumunu bende beğenmedim ancak Salih beyin yorumu hadisle başlamıyordu. Benim ki başlıyordu. Yani bir yanlış anlaşılma yok.

            Neyse benim niyetim husumet değil ancak sözleri tartılı söylemekte fayda var. Zaten müslümanlar içinde yeterince tefrika var birde kendi kendimize yenileri üretmeye ve küçük meseleler için birbirimize darılmaya sebep yok.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Tekrar pazar kurulurda, ya yine yetişemezsem🙂. Nükte tabiki, inşaAllah taze ve güzel mahsüllerden faydalanabilirim🙂. Bu süreci ilk yaşayan ben değilim lakin, sanki yaşım ilerledikçe düşüncelerim çok fazla değişmeye başlıyormuş gibi geliyor. Örneğin, böyle olumsuz tecrübeler yaşadıkça, insanların farklılıklarını gördükçe, vehime kapılıyorum “evlenmesem de olur, babamın evinde mutluyum” diyorum.

            Bir kız olarak harama düşme olasılığım, erkeklere göre daha düşük. O yüzden evde oturup, bu kadar büyük bir sorumluluğun içine girmesem mi diye şeytanla nefs vesveseler veriyorlar. “Yaşında genç aman bu kadar ne takıyorsun, olursa olur olmazsa da herkes evlenecek değil, bu da bir imtihan diyesim geliyor.” Ama etrafımda evlenip, çocuk sahibi olan arkadaşlarım çoğaldıkça, kendimi yaşlanmış hissetmiyor değilim🙂.

            Velhasıl kelam, kendi kafamın içinde bir sürü çelişki ve ikilem var. Hepsine bir cevap bulmaya, kurtulmaya çalıştıkça dahada karmaşıklaşıyor, en iyisi akışına bırakmak. “Su akar yolunu bulur “ elbet. Rabbim fıtratı bozulmamış, gözümü, gönlümü aydınlatacak bir eş nasip eder inşaAllah. Dediğiniz gibi sabır ve dua gerekli. Hepimiz birgün duamızı yaşıyor oluruz inşaAllah.

            Selam ve dua ile…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        SMYYE HANIM’A…

        Bir süredir kişilerin şahsıma direkt sormadığı “bana akıl verin”, “yardım edin”, “ne yapmalıyım” vb şeklinde ki “çok özel sorulara” cevap vermiyordum, ama yazdıklarınızdan sizin kafa karşıklığınızın hatalı-yanlış karar verme aşamasına “çok yakınlaştığını” görünce size yardımcı olmak benim için zorunlu oldu.

        “Övünmek için söylemiyorum ama görücü çok çıkıyor”

        Talep patlaması sizi biraz şımartmış, öz güveninizi artırmış, Ancak bu durum-süreç doğru okunmadığında ve yönetilemediğinde kişiye fayda değil zarar verir. Bu konu da dikkatli olun.

        “benim korkum takvalı yaşamaya meyilli, ahlakı olan, değer veren biriyle evlenmek iki cihan saadeti verir mi?”

        Hayır vermez, Evet verir…

        Belki farkında değilsiniz ama aynı cümle içerisinde sorduğunuz sorular “muhteviyat ve muhatap” anlamında bir birisinden çok farklı.

        TAKVA’lı YAŞAMAK = Allah’ın emir ve yasaklarına “en uygun” şekilde yaşama biçimi

        AHLAK’lı OLMAK = Resulullah’ın koyduğu toplumsal kurallara, yaşam şekline ( İslam Ahlakı) veya içinde yaşanılan toplumun belirlediği yazılı olmayan toplumsal kurallara, ahlaka (örf, adet, anane vb) göre yaşama durumu.

        Ancak “ahlaklı Olmak” tanımının içinde yaşanılan topluma göre değişkenlik gösterdiğini, halkının çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde dahi bazen “İslam Ahlakı” ile “Toplumsal Ahlak” anlayışının farklılık gösterdiği, hatta bazı (bir kızın-kadının erkeğe talip olması, evlenme teklif etmesi, haremlik-selamlık yaşam, helal cinsel yaşam vb) yerlerde-konularda ciddi ÇATIŞMALARA neden olduğunu unutmamak gerekir.

        DEĞER VERMEK = Tek başına dahi insandan insana, toplumdan topluma farklılık gösteren SUBJEKTİF ( değişken, yoruma açık ) bir ifade.

        “Tahkiki İman-İslam” yaşantısını, anlayışını benimsemiş bir insana, topluma göre göz bebeği karısını dış dünyanın zararlarından, tehlikelerinden korumak için çarşafa sokan, çalıştırmak istemeyen, çalıştırmayan Müslüman erkek “karısına değer verdiği” için övülürken, Tahkiki İmana ve yaşam şekline sahip bir erkeğin TAKLİDİ İMAN-İSLAM’a göre yaşayan bir insana, topluma göre ise o erkeğin aynı şeyi ( evine TV sokmaması, karısının çarşaf giymesini istemesi, karısını çalıştırmaması) yapması karısına değer vermeyen, yobaz vb sıfatlar ile yaftalanır.

        Dışarıdan baktığınızda bu yaftalamayı yapanlar da (sözde) Muhafazakar, Ahlaklı, Müslüman, tesettürlü insanlar ve ailelerdir.

        İfadelerinizden anladığım sey tamda böyle bir aile yapısında, toplumda yaşadığınız ve ciddi derece de bunun ( Taklidi İslam düşüncesinde, yaşantısında olan bir aile ve toplumda Tahkiki İman sahibi olmaya çalışmak) sıkıntılarını hissettiğiniz; Bu nedenle bazen kendi İslami Yaşantınızın aşırı olup olmadığını da sorguladığınızı hisseddiyor, düşünüyorum.

        “önüme gelenleri reddetmeye devam edersem, ya yaşım ilerdiğinde birini bulamazsam? Birde reddetikçe aracılık yapan insanlar da bir süre sonra bıkmaya başladılar, artık birilerini bulmayı bıraktılar.”

        Bu tespitleriniz doğru, ancak unutmayınız ki içinde yaşadığımız bu hayat ve dünya “Gölgeler ve Sebepler” dünyası. SONUÇ her zaman olduğu gibi “Küllü İrade’nin” taktirin de.

        Ama…

        İnsanoğlunun gelecekte ki hayatının akışını belirleyen “Cüzi İradesi” ni de unutmamak lazım.

        Yani Özetle;

        Her bir tercih aynı zamanda başka bir çok alternatifi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucunu yaşarlar.

        Hayırlı tercihlerinizde ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.
        (Amin)

        • Smyye diyor ki:

          Abdullah Bey,
          Yaptığınız analizler gerçekten çok yerinde olmuş. Yorumunuz için teşekkür ederim.
          Sizin gibi güzel fikirli müslümanlardan faydalanarak kararlarımı gözden geçirdim. Kendi içimde bir sonuca vardım ve Rabbime şükürler olsun ki önüme bir şeyler çıkardı. Bu konuyu tamamen kapatmama vesile oldu. Kul sıkışınca Rabbim hemende vesileleri yetiştiriyor, bir sonuç çıkıyor Elhamdulillah 🙂
          Mantıken de kalben de bu konuyu bitirmem için sebepler çıktı, insanın gerçek yüzü illaki ortaya çıkıyor. Balık baştan kokunca karar vermem kolaylaştı, gerçekten çok şükrediyorum Allah’a, beni bu sıkıntıdan kurtardı.
          Tekrar sizlerden Allah razı olsun, istişare yapmak özellikle de bilen insanlarla istişare yapmak bana çok şey kattı.
          Selam ve dua ile…

    • mustafa _/) diyor ki:

      Cihad Bey, değerlendirmeniz ve müdahaleniz çok isabetli olmuş.

      Değerlendirilmesi gereken bir nokta daha var. Uygun bir eş bulamıyor veya bulamaycaksak bekar mı kalacağız. Bekarlığın mı felaketi daha büyük ideal olmayan bir evliliğin mi? Şahsen evlilik üzerime vacip olma noktasında iken uygun bir eş bulamadığım gerekçesi ile bekar kalmaya devam etmem nasıl değerlendirilmeli. Hadis külliyatında evlenememenin sebebi maddi imkansızlık olarak görülmekte ve bu hususta tavsiyeler bulunuyor ama evlenebilecek bir aday bulamamak hususu yer almıyor. Ayrıca hür kadınlar ile evlenemeyenlere elinin altındaki bir cariye işaret ediliyor. Günümüzde her iki türlü de çıkış yolu görünmüyor. İşin aslı tam bir kapana kısılma durumu söz konusu. Bekarlar için tavsiye edilen oruç ancak geçici bir tedbir olabilir. İnsan devamlı oruç halini muhafaza edemiyor. Üstelik sürekli oruçlu olmak hayattan çekilmek gibi oluyor. Ve bekarlığın devamlılığı, işin ruhsal, duygusal boyutunu hesaba katınca sağlıklı bir ömür sürememek demek oluyor.

      Zinanın inanılmaz derece ulaşılır ve kolay olduğu bir devirdeyiz. Ve bir o kadar çeşit çeşit fitnenin içinde yüzüyoruz. Evlilik hususunun tamamen dışında tam teşkilatlı ve teşekküllü bir biçimde yürütmemiz gereken bir savaş varken, biz evlilik meselesinden öteye gidemiyoruz. Şahsen bazen saatlerim heba oluyor. İç dünyamda kendimle boğuşurken enerjimi tüketmiş oluyorum. Tükenmişlik hissediyorum. Bir noktaya kadar bu sıkıntılar insanı zinde tutuyor, azmini sağlamlaştırıyor, nefsini terbiye ediyor. Ancak sonunda enerjisini tüketmiş, bazı hayırlardan geri bırakmış da oluyor.

      İslami kaynaklarımızın bu konuda bir boşluk bıraktığını sanmıyorum. Belki bizim farkedemediğimiz bir durum vardır.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Mustafa kardeş.

        Benzer bir yorum yazacaktım yanlış anlaşılırım hatta bu adam kadın delisi olmuş nefsine söz geçiremiyor denir diye vazgeçmiştim sen yazmışsın eline sağlık :) Fark edemediğimiz durumu gördüğümü düşünüyorum kendim için ancak işime gelmiyor. Çünkü alışılmış şeyleri kırmak zor…

        Selametle kal :)

      • cihad diyor ki:

        Mustafa Bey,

        Genel bir kaidenin söylenemiyeceği bir konu bu. Muhataba göre değişir diye düşünüyorum. Mesela kadına erkeğe, alime cahile, fakire zengine veya kişinin hissi durumuna, sosyal çevresine,aile yapısına vb birçok etkene göre değişiklik arz eder. Ancak sünnetullah’tan iktibas ile İslamiyet’in(Şeriatın) şu düsturunu ifade edebiliriz.

        “”Hayr-ı kesir için şerr-i kalil kabul edilir””

        Mesela cihada asker sevketmekte elbette bazı cüz’i ve maddi ve bedeni zarar ve şer var. Fakat o cihadda hayr-ı kesir var ki, İslam küffarın istilasından kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terk edilse, o vakit hayr-ı kesir gittikten sonra şerr-i kesir gelir. bu da zulümdür.

        Hem mesela: Gangren olmuş ve kesilmesi lazım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir.
        Parmak kesilmezse,el kesilir; şerr-i kesir olur.

        Bu şekilde bir müvazene ile herkes kendi hakkında bir kanaate ulaşabilir diye düşünüyorum.
        Adaya göre evlilik ve bekarlığın hayır ve şer yönleri kemiyyeten ve keyfiyeten bir terazide tartılırsa bir karara bu düstur çerçevesinde varılabilir.
        Tabi ki hayır ve şer derken neyi anlıyoruz veya neleri önceliyoruz bu çok önemli. Soru soru içinde ve onlarca ayağı olan hassas bir denge. Cenab-ı Hakk’ın Hakiim isminden medet istemek lazım ki hissi,nefsi ve hevesi bir karar almayalım. Çünkü bu mesele cesaret ve hikmet ile aşılabilir.

        Örneğin; Smyye hanımın durumunda lakayt ve dünya ehli biriyle evlenmesi hem onun, hem çocuklarının ahiret hayatına zarar vereceği ve bu şekilde evlilikteki sünnetin hikmeti kaybolacağından reddetmesini tavsiye ettim. Bu dünya bir manevra meydanıdır, herşey ahirete hazırlık için var, bu manaya zarar veren birini duygusal ve hissi tatmin için alamayız. Bu bizim ebedi hayatımıza zarar verir çünkü. Bekarlık korkusu ile böyle bir teklifi kabul etse, acıyacak veya parmağımı yitireceğim korkusuyla kangren olmuş parmağın kesilmesinden kaçınmak gibi şerr-i kalilden kaçayım derken şerr-i kesir karşısına çıkar ki bu da yanlış,hikmetsiz ve zulüm olurdu.

        Velhasılı hayrı şerrinden ziyade olan yani evliliğin temel hikmetini ortadan kaldırmayan eş adayı kabul edilir. Burdaki şer ifadesi ile şunu kastediyorum; şahsi kusurlar. yani asabi olmak,cok konuşması,fakir olması,çirkin olması gibi hususlar.

        Yani hülasa edersek evlilik sünnetinin en mühim gayesi ahirette bize şefaatçi olacak imanlı ve abid evlatlar yetiştirmektir. Bu zamanda terbiye-i medeniye ile yüzü dünyaya çevrilmiş çocuklar ahirette bize davacı, burda da ümmetin başına bela olur ki bu da sünnet-i seniyyenin hikmetine bütün bütün münafidir.

        Ayrıca kötü bir evlilik bekarlıktaki sorunları ortadan kaldırmadığı gibi ilaveten kendi sorunlarını sizin sırtınıza yükler. Misal olarak böyle bir evlilik sizin şehvet ile olan imtihanınızı ortadan kaldırmaz bilakis tatmış ama doymamış olmak veya tatmin olamamak daha tehlikeli olabilir. Bu bakımdan kötü bir evlilik daha zordur. bekarlık bazı ihtiyaçların karşılanmaması nedeniyle bir zahmeti olabilir ancak bol zaman, rahat hareket kabiliyeti ile başka ulvi gayelere hizmete matuf size bir ömür sunar.

        Mustafa bey vaktimin darlığı sebebiyle şimdilik bu kadar olsun diyorum. Ayrıca hızlıca yazdım bazı mana kopuklukları olabilir kusuruma bakmayınız. Bence önemli bir konu üstünde duralım inşaallah.

        Allah’a emanet olunuz..

        • mustafa _/) diyor ki:

          Sağolun Cihad bey. Açıkcası ben de harfiyyen size katıldığım bir konu bu. Smyye Hanım için yazdıklarınız da isabetli oldu. Aslında bu düşünce ile 30 yaşına kadar gelmiş bekar biri olarak sizin üzerinizden kendime sormuş oldum biraz da. Çünkü maddi olarak hiç bir engelim yok, sıhhatim yerinde Allah’a hamdolsun.

          Evlilik ile ilgili hadisleri okuduğumuzda bekarlığın vebalinin büyük olduğunu görüyoruz. Kendimi sorgulamadan edemiyorum. “Acaba evlilik imtihanından mı kaçıyorum. Acaba ideali aramakla hata mı ediyorum.”

          Evlilik derdimizin olması Allah korkusu taşımamızdan, yoksa evlenme kaygısı duymazdık. Fakat evlenemiyor oluşumuz gerçekten Allah (c.c.) korkusundan mı yoksa kendi nefsimiz hevasından mı?

          Allah yolunda sabredenlere müjde büyük: “(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki, “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir.” (Zümer 10)

          Rabbim bizleri hak yol üzerinde sabır ve sebat edenlerden eylesin. Ancak hayatın imtihan yeri olduğunu söylerken hep bu imtihanın yalnız bir problemle karşılaşmak ve ona sabretmekten ibaret olduğu vehmine kapılıyoruz. Bu durumda hayatın ve içindeki imtihanların aslında mü’min için medrese olduğunu unutuyoruz. Rabbim bizi imtihanlarına sabreden ve kemale giden basamakları bir bir çıkabilen kullarından eylesin.

  26. Smyye diyor ki:

    Keşke insanlarımız daha fazla bilinçli olsalar. Aracılık yapmanın önemini, birine vesile olmanın onlara neler kazandıracağını bilseler. Artık hiç umudum kalmadı desem yeridir. Tükenmişlik sendromu diyorlar ya, heh işte tamda ondan yaşıyorum şu gencecik yaşımda 😊 insanlar beni neden anlamıyorlar? Yoksa ben mi anlatamıyorum derdimi?

    Benim için ahlak çok önemli, yaşayış ve düşünce tarzı önemli. Beraber İslamı en güzel şekilde yaşamak istiyorum. Benim karşıma getirdikleri adaylar yalnızca 5 vakit namazdan ibaret, gerisini aşırıya kaçmak olarak görüyorlar. Annemle babam desen başımda, “sen üniversite okudun tahsilli biri olsun, ailemize yakışsın” diyorlar. Benim için hassas olan noktalar var. Ben kendime ahlaklı, bilgili bir eş istiyorum. Bu bilgi dünya ilminden değil, İslami ilimlerden olsun istiyorum. Kendimde buna gayret ediyorum. Aileme kabul ettiremiyorum böyle birin(tahsilsiz)i. Tamam diyorum o zaman, hem ilimli hem tahsilli olsun herkesin istediği olsun. İşte geldik zurnanın benim için zırt dediği yere… Böyle biri yok, olmayacakta galiba😔 İnsan beklentilerinin hepsini karşılayamaz elbette ama bana bir akıl verin.

    Şu an başımda olan ve kararsızlıkta zirve yaptığım bir talibim var. Liseden bir arkadaşımın vesilesiyle tanıştık. Çocuk doğulu, ailesi burada yaşıyor, biz karadenizliyiz. Kendisi islamı yaşamaya yakın biri,saygılı, efendi, hatta benim düşüncelerim ve görüşlerim ona mükemmel geliyor. Bir tartışma ortamında orta yolu bulup konuşabiliyoruz ve haklı olan ne ise ona karar veriyoruz. Ya bir de en önemlisi😒, tabiki ailemin istediği gibi tahsilli, kendisi şu an yüksek lisans ile uğraşıyor. Amma velakin, benim daha titiz ve dikkatli bir yaşayış biçimim var. Örneğin; ben kendimi dizi, film izlemekten geri tutmaya çalışıyorum, sinemaya gitmiyorum, müzik dinlemiyorum. Bu beyimiz bu zamana kadar nefsini beslemiş. Bu saydıklarımı yapıyor. Ama kendisi çok çalışkan, azimli, kararlı, saygılı bir eş adayı. Doğununda vermiş olduğu mükemmel kültürle yoğrulmuş, olgun bir insan(her ne kadar benden 2 yaş büyük olsada). Ama işte benim hayatım boyunca hep Allah’a daha yakın olmak adına yapmak isteyeceklerim, ahiret için dünyamı bırakmam aramızda sorun olur mu? İşte buna karar veremiyorum. Aramızda çatışmalar çıkar mı? Ben cemaate mensup virdi olan, ve hali hazırda ilim tahsiline devam eden kızcağızım 😊
    Hem kendimi tatmin etmek hem de ailemi tatmin etmek gerçekten çok zor oluyor. Sizler ne diyorsunuz? Aradığım kriterlerde birini bulana kadar herkesi elemeye devam mı? Yoksa oluru neyse elimdekini mi değerlendirmeliyim? Huzursuz bir aile ortamı olmasından çok korkuyorum. Sürekli dinin inceliklerini anlatmak zorunda olmak beni biraz yorar mı? Çünkü; kadın sevdiğinde itaat etmekte zorlanmıyor ama bir erkek için hanımının söylediklerini kabul etmesi, uygulaması kolay olur mu? Her şey dört dörtlük olsun diye beklemiyorum ama sadece korkuyorum, huzursuzluk olmasından. Ya da ilerde çocuğum hakkında karar verirken fikir ayrılıkları olmasından. Şimdi beni beğendi, evlilik düşünüyor. Fikirlerimi bir hevesle kabul edip, ilerde sorun yaşamaktan korkuyorum. Sizce ehli sünnet çizgisinde olan, haremlik selamlık dikkat eden. Ahlakı güzel biriyle, ahiret yolculuğuna çıkılır mı? Fikirleriniz benim için önemli, şimdiden Allah razı olsun.

    Selam ve dua ile…

    • Zeynep diyor ki:

      Bence kadınin dindarlık yönünden erkekten üstün olması daha güzel olmaz mı Siz en güzel şekilde yaşamaya çalışın ve evleneceğiniz esiniz size engel olmasın kendisi de farz olan ibadetlerini yapsın harama helale dikkat etsin yeter bence .Ahlakli ve merhametli olması daha önemli bence tabi sizin fikriniz önemli bana düşmez fakat bu zamanda farz ibadetlerini yapan haramlardan uzak duran biri bile kolay bulunmuyor . Ya da benim çevrem de mi az bilemiyorum

    • Meryem diyor ki:

      Smye Hanım
      Yaşınız kaç bilmiyorum ama size bir arkadaşınız olarak tavsiyem şudur :
      Hiç birimiz dört dörtlük değiliz. Düşününce bizlerinde mutlaka karşı tarafı düşündüren, tereddüde düşüren kusurlarımız vardır. İşte bu noktada karar verirken ”onda şu özellik var, ama bende de bu var ” diyerek kendi eksiklerimizi tekrar etmemiz gerek. Evlilik niyeti ile görüşüp sonu hayal kırıklığı ile biten son derece tahsilli ( doktora yapan ) bir talibim bana şunu gösterdi ki eğitim çokta önemli değil. Kafaların uyuşması, namaz kılmazsa bile namaza istekli olması, manevi şeylere meyilli olması, size sahip çıkabilmesi önemli. psikolojik bir rahatsızlığı yoksa anlattığınız durumlar bu kişiyi reddetmeniz için geçerli değil. Bunu neden diyorum, bedensel rahatsızlık kabul edilir ama psikolojik rahatsızlık kabul edilemez, her şeyden önce kişiyi yıpratır hasta eder. Benim o kişiyle bitme sebebi de buydu. Kendimi bu rahatsızlığından dolayı güvende hissedemem. Bu devirde hem namazında, hem takvalı, hem yakışıklı, hem kariyeri yerinde hem evi arabası olan biri yok, belki vardı ama onlar biz henüz evlilik düşünmezken kapıldılar :) Bence hiç kafanızı takmayın, evlenin gitsin :)

      • Smyye diyor ki:

        Zeynep hanım ve Meryem hanım,
        Yazdıklarınız için çok teşekkür ederim. Ben de kabul etmeme taraftarı değilim. Yalnız aklımı karıştıran, benim takvalı yaşamak istememi, “aa çok güzel bir şey tabiki böyle olmak lazım” diyerek kabul etmesi. Ama evlendiğinde nefsine ağır gelipte, “ben yapamıyorum, sen de çok aşırıya kaçıyorsun, biraz çağa ayak uydur” gibi sözlerde bulunması. Bu durumların ortaya çıkıpta, evliliğimi huzursuz bir hale sokmasını istemiyorum. Ne olur bana dua edin, çok ihtiyacım var. 😔
        Kendisi ahlaki yönden iyi biri, tabiki bunu ilerleyen zamanlarda daha iyi anlayacağım, daha henüz başındayım. Fakat burdan bakılınca kendisi ahlaklı, sorumluluk sahibi, kavvam bir erkek. Bu da kendisine güven duymamı sağladı. Ama işte tek sıkıntm beni ikilemde bırakan durum;ı benim takvalı olmaya çalışmam, onun da bunu bir hevesle kabul edip sonra evlenince sıkıntı olması. Tabi imtihan dünyası ama işte düşünmeden edemiyorum.😊

      • Sümeyye diyor ki:

        Tam benim düşündüklerimi tarif etmişsiniz. Evlilik mevzunu çok mu irdeliyoruz acaba ? Yoksa olmasi gereken mi bu? Bir türlü karar veremedim. Bir yandan hayırlı bir evlilik yapmak istiyorum bir yandan da hayatımı birlestirecegim insanla uyumlu bir beraberlik kuramazsak ,dünyamı da ahiretimi de mahvedersem diye endişeliyim . Kaderimizdeki insan karşımıza çıksa bu endişeler oluşmazdı herhalde.Ben böyle avutuyorum kendimi. Acaba yanlış mı düşünüyorum ?

        • salih diyor ki:

          “Yüzde ısrar etme, doksan da olur.
          İnsan dediğinde noksan da olur.
          Sakın büyüklenme, elde neler var,
          Bir ben varım deme yoksan da olur.
          Hatasız dost arayan dosttan da olur.” Mevlana Celalleddin Rumi hz.

    • salih diyor ki:

      Smyye HANIM;
      Ehli sünnet çizgisinde olan,itikatta sizinle aynı düşünceleri olan,ahlaken de beğendiğiniz biriyse bence düşünün derim…TDemişsiniz ki “ben kendimi dizi, film izlemekten geri tutmaya çalışıyorum, sinemaya gitmiyorum, müzik dinlemiyorum. Bu beyimiz bu zamana kadar nefsini beslemiş. Bu saydıklarımı yapıyor. Ama kendisi çok çalışkan, azimli, kararlı, saygılı bir eş adayı”…televizyon,sinema,müzik gibi şeyler aşırıya kaçmadıkça kimsenin yuvasını yıkmaz,bir engel değildir bence .Bir erkek olarak ben televizyonda spor maçı da seyrederim,haber de izlerim,beğendiğim bir filmin sinemasına da giderim.Molla hayatı yaşamıyorum,helal dairesinde oldukça sıkıntı yok.

    • .../nisa diyor ki:

      Smyye hanım,

      Sitede yorum yazan yada takip eden üyelerin genellikle Karadenizli hanımlar olmasını gözlemledim. Siz, ben, Meryem hanım, Kevser hanım, Hüzün Gecesi belki bilmediğim daha çok üye vardır. Bu durumda benim dikkatimi çekiyor. Kütüğü mü değiştirsek acaba :)

      Sizin müzik tv ve sinemadan uzak durmanız iyi yada kötü diye cevaz vermek benim haddim değil. Şahsi düşüncem neleri dinlediğiniz neleri izlediğiniz önemli. Bir kitaptan daha faydalı videolar programlar var. Nicelikle değil nitelikle ilgilenmek lazım. Sizin hayatınıza olumlu etki edecek özelliklerine bakmak lazım. Boş işler üzerinden baktığınızda bu noktada haklısınız.

      Meryem hanım’ın yazdıklarına katkı olsun diye öncelikle ahlakına geçim ehli olup olmadığına sizi sahiplenip sahiplenmediğine bakın. Ne yazık ki ben bu hakikati geç anladım. Sizin gibi bende dini anlamda bilgi aradım ama bunu içine yerleştirip yerleştirmediğini anlamamın gerektiğini de öğrendim. İmam hatip mezunu faizli bankanın müdürü varsa buradaki çelişkiyi muhakeme edecek bir aklının bilgisinin yaşamının olması önemli. Yaşam üzerinden görüştüğünüz kişiyi değerlendirin öğrenmiş olduğu bilgiler üzerinden yada söylediği sözler üzerinden değil. Evliliğe hazır olup olmadığına ailenin liderliğini yapıp yapamayacağına size değer verip vermediğine bakın.

      Kaç yaşındasınız bilmiyorum ama aranızda belirli uyum varsa yaşınızda belirli olgunluktaysa eşiği geçmişseniz adayı/adayları çok iyi değerlendirin. 20’li yaşlar ile 30’lu yaşlar arasında farklar var size talip olan potansiyeller arasında da farklar olur. Yaşınız ilerledikçe talip sayısı düşer. Yalnız şuda var doğru uygun insan kaç yaşında karşınıza çıkar bu durum meçhul bazen beklemek gerekiyor bazen beklememek.

      Uyum varsa beklemeyin derim kalbiniz sükun bulmuşsa. Daha sonra çıkan adaylar uygun olsa dahi siz ona uygun olmayabilirsiniz. Kendinizi de evlilik için uygun olup olmadığınızı da gözden geçirin. Bu durumda var. Örnek veriyorum kız çok iyi eğitim almış ama bir evin nasıl çekip çevrildiğini bilmiyor hayatı bilmiyor eşine karşı sorumlu olacağı konuları bilmiyor.

      Yine Meryem hanım’ın dediği gibi psikolojisini iyi gözlemleyin. Diyanette hoca olan bir tanıdık 32 yaşına kadar sizin benim ve sitedeki çoğu bekar kişinin istediği özellikler sebebiyle evlenmiyor evlendiği kişi hafız ne yazık ki zaman zaman boşanmayı düşündüğünü eşinin eve sahip çıkmadığından bahsediyor. Anlatmak istediğim sakın dindarlığı aramayın değil bununla beraber ahlakına evliliğe uygun olup olmadığına bakın. Dünya ve ahiret dengesini kurup kurmadığına bakın. Çok iyi araştırın çevresinden sorun.

      • Smyye diyor ki:

        Nisa Hanım,
        Yorumunuz için teşekkür ederim. Zaten en korktuğum, hafız ama kuranı hayatına geçirmemiş bir insan. Bu sebepten çok kararsız kaldım. Elimdekini iyi yönlerinden değerlendirmeye çalışıyorum ama tedirgin olduğum konular var. Bunları zamanla tanıyarak aşacağımı düşünüyorum.
        Kalbim sükun bulmadı desem yalan söylemiş olurum. Kendisi doğulu olmasından mütevellit, kavvam bir erkek. Çalışma azmi olan, ailenin geçimini sağlayabilecek, tabiri caizse ekmeğini taştan çıkaracak hırsta bir insan. Bu da tabiki kafamdaki eş ve baba rolünü karşılıyor.
        Bütün bunlara baktığım zaman ona bir şans vermemek için kendi kafamdaki düşünceler yetersiz kalıyor. İnşaAllah hepimiz için en güzeli olur. Bana dua edin, dua en büyük silahımız 😊

        • .../nisa diyor ki:

          Smyye hanım,

          Allah yardımcınız olsun hakkınızda hayırlı olan neyse sizi o tarafa yönlendirsin aklınız kalbiniz sükûn bulsun.

          • Smyye diyor ki:

            Amin Nisa hanım, çok güzel dua etmişsiniz. Allah razı olsun. Birbirimizin duasına ihtiyacımız var 😊

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.

          Yorumlarınızdan anladığım kadarıyla meseleye duygusal yaklaşıyorsunuz. Karşımızdaki insanı kalbimizle severiz ama evlilik mantıkla yapılır. Bir de bu açıdan bakın derim. Bakmışsınız aslında bir yerde, mantığınızla duygularınız arasında sıkışmışsınız. Allah yardımcınız olsun, gerçekten zor bir durum, anlıyorum. Ancak kararınızı ya mantığınızla alın ya da sorumluluğu başkasına mesela ailenize atın.

          Kendi omuzlarınıza yük alıp alacağınız bir kararla mutlu bir yuva kursanız bile en ufak bir sorunda o yükün ağırlığını tekrar hissedersiniz. Ancak yükü omuzlayan siz olmazsanız mutsuz dahi olsanız yük sizde olmadığından en azından ruhunuzu ezen bir yük olmaz. Kadınlar yapı gereği insiyatif alma konusunda çekingendir onlara ağır gelir gayet doğaldır. Kendi mantığınız tıkandığında büyüklerinizi dinleyin. Erkek olsaydınız tam tersini derdim. Çok istiyorsanız direnim vb. yazardım…

          Selametle.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Selamlar Fatih kardeşim,

            Nasılsın? Sence özel hayatımızla ilgili sorumluğu başkalarına bırakmamız doğru bir tutum olur mu? Kendi kararlarımızın sorumluluğunu alıp neticeleri ile yüzleşebilmek daha sağlıklı bir tavır olmaz mı? İstişare etmek ve görüş almakla sorumluluğu başkasına atmak farklı şeyler. Şayet onu ifade etmek istediyin bu idiyse, sorumluluğu başkasına bırakmak olmaz.

            Nevzat Tarhan’ın bir kitabında bu hususta bir bölüm vardı ama kitap şimdi yanımda değil alıntı yapamadım.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Teşekkür ederim yorumunuz için, istişare bol bol yapıyorum. Bakalım, elbet “su akar yolunu bulur”. Rabbim bir yol gösterecek inanıyorum. Dualarımıza muhtaç tüm ümmet 🙂
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Selam Mustafa kardeş.

            İyilik sağlık çok şükür, seni sormalı :)

            Kast ettiğim tam anlamıyla sorumluluğu başkasına atmak da değil istişare de değil. Kast ettiğim kızların bazı durumlarda güdülmesi gerektiği. Şöyle ki kızlar yapı gereği kararsız, sorumluluk almak konusunda çekingendirler. Hele ki evlilik gibi bir konu onlara daha çok ağır gelir. İstişare etseler bile bu onlara ağır gelir. Mesela görüştüğüm kızlar beni o kadar eleştirmelerine rağmen bırakalım bu işi diyecek cesareti gösteremedilerdi.

            Şöyle düşünelim. Bir kız var ve bir adayı ailesiyle istişare ediyorlar. Kız halen kararsız mesela. Bu durumda ailesinden biri çıksa ve insiyatif alsa kıza yürü dese hem kız rahatlıyor sorumluluğu paylaşıldığı için hem de o ağırlığın altına girmiyor. Mesela kararsız kalan bir kızı ablası ikna ediyor dinlemese belki şu an bekar kalacaktı. Keza yine bir kız kararsız kalmış, babası bem damadı beğendim yürü diyor.

            Elbette hanımlar da sorumluluk sahibi olacak. Şu itaat mevzusu konuşulduğunda yirmidört saat başlarında mı bekleyeceğiz hiç mi kendi kararları olmayacak yazdıydım. Cevap olarak hanımların da sorumluluğu var kendince, görev paylaşımı var denildiydi. Ancak kendilerince. İşte evlilik, üniversite tercihi vb. gibi durumlarda iyi iletişim kurdukları bir aile büyüğünün insiyatif alması çok önemli. Ben bunu sorumluluğu yıkmak olarak görmüyorum. Zayıf kalınan bir konuda destek almak olarak görüyorum.

            Elbette yazdıklarım kişisel yorum. Katılmayadabilirsin :) yanılıyor da olabilirim ancak benim gözlem ve çıkarımlarım bu şekilde.

            Selametle.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Hamdolsun kardeşim. Bahsettiğin destek bulma ihtiyacı imiş. Öyle ise aramızda bir anlaşmazlık yok demektir. Düşüncelerimiz farklı değilmiş. Bu konuda sana katılıyorum. Ancak sorumluluğun her zaman üzerimizde olduğunu hatırlatma gereği duymuştum sadece

    • Süleyman diyor ki:

      Smye hanım

      Öncelikle şunu belirteyim. “Ne dünyası için ahiretini, ne de ahireti için dünyasını terk eden -her ikisinden de nasibini almayan kimse- sizin hayırlınız değildir. Çünkü, ahiretin ulaşım ve hazırlık yeri dünyadır. İnsanlara yük olmayınız” hadisi şerifi üzere dünyayı soyutlamak iyi değil. Yorumunuzun ir kaç yerinde bunu gördüm. O konuda dikkat etmeniz önemli.

      Daha sonra sorunuza gelelim. Öncelikle buradan böyle kritik bir soruya tam anlamıyla cevap veremeyiz. Sizinde sadece bizim sözümüzle hareket etmeniz doğru olmaz. Ancak bir kaç bakış açısı kazanmak anlamından iyi olabilir. Çevrenizde sevdiğiniz ve güvendiğiniz kişilerle de kesinlikle istişare yapın.

      Şimdi eğer bahsettiğiniz eş adayı sizin gözünüze girmek için bunları yapmıyorsa ve bu konularda size izin vereceğini düşünüyorsanız bence sıcak bakabilirsiniz meseleye. Bazen erkekler veya hanımlar çok iyi olan taliplerini kaçırmamak için biraz rol yapıyor. Evlilikten sonra olmaz uygun değil diyecekleri şeylere evlilikten önce evet diyor. Böyle bir durum olup olmadığını gözlemleyin.

      Sinemaya gitmemek, dizi izlememek, müzik dinlememek gibi şeyler ne yazık ki toplumumuzun ve hatta bazen bizlerinde dikkat etmediği hususlar. Ben şahsen bunları külliyen bırakmanın çözüm olmadığını ve içeriğine göre değerlendirilmesi taraftarıyım. Sonuç olarak Ömer Muhtar filmi de bir filmdir. Benimde hayatımda gözyaşı döktüğüm tek filmdir heralde.

      Aynı zamanda bu dediğiniz hassasiyetlere sahip(müzik dinlemeyen, sinemaya gitmeyen, vs.) birini bulursunuz ancak başka edepsizlikleri ve ahlaksızlıkları olabilir. Bazende öyle kişiler çok katı ve dik kafalı olabiliyor. Öyle olmasa dahi öyle birini sevememe gibi bir ihtimaliniz de var. Kalbinizin ısınmaması ve hoşlanmama durumu gibi bir problem olabilir gene.

      Ancak şu hususa çok dikkat edin. Sizin hassasiyetlerinize riayet edecek mi? Mesela eve televizyon almak istememenize, Çocuklara bu hususlarda kısıtlama getirdiğinizde buna uymaya vs. vs.

      Bence bazı asgari şartları sağlıyorsa ve sizin kalbiniz ısındı ise kabul edin. Ahlaklı bir çocuk diyorsunuz zaten. Merhametli, sizi koruyacak gözetecek bir insan olduğunu düşünüyorsanız bence olumlu yönde düşünün. Hoşlandığınız birini bulmak bazen çok zor oluyor. Zaten azimli ve gayretli de diyorsunuz. Ancak şunu belirtiyim. Yani onu bu şartlarla kabul edin. Eşten öğretmen olmaz. Siz evet bazı alışkanlıklarını değiştirebilirsiniz. Ancak ona böyle nasihatçi gibi de davranmamaya gayret edin.

      Son olarak sadece buradaki kişilerle değil sevdiğiniz ve düşüncesine önem verdiğiniz deneyimli büyüklerinizle de bu konuyu istişare edin. İnşAllah hakkınızda hayırlısı olur.

      • Smyye diyor ki:

        Süleyman Bey,
        Teşekkür ederim yorumunuz için. Etrafımdaki büyüklerimle ve sevdiklerimle de bu konuyu istişare ediyorum elbette. Fakat onların düşünceleri; namaz kılıyorsa tamam. Bundan ibaret olunca ben karar vermekte zorlanıyorum. Gelen diğer taliplerimi sadece namaz kılmasından ibaret olduğundan reddettiğim oldu.
        Dediğiniz gibi benim hassasiyetlerime riayet edip edemeyeceğini ölçmeye çalışıyorum, bu hassasiyetlerimi karşıladıktan sonra ben onun film izlemesine karışmam, kendi amelidir. Bana merhametli ve ilgili olduktan sonra aramızda herşeyi sorun etme taraftarı değilim. Dediğiniz gibi benimle aynı hassasiyeti paylaşan birinin ahlakında sorun olabilir, bu benim için daha büyük bir sorundur. Ama saygılı ve ahlaklı biriyle bir ömür geçebilir.
        Kendisine bir şans verip, tanımaya çalışıyorum. Şu an reddetmem için büyük sorunlar gözükmüyor. Nişan süreci zaten tanımak amaçlıdır. Kendisini ve ailesini tanıyıp analiz etmeye çalışacağım. Rabbim cümlemizin hakkında hayırlısını nasip etsin.

    • ibrahim diyor ki:

      evlendikten sonra herkes değişebilir kimsenin içini tam manası ile bilemezsiniz kafanız yattıktan sonra birde gönlünüze bakıp karar verin ki doğru bir karar olsun.

      • Smyye diyor ki:

        İbrahim Bey,
        Artık Rabbime bıraktım, çünkü düşün düşün benim beynim yoruldu gerçekten. Hayatımı etkileyecek bir karar vermeye çalışıyorum. Eş değil bir hayat seçiyorum kendime. Bilemiyorum hiçbir yöne gidemiyorum. En iyisi Rabbime bırakmak. Eğer benim için hayırlı değilse gönlümü soğutsun inşaAllah. Sizler de bana dua ediniz.
        Biraz daha görüştükten sonra İstihare yapacağım Allah’ın izniyle. Belki daha net, güzel şeyler görürüm. Cümlemizin hakkında hayırlısı olsun.

        • ibrahim diyor ki:

          Tabi çok önemli ve zor bir karar çok düşünmek normal.
          her insanda noksan vardır fakat sizde fakındasınız zihniyet önemli.
          Rabbim hayırlısını gönlünüze göre sizlere ve bütün müslüman bekarlara nasip etsin .
          bu konuda bende bu yorumu okuyan kardeşlerden dua beklerim :)

          • Smyye diyor ki:

            İbrahim Bey,
            Kesinlikle zihniyet çok önemli😊 bazen balık baştan kokuyor, ben bunu da Rabbimin büyük bir nimeti olarak görüyorum 😊 illaki bir sebep çıkarıyor hayırlı değilse 😊 Rabbim ne kadar bekar mümin karseşimiz varsa hepsine hayırlı eşler nasip etsin 😊

          • fatih diyor ki:

            Sümeyye hanım evliyim 4,5 senedir.
            Size birinci tavsiyem öncelikle kalbiniz ısındı mı, beğendiniz mi, ortak özellikleriniz çokmu(ciddiyet, tevazu, sinirlilik, espritüel olma, canlılık, pratik çözümlü olma, uyanık olma vs) bunlar ömür boyu beraber yaşayacağınız nasip olursa çocuklarınızın babası olacak birisi için oldukça önemli eğer bunlar pozitifse 1. aşama tamam.

            Bunların dışında denklik önemli bu eğitim durumunun birebir aynı olması demek değil önemli olan siz konuştuğunuzda denk olduğunu hissetmeniz uyumlu olmanız sohbet ederken sıkılmamanız. Tabii ki denklik maddi durum içinde geçerli çok büyük bir fark olmamalı.

            Üçüncü durum güzel ahlak ve dindarlık. Güzel ahlak çok güzel bir şeydir yapılan yanlışın uygun bir dille uyarılması, yüzdeki tebessüm, yeri geldiğinde fedakarlık daha neler neler hep güzel ahlaktan dır.

            Bence dindarlıktan anlaşılması gereken şey bitirdiği okulun ilahiyat fakültesi olması, hafız olması veya babasının imam olması değildir. Dindarlık öncelikle imanın şartlarını ve İslamın şartlarını tam manasıyla yaşamaktır bunların arasında ALLAH’a iman, Ahiret hayatına inanmak,
            Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak vardır. Bu gibi esasları tam olarak yaşayan bir müminin hayatıda başka olur, tabi başta büyük günahlar olmak üzere haramları da unutmayalım.

            4. aşama gelir getirici bir işinin olması mesleğinin olması ve aileye lider olabilmesi. Bunları dışında aklıma pek bir şey gelmedi ama şunu da söyleyeyim size dört dörtlük uyan birisini bulamazsınız yukarıda bahsettiğim temel noktalarda birbirinize uygun sanız ayrıntılar zamanla oturacaktır yeter ki evlilik ayakta kalsın yürüsün.

            Birde televizyon izleme günah değildir ama bağımlılık halini alırsa ciddi sıkıntı oluşturabilir bu durum internet fulbol magazin vb şeylerdede geçerlidir. İnşallah farklı bir açıdan bakmaya yardımcı olabilmişimdir. Evleneceğiniz kişiyle mutluluklar dilerim.

  27. Ahmet diyor ki:

    Böyle bir dönemde evlilik kesinlikle yasaklanmalı. Çünkü erkek olsun kadın olsun kendisine hizmet edecek köle arıyor. Bilhassa zamanımızda kadın hakimiyeti ön plana çıkıyor. Evlenen bir erkekğin hayatı artık kendi kontrolünden çıkıyor, Eşinin hakimiyetine tabi olmak o ne derse onu yapmak zorunda kalıyor. Hele çocuk olduktan sonra erkek 3. plana, bankamatiğe dönüşüyor. Ailenin hükümdarı çocuk, veziri kadın tebası ve hizmetlisi de erkek oluyor.
    Tabii ki bu durum bir çok bunalımı da beraberinde getiriyor. fiziksel şiddet kullanmak, aldatmak, ihmal etmek, evden kurtulmak için çareler aramak gibi. Mesela bir örnek vereyim Tanıdığım bir hanım var, kendisi asgari ücretle bir işte çalışıyor fakat 2000 tl net para ile bakıcı kadın tutulmuş. Erkeğin ailesiyle görüşmesi neredeyse yasak, fakar kadının yakınları evden çıkmıyor.
    İşte böyle olunca geçen gün haberlerde gördüğüm bir olaya gerçekten hak verdim. esinden-bosandi-plakasina-kurtuldum-yazdirip-tur-atti

  28. Ali diyor ki:

    Yazıda cemiyetimiz çok güzel analiz edilmiş. Bu tespitler de çok güzel dile getirilmiş. Günümüzde yaşanan bu problemlerin temelindr 80’lerde 90’larda bir yorgan bir yatakla ev kuran aileler yatıyor. Çok az eşya ve cüzi bir miktar altınla evlenen, ekseriyeti köylerden şehre göçmüş ebeveynlerin beklentileri…
    “Ben yaşayamadım kızım yaşasın. Ben gezip tozamadım oğlum yapsın” Bu zihniyetin değişmesi gerek. Problem köylü veya şehirli olmaktan değil göç sebebi ile çekilen sıkıntı ve çilelerden kaynaklanıyor. Yerli kültürün dışardan gelenleri ezmesi, hor görmesi, ayıplaması.
    Ayrıca son 15 yılda Tv kanallarının ve internetin yayılması sebebiyle artan özentilik evlenme problemlerini had safhaya getirdi.
    Sosyal medyada olduğunda abartıli gösterilen, yansıtılan nişan ve düğünler insanlar cok daha fazla ifsad etti.
    Bütün bu problemlerin çözümü ailelerin anlaşmaya açık tutumuyla halledilebiliyor. Ancak o fazileti gösterecek dinamiklerimiz çok yıprandı.

  29. Hatice diyor ki:

    Sema hanim siz bir site acssaniz cok sevaba girersiniz😊

    • Abdullah efendi diyor ki:

      Katılıyorum.
      Sema hanıma bunun için Facebook üzerinden mesaj dahi attım.
      Samimi insanlar evlilik konusunda bir araya gelemiyor.
      Ebeveynler ve akrabaların kendine hayrı yok. Herkes kendi derdine düşmüş.

      • Zeynep diyor ki:

        Ben de öyle düşünüyorum.Bu yaştan sonra hala sınavlara çalışıyorum yoruldum artık ya.Arkadaşlarım hep evlendi çocukları bile oldu. Evimin hanımı olmak istiyorum.sınav,okul beni çok yordu.öyle bir şey olursa çok sevinirim

  30. Hatice diyor ki:

    Toplumsal bir soruna parmak basmissiniz. Evlenememek giderek buyuyen toplumsal bir soruna donustu malesef. Gorucu usulu azaldi. Bekar erkekte bayanda cok olmasina ragmen tanisma firsati bulamiyorlar. Bende ayni derdi yasiyorum. Is hayatim, sosyal hayatim olmasina ragmen evlenemiyorum. Internet sitelerinede guvenemiyorum.

  31. .../nisa diyor ki:

    Smy hanım ve Sadece Fatih bey,

    Görüşmeden çıkan sonuçlar daha doğrusu tepkiler bazen ilginç olabiliyor aslında bir insan en iyi ayrılık zamanlarında tanınıyor kişiliği ortaya çıkıyor.

    1. Gereksiz yere çok iltifat laf kalabalığı bende güven izlenimi vermez daha çok karşı cinsle fazla laubali izlenimi verir.

    2. Helali olmayan bir bayana gereksiz iltifat bende dini hassasiyeti sorgulatır.

    3. Usulünce olumsuz olduğunu belirtmek varken önden bir kamyon dolusu gönül alıcı sözü sıralayıp sonrasında etkilenmedim yada benden daha iyilerine layıksın açıklaması samimi değil.

    4. Smy hanım yaşadığınız durumun iyi tarafı ikiniz içinde olumsuz olması. En azından olumsuz olduğunu sizi sürüncemede bırakmadan belirtmiş bu davranışı doğru.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nisa Hanım.

      1. Maddeye katılıyorum, çok laf yalansız olmaz denir.

      2. Maddeye de katılıyorum. Ben de paylaşımlar yaptım görüşürken ama haber vb. yolladım mesela muhabbete bahane olsun hayat görüşümü de yansıtayım diye. İltifat etmeye de gerçekten çekindim, küçük iltifatlar yaptım şimdi yapmadım dersem yalan olur ama onları da yeri geldiğinde ve kararınca yaptım. Aklıma gelenlerin hepsini paylaşmaya kalksam yüzüm kızarırdı ki merhaba demeye çekindiğim bile oldu…

      3. Ben de samimi bulmuyorum ama belki erkeğin burcu öyledir. Benden ikinciye görüşme isteyen kızın burcu teraziymiş ve teraziler dengesiz, kararsız olurmuş (Mükemmel bahane)

      4.Evet katılıyorum. Balık baştan kokmuş…

    • Smy diyor ki:

      Nisa hanım ;
      Yorumunuz için teşekkür ederim.
      1)Gereksiz iltifatlardan ben de hiç hoşlanmıyorum. Güven de vermez, itici de kılar. Yalnız bahsettiğim durumda çok laubali şekilde değildi yeri geldiğinde söylendi ve çok aşırı da değildi. (Iltifat detayını, olayı her açıdan değerlendirilebilmesi için verdim.)
      2)Birinci maddede dediğim gibi gereksiz iltifatlardan ben de hoşlanmam. İşin islami boyutu olmasa bile karakter olarak hoşlanmam.
      3)Dikkat çekmek istediğim nokta aslında burası.Bu görüşme hakkında tek takıldığım yer. Bazen Sadece Fatih bey bazı kızların bahanelerinden bahsediyor. Bunu yapan erkekler de varmış. Onu da görmüş oldum.
      4)Evet bu davranışı bence de doğru. Daha önce eminim /değilim gibi kararsız kalıp (Sadece Fatih beyin bahsettiği kızlar gibi), niyetinin evlilik olduğunu söyleyip aynı soruları sormak dışında evlilik ile ilgili hiçbir şey yapmayan, sürekli konuşmak isteyip de somut bir adım atmayan, söyledikleri havada kalan, bir türlü karar veremeyip belirsizlik içinde kaybolan, bu davranışlarla bana kararsız insanları sevmediğimi farkettiren biri ile görüşmemim verdiği tecrübe sonucunda en beğendiğim davranış bu oldu.

      Selametle… 😊

      • .../nisa diyor ki:

        Smy hanım,

        4. Maddede yazmış olduklarınızın tamamına katılıyorum. Bende sürüncemede bırakan belirli kararlar alıp yola çıkamayan insanlarla anlaşamıyorum çok iyi olsalar dahi fiiliyata dökülmeyince esprisi kalmıyor. :) Yaşadığınız durumların çoğu bana tanıdık geliyor.

        • Smy diyor ki:

          Nisa hanım ;
          Yorumunuz için teşekkür ederim. Benim en gıcık olduğum insan tipi diyebilirim, aşırı kararsız insanlar için. Çünkü en çok onlara tahammül edemiyorum. Biraz kararsızlık olabilir bu normaldir. Ama uzun sürmedikçe. Daha önce yazmıştım ben biraz sonuç odaklıyım. (iyi bir şey mi kötü mü bilmiyorum). Benim için bir şey varsa vardır, yoksa yoktur. Ya 1 dir ya da 0 dır. Üçüncü hâl imkansızdır. Ki söz konusu evlilik ise böyle olması gerekir bence. Kimsenin vakti değersiz değil. Kimse robot da değil, duyguları, beklentileri var herkesin. (Bunları önce kendime, sonra başkasına söylüyorum.) Ben bir şey olmayacaksa zorlamanın anlamsız ve yıpratıcı olduğunu düşünüyorum. O yüzden kararsızlık bana gereksiz bir şey gibi geliyor. Net olmak çok zor olmamalı. Eğer olacak bir şey ise sıkıntı yok. Ama olmayacaksa kırmadan, dökmeden usulünce karar bildirilmeli. Kadınların bile kararsız olanları beni çok zorlarken (özellikle alış veriş yaparken çok sinir bozucu) erkeğin kararsızı sabrımı zorluyor. (Empati kurabiliyorum, anlamaya çalışıyorum, hak vermeye çalışıyorum kendimi zorluyorum her şeyi anlıyorum, kabul edebiliyorum. Ama kararsızlığı bir türlü kabul edemiyorum.) En kötü karar kararsızlıktan iyidir demişler. Bunun faydasını ben çok gördüm. Boşuna dememişler. 😊 Velhasıl kararsız olup kendime de etrafımdakilere de sıkıntı vermektense iyi kötü bir karar almak ona göre davranmak bana daha mantıklı geliyor. Vesselam..
          Selametle kalın… 😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Bence sizler kararsızlık değil de belirsizliği sevmiyorsunuz. Ben de net olmayan insanları sevmem, özellikle politikacıları. Çok yuvarlak konuşurlar ki net konuşuyor gibi gözükenler de çark ediyor. Sizler bir erkekten net olmasını beklemekte haklısınız ancak benim bir hanımdan net olmasını beklemem biraz aşırı beklenti durumuymuş, kadınlar fıtrat gereği net olamazmış. Yapacak bir şey yok :) Benim elbise alışverişlerim genelde mikrosaniye mertebesinde sürer mesela :)

            Yalnız netlikle ilgili şunu söyleyeyim. Hayatta bazı şeyler her zaman net görülmez. Hava bazen sisli olur. Gemi kaptanının mahareti o zaman ortaya çıkar. Ben insan ilişkilerinde bu durumu teraziye benzetiyorum. Terazinin iki kefesi üç aşağı beş yukarı hizaya geldikten sonra artık bir tarafın tamam demesi gerekiyor. İki taraf da kılı kırk yararcasına ille de hakkımı vermem diye diretirse hem kararsızlık durumları oluşuyor hem daha da gri bölgelere giriliyor, bir taraf hakkından ki çok az bir hak vazgeçerse olay çözülüyor.

            Ancak evvelden de yazdığım gibi kendisiyle bir konuyu istişare etmeye çalışıyorum diye beni karasız ya da özgüvensiz gören olursa meşe sopasıyla döveceğiz, şaka şaka çekip gideceğiz oradan arkamıza bile bakmadan…Ya da bir arkadaşımın dediği gibi stabil ve ne yapacağı önceden tahmin edilebilen bir insan olduğum için kız tarafından macera içermeyen sıkıcı bir erkek olarak görüldüğümü sezersem bu sefer kızılcık sopasıyla döveceğim. Elbette yine şaka :)

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim. Alış veriş örneğini klasik bir örnek olduğu için verdim. Sizin alış veriş süreniz de klasikmiş 😊Benim alış verişim de gayet klasik neredeyse bir günümü alacak cinsten 😊 Tabi burda bahsettiğim süre değil. O esnadaki aşırı kararsızlık insanı gerçekten yoruyor. Biraz kararsızlık olabilir, normal bir şeydir. Bunda sıkıntı yok. Benim sevmediğim fazlası.

            Ikinci paragrafta yazdıklarınıza katılıyorum. Hayat her zaman siyah ya da beyaz olmuyor. İllaki griler oluyor. Asıl sorumluluk, fedakârlık orda başlıyor. Insan ilişkilerinde dediğiniz terazi benzetmesi çok güzel. Ben bu konuda kendime güveniyorum açıkçası. Nitekim teraziyi dengelediğim zamanlar oldu. Yine olur, yine yapabilirim yeter ki karşımdaki direnmesin, dengeyi bozmak yerine dengede kalmasına yardımcı olsun.

            İstişare farklı bir şey ve güzel bir şey. Kararsızlık ve özgüvensizlik ile ilgili değil. İnşaAllah bu farkı anlayabilen biri olur hayatınızda. Ama siz yine de görüşmeden önce başak burcu olduğunuzu söyleyin aracılara baştan sıkılmasın karşı taraf 😊(şakaydı).
            Selametle kalın… 😊

  32. Feyza diyor ki:

    Rica ederim Allah cumlemizden razi olsun Mustafa bey. Keske elimizden daha fazlasi gelseydi.

    Sizi ozellikle su konuda cok iyi anliyorum. Insanlarin yasamlari boyunca karsilastiklari durumlar ve gectikleri egitim sonucu bazi konularda bilincsiz olmalari benim de insanlari degerlendirirken mutlaka hesaba kattigim cok muhim bir ayrinti. Allah bilir, uygun egitim/aile ortaminda ve boyle guzel sartlarda yetismis olmasaydik kimbilir hangi yone savrulur ve belki elestirdigimiz kisilerin gosterdigi iradeyi de gosteremeyebilirdik bu kadar imkana ragmen hala bircok eksigimizin oldugunu da gozonune alirsak. O yuzden ‘kutsalimiza, dini degerlerimize bilincli bir dusmanlik etmedigi surece’ ameli noktadaki hatalari yuzunden insanlari safdisi birakip itelemeyi vicdanen kabul edemiyor ve her insani kendi sartlari muvacehesinde degerlendirmenin ve buna gore yaklasmanin, en insaflisi ve ‘isi Insan kazanmak’ olan bir Musluman icin en dogru yaklasim olduguna inaniyorum.
    Sizin de bu evlilik bahsinde kafanizin neden bu kadar karistigini bu yuzden anliyor, cok boyutlu dusunuyor olmanizdan kaynakli bu kararsizliginizi gayet insani buluyorum.
    Iletisim kurdugumuz insanlarda bu sekilde her boyutu dusunerek onlari saha disina itmektense durumlarini kabul edip yargilamadan once anlamayi kabul etsek ve elimizden geliyorsa en azindan geldigi kadariyla tatli ve guzel bir uslupla dogru olana davet etmeye calissak da, is evlilik bahsine gelince kendimin biraz daha temkinli olmasi gerektigini dusunuyorum. Neden derseniz, bu yalnizca karsimdakinin ya da sadece benim hayatimi etkileyecek bir durum degil. Bu aile buyuyecek ve bizim kararlarimiz ikiden fazla insanin hayatini ileride de nasip olursa etkileyecek.
    O yuzden buna yargilama degil ama tedbirli olma hali diyebiliriz. Hatta karsidakinin de hukukuna tecavuz etme endisesi.

    Size bunun icin sormustum, tahammul sinirlarinizi en iyi bilen sizsiniz. Siz de tesettur konusunda cok keskin koselere sahip degilseniz ve bunu kaldirabileceginizi dusunuyorsaniz, diger vasiflari cok guzel. Yalniz bu bir iki gunluk bir mesele de degil. Ilk etapta durumunu ve gecmisini gozonune alarak icinizde halledebildiginiz bu durumu omur boyu kaldirabilir misiniz?
    Eger yarin oburgun, evlendikten sonra ve aranizda belli bir mesafeyi katedip birbiriniz arasindaki sınır inceldigi zaman, simdi belli bir olcuye kadar kabul ettigi kapanmaktan bunalip, ozendigi manken ve moda giysileri
    zihninin bir tarafini fazlaca kurcalamaya baslar , nefsine yenik duser ve tesetturun girdigi kadarki durumunu da ihlal etmeye baslarsa bunu kaldirabilir misiniz?
    Bunu soruyorum, cunku anladigima gore su an tesetturlu degil. Fakat kapanmayi “belli bir olcuye kadar” sizin talebinizle kabul edecek. Ama icinde olan ise farkli ve acik giyim tarzlarina duydugu ilgi. Bu nefsi durtu onu rahat birakmayabilir, cunku tesetture Allah rizasi icin degil de daha cok sizin isteginiz uzere girecek. Allah rizasi icin kabul ettigi takdirde zaten bilek ve boyun gibi azalari problem etmeden kapanir. Yani siz hukumu bildirdiginiz zaman itiraz etmez. Ama kul icin kapanilinca bazi konular pazarlik mevzusu edilebiliyor ve evlendikten sonra “acilmasa da” , farkli ortamlara girildikce bu durum kari koca arasinda sorunlara yol acabiliyor. Siz simdi gosterdiginiz anlayisi yillar icinde koruyamayabilir ve artik daha somut adimlar atmasini isteyebilirsiniz. Buna karsilik tam zitti bir muhasebeyi o da icinde yasiyor olabilir. Yani “bunca suredir zaten onun istedigi gibi belli bir olcude kapandim. Fazlasini benden beklemesin” gibi..
    Ekseriyetle evliligin ilk yillarinda problem edilmeyecek gibi gozuken ama icten ice de cok tatmin olmamis ufak gorunumlu ayriliklarin, istikrarla devam ettigi takdirde yillar icinde uzerindeki toz perdesinin kalkip daha belirgin ayriliklara donustugunu ve ciftleri huzursuz edebildigini goruyorum.
    Bunlari, sizi olumsuz bir dusunceye sevketmek icin yazmiyorum. Sadece tahammul sinirlarinizi iyi test edin diye biraz daha derine inmenizi saglamaya calismak icin yaziyorum.
    Tam tersi de olabilir. Hanimefendi simdikinden cok daha guzel bir tesetture de gecis yapabilir, sizin ilgi ve ozveriniz, Allahu Teala’nin inayeti ile. Fakat olumsuz olana kendinizi hazirlamaniz acisindan su an elinizdeki veriler; birincisi manken giyimlerine duydugu ilgi, ikincisi kendisinin de bundan hoslaniyor olmasi, ucuncusu tesetturu belli bir orana kadar muhtemelen sizin talebiniz uzere kabul ediyor olusu ve dorduncusu ise tam tesetturu asla kabul etmedigi. Bunu yuzde dusuk bir iyi ihtimal olarak ele alirsak, sinyaller bu konuda olumsuza hazirlikli olmanizin gerektigini gosteriyor. Bu yuzden bu kadar uzerinde duruyorum.

    Gayrimuslimle evlilik meselesi ise, buna cevaz veriliyor olsa da tavsiye edilen bir durum da degil. Bir ruhsat diyelim. Neden derseniz, cunku dinimiz bir erkek icin (kadin icin zaten zaruri), es seciminde aranacak oncelikli vasfin ‘dindarlik’ oldugunu, cunku neslin bu hanim uzerinden devam edecegini, bu durumda aile kurarken sorumlulugun erkege dair payinin daha fazla oldugunu beyan eder. Gayri muslim bir hanimla olan evlilikte ise erkek cok iyi bir otorite olmali ki haniminin, cocuklari uzerinde tasarrufunun menfi olmasinin onune gecebilmeli. Orn Musluman erkek gayrimuslim haniminin icki ve domuz eti yemesini yasaklayabilir. Ama gusletmesi icin onu zorlayamaz. Tesettur icin zorlayamaz. Cunku bunlar Islam dininin gerekleridir. Gorunuste kadinin sahsini ilgilendirir ama ayni cati altinda yasayan hanimin gusul abdestini bilmemesi aslinda sadece sahsini baglamaz. Cunku cocuklarina da bu egitimi verecek yine annedir. Anne bilmiyorsa cocuguna nasil ogretsin? Bu durumda zaten cocuk egitiminden oncelikli olarak sorumlu olan babanin sorumlulugu iki katina cikar. Cunku, annenin de gorevlerini ustlenip onun bilmedigi ve ogretemedigi seyleri cocuguna ogretecek ‘tek merci’ konumuna duser. Bu egitimi veremedigi takdirde ise mes’uldur. Yani Musluman ve bilincli bir hanimla evlenen bir erkekle gayrimuslim bir hanimla evlenen erkegin ‘babalik’ sorumluluklari esit. Ama birincide bu mes’uliyeti paylasan bir yoldasi yani hanimi vardir. Esi evde olmadigi zamanlar ya da onun halledemedigi durumlarda imdadina yetisir, ‘sorumlulugunu’ paylasir; ikinci secenekte ise erkek tektir. Cocuguna egitim veremedigi takdirde yukunu paylasacak hanimi devredisi gibidir. Sorumluluk iki erkete ayni ama kisi basina dusen oran farkli.
    Burada gayrimuslim hanimdan ve gusul abdestinden ornek verme sebebimin sizin talip oldugunuz hanimla bir ilgisi yok, yanlis anlamayin. Sizin esiniz bir Musluman. Sadece siz gayrimuslim hanim ile evlilik durumuna temas ettiginiz ve egitimden babanin daha sorumlu oldugunu soylediginiz icin, olayin bu boyutunu da gozonune alin istedim ve burdan ornek verdim. Ayni ornegi siz de diger amellere uyarlayabilirsiniz. Mesela, siz gununuzun buyuk bolumunu iste gecirdiginiz zaman her ne kadar egitim sorumlulugunun buyuk kismi baba olarak size ait de olsa, cocuklarinizla ilgilenecek olan yine annedir. Sorumlulugunuzu paylasmasi icin ondan yardim talep etmesi kacinilmazdir bir erkegin. Ozellikle soyle bir zamanda. Cocuklarin dini egitimleriyle hasir nesir oldum Mustafa bey. Inanin ki dinini cok iyi yasayan Musluman aileler dahi cocuk yetistirme konusunda zaafiyete dusebiliyor ve dini egitim kurumlarindan yardim talep ediyorlar. Onlara soyledigimiz ise su ki, “biz teoride cocugunuza her turlu dini adabi, egitimi verebiliriz. Ogretiriz, ezberletiriz… fakat bu ogrettiklerimizin kisiligine islemesi ve karakterinin, yasaminin mutemmim bir cuzu olmasi icin pratikte sizin , yani anne ve babasinin da ogrendiklerini hayatinda uyguluyor olmasi gerekir. ” Yoksa suya yazilan yazi misali silinir gider. Burada da surekli iletisim kurdugumuz kisiler hep anneler. Evet baba daha cok sorumlu ama babanin isi gucu oyle cok ki, mecburen dini egitim ve ornekligiyle cocuk en cok annesinin tesirinde kaliyor. Bu sebeple de, babanin cocuk egitimindeki en buyuk sorumlulugu aslinda evlendikten sonra degil, “evlenmeden once” basliyor. Yani , ‘yukunu hafifletecek saliha ve ozellikle su donemde suurlu bir Musluman hanim/cocuklarina anne’ secimini dogru yaparak.

    Yalniz, karamsar bir tablo cizemeyecek kadar guzel ozelliklerinden de bahsdiyorsunuz hanimin. Bu vasiflar da her hanimda olmaz. Fedakarlik, uyumluluk, olgunluk, tevazu ve kanaatkarlik. Sizdeki sefkat hissiyle birlesince sanki uyumlu bir cift olacaginizi da hissediyorum. Ancak dini meseleleri isterseniz birkac kez daha bu hanimla konusup sonra bu yazdigim ileriye yonelik riskleri de gozonunde bulundurarak oyle bir secim yapin.

    Mukemmeli yakalayamayacagimiz kesin. Bu bizler icin de gecerli. Tam tersi, “dini konularda cok suurlu olup da ahlaken Kur’an-i Kerim’i hayatina aktaramayan bir kadin nasip olur da evde suresiz bir huzursuzluk hali hasil olursa, sanki o ortamda cok mu guzel cocuk yetistirilir ya da kalben ve ruhen doyuma ulasilir?…” derseniz, haklisiniz. Burasi benim de tikandigim bir nokta ama en azindan o durumda basarisiz oldugunuz takdirde diyebilirsiniz ki, “Allah’im ben senin rizan icin ve senin razi olacagina inandigim bir hanimla yuva kurdum ama boyle oldu”. Yani bastaki niyetiniz, Allah rizasi icin Musluman evlatlar yetistirecek saliha bir hanim olur ve siz evlilik surecinde elinizden geleni yaparsiniz. Mutlu olmasaniz da, vicdanen huzurlu olursunuz. Bunu da en kotu ihtimali hesaba katarak soyluyorum. Insaallah mutlu da olursunuz. :)

    Kendimi dusunuyorum, iyi bir karakter karsima ciksa ama Islami konularda zaafiyeti olsa ne yapardim? Bir kadin ile erkegin durumu daha farkli, belki kiyas etmek yanlis olur. Cunku ben himaye altina girecegim ama siz himaye edeceksiniz. O yuzden benim acimdan bu soru daha riskli ama yine de mukemmeli yakalayamayacagimin bilincinde olarak sanirim Islami konularda gosterdigi zaafiyet, karakterindeki duzgunluge galebe calardi. Yani bu riski alamazdim.
    Mukemmel olmaz, zaten biz de mukemmel olamayiz ama sunu dileyebiliriz Allah’dan, en azindan iki yonlu de biraz biraz.. yani eksigi olacaksa da busbutun bir yonden degil de dengeli bir sekilde iki yonlu olsun ki hem dunya hem ahiret imtihanimi tek yonlu busbutun agirlastirmasin.
    Bu arada estagfirullah. Odunlasma degil, romantizm zaten evliligin olmazsa olmazi da degil. Romantizm gecici, iyi duygular kalici. Iyiliginizi ve sefkat hissinizi hic yitirmemeniz umuduyla.
    Allah hayirlisiyla en dogru karari verdirsin.
    Selametle kalin.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Çok sağolun Feyaza Hanım. Vaktiniz aldım, emeğiniz ve cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Abdullah Bir Bey de sağolsun. Dışardan ve tarafsız bir bakışa ihtiyacım vardı. İçinde bulunduğum durum biraz olsun düzlüğe çıktı.

      Eğitim konusundaki değerlendirmenizden gerçekten istifade ettim. Şöyle bir durum da var, evlendikten sonra, gerek aile, gerek iş, artan sorumluluklar insanın tüm vaktini almaya başlıyor. İş dışındaki vaktimi de okuyarak veya çalışarak geçirmeye, etrafıma da vakit ayırmaya çalışırken evlilikte yükümüzü hafifletebilecek bir eşimiz olmaz ise nasıl altından kalkabiliriz sorusu cevapsız kalıyordu. Eşlerin ikisinin de çalışması durumu da böyle.

      Hakkımızda hayırlısı cümleten. Rabbim sizi hayırlara vesile kılsın. İki cihanda güzellikler ihsan eylesin.

      Selametle..

      • Feyza diyor ki:

        Rica ederim Mustafa bey, faydamiz olduysa ne mutlu. Buna benzer konulari “kadinlarin calismak istememesi” ile ilgili meselelerde de bolca konusup tartismistik. Yine “gayrimuslimle evlilik” bahsinde de detayli tartismistik. Dilerseniz fikir edinmek icin goz gezdirin. Karsit gorusleri de degerlendirmis olursunuz.
        Hayirli Cumalar.

        Abdullah abi,
        Tesekkur edeeim ama,
        yabanci gelin ve bolge insanlari hakkinda sizin gibi bilgi sahibi olmam mumkun degil :) Yahya beyin de bu konudaki bilgi ve tecrubelerine guveniyorum, cunku siz ikiniz o tarafin insanlarini sanirim yakindan da taniyorsunuz. Bir ara Azeri lehcesiyle de yazismistiniz. O yuzden bilgilendirmeniz guzel oldu. Benimkisi yalnizca ufak tefek sosyal gozlem ve tahminlerdsn ibaret.

        Aslinda baska bolgelerin insanlari hakkinda da genel izlenimleriniz olursa burada paylasin. Tabi her insani o bolgenin cogunlugunun tasidigi kaliplasmis ozelliklerin icine sıkıştırmak dogru olmaz ama belki niyeti olanlar icin bir nebze fikir olur.
        Allah’a emanet olun abi. Hayirli Cumalar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Daha önce bu platform da ” NEDEN VE KİMLER YABANCI KADINLARLA EVLENME(ME)Lİ” seklinde bir soru sorulmuştu.

      Feyza kardeşimin Mustafa beye cevaben yazdığı bu yazı bu sorunun cevabını çok güzel ve detaylı şekilde veren bir yazı.

      Bu yazının da yukarıda ki soru seklinın yazı başlığı yapılarak müstakil bir yazı olarak yayınlanması yabancı kadınlar ile evlilik yapmak isteyen bir çok Türk erkeğinin bu konuda kafasında oluşan sorulara cevap olacaktır inşaallah.

      Eline, basiretine ve yüreğine sağlık Feyza kardeşim.

    • .../nisa diyor ki:

      Mustafa bey,

      Öncelikle hakkınızda hayırlı olan neyse Rabbim adımlarınızı bu yönde attırsın. Feyza hanım çok güzel ve detaylı olarak durumunun her iki yönünü de size açıklamış. Hanım efendiyi siz görüp tahlil ettiğiniz için son karar elbette sizin.

      Sizin yazmış olduğunuz durumlardan sonra benim naçizane zihnimde oluşan sonuç beklentilerin uyuşmadığı hanım efendi ahlaki yönden kuvvetli olsa da bu evlilik için yeterli değil usulünce edebe uygun şekilde olmayacağını belirtmeniz sizi çıkmazın içinden kurtarabilir. Belirsizlik insanı yoran içten içe kemiren bir durumdur sürekli zihninizde kurcaladığınızda duygu dünyanızı da etkiler. Kendiniz hakkında estağfurullah odunlaşmış tabirini kullanmanız aslında duygusal olarak bir yorgunluğun yansıması.

      Karşınıza hem aklen hemde kalben uygun biri çıktığında bu evhamların hissizliklerin yerini neşe alır. Sabredin hayırlı insanın nasip olması dua edin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        “Karşınıza hem aklen hemde kalben uygun biri çıktığında bu evhamların hissizliklerin yerini neşe alır.”

        Ben bu konuda Mustafa kardeşimizi çok ama çok iyi anlıyorum ki hanım kardeşlerimiz belki anlayamayabilir. Bu bahsettiğiniz durum olsa bile karşımıza çıkan kız ben biraz sabredeyim bu adamın hissizliği zamanla gider der mi? Demez :) İşyerindeki hanım arkadaşın bana bir kızın seni sevebilmesi için seni zamanla tanıması lazım dediği durum. Halbuki gerçekte olan nedir? Kızla görüşülür elbette bu hissizlik durumu kıza yansır. Kız da bu duygusal çekingenliğe karşı iyi bir insandı ama bana robot gibi davranıyordu der ve zamanla ilişkinin yumuşayacağını hesap etmeyip erkeğe yol verir adamın kalbini kırmışlar canını sıkmışlar sabredeyim demez :) (kimse üstüne alınmasın burada) Sizin yerini neşe alır dediğiniz durumların hayalini bile kurmuyorum artık. :) Geçenlerde memlekette bir evden gelen kötü kokular sebebiyle polise haber verilmiş. Yalnız yaşayan altmışlı yaşlardaki erkek ölü bulunmuş. Ne olmuş da ölmüş ne zaman ölmüş henüz bilinmiyor. Elbette herkesin imtihanı farklı. Ben şahsen bu küçük duruma bile çarşaf çarşaf yorum yazıyorsam Arakandaki müslüman kardeşlerimizin ansiklopedi yazması gerekir. Bu yüzden çok şükür halimize ki imtihanımız biraz daha kolay….

        Selametle.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          “bir kızın seni sevebilmesi için seni zamanla tanıması lazım dediği durum.” Bence buna gerek yok. Sitemizin ismini verip rumuzunuzu yazıp hissiyatımı kaygılarımı burada yazdım buradan nasıl biri olduğum anlaşılır demeniz yeterli. Yorumlarınızı okuduktan sonra bence olumlu yada olumsuz yanıtını verir. Flört yada tamam mı devam mı diye sorma niyetinde ise gerekli sert cevabı alır sizin dünya görüşünüze uygun biriyse bence yeşil ışık yanar.

          Aslında aklıma şuda geldi bundan sonra evlilik görüşmeleri olursa kendimizi anlatan bir kitapçık hazırlayalım.

          1- Şu hassasiyetleri bulunmaktadır.
          2- Şu noktaları tolere edebilir.
          3- Şu noktalarda fazlasıyla yorulmuştur daha fazla yormayınız dikkat kuru kafa ünlem işareti koyalım.
          4- Şu noktaları teklif etmeyiniz aklınızdan dahi geçirmeyiniz gibi.
          5- Elektrik akım bilgileri volt amper de yazılabilir.
          6- Gerekli olduğu durumlarda aday powerbankını yanında bulundursun gibi öneriler olabilir.

          Bence hayal kurmaktan iyi olanı düşünmekten vazgeçmeyin aksi halde yaşamak daha zor. Sizinde yazdığınız gibi Arakan’daki müslümanların imtihanını düşününce bizimkisi yanında toz hükmünde. Allah yardımları olsun bizi de onlara yardımcı olmaya vesile kılsın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Öncelikle duanıza amin diyorum. Bahsettiğiniz yazma olayını da okumuştum tavsiye ediyorlar karşımızdaki adayı tartmak için. Hayallerin bittiği yerde gerçekler başlıyor…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Burçları bahane etmek bile varmış. Bende oğlak burcuyum biraz dobra olurlarmış karşımdaki insanın kalbi kırılırmış kırılmazmış bakmadan ağzıma geleni söyleyeyim sonra ne yapabilirim benim burcum böyle elimde değil iradem yok dilinde kemiği yok bahaneler uzayıp gider.

            Ben hayatım boyunca içimden inanmadığım hoşlanmadığım sevmediğim birşey için önce iltifatlar sıralayıp sonrasında samimiyetsizce etkilenmedim demedim. Daha öncede yazmıştım zihnim sonuç odaklı olduğu için bu iyi mi kötü mü bilmiyorum sonucunu göremediğim tereddüt ettiğim bir durumu uzatmıyorum hakkında baştan emin konuşamıyorum. Bunu da hayat öğretti.

            Nlp tekniklerini duymuşsunuzdur insanlar arasındaki iletişimde bununda payı büyükmüş bazen iletişim kazalarından yada doğru anlaşamama sebebiyle görüşmeler yılan hikayesine dönüyor olabilir. Eşler arasındaki iletişimde böyle vakalara rastlanılmış. İşitsel görsel ve dokunsal üç tür beyin var bununla beraber sağ duygu sol mantıkmış. İşin garip tarafı çoğu kez insanı kabak gibi ortaya çıkarıyormuş. Biraz bu konulara da bakalım belki faydasını görürüz iletişimde.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Ben de başak burcu olduğum için çok sıkıcı bir insanmışım. Müzmin bekarlar bu burçtan çıkarmış ve evlenemezmişim. Dahası bir kadın cinsel aktivite beklememeliymiş bu burçtan olan erkeklerden. Demek ki benzer sebeplerle burada da çok itici olduğum söylendi. Burcum böyle olduğuna göre demek ki benim bir kalbim ve duygularım yok. Hem bundan sonra bekarların evlenememe sebepleri arasına başak burcundan olmaları diye yazılsın. Hatta yine kızın biri bana karşı bahane üretecek olursa sen yorulma burcun başak o yüzden olmaz diye söyle diyelim :)

            Nlp tekniklerini duymuştum ama çok hitap etmemişti zamanında bana. Kişisel gelişim mevzularına hep mesafeli oldum. Ego kokuyor buram buram ve insanları sömürüyorlar. Ben beden diliyle ilgilendim zamanında ve arkadaşlar psikoanaliz yeteneğim olduğunu söyler. Ne derece doğru bilemem. Hayırlısı olsun :)
            Selametle.

    • .../nisa diyor ki:

      Feyza hanım,

      Çok güzel bir noktaya işaret etmişsiniz. Sizin karşılaşmadığınız her iki durumla da ben karşılaştım. Ahlak olarak düzgün olduğu halde ibadet noktasında anlaşamadığımız yine ibadet ilim noktasında bilgili olmasına karşı karakter anlamında zor geçimsiz olan adaylarla karşılaştım. İki halde çok önemli hem ahlak hem dindarlık biri olmadan diğeri eksik kalıyor.

      • Feyza diyor ki:

        Nisa hnm,
        Aslinda birebir ayni olmasa da bu duruma benzer birseyi ben de yasadim. Kafa yapisi ve karakter bazinda cok uygun oldugumuzu dusundugum bir adayla dini konularda ayrilik gorunce vazgecmistim. Namaz kiliyordu o anlamda sorun yoktu fakat kimine gore detay bana gore ise onemli mevzularda aykiri goruslere sahipti. Notr oldugu zaman yine anlasilir ama biraz uc noktaya meyilli olunca hakikaten uyum saglamak zor olurdu.
        Bunu sanirim burada da paylasmistim, sanki su an oyle hatirladim.

        • .../nisa diyor ki:

          Feyza hanım,

          Evet hatırladım şimdi inşaAllah diğer kısım olan dini ilmi olup zor geçimsiz tabiatlı kişilerle karşılaşmazsınız hayırlı sükun olacak kişi nasip olsun. Daha önce yazdığınız durum uç noktalardı belki ibadet gibi hemen teşhis edemeseniz de daha da tehlikeli. Allah yardımcımız olsun.

          Cümleten cuma günümüz mübarek olsun.

  33. Sadece Fatih diyor ki:

    Hoşlanma, Elektrik Alma ve Sevgiye Dair

    Mantıktaki üçüncü halin imkansızlığı prensibini çoğumuz biliriz. Hani bu ilkeye göre bir şey “Ya vardır ya da yoktur”. Mevcut durumla ilgili 3. bir hal mümkün
    olamaz. Ancak söz konusu insan olduğunda 3. bir hal daha vardır ki o da “Var zannetmektir.”
    Evet: Var zannetmek!..
    Var zannetmek, var diyemeyeceğimiz (çünkü yok) yok da kabul edemeyeceğimiz (en azından beyinlerimizde var) durumlar için geçerlidir.
    Bu meyanda sormak istiyorum: Karşılıksız sevgi var mıdır sahiden?
    Ben onu beş parasız olduğunu bile bile sevdim. Ne karşılığından bahsediyorsunuz siz?”
    _Bir soru sorabilir miyim hanımefendi,
    _Tabiki, buyrun sorun.
    _Neden “O” peki?
    _Duygularınıza cevap verebilen birini sevmiş olmak karşılıksız sevmiş olmak mıdır?
    _Siz kendiniz için en önemli karşılığı istediniz ve aldınız oysa. Hem de peşin: Sevdiğiniz insanı…Sevme doyumunu. Bunun yaşattığı tarifsiz mutluluğu…
    Hiç hoşlanmadığınız, hiç istemediğiniz, hiç bir zaman da isteyemeyeceğiniz birini ancak karşılıksız sevebilirsiniz.
    Var mıdır böyle birini sevebilen? Varsa üç adım öne çıksın. Birbirimizi kandırmayalım. Ben size gerçekten karşılıksız sevebileceğiniz bir insan göstereyim,
    lütfen gidin, buyrun, onu sevin? Var mı cesaretiniz?
    Sevginin karşılıksızından vazgeçtim ben. “Sevgi var mıdır” sahiden? Yoksa onu da mı var zannediyoruz?
    Hayır, yaşadığımız sevgi var; aradığımız sevgi yok… Var gibi görünüyor sadece. O da bir süreliğine. Çöldeki susuz bir insanın uzaktan gördüğü, yanına
    gelindiğinde ise kaybolan bir serap gibi.
    Evet sevgi var!
    Bundan ailemi sevdiğimden şüphe duymadığım kadar eminim. Ailemi seviyorum. Ailemi sevdiğimi nereden biliyorum? Doğru, cidden insan sevip
    sevmediğini nasıl bilir! Bir defa kalbim ailemin adını her ağzıma alışımda kıpır kıpır atmıyor. Ama onları özlüyorum. İnsan sadece sevdiğini özlemez mi!
    Evet… Ya ailem hep yanımda olsaydı! O zaman özlem de olmayacaktı.
    O zaman nasıl bilebilirdim sahiden ailemi çok sevdiğimi! Sevgi nedir gerçekten? Emareleri yok mudur şunun Allah aşkına! Korktuğumuzu biliriz. Kızdığımızı
    da. Nefret ettiğimizi biliriz, özlediğimizi de.
    Ya sevdiğimizi?
    Peki ama nasıl? Sevdiğimizi gerçekten de nasıl biliriz?
    İçimden, “Sevdiğim insanla daima beraber olmak, hiç ayrı kalmamak gelir. Ayrı kaldığımda O’ nu çok özlerim” demek geliyor.
    O halde sevgi; ayrıkaldığımızda özlemekle, beraberken de haz duymak, hiç ayrı kalmayı istememekle karakterize olan bir duygu biçimi olabilir mi?
    Eğer sevgi bu ise, bu sevgi var… Hem de her yerde. Peki o zaman ayrı kaldığımızda özlediğimiz, beraber olmaktan da son derece keyif aldığımız nice
    insanları neden sevememekten yakınırız? Özlem vardır, birliktelikten duyulan keyif vardır ama sorulduğunda niçin “sevgi yok” deriz?.
    Neden?
    “Bunlar yetmez ki deriz, sevgi başka bir şeydir!”
    Nedir o zaman sevgi?
    “Bilmiyorum, nasıl desem, sanki… Bilmiyorum işte, başka bir duygu yani… Daha başka olmalı. Daha başka, daha özel bir şeyler hissetmeliyim!”
    _Ne hissetmelisiniz?
    _Daha özel, daha başka bir şey!
    Bu daha özel olan birşeyin ne olduğun bilen varsa o da beri gelsin.
    “Sanırım yaşadığımız ama göremediğimiz sevgi var… Hepimizin aradığı, ama hiç kimsenin pek bulamadığı sevgi ise sanıırm yok…”
    Ne dersiniz?
    Yoksa, sadece isteğimize bakıyor ve “istiyorsak vardır” diye mi düşünüyoruz acaba!
    Ayşe H. ( 25 ) anlatıyor:
    “2 ay oldu tanışalı. Kafa dengi birisi. Saygılı, kibar, hoş sohbet çocuk. Ona çok alıştım. Yokluğunu hissediyorum. Olmayınca arıyorum. Özlüyorum Onu.
    Onunla vakit çok güzel geçiyor. O varken zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anlayamıyorum bile.”
    _ Seviyor musunuz o insanı?
    “Hayır… Zannetmiyorum. Yok, yok olamaz… Bu sevgi değil. Yo, sevgi bu olamaz, sanmıyorum… Onu bir dostumu özler gibi özlüyorum galiba. Sevgi daha
    başka bir şey olmalı?”
    _ Ne olmalı, nasıl bir şey olmalı sevgi?
    _Bilmiyorum…
    Oysa biz biliyoruz ki sevgi, sevgidir. Niteliği değil, yoğunluğu ve ömrü değişir sadece. Niteliği değiştiğinde ise o duygu zaten sevgi olmaktan çıkar. Başka bir
    duygu olur. Karanlıktan korkmakla köpekten korkmak aynı tür bir duygudur: Korkudur. Niteliği değil, yoğunluğu farklıdır sadece.
    Biz acaba duygularımızdaki yoğunluk farklılığını nitelik farklılığı olarak mı görüyoruz? “Bu daha farklı bir sevgi” tabirini bunun için mi kullanıyoruz?
    Ondan mıdır ki, söz konusu özel kişi olunca, onda adını koyamadığımız, ancak “farklı, bambaşka” diye üstünkörü bir biçimde ifade etmeye çalıştığımız,
    mahiyetini bile açıklayamadığımız sevgi duygusunu arıyoruz?
    Olmayan bir sevginin peşinden koşarken aslında sahip olduğumuz sevgi duygusunu “hayır bu o değil, bu olmamalı” diyerek fark etmeden, bilmeden,
    görmeden, göremeden atlıyor muyuz üzerinden acaba?
    Korkarım ki böyle yapıyoruz. Belki hepimiz değil ama çoğumuz…
    Sevgiyi kafamızda çok farklı bir yere oturtmuş, çok farklı bir anlam giydirmişiz. Çok farklı ve bambaşka anlamlarla süsleyip bezemişiz onu. Kuşkusuz ki
    bunda film, sinema, şarkı, müzik vb. tek taraflı telkinlerle yüklenişimizin etkisi büyüktür. İnsan, mantığının almadığı bir öneriyi bile, ısrarlı ve tek yanlı telkinler
    sonunda kabul edebilir. İnsanoğlu telkine karşı açıktır. Evet, bilimsellik kaygısı güdülmeden, gerçeği ne kadar yansıtıyor buna bakılmadan, ticari ve daha
    başka çıkar duyguları ile ortaya konulan; teknolojinin de nimetlerinin kullanılması suretiyle daha etkin hale getirilen güçlü telkin vasıtaları ile ve tek taraflı
    olarak sürekli şartlandırılıyoruz.
    Sonra da hayalimizde yarattığımız o güzel ama olmayan duygunun peşine takılıp gidiyoruz. Çölde su arayan bedevi gibi yana yakıla arıyoruz. Olmayan bir
    duygu bulunabilir mi? Olmayan bir sevgiye -velev ki çok güzel bile olsa- sahip olunabilir mi? Olmasını istediğimizin ardından koşuyoruz, her olmasını
    istediğimizin olmadığını bilmeden, bilemeden… Ne iyi insanları, ne güzel kısmetleri geri çeviriyoruz, sevemedim, elektrik alamadım diyerek sonra da.
    Oysa ki sevgi;
    a) Yeteri kadar yoğunluktaki,
    b) Yeteri kadar süredeki ve
    c) Yeteri kadar çeşitlilikteki paylaşımın doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan bir duygudur.
    Yani;
    1. Yeteri kadar şeyi,
    2. Yeteri kadar sürede ve
    3.Yeteri kadar çeşitlilikte paylaşmışsak eğer sevgi kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır.
    Bu koşullar yerine geldiği halde sevgi ortaya çıkmaış ise, çıkmıyorsa, kaçınılmaz olarak yeşermesi gereken duygularımızı biz, evet kendimiz, bizzat kendi
    ellerimizle engelliyoruz demektir: Yanlış kalıp düşüncelerimizle, hatalı bilişlerimizle, işlevsiz inanç ve şartlanmışlıklarımızla, en çok da önyargılarımızla…
    Çoğu insan sevebilmesi için hoşlanmasının, elektrik almasının gerektiğine dair yanlış bir bilişe sahiptir. Bu yanlış biliş, yukarıda da belirttiğim gibi, pek çok
    uyarıcı tarafından beslendiği için çok güçlüdür. Güçlü olduğu için de kimse bu bilişin doğruluğu – yanlışlığı üzerinde hiç kafa yormaz. . Doğruluğu peşinen
    ve mutlak surette, koşulsuz olarak kabul edilmiştir.
    Dolayısı ile, ancak hoşlandığımız insana yeteri kadar paylaşım fırsatını tanırız. Yani, ancak hoşlandığımız insana tanırız, sevginin oluşması için gerekli
    şartların tam olarak yerine getirilmesi olanağını. Çünkü, ancak hoşlandığımız, sadece elektrik aldığımız bir insanı sevebileceğimizi zannederiz. Sırf bu
    nedenle, sadece ve sadece hoşlandığımız, elektrik aldığımız insanla yeteri kadar şeyi, yeteri kadar sürede ve yeteri kadar yoğunlukta paylaşırız. Evet, sırf
    bu nedenle, sadece hoşlanılan insana şans tanırız:
    Bu durumda sevgi evet, ortaya çıkar. Fakat biz söz konusu sevginin; şartları yerine getirilmiş, gerekli koşulları sağlanmış bir paylaşımın değil de
    hoşlanmanın, elektirk almanın bir sonucu olarak ortaya çıktığını zannederiz bu
    sefer de. Ve böylece bu yanlış düşünce, bu yanlış biliş zihinlerde doğrulanmış, iyice pekiştirilmiş olur.
    1. Hoşlanma,
    2. Mantıksal uygunluk veya
    3. Zorunluluk…
    Paylaşım gerekçeniz her ne olursa olsun, SEVGİ; şartları yerine getirilmiş paylaşımın kaçınılmaz bir neticesi olarak ortaya çıkacaktır.
    Siz, sadece, artık, ortaya çıkan bu duygunun var olan ve var olabilecek yegane sevgi olduğunu bilin.
    Evet, böylesi bir durumda yaşayacağınız sevgi var olan yegane sevgidir, başka şey değil. Yeter ki üzerinden atlamayın, onu çok uzaklarda ve ötelerde
    aramayın.

    Psk. İzzet Güllü

    • Feyza diyor ki:

      Olumsuz ve itici gelen bir durum sozkonusu degilse eger, kafa dengi olunmasi, karakterlerin uyusmasi, ilgi alanlarinin benzerligi, sohbet edebilme beklentisinin karsilanmasi sonucunda kiz ve erkek arasinda mutlaka birseyler olusacaktir.
      Yani birseylerin olusmasi icin degil ama olusmasina imkan taninmasi icin notr kalinmasi yeterli olabilir.
      Ama bastan itici bulunan durumlar varsa. Bu dis gorunusle de ilgili olabilir konusma, yaklasim, hayat gorusu gibi daha karaktere yakin konularla da ilgili olabilir.
      *Bundan bir sevginin dogacagina inanmiyorum.*
      Belki ilk etapta goz yumulabilir, gormezden gelinebilir. Ama evlenip hayatin yuku agirlasinca ve odullendirmeler azalinca yumulan gozler faltasi gibi acilip bu defa baska turlu vesveseler bu itici buldugunuz durumlari gozunuzun icine icine sokabilir.
      O yuzden ilk etapta rahatsiz edici bir durum yoksa devam edilebilinir. Varsa hic uzatmadan uzaklasilmali. Karsi tarafin duygularina da yazik. Itici gelen kismi kendi icimde tolere edeyim diye uc kez dort bes kez gorusme yapilip sonra isinamistim demek de ne kadar insani?
      Bir erkek kadini sevgisiyle, konusmalariyla da kendisine baglayabilir. Duygusal yapisini muhafaza edebilen kadinlarin, kendini sevdigini gosteren ve sahiplenen bir erkege baglanmasi cok zor degil.
      Dis gorunusu bu asamada kadinlar tolere edebilirler. Duygusal ihtiyaclari karsilandigi zaman, yakisikli erkek arayan bir kizin dahi citasi, yerlere dusebilir.
      Ama bir erkegin dis gorunum konusunda en azindan itici bulmamasi ve birseyleri tolere etme zorunda olmayacak bir begeniye sahip olmasi bana kalirsa onemli. (Lutfen bu konuyu tesetturle bagdastirmayalim. “Tesetturluyum benim guzelligimi kim farkedecek” gibi evhama kapilmayalim)
      Iki cins arasinda bu anlamda biraz farklilik goruyorum.
      Bizim bir akrabamiz vardi. Zamaninda evlenmis uzak diyarlardan bir kizla ve pek de begenmemis ancak ailesinin israrini da kiramamis.
      Evlenince burnuna estetik ameliyat yaptirmis kizin, dislerini duzelttirmis, bircok asamadan gecirmis ama yine de isinamadim sevemedim deyip bir cocugu olduktan sonra baska bir kadinla severek evlenmis.
      O kadini taniyorum. O yillarini ben bilmesem de ailem biliyor anlatirlar, cok sabirli bir kadin oldugunu ve kendisini sevdirmek icin ne fedakarliklar yaptigini ve karakter olarak oyle duzgun bir insan ki, ama bunlar kâr etmedi. Gencecik yillarini bekar gecirmek zorunda kaldi, hem o kadar operasyon gecirmek ustelik o zamanin teknolojisini ve tip dunyasinda estetigin bu kadar yaygin olmadigini ve daha riskli, daha aci verici oldugunu, toplumda da daha fazla yadirgandigini hesaba katarsak. Sonra kucuk cocuguyla baba evine donmek…
      Cok aci bir durum.
      O yuzden bir erkegin o kivilcimi gorsel anlamda almasi, isinmasi begenmesi en azindan itici bulmamasi onemli. Gerisi karakterle ilgili ve zamanla olusursa olusur.
      Bir kadinin da erkekte o sahiplenici tavri gormesi ve karsisinda beton gibi ruhsuz bir erkek degil de konusan, sohbet eden, hayata dair zevkleri olan, kendini net ifade edebilen ve kararli bir erkek bulmasi onemli. Bu konuda kriterler degisebilir ben kendi acimdan olanini yazdim.
      Kivilcimdan elektrikten kastimiz bu aslinda. Yani aninda ana trafoya baglanip elektrosok gecirmek degil de.. :)
      Herhalde boyle birsey olmali.
      Karsiliksiz sevgi konusuna ise katiliyorum. Bu benim de dusundugum birseydi.
      En karsiliksiz hatta en platonik sevgilerde dahi, insan sevilme ihtiyacini gideremese de ruhun sevme ihtiyacini o kisi ile temin ederek, ruhsal doyuma ulasarak, hesap etmedigi karsiliklari sevdigi kisiden otomatikman elde edecektir.
      Hatta en saf sevgi olarak nitelendirdigimiz anne sevgisi dahi dusundugumuzde yuzde yuz saf ve karsiliksiz bir sevgi degildir. Cunku annelik icgudusu kadinlarda var ve yasi ilerleyip anne olamamis kadinlarin, bu duygunun acligini yasadigini gozlemliyoruz. Bir anne de bebegi olunca, ruhunun anne olma ihtiyacini o bebegiyle temin etmis oldugundan bu sevgi dahi yuzde yuz karsiliksiz degildir. Karsiliginda ruhunuzun, sevme sefkat gosterme, koruma sahiplenme ihtiyaclarini bu bebeginiz vesilesiyle giderirsiniz. Yani bebek de hem mesuliyeti buyuk bir emanet ama ayni zamanda bir “armagandir.” Sadece bu sevgi fedakarligi bol bir sevgidir, ruhunuz severek doyuma ulasir ve bu fedakarliklari, Allah’in icinize yerlestirdigi sevginizin gucuyle yapabilirsiniz. Mesuliyeti buyuk kilmasina nazaran Allah, evladin sevgisini ve anne baba olma ihtiyacini da insan ruhunda daha guclu vermistir kalbine insanin.
      Yani siz bebeginize kosulsuz sevginizi sunarken, o da size anne olma duygusunu Allah’in izniyle tattirmis olarak yine sizin ruhunuzu besler.
      Bu anlamda karsiliksiz sevgi diye bir kavramin olduguna inanmiyorum. Her sevgi karsilikli. Hatta biz aciz kullar Allah’i zikrederken dahi kalbimizde bir lezzet duyuyoruz. Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur buyurulmasinin hikmeti.
      Ahirete dair Cennet nimetini dahi bir kenara biraksak zikir ile de kalben tatmin olup surur duyuyoruz. Yani ulvi de olsa bir karsilik aliyoruz. Sevmekten, anmaktan, tefekkur etmekten zevk alarak bunu devam ettirebiliyoruz.
      Iste sevmek, dusunmekten haz almak, baglanmak, ozlemek, vasil olmak ruhun ihtiyaclari. Kimimiz kula hasrederek teskin ettigimizi zannediyoruz, kimimiz Allah’a yonelerek sevip teskin ediyoruz kalplerimizi ama aslinda bizim gibi siradan insanlar icin hicbir sevgi karsiliksiz degil. Hepsinde ruhun istifadesi sozkonusu.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Sizin yorumunuz bazı durumları örneklendirmek açısından güzel olmuş, hatta bazı noktalarda muhalefet ediyor gibi olacağım ama evvelinde paylaştığım yazıyla ilgili birkaç noktaya değineyim.

        Bir insan bu siteye gelip bazı yorumları yazıları okuyor ve anlıyorsa genelde üç aşağı beş yukarı hayat görüşü yazıyı yazan İzzet Bey ile yakın oluyor. Ancak bizlerden çok ama çok farklı hayat görüşlerine sahip olan yerli ve yabancı bazı yazarlar da aynı şeyi söylüyor. Hatta benim defalarca yazdığım şema psikolojisi ya da elektra kompleksi(bayanların babalarına benzeyen erkeklerden ilk görüşmelerde elektrik alması) irdelenirken bu konuyu da işliyorlar ve diyorlar ki kıvılcım, elektrik peşinde koşarak kaliteli insanlarla yuva kurma fırsatını kaçırıyorsunuz. Sabırsızlık yapıyor, takıntılarınıza ya da bilinçaltınıza boyun eğiyorsunuz diyorlar. Yani diyelim ki bu yazı bizim kafadan yazılmış olduğu için bazı genç arkadaşlar itiraz etsin, ancak bakın, objektif davranabilen her bilgili insan yuva kurmanın mantıkla olacağını ve sevginin beraberinde gelen kaçınılmaz bir öğe olduğunu yazıyor. Buradaki yorumlarda da defalarca yazıldı, bir süre göz göze bakması istenen çiftler soluğu nikah dairesinde aldı. Fıtrat bu sonuçta, iki cins birbirini çeker.

        Bu yazıyı doğruladığım yerlerden birisi karma eğitim sisteminin olduğu yerlerdir. Burada insanların aynı ortamda bulunması için beraber dışarıda buluşmaları gerekmiyor. En basitinden ödevler vb. insanlar birbiriyle muhatap oluyor. Görücü usulü görüşseler kadın ve erkeğin belki de ısınamadım diyerek bırakacağı durumlar olacakken aynı ortamda yapılan paylaşımlar ki genelde üniversitenin ilk yıllarında olur uzun süreli olunca bir bakıyoruz ki gençler birbirine ısınmış bu sitede bize ailemizi nasıl ikna ederiz diye yazıyor :)

        Şimdi sıra size geldi Feyza Hanım.

        “…birseylerin olusmasi icin degil ama olusmasina imkan taninmasi icin notr kalinmasi yeterli olabilir.”

        Aynen öyle. Ben bu durumu yaşamıştım. Kızdan çarpılırcasına hoşlanmadım hatta hiç etkilenmedim ama itici de gelmedi, ben bu kızla yapabilir miyim yaparım dedim. Ertesi sene ise farklı olmuştu, kızdan etkilenmiştim. Konsept olarak değişen bir şey olmamıştı. Sonuçta amacım yine karşımdaki insanı tanımaya çalışmaktı.

        Buradan günümüz kızlarına özellikle genç yaştakilere tavsiyem bu yazıyı defalarca okusunlar. Kıvılcım cereyan derken bakın neler gidiyor. İşyerindeki ablalar bu bilinç için yaş sınırının 25-26 olduğunu söylerdi bence otuz bile az ki bana 33-34 yaşındakilerle evlenmen lazım diyorlar…

        Yalnız burada ince bir nokta daha var. Nereye kadar nötr kalmak. Nikahta keramet vardır deyip sabretmek mi yoksa evvelinde de o duygu yoğunluğunu yaşamak mı.

        “Ama bastan itici bulunan durumlar varsa…”

        Bu cümle çok güzel. İtici durumlar olması elektrik almanıza engel değil. Ya da elektrik almanız itici durumlar olmayacağı anlamına gelmiyor. Karşılıklı ısınma bile olsa ben adamla/kadınla yapamam diyebiliyorsunuz. Evlilik, aynı evde yaşamak apayrı bir şeydir bir insandan hoşlanmak yeterli değildir.

        “Bir erkek kadini sevgisiyle, konusmalariyla da kendisine baglayabilir. Duygusal yapisini muhafaza edebilen kadinlarin, kendini sevdigini gosteren ve sahiplenen bir erkege baglanmasi cok zor degil.”

        Geldik mi zurnanın zart dediği yere :) Bir erkeğin belki de ömründe ilk defa gördüğü ve sonrasında bir iki defa görüştüğü kıza bu kadar kısa sürede sevgi beslemesini beklemek ne derece mantıklı? Siz de onu üçüncüye gördünüz o da sizi üçüncüye gördü. Sizden hoşlandıysa ya da hoşlanacağını düşünüyorsa ve sizinle ilgileniyorsa ışık görmüştür ancak sizi çok sevdiğini söylerse bu bana pek inandırıcı gelmez. Aşırı hoşlanma, etkilenme olabilir ama dediğim gibi bu yuva kurmak için tek başına yeterli değildir. Bir kız sırf bir erkek kendisinden hoşlanıyor diye yeşil ışık yakarsa hata yapacağı gibi sırf yaklaşımı nötr diye karşısındaki insana empati yapmayıp tanımaya çalışmasına anlayış göstermeyip nazı abartırsa ya da ısrarla kıvılcım derse bu da hatadır.

        Bir diğer nokta da duygusal yapısını muhafaza eden kadın tabiri. Feyza Hanım bunu sizin açmanız daha doğru olur ama biraz ütopik geldi bana, kimseyi eleştirmiyor ya da suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. Bu kadın flört etmemiş, feminizm etkisi altında kalmamış, popüler kültürün dayattığı film dizi vb. kapitalist romantizme kendisini kaptırmamış birisidir bence. Ben şahsen böyle birini hak etmezken bir kızdan bu donanımda olmasını bekleyemem ama varsa da hayır demem :)

        “Ama bir erkegin dis gorunum konusunda en azindan itici bulmamasi ve birseyleri tolere etme zorunda olmayacak bir begeniye sahip olmasi bana kalirsa onemli.”

        Evet. Doğru. Ancak dış görünüşe giren şeyler salt fizik değildir. Hatta salt fizik çok az yer kaplar. Ses tonu, bakışlar, jest mimikler, hareketlerdeki kadınsılık. (Kadınsı hareket neymiş kızlarımız bakabilir. Kastettiğim kendini pazarlayanların yaptığı değil. El kol hareketlerindeki zariflik, yürüyüşteki zariflik, konuşmadaki zariflik. Nasıl ki erkeksilik motor becerileriyle ilişkilendirilip sert vücut hareketleriyle tanımlanıyorsa kadınsılık da aynı orandaki yumuşak hareketlerle tanımlanır. Onaylamak anlamında kafayı aşağı yukarı sallamak mesela, erkek ve kadında doğrudan ayrım görülür.)

        Verdiğiniz örnek gerçekten üzücü. Ancak çözüm sanki yanlış yerlerde aranmış gibi. Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı mı olmamış yoksa nasip kısmet değilmiymiş bilemiyoruz. Bir erkek bir kadınla aynı yatağa girebiliyorsa kalanı bahanedir başka sorunlar vardır.(En azından bendeki yazılım o şekilde)

        “O yuzden bir erkegin o kivilcimi gorsel anlamda almasi, isinmasi begenmesi en azindan itici bulmamasi onemli.”

        İtici bulmaması yeterlidir, beğenmesi gerekmez. Ancak evlendikten sonra dahi seçme hakkı olduğuna kendini inandırmış bir erkeğe bunu anlatamayabilirsiniz. İçgüdüdür çünkü. Ve çok eşlilik yasal olsaydı belki de iki eşinde maddi manevi zulmetmeden sahip çıkabilir ama birisine kalbinde daha çok yer ayırabilirdi belki de. Erkek nikahlanınca kapıları kapatmalı kapatmıyorsa bu işin bahanesi olmaz. Kapıları kapatmamak demek illa ki başkasıyla görüşmek, aldatmak değildir, fırsat kollamaktır. Hır çıkartıp boşanıp başkasına yönelmek de bir göstergedir.

        “Bir kadinin da erkekte o sahiplenici tavri gormesi ve karsisinda beton gibi ruhsuz bir erkek degil de konusan, sohbet eden, hayata dair zevkleri olan, kendini net ifade edebilen ve kararli bir erkek bulmasi onemli. Bu konuda kriterler degisebilir ben kendi acimdan olanini yazdim.”

        Zevkler ve renkler tartışılmaz :) Burada benim gördüğüm şey şu. İki kriter olmazsa olmaz. Birincisi sahiplenici tavır, ikincisi ise kararlılık. Kalanlar göreceli ama bu iki kriter hatta üçüncüyü ekleyelim, özgüven olmazsa olmaz. Yoksa kimisi sohbet etmeyen cool birisini isteyebilir. Tercih meselesidir.

        Şimdi ben de geçen yıl bu zamanlar başımdan geçeni anlatayım ki önceden kabaca anlatmıştım. Arkadaş bu detayları herkesle paylaşma demişti ama burası herkes değil :)

        İşyerindeyiz, kız arkadaş muhabbeti yapıyorlarmış, benim yok dedim, oradan bir arkadaş bir arkadaşa senin hanımının yok mu öğretmen arkadaşları vb. derken çat fotoğrafımı çekti spontane ve gönderdi. Bana da kızın fotoğrafı geldi. Normalde fotoğrafa karşı olduğumu söylemiştim ama akış böyle oldu.

        Görüştürelim dediler. Kız tamam demiş, ben de tamam dedim ki mantıksal anlamda birçok kriterlerimiz karşılıklı tutuyor. Bir akşam kızla sözleştiler ve arkadaşım, hanımı, kız ve ben yemek yemek üzere buluştuk.

        Onlar benden önce varmışlardı, kızın karşısını boş bırakmışlar bilerek :) Ben de içeri girdim, selam verip oturdum. Önceden fotoğrafları gördüğümüzden dış görünüş anlamında sıkıntı olmasa da orada tekrar bir karşılıklı yoklama oldu ki kızın beni onayladığı belliydi ben de onu onayladım tekrardan. (Gerçekten güzelliği yerinde bir hanımdı.)

        Derken merhaba deyip oturdum. Ortaya kurduğum ilk cümleden sonra sıra kızla muhatap olmaya geldi. İşte ipler orada koptu. Ömrümde o kadar huzursuz olduğumu hatırlamıyorum. Ayıp olmayacağını bilsem kalkıp o an giderdim. Kızın yüzüne bakamıyorum. Kendimi zorluyorum, yok olmuyor, bakamıyorum. Ne zaman gözlerine bakmaya çalışsam ciddi bir huzursuzluk.

        Neyse yemekler yendi. Ardından başka bir yerde çay içelim dedik. Orada da aynı. Hatta kızın da benden hoşlanmadığını ancak bozuntuya vermemek için ayıp olmasın diye kendisini kastığını görebiliyordum.

        Eve gidiyorum. Yolda kendime kızıyorum karşına efendi birisi çıktı diye mi böyle yapıyorsun diye. Eve geldim, aracı arkadaşların tespiti doğru kız ben gibi. Düşünüyorum evde kendin gibi birisi olsa ne yaparsın diye. Arkadaşa mesaj atacağım elektrik alamadım diye, kıza kabahat bulabileceğim hiçbir şey yok. Derken ertesi gün şöyle düşündüm, bir kez daha görüşelim olmazsa bırakalım diye. Kızdan olumsuz cevap geldi.

        Arkadaşın eşine şöyle söylemiş. Efendi birisi, iyi birine benziyor ama o erkek sıcaklığını hissedemedim. Benim hissettiğim duygunun neredeyse birebir aynısı. Kıza elektrik veremedim ki hissettsin bir şeyler. Burada şöyle bir kazancımız oldu. Ben ikinciye talepte bulunduğum için kıza karşı beğenmemezlik yapmadık, beğenilmeme psikolojisini yaşatmadık.

        Benim konuyla ilgili analizim de geç de olsa şu. Benim göz hareketlerim çok hızlıdır, kız da öyle ben gibi tezcanlı birisiymiş. Muhtemelen aynı kutuplar birbirini itti. Gerçekten birbirimize karakterimiz yakındı ki aracı arkadaşlar oldu bu iş nişanlarına düğünlerine gideriz demişler, arkadaşın hanımı çok şaşırmış hatta nasıl olur diye.

        Kısmette yoksa olur böyle, her şey uygun olur, hiçbir şeye kabahat bulamazsınız, nötr kalmak bile yeterliyken Allah huzursuzluk verir kalplere uzaklaştırır böyle…

        Tekrar konumuza dönecek olursak. Birçok arkadaşım ilk görüştüğüyle evlendi. Öyle olmayanlar da ikinci görüştüğüyle. Hatta yakın arkadaşımı zamane kızıyla görüştürdüler ilk olarak da kıvılcım vb. sayıklamış o da. Etkilenmedim ama görüşebiliriz demiş. İkinciye gerçekten kıymetini bilecek bir hanımla karşılaştı. İki yıldır evliler. Birbirleri için ölüyorlar mı hayır, delice aşıklar mı aşırı mı seviyorlar birbirlerini, hayır. Bunlara gerek de yok zaten. Birbirlerini seviyorlar ve mutlu bir yuvaları var.

        Buradan tekrar diyorum ki, özellikle genç kardeşlerimize diyorum. Popüler kültürün size dayattığı şeylerle farkında olmadan çok şey kaçırıyorsunuz. Sizleri görüştürüyorlar, beş altı ay geziyorsunuz, aileler nişanlarız diye bakarken olmadı diyorsunuz. Özellikle kızlar, çok kolay harcıyorsunuz duyguları. Eğer arkadaşlarımın hanımları büyüklerini dinlemeseydi şimdi mutlu bir yuvaları olmazdı.

        Nikahta keramet vardır, bilimsel olarak da vardır, önceden yazdık, yeter ki sizler bu bilinçle ve yuva kurma anlayışıyla görüşün. Bunu yapamayınca belki de Allah bize merhamet ediyor, kıymetini bilemeyiz diye yuva kurmayı nasip etmiyor. Allah merhamet etmezse de evliliğin ikinci yılı gelmeden kocaya kaçan kız boşanıyor.

        Selametle…

        (Feyza Hanım, tekrar yazayım da üzerinize alınmayın yorumunuz üzerinden yazdım diye, sizleri ve sitedeki diğer hanım/bey kardeşlerimizin bu konulara yaklaşımlarını biliyor ve destekliyoruz.)

        • Feyza diyor ki:

          ” Bir erkeğin belki de ömründe ilk defa gördüğü ve sonrasında bir iki defa görüştüğü kıza bu kadar kısa sürede sevgi beslemesini beklemek ne derece mantıklı?”
          Bu kismi yanlis anlamissiniz Fatih bey. Burada bahsettigim sey, ilk gorusmede ilan-i ask etmek ya da yapay sevgi sozcukleri sarfetmek degil. Dogal olmayan hersey iticidir. Ilk etapta “notr” durumda olan bir kizi, cok da yakisikli olmayan bir erkek, “surec icerisinde ve buna evlilik sureci de dahil” sozleriyle ve yaklasimiyla kendisine baglayabilir. Onu yonetebilir.
          Ikinci konu, duygusal yapisini kaybetmemis kizlar.
          Film ve dizi izlemeyenine garanti veremiyorum ama flortten uzak duran ve feminizme bulasmayan kizlar elbette var. Feminizmden etkilenmemesini ustelik dindar olmasiyla da sinirlamiyorum bir kadinin. Farkli cevrelerden kizlarin da icerisinde feminizme kafa yormayan, kadin erkek iliskilerinde daha icgudusel davranan insanlar olabiliyor tipki dindar kesimin icerisinden feminizmi savunanlar cikabildigi gibi.
          Calisan kadinlar mevzusu tartisilirken burada da yazildi. Calistigi halde gonul rizasiyla maas kartini esine veren kadinlar. Duygusal kizlar her cevrede var, sevmesini sevilmesini bilenler. Iyi bir erkege nasip olurlarsa cok guzel yuva kuruyorlar. Dindar olmasi isi kurala bagliyor. Fakat isi kuralina gore oynamayip da yine de icguduleriyle farkinda olmadan kuralina uydurmus olan kizlar var. Duygusal ya da duygu acligi ceken insanlar da var. Mesela hayatinda baba boslugu yasayan bir kiz(illa ki babasi vefat etmis ya da anne baba ayri olmasina gerek yok. Ayni cati altinda sevgi eksikligi ile buyumus bir babanin kizi da bu kategoriye dahil edilebilir) bunu hayatina girecek erkekle dolduracaktir. Boyle bir kiza ihtiyaci olan sevgiyi dogru bicimde verirse erkek, kendisine cok kolay baglayabilir.
          Dis gorunusle ilgili cok yazdik cizdik. Bu konuda size katiliyorum. Dis gorunusten kasit, “goze hos gelmesi”. Belli bir standardi yok bunun ki olsaydi az guzel kizlarin hepsi evde kalmak zorunda kalirdi. Yani cok goreceli bir durum. Belki gulusu, bakisi ya da durusu etkileyebilir. Albenisi yuksek gelebilir. Kisaca bir sekilde begeni olusmus olmali.
          Diger konu Fatih bey,
          “Nereye kadar nötr kalmak. Nikahta keramet vardır deyip sabretmek mi yoksa evvelinde de o duygu yoğunluğunu yaşamak mı?”
          Hayir. Bence degil.
          Ilk gorusme ikinci gorusme ya da en azindan son raddeye yani kiz isteme faslina girmeden evvel notr kalinma durumu pozitife egimlenmelidir.
          Asktan olup bitmek degil bu. Aslinda siz de cok iyi anliyorsunuz demek istediklerimi biliyorum. Zaten sadece belli bir seviyede gorusulecek. Temas olmayacak, halvet hali olmayacak, gereksiz mesajlasmalar ve resimlesmler vs olmayacak. Bu durumda oyle asktan olup bitmek pek mumkun gozukmuyor.
          Ama en azindan sohbetinden keyif almak, gorusecegi gunu beklemek, hayalinde kurdugu evlilik fotografindaki bos kalan kareye o kisinin resmini ekledigi zaman, resimde butunluk saglanmasi/montaj gibi durmamasi, evlilikle ilgili fikir ve beklentilerin ortusuyor olmasi, hakkinda meraklanmaya baslamak, bildiklerinizin yaninda bilmediklerinizi ogrenme istegi, aileler ve kulturler arasi uyum. Bu farkli kulturlerden olan insanlar arasinda da olusabilir, farklilik da kimine cekici gelebilir. Bunlar ilgi duydugunuzu, pozitife yoneldiginizi gosterir. Ilerisini nikaha saklamali.
          Zaten uc gorusme sonunda netice belli olmali en fazla dort.
          Bu uc dort gorusmenin ilkinde notrseniz sonra ya pozitife ya negatife dogru otomatikman kayarsiniz. Ya siz ya karsinizdaki. Yani birkac kez gorusup hep notr de stabil kalmak pek mumkun degil. Robot degiliz ki :)
          “Bu cümle çok güzel. İtici durumlar olması elektrik almanıza engel değil. Ya da elektrik almanız itici durumlar olmayacağı anlamına gelmiyor. Karşılıklı ısınma bile olsa ben adamla/kadınla yapamam diyebiliyorsunuz.”
          Itici durumlar olmasi elektrik almaya engel bana kalirsa. Cunku itici bir durum gordugunuz zaman kendinizu otomatik olarak diger konulardaki olumlu vasiflarina kapatiyorsunuz. Bu dogru veya yanlis bilemiyotum ama bir gercek oldugu kesin.
          Bakin sizin de basiniza gelmis bu durum.
          Gorustugunuz kizin belki cok guzel hasletleri vardi ama siz goz goze dahi bakmaktan rahatsiz olarak tarif edemediginiz bir huzursuzlukla kizdan uzaklastiniz. Belki ikinci kez gorusme talebinizi kabul etseydi ve uc dort. Yani kiz sizden hoslandigi icin bunu devam ettirecek olsaydi siz yine isinamayacak ve bu defa reddeden taraf siz olacaktiniz.
          Yasamadiginiz icin ileri sureci bilemiyoruz.
          Yani birbirinize benzer ya da zit karakterler olmasi farketmez. Onemli olan burada kendinize benzer bir insani itici buldugunuz ve bu yuzden uzun sureli muhatab olma durumundan huzursuz oldugunuz. Kaldi ki evlilikte buna ragmen yol alsaniz bana kalirsa sorun cikabilirdi.
          Orn. Ben kendim de heyecanli bir insanim. Her konuda degil, bazi konularda mesela bir kaza bela aninda ya da bircok kizin heyecanlandigi panik yaptigi konularda cok fazla sogukkanli davraniyorum ama bu konularda heyecanlaniyorum.
          O yuzden karsimdakinin bunu dengelemesini ve sogukkanli davranmasini istiyorum. Tabi bu yalnizca icten ice bir talep.
          Durumu kurtarabilme acisindan bir cikis yontemi.
          Yani her konuda karakterin ayni ozelliklere sahip olmasi insanlari birbirine cekmez bazen dengelemek icin ters istikamet talep edersiniz. Ama sonuc itibariyle ortada zit ya da paralel, itici bir durum varsa, o kisiyle birkac gorusme daha yapmak iki taraf icin de zaman kaybidir diye dusunuyorum.
          Yalniz cumlenizin ikinci kismina katiliyorum. Soyle ki, bastan isinma hissedilse de bu kisiyle yapamam diyebiliyorsunuz. Bunu yasadim ve yasayanlara da sahit oluyorum.
          Ilk goruste buldugumuz kivilcim , her zaman bir atesi yakmaya yeterli olmayabiliyor. Diger konularda ters gelen seyler, baska hareketleri ya da ozellikleri “su” mesabesinde olup, olan kivilcimi
          sondurebiliyor.
          Velhasili kelam;
          Yazinin anafikrinde cok guzel tesbitler var ve ben de suna katiliyorum ki evlilik oncesi yasanan yogun duygular ya da duygu arayislari her zaman mutlu bir evliligin garantisi degildir. Hatta bazi duygulari ertelemek, evlilige saklamak bana kalirsa cok daha ozel ve guzel.
          Muthis bir duygu yogunluguyla yola cikip birkac senede bosanan ciftleri de goruyoruz. Herseyi cabuk tukettikleri ve evlenmeden evvel birbirlerine o duygu sarhoslugunun icerisinde fazla toleransli davrandiklari icin olabilir. Ayni cati altinda yasamaya baslayinca sarhosluk gidip yerini gercekliklere birakacaktir. O yuzden pek pembe bulutlarin ustunde gezinmeyelim, gezinsek de parasutumuzu yanimizdan ayirmayalim.
          Ama bu kisinin bir omur boyu yuzune bakarak onunla sohbet edebilir miyim sorusuna verdigimiz cevabimiz da en azindan kalben net olsun. Sonrasi icin nikahta keramet vardir faslina girebiliriz.
          Selametle kalin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sizi gayet iyi anlıyorum müsterih olun :) Yanlış anlama değil de genişletmek istedim bir iki yeri. Benim kötü bir huyum var. Sadece kendi bakış açıma göre yazmayı sevmiyorum. Şahsi fikirlerimi söyleyecek olsam robot olduğum iddia edilebiliyor dışarıda. :)

            Siz de selametle kalın.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Yazmış olduklarınıza katılıyorum. Sizin yazmış olduklarınıza ilave olarak bende gözlemlediğim birkaç durumu paylaşayım. Kız arkadaş grubundaki çoğu sohbet evlilik yada görüşmeler üzerine olunca hayli bilgi paylaşımı da oluyor. Sizin dediğiniz gibi nötr olmakla beraber bazı durumlar bazı olumsuz durumları tolere de edebilir. Nişan atmış bir tanıdığım daha önce tipi yada maddi olanağı önemserken bugün ahlakı en önemli sıraya koyuyor konuşması yaklaşımı düzgünse dış görünüşü tolere edilebilir diyor.

            Kadınlar duyduklarına erkekler gördüklerine aşık olurlarmış yada etkilenirmiş diye bir söz var. Önceden bu söze pek itibar etmezdim ama öyleymiş. Kadınlar için ilgi konusu önemli. Tabi ki söylenen sözler davranışa yansımıyorsa devrelerde yanabilir. :)

            “Ama bir erkegin dis gorunum konusunda en azindan itici bulmamasi ve birseyleri tolere etme zorunda olmayacak bir begeniye sahip olmasi bana kalirsa onemli. (Lutfen bu konuyu tesetturle bagdastirmayalim. “Tesetturluyum benim guzelligimi kim farkedecek” gibi evhama kapilmayalim).”

            Yazdığınız tespit çok doğru bu durumla ilgili sizin yazdığınız örneğin benzerini bende duydum. Olduğu gibi kabul edebilseydi emin olun dişi burnu sorun olmazdı ama birşeyler içe sinmiyorsa sonu ayrılık olabiliyor yada ömür boyu tartışmayla soğuklukla geçebiliyor. Bir ömür sevilmemek yada sevmemek belki de bugün bize zor gelen bekarlık imtihanından daha da zordur.

            Bir erkek kadını baştan sevememişse yada birşeyler oluşmamışsa sonradan da pek olmuyor. Kadınlar gibi değiller kadınlar zamanla sevebiliyorlar özellikle kocasının yaklaşımı muhabbeti iyiyse bu sevgi kuvvetlide olabilir ama erkekte bu durum kolay olmuyor. Aslında erkeğin sevebilme durumu kadından bir adım daha önemli.

            “Bir kadinin da erkekte o sahiplenici tavri gormesi ve karsisinda beton gibi ruhsuz bir erkek degil de konusan, sohbet eden, hayata dair zevkleri olan, kendini net ifade edebilen ve kararli bir erkek bulmasi onemli. Bu konuda kriterler degisebilir ben kendi acimdan olanini yazdim.Kivilcimdan elektrikten kastimiz bu aslinda.”

            Bu tespitinize de kesinlikle katılıyorum. Büyük konuşmak gibi algılanmasın kesinlikle ama insanın meyil ettiği durumlar olabilir yada olumsuz gördüğü durumlar olabilir. Mesela ben karşılıklı muhabbet edebileceğim uzun uzun sohbet edebileceğim hayata dair tecrübesi yada birikimi olan biriyle karşılaşmak isterim. Tabi ki uzun uzun sohbet kısmı evlenince en azından bunun emareleri bulunsun. :)

            Bir de meyil olarak tabi ki ciddiyetle olgunlukla beraber ince mizahi anlayışının olması pozitif olması. Ben yanında tebessüm ettiğim insanlara yada iyi hissettiğim insanlara yakınlık duyuyorum. Kıvılcım konusunda benim için güven oluşmamışsa diğer vasıfların bir önemi kalmıyor direkt kıvılcımın üstüne su dökülüyor. :)

            ” Bir erkeğin belki de ömründe ilk defa gördüğü ve sonrasında bir iki defa görüştüğü kıza bu kadar kısa sürede sevgi beslemesini beklemek ne derece mantıklı?”

            Bu hem mümkün hem mümkün değil. Bazen insanların her şeye hazır oldukları sadece eksik parçanın dolmasını beklediği zaman vardır bu zamanda karşılaşmışsa duygu yoğunluğu fazlaysa mantık olarak uymuşsa neden olmasın. Sevgi emek ister ama bazen ortak noktaların çok olması işi kolaylaştırabilir. Yada uyum olmasa bile sevebilir. Bir hareketi yaklaşımı bakışı etkileyebilir.

            Duygusallığını koruyan ve sevgi yoksunluğu yaşayan hanımların sevme durumu genellikle flörte alışmış yada sevgi açlığı çekmeyen kişilere göre daha kolay ve anlaşılabilir gibi. Hem potansiyel boşluk vardır hem de doğallığı bozulmamıştır.

            “Ama bu kisinin bir omur boyu yuzune bakarak onunla sohbet edebilir miyim sorusuna verdigimiz cevabimiz da en azindan kalben net olsun. Sonrasi icin nikahta keramet vardir faslina girebiliriz.”

            Kesinlikle doğru. Hem kadın hem erkek için en azından potansiyelin oluşması gözümüzün ve kalbimizin huzur bulması önemli.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım ve Feyza Hanım.

            Tam olarak anlaşıldığımdan emin değilim maalesef :/

            Yazdığım yorumların işaret ettiği nokta şurası. Nasıl ki eften püften şeylerle neredeyse ilk tartışmada insanlar boşanıyor yuvalar yıkılıyor diye şikayet ediyorsak günümüzde de anne babaların en çok şikayet ettiği şeylerden biri de evlatlarını birileriyle tanıştırdıktan sonra yok elektrik alamadım yan yattı çamura battı gibi bahanelerle görüşmelerin sonlanmasıdır. Hatta yazdığım gibi beş-altı ay görüşüp bıraktıkları zaman en çok anneler üzülüyor.

            Önceden de yazmıştım, bu yazdıklarımın muhatabı aslında doğrudan sizler değilsiniz, sizlerin belli bir bilinci var bu konularda hatta benden daha bilinçlisiniz ancak hani yirmili yaşlarının başında evlilik görüşmesi yapacak gençler olur da siteye uğrar yorumları okursa bir nebze olsa bilinç katabilirmiyim derdindeyim. Özellikle kızların bilinçlenmesi gerekiyor, pembe bulutların üzerinden karaya ayak basmaları gerekiyor. Daha doğrusu ailelerin mutlu yuvalar kursunlar istedikleri evlatlarının böyle yapması gerekiyor. Aslında bu konuda en iyi tavsiye verecek olan kişiler on beş yıl kadar evli kalmış, görücü usulü evlenmiş kırklı yaşlardaki hanımlardır. En isabetli yorumları onlar yapacaktır diye düşünüyorum. Hani kadınlar der ya kocasına beni sevdiğini hiç göstermiyorsun diye kocaları da sevmesek evlenmezdik der :) Erkekler robot değildir. Her ne kadar dışarıdan duygusuz ve aşırı mantıkçı bulunsalar da gerçek öyle değildir. Bu gerçek de nikahtan sonra anlaşılır :) hanım kişi kocasına kadınlık yaptığında bağlılığı arttığında zamanla seviyormuşuz doğruymuş der…

            Selametle kalın.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Bir hanim olarak beni anladiginiza cok memnun oldum. :)
            Fatih bey;
            Siz de musterih olun. Gayet iyi anlasiliyorsunuz. Sizin amacinizi ve niyetinizi cok iyi biliyoruz. Bircok konuda size katiliyorum da ustelik. Mesela bes alti ay gorusup sonra ayrilmak ve bu gorusme surecinin suresinin uzunlugundan ziyade yogunlugunun ne miktarda oldugunun hesaba katilmamasi ama bunun da adinin gorucu usulu olmasi konusu.
            Gorusmelerin florte evrilmesi, eften puften sebeplerden adaylarin elenmesi ve bunu yaparken de guya net olma adina kirici bir dil kullanilmasi ya da net cevap vermeyip muallakta birakilmasi…
            Bu konularin tumundeki itiraz ve sikayetlerinize katiliyorum. Bizim Nisa hnm.la hemfikir oldugumuz durumlar size muhalefet olunan konular degil. Biraz daha ayrintida ittifak sanirim.
            Gorucu usulu evlenip on bes yirmi yildir mutlu evliligu olan hanimlar yorum yazsa demissiniz :)
            Bana geldigim sehirde araci olan ve benim en sevdigim, bu konularda en cok muhabbet ettigim hanimlar bu ozelliklerdeki hanimlardi. :)
            Yani o konustuklarimizi temsilen bir iki sey yazmam gerekirse, su elektrik kivilcim mevzusunda onlar da sizin gibi dusunuyorlar. Bircogu birkac gorusme sonrasi evlenmis. Aileleri nisan suresini de uzun tutmak istenemisler ve bana da tavsiyeleri her zaman burada yazdigim sekildeydi. Zaten benim burada yazdiklarim, yani gorusme ve nisan konusunun suresi bahsindeki fikirlerimi sekillendiren ekseri bu ablalarimin tavsiyeleri ve hem onlardan hem cevrede gordugum tecrubeler.
            Yani hicbirisi sizin de dediginiz gibi asktan olup biterek evlenmemisler ama hepsinin gayet mutlu ve duzgun giden bir evlilikleri, ornek gosterilecek baglara sahip bir aile duzenleri var.
            Istikrarli bir sevgi…
            Fakat su kivilcim konusunda hemen hepsinin ortak fikri, bastan eger cok isinamasan da zamanla eger kafalariniz uyaesa, o seni severse sen de zamanla seversin. Ama gecen gun yazdigim gibi, “seni rahatsiz eden bir durum gozune ilisiyorsa o zaman gorusmeye devam etme” seklinde. Bircogu esini gorur gormez bir sicaklik hissetme konusunda hemhaller. Bu sicaklik elektrige bagli olmali. :)
            Tabi su da var ki onlar bir kusak oncemiz. Simdiki gibi populer kulturun dayattigi etkilere bizim nesil kadar maruz kalmadiklari icin zihinleri daha saf daha berrak olarak gorustuklerinden olabilir isinmada yani elektrik almada sorun yasamamis olmalari. Hani simdiki neslin kriterleri daha farkli, citasi daha yuksek. O yuzden onlarin bu “seni rahatsiz eden bir durum varsa gorusme” seklindeki telkinlerini cok basit kriterlere indirgememek lazim. Onlarin rahatsiz etme konusundan bahsettigi ile bizim neslin rahatsiz olmadan anladigi anlam cok farkli olabilir. Onlar beni tanidigi icin bu cumleyi belki rahat kullaniyorlardir. Cunku biliyorlar ki ben karsimdakinin biyigina, sakalina, sacinin dokulmus olmasina, kasina gozune vs takilmam. Karsimdakinin sakalina takilirim ama top sakalliysa takilirim. Ya da biyigina takilirim ama biyiklarini Sunnet uzere kisaltmadiysa takilirim. Cunku bunlar benim icin ayni zamanda yasantisi hakkinda verilmis bir sinyaldir. Ona sadece gorsel bir sakal biyik olarak, siradan bir enstruman gibi bakmam.
            Ama populer kulturle yetismis bir genc kiz icin ise bu ablalarimin yaptigi tavsiye bir faciaya yol acabilir. Neden derseniz, gayet duzgun bir erkegi sakalina ve biyigina bakip sadece gorsel anlamda bundan rahatsiz olduklari icin eleyebilirler ve bu eften puften bir sebeptir. Kisaca bakmak ile gormek arasindaki fark.
            O yuzden biz kivilcim derken bunun altini yine manevi bazi olgularla doldurarak soyluyoruz. Sadece dis gorunuse bakarak kivilcim alamadigim insan sayisi benim sifir diyebilirim. Cocuksu buldugum kisiler oldu ornegin ancak bunu dahi gozume hos gelmedigi icin reddetmedim. Cunku gorunum olarak gayet genc, dinc yakisikli insanlardi. Sadece kendim fikren ve yasam tecrubesi bazinda daha olgun biri olsun istedigim icin bu kisileri istemedim. Belki de o eledigim kisilerden cok daha az yakisikli biri olacak ama umrumda dahi degil cunku bunun da altinda yatan sebep yine manevi bir arayisti.
            Ama baska bir kiz belki sizin karsiniza cikanlar gibi kol saatinize ya da araba markaniza takilip bunu da “rahatsiz oldugu durum” kategorisine sokup talibini eleyebilir ki bu bize gore de son derece yanlistir. O yuzden yorumlarinizi sahsi algilamiyoruz. Belli bir kitkeye hitap ettiginizin bilincindeyiz ve destekliyoruz.
            Ama bunu hangi kesimden olursa olsun bir erkek icin tavsiye etmem. Mutlaka gozune de hos gelecek biri ile evlenmesini tavsiye ederim. O kisim ayri.
            Kisaca,
            O yaslarsa o usulle mutlu bir evlilik yuruten hanimlarin o donemki beklentisi ile simdiki yasitlarimizin beklentisi elbette farkli. Degisen su ki beklenti yukseldi. Ama elektrik olayi sabit :) o donem de elektrige onem veriliyordu simdi de. Sadece frekanslari degisti ve simdi elektrik pahali biraz. Ucuza mal edemiyorsunuz, faturalar can yakiyor. 😉
            Robot olma mevzusu da sizin dediginiz gibi. Bircok erkek sevgisini dolayli yoldan belli etmeyi tercih ediyor ki bunu anlayabiliyorum. Ama robot gibi gozukmeleri robot olduklari manasina gelmez.
            Yine de evlendikten sonra esimin beni sevdigini belli etmesini her kadin gibi ben de isterim. Evlenmeden once ise potansiyel oldugunu kesfetmek kafi :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bir ayrıntı hariç anlaşılmışım. :) Onu da aslında anlamışsınızdır da beklediğim şekilde kelimelere dökülmemiş. Biraz açayım.

            O bahsettiğiniz kıvılcım, elektrik, ısınma vb. fıtrat gereği gelen bir şeydir. Yani oluşmaması çok zordur. Yoksa birkaç kez görüşmüş büyüklerimizin hiçbiri evli kalamazdı. Şu da var. Allah esirgesin bu sevgi kaybolabiliyor ki bu ihtimal olduğundan boşanmak haram değil.

            Bazı durumlarda bu sıcaklık oluşmayabiliyor. Genler deyin, feromonlar deyin, nasip kısmet deyin başıma geldi yazdım. Hatta şu da var. Bu sıcaklığı elektriği verecek olan erkektir. Erkek görsel ve düşünsel olduğundan karşısında kız varsa ve içi ısındıysa elektiriği üretmeye başlar. Bunlar daha görür görmez saniyeler içinde olan şeylerdir. Sonrası artık kız bu cereyanı kabul eder ya da etmez.

            Günümüzde gençler özellikle kızlar hoşlanmakla elektrik almak arasındaki farkı bilmiyor. Öyle olunca zamanla hoşlanabileceğini sevebileceğini de bilmiyor. Bazen de elektrik az geliyor ya da kızın şebeke frekansı farklı oluyor yazdığınız gibi çalışmıyor verdiğimiz elektrikle. Saatlerce oturup sohbet edebiliyor, vaktin yoksa kalkalım deyince vaktim var deyip daha da oturabiliyorlar ama karşılarında hayallerindeki o kaslı, yakışıklı ve maço erkek olmayınca elektrik arzı sorunu yaşanıyor. Böyle vakalar için zıpır arkadaşımı çağırayım artık. Yüksek gerilim şebekesine bağlasın kızları :)

            Elektrik alınıp sohbet edilebiliyorsa kalanı hoşlanma faslı artık. Siz sünnete aykırı diye top sakal istemezsiniz başkası yakışıklı görür top sakal ister.
            İşte eften püften şeylerle ya da dolu dolu kriterlerle karar verilecek aşama burasıdır. Bir tanıdığımız altmışlı yaşlardayken kırklı yaşlarda bir kadınla evlendi. Bir ya da iki defa görüştüler. Şimdi bunlar ısınmamış olsalar evlenebilirler miydi? Çocukları bile oldu. Dışarıdan bakan mecburiyetten evlenmişler diyebilir. Yazı da söylüyor zaten. O sevgi oluşmuş zamanla. Dışarıdan birbirlerini eş olarak sevdikleri görülüyor. Yani ilk görüşmede fıtrattan gelen sıcaklık hissedilmiş. Kalanı belki mecburi paylaşımlar sonucu da olsa oluşmuş.

            Bizim kızlar da otuzundan sonra akıllanıyor ya da yazıda yazdığı gibi zaten hoşlandıkları insanlarla karşılaştıklarından bu durumu sorgulamıyorlar.

            Anlaşıldığıma sevindim :)

            Selametle.

            (Bu arada sakal muhabbetiyle ilgili benim gibiler ne yapsın 😀 dışarıdan bakan ulan adama bak top sakal bırakmış der halbuki sakalı seyrek ya da bölgesel olanların da çıktığı kadarını bırakması daha iyidir diyor müspet arkadaşlar, çıktığı kadarını bırakın çenenizin altında top sakal gibi olsa da diyorlar. Amaç gavurlara benzemek değil jilet vurmaktan kaçınmak. Kendimle ilgili bu gereksiz gözüken bilgiyi niye verdim. Önyargılara dikkat çekmek için. Kız aracıları dinlemek istemezse elinde bahane hazır :) ya da tarzım var sanıp görüşmek istese hayal kırıklığı da hazır kıza, çünkü benim tarzım tarzsızlık :)
            Bu yüzden insanları değerlendirirken önyargılardan kaçınmak lazım ki ben çoğunlukla önyargılara kurban giden biriyim. Hani yazdıydım sizin oranın insanları şöyle vb. Mantıklı birisi o zaman duygusuzdur vb… İşinde gücünde vb… )

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, konu evlilikten sakal muhabbetine kaysa da sunu soylemek istiyorum. Sakal bahsini temsili olarak soyledim. Ama dediginiz bolgeselligi iyi biliyorum. Bunun icin susam yagi, badem yagi, zeytinyagi gibi cesitli yag turlerinin ayri veya karistirarak suruldugunu filan biliyorum. Ama takintisi olmayan insanlar icin bu bir sorun degil.
            Cunku bir insanin dogal olarak mi sakali az yoksa ozellikle mi kalemle cizilmis gibi top seklinde birakiyor. Bu gayet net anlasiliyor. Yani onyargiya dusulmez. Siz musbet arkadaslarinizin tavsiyesi gibi oldugu kadarini birakmaya calismakla dogru olani yapiyorsunuz. Muhim olan niyet ve bu niyet zaten surete yansiyor.
            Mesela bir kadinin kaslari kendiliginden mi az yoksa kalemle cizilmis gibi ozellikle mi inceltilmis. Bunu disardan bakan biri nasil anlayabiliyorsa sakal bahsi de bunun gibi.
            Yas farki ile ilgili verdiginiz cift ornegi gayet makul. Belli bir yasa kadar on bes yirmi yas ucurum gibi dursa da belli bir yasin uzerinde yani karakterler iyice oturduktan sonra bu yas farki pek ucurum olmuyor ve karsilikli ozveri ve ortak paylasim sonucu evli kalinabiliyor. Mutlu da olunabiliyor neden olmasin.
            Her insanin frekansi farkli farkli..

            @Bu yorumla beraber bugun benden baskasi bu konuyayazmazsa, “Bekarlari Evlendirmek Icin Ne Yapmali?” konusunun yorum sayisi 998’e ulasmis oluyor.
            Ha gayret.. Belki 1000. yoruma site yonetimi surpriz hediyeler verir 😀

          • semamarasli diyor ki:

            Eveeet Feyzacığım 1000. yorumu ben yapıyorum artık sizler bana hediye alırsınız.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yorumunuz için teşekkürler, gayet doğru bir örnek vermişsiniz, kaş alma örneği isabetli olmuş :) Beni de zıpır arkadaş eleştirmişti bıyıklarını niye kısalttın, dudaklarının üzerini niye açtın diye, demek ki dikkat çekebiliyor bu ayrıntı :)
            Badem yağıyla idare ediyorum ben de, takıntı yaptığım bir konu değil, yaratılışım böyle. Ben gözlerden yırtıyorum biraz :)

            Birisi bu konular hakkında yorum yapsın da aracılık yaptığımız genç arkadaşın durumunu yazayım diyordum. Ayrı başlık açmak istemedim.

            Hayırlısı olsun diyoruz, evlilikle neticelenmedi ama biz biraz mahçup olduk. Oğlan ilginç şeyler yapmış. Olumluyum demiş, ikinciye de görüşmüş sonra daha en baştan konuşulan birkaç kırmızı çizgiyi bahane etmiş. Muhtemelen iş ciddiye binince korktu. Ben birebir konuşamadım. Ancak kız tarafı haklı olarak sitem etmiş. Hani hoşlanmazsın eyvallah, anlaşamam dersin eyvallah ama ikinciye görüşüyorsun sonra gelmiş daha görüştürmeden önce söylenen ve kabul ediyorsan öyle konuşturalım denen şartları bahane olarak öne sürüyorsun demiş. Oğlan ve kızın ailesi istekliydi ki oğlan ailesi kusura bakmayın biz de istiyorduk ama oğlumuz böyle karar aldı demiş.

            Gelelim kızın dediklerine. Hani eleştiriyordum ya kızlar kıvılcım peşinde koşuyor diye bu sefer baltayı taşa vurduk :) . Kız ablasına demiş ki. Etkilenmedim, nötr durumdayım öyle duygusal bir şey de hissetmedim ancak olumsuz bir durum da göremiyorum. Beyefendi diyorsunuz ki öyle gözüküyor öyle olduktan sonra zamanla severim öyle başlarda derin duygusal yoğunluk hissetmem gerekmez, zamanla oluşur demiş.

            Hatırlanırsa eleman için ben gibi işi zor demiştim. Bu devirde karşısına etkilenme peşinde olmayan, zamanla severim diyen, buna göre davranan ve yuva kurma niyeti olan bir kız çıkıyor ancak bizim eleman bu nimetin farkında değil. Bu sebeple kız için çok ama çok iyi olmuş dedik. Bize de tecrübe oldu. Güzel haberler vermek isterdim ama olmadı. Hatta içimden de demedim değil böyleleri bize denk gelmiyor ki. Bize denk gelenleri şehir şebekesine bağlasak ancak kesiyor. Maçoysan coolsan prim yapıyorsun…

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            En çok kim yorum yazdıysa hediyeyi o alsın :)

            Şimdilik yalnızca okuyucu-yorumcu-yazarlara temmenilerimizi ve dualarımızı hediye edebiliyoruz.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Sizin arkadaşınızla ilgili anlattığınız durum benim son zamanlarda sıkça gördüğüm geçende anlattığım durumdu. İş ciddiye binince en baştaki sözler unutuluyor ne hikmetse. Nasıl ki evlilik görüşmelerini flörte uyarlayan bayanlar varsa tamam mı devam mı diye sorma diyenler yine erkeklerde evlilik kararı alınma sırası gelince korkuyorum yapamam diye bir sessizlik içine bürünen ilk söylediğinden 180 derece farklı hareket edenler var.

            Benim korkan kişilere tavsiyem öncelikle içlerindeki durumu halletsinler sonra görüşme yapsınlar kimsenin duyguları oyuncak değil. İnsanın en önemli şeyi zamanıdır bir daha asla geri gelmiyor karşıdaki insanın zamanını çalmasınlar.

            Bu kararsızlık yada korkma durumu kişilik özelliği değilse uyum sağlanamamıştır diye açıklanabilir ama kişilik özelliği ise her defasında aynı durumları mı insanlara yaşatacak. Mesela ben kararsız biriyim ama gündelik mevzularda meyveyi onumu alsam bunu mu kaç kilo alsam yada bir nesneyi ne renk alsam vs. gibi ama genellikle aldığım şeyi tamam deyip yola devam ederim acaba şunu mu alsaydım diye evham yapmam. Şimdi evlilik gibi mevzularda da böyle kafası karışık bir türlü karar veremeyen insanlar çözümü en kötü karar kararsızlıktan iyidir de bulanlar var.

            İşin içine ailelerin girmesi bazen hem erkek hem kız tarafını korkutabiliyor flört etse yada aylarca görüşme yapsa sıkıntı görmüyor ama baştan ciddiyet olunca oğlum kızım kararın nedir insanlar bizi bekliyor diye karar sorulunca ama şey bilmem ki kalbim şekerim tansiyonum var muhabbeti başlıyor. Bu hal dindarım diyende de var ehli dünya olanda da.

            Bu evlilik işi gittikçe doluya koysan almayan boşa koysan dolmayan bir hal aldı. Şöyle de bir hakikat var ki kararlı insanlar niyeti evlilik olan insanlar bir şekilde evleniyor. Geçen yıl nişan atan bir tanıdığımızın oğlu senesi dolmadan tekrar nişanlandı evlilik hazırlıkları yapıyor.

            Bahsettiğiniz hanım kız gibi düşünen bir çok kişi var hem erkek hem kadın. Ben hanım kız için sevindim bazen olmaması olmasından daha hayırlı olabiliyor bunu biraz zaman gösteriyor. İnşaAllah daha net ciddiyet sahibi insan karşısına çıkar. Arkadaşınızda muhakkak kötü biri değildir. İki tarafta iyi olmasına rağmen bazen evlilik için uygun olamayabiliyorlar.

          • .../nisa diyor ki:

            Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı? 1.000 yorumu da geçtikten sonra daha somut adımların atılmasının zamanı geldi. Bu evlilik mevzusu ne teoriyle nede horoz kesmekle çözülmüyor. :) İsviçreli bilim adamları da bunun ilacını bulana kadar biz yaşlanırız. :)

            Daha önce erkekler için yurt dışına farklı milletlere açılma önerisinin ben hanımlar içinde gerekli olmaya başladığını düşünüyorum. Bosna olur Kırım olur Güney Asya olur Uzak Doğu’da müslüman olanlar olur Avrupa’da batılın ortasında hakkı savunanlar olur. Erkekler bu konuda hanımlara nazaran daha avantajlı olsalar da Allah büyük hanımların karşısına da düzgün insanlar çıkabilir nasip belli olmaz. Bir yakınımız evlendiği insanı hastalık için tedavi gittiği yerde bulmuş üstelik 2000 km uzaklıktan gelmiş nasip. Artık global bakmak lazım evlilik durumuna. :) Çekik gözlü zeytin zeytin bakan çocuklarımız olur. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Arkadaşımın görüşmesiyle ilgili yorumunuza katılıyorum. Ben de magazin boyutundan ziyade sizin yazdığınız hususların anlaşılması için yazmıştım. Arkadaş kötü niyetli değil elbette ama mahçup olduk biraz. Kız fazla sıkı gelmiş. Halbuki takvalı birisi olduğunu ve bunları bilerek görüşeceğini söylemiştik ki ikinci görüşme olduktan sonra böyle olması bizi üzdü. Bu ilk değil. Başka bir arkadaş da benzer şeyi yaptıydı. Abi evlenecem kız bul diyordu, biriyle tanıştırdılar şimdi de ben vazgeçtim evlenmek istemiyorum demiş. Kimseyle tanıştırmıyoruz artık kredileri tükettiler.

            Sadece bir noktada muhalefet edeceğim. Maalesef bu örnekte verdiğim kız gibi yetişmişleri bulmak yetişmiş erkek bulmaktan daha zor. Erkeklerde de bozulma var ama bence bu oran yüzde elliyken kızlarda yüzde seksen. Sebebi de fıtrat farklılığı. Aşırı duygusal kızlarımızın ödü patlıyor eşimi ya sevemezsem diye sonra ben gibiler ilk görüşte etkileyemiyor diye iş abuk subuk yerlere gidiyor :)

            Diğer yorumunuzla ilgili şu 1000. yorum muhabbetinde nasipte varsa uzakta bile olsa oluyor ama bunun için o ortamların oluşması lazım. Son yüzyüze görüşmemi bir sene önce yaptıysam ve o zamana kadar aday bulunamıyorsa yapabileceğim bir şey yok. Şu var. Bulunsa da çok şey değişmeyecek muhtemelen çünkü havuz aynı. Yine biri denk gelir iki ay beni oyalar görüşmek istiyorum der ama gönülsüz davranır, gönülsüz olunca da acayip acayip bahaneler üretir saçma sapan bir şey olur muhtemelen…Kendime zam yaptım dediğim yer burasıydı. Eskiden flört geçmişi olsa da onlar geride kalan gezme tozmalardı evliliği ciddiye alıyorsa görüşürüm diyordum, artık yasak mesela. Çıktığı mı olmuş güle güle…

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey haklarinda hayirlisi olsun. Erkek biraz ayip etmis bu gercek. Ama su da olabilir, basta konustugu ve kabul ettigi bir mevzu da olsa belki kizla konustukca ayak uyduramayacagini daha iyi hissetmistir. Ilkin tenezzulen kabul edip icinde bertaraf edebilecegini dusundugu bir konuyu ikinci gorusmesinde bertaraf edemeyecegini dusunerek vazgecmis de olabilir. Bu olumsuzlugu tetikleyen kimseye soylemek istemedigi farkli bir huzursuzlugu vardir. Yani bana kalirsa cok mahcup olunacak bir durum degil bilhassa aracilarin hicbir sucu yok bu durumda.
            Cok fazla uzasaydi ya da diger tarafa erkek hakkinda aktardiginiz ozelliklerde bir hatali bilgi verme durumu sozkonusu olsaydi mahcubiyet olurdu.
            Orn. Sigara icmez dersiniz ama iciyordur…. gibi.
            Benim de burada bahsetmistim ilahiyat mezunu bir ogr. Arkadasim tayin icin gittigi ilde talip olanlar cikmasin diye yuzuk takiyor parmagina seklinde bahsetmistim.
            Bu arkadasim da beni sasirtti. Flort ederek bir gencle tanismislar. Cocuk henuz okuyor yas olarak da uc yas kadar kizdan kucuk. Kiz ailesi kesinlikle onay vermiyordu, ama bayramda ailenin rizasi olmasa da bir sekilde paldir kuldur gonul kirikliklariyla bir nisan yaptilar aile arasinda.
            Oldukca sorunlu gunler oldu. Yorum yapmiyorum bu konuyla ilgili. Sadece ailenin onayi olmadam kurulan gonul baginin sonuclari pek icacici olmuyor demek istedim bu vesileyle. Bir de hani bu isin matematigi yok diyorduk ve bu da bir misal oldu.

            Nisa hnm,
            Yurtdisi ile ilgili yazdiklariniza katiliyorum. Musluman oldugu ve dinini yasayan guzel ahlak sahibi bir erkek olduktan sonra farkli kulturler sanmiyorum ki catissin. Ustelik dediginiz gibi aileye renk gelir. Bizimkiler fazlasiyla renkli gerci ama belki cocuklarin rengini dengelemede tesirli olur. :) nasip diyelim..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Aynen Feyza Hanım.

            Haklarında hayırlısı olsun. Allah herkesi birbirlerinin kıymetlerini bilecek insanlarla karşılaştırsın :) her konuda…

        • Smy diyor ki:

          Fatih bey ;
          “Derken merhaba deyip oturdum. Ortaya kurduğum ilk cümleden sonra sıra kızla muhatap olmaya geldi. İşte ipler orada koptu. Ömrümde o kadar huzursuz olduğumu hatırlamıyorum. Ayıp olmayacağını bilsem kalkıp o an giderdim. Kızın yüzüne bakamıyorum. Kendimi zorluyorum, yok olmuyor, bakamıyorum. Ne zaman gözlerine bakmaya çalışsam ciddi bir huzursuzluk.”

          Peki Fatih bey ; Önceden kızı beğenseydiniz, sohbet ederken de bir problem görmeseydiniz hatta masadan kalkmayı kız teklif etseydi siz oturmaya devam etseydiniz. Bu durumda düşünceniz /yorumunuz ne olurdu? Aynı şekilde diğer okurlarların da yorumunu merak ediyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Sorunuzu tam olarak anlayamadım ama anlayabildiğim kadarıyla cevap vereyim. Kız edebiyle kalkalım gidelim derse zorla otur diyemeyiz :) O zaman da nasip kısmettir. Ancak şu var. Eğer sohbet edilebildiyse elektrik alınmıştır ama ısınma olmamıştır. Çünkü sohbet karşılıklı olur. Elbette olup olmaması yine nasip kısmet ama elektrik aldıktan sonra bir şekilde ısınma ihtimali vardır. Sohbet dahi edilemiyosa o iş asla olmaz.

            Benim başıma gelen olayda biz bildiğiniz kadın erkek sıcaklığını hissedemedik. Fıtratta olan bir duyguyu hissedemedik. Neden? Tarifini yapamadığım bir huzursuzluk her şeyi örttü. Dış görünüşle ilgili bir sorun da değil. Hatta şunu da doğruladık. Kıza elektriği erkek verir. Ben ilgilenemedim ki bana ısınsın…Huzursuzluğu izah edemeyince demek ki Allah istemedi dedik. Gerçekten çok iyi bir eş olabilecek bilinçte bir kızdı. Yumuşak huyluydu, bana ayıp olmasın diye ne kadar çaba sarfettiğini görebiliyordum.

            Geçen sene bu konuda bir yazı hazırlamıştım ki bilimsel dayanakları da vardı ama yazı diliyle bu konuları anlatmak çok zor. Abuk subuk yorumlar görünce canım sıkılmıştı yayınlanmasın diye rica ettim. Mini bir özet yapayım.

            Elektrik almak ve hoşlanmak birbirine yakın kavramlar olmakla birlikte aralarında biçak sırtı farklar vardır. Elektrik almak dediğimiz durum karşılıklı kadın erkek sıcaklığını hissetmektir. Güzellikle alakası yoktur. Fıtrat gereği oluşur. Oluşmayacağı durumlar da vardır. Mesela evlenilmesi sonsuza kadar haram olan kişilere oluşmaz.

            Kadın erkek karşılıklı olarak bu sıcaklığı hissettikten sonra iş hoşlanma faslına gelir. Orada huyu suyu vb. hayallerdeki gibi yakışıklı olup olmadığı değerlendirilir. Ortak değerler varsa hoşlanma olur yoksa itici gelir. Ancak burada elektrik alamadım yerine ısınamadım demek doğru olandır. Bana burun kıvıran kız çirkindi mesela ama bir şekilde elektrik almıştık ama birbirimizi tanımak için sohbet edince ortaya çıkıyor ne kadar kendini beğenmiş olduğu. Elektrik almasak sohbet de edemezdik.

            Elektrik sizi sohbet ettiren şeydir hoşlanmanızı sağlayanlar da paylaştıklarınızdır. Paylaştığım yazı diyor ki. İlk görüşte hoşlanmayı beklemeyin. Sohbet edebiiyorsanız zamana ve paylaşıma bırakın. Gavurlar araştırmış ve bulmuş ki bir erkek cinsel çekim hissetmediği kadınlarla arkadaş olamıyormış. Bir kere kadın erkek arkadaş olamaz zaten niyet arkaplanda bilincinde olunmasa da bellidir. Yani karma ortamlarda millet birbirine elektrik veriyor ama haberleri yok. Sonra ben yazıyorum buraya lisedeyken yoğun duygular hissettiğim bir kız vardı diye. Durup dururken olmuyor :)

            Son olarak şunuları yazayom. Ben yazıdaki kafada olduğum halde bir netice olmadı. Görür görmez çarpılacağım bir kızla da tanışabilirim ya da kız görür görmez yelkenleri indirir. Bunlar ihtimalllerdir ama zor ihtimallerdir. Yazı diyor ki kafanızda uydurduğunuz olmayan bir sevginin peşine düşmeyin. Siz öyle yapıyorsunuz demiyorum :) Yapacağımız varsa yapmayalım…

            Selametle.

          • Smy diyor ki:

            Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim
            Şöyle açıklayayım birkaç gün Önce biriyle görüştüm. Bu kişi beni daha Önceden görmüş beğenmiş ablası aracığı ile bana ulaştı ben o sırada şehir dışındaydım bu yüzden biraz beklemek zorunda kald(görüşme sırasında bana çok beklettin dediği için bu detayı yazdım). Dönüşte görüştük sohbet – muhabbet – soru vs derken Zaman geçti Ben kalkmak istedim o konuşmaya devam etti biraz daha konuştuk sonra Ben yine kalkmak istedim niyeti yoktu ama o sırada benim telefonum çaldı tamam kalkalım dedi ve kalktık. Görüşme boyunca susmadan sohbet ettik ortak yanlarımız vardı ama olmayanlar daha çoktu. Itici bir durum yoktu. Bakış, davranış vs. Benden hoşlandığını gösteriyordu. Arada birkaç iltifat da etti. Sonuç :Akşam mesaj attı bir çok iltifat, olumlu cümle

          • Smy diyor ki:

            Fatih bey ;
            Yarım kaldı kusura bakmayın. Akşam mesaj attı birçok olumlu cümlenin aradından heyecan ve istek hissedemediğini benimle ilgisi olmadığını bu yaşa kadar evlenememesinin sebebi bu olduğunu (31 yaşındaydı) benim düşüncelerimi merak ettiğini söyledi. Ben de olumsuz olarak bildirdim ve bitti. Sizin olaydan farklı ama görüşünüzü almak istedim. Bu durumda yazınıza göre elektrik alınmış ama hoşlanma olmamış mı oluyor. Ama az çok anlıyor insan ortada hoşlanma var o Zaman sorun ne? 😒😊
            Not: Sadece yorumunuzu merak ettiğim için soruyorum, faydalı olacağını düşünüyorum, az çok ne olduğunu tahmin ediyorum. Not :Zaten ikinci kez görüşsek de olumsuz olurdu çünkü ikimiz için de mantıken oturmayan şeyler vardı.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Estağfurullah. Benim de yarım kalıyor bazen sizin de öyle oldu galiba diye tahmin ettim kalanını beklediydim. Yorum istemişsiniz benden ama çok isabetli şeyler söyleyemeyeceğimi hissettim. Diğer okuyucular da yorumlarsa farklı bakış açısı olur iyi olur.

            Benim yorumum şu. Karşılıklı elektrik almışsınız ben bu adamla/kadınla yaparım da denilmiş ama beklentiler değerlendirilip birbiriniz için doğru insanlar olmadığınız anlaşılmış muhabbet sonucu. Arkadaş biraz zorlamış ama bu işler zorlamayla olmuyor. Ayrıca sezgilerim evlilikten ve öncesi süreçten beklentileriniz arasında fark olduğunu söylüyor. Sizi ve o kişiyi zorlayan şartlar olsaydı muhtemelen ilerler ve evlenirdiniz bir otuz sene önce olsa. Aslında sizin üzerinize düşüyor gözükmesi dışında bir sorun yok. Ancak arkadaş tecrübeli herhalde ki size standart tarifenin tamamını sunmuş. Burada elektrik ya da hoşlanma değil de sorun beklentilerin uymaması. Yoksa görür görmez etkilendiğiniz bir insan bile olsa muhabbet edip tanımaya başlayınca soğuyabilirsiniz. Tersi de olabilir. Ortada etkilenme yoktur ve itici bir durum da yoktur muhabbet ve paylaşımla o alaka kurulabilir. Yeterki itici bir durum olmasın. Özellikle ilk karşılaşmalarda ruhlar konuşur derler kimyasal uyumsuzluk hissedilirse ısrarcı olmamak lazım.

            Konuyla ilgili dikkatimi çeken hususlardan ilki size talip olunma şekli diğeri de bu yaşa kadar evlenmemiş olmasının sebebi konusunda detaya girmesi. Size neden talip olmuş? Bilinçaltını tetikleyen bir şeyler mi olmuş acaba yoksa oturup kalkmanızı mı beğenmiş? Isınmaktan kast ettiği duygusal bağ oluşması mı yoksa ortak noktaların azlığı sebebiyle yakınlaşamamak mı bilemiyorum.

            Hakkınızda hayırlısı olsun. Doğru insanla karşılaşırsınız bir gün inşAllah :)

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim. İnşaAllah 2017 bitmeden kendimiz için doğru insanı hepimiz buluruz. 😊
            Sezgileriniz doğru beklentilerimiz çok farklıydı. Düşüncelerimiz, bakış açımız da farklıydı. Hatta siyasi görüşümüz bile.(Bu konuda ailesi ile de farklı görüşteydi) Arada uçurum yoktu ama farklıydı. Dedim ya mantıken uymayan şeyler vardı. Karşı taraf için de böyleydi. Elektrik alma, ısınma ile ilgili bir problem olduğunu düşünmüyorum. Öyle olsa sizin olaydaki gibi olurdu. Konuşmak dahi istemezdik(Ondan Önceki görüşmemde ailesi, yaşantısı, bakış açısı vs. Her şeyi ile bana çok yakın biri vardı karşımda ama hiçbir şekilde ısınamadım. Bir an önce görüşme bitsin istedim) ki kendisi benden daha çok konuştu ve gitmek istemiyordu. Bana gelirsek açıkçası Ben biraz Ön yargılıydım beklentim düşüktü, hakkında pek bir şey bilmiyordum ve fotoğraflarından hoşlanmadım. Ama ailesini az çok tanıdığım için ve makul bir aile olduğu için görüşmek istedim. Beklentimin üstündeydi, gayet kibar beyefendi biriydi, fotoğraflardan daha iyiydi, sohbeti vs. Güzeldi ama diğer türlü beklentilerimiz farklıydı o yüzden benim için olumsuzdu. Muhtemelen onun için de öyle. Ama bunu böyle söylemek yerine hislerine /isteğine bağlamasını anlayamadım açıkçası. Ya ben yanılıyorum ya da karşı taraf gerçekten çarpılmak istiyor. 😊
            Neye göre Talib olduğunu ben de bilmiyorum. Yaklaşık 3 yıl önce de talip olmuştu. O dönem ben evlilik düşünecek durumda değildim.Bu sene de Ramazanda bir iftar yemeğinde görmüş tekrar talip oldu.
            Bu yaşına kadar evlenememesinin sebebi olarak neden detay Verdi onu Ben de bilmiyorum 😀 Anladığım kadarıyla biraz kararsız biri zaten söz konusu evlilik olunca çok kararsız kaldığını da söylemişti. Bunu neden söyledi onu da bilmiyorum. 😊
            Çok meşgul ettim kusura bakmayın. Hakkınızı helal edin vaktinizi aldım ama yorumunuzu merak ettim bir katkısı olur diye yoksa yanlış anlaşılmasın olmuş bitmiş bir olayın peşinde değilim. Ben ordan ayrıldığımda olay benim için bitmişti. Ben de burdaki her okuyucu /yorumcu gibi yardım almak /yardımcı olmak için yazdım. Belki başkalarına da faydası olur. Ben de gelen yorumlardan faydalanırım. 😊
            Selam ve dua ile. 😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Estağfurullah, bu meşguliyetler yazdığınız gibi faydalı olmak adına ki meşgul de etmiyorsunuz. Hakkım varsa helal ederim de olduğunu sanmıyorum :) Fikirlerime değer verdiğiniz için ben teşekkür ederim.
            Yorumlarınızda bahsettiğiniz durumlar aslında örnek olması açısından faydalı. Hatta örnek olabilir. Görüşmüşsünüz olmamış gayet doğal bir durum. Herhangi bir edepsizlik vb. yok. Olmaması da hayır olmuş. Elemanı tanımıyorum, birkaç şey daha yazacaktım ama olmuş bitmiş gerek yok. Hanımlar olmasa ortamda başka şeyler de yazardım. Mesela dışarıda kız arkadaşı/kankası olan erkekler kolay kolay ısınamaz gibi…Vardır demiyorum ama ihtimal mesela…

            Kısmetten öteye köy yok derler bizim orada. Artık zamanı ne zamansa o zaman olur inşAllah. Ancak yazdığınız yorum tam da benim anlatmak istediğim durumu yansıtıyor. Birileriyle usulünce görüştürürler sonrasında olur ya da olmaz. Hatta denir ya bilmem kim ellinci görüştüğüyle evlenmiş vb. Önceden de yazmıştım yanlış anlaşılmasın kendimi ayırıyor gibi oluyorum ama ayırdığım kendim değil benim gibi olanlar. Benim gibilerin evlenememe sebebi diğer site sakinlerinden biraz farklı ve nereden tutarsak elimizde kalan bir durumdayız. Mesela yakın arkadaşıma da işi çok zor diyordu arkadaşlar, elinden tutan olunca ikinci görüştüğüyle evlendi.(Hanımını Meryem hanıma benzettiğim) Benim gibiler şöyle, hani bir laf vardır ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamamak diye, o durumdayız biraz. Dahası dışarıdan bakan anneler ya da evli kadınların onayladığı tipler olmamıza rağmen sırf ilk görüşmelerde etkileyemiyoruz diye sonuç alamıyoruz. Aday/Yıl=1. Tanıştıracak hiçkimse yok. Kızlarla iletişim kurduğum tek ortam işyeri ki hem Feyza Hanım’ın arkadaşının örneği gibi aileden habersiz olunca sorun yaşama ihtimali var hem de tam anlamıyla bizim kafadan bir hanım göremedim ki görme ihtimalim de yok gibi bir şey. Elimde çok örnek var bu şekilde bekar kalmış ve kırkına merdiven dayamış kişi. Düşünün annem yengeme bir kız var araştırırmısın diyor kadıncağız kılını kıpırdatmıyor ki annemler aracı oldular evliliği için, lafa gelince ben evladım gibi severim diyor :) Ben şahsen kendimi artık potansiyel fitne kaynağı olarak görüyorum. İnsanlar da birbirinin imtihanıdır. Elbette nefsimi temize çıkaracak değilim ama herhangi bir fenalıkla anılmazken, hiç kimse bu adam eşine zulmeder, evine sahip çıkamaz diyemezken, orta halli bir insanken halen aday/yıl=1 ise artık fitne kaynağı olarak raflarda yerimi alıyorum. Burada çok konuşuyorum ama dışarıda ağzımı çok açmıyor olmam nefsimin olmadığı anlamına gelmiyor. Burada kastettiğim ilk akla gelen şey değil sadece. Yalnız yaşayan insanlar iyi kötü bir hayat arkadaşı olsun ister gayet doğaldır. Bu durumları dışarıda dile getirmiyor olmamız bizim insana ihtiyaç duyabileceğimiz gerçeğini değiştirmez. Mesela bir haftasonu gıda zehirlenmesi yaşayıp iki gün evde yatmıştım :)

            Buradaki her bekar arkadaşın elbette kendine has dertleri ve evlenememe sebepleri var ancak en azından bir akış içerisindeler ki bazıları da tip gibi şeylere takılıyor. Akış varsa illa bir yerde netice alınır :) Hanımlar için mesela talipler çıkıyor. Erkekleri birileriyle tanıştırıyorlar. Yeri gelmişken kendime zam yaptım dediğim durumu daha da açayım. Flört etmeme şartının yanı sıra evvelden gördüğüm muameleyi görmemek için artık rastgele iş yapılmasına izin vermiyorum. Şurada kız var görüş. Adı ne? Şu soyadı ne? Anne baba ayrıymış anne babadan nefret ediyormuş söylemediler… Ya da arkadaş çevremde de şurada bir kız var. Eee ne yapabilirim. Kimdir nedir nerelidir? Ses yok…
            Ne olursan ol gel modu maalesef kapatıldı. 10 liralık malı elde kalmasın tazeyken değerlensin diye maliyetine 8 liraya satınca insanlar suyunu çıkartıyor beşe olmaz mı diyor. Olmaz :) Benim de insan olarak bir değerim var. Bir kızın peşinden koşamam ömür boyu…Yuva kuracak olan varsa gelsin ama ego tatmin edecek olan varsa gelmesin diyorum.

            Siteyi sizden kat be kat meşgul ediyorum ama yazmadan da olmuyor, kusura bakılmasın artık.

            Selametle kalın.

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim.
            Dediğiniz gibi nasipten öteye yer yok. Artık ne zamansa o zaman olacak. Gayret bizden, tevfik Allah ‘tan.😊 Hayırlısını istiyoruz, ona göre davranmaya çalışıyoruz. İnşaAllah en hayırlısı olur diye bekliyoruz. Her görüşmem de bir tecrübe ediniyorum. Bu, olumsuz olunca işin en iyi tarafı. (olumlu olursa zaten sıkıntı yok 😊).
            Aracı konusunda ben çok şey yaşamadım ama bir keresinde bir abla kardeşi için talip olmuştu ve söylediği tek şey çok efendi çok efendi başka hiçbir şey söylemiyor adını bile. Yabancı olsa neyse öz kardeşi yani. Bir de abla çok eski kuşak da değil bir önceki kuşak ve okumuş meslek sahibi.(Eskiler nefes alsın yeter mantığında olduğu için) ona rağmen bir şey söylemiyor. Çok sinir bozucu bir durumdu. Aracılar övmek yerine reel bilgiler verseler kimsenin vaktini almasalar ne güzel olur. Flört konusunda bence haklısınız benim de benzer bir şartım baştan beri var. Görücü usulü görüşme olur ama flörtü kabul edemiyorum, içim almıyor. Bunu ayırt etmek emin olmak zor ama olsun. Bir kadın olarak düşüncesini bile kaldıramıyorum. Büyük konuşmak istemiyorum ama İnşaAllah evleneceğim kişinin flört geçmişi olmaz.
            Selametle…

    • Feyza diyor ki:

      Sema ablacim bu ihtimali hic hesaba katmamistim, o kadar yazdim herhalde 1000. Yorum bana nasip olur diye kendimi dusunerek yazmistim ama islem hatasi yapmisim 😀
      En guzel hediyemiz duamiz da ben yine de size en azindan burdan bir cicek gondermek isterdim ama bu kiytirik telefonum onu dahi yapamiyor, siz yaptim kabul edin :)
      Bu da cicegim ;
      –‘-,-@ :) Allah her daim yardimciniz olsun.

  34. Abdullah Bir diyor ki:

    Sadece Fatih Kardeşime…

    Bu aralar peş peşe olumsuzluklar ve seni üzen, sinirlendiren “negatif ve üzücü gelişmeler” yaşadığını HİSSEDİYORUM.Bu da Müslüman bir insan ve kardeşin olarak beni ciddi derece de rahatsız ediyor, üzülüyorum.

    İzin verirsen biraz dertleşelim, dertlerine derman olmaya çalışayım.

    1- Su anda her ne yapıyorsan ( iş anlamında) bırak, izne çık, bulunduğun ortamı terk et.

    2- Bu zamana kadar yapmak isteyip de imkan bulamadığın bir kaç seyi (buz patenı, bowlıng, bisiklete binmek, araç ile sürat yapmak, cadırda kamp, açık bir arazide avazın çıktığı kadar bağırmak, başka bir sehir de ki arkadaşlarını ziyaret etmek, tadını merak ettiğin ve daha önce hiç tatmadığın bir içeceği içmek, yemeği yemek vb) yap.

    3- Mesai haricinde giymek için kendine yeni ama tarzının dışında farklı bir kaç kıyafet al, tarzını değiştir.

    4- Abdullah Bir abin ile daha fazla sohbet etmek, onu yakından tanımak istersen FB (yüz kitabı) de bulutlar arasın da süzülen güneşe ve deryaya yüzünü, yalan dünyaya ise sırtını dönmüş beyazlı adamı bul :-) ve ona kendini tanıt.

    Coming soon… :-)

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Abdullah Bir abi.

      Allah razı olsun, yorumun için teşekkür ederim. Çok önceden bir yorumumun arasında yazdıydım. Psikolijisi stabil bir insan olarak bilinirim diye. Diğer taraftan yazdıklarım aslında anlık şeylerin sonuçları değil. Çok şükür bu ara negatif ve üzücü şeyler yaşamıyorum. :) Çok karamsar şeyler yazdığımın farkındayım ve Nisa Hanım’a yazdığım yorumda artık sanki susmam konuşmamdan daha hayırlı diye belirttiydim :)

      Yazdıklarınız isabet olmuş. Her şeye bir cevabı var diyenler olabilir fakat tevafuk olmuş. Şöyle ki

      1- Yıllık izin alıp ailemin yanına geldim. Hatta izinimin bir kısmını da yaşadığım şehirde önceden gidemediğim doğal güzellikleri olan bir iki muhiti gezerek geçirdim. Söylemesi ayıp hamama falan da gittim, Allah’tan tellağın eli ağır değildi :)

      2-Yaşadığım şehirden memlekete hep normal duble yoldan giderdim. İçimde hep köy-dağ yollarından ilçelerden gezerek gitmek vardı. Bu sefer fırsat bu fırsat diyerek öyle yaptım :) Allah neler neler yaratmış ne güzellikler varmış gördüm. Bozkır yerine orman gördü gözüm :)

      3-Kıyafet almadım. Kıyafetlerle hiç aram yok. Tavsiyenize uyarım dersem yalan olur :) Denk gelirse bakarım belki ama bayramda bayramlıklarımı giyeceğim sayılır mı bilmem.

      4- Maalesef anlatarak rahatlayabilen bir insan değilim. Konuştukça daha da gerilen bir insanım. Bu sebeple hep kendi kendime sakinleşmeye çalışırım. Birisine bir şey anlatıyorsam gerçekten fikrini almak istiyorumdur. Buraya yazdığım yorumlar da çoğunlukla öyle. Sırf dinlesinler anlatmış olayım içimde kalmasın diye birilerine bir şeyler anlattığım nadirdir. Bir şey anlatıyorsam karşımdaki insandan sebep sonuç ilişkisi içinde bir sentez bir yorum beklerim.

      Abdullah Bir abi, geçenlerde şu bahsettiğim zıpır arkadaş da sizinle benzer şeyler sordu. Cevaplarda da sıkıntı bulamadı. Sonra bir cümle söyledi ki burada yazmam hoş olmaz ama doğruydu :) Tek derdimiz bu olsum dedim ben de.

      Burada size ve diğer okuyucu yorumculara rahatsızlık verdiysem özür dilerim. Burayı çok meşgul ettiğimin farkındayım. Tekrar sizden Allah razı olsun diyorum. Şöyle ki bu adamın bir derdi var diye düşünüp bu şekilde yorum yazmanız, çözüm aramanız bile benim için yeterlidir. Değer gördüğümü gösterir. Umursanmak çok güzel bir şey. Bazen bir kedi kadar kıymetim olmuyor :) Adresinizi paylaşmışsınız. Bir şeyler anlatmak için değil belki ama selam vermek için uğrayabilirim.

      Selametle kalın.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sadece Fatih Kardeşime…

        Çayı ocağa koydum bekliyorum, nargile de var istersen :-)

        Not:
        Sen ve senin gibi samimi inananlar/insanlar beni mesgul etmiyor, rahatsızlık vermiyorsun.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Abdullah Bir abi.

          O sizin kendi samimiyetiniz, içtenliğiniz.👍 Ço sağ olun.

          Çayınızı içmiş kadar oldum :) (Tütün kullanmıyorum.)

          Selametle kalın.

  35. .../nisa diyor ki:

    Gulab hanım/bey,

    Paylaştığınız hikaye çok güzel.İnsanoğlu için genellikle emek değer arasında doğru orantı vardır. Ne kadar çok emek maddiyat harcamışsa o kadar çok gözünde kıymetlidir. Bu sadece maddiyat anlamında değil maneviyatta da böyledir.

    Bizim gibi az emek gerektirip buna karşılık yüksek değer beklemek ters orantı. İlk gözden çıkarılacaklarda masrafsızlar oluyor. İnsanda şöyle bir kod var nimet olarak verilenleri hakkı olarak görme. Ne zaman nimet azalır yada elden gider o zaman hakkı olmadığını anlar.

    • . ; . Gulăb diyor ki:

      Sennur hanım ve Nisa hanım.
      Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.
      Malesef günümüzde durum bu artık. Masrafsız düğün dernek yapmak en başta erkeklere yarıyorken,bu konuda karısının kıymetini daha çok bilmeleri gerekirken, hangi düşünce evlilik sonrasında erkeğin düşüncesini karısına karşı ” ucuz insan!” haliyle değersiz insan olarak değiştiriyor bunu anlamış değilim.
      Kadınlar kendi aralarında bir çok şey konuşur. Haliyle masrafsız olunca erkeğin bu şekilde düşündüğünü

      • . ; . Gulâb diyor ki:

        Devamı…
        Bekar olan kızlara da söyleyecektir. Söylemekle kalmaz üzerine birde ” biz bedavaya gittik sakın ola siz bedavaya gitmeyin ‘diye kendince nasihat edecektir. (bu söylediğim kendini bilmryen kadın için geçerlidir)
        (daha önce biraz daha uzun cevap yazmıştım ancak sitedeki bir sorundan olsa gerek yayınlanmamış. Site yavaşladı mı bana mı öyle Geliyor.telefon dan yazınca biraz sıkıntıda oluyor. Gönder butonu çok az görünüyor. Bu benim telefondan mi kaynaklı )

  36. cesaret diyor ki:

    Recete:)Evlenecek bay veya bayan bakımlı olmalı.Kıyafetin önemi büyüktür.Oturup kalkmasını bilmeliler.Söz gümüş ise sükut altındırdan yanayım.Fazla gevezelik hoş değil.Cenab_u Allahu Teala gurur ve kibiri yasaklamıştır.Fazla gururlu,kibirli olmamalılar.Allahtan geldik,Allaha gideceğiz diyorum.Evlenecek olan bekarlarımıza mutluluklar diliyorum.Yüce Allah’tan dua edip beklemeliler.Saygılar sunuyorum.

  37. gulpembe diyor ki:

    Fatih bey,
    tum yorumlari henuz okuyamadim, fakat kader-kismet,degisen degerler, hayat sartlari… gibi degerli paylasimlarda bulunuluyor. Sizin sorularinizdan yola cikarak, farkli bi noktayi hatirlatmak istiyorum.

    “Bende/bizde neyi bulamiyorlar?sorunsali”

    1.Feromon;
    Hayvanlar koklasarak, insanlar konusarak anlasir derler. bu soylem,hayvanlar salgiladiklari kokular ile haberlesir, insanlar ise sozel ifadelerle iletisim kurar manasina gelir fakat insanlar icin soylenen sey yine eskiksiktir cunku insanlar da farkinda olmadan disariya yaydiklari ve aldiklari kokular sayesinde karsi cinse isinir yada sogurlar. Moda deyimle , elektrik yada kimya tutmasi bu kokular sayesinde oluyor. Ornegin karincalarda tum haberlesme, feromon denen bir kimyevi madde sayesiinde gerceklesiyor, diger guve ve benzeri canlilarda da haberlesme ve es secimi bu koku sayesinde oluyor. Insanlarda da feromon bulunmus,nelere yaradigi tam cozulebilmis degil, fakat karsi cinse cazip gorunmede etkili oldugu saptanmis. Yani bir kimse ne kadar feromon salgiliyorsa o kadar cekici oluyor. Oyleki insanlar ayni yerde degil, uzaklarda da olsalar, birbirlerinden bu cekimi aliyorlar. Ne kadar feromon salgilayacagi insanin elinde olan birsey degil , o yuzden parfum sirketleri simdi feromonlu kokular suruyor piyasaya, tabiki bunlara itibar edilmemeli. burada detaya girmiyeyim ama, bununla ilgili cok acayip deneyler var.
    (“(hz.yusuf)bu gomlegi goturun babamin gozlerine surun,kor gozleri acilsin…” (hz.yakub)”bana bunak demezseniz suphesiz ben yusufun kokusunu aliyorum-yusuf suresi-)

    2.oksitosin;
    gecen aylarda bir bekar erkek yorumcu kendi gozlemine gore ,kadinlarin nazarinda evli erkeklerin daha cazip bulundugunu yazdi. Insanlar buna gerekce olarak , “evli erkek isini gucunu yoluna koymus, bir kadin tarafindan secilmis, basarili ve guclu goruluyor demekki…” gibi varsayimlari ileri surseler de, kacirilan bir nokta var ki o da; evli erkegin beyninin daha fazla oksitosin salgiliyor boylece de disariya farkinda olmadan daha fazla pozitif enerji veriyor olmasi. Peki oksitosin ne?sevgi ve baglilik hormonu.
    oksitosin salgilamak icin evli mi olmak lazim?hayir . Evli olmasalar bile, guzel guclu aile bagi ve dostluklari olanlar, etrafinda sevilip sayilan tatminkar insanlarin beyni daha fazla oksitosin uretiyor bu da diger mutluluk hormonlarini yukseltiyor.yani siz ne kadar olumlu bir insansaniz hayatiniza o kadar olumlu seyleri davet ediyorsunuz.

    Yine gecen konusu oldu, “daha guzel bir kadin goren erkegin hanimina muhabbeti azalir mi”diye.cevap ;azalmaz. Neden ?cunku; oksitosin…:) deney yapiliyor;erkeklerin bir kismina esinin resmi gosterilip burnuna oksitosin veriliyor ardindan yanina guzel bir kadin gonderiliyor, diger kismina da ayni islem uygulaniyor fakat oksitosin verilmiyor. Ilk gurubun erkekleri kadinlara karsi daha ilgisiz olurken, ikinci grup daha ilgili davraniyor.
    Su var ki,evli kadin, evli erkege gore daha fazla oksitosin salgilar. Cunku oksitosin kadinla ilgili bir hormondur zaten. Bir soz vardir, evlenene kadar erkek kadinin , evlendikten sonra kadin erkegin pesinden kosar. Neden? Kadin beraberlikten sonra daha fazla baglilik hormonu(oksitosin) uretir, daha fazla sevmeye baslar ondan. (evlenince seversin, nikahta keramet vardir diye o yuzden diyolarmis demekki,nikahta oksitosin var diye degistirelim. )Fakat erkegin beraberlik sonrasi yukselen oksitosini kisa zaman sonra yerini yine testestorana birakiyor. Oyleyse kocalarin oksitosinini nasil yuksek tutagiz?rastgele zamanlarda bol bol dokunarak, fakat civik yilisik,biktirici, onun hurriyetini elinden aliyormus gibi degil, farkinda olmadan spontane bir dokunus.mesela bir seyler seyrederken elele tutusmak olmadi dizleri, kollari birbine degdirmek(caktirmadan), bir seyler anlatirken yakasini,sacini duzeltiyor gibi yapmak,konusurken tum vucudla ona donmek ve goz temasi kurmak(bu ayrica peygamberin sav.sunnetidir.)zaten boyle devam etmek zamanla alisilan dogal bir form kazanir.

    “Erkekler sefkat beklemez mi, sefkat gostermek/almak acizlik mi?”
    Insanlarin hepsi acizdir. Kadini erkegi yok, hepsi sefkat bekler. Fakat erkek karisindan bunu nasil alacagini kestiremez, cunku kadini tarafindan zayif gorulmekten korkar. Oyle goruldugunu hissederse karisindan sogur. Eger kadin cok sefkat gosterir dengeyi tutturamazsa bu seferde annesi gibi kendisinin ustune hakimiyet kurudugunu hisseder yine kacinma davranislari sergiler. Sefkat dengede olmali ki erkek-kadin iliskisi cekimini kaybetmesin.birbirlerini anne-baba yerine koymasinlar. O yuzden bu sefkat beklentisini bazen,kadinlar ogullarindan, erkekler kizlarindan daha fazla karsilar. Mesela ben babamin ayak tirnaklarini keser, meyvesini ellerimle yedirirdim. Hem annem bu konularda fazla dikkatli degildi, hem babam asiri gururlu bir adamdi hissettirmezdi.. O yuzden genelde kizlar babalarinin gozunde baskadir.hz. Omer cahiliyede kizini topraga gommek icin yeri kazarken, kizinin babasinin uzerien gelen topraklari temizledigini hem anlatir hem aglardi. hz. Fatimanin lakabi da “ummu ebiha/babasinin annesi”dir.

    Bir deneyde erkeklere neseli ve dusunceli olmak uzere iki ayri kadin yuzleri gosteriliyor, kiminle es olmak istedigi soruluyor. Erkekler neseli kadinlari tercih ediyor. aynisi kadin deneklere uygulaniyor. Kadinlarin cogu dusunceli/dertli erkek profillerini tercih ediyor. Bu da gosteriyorki, kadinlar hayatlarindaki erkeklere sefkat gostermeyi, onlari manevi olarak iyilestirmeyi seviyor. Mesela erkek isiyle ilgili sorununu paylasirsa zayif goruleceginden korkuyor, yahut esini bunlarla uzmemesi gerektigini dusunuyor, problemlerini sakliyor. Halbuki kadin kocasini seviyorsa onun sorunlarini dinlemekten paylasmaktan zevk aliyor, aralarindaki baglilik gucleniyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Yorumunuz için teşekkür ederim Gülpembe Hanım, güzel tespitler var.
      Bahsettiğiniz durumlarla ilgili ne yapabilirim diye hızlıca düşündüm, sonuçta yaradılışım böyle. Hani derler ya mal ortada diye, beğenen böyle beğenecek. :) Başka şeyler de var aslında motor becerilerinin kuvvetli olması vb. ancak benim görüştüklerim de padişah kızları değildi sonuçta :)
      Ayrıca şu ayrıntı da var. Anneler neden onaylıyor? Aracı olan arkadaşın eşi de gördü, o neden beni onaylıyor? Onlar da diyemez mi bu adam yaramaz diye. Ya da neden o kadar uzun görüşüyorlar?

      Ben şöyle anlatayım kendi gördüğümü. Kızın ailesi ailenden zengin olmayacak. Evinde gördüğü rahatı sağlayabilecek bile olsak yetmez. Çünkü o hayat görüşüyle o bakış açısıyla yetişmedik. Hani yazdık ya artist gibi değiliz diye zıpır arkadaşım bana senin ruhun ırgat der :) Öyle alışmışız öyle gider…

      Selametle kalın.

    • Feyza diyor ki:

      Peki burada iki deney celismiyor mu?
      Son deneyde dertli erkeklerin tercih ediliyor olusu ile ikinci deneydeki oksitosini fazla salgilayan ve mutlu aile baglari olan erkeklerin tercih ediliyor olusu.
      Yani ikinci deneydeki erkek sevgiye doymussa dertli olmasi pek mumkun degil, bu durumda hangi deney dogru?
      Ya da benim yanlis anladigim nokta varsa nedir?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Dertli olmak değil de orada kasıt düşünceli olmak daha doğrusu gözükmek yani “cool” olmak :)

        Ben bu noktalarda kadınları anlıyorum, fıtrat böyle de aslında bu durum güzel kızların benim ilgimi çekmesi durumuyla aynı. Fakat ben de sadece güzelliğe takılsam çok güzel olsun desem huyuna suyuna bakmasam bu beni ne derece mutlu bir yuva kurmaya götürür. Kızlar da aklını kullanıp ya bu adam karizmatik dikkat çekici ama huyu nasıl diye sorgulaması lazım. Artist peşinde koşarsa kendisine de artistlik taslanacağını bilmesi lazım :)

      • seysey diyor ki:

        Bir de farkettiyseniz guzel kadina ilgi gostermeyen erkeklerin burnuna bilincli olarak oksitosin verilmis.Diger grupsa hali hazirda sadece evli.Ama buradan cikarmamiz gereken sey evli erkeklerin eslerinden guzeline ilgi gostermedigi :) Kocalarimizin burnuna cikarken oksitosin surelim nerden bulacaz bunu :)) Oksitosin surulmeyen erkeklere eslerinin dokunmadigini falan hic sanmiyorum.

        • seysey diyor ki:

          Bagimli degiskenin her uygulamasinda bagimli degisken,bagimsiz degisken ve kontrol degiskeni bulunur. morgan’a gore yontem su sekilde uygulanir;
          deney yapan kisi,
          1.Bir seyleri degistirir ya da duzenler
          2.Diger kosullari olabildigince sabit tutar,
          3.Degiskennlerin ya da degisimlerin incelenen durum/kosul uzerindeki etkisini saptamaya calisir(bulent tanik)

          • seysey diyor ki:

            Deneysel yontemin her uygulamasinda yanlis yazmisim.Yani demek istedigim evli erkegin degil oksitosini yuksek erkegin durumu anlatilmis.Vr ardindan da oksitosin nasil yuksek tutulabilir anlatilmis.

        • gulpembe diyor ki:

          Seysey hanim,
          dokunmanin gucune inanin. Oksitosin sizsiniz,yuruyen oksitosin:) disardan birsey kullanmaya ihtiyac yok. Bazen hanimlar yaziyor, heyecanimiz kalmadi, ilk gunlerimizi ozluyorum diye. Bunun caresi ancak evlendikten sonra flortu birakmamaktir. Esler birbirlerine kur yapmaya zarf atmaya devam etmeli, iltifat etmek, sarilmak icin her ani muhimsemeli. Istisnalar haric evde duygusal doyumu olan hicbir es disarda heyecan aramaz. Kurani kerim buyuruyor ki, “Allah hic kimsenin gogsunde iki kalp yaratmadi.” Aski heyacani bir virus gibi dusunun;nasil ki vucud iyi beslenmez, bakilmazsa zayif duser cabuk hastalanir, sevgi ve ilgiden yoksun birakilmis insanlarin da duygusal bagisikligi zayiftir, hasta olmasi icin kucuk bir virus yeter.

          • seysey diyor ki:

            Valla dogrudur.Ben caba ve duanin gucune yurekten inaniyorum.Zaten daha evlenmeden kocamla aramizda bazi sirlar var.Pozitif enerjinizi sevdim :) Mutlu olun her daim.

          • Gulpembe diyor ki:

            Cok zarifsiniz Seysey Hanim,
            Hep beraber mutlu olalim insallah, omur kisa…
            Hayirli bayramlar!

          • Zeynep diyor ki:

            Gulpembe hanim ben yazmıştım evliligimizin ilk günlerini özlüyorum diye .Belli zaman sonra coluk çocuğa karısinca karı koca arasındaki çekimi nasıl koruruz diye sormaya calistim aslında Beylerden farklı yorumlar gelmiş anlayamadım birçoğunu sanırım cevap sizin yorumunuz da evliyken de flörtu bırakmamak .Ben biraz yapi olarak soguk bir insanım ki bu kadin için çok kötü bir özellik .Zaten mantıklı biriyim yani hayatımın hiçbir döneminde bulutlarda gezmedim yogun duygular yaşamadım bazen etrafta görüyorum romantik aşıkları yaşadıkları duyguları kiskanıyorum resmen .Ben de evliyim çok dürüst çok efendi eli yüzü düzgün kocam var elhamdulillah o muhabbeti helal dairede biz de yaşayalım diyorum kendi kendime .İş güç kostumacadan mi ne fazla dokunmuyoruz birbirimize eşim zaten benden bekler .Öyle olunca da araya soğukluk giriyor sanırım dokununca da birsey hissetmez oluyor zamanla Teşekkürler yorum için benim için çok faydalı oldu

          • Zeynep diyor ki:

            Ben çok grip olurum esim soylenir di önceden yilda otuz defa grip oluyorsun diye ben de duygusal yoksunluk yaşayan kadınlar çok hasta olur diye okumuştum bir kitapta sema hanimin kitabiydi sanirim eşime de gösterdim senin yüzünden benimle ilgilenmiyorsun bağışıklık sistemim zayıf diye ona atıyorum topu artık söylenmiyor.

    • .../nisa diyor ki:

      Gülpembe hanım,

      Feromon ile ilgili yazdıklarınızı geçen bende bir programda izledim. Kokularında farkında olmasak da eş seçimi üzerinde etkisi varmış. Genellikle anneye benzeyen kişiler eş için daha cazip geliyormuş. Başka bir konuda kan grupları dahi önemli olabiliyormuş genellikle en uzak kan grubunun çekim gücü daha yüksekmiş.

    • Süleyman diyor ki:

      Gülpembe Hanım

      Güzel bilgiler bunlar ancak Fatih Beyin sorularının yanıtı değil tam olarak.

      Fatih Bey ve daha pek çok erkek genç yaşında rızkını kazanmak için ailesinin olduğu, arkadaşlarının olduğu ve belki sevdiği yeri terk etmek zorunda kalıyor. Oksitosin diyoruz aile bağları ve dostlukları kuvvetli olan insanlarda salgılanır diyoruz da yani zorunlu olarak onlardan uzaklarda yaşıyoruz. Dostlarımızdan, arkadaşlarımızdan, sevdiğimiz yerlerden uzaklarda yaşıyoruz. Bulunduğunuz yerde arkadaş edinebilirsiniz ama akşam vakti gene evde yalnız kalıyoruz. O zaman gene sıkıntılar oluyor. Geçenlerde Fatih Bey yanlızlığıyla ilgili birkaç şey anlatmıştı. O zaman ben çok derinden anlamıştım. Dediği gibi bir yemek bile alamıyorsunuz. Diyorsunuz ki bu artacakta ziyan olacak. Hep böyle küücük porsiyonlarda alıyorsunuz gıdaları.

      Yani kısacası bahsettiğiniz durum bizim için şöyle oluyor. Oksitosin mi o ne olaki?

      Gülpembe hanım zaten bizim mağduriyetimiz ön elemeyi geçememek. Yani görüşmeyi kabul etmiyor. Görüşse tanışmayı, karşısındakini tanımayı kabul etmiyor kişiler.

      Genede ümitvarım. Allah’tan ümit kesilmez. İnşAllah Fatih Bey için de, Öbürler arkadaşlar içinde. Hatta Meryem Hanımdan hiç ses soluk yok acaba hayırlı bir şeyler mi oldu demeden ve düşünmeden edemiyorum.

      İnşAllah Allah bu kadar engele rağmen hayırlı bir şekilde yuva kurmamızı sağlar. Benim şahsen burada belirttiğim durumlar ve hatta bazen ettiğim şikayetler hep benim gibi gençlerin halini göstermek için. Belki birileri okurda daha iyi anlar. Evladını, kızını yetiştirirken ve evlendirecekken bilinçli davranır.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Süleyman Bey kardeş.

        Gayet açıklayıcı olmuş. Dediğiniz gibi ön elemeyi geçemiyoruz daha ki kupa mücadelesine katılalım :)

        Bu yorum bahanesiyle bir iki şey yazayım. Yazdığım yorumlar eleştirilebilir hatta cinsiyetçilik yapıyorsun da denilebilir. Ancak niye öyle yazdığımı açıklayayım.

        Kadınların ileriki yaşlarda değişmesi çok zordur. Hele ki yirmili yaşlardan sonra pek mümkün değildir şu meşhur kaburga kemiği misali. Hatta çok değişti dediğiniz kadınlar varsa dikkatli bakın, değişmemiştir aslında, şartlar oluşunca içinde varmış dediğimiz durumlar ortaya çıkmıştıt. Hani diyoruz ya sonradan tesettüre girdi diye içinde varmış aslında.

        Kız çocuğu yetiştirmenin zor olduğu ve bunu düzgün yapanların cennetle müjdelendiği hadisleri çoğu kişi duymuştur. Neden acaba? Düzgün yetişen kızın ileride fıtrat gereği kolay kolay bozulmayarak aslında bir örnek insan modeli olma potansiyeli olabilir mi?

        Yorumlarımda hep diyorum ya zamane kızları diye. Şöyle bir yirmi senelik fark alsanız aslında erkeklerde çok fazla bozulma olmadığını görürsünüz. Erkeğin fıtratı belli doğası belli aile kurmaya olan yaklaşımı belli. Erkeğin fıtratında yuva kurmak değil her çiçekten bal almak gezip tozup eğlenmek vardır. Bir erkek bunları isterse şaşırmayız ki bakılırsa erkeklerin bu zaman aralığında bir yere gittiği yok ne uzamış ne kısalmışlar. Ancak kadınlar için aynı şeyi söyleyemiyorum. Fıtrat dağıldı resmen son yirmi senede. Doğası gereği çocuk sahibi olmaya aile kurmaya şefkatli merhametli olmaya eğilimli olması beklenen kadınlar gitti yerlerine erkekler gibi kadınlar geldi ki yetişkin olanları düzeltmek mümkün değil. Artık kadınlar da “gecelerin adamı” oldular…Şu pantalonlar da virüs gibi yayıldı bu zaman aralığında. Kardeşim sen nasıl sığıyorsun onun içine, geçen anlatıyordu biri ıslanmış yağmurda da evde üzerine yapışmış yarım saatte çıkaramamış. Yav çoluk çocuk sahibi olamayacaksınız iç organlar binmiş üst üste. Hiç mi canları yanmıyor, kalbe yazık damarlar sıkışıyor.

        Buradaki okuyucu/yorumcu/yazar hanımlar alınmasın diye defaatle yazdım yine yazıyorum. Süleyman kardeşimizin dediği de doğru belki kız anaları/babaları bu yazılanları dikkate alır. Son olarak kız çocuklarıyla ilgili şunu yazayım. Yetiştirmek çok zor, çok çaba ve sabır gerektiriyor. Öyle ki hemen netice beklemek çok yanlış. Terbiye etmeye çalışırsınız hemen sonuç beklersiniz hatta bir bakarsınız aksini yapar ancak büyüdüğünde görürsünüz ki çabalar boşa gitmemiş. Terbiye ettiğiniz konular nakış gibi işlenmiş yüreğine. Belki doğru bir örnek olmayacak ama dövme gibi. Bir defa işlersiniz ve ömür boyu kalır. Yaptırana acı verir yapanı yorar. Umarım aileler güçlü kadın olmayı değil saliha kadın olmayı işler kızlarına…

        Selametle.

      • seysey diyor ki:

        Ben de on elemede eliyorum hakkinda arastirma yapiyorum iyi insan cikiyor resmine bakiyorum hic olmaz diyorum sans bile vermiyorum.Sonradan uzulur diye.Bir nedeni de asiri israrci olmalari kopartamiyorsun kendinden en iyisi hic olmayacak gibi duranlara bulasmamak diyorum.Acaba oksitosini yuksek erkekleri kaciriyo muyum diye dusundum simdi. :/

    • gulpembe diyor ki:

      Fatih bey,
      son birsey ekleyim sizinle ilgili,4-5 gorusme yaptiktan sonra, olumsuz yanit veren hanfendiyi sormustunuz mesela, kacirdigim noktalar olabilir, fakat bana gore hanfendi mantik olarak sizi kabul etmis yalniz kalbini isindiramamis. Ben ilk iki gorusmesinde olumsuz dusunup 3. de olumluya ceviren cok kiz gordum. Kizlar mantigina oturtunca , isinmak icin gercekten caba veriyor ama olmayinca olmuyor, ya ilerde de soguk olursam diye korkuyor. Yani kotu insanlar degiller inanin:)

      feyza hanim,celiski gibi gorunse de degil. Cunku bizler feromon yada oksitosini yuksek salgilayan insanlara bilincli olarak isinmiyoruz.yani bu insan sevilen biri bende seveyim demiyoruz. Olusturduklari manyetik alan bizi cekiyor. Bu kisi ayni zamanda dertli de olabilir bu yaydigi ve bziim duyum esigimizin disinda kaldigi icin nedenini farkedemedigimiz enerjsi dikkat cekmeye devam eder.
      Diger deneydeki kadinlar ise o erkeklerle yanyana gelmiyorlar, tanismiyorlar. Resimden bilincli bir tercih yapiyorlar. Belki birraya gelseler, feromonlari uyusmayacak:)

      suleyman bey, Allah kulun acelesi ile acele etmezmis, cunku kulunu ondan daha fazla sever ve dusunurmus,
      nisa hanim, hayr olsun insallah:)

      ben cevremdeki bekar arkadaslara ic ve dis guzellik icin ya tevvab-musavvir-vedud isimlerini vird edinmelerini soyledigim olur.tabi sizlerin cok daha sumullu virdleriniz vardir belki bilmiyorum.
      Bol sadaka vermenin etkisine de cok inaniyorum. Dindar olmasa bile nerede bir comert insan var farkediyorum ki isleri hep yolunda gidiyor. Cimri insanlarin kalpleri hic rahat etmiyor, hep bir huzursuzluk.bol sadaka ve tevbenin dualari daha makbul kildigina dair bilgiler var zaten.

      Aracilari fazla ciddiye almayin, yani soyledikleri ile ilgilenin ama kalbinizi baglamayin. Yusuf as in hapiste unutulmasini, azledilmesi icin devlet baskanina gonderdigi hapis arkadasina fazla umut baglamasinin sefkat tokadi diye yorumlayanlar olmus. Yada ibrahim as tam atese atilirken, cebrail gelip bir istegin var mi diye sordugunda “bir istegim var ama senden degil(rabbimden)”demis ,,dogru mu yanlis mi bilmem.Allah yerlerin ve goklerin hakimiyken, ondan baska nasil dost ve yardimci bulunsun?”(ayet)

      selametle …

      • Süleyman diyor ki:

        “suleyman bey, Allah kulun acelesi ile acele etmezmis, cunku kulunu ondan daha fazla sever ve dusunurmus”

        Dediğiniz gibi Gülpembe hanım. Muhakkak beklememizinde bir hikmeti var. Zira ben hayatım boyunca başıma gelen musibet gibi görünen şeylerde bile daha sonra pek çok hayır olduğuna şahit oldum.

        Allah (cc.) hep hayırlısını nasip edeceğine inanıyorum. Bunun içinde beklemem ve sabretmem gerektiğine. Zaten inanmasam emin olun dayanılacak gibi olmuyor kimi zaman. Özellikle yalnız kalınca öyle kötü oluyorum ki. Kafamda bin bir türlü vesveseyle uğraşmak zorunda kalıyorum.

        Bazen belki sitedekiler bu çocuk bu yaşında bu ne vehim diyordur. Emin olun bende kendime aynı şeyi soruyorum ama yanıt bulamıyorum. Bu kadar genç yaşta bu konuyu bu kadar kafama takmış olmak istemezdim ancak ne diyeyim elimde de değil.

        Kısacası ümitsizliğe düşmeye veya aceleci davranmaya gerek olmadığının farkındayım. Bazen elimde olmadan bu durumlara düşsem de kısa süreli oluyor. Allah’tan ümit kesilmez. 50 yaşında evlensem ve hatta hiç evlenemesem dahi benim için hayırlı olan takdir edilmiş olan budur demek ki derim. Allah cümlemize hayırlısını nasip etsin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Teşekkür ederim Gülpembe Hanım.
        Hanımefendi değil hanımefendiler maalesef…
        Iskaldığınız bir iki yer var zaten siz de bu olasılığı yazmışsınız. Çok detay vermem gerekecek hem doğru olmaz hem de uzatmış oluruz. Fakat ipucu vereyim. Evvelden flört geçmişi olan kızlara hiç flört geçmişi olmayan bir erkek sıkıcı gelir(miş) Kızlar da aynı şeyi söylüyor erkekler de. Bana tecrübesiz denildiğini hatırlatayım. Ben de sizin dediğiniz gibi önceden de belirtmiştim, üç kağıtçı art niyetli insanlar değillerdi ama flört geçmişi olan bir kıza nikahta keramet vardır zamanla seversini anlatamazsınız. Bir kere karşı cinsle muhabbeti tattığından aşağısı kesmez artık. Şu ayrıntıyı da yazmıştım. Bırakalım bu işi diyemediler o cesareti gösteremediler ancak bizim bırakacak cesaretimiz yok sen bizi bırak diye tavırlarından ben anladım. Ayrıca başka bir hanımın yorumu da şuydu. Ben seninle ilerisi için ışık görmüyorum ama şu an yalnızım boş kalmayayım demişler dedi. Bir ablamız da bana aynısını söylemişti. Kızı bırakma ama sen de takıl madem o kafadaysa demişti. Ayrıca Gülpembe Hanım bir kız elektrik almasa saatlerce oturamaz telefonda kesilene kadar benle konuşamaz. Isınamadılar. Neden mi? Çok anlayışlıydım, aracım aile aracıydı, garsona höt dememiştim kıyafetim ciks değildi sıradan bir insandım artist gibi bir duruşum yoktu.
        Yurtdışına gidenler gavur ellerinde bu işler daha dürüstçe gidiyor diyor pazarlık olmazmış insanlar birbirini insan oldukları için severmiş. Çiftler öyleymiş, gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz.

        Sadri Alışık’ın çok güzel bir sözü var. Diyor ki “Öpüşecek birini aramadık, bizim için ölsün de demedik, hani biraz sevse üstünü tamamlardık.”

        Selametle kalın.

        • gulpembe diyor ki:

          Fatih bey,
          maddi beklentiler hususunda haklisiniz. Evleniceklerden cevre ve ailelenin fazla bir beklentisi ve yuku yok. Gayet mutevazi bir dugun yemegi, zarif ve sade dosenmis bir ev… insanlarin marka/luks..vs merakini da gormuyorum. Cocuklarin muduru sort ve spor ayakkabiyla okula geliyor, gerisini dusunun:)

          Selamlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Burada öyle olmuyor Gülpembe Hanım.
            Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem
            Ud kemani olmazs aynalı körüğe de binmem diyorlar.

            Ucuza gidenlerin de kıymetleri bilinmiyor. Ben şahsen kendime zam yaptım. Yüzde üçyüz. Piyasa değerimi koruyacağım artık. Malzeme fiyatına gidiyordum eskiden. Ben de bakacağım artık güzellikse güzellik tahsilse tahsil. Eskisi gibi basit düşünmüyorum artık. Daha doğrusu daha basit ve net. Gülbahçesi hikayesi gibi olmasın diye kasmanın lüzumu yok. Çünkü bahçede gül kalmamış her yer ot…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım’ın tespitlerine baktığımızda peygamber efendimizin bu konudaki hadislerinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyoruz. Evlenmeyen kişi yarımdır ya da başka bir deyişle oksitosin fakiridir :) Rehberimizi doğru seçersek hem bu dünyada hem de ahirette kazanacağımızı bir kez daha doğrulamış olduk.

  38. mustafa _/) diyor ki:

    “Bekarları evlendirmek için ne yapmalı”nın yanında İnternet ortamını taradığım halde pek rastlayamadığım bir mesele de evlilik arayışını ve heyecanını, elmanın öbür yarısı vb. duyguları kaybetmişlik durumu. Bu duruma düşen bir kimse nasıl bir yol izlemeli. Cinsel dürtülerin devam etmesine rağmen evliliğe karşı soğumuş, romantik hiç duygusu kalmamış bir insan ne yapmalıdır. Acaba psikiyatriye mi başvurmalı profesyonel yardım mı almalıdır. Yoksa kalbinde çöreklenen hastalıklarla elinden geldiğince sabredip, hakkındaki hükmün tecellisini mi beklemelidir.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Mustafa Bey.

      Sizi çok iyi anlıyorum. Ben de bahsettiklerinizle paralel bir iki anımı anlatayım.

      Günlerden bir gün işyerindeki bir iki hanım arkadaş seni evlendirmiyor muyuz tarzı bir muhabbet açmışlardı, arı kovanına çomak soktuklarının farkında değillerdi :) Başıma gelenleri özetle anlatıp bu işler benden geçti artık deyince birisi refleks olarak yaa olur mu öyle şey aşka küsemezsin demişti. Yani sevme ve sevilme ihtimali konusunda küskünlük yapmak, umutsuz olmak doğru bir şey değil. Hatta bana dedikleri, öyle düşünürsen olacak şeyi de bozarsın, manevi olarak itersin, auranı bozarsın demişlerdi. Kadınların altıncı hisleri kuvvetlidir sonuçta, haklı olabilirsiniz dediydim.

      Yani siz yazdığınız gibi hakkınızdaki hükmün tecellisini beklemeye devam edin. Şu var. Ben bunları yazıyorum ama önceden bir iki defa yazdığım bir cümle vardı hiçbir kızın beni sevebileceğine inanmıyorum diye. Aslında görmesini bilenler için o cümlenin manası hiçbir kıza ısınabileceğimi sanmıyorum, seveceğime ve sevileceğime ihtimal vermiyorum idi.

      Bence psikiyatristlik bir durum yok ki eğer inanç anlamında farklı birisine denk gelirseniz daha çok canınız sıkılabilir, kızlara ilk görüştüğünle mi evleneceksin diye akıl verenler olduğunu da biliyoruz.

      Gelelim diğer olaya. İşyerinde bir abimiz de geçenlerde bana sorduydu evlenmiyormusun ya, bulmuyorlar mı annenler birilerini diye. Yok dedim :) Kendisi de aslında bu konuda yetersiz kaldığı için ona da hafif dokundurduktan sonra ya abi dedim istersen ben de bekar tayfaların arasına karışayım diye arka masayı gösterdim. Ben de onlarla gezmeye, yemeğe vs. gideyim o zaman dedim. O da nasıl birisini arıyorsan o ortamlarda bulunmalısın dediydi. Ben de o ortamlarda elbette aradığım kişiyi bulamam dediydim. Müspet bir abimiz çevresi de geniş aslında ama çok girişken davranmadı bu konularda. Diyeceğim o ki aracılık yapacak kimse olmadığını da bu şekilde doğruluyoruz her defasında.

      Konu dağılıyor gibi olacak ama Mustafa Bey görüştüğünüz kaç kişi oldu, nelerle karşılaştınız bilemiyorum. Zaman ve insanın yaşadıkları bazı şeyler bu konulardan insanı soğutabiliyor. Artık eskisi gibi Mevlana modunda ne olursan ol gel demiyorum, katı kurallar koydum. Ayrıca kendi başımıza gelmiş olması şart değil, bu site bana iki konuda çok faydalı oldu. Birincisi feminizm konusunda farkındalık, ikincisi de çalışan eşe nötr olmanın çok iyi bir şey olmadığı. Ben çalışanla da görüştüm çalışmayanla da. Kimseyle işini bırak diye didişmeye girmemek adına da bazı davranışlarım oldu mesela, şimdi işi bırak desem bırakmaz, iyi bir kariyeri var ama etrafında da elli erkek var ben kıskanırım deyip en iyisi görüşmeyeyim dediklerim oldu. Feminizm konusunda da algıda seçicilik oluştu. Mesela önceden görüştüğüm kızlardan birisinin gizli ve koyu feminist olduğunu bu site sayesinde gördüm. Bu paragrafı yazmamın sebebi şu. Hayata ve evliliğe bakış açınızın yakın olduğunu tahmin ederek şunu anlatmaya çalışıyorum. Popüler kültüre tamamen teslim olanlarla zaten yapamayız, ne onlar bizi sever ne de biz onları sevebiliriz. Bu sebeple olmayacak adaylarla görüşmenin anlamı yok. Ya da aslında olsa hayırlı olmayacak şeylere sahip olmayışımıza hayıflanmanın anlamı yok.

      Son olarak da aslında biraz da hanım yorumcuların fikrini alabileceğimiz bir konu var. Biraz kendi açımdan soruyorum. Kavvamlık muhabbeti aslında bir yerde. Şimdi ben bir kadına höt dersem, kaba sert davranırsam, kavvam mı oluyorum? Ya da karşımdaki kadının duygularını anlayıp onun zayıf yaratılışlı olduğunu düşünüp nazik davransam, efemine mi oluyorum?(Kibarlıktan ölmek değil. Duygusal davranmak. Ancak duygusallıktan kastım onlarını anlamak, yoksa duygularının esiri olup akıl ve mantığı kaybetmek değil.) Bir erkek sevilmeyi beklemelimidir? Bir kadın tarafından sevilmeyi beklemek acizlik midir? Belki bu konuda hanımlar daha isabetli yorum yapar? Yani işin özü şu atasözüne geliyor, deveye diken insana üzen mi gerek. Gerçekten öyle mi? Kadınlara iyilik yaramaz mı? Nişanlısını döven adam dövdüğü kızla evlenebilirken kızcağız için zor olmasın diye kıza evinin yakınlarında buluşmayı teklif etmek kaybetmeye mi sebep oluyor. Ya da aslında burada kayıp değil kazanç mı var? Geçenlerde radyoyu gezerken bir şarkı denk geldi, sözler, dikkatimi çekti bir inceleyeyim dedim. Taktiklere kurban gitmesin falan diyordu, yazık olmasın aşkımıza diyordu. Buradan şuraya geleceğim. Aklıma şu iyi aile kızı taklidi yapan kız gelmişti. Telefonuna özellikle bakmayan. Çantasında olduğu için duymayan. Milleti işi çözmüş profesyoneller bilgisayarla telefonu entegre edip ya da telefona uygulama yükleyip okunduğu belli olmadan mesaj okumanın yolunu bulmuş. Nasıl bir ego çözemedim. Velhasılı şu evlilik görüşmelerine flört muamelesi yapmayacak olan kız kalmadı mı? Ben mi yanlış yapıyorum? Niyetimin ciddi olduğunu belirtmem kızları itiyor mu? Yoksa kızlar sahip oldukları tek varlıklarını da ağırdan satmanın peşinde mi? Halbuki tek varlığı dişiliği olmayan, altın gibi bir kalbi, su gibi duru bir zihni olan, inancını bu dünyadan üstün tutup yaşamaya çalışan kızlar da var, hani onları örnek almak çok mu zor?

      Ben şahsen kendimi bu konulardan çok uzak görüyorum. Anlatmaya çalıştığım şey umutsuzluk değil. Hani olursa benim için sürpriz olur. Kızlar da erkekleri sevebilir modülü bende yüklü değil. Öyle bir içgüdü tanımlanmamış bende. Mantık da bir yere kadar. Artık kızlar neyden hoşlanır onu da çözemedim ama neyden hoşlanıyorlarsa demek ki o bende yok artık. Huy mudur? Tip midir? çözemedim. Ben kimse benle evlenmez de demiyorum ama kapıdan çıkarken bir güle güle diyecek birisinin denk gelme ihtimalini çok zor görüyorum. Çünkü zaten bir kızdan bunu beklemek zayıflık, duygusal açlık olarak görülüyor. Yahu ben niye evleneyim dediğimde artık açıkçası kadınlara olan ilgiden ötesi aklıma gelmiyor. Gün gelip onun da biteceğini biliyorum. Çocukken babama şu mankenler niye açılıp saçılıyor alınlarına ben güzelim yazsalar olmaz mı dediğimde büyüyünce anlarsın demişti. Anladım :) Yaşlanmak kısmet olursa o zaman da aynı olacak. Kızlar evladım gibi olduğunda artık hiç gerek kalmaz bu konulara kafa yormaya 😀

      Ben şahsen maddi manevi anlamda tek başıma nasıl daha verimli yaşarım modundayım. Hatta zamanında düğün yaparım belki diye kenara ayırmaya çalıştığım birikimimi yemiştim:) Bu dünyada herkesin imtihanı farklı. Çok düşünmeyin bu konuları. Olursa olur olmazsa olmaz. Bizim için en hayırlısını Allah bilir. Psikiyatrist vb. değil de varsa güvendiğiniz büyüklerinizle, arkadaşlarınızla bu konuyu paylaşın derim. Burada da yazabilirsiniz, biz dinleriz. Bakın ben yazıyorum mesela :)

      Selametle.

      • sennur diyor ki:

        fatih bey yorumunuzu okuyunca aklıma gelenler oldu .
        ben eş adayları arasından seçilirken ; dünya malı yani ev istemediğim için hayrete düşülmüş ve daha önceki adayların direk ev konusu sorulması ,arzu ve talep edilmesi eski eş ve ailesini oldukça üzmüştü.
        birçok aday ile görüşmüş , hatta bazıları sırf onun için tesettüre girmiş ,olmayınca başını açmış vb.gibi durumları ve örnekleri çoooktu .
        ÇOK aday aslında bir süre sonra bıkkınlık verse de size gerçek kriterlerinizi açık açık yazın , sonra onlar üzerinde konuşun , çünkü önemli konuları atlayabilirsiniz , azıcık uygun biri çıkınca.

        ben de karşısına çıkıp ,dünyalık istemiyoruz ,abdest ,namaz ,kuran tamamsa sade HUZUR ve İKİCİHAN SAADETİNE vesile olacak hayat deyince , evleniverdik .
        kayınvalidem yakınlarına anlatmış ,çok masrafsız ,hiçbir şey istemedi :( (ayrılınca bana söylediler )
        bazen diyorum , birşeyler istemek gerek miş ki KIYMETİM olsun.
        ya da ayrılınca fark ediyorum, oynanan rol ve oyunları .
        hoş ayrılırken de bir şey istemedim :( maddi manevi tazminat almadan imzaladım.
        (ahiret var , HAKKın huzuruna çıkınca vereceğimiz bir hesap var ,şükür ki RABBİM UTANDIRMASIN)

        bazen kişiler görüşmelerinde hem aynı konular denk gelince , diğer bir aday da o şartlar olmazsa ,fıtraten uyar mı vs demeden biraz da aile baskısı ile evlenip , hayatı kendilerine de o dünyaya dair huzur isteyen insana da dar edebiliyor .

        kavvamlık için sormuşsunuz ; bence bağırmak ,ya da sertlik değil kavvamlık.
        eşi eş bilmek ,anneyi anne bilmek , kardeşi kardeş bilmek , hakkını yerine getirmek ,kimse için diğerini üzmemek ,üzecek ortam yaratmamak ,birbirilerini çekiştirmesine fırsat vermemek ,
        orta yolu bulmak , haset damarını şişirmemek
        aynı şehirde her iki aile bulunuyorsa , her ikisine de bir akşam ziyareti ,
        farklı şehirlerde ise duruma göre bir bayram birine ,diğer bayram birine
        bu konular hassas konular hem sila i rahim ,hem ana baba hakkı – hem aile -hem çoçukların gelişimi için .

        ve burada yazıldı mı bilmiyorum ,
        erkekler KAVVAMLIK konusunda yeterli olamıyoruz diye düşünüyorlar zamane kızlarına ,
        ama erkek isterse ,evlilik yürüyor ,
        erkek sebat ederse ,evlilik devam ediyor ,
        erkek sabır ederse veli ,sabır edemezse filozof oluyor :) :) :)
        tüm bunları beceremeyenler boşanmış birey oluyor ,

        bu arada elma yarısı filan yok artık , o dönem eskideydi :)
        herkes tam ve bütün . ancak evlenince 2 tam bir tek olmanız gerek .
        yani biz bilinci olacak ,

        benden de bu akşamlık bu kadar…..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Teşekkürler Şennur Hanım.
          Gayet aydınlatıcı bilgiler sunmuşsunuz. Şimdilik bu kadar olsun devamını bekliyoruz :)

          • sennur diyor ki:

            rica ederim fatih bey ,
            bir yorum yazdım ama bu yorumun altına gelmedi galiba :(
            sitedeki bu aksilikler umarım çözülür

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım.

            Bahsettiğiniz yorumunuzu gördüm. Evet ucuza gitmek diye bir kavram var, pahalıya almak da var :) Açıkçası artık kendimden çok kardeşimi düşünmeye başladım. Yaşı geldi artık. Şimdi elin adamı gelir de kıymet bilmezse diye çekiniyoruz. Kargaya yavrusu kuzgun gözükür derler ama sonuçta belli değerlerle büyüttük. Mal mülk istemiyorum diyecektir, öyle yaptı diye açıkta bırakacak birisi olur da kıymet vermezse kötü. Bizim köyde hayta bir eleman vardı. Durulsun diye naif bir hanımla evlendirdiler. Bir senede kızın çekmediği eziyet kalmadı, oğlan boşanmaya kalktı falan ki büyükler araya girdi sonradan da yuva yıkılmadı Allah’tan. (Yalnız bu durumları görünce beni anlayışlı diye eleştiren kızlara böylesi lazım diyorum vereceksin küsküyü. Ancak dünyanın düzeni gider yine tepelerine çıkabilecekleri birisi denk gelir)

            Yorumları hizalarken sorun oluyor bazen. Geçenlerde bir yorum için okudum manasında teşekkür ederim diye yazdığım yorum başka bir tartışmanın ortasına denk gelmiş sanki başka yorumcuları da münakaşaya davet ediyor gibi olmuş :) Nasıl çözülür bilmiyorum.

            Selametle.

          • sennur diyor ki:

            fatih bey, gördüğünüz yorum nisa hanıma hitaben ,ben aslında size hitaben yorum yazmıştım ,hatta dünde kavvamlık ile alakalı uzun bir yazı yazdım ,gönderilme sırasında sorun çıktı ve yayınlanmadı ,
            dedim ki kendime sen hanımlığı becereme sonra kavvamlık ile ilgili yaz , olacak şey değil ,
            o kadar yazmam gerekliymiş fazla yorum yapmayayım en iyisi :)

            ufaklık kaç yaşında bu arada ? rabbim ona da size de hayırlısını nasip eylesin ,en çok da karşılıklı kıymet bilecek insan nasip etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Estağfurullah Şennur Hanım kavvamlık gibi konular hakkında siz de yazabilirsiniz elbette. Ben bana yazdınız da sırası karışmış sandıydım. Zaten umuma açık. Herkes istifade ediyor nasibince.

            Ufaklık eylülde yirmi beşten gün alacak. :) Eve geldiği günü hatırlar gibiyim. Daha dün gibi…

        • .../nisa diyor ki:

          Sennur hanım,

          Sizin yorumlarınızda şahit olduğum bir durum hem nokta atışı yapmanız hem de farklı açıdan bakabilmeniz. Yazdıklarınızda haklısınız. Evlilik görüşmelerinde evi arabayı yada maaşı hiçbir zaman sormadım muhtemelen soramam da evin araban var mı gibi zaten bir şekilde karşı taraf bunu sohbet içinde anlatabilir. Masrafsız düğün istediğinizde lüzumsuz şeyler için karşı tarafı bunaltmadığınızda orta yolu izlediğinizde kıymet biliniyor mu bilmiyorum.

          Bir tanıdığım insanların gerçek niyetinin evlilik olup olmadığını yada sabrını ölçmeniz için uğraştıracaksınız derdi ancak o zaman belli oluyor derdi. Kendisi de insanları böyle uğraştıracak biri değildi aksine diğergam birisi kıymet bilmek dediniz ya belki kıymeti bilinmediği için böyle dedi. Bu konuda cinsiyet ayrımı da yapmadan bunu söyledi.

          Başka bir durumda bir tanıdığımda oldu muhtemelen bende de aynı durumlar olabilir. Bekarken çalışan tanıdığım evlendiğinde ilk yıl eşinden para isteyememiş birisinden para istemeye alışkın olmadığı için eşinin eve bıraktığı harçlığı yetiştiremeyince bekarken biriktirdiği paradan harcamış. Bende babamdan para istemeye alışkın biri değilim genel olarak insanlardan da çok zor durumda kalmadıkça bir şey isteyemem bu zamanla alışkanlık haline de geliyor. İnsanlara muhtaç olmamak değil de insanlara külfet olmaktan uzak durmaya çalışıyorsunuz kırk kere zihninizde düşünüyorsunuz. Huzuru aradığınız için öncelikleriniz farklı oluyor.

          Sitede yorum yazan çoğu yorumcunun niyetinin samimi olduğuna inanıyorum. Daha önce Yahya bey’e yazdığım yorumdaki gibi bırakın şımarmayı doğru düzgün değer görmemiş kişiye de kabalık yapmamak gerekiyor. Elbette hiçbirimiz mükemmel değiliz hepimizin acı tecrübeleri, fedakarlık yapan tarafta olmaları, kayıpları, erteledikleri, hasret kaldıkları vs. var şımarmayı zaten beceremeyiz de bünye alışkın değil :) en azından inşaAllah azıcık mutluluğun tadını çıkarırız.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Bekarken calistiginiz icin evlendiginizde ilk zamanlar isteyemeyebilirsiniz buna katiliyorum. Ben calismiyorum ama benim de kendi ihtiyacimi karsilayacak kadar bir gelirim cuz’i de olsa var fakat evlenince bu kesilecek. Ve sizin gibi, kimseden birsey istemeye aliskin degilim bu yuzden erkegin comert ve dusunceli olmasi cok onemli bir vasif. Siz istemeden ilk zamanlar anlarsa durumunuzu ne ala. Ama zamanla zaten kadin erkek alisir birbirlerine ve arada guven bagi olusunca da bu gibi seyler asilir diye dusunuyorum.
            Ilk zamanlar harclik istemeye cekinip sonra da mafya agalari gibi harclik verir hatta harac alir duruma donusmeyelim de :) :)
            Siz de eminim oyle olursunuz. Ilk seferler cekinseniz de, esinizle samimi oldukca rayina oturur hersey. Ben de oyle olacagimi hissediyorum kendim icin. O da ilk zamanlar zorlanabilir yani erkek de. Cunku biz kimseden birsey istemeye aliskin olmadigimiz gibi o da kimseye harclik vermeye aliskin olmayacak. :)
            O yuzden unutadabilir cok asiri ince dusunmemek gerekir. Kasitli degildir.
            Cozum bulalim peki. Biz de ne yapariz?
            Ufak tefek hatirlatmalaeda dolayli olarak bulunuruz mesela. Ornek vereyim. En basitinden,
            Evde tuz mu bitti, bir iki ogun tuzsuz yemek pisirirsiniz. Yemek tuzsuz olunca anlar ve sorar. :)
            Ya da sahsi ihtiyaciniz mi var? Mesela telefonda hattinizin gunu doldu. Birkac kez odemeli arama yaparsiniz. Ya da “bugun annemi arayacaktim (anneden kasit k.valideniz, burasi onemli :) ), ama dakikam bitmis cok ayip oldu kac gundur konusamadim kadincagizla” gibi….:)
            Ornekler cogaltilabilir. Yani biraz esprili yaklasim durumu kurtarip belli bir rutinr oturtmaya yardimci olabilir.
            Size komik birsey anlatayim. Rahmetli annem muzip bir insandi. Evimizde bir oda vardi onun yikilip mutfakla birlesmesini istiyordu. Soyledi soyledi kac kez kimse ilgilenmedi. Tamam deniyor ama ortada icraat ve faaliyet yok. En sonunda bir gun eline keseri aldi ve duvari kendisi indirdi. Babam bir geldi duvarin yarisi yok :) molozlar da supurulmus.
            “Hanim ne yaptin ben bu duvari hayatta ormem” dedi. Annemde hic tik yok tabiki suclu cocuklar gibi ve ilk tepkinin nasil geleceginin zaten bilincinde ve hazirlikli. Olsun dedi boyle otururuz bak aydinlik oldu, ne guzel. Aradan birkac hafta gecti, annem o konuyu hic acmadi sanki duvari indiren kendisi degil :) yok gibi davrandi. Sonra havalar sogumaya basladi. Tabi gelen giden misafirler de soruyorlar bu duvara ne oldu? Bir gun baktik ki babam kendiliginden tadilata baslamis duvari duzenliyor. Haliyle oda icerden gozukuyor olunca rahatsiz oldu… :)
            Yine ayni sekilde mesela, evde ekmek yoksa biliyor ki oglu almaya gitmeyecek yani kac kez soyletecek.. Bir iki kez soyler olmadi ustunu giyer ben gidiyorum oglum der cikmaya koyulur. Biliyor ki abim erkeklik icgudusuyle onu gondermeyecek. O da hemen kalkip “anne dur ya “diye paldir kuldur giyinir annemi eve sokar. Bu defa annem ters psikoloji ile yok olmaz ben giyindim ben alayim iste diye diye gulerek eve girer :) (bu taktigi evin kizlari disinda erkekleri hala bilmiyor ve yutuyorlar)
            Yani kavgasiz gurultusuz hallediyordu islerini. Bunlar birer masum taktik. Ufkumuzu acma adina gelistirilebilir.
            Burada her ne kadar erkek evi gecindirmeli desek de, pratige dokulunce erkek dusunmuyorsa, sorumsuzsa ya da cok cimriyse eger, kadinlar icin bu cok zor bir durum. O yuzden cimrilik kadina, comertlik erkege yakisir.
            (Cimrilikten kasit tutumluluk anlaminda).
            Neseli gunler dilerim. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Özgüven ile şımarıklık arasında sanki bir ilişki var gibi geliyor bana yanılıyor muyum bilemedim?

            Sizinle beraber diğer yorumcuların da fikrini alabiliriz. Ortaokulda öğretmenim anneme veli toplantısında Fatih’in dersleri iyi biraz ödüllendirin pohpohlayın demiş de annem o zaman da şımarıyor demiş benden için. Öğretmenim beni severdi durup dururken düşman olduydu bana. Benim ne günahım var dediydim :) 50 çalışmada yaptığım bir hata 49 doğruyu götürmüştü mesela. Öyleymiş. 49 doğru görülmezken bir hata tümünün önüne geçebiliyor. Annemin çok sıktık dediği durum.(sınav sorusu vb değil düz iş) Dediğiniz gibi bizim şımarmaya hakkımız yok. Ben bir ileriye götürüp sevmeye sevilmeye de yok diyorum kendim için. Karnelerim hep pekiyiydi. Karneyi alır almaz öğleden sonra doğru dükkana. Sonrasında bu adam nasıl artist olsun da kızları etkilesin değil mi? Allah anne babamdan razı olsun. Hiç şikayetçi değilim tam tersi çok mutluyum. O zamanlar o sorumlulukları vermemiş olsalar belki sorumsuz, hayta, artist bir tip olurdum. Görünürde kazanırdım belki ama gerçekte kaybederdim. Varsın ailesinin el bebek gül bebek yetiştirdiği kızlar bu halime laf söylesin, amatör ligde oyna desin, umurumda değil.

            Kardeşim mezun olduğunda en üst kademedeki hocası da vedalaşmak için geldi, bölüm sekteri de geldi, çay işlerine bakan ablası da geldi. Hepsi içten sarıldılar, çoğu ağladı. O zaman dedim ki çok şükür Allah’ıma bu şekilde yetiştirmeyi başarmışız. Kimseye kibir yapmadan her mevkideki insanın gönlünü almış demiştim. Bunu niye anlattım. Önceden de yazmıştım yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyenleri, düğününde köylü akrabalarını istemeyenleri. Eee kardeşim benim de bir ayağım köyde büyüdüm ben. Hepsi de gelecek düğüne. Aileme ve bana kibir yapıyorsan güle güle…Benim de dolmuşa çekine çekine bindiğim çok oldu üstüm başım paslı diye. Nasıl ki kızlar dış görünüşlerine önem veriyorsa kavvamlık da görüntüye indi. Artist isen kavvamsın. Ben Allah güç kuvvet verdiği sürece taş taşır evi ekmeksiz bırakmam derken ayak yapmıyordum. Benim baba mesleğim olan zanaatkarlığı da biliyorum çok teknolojik firmalara danışmanlık yapan hocayla tez çalışmayı da.

            Annem babam Allah razı olsun ellerinden gelen her şeyi yaptılar okuttular, ortaokul mezunu üyesi bile olmayan ailelerin ilk üniversite mezunu torunu oldum gerisi de geldi. Bir tek şımartmayı unuttular sanırım :) Zaten bu saatten sonra istesek de şımaramayız dediğiniz gibi, alışmadık belde abdest durmaz…

            Selametle.

          • sennur diyor ki:

            nisa hanım,
            iltifatınız için teşekkür ederim ,
            farklı bakış açısı ile farkındalık kazandırmaya çalışıyorum sadece .

            şöyle ki ,evllilik arefesinde mal mülk talep etmemiş kişiler ,evlenince çok kolay harcanabiliyorlar . mesela vardır çevrenizde kaçarak evlenen insanlar ;
            bir bakın biraz incelediğinizde kaçma eylemi iki kişiyle yapılan bir eylem olmasına rağmen , kayınvalide ya da oğlan tarafı biz bunu istemedik ki kendi geldi deyip , KIYMET vermiyorlar dediğiniz gibi …..
            birçok şeyi imkanları olmasına rağmen ucuza getirebiliyorlar sonrasında kaçan gelin ,bana kıymet vermediler deyip bir dünya içine atıyor .

            ben kadınlar ile iç içe çalışıyorum , ve birbirinden duya duya affedersiniz ‘BEDAVAYA GİTMİŞİZ ‘diyen o kadar çok ki…

            ben kendi adıma pişman değilim, geçici bir dünyadayız , (rabbim ahiretimize yatırım yapmayı ve bu konuda yarışmayı nasip etsin inşaallah )
            var iken yapmayanların hesabını kolaylaştırsın RABBİM ,

            BU konuda denge nedir ,ne değildir inanın bilmiyorum ,
            ama birazcık da olsa konuşulması gerek sanki , bunu gelin-damat değil de ,büyükler konuşması gerek (şimdi akıllı başlı büyükler de kalmadı malum hepsi ergen ana -baba )
            gençler idare ediyor ana-babaları .

            bekarlara tavsiyem ; karşılıklı kıymet bileceğimiz ,ikicihan saadeti verecek hayırlı bir hayat arkadaşı nasip eylesin inşallah. :) :) :)

            not: biz kıymeti bilinmeyen ve kıymet bilmeyerdeniz :( :( :(

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım ve Nisa Hanım.

            Ben de hanımı kırmadan nasıl harçlık bırakılır diye düşünüyordum. Siz istemeye çekiniriz demişsiniz, ben de verirken mahçup edersem üzülürüm diye yöntem arıyordum. Şimdi teknoloji gelişti. Arkadaşlar ek kart çıkartıyor, belirli limiti oluyor ki kocalarının maaşlarını bilmeyen hanımlar var. Ayrı gayrı olduğundan değil gereksiz yere bunalmasın hanımları diye. Bir de anacığımı eleştiriyorum o kadar ama çok tutumludur. Cimrilik yapmaz, yedirir içirir, sadaka da verir konu komşuya ekmek vb. dağıtır kandillerde ama yapabildiği yiyecekleri evde kendi yapardı. Eve eşya alırken de öyle. Para konusunda babamı bunalttığını hatırlamıyorum ki kendi yağımızla kavrulurduk, babam esnaf olunca kimi zaman az kimi zaman çok kazanırdı. Şu an buna tahammül edecek kız bulmak mesele ki kız bulsak ailesi varlık istiyor.
            Halbuki benim dediğim bir laf vardır. Kadın dediğin köyde tarlada çalışacak kapasitede olmalı. Tutup da köye getirip çalıştırmayı planlamıyorum elbette ama o tıniyette olmalı. Azı çoğu bilmeli varı yoğu bilmeli :)

            Bu yazdığınız harçlık isteme durumu benim fabrika ayarlarımdaki kadın profiliyle uyumlu. Demek ki bana ailem doğru modeli yüklemiş :) Ufaklık da öyledir o isteyemez diye sorarız hesabında kaç para var diye işini görürüz olduğunca, demek ki bu konuda doğru yetiştirmişiz. Ancak ailem neden yükledikleri modelle uyumsuz profillere yöneldi ısrarla çözemedim…Belki de mecbur kaldılar…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Özgüven ile şımarıklık arasında sanki bir ilişki var gibi geliyor bana yanılıyor muyum bilemedim? Bence yok gibi geliyor. Özgüvensizlik ile şımarıklık ifrat ve tefrit gibi ortası özgüven. Mesela bir teste tabi tutulsam muhtemelen “alınan örnekte şımarıklık bulgusuna rastlanamamıştır” sonucu çıkar. Yapabileceklerimi söylerim yapamayacaklarımı da bilirim.

            Özgüven derseniz buda farklı anlaşılan bir durum bugün kontrolsüz cesaretle karıştırılıyor yada bilgiçlik siz bilmezsiniz ben bilirim anlayışı hakim olabiliyor. Aşırı kaygı hali özgüvensizliğe sebeptir yine sorumluluk alamamakta vereceği kararlarda kendisine güven duymamakta.

            Dediğiniz gibi özgüven konusunda çocukluk dönemi etkin. Ailenizin yetiştirme yöntemi sorumluluk kazanılması bakımından önemli. Ben baba parası yemeye alışmış kaç yaşına geldiği halde sorumluluktan kaçan kişileri gördüm çoğunda da aileler suçlu özellikle anneler. Anne oğul ilişkisi biraz daha yoğun olduğu için koruma durumunu abartabiliyorlar. Çok ezmekte iyi değil. Sizin küçük yaşta çalışmaya başlamanız bence yerinde. Bence küçük yaşta çocuklar meslek seçimi için seçecekleri meslekleri yerinde görmeliler ortamın tozunu yutmalılar ahilik geleneği böyleymiş.

            “Dediğiniz gibi bizim şımarmaya hakkımız yok. Ben bir ileriye götürüp sevmeye sevilmeye de yok diyorum kendim için.” Böyle düşünmeyin bizim hayata bakışımız farklı biraz dediğiniz delilik durumu bizlerde var oyunun kuralları bize uymadığı için kuralına göre oynayamıyoruz popülerliğimiz yok böyle niyetimizde yok.

            Sadece samimiyeti ve bizleri anlayabilecek helal olan insanlarla karşılaşmayı istiyoruz.

            Bir şairin dediği gibi
            “havadan sudan olmayan sohbetleri özledim
            cevabımı umursayan ‘nasılsın’ları”

            Şair sanırım bizim yazdığımız bütün yorumları 2 satıra sığdırmış.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Allah annenize babanıza rahmet eylesin. Akıllı ve muzipmiş anneniz benimde böyle tecrübeli ve muziplikle işini halleden hanımlardan ders lazım. Benim annem muhtemelen duvarı yıksa evde tartışma olmasın diye duvarıda kendisi örerdi. Bizim evde görevler biraz farklı yürüyor kuvvetler ayrılığı yada görev dağılımı ilkesi yok. :) Bu işte babam kazançlı az yorulur genellikle hizmet ayağına gelir. :)

            Bizim erkek kardeşimiz olmadığı için babam biraz bu rolleride bize yükledi ihtiyaçları olduklarında etrafında koşacak oğlu yok kızları var bir konuda istişare edilecek teknik yada mali bir konudur yine bizimle konuşur biz yapmaya çalışırız. Hem erkek evladıyız hem kız evladıyız portatif :)

            Mafya babaları gibi haraç kesmem için 10 fırın ekmek yemem lazım. :) Kurtlar vadisinden biraz rol çalayım. Memati abiden :) Yalnız telefon örneği güzelmiş kendim için istiyorsam namerdim kayınvalidemle görüşemedim anacığım merak etmiştir :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Durumumuzu dile getirdiğiniz mısraları yazdığınız yorumunuzun üzerine yazacak bir şey yok, gayet açık aslında ama yazayım bari dediğim bir iki şey var.

            Öncelikle dediğiniz gibi bizim popüler olma gibi bir amacımız yok çizgimizi bozacak değiliz.

            Yoruma yazdığınız mısraları görüştüğüm hiçbir kız anlayamazdı :) O derece manevi bir derinlikleri yoktu. Komşularının aldığı mobilyalara hasetlenirken çalışan zihinleri böyle inceliklere sıra gelince çalışmıyordu.

            Samimi bir nasılsın istediğimiz ya, samimi olmayanını çok güzel gördüm ben. Sabah mesaj gelirdi günaydın nasılsın diye. Ben de sanardım ki gerçekten soruyor. Meğerse amaç gönülleri olmasa da elde tutmakmış. Hani bir sıcak bir soğuk davranacaklardı ya… Ya da aksiyon olduktan çok sonra ve benden ses soluk çıkmayınca gelen teşekkür mesajı. Gözüm halen kapalı mı bilemiyorum artık. Tecrübesizlik böyle bir şey işte.

            Bir abimiz zamanında bir kızla görüşmüş de nişanlanmayı düşünürlerken kız hiçbir şey demeden durduk yere bırakmış. İşin ehilleri oyalamıştır aşık olacağı birisi karşısına çıkınca bırakmıştır diyor. Demek ki abimizle görüşürken çok samimi davranmış(!) Başkasıyla flört ederken başka bir erkeğe yeşil ışık yapıp onunla çıkan kızlar var. Birbirlerine canım cicim derken oldukça samimi olmalılar.

            Okuyucular kusura bakmasınlar. Bu ara yazdığım bir çok yorum epey flörtöz kafada yani doğrudan nefislere yönelik oldu. Hep bu dünyalık yazmamak lazım.

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm, zamanla ogreniriz insaallah. Siz evlenince para konusunda sıkıntı yasarsaniz direk buraya yazin. Ekip olarak size hayalgucu yuksek siyasi taktikler konusunda daha kapsamli fikirler veririz. :) Baktik olmadi, aramizda birlestirir maddi manevi destek oluruz, simdi Yahya beye dedigim seyin benzerini size de yazayim. Siz hayirlisiyla evlenin de kosulsuz her turlu destek bizden :)

        • .../nisa diyor ki:

          Sennur hanım,

          Yazdıklarınız doğru genellikle kendin geldin denir böyle kabul edilir ve bir ömür de sürer. Ailelerin bu tip konularda olumluysa araya girmeleri güzel diğer türlü olacak işte olmayabilir.

          Maddiyat konusu daha doğrusu şu alışveriş durumu insanların en iyi tanındığı alan. Her türlü mizaç ortaya çıkar cimri mi savurgan mı kibirli mi mütevazi mi? Bir marka yüzünden bozulan nişan biliyorum kız tarafı markada direttiği için erkek tarafıda sen şimdi böyleysen ileride ben seninle anlaşamam diye nişanı attı.

          Umitvar olunuz inşaAllah bu imtihanlar güzel günlerin habercidir

        • Hanne diyor ki:

          Şennur hanım şu kaba tabirle kusura bakmayın ucuza gitme olayı benimde içime çok rahatsız ediyor. Siz yine masrafsız olmuşsunuz ben üstüne para verdim :) dünya hayatı bir şekilde kazanılır huzurlu geçim olsun dedik ama olmadı oda ayrı bir imtihandı. Burdaki beyle lütfen üzerlerine alınmasınlar ama çevreme bakıyorum benim ve ablam gibi düğünlerde masrafsız olsun Allah rızasına uygun olsun diyen 3-5 kişi var ama onlarında nedense gerçekten kıymeti bilinmiyor. Ama nerde illa şu kadar altın olacak şu marka mobilya olacak, gelinlik burdan çeyiz alışverişi şu kadar vs olacak diyen kızlar nedense el üstünde tutuluyor. Sadece kendim için demiyorum çevremdeki az ve öz olan 3-5 kişidede aynı şeyleri gözlemledim. Ama bu yuvalar bozulduğunda veya erkek için bakıyorum ilkinde kibar tabirle canına okunduğunda maddi olarak ikinci evlilikte daha temkinli olmaya çalışıyor. Şimdi şunu düşünüyorum. Kadın ilkinde herşeyi az ve öz istediğinde boşandığında birdaha böyle yapmıcam diyebiliyor. (ki bazı konularda bende diyorum. ne mehirimi alabildim nede benim aldığım eşyaların bir kısımı) yani artık başta bunları isteyeceğim diyor. Ama erkekde ben ilkinde bunları yaptım ama olmadı ikincide bende bunları başta halledeceğim diyor. Böylece ikinci durumlarda iş dahada karışıyor. Çünkü kadın ilkinde yapmadığı-o zamanki iyilik anlayışı enayilik olarak sonlandığı için- daha istekçi olacak… erkekte ilkindeki cömertliği enayilik olarak görüldüğü için daha temkinli harcama yoluna gidecek. bu sefer kadın çok açgözlü ve uyanık erkekde çok cimri ve pazarlıkçı olmayacakmı…konu belki yazdıklarınızdan uzaklaştı ama bu konuyu düşünmüyor değilim.. Çünkü çevremde benim gibi olup boşanan arkadaşlardan gerek bayan gerekse erkek bunları duyuyorum ve toplumda bir sorun olacaktır. Hatta geçen boşanan bi erkek ikinci evliğimde 657 memur belgesini isteyeceğim ve gerekirse bir süre resmi nikahsız yaşamaya razı olursa daha bi memnun olacağım dedi. Varalım artık gerisini düşünelimmi… selam ve dua ile..

          • . ; . Gulăb diyor ki:

            Şu ucuza gitme meselesi benim aklıma şu kısa hikayeyi getirdi.
            Hikaye şöyle;
            Vaktiyle bir adamın iki oğlu varmış. Büyümüş ve evlilik çağına gelmişler. Adam oğullarını evlendirmek istemiş ve niyetini oğullarına da söylemiş. Oğulları bu niyete müspet bakmışlar. Gel zaman git zaman derken oğullarına yakıştığını düşündüğü iki kız bulmuş. Oğullarına söylemiş onlarsa uygun bulmuşlar. Vakit Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızkarı istemeye gitmişler. İkisinde de olumlu cevap alınır. Sıra düğün dernek merasimlerini konuşmaya gelir kızlardan biri oldukça masraflı çıkar herşeyini en almasından istemektedir. Diğeri ise daha sade ve mutevazi olsun ister.
            Aradan zaman geçer ve ve iki gelinin istekleri yerine getirmeye çalışır hazırlıklar tamamdır. Adam oğullarına çifte düğünü yapar. Gelinleri baba evinden almaya giderler. O vakitler at ile gelin getirilir. Gelinleri ara bindirir yola çıkarlar. Geçmeleri gereken yol da bir barajın üzerinde yapılan köprüden geçer.köprüye varırlar tam geçecrklerken atlar nedeni bilinmeyen bir tökezleme yaparlar atlar sakinlrştitilmeye çalışılır ama nafile… Gelinlerde atın üzerinde at tökezletken gelinler köprüden aşağı düşerken o sırada kayınbabaları büyük gelini tutun ona çok masraf yaptım diyerek bağırır. Ve büyük gelin kurtarılmaya çalışılır.

          • Sennur diyor ki:

            Hanne hanim , biz ve bizim gibiler Rıza i ilahi için istemeden haya edenler . Rabbim takdiri istikametinde olur deyip hoş görenler . Ah anlatsam roman olur cinsi ;müstakbel eşe yapılmış hazır da olan bilezik ler kolum takılmadı, 4 ay sonra gayri ihtiyari cantasinin yerini değiştirdiğimde yediğim fırça sonucu ortaya çıktı. Biz istemiyoruz o da yakınlarından görüp yapanlar da kıymet bilmiyor niyetiyle takmiyor. Bu ilişkiler artık cılkı çıktı , benim duam Rabbim rizasina yaklastiracak ameller nasip eyle. Kabe ye gitmek istiyorum ama yanımda erkek yok , babam öldü. Dayım ya da amcamlarla belki .yani dünya mali dünya da kalacak , ama erkek de alırken azicik kıymet değer verecek. Normal şartlarda aile adetleri ne işe iki tarafta konuşacak, orta yol bulunacak. Artık çok var etrafta , ikinci evlilik ve gelinlik -damatlik giyip üstüne takı töreni yapan ve de ilk kötü tecrübelerini olumlu tarafa çeviren .ba ben bu hayata alıştım aslında , elimde olanlara şükür edip , olmayan için üzülmeme gayreti gösteriyorum.

          • Sennur diyor ki:

            Sayin gülap , hikaye çok güzel. Aynen özetliyor , masraf , emek verilen hanimlar kolay harcanmiyor , harcananları incelediğimizde hep Bedava ya getitilenler ….

      • Feyza diyor ki:

        “Şimdi ben bir kadına höt dersem, kaba sert davranırsam, kavvam mı oluyorum? Ya da karşımdaki kadının duygularını anlayıp onun zayıf yaratılışlı olduğunu düşünüp nazik davransam, efemine mi oluyorum?(Kibarlıktan ölmek değil. Duygusal davranmak. Ancak duygusallıktan kastım onlarını anlamak, yoksa duygularının esiri olup akıl ve mantığı kaybetmek değil.) Bir erkek sevilmeyi beklemelimidir? Bir kadın tarafından sevilmeyi beklemek acizlik midir? ”

        Fatih bey, efendilik kavramiyla ilgili konusurken buna benzer seyler yazmistim ama tekrar edeyim.
        Bunlari yapmaniz acizlik, efeminenlik ya da tam tersi kavvamlik degil, kesinlikle ve kesinlikle bunun bu yazdiklarinizla hicbir ilgisi yok.
        Hatta bana kalirsa bir erkegin hanimini dusunmesi, bir koruyup kollamasi, bulusma yerini kiza yakin olacak bir yer olarak ayarlamasi hatta kizin yanina kendisinin gitmesi, ac mi susuz mu harcligi var mi usuyor mu vs.. dusunmesi bunlarin hicbirinin kavvamlikla celisen bir yani yok hatta kavvamligin bir ozelligi de bu saydiklarinizdir. Neden derseniz, koruma icgudusuyle kizin uzaklara gidip zahmet cekmesini ve belki de gorusme yapmak icin bir hanim olarak toplu tasima araclarina binmesini istemezsniz. Kavvam erkek koruyucudur. Ya da ac mi susuz mu vs dusunmek demek kendini o kizdam sorumlu hissediyor olmak demektir. Kavvam erkek sorumluluk sahibidir.
        Bir erkek haniminin yeme icme barinma giyinme gibi temel ihtiyaclarini ancak bu ozelligi sayesinde temin edebilir.
        Hot demek isin kolayidir. Muhim olan guzellikle ve tatli sert bir otoriteyle sozunu gecirebilmektir. Merhametle ve sevgiyle yogrulan beslenen bir otoritenin hukmu daha gecerlidir.
        Mesela anneler dahi cocuguna dogru ve yanlisi guzellikle oyunla ogretmeye calisirken hayli efor harcar ama semeresi guzel olur. Cocuk ona daha cok baglanir ama kurallarina da daha sadik olur. Uyum saglar. Bir annenin cocuguna kaba kuvvet ya da hot dedigi anlar caresiz hissettigi anlardir ve bu egitimle buyuyen cocuk belki korkudan itaat eder ama icten ice bir kin besler. Ofke duyar.
        Erkek kadin iliskisi de bunun gibi.

        Bir erkek de insandir ve sevilmeye ihtiyaci vardir. Ayni kadin gibi. Nihayetinde bir insan. Bir erkek sefkat ihtiyaci hissedebilir. Annesinden de sefkat gorerek buyutulmemisler mi erkek cocuklari? Annelerinde gordukleri vasiflarin bazilarini eslerinde de gormek istemiyorlar mi? Mesela erken kalkip kahvalti hazirlanmasi, ise ugurlanmasi, bir derdi ve bir sorunu oldugunda haniminin anlayis gostermesini istemesi de hep sevgi ve sefkat arayisi icinde olduguna delildir.
        Bunu her erkek ego tatmini icin degil sevilip saygi duyuldugunu ve deger gordugunu hissetmek icin esinden bekler. Bir derdi oldugunda annesi de gogsune basip onu dinlemistir zamaninda. Annelerinden gordukleri sefkati ve sevgiyi eslerinden de beklemeleri zayiflik degil…
        Bir kadin olarak esimin merhametli bir insan olmasini cok onemsiyorum. Bu dualarimda en cok zikrettigim ozelliktir ve aslinda bircok seyi unutsam da bunu hic unutmadan dua ediyorum.
        Esim merhametli oldugu zaman bu benim ona saygisizlik edecegim manasina mi gelir, aksine daha cok sever daha cok sukran duyar ve baglanirim. Uzerimdeki hakkinin fazlaligini her merhametli dokunusunda hatirlar ve buna layik olmaya calisirim. Ama kaba saba dusuncesiz bir erkek sabir tasi da olsa catlatabilir insani. Hele ki hayatin yuku agirlastiginda yani ileriki yillarda.
        Benim babam cok musfik bir erkekti hep yaziyorum. Geceleri ustumuzu orten, bir cizgi filmde dahi gozleri dolan bir adamdi. Belli etmese de gozleri doldugunu ben anliyordum. Bu onun efemine oldugu anlamina gelmiyordu bilakis tatli bir otorite hukum suruyordu ve daha etkiliydi.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Feyza Hanım.

          Teşekkür ederim. Daha öncesinde de epey bu konuda yorum yazmıştık da siz tartışmamak adına tamam öyle olsun demiştiniz hatırlarsanız :)

          Geçenlerde Yahya Bey’e yazdığım bir yorumda bir makaleden alıntı yapmıştım hani. Onu birkaç arkadaşla da paylaştım. Hatta konusu açıldığı için işyerindeki bir hanım arkadaşın da yorumunu aldım.(Bu hareketimin doğruluğu sorgulanabilir) İçgüdüsel bir durum dedi, güçlü olanı seçme isteği vb. Özgüvensizlik itici gelir dediler hep. Ben de dedim ki zaten araştırmanın konusu bu. Uysallık kadın zihninde özgüvensizlikle eşleştirildiği için efendilik para etmiyor. Efendi adamın para etmesi için kızın da efendi olması aklını ve mantığını nefsinin önüne koyması gerekiyor. Bir kızdan bunu beklemek, nefsini kırmasını beklemek, aklını kullanmasını beklemek ne kadar mantıklı :)

          Kendimle ilgili analizlerimi paylaşmam doğru olmaz ki kimseye faydası da olmaz diye düşünüyorum bu yüzden tüm detayları yazmıyorum ama beni “sevimli” olarak anarlar. Sevimli bir erkek bir kızı etkileyemez ki. Erkek dediğin güçlü gözükmeli. Yalnız Mustafa kardeşimize de yorum olarak yazdığım durumu kafama oturtamadım. Üçüncüye dördüncüye görüşen kız(lar) hoşlanmamışsa orada ne işleri var? Yalnız yazdıklarım yanlış anlaşılmasın, kendimle barışığım, Allah’ın verdiği ve vermediklerine binlerce şükür. Ben sadece tespit yapıyorum. Sonuçta her şey sebepler üzerine yaratılmış, benim bahanelerim de bunlar…

          Marifet diye yazmadığım bilindiğine güvendiğimden şunu paylsşayım. Kışın annem ve kardeşim farklı zamanlarda yanıma geldiler. Onları geri yolcu edeceğim zaman ki terminale sabahın körü diyebileceğimiz bir saatte gidiyoruz, onlardan beş dakika önce aşağıya inip arabayı ısıtmıştım mesela üşümesinler diye. Eşyalarını da akşamdan toplatmıştım. Babam için de benzer şeyleri yapıyorum yeri geldiğinde. Ameliyt olduğunda uykusuz beklemiştim başında.

          Bu durumların, bu yapıda olmamın günümüz kızları için hiçbir önemi yok. Önceden de yazmıştım, annelerin, evli kadınların gördüklerini ve aradıklarını zamane kızlarımız görmedi ve aramadı. Tam tersi de aynı. Zamane kızlarının aradıklarını anneler, evli hanımlar dikkate almıyor.
          Buna ek olarak bir annenin erkek evladını nasıl yetiştirdiği de önemli. Bir kadına nasıl höt denir öğretmedi. Belki de babam öğretmeliydi bilemiyorum. Bunu niye yazdım. Bir kadını anlamaya çalışan erkek zayıftır anlayışını bu işlere girene kadar bilmezdim. Ben de sizin gibi düşünürdüm. İşin aslı öyle olmuyor(muş)

          Ben amatör ligde oynamays devam ediyorum. Sıkıntı yok iyi böyle :)

          Selametle kalın.

          (Bir de yanlış anlaşılmasın ama gördüğüm şey şu. Burada baktığınızda üç aşağı beş yukarı kadın erkek benzer kafadayız. Acaba bizde mi bir sıkıntı var? Delilerin çok olduğu yerde akıllılar deli muamelesi görür denir ama gerçekten akıllımıyız delimiyiz tereddüte düştüm son zamanlarda :) )

          • Feyza diyor ki:

            “..Bir kızdan bunu beklemek, nefsini kırmasını beklemek, aklını kullanmasını beklemek ne kadar mantıklı..”
            Neden beklenmesin Fatih bey, akilli olmak erkeklere mi mahsus? :)
            Akilli miyiz deli miyiz orasini evlenince gorecegiz insaallah. Diledigimiz gibi birisi nasip olur da mutsuz olursak deliymisiz diyecegiz. Ama gunumuz kizlari da cok akilli olsaydi bu zihniyetle eger, sanirim bosanmalar bu kadar yaygin olmazdi degil mi?
            Guclu bir erkegi her kadin ister bu ayri. Ozguven de ayni sekilde olmali. Hatta gorusmelerde bunu onemsedigimi ben de burada zikretmistim. Ama bizim anlasamadigimiz nokta su ki;
            ozguvenin egoistlikle hatta narsist kisilik bozukluguyla karistiriliyor olmasi. Bir erkegin guclu ve ozguven sahibi olmasi demek onun merhametsiz olmasini gerektirmez ki. Hatta guclu insan kendinden gucsuz olana daha fazla merhamet besler. Ozguven sahibi olmak da karsidakini itip kakmak, dunyayi kendi etrafinda dondurup karsisindakini insan yerine koymamak degil. Ozguven sahibi olmak demek, kendi degerinin farkinda olmak, kendinin sahip oldugundan daha ezik gosterilmesine musade etmemek, konusmakta cekinmemek, kalabalik sosyal ya da ikili iliskilerde kendini rahat ifade edebilmek, karsisindakinin hakkina tecavuz etmeden kendi hakkini muhafaza edebilmek vs…
            Bu durumda sorumlu hissettigi kisinin ihtiyaclarini gozetmek, sinirlarini muhafaza ederken karsi tarafin da fikrini almak istemek, kurallarini koyarken dikte edici degil de uzlastirici bir dil kullanmak ozguvensizlik veya gucsuz, pisirik erkek demek degil ki.
            Ortada bir sorun yokken, hatta karsinizdaki kadini tanimiyorken dahi kalkip da ona kaba saba hareketlerde bulunup afedersiniz ama kiro diyorlar ya oyle muamele ederek mi kazanacaksiniz kizin gonlunu?
            Evlenmissiniz ve haniminiz asi, dikbasli. Bu ayri. Hala bir dedigini iki etmiyor, pesinde pervane gibi donuyorsaniz siz kilibik bir erkeksinizdir. Ama sorunsuz bir haniminiz varsa ve fikrini soyledikten sonra sizin karariniza saygi duyuyorsa ne diye hanima gereksiz sert davranislarda bulunacaksiniz ki?
            Sonra tabiki koruyup gozeteceksiniz. Kiskanacaksiniz. Hasta olursa basinda bekleyeceksiniz.
            Sonra hem en romantik filmlerde bile gece soguk olunca erkek montunu cikarir kadina verir ornegin. Bu sahneye de kizlar bayilir. Bu ornek de sizin verdiklerinize benziyor. Kadinlar bu gibi jestlerden hoslaniyor olmasa, bunu koruyuculuk gibi goruyor olmasa filmlerde adamin montu cikarip kadina verecegine “ne hali varsa gorsun” deyip kendi montuna sımsıkı sariliyor olmasi gerekirdi. :)
            Siz kizin her dedigine eyvallah derseniz, kirmizi cizgileriniz olmazsa, kizin karsisinda ezik buzuk ve en onemlisi kararsiz bir tavir sergilerseniz, her karari kiza birakie kebdiniz sadece tasdik makaminda kalirsaniz kiza itici gelebilirsiniz. Ama hem hukmunuzu kararlilikla yurutup hem onun fikirlerini de almaniz, istisare etmeniz, kiza merhametle ve sevgiyle yaklasmaniz bir ozguven eksikligi de-gil-dir.
            Hatta bu istisare sonucu kizin fikri cazip gelip sizin fikrinizu dahi herhangi bir konuda degistirebilir. Ama bu fikrinizdeki degisikligin, kaesinizdakinden cekindiginiz icin degil de fikir mantikli geldigi icin yani kendi oz iradenizle gerceklestigini hissettirebilirseniz yine skrun olmaz. Olmamali.
            Kizlarin hoslanmadigi sey su ki, her istedigine evet diyen, onu kiskanmayan, kararsiz, guvensiz ve korkak erkekler. Siz bu vasiflari tasimiyorsaniz merhametli olmaniz ve koruyuculugunuz bir kizda eksi izlenim olusturmaz. Olusturmamali.
            Mesela ben de esimin merhametli olmasini cok istiyorum ama ayni zamanda hep sunu da soyluyorum. Fikirlerine saygi duyacagim olgunlukta ve karakterde bir erkek olsun ki itaat etmekte zorlanmayayim. Hatta bu yuzden yas citasini dahi yukselttim ki yasitim erkekleri kanka gibi ev arkadasi gibi gorup saygi duymakta zorlanabilirim endisesiyle. Ama merhametli olmasi ve onun da benim fikirlerimi alip suzgecten gecirmeye deger bulmasi apayri bir mevzu. Bu insaniyettir, medeniyettir.
            Biraz karisik bir mevzu, tam anlamiyla da ifade edilmiyor. Ben acikcasi kendine ve fikirlerine guvenmeyen erkeklerin, gereksiz yere zorbalik gostererek iclerinde yasadigi asil ozguven kaybini bu sekilde disavurduklarini dusunuyorum.
            Sakin ve istikrarli hareket eden mantikli davranan erkekler, eger hanimlari problemli degilse onlari cok daha guzel ve stratejik hamlelerle yonetebiliyorlar.

            Ben bu islerden pek anlamiyorum sanirim. :)
            Ne diyelim, Allah herkesin gonlune gore olanini versin.
            Hayirli Cumalar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Size de hayırlı cumalar Feyza Hanım.

            “ozguvenin egoistlikle hatta narsist kisilik bozukluguyla karistiriliyor olmasi. Bir erkegin guclu ve ozguven sahibi olmasi demek onun merhametsiz olmasini gerektirmez ki.”

            Bu yazdığınızı ancak akıllı kadınlar görebilir yani akıllılık erkeklere has değil :) . Ben kendi ağızlarından duydum kabalığı güç olarak görüp kanıyoruz ayırt edemiyoruz dediklerini. Evet güçlü ve özgüven sahibi erkekler merhametsiz olacak diye bir şart yok ancak merhametli erkekler özgüvensiz ve zayıf görülecek diye de bir şart yok. Yazı bunu söylüyor zaten. Kadınlar akıllarını dinlemek yerine içgüdülerini yani nefislerini dinliyor ki merhametli adam sünepe muamelesi görüyor.
            Yani şunu anlıyorum ki ben görüştüğüm kızlara yumuşak yüzlü davranmayıp ezseydim onlar benim peşimden koşacaktı o zaman.

            Bir kız evlilik görüşmelerinde erkeğe itaat etmeyeceğini adam yerine koymayacağını hareketleriyle beyan ediyorsa ne yapmalı?

            a) Güle güle deyip itaat edecek adaylara yönelmeli
            b) Onun üstüne gidip itaat etmesi sağlanmalı artık kavga gürültü hangisi

            Hani diyoruz ya kavvamlık, itaat vb. bir kız benim idaremi, yönetim şeklimi kabul etmiyorsa ben ne yapabilirim, özellikle feminist zihniyetli bir kızsa, erkeklerle kapışmaya meraklıysa. Ona güç gösterisinde mi bulunmalıyım? Şöyle söyleyeyim. Bundan sonra eskisi gibi davranmayacağım. Hep üçgünlük dünya kalp kırmaya değmez derdim katlanabileceğim şeylere ağzımı açmazdım. Artık öyle değil, direkt haşlayacağım. Hatta sonrasında masadan kalkıp gideceğim. Yeni tarifemiz bu şekilde. Kalp kırmak yok elbette ama merhamet sünepelik mi algılandı güle güle. Kararsız mı kaldın güle güle. Bir arkadaş anlattı bir tanıdığı daha ilk çayını bitirmeden çekmiş gitmiş masadan.

            Artistlik yapmayanların bunu zayıflıklarından değil fıtrat/ahlak gereği yapmadıklarının farkına varacak, bu şekilde artistlikle yapılan bir dışavurumun aslında özünde özgüvensizlik olduğunu anlayacak izana ve akla sahip kızlar çoğalmadıkça işimiz zor. :)

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.
            Vakit buldum, yazdığım yorumı örneklerle açayım dedim.

            Size zaman cetveli şeklinde izah edeyim.

            Kızla görüşülecek, yer ayarlamak lazım. Dedim ki akşam mı müsaitsin öğlen mi? Sizin oralarda buluşsak sana daha kolay olur senin bildiğin yer var mı öğlen ya da akşam orada görüşelim. Meğerse bu hataymış. Şu saatte şurada buluşalım diyecekmişim özgüven buymuş. Kız ailesinden izin alabilir mi ne zaman müsait olur diye düşünmek detaycılıkmış onları itermiş.

            Neyse sonrasında yer belirlemeyi yine ben yaptım o civarda oturan arkadaşlardan malümat alıp nezih denilebilecek bir yerde akşam buluştuk. Pipeti getirmeyi unutmuşlar. Baktım pipeti yok, bakarmısınız dedim garsona pipet getirebilir misiniz dedim. Meğer garson hey baksana bi pipeti getirmemişsiniz hemen tüm pipetleri yığın buraya höt demeliymişim.

            Mesela o akşam çok sinirliydim. Karşımdaki kıza yansıtmıyorum onun ne günahı var diye. Neyse sonra vaktin var mı dedim. Biraz nazlandı. Kahveyi seviyorum demiştin ailenden izin aldıysan gidelim dedim. Bu da yanlışmış. Tutacakmışız kolundan götürecekmişiz. Ömrümde üçüncü defa gördüğüm kız ki saat biraz geç sayılır ana babası bana emanet etmiş bu saatte başına bir şey de gelmesin geç kalmasın istiyorum. Tabi yine detay düşünme ve iticilik

            Sonrasında ne oldu. Ana babası bana emanet etmiş dediğim kız senin sinirli halini çok merak ediyorum dedi. Buyrun buradan yakın. Niye bıraktığımı da yazmıştım. Niye öyle demiştim. Sebebi bana kalsın ben bir gece uykusuz kaldım bu vatandaş için ertesi gün bırakın kıymet vermeyi adam yerine konmadık. İşte o zaman bu iş olmaz dedim.

            Şimdi hepi topu birkaç kişiyle görüşmüşsün tüm kızlara mal ediyorsun diyen olabilir. Ne yaptım araştırdım. Bir erkek merhametliyse bu ekstradır pek aranmaz fıtratta ancak bir kız bir erkekten daha merhametsiz daha şefkatsiz daha hırslı ve vahşi ise bu bir eksikliktir.

            Günümüz kızlarına bakın 93 sonrası 96 sonrası 98 sonrası ve 2000 modelleri inceleyin. Yüzde kaçı o kadınlara has şefkat duygusuna sahip yüzde kaçı merhametli bir bakın. Feyza Hanım sizin ortamınız biraz daha rafine olduğu için belki yüzdeniz yüksek çıkar ama sokağı da dinleyin :) ya kanka ya diye erkeklere hitapta bulunan kızları gözleyin. Kendilerini ezdirmeyecekler diye durup dururken efelenenleri görün

            Bir de son olarak şunu yazayım bu konuyla alakasız ama önceden yazacaktım unutmuşum, ayrı başlık da açmadım, hani her ak sakallıyı deden sanma derler ya bazı arkadaşlar bazı kızlar tesettürlü bile olsa namaz kılmıyor dedi. Ben bilmiyorum. Bunu niye yazdım. Tesettürlü bulamıyoruz kapalı giyinsin yeter modundayız demiştim ya, pantalon tişört giymek kapalı giyinmek değil. Bazı kızlardan duyuyorum biz tesettürsüzüz ama kapalı giyiniyoruz diye. Benim için bu durum şöyledir, geniş uzun eteğin üzerine bol bir üst artık bluz ya da başka şey. Saçlar da yapılı olmayacak. Sade ve toplanmış. Şimdi uçlara sarı renkli gölge yapıyorlar modaymış. O da olmaz. Adam giyiyor daracıl pantalonu tişörtü, saçlar acayip sonra ben kapalı giyiniyorum ya da annem diyor kız kapalı giyiniyormuş diye, hadi canım sende sen kimi yiyorsun diyoruz.

            Siz dahil olmak üzere lütfen bu site takipçileri ve yorumcuları yazarları hanımlar alınmasın. Ben böyle davranmıyorum ki zaten deyip kendine güveni tam olan hanımlar da üzerine alınmasın. Laflarım popüler kültürün rüzgarına kapılıp benim gibilere bir sürü kulp takıp iş o kulbu burakmaya gelince de cesaret edemeyecek kadar kendine güvenemeyen bayanlara..

            Selam ve dua ile… :)

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Dün gece yorumu tam yazdım gönderirken telefonun azizliğine uğradım hepsini sildi. Yazmış olduğum noktalarda bugün sizin yazdığınız yorumdaki noktalardı. İnsan birlikte yola çıkacağı kişiye öncelikle güvenmek ister emin olun bu duygu sevgiden de daha önemli olabiliyor ikincisi de merhamet.

            Daha önce sizde belirtmiştiniz ve bugünkü yorumda da tekrar etmişsiniz hanımlar kararlı insanı evliliğe uygun buluyor. Özellikle benim gibi zihni sonuç odaklı olan hanımlarda bu daha önemli. Sürüncemede yada belirsiz durumlardan mümkün olduğunca uzak duruyorum. Bunun hayatta bazen eksileri bazen artıları oluyor. Flört kafasında olmayan ve duygusallığı fazla olan kişiler içinde en iyi yolun bu olduğunu düşünüyorum ne istediğini ve kendisini tanıyan kişi kararlı ve niyeti evlilik olan kişilerle muhatap olmalı. Tabi ki gerçek hayatta bu her zaman mümkün olmuyor. Bu durumla iki defa karşılaştım. Fatih beyin yazdığı durumlar erkeklerde de var.

            Evlilik niyetiyle görüşmeye geldiğini belirtip evlilikten korkan kararsız olan evin sorumluluğunu alamayacak kişiler olabiliyor. Yine Fatih beyin belirttiği gibi zihinde bir şey oluşmamışsa yada korku varsa neden görüşmeye gelinir konuşmaya çalışılır. Bu korku hanımların belki fıtrat olarak ürkek yapıda olmalarına bağlanabilir ama erkeklerde bu durum güvensiz izlenimi veriyor. Bir hanımla konuşurken duyulan çekingenlik değil evlilikten duyulan korku bahsettiğim.

            Bir hanım evlilikten korkuyorum diyen erkeği evlilik fikri için ikna mı etmeli telkin mi vermeli güvenilir biri olduğunu ispat mı etmeli bir taraftan niyetim evlilik ama deyip ilgisiz davranışı yada güven vermeyen durumu karşısında arayıp sormalı mı? Bence hepsi de hayır. Niyeti samimi tutup duyguları heba etmemek en güzeli.

            Ne yazık ki insanları evlilikten soğutan en önemli nokta belli olmayan niyetler verilen sözlerin tutulmaması bu durum hanımlarda da erkeklerde de var ve gün geçtikçe sizin dediğiniz gibi insanlar arasında erişim kotası konulmazsa bu durum daha da yaygın olur. Doğru insanlar yanlış insanlarla karşılaşmaktan yorulduğu için doğru insana yanlış yapabilir. Yada bir insanın evlilikle ilgili iyi niyetini kötü örnek olarak soğutabiliriz. Bu kararların olumsuz olmasından daha yıkıcı olabilir. Karar olumsuz olduğunda kişi uygun değiliz deyip üzerinde düşünmez ama diğer türlü kullanıldığını duygularıyla oynandığını oyalandığını düşünmesi derin yaralar açabilir.

            Kervan yolda düzülür derler ya niyette samimiyet ve belirli noktalarda uyum varsa detaylarda boğulmamalı. Diğer türlü evlilik görüşmeleri egoların tatminine taktik savaşlarına bir tarafın alacaklı bir tarafın kendisini borçlu hissettiği duyguların yıprandığı sonuçsuz bir alana dönüşür.

            Bir noktada bir insan nasıl tanınır yada tanınabilir sorusunun bilgisi de değişebiliyor. Öncelikle ahlak ve samimiyet önemli sonrası dini yaşantısı aile durumu. Bir hakikatte genellikle niyetinde samimi olan kişiler birşeyler için uğraşırlar alttan alırlar karşı tarafı düşünerek hareket ederler duam bu samimiyetteki kişilerin birbirine nasip olması. Allah ümmeti muhammedi hayırlı insanlarla karşılaştırsın.

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih ;
            Siteyi sürekli takip ediyorum, özellikle sizin yazdıklarınızı okumadan geçmiyorum çünkü tespitlerinizi /tecrübelerinizi çok isabetli buluyorum. Hatta çoğu Zaman gün içinde yaşadığım, şahit olduğum veya düşündüğüm şeyleri siteye girdiğimde sizin yazdığınızı görünüyorum. Diğer yorumunuzda bahsettiğiniz günümüz Kızlarının hâl ve hareketinden bir bayan olarak Ben bile şikayetçiyim okul ve iş hayatımda örneklerine bol bol rastladım. Karşı cins ile seviyesiz muhabbetler, abartılı giyim, kuşam,
            makyaj, küfürlü konuşmalar, kanka muhabbetleri vs. Bir bayana kesinlikle yakışmayan her şey inanın bizim için de çok itici. En üzücü tarafı da böyle şeylerin artık çok olması ve normal karşılanması, sözde özgüvenin aileler tarafından desteklenmesi. Ama tüm bunlara rağmen hâlâ ümit verici aileler, kızlar var. Bence o kadar ümitsiz olmayın yaşınız da çok değil İnşaAllah tez zamanda hayırlı haberlerinizi alırız (Burdaki herkesin İnşaAllah). Müsade ederseniz bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Tebdil-i Mekanda ferahlık vardır derler imkanınız varsa deneyin derim. Belki iyi gelir… Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Telefonun azizliğine uğradığınız yorumla ilgili yazıyorum. Çok güzel izah etmişsiniz. Ayrıca başka bir konu da şu. Yazdıklarınızın arasında dış görünüşle alakalı ya da erkeğin imkanlarıyla alakalı zerre olmazsa olmaz şart belirtmemişsiniz. Ben evlilik konusunda gayet nettim, kimse bana bu adamın niyeti gri, evine ve bana sahip çıkamaz diyemedi, belki de bu yüzden bırakalım diyemediler.

            Ancak aracı olacak bir arkadaş evlilik niyetini baştan belli edersen kızları korkutursun dediydi. Aslında evliliği flörtün devamı olarak gören kızlar için bence doğru bir tespit. Kızcağız duygusal birliktelik istiyor başta gördüğü elektrik yetmiyor, film ve diziler sağolsun, bunun için paylaşım yapmak lazım, sinema vb. derken aslında fıtrat gereği evlendikten sonra da oluşacak olan duyguyu baştan görmek istiyor. Eyvallah da bu işin bir de hesabı var. Gezdin tozdun duyguyu elde ettin ya sonra nikahlanamazsan ki nikahlansan da aslında aklanmıyorsun da hadi zararın neresinden dönersen kar. Benim flört edenler evlenip boşanmış gibidir dediğim durum bir yerde bu. Marketlerdeki deneme amaçlı ürünler gibi. Geçen bir el kremi gördüm numunedir satılamaz yazıyor. Herkes birer parmak daldırsa ertesi güne biter. Halbuki içeriği hakkında içindekiler okunabilir ve üretici firmanın güvenilirliği, ürünlerine olan müşteri memnuniyeti de aslında bize fikir verir. Şimdi herkesin elini daldırdığı numune ürün mü daha güzeldir yoksa ambalajı açılmamış mı(yanlış anlaşılmasın tamamen manevi ambalajı kast ediyorum.) Hatta kimileri şu garip filmindeki zabıta bakkal sahnesi gibi tadını pek anlayamadım biraz daha kes şu peynirden diyor ya, yıllarca flört…

            Umarım kadın erkek ilişkilerini cıvıklıktan kurtaracak yapımlar olur da medya da belki kaybettiğimiz bir şeyleri geri buluruz. Yoksa her iki cümlesinden biri ailem kapalı olan kızın ben öyle görüştükten sonra tamam mı devam mı diye sormanı istemiyorum dediği durumlarla yine karşılaşacağım gibi…

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey haklisiniz, ne diyelim?
            Sefkat ve merhametin azaldigini, giyim kusamin ve erkek kiz iliskilerinin lackalastigini sokakta goruyoruz. Ama bu anlattiklarinizi, yani bu bahaettigimiz bozukmaya maruz kalmis kizlarin evlilik ve erkekler hakkindaki goruslerini sizin kadar detayiyla bilmem mumkun degil. Cunku birebir konusma yapmiyorum. Bilmedigim icin de haliyle sasiriyorum.
            Mantiksiz buluyorum ama bunu kadinlarin duygu on planda mantik ikinci planda dedigimiz yapiyla da bagdastiramiyorum. Cunku bunlari duygusallikla da bagdastiramiyorum.
            Mesela pipet ornegi, cok komik.
            Yanimdaki erkek pipetim olmadigi icin garsona kizsa bagirsa ben yerin dibine girer ve gereksiz yere munakasaya girdigi, ustelik orada kendine hizmet eden bir gorevliye kaba saba tepki gosterdigi icin karsimdaki adami ikaz ederim. Sanki onu ezmeye calisir gibi gelir.
            Hatta birakin bagirmayi, buna benzer seyler basima geldi birkac kez. Bir yere gidip de kusurlu hizmet aldigi icin calisan personeli ismiyle magazanin subesiyle vs beraber silayet dilekcesi doldurup sikayet ettigi icin kizdigim kisiler oldu. Yani insanlik hali dalgin olabilir, morali bozuk olabilir. Hemen sikayet etmenin ne geregi var, belki adamin ekmegiyle oynamanin?
            O yuzden ben bunlari anlayamiyorum. Itirazim size degil. Bu islerden pek anlamiyorum demekteki kastim da buydu. Zorla itaat ettirmek mj birakip gitmek mi demissiniz. Itaat zorla olmaz Fatih bey, gonulden olursa guzel olur. Aksi halde omrunuz hir gur ve kavgayla gecer. En guzeli siz, zihninizin uyusmayacagini anladiginiz cool arayistaki kizlardan uzak durun. Emin olun kavga gurultuyle gececek bir omur yerine huzurlu bir yalnizlik her zaman yegdir.
            Yine de Allah gonlunuzdeki gibi biriyle olmasa da ona cok yakin karakterdeki bir insanla karsilastirsin. Bunu cani gonulden temenni ediyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.
            Yorumunuz ve temennileriniz için teşekkürler.
            Ben de şaşırıyorum kadınların yorumlarına ama buradaki müspet hanımların görüşlerini esas aıyorum. Biraz da soru cevap ile anlatmak istedim bir şeyleri.

            Hani şu şu kızlardan uzak durun demişsiniz ya bizim seçme şansımız var mı ondan bile emin değilim. Zaten aday çıkmıyor kimse aracı olmuyor. Hani filmde diyordu ya akü yok komple yok diye :) kız yok komple yok :) ne çıkarsa bahtımıza. Tabi çıkarsa…
            Selametle.
            (Derdimin salt evlilik olmadığı yorumlarımdan anlaşılıyordur umarım…)

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Dış görünüş konusunda daha öncede fikirler açıklanmıştı. İki tarafın birbirini beğenmesi önemli güzellik yada yakışıklılık biraz göreceli biraz ortak kavram. İki tarafın olduğu gibi birbirini kabul etmesi önemli.

            Maddi konuları soran biri değilim. Örnek olarak veriyorum evi arabası maddi imkanları olup mesleği yada çalışması olmayan ailesine bağımlı yaşayan biri yerine evi arabası olmayıp bir mesleği ideali olan kişi bana daha uygun gelir. İnsanın dünya görüşü dünyaya baktığı yer maddi imkanlarından daha önemli.

            Evlilikten korkan kişilerin korkusu maddiyat yada dış görünüşleri sebebiyle ilgili değildi. Bekarlığa alışmanın verdiği bir durumda olabilir. Ama genellikle tam tersi evliliği çok istediğini belirtip bir taraftanda bir korkunun olmasıydı bu durum konuşma arasında kendini belli ediyor.

            Kararsızlık durumuda sizin bahsettiğiniz gibi uygun yer sorma yada fikir alma değil. Görüştüğünüz kişi en başta niyetinin evlilik olduğunu belirtip uyum olduğunu ifade edip sonrasında tam tersi ilgisiz davranıyorsa yada kararı olumludur veya olumsuzdur diye kestiremiyorsanız bir sürünceme belirsizlik ciddiyetsizlik durumu varsa bu kararsızlıktır.

            Hanım olarak ciddiyetle davranıp karşı tarafın durumunu dikkate aldığınızda niyet evliliktir deyip alttan aldığınızda da değer bilinmiyor. Bu bahsettiğim durumda zaten bildiğim bir gerçeği bir daha idrak ettim ahlak çok önemli bir erkeğin verdiği sözü tutması güven verebilmesi çok önemli. Sizin bir hanım olduğunuzun bilincinde olması kız kardeşini yada ileride doğacak kız evladını dikkate alarak hareket etmesi çok önemli. Bunun sözle kalmayıp davranışa yansıması önemli.

            Diğer türlü insanın kılıf uyduracağı o kadar çok durumu olur ki görüşme flörte uzanır, niyetim evlilik ciddiyetsizliğe gider. Tanık olduğum durumlar ehli dünya dediğimiz kişilerde de var kendisine dindar diyen kişilerde de.

            Şunu da fark ettim bizler evlilik konusunda çok okumalar yaptığımız için bilincindeyiz korkumuz daha az belirli şeyleri kafamızda oturttuk lakin karşımıza bu kararlılıkta kişiler çıkmıyor. Benim korkmam gereken durumlarda erkek tarafı korkuyorsa endişe ediyorsa benim naz makamımda olmam gerekirken erkek naz makamında bulunuyorsa ya bizler evliliğin kıymetini biliyoruz korkusuzuz yada ciddiyetimiz evlilikten korkutuyor. Çözemedim bu durumu.

            Huzurluyum niyetim güzel yürümek istediğim yol güzel yoldaş konusu da çözülür inşaAllah. ( Sosyalist yada komünist subliminal mesaj içermemektedir. )

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Yorumunuz gayet açıklayıcı olmuş. Siz de hanım olarak beklentilerinizi ve karşılaştığınız durumları yazmışsınız. Meryem Hanım, Feyza Hanım, A.D. Hanım ve sizin yorumlarınız benim için çok faydalı oldu. Diğer okuyucu ve yorumcular için faydalı olmuştur sanırım.

            Ben kendim için olanı yazayım. İki kişiyle yaklaşık iki ay kadar görüştük. Bu süre içinde üç dört defa yüz yüze görüşme yaptık ve arada telefonla görüştük. Dördüncü görüşmelerden sonra hep kendime dedim ki bu saatten sonra artık gri olunmaz. Eksiğiyle fazlasıyla ben bu kızı kabul edeyim sonuçta Allah bana bunu vermiş sevmeye çalışayım artık ciddi olan niyetimi sonuçlandırmaya odaklanayım dedim. Hatta geçen sene olan süreçte ailem kızı istemeye gidelim dedi. Evvelki sene olanda da yine ailemin niyeti aynıydı. Birkaç defa görüşürsünüz sonra aileler tanışır dedi.

            Önceden de yazdım ama konu bütünlüğü açısından tekrar yazayım. Evvelki sene görüştüğüm kıza son yüzyüze görüşmemizde bu dünyada evli olanlar karı koca cennete giderse orada da evli olacaklarmış diye duydum dedim de şeytan görmüş gibi suratı değiştiydi dakikasına kalktık zaten. Bu kız ikinciye şans isteyen sonra annesinin zoruyla görüştüğünü söyleyen kızdı. Her şeyi bir kenara bırakın madem ciddi değilsin beni niye oyalıyorsun değil mi? Zaten olmayacak diye en baştan bırakmıştık değil mi? Önceden yazmadım. Ben bu aday tarafından oyalanırken başka bir kızla görüşme şansını yitirdim, görüştüğüm var diye arkadaşlar söylememiş, bu kız beni oyalarken diğer kızı başkasıyla görüştürmüşler ve evleneceklerdi en son.

            Diğer kızla olan durum da aynı. Son yüzyüze görüşmemizde tamam diyordum içimden artık eşin olacakmış gibi sevmeye çalış diye. Sonrasında kız kendini iyice naza çekti. Ayrıca o zamandan sonraki süreçte şunu fark ettim. Kızın söyledikleriyle yaptıklarının hiç mi hiç alakası yok birbiriyle. Ne istediğini de anlayamadım. Son konuşmamızda nazı bıktırdığı için dedim ki istemiyorsan bırakalım kafanda soru işaretleri var galiba diye sordum gayet gönülsüz bir şekilde hayır hiç soru işareti yok dedi. Hani bir ara hanım yorumcunun biri beni istemeye gelecekler dua edin dediydi de ertesi gün de iyiki olmadı diye yorum yazdıydı. Aynen o hesap. O zaman adama demezler mi bacım beni niye oyalıyorsun.

            Hadi bunları geçelim. Bu kızlardan aldığım eleştirileri de yazdıydım hani. Yuva kurmakla doğrudan alakaları olmadığını büyük kısmının da yaratılış olduğunu yazmıştım. Hem vaktimi çalacaklar hem de bir ton laf edecekler. Üç günlük dünya diye ağzımı bile açmadıydım o zamanlar.

            Sonrasında Sema Hanım’a attığım mail sitede yazı olarak yayınlandı. Acaba bana mı öyle denk geldi yoksa toplumsal eğilim mi böyle diye.
            Çok güzel bir yorum vardı aralarında. Kızlar lafa gelince bu yazıdaki profildeki birini isteriz derler ama icraata gelince beğenmezler diye. Bence çok isabetli bir yorumdu.

            Velhasılı Nisa Hanım. Ben bu işlerden artık bezdim. Çünkü yaşadıklarım belki hiçbir şey başkalarının dertlerine göre ama kök sebeplere inince öyle şeyler gördüm ki. Şöyle düşünün. Adamın kalbinin tüm damarları tıkalıdır da farkında değildir. Sonra hastanede bakılacağı tutar da bir görürler ki adam pamuk ipliğiyle hayata bağlıymış. Benim olay da o hesap. Bu kadar deşmeseydim belki de bu kadar umutsuz olmayacaktım.

            Sema Hanım’ın not defteri kısmına yazdığı çok güzel bir söz vardı Hz.Ali’ye ait. Konuştuğum sözlerimin Allah’ın verdiği nimetlerin bereketlerini götürmesini istemiyorum. Genelleme yapıyor gibi oluyorum ki aslında kibir gibi oluyor bu durum. Bu konularda artık susmam konuşmamdan daha hayırlı dedi içimden bir ses.

            Sizin de yazdığınız gibi halimize binlerce şükür, yoldaşımız da olursa ne âlâ. Olmazsa da yapacak bir şey yok.

            Selametle.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            İnsanın vicdanı rahatsa yaşadıklarına da artık ya tecrübe desin ya imtihan desin bazı şeyleri zaman gösteriyor. Bu zamana kadar hiçbir insanı oyalamadığım için kendim çok fazla duygusal olduğum için kimsenin duygularıyla oynamadığım için kırılsam da kırmamaya çalıştığım için vicdanım rahat.

            Dediğiniz gibi susmak bazı durumlarda konuşmaktan hayırlı olabilir. Yine bazı durumlarda da susmak şeytandan olabilir. Yazdığımız durumlar böyle davranış içinde olanlara ikaz olsun.Rabbim doğrusuyla amel etmeyi nasip eylesin.

            Bezmek dediniz ya ben aynı durumları kaç defa yaşadım psikolojim hala nasıl sağlam nasıl bir sabrım var diyorum. Bizi öldürmeyen şey güçlendirir.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Bahsettiğiniz gibi vicdanım rahat benim de çok şükür :)

            Allah büyüktür. Kıymet verecek biri denk gelir belki bir gün.

            Selametle.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Esselamu aleykum Fatih kardeşim :) Yazını okurken kendi derdimi unutturdun bana. Rabbim önünü açık eylesin inşallah. Demek öğrenmek gereken şeyler var daha öğrenemediğimiz. Belki başkalarının yaşanmışlıklarından bize yadigar kalan ön yargılarımızı bir kenara atabilmemiz de gerekiyordur. Hani olur da bir gün bir fırsat çıktığında kendi ayaklarımızı bağlamış olmayalım. Çok temiz ve saf kalpli kızlarımız da var bundan eminim. Bir kalpte kibir, gurur büyüklenme ve asilik olmadıkça o insan güzel bir insandır. Çok düşünen bir akla sahip olmanın yükünü sırtlanmışa benziyorsun, Rabbim feraha ve felaha erdirsin. Merhametli, duyarlı ve güçlü bir erkek olduktan sonra inşallah bir gün gönlüne düşecek bir hanım kızla karşılaşırsın. Kızlar da severler sadece henüz karşılaşmamışsın

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ve aleyküm selam Mustafa kardeş.
          Yorumun için teşekkür ederim :)
          Nasip kısmet bir yerde. Tespitin doğru. Çok düşünen bir insanım ve aslında bir o kadar meraklıyım da. Bu konularla alakalı bir çok şey kafama oturdu artık. Maalesef bu konular hakkında o nefret ettiğim tecrübeyi yaşayarak ve araştırarak elde ettim. Kadınları anladığımı çözdüğümü iddia edemem ama sınırlarını öğrendim diyebilirim. Kadınların özellikle bu konulardaki davranışlarını mantıksal bir sebep sonuç ilişkisine oturtmaya çalışmanın hata olduğunu gördüm. Kafa yormaya gerek yok. Olmuyorsa güle güle. Size uzak şehirdesiniz diye bahane sürerler ama canları isterse fizana bile giderler. Kadınlar böyledir. Nasip kısmet dediğim nokta bu. Hani kızlarla görüşüyoruz falan demek ki Allah kalplerine sevgiyi koyuyor ki öyle kabul ediyorlar. Yoksa kalan her şey mantıklı gözükse de özünde birer bahane aslında. Bahaneler de genelde sebepler değil sonuca göre üretilen öğelerdir.

          Yalnız benim çözemediğim benimle saatlerce oturabilen, üçüncü dördüncü görüşmeyi yapan kız(lar) benden hoşlanmadıysa neden halen karşımda. Muhabbetini sevmiştir diyorlar. İyi de kardeşim zaten mesele bu değil mi? Muhabbet edebiliyorsan gerisi zaten gelir. Kalanı ateşle barut misali fıtrat zaten çeker. Yok olmuyorsa orada ne işin var? Ne işleri var? Pazarlık yapıyorlar :)

          Kızlar da sever konusu dediğim gibi modül yüklü değil. Ancak şu an çalıştığım hanımlarla ilk çalışmaya başladığımda bir gün moralimin bozuk olduğunu anlayıp insaniyetten bir sıkıntın mı var diye sormuşlardı çok şaşırmıştım. Bende bu modül de yüklü değil. Bir hanımın bu tip bir soru sormasına alışkın değilim ki normalde duygu durumum dışardan anlaşılmaz kolay kolay, biz görürüz dediler. Yani bir kız beni sevecek, anlayacak, hal hatır soracak. Hiçbiri yüklü değil :)

          Zaten Allah dağına göre kış verir dedikleri durum belki de bu. Maşallah diyeyim de psikolojik anlamda dayanıklı ve stabil bir insan olarak bilinirim. Bazı noktalarda yazsam halime isyan gibi algılanabilir diye çok yazmıyorum da epeydir ailemden uzakta ve yalnız yaşıyorum. Mesela geçenlerde bir haftasonu çok kötü hasta oldum. İki gün yataktan kalkamadım. Hani bakacak edecek kimse yok. Ancak Allah ona göre bir dayanım veriyor. Kendime nane limonundan peltesine kadar her şeyimi yaptım. Probiyotik yoğurdundan yulafına kadar aldım. Kışın da ıhlamurumu yapıyordum. Ailemin dayanağı da bu zaten adam kendisine bakıyor zaten modundalar. Bunları ajitasyon olsun diye yazmıyorum, hepsi birer tespit. Yoksa yalnızlık çok zor bir şeymiş demedim. Dua ederken de Allah’ım halimi sen görüyorsun hayırlısı neyse onu ver derim.

          Önyargı yapmak elbette yanlış. Ancak aynı delikten iki defa ısırlmak da bize yakışmaz. Sorgularız, baktık uygun değil hiç girişmeyiz.

          Rabbim hayırlısını versin cümlemize. Danışmak anlamında dediğim gibi psikolog vb. değil de büyüklerden destek almak daha doğru olacaktır.
          Selametle.

        • Smy diyor ki:

          Bu arada ben de yarın bir talibim ile görüşeceğim. İnşaAllah hayırlısı olur… 🙁

          • Smy diyor ki:

            Ben Fatih beyin başka bir yorumuna yorum yazmıştım ama karışıyor. 😒

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Öncelikle yapacağınız görüşme hayırlara vesile olur inşAllah diyorum. Yorumlarımı takip ettiğinizi yazmışsınız, teşekkür ederim. Göz nuru olacak eşler yazısında bizden bıktınız herhalde yazmıştım da Sema Hanım okuyucu yorumlarının bir çok kişinin hislerine tercüman olduğunu söylemişti. Biraz da oradan aldığım cesaretle yazıyorum.

            Yorumunuzu görünce şöyle bir tebessüm ettim. Allah’ın işi tevafuk olacak ya geçtiğimiz gün de işyerinde bazı arkadaşlardan benzer tepkiyi aldım. Personel haklarıyla ilgili bir tartışma vardı. Ben de bir şeyler yazdım. Ertesi gün bir arkadaş mesai başlar başlamaz beni aradı. Fatih cesaretini tebrik ederim çok güzel yazmışsın dedi. Ben de cesaretin yarısı aptallıktır dedim. Sonra başka bir abimiz yolda gördü geldi öptü, yazıp yazıp sildiğimiz çok şey oldu yazdık ifade edemedik kendimizi daha güzel anlatılamazdı cesaretini tebrik ederim dedi. Hiç tanımadığım insanlardan tebrik aldım ki sağolsun Feyza Hanım da önceden maşallah kendinizi çok güzel ifade ediyorsunuz demişti.

            Şimdi ben bu uzun paragrafı niye yazdığımı anlatayım. Kendimi övmek için mi hayır. Özgüven muhabbeti yapmıştık ona ışık tutsun diye yazdım. Hani önceden demiştim anlayışlıysak uysal koyun değiliz diye. Geçenlerde arkadaşlarla bir yerde yemek yedik birkaçımız rahatsızlandı alo gıda hattını aradım lokantayı denetleyecekler. GSM operatörlerinin haksızlıklarını BTK’ya şikayet ettim elbette diğer şikayetlerle beraber değerlendirmeye alınmıştır ama mesela bayilerin aboneden habersiz paket tanımlaması yasaklandı şikayetimden sonra. Anacığımdan habersiz paket tanımlamışlar kontörlerini yemişler.

            Peki bu paragrafı niye yazdım. Hakkımı yedirmediğimi anlatmak için. Yani aslında özgüvenle ilgili bir sorun değil benimki. Ancak bir noktayı açmakta fayda görüyorum. Özgüven göreceli bir kavramdır ve konuya göre değişir. İş konusunda kibir sınırına dayanacak derecede özgüvenli iken aynı şeyi sosyal konularda söyleyemem. Çünkü o konularda bilgim yoktur. Mesela en güzel yemek mekanlarını sinemaları gezi mekanlarını bilmem. Tatil kültürüm yoktur. Gittiği tatil yöreleriyle övünen zamane kızlarımızın ben tatillerde ailemin yanına giderim diye anlattığımda bana hava atıp bu konuda yorum yapmamı beklediklerinde konuşmuyor olmamı bu kızlarımızın özgüvensizlik olarak yorumlaması gayet doğaldır. Bir insanın bilmediği bir konuda konuşmaması özgüvensizlik değildir tam tersi haddini bilmesidir halbuki. Ancak bana karşı kompeks yapıp sahip olduklarıyla bana ve başka insanlara kibir yapan birinden bu anlayışı beklemek o kişiye haksızlık olur. İş aracılarda aslında. İki zıt insanı bir araya getiriyorlar dünyadan haberleri yok.

            Gelelim kararsızlığa. Hangi mekan iyidir nerede oturulur bilmem. Kıza sorduk diyelim nerede çay içelim hoop dakika bir gol bir. Bu adam özgüvensiz bu adam kararsız bana soruyor. Ya hu ne alaka. Sizin oraları bilmiyorum ben sen de bilmiyorsan geçelim bir yere oturalım ne farkedecek. Ancak şu kazıkçı gavur kahveciyle dondurmacı olmasın adamın ocağına incir ağacı dikmek kime fayda eder. Ev işlerine yardım ederim deme diyorlar. Öyle dedim ya tamam bu adam kılıbık. Tartışma çıkabilecek bir konu oldu. Hır gür olmasın diye sonra konuşuruz dedim. Bu adam ezik bana ağzını açamıyor oluyor.

            Güzel ahlaka ait bazı şeyleri kendiliğimizden yaparız, öyle yetişmişizdir ya da öyle yatkınlığımız vardır. Bazı şeyleri de nefsimizle mücadele ederek yaparız. Sinirliyken susmak gibi. Aslında yazdıklarımın hepsini değerlendirirsek elde edeceğimiz sonuç şu. Henüz doğru insanla karşılaşamama durumu. Sitedeki tüm bekarlar için de aslında durum böyle. Kalanları işin bahanesi. Doğru insan olsa fizana da gidiliyor en çirkin kız dünya güzeli oluyor, en güdük erkek evin direği oluyor. Benim Allah’tan dileğim de şu. Benim anlayışlılığımı özgüven eksikliği olarak anlamayacak, benim ince düşünmemi detaycılık olarak algılamayacak, kalp kırmamak ve karşımdaki insanı kırmamak adına kılı kırk yarmamı ve soru sormamı kararsızlık olarak algılamayacak birini karşıma çıkarması. Yoksa sabaha kadar yazsam da bu konu bitmez.

            Smy hanım, sizin yazdığınız gibi ben de sitedeki tüm bekarlar için duanızı tekrarlıyor ve amin diyorum. Siteyle ilgili bu ara ben de şöyle bir sorun yaşıyorum. Çok geç yükleniyor site. Eskiden çat diye gelirdi. Şu yorum yaz kutusunu yukarı alınca oldu herhalde.

            Selametle kalın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Yazmayı unutmuşum. Yaklaşık altı yıl kadar önce şehir değiştirdiydim. Şu an başka bir değişiklik epey zor. Doyduğumuz yerdeyiz. Tebdil-i mekan olmasa da iki yıl önce tebdil-i bölüm yapmıştım :) iş tanımım değişmişti. Eskiye nazaran daha çok insanla muhatap olur hale geldim. Değişiklik yapmamış olsam iyice kısıtlanacakmışım onu gördüm geriye bakınca. Tavsiyeniz için teşekkürler. Bayramda ailemin yanına gideceğim inşAllah. O da sayılır mı bilmem :)

      • A.D. diyor ki:

        ufff sadece fatih, naptın mirim! umutsuzluk değil de bambaşka bir boyut olmuş doğrusu. neden böyle inanıyosun, inşallah hayırlısı ile Rabbim nasip eder. el-Fettah celle celalühü’nün açmayacağı kapı olur mu? sevgi de bir rızık, ne kadar yazıldı ise o kadar elde edeceğiz. hürmetler

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ben de hürmetlerimi sunarım A.D. Bey.

          İnanmak demeyelim de hissetmek diyelim :) Elbette yazgıdan öteye yol yok, ne bir eksik ne bir fazla. Kısmette ne kadar varsa o kadar olur. Farklı bir boyut olması benim için gayet doğal. Bir kaç ay önce bir kuruma işim düştü, bir lise arkadaşımla denk geldim orada çalışıyormuş, kendisi bayandı, en son on iki yıl önce falan gördüğü için sordu ne yapıyorsun vb., evlenmedin değil mi dedi. Demek ki benim göremediğim bir şeyleri o zamanlardan görmüş dediydim içimden. Bunu yazma sebebim bambaşka boyut olmuş dediğiniz durumun yeni olmadığını anlatmak. Şimdi bir kızla görüştürelim deseler muhtemelen suratına boş boş bakarım.

          Elbette bunların hiçbiri durup dururken olan şeyler değil. Tabi bu da bizim konumuz değil.

          Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Bir de bu yoruma ek olarak yukarıda bahsettiğim durumu biraz daha açsam daha anlaşılır olur diye düşündüm. Evvelki yorumlarımda da parça parça bahsettiğim durum.

            Gerek görüştüğüm kişiler gerek etrafımda yaptığım gözlemler ve araştırmalar sonucu kadınlara olan güvenim sıfıra indi. Toptancılık yapıyor gibi oluyorum ama burada kast ettiğim durum toptancılıktan ziyade kadınların yapabileceklerinin sınırlarının gerek fıtrat gerek toplumsal eğilim sebebiyle benim sandığım gibi olmaması durumu. Benim fabrika ayarlarımdaki kadın profiliyle gerçekteki profil çok farklı. Eskiden erkeklerin zulmünden emin olmak istermiş kadınlar. Ben de bir erkek olarak kadınların zulmünden emin olmak istiyorum.

            Kadınlar duyguları adına yalan söyleyip buna çok kolay kılıf uydurabiliyor. Söyledikleriyle yaptıkları arasında dağlar kadar fark olabiliyor. Süreçleri manüple edebiliyorlar. Masumiyetlerine güvenemiyorum çünkü kendileri de bu durumu inkar etmiyor.
            Şu var. Bir sürü evli kadın var ya da burada bir çok müspet hanım kardeşimiz var. Onlar da mı öyle diyebilirsiniz. Benim yazdığım nefsin sınırları. Buradaki hanımlar aklını nefsinin önüne geçirebilmiş insanlar. Ancak herkesin bir dayanma sınırı vardır. Dost dediğin alışverişte belli olur misali. Hani deriz Allah’ım az verip de aratma çok verip de azdırma diye. Belki koşullar oluştuğunda ummadığımız kişiler ummadığımız davranışları yapabilir. Bu durum benim için de geçerli. Belki koşullar oluşsa ben de sapıtabilirim. Buradaki müspet hanımlar mesela epey zorluk görmüş kişiler ama buna rağmen akılları nefislerinin önünde. Canım böyle istedi deyip mantıksız işler yapmıyor ya da karşılarındaki erkeğe kötü davranmıyorlar.

            İşin özü şimdi ben evlilik görüşmesi yapsam bir kızdan insan muamelesi göreceğim ne derece garanti? Yoksa yine işinde gücündesin teknik şeylerle kafayı yemişsin mi diyecekler, görüşmek istiyoruz deyip bir ton laf mı edecekler? Üç dört defa görüşüp saatlerce oturabildikleri halde geri aradığımda telefonları çantalarında olduğu için duyulmayıp saatler sonra mı geri aranacağım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            -Yarım kaldı-
            Geri aranma derken elbette insan müsait olmayabilir ama amaç geri aramak değil amaç bu adam hala yerinde duruyor mu diye aramak. Neymiş bir sıcak bir soğuk davranacaklarmış ki erkek elden kaçmasın(mış) ve kendilerini garanti görmesin(miş)
            İyi de kardeşim ben seninle ailenin de haberi olan bir süreçle evlilik niyetiyle görüşürken sen bana arkadaş ortamında bir kafede tanıştığın adam muamelesi yapıyorsun. Bu muameleyi görmeyeceğimin garantisi var mı?

            İyi de kardeşim sen de ona göre seç araştır baştan diyen varsa günümüzde aracılığıa bir çok insanın yanaşmadığını hatırlatayım…

          • A.D. diyor ki:

            Tabi isim açık olmadığı için, bey sanmanız normal. demek ki üslup biraz ağır abi gibi olmuş:) aslında site yönetimi bunu belirtmişti, rumuz yanına kadın veya erkek olduğunuzu belirtin, diye, sizin suçunuz yok.
            Her ne ise, aşağıda meryem hanıma verdiğiniz cevabı, iki bölümden müteşekkil uzun yanıtınızı da okudum. Gözünüzden ateş çıkarmanıza gerek yok:))) (çok güldüm, Allah da sizi güldürsün, hala gülüyorum)
            Kadınlara güvenmemeniz, erkeklere güvenmememiz bence genelleme sorunudur, büyük laf konuşmaktır. Kimse ne tam iyidir, ne tam kötüdür. eskiden kötü olan değişip iyi olabilir, eskiden iyi olan değişip bozulabilir. Üzüldüm, güven duygusu tek kullanımlıktır elbette, ama yaşadıklarınız tavır’dır. Ne o insanları kötü eder, ne de sizi mağdur.
            Şöyle söyliyim, okuma zahmetinde bulunursanız; Sizi aramayan, geri dönüş yapmayan kızlar. Çantamda unuttum, diyenler hani. Biz hanımları ayıp olur, diye uzun zaman cevapsız bırakan, peşlerine düşüp öldü mü kaldı mı, diye haber sorunca ancak olumsuz cevap aldığımız erkeklerin karşılığıdır.
            Veya sizinle üç kez görüşüp, flört gibi bir ilişki beklentisine giren, sevgili oyunlarına giremediğiniz için iş güçle kafayı bozmuşsun, diye yaftalayanlar, ‘Aynı burçtan olanlar anlaşamaz’ diye bahane bulan yaşını başını almış erkeklerin karşılığıdır.:)
            yine, size taktik uygulayıp, aman erkeği şımartma, değer verdiğini belli etme diye naz yapan kızlar, ‘Ben evime şeriatın bayrağını dikicem’ diyen çok yakışıklı ama tuhaf anlayışlı erkeklerin kadın versiyonlarıdır.
            Hülasa azizim; konu erkek kadın olmak değil. İnsan olmak, mış gibi yetişkinlikten dürüst bireyler olmaya, manen, ruhen adam olmaya gayret etmek. neden erkeklere güvenmeyelim, neden kadınlara güvenmeyelim? bak şu cümle size ait: kadınlara olan güvenim sıfıra indi.
            Öyle ise insana olan güvenimiz bitmeli, hayata olan umudumuz bitmeli. Sevgiye, şefkate, inancımız bitmeli. Ölelim mi birader?
            Ahir zaman evet, fitneler çok evet, hayat şartları, namus ahlak kavramları evet, giderek tükenen ruhani,manevi hava hepsine tamam. Ama işte bir sema hanım çıkmış, site açmış. yazıyor, anlatıyor, siz de biz de takibindeyiz. demek ki iyilik, olumlu enerji, güzellik daima var. Olmaya devam edecek.
            Klasik tabir, para parayı çeker. Olumlu duygu olumluyu çeker. İnsana inan, insana güven arkadaşım. İnsan Allah’ın kendinden üflediği yüce zattır. kadına güvenmem, erkeğe güvenmem olmamalı mesele. Biz içimize bakalım, güzel günlere inanalım. O gül yüzlü muhabbet bülbülü bize konmazsa, e o zaman ona aşk olsun:)
            Şu cümle de sizin:İşin özü şimdi ben evlilik görüşmesi yapsam bir kızdan insan muamelesi göreceğim ne derece garanti?
            gömmeyin efendim kendinizi, insan muamelesi göstermeyenin muamelesi onu bağlar. kendinizi paralamayın bu kadar.
            “Ben de bir erkek olarak kadınların zulmünden emin olmak istiyorum.”
            olamazsın, bir evliya ile evlensen yine belli olmaz. İnsan bu beşer şaşar. Önemli olan zahire güvenmek, gerisi Allah kerim. Zulüm devam eder, zalim de daima var olur. ama sen bu zulüm yüzünden içini karartma.
            Kısmetinde varsa evlenirsin, yoksa da bekar kalırsın. Fakat içini zehirlersen, evlensen de bekar da kalsan yüreğinde burukluk olur. Sal, seyreyle Allah’ın tecellisini… etiketleyip, beynine ‘Güvenmiyorum’ kodu yerleştirirsen, evlenince de ilk hatasında hanımına ‘Hah bak işte bu da o kadınlardan’ dersin.
            Uzun oldu, okuma zahmetine katlandıysanız teşekkürler. Zaman zaman siz’den sen’e giden üslup için de kusura bakmayın, irticalen oldu.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            A.D. Hanım.

            Çok ama çok evvelki yorumlarınızdan birinde siz bey olarak aklımda kalmışsınız. O yüzden Bey yazdım sorun değildir umarım. Yorumunuzun tamamını okudum, sağ olun ,üşenmeyip yazmışsınız.
            Genelleme yapmak elbette yanlıştır katılıyorum ancak şu detayı kaçırmışsınız. Kadınlar duygusal yaratıklar vb. bir sürü şey sayıyorlar ve benim gördüğüm muamelelerin ve başkalarının yaşadığı olumsuzlukların her birine kulp takabildi bayanlar. Bunu görünce güvenim sıfıra indi. Her şeyin bir bahanesi gerekçesi var. Biriyle çıkarken o sırada kendisine ilgi duyan birini elinde tutup eskisiyle işi bitince elde tuttuğuna yönelen kızın yaptığına bile fıtrat böyle güç kimdeyse ona gider erkek yanaşmayacak diyorlar. Fıtrat böyleyse ben namusumu nasıl emanet edeceğim. Bir ablamız dediydi kadınlar maymun gibidir bir dalı tutmadan diğerini bırakmaz diye.

            Benim fabrika ayarlarımdaki kadın profiliyle günümüzdeki profil arasında dağlar kadar fark var. Yalnız şu cümleniz bana ışık tuttu. Sevginin de bir rızık olduğu ve nasipte ne kadar varsa o kadar elde edildiği cümlesi. Bu gözle hiç bakmamıştım.
            Beni anlayabiliyor musunuz bilemiyorum ama beni üzen kadınların yapabileceklerinin sınırlarıydı. Erkekler nettir. Fıtratı bellidir ne uzar ne kısalır. Allah kadınların şerrinden korusun beni diyorum. Bundan sonra sözü bir özü bir ne dediği belli olan net olan kadınlarla karşılaştırsın…

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Bu sefer doğru yazdım kusura bakmayın sonradan farkettim bir yorumda bey yazmayı unutmuşum diğerinde de Sadece yazmayı unutmuşum. Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Görüşmem olumsuz sonuçlandı. Hayırlısı olsun…
            Sizin ve Burdaki diğer okurların yorumları Bana gerçekten katkı sağladı. Hem hislerime tercüman oldu hem eksiklerimi gösterdi hem de bilmediklerimi öğretti.
            Hakkınızı arama ile ilgili yazdığınızı okuyunca tebessüm ettim babam da sizin gibi. Bazen abartıyor ama 😊 Geçen gün bir dersanenin afişini şikayet etmiş 😊çok güldüm
            Tatili ailenizle geçirmenizin özgüven ile bir ilgisi yok bence sonuçta ailenizden uzakta çalışan bekar birisiniz gayet normal bir şey dediğiniz gibi bilmediğiniz bir şey hakkında konuşmamak had bilmektir özgüvensizlik değil. Bazen benim de başıma geliyor arkadaşlarla konuşurken bilmediğim bir konu olunca veya dedikodu – gıybet – zan olmasın diye konuşamadığımda hemen etiketleniyorum. Ama bildiğim konularda ve tehlikeli olmayan konularda gayet iyi konuşurum.
            Mekan belirleme ile ilgili söylediğiniz şeyleri etrafımda da görüyorum hatta bizzat kendim de yaşadım. Daha Önce görüştüğüm bir kişi bu konularda sizin gibiydi (hatta çok benzettim) mekan, saat vs Bana sormuştu benim için nasıl uygunsa ona göre belirledik bu bence bir bayan için çok güzel bir şey yani ne bileyim benim hoşuma gitmişti. Ama sizin dediğiniz kız tiplerini de biliyorum kaba, maço erkeklerden hoşlananları sanırım sahiplenme, koruma ile karıştırılıyor ya da babası, abisi gibi birini istiyor veya arkadaşlarından etkileniyor Olabilirler benim gözlemlediğim kadarıyla daha çok arkadaşlarından etkileniyor. Karşısındakinin söylediği bir kelimeyi arkadaşları ile sabaha kadar konuşabilirler bu şekilde arkadaşından etkileniyor arkadaş maço birini istiyorsa o da öyle birini istemeye başlıyor böylece devam ediyor. Pipet mevzusuna da çok güldüm Ben açıkçası öyle kaba davranılmasını istemem hatta adaylarda aradığım şartlardan biridir kaba davranış /kötü söz vs. Istemem geçinemem çünkü.
            Ev işleri konusunda da size verilen ev işi yaparım deme tavsiye sini bize de abim için kız ararken verildi. Abim bekarken ev işlerinde vs bize çok yardımcı olurdu bu bizim için güzel bir şey ama başkaları için öyle olmayabiliyormuş Ben de o Zaman öğrendim abimin ev işlerinde yardımcı olduğunu bilenler kız tarafına bir şey söylemeyin dediler 😒 Nitekim biz de söylemedik abim de hakeza Sonuç :şimdi evli 😂😂(Ama ev işlerinde yardımcı oluyor) Galiba sorun Burda 😁😁
            Benim görüşmemde de adayın ev işlerinde iyi olduğunu az çok biliyorum seziyorum ama sorduğum da yarım yamalak cevap verdi. Neyse ki beni biraz tanıdıktan sonra Rahat Rahat yardım ederim dedi 😂😂 Galiba ona da öyle söylemişler.. 😊 tartışma konusunda bizim ilişkimiz çok iyi gidiyor hiç tartışmıyoruz diye kızıp tartışma çıkaran kızlar var 😒güler misin ağlar mısın😁. Ben olabildiğince tartışmadan kaçan biriyim bazen bu yüzden karşı taraftan da beklentim o yönde. Bunun özgüvensizlik ile ilgisi yok bence olması gereken bu. Açıkçası bahsettiğiniz yönlerinizden dolayı sizi daha Önce görüştüğüm birine çok benzettim bu özellikleri gören /yaşayan biri olarak (yer /mekan seçimi, tartışmadan kaçma, sinirli iken susma (bir erkek için daha zor bir şey olmasına rağmen), eğer müsaitse çalınan telefonu açma, fikir danışma, maddi manevi bir ihtiyacın var mı diye sorma, Ben takıyorum diye kol saati takması 😁 vs.) Ben şikayetçi değildim hatta kendimi daha değerli hissettim ve bir kadın olduğumu hatırladım. Bana katkısı çok oldu bu yüzden de o kişiye Minnet duydum bizim işimzin olmayışı başka sebeplerdi. Nasip değilmiş açıkçası bu gibi mevzularda onun gibi olmasını isterim gelecekteki eşimin.
            Yer değiştirme konusunda da bayram Tatili iyi gelebilir. Keyfini çıkarın. 😊 Iyi Bayramlar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Öncelikle görüşmeniz olumsuz olsa da hayırlısı buymuş diyelim. İnşAllah bir kırmızı top daha elendi beyaz topa bir adım daha yaklaşıldı.

            Nasıl hitap ettiğinize gelince çok önemli değil, estağfurullah. Bey yazmasanız vb. sorun değil. İnsanın kalbinin içindekiler yazıya yansıyor. Hiç garipsemedim. Hani duruma göre insanlar senli benli de yazabilir hiç sorun değil. Yeterki karşılıklı saygı çerçevesinde olsun.

            Sizin tespitleriniz de çok faydalı gerçekten. Aslında benim tespitlerimle uyuşuyor. Tabi bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilemedim :) Yazarsam kibir olur insanlar alınır diye yazmadığım birkaç şey var. Ancak şunu söyleyebilirim ki bir insanın zihni ne kadar boş olursa dedikoduyla, kılık kıyafetle, dış görünüşle vb. o derece ilgili oluyor. Feyza Hanım çok güzel yazmıştı cevizin kabuğuyla değil içiyle ilgilenmek diye.

            Benim de düzgün diyebileceğim sadece bir tek görüşmem oldu önceden de yazmıştım ki kalanları da malum… Aldığımız cevap da üsturupluydu. Hiçbir şeyi bahane etmeden kötülemeden efendi iyi birine benziyor ama ısınamadım demişti kızcağız. Kalp kalbe karşıdır, ben de ısınamadıydım ama çok iyi bir kıza benziyor ertesi gün ikinciye görüşeyim yine ısınamazsam öyle bırakalım diye düşünmüştüm. Sizin yaşadığınız gibi nasip kısmet değilmiş diyoruz. İki taraf da saygılı ve net. Bahane yok, politika yok, en önemlisi yalan yok. Görüşmek istiyorum deyip türlü türlü işler de yapabilirdi, iki ay beni oyalayabilirdi diğerleri gibi. Hatta neredeyse tam bir yıl oldu. Yüz yüze görüştüğüm son hanımdı.

            Bugün bu konularla ilgili yazdığım tüm yorumlara artık susmam konuşmamdan daha hayırlı yazdıydım. Şu var. Açıkçası epey yorum yazıldı ve şunu söyleyebilirim ki en azından doğru yoldayım, çünkü niyeti evlilik olan müspet hanımlar kabaca benimle aynı kriterlere sahip. Zaten nasip kısmet dediğimiz şey detaylarda ortaya çıkıyor. Benim yaşadıklarımın benzerini de Meryem Hanım yaşamıştı bir bayan olarak.
            Ancak ona da üzülmeyin yazmıştık. Evlilik niyeti olan erkekler de genel hatlarıyla sizler gibi birisini ister demiştik. Buradaki okuyucu yorumcu bekar hanımlar çok üzülmesinler. Kıymetliler çünkü. Genel hatlarıyla uygunlar ki detaylar da nasip kısmet…

            Kendimle ilgili de en son şunu paylaşabilirim. Dışarıdaki gözlemlerimi burada paylaşıp üzerine yapılan yorumları değerlendirince ciddi derecede algıda seçicilik oluştu. Eskisi gibi yapmıyorum artık. Gülbahçesi hikayesi gibi olmasın kısa yoldan evlenip gideyim demiyorum artık. Gül olmasa da al şu papatyayla idare et denildiğinde yok bu papatya bile değil ot diye görebiliyorum sanırım (halen gözün kapalı diyorlar bazı hanımlar) Benim de bir değerim var ve karşı taraf yani kız ve ailesi bana değer verecek biri mi değil mi artık en başından sorguluyorum. Normalde hep kervan yolda düzülür nasıl olsa değer verirler diyorduk ama iş öyle olmuyor(muş) devir değişmiş…
            Ben de madem devir değişti. Arz talep dengesine ayak uydurayım ki piyasa değerim düşmesin diyorum. Yoksa bu gidişle burnu kaf dağında olan kızlarla boy ölçüşmek durumunda kalıyoruz. Benim boyum o kadar uzun değil, ayakları yere basan birileri lazım…

            Selametle kalın.

      • Meryem diyor ki:

        Sadece Fatih Bey
        Uzun zamandır iş yoğunluğundan yazamıyorum ama yorumları okuyorum ve takip ediyorum.
        Kendimce bir erkekten beklediğim kavvamlığı nacizane açıklamaya çalışacağım.
        Kavvamlık asla sert davranmak, maço tavırlar sergilemek değil. Sorumluluk sahibi olmak, sizinle evlenecek kızın iyi bir aile babası olacağınıza inanması, onu sahiplenmenizi, korumanızı, anne ve eş ayırımını yapmanızı ( anne -ve eş dengesi önemli ) ve adaletli olmayı, bazen sevecen, gerektiğinde de kararlı olmak, fikir sormak ama son kararı vermek vs. daha da uzatılabilir.

        Günümüzde kadınlardaki fıtrat bozuklu olduğu gibi erkeklerde fıtrat bozukluğu hakim. Eskiden erkekler , evde musluk bozulduğunda değiştirir, tamir gerektiren bir şey olduğunda kendileri yapardı. Ellerinden her iş gelirdi ve taşı sıksa suyunu çıkarır cinstendi. Günümüzde öyle erkekler var tabı ki ama azınlıkta artık. Kadınlar daha naifti, daha hanımdı, şimdi kadınların tavırlarına baktığımızda o zerafet o hanımlık pek kalmadı, otobüste görüyoruz her gün. Erkek gibi konuşmalar, erkek gibi oturmalar vs. Eş seçiminde anlaşabilmek ve aynı dili konuşabiliyor olmak önemli . Beklentiler de. Aslında beklenti ne kadar fazla ise mutsuz olma oranı daha fazla. Günümüzde erkeklerinde kadınların da beklentileri haddinden fazla. Yani bu durum bir karıncaya 50 kilo yük yüklemek gibi. Karıncaya 50 kilo yük yükleyince ezilir kaybolur, günümüzde beklentiler yüzünden insanlar evlilik kararı alırken eziliyor, kayboluyor ve son durum ”bekar kalırım daha iyi ” moduna dönüyor.

        • Süleyman diyor ki:

          Bende hayırlı bir işiniz oldu diye ümitlenmiştim Meryem Hanım. Ondan dolayı yazmıyorsunuz zannediyordum. İnşAllah bir gün zannettiğim gibi olur :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Meryem Hanım.

          Yorumunuzu görünce çok mutlu oldum. Hayatınızdan endişe etmiştim, soramadım da öldünüz mü kaldınız mı diye :) Ya da herhalde biriyle görüşüyorsunuz diye düşünmüştüm.

          Yorumunuzun tamamına katılıyorum. Ben de bir iki destekleyici fikrimi yazayım. Siz kendinize göre bir tarifte bulunmuşsunuz ki diğer hanım yorumcularınkiyle oldukça paralel. Şu tosun paşa filminde Şaban karakterine tosun paşayı tarif ediyorlardı da gözlerimden ateş çıkarma hariç hepsini yapabiliyorum diyordu. Ben de buradaki tariflere epey uyduğumu görünce çok mutlu oldum. Varsın zamane kızları beğenmesin. Benim referansım müspet hanımlarım görüşleri. Siz musluk tamiri yazmışsınız ben beton işi yapıp araba tamir ediyorum. Arkadaşın birinin tost makinesini tamir ettim birisine mermerden eşik yaptım memlekette evin boya badanasını ben yapardım.

          Gelelim asıl meseleye ratingim niye düşük :) Sizin yazdığınız durum. Karıncaya elli kilo yük durumu. Sizin yazdıklarınıza sahip olmam yetmiyor. Duruş artistçe olacak biraz cool olacak insan, sosyal anlamda hangi mekan nerede bilecek, yakışıklı olacak güzel olacak vb. Yani şartnameyi sağlasak da ekstramız olmayınca değer görmüyoruz. Bir devlet memurundan bir gün şöyle bir şey duyduydum. Bir mal mevzubahisti. Şartnameyi sağlıyorsa reddediyorum diyemem girişini yapmak zorundayım bu benim görevim dediydi. Benim yaşadıklarım da biraz öyle oldu. Genel şartları sağladığım için görüşmeyelim diyemediler ama ekstralarım yok diye mızıklandılar. Artık hayırlısı neyse o olsun diyelim hepimiz için.

          Selametle.
          (Allah işlerinizde kolaylık versin bu arada)

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Sizin yorumunuzda cevabla butonu olmadığı için buraya yazıyorum. Görüşmemin olumsuz olacağını kuvvetli bir şekilde hissetmiştim öyle de oldu. Görüşme yaparken olmayacağını anladım kesinlikle ikinci görüşme yapmayacam dedim içimden. Ve ilk görüşmede bitti. Ben de sizin gibi ısınamadım açıkçası hayırlısı olsun. Ben hem ailemin hem de benim ısınabileceğim biri olsun istiyorum. Aynı şekilde karşı taraf da Bana ısınsın istiyorum. Erkekler bazen bunu es geçiyorlar ama bence önemli bir konu. Yanlış anlama olmasın flört, gereksiz romantizm vs onları istemiyorum ama çok da saklamasınlar kendilerini. Karşımdaki kişi ile iş anlaşması imzalayacakmışım gibi hissediyorum Süleyman beyin de dediği gibi bu kadar düz mantığa gerek var mıydı? Diğer taraftan da onlara da hak veriyorum sonuçta karşısındakini tanımıyor belki yanlış anlaşılır, gibi düşünüyorlardır. Ama yine insan biraz daha yumuşak bir ortam bekliyorum r. Hayırlısı olsun…
            Sizinki kadar değil ama benzer bir tecrübe ben de edindim. Normalde bir bayan olarak detaylara dikkat ederim ama evlilikte temel kriterlerim olsun gerisini halledebiliriz diye düşünüyordum. Çünkü çok dik başlı biri değilim. Anlaşabilirim diye düşünüyordum. daha Önce de yazmıştım doğru mu yanlış mı düşünüyorum diye. Yanlış düşündüğümü anladım bu konuda da detaylara girmek, bir kulp aramak gerekiyormuş. Ben de öyle yapıyorum. Karşımdaki kişiyi tanıyana kadar detaylar, sorular vs. Allah hayrımızı versin… Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Sizin yorumunuzla beraber Nisa Hanım’ın Süleyman kardeşimize yazdığı yorumla ilgili birkaç şey yazayım istedim.

            Öncelikle Nisa Hanım’ın bahsettiği insanların evlilikten uzak kalması durumu benim çevremde de olan bir durum. Mantıklı adaylar bulunduğu halde görüşmeyen erkekler var. Benzer şekilde bu tip kızlar da var. Bunları niye yazdım. Nisa Hanım bu durumu toplumsal bir sorun olarak nitelendirmiş. Benim doğrudan bir fikrim yok. Ancak hayat görüşleri bizden farklı olup da evlenmek isteyen ama evlenmeyen insanlar da var. Yani işin özü, günümüzde hangi hayat görüşüne sahip olursa olsun, muhafazakar olsun olmasın evlenmek isteyip de evlenemeyen epey insan var. Eğer bu bir toplumsal sorunsa bu konuyla ilgili sorumlu kurum kimse onlar ilgilenmeli. Ancak bu da bizler için gerçekçi bir yaklaşım değil. Halk memnunsa yöneticilerimiz ağzını açmaz. Örneğin şans oyunları. Flörtün toplumda yaygınlaştığı hep yazıldı. Günümüzde afedersiniz halen umumhaneler resmi olarak iş yapan kurumlarsa devletin bu konularda ahlaki bir çalışma yapmasını beklemek hayal olur. Su akar yolunu bulur derler. En az üç çocuk deyip duruyorlar ama flörtten kaçan, evlilik söz konusu olduğunda kadın erkek ilişkilerini ciddiye alan gençlere kimse sahip çıkmıyor. Mesela bu bayramda da bana denilen ki yaşlı teyzeler bile aynı şey söylüyor, herkes kendi buluyor, sen de bul bir tane diyorlar.

            Şimdi gelelim sizin yorumunuzla ilgili konuya. Lütfen yazdıklarımı doğrudan üzerinize alınmayın. Genele yazıyorum ancak size de fayda eden yerler olabilir. Isınmak konusunda haklısınız. Sonuçta bir ısınma durumu olmalı ancak burada abartıya kaçmamak lazım. İlk görüşte aşk beklememek lazım, öyle kalbimizin küt küt çarpmasını adeta çarpılırcasına etkilenmeyi beklemek çok akılcı bir yaklaşım değil. Bunlar olabilir elbette ama nadirdir. Bazı şeyler zamanla gelişir, paylaştıkça gelişir.

            Öncelikle şunu söyleyeyim hiçbir erkek bu durumu es geçmez. Hatta şöyle söyleyeyim kızlara göre daha çok önem verirler. Ancak ısınma mekanizmaları farklı olduğundan daha düz bir yaklaşım sergilerler. Görüştüğüm şu ikinciye şans isteyen kız da beni benzer bir şeyle itham etmişti. Mevzuya çok mantıksal yaklaştığımı ve duygusal bakmadığımı iddia etmişti. Ancak sonrasında kendisinin aşırı duygusuz birisi olduğu ortaya çıktı. Öyle ki eğer duygusalsa ısınmadığını iddia ettiği bir adama bana ikinciye şans ver diyemezdi. Bana sabah gülücüklü mesajlar atıp sonrasında kıvılcım vs. sayıklamazdı. Hadi bunu da geçelim, ertesi sene görüştüğüm kız da beni duygusal olmakla itham etti ve kendisinin bu konulara mantıklı yaklaştığını, ben kadar duygusal olmadığını beyan etti. Niye beyan etti diyorum, dördüncü görüşmede bu bahsettiğinin resmen palavra olduğu, her şeyi mantığına oturtmasına rağmen hayallerindeki gibi maço bir tip olmadığım için nazlandığını ve bana kıymet vermeyeceğini görünce içimden hani mantığınla hareket edecektin demiştim.

            Gelelim kulp takma meselesine. Önceden de yazmıştım. İşyerinde bir ablamızı biriyle görüştürmüşler ki görüştüğü kişi eşiyle aynı işyerinden, elemana ısınamamış. Kafasının etini yemişler neyini beğenmiyorsun diye, o da çok göreve gidiyor diye bahane ediverdim demişti. Bahane etmiş, yani bu şekilde kulp takmış. Halbuki eşi daha çok göreve gidiyor. :)

            Buradan evlilik görüşmesi yapan kadın ve erkeklere diyorum ki şeytanın vesveselerine kulak vermeyin. Kıvılcım vb. peşinde koşmayın. İlk görüştüğünüzde elektrik almayı bekleyin ama çarpılmayı beklemeyin. Referansınız ben bu adamla/kadınla yapabilir miyim yapamaz mıyım olsun. Maalesef şu diziler filmler öyle şeyler yükledi ki bilinç altımıza, erkekler prenses kızlar prens peşine düştüler. En kötüsü herkes en iyisini hak ettiğine inanıyor. Taliplerini reddederken kibir yaptığının farkına bile varamıyor.
            Diyelim hoşlanmadınız, beğenmediniz, öyle sen şöylesin sen böylesin kulp takmayın, bahane uydurmayın hele ki fıtratla ilgili konuları aman ha dile getirmeyin. Yok saçın sarı değil, yok boyun uzun değil vb. girmeyin, ısınamadım deyin dürüstçe ve Allah hayırlısını versin deyin.

            Erkeklerin bakış açısı ve fıtratları belli olduğu için daha düz yaklaştığını yazdık. Ancak günümüzde kadınlarda şöyle bir zafiyet var. Önceden de çarşaf çarşaf yazdığım durum. Duygusal yapıda olduklarından bu konularda duygusal beklentileri olması gayet doğal ama aşırı hayalperest ve aceleci davranıyorlar. Nikahta keramet vardır denilen ve evlendikten sonra oluşacak birçok duyguyu evvelden yaşamak görmek istiyorlar. Kısmetli olanlar bunlara istediği yaşta erişebiliyorlar. Kısmetli olmayanlar da bekliyor bekliyor derken yaş oluyor otuz beş, bakıyorlar pabuç pahalı birisi olsa da evlensek diye yiyecek isteyen kedi gibi bakıyorlar. Hele ki görücü usulünü banal bulan genç kızlar. Ya da karşılarındaki erkek tecrübesiz olduğu için onlara yeterince elektrik veremiyor diye daha ilk görüşmede sıkıcı bulup ısınamadım diye kestirip atanlar, kibir yapanlar yaş geçince aslında dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına geliyorlar. En acısı da şu. Evlenince aslında bağlanabildiklerini, o duygusal bağı kurabildiklerini görünce kaçan balık büyük oluyor. Akıllı olanlar bunu genç yaşta büyük sözü dinleyerek yapıyor. Kıza zamanla seversin diyor ablası, kız evlenince görüyor ki ablası haklıymış. Keza babası kıza oğlan iyi biri evlen diyor, kız kararsız, evlenince ısınıyor, aşık oluyor.

            Geçenlerde bahsettiğim genç bir arkadaş var demiştim aracılık yaptığımız. İkinci görüşmeyi yapıyorlarmış. Aileler birbirini çok sevmiş, şimdi gençlerin ısınmasını bekliyoruz. Yaşları genç. Umarım ucuz bir sebeple sonlanmaz, hayırlısı olsun diye dua ediyoruz ki aileler ısınınca baskı da kuruyorlar çiftler üzerinde. Bazen faydalı oluyor, eften püften şeylerle ziyan olmuyor kurulacak olası bir yuva…

            Soru sormak olayı da şöyle. İş görüşmesi gibi olmaz elbette ama iki önemli nokta var. Birincisi iki tarafın da evlilikten beklentisi yakın olmalı, evliliğe bakış açısı yakın olmalı. Bir diğeri de karşınızdaki insanın sorularınıza dürüst cevap vermesi ve söyledikleriyle yaptıklarının uyumlu olması, sırf karşı tarafı etkilemek gibi bir amaç taşıyıp bunu ego amaçlı kullanmayacak birisi olması lazım. Bir kere ilk görüşmede herkes çok güzel reklam yapar. Üçüncü dördüncü görüşmede anlarsınız ne kadar doğru ne kadar yanlış söylüyor. Ego olayı da şöyle. Beğenilmek kızlarımızın hoşuna giden bir şey, kendileri adaydan hoşlanmasa bile beğenildiklerini duymak hoşlarına gittiği için tabelaya bir skor daha eklenecek diye karşılarındaki erkek tarafından beğenilmek için her şeyi yapıyorlar.

            Diyeceğim o ki, evlenmeden önce gözü dört açın, evlenince gözünüzün birini kapatın. Eften püften şeylerle aday beğenmemezlik yapmayın. Sorabildiğiniz her şeyi çekinmeden sorun. Sorulan sorulara dürüstçe cevap verin. Şeytanın vesveselerine kulak asıp da kıvılcım peşinde koşmayın.

            Selametle kalın.

      • E.Y. diyor ki:

        Yine çok severek okudum yorumunuzu Süleyman Bey;
        Okurken şunu düşündüm;sizin çok iyi ve de hayırlı bir evlilik yapacağınız doğuyor içime..Altıncı hissimin kuvvetli olduğunu söylerler ki ben de hissederim..Yalnız bu altıncı hisler kendimde pek çalışmıyor ki hayırlı olan da bu bence.
        Kavvamlık konusunda yorum yapmak istemiyorum,sadece söyleyeceğim şudur ki;yıllardır yorumlarınızdan anladığımı kadarıyla hayırlı bir hatunla evlenirseniz sizin bu konuda bir sıkıntınızın olamayacağı..İnşAllah olmaz,çünkü düşüncelisiniz ve bana göre kavvamlık bir erkeğin kendini pasifize etmesi değil,anlayışla hanımına ve evlatlarına yol göstermesidir.
        Son söz;hayırlı ve helal aşktan ümidinizi kesmeyin,bakarsınız sitedeki bekarlar arasında düşen ilk domino taşı siz olursunuz,kim bilir..:)

        • Süleyman diyor ki:

          Çok teşekkür ederim E.Y. Hanım. Çok naziksiniz. Bizlerde umutluyuz. İnşAllah evlilik nasip olacak:) beklemedeyiz….

        • Süleyman diyor ki:

          E.Y. Hanım birde şunları ekleyeyim

          “Son söz;hayırlı ve helal aşktan ümidinizi kesmeyin,bakarsınız sitedeki bekarlar arasında düşen ilk domino taşı siz olursunuz,kim bilir..:)” demişsiniz. İlk olmasakta inşAllah düşen domino taşlarından biri oluruz.

          Üniversite yıllarında müstakbel bir damat adayı olarak hiç görülmemem beni üzdü açıkçası. Biraz da bu aşk kelimesine göreceli bakmama sebep oldu. Evet her şey toz pembe olmayacaktı ama bu kadar da düz mantık olmasına gerek var mıydı? Sadece şunu söyleyebilirim ki demek ki benim için hayırlısı böyle imiş. İnşAllah erken yaşta evlenmek isteyen gençler benim çektiğim sıkıntıları çekmez.

          Kavvamlık için şunu söyleyebilirim. Erkeğin cesareti o kadar önemli ki. Ancak cesaret sahibi olmak demek herşeye atlamak demek değil. Çok cesurum diye koskoca bir ordunun karşısına tek başına çıkmak değil. Bu cesaret olmuyor. Cesur olmak vakti geldiğinde gereken ne ise onu yapmaya güç sahibi olmak demek bence.

          E.Y. Hanım inşAllah yakın zamanlarda sizlerinde hayırlı haberlerinizi duyarız. Tekrardan teşekkür ederim bu zarif yorumunuzdan dolayı.

          • Smy diyor ki:

            Süleyman bey ;

            Evet her şey toz pembe olmayacaktı ama bu kadar da düz mantık olmasına gerek var mıydı?” Tam da bu aralar sıkça düşündüğüm konu. Yalnız olmadığıma sevindim. Bu konuda erkeklerden biraz şikayetçiyim açıkçası. Tamam dediğiniz gibi toz pembe bir şey istemiyoruz, flört, çıkma, gereksiz romantizm vs onları da istemiyoruz. Tamam evlilik islami çerçevede, idealler için yapılırsa iyi olur, tamam amacımız Allah rızası, nefis terbiyesi Cennete götürecek yol arkadaşı vs. Ama bu kadar mı duygusuz,

          • Smy diyor ki:

            Süleyman bey ;
            Kusura bakmayın yarım kaldı. Bu kadar mı duygusuz, sevgisiz, düz mantık olmalı? Gerek var mı? Olsa olur mu? Olmasa ne olur? Kafamda deli sorular… 😒😊

          • Süleyman diyor ki:

            Smy Hanım

            Teşekkür ederim öncelikle yorumunuz için. Şunu açıkça belirtmek gerekli diye düşünüyorum. Elbette erkeğin gayretli, azimli, çalışkan olması önemli. Gelir elde edebileceği bir işe girmesi önemli. Bana şunu diyorlardı bazen. İşte gelirin olmadan nasıl olacak. Bende ömür boyu işsiz kalmayacağımı belirtiyordum ve dediğim gibi elhamdülillah çok iyi bir mesleğim oldu. Hem mesleğim saygın bir meslek, hem çok iyi kazanıyorum, hem de hassasiyetlerime saygı gösterilen bir iş ortamım var. Nazar değmesin hanım hocalarla el sıkışmıyorum. Hocam hiç bir şey demiyor. Bana çok sıcak davranıyor. Namaza filan beraber gidiyoruz. Yani böyle bir işi başka bir yerde bulmam çok zordu.

            Şöyle bir durum var. Görücü gittiğimiz aileler tarafından değerlendirilme kriterlerimiz çok düz mantık. Zaten mezun olmadan ve işe girmeden nerdeyse kimse yüzüme bakmadı. Ondan sonra da sadece düz mantık kriterler arandı. Kendimi değerlendirmeye alınırken makine gibi hissediyorum. Hatta Para Çekme Makinesi gibi.

            Örneğin dile getirilen şeyler hep şöyle. Para çekme makinesi hangi meslek. Para çekme makinesi iyi kazanıyor mu? Para çekme makinesinin konumu bulunduğumuz yere yakın mı?

            Aileleri de anlıyorum çünkü mesela karşı tarafa bizim mesleğimiz söylendiğinde detaya iniliyor. İşte şu mesleği yapıyor. Ya da kaldığımız yer anlatılırken detaya iniliyor. Şurada kalıyor. Şu kadar zaman daha kalacak. Ancak Ahlak için öyle olmuyor. Ahlaklı bir çocuk deniliyor geçiliyor. Eee şimdi talip gelen herkes için aynı şekilde ahlaklı deniliyor. Sizin kızınıza talip şu genç ama ahlaksız diye kimse çıkmıyor. Zaten her gelen talip ahlaklı. Böyle olunca ahlak kriteri zaten cepte diye öbür özelliklere daha çok bakılıyor. Ahlaklı bu gençler ama artıları ne bir ona bakalım deniliyor.

            Benim belirtmek istediğim şu. Bende duyguları ile, farklı hobileri ile, karakterim ile farklı bir insanım. Taş değilim, makine değilim, robot değilim. Benim tek özelliğim yaşadığım yer, bulunduğum meslek, mezun olduğum okul değil ki. Bunlar önemsiz demiyorum ama sadece bunlar üzerinden fotoğrafınıza bakılmadan değerlendirilmek üzüyor beni.

            Son olarak “Bu kadar mı duygusuz, sevgisiz, düz mantık olmalı? Gerek var mı? Olsa olur mu? Olmasa ne olur? Kafamda deli sorular…” demişsiniz Smy hanım. Ben hep uzun süreli düşünürüm. Duygusal yakınlık hissetmediğiniz biri ile zor olur. Eş boyutunu geçtim çocuklar olduğu zaman ilişkide ki gerilimden onlar etkilenir. Bunlar problem olur.

            Eskiler beğenmedikleri kişilerle evlenir gene mutlu olurlarmış ancak şöyle bir durum var ki eskiler hem bizlerden daha sabırlıymış hemde afedersiniz bugün ki toplumdaki kadar teşhir yokmuş. Kadın beğenmediği biri ile evlense. Asgari olan beğenilme duygusu karşılanmadığında sabah akşam sosyal medyada bakın ne kadar mutluyuz pozu veren çiftlere özenir. Anormal seviyede eşine ilgi gösteriyormuş gibi hareket eden adamlar gibi olsun ister. İster istemez o hale düşebiliyor.

            Şunu da hakikaten insan ilişkilerinde çok gözlemde bulunmuş biri olarak söylemeliyim. Eğer bir insan görüşmede az konuşuyorsa az konuşuyordur. Bazı kişiler 1. sefer de az konuşabilir belki 2. de açılır ama ikincide de konuşmuyorsa konuşmuyordur. Ben arkadaş ilişkilerimde bunu gözlemliyorum. Adam konuşmuyor. Sonrada açılmıyor yani. Bu konuda 2. görüşmeyi yapmış hanımların hepsi emin olsun ki konuşmuyorsa çevresi aksini ne kadar söylerse söylesin konuşmuyor.

            Kısacası Smy hanım inşAllah mütmain olabileceğiniz ve yakınında bulunduğunuzda huzurlu hissedebileceğiniz bir eş adayı ile karşılaşır ve güzel ve hayırlı bir yuvaya adım atarsınız.

        • Smy diyor ki:

          Fatih bey ;
          Yine yorumunuzun altında cevapla butonu olmadığı için buraya yazıyorum. Yorumlarınız için teşekkür ederim. Önceden yazdığım gibi Ben bir çarpılma, aşırı elektrik, romantizm beklemiyorum ısınma olayı içimizde bizden bağımsız gerçekşen bir şey ona bir şey demiyorum. Ama görüşme yaparken takınılan tavır, ses tonu/düzgün konuşma (en etkilendiğim şey), bakışlar vs. Bunlardan beklentimi alamıyorum özellikle de ses tonu, konuşma, kendini ifade etme bunlardan çok etkileniyorum karşımdaki kişinin tipi vs yerinde ama bu ve Buna benzer şeyler istediğim gibi olmayınca o konuşmayı bitirmek istiyorum (maço, kaba vs. Kesinlikle istemiyorum.) çok aşırı resmi konuşma olunca da hoşuma gitmiyor o Zaman Ben de kendimi ister istemez çekiyorum Rahat konuşamıyorum daha yumuşak sakin bir ortam istiyorum konuşurken. Kendimi Rahat ifade edebileceğim bir ortam . Bunu da karşı taraftan bekliyorum açıkçası çünkü Ben de biraz Feyza hanıma benziyorum hastalık, tedavi, Kan vs. Konularında hencinslerime göre aşırı derecede soğuk kanlıyım ama bu konularda biraz fazla heyecanlanıyorum. Bu durum karşı tarafın tutumuna göre artıp /azalabiliyor ya da yerini müsbet/menfi bir duyguya bırakabiliyor. Benim istediğim erkek kendini Rahat ifade etsin, kendini saklamasın, sorularımı soracağım, kriterlerimi söyleyeceğim derken kendinden soğutmasın. Bu benim içimden geçen tabi. Diğer taraftan onlara da hak veriyorum sonuçta beni ben biliyorum onlar bilmiyor. Yanlış anlaşılmaktan korkuyor Olabilirler. Ama yine de iş görüşmesi yapar gibi soğuk durmasınlar. Olmayacaksa yine olmaz ama en azından o anın en iyi şekilde geçmesi sağlanır.
          Ilk görüşte veya ikinci, üçüncü görüşte prensesim, balım vs şeyler tabiki beklemiyorum hatta istemiyorum. Daha Önce görüştüğüm biri öyle söylemek istediğinde bundan hoşlanmadığımı bunun için erken olduğunu söylemiştim. Bu gibi şeyleri Ben kendi adıma evliliğe saklıyorum benim için değerli çünkü. Harcamak istemiyorum. Yazarken karıştı biraz kusura bakmayın. Özellikle bu aralar o kadar karışık ki kafam daldan dala atlayabiliyorum. Hasıl-ı Kelam Allah hakkımızda hayırlı olana gönlümüzü razı eylesin…

          Selametle

          • Smy diyor ki:

            Süleyman bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ediyor, duanıza amin diyorum. İnşaAllah aynı şekilde siz ve burdaki bekar kardeşlerimiz en kısa zamanda güzel ve hayırlı bir yuva kurma adımını atarlar.

            “Benim belirtmek istediğim şu. Bende duyguları ile, farklı hobileri ile, karakterim ile farklı bir insanım. Taş değilim, makine değilim, robot değilim. Benim tek özelliğim yaşadığım yer, bulunduğum meslek, mezun olduğum okul değil ki. Bunlar önemsiz demiyorum ama sadece bunlar üzerinden fotoğrafınıza bakılmadan değerlendirilmek üzüyor beni.” . Bu paragrafa gerçekten çok üzüldüm. Allah İnşaAllah tez zamanda hayırlı, kıymet verecek bir eş nasip eder ve bu üzüntüden kurtulursuz siz de. İnşaAllah yerine ne kadar mutmain, mesut olduğunuzu yazdığınız paragraflar gelir…Amin…
            Selametle…

    • Feyza diyor ki:

      Elmanin diger yarisini bulamadiginiz icin olabilir Mustafa bey, belki buldugunuz zaman diger yariniz bileyecektir koreldigini dusundugunuz hislerinizi.
      Cinsel durtulerde romantizm sart kosulmadigi icin ortada bir insan olmasa da hayali karakterler islev goruyordur fakat romantizm tamamen oznel bir durum ve karsinizdaki kisinin sihirli degnegini degdirmesi gerekebilir.
      Mesela sarkida bile diyor, “bana yeniden sarkilar soyleten kadin..”. Demek ki soyleyen kadar soyleten de onemli. Ask soyletir, dert inletir de derler ornegin.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Belki de Feyza Hanım. İçinde bulunduğum ruh hali bana sağlıklı gelmediği için cevap arayışına girmiştim

      • mustafa _/) diyor ki:

        Selamlar Feyza Hanım; fikrinizi almak istediğim bir konu var. Uzun zamandır iki arada bir derede kaldığım artık kendi kendimi yemeye başladığım bir kararsızlık hali var ve bana zarar verdiğini hissediyorum. Aracı bir arkadaşımın çok ısrarları neticesinde tanıştırıldığım yabancı bir kız var, söz konusu arkadaşımın hanımının okuldan arkadaşı.

        Ailelerimiz birbirlerine ısındı, gelin adayını kişiliği ile alçak gönüllü, aklı başında, merhametli ve temiz kalpli oluşuyla ailem çok beğendi. Çocuklara yaklaşımı, olayları muhakeme edişiyle takdir ettiğim birisi oldu. Çok zor şartlarda yaşamak zorunda kaldıkları için belki de olgun insanlardı. Fakat Rus kültürünün ve emperyalizminin etkisinde dinlerinden bihaber kalmış, giyimleri fazla açık olan kimseler. Aramızda bir de mezhep farkı olmasına rağmen, kendi mezheplerinin ne olduğunu dahi bilmiyorlar. Bu sebeple dini kaygılarımla geri çevirmiştim.

        Başka bir mevzu ise bu hanım kızın iç dünyasında bir dini boyutun olması, dini meselelerde sorular sorup bazı şeyleri öğrenmeye çalışması, anlatıldığında ise mantıklı bir çerçevede anlayabilmesi. Hayatının bir döneminde dine karşı ilgi duymuş, namaz kılmaya çalışmış olması. Fakat sonra bundan da uzaklaşmış ve ayrıca mankenlerin paylaşımlarına, giyim ve kuşamlarına ilgi duyuyor ve estetik olarak bundan hoşlanıyor olması bu konuda da geri çekilme sebebim oluyor.

        Giyim konusunda bir düzeye kadar kapanmayı kabul etse de tesettürü asla kabul edemeyeceğini beyan ediyor. Boynunu ve bileklerine kadar da kollarını kapatmayı dahi kabul etmiyor. Ancak ilerde değişip değişmeyeceğine dair bir şey diyemeyeceğini söylüyor.

        Ailem bütün bunlara rağmen kendisini çok beğenmiş durumda. Annem tam anlamıyla kızı gibi görüp benimsemiş halde. Bunun sebebi de gerçekten olgun ve alçak gönüllü, fedakar bir kişiliğinin olması. Bizdeki gibi gelin kaynana yozlaşmasından uzak saf bir bakış açısı var. Evlerinde bir kaç gün misafir olmamamız ve ailesiyle beraber bir kaç gün misafirimiz olmalarından ve kızın bir gün boyunca annemle birebir vakit geçirme imkanı olması sonunda tabi bu noktaya geldi.

        Babam milli görüş tabanından gelen bir milletvekili olmasına rağmen ve karşı tarafın dinen ve kültürel olarak çok farklı bir coğrafyadan olmasına rağmen kızın ailesini sevdiğini söyleyerek ve belki biraz da annemin etkisiyle eğer kabul ediyorsam artık istemeye gidebileceğimizi, kendisinin de bu konuda destek olduğunu söyledi. Bu beni düşünme noktasında tekrar bağlayan bir durum oldu. Etrafından örnekler vererek, seni utandırmayacak, kendisini muhafaza edebilecek, temiz kalpli ve uyumlu bir eşin mutlu bir evliliğin anahtarı olduğunu anlattı.

        İlk defa misafir olduğumuzda en ufak bir sıkıntı veya sıkılma yaşamamış ve sanki kırk yıldır tanışık olduğumuz insanlarmış gibi hissetmiştik. samimiyetleri ve içleri dışları bir insanlar oluşları, misafirperverlikleri ikram ve güler yüzleri sayesinde sanırım hiç yabancılık çekmemiştik. Tanışmadan önce annelerin ikisinin de isteksiz olmalarına ve babamın uygun görmemesine rağmen, daha sonra gerek kız kardeşim gerek dedem, gerek tanıyan diğerleri gerek kızın ailesi, herkes bu hususta olumlu karar almamı temenni eder oldu. Benim ise ciddi şekilde duyduğum endişelerim var:

        – Gerçekten yanında kendimi rahat hissedebileceğim, uhrevi kaygıları olan insanların yaşadığı sıkıntıları anlayabilen, yanımda desteğini hissedebileceğim bir eş ihtiyacım omasına rağmen, yüküme yük katacak olması endişesi. Böyle bir dönemde kendi nefsimizle başa çıkmakta zorlanırken daha büyük bir yükün altına girmek olmaz mı?

        – Evlilik hususunda eskisi kadar şevkli ve istekli olmamak ve bu durumun devam etmesi halinde karşımdaki kimsenin hakkını yeme endişesi.

        – Pek çok farklılığın olması ve belirsizlikler,

        – Güzelliğinden etkilenmiş olmama rağmen dünya görüşünün, dini hususların farklılığı sebebiyle yeterince ısınamamış olmak ve evlilik olması halinde bunun soğukluğa dönüşmesi endişesi,

        – Giyim konusunda açıklığı hazmedemeyecek olma endişesi ve bunun rahatsızlığının ciddi problemlere sebep olması endişesi,

        – Eğitim ve kültür uyumsuzluğunun neticeleri,

        Tüm bu endişelerimin yersiz çıkma ihtimali de var. Öte yandan bir yönden rahatlık varsa bir yönden zorluklar onu dengeleyecektir. Öğrenmeye açık bir insan olması, okumaktan yüksünmemesi, anneliğe ve çocuklara olan düşkünlüğü ve bilinçli yaklaşımları. İnsan ilişkilerinde uzlaşmacı ve problem çözücü yaklaşımı, sabrı ve takdiri ilahiye teslimiyeti ile kanaatkarlığı kefenin bir tarafına konunca diğer tarafındaki endişeleri dengeliyor. Ve tam bu denge noktasında ne olumlu ne de olumsuz yönde bir karar içime sinmiyor. Her iki karara dönük de kalbimde bir tatmin oluşmuyor.

        • Feyza diyor ki:

          Mustafa bey,
          Evvela hakkinizda hayirlisini dilerim, hakikaten zor bir tercih asamasindasiniz. Allahu Teala “akibetiniz icin en hayirli olani en kisa zamanda kalbinize ilham etsin.” Bu benim kararsiz kaldigim zamanlarda bilhassa gece yatmadan evvel iki rekat namaz kilip akabinde ettigim bir duadir. Faydasini cok gordum, size de bu yuzden tavsiye ediyorum. Allahu Teala bir sekilde vesileler halkedip uzerinizdeki kararsizligi en hayirli olana tebdil ettigi zaman ic huzurunuz geri geliyor ve ardindan cesitli hikmetler tecelli ederek kararinizin dogrulugunu sanki ilahi bir muhurle tescilliyor.
          Benim fikrim sizi yaniltmasin. Cunku o hanimefendiyi ve ailesini en iyi taniyan ve kendinizin de sinirlarinizi, tahammul esiginizi en iyi bilen sizsiniz. Fakat bildiklerimle muhakeme edebildigim kadariyla fikirlerimi yazayim. Katilmayanlar da olabilir, saygi duyarim.
          Bahsettiginiz hanimin olumlu gordugunuz vasiflari gercekten cok guzel. Rus somurgesinde kalmis Musluman bir millet fakat mezhep farki var diyorsunuz, mezhep farki muhtemelen dort hak mezhebimiz disindaki batil mezheplerden birisi. Ama mezhepleri hakkinda bilincli degillerse ve bu hanimin olaylari mantiki cevrede degerlendirip kabullenebilme gibi bir ozelligi varsa, siz bu hanimi mantik ve bilgi cercevesinde kendi tabi oldugunuz hak mezhebinize tabi olmasi konusunda ikna edebilirsiniz.
          Bahsettiginiz yozlasma bizim de sulalemizde var, belli bir sure sosyalizmin tesirinde yasadiktan sonra bir halk Musluman kalsa dahi, beklenen hassasiyetini yitirmis durumda ve bunu anlayabiliyorum. Fakat icerlerde hala bir kivilcim varsa, siz bunu atesleyebilirsiniz. Musbet bir cevreniz varsa ve bu hanim uyumlu bir insansa, buna eminseniz, evlendikten sonra kurdugunuz dost meclislerinde arkadaslarinizin hanimlarindan ve akraba cevrenizdeki musbet hanimlarin yardimindan istifade ederek haniminiza ehli Sunneti tanitip sevdirebilirsiniz.
          Yalniz emek vermek icin gayretiniz, icinizde duydugunuz enerjiniz ve yaklasiminiz onemli. Yani sizde tukenmislik hali ve mecalsizlik varsa, bunlarla basedebilme gucunu kendinizde hissetmiyorsaniz o zaman bu yukun altina girmeyin derim. Cunku ahlaken ne kadar guzel vasiflarla bezenmis olsa da karsinizdaki nefsiyle butun bir beser ve eksiklerini tamamlama noktasinda hem nefsiyle mucahede edecek, hem bildiklerini aklinda mantiki bir tutarliliga oturtacak, hem de o da yabancisi oldugu bir kulture gelin gelip bu kulture ve size isinmaya calisacak. Bu zor surecte esinize ihtiyaci olan sabri ve yardimi gosterebilecek gucu kendinizde buluyorsaniz ve olumsuz bir tepki ile karsilastiginizda yani en kotusu ornegin ne yaparsaniz yapin tesetturu kabul ettiremediginiz noktada buna tahammul edebileceginize inaniyorsaniz devam edin. Cunku emek verecek gucu bir sekilde kendinizde hissedebilirsiniz ama sonunda yesil isigi goreceginize dair yuksek bir umudunuz vardir. Fakat emek verip sonrasinda husrana ugrarsaniz bu manzarayi kafanizda tasarlayip olumsuz duruma gore kendinizi hazirlayarak kararinizi verin.
          Gecen gunler benim de bir gorusmem oldu. Burada cok kisa fikir danistim, sizin gibi son derece kararsiz kaldim. Cunku gorustugum kisinin bircok ozelligi istedigim gibiydi detaya girmiyorum. Ancak bir psiko.rahatsizligi varmis ve bunu dahi durustce soylemesi hosuma gitmisti.
          Dusundum ve bu rahatsizligin uc donemlerine dair sinyaller var ve bu atak tekrarlayacak muhtemelen. Bana sunulan cok guzel bir karakter fakat benden beklenen ise atak donemlerinde gostermem gereken sabir ve tahammul.
          Bir yukun aktina girmekten ekseriyetle korkmadigim ve bunu hatta talep ettigim halde bu yuku sirtlanacak cesareti kendime goremedim.
          Hem kendime hem karsimdakinin hukukuna zarar vererek yanlis bir davranis sergilersem bunun ikimizi ve hatta dogacak cocuklarimizi dahi olumsuz etkileyecegi dusuncesiyle risk almaktan korkup geri cekildim. Kalben rahatim.
          Hayat insana ne getirir bilinmez, istikamet uzere evlendiginiz bir insan da Allah muhafaza zamanla namazi birakabilir, tesetturu terkedebilir. Ya da saglikli bir insan hasta, zengin bir insan muflis duruma dusebilir. Bu muflis olma durumu dunyevi konularda da uhrevi konularda da olabilir farketmez. O zaman sahayi terk mi edecegiz, elbette hayir. Esler birbirinin kalkani gibidir, hatta ben kari kocayi birbirinin “silah arkadasi” olarak tanimliyorum. Birbirinin arkasini kollayan, dustugu zaman elini uzatip yerden kaldiran. Insanlar hayatlari icerisinde donem donem manen de bosluga dusebilir. Nasihatle, guzellikle onu ciktigi cizgiye tekrar dahil etmeye calisacagiz. Yari yolda kendi haline birakmak yok. Bu durum dostlukta da evlilikte de ayni. Ama bir de su var ki, belli bir istikameti olmadigini bildiginiz insani o cizgiye sokmak icin daha fazla efor harcarsiniz. Allah’in izniyle muvaffak olursaniz ecri cok buyuk olur, bir insanin hidayetine ya da hidayetinde ziyadeligine vesile olmus olursunuz.
          Ama basaramadiginiz takdirde dunyaya gelecek olan cocuklarinizin da mes’uliyeti size aittir. Cunku siz bu riski alarak evlenmis olursunuz. Ilerde cocuklariniz oldugu zaman ona tesetturuyle, ibadetiyle yani zahiri ornekligiyle de temsil olacak bir haniminiz olursa, bu cocuklaeinizin dini egitimi icin cok elverisli bir ortam olur.
          Buradan soyle bir sonuc cikmasin, her tesetturlu insan iyi bir es ve anne olabilir mi? Tabi ki olamaz ama bizim konumuz tesetturlulerin nasil bir es ve anne oldugu degil, tesetturlu olmayan ve “tesetturu dusunmeyen” bir hanimin
          ilerde cocuklarina tesettur bahsinde nasil bir emsal olacagi.
          Bazi ana hatlarda mutabik olundugu zaman teferruatta dusulen ayriliklarda uzlasilabilecegine her zaman inaniyorum. Ancak temel konularda ayrilik olursa bundan tedirgin olurum ve acikca konusmayi denerim. Siz konusmussunuz ve bu konuda biraz keskin koselere sahip karsinizdaki, bunu da durustce aktarmis. Durust ve net olmasi da cok guzel ama benim yasadigim ornekteki gibi durustlukde yeterli olmayabiliyor. Aldiginiz cevaptir karar asamasinda esas belirleyici etmeniniz. Siz o cevaba gore kararinizi vereceksiniz, sonrasinda gayretiniz sonucu edindiginiz kazanimlar hayatinizda extra bonustur. Ancak bir kazanim elde edemezseniz ya da icinizde tolere edebileceginizi dusunup gozardi ettiginiz bir durum olursa bunun sorumlusu size gorusme esnasinda durust davranip yapabileceklerini ve sinirlarini size samimiyetle aktaran kisi olmaz. Bunun sorumlusu siz olur ve ya kendi kendinizi yer ya da karsinizdakini de yer huzursuz olursunuz.
          Yabanci gelin ile ilgili sitede tecrubesi olan cok insan var. Benim onlar kadar sahit oldugum bir durum olmadi. Ancak yakin akrabalarimdan iki tane yabanci gelinimiz oldu. Birisi Rus digeri ise Macardi.
          Her ikisi de kulture uyum saglama ve esleriyle guzel gecinme noktasinda hicbir sorun yasamadiklari gibi bahsettiginiz gelin kaynana yozlasmasina da cok yabanci olduklari icin saf bir zihinle gayet guzel iletisim kurdular.
          Ancak burada su var ki, gelin gittikleri aileler de benim yukarida bahsettigim dini ve kulturel yozlasmaya maruz kalmis ve Muslumanlikla baglari zayiflamis aileler.
          Yani tesettur beklentisi yok ki tesettursuzlukten rahatsiz olsun. Ya da cocuklarini Islami terbiye uzere yetistirme gibi bir gayesi yok ki cocuklari namaza alismis mi, Islam adabini ogrenebiliyor mu bunu dert edinsin. Haliyle erkek ve ailesinin dini mevzuda bir beklenti olmadigi icin ve insani meselelerde de gelinler cok insancil yaklastigi icin mutlu yuvalari devam ediyor. Fakat sizin durumunuz biraz daha farkli.
          Yine tam tersi bir ornekle de su sekilde karsilastim. Kizlari talebelikten arkadasim. Babalari iyi bir Musluman ve anneleri Alman bir hanimdi. Yalniz bu hanim esiyle tanisip Musluman olur olmaz Islamin butun farz ve emirlerini gonul rizasiyla kabul etmis ve kendi istegiyle degme Muslumanlara tas cikartacak bir takvaya burunmus muhlis bir hanimdi. Cocuklarini da yine Islami terbiye ile buyutmeyi gaye edinmis bir aileydi ve nitekim gayelerine vasil oldular.
          Yani burada onceden bir bilinmezlik sozkonusu iken farkindalik olustugu ve Islama adim attigi an bir toparlanma ve donus yapma durumu sozkonusu ki bu virajlar bazi kisilerin hayatinin Miladi olabiliyor. Fakat farkinda ve belli bir suurda olup da israrla inat eden yani kabul etmeyen kisileri dondurmek daha mesakkatli oluyor ekseriyeyle sonuc hayalkirikligi da olabilir.
          Yazdiginiz maddeler icerisinde en cok bu maddeye takildim farkindayim. Cunku bana kalirsa sizin tedirginligini yasadiginiz durumun ana temasi bana bu gibi geldi ve diger hususlardaki tedirginliklerinizin daha detay ve asilabilir mevzular oldugunu dusundum. Ama bu mevzuda hem kendinizi cok iyi tartmali, hem karsinizdakinin kapasitesini iyi tesbit etmelisiniz. Bu hanim bir gayri muslim degil bu sizin icin avantaj. Ama benim akrabalarimin da hicbirisi gayrimuslim degil. Fakat ton farki var. Toz pembe de pembe kategorisine girer cingene pembesi de. Sizinki biraz da fusyaya kaciyor hani ne pembe ne mor.. ikisinin arasi. Bunu hicbir insanin Muslumanligini kucumsemek icin soylemiyorum hasa, bu yalnizca Allahu Teala’nin ilmiyle bilinir. Ancak kul olarak biz, bize ayan olan verileri degerlendirir ve buna gore muhakeme edebiliriz. Hadsizlik olarak anlasilmasin lutfen. Hakkinizda en hayirlisi olsun.
          Duaya devam edin. Eger bu hanim sizin dunya ve ahiretiniz iicin akibetinizde hayra vesile olacaksa nasip olsun. Bazen birseyi cok istedigim ama hayirsiz olmasindan endise ettigim zaman su sekilde de dua ederim. Hakkimda hayirliysa nasip olsun, hayirli degilse de Allah hayra tebdil eylesin ve oyle nasip olsun. (Yani her halukarda olsun :) )
          Selam ve dua ile.

          • mustafa _/) diyor ki:

            çok sağolun Allah razı olsun Feyza Hanım. Doğru noktadan yakladınız. Beni felce uğratan nokta burası. Aynen dediğiniz gibi benim için evlilik deyince kafamda canlanan da aynı metafor idi. Eşlerinin maddi manevi birbirleri üzerinde büyük etkisi var. İnsan düştüğünde kendisini destekleyecek yalnız bırakmayacak bir dosta ihtiyac duyuyor, iç dunyasının çalkantılı dönemlerinde kendisinde sekinet bulacak bir zevc/zevce arıyor arıyor.

            Bilmiyorum. Şefkat ve ağabeylik duygularım da öne çıkıyor düşünürken. Daha önce dediğim gibi romantik duygular hissedemiyorum, kafamda da öyle bir evlililik tahayyül edemez oldum. Nisbeten odunlaştım sanıyorum. Ama insani duygularımı etkilemedi ve iyi niyet karşısında gözlerine fener tutulmuş tavşana dönmüş olabilirim. Ancak ailemin tutumu olmasa idi rahatça menfi cevap verirdim sanıyorum. Lakin onların bu tutumu beni yerime mıhladı. Hem onun vaktini daha fazla almamak hem de kimsenin hakkını yememek için bir karar vermem gerekirken böyle ortada kalmak çok yıpratıcı bir durum. Atmanız gereken bir adım var, ancak parmağınızı kıpırdatamıyorsunuz. Böyle bir kilit noktada insan nasıl bulabilir kendisini?

            Giyim konusunda kesinlikle kaldıramam asla kabul edemem diyebilir miyim? Böyle diyen biri olsam yine karar vermek kolay olurdu. Ama bu kadar keskin çizgilerim yok. Kimi zaman babamın selefiliğe kayan görüşlerim olması yönünde eleştirine muhattab olsam da, bu insanlara karşı yaklaşımımdaki hoşgörüsüzlük veya katılık sebebiyle değil. İdeallerim sebebiyle oluyor ve ideallerle hayatın gerçeklerini ayrı tutmaya çaba sarf ediyorum. İnsanların eğitim geçmişleri, hayatta yüzleştikleri durumların üzerlerinde kalan etkisi vs. bu sebeple keskin yargılar edinmiyorum. Böyle bir zihin dünyasında her şeyin çorba olması oldukça olası değil mi?

            Çocukların eğitimi konusu kafamı kurcalıyor elbet. Düşünüyorum ya Gayrı Müslim evliliklerin caiz olması söz konusu ise, ve çocukların eğitimi babanın sorumluluğunda ise, annenin ahlakı ve huy güzelliği karşısında ibadet hayatı nasıl bir ağırlığa sahip olmalı?

            Bir gerçek var aradığımız gibi bir insan olmayacak. Bu denklemdeki tonla bilinmezin arasındaki bir ön kabul bu. Mükemmelimiz olmayacak. Bir yerden bir şeylerden vazgeçeceğiz. Mesele bunun nasıl olacağı. Neyden ne kadarından vazgeçebileceğiz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.

            Odunlaşmıyorsun merak etme :)
            Paylaştığım yazı halen en üstteki yorum olarak duruyor. Evlilikte romantiklikten ölünecek diye bir şart yok. Herkesin iletişim şekli farklıdır, bizimkiler birbirini yiyerek iletişim kurar. Eskiden üzülürdüm çok tartışıyorlar diye meğee onlar öyle anlaşırmış :)

            Diğer taraftan içine sindiyse ve kızda müspet yönde ışık görüyorsan yürü. Mesela biz de bir arkadaşı afgan bir hanımla tanıştırmayı düşünüyoruz.

            Her mükafatın külfeti vardır. Kızın içinde varsa bir şeyler sabırla ortaya çıkar. Önemli olan o ışığı görmek.

            Olmuyorsa da kendimizi çok yıpratmamak lazım. Hiç kimse alternatifsiz değildir :) her konuda

            Selametle

          • mustafa _/) diyor ki:

            Eyvallah Fatih Kardeşim. Sağolasın :) Birbirimize dua edelim. Hakkımızda hayırlısı olsun. Vaktimizi boşa geçirmeyelim inşallah. Rabbim bekarlığımızı da evliliğimizi de bereketli kılsın

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.
            Duana amin diyorum, özellikle bereket kısmına. Öğrenciliğimdeki boş vakti mumla arıyorum :/

    • Süleyman diyor ki:

      Mustafa abi

      Sanırım uzun süre evlilik arayışında olan bizlerde bu tür durumlar gözüküyor. Elimizden geleni yapıyoruz ve bir sonuç alamıyoruz. Uzun süreden sonra illaki bir soğuma oluyor. Bazen dile gelen genel yargılar ve kalbe düşen kaygılar. Bende ister istemez soğuyorum zaman zaman.

      Bu kadar fazla uğraşıp sonuç alamamak insanı kırıyor. Bu kadar uzun süre beklemekte. Yalnız şöyle bir şey var. Evlenmeyip ne yapacağız ki? Yıllar geçiyor ve yaşlanıyoruz. Yalnız bir yaşlılık düşüncesi bile beni çok daraltıyor. Elimizden geleni yapmaya devam edelim.

      Şahsen bende uzun süre uğraşlardan sonra kendime bari biraz ara vereyim dedim. Evlilik düşüncesini biraz kenara koyup işlerime biraz daha yoğunlaşayım dedim ancak geçen tanıdığım bir yaşlı amca aradı. Kendisi benim ihvanım. Bir konferansa giderken gezi de karşılaşmıştık. Allah razı olsun bana çok sıcak davranmıştı. Geçen de bir cenaze töreninde karşılaştık. Hemen hatırladı gene çok sıcak davrandı. Eşi vefat etmiş. Rahmetli teyze de önceden beni amca ile gezide görünce ne iyi çocuk diye düşünmüşler. Neyse aradı dedi ki aracı olmamı ister misin sana dedi. Bende işim var diyemedim. Olur dedim. Biraz evlilik düşüncesinden sıyrılayım istiyorum kafamda ama onu da beceremiyorum şahsen. Bilmiyorum yaşadığı şehir de benim bulunduğum şehire çok uzak oradan buraya gelebilecek bir hanım bulması da zor gibi geliyor. Gene de Allah’tan ümit kesilmez.

      Problem şu Mustafa abi. Ben böyle teklifleri kabul ederken kafamda çok soru oluşuyor. Bunların yanında benim çok fedakarlık yapmam gereken durumlar oluşuyor ancak diyorum ki iyi bir şeyler istiyorsam kendimi zorlamalıyım. Ne yazık ki karşı taraf hiç böyle düşünmüyor. Örneğin ben en son gittiğim kişi için her sabahın köründe işe 2-3 saat yol gitmeyi göze alıyorum. Ancak karşı taraf görüşmeyi bile kabul etmiyor. Eğer işin olur tarafına bakmazsak zaten olmaması için çok bahane üretebiliriz.

      Ben sizin içinde aynı şekilde düşünüyorum. Heralde hayırlı bir evlilik için pek çok sıkıntıya göğüs germeye razısınızdır. Ancak karşı taraflar hep şartları tam istiyor. Ben hanımların böyle bir tavır sergilediğini sanıyordum önceleri ancak etrafıma baktıkça farkediyorum ki erkeklerde çok üşengeç. İnşAllah başımıza birşey gelmeden bu üşengeçliği kenara bırakıp hayırda çalışmaya başlarız.

      Bence sabredin ve hiç yılmayın. Evliliğe sıcak bakabilmek içinde eşinizle sevdiğiniz bir aktiviteyi yaparken düşünün kendinizi. Ben mesela bazen geziye çıktığımı düşünüyorum beraber. Ya da yeşil bir ormanda el ele yürüdüğümü. Bazen de masa hokeyi oynadığımı :)

      Mursi’nin oğlunun eşi ve çocuğunu ile mahkemede hasret giderme görüntüleri sosyal medyada bu aralar. İzlediğimde şahsen ne güzel bir aile demeden edemedim. İnsan o manzarayı ailenin ne güzel bir şey olduğunu bir kez daha anlıyor. İnşAllah Allah sizlere de bizlere de hayırlı aileler kurmayı nasip eder. Tez zamanda güzel haberlerinizi alma dileğiyle…

      • mustafa _/) diyor ki:

        Allah razı olsun Süleyman kardeşim. Ben de benzer şeyleri yaşadım bir dönem. Sürekli kararlar alırken insan hiç bir zaman doğru kararı verdiğinden emin olamıyor ama öyle umuyor. Asıl problem kafa doluluğu oluyordu. İnsanın kafası o kadar doluyor o kadar dolaylı ve dolaysız şeyleri düşünüyor ki bir süre sonra belki de insan zihni felce uğruyor. Daha önce görülmedik derecede kültürel bölünmüşlük içinde yaşıyoruz, daha önce görülmedik derecede iletişim ağlarının güçlü olduğu bir dönemde yaşıyoruz, daha önce görülmedik derecede insanların sekülerleştiği bir dünyada yaşıyoruz. Ve biz bu geçiş dönemi kuşağı olarak çok sancı çekiyoruz. Çünkü değişen düzene, yeni dünyaya çözümler üretemedik, hazırlıklı değildik. Her konu bir tartışma kapısı, her fikir bir girdap ağzı halini alabiliyor.

        Evlilik konusunda bir yerden sonra insan sadece şevkini değil hayallerini ve arzularını da yitiriyordur belki de. Ben bu durumun doğal olmadığını düşünüyordum. Belki de doğal bir durumdur. Öyleyse sabredeceğiz.

        • Yasir diyor ki:

          1980’li yıllarda doğan çocukların arada kalmışlık durumları doğrudur. Önceki dönemin kültürel yoğunluklu yaşamı, yeni dönemin hızı teknolojik hayat tarzı 80’li yıllarda doğanlar için hem avantaj hem de dezavantaj olmuştur. Özellikle 80’li yıllarda doğan kızlar şimdi evli olduklarından o yıllarda doğan erkekler mecburen 90’lı yıllarda doğmuş olanlarla görüşebiliyor. Doğal olarak arada mesafeler var. Hayattan beklentileri, hedefleri ve yaşam biçimleri de farklı. 80’li yıllarda doğan bekarların en büyük problemi kafa karışıklığıdır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasir Bey, yazdıklarınıza katılmakla şunu da eklemeliyim.
            Ben küçük şehirde doğup büyüdüm. Hani genelde büyük şehirler küçük şehirlere göre daha öndedir, zaman olarak da böyledir. Öyle olunca insan büyük şehirde yaşayan akranlarından bile farklı oluyor. Kızcağız köy nedir bilmiyor mesela…

        • Süleyman diyor ki:

          İşte dediğiniz durumu şu an yaşıyoruz Mustafa abi.

          Benim sanırım aklımda bir problem var. İstemsiz olarak fazla düşünüyor. Hele ailem yanımdan uzaklaşınca nedense daha fazla artıyor. Her seçenek, ihtimali, olası senaryoları düşünmekten kendimi alı koyamıyorum. Birazda yalnızlık olunca önünü alması çok zor oluyor. Bir süre sonrada bir umutsuzluk, sıkıntı hali basıyor.

          Dediğiniz üzere sabredeceğiz. Başka bir yolda gözükmüyor bizler için :)

    • seysey diyor ki:

      Buna benzer bir durumu yasadigim icin bu karmasik duygulari cok iyi anliyorum.Yazdiginiz yazi bana cok icten ve samimi geldigi icin de size yardimci olmak istiyorum.Her seyden once biz bu dunyada bir imtihandayiz kimimiz evlenememekle kimimiz evlilikle kimimiz cocugumuzla kimimiz mallariyla..Bu imtihanin kazananlariysa birbirlerine hakki ve sabri tavsiye edenlerdir.Kendi derdinizin dermani yine sizde mevcut.Sabirla umutsuzluga dusmeden ruh esiniz biricik sevdiceginizi bulana kadar bu imtihani hakkiyla gecmeyi basarmali ve nefsinizle olan cihadinizi hakkiyla gecebilmek icin caba sarfetmelisiniz.

      Suan nasibinizle karsilasamadiginiz icin umutsuzluk yasamaniz cok normal ve umutsuzluk sizi heyecansizliga itiyor.Bir gun sizi huzura kavusturacak esinizle karsilastiginizda bu durumunuz gececektir.Unutmayiniz ki karanligin en yogun oldugu zaman aydinliga en yakin olan zamandir.

      Heyecaninizi yeniden kazanmak icin ilk yapmaniz gereken imtihanin bilincinde olmaktir-ki siz zaten bilincindesiniz.Daha sonra Allah ‘a siginmaliyiz.

      Hayal etmek de heyecaninizi kazanmaniza yardimci olabilir.Gozlerinizi kapatin ve mutlu oldugunuzu,sevdiginizi,sevildiginizi,sakinlestiginizi,guldugunuzu,huzur buldugunuzu,evlilikten beklediginiz arzularin gerceklestigini dusunun.İtidal uzere olun.

      Olumsuz yorumlari okumamaya calisin,olumsuz dusunceler yayan arkadaslarinizi dinlemeyin,sizi umutsuzluga dusurmeye calisan seytanin fisiltilarina kulak asmayip hemen Allah’a siginin.

      İcinizi kipir kipir yapacak romantik duygularinizi uyandiracak islami yazilar okuyarak kendinizi gelistirmeye calisin.

      Vee en onemlisi dua edin.Dua isteyin.Dua muminin silahidir.Kalplerancak Allah’i anmakla huzur bulur.Allah’i anin.Namaza sabirla devam edin.Dua ile hem kendinizi hemde esinizi degistirebilir egitebilirsiniz.Hic tanimadiginiz esinizi sabah namazina bile kaldirabilirsiniz.Dua umutsuzluk heyecansizlikla araniza kalkan olsun.

      –Rahman ve Rahim olan Allah’im,Mustafa kardesimizin kabine yerlesmeye calisan tum hastaliklari ondan uzaklastir.Ona dunyasini ve ahiretini koruyacak,yuzunu guldurecek,onun heyecanini her daim diri tutacak,ona itaat edecek,onu sevecek,sadik olacak hayatinin her aninda yaninda olacak ,onun diger yarisini tamamlayacak,ona sekine olacak,hayallerinde ve dualarinda olan esini bir an once ona kavustur.Ona hakkinda hayirli olacak hayirli bir es nasip et.Onu bu bunalimdankurtar.Harama dusmesini engelle ve harama karsi sabrini arttir.Hakkinda verdigin hukmu hayirlara cevir.—

      Cabasiz hicbir sey olmaz ve degismez tum bunlarin olabilmesi icin bir an once evlilik icin adim at.Umutsuzluga dusup vazgecme.

      Dogrudan veya dolayli hepimizden dua aldin umari mutlu olmana yardimci olmustur ve de bu durumdan kurtulmana vesile olmustur.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Allah razı olsun sizden. Okurken gözlerim doldu samimiyetiniz karşısında. Sahip olduğumuz ne büyük nimettir İslamiyet ve kardeşlik şuuru. İmtihanımız olmasa şu güzel dualar dökülür müydü gönüllerden. Aziz ve Hakîm olan Allah’a hamdolsun. Rabbım dualarınızın misliyle karşılığını verir inşallah. Mevlam sizi razı olunmuş kullarından eylesin. İki cihanda yüzünüzü ak eylesin.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Mustafa Bey’e…

      Feyza Hanım kardeşimize sorduğun sorunun bulunduğu yazını ve önceki yorumlarını okudum.

      Farklı mezhepten olan yabancı bayanla ilgili çekincelerin ve babanın siyasi kimliğine (Milli Görüş) dair yaptığın bilgilendirmeleri yan yana koyduğumda sizin nasıl bir ortamda yetiştiğinizi, ailenizin yapısını, ne tür bir karaktere sahip olduğunuzu, korkularınızı, beklentilerinizi tahmin etmek çok zor olmadı benim için.

      Bu nedenle içinde bulunduğunuz paradokstan kurtulmanız için size yardımcı olmak istiyorum.

      Bahsettiğiniz bayan kuvvetle muhtemel ŞİA olan AZERİ bir hanım, hatta mezhepsel manada Kuzey Azerbaycan ile kıyaslandığında daha çok İran’ın etkisinde kalmış NAHÇİVAN bölgesinden.

      Siz ise mezhepsel farklılığı bu kadar önemsediğinize göre mahalle baskısının yoğun olarak yaşandığı ve hissedildiği (Van, Siirt, Batman vb) sunni İslamın yaşandığı doğu veya güneydoğu bölgesinden olabilirsiniz. Babanın eski bir Milli Görüşcü olmasını bu bilgilere eklediğinizde muhatap olduğunuz mahalle baskısını tahmin etmek hiç de zor değil.

      Bu nedenle bir çok erkeğe tavsiye ettiğim YABANCI HANIM seceneği sizin için geçerli değil.

      Çünkü Azeri hanımların (evli, bekar, kız-kadın) çoğunluğunun dini yaşantıları ve dine bakışları “mezarlık da ölüye kapanan ama sokak da diriye açılan” sözde SUNNİ bizim kız ve kadınlarımızdan hiç farklı değil.

      Bir başka ifade ile onların ŞİA olmaları da tıpkı bizim insanlarımızın çoğunun sahip olduğu gibi TAKLİDİ. Anadan, atadan görme.

      Yani bilinçli bir İMANLARI ve YAŞANTILARI YOK.

      Hatta coğu gusül abdesti ne ve nasıl alınır onu dahi bilmiyor. Bunu o insanları küçümsemek veya aşağılamak için söylemiyorum. Bu bir tahmin ve iftira değil. Bu yazdıklarım doğruluğu teyit ve müşahede edilmiş TESPİT ve BİLGİ dir.

      Özetle ifadelerinizden anladığım kadarıyla sizin görüştüğünüz Azeri bayanın ŞİA olması değil ama “dine bakışı ve hayatı yaşama tercihi” sizin yaşam tarzınızla ve yaşadığınız çevre ile hiç örtüşmüyor.

      Sonuç;

      Mezhepsel değil ama kültürel nedenler ile siz bu ve benzeri düşünce de olan herhangi bir bayan ile YAPAMAZSINIZ, MUTLU OLAMAZSINIZ.

      Taktir sizin.

      Hayırlı kararlarınızda ve düşüncelerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun

      • mustafa _/) diyor ki:

        Tahminlerinizde yaklaşmışsınız Abdullah Bir Bey. Evet Azeri bir hanım. ermeni mezaliminden kaçmak zorunda kalmış ve tüm varlıklarını kaybetmiş bir ailenin kızı. Oldukça zor şartlarda yaşamışlar. Nahcivanlı değiller.

        Ailem hakkındaki bilgiyi paylaşma sebebim, bu durumlarına rağmen destek olmaları. Böylece benim kişisel bakışım dışında bir referans noktası olabilmesi ümidiydi. Anadolu’nun doğusu ile aile olarak bir bağımız hiç olmadı. Anadolu’nun kuzey batısındanız. İki kuşaktır büyük şehirdeyiz. Akrabalarımızın da çoğu buralardalar. Mahlle baskısı aslında yok. Etrafımızda yabancı gelinler var. İnsanlar bu konularda açık fikirliler. Fakat benim kişisel çevrem biraz daha kapalı. Babam bu konularda benim kendisinden daha radikal olduğumu düşündüğünden bazı zamanlar beni uyarır ve sen böyle bir şeyi kaldıramazsın der. Fakat içten içe kendisi de benzer şeyler beklemektedir diye düşünüyorum. Kendisi hala aynı çevre ve camia içinde bulunuyor. Etrafındakilerin “bize tefsir dersleri veren abimizin oğlu kimle evlenmiş” diye düşünecekleri içinden geçiyor olmalı. Fakat bir müslümanın elalem ne der düşüncesinden uzak durması gerektiğini ve yalnız Allah’ın hakkındaki takdir ve rızasını araması gerektiğini söylerdi. Onun için hiç bir zaman insanların düşünceleri hakkında endişe ifade edecek bir söz işitmedim kendisinden.

        Söz konusu hanım bulunduğu coğrafya içinde de istisna kalabilmiş bir aileden ve bir karakterde. Tipik bir Azeri kızı diye tanımlanması güç. Güçlü geleneksel aile edep ve adabına sahipler. Buna da çok dikkat ediyorlar. Kız erkek ilişkilerinde mesafeliler.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Mustafa Beye…

          1991-92 yıllarında Ermenilerin yaptığı saldırılar öncesinde dediğin bölgede (Karabağ) yaşadığı halde Ermeni mezaliminden kaçan gariban
          ( tüm mal varlığını geride bırakanlar ve parasal imkanları olmayanlar) bölge halkının coğunluğu yaklaşık 25 yıldır FUZİLİ, BEYLAQAN ve bu rayonların (ilçe-kasaba) çevresinde ki köy ve yerlerde zor şartlar altında yaşıyorlar.

          Ancak, buralarda yaşayan KAÇKIN’ların ( karabağdan göç etmek zorunda kalanlara verilen isim) çoğunluğu ekonomık olarak zor sartlar da yaşasalar da imkan bulduklarında veya bazen de imkanlarını zorlayarak çevrelerine ( komşular, akrabalar, misafirler vb) karşı hayat standartlarını olduğundan farklı gösterme eğilimindeler.

          Farklı bir ifade ile zorla inanmaya, yaşamaya zorlandıkları, mecbur bırakıldıkları 70 yıllık RUS KÜLTÜRÜ’nün “DİNSİZLEŞTİRME POLİTİKALARI ve EL ALEM NE DER” şeklinde ki düşünce-kültür-sosyal hafızaları AZERİ TÜRKLERİ’ni tahmin edilenden daha çok etkisi altına almış durumda.

          Bu nedenle gerçekte “fakir ve mutsuz” oldukları halde dışarıya karşı “rahat ve mutlu” görüntüsü vermeye çalışıyorlar ve buna uygun davranıyorlar.

          Kendileri farkında olmasa da bu durum Azerilerin dini, kültürel ve sosyal yaşantılarını da etkiliyor.

          Bu mevcut duruma İRAN kökenli ŞİA düşüncesinin-inancının NEGATİF YANSIMALARI da eklenince İslami konularda hassas, Muhafazakar Türkiye Türkleri ile Muhafazakar Azeri Türkleri arasında bir çok konuda (dini algılama-yaşama, kültürel-sosyal ritüeller, kılık kıyafet vb) benzerlikler varmış gibi algılansa da ciddi farklılıklar oluşmasına sebep oluyor.

          Hatta, GELENEKSEL ŞİA ( bizde dini inancı, nüfus cüzdanında ki “Müslüman” ifadesi ile sınırlı olanlar gibi) inancına sahip olan çoğunluk İslam dininin temel emirlerinden birisi olan ÖRTÜNME konusunda Allah tarafından emredilene (Kurani Tesettüre) riayet edenleri VAHABİ-SELEFİ, AŞIRI DİNCİ olarak görüyorlar, garipsiyorlar, hatta dışlıyorlar.

          Diğer taraftan Ermeni zulmüne maruz kalmış o bölgenin halkı zor şartlar altında yaşama tutunmak için aile ve akrabalık ilişkilerine çok önem verdikleri için (mevcut yaşadıkları şartlardan daha rahat ve lüks yaşayacakları halde) ailelerinden ve akrabalarından uzak Türkiye gibi bir yerde yaşamak istemiyorlar.

          Bu nedenlerle Milli Görüş geleneğinden gelen bir aile ve cevre de büyümüş bir Erkeğin KARABAĞ KAÇKINI bir Azeri kız ile evlenip mutlu olma ihtimali çok zayıftır.

          Biz sadece bilgi ve tecrübelerimizi paylaşıyoruz.

          Her zaman olduğu gibi bu konuda da son söz ve karar senin Mustafa kardeşim.

          Çünkü;

          Her tercih aynı zamanda diğer bir çok şıkkı reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucunu yaşar.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Sağolun Abdullah Bey. Dikkate alıp tecrübelerini paylaştığınız için teşekkür ederim.

            Tespitleriniz doğru. Bu vesile Bhatiyar Vahapzade ile tanışmış oldum. Azeri kardeşlerimizi nasıl göz ardı ettiğimizi, o coğrafyanın nasıl kurt kapanı olduğunu, Ebulfez Elçibey’in yaşadıklarını, özgürlük için tankların altında kalanları öğrenmiş oldum. Vahapzade aracılığı ile Azerbaycan yakın tarihini, halkının çektiklerini, türklüğün ikinci vatandaşlıktan beter hale getirilirken insanların nasıl omurgasızlaşabildiğini gördüm. Kazanç musluğunun nasıl tepeden aşağı aktığını, haysiyetsizlerin nasıl akan musluklara çöreklendiğini ve halkına tepeden baktığını öğrendim.

            Türkiye’nin Türki devletler gözündeki konumunu gördüm. Üzerimizdeki beklenti ve potansiyeli gördüm. Halklar nezdinde gönül bağlarının olduğunu, devletlerin ötesinde olduğunu gördüm. Azeri lehçesine aşina olup okuyabilmeye de başlamış oldum.

            Her işte bir hayır var hamdolsun. Neticesi ne olursa olsun bu deneyim bende gerçekten iz bıraktı. Neticesi hayrolsun inşallah.

        • Yahya diyor ki:

          SelamunAleykum

          Mustafa bey
          Abdullah abimin yazdıklarını lütfen dikkate alınız. Benimde benzer izlenim ve bilgilerim mevcut.

          En azından iyi ölçüp tartın.
          Rus bölgesinin bazı karakteristik özellikleri vardır, bazıları çok iyidir (ki yazmışsınız) bazıları ise kök söktürür (bizimkilerin en kötüsünü aratır)
          Evlilik öncesi ve evlilik sonrası bazı tedbirler almanızı acizane tavsiye ederim.

          Hakkınızda hayırlısı olsun inş.

          Selam ve dua ile…

          • mustafa _/) diyor ki:

            Sağolun Yahya bey,

            Göz önünde bulunduracağım.

            Hakkımızda hayırlısı gayrı

  39. Ahmet diyor ki:

    Merhabalar arkadaşlar;siteye yeni girdim,Sema hanımın yazısını da yeni okudum,çok güzel özetlemiş.Öncelikle Rabbim herkese hayırlı bir yuva kurmayı ve iki cihan saadeti nasip etsin.Benim merak ettiğim şu;hepimiz her şeyin bir vakti zamanı olduğunu,her şeyin en doğrusunu Allah’ın bildiğini ve ne zaman nasip ettiyse o zaman olacağına,amenna,inandık ve itaat ettik.Peki “neden olmuyor”olmamasında hanım/erkek faktörü nedir?Hep mi bana denk gelir böylesi dediklerimiz başkasının da başına geliyor mu?Gerçekten Allah’a(c.c) yakışır kul,Efendimiz(s.a.v)’e layık ümmet olma derdinde miyiz?yoksa kendimizin ürettiği sebeplerden ötürü hayırlı bir işi geri mi tepiyoruz? örneğin daha ilk görüşmede “belki 1 çocuk yapabilirim;asla mutfağa girmem,tutarım bi bayan yemekleri o yapar;ben o şehre gelemem çok uzak deyip şehir-km hesabı yaparak;bu işi çok ama çok aferdersiniz “pazarlığa” mı döküyoruz? çok özür dilerim,genelleme yapamam elbet ama bu örnekler tecrübeyle sabit.peki siz ne düşünüyorsunuz?

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Ahmet Bey öncelikle hoş geldiniz.

      Bana da birisi benim yaşadığım şehre tayinini aldırırsa “gelirsem iş yüküm çok olurmuş burada rahatım” dediydi, iş yerindeki bir ablası “gitme” diye tavsiyede bulunmuş, evlilik görüşmesi yapan bir kıza kendi evliliği sorunlu olduğu için “evlenip de ne yapacaksın, oraya gidersen başını işten kaldıramazsın” diyebiliyor.(Ben kimseye zorla çalışacaksın demedim, evin düzenini bozmadıktan sonra opsiyonel bıraktım, katılmayanlar olabilir.)

      Bunun yanı sıra bir başkası İstanbul’dan dışarıya adımımı atmadım, ailem akrabalarım arkadaşlarım herkes burada diyerek şehir değiştirmeye sıcak bakmadığını söylemişti.

      İşi pazarlığa dökmeyenler zaten çoktan evlenip gidiyor. Siteyi sürekli takip edenler bilir, ödediğim kira sorulmuştu ki gerçekten yaşadığım şehre göre uygun bir kiraya oturuyorum, hani lüks bir yerde olsam anlayacağım…

      Velhasılı Ahmet Bey, yalnız değilsiniz, yorum yazan ya da yazmayan sizler(bizler) gibi çok kişi var. Sadece istatistik amaçlı yaşınızı merak ettim.
      Hakkınızda hayırlısı olsun. Allah hayırlısını nasip etsin. Siz doğru bildiklerinizden taviz vermeyin. Genelleme yapmak yanlış belki ama artık bir çok kız ve ailesi olayı pazarlığa dökmüş durumda. Manevi imkanları sorgulamazdan önce maddi şartlar öne atılıyor. Duygusal yapıda olurlar diye bildiğimiz kızlar acayip acayip hesaplara giriyor. Kızlar erkekleşti dediğimiz durum bu olsa gerek.

      Selametle.

      • Ahmet diyor ki:

        Merhaba Fatih bey;
        Amin,Rabbim sizlere de hayırlı saliha bir eş nasip etsin,hakkımızda hayırlısı olsun.istatistik için dip not,yaşım 34…Hanım arkadaşlar neden acaba kendi evliliği sorunlu olduğu için “evlenip de ne yapacaksın, oraya gidersen başını işten kaldıramazsın” diyen birinin lafını dikkate alıyor?Feyza hanımın dediği gibi “Insan erisimine de internet erisimi gibi kota konulsa daha gercekci mazeretlerle karsilasirsiniz.”…selametle

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ahmet Bey.

          Eski yazdıklarımı okuyabilseniz daha iyi anlarsınız. Biz bir de bu kızla olmayacak bu iş deyip bırakmıştık da sonradan bir şans daha verebilir misin demişti. Kafasını kimler karıştırıyor vb. öğreniyoruz sonradan.
          Kotayı biz koyacağız artık başkalarının insafına hatta anne babamızın bile insafına bırakamayız bu durumu. Bir de sözde kızlar duygusal olur derler ama beni aşırı mantıkçı davranmakla eleştiren kişi olayı aslında resmen pazarlığa döküyor.

          Sevginin pazarlığını yapan bayanlara ki burada kastettiğim eş sevgisi, öyle filmlerdeki gibi cinselliğe indirgenmiş sevgi değil, şöyle diyorum. Aynen devam, bozmayın, bizden de uzak olun…Allah muhafaza elden ayaktan düşsek demek anında terk edecekler…

          Selametle.
          (Ben de eylülde otuz bir yaşıma gireceğim Allah ömür verirse, askerden geleli de nerdeyse dört yıl oldu. Yaşınızı paylaştığınız için teşekkür ederim)

    • Feyza diyor ki:

      Ahmet bey,
      Sizin bu saydiginiz durumlara maruz kalan kisiler bu sitede var, yani yalniz degilsiniz. Bunun sebebi sanirim artik insana ulasmanin cok kolaylasmis olmasi. Artik kiz erkek arkadasligi, cikma teklifleri, biraz takiliriz olmadi ayriliriz seklindeki sakincali deneyimler cok yaygin oldugu icin gorusmeler monoton bulunuyor. Haliyle bu gibi ayrintilarla sohbete renk vermek mi istenoyor bilmiyorum ama evlilik gorusmesinde konusulacak seyler bunlar olmamali.
      Artik insanlarin alternatifi cok fazla oldugu icin aracilar vasitasiyla gorustukleri kisilerin olumsuz olmasi pek onemli bulunmadigindan cabuk eleniyorlar.
      Insan erisimine de internet erisimi gibi kota konulsa emin olun ki red etmek icin daha gercekci mazeretlerle karsilasirsiniz.
      Cok yakin zamanda bir arkadasim bir gorusmesini olumsuz bir kararla sonlandirdi. Sebebi ise, erkek olan tarafin aile baglarinin cok kuvvetli olmasi ve kalabalik bir sulale olmasiydi. Gelen gideni eksik olmazmis oyle dusunuyor.
      Bu da sizin verdiginiz misallere bir ilave mahiyetinde olsun.

      • Ahmet diyor ki:

        Feyza hanım;
        İnsanların bu mazeretlerle çabuk elenmesi durumu o kadar sıradanlaştı ki,daha birbirlerini doğru dürüst tanımadan daha bismillah ilk görüşmede konuşulmayacak şeyler bile mazaret olabiliyor.Bu duruma maruz kalan bir ben değilmişim,en azından buna sevindim.Ama benimkiler ard arda geldi,benim için biraz enteresan olmuştu.Bakalım bir sonrakinde ne olacak merakla bekliyorum…Allah cümlemize hayırlı eşler nasip etsin

    • Süleyman diyor ki:

      Hoşgeldiniz Ahmet Bey

      Bu bahsettiğiniz konular bu sitede çok tartışıldı. Yorumları okursanız eğer görürsünüz zaten. Sadece sizin başınıza gelmiyor bu durumlar.

      Bu dediğinize benzer durumların bazılarını birebir yaşadım. Ancak en çok karşılaştığım durum şehir meselesi. Bir hanımın yaşamak istediği şehri seçme hakkı var. Sahabe efendilerimiz zamanında bu tür örnekler var.

      Ancak şöyle düşünmek lazım benim kanaatimce eğer iyi, size uygun biri ile karşılaştı iseniz veya bir hanım karşılaştı ise şehir meselesini o kadar problem etmemeli ve yani kişiler şunu bilmeli ki her şartı mükemmelleştirmeye çalışırken elindekinden de olabilir fakat genede böyle meseleleri önemseyecek kişiler.

      Geçen beni ziyarete gelen bir arkadaşım vardı. Bulunduğum şehre geldi ve dolaştı. Ankara’ya dönünce yaşadığın yerler köymüş dedi. Öyle belki ama yani ben o köy dediği yerlerde büyüdüm 20 sene. Hala oralarda çalışıyorum. Yaşadığım yerde büyük şehirlerden gelmiş memurların şikayetlerini dinliyorum. Avm yok, o yok, bu yok. Evet yok. Yani ne yapabilirim. Biz ömrümüzde bunlar olmadan yaşadık. Böylede yaşanıyor.

      Pek çok şikayet dinledikten sonra şunu anladım belli şartlarda büyümüş kişiler o şartlar olmadan çok zorlanıyorlar. Mutlu da olamıyorlar. Bu biraz tabiat meselesi. Örneğin biz küçükken ailecek İstanbul’a akrabalarımızın yanına giderdik. Belli bir süre sonra ben eve küçük şehrimize dönmek isterdim ancak abim hep daha fazla durmak isterdi İstanbul’da.

      Şimdi sizi bu sebeple reddeden bir kişi emin olun zaten küçük şehirde yaşasa da pek çok sıkıntı çıkarabilecek bir kişi olurdu. Bu sebeple olmaması daha iyi. Allah inşAllah karşınıza iyi birini çıkarır.

      • Ahmet diyor ki:

        Hoşbulduk Süleyman bey;
        Dediğiniz gibi büyük bir şehirde yetişmiş,çalışan ve orada düzen kurmuş bir hanım arkadaşa daha küçük bir şehir ya da ilçe “köy”gibi geliyor.Hanım arkadaşın bu kararına saygı duyarım ama katılmam.Hele ki evlilik için böyle düşünürse…Çukurca’da-Van’da doktor-öğretmen olan;Edirne’de rızkının peşine düşen ne yapsın?ben de isterim memleketimde çalışmayı,kim uzak gurbet yerde olmak ister ki zaten?bu gibi durumların mazeret olarak sunulması biraz garibime gidiyor. Rabbim sizin de karşınıza hayırlı bir eş çıkarsın inşAallah.

        • Süleyman diyor ki:

          “Çukurca’da-Van’da doktor-öğretmen olan;Edirne’de rızkının peşine düşen ne yapsın?” demişsiniz Ahmet Bey. Yapılacak bir şey yok. Ya benim yerim kocamın yanı diyecek hayırlı bir eş bulacaksınız, ya kültür farkı problem olmaz diyorsanız oradan biri ile evleneceksiniz, ya da çoğunlukla bizim durumumuzda olduğu gibi bekar kalacağız. Toplumun fitne veya fesadı pek önemsediğini düşünmüyorum artık.

          Zaten mesela kişiler buraya atansa dahi artık eşleri gelmiyor. Uçakla gidip geliyorlar. Geçen bir doktor tanıdığım doğuda bildiğim iyi sayılabilecek bir ilçeye atandı. Mesela çocuğu da var ama gelmedi eşi. Artık haftada 1-2 kez uçağa atlayıp gidip gelme yapacakmış. Günümüzde böyle artık. Tanıdığım bir professör gelmişti. Mesela eşi filan gelmedi. Gelmiyor hanımlar artık.

          Problem şu ki denildiği gibi insanların alternatifi arttı. Geçen biri ile konuşuyordum. Büyük bir şehirden buraya gelen sevdiğim biri. Durumumu anlatıyordum. Dedim ki şimdi ben bir hanıma talip olsam gözüne ilk çarpan şey yaşadığım şehir ve yani talip olduğum profil çok rahat bulundukları büyük şehirlerden birilerini bulabilir. Yani ben küçük şehirde yaşayan bir akademisyenim. Oysa büyük şehirde bir sürü dindar, eli yüzü düzgün, iyi meslek sahibi gençler var. Sonuçta siz ikinci sınıf gibi kalıyorsunuz o kişiler yanında. Yani bir hanım belli bir çevresi varsa pek çok iyi taliple karşılaşabilir büyük şehirde yaşayan. Bunları dediğimde konuştuğum doktor da mesela hak verdi. Bende olsam burada yaşayabilecek birine kız vermem demişti. Ne yapalım hayırlısı…

          Benim problemim şu ki ben doğuda küçük bir ilde büyüdüm ancak benim sülalem çok eski İstanbullu. Ailem hep batı kökenli. Babam konuştuğunda İstanbul beyfendisi gibi bir hal oluyor. Bu sebeple iki arada bir derede kaldım. Ne tam anlamıyla batılıyım ne tam anlamıyla doğuluyum. Bu sefer birini bulmakta zorlanıyorum. Doğudayım ama doğu kültürünü seviyorum ama doğu kültüründen biriyle evlenmem zor. Batıyı biliyorum. O kültürde bir insanla anlaşabiliyorum. Evlilik için uygunda oluyor ancak bu sefer oradakiler gelmek istemiyor doğal olarak. İki arada bir derede kaldım :(.

          Geçen annemin bir arkadaşı, tanıdığım bir teyze. İşte ismimi vererek çok iyi çocuk, eli yüzü de düzgün, mesleği de güzel. Batıda olsa rahat evlenirdi demiş. Hem gelemiyorum. Hemde bir yandan gelmek istemiyorum. Burada çocukların en küçük bir faaliyeti bile yok. Her yerde hizmet, her yerde yardım. Eee buralara da yardım lazım. Sonra kötü ellere düşüyor çocuklar. Bende birşeyler yapmaya başladım yavaştan. Hem yardım etmek istiyorum gençlere,çocuklara.

          Bütün meselemiz iyi yaşamak? Rahat mı etmek Ahmet bey. Herkez vatan millet edebiyatı yapıyor uzaklardan. Hizmet deyince, yardım deyince kimse elini kıpırdatmıyor. Zaten Fetö bu şekilde büyümedi mi? Kimsenin gitmediği yerlere gittiler. Bizler ne yaptık. Daha rahat edelim diye diye uğraştık. Neyse bu mesele daha çok uzar. Hayırlısı diyelim Ahmet Bey.

          • .../nisa diyor ki:

            Süleyman bey,

            Sizin ne tam anlamıyla doğuluyum nede tam anlamıyla batılıyım tespiti bana Türkiye’nin durumunu hatırlattı. Türkiye de öyle ne Ab’ye alıyorlar ki almazlar doku uyuşmuyor nede doğuda ortadoğuda sözünü dinletebiliyor. Arada kalma durumu. Sizin niyetiniz hayalleriniz güzel inşaAllah hayırlı ve şartları kabul eden uyum yakaladığınız kişi nasip olur.
            İnsanlar yurtdışından gelin geliyor gelin gidiyor biz bir ilçeden diğerine gelin gitmeye üşeniyoruz. Yakın zamanda haberlerde vardı Afrikadan Adıyaman a gelin gelmiş Müslüman olmuş hanım efendi üstelik 9 dil biliyor.

          • Süleyman diyor ki:

            Nisa hanım

            Allah razı olsun şahsıma ettiğiniz dualar için.

            Evet durumumuz dediğiniz üzere biraz karışık ama Türkiye gibi selamete çıkacağız inşAllah.

            Emin olun hanımlara ya da ailelerine kızmıyorum. Ben tüm Türkiye yi dolaştım. Çoğu yerinde de kaldım. Kişiler bazen atamaları için beni arıyor. Nereyi yazayım abi diye. İlçeleri bile bildiğim için şurayı yaz. Şurayı yazma diyorum. Ancak mesela talip gittiğim kimi kişiler hayatlarında bulundukları şehirden hiç çıkmamış oluyorlar. Öyle olunca illaki bir çekingenlik oluyor. Bir önyargı oluyor.

            Mesela en son görüşmeyi yaptığım hanım hiç İstanbul’dan çıkmamıştı. Çok şaşırdım. Yani peki görüşmeyi neden kabul ettiniz diye sordum. Siz dönersiniz diye umuyorum dedi. Yani hayatı boyunca tek şehir görmüş kişilerin oradan ayrılmaları çok zor hele de bir hanımın. Bu durum olunca ben onların çekincelerini anlıyorum. En azından empati kuruyorum. Bazı hanımlar için bu ihtimali düşünmek bile korkutucu.

            Ancak sizin gibi zorluk gören hanımlar böyle olmuyor. Meryem hanımda öyle mesela çünkü siz yaşadığınız yerin sıkıntılarını görmüşsünüz. Cafeler, misafirlikler, gezilerle hep yaşadığı yeri görmüş kişiler oradan ayrılması çok zor. Yalnız kimseyi de 20 yaşından sonra yaşam şartlarını düşürmelerini bekliyemiyorum.

            Tabi biz düşünüyoruz. Bence belli bir seviyede de düşünülmeli ancak Allah hani ummadık yerden bir kapı açar. Böyle olabileceğini hiç düşünmüyordum diyebiliriz. Ondan nereden, nasıl ve ne şekil nasip olur bilemiyorum. Allah bizler için göz nuru olacak eşler nasip etsin. Tüm çocuk ve aile bekar okurları için…

  40. cesaret diyor ki:

    Sayın Abdullah Bir beyefendi keskin sirkenin küpüne zararı vardır demişler.Her yazılanı kafana göre tersleme.Senin bilgin sana, benim bilgim bana.Saygılarımla……

  41. cesaret diyor ki:

    Nisa hanımefendi horozu küçük çocuklar bile kesebiliyor.Neden kaçıralım.Telli babaya gitmek yok.Kendiniz keseceksiniz.Küçücük hayvanı neden kaçıralım.Sağ ayağınızla ayaklarını sabitlediniz mi,gerisi hikaye.
    Abdullah beyefendi benim sözümü ister kabul eder,ister kabul etmezsiniz.Bu konu denenmiştir.Başarılı sonuçlar vermiştir.
    Yorumumu okuduğunuz için teşekkür ediyorum.Allah kalbinize göre versin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cesaret Bey/Hanım.

      On tane kestim diyelim işe yaramazsa nasıl bir öneri