Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?

23 Temmuz 2012Sema Maraşlı1.159 Yorum »

Evlilik fıtri bir ihtiyaçtır. Rabbimiz Rum suresi 21. âyeti kerîme de evliliğin amacını, insanları çiftler halinde yaratmasının sebebini “Sûkuna ermeniz, kaynaşmanız, rahatlamanız, durulmanız” için diye bildiriyor. Günümüzde fıtri ihtiyaçlar erteleniyor, öteleniyor, görmezden gelmeye çalışılıyor.

Sevgili peygamberimiz:“Eşi olmayan adam miskindir.” buyuruyor.

Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah efendimiz: “Zengin olsa da” buyuruyor.

Sonra yine Rasûlullah efendimiz devam ediyor: “Eşi olmayan kadın miskindir.” buyurmuştur.

Bunun üzerine: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v): “Zengin olsa da” buyuruyor.

Allah rasûlü bekar kişiyi yoksul olarak tanımlıyor. Bu durumda eş kişinin en büyük zenginliği oluyor. Oysa çoğu zaman bu zenginliğin kıymeti bilinmiyor ve maddiyat uğruna eşler birbirini çok kırabiliyor. Ya da maddiyat yüzünden evlilikler zorlaştırılıyor ve bekarlar evlenemiyor. Hadîs-i şerîfe göre insan ne kadar zengin olsa da evli olmadığı sürece yoksul kabul ediliyor çünkü yoksul, muhtaç demektir. Kadın ve erkek de birbirine muhtaçtır. İkisi de tek başına yarımdır. Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ayrıca evlilik dinimizi iyi yaşamamız için de gereklidir. Sevgili peygamberimiz:

“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur Geriye kalan yarısı içinde Allah’a Karşı gelmekten sakınsın.” buyuruyor.

Dinimiz bu kadar evlenmeyi teşvik etmişken niye bu kadar çok bekarımız var? Geçen haftaki yazıda sormuştum bu soruyu gelen cevapları maddeledim.

Kızların Evlenememe Sebepleri ve Şikayetleri:

Görücü usulünün bitmesi ve kimsenin aracı olmaması. Aracı olabilecek kişilerin kefil olacakmış da olumsuz bir durum olursa sorumluluk altında kalacaklarmış gibi aracı olmaktan kaçınmaları.

Aracıların yanlış bilgiler vermesi

Erkeklerin çalışan eş istemeleri (Çalışmayan kızların şikayeti)

Erkeklerin kendi yaşlarında ki kızlara bakmamaları. Genellikle erkeklerin eşlerini kendilerinden beş altı yaş küçük olmalarını istemeleri.

İlk görüşmede bile erkeklerin kızların rahat olmalarını beklemeleri

İnternet tanışmalarına güvenli olmaması.

Erkeklerin bütün kızları maddiyat avcısı olarak görmeleri.

Erkeklerin Şikayetleri

Kızların maddiyata fazla değer vermeleri

Tipe fazla önem vermeleri

Çok beklentiye sahip olmaları

Kızların çok bilmiş halleri ve kendi istediklerini yaptırmak için erkeğe hükmetmeye çalışmaları.

Kızların görücü usulü görüşmelerde kendilerini ağırdan satayım derken son derece ölçüsüz bir kibre kapılmaları. Sanki erkek kızı her şeyiyle kabul etmiş yalvarıyor, hanımefendi lütfederse olacak gibi davranmaları.

Söz, nişan, kına, takı, düğün gibi masrafların gözlerini korkutması.

Boşanma korkusu

……………………………….

Rabbimiz Nur sûresi 32.âyet-i kerîme de:

“İçinizdeki bekarları evlendirin.” buyuruyor. Fakir olanları da lütfu ve keremiyle zengin edeceğini vaat ediyor.

O durumda bekarların evlendirilmesi (bekar derken sadece hiç evlenmemiş olanları değil, evlenip boşanmış olanları da düşünmek gerek) diğer müminler üzerine bir sorumluluk olarak Rabbimiz tarafından verilmiş. Bekarlara maddi manevi destek vermek gerekiyor. Bu konuda neler yapılabilir?

Öncelikle devletin yapması gerekenler var:

Toplumlar aile ile ayakta durur ve bir toplumun asayişi, huzuru, refahı aile yapısının sağlam olmasına bağlıdır.

Devletin evlilikleri teşvik etmesi evlilikleri artırır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı evlenmekte zorlanan bekar erkeklere maddi yardım yapmalıdır. Bazı Arap ülkelerinde böyle bir uygulama var. İşi olmayan bekar erkeklere iş bulunması ve konut yardımı gibi yardımlar maddi kaygıdan dolayı evlenemeyenlerin evlenmeye teşvik ediyor.

Aile bakanlığı boşanmalarda ki tazminat ve nafakalar konusunu yeniden gözden geçirmeli. Bir önceki yazıda bu konuyu yazmıştım. Maddi geliri düşük olan boşanan erkekler eski eşlerine nafaka ödemekten yeniden evlenemiyorlar. Bu aynı zamanda bu erkeklerin evleneceği hanımların da bekar kalması demek. Boşanma sayılarındaki artışları düşünerek bu konu ile ilgili problem çözülmeli.

Âdet haline gelmiş nişan bohçası, nişan, kına, yüz görümlüğü, pahalı takılar, gösterişli düğün davetleri gibi maddi yükü çok olan adetlerin kaldırılması için medya vasıtası ile halkın bilinçlendirilmesi. Mutluluğun maddiyatta değil, muhabbette olduğunun anlatılması.

Sivil Toplum örgütlerinin yapabileceği çalışmalar var:

Üniversite öğrencilerine burs veren yüzlerce vakıf dernek var; ama bekarları evlendirmek için kurulmuş, sosyal kurumlar yok bildiğim kadarıyla. Sivil toplum örgütleri artık bu konuya ciddi ciddi el atmalı.

Cemaatlerin yapabileceği çalışmalar var:

Her cemaat kendi bünyesinde bir evlendirme ekibi kurmalı. Bekarlarına maddi manevi destek olup evlendirmeli.

Bireysel olarak yapabileceklerimiz var:

Evlenmek isteyenlere aracı olmak.

Şehirlerde görücü usulü evlilikler çok azaldı. Kimse kimseyi tanımıyor, akrabalar bile birbirini doğru düzgün göremiyor. Geriye tanıdıkların gençlere aracı olup evliliklerine vesile olması kalıyor. Günümüzde insanlar aracı olmaktan çekiniyor. Mutlu olamazlarsa bana kötü söylerler diye korkuyorlar. Hatta bu konuda bedduamız bile var. “Sebep olan olmaz olsun” diye. Bu beddua tutarsa sadece yalan söyleyen aracıları tutar. Karşı taraf kabul etsin diye olmayan iyi özellikleri varmış gibi anlatıyorsa bu vebaldir. Tam aksi evlenecek ve iş kuracakları bilenen bir tehlikeli durum varsa uyarmak gerekiyor, söylenenler gıybete de girmiyor.

Aracı olanlar yalan söylememeli ve kefil olmamalı. Sadece “ben sizdeki şu özellikler sebebi ile sizi birbirinize uygun gördüm” deyip aileler vasıtası ile görüşmeleri sağlanmalı. Niyet iyi olup dürüst de olunursa vebali değil sevabı vardır. İlerde onlar anlaşamazsa aracıyı suçlamak onların ahmaklığıdır. Sonuçta en son kararı kendiler vermişlerdir.

Aracı olmaktan çekinenler karşısında Rabbimizin “İçinizdeki bekarları evlendirin.” emri var.

Tabii bu bunlar birbirine uyar mı uymaz mı diye bakmadan uyumsuz olanları birbiri ile evlendirmeye çalışmak şeklinde olmamalı. Akıllı görücü usulü olmalı.

Ben evlilik görüşmelerinde aracı olmaktan çekinmem. Epeyce de evliliklerine sebep olduğum kişiler var. Fakat ya iki tarafı tanımalıyım ya da bir tarafı ben tanıyorsam diğer tarafı sözüne güvenebileceğim biri tanımalı. Bazen bekar ya da boşanmış kişilerden mesajlar geliyor. Evlenmek istediklerini fakat uygun kişi bulamadıklarını yardımcı olup olamayacağımı soruyorlar. Bu durumda yardımcı olamıyorum çünkü yazan kişiyi tanımıyorum. Sadece bir mesajına bakıp ona birini tavsiye etmek yanlış olur.

Bir tanıdığım aile var. Babaya bir delikanlı evlenmek istediğini ona uygun tanıdığı bir kız olup olmadığını soruyor. Beyefendi de genci tanıyor, iyi biri “Benim kızım var” diyor. Delikanlı ile kızını evlendiriyor, şimdi çiftin çok mutlu bir evliliği var. Fakat bunu pek çok kişi yapmaz. Kızını evlendirmek istediği halde “Daha düşünmüyoruz” diyen anne babalar var. Bu konuda kibirlenmeye hiç gerek yok.

Dini kanallarda evlilik programları yapılabilir:

Şu anda yapılanlardan farklı olarak bir kişiyi yüz kişi le görüştürme şeklinde değil, araştırmalar yapılarak birbirine uygun olanları karşılaştırarak evlendirilebilir. Bu programlarda yine şu anki gibi topluma kötü mesajlar vermek yerine çok güzel yol gösterilebilir evlilik üzerine eğitici program haline getirilip bir yandan da bekarlar evlendirilebilir.

İnternet üzerinden evlilikler olabilir:

Şu anki haliyle internetteki islami evlilik siteleri diye kurulan siteler pek güvenli durmuyor. Çok nadir de olsa iyi evlilikler oluyor fakat hayal kırıklığı ya da evlenip boşanmalar kendini olduğundan farklı gösterip aldatmalar çok olabiliyor. Evliler kendilerini bekar diye tanıtabiliyor. Bir evlilik sitesi iyi bir ekip tarafından idare edilmeli. Bizim sitemizdeki gibi kimse kimsenin e-posta adreslerin görmemeli ve sadece ekibin birbirlerine uygun gördükleri kişiler birbirleri ile irtibat haline geçmeli, uzmanlar aracılığı ile güvenli tanışma sağlanmalı.

Bir de evleneceklerin olanların ve ailelerinin yapması gerekenler var:

Çok yüksek beklenti içinde olmasınlar. Hayallerindeki kişiyi bulmaya çalışmasınlar, biraz gerçekçi baksınlar.

Erkekler manken gibi çok güzel kız bulmaya çalışmayın. Güzellik ilk kriteriniz olmasın.

Genç kızlar da öncelikle yakışıklılık ve maddiyat aramasınlar. Bir hayat yaşayacağınız kişinin ahlakı her şeyden daha önemlidir.

Aileler de çok hesap kitap yapmasınlar sonra ayaklarına dolanıyor. Yıllar önce öğretmen bir genç kızı mühendis iyi bir delikanlı ile evlendirmek için aracı olmuştuk. Kızın ailesi delikanlıyı beğendi ama ailesini beğenmedi.”Köyde oturuyorlar, yazın onlar tarlaya giderler kızıma da sen de yazın köye gel bize yemek pişir derler bizim kızımız bunu yapamaz” dediler. Sonra kızlarını şehirli ,çok kibar bir aileye gelin verdiler damatları akıl hastası çıktı. Kızları yıllarca çok sıkıntı çekti.

Ya da çalışan kız olsun diye evlenip hanımının maaşından hiç faydalanamayan erkekler var. Başta dindarlık olmak üzere bir kaç önemli şeye bakıp tevekkül etsinler.

Genç kızlar, erkeğin maddi imkanı iyi değilse ve ailesinin evi müsaitse erkeğin anne ve babası ile oturmayı teklif etsinler. Bekar kayınlar var, ev kalabalıksa pek uygun olmaz ama bir anne, baba ya da görümceyi problem etmesinler. Çünkü erkek memursa maaşı ile ancak ev geçindirebilir. Hem kira ödeyip hem ev geçindirmesi zor. Bekar kalıp baba evinde oturmaktansa yuvasını kurup eşinin ailesi ile yaşayabilir. Erkeğin ayrı evi olsun, arabası olsun, kazancı yüksek olsun diye bekleyen çok genç kız var fakat belli bir yaşı geçtikten sonra bunların çoğundan vazgeçtikleri halde evlenemiyorlar. Ayrıca ayrı ev insana mutluluk verse bu kadar boşanan olmazdı. Kocaman evlerde karı koca birbirlerini yiyip oturuyorlar. Aileler ile oturmanın da avantajları var.

Bir de lüzumsuz masraflardan kaçınmak gerek . Kız isteme safhasından itibaren gereksiz masraflara girmesin iki tarafta. Devletin yapacaklarında yazdığım nişan, bohça, kına gecesi gibi boş harcamalardan kaçınılmalı. Maddi imkanı olsun olmasın. Kız istendikten sonra sonuç olumlu ise erkek ve ailesi bir tepsi tatlı alıp gelip söz yüzüğü takmaları yeterli. Nişan alışverişi ve nişan töreni çok gereksiz.

Hele nişan ve düğün bohçaları denilen alışverişler ancak tatsızlıklara ve gereksiz masraflara sebep oluyor. Genellikle iki taraf da birbirlerinin aldıklarını beğenmiyorlar. Boş yere dedikodu ve iki aile arasında soğukluğa sebep oluyor. “Biz kalitelisini aldık onlar kalitesiz almışlar. ” gibi sözler çoğu ailede olmuştur. Hele nişan ya da düğünde alınanların sergilenmesi gelene giden gösterilmesi büyük bir görgüsüzlük bence. Gelinin gecelik takımlarına, damadın iç çamaşırına kadar kaliteli mi diye bakılır, bakılınca mecburen dedikodu da yapılır.

Tabi bu arada alınanlar bakanlar tarafından beğenilmiyor gibi duruyorsa diğer tarafa diş bilenir. Bizi ele güne rezil etti, diye. Çok iyi şeyler alınmışsa büyük ihtimalle karşı taraf ayıp olmasın diye bütçesini zorlayarak almıştır, acısı bir şekilde karşı taraftan çıkarılır. İki tarafın da damat ve gelin için de olsa alışveriş yapmasına gerek yok bence. Kız tarafı kızına erkek tarafı oğluna ihtiyaçlarını alsın. Çarşı çarşı gezip karşı tarafa don, gömlek aldırmanın hiç bir mantığı yok. Zaten ev döşenirken, mobilyalar alınırken yeterince masraf yapılıyor. Hiç olmazsa ıvır zıvırlar için masraf edilmesin.

Son yıllarda söz, nişan ve kına gecesi hep salonlarda yapılıyor. Eskiden kına gecesi çok sade bir şekilde yapılırdı. Evlenecek kızın arkadaşları bir akşam gelirler, arkadaşlarının son bekarlık gecesinde kendi aralarında kına yakıp, eğlenirlerdi. O da artık gösterişe döndü, salonlarda yapılmaya başlandı. Çöpe atılacak nişan ve düğün davetiyeleri en iyisinden en havalısından olsun derken dünyanın parası ödeniyor. Bunlar israftan başka bir şey değil.

Özellikle burada iş genç kız ve ailesine düşüyor. El gün ne der diye girilen bu gereksiz masrafların yapıldığı adetleri karşı taraftan talep etmesinler. Söz ve düğün yeter. Kız tarafı, erkek tarafını yolunacak kaz gibi görmemeli, dünürlerini evladını evlendirmek isteyen yuva kurmaya çalışan bir mümin kardeş olarak görmeli. Hatalara eksiklere kusurlara bakılmamalı.

Önemli olan yuva kuranların mutluluğu. Kaç genç bu gereksiz masraflar yüzünden çıkan tatsızlıklar sebebi ile nişandan ayrıldı, kaç genç yine bu masraflar yüzünden düğüne yakın birbirinden ayrılmak zorunda kaldı. Kaç evli çift de bu masraflar yüzünden aradan kaç yıl geçmesine rağmen birbirlerinin ailelerinden nefret etmekte. Yazık günah.

Benim yazacaklarım şimdilik bunlar. Sizler de yorumlarla katılıp, geliştirin.

www.cocukaile.net Sema Maraşlı  semamarasli@gmail.com

Okunma Sayısı : 170.062

Yorum yapın

“Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?” için 1.159 Yorum

  1. Sadece Fatih diyor ki:

    Elektrik almak şaçmalığı

    Son yıllarda evlenmek isteyen genç kızla delikanlı bir araya geliyor. Ama sonra elektrik alamadıklarını söylüyorlar. Ne demek bu elektrik alamamak?

    Müsait bir ortamda, kendi evlerinde, pastanede veya bir tanıdığın evinde görüşüyorlar. Kız ile erkek kendi aralarında konuşuyorlar, birbirlerine soru soruyorlar, karşılıklı bilgi alıyorlar, çay-kahve içiyorlar.

    Evlilikten, hayattan beklentilerini dile getiriyorlar.

    Gelecekleri hakkında planlarını öğreniyorlar, tartışıyorlar. Bazen bir saat, bazen de birkaç saati bulan bu görüşmeler sonucunda taraflardan biri kanaatini kısa bir cümle ile dile getiriyor: “Bir elektriklenme olmadı, elektrik alamadım.”

    Bu sözler, son aylarda bazı TV’lerde yayınlanan evlilik programlarında da sarf ediliyor. “Bu ne demek?” diye sorulunca da, kem küm birkaç cümle söylüyor, ama arkası gelmiyor, ciddi bir açıklama yapamıyor. “İşte ne diyeyim, hani insanın içinde bir kıpırdama, kalbinde bir akım, bir elektriklenme olur ya, işte öyle bir şey hissetmedim, ısınamadım” demeye çalışıyor.

    Bu görüşmeler, tanışmalar, buluşmalar tek bir adaya bağlı kalmıyor. İki, üç, dört derken, bu “elektriklenme” bir türlü gerçekleşmiyor. Kararsızlık, bir başka kararsızlığı getiriyor.

    Evlilikler gecikiyor, kızlar evlerinde beklerken, erkekler böyle bir açmaz ve çıkmaz içinde bocalayıp duruyorlar. Nedense, bir türlü “elektrik” akımı gerçekleşmiyor. Aileler bir şey demiyor, anne baba çaresiz kalıyor. Belki onlar da anlamıyordur bu “elektriklenme” olayını…

    Siz bunun adına ister elektriklenme deyin, ister içinin ısınması, kalbinin yatması, istek ve arzunun oluşması deyin, ne derseniz deyin, böylesi sözler bir genci evliliğe ne kadar götürür, onu evliliğin ilk adımlarına ne kadar taşıyabilir? Bu “gerekçe” ve bahanelerle onlarca gelin adayı ile görüşen gençleri duydum ve bazılarını da yakinen tanıyorum.

    Tamam, “şu yönlerini beğenmedim, şu huyu hoşuma gitmedi, şu sözleri bana ters geldi, hayata bakışı bana uymadı, kaşı/gözü/boyu-posu/giyimi kuşamı bana göre değil” diyebilirsin, bunları anlarım da, bu “elektriklenme”yi, “elektrik almayı” ne aklım alıyor, ne de kafa sarıyor.

    Söz kesilmeden, yüzük takılmadan, nişan yapılmadan, sıkça gidip gelmeler olmadan, ev tutulup eşyalar dizilmeden, alışveriş zevki tadılmadan, gelecekle ilgili düşünceler ve planlamalar tartışılıp belli bir aşamaya gelmeden, aileler birbirlerini tanımadan ve sonunda bütün hazırlıklar bitip de, gelinlik ve damatlık giyilip nikah masasına oturmadan, düğün dernek yapılmadan hangi elektriklenmeden söz edilebilir ki…

    Bu elektriklenmeyi Allah ihsan eder, Allah verir, Allah nasip eder ve Allah yaratır ve Allah gerçekleştirir. Rum Suresi’nde ne diyor Rabbimiz? “Hemcinslerinizden, kendilerine ısınacağınız eşler yaratması ve aranıza merhamet ve sevgi vermesi de O’nun ayetlerindendir.

    Tefekkür eden bir topluluk için bunda ibretler vardır.” Ayet:21) Buna göre elektriklenme, eşlerin birbirine ısınması, kalplerine sevgi mesajının gelmesi, ruhların buluşması ve sonunda karı koca olunması ise bu birden bire olmaz, anlık bir olay olarak düşünülmez.

    Evlilik hakkında ölçüleriniz belli ise, nasıl bir aday bekliyorsanız, nasıl birisiyle hayatınızı birleştirmek istiyorsanız, önce bunda karar verirsiniz, sonra “Bismillah” diyerek yola çıkar, ilk adımı atarsınız, gerisi gelir. “Siz erersiniz muradınıza, biz çıkarız kerevetine…” deyimi gerçekleşir.

    MEHMET PAKSU

  2. Ismail diyor ki:

    Yaş oldu 30 evlenemiyoruz. Dua ediniz.

  3. cihad diyor ki:

    Süleyman kardeşime,

    1) Sözleri tartılı ifade etmek kadar doğru anlamakta mühimdir.

    2) Ben yorumum hiçbir yerinde hadisten bahsetmiyorum. “hadis” kelimesi hiç geçmiyor yorumda. Ben sünnet ile başlayıp molla hayatı mı yaşıyacam ve helal olduktan sonra sorun yok diyen Salih Beyi kasdettiğimi ifade ettiğim halde ve üstelik Smyye hanıma yazdığınız ilk yorumunuzun hiç bir yerinde “sünnet” , “helal” ,”haram” kavramları geçmediği halde bu yanlışınızda ısrarınız niye.

    3)Sizi kastedmiş olsam bunu söylemekten niye çekineyimki veya niye yalana tenezzül edeyim. Ben yalancı değilim. Bence de sözleri tartarak söylemek gerekir.

    4) Yazdıklarımı kafamdan uydurduğumu ima ediyorsunuz. Bildiklerimi ülemadan alıp almadığımı nerden biliyorsunuz. İlla ki meal mi yazmak gerekiyor.

    5) Ben tv ve sinema ile ilgili olarak müslümanın bu yol ile ders ve hikmet alamıyacağını izah ettim. Doğrudan haramdır diye bir ifadem olmadı. Sadece halihazırda içeriğinin haramlarla dolu olması ve helal içeriği bulmanın imkansıza yakın olması ve bu tarz durumlar helalle başlayıp çok rahat bir şekilde harama kaydığı gerekçesiyle uzak durulmasını tavsiye ediyorum ve uzak duruyorum. Yani bazı haramları bilmek için illa ki fakih olmak gerekmez, bununla beraber biz bu bilgileri zaten fakihlerden alıyoruz.

    6) Ben televizyonsuz bir evde büyüdüm. Babam 17 yaşında Merhum Ebakan Hocamız ile tanışmış ve MSP,MNP’den beri Milli Görüş camiasının içinde hizmet etmiş biri. Ben de gençlik dönemlerinde 28 Şubatta kapanana kadar MGV’de çalışmalarım oldu. O zamanlar herkes haber izlerim bahanesiyle evlerine tv aldılar ama sonralarında evin içinde bu sınırı tutturamadılar(tutturulamazda) ve aşırı serbest çocuklar meydana geldi. Biz almadık, babam haberler için yaz-kış demeden parti lokaline giderdi. Sırf eve almamak için bu kadar zahmete katlanıyordu. Neticesini de kat kat Allah ona verdi.

    Netice-i Kelam: Okuduğum kitaplar ve hayat tecrübeme istinaden ben burdaki kardeşlerime tavsiyede bulundum çünkü haramın mukaddimesi de haramdır ve toplumda bu yolla harama bulaşan, haramları kanıksayan mebzul miktarda insan var.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad abi özetle.

      Kendimizi kötülükten alıkoyamıyorsak da onun reklamını yapmayacağız ya da boşver ben yaptım oldu demeyeceğiz. Takva ehli olmak isteyip dünyaya ait zevkleri helal olsa dahi terkedenlere de saygı duyup bu da yenmez mi kardeşim demek yerine Allah sabrını arttırsın diyeceğiz :)

      (Ayaküstü ders vermişsiniz yine 😀 )

  4. .../nisa diyor ki:

    Cihad bey,

    Estağfurullah kırılma söz konusu değil latife olarak yazdığınızı biliyorum. Mustafa beye yazmış olduğunuz yorumdan sonra ufkum daha da açıldı farklı noktalardan bakmaya başladım. Dediğiniz gibi genel bir kuralı yok ve üzerinde çokça düşünmemiz tefekkür etmemiz gereken bir konu. Bende kadın gözüyle bekarlığa yada evliliğe baktığımda farklı durumlar çıkmazlar söz konusu.

    1. Erkek olmadığım için uyaranlardan dolayı günaha bulaşmam biraz daha az.

    2. Erkek için evlenme yaşının bir önemi yok lakin kadının durumu böyle değil belirli yaştan sonra evlenmesi zor anne olması zor. Nasiple beraber seçimlerimizde bize bir kader belirliyor.

    3. Belki kritik nokta burası benim gibi erkek kardeşi olmayan dayı amca gibi yakınları kendi telaşında olan kişiler Allah göstermesin anne babasını kaybettiğinde evlenmediğinde kim sahip çıkacak koruyacak. Bunu maddi imkanlar açısından ele almıyorum genel manada namus, güvenlik,aile ortamı,psikoloji açısından düşünüyorum.

    4. Hisler galip geldiğinde özellikle kadınların fıtratında olan anne olma isteği ağır geldiğinde ne yapmalı? Bu duyguyu nasıl bastırmalı. Evliliğin bekarlığa göre risklerinin külfetinin daha fazla olduğunu biliyorum. Lakin bekarlıktada fazla düşünmekten dolayı bir psikolojide bozulma ileride evlenmediği için pişmanlık hali olabilir.

    5- Hz. Musa ile Hızır As. kıssasındaki gibi bazı durumların perde arkası bizim tahmin ettiğimiz gibi olmayabilir. Evet evliliğe daha çok zahiri gözle bakılıyor yalnız bâtınide durum nedir bilmiyoruz. Şimdi dindar olarak evlendiğimiz birinin değişmeyeceği ne malum yada en zor imtihanları ondan görmeyeceğimiz boşanan çiftlere baktığımızda bununda garantisi olmadığını görüyoruz. Yine evlat konusunda ortam şartlar kötü imtihanlar ağır ama buna bakıldığında evlilikte risklerle dolu hatta hayatın bizzat kendisi riskli. Bu durumda bizi korkuya iletirken elimizi ayağımızı kıpırdatamaz hale getirir. Bence elimizden geleni yapıp uygun olan yada uyguna yakın kişide seçim yapmak gerekir. Özellikle ne demek istediğim yaşlanınca anlaşılıyor. Belki evlatlar göçüp gidecek lakin insanın eşi hayattaysa en büyük sığınağı olur. Ölüm, hastalık boşanma gibi durumların olması da ayrı imtihan. Hakkımızda hayırlı olanın ne olduğunu bilemiyoruz.

  5. cihad diyor ki:

    Smyye Hanım,

    Ben şahsen size tavsiye etmem çünkü evlilik çok ciddi sorumlulukları ve çözülmesi gereken sorunları olan bir müessese. Siz bizim sitenin müzmin bekarlarina (Haşiye) bakmayın. Bekarlikta Allah bir iştiha veriyor ancak sonrasında anlaşılıyor ki ciddi bir yükün altına girilmiş. Geri dönülmesinin daha çok külfetli olması, evliliğin getirileri ve güzel yanları, eşin ile olan denklik ve ortak yönlerinin çok olması yani kafana denk ve gönlüne göre olması gibi noktalar insanı ayakta tutuyor ve devam ediyorsun.

    Salabet ve lakaytlik birbirinin zıttı olan iki haslettir. Bir ömür birarada olmalari mutlaka zahmet ve meşakkat ile olur. Veya salabet kaybedilebilir. İkisi de zarardir.Evliliğin bu kadar yükü varken bir de bu zahmeti veya kaybı açıkçası ben tavsiye etmiyorum.

    Evlilik tercihinde en çok yapılan hataların başında tek kritere göre yapılıyor olması geliyor. Mesela namaz kılması,dindarlık,ahlâk,cemaat mensubiyeti gibi önemli kriterlerden sadece birine bakarak karar verilmesi. Sizin meselenizde olduğu gibi ahlaklı ise sorun yok, bu iş tamam gibi bakılması vs. Bir de ahlâk şartlar zorlastiginda gerçek yüzünü gösterir. Evlilik öncesinin heyecanlı ve hassas döneminde kendini asla göstermez. Hatta erkeklerin kadınlara en iyi davrandığı dönemdir bu dönem. Erkeğin fıtratında var, dişiyi tavlamak için mutlaka bazı taktikler geliştirecektir. Burada samimiyet ve olağan tavır kaybolabilir. Sizi sakın aldatmasın, aman dikkat!!

    Sinema ve spor gibi hususlar için gösterdiğiniz tavır ve takvaniz için sizi tebrik ve takdir ediyorum. Maaşallah.

    İslamiyetin esası sıdk ve doğruluk, muhalifi olan küfrün esası kizb ve yalanciliktir. Sıdk kalbi dirilten ve yaşatan bir tiryak, kizb ve riya ise kalbi öldüren ve tefessüh eden bir zehirdir.Islamiyet aleme gelmiş kizb,yalancılık ve riyakarlik ile kararmış kalbleri ve ruhları sıdk,doğruluk ve ihlas ile hayatlanlandirsin,nurlandirsin ve cilalayip parlatsin.
    Şimdi, beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, insanın yüzüne fasık bir göz takmış ve riya ve yalanciligin kurumsallaşarak sözüm ona sanata dönüştürülmüş hortlakvari sinema ve tiyatro usulen bile olsa küfrün tohumunu taşıyor ve ahlakını ders veriyor. Yani bir müslüman bunlardan ders ve hikmet alamaz. Daha doğrusu kalb ve ruhunda müspet bir tesir oluşturmaz çünkü kalp ve ruh ancak hayattar ve ruhlu bir vasıta ve vesile ile nur ve feyiz alabilir. Meyyit hayat veremez. İslâm medeniyetinde sünnetten mülhem in’ikas(yansıma) ve insibağın (boyalanma) olduğu diz dize ve göz göze sohbet ve ders ile insanlar terakki ve terbiye edilir veya olunurlar. Çünkü hayatli ve ruhlu bir zatın ihlasli nefesinden ve sesinden çıkan bir mânâ kalb ve ruhun derinliklerine nüfuz ederek tamir eder. Sahabenin üstünlüğünün bir sırrı budur. Çünkü İki Cihan Günesine (ASM) hayattayken muhatab oldular.

    Ve yine Kur’an’ da kalbden sonra tercihan sem'(işitme) zikredilir. Sonra ebsarihim yani göz ve görme gelir
    Bunun bir hikmeti Melekât ve malûmat-ı kalbiye, alelekser kulak penceresinden kalbe girerler.
    Bu itibarla sem’, kalbe yakındır.
    Ve aynı zamanda, altı yönden malûmat aldığı cihetle kalbe benziyor.
    Zira göz yalnız ön ciheti görür.
    Bunlar ise her tarafı görürler. Yani görsel materyal ile maneviyat telkini mümkün değil veya çok zor.

    Peki ne ise yarar bu tv ve sinema??
    Pek tabiki insanların zihin ve duygularının hassas ayarları ile kendi menfaatlerine göre oynamak işine yarıyor. Şimdilerde buna algı operasyonu deniyor. Yani aslında insanları kendilerine göre kurguluyorlar. Bazı oyuncaklarda olduğu gibi arkasındaki aparati çevirirsin, sonra kurgulanan oyuncak buna göre hareket eder. Film ve sinema çevirenler aslında bizi de çeviriyorlar ancak gittiğimiz yön onların istedikleri yön tabiki..

    Sene sonu seminerinde eğitim ile ilgili bir film izlettiler. Filmin zahirindeki mesaj kötü bir mesaj değil ancak filmin içinde yüzlerce gizil mesajlar mevcut. Hemen hemen hepsi müflis batı medeniyetinin anlayış,ideoloji ve yaşam tarzına ait. Yani Smyye Hanım sünnet ile başlayıp molla hayatı mı yaşayacam diye yorumunu bitiren, bu her köşesinde haramlarin kol gezdiği bu sektörleri bi çırpıda helâl dairesine sokanlari pek dinlemeyiniz derim.

    Spor için sadece şunu söyliyeyim. Halife-i arz olarak yaratılmış birinin evde formayı giymiş tv karşısında bir top iki direk arasından geçti diye havaya fırlayıp sevindiğini görürsen, böyle birine itaat hislerini kaybedebilirsin. Çok zor gelir.

    Yani Smyye Hanım sizin gibi takvadarane yaşamak niyetinde olan saliha bir hanımın medeniyet fantaziyelerine müptela olmuş biriyle işi olmaz kanaatindeyim. Allah hem size, hem burdaki bekar kardeşlerimize hayırlı nasipler çıkarsın inşaallah.Amin.

    Not: Smyye Hanım sizin durumunuz vesilesiyle bazı fikirlerimide yeri gelmişken ifade etmiş oldum. Bu sebeple biraz uzun oldu hakkınızı helâl ediniz.

    —————————————–

    Haşiye: Bu tabiri muhabbetten gelen bir takılma olarak kullandım. Lütfen yanlış anlamayiniz. Rabbim sizleri en kısa zamanda “evliyalar” zumresine dahil etsin inşaallah..😄

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad abi.

      Bir iki noktaya farklı bir bakış açısı getireyim istedim. Dindarlık mevzusuyla ilgili geçenlerde bir şey söylemiştim. O da dini yaşantıdaki tutarlılık ve ibadetlerde övünmeme. Şöyle ki bir insan sinema aşığıdır ve nefsiyle mücadele edip kendisini sinema vb.’den alıkoyuyordur amenna ancak bu insan ben gibiyse yani içinden gelmediği için yapmıyorsa yapmamasının bir önemi yoktur. Erkeklerle mesafelidir diye övülen kızın aslında mesafeli durmaya çalıştığından değil asosyal olduğundan uzak durması örneğinde olduğu gibi. Mesela annem düğünlere götürmeye çalışırdı gözün gönlün açılsın derdi gitmezdim çünkü ruhum sıkılırdı. Yani dışardan bakan biri belki ne iyi adam karışık düğünlere gitmiyor derdi ama işin gerçeği başkaydı.

      Ben film dinlemek ve müzik dinlemekten kendimi alıkoyduğum sıralarda sohbet dinlemek için gittiğim cemaat evinden sorumlu kişinin bilgisayarda iştahla oyun oynaması en büyük hayal kırıklığım olmuştu.

      Başkalarının hayal kırıklıklarını da okuduk burada. Tavuğun kaynağını sorgulayacak kadar takvalı kadınların kocalarına yaptığı muameleyi gördük mesela.

      Malayani vb. konularında size katılıyorum ancak günümüzdeki en büyük tehlikelerden biri de bizlerin de benzer alışkanlıkları olduğu halde karşımızdaki insanları eleştirmemiz ve bize bu benzer alışkanlıklarımız hatırlatıldığında benimki başka deyip kılıf uydurmamız. Tek taş istemeyen, gelinlik giymek istemeyen kız var mı? Ya da kayınvalidemle de yaşarım diyen. İnsanlar kocası için yanına yakışıyor diyor mu diye merak etmeyen. Sinemaya gitmeyeli iki seneden fazla baştan aşağı film izlemeyeli bir seneden fazla zaman geçmiş biri olarak yazıyorum. Bunları yapmak içimden gelmiyor, çok sığ buluyorum. Özellikle bir şeylere mesela müziğe dalıp rahatlayanlara zihnini boşaltanlara özeniyorum maalesef o şekilde bir eğilimim yok. Ancak bunların olmaması da beraberinde detay düşünmeyi ince düşünmeyi gerektiriyor. İlla ki benim de başka yönelimlerim oluyor ama nedense kızlarımıza derin geliyor. Gelelim asıl soruya. Benim gibilere kızlar efendi adam iyidir mi diyor yoksa sıkıcı detaycı eğlencesiz itici mi diyor.

      Hacı hacıyı Mekke’de hoca hocayı tekkede bulurmuş. :) (duanıza da amin)

      Selametle.

      • Smyye diyor ki:

        Fatih Bey,
        Ruhunuz kabul etmiyor demekki böyle şeyleri. Benim de ailem karışık düğünlere, müzikli düğünlere gidiyordu. Fakat ben o zamanlar böyle dikkat etmememe rağmen gitmekten hoşlanmıyordum ruhum daralıyordu. Oldum olası kafe kafe gezmeyi sevmem, nargile içilen yerlerden nefret ederim. Hep içimde bir yerlerde rahatsızlık duyduğum şeyler vardı. Ruhum bunları kabul etmemiş işte, “yahu sen Allah aşkını bulsana, bak Rabbinin yanından geldin, kendine gel O’na döneceksin, bu işler sana göre değil” dedi. Ben de derinlerden gelen ruhumun sesini duymuşum, doğru yolu bulmuşum.😊
        Herkesin yönelimi farklı evet, ama eşlerin yöneldiği şeylerde bir yerde ortak olmak zorunda değil mi? Beraber vakit geçireceğiz, konuşacağız. Konuştuğumuzda ortak şeyler olması önemli. Ben “hadi gel 5 dakika ilmihal okuyalım” dediğimde, “dizi izlicem ben” ya da “bugün maç var, sonra okuruz” demesi, sizce bizi yıpratmaz mı?

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.

          Tespitlerinize katılıyorum. Ancak tekrar hatırlatayım. Gerçekten her birimizin illa ki bir eksiği ya da fazlası var. Önemli olan bunları üstünlük ya da eksiklik olarak görmeden kendimizi tamamlayacağımız özelliklerde bir eş adayına talip olmak ya da öyle talipleri değerlendirmeye almaktır.

          İlmihal okuyalım denildiğinde tamam diyecek erkeği sıkıcı bulan da kızlar mesela… Ya da ilmihal okumak tefekkür gerektirirken sen çok detay/derin düşünüyorsun diye eleştirilebiliyoruz.

          Halbuki ben film izleyen gezen tozan vb. insanlara saygı duyuyorum. Keza kendini kaptırıp tabiri caizse kop kop yapabilen insanlara imreniyorum. Ancak bunları yapamıyoruz diye işinde gücündesin denilebiliyor.

          Ya da tam tersi duruma gelelim. Bir insan helal dairede kendisini eğlendirebilir. Ben dizi sevmiyorum diye helal dizi izleyen adama ne kadar boş iş yapıyorsun diyemem. Ben de bilgisayar oyunuyla avutuyorum kendimi mesela. Nasıl alıştığıma gelirsek üniversitede yurtta gördüm. Yoksa o vakte kadar bilgisayar oyunu bilmezdim. Hatta evvelden direndiğim bir çok kötü duruma üniversitede maruz kaldım. Yere bakarak yürürken hiç mi etrafına bakmıyorsun diyerek telkin veren insanlar sayesinde şeytanın okları olan bakışlarla tanıştım.

          Konu biraz dağıldı gibi ama toplayacak olursak kendime hep şunu sorarım. Şimdi burada o kadar iddialı laflar edip bir yerde atıp tutarken karşına düzgün bir kız çıkar da kıymet bilemezsen bu Allah’ın gücüne gider. Herkes her anlamıyla düzgün bir insanla evlilik yapmak ister ama acaba o düzgünlükte insanı kaldırabilecek karakter o insanda var mıdır? Bende o altyapı var mı? Eksiklerim neler? Aynalar bazen konuşuyor gerçekten :)

          Selametle kalın.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            O zaman duamız; “Allah’ım beni benden iyi sen bilirsin, bana denk olacak, bana ahiret yolunda yoldaş olacak, rızanı beraber kazanmaya çabalayacağım, benim aynam olacak, huyu güzel, ahlakı güzel, kadir kıymet bilen bir eş nasip eyle(AMİN)”
            Duadan başka bir şey gelmiyor aklıma, duanın çok faydasını gördüm, bir de hangi işimi Allah’a(c.c) bıraksam o iş mutlaka yolunu buldu. Bu sebepten şu an zihinimi boşalttım, sadece olanları izliyorum, Rabbime bıraktım bu işi, çünkü ben çok acizim hiçbir şeye gücüm yetmiyor, aklım yetmiyor. İnşaAllah balık baştan kokar ve ben yıpranmadan bu iş biter.🙂
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Amin Smyye Hanım.

            Ben de yazdığınız gibi olsun isterim ama yüzde elliye de razıyım. :)

            Dediğiniz gibi olacaktır inşAllah. Ben de önceden yazmıştım. Ummadığınız diyaloglara girebiliyoruz karşımızdaki insanla ve adeta turnusol kağıdı gibi sonuçlar dökülüyor önümüze. Burada duamız varsa bir durum dediğiniz gibi baştan görmek. Yazdığınız gibi gerçekten bir şey bahane oluyor ve soğuyorsunuz ya da tam tersi oluyor daha da ısınıyorsunuz. Zihninizi ve kalbinizi çok yormayın. Niyetimiz yuva kurmak tamam ama karşımızdaki dünyadaki tek aday değil ve kimse alternatifsiz değil. Bekarlık mutsuz bir evlilikten daha yeğdir.

            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Kesinlikle mutsuz bir evliliktense, babamın evinde mutlu bir hayat sürmeye devam ederim. Psikolojimi yıpratmak istemiyorum 🙂
            Müjdemi de isterim Rabbim önüme serdi gerçekleri, benim için bu mesele kapandı. Her bir talibimde güvenim sarsılıyor, ne yapacağım bilmiyorum. Evliliğe olan inancım ve hevesim yavaş yavaş azalıyor. Belki ruh eşimi bulamadığımdan şu an bunları söylüyorum ama önüme gelen herkes aslında olduğundan çok farklı çıkıyor.
            Rabbim cümlemizi dürüst, doğru, emin insanlarla karşılaştırsın. Hatta en önemlisi Allah korkusu olanlarla karşılaştırsın ki, karşısındakini kırmaya haya etsin.
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Hakkınızda hayırlısı olsun. Bir karar almış olmanıza sevindim. Ancak ümitsiz olmayın. Torbadan bir kırmızı top daha çekildi ve beyaz topa daha çok yaklaştınız.

            Yorumunuzun satır aralarında aslında çok şeyler var. İsterseniz olay soğuduktan ve siz de iyice unuttuktan sonra uygun gördüğünüz kısımları paylaşabilirsiniz. Ardından bilahare bu ümitsizlik konusunu tartışırız. Tüm bekarlar beklentilerimizi tekrar tartarız. Belki Yarım Elma da bir şeyler yazar.

            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            “Torbadan bir kırmızı top daha çekildi ve beyaz topa daha çok yaklaştınız.” Bu yaklaşımınız çok güzelmiş, teşekkür ederim.🙂
            Size ve diğer beylere bir sorum olacak. Bir kızı beğendiğinizde o kızla yapacağınız ilk görüşme sizin için önem arz etmez mi? Ya da şu şekilde sorayım. İlk görüşme için sözleştiğiniz bir bayan varsa, bu görüşmeyi ertelemek için en geçerli sebepler nelerdir? Sonuçta ilk intiba olacak, karşımda sözünün eri birini görmek isterim veya sözünü yerine getiremediği için karşımdakini mahçup bir tavırda görmek isterim. Gönlümü almasını isterim.
            Bana bir sebep söyleyip, görüşmeyi erteleyip üstüne de ben anlayışsız biriymişim gibi tavır göstermesi hiç hoş olmadı. Hatta sebebini bile açık şekilde söylemedi. Ben de bu durumda benimle görüşmek istemediği, bir bahane uydurup arkasına saklandığını düşündüm.
            Hatta düşüncem şu yönde; benim yaşayış ve düşünce tarzım, biraz daha düşündükten sonra sanırım beyimize zor geldi. Ve bana kararının olumsuz olduğunu söylemekte zorlandı. Ben buluşmayı ertelemesini yanlış anladığımda da, umursamaz bir tavır gösterdi, daha alttan alıcı şekilde konuşmasını beklerdim. Ben görüşmeye rahatsız olduğum halde gitmeyi düşündüm çünkü ilk görüşmeden yanlış anlaşılmak istemedim, önem verdim.
            Velhasıl kelam zaten aklıma takılan bir kaç davranışı vardı. Bu yaptığı da tuz biber oldu.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Çok doğru noktalara değinmişsiniz. İnşAllah daha geniş vakitte ben de bir kaç şey yazarım. Kararınızda çok haklısınız. Sizin vesilenizle aslında bir çoğumuza yol gösterecek fikirler ortaya çıktı. Ben de bir erkek olarak ilk görüşmede yapabileceğimiz muhtemel yanlışları yazacağım, köprüyü geçmek için ne taklalar atıldığını vb…Baştan savma bir yorum olmasın istedim, yorumunuz havada kalmış gibi olmasın diye bir açıklama ihtiyacı hissettim.

            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Teşekkür ederim, bilahare bu konu hakkındaki fikirlerinizi okumak isterim. Beklemekteyim, tekrar Allah razı olsun 🙂
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Beylere sorduğunuz soruyla ilgili birkaç şey yazayım.

            Öncelikle dediğiniz gibi ilk görüşme ilk intiba her konuda olduğu gibi bu konuda da önemlidir. Elde olmayan sebeplerden dolayı ertelenebilir ve bu genelde iş olur. Bu durumda da karşıdaki insana saygıdan ötürü bir mahcubiyet olacaktır, olmalıdır. Keza görüşmeye vaktinde gelme konusu da öyle. Hani kız biraz geç gelebilir ama erkek geç gelmemeli :) Ancak beyimiz nazlıysa ya da tecrübeliyse köpek çektirmek niyetindeyse veyahut başka adaylar da varsa işin rengi biraz değişebilir. Zıpır arkadaş da bana görüşme ayarla son anda iptal et ve sebebini söyleme dediydi.(Elbette hadi oradan dediydim.)

            Mazeret açıklanınca size anlayışsız insan muamelesi yapılması da ilginç. Ömründe ilk defa göreceği bir insana bu muamele yapılmaz. Hatta erkekler başlarda bu tip olaylara, geç kalınmasına vb. alınganlık göstermemeli gösteriyorsa sıkıntı vardır, nazı kız yapacak erkek değil. Mesela biz hafta sonu buluşalım diye anlaşmıştık önceden, yüz yüze görüşmeden telefonu araya sokmadık, sonra hanım kızımız unutmuş herhalde hafta içi görüşmek istedi, izin almam gerekecek dediğimde ben aldım zaten demişti. İzin alman sorun olur mu diye sorma ihtiyacı hissetmemişti bana. Ben de ne olacak telafi ederim demiştim içimden. Hatta geç kalmayayım diye toplu ulaşımdan inip bir süre koştuğumu bilirim ki hanım kızımız yarım saat kadar geç kalmıştı. Mesela geç gelme olayını aracılara söylemedim ama izin muhabbetini söylediydim, empati yapıp en azından nezaketen de olsa sormalıydı dediydim. (Hatta bu kız inatçı ve sert birine benziyor ne yaptığınızdan eminsiniz dediydim de unutmuştur insanlık hali demişlerdi, halbuki huyunu biliyorlar ki kıza kendini biraz törpüle demişler daha benle hiç görüşmeden çok önce o da inada bindirmiş işi iyice zıtlaşmış :) )

            Smyye Hanım. Sanırım yaşınız genç ve evlilik görüşmelerine yeni yeni başlıyorsunuz.(Yanılıyor da olabilirim.) Günümüz şartlarına göre bir iki nacizane tavsiyede bulunmak istedim. Öncelikle karşınızdaki kişinin samimi olması çok önemli. Maalesef erkek fıtratı kızı elde edene kadar üstüne düşmesini söyler ama elde edince ilgi azalır. Bunun için başlarda size çok güzel reklam da yapabilir, uyanık olun. Hatta bir arkadaş ilk görüşmeler kız erkek fark etmez tamamen reklamdır derdi. İşin aslı sonraki görüşmelerde belli olur derdi ki benim de tecrübem bu yönde.

            Diğer konu da sigara ya da namaz gibi dini konular. Şahsi fikrim nişan aşamasına kadar bu işler netleşmeli, sigara bırakılmalı ibadetlere dikkat edilmeli. Yoksa evlendikten sonra eldekini de kaybedebilirsiniz. Ya da mutlu olamazsınız. Herkes bir şey yazdı. Benim de sahur fantazim var diyordum dostlara :) Gece kalkıp uykulu gözlerle birbirine bakıp sahur yapmak. Düşünsenize ben kalkıyorum o fosur fosur uyuyor ya da tam tersi. Şu var, mazereti vardır, uyandırmam kendim hazırlarım sahurumu. Mesele ibadetten ziyade olaya duyarsız kalma olayı yoksa kadıncağızı uykusundan niye edeyim ki…

            Bir başka konu belki en önemlisi güven verme ve net olma konusu. Bu noktada maalesef kızlara da iş düşüyor. Eğer karşınızdaki insan genel hatlarıyla net ve güven veren biriyse ama evlilik konusunda çekingen ise hemen kestirip atmayın. Boşanma korkusu denen bir gerçek var ve günümüz yasaları hatta kız anaları erkeğin elini kolunu bağlıyor. Yasaları tek taraflı, kız anaları da kızlarını bilerek ya da bilmeyerek doldurunca erkekler iyice korkuyor. Kastettiğim kararsızlık ya da sorumluluk alamama dik duramama değil. Sizler hanımlar olarak yuva kurmak istiyorsanız erkeği cesaretlendireceksiniz. Kast ettiğim gaz vermek değil. Eskiden kızlar erkeklerin zulmünden endişe eder ve evlilikten çekinirmiş. Şimdi tam tersini yaşıyoruz. Erkekler olarak kadınların zulmünden emin olmak istiyoruz. (Maalesef bozulduk, eskiden erkeklerin maaşı sorulurdu şimdi kızlara maaş soruluyor :/ )

            Son olarak efendilik ve hoşlanma konusuna değineceğim. Muhtemelen efendi diye tabir edilen adaylarla karşılaşıyorsunuzdur. Pısırıklık başka şey efendilik başka şeydir. Kızlarla tecrübesi olmayan erkekler naiflerse başlarda sizlere pasif gelebilir. Burada yine sadece bu konuda mı yoksa genelde mi sorgulamak tespit etmek size düşünüyor. Bu durumun hoşlanmakla alakası da şu. Kadın fıtratı efendi adamı pek sevmez. Peki biz insanlar sadece fıtratımızla hareket etsek aklımızı kullanmasak hayvanlardan ne farkımız kalır. Bu sebeple ilk görüşte etkilenme vb. beklemek biraz hayalcilik. Evlilik mantık işidir. Kalbimizle severiz ama o sevgi zaten kafalar uyuşuyorsa ortaya çıkar. Bir de erkek olumsuz dönerse sakın ha güzelliğimi beğenmedi, tesettürlüyüm diye olmadı vb. diye düşünmeyin. Çünkü yakın zamandaki araştırmalarımda erkeklerin kadınların ellerine ve yüzüne bakarak bilinçaltlarında uygunluk analizi yaptığını öğrendim. Ben de farkında olmadan inceliyordum yalan değil :)

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Allah cümlemizden razı olsun. Çat pat yazdım bir şeyler :)
            Diğer yorumcular da önceden olduğu gibi katkıda bulunacaktır.
            Selametle.

        • Yahya diyor ki:

          Smyye hnm,

          Cihad bey’in izahati yerinde olmuş. (Kalemine sağlık)
          Kendisine katıldığım gibi, netice olarak bende tavsiye etmem. Üzülürsünüz!

          Hakkınızda hayırlısı olsun.

          Selam ve dua ile…

          • Smyye diyor ki:

            Yahya Bey,
            Allah razı olsun sizlerden, inanın gözümü açtınız. İlk olarak Cihad bey tabiki. Bunlar bana yol gösterdi. Aklımdaki karışıklık biraz daha netleşti.
            Rabbime bıraktım bu işi, zihnimi boşalttım artık düşünmüyorum. Elbet yol gösterecek. Ama kalbim soğumadı bu işe desem yalan olur. Belki bu bile Rabbim’in beni yönlendirmesidir.
            Tekrar sizlerden Allah razı olsun 🙂
            Selam ve dua ile…

        • mustafa _/) diyor ki:

          Editör: Mustafa bey bu yorumunuz Adem Havvalar da “Dindar Eş Arayışında” başlığı ile yayınlandı. Teşekkür ederiz.

          Sanırım evliliği evlilik olarak görmeli onu başka mecralara taşırmamalıyız. İnsanın huzur ve sükunet bulacağı, günün yorgunluğunu ve ruhunun yıpranmışlığını eşinin sıcak kollarında, gözlerinin ışıltısında, gülüşünün yumuşaklığında eriteceği bir yuva olmalıdır evlilik. Diğer her şey farz ibadetler hariç bu temel noktanın ardından gelmelidir. Öncelik ve hedef bu olmalıdır. Kocanın eşi ile geçirdiği hoş vakit ve oynadığı oyunlar dahi Allah korkusu ve muhabbeti taşıdığı ve salih niyetle olduğu sürece ibadettir bilirsiniz. Çocuklar için de huzur ve güvenin sarmaladığı bir yuva olmalıdır. Öncelikli değerlendirme referansımız bu olmalı.

          Şayet eşiniz size eş olmanın yükümlülüklerini yerine getiriyor ve sizinle ilgileniyorsa, Allah rızası için haramlardan sakınım farzlara riayet ediyor, hayatını güzel ahlak çerçevesinde yaşıyorsa, beraber tefsir okuma, islami ilimler çalışma, nafile ibadetlerle günü geçirmek gibi beklentilerde bulunmamak gerek. Bunlar her ferdin bireysel ihtiyacı ve fıtratı kadar olur. Eşlerin bu hususta uyması gerekmez. Eşler arasında hem bir yakınlık hem de bir mesafe olabilmeli, özel yaşam alanı tanıyabilmelidir de.

          Bizim gibi insanlar vaktine değer vermeyen kimselerle rahat edemez. ama o vakti hangi değerlere ayıracağımız noktasında öncelik ailemiz ise, illa aynı noktalarda buluşmak zorunluluğumuz yok. Bunu göz önünde bulundurarlım.

          İdealizm bazen kibir ve büyüklenmeye götürebildiği gibi, katılık ve durağanlığa da sebep olabiliyor. Bu hususta da kendi kalplerimizi sorguda tutalım. İdeallerimizi bizi kuşatan zincirlere dönüştürmeyelim. Allahu Teala’nın rahmeti, bereketi ve ihsanından yüz çevirmeyelim. Rasulullah’ın hayatını her yönüyle yakından takip edelim. Oyun vaki oyun, ilim vakti ilim, cihad vakti cihad. Hem zamanımızla hem amelimizle hem sevdiklerimizle adaleti gözeten kimseler olalım. Birine çok meyledip diğerlerini havada bırakmayalım

          • Fatih diyor ki:

            4.5 yıllık evliyim tecrübelerime dayanarak yazıyı okudum çok faydalı olmuş zaten yayınlanmışta sizi tebrik eder yorumlarınızın devamını bekleriz.

        • .../nisa diyor ki:

          Smy hanım,

          Hakkınızda hayırlı olan neyse o olsun. Gerçekleri görmeniz nasıl oldu. Bazen sizin yaşadığınız durumlarla bende imtihan oluyorum. Bize yol göstermeniz için soruyorum.

        • esra diyor ki:

          Smyye nacizane tavsiyem evlilik ile ilgili belentileriniz, es adayınızı incelerken baktığınız konular muhakkak kı hayat tarzınıza, anlayışınıza göre şekillenir ve en iyisini siz bilir anlarsınız, fakat bütün bunlar içince içinizin ısındığı adaylarıda boş geçmeyin derim. İnsanlar yüzdeyüz birbirine denk olamıyor, muhakkak ki farklılıklar oluyor, veya çok denk görünse bile bir noktada sorun çıkabiliyor. o sorun durumunda içinizin ısınması, sevmiş olmanız kurtarıcı oluyor ve eksiklikler hoş görülebiliyor. diğer durumda sınava çekilen öğrenci gibi yanlışların üstü ciziliveriliyor.
          tek sorun diziyse (cokda abartı olmadıgı durumlarda), o dizi izlerken sizde yanında başka birşey yapıverirsiniz. siz sesli ilmihal okursunuz oda azcık kafa dinler. Bunlar şimdi akla gelen örnekler tabi.

      • cihad diyor ki:

        Fatih Kardeşim,

        Musadenle bende birkaç noktaya değinmek istiyorum.

        1) Kişinin niyetini Allah bilir. Allah herşeyi görüyor ve biliyor. O kişinin kendi problemi bizi alakadar etmez. Biz niyeti her ne olursa olsun iylik,güzellik ve hayirlari övelim, takdir edelim ve toplumda ön plana çıkaralım.

        2) Ahlâk eleştirilerini genelde tebessüm ile okuyorum bu sitede. Çünkü mühim bir tenakuzu içeriyor. Şöyle ki;
        Eğer ben kendim ahlaklı degilsem ahlâk eleştirisi yapamam. Çünkü ben ahlaklı değilim.
        Eğer ahlaklı isem zaten o kusurları görmemem gerekir veya hüsn-ü zan etmem gerekir veya o kusurları setr etmem gerekir ki yayılmasın. Fenalığı ifşa yayılmasına sebep olur. Şeytanın işini kolaylaştırır, şeytana nakil ve santral görevi görülmüş olunur. Her iki ihtimalde de sükut en güzelidir.

        Çözüm ne peki??

        Müslümanın ahlaksızlığa meyletmesi akıl,kalp ve ruhunun nefs ve şeytana mağlubiyetinden ileri geliyor. Bunları takviye etmek ile sıhhat bulur. Bu noktaya yogunlasmalıyız. Yoksa şikayet, kırık kol ile döğüşmeğe benzer ki bu da ancak musibeti ziyadeleştirir.
        Taklidin ise çözüm olmadığını zannedersem100 yıllık tecrübemiz ile zaten ayan olduğunu herkes kabul ediyor.

        Son olarak ahlak noktasında yapılabilecek en güzel şey bilfiil o ahlakı göstermektir. Zira kulaklarımız doydu,gözlerimiz aç..

        Selametle…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Faydalı yorumun için çok sağ olasın Cihad abi.

          Sadece bir ayrıntı var hatırlatmak istediğim. Söz konusu evlilik olunca aynı evde yaşamaya, hayatını birleştirmeye karar verme olunca işin rengi değişebiliyor. Normalde görmezden geleceğimiz şeyleri değerlendirmeye alıyoruz. İşte o zaman şunu sorguluyorum ben, bir kişi dinini ezbere ailesinden gördüğü gibi mi yaşıyor yoksa kendisi de bir çaba göstermiş ve bir şeyleri sorgulamış mı? Dışarıda görsek elbette sorgulamayız Allah ibadetini kabul etsin der hüsnü zan ederiz. Ancak iş aynı hayatı paylaşmaya gelince bir tık daha derine iniyoruz mesela benim durumumda olduğu gibi, terk etme sebebi nefisle mücadele değil tam tersi ruhun sıkılması. Bizim işyerindeki abi de alkol kullanmaz ama günah diye değil kilo yapıyor diye. Belki yanlış ama bu sorgulamayı yapıyoruz.

          Yazdığınız gibi susmayı tercih etmiştim, susmam konuşmamdan daha hayırlı demiştim ama o bahsettiğiniz tenakuz durumu beni de rahatsız ettiğinden yazma ihtiyacı hissettim :)

          Selametle.

          • cihad diyor ki:

            Sen de bahtiyar olasın Fatih Kardeşim,

            Yorumu yazarken başında yazacaktim evlilikten ziyade geneli yazıyorum diye. Neyse sonuna yazarım diye düşündüm. Bu seferde unuttum yazmayı.😊

            İhtiyarlık iste yavaş yavaş kendini hissettiyor.😄

            Bu kanaatine katılıyorum,hem fikiriz. Benim fıkhım son derece zayıftır. Beni alakadar etmediği müddetçe hiçbir meselesini merak etmiyorum.(sebebini bilmiyorum) Merak ilmin hocası olduğundan fikihta ilim tahsili benim için son derece müşkül oluyor. Dolayısıyla pek bilgim yoktur ancak nasilki gıybetin caiz olduğu istisnai durumlar var öyle de tecessüsün de caiz olduğu durumlar vardır ki evlilik öncesi bunlardan biri olabilir. Sosyal medya hesapları,iş ortamı vb birçok konu ayrıntılı arastirilabilir ve araştırılmalıdır. Ahlakinı, yaşantı ve fikriyatini anlamak için şahsen bir çok yol ve yöntem denerdim.

            Selâm ve dua ile

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Estağfurullah Cihad abi ne yaşlılığı.
            Sizler daha gençsiniz :)

            Selametle.

        • Smyye diyor ki:

          Cihad Bey,
          Allah sizden razı olsun, o kadar güzel kaleme almışsınız ki. Şu son kelimeniz hislerime tercüman oldu. “Zira kulaklarımız doydu, gözlerimiz aç..” gerçekten de böyle.
          Sizin sayenizde gözlerim açıldı diyebilirim, olaya karşı soğukluk geldi. Yakında tamamen kokusu çıkacak hissediyorum. Rabbim yardımcım olsun, beni emaneti olarak görmeyecek ahlakı bozuk olan bir eş nasip etmesin. Cümlemize hayırlı eşler nasip etsin.
          Selam ve dua ile…

          • cihad diyor ki:

            Smyye Hanım,

            Allah kararınızı hakkınızda hayırlı kılsın. Bence çok doğru bir karar verdiniz.

            Çoğu zaman aile yaşantısı çok bozuldu,boşanmalar çok arttı. Sebebi nedir diye düşünüyor ve sorguluyoruz.
            Aynı soru Üstad Bediüzzaman’a soruluyor;;

            Bazı mütedeyyin zâtların, dünyadar haremleri yüzünden ziyade sıkıntı çekmeleri nedendir?
            Bu havalide bu nevi hâdiseler çoktur.

            Gelen cevab:
            O mütedeyyin zâtlar, diyanetlerinin muktezası, böyle serbestiyet-i nisvan zamanında öyle serbest kadınların vasıtasıyla dünyaya girişmeleri hatalarından, o kadınların eliyle tokat yemelerine kader müsaade etti.
            Kastamonu – 265

            Eğer siz dünyaya meyilli,malayaniyatla ziyade meşgul beyefendiyi kabul etseydiniz Allah sizi onun eliyle tokatlayabilirdi. Neyse Allah muhafaza buyurduki olmadı.
            Bundan sonra ne olacak??
            Tevekkül edene Allah kafidir. Tevekkeltu Alellah. Gün doğmadan neler doğar.
            Kan ve fışkı ortasından, kemik gibi kuru odun parçalarından,çamurdan ve acı bir sudan,kuru ve basit bir topraktan,bir dirhem kemik gibi çekirdeklerden yapılan rızkımı vakti vaktine mukannen bir surette veren Rabbimiz manevi rizkimiz hükmünde olan samimi bir aile hayatını, salih bir refika-i hayatı kimbilir nerelerde ihzar ediyor ve bizim istifademiz için ikram edecek. Teslim olan sonunu düşünmez, tevekkül eden endişe etmez zira itimadi vardır.

            ﻣَﻦْ ﺍَﻣَﻦَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺍَﻣِﻦَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜَﺪَﺭِ

            “”Kadere iman eden,kederden emin olur,kurtulur.””

            Selamette kalınız….

        • .../nisa diyor ki:

          Cihad bey,

          Bekar kafilesinden biri olarak güzel dualarınız için Allah razı olsun. Evli olduğunuz ve erkek olduğunuz için bazı noktaları bizden daha iyi görebilirsiniz. Bizim de yazmamızın sebebi kardeşimiz için hayırlı neyse onun olması. Bizde belirli durumlarla karşılaştığımız için biraz daha durumu irdelemesi olumlu yada olumsuz dediğinde pişman olmaması için.

          “Zira kulaklarımız doydu,gözlerimiz aç..” Bu cümle için sanırım kaç cilt kitap yazılır. Öncelikle nefislerimize bu söz.

          • cihad diyor ki:

            Nisa Hanım,

            O ifadeyi fikrim biraz farklı olduğu için latife suretinde yazdım. Hatta yazarken tebessüm ederek yazdım. Katılmadığım veya istifade etmediğim yorumunuz yok gibi. Çok istisna olarak vardır.

            Her daim katkı sunmanızı isterim. bu işin evlisi bekarı yok, her fikir değerlidir. İnşaallah kalbinizi kırmamışımdır.

            Allah’a emanet olunuz…

        • Smyye diyor ki:

          Cihad Bey,
          Rabbime şükrediyorum, tevekkül ediyorum. Tevekkülüm hiçbir zaman zayi olmuyor, elhamdülillah. Dualara sımsıkı sarılıp, Rabbim’in bana en güzelini vereceği günü beklemeye devam edeceğim.
          Sizlerin vesilesiyle olaylara bakış açım gerçekten değişti. Görmezden geldiğim bazı noktalara farklı bakmaya başladığım zaman aslında görmem gerekenleri de görmeye başladım.
          Ve konuştuğumuz bir kaç konuda asıl fikirlerinin neler olduğunu anlamam için yetti. En sonda beyimiz, olanlara güzelce tuz biber ekledikten sonra tekrar ediyorum yine sizin vesilenizle, kararımı verdim. Allah razı olsun.
          Selam ve dua ile…

      • Smyye diyor ki:

        Fatih Bey,
        Analiziniz doğru efendim, daha 22 yaşındayım. Evlilik görüşmelerine de, eh işte yeni başladım sayılmaz, okurkende görüştürmek istedikleri adaylar oluyordu. Aslında yaşım biraz daha gençken, çabuk kestirip atıyordum. Benim için ev,tahsil,araba, maaş gibi unsurlar önemli değil, ben sormamda(bunları soran annem ve babam oluyor). Ben dini hassasiyetlerimden ötürü, direkt olumsuz yanıt veriyordum. Şimdi biraz daha olgunlaşma ve Sema Hanım’ın kitabında yer verdiği “25 yaş kızlarda evlilik için sınırdır“ yazısı “sanırım benim istediğim gibi biri yok, bu gidişle herkesi kestirip atarak evde kalacağım” diye düşünmeme vesile oldu🙂. Bu sebepten adayları değerlendirmeye çalışıyorum.

        Dediğiniz gibi beyimizin tecrübeli olması, benim tecrübesizliğimle birleşince ortada çok karmaşa oldu. Ama ne olursa olsun, karakteri düzgün olan birinin, ayrıntılı açıklama yapmasa bile en azından mahçubiyet göstermesini beklerdim. Elbetteki işimiz çıkabilir, ben bunu sorun etmiyorum yalnızca karşımdakinin mahçubiyet göstermeyerek, ömründe ilk defa göreceği bir kıza daha dikkatli davranması gerekirken, beyimiz bunun aksine bana posta koydu diyebilirim🙂. Tanışma arefesinde olduğu kıza bunu yapan, evlenince daha neler yapar Allah korusun.

        Açıkcası bu tecrübe konusunda her kızın aynı düşünceye sahip olduğunu düşünmüyorum. Daha önceden görüştüğüm bir adayım tecrübesizdi(olumsuz olma nedeni vahhabi görüşlerini kabul ediyor olmasıydı) ve açıkcası bu benim daha çok hoşuma gitti. İkimizde şaşkın şaşkın ne yapacağımızı bilemez hallerdeydik, bu gerçekten çok hoştu. Tecrübeyi beraber kazanmak güzel. Erkeğin fıtratı zaten kavvam, birbirimize alıştıkça o kavvamlık ortaya çıkacaktır. Tecrübe arayan kızlarımız sanırım flört geçmişi olanlar. Bir de tecrübeli olanlar taktik geliştiriyor sanırım. Biz tecrübesizlerde ne yapacağımızı bilemeden ortada kalıyoruz. Rabbim cümlemizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın🙂. Tecrübesizliğimden olsa gerek, gördüğüm bir kaç taktik hemen tav ediyor beni, teslimiyet duygularım harekete geçiyor, olaya duygusal yaklaşıyorım mantıksal tarafı kapatıyorum. Ne olacak halim bilmiyorum🙂.

        Bir sorum daha olacak, vaktinizi alıyorum hakkınızı helal edin. “Akıl yaşta değil baştadır” sözü ne kadar doğru? İnsanları yaşlarıyla değerlendirmek istemiyorum ama gelen adayların, yaşça benden ne kadar büyük olması gerekir? Bu konuda hep ikilemde kalıyorum. Mesela bu beyimiz benden 2 yaş büyüktü, ben başta tereddüt ettim fakat etrafımdan “akıl yaşta değil baştadır” diye sözler işitince, “ee tamam doğru olabilir, bir değerlendireyim” dedim, sonuç hüsran🙂. Şimdiden Allah razı olsun.
        Selam ve dua ile…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.

          Estağfurullah, ne hakkım olabilir ki varsa da helal olsun :) boş muhabbet yapmıyoruz ki vaktim boşa gidiyor diyemem…

          Yaş ile ilgili sorunuza kendimce başka bir yorumda cevap yazmıştım. Ancak bu yorumunuzu tekrar okuyunca satır aralarında bir iki şey daha gördüm. Bu tavsiyem flört etmemiş kızlara flört geçmişi olanlar zaten beni de parmağında oynatıyor :)

          Hanım kardeşlerim, dizilerden ya da sosyal medyadan flört edenleri ya da mutlu çiftleri görüyor ve özeniyorsunuz. Hani siyasetçi Devlet B. çocuklar ellerinde çikolatalar birbirlerine ikram ediyor diğeri baba benim niye yok benimde olsun diyor şeklinde örneklendirmişti hani. Yapı gereği duygusalsınız ve flörtten uzak durduğunuz için o özendiğiniz duygusal bağı hemen kurmak istiyorsunuz. Flört etmiş erkeklerle görüşmeyin diyemem ama eğer karşınızda böyle bir erkek varsa maalesef sizi çok kolay etkileyebilir. Bunu bertaraf etmek için bir iki adım var.

          1-Görücü usulü bittiği için muhtemelen daha aileler iyice tanışmamışken ki genenelde kabaca birbirlerini bilirler ve haberleri de vardır, iletişim bilgileriniz karşı tarafla paylaşılıyor ve sosyal medya üzerinden de iletişim kuruluyor. Çok net yazıyorum. Yüzyüze görüşme dışında neredeyse hiçbir şey paylaşmayın. Bir selamlaşma olabilir erkek merak eder hoşlandıysa nasılsın diye sorar. Ancak sizi sabah namazına telefonunuzun alarmı kaldırsın elemanın mesajları değil. Sizinle bir şey paylaşacaksa sosyal medya üzerinden değil yüz yüze paylaşsın. İki resim arasındaki yedi fark bulmacasını evlendikten sonra çözün.

          2-Yukarıdaki maddeyle de alakalı. Kadınlık gururunuzdan ne olursa olsun taviz vermeyin. Nazı kibir seviyesinde abartın karşınızdaki insana köpek muamelesi yapın demiyorum elbette. Ancak bir değeriniz olduğunun farkında olun ve ona göre yakınlaşın. Çünkü erkek kızı ikna etmek için kırk takla atar iki kere iki dörttür. Atmıyorsa ya fıtratı bozulmuştur ya da internet trafiğini gözden geçirmesi gerekmektedir. Şimdi bu erkeğimiz size kırk takla atarken yapmanız gereken tek şey ona değer verdiğinizi göstermektir. Yelkenleri indirir de duygusal düşünmeye başlayıp kadınlık gururunuzdan taviz verip pembe bulutların üzerinde dolaşmaya çok erken başlarsanız, erkeğimizin asıl derdi de evlilik değil de skor yapmaksa ki bu kişi çok ciddiyim diyen biri de olabilir, o bulutların üzerinden sert şekilde yere düşersiniz.

          Buradan hareketle şunları söylüyorum. Yüzyüze görüşmeden önce telefon ya da internet üzerinden uzun uzun görüşmeyin paylaşımlar yapmayın. Sonrasında da nişanlılık seviyesine kadar hayallere dalmayın. Nişanlandıktan sonra da zaten dost dediğiniz alışverişte görüleceği için yine paylaşımlarınız duygusal olmasın. Evlendikten sonra istediğinizi paylaşın :)

          Selametle kalın.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Yorumunuz için teşekkürler. Yazdıklarınız da haklısınız, duygusal olan fıtratımız bir de medyanın bize sunduklarıyla birleşince duygu seli oluşuyor. Dediklerinizi dikkate alacağım.

            Vaktinizi ayırıp, paylaşım yaptığınız için Allah razı olsun. Bilgileriniz, tecrübeleriniz bana yol oldu. Burda ki herkes, bir şeylere farklı bakmamı sağladı, gözümü aydınlattı. Paylaşım yapmaya ve fikirlerinizi almaya devam edeceğim.
            Selam ve dua ile…

        • kevser diyor ki:

          Sümeyye hanım;
          Sizden 5 6 yaş büyük bir genç kız olarak şahid olduğum gördüklerimden yola çıkarak şunu söylemek istiyorum:MÜKEMMEL INSAN YOK.sizde mükemmel değilsiniz.kendi yaşadıklarımdan öğrendiğim bişey var:dindar olsa yakışıklı olmuyor yakışıklı olsa dindar olmuyor dindar yakışıklı olsa tahsili olmuyor vs.vs.vs.liste uzar gider…kisacasi dört dörtlük bulunmuyor

          • Smyye diyor ki:

            Kevser Hanım,
            Dedikleriniz doğru, zaten ben de mükemmel olanı aramıyorum ama en azından dört dörtlük olmasada, dört üçlük ya da dört ikilik olsa kafi.
            İstediğim gibi biri yok, yaşım ilerledikçede bulma olasılığım azalacak diye ne yapacağımı şaşırıp ikilemde kalıyorum. Ama nasip kısmet işte, Rabbim herşeyi en iyi gören bilen. Ben işimi O’na bırakıyorum, olacaksa olur eğer olmayacaksa da gönlümü soğutur. Duaya sarılıp, beklemeye devam😊

          • Meryem diyor ki:

            Kevser Hanım
            Yakışıklılık ve güzellik talepleri hakkında kızıyorum hatta öfkeleniyorum. Neden mi ? İnsanların hadsizliğinden başka bir şey değil bu kriter. Bir kız /erkek ilk olarak haddini bilmeli ve kendine aynada şöyle bir bakmalı. Bakıyorum da normal standartlarda kız/Erkek aradığı kriterlere bakıyorum yakışıklı /güzel olsun. Yani inanın kimi çok güzel kızlar yakışıklılığa pek bakmıyor. Kimi yakışıklı erkeklerde güzelliğe bakmıyor.Yani bence dış görünüş olarak fiziki özellikler yerinde ise ( örneğin erkeğin boyu kızdan uzunsa ) ve rahatsız edici bir durum yoksa çokta önemli değil, önemli olan gerçekten iç güzellik. Yakışıklı ama psikopat , güzel ama cazgır tipler var. Ahlak güzelliğine bakmak mutluluğun anahtarıdır. Bizde dört dörtlük olmadığımız gibi karşımızdakilerde öyle. Geçmeyen, eskimeyen, bozulmayan, yaşlanmayan ve iki cihanda da baki kalan şey güzel ahlaktır. Vesselam.

          • Sümeyye diyor ki:

            Kevser Hanım , hitabiniz muhtemelen “smyye” rumuzlu arkadaşımıza. “Sümeyye” rumuzlu ayri bir yorumcu var. Ki o benim :) Rumuzlar benzediği için karışıklık olmuş. Çünkü hiçbir yorumda yasimi belirtmedim. Oradan anladım Smyye Hanim’a karşılık yazdığınızı.

          • Smyye diyor ki:

            Meryem Hanım,

            Haklısınız, mesela bir abla bana eş adayı bulduğunu söyledi ama boyun kaç çocuk uzun boylu kız istiyormuş dedi. Daha görüşmeden tanımadan bir insana boyu yüzünden tepki verilmesini, yersiz buluyorum.

            Başka bir örnekte de, bizim burda bir komşumuz var. Kadın beni çok seviyor, İllaki oğluyla evlendirmek istiyor kaç kere talip oldu. Ama oğlu sanırsınız dünyanın en yakışıklı insanı, resmimi beğenmemiş bu sebeptende görüşmem demiş. Yani sen benim düşüncelerimi yaşayışımı, huyumu suyumu bir tanı önce. Ben resim çekilmeyi sevmeyen, poz vermeyi beceremeyen, resimlerde de kötü çıkan biriyim. Bundan sonra gelen taliplere resimsiz direkt görüşmeyi teklif ediyorum.

            Böyle yapanlara gerçekten çok sinirleniyorum. Ve ben yapmamaya çalışıyorum. Çünkü Rabbim bir yerden sevdiriyor. Dediğiniz gibi erkeğin boyu benden uzunsa, eli yüzü düzgün bir sağlık problemi yoksa neden olmasın? Ve tabi dini açıdan bazı şeyleri sağlıyorsa, görüşmemek için bir engel olmaz. Nedir bu insanlardaki dış görünüş merakı anlamıyorum. “Yüz güzelliği 40 günde geçer, huy güzelliği 40 senede geçmez” demişler.

          • kevser diyor ki:

            Meryem hanım
            Din ve tahsil konusu taviz vereceğim konular değil.buyuk ihtimalle yakışıklılık konusunda mecburen taviz vereceğim gidişat bunu gösteriyor çünkü ☺anladığım kadarıyla siz fiziksel olarak boy konusunda çok hassassınız.bende tam tersi yüz konusunda öyleyim.birde beni yanlış anlamayın ama sizde fiziksel olarak size çok itici gelen biriyle evlenmezdiniz bence.lutfen bu söylediğimi yanlış anlamayın.bir arkadas vardı bana fiziğe bu kadar takılma derdi bu arkadas evliydi.birgün hasbelkader yolda eşiyle beraber gördüm kocası abartmıyorum manken gibiydi ☺😊eşiyle de çok mutlu bir evliliği var.

            tabi ki sırf görünüşle iş bitmiyor.dediginiz gibi güzel ahlak EN ÖNEMLİ kriter

          • Smyye diyor ki:

            Kevser Hanım,

            Aslında dediğiniz bir açıdan doğru. Ama hani yakışıklılık kavramı da kişiden kişiye değişiyor. Kimi uzun boydan etkilenir, yakışıklı bulur. Kimisi esmer olmasını beğenir, kimisi burnunu beğenir(abartmıyorum buna takılan çok arkadaşım var, sanki burnuyla evleniyor😊), kimisi gözlerini, kimisi kirpiklerini. Herkesin etkilendiği bir nokta vardır. Birini yakışıklı bulması için ona çarpıcı gelecek bir nokta arar.

            Burda diyoruz dış görünüş önemli değil vs. ama aslında dediğiniz gibi dış görünüşe bakıyoruz. Ama bu tamamen inceleyip, herşeyinin dört dörtlük olmasını beklemek değil. Az önce saydığım özellikler gibi, etkilenecek bir nokta vardır. Görüşürsün bakarsın çok güzel bakıyordur, seni etkiler ve yakışıklı bulursun. Aslında biz kadınların etkilenmesi için çok sebep var, fıtrattan olsa gerek. Duygusallığımıza veriyorum. 😊

          • Zeynep diyor ki:

            Sitedeki herkese dua ediyorum Allah razı olsun herkesten benim bir isteğim var lütfen bana dua edin lütfen evlilik konusunu kafama taktım ve şeytan sürekli olarak vesvese veriyor neredeyse kaderi inkâr ettirecek tövbe estağfurullah tövbe ne olur bana dua edin lütfen

    • Smyye diyor ki:

      Cihad Bey,
      Ne hakkı estağfirullah, gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. O kadar güzel anlatmışsınız ki şu an herşeyi bitiresim geldi. Çünkü elbette ki zorlukların olacağını biliyorum. Ama diğer yorum yazan hanımların söyledikleride kafamı kurcalıyor. Yaşım daha genç olmasına rağmen istediğim birini bulur muyum? Endişesi sardı düşüncelerimi. Sema hanımın yazıda bahsedildiği gibi aracılık yapmıyorlar artık. Yapmaya çekiniyorlar, aslında yapanlar var ama benim kriterlerime bakmıyorlar. Önüme getirdikleri adaylar, benim yaşam tarzıma uygun değil.
      Bir de dediğiniz gibi şu an heyecan ve hevesle beni tavlamaya çalıştığından bir şeyleri kabul ediyor olabilir. İnanın ki çok kafam karışık, ne yapacağımı bilmiyorum. Ailemden beni destekleyen kimse yok. Kimse benim gibi düşünmüyor. Onlara kalsa “namaz kılıyorsa daha ne olsun, senin istediğin tibi tavalı bir erkek bulman zor” diyorlar. Birde annemle babam tahsilsiz birini istemiyorlar. Ee şimdi ben de daha çok İslami eğitimi olan sohbet ehli birini istiyorum. İkisini birden bulmak çok zor. Övünmek için söylemiyorum ama görücü çok çıkıyor ama namazı oluyor sadece. Hatta gelenlerin bazısı “aaa ama benim oğlum cumalarını hiç kaçırmaz diye övünüyor”. İnsanlar oğullarını iyi bir kıza vermek için demediği yalan kalmıyor.
      Şimdi benim korkum takvalı yaşamaya meyilli, ahlakı olan, değer veren biriyle evlenmek iki cihan saadeti verir mi? Eğer böyle önüme gelenleri reddetmeye devam edersem, ya yaşım ilerdiğinde birini bulamazsam? Birde reddetikçe aracılık yapan insanlar da bir süre sonra bıkmaya başladılar, artık birilerini bulmayı bıraktılar. Kimse dört dörtlük olmuyor, af Allah’ım af. Kafam o kadar karışık ki. Artık işimi Allah’a bıraktım. O yön göstersin, hayırlı olanı kalbime düşürsün. Çok çaresiz ve kararsızım. Acizlik işte, insan olmak büyük acizlik….

      • Hafız diyor ki:

        Istihare yapın birde kardeşim.Acele etmeyin yedi gün devam edin.Gonlunuze danışın

        • Smyye diyor ki:

          Rabbime güvenim sonsuz, bana hayırlısını nasip edeceğini biliyorum, görüştüğüm kim varsa bana bir sebep çıkardı ve illaki gönlümü soğuttu 😊

          • Hafız diyor ki:

            Bundan yıllar önce okuduğum bi makalede aile terapisti olan uzman,%60’lik uyumun yuva kurmak için yeterli olduğunu, yüzdelik oranın artması için beklenilmesi ve evliliğin ertelenmesinin ağır bedelleri olabileceğini söylemişti.Artılar ve eksiler tartilmali sanırım %10 fazla olan hangisiyse ona göre hareket edilmeli.Kistaslar ve öncelikler kişiye göre değişir tabiki de

          • mustafa _/) diyor ki:

            Ah bu yüzdeler. Pratikte ne anlam ifade ettiğini çözemediğim bir konu. Dedem de hep yüzdelerden bahsederdi

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.

            Hanımdan maddi manevi fiziksel beklentilerin neyse liste yapıyorsun. Onları ilerleme oldukça işaretliyorsun. Aklında ya da listede olmayan şeyler de çıkabiliyor. Onları da listeyle ilintili değerlendiriyoruz. Güncel bir yüzde oluşuyor. Yüzde ellinin altına inerse bırakalım. Yüzde yetmiş civarında dolaşırsa uzun süre nişanlanalım. Ancak sakın ha bu yüzdeyi ilk görüşmede hesaplamayalım. İlk görüşme yüzde elliyle devam etsin çünkü insanlar bazen kendilerini değil olmak istedikleri kişileri tarif ediyor farkında olmadan. Hayal kırıklığına uğramayalım.

            Selametle.

      • Zeynep diyor ki:

        Sumeyye hanim yazdıklarımız kafanızı karıştırmasin Cihad beyin yorumunu okuyunca çok doğru buldum yazdıklarıni .Siz durumunuzu anlatinca ben bekarken ki halime çok benzettim.Evlilik aşamasında ki kararsızlık sürekli dua hali çok tanıdık geldi .Takvalı yaşamak konusunda bekarken daha çok gayretim vardı evimize televizyon almak istememistim mesela eşim de kabul etti fakat o zaman mobilya alınca televizyon hediye verdiler yani bir şekilde girmiş oldu evimize .Mobilya alırken de eşimin ailesi ile birlikte seçiyoruz onlar hersey en güzelinden olsun istiyorlar ben mütevazı bir hayatımız olsun istiyorum demiştim eşya almaktan bile rahatsız olmuştum .Birçok şeyde anlasilmadigimı düşünmüştüm .Mesela nişanlı iken de sürekli eşim ve ailesi tesetturume karisirlardi pardesu giymesen olmaz mı çok bol giyiniyorsun. Pantolon giysen daha çok yakışır gibi şeyler söylüyorlar çok daralıyor sürekli açıklama yapmak zorunda kalıyordum ikna edemeyince birdaha karismadilar çok şükür
        Şimdi de aynı hassasiyetlerim var eşim beni engellemiyor fakat Cihad beyin dediği gibi eşimin cok televizyon izlemesi (hatta ben yasam destek unitesi diye takiliyorum .Televizyonda konusan adam gorsun yeter ki pur dikkat dinler konu ne oldugu onemli degil beni bir kere dinlemedi oyle ,bir de maçlar var tabi )gönülden itaat etmemi zorlaştırıyor sanırım .

        • mustafa _/) diyor ki:

          Belki de problem televizyonda değildir. Boş gürültü ve şekil akışını izlemeye saatlerini ayırabilen insanlar için o saatleri değerlendirebilecek başka ilgileri olmadığından olsa gerek. Evinde televizyon olduğu halde günlerce açılmayan evler de var.

          • Zeynep diyor ki:

            Aslında bizim de günlerce televizyon acmadigimiz zamanlar oluyor.Belki de alışkanlık eşim boş kalınca televizyon acıyor .Ama eve televizyon olmasa boş kalınca daha güzel değerlendirdi. Akşamları yemekten sonra ben mutfağı topluyorum o sırada eşim koltuğuna oturup çay bekliyor o sırada televizyon acıyor çay hazır olunca çay verip işime devam ediyorum .yarım saat sonra üzerime çeki düzen veriyorum çayımi alıp yanına oturuyorum .İstiyorum ki sohbet edelim .O sırada dalmış birseyler izliyor doğru dürüst iki laf edemiyoruz .Yüzüme bile bakmadiginj hissediyorum rahatsız oluyorum .Sonra çocuk var bide ilgi bekleyen onunla oyun oynuyorum uyutuyorum .Bazen yanında uyuya kalıyorum. Kalkıp yatağa gidiyorum eşim hala televizyon karşısında hadi yatalim diyorum mac var sen yat ben geç yatacagim diyor .Hafta içi hep böyle geçiyor .Ben de bütün bunların sorumlusunu televizyon olarak görüyorum kuma gibi kiskanıyorum .Her an cinnet geçirip balkondan atabilirim. Bi de çocuklar bazen bunalıp yerinde otursun diye çizgi film açıyorum. Zararlarını bildiğim halde .Tablet falan da var fakat onları kontrollü kullanmak daha kolay.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Zeynep Hanım, bu mevzuda hislerinizi kendisi ile paylaşabildiniz mi acaba?

          • Zeynep diyor ki:

            Tabiki de esimle defalarca konuştuk bu konuyu mustafa bey .Konuşuyoruz birkaç gün açılmıyor evde aksamlari sonra yine başa dönüyoruz iletişim eksikliğinden dolayi mı televizyon çok izleniyor yoksa televizyon nedeniyle mi aramızda iletişim eksikliği var çözemedim fakat bu kisir döngüyü bir yerden kırmak istiyorum artik

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zeynep Hanım.

          Saydığınız hususlara dikkat edenleri de kızlar sıkıcı diye sevmiyor ya da bu kişiler cemaat mensubu değilse değerlendirmeye bile alınmıyor…

        • Smyye diyor ki:

          Zeynep Hanım,
          Siz anlatınca ben de durumumuzu benzettim. Hatta sizin analizlerinizin bana faydası olacağını düşünüyorum. Biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? Özel olmamakla birlikte, ayrıştığınız noktalar neler? Yaşadığınız zorluklar neler? Tartışmalarınız sebebi oluyor mu? Evlenirken yaşadığınız başka problemler oldu mu?

          • Zeynep diyor ki:

            Sizi yanlis yönlendirmek istemem .Sadece fikir olsun diye yazıyorum .Bazı konularda ayrisiyoruz eşimle ama farzlar konusunda ikimizde dikkat ediyoruz.Mesela ben çalışmak istemiyorum .çarşaf giymek istiyorum .Çocuklarımızin eğitimini kendim vermek istiyorum belli bir yasa kadar .Oğlum için Hafızlık eğitimi veren yerler araştırıyorum .Koruyucu Aile olmak istiyorum .Muhtaç insanlara elimizden geldiği kadar yardım edelim istiyorum .Eşim zaten kapalısin gerek yok çarşafa , çalışma ortamın musait çalışman lazım .,Çocuklar kresler de daha sosyal yetişiyor sen evde herseyi veremezsin, cocuk kucuk daha sen Kuran okumayi ogrettin yeter okusun meslek sahibi olsun,zekat veriyoruz çok zengin değiliz daha fazla veremeyiz falan filan bunlarda ayrisiyoruz ben sanırım pasif kalıyorum hep eşimin istediği oluyor.Ama evde istediğim gibi namaz kılabilirim oruç tutarım kitap zikr meşgul olurum onlara karışmıyor.Hatta mutlu oluyor takdir ediyor .En çok rahatsız olduğum konu ise sohbet ortamlarina izin vermiyor .Genel olarak onsuz biryere gitmeme izin vermez eşim.Kendi de evden çıkmayı sevmediği için sürekli evdeyiz.Aslında benim istediğim şeyleri çoğu erkek mi aşırı bulur bilmiyorum. Bir yandan namaz kılan sigara içmeyen harama bakmayan bir eşim olduğu için sükrediyorum.Bir yandan da kendimizi tam mümin olarak hissedemiyorum. Ahir zamanda müslüman olmak zor gerçekten .

          • Zeynep diyor ki:

            Sizi yanlis yönlendirmek istemem. Fikir olsun ilim sahibi kişiler yorumlasin diye bahsedeyim biraz .Farz ibadetleri konusunda ayristigimız olmadı hiç hatta sabah namazlarına eşim kaldırır genelde.Fakat ayristigimız konular oluyor.Mesela ben çalışmak istemiyorum ,çocuklarimizin eğitimini belli yasa kadar bizzat kendim vermek istiyorum ,Tesetturum tam olsun istiyorum ,oğlum Hafızlık egitimi alsın istiyorum en azından denesin ,koruyucu aile olmak istiyorum .Etrafımizda ki muhtac insanlara elimizden geldiği kadar yardım edelim istiyorum.Komşu hakkına riayet edelim .Akrabalarla bağımizi koparmayalim.Fakat eşim is ortamın musait çalışman lazım ,kreşte çocuklar daha sosyallesiyor. Zaten kapalısin aşırıya kaçma, kuran ogrettin yeter okusun meslek sahibi olsun ,zekatimizi veriyoruz ya çok zengin miyiz sanki ,şimdi kimseye güvenilmez komşu diye birşey yok eskidenmis onlar.Yorgunum kimseye gidemem falan filan böyle sözlerle engelliyor istediklerimi bende pasif kalıyorum sanırım o istemezse aileme bile gitmiyorum .İşte bir yandan namaz kılan sigara içmeyen harama bakmayan bir eşim olduğu için sükrediyorum.Bir yandan eksiklik hissediyorum bazı şeylerde televizyon evde birlikte kitap okuma falan basit geliyor zorlandığım şeyler arasinda..En çok sıkıntı ettiğim dua ettiğim sohbet ortamlarina izin vermemesi bide yıllardır kendi adıma kurban kesmemem. Kurban farz değil diye bana kestirmiyor.Benim de ayrı param yok gelirimiz ortak kartlar eşimde o izin vermeyince alamıyorum fakat 4 bin maaş alıyorum kesmem de gerekiyor .Sadaka konusunda da hacliklarimdan vermeye çalışıyorum .

          • Zeynep diyor ki:

            Yanlışlar aynı yorumu iki defa gönderdim ikincisini düzenleyip gönderdiğim için kabul etti uyarı vermedi

          • Feyza diyor ki:

            Zeynep hnm,
            Sizin bunlari farkediyor ve buna niyet ediyor olmaniz ne guzel. Bu sekilde sorunlar yasayan kisiler tanidigim icin ben de evlenecegim kisinin kendi zihniyetime ve en azindan hassasiyetlerime yakin olmasini istiyorum. Beyiniz en azindan farzlara dikkat ediyor bu da bir nimet ve haramdan kendini muhafaza ediyor. Siz yine de guzel yonlerini gormeye calisin, boyle durumlarda hep kotusunu nefsime gostererek kendimi teskin ediyorum. Ornegin esinizin hosuna gitmedigi bir durum gordugunuz zaman hemen karisina hakaret eden, sorumsuz ya da iffetsiz erkekler dusunup sonra da beyinizin yaptigi iyiliklere odaklanin. Ben bunu etrafimdaki diger insanlara yapinca cok faydasini goruyorum yoksa soguyabilecegim durumlar oluyor ve hemen dusunce gucuyle bertaraf etmeye calisiyorum.
            Yalniz sunu soylemek isterim, siz calisan bir hanimsiniz ve her ne kadar kocaniz izin vermese calisamasaniz da bundan kocaniz da razi. Yani onun emri disina cikma gibi bir durum sozkonusu degil.
            Bu durumda asi degilsiniz ve elinize de kendi emeginizle bir miktar para geciyor, siz beraber harcamayi uygun gormussunuz ki ailenin saadeti icin benim de sahsi fikrim kesenin bir olmasi yonunde ancak,
            yine de kazandiginiz parayi tasarruf etme hakkina sahipsiniz. Eger diger yerlerde ayrilik olmasin niyetiyle kesenizi bir tutuyor olsaniz da mesele Kurban ya da zekat olunca kendi paranizdan bir miktar ayirip mutlaka kurbaninizi kesin.
            Eger bir seferde kesemezseniz sene boyunca her maasinizi aldiginizda kenara azar azar atin biriksin ama kurban ya da uzerinize dusuyorsa zekat ayiniz geldiginde esinize soylemeseniz de bu borcunuzdan siyrilin. Eve kurbanin girmesini istemiyorsa kestirip bagislarsiniz ama en azindan borcunuz sakit olur.

          • Smyye diyor ki:

            Süleyman Bey,
            Yazdıklarınız için teşekkür ederim. Yazınızda cevapla butonu olmadığından burdan yazıyorum. Söylediklerinize katılıyorum, kimseyi görmeden bilemeyiz. Bu sebepten en az 2 kere görüşmeyi münasip görüyorum.
            Yaş konusunda vehime kapılmamamı yazmışsınız ama elde değil, insan etrafından duyduklarıyla biraz tereddüt edebiliyor işte. Özellikle “yaşayış tarzımdan ötürü”. Ama tabiki nasipten öteye hiçbir şey geçemez. Rabbim hayırlı olanı, hayırlı zamanda cümlemizin karşısına çıkarsın.
            Adayımın yaşı konusunda da yazdıklarınızı dikkate alacağım inşaAllah. Allah razı olsun hepinizden. İlginiz, alakanız ve fikirleriniz bana çok şey kattı.
            İstişarelerimi hocalarımla ve tarikat mensubu olan ablalarımla da yapıyorum. Onların da katkısı büyük oluyor. Ama ellerinde evlenecek aday kıtlığı var galiba, bana birini bulamıyorlar bir türlü😊. İşin espirisi tabi, nasip ne zamansa o zaman.
            Allah’a emanet olun, selam ve dua ile…

          • Süleyman diyor ki:

            Smyye hanım

            Eğer yeni müntesip olmuşsanız cemaatinize muhtemelen aracılık yapma konusunda çok hızlı davranmak istemeyebilirler. Bende sanki biraz öyle bir durum hissediyorum. Zamanla tanıdıkça daha fazla kişi aracı olur. Bence vehime kapılmayın. Sadece dikkatli olun.

            Özellikle “yaşayış tarzımdan ötürü” diye bir ifade kullanmışsınız. Hanımlar zannediyor ki daha açık olsaydım daha fazla beğenilirdim. Tesettürlüyüm veya dikkatliyim diye talibim az diyorlar. Bir yandan haklılar. Evet güzelliği dışarıdan gözüken insana daha fazla kişi talip olabilir. Ancak onlara gelen taliplerin zihniyeti de aynı şekilde olur. Bu şekilde düşünmek gerek.

            Bende dahil mütedeyyin kişiler emin olun tesettürü düzgün insan arıyoruz. Ve böyle bir eş arayan pek çok mümin erkek var. Buna da dikkat ediyor dikkatli beyler eş ararken. Bence gönlünüzü ferah tutun. Tesettürünüz veya yaşam tarzınız taliplerinizi azaltmıyor aksine düzgün insanların sizi bulmasına vesile oluyor.

          • Smyye diyor ki:

            Süleyman Bey,

            Sanırım dediğiniz gibi yeni olduğum için acele etmiyorlar galiba. Tesettür konusundaki fikirlerinize de katılıyorum. Ben dikkatli oldukça beni de bu zihniyetteki insanların bulacağını biliyorum. Ama işte şeytanla nefs boş durmuyor, evham yaptırıyor.

            “Ve böyle bir eş arayan pek çok mümin erkek var.” Bu pek çok mümin beyler beni de bulur inşaAllah🙂. Benim gibi yaşayan, hassasiyeti olan, aynı duyguları paylaşabileceğim bir eş bulmak ümidiyle… Rabbim cümlemize hayırlı zamanda hayırlı eşler nasip etsin.
            Selam ve dua ile…

        • esra diyor ki:

          ben ilk televizyonla ilgili yorumları okuyunca basit birşey gibi düşünmüştüm ama sonraki yorumunuzu okuyunca ciddi sorun oldugunu gördüm. insanlar alışkanlıalrndan vazgeçemiyor galiba ve einizinkide sanırm aileden gelen bir alışkalık. eşinizle bu konuyu konuşuyo musunuz? belkide o kadar alışmıştırki bunu sorun olarak görmüyordur.
          bizim evimizde tv var (büyük ekranda film izlemeyi seviyoruz) ama kanallar yok, biz ne açmak istersek o açılıyor internetten veya dvd gibi şeylerden. beklenmedik birşeyin karşımıza cıkma ihtimali cok az. birşey bitiği zamn bitmiş oluyor, sınırlandırıyor izleme isteğini.
          belki eşinizle konşup sınırlandırabilirsiniz bu izlee durumunu. konuştunuzda halen daha sorun çözülemiyorsa tavsiye değil ama benim yapabileceğim gerçekten o tvyi evde uzaklaştırmak olabilirdi heralde.

          • Zeynep diyor ki:

            Kayinvalidemler de her odada hatta mutfakta bile televizyon var bana da diyor kayinvalidem mutfaga bir televizyon al çocuklari yedirmek kolay oluyor diye .Ben oğluma 2 yaşına kadar televizyon hiç izlemedim kayinvalidem geldiğinde açmak istiyordu gönlü olsun diye bilgisayardan baby ainsten var onu açıyordum bunlari izlesin diye tembihliyordum.Ah bir uzaklaştırabilsem hiç girmeyecekti. Bekarken bizim evde de vardı televizyon salonda benim odamda yoktu alismistim izlememeye Kitaplığım vardı odada orda vakit geçirirdim genelde

          • Feyza diyor ki:

            Aman efendim, lutfen kendinizi kesmeyiniz :)
            Hakkinizda hayirlisi olsun Smyye hnm. Catismalar da tuzu biberidir, olsun. Akrabalari pek kafaniza takmayin, ne de olsa ikinci derece yakinlikta en yakin olanlari dahi.
            Cemaatlerde hem universite mezunu hem de hocaefendi olan ya da en azindan ilim tahsil eden cok sayida evlenmeye hazir erkek var. Cemaatten cemaate bu durum degisiyor mu emin degilim ama pek zannetmiyorum her cemaat boyledir. O yuzden Umidinizi kesmeyin ve bu talebiniz gayet guzel.

          • Smyye diyor ki:

            Feyza Hanım,
            Bizim cemaatte hocalık ön planda, o yüzden pek tahsili olan hoca yok. Ama dediğiniz gibi medresede ilim alıp, tahsilini tamamlayan mevcuttur illaki… Dua ediyorum, Rabbim verirse ikramıdır, vermez ise boynumuz kıldan ince. Bir yerden imtihanımız olacak🙂.
            Dualarımızda unutmayalım birbirimizi, Allah razı olsun 🙂

            Allah’a emanet olun, selam ve dua ile…

        • Smyye diyor ki:

          Zeynep Hanım,
          Sizinle gerçekten çok ortak noktamız var. Aynı istekler ve hassasiyetler içerisindeyiz ve siz benim korktuklarımı yaşıyorsunuz. Şu an ailemle yaşarken zaten yapamadıklarımı evlenince de yapamamak beni korkutuyor. Babam bir akademisyen ve benim çarşaf giymeme çok karşı. Ferace ve uzun başörtüye bile zor ikna ettim kendisini, çarşaf giymek istiyorum ve bunu kabul edecek bir eş arıyorum. Evimizde televizyon izleniyor, tabi çoğunlukla kapalı ama benim için evde var olması bir sorun.

          Akrabalarımdan sürekli tepki alıyorum, “çok aşırıya gidiyorsun”, “senin beynini yıkıyorlar”(yıkanan şey temiz olur🙂), “genç kızsın böyle siyahlara bürünme”, “sohbetlere gitme yanlış şeyler anlatıyorlar”, “sen bu gidişle evde kalcan, kimse güzelliğini görmüyor”, “devir değişti senin gibi birini bulamazsın”, “zaten kapalısın yeterince, birde çarşafa ne gerek var”, mahrem olan biri geldiyse üstümü giyiniyorum ya da başka odaya geçiyorum hemen tepki veriyorlar “kaç kaç, nereye kaçıyorsun o senin abin, amcan, baban yaşında, deden vs.” Artık bunları duymaktan hamdolsun yoruldum. İnsanlara artık açıklama yapmıyorum, gülümseyip geçiyorum, konuyu değiştiriyorum. Çünkü onlar beni gördüğünde bunları sürekli söylemekten yorulmadılar ama ben tebliğ yapmaya çalışmaktan yoruldum. Kendi düşüncelerimi sorgulatacak duruma geldim artık, “acaba gerçekten ben mi aşırıya kaçıyorum” diye düşünüyorum.

          Gittiğim ilim meclisleri olmasa, beni ayakta tutan bir şey olmayacak. Allah’ıma şükürler olsun, onlar olmasa kayacağım. Ee ne demişler “bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” maalesef insan sevdiğine meylediyor, ona benzemeye başlıyor, arkadaş arkadaşın aynası oluyor. Rabbim muhafaza etsin, hayırlı eşler nasip etsin. Zeynep hanım bana dua edin olur mu? Çok ihtiyacım var. Allah razı olsun.
          Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Rabbim cümlemizin yardımcısı olsun. Sizi çok iyi anlıyoruz emin olun. Bizler de ailemizle ya da çevremizle kafa barıştırmakta zorlanıyoruz benzer konularda. Nisa Hanım’ın yaşadıkları Feyza Hanım’ın akraba çevresiyle yaşadıkları da benzer şeyler. Smy Hanım’ın şehir dışına gelin gitmesine sıcak bakmayan ailesinin şehir dışında çalışmasını teşvik etmesi gibi Süleyman kardeşimizin bulunduğu çevrede kendisi kadar hassas arkadaşları olmaması gibi hepimizin bazı konuları izah etmek zorunda kaldığı durumlar oluşuyor.

            Nacizane tavsiyem bildiğiniz doğrularınızdan ve dini yaşantınızdaki kazanımlarınızdan taviz vermeyin. Bu durum belki imtihanınızı arttıracak belki ama emin olun sizin kafadan insanlar da var. yalnız Feyza Hanım’la da önceden konuşmuştuk. Açık açık yazıyorum kendime yontacağım biraz ama karşınıza yaşantısını tam olarak istediğiniz seviyeye getirmemiş olan ancak hassasiyetlerinize saygı duyan ve size ayak uydurmaya çalışan adaylar bulursanız biraz sabırlı davranın. Nişanlılık süresine kadar kendisine şans verin.

            Bir de başka bir yorumda yaş farkıyla ilgili bir sorunuz olmuş burada cevaplamak istedim. Sadece yazdıklarınızdan yola çıkarak yazıyorum. Akıl yaşta değil baştadır ancak genele vurursak 30 yaşından küçük 26 yaşından büyük olması bence sizin için daha uygun olacaktır. Ancak sakın ha adayları sırf yaş sebebiyle elemeyin. Yaşça küçük iseler askerlik yapmışlar mı sorumluluk alabiliyorlar mı iyice sorgulayın. Yani yaş konusunu şart etmeyin ama soracağınız soruların kapsamı ve göstereceğiniz dikkat değişsin. Henüz sütten kesilmemiş erkekler var. Rastgelme ihtimaliniz yüksek. :)

            Selametle

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Yorumunuz için teşekkür ederim. Yaşayışımdan taviz vermemeye gayret ediyorum ama imtihan dünyası işte ben daha fazlasını yapmaya çalıştıkça bir şeyler engel oluyor. Tabili şeytanla nefs boş durmuyor. Bazen akrabalarım yaşayışımı ve giyinişimi evlenememe sebebi olarak gösteriyor, sonra bu da beni düşündürüyor. Ama kısa sürede kendime geliyorum. Düşünüyorum malayani bir hayat yaşamak benim istediğim bir şey mi? Hayır, asla olamaz. Ben öyle mutlu olamam. Evlenince dinin yarısı tamamlanıyor ama diğer yarısını eşinle birlikte, takva ehli olarak tamamlamak çok önemli. Yineliyorum, şeytan ve nefs boş durmuyor.

            Gelelim sizin kendinize yonttuğunuz konuya😊. Fikirlerimin uyuştuğu, bana ayak uydurmaya çalışan biriyse ve ben bu gayretini, hevesini görüyorsam tabiki o kişiye şans veririm. Çünkü ben de daha yolun başındayım. El ele vererek bir şeyleri beraber öğreniriz,hatta beraber sohbete gideriz(haftada 1 günümüzü ayırmak çok olmasa gerek). Yani kestirip atmam için bir sebep değil. Bundan bir kaç sene önce “asla olmaz ben kendim gibi birini istiyorum, başkasına anlatmakla uğraşamam” diyerek kestirip atardım ama insan 1 senede bile farklı düşüncelere sahip olabiliyor. Fakat bu konudaki samimiyetine gerçekten inanmam da lazım, bu da onun elinde.

            Yaş konusun da hala çok tereddütteyim, bir kaç görüştüğüm talibim kendi yaşıma yakındı ve bilmiyorum sanki itaat konusunda zorlanırmışım gibi gelmedi değil. Sizin de dediğiniz gibi 30lu yaşlara yakın olması, benim saygımı daha çok arttırır. Gerçekten olgun bir insansa anlayış açısındanda daha iyi olur, hem 25 yaşındaki bir bey ile 30 yaşındaki bir bey arasında hayat tecrübesi illaki fark eder bu sebepten 30 yaşındaki bey, bir eş olarak bana daha çok şey katabilir diye düşünüyorum. Amma velakin zaten dini yönden kriterlerim şu zamanda bir erkek için çok fazla bir de yaş kriteri koyarsam, eş adaylarımın sayısı bayağı düşüyor😊. Allah’a emanet olun.
            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Smyye hnm,
            Size tavsiye edebilecegim bazi seyler var aslinda ama kelin ilaci olsa basina surermis diyebilirsiniz :)
            Oncelikle ailenizle olan ufak yollu catismalarinizi anlayabiliyorum. Onlari kirmadan guzellikle ikna etmeye calisabilirsiniz ancak kirmayin derken her dediklerine ram olun demek istemiyorum. Siz ilk etapta kararli ve saygili olursaniz aileniz bir sekilde bu durumu kabullenecektir. Ancak ikna moduna girerseniz bu sizin kararlarinizdan emin olmadiginiz izlenimi verir. Carsaf giymek istiyorsaniz bir sure feraceye devam ettikten sonra ruhen tatmin olmadiginizi babanizla paylasin. Hicbir sekilde ikna olmuyorsa sayginizi bozmadan kararli oldugunuzu soyleyin ve istediginiz giysiyi giyin. En fazla bir ya da iki ay tepki duyar sonra alisirlar. Cunku siz iffetsizlik yapmiyorsunuz ve aileniz anladigim kadariyla dini degerlere nisbeten de olsa sahip olan birisi.
            Neden bunu tavsiye ediyorum, cunku babaniz bugun karsi oldugu icin kizinin giynedigi giysiyi yarin evlendigi erkek vesilesiyle uzerinde gorurse, ister istemez carsaf konusunda size degil damadina tepki duyabilir. Siz her ne kadar istiyor oldugunuzu soyleseniz de bu vazgecebileceginiz bir karar olarak gorur babaniz, yani cok kararli olmadiginiza hukmeder ve bu defa evlendiginiz zaman bugun akraba cevrenizin beyninizi yikadigini dusundugu icin tepki duyduklari cevrenizin yerine damatlarini yani mustakbel esinizi koyup onu gunah kecisi ilan ederler. Kizi carsafa soktu, eve kapatti vs…
            Bu zihniyet biraz sıkıntılı, o yuzden tavsiyem evlenmeden once kararlariniza saygi duyulmasini saglayarak ileride esiniz olacak (insaallah) beyefendinin isini kolaylastirmis olursunuz.
            Bir arkadas vardi, babasi sizinki gibi degil son derece kati goruslu sol goruslu bir erkekti. Evlenmeden once normal tesetturlu bu arkadasimizin tesetturu her ne kadar sorun olduysa da evlenince giymeye basladigi carsaf sebebiyle baba evvela damada dusman oldu. Sanki kizlarina bu giyimi kocasi dikte etmis gibi ve bu sogukluk uzun sure devam etti kizlari her ne kadar bunun kendi tercihi oldugunu defaatle zikretse dahi. O yuzden kararli olmaniz ve zemin hazirlamaniz sizin ve ilerdeki beyinizin lehine olur insaallah biraz zor bir surec olsa da.
            Size benzer imtihanlari ben de yasadim hala yasiyorum. Ailemden dolayi degil elhamdulillah. Akraba cevremiz son derece uc noktalarda yasayan bir kesim ve size yoneltilen tenkidlerin mislini her gidisimde duyuyorum. Beni tencere tava calarak dahi karsiladiklari oldu gezi parki olaylari zamaninda :) yani isi siyasete dahi indurgeyebiliyor ve farkli baglantilar kurarak yildirma politikasi izleyebiliyorlar canlari sagolsun. Tokalasmayacagimi cok iyi bildikleri halde teyze ogullarimla tokalasmadigimi bahane ederek uzun sure kustuler, yine zamaninda babandan da mi ortunuyorsun diye farkli ve cok cirkin imalarda bulundular. Ama olsun, bu siz de hissedersiniz ki insanin imanini kamciliyor. Ergenlik donemlerimde fevri davranirdim. Ilginc cikislarim olurdu, simdiki gibi tahammul edemezdim. Fakat zamanla anladim ki onlari o sekilde kabul edip giyaben dua etmek ve anlayabildikleri sekilde izah edip munakasadan kacinmak zorundayim ki Allah muhafaza ben teblig edeyim veya hakki savunayim niyetiyle munazara ederken karsi taraf bilmeden elfaz-i kufre dusebilir.
            O yuzden sabir, sabir ve sabir. Bir de istikrar ve dua.
            Size diger tavsiyem ise, herhangi bir gruba bir ekole bir cemaate mensupsaniz yani benzer ideallere sahip insanlardan mutesekkil bir toplulugun icindeyseniz talip konusunda o kesime oncelik taniyin. Zihniyetiniz ve hassasiyetleriniz daha iyi uyum saglayabilir ve akabinde diger uyumlu olmak istediginiz ahlaki, kisisel ya da varsa fiziksel ozelliklerini eleyip en dogru olana ulasmaniz kolay olabilir. Hatta cemaatinizin icinde yakin buldugunuz bir ablaniz varsa durumunuzu acip yardim isteyebilirsiniz. Talibinizin cok oldugunu ama dini konulardaki cekincelerinizden oturu frekanslarin uyusmadigini, burada dile getirdiginiz tereddutlerinizi paylasirsaniz eminim yardimci olacaklardir.
            Akil yasta degil bastadir sozu ise bana kalirsa cok dogru bir soz. Orneklerini gundelik yasamimizda cokca goruyoruz fakat evlilikte akil basta oldugu kadar yasta da olmali diye dusunuyorum. Yani akilli oldugu icin yasitiniz bir erkek tavsiye etmem. Yasliliginjzi dusunerek en azindan bes alti yas gibi bir fark koymaniz sizin icin yani bircok evlilik icin uygun olur kanaatindeyim. Gerci bu soruyu Fatih beye sormustunuz ama vakit bulmusken kisaca bu konu icin de fikrimi beyan etmek istedim. :)
            Hayirli geceler.

          • Süleyman diyor ki:

            Smyye Hanım ve Sadece Fatih Bey

            Smmye hanım belli bir zamandır yorumları okuyorum ancak yazmak için vaktim olmuyordu. Evlilik görüşmeniz olumsuz kararınızla sonuçlanmış sanırım Hayırlısı olsun sizler için inşAllah.

            Sizlere menfi düşünme konusunda tavsiyede bulunmuştum. Sebebi de bazen bir kişi ile görüştüğünüzde tanıtılandan çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Ya da yapamam dediğiniz konuda da yapabileceğinizi fark ediyorsunuz. Ondan belki de çok uç bir haslet yoksa bazen görmekte fayda var diye düşünüyorum.

            Daha sonraki anlatımlarınızla biraz daha iyi anladık durumu. Şunu açıkça belli etmekte fayda var. Tabii ki çok fazla televizyon izleyen biri ile hiç televizyon izlemeyen biri arasında uyum zor olur. Ancak belki az izliyordur diye düşündüğüm için en azından tanımaya çalışın dedim.

            Cihad abi yorumunda sanırım beni kastetmiş. Biraz da ağır sözler söylemiş. Hadisle başlayıp haramı helale katan tarzı ifadeler kullanmış. Haşa! Hiç bir şeyin hükmünü koyacak vazifede de değilim. Gene de kırılmadım kendisine.

            Size o yorumu yaptıktan sonra beni aracı olan amca aradı. Birini bulduğundan bahsetti.Karşılıklı bilgiler paylaşıldı vs. Ancak emin olun bizlerin de içinde sizlerin taşıdığı endişeler mevcut. İslami noktada bu bilgi paylaşımından sonra bazı tereddütlerim oluştu. Karşıdaki hanımın tarzından dolayı belli endişelerim oluştu ister istemez. Yalnız gene de görüşmeyi kabul ettim. Bazen vakit geçiyor veya çok farklı bir insan çıkabiliyor fotoğraftan. Bilemiyorum. Görmeden bilemiyoruz.

            Bunları anlatmamın sebebi ben 5 yıldır evlilikle ilgili gayrette bulunuyorum. Hemde oldukça yoğun bir gayret. Bunu da Allah rızası için yapıyorum. Yoksa emin olun çekilecek çile değil. Öyle sebeplerle reddedildiğimi bilirim ki Smmye hanım yani gülünecek şeyler. Bu sebeple elbette ki seçici davranın ancak bazen tanışmaktan da çekinmemeniz tavsiye ederim. Önemli olan kriterlerinizi karşılıyorsa ve çok abes bir durum yoksa ben görüşme yapmanızdan taraftarım.

            Sadece Fatih Beyin belirttiği duruma gelince. Bence yaş konusunda öncelikle kendinize yüklenmeyin. Bir hanımın son evlenme yaşı 25 değildir. Sema hanımın kitaplarının hepsini okudum. Nevzat Tarhan’ın da ve dahi başka kitaplarla beraber, ilmihal, ayet, hadis ve aklınıza bu konularda hangi türlü kaynak geliyorsa. O kitaptaki bahsettiğiniz yazı sema hanım tarafından değil. Bir okuyucu tarafından yazılmış. Orada da 25 yaş son demiyor :) Buyrun linki:

            http://www.cocukaile.net/hadi-hayirlisi/

            Yani vehamete kapılmayın ama böyle erkenden değerlendirmeniz adayları güzel bir şey. Adayların yaşına gelince erkeğin hanımdan 2-3 yaş büyük olması bence güzel bir şey. Aynı yaşta olabilir. Akademisyen kızı olduğunuz sebeple ve bende aynı ortamda büyüdüğümden zannedersem çok büyük biri ile uyumunuz biraz zor olur. Büyüdüğünüz çevre sebepli. Yani 5-6 yaşta büyük olabilir ancak ondan sonrası daha iyi değerlendirilmeli. Yani olmaz demiyorum ancak iyi değerlendirin.

            Son olarak Smyye hanım. Önceki yorumlarınızda etrafınızla istişare edin derken sadece ailenizi kastetmedim. Bir tarikata müntesipsiniz dediniz ve virdim var dediniz. Müntesip olduğunuz yerde sevdiğiniz büyüklerinize de danışabilirsiniz. Bu meselelere dikkat edebilirsiniz. Allah sizler için hayırlısını nasip eylesin.

          • Smyye diyor ki:

            Feyza Hanım,
            Cevapla butonu olmadığından burdan yazıyorum. Müslümana, müslümanlığı anlatmak insana çok zor geliyor. Siz de aynı durumlardan muzdaripsiniz, anlatmaya çalışmak yoruyor ve dediğiniz gibi karşıdakini küfre düşürebiliyor. Çünkü çok küçümseyici ve alaycı olabiliyorlar. Bizim Karadeniz’lilerde çok vardır böyle herşeyi alaya vurma şaka yapma. Ben o yüzden artık izah etmeye de çalışmıyorum, baktım bana bir şeyler söylüyorlar hemen başka odaya geçiyorum, konuyu değiştiriyorum, gülümsüyorum ve kapatıyorum konuyu.

            Babamla mücadelemde devam ediyor, yavaş yavaş giriyorum kanına sonuç umarım güzel olur. Çok fazla gürültü patırdı olmadan hallederiz. Yoksa çıkacağım karşısına, “baba ya izin verirsin ya kendimi keserim” diyeceğim, şaka tabiki ama yapmayı düşünmedim değil. Babam aslında cami cemaatine devam eden, hassas düşünceleri olan bir insan fakat bulunduğu çevreye karşı mahçup olma endişesi yani nefs diyelim biz buna, benim çarşaf giymem nefsine hoş gelmediğinden izin vermiyor. Yoksa gayet tabi güzel bir örtünme biçimi olduğunu farkındadır. Kendisine evlenme hususunda dikkat edeceklerimi, evlendiğimde yapacaklarımı anlatıyorum. Mesela camide evlenmek isteyişime karşı çıktı, “ben elaleme ne derim nasıl çağırırım, kimse gelmez” gibi bir evhama kapıldı. Çarşaf konusunda belki dediğiniz sıkıntı olur ama belki de olmaz diye düşünüyorum çünkü hem düşüncelerimdeki hassasiyeti biliyor hemde evlenince yapmak istediklerimi. Hatta eşimin hoca olmasını istiyorum ama bu konuda da evde çok çekişmelerimiz var. Tahsil diye tutturmuşlar, elinde bileziği olsun diye tutturmuşlar. Ama rızk veren Allah’tır(c.c). Tamam sizin de istediğiniz olsun, benim de istediğim olsun dedim. Sonuç ortada hem islami ilim sahibi hem tahsilli bir bey bulmak zor.

            Bulunduğum cemaatten durumumu bilenler var, sağ olsunlar bir kaç yardımları oldu fakat sonuç menfi. Sebebini bilmiyorum ama evlenecek erkek kıtlığı var galiba ya da kapmışlar iyilerini biz pazarın sonuna yetişmişiz teşbihte hata yoktur çürük meyve sebze bize kalmış 🙂. Rabbim hayırlı insanlarla karşılaştırsın inşaAllah. Duanıza ihtiyacım var Feyza hanım, beni dualarınızda unutmayın.

            Selam ve dua ile, Allah’a emanet olun🙂

          • cihad diyor ki:

            Süleyman kardeşim,

            Sanırım bir yanlış anlaşılma var. Ben Salih Beyin şu yorumunu ima etmiştim.

            “””Smyye HANIM;
            Ehli sünnet çizgisinde olan,itikatta sizinle aynı düşünceleri olan,ahlaken de beğendiğiniz biriyse bence düşünün derim…TDemişsiniz ki “ben kendimi dizi, film izlemekten geri tutmaya çalışıyorum, sinemaya gitmiyorum, müzik dinlemiyorum. Bu beyimiz bu zamana kadar nefsini beslemiş. Bu saydıklarımı yapıyor. Ama kendisi çok çalışkan, azimli, kararlı, saygılı bir eş adayı”…televizyon,sinema,müzik gibi şeyler aşırıya kaçmadıkça kimsenin yuvasını yıkmaz,bir engel değildir bence .Bir erkek olarak ben televizyonda spor maçı da seyrederim,haber de izlerim,beğendiğim bir filmin sinemasına da giderim.Molla hayatı yaşamıyorum,helal dairesinde oldukça sıkıntı yok.”””
            Özellikle laik kesimin kullandığı “molla hayatı” tabiri kullanıldığı için üslubumda bir sertleşmeye sebebiyet verdi.

            Tv. ve sinema konusunda müsbet bir amaç için kullanılabileceğini ifade eden hem siz, hem diğer kardeşlerime muhalif olarak yaptığım izahı aşağıya alintiliyorum. Bu kısım da mevzuyu “bildiğim kadarıyla” ilmî olarak ele aldım.

            “”İslamiyetin esası sıdk ve doğruluk, muhalifi olan küfrün esası kizb ve yalanciliktir. Sıdk kalbi dirilten ve yaşatan bir tiryak, kizb ve riya ise kalbi öldüren ve tefessüh eden bir zehirdir.Islamiyet aleme gelmiş kizb,yalancılık ve riyakarlik ile kararmış kalbleri ve ruhları sıdk,doğruluk ve ihlas ile hayatlanlandirsin,nurlandirsin ve cilalayip parlatsin.
            Şimdi, beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, insanın yüzüne fasık bir göz takmış ve riya ve yalanciligin kurumsallaşarak sözüm ona sanata dönüştürülmüş hortlakvari sinema ve tiyatro usulen bile olsa küfrün tohumunu taşıyor ve ahlakını ders veriyor. Yani bir müslüman bunlardan ders ve hikmet alamaz. Daha doğrusu kalb ve ruhunda müspet bir tesir oluşturmaz çünkü kalp ve ruh ancak hayattar ve ruhlu bir vasıta ve vesile ile nur ve feyiz alabilir. Meyyit hayat veremez. İslâm medeniyetinde sünnetten mülhem in’ikas(yansıma) ve insibağın (boyalanma) olduğu diz dize ve göz göze sohbet ve ders ile insanlar terakki ve terbiye edilir veya olunurlar. Çünkü hayatli ve ruhlu bir zatın ihlasli nefesinden ve sesinden çıkan bir mânâ kalb ve ruhun derinliklerine nüfuz ederek tamir eder. Sahabenin üstünlüğünün bir sırrı budur. Çünkü İki Cihan Günesine (ASM) hayattayken muhatab oldular.

            Ve yine Kur’an’ da kalbden sonra tercihan sem'(işitme) zikredilir. Sonra ebsarihim yani göz ve görme gelir
            Bunun bir hikmeti Melekât ve malûmat-ı kalbiye, alelekser kulak penceresinden kalbe girerler.
            Bu itibarla sem’, kalbe yakındır.
            Ve aynı zamanda, altı yönden malûmat aldığı cihetle kalbe benziyor.
            Zira göz yalnız ön ciheti görür.
            Bunlar ise her tarafı görürler. Yani görsel materyal ile maneviyat telkini mümkün değil veya çok zor.”””

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım.

            Pazarın sonuna yetişmişiz yazmışsınız, şöyle bir tebessüm ettim. Merak etmeyin tekrar pazar kurulur dahası pazardaki ürünler tazelenir. Belki de yeni mahsüller denk gelecek size :) . Umutsuz olmayın.

            İşyerinde bebek bekleyen ve çocuk sahibi olan arkadaşlarıma bakıyorum. Hepsinin hissiyatı ve heyecanı sanki dünyada ilk kez çocuk sahibi olacak kişi onlarmış gibi. Halbuki bu süreç insanlık yaratıldığından beri var olan ve sürekli döngü içersinde olan, doğum-yaşam-ölüm silsilesinin bir parçası.

            Sizin evlilik muhabbetiniz de öyle. Bu süreçleri ilk defa yaşayan, bu şekilde karamsarlığa düşen ilk siz değilsiniz :) Yaşınız çok genç. Allah hayırlı ömür versin önünüzde epey zaman vardır umarım. Dahası dertler bitmez. Evlenince de çocuk olacak mı nasıl yetişecek vb. derken ömür bitiyor bir bakmışsınız evladınızı evlendiriyorsunuz.

            Yapmanız gereken karamsarlığa ve evhama kapılmadan sabır gösterip dua etmek :)

            Selametle.

          • Süleyman diyor ki:

            Cihad Bey

            “Bildiğiniz kadarıyla” olan bir açıklama bir şeyi helal veya haram kılmak için bir yetki vermez kimseye. Bu işin fıkhı var. İslam hukuku ne diyor ona bakmak gerek. Yoksa herkes “bildiği kadarıyla” her şeyi kendine ve başkasına haram veya helal etse ortada din kalmaz.

            Peygamber Efendimiz (s.a.s) bile helal bir şeyi kendine haram kılamamıştır. Buyrun Tahrim suresi mealini ve tefsirini okuyunuz. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

            Ben televizyon helaldir veya haramdır demedim. Evden uzak tutulması ve izlenmemesi taraftarıyım da. Evlendiğimde de evime almak istemem. Film vb. konusunda da hükmü sağlam alimlerden öğrenmek lazım gelir.

          • Süleyman diyor ki:

            Son olarak Salih beyin yorumunu bende beğenmedim ancak Salih beyin yorumu hadisle başlamıyordu. Benim ki başlıyordu. Yani bir yanlış anlaşılma yok.

            Neyse benim niyetim husumet değil ancak sözleri tartılı söylemekte fayda var. Zaten müslümanlar içinde yeterince tefrika var birde kendi kendimize yenileri üretmeye ve küçük meseleler için birbirimize darılmaya sebep yok.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Tekrar pazar kurulurda, ya yine yetişemezsem🙂. Nükte tabiki, inşaAllah taze ve güzel mahsüllerden faydalanabilirim🙂. Bu süreci ilk yaşayan ben değilim lakin, sanki yaşım ilerledikçe düşüncelerim çok fazla değişmeye başlıyormuş gibi geliyor. Örneğin, böyle olumsuz tecrübeler yaşadıkça, insanların farklılıklarını gördükçe, vehime kapılıyorum “evlenmesem de olur, babamın evinde mutluyum” diyorum.

            Bir kız olarak harama düşme olasılığım, erkeklere göre daha düşük. O yüzden evde oturup, bu kadar büyük bir sorumluluğun içine girmesem mi diye şeytanla nefs vesveseler veriyorlar. “Yaşında genç aman bu kadar ne takıyorsun, olursa olur olmazsa da herkes evlenecek değil, bu da bir imtihan diyesim geliyor.” Ama etrafımda evlenip, çocuk sahibi olan arkadaşlarım çoğaldıkça, kendimi yaşlanmış hissetmiyor değilim🙂.

            Velhasıl kelam, kendi kafamın içinde bir sürü çelişki ve ikilem var. Hepsine bir cevap bulmaya, kurtulmaya çalıştıkça dahada karmaşıklaşıyor, en iyisi akışına bırakmak. “Su akar yolunu bulur “ elbet. Rabbim fıtratı bozulmamış, gözümü, gönlümü aydınlatacak bir eş nasip eder inşaAllah. Dediğiniz gibi sabır ve dua gerekli. Hepimiz birgün duamızı yaşıyor oluruz inşaAllah.

            Selam ve dua ile…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        SMYYE HANIM’A…

        Bir süredir kişilerin şahsıma direkt sormadığı “bana akıl verin”, “yardım edin”, “ne yapmalıyım” vb şeklinde ki “çok özel sorulara” cevap vermiyordum, ama yazdıklarınızdan sizin kafa karşıklığınızın hatalı-yanlış karar verme aşamasına “çok yakınlaştığını” görünce size yardımcı olmak benim için zorunlu oldu.

        “Övünmek için söylemiyorum ama görücü çok çıkıyor”

        Talep patlaması sizi biraz şımartmış, öz güveninizi artırmış, Ancak bu durum-süreç doğru okunmadığında ve yönetilemediğinde kişiye fayda değil zarar verir. Bu konu da dikkatli olun.

        “benim korkum takvalı yaşamaya meyilli, ahlakı olan, değer veren biriyle evlenmek iki cihan saadeti verir mi?”

        Hayır vermez, Evet verir…

        Belki farkında değilsiniz ama aynı cümle içerisinde sorduğunuz sorular “muhteviyat ve muhatap” anlamında bir birisinden çok farklı.

        TAKVA’lı YAŞAMAK = Allah’ın emir ve yasaklarına “en uygun” şekilde yaşama biçimi

        AHLAK’lı OLMAK = Resulullah’ın koyduğu toplumsal kurallara, yaşam şekline ( İslam Ahlakı) veya içinde yaşanılan toplumun belirlediği yazılı olmayan toplumsal kurallara, ahlaka (örf, adet, anane vb) göre yaşama durumu.

        Ancak “ahlaklı Olmak” tanımının içinde yaşanılan topluma göre değişkenlik gösterdiğini, halkının çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde dahi bazen “İslam Ahlakı” ile “Toplumsal Ahlak” anlayışının farklılık gösterdiği, hatta bazı (bir kızın-kadının erkeğe talip olması, evlenme teklif etmesi, haremlik-selamlık yaşam, helal cinsel yaşam vb) yerlerde-konularda ciddi ÇATIŞMALARA neden olduğunu unutmamak gerekir.

        DEĞER VERMEK = Tek başına dahi insandan insana, toplumdan topluma farklılık gösteren SUBJEKTİF ( değişken, yoruma açık ) bir ifade.

        “Tahkiki İman-İslam” yaşantısını, anlayışını benimsemiş bir insana, topluma göre göz bebeği karısını dış dünyanın zararlarından, tehlikelerinden korumak için çarşafa sokan, çalıştırmak istemeyen, çalıştırmayan Müslüman erkek “karısına değer verdiği” için övülürken, Tahkiki İmana ve yaşam şekline sahip bir erkeğin TAKLİDİ İMAN-İSLAM’a göre yaşayan bir insana, topluma göre ise o erkeğin aynı şeyi ( evine TV sokmaması, karısının çarşaf giymesini istemesi, karısını çalıştırmaması) yapması karısına değer vermeyen, yobaz vb sıfatlar ile yaftalanır.

        Dışarıdan baktığınızda bu yaftalamayı yapanlar da (sözde) Muhafazakar, Ahlaklı, Müslüman, tesettürlü insanlar ve ailelerdir.

        İfadelerinizden anladığım sey tamda böyle bir aile yapısında, toplumda yaşadığınız ve ciddi derece de bunun ( Taklidi İslam düşüncesinde, yaşantısında olan bir aile ve toplumda Tahkiki İman sahibi olmaya çalışmak) sıkıntılarını hissettiğiniz; Bu nedenle bazen kendi İslami Yaşantınızın aşırı olup olmadığını da sorguladığınızı hisseddiyor, düşünüyorum.

        “önüme gelenleri reddetmeye devam edersem, ya yaşım ilerdiğinde birini bulamazsam? Birde reddetikçe aracılık yapan insanlar da bir süre sonra bıkmaya başladılar, artık birilerini bulmayı bıraktılar.”

        Bu tespitleriniz doğru, ancak unutmayınız ki içinde yaşadığımız bu hayat ve dünya “Gölgeler ve Sebepler” dünyası. SONUÇ her zaman olduğu gibi “Küllü İrade’nin” taktirin de.

        Ama…

        İnsanoğlunun gelecekte ki hayatının akışını belirleyen “Cüzi İradesi” ni de unutmamak lazım.

        Yani Özetle;

        Her bir tercih aynı zamanda başka bir çok alternatifi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucunu yaşarlar.

        Hayırlı tercihlerinizde ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.
        (Amin)

        • Smyye diyor ki:

          Abdullah Bey,
          Yaptığınız analizler gerçekten çok yerinde olmuş. Yorumunuz için teşekkür ederim.
          Sizin gibi güzel fikirli müslümanlardan faydalanarak kararlarımı gözden geçirdim. Kendi içimde bir sonuca vardım ve Rabbime şükürler olsun ki önüme bir şeyler çıkardı. Bu konuyu tamamen kapatmama vesile oldu. Kul sıkışınca Rabbim hemende vesileleri yetiştiriyor, bir sonuç çıkıyor Elhamdulillah 🙂
          Mantıken de kalben de bu konuyu bitirmem için sebepler çıktı, insanın gerçek yüzü illaki ortaya çıkıyor. Balık baştan kokunca karar vermem kolaylaştı, gerçekten çok şükrediyorum Allah’a, beni bu sıkıntıdan kurtardı.
          Tekrar sizlerden Allah razı olsun, istişare yapmak özellikle de bilen insanlarla istişare yapmak bana çok şey kattı.
          Selam ve dua ile…

    • mustafa _/) diyor ki:

      Cihad Bey, değerlendirmeniz ve müdahaleniz çok isabetli olmuş.

      Değerlendirilmesi gereken bir nokta daha var. Uygun bir eş bulamıyor veya bulamaycaksak bekar mı kalacağız. Bekarlığın mı felaketi daha büyük ideal olmayan bir evliliğin mi? Şahsen evlilik üzerime vacip olma noktasında iken uygun bir eş bulamadığım gerekçesi ile bekar kalmaya devam etmem nasıl değerlendirilmeli. Hadis külliyatında evlenememenin sebebi maddi imkansızlık olarak görülmekte ve bu hususta tavsiyeler bulunuyor ama evlenebilecek bir aday bulamamak hususu yer almıyor. Ayrıca hür kadınlar ile evlenemeyenlere elinin altındaki bir cariye işaret ediliyor. Günümüzde her iki türlü de çıkış yolu görünmüyor. İşin aslı tam bir kapana kısılma durumu söz konusu. Bekarlar için tavsiye edilen oruç ancak geçici bir tedbir olabilir. İnsan devamlı oruç halini muhafaza edemiyor. Üstelik sürekli oruçlu olmak hayattan çekilmek gibi oluyor. Ve bekarlığın devamlılığı, işin ruhsal, duygusal boyutunu hesaba katınca sağlıklı bir ömür sürememek demek oluyor.

      Zinanın inanılmaz derece ulaşılır ve kolay olduğu bir devirdeyiz. Ve bir o kadar çeşit çeşit fitnenin içinde yüzüyoruz. Evlilik hususunun tamamen dışında tam teşkilatlı ve teşekküllü bir biçimde yürütmemiz gereken bir savaş varken, biz evlilik meselesinden öteye gidemiyoruz. Şahsen bazen saatlerim heba oluyor. İç dünyamda kendimle boğuşurken enerjimi tüketmiş oluyorum. Tükenmişlik hissediyorum. Bir noktaya kadar bu sıkıntılar insanı zinde tutuyor, azmini sağlamlaştırıyor, nefsini terbiye ediyor. Ancak sonunda enerjisini tüketmiş, bazı hayırlardan geri bırakmış da oluyor.

      İslami kaynaklarımızın bu konuda bir boşluk bıraktığını sanmıyorum. Belki bizim farkedemediğimiz bir durum vardır.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Mustafa kardeş.

        Benzer bir yorum yazacaktım yanlış anlaşılırım hatta bu adam kadın delisi olmuş nefsine söz geçiremiyor denir diye vazgeçmiştim sen yazmışsın eline sağlık :) Fark edemediğimiz durumu gördüğümü düşünüyorum kendim için ancak işime gelmiyor. Çünkü alışılmış şeyleri kırmak zor…

        Selametle kal :)

      • cihad diyor ki:

        Mustafa Bey,

        Genel bir kaidenin söylenemiyeceği bir konu bu. Muhataba göre değişir diye düşünüyorum. Mesela kadına erkeğe, alime cahile, fakire zengine veya kişinin hissi durumuna, sosyal çevresine,aile yapısına vb birçok etkene göre değişiklik arz eder. Ancak sünnetullah’tan iktibas ile İslamiyet’in(Şeriatın) şu düsturunu ifade edebiliriz.

        “”Hayr-ı kesir için şerr-i kalil kabul edilir””

        Mesela cihada asker sevketmekte elbette bazı cüz’i ve maddi ve bedeni zarar ve şer var. Fakat o cihadda hayr-ı kesir var ki, İslam küffarın istilasından kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terk edilse, o vakit hayr-ı kesir gittikten sonra şerr-i kesir gelir. bu da zulümdür.

        Hem mesela: Gangren olmuş ve kesilmesi lazım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir.
        Parmak kesilmezse,el kesilir; şerr-i kesir olur.

        Bu şekilde bir müvazene ile herkes kendi hakkında bir kanaate ulaşabilir diye düşünüyorum.
        Adaya göre evlilik ve bekarlığın hayır ve şer yönleri kemiyyeten ve keyfiyeten bir terazide tartılırsa bir karara bu düstur çerçevesinde varılabilir.
        Tabi ki hayır ve şer derken neyi anlıyoruz veya neleri önceliyoruz bu çok önemli. Soru soru içinde ve onlarca ayağı olan hassas bir denge. Cenab-ı Hakk’ın Hakiim isminden medet istemek lazım ki hissi,nefsi ve hevesi bir karar almayalım. Çünkü bu mesele cesaret ve hikmet ile aşılabilir.

        Örneğin; Smyye hanımın durumunda lakayt ve dünya ehli biriyle evlenmesi hem onun, hem çocuklarının ahiret hayatına zarar vereceği ve bu şekilde evlilikteki sünnetin hikmeti kaybolacağından reddetmesini tavsiye ettim. Bu dünya bir manevra meydanıdır, herşey ahirete hazırlık için var, bu manaya zarar veren birini duygusal ve hissi tatmin için alamayız. Bu bizim ebedi hayatımıza zarar verir çünkü. Bekarlık korkusu ile böyle bir teklifi kabul etse, acıyacak veya parmağımı yitireceğim korkusuyla kangren olmuş parmağın kesilmesinden kaçınmak gibi şerr-i kalilden kaçayım derken şerr-i kesir karşısına çıkar ki bu da yanlış,hikmetsiz ve zulüm olurdu.

        Velhasılı hayrı şerrinden ziyade olan yani evliliğin temel hikmetini ortadan kaldırmayan eş adayı kabul edilir. Burdaki şer ifadesi ile şunu kastediyorum; şahsi kusurlar. yani asabi olmak,cok konuşması,fakir olması,çirkin olması gibi hususlar.

        Yani hülasa edersek evlilik sünnetinin en mühim gayesi ahirette bize şefaatçi olacak imanlı ve abid evlatlar yetiştirmektir. Bu zamanda terbiye-i medeniye ile yüzü dünyaya çevrilmiş çocuklar ahirette bize davacı, burda da ümmetin başına bela olur ki bu da sünnet-i seniyyenin hikmetine bütün bütün münafidir.

        Ayrıca kötü bir evlilik bekarlıktaki sorunları ortadan kaldırmadığı gibi ilaveten kendi sorunlarını sizin sırtınıza yükler. Misal olarak böyle bir evlilik sizin şehvet ile olan imtihanınızı ortadan kaldırmaz bilakis tatmış ama doymamış olmak veya tatmin olamamak daha tehlikeli olabilir. Bu bakımdan kötü bir evlilik daha zordur. bekarlık bazı ihtiyaçların karşılanmaması nedeniyle bir zahmeti olabilir ancak bol zaman, rahat hareket kabiliyeti ile başka ulvi gayelere hizmete matuf size bir ömür sunar.

        Mustafa bey vaktimin darlığı sebebiyle şimdilik bu kadar olsun diyorum. Ayrıca hızlıca yazdım bazı mana kopuklukları olabilir kusuruma bakmayınız. Bence önemli bir konu üstünde duralım inşaallah.

        Allah’a emanet olunuz..

        • mustafa _/) diyor ki:

          Sağolun Cihad bey. Açıkcası ben de harfiyyen size katıldığım bir konu bu. Smyye Hanım için yazdıklarınız da isabetli oldu. Aslında bu düşünce ile 30 yaşına kadar gelmiş bekar biri olarak sizin üzerinizden kendime sormuş oldum biraz da. Çünkü maddi olarak hiç bir engelim yok, sıhhatim yerinde Allah’a hamdolsun.

          Evlilik ile ilgili hadisleri okuduğumuzda bekarlığın vebalinin büyük olduğunu görüyoruz. Kendimi sorgulamadan edemiyorum. “Acaba evlilik imtihanından mı kaçıyorum. Acaba ideali aramakla hata mı ediyorum.”

          Evlilik derdimizin olması Allah korkusu taşımamızdan, yoksa evlenme kaygısı duymazdık. Fakat evlenemiyor oluşumuz gerçekten Allah (c.c.) korkusundan mı yoksa kendi nefsimiz hevasından mı?

          Allah yolunda sabredenlere müjde büyük: “(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki, “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir.” (Zümer 10)

          Rabbim bizleri hak yol üzerinde sabır ve sebat edenlerden eylesin. Ancak hayatın imtihan yeri olduğunu söylerken hep bu imtihanın yalnız bir problemle karşılaşmak ve ona sabretmekten ibaret olduğu vehmine kapılıyoruz. Bu durumda hayatın ve içindeki imtihanların aslında mü’min için medrese olduğunu unutuyoruz. Rabbim bizi imtihanlarına sabreden ve kemale giden basamakları bir bir çıkabilen kullarından eylesin.

  6. Smyye diyor ki:

    Keşke insanlarımız daha fazla bilinçli olsalar. Aracılık yapmanın önemini, birine vesile olmanın onlara neler kazandıracağını bilseler. Artık hiç umudum kalmadı desem yeridir. Tükenmişlik sendromu diyorlar ya, heh işte tamda ondan yaşıyorum şu gencecik yaşımda 😊 insanlar beni neden anlamıyorlar? Yoksa ben mi anlatamıyorum derdimi?

    Benim için ahlak çok önemli, yaşayış ve düşünce tarzı önemli. Beraber İslamı en güzel şekilde yaşamak istiyorum. Benim karşıma getirdikleri adaylar yalnızca 5 vakit namazdan ibaret, gerisini aşırıya kaçmak olarak görüyorlar. Annemle babam desen başımda, “sen üniversite okudun tahsilli biri olsun, ailemize yakışsın” diyorlar. Benim için hassas olan noktalar var. Ben kendime ahlaklı, bilgili bir eş istiyorum. Bu bilgi dünya ilminden değil, İslami ilimlerden olsun istiyorum. Kendimde buna gayret ediyorum. Aileme kabul ettiremiyorum böyle birin(tahsilsiz)i. Tamam diyorum o zaman, hem ilimli hem tahsilli olsun herkesin istediği olsun. İşte geldik zurnanın benim için zırt dediği yere… Böyle biri yok, olmayacakta galiba😔 İnsan beklentilerinin hepsini karşılayamaz elbette ama bana bir akıl verin.

    Şu an başımda olan ve kararsızlıkta zirve yaptığım bir talibim var. Liseden bir arkadaşımın vesilesiyle tanıştık. Çocuk doğulu, ailesi burada yaşıyor, biz karadenizliyiz. Kendisi islamı yaşamaya yakın biri,saygılı, efendi, hatta benim düşüncelerim ve görüşlerim ona mükemmel geliyor. Bir tartışma ortamında orta yolu bulup konuşabiliyoruz ve haklı olan ne ise ona karar veriyoruz. Ya bir de en önemlisi😒, tabiki ailemin istediği gibi tahsilli, kendisi şu an yüksek lisans ile uğraşıyor. Amma velakin, benim daha titiz ve dikkatli bir yaşayış biçimim var. Örneğin; ben kendimi dizi, film izlemekten geri tutmaya çalışıyorum, sinemaya gitmiyorum, müzik dinlemiyorum. Bu beyimiz bu zamana kadar nefsini beslemiş. Bu saydıklarımı yapıyor. Ama kendisi çok çalışkan, azimli, kararlı, saygılı bir eş adayı. Doğununda vermiş olduğu mükemmel kültürle yoğrulmuş, olgun bir insan(her ne kadar benden 2 yaş büyük olsada). Ama işte benim hayatım boyunca hep Allah’a daha yakın olmak adına yapmak isteyeceklerim, ahiret için dünyamı bırakmam aramızda sorun olur mu? İşte buna karar veremiyorum. Aramızda çatışmalar çıkar mı? Ben cemaate mensup virdi olan, ve hali hazırda ilim tahsiline devam eden kızcağızım 😊
    Hem kendimi tatmin etmek hem de ailemi tatmin etmek gerçekten çok zor oluyor. Sizler ne diyorsunuz? Aradığım kriterlerde birini bulana kadar herkesi elemeye devam mı? Yoksa oluru neyse elimdekini mi değerlendirmeliyim? Huzursuz bir aile ortamı olmasından çok korkuyorum. Sürekli dinin inceliklerini anlatmak zorunda olmak beni biraz yorar mı? Çünkü; kadın sevdiğinde itaat etmekte zorlanmıyor ama bir erkek için hanımının söylediklerini kabul etmesi, uygulaması kolay olur mu? Her şey dört dörtlük olsun diye beklemiyorum ama sadece korkuyorum, huzursuzluk olmasından. Ya da ilerde çocuğum hakkında karar verirken fikir ayrılıkları olmasından. Şimdi beni beğendi, evlilik düşünüyor. Fikirlerimi bir hevesle kabul edip, ilerde sorun yaşamaktan korkuyorum. Sizce ehli sünnet çizgisinde olan, haremlik selamlık dikkat eden. Ahlakı güzel biriyle, ahiret yolculuğuna çıkılır mı? Fikirleriniz benim için önemli, şimdiden Allah razı olsun.

    Selam ve dua ile…

    • Zeynep diyor ki:

      Bence kadınin dindarlık yönünden erkekten üstün olması daha güzel olmaz mı Siz en güzel şekilde yaşamaya çalışın ve evleneceğiniz esiniz size engel olmasın kendisi de farz olan ibadetlerini yapsın harama helale dikkat etsin yeter bence .Ahlakli ve merhametli olması daha önemli bence tabi sizin fikriniz önemli bana düşmez fakat bu zamanda farz ibadetlerini yapan haramlardan uzak duran biri bile kolay bulunmuyor . Ya da benim çevrem de mi az bilemiyorum

    • Meryem diyor ki:

      Smye Hanım
      Yaşınız kaç bilmiyorum ama size bir arkadaşınız olarak tavsiyem şudur :
      Hiç birimiz dört dörtlük değiliz. Düşününce bizlerinde mutlaka karşı tarafı düşündüren, tereddüde düşüren kusurlarımız vardır. İşte bu noktada karar verirken ”onda şu özellik var, ama bende de bu var ” diyerek kendi eksiklerimizi tekrar etmemiz gerek. Evlilik niyeti ile görüşüp sonu hayal kırıklığı ile biten son derece tahsilli ( doktora yapan ) bir talibim bana şunu gösterdi ki eğitim çokta önemli değil. Kafaların uyuşması, namaz kılmazsa bile namaza istekli olması, manevi şeylere meyilli olması, size sahip çıkabilmesi önemli. psikolojik bir rahatsızlığı yoksa anlattığınız durumlar bu kişiyi reddetmeniz için geçerli değil. Bunu neden diyorum, bedensel rahatsızlık kabul edilir ama psikolojik rahatsızlık kabul edilemez, her şeyden önce kişiyi yıpratır hasta eder. Benim o kişiyle bitme sebebi de buydu. Kendimi bu rahatsızlığından dolayı güvende hissedemem. Bu devirde hem namazında, hem takvalı, hem yakışıklı, hem kariyeri yerinde hem evi arabası olan biri yok, belki vardı ama onlar biz henüz evlilik düşünmezken kapıldılar :) Bence hiç kafanızı takmayın, evlenin gitsin :)

      • Smyye diyor ki:

        Zeynep hanım ve Meryem hanım,
        Yazdıklarınız için çok teşekkür ederim. Ben de kabul etmeme taraftarı değilim. Yalnız aklımı karıştıran, benim takvalı yaşamak istememi, “aa çok güzel bir şey tabiki böyle olmak lazım” diyerek kabul etmesi. Ama evlendiğinde nefsine ağır gelipte, “ben yapamıyorum, sen de çok aşırıya kaçıyorsun, biraz çağa ayak uydur” gibi sözlerde bulunması. Bu durumların ortaya çıkıpta, evliliğimi huzursuz bir hale sokmasını istemiyorum. Ne olur bana dua edin, çok ihtiyacım var. 😔
        Kendisi ahlaki yönden iyi biri, tabiki bunu ilerleyen zamanlarda daha iyi anlayacağım, daha henüz başındayım. Fakat burdan bakılınca kendisi ahlaklı, sorumluluk sahibi, kavvam bir erkek. Bu da kendisine güven duymamı sağladı. Ama işte tek sıkıntm beni ikilemde bırakan durum;ı benim takvalı olmaya çalışmam, onun da bunu bir hevesle kabul edip sonra evlenince sıkıntı olması. Tabi imtihan dünyası ama işte düşünmeden edemiyorum.😊

      • Sümeyye diyor ki:

        Tam benim düşündüklerimi tarif etmişsiniz. Evlilik mevzunu çok mu irdeliyoruz acaba ? Yoksa olmasi gereken mi bu? Bir türlü karar veremedim. Bir yandan hayırlı bir evlilik yapmak istiyorum bir yandan da hayatımı birlestirecegim insanla uyumlu bir beraberlik kuramazsak ,dünyamı da ahiretimi de mahvedersem diye endişeliyim . Kaderimizdeki insan karşımıza çıksa bu endişeler oluşmazdı herhalde.Ben böyle avutuyorum kendimi. Acaba yanlış mı düşünüyorum ?

        • salih diyor ki:

          “Yüzde ısrar etme, doksan da olur.
          İnsan dediğinde noksan da olur.
          Sakın büyüklenme, elde neler var,
          Bir ben varım deme yoksan da olur.
          Hatasız dost arayan dosttan da olur.” Mevlana Celalleddin Rumi hz.

    • salih diyor ki:

      Smyye HANIM;
      Ehli sünnet çizgisinde olan,itikatta sizinle aynı düşünceleri olan,ahlaken de beğendiğiniz biriyse bence düşünün derim…TDemişsiniz ki “ben kendimi dizi, film izlemekten geri tutmaya çalışıyorum, sinemaya gitmiyorum, müzik dinlemiyorum. Bu beyimiz bu zamana kadar nefsini beslemiş. Bu saydıklarımı yapıyor. Ama kendisi çok çalışkan, azimli, kararlı, saygılı bir eş adayı”…televizyon,sinema,müzik gibi şeyler aşırıya kaçmadıkça kimsenin yuvasını yıkmaz,bir engel değildir bence .Bir erkek olarak ben televizyonda spor maçı da seyrederim,haber de izlerim,beğendiğim bir filmin sinemasına da giderim.Molla hayatı yaşamıyorum,helal dairesinde oldukça sıkıntı yok.

    • .../nisa diyor ki:

      Smyye hanım,

      Sitede yorum yazan yada takip eden üyelerin genellikle Karadenizli hanımlar olmasını gözlemledim. Siz, ben, Meryem hanım, Kevser hanım, Hüzün Gecesi belki bilmediğim daha çok üye vardır. Bu durumda benim dikkatimi çekiyor. Kütüğü mü değiştirsek acaba :)

      Sizin müzik tv ve sinemadan uzak durmanız iyi yada kötü diye cevaz vermek benim haddim değil. Şahsi düşüncem neleri dinlediğiniz neleri izlediğiniz önemli. Bir kitaptan daha faydalı videolar programlar var. Nicelikle değil nitelikle ilgilenmek lazım. Sizin hayatınıza olumlu etki edecek özelliklerine bakmak lazım. Boş işler üzerinden baktığınızda bu noktada haklısınız.

      Meryem hanım’ın yazdıklarına katkı olsun diye öncelikle ahlakına geçim ehli olup olmadığına sizi sahiplenip sahiplenmediğine bakın. Ne yazık ki ben bu hakikati geç anladım. Sizin gibi bende dini anlamda bilgi aradım ama bunu içine yerleştirip yerleştirmediğini anlamamın gerektiğini de öğrendim. İmam hatip mezunu faizli bankanın müdürü varsa buradaki çelişkiyi muhakeme edecek bir aklının bilgisinin yaşamının olması önemli. Yaşam üzerinden görüştüğünüz kişiyi değerlendirin öğrenmiş olduğu bilgiler üzerinden yada söylediği sözler üzerinden değil. Evliliğe hazır olup olmadığına ailenin liderliğini yapıp yapamayacağına size değer verip vermediğine bakın.

      Kaç yaşındasınız bilmiyorum ama aranızda belirli uyum varsa yaşınızda belirli olgunluktaysa eşiği geçmişseniz adayı/adayları çok iyi değerlendirin. 20’li yaşlar ile 30’lu yaşlar arasında farklar var size talip olan potansiyeller arasında da farklar olur. Yaşınız ilerledikçe talip sayısı düşer. Yalnız şuda var doğru uygun insan kaç yaşında karşınıza çıkar bu durum meçhul bazen beklemek gerekiyor bazen beklememek.

      Uyum varsa beklemeyin derim kalbiniz sükun bulmuşsa. Daha sonra çıkan adaylar uygun olsa dahi siz ona uygun olmayabilirsiniz. Kendinizi de evlilik için uygun olup olmadığınızı da gözden geçirin. Bu durumda var. Örnek veriyorum kız çok iyi eğitim almış ama bir evin nasıl çekip çevrildiğini bilmiyor hayatı bilmiyor eşine karşı sorumlu olacağı konuları bilmiyor.

      Yine Meryem hanım’ın dediği gibi psikolojisini iyi gözlemleyin. Diyanette hoca olan bir tanıdık 32 yaşına kadar sizin benim ve sitedeki çoğu bekar kişinin istediği özellikler sebebiyle evlenmiyor evlendiği kişi hafız ne yazık ki zaman zaman boşanmayı düşündüğünü eşinin eve sahip çıkmadığından bahsediyor. Anlatmak istediğim sakın dindarlığı aramayın değil bununla beraber ahlakına evliliğe uygun olup olmadığına bakın. Dünya ve ahiret dengesini kurup kurmadığına bakın. Çok iyi araştırın çevresinden sorun.

      • Smyye diyor ki:

        Nisa Hanım,
        Yorumunuz için teşekkür ederim. Zaten en korktuğum, hafız ama kuranı hayatına geçirmemiş bir insan. Bu sebepten çok kararsız kaldım. Elimdekini iyi yönlerinden değerlendirmeye çalışıyorum ama tedirgin olduğum konular var. Bunları zamanla tanıyarak aşacağımı düşünüyorum.
        Kalbim sükun bulmadı desem yalan söylemiş olurum. Kendisi doğulu olmasından mütevellit, kavvam bir erkek. Çalışma azmi olan, ailenin geçimini sağlayabilecek, tabiri caizse ekmeğini taştan çıkaracak hırsta bir insan. Bu da tabiki kafamdaki eş ve baba rolünü karşılıyor.
        Bütün bunlara baktığım zaman ona bir şans vermemek için kendi kafamdaki düşünceler yetersiz kalıyor. İnşaAllah hepimiz için en güzeli olur. Bana dua edin, dua en büyük silahımız 😊

        • .../nisa diyor ki:

          Smyye hanım,

          Allah yardımcınız olsun hakkınızda hayırlı olan neyse sizi o tarafa yönlendirsin aklınız kalbiniz sükûn bulsun.

          • Smyye diyor ki:

            Amin Nisa hanım, çok güzel dua etmişsiniz. Allah razı olsun. Birbirimizin duasına ihtiyacımız var 😊

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.

          Yorumlarınızdan anladığım kadarıyla meseleye duygusal yaklaşıyorsunuz. Karşımızdaki insanı kalbimizle severiz ama evlilik mantıkla yapılır. Bir de bu açıdan bakın derim. Bakmışsınız aslında bir yerde, mantığınızla duygularınız arasında sıkışmışsınız. Allah yardımcınız olsun, gerçekten zor bir durum, anlıyorum. Ancak kararınızı ya mantığınızla alın ya da sorumluluğu başkasına mesela ailenize atın.

          Kendi omuzlarınıza yük alıp alacağınız bir kararla mutlu bir yuva kursanız bile en ufak bir sorunda o yükün ağırlığını tekrar hissedersiniz. Ancak yükü omuzlayan siz olmazsanız mutsuz dahi olsanız yük sizde olmadığından en azından ruhunuzu ezen bir yük olmaz. Kadınlar yapı gereği insiyatif alma konusunda çekingendir onlara ağır gelir gayet doğaldır. Kendi mantığınız tıkandığında büyüklerinizi dinleyin. Erkek olsaydınız tam tersini derdim. Çok istiyorsanız direnim vb. yazardım…

          Selametle.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Selamlar Fatih kardeşim,

            Nasılsın? Sence özel hayatımızla ilgili sorumluğu başkalarına bırakmamız doğru bir tutum olur mu? Kendi kararlarımızın sorumluluğunu alıp neticeleri ile yüzleşebilmek daha sağlıklı bir tavır olmaz mı? İstişare etmek ve görüş almakla sorumluluğu başkasına atmak farklı şeyler. Şayet onu ifade etmek istediyin bu idiyse, sorumluluğu başkasına bırakmak olmaz.

            Nevzat Tarhan’ın bir kitabında bu hususta bir bölüm vardı ama kitap şimdi yanımda değil alıntı yapamadım.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Teşekkür ederim yorumunuz için, istişare bol bol yapıyorum. Bakalım, elbet “su akar yolunu bulur”. Rabbim bir yol gösterecek inanıyorum. Dualarımıza muhtaç tüm ümmet 🙂
            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Selam Mustafa kardeş.

            İyilik sağlık çok şükür, seni sormalı :)

            Kast ettiğim tam anlamıyla sorumluluğu başkasına atmak da değil istişare de değil. Kast ettiğim kızların bazı durumlarda güdülmesi gerektiği. Şöyle ki kızlar yapı gereği kararsız, sorumluluk almak konusunda çekingendirler. Hele ki evlilik gibi bir konu onlara daha çok ağır gelir. İstişare etseler bile bu onlara ağır gelir. Mesela görüştüğüm kızlar beni o kadar eleştirmelerine rağmen bırakalım bu işi diyecek cesareti gösteremedilerdi.

            Şöyle düşünelim. Bir kız var ve bir adayı ailesiyle istişare ediyorlar. Kız halen kararsız mesela. Bu durumda ailesinden biri çıksa ve insiyatif alsa kıza yürü dese hem kız rahatlıyor sorumluluğu paylaşıldığı için hem de o ağırlığın altına girmiyor. Mesela kararsız kalan bir kızı ablası ikna ediyor dinlemese belki şu an bekar kalacaktı. Keza yine bir kız kararsız kalmış, babası bem damadı beğendim yürü diyor.

            Elbette hanımlar da sorumluluk sahibi olacak. Şu itaat mevzusu konuşulduğunda yirmidört saat başlarında mı bekleyeceğiz hiç mi kendi kararları olmayacak yazdıydım. Cevap olarak hanımların da sorumluluğu var kendince, görev paylaşımı var denildiydi. Ancak kendilerince. İşte evlilik, üniversite tercihi vb. gibi durumlarda iyi iletişim kurdukları bir aile büyüğünün insiyatif alması çok önemli. Ben bunu sorumluluğu yıkmak olarak görmüyorum. Zayıf kalınan bir konuda destek almak olarak görüyorum.

            Elbette yazdıklarım kişisel yorum. Katılmayadabilirsin :) yanılıyor da olabilirim ancak benim gözlem ve çıkarımlarım bu şekilde.

            Selametle.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Hamdolsun kardeşim. Bahsettiğin destek bulma ihtiyacı imiş. Öyle ise aramızda bir anlaşmazlık yok demektir. Düşüncelerimiz farklı değilmiş. Bu konuda sana katılıyorum. Ancak sorumluluğun her zaman üzerimizde olduğunu hatırlatma gereği duymuştum sadece

    • Süleyman diyor ki:

      Smye hanım

      Öncelikle şunu belirteyim. “Ne dünyası için ahiretini, ne de ahireti için dünyasını terk eden -her ikisinden de nasibini almayan kimse- sizin hayırlınız değildir. Çünkü, ahiretin ulaşım ve hazırlık yeri dünyadır. İnsanlara yük olmayınız” hadisi şerifi üzere dünyayı soyutlamak iyi değil. Yorumunuzun ir kaç yerinde bunu gördüm. O konuda dikkat etmeniz önemli.

      Daha sonra sorunuza gelelim. Öncelikle buradan böyle kritik bir soruya tam anlamıyla cevap veremeyiz. Sizinde sadece bizim sözümüzle hareket etmeniz doğru olmaz. Ancak bir kaç bakış açısı kazanmak anlamından iyi olabilir. Çevrenizde sevdiğiniz ve güvendiğiniz kişilerle de kesinlikle istişare yapın.

      Şimdi eğer bahsettiğiniz eş adayı sizin gözünüze girmek için bunları yapmıyorsa ve bu konularda size izin vereceğini düşünüyorsanız bence sıcak bakabilirsiniz meseleye. Bazen erkekler veya hanımlar çok iyi olan taliplerini kaçırmamak için biraz rol yapıyor. Evlilikten sonra olmaz uygun değil diyecekleri şeylere evlilikten önce evet diyor. Böyle bir durum olup olmadığını gözlemleyin.

      Sinemaya gitmemek, dizi izlememek, müzik dinlememek gibi şeyler ne yazık ki toplumumuzun ve hatta bazen bizlerinde dikkat etmediği hususlar. Ben şahsen bunları külliyen bırakmanın çözüm olmadığını ve içeriğine göre değerlendirilmesi taraftarıyım. Sonuç olarak Ömer Muhtar filmi de bir filmdir. Benimde hayatımda gözyaşı döktüğüm tek filmdir heralde.

      Aynı zamanda bu dediğiniz hassasiyetlere sahip(müzik dinlemeyen, sinemaya gitmeyen, vs.) birini bulursunuz ancak başka edepsizlikleri ve ahlaksızlıkları olabilir. Bazende öyle kişiler çok katı ve dik kafalı olabiliyor. Öyle olmasa dahi öyle birini sevememe gibi bir ihtimaliniz de var. Kalbinizin ısınmaması ve hoşlanmama durumu gibi bir problem olabilir gene.

      Ancak şu hususa çok dikkat edin. Sizin hassasiyetlerinize riayet edecek mi? Mesela eve televizyon almak istememenize, Çocuklara bu hususlarda kısıtlama getirdiğinizde buna uymaya vs. vs.

      Bence bazı asgari şartları sağlıyorsa ve sizin kalbiniz ısındı ise kabul edin. Ahlaklı bir çocuk diyorsunuz zaten. Merhametli, sizi koruyacak gözetecek bir insan olduğunu düşünüyorsanız bence olumlu yönde düşünün. Hoşlandığınız birini bulmak bazen çok zor oluyor. Zaten azimli ve gayretli de diyorsunuz. Ancak şunu belirtiyim. Yani onu bu şartlarla kabul edin. Eşten öğretmen olmaz. Siz evet bazı alışkanlıklarını değiştirebilirsiniz. Ancak ona böyle nasihatçi gibi de davranmamaya gayret edin.

      Son olarak sadece buradaki kişilerle değil sevdiğiniz ve düşüncesine önem verdiğiniz deneyimli büyüklerinizle de bu konuyu istişare edin. İnşAllah hakkınızda hayırlısı olur.

      • Smyye diyor ki:

        Süleyman Bey,
        Teşekkür ederim yorumunuz için. Etrafımdaki büyüklerimle ve sevdiklerimle de bu konuyu istişare ediyorum elbette. Fakat onların düşünceleri; namaz kılıyorsa tamam. Bundan ibaret olunca ben karar vermekte zorlanıyorum. Gelen diğer taliplerimi sadece namaz kılmasından ibaret olduğundan reddettiğim oldu.
        Dediğiniz gibi benim hassasiyetlerime riayet edip edemeyeceğini ölçmeye çalışıyorum, bu hassasiyetlerimi karşıladıktan sonra ben onun film izlemesine karışmam, kendi amelidir. Bana merhametli ve ilgili olduktan sonra aramızda herşeyi sorun etme taraftarı değilim. Dediğiniz gibi benimle aynı hassasiyeti paylaşan birinin ahlakında sorun olabilir, bu benim için daha büyük bir sorundur. Ama saygılı ve ahlaklı biriyle bir ömür geçebilir.
        Kendisine bir şans verip, tanımaya çalışıyorum. Şu an reddetmem için büyük sorunlar gözükmüyor. Nişan süreci zaten tanımak amaçlıdır. Kendisini ve ailesini tanıyıp analiz etmeye çalışacağım. Rabbim cümlemizin hakkında hayırlısını nasip etsin.

    • ibrahim diyor ki:

      evlendikten sonra herkes değişebilir kimsenin içini tam manası ile bilemezsiniz kafanız yattıktan sonra birde gönlünüze bakıp karar verin ki doğru bir karar olsun.

      • Smyye diyor ki:

        İbrahim Bey,
        Artık Rabbime bıraktım, çünkü düşün düşün benim beynim yoruldu gerçekten. Hayatımı etkileyecek bir karar vermeye çalışıyorum. Eş değil bir hayat seçiyorum kendime. Bilemiyorum hiçbir yöne gidemiyorum. En iyisi Rabbime bırakmak. Eğer benim için hayırlı değilse gönlümü soğutsun inşaAllah. Sizler de bana dua ediniz.
        Biraz daha görüştükten sonra İstihare yapacağım Allah’ın izniyle. Belki daha net, güzel şeyler görürüm. Cümlemizin hakkında hayırlısı olsun.

        • ibrahim diyor ki:

          Tabi çok önemli ve zor bir karar çok düşünmek normal.
          her insanda noksan vardır fakat sizde fakındasınız zihniyet önemli.
          Rabbim hayırlısını gönlünüze göre sizlere ve bütün müslüman bekarlara nasip etsin .
          bu konuda bende bu yorumu okuyan kardeşlerden dua beklerim :)

          • Smyye diyor ki:

            İbrahim Bey,
            Kesinlikle zihniyet çok önemli😊 bazen balık baştan kokuyor, ben bunu da Rabbimin büyük bir nimeti olarak görüyorum 😊 illaki bir sebep çıkarıyor hayırlı değilse 😊 Rabbim ne kadar bekar mümin karseşimiz varsa hepsine hayırlı eşler nasip etsin 😊

          • fatih diyor ki:

            Sümeyye hanım evliyim 4,5 senedir.
            Size birinci tavsiyem öncelikle kalbiniz ısındı mı, beğendiniz mi, ortak özellikleriniz çokmu(ciddiyet, tevazu, sinirlilik, espritüel olma, canlılık, pratik çözümlü olma, uyanık olma vs) bunlar ömür boyu beraber yaşayacağınız nasip olursa çocuklarınızın babası olacak birisi için oldukça önemli eğer bunlar pozitifse 1. aşama tamam.

            Bunların dışında denklik önemli bu eğitim durumunun birebir aynı olması demek değil önemli olan siz konuştuğunuzda denk olduğunu hissetmeniz uyumlu olmanız sohbet ederken sıkılmamanız. Tabii ki denklik maddi durum içinde geçerli çok büyük bir fark olmamalı.

            Üçüncü durum güzel ahlak ve dindarlık. Güzel ahlak çok güzel bir şeydir yapılan yanlışın uygun bir dille uyarılması, yüzdeki tebessüm, yeri geldiğinde fedakarlık daha neler neler hep güzel ahlaktan dır.

            Bence dindarlıktan anlaşılması gereken şey bitirdiği okulun ilahiyat fakültesi olması, hafız olması veya babasının imam olması değildir. Dindarlık öncelikle imanın şartlarını ve İslamın şartlarını tam manasıyla yaşamaktır bunların arasında ALLAH’a iman, Ahiret hayatına inanmak,
            Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak vardır. Bu gibi esasları tam olarak yaşayan bir müminin hayatıda başka olur, tabi başta büyük günahlar olmak üzere haramları da unutmayalım.

            4. aşama gelir getirici bir işinin olması mesleğinin olması ve aileye lider olabilmesi. Bunları dışında aklıma pek bir şey gelmedi ama şunu da söyleyeyim size dört dörtlük uyan birisini bulamazsınız yukarıda bahsettiğim temel noktalarda birbirinize uygun sanız ayrıntılar zamanla oturacaktır yeter ki evlilik ayakta kalsın yürüsün.

            Birde televizyon izleme günah değildir ama bağımlılık halini alırsa ciddi sıkıntı oluşturabilir bu durum internet fulbol magazin vb şeylerdede geçerlidir. İnşallah farklı bir açıdan bakmaya yardımcı olabilmişimdir. Evleneceğiniz kişiyle mutluluklar dilerim.

  7. Ahmet diyor ki:

    Böyle bir dönemde evlilik kesinlikle yasaklanmalı. Çünkü erkek olsun kadın olsun kendisine hizmet edecek köle arıyor. Bilhassa zamanımızda kadın hakimiyeti ön plana çıkıyor. Evlenen bir erkekğin hayatı artık kendi kontrolünden çıkıyor, Eşinin hakimiyetine tabi olmak o ne derse onu yapmak zorunda kalıyor. Hele çocuk olduktan sonra erkek 3. plana, bankamatiğe dönüşüyor. Ailenin hükümdarı çocuk, veziri kadın tebası ve hizmetlisi de erkek oluyor.
    Tabii ki bu durum bir çok bunalımı da beraberinde getiriyor. fiziksel şiddet kullanmak, aldatmak, ihmal etmek, evden kurtulmak için çareler aramak gibi. Mesela bir örnek vereyim Tanıdığım bir hanım var, kendisi asgari ücretle bir işte çalışıyor fakat 2000 tl net para ile bakıcı kadın tutulmuş. Erkeğin ailesiyle görüşmesi neredeyse yasak, fakar kadının yakınları evden çıkmıyor.
    İşte böyle olunca geçen gün haberlerde gördüğüm bir olaya gerçekten hak verdim. esinden-bosandi-plakasina-kurtuldum-yazdirip-tur-atti

  8. Ali diyor ki:

    Yazıda cemiyetimiz çok güzel analiz edilmiş. Bu tespitler de çok güzel dile getirilmiş. Günümüzde yaşanan bu problemlerin temelindr 80’lerde 90’larda bir yorgan bir yatakla ev kuran aileler yatıyor. Çok az eşya ve cüzi bir miktar altınla evlenen, ekseriyeti köylerden şehre göçmüş ebeveynlerin beklentileri…
    “Ben yaşayamadım kızım yaşasın. Ben gezip tozamadım oğlum yapsın” Bu zihniyetin değişmesi gerek. Problem köylü veya şehirli olmaktan değil göç sebebi ile çekilen sıkıntı ve çilelerden kaynaklanıyor. Yerli kültürün dışardan gelenleri ezmesi, hor görmesi, ayıplaması.
    Ayrıca son 15 yılda Tv kanallarının ve internetin yayılması sebebiyle artan özentilik evlenme problemlerini had safhaya getirdi.
    Sosyal medyada olduğunda abartıli gösterilen, yansıtılan nişan ve düğünler insanlar cok daha fazla ifsad etti.
    Bütün bu problemlerin çözümü ailelerin anlaşmaya açık tutumuyla halledilebiliyor. Ancak o fazileti gösterecek dinamiklerimiz çok yıprandı.

  9. Hatice diyor ki:

    Sema hanim siz bir site acssaniz cok sevaba girersiniz😊

  10. Hatice diyor ki:

    Toplumsal bir soruna parmak basmissiniz. Evlenememek giderek buyuyen toplumsal bir soruna donustu malesef. Gorucu usulu azaldi. Bekar erkekte bayanda cok olmasina ragmen tanisma firsati bulamiyorlar. Bende ayni derdi yasiyorum. Is hayatim, sosyal hayatim olmasina ragmen evlenemiyorum. Internet sitelerinede guvenemiyorum.

  11. .../nisa diyor ki:

    Smy hanım ve Sadece Fatih bey,

    Görüşmeden çıkan sonuçlar daha doğrusu tepkiler bazen ilginç olabiliyor aslında bir insan en iyi ayrılık zamanlarında tanınıyor kişiliği ortaya çıkıyor.

    1. Gereksiz yere çok iltifat laf kalabalığı bende güven izlenimi vermez daha çok karşı cinsle fazla laubali izlenimi verir.

    2. Helali olmayan bir bayana gereksiz iltifat bende dini hassasiyeti sorgulatır.

    3. Usulünce olumsuz olduğunu belirtmek varken önden bir kamyon dolusu gönül alıcı sözü sıralayıp sonrasında etkilenmedim yada benden daha iyilerine layıksın açıklaması samimi değil.

    4. Smy hanım yaşadığınız durumun iyi tarafı ikiniz içinde olumsuz olması. En azından olumsuz olduğunu sizi sürüncemede bırakmadan belirtmiş bu davranışı doğru.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nisa Hanım.

      1. Maddeye katılıyorum, çok laf yalansız olmaz denir.

      2. Maddeye de katılıyorum. Ben de paylaşımlar yaptım görüşürken ama haber vb. yolladım mesela muhabbete bahane olsun hayat görüşümü de yansıtayım diye. İltifat etmeye de gerçekten çekindim, küçük iltifatlar yaptım şimdi yapmadım dersem yalan olur ama onları da yeri geldiğinde ve kararınca yaptım. Aklıma gelenlerin hepsini paylaşmaya kalksam yüzüm kızarırdı ki merhaba demeye çekindiğim bile oldu…

      3. Ben de samimi bulmuyorum ama belki erkeğin burcu öyledir. Benden ikinciye görüşme isteyen kızın burcu teraziymiş ve teraziler dengesiz, kararsız olurmuş (Mükemmel bahane)

      4.Evet katılıyorum. Balık baştan kokmuş…

    • Smy diyor ki:

      Nisa hanım ;
      Yorumunuz için teşekkür ederim.
      1)Gereksiz iltifatlardan ben de hiç hoşlanmıyorum. Güven de vermez, itici de kılar. Yalnız bahsettiğim durumda çok laubali şekilde değildi yeri geldiğinde söylendi ve çok aşırı da değildi. (Iltifat detayını, olayı her açıdan değerlendirilebilmesi için verdim.)
      2)Birinci maddede dediğim gibi gereksiz iltifatlardan ben de hoşlanmam. İşin islami boyutu olmasa bile karakter olarak hoşlanmam.
      3)Dikkat çekmek istediğim nokta aslında burası.Bu görüşme hakkında tek takıldığım yer. Bazen Sadece Fatih bey bazı kızların bahanelerinden bahsediyor. Bunu yapan erkekler de varmış. Onu da görmüş oldum.
      4)Evet bu davranışı bence de doğru. Daha önce eminim /değilim gibi kararsız kalıp (Sadece Fatih beyin bahsettiği kızlar gibi), niyetinin evlilik olduğunu söyleyip aynı soruları sormak dışında evlilik ile ilgili hiçbir şey yapmayan, sürekli konuşmak isteyip de somut bir adım atmayan, söyledikleri havada kalan, bir türlü karar veremeyip belirsizlik içinde kaybolan, bu davranışlarla bana kararsız insanları sevmediğimi farkettiren biri ile görüşmemim verdiği tecrübe sonucunda en beğendiğim davranış bu oldu.

      Selametle… 😊

      • .../nisa diyor ki:

        Smy hanım,

        4. Maddede yazmış olduklarınızın tamamına katılıyorum. Bende sürüncemede bırakan belirli kararlar alıp yola çıkamayan insanlarla anlaşamıyorum çok iyi olsalar dahi fiiliyata dökülmeyince esprisi kalmıyor. :) Yaşadığınız durumların çoğu bana tanıdık geliyor.

        • Smy diyor ki:

          Nisa hanım ;
          Yorumunuz için teşekkür ederim. Benim en gıcık olduğum insan tipi diyebilirim, aşırı kararsız insanlar için. Çünkü en çok onlara tahammül edemiyorum. Biraz kararsızlık olabilir bu normaldir. Ama uzun sürmedikçe. Daha önce yazmıştım ben biraz sonuç odaklıyım. (iyi bir şey mi kötü mü bilmiyorum). Benim için bir şey varsa vardır, yoksa yoktur. Ya 1 dir ya da 0 dır. Üçüncü hâl imkansızdır. Ki söz konusu evlilik ise böyle olması gerekir bence. Kimsenin vakti değersiz değil. Kimse robot da değil, duyguları, beklentileri var herkesin. (Bunları önce kendime, sonra başkasına söylüyorum.) Ben bir şey olmayacaksa zorlamanın anlamsız ve yıpratıcı olduğunu düşünüyorum. O yüzden kararsızlık bana gereksiz bir şey gibi geliyor. Net olmak çok zor olmamalı. Eğer olacak bir şey ise sıkıntı yok. Ama olmayacaksa kırmadan, dökmeden usulünce karar bildirilmeli. Kadınların bile kararsız olanları beni çok zorlarken (özellikle alış veriş yaparken çok sinir bozucu) erkeğin kararsızı sabrımı zorluyor. (Empati kurabiliyorum, anlamaya çalışıyorum, hak vermeye çalışıyorum kendimi zorluyorum her şeyi anlıyorum, kabul edebiliyorum. Ama kararsızlığı bir türlü kabul edemiyorum.) En kötü karar kararsızlıktan iyidir demişler. Bunun faydasını ben çok gördüm. Boşuna dememişler. 😊 Velhasıl kararsız olup kendime de etrafımdakilere de sıkıntı vermektense iyi kötü bir karar almak ona göre davranmak bana daha mantıklı geliyor. Vesselam..
          Selametle kalın… 😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Bence sizler kararsızlık değil de belirsizliği sevmiyorsunuz. Ben de net olmayan insanları sevmem, özellikle politikacıları. Çok yuvarlak konuşurlar ki net konuşuyor gibi gözükenler de çark ediyor. Sizler bir erkekten net olmasını beklemekte haklısınız ancak benim bir hanımdan net olmasını beklemem biraz aşırı beklenti durumuymuş, kadınlar fıtrat gereği net olamazmış. Yapacak bir şey yok :) Benim elbise alışverişlerim genelde mikrosaniye mertebesinde sürer mesela :)

            Yalnız netlikle ilgili şunu söyleyeyim. Hayatta bazı şeyler her zaman net görülmez. Hava bazen sisli olur. Gemi kaptanının mahareti o zaman ortaya çıkar. Ben insan ilişkilerinde bu durumu teraziye benzetiyorum. Terazinin iki kefesi üç aşağı beş yukarı hizaya geldikten sonra artık bir tarafın tamam demesi gerekiyor. İki taraf da kılı kırk yararcasına ille de hakkımı vermem diye diretirse hem kararsızlık durumları oluşuyor hem daha da gri bölgelere giriliyor, bir taraf hakkından ki çok az bir hak vazgeçerse olay çözülüyor.

            Ancak evvelden de yazdığım gibi kendisiyle bir konuyu istişare etmeye çalışıyorum diye beni karasız ya da özgüvensiz gören olursa meşe sopasıyla döveceğiz, şaka şaka çekip gideceğiz oradan arkamıza bile bakmadan…Ya da bir arkadaşımın dediği gibi stabil ve ne yapacağı önceden tahmin edilebilen bir insan olduğum için kız tarafından macera içermeyen sıkıcı bir erkek olarak görüldüğümü sezersem bu sefer kızılcık sopasıyla döveceğim. Elbette yine şaka :)

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim. Alış veriş örneğini klasik bir örnek olduğu için verdim. Sizin alış veriş süreniz de klasikmiş 😊Benim alış verişim de gayet klasik neredeyse bir günümü alacak cinsten 😊 Tabi burda bahsettiğim süre değil. O esnadaki aşırı kararsızlık insanı gerçekten yoruyor. Biraz kararsızlık olabilir, normal bir şeydir. Bunda sıkıntı yok. Benim sevmediğim fazlası.

            Ikinci paragrafta yazdıklarınıza katılıyorum. Hayat her zaman siyah ya da beyaz olmuyor. İllaki griler oluyor. Asıl sorumluluk, fedakârlık orda başlıyor. Insan ilişkilerinde dediğiniz terazi benzetmesi çok güzel. Ben bu konuda kendime güveniyorum açıkçası. Nitekim teraziyi dengelediğim zamanlar oldu. Yine olur, yine yapabilirim yeter ki karşımdaki direnmesin, dengeyi bozmak yerine dengede kalmasına yardımcı olsun.

            İstişare farklı bir şey ve güzel bir şey. Kararsızlık ve özgüvensizlik ile ilgili değil. İnşaAllah bu farkı anlayabilen biri olur hayatınızda. Ama siz yine de görüşmeden önce başak burcu olduğunuzu söyleyin aracılara baştan sıkılmasın karşı taraf 😊(şakaydı).
            Selametle kalın… 😊

  12. Feyza diyor ki:

    Rica ederim Allah cumlemizden razi olsun Mustafa bey. Keske elimizden daha fazlasi gelseydi.

    Sizi ozellikle su konuda cok iyi anliyorum. Insanlarin yasamlari boyunca karsilastiklari durumlar ve gectikleri egitim sonucu bazi konularda bilincsiz olmalari benim de insanlari degerlendirirken mutlaka hesaba kattigim cok muhim bir ayrinti. Allah bilir, uygun egitim/aile ortaminda ve boyle guzel sartlarda yetismis olmasaydik kimbilir hangi yone savrulur ve belki elestirdigimiz kisilerin gosterdigi iradeyi de gosteremeyebilirdik bu kadar imkana ragmen hala bircok eksigimizin oldugunu da gozonune alirsak. O yuzden ‘kutsalimiza, dini degerlerimize bilincli bir dusmanlik etmedigi surece’ ameli noktadaki hatalari yuzunden insanlari safdisi birakip itelemeyi vicdanen kabul edemiyor ve her insani kendi sartlari muvacehesinde degerlendirmenin ve buna gore yaklasmanin, en insaflisi ve ‘isi Insan kazanmak’ olan bir Musluman icin en dogru yaklasim olduguna inaniyorum.
    Sizin de bu evlilik bahsinde kafanizin neden bu kadar karistigini bu yuzden anliyor, cok boyutlu dusunuyor olmanizdan kaynakli bu kararsizliginizi gayet insani buluyorum.
    Iletisim kurdugumuz insanlarda bu sekilde her boyutu dusunerek onlari saha disina itmektense durumlarini kabul edip yargilamadan once anlamayi kabul etsek ve elimizden geliyorsa en azindan geldigi kadariyla tatli ve guzel bir uslupla dogru olana davet etmeye calissak da, is evlilik bahsine gelince kendimin biraz daha temkinli olmasi gerektigini dusunuyorum. Neden derseniz, bu yalnizca karsimdakinin ya da sadece benim hayatimi etkileyecek bir durum degil. Bu aile buyuyecek ve bizim kararlarimiz ikiden fazla insanin hayatini ileride de nasip olursa etkileyecek.
    O yuzden buna yargilama degil ama tedbirli olma hali diyebiliriz. Hatta karsidakinin de hukukuna tecavuz etme endisesi.

    Size bunun icin sormustum, tahammul sinirlarinizi en iyi bilen sizsiniz. Siz de tesettur konusunda cok keskin koselere sahip degilseniz ve bunu kaldirabileceginizi dusunuyorsaniz, diger vasiflari cok guzel. Yalniz bu bir iki gunluk bir mesele de degil. Ilk etapta durumunu ve gecmisini gozonune alarak icinizde halledebildiginiz bu durumu omur boyu kaldirabilir misiniz?
    Eger yarin oburgun, evlendikten sonra ve aranizda belli bir mesafeyi katedip birbiriniz arasindaki sınır inceldigi zaman, simdi belli bir olcuye kadar kabul ettigi kapanmaktan bunalip, ozendigi manken ve moda giysileri
    zihninin bir tarafini fazlaca kurcalamaya baslar , nefsine yenik duser ve tesetturun girdigi kadarki durumunu da ihlal etmeye baslarsa bunu kaldirabilir misiniz?
    Bunu soruyorum, cunku anladigima gore su an tesetturlu degil. Fakat kapanmayi “belli bir olcuye kadar” sizin talebinizle kabul edecek. Ama icinde olan ise farkli ve acik giyim tarzlarina duydugu ilgi. Bu nefsi durtu onu rahat birakmayabilir, cunku tesetture Allah rizasi icin degil de daha cok sizin isteginiz uzere girecek. Allah rizasi icin kabul ettigi takdirde zaten bilek ve boyun gibi azalari problem etmeden kapanir. Yani siz hukumu bildirdiginiz zaman itiraz etmez. Ama kul icin kapanilinca bazi konular pazarlik mevzusu edilebiliyor ve evlendikten sonra “acilmasa da” , farkli ortamlara girildikce bu durum kari koca arasinda sorunlara yol acabiliyor. Siz simdi gosterdiginiz anlayisi yillar icinde koruyamayabilir ve artik daha somut adimlar atmasini isteyebilirsiniz. Buna karsilik tam zitti bir muhasebeyi o da icinde yasiyor olabilir. Yani “bunca suredir zaten onun istedigi gibi belli bir olcude kapandim. Fazlasini benden beklemesin” gibi..
    Ekseriyetle evliligin ilk yillarinda problem edilmeyecek gibi gozuken ama icten ice de cok tatmin olmamis ufak gorunumlu ayriliklarin, istikrarla devam ettigi takdirde yillar icinde uzerindeki toz perdesinin kalkip daha belirgin ayriliklara donustugunu ve ciftleri huzursuz edebildigini goruyorum.
    Bunlari, sizi olumsuz bir dusunceye sevketmek icin yazmiyorum. Sadece tahammul sinirlarinizi iyi test edin diye biraz daha derine inmenizi saglamaya calismak icin yaziyorum.
    Tam tersi de olabilir. Hanimefendi simdikinden cok daha guzel bir tesetture de gecis yapabilir, sizin ilgi ve ozveriniz, Allahu Teala’nin inayeti ile. Fakat olumsuz olana kendinizi hazirlamaniz acisindan su an elinizdeki veriler; birincisi manken giyimlerine duydugu ilgi, ikincisi kendisinin de bundan hoslaniyor olmasi, ucuncusu tesetturu belli bir orana kadar muhtemelen sizin talebiniz uzere kabul ediyor olusu ve dorduncusu ise tam tesetturu asla kabul etmedigi. Bunu yuzde dusuk bir iyi ihtimal olarak ele alirsak, sinyaller bu konuda olumsuza hazirlikli olmanizin gerektigini gosteriyor. Bu yuzden bu kadar uzerinde duruyorum.

    Gayrimuslimle evlilik meselesi ise, buna cevaz veriliyor olsa da tavsiye edilen bir durum da degil. Bir ruhsat diyelim. Neden derseniz, cunku dinimiz bir erkek icin (kadin icin zaten zaruri), es seciminde aranacak oncelikli vasfin ‘dindarlik’ oldugunu, cunku neslin bu hanim uzerinden devam edecegini, bu durumda aile kurarken sorumlulugun erkege dair payinin daha fazla oldugunu beyan eder. Gayri muslim bir hanimla olan evlilikte ise erkek cok iyi bir otorite olmali ki haniminin, cocuklari uzerinde tasarrufunun menfi olmasinin onune gecebilmeli. Orn Musluman erkek gayrimuslim haniminin icki ve domuz eti yemesini yasaklayabilir. Ama gusletmesi icin onu zorlayamaz. Tesettur icin zorlayamaz. Cunku bunlar Islam dininin gerekleridir. Gorunuste kadinin sahsini ilgilendirir ama ayni cati altinda yasayan hanimin gusul abdestini bilmemesi aslinda sadece sahsini baglamaz. Cunku cocuklarina da bu egitimi verecek yine annedir. Anne bilmiyorsa cocuguna nasil ogretsin? Bu durumda zaten cocuk egitiminden oncelikli olarak sorumlu olan babanin sorumlulugu iki katina cikar. Cunku, annenin de gorevlerini ustlenip onun bilmedigi ve ogretemedigi seyleri cocuguna ogretecek ‘tek merci’ konumuna duser. Bu egitimi veremedigi takdirde ise mes’uldur. Yani Musluman ve bilincli bir hanimla evlenen bir erkekle gayrimuslim bir hanimla evlenen erkegin ‘babalik’ sorumluluklari esit. Ama birincide bu mes’uliyeti paylasan bir yoldasi yani hanimi vardir. Esi evde olmadigi zamanlar ya da onun halledemedigi durumlarda imdadina yetisir, ‘sorumlulugunu’ paylasir; ikinci secenekte ise erkek tektir. Cocuguna egitim veremedigi takdirde yukunu paylasacak hanimi devredisi gibidir. Sorumluluk iki erkete ayni ama kisi basina dusen oran farkli.
    Burada gayrimuslim hanimdan ve gusul abdestinden ornek verme sebebimin sizin talip oldugunuz hanimla bir ilgisi yok, yanlis anlamayin. Sizin esiniz bir Musluman. Sadece siz gayrimuslim hanim ile evlilik durumuna temas ettiginiz ve egitimden babanin daha sorumlu oldugunu soylediginiz icin, olayin bu boyutunu da gozonune alin istedim ve burdan ornek verdim. Ayni ornegi siz de diger amellere uyarlayabilirsiniz. Mesela, siz gununuzun buyuk bolumunu iste gecirdiginiz zaman her ne kadar egitim sorumlulugunun buyuk kismi baba olarak size ait de olsa, cocuklarinizla ilgilenecek olan yine annedir. Sorumlulugunuzu paylasmasi icin ondan yardim talep etmesi kacinilmazdir bir erkegin. Ozellikle soyle bir zamanda. Cocuklarin dini egitimleriyle hasir nesir oldum Mustafa bey. Inanin ki dinini cok iyi yasayan Musluman aileler dahi cocuk yetistirme konusunda zaafiyete dusebiliyor ve dini egitim kurumlarindan yardim talep ediyorlar. Onlara soyledigimiz ise su ki, “biz teoride cocugunuza her turlu dini adabi, egitimi verebiliriz. Ogretiriz, ezberletiriz… fakat bu ogrettiklerimizin kisiligine islemesi ve karakterinin, yasaminin mutemmim bir cuzu olmasi icin pratikte sizin , yani anne ve babasinin da ogrendiklerini hayatinda uyguluyor olmasi gerekir. ” Yoksa suya yazilan yazi misali silinir gider. Burada da surekli iletisim kurdugumuz kisiler hep anneler. Evet baba daha cok sorumlu ama babanin isi gucu oyle cok ki, mecburen dini egitim ve ornekligiyle cocuk en cok annesinin tesirinde kaliyor. Bu sebeple de, babanin cocuk egitimindeki en buyuk sorumlulugu aslinda evlendikten sonra degil, “evlenmeden once” basliyor. Yani , ‘yukunu hafifletecek saliha ve ozellikle su donemde suurlu bir Musluman hanim/cocuklarina anne’ secimini dogru yaparak.

    Yalniz, karamsar bir tablo cizemeyecek kadar guzel ozelliklerinden de bahsdiyorsunuz hanimin. Bu vasiflar da her hanimda olmaz. Fedakarlik, uyumluluk, olgunluk, tevazu ve kanaatkarlik. Sizdeki sefkat hissiyle birlesince sanki uyumlu bir cift olacaginizi da hissediyorum. Ancak dini meseleleri isterseniz birkac kez daha bu hanimla konusup sonra bu yazdigim ileriye yonelik riskleri de gozonunde bulundurarak oyle bir secim yapin.

    Mukemmeli yakalayamayacagimiz kesin. Bu bizler icin de gecerli. Tam tersi, “dini konularda cok suurlu olup da ahlaken Kur’an-i Kerim’i hayatina aktaramayan bir kadin nasip olur da evde suresiz bir huzursuzluk hali hasil olursa, sanki o ortamda cok mu guzel cocuk yetistirilir ya da kalben ve ruhen doyuma ulasilir?…” derseniz, haklisiniz. Burasi benim de tikandigim bir nokta ama en azindan o durumda basarisiz oldugunuz takdirde diyebilirsiniz ki, “Allah’im ben senin rizan icin ve senin razi olacagina inandigim bir hanimla yuva kurdum ama boyle oldu”. Yani bastaki niyetiniz, Allah rizasi icin Musluman evlatlar yetistirecek saliha bir hanim olur ve siz evlilik surecinde elinizden geleni yaparsiniz. Mutlu olmasaniz da, vicdanen huzurlu olursunuz. Bunu da en kotu ihtimali hesaba katarak soyluyorum. Insaallah mutlu da olursunuz. :)

    Kendimi dusunuyorum, iyi bir karakter karsima ciksa ama Islami konularda zaafiyeti olsa ne yapardim? Bir kadin ile erkegin durumu daha farkli, belki kiyas etmek yanlis olur. Cunku ben himaye altina girecegim ama siz himaye edeceksiniz. O yuzden benim acimdan bu soru daha riskli ama yine de mukemmeli yakalayamayacagimin bilincinde olarak sanirim Islami konularda gosterdigi zaafiyet, karakterindeki duzgunluge galebe calardi. Yani bu riski alamazdim.
    Mukemmel olmaz, zaten biz de mukemmel olamayiz ama sunu dileyebiliriz Allah’dan, en azindan iki yonlu de biraz biraz.. yani eksigi olacaksa da busbutun bir yonden degil de dengeli bir sekilde iki yonlu olsun ki hem dunya hem ahiret imtihanimi tek yonlu busbutun agirlastirmasin.
    Bu arada estagfirullah. Odunlasma degil, romantizm zaten evliligin olmazsa olmazi da degil. Romantizm gecici, iyi duygular kalici. Iyiliginizi ve sefkat hissinizi hic yitirmemeniz umuduyla.
    Allah hayirlisiyla en dogru karari verdirsin.
    Selametle kalin.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Çok sağolun Feyaza Hanım. Vaktiniz aldım, emeğiniz ve cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Abdullah Bir Bey de sağolsun. Dışardan ve tarafsız bir bakışa ihtiyacım vardı. İçinde bulunduğum durum biraz olsun düzlüğe çıktı.

      Eğitim konusundaki değerlendirmenizden gerçekten istifade ettim. Şöyle bir durum da var, evlendikten sonra, gerek aile, gerek iş, artan sorumluluklar insanın tüm vaktini almaya başlıyor. İş dışındaki vaktimi de okuyarak veya çalışarak geçirmeye, etrafıma da vakit ayırmaya çalışırken evlilikte yükümüzü hafifletebilecek bir eşimiz olmaz ise nasıl altından kalkabiliriz sorusu cevapsız kalıyordu. Eşlerin ikisinin de çalışması durumu da böyle.

      Hakkımızda hayırlısı cümleten. Rabbim sizi hayırlara vesile kılsın. İki cihanda güzellikler ihsan eylesin.

      Selametle..

      • Feyza diyor ki:

        Rica ederim Mustafa bey, faydamiz olduysa ne mutlu. Buna benzer konulari “kadinlarin calismak istememesi” ile ilgili meselelerde de bolca konusup tartismistik. Yine “gayrimuslimle evlilik” bahsinde de detayli tartismistik. Dilerseniz fikir edinmek icin goz gezdirin. Karsit gorusleri de degerlendirmis olursunuz.
        Hayirli Cumalar.

        Abdullah abi,
        Tesekkur edeeim ama,
        yabanci gelin ve bolge insanlari hakkinda sizin gibi bilgi sahibi olmam mumkun degil :) Yahya beyin de bu konudaki bilgi ve tecrubelerine guveniyorum, cunku siz ikiniz o tarafin insanlarini sanirim yakindan da taniyorsunuz. Bir ara Azeri lehcesiyle de yazismistiniz. O yuzden bilgilendirmeniz guzel oldu. Benimkisi yalnizca ufak tefek sosyal gozlem ve tahminlerdsn ibaret.

        Aslinda baska bolgelerin insanlari hakkinda da genel izlenimleriniz olursa burada paylasin. Tabi her insani o bolgenin cogunlugunun tasidigi kaliplasmis ozelliklerin icine sıkıştırmak dogru olmaz ama belki niyeti olanlar icin bir nebze fikir olur.
        Allah’a emanet olun abi. Hayirli Cumalar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Daha önce bu platform da ” NEDEN VE KİMLER YABANCI KADINLARLA EVLENME(ME)Lİ” seklinde bir soru sorulmuştu.

      Feyza kardeşimin Mustafa beye cevaben yazdığı bu yazı bu sorunun cevabını çok güzel ve detaylı şekilde veren bir yazı.

      Bu yazının da yukarıda ki soru seklinın yazı başlığı yapılarak müstakil bir yazı olarak yayınlanması yabancı kadınlar ile evlilik yapmak isteyen bir çok Türk erkeğinin bu konuda kafasında oluşan sorulara cevap olacaktır inşaallah.

      Eline, basiretine ve yüreğine sağlık Feyza kardeşim.

    • .../nisa diyor ki:

      Mustafa bey,

      Öncelikle hakkınızda hayırlı olan neyse Rabbim adımlarınızı bu yönde attırsın. Feyza hanım çok güzel ve detaylı olarak durumunun her iki yönünü de size açıklamış. Hanım efendiyi siz görüp tahlil ettiğiniz için son karar elbette sizin.

      Sizin yazmış olduğunuz durumlardan sonra benim naçizane zihnimde oluşan sonuç beklentilerin uyuşmadığı hanım efendi ahlaki yönden kuvvetli olsa da bu evlilik için yeterli değil usulünce edebe uygun şekilde olmayacağını belirtmeniz sizi çıkmazın içinden kurtarabilir. Belirsizlik insanı yoran içten içe kemiren bir durumdur sürekli zihninizde kurcaladığınızda duygu dünyanızı da etkiler. Kendiniz hakkında estağfurullah odunlaşmış tabirini kullanmanız aslında duygusal olarak bir yorgunluğun yansıması.

      Karşınıza hem aklen hemde kalben uygun biri çıktığında bu evhamların hissizliklerin yerini neşe alır. Sabredin hayırlı insanın nasip olması dua edin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        “Karşınıza hem aklen hemde kalben uygun biri çıktığında bu evhamların hissizliklerin yerini neşe alır.”

        Ben bu konuda Mustafa kardeşimizi çok ama çok iyi anlıyorum ki hanım kardeşlerimiz belki anlayamayabilir. Bu bahsettiğiniz durum olsa bile karşımıza çıkan kız ben biraz sabredeyim bu adamın hissizliği zamanla gider der mi? Demez :) İşyerindeki hanım arkadaşın bana bir kızın seni sevebilmesi için seni zamanla tanıması lazım dediği durum. Halbuki gerçekte olan nedir? Kızla görüşülür elbette bu hissizlik durumu kıza yansır. Kız da bu duygusal çekingenliğe karşı iyi bir insandı ama bana robot gibi davranıyordu der ve zamanla ilişkinin yumuşayacağını hesap etmeyip erkeğe yol verir adamın kalbini kırmışlar canını sıkmışlar sabredeyim demez :) (kimse üstüne alınmasın burada) Sizin yerini neşe alır dediğiniz durumların hayalini bile kurmuyorum artık. :) Geçenlerde memlekette bir evden gelen kötü kokular sebebiyle polise haber verilmiş. Yalnız yaşayan altmışlı yaşlardaki erkek ölü bulunmuş. Ne olmuş da ölmüş ne zaman ölmüş henüz bilinmiyor. Elbette herkesin imtihanı farklı. Ben şahsen bu küçük duruma bile çarşaf çarşaf yorum yazıyorsam Arakandaki müslüman kardeşlerimizin ansiklopedi yazması gerekir. Bu yüzden çok şükür halimize ki imtihanımız biraz daha kolay….

        Selametle.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          “bir kızın seni sevebilmesi için seni zamanla tanıması lazım dediği durum.” Bence buna gerek yok. Sitemizin ismini verip rumuzunuzu yazıp hissiyatımı kaygılarımı burada yazdım buradan nasıl biri olduğum anlaşılır demeniz yeterli. Yorumlarınızı okuduktan sonra bence olumlu yada olumsuz yanıtını verir. Flört yada tamam mı devam mı diye sorma niyetinde ise gerekli sert cevabı alır sizin dünya görüşünüze uygun biriyse bence yeşil ışık yanar.

          Aslında aklıma şuda geldi bundan sonra evlilik görüşmeleri olursa kendimizi anlatan bir kitapçık hazırlayalım.

          1- Şu hassasiyetleri bulunmaktadır.
          2- Şu noktaları tolere edebilir.
          3- Şu noktalarda fazlasıyla yorulmuştur daha fazla yormayınız dikkat kuru kafa ünlem işareti koyalım.
          4- Şu noktaları teklif etmeyiniz aklınızdan dahi geçirmeyiniz gibi.
          5- Elektrik akım bilgileri volt amper de yazılabilir.
          6- Gerekli olduğu durumlarda aday powerbankını yanında bulundursun gibi öneriler olabilir.

          Bence hayal kurmaktan iyi olanı düşünmekten vazgeçmeyin aksi halde yaşamak daha zor. Sizinde yazdığınız gibi Arakan’daki müslümanların imtihanını düşününce bizimkisi yanında toz hükmünde. Allah yardımları olsun bizi de onlara yardımcı olmaya vesile kılsın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Öncelikle duanıza amin diyorum. Bahsettiğiniz yazma olayını da okumuştum tavsiye ediyorlar karşımızdaki adayı tartmak için. Hayallerin bittiği yerde gerçekler başlıyor…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Burçları bahane etmek bile varmış. Bende oğlak burcuyum biraz dobra olurlarmış karşımdaki insanın kalbi kırılırmış kırılmazmış bakmadan ağzıma geleni söyleyeyim sonra ne yapabilirim benim burcum böyle elimde değil iradem yok dilinde kemiği yok bahaneler uzayıp gider.

            Ben hayatım boyunca içimden inanmadığım hoşlanmadığım sevmediğim birşey için önce iltifatlar sıralayıp sonrasında samimiyetsizce etkilenmedim demedim. Daha öncede yazmıştım zihnim sonuç odaklı olduğu için bu iyi mi kötü mü bilmiyorum sonucunu göremediğim tereddüt ettiğim bir durumu uzatmıyorum hakkında baştan emin konuşamıyorum. Bunu da hayat öğretti.

            Nlp tekniklerini duymuşsunuzdur insanlar arasındaki iletişimde bununda payı büyükmüş bazen iletişim kazalarından yada doğru anlaşamama sebebiyle görüşmeler yılan hikayesine dönüyor olabilir. Eşler arasındaki iletişimde böyle vakalara rastlanılmış. İşitsel görsel ve dokunsal üç tür beyin var bununla beraber sağ duygu sol mantıkmış. İşin garip tarafı çoğu kez insanı kabak gibi ortaya çıkarıyormuş. Biraz bu konulara da bakalım belki faydasını görürüz iletişimde.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Ben de başak burcu olduğum için çok sıkıcı bir insanmışım. Müzmin bekarlar bu burçtan çıkarmış ve evlenemezmişim. Dahası bir kadın cinsel aktivite beklememeliymiş bu burçtan olan erkeklerden. Demek ki benzer sebeplerle burada da çok itici olduğum söylendi. Burcum böyle olduğuna göre demek ki benim bir kalbim ve duygularım yok. Hem bundan sonra bekarların evlenememe sebepleri arasına başak burcundan olmaları diye yazılsın. Hatta yine kızın biri bana karşı bahane üretecek olursa sen yorulma burcun başak o yüzden olmaz diye söyle diyelim :)

            Nlp tekniklerini duymuştum ama çok hitap etmemişti zamanında bana. Kişisel gelişim mevzularına hep mesafeli oldum. Ego kokuyor buram buram ve insanları sömürüyorlar. Ben beden diliyle ilgilendim zamanında ve arkadaşlar psikoanaliz yeteneğim olduğunu söyler. Ne derece doğru bilemem. Hayırlısı olsun :)
            Selametle.

    • .../nisa diyor ki:

      Feyza hanım,

      Çok güzel bir noktaya işaret etmişsiniz. Sizin karşılaşmadığınız her iki durumla da ben karşılaştım. Ahlak olarak düzgün olduğu halde ibadet noktasında anlaşamadığımız yine ibadet ilim noktasında bilgili olmasına karşı karakter anlamında zor geçimsiz olan adaylarla karşılaştım. İki halde çok önemli hem ahlak hem dindarlık biri olmadan diğeri eksik kalıyor.

      • Feyza diyor ki:

        Nisa hnm,
        Aslinda birebir ayni olmasa da bu duruma benzer birseyi ben de yasadim. Kafa yapisi ve karakter bazinda cok uygun oldugumuzu dusundugum bir adayla dini konularda ayrilik gorunce vazgecmistim. Namaz kiliyordu o anlamda sorun yoktu fakat kimine gore detay bana gore ise onemli mevzularda aykiri goruslere sahipti. Notr oldugu zaman yine anlasilir ama biraz uc noktaya meyilli olunca hakikaten uyum saglamak zor olurdu.
        Bunu sanirim burada da paylasmistim, sanki su an oyle hatirladim.

        • .../nisa diyor ki:

          Feyza hanım,

          Evet hatırladım şimdi inşaAllah diğer kısım olan dini ilmi olup zor geçimsiz tabiatlı kişilerle karşılaşmazsınız hayırlı sükun olacak kişi nasip olsun. Daha önce yazdığınız durum uç noktalardı belki ibadet gibi hemen teşhis edemeseniz de daha da tehlikeli. Allah yardımcımız olsun.

          Cümleten cuma günümüz mübarek olsun.

  13. Sadece Fatih diyor ki:

    Hoşlanma, Elektrik Alma ve Sevgiye Dair

    Mantıktaki üçüncü halin imkansızlığı prensibini çoğumuz biliriz. Hani bu ilkeye göre bir şey “Ya vardır ya da yoktur”. Mevcut durumla ilgili 3. bir hal mümkün
    olamaz. Ancak söz konusu insan olduğunda 3. bir hal daha vardır ki o da “Var zannetmektir.”
    Evet: Var zannetmek!..
    Var zannetmek, var diyemeyeceğimiz (çünkü yok) yok da kabul edemeyeceğimiz (en azından beyinlerimizde var) durumlar için geçerlidir.
    Bu meyanda sormak istiyorum: Karşılıksız sevgi var mıdır sahiden?
    Ben onu beş parasız olduğunu bile bile sevdim. Ne karşılığından bahsediyorsunuz siz?”
    _Bir soru sorabilir miyim hanımefendi,
    _Tabiki, buyrun sorun.
    _Neden “O” peki?
    _Duygularınıza cevap verebilen birini sevmiş olmak karşılıksız sevmiş olmak mıdır?
    _Siz kendiniz için en önemli karşılığı istediniz ve aldınız oysa. Hem de peşin: Sevdiğiniz insanı…Sevme doyumunu. Bunun yaşattığı tarifsiz mutluluğu…
    Hiç hoşlanmadığınız, hiç istemediğiniz, hiç bir zaman da isteyemeyeceğiniz birini ancak karşılıksız sevebilirsiniz.
    Var mıdır böyle birini sevebilen? Varsa üç adım öne çıksın. Birbirimizi kandırmayalım. Ben size gerçekten karşılıksız sevebileceğiniz bir insan göstereyim,
    lütfen gidin, buyrun, onu sevin? Var mı cesaretiniz?
    Sevginin karşılıksızından vazgeçtim ben. “Sevgi var mıdır” sahiden? Yoksa onu da mı var zannediyoruz?
    Hayır, yaşadığımız sevgi var; aradığımız sevgi yok… Var gibi görünüyor sadece. O da bir süreliğine. Çöldeki susuz bir insanın uzaktan gördüğü, yanına
    gelindiğinde ise kaybolan bir serap gibi.
    Evet sevgi var!
    Bundan ailemi sevdiğimden şüphe duymadığım kadar eminim. Ailemi seviyorum. Ailemi sevdiğimi nereden biliyorum? Doğru, cidden insan sevip
    sevmediğini nasıl bilir! Bir defa kalbim ailemin adını her ağzıma alışımda kıpır kıpır atmıyor. Ama onları özlüyorum. İnsan sadece sevdiğini özlemez mi!
    Evet… Ya ailem hep yanımda olsaydı! O zaman özlem de olmayacaktı.
    O zaman nasıl bilebilirdim sahiden ailemi çok sevdiğimi! Sevgi nedir gerçekten? Emareleri yok mudur şunun Allah aşkına! Korktuğumuzu biliriz. Kızdığımızı
    da. Nefret ettiğimizi biliriz, özlediğimizi de.
    Ya sevdiğimizi?
    Peki ama nasıl? Sevdiğimizi gerçekten de nasıl biliriz?
    İçimden, “Sevdiğim insanla daima beraber olmak, hiç ayrı kalmamak gelir. Ayrı kaldığımda O’ nu çok özlerim” demek geliyor.
    O halde sevgi; ayrıkaldığımızda özlemekle, beraberken de haz duymak, hiç ayrı kalmayı istememekle karakterize olan bir duygu biçimi olabilir mi?
    Eğer sevgi bu ise, bu sevgi var… Hem de her yerde. Peki o zaman ayrı kaldığımızda özlediğimiz, beraber olmaktan da son derece keyif aldığımız nice
    insanları neden sevememekten yakınırız? Özlem vardır, birliktelikten duyulan keyif vardır ama sorulduğunda niçin “sevgi yok” deriz?.
    Neden?
    “Bunlar yetmez ki deriz, sevgi başka bir şeydir!”
    Nedir o zaman sevgi?
    “Bilmiyorum, nasıl desem, sanki… Bilmiyorum işte, başka bir duygu yani… Daha başka olmalı. Daha başka, daha özel bir şeyler hissetmeliyim!”
    _Ne hissetmelisiniz?
    _Daha özel, daha başka bir şey!
    Bu daha özel olan birşeyin ne olduğun bilen varsa o da beri gelsin.
    “Sanırım yaşadığımız ama göremediğimiz sevgi var… Hepimizin aradığı, ama hiç kimsenin pek bulamadığı sevgi ise sanıırm yok…”
    Ne dersiniz?
    Yoksa, sadece isteğimize bakıyor ve “istiyorsak vardır” diye mi düşünüyoruz acaba!
    Ayşe H. ( 25 ) anlatıyor:
    “2 ay oldu tanışalı. Kafa dengi birisi. Saygılı, kibar, hoş sohbet çocuk. Ona çok alıştım. Yokluğunu hissediyorum. Olmayınca arıyorum. Özlüyorum Onu.
    Onunla vakit çok güzel geçiyor. O varken zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anlayamıyorum bile.”
    _ Seviyor musunuz o insanı?
    “Hayır… Zannetmiyorum. Yok, yok olamaz… Bu sevgi değil. Yo, sevgi bu olamaz, sanmıyorum… Onu bir dostumu özler gibi özlüyorum galiba. Sevgi daha
    başka bir şey olmalı?”
    _ Ne olmalı, nasıl bir şey olmalı sevgi?
    _Bilmiyorum…
    Oysa biz biliyoruz ki sevgi, sevgidir. Niteliği değil, yoğunluğu ve ömrü değişir sadece. Niteliği değiştiğinde ise o duygu zaten sevgi olmaktan çıkar. Başka bir
    duygu olur. Karanlıktan korkmakla köpekten korkmak aynı tür bir duygudur: Korkudur. Niteliği değil, yoğunluğu farklıdır sadece.
    Biz acaba duygularımızdaki yoğunluk farklılığını nitelik farklılığı olarak mı görüyoruz? “Bu daha farklı bir sevgi” tabirini bunun için mi kullanıyoruz?
    Ondan mıdır ki, söz konusu özel kişi olunca, onda adını koyamadığımız, ancak “farklı, bambaşka” diye üstünkörü bir biçimde ifade etmeye çalıştığımız,
    mahiyetini bile açıklayamadığımız sevgi duygusunu arıyoruz?
    Olmayan bir sevginin peşinden koşarken aslında sahip olduğumuz sevgi duygusunu “hayır bu o değil, bu olmamalı” diyerek fark etmeden, bilmeden,
    görmeden, göremeden atlıyor muyuz üzerinden acaba?
    Korkarım ki böyle yapıyoruz. Belki hepimiz değil ama çoğumuz…
    Sevgiyi kafamızda çok farklı bir yere oturtmuş, çok farklı bir anlam giydirmişiz. Çok farklı ve bambaşka anlamlarla süsleyip bezemişiz onu. Kuşkusuz ki
    bunda film, sinema, şarkı, müzik vb. tek taraflı telkinlerle yüklenişimizin etkisi büyüktür. İnsan, mantığının almadığı bir öneriyi bile, ısrarlı ve tek yanlı telkinler
    sonunda kabul edebilir. İnsanoğlu telkine karşı açıktır. Evet, bilimsellik kaygısı güdülmeden, gerçeği ne kadar yansıtıyor buna bakılmadan, ticari ve daha
    başka çıkar duyguları ile ortaya konulan; teknolojinin de nimetlerinin kullanılması suretiyle daha etkin hale getirilen güçlü telkin vasıtaları ile ve tek taraflı
    olarak sürekli şartlandırılıyoruz.
    Sonra da hayalimizde yarattığımız o güzel ama olmayan duygunun peşine takılıp gidiyoruz. Çölde su arayan bedevi gibi yana yakıla arıyoruz. Olmayan bir
    duygu bulunabilir mi? Olmayan bir sevgiye -velev ki çok güzel bile olsa- sahip olunabilir mi? Olmasını istediğimizin ardından koşuyoruz, her olmasını
    istediğimizin olmadığını bilmeden, bilemeden… Ne iyi insanları, ne güzel kısmetleri geri çeviriyoruz, sevemedim, elektrik alamadım diyerek sonra da.
    Oysa ki sevgi;
    a) Yeteri kadar yoğunluktaki,
    b) Yeteri kadar süredeki ve
    c) Yeteri kadar çeşitlilikteki paylaşımın doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan bir duygudur.
    Yani;
    1. Yeteri kadar şeyi,
    2. Yeteri kadar sürede ve
    3.Yeteri kadar çeşitlilikte paylaşmışsak eğer sevgi kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır.
    Bu koşullar yerine geldiği halde sevgi ortaya çıkmaış ise, çıkmıyorsa, kaçınılmaz olarak yeşermesi gereken duygularımızı biz, evet kendimiz, bizzat kendi
    ellerimizle engelliyoruz demektir: Yanlış kalıp düşüncelerimizle, hatalı bilişlerimizle, işlevsiz inanç ve şartlanmışlıklarımızla, en çok da önyargılarımızla…
    Çoğu insan sevebilmesi için hoşlanmasının, elektrik almasının gerektiğine dair yanlış bir bilişe sahiptir. Bu yanlış biliş, yukarıda da belirttiğim gibi, pek çok
    uyarıcı tarafından beslendiği için çok güçlüdür. Güçlü olduğu için de kimse bu bilişin doğruluğu – yanlışlığı üzerinde hiç kafa yormaz. . Doğruluğu peşinen
    ve mutlak surette, koşulsuz olarak kabul edilmiştir.
    Dolayısı ile, ancak hoşlandığımız insana yeteri kadar paylaşım fırsatını tanırız. Yani, ancak hoşlandığımız insana tanırız, sevginin oluşması için gerekli
    şartların tam olarak yerine getirilmesi olanağını. Çünkü, ancak hoşlandığımız, sadece elektrik aldığımız bir insanı sevebileceğimizi zannederiz. Sırf bu
    nedenle, sadece ve sadece hoşlandığımız, elektrik aldığımız insanla yeteri kadar şeyi, yeteri kadar sürede ve yeteri kadar yoğunlukta paylaşırız. Evet, sırf
    bu nedenle, sadece hoşlanılan insana şans tanırız:
    Bu durumda sevgi evet, ortaya çıkar. Fakat biz söz konusu sevginin; şartları yerine getirilmiş, gerekli koşulları sağlanmış bir paylaşımın değil de
    hoşlanmanın, elektirk almanın bir sonucu olarak ortaya çıktığını zannederiz bu
    sefer de. Ve böylece bu yanlış düşünce, bu yanlış biliş zihinlerde doğrulanmış, iyice pekiştirilmiş olur.
    1. Hoşlanma,
    2. Mantıksal uygunluk veya
    3. Zorunluluk…
    Paylaşım gerekçeniz her ne olursa olsun, SEVGİ; şartları yerine getirilmiş paylaşımın kaçınılmaz bir neticesi olarak ortaya çıkacaktır.
    Siz, sadece, artık, ortaya çıkan bu duygunun var olan ve var olabilecek yegane sevgi olduğunu bilin.
    Evet, böylesi bir durumda yaşayacağınız sevgi var olan yegane sevgidir, başka şey değil. Yeter ki üzerinden atlamayın, onu çok uzaklarda ve ötelerde
    aramayın.

    Psk. İzzet Güllü

    • Feyza diyor ki:

      Olumsuz ve itici gelen bir durum sozkonusu degilse eger, kafa dengi olunmasi, karakterlerin uyusmasi, ilgi alanlarinin benzerligi, sohbet edebilme beklentisinin karsilanmasi sonucunda kiz ve erkek arasinda mutlaka birseyler olusacaktir.
      Yani birseylerin olusmasi icin degil ama olusmasina imkan taninmasi icin notr kalinmasi yeterli olabilir.
      Ama bastan itici bulunan durumlar varsa. Bu dis gorunusle de ilgili olabilir konusma, yaklasim, hayat gorusu gibi daha karaktere yakin konularla da ilgili olabilir.
      *Bundan bir sevginin dogacagina inanmiyorum.*
      Belki ilk etapta goz yumulabilir, gormezden gelinebilir. Ama evlenip hayatin yuku agirlasinca ve odullendirmeler azalinca yumulan gozler faltasi gibi acilip bu defa baska turlu vesveseler bu itici buldugunuz durumlari gozunuzun icine icine sokabilir.
      O yuzden ilk etapta rahatsiz edici bir durum yoksa devam edilebilinir. Varsa hic uzatmadan uzaklasilmali. Karsi tarafin duygularina da yazik. Itici gelen kismi kendi icimde tolere edeyim diye uc kez dort bes kez gorusme yapilip sonra isinamistim demek de ne kadar insani?
      Bir erkek kadini sevgisiyle, konusmalariyla da kendisine baglayabilir. Duygusal yapisini muhafaza edebilen kadinlarin, kendini sevdigini gosteren ve sahiplenen bir erkege baglanmasi cok zor degil.
      Dis gorunusu bu asamada kadinlar tolere edebilirler. Duygusal ihtiyaclari karsilandigi zaman, yakisikli erkek arayan bir kizin dahi citasi, yerlere dusebilir.
      Ama bir erkegin dis gorunum konusunda en azindan itici bulmamasi ve birseyleri tolere etme zorunda olmayacak bir begeniye sahip olmasi bana kalirsa onemli. (Lutfen bu konuyu tesetturle bagdastirmayalim. “Tesetturluyum benim guzelligimi kim farkedecek” gibi evhama kapilmayalim)
      Iki cins arasinda bu anlamda biraz farklilik goruyorum.
      Bizim bir akrabamiz vardi. Zamaninda evlenmis uzak diyarlardan bir kizla ve pek de begenmemis ancak ailesinin israrini da kiramamis.
      Evlenince burnuna estetik ameliyat yaptirmis kizin, dislerini duzelttirmis, bircok asamadan gecirmis ama yine de isinamadim sevemedim deyip bir cocugu olduktan sonra baska bir kadinla severek evlenmis.
      O kadini taniyorum. O yillarini ben bilmesem de ailem biliyor anlatirlar, cok sabirli bir kadin oldugunu ve kendisini sevdirmek icin ne fedakarliklar yaptigini ve karakter olarak oyle duzgun bir insan ki, ama bunlar kâr etmedi. Gencecik yillarini bekar gecirmek zorunda kaldi, hem o kadar operasyon gecirmek ustelik o zamanin teknolojisini ve tip dunyasinda estetigin bu kadar yaygin olmadigini ve daha riskli, daha aci verici oldugunu, toplumda da daha fazla yadirgandigini hesaba katarsak. Sonra kucuk cocuguyla baba evine donmek…
      Cok aci bir durum.
      O yuzden bir erkegin o kivilcimi gorsel anlamda almasi, isinmasi begenmesi en azindan itici bulmamasi onemli. Gerisi karakterle ilgili ve zamanla olusursa olusur.
      Bir kadinin da erkekte o sahiplenici tavri gormesi ve karsisinda beton gibi ruhsuz bir erkek degil de konusan, sohbet eden, hayata dair zevkleri olan, kendini net ifade edebilen ve kararli bir erkek bulmasi onemli. Bu konuda kriterler degisebilir ben kendi acimdan olanini yazdim.
      Kivilcimdan elektrikten kastimiz bu aslinda. Yani aninda ana trafoya baglanip elektrosok gecirmek degil de.. :)
      Herhalde boyle birsey olmali.
      Karsiliksiz sevgi konusuna ise katiliyorum. Bu benim de dusundugum birseydi.
      En karsiliksiz hatta en platonik sevgilerde dahi, insan sevilme ihtiyacini gideremese de ruhun sevme ihtiyacini o kisi ile temin ederek, ruhsal doyuma ulasarak, hesap etmedigi karsiliklari sevdigi kisiden otomatikman elde edecektir.
      Hatta en saf sevgi olarak nitelendirdigimiz anne sevgisi dahi dusundugumuzde yuzde yuz saf ve karsiliksiz bir sevgi degildir. Cunku annelik icgudusu kadinlarda var ve yasi ilerleyip anne olamamis kadinlarin, bu duygunun acligini yasadigini gozlemliyoruz. Bir anne de bebegi olunca, ruhunun anne olma ihtiyacini o bebegiyle temin etmis oldugundan bu sevgi dahi yuzde yuz karsiliksiz degildir. Karsiliginda ruhunuzun, sevme sefkat gosterme, koruma sahiplenme ihtiyaclarini bu bebeginiz vesilesiyle giderirsiniz. Yani bebek de hem mesuliyeti buyuk bir emanet ama ayni zamanda bir “armagandir.” Sadece bu sevgi fedakarligi bol bir sevgidir, ruhunuz severek doyuma ulasir ve bu fedakarliklari, Allah’in icinize yerlestirdigi sevginizin gucuyle yapabilirsiniz. Mesuliyeti buyuk kilmasina nazaran Allah, evladin sevgisini ve anne baba olma ihtiyacini da insan ruhunda daha guclu vermistir kalbine insanin.
      Yani siz bebeginize kosulsuz sevginizi sunarken, o da size anne olma duygusunu Allah’in izniyle tattirmis olarak yine sizin ruhunuzu besler.
      Bu anlamda karsiliksiz sevgi diye bir kavramin olduguna inanmiyorum. Her sevgi karsilikli. Hatta biz aciz kullar Allah’i zikrederken dahi kalbimizde bir lezzet duyuyoruz. Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur buyurulmasinin hikmeti.
      Ahirete dair Cennet nimetini dahi bir kenara biraksak zikir ile de kalben tatmin olup surur duyuyoruz. Yani ulvi de olsa bir karsilik aliyoruz. Sevmekten, anmaktan, tefekkur etmekten zevk alarak bunu devam ettirebiliyoruz.
      Iste sevmek, dusunmekten haz almak, baglanmak, ozlemek, vasil olmak ruhun ihtiyaclari. Kimimiz kula hasrederek teskin ettigimizi zannediyoruz, kimimiz Allah’a yonelerek sevip teskin ediyoruz kalplerimizi ama aslinda bizim gibi siradan insanlar icin hicbir sevgi karsiliksiz degil. Hepsinde ruhun istifadesi sozkonusu.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Sizin yorumunuz bazı durumları örneklendirmek açısından güzel olmuş, hatta bazı noktalarda muhalefet ediyor gibi olacağım ama evvelinde paylaştığım yazıyla ilgili birkaç noktaya değineyim.

        Bir insan bu siteye gelip bazı yorumları yazıları okuyor ve anlıyorsa genelde üç aşağı beş yukarı hayat görüşü yazıyı yazan İzzet Bey ile yakın oluyor. Ancak bizlerden çok ama çok farklı hayat görüşlerine sahip olan yerli ve yabancı bazı yazarlar da aynı şeyi söylüyor. Hatta benim defalarca yazdığım şema psikolojisi ya da elektra kompleksi(bayanların babalarına benzeyen erkeklerden ilk görüşmelerde elektrik alması) irdelenirken bu konuyu da işliyorlar ve diyorlar ki kıvılcım, elektrik peşinde koşarak kaliteli insanlarla yuva kurma fırsatını kaçırıyorsunuz. Sabırsızlık yapıyor, takıntılarınıza ya da bilinçaltınıza boyun eğiyorsunuz diyorlar. Yani diyelim ki bu yazı bizim kafadan yazılmış olduğu için bazı genç arkadaşlar itiraz etsin, ancak bakın, objektif davranabilen her bilgili insan yuva kurmanın mantıkla olacağını ve sevginin beraberinde gelen kaçınılmaz bir öğe olduğunu yazıyor. Buradaki yorumlarda da defalarca yazıldı, bir süre göz göze bakması istenen çiftler soluğu nikah dairesinde aldı. Fıtrat bu sonuçta, iki cins birbirini çeker.

        Bu yazıyı doğruladığım yerlerden birisi karma eğitim sisteminin olduğu yerlerdir. Burada insanların aynı ortamda bulunması için beraber dışarıda buluşmaları gerekmiyor. En basitinden ödevler vb. insanlar birbiriyle muhatap oluyor. Görücü usulü görüşseler kadın ve erkeğin belki de ısınamadım diyerek bırakacağı durumlar olacakken aynı ortamda yapılan paylaşımlar ki genelde üniversitenin ilk yıllarında olur uzun süreli olunca bir bakıyoruz ki gençler birbirine ısınmış bu sitede bize ailemizi nasıl ikna ederiz diye yazıyor :)

        Şimdi sıra size geldi Feyza Hanım.

        “…birseylerin olusmasi icin degil ama olusmasina imkan taninmasi icin notr kalinmasi yeterli olabilir.”

        Aynen öyle. Ben bu durumu yaşamıştım. Kızdan çarpılırcasına hoşlanmadım hatta hiç etkilenmedim ama itici de gelmedi, ben bu kızla yapabilir miyim yaparım dedim. Ertesi sene ise farklı olmuştu, kızdan etkilenmiştim. Konsept olarak değişen bir şey olmamıştı. Sonuçta amacım yine karşımdaki insanı tanımaya çalışmaktı.

        Buradan günümüz kızlarına özellikle genç yaştakilere tavsiyem bu yazıyı defalarca okusunlar. Kıvılcım cereyan derken bakın neler gidiyor. İşyerindeki ablalar bu bilinç için yaş sınırının 25-26 olduğunu söylerdi bence otuz bile az ki bana 33-34 yaşındakilerle evlenmen lazım diyorlar…

        Yalnız burada ince bir nokta daha var. Nereye kadar nötr kalmak. Nikahta keramet vardır deyip sabretmek mi yoksa evvelinde de o duygu yoğunluğunu yaşamak mı.

        “Ama bastan itici bulunan durumlar varsa…”

        Bu cümle çok güzel. İtici durumlar olması elektrik almanıza engel değil. Ya da elektrik almanız itici durumlar olmayacağı anlamına gelmiyor. Karşılıklı ısınma bile olsa ben adamla/kadınla yapamam diyebiliyorsunuz. Evlilik, aynı evde yaşamak apayrı bir şeydir bir insandan hoşlanmak yeterli değildir.

        “Bir erkek kadini sevgisiyle, konusmalariyla da kendisine baglayabilir. Duygusal yapisini muhafaza edebilen kadinlarin, kendini sevdigini gosteren ve sahiplenen bir erkege baglanmasi cok zor degil.”

        Geldik mi zurnanın zart dediği yere :) Bir erkeğin belki de ömründe ilk defa gördüğü ve sonrasında bir iki defa görüştüğü kıza bu kadar kısa sürede sevgi beslemesini beklemek ne derece mantıklı? Siz de onu üçüncüye gördünüz o da sizi üçüncüye gördü. Sizden hoşlandıysa ya da hoşlanacağını düşünüyorsa ve sizinle ilgileniyorsa ışık görmüştür ancak sizi çok sevdiğini söylerse bu bana pek inandırıcı gelmez. Aşırı hoşlanma, etkilenme olabilir ama dediğim gibi bu yuva kurmak için tek başına yeterli değildir. Bir kız sırf bir erkek kendisinden hoşlanıyor diye yeşil ışık yakarsa hata yapacağı gibi sırf yaklaşımı nötr diye karşısındaki insana empati yapmayıp tanımaya çalışmasına anlayış göstermeyip nazı abartırsa ya da ısrarla kıvılcım derse bu da hatadır.

        Bir diğer nokta da duygusal yapısını muhafaza eden kadın tabiri. Feyza Hanım bunu sizin açmanız daha doğru olur ama biraz ütopik geldi bana, kimseyi eleştirmiyor ya da suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. Bu kadın flört etmemiş, feminizm etkisi altında kalmamış, popüler kültürün dayattığı film dizi vb. kapitalist romantizme kendisini kaptırmamış birisidir bence. Ben şahsen böyle birini hak etmezken bir kızdan bu donanımda olmasını bekleyemem ama varsa da hayır demem :)

        “Ama bir erkegin dis gorunum konusunda en azindan itici bulmamasi ve birseyleri tolere etme zorunda olmayacak bir begeniye sahip olmasi bana kalirsa onemli.”

        Evet. Doğru. Ancak dış görünüşe giren şeyler salt fizik değildir. Hatta salt fizik çok az yer kaplar. Ses tonu, bakışlar, jest mimikler, hareketlerdeki kadınsılık. (Kadınsı hareket neymiş kızlarımız bakabilir. Kastettiğim kendini pazarlayanların yaptığı değil. El kol hareketlerindeki zariflik, yürüyüşteki zariflik, konuşmadaki zariflik. Nasıl ki erkeksilik motor becerileriyle ilişkilendirilip sert vücut hareketleriyle tanımlanıyorsa kadınsılık da aynı orandaki yumuşak hareketlerle tanımlanır. Onaylamak anlamında kafayı aşağı yukarı sallamak mesela, erkek ve kadında doğrudan ayrım görülür.)

        Verdiğiniz örnek gerçekten üzücü. Ancak çözüm sanki yanlış yerlerde aranmış gibi. Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı mı olmamış yoksa nasip kısmet değilmiymiş bilemiyoruz. Bir erkek bir kadınla aynı yatağa girebiliyorsa kalanı bahanedir başka sorunlar vardır.(En azından bendeki yazılım o şekilde)

        “O yuzden bir erkegin o kivilcimi gorsel anlamda almasi, isinmasi begenmesi en azindan itici bulmamasi onemli.”

        İtici bulmaması yeterlidir, beğenmesi gerekmez. Ancak evlendikten sonra dahi seçme hakkı olduğuna kendini inandırmış bir erkeğe bunu anlatamayabilirsiniz. İçgüdüdür çünkü. Ve çok eşlilik yasal olsaydı belki de iki eşinde maddi manevi zulmetmeden sahip çıkabilir ama birisine kalbinde daha çok yer ayırabilirdi belki de. Erkek nikahlanınca kapıları kapatmalı kapatmıyorsa bu işin bahanesi olmaz. Kapıları kapatmamak demek illa ki başkasıyla görüşmek, aldatmak değildir, fırsat kollamaktır. Hır çıkartıp boşanıp başkasına yönelmek de bir göstergedir.

        “Bir kadinin da erkekte o sahiplenici tavri gormesi ve karsisinda beton gibi ruhsuz bir erkek degil de konusan, sohbet eden, hayata dair zevkleri olan, kendini net ifade edebilen ve kararli bir erkek bulmasi onemli. Bu konuda kriterler degisebilir ben kendi acimdan olanini yazdim.”

        Zevkler ve renkler tartışılmaz :) Burada benim gördüğüm şey şu. İki kriter olmazsa olmaz. Birincisi sahiplenici tavır, ikincisi ise kararlılık. Kalanlar göreceli ama bu iki kriter hatta üçüncüyü ekleyelim, özgüven olmazsa olmaz. Yoksa kimisi sohbet etmeyen cool birisini isteyebilir. Tercih meselesidir.

        Şimdi ben de geçen yıl bu zamanlar başımdan geçeni anlatayım ki önceden kabaca anlatmıştım. Arkadaş bu detayları herkesle paylaşma demişti ama burası herkes değil :)

        İşyerindeyiz, kız arkadaş muhabbeti yapıyorlarmış, benim yok dedim, oradan bir arkadaş bir arkadaşa senin hanımının yok mu öğretmen arkadaşları vb. derken çat fotoğrafımı çekti spontane ve gönderdi. Bana da kızın fotoğrafı geldi. Normalde fotoğrafa karşı olduğumu söylemiştim ama akış böyle oldu.

        Görüştürelim dediler. Kız tamam demiş, ben de tamam dedim ki mantıksal anlamda birçok kriterlerimiz karşılıklı tutuyor. Bir akşam kızla sözleştiler ve arkadaşım, hanımı, kız ve ben yemek yemek üzere buluştuk.

        Onlar benden önce varmışlardı, kızın karşısını boş bırakmışlar bilerek :) Ben de içeri girdim, selam verip oturdum. Önceden fotoğrafları gördüğümüzden dış görünüş anlamında sıkıntı olmasa da orada tekrar bir karşılıklı yoklama oldu ki kızın beni onayladığı belliydi ben de onu onayladım tekrardan. (Gerçekten güzelliği yerinde bir hanımdı.)

        Derken merhaba deyip oturdum. Ortaya kurduğum ilk cümleden sonra sıra kızla muhatap olmaya geldi. İşte ipler orada koptu. Ömrümde o kadar huzursuz olduğumu hatırlamıyorum. Ayıp olmayacağını bilsem kalkıp o an giderdim. Kızın yüzüne bakamıyorum. Kendimi zorluyorum, yok olmuyor, bakamıyorum. Ne zaman gözlerine bakmaya çalışsam ciddi bir huzursuzluk.

        Neyse yemekler yendi. Ardından başka bir yerde çay içelim dedik. Orada da aynı. Hatta kızın da benden hoşlanmadığını ancak bozuntuya vermemek için ayıp olmasın diye kendisini kastığını görebiliyordum.

        Eve gidiyorum. Yolda kendime kızıyorum karşına efendi birisi çıktı diye mi böyle yapıyorsun diye. Eve geldim, aracı arkadaşların tespiti doğru kız ben gibi. Düşünüyorum evde kendin gibi birisi olsa ne yaparsın diye. Arkadaşa mesaj atacağım elektrik alamadım diye, kıza kabahat bulabileceğim hiçbir şey yok. Derken ertesi gün şöyle düşündüm, bir kez daha görüşelim olmazsa bırakalım diye. Kızdan olumsuz cevap geldi.

        Arkadaşın eşine şöyle söylemiş. Efendi birisi, iyi birine benziyor ama o erkek sıcaklığını hissedemedim. Benim hissettiğim duygunun neredeyse birebir aynısı. Kıza elektrik veremedim ki hissettsin bir şeyler. Burada şöyle bir kazancımız oldu. Ben ikinciye talepte bulunduğum için kıza karşı beğenmemezlik yapmadık, beğenilmeme psikolojisini yaşatmadık.

        Benim konuyla ilgili analizim de geç de olsa şu. Benim göz hareketlerim çok hızlıdır, kız da öyle ben gibi tezcanlı birisiymiş. Muhtemelen aynı kutuplar birbirini itti. Gerçekten birbirimize karakterimiz yakındı ki aracı arkadaşlar oldu bu iş nişanlarına düğünlerine gideriz demişler, arkadaşın hanımı çok şaşırmış hatta nasıl olur diye.

        Kısmette yoksa olur böyle, her şey uygun olur, hiçbir şeye kabahat bulamazsınız, nötr kalmak bile yeterliyken Allah huzursuzluk verir kalplere uzaklaştırır böyle…

        Tekrar konumuza dönecek olursak. Birçok arkadaşım ilk görüştüğüyle evlendi. Öyle olmayanlar da ikinci görüştüğüyle. Hatta yakın arkadaşımı zamane kızıyla görüştürdüler ilk olarak da kıvılcım vb. sayıklamış o da. Etkilenmedim ama görüşebiliriz demiş. İkinciye gerçekten kıymetini bilecek bir hanımla karşılaştı. İki yıldır evliler. Birbirleri için ölüyorlar mı hayır, delice aşıklar mı aşırı mı seviyorlar birbirlerini, hayır. Bunlara gerek de yok zaten. Birbirlerini seviyorlar ve mutlu bir yuvaları var.

        Buradan tekrar diyorum ki, özellikle genç kardeşlerimize diyorum. Popüler kültürün size dayattığı şeylerle farkında olmadan çok şey kaçırıyorsunuz. Sizleri görüştürüyorlar, beş altı ay geziyorsunuz, aileler nişanlarız diye bakarken olmadı diyorsunuz. Özellikle kızlar, çok kolay harcıyorsunuz duyguları. Eğer arkadaşlarımın hanımları büyüklerini dinlemeseydi şimdi mutlu bir yuvaları olmazdı.

        Nikahta keramet vardır, bilimsel olarak da vardır, önceden yazdık, yeter ki sizler bu bilinçle ve yuva kurma anlayışıyla görüşün. Bunu yapamayınca belki de Allah bize merhamet ediyor, kıymetini bilemeyiz diye yuva kurmayı nasip etmiyor. Allah merhamet etmezse de evliliğin ikinci yılı gelmeden kocaya kaçan kız boşanıyor.

        Selametle…

        (Feyza Hanım, tekrar yazayım da üzerinize alınmayın yorumunuz üzerinden yazdım diye, sizleri ve sitedeki diğer hanım/bey kardeşlerimizin bu konulara yaklaşımlarını biliyor ve destekliyoruz.)

        • Feyza diyor ki:

          ” Bir erkeğin belki de ömründe ilk defa gördüğü ve sonrasında bir iki defa görüştüğü kıza bu kadar kısa sürede sevgi beslemesini beklemek ne derece mantıklı?”
          Bu kismi yanlis anlamissiniz Fatih bey. Burada bahsettigim sey, ilk gorusmede ilan-i ask etmek ya da yapay sevgi sozcukleri sarfetmek degil. Dogal olmayan hersey iticidir. Ilk etapta “notr” durumda olan bir kizi, cok da yakisikli olmayan bir erkek, “surec icerisinde ve buna evlilik sureci de dahil” sozleriyle ve yaklasimiyla kendisine baglayabilir. Onu yonetebilir.
          Ikinci konu, duygusal yapisini kaybetmemis kizlar.
          Film ve dizi izlemeyenine garanti veremiyorum ama flortten uzak duran ve feminizme bulasmayan kizlar elbette var. Feminizmden etkilenmemesini ustelik dindar olmasiyla da sinirlamiyorum bir kadinin. Farkli cevrelerden kizlarin da icerisinde feminizme kafa yormayan, kadin erkek iliskilerinde daha icgudusel davranan insanlar olabiliyor tipki dindar kesimin icerisinden feminizmi savunanlar cikabildigi gibi.
          Calisan kadinlar mevzusu tartisilirken burada da yazildi. Calistigi halde gonul rizasiyla maas kartini esine veren kadinlar. Duygusal kizlar her cevrede var, sevmesini sevilmesini bilenler. Iyi bir erkege nasip olurlarsa cok guzel yuva kuruyorlar. Dindar olmasi isi kurala bagliyor. Fakat isi kuralina gore oynamayip da yine de icguduleriyle farkinda olmadan kuralina uydurmus olan kizlar var. Duygusal ya da duygu acligi ceken insanlar da var. Mesela hayatinda baba boslugu yasayan bir kiz(illa ki babasi vefat etmis ya da anne baba ayri olmasina gerek yok. Ayni cati altinda sevgi eksikligi ile buyumus bir babanin kizi da bu kategoriye dahil edilebilir) bunu hayatina girecek erkekle dolduracaktir. Boyle bir kiza ihtiyaci olan sevgiyi dogru bicimde verirse erkek, kendisine cok kolay baglayabilir.
          Dis gorunusle ilgili cok yazdik cizdik. Bu konuda size katiliyorum. Dis gorunusten kasit, “goze hos gelmesi”. Belli bir standardi yok bunun ki olsaydi az guzel kizlarin hepsi evde kalmak zorunda kalirdi. Yani cok goreceli bir durum. Belki gulusu, bakisi ya da durusu etkileyebilir. Albenisi yuksek gelebilir. Kisaca bir sekilde begeni olusmus olmali.
          Diger konu Fatih bey,
          “Nereye kadar nötr kalmak. Nikahta keramet vardır deyip sabretmek mi yoksa evvelinde de o duygu yoğunluğunu yaşamak mı?”
          Hayir. Bence degil.
          Ilk gorusme ikinci gorusme ya da en azindan son raddeye yani kiz isteme faslina girmeden evvel notr kalinma durumu pozitife egimlenmelidir.
          Asktan olup bitmek degil bu. Aslinda siz de cok iyi anliyorsunuz demek istediklerimi biliyorum. Zaten sadece belli bir seviyede gorusulecek. Temas olmayacak, halvet hali olmayacak, gereksiz mesajlasmalar ve resimlesmler vs olmayacak. Bu durumda oyle asktan olup bitmek pek mumkun gozukmuyor.
          Ama en azindan sohbetinden keyif almak, gorusecegi gunu beklemek, hayalinde kurdugu evlilik fotografindaki bos kalan kareye o kisinin resmini ekledigi zaman, resimde butunluk saglanmasi/montaj gibi durmamasi, evlilikle ilgili fikir ve beklentilerin ortusuyor olmasi, hakkinda meraklanmaya baslamak, bildiklerinizin yaninda bilmediklerinizi ogrenme istegi, aileler ve kulturler arasi uyum. Bu farkli kulturlerden olan insanlar arasinda da olusabilir, farklilik da kimine cekici gelebilir. Bunlar ilgi duydugunuzu, pozitife yoneldiginizi gosterir. Ilerisini nikaha saklamali.
          Zaten uc gorusme sonunda netice belli olmali en fazla dort.
          Bu uc dort gorusmenin ilkinde notrseniz sonra ya pozitife ya negatife dogru otomatikman kayarsiniz. Ya siz ya karsinizdaki. Yani birkac kez gorusup hep notr de stabil kalmak pek mumkun degil. Robot degiliz ki :)
          “Bu cümle çok güzel. İtici durumlar olması elektrik almanıza engel değil. Ya da elektrik almanız itici durumlar olmayacağı anlamına gelmiyor. Karşılıklı ısınma bile olsa ben adamla/kadınla yapamam diyebiliyorsunuz.”
          Itici durumlar olmasi elektrik almaya engel bana kalirsa. Cunku itici bir durum gordugunuz zaman kendinizu otomatik olarak diger konulardaki olumlu vasiflarina kapatiyorsunuz. Bu dogru veya yanlis bilemiyotum ama bir gercek oldugu kesin.
          Bakin sizin de basiniza gelmis bu durum.
          Gorustugunuz kizin belki cok guzel hasletleri vardi ama siz goz goze dahi bakmaktan rahatsiz olarak tarif edemediginiz bir huzursuzlukla kizdan uzaklastiniz. Belki ikinci kez gorusme talebinizi kabul etseydi ve uc dort. Yani kiz sizden hoslandigi icin bunu devam ettirecek olsaydi siz yine isinamayacak ve bu defa reddeden taraf siz olacaktiniz.
          Yasamadiginiz icin ileri sureci bilemiyoruz.
          Yani birbirinize benzer ya da zit karakterler olmasi farketmez. Onemli olan burada kendinize benzer bir insani itici buldugunuz ve bu yuzden uzun sureli muhatab olma durumundan huzursuz oldugunuz. Kaldi ki evlilikte buna ragmen yol alsaniz bana kalirsa sorun cikabilirdi.
          Orn. Ben kendim de heyecanli bir insanim. Her konuda degil, bazi konularda mesela bir kaza bela aninda ya da bircok kizin heyecanlandigi panik yaptigi konularda cok fazla sogukkanli davraniyorum ama bu konularda heyecanlaniyorum.
          O yuzden karsimdakinin bunu dengelemesini ve sogukkanli davranmasini istiyorum. Tabi bu yalnizca icten ice bir talep.
          Durumu kurtarabilme acisindan bir cikis yontemi.
          Yani her konuda karakterin ayni ozelliklere sahip olmasi insanlari birbirine cekmez bazen dengelemek icin ters istikamet talep edersiniz. Ama sonuc itibariyle ortada zit ya da paralel, itici bir durum varsa, o kisiyle birkac gorusme daha yapmak iki taraf icin de zaman kaybidir diye dusunuyorum.
          Yalniz cumlenizin ikinci kismina katiliyorum. Soyle ki, bastan isinma hissedilse de bu kisiyle yapamam diyebiliyorsunuz. Bunu yasadim ve yasayanlara da sahit oluyorum.
          Ilk goruste buldugumuz kivilcim , her zaman bir atesi yakmaya yeterli olmayabiliyor. Diger konularda ters gelen seyler, baska hareketleri ya da ozellikleri “su” mesabesinde olup, olan kivilcimi
          sondurebiliyor.
          Velhasili kelam;
          Yazinin anafikrinde cok guzel tesbitler var ve ben de suna katiliyorum ki evlilik oncesi yasanan yogun duygular ya da duygu arayislari her zaman mutlu bir evliligin garantisi degildir. Hatta bazi duygulari ertelemek, evlilige saklamak bana kalirsa cok daha ozel ve guzel.
          Muthis bir duygu yogunluguyla yola cikip birkac senede bosanan ciftleri de goruyoruz. Herseyi cabuk tukettikleri ve evlenmeden evvel birbirlerine o duygu sarhoslugunun icerisinde fazla toleransli davrandiklari icin olabilir. Ayni cati altinda yasamaya baslayinca sarhosluk gidip yerini gercekliklere birakacaktir. O yuzden pek pembe bulutlarin ustunde gezinmeyelim, gezinsek de parasutumuzu yanimizdan ayirmayalim.
          Ama bu kisinin bir omur boyu yuzune bakarak onunla sohbet edebilir miyim sorusuna verdigimiz cevabimiz da en azindan kalben net olsun. Sonrasi icin nikahta keramet vardir faslina girebiliriz.
          Selametle kalin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sizi gayet iyi anlıyorum müsterih olun :) Yanlış anlama değil de genişletmek istedim bir iki yeri. Benim kötü bir huyum var. Sadece kendi bakış açıma göre yazmayı sevmiyorum. Şahsi fikirlerimi söyleyecek olsam robot olduğum iddia edilebiliyor dışarıda. :)

            Siz de selametle kalın.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Yazmış olduklarınıza katılıyorum. Sizin yazmış olduklarınıza ilave olarak bende gözlemlediğim birkaç durumu paylaşayım. Kız arkadaş grubundaki çoğu sohbet evlilik yada görüşmeler üzerine olunca hayli bilgi paylaşımı da oluyor. Sizin dediğiniz gibi nötr olmakla beraber bazı durumlar bazı olumsuz durumları tolere de edebilir. Nişan atmış bir tanıdığım daha önce tipi yada maddi olanağı önemserken bugün ahlakı en önemli sıraya koyuyor konuşması yaklaşımı düzgünse dış görünüşü tolere edilebilir diyor.

            Kadınlar duyduklarına erkekler gördüklerine aşık olurlarmış yada etkilenirmiş diye bir söz var. Önceden bu söze pek itibar etmezdim ama öyleymiş. Kadınlar için ilgi konusu önemli. Tabi ki söylenen sözler davranışa yansımıyorsa devrelerde yanabilir. :)

            “Ama bir erkegin dis gorunum konusunda en azindan itici bulmamasi ve birseyleri tolere etme zorunda olmayacak bir begeniye sahip olmasi bana kalirsa onemli. (Lutfen bu konuyu tesetturle bagdastirmayalim. “Tesetturluyum benim guzelligimi kim farkedecek” gibi evhama kapilmayalim).”

            Yazdığınız tespit çok doğru bu durumla ilgili sizin yazdığınız örneğin benzerini bende duydum. Olduğu gibi kabul edebilseydi emin olun dişi burnu sorun olmazdı ama birşeyler içe sinmiyorsa sonu ayrılık olabiliyor yada ömür boyu tartışmayla soğuklukla geçebiliyor. Bir ömür sevilmemek yada sevmemek belki de bugün bize zor gelen bekarlık imtihanından daha da zordur.

            Bir erkek kadını baştan sevememişse yada birşeyler oluşmamışsa sonradan da pek olmuyor. Kadınlar gibi değiller kadınlar zamanla sevebiliyorlar özellikle kocasının yaklaşımı muhabbeti iyiyse bu sevgi kuvvetlide olabilir ama erkekte bu durum kolay olmuyor. Aslında erkeğin sevebilme durumu kadından bir adım daha önemli.

            “Bir kadinin da erkekte o sahiplenici tavri gormesi ve karsisinda beton gibi ruhsuz bir erkek degil de konusan, sohbet eden, hayata dair zevkleri olan, kendini net ifade edebilen ve kararli bir erkek bulmasi onemli. Bu konuda kriterler degisebilir ben kendi acimdan olanini yazdim.Kivilcimdan elektrikten kastimiz bu aslinda.”

            Bu tespitinize de kesinlikle katılıyorum. Büyük konuşmak gibi algılanmasın kesinlikle ama insanın meyil ettiği durumlar olabilir yada olumsuz gördüğü durumlar olabilir. Mesela ben karşılıklı muhabbet edebileceğim uzun uzun sohbet edebileceğim hayata dair tecrübesi yada birikimi olan biriyle karşılaşmak isterim. Tabi ki uzun uzun sohbet kısmı evlenince en azından bunun emareleri bulunsun. :)

            Bir de meyil olarak tabi ki ciddiyetle olgunlukla beraber ince mizahi anlayışının olması pozitif olması. Ben yanında tebessüm ettiğim insanlara yada iyi hissettiğim insanlara yakınlık duyuyorum. Kıvılcım konusunda benim için güven oluşmamışsa diğer vasıfların bir önemi kalmıyor direkt kıvılcımın üstüne su dökülüyor. :)

            ” Bir erkeğin belki de ömründe ilk defa gördüğü ve sonrasında bir iki defa görüştüğü kıza bu kadar kısa sürede sevgi beslemesini beklemek ne derece mantıklı?”

            Bu hem mümkün hem mümkün değil. Bazen insanların her şeye hazır oldukları sadece eksik parçanın dolmasını beklediği zaman vardır bu zamanda karşılaşmışsa duygu yoğunluğu fazlaysa mantık olarak uymuşsa neden olmasın. Sevgi emek ister ama bazen ortak noktaların çok olması işi kolaylaştırabilir. Yada uyum olmasa bile sevebilir. Bir hareketi yaklaşımı bakışı etkileyebilir.

            Duygusallığını koruyan ve sevgi yoksunluğu yaşayan hanımların sevme durumu genellikle flörte alışmış yada sevgi açlığı çekmeyen kişilere göre daha kolay ve anlaşılabilir gibi. Hem potansiyel boşluk vardır hem de doğallığı bozulmamıştır.

            “Ama bu kisinin bir omur boyu yuzune bakarak onunla sohbet edebilir miyim sorusuna verdigimiz cevabimiz da en azindan kalben net olsun. Sonrasi icin nikahta keramet vardir faslina girebiliriz.”

            Kesinlikle doğru. Hem kadın hem erkek için en azından potansiyelin oluşması gözümüzün ve kalbimizin huzur bulması önemli.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım ve Feyza Hanım.

            Tam olarak anlaşıldığımdan emin değilim maalesef :/

            Yazdığım yorumların işaret ettiği nokta şurası. Nasıl ki eften püften şeylerle neredeyse ilk tartışmada insanlar boşanıyor yuvalar yıkılıyor diye şikayet ediyorsak günümüzde de anne babaların en çok şikayet ettiği şeylerden biri de evlatlarını birileriyle tanıştırdıktan sonra yok elektrik alamadım yan yattı çamura battı gibi bahanelerle görüşmelerin sonlanmasıdır. Hatta yazdığım gibi beş-altı ay görüşüp bıraktıkları zaman en çok anneler üzülüyor.

            Önceden de yazmıştım, bu yazdıklarımın muhatabı aslında doğrudan sizler değilsiniz, sizlerin belli bir bilinci var bu konularda hatta benden daha bilinçlisiniz ancak hani yirmili yaşlarının başında evlilik görüşmesi yapacak gençler olur da siteye uğrar yorumları okursa bir nebze olsa bilinç katabilirmiyim derdindeyim. Özellikle kızların bilinçlenmesi gerekiyor, pembe bulutların üzerinden karaya ayak basmaları gerekiyor. Daha doğrusu ailelerin mutlu yuvalar kursunlar istedikleri evlatlarının böyle yapması gerekiyor. Aslında bu konuda en iyi tavsiye verecek olan kişiler on beş yıl kadar evli kalmış, görücü usulü evlenmiş kırklı yaşlardaki hanımlardır. En isabetli yorumları onlar yapacaktır diye düşünüyorum. Hani kadınlar der ya kocasına beni sevdiğini hiç göstermiyorsun diye kocaları da sevmesek evlenmezdik der :) Erkekler robot değildir. Her ne kadar dışarıdan duygusuz ve aşırı mantıkçı bulunsalar da gerçek öyle değildir. Bu gerçek de nikahtan sonra anlaşılır :) hanım kişi kocasına kadınlık yaptığında bağlılığı arttığında zamanla seviyormuşuz doğruymuş der…

            Selametle kalın.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Bir hanim olarak beni anladiginiza cok memnun oldum. :)
            Fatih bey;
            Siz de musterih olun. Gayet iyi anlasiliyorsunuz. Sizin amacinizi ve niyetinizi cok iyi biliyoruz. Bircok konuda size katiliyorum da ustelik. Mesela bes alti ay gorusup sonra ayrilmak ve bu gorusme surecinin suresinin uzunlugundan ziyade yogunlugunun ne miktarda oldugunun hesaba katilmamasi ama bunun da adinin gorucu usulu olmasi konusu.
            Gorusmelerin florte evrilmesi, eften puften sebeplerden adaylarin elenmesi ve bunu yaparken de guya net olma adina kirici bir dil kullanilmasi ya da net cevap vermeyip muallakta birakilmasi…
            Bu konularin tumundeki itiraz ve sikayetlerinize katiliyorum. Bizim Nisa hnm.la hemfikir oldugumuz durumlar size muhalefet olunan konular degil. Biraz daha ayrintida ittifak sanirim.
            Gorucu usulu evlenip on bes yirmi yildir mutlu evliligu olan hanimlar yorum yazsa demissiniz :)
            Bana geldigim sehirde araci olan ve benim en sevdigim, bu konularda en cok muhabbet ettigim hanimlar bu ozelliklerdeki hanimlardi. :)
            Yani o konustuklarimizi temsilen bir iki sey yazmam gerekirse, su elektrik kivilcim mevzusunda onlar da sizin gibi dusunuyorlar. Bircogu birkac gorusme sonrasi evlenmis. Aileleri nisan suresini de uzun tutmak istenemisler ve bana da tavsiyeleri her zaman burada yazdigim sekildeydi. Zaten benim burada yazdiklarim, yani gorusme ve nisan konusunun suresi bahsindeki fikirlerimi sekillendiren ekseri bu ablalarimin tavsiyeleri ve hem onlardan hem cevrede gordugum tecrubeler.
            Yani hicbirisi sizin de dediginiz gibi asktan olup biterek evlenmemisler ama hepsinin gayet mutlu ve duzgun giden bir evlilikleri, ornek gosterilecek baglara sahip bir aile duzenleri var.
            Istikrarli bir sevgi…
            Fakat su kivilcim konusunda hemen hepsinin ortak fikri, bastan eger cok isinamasan da zamanla eger kafalariniz uyaesa, o seni severse sen de zamanla seversin. Ama gecen gun yazdigim gibi, “seni rahatsiz eden bir durum gozune ilisiyorsa o zaman gorusmeye devam etme” seklinde. Bircogu esini gorur gormez bir sicaklik hissetme konusunda hemhaller. Bu sicaklik elektrige bagli olmali. :)
            Tabi su da var ki onlar bir kusak oncemiz. Simdiki gibi populer kulturun dayattigi etkilere bizim nesil kadar maruz kalmadiklari icin zihinleri daha saf daha berrak olarak gorustuklerinden olabilir isinmada yani elektrik almada sorun yasamamis olmalari. Hani simdiki neslin kriterleri daha farkli, citasi daha yuksek. O yuzden onlarin bu “seni rahatsiz eden bir durum varsa gorusme” seklindeki telkinlerini cok basit kriterlere indirgememek lazim. Onlarin rahatsiz etme konusundan bahsettigi ile bizim neslin rahatsiz olmadan anladigi anlam cok farkli olabilir. Onlar beni tanidigi icin bu cumleyi belki rahat kullaniyorlardir. Cunku biliyorlar ki ben karsimdakinin biyigina, sakalina, sacinin dokulmus olmasina, kasina gozune vs takilmam. Karsimdakinin sakalina takilirim ama top sakalliysa takilirim. Ya da biyigina takilirim ama biyiklarini Sunnet uzere kisaltmadiysa takilirim. Cunku bunlar benim icin ayni zamanda yasantisi hakkinda verilmis bir sinyaldir. Ona sadece gorsel bir sakal biyik olarak, siradan bir enstruman gibi bakmam.
            Ama populer kulturle yetismis bir genc kiz icin ise bu ablalarimin yaptigi tavsiye bir faciaya yol acabilir. Neden derseniz, gayet duzgun bir erkegi sakalina ve biyigina bakip sadece gorsel anlamda bundan rahatsiz olduklari icin eleyebilirler ve bu eften puften bir sebeptir. Kisaca bakmak ile gormek arasindaki fark.
            O yuzden biz kivilcim derken bunun altini yine manevi bazi olgularla doldurarak soyluyoruz. Sadece dis gorunuse bakarak kivilcim alamadigim insan sayisi benim sifir diyebilirim. Cocuksu buldugum kisiler oldu ornegin ancak bunu dahi gozume hos gelmedigi icin reddetmedim. Cunku gorunum olarak gayet genc, dinc yakisikli insanlardi. Sadece kendim fikren ve yasam tecrubesi bazinda daha olgun biri olsun istedigim icin bu kisileri istemedim. Belki de o eledigim kisilerden cok daha az yakisikli biri olacak ama umrumda dahi degil cunku bunun da altinda yatan sebep yine manevi bir arayisti.
            Ama baska bir kiz belki sizin karsiniza cikanlar gibi kol saatinize ya da araba markaniza takilip bunu da “rahatsiz oldugu durum” kategorisine sokup talibini eleyebilir ki bu bize gore de son derece yanlistir. O yuzden yorumlarinizi sahsi algilamiyoruz. Belli bir kitkeye hitap ettiginizin bilincindeyiz ve destekliyoruz.
            Ama bunu hangi kesimden olursa olsun bir erkek icin tavsiye etmem. Mutlaka gozune de hos gelecek biri ile evlenmesini tavsiye ederim. O kisim ayri.
            Kisaca,
            O yaslarsa o usulle mutlu bir evlilik yuruten hanimlarin o donemki beklentisi ile simdiki yasitlarimizin beklentisi elbette farkli. Degisen su ki beklenti yukseldi. Ama elektrik olayi sabit :) o donem de elektrige onem veriliyordu simdi de. Sadece frekanslari degisti ve simdi elektrik pahali biraz. Ucuza mal edemiyorsunuz, faturalar can yakiyor. 😉
            Robot olma mevzusu da sizin dediginiz gibi. Bircok erkek sevgisini dolayli yoldan belli etmeyi tercih ediyor ki bunu anlayabiliyorum. Ama robot gibi gozukmeleri robot olduklari manasina gelmez.
            Yine de evlendikten sonra esimin beni sevdigini belli etmesini her kadin gibi ben de isterim. Evlenmeden once ise potansiyel oldugunu kesfetmek kafi :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bir ayrıntı hariç anlaşılmışım. :) Onu da aslında anlamışsınızdır da beklediğim şekilde kelimelere dökülmemiş. Biraz açayım.

            O bahsettiğiniz kıvılcım, elektrik, ısınma vb. fıtrat gereği gelen bir şeydir. Yani oluşmaması çok zordur. Yoksa birkaç kez görüşmüş büyüklerimizin hiçbiri evli kalamazdı. Şu da var. Allah esirgesin bu sevgi kaybolabiliyor ki bu ihtimal olduğundan boşanmak haram değil.

            Bazı durumlarda bu sıcaklık oluşmayabiliyor. Genler deyin, feromonlar deyin, nasip kısmet deyin başıma geldi yazdım. Hatta şu da var. Bu sıcaklığı elektriği verecek olan erkektir. Erkek görsel ve düşünsel olduğundan karşısında kız varsa ve içi ısındıysa elektiriği üretmeye başlar. Bunlar daha görür görmez saniyeler içinde olan şeylerdir. Sonrası artık kız bu cereyanı kabul eder ya da etmez.

            Günümüzde gençler özellikle kızlar hoşlanmakla elektrik almak arasındaki farkı bilmiyor. Öyle olunca zamanla hoşlanabileceğini sevebileceğini de bilmiyor. Bazen de elektrik az geliyor ya da kızın şebeke frekansı farklı oluyor yazdığınız gibi çalışmıyor verdiğimiz elektrikle. Saatlerce oturup sohbet edebiliyor, vaktin yoksa kalkalım deyince vaktim var deyip daha da oturabiliyorlar ama karşılarında hayallerindeki o kaslı, yakışıklı ve maço erkek olmayınca elektrik arzı sorunu yaşanıyor. Böyle vakalar için zıpır arkadaşımı çağırayım artık. Yüksek gerilim şebekesine bağlasın kızları :)

            Elektrik alınıp sohbet edilebiliyorsa kalanı hoşlanma faslı artık. Siz sünnete aykırı diye top sakal istemezsiniz başkası yakışıklı görür top sakal ister.
            İşte eften püften şeylerle ya da dolu dolu kriterlerle karar verilecek aşama burasıdır. Bir tanıdığımız altmışlı yaşlardayken kırklı yaşlarda bir kadınla evlendi. Bir ya da iki defa görüştüler. Şimdi bunlar ısınmamış olsalar evlenebilirler miydi? Çocukları bile oldu. Dışarıdan bakan mecburiyetten evlenmişler diyebilir. Yazı da söylüyor zaten. O sevgi oluşmuş zamanla. Dışarıdan birbirlerini eş olarak sevdikleri görülüyor. Yani ilk görüşmede fıtrattan gelen sıcaklık hissedilmiş. Kalanı belki mecburi paylaşımlar sonucu da olsa oluşmuş.

            Bizim kızlar da otuzundan sonra akıllanıyor ya da yazıda yazdığı gibi zaten hoşlandıkları insanlarla karşılaştıklarından bu durumu sorgulamıyorlar.

            Anlaşıldığıma sevindim :)

            Selametle.

            (Bu arada sakal muhabbetiyle ilgili benim gibiler ne yapsın 😀 dışarıdan bakan ulan adama bak top sakal bırakmış der halbuki sakalı seyrek ya da bölgesel olanların da çıktığı kadarını bırakması daha iyidir diyor müspet arkadaşlar, çıktığı kadarını bırakın çenenizin altında top sakal gibi olsa da diyorlar. Amaç gavurlara benzemek değil jilet vurmaktan kaçınmak. Kendimle ilgili bu gereksiz gözüken bilgiyi niye verdim. Önyargılara dikkat çekmek için. Kız aracıları dinlemek istemezse elinde bahane hazır :) ya da tarzım var sanıp görüşmek istese hayal kırıklığı da hazır kıza, çünkü benim tarzım tarzsızlık :)
            Bu yüzden insanları değerlendirirken önyargılardan kaçınmak lazım ki ben çoğunlukla önyargılara kurban giden biriyim. Hani yazdıydım sizin oranın insanları şöyle vb. Mantıklı birisi o zaman duygusuzdur vb… İşinde gücünde vb… )

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, konu evlilikten sakal muhabbetine kaysa da sunu soylemek istiyorum. Sakal bahsini temsili olarak soyledim. Ama dediginiz bolgeselligi iyi biliyorum. Bunun icin susam yagi, badem yagi, zeytinyagi gibi cesitli yag turlerinin ayri veya karistirarak suruldugunu filan biliyorum. Ama takintisi olmayan insanlar icin bu bir sorun degil.
            Cunku bir insanin dogal olarak mi sakali az yoksa ozellikle mi kalemle cizilmis gibi top seklinde birakiyor. Bu gayet net anlasiliyor. Yani onyargiya dusulmez. Siz musbet arkadaslarinizin tavsiyesi gibi oldugu kadarini birakmaya calismakla dogru olani yapiyorsunuz. Muhim olan niyet ve bu niyet zaten surete yansiyor.
            Mesela bir kadinin kaslari kendiliginden mi az yoksa kalemle cizilmis gibi ozellikle mi inceltilmis. Bunu disardan bakan biri nasil anlayabiliyorsa sakal bahsi de bunun gibi.
            Yas farki ile ilgili verdiginiz cift ornegi gayet makul. Belli bir yasa kadar on bes yirmi yas ucurum gibi dursa da belli bir yasin uzerinde yani karakterler iyice oturduktan sonra bu yas farki pek ucurum olmuyor ve karsilikli ozveri ve ortak paylasim sonucu evli kalinabiliyor. Mutlu da olunabiliyor neden olmasin.
            Her insanin frekansi farkli farkli..

            @Bu yorumla beraber bugun benden baskasi bu konuyayazmazsa, “Bekarlari Evlendirmek Icin Ne Yapmali?” konusunun yorum sayisi 998’e ulasmis oluyor.
            Ha gayret.. Belki 1000. yoruma site yonetimi surpriz hediyeler verir 😀

          • semamarasli diyor ki:

            Eveeet Feyzacığım 1000. yorumu ben yapıyorum artık sizler bana hediye alırsınız.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yorumunuz için teşekkürler, gayet doğru bir örnek vermişsiniz, kaş alma örneği isabetli olmuş :) Beni de zıpır arkadaş eleştirmişti bıyıklarını niye kısalttın, dudaklarının üzerini niye açtın diye, demek ki dikkat çekebiliyor bu ayrıntı :)
            Badem yağıyla idare ediyorum ben de, takıntı yaptığım bir konu değil, yaratılışım böyle. Ben gözlerden yırtıyorum biraz :)

            Birisi bu konular hakkında yorum yapsın da aracılık yaptığımız genç arkadaşın durumunu yazayım diyordum. Ayrı başlık açmak istemedim.

            Hayırlısı olsun diyoruz, evlilikle neticelenmedi ama biz biraz mahçup olduk. Oğlan ilginç şeyler yapmış. Olumluyum demiş, ikinciye de görüşmüş sonra daha en baştan konuşulan birkaç kırmızı çizgiyi bahane etmiş. Muhtemelen iş ciddiye binince korktu. Ben birebir konuşamadım. Ancak kız tarafı haklı olarak sitem etmiş. Hani hoşlanmazsın eyvallah, anlaşamam dersin eyvallah ama ikinciye görüşüyorsun sonra gelmiş daha görüştürmeden önce söylenen ve kabul ediyorsan öyle konuşturalım denen şartları bahane olarak öne sürüyorsun demiş. Oğlan ve kızın ailesi istekliydi ki oğlan ailesi kusura bakmayın biz de istiyorduk ama oğlumuz böyle karar aldı demiş.

            Gelelim kızın dediklerine. Hani eleştiriyordum ya kızlar kıvılcım peşinde koşuyor diye bu sefer baltayı taşa vurduk :) . Kız ablasına demiş ki. Etkilenmedim, nötr durumdayım öyle duygusal bir şey de hissetmedim ancak olumsuz bir durum da göremiyorum. Beyefendi diyorsunuz ki öyle gözüküyor öyle olduktan sonra zamanla severim öyle başlarda derin duygusal yoğunluk hissetmem gerekmez, zamanla oluşur demiş.

            Hatırlanırsa eleman için ben gibi işi zor demiştim. Bu devirde karşısına etkilenme peşinde olmayan, zamanla severim diyen, buna göre davranan ve yuva kurma niyeti olan bir kız çıkıyor ancak bizim eleman bu nimetin farkında değil. Bu sebeple kız için çok ama çok iyi olmuş dedik. Bize de tecrübe oldu. Güzel haberler vermek isterdim ama olmadı. Hatta içimden de demedim değil böyleleri bize denk gelmiyor ki. Bize denk gelenleri şehir şebekesine bağlasak ancak kesiyor. Maçoysan coolsan prim yapıyorsun…

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            En çok kim yorum yazdıysa hediyeyi o alsın :)

            Şimdilik yalnızca okuyucu-yorumcu-yazarlara temmenilerimizi ve dualarımızı hediye edebiliyoruz.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Sizin arkadaşınızla ilgili anlattığınız durum benim son zamanlarda sıkça gördüğüm geçende anlattığım durumdu. İş ciddiye binince en baştaki sözler unutuluyor ne hikmetse. Nasıl ki evlilik görüşmelerini flörte uyarlayan bayanlar varsa tamam mı devam mı diye sorma diyenler yine erkeklerde evlilik kararı alınma sırası gelince korkuyorum yapamam diye bir sessizlik içine bürünen ilk söylediğinden 180 derece farklı hareket edenler var.

            Benim korkan kişilere tavsiyem öncelikle içlerindeki durumu halletsinler sonra görüşme yapsınlar kimsenin duyguları oyuncak değil. İnsanın en önemli şeyi zamanıdır bir daha asla geri gelmiyor karşıdaki insanın zamanını çalmasınlar.

            Bu kararsızlık yada korkma durumu kişilik özelliği değilse uyum sağlanamamıştır diye açıklanabilir ama kişilik özelliği ise her defasında aynı durumları mı insanlara yaşatacak. Mesela ben kararsız biriyim ama gündelik mevzularda meyveyi onumu alsam bunu mu kaç kilo alsam yada bir nesneyi ne renk alsam vs. gibi ama genellikle aldığım şeyi tamam deyip yola devam ederim acaba şunu mu alsaydım diye evham yapmam. Şimdi evlilik gibi mevzularda da böyle kafası karışık bir türlü karar veremeyen insanlar çözümü en kötü karar kararsızlıktan iyidir de bulanlar var.

            İşin içine ailelerin girmesi bazen hem erkek hem kız tarafını korkutabiliyor flört etse yada aylarca görüşme yapsa sıkıntı görmüyor ama baştan ciddiyet olunca oğlum kızım kararın nedir insanlar bizi bekliyor diye karar sorulunca ama şey bilmem ki kalbim şekerim tansiyonum var muhabbeti başlıyor. Bu hal dindarım diyende de var ehli dünya olanda da.

            Bu evlilik işi gittikçe doluya koysan almayan boşa koysan dolmayan bir hal aldı. Şöyle de bir hakikat var ki kararlı insanlar niyeti evlilik olan insanlar bir şekilde evleniyor. Geçen yıl nişan atan bir tanıdığımızın oğlu senesi dolmadan tekrar nişanlandı evlilik hazırlıkları yapıyor.

            Bahsettiğiniz hanım kız gibi düşünen bir çok kişi var hem erkek hem kadın. Ben hanım kız için sevindim bazen olmaması olmasından daha hayırlı olabiliyor bunu biraz zaman gösteriyor. İnşaAllah daha net ciddiyet sahibi insan karşısına çıkar. Arkadaşınızda muhakkak kötü biri değildir. İki tarafta iyi olmasına rağmen bazen evlilik için uygun olamayabiliyorlar.

          • .../nisa diyor ki:

            Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı? 1.000 yorumu da geçtikten sonra daha somut adımların atılmasının zamanı geldi. Bu evlilik mevzusu ne teoriyle nede horoz kesmekle çözülmüyor. :) İsviçreli bilim adamları da bunun ilacını bulana kadar biz yaşlanırız. :)

            Daha önce erkekler için yurt dışına farklı milletlere açılma önerisinin ben hanımlar içinde gerekli olmaya başladığını düşünüyorum. Bosna olur Kırım olur Güney Asya olur Uzak Doğu’da müslüman olanlar olur Avrupa’da batılın ortasında hakkı savunanlar olur. Erkekler bu konuda hanımlara nazaran daha avantajlı olsalar da Allah büyük hanımların karşısına da düzgün insanlar çıkabilir nasip belli olmaz. Bir yakınımız evlendiği insanı hastalık için tedavi gittiği yerde bulmuş üstelik 2000 km uzaklıktan gelmiş nasip. Artık global bakmak lazım evlilik durumuna. :) Çekik gözlü zeytin zeytin bakan çocuklarımız olur. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Arkadaşımın görüşmesiyle ilgili yorumunuza katılıyorum. Ben de magazin boyutundan ziyade sizin yazdığınız hususların anlaşılması için yazmıştım. Arkadaş kötü niyetli değil elbette ama mahçup olduk biraz. Kız fazla sıkı gelmiş. Halbuki takvalı birisi olduğunu ve bunları bilerek görüşeceğini söylemiştik ki ikinci görüşme olduktan sonra böyle olması bizi üzdü. Bu ilk değil. Başka bir arkadaş da benzer şeyi yaptıydı. Abi evlenecem kız bul diyordu, biriyle tanıştırdılar şimdi de ben vazgeçtim evlenmek istemiyorum demiş. Kimseyle tanıştırmıyoruz artık kredileri tükettiler.

            Sadece bir noktada muhalefet edeceğim. Maalesef bu örnekte verdiğim kız gibi yetişmişleri bulmak yetişmiş erkek bulmaktan daha zor. Erkeklerde de bozulma var ama bence bu oran yüzde elliyken kızlarda yüzde seksen. Sebebi de fıtrat farklılığı. Aşırı duygusal kızlarımızın ödü patlıyor eşimi ya sevemezsem diye sonra ben gibiler ilk görüşte etkileyemiyor diye iş abuk subuk yerlere gidiyor :)

            Diğer yorumunuzla ilgili şu 1000. yorum muhabbetinde nasipte varsa uzakta bile olsa oluyor ama bunun için o ortamların oluşması lazım. Son yüzyüze görüşmemi bir sene önce yaptıysam ve o zamana kadar aday bulunamıyorsa yapabileceğim bir şey yok. Şu var. Bulunsa da çok şey değişmeyecek muhtemelen çünkü havuz aynı. Yine biri denk gelir iki ay beni oyalar görüşmek istiyorum der ama gönülsüz davranır, gönülsüz olunca da acayip acayip bahaneler üretir saçma sapan bir şey olur muhtemelen…Kendime zam yaptım dediğim yer burasıydı. Eskiden flört geçmişi olsa da onlar geride kalan gezme tozmalardı evliliği ciddiye alıyorsa görüşürüm diyordum, artık yasak mesela. Çıktığı mı olmuş güle güle…

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey haklarinda hayirlisi olsun. Erkek biraz ayip etmis bu gercek. Ama su da olabilir, basta konustugu ve kabul ettigi bir mevzu da olsa belki kizla konustukca ayak uyduramayacagini daha iyi hissetmistir. Ilkin tenezzulen kabul edip icinde bertaraf edebilecegini dusundugu bir konuyu ikinci gorusmesinde bertaraf edemeyecegini dusunerek vazgecmis de olabilir. Bu olumsuzlugu tetikleyen kimseye soylemek istemedigi farkli bir huzursuzlugu vardir. Yani bana kalirsa cok mahcup olunacak bir durum degil bilhassa aracilarin hicbir sucu yok bu durumda.
            Cok fazla uzasaydi ya da diger tarafa erkek hakkinda aktardiginiz ozelliklerde bir hatali bilgi verme durumu sozkonusu olsaydi mahcubiyet olurdu.
            Orn. Sigara icmez dersiniz ama iciyordur…. gibi.
            Benim de burada bahsetmistim ilahiyat mezunu bir ogr. Arkadasim tayin icin gittigi ilde talip olanlar cikmasin diye yuzuk takiyor parmagina seklinde bahsetmistim.
            Bu arkadasim da beni sasirtti. Flort ederek bir gencle tanismislar. Cocuk henuz okuyor yas olarak da uc yas kadar kizdan kucuk. Kiz ailesi kesinlikle onay vermiyordu, ama bayramda ailenin rizasi olmasa da bir sekilde paldir kuldur gonul kirikliklariyla bir nisan yaptilar aile arasinda.
            Oldukca sorunlu gunler oldu. Yorum yapmiyorum bu konuyla ilgili. Sadece ailenin onayi olmadam kurulan gonul baginin sonuclari pek icacici olmuyor demek istedim bu vesileyle. Bir de hani bu isin matematigi yok diyorduk ve bu da bir misal oldu.

            Nisa hnm,
            Yurtdisi ile ilgili yazdiklariniza katiliyorum. Musluman oldugu ve dinini yasayan guzel ahlak sahibi bir erkek olduktan sonra farkli kulturler sanmiyorum ki catissin. Ustelik dediginiz gibi aileye renk gelir. Bizimkiler fazlasiyla renkli gerci ama belki cocuklarin rengini dengelemede tesirli olur. :) nasip diyelim..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Aynen Feyza Hanım.

            Haklarında hayırlısı olsun. Allah herkesi birbirlerinin kıymetlerini bilecek insanlarla karşılaştırsın :) her konuda…

        • Smy diyor ki:

          Fatih bey ;
          “Derken merhaba deyip oturdum. Ortaya kurduğum ilk cümleden sonra sıra kızla muhatap olmaya geldi. İşte ipler orada koptu. Ömrümde o kadar huzursuz olduğumu hatırlamıyorum. Ayıp olmayacağını bilsem kalkıp o an giderdim. Kızın yüzüne bakamıyorum. Kendimi zorluyorum, yok olmuyor, bakamıyorum. Ne zaman gözlerine bakmaya çalışsam ciddi bir huzursuzluk.”

          Peki Fatih bey ; Önceden kızı beğenseydiniz, sohbet ederken de bir problem görmeseydiniz hatta masadan kalkmayı kız teklif etseydi siz oturmaya devam etseydiniz. Bu durumda düşünceniz /yorumunuz ne olurdu? Aynı şekilde diğer okurlarların da yorumunu merak ediyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Sorunuzu tam olarak anlayamadım ama anlayabildiğim kadarıyla cevap vereyim. Kız edebiyle kalkalım gidelim derse zorla otur diyemeyiz :) O zaman da nasip kısmettir. Ancak şu var. Eğer sohbet edilebildiyse elektrik alınmıştır ama ısınma olmamıştır. Çünkü sohbet karşılıklı olur. Elbette olup olmaması yine nasip kısmet ama elektrik aldıktan sonra bir şekilde ısınma ihtimali vardır. Sohbet dahi edilemiyosa o iş asla olmaz.

            Benim başıma gelen olayda biz bildiğiniz kadın erkek sıcaklığını hissedemedik. Fıtratta olan bir duyguyu hissedemedik. Neden? Tarifini yapamadığım bir huzursuzluk her şeyi örttü. Dış görünüşle ilgili bir sorun da değil. Hatta şunu da doğruladık. Kıza elektriği erkek verir. Ben ilgilenemedim ki bana ısınsın…Huzursuzluğu izah edemeyince demek ki Allah istemedi dedik. Gerçekten çok iyi bir eş olabilecek bilinçte bir kızdı. Yumuşak huyluydu, bana ayıp olmasın diye ne kadar çaba sarfettiğini görebiliyordum.

            Geçen sene bu konuda bir yazı hazırlamıştım ki bilimsel dayanakları da vardı ama yazı diliyle bu konuları anlatmak çok zor. Abuk subuk yorumlar görünce canım sıkılmıştı yayınlanmasın diye rica ettim. Mini bir özet yapayım.

            Elektrik almak ve hoşlanmak birbirine yakın kavramlar olmakla birlikte aralarında biçak sırtı farklar vardır. Elektrik almak dediğimiz durum karşılıklı kadın erkek sıcaklığını hissetmektir. Güzellikle alakası yoktur. Fıtrat gereği oluşur. Oluşmayacağı durumlar da vardır. Mesela evlenilmesi sonsuza kadar haram olan kişilere oluşmaz.

            Kadın erkek karşılıklı olarak bu sıcaklığı hissettikten sonra iş hoşlanma faslına gelir. Orada huyu suyu vb. hayallerdeki gibi yakışıklı olup olmadığı değerlendirilir. Ortak değerler varsa hoşlanma olur yoksa itici gelir. Ancak burada elektrik alamadım yerine ısınamadım demek doğru olandır. Bana burun kıvıran kız çirkindi mesela ama bir şekilde elektrik almıştık ama birbirimizi tanımak için sohbet edince ortaya çıkıyor ne kadar kendini beğenmiş olduğu. Elektrik almasak sohbet de edemezdik.

            Elektrik sizi sohbet ettiren şeydir hoşlanmanızı sağlayanlar da paylaştıklarınızdır. Paylaştığım yazı diyor ki. İlk görüşte hoşlanmayı beklemeyin. Sohbet edebiiyorsanız zamana ve paylaşıma bırakın. Gavurlar araştırmış ve bulmuş ki bir erkek cinsel çekim hissetmediği kadınlarla arkadaş olamıyormış. Bir kere kadın erkek arkadaş olamaz zaten niyet arkaplanda bilincinde olunmasa da bellidir. Yani karma ortamlarda millet birbirine elektrik veriyor ama haberleri yok. Sonra ben yazıyorum buraya lisedeyken yoğun duygular hissettiğim bir kız vardı diye. Durup dururken olmuyor :)

            Son olarak şunuları yazayom. Ben yazıdaki kafada olduğum halde bir netice olmadı. Görür görmez çarpılacağım bir kızla da tanışabilirim ya da kız görür görmez yelkenleri indirir. Bunlar ihtimalllerdir ama zor ihtimallerdir. Yazı diyor ki kafanızda uydurduğunuz olmayan bir sevginin peşine düşmeyin. Siz öyle yapıyorsunuz demiyorum :) Yapacağımız varsa yapmayalım…

            Selametle.

          • Smy diyor ki:

            Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim
            Şöyle açıklayayım birkaç gün Önce biriyle görüştüm. Bu kişi beni daha Önceden görmüş beğenmiş ablası aracığı ile bana ulaştı ben o sırada şehir dışındaydım bu yüzden biraz beklemek zorunda kald(görüşme sırasında bana çok beklettin dediği için bu detayı yazdım). Dönüşte görüştük sohbet – muhabbet – soru vs derken Zaman geçti Ben kalkmak istedim o konuşmaya devam etti biraz daha konuştuk sonra Ben yine kalkmak istedim niyeti yoktu ama o sırada benim telefonum çaldı tamam kalkalım dedi ve kalktık. Görüşme boyunca susmadan sohbet ettik ortak yanlarımız vardı ama olmayanlar daha çoktu. Itici bir durum yoktu. Bakış, davranış vs. Benden hoşlandığını gösteriyordu. Arada birkaç iltifat da etti. Sonuç :Akşam mesaj attı bir çok iltifat, olumlu cümle

          • Smy diyor ki:

            Fatih bey ;
            Yarım kaldı kusura bakmayın. Akşam mesaj attı birçok olumlu cümlenin aradından heyecan ve istek hissedemediğini benimle ilgisi olmadığını bu yaşa kadar evlenememesinin sebebi bu olduğunu (31 yaşındaydı) benim düşüncelerimi merak ettiğini söyledi. Ben de olumsuz olarak bildirdim ve bitti. Sizin olaydan farklı ama görüşünüzü almak istedim. Bu durumda yazınıza göre elektrik alınmış ama hoşlanma olmamış mı oluyor. Ama az çok anlıyor insan ortada hoşlanma var o Zaman sorun ne? 😒😊
            Not: Sadece yorumunuzu merak ettiğim için soruyorum, faydalı olacağını düşünüyorum, az çok ne olduğunu tahmin ediyorum. Not :Zaten ikinci kez görüşsek de olumsuz olurdu çünkü ikimiz için de mantıken oturmayan şeyler vardı.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Estağfurullah. Benim de yarım kalıyor bazen sizin de öyle oldu galiba diye tahmin ettim kalanını beklediydim. Yorum istemişsiniz benden ama çok isabetli şeyler söyleyemeyeceğimi hissettim. Diğer okuyucular da yorumlarsa farklı bakış açısı olur iyi olur.

            Benim yorumum şu. Karşılıklı elektrik almışsınız ben bu adamla/kadınla yaparım da denilmiş ama beklentiler değerlendirilip birbiriniz için doğru insanlar olmadığınız anlaşılmış muhabbet sonucu. Arkadaş biraz zorlamış ama bu işler zorlamayla olmuyor. Ayrıca sezgilerim evlilikten ve öncesi süreçten beklentileriniz arasında fark olduğunu söylüyor. Sizi ve o kişiyi zorlayan şartlar olsaydı muhtemelen ilerler ve evlenirdiniz bir otuz sene önce olsa. Aslında sizin üzerinize düşüyor gözükmesi dışında bir sorun yok. Ancak arkadaş tecrübeli herhalde ki size standart tarifenin tamamını sunmuş. Burada elektrik ya da hoşlanma değil de sorun beklentilerin uymaması. Yoksa görür görmez etkilendiğiniz bir insan bile olsa muhabbet edip tanımaya başlayınca soğuyabilirsiniz. Tersi de olabilir. Ortada etkilenme yoktur ve itici bir durum da yoktur muhabbet ve paylaşımla o alaka kurulabilir. Yeterki itici bir durum olmasın. Özellikle ilk karşılaşmalarda ruhlar konuşur derler kimyasal uyumsuzluk hissedilirse ısrarcı olmamak lazım.

            Konuyla ilgili dikkatimi çeken hususlardan ilki size talip olunma şekli diğeri de bu yaşa kadar evlenmemiş olmasının sebebi konusunda detaya girmesi. Size neden talip olmuş? Bilinçaltını tetikleyen bir şeyler mi olmuş acaba yoksa oturup kalkmanızı mı beğenmiş? Isınmaktan kast ettiği duygusal bağ oluşması mı yoksa ortak noktaların azlığı sebebiyle yakınlaşamamak mı bilemiyorum.

            Hakkınızda hayırlısı olsun. Doğru insanla karşılaşırsınız bir gün inşAllah :)

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim. İnşaAllah 2017 bitmeden kendimiz için doğru insanı hepimiz buluruz. 😊
            Sezgileriniz doğru beklentilerimiz çok farklıydı. Düşüncelerimiz, bakış açımız da farklıydı. Hatta siyasi görüşümüz bile.(Bu konuda ailesi ile de farklı görüşteydi) Arada uçurum yoktu ama farklıydı. Dedim ya mantıken uymayan şeyler vardı. Karşı taraf için de böyleydi. Elektrik alma, ısınma ile ilgili bir problem olduğunu düşünmüyorum. Öyle olsa sizin olaydaki gibi olurdu. Konuşmak dahi istemezdik(Ondan Önceki görüşmemde ailesi, yaşantısı, bakış açısı vs. Her şeyi ile bana çok yakın biri vardı karşımda ama hiçbir şekilde ısınamadım. Bir an önce görüşme bitsin istedim) ki kendisi benden daha çok konuştu ve gitmek istemiyordu. Bana gelirsek açıkçası Ben biraz Ön yargılıydım beklentim düşüktü, hakkında pek bir şey bilmiyordum ve fotoğraflarından hoşlanmadım. Ama ailesini az çok tanıdığım için ve makul bir aile olduğu için görüşmek istedim. Beklentimin üstündeydi, gayet kibar beyefendi biriydi, fotoğraflardan daha iyiydi, sohbeti vs. Güzeldi ama diğer türlü beklentilerimiz farklıydı o yüzden benim için olumsuzdu. Muhtemelen onun için de öyle. Ama bunu böyle söylemek yerine hislerine /isteğine bağlamasını anlayamadım açıkçası. Ya ben yanılıyorum ya da karşı taraf gerçekten çarpılmak istiyor. 😊
            Neye göre Talib olduğunu ben de bilmiyorum. Yaklaşık 3 yıl önce de talip olmuştu. O dönem ben evlilik düşünecek durumda değildim.Bu sene de Ramazanda bir iftar yemeğinde görmüş tekrar talip oldu.
            Bu yaşına kadar evlenememesinin sebebi olarak neden detay Verdi onu Ben de bilmiyorum 😀 Anladığım kadarıyla biraz kararsız biri zaten söz konusu evlilik olunca çok kararsız kaldığını da söylemişti. Bunu neden söyledi onu da bilmiyorum. 😊
            Çok meşgul ettim kusura bakmayın. Hakkınızı helal edin vaktinizi aldım ama yorumunuzu merak ettim bir katkısı olur diye yoksa yanlış anlaşılmasın olmuş bitmiş bir olayın peşinde değilim. Ben ordan ayrıldığımda olay benim için bitmişti. Ben de burdaki her okuyucu /yorumcu gibi yardım almak /yardımcı olmak için yazdım. Belki başkalarına da faydası olur. Ben de gelen yorumlardan faydalanırım. 😊
            Selam ve dua ile. 😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Estağfurullah, bu meşguliyetler yazdığınız gibi faydalı olmak adına ki meşgul de etmiyorsunuz. Hakkım varsa helal ederim de olduğunu sanmıyorum :) Fikirlerime değer verdiğiniz için ben teşekkür ederim.
            Yorumlarınızda bahsettiğiniz durumlar aslında örnek olması açısından faydalı. Hatta örnek olabilir. Görüşmüşsünüz olmamış gayet doğal bir durum. Herhangi bir edepsizlik vb. yok. Olmaması da hayır olmuş. Elemanı tanımıyorum, birkaç şey daha yazacaktım ama olmuş bitmiş gerek yok. Hanımlar olmasa ortamda başka şeyler de yazardım. Mesela dışarıda kız arkadaşı/kankası olan erkekler kolay kolay ısınamaz gibi…Vardır demiyorum ama ihtimal mesela…

            Kısmetten öteye köy yok derler bizim orada. Artık zamanı ne zamansa o zaman olur inşAllah. Ancak yazdığınız yorum tam da benim anlatmak istediğim durumu yansıtıyor. Birileriyle usulünce görüştürürler sonrasında olur ya da olmaz. Hatta denir ya bilmem kim ellinci görüştüğüyle evlenmiş vb. Önceden de yazmıştım yanlış anlaşılmasın kendimi ayırıyor gibi oluyorum ama ayırdığım kendim değil benim gibi olanlar. Benim gibilerin evlenememe sebebi diğer site sakinlerinden biraz farklı ve nereden tutarsak elimizde kalan bir durumdayız. Mesela yakın arkadaşıma da işi çok zor diyordu arkadaşlar, elinden tutan olunca ikinci görüştüğüyle evlendi.(Hanımını Meryem hanıma benzettiğim) Benim gibiler şöyle, hani bir laf vardır ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamamak diye, o durumdayız biraz. Dahası dışarıdan bakan anneler ya da evli kadınların onayladığı tipler olmamıza rağmen sırf ilk görüşmelerde etkileyemiyoruz diye sonuç alamıyoruz. Aday/Yıl=1. Tanıştıracak hiçkimse yok. Kızlarla iletişim kurduğum tek ortam işyeri ki hem Feyza Hanım’ın arkadaşının örneği gibi aileden habersiz olunca sorun yaşama ihtimali var hem de tam anlamıyla bizim kafadan bir hanım göremedim ki görme ihtimalim de yok gibi bir şey. Elimde çok örnek var bu şekilde bekar kalmış ve kırkına merdiven dayamış kişi. Düşünün annem yengeme bir kız var araştırırmısın diyor kadıncağız kılını kıpırdatmıyor ki annemler aracı oldular evliliği için, lafa gelince ben evladım gibi severim diyor :) Ben şahsen kendimi artık potansiyel fitne kaynağı olarak görüyorum. İnsanlar da birbirinin imtihanıdır. Elbette nefsimi temize çıkaracak değilim ama herhangi bir fenalıkla anılmazken, hiç kimse bu adam eşine zulmeder, evine sahip çıkamaz diyemezken, orta halli bir insanken halen aday/yıl=1 ise artık fitne kaynağı olarak raflarda yerimi alıyorum. Burada çok konuşuyorum ama dışarıda ağzımı çok açmıyor olmam nefsimin olmadığı anlamına gelmiyor. Burada kastettiğim ilk akla gelen şey değil sadece. Yalnız yaşayan insanlar iyi kötü bir hayat arkadaşı olsun ister gayet doğaldır. Bu durumları dışarıda dile getirmiyor olmamız bizim insana ihtiyaç duyabileceğimiz gerçeğini değiştirmez. Mesela bir haftasonu gıda zehirlenmesi yaşayıp iki gün evde yatmıştım :)

            Buradaki her bekar arkadaşın elbette kendine has dertleri ve evlenememe sebepleri var ancak en azından bir akış içerisindeler ki bazıları da tip gibi şeylere takılıyor. Akış varsa illa bir yerde netice alınır :) Hanımlar için mesela talipler çıkıyor. Erkekleri birileriyle tanıştırıyorlar. Yeri gelmişken kendime zam yaptım dediğim durumu daha da açayım. Flört etmeme şartının yanı sıra evvelden gördüğüm muameleyi görmemek için artık rastgele iş yapılmasına izin vermiyorum. Şurada kız var görüş. Adı ne? Şu soyadı ne? Anne baba ayrıymış anne babadan nefret ediyormuş söylemediler… Ya da arkadaş çevremde de şurada bir kız var. Eee ne yapabilirim. Kimdir nedir nerelidir? Ses yok…
            Ne olursan ol gel modu maalesef kapatıldı. 10 liralık malı elde kalmasın tazeyken değerlensin diye maliyetine 8 liraya satınca insanlar suyunu çıkartıyor beşe olmaz mı diyor. Olmaz :) Benim de insan olarak bir değerim var. Bir kızın peşinden koşamam ömür boyu…Yuva kuracak olan varsa gelsin ama ego tatmin edecek olan varsa gelmesin diyorum.

            Siteyi sizden kat be kat meşgul ediyorum ama yazmadan da olmuyor, kusura bakılmasın artık.

            Selametle kalın.

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ederim.
            Dediğiniz gibi nasipten öteye yer yok. Artık ne zamansa o zaman olacak. Gayret bizden, tevfik Allah ‘tan.😊 Hayırlısını istiyoruz, ona göre davranmaya çalışıyoruz. İnşaAllah en hayırlısı olur diye bekliyoruz. Her görüşmem de bir tecrübe ediniyorum. Bu, olumsuz olunca işin en iyi tarafı. (olumlu olursa zaten sıkıntı yok 😊).
            Aracı konusunda ben çok şey yaşamadım ama bir keresinde bir abla kardeşi için talip olmuştu ve söylediği tek şey çok efendi çok efendi başka hiçbir şey söylemiyor adını bile. Yabancı olsa neyse öz kardeşi yani. Bir de abla çok eski kuşak da değil bir önceki kuşak ve okumuş meslek sahibi.(Eskiler nefes alsın yeter mantığında olduğu için) ona rağmen bir şey söylemiyor. Çok sinir bozucu bir durumdu. Aracılar övmek yerine reel bilgiler verseler kimsenin vaktini almasalar ne güzel olur. Flört konusunda bence haklısınız benim de benzer bir şartım baştan beri var. Görücü usulü görüşme olur ama flörtü kabul edemiyorum, içim almıyor. Bunu ayırt etmek emin olmak zor ama olsun. Bir kadın olarak düşüncesini bile kaldıramıyorum. Büyük konuşmak istemiyorum ama İnşaAllah evleneceğim kişinin flört geçmişi olmaz.
            Selametle…

    • Feyza diyor ki:

      Sema ablacim bu ihtimali hic hesaba katmamistim, o kadar yazdim herhalde 1000. Yorum bana nasip olur diye kendimi dusunerek yazmistim ama islem hatasi yapmisim 😀
      En guzel hediyemiz duamiz da ben yine de size en azindan burdan bir cicek gondermek isterdim ama bu kiytirik telefonum onu dahi yapamiyor, siz yaptim kabul edin :)
      Bu da cicegim ;
      –‘-,-@ :) Allah her daim yardimciniz olsun.

  14. Abdullah Bir diyor ki:

    Sadece Fatih Kardeşime…

    Bu aralar peş peşe olumsuzluklar ve seni üzen, sinirlendiren “negatif ve üzücü gelişmeler” yaşadığını HİSSEDİYORUM.Bu da Müslüman bir insan ve kardeşin olarak beni ciddi derece de rahatsız ediyor, üzülüyorum.

    İzin verirsen biraz dertleşelim, dertlerine derman olmaya çalışayım.

    1- Su anda her ne yapıyorsan ( iş anlamında) bırak, izne çık, bulunduğun ortamı terk et.

    2- Bu zamana kadar yapmak isteyip de imkan bulamadığın bir kaç seyi (buz patenı, bowlıng, bisiklete binmek, araç ile sürat yapmak, cadırda kamp, açık bir arazide avazın çıktığı kadar bağırmak, başka bir sehir de ki arkadaşlarını ziyaret etmek, tadını merak ettiğin ve daha önce hiç tatmadığın bir içeceği içmek, yemeği yemek vb) yap.

    3- Mesai haricinde giymek için kendine yeni ama tarzının dışında farklı bir kaç kıyafet al, tarzını değiştir.

    4- Abdullah Bir abin ile daha fazla sohbet etmek, onu yakından tanımak istersen FB (yüz kitabı) de bulutlar arasın da süzülen güneşe ve deryaya yüzünü, yalan dünyaya ise sırtını dönmüş beyazlı adamı bul :-) ve ona kendini tanıt.

    Coming soon… :-)

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Abdullah Bir abi.

      Allah razı olsun, yorumun için teşekkür ederim. Çok önceden bir yorumumun arasında yazdıydım. Psikolijisi stabil bir insan olarak bilinirim diye. Diğer taraftan yazdıklarım aslında anlık şeylerin sonuçları değil. Çok şükür bu ara negatif ve üzücü şeyler yaşamıyorum. :) Çok karamsar şeyler yazdığımın farkındayım ve Nisa Hanım’a yazdığım yorumda artık sanki susmam konuşmamdan daha hayırlı diye belirttiydim :)

      Yazdıklarınız isabet olmuş. Her şeye bir cevabı var diyenler olabilir fakat tevafuk olmuş. Şöyle ki

      1- Yıllık izin alıp ailemin yanına geldim. Hatta izinimin bir kısmını da yaşadığım şehirde önceden gidemediğim doğal güzellikleri olan bir iki muhiti gezerek geçirdim. Söylemesi ayıp hamama falan da gittim, Allah’tan tellağın eli ağır değildi :)

      2-Yaşadığım şehirden memlekete hep normal duble yoldan giderdim. İçimde hep köy-dağ yollarından ilçelerden gezerek gitmek vardı. Bu sefer fırsat bu fırsat diyerek öyle yaptım :) Allah neler neler yaratmış ne güzellikler varmış gördüm. Bozkır yerine orman gördü gözüm :)

      3-Kıyafet almadım. Kıyafetlerle hiç aram yok. Tavsiyenize uyarım dersem yalan olur :) Denk gelirse bakarım belki ama bayramda bayramlıklarımı giyeceğim sayılır mı bilmem.

      4- Maalesef anlatarak rahatlayabilen bir insan değilim. Konuştukça daha da gerilen bir insanım. Bu sebeple hep kendi kendime sakinleşmeye çalışırım. Birisine bir şey anlatıyorsam gerçekten fikrini almak istiyorumdur. Buraya yazdığım yorumlar da çoğunlukla öyle. Sırf dinlesinler anlatmış olayım içimde kalmasın diye birilerine bir şeyler anlattığım nadirdir. Bir şey anlatıyorsam karşımdaki insandan sebep sonuç ilişkisi içinde bir sentez bir yorum beklerim.

      Abdullah Bir abi, geçenlerde şu bahsettiğim zıpır arkadaş da sizinle benzer şeyler sordu. Cevaplarda da sıkıntı bulamadı. Sonra bir cümle söyledi ki burada yazmam hoş olmaz ama doğruydu :) Tek derdimiz bu olsum dedim ben de.

      Burada size ve diğer okuyucu yorumculara rahatsızlık verdiysem özür dilerim. Burayı çok meşgul ettiğimin farkındayım. Tekrar sizden Allah razı olsun diyorum. Şöyle ki bu adamın bir derdi var diye düşünüp bu şekilde yorum yazmanız, çözüm aramanız bile benim için yeterlidir. Değer gördüğümü gösterir. Umursanmak çok güzel bir şey. Bazen bir kedi kadar kıymetim olmuyor :) Adresinizi paylaşmışsınız. Bir şeyler anlatmak için değil belki ama selam vermek için uğrayabilirim.

      Selametle kalın.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sadece Fatih Kardeşime…

        Çayı ocağa koydum bekliyorum, nargile de var istersen :-)

        Not:
        Sen ve senin gibi samimi inananlar/insanlar beni mesgul etmiyor, rahatsızlık vermiyorsun.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Abdullah Bir abi.

          O sizin kendi samimiyetiniz, içtenliğiniz.👍 Ço sağ olun.

          Çayınızı içmiş kadar oldum :) (Tütün kullanmıyorum.)

          Selametle kalın.

  15. .../nisa diyor ki:

    Gulab hanım/bey,

    Paylaştığınız hikaye çok güzel.İnsanoğlu için genellikle emek değer arasında doğru orantı vardır. Ne kadar çok emek maddiyat harcamışsa o kadar çok gözünde kıymetlidir. Bu sadece maddiyat anlamında değil maneviyatta da böyledir.

    Bizim gibi az emek gerektirip buna karşılık yüksek değer beklemek ters orantı. İlk gözden çıkarılacaklarda masrafsızlar oluyor. İnsanda şöyle bir kod var nimet olarak verilenleri hakkı olarak görme. Ne zaman nimet azalır yada elden gider o zaman hakkı olmadığını anlar.

    • . ; . Gulăb diyor ki:

      Sennur hanım ve Nisa hanım.
      Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.
      Malesef günümüzde durum bu artık. Masrafsız düğün dernek yapmak en başta erkeklere yarıyorken,bu konuda karısının kıymetini daha çok bilmeleri gerekirken, hangi düşünce evlilik sonrasında erkeğin düşüncesini karısına karşı ” ucuz insan!” haliyle değersiz insan olarak değiştiriyor bunu anlamış değilim.
      Kadınlar kendi aralarında bir çok şey konuşur. Haliyle masrafsız olunca erkeğin bu şekilde düşündüğünü

      • . ; . Gulâb diyor ki:

        Devamı…
        Bekar olan kızlara da söyleyecektir. Söylemekle kalmaz üzerine birde ” biz bedavaya gittik sakın ola siz bedavaya gitmeyin ‘diye kendince nasihat edecektir. (bu söylediğim kendini bilmryen kadın için geçerlidir)
        (daha önce biraz daha uzun cevap yazmıştım ancak sitedeki bir sorundan olsa gerek yayınlanmamış. Site yavaşladı mı bana mı öyle Geliyor.telefon dan yazınca biraz sıkıntıda oluyor. Gönder butonu çok az görünüyor. Bu benim telefondan mi kaynaklı )

  16. cesaret diyor ki:

    Recete:)Evlenecek bay veya bayan bakımlı olmalı.Kıyafetin önemi büyüktür.Oturup kalkmasını bilmeliler.Söz gümüş ise sükut altındırdan yanayım.Fazla gevezelik hoş değil.Cenab_u Allahu Teala gurur ve kibiri yasaklamıştır.Fazla gururlu,kibirli olmamalılar.Allahtan geldik,Allaha gideceğiz diyorum.Evlenecek olan bekarlarımıza mutluluklar diliyorum.Yüce Allah’tan dua edip beklemeliler.Saygılar sunuyorum.

  17. gulpembe diyor ki:

    Fatih bey,
    tum yorumlari henuz okuyamadim, fakat kader-kismet,degisen degerler, hayat sartlari… gibi degerli paylasimlarda bulunuluyor. Sizin sorularinizdan yola cikarak, farkli bi noktayi hatirlatmak istiyorum.

    “Bende/bizde neyi bulamiyorlar?sorunsali”

    1.Feromon;
    Hayvanlar koklasarak, insanlar konusarak anlasir derler. bu soylem,hayvanlar salgiladiklari kokular ile haberlesir, insanlar ise sozel ifadelerle iletisim kurar manasina gelir fakat insanlar icin soylenen sey yine eskiksiktir cunku insanlar da farkinda olmadan disariya yaydiklari ve aldiklari kokular sayesinde karsi cinse isinir yada sogurlar. Moda deyimle , elektrik yada kimya tutmasi bu kokular sayesinde oluyor. Ornegin karincalarda tum haberlesme, feromon denen bir kimyevi madde sayesiinde gerceklesiyor, diger guve ve benzeri canlilarda da haberlesme ve es secimi bu koku sayesinde oluyor. Insanlarda da feromon bulunmus,nelere yaradigi tam cozulebilmis degil, fakat karsi cinse cazip gorunmede etkili oldugu saptanmis. Yani bir kimse ne kadar feromon salgiliyorsa o kadar cekici oluyor. Oyleki insanlar ayni yerde degil, uzaklarda da olsalar, birbirlerinden bu cekimi aliyorlar. Ne kadar feromon salgilayacagi insanin elinde olan birsey degil , o yuzden parfum sirketleri simdi feromonlu kokular suruyor piyasaya, tabiki bunlara itibar edilmemeli. burada detaya girmiyeyim ama, bununla ilgili cok acayip deneyler var.
    (“(hz.yusuf)bu gomlegi goturun babamin gozlerine surun,kor gozleri acilsin…” (hz.yakub)”bana bunak demezseniz suphesiz ben yusufun kokusunu aliyorum-yusuf suresi-)

    2.oksitosin;
    gecen aylarda bir bekar erkek yorumcu kendi gozlemine gore ,kadinlarin nazarinda evli erkeklerin daha cazip bulundugunu yazdi. Insanlar buna gerekce olarak , “evli erkek isini gucunu yoluna koymus, bir kadin tarafindan secilmis, basarili ve guclu goruluyor demekki…” gibi varsayimlari ileri surseler de, kacirilan bir nokta var ki o da; evli erkegin beyninin daha fazla oksitosin salgiliyor boylece de disariya farkinda olmadan daha fazla pozitif enerji veriyor olmasi. Peki oksitosin ne?sevgi ve baglilik hormonu.
    oksitosin salgilamak icin evli mi olmak lazim?hayir . Evli olmasalar bile, guzel guclu aile bagi ve dostluklari olanlar, etrafinda sevilip sayilan tatminkar insanlarin beyni daha fazla oksitosin uretiyor bu da diger mutluluk hormonlarini yukseltiyor.yani siz ne kadar olumlu bir insansaniz hayatiniza o kadar olumlu seyleri davet ediyorsunuz.

    Yine gecen konusu oldu, “daha guzel bir kadin goren erkegin hanimina muhabbeti azalir mi”diye.cevap ;azalmaz. Neden ?cunku; oksitosin…:) deney yapiliyor;erkeklerin bir kismina esinin resmi gosterilip burnuna oksitosin veriliyor ardindan yanina guzel bir kadin gonderiliyor, diger kismina da ayni islem uygulaniyor fakat oksitosin verilmiyor. Ilk gurubun erkekleri kadinlara karsi daha ilgisiz olurken, ikinci grup daha ilgili davraniyor.
    Su var ki,evli kadin, evli erkege gore daha fazla oksitosin salgilar. Cunku oksitosin kadinla ilgili bir hormondur zaten. Bir soz vardir, evlenene kadar erkek kadinin , evlendikten sonra kadin erkegin pesinden kosar. Neden? Kadin beraberlikten sonra daha fazla baglilik hormonu(oksitosin) uretir, daha fazla sevmeye baslar ondan. (evlenince seversin, nikahta keramet vardir diye o yuzden diyolarmis demekki,nikahta oksitosin var diye degistirelim. )Fakat erkegin beraberlik sonrasi yukselen oksitosini kisa zaman sonra yerini yine testestorana birakiyor. Oyleyse kocalarin oksitosinini nasil yuksek tutagiz?rastgele zamanlarda bol bol dokunarak, fakat civik yilisik,biktirici, onun hurriyetini elinden aliyormus gibi degil, farkinda olmadan spontane bir dokunus.mesela bir seyler seyrederken elele tutusmak olmadi dizleri, kollari birbine degdirmek(caktirmadan), bir seyler anlatirken yakasini,sacini duzeltiyor gibi yapmak,konusurken tum vucudla ona donmek ve goz temasi kurmak(bu ayrica peygamberin sav.sunnetidir.)zaten boyle devam etmek zamanla alisilan dogal bir form kazanir.

    “Erkekler sefkat beklemez mi, sefkat gostermek/almak acizlik mi?”
    Insanlarin hepsi acizdir. Kadini erkegi yok, hepsi sefkat bekler. Fakat erkek karisindan bunu nasil alacagini kestiremez, cunku kadini tarafindan zayif gorulmekten korkar. Oyle goruldugunu hissederse karisindan sogur. Eger kadin cok sefkat gosterir dengeyi tutturamazsa bu seferde annesi gibi kendisinin ustune hakimiyet kurudugunu hisseder yine kacinma davranislari sergiler. Sefkat dengede olmali ki erkek-kadin iliskisi cekimini kaybetmesin.birbirlerini anne-baba yerine koymasinlar. O yuzden bu sefkat beklentisini bazen,kadinlar ogullarindan, erkekler kizlarindan daha fazla karsilar. Mesela ben babamin ayak tirnaklarini keser, meyvesini ellerimle yedirirdim. Hem annem bu konularda fazla dikkatli degildi, hem babam asiri gururlu bir adamdi hissettirmezdi.. O yuzden genelde kizlar babalarinin gozunde baskadir.hz. Omer cahiliyede kizini topraga gommek icin yeri kazarken, kizinin babasinin uzerien gelen topraklari temizledigini hem anlatir hem aglardi. hz. Fatimanin lakabi da “ummu ebiha/babasinin annesi”dir.

    Bir deneyde erkeklere neseli ve dusunceli olmak uzere iki ayri kadin yuzleri gosteriliyor, kiminle es olmak istedigi soruluyor. Erkekler neseli kadinlari tercih ediyor. aynisi kadin deneklere uygulaniyor. Kadinlarin cogu dusunceli/dertli erkek profillerini tercih ediyor. Bu da gosteriyorki, kadinlar hayatlarindaki erkeklere sefkat gostermeyi, onlari manevi olarak iyilestirmeyi seviyor. Mesela erkek isiyle ilgili sorununu paylasirsa zayif goruleceginden korkuyor, yahut esini bunlarla uzmemesi gerektigini dusunuyor, problemlerini sakliyor. Halbuki kadin kocasini seviyorsa onun sorunlarini dinlemekten paylasmaktan zevk aliyor, aralarindaki baglilik gucleniyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Yorumunuz için teşekkür ederim Gülpembe Hanım, güzel tespitler var.
      Bahsettiğiniz durumlarla ilgili ne yapabilirim diye hızlıca düşündüm, sonuçta yaradılışım böyle. Hani derler ya mal ortada diye, beğenen böyle beğenecek. :) Başka şeyler de var aslında motor becerilerinin kuvvetli olması vb. ancak benim görüştüklerim de padişah kızları değildi sonuçta :)
      Ayrıca şu ayrıntı da var. Anneler neden onaylıyor? Aracı olan arkadaşın eşi de gördü, o neden beni onaylıyor? Onlar da diyemez mi bu adam yaramaz diye. Ya da neden o kadar uzun görüşüyorlar?

      Ben şöyle anlatayım kendi gördüğümü. Kızın ailesi ailenden zengin olmayacak. Evinde gördüğü rahatı sağlayabilecek bile olsak yetmez. Çünkü o hayat görüşüyle o bakış açısıyla yetişmedik. Hani yazdık ya artist gibi değiliz diye zıpır arkadaşım bana senin ruhun ırgat der :) Öyle alışmışız öyle gider…

      Selametle kalın.

    • Feyza diyor ki:

      Peki burada iki deney celismiyor mu?
      Son deneyde dertli erkeklerin tercih ediliyor olusu ile ikinci deneydeki oksitosini fazla salgilayan ve mutlu aile baglari olan erkeklerin tercih ediliyor olusu.
      Yani ikinci deneydeki erkek sevgiye doymussa dertli olmasi pek mumkun degil, bu durumda hangi deney dogru?
      Ya da benim yanlis anladigim nokta varsa nedir?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Dertli olmak değil de orada kasıt düşünceli olmak daha doğrusu gözükmek yani “cool” olmak :)

        Ben bu noktalarda kadınları anlıyorum, fıtrat böyle de aslında bu durum güzel kızların benim ilgimi çekmesi durumuyla aynı. Fakat ben de sadece güzelliğe takılsam çok güzel olsun desem huyuna suyuna bakmasam bu beni ne derece mutlu bir yuva kurmaya götürür. Kızlar da aklını kullanıp ya bu adam karizmatik dikkat çekici ama huyu nasıl diye sorgulaması lazım. Artist peşinde koşarsa kendisine de artistlik taslanacağını bilmesi lazım :)

      • seysey diyor ki:

        Bir de farkettiyseniz guzel kadina ilgi gostermeyen erkeklerin burnuna bilincli olarak oksitosin verilmis.Diger grupsa hali hazirda sadece evli.Ama buradan cikarmamiz gereken sey evli erkeklerin eslerinden guzeline ilgi gostermedigi :) Kocalarimizin burnuna cikarken oksitosin surelim nerden bulacaz bunu :)) Oksitosin surulmeyen erkeklere eslerinin dokunmadigini falan hic sanmiyorum.

        • seysey diyor ki:

          Bagimli degiskenin her uygulamasinda bagimli degisken,bagimsiz degisken ve kontrol degiskeni bulunur. morgan’a gore yontem su sekilde uygulanir;
          deney yapan kisi,
          1.Bir seyleri degistirir ya da duzenler
          2.Diger kosullari olabildigince sabit tutar,
          3.Degiskennlerin ya da degisimlerin incelenen durum/kosul uzerindeki etkisini saptamaya calisir(bulent tanik)

          • seysey diyor ki:

            Deneysel yontemin her uygulamasinda yanlis yazmisim.Yani demek istedigim evli erkegin degil oksitosini yuksek erkegin durumu anlatilmis.Vr ardindan da oksitosin nasil yuksek tutulabilir anlatilmis.

        • gulpembe diyor ki:

          Seysey hanim,
          dokunmanin gucune inanin. Oksitosin sizsiniz,yuruyen oksitosin:) disardan birsey kullanmaya ihtiyac yok. Bazen hanimlar yaziyor, heyecanimiz kalmadi, ilk gunlerimizi ozluyorum diye. Bunun caresi ancak evlendikten sonra flortu birakmamaktir. Esler birbirlerine kur yapmaya zarf atmaya devam etmeli, iltifat etmek, sarilmak icin her ani muhimsemeli. Istisnalar haric evde duygusal doyumu olan hicbir es disarda heyecan aramaz. Kurani kerim buyuruyor ki, “Allah hic kimsenin gogsunde iki kalp yaratmadi.” Aski heyacani bir virus gibi dusunun;nasil ki vucud iyi beslenmez, bakilmazsa zayif duser cabuk hastalanir, sevgi ve ilgiden yoksun birakilmis insanlarin da duygusal bagisikligi zayiftir, hasta olmasi icin kucuk bir virus yeter.

          • seysey diyor ki:

            Valla dogrudur.Ben caba ve duanin gucune yurekten inaniyorum.Zaten daha evlenmeden kocamla aramizda bazi sirlar var.Pozitif enerjinizi sevdim :) Mutlu olun her daim.

          • Gulpembe diyor ki:

            Cok zarifsiniz Seysey Hanim,
            Hep beraber mutlu olalim insallah, omur kisa…
            Hayirli bayramlar!

          • Zeynep diyor ki:

            Gulpembe hanim ben yazmıştım evliligimizin ilk günlerini özlüyorum diye .Belli zaman sonra coluk çocuğa karısinca karı koca arasındaki çekimi nasıl koruruz diye sormaya calistim aslında Beylerden farklı yorumlar gelmiş anlayamadım birçoğunu sanırım cevap sizin yorumunuz da evliyken de flörtu bırakmamak .Ben biraz yapi olarak soguk bir insanım ki bu kadin için çok kötü bir özellik .Zaten mantıklı biriyim yani hayatımın hiçbir döneminde bulutlarda gezmedim yogun duygular yaşamadım bazen etrafta görüyorum romantik aşıkları yaşadıkları duyguları kiskanıyorum resmen .Ben de evliyim çok dürüst çok efendi eli yüzü düzgün kocam var elhamdulillah o muhabbeti helal dairede biz de yaşayalım diyorum kendi kendime .İş güç kostumacadan mi ne fazla dokunmuyoruz birbirimize eşim zaten benden bekler .Öyle olunca da araya soğukluk giriyor sanırım dokununca da birsey hissetmez oluyor zamanla Teşekkürler yorum için benim için çok faydalı oldu

          • Zeynep diyor ki:

            Ben çok grip olurum esim soylenir di önceden yilda otuz defa grip oluyorsun diye ben de duygusal yoksunluk yaşayan kadınlar çok hasta olur diye okumuştum bir kitapta sema hanimin kitabiydi sanirim eşime de gösterdim senin yüzünden benimle ilgilenmiyorsun bağışıklık sistemim zayıf diye ona atıyorum topu artık söylenmiyor.

    • .../nisa diyor ki:

      Gülpembe hanım,

      Feromon ile ilgili yazdıklarınızı geçen bende bir programda izledim. Kokularında farkında olmasak da eş seçimi üzerinde etkisi varmış. Genellikle anneye benzeyen kişiler eş için daha cazip geliyormuş. Başka bir konuda kan grupları dahi önemli olabiliyormuş genellikle en uzak kan grubunun çekim gücü daha yüksekmiş.

    • Süleyman diyor ki:

      Gülpembe Hanım

      Güzel bilgiler bunlar ancak Fatih Beyin sorularının yanıtı değil tam olarak.

      Fatih Bey ve daha pek çok erkek genç yaşında rızkını kazanmak için ailesinin olduğu, arkadaşlarının olduğu ve belki sevdiği yeri terk etmek zorunda kalıyor. Oksitosin diyoruz aile bağları ve dostlukları kuvvetli olan insanlarda salgılanır diyoruz da yani zorunlu olarak onlardan uzaklarda yaşıyoruz. Dostlarımızdan, arkadaşlarımızdan, sevdiğimiz yerlerden uzaklarda yaşıyoruz. Bulunduğunuz yerde arkadaş edinebilirsiniz ama akşam vakti gene evde yalnız kalıyoruz. O zaman gene sıkıntılar oluyor. Geçenlerde Fatih Bey yanlızlığıyla ilgili birkaç şey anlatmıştı. O zaman ben çok derinden anlamıştım. Dediği gibi bir yemek bile alamıyorsunuz. Diyorsunuz ki bu artacakta ziyan olacak. Hep böyle küücük porsiyonlarda alıyorsunuz gıdaları.

      Yani kısacası bahsettiğiniz durum bizim için şöyle oluyor. Oksitosin mi o ne olaki?

      Gülpembe hanım zaten bizim mağduriyetimiz ön elemeyi geçememek. Yani görüşmeyi kabul etmiyor. Görüşse tanışmayı, karşısındakini tanımayı kabul etmiyor kişiler.

      Genede ümitvarım. Allah’tan ümit kesilmez. İnşAllah Fatih Bey için de, Öbürler arkadaşlar içinde. Hatta Meryem Hanımdan hiç ses soluk yok acaba hayırlı bir şeyler mi oldu demeden ve düşünmeden edemiyorum.

      İnşAllah Allah bu kadar engele rağmen hayırlı bir şekilde yuva kurmamızı sağlar. Benim şahsen burada belirttiğim durumlar ve hatta bazen ettiğim şikayetler hep benim gibi gençlerin halini göstermek için. Belki birileri okurda daha iyi anlar. Evladını, kızını yetiştirirken ve evlendirecekken bilinçli davranır.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Süleyman Bey kardeş.

        Gayet açıklayıcı olmuş. Dediğiniz gibi ön elemeyi geçemiyoruz daha ki kupa mücadelesine katılalım :)

        Bu yorum bahanesiyle bir iki şey yazayım. Yazdığım yorumlar eleştirilebilir hatta cinsiyetçilik yapıyorsun da denilebilir. Ancak niye öyle yazdığımı açıklayayım.

        Kadınların ileriki yaşlarda değişmesi çok zordur. Hele ki yirmili yaşlardan sonra pek mümkün değildir şu meşhur kaburga kemiği misali. Hatta çok değişti dediğiniz kadınlar varsa dikkatli bakın, değişmemiştir aslında, şartlar oluşunca içinde varmış dediğimiz durumlar ortaya çıkmıştıt. Hani diyoruz ya sonradan tesettüre girdi diye içinde varmış aslında.

        Kız çocuğu yetiştirmenin zor olduğu ve bunu düzgün yapanların cennetle müjdelendiği hadisleri çoğu kişi duymuştur. Neden acaba? Düzgün yetişen kızın ileride fıtrat gereği kolay kolay bozulmayarak aslında bir örnek insan modeli olma potansiyeli olabilir mi?

        Yorumlarımda hep diyorum ya zamane kızları diye. Şöyle bir yirmi senelik fark alsanız aslında erkeklerde çok fazla bozulma olmadığını görürsünüz. Erkeğin fıtratı belli doğası belli aile kurmaya olan yaklaşımı belli. Erkeğin fıtratında yuva kurmak değil her çiçekten bal almak gezip tozup eğlenmek vardır. Bir erkek bunları isterse şaşırmayız ki bakılırsa erkeklerin bu zaman aralığında bir yere gittiği yok ne uzamış ne kısalmışlar. Ancak kadınlar için aynı şeyi söyleyemiyorum. Fıtrat dağıldı resmen son yirmi senede. Doğası gereği çocuk sahibi olmaya aile kurmaya şefkatli merhametli olmaya eğilimli olması beklenen kadınlar gitti yerlerine erkekler gibi kadınlar geldi ki yetişkin olanları düzeltmek mümkün değil. Artık kadınlar da “gecelerin adamı” oldular…Şu pantalonlar da virüs gibi yayıldı bu zaman aralığında. Kardeşim sen nasıl sığıyorsun onun içine, geçen anlatıyordu biri ıslanmış yağmurda da evde üzerine yapışmış yarım saatte çıkaramamış. Yav çoluk çocuk sahibi olamayacaksınız iç organlar binmiş üst üste. Hiç mi canları yanmıyor, kalbe yazık damarlar sıkışıyor.

        Buradaki okuyucu/yorumcu/yazar hanımlar alınmasın diye defaatle yazdım yine yazıyorum. Süleyman kardeşimizin dediği de doğru belki kız anaları/babaları bu yazılanları dikkate alır. Son olarak kız çocuklarıyla ilgili şunu yazayım. Yetiştirmek çok zor, çok çaba ve sabır gerektiriyor. Öyle ki hemen netice beklemek çok yanlış. Terbiye etmeye çalışırsınız hemen sonuç beklersiniz hatta bir bakarsınız aksini yapar ancak büyüdüğünde görürsünüz ki çabalar boşa gitmemiş. Terbiye ettiğiniz konular nakış gibi işlenmiş yüreğine. Belki doğru bir örnek olmayacak ama dövme gibi. Bir defa işlersiniz ve ömür boyu kalır. Yaptırana acı verir yapanı yorar. Umarım aileler güçlü kadın olmayı değil saliha kadın olmayı işler kızlarına…

        Selametle.

      • seysey diyor ki:

        Ben de on elemede eliyorum hakkinda arastirma yapiyorum iyi insan cikiyor resmine bakiyorum hic olmaz diyorum sans bile vermiyorum.Sonradan uzulur diye.Bir nedeni de asiri israrci olmalari kopartamiyorsun kendinden en iyisi hic olmayacak gibi duranlara bulasmamak diyorum.Acaba oksitosini yuksek erkekleri kaciriyo muyum diye dusundum simdi. :/

    • gulpembe diyor ki:

      Fatih bey,
      son birsey ekleyim sizinle ilgili,4-5 gorusme yaptiktan sonra, olumsuz yanit veren hanfendiyi sormustunuz mesela, kacirdigim noktalar olabilir, fakat bana gore hanfendi mantik olarak sizi kabul etmis yalniz kalbini isindiramamis. Ben ilk iki gorusmesinde olumsuz dusunup 3. de olumluya ceviren cok kiz gordum. Kizlar mantigina oturtunca , isinmak icin gercekten caba veriyor ama olmayinca olmuyor, ya ilerde de soguk olursam diye korkuyor. Yani kotu insanlar degiller inanin:)

      feyza hanim,celiski gibi gorunse de degil. Cunku bizler feromon yada oksitosini yuksek salgilayan insanlara bilincli olarak isinmiyoruz.yani bu insan sevilen biri bende seveyim demiyoruz. Olusturduklari manyetik alan bizi cekiyor. Bu kisi ayni zamanda dertli de olabilir bu yaydigi ve bziim duyum esigimizin disinda kaldigi icin nedenini farkedemedigimiz enerjsi dikkat cekmeye devam eder.
      Diger deneydeki kadinlar ise o erkeklerle yanyana gelmiyorlar, tanismiyorlar. Resimden bilincli bir tercih yapiyorlar. Belki birraya gelseler, feromonlari uyusmayacak:)

      suleyman bey, Allah kulun acelesi ile acele etmezmis, cunku kulunu ondan daha fazla sever ve dusunurmus,
      nisa hanim, hayr olsun insallah:)

      ben cevremdeki bekar arkadaslara ic ve dis guzellik icin ya tevvab-musavvir-vedud isimlerini vird edinmelerini soyledigim olur.tabi sizlerin cok daha sumullu virdleriniz vardir belki bilmiyorum.
      Bol sadaka vermenin etkisine de cok inaniyorum. Dindar olmasa bile nerede bir comert insan var farkediyorum ki isleri hep yolunda gidiyor. Cimri insanlarin kalpleri hic rahat etmiyor, hep bir huzursuzluk.bol sadaka ve tevbenin dualari daha makbul kildigina dair bilgiler var zaten.

      Aracilari fazla ciddiye almayin, yani soyledikleri ile ilgilenin ama kalbinizi baglamayin. Yusuf as in hapiste unutulmasini, azledilmesi icin devlet baskanina gonderdigi hapis arkadasina fazla umut baglamasinin sefkat tokadi diye yorumlayanlar olmus. Yada ibrahim as tam atese atilirken, cebrail gelip bir istegin var mi diye sordugunda “bir istegim var ama senden degil(rabbimden)”demis ,,dogru mu yanlis mi bilmem.Allah yerlerin ve goklerin hakimiyken, ondan baska nasil dost ve yardimci bulunsun?”(ayet)

      selametle …

      • Süleyman diyor ki:

        “suleyman bey, Allah kulun acelesi ile acele etmezmis, cunku kulunu ondan daha fazla sever ve dusunurmus”

        Dediğiniz gibi Gülpembe hanım. Muhakkak beklememizinde bir hikmeti var. Zira ben hayatım boyunca başıma gelen musibet gibi görünen şeylerde bile daha sonra pek çok hayır olduğuna şahit oldum.

        Allah (cc.) hep hayırlısını nasip edeceğine inanıyorum. Bunun içinde beklemem ve sabretmem gerektiğine. Zaten inanmasam emin olun dayanılacak gibi olmuyor kimi zaman. Özellikle yalnız kalınca öyle kötü oluyorum ki. Kafamda bin bir türlü vesveseyle uğraşmak zorunda kalıyorum.

        Bazen belki sitedekiler bu çocuk bu yaşında bu ne vehim diyordur. Emin olun bende kendime aynı şeyi soruyorum ama yanıt bulamıyorum. Bu kadar genç yaşta bu konuyu bu kadar kafama takmış olmak istemezdim ancak ne diyeyim elimde de değil.

        Kısacası ümitsizliğe düşmeye veya aceleci davranmaya gerek olmadığının farkındayım. Bazen elimde olmadan bu durumlara düşsem de kısa süreli oluyor. Allah’tan ümit kesilmez. 50 yaşında evlensem ve hatta hiç evlenemesem dahi benim için hayırlı olan takdir edilmiş olan budur demek ki derim. Allah cümlemize hayırlısını nasip etsin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Teşekkür ederim Gülpembe Hanım.
        Hanımefendi değil hanımefendiler maalesef…
        Iskaldığınız bir iki yer var zaten siz de bu olasılığı yazmışsınız. Çok detay vermem gerekecek hem doğru olmaz hem de uzatmış oluruz. Fakat ipucu vereyim. Evvelden flört geçmişi olan kızlara hiç flört geçmişi olmayan bir erkek sıkıcı gelir(miş) Kızlar da aynı şeyi söylüyor erkekler de. Bana tecrübesiz denildiğini hatırlatayım. Ben de sizin dediğiniz gibi önceden de belirtmiştim, üç kağıtçı art niyetli insanlar değillerdi ama flört geçmişi olan bir kıza nikahta keramet vardır zamanla seversini anlatamazsınız. Bir kere karşı cinsle muhabbeti tattığından aşağısı kesmez artık. Şu ayrıntıyı da yazmıştım. Bırakalım bu işi diyemediler o cesareti gösteremediler ancak bizim bırakacak cesaretimiz yok sen bizi bırak diye tavırlarından ben anladım. Ayrıca başka bir hanımın yorumu da şuydu. Ben seninle ilerisi için ışık görmüyorum ama şu an yalnızım boş kalmayayım demişler dedi. Bir ablamız da bana aynısını söylemişti. Kızı bırakma ama sen de takıl madem o kafadaysa demişti. Ayrıca Gülpembe Hanım bir kız elektrik almasa saatlerce oturamaz telefonda kesilene kadar benle konuşamaz. Isınamadılar. Neden mi? Çok anlayışlıydım, aracım aile aracıydı, garsona höt dememiştim kıyafetim ciks değildi sıradan bir insandım artist gibi bir duruşum yoktu.
        Yurtdışına gidenler gavur ellerinde bu işler daha dürüstçe gidiyor diyor pazarlık olmazmış insanlar birbirini insan oldukları için severmiş. Çiftler öyleymiş, gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz.

        Sadri Alışık’ın çok güzel bir sözü var. Diyor ki “Öpüşecek birini aramadık, bizim için ölsün de demedik, hani biraz sevse üstünü tamamlardık.”

        Selametle kalın.

        • gulpembe diyor ki:

          Fatih bey,
          maddi beklentiler hususunda haklisiniz. Evleniceklerden cevre ve ailelenin fazla bir beklentisi ve yuku yok. Gayet mutevazi bir dugun yemegi, zarif ve sade dosenmis bir ev… insanlarin marka/luks..vs merakini da gormuyorum. Cocuklarin muduru sort ve spor ayakkabiyla okula geliyor, gerisini dusunun:)

          Selamlar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Burada öyle olmuyor Gülpembe Hanım.
            Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem
            Ud kemani olmazs aynalı körüğe de binmem diyorlar.

            Ucuza gidenlerin de kıymetleri bilinmiyor. Ben şahsen kendime zam yaptım. Yüzde üçyüz. Piyasa değerimi koruyacağım artık. Malzeme fiyatına gidiyordum eskiden. Ben de bakacağım artık güzellikse güzellik tahsilse tahsil. Eskisi gibi basit düşünmüyorum artık. Daha doğrusu daha basit ve net. Gülbahçesi hikayesi gibi olmasın diye kasmanın lüzumu yok. Çünkü bahçede gül kalmamış her yer ot…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım’ın tespitlerine baktığımızda peygamber efendimizin bu konudaki hadislerinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyoruz. Evlenmeyen kişi yarımdır ya da başka bir deyişle oksitosin fakiridir :) Rehberimizi doğru seçersek hem bu dünyada hem de ahirette kazanacağımızı bir kez daha doğrulamış olduk.

  18. mustafa _/) diyor ki:

    “Bekarları evlendirmek için ne yapmalı”nın yanında İnternet ortamını taradığım halde pek rastlayamadığım bir mesele de evlilik arayışını ve heyecanını, elmanın öbür yarısı vb. duyguları kaybetmişlik durumu. Bu duruma düşen bir kimse nasıl bir yol izlemeli. Cinsel dürtülerin devam etmesine rağmen evliliğe karşı soğumuş, romantik hiç duygusu kalmamış bir insan ne yapmalıdır. Acaba psikiyatriye mi başvurmalı profesyonel yardım mı almalıdır. Yoksa kalbinde çöreklenen hastalıklarla elinden geldiğince sabredip, hakkındaki hükmün tecellisini mi beklemelidir.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Mustafa Bey.

      Sizi çok iyi anlıyorum. Ben de bahsettiklerinizle paralel bir iki anımı anlatayım.

      Günlerden bir gün işyerindeki bir iki hanım arkadaş seni evlendirmiyor muyuz tarzı bir muhabbet açmışlardı, arı kovanına çomak soktuklarının farkında değillerdi :) Başıma gelenleri özetle anlatıp bu işler benden geçti artık deyince birisi refleks olarak yaa olur mu öyle şey aşka küsemezsin demişti. Yani sevme ve sevilme ihtimali konusunda küskünlük yapmak, umutsuz olmak doğru bir şey değil. Hatta bana dedikleri, öyle düşünürsen olacak şeyi de bozarsın, manevi olarak itersin, auranı bozarsın demişlerdi. Kadınların altıncı hisleri kuvvetlidir sonuçta, haklı olabilirsiniz dediydim.

      Yani siz yazdığınız gibi hakkınızdaki hükmün tecellisini beklemeye devam edin. Şu var. Ben bunları yazıyorum ama önceden bir iki defa yazdığım bir cümle vardı hiçbir kızın beni sevebileceğine inanmıyorum diye. Aslında görmesini bilenler için o cümlenin manası hiçbir kıza ısınabileceğimi sanmıyorum, seveceğime ve sevileceğime ihtimal vermiyorum idi.

      Bence psikiyatristlik bir durum yok ki eğer inanç anlamında farklı birisine denk gelirseniz daha çok canınız sıkılabilir, kızlara ilk görüştüğünle mi evleneceksin diye akıl verenler olduğunu da biliyoruz.

      Gelelim diğer olaya. İşyerinde bir abimiz de geçenlerde bana sorduydu evlenmiyormusun ya, bulmuyorlar mı annenler birilerini diye. Yok dedim :) Kendisi de aslında bu konuda yetersiz kaldığı için ona da hafif dokundurduktan sonra ya abi dedim istersen ben de bekar tayfaların arasına karışayım diye arka masayı gösterdim. Ben de onlarla gezmeye, yemeğe vs. gideyim o zaman dedim. O da nasıl birisini arıyorsan o ortamlarda bulunmalısın dediydi. Ben de o ortamlarda elbette aradığım kişiyi bulamam dediydim. Müspet bir abimiz çevresi de geniş aslında ama çok girişken davranmadı bu konularda. Diyeceğim o ki aracılık yapacak kimse olmadığını da bu şekilde doğruluyoruz her defasında.

      Konu dağılıyor gibi olacak ama Mustafa Bey görüştüğünüz kaç kişi oldu, nelerle karşılaştınız bilemiyorum. Zaman ve insanın yaşadıkları bazı şeyler bu konulardan insanı soğutabiliyor. Artık eskisi gibi Mevlana modunda ne olursan ol gel demiyorum, katı kurallar koydum. Ayrıca kendi başımıza gelmiş olması şart değil, bu site bana iki konuda çok faydalı oldu. Birincisi feminizm konusunda farkındalık, ikincisi de çalışan eşe nötr olmanın çok iyi bir şey olmadığı. Ben çalışanla da görüştüm çalışmayanla da. Kimseyle işini bırak diye didişmeye girmemek adına da bazı davranışlarım oldu mesela, şimdi işi bırak desem bırakmaz, iyi bir kariyeri var ama etrafında da elli erkek var ben kıskanırım deyip en iyisi görüşmeyeyim dediklerim oldu. Feminizm konusunda da algıda seçicilik oluştu. Mesela önceden görüştüğüm kızlardan birisinin gizli ve koyu feminist olduğunu bu site sayesinde gördüm. Bu paragrafı yazmamın sebebi şu. Hayata ve evliliğe bakış açınızın yakın olduğunu tahmin ederek şunu anlatmaya çalışıyorum. Popüler kültüre tamamen teslim olanlarla zaten yapamayız, ne onlar bizi sever ne de biz onları sevebiliriz. Bu sebeple olmayacak adaylarla görüşmenin anlamı yok. Ya da aslında olsa hayırlı olmayacak şeylere sahip olmayışımıza hayıflanmanın anlamı yok.

      Son olarak da aslında biraz da hanım yorumcuların fikrini alabileceğimiz bir konu var. Biraz kendi açımdan soruyorum. Kavvamlık muhabbeti aslında bir yerde. Şimdi ben bir kadına höt dersem, kaba sert davranırsam, kavvam mı oluyorum? Ya da karşımdaki kadının duygularını anlayıp onun zayıf yaratılışlı olduğunu düşünüp nazik davransam, efemine mi oluyorum?(Kibarlıktan ölmek değil. Duygusal davranmak. Ancak duygusallıktan kastım onlarını anlamak, yoksa duygularının esiri olup akıl ve mantığı kaybetmek değil.) Bir erkek sevilmeyi beklemelimidir? Bir kadın tarafından sevilmeyi beklemek acizlik midir? Belki bu konuda hanımlar daha isabetli yorum yapar? Yani işin özü şu atasözüne geliyor, deveye diken insana üzen mi gerek. Gerçekten öyle mi? Kadınlara iyilik yaramaz mı? Nişanlısını döven adam dövdüğü kızla evlenebilirken kızcağız için zor olmasın diye kıza evinin yakınlarında buluşmayı teklif etmek kaybetmeye mi sebep oluyor. Ya da aslında burada kayıp değil kazanç mı var? Geçenlerde radyoyu gezerken bir şarkı denk geldi, sözler, dikkatimi çekti bir inceleyeyim dedim. Taktiklere kurban gitmesin falan diyordu, yazık olmasın aşkımıza diyordu. Buradan şuraya geleceğim. Aklıma şu iyi aile kızı taklidi yapan kız gelmişti. Telefonuna özellikle bakmayan. Çantasında olduğu için duymayan. Milleti işi çözmüş profesyoneller bilgisayarla telefonu entegre edip ya da telefona uygulama yükleyip okunduğu belli olmadan mesaj okumanın yolunu bulmuş. Nasıl bir ego çözemedim. Velhasılı şu evlilik görüşmelerine flört muamelesi yapmayacak olan kız kalmadı mı? Ben mi yanlış yapıyorum? Niyetimin ciddi olduğunu belirtmem kızları itiyor mu? Yoksa kızlar sahip oldukları tek varlıklarını da ağırdan satmanın peşinde mi? Halbuki tek varlığı dişiliği olmayan, altın gibi bir kalbi, su gibi duru bir zihni olan, inancını bu dünyadan üstün tutup yaşamaya çalışan kızlar da var, hani onları örnek almak çok mu zor?

      Ben şahsen kendimi bu konulardan çok uzak görüyorum. Anlatmaya çalıştığım şey umutsuzluk değil. Hani olursa benim için sürpriz olur. Kızlar da erkekleri sevebilir modülü bende yüklü değil. Öyle bir içgüdü tanımlanmamış bende. Mantık da bir yere kadar. Artık kızlar neyden hoşlanır onu da çözemedim ama neyden hoşlanıyorlarsa demek ki o bende yok artık. Huy mudur? Tip midir? çözemedim. Ben kimse benle evlenmez de demiyorum ama kapıdan çıkarken bir güle güle diyecek birisinin denk gelme ihtimalini çok zor görüyorum. Çünkü zaten bir kızdan bunu beklemek zayıflık, duygusal açlık olarak görülüyor. Yahu ben niye evleneyim dediğimde artık açıkçası kadınlara olan ilgiden ötesi aklıma gelmiyor. Gün gelip onun da biteceğini biliyorum. Çocukken babama şu mankenler niye açılıp saçılıyor alınlarına ben güzelim yazsalar olmaz mı dediğimde büyüyünce anlarsın demişti. Anladım :) Yaşlanmak kısmet olursa o zaman da aynı olacak. Kızlar evladım gibi olduğunda artık hiç gerek kalmaz bu konulara kafa yormaya 😀

      Ben şahsen maddi manevi anlamda tek başıma nasıl daha verimli yaşarım modundayım. Hatta zamanında düğün yaparım belki diye kenara ayırmaya çalıştığım birikimimi yemiştim:) Bu dünyada herkesin imtihanı farklı. Çok düşünmeyin bu konuları. Olursa olur olmazsa olmaz. Bizim için en hayırlısını Allah bilir. Psikiyatrist vb. değil de varsa güvendiğiniz büyüklerinizle, arkadaşlarınızla bu konuyu paylaşın derim. Burada da yazabilirsiniz, biz dinleriz. Bakın ben yazıyorum mesela :)

      Selametle.

      • sennur diyor ki:

        fatih bey yorumunuzu okuyunca aklıma gelenler oldu .
        ben eş adayları arasından seçilirken ; dünya malı yani ev istemediğim için hayrete düşülmüş ve daha önceki adayların direk ev konusu sorulması ,arzu ve talep edilmesi eski eş ve ailesini oldukça üzmüştü.
        birçok aday ile görüşmüş , hatta bazıları sırf onun için tesettüre girmiş ,olmayınca başını açmış vb.gibi durumları ve örnekleri çoooktu .
        ÇOK aday aslında bir süre sonra bıkkınlık verse de size gerçek kriterlerinizi açık açık yazın , sonra onlar üzerinde konuşun , çünkü önemli konuları atlayabilirsiniz , azıcık uygun biri çıkınca.

        ben de karşısına çıkıp ,dünyalık istemiyoruz ,abdest ,namaz ,kuran tamamsa sade HUZUR ve İKİCİHAN SAADETİNE vesile olacak hayat deyince , evleniverdik .
        kayınvalidem yakınlarına anlatmış ,çok masrafsız ,hiçbir şey istemedi :( (ayrılınca bana söylediler )
        bazen diyorum , birşeyler istemek gerek miş ki KIYMETİM olsun.
        ya da ayrılınca fark ediyorum, oynanan rol ve oyunları .
        hoş ayrılırken de bir şey istemedim :( maddi manevi tazminat almadan imzaladım.
        (ahiret var , HAKKın huzuruna çıkınca vereceğimiz bir hesap var ,şükür ki RABBİM UTANDIRMASIN)

        bazen kişiler görüşmelerinde hem aynı konular denk gelince , diğer bir aday da o şartlar olmazsa ,fıtraten uyar mı vs demeden biraz da aile baskısı ile evlenip , hayatı kendilerine de o dünyaya dair huzur isteyen insana da dar edebiliyor .

        kavvamlık için sormuşsunuz ; bence bağırmak ,ya da sertlik değil kavvamlık.
        eşi eş bilmek ,anneyi anne bilmek , kardeşi kardeş bilmek , hakkını yerine getirmek ,kimse için diğerini üzmemek ,üzecek ortam yaratmamak ,birbirilerini çekiştirmesine fırsat vermemek ,
        orta yolu bulmak , haset damarını şişirmemek
        aynı şehirde her iki aile bulunuyorsa , her ikisine de bir akşam ziyareti ,
        farklı şehirlerde ise duruma göre bir bayram birine ,diğer bayram birine
        bu konular hassas konular hem sila i rahim ,hem ana baba hakkı – hem aile -hem çoçukların gelişimi için .

        ve burada yazıldı mı bilmiyorum ,
        erkekler KAVVAMLIK konusunda yeterli olamıyoruz diye düşünüyorlar zamane kızlarına ,
        ama erkek isterse ,evlilik yürüyor ,
        erkek sebat ederse ,evlilik devam ediyor ,
        erkek sabır ederse veli ,sabır edemezse filozof oluyor :) :) :)
        tüm bunları beceremeyenler boşanmış birey oluyor ,

        bu arada elma yarısı filan yok artık , o dönem eskideydi :)
        herkes tam ve bütün . ancak evlenince 2 tam bir tek olmanız gerek .
        yani biz bilinci olacak ,

        benden de bu akşamlık bu kadar…..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Teşekkürler Şennur Hanım.
          Gayet aydınlatıcı bilgiler sunmuşsunuz. Şimdilik bu kadar olsun devamını bekliyoruz :)

          • sennur diyor ki:

            rica ederim fatih bey ,
            bir yorum yazdım ama bu yorumun altına gelmedi galiba :(
            sitedeki bu aksilikler umarım çözülür

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım.

            Bahsettiğiniz yorumunuzu gördüm. Evet ucuza gitmek diye bir kavram var, pahalıya almak da var :) Açıkçası artık kendimden çok kardeşimi düşünmeye başladım. Yaşı geldi artık. Şimdi elin adamı gelir de kıymet bilmezse diye çekiniyoruz. Kargaya yavrusu kuzgun gözükür derler ama sonuçta belli değerlerle büyüttük. Mal mülk istemiyorum diyecektir, öyle yaptı diye açıkta bırakacak birisi olur da kıymet vermezse kötü. Bizim köyde hayta bir eleman vardı. Durulsun diye naif bir hanımla evlendirdiler. Bir senede kızın çekmediği eziyet kalmadı, oğlan boşanmaya kalktı falan ki büyükler araya girdi sonradan da yuva yıkılmadı Allah’tan. (Yalnız bu durumları görünce beni anlayışlı diye eleştiren kızlara böylesi lazım diyorum vereceksin küsküyü. Ancak dünyanın düzeni gider yine tepelerine çıkabilecekleri birisi denk gelir)

            Yorumları hizalarken sorun oluyor bazen. Geçenlerde bir yorum için okudum manasında teşekkür ederim diye yazdığım yorum başka bir tartışmanın ortasına denk gelmiş sanki başka yorumcuları da münakaşaya davet ediyor gibi olmuş :) Nasıl çözülür bilmiyorum.

            Selametle.

          • sennur diyor ki:

            fatih bey, gördüğünüz yorum nisa hanıma hitaben ,ben aslında size hitaben yorum yazmıştım ,hatta dünde kavvamlık ile alakalı uzun bir yazı yazdım ,gönderilme sırasında sorun çıktı ve yayınlanmadı ,
            dedim ki kendime sen hanımlığı becereme sonra kavvamlık ile ilgili yaz , olacak şey değil ,
            o kadar yazmam gerekliymiş fazla yorum yapmayayım en iyisi :)

            ufaklık kaç yaşında bu arada ? rabbim ona da size de hayırlısını nasip eylesin ,en çok da karşılıklı kıymet bilecek insan nasip etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Estağfurullah Şennur Hanım kavvamlık gibi konular hakkında siz de yazabilirsiniz elbette. Ben bana yazdınız da sırası karışmış sandıydım. Zaten umuma açık. Herkes istifade ediyor nasibince.

            Ufaklık eylülde yirmi beşten gün alacak. :) Eve geldiği günü hatırlar gibiyim. Daha dün gibi…

        • .../nisa diyor ki:

          Sennur hanım,

          Sizin yorumlarınızda şahit olduğum bir durum hem nokta atışı yapmanız hem de farklı açıdan bakabilmeniz. Yazdıklarınızda haklısınız. Evlilik görüşmelerinde evi arabayı yada maaşı hiçbir zaman sormadım muhtemelen soramam da evin araban var mı gibi zaten bir şekilde karşı taraf bunu sohbet içinde anlatabilir. Masrafsız düğün istediğinizde lüzumsuz şeyler için karşı tarafı bunaltmadığınızda orta yolu izlediğinizde kıymet biliniyor mu bilmiyorum.

          Bir tanıdığım insanların gerçek niyetinin evlilik olup olmadığını yada sabrını ölçmeniz için uğraştıracaksınız derdi ancak o zaman belli oluyor derdi. Kendisi de insanları böyle uğraştıracak biri değildi aksine diğergam birisi kıymet bilmek dediniz ya belki kıymeti bilinmediği için böyle dedi. Bu konuda cinsiyet ayrımı da yapmadan bunu söyledi.

          Başka bir durumda bir tanıdığımda oldu muhtemelen bende de aynı durumlar olabilir. Bekarken çalışan tanıdığım evlendiğinde ilk yıl eşinden para isteyememiş birisinden para istemeye alışkın olmadığı için eşinin eve bıraktığı harçlığı yetiştiremeyince bekarken biriktirdiği paradan harcamış. Bende babamdan para istemeye alışkın biri değilim genel olarak insanlardan da çok zor durumda kalmadıkça bir şey isteyemem bu zamanla alışkanlık haline de geliyor. İnsanlara muhtaç olmamak değil de insanlara külfet olmaktan uzak durmaya çalışıyorsunuz kırk kere zihninizde düşünüyorsunuz. Huzuru aradığınız için öncelikleriniz farklı oluyor.

          Sitede yorum yazan çoğu yorumcunun niyetinin samimi olduğuna inanıyorum. Daha önce Yahya bey’e yazdığım yorumdaki gibi bırakın şımarmayı doğru düzgün değer görmemiş kişiye de kabalık yapmamak gerekiyor. Elbette hiçbirimiz mükemmel değiliz hepimizin acı tecrübeleri, fedakarlık yapan tarafta olmaları, kayıpları, erteledikleri, hasret kaldıkları vs. var şımarmayı zaten beceremeyiz de bünye alışkın değil :) en azından inşaAllah azıcık mutluluğun tadını çıkarırız.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm,
            Bekarken calistiginiz icin evlendiginizde ilk zamanlar isteyemeyebilirsiniz buna katiliyorum. Ben calismiyorum ama benim de kendi ihtiyacimi karsilayacak kadar bir gelirim cuz’i de olsa var fakat evlenince bu kesilecek. Ve sizin gibi, kimseden birsey istemeye aliskin degilim bu yuzden erkegin comert ve dusunceli olmasi cok onemli bir vasif. Siz istemeden ilk zamanlar anlarsa durumunuzu ne ala. Ama zamanla zaten kadin erkek alisir birbirlerine ve arada guven bagi olusunca da bu gibi seyler asilir diye dusunuyorum.
            Ilk zamanlar harclik istemeye cekinip sonra da mafya agalari gibi harclik verir hatta harac alir duruma donusmeyelim de :) :)
            Siz de eminim oyle olursunuz. Ilk seferler cekinseniz de, esinizle samimi oldukca rayina oturur hersey. Ben de oyle olacagimi hissediyorum kendim icin. O da ilk zamanlar zorlanabilir yani erkek de. Cunku biz kimseden birsey istemeye aliskin olmadigimiz gibi o da kimseye harclik vermeye aliskin olmayacak. :)
            O yuzden unutadabilir cok asiri ince dusunmemek gerekir. Kasitli degildir.
            Cozum bulalim peki. Biz de ne yapariz?
            Ufak tefek hatirlatmalaeda dolayli olarak bulunuruz mesela. Ornek vereyim. En basitinden,
            Evde tuz mu bitti, bir iki ogun tuzsuz yemek pisirirsiniz. Yemek tuzsuz olunca anlar ve sorar. :)
            Ya da sahsi ihtiyaciniz mi var? Mesela telefonda hattinizin gunu doldu. Birkac kez odemeli arama yaparsiniz. Ya da “bugun annemi arayacaktim (anneden kasit k.valideniz, burasi onemli :) ), ama dakikam bitmis cok ayip oldu kac gundur konusamadim kadincagizla” gibi….:)
            Ornekler cogaltilabilir. Yani biraz esprili yaklasim durumu kurtarip belli bir rutinr oturtmaya yardimci olabilir.
            Size komik birsey anlatayim. Rahmetli annem muzip bir insandi. Evimizde bir oda vardi onun yikilip mutfakla birlesmesini istiyordu. Soyledi soyledi kac kez kimse ilgilenmedi. Tamam deniyor ama ortada icraat ve faaliyet yok. En sonunda bir gun eline keseri aldi ve duvari kendisi indirdi. Babam bir geldi duvarin yarisi yok :) molozlar da supurulmus.
            “Hanim ne yaptin ben bu duvari hayatta ormem” dedi. Annemde hic tik yok tabiki suclu cocuklar gibi ve ilk tepkinin nasil geleceginin zaten bilincinde ve hazirlikli. Olsun dedi boyle otururuz bak aydinlik oldu, ne guzel. Aradan birkac hafta gecti, annem o konuyu hic acmadi sanki duvari indiren kendisi degil :) yok gibi davrandi. Sonra havalar sogumaya basladi. Tabi gelen giden misafirler de soruyorlar bu duvara ne oldu? Bir gun baktik ki babam kendiliginden tadilata baslamis duvari duzenliyor. Haliyle oda icerden gozukuyor olunca rahatsiz oldu… :)
            Yine ayni sekilde mesela, evde ekmek yoksa biliyor ki oglu almaya gitmeyecek yani kac kez soyletecek.. Bir iki kez soyler olmadi ustunu giyer ben gidiyorum oglum der cikmaya koyulur. Biliyor ki abim erkeklik icgudusuyle onu gondermeyecek. O da hemen kalkip “anne dur ya “diye paldir kuldur giyinir annemi eve sokar. Bu defa annem ters psikoloji ile yok olmaz ben giyindim ben alayim iste diye diye gulerek eve girer :) (bu taktigi evin kizlari disinda erkekleri hala bilmiyor ve yutuyorlar)
            Yani kavgasiz gurultusuz hallediyordu islerini. Bunlar birer masum taktik. Ufkumuzu acma adina gelistirilebilir.
            Burada her ne kadar erkek evi gecindirmeli desek de, pratige dokulunce erkek dusunmuyorsa, sorumsuzsa ya da cok cimriyse eger, kadinlar icin bu cok zor bir durum. O yuzden cimrilik kadina, comertlik erkege yakisir.
            (Cimrilikten kasit tutumluluk anlaminda).
            Neseli gunler dilerim. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Özgüven ile şımarıklık arasında sanki bir ilişki var gibi geliyor bana yanılıyor muyum bilemedim?

            Sizinle beraber diğer yorumcuların da fikrini alabiliriz. Ortaokulda öğretmenim anneme veli toplantısında Fatih’in dersleri iyi biraz ödüllendirin pohpohlayın demiş de annem o zaman da şımarıyor demiş benden için. Öğretmenim beni severdi durup dururken düşman olduydu bana. Benim ne günahım var dediydim :) 50 çalışmada yaptığım bir hata 49 doğruyu götürmüştü mesela. Öyleymiş. 49 doğru görülmezken bir hata tümünün önüne geçebiliyor. Annemin çok sıktık dediği durum.(sınav sorusu vb değil düz iş) Dediğiniz gibi bizim şımarmaya hakkımız yok. Ben bir ileriye götürüp sevmeye sevilmeye de yok diyorum kendim için. Karnelerim hep pekiyiydi. Karneyi alır almaz öğleden sonra doğru dükkana. Sonrasında bu adam nasıl artist olsun da kızları etkilesin değil mi? Allah anne babamdan razı olsun. Hiç şikayetçi değilim tam tersi çok mutluyum. O zamanlar o sorumlulukları vermemiş olsalar belki sorumsuz, hayta, artist bir tip olurdum. Görünürde kazanırdım belki ama gerçekte kaybederdim. Varsın ailesinin el bebek gül bebek yetiştirdiği kızlar bu halime laf söylesin, amatör ligde oyna desin, umurumda değil.

            Kardeşim mezun olduğunda en üst kademedeki hocası da vedalaşmak için geldi, bölüm sekteri de geldi, çay işlerine bakan ablası da geldi. Hepsi içten sarıldılar, çoğu ağladı. O zaman dedim ki çok şükür Allah’ıma bu şekilde yetiştirmeyi başarmışız. Kimseye kibir yapmadan her mevkideki insanın gönlünü almış demiştim. Bunu niye anlattım. Önceden de yazmıştım yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyenleri, düğününde köylü akrabalarını istemeyenleri. Eee kardeşim benim de bir ayağım köyde büyüdüm ben. Hepsi de gelecek düğüne. Aileme ve bana kibir yapıyorsan güle güle…Benim de dolmuşa çekine çekine bindiğim çok oldu üstüm başım paslı diye. Nasıl ki kızlar dış görünüşlerine önem veriyorsa kavvamlık da görüntüye indi. Artist isen kavvamsın. Ben Allah güç kuvvet verdiği sürece taş taşır evi ekmeksiz bırakmam derken ayak yapmıyordum. Benim baba mesleğim olan zanaatkarlığı da biliyorum çok teknolojik firmalara danışmanlık yapan hocayla tez çalışmayı da.

            Annem babam Allah razı olsun ellerinden gelen her şeyi yaptılar okuttular, ortaokul mezunu üyesi bile olmayan ailelerin ilk üniversite mezunu torunu oldum gerisi de geldi. Bir tek şımartmayı unuttular sanırım :) Zaten bu saatten sonra istesek de şımaramayız dediğiniz gibi, alışmadık belde abdest durmaz…

            Selametle.

          • sennur diyor ki:

            nisa hanım,
            iltifatınız için teşekkür ederim ,
            farklı bakış açısı ile farkındalık kazandırmaya çalışıyorum sadece .

            şöyle ki ,evllilik arefesinde mal mülk talep etmemiş kişiler ,evlenince çok kolay harcanabiliyorlar . mesela vardır çevrenizde kaçarak evlenen insanlar ;
            bir bakın biraz incelediğinizde kaçma eylemi iki kişiyle yapılan bir eylem olmasına rağmen , kayınvalide ya da oğlan tarafı biz bunu istemedik ki kendi geldi deyip , KIYMET vermiyorlar dediğiniz gibi …..
            birçok şeyi imkanları olmasına rağmen ucuza getirebiliyorlar sonrasında kaçan gelin ,bana kıymet vermediler deyip bir dünya içine atıyor .

            ben kadınlar ile iç içe çalışıyorum , ve birbirinden duya duya affedersiniz ‘BEDAVAYA GİTMİŞİZ ‘diyen o kadar çok ki…

            ben kendi adıma pişman değilim, geçici bir dünyadayız , (rabbim ahiretimize yatırım yapmayı ve bu konuda yarışmayı nasip etsin inşaallah )
            var iken yapmayanların hesabını kolaylaştırsın RABBİM ,

            BU konuda denge nedir ,ne değildir inanın bilmiyorum ,
            ama birazcık da olsa konuşulması gerek sanki , bunu gelin-damat değil de ,büyükler konuşması gerek (şimdi akıllı başlı büyükler de kalmadı malum hepsi ergen ana -baba )
            gençler idare ediyor ana-babaları .

            bekarlara tavsiyem ; karşılıklı kıymet bileceğimiz ,ikicihan saadeti verecek hayırlı bir hayat arkadaşı nasip eylesin inşallah. :) :) :)

            not: biz kıymeti bilinmeyen ve kıymet bilmeyerdeniz :( :( :(

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım ve Nisa Hanım.

            Ben de hanımı kırmadan nasıl harçlık bırakılır diye düşünüyordum. Siz istemeye çekiniriz demişsiniz, ben de verirken mahçup edersem üzülürüm diye yöntem arıyordum. Şimdi teknoloji gelişti. Arkadaşlar ek kart çıkartıyor, belirli limiti oluyor ki kocalarının maaşlarını bilmeyen hanımlar var. Ayrı gayrı olduğundan değil gereksiz yere bunalmasın hanımları diye. Bir de anacığımı eleştiriyorum o kadar ama çok tutumludur. Cimrilik yapmaz, yedirir içirir, sadaka da verir konu komşuya ekmek vb. dağıtır kandillerde ama yapabildiği yiyecekleri evde kendi yapardı. Eve eşya alırken de öyle. Para konusunda babamı bunalttığını hatırlamıyorum ki kendi yağımızla kavrulurduk, babam esnaf olunca kimi zaman az kimi zaman çok kazanırdı. Şu an buna tahammül edecek kız bulmak mesele ki kız bulsak ailesi varlık istiyor.
            Halbuki benim dediğim bir laf vardır. Kadın dediğin köyde tarlada çalışacak kapasitede olmalı. Tutup da köye getirip çalıştırmayı planlamıyorum elbette ama o tıniyette olmalı. Azı çoğu bilmeli varı yoğu bilmeli :)

            Bu yazdığınız harçlık isteme durumu benim fabrika ayarlarımdaki kadın profiliyle uyumlu. Demek ki bana ailem doğru modeli yüklemiş :) Ufaklık da öyledir o isteyemez diye sorarız hesabında kaç para var diye işini görürüz olduğunca, demek ki bu konuda doğru yetiştirmişiz. Ancak ailem neden yükledikleri modelle uyumsuz profillere yöneldi ısrarla çözemedim…Belki de mecbur kaldılar…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Özgüven ile şımarıklık arasında sanki bir ilişki var gibi geliyor bana yanılıyor muyum bilemedim? Bence yok gibi geliyor. Özgüvensizlik ile şımarıklık ifrat ve tefrit gibi ortası özgüven. Mesela bir teste tabi tutulsam muhtemelen “alınan örnekte şımarıklık bulgusuna rastlanamamıştır” sonucu çıkar. Yapabileceklerimi söylerim yapamayacaklarımı da bilirim.

            Özgüven derseniz buda farklı anlaşılan bir durum bugün kontrolsüz cesaretle karıştırılıyor yada bilgiçlik siz bilmezsiniz ben bilirim anlayışı hakim olabiliyor. Aşırı kaygı hali özgüvensizliğe sebeptir yine sorumluluk alamamakta vereceği kararlarda kendisine güven duymamakta.

            Dediğiniz gibi özgüven konusunda çocukluk dönemi etkin. Ailenizin yetiştirme yöntemi sorumluluk kazanılması bakımından önemli. Ben baba parası yemeye alışmış kaç yaşına geldiği halde sorumluluktan kaçan kişileri gördüm çoğunda da aileler suçlu özellikle anneler. Anne oğul ilişkisi biraz daha yoğun olduğu için koruma durumunu abartabiliyorlar. Çok ezmekte iyi değil. Sizin küçük yaşta çalışmaya başlamanız bence yerinde. Bence küçük yaşta çocuklar meslek seçimi için seçecekleri meslekleri yerinde görmeliler ortamın tozunu yutmalılar ahilik geleneği böyleymiş.

            “Dediğiniz gibi bizim şımarmaya hakkımız yok. Ben bir ileriye götürüp sevmeye sevilmeye de yok diyorum kendim için.” Böyle düşünmeyin bizim hayata bakışımız farklı biraz dediğiniz delilik durumu bizlerde var oyunun kuralları bize uymadığı için kuralına göre oynayamıyoruz popülerliğimiz yok böyle niyetimizde yok.

            Sadece samimiyeti ve bizleri anlayabilecek helal olan insanlarla karşılaşmayı istiyoruz.

            Bir şairin dediği gibi
            “havadan sudan olmayan sohbetleri özledim
            cevabımı umursayan ‘nasılsın’ları”

            Şair sanırım bizim yazdığımız bütün yorumları 2 satıra sığdırmış.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Allah annenize babanıza rahmet eylesin. Akıllı ve muzipmiş anneniz benimde böyle tecrübeli ve muziplikle işini halleden hanımlardan ders lazım. Benim annem muhtemelen duvarı yıksa evde tartışma olmasın diye duvarıda kendisi örerdi. Bizim evde görevler biraz farklı yürüyor kuvvetler ayrılığı yada görev dağılımı ilkesi yok. :) Bu işte babam kazançlı az yorulur genellikle hizmet ayağına gelir. :)

            Bizim erkek kardeşimiz olmadığı için babam biraz bu rolleride bize yükledi ihtiyaçları olduklarında etrafında koşacak oğlu yok kızları var bir konuda istişare edilecek teknik yada mali bir konudur yine bizimle konuşur biz yapmaya çalışırız. Hem erkek evladıyız hem kız evladıyız portatif :)

            Mafya babaları gibi haraç kesmem için 10 fırın ekmek yemem lazım. :) Kurtlar vadisinden biraz rol çalayım. Memati abiden :) Yalnız telefon örneği güzelmiş kendim için istiyorsam namerdim kayınvalidemle görüşemedim anacığım merak etmiştir :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Durumumuzu dile getirdiğiniz mısraları yazdığınız yorumunuzun üzerine yazacak bir şey yok, gayet açık aslında ama yazayım bari dediğim bir iki şey var.

            Öncelikle dediğiniz gibi bizim popüler olma gibi bir amacımız yok çizgimizi bozacak değiliz.

            Yoruma yazdığınız mısraları görüştüğüm hiçbir kız anlayamazdı :) O derece manevi bir derinlikleri yoktu. Komşularının aldığı mobilyalara hasetlenirken çalışan zihinleri böyle inceliklere sıra gelince çalışmıyordu.

            Samimi bir nasılsın istediğimiz ya, samimi olmayanını çok güzel gördüm ben. Sabah mesaj gelirdi günaydın nasılsın diye. Ben de sanardım ki gerçekten soruyor. Meğerse amaç gönülleri olmasa da elde tutmakmış. Hani bir sıcak bir soğuk davranacaklardı ya… Ya da aksiyon olduktan çok sonra ve benden ses soluk çıkmayınca gelen teşekkür mesajı. Gözüm halen kapalı mı bilemiyorum artık. Tecrübesizlik böyle bir şey işte.

            Bir abimiz zamanında bir kızla görüşmüş de nişanlanmayı düşünürlerken kız hiçbir şey demeden durduk yere bırakmış. İşin ehilleri oyalamıştır aşık olacağı birisi karşısına çıkınca bırakmıştır diyor. Demek ki abimizle görüşürken çok samimi davranmış(!) Başkasıyla flört ederken başka bir erkeğe yeşil ışık yapıp onunla çıkan kızlar var. Birbirlerine canım cicim derken oldukça samimi olmalılar.

            Okuyucular kusura bakmasınlar. Bu ara yazdığım bir çok yorum epey flörtöz kafada yani doğrudan nefislere yönelik oldu. Hep bu dünyalık yazmamak lazım.

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm, zamanla ogreniriz insaallah. Siz evlenince para konusunda sıkıntı yasarsaniz direk buraya yazin. Ekip olarak size hayalgucu yuksek siyasi taktikler konusunda daha kapsamli fikirler veririz. :) Baktik olmadi, aramizda birlestirir maddi manevi destek oluruz, simdi Yahya beye dedigim seyin benzerini size de yazayim. Siz hayirlisiyla evlenin de kosulsuz her turlu destek bizden :)

        • .../nisa diyor ki:

          Sennur hanım,

          Yazdıklarınız doğru genellikle kendin geldin denir böyle kabul edilir ve bir ömür de sürer. Ailelerin bu tip konularda olumluysa araya girmeleri güzel diğer türlü olacak işte olmayabilir.

          Maddiyat konusu daha doğrusu şu alışveriş durumu insanların en iyi tanındığı alan. Her türlü mizaç ortaya çıkar cimri mi savurgan mı kibirli mi mütevazi mi? Bir marka yüzünden bozulan nişan biliyorum kız tarafı markada direttiği için erkek tarafıda sen şimdi böyleysen ileride ben seninle anlaşamam diye nişanı attı.

          Umitvar olunuz inşaAllah bu imtihanlar güzel günlerin habercidir

        • Hanne diyor ki:

          Şennur hanım şu kaba tabirle kusura bakmayın ucuza gitme olayı benimde içime çok rahatsız ediyor. Siz yine masrafsız olmuşsunuz ben üstüne para verdim :) dünya hayatı bir şekilde kazanılır huzurlu geçim olsun dedik ama olmadı oda ayrı bir imtihandı. Burdaki beyle lütfen üzerlerine alınmasınlar ama çevreme bakıyorum benim ve ablam gibi düğünlerde masrafsız olsun Allah rızasına uygun olsun diyen 3-5 kişi var ama onlarında nedense gerçekten kıymeti bilinmiyor. Ama nerde illa şu kadar altın olacak şu marka mobilya olacak, gelinlik burdan çeyiz alışverişi şu kadar vs olacak diyen kızlar nedense el üstünde tutuluyor. Sadece kendim için demiyorum çevremdeki az ve öz olan 3-5 kişidede aynı şeyleri gözlemledim. Ama bu yuvalar bozulduğunda veya erkek için bakıyorum ilkinde kibar tabirle canına okunduğunda maddi olarak ikinci evlilikte daha temkinli olmaya çalışıyor. Şimdi şunu düşünüyorum. Kadın ilkinde herşeyi az ve öz istediğinde boşandığında birdaha böyle yapmıcam diyebiliyor. (ki bazı konularda bende diyorum. ne mehirimi alabildim nede benim aldığım eşyaların bir kısımı) yani artık başta bunları isteyeceğim diyor. Ama erkekde ben ilkinde bunları yaptım ama olmadı ikincide bende bunları başta halledeceğim diyor. Böylece ikinci durumlarda iş dahada karışıyor. Çünkü kadın ilkinde yapmadığı-o zamanki iyilik anlayışı enayilik olarak sonlandığı için- daha istekçi olacak… erkekte ilkindeki cömertliği enayilik olarak görüldüğü için daha temkinli harcama yoluna gidecek. bu sefer kadın çok açgözlü ve uyanık erkekde çok cimri ve pazarlıkçı olmayacakmı…konu belki yazdıklarınızdan uzaklaştı ama bu konuyu düşünmüyor değilim.. Çünkü çevremde benim gibi olup boşanan arkadaşlardan gerek bayan gerekse erkek bunları duyuyorum ve toplumda bir sorun olacaktır. Hatta geçen boşanan bi erkek ikinci evliğimde 657 memur belgesini isteyeceğim ve gerekirse bir süre resmi nikahsız yaşamaya razı olursa daha bi memnun olacağım dedi. Varalım artık gerisini düşünelimmi… selam ve dua ile..

          • . ; . Gulăb diyor ki:

            Şu ucuza gitme meselesi benim aklıma şu kısa hikayeyi getirdi.
            Hikaye şöyle;
            Vaktiyle bir adamın iki oğlu varmış. Büyümüş ve evlilik çağına gelmişler. Adam oğullarını evlendirmek istemiş ve niyetini oğullarına da söylemiş. Oğulları bu niyete müspet bakmışlar. Gel zaman git zaman derken oğullarına yakıştığını düşündüğü iki kız bulmuş. Oğullarına söylemiş onlarsa uygun bulmuşlar. Vakit Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızkarı istemeye gitmişler. İkisinde de olumlu cevap alınır. Sıra düğün dernek merasimlerini konuşmaya gelir kızlardan biri oldukça masraflı çıkar herşeyini en almasından istemektedir. Diğeri ise daha sade ve mutevazi olsun ister.
            Aradan zaman geçer ve ve iki gelinin istekleri yerine getirmeye çalışır hazırlıklar tamamdır. Adam oğullarına çifte düğünü yapar. Gelinleri baba evinden almaya giderler. O vakitler at ile gelin getirilir. Gelinleri ara bindirir yola çıkarlar. Geçmeleri gereken yol da bir barajın üzerinde yapılan köprüden geçer.köprüye varırlar tam geçecrklerken atlar nedeni bilinmeyen bir tökezleme yaparlar atlar sakinlrştitilmeye çalışılır ama nafile… Gelinlerde atın üzerinde at tökezletken gelinler köprüden aşağı düşerken o sırada kayınbabaları büyük gelini tutun ona çok masraf yaptım diyerek bağırır. Ve büyük gelin kurtarılmaya çalışılır.

          • Sennur diyor ki:

            Hanne hanim , biz ve bizim gibiler Rıza i ilahi için istemeden haya edenler . Rabbim takdiri istikametinde olur deyip hoş görenler . Ah anlatsam roman olur cinsi ;müstakbel eşe yapılmış hazır da olan bilezik ler kolum takılmadı, 4 ay sonra gayri ihtiyari cantasinin yerini değiştirdiğimde yediğim fırça sonucu ortaya çıktı. Biz istemiyoruz o da yakınlarından görüp yapanlar da kıymet bilmiyor niyetiyle takmiyor. Bu ilişkiler artık cılkı çıktı , benim duam Rabbim rizasina yaklastiracak ameller nasip eyle. Kabe ye gitmek istiyorum ama yanımda erkek yok , babam öldü. Dayım ya da amcamlarla belki .yani dünya mali dünya da kalacak , ama erkek de alırken azicik kıymet değer verecek. Normal şartlarda aile adetleri ne işe iki tarafta konuşacak, orta yol bulunacak. Artık çok var etrafta , ikinci evlilik ve gelinlik -damatlik giyip üstüne takı töreni yapan ve de ilk kötü tecrübelerini olumlu tarafa çeviren .ba ben bu hayata alıştım aslında , elimde olanlara şükür edip , olmayan için üzülmeme gayreti gösteriyorum.

          • Sennur diyor ki:

            Sayin gülap , hikaye çok güzel. Aynen özetliyor , masraf , emek verilen hanimlar kolay harcanmiyor , harcananları incelediğimizde hep Bedava ya getitilenler ….

      • Feyza diyor ki:

        “Şimdi ben bir kadına höt dersem, kaba sert davranırsam, kavvam mı oluyorum? Ya da karşımdaki kadının duygularını anlayıp onun zayıf yaratılışlı olduğunu düşünüp nazik davransam, efemine mi oluyorum?(Kibarlıktan ölmek değil. Duygusal davranmak. Ancak duygusallıktan kastım onlarını anlamak, yoksa duygularının esiri olup akıl ve mantığı kaybetmek değil.) Bir erkek sevilmeyi beklemelimidir? Bir kadın tarafından sevilmeyi beklemek acizlik midir? ”

        Fatih bey, efendilik kavramiyla ilgili konusurken buna benzer seyler yazmistim ama tekrar edeyim.
        Bunlari yapmaniz acizlik, efeminenlik ya da tam tersi kavvamlik degil, kesinlikle ve kesinlikle bunun bu yazdiklarinizla hicbir ilgisi yok.
        Hatta bana kalirsa bir erkegin hanimini dusunmesi, bir koruyup kollamasi, bulusma yerini kiza yakin olacak bir yer olarak ayarlamasi hatta kizin yanina kendisinin gitmesi, ac mi susuz mu harcligi var mi usuyor mu vs.. dusunmesi bunlarin hicbirinin kavvamlikla celisen bir yani yok hatta kavvamligin bir ozelligi de bu saydiklarinizdir. Neden derseniz, koruma icgudusuyle kizin uzaklara gidip zahmet cekmesini ve belki de gorusme yapmak icin bir hanim olarak toplu tasima araclarina binmesini istemezsniz. Kavvam erkek koruyucudur. Ya da ac mi susuz mu vs dusunmek demek kendini o kizdam sorumlu hissediyor olmak demektir. Kavvam erkek sorumluluk sahibidir.
        Bir erkek haniminin yeme icme barinma giyinme gibi temel ihtiyaclarini ancak bu ozelligi sayesinde temin edebilir.
        Hot demek isin kolayidir. Muhim olan guzellikle ve tatli sert bir otoriteyle sozunu gecirebilmektir. Merhametle ve sevgiyle yogrulan beslenen bir otoritenin hukmu daha gecerlidir.
        Mesela anneler dahi cocuguna dogru ve yanlisi guzellikle oyunla ogretmeye calisirken hayli efor harcar ama semeresi guzel olur. Cocuk ona daha cok baglanir ama kurallarina da daha sadik olur. Uyum saglar. Bir annenin cocuguna kaba kuvvet ya da hot dedigi anlar caresiz hissettigi anlardir ve bu egitimle buyuyen cocuk belki korkudan itaat eder ama icten ice bir kin besler. Ofke duyar.
        Erkek kadin iliskisi de bunun gibi.

        Bir erkek de insandir ve sevilmeye ihtiyaci vardir. Ayni kadin gibi. Nihayetinde bir insan. Bir erkek sefkat ihtiyaci hissedebilir. Annesinden de sefkat gorerek buyutulmemisler mi erkek cocuklari? Annelerinde gordukleri vasiflarin bazilarini eslerinde de gormek istemiyorlar mi? Mesela erken kalkip kahvalti hazirlanmasi, ise ugurlanmasi, bir derdi ve bir sorunu oldugunda haniminin anlayis gostermesini istemesi de hep sevgi ve sefkat arayisi icinde olduguna delildir.
        Bunu her erkek ego tatmini icin degil sevilip saygi duyuldugunu ve deger gordugunu hissetmek icin esinden bekler. Bir derdi oldugunda annesi de gogsune basip onu dinlemistir zamaninda. Annelerinden gordukleri sefkati ve sevgiyi eslerinden de beklemeleri zayiflik degil…
        Bir kadin olarak esimin merhametli bir insan olmasini cok onemsiyorum. Bu dualarimda en cok zikrettigim ozelliktir ve aslinda bircok seyi unutsam da bunu hic unutmadan dua ediyorum.
        Esim merhametli oldugu zaman bu benim ona saygisizlik edecegim manasina mi gelir, aksine daha cok sever daha cok sukran duyar ve baglanirim. Uzerimdeki hakkinin fazlaligini her merhametli dokunusunda hatirlar ve buna layik olmaya calisirim. Ama kaba saba dusuncesiz bir erkek sabir tasi da olsa catlatabilir insani. Hele ki hayatin yuku agirlastiginda yani ileriki yillarda.
        Benim babam cok musfik bir erkekti hep yaziyorum. Geceleri ustumuzu orten, bir cizgi filmde dahi gozleri dolan bir adamdi. Belli etmese de gozleri doldugunu ben anliyordum. Bu onun efemine oldugu anlamina gelmiyordu bilakis tatli bir otorite hukum suruyordu ve daha etkiliydi.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Feyza Hanım.

          Teşekkür ederim. Daha öncesinde de epey bu konuda yorum yazmıştık da siz tartışmamak adına tamam öyle olsun demiştiniz hatırlarsanız :)

          Geçenlerde Yahya Bey’e yazdığım bir yorumda bir makaleden alıntı yapmıştım hani. Onu birkaç arkadaşla da paylaştım. Hatta konusu açıldığı için işyerindeki bir hanım arkadaşın da yorumunu aldım.(Bu hareketimin doğruluğu sorgulanabilir) İçgüdüsel bir durum dedi, güçlü olanı seçme isteği vb. Özgüvensizlik itici gelir dediler hep. Ben de dedim ki zaten araştırmanın konusu bu. Uysallık kadın zihninde özgüvensizlikle eşleştirildiği için efendilik para etmiyor. Efendi adamın para etmesi için kızın da efendi olması aklını ve mantığını nefsinin önüne koyması gerekiyor. Bir kızdan bunu beklemek, nefsini kırmasını beklemek, aklını kullanmasını beklemek ne kadar mantıklı :)

          Kendimle ilgili analizlerimi paylaşmam doğru olmaz ki kimseye faydası da olmaz diye düşünüyorum bu yüzden tüm detayları yazmıyorum ama beni “sevimli” olarak anarlar. Sevimli bir erkek bir kızı etkileyemez ki. Erkek dediğin güçlü gözükmeli. Yalnız Mustafa kardeşimize de yorum olarak yazdığım durumu kafama oturtamadım. Üçüncüye dördüncüye görüşen kız(lar) hoşlanmamışsa orada ne işleri var? Yalnız yazdıklarım yanlış anlaşılmasın, kendimle barışığım, Allah’ın verdiği ve vermediklerine binlerce şükür. Ben sadece tespit yapıyorum. Sonuçta her şey sebepler üzerine yaratılmış, benim bahanelerim de bunlar…

          Marifet diye yazmadığım bilindiğine güvendiğimden şunu paylsşayım. Kışın annem ve kardeşim farklı zamanlarda yanıma geldiler. Onları geri yolcu edeceğim zaman ki terminale sabahın körü diyebileceğimiz bir saatte gidiyoruz, onlardan beş dakika önce aşağıya inip arabayı ısıtmıştım mesela üşümesinler diye. Eşyalarını da akşamdan toplatmıştım. Babam için de benzer şeyleri yapıyorum yeri geldiğinde. Ameliyt olduğunda uykusuz beklemiştim başında.

          Bu durumların, bu yapıda olmamın günümüz kızları için hiçbir önemi yok. Önceden de yazmıştım, annelerin, evli kadınların gördüklerini ve aradıklarını zamane kızlarımız görmedi ve aramadı. Tam tersi de aynı. Zamane kızlarının aradıklarını anneler, evli hanımlar dikkate almıyor.
          Buna ek olarak bir annenin erkek evladını nasıl yetiştirdiği de önemli. Bir kadına nasıl höt denir öğretmedi. Belki de babam öğretmeliydi bilemiyorum. Bunu niye yazdım. Bir kadını anlamaya çalışan erkek zayıftır anlayışını bu işlere girene kadar bilmezdim. Ben de sizin gibi düşünürdüm. İşin aslı öyle olmuyor(muş)

          Ben amatör ligde oynamays devam ediyorum. Sıkıntı yok iyi böyle :)

          Selametle kalın.

          (Bir de yanlış anlaşılmasın ama gördüğüm şey şu. Burada baktığınızda üç aşağı beş yukarı kadın erkek benzer kafadayız. Acaba bizde mi bir sıkıntı var? Delilerin çok olduğu yerde akıllılar deli muamelesi görür denir ama gerçekten akıllımıyız delimiyiz tereddüte düştüm son zamanlarda :) )

          • Feyza diyor ki:

            “..Bir kızdan bunu beklemek, nefsini kırmasını beklemek, aklını kullanmasını beklemek ne kadar mantıklı..”
            Neden beklenmesin Fatih bey, akilli olmak erkeklere mi mahsus? :)
            Akilli miyiz deli miyiz orasini evlenince gorecegiz insaallah. Diledigimiz gibi birisi nasip olur da mutsuz olursak deliymisiz diyecegiz. Ama gunumuz kizlari da cok akilli olsaydi bu zihniyetle eger, sanirim bosanmalar bu kadar yaygin olmazdi degil mi?
            Guclu bir erkegi her kadin ister bu ayri. Ozguven de ayni sekilde olmali. Hatta gorusmelerde bunu onemsedigimi ben de burada zikretmistim. Ama bizim anlasamadigimiz nokta su ki;
            ozguvenin egoistlikle hatta narsist kisilik bozukluguyla karistiriliyor olmasi. Bir erkegin guclu ve ozguven sahibi olmasi demek onun merhametsiz olmasini gerektirmez ki. Hatta guclu insan kendinden gucsuz olana daha fazla merhamet besler. Ozguven sahibi olmak da karsidakini itip kakmak, dunyayi kendi etrafinda dondurup karsisindakini insan yerine koymamak degil. Ozguven sahibi olmak demek, kendi degerinin farkinda olmak, kendinin sahip oldugundan daha ezik gosterilmesine musade etmemek, konusmakta cekinmemek, kalabalik sosyal ya da ikili iliskilerde kendini rahat ifade edebilmek, karsisindakinin hakkina tecavuz etmeden kendi hakkini muhafaza edebilmek vs…
            Bu durumda sorumlu hissettigi kisinin ihtiyaclarini gozetmek, sinirlarini muhafaza ederken karsi tarafin da fikrini almak istemek, kurallarini koyarken dikte edici degil de uzlastirici bir dil kullanmak ozguvensizlik veya gucsuz, pisirik erkek demek degil ki.
            Ortada bir sorun yokken, hatta karsinizdaki kadini tanimiyorken dahi kalkip da ona kaba saba hareketlerde bulunup afedersiniz ama kiro diyorlar ya oyle muamele ederek mi kazanacaksiniz kizin gonlunu?
            Evlenmissiniz ve haniminiz asi, dikbasli. Bu ayri. Hala bir dedigini iki etmiyor, pesinde pervane gibi donuyorsaniz siz kilibik bir erkeksinizdir. Ama sorunsuz bir haniminiz varsa ve fikrini soyledikten sonra sizin karariniza saygi duyuyorsa ne diye hanima gereksiz sert davranislarda bulunacaksiniz ki?
            Sonra tabiki koruyup gozeteceksiniz. Kiskanacaksiniz. Hasta olursa basinda bekleyeceksiniz.
            Sonra hem en romantik filmlerde bile gece soguk olunca erkek montunu cikarir kadina verir ornegin. Bu sahneye de kizlar bayilir. Bu ornek de sizin verdiklerinize benziyor. Kadinlar bu gibi jestlerden hoslaniyor olmasa, bunu koruyuculuk gibi goruyor olmasa filmlerde adamin montu cikarip kadina verecegine “ne hali varsa gorsun” deyip kendi montuna sımsıkı sariliyor olmasi gerekirdi. :)
            Siz kizin her dedigine eyvallah derseniz, kirmizi cizgileriniz olmazsa, kizin karsisinda ezik buzuk ve en onemlisi kararsiz bir tavir sergilerseniz, her karari kiza birakie kebdiniz sadece tasdik makaminda kalirsaniz kiza itici gelebilirsiniz. Ama hem hukmunuzu kararlilikla yurutup hem onun fikirlerini de almaniz, istisare etmeniz, kiza merhametle ve sevgiyle yaklasmaniz bir ozguven eksikligi de-gil-dir.
            Hatta bu istisare sonucu kizin fikri cazip gelip sizin fikrinizu dahi herhangi bir konuda degistirebilir. Ama bu fikrinizdeki degisikligin, kaesinizdakinden cekindiginiz icin degil de fikir mantikli geldigi icin yani kendi oz iradenizle gerceklestigini hissettirebilirseniz yine skrun olmaz. Olmamali.
            Kizlarin hoslanmadigi sey su ki, her istedigine evet diyen, onu kiskanmayan, kararsiz, guvensiz ve korkak erkekler. Siz bu vasiflari tasimiyorsaniz merhametli olmaniz ve koruyuculugunuz bir kizda eksi izlenim olusturmaz. Olusturmamali.
            Mesela ben de esimin merhametli olmasini cok istiyorum ama ayni zamanda hep sunu da soyluyorum. Fikirlerine saygi duyacagim olgunlukta ve karakterde bir erkek olsun ki itaat etmekte zorlanmayayim. Hatta bu yuzden yas citasini dahi yukselttim ki yasitim erkekleri kanka gibi ev arkadasi gibi gorup saygi duymakta zorlanabilirim endisesiyle. Ama merhametli olmasi ve onun da benim fikirlerimi alip suzgecten gecirmeye deger bulmasi apayri bir mevzu. Bu insaniyettir, medeniyettir.
            Biraz karisik bir mevzu, tam anlamiyla da ifade edilmiyor. Ben acikcasi kendine ve fikirlerine guvenmeyen erkeklerin, gereksiz yere zorbalik gostererek iclerinde yasadigi asil ozguven kaybini bu sekilde disavurduklarini dusunuyorum.
            Sakin ve istikrarli hareket eden mantikli davranan erkekler, eger hanimlari problemli degilse onlari cok daha guzel ve stratejik hamlelerle yonetebiliyorlar.

            Ben bu islerden pek anlamiyorum sanirim. :)
            Ne diyelim, Allah herkesin gonlune gore olanini versin.
            Hayirli Cumalar.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Size de hayırlı cumalar Feyza Hanım.

            “ozguvenin egoistlikle hatta narsist kisilik bozukluguyla karistiriliyor olmasi. Bir erkegin guclu ve ozguven sahibi olmasi demek onun merhametsiz olmasini gerektirmez ki.”

            Bu yazdığınızı ancak akıllı kadınlar görebilir yani akıllılık erkeklere has değil :) . Ben kendi ağızlarından duydum kabalığı güç olarak görüp kanıyoruz ayırt edemiyoruz dediklerini. Evet güçlü ve özgüven sahibi erkekler merhametsiz olacak diye bir şart yok ancak merhametli erkekler özgüvensiz ve zayıf görülecek diye de bir şart yok. Yazı bunu söylüyor zaten. Kadınlar akıllarını dinlemek yerine içgüdülerini yani nefislerini dinliyor ki merhametli adam sünepe muamelesi görüyor.
            Yani şunu anlıyorum ki ben görüştüğüm kızlara yumuşak yüzlü davranmayıp ezseydim onlar benim peşimden koşacaktı o zaman.

            Bir kız evlilik görüşmelerinde erkeğe itaat etmeyeceğini adam yerine koymayacağını hareketleriyle beyan ediyorsa ne yapmalı?

            a) Güle güle deyip itaat edecek adaylara yönelmeli
            b) Onun üstüne gidip itaat etmesi sağlanmalı artık kavga gürültü hangisi

            Hani diyoruz ya kavvamlık, itaat vb. bir kız benim idaremi, yönetim şeklimi kabul etmiyorsa ben ne yapabilirim, özellikle feminist zihniyetli bir kızsa, erkeklerle kapışmaya meraklıysa. Ona güç gösterisinde mi bulunmalıyım? Şöyle söyleyeyim. Bundan sonra eskisi gibi davranmayacağım. Hep üçgünlük dünya kalp kırmaya değmez derdim katlanabileceğim şeylere ağzımı açmazdım. Artık öyle değil, direkt haşlayacağım. Hatta sonrasında masadan kalkıp gideceğim. Yeni tarifemiz bu şekilde. Kalp kırmak yok elbette ama merhamet sünepelik mi algılandı güle güle. Kararsız mı kaldın güle güle. Bir arkadaş anlattı bir tanıdığı daha ilk çayını bitirmeden çekmiş gitmiş masadan.

            Artistlik yapmayanların bunu zayıflıklarından değil fıtrat/ahlak gereği yapmadıklarının farkına varacak, bu şekilde artistlikle yapılan bir dışavurumun aslında özünde özgüvensizlik olduğunu anlayacak izana ve akla sahip kızlar çoğalmadıkça işimiz zor. :)

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.
            Vakit buldum, yazdığım yorumı örneklerle açayım dedim.

            Size zaman cetveli şeklinde izah edeyim.

            Kızla görüşülecek, yer ayarlamak lazım. Dedim ki akşam mı müsaitsin öğlen mi? Sizin oralarda buluşsak sana daha kolay olur senin bildiğin yer var mı öğlen ya da akşam orada görüşelim. Meğerse bu hataymış. Şu saatte şurada buluşalım diyecekmişim özgüven buymuş. Kız ailesinden izin alabilir mi ne zaman müsait olur diye düşünmek detaycılıkmış onları itermiş.

            Neyse sonrasında yer belirlemeyi yine ben yaptım o civarda oturan arkadaşlardan malümat alıp nezih denilebilecek bir yerde akşam buluştuk. Pipeti getirmeyi unutmuşlar. Baktım pipeti yok, bakarmısınız dedim garsona pipet getirebilir misiniz dedim. Meğer garson hey baksana bi pipeti getirmemişsiniz hemen tüm pipetleri yığın buraya höt demeliymişim.

            Mesela o akşam çok sinirliydim. Karşımdaki kıza yansıtmıyorum onun ne günahı var diye. Neyse sonra vaktin var mı dedim. Biraz nazlandı. Kahveyi seviyorum demiştin ailenden izin aldıysan gidelim dedim. Bu da yanlışmış. Tutacakmışız kolundan götürecekmişiz. Ömrümde üçüncü defa gördüğüm kız ki saat biraz geç sayılır ana babası bana emanet etmiş bu saatte başına bir şey de gelmesin geç kalmasın istiyorum. Tabi yine detay düşünme ve iticilik

            Sonrasında ne oldu. Ana babası bana emanet etmiş dediğim kız senin sinirli halini çok merak ediyorum dedi. Buyrun buradan yakın. Niye bıraktığımı da yazmıştım. Niye öyle demiştim. Sebebi bana kalsın ben bir gece uykusuz kaldım bu vatandaş için ertesi gün bırakın kıymet vermeyi adam yerine konmadık. İşte o zaman bu iş olmaz dedim.

            Şimdi hepi topu birkaç kişiyle görüşmüşsün tüm kızlara mal ediyorsun diyen olabilir. Ne yaptım araştırdım. Bir erkek merhametliyse bu ekstradır pek aranmaz fıtratta ancak bir kız bir erkekten daha merhametsiz daha şefkatsiz daha hırslı ve vahşi ise bu bir eksikliktir.

            Günümüz kızlarına bakın 93 sonrası 96 sonrası 98 sonrası ve 2000 modelleri inceleyin. Yüzde kaçı o kadınlara has şefkat duygusuna sahip yüzde kaçı merhametli bir bakın. Feyza Hanım sizin ortamınız biraz daha rafine olduğu için belki yüzdeniz yüksek çıkar ama sokağı da dinleyin :) ya kanka ya diye erkeklere hitapta bulunan kızları gözleyin. Kendilerini ezdirmeyecekler diye durup dururken efelenenleri görün

            Bir de son olarak şunu yazayım bu konuyla alakasız ama önceden yazacaktım unutmuşum, ayrı başlık da açmadım, hani her ak sakallıyı deden sanma derler ya bazı arkadaşlar bazı kızlar tesettürlü bile olsa namaz kılmıyor dedi. Ben bilmiyorum. Bunu niye yazdım. Tesettürlü bulamıyoruz kapalı giyinsin yeter modundayız demiştim ya, pantalon tişört giymek kapalı giyinmek değil. Bazı kızlardan duyuyorum biz tesettürsüzüz ama kapalı giyiniyoruz diye. Benim için bu durum şöyledir, geniş uzun eteğin üzerine bol bir üst artık bluz ya da başka şey. Saçlar da yapılı olmayacak. Sade ve toplanmış. Şimdi uçlara sarı renkli gölge yapıyorlar modaymış. O da olmaz. Adam giyiyor daracıl pantalonu tişörtü, saçlar acayip sonra ben kapalı giyiniyorum ya da annem diyor kız kapalı giyiniyormuş diye, hadi canım sende sen kimi yiyorsun diyoruz.

            Siz dahil olmak üzere lütfen bu site takipçileri ve yorumcuları yazarları hanımlar alınmasın. Ben böyle davranmıyorum ki zaten deyip kendine güveni tam olan hanımlar da üzerine alınmasın. Laflarım popüler kültürün rüzgarına kapılıp benim gibilere bir sürü kulp takıp iş o kulbu burakmaya gelince de cesaret edemeyecek kadar kendine güvenemeyen bayanlara..

            Selam ve dua ile… :)

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Dün gece yorumu tam yazdım gönderirken telefonun azizliğine uğradım hepsini sildi. Yazmış olduğum noktalarda bugün sizin yazdığınız yorumdaki noktalardı. İnsan birlikte yola çıkacağı kişiye öncelikle güvenmek ister emin olun bu duygu sevgiden de daha önemli olabiliyor ikincisi de merhamet.

            Daha önce sizde belirtmiştiniz ve bugünkü yorumda da tekrar etmişsiniz hanımlar kararlı insanı evliliğe uygun buluyor. Özellikle benim gibi zihni sonuç odaklı olan hanımlarda bu daha önemli. Sürüncemede yada belirsiz durumlardan mümkün olduğunca uzak duruyorum. Bunun hayatta bazen eksileri bazen artıları oluyor. Flört kafasında olmayan ve duygusallığı fazla olan kişiler içinde en iyi yolun bu olduğunu düşünüyorum ne istediğini ve kendisini tanıyan kişi kararlı ve niyeti evlilik olan kişilerle muhatap olmalı. Tabi ki gerçek hayatta bu her zaman mümkün olmuyor. Bu durumla iki defa karşılaştım. Fatih beyin yazdığı durumlar erkeklerde de var.

            Evlilik niyetiyle görüşmeye geldiğini belirtip evlilikten korkan kararsız olan evin sorumluluğunu alamayacak kişiler olabiliyor. Yine Fatih beyin belirttiği gibi zihinde bir şey oluşmamışsa yada korku varsa neden görüşmeye gelinir konuşmaya çalışılır. Bu korku hanımların belki fıtrat olarak ürkek yapıda olmalarına bağlanabilir ama erkeklerde bu durum güvensiz izlenimi veriyor. Bir hanımla konuşurken duyulan çekingenlik değil evlilikten duyulan korku bahsettiğim.

            Bir hanım evlilikten korkuyorum diyen erkeği evlilik fikri için ikna mı etmeli telkin mi vermeli güvenilir biri olduğunu ispat mı etmeli bir taraftan niyetim evlilik ama deyip ilgisiz davranışı yada güven vermeyen durumu karşısında arayıp sormalı mı? Bence hepsi de hayır. Niyeti samimi tutup duyguları heba etmemek en güzeli.

            Ne yazık ki insanları evlilikten soğutan en önemli nokta belli olmayan niyetler verilen sözlerin tutulmaması bu durum hanımlarda da erkeklerde de var ve gün geçtikçe sizin dediğiniz gibi insanlar arasında erişim kotası konulmazsa bu durum daha da yaygın olur. Doğru insanlar yanlış insanlarla karşılaşmaktan yorulduğu için doğru insana yanlış yapabilir. Yada bir insanın evlilikle ilgili iyi niyetini kötü örnek olarak soğutabiliriz. Bu kararların olumsuz olmasından daha yıkıcı olabilir. Karar olumsuz olduğunda kişi uygun değiliz deyip üzerinde düşünmez ama diğer türlü kullanıldığını duygularıyla oynandığını oyalandığını düşünmesi derin yaralar açabilir.

            Kervan yolda düzülür derler ya niyette samimiyet ve belirli noktalarda uyum varsa detaylarda boğulmamalı. Diğer türlü evlilik görüşmeleri egoların tatminine taktik savaşlarına bir tarafın alacaklı bir tarafın kendisini borçlu hissettiği duyguların yıprandığı sonuçsuz bir alana dönüşür.

            Bir noktada bir insan nasıl tanınır yada tanınabilir sorusunun bilgisi de değişebiliyor. Öncelikle ahlak ve samimiyet önemli sonrası dini yaşantısı aile durumu. Bir hakikatte genellikle niyetinde samimi olan kişiler birşeyler için uğraşırlar alttan alırlar karşı tarafı düşünerek hareket ederler duam bu samimiyetteki kişilerin birbirine nasip olması. Allah ümmeti muhammedi hayırlı insanlarla karşılaştırsın.

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih ;
            Siteyi sürekli takip ediyorum, özellikle sizin yazdıklarınızı okumadan geçmiyorum çünkü tespitlerinizi /tecrübelerinizi çok isabetli buluyorum. Hatta çoğu Zaman gün içinde yaşadığım, şahit olduğum veya düşündüğüm şeyleri siteye girdiğimde sizin yazdığınızı görünüyorum. Diğer yorumunuzda bahsettiğiniz günümüz Kızlarının hâl ve hareketinden bir bayan olarak Ben bile şikayetçiyim okul ve iş hayatımda örneklerine bol bol rastladım. Karşı cins ile seviyesiz muhabbetler, abartılı giyim, kuşam,
            makyaj, küfürlü konuşmalar, kanka muhabbetleri vs. Bir bayana kesinlikle yakışmayan her şey inanın bizim için de çok itici. En üzücü tarafı da böyle şeylerin artık çok olması ve normal karşılanması, sözde özgüvenin aileler tarafından desteklenmesi. Ama tüm bunlara rağmen hâlâ ümit verici aileler, kızlar var. Bence o kadar ümitsiz olmayın yaşınız da çok değil İnşaAllah tez zamanda hayırlı haberlerinizi alırız (Burdaki herkesin İnşaAllah). Müsade ederseniz bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Tebdil-i Mekanda ferahlık vardır derler imkanınız varsa deneyin derim. Belki iyi gelir… Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Telefonun azizliğine uğradığınız yorumla ilgili yazıyorum. Çok güzel izah etmişsiniz. Ayrıca başka bir konu da şu. Yazdıklarınızın arasında dış görünüşle alakalı ya da erkeğin imkanlarıyla alakalı zerre olmazsa olmaz şart belirtmemişsiniz. Ben evlilik konusunda gayet nettim, kimse bana bu adamın niyeti gri, evine ve bana sahip çıkamaz diyemedi, belki de bu yüzden bırakalım diyemediler.

            Ancak aracı olacak bir arkadaş evlilik niyetini baştan belli edersen kızları korkutursun dediydi. Aslında evliliği flörtün devamı olarak gören kızlar için bence doğru bir tespit. Kızcağız duygusal birliktelik istiyor başta gördüğü elektrik yetmiyor, film ve diziler sağolsun, bunun için paylaşım yapmak lazım, sinema vb. derken aslında fıtrat gereği evlendikten sonra da oluşacak olan duyguyu baştan görmek istiyor. Eyvallah da bu işin bir de hesabı var. Gezdin tozdun duyguyu elde ettin ya sonra nikahlanamazsan ki nikahlansan da aslında aklanmıyorsun da hadi zararın neresinden dönersen kar. Benim flört edenler evlenip boşanmış gibidir dediğim durum bir yerde bu. Marketlerdeki deneme amaçlı ürünler gibi. Geçen bir el kremi gördüm numunedir satılamaz yazıyor. Herkes birer parmak daldırsa ertesi güne biter. Halbuki içeriği hakkında içindekiler okunabilir ve üretici firmanın güvenilirliği, ürünlerine olan müşteri memnuniyeti de aslında bize fikir verir. Şimdi herkesin elini daldırdığı numune ürün mü daha güzeldir yoksa ambalajı açılmamış mı(yanlış anlaşılmasın tamamen manevi ambalajı kast ediyorum.) Hatta kimileri şu garip filmindeki zabıta bakkal sahnesi gibi tadını pek anlayamadım biraz daha kes şu peynirden diyor ya, yıllarca flört…

            Umarım kadın erkek ilişkilerini cıvıklıktan kurtaracak yapımlar olur da medya da belki kaybettiğimiz bir şeyleri geri buluruz. Yoksa her iki cümlesinden biri ailem kapalı olan kızın ben öyle görüştükten sonra tamam mı devam mı diye sormanı istemiyorum dediği durumlarla yine karşılaşacağım gibi…

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey haklisiniz, ne diyelim?
            Sefkat ve merhametin azaldigini, giyim kusamin ve erkek kiz iliskilerinin lackalastigini sokakta goruyoruz. Ama bu anlattiklarinizi, yani bu bahaettigimiz bozukmaya maruz kalmis kizlarin evlilik ve erkekler hakkindaki goruslerini sizin kadar detayiyla bilmem mumkun degil. Cunku birebir konusma yapmiyorum. Bilmedigim icin de haliyle sasiriyorum.
            Mantiksiz buluyorum ama bunu kadinlarin duygu on planda mantik ikinci planda dedigimiz yapiyla da bagdastiramiyorum. Cunku bunlari duygusallikla da bagdastiramiyorum.
            Mesela pipet ornegi, cok komik.
            Yanimdaki erkek pipetim olmadigi icin garsona kizsa bagirsa ben yerin dibine girer ve gereksiz yere munakasaya girdigi, ustelik orada kendine hizmet eden bir gorevliye kaba saba tepki gosterdigi icin karsimdaki adami ikaz ederim. Sanki onu ezmeye calisir gibi gelir.
            Hatta birakin bagirmayi, buna benzer seyler basima geldi birkac kez. Bir yere gidip de kusurlu hizmet aldigi icin calisan personeli ismiyle magazanin subesiyle vs beraber silayet dilekcesi doldurup sikayet ettigi icin kizdigim kisiler oldu. Yani insanlik hali dalgin olabilir, morali bozuk olabilir. Hemen sikayet etmenin ne geregi var, belki adamin ekmegiyle oynamanin?
            O yuzden ben bunlari anlayamiyorum. Itirazim size degil. Bu islerden pek anlamiyorum demekteki kastim da buydu. Zorla itaat ettirmek mj birakip gitmek mi demissiniz. Itaat zorla olmaz Fatih bey, gonulden olursa guzel olur. Aksi halde omrunuz hir gur ve kavgayla gecer. En guzeli siz, zihninizin uyusmayacagini anladiginiz cool arayistaki kizlardan uzak durun. Emin olun kavga gurultuyle gececek bir omur yerine huzurlu bir yalnizlik her zaman yegdir.
            Yine de Allah gonlunuzdeki gibi biriyle olmasa da ona cok yakin karakterdeki bir insanla karsilastirsin. Bunu cani gonulden temenni ediyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.
            Yorumunuz ve temennileriniz için teşekkürler.
            Ben de şaşırıyorum kadınların yorumlarına ama buradaki müspet hanımların görüşlerini esas aıyorum. Biraz da soru cevap ile anlatmak istedim bir şeyleri.

            Hani şu şu kızlardan uzak durun demişsiniz ya bizim seçme şansımız var mı ondan bile emin değilim. Zaten aday çıkmıyor kimse aracı olmuyor. Hani filmde diyordu ya akü yok komple yok diye :) kız yok komple yok :) ne çıkarsa bahtımıza. Tabi çıkarsa…
            Selametle.
            (Derdimin salt evlilik olmadığı yorumlarımdan anlaşılıyordur umarım…)

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Dış görünüş konusunda daha öncede fikirler açıklanmıştı. İki tarafın birbirini beğenmesi önemli güzellik yada yakışıklılık biraz göreceli biraz ortak kavram. İki tarafın olduğu gibi birbirini kabul etmesi önemli.

            Maddi konuları soran biri değilim. Örnek olarak veriyorum evi arabası maddi imkanları olup mesleği yada çalışması olmayan ailesine bağımlı yaşayan biri yerine evi arabası olmayıp bir mesleği ideali olan kişi bana daha uygun gelir. İnsanın dünya görüşü dünyaya baktığı yer maddi imkanlarından daha önemli.

            Evlilikten korkan kişilerin korkusu maddiyat yada dış görünüşleri sebebiyle ilgili değildi. Bekarlığa alışmanın verdiği bir durumda olabilir. Ama genellikle tam tersi evliliği çok istediğini belirtip bir taraftanda bir korkunun olmasıydı bu durum konuşma arasında kendini belli ediyor.

            Kararsızlık durumuda sizin bahsettiğiniz gibi uygun yer sorma yada fikir alma değil. Görüştüğünüz kişi en başta niyetinin evlilik olduğunu belirtip uyum olduğunu ifade edip sonrasında tam tersi ilgisiz davranıyorsa yada kararı olumludur veya olumsuzdur diye kestiremiyorsanız bir sürünceme belirsizlik ciddiyetsizlik durumu varsa bu kararsızlıktır.

            Hanım olarak ciddiyetle davranıp karşı tarafın durumunu dikkate aldığınızda niyet evliliktir deyip alttan aldığınızda da değer bilinmiyor. Bu bahsettiğim durumda zaten bildiğim bir gerçeği bir daha idrak ettim ahlak çok önemli bir erkeğin verdiği sözü tutması güven verebilmesi çok önemli. Sizin bir hanım olduğunuzun bilincinde olması kız kardeşini yada ileride doğacak kız evladını dikkate alarak hareket etmesi çok önemli. Bunun sözle kalmayıp davranışa yansıması önemli.

            Diğer türlü insanın kılıf uyduracağı o kadar çok durumu olur ki görüşme flörte uzanır, niyetim evlilik ciddiyetsizliğe gider. Tanık olduğum durumlar ehli dünya dediğimiz kişilerde de var kendisine dindar diyen kişilerde de.

            Şunu da fark ettim bizler evlilik konusunda çok okumalar yaptığımız için bilincindeyiz korkumuz daha az belirli şeyleri kafamızda oturttuk lakin karşımıza bu kararlılıkta kişiler çıkmıyor. Benim korkmam gereken durumlarda erkek tarafı korkuyorsa endişe ediyorsa benim naz makamımda olmam gerekirken erkek naz makamında bulunuyorsa ya bizler evliliğin kıymetini biliyoruz korkusuzuz yada ciddiyetimiz evlilikten korkutuyor. Çözemedim bu durumu.

            Huzurluyum niyetim güzel yürümek istediğim yol güzel yoldaş konusu da çözülür inşaAllah. ( Sosyalist yada komünist subliminal mesaj içermemektedir. )

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Yorumunuz gayet açıklayıcı olmuş. Siz de hanım olarak beklentilerinizi ve karşılaştığınız durumları yazmışsınız. Meryem Hanım, Feyza Hanım, A.D. Hanım ve sizin yorumlarınız benim için çok faydalı oldu. Diğer okuyucu ve yorumcular için faydalı olmuştur sanırım.

            Ben kendim için olanı yazayım. İki kişiyle yaklaşık iki ay kadar görüştük. Bu süre içinde üç dört defa yüz yüze görüşme yaptık ve arada telefonla görüştük. Dördüncü görüşmelerden sonra hep kendime dedim ki bu saatten sonra artık gri olunmaz. Eksiğiyle fazlasıyla ben bu kızı kabul edeyim sonuçta Allah bana bunu vermiş sevmeye çalışayım artık ciddi olan niyetimi sonuçlandırmaya odaklanayım dedim. Hatta geçen sene olan süreçte ailem kızı istemeye gidelim dedi. Evvelki sene olanda da yine ailemin niyeti aynıydı. Birkaç defa görüşürsünüz sonra aileler tanışır dedi.

            Önceden de yazdım ama konu bütünlüğü açısından tekrar yazayım. Evvelki sene görüştüğüm kıza son yüzyüze görüşmemizde bu dünyada evli olanlar karı koca cennete giderse orada da evli olacaklarmış diye duydum dedim de şeytan görmüş gibi suratı değiştiydi dakikasına kalktık zaten. Bu kız ikinciye şans isteyen sonra annesinin zoruyla görüştüğünü söyleyen kızdı. Her şeyi bir kenara bırakın madem ciddi değilsin beni niye oyalıyorsun değil mi? Zaten olmayacak diye en baştan bırakmıştık değil mi? Önceden yazmadım. Ben bu aday tarafından oyalanırken başka bir kızla görüşme şansını yitirdim, görüştüğüm var diye arkadaşlar söylememiş, bu kız beni oyalarken diğer kızı başkasıyla görüştürmüşler ve evleneceklerdi en son.

            Diğer kızla olan durum da aynı. Son yüzyüze görüşmemizde tamam diyordum içimden artık eşin olacakmış gibi sevmeye çalış diye. Sonrasında kız kendini iyice naza çekti. Ayrıca o zamandan sonraki süreçte şunu fark ettim. Kızın söyledikleriyle yaptıklarının hiç mi hiç alakası yok birbiriyle. Ne istediğini de anlayamadım. Son konuşmamızda nazı bıktırdığı için dedim ki istemiyorsan bırakalım kafanda soru işaretleri var galiba diye sordum gayet gönülsüz bir şekilde hayır hiç soru işareti yok dedi. Hani bir ara hanım yorumcunun biri beni istemeye gelecekler dua edin dediydi de ertesi gün de iyiki olmadı diye yorum yazdıydı. Aynen o hesap. O zaman adama demezler mi bacım beni niye oyalıyorsun.

            Hadi bunları geçelim. Bu kızlardan aldığım eleştirileri de yazdıydım hani. Yuva kurmakla doğrudan alakaları olmadığını büyük kısmının da yaratılış olduğunu yazmıştım. Hem vaktimi çalacaklar hem de bir ton laf edecekler. Üç günlük dünya diye ağzımı bile açmadıydım o zamanlar.

            Sonrasında Sema Hanım’a attığım mail sitede yazı olarak yayınlandı. Acaba bana mı öyle denk geldi yoksa toplumsal eğilim mi böyle diye.
            Çok güzel bir yorum vardı aralarında. Kızlar lafa gelince bu yazıdaki profildeki birini isteriz derler ama icraata gelince beğenmezler diye. Bence çok isabetli bir yorumdu.

            Velhasılı Nisa Hanım. Ben bu işlerden artık bezdim. Çünkü yaşadıklarım belki hiçbir şey başkalarının dertlerine göre ama kök sebeplere inince öyle şeyler gördüm ki. Şöyle düşünün. Adamın kalbinin tüm damarları tıkalıdır da farkında değildir. Sonra hastanede bakılacağı tutar da bir görürler ki adam pamuk ipliğiyle hayata bağlıymış. Benim olay da o hesap. Bu kadar deşmeseydim belki de bu kadar umutsuz olmayacaktım.

            Sema Hanım’ın not defteri kısmına yazdığı çok güzel bir söz vardı Hz.Ali’ye ait. Konuştuğum sözlerimin Allah’ın verdiği nimetlerin bereketlerini götürmesini istemiyorum. Genelleme yapıyor gibi oluyorum ki aslında kibir gibi oluyor bu durum. Bu konularda artık susmam konuşmamdan daha hayırlı dedi içimden bir ses.

            Sizin de yazdığınız gibi halimize binlerce şükür, yoldaşımız da olursa ne âlâ. Olmazsa da yapacak bir şey yok.

            Selametle.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            İnsanın vicdanı rahatsa yaşadıklarına da artık ya tecrübe desin ya imtihan desin bazı şeyleri zaman gösteriyor. Bu zamana kadar hiçbir insanı oyalamadığım için kendim çok fazla duygusal olduğum için kimsenin duygularıyla oynamadığım için kırılsam da kırmamaya çalıştığım için vicdanım rahat.

            Dediğiniz gibi susmak bazı durumlarda konuşmaktan hayırlı olabilir. Yine bazı durumlarda da susmak şeytandan olabilir. Yazdığımız durumlar böyle davranış içinde olanlara ikaz olsun.Rabbim doğrusuyla amel etmeyi nasip eylesin.

            Bezmek dediniz ya ben aynı durumları kaç defa yaşadım psikolojim hala nasıl sağlam nasıl bir sabrım var diyorum. Bizi öldürmeyen şey güçlendirir.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Bahsettiğiniz gibi vicdanım rahat benim de çok şükür :)

            Allah büyüktür. Kıymet verecek biri denk gelir belki bir gün.

            Selametle.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Esselamu aleykum Fatih kardeşim :) Yazını okurken kendi derdimi unutturdun bana. Rabbim önünü açık eylesin inşallah. Demek öğrenmek gereken şeyler var daha öğrenemediğimiz. Belki başkalarının yaşanmışlıklarından bize yadigar kalan ön yargılarımızı bir kenara atabilmemiz de gerekiyordur. Hani olur da bir gün bir fırsat çıktığında kendi ayaklarımızı bağlamış olmayalım. Çok temiz ve saf kalpli kızlarımız da var bundan eminim. Bir kalpte kibir, gurur büyüklenme ve asilik olmadıkça o insan güzel bir insandır. Çok düşünen bir akla sahip olmanın yükünü sırtlanmışa benziyorsun, Rabbim feraha ve felaha erdirsin. Merhametli, duyarlı ve güçlü bir erkek olduktan sonra inşallah bir gün gönlüne düşecek bir hanım kızla karşılaşırsın. Kızlar da severler sadece henüz karşılaşmamışsın

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ve aleyküm selam Mustafa kardeş.
          Yorumun için teşekkür ederim :)
          Nasip kısmet bir yerde. Tespitin doğru. Çok düşünen bir insanım ve aslında bir o kadar meraklıyım da. Bu konularla alakalı bir çok şey kafama oturdu artık. Maalesef bu konular hakkında o nefret ettiğim tecrübeyi yaşayarak ve araştırarak elde ettim. Kadınları anladığımı çözdüğümü iddia edemem ama sınırlarını öğrendim diyebilirim. Kadınların özellikle bu konulardaki davranışlarını mantıksal bir sebep sonuç ilişkisine oturtmaya çalışmanın hata olduğunu gördüm. Kafa yormaya gerek yok. Olmuyorsa güle güle. Size uzak şehirdesiniz diye bahane sürerler ama canları isterse fizana bile giderler. Kadınlar böyledir. Nasip kısmet dediğim nokta bu. Hani kızlarla görüşüyoruz falan demek ki Allah kalplerine sevgiyi koyuyor ki öyle kabul ediyorlar. Yoksa kalan her şey mantıklı gözükse de özünde birer bahane aslında. Bahaneler de genelde sebepler değil sonuca göre üretilen öğelerdir.

          Yalnız benim çözemediğim benimle saatlerce oturabilen, üçüncü dördüncü görüşmeyi yapan kız(lar) benden hoşlanmadıysa neden halen karşımda. Muhabbetini sevmiştir diyorlar. İyi de kardeşim zaten mesele bu değil mi? Muhabbet edebiliyorsan gerisi zaten gelir. Kalanı ateşle barut misali fıtrat zaten çeker. Yok olmuyorsa orada ne işin var? Ne işleri var? Pazarlık yapıyorlar :)

          Kızlar da sever konusu dediğim gibi modül yüklü değil. Ancak şu an çalıştığım hanımlarla ilk çalışmaya başladığımda bir gün moralimin bozuk olduğunu anlayıp insaniyetten bir sıkıntın mı var diye sormuşlardı çok şaşırmıştım. Bende bu modül de yüklü değil. Bir hanımın bu tip bir soru sormasına alışkın değilim ki normalde duygu durumum dışardan anlaşılmaz kolay kolay, biz görürüz dediler. Yani bir kız beni sevecek, anlayacak, hal hatır soracak. Hiçbiri yüklü değil :)

          Zaten Allah dağına göre kış verir dedikleri durum belki de bu. Maşallah diyeyim de psikolojik anlamda dayanıklı ve stabil bir insan olarak bilinirim. Bazı noktalarda yazsam halime isyan gibi algılanabilir diye çok yazmıyorum da epeydir ailemden uzakta ve yalnız yaşıyorum. Mesela geçenlerde bir haftasonu çok kötü hasta oldum. İki gün yataktan kalkamadım. Hani bakacak edecek kimse yok. Ancak Allah ona göre bir dayanım veriyor. Kendime nane limonundan peltesine kadar her şeyimi yaptım. Probiyotik yoğurdundan yulafına kadar aldım. Kışın da ıhlamurumu yapıyordum. Ailemin dayanağı da bu zaten adam kendisine bakıyor zaten modundalar. Bunları ajitasyon olsun diye yazmıyorum, hepsi birer tespit. Yoksa yalnızlık çok zor bir şeymiş demedim. Dua ederken de Allah’ım halimi sen görüyorsun hayırlısı neyse onu ver derim.

          Önyargı yapmak elbette yanlış. Ancak aynı delikten iki defa ısırlmak da bize yakışmaz. Sorgularız, baktık uygun değil hiç girişmeyiz.

          Rabbim hayırlısını versin cümlemize. Danışmak anlamında dediğim gibi psikolog vb. değil de büyüklerden destek almak daha doğru olacaktır.
          Selametle.

        • Smy diyor ki:

          Bu arada ben de yarın bir talibim ile görüşeceğim. İnşaAllah hayırlısı olur… 🙁

          • Smy diyor ki:

            Ben Fatih beyin başka bir yorumuna yorum yazmıştım ama karışıyor. 😒

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Öncelikle yapacağınız görüşme hayırlara vesile olur inşAllah diyorum. Yorumlarımı takip ettiğinizi yazmışsınız, teşekkür ederim. Göz nuru olacak eşler yazısında bizden bıktınız herhalde yazmıştım da Sema Hanım okuyucu yorumlarının bir çok kişinin hislerine tercüman olduğunu söylemişti. Biraz da oradan aldığım cesaretle yazıyorum.

            Yorumunuzu görünce şöyle bir tebessüm ettim. Allah’ın işi tevafuk olacak ya geçtiğimiz gün de işyerinde bazı arkadaşlardan benzer tepkiyi aldım. Personel haklarıyla ilgili bir tartışma vardı. Ben de bir şeyler yazdım. Ertesi gün bir arkadaş mesai başlar başlamaz beni aradı. Fatih cesaretini tebrik ederim çok güzel yazmışsın dedi. Ben de cesaretin yarısı aptallıktır dedim. Sonra başka bir abimiz yolda gördü geldi öptü, yazıp yazıp sildiğimiz çok şey oldu yazdık ifade edemedik kendimizi daha güzel anlatılamazdı cesaretini tebrik ederim dedi. Hiç tanımadığım insanlardan tebrik aldım ki sağolsun Feyza Hanım da önceden maşallah kendinizi çok güzel ifade ediyorsunuz demişti.

            Şimdi ben bu uzun paragrafı niye yazdığımı anlatayım. Kendimi övmek için mi hayır. Özgüven muhabbeti yapmıştık ona ışık tutsun diye yazdım. Hani önceden demiştim anlayışlıysak uysal koyun değiliz diye. Geçenlerde arkadaşlarla bir yerde yemek yedik birkaçımız rahatsızlandı alo gıda hattını aradım lokantayı denetleyecekler. GSM operatörlerinin haksızlıklarını BTK’ya şikayet ettim elbette diğer şikayetlerle beraber değerlendirmeye alınmıştır ama mesela bayilerin aboneden habersiz paket tanımlaması yasaklandı şikayetimden sonra. Anacığımdan habersiz paket tanımlamışlar kontörlerini yemişler.

            Peki bu paragrafı niye yazdım. Hakkımı yedirmediğimi anlatmak için. Yani aslında özgüvenle ilgili bir sorun değil benimki. Ancak bir noktayı açmakta fayda görüyorum. Özgüven göreceli bir kavramdır ve konuya göre değişir. İş konusunda kibir sınırına dayanacak derecede özgüvenli iken aynı şeyi sosyal konularda söyleyemem. Çünkü o konularda bilgim yoktur. Mesela en güzel yemek mekanlarını sinemaları gezi mekanlarını bilmem. Tatil kültürüm yoktur. Gittiği tatil yöreleriyle övünen zamane kızlarımızın ben tatillerde ailemin yanına giderim diye anlattığımda bana hava atıp bu konuda yorum yapmamı beklediklerinde konuşmuyor olmamı bu kızlarımızın özgüvensizlik olarak yorumlaması gayet doğaldır. Bir insanın bilmediği bir konuda konuşmaması özgüvensizlik değildir tam tersi haddini bilmesidir halbuki. Ancak bana karşı kompeks yapıp sahip olduklarıyla bana ve başka insanlara kibir yapan birinden bu anlayışı beklemek o kişiye haksızlık olur. İş aracılarda aslında. İki zıt insanı bir araya getiriyorlar dünyadan haberleri yok.

            Gelelim kararsızlığa. Hangi mekan iyidir nerede oturulur bilmem. Kıza sorduk diyelim nerede çay içelim hoop dakika bir gol bir. Bu adam özgüvensiz bu adam kararsız bana soruyor. Ya hu ne alaka. Sizin oraları bilmiyorum ben sen de bilmiyorsan geçelim bir yere oturalım ne farkedecek. Ancak şu kazıkçı gavur kahveciyle dondurmacı olmasın adamın ocağına incir ağacı dikmek kime fayda eder. Ev işlerine yardım ederim deme diyorlar. Öyle dedim ya tamam bu adam kılıbık. Tartışma çıkabilecek bir konu oldu. Hır gür olmasın diye sonra konuşuruz dedim. Bu adam ezik bana ağzını açamıyor oluyor.

            Güzel ahlaka ait bazı şeyleri kendiliğimizden yaparız, öyle yetişmişizdir ya da öyle yatkınlığımız vardır. Bazı şeyleri de nefsimizle mücadele ederek yaparız. Sinirliyken susmak gibi. Aslında yazdıklarımın hepsini değerlendirirsek elde edeceğimiz sonuç şu. Henüz doğru insanla karşılaşamama durumu. Sitedeki tüm bekarlar için de aslında durum böyle. Kalanları işin bahanesi. Doğru insan olsa fizana da gidiliyor en çirkin kız dünya güzeli oluyor, en güdük erkek evin direği oluyor. Benim Allah’tan dileğim de şu. Benim anlayışlılığımı özgüven eksikliği olarak anlamayacak, benim ince düşünmemi detaycılık olarak algılamayacak, kalp kırmamak ve karşımdaki insanı kırmamak adına kılı kırk yarmamı ve soru sormamı kararsızlık olarak algılamayacak birini karşıma çıkarması. Yoksa sabaha kadar yazsam da bu konu bitmez.

            Smy hanım, sizin yazdığınız gibi ben de sitedeki tüm bekarlar için duanızı tekrarlıyor ve amin diyorum. Siteyle ilgili bu ara ben de şöyle bir sorun yaşıyorum. Çok geç yükleniyor site. Eskiden çat diye gelirdi. Şu yorum yaz kutusunu yukarı alınca oldu herhalde.

            Selametle kalın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Yazmayı unutmuşum. Yaklaşık altı yıl kadar önce şehir değiştirdiydim. Şu an başka bir değişiklik epey zor. Doyduğumuz yerdeyiz. Tebdil-i mekan olmasa da iki yıl önce tebdil-i bölüm yapmıştım :) iş tanımım değişmişti. Eskiye nazaran daha çok insanla muhatap olur hale geldim. Değişiklik yapmamış olsam iyice kısıtlanacakmışım onu gördüm geriye bakınca. Tavsiyeniz için teşekkürler. Bayramda ailemin yanına gideceğim inşAllah. O da sayılır mı bilmem :)

      • A.D. diyor ki:

        ufff sadece fatih, naptın mirim! umutsuzluk değil de bambaşka bir boyut olmuş doğrusu. neden böyle inanıyosun, inşallah hayırlısı ile Rabbim nasip eder. el-Fettah celle celalühü’nün açmayacağı kapı olur mu? sevgi de bir rızık, ne kadar yazıldı ise o kadar elde edeceğiz. hürmetler

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ben de hürmetlerimi sunarım A.D. Bey.

          İnanmak demeyelim de hissetmek diyelim :) Elbette yazgıdan öteye yol yok, ne bir eksik ne bir fazla. Kısmette ne kadar varsa o kadar olur. Farklı bir boyut olması benim için gayet doğal. Bir kaç ay önce bir kuruma işim düştü, bir lise arkadaşımla denk geldim orada çalışıyormuş, kendisi bayandı, en son on iki yıl önce falan gördüğü için sordu ne yapıyorsun vb., evlenmedin değil mi dedi. Demek ki benim göremediğim bir şeyleri o zamanlardan görmüş dediydim içimden. Bunu yazma sebebim bambaşka boyut olmuş dediğiniz durumun yeni olmadığını anlatmak. Şimdi bir kızla görüştürelim deseler muhtemelen suratına boş boş bakarım.

          Elbette bunların hiçbiri durup dururken olan şeyler değil. Tabi bu da bizim konumuz değil.

          Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Bir de bu yoruma ek olarak yukarıda bahsettiğim durumu biraz daha açsam daha anlaşılır olur diye düşündüm. Evvelki yorumlarımda da parça parça bahsettiğim durum.

            Gerek görüştüğüm kişiler gerek etrafımda yaptığım gözlemler ve araştırmalar sonucu kadınlara olan güvenim sıfıra indi. Toptancılık yapıyor gibi oluyorum ama burada kast ettiğim durum toptancılıktan ziyade kadınların yapabileceklerinin sınırlarının gerek fıtrat gerek toplumsal eğilim sebebiyle benim sandığım gibi olmaması durumu. Benim fabrika ayarlarımdaki kadın profiliyle gerçekteki profil çok farklı. Eskiden erkeklerin zulmünden emin olmak istermiş kadınlar. Ben de bir erkek olarak kadınların zulmünden emin olmak istiyorum.

            Kadınlar duyguları adına yalan söyleyip buna çok kolay kılıf uydurabiliyor. Söyledikleriyle yaptıkları arasında dağlar kadar fark olabiliyor. Süreçleri manüple edebiliyorlar. Masumiyetlerine güvenemiyorum çünkü kendileri de bu durumu inkar etmiyor.
            Şu var. Bir sürü evli kadın var ya da burada bir çok müspet hanım kardeşimiz var. Onlar da mı öyle diyebilirsiniz. Benim yazdığım nefsin sınırları. Buradaki hanımlar aklını nefsinin önüne geçirebilmiş insanlar. Ancak herkesin bir dayanma sınırı vardır. Dost dediğin alışverişte belli olur misali. Hani deriz Allah’ım az verip de aratma çok verip de azdırma diye. Belki koşullar oluştuğunda ummadığımız kişiler ummadığımız davranışları yapabilir. Bu durum benim için de geçerli. Belki koşullar oluşsa ben de sapıtabilirim. Buradaki müspet hanımlar mesela epey zorluk görmüş kişiler ama buna rağmen akılları nefislerinin önünde. Canım böyle istedi deyip mantıksız işler yapmıyor ya da karşılarındaki erkeğe kötü davranmıyorlar.

            İşin özü şimdi ben evlilik görüşmesi yapsam bir kızdan insan muamelesi göreceğim ne derece garanti? Yoksa yine işinde gücündesin teknik şeylerle kafayı yemişsin mi diyecekler, görüşmek istiyoruz deyip bir ton laf mı edecekler? Üç dört defa görüşüp saatlerce oturabildikleri halde geri aradığımda telefonları çantalarında olduğu için duyulmayıp saatler sonra mı geri aranacağım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            -Yarım kaldı-
            Geri aranma derken elbette insan müsait olmayabilir ama amaç geri aramak değil amaç bu adam hala yerinde duruyor mu diye aramak. Neymiş bir sıcak bir soğuk davranacaklarmış ki erkek elden kaçmasın(mış) ve kendilerini garanti görmesin(miş)
            İyi de kardeşim ben seninle ailenin de haberi olan bir süreçle evlilik niyetiyle görüşürken sen bana arkadaş ortamında bir kafede tanıştığın adam muamelesi yapıyorsun. Bu muameleyi görmeyeceğimin garantisi var mı?

            İyi de kardeşim sen de ona göre seç araştır baştan diyen varsa günümüzde aracılığıa bir çok insanın yanaşmadığını hatırlatayım…

          • A.D. diyor ki:

            Tabi isim açık olmadığı için, bey sanmanız normal. demek ki üslup biraz ağır abi gibi olmuş:) aslında site yönetimi bunu belirtmişti, rumuz yanına kadın veya erkek olduğunuzu belirtin, diye, sizin suçunuz yok.
            Her ne ise, aşağıda meryem hanıma verdiğiniz cevabı, iki bölümden müteşekkil uzun yanıtınızı da okudum. Gözünüzden ateş çıkarmanıza gerek yok:))) (çok güldüm, Allah da sizi güldürsün, hala gülüyorum)
            Kadınlara güvenmemeniz, erkeklere güvenmememiz bence genelleme sorunudur, büyük laf konuşmaktır. Kimse ne tam iyidir, ne tam kötüdür. eskiden kötü olan değişip iyi olabilir, eskiden iyi olan değişip bozulabilir. Üzüldüm, güven duygusu tek kullanımlıktır elbette, ama yaşadıklarınız tavır’dır. Ne o insanları kötü eder, ne de sizi mağdur.
            Şöyle söyliyim, okuma zahmetinde bulunursanız; Sizi aramayan, geri dönüş yapmayan kızlar. Çantamda unuttum, diyenler hani. Biz hanımları ayıp olur, diye uzun zaman cevapsız bırakan, peşlerine düşüp öldü mü kaldı mı, diye haber sorunca ancak olumsuz cevap aldığımız erkeklerin karşılığıdır.
            Veya sizinle üç kez görüşüp, flört gibi bir ilişki beklentisine giren, sevgili oyunlarına giremediğiniz için iş güçle kafayı bozmuşsun, diye yaftalayanlar, ‘Aynı burçtan olanlar anlaşamaz’ diye bahane bulan yaşını başını almış erkeklerin karşılığıdır.:)
            yine, size taktik uygulayıp, aman erkeği şımartma, değer verdiğini belli etme diye naz yapan kızlar, ‘Ben evime şeriatın bayrağını dikicem’ diyen çok yakışıklı ama tuhaf anlayışlı erkeklerin kadın versiyonlarıdır.
            Hülasa azizim; konu erkek kadın olmak değil. İnsan olmak, mış gibi yetişkinlikten dürüst bireyler olmaya, manen, ruhen adam olmaya gayret etmek. neden erkeklere güvenmeyelim, neden kadınlara güvenmeyelim? bak şu cümle size ait: kadınlara olan güvenim sıfıra indi.
            Öyle ise insana olan güvenimiz bitmeli, hayata olan umudumuz bitmeli. Sevgiye, şefkate, inancımız bitmeli. Ölelim mi birader?
            Ahir zaman evet, fitneler çok evet, hayat şartları, namus ahlak kavramları evet, giderek tükenen ruhani,manevi hava hepsine tamam. Ama işte bir sema hanım çıkmış, site açmış. yazıyor, anlatıyor, siz de biz de takibindeyiz. demek ki iyilik, olumlu enerji, güzellik daima var. Olmaya devam edecek.
            Klasik tabir, para parayı çeker. Olumlu duygu olumluyu çeker. İnsana inan, insana güven arkadaşım. İnsan Allah’ın kendinden üflediği yüce zattır. kadına güvenmem, erkeğe güvenmem olmamalı mesele. Biz içimize bakalım, güzel günlere inanalım. O gül yüzlü muhabbet bülbülü bize konmazsa, e o zaman ona aşk olsun:)
            Şu cümle de sizin:İşin özü şimdi ben evlilik görüşmesi yapsam bir kızdan insan muamelesi göreceğim ne derece garanti?
            gömmeyin efendim kendinizi, insan muamelesi göstermeyenin muamelesi onu bağlar. kendinizi paralamayın bu kadar.
            “Ben de bir erkek olarak kadınların zulmünden emin olmak istiyorum.”
            olamazsın, bir evliya ile evlensen yine belli olmaz. İnsan bu beşer şaşar. Önemli olan zahire güvenmek, gerisi Allah kerim. Zulüm devam eder, zalim de daima var olur. ama sen bu zulüm yüzünden içini karartma.
            Kısmetinde varsa evlenirsin, yoksa da bekar kalırsın. Fakat içini zehirlersen, evlensen de bekar da kalsan yüreğinde burukluk olur. Sal, seyreyle Allah’ın tecellisini… etiketleyip, beynine ‘Güvenmiyorum’ kodu yerleştirirsen, evlenince de ilk hatasında hanımına ‘Hah bak işte bu da o kadınlardan’ dersin.
            Uzun oldu, okuma zahmetine katlandıysanız teşekkürler. Zaman zaman siz’den sen’e giden üslup için de kusura bakmayın, irticalen oldu.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            A.D. Hanım.

            Çok ama çok evvelki yorumlarınızdan birinde siz bey olarak aklımda kalmışsınız. O yüzden Bey yazdım sorun değildir umarım. Yorumunuzun tamamını okudum, sağ olun ,üşenmeyip yazmışsınız.
            Genelleme yapmak elbette yanlıştır katılıyorum ancak şu detayı kaçırmışsınız. Kadınlar duygusal yaratıklar vb. bir sürü şey sayıyorlar ve benim gördüğüm muamelelerin ve başkalarının yaşadığı olumsuzlukların her birine kulp takabildi bayanlar. Bunu görünce güvenim sıfıra indi. Her şeyin bir bahanesi gerekçesi var. Biriyle çıkarken o sırada kendisine ilgi duyan birini elinde tutup eskisiyle işi bitince elde tuttuğuna yönelen kızın yaptığına bile fıtrat böyle güç kimdeyse ona gider erkek yanaşmayacak diyorlar. Fıtrat böyleyse ben namusumu nasıl emanet edeceğim. Bir ablamız dediydi kadınlar maymun gibidir bir dalı tutmadan diğerini bırakmaz diye.

            Benim fabrika ayarlarımdaki kadın profiliyle günümüzdeki profil arasında dağlar kadar fark var. Yalnız şu cümleniz bana ışık tuttu. Sevginin de bir rızık olduğu ve nasipte ne kadar varsa o kadar elde edildiği cümlesi. Bu gözle hiç bakmamıştım.
            Beni anlayabiliyor musunuz bilemiyorum ama beni üzen kadınların yapabileceklerinin sınırlarıydı. Erkekler nettir. Fıtratı bellidir ne uzar ne kısalır. Allah kadınların şerrinden korusun beni diyorum. Bundan sonra sözü bir özü bir ne dediği belli olan net olan kadınlarla karşılaştırsın…

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Bu sefer doğru yazdım kusura bakmayın sonradan farkettim bir yorumda bey yazmayı unutmuşum diğerinde de Sadece yazmayı unutmuşum. Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Görüşmem olumsuz sonuçlandı. Hayırlısı olsun…
            Sizin ve Burdaki diğer okurların yorumları Bana gerçekten katkı sağladı. Hem hislerime tercüman oldu hem eksiklerimi gösterdi hem de bilmediklerimi öğretti.
            Hakkınızı arama ile ilgili yazdığınızı okuyunca tebessüm ettim babam da sizin gibi. Bazen abartıyor ama 😊 Geçen gün bir dersanenin afişini şikayet etmiş 😊çok güldüm
            Tatili ailenizle geçirmenizin özgüven ile bir ilgisi yok bence sonuçta ailenizden uzakta çalışan bekar birisiniz gayet normal bir şey dediğiniz gibi bilmediğiniz bir şey hakkında konuşmamak had bilmektir özgüvensizlik değil. Bazen benim de başıma geliyor arkadaşlarla konuşurken bilmediğim bir konu olunca veya dedikodu – gıybet – zan olmasın diye konuşamadığımda hemen etiketleniyorum. Ama bildiğim konularda ve tehlikeli olmayan konularda gayet iyi konuşurum.
            Mekan belirleme ile ilgili söylediğiniz şeyleri etrafımda da görüyorum hatta bizzat kendim de yaşadım. Daha Önce görüştüğüm bir kişi bu konularda sizin gibiydi (hatta çok benzettim) mekan, saat vs Bana sormuştu benim için nasıl uygunsa ona göre belirledik bu bence bir bayan için çok güzel bir şey yani ne bileyim benim hoşuma gitmişti. Ama sizin dediğiniz kız tiplerini de biliyorum kaba, maço erkeklerden hoşlananları sanırım sahiplenme, koruma ile karıştırılıyor ya da babası, abisi gibi birini istiyor veya arkadaşlarından etkileniyor Olabilirler benim gözlemlediğim kadarıyla daha çok arkadaşlarından etkileniyor. Karşısındakinin söylediği bir kelimeyi arkadaşları ile sabaha kadar konuşabilirler bu şekilde arkadaşından etkileniyor arkadaş maço birini istiyorsa o da öyle birini istemeye başlıyor böylece devam ediyor. Pipet mevzusuna da çok güldüm Ben açıkçası öyle kaba davranılmasını istemem hatta adaylarda aradığım şartlardan biridir kaba davranış /kötü söz vs. Istemem geçinemem çünkü.
            Ev işleri konusunda da size verilen ev işi yaparım deme tavsiye sini bize de abim için kız ararken verildi. Abim bekarken ev işlerinde vs bize çok yardımcı olurdu bu bizim için güzel bir şey ama başkaları için öyle olmayabiliyormuş Ben de o Zaman öğrendim abimin ev işlerinde yardımcı olduğunu bilenler kız tarafına bir şey söylemeyin dediler 😒 Nitekim biz de söylemedik abim de hakeza Sonuç :şimdi evli 😂😂(Ama ev işlerinde yardımcı oluyor) Galiba sorun Burda 😁😁
            Benim görüşmemde de adayın ev işlerinde iyi olduğunu az çok biliyorum seziyorum ama sorduğum da yarım yamalak cevap verdi. Neyse ki beni biraz tanıdıktan sonra Rahat Rahat yardım ederim dedi 😂😂 Galiba ona da öyle söylemişler.. 😊 tartışma konusunda bizim ilişkimiz çok iyi gidiyor hiç tartışmıyoruz diye kızıp tartışma çıkaran kızlar var 😒güler misin ağlar mısın😁. Ben olabildiğince tartışmadan kaçan biriyim bazen bu yüzden karşı taraftan da beklentim o yönde. Bunun özgüvensizlik ile ilgisi yok bence olması gereken bu. Açıkçası bahsettiğiniz yönlerinizden dolayı sizi daha Önce görüştüğüm birine çok benzettim bu özellikleri gören /yaşayan biri olarak (yer /mekan seçimi, tartışmadan kaçma, sinirli iken susma (bir erkek için daha zor bir şey olmasına rağmen), eğer müsaitse çalınan telefonu açma, fikir danışma, maddi manevi bir ihtiyacın var mı diye sorma, Ben takıyorum diye kol saati takması 😁 vs.) Ben şikayetçi değildim hatta kendimi daha değerli hissettim ve bir kadın olduğumu hatırladım. Bana katkısı çok oldu bu yüzden de o kişiye Minnet duydum bizim işimzin olmayışı başka sebeplerdi. Nasip değilmiş açıkçası bu gibi mevzularda onun gibi olmasını isterim gelecekteki eşimin.
            Yer değiştirme konusunda da bayram Tatili iyi gelebilir. Keyfini çıkarın. 😊 Iyi Bayramlar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Öncelikle görüşmeniz olumsuz olsa da hayırlısı buymuş diyelim. İnşAllah bir kırmızı top daha elendi beyaz topa bir adım daha yaklaşıldı.

            Nasıl hitap ettiğinize gelince çok önemli değil, estağfurullah. Bey yazmasanız vb. sorun değil. İnsanın kalbinin içindekiler yazıya yansıyor. Hiç garipsemedim. Hani duruma göre insanlar senli benli de yazabilir hiç sorun değil. Yeterki karşılıklı saygı çerçevesinde olsun.

            Sizin tespitleriniz de çok faydalı gerçekten. Aslında benim tespitlerimle uyuşuyor. Tabi bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilemedim :) Yazarsam kibir olur insanlar alınır diye yazmadığım birkaç şey var. Ancak şunu söyleyebilirim ki bir insanın zihni ne kadar boş olursa dedikoduyla, kılık kıyafetle, dış görünüşle vb. o derece ilgili oluyor. Feyza Hanım çok güzel yazmıştı cevizin kabuğuyla değil içiyle ilgilenmek diye.

            Benim de düzgün diyebileceğim sadece bir tek görüşmem oldu önceden de yazmıştım ki kalanları da malum… Aldığımız cevap da üsturupluydu. Hiçbir şeyi bahane etmeden kötülemeden efendi iyi birine benziyor ama ısınamadım demişti kızcağız. Kalp kalbe karşıdır, ben de ısınamadıydım ama çok iyi bir kıza benziyor ertesi gün ikinciye görüşeyim yine ısınamazsam öyle bırakalım diye düşünmüştüm. Sizin yaşadığınız gibi nasip kısmet değilmiş diyoruz. İki taraf da saygılı ve net. Bahane yok, politika yok, en önemlisi yalan yok. Görüşmek istiyorum deyip türlü türlü işler de yapabilirdi, iki ay beni oyalayabilirdi diğerleri gibi. Hatta neredeyse tam bir yıl oldu. Yüz yüze görüştüğüm son hanımdı.

            Bugün bu konularla ilgili yazdığım tüm yorumlara artık susmam konuşmamdan daha hayırlı yazdıydım. Şu var. Açıkçası epey yorum yazıldı ve şunu söyleyebilirim ki en azından doğru yoldayım, çünkü niyeti evlilik olan müspet hanımlar kabaca benimle aynı kriterlere sahip. Zaten nasip kısmet dediğimiz şey detaylarda ortaya çıkıyor. Benim yaşadıklarımın benzerini de Meryem Hanım yaşamıştı bir bayan olarak.
            Ancak ona da üzülmeyin yazmıştık. Evlilik niyeti olan erkekler de genel hatlarıyla sizler gibi birisini ister demiştik. Buradaki okuyucu yorumcu bekar hanımlar çok üzülmesinler. Kıymetliler çünkü. Genel hatlarıyla uygunlar ki detaylar da nasip kısmet…

            Kendimle ilgili de en son şunu paylaşabilirim. Dışarıdaki gözlemlerimi burada paylaşıp üzerine yapılan yorumları değerlendirince ciddi derecede algıda seçicilik oluştu. Eskisi gibi yapmıyorum artık. Gülbahçesi hikayesi gibi olmasın kısa yoldan evlenip gideyim demiyorum artık. Gül olmasa da al şu papatyayla idare et denildiğinde yok bu papatya bile değil ot diye görebiliyorum sanırım (halen gözün kapalı diyorlar bazı hanımlar) Benim de bir değerim var ve karşı taraf yani kız ve ailesi bana değer verecek biri mi değil mi artık en başından sorguluyorum. Normalde hep kervan yolda düzülür nasıl olsa değer verirler diyorduk ama iş öyle olmuyor(muş) devir değişmiş…
            Ben de madem devir değişti. Arz talep dengesine ayak uydurayım ki piyasa değerim düşmesin diyorum. Yoksa bu gidişle burnu kaf dağında olan kızlarla boy ölçüşmek durumunda kalıyoruz. Benim boyum o kadar uzun değil, ayakları yere basan birileri lazım…

            Selametle kalın.

      • Meryem diyor ki:

        Sadece Fatih Bey
        Uzun zamandır iş yoğunluğundan yazamıyorum ama yorumları okuyorum ve takip ediyorum.
        Kendimce bir erkekten beklediğim kavvamlığı nacizane açıklamaya çalışacağım.
        Kavvamlık asla sert davranmak, maço tavırlar sergilemek değil. Sorumluluk sahibi olmak, sizinle evlenecek kızın iyi bir aile babası olacağınıza inanması, onu sahiplenmenizi, korumanızı, anne ve eş ayırımını yapmanızı ( anne -ve eş dengesi önemli ) ve adaletli olmayı, bazen sevecen, gerektiğinde de kararlı olmak, fikir sormak ama son kararı vermek vs. daha da uzatılabilir.

        Günümüzde kadınlardaki fıtrat bozuklu olduğu gibi erkeklerde fıtrat bozukluğu hakim. Eskiden erkekler , evde musluk bozulduğunda değiştirir, tamir gerektiren bir şey olduğunda kendileri yapardı. Ellerinden her iş gelirdi ve taşı sıksa suyunu çıkarır cinstendi. Günümüzde öyle erkekler var tabı ki ama azınlıkta artık. Kadınlar daha naifti, daha hanımdı, şimdi kadınların tavırlarına baktığımızda o zerafet o hanımlık pek kalmadı, otobüste görüyoruz her gün. Erkek gibi konuşmalar, erkek gibi oturmalar vs. Eş seçiminde anlaşabilmek ve aynı dili konuşabiliyor olmak önemli . Beklentiler de. Aslında beklenti ne kadar fazla ise mutsuz olma oranı daha fazla. Günümüzde erkeklerinde kadınların da beklentileri haddinden fazla. Yani bu durum bir karıncaya 50 kilo yük yüklemek gibi. Karıncaya 50 kilo yük yükleyince ezilir kaybolur, günümüzde beklentiler yüzünden insanlar evlilik kararı alırken eziliyor, kayboluyor ve son durum ”bekar kalırım daha iyi ” moduna dönüyor.

        • Süleyman diyor ki:

          Bende hayırlı bir işiniz oldu diye ümitlenmiştim Meryem Hanım. Ondan dolayı yazmıyorsunuz zannediyordum. İnşAllah bir gün zannettiğim gibi olur :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Meryem Hanım.

          Yorumunuzu görünce çok mutlu oldum. Hayatınızdan endişe etmiştim, soramadım da öldünüz mü kaldınız mı diye :) Ya da herhalde biriyle görüşüyorsunuz diye düşünmüştüm.

          Yorumunuzun tamamına katılıyorum. Ben de bir iki destekleyici fikrimi yazayım. Siz kendinize göre bir tarifte bulunmuşsunuz ki diğer hanım yorumcularınkiyle oldukça paralel. Şu tosun paşa filminde Şaban karakterine tosun paşayı tarif ediyorlardı da gözlerimden ateş çıkarma hariç hepsini yapabiliyorum diyordu. Ben de buradaki tariflere epey uyduğumu görünce çok mutlu oldum. Varsın zamane kızları beğenmesin. Benim referansım müspet hanımlarım görüşleri. Siz musluk tamiri yazmışsınız ben beton işi yapıp araba tamir ediyorum. Arkadaşın birinin tost makinesini tamir ettim birisine mermerden eşik yaptım memlekette evin boya badanasını ben yapardım.

          Gelelim asıl meseleye ratingim niye düşük :) Sizin yazdığınız durum. Karıncaya elli kilo yük durumu. Sizin yazdıklarınıza sahip olmam yetmiyor. Duruş artistçe olacak biraz cool olacak insan, sosyal anlamda hangi mekan nerede bilecek, yakışıklı olacak güzel olacak vb. Yani şartnameyi sağlasak da ekstramız olmayınca değer görmüyoruz. Bir devlet memurundan bir gün şöyle bir şey duyduydum. Bir mal mevzubahisti. Şartnameyi sağlıyorsa reddediyorum diyemem girişini yapmak zorundayım bu benim görevim dediydi. Benim yaşadıklarım da biraz öyle oldu. Genel şartları sağladığım için görüşmeyelim diyemediler ama ekstralarım yok diye mızıklandılar. Artık hayırlısı neyse o olsun diyelim hepimiz için.

          Selametle.
          (Allah işlerinizde kolaylık versin bu arada)

          • Smy diyor ki:

            Sadece Fatih bey ;
            Sizin yorumunuzda cevabla butonu olmadığı için buraya yazıyorum. Görüşmemin olumsuz olacağını kuvvetli bir şekilde hissetmiştim öyle de oldu. Görüşme yaparken olmayacağını anladım kesinlikle ikinci görüşme yapmayacam dedim içimden. Ve ilk görüşmede bitti. Ben de sizin gibi ısınamadım açıkçası hayırlısı olsun. Ben hem ailemin hem de benim ısınabileceğim biri olsun istiyorum. Aynı şekilde karşı taraf da Bana ısınsın istiyorum. Erkekler bazen bunu es geçiyorlar ama bence önemli bir konu. Yanlış anlama olmasın flört, gereksiz romantizm vs onları istemiyorum ama çok da saklamasınlar kendilerini. Karşımdaki kişi ile iş anlaşması imzalayacakmışım gibi hissediyorum Süleyman beyin de dediği gibi bu kadar düz mantığa gerek var mıydı? Diğer taraftan da onlara da hak veriyorum sonuçta karşısındakini tanımıyor belki yanlış anlaşılır, gibi düşünüyorlardır. Ama yine insan biraz daha yumuşak bir ortam bekliyorum r. Hayırlısı olsun…
            Sizinki kadar değil ama benzer bir tecrübe ben de edindim. Normalde bir bayan olarak detaylara dikkat ederim ama evlilikte temel kriterlerim olsun gerisini halledebiliriz diye düşünüyordum. Çünkü çok dik başlı biri değilim. Anlaşabilirim diye düşünüyordum. daha Önce de yazmıştım doğru mu yanlış mı düşünüyorum diye. Yanlış düşündüğümü anladım bu konuda da detaylara girmek, bir kulp aramak gerekiyormuş. Ben de öyle yapıyorum. Karşımdaki kişiyi tanıyana kadar detaylar, sorular vs. Allah hayrımızı versin… Selametle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smy Hanım.

            Sizin yorumunuzla beraber Nisa Hanım’ın Süleyman kardeşimize yazdığı yorumla ilgili birkaç şey yazayım istedim.

            Öncelikle Nisa Hanım’ın bahsettiği insanların evlilikten uzak kalması durumu benim çevremde de olan bir durum. Mantıklı adaylar bulunduğu halde görüşmeyen erkekler var. Benzer şekilde bu tip kızlar da var. Bunları niye yazdım. Nisa Hanım bu durumu toplumsal bir sorun olarak nitelendirmiş. Benim doğrudan bir fikrim yok. Ancak hayat görüşleri bizden farklı olup da evlenmek isteyen ama evlenmeyen insanlar da var. Yani işin özü, günümüzde hangi hayat görüşüne sahip olursa olsun, muhafazakar olsun olmasın evlenmek isteyip de evlenemeyen epey insan var. Eğer bu bir toplumsal sorunsa bu konuyla ilgili sorumlu kurum kimse onlar ilgilenmeli. Ancak bu da bizler için gerçekçi bir yaklaşım değil. Halk memnunsa yöneticilerimiz ağzını açmaz. Örneğin şans oyunları. Flörtün toplumda yaygınlaştığı hep yazıldı. Günümüzde afedersiniz halen umumhaneler resmi olarak iş yapan kurumlarsa devletin bu konularda ahlaki bir çalışma yapmasını beklemek hayal olur. Su akar yolunu bulur derler. En az üç çocuk deyip duruyorlar ama flörtten kaçan, evlilik söz konusu olduğunda kadın erkek ilişkilerini ciddiye alan gençlere kimse sahip çıkmıyor. Mesela bu bayramda da bana denilen ki yaşlı teyzeler bile aynı şey söylüyor, herkes kendi buluyor, sen de bul bir tane diyorlar.

            Şimdi gelelim sizin yorumunuzla ilgili konuya. Lütfen yazdıklarımı doğrudan üzerinize alınmayın. Genele yazıyorum ancak size de fayda eden yerler olabilir. Isınmak konusunda haklısınız. Sonuçta bir ısınma durumu olmalı ancak burada abartıya kaçmamak lazım. İlk görüşte aşk beklememek lazım, öyle kalbimizin küt küt çarpmasını adeta çarpılırcasına etkilenmeyi beklemek çok akılcı bir yaklaşım değil. Bunlar olabilir elbette ama nadirdir. Bazı şeyler zamanla gelişir, paylaştıkça gelişir.

            Öncelikle şunu söyleyeyim hiçbir erkek bu durumu es geçmez. Hatta şöyle söyleyeyim kızlara göre daha çok önem verirler. Ancak ısınma mekanizmaları farklı olduğundan daha düz bir yaklaşım sergilerler. Görüştüğüm şu ikinciye şans isteyen kız da beni benzer bir şeyle itham etmişti. Mevzuya çok mantıksal yaklaştığımı ve duygusal bakmadığımı iddia etmişti. Ancak sonrasında kendisinin aşırı duygusuz birisi olduğu ortaya çıktı. Öyle ki eğer duygusalsa ısınmadığını iddia ettiği bir adama bana ikinciye şans ver diyemezdi. Bana sabah gülücüklü mesajlar atıp sonrasında kıvılcım vs. sayıklamazdı. Hadi bunu da geçelim, ertesi sene görüştüğüm kız da beni duygusal olmakla itham etti ve kendisinin bu konulara mantıklı yaklaştığını, ben kadar duygusal olmadığını beyan etti. Niye beyan etti diyorum, dördüncü görüşmede bu bahsettiğinin resmen palavra olduğu, her şeyi mantığına oturtmasına rağmen hayallerindeki gibi maço bir tip olmadığım için nazlandığını ve bana kıymet vermeyeceğini görünce içimden hani mantığınla hareket edecektin demiştim.

            Gelelim kulp takma meselesine. Önceden de yazmıştım. İşyerinde bir ablamızı biriyle görüştürmüşler ki görüştüğü kişi eşiyle aynı işyerinden, elemana ısınamamış. Kafasının etini yemişler neyini beğenmiyorsun diye, o da çok göreve gidiyor diye bahane ediverdim demişti. Bahane etmiş, yani bu şekilde kulp takmış. Halbuki eşi daha çok göreve gidiyor. :)

            Buradan evlilik görüşmesi yapan kadın ve erkeklere diyorum ki şeytanın vesveselerine kulak vermeyin. Kıvılcım vb. peşinde koşmayın. İlk görüştüğünüzde elektrik almayı bekleyin ama çarpılmayı beklemeyin. Referansınız ben bu adamla/kadınla yapabilir miyim yapamaz mıyım olsun. Maalesef şu diziler filmler öyle şeyler yükledi ki bilinç altımıza, erkekler prenses kızlar prens peşine düştüler. En kötüsü herkes en iyisini hak ettiğine inanıyor. Taliplerini reddederken kibir yaptığının farkına bile varamıyor.
            Diyelim hoşlanmadınız, beğenmediniz, öyle sen şöylesin sen böylesin kulp takmayın, bahane uydurmayın hele ki fıtratla ilgili konuları aman ha dile getirmeyin. Yok saçın sarı değil, yok boyun uzun değil vb. girmeyin, ısınamadım deyin dürüstçe ve Allah hayırlısını versin deyin.

            Erkeklerin bakış açısı ve fıtratları belli olduğu için daha düz yaklaştığını yazdık. Ancak günümüzde kadınlarda şöyle bir zafiyet var. Önceden de çarşaf çarşaf yazdığım durum. Duygusal yapıda olduklarından bu konularda duygusal beklentileri olması gayet doğal ama aşırı hayalperest ve aceleci davranıyorlar. Nikahta keramet vardır denilen ve evlendikten sonra oluşacak birçok duyguyu evvelden yaşamak görmek istiyorlar. Kısmetli olanlar bunlara istediği yaşta erişebiliyorlar. Kısmetli olmayanlar da bekliyor bekliyor derken yaş oluyor otuz beş, bakıyorlar pabuç pahalı birisi olsa da evlensek diye yiyecek isteyen kedi gibi bakıyorlar. Hele ki görücü usulünü banal bulan genç kızlar. Ya da karşılarındaki erkek tecrübesiz olduğu için onlara yeterince elektrik veremiyor diye daha ilk görüşmede sıkıcı bulup ısınamadım diye kestirip atanlar, kibir yapanlar yaş geçince aslında dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına geliyorlar. En acısı da şu. Evlenince aslında bağlanabildiklerini, o duygusal bağı kurabildiklerini görünce kaçan balık büyük oluyor. Akıllı olanlar bunu genç yaşta büyük sözü dinleyerek yapıyor. Kıza zamanla seversin diyor ablası, kız evlenince görüyor ki ablası haklıymış. Keza babası kıza oğlan iyi biri evlen diyor, kız kararsız, evlenince ısınıyor, aşık oluyor.

            Geçenlerde bahsettiğim genç bir arkadaş var demiştim aracılık yaptığımız. İkinci görüşmeyi yapıyorlarmış. Aileler birbirini çok sevmiş, şimdi gençlerin ısınmasını bekliyoruz. Yaşları genç. Umarım ucuz bir sebeple sonlanmaz, hayırlısı olsun diye dua ediyoruz ki aileler ısınınca baskı da kuruyorlar çiftler üzerinde. Bazen faydalı oluyor, eften püften şeylerle ziyan olmuyor kurulacak olası bir yuva…

            Soru sormak olayı da şöyle. İş görüşmesi gibi olmaz elbette ama iki önemli nokta var. Birincisi iki tarafın da evlilikten beklentisi yakın olmalı, evliliğe bakış açısı yakın olmalı. Bir diğeri de karşınızdaki insanın sorularınıza dürüst cevap vermesi ve söyledikleriyle yaptıklarının uyumlu olması, sırf karşı tarafı etkilemek gibi bir amaç taşıyıp bunu ego amaçlı kullanmayacak birisi olması lazım. Bir kere ilk görüşmede herkes çok güzel reklam yapar. Üçüncü dördüncü görüşmede anlarsınız ne kadar doğru ne kadar yanlış söylüyor. Ego olayı da şöyle. Beğenilmek kızlarımızın hoşuna giden bir şey, kendileri adaydan hoşlanmasa bile beğenildiklerini duymak hoşlarına gittiği için tabelaya bir skor daha eklenecek diye karşılarındaki erkek tarafından beğenilmek için her şeyi yapıyorlar.

            Diyeceğim o ki, evlenmeden önce gözü dört açın, evlenince gözünüzün birini kapatın. Eften püften şeylerle aday beğenmemezlik yapmayın. Sorabildiğiniz her şeyi çekinmeden sorun. Sorulan sorulara dürüstçe cevap verin. Şeytanın vesveselerine kulak asıp da kıvılcım peşinde koşmayın.

            Selametle kalın.

      • E.Y. diyor ki:

        Yine çok severek okudum yorumunuzu Süleyman Bey;
        Okurken şunu düşündüm;sizin çok iyi ve de hayırlı bir evlilik yapacağınız doğuyor içime..Altıncı hissimin kuvvetli olduğunu söylerler ki ben de hissederim..Yalnız bu altıncı hisler kendimde pek çalışmıyor ki hayırlı olan da bu bence.
        Kavvamlık konusunda yorum yapmak istemiyorum,sadece söyleyeceğim şudur ki;yıllardır yorumlarınızdan anladığımı kadarıyla hayırlı bir hatunla evlenirseniz sizin bu konuda bir sıkıntınızın olamayacağı..İnşAllah olmaz,çünkü düşüncelisiniz ve bana göre kavvamlık bir erkeğin kendini pasifize etmesi değil,anlayışla hanımına ve evlatlarına yol göstermesidir.
        Son söz;hayırlı ve helal aşktan ümidinizi kesmeyin,bakarsınız sitedeki bekarlar arasında düşen ilk domino taşı siz olursunuz,kim bilir..:)

        • Süleyman diyor ki:

          Çok teşekkür ederim E.Y. Hanım. Çok naziksiniz. Bizlerde umutluyuz. İnşAllah evlilik nasip olacak:) beklemedeyiz….

        • Süleyman diyor ki:

          E.Y. Hanım birde şunları ekleyeyim

          “Son söz;hayırlı ve helal aşktan ümidinizi kesmeyin,bakarsınız sitedeki bekarlar arasında düşen ilk domino taşı siz olursunuz,kim bilir..:)” demişsiniz. İlk olmasakta inşAllah düşen domino taşlarından biri oluruz.

          Üniversite yıllarında müstakbel bir damat adayı olarak hiç görülmemem beni üzdü açıkçası. Biraz da bu aşk kelimesine göreceli bakmama sebep oldu. Evet her şey toz pembe olmayacaktı ama bu kadar da düz mantık olmasına gerek var mıydı? Sadece şunu söyleyebilirim ki demek ki benim için hayırlısı böyle imiş. İnşAllah erken yaşta evlenmek isteyen gençler benim çektiğim sıkıntıları çekmez.

          Kavvamlık için şunu söyleyebilirim. Erkeğin cesareti o kadar önemli ki. Ancak cesaret sahibi olmak demek herşeye atlamak demek değil. Çok cesurum diye koskoca bir ordunun karşısına tek başına çıkmak değil. Bu cesaret olmuyor. Cesur olmak vakti geldiğinde gereken ne ise onu yapmaya güç sahibi olmak demek bence.

          E.Y. Hanım inşAllah yakın zamanlarda sizlerinde hayırlı haberlerinizi duyarız. Tekrardan teşekkür ederim bu zarif yorumunuzdan dolayı.

          • Smy diyor ki:

            Süleyman bey ;

            Evet her şey toz pembe olmayacaktı ama bu kadar da düz mantık olmasına gerek var mıydı?” Tam da bu aralar sıkça düşündüğüm konu. Yalnız olmadığıma sevindim. Bu konuda erkeklerden biraz şikayetçiyim açıkçası. Tamam dediğiniz gibi toz pembe bir şey istemiyoruz, flört, çıkma, gereksiz romantizm vs onları da istemiyoruz. Tamam evlilik islami çerçevede, idealler için yapılırsa iyi olur, tamam amacımız Allah rızası, nefis terbiyesi Cennete götürecek yol arkadaşı vs. Ama bu kadar mı duygusuz,

          • Smy diyor ki:

            Süleyman bey ;
            Kusura bakmayın yarım kaldı. Bu kadar mı duygusuz, sevgisiz, düz mantık olmalı? Gerek var mı? Olsa olur mu? Olmasa ne olur? Kafamda deli sorular… 😒😊

          • Süleyman diyor ki:

            Smy Hanım

            Teşekkür ederim öncelikle yorumunuz için. Şunu açıkça belirtmek gerekli diye düşünüyorum. Elbette erkeğin gayretli, azimli, çalışkan olması önemli. Gelir elde edebileceği bir işe girmesi önemli. Bana şunu diyorlardı bazen. İşte gelirin olmadan nasıl olacak. Bende ömür boyu işsiz kalmayacağımı belirtiyordum ve dediğim gibi elhamdülillah çok iyi bir mesleğim oldu. Hem mesleğim saygın bir meslek, hem çok iyi kazanıyorum, hem de hassasiyetlerime saygı gösterilen bir iş ortamım var. Nazar değmesin hanım hocalarla el sıkışmıyorum. Hocam hiç bir şey demiyor. Bana çok sıcak davranıyor. Namaza filan beraber gidiyoruz. Yani böyle bir işi başka bir yerde bulmam çok zordu.

            Şöyle bir durum var. Görücü gittiğimiz aileler tarafından değerlendirilme kriterlerimiz çok düz mantık. Zaten mezun olmadan ve işe girmeden nerdeyse kimse yüzüme bakmadı. Ondan sonra da sadece düz mantık kriterler arandı. Kendimi değerlendirmeye alınırken makine gibi hissediyorum. Hatta Para Çekme Makinesi gibi.

            Örneğin dile getirilen şeyler hep şöyle. Para çekme makinesi hangi meslek. Para çekme makinesi iyi kazanıyor mu? Para çekme makinesinin konumu bulunduğumuz yere yakın mı?

            Aileleri de anlıyorum çünkü mesela karşı tarafa bizim mesleğimiz söylendiğinde detaya iniliyor. İşte şu mesleği yapıyor. Ya da kaldığımız yer anlatılırken detaya iniliyor. Şurada kalıyor. Şu kadar zaman daha kalacak. Ancak Ahlak için öyle olmuyor. Ahlaklı bir çocuk deniliyor geçiliyor. Eee şimdi talip gelen herkes için aynı şekilde ahlaklı deniliyor. Sizin kızınıza talip şu genç ama ahlaksız diye kimse çıkmıyor. Zaten her gelen talip ahlaklı. Böyle olunca ahlak kriteri zaten cepte diye öbür özelliklere daha çok bakılıyor. Ahlaklı bu gençler ama artıları ne bir ona bakalım deniliyor.

            Benim belirtmek istediğim şu. Bende duyguları ile, farklı hobileri ile, karakterim ile farklı bir insanım. Taş değilim, makine değilim, robot değilim. Benim tek özelliğim yaşadığım yer, bulunduğum meslek, mezun olduğum okul değil ki. Bunlar önemsiz demiyorum ama sadece bunlar üzerinden fotoğrafınıza bakılmadan değerlendirilmek üzüyor beni.

            Son olarak “Bu kadar mı duygusuz, sevgisiz, düz mantık olmalı? Gerek var mı? Olsa olur mu? Olmasa ne olur? Kafamda deli sorular…” demişsiniz Smy hanım. Ben hep uzun süreli düşünürüm. Duygusal yakınlık hissetmediğiniz biri ile zor olur. Eş boyutunu geçtim çocuklar olduğu zaman ilişkide ki gerilimden onlar etkilenir. Bunlar problem olur.

            Eskiler beğenmedikleri kişilerle evlenir gene mutlu olurlarmış ancak şöyle bir durum var ki eskiler hem bizlerden daha sabırlıymış hemde afedersiniz bugün ki toplumdaki kadar teşhir yokmuş. Kadın beğenmediği biri ile evlense. Asgari olan beğenilme duygusu karşılanmadığında sabah akşam sosyal medyada bakın ne kadar mutluyuz pozu veren çiftlere özenir. Anormal seviyede eşine ilgi gösteriyormuş gibi hareket eden adamlar gibi olsun ister. İster istemez o hale düşebiliyor.

            Şunu da hakikaten insan ilişkilerinde çok gözlemde bulunmuş biri olarak söylemeliyim. Eğer bir insan görüşmede az konuşuyorsa az konuşuyordur. Bazı kişiler 1. sefer de az konuşabilir belki 2. de açılır ama ikincide de konuşmuyorsa konuşmuyordur. Ben arkadaş ilişkilerimde bunu gözlemliyorum. Adam konuşmuyor. Sonrada açılmıyor yani. Bu konuda 2. görüşmeyi yapmış hanımların hepsi emin olsun ki konuşmuyorsa çevresi aksini ne kadar söylerse söylesin konuşmuyor.

            Kısacası Smy hanım inşAllah mütmain olabileceğiniz ve yakınında bulunduğunuzda huzurlu hissedebileceğiniz bir eş adayı ile karşılaşır ve güzel ve hayırlı bir yuvaya adım atarsınız.

        • Smy diyor ki:

          Fatih bey ;
          Yine yorumunuzun altında cevapla butonu olmadığı için buraya yazıyorum. Yorumlarınız için teşekkür ederim. Önceden yazdığım gibi Ben bir çarpılma, aşırı elektrik, romantizm beklemiyorum ısınma olayı içimizde bizden bağımsız gerçekşen bir şey ona bir şey demiyorum. Ama görüşme yaparken takınılan tavır, ses tonu/düzgün konuşma (en etkilendiğim şey), bakışlar vs. Bunlardan beklentimi alamıyorum özellikle de ses tonu, konuşma, kendini ifade etme bunlardan çok etkileniyorum karşımdaki kişinin tipi vs yerinde ama bu ve Buna benzer şeyler istediğim gibi olmayınca o konuşmayı bitirmek istiyorum (maço, kaba vs. Kesinlikle istemiyorum.) çok aşırı resmi konuşma olunca da hoşuma gitmiyor o Zaman Ben de kendimi ister istemez çekiyorum Rahat konuşamıyorum daha yumuşak sakin bir ortam istiyorum konuşurken. Kendimi Rahat ifade edebileceğim bir ortam . Bunu da karşı taraftan bekliyorum açıkçası çünkü Ben de biraz Feyza hanıma benziyorum hastalık, tedavi, Kan vs. Konularında hencinslerime göre aşırı derecede soğuk kanlıyım ama bu konularda biraz fazla heyecanlanıyorum. Bu durum karşı tarafın tutumuna göre artıp /azalabiliyor ya da yerini müsbet/menfi bir duyguya bırakabiliyor. Benim istediğim erkek kendini Rahat ifade etsin, kendini saklamasın, sorularımı soracağım, kriterlerimi söyleyeceğim derken kendinden soğutmasın. Bu benim içimden geçen tabi. Diğer taraftan onlara da hak veriyorum sonuçta beni ben biliyorum onlar bilmiyor. Yanlış anlaşılmaktan korkuyor Olabilirler. Ama yine de iş görüşmesi yapar gibi soğuk durmasınlar. Olmayacaksa yine olmaz ama en azından o anın en iyi şekilde geçmesi sağlanır.
          Ilk görüşte veya ikinci, üçüncü görüşte prensesim, balım vs şeyler tabiki beklemiyorum hatta istemiyorum. Daha Önce görüştüğüm biri öyle söylemek istediğinde bundan hoşlanmadığımı bunun için erken olduğunu söylemiştim. Bu gibi şeyleri Ben kendi adıma evliliğe saklıyorum benim için değerli çünkü. Harcamak istemiyorum. Yazarken karıştı biraz kusura bakmayın. Özellikle bu aralar o kadar karışık ki kafam daldan dala atlayabiliyorum. Hasıl-ı Kelam Allah hakkımızda hayırlı olana gönlümüzü razı eylesin…

          Selametle

          • Smy diyor ki:

            Süleyman bey ;
            Yorumunuz için teşekkür ediyor, duanıza amin diyorum. İnşaAllah aynı şekilde siz ve burdaki bekar kardeşlerimiz en kısa zamanda güzel ve hayırlı bir yuva kurma adımını atarlar.

            “Benim belirtmek istediğim şu. Bende duyguları ile, farklı hobileri ile, karakterim ile farklı bir insanım. Taş değilim, makine değilim, robot değilim. Benim tek özelliğim yaşadığım yer, bulunduğum meslek, mezun olduğum okul değil ki. Bunlar önemsiz demiyorum ama sadece bunlar üzerinden fotoğrafınıza bakılmadan değerlendirilmek üzüyor beni.” . Bu paragrafa gerçekten çok üzüldüm. Allah İnşaAllah tez zamanda hayırlı, kıymet verecek bir eş nasip eder ve bu üzüntüden kurtulursuz siz de. İnşaAllah yerine ne kadar mutmain, mesut olduğunuzu yazdığınız paragraflar gelir…Amin…
            Selametle…

    • Feyza diyor ki:

      Elmanin diger yarisini bulamadiginiz icin olabilir Mustafa bey, belki buldugunuz zaman diger yariniz bileyecektir koreldigini dusundugunuz hislerinizi.
      Cinsel durtulerde romantizm sart kosulmadigi icin ortada bir insan olmasa da hayali karakterler islev goruyordur fakat romantizm tamamen oznel bir durum ve karsinizdaki kisinin sihirli degnegini degdirmesi gerekebilir.
      Mesela sarkida bile diyor, “bana yeniden sarkilar soyleten kadin..”. Demek ki soyleyen kadar soyleten de onemli. Ask soyletir, dert inletir de derler ornegin.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Belki de Feyza Hanım. İçinde bulunduğum ruh hali bana sağlıklı gelmediği için cevap arayışına girmiştim

      • mustafa _/) diyor ki:

        Selamlar Feyza Hanım; fikrinizi almak istediğim bir konu var. Uzun zamandır iki arada bir derede kaldığım artık kendi kendimi yemeye başladığım bir kararsızlık hali var ve bana zarar verdiğini hissediyorum. Aracı bir arkadaşımın çok ısrarları neticesinde tanıştırıldığım yabancı bir kız var, söz konusu arkadaşımın hanımının okuldan arkadaşı.

        Ailelerimiz birbirlerine ısındı, gelin adayını kişiliği ile alçak gönüllü, aklı başında, merhametli ve temiz kalpli oluşuyla ailem çok beğendi. Çocuklara yaklaşımı, olayları muhakeme edişiyle takdir ettiğim birisi oldu. Çok zor şartlarda yaşamak zorunda kaldıkları için belki de olgun insanlardı. Fakat Rus kültürünün ve emperyalizminin etkisinde dinlerinden bihaber kalmış, giyimleri fazla açık olan kimseler. Aramızda bir de mezhep farkı olmasına rağmen, kendi mezheplerinin ne olduğunu dahi bilmiyorlar. Bu sebeple dini kaygılarımla geri çevirmiştim.

        Başka bir mevzu ise bu hanım kızın iç dünyasında bir dini boyutun olması, dini meselelerde sorular sorup bazı şeyleri öğrenmeye çalışması, anlatıldığında ise mantıklı bir çerçevede anlayabilmesi. Hayatının bir döneminde dine karşı ilgi duymuş, namaz kılmaya çalışmış olması. Fakat sonra bundan da uzaklaşmış ve ayrıca mankenlerin paylaşımlarına, giyim ve kuşamlarına ilgi duyuyor ve estetik olarak bundan hoşlanıyor olması bu konuda da geri çekilme sebebim oluyor.

        Giyim konusunda bir düzeye kadar kapanmayı kabul etse de tesettürü asla kabul edemeyeceğini beyan ediyor. Boynunu ve bileklerine kadar da kollarını kapatmayı dahi kabul etmiyor. Ancak ilerde değişip değişmeyeceğine dair bir şey diyemeyeceğini söylüyor.

        Ailem bütün bunlara rağmen kendisini çok beğenmiş durumda. Annem tam anlamıyla kızı gibi görüp benimsemiş halde. Bunun sebebi de gerçekten olgun ve alçak gönüllü, fedakar bir kişiliğinin olması. Bizdeki gibi gelin kaynana yozlaşmasından uzak saf bir bakış açısı var. Evlerinde bir kaç gün misafir olmamamız ve ailesiyle beraber bir kaç gün misafirimiz olmalarından ve kızın bir gün boyunca annemle birebir vakit geçirme imkanı olması sonunda tabi bu noktaya geldi.

        Babam milli görüş tabanından gelen bir milletvekili olmasına rağmen ve karşı tarafın dinen ve kültürel olarak çok farklı bir coğrafyadan olmasına rağmen kızın ailesini sevdiğini söyleyerek ve belki biraz da annemin etkisiyle eğer kabul ediyorsam artık istemeye gidebileceğimizi, kendisinin de bu konuda destek olduğunu söyledi. Bu beni düşünme noktasında tekrar bağlayan bir durum oldu. Etrafından örnekler vererek, seni utandırmayacak, kendisini muhafaza edebilecek, temiz kalpli ve uyumlu bir eşin mutlu bir evliliğin anahtarı olduğunu anlattı.

        İlk defa misafir olduğumuzda en ufak bir sıkıntı veya sıkılma yaşamamış ve sanki kırk yıldır tanışık olduğumuz insanlarmış gibi hissetmiştik. samimiyetleri ve içleri dışları bir insanlar oluşları, misafirperverlikleri ikram ve güler yüzleri sayesinde sanırım hiç yabancılık çekmemiştik. Tanışmadan önce annelerin ikisinin de isteksiz olmalarına ve babamın uygun görmemesine rağmen, daha sonra gerek kız kardeşim gerek dedem, gerek tanıyan diğerleri gerek kızın ailesi, herkes bu hususta olumlu karar almamı temenni eder oldu. Benim ise ciddi şekilde duyduğum endişelerim var:

        – Gerçekten yanında kendimi rahat hissedebileceğim, uhrevi kaygıları olan insanların yaşadığı sıkıntıları anlayabilen, yanımda desteğini hissedebileceğim bir eş ihtiyacım omasına rağmen, yüküme yük katacak olması endişesi. Böyle bir dönemde kendi nefsimizle başa çıkmakta zorlanırken daha büyük bir yükün altına girmek olmaz mı?

        – Evlilik hususunda eskisi kadar şevkli ve istekli olmamak ve bu durumun devam etmesi halinde karşımdaki kimsenin hakkını yeme endişesi.

        – Pek çok farklılığın olması ve belirsizlikler,

        – Güzelliğinden etkilenmiş olmama rağmen dünya görüşünün, dini hususların farklılığı sebebiyle yeterince ısınamamış olmak ve evlilik olması halinde bunun soğukluğa dönüşmesi endişesi,

        – Giyim konusunda açıklığı hazmedemeyecek olma endişesi ve bunun rahatsızlığının ciddi problemlere sebep olması endişesi,

        – Eğitim ve kültür uyumsuzluğunun neticeleri,

        Tüm bu endişelerimin yersiz çıkma ihtimali de var. Öte yandan bir yönden rahatlık varsa bir yönden zorluklar onu dengeleyecektir. Öğrenmeye açık bir insan olması, okumaktan yüksünmemesi, anneliğe ve çocuklara olan düşkünlüğü ve bilinçli yaklaşımları. İnsan ilişkilerinde uzlaşmacı ve problem çözücü yaklaşımı, sabrı ve takdiri ilahiye teslimiyeti ile kanaatkarlığı kefenin bir tarafına konunca diğer tarafındaki endişeleri dengeliyor. Ve tam bu denge noktasında ne olumlu ne de olumsuz yönde bir karar içime sinmiyor. Her iki karara dönük de kalbimde bir tatmin oluşmuyor.

        • Feyza diyor ki:

          Mustafa bey,
          Evvela hakkinizda hayirlisini dilerim, hakikaten zor bir tercih asamasindasiniz. Allahu Teala “akibetiniz icin en hayirli olani en kisa zamanda kalbinize ilham etsin.” Bu benim kararsiz kaldigim zamanlarda bilhassa gece yatmadan evvel iki rekat namaz kilip akabinde ettigim bir duadir. Faydasini cok gordum, size de bu yuzden tavsiye ediyorum. Allahu Teala bir sekilde vesileler halkedip uzerinizdeki kararsizligi en hayirli olana tebdil ettigi zaman ic huzurunuz geri geliyor ve ardindan cesitli hikmetler tecelli ederek kararinizin dogrulugunu sanki ilahi bir muhurle tescilliyor.
          Benim fikrim sizi yaniltmasin. Cunku o hanimefendiyi ve ailesini en iyi taniyan ve kendinizin de sinirlarinizi, tahammul esiginizi en iyi bilen sizsiniz. Fakat bildiklerimle muhakeme edebildigim kadariyla fikirlerimi yazayim. Katilmayanlar da olabilir, saygi duyarim.
          Bahsettiginiz hanimin olumlu gordugunuz vasiflari gercekten cok guzel. Rus somurgesinde kalmis Musluman bir millet fakat mezhep farki var diyorsunuz, mezhep farki muhtemelen dort hak mezhebimiz disindaki batil mezheplerden birisi. Ama mezhepleri hakkinda bilincli degillerse ve bu hanimin olaylari mantiki cevrede degerlendirip kabullenebilme gibi bir ozelligi varsa, siz bu hanimi mantik ve bilgi cercevesinde kendi tabi oldugunuz hak mezhebinize tabi olmasi konusunda ikna edebilirsiniz.
          Bahsettiginiz yozlasma bizim de sulalemizde var, belli bir sure sosyalizmin tesirinde yasadiktan sonra bir halk Musluman kalsa dahi, beklenen hassasiyetini yitirmis durumda ve bunu anlayabiliyorum. Fakat icerlerde hala bir kivilcim varsa, siz bunu atesleyebilirsiniz. Musbet bir cevreniz varsa ve bu hanim uyumlu bir insansa, buna eminseniz, evlendikten sonra kurdugunuz dost meclislerinde arkadaslarinizin hanimlarindan ve akraba cevrenizdeki musbet hanimlarin yardimindan istifade ederek haniminiza ehli Sunneti tanitip sevdirebilirsiniz.
          Yalniz emek vermek icin gayretiniz, icinizde duydugunuz enerjiniz ve yaklasiminiz onemli. Yani sizde tukenmislik hali ve mecalsizlik varsa, bunlarla basedebilme gucunu kendinizde hissetmiyorsaniz o zaman bu yukun altina girmeyin derim. Cunku ahlaken ne kadar guzel vasiflarla bezenmis olsa da karsinizdaki nefsiyle butun bir beser ve eksiklerini tamamlama noktasinda hem nefsiyle mucahede edecek, hem bildiklerini aklinda mantiki bir tutarliliga oturtacak, hem de o da yabancisi oldugu bir kulture gelin gelip bu kulture ve size isinmaya calisacak. Bu zor surecte esinize ihtiyaci olan sabri ve yardimi gosterebilecek gucu kendinizde buluyorsaniz ve olumsuz bir tepki ile karsilastiginizda yani en kotusu ornegin ne yaparsaniz yapin tesetturu kabul ettiremediginiz noktada buna tahammul edebileceginize inaniyorsaniz devam edin. Cunku emek verecek gucu bir sekilde kendinizde hissedebilirsiniz ama sonunda yesil isigi goreceginize dair yuksek bir umudunuz vardir. Fakat emek verip sonrasinda husrana ugrarsaniz bu manzarayi kafanizda tasarlayip olumsuz duruma gore kendinizi hazirlayarak kararinizi verin.
          Gecen gunler benim de bir gorusmem oldu. Burada cok kisa fikir danistim, sizin gibi son derece kararsiz kaldim. Cunku gorustugum kisinin bircok ozelligi istedigim gibiydi detaya girmiyorum. Ancak bir psiko.rahatsizligi varmis ve bunu dahi durustce soylemesi hosuma gitmisti.
          Dusundum ve bu rahatsizligin uc donemlerine dair sinyaller var ve bu atak tekrarlayacak muhtemelen. Bana sunulan cok guzel bir karakter fakat benden beklenen ise atak donemlerinde gostermem gereken sabir ve tahammul.
          Bir yukun aktina girmekten ekseriyetle korkmadigim ve bunu hatta talep ettigim halde bu yuku sirtlanacak cesareti kendime goremedim.
          Hem kendime hem karsimdakinin hukukuna zarar vererek yanlis bir davranis sergilersem bunun ikimizi ve hatta dogacak cocuklarimizi dahi olumsuz etkileyecegi dusuncesiyle risk almaktan korkup geri cekildim. Kalben rahatim.
          Hayat insana ne getirir bilinmez, istikamet uzere evlendiginiz bir insan da Allah muhafaza zamanla namazi birakabilir, tesetturu terkedebilir. Ya da saglikli bir insan hasta, zengin bir insan muflis duruma dusebilir. Bu muflis olma durumu dunyevi konularda da uhrevi konularda da olabilir farketmez. O zaman sahayi terk mi edecegiz, elbette hayir. Esler birbirinin kalkani gibidir, hatta ben kari kocayi birbirinin “silah arkadasi” olarak tanimliyorum. Birbirinin arkasini kollayan, dustugu zaman elini uzatip yerden kaldiran. Insanlar hayatlari icerisinde donem donem manen de bosluga dusebilir. Nasihatle, guzellikle onu ciktigi cizgiye tekrar dahil etmeye calisacagiz. Yari yolda kendi haline birakmak yok. Bu durum dostlukta da evlilikte de ayni. Ama bir de su var ki, belli bir istikameti olmadigini bildiginiz insani o cizgiye sokmak icin daha fazla efor harcarsiniz. Allah’in izniyle muvaffak olursaniz ecri cok buyuk olur, bir insanin hidayetine ya da hidayetinde ziyadeligine vesile olmus olursunuz.
          Ama basaramadiginiz takdirde dunyaya gelecek olan cocuklarinizin da mes’uliyeti size aittir. Cunku siz bu riski alarak evlenmis olursunuz. Ilerde cocuklariniz oldugu zaman ona tesetturuyle, ibadetiyle yani zahiri ornekligiyle de temsil olacak bir haniminiz olursa, bu cocuklaeinizin dini egitimi icin cok elverisli bir ortam olur.
          Buradan soyle bir sonuc cikmasin, her tesetturlu insan iyi bir es ve anne olabilir mi? Tabi ki olamaz ama bizim konumuz tesetturlulerin nasil bir es ve anne oldugu degil, tesetturlu olmayan ve “tesetturu dusunmeyen” bir hanimin
          ilerde cocuklarina tesettur bahsinde nasil bir emsal olacagi.
          Bazi ana hatlarda mutabik olundugu zaman teferruatta dusulen ayriliklarda uzlasilabilecegine her zaman inaniyorum. Ancak temel konularda ayrilik olursa bundan tedirgin olurum ve acikca konusmayi denerim. Siz konusmussunuz ve bu konuda biraz keskin koselere sahip karsinizdaki, bunu da durustce aktarmis. Durust ve net olmasi da cok guzel ama benim yasadigim ornekteki gibi durustlukde yeterli olmayabiliyor. Aldiginiz cevaptir karar asamasinda esas belirleyici etmeniniz. Siz o cevaba gore kararinizi vereceksiniz, sonrasinda gayretiniz sonucu edindiginiz kazanimlar hayatinizda extra bonustur. Ancak bir kazanim elde edemezseniz ya da icinizde tolere edebileceginizi dusunup gozardi ettiginiz bir durum olursa bunun sorumlusu size gorusme esnasinda durust davranip yapabileceklerini ve sinirlarini size samimiyetle aktaran kisi olmaz. Bunun sorumlusu siz olur ve ya kendi kendinizi yer ya da karsinizdakini de yer huzursuz olursunuz.
          Yabanci gelin ile ilgili sitede tecrubesi olan cok insan var. Benim onlar kadar sahit oldugum bir durum olmadi. Ancak yakin akrabalarimdan iki tane yabanci gelinimiz oldu. Birisi Rus digeri ise Macardi.
          Her ikisi de kulture uyum saglama ve esleriyle guzel gecinme noktasinda hicbir sorun yasamadiklari gibi bahsettiginiz gelin kaynana yozlasmasina da cok yabanci olduklari icin saf bir zihinle gayet guzel iletisim kurdular.
          Ancak burada su var ki, gelin gittikleri aileler de benim yukarida bahsettigim dini ve kulturel yozlasmaya maruz kalmis ve Muslumanlikla baglari zayiflamis aileler.
          Yani tesettur beklentisi yok ki tesettursuzlukten rahatsiz olsun. Ya da cocuklarini Islami terbiye uzere yetistirme gibi bir gayesi yok ki cocuklari namaza alismis mi, Islam adabini ogrenebiliyor mu bunu dert edinsin. Haliyle erkek ve ailesinin dini mevzuda bir beklenti olmadigi icin ve insani meselelerde de gelinler cok insancil yaklastigi icin mutlu yuvalari devam ediyor. Fakat sizin durumunuz biraz daha farkli.
          Yine tam tersi bir ornekle de su sekilde karsilastim. Kizlari talebelikten arkadasim. Babalari iyi bir Musluman ve anneleri Alman bir hanimdi. Yalniz bu hanim esiyle tanisip Musluman olur olmaz Islamin butun farz ve emirlerini gonul rizasiyla kabul etmis ve kendi istegiyle degme Muslumanlara tas cikartacak bir takvaya burunmus muhlis bir hanimdi. Cocuklarini da yine Islami terbiye ile buyutmeyi gaye edinmis bir aileydi ve nitekim gayelerine vasil oldular.
          Yani burada onceden bir bilinmezlik sozkonusu iken farkindalik olustugu ve Islama adim attigi an bir toparlanma ve donus yapma durumu sozkonusu ki bu virajlar bazi kisilerin hayatinin Miladi olabiliyor. Fakat farkinda ve belli bir suurda olup da israrla inat eden yani kabul etmeyen kisileri dondurmek daha mesakkatli oluyor ekseriyeyle sonuc hayalkirikligi da olabilir.
          Yazdiginiz maddeler icerisinde en cok bu maddeye takildim farkindayim. Cunku bana kalirsa sizin tedirginligini yasadiginiz durumun ana temasi bana bu gibi geldi ve diger hususlardaki tedirginliklerinizin daha detay ve asilabilir mevzular oldugunu dusundum. Ama bu mevzuda hem kendinizi cok iyi tartmali, hem karsinizdakinin kapasitesini iyi tesbit etmelisiniz. Bu hanim bir gayri muslim degil bu sizin icin avantaj. Ama benim akrabalarimin da hicbirisi gayrimuslim degil. Fakat ton farki var. Toz pembe de pembe kategorisine girer cingene pembesi de. Sizinki biraz da fusyaya kaciyor hani ne pembe ne mor.. ikisinin arasi. Bunu hicbir insanin Muslumanligini kucumsemek icin soylemiyorum hasa, bu yalnizca Allahu Teala’nin ilmiyle bilinir. Ancak kul olarak biz, bize ayan olan verileri degerlendirir ve buna gore muhakeme edebiliriz. Hadsizlik olarak anlasilmasin lutfen. Hakkinizda en hayirlisi olsun.
          Duaya devam edin. Eger bu hanim sizin dunya ve ahiretiniz iicin akibetinizde hayra vesile olacaksa nasip olsun. Bazen birseyi cok istedigim ama hayirsiz olmasindan endise ettigim zaman su sekilde de dua ederim. Hakkimda hayirliysa nasip olsun, hayirli degilse de Allah hayra tebdil eylesin ve oyle nasip olsun. (Yani her halukarda olsun :) )
          Selam ve dua ile.

          • mustafa _/) diyor ki:

            çok sağolun Allah razı olsun Feyza Hanım. Doğru noktadan yakladınız. Beni felce uğratan nokta burası. Aynen dediğiniz gibi benim için evlilik deyince kafamda canlanan da aynı metafor idi. Eşlerinin maddi manevi birbirleri üzerinde büyük etkisi var. İnsan düştüğünde kendisini destekleyecek yalnız bırakmayacak bir dosta ihtiyac duyuyor, iç dunyasının çalkantılı dönemlerinde kendisinde sekinet bulacak bir zevc/zevce arıyor arıyor.

            Bilmiyorum. Şefkat ve ağabeylik duygularım da öne çıkıyor düşünürken. Daha önce dediğim gibi romantik duygular hissedemiyorum, kafamda da öyle bir evlililik tahayyül edemez oldum. Nisbeten odunlaştım sanıyorum. Ama insani duygularımı etkilemedi ve iyi niyet karşısında gözlerine fener tutulmuş tavşana dönmüş olabilirim. Ancak ailemin tutumu olmasa idi rahatça menfi cevap verirdim sanıyorum. Lakin onların bu tutumu beni yerime mıhladı. Hem onun vaktini daha fazla almamak hem de kimsenin hakkını yememek için bir karar vermem gerekirken böyle ortada kalmak çok yıpratıcı bir durum. Atmanız gereken bir adım var, ancak parmağınızı kıpırdatamıyorsunuz. Böyle bir kilit noktada insan nasıl bulabilir kendisini?

            Giyim konusunda kesinlikle kaldıramam asla kabul edemem diyebilir miyim? Böyle diyen biri olsam yine karar vermek kolay olurdu. Ama bu kadar keskin çizgilerim yok. Kimi zaman babamın selefiliğe kayan görüşlerim olması yönünde eleştirine muhattab olsam da, bu insanlara karşı yaklaşımımdaki hoşgörüsüzlük veya katılık sebebiyle değil. İdeallerim sebebiyle oluyor ve ideallerle hayatın gerçeklerini ayrı tutmaya çaba sarf ediyorum. İnsanların eğitim geçmişleri, hayatta yüzleştikleri durumların üzerlerinde kalan etkisi vs. bu sebeple keskin yargılar edinmiyorum. Böyle bir zihin dünyasında her şeyin çorba olması oldukça olası değil mi?

            Çocukların eğitimi konusu kafamı kurcalıyor elbet. Düşünüyorum ya Gayrı Müslim evliliklerin caiz olması söz konusu ise, ve çocukların eğitimi babanın sorumluluğunda ise, annenin ahlakı ve huy güzelliği karşısında ibadet hayatı nasıl bir ağırlığa sahip olmalı?

            Bir gerçek var aradığımız gibi bir insan olmayacak. Bu denklemdeki tonla bilinmezin arasındaki bir ön kabul bu. Mükemmelimiz olmayacak. Bir yerden bir şeylerden vazgeçeceğiz. Mesele bunun nasıl olacağı. Neyden ne kadarından vazgeçebileceğiz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.

            Odunlaşmıyorsun merak etme :)
            Paylaştığım yazı halen en üstteki yorum olarak duruyor. Evlilikte romantiklikten ölünecek diye bir şart yok. Herkesin iletişim şekli farklıdır, bizimkiler birbirini yiyerek iletişim kurar. Eskiden üzülürdüm çok tartışıyorlar diye meğee onlar öyle anlaşırmış :)

            Diğer taraftan içine sindiyse ve kızda müspet yönde ışık görüyorsan yürü. Mesela biz de bir arkadaşı afgan bir hanımla tanıştırmayı düşünüyoruz.

            Her mükafatın külfeti vardır. Kızın içinde varsa bir şeyler sabırla ortaya çıkar. Önemli olan o ışığı görmek.

            Olmuyorsa da kendimizi çok yıpratmamak lazım. Hiç kimse alternatifsiz değildir :) her konuda

            Selametle

          • mustafa _/) diyor ki:

            Eyvallah Fatih Kardeşim. Sağolasın :) Birbirimize dua edelim. Hakkımızda hayırlısı olsun. Vaktimizi boşa geçirmeyelim inşallah. Rabbim bekarlığımızı da evliliğimizi de bereketli kılsın

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş.
            Duana amin diyorum, özellikle bereket kısmına. Öğrenciliğimdeki boş vakti mumla arıyorum :/

    • Süleyman diyor ki:

      Mustafa abi

      Sanırım uzun süre evlilik arayışında olan bizlerde bu tür durumlar gözüküyor. Elimizden geleni yapıyoruz ve bir sonuç alamıyoruz. Uzun süreden sonra illaki bir soğuma oluyor. Bazen dile gelen genel yargılar ve kalbe düşen kaygılar. Bende ister istemez soğuyorum zaman zaman.

      Bu kadar fazla uğraşıp sonuç alamamak insanı kırıyor. Bu kadar uzun süre beklemekte. Yalnız şöyle bir şey var. Evlenmeyip ne yapacağız ki? Yıllar geçiyor ve yaşlanıyoruz. Yalnız bir yaşlılık düşüncesi bile beni çok daraltıyor. Elimizden geleni yapmaya devam edelim.

      Şahsen bende uzun süre uğraşlardan sonra kendime bari biraz ara vereyim dedim. Evlilik düşüncesini biraz kenara koyup işlerime biraz daha yoğunlaşayım dedim ancak geçen tanıdığım bir yaşlı amca aradı. Kendisi benim ihvanım. Bir konferansa giderken gezi de karşılaşmıştık. Allah razı olsun bana çok sıcak davranmıştı. Geçen de bir cenaze töreninde karşılaştık. Hemen hatırladı gene çok sıcak davrandı. Eşi vefat etmiş. Rahmetli teyze de önceden beni amca ile gezide görünce ne iyi çocuk diye düşünmüşler. Neyse aradı dedi ki aracı olmamı ister misin sana dedi. Bende işim var diyemedim. Olur dedim. Biraz evlilik düşüncesinden sıyrılayım istiyorum kafamda ama onu da beceremiyorum şahsen. Bilmiyorum yaşadığı şehir de benim bulunduğum şehire çok uzak oradan buraya gelebilecek bir hanım bulması da zor gibi geliyor. Gene de Allah’tan ümit kesilmez.

      Problem şu Mustafa abi. Ben böyle teklifleri kabul ederken kafamda çok soru oluşuyor. Bunların yanında benim çok fedakarlık yapmam gereken durumlar oluşuyor ancak diyorum ki iyi bir şeyler istiyorsam kendimi zorlamalıyım. Ne yazık ki karşı taraf hiç böyle düşünmüyor. Örneğin ben en son gittiğim kişi için her sabahın köründe işe 2-3 saat yol gitmeyi göze alıyorum. Ancak karşı taraf görüşmeyi bile kabul etmiyor. Eğer işin olur tarafına bakmazsak zaten olmaması için çok bahane üretebiliriz.

      Ben sizin içinde aynı şekilde düşünüyorum. Heralde hayırlı bir evlilik için pek çok sıkıntıya göğüs germeye razısınızdır. Ancak karşı taraflar hep şartları tam istiyor. Ben hanımların böyle bir tavır sergilediğini sanıyordum önceleri ancak etrafıma baktıkça farkediyorum ki erkeklerde çok üşengeç. İnşAllah başımıza birşey gelmeden bu üşengeçliği kenara bırakıp hayırda çalışmaya başlarız.

      Bence sabredin ve hiç yılmayın. Evliliğe sıcak bakabilmek içinde eşinizle sevdiğiniz bir aktiviteyi yaparken düşünün kendinizi. Ben mesela bazen geziye çıktığımı düşünüyorum beraber. Ya da yeşil bir ormanda el ele yürüdüğümü. Bazen de masa hokeyi oynadığımı :)

      Mursi’nin oğlunun eşi ve çocuğunu ile mahkemede hasret giderme görüntüleri sosyal medyada bu aralar. İzlediğimde şahsen ne güzel bir aile demeden edemedim. İnsan o manzarayı ailenin ne güzel bir şey olduğunu bir kez daha anlıyor. İnşAllah Allah sizlere de bizlere de hayırlı aileler kurmayı nasip eder. Tez zamanda güzel haberlerinizi alma dileğiyle…

      • mustafa _/) diyor ki:

        Allah razı olsun Süleyman kardeşim. Ben de benzer şeyleri yaşadım bir dönem. Sürekli kararlar alırken insan hiç bir zaman doğru kararı verdiğinden emin olamıyor ama öyle umuyor. Asıl problem kafa doluluğu oluyordu. İnsanın kafası o kadar doluyor o kadar dolaylı ve dolaysız şeyleri düşünüyor ki bir süre sonra belki de insan zihni felce uğruyor. Daha önce görülmedik derecede kültürel bölünmüşlük içinde yaşıyoruz, daha önce görülmedik derecede iletişim ağlarının güçlü olduğu bir dönemde yaşıyoruz, daha önce görülmedik derecede insanların sekülerleştiği bir dünyada yaşıyoruz. Ve biz bu geçiş dönemi kuşağı olarak çok sancı çekiyoruz. Çünkü değişen düzene, yeni dünyaya çözümler üretemedik, hazırlıklı değildik. Her konu bir tartışma kapısı, her fikir bir girdap ağzı halini alabiliyor.

        Evlilik konusunda bir yerden sonra insan sadece şevkini değil hayallerini ve arzularını da yitiriyordur belki de. Ben bu durumun doğal olmadığını düşünüyordum. Belki de doğal bir durumdur. Öyleyse sabredeceğiz.

        • Yasir diyor ki:

          1980’li yıllarda doğan çocukların arada kalmışlık durumları doğrudur. Önceki dönemin kültürel yoğunluklu yaşamı, yeni dönemin hızı teknolojik hayat tarzı 80’li yıllarda doğanlar için hem avantaj hem de dezavantaj olmuştur. Özellikle 80’li yıllarda doğan kızlar şimdi evli olduklarından o yıllarda doğan erkekler mecburen 90’lı yıllarda doğmuş olanlarla görüşebiliyor. Doğal olarak arada mesafeler var. Hayattan beklentileri, hedefleri ve yaşam biçimleri de farklı. 80’li yıllarda doğan bekarların en büyük problemi kafa karışıklığıdır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasir Bey, yazdıklarınıza katılmakla şunu da eklemeliyim.
            Ben küçük şehirde doğup büyüdüm. Hani genelde büyük şehirler küçük şehirlere göre daha öndedir, zaman olarak da böyledir. Öyle olunca insan büyük şehirde yaşayan akranlarından bile farklı oluyor. Kızcağız köy nedir bilmiyor mesela…

        • Süleyman diyor ki:

          İşte dediğiniz durumu şu an yaşıyoruz Mustafa abi.

          Benim sanırım aklımda bir problem var. İstemsiz olarak fazla düşünüyor. Hele ailem yanımdan uzaklaşınca nedense daha fazla artıyor. Her seçenek, ihtimali, olası senaryoları düşünmekten kendimi alı koyamıyorum. Birazda yalnızlık olunca önünü alması çok zor oluyor. Bir süre sonrada bir umutsuzluk, sıkıntı hali basıyor.

          Dediğiniz üzere sabredeceğiz. Başka bir yolda gözükmüyor bizler için :)

    • seysey diyor ki:

      Buna benzer bir durumu yasadigim icin bu karmasik duygulari cok iyi anliyorum.Yazdiginiz yazi bana cok icten ve samimi geldigi icin de size yardimci olmak istiyorum.Her seyden once biz bu dunyada bir imtihandayiz kimimiz evlenememekle kimimiz evlilikle kimimiz cocugumuzla kimimiz mallariyla..Bu imtihanin kazananlariysa birbirlerine hakki ve sabri tavsiye edenlerdir.Kendi derdinizin dermani yine sizde mevcut.Sabirla umutsuzluga dusmeden ruh esiniz biricik sevdiceginizi bulana kadar bu imtihani hakkiyla gecmeyi basarmali ve nefsinizle olan cihadinizi hakkiyla gecebilmek icin caba sarfetmelisiniz.

      Suan nasibinizle karsilasamadiginiz icin umutsuzluk yasamaniz cok normal ve umutsuzluk sizi heyecansizliga itiyor.Bir gun sizi huzura kavusturacak esinizle karsilastiginizda bu durumunuz gececektir.Unutmayiniz ki karanligin en yogun oldugu zaman aydinliga en yakin olan zamandir.

      Heyecaninizi yeniden kazanmak icin ilk yapmaniz gereken imtihanin bilincinde olmaktir-ki siz zaten bilincindesiniz.Daha sonra Allah ‘a siginmaliyiz.

      Hayal etmek de heyecaninizi kazanmaniza yardimci olabilir.Gozlerinizi kapatin ve mutlu oldugunuzu,sevdiginizi,sevildiginizi,sakinlestiginizi,guldugunuzu,huzur buldugunuzu,evlilikten beklediginiz arzularin gerceklestigini dusunun.İtidal uzere olun.

      Olumsuz yorumlari okumamaya calisin,olumsuz dusunceler yayan arkadaslarinizi dinlemeyin,sizi umutsuzluga dusurmeye calisan seytanin fisiltilarina kulak asmayip hemen Allah’a siginin.

      İcinizi kipir kipir yapacak romantik duygularinizi uyandiracak islami yazilar okuyarak kendinizi gelistirmeye calisin.

      Vee en onemlisi dua edin.Dua isteyin.Dua muminin silahidir.Kalplerancak Allah’i anmakla huzur bulur.Allah’i anin.Namaza sabirla devam edin.Dua ile hem kendinizi hemde esinizi degistirebilir egitebilirsiniz.Hic tanimadiginiz esinizi sabah namazina bile kaldirabilirsiniz.Dua umutsuzluk heyecansizlikla araniza kalkan olsun.

      –Rahman ve Rahim olan Allah’im,Mustafa kardesimizin kabine yerlesmeye calisan tum hastaliklari ondan uzaklastir.Ona dunyasini ve ahiretini koruyacak,yuzunu guldurecek,onun heyecanini her daim diri tutacak,ona itaat edecek,onu sevecek,sadik olacak hayatinin her aninda yaninda olacak ,onun diger yarisini tamamlayacak,ona sekine olacak,hayallerinde ve dualarinda olan esini bir an once ona kavustur.Ona hakkinda hayirli olacak hayirli bir es nasip et.Onu bu bunalimdankurtar.Harama dusmesini engelle ve harama karsi sabrini arttir.Hakkinda verdigin hukmu hayirlara cevir.—

      Cabasiz hicbir sey olmaz ve degismez tum bunlarin olabilmesi icin bir an once evlilik icin adim at.Umutsuzluga dusup vazgecme.

      Dogrudan veya dolayli hepimizden dua aldin umari mutlu olmana yardimci olmustur ve de bu durumdan kurtulmana vesile olmustur.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Allah razı olsun sizden. Okurken gözlerim doldu samimiyetiniz karşısında. Sahip olduğumuz ne büyük nimettir İslamiyet ve kardeşlik şuuru. İmtihanımız olmasa şu güzel dualar dökülür müydü gönüllerden. Aziz ve Hakîm olan Allah’a hamdolsun. Rabbım dualarınızın misliyle karşılığını verir inşallah. Mevlam sizi razı olunmuş kullarından eylesin. İki cihanda yüzünüzü ak eylesin.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Mustafa Bey’e…

      Feyza Hanım kardeşimize sorduğun sorunun bulunduğu yazını ve önceki yorumlarını okudum.

      Farklı mezhepten olan yabancı bayanla ilgili çekincelerin ve babanın siyasi kimliğine (Milli Görüş) dair yaptığın bilgilendirmeleri yan yana koyduğumda sizin nasıl bir ortamda yetiştiğinizi, ailenizin yapısını, ne tür bir karaktere sahip olduğunuzu, korkularınızı, beklentilerinizi tahmin etmek çok zor olmadı benim için.

      Bu nedenle içinde bulunduğunuz paradokstan kurtulmanız için size yardımcı olmak istiyorum.

      Bahsettiğiniz bayan kuvvetle muhtemel ŞİA olan AZERİ bir hanım, hatta mezhepsel manada Kuzey Azerbaycan ile kıyaslandığında daha çok İran’ın etkisinde kalmış NAHÇİVAN bölgesinden.

      Siz ise mezhepsel farklılığı bu kadar önemsediğinize göre mahalle baskısının yoğun olarak yaşandığı ve hissedildiği (Van, Siirt, Batman vb) sunni İslamın yaşandığı doğu veya güneydoğu bölgesinden olabilirsiniz. Babanın eski bir Milli Görüşcü olmasını bu bilgilere eklediğinizde muhatap olduğunuz mahalle baskısını tahmin etmek hiç de zor değil.

      Bu nedenle bir çok erkeğe tavsiye ettiğim YABANCI HANIM seceneği sizin için geçerli değil.

      Çünkü Azeri hanımların (evli, bekar, kız-kadın) çoğunluğunun dini yaşantıları ve dine bakışları “mezarlık da ölüye kapanan ama sokak da diriye açılan” sözde SUNNİ bizim kız ve kadınlarımızdan hiç farklı değil.

      Bir başka ifade ile onların ŞİA olmaları da tıpkı bizim insanlarımızın çoğunun sahip olduğu gibi TAKLİDİ. Anadan, atadan görme.

      Yani bilinçli bir İMANLARI ve YAŞANTILARI YOK.

      Hatta coğu gusül abdesti ne ve nasıl alınır onu dahi bilmiyor. Bunu o insanları küçümsemek veya aşağılamak için söylemiyorum. Bu bir tahmin ve iftira değil. Bu yazdıklarım doğruluğu teyit ve müşahede edilmiş TESPİT ve BİLGİ dir.

      Özetle ifadelerinizden anladığım kadarıyla sizin görüştüğünüz Azeri bayanın ŞİA olması değil ama “dine bakışı ve hayatı yaşama tercihi” sizin yaşam tarzınızla ve yaşadığınız çevre ile hiç örtüşmüyor.

      Sonuç;

      Mezhepsel değil ama kültürel nedenler ile siz bu ve benzeri düşünce de olan herhangi bir bayan ile YAPAMAZSINIZ, MUTLU OLAMAZSINIZ.

      Taktir sizin.

      Hayırlı kararlarınızda ve düşüncelerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun

      • mustafa _/) diyor ki:

        Tahminlerinizde yaklaşmışsınız Abdullah Bir Bey. Evet Azeri bir hanım. ermeni mezaliminden kaçmak zorunda kalmış ve tüm varlıklarını kaybetmiş bir ailenin kızı. Oldukça zor şartlarda yaşamışlar. Nahcivanlı değiller.

        Ailem hakkındaki bilgiyi paylaşma sebebim, bu durumlarına rağmen destek olmaları. Böylece benim kişisel bakışım dışında bir referans noktası olabilmesi ümidiydi. Anadolu’nun doğusu ile aile olarak bir bağımız hiç olmadı. Anadolu’nun kuzey batısındanız. İki kuşaktır büyük şehirdeyiz. Akrabalarımızın da çoğu buralardalar. Mahlle baskısı aslında yok. Etrafımızda yabancı gelinler var. İnsanlar bu konularda açık fikirliler. Fakat benim kişisel çevrem biraz daha kapalı. Babam bu konularda benim kendisinden daha radikal olduğumu düşündüğünden bazı zamanlar beni uyarır ve sen böyle bir şeyi kaldıramazsın der. Fakat içten içe kendisi de benzer şeyler beklemektedir diye düşünüyorum. Kendisi hala aynı çevre ve camia içinde bulunuyor. Etrafındakilerin “bize tefsir dersleri veren abimizin oğlu kimle evlenmiş” diye düşünecekleri içinden geçiyor olmalı. Fakat bir müslümanın elalem ne der düşüncesinden uzak durması gerektiğini ve yalnız Allah’ın hakkındaki takdir ve rızasını araması gerektiğini söylerdi. Onun için hiç bir zaman insanların düşünceleri hakkında endişe ifade edecek bir söz işitmedim kendisinden.

        Söz konusu hanım bulunduğu coğrafya içinde de istisna kalabilmiş bir aileden ve bir karakterde. Tipik bir Azeri kızı diye tanımlanması güç. Güçlü geleneksel aile edep ve adabına sahipler. Buna da çok dikkat ediyorlar. Kız erkek ilişkilerinde mesafeliler.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Mustafa Beye…

          1991-92 yıllarında Ermenilerin yaptığı saldırılar öncesinde dediğin bölgede (Karabağ) yaşadığı halde Ermeni mezaliminden kaçan gariban
          ( tüm mal varlığını geride bırakanlar ve parasal imkanları olmayanlar) bölge halkının coğunluğu yaklaşık 25 yıldır FUZİLİ, BEYLAQAN ve bu rayonların (ilçe-kasaba) çevresinde ki köy ve yerlerde zor şartlar altında yaşıyorlar.

          Ancak, buralarda yaşayan KAÇKIN’ların ( karabağdan göç etmek zorunda kalanlara verilen isim) çoğunluğu ekonomık olarak zor sartlar da yaşasalar da imkan bulduklarında veya bazen de imkanlarını zorlayarak çevrelerine ( komşular, akrabalar, misafirler vb) karşı hayat standartlarını olduğundan farklı gösterme eğilimindeler.

          Farklı bir ifade ile zorla inanmaya, yaşamaya zorlandıkları, mecbur bırakıldıkları 70 yıllık RUS KÜLTÜRÜ’nün “DİNSİZLEŞTİRME POLİTİKALARI ve EL ALEM NE DER” şeklinde ki düşünce-kültür-sosyal hafızaları AZERİ TÜRKLERİ’ni tahmin edilenden daha çok etkisi altına almış durumda.

          Bu nedenle gerçekte “fakir ve mutsuz” oldukları halde dışarıya karşı “rahat ve mutlu” görüntüsü vermeye çalışıyorlar ve buna uygun davranıyorlar.

          Kendileri farkında olmasa da bu durum Azerilerin dini, kültürel ve sosyal yaşantılarını da etkiliyor.

          Bu mevcut duruma İRAN kökenli ŞİA düşüncesinin-inancının NEGATİF YANSIMALARI da eklenince İslami konularda hassas, Muhafazakar Türkiye Türkleri ile Muhafazakar Azeri Türkleri arasında bir çok konuda (dini algılama-yaşama, kültürel-sosyal ritüeller, kılık kıyafet vb) benzerlikler varmış gibi algılansa da ciddi farklılıklar oluşmasına sebep oluyor.

          Hatta, GELENEKSEL ŞİA ( bizde dini inancı, nüfus cüzdanında ki “Müslüman” ifadesi ile sınırlı olanlar gibi) inancına sahip olan çoğunluk İslam dininin temel emirlerinden birisi olan ÖRTÜNME konusunda Allah tarafından emredilene (Kurani Tesettüre) riayet edenleri VAHABİ-SELEFİ, AŞIRI DİNCİ olarak görüyorlar, garipsiyorlar, hatta dışlıyorlar.

          Diğer taraftan Ermeni zulmüne maruz kalmış o bölgenin halkı zor şartlar altında yaşama tutunmak için aile ve akrabalık ilişkilerine çok önem verdikleri için (mevcut yaşadıkları şartlardan daha rahat ve lüks yaşayacakları halde) ailelerinden ve akrabalarından uzak Türkiye gibi bir yerde yaşamak istemiyorlar.

          Bu nedenlerle Milli Görüş geleneğinden gelen bir aile ve cevre de büyümüş bir Erkeğin KARABAĞ KAÇKINI bir Azeri kız ile evlenip mutlu olma ihtimali çok zayıftır.

          Biz sadece bilgi ve tecrübelerimizi paylaşıyoruz.

          Her zaman olduğu gibi bu konuda da son söz ve karar senin Mustafa kardeşim.

          Çünkü;

          Her tercih aynı zamanda diğer bir çok şıkkı reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucunu yaşar.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Sağolun Abdullah Bey. Dikkate alıp tecrübelerini paylaştığınız için teşekkür ederim.

            Tespitleriniz doğru. Bu vesile Bhatiyar Vahapzade ile tanışmış oldum. Azeri kardeşlerimizi nasıl göz ardı ettiğimizi, o coğrafyanın nasıl kurt kapanı olduğunu, Ebulfez Elçibey’in yaşadıklarını, özgürlük için tankların altında kalanları öğrenmiş oldum. Vahapzade aracılığı ile Azerbaycan yakın tarihini, halkının çektiklerini, türklüğün ikinci vatandaşlıktan beter hale getirilirken insanların nasıl omurgasızlaşabildiğini gördüm. Kazanç musluğunun nasıl tepeden aşağı aktığını, haysiyetsizlerin nasıl akan musluklara çöreklendiğini ve halkına tepeden baktığını öğrendim.

            Türkiye’nin Türki devletler gözündeki konumunu gördüm. Üzerimizdeki beklenti ve potansiyeli gördüm. Halklar nezdinde gönül bağlarının olduğunu, devletlerin ötesinde olduğunu gördüm. Azeri lehçesine aşina olup okuyabilmeye de başlamış oldum.

            Her işte bir hayır var hamdolsun. Neticesi ne olursa olsun bu deneyim bende gerçekten iz bıraktı. Neticesi hayrolsun inşallah.

        • Yahya diyor ki:

          SelamunAleykum

          Mustafa bey
          Abdullah abimin yazdıklarını lütfen dikkate alınız. Benimde benzer izlenim ve bilgilerim mevcut.

          En azından iyi ölçüp tartın.
          Rus bölgesinin bazı karakteristik özellikleri vardır, bazıları çok iyidir (ki yazmışsınız) bazıları ise kök söktürür (bizimkilerin en kötüsünü aratır)
          Evlilik öncesi ve evlilik sonrası bazı tedbirler almanızı acizane tavsiye ederim.

          Hakkınızda hayırlısı olsun inş.

          Selam ve dua ile…

          • mustafa _/) diyor ki:

            Sağolun Yahya bey,

            Göz önünde bulunduracağım.

            Hakkımızda hayırlısı gayrı

  19. Ahmet diyor ki:

    Merhabalar arkadaşlar;siteye yeni girdim,Sema hanımın yazısını da yeni okudum,çok güzel özetlemiş.Öncelikle Rabbim herkese hayırlı bir yuva kurmayı ve iki cihan saadeti nasip etsin.Benim merak ettiğim şu;hepimiz her şeyin bir vakti zamanı olduğunu,her şeyin en doğrusunu Allah’ın bildiğini ve ne zaman nasip ettiyse o zaman olacağına,amenna,inandık ve itaat ettik.Peki “neden olmuyor”olmamasında hanım/erkek faktörü nedir?Hep mi bana denk gelir böylesi dediklerimiz başkasının da başına geliyor mu?Gerçekten Allah’a(c.c) yakışır kul,Efendimiz(s.a.v)’e layık ümmet olma derdinde miyiz?yoksa kendimizin ürettiği sebeplerden ötürü hayırlı bir işi geri mi tepiyoruz? örneğin daha ilk görüşmede “belki 1 çocuk yapabilirim;asla mutfağa girmem,tutarım bi bayan yemekleri o yapar;ben o şehre gelemem çok uzak deyip şehir-km hesabı yaparak;bu işi çok ama çok aferdersiniz “pazarlığa” mı döküyoruz? çok özür dilerim,genelleme yapamam elbet ama bu örnekler tecrübeyle sabit.peki siz ne düşünüyorsunuz?

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Ahmet Bey öncelikle hoş geldiniz.

      Bana da birisi benim yaşadığım şehre tayinini aldırırsa “gelirsem iş yüküm çok olurmuş burada rahatım” dediydi, iş yerindeki bir ablası “gitme” diye tavsiyede bulunmuş, evlilik görüşmesi yapan bir kıza kendi evliliği sorunlu olduğu için “evlenip de ne yapacaksın, oraya gidersen başını işten kaldıramazsın” diyebiliyor.(Ben kimseye zorla çalışacaksın demedim, evin düzenini bozmadıktan sonra opsiyonel bıraktım, katılmayanlar olabilir.)

      Bunun yanı sıra bir başkası İstanbul’dan dışarıya adımımı atmadım, ailem akrabalarım arkadaşlarım herkes burada diyerek şehir değiştirmeye sıcak bakmadığını söylemişti.

      İşi pazarlığa dökmeyenler zaten çoktan evlenip gidiyor. Siteyi sürekli takip edenler bilir, ödediğim kira sorulmuştu ki gerçekten yaşadığım şehre göre uygun bir kiraya oturuyorum, hani lüks bir yerde olsam anlayacağım…

      Velhasılı Ahmet Bey, yalnız değilsiniz, yorum yazan ya da yazmayan sizler(bizler) gibi çok kişi var. Sadece istatistik amaçlı yaşınızı merak ettim.
      Hakkınızda hayırlısı olsun. Allah hayırlısını nasip etsin. Siz doğru bildiklerinizden taviz vermeyin. Genelleme yapmak yanlış belki ama artık bir çok kız ve ailesi olayı pazarlığa dökmüş durumda. Manevi imkanları sorgulamazdan önce maddi şartlar öne atılıyor. Duygusal yapıda olurlar diye bildiğimiz kızlar acayip acayip hesaplara giriyor. Kızlar erkekleşti dediğimiz durum bu olsa gerek.

      Selametle.

      • Ahmet diyor ki:

        Merhaba Fatih bey;
        Amin,Rabbim sizlere de hayırlı saliha bir eş nasip etsin,hakkımızda hayırlısı olsun.istatistik için dip not,yaşım 34…Hanım arkadaşlar neden acaba kendi evliliği sorunlu olduğu için “evlenip de ne yapacaksın, oraya gidersen başını işten kaldıramazsın” diyen birinin lafını dikkate alıyor?Feyza hanımın dediği gibi “Insan erisimine de internet erisimi gibi kota konulsa daha gercekci mazeretlerle karsilasirsiniz.”…selametle

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Ahmet Bey.

          Eski yazdıklarımı okuyabilseniz daha iyi anlarsınız. Biz bir de bu kızla olmayacak bu iş deyip bırakmıştık da sonradan bir şans daha verebilir misin demişti. Kafasını kimler karıştırıyor vb. öğreniyoruz sonradan.
          Kotayı biz koyacağız artık başkalarının insafına hatta anne babamızın bile insafına bırakamayız bu durumu. Bir de sözde kızlar duygusal olur derler ama beni aşırı mantıkçı davranmakla eleştiren kişi olayı aslında resmen pazarlığa döküyor.

          Sevginin pazarlığını yapan bayanlara ki burada kastettiğim eş sevgisi, öyle filmlerdeki gibi cinselliğe indirgenmiş sevgi değil, şöyle diyorum. Aynen devam, bozmayın, bizden de uzak olun…Allah muhafaza elden ayaktan düşsek demek anında terk edecekler…

          Selametle.
          (Ben de eylülde otuz bir yaşıma gireceğim Allah ömür verirse, askerden geleli de nerdeyse dört yıl oldu. Yaşınızı paylaştığınız için teşekkür ederim)

    • Feyza diyor ki:

      Ahmet bey,
      Sizin bu saydiginiz durumlara maruz kalan kisiler bu sitede var, yani yalniz degilsiniz. Bunun sebebi sanirim artik insana ulasmanin cok kolaylasmis olmasi. Artik kiz erkek arkadasligi, cikma teklifleri, biraz takiliriz olmadi ayriliriz seklindeki sakincali deneyimler cok yaygin oldugu icin gorusmeler monoton bulunuyor. Haliyle bu gibi ayrintilarla sohbete renk vermek mi istenoyor bilmiyorum ama evlilik gorusmesinde konusulacak seyler bunlar olmamali.
      Artik insanlarin alternatifi cok fazla oldugu icin aracilar vasitasiyla gorustukleri kisilerin olumsuz olmasi pek onemli bulunmadigindan cabuk eleniyorlar.
      Insan erisimine de internet erisimi gibi kota konulsa emin olun ki red etmek icin daha gercekci mazeretlerle karsilasirsiniz.
      Cok yakin zamanda bir arkadasim bir gorusmesini olumsuz bir kararla sonlandirdi. Sebebi ise, erkek olan tarafin aile baglarinin cok kuvvetli olmasi ve kalabalik bir sulale olmasiydi. Gelen gideni eksik olmazmis oyle dusunuyor.
      Bu da sizin verdiginiz misallere bir ilave mahiyetinde olsun.

      • Ahmet diyor ki:

        Feyza hanım;
        İnsanların bu mazeretlerle çabuk elenmesi durumu o kadar sıradanlaştı ki,daha birbirlerini doğru dürüst tanımadan daha bismillah ilk görüşmede konuşulmayacak şeyler bile mazaret olabiliyor.Bu duruma maruz kalan bir ben değilmişim,en azından buna sevindim.Ama benimkiler ard arda geldi,benim için biraz enteresan olmuştu.Bakalım bir sonrakinde ne olacak merakla bekliyorum…Allah cümlemize hayırlı eşler nasip etsin

    • Süleyman diyor ki:

      Hoşgeldiniz Ahmet Bey

      Bu bahsettiğiniz konular bu sitede çok tartışıldı. Yorumları okursanız eğer görürsünüz zaten. Sadece sizin başınıza gelmiyor bu durumlar.

      Bu dediğinize benzer durumların bazılarını birebir yaşadım. Ancak en çok karşılaştığım durum şehir meselesi. Bir hanımın yaşamak istediği şehri seçme hakkı var. Sahabe efendilerimiz zamanında bu tür örnekler var.

      Ancak şöyle düşünmek lazım benim kanaatimce eğer iyi, size uygun biri ile karşılaştı iseniz veya bir hanım karşılaştı ise şehir meselesini o kadar problem etmemeli ve yani kişiler şunu bilmeli ki her şartı mükemmelleştirmeye çalışırken elindekinden de olabilir fakat genede böyle meseleleri önemseyecek kişiler.

      Geçen beni ziyarete gelen bir arkadaşım vardı. Bulunduğum şehre geldi ve dolaştı. Ankara’ya dönünce yaşadığın yerler köymüş dedi. Öyle belki ama yani ben o köy dediği yerlerde büyüdüm 20 sene. Hala oralarda çalışıyorum. Yaşadığım yerde büyük şehirlerden gelmiş memurların şikayetlerini dinliyorum. Avm yok, o yok, bu yok. Evet yok. Yani ne yapabilirim. Biz ömrümüzde bunlar olmadan yaşadık. Böylede yaşanıyor.

      Pek çok şikayet dinledikten sonra şunu anladım belli şartlarda büyümüş kişiler o şartlar olmadan çok zorlanıyorlar. Mutlu da olamıyorlar. Bu biraz tabiat meselesi. Örneğin biz küçükken ailecek İstanbul’a akrabalarımızın yanına giderdik. Belli bir süre sonra ben eve küçük şehrimize dönmek isterdim ancak abim hep daha fazla durmak isterdi İstanbul’da.

      Şimdi sizi bu sebeple reddeden bir kişi emin olun zaten küçük şehirde yaşasa da pek çok sıkıntı çıkarabilecek bir kişi olurdu. Bu sebeple olmaması daha iyi. Allah inşAllah karşınıza iyi birini çıkarır.

      • Ahmet diyor ki:

        Hoşbulduk Süleyman bey;
        Dediğiniz gibi büyük bir şehirde yetişmiş,çalışan ve orada düzen kurmuş bir hanım arkadaşa daha küçük bir şehir ya da ilçe “köy”gibi geliyor.Hanım arkadaşın bu kararına saygı duyarım ama katılmam.Hele ki evlilik için böyle düşünürse…Çukurca’da-Van’da doktor-öğretmen olan;Edirne’de rızkının peşine düşen ne yapsın?ben de isterim memleketimde çalışmayı,kim uzak gurbet yerde olmak ister ki zaten?bu gibi durumların mazeret olarak sunulması biraz garibime gidiyor. Rabbim sizin de karşınıza hayırlı bir eş çıkarsın inşAallah.

        • Süleyman diyor ki:

          “Çukurca’da-Van’da doktor-öğretmen olan;Edirne’de rızkının peşine düşen ne yapsın?” demişsiniz Ahmet Bey. Yapılacak bir şey yok. Ya benim yerim kocamın yanı diyecek hayırlı bir eş bulacaksınız, ya kültür farkı problem olmaz diyorsanız oradan biri ile evleneceksiniz, ya da çoğunlukla bizim durumumuzda olduğu gibi bekar kalacağız. Toplumun fitne veya fesadı pek önemsediğini düşünmüyorum artık.

          Zaten mesela kişiler buraya atansa dahi artık eşleri gelmiyor. Uçakla gidip geliyorlar. Geçen bir doktor tanıdığım doğuda bildiğim iyi sayılabilecek bir ilçeye atandı. Mesela çocuğu da var ama gelmedi eşi. Artık haftada 1-2 kez uçağa atlayıp gidip gelme yapacakmış. Günümüzde böyle artık. Tanıdığım bir professör gelmişti. Mesela eşi filan gelmedi. Gelmiyor hanımlar artık.

          Problem şu ki denildiği gibi insanların alternatifi arttı. Geçen biri ile konuşuyordum. Büyük bir şehirden buraya gelen sevdiğim biri. Durumumu anlatıyordum. Dedim ki şimdi ben bir hanıma talip olsam gözüne ilk çarpan şey yaşadığım şehir ve yani talip olduğum profil çok rahat bulundukları büyük şehirlerden birilerini bulabilir. Yani ben küçük şehirde yaşayan bir akademisyenim. Oysa büyük şehirde bir sürü dindar, eli yüzü düzgün, iyi meslek sahibi gençler var. Sonuçta siz ikinci sınıf gibi kalıyorsunuz o kişiler yanında. Yani bir hanım belli bir çevresi varsa pek çok iyi taliple karşılaşabilir büyük şehirde yaşayan. Bunları dediğimde konuştuğum doktor da mesela hak verdi. Bende olsam burada yaşayabilecek birine kız vermem demişti. Ne yapalım hayırlısı…

          Benim problemim şu ki ben doğuda küçük bir ilde büyüdüm ancak benim sülalem çok eski İstanbullu. Ailem hep batı kökenli. Babam konuştuğunda İstanbul beyfendisi gibi bir hal oluyor. Bu sebeple iki arada bir derede kaldım. Ne tam anlamıyla batılıyım ne tam anlamıyla doğuluyum. Bu sefer birini bulmakta zorlanıyorum. Doğudayım ama doğu kültürünü seviyorum ama doğu kültüründen biriyle evlenmem zor. Batıyı biliyorum. O kültürde bir insanla anlaşabiliyorum. Evlilik için uygunda oluyor ancak bu sefer oradakiler gelmek istemiyor doğal olarak. İki arada bir derede kaldım :(.

          Geçen annemin bir arkadaşı, tanıdığım bir teyze. İşte ismimi vererek çok iyi çocuk, eli yüzü de düzgün, mesleği de güzel. Batıda olsa rahat evlenirdi demiş. Hem gelemiyorum. Hemde bir yandan gelmek istemiyorum. Burada çocukların en küçük bir faaliyeti bile yok. Her yerde hizmet, her yerde yardım. Eee buralara da yardım lazım. Sonra kötü ellere düşüyor çocuklar. Bende birşeyler yapmaya başladım yavaştan. Hem yardım etmek istiyorum gençlere,çocuklara.

          Bütün meselemiz iyi yaşamak? Rahat mı etmek Ahmet bey. Herkez vatan millet edebiyatı yapıyor uzaklardan. Hizmet deyince, yardım deyince kimse elini kıpırdatmıyor. Zaten Fetö bu şekilde büyümedi mi? Kimsenin gitmediği yerlere gittiler. Bizler ne yaptık. Daha rahat edelim diye diye uğraştık. Neyse bu mesele daha çok uzar. Hayırlısı diyelim Ahmet Bey.

          • .../nisa diyor ki:

            Süleyman bey,

            Sizin ne tam anlamıyla doğuluyum nede tam anlamıyla batılıyım tespiti bana Türkiye’nin durumunu hatırlattı. Türkiye de öyle ne Ab’ye alıyorlar ki almazlar doku uyuşmuyor nede doğuda ortadoğuda sözünü dinletebiliyor. Arada kalma durumu. Sizin niyetiniz hayalleriniz güzel inşaAllah hayırlı ve şartları kabul eden uyum yakaladığınız kişi nasip olur.
            İnsanlar yurtdışından gelin geliyor gelin gidiyor biz bir ilçeden diğerine gelin gitmeye üşeniyoruz. Yakın zamanda haberlerde vardı Afrikadan Adıyaman a gelin gelmiş Müslüman olmuş hanım efendi üstelik 9 dil biliyor.

          • Süleyman diyor ki:

            Nisa hanım

            Allah razı olsun şahsıma ettiğiniz dualar için.

            Evet durumumuz dediğiniz üzere biraz karışık ama Türkiye gibi selamete çıkacağız inşAllah.

            Emin olun hanımlara ya da ailelerine kızmıyorum. Ben tüm Türkiye yi dolaştım. Çoğu yerinde de kaldım. Kişiler bazen atamaları için beni arıyor. Nereyi yazayım abi diye. İlçeleri bile bildiğim için şurayı yaz. Şurayı yazma diyorum. Ancak mesela talip gittiğim kimi kişiler hayatlarında bulundukları şehirden hiç çıkmamış oluyorlar. Öyle olunca illaki bir çekingenlik oluyor. Bir önyargı oluyor.

            Mesela en son görüşmeyi yaptığım hanım hiç İstanbul’dan çıkmamıştı. Çok şaşırdım. Yani peki görüşmeyi neden kabul ettiniz diye sordum. Siz dönersiniz diye umuyorum dedi. Yani hayatı boyunca tek şehir görmüş kişilerin oradan ayrılmaları çok zor hele de bir hanımın. Bu durum olunca ben onların çekincelerini anlıyorum. En azından empati kuruyorum. Bazı hanımlar için bu ihtimali düşünmek bile korkutucu.

            Ancak sizin gibi zorluk gören hanımlar böyle olmuyor. Meryem hanımda öyle mesela çünkü siz yaşadığınız yerin sıkıntılarını görmüşsünüz. Cafeler, misafirlikler, gezilerle hep yaşadığı yeri görmüş kişiler oradan ayrılması çok zor. Yalnız kimseyi de 20 yaşından sonra yaşam şartlarını düşürmelerini bekliyemiyorum.

            Tabi biz düşünüyoruz. Bence belli bir seviyede de düşünülmeli ancak Allah hani ummadık yerden bir kapı açar. Böyle olabileceğini hiç düşünmüyordum diyebiliriz. Ondan nereden, nasıl ve ne şekil nasip olur bilemiyorum. Allah bizler için göz nuru olacak eşler nasip etsin. Tüm çocuk ve aile bekar okurları için…

  20. cesaret diyor ki:

    Sayın Abdullah Bir beyefendi keskin sirkenin küpüne zararı vardır demişler.Her yazılanı kafana göre tersleme.Senin bilgin sana, benim bilgim bana.Saygılarımla……

  21. cesaret diyor ki:

    Nisa hanımefendi horozu küçük çocuklar bile kesebiliyor.Neden kaçıralım.Telli babaya gitmek yok.Kendiniz keseceksiniz.Küçücük hayvanı neden kaçıralım.Sağ ayağınızla ayaklarını sabitlediniz mi,gerisi hikaye.
    Abdullah beyefendi benim sözümü ister kabul eder,ister kabul etmezsiniz.Bu konu denenmiştir.Başarılı sonuçlar vermiştir.
    Yorumumu okuduğunuz için teşekkür ediyorum.Allah kalbinize göre versin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cesaret Bey/Hanım.

      On tane kestim diyelim işe yaramazsa nasıl bir öneri sunacaksınız.

      Dinimizle ilgili bir çok konu bu şekilde ifsad ediliyor. Bu dünyanın bir imtihan sırrı vardır. Keza her işin de bir duası. Sözlü ve fiili duası. Şu var annemiz horoz keser ve pişirip onu bahane edip kız evine gider sonra kızı görür ve ister. Böyleyse tamam…

      Yazdığınız bu kısmet açmak için horoz kesme eylemini lütfen araştırın. İslamiyet öncesi türk-şaman geleneklerine ait olmadığını garanti edebiliyor musunuz? Kur’an ayeyi ya da sahih hadis var mı elinizde bu konuyla ilgili?

      Bidatlar yüzünden insanlar dinden soğuyor, bu vebalin altına girmek istemezsiniz sanırım.

      Selametle.

  22. cesaret diyor ki:

    Kısmetleri kapalı olabilir.Tek çare pazardan horoz alıp kesmek.Böylece kısmet açılıyor.Bayan olsun,erkek olsun.Kan akıtmaları lazım.Amas bizzat kendileri kesecekler.Benim söylediğim hurafe inanış değil.Saygılarımla.

    • .../nisa diyor ki:

      Cesaret hanım/bey,

      Benim gibi bırakın horozu kesmeyi yara görmeye dayanamayanlar ne yapmalı hem öyle horoz küçük baş büyük baş gibi sakin durabilecek bir hayvan değil kıpır kıpır kaçırsak tekrar yakalaması zor vekalet versek olmaz mı yada telli babaya gitsek :)

      Bence Cuma Suresini Fetih Suresini Rum Suresi 21.ayeti ve Furkan Suresi 74.ayeti bol bol okuyalım. Kısmeti gönderen vesileleri yaratan Allah.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      CESARET’e…

      “Cahil Cesur Olurmuş” derdi eskiler.

      Bunu bize bir kez daha ispat ettiğin için teşekkür ederiz.

      Cesaret ve Horoz olmak güzel seydir, hele hele de CESUR HOROZ olmak birçok kanatlı HAYVAN’ın istediği bir sey dir. Ama yerinde ve zamanında cesur ve horoz olmak lazımdır.

      Aksi taktirde;

      ZAMANSIZ ÖTEN CESUR HOROZ’un KAFASINI KESERLER.

    • Yasir diyor ki:

      Kısmet için horoz kesmek ”hurafe inanış değil” demişsiniz. O halde dini bir dayanağı veya bilimsel bir deney ve ispata dayanması gerekir. Bu konuyla ilgili bize kaynak sunabilir misiniz?

      Yoksa gereksiz yere ortalığı kan götürecek. Memleketteki tavuklar da eş bulamayıp mağdur olacak…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yasir Bey.

        Dişilere pek bir şey olmaz. Bakın kurbanda dişi hayvan kesmek yasak. Evlenmek için bile erkek hayvan kesin deniliyor böyle. Bu devirde kız olmak varmış diyesi geliyor insanın ama bu sefer de kendi halinde ortamlara girmeyen bir kız olursanız kıyıda köşede unutulma ihtimali oluyor.

        Dediğiniz gibi de olabilir, gün gelir elli tavuk bir horozun yemlendiği yerde yemlenmeye çalışabilir :) Allah’tan örümcek olarak yaratılmadık, kız peşinde koşarken canından olmak da var…

      • Feyza diyor ki:

        Horoz kesmenin dini bir dayanagi olmasi tabiki mumkun degil. Aslinda ilk okudugumda espri oldugunu dusunmustum ama sanirim sn.cesaret bu konuda ciddi.
        Bir ara tavuktan kurban olur mu diye de tartisiliyor/mus.
        Boyle seylerin sakasi da olmamali.
        Soyle deseniz olurdu ancak, evde bir ziyafet cekip es dost agirlanmali ve hayir duada bulunmasi talep edilmeli. Ya da tavuk horoz hindi ya da erzak her neyse alinip fakir fukaraya sadaka niyetiyle dagitilip hayir duasi alinmali.
        Boyle deseniz anlasilirdi ama kan akitmak deyince kurban kesmeyo cagristiriyor ve esprisi dahi sakincali. Degil ki ciddi boyutu..

    • Yahya diyor ki:

      Peki,

      kısmeti kapatmak için ne yapmak gerekiyor.
      adam veya kadın evlenmiş talipleri gelmeye devam ediyor…
      mesela adam evliyim diyor, kız “olsun 2. eşin olayım” diyor…
      çaresi ne?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya Bey.

        Bana gönderin :) Hızlandırılmış kurs veririm. İşe ilk olarak detay düşünmekle başlıyoruz.

        Ders başlıkları aşağıda.

        Üç günde nasıl itici olunur?
        Karşı cinsi kendinizden soğutma yöntemleri?
        Nasıl flört edilmez.

      • Feyza diyor ki:

        Kisnet acmak icin horoz kesilecekse kisneti kapatmak icin de horoz ciftligi satin almak gerekir. Hayli masrafli. :)

      • .../nisa diyor ki:

        Yahya bey,

        Tersten işlem yapılabilir.

        1. Horoz ve bıçaktan uzak durmak.

        2. Horozun uzun ömürlü olması için bakımını iyi yapmak. Ölürse de eceliyle ölsün kan akmasın.

        3. Eşini çok sevdiğini gözünün başkasını görmediğini, evin geçimini zar zor sağladığını söylesin. Kıskançlık durumu varsa yada maddiyat peşindeyse vazgeçebilir.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Yahya Kardeşime…

        Senin bu yorumunu nasıl oldu da gözden kaçırdım, hayret… :-)

        Siteden uzak kaldığım tatil döneminde oldu herhalde

        Her neyse, en azından üstünden ay geçmemiş, hala yorum yapılabilir, cevap yazılabilir kıvamda :-)

        1- Adam zenginse, kız onu daha önceden tanımıyorsa ve kız zengin değilse “olsun 2. hanımın olurum” diyorsa o kızın yanından hemen uzaklaşmalı, çünkü kızın niyeti “gün” gibi ortada.

        2- Adam zengin değil ve kızı daha önceden tanıyorsa kızın amacını araştırmalı, test etmeli ve daha sonra sonuca göre karar vermeli

        3- Kız, adamın evinde mutsuz, karısından rahatsız olduğunu biliyor ve adamı seviyorsa adam bu teklife olumlu yanıt vermeli.

        4- Kız, Bilinçli iyi niyetli yabancı bir Müslüman kadın ise veya popüler kültüre bulaşmış Türk kızı değilse adam, kızın teklifine düşünmeden ve zaman kaybetmeden “EVET” demeli ve şartlarını yerine getirerek o kız ile nikahlanmalı.

        Fakat;

        Erkeğin her durumda uyanık ve tedbirli olması gerekir.

        Çünkü;

        Böyle bir teklifle gelen kızın söz konusu erkeğin kötü niyetli ve resmi nikahlı karısına çalışan bir AJAN olma ihtimali her zaman mümkün.

        Not: Mevcut şartlar da 2. eş almak isteyen bir erkeğin aylık en az 8-10 bin tl geliri olması lazım. Aksi taktirde erkeğin yaşayacağı ekonomik sıkıntı kısa süre sonra evliliğini de sıkıntıya sokar.

  23. Ferhadi diyor ki:

    Evlilik özendirilmeli, güzel örnekler sergilenmeli, sükunet topluma yayılmalı

    • seysey diyor ki:

      Cok guzel yazmissiniz siteye de hosgeldiniz.Keske bosanmis kadin ve erkeklerde sizin gibi dusunse de burada durmadan hemcinsini koruma karsi tarafi infaz etme gibi dusuncelerden vazgecse.Hic mi guzel yillari guzel anilari gecmemis bilemiyorum.Bizi de fena halde bunaltiyor bu cebellesme.

      • sennur diyor ki:

        sayın seysey ,

        üzerime alındım , bunaltmak amacıyla yazmıyor , bir nevi dertleşip , kendi tecrübelerimizi paylaşıp , yol kattemeye , kendi kendimzi burada yazan kardeşlerimizin yazıları ile onarıyoruz .

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Şennur Hanım.

          Siz yazın dinleriz biz. İlla ki sizi anlayan birileri olacaktır. Bazı şeyleri anlamak için illa ki başımıza gelmesi şart değildir. Şu da var kimi insan başına gelse de anlamaz. Halbuki buradaki insanların yazdıklarına kulak vermeliyiz. Belki başımıza gelebilir ki hiç gelmeyecek bile olsa karşımızdaki insana bir cümlemizle bile destek olabiliyorsak bu insanlık adına kardır…

          Selametle.

          • sennur diyor ki:

            teşekkür ederim Fatih bey ,

            insan sadece kendi başında sandığı imtihanını şurada yazılanları okuyunca ,benimkide dert değil miş , daha beteri vs.varmış . deyip farklı bakış açısı kazanıyor. bir nebze insan paylaşmak istiyor ,bazen yorumlar çıkmıyor , kaç defa bakıyoruz ,acaba çıkmış mı diye …

            boşanmak üzere olan birkaç arkadaşıma da siteyi tavsiye ettim , bakış açısı kazanmaları açısından .

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Estağfurullah Şennur Hanım.

            Arkadaşlarınıza tavsiye etmekle iyi yapmışsınız bence. Belki birkaç yuva kurtulur.

            Diğer taraftan paylaşım konusunda da ben dışarıda belki paylaşsam anlayan olmaz diyeceğim bazı konularda burada beni anlayan insanlar olduğunu görünce paylaşımda bulunuyorum.

            Mesela geçen bir video gördüm. Gözleri kör bir genç ki sonradan kör olmuştu sanırım, gözlerinin geri açılmasını istemiyordu. Sahip olduğu rahatsızlığın kendisi için affedilme sebebi olmasını istiyordu. Allah’a şükür her azası tam ve herhangi bir rahatsızlığı olmayan bizler neyi öne süreceğiz ahirette. Bu açıdan bu site bana aslında ne kadar az şükrettiğimi, gereksiz şikayetlerim olduğunu da öğretti…

            Selametle kalın.

          • Feyza diyor ki:

            Sennur hnm, biz evliligi yasamamis insanlariz ve buyuk konusmaktan Allah’a siginmak zorundayiz. Basimiza ne gelecegi belli degil, o yuzden rahat olun ve istediginiz gibi durumunuzu paylasin, dertlesin, rahatlayin. Bosanmis kisilerle ilgili konulara yorum yazmaya cekiniyorum yardimci olabilme niyetiyle de olsa hadsizlik gibi geliyor. Fakat okudugum zaman emin olun ki uzuntunuzu, derdinizi icimde yasiyor ve paylasiyorum.
            Bu hassasiyette cok guzel yurege sahip kardeslerim var bu sitede, yani burasi sanal alemde kurtarilmis bolgemiz. Musterih olun.

        • seysey diyor ki:

          Uzerinize alinmayin lutfen emin olun yardimlasmak icin yazanlari anlayabiliyoruz bir de sadece konusmak icin konusup suclayip konusanlar var.Kendinde hic hata gormeyip herseyi karsi tarafa yukleyip yetmezmis gibi kendi hemcinslerini koruyanlar var ve tabiki hersryi genelleyenler…Acilarini baskalarini karalayarak kucuk dusurerek gidermeye calisanlardan bahsediyorum siz ustunuze alinmayin.

          Ve umarim hayatiniz duzelir mutlu huzurlu evliseven sevilen guven dolu bir hayatiniz olur ahirette de dunyada da hayallerinize kavusursunuz.amin

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sayın seysey.

            İlk paragrafta genelleme yapanlar var yazmışsınız ama kendiniz genelleme yapmışsınız.

            O bahsettiğiniz kişiler kimmiş somut örneklerle yazın. Yazamıyorsanız kimsenin vaktini boşa çalmayın…

          • seysey diyor ki:

            Evet yqnlis yazmisim haklisin.Senin kadar bizde biliyoruz isim vermeyi ama kendilerinin dusunmesini istiyorum ve de rencide olup uzulmemeleri icin en dogru yontem bu bana gore.

            Soyle yazmaliydim bosandiklari karilari veya kocalari yuzunden herkesi ayni zannedip koruma icgudusuyle hareket edenler..İnfaz etmeye calisan bosanmislar…

            Bir de sakin olup duzgunce yazabilirsen sevinicem bu hakaret vari tavirlarla cok iticin seni anlamakta zorlaniyorum.Seninle cebellesmek istemiyorum cok iticisin

          • sennur diyor ki:

            duanıza amin diyorum . tüm ümmete rabbim hayırlı bir ömür , iki cihan saadeti nasip eylesin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Biraz daha dökülün seysey Hanım.
            Açılın, anlatın, rahatlayın. Sizin bu yorumunuz yayınlanmadan önce yaptığım bir yorumda derdinizin başka olduğunu yazdıydım. İsabet olmuş.

            Ancak sen değil siz diye hitap edin lütfen. Sizden başka bu saygısızlığı yapan yok. Askerliğimizi de beraber yapmadık hani.

            Üslubum hakkındaki eleştirileriniz için teşekkür ederim. Beğenmiyorsanız okumazsınız size kimse zorla okutmuyor.

            Hangi yorumumda size hakaret etmişsem somut olarak yazar mısınız?

            Son olarak da size ne benim iticiliğimden. Sizi neden bu kadar alakadar ediyor? Gerçekten anlayamadım.

            Niye itiştiğinizi tahmin ediyorum. Kalbinizdekini yalnız Allah bilir tabi. Bundan sonra somut şeyler yazmazsanız hakaret dahi etseniz cevap vermeyeceğim.
            Saygılarımla.

          • Feyza diyor ki:

            Seysey hnm,
            Uslubunuz bir hanimin uslubunu yansitmiyor. Bildiginiz ve dusunduklerinizi bir hanima yarasir bir dille ifade etseydiniz hepimiz istifade ederdik. Karsinizdaki bir erkek ve emin olun su ana kadarki uslubu sizden daha nazik ve yapiciydi. Umarim bu ikazi dikkate alir ve kelimlelerinizi biraz daha ozenli secmeye ve hitabiniza dikkat ederek once kendi degerinizi yukseltirsiniz. Bizim acimizdan da tatli munazaralari izleyip okumak her zaman keyiflidir ama bu sekilde degil. Amaciniz tenkid degil terkip olsun.

  24. Özgür diyor ki:

    Güzel konular kaleme alinmiş. Lakin bu evlilik muhabbeti beni yaşadığım süreçten soğuttu.Sadece bizim gibi toplumlarda görünüyor. Bir insanı severken etnik kimliğine mezhebine bakarak mı sevilmeli? Hiç bu niyette değildim. Kızı alevi olmamdan ötürü tanıma fırsatı tanınmadı. Sanki kâfiriz . Efendi gibi ekmeğimizin derdindeyiz. Yani üç kâğıtçı dalavere gönül eğlendiren alkol kullanan sigara içen karakter olma yolunda tek bir adım atmadım çok şükür ki geldiğim yaş itibariyle. Üniversite yillarimda iddaa oyunu oynadım. Artık bütün şans oyunlarının hiçbirini oynamıyorum .Allah c.c herşeyin doğrusunu bilir. Şu saatten sonra ne alevi ne de sunniyle evlenirim.Gider Hristiyan biriyle evlenip dinen müslüman olmasını gerektiren bir koşul olup olmadığını araştırıp ona göre ömrünün kalan kısmını geçirme kararı alma eğiliminde olacam.

  25. adem diyor ki:

    Sayın Zarif Hanım. Allah size de hayırlı bir koca versin. O çok hayalini kurduğunuz evlilik hayatında Cenabı Hakkın dünyadayken de size küçük bir cennet hayatı yaşatmasını dilerim. Biraz uzun olacak amam okumanızı önerrim.
    öncelikle Bende buradaki hiç kimseyi tanımıyorum. Fakat burada uzun zamandır yorum yazan kişilerin kişilikleri karakterleri hakkında insaniyetin akıl taşımanın bir sonucu olarak az çok tahminim fikirlerim var.
    Olanca yoğunluğun ve pek çok önemli işimin arasında bana bu yazı kaleme alma zorunluluğu doğdu. Ve bana bu yazıyı yazdıran da
    “bu yüzden kendi yaşanmışlığınızdan ötürü de sertçe eleştirmemenizi rica ederim..” cümleniz oldu.
    Burada yaklaşık 5 senedir yorum yazıyorum yani daha dün girmedim. Bundan beş sene önce de bu sitede kalemi kuvvetli kiiler vardı. Abdullah bir abinin yerine eymenler seymenler, yasin ler; Ahir zamanda Müslümanın olmak rumuzlu şahsın yerinde ahir zamanda erkek olmak rumuzlu kişiler, hanım kardeşlerimizden de Süheyla, hasret gibi sizin gibi yaşından dolayı evlenemdiği için üzülen , Zeliha, desperate hanım ve feyza hanımda vardı. Şimdiki yorum yazan feyzayla aynı kişi mi bilmiyorum. Uzatmakta istemiyorum.
    Yorumlardan hoşuma giden de vardı gitmeyen de. Ben hep o eski yorumların ve yaşanmışlıkların üzerinden buraya yorum yazıyorum Zarif Hanım öncelikle bu bilmenizi isterim.
    Saniyen; bütün burada ki yorumlarımda özellikle bir kişiyle polemik yaşamamak hususuna azami dikkat etmişimdir. Eğer polemik yaşamak ihtimalim doğmuşsa ve karşımda karşılıkla atışmaktan hoşlanan bir erkek/kadın biri olduğunu hissetmişsem yorumlarımı kesmişimdir. Daha önce bir kişyle bunu yaptm. Zira sema hanımın yazılarıyla bile fikirleri olgunlaşmayan hala feminist yorumlar yapan erkek düşmanı gibi hep kadın haklarından bahseden bir kişiye hele ki onca yorumcu bile itiraz ediyor gene de o kişi düzelmiyorsa ben ne öğretebilirim. Onun rumuzunu buraya yazmıycam çünkü şimdi bana bu yazıyı bana yazdıran o değil.
    Sizin kaderle ilgili yazdığınız şeye bende inanıyorum. Buraları da hızlı geçmek istiyorum anlarsınız umarım çünkü yazıyı daha da uzatmak istemiyorum. Bu kader meselesi daha önce bir konuda tartışılmıştı da yorumlarımı oraya yazmıştım diye hatırlıyorum. Risale i nurda kader risalesi vardır. Ben ordaki kaza-kader-at’a meselerini teferruatlı dersini almışım. Bilgim o kadar ama bana yetiyor. Bu dünyanın rahat yeri olmadığına, 4 ay tanımasamda gene bir şeklide bunun benim başıma geleceğine inancım tam. Rahat olun uzatmayacağım. Ama yerinizde olsam “…..bir din âlimi “adımlarınız, gölgeniz,rüyalarınız bile kaderledir” demişti.” Cümlesini kendi alemimde iyice düşünür burdan ne anladığımı buraya yazardım.. böyle geniş tabirlerin içine pek çok farklı fikir girebilir. Konumuz bu olmadığından geçiyorum.
    Şimdi paragraf paragraf yorumunuzu kritik yapacağım. Çünkü ben bahsettiğm eski yorumlardan taa bugüne kadar herkesin tecrübesini tahlil ederek bu gün bu fikirleri edindim. Sizin de tabirinilze sadece kendi yaşanmışlığım beni olgunlaştırmış değil.
    “…. Şunu da bilmenizi isterim…” diye başlayan paragrafla birlikte olan yazılarınıza katılmıyorum. Çünkü işte buradan itibaren siz bu yorumları bir kendiniz sonra çevrenizle ilgili gözlemlerinize göre yazıyorsunuz.. belki evliliği tatmadığınız için evlendikten sonra kızlara neler neler söylenip akılları bulandırılır bilmediğiniz okunuyor. Bu da sizin hatanız değil. Sadece bilmediğiniz bir konu. Beni yanlış anlamayın ama bu noktada bakış perspektifiniz bana göre daha dar olduğunu görüyorum. Bu sizin için böyledir çevreniz için böyle olabilir. Ama kızın annesi de babası da bize elalem ne der diye biz düşünmeyiz diyen ve türkiye şartlarını bilmeyen ne alman ne türk kafasına sahip bir aile olursa bu söyledkileriniz geçerli değil. Bu noktada hatalısınız.. benim de ablam var 15 senelik evli.. sizin bu yorumlarınız benim aileme ve benm çevreme uyuyor. Ama evlendiğim kıza ve ailesine aileye uymuyor uymuyormuş tamam.. çünkü ben kendim sebep olarak ailemin yaşadığı ilçeye gitmemiz sorun oluyordu dediğimde insanlar anlamıyor anlatamıyorum çünkü çok basit saçma bir sebep. Ben insanlara anlatamıyorum. O zaman sebep başka bir şey diye aklınıza geliyor olabilir. Evet yazarsam metin çok uzar. Sadece sizin ezbere kalıp kurduğunuz cümlelerin yorumların çok mantıklı hareket etmenin hiçbir işe yaramayacağını görmenizi anlamanızı istemem. Çünkü ben gördüm anladım. Siz görmediniz yaşamadınız anlamadınız . ilmin 3 mertebesi varmış Zarif Hanım. İlmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin.. siz ilmelyakin ilminizi sonuna kadar okuyun araştırın. İlminize itimat edin bişey diyemem. Aynelyakin çevernizi müşahede edin. Ona da Okey . hakkalyakin inşallah dediklerimiz yaşamazsınız. Çünkü siz attan düşmenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. O şahıs attan düşmedi o attan indiğini sanıyor.. siz bu tefriki yapabilcek misiniz bilmiyorum. bu paragrafı bitiriyorum.
    “….büyüklerin “çekecek çilesi varmış” diy….” Şimdi bu paragrafınız da gene yaşanmamışlığın tecrübesizliği görünüyor. herkes kendi tecrübesine göre konuşursa kimisi için doğrudur bu. Hiçbir şartta HER ZAMAN için doğru değildir bunlar. Bence yorumuzun çok genel biraz daha özel yazın ki daha anlaşılır olsun. “….ama aylarca görüşüp, yok emin değilim biraz daha görüşeyim vb durumlara bakış açım belli, kesinlikle olmaması gerektiği fikrindeyim..” evet ama bu durum suret güzelliğiyle ilgili olabilir. Bir kişi eşi olacak adayı 3-5 ay sonra ya ben seni güzel / yakışıklı buluyor muyum emin değilim diyemez.. ama nasıl ki altını elde etmek için yüzlerce elekten süzmek imbiklerden geçirmek icap eder. Kilden topraktan ayırt etmek için haftalarca süzülmesini beklersin (ben madenciyim biraz misallerim bu yönden kusura bakmayın ama mecbur oldum bu misalleri vermeye, çünkü ben net olmak net konuşmak istiyorum, genel doğruları herkes zaten biliyor). İnsanlarında bazı durumlardaki hali tavrı zamanla belli oluyor. Ama siz gene de bildiğinizi yapın. Sizin bildğiniz size benim bildiğm bana olsun.. zaten zorla birbirirmizi değiştirmeyeiz.
    “……..ayrıca sormak isterim ki evlilik yalnızca erkek için mi risktir ?..” bu paragrafınızda herşeye katılmakla beraber evlilik evet erkek için daha fazla risk diyorum.. çünkü ülkemizde boşandıktan sonra madden, evlatları kendilerine gösterilmediği için nafaka tazminat verdiğinden dolayı evlenemeyen… erkek sayısı çok daha fazla. Bana soruyorlar 1) neden boşandın? (haklımıyım haksız mıyım onu merak ediyorlar) 2) tazminat verdin mi (çulsuz mu kaldım sağıldım mı ütüldüm mü onu merak ediyıorlar) 3) nafaka veriyor muyum (tekrar evlenirsem bu sinir bozucu bişey ya) 4) çocuğum var mı (bi çock demek benim eski eşle az da olsa görüşmem demek) kısa kesmek için duruyorum.. en azından kadınlara 2. Ve 3ç madeleri pek soran yokk.. toplum boşanmış erkeğe de pek hoş Bkmıor size bunu da söyliyim peşinn. Toplum sadece boşanmış kadına kötü bakar diye Yeşilçam filmlerindeki algı hala var ama az artk ülkemizde. Eğer çok diyuorsanız erkek içinde çok. Ben boşandıktan sonra bir süre daha -3 ay kadar-aynı evde aynı apartmnada kaldım.. bir Allahı kulu kapımı çalmadı.. kadınlar zaten çalmıyor da erkekler de adamlarda ilgisiz. Millet güya eşini kızını kıskanıyor benden.:) boşanmış kız olsaydım MAĞDUR KIZ diye kapımı çok çalan olurdu.. manen moralmen destekçilerim olurdu eminim. Ha kötü niyetli erkek korkum olurdu evet. Bu ikisini denk tutmak yanlış olur ama. Biri evham biri vaki, vukuat.
    Şimdi tüm bu yazılarımdan sonra bana diyebilirsiniz ki gene ağır konuşmuşsun üslubunuz sert.. ben kendim den ziyade AİLE KURUMUNUn derdindeyim. Bu kervana yarın bir gün inşallah siz de dahil olacaksınız. Ben sizleri görünce kadınlarla ilgili umutlarım artıyor. Szinin gibi hanımlarında yanlış insanlarla evlenip erkekler gerçkten kötüdür şiddetçidir zalimdir yanılgısına ve yaygarasına fikren mağlup olmanızı istememem içindir bu yorumum. Yaklaşık 1,5 saat oldu bu yazıya başlayalı. Bu sürede 2 cüz okuyabilrdim. Ki bu saate sarktı. Ama pişman değilim bu yazıyı yazdığıma. Ben kuranı okuyorsam kendime ve insanlara topluma faydam olsun diye okuyorum. İşte bunlar için. Sonra hayırsz bir eşle incinmemeniz için yazdığım bu yazıyla sizi incittiysem varsın ben hatalı kaba kötü sert adam olayım. Yazdığım yazıyı kontrol etmedim. . Çünkü gerçektn vaktm yok.zaten öğle arası oldu. Artık cüzümü okuyayım. Allaha emanet olun.

    • Zarif diyor ki:

      Adem Bey;
      yazdıklarımı ben de bir saati aşkın bir sürede yazmış olmama rağmen bunu dile getirme gereği duymamıştım. fakat konunun daha da tırmandığını görünce, gerçekten yazmamış olmayı diledim..

      Beni genel konuşmak, net olmamak, ezberden konuşmak gibi ithamlarda bulunarak eleştirmişsiniz.. Fakat ben sizin yazdığınızın ne denli anlaşılır olduğu konusuna değinip değerlendirmeyeceğim..

      her bir bireyin farklı bir yaşantısı, yaşanmışlığı, ailesi, çevresi, görgüsü göreneği, aldığı eğitim, okudukları, dinledikleri, öğrendikleri…. var, ve herkes bunun neticesinde, bunlardan yola çıkarak , bunları baz alarak konuşuyor.

      fakat yazdıklarınıza karşılık olarak benim size verebileceğim tek bir cevap var:
      ” Ne deseniz haklısınız Adem Bey… ”

      sonunda bir uzlaşmanın olmayacağı, kendi doğrularımızı yarıştırdığımız göreceli bir konuyu uzatma niyetinde değilim.

      tartışma ortamlarından daha fazla hazzetmediğim bir şey varsa, o da tartışmanın içinde olmak..

      ben o kıymetli vaktinizden fedakarlıkta bulunarak zaman ayırma lütfunda bulunmanıza
      sebep olduğum için de ayrıca özür dilerim..
      yolunuz bahtınız açık olsun.

      • adem diyor ki:

        Yukarıdaki yorumumu yazarken demiştim ki eğer ki zarif hanım rumuzuyla istişhar etmiş biri ise bir de tartışma ortamlarını hiç sevmiyor ya zariflik yapar en kötü ihtimal cevap vermez:))
        bir de ” Ne deseniz haklısınız Adem Bey… ” işte bunu yazar mı diye düşünmüştüm. ama demiştim ki bu hanım zarif zerafet sahibi.. bekle gör ADEM dedim.. eğer ki bana TOPLU İĞNEyi göstermeseydiniz oğlum adem sert davrandın kıza HAKSIZSIN ÖZÜR DİLE diyecektm kendime. valla torbadan zerafet değil İĞNE çıktı. ben ne edim.
        “…ben o kıymetli vaktinizden fedakarlıkta bulunarak zaman ayırma lütfunda bulunmanıza sebep olduğum için de ayrıca özür dilerim..”” vay vay laf giydirmeler falan…:))
        özrünüz kabahatinizden büyük.bunları yazarken nefsiniz KİM BİLİR ne kadar menhus lezzetler aldı.-altta kalma, yaz, haddini bildir, kendine laf ettiremezsin, altta kalamazsın,onu herkese ifşa etmelisin vs…

        siz karşınızdakini iğneleyip güya laf sokarak mı tartışma ortamına girmiyorsunuz??
        merak etmeyin o zerafeti ben gösterip laf sokmadan size ve siz gibilerle LAF SOKMA TELAŞLARINA DÜŞMEDEN hala zarifçe sürdürdüğünüz münakaşayı bitiriyorum.

        Allah ümmeti Muhammedi İĞNECİ insanlardan korusun..
        NOT: BU YAZIYI NEDEN YAZDIM? belki yorumları okuyanların aklına gelir madem sende yazmasaydın diye?
        Elcevap: Üstad hz. lerin Mektubatta şöyle bir ifadesi var.
        “…Hem madem bir zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat’î ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur.
        Hem o canavar, vicdansız zalime karşı ZAAF göstermekle, kendisini ezdirmeye teşcî eder. Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtarır, cesedi bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!…”
        böyle kişilere karşı sessiz kalmak zaaf gibi görüleceği için. ve belki aynı iğnelemeler başka insanlara da gitmemesine vesile olur ümidiyle.
        ZARİFçe iğneleyen hanım.. sizi de iğneci yaptım ya sebep olduğum için özür dilerim. aynı hoş dileklerinizi bende size sunarım.

    • .../nisa diyor ki:

      Zarif Hanım ve Adem Bey,

      Konuyu etraflıca yazmışsınız ve sanırım konuda kapanmış gibi. Ben ikinizin de bakış açılarını kendi çerçevesine göre doğru buldum. Doğru tek olsa da gidilen yollar işaret levhaları farklı olabiliyor. Flört karşısında tavrımız nettir tanımak için sadece flört açısından bakmak yanlıştır. Bir insanı tanımanın yolları vardır. Hz. Ömer’in özellikle bu konuyla ilgili güzel öğütleri var. Hem akıl ile sebeplere başvurarak istişare ederek gözlem yaparak yol almak hemde kalp ile kalbi temiz tutup dengesini bozmayarak yol almak.

      Bu konuyla ilgili ilginç bir durum başıma geldi. İyi yada kötüyü seçmek bizim irademizdedir sonuç değil çünkü sonucu etkileyen birçok faktör vardır kararlar uygunluk Allah’ın nasip etmesi gibi. Bir kişiyle karşılaşmıştım aramızda herhangi bir iletişim olmadı birbirimizi de tanımıyoruz. Bu nimet midir imtihan mıdır bilmiyorum ama görsel hafızası kuvvetli biriyim bir gördüğüm yüzü pek unutmuyorum bu sebeple başım yerde yürüyorum. Aradan 6 ay kadar süre geçti bu kişiyle aracı vasıtasıyla evlilik niyetiyle görüştük. Ne aracı bizim daha önce karşılaştığımızdan haberdar nede biz aracının bizleri tanıdığından. Flört gibi bir durumla da birbirimizi tanıyabilirdik aracı vasıtasıyla da tanıyabilirdik. Bizim karşılaşmamış kaderdi biz flörtle değil de aracı vasıtasıyla birbirimizi tanıdık. Sonuçta evlilik yolunda karar alınmadı ama çok güzel bir hakikati idrak etmiş oldum.

      Kader karşısında insanın kendisini cüzi iradesini devre dışı bırakmak ne derece doğrudur? Çarpıcı bir örnek olan Selman-ı Farisi’nin yaşamı. Allah’ın hidayeti kendisinin arayışı ve iradesi olmasaydı Mecusi bir ailede yaşamına devam ediyor olabilirdi o öncelerden bir arayışın içine girmiştir ve türlüde zorluklardan geçmiştir neticesi güzel bir ömür yaşamıştır. Güzel bir sözdür dua kaderi değiştirir mi değiştirir dua edersek dua edenlere yazılırız etmezsek dua etmeyenlere. Bize düşen sınavı bırakıp kendimizi salmak değil de sorular bize zor gelse çalışmadığımız yerden çıksa dahi sabretmektir sabretmek sadece beklemek değildir sadece tahammül etmekte değildir çözüm geliştirmek iyi yönde hareket etmektir.

      Adem Bey’in altın örneği burada önemli. Geçen gün Kani Karaca’nın hayat hikayesini öğrendim. Küçük yaşta gözleri kör ediliyor sonrasında Allah başka nimetleri ona sunuyor çok zeki biri ve sesi güzel hocalarının ve kendi gayretiyle hafız oluyor. Allah’a giden birçok yol vardır ve imtihanlarımız farklıdır. Dünyaya geldiğimiz aileden tutun yetişmeye karaktere eğitime şahit olunan durumlara tecrübeye kadar birçok açıdan farklılıklar vardır. Bu nimettir de diğer türlü kimse kimseden bir şeyler öğrenme hevesinde olmazdı.

      Allah sizlere ve bütün ümmeti Muhammed’e huzurlu yuvalar nasip eylesin inanmayanlara da hidayet nasip eylesin doğru yoluna iletsin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Ben de bir gün rüyamda bir hanım ismi ve işyeri adı görmüştüm, sadece isim ve iş, cisim yok. Kontrol ettiğimde böyle bir kişinin var olduğunu gördüm. Tek fark ben tek isim görmüştüm vatandaş iki isimliymiş. Aynı kurumdayız fakat farklı yerleşkelerdeydik. Bilinçaltım bana oyun oynadı herhalde dedim altında bir şey aramadım. Ancak yaklaşık altı ay sonra çalıştığım bölümde işe başladı. Bir şey de çıkmadı tabi :)

        Bir keresinde de bir hanım arkadaşın iş arkadaşının oturup kalkmasını beğenmiştim. Hanımefendi biriydi ayrıca tesettürlüydü de. Arkadaştan rica ettim kızla konuştu kibarca reddetmiş. Doğum günü benle aynı çıktı… Bazen oluyor böyle şeyler. Kader…

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Sizin karşılaşmış olduğunuz durum daha ilginçmiş. Resmen rüyada koordinatlar isim bildirilmiş.

          Buzdağına çarpan Titanik gemisiyle ilgili sonradan incelemelerde bulunduklarında bazı yolcular gemiye binmekten son anda vazgeçmişler sebebi sorulduğunda bir gün önce kötü rüyalar gördüklerinden bahsetmişler. Bazen böyle durumlar olabiliyor. Bilinçaltı oyun oynamayabiliyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Rüyalarla ilgili durumlar karışık biraz. Dediğiniz gibi durumlar da olabiliyor ama bunun insanın kendisine kalması gerekiyor(muş). Benim bir öğretmenin de rüyasında eşi olarak birini görmüş, gerçek hayatta da karşılaşınca peşine düşmüş, evliydiler. :)

            Benin yakın zamandaki tespitim şu. Gelecek hakkında yorum yapmak biz gibiler için çok uygun değil. Bir çok rüya da içinde bulunduğumuz ruh halinin ve arzularımızın, korkularımızın yansıması. Dün mesela bir arkadaş rüyasını anlattı, eli bollaşacak yazıyor tabirlerde, terfi alacak bir arkadaştı mesela ve bir an önce elinin rahatlamasını arzu ediyordu. Kalanıyla ilgili yorum yapmam da doğru değil…

            Bahsettiğim rüyadaki vatandaşla ilgili aslında şöyle de bir durum oldu. Kadınların fıtratlarına uygun işlerde çalışmamasına ve narsist kadınlara bir örnek görmüş oldum. Bu vatandaş epey sorun açtı başımıza, meğer epey problemli biriymiş. Birgün kendisine iş öğretiyordum, benim öğrenmemi istemediğin için anlatıyorsun demişti :) Kendisine verilen işleri yapamayıp yardım önerilerimizi de gururdan reddedip oturup ağlamışlığı çoktur güçlü kadın ya… Kadın istihdamı yapacağız diye erkek işine vermek de nedir? Dahası ilk işe başladığında bir çok kişi ne iyi kızmış dedik, kendisi hakkında çok güzel şeyler söylüyor derken bir iki ay sonra anladık ki meğer olmak istediği kişiyi tarif ediyormuş. Belki doğru insan değildi ama bana çok şey öğretti. Kaldı ki tanıştığımızda bana sorduğu ilk sorulardan biri kız arkadaşın var mı sorusuydu :) Bu kişi sayesinde bir kadının bir erkeğin önünde diz çökebileceğini(ben değilim), erkekleri etkileyip etkileyemediklerini anlamak için otostop çekebileceğini görmüş oldum. İşin işkence kısmı beraber çalışmak zorunda olmanın yanı sıra karşı karşıya oturmak durumunda kalmaktı. Çok şükür iki yıl evvel iş tanımım değişti de hem iş anlamında hem de ortam anlamında uzaklaşabildim. Başlarda acaba demiştim yalan değil :) tabi sonrası farklı oldu…

    • Feyza diyor ki:

      Adem bey,
      Sitedeki eski konu ve yorumlari okurken, “feyza-huzur Islamda” rumuzuna ben de denk gelmistim. Yorumunuz vesilesiyle belirteyim, o kisi ben degilim. Daha dogrusu, 2016 Temmuz/Agustos oncesi yazan hicbir Feyza ben degilim. :)
      Siteyi ben kesfedeli bir yil olmadi henuz, sizler kadar eski degilim. O yuzden isim karisikligi olmamasi adina yorumunuzun bu kismina aciklik getirmek istedim.
      Selam ve dua ile.

      • adem diyor ki:

        tamamdır feyza hanım hiç sorun yok. o eski feyza da sizin kadar olmasa da iyi güzel fikirleri olan bir kardeşimizdi. ama siz bu kadar yeni misiniz ona şaşırdım:) neyse seneler çabuk geçiyor..

  26. zarif diyor ki:

    29 yaşında bir bayanım, dış görünüş olarak hiçbir kusurum olmamakla birlikte, hep nazik,uyumlu, insanları kırmama gayretinde, ince bir insan oldum. Fakat evlenmek için bu çağda fikren geri kalmış olduğum gerçeğiyle karşı karşıyayım. bir mesleğim olmasına karşın,çalışmayı düşünmeyip evimde eşimin hizmetinde olmak istemem toplumca kabullenilmiyor,aksine acınacak bir hal gibi görülüyor.. eşinin çalışmasını isteyen bir erkeği de zaten ben kabullenemiyorum. sosyal medya kullanmadığım için ayıplanıyorum.
    görücü usulü gelen erkeklerin dahi flört ettikten sonra ciddi adımlar atma talebini hiçbir şekilde anlamlandıramıyorum. Evlenmek neden bu kadar zor bilmiyorum, yanlış yapmayım ayaklarım doğru yoldan kaymasın diye gayret ederken , bekar kalmaya mecbur kılıyor düzen.. oysa hayatta en çok istediğim şey yuva kurabilmek..
    yeryüzünde bu hassasiyette yaşayan yalnız ben miyim fikri ise gerçekten yıpratıcı..
    Allah herkese takva yaşama gayretinde eşler nasip etsin…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Zarif Hanım.

      Aramıza hoş geldiniz. Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Ancak yorumunuz benim için tevafuk oldu. Daha geçen gün bir yorum yapmıştım bu gidişle sayımız artacak diye ki tahminimce öyle hanımlar var ki edeplerinden, çekindiklerinden bu konuda yorum dahi yapamayıp içlerine atıyorlar…

      • Zarif diyor ki:

        Haklısınız, yazdıktan sonra yorumları okuduğumda öyle bir yoruma şahit oldum, aranıza yeni katılmadım esasında, hep aranızdaydım, sadece denk gelmenin zamanı şimdiymiş.. umarım Rabbim beklediğime değdi diyebileceğimiz bir yuva kurmayı hepimize nasip eder..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zarif Hanım.

          Dünyada her türden insan var. Doğru insanla denk gelmek mesele. Teoride mümkün, illa ki kafanıza uyacak birileri vardır ama asıl soru kim tanıştıracak? Sizin de bizlerin olmadığı gibi kızlı erkekli sosyal ortamınız da yoktur. Flört kafasındakiler bu konuda rahat çünkü bir araya gelebiliyorlar her türlü ama ya öyle olmayanlar…Beklediğimize değecek mi? Aslını ararsanız beklememiz bir şeylere değsin diye değil, yazgıda ne varsa o yaşanır…

          • Zarif diyor ki:

            Evet benim de inandığım tek bir şey var, yazgımızı yaşıyoruz, o yüzden de aciz çırpınışlar hayatımıza somut bir değişim olarak dönmüyor. Kendim için umudumu tükettim diyebilirim fakat gönlünüzü rahatlatacak bir şey söyleyeyim, Çok umutsuzken gönüllerince yuva kuran bir kaç kişiye şahidim.. Şimdi sanki hiç yalnızlık çekmemiş, tek başınalığın sancisini hiç yaşamamış gibiler, evlilik gerçekten yaramış.. son derece mutlular..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zarif Hanım.

            Neden umudunuzu tükettiğinizi somut gerekçelerle sebep sonuç silsilesi içerisinde yazabilir misiniz? Benim de umudum yok ama çarşaf çarşaf yazdığım gerekçelerim var. Bu iş benim için çok zor dememin sebepleri duygusal değil tam tersi tamamen mantıksal sebeplere dayanıyor.

            Siz de bizimle paylaşırsanız biz de bir bakarız. Belki yanılıyorsunuzdur…

          • Süleyman diyor ki:

            Zarif Hanım

            Elhamdülillah ki Allah insanın acılarını ve sıkıntılarını unutturacak bir şekilde yaratmış. Bu sebeple insan aslında ne kadar zorlansa da eskiye sünger çekebilme kapasitesine sahip. Evlendikten sonra eminim bu günler unutulacak. Hatta kimi kişiler nankörlük edecek niye bu yaşta evlendim ki diyecek belki. Allah korusun bizleri.

            Ben Üniversite son sınıfta çok sıkıntılı bir dönemde idim. O zaman her gün beni kurtarması için Allah’a dua ediyordum. Elhamdülillah o durumdan kurtulduk. Ancak mesela o eziyetleri aklen hatırlıyorum ama duygusal olarak hatırlayamıyorum. Sonuç olarak hepsi geçiyor geridekiler bize bir deneyim olarak kalıyor.

            “Ama ben hâlâ ne yazık ki önemli değil bu dünya, yalnızlık,tek başınalık.. ben cenneti kazanayım yeter ! diyemiyorum.” demişsiniz. Kendinizi ikilemlerle boğmayın. İçinizde zıtlıklar oluşturmayın. Allah inşAllah eşinizle beraber size cenneti kazandırır. Çünkü o her şeye kadirdir.

    • Süleyman diyor ki:

      Zarif hanım

      Yeryüzünde bu hassasiyetle yaşayan bir tek ben mi kaldım” diye sormuşsunuz. Bu sitedeki hanımların yorumlarını okursanız yalnız olmadığınızı göreceksiniz.

      Bu zihniyette ki hemcinslerime çok kızıyorum. İçinden dünyayı mı alacaksın? Ne yapacaksın o kadar parayla demek istiyorum. Allah değişen düzen karşısında Müslüman erkek ve hanımlara basiret ve kolaylık versin

      • Zarif diyor ki:

        haklısınız yorumlara sonradan dahil oldum, değişen düzen karşısında hassasiyetimizi sürdürebilmeyi nasip etsin Rabbim.. Ama ben hâlâ ne yazık ki önemli değil bu dünya, yalnızlık,tek başınalık..
        ben cenneti kazanayım yeter ! diyemiyorum, bu da benim takva yoksulu itirafım.. bu dünyada yuva kurmak , o mutlulukla nasiplenmek istiyorum..

    • kevser diyor ki:

      Merak etmeyin yalnız değilsiniz 😊☺bende 27 yasindayim.zaman artık böyle ve bizim gibilerin bu düzende var olma imkanı yok.bende öylesine yaşayıp gidiyorum

      • Zarif diyor ki:

        Haklısınız, 35 yaşındaki hanımların yalnızlığını görünce günden güne eriyor ümitlerim.. Yeryüzünde varlığından dahi haberi olunmayan insanlarız sanırım, üstelik evliliğinin kıymetini bilmeyen,ufak şeyleri dert eden insanların varlığı ise canımı gerçekten yakıyor. 27 yaşımdayken dünyanın sonuna geldim sanarken seneler acımdan geçti ve üstüne 2 yıl daha eklendi, hala ümitvar olunacak bir yaştasınız :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zarif Hanım.

          Haddime değil belki ama “üstelik evliliğinin kıymetini bilmeyen,ufak şeyleri dert eden insanların varlığı ise canımı gerçekten yakıyor” cümlesi çok tehlikeli bir cümle. Hayır ve şerri yaratan Allah’tır. Herkesin imtihanı farklıdır. Sahip olduklarımızı nefsimizden bilemeyiz. Evlilik nasip kısmet işi, matematiği yok, hak edip etmeme durumu değil. Siz sabredin. Allah hayırlı ömür versin.

        • kevser diyor ki:

          Benim Sema hanımdan bir ricam olacak.tahsilsiz olup tahsilli erkeklerle evlenmek isteyen kızlarla ilgili bu konuyu irdeleyen bir yazı yazabilir mi?sanki biraz biz üniversiteli kızların hakkını gasp ediyormuslar gibi geliyor bana ☺☺☺😅söyleyeceklerimi lütfen dikkatlice değerlendirin isterim.çevremizde artık 10 kızdan sekizi üni. Mezunu.içinde bulunduğumuz şartları görmezden gelerek bi yere varamayız diye düşünüyorum.bazı beyler burada bazı laflarımı yanlış anladılar(kimsenin tercih etmediği erkek lafımı mesela)şimdi efendim bir erkeğin evde kalmasıyla bir hanimin evde kalması çok farklı sebeplere dayanır.çünkü evlilik teklifini erkek yapar.birde siz erkekler biz bayanlara göre daha sosyalsiniz.pekcok şeyi görebiliyorsunuz çevreniz var çünkü dışarıda olduğunuz için.ancak biz hanımlar genel olarak ev ortamında olduğumuz için dışarıdan pek bir haberimiz olmuyor.kadın bazı ekstrem kültürler hariç dünyada her zaman talibinin ayağına gelmesini bekler(içinde bulunduğumuz zamanda da zaten en sagliklisi bu)kendi şahsi evde kalma sebebim şu:2.5 sene öncesine kadar çevrem geniş değildi kimseyi tanımıyordum.çok önemli birinin kızı da olmadığım için insanların gözünden kaçtım.çevre edinip herkesle tanışınca da evlenmem gereken insanların 1 -2 yıllık evlenmiş olduklarını gördüm.geç kaldım yani…..yetişemedim.burada hanne hanım yazmıştı yaş şöyle 30 u geçince sizden 3 4 yaş küçük kişileri söylüyorlar bunlara hazırlıklı olun demişti.e öyle zaten hanne hanım çünkü elde eleman kalmayınca mevcut olanı söylüyorlar mecburen.birde şu var:dinini bilen insanlar oğulları harama bulaşmasın diye hemen erken yaşta küçük yaşta evlendiriyolar.hal böyle olunca da bizim gibi 27 -29 yaşındaki kızları bekleyen bir erkek kalmamış oluyor.
          Tekrar söylüyorum erkeklerin evlenememe sebebiyle kızların evlenememe sebepleri birbiriyle aynı değil.kızlarda mutlaka arada bir tavsiye eden bulunması lazım.benim “kimsenin tercih etmediği erkek “lafima alındınız ama şimdi şöyle düşünün:bir erkek var genç yakışıklı işi gücü yerinde huyu suyu davranışı da güzel halden anlıyor maddi durumu da yerindeyse sizce bekar kalır mı? Ayrıca niye kalsın? Zaten erkekler evliliğe biyolojik ve duygusal olarak daha meyilli ler.bayanlara göre fiziki yönden daha muhtaçlar.bahsettiğim her yönden mükemmel olan kişiler tabi ki daha önce ve kolay evlenir niye buna şaşırdınız ki?
          Zaten öyle biri evlenmek istemese bile şimdiki kızlar rahat bırakmazlar bence.çünkü şimdi ahlak azaldı.neredeyse kendi ayağıyla gidip dolayli yoldan da olsa erkeğe benimle ol diyolar.
          Bide bazı kız anneleri çok aktif oluyolar.kimin nerde nasıl oğlu var haberdarlar.(allah onların gayretinden biraz da benim anneme versin 😏zira bekar olmam pek umurunda değil gibi)
          Oğlunu evlendirmek isteyen kız arayan bir aile oldu mu anında haberleri oluyor ve “eee benim bi kızım var.bi görüşün isterseniz”diye hemen kendilerini ortaya atıyorlar.dediğim gibi aslında mesele güzellikle de alakalı değil çünkü benden daha az güzelliğe sahib olup evli olanları da gördüm.mesele doğru zamanda doğru çevreye rastlayabilmek.çünkü ben rastlamama rağmen genç yaşımda denk gelmedim.buna da artık kaderden başka bişey diyesim gelmiyor.çünkü bu kader.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            “şöyle düşünün:bir erkek var genç yakışıklı işi gücü yerinde huyu suyu davranışı da güzel halden anlıyor maddi durumu da yerindeyse sizce bekar kalır mı? Ayrıca niye kalsın? ”

            Çok var böyle tanıdığım :) Niye olduğu da ortada, bu tarifinize uyan erkek eğer yaramaz çocuk diye tabir ettiğimiz bir erkek değil de efendi dediğimiz biriyse bekar kalıyor. Çünkü zamane kızlarımız yuva kurmaktan başka her şeyle ilgilendiği için genel durum bu. İstisnalar var ama kaideyi bozmuyor. (Efendi derken kendimi kast etmiyorum.)

            Kimsenin beğenmediği erkek lafınız gayet net anlaşılıyor :) Yalnız ben de diyorum ki beğenilen adamın başı bağlı olur zaten. Bu cümleyi eleştiririm. Şöyle ki kadınlar birbirleriyle bir şeyler yarıştırmaya pek meraklı oluyor. Takı, kıyafet, tahsil, kocalarını da kıyaslama hatasını çok yapıyorlar. Hatta bu konuda birbirlerini dolduruşa getiriyorlar. Bilmem kimin kocası karısına şunu almış da vb. O zaman verdiğim bir örneği şimdi yine veriyorum. Görücü usülü evlenen ve dördüncü görüşmeden sonra evlilik kararı alan bir arkadaşımın hanımı şunu söylüyor kocasına. “Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü artık umurumda değil, benim için önemli olan sensin” Sayın hanımlar, kocalarınıza yanınızda gezdirdiğiniz bir çanta gözüyle bakmayın. Yanıma yakışıyormuya çok takılmayın, geçinebiliyor musunuz ona bakın…

          • kevser diyor ki:

            Bilmiyorum.ben gene de yaşı çok ilerleyip bekar denilince güvenmiyorum öyle erkeklere.
            Allah allah……çevrenizdeki erkekler gerçekten öyleyse rastgelmeyi isterdim doğrusu ☺ayrıca madem ki kızlar öyle tipleri reddediyor.zaten öyle birisiyle evlenip napicaksiniz ki başa bela.hayır dediğine şükredip oynamanız gerekmez mi

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm,
            Bir erkege gidip duygularinizi acamazsiniz bu konuda size hak veriyorum. Ama mesela arkadaslarinizin evli olmasi guzel birsey. En azindan evlilik niyetinizi evli hanim arkadaslariniza bildirirseniz onlar da bekar bir kiza gore erkek tanidik cevresi esleei vesilesiyle daha genis olacagindan belki size ve zihniyetinize uygun birini tavsiye edebilirler. Evliligi de tattiklari icin halinizden daha iyi anlayabilirler. Yaslariniz da yakin olmasi onemli. Cunku bazen araci ile kusak farki da gorunumden diger kriterlere olan beklentileri karsilayamayabiliyor.
            Hep diyorum mesela simdi imkanim yok ama insaallah evlenirsem cevremdeki bekar ve evlilik konusunda zorluk yasayan kisilere esim vaaitasiyla yardimci olmaya calisacagim. Ben nasil kizlardan duzgun olani iyi ayirdedebiliyorsam esim de erkeklerin arasindan duzgun ve efendi kisileri tesbit edebilir. Simdi ise tek tarafli yardimci olamiyor insan. O yuzden evli cevrenizin olmasi avantaj olabilir.

          • kevser diyor ki:

            Feyza hanım;
            Evli arkadaşların bana zerre faydası yok inanin.çünkü herkes kendi ailesini kendi kocasını düşünüyor.birde aracı olmayı belki olumsuz sonuçlanır sonra bizi suçlarlar diye pek istemiyorlar.sonra eşleriyle de aralari gereksiz yere bozulmuş olacak

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Denk gelseniz muhtemelen ikinci görüşmeyi yapmazsınız muhtemelen :) . Hatta olası cümle de şu “efendi biri ama ısınamadım, etkilenmedim” Ancak bu konuda kadın fıtratına anlayış gösteriyorum. Eğlence odaklı kadın nefsine fayda odaklı disiplinli erkekler itici geliyor. Bu yüzden “yaramaz çocuklar” her zaman kazanır. Bir kaç istisna hariç.

            Böyle diyen bazı kızlar nasipliydi büyük sözü dinledi devam ettiler evlendiler evlenince sevdiler. Kıvılcım arayanlar plastik çubuğu yün kumaşa sürtüp elektrik peşinde koşuyor :)

            Sizi itham etmiyorum yanlış anlamayın, eğilimleriniz hakkında fikir sahibi olduğum için böyle yazıyorum. Tercihlerinize saygı duyuyorum…

          • adem diyor ki:

            kevser hanım aşağıdaki yorumunuza güldüm gerçekten. Allah hayırlsını versin de daha önce de yazdım bunu yani böyle erkekelrin sayısı az değil halbu ki sizlerin sayısı az niye karşılaşamıyorsunuz onu anlamıyorum. sizi öneren mi yok sizi bilen mi yok. neden. yaşı ilerleyip evlenemeyen erkeklere güveniniz azalmasın. daha dün duydum bir ilçe için düğünlerde 40-50 bin liralık takı takılıyormuş. o da minimummuş. yani Türkiyenin her yerinde böyle olsa ben bi 10 sene daha evlenemezdim doğrusu. gerçekten evlilik zor bişey biz haram hassasiyetimiz olduğu için nikahlanmak evlenmek istiyoruz. ama boşanmalarda cezayı bizler çekiyoruz. halbuki nikahsız birlikteliklerde dünyevi ceza almak yok. yani nikahtan kanunlar, boşanmalar ve düğün takı vs ekonomik sebplerle insanlar çekiniyor çünkü ağır külfet bunlar. ama sizin kapınızı çalan erkeğin mutlu olacağına ben inanıyorum.
            Rabbim hayırlısıyla karşılaştırsın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım’ın aracılarla ilgili yazdıkları doğru. Hepimiz benzer durumu yaşıyoruz, herkeste bir vebal alma korkusu var ve sanki bir duyarsızlık da var gibi. Bizden önceki kuşaklarda da öylemiydi bilemiyorum. Pek umursanmıyoruz gibi. Mesela annem birkaç kişiye sormuş zamanında, aldığı cevap herkes kendi buluyor olmuş.

            Buluyor da nasıl buluyor? Bu noktada terbiyesizleşmek istemiyorum arkadaş ayağı bir şey ayağı diye jargonda bir söz vardır. Önce arkadaş sonra sevgili olunuyor genelde. İki karşı cinsin arkadaş olabildiği yalanına inanıyor inanmak istiyor herkes ancak işler ilerleyip rengi değişince bir bakıyoruz niyet farklıymış. Demek ki ortada koca bir yalan var, öyle yapanlara kimi yiyorsunuz demek istiyoruz ama sesimiz cılız kalıyor. Toplum olarak kanıksamışız bir şeyleri. Sonra görüştüğümüz kızların dışarıda düzenli buluştukları kankaları neden var. Neden var? Friendzone adlı asrın icadı sayesinde. Tabi iş ilerleyip olay cinsel partnerliğe dönünce de adı özgürlük oluyor. Sonra bana diyorlar bu adam nerede yaşıyor diye. Türkiye’de yaşıyorum. Bana inanmayanlar varsa kırsaldaki özel kadın doğumcularla bir konuşsun. Yılda kaç operasyon yapıyorlar ve kaç tanesi tıbbi bir zorunluluk. Kendisini erkeğe yamamak için hayızlıyken onu eve çağırıp ayartmaya çalışanları da yazalım mı?

            Şu var erkekler için kafanıza şapkadan başka bir şey takmayın derler, hanımlar da örtülerinden başka bir şey takmasınlar kafalarına…

          • Tuğba diyor ki:

            Feyza Hanım
            Yazdığınızın altına imzamı atabilirim,aynen katılıyorum.Ben de artık kabullenemesem de 30 yaşıma girdim (söylemeye bile dilim varmıyor).Demişsiniz ya bazı kızların anneleri çok aktif oluyor diye bunu söylemek istemezdim ama benim annem rahmetli olalı seneler geçti,herkes kendi kabuğuna çekilmiş bir vaziyette.Bunu söylememin sebebi çevresel faktörlerin etkisi yadsınamaz ama çalıştığım için az çok çevre edindiğim halde kimse o riske girerek(risk diyorum çünkü öyle düşünüyorlar) vesile olmak istemiyorlar.Muhafazakar olan kimseler bile sen nasıl bulamıyorsun diyorlar, kendim bulmam gerekirmiş gibi.Anlayamıyorum.

          • Tuğba diyor ki:

            Kevser hanım diyecektim afedersiniz ☺️
            Feyza hanım bu vesileyle sizi de andım,selam olsun size de😊

          • Feyza diyor ki:

            Ve aleykum selam Tugba hnm. Muhim degil. :)

          • ibrahim diyor ki:

            Kevser hanım bu dediğiniz çok doğru maddi olarak kendini kurtaran erkek tabiki dindar erkekler hemen evlenme yoluna gidiyor ve tabi bu kişilerin evlendiği kızlar genç oluyor yani genç yasta kısmeti gelenler kaçımasın :) ALLAH sizin gibilerede sonradan iş güç sahibi olan dindarlarla karşışaştırsın

      • Zarif diyor ki:

        Haklısınız bazen yeryüzünde kimsenin varlığımdan bile haberi olmadığını düşünüyorum .. Senin gibi biri nasıl bekar kalır diyenlere ben miyim kabahatli demek istesem de yalnızca tebessüm edip geçiyorum . Sizin yaşınızdayken dünyanın sonuna gelmiş olduğumu sanarken, yıllar acımadan geçti ve ha bugün ha yarın derken 2 sene daha eklendi ve 29 oldum. Yaşınızın kıymetini bilin, hâlâ Ümitvar olunacak yaştasınız :)

        • Meryem diyor ki:

          Zarif hanım
          Yanlız değilsiniz. Ama ümitvar olun .Bende 28 yasindayim. 23 yasimda evlenmek 28 yaşında 2 çocuk annesi olmak isterdim ama nasip olmadı. Ümitvar olun .Allah sağlık versin. Zamanla gelir beklenen. Bakin ben 5 yıldır karşıma düzgün bir insanın çıkmasını bekliyorum. Ama bu yıldan ümitliyim 😀

    • adem diyor ki:

      zarif hanım “…görücü usulü gelen erkeklerin dahi flört ettikten sonra ciddi adımlar atma talebini…” demişsiniz. evlilik bu zamanda erkekler için büyük bir risk bunu anlayın. herkeste sizin kadar iyi niyetli sanmayın. bilmem biliyor musnuz ben kısa süreli de olsa evliliği yaşadım. üniversiteden beri dişimden tırnağımdan artırdığım, gezmediğim biriktirdiğim harcamadığmm biriktirdiğim (sırf düğün evlilik için aileme yük olmamak adına) her şey ziyan oldu.. alman dindarı eski eşim mehrim mehrim diye diye evlilkte alınan herşey benimdir diye diye 20 -25 bin liralık altınları alıverdi anladınız mı.. ona olan bişey olmadı. ama insanlar bana bakıyorlar. zahirde görünen hiçbir kusurum yok. acaba batın da bir kusur sorun var diye düşünüyorlar ben bunu biliyorum.. bana da eski eşim takva takva günahlara girmeyelim diye diye hızlıca nikah kıydırtıp 4 ayda düğün masasına oturtmuşlardı. ama aynı hızla 9 ayda da boşanmak için avukata koştular. bunlar erkekler için hep ders. yadırgamayın.. ve daha dün iftara bir arkadşı çağırdım iki çocuklu.. onunla da konuştuk. cemaat kızlarına ve kapalı kızlara karşı o bile güvensiz. en çok sorunlar bunlardan yaşanıyor diyor. hükümetle kanunla beraber başörtülü kızlarda inanılmaz bir cesaret patlaması yaşandı. onlar kendi güçlerini ispat için boşanırız tavına kolay geliyorlar. toplumda bu artık aşina oldu.. e bizde sahip olduğumuz inançlardan ötürü açık insanlarla bizde istemiyoruz ama yaşanan tüm bu boşanmalar ve sonrasındaki süreçler bizleri de tedirgin ediyor adım atarken.. sizin derdiniz çokta büyük bir dert değil.. sadece tecrübesizsiniz. bu da iyi bir şey bence.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yüzde yüz katılıyorum Adem Bey. Kimimiz nikahtan önce bu durumdan kurtulabiliyor kimimizin de o an için basireti bağlanıyor ya da Allah öyle imtihan ediyor. Ben de şöyle düşünüyorum, mesela bazı görüştüğüm kızlarla daha gençken, heyecanlıyken ve bir kısım hayat tecrübesine sahip olmamışken kaza bela evlenmiş olsam muhtemelen aynj şeyleri yazardım. Bir arkadaşımın arkadaşı da sizin gibi boşandı hemen hemen ve eleman için iktidarsız diye iftira atmayı da ihmal etmemişler. Etrafındaki bir kısım arkadaşı da elemanı geneleve götürmek istemişler sıkıntı olmadığını ispat için. Geldiğimiz hale bakın.

        Zarif Hanım’a yazdığınız doğru, sadece kötü tecrübeler yaşamamış hepsi bu. Ayrıca burada bu yorumları okuyan hanım kardeşlere şöyle bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer derler, bazı erkeklerde artık yaşadıkları sonucu tüm süt ürünlerine karşı alerji oluşuyor. Eğer biriyle görüşürseniz ve içiniz ısınırda size karşı çekingen ve tereddütlü davranırsa nazı bir kenara bırakıp açılmasına yardımcı olun. Bu kızları rahatsız eden hatta itici gelen bir durum biliyorum ama eğer sizlere kefil olan aracılar varsa siz de elinizi taşın altına koyun, sorumluluğun hepsini erkeğe atmayın, kadınlık gururunuzu kibire dönüştürmeyin. Tam anlamıyla hoşlanıp hoşlanmadığını anlayacağım diye naz yaparken zaten kaçmak üzere olan ancak aracıların kefil olduğu bir adamı itersiniz. Sonrasında karşınıza nazınıza katlanacak birisi çıkabilir ki aracıların kefil olmamasına bile dikkat etmiyorsunuz adam peşimden koşuyor diye ancak tabiri caizse nikahı bastıktan sonra külahlar değişir de siz kocanızın peşinden koşar hale gelirseniz zamanında karşına düzgün biri çıktı sen istemedin deriz.

        • adem diyor ki:

          Sadece Fatih Bey, bu ikinci paragrafta yazdıklarınızın altına imzamı basarım. ama bunu kaç kız yapar. hatta sema hanımın yazılarını okuyanların bile kaçta kaçı yapar bilmiyorum. kızlar dediğinizi yapsalar kendileri de mutlu olurlar ama onlar karşılarında nazlarını çeken bi erkek gördüklerinde çoğu zaman onu tercih ediyorlar. bu sitedeki hanım kardeşlerimizin endişeleri de işte bu tarz evliliklerden kaynaklanıyor. yani kendi hemcinslerinin tercihlerinin sonuçlarından. o zaman bu tercih tarzlarını değiştircekler. o da gururlarına dokunuyor. demek ki onların da çıkmazları bu. aman ne zormuş ya evlenmek. insanın morali bozuluyo

      • kevser diyor ki:

        Bir insanı tanımak başka şeydir,gezmek cıvık lik sululuk başka şeydir.ben zarif hanımı çoooook iyi anlıyorum.belki kendisine değil ama bana kendime nasihatim şu ki:aslında evlenme diyorum boşver gitsin baksana kime tosliycagimiz belli değil.herkes ben ben ben diyor.sadece ben haklıyım…bu kadar kendimizi zorluyoruz ama olmuyorsa demek ki olmamasında daha büyük hayır var.acı gerçek bu maalesef.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Katılıyorum Kevser Hanım. Bir insanı kabaca tanımak için bir kaç görüşme yeterlidir. Zarif Hanımı bizler de anlıyoruz. Aynı durumu yaşayan kızlar olduğu gibi erkekler de olmuş. Ben bu görüşmeleri sulandıran kızları hiç anlayamıyorum. Hadi erkeklerin içgüdüsü her çiçekten bal almaya evliliğin sorumluluğunu almadan bir şeyler yaşamak istemeye meyilli de kızlara ne oluyor. Kadınlar erkeklere göre daha fazla hissiyat sahibi şak diye çözüyorlar karşılarındaki erkeği, bilim adamları üşenmemiş ölçmüşler, bir kadın karşıdındaki erkeğe sekiz saniyede not veriyormuş hatta tüm değerlindirme süresinin bir dakika olduğu gözlenmiş. Şimdi böyle bir gerçek varken bir kız nasıl olur da dördüncüye görüşmesine rağmen kararsızım der değil mi? Hele ki kızların şu duygularının farkında olmama ya da onlar adına yalan söyleme durumu. Sema Hanım’ın yazılarından birinde vardı çok güzel yazmış. Evlilik programında kıza aday gösteriliyor, kız hoşlanıyor belli ancak oğlan maaşını söyleyince elektrik alamadım, o elektrikle tüm mahalle aydınlanırdı diye yazmış Sema Hanım. Tersini de yazmış, kız etkilenmiyor ama erkeğin maddi imkanlarını öğrenince bir görüşelim diyor. Allah kadınlara bu kadar kuvvetli hisler ve yetenekler vermişken onların görüşmeleri sulandırmaları ve duyguları adına yalan söylemeleri onlara erkeklere göre daha çok vebaldir bence. Erkeğin fıtratı belli peki ya kızlar, sulandırınca kendilerinden bir şeyler kaybetmeyecekler mi?

          Herkes ben ben diyor, haklısınız, ben de öyleyim. Bu da bir yerde günümüzün hastalığı. Psikolojide adı vardı da unuttum. Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der benzeri bir şeydi. Ana sebebi de öfkeydi yanılmıyorsam…

          Kendinize evlenme demişsiniz. Yakın bir arkadaşımın sevdiğim bir sözü vardır, çok kullanır, “ne gerek var” der. Siz de kendinize sorduğunuzda evlenmeli miyim diye muhtemelen artık böyle şeyler söyleyeceksiniz. Şu var. Sizi çok isteyen olursa gelsin bulsun sizi, ailenizden istesin, diğer türlü siz böyle de iyiyken kendinizi üzmenize ne gerek var?

          Dediğiniz gibi elbette olmaması da bir hayırdır. Belki günahlarımıza kefaret olur, Allah başka dert vermesin…

          • kevser diyor ki:

            Valla ben bi adamı eğer sevmiyorsam trilyoner bile olsa zor….he sevdiğim adamın da işsiz güçsüz fakir olmasına üzülürüm.keşke bi işi olsaydı derim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Siz öyle diyorsunuz da hani bu insanda nasıl mide varmış dersiniz ya ben de öyle diyorum bu tip kızlara, sayısı da az değil. Allah’a şükür öyle çok mal varlığım vb. yok, maaşlı çalışanım. Bir arkadaşım anlattı. Doktot bir kızla tanıştırmışlar, başlarda mırın kırın etmiş sonra arkadaşın işini öğrenince birden yüzünde güller açmış tabi arkadaş da arkasına bakmadan kaçmış.

            Bir olay daha var böyle. Yine bir kızı bir erkekle tanıştırıyorlar, oğlan zengin ama havalı değil, kızın haberi yok, oğlanı ezmeye kalkmış, eleman en son sizi eve bırakayım bari demiş. Kız oğlanın arabayı görünce birden dönmüş, aracılara tutturmuş ille de tanıştırın diye. Tabi oğlan direk basmış tekmeyi.

            Düşünsenize bu kızlar evlenince kocasının koynuna girmeyecek mi? Yoksa para için midesizlik mi yapacaklar…

          • Zarif diyor ki:

            Açıkçası masumane yalnızca bir iç dökmeden öte olmayan yorumumun bu kadar tırmanacağı öngörebilseydim, hiç teşebbüs etmezdim.

            öncelikle Sayın Adem Bey, buradaki kimseyi tanımıyorum, siz de dahil, geçmiş olsun dileklerimi sunarım ve Allah’tan hayatınız boyunca şükredeceğiniz,tüm sıkıntılarınızı unutturacak bir evlilik yapmanızı temenni ederim.
            yazacaklarımı yalnızca objektif olarak yazacağımı , bu yüzden kendi yaşanmışlığınızdan ötürü de sertçe eleştirmemenizi rica ederim..

            ben şuna inanıyorum, bu dünya rahat yeri değil, kimimiz cezaevlerinde gökyüzünü hasret,kimimiz hasta yataklarında bakıma muhtaç,kimimiz toprağa verdiği eşinin ardından acısına yanamadan çocuklarıyla yaşam mücadelesine başlayarak imtihan oluyorken, evlenenememek de boşanmak da kimine göre ağır kimine göre o ne ki denecek bir imtihan çeşidi..

            ben şuna inanıyorum, buna katılmıyor olabilirsiniz, bizler yalnızca kaderimizi yaşıyoruz. Çok saygın benim de çok sevdiğim ehlisünnet bir din âlimi “adımlarınız, gölgeniz,rüyalarınız bile kaderledir” demişti.
            şimdi siz her ne kadar eğer uzun uzun görüşmüş olsaydım belki şuan boşanmış olmayacaktım deseniz de ben katılmıyorum , sizin kaderinizde o hanımla evlenmek ve boşanmak varmış. ki 4 ay da tanıyamadım denecek kadar kısa bir süre değil.. şayet siz , eleştirdiğiniz noktada olan yanlışı yapmayıp uzun uzun görüşseydiniz de eğer kaderinizde o hanımla evlenmek varsa bir şekilde basiretiniz bağlanır , görmez olur yine de evlenirdiniz.. bu bir yakınımda yakından şahit olduğum bir konu, her şey besbelli iken, evliliğin yürümeyeceği her konuda aşikârken, diller lal oldu akıllar düşünemez ve hazin son olan boşanmanın gerçekleşmesi uzun sürmedi.. bu yüzden çok iyi anlıyorum sizi. hepimizin hayatında ben öyle bir hataya nasıl düştüm, resmen basiretim bağlandı dediğimiz anlar mevcut aslında, o tecrübelerden de misallendirebilirim ama uzatmak istemem..

            şunu da bilmenizi isterim , bir bayan olarak neler yaşadığınızı bilmiyorum , kesinlikle eleştirmiyor, objektif bakıyor ve bu yönde konuşuyorum. ama bir kızın da mutlu olmak için binbir hayallerle çıktığı babasının evine geri dönmesi yaşanmak istenecek bir durum değil, ona hiçbir şey olmadı olan bana oldu derken, onun da artık evliliği başaramamış dul bir kadın olduğunu unutmayın. bana göre bu bir bayan için çok ağır bir imtihan..

            büyüklerin “çekecek çilesi varmış” diye tabir ettikleri gibi, yaşanacaksa şayet,çok uzun görüşmeler yapılsa da uzun uzadıya tanınsa da sonunda hiç tanımamışım denilebilir, ya da karşındaki maskeleriyle istediğin gibi görünüp yanıltabilir..
            Ben hala fikrimde sabit kalıyorum, bir insanın bir kaç görüşmede tanınacağını düşünüyorum, bunu keyfi olarak uzatmanın vebali olacağı kanaatindeyim. hislerinizden ve karşınızdaki insanla bir ömür sürdürebileceğinizden emin olana dek görüşülebilir, bunun aksini savunmuyorum ama aylarca görüşüp, yok emin değilim biraz daha görüşeyim vb durumlara bakış açım belli, kesinlikle olmaması gerektiği fikrindeyim..

            ayrıca sormak isterim ki evlilik yalnızca erkek için mi risktir ?
            erkeğe göre daha savunmasız olan bayan, karşısındaki zalim mi zorba mı bilmiyor, aynı riskler kadın için de mevcutken bu konuyu iki taraf için de ele almak lazım.. zamanın kızları tehlikeli ama erkekleri çok mu güvenilir ya da hangisi daha güvenilir bunun teminatını kim verebilir..? bir yerlerde iyi insanlar her zaman var, olmaya da devam edecekler, yalnızca kötü insanlar ya da kötülükler dilden dile dolaşırken iyi insanların iyiliğinden her yerde bahsedilmiyor, ama kötü örnek emsal teşkil etmez. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın diye boşuna dua edilmiyor, o iyi insanlara denk getirsin Rabbim..

            ben küçük bir çerçeveden bakıyorum belki,evet tecrübesizim belki yine de bu durumdan şikayetçi değilim, böyle bakmaya devam edeceğim, kalbimizi temiz tutalım.
            bence siz çok daha iyisiyle mükafatlandırılacaksınız inşallah ve bugünleri geride bırakacaksınız..

            iyi insanların varlığından şüphe etmiyorum, diğer insanların iyi niyetinden de şüphe etmeme gayretindeyim..

            beni yanlış anlamamanızı temenni ediyorum, yaşadıklarınıza saygım sonsuz,inanmayabilirsiniz ama gerçekten sizi anlıyorum, yazdıklarımı kesinlikle şahsınıza değil, genel bakış açısıyla yazdığımı bilin isterim..

  27. Yaprak diyor ki:

    Tevekkül etmek istedigimiz hersey icin sadece tevekkül etmek… yani her ne istiyorsak ilk yapmamiz gereken öncelikle niyet daha sonrasinda gayret ve sonuc olarak hayirlisi olsun demek huzur bulmak yoksa kayboluruz cikmaz sokak vesvese kuyusunda…

    Insanlara bakiyorum etrafimdaki ben kadin dirdiri cekemem anlasamazsak bosarim sonra türk kizinin dili ile ugrasacagima yabanci biri ile evlenirim caiz vs. Ortada birsey yokken konusulan olumsuz seyler sonra görüsmeye gittim görüstügüm kiside az konustugum icin kadinlar cok konusurmus ben neden konusmuyormusum muhabbeti anlamiyorum yani siz neyi umarsaniz o gelir basiniza

    Benim yakinimdan biri madem kadin dir diri dinlicem bari güzel olsun dedi sahidim karisi cok güzel ama dilide iyi laf yapiyor…

    Üstelik bos insan cok konusur biz kafayi bos birakmamayi ögrendik zikir ile doldurmayi üstelik konusma ihtiyacinin 50% ibadet yaparak kitap okuyarak doldurmak mümkün

    Hastahanedeyim dualariniza duaciyim …Hayirli ramazanlar!

  28. anıl diyor ki:

    yorumları okudum ve herkes kendi düsüncesini yazmız..
    son 3 yılda sevgi anlamında ogrendiğim tek sey var..kimse kendini anlattığı gibi değil_miş. yasattığı gibi_miş..
    cok kişi ile tanısdım magdur rolü oynamak cok kadar kolay ki senoryaya gerek yok.kisinin yüzü daha sonra gün yüzüne cıkıyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Bir âma ile bir adam sofrada yemek yiyormuş. âma olan diğer adamı ikaz etmiş
      “Falanca yemekten birer birer ye!”
      diğer adam ise “-nerden anladın ikişer yediğimi? sen göremiyorsun ki..” demiş.
      âma olan da” ben ikişer yiyorum da oradan anladım.” demiş.

  29. Meryem diyor ki:

    2 Gün önce dayım eşiyle bize geldiler. Yeni evliler. Düğünleri Kasım ayında olmuştu. Temmuzda tanıştılar Kasım ayının ilk haftasında evlendiler.
    Eşinin ablası benim arkadaşımın arkadaşı. Ben arkadaşıma dayıma uygun biri var mı demiştim ve o şekilde tanıştırdık evlendiler. İkisi de 33 yaşındalar.

    Bu kadar kısa bilgiden sonra gelelim asıl konuya.
    Dayıma sordum ” Nasıl, mutlu musun” diye.

    Dayım ” Vallahi ben eşim hakkında kötü konuşursam Allah çarpar. Eve geliyorum ev mis gibi pırıl pırıl. Kapı girişinde çoraplarımı çıkarıyor temiz çoraplar giydiriyor ve terliğimi veriyor. yemekler desen o biçim. Sabah benden önce kalkıyor namazdan sonra yatmıyor, gömleklerim pantolonum ütü. Bazen ben uyanamıyorum corabımı bile giydiriyor. Ne zaman gündüz vakti ararsam Kuran-ı kerim okuyor. (şu an 5 alık hamile , çocuğa hatim indiriyor ).Ben annemden bile böyle hürmet böyle sahiplenme görmedim. Bazen diyorum ona ”sana çatasım var ama çatacak bir şey bulamıyorum, oda tebessüm ediyor”Onu görünce kendimi düzeltmem gerektiğini ( namaz kılma gibi) düşüyorum. Biliyorum ki o benden çok daha takvalı. Onu görünce ahiretteki eşim de o olsun istiyorum . İşte böyle yeğenim şimdi de bana kötü bir şey söylesem Allah beni çarpmaz mı ” ( Allah çarpar Karadenizde çok kullanılan bir kelimedir.)

    Dayıma bakıyorum mutlu, çok zayıftı kilo almış, kıyafetleri temiz ütülü. İşte yuvayı dişi kuş yapması böyle bir şey herhalde. Şimdi bir kız kuzenim olacak inşaAllah :) :) Allah hepimize hayırlı evlilikler nasip etsin.

    • Halil Mümin diyor ki:

      Meryem hanım ;
      Yengeniz şu hadisleri hatırlattı:”kadının cihadı kocası ile iyi geçinmektir” ve “Kadın;beş vakit namazını kılar, yılda bir ay orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına itaat ederse cennet kapılarının dilediğinden girsin”..Maaşallah …Dayınız da eşinin kıymetini biliyor ne kadar güzel…Allah cümlemize Kur’an ve hadisleri doğru anlayıp tatbik edebilmeyi nasip eylesin.Hayırlı kısmetler nasip eylesin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Maşallah. Allah nazarlardan saklasın :)

    • Feyza diyor ki:

      Maasallah, daim olsun. Evladlari da saglikli ve hayirli olsun insaallah.

    • Yahya diyor ki:

      Meryem hnm,

      Çok memnun oldum, Rabbim bozmasın muhabbetlerini sevgi ve saygılarını arttırsın, inş.

      Ben diyorum size abi, iş hanımda bitiyor diye…. :)

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “meryem” kardeşim baktım da “Abdullah Bir” Abimiz cevap yazmamış bu yorumunuza en iyisi ben onun yerine yazayım :)

      Meryem Hanım, Dayınıza söyleyin her gün iki rekat şükür namazı kılsın ve imkanı varsa bir kurban kessin çünkü saliha bir kadına denk gelmiş :)

      Size de tavsiyem Yengenizden evlilikle tavsiyeler, tüyolar, yol ve yöntemler öğrenin evliliğinizde onun gibi olmaya çalışın ki ileride evlenirseniz sizin de kocanıza birisi meryem hanımdan memnun musun? diye sorunca oda tıpkı dayınız gibi ” Vallahi ben eşim hakkında kötü konuşursam Allah çarpar.” desin :)

      Vesselam…

      • kevser diyor ki:

        Bence o gelini çocuğu olduktan sonra görelim derim ☺☺☺
        Benimde öyle titiz tanıdıklarım vardı.çocuk olduktan sonra gecesi gündüzüne karıştı ev işleri için yardıma da beni çağırdılar gariplerim😂

      • Meryem diyor ki:

        AZMO Kardeşe ;
        Ben şuan evli değilim görüştüğüm biri yok. Eğer Allah nasip ederse hep özendiğim gıpta ettiğim kadınlar gibi davranmayı düşünüyorum. Fıtrat olarak da uysal biriyim. Ayrıca inanın hayattan ve bekarlıktan fazlası ile yorulup bunaldığım için inanın ne kimseyle rekabet edecek ( ki ben rakip değil koca ile evleneceğim.) halim var, nede diş gösterecek. Biz 8 kardeşiz ve 7 kız kardeş bir de abi ola ve toplamda 10 kişilik bir aileyiz. 7 kız kardeş olduğumuz için itaatkar eş ve asi eş benim ailemde var. İki ablamın özellikleri farklı. Biri mutlu diğeri mutsuz. Sebeplerini de biliyorum ve mutlu olmak için ne yapmam gerektiğini de. Mutluluk gururdan, kibirden, asi olmaktan ve inanın herşeyden daha değerli :) Vesselam

      • Yahya diyor ki:

        Sn. AZMO(tm) :)

        bizde öyle erkekler olalım ki… hanımlarımıza sorduklarında (ki malumunuz hanımlar böyle mevzuları erkeklerden daha çok konuşup merak ederler) ” Vallahi ben eşim hakkında kötü konuşursam Rabbimin gazabına uğrarım” desin…

        —————
        Not: tm: ticari marka

      • Abdullah Bir diyor ki:

        AZMO Kardeşime…

        “en iyisi ben onun yerine yazayım” demişsin

        Tabi ki ben olmadığım zaman benim vekillerim olarak gerektiği yerde gerekli cevapları ve açıklamaları sizler yazacaksınız :-) Bu kadar zaman sahip olduğumuz bilgileri boşuna mı burada paylaştık, talebe yetiştirdik :-)

        Ama dikkat edin ekeonomık durumu olmayanlara kurban kesmeyi tavsiye etmeyin AZMO kardeşim :-)

        Şaka bir yana iyi ki varsınız, Cumanız hayırlara vesile olsun kardeşim.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Eyvallah “Abdullah Bir” abi. Sizlerde eksik olmayınız.

          “Meryem” kardeşim inşaallah dediğiniz gibi uysalsınızdır. Ve evlenince inşaallah kocanıza itaatkar bir eş olup beraberce mutluluğu yakalarsınız.

          “Yahya” kardeşim sizde bizim rumuzu ™ ticari marka haline getirdiniz size de helal olsun :)

          Vesselam…

    • .../nisa diyor ki:

      Meryem hanım,

      Böyle örnekleri duydukça çok mutlu oluyorum. Allah huzurlarını daim etsin. Kıymetini bilenlerden olmak duasıyla. Darısı bütün bekarların başına. :)

    • Tahsin diyor ki:

      Meryem Hanım;

      Paylaşımlarınız için teşekkür ederiz. Evlenecek yuva kuracak kişiler için kendimde dahil olmak üzere istediğimiz özlem duyduğumuz evlilik ve aile hayatı. Allahüteala bizlere de böyle bir aile hayatı nasip etsin inşallah.

    • Mustafa diyor ki:

      Meryem hanım açıkçası dayınızi kıskandım ama eminim dayınız da öyle bir eşi hakedeçek bir insandır. Allah herkese böyle eş nasip etsin.

  30. Sadece Fatih diyor ki:

    Gözümüz aydın :)

    2 yeni KHK yayınlandı: Evlilik programları yasaklandı

    “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, arkadaş bulma amacıyla kişilerin tanıştırıldığı ve/veya buluşturulduğu türden programlara, takviye edici gıdalar ve benzeri destekleyici ürünler de dâhil olmak üzere herhangi bir ürünün ilgili mevzuatına aykırı olarak sağlık beyanıyla satışına, pazarlanmasına ve/veya reklamına, sohbet, arkadaşlık ve eş bulma hatlarının ve hizmetlerinin tanıtımına yer verilemez. Katma değerli elektronik haberleşme hizmet numaraları, yerel aranır numaralar, benzeri özel içerikli hizmetlere ilişkin numaralar ile özel ücrete tabi diğer sabit ve mobil numaralar kullanılmak suretiyle, izleyici ve dinleyicileri yanıltıcı ve/veya haksız kazanca neden olacak şekilde yarışma, çekiliş, lotarya ve benzeri adlar altında ödül ve ikramiye taahhüt edilemez ve bu yöntemle ürün tanıtımı, satışı ve pazarlaması yapılamaz.”

    • Gelincik diyor ki:

      Evet gözümüz aydın çok güzel bir haber :)

    • Uğur 017 diyor ki:

      Şimdi okuduğum bir habere göre o ifadenin anlamı evlilik programları değil de 800’lü numaralarmış. Bakalım, işin aslı bu günlerde çıkar. Evlilik programlarının yasaklandığını doğru farz ederek az önce CİMER’e şu yorumu yazdım ki bu site yanında bu başlıkla doğrudan ilgilidir:

      Aileyi korumak için evlilik programlarının yasaklanması iyi niyetli ve iyi bir gelişme olsa da artan boşanmaların ve tabiat dışı olarak gittikçe artan ilk evlilik yaşlarının asıl sebebi çok daha derindedir: aileyi yok eden AB’den ithal edilen kanunlar, özellikle Fatma Şahin döneminden beri edilenler. Toplulukların davranışlarını ne idiği belirsiz “ahlaki ve felsefi değerler” değil, yasal çerçeve belirler. Aileyi köhne çağların ataerkil karanlığının bir kalıntısı olarak gören AB’li sosyalist hukukçuların feminist kanunları elbette aileyi yok eder. Nitekim AB’nin merkezi bulunduğu Belçika’da boşanma oranı yüzde 72’dir, her dört çiftten üçü boşanır. Zaten 35 yaş civarında evlenen bu insanların dörtte üçü boşanıyor. Aileyi asıl tahrip eden işte bu kanunların ithalidir.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Uğur Bey.

        Google’a yazayım dedim “Israel divorce rates” diye direkt yahudiler müslümanlardan daha fazla boşanıyor diye yazı çıktı. Bu adamlar neden acaba bizleri kendileriyle kıyaslıyor. Dünyada aile kurumunun yıkılması en çok hangi topluluğun işine yarıyor. Herhangi bir ırkın ya da dinin düşmanı değilim ama onların bize düşmanlık yaptığını düşündüğüm toplulukları görünce ister istemez cephe alıyorum. Çok evvelki yorumlarınızda yazdığınız internetteki zararlı yayınların kaynağının siyonistler olmasına şaşırıyor muyuz? Ya da şu an ciddi şekilde eşcinsellik propagandası yapılmasına.

        Aileyi tahrip eden kanunların ithalinin önlenip maraşta dokunmuş kanunların gelmesi ümidiyle. Ben haberde evlilik programları yasaklandı diye okumuştum, kelime oyunu varsa bilemem… Çok önceden de yazmıştım, gayri müslimler bile oyunun fakında, siyonizmin kadınlarımızı bize düşman ederek onları üzerimize salıyor diyorlar…

        • Uğur 017 diyor ki:

          Sadece Fatih Bey, zararlı yayınlar meselesini hatırlayamadım, ama önemli de değil. Burayı şuna dair hadis-i şerife getirecektim ki pembe/kırmızı (yani kuzey Avrupalılar gibi çok açık) tenli biri olacak olan Mesih-i Deccal’e en çok kanacak olanlar Yahudiler ve kadınlardır. İzahı uzun sürer, ama şu kadarını söyleyeyim, bu feminizmi destekleyen sosyalist ileri gelenler de, güya karşı cenahta oldukları halde daha çok kâr için yine feminizmi destekleyen büyük zenginler de genellikle hep kuzey Avrupalı ve kuzey Avrupa kökenli (mesela Amerikalı) “pembe/kırmızı/ahmer” tenli adamlardır. Gayet manidar…

          Daha önümüzde uzun bir yol var, ama öyle yüz sene ve hatta elli sene bile değil, meğer ki Allah başka türlü dilesin. Dünyayı değiştirmek Allah’a düşer; bize düşense sadece elimizden gelen doğruyu yapmaktır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Son paragrafınıza istinaden Uğur Bey, aynen öyle diyorum.

            Selametle kalın.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Bizans/melek benzetmesini gerçek olduğu için vermedim.
            “Ehem, mühimme müreccahtır” demek için verdim.
            Belki tarihçi olarak sizin ilgi alanınıza giriyor olabilir ancak benim gibi birine hiç bir faydası yok. Nitekim merakım sebebiyle epey(?) bilgi sahibi oldum. Fakat Kuran-ı Kerim ve Hadisi Şerifler ışığı dışında bir çok bilgi söz konusu (dezenformasyon). Bilmediğimiz mevzular hakkında bir çok varsayım var. Benzer durum yecüc mecüc içinde geçerli… Rahmetli hocam bilmediğimiz bu konularda akıl yürütmenin, varsayımlarda bulunmanın doğru olmadığını söylerdi. Bu mevzular üzerine koca koca kitaplar yazan araştırmacı yazarlar var.. Bir kaçı dikkatimi çekmişti, Kuranı Kerim’den bir kelimeyi cımbız ile seçip bu kelimenin ayrıca şu şu .. anlamaları var, eğer bu anlamı üzerinden gidersek işte deccal bize X gezegeninden gelecek ahalisi şu olacak tarzı anlatanlar var. Bilmiyoruz, bilmediğimiz konular hakkında da çıkarımlar yapmaktan (ahkam vermekten) Allah’a sığınırım.

            Sizin bu araştırmanıza ve merakınıza saygı duyarım. Okul yıllarında tarihi fuzuli görürdüm, yurt dışı deneyimim olunca tarihin kıymetini anladım. Dolayısıyla iman sahibi, geçmişine değere veren tarihçilere ihtiyacımız var.

            Selam ve dua ile…

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          Zikretmekten sakınıyorum ama İsrail tecrübem vardır.
          Belirttiğiniz mukayese, israil içindeki mukayesedir. Malumunuz o bölge işgal altındadır ve ciddi bir müslüman nüfusu vardır. İsraildeki boşanma oranı dediğinizde homojen bir sonuç alamazsınız, yahudi ve müslüman nüfusunu dikkate alamanız gerekir. Nitekim yahudilerin boşanma oranı ile müslümanlarınki farklıdır.

          Ayrıca şöyle bir sıkıntı daha var, yurt dışında yaşayan yahudilerde israil vatandaşıdır, bunlarda ülkenin nüfusunda gözükmektedir, fakat bunların boşanması israilde gözükmemektedir. Bunu niye söylüyorum çünkü israilde yaşayan yahudi nüfusunun ort. 2 katı dünyaya dağılmış haldedir.

          Dolayısıyla bu mukayese dünya çapında yahudi müslüman kıyaslaması değildir. Merak edenlere söyleyeyim İsrailde yahudi nüfusunun boşanma oranı yaklaşık AB ortalamasını denktir. Esasında genele baktığınızda israilde yaşayan yahudiler hem çok kozmopolit, hem de çok sekülerdir(dinsizdir). Çatır çatır domuzda yerler, alkolde tüketirler, eş cinsellik ve fuhuş son derece yaygındır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Bilgiler için çok teşekkürler. Ben de oran yarı yarıya diye duymuştum. Yarısı laik yarısı dindar. Kendi içlerinde de çatışıyorlar. Ezan yasağı geldiğinde bir kısmı itiraz etmişti. Sebebi ise müslümanlara özgürlük vb. değil. Kendilerinin ses çıkaran bir boruları varmış ibadet için çaldıkları. O da yasaklanır diye korkmuşlar :)

            Aslında Uğur Bey’in verdiği yahudilerin de fitneye kanacağı bilgisi doğru olabilir. Çünkü abd de feministlerin çoğu yahudi kökenliymiş. Ya ifsad için takiyye yapıyorlar ya da gerçekten feminizmi savunuyorlar. Şu meşhur femen örgütünün finansörü soros diyorlar mesela.

            Bu konularla ilgili aslında görüşüm şu. Ülküsü olan insandan zarar gelmez. Adamın görüşünü ve ne yapabileceğini bilirsiniz. Şu an günümüzde bence dünya için tehlike olan şey ülküsüz gençlik. Yaşama amacını bilmeyen…

          • Yahya diyor ki:

            Fatih bey,

            İstanbul gibi hani bizde de cübbe sarık, çarşaf ile dolaşan grup ne kadar az ise, israilde de öyle. Son derece rahat ve modernler dini hassasiyetleri son derece az. İstatistiki rakamları bilmiyorum ancak görünürde dindar yahudi az. Hatta bu dindar güruh diğer tarafı dinsizlikle suçluyor ve dine çağırıyor. Hatta yurt dışında yaşayan bir çok dindar yahudi cemaati, israile adım atmıyor, çünkü vadedilen topraklara dönüş şartları henüz oluşmadı diye…

            Okun kimin attığından çok kime atıldığı önemlidir. Böyle baktığınızda feminism kadınlara değil baştaki erkeklere yaradığı açık ve net ortadadır. Yahudi ve uşaklarının hemen hemen her pisliğin altından çıkması şaşırtıcı değil manidadır.
            Aynı şekilde femen vasıtasıyla kime vurulduğuna bakın. Bakın bakalım yahudilere veya israile vuruluyor mu? Deaş aynı şekilde dibindeki israile taş dahi atmıyor…

            Velhasılıkelam, ümmet olmamız ve çalışmamız lazım…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Yahya Bey yorumunuz çok iyi denk geldi. Dün andığım hadisle de ilişkili buluyorum; o hadis ki ona göre pembe yani çok açık tenli biri olacak olan Mesih-i Deccal’e en çok inanacak olanlar Yahudiler ve kadınlardır. Zamanımızda çoğu Müslümanın algısı o yönde ki Yahudilerin hepsi ortaklaşa bir komplonun içindeymiş ve her Yahudi çok derin siyasi planların içindeymiş. Halbuki Yahudiler milyonlarca kişilik bir topluluktur, ortalama gelirleri ve meslekleri ortalamadan yüksek olsa da (genellikle avukat, memur, bürokrat, işadamı gibi mesleklere girebilme oranları yüksek olsa da) nihayetinde bu kadar kişinin çoğu derin siyasi komplo sırlarına vakıf kişiler olamazlar. Onların da çoğu bizim avukatlar, memurlar ve işadamlarımız gibi gayet sıradandır. Resulullah’ın o hadiste onları aldanacaklar (ama kadınlarla beraber en çok aldanacaklar) arasında sayması da işte bununla ilgilidir, çünkü bizim bugün unuttuğumuz, Yahudilerin de çoğunun sıradan insanlar oldukları gerçeği bu hadisten bile anlaşılabilir. Ama elbette sıradan insan demek doğru, salih veya mümin insan demek değildir.

            Dahası sizin anlattıklarınız benim Mesih-i Deccal yorumuma göre tam da hadis-i şerifte anlatılandır. Pembe/kırmızı/ahmer yani çok açık tenli sahte kurtarıcı Yahudileri rahat rahat aldatıyor, onun sapık ve bozguncu yoluna gidip saçma sapan davranmakta bütün toplulukların önüne geçiyorlar. Bence Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) çizdiği Mesih-i Deccal portresi bir şahıstan ziyade bir tip gibidir. Çok açık tenli, yani kuzey Avrupalı veya kuzey Avrupa kökenli (mesela Amerikalı WASP) zengin ileri gelenler ki Yahudi olanları da olmakla beraber çoğu Yahudi değildir ama Masonluk etrafında bir araya gelmişlerdir, dünyayı medya organları ve kontrol ettikleri modern teknoloji sayesinde aldatmalarıyla bu Mesih-i Deccal tipine çok uymakta gibidirler… Yahudilerden gayrı, kadınlar da kadın hakları ve kadınların üstünlüğüne dair çeşitli dolduruşlarla erkeklerdense daha fazla tav oluyorlar Beyaz Elit Adam’ın bu bozgunculuklarına. Mesela bazı başörtülü hanımlar (ki daha çok Batı’ya ve özellikle Amerika’ya entegre üniversitelerde okumakta veya okumuşlardır) başörtüsü hakkıyla beraber eşcinsellik hakkını da savunuyorlar. Bu kızların muadili olan dindar erkekler arasında bu kadar ileri giden, pembe tenli elit adamların bu denli saçma sapan bir şekilde kandırabildiği kişiler varsa bile çok daha azdır.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Memnun oldum. Deccal ile ilgili bir çok kaynaktan bilgi sahibiyim. Hocalarımın naklettiği hadis ve rivayetler söz konusu. Esasında çokta kurcalamak istemiyorum. Çünkü: hani derler ya Fatih bizansın surlarını döverken, bizans uleması meleklerin cinsiyetini tartışıyormuş… biraz böyle bir olay benimkisi. Özetle deccalin tayfası yahudiler olacaktır ve hak-batıl savaşı da tahmini olarak o bölgede olacağı rivayet edilmektedir. Yine anlatılanlara göre, savaşın eski usul kılıç, kalkan, ok vb. şekilde yapılacağı. Bu benim çok dikkatimi çekiyor, halbuki gidişat tamamen teknolojik savaşa doğru… Boston Dynamics’in yaptığı yeni robotları veya droneları gördükçe insan ürperiyor. Esasında bir tezat değil, gidişatın yönünü gösteriyor.

            Ayrıca günümüz işgalci devleti artık bir yahudi devleti değil siyonist bir devlettir. Aradaki farkı bildiğinizi tahmin ediyorum. Bunların nihai maksadı bellidir. Zaten adım adım bu hedefle doğru emin adımlarla gitmekteler. Çok akıllıca hareketlerle dünya devlerini arkalarına almışlardır. Esasında adamları kınamak yerine takdir etmek gerekir, çünkü müslümanların yapamadığı bir şekilde ümmet anlayışını yayıp, çalışıyorlar. Malum cemaatte aynı yapılanmayı yapmıştı dikkat ederseniz.
            Düşünebiliyor musunuz taş çatlasa 15 M yahudi (ki siyonistler çok daha az) tüm dünyaya (7,5 milyara) hükmediyor.

            Temsili: artık bizimde aklımızı başımıza devşirip, meleklerin cinsiyetiyle uğraşmamız, ümmet olmamız ve kibbutz :) yapmalıyız!

            Selam ve dua ile…

          • .../nisa diyor ki:

            Yahya bey,

            Zikretmekten sakınmanıza gerek yok hatta bu sitede İsrail’e giden biri olduğunu öğrenince sevindim. Sevinmemin sebebi islam diniyle beraber diğer dinleri de öğrenmemiz gerekiyor. Özellikle bu İsrail devleti Yahudi şeriatı ve Siyonizm olunca.

            Tek bir inanç olduğunu düşünmüyorum Ortodoks Yahudileri, bizdeki sabataylar Museviler, İspanyadaki sefaradlar, Rusya’daki Amerika’daki azımsanmayacak nüfusları, İsrail’de yaşayıp dinsiz olanlar. Hala ırk mı kavim mi oldukları bile tartışılıyor.

            Kutsal topraklarla beraber Kudüs’e gitmeyi çok istiyorum inşaAllah nasip olur. Yalnız çok fazla güvensiz olduğunu duydum bir başörtülü gazeteci öldürülmekten son anda kurtulmuş başörtülü birini görünce saldırıyorlarmış. Müslüman erkeklerin Kudüs’ü sahipsiz bırakmaması gerekiyor sadece İsrail’in yeri değil ve giderek Müslüman nüfusu burada yok edilmeye çalışılıyor haritalar yayınlandı.

            Amaç bütün Yahudilerin İsrail’de toplanacağı vaadedilmiş toprakları ele geçirmek. Bunun içinde var güçleriyle çalışıyorlar. En bilindik özellikleri ticaretleri. Birde algı yönetimi. Mesela dünyada bir numaralı terör devleti olmalarına rağmen holokost filmler üzerinden sürekli yahudi soykırımını canlı tutmaları.

            Bize düşen uyanık olup tek ümmet olup parçalanmamak ama Müslüman ülkeler birbirini yok etmekle meşgul. O kadar zorki biz daha aile kurumunu ayakta tutmaya çalışıyoruz.

          • Yahya diyor ki:

            Nisa hnm,

            Madem konu yahudilerden açıldı…
            kadına son derece değer verirler ve evlerinin baş köşesindedir.
            Bizde ki yuvayı dişi kuş yapar tabiri onlarda “akeret habayit” olarak geçer. Tercümesi biraz zor ama kadın = yuvadır. Kocası ve çocukları için limandır.
            O yüzden dindar yahudi kadının sokak sokak dolaşması, çalışması, dünyalık okuması vs. takdir edilmez; aksine evinde oturup, çocuklarıyla ilgilenmesi, eğitmesi, evini kutsal ibadetlere hazırlaması, buna göre yemek hazırlaması, mum yakması v.b. tüm manevi ve kutsal değeler kadına verilmiştir. Bu ve benzer sebeplerden dolayı kadın kutsaldır ve yahudilik kadından geçer. Zenginlik kadındır!

            Neyse…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Yahya Bey, cevabınız için sağ olun. Yalnız hiç sanmıyorum ki Deccal’in kimliğini ara sıra düşünmek, bu konuda kesin kanaatlere varmadan fikir alışverişi etmek meleklerin cinsiyetini tartışmak gibi olsun. Dahası, bir acemî tarihçi olarak şu yaygın kanaate hiç ama hiç katılmıyorum ki Bizanslıların meleklerin cinsiyetini tartışmalarının onların yıkılmasıyla alakası olsun. Denirse ki daha önemli şeyleri bırakıp meleklerin cinsiyetini tartıştıkları için yıkılmışlar, ben de derim ki yıkılmayan, başarılı olan devletler eskiden beri hep önemli projeleri mi tartışmışlar? Bir acemi tarihçi (tarih doktora öğrencisi) olarak görüşüm odur ki bazı insanların meleklerin cinsiyetini tartışmasıyla bir devletin yıkılması arasında hiçbir sebep-netice ilişkisi, hiçbir illiyet bağı yoktur. Hatta bazıları da iddia edebilirler ki Bizanslıların bazıları meleklerin cinsiyeti yerine tamamı sadece pratik meseleleri tartışsalardı daha çabuk yıkılırlardı ve daha çok perişan olurlardı, çünkü içinde bulundukları vahim durumdan ve çıkmazdan dolayı stres ve paniğe kapılırlardı. Bence bu iddia yaygın olan zıttından daha bile mantıklı olurdu.

            Bu arada Kur’an’dan açıkça anlaşılmaktadır ki eğer meleklere bir cinsiyet atfedilecekse ancak erkek cinsiyeti atfedilebilir, çünkü daima müzekker (erkek sayılan) zamirlerle anılırlar. Ama meleklerin eşleri olmadığı için onlara erkek veya kadın demek aslında anlamsızdır.

      • .../nisa diyor ki:

        Zeka ve ahlak seviyesini, insanın sabır sınırlarını zorlayan bu programların kaldırılması için khk çıkması gerekiyormuş demek ki kaldırılmaları bayağı zormuş 3. olağanüstü hal gerekiyormuş.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Yasaklandı ama izleniyordu, reyting rekorları kırıyorlardı…
          Hepsini hatırlıyorum hatırladıkça tiksiniyorum ki o zaman da tiksinirdim. Biri bizi gözetliyor, dokun bana, gelin kaynana ve daha sayamadığım niceleri… Kim izliyordu bunları. Sms at oy ver.
          Ivır zıvır melodisi cebine gelsin.

          Önceki yorumlarımda da yazdıydım ama tekrar hatırlayalım. Bu yorumu bir hanım arkadaş yapmıştı. Diyor ki bu evlilik programlarının en büyük kötülüğü bayanlara reddetme olgusunu aşılaması. Evvelden bir bayanın karşısına kendisine uyabilecek bir talip çıktığında onu reddetmeye korkarlarmış, Allah’tan belanı mı istiyorsun derlermiş. Sağolsun bu programlar erkeğin talip olan kızların da talip olunan rollerini bozdu. Nasıl ki kadınlar yasaların kendilerine verdiği boşanma hakkı sebebiyle abuk subuk gerekçelerle kocalarını boşuyorsa evlilik görüşmelerinde de armutun sapı üzümün çöpü oluyor. (Son cümleyi kendim için yazmadım.)

        • Yahya diyor ki:

          hiç zor değil Nisa hnm, sadece niyet ve samimiyet gerekiyor…
          kusura bakmayın ama ikisi de yok veya ucundan var… neyse…

          Ayrıca bu işleri kafalarda bitirmek lazım öncelikle… yoksa gider brezilya evlendirme programlarını izleriz…

    • Yahya diyor ki:

      Ah Fatih bey ah… iyilik mi yapıyorsunuz kötülük mü?
      Son şansımda gitti… kendime süre vermiştim.
      X ay içinde evlendim evlendim; evlenemedim X evlendirme programına çıkacağım demiştimmm şimdi nolcak benim halim 😁

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya Bey bizim milletin kafası zehir gibi çalışır, bulurlar bir yolunu merak etmeyin 😀 Siz önden bir bakarsınız, olacak gibiyse ben de gelirim :)

    • cihad diyor ki:

      Fatih Bey,

      Bu KHK ‘larla ciddi zulümler yapılıyor maalesef.

      Ben her nekadar çıkarılan avrupai yasaların ve evlilik programlarının aileye zarar verdiğine dair en küçük bir tereddüdüm olmasa da asıl problem bu değil kanaatimce çünkü ailede problemler yasa değil insan kaynaklı. Yasalar problemleri büyütüyor veya problemli insanlara zemin ve imkân oluşturuyorlar sadece.

      İnsanimizda zaaf-ı imandan neş’et eden maddeperestlik,nefisperestlik ve dünyaperestlik saikasıyla heva,heves,zevk ve benlik üzerine yuvalarin kurulması en temel sorunudur aile hayatının..yani kendisinde imandan ve ubudiyetten gelen bir ulviyet olmayan ferdlerin ailenin ulviyetini idrak etmeleri ne mümkün..nasil ki şu andaki bozuk yasalar ciddi insanların kurduğu samimi evliliklere bir zarar vermiyorsa, yasalar en mükemmeli ile degistirilse dahi zevkçi ve hazcı, dünyevi ve maddeci insanların kuracağı yuvayi kurtaramaz. Dolayısıyla bu yasakları olumlu bulup desteklemekle beraber meselenin künhünün ortada olduğu aşikardır.

      Yorumun başında zikrettiğim zulume gelince fetonun işlediği suçları banka hesabı,sendika üyeliği üzerinden tüm insanlara teşmil etmek büyük bir zulümdür.

      ﻭَ ﻟﺎَ ﺗَﺰِﺭُ ﻭَﺍﺯِﺭَﺓٌ ﻭِﺯْﺭَ ﺍُﺧْﺮَﻯ
      nass-ı kat’îsiyle Kur’anın bir kanun-u esasîsi ki: Birisinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz.
      Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa o cinayete şerik sayılmaz.
      Olsa olsa o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevî günahkâr olup âhirette mes’ul olur; dünyada değil.
      Emirdağ-2 – 82

      Okulda tuvalet temizleyen bir hademenin banka hesabı var diye meslekten ihraç edip çoluk- çocuğu ile ortada bırakmak zulüm değil midir. Bu hademeden devlete ve millete nasıl bir zarar gelebilir vicdanlara soruyorum.

      Ayrıca feto davası gittikçe ergenekon davalarına benzemeye başladı, falanca imamın evindeki aramada ele geçirilen cd veya flash bellekte liste varmista,planlar vs.
      bana öyle geliyor ki bu davayı devletin içinde bazı grublar sulandirarak veya kendi emellerine kullanarak bedelini de ak partiye ve islami kesime yikacaklar. Mümin isirildigi delikten ikinci kere sokulmaz, aman dikkat.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Cihad Bey.

        Yazdıklarınıza katılıyorum. Umarım düzelteceklerdir, olağanüstü genel kurula gidiyorlar. Parti adında adalet geçiyor, gereğini yapmalarını ümid ediyoruz. Umarım daha adil bir düzene vesile olacak KHK’ler yayınlanır.

        Darbe teşebbüsünden sonra bırakın devleti özel sektörde bile firmalar adam atma yarışına girdi, dostlar alışverişte görsün hesabı. Dediğiniz gibi banka hesabı sebebiyle ayrımcılığa uğrayanlar olmuş. Ben iftirayla atılıp geri dönenlere daha doğrusu dönebilenlere bizzat şahit oldum. Kim bilir dönemeyen kaç kişi var. Buraya yazsam ispatla mükellef olurum. Döner sermayeyi sömürmüyor diye iftira edilen bir arkadaşım oldu, soruşturmadan temiz çıktı. İftira edenler de devletin imkanlarını kendi çıkarları için kullanan, siyasetçilere yaranmaya çalışan şakşakçılar.

        Ben de bu ayrımcılığı yapanlara iki çift laf edeyim. Kardeşimi üniversiteye yazdırdığımızda öğrenci kimliğiyle beraber bize zorla hesap açtırdı devlet hem de bu bankadan. Adama demezler mi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye… Olayı siyasete çekmek istemiyorum da hayır oyu veren bi arkadaşım sakın söyleme kimseye dedi, sonra hemen fetöcü diye yapıştırıyorlar dedi. Ne hale gelmişiz…

      • Kevserâ diyor ki:

        Size tamamıyla katılıyorum. Sırf unutulmuş ve kapatılmamış bir banka hesabı yüzünden kızkardeşimin eşi açığa alındı. 6 ay çektiler sonrasında aklandı mesleğine (polis) döndü derken geçen günlerde yeniden açığa alınmış. 😔 Yeniden bir buhrana girdiler malesef.
        Çok yazık çok.
        Çok mu zor itirazları değerlendirecek bir inceleme komisyonu oluşturmak?

        • Yahya diyor ki:

          Tevekkeltü Alellah…

          evet bu kadar zor!

        • Yahya diyor ki:

          Allah’a tevekkül edin Kevsera hnm.

          Evet maalesef bu kadar zor, çünkü başka sebepler söz konusu…

          Bir müslüman hata yapabilir, yanlış yapabilir dediler bana (hangimiz yapmıyoruz ki…); umarım biran önce bu yapılan hataları telafi ederler…

          Yavuz Bahadıroğlu’nun 29 Nisan yazısını okumanızı hepinize rica ederim.

          • Gelincik diyor ki:

            Bahsettiğim kişi Rockefeller Yahya Bey bunlar kullanmak istemediği kisilere burs verir mi hiç ben sizin burs aldığınızı da bilmiyordum almış olmanız da elbette onların adamı yapmaz sizi ya da onlara sempati duymanızı sağlamaz ama B.A’nın yaptıklarına bakınca bu baronlar tarafından maşa olarak kullanıldığını gösteriyor bu şahıs da ülkemizi bölmek isteyenlerle aynı safta. Siz niye alınganlık yaptınız anlamadım

        • Feyza diyor ki:

          Evvelden feto mensubu olmayanlara ikinci sinif vatandas muamelesi yapildigi icin olmali, belli mevkilere gelmek icin bu yapiyi kullanan ehl-i dunya sayisi cogunluktaydi.
          Abimin bir ogretmen arkadasi abime sormus zamaninda, ‘Uni.ye gecmek istiyorum, sizin cemaatin bir faydasi olabilir mi?’ Olamayacagini soyledigi zaman, ‘o halde ben x cemaate katilayim, onlar torpil yapiyorlar.’ seklinde cevap vermis.
          Kisa surede amacina vakif da olmus, kucuk bir sehrin uni.sine gecis yapmis. Son olaylarda ismini aradik ve akademisyenlikten atilmis.
          Yine kendi abim de bu orgutun sendikasina uye olmadigi icin 2008 yilindaydi sanirim pinpon topu gibi ilce ve il merkezi arasinda tayincilik oynadi. Ustelik bu orgutun mensubesi bir hanim ki( sahte diplomali oldugu son olaylarda ortaya cikan sahte bir ogretmen)ayni sartlara sahip oldugu halde yerinden dahi kipirdamadi.
          Yani bir donem bankalari, gazeteleri, kanallari, okullari, dershaneleri, evleri, sendikalari oylesine revactaydi ve bundan nemalanmayan vatandasa oyle cifte standart uygulaniyordu ki, haliyle bu kargasadan tamamen siyrilmalari icin halkin, iki sene yeterli bir sure olmadi.
          Mutlaka ayiklanamayan ya da kargasaya kurban giden masum insanlarimiz da oldu. Cogu bir ucundan bulasmis. Sahit oldugum ve masum olduguna hala inandigim magdur insanlar oldugu gibi gercekten orgutun icinde olup da mustehaktir dedigimiz ihrac orneklerine de sahidim. Herkesin buna benzer cevresinde gordugu canli olaylar olmustur.
          Hatta bir ara feto mu devlete sizdi, devlet mi feto’ye diye soracak duruma geldik.
          Bazi vatandaslar bu nedenle de biraz kirgin. Zamaninda uvey evlat muamelesi gormus olmanin kirginligini yasiyorlar ve haklilar da. Ama yine de kirginliklari bir kenara birakip onumuze bakalim diyor ve asil bir durus sergiliyorlar. Isin garibi ise, itikadi konularda bu denli devasa hatalari milletin gozunun icine baka baka yapmakta israr eden bir cemaat (!), ne yazik ki bu kadar Musluman nufusa sahip bir ulkede boylesine guven tesis edebildi. Siyasi catismalar yasanmasaydi hala alan razi satan raziydi.
          Iste itikadi konulardaki zayiflik insanin sadece dinini degil, dunyasini da etkiliyor bu ornekte gordugumuz gibi. Cunku bu orgutun batil oldugu farkeden firaset sahibi mu’minler tek kurusunun bilincli olarak gitmemesi icin azami ozen gosterip bu tuzaklara dusmemeye gayret ettiler.
          Dunyalarini da dinlerini de bir nevi kurtarmis oldular. O yuzden temel manada da olsa insanin akaidini dogru ogrenmesi ve sorgulamadan arastirmadan her Allah diyenin pesine takilmamasi her mu’mine farz hukmunde diyebiliriz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bunları yazan yirmili yaşlarının başındaki genç bir hanım kardeşimiz desek kimseyi inandıramayız :)

            Allah razı olsun diyorum çok güzel ifade etmişsiniz. Buralarda hep yazdıydım dini eğitimim zayıf diye. Uzun yıllar önce sağdan soldan bilgi kırıntıları toplarken sohbet vb. dinlerken sağolsunlar beni uyandırmışlardı. Her ne kadar babamdan ödeyemeyeceği bir meblağ istedikleri için beni uyandıran cemaatin yurtlarında kalamasam da bu yönden faydaları dokunmuştu. Bizim memlekette tek dershane vardı o da gülencilerindi. Allah’tan ben dershaneye gidecekken yeni bir dershane açıldı da oraya gittik. Ufaklık da şanslıydı. Onun zamanında dört dershane vardı. Bunlarınkine yollamadık.

            İkinci sınıf vatandaş olma muhabbeti için şunu da eklemek isterim. Allah adaletlidir. Günümüzde de eğer siyasi rant ile bir yerlere gelenler varsa onlar da çatır çatır hesap verirler günü gelince. Dün kendileri hakim güç diye insanlara zulüm eden bir topluluğun yaptıklarını bugün başka bir topluluk başka bir isimle yaparsa biz yine belalardan kurtulamayız… Bildiğim kadarıyla toplumların helak olma sebeplerinin en büyüklerinden biri de toplumun haksızlığa göz yumması, güçlüden yana olmasıydı. Zinadan bile önce geliyor diye aklımda kalmış. Şu meşhur yönetmenin oğlu polisi öldürdü de kaç yıl ceza aldı?

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Benim anlatmak istediklerimi çok iyi açıklamışsınız. Aslında feto mu devlete sızmış devlet mi fetoye sızmış belli değil. Bir zamanlar bu yapının ismi söylenince ceket ilikleniyordu.

            Biraz din konusunda yanlış yorumları araştırılsaydı toplum nezdinde bilinçlendirme yapılsaydı belki sonuç bu noktaya gelmezdi. Abinizin yaşadığı olaya benzer olayı muhalif olan yada himmet parası vermeyen çoğu kişiye yapmışlar.

            Bu yapıyla yada kurumlarıyla uzaktan yakından alakası olmuş çoğu aile dağıldı ve çocuklarda travma yaşayanlar var. Müslümanların arasında güven duygusu sarsıldı.

            Şuan vicdan olarak rahat olanlar Fetonun zamanında 2.sınıf gördüğü insanlar ve bu yapıya karşı muhalif duruşunu bozmayanlar. Allah doğru yolundan ayırmasın duasının hikmeti. İnsanların o doğru yolu eğri yollara bulaşmadan öğrenmeleri bu kadar önemli. Hem dünyasını hem ahiretini mahvetmemek için.

          • Yahya diyor ki:

            Genel yazıyorum:

            Müslüman ferâset sahibi olmak zorundadır.
            Bu cemaatin kumaş kalitesini ben yıllar önce orta okul/lise çağlarında 10 karış (havada) aklımla tespit ettiysem… acemi şansı diyelim,
            bilmem kaç yaşına gelmiş, itikadi yönden fersah fersah benden üstün ve önde olan amcalar/teyzeler bu cemaatin ne kumaş olduğunu X tarihinde anlayamadılar. (bilerek tarih vermiyorum) sonra 17 Aralık, yine anlayamadılar… sonra 15 Temmuz.

            Feyza hnmın araya sokuşturduğu “Siyasi catismalar yasanmasaydi hala alan razi satan raziydi.” cümlesi can alıcıdır. Biraz gerçekleri ortalığa saçmak gerekir ama neyse (…)

            Maalesef bu itikadi bozulmalar, sapmalar şu an çok iyi bilinen cemaatlerde dahi vardır. Üstüne basa basa da söylüyorum. Bu cemaatlerin tek farkı, devlete sızma v.b. faaliyetler içinde değiller.
            bitmez….

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Yazdıklarınıza ve yazmaktan imtina ettiklerinize kelimesi kelimesine katılıyorum.

          • Feyza diyor ki:

            (Genele ithafen),
            Mutlaka vardir Fatih bey olmaz mi? Hala siyasi rantini kullanarak milletin ustune basip gecen bir kitle var ve elbette devran donecektir.
            Bu orgute saglanan ayricaliklar eger bir gun benim de muntesibi oldugum camiaya sistematik olarak el altindan ugulanirsa ve ben bundan haberdar olursam emin olun ki camiami sorgular ve uzaklasirim. Bu konuda bu kadar netim.
            Dershane mevzusunda yazip cizmek isterim. Bizim bulundugumuz kurumlardaki basarili talebeleri kendi evlerine cekmek icin zamaninda cok ter doktuler.
            Gidenler oldu gitmeyenler oldu. Bir kismi da disiplinden bunalip oradaki esnek din anlayisinin cerbezesine kapildi ve suruklendiler. Akibetleri malum.
            Neyse cok detaya inmeyelim.
            Babam idealist bir insandi. 90’li yillarda kendi capinda ufak tefek bedeller de odemis ve bazi mide rahatsizliklarina da o donem yasadigi uzuntuler vesilesiyle gark olmus. Ben kucuktum. Vefati da mideyle ilgili bir sebepten oldu.
            Akabinde abim de dik duran ilkeli bir insandi ve akaid konusunda son derece hassas oldugundan bu yapilanmaya karsi hem elinin eristigi herkesi hem de ozellikle bizi hep uyardi, uyandirdi. Orn.ablami kesinlikle onlarin dershanesine yollamadi ayni sizin kardesinize gosterdiginiz hassasiyet gibi. Bazi cd’ler gecmis eline zamaninda ve bunlari da bize izletti. Zaten itikadini biraz bilen bir insan az bir dokundurmayla irkilir ve bu yalinin ne kadar batil bir amaca hizmet ettigini gorebilirdi. Bkn siz az bir dini bilgi ama samimi bir niyetle tehlikenin farkina varip uzak durmussunuz. Iste firaset dedigimiz sey de aslinda bu. Ilim sahibi olmak ayri, firaset ise ayri. Bazi mu’minler bu evrede yuksek ilmi ve zekasiyla sinifta kalirken, bazilari ise samimiyeti ve firaseti ile az bir bilgiye ragmen sinifi gectiler.
            Bana kalirsa bu imtihandan zahirde en buyuk zarari alan Tsk gibi gozukse de, aslinda itibarini en cok zedeleyen, bu yapi ile ayni sofrada diyalog iftarlarinda bulusan Diyanet kurumudur.
            “Hosgore hosgore ne hale geldik..?”

          • U-mutlu diyor ki:

            Ayri ayri hepinize katiliyorum
            Bir cok aile perişan oldu . Bir tanıdığımız 17/ aralıktan önce katılım bankası diye bu yapının bankasına geçiş yaptı Nerden bilecek ti ki ?Faizli banka diye rahat değilmiş dusuk maaşa rağmen geçti ondan sonra olanlar oldu..
            . Uzaktan yakından alakası yok. Suan işsiz ve vebali gibi. Herkes kaçıyor kimse iş görüşmesine bile almiyor

          • cihad diyor ki:

            fetonun bazı itikadi sapkınlıklarından bazı arkadaşlarımız bahsediyorlar. Kendilerine katılıyorum fakat feto da asıl sıkıntı hak’kı batılda kullanarak münafıkane davranılmasıydı. yani feto başta(veya niyeti) çok iyidi de sonradan itikadi hatalarla sapıttı değil zaten siyasi bir maksad ile kurulmuş ve hakikatin bazı güzelliklerini kendine perde yaparak veya toplumdan onay almak için kullanarak batıla yürümesiydi. aslında kullanmadıkları şey kalmadı da bir örnek vermek istiyorum. bankalarına el konulmasın diye banka kapısında Kur’an ve Cevşen okumaları çarpıcı bir örnektir.

            malumunuz münafığın iki yüzü vardır. biri hak’ka diğeri batıla bakar. bugün bize düşen fetönün çirkefliğine bakıp, elindeki bazı hakikatleri itham etmemektir. onlar zaten İslam’ındır.

            münafıklık bahsinin en çok bahsedildiği sure bakara suresidir. bu sure’ye bakara ismi verilmesinin bir hikmetini mühim bir zattan şöyle dinlemiştim. inek(veya öküz) toprağı çift sürerken iki yana ayırır. bu duruma teşbihen bakara suresi hak-batıl şeklinde hak ve batılı birbirinden tefrik ettiği için “bakara” ile tesmiye edilmiş.

            bugün bize düşen ise bu ayrımı yapmaktır veya fetö üzerinden hak’kı batıla boğdurmamaktır çünkü fetönün istediği tam olarak ta budur. Dolayısıyla fetö üzerinden bazı genellemelere gitmek mühim bir hatadır. aksi halde bazı iddiaların ispatı gerekir.(Batıya yapmadığı, yapılmasını da uygun görmediği eleştirileri, bir takım mümin kardeşlerine bu kadar rahatça yapılması gayet manidardır. özeleştiriye kendimizden başlanması gerekmez mi. tabi bu nefsin hoşuna gitmiyor.)

            daha öncede ifade etmiştim hayatımızın her safhası güven ve itimaddır. bazı kandırmacalar oluyor diye bu güven ve itimaddan vazgeçmek mümkün olmadığı gibi itimad etmenin tamamen yanlış olduğunu iddia etmek de son derece saçmadır.

            bugün her türlü (siyasi,sapık ideolojiler ve gayr-i ahlaki) propagandaların yoğun bir şekilde yapıldığı ülkemizde bir ilim menbaından istifade etmemek veya bu kadar organize bir tahribata karşı tek başiyla karşı koymak çok sağlıklı bulmuyorum doğrusu.

            yalnız şu kadar var ki; aynı evlenme mevzusunda olduğu gibi araştırmak ve sorgulamak gerekir. ortaya çıkan neticeleri tartmak ve bazı tecrübeli insanların söylediklerine kulak kabartmak gerekir. ve tabiki bazı temel itikadi konulara vakıf olmak gerekir ki vartaya düşmeyelim.

            aslında fetoya kananlara şöyle bakıldığında bunlar da yeterli gelir mi bilemiyorum. ehl-i ilminden, siyasetçisine kadar herkes aldanmış.
            doğrusu zor bir zamanda yaşıyoruz herhangi bir yerle irtibatın olmasa ehl-i dalaletin tuzağına düşebilir, gitsen böylesi münafıklar tuzaklıyor. devletten istesen hem ehli yok, hem kuru ilimle kalpler ve gönüller ıslah olmuyor vs. ehlini bulmuş samimiyetle hak’ka hizmet edenlere selam olsun bu zamanda büyük bir nimet ve ihsan vesselam.

          • Uğur 017 diyor ki:

            Feyza Hanım demişsiniz ki: “Siyasi catismalar yasanmasaydi hala alan razi satan raziydi.”

            Sizin anlıyorum, mesele dışarıdan öyle görüyor, ama ben de sonradan öğrendim ki aslında hiç de öyle değildi. Malum bazı eski Ak Parti ileri gelenleri değil elbette, ama birer birer şahitlikler ortaya çıkıyor ki Tayyip Erdoğan Gülencileri hep geri plana atmak istedi. Ergenekon ve Balyoz davalarında, hele hele kozmik oda baskınında saçmalıklar işlenirken, perde arkasında Tayyip Erdoğan hep bunları engellemeye, en azından verdikleri hasarı azaltmaya çalıştı.

            İnsanlar Türkiye’deki bürokrasi ve yerleşik düzen olgusunu anlayamıyorlar. Tayyip Erdoğan’ın beraber çalışmak zorunda olduğu adamların hepsi daha başlangıçtan itibaren ya laikçi totaliterler ya da Fetullahçılardı. Türkiye’nin memur kesimi, özellikle ileri gelen memurlar eskiden beri Tayyip Erdoğan’ın tam zıttı olan, onu başta görmek istemeyenlerdir. Adam işte bu insanlara iş yaptırmaya çalışıyor. Onu bu konuda suçlamak ve bu durumdan memnun olduğunu söylemek haksızlık üzere haksızlıktır. Bu şartlar altında adamcağız iki tarafı birbiriyle çatıştırarak ve masumlara zarar vermelerini elinden geldiğince engellemeye gayret ederek durumu idare etmeye mecbur kaldı. Şükürler olsun ki Allah’ın izniyle başardı. Kendisine köstek olan kendi ekip arkadaşları daha büyük meseleydi, çok şükür onların da tesiri kırıldı. Ancak şuna da hâlâ hak veriyorum ki özellikle A.G. ve B.A. gibi adamları çok daha erken bir dönemde yavaş yavaş etkisizleştirebilirdi, fakat maalesef rahmetli Erbakan hocanın zamanından beri beraber çalıştığı dostları oldukları için onlara fazla güvendi.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Yazdıklarınızın büyük bir kısmına katılmıyorum.
            İşim gereği uzun süre Ankara – İstanbul arası mekik dokudum ve ankarada kulislerde bulundum… girmediğim bakanlık, meclis, 5 tepe, devlet dairesi kalmadı desem … yalan olur :) o yüzden çoğuna girdim diyelim.

            Hiç anlattığınız gibi bir hava ve ortam yok. ciddi nabız yoklama fırsatım oldu. Özellikle belli bir grup, sizin söylediğiniz gibi bahaneyle cevap veriyorlar. Delilleriyle söyleyecek çok şey varda, şu an susmayı tercih ediyorum. Eğer yukarıdaki yorumumu okursanız, ben orta okul/lise çağlarında bu cemaate tepkimi koydum… Ayrıca verdiğiniz isimlerde de ben bir sıkıntı görmüyorum. Bunlardan bir tanesi siyasetci değil zaten, diğeri de eski ve usta bir siyaset bilimcisi… Neyse, tarihçisiniz; Kadir M.’in zamanında bu şahıslara (m.görüşçülere diyelim) verdiği ciddi tavsiyeler var. Kendisi de zaten beni dinlemediler, hata yaptılar diyor..!

            Neyse… ben müsaadenizle bu konular hakkında daha fazla yazamayacağım ama özetle, bir bildikleriniz var bir bilmedikleriniz var… bir de bilinmesini istemedikleri mevzular var(…)

          • Gelincik diyor ki:

            Çok güzel açıklamışsınız Uğur Bey katılıyorum B.A üniversiteyi rockefeller bursuyla okumuş diye duydum

          • Yahya diyor ki:

            Gelincik hnm,

            hiç biriyle organik bağım yok. çok iyi tanımamda ama birisinin ondan bundan burs alması onu, onun uşağı yapmaz.
            Bende gavurlardan burs aldım, gavurların memleketinde, gavur okulunda okudum, gavurların şirketinde çalıştım, gavurların “temiz olan” ekmeğinden yedim… bu beni gavur yapmaz veya onların uşağı yapmaz veya sempatizanı yapmaz.

            Ayrıca bir önceki cumhurbaşkanımıza ingilizlerin taktığı nişan onu ne uşak, ne mason, ne de başka bir şey yapar. Alnı secdede olan bir insandır. Zan’a dikkat etmek gerekir…

            Selam ve dua ile…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Yahya Bey, ben devletin içinde bulunan biri olarak bütün memur takımının zihniyetini iyi biliyorum. Tayyip Erdoğan bu adamlar ve kadınlarla bundan daha iyisini yapamazdı. 2014’ten sonra onun bütün uyarılarına ve adeta yalvarmasına rağmen FETÖ ile çoklu bağlarını kesmemiş herhangi bir kişiye acımak ve acındırmak Allah’ın gazabını celbedici bir haksızlık olur. Hem Tayyip Erdoğan’ın kendisine hem de onu dinlemiş gerçek Müslümanlara büyük bir haksızlık…

            2014’ten sonra FETÖ’cülere bankada para, özel okullarında çocuk okutma, evlerinde toplantılara gitme vs. yoluyla destek vermiş hiç kimsenin mağduriyetinden söz edilmemelidir, yoksa Allah’tan korkulmalıdır. Hiç kimse tek bir kritere göre kovulmadı. Birkaç kriterle birden FETÖ’ye bağlı olanlar dışında kimse işinden olmadı. Olduysa da bunların hepsi veya hemen hepsi daha sonraki KHK’larla iade edildi. Bu kişiler tanıdığınız sıradan, iyi insanlardır diye sakın ha acımayın, savunmayın. Bosna’da yüzbinlerce Müslümanı öldüren Sırplar da Müslümanların sıradan, iyi insanlar olan komşularıydı. II. Cihan Harbi’nde 20 milyon Rus’u öldürenler sanıldığı gibi Nazi subayları değil, bu Rusların sıradan, iyi insanlar, kendi hâlinde köylüler ve şehirliler olan yerli komşularıydı, mesela sıradan ve iyi Ukraynalılar, Romenler, Belaruslular, Letonyalılar vs.

            Suçu olanlar ne kadar sıradan ve güya iyi insanlar olsalar da acımayın, acınacak hâle düşersiniz. Bu acıdığınız adamların hâlâ itaat etmekte oldukları abileri başarsalardı, şu anda birçoğumuz öldürülmüş olacaktık, geri kalanlarımız da korkunç işkenceler görmekte olacaktık, onların çok sevdikleri ABD’li dostlarının ABD’li askerleri onlarla beraber sokaklarımızı kirletmekte olacaktı.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Yazdıklarınızın tamamına “tamam” diyorum. Bu konuda fazla teferruata girmek istemiyorum. Bildiklerim bende kalsın. Bilmediklerimi de öğrenmek isterim doğal olarak.

            Diğer verdiğiniz örnekler ile ilgili olarak, tabii ki savaşlar komşunun tavuğuna kışt demekle çıkmaz. Altında ırkçılık, dincilik, menfaat gibi lokomotif etkenler olmak zorundadır. Sebebi ne olursa olsun savaşın dahi bir edebi ahlakı üslubu vardır.

            Darbe teşebbüsünün konuşulacak hiç bir tarafı yok. Neresinden tutsak elimizde kalır. Avam fetöçüler dahi “eyvah biz ne yaptık” derlerdi şüphesiz. Osmanlının son döneminde bize hangi milletler musallat olduysa, aynıları fazlasıyla musallat olacaklardı, yani sadece abd olarak düşünmeyin. Rabbim müsade etmedi, ettirmedi, bir daha bu olayları yaşatmasın inşAllah.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Ugur bey,
            Adima yaptiginiz asagidaki yorumu yeni gordum. Yalniz benim o cumlede kasdettigim, “isin itikadi boyutuydu.
            Yani siyasi catismalar yasanmasaydi 2014’ten bu yana, halkimiz akin akin bu orgutun kurumlarina yardim etmeye devam edecekti. Halbuki itikadi sapkinliklari Ars-i Ala’yi titretecek boyutta olmasina ragmen, kimse buna tepki duymuyordu.
            Devletin icindeki yapilanmalari ayri bir garabet, o olayin burokratik ve siyasi ayagi. Yani menfaat catismalarinin dondugu bir ortam. Ama isin icine din konusu girince ki bu orgut en buyuk primi din uzerinden sagladigi icin itikad bahsine deginiyorum, Diyanet dahil bu sapkinliklara mudahale etmedi ve halkin bilincsiz veya bilincli bu yapilanmanin bir yerlerinde yer almasi konusunda ikazda bulunmadi. Aksine bol bol destekleyici faaliyetler duzenlediler.
            Paralel devletten once olusturulan paralel din olusumu tepkiyi hakediyordu ve eger halkimiz simdiki gibi o zaman da bilinclendirilseydi bu yapi bu kadar genisleyip en azindan samimi kesimin hem dunyevi hem de uhrevi ifsadina zemin saglayamazdi.
            Cunku bu olusum her ne kadar siyasi cikarlara hizmet icin uluslararasi el yordamiyla dunyaya getirilmis olsa da, kullandigi din misyonu ile halkin icinde kundagindan cikip adim atmaya ve buyuyup serpilmeye imkan buldu.
            Halkin destegi ve bu olusuma olan kayitsiz ama bilincsiz muhabbeti ve destegi gozardi edilemez. ” demeye calismistim.

      • .../nisa diyor ki:

        Cihad bey,

        Allah razı olsun. Bende bu konuya değinmek istiyordum ama sende fetöcüsün gibi bir yaftalamayla karşılaşırım diye birkaç defa yorumu yazıp yazıp geri sildim. Ama adalet duygumda beni rahat bırakmadı.

        En son Gelincik hanıma yazdığım yorumda da evlilik niyetiyle ilgili fetöcü olup olmadığını anlamak için bazı emareler var khk listesinde isminin olup olmadığına kaldığı yurtlara çalıştığı işyerine bakın dedim. Bunlar mantıklı olarak hareket edeceğimiz tedbirler araştırmalar ama bunun gerçekte ne olduğunu bilemiyoruz. Gerçekten vatan haini mi o listedeki insanlar darbede yardım mı ettiler yada bu yapının orta ve üst kademesinde bulunanlar mı yani aldatılanlar mı aldatanlar mı yada bu yapıyla hiç alakası olmadığı halde zulüme uğrayanlar mı? Bunu bilemiyoruz.

        Daha önce balyoz iddianamesinde hapise atılan insanları dinleyince kimisine ciddi zulümler yapılmış intihar edenlerde oldu. Ne yazık ki KHK ile şimdide toplu zulüm yapılıyor. En son bir tanıdığım bu yapıyla hiçbir bağlantısının olmamasına rağmen çalıştığı birimden herkes ihraç edildiği için atıldı. Bu durumun bir erkeğin psikolojisini nasıl etkileyeceği malum. Ne yazık ki ben vatan haini değilim diye intihar edende olmuş.

        Bu yapının geçmişte bankalarını kullananlar yada bu yapının böyle işleri yapabileceğine ihtimal vermeyip halis niyetle yardım derneklerine yardım yapanlarda şuan bu zannın altında. Kesinlikle bu yapı hakkında uyanık davranılmadığı için ve din adına çeşitli yanlış beyanları olmasına rağmen araştırılmadığı için arkasından gidildiği için hata var. Ama yöneticiler aldanıyorsa halkın aldanması normal değil mi?

        Şu saatten sonra hala bu yapının masum olduğunu iddia edenlere, savunanlara, arkasından hala gidenlere karşı tavrımız kesin olmalı. Dediğiniz gibi mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz. Bir idrak muhakeme gücü oluşmuş olmalı.

    • Şeyma diyor ki:

      Bu konu hakkında Cimer’e şikayette bulunmuştum.Ve bana uzunca kaç kere para cezası verildiği bir yazı geldi.Umutsuzluğa kapıldım.Yani şikayetin de önemi yok demek ki dedim.Ama çok kısa bir süre sonra yayından kaldırılma kararı alındı.Eğer buna ufakta olsa bir katkım olduysa ne mutlu bana :)

  31. HANNE diyor ki:

    Sema hanım yazınızı yazalı bayağı bir zaman geçmiş ama maşallah konu olarak hala yorumlar geliyor tartışılıyor. Bu şunu gösteriyorki demekki bu sorunlar hala çözülememiş ve çözülmeside zor gibi geliyor. Ama dini hassasiyeti olan kesim hala Allahın rızasına uygun bi yaşantı için ümidini kaybetmemiş buda güzel. Ben namaz kılmayan kimseyle görüşmüyorum diye yıllarca insanların laflarına katlandım. Namaz kılan biriyle evlendim. psikolojik sorunları varmış büyük boyutta. şiddete dökünce olayı boşanmak zorunda kaldım. ve çevremdeki insanlar bak iyi oldu bile diyenler olmuş. illa namaz kılan birini arıyordu nasıl çıktı. hala da söylerler bak yaşın genç yine evlenirsin ama illa namaz kılsın diye arama insan olsun yeter..:) ne için yazdım nerelere geldi konu. Evlilik programları siz yazdığınızdan beri iyice cılkından çıktı. sakallı şalvarlısınıda tesettürlü görünen ne olduğu belli olmayan türlerinide gördük. o kanal artık islami kimliği olan kesim için olmıcak boyutta. İnternet ortamıda öyle. ama bu yazdığımı okurmusunuz bilememde inşallah nasip olur. bu sitede nedense sanki bir fırsatı olsa tanışsalar iyi anlaşabilcek gençler dikkatimi geçiyor. belki bazı yaş kriter şehir özelliklerini bilmiyorum ama madem aracılık olarak bakıyorsunuz duruma. kendi sitenizden böyle bir çalışma yapmanız mümkün değilmidir. Yanlış anlaşılmada olmasın kimsede böyle bir açık konuşma olmasada nedense bazı satırlarda hafif iltifatlar vs dikkatimi çekti :) en azından sizler vesile olursunuz çünkü aracı olmaktan dolayıda sevaba girersiniz belki. Bu düşünce sadece şahsıma aittir. bikaç yazıda öyle bi hoş kişilik uyuşmaları var gibi geldi. veya ahh ya tanışmaya ortam olsada burdaki güzel ahlaklı bay-bayanla bi hayırlı iş olur belki imalarını benmi gördüm banamı öyle geldi :) selam ve dua ile

    • HANNE diyor ki:

      Bu arada yanlış anlaşılma olmasın. Komşuda pişer bizede düşer gibi bi mantıkla yazmadım bunu. Evlilik nasıp kısmet biz bi kere yaşadık yaşamayanlara rabbim hayırlı kapılar açsın. Çok şükür bir evladımızda var onu hakkıyla yetiştirmeyi nasip etsin. Ama nedense bikaç genç arasında bu tür bi hoş muhabbet var gibi geldi nedense. Herkes hakkını helal etsin kötü anlamda demiyorum bunları. İmkan olsada tanışılıp böyle burayı takip eden hayatında yaşamaya çalışan gençler bir araya gelsede hayırlara vesile olunsa…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Hanne Hanım.

        Site yönetimine bu soru önceden de sorulmuş ve böyle bir işe girmenin riskli olacağını görüp vazgeçmişler, bence de doğru olanı yapmışlar.

        1-Yazılı iletişim ile gerçek hayattaki iletişim çok farklı
        2-Bir çok insan kendini tarif ederken olduğu kişiyi değil olmayı istediği kişiyi tarif etme hatasına düşebilir.

        Kendi adıma söyleyeyim, yazdığım yorumlara dikkat etmeye çalışıyorum ki amiyane tabirle kimseye yürüyor gibi olmasın. Dışarıdan öyle görülmüşse çok üzülürüm. Dışarıda yapmadığım işi sanal ortamda mı yapacağım? Buradaki bekar arkadaşlar da aynı hassasiyete sahip. Anlamak zor değil. Yanlış anlaşılmasın diye emoji vb. bile kullanmadıkları zamanlar oluyor.

        Size öyle gelmiştir diyorum, ben hiçbir şekilde öyle mana çıkartamadım. Epeydir yorum yazıp siteyi takip eden insanlar olduğumuzdan kimse kişisel olarak birbirini tanımasa bile benzer dili konuşabiliyor hale gelebiliyoruz. Bu asla birden bire olmuş bir şey değil. Aklın yolu birdir sözünün tecellisi. Yanlış anlaşılmalar da çok oldu yorumlarda mesela. Sizin gördüğünüz şu olabilir. Herkesin niyeti salih olduğundan birbirine hayır dua ediyor. Evlenmemin haram olduğu kadınlar dışındaki hiçbir kadına bacı-gardaş, arkadaş ayağı yapamam ama buradaki bekar kardeşlerimiz evlense en az onlar kadar mutlu oluruz. Bahsettiğiniz işin yeri burası değil bence.

        Bu sitenin en sevdiğim yanı yorumların herkese açık olması ve kontrol edilerek gecikmeli yayınlanması. Bu sayede şeytana ve nefsimize fırsat verilmiyor…

      • Yahya diyor ki:

        Hanne hnm,

        Yanlış anlaşılma yok müsterih olunuz.
        Şem-ü pervane gibiyiz esasında hepimiz benzer değerlere sahibiz. Nemalandığımız kaynak belli, davamız belli… Google’a yazınca çıkan alışveriş sitesi, haber sitesi değil burası. Okuyanı belli, yazanı belli…
        Bazen “körler sağırlar….”a benzetirim durumumuzu…

        Her sayfanın altında “künye” bölümü var, orada site yöneticilerinin email adresleri mevcut. Niyet ve talebinizi belirtirsiniz, uygun görürlerse diğer şahıs(lar) ile paylaşırlar.

        Şahsen daha ciddi bir müessesenin kurularak bu işe el atmasından yanayım. Tabii kimseyi bunun için zorlayamayız. Ayrıca işin mesuliyet kısmı var; aracı olarak mesuliyet kabul etmediğinizi yazılı olarak beyan etseniz, hatta karşı tarafın kafasına sopayla vura vura soksanız yine, aksi bir şey oldu mu; Sema hanım ve ekibi zan altında bırakılır.

        Selam ve dua ile…

    • Mustafa _/) diyor ki:

      Selamlar Hanne hanım. Burada yazılanlar kişiler hakkında geçerli bir fikir vermez sanıyorum. Söz konusu evlilik olunca akla hayale gelmedik durumlar ortaya çıkabiliyor. Vakti zamanında sanırım bu konuda bi girişimde bulunulmuş ancak bazı sorunlar yaşandığı ve bu sorunların çözülebilmesi için ciddi bir organizasyon oluşturulması gerektiğinden vaz geçilmiş.

      • HANNE diyor ki:

        Sadece Fatih ve mustafa kardeşlerim. aslında yorumu yazdıktan sonra keske yayınlanmasa dedim. Amacım kimsenin hakkında sui zanda bulunmak değildi. sadece bende normalde olmadığımı halimi internet ortamında yazmamaya dikkat ettiğim için (kii buda yanlış anlaşılmasın öyle oluyor demiyorum çünkü burda olmadığını sandığım için bu teklifi dile getirdim.) Niyetim zaten bekarların hayırlı bir şekilde bir araya getirilmesiydi. Yoksa gercekten aracılık zor bu zamanda. benim bu şekilde yalan beyanla kaççç görüşmem oldu bilemem. Bi yanlış ifade varsa haklarınızı helal ediniz. Rabbim herkesin hakkındakini hayırlısıyla versin inş. selam ve dua ile..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Hanne Hanım.

          Herhangi bir yanlış anlaşılma ya da suizan yok, müsterih olun. Niyetinizin iyiliği yazınıza da yansıyor, biz sadece tehlikeyi hatırlattık ki ben de bir tehlike sayılırım bireysel olarak.

          Günümüzdeki aracı problemini “afet” olarak bile nitelendirenler var. İnsanlar evlilik görüşmesi yaparken dengi olabilecek kişilerle görüşmek istiyor. Hani denir ya birisi olmazsa diğeri olur diye biz öyle diyemiyoruz. Görüştüğüm kişideki bazı problemleri aktarınca niye kestirip atmıyorsun demişlerdi. Bekara eş boşamak kolay derler ya şimdi tam tersi, evli olanın boşver sana kız mı / erkek mi yok demesi kolay. Ayrıca böyle olunca görüştüğüm kızlarda bu durum kibire yol açıyor. Kızın ortamı var isteyeni çok burnu havada olabiliyor. Ben gibiler de karşımıza çıkmışsa biri çok kurcalamadan armudun sapı demeden ilerleyelim istiyor. Bundan sonra benim için devir değişti mesela. Kendini bulunmaz hint kumaşı mı sandı benden ilgi görünce, derhal kapı dışarı… Elin kızının peşinden koşup ömrünün kalanını heba etmenin anlamı var mı ki bir çoğunun da kocalarına verebilecek şeyi sadece bedenleriyken, ne bir incelik ne bir ülkü sahibi değillerken.

          • Mustafa _/) diyor ki:

            Benzer durumları deneyimliyoruz anlaşılan. Benim için de görüşmeme kararı vermrk, uymadığını gördüğüm şeylere rağmen kesip atmak zpr geliyor. Ama bunun zararını çok görüyorum

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa Bey değmez gerçekten.

            Kibir yapalım, beğenmemezlik yapalım demiyorum. Kıymetinizi bilmeyeceğinizi anladığınızın saniyesine selametle deyip kapatın.
            Otuzlu yaşlara gelip de hala ergen kafasıyla evliliği flörtün devamı gibi görenlerin biz gibilerle işi olmasın, çoluk çocukla uğraşmayın, özellikle erkeklerden bahsederken “çocuk” diyenlerden uzak durun…

        • Mustafa _/) diyor ki:

          Niye suizan olsun Hanne hanım. Rahat olabilirsiniz. Her zaman hüsnü zan ile bakmak gerek (adaleti gerektiren sprımluluk durumları hariç). Yazılanlar her ne kadar aamimi ve içten bile olsa bizim tam yansıtmayabilir. Çünkü görseş ve işitsel veri taşımayıp yalnız sözel veri taşıyor. Bu da ilefişimi ciddi şekilde sınırlıyor. Yazan ve okuyanın farklı algı duyarlılığı veya anlık duygu durumu farklı anlaşılmalara yol açabiliyır. Bir diğer durumsa yazarken nisbeten daha kontrollü bir ortamın oluşması sebebiyle gerçekçi olmaması.

          Suizan olacak bişey göremediğimi tekrar belirteyim. Hasaasiyetiniz için teşekkür ederiz. Fikrlerin de samimiyet içerisinde paylaşlması, hiç dile getirilmeyip saklanmasından daha yararlıdır diye düşünüyorum.

          • Mustafa _/) diyor ki:

            Telefon klavyesi ve küçük ekran sebebiyle çok imla hatası yapmışım mazur görün lütfen. Hakkınızı helal edin

          • HANNE diyor ki:

            Allah razı olsun mustafa kardeşim. bazen insan yazdıktan sonra acaba birilerinin kalbini kırdımmı diye düşünüyor. Mevlam herkesin gönlündekini hayırlısıyla versin inşallah..

    • .../nisa diyor ki:

      Hanne hanım ve Sadece Fatih bey,

      Öncelikle Hanne hanım aracı kazalarını atlatan ve evlilik deneyimi yaşamış biri olarak tecrübelerinizle olabilir açısından bakmışsınız ve bunu halis niyetle yazdığınıza inanıyorum. Bu kadar genç bekarken somut adımlar atılabilir mi olarak bakmışsınız.

      Daha önce burada iki kardeşimizi bende kriter olarak uygun görmüştüm ama gerçek hayatta karşılaşmalarının daha doğru olacağına karar getirdim. Evlilik kararı için buradaki yorumlar yetersiz ortam kadın erkek karışık ve sitenin böyle bir sorumluluğu alması riskli de olabilir.

      Fatih bey’in de dediği doğru evlilik konusu geniş açıdan bakılacak bir konu. Özellikle evlilikte yazılı iletişim tanıma açısından %10 seviyesinde olur. Yazılı iletişimde kelimeler seçilir ruh halinin etkisi azdır yani olan değilde bazen olmak istenilen kaleme alınır. Ses,mimik,görüntü ve gerçek hayatta tanıma araştırma ailelerin devreye girmesi olmadan evlilik kararı zor alınır.

      Burası internette olsa yalan beyandan ve tanımadığım insanları kırmaktan incitmekten uzak duruyorum. Kelimeler ve kavramlar zihinde bazen farklı anlaşılabilir umarım yanlış anlaşılmadım.

      Bireysel yorumda ve hanımlara yazdığım bazı yorumlarda smile kullanıyorum bunun dışında hiçbir erkek yorumcuya yorum yazarken smile emotion kullanmadım ve ciddiyetten ayrılmamaya çalıştım. Özellikle mesaj,mail yada yorum yazarken buna dikkat ediyorum. Çoğunlukla bir mesafe olması açısından siz, hanım, bey unvanını kullanıyorum.

      Hanne hanım yazışmalar dikkatinizi şu şekilde çekebilir bekar kişiler birbirinin ruh halinden daha iyi anlıyor ve bu sebeple bazen yorumlardan fazla dualar kaleme alınıyor ve ümit telkin ediliyor.

      Zaman zaman duygularda devreye girebilir özellikle sanal ortamda bu durum daha fazla açığa çıkıyormuş Kemal Sayar kitabında yazmıştı. Bu siteye yorum yazarken çeşitli duygu hali ortaya çıkabilir merhamet, korku, sevinç, bağımlılık, yalnızlık, anlaşılmak, paylaşmak vs.

      Allah akıbetimizi hayırlı eylesin doğru yolundan ayırmasın.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        Konusa açıldı diye son paragrafınızdaki bir noktaya değinmek istedim. Duygusal insan tanımı. Yakın zamana kadar kendimi duygusal bir insan sanardım. Çünkü duygusal zekan iyi derdi arkadaşlar. Edebiyat derslerinde kompozisyonlarım beğenilirdi. İnsanlar hislerini anlayabildiğimi düşündüklerinden Güzin abla muamelesi yapardı…

        Yeni öğrendim, meğer duygusal insan demek duyguları yaşayan değil dışa vuran insan demekmiş. Bu noktada kadın erkek fark etmiyor. Kadınlar da duygusal eğilimli olduğundan duygusal erkekleri daha çok tutuyor. Şöyle ki sinirlendiğinde bunu dışa vuran erkek maço oluyor tercih ediliyor. Diğer taraftan karşısında bir hanım olduğunu ve o hanımın hassas olduğunu duygusal zekasıyla çözmüş erkek sinirlense bile mantığıyla hareket ettiğinden kırmamak adına karşı tarafa bunu yansıtmıyor, sünepe oluyor…
        Ya da erkek bir kıza ilgi duyuyor ki bu da ne olduğu malum olan duygudur, mantığı ömründe belki bir daha göremeyeceği bir kıza alıcı gözle bakmanın yanlış olduğunu söylerken bir başkası flört niyetiyle de olsa kıza gidip yürüdüğünde cesaretli erkek oluyor.

        Erkekliğin gereği kafasına göre yani duygularına göre mi davranmaktır yoksa Allah’ın verdiği analitik ve mantıksal zekayı her daim kullanması mıdır ki şehvet, sinir, üzüntü dahil yoğun duygular yaşasa bile?

        Benim görüşüm şudur. İki kere ikinin dört ettiği yerde sonuç beştir demek bir erkeğe yakışmaz. Ancak evlilik de iki kere ikinin her zaman dört olmadığı bir kurumdur…

        Selametle kalın.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Duygusal zeka mı yüksek olmalı yoksa IQ mu yüksek olmalı derseniz ben duygusal zekayı tercih ederim. Duygusal zeka daha çok duyguların doğru zamanda doğru şekilde kullanılabilmesi. Bu hayatı huzurlu yaşamak, kendi sınırlarını koruyabilmek ve iletişim hataları yaşamamak için iyi bir özdenetim yöntemi.

          Beyinin sağ lobu yada sol lobu daha çok çalışması yatkınlığı gibi bir durum var. Bende anlattığınız gibi duygusallığı ağır olan biriyim ki tanımadığım bir cenazede oturup ağlarım yada başkasının normal gördüğü haller bende biraz daha hassastır. Bu sitede aile huzursuzluğunu okuduğumda yada sıkıntı yaşayan insanları okuduğumda çok etkileniyorum. Duyguların tesiriyle fevri hareket etmiyorum. Ancak mantık analitik kısmıda bir kadına göre bende daha yüksek bu sebeple erkek fıtratını da kolay anlayabiliyorum. Daha net kolay anlaşılır çözüm odaklı. Sanırım benim durumum iki tarafta eşit.

          Sizin yazdıklarınızdan hareketle duygusal olmaktan öte duyguyu doğru zamanda kullanmak önemli. Duyguların esiri olmakta doğru değil ki duygular değişkendir ama eğitilebilir.

          Siz kadının hassas fıtratta yaratıldığını bilip buna göre hareket ettiğinizden sorun yaşamazsınız. Öfke kontrolü, nefis terbiyesi, aklın baştan gitmemesi önemli. Bir söz vardı kalbinin sesini dinle ama aklınıda yanında götürmeyi unutma konuyu çok güzel açıkladı. Davranışın sonucunu görebilmek mesele.

          Maço tabir edilen davranışı makul görenlerle yada flört için cesareti hoş görenlerle bir hanım olarak bende anlaşamam. Zaten evlilik görüşmesinde üzerinde durduğum konulardan biri sinirli fevri hareketlerinin olup olmadığı ve flört geçmişinin olup olmadığı.

          İki kere ikinin beş ettiği durumlar sınırların ötesinde sorgulayan kişiler içindir belki felsefeciler fizikçiler olabilir. İnsan fıtratı için 2+2=4 makbuldür. Evlilik sadece akıl üzerinden yürümez daha doğrusu mantık üzerinden yürümez bazen mantıksız hareket edersiniz ama mutlu olursunuz bir kadının annelik için çektiği sıkıntılar mantıklı değilmiş gibi gözükür ama verdiği huzur mantıkta yoktur kalpte değerlidir. İki tarafında fıtratı bozulmamışsa az çok akıl kalp dengesini evlilikte kurabilmişlerse sorun yaşanmaz sanırım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            …/nisa Hanım.

            Günümüzde kadınların kendisine has şefkatini yitirmiş o kadar kadın var ki, duygularını yitirmiş, ben kadar empati yapamayan… Ben de cenazeleri görünce ağlarım ama erkek olduğumdan göz yaşlarımı içime akıtırım. Geçenlerde memlekette huzur evinde kalan bir teyze vefat etmiş, kimsesiz. Cenazesi bizim mahallemizdeki camiden kaldırıldı. Cenaze namazını kılmak bana da nasip oldu. En azından kimsesiz uğurlanmadı…

            İş yerinde son iki seneye kadar bayanlarla aktif çalışmazdım, çok az bayan tanıyordum. Eğer orada tanıdığım bir kaç bayan olmasa, burada yorumlarını gördüğüm bazı hanımlar olmasa benim gözümde bayanlar dünyanın en anlayışsız, en bencil fakat duygusal geçinen ama bunu sadece duygularını dışa vurum olarak yapan, empati kuramayan, ancak fıtrat sebebiyle peşlerinden koştuğumuz , Allah’ın erkekler için imtihan olarak yarattığı yaratıklardı. Özellikle evlilik görüşmelerinden sonra bana mı hep böyleleri denk geldi dedim ama bir baktım ki iş öyle değil, günümüzde çoğu böyle.

            Ben EQ ile IQ arasında denge kurulması gerektiğini düşünüyorum. Ancak kendim için konuşursam hani diyoruz ya evlilikte huzur bulmak diye, beni mantıkçılığın stresinden kurtaracak, arada bir nefes almamı sağlayacak bana estetik katacak, diğer yarımı tamamlayacak olan şey saliha bir hanım. Şöyle ki bir gün evli bir arkadaşı misafir etmiştim. Evim gayet temiz ve düzenli olmasına rağmen bekarlık zor iş demişti. Ben de geçenlerde evi temizledikten sonra şöyle bir baktım, hani bir şeyler eksik gibi ama bulamıyorum. Eşyalar çok şükür tam, ev temiz, karnım tok sırtım pek… Bunu işyerinde bir hanıma anlatınca sağa sola bir iki süs, dantel vb. koymak lazım diye gülmüştü… Allah’ın daha fazla mantıksal yetenek verip daha fazla sorumluluk sahibi yaparak yarattığı erkeklerin huzur bulduğu nokta işte bu. Kadınların duygusallığı ve estetik anlayışı. Bir nebze olsun hayatın stresinden sıyrıldıkları yer mutlu yuvaları. (Teoride tabi :) )

            Şimdi gelelim işin pratiğine. Günümüzde erkekleşen kadınlar sayesinde erkeklerin huzur bulacağı kadınlar yerine çatışma yaşama potansiyeli olan kadınlar türedi… Şöyle ki bir kadın ben kadar çocukları sevmez mi, ben kadar şefkatli olamaz mı, ben kadar karşısındaki insana anlayış gösteremez mi, benden fazla dik kafalı olmasının kime ne faydası var…

            Hani bazıları benim gibilere efemine gibi lakaplar takıyor, erkek dediğin şöyle olacak vb.(Yüzüme söyleyen olmadı hatta aksi söylendi ama kızların peşlerinden gittikleri erkekleri ve bunların sebeplerini görünce denmiş kadar oluyor…) Eğer erkek fıtratı üzerine yaratılmamış olsaydım soyut düşünme, üç boyutlu zeka, el aletleri kullanma, tasarım yeteneği tarzı erkeklere has özelliklerim olmazdı…

            Bayan personelle anlaşamadığım en büyük nokta üç boyutlu düşünce. Adamlara laf anlatamıyoruz, kafalarına girmiyor çünkü öyle bir algı yaratılmamış onlarda. Ancak kağıt üzerinde onlar da mühendislik yapabilir oluyor… Deneme sınavlarında benden daha iyi matematik neti olan bir kız vardı mesela, ezberi çok kuvvetliydi, kızların ezberleri erkeklere göre kuvvetlidir. Deneme sınavlarında ezbere gittiği için beni sollarken öss’de epey geride kaldı, çünkü oradaki sorular ezbere gidilirse çözülemeyecek, sebep sonuç ilişkisi içerisinde ele alınması gereken orijinal problemleri içeren sorulardı.

            Şimdi bazıları diyebilir ki bak erkekler de kızlar da aynı başarıyı göstermiş. Evet bravo, erkekleri öyle bir eğittiniz ki onları körelterek adeta mantıklarını ellerinden aldınız, kadınlaştırdınız, kızları da erkek gibi yokuşa sürdünüz erkekleştirdiniz bravo. Kızların erkekler gibi estetik yoksunu olup mantık denizinde boğulmasıyla övünün artık. Erkeklerin de kadınlara göre yetersizlik hissine kapılmasını sağlayıp hormonlarını baltalayın. Yüz yıl önce 100 milyon/ml olan ortalama sperm sayısının günümüzde 20 miyon/ml değerine inmesine sevinin…

            Kendime yontuyor gibi olacak da doğru yolda olup olmadığımın bir göstergesi de şu oldu. Geçenlerde bir arkadaşımı eşiyle beraber bir yere bırakıp sonrasında oradan almam gerekti. Giderken eşi bizle muhatap olmadı, kocasıyla olan diyaloğumu inceleme fırsatı buldu, dönüşte de konu tefsir vb.’den açılınca kendisi hafize olduğundan bazı noktalarda fikrini beyan etti. Sonrasında evde arkadaşıma Fatih beyle istediğin zaman dışarıda takılabilirsin demiş. Allah razı olsun bizimle aynı kafada olanlardan bugüne kadar olumsuz bir tepki almadım, hep geçer not veriyorlar. Arkadaşım da bak dedi o kadar ümitsiz olma, senin gibilere değer veren insanlar da halen var, eşim gibi düşünen kadınlar diğerleri gibi seni eleştirmiyor dedi. Siz de flört kafasında yaşayan kadınlarla anlaşamayacağınızı söylemişsiniz. En azından buradaki hanım arkadaşlardan bu konuda cesaret alıyoruz…

            Burada yine soru cevap yöntemiyle bir şeyler aktarmak istedim. Bazen farkında olmadan anlatma yöntemlerini değiştirdiğimi fark ettim. Biraz renk olsun…

            Selametle kalın.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Huzur evinden, yalnızlıktan ve yalnız ölmekten bahsedince dahi değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı daha iyi anlıyoruz. Bir Müslümana düşen görevi yapmışsınız. Allah razı olsun.

          Bir bilim adamının sözünü hatırlattı yazdıklarınız kadınlar olmasa bu kadar buluş olmazdı estetik düzey gelişmezdi hala mağarada oturuyor olurduk demişti. Erkekleri tetikleyen hanımlar olabilir yalnız kadınlarda istisna olabilir ama çığır açan buluş yok. En iyi şairler ressamlar hattatlar mimarlar müzisyenler aşçılar erkeklerdir bu da çarpıcı.

          Estetik duygu dokunduğu yere incelik katma kadınlara özgü. İnternette bir fotoğraf görmüştüm ya Filistin’di yada Suriye’deydi binalar savaşta yıkılmış harabe olmuş bir kadın balkonda oturup yemek için patates soyuyor çocuğuna da ders yaptırıyor. O kadar yıkıntının içinde hala duygu var incelik var anneliğin verdiği sabır dayanma gücü var.

          Belki de düşünce ve bilinçaltımızdaki yanlış kadın erkek imajı ve yaratılış hikmetini anlayamadığımız için sorunlar yaşıyoruz. Mesela iki zıt kutup gibi değilde tamamlayan olarak duruma bakmak faydalı olabilir.

          Günümüzde sizde hem kendi fıtratınıza uygun işle beraber özel yaşamınızda bir bayanın yapacağı işleri de yapabiliyorsunuz yine bir kadında kendi fıtratına uygun işi yapmakla beraber bir erkeğin yapabileceği birçok işi özel yaşamında yapabilir ama yine yalnızlık bir yerde eksiklik vardır. İşte bu eksikliği tamamlama evliliktir kalp ve akıl dengesini sağlama tekamüle ulaşma. Teoride kolay ama fiiliyatta imtihan.

          İki tarafın fıtratlarının tam tersi yönünde ilerlemeleri için baskı yapılıyor bu bilinçli yapılıyor. Modacıların eşcinsel yada efemine oluşları erkekleri giderek kadınsılığa itiyor. Diğer tarafta maskulen yani erkeksi giyimde kadınları erkeksiliğe sertliğe itiyor. Bu sadece giyimde değil davranışta evde mimaride yaşamda da öyle.

          Aslında birçok hanım bizim gibi düşünüyor. Fıtratı bozulmamış bir hanım hep evlilik niyetiyle hareket eder ve olmayacak gibiyse uzatacağını sanmıyorum duygusal yaradılışta olduğundan bunun en fazla zararının kendisine olacağını da bilir.