Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?

23 Temmuz 2012Sema Maraşlı842 Yorum »

Evlilik fıtri bir ihtiyaçtır. Rabbimiz Rum suresi 21. âyeti kerîme de evliliğin amacını, insanları çiftler halinde yaratmasının sebebini “Sûkuna ermeniz, kaynaşmanız, rahatlamanız, durulmanız” için diye bildiriyor. Günümüzde fıtri ihtiyaçlar erteleniyor, öteleniyor, görmezden gelmeye çalışılıyor.

Sevgili peygamberimiz:“Eşi olmayan adam miskindir.” buyuruyor.

Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah efendimiz: “Zengin olsa da” buyuruyor.

Sonra yine Rasûlullah efendimiz devam ediyor: “Eşi olmayan kadın miskindir.” buyurmuştur.

Bunun üzerine: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v): “Zengin olsa da” buyuruyor.

Allah rasûlü bekar kişiyi yoksul olarak tanımlıyor. Bu durumda eş kişinin en büyük zenginliği oluyor. Oysa çoğu zaman bu zenginliğin kıymeti bilinmiyor ve maddiyat uğruna eşler birbirini çok kırabiliyor. Ya da maddiyat yüzünden evlilikler zorlaştırılıyor ve bekarlar evlenemiyor. Hadîs-i şerîfe göre insan ne kadar zengin olsa da evli olmadığı sürece yoksul kabul ediliyor çünkü yoksul, muhtaç demektir. Kadın ve erkek de birbirine muhtaçtır. İkisi de tek başına yarımdır. Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ayrıca evlilik dinimizi iyi yaşamamız için de gereklidir. Sevgili peygamberimiz:

“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur Geriye kalan yarısı içinde Allah’a Karşı gelmekten sakınsın.” buyuruyor.

Dinimiz bu kadar evlenmeyi teşvik etmişken niye bu kadar çok bekarımız var? Geçen haftaki yazıda sormuştum bu soruyu gelen cevapları maddeledim.

Kızların Evlenememe Sebepleri ve Şikayetleri:

Görücü usulünün bitmesi ve kimsenin aracı olmaması. Aracı olabilecek kişilerin kefil olacakmış da olumsuz bir durum olursa sorumluluk altında kalacaklarmış gibi aracı olmaktan kaçınmaları.

Aracıların yanlış bilgiler vermesi

Erkeklerin çalışan eş istemeleri (Çalışmayan kızların şikayeti)

Erkeklerin kendi yaşlarında ki kızlara bakmamaları. Genellikle erkeklerin eşlerini kendilerinden beş altı yaş küçük olmalarını istemeleri.

İlk görüşmede bile erkeklerin kızların rahat olmalarını beklemeleri

İnternet tanışmalarına güvenli olmaması.

Erkeklerin bütün kızları maddiyat avcısı olarak görmeleri.

Erkeklerin Şikayetleri

Kızların maddiyata fazla değer vermeleri

Tipe fazla önem vermeleri

Çok beklentiye sahip olmaları

Kızların çok bilmiş halleri ve kendi istediklerini yaptırmak için erkeğe hükmetmeye çalışmaları.

Kızların görücü usulü görüşmelerde kendilerini ağırdan satayım derken son derece ölçüsüz bir kibre kapılmaları. Sanki erkek kızı her şeyiyle kabul etmiş yalvarıyor, hanımefendi lütfederse olacak gibi davranmaları.

Söz, nişan, kına, takı, düğün gibi masrafların gözlerini korkutması.

Boşanma korkusu

……………………………….

Rabbimiz Nur sûresi 32.âyet-i kerîme de:

“İçinizdeki bekarları evlendirin.” buyuruyor. Fakir olanları da lütfu ve keremiyle zengin edeceğini vaat ediyor.

O durumda bekarların evlendirilmesi (bekar derken sadece hiç evlenmemiş olanları değil, evlenip boşanmış olanları da düşünmek gerek) diğer müminler üzerine bir sorumluluk olarak Rabbimiz tarafından verilmiş. Bekarlara maddi manevi destek vermek gerekiyor. Bu konuda neler yapılabilir?

Öncelikle devletin yapması gerekenler var:

Toplumlar aile ile ayakta durur ve bir toplumun asayişi, huzuru, refahı aile yapısının sağlam olmasına bağlıdır.

Devletin evlilikleri teşvik etmesi evlilikleri artırır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı evlenmekte zorlanan bekar erkeklere maddi yardım yapmalıdır. Bazı Arap ülkelerinde böyle bir uygulama var. İşi olmayan bekar erkeklere iş bulunması ve konut yardımı gibi yardımlar maddi kaygıdan dolayı evlenemeyenlerin evlenmeye teşvik ediyor.

Aile bakanlığı boşanmalarda ki tazminat ve nafakalar konusunu yeniden gözden geçirmeli. Bir önceki yazıda bu konuyu yazmıştım. Maddi geliri düşük olan boşanan erkekler eski eşlerine nafaka ödemekten yeniden evlenemiyorlar. Bu aynı zamanda bu erkeklerin evleneceği hanımların da bekar kalması demek. Boşanma sayılarındaki artışları düşünerek bu konu ile ilgili problem çözülmeli.

Âdet haline gelmiş nişan bohçası, nişan, kına, yüz görümlüğü, pahalı takılar, gösterişli düğün davetleri gibi maddi yükü çok olan adetlerin kaldırılması için medya vasıtası ile halkın bilinçlendirilmesi. Mutluluğun maddiyatta değil, muhabbette olduğunun anlatılması.

Sivil Toplum örgütlerinin yapabileceği çalışmalar var:

Üniversite öğrencilerine burs veren yüzlerce vakıf dernek var; ama bekarları evlendirmek için kurulmuş, sosyal kurumlar yok bildiğim kadarıyla. Sivil toplum örgütleri artık bu konuya ciddi ciddi el atmalı.

Cemaatlerin yapabileceği çalışmalar var:

Her cemaat kendi bünyesinde bir evlendirme ekibi kurmalı. Bekarlarına maddi manevi destek olup evlendirmeli.

Bireysel olarak yapabileceklerimiz var:

Evlenmek isteyenlere aracı olmak.

Şehirlerde görücü usulü evlilikler çok azaldı. Kimse kimseyi tanımıyor, akrabalar bile birbirini doğru düzgün göremiyor. Geriye tanıdıkların gençlere aracı olup evliliklerine vesile olması kalıyor. Günümüzde insanlar aracı olmaktan çekiniyor. Mutlu olamazlarsa bana kötü söylerler diye korkuyorlar. Hatta bu konuda bedduamız bile var. “Sebep olan olmaz olsun” diye. Bu beddua tutarsa sadece yalan söyleyen aracıları tutar. Karşı taraf kabul etsin diye olmayan iyi özellikleri varmış gibi anlatıyorsa bu vebaldir. Tam aksi evlenecek ve iş kuracakları bilenen bir tehlikeli durum varsa uyarmak gerekiyor, söylenenler gıybete de girmiyor.

Aracı olanlar yalan söylememeli ve kefil olmamalı. Sadece “ben sizdeki şu özellikler sebebi ile sizi birbirinize uygun gördüm” deyip aileler vasıtası ile görüşmeleri sağlanmalı. Niyet iyi olup dürüst de olunursa vebali değil sevabı vardır. İlerde onlar anlaşamazsa aracıyı suçlamak onların ahmaklığıdır. Sonuçta en son kararı kendiler vermişlerdir.

Aracı olmaktan çekinenler karşısında Rabbimizin “İçinizdeki bekarları evlendirin.” emri var.

Tabii bu bunlar birbirine uyar mı uymaz mı diye bakmadan uyumsuz olanları birbiri ile evlendirmeye çalışmak şeklinde olmamalı. Akıllı görücü usulü olmalı.

Ben evlilik görüşmelerinde aracı olmaktan çekinmem. Epeyce de evliliklerine sebep olduğum kişiler var. Fakat ya iki tarafı tanımalıyım ya da bir tarafı ben tanıyorsam diğer tarafı sözüne güvenebileceğim biri tanımalı. Bazen bekar ya da boşanmış kişilerden mesajlar geliyor. Evlenmek istediklerini fakat uygun kişi bulamadıklarını yardımcı olup olamayacağımı soruyorlar. Bu durumda yardımcı olamıyorum çünkü yazan kişiyi tanımıyorum. Sadece bir mesajına bakıp ona birini tavsiye etmek yanlış olur.

Bir tanıdığım aile var. Babaya bir delikanlı evlenmek istediğini ona uygun tanıdığı bir kız olup olmadığını soruyor. Beyefendi de genci tanıyor, iyi biri “Benim kızım var” diyor. Delikanlı ile kızını evlendiriyor, şimdi çiftin çok mutlu bir evliliği var. Fakat bunu pek çok kişi yapmaz. Kızını evlendirmek istediği halde “Daha düşünmüyoruz” diyen anne babalar var. Bu konuda kibirlenmeye hiç gerek yok.

Dini kanallarda evlilik programları yapılabilir:

Şu anda yapılanlardan farklı olarak bir kişiyi yüz kişi le görüştürme şeklinde değil, araştırmalar yapılarak birbirine uygun olanları karşılaştırarak evlendirilebilir. Bu programlarda yine şu anki gibi topluma kötü mesajlar vermek yerine çok güzel yol gösterilebilir evlilik üzerine eğitici program haline getirilip bir yandan da bekarlar evlendirilebilir.

İnternet üzerinden evlilikler olabilir:

Şu anki haliyle internetteki islami evlilik siteleri diye kurulan siteler pek güvenli durmuyor. Çok nadir de olsa iyi evlilikler oluyor fakat hayal kırıklığı ya da evlenip boşanmalar kendini olduğundan farklı gösterip aldatmalar çok olabiliyor. Evliler kendilerini bekar diye tanıtabiliyor. Bir evlilik sitesi iyi bir ekip tarafından idare edilmeli. Bizim sitemizdeki gibi kimse kimsenin e-posta adreslerin görmemeli ve sadece ekibin birbirlerine uygun gördükleri kişiler birbirleri ile irtibat haline geçmeli, uzmanlar aracılığı ile güvenli tanışma sağlanmalı.

Bir de evleneceklerin olanların ve ailelerinin yapması gerekenler var:

Çok yüksek beklenti içinde olmasınlar. Hayallerindeki kişiyi bulmaya çalışmasınlar, biraz gerçekçi baksınlar.

Erkekler manken gibi çok güzel kız bulmaya çalışmayın. Güzellik ilk kriteriniz olmasın.

Genç kızlar da öncelikle yakışıklılık ve maddiyat aramasınlar. Bir hayat yaşayacağınız kişinin ahlakı her şeyden daha önemlidir.

Aileler de çok hesap kitap yapmasınlar sonra ayaklarına dolanıyor. Yıllar önce öğretmen bir genç kızı mühendis iyi bir delikanlı ile evlendirmek için aracı olmuştuk. Kızın ailesi delikanlıyı beğendi ama ailesini beğenmedi.”Köyde oturuyorlar, yazın onlar tarlaya giderler kızıma da sen de yazın köye gel bize yemek pişir derler bizim kızımız bunu yapamaz” dediler. Sonra kızlarını şehirli ,çok kibar bir aileye gelin verdiler damatları akıl hastası çıktı. Kızları yıllarca çok sıkıntı çekti.

Ya da çalışan kız olsun diye evlenip hanımının maaşından hiç faydalanamayan erkekler var. Başta dindarlık olmak üzere bir kaç önemli şeye bakıp tevekkül etsinler.

Genç kızlar, erkeğin maddi imkanı iyi değilse ve ailesinin evi müsaitse erkeğin anne ve babası ile oturmayı teklif etsinler. Bekar kayınlar var, ev kalabalıksa pek uygun olmaz ama bir anne, baba ya da görümceyi problem etmesinler. Çünkü erkek memursa maaşı ile ancak ev geçindirebilir. Hem kira ödeyip hem ev geçindirmesi zor. Bekar kalıp baba evinde oturmaktansa yuvasını kurup eşinin ailesi ile yaşayabilir. Erkeğin ayrı evi olsun, arabası olsun, kazancı yüksek olsun diye bekleyen çok genç kız var fakat belli bir yaşı geçtikten sonra bunların çoğundan vazgeçtikleri halde evlenemiyorlar. Ayrıca ayrı ev insana mutluluk verse bu kadar boşanan olmazdı. Kocaman evlerde karı koca birbirlerini yiyip oturuyorlar. Aileler ile oturmanın da avantajları var.

Bir de lüzumsuz masraflardan kaçınmak gerek . Kız isteme safhasından itibaren gereksiz masraflara girmesin iki tarafta. Devletin yapacaklarında yazdığım nişan, bohça, kına gecesi gibi boş harcamalardan kaçınılmalı. Maddi imkanı olsun olmasın. Kız istendikten sonra sonuç olumlu ise erkek ve ailesi bir tepsi tatlı alıp gelip söz yüzüğü takmaları yeterli. Nişan alışverişi ve nişan töreni çok gereksiz.

Hele nişan ve düğün bohçaları denilen alışverişler ancak tatsızlıklara ve gereksiz masraflara sebep oluyor. Genellikle iki taraf da birbirlerinin aldıklarını beğenmiyorlar. Boş yere dedikodu ve iki aile arasında soğukluğa sebep oluyor. “Biz kalitelisini aldık onlar kalitesiz almışlar. ” gibi sözler çoğu ailede olmuştur. Hele nişan ya da düğünde alınanların sergilenmesi gelene giden gösterilmesi büyük bir görgüsüzlük bence. Gelinin gecelik takımlarına, damadın iç çamaşırına kadar kaliteli mi diye bakılır, bakılınca mecburen dedikodu da yapılır.

Tabi bu arada alınanlar bakanlar tarafından beğenilmiyor gibi duruyorsa diğer tarafa diş bilenir. Bizi ele güne rezil etti, diye. Çok iyi şeyler alınmışsa büyük ihtimalle karşı taraf ayıp olmasın diye bütçesini zorlayarak almıştır, acısı bir şekilde karşı taraftan çıkarılır. İki tarafın da damat ve gelin için de olsa alışveriş yapmasına gerek yok bence. Kız tarafı kızına erkek tarafı oğluna ihtiyaçlarını alsın. Çarşı çarşı gezip karşı tarafa don, gömlek aldırmanın hiç bir mantığı yok. Zaten ev döşenirken, mobilyalar alınırken yeterince masraf yapılıyor. Hiç olmazsa ıvır zıvırlar için masraf edilmesin.

Son yıllarda söz, nişan ve kına gecesi hep salonlarda yapılıyor. Eskiden kına gecesi çok sade bir şekilde yapılırdı. Evlenecek kızın arkadaşları bir akşam gelirler, arkadaşlarının son bekarlık gecesinde kendi aralarında kına yakıp, eğlenirlerdi. O da artık gösterişe döndü, salonlarda yapılmaya başlandı. Çöpe atılacak nişan ve düğün davetiyeleri en iyisinden en havalısından olsun derken dünyanın parası ödeniyor. Bunlar israftan başka bir şey değil.

Özellikle burada iş genç kız ve ailesine düşüyor. El gün ne der diye girilen bu gereksiz masrafların yapıldığı adetleri karşı taraftan talep etmesinler. Söz ve düğün yeter. Kız tarafı, erkek tarafını yolunacak kaz gibi görmemeli, dünürlerini evladını evlendirmek isteyen yuva kurmaya çalışan bir mümin kardeş olarak görmeli. Hatalara eksiklere kusurlara bakılmamalı.

Önemli olan yuva kuranların mutluluğu. Kaç genç bu gereksiz masraflar yüzünden çıkan tatsızlıklar sebebi ile nişandan ayrıldı, kaç genç yine bu masraflar yüzünden düğüne yakın birbirinden ayrılmak zorunda kaldı. Kaç evli çift de bu masraflar yüzünden aradan kaç yıl geçmesine rağmen birbirlerinin ailelerinden nefret etmekte. Yazık günah.

Benim yazacaklarım şimdilik bunlar. Sizler de yorumlarla katılıp, geliştirin.

www.cocukaile.net Sema Maraşlı  semamarasli@gmail.com

Okunma Sayısı : 139.782

“Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?” için 842 Yorum

  1. adem diyor ki:

    Sayın Zarif Hanım. Allah size de hayırlı bir koca versin. O çok hayalini kurduğunuz evlilik hayatında Cenabı Hakkın dünyadayken de size küçük bir cennet hayatı yaşatmasını dilerim. Biraz uzun olacak amam okumanızı önerrim.
    öncelikle Bende buradaki hiç kimseyi tanımıyorum. Fakat burada uzun zamandır yorum yazan kişilerin kişilikleri karakterleri hakkında insaniyetin akıl taşımanın bir sonucu olarak az çok tahminim fikirlerim var.
    Olanca yoğunluğun ve pek çok önemli işimin arasında bana bu yazı kaleme alma zorunluluğu doğdu. Ve bana bu yazıyı yazdıran da
    “bu yüzden kendi yaşanmışlığınızdan ötürü de sertçe eleştirmemenizi rica ederim..” cümleniz oldu.
    Burada yaklaşık 5 senedir yorum yazıyorum yani daha dün girmedim. Bundan beş sene önce de bu sitede kalemi kuvvetli kiiler vardı. Abdullah bir abinin yerine eymenler seymenler, yasin ler; Ahir zamanda Müslümanın olmak rumuzlu şahsın yerinde ahir zamanda erkek olmak rumuzlu kişiler, hanım kardeşlerimizden de Süheyla, hasret gibi sizin gibi yaşından dolayı evlenemdiği için üzülen , Zeliha, desperate hanım ve feyza hanımda vardı. Şimdiki yorum yazan feyzayla aynı kişi mi bilmiyorum. Uzatmakta istemiyorum.
    Yorumlardan hoşuma giden de vardı gitmeyen de. Ben hep o eski yorumların ve yaşanmışlıkların üzerinden buraya yorum yazıyorum Zarif Hanım öncelikle bu bilmenizi isterim.
    Saniyen; bütün burada ki yorumlarımda özellikle bir kişiyle polemik yaşamamak hususuna azami dikkat etmişimdir. Eğer polemik yaşamak ihtimalim doğmuşsa ve karşımda karşılıkla atışmaktan hoşlanan bir erkek/kadın biri olduğunu hissetmişsem yorumlarımı kesmişimdir. Daha önce bir kişyle bunu yaptm. Zira sema hanımın yazılarıyla bile fikirleri olgunlaşmayan hala feminist yorumlar yapan erkek düşmanı gibi hep kadın haklarından bahseden bir kişiye hele ki onca yorumcu bile itiraz ediyor gene de o kişi düzelmiyorsa ben ne öğretebilirim. Onun rumuzunu buraya yazmıycam çünkü şimdi bana bu yazıyı bana yazdıran o değil.
    Sizin kaderle ilgili yazdığınız şeye bende inanıyorum. Buraları da hızlı geçmek istiyorum anlarsınız umarım çünkü yazıyı daha da uzatmak istemiyorum. Bu kader meselesi daha önce bir konuda tartışılmıştı da yorumlarımı oraya yazmıştım diye hatırlıyorum. Risale i nurda kader risalesi vardır. Ben ordaki kaza-kader-at’a meselerini teferruatlı dersini almışım. Bilgim o kadar ama bana yetiyor. Bu dünyanın rahat yeri olmadığına, 4 ay tanımasamda gene bir şeklide bunun benim başıma geleceğine inancım tam. Rahat olun uzatmayacağım. Ama yerinizde olsam “…..bir din âlimi “adımlarınız, gölgeniz,rüyalarınız bile kaderledir” demişti.” Cümlesini kendi alemimde iyice düşünür burdan ne anladığımı buraya yazardım.. böyle geniş tabirlerin içine pek çok farklı fikir girebilir. Konumuz bu olmadığından geçiyorum.
    Şimdi paragraf paragraf yorumunuzu kritik yapacağım. Çünkü ben bahsettiğm eski yorumlardan taa bugüne kadar herkesin tecrübesini tahlil ederek bu gün bu fikirleri edindim. Sizin de tabirinilze sadece kendi yaşanmışlığım beni olgunlaştırmış değil.
    “…. Şunu da bilmenizi isterim…” diye başlayan paragrafla birlikte olan yazılarınıza katılmıyorum. Çünkü işte buradan itibaren siz bu yorumları bir kendiniz sonra çevrenizle ilgili gözlemlerinize göre yazıyorsunuz.. belki evliliği tatmadığınız için evlendikten sonra kızlara neler neler söylenip akılları bulandırılır bilmediğiniz okunuyor. Bu da sizin hatanız değil. Sadece bilmediğiniz bir konu. Beni yanlış anlamayın ama bu noktada bakış perspektifiniz bana göre daha dar olduğunu görüyorum. Bu sizin için böyledir çevreniz için böyle olabilir. Ama kızın annesi de babası da bize elalem ne der diye biz düşünmeyiz diyen ve türkiye şartlarını bilmeyen ne alman ne türk kafasına sahip bir aile olursa bu söyledkileriniz geçerli değil. Bu noktada hatalısınız.. benim de ablam var 15 senelik evli.. sizin bu yorumlarınız benim aileme ve benm çevreme uyuyor. Ama evlendiğim kıza ve ailesine aileye uymuyor uymuyormuş tamam.. çünkü ben kendim sebep olarak ailemin yaşadığı ilçeye gitmemiz sorun oluyordu dediğimde insanlar anlamıyor anlatamıyorum çünkü çok basit saçma bir sebep. Ben insanlara anlatamıyorum. O zaman sebep başka bir şey diye aklınıza geliyor olabilir. Evet yazarsam metin çok uzar. Sadece sizin ezbere kalıp kurduğunuz cümlelerin yorumların çok mantıklı hareket etmenin hiçbir işe yaramayacağını görmenizi anlamanızı istemem. Çünkü ben gördüm anladım. Siz görmediniz yaşamadınız anlamadınız . ilmin 3 mertebesi varmış Zarif Hanım. İlmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin.. siz ilmelyakin ilminizi sonuna kadar okuyun araştırın. İlminize itimat edin bişey diyemem. Aynelyakin çevernizi müşahede edin. Ona da Okey . hakkalyakin inşallah dediklerimiz yaşamazsınız. Çünkü siz attan düşmenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. O şahıs attan düşmedi o attan indiğini sanıyor.. siz bu tefriki yapabilcek misiniz bilmiyorum. bu paragrafı bitiriyorum.
    “….büyüklerin “çekecek çilesi varmış” diy….” Şimdi bu paragrafınız da gene yaşanmamışlığın tecrübesizliği görünüyor. herkes kendi tecrübesine göre konuşursa kimisi için doğrudur bu. Hiçbir şartta HER ZAMAN için doğru değildir bunlar. Bence yorumuzun çok genel biraz daha özel yazın ki daha anlaşılır olsun. “….ama aylarca görüşüp, yok emin değilim biraz daha görüşeyim vb durumlara bakış açım belli, kesinlikle olmaması gerektiği fikrindeyim..” evet ama bu durum suret güzelliğiyle ilgili olabilir. Bir kişi eşi olacak adayı 3-5 ay sonra ya ben seni güzel / yakışıklı buluyor muyum emin değilim diyemez.. ama nasıl ki altını elde etmek için yüzlerce elekten süzmek imbiklerden geçirmek icap eder. Kilden topraktan ayırt etmek için haftalarca süzülmesini beklersin (ben madenciyim biraz misallerim bu yönden kusura bakmayın ama mecbur oldum bu misalleri vermeye, çünkü ben net olmak net konuşmak istiyorum, genel doğruları herkes zaten biliyor). İnsanlarında bazı durumlardaki hali tavrı zamanla belli oluyor. Ama siz gene de bildiğinizi yapın. Sizin bildğiniz size benim bildiğm bana olsun.. zaten zorla birbirirmizi değiştirmeyeiz.
    “……..ayrıca sormak isterim ki evlilik yalnızca erkek için mi risktir ?..” bu paragrafınızda herşeye katılmakla beraber evlilik evet erkek için daha fazla risk diyorum.. çünkü ülkemizde boşandıktan sonra madden, evlatları kendilerine gösterilmediği için nafaka tazminat verdiğinden dolayı evlenemeyen… erkek sayısı çok daha fazla. Bana soruyorlar 1) neden boşandın? (haklımıyım haksız mıyım onu merak ediyorlar) 2) tazminat verdin mi (çulsuz mu kaldım sağıldım mı ütüldüm mü onu merak ediyıorlar) 3) nafaka veriyor muyum (tekrar evlenirsem bu sinir bozucu bişey ya) 4) çocuğum var mı (bi çock demek benim eski eşle az da olsa görüşmem demek) kısa kesmek için duruyorum.. en azından kadınlara 2. Ve 3ç madeleri pek soran yokk.. toplum boşanmış erkeğe de pek hoş Bkmıor size bunu da söyliyim peşinn. Toplum sadece boşanmış kadına kötü bakar diye Yeşilçam filmlerindeki algı hala var ama az artk ülkemizde. Eğer çok diyuorsanız erkek içinde çok. Ben boşandıktan sonra bir süre daha -3 ay kadar-aynı evde aynı apartmnada kaldım.. bir Allahı kulu kapımı çalmadı.. kadınlar zaten çalmıyor da erkekler de adamlarda ilgisiz. Millet güya eşini kızını kıskanıyor benden.:) boşanmış kız olsaydım MAĞDUR KIZ diye kapımı çok çalan olurdu.. manen moralmen destekçilerim olurdu eminim. Ha kötü niyetli erkek korkum olurdu evet. Bu ikisini denk tutmak yanlış olur ama. Biri evham biri vaki, vukuat.
    Şimdi tüm bu yazılarımdan sonra bana diyebilirsiniz ki gene ağır konuşmuşsun üslubunuz sert.. ben kendim den ziyade AİLE KURUMUNUn derdindeyim. Bu kervana yarın bir gün inşallah siz de dahil olacaksınız. Ben sizleri görünce kadınlarla ilgili umutlarım artıyor. Szinin gibi hanımlarında yanlış insanlarla evlenip erkekler gerçkten kötüdür şiddetçidir zalimdir yanılgısına ve yaygarasına fikren mağlup olmanızı istememem içindir bu yorumum. Yaklaşık 1,5 saat oldu bu yazıya başlayalı. Bu sürede 2 cüz okuyabilrdim. Ki bu saate sarktı. Ama pişman değilim bu yazıyı yazdığıma. Ben kuranı okuyorsam kendime ve insanlara topluma faydam olsun diye okuyorum. İşte bunlar için. Sonra hayırsz bir eşle incinmemeniz için yazdığım bu yazıyla sizi incittiysem varsın ben hatalı kaba kötü sert adam olayım. Yazdığım yazıyı kontrol etmedim. . Çünkü gerçektn vaktm yok.zaten öğle arası oldu. Artık cüzümü okuyayım. Allaha emanet olun.

    • Zarif diyor ki:

      Adem Bey;
      yazdıklarımı ben de bir saati aşkın bir sürede yazmış olmama rağmen bunu dile getirme gereği duymamıştım. fakat konunun daha da tırmandığını görünce, gerçekten yazmamış olmayı diledim..

      Beni genel konuşmak, net olmamak, ezberden konuşmak gibi ithamlarda bulunarak eleştirmişsiniz.. Fakat ben sizin yazdığınızın ne denli anlaşılır olduğu konusuna değinip değerlendirmeyeceğim..

      her bir bireyin farklı bir yaşantısı, yaşanmışlığı, ailesi, çevresi, görgüsü göreneği, aldığı eğitim, okudukları, dinledikleri, öğrendikleri…. var, ve herkes bunun neticesinde, bunlardan yola çıkarak , bunları baz alarak konuşuyor.

      fakat yazdıklarınıza karşılık olarak benim size verebileceğim tek bir cevap var:
      ” Ne deseniz haklısınız Adem Bey… ”

      sonunda bir uzlaşmanın olmayacağı, kendi doğrularımızı yarıştırdığımız göreceli bir konuyu uzatma niyetinde değilim.

      tartışma ortamlarından daha fazla hazzetmediğim bir şey varsa, o da tartışmanın içinde olmak..

      ben o kıymetli vaktinizden fedakarlıkta bulunarak zaman ayırma lütfunda bulunmanıza
      sebep olduğum için de ayrıca özür dilerim..
      yolunuz bahtınız açık olsun.

      • adem diyor ki:

        Yukarıdaki yorumumu yazarken demiştim ki eğer ki zarif hanım rumuzuyla istişhar etmiş biri ise bir de tartışma ortamlarını hiç sevmiyor ya zariflik yapar en kötü ihtimal cevap vermez:))
        bir de ” Ne deseniz haklısınız Adem Bey… ” işte bunu yazar mı diye düşünmüştüm. ama demiştim ki bu hanım zarif zerafet sahibi.. bekle gör ADEM dedim.. eğer ki bana TOPLU İĞNEyi göstermeseydiniz oğlum adem sert davrandın kıza HAKSIZSIN ÖZÜR DİLE diyecektm kendime. valla torbadan zerafet değil İĞNE çıktı. ben ne edim.
        “…ben o kıymetli vaktinizden fedakarlıkta bulunarak zaman ayırma lütfunda bulunmanıza sebep olduğum için de ayrıca özür dilerim..”” vay vay laf giydirmeler falan…:))
        özrünüz kabahatinizden büyük.bunları yazarken nefsiniz KİM BİLİR ne kadar menhus lezzetler aldı.-altta kalma, yaz, haddini bildir, kendine laf ettiremezsin, altta kalamazsın,onu herkese ifşa etmelisin vs…

        siz karşınızdakini iğneleyip güya laf sokarak mı tartışma ortamına girmiyorsunuz??
        merak etmeyin o zerafeti ben gösterip laf sokmadan size ve siz gibilerle LAF SOKMA TELAŞLARINA DÜŞMEDEN hala zarifçe sürdürdüğünüz münakaşayı bitiriyorum.

        Allah ümmeti Muhammedi İĞNECİ insanlardan korusun..
        NOT: BU YAZIYI NEDEN YAZDIM? belki yorumları okuyanların aklına gelir madem sende yazmasaydın diye?
        Elcevap: Üstad hz. lerin Mektubatta şöyle bir ifadesi var.
        “…Hem madem bir zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat’î ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur.
        Hem o canavar, vicdansız zalime karşı ZAAF göstermekle, kendisini ezdirmeye teşcî eder. Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtarır, cesedi bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!…”
        böyle kişilere karşı sessiz kalmak zaaf gibi görüleceği için. ve belki aynı iğnelemeler başka insanlara da gitmemesine vesile olur ümidiyle.
        ZARİFçe iğneleyen hanım.. sizi de iğneci yaptım ya sebep olduğum için özür dilerim. aynı hoş dileklerinizi bende size sunarım.

    • .../nisa diyor ki:

      Zarif Hanım ve Adem Bey,

      Konuyu etraflıca yazmışsınız ve sanırım konuda kapanmış gibi. Ben ikinizin de bakış açılarını kendi çerçevesine göre doğru buldum. Doğru tek olsa da gidilen yollar işaret levhaları farklı olabiliyor. Flört karşısında tavrımız nettir tanımak için sadece flört açısından bakmak yanlıştır. Bir insanı tanımanın yolları vardır. Hz. Ömer’in özellikle bu konuyla ilgili güzel öğütleri var. Hem akıl ile sebeplere başvurarak istişare ederek gözlem yaparak yol almak hemde kalp ile kalbi temiz tutup dengesini bozmayarak yol almak.

      Bu konuyla ilgili ilginç bir durum başıma geldi. İyi yada kötüyü seçmek bizim irademizdedir sonuç değil çünkü sonucu etkileyen birçok faktör vardır kararlar uygunluk Allah’ın nasip etmesi gibi. Bir kişiyle karşılaşmıştım aramızda herhangi bir iletişim olmadı birbirimizi de tanımıyoruz. Bu nimet midir imtihan mıdır bilmiyorum ama görsel hafızası kuvvetli biriyim bir gördüğüm yüzü pek unutmuyorum bu sebeple başım yerde yürüyorum. Aradan 6 ay kadar süre geçti bu kişiyle aracı vasıtasıyla evlilik niyetiyle görüştük. Ne aracı bizim daha önce karşılaştığımızdan haberdar nede biz aracının bizleri tanıdığından. Flört gibi bir durumla da birbirimizi tanıyabilirdik aracı vasıtasıyla da tanıyabilirdik. Bizim karşılaşmamış kaderdi biz flörtle değil de aracı vasıtasıyla birbirimizi tanıdık. Sonuçta evlilik yolunda karar alınmadı ama çok güzel bir hakikati idrak etmiş oldum.

      Kader karşısında insanın kendisini cüzi iradesini devre dışı bırakmak ne derece doğrudur? Çarpıcı bir örnek olan Selman-ı Farisi’nin yaşamı. Allah’ın hidayeti kendisinin arayışı ve iradesi olmasaydı Mecusi bir ailede yaşamına devam ediyor olabilirdi o öncelerden bir arayışın içine girmiştir ve türlüde zorluklardan geçmiştir neticesi güzel bir ömür yaşamıştır. Güzel bir sözdür dua kaderi değiştirir mi değiştirir dua edersek dua edenlere yazılırız etmezsek dua etmeyenlere. Bize düşen sınavı bırakıp kendimizi salmak değil de sorular bize zor gelse çalışmadığımız yerden çıksa dahi sabretmektir sabretmek sadece beklemek değildir sadece tahammül etmekte değildir çözüm geliştirmek iyi yönde hareket etmektir.

      Adem Bey’in altın örneği burada önemli. Geçen gün Kani Karaca’nın hayat hikayesini öğrendim. Küçük yaşta gözleri kör ediliyor sonrasında Allah başka nimetleri ona sunuyor çok zeki biri ve sesi güzel hocalarının ve kendi gayretiyle hafız oluyor. Allah’a giden birçok yol vardır ve imtihanlarımız farklıdır. Dünyaya geldiğimiz aileden tutun yetişmeye karaktere eğitime şahit olunan durumlara tecrübeye kadar birçok açıdan farklılıklar vardır. Bu nimettir de diğer türlü kimse kimseden bir şeyler öğrenme hevesinde olmazdı.

      Allah sizlere ve bütün ümmeti Muhammed’e huzurlu yuvalar nasip eylesin inanmayanlara da hidayet nasip eylesin doğru yoluna iletsin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Ben de bir gün rüyamda bir hanım ismi ve işyeri adı görmüştüm, sadece isim ve iş, cisim yok. Kontrol ettiğimde böyle bir kişinin var olduğunu gördüm. Tek fark ben tek isim görmüştüm vatandaş iki isimliymiş. Aynı kurumdayız fakat farklı yerleşkelerdeydik. Bilinçaltım bana oyun oynadı herhalde dedim altında bir şey aramadım. Ancak yaklaşık altı ay sonra çalıştığım bölümde işe başladı. Bir şey de çıkmadı tabi :)

        Bir keresinde de bir hanım arkadaşın iş arkadaşının oturup kalkmasını beğenmiştim. Hanımefendi biriydi ayrıca tesettürlüydü de. Arkadaştan rica ettim kızla konuştu kibarca reddetmiş. Doğum günü benle aynı çıktı… Bazen oluyor böyle şeyler. Kader…

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Sizin karşılaşmış olduğunuz durum daha ilginçmiş. Resmen rüyada koordinatlar isim bildirilmiş.

          Buzdağına çarpan Titanik gemisiyle ilgili sonradan incelemelerde bulunduklarında bazı yolcular gemiye binmekten son anda vazgeçmişler sebebi sorulduğunda bir gün önce kötü rüyalar gördüklerinden bahsetmişler. Bazen böyle durumlar olabiliyor. Bilinçaltı oyun oynamayabiliyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Rüyalarla ilgili durumlar karışık biraz. Dediğiniz gibi durumlar da olabiliyor ama bunun insanın kendisine kalması gerekiyor(muş). Benim bir öğretmenin de rüyasında eşi olarak birini görmüş, gerçek hayatta da karşılaşınca peşine düşmüş, evliydiler. :)

            Benin yakın zamandaki tespitim şu. Gelecek hakkında yorum yapmak biz gibiler için çok uygun değil. Bir çok rüya da içinde bulunduğumuz ruh halinin ve arzularımızın, korkularımızın yansıması. Dün mesela bir arkadaş rüyasını anlattı, eli bollaşacak yazıyor tabirlerde, terfi alacak bir arkadaştı mesela ve bir an önce elinin rahatlamasını arzu ediyordu. Kalanıyla ilgili yorum yapmam da doğru değil…

            Bahsettiğim rüyadaki vatandaşla ilgili aslında şöyle de bir durum oldu. Kadınların fıtratlarına uygun işlerde çalışmamasına ve narsist kadınlara bir örnek görmüş oldum. Bu vatandaş epey sorun açtı başımıza, meğer epey problemli biriymiş. Birgün kendisine iş öğretiyordum, benim öğrenmemi istemediğin için anlatıyorsun demişti :) Kendisine verilen işleri yapamayıp yardım önerilerimizi de gururdan reddedip oturup ağlamışlığı çoktur güçlü kadın ya… Kadın istihdamı yapacağız diye erkek işine vermek de nedir? Dahası ilk işe başladığında bir çok kişi ne iyi kızmış dedik, kendisi hakkında çok güzel şeyler söylüyor derken bir iki ay sonra anladık ki meğer olmak istediği kişiyi tarif ediyormuş. Belki doğru insan değildi ama bana çok şey öğretti. Kaldı ki tanıştığımızda bana sorduğu ilk sorulardan biri kız arkadaşın var mı sorusuydu :) Bu kişi sayesinde bir kadının bir erkeğin önünde diz çökebileceğini(ben değilim), erkekleri etkileyip etkileyemediklerini anlamak için otostop çekebileceğini görmüş oldum. İşin işkence kısmı beraber çalışmak zorunda olmanın yanı sıra karşı karşıya oturmak durumunda kalmaktı. Çok şükür iki yıl evvel iş tanımım değişti de hem iş anlamında hem de ortam anlamında uzaklaşabildim. Başlarda acaba demiştim yalan değil :) tabi sonrası farklı oldu…

    • Feyza diyor ki:

      Adem bey,
      Sitedeki eski konu ve yorumlari okurken, “feyza-huzur Islamda” rumuzuna ben de denk gelmistim. Yorumunuz vesilesiyle belirteyim, o kisi ben degilim. Daha dogrusu, 2016 Temmuz/Agustos oncesi yazan hicbir Feyza ben degilim. :)
      Siteyi ben kesfedeli bir yil olmadi henuz, sizler kadar eski degilim. O yuzden isim karisikligi olmamasi adina yorumunuzun bu kismina aciklik getirmek istedim.
      Selam ve dua ile.

      • adem diyor ki:

        tamamdır feyza hanım hiç sorun yok. o eski feyza da sizin kadar olmasa da iyi güzel fikirleri olan bir kardeşimizdi. ama siz bu kadar yeni misiniz ona şaşırdım:) neyse seneler çabuk geçiyor..

  2. zarif diyor ki:

    29 yaşında bir bayanım, dış görünüş olarak hiçbir kusurum olmamakla birlikte, hep nazik,uyumlu, insanları kırmama gayretinde, ince bir insan oldum. Fakat evlenmek için bu çağda fikren geri kalmış olduğum gerçeğiyle karşı karşıyayım. bir mesleğim olmasına karşın,çalışmayı düşünmeyip evimde eşimin hizmetinde olmak istemem toplumca kabullenilmiyor,aksine acınacak bir hal gibi görülüyor.. eşinin çalışmasını isteyen bir erkeği de zaten ben kabullenemiyorum. sosyal medya kullanmadığım için ayıplanıyorum.
    görücü usulü gelen erkeklerin dahi flört ettikten sonra ciddi adımlar atma talebini hiçbir şekilde anlamlandıramıyorum. Evlenmek neden bu kadar zor bilmiyorum, yanlış yapmayım ayaklarım doğru yoldan kaymasın diye gayret ederken , bekar kalmaya mecbur kılıyor düzen.. oysa hayatta en çok istediğim şey yuva kurabilmek..
    yeryüzünde bu hassasiyette yaşayan yalnız ben miyim fikri ise gerçekten yıpratıcı..
    Allah herkese takva yaşama gayretinde eşler nasip etsin…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Zarif Hanım.

      Aramıza hoş geldiniz. Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Ancak yorumunuz benim için tevafuk oldu. Daha geçen gün bir yorum yapmıştım bu gidişle sayımız artacak diye ki tahminimce öyle hanımlar var ki edeplerinden, çekindiklerinden bu konuda yorum dahi yapamayıp içlerine atıyorlar…

      • Zarif diyor ki:

        Haklısınız, yazdıktan sonra yorumları okuduğumda öyle bir yoruma şahit oldum, aranıza yeni katılmadım esasında, hep aranızdaydım, sadece denk gelmenin zamanı şimdiymiş.. umarım Rabbim beklediğime değdi diyebileceğimiz bir yuva kurmayı hepimize nasip eder..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zarif Hanım.

          Dünyada her türden insan var. Doğru insanla denk gelmek mesele. Teoride mümkün, illa ki kafanıza uyacak birileri vardır ama asıl soru kim tanıştıracak? Sizin de bizlerin olmadığı gibi kızlı erkekli sosyal ortamınız da yoktur. Flört kafasındakiler bu konuda rahat çünkü bir araya gelebiliyorlar her türlü ama ya öyle olmayanlar…Beklediğimize değecek mi? Aslını ararsanız beklememiz bir şeylere değsin diye değil, yazgıda ne varsa o yaşanır…

          • Zarif diyor ki:

            Evet benim de inandığım tek bir şey var, yazgımızı yaşıyoruz, o yüzden de aciz çırpınışlar hayatımıza somut bir değişim olarak dönmüyor. Kendim için umudumu tükettim diyebilirim fakat gönlünüzü rahatlatacak bir şey söyleyeyim, Çok umutsuzken gönüllerince yuva kuran bir kaç kişiye şahidim.. Şimdi sanki hiç yalnızlık çekmemiş, tek başınalığın sancisini hiç yaşamamış gibiler, evlilik gerçekten yaramış.. son derece mutlular..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zarif Hanım.

            Neden umudunuzu tükettiğinizi somut gerekçelerle sebep sonuç silsilesi içerisinde yazabilir misiniz? Benim de umudum yok ama çarşaf çarşaf yazdığım gerekçelerim var. Bu iş benim için çok zor dememin sebepleri duygusal değil tam tersi tamamen mantıksal sebeplere dayanıyor.

            Siz de bizimle paylaşırsanız biz de bir bakarız. Belki yanılıyorsunuzdur…

          • Süleyman diyor ki:

            Zarif Hanım

            Elhamdülillah ki Allah insanın acılarını ve sıkıntılarını unutturacak bir şekilde yaratmış. Bu sebeple insan aslında ne kadar zorlansa da eskiye sünger çekebilme kapasitesine sahip. Evlendikten sonra eminim bu günler unutulacak. Hatta kimi kişiler nankörlük edecek niye bu yaşta evlendim ki diyecek belki. Allah korusun bizleri.

            Ben Üniversite son sınıfta çok sıkıntılı bir dönemde idim. O zaman her gün beni kurtarması için Allah’a dua ediyordum. Elhamdülillah o durumdan kurtulduk. Ancak mesela o eziyetleri aklen hatırlıyorum ama duygusal olarak hatırlayamıyorum. Sonuç olarak hepsi geçiyor geridekiler bize bir deneyim olarak kalıyor.

            “Ama ben hâlâ ne yazık ki önemli değil bu dünya, yalnızlık,tek başınalık.. ben cenneti kazanayım yeter ! diyemiyorum.” demişsiniz. Kendinizi ikilemlerle boğmayın. İçinizde zıtlıklar oluşturmayın. Allah inşAllah eşinizle beraber size cenneti kazandırır. Çünkü o her şeye kadirdir.

    • Süleyman diyor ki:

      Zarif hanım

      Yeryüzünde bu hassasiyetle yaşayan bir tek ben mi kaldım” diye sormuşsunuz. Bu sitedeki hanımların yorumlarını okursanız yalnız olmadığınızı göreceksiniz.

      Bu zihniyette ki hemcinslerime çok kızıyorum. İçinden dünyayı mı alacaksın? Ne yapacaksın o kadar parayla demek istiyorum. Allah değişen düzen karşısında Müslüman erkek ve hanımlara basiret ve kolaylık versin

      • Zarif diyor ki:

        haklısınız yorumlara sonradan dahil oldum, değişen düzen karşısında hassasiyetimizi sürdürebilmeyi nasip etsin Rabbim.. Ama ben hâlâ ne yazık ki önemli değil bu dünya, yalnızlık,tek başınalık..
        ben cenneti kazanayım yeter ! diyemiyorum, bu da benim takva yoksulu itirafım.. bu dünyada yuva kurmak , o mutlulukla nasiplenmek istiyorum..

    • kevser diyor ki:

      Merak etmeyin yalnız değilsiniz 😊☺bende 27 yasindayim.zaman artık böyle ve bizim gibilerin bu düzende var olma imkanı yok.bende öylesine yaşayıp gidiyorum

      • Zarif diyor ki:

        Haklısınız, 35 yaşındaki hanımların yalnızlığını görünce günden güne eriyor ümitlerim.. Yeryüzünde varlığından dahi haberi olunmayan insanlarız sanırım, üstelik evliliğinin kıymetini bilmeyen,ufak şeyleri dert eden insanların varlığı ise canımı gerçekten yakıyor. 27 yaşımdayken dünyanın sonuna geldim sanarken seneler acımdan geçti ve üstüne 2 yıl daha eklendi, hala ümitvar olunacak bir yaştasınız :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Zarif Hanım.

          Haddime değil belki ama “üstelik evliliğinin kıymetini bilmeyen,ufak şeyleri dert eden insanların varlığı ise canımı gerçekten yakıyor” cümlesi çok tehlikeli bir cümle. Hayır ve şerri yaratan Allah’tır. Herkesin imtihanı farklıdır. Sahip olduklarımızı nefsimizden bilemeyiz. Evlilik nasip kısmet işi, matematiği yok, hak edip etmeme durumu değil. Siz sabredin. Allah hayırlı ömür versin.

        • kevser diyor ki:

          Benim Sema hanımdan bir ricam olacak.tahsilsiz olup tahsilli erkeklerle evlenmek isteyen kızlarla ilgili bu konuyu irdeleyen bir yazı yazabilir mi?sanki biraz biz üniversiteli kızların hakkını gasp ediyormuslar gibi geliyor bana ☺☺☺😅söyleyeceklerimi lütfen dikkatlice değerlendirin isterim.çevremizde artık 10 kızdan sekizi üni. Mezunu.içinde bulunduğumuz şartları görmezden gelerek bi yere varamayız diye düşünüyorum.bazı beyler burada bazı laflarımı yanlış anladılar(kimsenin tercih etmediği erkek lafımı mesela)şimdi efendim bir erkeğin evde kalmasıyla bir hanimin evde kalması çok farklı sebeplere dayanır.çünkü evlilik teklifini erkek yapar.birde siz erkekler biz bayanlara göre daha sosyalsiniz.pekcok şeyi görebiliyorsunuz çevreniz var çünkü dışarıda olduğunuz için.ancak biz hanımlar genel olarak ev ortamında olduğumuz için dışarıdan pek bir haberimiz olmuyor.kadın bazı ekstrem kültürler hariç dünyada her zaman talibinin ayağına gelmesini bekler(içinde bulunduğumuz zamanda da zaten en sagliklisi bu)kendi şahsi evde kalma sebebim şu:2.5 sene öncesine kadar çevrem geniş değildi kimseyi tanımıyordum.çok önemli birinin kızı da olmadığım için insanların gözünden kaçtım.çevre edinip herkesle tanışınca da evlenmem gereken insanların 1 -2 yıllık evlenmiş olduklarını gördüm.geç kaldım yani…..yetişemedim.burada hanne hanım yazmıştı yaş şöyle 30 u geçince sizden 3 4 yaş küçük kişileri söylüyorlar bunlara hazırlıklı olun demişti.e öyle zaten hanne hanım çünkü elde eleman kalmayınca mevcut olanı söylüyorlar mecburen.birde şu var:dinini bilen insanlar oğulları harama bulaşmasın diye hemen erken yaşta küçük yaşta evlendiriyolar.hal böyle olunca da bizim gibi 27 -29 yaşındaki kızları bekleyen bir erkek kalmamış oluyor.
          Tekrar söylüyorum erkeklerin evlenememe sebebiyle kızların evlenememe sebepleri birbiriyle aynı değil.kızlarda mutlaka arada bir tavsiye eden bulunması lazım.benim “kimsenin tercih etmediği erkek “lafima alındınız ama şimdi şöyle düşünün:bir erkek var genç yakışıklı işi gücü yerinde huyu suyu davranışı da güzel halden anlıyor maddi durumu da yerindeyse sizce bekar kalır mı? Ayrıca niye kalsın? Zaten erkekler evliliğe biyolojik ve duygusal olarak daha meyilli ler.bayanlara göre fiziki yönden daha muhtaçlar.bahsettiğim her yönden mükemmel olan kişiler tabi ki daha önce ve kolay evlenir niye buna şaşırdınız ki?
          Zaten öyle biri evlenmek istemese bile şimdiki kızlar rahat bırakmazlar bence.çünkü şimdi ahlak azaldı.neredeyse kendi ayağıyla gidip dolayli yoldan da olsa erkeğe benimle ol diyolar.
          Bide bazı kız anneleri çok aktif oluyolar.kimin nerde nasıl oğlu var haberdarlar.(allah onların gayretinden biraz da benim anneme versin 😏zira bekar olmam pek umurunda değil gibi)
          Oğlunu evlendirmek isteyen kız arayan bir aile oldu mu anında haberleri oluyor ve “eee benim bi kızım var.bi görüşün isterseniz”diye hemen kendilerini ortaya atıyorlar.dediğim gibi aslında mesele güzellikle de alakalı değil çünkü benden daha az güzelliğe sahib olup evli olanları da gördüm.mesele doğru zamanda doğru çevreye rastlayabilmek.çünkü ben rastlamama rağmen genç yaşımda denk gelmedim.buna da artık kaderden başka bişey diyesim gelmiyor.çünkü bu kader.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            “şöyle düşünün:bir erkek var genç yakışıklı işi gücü yerinde huyu suyu davranışı da güzel halden anlıyor maddi durumu da yerindeyse sizce bekar kalır mı? Ayrıca niye kalsın? ”

            Çok var böyle tanıdığım :) Niye olduğu da ortada, bu tarifinize uyan erkek eğer yaramaz çocuk diye tabir ettiğimiz bir erkek değil de efendi dediğimiz biriyse bekar kalıyor. Çünkü zamane kızlarımız yuva kurmaktan başka her şeyle ilgilendiği için genel durum bu. İstisnalar var ama kaideyi bozmuyor. (Efendi derken kendimi kast etmiyorum.)

            Kimsenin beğenmediği erkek lafınız gayet net anlaşılıyor :) Yalnız ben de diyorum ki beğenilen adamın başı bağlı olur zaten. Bu cümleyi eleştiririm. Şöyle ki kadınlar birbirleriyle bir şeyler yarıştırmaya pek meraklı oluyor. Takı, kıyafet, tahsil, kocalarını da kıyaslama hatasını çok yapıyorlar. Hatta bu konuda birbirlerini dolduruşa getiriyorlar. Bilmem kimin kocası karısına şunu almış da vb. O zaman verdiğim bir örneği şimdi yine veriyorum. Görücü usülü evlenen ve dördüncü görüşmeden sonra evlilik kararı alan bir arkadaşımın hanımı şunu söylüyor kocasına. “Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü artık umurumda değil, benim için önemli olan sensin” Sayın hanımlar, kocalarınıza yanınızda gezdirdiğiniz bir çanta gözüyle bakmayın. Yanıma yakışıyormuya çok takılmayın, geçinebiliyor musunuz ona bakın…

          • kevser diyor ki:

            Bilmiyorum.ben gene de yaşı çok ilerleyip bekar denilince güvenmiyorum öyle erkeklere.
            Allah allah……çevrenizdeki erkekler gerçekten öyleyse rastgelmeyi isterdim doğrusu ☺ayrıca madem ki kızlar öyle tipleri reddediyor.zaten öyle birisiyle evlenip napicaksiniz ki başa bela.hayır dediğine şükredip oynamanız gerekmez mi

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm,
            Bir erkege gidip duygularinizi acamazsiniz bu konuda size hak veriyorum. Ama mesela arkadaslarinizin evli olmasi guzel birsey. En azindan evlilik niyetinizi evli hanim arkadaslariniza bildirirseniz onlar da bekar bir kiza gore erkek tanidik cevresi esleei vesilesiyle daha genis olacagindan belki size ve zihniyetinize uygun birini tavsiye edebilirler. Evliligi de tattiklari icin halinizden daha iyi anlayabilirler. Yaslariniz da yakin olmasi onemli. Cunku bazen araci ile kusak farki da gorunumden diger kriterlere olan beklentileri karsilayamayabiliyor.
            Hep diyorum mesela simdi imkanim yok ama insaallah evlenirsem cevremdeki bekar ve evlilik konusunda zorluk yasayan kisilere esim vaaitasiyla yardimci olmaya calisacagim. Ben nasil kizlardan duzgun olani iyi ayirdedebiliyorsam esim de erkeklerin arasindan duzgun ve efendi kisileri tesbit edebilir. Simdi ise tek tarafli yardimci olamiyor insan. O yuzden evli cevrenizin olmasi avantaj olabilir.

          • kevser diyor ki:

            Feyza hanım;
            Evli arkadaşların bana zerre faydası yok inanin.çünkü herkes kendi ailesini kendi kocasını düşünüyor.birde aracı olmayı belki olumsuz sonuçlanır sonra bizi suçlarlar diye pek istemiyorlar.sonra eşleriyle de aralari gereksiz yere bozulmuş olacak

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Denk gelseniz muhtemelen ikinci görüşmeyi yapmazsınız muhtemelen :) . Hatta olası cümle de şu “efendi biri ama ısınamadım, etkilenmedim” Ancak bu konuda kadın fıtratına anlayış gösteriyorum. Eğlence odaklı kadın nefsine fayda odaklı disiplinli erkekler itici geliyor. Bu yüzden “yaramaz çocuklar” her zaman kazanır. Bir kaç istisna hariç.

            Böyle diyen bazı kızlar nasipliydi büyük sözü dinledi devam ettiler evlendiler evlenince sevdiler. Kıvılcım arayanlar plastik çubuğu yün kumaşa sürtüp elektrik peşinde koşuyor :)

            Sizi itham etmiyorum yanlış anlamayın, eğilimleriniz hakkında fikir sahibi olduğum için böyle yazıyorum. Tercihlerinize saygı duyuyorum…

          • adem diyor ki:

            kevser hanım aşağıdaki yorumunuza güldüm gerçekten. Allah hayırlsını versin de daha önce de yazdım bunu yani böyle erkekelrin sayısı az değil halbu ki sizlerin sayısı az niye karşılaşamıyorsunuz onu anlamıyorum. sizi öneren mi yok sizi bilen mi yok. neden. yaşı ilerleyip evlenemeyen erkeklere güveniniz azalmasın. daha dün duydum bir ilçe için düğünlerde 40-50 bin liralık takı takılıyormuş. o da minimummuş. yani Türkiyenin her yerinde böyle olsa ben bi 10 sene daha evlenemezdim doğrusu. gerçekten evlilik zor bişey biz haram hassasiyetimiz olduğu için nikahlanmak evlenmek istiyoruz. ama boşanmalarda cezayı bizler çekiyoruz. halbuki nikahsız birlikteliklerde dünyevi ceza almak yok. yani nikahtan kanunlar, boşanmalar ve düğün takı vs ekonomik sebplerle insanlar çekiniyor çünkü ağır külfet bunlar. ama sizin kapınızı çalan erkeğin mutlu olacağına ben inanıyorum.
            Rabbim hayırlısıyla karşılaştırsın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım’ın aracılarla ilgili yazdıkları doğru. Hepimiz benzer durumu yaşıyoruz, herkeste bir vebal alma korkusu var ve sanki bir duyarsızlık da var gibi. Bizden önceki kuşaklarda da öylemiydi bilemiyorum. Pek umursanmıyoruz gibi. Mesela annem birkaç kişiye sormuş zamanında, aldığı cevap herkes kendi buluyor olmuş.

            Buluyor da nasıl buluyor? Bu noktada terbiyesizleşmek istemiyorum arkadaş ayağı bir şey ayağı diye jargonda bir söz vardır. Önce arkadaş sonra sevgili olunuyor genelde. İki karşı cinsin arkadaş olabildiği yalanına inanıyor inanmak istiyor herkes ancak işler ilerleyip rengi değişince bir bakıyoruz niyet farklıymış. Demek ki ortada koca bir yalan var, öyle yapanlara kimi yiyorsunuz demek istiyoruz ama sesimiz cılız kalıyor. Toplum olarak kanıksamışız bir şeyleri. Sonra görüştüğümüz kızların dışarıda düzenli buluştukları kankaları neden var. Neden var? Friendzone adlı asrın icadı sayesinde. Tabi iş ilerleyip olay cinsel partnerliğe dönünce de adı özgürlük oluyor. Sonra bana diyorlar bu adam nerede yaşıyor diye. Türkiye’de yaşıyorum. Bana inanmayanlar varsa kırsaldaki özel kadın doğumcularla bir konuşsun. Yılda kaç operasyon yapıyorlar ve kaç tanesi tıbbi bir zorunluluk. Kendisini erkeğe yamamak için hayızlıyken onu eve çağırıp ayartmaya çalışanları da yazalım mı?

            Şu var erkekler için kafanıza şapkadan başka bir şey takmayın derler, hanımlar da örtülerinden başka bir şey takmasınlar kafalarına…

      • Zarif diyor ki:

        Haklısınız bazen yeryüzünde kimsenin varlığımdan bile haberi olmadığını düşünüyorum .. Senin gibi biri nasıl bekar kalır diyenlere ben miyim kabahatli demek istesem de yalnızca tebessüm edip geçiyorum . Sizin yaşınızdayken dünyanın sonuna gelmiş olduğumu sanarken, yıllar acımadan geçti ve ha bugün ha yarın derken 2 sene daha eklendi ve 29 oldum. Yaşınızın kıymetini bilin, hâlâ Ümitvar olunacak yaştasınız :)

        • Meryem diyor ki:

          Zarif hanım
          Yanlız değilsiniz. Ama ümitvar olun .Bende 28 yasindayim. 23 yasimda evlenmek 28 yaşında 2 çocuk annesi olmak isterdim ama nasip olmadı. Ümitvar olun .Allah sağlık versin. Zamanla gelir beklenen. Bakin ben 5 yıldır karşıma düzgün bir insanın çıkmasını bekliyorum. Ama bu yıldan ümitliyim 😀

    • adem diyor ki:

      zarif hanım “…görücü usulü gelen erkeklerin dahi flört ettikten sonra ciddi adımlar atma talebini…” demişsiniz. evlilik bu zamanda erkekler için büyük bir risk bunu anlayın. herkeste sizin kadar iyi niyetli sanmayın. bilmem biliyor musnuz ben kısa süreli de olsa evliliği yaşadım. üniversiteden beri dişimden tırnağımdan artırdığım, gezmediğim biriktirdiğim harcamadığmm biriktirdiğim (sırf düğün evlilik için aileme yük olmamak adına) her şey ziyan oldu.. alman dindarı eski eşim mehrim mehrim diye diye evlilkte alınan herşey benimdir diye diye 20 -25 bin liralık altınları alıverdi anladınız mı.. ona olan bişey olmadı. ama insanlar bana bakıyorlar. zahirde görünen hiçbir kusurum yok. acaba batın da bir kusur sorun var diye düşünüyorlar ben bunu biliyorum.. bana da eski eşim takva takva günahlara girmeyelim diye diye hızlıca nikah kıydırtıp 4 ayda düğün masasına oturtmuşlardı. ama aynı hızla 9 ayda da boşanmak için avukata koştular. bunlar erkekler için hep ders. yadırgamayın.. ve daha dün iftara bir arkadşı çağırdım iki çocuklu.. onunla da konuştuk. cemaat kızlarına ve kapalı kızlara karşı o bile güvensiz. en çok sorunlar bunlardan yaşanıyor diyor. hükümetle kanunla beraber başörtülü kızlarda inanılmaz bir cesaret patlaması yaşandı. onlar kendi güçlerini ispat için boşanırız tavına kolay geliyorlar. toplumda bu artık aşina oldu.. e bizde sahip olduğumuz inançlardan ötürü açık insanlarla bizde istemiyoruz ama yaşanan tüm bu boşanmalar ve sonrasındaki süreçler bizleri de tedirgin ediyor adım atarken.. sizin derdiniz çokta büyük bir dert değil.. sadece tecrübesizsiniz. bu da iyi bir şey bence.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yüzde yüz katılıyorum Adem Bey. Kimimiz nikahtan önce bu durumdan kurtulabiliyor kimimizin de o an için basireti bağlanıyor ya da Allah öyle imtihan ediyor. Ben de şöyle düşünüyorum, mesela bazı görüştüğüm kızlarla daha gençken, heyecanlıyken ve bir kısım hayat tecrübesine sahip olmamışken kaza bela evlenmiş olsam muhtemelen aynj şeyleri yazardım. Bir arkadaşımın arkadaşı da sizin gibi boşandı hemen hemen ve eleman için iktidarsız diye iftira atmayı da ihmal etmemişler. Etrafındaki bir kısım arkadaşı da elemanı geneleve götürmek istemişler sıkıntı olmadığını ispat için. Geldiğimiz hale bakın.

        Zarif Hanım’a yazdığınız doğru, sadece kötü tecrübeler yaşamamış hepsi bu. Ayrıca burada bu yorumları okuyan hanım kardeşlere şöyle bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer derler, bazı erkeklerde artık yaşadıkları sonucu tüm süt ürünlerine karşı alerji oluşuyor. Eğer biriyle görüşürseniz ve içiniz ısınırda size karşı çekingen ve tereddütlü davranırsa nazı bir kenara bırakıp açılmasına yardımcı olun. Bu kızları rahatsız eden hatta itici gelen bir durum biliyorum ama eğer sizlere kefil olan aracılar varsa siz de elinizi taşın altına koyun, sorumluluğun hepsini erkeğe atmayın, kadınlık gururunuzu kibire dönüştürmeyin. Tam anlamıyla hoşlanıp hoşlanmadığını anlayacağım diye naz yaparken zaten kaçmak üzere olan ancak aracıların kefil olduğu bir adamı itersiniz. Sonrasında karşınıza nazınıza katlanacak birisi çıkabilir ki aracıların kefil olmamasına bile dikkat etmiyorsunuz adam peşimden koşuyor diye ancak tabiri caizse nikahı bastıktan sonra külahlar değişir de siz kocanızın peşinden koşar hale gelirseniz zamanında karşına düzgün biri çıktı sen istemedin deriz.

        • adem diyor ki:

          Sadece Fatih Bey, bu ikinci paragrafta yazdıklarınızın altına imzamı basarım. ama bunu kaç kız yapar. hatta sema hanımın yazılarını okuyanların bile kaçta kaçı yapar bilmiyorum. kızlar dediğinizi yapsalar kendileri de mutlu olurlar ama onlar karşılarında nazlarını çeken bi erkek gördüklerinde çoğu zaman onu tercih ediyorlar. bu sitedeki hanım kardeşlerimizin endişeleri de işte bu tarz evliliklerden kaynaklanıyor. yani kendi hemcinslerinin tercihlerinin sonuçlarından. o zaman bu tercih tarzlarını değiştircekler. o da gururlarına dokunuyor. demek ki onların da çıkmazları bu. aman ne zormuş ya evlenmek. insanın morali bozuluyo

      • kevser diyor ki:

        Bir insanı tanımak başka şeydir,gezmek cıvık lik sululuk başka şeydir.ben zarif hanımı çoooook iyi anlıyorum.belki kendisine değil ama bana kendime nasihatim şu ki:aslında evlenme diyorum boşver gitsin baksana kime tosliycagimiz belli değil.herkes ben ben ben diyor.sadece ben haklıyım…bu kadar kendimizi zorluyoruz ama olmuyorsa demek ki olmamasında daha büyük hayır var.acı gerçek bu maalesef.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Katılıyorum Kevser Hanım. Bir insanı kabaca tanımak için bir kaç görüşme yeterlidir. Zarif Hanımı bizler de anlıyoruz. Aynı durumu yaşayan kızlar olduğu gibi erkekler de olmuş. Ben bu görüşmeleri sulandıran kızları hiç anlayamıyorum. Hadi erkeklerin içgüdüsü her çiçekten bal almaya evliliğin sorumluluğunu almadan bir şeyler yaşamak istemeye meyilli de kızlara ne oluyor. Kadınlar erkeklere göre daha fazla hissiyat sahibi şak diye çözüyorlar karşılarındaki erkeği, bilim adamları üşenmemiş ölçmüşler, bir kadın karşıdındaki erkeğe sekiz saniyede not veriyormuş hatta tüm değerlindirme süresinin bir dakika olduğu gözlenmiş. Şimdi böyle bir gerçek varken bir kız nasıl olur da dördüncüye görüşmesine rağmen kararsızım der değil mi? Hele ki kızların şu duygularının farkında olmama ya da onlar adına yalan söyleme durumu. Sema Hanım’ın yazılarından birinde vardı çok güzel yazmış. Evlilik programında kıza aday gösteriliyor, kız hoşlanıyor belli ancak oğlan maaşını söyleyince elektrik alamadım, o elektrikle tüm mahalle aydınlanırdı diye yazmış Sema Hanım. Tersini de yazmış, kız etkilenmiyor ama erkeğin maddi imkanlarını öğrenince bir görüşelim diyor. Allah kadınlara bu kadar kuvvetli hisler ve yetenekler vermişken onların görüşmeleri sulandırmaları ve duyguları adına yalan söylemeleri onlara erkeklere göre daha çok vebaldir bence. Erkeğin fıtratı belli peki ya kızlar, sulandırınca kendilerinden bir şeyler kaybetmeyecekler mi?

          Herkes ben ben diyor, haklısınız, ben de öyleyim. Bu da bir yerde günümüzün hastalığı. Psikolojide adı vardı da unuttum. Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der benzeri bir şeydi. Ana sebebi de öfkeydi yanılmıyorsam…

          Kendinize evlenme demişsiniz. Yakın bir arkadaşımın sevdiğim bir sözü vardır, çok kullanır, “ne gerek var” der. Siz de kendinize sorduğunuzda evlenmeli miyim diye muhtemelen artık böyle şeyler söyleyeceksiniz. Şu var. Sizi çok isteyen olursa gelsin bulsun sizi, ailenizden istesin, diğer türlü siz böyle de iyiyken kendinizi üzmenize ne gerek var?

          Dediğiniz gibi elbette olmaması da bir hayırdır. Belki günahlarımıza kefaret olur, Allah başka dert vermesin…

          • kevser diyor ki:

            Valla ben bi adamı eğer sevmiyorsam trilyoner bile olsa zor….he sevdiğim adamın da işsiz güçsüz fakir olmasına üzülürüm.keşke bi işi olsaydı derim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Siz öyle diyorsunuz da hani bu insanda nasıl mide varmış dersiniz ya ben de öyle diyorum bu tip kızlara, sayısı da az değil. Allah’a şükür öyle çok mal varlığım vb. yok, maaşlı çalışanım. Bir arkadaşım anlattı. Doktot bir kızla tanıştırmışlar, başlarda mırın kırın etmiş sonra arkadaşın işini öğrenince birden yüzünde güller açmış tabi arkadaş da arkasına bakmadan kaçmış.

            Bir olay daha var böyle. Yine bir kızı bir erkekle tanıştırıyorlar, oğlan zengin ama havalı değil, kızın haberi yok, oğlanı ezmeye kalkmış, eleman en son sizi eve bırakayım bari demiş. Kız oğlanın arabayı görünce birden dönmüş, aracılara tutturmuş ille de tanıştırın diye. Tabi oğlan direk basmış tekmeyi.

            Düşünsenize bu kızlar evlenince kocasının koynuna girmeyecek mi? Yoksa para için midesizlik mi yapacaklar…

          • Zarif diyor ki:

            Açıkçası masumane yalnızca bir iç dökmeden öte olmayan yorumumun bu kadar tırmanacağı öngörebilseydim, hiç teşebbüs etmezdim.

            öncelikle Sayın Adem Bey, buradaki kimseyi tanımıyorum, siz de dahil, geçmiş olsun dileklerimi sunarım ve Allah’tan hayatınız boyunca şükredeceğiniz,tüm sıkıntılarınızı unutturacak bir evlilik yapmanızı temenni ederim.
            yazacaklarımı yalnızca objektif olarak yazacağımı , bu yüzden kendi yaşanmışlığınızdan ötürü de sertçe eleştirmemenizi rica ederim..

            ben şuna inanıyorum, bu dünya rahat yeri değil, kimimiz cezaevlerinde gökyüzünü hasret,kimimiz hasta yataklarında bakıma muhtaç,kimimiz toprağa verdiği eşinin ardından acısına yanamadan çocuklarıyla yaşam mücadelesine başlayarak imtihan oluyorken, evlenenememek de boşanmak da kimine göre ağır kimine göre o ne ki denecek bir imtihan çeşidi..

            ben şuna inanıyorum, buna katılmıyor olabilirsiniz, bizler yalnızca kaderimizi yaşıyoruz. Çok saygın benim de çok sevdiğim ehlisünnet bir din âlimi “adımlarınız, gölgeniz,rüyalarınız bile kaderledir” demişti.
            şimdi siz her ne kadar eğer uzun uzun görüşmüş olsaydım belki şuan boşanmış olmayacaktım deseniz de ben katılmıyorum , sizin kaderinizde o hanımla evlenmek ve boşanmak varmış. ki 4 ay da tanıyamadım denecek kadar kısa bir süre değil.. şayet siz , eleştirdiğiniz noktada olan yanlışı yapmayıp uzun uzun görüşseydiniz de eğer kaderinizde o hanımla evlenmek varsa bir şekilde basiretiniz bağlanır , görmez olur yine de evlenirdiniz.. bu bir yakınımda yakından şahit olduğum bir konu, her şey besbelli iken, evliliğin yürümeyeceği her konuda aşikârken, diller lal oldu akıllar düşünemez ve hazin son olan boşanmanın gerçekleşmesi uzun sürmedi.. bu yüzden çok iyi anlıyorum sizi. hepimizin hayatında ben öyle bir hataya nasıl düştüm, resmen basiretim bağlandı dediğimiz anlar mevcut aslında, o tecrübelerden de misallendirebilirim ama uzatmak istemem..

            şunu da bilmenizi isterim , bir bayan olarak neler yaşadığınızı bilmiyorum , kesinlikle eleştirmiyor, objektif bakıyor ve bu yönde konuşuyorum. ama bir kızın da mutlu olmak için binbir hayallerle çıktığı babasının evine geri dönmesi yaşanmak istenecek bir durum değil, ona hiçbir şey olmadı olan bana oldu derken, onun da artık evliliği başaramamış dul bir kadın olduğunu unutmayın. bana göre bu bir bayan için çok ağır bir imtihan..

            büyüklerin “çekecek çilesi varmış” diye tabir ettikleri gibi, yaşanacaksa şayet,çok uzun görüşmeler yapılsa da uzun uzadıya tanınsa da sonunda hiç tanımamışım denilebilir, ya da karşındaki maskeleriyle istediğin gibi görünüp yanıltabilir..
            Ben hala fikrimde sabit kalıyorum, bir insanın bir kaç görüşmede tanınacağını düşünüyorum, bunu keyfi olarak uzatmanın vebali olacağı kanaatindeyim. hislerinizden ve karşınızdaki insanla bir ömür sürdürebileceğinizden emin olana dek görüşülebilir, bunun aksini savunmuyorum ama aylarca görüşüp, yok emin değilim biraz daha görüşeyim vb durumlara bakış açım belli, kesinlikle olmaması gerektiği fikrindeyim..

            ayrıca sormak isterim ki evlilik yalnızca erkek için mi risktir ?
            erkeğe göre daha savunmasız olan bayan, karşısındaki zalim mi zorba mı bilmiyor, aynı riskler kadın için de mevcutken bu konuyu iki taraf için de ele almak lazım.. zamanın kızları tehlikeli ama erkekleri çok mu güvenilir ya da hangisi daha güvenilir bunun teminatını kim verebilir..? bir yerlerde iyi insanlar her zaman var, olmaya da devam edecekler, yalnızca kötü insanlar ya da kötülükler dilden dile dolaşırken iyi insanların iyiliğinden her yerde bahsedilmiyor, ama kötü örnek emsal teşkil etmez. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın diye boşuna dua edilmiyor, o iyi insanlara denk getirsin Rabbim..

            ben küçük bir çerçeveden bakıyorum belki,evet tecrübesizim belki yine de bu durumdan şikayetçi değilim, böyle bakmaya devam edeceğim, kalbimizi temiz tutalım.
            bence siz çok daha iyisiyle mükafatlandırılacaksınız inşallah ve bugünleri geride bırakacaksınız..

            iyi insanların varlığından şüphe etmiyorum, diğer insanların iyi niyetinden de şüphe etmeme gayretindeyim..

            beni yanlış anlamamanızı temenni ediyorum, yaşadıklarınıza saygım sonsuz,inanmayabilirsiniz ama gerçekten sizi anlıyorum, yazdıklarımı kesinlikle şahsınıza değil, genel bakış açısıyla yazdığımı bilin isterim..

  3. Yaprak diyor ki:

    Tevekkül etmek istedigimiz hersey icin sadece tevekkül etmek… yani her ne istiyorsak ilk yapmamiz gereken öncelikle niyet daha sonrasinda gayret ve sonuc olarak hayirlisi olsun demek huzur bulmak yoksa kayboluruz cikmaz sokak vesvese kuyusunda…

    Insanlara bakiyorum etrafimdaki ben kadin dirdiri cekemem anlasamazsak bosarim sonra türk kizinin dili ile ugrasacagima yabanci biri ile evlenirim caiz vs. Ortada birsey yokken konusulan olumsuz seyler sonra görüsmeye gittim görüstügüm kiside az konustugum icin kadinlar cok konusurmus ben neden konusmuyormusum muhabbeti anlamiyorum yani siz neyi umarsaniz o gelir basiniza

    Benim yakinimdan biri madem kadin dir diri dinlicem bari güzel olsun dedi sahidim karisi cok güzel ama dilide iyi laf yapiyor…

    Üstelik bos insan cok konusur biz kafayi bos birakmamayi ögrendik zikir ile doldurmayi üstelik konusma ihtiyacinin 50% ibadet yaparak kitap okuyarak doldurmak mümkün

    Hastahanedeyim dualariniza duaciyim …Hayirli ramazanlar!

  4. anıl diyor ki:

    yorumları okudum ve herkes kendi düsüncesini yazmız..
    son 3 yılda sevgi anlamında ogrendiğim tek sey var..kimse kendini anlattığı gibi değil_miş. yasattığı gibi_miş..
    cok kişi ile tanısdım magdur rolü oynamak cok kadar kolay ki senoryaya gerek yok.kisinin yüzü daha sonra gün yüzüne cıkıyor.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Bir âma ile bir adam sofrada yemek yiyormuş. âma olan diğer adamı ikaz etmiş
      “Falanca yemekten birer birer ye!”
      diğer adam ise “-nerden anladın ikişer yediğimi? sen göremiyorsun ki..” demiş.
      âma olan da” ben ikişer yiyorum da oradan anladım.” demiş.

  5. Meryem diyor ki:

    2 Gün önce dayım eşiyle bize geldiler. Yeni evliler. Düğünleri Kasım ayında olmuştu. Temmuzda tanıştılar Kasım ayının ilk haftasında evlendiler.
    Eşinin ablası benim arkadaşımın arkadaşı. Ben arkadaşıma dayıma uygun biri var mı demiştim ve o şekilde tanıştırdık evlendiler. İkisi de 33 yaşındalar.

    Bu kadar kısa bilgiden sonra gelelim asıl konuya.
    Dayıma sordum ” Nasıl, mutlu musun” diye.

    Dayım ” Vallahi ben eşim hakkında kötü konuşursam Allah çarpar. Eve geliyorum ev mis gibi pırıl pırıl. Kapı girişinde çoraplarımı çıkarıyor temiz çoraplar giydiriyor ve terliğimi veriyor. yemekler desen o biçim. Sabah benden önce kalkıyor namazdan sonra yatmıyor, gömleklerim pantolonum ütü. Bazen ben uyanamıyorum corabımı bile giydiriyor. Ne zaman gündüz vakti ararsam Kuran-ı kerim okuyor. (şu an 5 alık hamile , çocuğa hatim indiriyor ).Ben annemden bile böyle hürmet böyle sahiplenme görmedim. Bazen diyorum ona ”sana çatasım var ama çatacak bir şey bulamıyorum, oda tebessüm ediyor”Onu görünce kendimi düzeltmem gerektiğini ( namaz kılma gibi) düşüyorum. Biliyorum ki o benden çok daha takvalı. Onu görünce ahiretteki eşim de o olsun istiyorum . İşte böyle yeğenim şimdi de bana kötü bir şey söylesem Allah beni çarpmaz mı ” ( Allah çarpar Karadenizde çok kullanılan bir kelimedir.)

    Dayıma bakıyorum mutlu, çok zayıftı kilo almış, kıyafetleri temiz ütülü. İşte yuvayı dişi kuş yapması böyle bir şey herhalde. Şimdi bir kız kuzenim olacak inşaAllah :) :) Allah hepimize hayırlı evlilikler nasip etsin.

    • Halil Mümin diyor ki:

      Meryem hanım ;
      Yengeniz şu hadisleri hatırlattı:”kadının cihadı kocası ile iyi geçinmektir” ve “Kadın;beş vakit namazını kılar, yılda bir ay orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına itaat ederse cennet kapılarının dilediğinden girsin”..Maaşallah …Dayınız da eşinin kıymetini biliyor ne kadar güzel…Allah cümlemize Kur’an ve hadisleri doğru anlayıp tatbik edebilmeyi nasip eylesin.Hayırlı kısmetler nasip eylesin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Maşallah. Allah nazarlardan saklasın :)

    • Feyza diyor ki:

      Maasallah, daim olsun. Evladlari da saglikli ve hayirli olsun insaallah.

    • Yahya diyor ki:

      Meryem hnm,

      Çok memnun oldum, Rabbim bozmasın muhabbetlerini sevgi ve saygılarını arttırsın, inş.

      Ben diyorum size abi, iş hanımda bitiyor diye…. :)

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “meryem” kardeşim baktım da “Abdullah Bir” Abimiz cevap yazmamış bu yorumunuza en iyisi ben onun yerine yazayım :)

      Meryem Hanım, Dayınıza söyleyin her gün iki rekat şükür namazı kılsın ve imkanı varsa bir kurban kessin çünkü saliha bir kadına denk gelmiş :)

      Size de tavsiyem Yengenizden evlilikle tavsiyeler, tüyolar, yol ve yöntemler öğrenin evliliğinizde onun gibi olmaya çalışın ki ileride evlenirseniz sizin de kocanıza birisi meryem hanımdan memnun musun? diye sorunca oda tıpkı dayınız gibi ” Vallahi ben eşim hakkında kötü konuşursam Allah çarpar.” desin :)

      Vesselam…

      • kevser diyor ki:

        Bence o gelini çocuğu olduktan sonra görelim derim ☺☺☺
        Benimde öyle titiz tanıdıklarım vardı.çocuk olduktan sonra gecesi gündüzüne karıştı ev işleri için yardıma da beni çağırdılar gariplerim😂

      • Meryem diyor ki:

        AZMO Kardeşe ;
        Ben şuan evli değilim görüştüğüm biri yok. Eğer Allah nasip ederse hep özendiğim gıpta ettiğim kadınlar gibi davranmayı düşünüyorum. Fıtrat olarak da uysal biriyim. Ayrıca inanın hayattan ve bekarlıktan fazlası ile yorulup bunaldığım için inanın ne kimseyle rekabet edecek ( ki ben rakip değil koca ile evleneceğim.) halim var, nede diş gösterecek. Biz 8 kardeşiz ve 7 kız kardeş bir de abi ola ve toplamda 10 kişilik bir aileyiz. 7 kız kardeş olduğumuz için itaatkar eş ve asi eş benim ailemde var. İki ablamın özellikleri farklı. Biri mutlu diğeri mutsuz. Sebeplerini de biliyorum ve mutlu olmak için ne yapmam gerektiğini de. Mutluluk gururdan, kibirden, asi olmaktan ve inanın herşeyden daha değerli :) Vesselam

      • Yahya diyor ki:

        Sn. AZMO(tm) :)

        bizde öyle erkekler olalım ki… hanımlarımıza sorduklarında (ki malumunuz hanımlar böyle mevzuları erkeklerden daha çok konuşup merak ederler) ” Vallahi ben eşim hakkında kötü konuşursam Rabbimin gazabına uğrarım” desin…

        —————
        Not: tm: ticari marka

      • Abdullah Bir diyor ki:

        AZMO Kardeşime…

        “en iyisi ben onun yerine yazayım” demişsin

        Tabi ki ben olmadığım zaman benim vekillerim olarak gerektiği yerde gerekli cevapları ve açıklamaları sizler yazacaksınız :-) Bu kadar zaman sahip olduğumuz bilgileri boşuna mı burada paylaştık, talebe yetiştirdik :-)

        Ama dikkat edin ekeonomık durumu olmayanlara kurban kesmeyi tavsiye etmeyin AZMO kardeşim :-)

        Şaka bir yana iyi ki varsınız, Cumanız hayırlara vesile olsun kardeşim.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Eyvallah “Abdullah Bir” abi. Sizlerde eksik olmayınız.

          “Meryem” kardeşim inşaallah dediğiniz gibi uysalsınızdır. Ve evlenince inşaallah kocanıza itaatkar bir eş olup beraberce mutluluğu yakalarsınız.

          “Yahya” kardeşim sizde bizim rumuzu ™ ticari marka haline getirdiniz size de helal olsun :)

          Vesselam…

    • .../nisa diyor ki:

      Meryem hanım,

      Böyle örnekleri duydukça çok mutlu oluyorum. Allah huzurlarını daim etsin. Kıymetini bilenlerden olmak duasıyla. Darısı bütün bekarların başına. :)

    • Tahsin diyor ki:

      Meryem Hanım;

      Paylaşımlarınız için teşekkür ederiz. Evlenecek yuva kuracak kişiler için kendimde dahil olmak üzere istediğimiz özlem duyduğumuz evlilik ve aile hayatı. Allahüteala bizlere de böyle bir aile hayatı nasip etsin inşallah.

    • Mustafa diyor ki:

      Meryem hanım açıkçası dayınızi kıskandım ama eminim dayınız da öyle bir eşi hakedeçek bir insandır. Allah herkese böyle eş nasip etsin.

  6. Sadece Fatih diyor ki:

    Gözümüz aydın :)

    2 yeni KHK yayınlandı: Evlilik programları yasaklandı

    “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, arkadaş bulma amacıyla kişilerin tanıştırıldığı ve/veya buluşturulduğu türden programlara, takviye edici gıdalar ve benzeri destekleyici ürünler de dâhil olmak üzere herhangi bir ürünün ilgili mevzuatına aykırı olarak sağlık beyanıyla satışına, pazarlanmasına ve/veya reklamına, sohbet, arkadaşlık ve eş bulma hatlarının ve hizmetlerinin tanıtımına yer verilemez. Katma değerli elektronik haberleşme hizmet numaraları, yerel aranır numaralar, benzeri özel içerikli hizmetlere ilişkin numaralar ile özel ücrete tabi diğer sabit ve mobil numaralar kullanılmak suretiyle, izleyici ve dinleyicileri yanıltıcı ve/veya haksız kazanca neden olacak şekilde yarışma, çekiliş, lotarya ve benzeri adlar altında ödül ve ikramiye taahhüt edilemez ve bu yöntemle ürün tanıtımı, satışı ve pazarlaması yapılamaz.”

    • Gelincik diyor ki:

      Evet gözümüz aydın çok güzel bir haber :)

    • Uğur 017 diyor ki:

      Şimdi okuduğum bir habere göre o ifadenin anlamı evlilik programları değil de 800’lü numaralarmış. Bakalım, işin aslı bu günlerde çıkar. Evlilik programlarının yasaklandığını doğru farz ederek az önce CİMER’e şu yorumu yazdım ki bu site yanında bu başlıkla doğrudan ilgilidir:

      Aileyi korumak için evlilik programlarının yasaklanması iyi niyetli ve iyi bir gelişme olsa da artan boşanmaların ve tabiat dışı olarak gittikçe artan ilk evlilik yaşlarının asıl sebebi çok daha derindedir: aileyi yok eden AB’den ithal edilen kanunlar, özellikle Fatma Şahin döneminden beri edilenler. Toplulukların davranışlarını ne idiği belirsiz “ahlaki ve felsefi değerler” değil, yasal çerçeve belirler. Aileyi köhne çağların ataerkil karanlığının bir kalıntısı olarak gören AB’li sosyalist hukukçuların feminist kanunları elbette aileyi yok eder. Nitekim AB’nin merkezi bulunduğu Belçika’da boşanma oranı yüzde 72’dir, her dört çiftten üçü boşanır. Zaten 35 yaş civarında evlenen bu insanların dörtte üçü boşanıyor. Aileyi asıl tahrip eden işte bu kanunların ithalidir.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Uğur Bey.

        Google’a yazayım dedim “Israel divorce rates” diye direkt yahudiler müslümanlardan daha fazla boşanıyor diye yazı çıktı. Bu adamlar neden acaba bizleri kendileriyle kıyaslıyor. Dünyada aile kurumunun yıkılması en çok hangi topluluğun işine yarıyor. Herhangi bir ırkın ya da dinin düşmanı değilim ama onların bize düşmanlık yaptığını düşündüğüm toplulukları görünce ister istemez cephe alıyorum. Çok evvelki yorumlarınızda yazdığınız internetteki zararlı yayınların kaynağının siyonistler olmasına şaşırıyor muyuz? Ya da şu an ciddi şekilde eşcinsellik propagandası yapılmasına.

        Aileyi tahrip eden kanunların ithalinin önlenip maraşta dokunmuş kanunların gelmesi ümidiyle. Ben haberde evlilik programları yasaklandı diye okumuştum, kelime oyunu varsa bilemem… Çok önceden de yazmıştım, gayri müslimler bile oyunun fakında, siyonizmin kadınlarımızı bize düşman ederek onları üzerimize salıyor diyorlar…

        • Uğur 017 diyor ki:

          Sadece Fatih Bey, zararlı yayınlar meselesini hatırlayamadım, ama önemli de değil. Burayı şuna dair hadis-i şerife getirecektim ki pembe/kırmızı (yani kuzey Avrupalılar gibi çok açık) tenli biri olacak olan Mesih-i Deccal’e en çok kanacak olanlar Yahudiler ve kadınlardır. İzahı uzun sürer, ama şu kadarını söyleyeyim, bu feminizmi destekleyen sosyalist ileri gelenler de, güya karşı cenahta oldukları halde daha çok kâr için yine feminizmi destekleyen büyük zenginler de genellikle hep kuzey Avrupalı ve kuzey Avrupa kökenli (mesela Amerikalı) “pembe/kırmızı/ahmer” tenli adamlardır. Gayet manidar…

          Daha önümüzde uzun bir yol var, ama öyle yüz sene ve hatta elli sene bile değil, meğer ki Allah başka türlü dilesin. Dünyayı değiştirmek Allah’a düşer; bize düşense sadece elimizden gelen doğruyu yapmaktır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Son paragrafınıza istinaden Uğur Bey, aynen öyle diyorum.

            Selametle kalın.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Bizans/melek benzetmesini gerçek olduğu için vermedim.
            “Ehem, mühimme müreccahtır” demek için verdim.
            Belki tarihçi olarak sizin ilgi alanınıza giriyor olabilir ancak benim gibi birine hiç bir faydası yok. Nitekim merakım sebebiyle epey(?) bilgi sahibi oldum. Fakat Kuran-ı Kerim ve Hadisi Şerifler ışığı dışında bir çok bilgi söz konusu (dezenformasyon). Bilmediğimiz mevzular hakkında bir çok varsayım var. Benzer durum yecüc mecüc içinde geçerli… Rahmetli hocam bilmediğimiz bu konularda akıl yürütmenin, varsayımlarda bulunmanın doğru olmadığını söylerdi. Bu mevzular üzerine koca koca kitaplar yazan araştırmacı yazarlar var.. Bir kaçı dikkatimi çekmişti, Kuranı Kerim’den bir kelimeyi cımbız ile seçip bu kelimenin ayrıca şu şu .. anlamaları var, eğer bu anlamı üzerinden gidersek işte deccal bize X gezegeninden gelecek ahalisi şu olacak tarzı anlatanlar var. Bilmiyoruz, bilmediğimiz konular hakkında da çıkarımlar yapmaktan (ahkam vermekten) Allah’a sığınırım.

            Sizin bu araştırmanıza ve merakınıza saygı duyarım. Okul yıllarında tarihi fuzuli görürdüm, yurt dışı deneyimim olunca tarihin kıymetini anladım. Dolayısıyla iman sahibi, geçmişine değere veren tarihçilere ihtiyacımız var.

            Selam ve dua ile…

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          Zikretmekten sakınıyorum ama İsrail tecrübem vardır.
          Belirttiğiniz mukayese, israil içindeki mukayesedir. Malumunuz o bölge işgal altındadır ve ciddi bir müslüman nüfusu vardır. İsraildeki boşanma oranı dediğinizde homojen bir sonuç alamazsınız, yahudi ve müslüman nüfusunu dikkate alamanız gerekir. Nitekim yahudilerin boşanma oranı ile müslümanlarınki farklıdır.

          Ayrıca şöyle bir sıkıntı daha var, yurt dışında yaşayan yahudilerde israil vatandaşıdır, bunlarda ülkenin nüfusunda gözükmektedir, fakat bunların boşanması israilde gözükmemektedir. Bunu niye söylüyorum çünkü israilde yaşayan yahudi nüfusunun ort. 2 katı dünyaya dağılmış haldedir.

          Dolayısıyla bu mukayese dünya çapında yahudi müslüman kıyaslaması değildir. Merak edenlere söyleyeyim İsrailde yahudi nüfusunun boşanma oranı yaklaşık AB ortalamasını denktir. Esasında genele baktığınızda israilde yaşayan yahudiler hem çok kozmopolit, hem de çok sekülerdir(dinsizdir). Çatır çatır domuzda yerler, alkolde tüketirler, eş cinsellik ve fuhuş son derece yaygındır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Bilgiler için çok teşekkürler. Ben de oran yarı yarıya diye duymuştum. Yarısı laik yarısı dindar. Kendi içlerinde de çatışıyorlar. Ezan yasağı geldiğinde bir kısmı itiraz etmişti. Sebebi ise müslümanlara özgürlük vb. değil. Kendilerinin ses çıkaran bir boruları varmış ibadet için çaldıkları. O da yasaklanır diye korkmuşlar :)

            Aslında Uğur Bey’in verdiği yahudilerin de fitneye kanacağı bilgisi doğru olabilir. Çünkü abd de feministlerin çoğu yahudi kökenliymiş. Ya ifsad için takiyye yapıyorlar ya da gerçekten feminizmi savunuyorlar. Şu meşhur femen örgütünün finansörü soros diyorlar mesela.

            Bu konularla ilgili aslında görüşüm şu. Ülküsü olan insandan zarar gelmez. Adamın görüşünü ve ne yapabileceğini bilirsiniz. Şu an günümüzde bence dünya için tehlike olan şey ülküsüz gençlik. Yaşama amacını bilmeyen…

          • Yahya diyor ki:

            Fatih bey,

            İstanbul gibi hani bizde de cübbe sarık, çarşaf ile dolaşan grup ne kadar az ise, israilde de öyle. Son derece rahat ve modernler dini hassasiyetleri son derece az. İstatistiki rakamları bilmiyorum ancak görünürde dindar yahudi az. Hatta bu dindar güruh diğer tarafı dinsizlikle suçluyor ve dine çağırıyor. Hatta yurt dışında yaşayan bir çok dindar yahudi cemaati, israile adım atmıyor, çünkü vadedilen topraklara dönüş şartları henüz oluşmadı diye…

            Okun kimin attığından çok kime atıldığı önemlidir. Böyle baktığınızda feminism kadınlara değil baştaki erkeklere yaradığı açık ve net ortadadır. Yahudi ve uşaklarının hemen hemen her pisliğin altından çıkması şaşırtıcı değil manidadır.
            Aynı şekilde femen vasıtasıyla kime vurulduğuna bakın. Bakın bakalım yahudilere veya israile vuruluyor mu? Deaş aynı şekilde dibindeki israile taş dahi atmıyor…

            Velhasılıkelam, ümmet olmamız ve çalışmamız lazım…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Yahya Bey yorumunuz çok iyi denk geldi. Dün andığım hadisle de ilişkili buluyorum; o hadis ki ona göre pembe yani çok açık tenli biri olacak olan Mesih-i Deccal’e en çok inanacak olanlar Yahudiler ve kadınlardır. Zamanımızda çoğu Müslümanın algısı o yönde ki Yahudilerin hepsi ortaklaşa bir komplonun içindeymiş ve her Yahudi çok derin siyasi planların içindeymiş. Halbuki Yahudiler milyonlarca kişilik bir topluluktur, ortalama gelirleri ve meslekleri ortalamadan yüksek olsa da (genellikle avukat, memur, bürokrat, işadamı gibi mesleklere girebilme oranları yüksek olsa da) nihayetinde bu kadar kişinin çoğu derin siyasi komplo sırlarına vakıf kişiler olamazlar. Onların da çoğu bizim avukatlar, memurlar ve işadamlarımız gibi gayet sıradandır. Resulullah’ın o hadiste onları aldanacaklar (ama kadınlarla beraber en çok aldanacaklar) arasında sayması da işte bununla ilgilidir, çünkü bizim bugün unuttuğumuz, Yahudilerin de çoğunun sıradan insanlar oldukları gerçeği bu hadisten bile anlaşılabilir. Ama elbette sıradan insan demek doğru, salih veya mümin insan demek değildir.

            Dahası sizin anlattıklarınız benim Mesih-i Deccal yorumuma göre tam da hadis-i şerifte anlatılandır. Pembe/kırmızı/ahmer yani çok açık tenli sahte kurtarıcı Yahudileri rahat rahat aldatıyor, onun sapık ve bozguncu yoluna gidip saçma sapan davranmakta bütün toplulukların önüne geçiyorlar. Bence Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) çizdiği Mesih-i Deccal portresi bir şahıstan ziyade bir tip gibidir. Çok açık tenli, yani kuzey Avrupalı veya kuzey Avrupa kökenli (mesela Amerikalı WASP) zengin ileri gelenler ki Yahudi olanları da olmakla beraber çoğu Yahudi değildir ama Masonluk etrafında bir araya gelmişlerdir, dünyayı medya organları ve kontrol ettikleri modern teknoloji sayesinde aldatmalarıyla bu Mesih-i Deccal tipine çok uymakta gibidirler… Yahudilerden gayrı, kadınlar da kadın hakları ve kadınların üstünlüğüne dair çeşitli dolduruşlarla erkeklerdense daha fazla tav oluyorlar Beyaz Elit Adam’ın bu bozgunculuklarına. Mesela bazı başörtülü hanımlar (ki daha çok Batı’ya ve özellikle Amerika’ya entegre üniversitelerde okumakta veya okumuşlardır) başörtüsü hakkıyla beraber eşcinsellik hakkını da savunuyorlar. Bu kızların muadili olan dindar erkekler arasında bu kadar ileri giden, pembe tenli elit adamların bu denli saçma sapan bir şekilde kandırabildiği kişiler varsa bile çok daha azdır.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Memnun oldum. Deccal ile ilgili bir çok kaynaktan bilgi sahibiyim. Hocalarımın naklettiği hadis ve rivayetler söz konusu. Esasında çokta kurcalamak istemiyorum. Çünkü: hani derler ya Fatih bizansın surlarını döverken, bizans uleması meleklerin cinsiyetini tartışıyormuş… biraz böyle bir olay benimkisi. Özetle deccalin tayfası yahudiler olacaktır ve hak-batıl savaşı da tahmini olarak o bölgede olacağı rivayet edilmektedir. Yine anlatılanlara göre, savaşın eski usul kılıç, kalkan, ok vb. şekilde yapılacağı. Bu benim çok dikkatimi çekiyor, halbuki gidişat tamamen teknolojik savaşa doğru… Boston Dynamics’in yaptığı yeni robotları veya droneları gördükçe insan ürperiyor. Esasında bir tezat değil, gidişatın yönünü gösteriyor.

            Ayrıca günümüz işgalci devleti artık bir yahudi devleti değil siyonist bir devlettir. Aradaki farkı bildiğinizi tahmin ediyorum. Bunların nihai maksadı bellidir. Zaten adım adım bu hedefle doğru emin adımlarla gitmekteler. Çok akıllıca hareketlerle dünya devlerini arkalarına almışlardır. Esasında adamları kınamak yerine takdir etmek gerekir, çünkü müslümanların yapamadığı bir şekilde ümmet anlayışını yayıp, çalışıyorlar. Malum cemaatte aynı yapılanmayı yapmıştı dikkat ederseniz.
            Düşünebiliyor musunuz taş çatlasa 15 M yahudi (ki siyonistler çok daha az) tüm dünyaya (7,5 milyara) hükmediyor.

            Temsili: artık bizimde aklımızı başımıza devşirip, meleklerin cinsiyetiyle uğraşmamız, ümmet olmamız ve kibbutz :) yapmalıyız!

            Selam ve dua ile…

          • .../nisa diyor ki:

            Yahya bey,

            Zikretmekten sakınmanıza gerek yok hatta bu sitede İsrail’e giden biri olduğunu öğrenince sevindim. Sevinmemin sebebi islam diniyle beraber diğer dinleri de öğrenmemiz gerekiyor. Özellikle bu İsrail devleti Yahudi şeriatı ve Siyonizm olunca.

            Tek bir inanç olduğunu düşünmüyorum Ortodoks Yahudileri, bizdeki sabataylar Museviler, İspanyadaki sefaradlar, Rusya’daki Amerika’daki azımsanmayacak nüfusları, İsrail’de yaşayıp dinsiz olanlar. Hala ırk mı kavim mi oldukları bile tartışılıyor.

            Kutsal topraklarla beraber Kudüs’e gitmeyi çok istiyorum inşaAllah nasip olur. Yalnız çok fazla güvensiz olduğunu duydum bir başörtülü gazeteci öldürülmekten son anda kurtulmuş başörtülü birini görünce saldırıyorlarmış. Müslüman erkeklerin Kudüs’ü sahipsiz bırakmaması gerekiyor sadece İsrail’in yeri değil ve giderek Müslüman nüfusu burada yok edilmeye çalışılıyor haritalar yayınlandı.

            Amaç bütün Yahudilerin İsrail’de toplanacağı vaadedilmiş toprakları ele geçirmek. Bunun içinde var güçleriyle çalışıyorlar. En bilindik özellikleri ticaretleri. Birde algı yönetimi. Mesela dünyada bir numaralı terör devleti olmalarına rağmen holokost filmler üzerinden sürekli yahudi soykırımını canlı tutmaları.

            Bize düşen uyanık olup tek ümmet olup parçalanmamak ama Müslüman ülkeler birbirini yok etmekle meşgul. O kadar zorki biz daha aile kurumunu ayakta tutmaya çalışıyoruz.

          • Yahya diyor ki:

            Nisa hnm,

            Madem konu yahudilerden açıldı…
            kadına son derece değer verirler ve evlerinin baş köşesindedir.
            Bizde ki yuvayı dişi kuş yapar tabiri onlarda “akeret habayit” olarak geçer. Tercümesi biraz zor ama kadın = yuvadır. Kocası ve çocukları için limandır.
            O yüzden dindar yahudi kadının sokak sokak dolaşması, çalışması, dünyalık okuması vs. takdir edilmez; aksine evinde oturup, çocuklarıyla ilgilenmesi, eğitmesi, evini kutsal ibadetlere hazırlaması, buna göre yemek hazırlaması, mum yakması v.b. tüm manevi ve kutsal değeler kadına verilmiştir. Bu ve benzer sebeplerden dolayı kadın kutsaldır ve yahudilik kadından geçer. Zenginlik kadındır!

            Neyse…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Yahya Bey, cevabınız için sağ olun. Yalnız hiç sanmıyorum ki Deccal’in kimliğini ara sıra düşünmek, bu konuda kesin kanaatlere varmadan fikir alışverişi etmek meleklerin cinsiyetini tartışmak gibi olsun. Dahası, bir acemî tarihçi olarak şu yaygın kanaate hiç ama hiç katılmıyorum ki Bizanslıların meleklerin cinsiyetini tartışmalarının onların yıkılmasıyla alakası olsun. Denirse ki daha önemli şeyleri bırakıp meleklerin cinsiyetini tartıştıkları için yıkılmışlar, ben de derim ki yıkılmayan, başarılı olan devletler eskiden beri hep önemli projeleri mi tartışmışlar? Bir acemi tarihçi (tarih doktora öğrencisi) olarak görüşüm odur ki bazı insanların meleklerin cinsiyetini tartışmasıyla bir devletin yıkılması arasında hiçbir sebep-netice ilişkisi, hiçbir illiyet bağı yoktur. Hatta bazıları da iddia edebilirler ki Bizanslıların bazıları meleklerin cinsiyeti yerine tamamı sadece pratik meseleleri tartışsalardı daha çabuk yıkılırlardı ve daha çok perişan olurlardı, çünkü içinde bulundukları vahim durumdan ve çıkmazdan dolayı stres ve paniğe kapılırlardı. Bence bu iddia yaygın olan zıttından daha bile mantıklı olurdu.

            Bu arada Kur’an’dan açıkça anlaşılmaktadır ki eğer meleklere bir cinsiyet atfedilecekse ancak erkek cinsiyeti atfedilebilir, çünkü daima müzekker (erkek sayılan) zamirlerle anılırlar. Ama meleklerin eşleri olmadığı için onlara erkek veya kadın demek aslında anlamsızdır.

      • .../nisa diyor ki:

        Zeka ve ahlak seviyesini, insanın sabır sınırlarını zorlayan bu programların kaldırılması için khk çıkması gerekiyormuş demek ki kaldırılmaları bayağı zormuş 3. olağanüstü hal gerekiyormuş.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Yasaklandı ama izleniyordu, reyting rekorları kırıyorlardı…
          Hepsini hatırlıyorum hatırladıkça tiksiniyorum ki o zaman da tiksinirdim. Biri bizi gözetliyor, dokun bana, gelin kaynana ve daha sayamadığım niceleri… Kim izliyordu bunları. Sms at oy ver.
          Ivır zıvır melodisi cebine gelsin.

          Önceki yorumlarımda da yazdıydım ama tekrar hatırlayalım. Bu yorumu bir hanım arkadaş yapmıştı. Diyor ki bu evlilik programlarının en büyük kötülüğü bayanlara reddetme olgusunu aşılaması. Evvelden bir bayanın karşısına kendisine uyabilecek bir talip çıktığında onu reddetmeye korkarlarmış, Allah’tan belanı mı istiyorsun derlermiş. Sağolsun bu programlar erkeğin talip olan kızların da talip olunan rollerini bozdu. Nasıl ki kadınlar yasaların kendilerine verdiği boşanma hakkı sebebiyle abuk subuk gerekçelerle kocalarını boşuyorsa evlilik görüşmelerinde de armutun sapı üzümün çöpü oluyor. (Son cümleyi kendim için yazmadım.)

        • Yahya diyor ki:

          hiç zor değil Nisa hnm, sadece niyet ve samimiyet gerekiyor…
          kusura bakmayın ama ikisi de yok veya ucundan var… neyse…

          Ayrıca bu işleri kafalarda bitirmek lazım öncelikle… yoksa gider brezilya evlendirme programlarını izleriz…

    • Yahya diyor ki:

      Ah Fatih bey ah… iyilik mi yapıyorsunuz kötülük mü?
      Son şansımda gitti… kendime süre vermiştim.
      X ay içinde evlendim evlendim; evlenemedim X evlendirme programına çıkacağım demiştimmm şimdi nolcak benim halim 😁

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya Bey bizim milletin kafası zehir gibi çalışır, bulurlar bir yolunu merak etmeyin 😀 Siz önden bir bakarsınız, olacak gibiyse ben de gelirim :)

    • cihad diyor ki:

      Fatih Bey,

      Bu KHK ‘larla ciddi zulümler yapılıyor maalesef.

      Ben her nekadar çıkarılan avrupai yasaların ve evlilik programlarının aileye zarar verdiğine dair en küçük bir tereddüdüm olmasa da asıl problem bu değil kanaatimce çünkü ailede problemler yasa değil insan kaynaklı. Yasalar problemleri büyütüyor veya problemli insanlara zemin ve imkân oluşturuyorlar sadece.

      İnsanimizda zaaf-ı imandan neş’et eden maddeperestlik,nefisperestlik ve dünyaperestlik saikasıyla heva,heves,zevk ve benlik üzerine yuvalarin kurulması en temel sorunudur aile hayatının..yani kendisinde imandan ve ubudiyetten gelen bir ulviyet olmayan ferdlerin ailenin ulviyetini idrak etmeleri ne mümkün..nasil ki şu andaki bozuk yasalar ciddi insanların kurduğu samimi evliliklere bir zarar vermiyorsa, yasalar en mükemmeli ile degistirilse dahi zevkçi ve hazcı, dünyevi ve maddeci insanların kuracağı yuvayi kurtaramaz. Dolayısıyla bu yasakları olumlu bulup desteklemekle beraber meselenin künhünün ortada olduğu aşikardır.

      Yorumun başında zikrettiğim zulume gelince fetonun işlediği suçları banka hesabı,sendika üyeliği üzerinden tüm insanlara teşmil etmek büyük bir zulümdür.

      ﻭَ ﻟﺎَ ﺗَﺰِﺭُ ﻭَﺍﺯِﺭَﺓٌ ﻭِﺯْﺭَ ﺍُﺧْﺮَﻯ
      nass-ı kat’îsiyle Kur’anın bir kanun-u esasîsi ki: Birisinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz.
      Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa o cinayete şerik sayılmaz.
      Olsa olsa o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevî günahkâr olup âhirette mes’ul olur; dünyada değil.
      Emirdağ-2 – 82

      Okulda tuvalet temizleyen bir hademenin banka hesabı var diye meslekten ihraç edip çoluk- çocuğu ile ortada bırakmak zulüm değil midir. Bu hademeden devlete ve millete nasıl bir zarar gelebilir vicdanlara soruyorum.

      Ayrıca feto davası gittikçe ergenekon davalarına benzemeye başladı, falanca imamın evindeki aramada ele geçirilen cd veya flash bellekte liste varmista,planlar vs.
      bana öyle geliyor ki bu davayı devletin içinde bazı grublar sulandirarak veya kendi emellerine kullanarak bedelini de ak partiye ve islami kesime yikacaklar. Mümin isirildigi delikten ikinci kere sokulmaz, aman dikkat.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Cihad Bey.

        Yazdıklarınıza katılıyorum. Umarım düzelteceklerdir, olağanüstü genel kurula gidiyorlar. Parti adında adalet geçiyor, gereğini yapmalarını ümid ediyoruz. Umarım daha adil bir düzene vesile olacak KHK’ler yayınlanır.

        Darbe teşebbüsünden sonra bırakın devleti özel sektörde bile firmalar adam atma yarışına girdi, dostlar alışverişte görsün hesabı. Dediğiniz gibi banka hesabı sebebiyle ayrımcılığa uğrayanlar olmuş. Ben iftirayla atılıp geri dönenlere daha doğrusu dönebilenlere bizzat şahit oldum. Kim bilir dönemeyen kaç kişi var. Buraya yazsam ispatla mükellef olurum. Döner sermayeyi sömürmüyor diye iftira edilen bir arkadaşım oldu, soruşturmadan temiz çıktı. İftira edenler de devletin imkanlarını kendi çıkarları için kullanan, siyasetçilere yaranmaya çalışan şakşakçılar.

        Ben de bu ayrımcılığı yapanlara iki çift laf edeyim. Kardeşimi üniversiteye yazdırdığımızda öğrenci kimliğiyle beraber bize zorla hesap açtırdı devlet hem de bu bankadan. Adama demezler mi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye… Olayı siyasete çekmek istemiyorum da hayır oyu veren bi arkadaşım sakın söyleme kimseye dedi, sonra hemen fetöcü diye yapıştırıyorlar dedi. Ne hale gelmişiz…

      • Kevserâ diyor ki:

        Size tamamıyla katılıyorum. Sırf unutulmuş ve kapatılmamış bir banka hesabı yüzünden kızkardeşimin eşi açığa alındı. 6 ay çektiler sonrasında aklandı mesleğine (polis) döndü derken geçen günlerde yeniden açığa alınmış. 😔 Yeniden bir buhrana girdiler malesef.
        Çok yazık çok.
        Çok mu zor itirazları değerlendirecek bir inceleme komisyonu oluşturmak?

        • Yahya diyor ki:

          Tevekkeltü Alellah…

          evet bu kadar zor!

        • Yahya diyor ki:

          Allah’a tevekkül edin Kevsera hnm.

          Evet maalesef bu kadar zor, çünkü başka sebepler söz konusu…

          Bir müslüman hata yapabilir, yanlış yapabilir dediler bana (hangimiz yapmıyoruz ki…); umarım biran önce bu yapılan hataları telafi ederler…

          Yavuz Bahadıroğlu’nun 29 Nisan yazısını okumanızı hepinize rica ederim.

          • Gelincik diyor ki:

            Bahsettiğim kişi Rockefeller Yahya Bey bunlar kullanmak istemediği kisilere burs verir mi hiç ben sizin burs aldığınızı da bilmiyordum almış olmanız da elbette onların adamı yapmaz sizi ya da onlara sempati duymanızı sağlamaz ama B.A’nın yaptıklarına bakınca bu baronlar tarafından maşa olarak kullanıldığını gösteriyor bu şahıs da ülkemizi bölmek isteyenlerle aynı safta. Siz niye alınganlık yaptınız anlamadım

        • Feyza diyor ki:

          Evvelden feto mensubu olmayanlara ikinci sinif vatandas muamelesi yapildigi icin olmali, belli mevkilere gelmek icin bu yapiyi kullanan ehl-i dunya sayisi cogunluktaydi.
          Abimin bir ogretmen arkadasi abime sormus zamaninda, ‘Uni.ye gecmek istiyorum, sizin cemaatin bir faydasi olabilir mi?’ Olamayacagini soyledigi zaman, ‘o halde ben x cemaate katilayim, onlar torpil yapiyorlar.’ seklinde cevap vermis.
          Kisa surede amacina vakif da olmus, kucuk bir sehrin uni.sine gecis yapmis. Son olaylarda ismini aradik ve akademisyenlikten atilmis.
          Yine kendi abim de bu orgutun sendikasina uye olmadigi icin 2008 yilindaydi sanirim pinpon topu gibi ilce ve il merkezi arasinda tayincilik oynadi. Ustelik bu orgutun mensubesi bir hanim ki( sahte diplomali oldugu son olaylarda ortaya cikan sahte bir ogretmen)ayni sartlara sahip oldugu halde yerinden dahi kipirdamadi.
          Yani bir donem bankalari, gazeteleri, kanallari, okullari, dershaneleri, evleri, sendikalari oylesine revactaydi ve bundan nemalanmayan vatandasa oyle cifte standart uygulaniyordu ki, haliyle bu kargasadan tamamen siyrilmalari icin halkin, iki sene yeterli bir sure olmadi.
          Mutlaka ayiklanamayan ya da kargasaya kurban giden masum insanlarimiz da oldu. Cogu bir ucundan bulasmis. Sahit oldugum ve masum olduguna hala inandigim magdur insanlar oldugu gibi gercekten orgutun icinde olup da mustehaktir dedigimiz ihrac orneklerine de sahidim. Herkesin buna benzer cevresinde gordugu canli olaylar olmustur.
          Hatta bir ara feto mu devlete sizdi, devlet mi feto’ye diye soracak duruma geldik.
          Bazi vatandaslar bu nedenle de biraz kirgin. Zamaninda uvey evlat muamelesi gormus olmanin kirginligini yasiyorlar ve haklilar da. Ama yine de kirginliklari bir kenara birakip onumuze bakalim diyor ve asil bir durus sergiliyorlar. Isin garibi ise, itikadi konularda bu denli devasa hatalari milletin gozunun icine baka baka yapmakta israr eden bir cemaat (!), ne yazik ki bu kadar Musluman nufusa sahip bir ulkede boylesine guven tesis edebildi. Siyasi catismalar yasanmasaydi hala alan razi satan raziydi.
          Iste itikadi konulardaki zayiflik insanin sadece dinini degil, dunyasini da etkiliyor bu ornekte gordugumuz gibi. Cunku bu orgutun batil oldugu farkeden firaset sahibi mu’minler tek kurusunun bilincli olarak gitmemesi icin azami ozen gosterip bu tuzaklara dusmemeye gayret ettiler.
          Dunyalarini da dinlerini de bir nevi kurtarmis oldular. O yuzden temel manada da olsa insanin akaidini dogru ogrenmesi ve sorgulamadan arastirmadan her Allah diyenin pesine takilmamasi her mu’mine farz hukmunde diyebiliriz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bunları yazan yirmili yaşlarının başındaki genç bir hanım kardeşimiz desek kimseyi inandıramayız :)

            Allah razı olsun diyorum çok güzel ifade etmişsiniz. Buralarda hep yazdıydım dini eğitimim zayıf diye. Uzun yıllar önce sağdan soldan bilgi kırıntıları toplarken sohbet vb. dinlerken sağolsunlar beni uyandırmışlardı. Her ne kadar babamdan ödeyemeyeceği bir meblağ istedikleri için beni uyandıran cemaatin yurtlarında kalamasam da bu yönden faydaları dokunmuştu. Bizim memlekette tek dershane vardı o da gülencilerindi. Allah’tan ben dershaneye gidecekken yeni bir dershane açıldı da oraya gittik. Ufaklık da şanslıydı. Onun zamanında dört dershane vardı. Bunlarınkine yollamadık.

            İkinci sınıf vatandaş olma muhabbeti için şunu da eklemek isterim. Allah adaletlidir. Günümüzde de eğer siyasi rant ile bir yerlere gelenler varsa onlar da çatır çatır hesap verirler günü gelince. Dün kendileri hakim güç diye insanlara zulüm eden bir topluluğun yaptıklarını bugün başka bir topluluk başka bir isimle yaparsa biz yine belalardan kurtulamayız… Bildiğim kadarıyla toplumların helak olma sebeplerinin en büyüklerinden biri de toplumun haksızlığa göz yumması, güçlüden yana olmasıydı. Zinadan bile önce geliyor diye aklımda kalmış. Şu meşhur yönetmenin oğlu polisi öldürdü de kaç yıl ceza aldı?

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Benim anlatmak istediklerimi çok iyi açıklamışsınız. Aslında feto mu devlete sızmış devlet mi fetoye sızmış belli değil. Bir zamanlar bu yapının ismi söylenince ceket ilikleniyordu.

            Biraz din konusunda yanlış yorumları araştırılsaydı toplum nezdinde bilinçlendirme yapılsaydı belki sonuç bu noktaya gelmezdi. Abinizin yaşadığı olaya benzer olayı muhalif olan yada himmet parası vermeyen çoğu kişiye yapmışlar.

            Bu yapıyla yada kurumlarıyla uzaktan yakından alakası olmuş çoğu aile dağıldı ve çocuklarda travma yaşayanlar var. Müslümanların arasında güven duygusu sarsıldı.

            Şuan vicdan olarak rahat olanlar Fetonun zamanında 2.sınıf gördüğü insanlar ve bu yapıya karşı muhalif duruşunu bozmayanlar. Allah doğru yolundan ayırmasın duasının hikmeti. İnsanların o doğru yolu eğri yollara bulaşmadan öğrenmeleri bu kadar önemli. Hem dünyasını hem ahiretini mahvetmemek için.

          • Yahya diyor ki:

            Genel yazıyorum:

            Müslüman ferâset sahibi olmak zorundadır.
            Bu cemaatin kumaş kalitesini ben yıllar önce orta okul/lise çağlarında 10 karış (havada) aklımla tespit ettiysem… acemi şansı diyelim,
            bilmem kaç yaşına gelmiş, itikadi yönden fersah fersah benden üstün ve önde olan amcalar/teyzeler bu cemaatin ne kumaş olduğunu X tarihinde anlayamadılar. (bilerek tarih vermiyorum) sonra 17 Aralık, yine anlayamadılar… sonra 15 Temmuz.

            Feyza hnmın araya sokuşturduğu “Siyasi catismalar yasanmasaydi hala alan razi satan raziydi.” cümlesi can alıcıdır. Biraz gerçekleri ortalığa saçmak gerekir ama neyse (…)

            Maalesef bu itikadi bozulmalar, sapmalar şu an çok iyi bilinen cemaatlerde dahi vardır. Üstüne basa basa da söylüyorum. Bu cemaatlerin tek farkı, devlete sızma v.b. faaliyetler içinde değiller.
            bitmez….

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Yazdıklarınıza ve yazmaktan imtina ettiklerinize kelimesi kelimesine katılıyorum.

          • Feyza diyor ki:

            (Genele ithafen),
            Mutlaka vardir Fatih bey olmaz mi? Hala siyasi rantini kullanarak milletin ustune basip gecen bir kitle var ve elbette devran donecektir.
            Bu orgute saglanan ayricaliklar eger bir gun benim de muntesibi oldugum camiaya sistematik olarak el altindan ugulanirsa ve ben bundan haberdar olursam emin olun ki camiami sorgular ve uzaklasirim. Bu konuda bu kadar netim.
            Dershane mevzusunda yazip cizmek isterim. Bizim bulundugumuz kurumlardaki basarili talebeleri kendi evlerine cekmek icin zamaninda cok ter doktuler.
            Gidenler oldu gitmeyenler oldu. Bir kismi da disiplinden bunalip oradaki esnek din anlayisinin cerbezesine kapildi ve suruklendiler. Akibetleri malum.
            Neyse cok detaya inmeyelim.
            Babam idealist bir insandi. 90’li yillarda kendi capinda ufak tefek bedeller de odemis ve bazi mide rahatsizliklarina da o donem yasadigi uzuntuler vesilesiyle gark olmus. Ben kucuktum. Vefati da mideyle ilgili bir sebepten oldu.
            Akabinde abim de dik duran ilkeli bir insandi ve akaid konusunda son derece hassas oldugundan bu yapilanmaya karsi hem elinin eristigi herkesi hem de ozellikle bizi hep uyardi, uyandirdi. Orn.ablami kesinlikle onlarin dershanesine yollamadi ayni sizin kardesinize gosterdiginiz hassasiyet gibi. Bazi cd’ler gecmis eline zamaninda ve bunlari da bize izletti. Zaten itikadini biraz bilen bir insan az bir dokundurmayla irkilir ve bu yalinin ne kadar batil bir amaca hizmet ettigini gorebilirdi. Bkn siz az bir dini bilgi ama samimi bir niyetle tehlikenin farkina varip uzak durmussunuz. Iste firaset dedigimiz sey de aslinda bu. Ilim sahibi olmak ayri, firaset ise ayri. Bazi mu’minler bu evrede yuksek ilmi ve zekasiyla sinifta kalirken, bazilari ise samimiyeti ve firaseti ile az bir bilgiye ragmen sinifi gectiler.
            Bana kalirsa bu imtihandan zahirde en buyuk zarari alan Tsk gibi gozukse de, aslinda itibarini en cok zedeleyen, bu yapi ile ayni sofrada diyalog iftarlarinda bulusan Diyanet kurumudur.
            “Hosgore hosgore ne hale geldik..?”

          • U-mutlu diyor ki:

            Ayri ayri hepinize katiliyorum
            Bir cok aile perişan oldu . Bir tanıdığımız 17/ aralıktan önce katılım bankası diye bu yapının bankasına geçiş yaptı Nerden bilecek ti ki ?Faizli banka diye rahat değilmiş dusuk maaşa rağmen geçti ondan sonra olanlar oldu..
            . Uzaktan yakından alakası yok. Suan işsiz ve vebali gibi. Herkes kaçıyor kimse iş görüşmesine bile almiyor

          • cihad diyor ki:

            fetonun bazı itikadi sapkınlıklarından bazı arkadaşlarımız bahsediyorlar. Kendilerine katılıyorum fakat feto da asıl sıkıntı hak’kı batılda kullanarak münafıkane davranılmasıydı. yani feto başta(veya niyeti) çok iyidi de sonradan itikadi hatalarla sapıttı değil zaten siyasi bir maksad ile kurulmuş ve hakikatin bazı güzelliklerini kendine perde yaparak veya toplumdan onay almak için kullanarak batıla yürümesiydi. aslında kullanmadıkları şey kalmadı da bir örnek vermek istiyorum. bankalarına el konulmasın diye banka kapısında Kur’an ve Cevşen okumaları çarpıcı bir örnektir.

            malumunuz münafığın iki yüzü vardır. biri hak’ka diğeri batıla bakar. bugün bize düşen fetönün çirkefliğine bakıp, elindeki bazı hakikatleri itham etmemektir. onlar zaten İslam’ındır.

            münafıklık bahsinin en çok bahsedildiği sure bakara suresidir. bu sure’ye bakara ismi verilmesinin bir hikmetini mühim bir zattan şöyle dinlemiştim. inek(veya öküz) toprağı çift sürerken iki yana ayırır. bu duruma teşbihen bakara suresi hak-batıl şeklinde hak ve batılı birbirinden tefrik ettiği için “bakara” ile tesmiye edilmiş.

            bugün bize düşen ise bu ayrımı yapmaktır veya fetö üzerinden hak’kı batıla boğdurmamaktır çünkü fetönün istediği tam olarak ta budur. Dolayısıyla fetö üzerinden bazı genellemelere gitmek mühim bir hatadır. aksi halde bazı iddiaların ispatı gerekir.(Batıya yapmadığı, yapılmasını da uygun görmediği eleştirileri, bir takım mümin kardeşlerine bu kadar rahatça yapılması gayet manidardır. özeleştiriye kendimizden başlanması gerekmez mi. tabi bu nefsin hoşuna gitmiyor.)

            daha öncede ifade etmiştim hayatımızın her safhası güven ve itimaddır. bazı kandırmacalar oluyor diye bu güven ve itimaddan vazgeçmek mümkün olmadığı gibi itimad etmenin tamamen yanlış olduğunu iddia etmek de son derece saçmadır.

            bugün her türlü (siyasi,sapık ideolojiler ve gayr-i ahlaki) propagandaların yoğun bir şekilde yapıldığı ülkemizde bir ilim menbaından istifade etmemek veya bu kadar organize bir tahribata karşı tek başiyla karşı koymak çok sağlıklı bulmuyorum doğrusu.

            yalnız şu kadar var ki; aynı evlenme mevzusunda olduğu gibi araştırmak ve sorgulamak gerekir. ortaya çıkan neticeleri tartmak ve bazı tecrübeli insanların söylediklerine kulak kabartmak gerekir. ve tabiki bazı temel itikadi konulara vakıf olmak gerekir ki vartaya düşmeyelim.

            aslında fetoya kananlara şöyle bakıldığında bunlar da yeterli gelir mi bilemiyorum. ehl-i ilminden, siyasetçisine kadar herkes aldanmış.
            doğrusu zor bir zamanda yaşıyoruz herhangi bir yerle irtibatın olmasa ehl-i dalaletin tuzağına düşebilir, gitsen böylesi münafıklar tuzaklıyor. devletten istesen hem ehli yok, hem kuru ilimle kalpler ve gönüller ıslah olmuyor vs. ehlini bulmuş samimiyetle hak’ka hizmet edenlere selam olsun bu zamanda büyük bir nimet ve ihsan vesselam.

          • Uğur 017 diyor ki:

            Feyza Hanım demişsiniz ki: “Siyasi catismalar yasanmasaydi hala alan razi satan raziydi.”

            Sizin anlıyorum, mesele dışarıdan öyle görüyor, ama ben de sonradan öğrendim ki aslında hiç de öyle değildi. Malum bazı eski Ak Parti ileri gelenleri değil elbette, ama birer birer şahitlikler ortaya çıkıyor ki Tayyip Erdoğan Gülencileri hep geri plana atmak istedi. Ergenekon ve Balyoz davalarında, hele hele kozmik oda baskınında saçmalıklar işlenirken, perde arkasında Tayyip Erdoğan hep bunları engellemeye, en azından verdikleri hasarı azaltmaya çalıştı.

            İnsanlar Türkiye’deki bürokrasi ve yerleşik düzen olgusunu anlayamıyorlar. Tayyip Erdoğan’ın beraber çalışmak zorunda olduğu adamların hepsi daha başlangıçtan itibaren ya laikçi totaliterler ya da Fetullahçılardı. Türkiye’nin memur kesimi, özellikle ileri gelen memurlar eskiden beri Tayyip Erdoğan’ın tam zıttı olan, onu başta görmek istemeyenlerdir. Adam işte bu insanlara iş yaptırmaya çalışıyor. Onu bu konuda suçlamak ve bu durumdan memnun olduğunu söylemek haksızlık üzere haksızlıktır. Bu şartlar altında adamcağız iki tarafı birbiriyle çatıştırarak ve masumlara zarar vermelerini elinden geldiğince engellemeye gayret ederek durumu idare etmeye mecbur kaldı. Şükürler olsun ki Allah’ın izniyle başardı. Kendisine köstek olan kendi ekip arkadaşları daha büyük meseleydi, çok şükür onların da tesiri kırıldı. Ancak şuna da hâlâ hak veriyorum ki özellikle A.G. ve B.A. gibi adamları çok daha erken bir dönemde yavaş yavaş etkisizleştirebilirdi, fakat maalesef rahmetli Erbakan hocanın zamanından beri beraber çalıştığı dostları oldukları için onlara fazla güvendi.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Yazdıklarınızın büyük bir kısmına katılmıyorum.
            İşim gereği uzun süre Ankara – İstanbul arası mekik dokudum ve ankarada kulislerde bulundum… girmediğim bakanlık, meclis, 5 tepe, devlet dairesi kalmadı desem … yalan olur :) o yüzden çoğuna girdim diyelim.

            Hiç anlattığınız gibi bir hava ve ortam yok. ciddi nabız yoklama fırsatım oldu. Özellikle belli bir grup, sizin söylediğiniz gibi bahaneyle cevap veriyorlar. Delilleriyle söyleyecek çok şey varda, şu an susmayı tercih ediyorum. Eğer yukarıdaki yorumumu okursanız, ben orta okul/lise çağlarında bu cemaate tepkimi koydum… Ayrıca verdiğiniz isimlerde de ben bir sıkıntı görmüyorum. Bunlardan bir tanesi siyasetci değil zaten, diğeri de eski ve usta bir siyaset bilimcisi… Neyse, tarihçisiniz; Kadir M.’in zamanında bu şahıslara (m.görüşçülere diyelim) verdiği ciddi tavsiyeler var. Kendisi de zaten beni dinlemediler, hata yaptılar diyor..!

            Neyse… ben müsaadenizle bu konular hakkında daha fazla yazamayacağım ama özetle, bir bildikleriniz var bir bilmedikleriniz var… bir de bilinmesini istemedikleri mevzular var(…)

          • Gelincik diyor ki:

            Çok güzel açıklamışsınız Uğur Bey katılıyorum B.A üniversiteyi rockefeller bursuyla okumuş diye duydum

          • Yahya diyor ki:

            Gelincik hnm,

            hiç biriyle organik bağım yok. çok iyi tanımamda ama birisinin ondan bundan burs alması onu, onun uşağı yapmaz.
            Bende gavurlardan burs aldım, gavurların memleketinde, gavur okulunda okudum, gavurların şirketinde çalıştım, gavurların “temiz olan” ekmeğinden yedim… bu beni gavur yapmaz veya onların uşağı yapmaz veya sempatizanı yapmaz.

            Ayrıca bir önceki cumhurbaşkanımıza ingilizlerin taktığı nişan onu ne uşak, ne mason, ne de başka bir şey yapar. Alnı secdede olan bir insandır. Zan’a dikkat etmek gerekir…

            Selam ve dua ile…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Yahya Bey, ben devletin içinde bulunan biri olarak bütün memur takımının zihniyetini iyi biliyorum. Tayyip Erdoğan bu adamlar ve kadınlarla bundan daha iyisini yapamazdı. 2014’ten sonra onun bütün uyarılarına ve adeta yalvarmasına rağmen FETÖ ile çoklu bağlarını kesmemiş herhangi bir kişiye acımak ve acındırmak Allah’ın gazabını celbedici bir haksızlık olur. Hem Tayyip Erdoğan’ın kendisine hem de onu dinlemiş gerçek Müslümanlara büyük bir haksızlık…

            2014’ten sonra FETÖ’cülere bankada para, özel okullarında çocuk okutma, evlerinde toplantılara gitme vs. yoluyla destek vermiş hiç kimsenin mağduriyetinden söz edilmemelidir, yoksa Allah’tan korkulmalıdır. Hiç kimse tek bir kritere göre kovulmadı. Birkaç kriterle birden FETÖ’ye bağlı olanlar dışında kimse işinden olmadı. Olduysa da bunların hepsi veya hemen hepsi daha sonraki KHK’larla iade edildi. Bu kişiler tanıdığınız sıradan, iyi insanlardır diye sakın ha acımayın, savunmayın. Bosna’da yüzbinlerce Müslümanı öldüren Sırplar da Müslümanların sıradan, iyi insanlar olan komşularıydı. II. Cihan Harbi’nde 20 milyon Rus’u öldürenler sanıldığı gibi Nazi subayları değil, bu Rusların sıradan, iyi insanlar, kendi hâlinde köylüler ve şehirliler olan yerli komşularıydı, mesela sıradan ve iyi Ukraynalılar, Romenler, Belaruslular, Letonyalılar vs.

            Suçu olanlar ne kadar sıradan ve güya iyi insanlar olsalar da acımayın, acınacak hâle düşersiniz. Bu acıdığınız adamların hâlâ itaat etmekte oldukları abileri başarsalardı, şu anda birçoğumuz öldürülmüş olacaktık, geri kalanlarımız da korkunç işkenceler görmekte olacaktık, onların çok sevdikleri ABD’li dostlarının ABD’li askerleri onlarla beraber sokaklarımızı kirletmekte olacaktı.

          • Yahya diyor ki:

            Uğur Bey,

            Yazdıklarınızın tamamına “tamam” diyorum. Bu konuda fazla teferruata girmek istemiyorum. Bildiklerim bende kalsın. Bilmediklerimi de öğrenmek isterim doğal olarak.

            Diğer verdiğiniz örnekler ile ilgili olarak, tabii ki savaşlar komşunun tavuğuna kışt demekle çıkmaz. Altında ırkçılık, dincilik, menfaat gibi lokomotif etkenler olmak zorundadır. Sebebi ne olursa olsun savaşın dahi bir edebi ahlakı üslubu vardır.

            Darbe teşebbüsünün konuşulacak hiç bir tarafı yok. Neresinden tutsak elimizde kalır. Avam fetöçüler dahi “eyvah biz ne yaptık” derlerdi şüphesiz. Osmanlının son döneminde bize hangi milletler musallat olduysa, aynıları fazlasıyla musallat olacaklardı, yani sadece abd olarak düşünmeyin. Rabbim müsade etmedi, ettirmedi, bir daha bu olayları yaşatmasın inşAllah.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Ugur bey,
            Adima yaptiginiz asagidaki yorumu yeni gordum. Yalniz benim o cumlede kasdettigim, “isin itikadi boyutuydu.
            Yani siyasi catismalar yasanmasaydi 2014’ten bu yana, halkimiz akin akin bu orgutun kurumlarina yardim etmeye devam edecekti. Halbuki itikadi sapkinliklari Ars-i Ala’yi titretecek boyutta olmasina ragmen, kimse buna tepki duymuyordu.
            Devletin icindeki yapilanmalari ayri bir garabet, o olayin burokratik ve siyasi ayagi. Yani menfaat catismalarinin dondugu bir ortam. Ama isin icine din konusu girince ki bu orgut en buyuk primi din uzerinden sagladigi icin itikad bahsine deginiyorum, Diyanet dahil bu sapkinliklara mudahale etmedi ve halkin bilincsiz veya bilincli bu yapilanmanin bir yerlerinde yer almasi konusunda ikazda bulunmadi. Aksine bol bol destekleyici faaliyetler duzenlediler.
            Paralel devletten once olusturulan paralel din olusumu tepkiyi hakediyordu ve eger halkimiz simdiki gibi o zaman da bilinclendirilseydi bu yapi bu kadar genisleyip en azindan samimi kesimin hem dunyevi hem de uhrevi ifsadina zemin saglayamazdi.
            Cunku bu olusum her ne kadar siyasi cikarlara hizmet icin uluslararasi el yordamiyla dunyaya getirilmis olsa da, kullandigi din misyonu ile halkin icinde kundagindan cikip adim atmaya ve buyuyup serpilmeye imkan buldu.
            Halkin destegi ve bu olusuma olan kayitsiz ama bilincsiz muhabbeti ve destegi gozardi edilemez. ” demeye calismistim.

      • .../nisa diyor ki:

        Cihad bey,

        Allah razı olsun. Bende bu konuya değinmek istiyordum ama sende fetöcüsün gibi bir yaftalamayla karşılaşırım diye birkaç defa yorumu yazıp yazıp geri sildim. Ama adalet duygumda beni rahat bırakmadı.

        En son Gelincik hanıma yazdığım yorumda da evlilik niyetiyle ilgili fetöcü olup olmadığını anlamak için bazı emareler var khk listesinde isminin olup olmadığına kaldığı yurtlara çalıştığı işyerine bakın dedim. Bunlar mantıklı olarak hareket edeceğimiz tedbirler araştırmalar ama bunun gerçekte ne olduğunu bilemiyoruz. Gerçekten vatan haini mi o listedeki insanlar darbede yardım mı ettiler yada bu yapının orta ve üst kademesinde bulunanlar mı yani aldatılanlar mı aldatanlar mı yada bu yapıyla hiç alakası olmadığı halde zulüme uğrayanlar mı? Bunu bilemiyoruz.

        Daha önce balyoz iddianamesinde hapise atılan insanları dinleyince kimisine ciddi zulümler yapılmış intihar edenlerde oldu. Ne yazık ki KHK ile şimdide toplu zulüm yapılıyor. En son bir tanıdığım bu yapıyla hiçbir bağlantısının olmamasına rağmen çalıştığı birimden herkes ihraç edildiği için atıldı. Bu durumun bir erkeğin psikolojisini nasıl etkileyeceği malum. Ne yazık ki ben vatan haini değilim diye intihar edende olmuş.

        Bu yapının geçmişte bankalarını kullananlar yada bu yapının böyle işleri yapabileceğine ihtimal vermeyip halis niyetle yardım derneklerine yardım yapanlarda şuan bu zannın altında. Kesinlikle bu yapı hakkında uyanık davranılmadığı için ve din adına çeşitli yanlış beyanları olmasına rağmen araştırılmadığı için arkasından gidildiği için hata var. Ama yöneticiler aldanıyorsa halkın aldanması normal değil mi?

        Şu saatten sonra hala bu yapının masum olduğunu iddia edenlere, savunanlara, arkasından hala gidenlere karşı tavrımız kesin olmalı. Dediğiniz gibi mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz. Bir idrak muhakeme gücü oluşmuş olmalı.

    • Şeyma diyor ki:

      Bu konu hakkında Cimer’e şikayette bulunmuştum.Ve bana uzunca kaç kere para cezası verildiği bir yazı geldi.Umutsuzluğa kapıldım.Yani şikayetin de önemi yok demek ki dedim.Ama çok kısa bir süre sonra yayından kaldırılma kararı alındı.Eğer buna ufakta olsa bir katkım olduysa ne mutlu bana :)

  7. HANNE diyor ki:

    Sema hanım yazınızı yazalı bayağı bir zaman geçmiş ama maşallah konu olarak hala yorumlar geliyor tartışılıyor. Bu şunu gösteriyorki demekki bu sorunlar hala çözülememiş ve çözülmeside zor gibi geliyor. Ama dini hassasiyeti olan kesim hala Allahın rızasına uygun bi yaşantı için ümidini kaybetmemiş buda güzel. Ben namaz kılmayan kimseyle görüşmüyorum diye yıllarca insanların laflarına katlandım. Namaz kılan biriyle evlendim. psikolojik sorunları varmış büyük boyutta. şiddete dökünce olayı boşanmak zorunda kaldım. ve çevremdeki insanlar bak iyi oldu bile diyenler olmuş. illa namaz kılan birini arıyordu nasıl çıktı. hala da söylerler bak yaşın genç yine evlenirsin ama illa namaz kılsın diye arama insan olsun yeter..:) ne için yazdım nerelere geldi konu. Evlilik programları siz yazdığınızdan beri iyice cılkından çıktı. sakallı şalvarlısınıda tesettürlü görünen ne olduğu belli olmayan türlerinide gördük. o kanal artık islami kimliği olan kesim için olmıcak boyutta. İnternet ortamıda öyle. ama bu yazdığımı okurmusunuz bilememde inşallah nasip olur. bu sitede nedense sanki bir fırsatı olsa tanışsalar iyi anlaşabilcek gençler dikkatimi geçiyor. belki bazı yaş kriter şehir özelliklerini bilmiyorum ama madem aracılık olarak bakıyorsunuz duruma. kendi sitenizden böyle bir çalışma yapmanız mümkün değilmidir. Yanlış anlaşılmada olmasın kimsede böyle bir açık konuşma olmasada nedense bazı satırlarda hafif iltifatlar vs dikkatimi çekti :) en azından sizler vesile olursunuz çünkü aracı olmaktan dolayıda sevaba girersiniz belki. Bu düşünce sadece şahsıma aittir. bikaç yazıda öyle bi hoş kişilik uyuşmaları var gibi geldi. veya ahh ya tanışmaya ortam olsada burdaki güzel ahlaklı bay-bayanla bi hayırlı iş olur belki imalarını benmi gördüm banamı öyle geldi :) selam ve dua ile

    • HANNE diyor ki:

      Bu arada yanlış anlaşılma olmasın. Komşuda pişer bizede düşer gibi bi mantıkla yazmadım bunu. Evlilik nasıp kısmet biz bi kere yaşadık yaşamayanlara rabbim hayırlı kapılar açsın. Çok şükür bir evladımızda var onu hakkıyla yetiştirmeyi nasip etsin. Ama nedense bikaç genç arasında bu tür bi hoş muhabbet var gibi geldi nedense. Herkes hakkını helal etsin kötü anlamda demiyorum bunları. İmkan olsada tanışılıp böyle burayı takip eden hayatında yaşamaya çalışan gençler bir araya gelsede hayırlara vesile olunsa…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Hanne Hanım.

        Site yönetimine bu soru önceden de sorulmuş ve böyle bir işe girmenin riskli olacağını görüp vazgeçmişler, bence de doğru olanı yapmışlar.

        1-Yazılı iletişim ile gerçek hayattaki iletişim çok farklı
        2-Bir çok insan kendini tarif ederken olduğu kişiyi değil olmayı istediği kişiyi tarif etme hatasına düşebilir.

        Kendi adıma söyleyeyim, yazdığım yorumlara dikkat etmeye çalışıyorum ki amiyane tabirle kimseye yürüyor gibi olmasın. Dışarıdan öyle görülmüşse çok üzülürüm. Dışarıda yapmadığım işi sanal ortamda mı yapacağım? Buradaki bekar arkadaşlar da aynı hassasiyete sahip. Anlamak zor değil. Yanlış anlaşılmasın diye emoji vb. bile kullanmadıkları zamanlar oluyor.

        Size öyle gelmiştir diyorum, ben hiçbir şekilde öyle mana çıkartamadım. Epeydir yorum yazıp siteyi takip eden insanlar olduğumuzdan kimse kişisel olarak birbirini tanımasa bile benzer dili konuşabiliyor hale gelebiliyoruz. Bu asla birden bire olmuş bir şey değil. Aklın yolu birdir sözünün tecellisi. Yanlış anlaşılmalar da çok oldu yorumlarda mesela. Sizin gördüğünüz şu olabilir. Herkesin niyeti salih olduğundan birbirine hayır dua ediyor. Evlenmemin haram olduğu kadınlar dışındaki hiçbir kadına bacı-gardaş, arkadaş ayağı yapamam ama buradaki bekar kardeşlerimiz evlense en az onlar kadar mutlu oluruz. Bahsettiğiniz işin yeri burası değil bence.

        Bu sitenin en sevdiğim yanı yorumların herkese açık olması ve kontrol edilerek gecikmeli yayınlanması. Bu sayede şeytana ve nefsimize fırsat verilmiyor…

      • Yahya diyor ki:

        Hanne hnm,

        Yanlış anlaşılma yok müsterih olunuz.
        Şem-ü pervane gibiyiz esasında hepimiz benzer değerlere sahibiz. Nemalandığımız kaynak belli, davamız belli… Google’a yazınca çıkan alışveriş sitesi, haber sitesi değil burası. Okuyanı belli, yazanı belli…
        Bazen “körler sağırlar….”a benzetirim durumumuzu…

        Her sayfanın altında “künye” bölümü var, orada site yöneticilerinin email adresleri mevcut. Niyet ve talebinizi belirtirsiniz, uygun görürlerse diğer şahıs(lar) ile paylaşırlar.

        Şahsen daha ciddi bir müessesenin kurularak bu işe el atmasından yanayım. Tabii kimseyi bunun için zorlayamayız. Ayrıca işin mesuliyet kısmı var; aracı olarak mesuliyet kabul etmediğinizi yazılı olarak beyan etseniz, hatta karşı tarafın kafasına sopayla vura vura soksanız yine, aksi bir şey oldu mu; Sema hanım ve ekibi zan altında bırakılır.

        Selam ve dua ile…

    • Mustafa _/) diyor ki:

      Selamlar Hanne hanım. Burada yazılanlar kişiler hakkında geçerli bir fikir vermez sanıyorum. Söz konusu evlilik olunca akla hayale gelmedik durumlar ortaya çıkabiliyor. Vakti zamanında sanırım bu konuda bi girişimde bulunulmuş ancak bazı sorunlar yaşandığı ve bu sorunların çözülebilmesi için ciddi bir organizasyon oluşturulması gerektiğinden vaz geçilmiş.

      • HANNE diyor ki:

        Sadece Fatih ve mustafa kardeşlerim. aslında yorumu yazdıktan sonra keske yayınlanmasa dedim. Amacım kimsenin hakkında sui zanda bulunmak değildi. sadece bende normalde olmadığımı halimi internet ortamında yazmamaya dikkat ettiğim için (kii buda yanlış anlaşılmasın öyle oluyor demiyorum çünkü burda olmadığını sandığım için bu teklifi dile getirdim.) Niyetim zaten bekarların hayırlı bir şekilde bir araya getirilmesiydi. Yoksa gercekten aracılık zor bu zamanda. benim bu şekilde yalan beyanla kaççç görüşmem oldu bilemem. Bi yanlış ifade varsa haklarınızı helal ediniz. Rabbim herkesin hakkındakini hayırlısıyla versin inş. selam ve dua ile..

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Hanne Hanım.

          Herhangi bir yanlış anlaşılma ya da suizan yok, müsterih olun. Niyetinizin iyiliği yazınıza da yansıyor, biz sadece tehlikeyi hatırlattık ki ben de bir tehlike sayılırım bireysel olarak.

          Günümüzdeki aracı problemini “afet” olarak bile nitelendirenler var. İnsanlar evlilik görüşmesi yaparken dengi olabilecek kişilerle görüşmek istiyor. Hani denir ya birisi olmazsa diğeri olur diye biz öyle diyemiyoruz. Görüştüğüm kişideki bazı problemleri aktarınca niye kestirip atmıyorsun demişlerdi. Bekara eş boşamak kolay derler ya şimdi tam tersi, evli olanın boşver sana kız mı / erkek mi yok demesi kolay. Ayrıca böyle olunca görüştüğüm kızlarda bu durum kibire yol açıyor. Kızın ortamı var isteyeni çok burnu havada olabiliyor. Ben gibiler de karşımıza çıkmışsa biri çok kurcalamadan armudun sapı demeden ilerleyelim istiyor. Bundan sonra benim için devir değişti mesela. Kendini bulunmaz hint kumaşı mı sandı benden ilgi görünce, derhal kapı dışarı… Elin kızının peşinden koşup ömrünün kalanını heba etmenin anlamı var mı ki bir çoğunun da kocalarına verebilecek şeyi sadece bedenleriyken, ne bir incelik ne bir ülkü sahibi değillerken.

          • Mustafa _/) diyor ki:

            Benzer durumları deneyimliyoruz anlaşılan. Benim için de görüşmeme kararı vermrk, uymadığını gördüğüm şeylere rağmen kesip atmak zpr geliyor. Ama bunun zararını çok görüyorum

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa Bey değmez gerçekten.

            Kibir yapalım, beğenmemezlik yapalım demiyorum. Kıymetinizi bilmeyeceğinizi anladığınızın saniyesine selametle deyip kapatın.
            Otuzlu yaşlara gelip de hala ergen kafasıyla evliliği flörtün devamı gibi görenlerin biz gibilerle işi olmasın, çoluk çocukla uğraşmayın, özellikle erkeklerden bahsederken “çocuk” diyenlerden uzak durun…

        • Mustafa _/) diyor ki:

          Niye suizan olsun Hanne hanım. Rahat olabilirsiniz. Her zaman hüsnü zan ile bakmak gerek (adaleti gerektiren sprımluluk durumları hariç). Yazılanlar her ne kadar aamimi ve içten bile olsa bizim tam yansıtmayabilir. Çünkü görseş ve işitsel veri taşımayıp yalnız sözel veri taşıyor. Bu da ilefişimi ciddi şekilde sınırlıyor. Yazan ve okuyanın farklı algı duyarlılığı veya anlık duygu durumu farklı anlaşılmalara yol açabiliyır. Bir diğer durumsa yazarken nisbeten daha kontrollü bir ortamın oluşması sebebiyle gerçekçi olmaması.

          Suizan olacak bişey göremediğimi tekrar belirteyim. Hasaasiyetiniz için teşekkür ederiz. Fikrlerin de samimiyet içerisinde paylaşlması, hiç dile getirilmeyip saklanmasından daha yararlıdır diye düşünüyorum.

          • Mustafa _/) diyor ki:

            Telefon klavyesi ve küçük ekran sebebiyle çok imla hatası yapmışım mazur görün lütfen. Hakkınızı helal edin

          • HANNE diyor ki:

            Allah razı olsun mustafa kardeşim. bazen insan yazdıktan sonra acaba birilerinin kalbini kırdımmı diye düşünüyor. Mevlam herkesin gönlündekini hayırlısıyla versin inşallah..

    • .../nisa diyor ki:

      Hanne hanım ve Sadece Fatih bey,

      Öncelikle Hanne hanım aracı kazalarını atlatan ve evlilik deneyimi yaşamış biri olarak tecrübelerinizle olabilir açısından bakmışsınız ve bunu halis niyetle yazdığınıza inanıyorum. Bu kadar genç bekarken somut adımlar atılabilir mi olarak bakmışsınız.

      Daha önce burada iki kardeşimizi bende kriter olarak uygun görmüştüm ama gerçek hayatta karşılaşmalarının daha doğru olacağına karar getirdim. Evlilik kararı için buradaki yorumlar yetersiz ortam kadın erkek karışık ve sitenin böyle bir sorumluluğu alması riskli de olabilir.

      Fatih bey’in de dediği doğru evlilik konusu geniş açıdan bakılacak bir konu. Özellikle evlilikte yazılı iletişim tanıma açısından %10 seviyesinde olur. Yazılı iletişimde kelimeler seçilir ruh halinin etkisi azdır yani olan değilde bazen olmak istenilen kaleme alınır. Ses,mimik,görüntü ve gerçek hayatta tanıma araştırma ailelerin devreye girmesi olmadan evlilik kararı zor alınır.

      Burası internette olsa yalan beyandan ve tanımadığım insanları kırmaktan incitmekten uzak duruyorum. Kelimeler ve kavramlar zihinde bazen farklı anlaşılabilir umarım yanlış anlaşılmadım.

      Bireysel yorumda ve hanımlara yazdığım bazı yorumlarda smile kullanıyorum bunun dışında hiçbir erkek yorumcuya yorum yazarken smile emotion kullanmadım ve ciddiyetten ayrılmamaya çalıştım. Özellikle mesaj,mail yada yorum yazarken buna dikkat ediyorum. Çoğunlukla bir mesafe olması açısından siz, hanım, bey unvanını kullanıyorum.

      Hanne hanım yazışmalar dikkatinizi şu şekilde çekebilir bekar kişiler birbirinin ruh halinden daha iyi anlıyor ve bu sebeple bazen yorumlardan fazla dualar kaleme alınıyor ve ümit telkin ediliyor.

      Zaman zaman duygularda devreye girebilir özellikle sanal ortamda bu durum daha fazla açığa çıkıyormuş Kemal Sayar kitabında yazmıştı. Bu siteye yorum yazarken çeşitli duygu hali ortaya çıkabilir merhamet, korku, sevinç, bağımlılık, yalnızlık, anlaşılmak, paylaşmak vs.

      Allah akıbetimizi hayırlı eylesin doğru yolundan ayırmasın.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        Konusa açıldı diye son paragrafınızdaki bir noktaya değinmek istedim. Duygusal insan tanımı. Yakın zamana kadar kendimi duygusal bir insan sanardım. Çünkü duygusal zekan iyi derdi arkadaşlar. Edebiyat derslerinde kompozisyonlarım beğenilirdi. İnsanlar hislerini anlayabildiğimi düşündüklerinden Güzin abla muamelesi yapardı…

        Yeni öğrendim, meğer duygusal insan demek duyguları yaşayan değil dışa vuran insan demekmiş. Bu noktada kadın erkek fark etmiyor. Kadınlar da duygusal eğilimli olduğundan duygusal erkekleri daha çok tutuyor. Şöyle ki sinirlendiğinde bunu dışa vuran erkek maço oluyor tercih ediliyor. Diğer taraftan karşısında bir hanım olduğunu ve o hanımın hassas olduğunu duygusal zekasıyla çözmüş erkek sinirlense bile mantığıyla hareket ettiğinden kırmamak adına karşı tarafa bunu yansıtmıyor, sünepe oluyor…
        Ya da erkek bir kıza ilgi duyuyor ki bu da ne olduğu malum olan duygudur, mantığı ömründe belki bir daha göremeyeceği bir kıza alıcı gözle bakmanın yanlış olduğunu söylerken bir başkası flört niyetiyle de olsa kıza gidip yürüdüğünde cesaretli erkek oluyor.

        Erkekliğin gereği kafasına göre yani duygularına göre mi davranmaktır yoksa Allah’ın verdiği analitik ve mantıksal zekayı her daim kullanması mıdır ki şehvet, sinir, üzüntü dahil yoğun duygular yaşasa bile?

        Benim görüşüm şudur. İki kere ikinin dört ettiği yerde sonuç beştir demek bir erkeğe yakışmaz. Ancak evlilik de iki kere ikinin her zaman dört olmadığı bir kurumdur…

        Selametle kalın.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Duygusal zeka mı yüksek olmalı yoksa IQ mu yüksek olmalı derseniz ben duygusal zekayı tercih ederim. Duygusal zeka daha çok duyguların doğru zamanda doğru şekilde kullanılabilmesi. Bu hayatı huzurlu yaşamak, kendi sınırlarını koruyabilmek ve iletişim hataları yaşamamak için iyi bir özdenetim yöntemi.

          Beyinin sağ lobu yada sol lobu daha çok çalışması yatkınlığı gibi bir durum var. Bende anlattığınız gibi duygusallığı ağır olan biriyim ki tanımadığım bir cenazede oturup ağlarım yada başkasının normal gördüğü haller bende biraz daha hassastır. Bu sitede aile huzursuzluğunu okuduğumda yada sıkıntı yaşayan insanları okuduğumda çok etkileniyorum. Duyguların tesiriyle fevri hareket etmiyorum. Ancak mantık analitik kısmıda bir kadına göre bende daha yüksek bu sebeple erkek fıtratını da kolay anlayabiliyorum. Daha net kolay anlaşılır çözüm odaklı. Sanırım benim durumum iki tarafta eşit.

          Sizin yazdıklarınızdan hareketle duygusal olmaktan öte duyguyu doğru zamanda kullanmak önemli. Duyguların esiri olmakta doğru değil ki duygular değişkendir ama eğitilebilir.

          Siz kadının hassas fıtratta yaratıldığını bilip buna göre hareket ettiğinizden sorun yaşamazsınız. Öfke kontrolü, nefis terbiyesi, aklın baştan gitmemesi önemli. Bir söz vardı kalbinin sesini dinle ama aklınıda yanında götürmeyi unutma konuyu çok güzel açıkladı. Davranışın sonucunu görebilmek mesele.

          Maço tabir edilen davranışı makul görenlerle yada flört için cesareti hoş görenlerle bir hanım olarak bende anlaşamam. Zaten evlilik görüşmesinde üzerinde durduğum konulardan biri sinirli fevri hareketlerinin olup olmadığı ve flört geçmişinin olup olmadığı.

          İki kere ikinin beş ettiği durumlar sınırların ötesinde sorgulayan kişiler içindir belki felsefeciler fizikçiler olabilir. İnsan fıtratı için 2+2=4 makbuldür. Evlilik sadece akıl üzerinden yürümez daha doğrusu mantık üzerinden yürümez bazen mantıksız hareket edersiniz ama mutlu olursunuz bir kadının annelik için çektiği sıkıntılar mantıklı değilmiş gibi gözükür ama verdiği huzur mantıkta yoktur kalpte değerlidir. İki tarafında fıtratı bozulmamışsa az çok akıl kalp dengesini evlilikte kurabilmişlerse sorun yaşanmaz sanırım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            …/nisa Hanım.

            Günümüzde kadınların kendisine has şefkatini yitirmiş o kadar kadın var ki, duygularını yitirmiş, ben kadar empati yapamayan… Ben de cenazeleri görünce ağlarım ama erkek olduğumdan göz yaşlarımı içime akıtırım. Geçenlerde memlekette huzur evinde kalan bir teyze vefat etmiş, kimsesiz. Cenazesi bizim mahallemizdeki camiden kaldırıldı. Cenaze namazını kılmak bana da nasip oldu. En azından kimsesiz uğurlanmadı…

            İş yerinde son iki seneye kadar bayanlarla aktif çalışmazdım, çok az bayan tanıyordum. Eğer orada tanıdığım bir kaç bayan olmasa, burada yorumlarını gördüğüm bazı hanımlar olmasa benim gözümde bayanlar dünyanın en anlayışsız, en bencil fakat duygusal geçinen ama bunu sadece duygularını dışa vurum olarak yapan, empati kuramayan, ancak fıtrat sebebiyle peşlerinden koştuğumuz , Allah’ın erkekler için imtihan olarak yarattığı yaratıklardı. Özellikle evlilik görüşmelerinden sonra bana mı hep böyleleri denk geldi dedim ama bir baktım ki iş öyle değil, günümüzde çoğu böyle.

            Ben EQ ile IQ arasında denge kurulması gerektiğini düşünüyorum. Ancak kendim için konuşursam hani diyoruz ya evlilikte huzur bulmak diye, beni mantıkçılığın stresinden kurtaracak, arada bir nefes almamı sağlayacak bana estetik katacak, diğer yarımı tamamlayacak olan şey saliha bir hanım. Şöyle ki bir gün evli bir arkadaşı misafir etmiştim. Evim gayet temiz ve düzenli olmasına rağmen bekarlık zor iş demişti. Ben de geçenlerde evi temizledikten sonra şöyle bir baktım, hani bir şeyler eksik gibi ama bulamıyorum. Eşyalar çok şükür tam, ev temiz, karnım tok sırtım pek… Bunu işyerinde bir hanıma anlatınca sağa sola bir iki süs, dantel vb. koymak lazım diye gülmüştü… Allah’ın daha fazla mantıksal yetenek verip daha fazla sorumluluk sahibi yaparak yarattığı erkeklerin huzur bulduğu nokta işte bu. Kadınların duygusallığı ve estetik anlayışı. Bir nebze olsun hayatın stresinden sıyrıldıkları yer mutlu yuvaları. (Teoride tabi :) )

            Şimdi gelelim işin pratiğine. Günümüzde erkekleşen kadınlar sayesinde erkeklerin huzur bulacağı kadınlar yerine çatışma yaşama potansiyeli olan kadınlar türedi… Şöyle ki bir kadın ben kadar çocukları sevmez mi, ben kadar şefkatli olamaz mı, ben kadar karşısındaki insana anlayış gösteremez mi, benden fazla dik kafalı olmasının kime ne faydası var…

            Hani bazıları benim gibilere efemine gibi lakaplar takıyor, erkek dediğin şöyle olacak vb.(Yüzüme söyleyen olmadı hatta aksi söylendi ama kızların peşlerinden gittikleri erkekleri ve bunların sebeplerini görünce denmiş kadar oluyor…) Eğer erkek fıtratı üzerine yaratılmamış olsaydım soyut düşünme, üç boyutlu zeka, el aletleri kullanma, tasarım yeteneği tarzı erkeklere has özelliklerim olmazdı…

            Bayan personelle anlaşamadığım en büyük nokta üç boyutlu düşünce. Adamlara laf anlatamıyoruz, kafalarına girmiyor çünkü öyle bir algı yaratılmamış onlarda. Ancak kağıt üzerinde onlar da mühendislik yapabilir oluyor… Deneme sınavlarında benden daha iyi matematik neti olan bir kız vardı mesela, ezberi çok kuvvetliydi, kızların ezberleri erkeklere göre kuvvetlidir. Deneme sınavlarında ezbere gittiği için beni sollarken öss’de epey geride kaldı, çünkü oradaki sorular ezbere gidilirse çözülemeyecek, sebep sonuç ilişkisi içerisinde ele alınması gereken orijinal problemleri içeren sorulardı.

            Şimdi bazıları diyebilir ki bak erkekler de kızlar da aynı başarıyı göstermiş. Evet bravo, erkekleri öyle bir eğittiniz ki onları körelterek adeta mantıklarını ellerinden aldınız, kadınlaştırdınız, kızları da erkek gibi yokuşa sürdünüz erkekleştirdiniz bravo. Kızların erkekler gibi estetik yoksunu olup mantık denizinde boğulmasıyla övünün artık. Erkeklerin de kadınlara göre yetersizlik hissine kapılmasını sağlayıp hormonlarını baltalayın. Yüz yıl önce 100 milyon/ml olan ortalama sperm sayısının günümüzde 20 miyon/ml değerine inmesine sevinin…

            Kendime yontuyor gibi olacak da doğru yolda olup olmadığımın bir göstergesi de şu oldu. Geçenlerde bir arkadaşımı eşiyle beraber bir yere bırakıp sonrasında oradan almam gerekti. Giderken eşi bizle muhatap olmadı, kocasıyla olan diyaloğumu inceleme fırsatı buldu, dönüşte de konu tefsir vb.’den açılınca kendisi hafize olduğundan bazı noktalarda fikrini beyan etti. Sonrasında evde arkadaşıma Fatih beyle istediğin zaman dışarıda takılabilirsin demiş. Allah razı olsun bizimle aynı kafada olanlardan bugüne kadar olumsuz bir tepki almadım, hep geçer not veriyorlar. Arkadaşım da bak dedi o kadar ümitsiz olma, senin gibilere değer veren insanlar da halen var, eşim gibi düşünen kadınlar diğerleri gibi seni eleştirmiyor dedi. Siz de flört kafasında yaşayan kadınlarla anlaşamayacağınızı söylemişsiniz. En azından buradaki hanım arkadaşlardan bu konuda cesaret alıyoruz…

            Burada yine soru cevap yöntemiyle bir şeyler aktarmak istedim. Bazen farkında olmadan anlatma yöntemlerini değiştirdiğimi fark ettim. Biraz renk olsun…

            Selametle kalın.

        • .../nisa diyor ki:

          Sadece Fatih bey,

          Huzur evinden, yalnızlıktan ve yalnız ölmekten bahsedince dahi değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı daha iyi anlıyoruz. Bir Müslümana düşen görevi yapmışsınız. Allah razı olsun.

          Bir bilim adamının sözünü hatırlattı yazdıklarınız kadınlar olmasa bu kadar buluş olmazdı estetik düzey gelişmezdi hala mağarada oturuyor olurduk demişti. Erkekleri tetikleyen hanımlar olabilir yalnız kadınlarda istisna olabilir ama çığır açan buluş yok. En iyi şairler ressamlar hattatlar mimarlar müzisyenler aşçılar erkeklerdir bu da çarpıcı.

          Estetik duygu dokunduğu yere incelik katma kadınlara özgü. İnternette bir fotoğraf görmüştüm ya Filistin’di yada Suriye’deydi binalar savaşta yıkılmış harabe olmuş bir kadın balkonda oturup yemek için patates soyuyor çocuğuna da ders yaptırıyor. O kadar yıkıntının içinde hala duygu var incelik var anneliğin verdiği sabır dayanma gücü var.

          Belki de düşünce ve bilinçaltımızdaki yanlış kadın erkek imajı ve yaratılış hikmetini anlayamadığımız için sorunlar yaşıyoruz. Mesela iki zıt kutup gibi değilde tamamlayan olarak duruma bakmak faydalı olabilir.

          Günümüzde sizde hem kendi fıtratınıza uygun işle beraber özel yaşamınızda bir bayanın yapacağı işleri de yapabiliyorsunuz yine bir kadında kendi fıtratına uygun işi yapmakla beraber bir erkeğin yapabileceği birçok işi özel yaşamında yapabilir ama yine yalnızlık bir yerde eksiklik vardır. İşte bu eksikliği tamamlama evliliktir kalp ve akıl dengesini sağlama tekamüle ulaşma. Teoride kolay ama fiiliyatta imtihan.

          İki tarafın fıtratlarının tam tersi yönünde ilerlemeleri için baskı yapılıyor bu bilinçli yapılıyor. Modacıların eşcinsel yada efemine oluşları erkekleri giderek kadınsılığa itiyor. Diğer tarafta maskulen yani erkeksi giyimde kadınları erkeksiliğe sertliğe itiyor. Bu sadece giyimde değil davranışta evde mimaride yaşamda da öyle.

          Aslında birçok hanım bizim gibi düşünüyor. Fıtratı bozulmamış bir hanım hep evlilik niyetiyle hareket eder ve olmayacak gibiyse uzatacağını sanmıyorum duygusal yaradılışta olduğundan bunun en fazla zararının kendisine olacağını da bilir.

    • Feyza diyor ki:

      Bir iki kelam da ben edeyim bu konuyla ilgili. Hanne hnm., sizi kimse yanlis anlamadi, anlamaz. Cunku burada yazip cizen insanlarin samimiyetine gonulden inaniyoruz.
      Internet uzerinde kendimi rahat hissedebildigim ortamlardan biri demiyorum,”tek” ortam burasi.
      Sebebi ise, buradaki insanlarin belli bir hassasiyete sahip olmalari, mail adreslerinin ifsa edilmiyor olusu, ozel mesaj arkadaslik vs gibi ozel iletisim yollarinin kapali olmasi ve her ne kadar gec yayinlansa da bazen :) , yorumlarin editor onayindan gecerek yayinlaniyor olusu ve aile uzerine kafa yoran kardeslerimin yine bu konularda Kur’an ve Sunnet isiginda cozumler uretip yol gosteren, itikadi duzgun ve ….izm’lerden nasibini almamis sevgili Sema ablanin etrafinda toplanmis olusu beni ziyadesiyle memnun ediyor.
      Dilerim ki, hz.Allah c.c.buradaki bekar kardeslerimin gonlune gore en hayirlisini versin ve evli olup sorun yasayan veya bosanmis olup, mazinin yukunu uzerinden atmak ve yeni bir hayata yol almak isteyen herkesin yardimcisi olsun. Kimin hayirli bir haberini alirsak hepimiz sevinecegiz insaallah. Oyle bir samimiyetin olustuguna inaniyorum.
      Bu arada emoji kullaniyorum. Bu yanlis mi anlasiliyor acaba? Bu konuda biri aydinlatirsa sevinirim, ciddiyim. Alinma vs olmaz o yuzden rahat rahat cevap yazin cunku bir hata ise bileyim ki dikkatli olayim. Mesela su an normalde bir emoji koyardim bu cumlenin sonuna ama su an tereddut ettim koymadim. :)
      Bazi zamanlar yazarken tebessum ediyorum ve buraya o duyguyu yansitmak istiyorum. Aksi halde yapay olacagimi hissediyorum, bu sadece bir his fakat..
      Samimiyete binaen bir hatam olduysa bu zamana dek, herkes hakkini helal etsin. Her zaman uyarilarda bulunabilirsiniz, kesinlikle alinmam. Bu genel bir ikaz da olabilir, sahsima yonelik bir durum da hic farketmez. Saygi cercevesinde birbirimizin hatalarini usulunce dile getirmemiz, terakkiye vesile olur. Beslenmis oluruz.
      Cumleten Hayirli Cumalar.

      • .../nisa diyor ki:

        Feyza hanım,

        Bu sitede birbirimizi kız kardeş gibi görüyoruz zamanla manevi bir bağ oluştu aramızda sıkıntılarımızı hayallerimizi burada paylaştık.

        Bütün bekarlar için dua ediyorum Allah’ım dünya ve ahiretleri için hayırlı olan insanları nasip etsin evli olanlara da yuvalarında huzur bereket muhabbet versin. İnşaAllah buradaki bekarların güzel hayırlı haberlerini alırız.

        Bu ümmet çoğaldıkça güzel olacak inşaAllah. Çoğumuzun ortak noktaları dertlendiği mevzular aynı. Bu ortamı istişareye vesile olarak gördüğümden bayağı da nasiplendim. Kırılacak yada yanlış anlaşılacak bir mevzunun olduğunu düşünmüyorum çünkü hepimiz hüsnü zanla buradayız bu şekilde hareket ediyoruz.

        • Feyza diyor ki:

          Ayni duygulari paylasiyorum Nisa hnm. Yorumlarinizi da begenerek okuyorum, bu vesileyle belirtmis olayim. Kapsamli ve dolu dolu yaziyorsunuz maasallah.
          Kaleminize kuvvet diyelim.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Bilmukabele bende sizin yazdıklarınızdan ve buradaki diğer yazılardan çok istifade ettim herkesten Allah razı olsun. Bazen çıkmazda kaldığım zamanlarda ilaç gibi öneriler buldum.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Samimiyetinizden şüphem yok şahsen. Ayrıca yorumlarda gülücük kullanmanızın asıl kaynağı bence gerçek hayatta da güleryüzlü bir insan olmanız diye bir tahminim var.

        Doğrusunu yani teorisini sorarsanız karşı cinse karşı her zaman duvar gibi olmak gerekiyor. Ancak bunun tanımını bana sormayın :) Aleme verir talkını kendi yutar salkımı olmasın…

        Tanımadığınız insanlara ya da bu sitede ilk defa yorum yazan erkeklere emoji vb. kullandığınızı hatırlamıyorum. Ayrıca yorumlarınızda mesafeye dikkat ediyor yanlış anlaşılacak yorumlardan kaçınıyorsunuz. Jest ve mimikler de olmadığından, kimse kişisel iletişim kurmadığından, yorumlar geciktiği için anlık sohbet ortamı oluşmadığından dediğiniz gibi daha temiz bir ortam. Bana hitap ederek yazdığınız yorumlarda emoji kullanmanızı yanlış anlamadım, nefsinizden gelmediği belli. Bir başkası ne der bilemem, tehlike tehlikedir… Ancak şu var, bayan kuzenlerimi ele alayım, çocukluktan beri bana abi diyen, kimisinin beşiklerini salladığım kızlara olan bakışım elbette bir yabancı kadına olan bakışım gibi olmuyor ama nikah düştüğü için davranışlara özen göstermek gerekiyor, baş başa kalmamak, dışarıda buluşmamak gibi…

        Mesafe ile ilgili şunu örnek vereyim. Görüştüğüm bir hanım flört geçmişi olmasına rağmen bana karşı mesafeli durması gerektiğinden bahsediyordu. Kendisi çok rahat bir insan olmasına rağmen, kadınla erkek arkadaş olabilir kafasında olmasına rağmen iyi aile kızı ayakları yapıyordu. Yani olmak istediği kişiyi tarif ediyordu. Elbette bu durum insanı rahatsız ediyor. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.

        Selametle kalın.

        • Feyza diyor ki:

          Tesekkur ederim Fatih bey. Dogru, gercek hayatta guleryuzlu bir insanim ve biraz bundan kaynakli sanirim.
          Aslinda ve acikcasi, fazla emoji kullanmayi bilmiyorum. Bazen o anki hissiyatimi dile getirecek daha farkli emojiler de kullanmayi istedigim zamanlar oluyordu ama diger arkadaslardaki kayitli emojiler bende mevcut olmadigi icin sadece gulucuk yapabiliyorum :)
          Genel bir ortam, ozel iletisim ortami, ses goruntu vs olmadigi icin kendi zannimca bunda bir sakinca gormemistim.
          Bu arada gercek hayattaki kuzen konusunda haklisiniz. Biz, akrabalarimla bu anlamda bazi alinganliklar yasadik.
          Siz kardessiniz seklinde dusundukleri icin, koyulan mesafeyi, tokalasmama vs gibi kisitlamalari kabullendirebilmemiz yillarimizi aldi. Bir de biz de akraba evliligi vs zinhar yasak gibidir ve kardesten ote gormediklerinden nikah dusuyor muamelesini anlatabilmek ve bunu kirmadan basarabilmek inanin ki bor deveye hendek atlatmaktan daha zor. Ama akraba da olsa dinin hukumleri belli ve nikahin dustugu akraba ile olan sinirlara riayet etmek zorundayiz.
          Siz de selametle kalin.

        • cihad diyor ki:

          Fatih Bey ve Feyza hanım kardeşim,

          Ben de bu konuda fikrimi ifade edeyim. Burayı bir ilim meclisi ve seviyeli ilmî konuların konuşulduğu bir platform olarak görüyorum. Ve yorumlarinizdan ben çok istifade ediyorum,hatta bu siteyi tavsiye ettiğim bazı kişiler sizlerden bahsettiler bana. Yorumlarinizi okumuşlar ve beğenmişler. Dolayısıyla bazı insanların ifadelerine takılmaya gerek yok. Herkes alemi kendi penceresinden ve kendine göre görüyor.

          Emoji konusunda lüzumu kadar olaninda bir sorun yok, lüzumsuz emojiye de ben şahit olmadım bu sitede..Yani ifade ettiğiniz şey biraz komik veya tebessüm ettirecek bir şeyse bir gülücük koyarsınız sonuna çok sorun yok bence.

          Ayrıca fitneye sebep olan bir çok şey sanal ortamda zaten yok. Bakış,ses,görüntü ve mimikler olmadığı için zaten duvar gibi olma durumu zaten var, yorumların umuma açık ve onaylanarak geç yayınlanması,kişilerin özel irtibata gecememeleri, konularında islami açıdan ele alınması gibi tedbirler yeter kanaatimce. Niyeti farklı olanın bu sitede pek tutunamayacgini zannediyorum.

          Bir çok kişinin uğrak yeri olan bu sitede hakikatleri ifade etmeye devam inşaallah, zahirde muhatabımız Ali veya Ayşe olabilir ve ünsiyetin getirdiği bazı samimi ifadeler de olabilir ama bunlar yazmamizin asıl sebebi değil arızi neticelerdir. Maksadımız hem kendimiz istifade edelim, hem istifadeye vesile olalım.

          Selâm ve dua ile….

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ben de sizin yorumlarınızdan istifade etmeye çalışıyorum Cihad Bey. Teşekkür ederim. Allah razı olsun :)

          • Feyza diyor ki:

            Tesekkur ederim Cihad abi, fikirleriniz benim icin onemli. Ayrica biz de sizden istifade ediyoruz. Dediginiz gibi ozele intikal etmedigi surece internetteki yalniz yazili olan iletisim, zaten bir duvar mesabesinde. O duvarin ardinda da kendimiz olmamizda ve yasadigimiz duygudurumunu mutedil olcude yansitmamizda (emoji vb.) sanirim problem olmaz. Allah razi olsun husni zanniniz icin. Daha cok yazmanizi temenni ederim.
            Selamlar..

  8. adamın biri diyor ki:

    ben özellikle buradaki hanım arkadaşlara sormak istiyorum.
    bir hanımın ilk görüşmede erkeğin sorularına ters cevap vermesinin anlamı ne olabilir? önyargısı olduğunu mu gösterir? eğer öyleyse neden daha önce telefonda görüşüldüğü halde yüzyüze görüşmek ister? eğer öyle değilse birkaç dakika içinde sırf erkeğin sorduğu sorulardan ve konuşmasından rahatsızlık duyduğu için mi ters cevap vermiştir? (örnek: erkek diyor ki ben itaatli eş isterim (acemiliğe geldi yoksa söylememek lazımmış böyle şeyleri sonradan dank etti :) ) cevap: ben fikrimi söylerim karşı tarafı karar mercii görmem.) ayrıca görüşmede bu şekilde açıkça rahatsızlığını gösterdikten sonra bir iki gün KARARSIZIM diye bekleyip sonra erkeğin sorması üzerine olumsuz cevap vermenin anlamı nedir? olumsuz cevaba dayanak olarak da erkeğin maddi durumuyla ilgili özel bir meseleyi kızın ailesinin onaylamaması olarak gösteriyorlar ki bana bu biraz işin bahanesi gibi geldi.
    neden hanımlar bu kadar gizemli olmak zorunda hissediyor kendilerini? biraz açık olsalar olmuyor mu yani? bir de buna utangaçlık, naz yapma diye kılıf bulunuyor ya ne diyeyim artık bilemiyorum. erkekleri böyle iki arada bir derede bırakmaktan zevk mi alıyorlar acaba?

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Adamın Birine…

      “cevap: ben fikrimi söylerim karşı tarafı karar mercii görmem”

      Verilmiş sadakan varmış, sana bu cevabı veren bu kız ( kazara onunla evlenmiş olsaydın) anandan emdiğin sütü burnundan getirirdi. Sen bu kız “neden beni reddetti” diye düşüneceğine veya üzüleceğine, ” Allah’ın sevgili kuluymuşum, ucuz kurtulmuşum” diye sevin, hatta iki rekatta şükür namazı kıl”

      • cihad diyor ki:

        abdullah abi,

        ben yazacaktım, bir baktım siz yazmışsınız. Allah razı olsun gayet net açıklamişsınız. zamane erkekleri ailedeki yerini ve konumunu bilmediği için sorumluluklarını da bilmiyor maalesef. arka koltukta oturması gereken hanımı ön tarafa alıp direksiyon kavgası yapıyorlar. sonuç malum kavga gürültü, huzursuzluk veya boşanma.

        ailede en önce yapılması gereken bir yetki ve görev paylaşımını yapmaktır. tabi ki bu resmi ve soğuk bir şekilde olmaz ama az-çok herkes yerini bilmeli.

        “cevap: ben fikrimi söylerim karşı tarafı karar mercii görmem”

        bu sözü söyleyen bir kadın sizin riyasetinizi kabul etmiyor demektir. herkesin kendi tercihidir bişey diyemeyiz ama mesud bir aile ortamı istiyorsak böyleleri ile değil evlenmek yanından bile geçmemek gerekir.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Cihad Bey.

          Son cümlenize yüzde bin katılıyorum. “Karşımdakini karar mercii olarak görmem” lafını söyleyen erkek bile olsa kaçmak lazım. İş yerinde çok çekiyoruz burnunun dikine giden insanlardan, adamlar kendilerini fikirleriyle değil pozisyonlarıyla savunuyor. Dik kafalı kadınlar da öyle Allah muhafaza bir hata yapıp evlenirsek pozisyonları hasebiyle kazandıkları tüm kozları kullanma potansiyeline sahipler.

    • Yasir diyor ki:

      Adamın Birine;
      itaatkar eş isterim yerine, itaatkar kavramından neyi kastediyorsanız bir kaç örnekle karşı tarafa ifade etmeniz daha doğru olur. İki gün kararsız bir şekilde bekledikten sonra maddi durum bahanesi ile olumsuz yanıt vermesi ise tamamen sizinle ilgili bence. Bir kişi eğer karasız ise kendisine bir müdahale olmazsa eski hayatına döner. Kararsız kişileri, olumlu bir karar için ikinci kişinin duruşu ve kararlılığı etkiler. Abdullah Bir Bey’e katılmıyorum. Karşı tarafı dinlemeden hakimlik yapılmaz. Şu an her 10 kızdan 9 kız benzer cevap verir. Bu durumda evlenemeyiz bir ömür. En azından bir görüşmede bu anlaşılmaz. Şunu da eklemek isterim işinizin olmaması sizin İtaatkar eş istemeniz kesinlikle değil. Bu da bir bahane. Başka nedenler aramanıza da gerek yok. Başka aday bakınız.

      • Meryem diyor ki:

        Adamın Biri ‘ne
        Şahsım adına şunu söylemek isterim .Evlilik görüşmesinde kararli olmak önemli. İtaat mevzusu önemli ama bir kadın belki ilk görüşmede bu mevzu konuşulmaz.Zamanla kadın sevdikçe erkekte o kqdini benimsedikce olur. Henüz sizi tanımayan bir kıza direk itaat demek itici gelebilir.
        Ayrıca kararsızlık ta eğer erkekten de hamle yoksa karar olumsuz yönde verilir. İlk zamanlarda ilk adımlar erkekten gelmeli zamanla karşılıklı oluyor. O kız sizin onu isteyip istemediginizden emin olmadığından olumsuz yanıt vermiş olabilir. Ben bekar bir kardeşiniz olarak şunu diyebilirim. Kararsız insanları sevmem .Erkek dik durmalı. Kadına hukmedebilmeli. Güçlü olmalı. Pasif olmamalı. Helal kazanmalı. Vs uzatılabilir vesselam 😁

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Meryem Hanım.

          Erkekler evin idarecisidir, kendilerine biat edilmesinden hoşlanır ancak kendilerine sırtlarını dayayacak bir hanım isterler. Sırtlarına binecek değil. Bu ayrıntıyı unutmayalım.

        • Zeynep diyor ki:

          İtaat konusu önemli ama radyoda bir hikaye dinlemistim bir kaç önce yaşlı bilge bir adam 3 oğlunu evlendiriyor .Aradan zaman geçiyor oğulları ile otururken soruyor evliliğiniz nasil hanımlarınızdan memnun musunuz diye .En büyük oğlu benim hanımım çok tembel evi temizlemiyor bana hizmet etmiyor diye söylüyor .Adam oğluna komşularından temiz ve çalışkan hanımlar varsa bildiğin onlarla arkadaşlık etmesini sağla düzelir zamanla diye öğüt veriyor .Ortanca oğlu ise hanımınin ibadetlerini aksattigindan bahsediyor ona da dindar hanimlarla arkadaşlık kurmasını sohbet ortalarına gitmeye teşvik etmesini söylüyor .En küçük oğlu ise haniminin kendisine itaat etmediğini anlatıyor adam korkarım boşanmak zorundasin diyor tabi oğlu şaşırıyor abilerime boşanmaktan hiç bahsetmedin deyince hanımın itaati çok önemli diğer problemleri güzellikle düzeltebilirsin fakat sana itaat etmeyen bir kadınla gecinmen zor diyor .Anladığım kadarıyla hikayeyi aktarmaya çalıştım .Yani kadın itaat etmeyeceği bir erkekle hiç evlenmesin es olarak kabul ediyorsa da itaat etmeli .Esini itaat etmeye layık görmüyorsa nasıl kocam, eşim diyebilir ki .Tabi erkekler de evde yönetici olabilecek kabiliyet olmalı,olmazsa orda da sıkıntı oluyor .Ayrıca Ahir zamanda müslüman olmak beyefendi.
          Sizin istediğiniz cevabı verebilecek çok saliha hanim var .Bu kadar umutsuz olmayın .Benim tanıdığım çok bekar kız kardeşlerimiz var saliha es olabilecek

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeynep Hanım.

            Yönetici olacak kabiliyet olacak eyvallah da her şeyi devletten beklemeyin :)

            Bu itaat mevzusuna hanımların yazdığı yorumları görünce bu kişilerin hiç mi kendilerine ait fikirleri olmayacak diye düşünmedim değil. Yoksa çocuk bekler gibi yirmi dört saat hanımı idare etmekle mi uğraşacağız. Hiç mi arkamızda durmayacaklar. Bir insana güvenmek ona sırtını dayamak farklı bir şeydir ki bu durum erkeği mutlu eder tatmin eder. Peki erkek eve para getirmek zorunda deyip tasarruf etmemek, yaptığı huysuzluklara ben Allah’ın sana emanetiyim diye kılıf uydurmak, en basit meseleler için bile kafa yormaya üşenip sen demedin ki demek yani erkeğin sırtına binmek karı ve kocayı mutlu eder mi? Kocasıyla kavga edip erkek dediğin masaya yumruğunu vurur sen niye bir yerlere yumruk atmıyorsun diye kocayı yormanın kimseye faydası var mıdır? (Bunu neden yazdığımı söyleyeyim, evlilik görüşmesinden önce ailesinden sorumluluk alma anlamında en ufak bir eğitim almamış el bebek gül bebek büyütülmüş kızlar evliliğin maddi manevi tüm sorumluluğunu erkeğe yıkmanın kılıfını itaat ediyoruz diye bulmuşlar…Sözüm meclisten dışarı)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, bir kadinin itaatkar olmasi hicbir fikrinin olmadigi anlamina gelmez ki.
            Itaatten kasit kafa konforunu bozmayip kolayciliga kacmak demek degil. En basitinden bir kadinin, neye ve nereye kadar itaat etmesi gerektigini bilmesi ve bu mesru sahanin sinirlarini ogrenmesi icin dahi bir muhakeme gucunun olmasi gerekir.
            Kari koca bir mesele uzerinde konusur, istisare eder. Istisare sonucu kadinin fikirleri daha uygun ise erkek bunu degerlendirir. Kendi reyi daha makul ise zaten mutabik olunur. Yani burada kadin dusunmesin, fikir uretmesin sadece itaat etsin denmiyor. Fakat fikirlerini beyan ederken kullandigi usluba dikkat etsin ve bu beyan sonucunda esini karar mercii olarak gorup verdigi karara saygi duyabilsin. Eger kendi fikri yeterince makul ise ve bunu da dogru bir uslupla dile getirebilmisse kocasi zaten bunu gozonunde bulunduracaktir.
            Baska bir durum, mesela erkegin eve getirdigi misafire surat asmamak, kocasinin izni olmadan sokaga cikmamak, gitmekten men ettigi yerlere gitmekten sakinmak, konusmasini istemedigi kisilerle muhattab olmamak ya da ornegin bir erkek esine sormadan birine borc verebilir, borc alabilir, bu durumda kavga cikarmayip kararina saygi duymak. (Borc alip verme ve misafir yuzunden yapilan tartismalara sahit oldugum icin bu ornegi verdim) …. vs.
            Yani evlilik de bir mekanik kurum degil demistim yine ayni seyi soyluyorum. Bazi sartlar yasanmisliklarin arasinda dogal haliyle de gelisebilir. Belli bir evlilik hayati ve eslerin birbirini iyice taniyip guven ortaminin saglanmasi sonucu birtakim kurallarin esnedigini de goruyoruz. Orn ilk zamanlar yan komsuya bile giderken izin almasini isteyen erkek, yillar icinde hanimiyla arasinda tesis edilen guven sayesinde ve kendi islerinin de yogunlugu yuzunden izin konusunu esnetip belli yerlere gidip gelmesinde izne gerek duymadigini da beyan edebilir. Sadece bir ornek..
            Ya da sair zamanda bir kadinin kocasinin malini izinsiz harcamasi yasak iken, eslerinin birbirini taniyip belli bir rutin hayata gecmeleri sonucu yine islerinin yogunlugundan dolayi evin belli ihtiyaclarini gidermesi icin bu vazifeyi erkek esine devredebilir. Bunlar dogal evlilik hayatinin getirisi ile olusbiliyor.
            Fakat itaatten kasit esas anlamiyla, ‘saygisizlik etmeden, sesini yukseltmeden ve “nefsine agir gelse” dahi esinin verdigi son karara saygi duyan bir kadinin durusudur.’ Bu cerceve icerisinde olmak sartiyla elbette her kadin fikrini de beyan eder, aklini da istifadeye sunar, cozum de uretir, yeri gelir ‘mesru dairede’ evin gecimine de katkida bulunabilir.
            Koyun gibi dusunmeden itaat etmek degil de insan gibi dusunerek itaat edebilmektir asil ve makbul olan. Cunku ilkinde nefs devredisidir ve kosulsuz baglilik vardir fakat alternatifi olmadigi icin eki mahkum edilen bir itaat; ikincisinde ise nefsini eze eze ve kendiyle cihad ede ede edilen suurlu bir itaat sozkonusu.
            Basarabilenlere ne mutlu..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazdıklarınıza katılıyorum. Amacım da zaten hanımlara itaat kavramını sorgulatıp sizin yorumlarınızdakini onlara da söyletmekti. Bu da bir anlatma tarzıdır. Belki de en son cevap yazması gerekenlerden biri sizdiniz.

            Evliliğin ve hayatının tüm sorumluluğunu erkeğe itelemek isteyen, erkek dediğin kavvam olur deyip ilk görüşmede güreş tutmaya çalışanları gördüğümden öyle yapan bayanlar varsa artık yapmasınlar diye yazdım. Çünkü site açık olduğu sürece bu yorumlar burada kalacak belki de bir kaç sene sonra evlenecek birilerine yol gösterecek bazı yazdıklarımız.

            Selametle kalın.

          • Zeynep diyor ki:

            Fatih bey yorumununu okuyunca şaşırdım .Benden önce Feyza hanım görüp cevap yazmış ellerine sağlık çok da güzel açıklamış .Ben de Feyza hanım gibi dusunuyorum .Aksini düşünmemiz bu âyet ve hadisleri görmezlikten geliyoruz anlamına gelir .İtaatin hükümleri açık zaten feyza hanım da açıklamış . Evliliğim de nefsime ağır gelen fakat öyle olmasi gerektiği için eşimi dinlediğim hemen hemen her konuda iyi ki dedim sonradan kadın olarak duygusal yaklaştığım durumlar oluyor ve sonradan fark ediyorum ki eşim benden çok önce görmüş oluyor bazı şeyleri.Ama benim için hiç de kolaylik eşimin sırtına binme olmadı itaat .Hatta kendimden taviz veriyorum dediğim çok oldu .Mesela akademisyen olarak üniversiteye bsvurdum .Çok istiyordum kabul edildim çok mutlu oldum ama eşim başka bir ile tasinmamiz gerekecek diye kabul etmedi.Ben o kadar uğraşırken ciddiye almamış olmaz diye o yüzden sesini çıkarmamiş .Emegimi görmüyor musun diye çok üzüldüm .Tabi eşim başka bir ile taşınmak istemediği için kaldık.Ama onun kariyeri söz konusu olsaydı ben ne diyebilirdim ki erkek sonuçta dünyanın öbür ucuna gitse giderim peşinden .Şimdi böylesi daha hayirliymis diyorum belki çok zorlanacaktim cocugumuz kucuktu bana ihtiyacı var di iyki olmadı dediğim oldu .

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeynep Hanım.

            Yorumu görünce hanımların şaşırabileceğini tahmin ettim de Feyza Hanım’ın yorumuna da yazmıştım, bu da bir anlatma tarzı, sorun olmamıştır umarım.

            Bu şekilde bir yorumu neden yazdığımı önceden açıklamıştım, yine açıklayayım. Ataerkil aile görünümü altında despot bir babanın kızı olarak el bebek gül bebek büyütülmüş bir hanımda bu çarpıklığı görmüştüm. Yuva kurmak adına hiçbir çaba sarf etmeyip bunu itaat kılıfına uydurma çabasındaydı. Daha doğrusu itaat etmeye de karşıydı aslında, erkekler şöyle, erkekler böyle diye söylerdi ama her sorumluluktan kaçma durumunda ben böyle yetiştim diyordu. Bu durum etrafındaki erkekler için geçerli olabilirdi. Çünkü o erkekler de evliliğin sorumluluğunun tamamını almıyor ki. Kızların çok şikayet ettiği kayın valideleri, kayınbabaları oğullarına maddi manevi destek olmasa, kayınvalide gelininin oğluna eziyetlerine karşı koymasa bir erkeğin tek başına evliliğin sorumluluğunu kaldırması mümkün mü? Mümkün ama mutlu olur mu?

            Olmayana ergi metoduyla hangi çevrede yetişen bayanlarla görüşmemem gerektiğini öğrendim artık :) Özellikle arabasının arka camına Osmanlı Tuğrası koyup da trafikte terör estirenlerin bulunduğu çevrelerden kızlarla görüşmek istemiyorum. Hani Nasrettin hoca diyor ya keramet kavuktaysa diye, keramet başörtüsünde değil…

            Bu konularda kafa yormak istemediğimi ama buna mecbur kaldığımı yazmıştım. Çok evvelden başımdan geçen olayı yazınca anlaşılırım sanırım. Önceki yorumlarımda vardı şu ikinciye görüşelim mi diyen kız. Bayram üstüydü, ailesiyle yer diye bayramlık çikolata aldıydım. Görüştükten sonra ailelere biz yeniden görüşüyoruz diye haber verelim diye anlaştık. Ben eve varınca aileme haber verdim. Kız anneme diyemedim dedi ancak çikolata paketinde yaşadığım şehir yazdığı için ben olduğumu anlamışlar. Bana teşekkür etmişti anneme haber etmeme yardımcı oldun diye ben de utanıp söyleyemediğini düşünüp haya edeptendir demiştim. Meğer mesele şuymuş. Anneme söyleyeceğim diye sözleştiğimiz kız iş bozulursa annesi şimdiden umutlanmasın diye söyleyememiş, edepten falan değil… Bir başka kızla da dördüncüye görüşünce ailem kızı istemeye gidelim demişti, sizce kız kabul etti mi, elbette hayır, sonra yürütemedik zaten…

            Konular birbirinden dağınık gibi duruyor ama aslında aralarında ilişki var, uzun uzun yazmayayım, siz hanım olduğunuzdan daha kolay birleştirirsiniz :) Benim bildiğim şu. Hayat müşterektir. Karı ve kocanın sorumlulukları da bellidir, ikisi de birbirine destek olurlarsa yuva ayakta kalır.

            Evlilikle ilgili o kadar çok kavram var ki, itaat vb. bunun sadece bir ayağı. Normalde bende zaten içgüdüsel olarak yüklü olan bir çok şeyi sağolsun günümüz kızları sayesinde sorgulama “fırsatı” buldum. Aslında bakarsak konuştuğumuz şeyler benim alkolüm, sigaram yok diye övünmem gibi. Yahu zaten olması gereken şey bu ki. Anormal olan bir erkeğin alkol kullanması, ev geçindirecek tıniyette olmaması. Kadın için de öyle. Normali zaten kadının kadınlığını bilmesi. Öyle bir hale geldik ki kandillerde farz namazları kılmayı kandilin gereği gibi görür olduk. Yahu zaten kandil olmasa da farz olan şey bu. Sen ekstra ne yaptın onu söyle değil mi?

            Herhalde anlatabilmişimdir :)

            Selametle kalın.

    • seysey diyor ki:

      Eger maddi durumunla ilgili bir sey tek sebep olsaydi en basta gorusmezdi diye dusunuyorum.Kiz acik ve net davranmis.İtaatkr es isterimi hangi ses tonu nasil bir cumleyle kurdugun da cok onemli.Ben karar mercii gormem ne demek o evin bir reisi idarecisi olmak zorunda.Farkli dusunseniz hep kapisacak misiniz?İstisare olmali tabiki ama en son bir karar veren biri de olmali.O da dogal olarak secilen erkektir.Seni tanimam kendi dedigime bakarim havasinda bir kadinla ancak sabahtan aksama kadar kavga edersin.İyi olmus.Bence bir sonraki adayina da acikca soyle ama dogru kelimeleri kullan onemsiz olmadigini ama ev yonetiminin musluman bir ailede erkek oldugunun bilincinde oldugunu bilen anlayan biriyle evlen.Guzel bir sekilde anlat merhametsiz olmadigini guvenilir ve zorba olmadigini acikca ifade et.İyi olmus olmadigi belki sen de yanlis bir intiba birakmis olabilirsin ama kizin sozleri cok itici geldi bana sonucta esin sevgilin olcak dusman misiniz ki umrumda olmazsin demeye getirmis.

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “adamın biri” kardeşim, bu zamanda yeni nesil kadınların bir kısmına ha “itaat” demişsin ha küfretmişsin aynı algılıyorlar. Yani neredeyse benim yetmiş iki sülalemi söv ama bana ne olursun “itaat” kelimesini kullanma diyecek bazı tipler.!

      O yüzden bu devirde itaat kelimesini heralde artık evlilik ve karı-koca lugatından çıkarmak gerekiyor. Çünkü artık yeri yok bu kavramın evliliklerde. Zaten itaat etmek itaatkar olmak saliha kadınların vasfıdır. eee malumunuz saliha kadında binde bir rast gelir adama Allah herkese o nimeti vermez. Yani anlayacağın samanlıkta iğne aramak gibi bir şey senin ve bizim aradığımız şey.

      Keşke evlilik görüşmesinde İtaatkar eş isterim deyince bir müslüman erkek karşısında oturan müslüman bacımızda şu cevabı verse : ” Tabi beyefendi bu isteğiniz sizin en tabi hakkınız zaten müslüman bir erkeğin itaatkar bir hanımla evlenmesi gerekir. Müslüman bir hanımda evlenecekse eşine itaatkar olması gerekir. Aksini bende düşünemiyorum zaten. O yüzden bu isteğinizi dile getirmenize bile gerek yoktu aslında. Bu İslami evliliklerde olması gereken bir şey zaten.”

      Tırnak içine aldığım hanımefendinin birçoğumuza belki ütopik gelecek cevabını bu zamanda verecek kaç tane dindar aile kızımız,ilahiyatçı kızımız,hacı-hoca kızımız var parmak kaldırsın!!! yok yok yok…!

      Her neyse gece gece moralimizi bozmayalım yine.

      Vesselam…

      • .../nisa diyor ki:

        Ahir zamanda müslüman olmak,

        Ben ilahiyatçı değilim, hacı hocada değilim ve dindarlık kavramı artık herkesin zihninde farklı kime göre neyim bunu da en iyi Allah bilir ben gönül rahatlığıyla parmağımı kaldırıyorum.

        Evlilikte erkeğe düşen kavvam olmak kadına düşen itaatkar olmak. Bu itaatkar kavramının zihinde ne olduğunu da açıklamak gerek. Eşiniz sizi harama yanlışa sürüklememeli yada boyunuzdan büyük işleri sizden istememeli.

    • Zeynep diyor ki:

      Ben kızın cevabında kibir hissettim nedense .

    • HANNE diyor ki:

      Adamın biri kardeşim bikaç cümlede ben yazıyım madem sormuşsun. istede gezerken gördüm yorumunu..yaşım sizlere göre biraz var sanırım. şimdi ilk konuşmada itaatkar yerine fikirlerimizi konuşup anlaşabilceğimiz deseydin daha iyi ederdin. burdaki her erkek olmasada bazılarında kadın illaki erkeğin her dediğini ikiletmeden edecek gibi bir tavır var. Bir kadının kendi düşünceleri istekleri veya kararları yoksa o kadından artık bir birey olarak bahsedebilirmisiniz bilemem. Kukla gibi veya robot gibi kumanda edilen duygularını bile kocasına göre şekillendirmek zorunda olan kadın! sanırım senin lafından dolayıda bayan arkadaş atar yapmış zannımca. benimde başıma geldi böyle bi durum. ilk evliliğim şiddet yüzünden bitmişti. ve karşı tarafta bunu biliyordu. nedense konuşkan olduğum halde o an konuşacak birşey gelmedi aklıma oda dediki o zaman madem sorayım oy kullanıyormusunuz. ben anladım durumu istediği cevabıda bal gibi biliyordum. Ama o an dedimki kullanmam gerektiğine inandığımda kullanıyorum. kullanmak istemediğimde kullanmıyorum. Aaaa dedi olmaz benim eşim kullanmamalı kullanmak isterse ZORLAMA yoluna giderim… ( o da benim istediğim cevabı vermiş oldu böylece) zorlamayı ne anlamda kullandığı hiçç önemli değil. benim oy kullanıp kullanmamamda önemli değil aşağıda biri yazmış ilerde anlaşmaya birbirini sevmeye bağlı şeyler bunları o istiyor diye yapayım veya o istemiyor yapmıyım kırılmasın onun sevgisi saygısı daha önemli demesini bilir zaten bir kadın…. o beyfendinin tavrına göre öyle davrandım. yoksa zaten diğer konularda anlaşılsa bunlar küçük şeyler..o yüzden obayanda bahane aramış. sizin maddi durumunuzu görüşmeden bilmiyormuydu. benimde kısmetim zamanında biraz kapalıydı kiminle görüşsem olmuyordu hoş aracıların yanlış beyanlarından oluyordu çoğu. kriterlerimi bildikleri halde olmıcak insanlarla sana uygun diye görüştürüyorlar sonra aşağıda yazanlar gibiiii belkiiiilerin evet olmasını bekliyorlardı… bir erkeğin işini soruyorsam helal- haram kazanç dairesinde olup olmadığına bakmak için sormuşumdur. Çünkü karşıma tekel bayii işleten adayda çıktı. Bankada çalışan adayda…(herkesin tercihidir saygı duyarım benimkinede saygı duyulsun isterim bu konuda tartışmak için yazmadım bu meslekleri )
      Allah size hayırlı kapılar açsın. burdaki herkese inş.

    • Feyza diyor ki:

      Soruda sıkıntı gormuyorum. Aksine net sorular sorulmasi ve beklentilerin bu sekilde net dile getirilmesi gayet guzel. Itaat kavramindan neyin kastedildigi zaten belli, mesru daire ile sinirli oldugunu dipnot olaraj belirtmeye gerek yok, arif olan anlar.
      Iki secenek geliyor aklima, ya kiz yuzyuze gorusunce etkilesim hissetmedi ve gecistirmek istedi, kararsizlik asamasinda da sizden israr bekledi fakat istedigi israri goremeyince kararsizligi olumsuz karara evrildi;
      ya da kiz cevabinda verdigi gibi gercekten karar mercii olarak sizi tanimayacak, dikbasli bir karaktere sahipti.
      Normal sartlarda itaat mevzusunun dile getirilmesi ilk dk veya son dk.farketmez. Bu zaten herseyden once Allahu Teala’nin emriyken bir kizin bunu icsellestirmis ve kabullenmis olarak gorusmeye gelmis olmasi normal olani oldugu icin, bu talebin dile getirilmesi eksi bir durum olusturmaz.
      Maddi kisim bahanedir. Iki secenekten biri olduguna inaniyorum ve hakkinizda hayirlisini dilerim.
      Abdullah abi zaten noktayi koymus her zaman oldugu gibi, kurban kes demeyi unutmus ama bu sefer, onu da ben hatirlatmis olayim :)

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Feyza Kardeşime…

        Demem, diyemem kardeşim. Nasıl diyeyim.

        Adamın biri isimli arkadaşımızın ifadesine göre kendisinın maddi durumu iyi değilmiş. Maddi durumu olmayan adama kurban farz değildir. :-)

        Bilirsin ki abin hastalığa ve kişiye göre recete yazar, tedavi önerir. :-)

        • Feyza diyor ki:

          Cok hos cevap, guldurdunuz abi beni ustelik duygusal bir animdi ama epey guldum :) :)
          Allahu Teala da sizi guldursun ve hos recetelerinizden bizi mahrum eylemesin. Cumaniz mubarek olsun abi…

        • Yahya diyor ki:

          Abdullah Ağabey,

          Rabbim iyiliğinizi versin.
          Tebessüm ettirdiniz…

          bakalım bana ne kestireceksiniz merak ediyorum.
          geçenlerde kara borsada satılan hayvanların fiyatlarına bakıyordum (hani bu egzotik kuşlar, sürüngenler, böcekler vs.) ne hikmetse satılık fil gördüm fiyatı da iyidi 30,000$ gibi… iyidi derken diğer kuşa böceğe kıyasla… el kadar papağanı 10,000 $ satıyorlar…. (nakliye hariç fiyatlar) :)

          Bu vesileyle Şaban ayınız mübarek, Cumanız hayırlı olsun.

          Selam ve dua ile…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Yahya Bey ev Feyza Hanım Kardeşlerime…

            Sizlerin tebessüm etmenize vesile eden Rabbime hamd olsun.

            Sana deve kestirecem, :-) cünkü senin maddi durum Yaxsi bilinir Yahya kardeşim. :-)

            Her ikinizin de hayırlı işlerinizde Allah’ım yar ve yardımcınız olsun ve sizleri hayırlı insanlar ile karşılaştırsın.

            Şaban ayınız ve cumanız bereketli, hayırlı ve mubarek olsun.

          • Yahya diyor ki:

            Abdullah abi,

            Bakma böyle bazen muziplik yapıyorum bazen tebessüm ediyorum…
            bu boşnama/boşanamama olayı erkeğe cezadan beter
            ekonomik olarak perişan ediyor ve bittiğinde de göreceğiz ne kadar cepte delik açacak. bir de evleneceğim RABBİM MÜSAADE EDER İNŞALLAH.

            kaçmak bezmek yok yola devam, halime çok şükrediyorum en azından sağlığım yerinde.. ibadetlerimi yapıyorum… çocuklarım iyi çok şükür.
            Yine bu vesileyle bu ailenin içine girdik, sizlerle tanıştık.
            Sema hanım’a Rabbim güç kuvvet versin, imkan versin. Daha güzel işler yapacağız inşAllah.

            Selam ve dua ile…

    • adamın biri diyor ki:

      öncelikle tüm cevap verenlerden Allah razı olsun.

      yazdıklarınızdan anladığım benim düşündüğüm gibi mesele işle ilgili değil. demek başka sebepler varmış dediğiniz gibi. Yalnız ben meseleyi çok uzatmayayım diye etraflıca anlatmadım böyle olunca da bazı yanlış anlamalar olmuş.

      öncelikle maddi mesele gelirle ilgili değil. işimle ilgili özel bir durum. çok da açmaya gerek yok. Allah a şükür gelir noktasından sıkıntım yok. ama her başımdan geçen kötü olay için kurban kesecek kadar da iyi değil tabi ki :)

      ben aslında itaatle ilgili olayı verdiği ters cevaplara örnek olsun diye vermiştim ama herkes o konuya değinmiş genelde. tabi ki bu cevabı hoş değil ama ben de zaten belirttiğim gibi aslında patavatsızlık yaptığımı farkettim. sonuçta bir erkek ortada hiçbir şey yokken itaat mevzusunu açınca haliyle karşı tarafta bir tepki oluyor. ben bu cevabını hoş karşılamamakla birlikte çekincesini anlayabiliyorum. belki de çok sert, zorba biri mi diye aklına bir şüphe gelmiş olabilir.

      ayrıca kararsızılığımla ilgili bir durum söz konusu değil. çünkü ben görüşme bittiğinde zaten kararımı (her ne kadar vicdanım biraz kabul etmese de) olumlu olarak vermiştim. hatta karşı tarafa düşünme fırsatı vermek adına hemen cevap vermedim. akşam vakti kararımı bildirdim ama kararsız olup düşünmesi gerektiğini söyledi. üstelik karar verene kadar da telefondan konuşmak istemedi. yani ortada fol yok yumurta yokken öylesine konuşmak istemedi. ben o yüzden bir iki gün bekleyip acaba o anki durumu sorayım derken direkt olumsuz cevabını verdiler. hatta o anda bile ”ben cevabı bildirecektim karar verince neden mesaj attınız?” dedi bana.
      meseleyi karşı tarafı da zan altında bırakmamak adına biraz açayım o zaman.

      • adamın biri diyor ki:

        devam ediyorum.
        yani benim kararlı ve ısrarcı olmamın hiçbir avantajı olmadı hatta böyle yapmama fırsat bile verilmedi zaten.

        itaatle ilgili konuda şunu ifade edeyim. ben verdiği cevap üzerine beni yanlış anladığını, despot biri olmadığımı, fikirlerini önemseyeceğimi ama dediğim dedik bir kadın istemediğimi söyleyerek kendimi ifade etmeye çalıştım ama ne derece başarılı oldum bilemem. ama akşam bu konuyu yanlış anladığını ifade ettiğimde ise bu isteğimin çok normal birşey olduğunu söyledi. yani artık bilemiyorum bunun anlamını… belki de değiniz gibi dik başlı biriydi bilemiyorum artık.

        mesela yine rahatsızlığına bir örnek: görüşme biterken adeta hemen bitsin de gideyim tarzındaki hareketleriydi ki ben bu halini görünce direkt olumsuz cevap vereceğini düşünmüştüm.
        anladığım kadarıyla kararsız değillerdi ama herhalde ayıp olmasın diye direkt olumsuz dememek için beklediler. ben sormasam biraz daha bekleyeceklerdi herhalde…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Adamın Biri kardeş.

          Erkek tarafı olarak biz sormak durumundayız :) Onlardan olumlu olumsuz cevap beklemek gibi bir durum yok. Şu var sorduk ve zaman istediler. Bir kaç güne dönüş olmazsa selametle kalın deyip kapatın.

          Hakkınızda hayırlısı olsun…

  9. Taner caliskan diyor ki:

    Yazınızı sonuna kadar okudum lafı eveleyip gevelemeye hiç gerek yok ablacım ağzınıza yüreğinize saglik işte tamda olması geren şeyler bunlar aslında 30 yasina geldim sırf aileler yüzünden bi türlü evlenmedim bu saatten sonrada artık lüzumu kalmadı umudumda kalmadı biz gençleri bu hale düşürenlerin allah bin türlü belasını versin dua etmek istemiyorum artık. ..

    • Meryem diyor ki:

      Taner bey
      Bu kadar umutsuz olmayın. Yaş 30 ki bu devirde normal bir yaş. Hayat sizin hayatınız. Aileler derken eğer iki tarafın ailesi ise mesele evlenince iki tarafın ailesinden de uzak durun. ( Sila-ı rahimi bırakmadan) Bol bol dua edin .Bizlerde sizler gibi bekariz ama yapacak bir şey yok. Allah hayırlı kapılar açsın.

  10. Sadece Fatih diyor ki:

    Yazıda geçen kızların ve erkeklerin evlenememe sebepleriyle ilgili yaşadıklarımı ve gözlemlerimi yazayım.

    Kızların Evlenememe Sebepleri ve Şikayetleri:

    1-Görücü usulünün bitmesi ve kimsenin aracı olmaması. Aracı olabilecek kişilerin kefil olacakmış da olumsuz bir durum olursa sorumluluk altında kalacaklarmış gibi aracı olmaktan kaçınmaları.

    Görücü usülün bitmesi edepli ev kızları için maalesef büyük bir sorundur. Ayrıca bu kızlara aday göstermeye de insanlar çekinmektedir. Kız edepli evinde oturuyor, ya erkek hayırsız çıkarsa kaygısı bazen insanların aracı olmaya çekinmesine sebep olmaktadır.

    2-Aracıların yanlış bilgiler vermesi

    Benim etrafımda gördüğüm şey şu. Yanlış verilen bilgiler genelde dış görünüş ya da maddiyatla ilgili oluyor. Belki önemsiz bile olsa yanlış bilgi olduğu için kızların motivasyonunu düşürüyor. Ancak bu yanlış bilgilerden bazıları da bizim kızlarımızın kriterlerinin doğruluğunu tartışmaya açıyor. Evi var demiştiniz, boyu şöyle demiştiniz tarzı şeyler yanlış çıktığında bunları yadırgamak ne kadar doğru?

    3-Erkeklerin çalışan eş istemeleri (Çalışmayan kızların şikayeti)

    Bu konuda kızlara hak veriyorum. Kendi geliri yettiği halde eşi çalışsın çift maaş olsun kafasında olan erkekler var. Acaba insanı mutlu eden şey eve çift maaş girmesi mi? Bu detay bazen gözden kaçabiliyor. Ancak günümüz Türkiye’sinde maalesef insanın tek başına ev geçindirebilmesi çok zor. Benim memleketimde asgari ücretle geçim mümkün. Ancak köyden üç beş erzak vb. gelmesi insanların elini rahatlatıyor. Uygulamada genelde karı koca fabrikada çalışır, çocuklara babaanne ya da anneanne bakar. Bunun çözümü de karşılıklı. Kızlar baba evindeki rahatı kocalarından beklemeyecek ya da kocalarının eve getirdiğine razı olacak. Ya da ev ekonomisine bir şekilde katkıda bulunacaklar. Evde bir şeyler yapıp, onları satıp, para kazanan hanımlar var.

    Bir de bu konuya ekleyeceğim şey şu. Çalışma meselesini sadece para kazanma olarak görmek yanlış. Eğer evde hanımın ev işleri dışında bir uğraşı olmazsa bu durum kocasının başını çok ağrıtabiliyor. Bir kadın çalışmasa bile kendisi sosyal bir çevreye sahip olmalı. Maalesef günümüzde bireyselleşmenin etkisiyle komşuluğun azaldığını göz önüne alırsak ev hanımlarının sosyalleşmesi eskiye nazaran zor oluyor. Hele ki memleketinden uzaklara gelin giden kızlar bu konuda epey bunalıyor.

    4-Erkeklerin kendi yaşlarında ki kızlara bakmamaları. Genellikle erkeklerin eşlerini kendilerinden beş altı yaş küçük olmalarını istemeleri.

    Bu konunun sebepleri bellidir. Çok eşliliği tercih etmeyecek bir erkek bu beklentilere sahip olmakta haklıdır diye düşünüyorum. Ancak ben kendi adıma bu konuda biraz farklı düşünüyorum. Olgun ve anlayışlı bir eş beklediğimden ben beş altı yaş küçük olma ihtimali çok zor. Arkadaşlarım sen çoluk çocukla uğraşamazsın diyordu. Elbette akıl yaşta değil baştadır, elbette yirmili yaşların başındaki her kızın aklı bir karış havada değildir ama geneli maalesef evliliğin sorumluluğunu kaldıracak olgunlukta olmuyor. En küçük bir tartışmada sonuç boşanma oluyor. Zamanında kendimden iki yaş büyük bir kıza da kendimden dört yaş küçük kıza da talip olmuş biri olduğumdan kızları yaşına göre ayıranlar sınıfına girmiyorum ancak yaşa takılanlara da hak vermiyor değilim.

    5-İlk görüşmede bile erkeklerin kızların rahat olmalarını beklemeleri

    Maalesef bu benim de içine düştüğüm bir hata. Çünkü çocukluğumuzdan beri bizlerin bilinç altına masallarla, dizi-filmlerle işlenen kadın figürüyle gerçek hayattaki kadın figürü farklı. Kadınların güvenmek, etkilenmek için zamana ve paylaşmaya ihtiyacı var. Biz erkekler fıtrat olarak çabuk etkilendiğimizden kızların da çabuk reaksiyon göstermelerini bekleyebiliyoruz. Kız evi naz evidir. Aşık usandıracak seviyede olmadıktan sonra erkeklerin kızların açılmasına biraz daha sabırlı yaklaşması gerekmektedir.

    6-İnternet tanışmalarına güvenli olmaması.

    Benim gözümde de internet ortamı güvenli değildir ve doğrudan evlilik aracı olamaz. Belki adayları bilimsel olarak eşleştirebilen bir mekanizma olabilir ancak sonrasında aynı ortamda bulunmak şarttır. Sanal ortamda yapılan uzun süreli paylaşımlar sonucu oluşan güvenin bir hayal kırıklığıyla neticelenmesi muhtemeldir.

    7-Erkeklerin bütün kızları maddiyat avcısı olarak görmeleri.

    Cümle çok güzel yazılmış, bütün kızları maddiyat avcısı görmek. Maalesef kurunun yanında yaş da yanıyor bu konuda. Evlilik görüşmesi yapana kadar ben de kızları maddiyat avcısı olarak görmezdim fakat yaşadıklarım ve etrafımda duyduklarım da beni bu şekilde düşünmeye sevk etti. Nerede çalıştığını yukarıdaki gerekçeyle evlenene kadar eşine söylemeyen birisini duydum. Bana aracı olan birisi kız tarafına mesleğimi ön plana çıkararak telkinde bulunduğunda çok üzülmüştüm. Ayrıca unutulan şey şu. Kız maddiyata önem vermese bile ailesi erkeği zorluyor. Bir arkadaşım yahu cemaatten bulmamıza rağmen hemen ev araba soruyorlar nedir bu maddiyat aşkı diye serzenişte bulunmuştu.

    Erkeklerin Şikayetleri

    1-Kızların maddiyata fazla değer vermeleri

    Bu maddeye katılmamak elde değil. Ayrıca maddiyat denince insanın aklına para geliyor ama buna ek olarak makam mevki de var. Ne kadar kira ödediğim sorulmuştu bana. Benim idarecilikte gözüm yok dediğimde arkadaşının eşinin müdür olduğu söylenmişti. Aileme tembihledim Allah’ın bana nimet olarak nasip ettiği mesleğimi hemen söylemeyin, bir şeylerle geçiştirin dedim. Böyle yapmadığınızda karşınızdaki bazı insanların ellerini ovuşturduğunu görebiliyorsunuz.

    2-Tipe fazla önem vermeleri

    Bu maalesef benim de muzdarip olduğum bir konu. Sadece dış görünüş değil, hal, tavır ve davranışlar da bu kategorinin içerisinde. Boy pos arayan, kirli sakal vb. arayan kızların sayısı epey fazla. Bu konuda fıtratlarının çok ötesinde beklentileri var.

    3-Çok beklentiye sahip olmaları

    Evet, çok beklentileri var. Ancak biz erkekler gerçekten kızların ne istediğini tam manasıyla çözebilmiş değiliz. Ağzımızla kuş tutmamız bekleniyor, onu yaparsak kuşun cinsi beğenilmiyor. Her istediklerini yaparsak bu onlara zulüm oluyor. Bundan sonra benim diyeceğim cümle şu. Mal ortada, beğenmeyen gider!

    4-Kızların çok bilmiş halleri ve kendi istediklerini yaptırmak için erkeğe hükmetmeye çalışmaları.

    Bu maddede yazanı birebir yaşadım. İlginç olanı ise şu. Ağzınızı açmıyorsunuz kılıbık oluyorsunuz, ağzınızı açıyorsunuz sen de az değilsin diyorlar. Bu konu biraz da feminizmle alakalı. Aracılar ve anne baba erkeği tanıdığı ve kızlarına güven aşıladığı halde kız kendisini ezdirmeyeceğim diye ısrarla ukalalık yaparsa kimse kusura bakmasın çeker gideriz. Ben mücadele edeceğim birini istiyor olsam niye evleneyim ki. İnsan mutlu olmak için evlenir. Evde bekarken iyi kötü huzurum varken her gün kavga edeceğim birini ben ne yapayım?

    5-Kızların görücü usulü görüşmelerde kendilerini ağırdan satayım derken son derece ölçüsüz bir kibre kapılmaları. Sanki erkek kızı her şeyiyle kabul etmiş yalvarıyor, hanımefendi lütfederse olacak gibi davranmaları.

    Bu da başıma geldi. Çözümü şu. Baktınız gördünüz karşınızdaki insan size değer vermeyecek, arkanıza bile bakmayın, hemen kaçın. Bir arkadaşım görücü usülü tanıştığı kızdan bu muameleyi görünce dördüncü görüşmeden sonra böyle yaptı ve kız ağlaya ağlaya özür dileyerek geri döndü. Çok şükür evli ve mutlular ki yakın zamanda bebekleri de oldu.

    6-Söz, nişan, kına, takı, düğün gibi masrafların gözlerini korkutması.

    Bu konu maalesef çok sıkıntılı bir konu. Nikahın en hayırlısının kolay ve külfetsiz olanı olduğunu Hadis ile belirtilmiş olsa da bazı örf ve adetler insanları yoruyor. Nişan ve düğün genelde başka insanlara yapılan bir hizmet olduğundan gösterişli olması gibi hatalara düşülüyor. Bunların borçlarını da evlenen çiftler ödüyor. Bu konuda biraz daha anlayışlı olmak gerekli. Çünkü işin ucu fakir olan evlenmesin anlayışına kadar gidiyor. Allah’tan toplu sünnet gibi toplu düğün törenleri de yapılıyor ki insanların yükleri biraz daha hafifliyor. Bu toplu törenler biraz daha yaygın hale getirilebilir.

    7-Boşanma korkusu

    Bu korku bende de aşırı şekilde var. Yuvayı ayakta tutamamak erkeğin kendisini başarısız bir lider olarak görmesine yol açabilecek bir durum. Ayrıca günümüzde erkeklere yüklenene sorumluluklar o kadar fazla ki sanki kızlar prenses erkekler de köle ki öyle olsa bile bu durumun kadınları mutlu etmediği defalarca yazıldı. Evlililiğin külfetlerinin çok fazla üzerinde olacağını hisseden kişiler bu sorumluluğu almaktansa mükafatlarından feragat etmeyi göze alabiliyor.

    • Feyza diyor ki:

      Kizlarla ilgili besinci madde hakkinda bir iki sey soylemek isterim. Rahat kizlardan bahsetmiyorum ama flort tarzi iliskilere bulasmamis kizlarin, ilk kez karsilastigi bir erkege olan hislerinin olumlu yonde oldugunun isareti, ikinci kez gorusme talebini kabul etmeleridir. Yani fazla bir aksiyon beklemeyin :)
      Ama ikinci bir gorusmeye sicak bakiyorsa muhtemelen birseyler hissetmistir ve zamana ihtiyaci vardir. Hayir belkiye, belki ise evete dalalet edebilir, bunu bir kenara not edin. Biraz sizin begendiginize emin olma adina naza cekebilmeleri normaldir. Eger siz, begeninizi biraz daha acik ifade eder ve onu emin kilarsaniz, o zaman karsinizdakinin fikri ve begenisini daha net anlayabilirsiniz.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım dediğiniz çok doğru, belki evet demektir :)

        Görüşmeye geliyorsa olumlu demektir. Fakat aracılar iş bilmezse, kız halen kararsız diye kafanızın etini yerse ve sizi daha fazla ilgi göstermeye zorlarsa ve bu ilgi de karşınızdaki kızı şımartırsa olay kibire gidiyor.
        Fakat fazla naz da aşık usandırır. Erkeklerin beğendiğinden emin olmak adına naz yapılabilir ama bu bazen kibire dönüşüyor gerçekten. Ben neymişim yahu oluyor. hele ki karşınızdaki haşa küçük dağları ben yarattım, o kadar güzelim ki tüm erkekler bana hasta kafasındaki bir insansa kibir tavan yapıyor. Bana burun kıvıran kız görüşürken okulda öğrencilerin velileri, öğrencilerin dayılarını vb. benle tanıştırmaya çalışıyor havasındaydı mesela. Neden dediğini anlamamıştım, bir sene sonra yaşadığım başka bir olayda anladım :)

        Kendi yaşadığım olayı yazarsam kibir olur, yanlış anlaşılacağım endişem var. Fakat öyle şeyler soruldu ki çok sonradan anladım ne amaçla sorulduğunu. Cihad Beyin yazısında vardı hani mütevazilik abartılırsa Allah’ın verdiği nimetleri inkar eder gibi olur, asıl olan nimeti kendinden bilmeyip Allah’ın verdiğinin farkında olarak ona değer biçmektir diye. Ailede ortaokul mezunu bile yokken çok şükür bana iyi bir tahsil nasip oldu. Yüksek lisans yaptığını bana söylememişlerdi demişti birisi. Yahu ne yapacaksın diplomamı, çok istiyorsan git matbaacıyla evlen, envai çeşit diploma basar… Sonradan anlıyoruz neleri hesap ettiklerini… Ancak umduklarını bulamadılar, karşılarında evlenirlerse kendisiyle övünebilecekleri, gözü idarecilikte olan bir koca adayı yoktu, hayattan beklentileri az, işinde gücünde bir adam vardı… Karşılarındaki armutun sapı, üzümün de çöpü vardı…

        “Eger siz, begeninizi biraz daha acik ifade eder ve onu emin kilarsaniz, o zaman karsinizdakinin fikri ve begenisini daha net anlayabilirsiniz.”

        Bu yazdığınız cümle temiz ve anlayışlı kızlar için geçerli. Flörtöz kafada olan kızları itiyor böyle yaparsak, sebeplerini defalarca yazdık :) Bu işlerden anlayan arkadaşım var demiştim, köpek çektireceksin diyor, üstüne düşersen bu adam avucumda izlenimi verirsin diyor. Bu şekilde kızları etrafında tutuyor mu tutuyor. Ancak bir ayrıntıyı önceden yazmamıştım, bu arkadaş evliliğin sorumluluğunu alamadı ve boşandı… Hanımına olan davranışın flört ettiklerine olduğu gibi olursa o yuvayı tutamazsın.

        Hayırlı kandiller tekrardan :)

        • feyza diyor ki:

          Tabi, muhakkak bu dediklerim temiz niyetli ve anlayisli kizlar icin gecerli Fatih bey. Yoksa florte yatkin kafa yapisindakilerin bu durumu suistimal etmesi mumkun. Aslinda benim demek istedigim, yani bir kiz kendisi icten ice begense de, bilhassa da erkeklerden uzak bir yasantisi olan bir kizsa eger, begenisini dile getirmeden once “acaba o beni begendi mi?” seklinde bir tereddutle yaklasip teklife baliklama atlamak yerine, “belki” diyerek ufak bir naz yapabilir. Bu, kiz olmanin verdigi bir cekimserlik ve masumane bir begenildigini teyid etme arzusudur icten ice..Yani kibre ve simarikliga giden durumlari kesinlikle tasvip etmiyorum. Bu, dogal bir utanma/cekinme refleksi.
          Araci kazalarini cok bilmiyorum acikcasi, sitede araci kazasi yasayan cok olmus ve gercekten sıkıntılı bir durum. Ben sahsen eger niyetim varsa veya yoksa gorusme esnasinda direk muhatabimla konusurum. Ilk gorusme sonrasi devam edilip edemeyecegini hissediyor insan ve eger olacaksa zaten telefon vs bilgileri edinilir. Olmayacak gibiyse hic telefon faslina girilmez ve aracilara yine gerek kalmaz. Bana kalirsa aracilarin, ilk gorusturmeleri disinda fazla mudahil olmasina izin vermemek en temizi. Ucuncu kisiler durumu karmasik hale getirebilir. Ben genelde gorusme sonrasinda da pek ayrinti vermiyorum araci olan kisilere, cunku sanki soylediklerim karsi tarafa aktarilirsa ve bu aktarim da agizdan agza giderken yol kazasina ugrarsa gereksiz yere, soylemis oldugum.olumlu veya olumsuz bir sozden oturu yanlis anlasilabilir veya kirmis olabilirim diye dusunup cekiniyorum. Yuzeysel bilgi veriyorum. En iyisi dahili ve harici mudahalelere pek firsat tanimamak sanirim. :)
          O hanim kadin dilinde size sunu demeye calismis, “beni ne dr.lar ne muhendisler istedi de varmadim, o kadar cok talibim var ki….. :)
          Tabi erkekler daha duz mantikla dusundugu icin, lafi ogrencinin velisine, dayisina getirmis olmalarinin dolayli yoldan mantigini pek kavrayamayabilirler, normal bu :) Fakat bir hanim olarak dusuncem, bana kalirsa bunlar ucuz ve basit numaralar. Tenezzul etmemek gerekir. Bir insanin kendinde boyle bir fazilet varsa ve bu kadar ragbet goren biriyse dahi, bunu kendisi degil, cevresindekiler bildirsin. Kendisinin soylemesi olayi bayagi bir hale getiriyor.
          Son olarak; “cektireceksin” tarzi yaklasimlari seviyeli, en azindan deniz seviyesinin ustunde bir gorusme icin dogru bulmuyorum. Bu daha cok sizin de dediginiz gibi flort tarzi iliski yasayanlar icin gecerli bir taktik olabilir. Adam akilli, ciddi bir evlilik niyetindeki kizin, o sekilde bir erkekte ne aradigini veya aradigini bulsa da mutlulugu bu kiside bulup bulamayacagi tartisilir. Sahsen bir kiz olarak, esim olmayan bir erkegin pesinde kosup, beni surum surum surundurmesine izin verecegimi zannetmiyorum :) Yani bunun nesinden zevk alinabilir ki? Evlenmeden cektirenin hali evlenince hic cekilmez :)
          Erkek erkekligini bilip agirbasli, vakur olmali. Ama begenisini de biraz belli edebilmeli. Naz ise kiza yakisir [asiri dozda olmadigi surece]. Cektirme ise iki tarafa da yakismaz. Iki yetiskin insan bu gibi oyunlarin icine girerse aradaki saygi cizgisi ilk gunden asinir. Dogal bir cizgide mutedil adimlarla yurursek hem gerceklikten kopmamis, hem de karsi tarafi ne haddinden fazla yuceltmis ne de begenmedim izlenimi verip olacak bir isin de onune tas koymamis oluruz. Kendi olmali insan, o kadar hesabi davranmak iki kisiyi de yorar. Evlenmeden bu kadar hesap edersek, evlilik sonrasi bes alti senede coker gideriz sanirim :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Doğal utanma refleksi olan bir kızla hiç karşılaşmadım desem inanır mısınız? (Düşününce bulur gibi oldum bir tane ama sayılır mı bilmem :) )İnsanı yüzüne karşı övmek büyük kötülüktür ancak size gıpta ettim. Çok yapıcı ve temiz düşünüyorsunuz. İnşallah çok zorlanmadan evliliği aradan çıkartırsınız. Normalde çok basit olan bir durum günümüzde karmaşık hale geldi. Çok önceden de yazmıştım hani bu konulardan anlamazdım diye, çok sıkıldım gerçekten. İşi gücü bırakıp elin kızının kaprisleriyle mi uğraşacağız…

            Fikirleriniz için teşekkür ederim. Yazdığınız koşulların neredeyse hemen hepsi için elimde aksi örnekler var. Uzatmamak adına yazmıyorum. Beni bu konulardan soğutan en büyük etmen resmen işin pazarlığa dönmesiydi. O aramadan ben aramam. Mesaj attıysa en az yarım saat sonra dönmem lazım. Aracılara hayır demektense kararsızım diyeyim de elimden kaçmasın… Ne istiyorlarsa Allah iki üç katını versin… Bu saatten sonra kibir olarak anlamazsınız, kız annesine benden nasıl bahsettiyse kavga etmişlerdi. Annesi ne demiş bilmiyorum ama kız beni evden göndermeye mi çalışıyorsunuz diye kumanda fırlatmış annesine. Şu annelerimizin tanıştırdığının annesi de anneme bizim kız fırsat tepti demiş. Arkadaşlarım seni kız için fırsat olarak gördük dediler. Görüldüğü gibi resmen marketlerdeki fırsat ürünü gibi olduk 😀 Samimi olarak söylüyorum neyi hesap ettiklerini bilmiyorum. Maaşlı memur gibiyim karınca kararınca hani zengin falan olsam… Tip vb. orta karar. Tek elle tutulur özelliğim konuşmam. Konuşmamla dikkat çekebiliyorum :) Karşımdaki hanımın saçlarıyla oynamaya başlaması, beni daha da konuşturmaya çalışması çok zaman almıyor… (Ben de istemezmiydim kız tesettürlü olsun da edebinden başını öne eğsin… Şu da var, kızdan hoşlanmazsam konuşamıyorum o da elektrik alamıyor haliyle. Erkeklere denir ya Leyla sizin bakışınızdır diye…)

            Bu yazdıklarımı lütfen övünme olarak anlamayın. Çok var ben gibi. Evli hanımların, annelerin bende gördüğünü zamane kızlarımız göremedi. Bu kızların bende arayıp bulamadıklarını da anneler aramadı. Bunu aktarmak için yazdım. Buradaki hanım kardeşlerimiz bu öğelerin ne olduğunu çok iyi biliyordur…

            Ayrıca o kadar yazıyorum ediyorum da ben bu işin neresindeyim, mutlu bir yuva kurmayı hak ediyor muyum? Bu soruya dürüstçe cevap verirsem evet diyemiyorum…

            Selametle…

          • Feyza diyor ki:

            Mutlu bir yuva kurmayi tabiki hak ediyorsunuz Fatih bey, o nasil soz?
            Bu yasiniza kadar kendinizi korumussunuz, herhangi bir kotu aliskanliginiz yok, merhametli birisiniz, simdi yazmaya kalkarsam iyi niyetle yazsam da belki dogru olmaz. Ama evlilige gayet hazir bir insansiniz ve elbette hak ediyorsunuz. Zaten bu, hak etme/hak alma meselesi degil ki..
            Bir zalime mazlum da dusebiliyor. Bu isin bir denklemi, algoritmasi yok, varsa da henuz kesfedilemedi. Bilim de bu konuda aciz..
            Konusma ozelligi bir erkek icin aslinda cok onemli bir vasif bana kalirsa. Bu ozelliginize guveniyorsaniz bunu kullanmaya calisin. Dis gorunusten daha muhim bir erkegin konusma kabiliyeti cogu zaman.
            Firsat urunu kismi komik geldi, Promosyon urunune dusmeyelim de aman! diyeyim :)
            Allahu Teala hayirli kapilar acsin insaallah..
            Tesetturlu ve dogal bir insan nasip etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Duanıza bu sitedeki tüm bekar arkadaşlar için amin diyorum Feyza Hanım.

            Promosyona da dönüşebilirim belki ilerde. Ailem kızımızı alana oğlumuzu da veriyoruz diyebilir :)

      • mustafa _/) diyor ki:

        Selamlar Feyza hanım. Doğru olabilir. Yalnız, hatırladığım kadarıyla görüştüklerim arasında üç hanım kardeşimiz ikinci görüşmeyi ailesinin ısrarıyla kabul ettiğini ifade ederek özürlerini ilettiler. Bunlardan biri hiç evlilik düşünmediğini ama ailesinin bu konuda çok ısrarcı olduğunu ve onları kıramadağı için tanışmaya geldiğini, ileri dönük öncelikli hedefinin kariyeri olduğunu söylemişti. Yani bu da tek başına o anlama gelmeyebilir.

        • Feyza diyor ki:

          Benim bahsettigim kitle, kariyer hirsi olmayan, evlilik niyetindeki samimi insanlar. O yuzden ‘flort zihniyetinde olmayan’ seklinde belirtmistim. Bu niyetteki bir insanin ikinci gorusmeyi kabul etmesi muhtemelen icinin isindigi manasina gelir, cunku gereksiz yere helali olmayan bir insanla defalarca gorusmeyi vicdanen istemez. Tabi dediginiz gibi istisnai durumlar da olabilir.
          Yine de bahsettiginiz hanimlarin da, ikinci gorusmede durustce, bunu ailelerinin israri uzerine kabul ettiklerini soylemeleri de guzel bir davranis. En azindan gerekcelerini bildirip, bosuna umit vermekten sakinmislar.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Mustafa Bey.

          Bekar arkadaşlara bir tüyo vereyim. Bize öyle beyan etseler de her zaman bir fırsat vardır. İlk görüşmeye giderken başka planlarım var hayır diyeyim diye giden kız dönüşte evleniyoruz diye gelmiş :)

          Yalvarıp yakaralım demiyorum ama içimize sinen durumlarda karşımızdaki adaya yuva kurmanın güzelliğini aktarıp bu konuda potansiyelimiz olduğunu ifade edersek netice alınabilir. Dini hassasiyetleri olan iki arkadaşımın hanımı da evlendiklerinde üniversite öğrencisiydi mesela…

    • Gelincik diyor ki:

      Ne kadar da güzel açıklamışsınız Fatih Bey üşenmeden okudum 😊😊😊 Hayırlı kandiller bu arada 😊😊😊

  11. Süleyman diyor ki:

    Geçen günlerde bir kaç tanıdığıma aracılık etmek istedim. Tabi bu yolun başındayız yalnız ben şunu anlıyorum ki kızlar ve kız tarafı hakikaten kendini çok gereksiz bir naza çekiyor.

    Annem 2-3 gün önce bir hanımı söyledi. Namazında niyazında 28 yaşında bir hanım. Sakin tavırlı bir hanımmış. Biraz da espiritüel. Bize bazı işlerimizde yardım eden bir öğretmen vardı bulunduğum ilde 31 yaşında. O da ibadetlerinde dikkatli bir insan. Kimi karakterleri de uyuyor. Annem dedi ki uygunsa söyleyelim görüşsünler. Dedim ki hayırlı bir işe atılayım. Ben erkek olan beye söyledim. Ne düşünürsünüz dedim. O da olur dedi. En azından görüşmeyi kabul etti. Hanıma gidip söylemişler. Hanım yok beğenmedim vs. Yani bir kez görüşseler ne olacak ben anlamış değilim. Hanım da öyle her gün kapısına talipler gelen bir kişi değil.

    Ben hakikaten hanımlarda ki bu hali çok görüyorum. Yani bu naza çekme ve evliliğe karşı soğukluk halini.(Bu sitedekileri ayrı tutarak). Okullara ankete gittim. Ankette yaşla beraber medeni durumu’da soruyordum. Gördüğüm şu. 30 yaşının altında çalışan ve bekar o kadar hanım var ki. Yani 300 ankette belki 10-20 hanım 30 yaşın altı çalışıyor ve evli. Yalnız 30 yaşından sonra evlenmişler. Ondan sonra evlenmeyi akıl ediyorlar. Yalnız mesela 25-30 yaş bandında ki erkek öğretmenlerin çoğu evli idi. Yani yaşıtları evlenmiş oluyor ama özelikle bu hanımlar evliliği çok ciddi geciktiriyorlar.

    Yalnız şunu görüyorum ki pekte dertleri değil. Hatta yani şunu düşünüyorum uzun zamandır. Biz bu sitenin bekarları olarak hakikaten blinçli olarak evlenmeyi isteyen çok az bir kesimiz. Yani evet bunun derdini çeken başkaları da var fakat mesela bu siteyi okuyan bekarlar hakikaten araştırmacı kişiliğe sahip. Yani bir şeyler okumaya çalışmış. Evlilik için kafa yormuş kişiler. Bakıyorum yaptıkları işleri de iyi şekilde yapan, toplum meseleleri hakkında düşünen kişiler. Yani toplumda isteyipte evlenemeyen çok kişi de var fakat ne yapabilirim sorusunu sormamışlar. Bu sitede bunu soran kişiler görüyorum.

    • Feyza diyor ki:

      Suleyman bey, baktiniz evlenemiyoruz bari aracilik edeyim de bir sekilde bir ucundan tutayim bu evlilik muessesesinin mi dediniz yoksa? :)
      Hayirli islere vesile olmak cok guzel bir sey ve olumlu sonuclaninca insani cok mutlu eder eminim. Ben hayatimda sadece bir cifte araci olabildim. Baska olamadim ama olabilmeyi cok isterdim.Olumlu sonuclanmasa da Allahu Teala samimi niyetinize karsilik mukafatini verir insaallah.
      Ben de anlamiyorum, neyine guvenerek gorusme tekliflerini reddettiklerini. Yani insanin bu dunyada kurulu bir duzeni, sevgi dolu bir ailesi olmasi kadar ne mutlu edebilir ki?
      Bu sitede yazan yorumcular evlilik konusunda bilincli olduklari icin burayi takip ediyorlar, takip ettikleri icin bilincliler. Bu bir dongu aslinda. Internet uzerinde hem bu kadar seviyeli, hem samimi hem de herkesin rahatca derdini kederini paylasabildigi, evlilik uzerine bilinclendirici ve guvenilir baska bir site bilmiyorum. Ya ben bilmiyorum ya da gercekten yok ve buradaki kardeslerimle aramda bir bag olustu sanki. Cok samimi soyluyorum ki burada kardesim gibi gorup sevdigim insanlar var. Herkesten Allah razi olsun. Boyle dostane ve nezih bir ortam olusturdugu icin basta Sema ablama ve sitenin tum ekibine de cok tesekkur ediyorum. Iyi ki varsiniz.
      Evliligi dert edinmeme sebebi biraz da ailenin verdigi rahatlik sanirim. Bana yaklasik yirmi yillik iki tane buyuk cocugu olan ve mutedeyyin diyecegim bir gun bosanmis ve surekli gorustugu calisan hanim arkadaslarinin ne kadar rahat bir hayat surdugunden bahsetti. Ama bu bosanan hanimlar kopek besliyor ya da cok alisveris yapiyorlarmis. Tabi ki onlar bunu olumsuz degil gipta edilecek bir durum gibi anlatiyorlardi.
      Direk bana soylemedi aslinda ortaya konusuyordu. Diger hanimlar da onu tasdiklediler. Aslinda tasdikleyenlerin de hepsi namazli abdestli insanlardi. Kimseden karsit gorus cikmayinca ben dedim ki, ama ne kadar mutlu gozukseler de iclerinde bir aile boslugu var ki onlarin, kimi kopek besliyor kimi ise kendini alisverise vermis ve o sekilde tatmin etmeye calisiyorlar kendilerini. Siz bunlarin altinda yatan sebepleri gormediginiz icin hayatlari gipta edilevek bir hayat gibi geliyor size….
      Bunun uzerine yirmi yillik evli hanim dedi ki, o kadar maasim olduktan sonra, arkamda ailem de olduktan sonra niye koca kagri cekeyim. Yer icer gezer keyfime bakarim
      Ama dedim insanin esi gibi olur mu ailesi, insan yalniz hisseder, ikisinin yeri ayri. Bu abla dedi ki yahu kendi ailen olduktan sonra niye yalniz hissedeceksin?
      Diger hanimlardan da hep tasdikleyici sozler duyunca susmak zorunda kaldim.
      Yani keyfi olarak evlenmeyen veya evli olup da sudan sebeplerden bosanan insanlarin biraz da aile cevrelerinden cesaret aldiklarina inaniyorum. Aile kalabaliklarinin esinin yoklugunu dolduracagina hatta daha rahat daha ozgur bir hayat yasayacaklarina ve aileleriyle daha fazla vakit gecireceklerine inaniyor olmalilar. Bosanmasi zaruri olan evliliklerden bahaetmiyorum.

      • Süleyman diyor ki:

        Feyza Hanım

        Bana da erkekler bazen ne yapacaksın evlenip filan diyorlar. Hatta bir ara bazı işlerimiz için bir kamp alanına gittik. Orada bize ayva verdiler. Ayva az kalınca oradan evli bir hoca biz evlendik ayvayı yedik zaten siz alın yiyin Dedi. Yüzünde de bir bıkkınlık vardı.

        Yalnız benim gördüğüm erkekler her zaman daha hevesli evliliğe. Dürtü olarak daha çabuk etkirlenebildiğimiz ve fizyolojik olarak daha hassas olduğunuz için daha çok evlenmek istiyoruz. Birde erkekler daha az etkileniyor bu telkinlerden. Aynı zamanda etken tarafız görüşmelerde.bu sebeplerle muhafazakar olup evlenmek istemeyen erkek yoktur sanırım.

        Hanımlarda bazı duygular biraz daha gömük ve hani kendileri bazı şeylerin yokluğunu farketmiyor. Mesela kendini mutsuz hissediyor. Askında istediği sevgi, biri tarafından sevilmek ama bunu ona yormuyor. Onun yerine alişveriş ile köpek, kedi ile kendini oyalıyor.

        Sizin gibi bilinçli hanımlar da var elhamdülillah. İşte yalnız olgunlaşmak sanırım biraz aileden uzak kalmayı gerektiriyor. Bende onu farkediyorum. Ailesi çok müdahil kişiler çocuk gibi kalıyor birde yalnızlık nedir anlayamıyorlar. Geçen annem bir arkadaşını söylemiş mesela. Hanım 50 yal üzeri gençken görüşmeden talibleriniz elemiş. Şimdi annesi vefat etmiş. Babası ile beraber yaşıyor. Babasına bakıyormuş. Ne var ailem biraz ısrar etseydi görüşmem konusunda demiş. Şimdi herkes eşiyle mis gibi oturuyor ben babamla kaldım demiş.

        Ama mesela evli olsa bekarlık ne rahat diyecekti belki. Allah bizleri elimizdeki nimetlerin şükrünü yapmayı nasip etsin. Bu imkanların ve eğer eşimiz olacaksa onun kiymetini bilmeyi nasip etsin.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Bir iki kelam da ben edeyim.

          Kadınların evliliği geç diyebileceğimiz yaşlarda düşünmesi bence haramlardan kaçınmaya çalışan erkekleri kadınlara göre daha çok yoruyor. İnandığımız bazı değerler olmasa biz de biliyoruz ne yapacağımızı. Yorumlarda yazdığı gibi ailesiyle yaşayan kadınlar evliliği ancak çocuk yapmak istediğinde yani otuzlu yaşların başında istiyor. Son zamanlarda ailesiyle yaşayan erkekler de evliliğe çok sıcak bakmıyor. Adamın aşı bulaşığı her şeyi tam, kızlarla da takıldıktan sonra niye evlensin ki :)

          Benim etrafımda gözlemlediğim şey şu. Evliliği flört eden iki insanın birbirini sevdiği için aynı evde yaşamaya karar verdiği bir olgu olarak değil de aynı hayatı kutsal bir zeminde paylaşmak için kadın ve erkeğin bir araya gelerek ben değil biz olma durumu olarak gören kişiler bu tıniyeti ailelerinden alıyor. İnsan ne görüyorsa ana-babasından görür derler. Erkek evlat için erkektir yapar, kız çocuğu için ben yaşayamadım o yaşasın mantığı güdülürse o evlatların bu tıniyeti kazanmasını beklemek haksızlık olur.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey zaten evliligin asil maksadi, harama giden yollarin onune set cekmek. Dini hassasiyeti olmayan insanlarin boyle bir problemi olmadigi icin evliligi geciktirmesi onlar acisindan normal.
            Benim bir akrabam var yaklasik 36 yasina geldi ve evlilikle ilgili hicbor kaygi gutmuyor. Cunku dediginiz gibi ailesi her ihtiyacini gideriyor ve edindigi kiz arkadaslari da diger ihtiyaclarini gideriyor. Soruldugu zaman evlenip ne yapayim ne gerek var gibi umursamaz bir tavir icinde.
            Bunu annesine sordugum zaman annesinin tepkisi daha da ilgincti. Biz evlendik de ne oldu seklinde bkr cevap.almistim. Iyi de aile oldunuz, cocuklariniz oldu, yasliliginizda yalniz kalmadiniz vs. dedigim zaman,’aman sen de ‘diye bikkinlikla kafa salladi.
            :)
            Hep bekarlarin dilinden konusuyoruz burda ama dediginiz gibi, aslinda bunun bir de arka planinda ailenin cocuguna dikte ettigi telkinleri ve yetistigi aile ortamindaki huzur ve birliktelik hissinin yeterli derecede verilip verilmedigi kismi da var. Anne bikmis, baba halinden bezmis..Ogullari da haliyle olu dogum yapmis, olmeden mezara girmis, evlenmeden evlilikten bikmis. Dini hassasiyet de olmayinca bekarligi nimet sanip her cicekten bal aliyor..
            Allah affetsin..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Etrafınızda gördüğünüz örnekler benim gördüklerime daha yakın. Fakat bu derece aşikar olanına rastlamamıştım. Umarım bu alışkanlıklardan vazgeçip hatalarından dönerler. İnsan bu dünyada mühleti olduğu sürece hatalarından tövbe etme fırsatına sahip.

            Bir arkadaşım da bu konularda epey takılıyor bana. Bir arkadaşı varmış, sözleri, tavırları, hayat anlayışı bana çok benziyormuş. Eğitim için uzun süreli yurt dışına çıkmak durumunda kalmış. Eğitiminin zorluğunun yaptığı stres ve haramların arasında kalması sebebiyle bir süre sabretmesine rağmen sonunda envai çeşit haramlara bulaşmış. Arkadaşıma da “bu zamana kadar boşa beklemişiz” demiş 😀 Bu arkadaş da senin de sonun böyle olacak diye şakayla karışık takılıyor arada :)

            Dünyadaki haramlar şöyle bir yerde. Teşbihte hata olmaz denir. Oruç tutuyorsunuz, önünüzden güzel kokuları ve görüntüleriyle kebaplar, iskenderler geçiyor. K. Sunal’ın bir film sahnesi vardı. Çok acıkmıştı, parası yoktu, elindeki kuru ekmeği cama banarak yiyordu. Ben gibilerin de durumu bu biraz. Alkol almak sarhoş yapıp keyif verse de o keyiften uzak durmaya çalışmak görevimiz. Nefsimiz haramlara meyletmiyor dersek yalan söylemiş olurum. Güzel bir kız görünce gözüm takılmıyor dersem fıtratımı inkar etmiş olurum. Allah sonumuzu hayretsin :)

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, daha uc orneklere de sahidim fakat bahsetmesem daha yerinde olur. :(
            Allah muhafaza etsin, haramlara bulasmazsiniz insaallah o ornekteki gibi. Oruclu bir insanin yaninda birisi birsey yedigi zaman nasil ki oruclunun azalari tesbih ediyorsa, harama olan meylime ragmen nefsine hakim olan kardeslerimizin de imani ziyadelesir, azalari tesbih eder insaallah.
            Nefsinizin meyletmemesi emmare mertebesindeki kullar yani bizler icin mumkun degil. Nefsimiz kotulugu emredici fakat muhim olan nefsi dizginleyici akli ve kalbi devreye sokabilmemiz. Allah u Teala istikametten ayrilan kullarindan olmaktan muhafaza buyursun. Hayirli kandiller dilerim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Tespitleriniz çok güzel, tabiri caizse bu sitedeki bilgili insanlardan epey bilgi aşırıyorum :)

            Sizin de kandiliniz mübarek olsun Feyza Hanım.

        • Feyza diyor ki:

          Suleyman bey, dediginiz gibi insani yalnizlik olgunlastiriyor. Ailelerin mudahil olmada asiri kactigi insanlarin evliligi dusunse ve evlense dahi, evliliklerinde problem yasamalari daha olagan. Cunku surekli birilerinin kendi adlarina dusunup karar vermeleri, herhangi bir sorun esnasinda cozumu kendilerinin degil ailelerinin uretmesi aliskanligi, muhakeme yeteneginin gelismesine set vurabiliyor.
          Ayni zamanda rahat yasamaya fazla aliskanlik kazanmak, evliligin beraberinde getirdigi sorumluluk ve kendine ozgu disipline uyum saglama asamasini da zorlastirir eminim.
          Bir gence ailesi, en azindan lise caginda da olsa ve yaz aylarina da mahsus olsa, hatta ailesi ayni sehirde yasasa dahi bir kursa, yatili bir okula vererek cocugunun biraz kendi ayaklari uzerinde durmasi icin imkan tanimalilar. Bunun getirisi cok fazla.
          Uni.caginda zaten sehirdisini kazananlar kendi basina ayakta durabilme ve sorun cozebilme yetisini otomatikman kazaniyorlar.
          Tabi aklibasinda olup bu yalnizligi kendi lehine kullanabilmesi onemli. Yoksa aleyhine cevirebilecegi pek cok durumla da karsilasacaktir.
          Ailesinin yaninda yetisen genclerden ise, (lise caginda da olsa) yatili bir kurumda kalmayan erkekler ufak tefek yaz sezonunda bazi islerde calisabilmeli ve parasini tasarruf edebilmeyi, idare edebilmeyi ogrenmeli.
          Kiz cocuklarina da aile yaninda yetisiyorsa mutlaka evin bazi sorumluluklarini anneler vermeli. Bu anlamda bir kucuk kardes cok iyi bir egitici unsur olabilir.
          Yaz aylarinda hicbirseyle mesgul olmayan kiz ve erkekler bilgisayar basinda zaman olduruyorlar. Ya da surekli gezip tozarak hayayin hicbir gercegiyle ve zor sartlariyla yuzlestirilmeden, sadece okul ve not odakli, sorumluluktan bihaber bir yasam suruyorlar. Hayat okuldan ve gezmeden ibaret degil ki.
          Boyle yetisen gencler evlendikleri zaman ufak bir problemde pireyi deve edebiliyor, cunku alismamis. Ya da ufak bir olumsuzlukta hep anne babanin destegine basvuruyorlar. Halbuki, iki yetiskin insan her puruzde ailenin yardimina basvuracak kadar zayif olmamamlilar. Eger evlenmeden once birey olmayi basarabilmisse bu iki insan, biraraya geldiklerinde bir vucut olmayi da daha kolay basaracaklar ve cok muhim bir sorun olmadikca ne aralarinda yasadiklari puruzleri, ne karsilarina cikan zorluklari ailelerine yansitmayarak guclu bir evliligin temelini atacak ve bu sayede aile olduklarinin farkina vararak daha da guclenecekler, kendilerine ve kurduklari kucuk ailelerine olan guvenleri bu sayede daha cok pekisecektir.
          Biz Avrupali toplumlar gibi degiliz. Ailenin buyukleri bizde cok muhim yere sahip ve onlardan kopmak ne dinimize ne orfumuze sigmaz. Ama dengelemek icin bunun sinirlarini iyi belirlemek ve her dizimiz kanadigindan annenin uflemesini beklememek gerekiyor. Yeri gelip kendi pansumanimizi da yapip yara bandimizi yapistirmayi ogrenmek zorundayiz ki aile oldugumuzu iliklerimize kadar hissedelim. Kari koca arasindaki guven baginin da bu sekilde daha saglam kurulacagina derinden inaniyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sorumluluk alma konusunda yazılanlar çok doğru. Sorumluluk almaya alışmamış bir insan evliliğin sorumluluğunu da alamıyor. Alışmadık bünyede abdest durmaz denir ya bu söz insan ilişkilerinde çok geçerli bir söz…

      • mustafa _/) diyor ki:

        Herkes kendi problemlerini görüyor haliyle. Erkeklerin kahır olarak görülmesi üzücü. Erkeklerimizin de Rasulullah (s.a.s.) ahlakı ile ahlâklanması gerekir. Fakat gelenekler sünnetin önüne geçiyor sıklıkla.

        • Süleyman diyor ki:

          Mustafa bey

          Hoşgeldiniz tekrardan. Sizi görmeyeli çok olmuştu. İnşAllah hayırlı haberlerinizi beraberinizde getirmişsinizdir.

          Ben şahsen yorumlarınızı beğenerek okuyordum. Çok olgun bir insansınız gözümde. Hayırlı geceler.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Es-selamu aleykum ve Rahmetullah Süleyman Bey, hoşbuldum gerçekten. Hatırlanmak güzel :) burda gerçekten güzel bir ortam oluşmuş. Tabi pek çok mesajı okuyup gözden geçirenlere selam olsun. Onların büyük emeği var. Elhamdulillah, hoş gördüğünüz gibi Rabbim kalplerimizdeki muhabbeti daim kılsın. Birbirimiz hoş görmeyi ve hüsnü zan üzere olmayı nasip etsin. Kevser hanımın “Gayret Et Evlen” başlığı altında yazdığı yorumları mailime düşünce dönüp siteye tekrar uğradım. Baktım 2 yıl geçmiş aradan. Dönüşümün güzel haberlerle olmasını isterdim fakat iki yılda değişen fazla bir şey olmadı ancak yaş 30’a dayandı. Belki yazacak daha çok şey yüklenmişimdir, ama suskunluğum daha çok arttı. Biz müslümanların hayatımızın hiç bir döneminde pes etme, sahip olamadıklarının yasını tutma lüksü yok. Büyük bir imtihanın, asırların mücadelesinin içinde, omuzlarımızdaki sorumluluğun farkında olmalı, müslümanlığımızın bilincinde olmalıyız.. Diyorum.. Diyorum da kimi zaman umutsuzluk ve bitkinlik akşamlarıma hükmedebiliyor. Nitekim imtihan içinde inişler ve çıkışlarla bizinillah yürüyüp hakka varacağız. Öyle yıllara tanık oluyoruz ki kendi dertlerim gözümde küçülüyor.

            Kandiliniz mubarek olsun.

        • Feyza diyor ki:

          Bu siradisi bir ornekti Mustafa bey. Duydugum zaman ben de sasirmistim ama bu sekilde dusunmeyen, kocasini kahir gibi degil sukru eda edilecek nimet gibi goren kadinlarimiz da, hanimina guzel muamele eden be hakkini gozeten merhametli ve iyi ahlak sahibi erkeklerimiz de mevcut.
          Biraraya gelmek Adem (as) babamiz ve Havva validemizin kavusmasi kadar zor olsa da..

  12. Sadece Fatih diyor ki:

    Günlerden bir gün camide hoca anlatıyordu.

    Şimdiki gençler artık evlilik yerine flörte, gönül eğlendirmeye yöneliyor görücü usulü olsa bile diyordu. Heveslerini alana kadar geziyorlar, heveslerini alınca ayrılıyorlar diyordu.

    Flörtü muza benzetiyordu, yemesi kolay, tatlı, evliliği de portakala. Portakalı soymak zahmetli, her zaman tatlı değil, ekşiliği de var diyordu.

    Doğru mu, bence doğru. Bu yüzden muz peşinde koşmak yerine portakla talip olmak gerekiyor.

    • Yahya diyor ki:

      Bence yanlış
      o hocayı alıp muz bahçesine götürüp, muz yetiştirmenin ne kadar meşakkatli olduğunu göstermek lazım!!!

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya Bey.

        Yetiştirmek zor olabilir ama yemesi kolay ve tatlı :)
        Hoca o açıdan bakıyor. Sizin yazdığınıza göre muz yetiştirmek zor. Şimdi kız yetiştirmek de zor. O halde kızlarımıza şunu diyelim namahreme karşı muz gibi olmayın :) Flörte müsade etmeyin kendinizi kolay lokma yapmayın.

        • Feyza diyor ki:

          Flort bana kalirsa o kadar kolay bir is degil. Duygusal bir insansaniz gereksiz yere aci cekmez misiniz? Bir insana birseyler hissedip, duygusal bir bag kurup sonra yolunda gitmeyen bir sebepten dolayi ayrilmak, ya da terkedilmek insanin kalbine yuk olmaz mi?
          Kaldi ki bunu adet haline getirip daldan dala atlamak, biriyle bitirip bir digeriyle benzer seyler yasamak, once alismak, sonra baglanmak sonra unutmak ve bu silsilenin surekli devri daim etmesi insanin kalbini yormaz mi, zamanla hissiyatini koreltmez mi, siradanlastirmaz mi?
          Ustelik sadece duygusal kismina deginiyorum, bu bile insani yipratir, yorar. Bir de farkli boyuta gecenlerin yasadiklari..
          Olabilir, bir insan ayni ortamda yasadigi birine gayriihtiyari duygular besleyebilir. Ya mesruiyete doker ya da platonik olarak icinde saklar. Bu insani bir durum ve herkesin basina gelebilir.
          Ama bir de kendini bile bile atese atmak var ki, bunlarin yediginin muz kadar tatli ve kolay oldugunu sanmiyorum. Yedikleri olsa olsa ‘ayva’dir. Yiyimi guzel, yutulmasi zor ve agizda mayhos bir tat birakir.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Maneviyat azaldığında maalesef sizin düşündüğünüz gibi olmuyor etrafımda gördüğüm. Ben de şaşıyorum sizin gibi. Kabalığımı mazur görün de resmen gönüller yalama olmuş bazı insanların. Konuşurlarken duyuyoruz. İmamın da bildiği gördüğü var ki anlattı. Hadi erkeklerin amacı belli de kızlara ne oluyor. Bile bile sonu belli olmayan bir işe girmek kime ne katar? Eskiden çok fazla flört geçmişi olmayan, sizin dediğiniz gibi çeşitli duygusal sebeplerle bir iki kereliğine bir şeylere bulaşmış olanlarla görüşüyordum. Şimdi büyük konuşmayayım ama eliyorum doğrudan. Çünkü etrafımdaki mutlu evlilikler benim kriterlerimi çok etkiledi. Flört geçmişi olanla olmayan insanların evlilikleri gerçekten farklı. Özellikle hanımlar kocalarına daha bağlı flört geçmişleri yoksa. Bir de diyorlar ya hanım evde olursa daha mutlu olur diye nereden biliyorsun. İnanın etrafımda gördüğüm en mutlu evlilikler karı koca insanların dini hassasiyete sahip olup hanımların çalışmadığı evler. Ancak çalışmayan hanımların boş durmadığı evler boş duranlara göre daha mutlu. Karı koca çalışıp çocuğun bebekken kreşe verilmesi ne kadar mutlu eder insanları. Daha bugün bir kadın personelden duydum. Zor bıraktım çocuğu özledim diyor. Materyalizmin kalplerimizi taşlaştırmasına izin vermeyelim :)

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Şeytanın işi işte… Artık yeni nesil enteresan. Bir birine hava atacağım diye yapmadıkları iş kalmadı. Kızlarda/erkeklerde şununla çıkacağım diye iddialara giriyorlar. Tabii işin içinde parada var. Üniversite de kızların erkekten beklentileri, parası olsun arabası olsun tipi karizmatik olsun. Evlilik kriteri değil bu, arkadaşlık kriteri.
            Hissiz, duygusuz, açımasız, merhametsiz, gönülsüz bir nesil yetişiyor. Ne verdiler ki ne bekleniyor? Cinselliği aşk sanan bir nesil!

            Cepleri dolu, kafaları ve gönülleri boş. Değerleri en çok “like”, en çok takipçi olmuş. Mütedeyyin ailelerinde çocukları benzer durumda, çok büyük bir fark yok. Hatta iki yüzlülük daha yaygın.

            Carpe Diem!

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          Tam isabet :)

          Ancak son zamanlarda muzdan da lezzet almaz olduk.
          Rengi sarı, içi ham. Ne kabuğunu soyabiliyorsunuz ne de tadı soyduğunuza değiyor. Bazen hafif siyah lekelenmiş muz alıyorum onlar bile olgunlaşmadan çürümeye başlamışlar…

          Kısacası biz yine portakala devam edelim :)

          Hocaya söylemek lazım, taze hindistan ceviziyle üzümü kıyaslasın bir daha ki sefere :)

          • Meryem diyor ki:

            Evet referandum da bittigine göre gelelim bitmeyen derdimize. Yaw biz bekarlar nasıl evleneceğiz 😂

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Hanım.

            Anayasaya bu konuyla ilgili madde eklenseydi oy oranları farklı olurdu sanki :)

            Yurttan dışarı çıkarken yurtdışına çıkıyoruz diye espri yapardık evde kalmışsın sen diyenlere yurtta kaldım diyorum :) Nasıl evleneceğiz sorunuza cevabımı buradan tahmin edersiniz.

            Bu konuyla ilgili sevdiğim iki atasözü var.

            Kelin ilacı olsa başına sürermiş.
            Kelin yanında kabak anılmaz.

            Bu konuda acele etmişsiniz biraz. Yeni bir yazı yayınlanması ve biz bekarların onu trollemesi lazım 😀

            İşin esprisi bir yana ben aracı bulamamaktan muzdaribim biraz. Şu anki adaylara olur vermem mümkün değil, aile saadetini doğrudan etkileyebilecek noktalarda feragat etmem gereken hususlar var. Nasıl kabul edeyim? Mutsuz olacağımı bile bile neden bir yola gireyim?

            Eskiden erkekler evlenmek isteyince babalarının ayakkabılarını çiviyle yere çakarmış. Adam evden çıkarken ayakkabısını alamayınca anlarmış bir iş olduğunu. Ben cesaretimi toplayıp bir iki büyüğümden zamanında kızara bozara ricada bulunmuştum muhabbeti açıldı diye. Anne babamla da onlar konuyu açana kadar konuşamadım. Utanılacak bir şey yok belki ama gerçekten tanıdık birilerine gidip de tanıştırabileceğiniz biri var mı diye soramıyorum. Muhabbeti açılırsa sana birilerini araştıralım mı derlerse olur diyorum. Fakat çoğu kişi sorumluluktan kaçıyor, araya girmek istemiyor, vebal çünkü. Diğer taraftan bu tanıştırılma işinin özünün evlilik görüşmesi olduğunu unutup duygusal bir şeyler yaşamak adına istismar edilebildiğini de biliyoruz.

            Aracı bulamamaktan dert yanıyoruz ya daha büyük bir tehlike de internet üzerindeki tanıştırma siteleri. Maalesef onlara bulaşan arkadaşlar var ve pek hayırlı netice alamadılar. Ben bu tarz yerlere oldum olası mesafeli davranma taraftarıyım ama tek tük de olsa evlilikle sonuçlanan örnekler görüyoruz. Bu konuda başka kişiler ne düşünür bilmiyorum. Çok şükür merak edip de bakmadım ne varmış diye. Anlattıkları kadarıyla tehlikeli bir yer. Kadınlar bir anda birisinin ikinci ya da dördüncü eşi olabilir. Eşi olmama durumu da var tabi. Keza erkekler de üç beş parça lokal boya ve park etmeye bağlı hafif çizikler var diye baktıkları ilanın ağır hasar kayıtlı-pert olduğu gerçeğiyle karşılaşabilir.

            Bir de ahlaksız telefon uygulamaları var. Reklamın iyisi kötüsü olmaz, insanlara yol gösteriyor gibi olacak da adam telefondan tanışıyor bir iki “eğleniyorlar” sonra biraz “takılıyorlar” gavurca one night stand (tek gecelik ilişki) denilen durumlar oluyor. Bu tarz uygulamalarda standart tanışmanın yanı sıra devletimden vergi kaçıran özel teşebbüs “esnaflar” da yok değil. Hani vergisini verdiğinde yasal hale geliyorlar. Emlakçı 1+1 ev kiralamayı önerdiğinde ailem arada bir yanıma gelecek ben tutamam o evleri demek durumunda kalıyoruz. Sahibinden eşyalı kiralık 1+1 stüdyo dairelerin sayısı da az değil hani, utanmasalar bu kiralama işini yumurta topuk ayakkabı, bağrı açılmış beyaz gömlek ve boyunda zincir ile yapacaklar.

            Meryem Hanım. Kısmetinde ne varsa insanın karşısına o çıkar. Bir şey kısmet olmuyorsa da olmaz, hatta o kadar zorlamayla olmuyorsa vardır bir hayır deyip ısrarcı olmamak da en iyisi. Şu meşhur gezegenlerin aynı hizaya gelmesi tarzı tevafuklarla bir takım şeyler bana kısmet olduğu gibi boş kaleye atılamayan goller de oldu. Israrcı oldum, hırs yapıp golü attım, top patladı bu sefer, bedeli oldu, meğer hayırsızmış dedim.

            Acele işe şeytan karışır. Bizim bekarlığımız bize kendimizi geliştirmemiz konusunda bir uyarı olduğu gibi aynı zamanda bir imtihandır. Sabrın sonu da selamettir. Ben hayırlısı diye dua ediyorum burada bildiğim insanlar için. Bekarlıktan ziyade aslında bazen kimsenin umurunda olmadığını düşünmek biraz daha kötü benim için. Ölürsem hafta içi öleyim de cesetim çürümesin diyorum, Cuma akşamı ölsem salıya anca bulurlar cenazemi :)

            Selametle kalın.

          • Yahya diyor ki:

            Fatih Bey
            Tevafuk olmuş, dün de aşağıdaki yazıyı Kevser hanıma hitaben yazmıştım:
            ————————–
            En büyük sıkıntı aracılık müessesesinin çalışmaması.
            Çalışmadığı içinde bayanların “bende” varım, bana da talip olun deme şansı ortadan kalkıyor. Biraz yüzünü kızartıp bunu yapan hanımlar var. Ancak ben saygınlıklarını kaybettiklerini görmedim. Tasvip ettiğim anlamına gelmiyor tabii ki.

            İnsanların kriterleri ne olursa olsun, aracılık sistemi çalışırsa insanların karşısına muhtemel adaylar çıkabilir. Yine gördüğüm kadarıyla bir cemaate mensup olmayan veya o bölgede pek bilinmeyen, aile çevresi dar olan insanların talip olunma veya talip olma ihtimali düşük oluyor.

            Mütedeyyin isanlar arasında ciddi anlamda aracılık yapan kimse, kurum yok. İnternette bu maksatla kurulmuş siteler var ancak yine ahlakı buna izin vermeyen bir çok hanım/bey var. Yine değer ölçüleri içinde facebook, twitter gibi sosyal sitelerden sakınan insanlar var. Şahsen facebook vs. sosyal sitelerde aktif kimliği olan bayanlardan uzuk durmayı tercih ediyorum.
            Bir ara Salih’a hnm, böyle bir sistem kurmuş ve az bir ücret karşılığı aracılık hizmetini vermiş ama nedenini öğrenemediğim bir sebepten dolayı bu hizmeti sonlandırmış.

            Tali sebebi ise, bizim aday kriter ve beklentilerimizin yüksek oluşu. Farkında değiliz belki ancak tipine, ailesine, işine vs. takılıyoruz. Yaşımız ilerledikçe beklentilerimiz ve kriterlerimiz farkında olmadan artıyor.
            Sağdan soldan duymaya başlıyorum özellikle 35 yaş üstü bekar bayanlar biran önce evleneyim de çocuk yapayım derdine giriyorlar. Bu sefer kriterler alt-üst oluyor bebek derdi ağır basıyor.

            Hakkımızda hayırlısı olsun inşAllah.
            ————————–
            Selam ve dua ile…

    • Feyza diyor ki:

      Yahya bey ve Fatih bey,
      Yahya bey baska bir konuda sizin de internetteki evlilik siteleri ile ilgili bir yorumunuzu okudugum icin bu baslik altinda yazmak istedim.
      Bu sitelerin evlilikten baska her gayeye hizmet ettigi asikar.
      Cunku bu islemin internet uzerinden saglikli yapilabilmesi icin denetimin ve gizliligin olmasi gerekir.
      Bu sitelere elh.hic uye olmadim. Ana icerigini tahmin ediyorum biraz sagdan soldan duymuslugum da oldu.
      Suistimale acik ortamlarda hayir niyetiyle yola cikanlar da, niyeti bozuk insanlar tarafindan harcanir, harcaniyordur.
      Sonrasini takip etmedikten sonra artniyetki bir kisi mail adresini aldiktan sonra isi eger biraz da bu islerden anlayan biriyse, zaten arayis icinde olan karsi tarafi her sekilde kendine baglayip, durumunu kullanabilir. Hatta olayi farkli boyutlara da getirebilir ve hayati hatalara sebep olabilirler Allah muhafaza etsin.
      Yani adi Islami evlilik sitesi ama icerigi Islam ile alakasi olmayan uygulamalar.
      Mesela gercek hayatta nasil, bir evlilik gorusmesi yapsaniz da iki kisi halvet olusturacak sekilde kapi kapali kalmazsiniz. Ama internet ortaminda ikili yazismalar tamamen halvet ortami ve ses, goruntu kamera derken canli gorusmeden bir farki kalmaz. Hukmen halvet yasarsiniz, ama sanal kilifi giydirir vicdaninizi rahatlatirsiniz. Sonu muhtemelen ucurumdur.
      Nasreddin hocaya sormuslar, keciboynuzu yer misiniz?
      Bir gram seker icin elli kilo kalas cigneyemem demis. :)
      Sosyal medya icin de ayni durum gecerli. Tanimadigi insanlarin kadin erkek birbiriyle arkadas olmasi be birbirine ulasabilmesi kadar kolay olmamali.
      Boyle bir ortam olacaksa da mailler gizli olur, insan sayisi az olur ve birlestirici bir kisi ya da kisiler olur. Bunun disindaki uygulamalari sıkıntılı goruyorum.
      Bu gece cok yazdim hakkinizi helal edin.

      • Feyza diyor ki:

        Yine duzeltmeleri yapmayi unutmusum afedersiniz :(

      • Yahya diyor ki:

        Hem fikiriz…

        Buda benden biraz düşünün 😉

        Kimin Sakalı:
        Nasrettin hoca rüyasında şeytanın sakalını tuttuğunu görmüş. sakalı çekiştirerek bağırmış:
        “bu hissettiğin acı yoldan çıkardığın ölümlülere çektirdiğinin yanında solda sıfır kalır.”
        sakalı öyle bir çekmiş ki can acısından bağırarak uyanmış.
        ancak o zaman elinde tutmakta olduğu sakalın kendisininki olduğunu anlamış.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Katılıyorum Feyza Hanım.

        Bir sıkıntı da şu. Sanal ortamda yazıştın ettin de evlilik görümesinde iki insan aynı mekanı paylaşacak ki birbirlerinin ruhlarının da uyup uymadığını anlasınlar. Peygamber efendimiz sormuş ya evleneceğin hanıma baktın mı diye, birerbir görüşme şart. Belki evvelinde olmazsa olmazlar telefonla, aracıyla vb. iletilebilir. Bu açıdan sanal birlikteliller niyetler iyi olsa bile elimizde kalıyor, bir tutar yeri yok. Şu da var. Alan razı satan razıysa da diyecek bir şey yok. Hani kızlar diyor ya kandırıldık diye. Bu işi bilenler öyle bir şey yok, kandırılan değil kanmak isteyenler var diyor :)

        • zeyneb sevde diyor ki:

          Sadece fatih bey,

          Yukardaki bir yorumunuzda burdaki bekarlara dua ettiginizi yazmissiniz.ben yorum yazmasamda yazilanlari okuyorum.banada dua eder misiniz?

          • zeyneb sevde diyor ki:

            evlenmeyi istiyorum.lakin benim soyle bir sorunum
            Var.yas 30 lara dayaninca talip konusu dahada sıkinti oluyor.karsima biri cikmiyor evlenemiycem diye uzuluyordum.

            sonradan farkettimki aslinda ben bu duruma icten ice seviniyormusum.cunku aday olursa karar vermek zounda kalicam.ret edersem ayri sorun kabul edersem ayri bir sorun.aday yoksa tercih de yok:)

            Budurumdan kurtulmak istiyorum.bu korkumu nasil yenebilirim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeyneb Sevde Hanım.

            Burdaki insanların birbirine hayır dua ettiğine eminim ki Allah’ım tüm müslümanlara gönüllerindekilerinin hayırlısını ver diye dua ettimizde sizler de dahil oluyorsunuz. Dualarımızın kabul olacağı temennisiyle dua ediyoruz. Sonrası Allah’ın takdiri :)

            Ancak şu var. Bir yorumda da yazmıştım. Kabul edilmediğini düşündüğünüz istekleriniz, dualarınız varsa ısrarla işlemekte olduğunuz günahlarınız vardır diye duymuştum. Bir iç muhasebe her zaman olduğu gibi gereklidir.

            Allah gönlünüzdekinin hayırlısını nasip etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Zeyneb Hanım.

            Bu konu beni aşıyor. En fazla Yarım Elma’nın yazısını okumanızı tavsiye edebilirim.

            Selametle kalın.

  13. meryem diyor ki:

    Tüm Bekar Arkadaşlara Gelsin. :)

    Padişah ve Evlilik :
    Vakt-i zamanında padişahın biri 40 yaşlarına gelmesine rağmen henüz evlenememiş ve çok mutsuzdur.
    Bütün ülke halkı ve ülke zenginliği emrinde olmasına rağmen, hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelmiştir ve dünyasına küsmüştür.
    Sarayda emrinde olan herkes ve ülke halkı padişahın bu durumuna çok üzülmekte ama ellerinden bir şey gelmemektedir.
    Padişahın evlenebilmesi için ne yapılırsa yapılsın padişah hiç bir kız veya kadında karar kılmaz, beğenmez ve bir türlü evlenemez.
    Birgün canı çok sıkılır ve vezirini yanına çağırarak kendisinin atını ve yanında kendisine yetecek kadar da azık hazırlanmasını emreder.
    Vezir sorar; Padişahım hayrola nereye gideceksiniz, nedir bu hazırlıklar böyle ?
    Padişah der ki; bir müddet kendimi dağa taşa vurup yalnız kalmak istiyorum, artık bu duruma katlanamıyorum.
    Biraz kendimle baş başa kalmak istiyorum, bir müddet beni aramayın der.
    Vezir’in padişaha itiraz edecek hali yoktur, hemen hazırlıkları yaptırır ve padişahı yolcular.
    Padişah artık atı ile baş başadır, nereye gittiğini dahi bilmeden kendisini yollara vurur.
    Epey gün dağlarda ormanlarda dolanıp durur. Bu gezintisinin dördüncü gününde dağlarda dolaşırken; Bir manzara ile karşılaşır.
    Hemen az ileride çok yaşlı, nur yüzlü bir ihtiyar görür, bu ihtiyar kişi yerde oturmuş ve hayvan derisi üzerine bir şeyler karalamaktadır.
    Yaşlı adam padişahı görür görmez hemen yazdığı şeyleri saklamaya çalışır.
    Yaşlı adamın bu telaşı padişahın dikkatini çeker ve hemen adamın yanına yanaşır.
    Padişah at üstünde, adam yerde çömelmiş vaziyette… Padişah seslenir adama.
    – Heyy sen ne yazıyordun bakayım diye sorar.
    Fakat yaşlı adam kendinden emin bir tavır ve cesaretle padişahın kim olduğunu bilmeden cevap verir…
    – Sanane be adam, seni ilgilendirmez.
    Padişah hiddetlenir ve yaşlı adama tekrar seslenir;
    – Ben padişahım, sorduğum soruyu cevapla hemen, ne yazıyordun söyle hemen der.
    Yaşlı adam yine takmaz padişahı…
    – söyleyemem sırdır der.
    padişah kılıcını çekip atından iner ve yaşlı adamın tepesinde durur.
    – Son kez soruyorum, eğer beni cevaplamazsan boynunu uçururum der.
    Yaşlı adam bakar durum vahim,
    – etme eyleme oğul, ben ne yazdığımı söylersem zaten yaşayamaz ölürüm ,diye cevaplar.
    Padişah üsteler…
    -eğer sen söylemezsen yine öleceksin ver şu yazdığın şeyleri bana okuyacağım ,der.
    Yaşlı adam bakar çare kalmamıştır.. Padişaha sırrını açıklamaya karar verir,
    -dur oğul anlatayım ,der.
    – Padişah bekliyorum hadi çabuk anlat ..!! diye bağırır.
    Yaşlı adam cevap verir…
    – oğul ben kaderleri yazmakla görevlendirilmiştim onları yazıyordum.
    Padişah bu cevaba hem şaşırır hem kızar..
    -Sen benimle dalgamı geçiyorsun bre gafil, diye yaşlı adama bağırır.
    -Kaderleri yazmak ne ola ki; bu işle nasıl sen görevlendirilirsin ,diye sitem eder.
    Yaşlı adam cevaplar…
    -yemin ederim ki ben bu işle görevlendirilmiştim, der.
    -Ancak kimin kaderini önceden açıklayacak olursam ardından ölürüm, bu sebeple fazla soru sorma bana ,diye yalvarır.
    Padişah daha da meraklanarak bağırır..
    – hadi bakalım o zaman söyle de öğreneyim, ben hala bekarım kaderimde hangi kadın var, kiminle evleneceğim ben ,diye sorar adama.
    Yaşlı adam der ki ;
    -ama bu sırrı açıklarsam yaşayamam…
    – Padişah, ben onu bunu bilmem söylemezsen ben kelleni uçuracağım zaten ,der.
    Yaşlı adam naçar bir durumdadır… ve sırrı açıklamaya karar verir.
    Padişaha der ki ;
    -dur bakalım senin için bana ne emredilmişti ve ne yazmıştım birlikte bakalım.
    Padişah tamam hadi söyle de bir an önce kaderimin kim olduğunu öğreneyim der.
    Yaşlı adam önceden yazmış olduğu deri parçalarını karıştırır ve padişaha ait olanı bulur.
    ve okumaya başlar…
    – senin kaderin filan obada çobanlık yapan falan kişinin yeni doğmuş kırk günlük kızıdır der..
    Padişah dahada gür bir sesle..
    – Sen delimisin be adam, benim gibi kırk yaşında birinin kaderi nasıl yeni doğmuş bir bebek olabilir der.
    Yaşlı adam…
    -valla bana emredilen ne ise ben onu yazmakla mükellefim, kaderinde ne varsa onu göreceksin der.
    Padişah iyice zıvanadan çıkar ve ben böyle bir kadere razı gelemem, kırk günlük bir kız benim kaderim olamaz diye bağırır ve ardından ekler.
    Ben şimdi gidip benim kaderim olarak yazılan o kızı ellerimle öldüreyim de gör bakalım kader nasıl engellenirmiş der.
    ve padişah atına atladığı gibi tozu dumana katarak yaşlı adamın yanından uzaklaşır.
    Yaşlı adam ise vermemesi gereken bir sırrı açıkladığı için padişahın ardından yere yığılıp ölür.
    Padişah kendisine tarif edilen obaya gelir… yüksek bir tepeden obayı inceler ve sonunda obaya iner.
    Tarif edilen adamın çadırının hangisi olduğunu sorar etraftan birine.
    verilen tarife uyan çadırı bulur ve içeri girer, çadırda kimse yoktur.
    Aile resi olan adam çobanlık yapmak için yayladadır, karısı ise dere kenarında çamaşır yıkamaya gitmiştir.
    Çadırın içinde bir beşik vardır ve içinde yeni doğmuş bir kız çocuğu uyumaktadır.
    Padişah; bana kader olarak yazılan kız çocuğu bu olmalı herhalde deyip, kaderinden kurtulmak için kızı öldürmeye karar verir.
    Kuşağıdan kamasını çıkardığı gibi uyuyan kızın gögsünden başlayıp, göbegine kadar olan bölümü keser ve hemen çadırı terk edip gider.
    Kızın bağırsakları bile dışarıya çıkmıştır, aradan fazla bir süre geçmeden kızın annesi çadıra döner ve gördügü manzara karşısında kanı tutulur.
    Çadırdan fırlayıp yardım ister etraftan.. koşarlar birileri yardımına hemen.
    O zamanlar doktor hastane filan olmadığından, kızın bağırsaklarını tekrar karnının içine toplayıp çuvaldız ile egreti olarak dikerler.
    Öldürmeyen Allah öldürmemiştir, Kızın kaderine varması için yaşaması gerekmektedir ve kız kurtulur.
    Padişahta artık sarayına dönmüştür… epey zaman geçer padişah artık neredeyse 60 yaşlarına varmıştır ve henüz bekardır.
    Birgün dere kenarına inen padişahın, gördügü manzara karşısında dili tutulmuştur.
    Aman yarabbi dere kenarında bir kız var, yaşı 18-20 arası.
    Padişah kızın güzelligini görür görmez onunla evlenmeyi düşünür ve kafasına koyar. (Kader olacak ya, Allah güzel göstermiştir gözüne)
    Padişah kıza yanaşır ve benimle evlenmeni istiyorum, ben padişahım der.
    Kız boyun eger padişaha, karşı durması mümkün degildir, nasıl emrederseniz padişahım der.
    Padişah kızın, 20 yıla yakın önce elleriyle öldürmeye çalıştığı kız olduğunu bilemez haliyle.
    Padişah kıza der ki; hemen anneni, babanı bilgilendir seni onlardan isteyeceğim ve karım olacaksın.
    Neyse söz uzamadan, kızın ailesinden ister kızı padişah ve evlenmeleri için hazırlıklar yapılır.
    Bütün ülke bayram yerine dönmüştür, artık padişahları evlenecektir.
    Dügün dernek kurulur ve sonunda padişah evlenir.
    Gerdek gecesi gece karanlığında hanımına yanaşır, ve ona sarılır
    Fakat birşey padişahın dikkatini çekmiştir… kızın vücudunda gögsünden göbegine kadar bazı topluklar ve büzülmeler vardır.
    Hemen sorar; nedir senin vücudundaki bu izler der hanımına.
    Hanımı cevaplar; sorma padişahım.. ben daha kırk günlük bir bebek iken, zalimin biri çadırımıza girip benim beni bıçakla öldürmeye çalışmış, ama Rabbim öldürmemiş der.
    Padişah bunu duyar duymaz yatağından fırlayıp, hemen seccadesini serip namaza durur.
    Ve namaza başlamadan , şu sözleri mırıldanır YARATICI’sına …
    Eyy Rabbim; senin yazmış olduğun kaderden kaçılamayacağını bilemedim, beni affet diye yalvarır.
    ve sabaha kadar kendisini affetmesi için Allah’a secde eder padişah.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Meryem Hanım Kardeşimize…

      Sizi temin ederim ki bu hikaye İSLAM İTİKATI’nı bozmak için uydurulmuş “İSRAİLİYAT” de denilen YAHUDİ UYDURMASI dır.

      Çünkü;

      Allah kımsesinin kaderine (seçimlerine, tercihlerine) müdahale etmemiştir, etmez. Böyle bir sey Allah’ın ADİL sıfatı ile bağdaşmaz. İmtihan denilen dünya hayatının da yaratılma amacına uymaz.
      Her İNSAN TERCİHLERİNİ KENDİSİ YAPAR, her bir “TERCİH” aynı zamanda başka bir çok seyi reddetmektir ve Herkes tercihlerinin sonucunu yaşar.

      Aşağıda ki ayette bunun en güzel ispatıdır.

      “Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.”
      (İsra suresi 13.Ayet)

      Selam ve dua ile…

    • Hafız diyor ki:

      Kader,senin kimi tercih edeceğinin Allah cc tarafından bilinmesidir.Zorlaması değildir.Kader tam olarak anlaşılamayan bir sırdır.Çünkü İmam ı Eşariye göre ilk nüvede Allah tarafından kalbe atılır,İmam ı Maturidi bunu kabul etmez.Allahu alem.

      • cihad diyor ki:

        hafız bey/hanım

        kader ilim nev’indendir. İlim, maluma(yaşanılan şey) tabidir. Yani nasıl olacak, öyle taalluk ediyor. Yoksa malum, ilme tabi değil.

        bu manayı şöyle bir misal ile açabiliriz. Takvim yaprağında güneşin doğuş vakti saat ve dakikasına kadar yazar. Peki güneş, takvim yaprağında yazıyor diye mi o vakitte doğuyor yoksa güneş o vakitte doğacağı için mi takvim yaprağına yazılmış.
        yani insanlar keşfettikleri astronomi ilmi ile güneşin hareketini ve doğuşunu-batışını bilebiliyor ve kitaplara,takvimlere yazıyorsa ALİM-İ KÜLLİ ŞEY dahi ilmi ezelisi ile kulunun tüm hareketlerini ve tercihlerini biliyor ve yazmış ve yazıyor ve yazacak.

        dolayısıyla kader cüz-i ihtiyariyi ortadan kaldırmaz ve ona zıt bir şey değil ve tabiidir ki cüz-i ihtiyari(seçme iradesi) oldukça insanın tecihlerindeki mesuliyet te ortadan kalkmaz.

        tabi kaderin iki vechi var;

        1) cüz-i ihtiyarinin tercihinden sonra külli irade o tercihe vücud verir.
        iman etmek,namaz kılmak veya kılmamak,sadaka vermek ve günahlara girmek gibi vs..(bunlarda cüz-i ihtiyarinin tercihi sözkonusu olduğu için kesinlikle mesuliyet vardır yani mükafat ve mücazat sözkonusu)

        2)tamamen külli iradenin tasarrufu ile olan şeylerdir.
        cinsiyet,ırk,aile,memleket,zaman(yani dönem) ve özürlü yaratılmak gibi vs. (bunlarda mesuliyet yoktur çünkü cüz-i ihtiyarinin tercihi yoktur külli irade takdir etmiştir)

        peki cüz-i ihtiyari nedir ve mevcud birşey ise onun da Halık’ı Allah değil midir ve Allah’ın yarattığından ben niye mesul olayım bu zulüm olmaz mı??? gibi sorulara şöyle bakılabilir.

        bu soruların cevaplarında çok insanlar dalalete gitmişler..Mu’tezile gibi batıl mezhepler de oluşmuş.
        bu konuda iki hak mezhebin görüşüne bakılabilir.

        1) şafiilerin itikadda mezhebi olan EŞ’ARİ cüz-i ihtiyariye mevcud nazarıyla baktığı için abde vermemiş ve cüz-i ihtiyarinin esası olan meyelandaki(istek,eğilim) tasarrufu emr-i itibari(kendi başına vücudu olmayan, başka şeye kıyasla varlığı varsayılan) olarak tanımlıyor.

        2) hanifilerin itikadda mezhebi olan MATURUDİ cüz-i ihtiyarinin esası olan meyelenı bir emr-i itibari olarak görüyor.(emr-i itibariye şöyle bir örnek verebiliriz, paralel ve meridyenler dünya üzerinde gerçekte yok ama varsayılıyor ve çok iş görüyor gibi)

        ayrıca mahiyetinin ne olduğundan da öte herkes kendinde bir seçme kuvvesini(iradesini) hisseder ve hissediyor. arabanın mahiyetini bilmiyoruz ama kullanıyoruz kaza yapsak mesuliyet bize aittir.

        kaderin halk arasında çok su-i istimali var..
        kader insandan sudur eden hasenata merci olarak imana girmiş ta ki insanı gururdan kurtarsın
        ve
        cüz-i ihtiyari insandan sudur eden seyyiata merci olmak akideye girmiş ki insanı seyyiatından mesul olsun.

        ama halk arasında tam tersi bir kullanım halihazırda mevcud.
        yani bir hasenat,iyilik ve güzellik olursa kendinden biliyor ve bir seyyiat ve kötülük olursa kadere veriyor.

        selam ve dua ile….

  14. Abdullah Bir diyor ki:

    Sevgili Yahya, Sadece Fatih, Azmo, Adem, İGA (İsmi gereksiz adam) :-) Kardeşlerime…

    Sizin yorumlarınızı okuyan ” Türkiye de ve dünya da eli ayağı düzgün, ahlaklı, haddini bilen, bedenen olduğu gibi düşünsel olarak da kadın olan Müslüman kız-kadın kalmamış herhalde” diye düşünecek. :-)

    Siz nasıl gençlersiniz ki önünüze çıkan iki kıytırık engelden sonra gönlünüze göre hanım bulmaktan ve evlenmekten umudunuzu kesmişsiniz? Neden bu kadar umutsuzsunuz ve ne için bu kadar çok korkuyorsunuz yanlış bir insan ile yeni bir yuva kurmaktan veya hiç evlenememekten kardeşlerim?

    Emin olun ben sizin yaşlarınızda ve yerinizde olsam bir kez bile “zina” bataklığına düşme “riskiyle” karşılaşmaktansa doğru insanı bulana kadar (hatalı da olsa) İslami şartlara uygun 2-3 evlilik yapardım şimdiye kadar.

    Tercihleriniz hatalı da olsa ne kaybedersiniz?

    Biraz daha zaman ve para.

    Ne kazanırdınız?

    Ahirete sermaye, Sabır, tecrübe ve İlim.

    Tercihiniz doğru olursa ne kazanırsınız?

    Dünya huzuru, göz aydınlığınız olacak bir hanım ve göz nuru çocuklar.

    Sevgili kardeşlerim eminim sizler biliyorsunuz ama belki “unutmuşsunuzdur” düşüncesiyle ben bir kez daha hatırlatayım.

    İSLAM’IN EMİR ve YASAKLARI’nın TAMAMININ TEMEL AMACI İNSANLARIN KENDİLERİNE, TOPLUMA, DİĞER CANLILARA ve ÇEVREYE ZARAR VERMELERİNİ ÖNLEMEKTİR.

    Bu nedenle de İslam da;

    TOPLUMSAL-BİREYSEL ZARARLARIN ÖNLENMESİ BİREYSEL FAYDANIN SAĞLAMASINDAN DAHA ÖNCELİKLİ ve ÖNEMLİDİR.

    Örnek:

    KÖTÜ ÖRNEK, FİTNE ve ZİNA gibi sonuçları itibarıyla zararları “Çok Boyutlu, Yıkıcı ve Toplumsal” olan konulardan dolayı meydana gelebilecek zararları “hatalı bir insan ile evlilik yaparak” da olsa önlemek, bir insanın yanlış kişiyle yapacağı evliliği yapmamasının getireceği faydayı sağlamaktan daha öncelikli ve gereklidir.

    Bu nedenle öncelikle umudunuzu, sabrınızı kaybetmeyin ve kafalarımzda kendi ellerimiz ile TAĞUT-İLAH-RAB yaptığımız, korktuğumuz EL-ALEM putlarının NE DER-DEMEZ korkularını yüreklerinizden ve kafalarınızdan silerek, hatta mümkün olduğu kadar o putları yıkarak işe başlayın işe.

    Bir işe kalkıştığınızda Kafanız ve yüreğinizde ki ilk düşünce,

    “ALLAH NE DER, NE DÜŞÜNÜR, NE YAPMAMI İSTİYOR” olsun.

    Allah hayırlı ve doğru işlerinizde Yar ve Yardımcınız olsun.

    • Yahya diyor ki:

      Bir fıkra:

      Nasrettin Hoca, bir gün yüzüğünü kaybetmiş.
      Canı sıkılmış, avluya çıkmış.
      Sağa sola bakınmaya başlamış.
      Yoldan geçen komşusu durup sormuş.
      -Ne arıyorsun Hocam.
      -Ahırda yüzüğümü kaybettim de.
      -İlahi hoca, öyleyse neden burada arıyorsun?!
      -Eee!! içerisi pek karanlıkta.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Yahya Bey Kardeşime…

        Ben Hoca’nın yerinde olsam, eski yüzüğü aramaktansa hiç zaman kaybetmeden gösterişli ve değerli yeni bir GÜMÜŞ YÜZÜK alırdım… :-)

        • Yahya diyor ki:

          Abdullah abi,

          Sen yine dua et, bu kardeşin o eski yüzük için az kalsın ahırı yakacaktı …

  15. Sadece Fatih diyor ki:

    Kasabanın birinde, güzelliği dillere destanbir kız varmış. Kendisiyle evlenmek isteyen uzak ülkelerden gelen nice prensi, asili, zengini, yakışıklı delikanlıyı reddetmiş. Kimseleri kendine layık görmüyormuş. Kıza gönlünü kaptırmış, aynı kasabada yaşayan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş.  Ama kız onu da beğenmemiş. Bizim delikanlı günün birinde kasabadan ayrılmış. Başka biriyle evlenmiş, çocukları olmuş, yeni birhayat kurmuş.

    Uzun zaman sonra yolu yaşadığı güzel, şirin kasabaya düşmüş. Aklına bir zamanlar aşıkolduğu kız gelmiş, ona ne olduğunu merak etmiş.  Tanıdık bir yaşlı adam, güzel, büyük bir gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Kimseleri beğenmeyen güzel kızın kiminle evlendiğini görmek istemiş. Kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel, çok çirkin ve kaba bir adammış. Üstelik zengin de değilmiş. Nasıl oldu da böyle biriyle evlendiğini merak eden adam, kızın kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. Kız kapıyı açınca adamı tanımış. Adam sormuş:

    – Sen ki hiç birimizi beğenmedin, nice kısmetlerini geri çevirdin, nasıl oldu da böyle biriyle evlendin demiş?

     Kız da ona:

    –  Sana cevabı vereceğim fakat önce gül bahçemdeki en güzel gülü koparıp getireceksin, yalnız tek şartım, bahçede ilerlerken geriye dönmeyeceksin.

     Adam peki demiş ve çok güzel güllerin olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. Önce çok güzel sarı bir gül görmüş. En güzel gül bu derken biraz ilerde daha güzel kocamanpembe bir gül daha görmüş. Tamam budur işte diye düşünürken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gülgoncası gözüne ilişmiş. Bir türlü karar verememiş, en güzel çiçeği bulacağım derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş, geriye dönemeyeceği için bahçenin sonunda yaprakları solmuş cılız bir gülümecburen koparıp kıza götürmüş.

    Kız gülü almış ve adama demiş ki:

    – Bak gördün mü? Her zaman daha iyisinibulacağını düşünürken ömür geçer de sonunda en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik bitmedenelindekinin değerini bilip, yetinebilmeyi öğrenmek gerekir.

    Hayat akarken birçok fırsatla karşılaşırız. Kimimiz fırsatların değerini bilir, kimimiz ise birçok fırsatı kaçırıp görmeden yanı başından geçip gider. Ömür dediğin yoldan geçerken aynı şartlar altında bir daha geçemeyiz. Bir hedefe öylesine kilitleniriz ki karşımıza çıkan diğer fırsatları kaçırırız. Bir gün bir bakmışız hedeflediğimiz noktadan da uzaklaşıp çok farklı bir noktaya gelmişiz. Hayatımıza dönüp baktığımızda geriye kalan sadece kaçmış birçok fırsat ve bize kalan içimizi kemiren “KEŞKE” diye yankılanan düşüncülerimiz.

    • Elif diyor ki:

      Sadece Fatih bey
      Aynı durum erkekler icin de geçerli. “Şöyle helal süt emmiş birini bulamadık ” diye şikayet ederler. Helal süt emmiş evine sahip çıkacak bir sürü Saliha itaatkar hanım kardeşlerimiz var ama gel gelelim zamane erkekleri gösterişli çalışan makyajlı kadınları tercih ediyor. O hanım kardeşlerimiz de ya geç yaşta evleniyor yada bekar kalıyor. Şimdi bu sitede erkek arkadaşların yorumlarını okuyorum da içinizde bulunduğunuz durum tercihlerinizin sonucu bence .

      • Yasemin diyor ki:

        Ben de düşüncelerinize katılıyorum Elif Hanım

        • ismi gereksiz adam diyor ki:

          hanımefendi tanımdığınız insanları itham ediyorsunuz. bu siteyi takip eden birisi kesinlikle çalışan makyajlı arayışında olmaz. öyle olsa görücü usulüyle uğraşmaz haram yolla evlenecekleri kişiyi çoktan bulmuşlardı. ama önemli olan bekar ya da evli olmak değil önce doğru olmak ve müslümanca yaşamak.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Elif Hanım.

        İçinde bulunduğumuz durum derken neyi kast ediyorsunuz? Kast ettiğiniz şeyi nereden biliyorsunuz. Tercihlerimiz nelermiş sizden de öğrenelim. Gerçekten merak ettim doğrusu.

        Ben bu hikayeyi bir arkadaşıma anlatsam başrolde kadın olduğu halde sadece kadınları kast etmediğimi, aynı zamanda erkeklere de hitap ettiğimi anlar. Ayrıca yazı sadece evlilik değil her konuda geçerli bence, neden geniş pencereden bakmıyoruz? Zaten bana da bir kızla görüşürken aracılık yapan arkadaşım anlatmıştı beğenmemezlik etme diye.

        Benim yorumlarımı okuyanlar bilir. Bu konuda hiçbir zaman cinsiyetçilik yapmadım. Her zaman yazdım. Nasıl ki sessiz sakin adamları kızlar sünepe diye beğenmiyorlarsa, erkekler de kızları gösterişsiz diye beğenmiyor dedim. Hatta dedim ki bu konuda bir hanım arkadaş da bir yazı kaleme alsa da bu sitede yayınlansa diye de yorumlarımda yazdım. Yazının başlığını Sema Hanım koymuştu Evlenmek için Artist Duruşuna mı sahip olmak gerekli diye. Siz de yazın. Manken gibi mi olmak lazım diye. Ancak şunu her zaman savunurum. Bayanlar genelde duygusal kararlar aldığından erkeklerde %35 ise bayanlarda %65 oranında bu bahsettiğimiz durum var derim…

        Bu yazdığınız yorumu hak edecek en son kişilerden biri benimdir diye düşünüyorum, üzerime alınmıyorum açıkçası. Eğer sadece dış görünüşe önem veren biri olsaydım çoktan evli olurdum herhalde. Ya da görüştüğüm adaylardan sadece üçüyle görüşmeliydim. Yaptığım yorumlardan güzellik takıntısına sahip olduğumu çıkarabiliyorsanız helal olsun diyorum. Siz saliha hanım diyorsunuz. Benim karşıma benden utanıp gözlerini mahcupça kaçıran biri çıkmadı bugüne kadar ben utanıp gözlerimi kaçırırken diyorum.

        Makyajlı kadın arıyorsunuz demişsiniz. Bırakın makyajı, ben tırnaklarına bakarım bir bayanın kısa mı ojeli mi diye. şu french manikür müdür nedir, o bile varsa itici gelir bana. Bir de elli defa yazdık herkesin çevresini kendinizinki gibi sanmayın diye. Aracılardan bana soran olmuyor içkin var mı, sigaran var mı. Bana ailem bir kere bile tesettürlü aday gösteremedi. Kapalı giyinsin yeter modundayız. Siz makyaj diyorsunuz. Ben saçı boyalıysa bile rahatsız oluyorum. Tesettüre bir daha gelecek olursak şu altı bardak üstü şişe hanelere ne diyeceğiz. İşyerinde de görüyoruz. Maşallah fiziksel örtü var ama manevi örtü nerede? Hiç çalışan başka bayan personel yok gibi molalarını vb. erkeklerle geçirmek niye?

        Çalışan kadın arıyorsunuz diyorsunuz. İtiraf etmişsiniz aslında. Para kazanan değil çalışan kadın arıyorum ben. Annesiyle aynı evde yaşadığı halde ev işlerine yardım etmeyen, zamanında her dediği alınıp yokluk görmediği için para kazanmanın zorluğunu bilmeyen, kocasından her türlü maddi yükümlülüğün altına girmesini bekleyen bayan istemiyorum. Sabahtan akşama kadar evlilik programı izleyip internette dolaşan, akşamına bana saran hele hiç istemiyorum.

        Başka insanlara kızıp da benim gibilere sarmayın, hırsınızı bizden almayın. Buraya yazarken elli süzgeçten geçirip de yazıyoruz. Bir gün kırıcı olacağım diye çok korkuyorum. Ben yalnız yaşıyorum ve evde her işimi kendim yaparım. Ramazanda iftarımı sahurumu da kendim yaparım. Siz hiç tek başınıza sahur yaptınız mı? Mesela annem yanıma gelecek olsa o gelmeden evi temizler geldiğinde ise yemek yaparım ona. Evleneceğim hanımdan ne bir ev işi bekliyorum, ne de bir temizlik ne de para. Bilmem anlatabildim mi?

        Siz bu yazdıklarınızı anneleri tarafından erkektir yapar diye şımarık yetiştirilen, sorumluluk sahibi olamayacak derecede zayıf karakterli, askere gitmekten korkan ama hovarda olduğu için tercih edilen erkeklere ve onları yetiştiren annelerine yazın. Kayınvalideler çok mu farklı sanki. Oğlan beğense anası beğenmiyor güzel değil diye. Bunları niye yazmıyorsunuz? Sizlerin bu yorumlarını görünce inadına insanın dış görünüşe takılası geliyor. Ben de bundan sonra sarışın ve renkli gözlü olmayanları, kilolu olanları eleyeyim o zaman, hani dış görünüşte denklik deyip duruyorsunuz ya.

        • Gelincik diyor ki:

          Sakin olun Fatih Bey insan dışardakinden çekiyor hep aynı muamelelere maruz kalıyor diğerleri de aynıdır şeklinde düşünmeye başlıyor insanda belli bir süre sonra koşullanma oluyor Elif Hanım’da da bu olmuştur büyük ihtimal hepimiz insanız hayatımızın bir döneminde elbet böyle düşüncelere dalarız Rabbim cümlemize hayırlı iyi kısmetler versin Ins 😊😊😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gelincik Hanım.

            Haklısınız. Hanım kardeşlerimiz bazen böyle düşüncelere dalıyorlar ama sonrasında bize de dalıyorlar sanki :)
            Bizler de aynı taraftayız zaten. Bize niye çemkiriyorlar.

            Kızdığım nokta şu. Onların bize çemkirme sebepleriyle benim gibilerin tercih edilmeme sebebi aynı. Benim gibi erkekler onları anlamaya çalışıp alttan alıyorlar. Artistlik yapmıyorlar. Gövde gösterisinde bulunmuyorlar. Arkadaşlar da bu tipleri pasif diye eliyor tam zıttımız olan karakterlere yöneliyorlar. Sonrasında bizi şikayet ediyorlar yapmadığımız şeyler için. Dediğim dedik bir adamı güçlü bulup pasif dedikleri erkeklere tercih ettikten sonra baskısına dayanamayıp boşanınca bizim gibilere ağlamayacaklar. Erkekler de öyle. Ön plana çıksın, eve para getirsin dediğin kadın önüne iki yumurta dahi kıramadığında şikayet etmeyeceksin.

            Bir insan yiyip içip kendinden pay biçermiş. Muhtemelen zamanında dış görünüş sebebiyle birilerini elediler sonra da dış görünüşlerinden hoşlandıkları biri çıktı karşılarına bu sefer o beğenmedi. Beğenilmeyince bu sefer acaba eskilerini değerlendirsemiydik diye duygu-mantık ikileminde kaldılar. Dala tutunma mevzusunu kaba bulmuşlardı ama kaçan balık büyük oluyor. Bu ikilem onları sıkıştırınca kendi kabahatlerini örtmek için bize saldırıyorlar tipe çok takılıyorsunuz diye. Oradan takılmadığımızı ama niye önemsediğimizi yazdık. Fıtratı tartışırken buldum kendimi.

            Sevindirici olan ise şu. Artık duygu-mantık ikilemine düştüklerine göre karşılarına çıkan ilk mantıklı adayı mantıkları duygularını tetikleterek sevdirecek. Bir seneye kalmaz evlenirler inşallah, yazıyorum buraya. Her doğum sancılı olur. Arkadaşların sancısı da bunun habercisi, inşallah güzel ve mutlu evlilikler doğuracak bu sıkıntıları. O zaman bu yorumlara bakıp gülecekler.

            Onlara tavsiyem sabretsinler. Askerlik yapanlara askerlik hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Bir bakarsın bitivermiş. Sonrasında anılarını anlatırsın. Dönmezsin geriye. O sıkıntıları hiç yaşamamış gibi olursun.

            Bana kırılmasınlar, kırılanlar varsa hakkını helal etsin.

            Selametle.

        • ne önemi var diyor ki:

          Vallahi helal olsun. Bu kadar nazik bir adamı ne hale getirdiniz. Allah muhafaza ya evlenecegimiz kişi de böyle olursa…
          Boşver Fatih bey kardeşim. Bizi Allah bilsin yeter. Varsın birileri bizi yapmadığmız seylerle suclasin. Biz doğru bildiğimiz şekilde devam edelim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ne önemi var Bey.

            Bizleri suçlayınca bir netice alabileceklerini bilsem sabaha kadar suçlasınlar, hatta hakaret etsinler, razıyım. :) Onlara bir netice vermeyecek bize söyledikleri.

            Eğer bu hanım arkadaşlar üzerinde sorumluluk sahibi olsaydım(baba-abi) daha farklı şeyler yazardım. Arkadaşlarım bende babalık iç güdüsünün çok fazla olduğunu söylerler ki yakın zamanda hanım iş arkadaşlarımdan da aynı yorumu duydum. Bu bilgiyi niye verdim. Yorum yazmayayım diyorum ama bakıyorum ki arkadaşların problemleri atla deve değil, belki katkımız olur diyoruz, yazmadan duramıyoruz. Şapkalarını önlerine koyup düşünsünler istiyoruz.

            Yazdığım yorumların yarısı kişisel görüş/yaşantıysa yarısı da büyüklerin tavsiyesidir. Kişisel görüşlerimin de yarısı gözlem-yaşantı, çeyreği duyum, kalanı da hissiyatımdır :)
            Bunu niye söyledim. Her zaman insanın yanılma payı vardır, hele biz gençlerin daha fazla. Bu sebeple fikirlerime ukalalık derecesinde güvenemem. Gözlemlerimi fikirlerimizin doğruluğunu test etmek için kullanıyorum. Büyüklerimizin tecrübeleri de ders olsun diye.Yazdıklarım birinci ağızdan olsa bile bunun kaynağının bir yerlere dayandığının farkında olunsun isterim.

        • Gelincik diyor ki:

          Haklısınız Fatih Bey çok güzel açıklamışsınız artık anlaşıldınız bence 😊😊😊

      • Mustafa diyor ki:

        Elif hanim gerçekten böyle insanlar var ise bu mübarekleri nerden bulabiliriz acaba ☺

      • mustafa _/) diyor ki:

        Selamlar Elif Hanım; bahsettiğiniz kimselerin kız veya erkek olsun Türkiye nüfusu içerisindeki oranını düşünürsek ve evlilik için aranan kişisel uyum meselesini de göz önüne alırsak, bu kimselerin birbirlerine denk gelmesinin ne kadar olası olacağını göz önünde bulundurmak gerek. Kızların da erkeklerin de farklı beklentiler içinde farklı kesimleri var. Mühim olan denk kesimden kimselerin birbirlerine denk gelebilmesi veya getirilebilmesi. Kimin neyi tercih ettiğini yargılayamayız. Ancak bu problemlerin, tekrar dile getirmeliyim, uzmanlar, akademisylenler araştırmacılar tarafından bilimsel yöntemlerle İslami çerçevede incelenmesi, sorunların doğru şekilde tanımlanması ve çözüm yollarının aranması lazım. Ancak bu çalışma ne evlilik problemleri ne de “Bekarları Nasıl Evlendirelim” konu başlığı altında dar bir çerçevede değil, topyekun toplum bilimi, sosyoloji ve psikoloji bilimi içerisinde ele alınması gerekli. Ne yazık ki günümüzde Devlet dediğimizde koca bir Belediye yapılanması anlaşılıyor. Yol, köprü, su, elektrik… Artık birilerinin çıkıp da devletin belediyelerden daha fazlası olduğunu haykırması gerek. İnşallah bir gün…

  16. adem diyor ki:

    soruma cevap veren arkadaşlar hepinize tek tek teşekkür ederim. hepiniz cevabı hakediyorsunuz. yalnız tek bir yerde toplansın istediğim için yeni başlıkta cevap veriyorum. internete genelde işten giriyorum.haftasonları ise pek cevap yazamıyorum. çünkü cep tel.den girdiğim ve yorum yazmaya başladığım zaman “gönder” sekmesi kayboluyor. (bu arada bazı arkadaşlar nazar etmesinler dua etsinler lütfen. nazara çok gelen birisiyim.onlara asla ve kata nispet yapmıyorum. ben boşanmış biriyim. evlenmenin kafana uygun birinin ne kadar zor bulunduğunu biliyorum. buraya yazmamdaki tek maksat benden menfaati olmayan, ben gibi hak ve hakikati arayan arkadaşların samimi fikirlerie olan ihtiyacım ve inancımdır ) geçen 3 günde düşündüm. TÜM SAMİMİYETİMLE olanları kardeşim/ağabeyim/ablam bildiğim sizlerle paylaşacağım. fakat 3. adaydan başlayacğım. sonra 2 ve en son 1.

    3.aday(24 yaş-boşanmış olan): cuma akşam 3. adayla tanıştım. yanında eniştesi vardı. biz bu kızın arkasındayız dedi. 2 nizde bişeyler yaşadınız konuşun dedi ve bizi yalnız bıraktı. aynı ilde yaşıyoruz. eniştesiyle aynı ilçede kızla ise farklı ilçedeniz. sadece bu eniştesini tanıyorum. babasını da biliyorum onlarda beni biliyor. zaten onlar beni annemi rahmetli babamı çok iyi tanıdıklarından aracı oluyorlar. bu kızı çok seviyoruz dedi eniştesi ve yanımızdan ayrıldı.
    kızdan etkilendim. anadolunun küçük bir yerinde büyümüş liseden sonra evlenmiş 1,5 yıl evli kalıp ayrılmış bir kız. çocuk vs yok. boşanırken şahsi eşyalarını almış evden altınları falanda almamış. tek celsede bitimiş (bu detay benim için önemli). boşanma sebebi olarakta o da eski eşinin (eski eşim gibi ) psiklojik sorunlu olduğunu söyledi. çok heyecanlıydı görüşürken sesi çok ince, utangaç durdu. arkadaşlar ben ısındım. o da çok etkilendim dedi yada öyle söyledi. bir kız 1 saat görüşmenin sonunda bu kadar ısınabilir mi bana. öyle dedi. yoksa yapmacık mı ailemizin sosyoekonomik durumundan mı yapıyor bilmiyorum. bugün işyerinde 1 kişyle konuştum onun ilçesinden. eski kocası ve kızı sordum. tanıyor. eski kocası için biraz kırıktır dedi adam. (kızın beyanını doğruluyor). erkeğin babası ve bu kızın babası da biraz kırıktır dedi. kız bana babasının hastalığından bahsetti ama öyle kırıktır demedi ayrıldıktan sonra biraz sıkıntılar yaşadı değişik ilaçlar kullandı dedi sadece zaten 2 kere görüştük bu 3 günde. sorduğum adam kız ve annesi için ise iyilerdir, sorun oğlandaymış diye duyduk dedi. zaten adam resmi boşanmadan 3 ay sonra evlenmiş 1 çocuğu varmış.kız ekonomik zorluk yaşıyormuş ailesi o yüzden şu an çalışıyor. bunu kendisi söylemedi. bu tanıdığım söyledi. kızsa normalde bir kadının erkelerle aynı ortamda çalışmamsı gerektiğini söylüyor. ben gene de bu aileyi bikaç kişiye daha soracağım.

    2.aday (21,5 yaş-evlenmemiş): bu kız aklımı kurcalıyor arkadaşlar. bu kız ünivde yaptığı hatayı kabul etti.bu kız, kendi memlketimde ve babası esnaf. annesi babası benim ailemi tanıyor.kızın bana söylediği şu: zamanında (2 sene önce) annesi babası bu kızı o kişiden ayırmış. bana varmasını istemişler kendi aralarında konuşmuşlar. ama ben dedğim sebepten tabiri caizse haklı olarak istemedim. bundan 1 ay kadar önceki birlikteliğini ise ailemin rızasıyla biriyle görüşüyordum. anlaşamadık o da olmadı dedi. şu an bana karşı çok istekli. bugun gene bi msj yazdı babasını yanında annesi ve kendisi yardım ediyo okuldan kalan vaktinde. bugün gene görmeye geldiler beni diyor(dünürcülüğe dükkana bakmaya gelmişler). ben daha hazır değilm diyorum. o ilk kızı bilmiyor benden bekliyor. vicdanen inanılmaz rahatsızım.

    1. aday: haftasonu işlerim çok yoğundu. onunla konuşamadım. fakat aklımda devam etmeme kararı aldım gibi. kendisine nasıl söyleyeceğim bilmiyorum korkuyorum belki. çünkü kötü bir kız değil. hatta düğünü beraber ortak bütçeyle yaparız demişti. bu ailecek kararımız demişti.(demkki ailecek benden önce böyle konuşmuşlar)Abdullah abinin söylediği şey. çünkü bu kızın ailesi beni tanımıyor. ve tanıyana kadar tereddütlü yaklaşacaklardır. fakat diğer 2 aile öyle değil. 3 gündür kendisine çok ilgisiz davrandım. bişeyler bekliyor olabilir benden.

    ben vicdenen o kadar rahatsızım ki şu an bu adayların hiçbirisi yokken belki bu kadar değildim.bazen biri msj yazıyor arkasından öteki. 28 yılda hiç bir zaman böyle yapmadım olmadım. dedğim gibi 3.aday 2.ciden 3-4 gün sonra çıktı.
    ** çok uzun oldu. daha da uzatmayacağım. hakkınızı helal edin dostlar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Adem kardeşim’e…

      “bir kız 1 saat görüşmenin sonunda bu kadar ısınabilir mi” demişsin

      Aslında kendi sorduğun sorunun cevabını da bu sorunun hemen öncesinde;

      Kalpler Allah’ın elindedir ve o sizin kalplerinizi birbirine ısındırdığına göre bu iş olacak ve ikiniz içinde hayırlı olacak inşaallah.

      “arkadaşlar ben ısındım.” seklinde net olarak cevaplamışsın. Madem bizlere “abi, abla” dedin güvendin ve fikrimizi sordun biz de sana net olarak fikrimizi söyledik.

      Bizlere güvenmeye devam et, sözümüze itibar et ve macera arama. En kısa zamanda 3. olan dul hanım ile yuvanı kur ve huzurlu bir şekilde yasamana bak.

      Diğer adaylara da uygun bir uslupla, gönüllerini kırmadan olmadığını söyle “Allah size hayırlı kısmetler nasip etsin” de Adem kardeşim.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Sayın “Abdullah Bir” Abi. Efendimizin (s.a.v) tavsiyesi dul kadın almak değil bilakis bakire kadın almaktır. Hatta böyle yapan (dul alan) birine Efendimiz şöyle demiştir:

        Evlendiğim zaman Resulullah (sav) bana:
        “Nasıl biriyle evlendin (dulla mı bakire ile mi?)” diye sordular.
        “Bir dul aldım!” dedim.
        “Niye bakire değil? O senin sen de onunla mülatefe ederdiniz!” buyurdular.[Buhari, Nikah 10; Müslim, Rada 54, (715); Ebu Davud, Nikah 3, (2048); Tirmizi, Nikah 4, 13 (1086, 1100); Nesai, Nikah 6, 10 (6, 61-65)]

        Bir hatırlatmada bulunayım dedim :)

        Vesselam…

        • Yahya diyor ki:

          Sn. Azmo,

          Bu hadisi şerifi daha önce de duymuştum. Sizin bu hatırlatmanıza istinaden internetten biraz araştırdım. Bu hadisi şerifin devamı ve açıklamaları da mevcut.
          Öncelikle bu hadisi şerif bir emir niteliğinde olmayıp tavsiye niteliğindedir.
          Ayrıca zürriyetin devamı için kızlar ile evlenme tavsiye edilmiş.
          Diğer bir sebep, kızların o dönemde rağbet görmemesi imiş.
          Ve dul bayanların elinden iş geliyor olması imiş.

          Nitekim bu sahabe efendimiz de babası vefat ediyor ve bakılmaya muhtaç bir çok çocuk geride kalıyor. Bu çocuklara bakacak, ilgilenecek tecrübeli birisi olarak bu sahabe dul bir bayan ile evleniyor. Peygamber efendimiz de bu sahabenin bu açıklamasına istinaden kendisini takdir ediyor ve iyi yapmışsın diye buyuruyor.

          ….

          • adem diyor ki:

            değerli dünya ve ahiret arkadaşlarım. fikirleriniz ilham kaynağım varlığınız ise sünnetullah olan istişare kanalım. teşekkür ediyorum hepinize. çok yorum yazılmış. biraz karışıkta olsa kendi fikirlerimi yazacağım. dul kadınlarında nişan bohça vs istemesi bence azgınlık ve şımarıklık belki de kibir alameti olma ihtyimali var. bakire kızla evlenmesinin tavsiye edilmesinde hem yahya beyin hem de feyza hanımın yazdıkları doğru şeyler. lakin günümüzde bazı şeyleri kaldırabiliyorsan boşanmış biriyle evlenmek daha az külfetli bence. ve senin kıymetini daha iyi anlıyor. açıkça söyleyeyim. ben boşanmadan önce boşanmış bir kadın almak istemezdim. şimdi aynı şartlarda güzellikte dindarlıkta vs vs iki kadın biri boşan ış biri bakire olsa ben boşanmışı tercih ederim. kesinlikle seni daha iyi anlar çünkü. ama boşanma koşullarına bakarım kesinlikle. eski eşinden şeran hakkı olmayanlrı talep ettiyse bırakırım. şu an görüştüğüm kız. evden sadece şahsi kıyafetlerini almış. altın nafaka hiçbirşey almadım diyor. tek celsede boşanmışlar.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Adem” beyin boşanmış olduğunu bilmiyordum bekar zannettiğim için bakire biriyle evlenmesinin daha iyi olacağını düşündüm ve o yüzden yukarıda ilgili hadisi şerife de yer verdim. Ama diğer yorumlarına bakarak boşanmış olduğunu gördüm dolayısıyla boşanmış olduğundan bakire biriyle illa evlenmek zorunda değil. “Abdullah Bir” abimizin dediği gibi dul biriyle evlenmesi daha mantıklı olabilir.

          Vesselam…

        • Feyza diyor ki:

          Bakire kizla evlenmenin tavsiye edilmesinin bir sebebi de, dul bir kadinin eski esini ve onunla olan eski hayatina ozlem duyup yeni esine eziyet edebilecegi ihtimali. Aslinda bana kalirsa da tavsiye acisindan en gecerli sebep bu gibi duruyor. Eziyet etmese de kadin, ufak bir huzursuzluk oldugunda kiskanc bir erkek, haniminin aklindan boyle birsey gectigi ihtimali uzerine dusup kendi icinde bunu sorun edebilir. Zaten vesvese en buyuk hastaligimiz. Vesveseye en iyi malzemelerden biri de bu olabilir. Cunku kadinlar gecmisi daha fazla hatirliyor, erkekler biraz daha simdi ve buradaya odakli yasiyorlar sanki. Bunu bilen erkek icin iyi bir vesvese sebebi.
          Bir de Adem bey uzerinden konussam da genele ithafen soyluyorum bunu, kisa sureki evli kalmis ve cocugu olmayan bir erkegin bekar bir kizla evlendiginde sorun olacagini zannetmiyorum. Adem beyin durumu da bu sekilde kisa sureli bir evlilkk yapmis ve cocugu yok. Eger karsi tarafi neden bosandigi konusunda haklilik payinin yuksek olduguna ikna edebilirse cok sorun yasamadan bekar bir kizla da evlilik yapabilecegine inaniyorum bu gibi erkeklerin.
          Yalniz su var, bununla ilgili bir baska hadiste de bekar kizlarin aza daha kolay razi olacagindan bahsediliyor. (Buna mahrem ihtiyaclar da dahil) Mahrem hayat konusunda hala gecerliligini korusa da maddiyat konusunda kizlar gunumuzde biraz daha kulfetli oluyorlar benim gozlemledigim. Yani bekar bir kizin gelenek/gorenek, dugun, ceyiz, kina, nisan, bohca, merasim, yeni esya vs derken masrafi daha fazla olmuyor mu herseyi ilk kez yasayacagina istinaden? Dul bir kadinin talebi daha az oluyor diye dusunuyorum gunumuz sartlarinda. O acidan bakildiginda da iki turlu de avantajlari ve dezavantajlari olan bir tercih. Ikisinin de arti ve eksileri var sanirim.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Bu bilgileri siz nereden edindiniz?
            Dul bir kadının özlem ve vesvesesini ???
            Ayrıca, bekar kızların daha kolay razı olacağından ???

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Yahya Bey Kardeşime..

            Feyza Hanım Kardeşimiz bu konularda ki tahminlerinde-öngörülerinde haklı.

            Çünkü, Bu kardeşimizin TEMİZ bir yüreği ve olaylara, insanlara GÜZEL bakan GÖZLERİ var. Temiz düşünen TEMİZ GÖRÜR düsturu gereği de “analiz ve gözlem yeteneği” son derece gelişmiş bir kardeşimiz.

            Allah’ım bu kardeşimizin ve bizlerinde geleceğini “temiz ve güzel” eylesin. (Amin)

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey,
            Aslinda daha once soylemistim, bazi seyleri bilmek icin alim olmak gerekmez. Hayatimizin her alaninda boyle degil mi, insan kiyasa yatkindir ve kadinlar gecmisi erkeklere nazaran daha cok hatirlar. Bunu nereden biliyorsunuz derseniz, musade edin bunu kendimden biliyorum, ben de bir kadinim. :)
            Gecmisi kadinlarin daha iyo hatirladigini bu sitede de okudum ve gercekten dogru. Dusundugunjz zaman kiyasa yatkin insanoglu ve gecmisi kolay unutmayan kadin fitratini ozdeslestirdiginiz zaman ortaya su cikiyor. Eger bir kadin, eski kocasindan memnunken kocasini kaybetmis ve yeni bir evlilik yapmissa, yeni esinde bulamadiklarini eski esine kiyas ederek ozlemini cekebilir. (Burada vesveseden kastim ise kadinin degil yeni kocasinin ufak bir tartisma esnasinda hanimina duyacagi vesveseydi, eski esini ozledigine dair duyacagi suphe, tereddut hali).
            Bazen okudugumuz kucuk bir kissa ya da menkibe veya malumattan yola cikarak da uzerinde tefekkur ettigimiz zaman ufkumuzun genislemesine yardimci oluyor. Orn.bu konuya misal olarak da bir malumat okumustum ve oradan bu zanna ulastim.
            Menbe’ul adab isimle eserde geciyordu, tamamini yazamayacagim ama internette de mutlaka vardir. Israilogullarindan bir adamin sordugu ‘bakire mi daha hayirlidir yoksa dul ile mi evlilik’ sorusuna bir cevap;
            ‘Kadinlar uc turludur. Biri lehine, digeri aleyhine digeri ise hem lehine hem aleyhinedir.
            Lehine olan bakire kiz ki onun gonlu sana baglidir, gozu ilk sende acilir ve ulfeti yalniz sanadir. Dul ve cocuklu kadin ise senin aleyhinedir. Senin malini yer ve eski kocasina aglar. (Ozler ve cocuklari da babalarinin adini andikca yeni es mutsuz olur manasinda).
            Dul ve cocuksuz kadin ise, sen eski esinden iyi olursan senin lehinedir, eski esi senden iyi olursa senin aleyhinedir.’
            Bu malumati okudugum zaman aklimda yer etmis ve mantikli bulmustum. Bunu okutan bir erkek ise boyle bir evlilik yaptigi zaman onun da aklina gelir ve vesveseye dusebilir haniminin eski esine dair duyabilecegi ozlem.
            Kanaatkar olma vasfinda ise o hadisi serifi iki sekilde acikliyorlar. Bakire kizin daha kanaatkar olmasini sanirim Siratul Islam adli eserde okumustum. O hadisin serhinde cima anlaminda da bakire kizin daha hayali olmasi sebeniyle daha kanaatkar olacagi manasina da yoruluyor. Sair kanaatkarlik manasina da yorulabilir. Yani bu farkli bir penceresi mutlak manasi degil. Dusundugumuz zaman ise yine, nefs cihetinden olaya bakaesak, insan nefsi bazi seylere alistikca ve beslendikce istahlanan buyuyen bir mahiyete sahip. Dul bir kadin onceki esiyle bu manada yogun bir citaya ulasmissa bor sonraki evliliginde bu istiyaki arzu edebilir. Daha acik yazamiyorum ama uzerinde dusunurseniz mutlaka anlayacaksinizdir.
            Yani ezbere okumak degil de okuduklarimiz uzerinde dusunur ve empati kurarsak zaten ongorulerimiz daha keskin oluyor. Umarim anlatabilmisimdir. Tabi bunlar mutlak dogrular degil, bazi varsayimlar uzerinden yapilan tavsiyeler.

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah abi size cok tesekkur ediyorum. Iyi ki varsiniz ve iyi ki benim abimsiniz. Allah razi olsun.

          • Feyza diyor ki:

            “Evlenmek için bakire kızları tercih ediniz. Çünkü onlar daha tatlı dilli, kocayı daha fazla tatmin edici ve daha aza kanaat edicidir.” (İbn Mace, Nikah, 7) [Kanaat ile ilgili onceki yorumda zikrettigim hadisi serifin asli buydu.]

          • Yahya diyor ki:

            @ Abdullah abi,

            Yazdıklarınızdan hiç şüphem yok.
            Ancak Feyza hnm’ın yazdıklarının tam aksini savunan bilgilere sahibim bu yüzden sordum. (Doktor v.b. bu konuda bilgi sahibi insanlardan)

            @ Feyza hnm,

            Zahmet edip uzun uzun yazmışsınız teşekkür ederim. Yazının son cümlesi her şeyi özetliyor. Bu çok önemli…

            Dinimizce de bir mahsur yok. Lütfen yazdığım yorumlardan aksini savunuyormuşum gibi bir algı oluşmasın.

            Bir benzetme yapmak gerekirse, (kusur aramayın lütfen :) )
            Sıfır km araba ile 2. el araba almak gibi tercih silsilesi esasında.
            Sıfır km arabanında eksileri vardır, 2. el arabanında artıları vardır.
            Herkes şartlarına, fırsatlarına ve zevklerine göre değerlendirme yapar ve kararını verir.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey dun yazdigimda da her ikisinin avantajlari ve dezavantajlari olabilecegini belirtmistim gozunuzden kacmis olmali. :)
            Ayrica bu bir emir degil tavsiye hatta Efendimiz asv.in da tek bakire esi hz.Aise idi. Ayni zamanda Sunnet de diyebiliriz yani dul hanimla evlenmek sakincali olsa bundan dinimiz men ederdi.
            Ben evlilik hayatini yasamadim teferruatini bilemiyorum. Sadece dini acidan okuduklarima istinaden ele alabiliyorum dusunuce mantikli da geliyor. Fakat insan fitrati da turlu turlu. Hani bekar ile hangi dul insani kiyas ettiginiz de onemli. Bu yazdiklarimiz kimi icin gecerlidir kimi icin ise degildir. Yalnizca varsayimlar ve farkli bakis acilari.
            Bugunki kotami doldurdum , cok yazdim, yoruldum :) Cumleten Allah’a emanet olunuz. :)

          • Yahya diyor ki:

            Ohhh çok şükür … bugün kurtardık.
            Bir ara mesajlara karakter sınırlaması getirecektik noldu? :) :) :)

            Münazara iyidir… yeter ki münakaşa etmeyelim!

          • Gelincik diyor ki:

            Valla Feyzacım dullar da artık istiyo düğün nişan bohça vs. 😊😊😊

          • Yahya diyor ki:

            Gelincik hnm,

            İnsan olsun, iyi ahlaklı olsun, edepli olsun… olsunda ne isterse istesin.

            Ben burdayım!

          • Feyza diyor ki:

            Gelincik hnm.bunu olumsuz bir durum olarak yazmadim. Yani kanaat bahsini isledigimiz zaman bir genc kizin beklentisinim gunumuzde daha fazla oldugunu belirtmeye calistim ama artan bosanma oranini hesaba katmadim :) Tabi bosanmalar arttikca artik ikinci evliliklerin de sayisi haliyle arttigi ve normallestigi icin, beklentiler de demek ki pek farketmiyor. Hayirlisi diyelim. Durumu iyi olduktan sonra bir erkegin basa cikabilir, durumu iyi olmayan erkeklere Allah yardim etsin ve kanaatkar insanlarla karsilastirsin. Bazen bu protokoller bunaltici boyutlara ulasiyor ve disardan bakinca sessizce imdat deyip, yildirim nikahiyla evlenip kurtulasim geliyor :)
            Yahya bey, gunluk kotami doldurmustum da bu defa avans cektim :) Harf sinirlamasini biz kendi kendimize getirecegiz,editorler bu konuda uyari yapmadilar henuz, yani yazabiliriz :) Olmazsa okumaktan yorulanlar icin dipnot olarak konunun yazinin direk anafikrini de ekleyelim :)

          • Gelincik diyor ki:

            Allah gönlünüze göre versin Yahya Bey

    • ... diyor ki:

      Adem bey,

      Size tavsiyem kalbinizin karışmaması ve zihninizin bulanmaması için adaylarla aynı anda görüşmeyin ve uygun olmayan kişiye direkt düşüncenizi söyleyin sürüncemede bırakmayın. Uygun gördüğünüz tek kişiyi tanımaya araştırmaya çalışın.

    • Gelincik diyor ki:

      Vuhuuuuu Adem Abi harikasın valla ne diyim Rabbim kare kare vermiş sende durumdan rahatsız oluyosun daha ne 😊😊😊 Benim fikrim 3. adayı biraz daha araştırman

    • Süleyman diyor ki:

      Adem Bey.

      Öncelikle şunu belirtmeliyim ki 3 kişi ile aynı anda iletişimde olmanız hoş değil. Yani bir hanım tarafından düşünüldüğünde hoş durmuyor. Hem onunla konuşuyorsunuz hemde başkaları ile iletişimdesiniz.

      2. Olarak Ailenizin haberi olmadan sakın veya sakın iş yapmayın. Hep haberdar edin. Bu işlerin 3. Şahışlar tarafından denetimle yürümesi en iyisi.

      Gerisi için şunları söyleyebilir. 3. Hanım güzel gözüküyor gibi. Hanıma ısınmışsınız. Bu iyi bir şey. Babası Hakkı’nda ki durumu sordunuz mu bilmiyorum ana 1 saatlik konuşmada hanım eğer heyecanlı ise hepsini anlatması zor. Ondan söylememesi abes kaçmadı. Hanımlar genellikle huy olarak anneye çeker. Yalnız babası konusunda da dikkatli olun. Sonuçta bu bir ömürlük yolculuk.

      Bu konuda özellikle hanımın dindarlığına bakın. Dindarlık derken namaz, oruç vb. Değil sadece. Kendini sakınıyor mu? Oturuşu, kalkışı, konuşması vs. Sabır ve tahammülle ilgili de birkaç örnek sorabilirsiniz. Yani sabretmezniz gereken bir olayı anlatır mısınız gibi? Bence iyi olur.

      Özellikle geçen sefer sıkıntı çektiğiniz için söylüyorum. Bakın. Hanım sakin biri mi? Evini sever mi? Güler yüzlü mü? Mütebessim mi yanı? Onları inceleyin.

      2. Hanım. Babası esnaf olan üniversitede o hataya düşen hanım için şu kadarını söyleyeyim ki bence iyi durmuyor. Tabi tabiatı çok önemli. Böyle bir hatayı bugün ki ortamda kişiler anlık gaflete düşüp yapabilir. Hanım sakin biri mi. Yoksa heyecanlı mı ona bakın. Giyinmiş tarzı Nasıl?

      1. Aday Hakkı’nda ise malumatımız az. Ailesini tanımıyor olmanız öbürlerine göre eksi. Siz hoşlandı iseniz ve dini anlamda iyi, huy olarak güzel biri ise tabi olabilir. Benim tavsiyem bilen bir kişi ile iştişare etmeniz.

      Yani kısacası. İştişarelerinizi yapın. Geçen sefer sıkıntı çektiğiniz şeylere bakın. Hanımın sakın ve güzel huylu olması, dini anlamda iyi biri olmasına önem verin. Tahammül ve sabır sahibi mi onu çok iyi değerlendirin.

      Bu arada tekrar belirtiyim. Çok oyalamayın. Özellikle 3 hanımdan birisine çabuk karar verin. Yoksa sonraki süreçlerde çok sıkıntılar çıkar. Allah kolaylık versin. Hayırlı bir eş nasip eylesin

    • Feyza diyor ki:

      Adem bey konunuz hakkinda yorum yaptim da ben farkli birsey soyleyecegim. Eger yorum yazdiktan sonra cep telefonunuzu yan cevirirseniz, gonder butonu cikiyor. Aksi halde gonder kismi cikmiyor. Bilgilendirmek istedim, cunku ben de telefondan yaziyorum. Hakkinizda hayirlisini dilerim.

    • hezarfen diyor ki:

      yazınızı okuyunca ağzım açık kaldı..
      aynı anda nasıl 3 kişiyle değerlendirme aşamasına geçiyorsunuz?
      ve daha 3 ü de sıfır ..
      3 ündede ilişkinin başındasınız?
      nasıl aynı anda bunlara okey verme cüretini gösterebiliyorsunuz???
      o kızlar sizden ilgi bekleyecek,,
      ümit bekleyecek,,
      akşam acaba doğru insan mı diye düşünüp düşünüp duracaklar?
      birini değerlendirip bitirip, en azından bitirmeye yakın olup,
      diğerini, ve diğerini almanız hakkaniyet ölçüsüdür..

      bu benim başıma da geldi bayan olarak ve
      teklif getiren insanlara, şu an değerlendirdiğim bir insan var..
      neticelenmesini bekliyorum derdim ben her zaman..

      aynayı çevirelim
      bir kızın aynı anda değerlendirdiği 3 erkekten biri olmak ister misiniz?

      tavsiyem arasında bir tanesini tez elden seçim yapıp,,
      onunla değerlendirme aşamasına devam etmeniz,,
      diğer iki kişinin hakkına girmemenizdir…

      • Adem diyor ki:

        Merak etmeyin hezarfen yada gercek adiniz merve heralde hanimefendi. 3 unu birden idare ettigim falan yok. Aptal miym oyle bisey olsa burayw yazahim boyle laflari isitecegimi bile bile. Hem durumdan rahateiz olmasam keyfimd bakardım. Buraya yazdigima ve arkadaslarin fikrini alrigima gore demek ki durumdan bende ciddi rahatsız oldum. Hem o mesajlardan 3-4 gun sonra tercihimi birind n yana kullanip digerleriyle iletisimimi kestim merak etmeyin. Bana yapilsa bende rahqtsiz olurum elbet ama buraya simariklk yada keyjf icin yazmadım.

        • zehra diyor ki:

          adem bey benim tavsiyem bu uc kizdan biri ile evlenirseniz sakin ola bir anlik gaflete dusup de (aman aman) ben boyle boyle bu kadar kisiyle gorustum demeyin, esiniz 80 sene gecse de size hatirlatir :)))

        • Yahya diyor ki:

          Adem bey,

          Gerçek isimleri paylaşmayalım lütfen…
          (kendisi başka yerde yazmış dahi olsa)

          Sakıncaları olduğu için, bazı arkadaşlarımız mahlas/rumuz kullanıyor.
          ——————————
          Bu arada son durumunuz nedir? Yazdıysanız da gözümden kaçmış olabilir.

          Selam ve dua ile…

          • adem diyor ki:

            yahya bey.bey ciddi bir insanım. ve bu sitede olan kişilerin hep ciddi insanlardan oluştuğuna da can-ı gönülden inanıyorum. çünkü burası bizim tarlamız. dünyaperest şahıslar bu tarladan istifade etmek istemezler. burası bence kamil insanların ruhani zevkelerini tatmin edebilecekleri bir zemin. dünyapersetler burada eğlenemezler. çünkü onlar bu zevki bilmezler. kendim hakkında yazdığım ve bana yol göstermesi için yazdığım gayet makul bir soruya kimileri abartılı tepki vermiş. halbuki ben anneme ablama abime ve 2-3 sözüne itibar ettiğim yakınlarımdan sonra buraya sizlerinde sözüne itibar ettiğim için danışıp HANGİSİ diye sormuştum. Allah razı olsun değerli fikirler verenler olduğu. fakat bazıları da benim burada güya artislik yaptığımı düşünüyor hala. bu beni kızdırmıyor değil. son durumum şöyle. ben 24 yaşında boşanmış olan adayla görüşüyorum. diğer ikisiyle de son mesajı attığım o günlerde uygun dille ayrıldım. sadece 3-5 gün karar verme sürecim oldu. yani 3ünü bir idare etmedim. öyle bir cüret göstermedim(hezarfen!! sende beni yargısız infaz yapma cüretini gösterecek cesareti nerden buluyorsunn??). ayrıca ben bilmiyor muyum burada evlenmek isteyen o kadar kardeşim var. onların gıpta damarlarını tahrik etmek bana ne kazandırır? belki nefislerine gizliden haset düşürme ihtimalim yok mu? bütün bunları göze alıp buraya halimi arzetmem acizliğimden geliyor. kimse bana laf soksun diye yazmadım bu adaydan 1 ini tercih edeceğim hangisi doğru olur diye kanaatlerini almak için yazmıştım.. burada ali ruh taşıyan arkadaşlarımız cevaplarını verdi. ve ben de onları dinledim.

            **kimseyle polemik yapmak ve yaşamak istemiyorum. yıllardır bu sitedeyim. kimseyle böyle bir şey yaşamadım. yaşamak istemiyorum.

        • Yahya diyor ki:

          Adem bey,

          Müsterih olunuz, sizin bu paylaşımınızı biliyorum. Satır aralarını da okuyabilen bir insanım.

          Hakınızda hayırlısı olsun inş.

  17. adem diyor ki:

    arkadaşlar hepinize hayırlı cumalar diliyorum. aranızda sık yorum yazanlar beni biliyorlar. yeni boşandığımı da. şimdi özellikle abdullah bir agabey ve diğer büyüklerimin ve kardeşlerimin fikirlerini ve yorumlarını almak istiyorum.şimdi yeniden etüt çalışmalarına başladık. fakat şöyle bir durum oluştu. bir aday değil üç aday.
    1.aday: benimle yaşıt daha evvel evlenmemiş bir öğretmen kız. birbirimizi yeni tanıyorduk ki daha ailem dahil başka kimse bilmediğinden diğer adaylar çıktı. bu kız aklı başında fikirleri falan olgun fakat boşanmış olduğumu henüz bilmiyor. fakat öğrenince bırakacağını düşünmüyorm.ben bunu hissettim. fakat ailesi baştan olumsuz düşünebilir çünkü beni bilmiyorlar.
    2. aday: benden 6 yaş küçük gene evlenmemiş bir kız. aslında ilk evlliğimden önce direkt olmasa da bir temasımız olmuştu. fakat biraz değişik meseleler var. işte bu kız benden önce bir sevgilisi vardı ayrıldı. ailem bu kızı düşünürken ben başka biriyle el ele gördüğm için vazgeçtm sonra. sonra annem bendn habersiz gitmiş demiş. kızın babası annesi kendisi olur demişler fakat ben o halini aklımdan çıkarmadığım için anneme geri adım attrımştm. (eğer görmeseydim belki de bugün…) benm boşandığım günlerde de bir sevgilisi vardı. ondan da ayrılmış ben tanımıyorm sadece olduğunu biliyorum. şimdi beni tekrar buldu. boşandığımı öğrenmiş. o zaman benden neden vazgeçtin diyor. zannedersm benle niyeti var. kız güzel ama yaşından mıdır bilemiyorum ben biraz temkinli yaklaşıyorum bu kıza. u sevgili ayakları çok oldu gibime geliyor. annesi babası kendi yağlarında kavrulan insanlar. kendisi özel öğretmnlik yapıyor. belki de bundan sonra yapmayacak bilemiyorum. daha bir haftadır bana yakınlık kurmaya çalışıyor. (tam da şimdi cuma mesajı attı.)
    3. aday: bu aday da yeni oldu. benden 3 yaş küçük ben gibi boşanmış bir kız. 3 ay evli kalmış. kendisiyle daha görüşmedim. annem buldu bu kızı. telefonla bir kere yazıştık sadece. her iki tarafın ailesinin haberi var. kız, ilk evliliğinde ailesinin rızası pek olmamış öyle evlenmiş. ailesine mahcup olmuş. bu sefer ailemin rızası olmadan evlenmeyecegim diyormuş. şimdi acının insana kattığı değer varya. bu kız diğer ikisinden dah tecrübeli bana göre.

    NOT: ailem ilk yazdığım kişiyi bilmiyor ben açmıyorum. ikinci kızda 3.kız gündeme gelmeden 2 gün önce ortaya çıktı yoksa yaptıklarıma ve yazdıklarıma kızmayın arkadaşlar. öyle seviyesiz bir insan değilim. sizce nasıl bir yol izlmeliyim. birkaç kişinin fikrini sordum kız al diyorlar sebebini ben anlıyorum ama gerçekten öyle midir. hanım arkadaşlarda yorum yapabilirlerse memnun olurum.

    sizce yoluma hangisiyle devam etmeliyim. beni buradaki yorumlarımdan tanıyan arkadaşların fikirlerine ihtiyacım var.

    • Yahya diyor ki:

      Adem Bey,
      Hasedimden dolayı cevap yazmak dahi istemiyorum :)

      Öncelikle Rabbim hakkınızda hayırlısını nasip etsin.
      1. Hiç bir adayın dini özelliklerinden bahsetmemişsiniz.
      Anlattıklarınızdan kafamda farklı fikirler oluştu. Ancak siz daha iyibilirsiniz veya sorabilirsiniz. Ancak ilk kriteriniz bu olsun.
      2. Huylarına bakın, inatcılar mı? Empati kurabiliyorlar mı? Biraz zorlayınca/kızınca size nasıl tepki veriyorlar? Agresifleşiyorlar mı? Yoksa sakinliklerini muhafaza ediyorlar mı? Zorlama/kızma gerçek anlamda olacak diye düşünmeyin, sorabilirsiniz, böyle bir durum olsa sana kızsam ne dersin/yaparsın gibi…
      3. Utanma durumuna bakın… daha işte sizin olmazsa olmaz dediğiniz kriterler (çalışma, çocuk vs.) varsa onları konuşun/sorun.

      Ben size X adayı kesinlikle olmaz unuttun, Y adayının üzerinde durun demek istemem. Yönlendirmek, aklınızı karıştırmak istemem. Tercihinizi siz yapın lütfen.
      Başınızdan evlilik geçtiği için siz de çok iyi bilirsiniz bir “hanım”dan ne beklenir.
      Unutmayın, o sizin hayat ve ahiret arkadaşınız olacak belki…

      Son sorunuzla ilgili olarak, bu nefsi bir duygudur. Bunun kararını sizin vermeniz lazım. Bazı durumlarda boşanmış bayanla evlenmenin beraberinde getirdiği bazı sıkıntılar vardır, ör. eski kocasının rahatsız etmesi veya çocukları varsa onunla ilgili bazı sıkıntılar vs. tabii bu kişinin durumunu iyi bilmek lazım. Teferruatına girmek istemiyorum ancak sizinde yazdığınız gibi el ele kol kola gezinen, parklarda bahçelerde kucak kucağa dudak dudağa o kadar tesettürlü genç bekar bayan var ki… …

      Hayırlı cumalar

      • meryem diyor ki:

        Adem bey
        2 adayı unutun.Çünkü bu aday ilgiye alışmıştır ve sizin bazen ilgisiz kaldığınız zamanlarda farklı arayışlara yönelebilir ama farazi konuşuyorum. Kimileri de sadık olur onu bilemem.
        İlk adaya boşanmış olduğunuzu söyleyin, eğer kabul ederse ailesi ile de konuşmasını ve durumu nasıl karşılayacaklarını tartmasını ayrıca sonuç konusunda da size bilgi vermesini isteyin. Ciddi olduğunuzu da söyleyin.
        3.adaya gelince boşanma sebebi sadece size anlattıkları mı ? Başka sebep nedir ? Eğer haklı sebeplerle boşanmış ise ve gerçekten de sizi hayal kırıklığına uğratmayacak-sa olabilir. Hem ailevi olarak ta sıkıntı çekmezsiniz, kabul edilip edilmeme durumu da olmaz.

        Karar sizin , Allah hakkınızda hayırlısını versin. :)

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Adem Kardeşim’e…

      Bugüne kavuşmayı nasip eden Allah’a hamd olsun. Bu mubarek cuma günü Sizin, bizim ve Ümmeti Muhammed için Hayırlara vesile olsun inşaallah. (amin)

      Fikrimize ve Sözümüze itibar etmiş, bize sorumluluk yüklemişsin eyvallah kardeşim. Madem hayırlı işlerde istişare etmek, fikir beyan etmek sünnettir bizde sünnetin gereğini yerine getirelim Adem kardeşim.

      Bismillahirrahmanirrahim

      Fikrimizi beyan etmeden önce senin beyan ettiğin (ama bazılarının senin için ne kadar önemli olduğunu kendinin bile gözden kaçırdığını düşündüğüm) elde ki bilgi ve verileri BÜYÜK HARFLER ile yazarak TEKRAR SANA GÖSTERELİM ve bir yere not edelim. Çünkü bunlar ÖNEMLİ…

      1. ADAY

      “benimle YASIT daha evvel EVLENMEMİŞ bir ÖĞRETMEN”

      Kız ile nerede, nasıl tanıştın, evlenme amaçlı kendisi ile görüştüğünü ona söyledin mi?
      Kız kaç yaşında, nereli, nerede büyümüş, aranızda kültür farkı var mı?
      Neden bu zamana kadar evlenmemiş?
      Evlendikten sonra çalışmayı düşünüyor mu?
      Evlendikten sonra senin kızın çalışmasına rızan var mı ve çalışan bir kadın ile sen mutlu olabilir misin?

      “bu kız AKLI BAŞINDA fikirleri falan olgun fakat BOŞANMIŞ olduğumu henüz BİLMİYOR.öğrenince BIRAKACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM, ailesi baştan OLUMSUZ düşünebilir ”

      “Aklı başında, fikirleri olgun” ifadesinden neyi kastediyorsun?
      Boşanmış olduğunu neden kendisine söylemedin?
      Boşanmış olmanın problem olmayacağına olan hissiyatının kaynağı ne?
      Senin durumunu öğrenince kızın ailesinin olumsuz görüş bildirmesi ve bu bakış açılarını kızlarına dayatmaları senin için tahmin ettiğinden daha FAZLA ve daha BÜYÜK bir sorun olabilir. Bunu hesaba kattın mı, bu zorluğa gögüs gerebilecek misin?

      2.ADAY

      “benden 6 yaş KÜÇÜK gene evlenmemiş bir kız. aslında ilk evlliğimden önce direkt olmasa da bir TEMASIMIZ olmuştu.bu kız benden önce bir SEVGİLİSİ vardı ayrıldı. ailem bu kızı düşünürken ben BAŞKA BİRİYLE el ele gördüğm için VAZ GEÇTİM, ben o halini AKLIMDAN ÇIKARAMADIM. boşandığım günlerde de bir SEVGİLİSİ VARDI. ondan da ayrılmış, boşandığımı ÖĞRENMİŞ, şimdi beni TEKRAR BULDU,bir haftadır bana YAKINLIK KURMAYA ÇALIŞIYOR, benle niyeti var, kız GÜZEL ama yaşından mıdır bilemiyorum ben biraz TEMKİNLİ yaklaşıyorum bu kıza, SEVGİLİ ayakları çok oldu ”

      Bu kız senden önce 3 YANLIŞ İNSAN (yanlış diyorum çünkü bu erkeklerden birisi doğru olsa kız o erkek ile devam ederdi) ile bir şeyler YAŞAMIŞ. Kaldı ki bu 3 erkek senin bildiklerin, ya senin bilmediğin başkaları da varsa?
      O zaman tepkin ne olur, kızın senden önce başak erkekler ile yaşanmışlıklarını hazmedebilecek misin, kabul edebilecek misin?

      Bence kendi yazdıklarını ve benim büyük harfler ile yukarıya aldığım konuları dikkate al, TEKRAR ve ÇOK BOYUTLU olarak değerlendir kardeşim. Çünkü sen henüz daha 2. hatalı evliliğin sonunda ki boşanma sürecinin zorluklarını ve kötü sonuçlarını kaldıracak kadar güçlü değilsin, henüz daha yaraların tam olarak iyileşmedi ve yeni bir savaşa dayanamazsın.

      Bu kız sana “ne kadar uygun” sorusundan önce kendine “ben bu kızın daha önce yaptıklarını unutabilir miyim, hazmedebilir miyim” sorusunu sor.Çünkü bu soru senin cevabını DOĞRU vermen gereken en önemli ve olmazsa olmaz sorun.

      3. ADAY

      “benden 3 yaş küçük ben gibi BOŞANMIŞ bir kız, ANNEM BULDU bu kızı, her iki tarafın AİLESİNİN HABERİ VAR. kız, ilk evliliğinde ailesinin rızası pek olmamış öyle evlenmiş. ailesine mahcup olmuş. bu sefer AİLEMİN RIZASI OLMADAN EVLENMEYECEĞİM diyormuş, bu kız diğer ikisinden daha TECRÜBELİ ”

      Aslında resim ortada. Senin gönlünde ki aday bu kadın. Ama şimdi sen birden çok aday arasında TERCİH EDİLEN konumunda olmanın sana verdiği KEYFİN şımarıklığın :-) tadını çıkartıyor ve KARARSIZLIĞI’nı yaşıyorsun.

      Tam da İktisat otoritesi sayılan Keynes’in teorisinde örenkleme yaptığı “Barda ki sarışın kadın” pozisyonundasın :-)

      Özetle sevgili Adem kardeşim. Senin yazdıklarından anladığım kadarıyla, yaptığım değerlendirme ve analizlerden sonra sana en uygun ve mutlu olacağın kadın 3 NUMARALI dul bayandır.

      Bu kadın ile sorun yaşama ihtimalin ZAYIF.

      Neden mi?

      Onun hakkında kendi yazdıklarını tekrar oku, neden o kadının senin için DOĞRU KADIN olduğunu anlayacaksın güzel kardeşim.

      Hayırlı karar ve işlerinde Allah YAR ve YARDIMCIN olsun Adem kardeşim.

    • Feyza diyor ki:

      YanibAdem bey siz bizden bu konuda daha tecrubelisiniz ama Yahya beyin yorumuna harfiyyen katilmakla beraber, ben de birseyler yazayim.
      Birincisi, siz eski esinizin calisma talebini reddetmistiniz diye hatirliyorum. Ev hanimi istediginizi yazmistiniz. Bu yuzden birinci kisiyi iyi dusunun, sonra problem yasanmasin.
      Ikinci kizin yasi uygun tamam ama, lutfen haya perdesinin yirtilmamis olmasina dikkat edin. Baskasiyla el ele gordum diyorsunuz, kizi zan altinda birakmak istemem ama o gordugunuz manzara adi uzerinde sadece ‘gordugunuz’kadari. Gerisini bilmiyorsunuz. Ustelik, bir kiza, erkekle yakinlik kurmaya calismasini ben pek uygun gormuyorum. Bu erkegin atmasi gereken bir adim olmali, sahsi kanaatim. Bu da ayni zamanda calisan bir hanim. Tercihinizi daha once belirttiginiz icin bu kismin altini bir daha cizdim.
      Ucuncusu de bosanmis diyorsunuz. Siz de bosandiniz neden olmasin? Ama yine de evlenmemis, gercekten dindar ve teslimiyet sahibi, saygili ve edepli bir kiz olmasini ben olsam tercih ederdim. Yani acele etmez ve tercihimi bekardan yana kullanirdim. Sonucta siz erkeksiniz ve yasinizin cok gecmesi gibi bir durum yok henuz. Madem cevreniz bu kadar elverisli size aday bulmaya, biraz sabrederdim. Genellikle bosanmis kisilerin dustugu bir hata diye okumustum ilk evlilikten sonra dusulen bosluk hissi ile ikinci evlilige acele adim atilmasi ve yeni bir pismanlik daha yasanmasi adina.
      Tabi ki tercih sizin. Hakkinizda hayirlisini dilerim.

    • ... diyor ki:

      Adem bey,

      Seçimlerinizin sonuçlarını kendiniz göreceğinizden 3 adayı tam olarak görüp tanıyamasak ta anlattıklarınızdan hareketle ancak istişare için yardımcı olabiliriz. Abdullah Bir bey’in yazmış olduğu sorular ve analizler çok yerinde bence çok kapsamlı bir şekilde etraflıca düşünün. Yahya bey’in Meryem hanım’ın ve Feyza hanım’ın yazmış olduklarına katılıyorum.

      3 aday yada daha fazla aday olsa da önemli olan iki tarafın beklentilerinin uyuşması.

      1. Adayın ve ailesinin sizin geçmişinizden haberi yok bu durumda olabilir yada olamaz ihtimali % 50.

      2. Adayın geçmişini biliyorsunuz sizin daha önce belirttiğiniz istediğiniz özellikler bu kişide yok. Olabilir ihtimali düşük.

      3. Adayda benzer özellikleriniz var. İkinizinde mutsuz bir evlilik tecrübesinin olması birbirinizin kıymetini bilmenize yardımcı olabilir ailelerinizin durumdan haberdar olması iki tarafında etraflıca araştırma yapması için kolay olur. Çocuğu yoksa ve eski eşiyle irtibatını tamamen bitirmişse sizin olmazsa olmaz özellikleriniz karşı tarafta varsa sizde karşı tarafın beklentilerini karşılıyorsanız olabilir.

      Allah hakkınızda hayırlı olan kim ise ona yöneltsin.

    • meryem diyor ki:

      Adem bey
      Merak ettim karar verdiniz mi 3 aday ile ilgili:) :)

    • Yasemin diyor ki:

      Acaba bu üç adayın da üçer adayı olsa… onlar da bu şekilde bahsetse’ kızdan etkilendim.’ ‘bu kız aklımı kurcalıyor’ NASIL HİSSEDERDİNİZ? Bu adayların anladığım kadarıyla birbirlerinden haberi yok. Bence bahsedin. Bakalım hangisi kalacak elinizde!

      • zehra diyor ki:

        islami olarak bir erkek ayni anda birkac kisiye talip olabilir. bunda bir sakinca yok. bildigim kadariyla sakinca olan bir hanima iki erkegin birden talip olmasi. yani mumin erkek baska bir mumin erkegin evlilik talep ettigi kadina o is sonlanmadan niyetini soylememesi gerekiyor

  18. Ben anneyim diyor ki:

    Benim sıkıntım evlatlarım ALLAH bağışlarsa iki evladımvar erkek olan 40 yaşında bayan olan 37 yaşında her ikiside bekarlar hiç evlenmediler ben 60 yaşındayım baba yok zaten inanın öyle şaşkın haldeyimki anlatamam bu işin tarifide yok zaten.ALLAH canlarını sağ etsin akrabalar,eşler dostlar var ama hiç bu konuda yardımcı olmuyorlar bana maddi olarak varlıklı degiliz çok şükür işlerivar çalışıyorlar bende emekliyim sıkıntım çok şükür neden evlennemiyorlar bu soru beni kahrediyor bakıyorum etrafıma olmaz dediklerim bile düzenlerini kuruyorlar işleri yok aşları yok evlenmişler ALLAH hın takdiridir diyorum .ank başkentte oturuyoruz koca şehirde hiçmi uygun kimseler olmaz şaşdım vallahi sizlerinde dediği gibi insanların gözleri hep yüksede makam,maddiyat arıyorlar bu isdekleri duyunca çocuklarımın boyunları bükülü kalıyorlar nekadar üzücü anlatamam canımı bile vermeye razıyım yeterki yurtları yuvaları olsun hayırlısıyla ALLAH hımdan her her vakit namazlarımda istiyorum bu dileklerimi birgün kabul olaçak inşallah ….

  19. ilknur diyor ki:

    selamun alekum
    yorumların bir kısmını okudumda bu dertden muzdarip ne kadar çok kişi varmış.
    çevremdeki arkadaşlarım olsun, ailem olsun, sürekli ne zaman evlenecen, evlenmeyi düşünmüyormusun diyerek ‘tabiri caizse’ başımın etini yiyorlar.27 yaşındayım çok iyi bir yerdede çalışıorum. 1 haftalık bir yaşantıma baktığımda haftanın 6 günü nerde ise çalışıyorum,pazar malum temizlikti alışverişti derken hafta bitiyor. sevgili ailem ve sayın arkadaşlar ben hangi ara biriyle tanışıpta evlenecem, bence burda size daha çok iş düşüyor, tabiki her şey nasip kısmet, Allah hayırlı insanlarla karşılaştırsın. bütün bekarlara hayırlı eşler nasip etsin

    • Yahya diyor ki:

      A/S İlhnur hnm,

      müsadenizle cvp yazmak isterim.

      Evlenmeyi geçirtirdiğinizde yani yaşınız ilerlediğinde, eş adayında aradığınız kriterler artar; kriterleriniz arttıkça bulabileceğiniz eş adayı sayısı süratle azalır (logaritmiktir).
      Dolayısıyla kriterlerinizi arttırmadan hatta mümkünse düşürerek eş aramanızı* tavsiye ederim. Yani maddi gücü sizden az, yaşı sizden küçük, eğitimi sizden az v.b. gibi – örnek veriyorum siz kendi kriterlerinizi daha iyi bilirsiniz.
      Tabii erkek gözüyle baktığınızda da, yine örnek veriyorum; ekonomik gücü kadından az olan bir erkek, böyle bir kadınla evlenmek istemeyebilir.

      Gelelim diğer bir noktaya, yukarıda yıldızla belirttiğim eş arama mevzusu; tabii siz bir erkek gibi eş arayamazsınız. Siz gelen talipleri değerlendirirsiniz. Tabii bu konuda sizin şahsı bakış açınızı bilemem. Ancak eğer siz evliliği bu kadar çok istiyorsanız, buna öncelik ve değer vererek hayatınızı bu minvalde şekillendirebilirsiniz. Yani diğer bir değişle vakit kalmıyor, fırsatım olmuyor birerer mazerettir.

      En önemli mevzu ise evlenmek isteyen insanların bir araya gelip birbirlerini görecekleri, tanıyacakları bir aracılık müessesenin olmaması. Tasvip etmediğimiz yöntemler tek çaremiz mi? Şahsen ben de aynı durumdayım; facebook ve benzeri program/siteler mi bizim eş bulma mekanımız?

      Sema hanım ve ekibine iş düşüyor ama…

      Rabbim hayırlı, imanlı insanlar ile karşılaşmamızı nasip etsin.

  20. Orhan dogan diyor ki:

    Evlenmek için çok çabaladım ama şans bir türlü kapımı çalmadı asgari ücretle çalışıyorum diye kimse yanasmiyor herkes mal mülk talep ediyor allah aşkına dünyaya gelirken malla mulklemi geliyoruz veya öbür tarafa hangisini goturebiliyoruz imanimizdan başka allahan hayırlısı olsun ben artık allaha bıraktım o taha iyi bilir kulun kalbini benim söyleyeceklerim bunlar kalın salicakla

  21. Rumeysa diyor ki:

    Bende erken evlilik yaptım hemde görücü usulü oldu üstelik eşimin haberi dahi yokmuş babasının beni istediğinden. .çocuk yaşta evlendim henüz işi dahi yoktu evlendikten iki ay sonra işe başladı. Ama biz coookk mutluydk aramızda çok sıkı bir bağ vardı geçen sene askere gitti kısa dönem yaptı gelmişti ramazandan sonra kendi evimize çıktık tam

  22. Çağlar diyor ki:

    Yine ben. Dayanıyorum kurslara belki nasip çıkar diye. Gezi turları da var yazın oluyor. Seminerler de olabilir. Sınav görevlerinde kız bulunmuyor. KIVIRCIK ALİ’den gülüm şarkısını dinliyorum. Valla sosyal olmak lazım. Aman her şey nasip mi yaaaaa! Hayatı yaşamak lazım. Çok gezmeli, çok insan tanımalı, hayvanlara yardım etmeli, yoksullara biçarelere.

  23. Hakan diyor ki:

    Gerçekten evlenmek günümüzde zorlaştı aşk diye bir şeyde kalmadı iş maddiyata döndü teknolojininde bunda payı büyük tv programları diziler olsun genelde kızları kendilerini bir prensesmiş edası yada bir zenginlik sosyetik gibi görmesine neden oldu ve sonuç olarak isteklerde çoğaldı evlilikte erkeğin işi ağır çoğu şey erkekten bekleniyor vede olmayınca evlilikler erteleniyor biraz kanaatkar olsak kendimizi çok yükseklerde görmesek birde dini yönden kendimizi geliştirsek çoğu şey çözülür birde güven meselesi var kimse kimseye güvenmiyor çevresinde boşananları görünce ümitleri kırılıyor ama sonuçta en büyük engel maddi

  24. Mustafa diyor ki:

    Oncelikle Rabbimin selamı üzerinize olsun inşallah. Ben 26 yaşındayim. Hayırlı ahlaklı bir insan ile evlenmek istiyorum. Etrafımda aracı olacak pek kimse yok olanlarda yorumlarda okuduğum kadari ile ya olmazsa suçu bize atarlar diye yardimci olmayı düşünmüyorlar. Haramdan korunmak isteyen, İmaninin yarısını tamamlamak isteyen insanlara niçin yardimci olmazlar ki. Hadi insanlar yardimci olmuyor devletimiz de hiç edepli ahlaklı bişey yapmıyor. Yani sokakta bir bayanın yüzüne bakıp peşine mi takılmak gerekiyor. Konuşmak bile haram iken böyle ortamlar olmaması gerçekten ülkemiz için de çok kötü bir durum. Rabbim yardimcimız olsun inşallah. Şuan günümüz gençlerinde ne kadar sıkıntı var ise ana kaynak bu kısmın olmaması. Kendilerini harama sevk ediyorlar sürekli. Helal dairede bir ailesi olsa sahip çıkacak nefsini koruyacak lakin olmuyor. Inşallah eksik olan bu yanımızi Rabbim tamam etsin. Selam ve dua ile.

    • Nur diyor ki:

      Mustafa kardeş yorumunuzu okurken benim bekar halim aklıma geldi. İnanın çoğu bekar insan aynı şeyi düşünüyor. Kimse bize önayak olmuyor durumları yani.. Ama siz duanızı bırakmayın. hayırlı eşinizi Allahtan istemeye devam edin. Benim evliliğimde aracı olan kişiler oğluma kefil olmam ona olurum çok iyidir vs diyerek vesile oldular. Ama daha ilkgünlerde bile sorun yaşayıp boşanma noktasına geldiğimde amaaa biz böyle bilmiyoduk evimizede bikaç kere geldi gitti yanında bile oturup konuşmadım oldu malesef… Artık aracılarda doğru sözlü olmuyor. bana namaz kılan tesettürlü haremlik selamlık bilen bir bayan arıyoruz dediklerinde inanırmısınız görüşmeye gittiğim kişinin içki içtiğini ve bana samimi davranıp ben söylemeseydim sana öz ablam bile söylememiş başta nerden bilecektin dediği bir olay yaşadım.. o yüzden aracılarada artık güvenmeyin. eşinden şiddet görmüş 1,5 yaşında çocuğuyla boşanmak zorunda kalan bir abla olarak tavsiyem. kimseden değil Allahtan istemeye devam et…Rabbim sana huzur dolu bir yuva nasip etsin inşallah. Tüm müslüman olmaya çalışan kardeşlerimede..

      • Mustafa diyor ki:

        Nur Ablam rabbim sizlere de büyük sabır ihsan etsin sınavlarınız tez zamanda güzelliklerle sonuçlansın inşallah. Duanız için teşekkür ediyorum ve durumunuz hakkında anlattıklarınız gerçekten doğru şeyler. Biz önce çalışıp sonra tevekkül eden müslümanlar olarak sanırım biraz daha rabbime güvenmeli ve onun bizim hakkımızda vereceği hayırları beklemeliyiz :) belki bu evlilik olayı da bekleme durumları da bizim için “sınav” inşallah anlayıp idrak edenlerden olsun tüm müslüman kardeşlerim. Dediğiniz gibi insanlar öyle farklılar ki şu devirde kaybedilen en önemli duygu “GÜVEN” bence bunu kazananlar gerçekten mutluluğa ve başarıya erişiyorlar. Evleneceğin insanında her konuda dürüst olması Misalen ( efendimize müslüman neyi yapmalı neyi yapmamalı sorusu sorulduğunda; Efendimiz sav. Bir müslüman belki tüm günahları işler, işte yalan söyler zina eder, kötülük yapar lakin asla YALAN SÖYLEMEZ buyuruyor. Burada demek istediğim insanlar her konuda birbirine dürüst olurlar ise problemler ilk baştan halledilir. Efendimiz sav. burada bir çizgi çekmiş demiş ki müslüman yalan söylemez. Yani yalan söyleyen müslüman olamaz buyuruyor efendim.) Bunu anlar ise insanlar dürüst olurlar ise birbirlerinie o kaybedilen güven geri gelir. Böylelikle inşallah güzel ahlaklı erdemli nesiller yetişir inşallah duamız bu yönde. İnşallah benim ve tüm müslüman kardeşlerimin de karşılarına helal dairede hakkı savunun insanlar çıkarsın rabbim. Nur Ablacım rabbimde sıkıntılarınızı gidersin duamdasınız inşallah. Sizlerde biz kardeşlerinize dua ederseniz sevinirim. Selamette olun inşallah.

  25. Süleyman diyor ki:

    Tabi bu sitede bazen gençlerin evlenememe sebepleri konuşuluyor. Şu kesin ki toplumumuzun farklılaşan yapısının ve beklentilerimizin zamanla değişiminin bunda önemli bir payı var. Bunu inkar edemeyiz. Yalnız hep kaçırdığımız hepsinden önemlisi olan öbür boyutta “nasip”.

    Bugün arkadaşım bana bir fotoğraf gönderdi. Bir damat selfiesi diyelim. Benim evlenmek istediğimi bildiği için bazen esprisine böyle yapar. Dedi ki çocuk 19 yaşında evleniyor.Ne güzel diye içimden geçirdim. Tam benim evlenmek istediğim yaşlardı o yaşlarda (Konyalıymış. Yav bu Konyalılar hakikaten bu işi beceriyor.). Bende kendimin evlenememe nedenlerini düşündüm. Öğrenciye kız vermiyorlar, maaşımız az ise kız vermiyorlar, çalıştığımız yer uygun değil diye kız vermiyorlar. Yalnız bu genç hem işsiz, hem öğrenci olduğu halde evlenebilmiş. Demek ki herşeyden öte nasip. Geçen evlilik görüşmesine gittim. Görüştüğüm hanım maddi hiç bir beklenti içinde değildi. Düşündüğümde benim bahanelerim evet doğru kimi Zaman ama aslında bizim gibi hassasiyetlerle düşünen kişilerde az değil. Bunları bulmak ise nasip. Bazı şeylerin olmamasında hep bir hayır vardır diye düşünüyordum ama bu son iki olay durumu daha iyi birebir görerek (aynel-yakin) anlamama sebep oldu.

    Toplumumuzda giderek değerlerimizin değiştiğini ve bu sebeple evlenme ile ilgili sıkıntıların da çıktığı gözükebiliyor. Gene de genel mümin hassasiyeti taşıyan kişilerinde çok olduğu kesin. Ondan dolayı evlenemedim çünkü herkes parası olana kız veriyor, evlenemedim çünkü kızlar ailelerinin bulunduğu şehri terketmiyor, evlenemedim çünkü okuyorum, evlenemedim çünkü kızlar hep yakışıklı kişi bekliyor; hanımların ise evlenemedim çünkü erkekler süslü kızları tercih ediyor, evlenemedim çünkü erkekler çalışan eş istiyor, evlenemedim çünkü erkekler eskisi gibi sevdiğini korumuyor söylemleri kısmi doğru olmakla beraber aslında gene de evlenememizin sebebi nasip olan zamanda olmayışımız. İmtihanımız bununla. Ben eminim sitedekilerde farkında. Bu imtihan belki bizim çocuklarımızı yetiştirirken bu hassasiyetleri unutmamalarını sağlamak için. Daha ne hikmetleri vardır kimbilir.

    Bilmiyorum belki bir ömür boyu bekar kalacağım ama şu an çok daha umutlu ve huzurluyum. Ben evlilik yolunda bulunmaya devam edeceğim ama sanırım kendimi artık daha az tüketeceğim. Şunu da hep tavsiye ediyorum. Gençlerin gündemine evlenmeyi erken alın. Erken evlenemese bile çektiği sıkıntılar ve evlenme niyeti ile yaptığı araştırmalar onu evliliğe daha olgun ve daha hazır yapıyor. Evleneceği Zaman ne istediğini iyi analiz edebiliyor ve ona göre kriterlerini düzeltiyor ve daha iyi bir evlilik yapma ihtimali oluyor.

    Ben bütün bekarlarımıza hayırlı evlilikler ve ömürler diliyorum, evlilere de evliliklerinde huzur. İnşAllah ümitvar olalım ve karamsarlığı bırakalım :) (İçime bir huzur doldu nedense, bir hayır mı olacak acaba :)

    • Gelincik diyor ki:

      İnş bir hayır olur Süleyman Bey Allah bilir ya içime doğdu size varan kız yaşadı ya :) MaşalAllah yorumlarınızdan ne kadar edebli terbiyeli olgun biri olduğunuz belli Ins karşınıza istediğiniz kalbinizin ısındığı gibi bir hanım çıkar

      • Süleyman diyor ki:

        Allah razı olsun Gelincik Hanım

        İnşAllah hayırlı ve huzurlu bir yuva kurmak nasip olur. Hep hayırlısını istedik. Hayırlısı olsun.

        Güzel sözleriniz için de teşekkür ederim. Mücevherin kıymetini ancak kuyumcu anlarmış:) Eğer bekar bir kuyumcuysanız Allah hayırlı bir mücevher versin. Eğer elinizde mücevher varsa kiymetini bilmeyi nasip etsin :)

        • Gelincik diyor ki:

          Bekar kuyumcuyum efendim hepimiz aynı dertten muzdaribiz :) İşin şakası tabi bunu dert olarak görmemek lazım vakti saati gelince herşey olacağına varır biz kalben dua etmeye devam edelim kurban olduğum Rabbimin kabul edeceği zaman geldiğinde de şükür duası yaparız İnş :)

  26. niyet diyor ki:

    ben uzun cematlarda yaşamama rağmen şimdi onlar ile ilişkim yok… bekarları veya boşanmış bireyerli evlendirmek için cemat yada başka kurumlar aracı olsun olmuyor.evlilik için arabulucuk yapan cematlar bile bırakın kişinin takva veya ilim sahibi olmasını önemsemiyor.evlenicek kişinin ÇEVRE.MAL.PARA.MÜLK.YATIRIM gibi birikimleri varmı diye düşünüyor. cematdaki adam kızını cemat içinde birine VERMEZ…çünkü yakın arkadaşı ile böyle bir ortaklığa girmez..
    adam zengin ve durumu iyi olsun namaz ve diğer ibadet olmasın kızını verir ve derki kendini haklı çıkarmak için benim kızım o adamı yola getirir der..siz hiç gördünüzmü aynı cematlarda aşırı evlilikler ..
    bu devirde kimse kolay kolay evlilik lere arabulucu olmuyor.çünkü iyi olursa evlenen kötü olursa arabulucudan biliniyor..

  27. Abdullah Bir diyor ki:

    Son zamanlarda yapılan yorumlara baktığımda yorumcuların ekseriyetinin ORTAK DÜŞÜNCESİ’nin internet veya kişinin kendisinin tercihinden ziyade GÖRÜCÜ USÜLÜ (aracıların önersi vb) evliliklerin daha sağlıklı ve daha iyi oldugu seklindeki YANLIŞ DÜŞÜNCE ye inandıklarını gördüm.

    Yukarıda ki bu düşünceye sahip olanların iyi niyetlerini sorgulamıyorum.

    Ancak;

    Olaylara, insanlara ve vakıalara herkesin baktığı yerden (tek boyutlu) bakarsanız herkesin gördüğünden farklı bir şey görmeniz mümkün değildir.

    Benim üzerinde durmak istediğim konu bu.

    SANAL ALEM dediğimiz internet alaminden bulunan veya kişinin (kadın-erkek) kendi başına yaptığı tercih sonucunda yapılan evliliklerin tarafların birbirlerini yeterince tanımamaları, asıl kişiliklerini gizlemeleri ve yalan söylemeleri vb sebeplerden dolayı hatalı veya yanlış olduğu, bu tür evliliklerin kısa sürdüğü, kandırılan taraf daha fazla olmak kaydıyla her iki tarafında MAGDUR oldugu cercevesinde yapılan değerlendirmelerin tamamı NEDEN-SONUC ilişkisinden uzak SIĞ değerlendirmelerdir.

    Bu değerlendirme sekline sorgusuz sualsiz biat edenler farkında olmadan sanal alemde ki her insanı (kadın-erkek) peşinen SUÇLU, YALANCI, SAHTEKAR vb sıfatlar ile KÖTÜ NİYETLİ, aracılar vasıtasıyla birbiri ile tanısan ve bu sekilde evlenmek isteyen-evlenen her insanında yine aynı sekilde DÜRÜST, MASUM ve İYİ NİYETLİ olarak kabul etmiş oluyorlar ki PEŞİN HÜKÜMLÜ bu bakış açısı daha en bastan bu konuda ulaşılacak sonucun yanlış olmasına yeter de artar bile.

    Dip Not: Bu bakış açısına sahip insanların sanal alemde ki aldatılma, yanılma ve evliliğin kötü sonuçlanması anlamında ki RİSK faktörünün daha fazla olacağı-oldugu seklinde ki savunmalarına veya iddialarına katılıyorum ama arada ki oransal farkın çok da fazla olduğuna inanmıyorum ve bu su anki tartışmanın konusu değildir.

    Benim burada bu düşünceyi savunanlara göstermeye calıştığım sey evliliklerde ARACILI-GÖRÜCÜ USULU olarak bilinen ve isimlendirilen yöntemin düşünüldüğü, öngörüldüğü ve sanıldığı kadar İYİ OLMADIĞI’dır.

    Söyle ki;

    Aracılı olan evlilik görüşmelerinde de konunun temelinde ister aracı, isterse evlenmek isteyen taraflar olsun İNSAN vardır ve o insan kötü niyetli ise sonuç sanal alemde kinden cok da farklı olmayacaktır.

    Çünkü, kötü ve istenmeyen taraflarını, huylarını, özelliklerini karşı taraftan gizlemek isteyen, art niyetli olan insan hedefine ulaşmak için aracılı da olsa evlilik görüşmelerinde ASIL KİŞİLİĞİNİ gizleyecektir. Nitekim bu sekil de davranan tarafın belli bir süre sonra gerçek kimliğinin ortaya cıkmasının faturası aracı dediğimiz kişilere cıkartılacak ve vijdanlar bu sekilde rahatlatılmaya, aldatılan tarafın masum oldugu ispatlanmaya calışılacaktır.

    Bu nedenle burada yorum yazanların genelinin göremediği bu riski de hesaba katmak ve sorunun asıl sebebinin (oransal durum hariç) YÖNTEM DEĞİL, İNSAN oldugunun görülmesini ve buna göre de insanın NET, DOBRA ve DÜRÜST olma konularında iyileştirilmesinin bu konuda ki sorunun çözülmesine daha faydalı olacağına inanıyorum.

    Aksi taktirde yöntemler ile ugraşmak bataklığı kurutmak yerine sivrisinekleri avlamak gibidir.

    Selam ve Muhabbetle

    • E.Y. diyor ki:

      Abdullah Bir Bey;size katılıyorum…Kafamdaki düşünceleri yazıya dökmüşsünüz,ne yazık ki büyüklerimiz hala kendilerinde olduğu gibi neredeyse uzaktan bir kere görmeyle evlenmemizi istiyorlar.Aracılar adayı öyle allayıp pulluyorlar;sonra bakıyorsunuz,kişi kendini anlatmaktan aciz,ya da hakkında önceden verilen malûmata güvenip “benden daha iyisini mi bulacaksın” havalarına giriyor.Ağlanacak halime gülesim geliyor..

    • .:. diyor ki:

      “Benim burada bu düşünceyi savunanlara göstermeye calıştığım sey evliliklerde ARACILI-GÖRÜCÜ USULU olarak bilinen ve isimlendirilen yöntemin düşünüldüğü, öngörüldüğü ve sanıldığı kadar İYİ OLMADIĞI’dır.”

      Dediklerinize kısmen katılıyor, kısmen katılmıyorum.

      Kısıstlı olarak kötü taraflarını anlatın eksik olmuş.

      İyi taraflarını anlatmak, aslen nasıl olması gerektiği üzerinde durmak gerekir. Olumsuz yönleri herzaman küpe olacak şekilde.

      Görücü usulünün mantığı karşı tarafı kandırma veya birilerini yamama v.s. olmamalıdır.

      Görücünün seçimi, ajlaklı, temiz, yakışan, uyanı bulmak için ön girişimdir. Olacak diye bir kaide yoktur ve Çok güzel bir uygulamadır.

      Zaten evlenme aşamalarında ağırlıklı çoğunluk görücü usulü ile olmaktadır. Belki yöntemler farklıdır. Bir arkadaş tanıştırması da veya bir tanıdık ortamdaki tanışma da görücü usulüdür alında.

      “Bana görücünü söyle sana kim olduğunu söyleyeyim…..”

      Pozitif, yapıcı, İyi tarafından bakılmalı, nasıl yapılırsa daha güzel olur, ortak paydaların nasıl ortaya çıkarılması gerektiği üzerinde daha fazlaca durulmalıdır.

      Böyle yapıldığı zaman bir şekilde en zor olana bile bir denk bulunabilir.

      Eski sistem görücü usulü ile ilgili olarak genç kardeşlerimizi bilgilendirmekte fayda var.

      Hatta hamam fasıllarını da.

      Aslında daha saglıklı olması için bir sıralama yapılarak ele almak en doğrusu olarak dusunuyorum.

      *** illaki gorucu usulü olması gerekir ve en doğrusu budur demek istemiyorum. yanlış algılama olmasın ***

      Yani yakın cevrenin gorucu usulu ile tanıstırma faslı olarak. Başlaması işleri kolaylaştırır.

  28. adem diyor ki:

    bende evlendikten sonra tabi hanımlarında ruh halini biraz daha iyi anladıktan sonra bazı arkadaşlara “keşke biraz daha cesaretli olsaymışım” gibi sözler söyledim. hatta onlara hanımın arkadaşlarından veya yeni çevremden insanlarla tanıştırabileceğimi söyledim. ama bu sefer bir baktım bizim arkadaşlar evlilik kendini hazır hissetmeden olmaz vs gibi cevaplar aldım. ve hanım kardeşlere söylüyorum. bende de vardı. şimdi bekar arkadaşlarda da var. evlemekten korktuklarını düşünüyorum. nedeni de boşanmaktan korkmak diye. çünkü konuşmalarında bu ifade geçiyor. haksız sayılmazlar. çünkü ülkemizde kadın hakları kadın hakları diye o kadar abartıldı ki erkekler o kadar itibarsızlaştırıldı ki onlar bu ruh haletinden aileyle ilgili kanunlar değişmedikçe, haklıya hakkını vermedikçe kadınların evlenmek için daha çok bekleyeceğini düşünüyorum. kaliteli sorumluluk alabilecek erkekler ilersini düşünüp böyle tereddüt yaşarken, dar görüşlü ve sorumluluğu çok taşıyamayacak olan hemcinslerim, e birazda karşı cinse açılmaktan çekinmediklerinden hemen kendilerine kız bulabiliyorlar. buna şeytan tüyü deniyor. arka planında yatan gerçekler bunlar. kadınların erkekleri boşamakla tehdit ettiği kanunlar değişmedikçe bu bilinç kemikleşecek ve bu vatana en büyük darbe bu cihetten vurulacak. aile yok saygı yok hürmet yok İSE dinde olmaz. biz analrımızı ve kızlarımızı bir ayrı korumayı aile mizden öğreniyoruz. devlet bunu öğretmiyor. devlet elimizden aile kavramını her ne sebeble alırsa(velevki kadın hakkı, şiddet bahanesiyle) erkekler maneviyatını, kadınlarsa hem maddiyatını hem maneviyatını kaybedecekler. Allah insanlarımızı korusun. kadın derneklerine zerre itimadım yok. onların altından çıkıyor bunlar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın ADEM BEY’e
      “evlemekten korktuklarını düşünüyorum, nedeni de boşanmaktan korkmak”

      İster kadın olsun ister erkek korkunun asıl sebebi ve doğru tanımı sizin de ifade ettiğiniz gibi evlilikten değil tarafların BOŞANMAK’dan KORKMASIDIR.

      “ülkemizde kadın hakları kadın hakları diye o kadar abartıldı ki erkekler o kadar itibarsızlaştırıldı ki”

      Toplumun son zamanlarda sık sık muhatap oldugu ÜST AKIL tanımlamasının TEMEL-ASIL AMACI kadın hakları, kadına siddeti önleme, aileyi koruma maskesi ile kamufule etmeye calıştıkları sey yaratılış programı gereği duygusal ve faydasına görünen yönlendirmelerden cabuk etkilenen kadını KOCASINA KARSI ASİLEŞTİREREK ve ERKEGİ İTİBARSIZLAŞTIRARAK, KANUNLAR İLE ELİNİ KOLUNU BAĞLAYARARAK ve DEVLET ELİYLE KADINA KÖLE YAPARAK AİLEYİ PARCALAMAK.

      “aile yok saygı yok hürmet yok İSE dinde olmaz”

      Burada sizden aytrılıyorum. Sebep-sonuç ilişkisi kurduğunuz seyler (aile-saygı ve din) arasında ki ilişkiyi ters ifade etmişsiniz. Bence doğrusu bütününe DİN dediğimiz ALLAH’IN KOYDUGU KURALLAR “YOK” ise veya YOK SAYILIRSA ortada SAYGI da olmaz, AİLE de kalmaz.

      “kadın derneklerine zerre itimadım yok.”

      Sözde KADIN HAKLARINI koruyan derneklerın İSTİSNAZSIZ TAMAMI bu konu üzerinden AVRUPA BİRLİĞİ FONLARINDAN RANT elde etmeyi temel amac edinmiş çanak yalayıcılarıdır ve onların kılavuz oldugu konularda onlara tabi olanların burnu pislikden cıkmamıştır vede asla çıkmayacaktır.

      Selam ve muhabbetle

    • adem diyor ki:

      üzerinden 7 ay geçmiş ve şimdi boşanmış biri olarak hala aynı şeyleri düşünüyorum

  29. Ademoğlu diyor ki:

    Cesaret ve Allaha güven herşey.
    Tesadüf yoktur dinimizde, tevafuk vardır, biliriz hepimiz. Istediğim, dua ve hayal ettiğim eşimle zamanlar önce karşılaştım. Tevafuk olduğunu düşünmüyorum, nasip, kısmet ve duamın kabulü ancak.
    Fakat aracı olan olmadı. Eşimi tanımadan hayal ettiğimde sadece aracılıkla bulabilirim düşünmüştüm. Ama dersde gördüğümde nazikce irtibat kurdum ve bu yetti. Sonraki haftalar saygı ve hayâyla geçti ve ailelerle tanışdık.

    Şimdi de düşünüyorum. Eğer cesaretim olmayıp ve yanına gitmeseydim, tanışırmıydım… cevabım hayır.

    Gençlerimizin sorunu belki eksik olan özgüven ve cesaret olabilir mi, yada abartıcı gösterişe giden bir hayâ anlayışı?

    • Süleyman diyor ki:

      Evlendiniz mi? Yoksa hala evlenme sürecinde misiniz? Evlendiyseniz kaç senedir evlisiniz?

      Ademoğlu bey eşinizle sınıfta karşılaşmıssınız. Peki ailesi ya hayır dese idi size? Ya da tanıştıktan bir süre sonra aksilik çıksa ve siz ayrılmak zorunda kalsaydınız? Şu kadarını söylemeliyim ki kendi tanışıp evlenenleri aşağılama, hor görme, beğenmeme veya ahlaksız bulma gibi bir düşüncede değilim ama çok sıkıntıları olan bir tercih olabiliyor. . Aileler kabul etmiyor, gençler bazen kabul edilmediği halde ısrarcı oluyor vs. Daha öncede 8 madde de yazdım. Daha da yazılabilir sakıncaları.

      Kısa bir örnek ile açıklayayım. Benim sınıfımda çok sessiz, sakın bir hanım vardı. Benim ilgimi çekmişti bu hali. Yalnız ben bu kızla konuşmadım veya iletişime geçmedim. 2 sene sonra hocalarımız bir ders için Facebook açmamızı zorunlu kıldı. O zaman bu kızın profilini gördüm. Hep böyle Zaman gazetesini ve fetö yü savunan sözler. Sınıfta hiç sesi çıkmıyordu ve çok sakındı ama arka planda hiç beklenmedik bir durumu vardı. Şimdi kendi kafama ben gidip bu kıza açılsa idim ve fetö olduğunu öğrense idim gene bir ayrılma ya da kızı vazgeçirme süreci başlayacaktı. Bu da illaki çok zor olacaktı.

      Bu çok basit bir örnek bunun gibi yüzlerce örnek çıkabilir. Hem de çok daha kötüleri. Allah kendi bularak evlenenleri Mutlu etsin ve hayırlı yuvalar nasip etsin. Yalnız herkese iyi örnekler çıkmayabilir. Çok büyük sıkıntı ve aksiliklerde var. En akıllı yöntem akıllı görücü usuludür. Ona çalışmak lazım.

      Birde ben hep düşünürüm. Şimdi sen böyle bir kızı dışarıdan beğenerek gördün. Evde namusuyla bekleyen kızlar ne yapsın. Böyle ortamlarda olmayan kızlar? Eğer bu şekil evliliği teşvik edersek o kızlar mağdur olmazlar mı? Onların tek suçu dışarı çıkmamaları böyle ortamlara dahil olmamaları mı? Bu boyutuyla da ele alalım lütfen.

      • Ademoğlu diyor ki:

        Süleyman bey yaklaşık bir senedir evliyiz.
        Zaten ailelerin kabul etmesi veya etmemesi yada aksilik çıkması söz konusu değil, çünkü bu görücü usulüylede olabilir. Ilk adım olarak Irtibatı ya kendim kurmuşum yada arayollarla ailesine gitmişim, bence bunda pek fark yok. Sonuçta yinede “kendim” buldum.
        Iş veya eğitim niyetiyle insanlarla irtibat kuran elbette birkimseyle tanışması daha kolay. Ama daha çok evde olanlar ailelerin yardımına daha çok ihtiyacı olabilir.
        Bu zamanlarda kız aileler kızların evlenmelerini zaten gitgide erteliyor. Üniversite sonra iş falan filan. Onun sonu yok. O bitmeden zaten gorucu usulu diye birşey sözkonusu bile olmuyor. Niye ki? Zaten evlenmesi daha “çok erken”.
        Toplumumuzda gorucuye teşvik yok.
        Bence hayâlı ve namuslu gençler bir adım atmalı. Büyükler artık üstlenmiyor artık bunlara.

        Peygamber Efendimizin Hz. Haticeyle olan ilk evliliği bize iyi bir örnek olabilir. Gorucu usuluyle evlenmediler. Çünkü ihtiyaç duymadılar. Efendimiz Hz. Hatice icin çalışıyordu. Böyle iş vesilesiyle tanıştılar. Yani kendi tanışıp evlendiler.

        • Süleyman diyor ki:

          Şimdi öncelikle Peygamber Efendimiz (S.A.S) ile hz Hatice nin izdivacı gene aracı şeklinde olmuştu. Nefise binti Münye aracılığıyla. Zaten Resulullah meseleyi amcasına iletmiştir. Ben şahsen böyle pek konuşmak istemiyorum. Çünkü alim değilim. Yalnız sizde bilmediğiniz konuyu şahit getirmeyin lütfen.

          İkinci olarak görücü usulünde ailenin karşı çıkması genellikle görüşmeden önce olur. Ondan dolayı gençler için bu durum o kadar yıkıcı olmuyor. Kendi imkanlarınızla ulaşınca 1-2 görüşme ve vaatler oluyor. Daha sonra erkek tarafının ailesi kabul etmezse bu kız için daha büyük yıkım oluyor. Erkek içinde tabii.

          Üniversite bitmeden iş sahibi olunmadan kız verilmemesi durumu benide üzmekte. Şahsen bizatihi bende çok çektim. Mesela sadece sizin bitirip iş sahibi olmanızda değil. Birde kız bitirip iş sahibi olacak. Bu da evliliği senelerce geciktiriyor. Hissetmiyoruz ama çok büyük manevi tahripat bu toplum ve evlenecek bireyler için.

          Yalnız gene de ben önce bütün görücü ve aracı imkanları kullanıldıktan sonra ancak ehven-i Şer olarak böyle bir yolun tercih edilmesi taraftarıyım. Çünkü evet iyi olabilir sonuç belki ama riskleri çok fazla.

          • Yasir diyor ki:

            Sonuç olarak Ademoğlu Beyin yaptığı yanlış değildir. Ayrıca bir iki görüşme ile istedikleri gerçekleşmeyince nasıl yıkım oluyor onu da anlamıyorum. İnsanoğlu bu kadar basit mi? Birde nişanlanıp veya evlenip ayrılanlar var o halde onların acısını ancak ölüm dindirir bu sonuçla.

        • E.Y. diyor ki:

          Merhaba Sayın Ademoğlu;Rabbim mutluluğunuzu daim etsin öncelikle..Bu konuda Süleyman Bey ile ikinizi de haklı buluyorum.Eğer harama bulaşılmazsa bu tür evlilikler mantıklı.Sizi yadırgayamam;eline yüzüne bulaştırmadan yapabilenleri tebrik ediyorum.Süleyman Bey’in bahsettiği hanımlar ise aslında günümüzde “hala varlar mı öyleleri?!!”diye yadırganan ve sayıları hiç te az olmayan önemli bir kısım..Ben iki durumunda yaşamış biri olarak(ev kızı-çalışan hanım) söylüyorum ki gerçekten zor bir durum.Hor görülme olayını çok yaşıyorsunuz ev kızıysanız.Ben bunu biraz geç farkettim;üzücü oldu ama kaderinizi yaşıyorsunuz,kendinizi tevekkel olmaya teşvik ediyorsunuz.Bol dua etsem de fiili dua da eksik kalıyorum.Küçük bir şehirde yaşıyoruz.Okulumu açıktan bitirip çalışmaya ufak ufak başlayınca da zaten “iş durumundan” gelenleri ayırt etmek zor olmadı.Şimdi tüm erkekleri suçlamayacağım fakat iki cinsin de beğeni durumunun epey değiştiği ortada.Çağın tüm zorluğunun içinde en özel ve guzel yer olan evlilik kurumuna bu kadar zor dahil olabilmek açık konuşayım;gücüme gidiyor.O yüzden Süleyman beyin yorumunu okurken epey duygulandım.Burada gerçekten kendini geliştiren ve samimi olarak evliliği isteyen çok insan var.Rabbim Gönüllerimizin muradını hayırlısıyla versin inşAllah.Amin.

  30. Abdullah Bir diyor ki:

    “aslında gormeye gerek bıle kalmayabılır bır sartlarını sunalım kıza bosa görme ..zıhnın gonlun kırlenmesın evladım denmesı gerekmez mı?”

    Bu düşünce nasıl bir zihnin, hangi ruh halinin ürünüdür, bu düşüncenin sahibi olan insan nasıl birisidir tahmin ediyorum ve bu düşünce sahibinin gelecekdeki hali ve mustakbel kocası için şimdiden çok üzülüyorum doğrusu.

    Çünkü, bu tür düşünce yapısına sahip bir insanın kendisinin ve kocasının mutlu olma olasılıgı kocaman bir “O” SIFIR dan başka bir şey değil.

    Yazık, çok yazık…

    Birilerinin BİLİNÇLİ MÜSLÜMAN olmakla, HAM YOBAZ olmayı birbine karıştırdığını görmek beni son derece rahatsız ediyor.

    • abc diyor ki:

      abdullah bey ne kadar agır yazmıssınız suclsmıssınız…
      bıraz daha duzgun sakin okusaydınız gormeye gerek kalmama da ne demek ıstedıgımı anlardınız..
      ornegın namaz kılıyor mu, haremlık selamlık hassasıyetı konusunu sordurup cevap olumsuzsa o kısıyı gorusmek ıcın bosa yormuyoruz…
      sız kendınızı yormayın benım nasıl bır kısilık oldugumu allah bılıyor…gelecegımden kaygılanmayın!!!!!!!!!

      • Yasir diyor ki:

        ABC Hanım Muhtemelen adınızı da mahrem diye böyle yazmışsınız. Oysa Adınızı herhangi bir bayan ismi olarak ta yazabilirsiniz ve faydalı olurdu. Çünkü bir fikrin bayandan mı geldiği yoksa erkekten mi geldiği de önemlidir bence. Benim kardeşimin düğün kartında da kız tarafının talebiyle isimleri yazılmak yerine KIZIMIZ ve OĞLUMUZ yazılmıştı. Oysa Aşağı tarafta Anne Babanın adı yazıyordu. Allah aşkına bu nasıl bir mahremiyet. Açıkçası bence bu mahremiyet değil ”kendini bu dünyada yok saymaktır”. İnsanın ismi kendine özeldir ve mahrem de değildir.

        • ABC diyor ki:

          YEMIN EDEREK DIYORUM ASLA MAHREMIYETLE ILGISI YOK..
          COK FAZLA YORUM OLDUGUNU GORUNCE YILLARDIR YORUM YAPAN KISILERIN ADINI YAZIP DA KARISIKLIGA SEBEP OLMAMAK ICIN ABC AA GB HARFLERI YAZDIM :)

        • ABC diyor ki:

          yanıldıgınızı gostermek adına cevap yazdım yasır bey. yazıları okuyup hakım olmadan bayan oldugumu saklamak ıcın bu sekılde yazdıgımı bosa dusundugunuz ıcın..saklanacak bırsey olsa bu sıtede ısım neydı? bayan olarak dıger kıslerın tecrubesı ıcın burdaydım..
          bu yoruymu yazmamın sebebı su: lutfen artık yorum yazmayın cunku artık ben cevap yazmayacagım ve bu sıtede yokum..uzulerek bırakıyorum..cunku yukarda dıger yorumu okuyunca dun uzuldum..ben bu sıteye tartısmya gelmedım..
          abdullah bey sızde eger bıraz yasantımdan haberınız olsa veya benı tanıyan ınsanlara yorum yaptırsaydm o yazdıgınız yazınız kadar özür yazardınız..yanıldınız ve bosuna yazdınız… dogru tesbıtım dıyorsanız da oyle kalsın..tekrar ıspata calısmayın…yorulmayın…

          • Feyza diyor ki:

            Abc hanim bence birakmayin. Olur boyle yanlis anlasilmalar ve uzulmeyin..burada okudugum kadariyla daha iki uc gundur yaziyorum ams herkes oldukca bilincli ve tecrubeli..siz de mutlaka yasaminizla ilgili edindiginiz tecrubelerden yola cikarak bu tavsiyede bulundunuz nihayetinde herkesin yasama bakis acisini biraz da kendi yasanmisliklari ve tecrubeleri belirliyor..o yuzden herkes kendi penceresinden bakmak yerine perspektifini genisletirse bu gibi fikir ayriliklarindan dolayi birbirimizi kirmak yerine istifade eder saugi duymayi ogreniriz..caninizi sıkmayin derim..ustelik ben bir bayanin adini gizleyerek yazmasinda da hic oyle bir artniyet gormuyorum bu bir tercih meselesi cok farkli sebepleri olabilir..birbirimize ofke ve zanla yaklasmaktansa anlamaya ve saygi duymaya calisalim arkadaslar..bir bayanin veya bir erkegin sanal bir dunyada aduni zikretmek istememesi gayet dogal bir olay..isimlere ve sahislara degil fikirlere odakli dusunup yazalim..sevgiler..

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın ABC

            Kendi ifadenizle yaklaşık bir aydır bu sitede oldugunuz, beni tanımadıgınız, fikirlerimi bilmediğiniz ve de karakter-kişilik olarak alıngan olduğunuz için olsa gerek sözlerime aşırı tepki vermisiniz.

            Benim burada bulunma nedenim insanları kırmak veya üzmek değil. Tam aksine insanlara yardım etmek.

            Ayrıca yorumlarımda eleştirdiğim insanların kendileri değil, fikirleridir.

            Ama bu tür yerlerde kişiin fikirlerini ifade ederken kullandığı kelimelere tonlama ve uslubunu yansıtma sansı olmadıgı için ve de bu ifadelere muhatap olan karşıdaki insanın o an ki ruh halinin negatif oldugu zamanlarda bazen istenmeyen sonuçlar ortaya cıkabiliyor.

            Sizin ifadelerinizden de anladığım kadarıyla yukarıda da böyle bir durum olusmus.

            Bu durumdan dolayı hakkınızı helal edin.

  31. Feyza diyor ki:

    Cemaatlerin bu konuda yardimci olmalari cok guzel cunku ihvanini her cemaatin mesul hocasi tanir ve uygun birini tavsiye eder..ama bunun asil guzelligi ise bu gorusmeler hep edep ve saygi icerisinde olur referans olan kurum dini bir cemaat oldugu icin iki kisi anlasamasa da birbiriyle saygi ve nezaket cercevesinde helallesir yollarina tertemiz devam ederler..gorucu usulu, birilerinin tavsiyesi uzerine yapilan evliliklere daha cok guveniyorum ablacim..cunku flort dinimizde asla izin verilmeyen birsey hem gunah hem riskli..atesle barut yan yana durur mu hic ve bunlar sonra birer leke olarak maziyi asindirir ..halbuji maksat bir insani tanimaksa eger, onceden fikri olan kisilerin tecrube ve tavsiyesi her iki tarafi da notr olarak tanidiklarindan daha objektif olur zannederim.. tabi konunun ehli sizsiniz nacizane fikrim..

    • Süleyman diyor ki:

      Feyza Hanım

      Bundan önceki yorumunuza öncelikle cevap yazayım. Abi diyebilirsiniz Bey de diyebilirsiniz farketmez ama sizden daha yaşlı değilim. Aynı yaştayım veya 1-2 yaş küçüğüm. Orada ” Muhtemelen okuduysanız veya okuyorsanız 22 yaşının altında değilsiniz” sözüm şundan dolayı idi: Evlilik düşüncesine çok geç adım atıyorsunuz. Mezuniyetten sonra veya 1-2 sene sonra aklınıza geliyor. Bu sırada yaşınız 23-24-25 oluyor. Evlenecek erkeğinde yaşı 25-26-27 oluyor. Erkeklerin bazı duyguları daha keskin ve daha kolay uyanıyor. Bu duyguları uyandıracak ve uyaracak etmenler de her yerde hatta daha önce anlattım itikafta bile karşımıza çıkıyor ama gene de erkekler hep daha geç evleniyor. Bu durumda erkekler kendilerini haramlardan nasıl korusun? Temiz ve hayırlı nesiller nasıl zuhur bulsun?

      Bunun yanında 2-3-5 ana şartınız olsun görüşme için. Yalnız bunun yanında kriterleriniz olsun. Sizin eğer sadece yorumda yazdığınız kadar az kriteriniz varsa çok sıkıntılar çekebilirsiniz. Kendinize kriterler belirleyin. Belirlerken başkalarıyla yapacağınız iştişareler ve burdaki yazılarda altı çizilen noktalardan faydalanın. Benim bile soracaklarım, hassasiyetlerim, kendi olumsuz ve olumlu yönlerimi içeren 50-60 maddelik bir liste tutuyorum. Ha tabi ki her birine uymayacak karşı taraf ama en azından değerlendirmeyi sıkı tutmak lazım.

      Son olarak sosyal medya kullanmasın fazla demişsiniz. Çok iyi demişsiniz. Sosyal medyayı fazla kullananlar hayatlarını eşleriyle değil sosyal medya üzerinden başkalarıyla paylaşıyorlar. Sosyal medyada milyonlar sizi sevse ama evde eşiniz sevmese ben ne yapayım akşam gelip benle bir çay içmeyecek o milyonları. Benim evde yüzüme gülecek bir eşim yoksa ne yapayım ben sosyal medyadaki milyonlarca gülücüğü. Sosyal medyayı amaç olarak değil araç olarak görmeliyiz ve göstermeliyiz.

      • Feyza diyor ki:

        O halde bey demem daha uygun olur. Ben universite mezunu degilim ki okulun bitmesini bekleyeyim..medrese cikisliyim biz okuyunca bir muddet de tahsil ettigimizle hizmet edip meyvesini yemek istiyoruz Suleyman bey, su an 23 yasindayim..ama benim dedigim gibi cok ozel kosullarim oldu o yuzden aslinda yeni degil kucuklukten beri mutlu bir yuva ozlemim bu sebeplere bagli olarak hep ve neredeyse tek hayalim oldu..

        aslinda cok dolu oldugum mevzu bunlar guzel tavsiyeleriniz icin cok tesekkur ederim..fakat bir cemaatin icinde buyuyup bunun disinda bir aile cevreniz yoksa ve sosyal cevreniz bu ortam ile sinirliysa o kurallara riayet etmek zorundasiniz..yani o camia ilim tahsil eden talebesine belli yasa kadar evlenme siniri koyup uygun birini tavsiye etmiyorsa baska da aile cevreniz yoksa tercihiniz cok sinirli oluyor, daha acik ifade edemiyorum afedersiniz..umarim anlatabiliyorumdur..

        kisaca bu benim cok eskiden beri hayalim fakat sartlarim bir yastan oncesine izin vermedi bu benim degil cevremin tercihiydi ve baska secenegim yoktu..yaklasik iki senedir ise degerlendirebiliyorum elhamdulillah..ben erken yasta evlilik yapip erken anne baba olan ciftlerin Islam ahlakiyla da temellenmis bir yuva kurdularsa daha mutku olacaklarina ve bu mutlulugun hicbir diplomaya apolete titre degisilmetecegine yurekten inaniyorum..

        hem en guzel yaslari birlikte gecirmeleri hem hayatin en zor yillari bir birikimin henuz olmadigi bu genclik yillarinin yukunu beraber omuzlayip birbirlerine daha iyi kenetlenecek ve sadik olacaklarina inaniyorum nedense..yasini basini almis insanlar daha akli basindadir daha mantikli dusunur ama tahammul de yasla beraber ters orantili olarak azalir..o yuzden genc evlenenler zorluklara daha dayanikli ve o mesakkati beraber cekip sifirdan bir yuvayi disiyle tirnagiyla emek vererek kuracaklari icin birbirlerine bagliliklari da o nispette guclu olur sanki..

        hazira konunca ciftler sanirim birbirini yemeye daha cok firsat bulup mutsuz olabiliyor sanirim ben oyle gozlemledim ama bilemiyorum tabi..cemaat konusuna gelirsek ise ehki sunnet itikadi uzere olan her hak cemaat bastacimizdir..dedigim gibi farkli camiaya mensup kisilerle cok irtibatim olmasa da bu bir tercih degil ve onyargili degilim..hatta itikadi dyzgun olduktan sonra ve taassub icinde olunmadiktan sonra iki bireyin farkli camiadan olup evlenmesi terakkite ve renklilige, degisik cevrelerle tanismaya musait guzel bir imkan dahi olabilir..yeter ki sapkin zihniyet olmasin, kutta i tarik olmasinlar..

        • Süleyman diyor ki:

          Feyza hanım cevaplarınız için teşekkür ederim.

          O kadar güzel noktalara değinmişsiniz ki. Özellikle genç yaşta evlenip hayatın yükünü beraber çekme ve o güzel yılları sevdiğiniz kişi ile geçirme konusunda size katılıyorum. Yıllardırda bu dediğiniz gibi düşündüğümü de belirtmek istiyorum; ama ne yazık ki örneğinizindeki hayatı değil; mutsuz, yalnız ve zor bir 4 yılı tek başıma ve kimse olmadan geçirmek zorunda kaldığım bir hayatı yaşadım. Zannımca evliliğinin ve eşin kıymetinin ne kadar önemli olduğunu anlamam adına bir sınavdı bu.

          Daha 1-2 saat önce en sonunda kendimi ikna ederek yemek yemeğe karar verdim. Yalnız ben yemeği yemedim, yemek beni yedi. Yalnızken yediğiniz yemek, uyuduğunuz uyku, içtiğiniz su hiçbir tokluk ve rahatlık hissi vermiyor. Sanki yarım yaşıyorsunuz. Allah kimseye bu durumu yaşatmasın.

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey yasiniz cok nuyuk degil sanirim ve zamsnizda erken evlilik yapmak isteyen kizlar hanimlar olsa da benim gibi dusunen, erkeklerde bunu ilk kez goruyorum desem inanin..Efendimiz asv haramdan uzak olmak icin erken yasta evlilige tesvik etse de ben erkeklerde malesef ne boyle bir heves, gayret veya azim veya bu sekilde bir olgunluk , sorumluluk bilinci gormedigim icin yasitim erkekler cocuksu geliyordu..ilk kez boyle bir ornakle karsilastim ve sizi takdir ettim.. yasiniz benden buyuk olmadigina gore ( ona benzer birsey dediginiz icin az cok yasinizi tahmin ettim) epey gencsiniz fakat olgum bir karaktere sahipsiniz ki sorumluluktan kacmiyor ve evliligi niyaz ediyorsunuz. Insaallah, hz. Allah(c.c) gonlunuze gore versin.. esler birbirine gencken daha kolay uyum saglar ve belki mukemmel bir es olamazlar ama esnek yapilarindan dolayi iyi birer tamamlayici olurlar..

          • Süleyman diyor ki:

            Amin Feyza hanım Allah cümlemize nasip etsin.

          • Zeynep diyor ki:

            Maddiyat benim için de önemli değildi ama ne kada kırılabilir ve ne kadar ağlatılabilirse her şeyi yaptılar nefret ettirdiler kutsal kurumdan ve nihayet başardılar

          • Feyza diyor ki:

            Evli misinz Zeynep hnm yoksa evlilik arefesinde mi sogudunuz bu kutsal kurumdan? Eger evlilik arefesindeyseniz hicbirsey icin gec degil, nisanliysaniz ayrilabilir veya kendinize daha munasip olduguna inandiginiz bir talibiniz cikana dek yalniz devam edebilirsiniz. Evlilikten sogutmasin yasadiginiz uzucu tecrubeler sizi. Eger evliyseniz size akil vermek benim haddim degil cunku insan yasadigi kadarinin alimi olabilir, sinandigi kadari icin ahkâm kesebilir; fakat teoriksel olarak sunlari soyleyebiirim.

            Evlilik koku bu dunyada, meyvesi ise ahirete uzanan bir agaca benzer. Kimi insan anne babasinin varligiyla kimi yokluguyla sinanir ve yine kimi esinin varligiyla kimi yokluguyla, kimi cocuk sahibi olamamakla kimi sahip oldugu cocugun ahlakiyla, kimi malik olmadigi mal kimi malik oldugu mal ile ve kimi olmayan sagligi, kimi ise bahsedilen sagligi ile sinanir. Bu dunya boyle bir yer. Inret alarak baktigimizda her halimiz bir imtihan vesilesi ve suna emin olun ki size musallat edilen bu ailevi sıkıntılar olmasaydi onun yerine daha baska bir sorunla mucadele etmek zorunda olurdunuz. Ya da dort basi mamur gozuken bir yasaminiz olsaydi eger bu defa da onun sukrunu eda edebilecek hakkini verebilecek bir hayat surmeniz beklenirdi ki bu da kendi icinde farkli imtihanlar dogururdu.

            O yuzden payiniza dusen her ne ise suze tavsiyem dole kolay da gelse sabredin.Bunu Allah rizasi icin yaparsaniz cihad etmis bir sehidin mertebesine nail olma ihtimaliniz var. Dunya gecici iste herbirimiz farkli sekillerde bu imtihan dunyasinin birer parcasiyiz. Allahu Teala yardimciniz olsun icerigini bilmesek de belli ki oldukca muzdaripsiniz. Dunya dort basi mamur yasanilacak bir yer degil ama inancli insanlar olarak bizim.hep siginacagimiz Adil-i mutlak olan Allah’imiz var. Bundan guzel nimet yok, destek yok dayanak yok..Dusunsenize sabrettiginiz takdirde Cennet var.

            Evlilik konusunda tecruben yok.ahkam kesme derseniz haklisiniz ama benim de farkli imtihan alanlarim.oldu ve hala oluyor o yuzden bu sozlerimdeki samimiyetime inanin ve Allah’a guvenin. Yasadiginiz olumsuz tecrube sizi genellemeye goturup hayattan sogutmasin her zorlugun sonunda mutlaka ama mutlaka bir kolaylik vardir. Eyvah!dediginiz an bilin ki Allahu teala bir cikis kapisi gosterecektir. Yasanmis seyler bunlar. Saglicakla kalin.

    • Süleyman diyor ki:

      Feyza hanım

      Bu yorumunuz içinde ben cemaat daha doğrusu tarikat mensubu bir kişiyim. Pek çok tarikat, cemaati de bilirim. Sohbetlerine katılmışlığım var. Oralardan tanıdığım arkadaşlarım, akrabalarım ve büyüklerim de var. Size, erkek ve hanımlara genel tavsiyem karşınızdaki kişiyi önce bireysel olarak değerlendirin. Daha sonra eğer hak bir cemaat ve tarikat üyesiyse bunu bir artı olarak hesaba katarsınız. Sakın veya sakın şu cemaattenmiş, tarikattenmiş diye olumlu bir algı oluşmasın kafanızda. Aynı cemaattenmişiz diye de bu algı oluşmasın.

      “Cemmatin mesul hocasi tanir” demişsiniz. Tanımıyor Feyza hanım. Eskisi gibi Tarikatlere ve cemaatlere kişiler alınırken gözlemlenmiyor. Test edilmiyor. Şahsen ben gittiği sohbette babam şöyle bende şu hocanın kucağında büyümüşüm diyip sonra bara giden adamlar biliyorum. Kız sohbeti yapmaktan çekinmeyen kişilerde biliyorum. Tabii ki hala çok iyi gençler var. Çok edepli dusturlu ve terbiyeli ama kesinlikle araştırılmalı. Bu sebeple sakın şu tarikatten bu cemaaten diye kafanızda “o zaman iyidir” algısı oluşmasın. Kolaycılığa ve toptancılığa kaçmayın yoksa sonradan çok pişman olabilirsiniz. Bunu bir tarikat üyesi olarak söylüyorum. Tekrar ediyorum önce o kişiyi bireysel olarak değerlendirin. Eğer uygun biri ise daha sonra tarikati veya cemaati onun bir artısı olarak düşünebilirsiniz.

      Aynı zamanda cemaatler ve tarikatler kendi içlerinde evlendirme çalışmalarını çoğunlukla bıraktılar. Evlendirme işi ağır mesuliyet ve çaba gerektiren bir iş. Bu yüzden bireysel gönüllüler olsa da genel anlamda cemaat ve tarikatler hadisler ve örnek davranışlar üzerinden evliliği teşvik etse de aracı olmuyorlar. Böyle bir organizasyonları yok. Konyadakiler hariç 😀 Orada bir evlilik kültürü mevcut. Benim gözlemlediğim kadarıyla.

      Allah hayırlı evlilik düşünen ve bunun için çabalayan herkese tez zamanda hayırlı eşler nasip etsin.

      • Feyza diyor ki:

        Konyada boyle bir gelenek mi varmis bilmiyordum..ama cemaatler yine de yardimci oluyor kendi bunyesindekilere, yani bir copcatan hatlari yok elbette:) ama munasip gordukleri kisilere vesile olan en guvenilir merci yine de cemaatlerin icindeki insanlar..cunku disarida biraz da giybet oluyor konu farkli yerlere cekiliyor, dini hassasiyeti az olan insanlar kul hakkindan az korkuyor ve adaletli yaklasamiyorlar iki tarafa..bu arada sitede birbiriyle tanismaya yoneticilerin vesile olmasi konusuna katilmiyirum..

        burada zaten herkes birbirinin fikrini okuyarak ogreniyor ama zikri nedir?bunu yasamadan biz bilemedigimiz gibi sema abla ya da diger yazar kadrosu editorler de bilemezler..herkes yazdigi kadar iyi burda aslini yakinen yasamadan bilemeyiz ve zaten yazarak ifade ediyor insanlar kendilerini..eger konu daha ozel boyuta tasinirsa sakincali durumlar suistimal edenler olabilir..

        bir suru Islami evlilik sitesi var ama hangisi guvenilir..ben hic guvenmiyorum onlara guya izdivac yaziyor hem de Islami ama her tur insan vardir neler donuyor Allah bilir..suistimale acik ortama meydan vermekten ve insanlarin vebaline vesile olmaktansa tedbirli olup kendilerini umumi ortamda yeterince ifade edip bilinclendirmek daha guzel bir yaklasim Allah rizasi icin..helale vesile olalim derken harama kapi acilmis olmasin, boyle daha guzel nefs uslu durmaz cunku kotulugu her firsatta emreder..

        • Zeynep diyor ki:

          Hayır evli değilim. Çevremdekilere de tavsiye etmiyorum asla bayanlara yani erkekler ne hali varsa görsün umurumda değil vallahi billahi hiç biri. Zerre kadar acımıyorum. Evlenirken çok şey isteyen kızlar iyi yapıyormuş hakediyor erkekler kusura bakmasın ama ben istemedim ne oldu sanki herşeyi isteyin bayanlar yeter artık.en alasından olsun.her şey en mükemmel en pahalı en moda olsun. Sonrasında borç ödesinler 10-18 yıl

          • adem diyor ki:

            o zaman erkekler olarak hadi bizde acımayalım kadınlara. ne halleri varsa görsünler ister küfür yesinler ister tecavüze uğrasınlar. isterse otobüslerde ayaklarda beklesinler. “zeynep ” gibiler kusura bakmasınlar. en mükemmeilini en pahalısını bırakında zeynep gibilerin kendileri alsınlar. çalışsınlar çırpınsınlar. biz erkekler enayimiyiz kadınlar için yazın sıcağında kışın soğuğunda sabah mis yatağımızdan çıkıp meydanlarda sahada çalışıyoruz. sonrada kadınların yüzünden 10-18 yıl borçlanacağız. alınterinle kazandığın helal parayı helal helal yeyin erkekler. zeynep gibiler ne hali varsa görsünler. kusura bakmasınlar. çok evlenmek istiyorlarsa onlar bize alsınlar en kralından en kalitelisinden. böyle zamanlar tez gelsin YA RABBİ. zira senin bazı kız kulların gerçekten haddini aştı. (bizde çok hayran değiliz senin gibi kadınlar için hammallık yapmaya. biz sahalarda tozun kirin yağın içinde, kadın çalısanlar klimalı odalarda. oh ne ala memleket. )

          • Zeynep diyor ki:

            Siz benim yerimde olsaydınız siz de öyle düşünürsünüz beni böyle değiştiren insanlar. Ama ne yapayım ben artık böyle düşünüyorum. Artık iyi olumlu düşünemiyorum ben. İçimden acıma merhamet gelmiyor.çünkü çok yıprandım.iyi şeyler olsun kimse yıpranmasın incinmesin kırılmasın diye çok uğraştım ama ben paramparça oldum. Bütün herşeyim yıkıldı. Balon gibi söndü yaşama sevincim.demek ki kötüolmak gerekiyor anladım bunu. Enayi olmak istemiyorum artık ben

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Zeynep Hanım’a

            İmani, Bedeni ve psikolojık durumu müsait olduğu halde maddi korkular, eğitim ve benzeri DÜNYEVİ beklentiler, çekinceler ve korkular yüzünden evlenmeyen, evliliği geçiktiren her erkek ve kadın Allah’ın huzurunda VEBAL ALTINDA’dır ve bunun hesabını vere(meye)cektir.

            Bu nedenle, bu zamana kadar sizi erkeklerden ve evlilikden soğutan (her ne sebeple, ne sekilde ve ne kadar olursa olsun) SIKINTI yaşamış olursanız olun hepsini unutun, kendinizi ve müslüman bir erkeği aile-yuva-huzur sahibi olmakdan mahrum etmeyin, en kısa sürede kendinize bir yuva kurun. Çünkü, sizin daha fazla vakit kaybetmeden bedenen ve ruhen rahatlamanız, sukün ve huzur bulmanız lazım. Aksi taktirde istemeseniz de önce kendinize sonrada sizi sevenlere çok büyük sıkıntılar yaşatma ihtimaliniz çok fazla.

            Dua ile…

          • Nur diyor ki:

            “Evet insan, bir refikaya veya bir refike muhtaçtır ki, tarafeyn, aralarında, hayatlarına lazım olan şeyleri muavenet suretiyle yapabilsinler. Ve rahmetten neş’et eden muhabbet iktizasıyla, yekdiğerinin zahmetlerini tahfif etsinler. Ve gamlı, kederli zamanlarını, ferah ve sürura tebdil edebilsinler. Zaten dünyada insanların tam ünsiyeti, ancak refikasıyla olur.”
            Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen kavim için dersler vardır.”(Rum Suresi-21) diyerek evliliğin hikmet boyutunu insanlara bildirmektedir.
            Görüyorum ki evliliği siz farklı anlamışsınız kardeşim lütfen bu cihetle bakın ve bu cihetle bakan hayırlı eşler nasip etmesi için Rabbimize yalvarın yalvaralım…

          • Zeynep diyor ki:

            Beni anlayan yok herkese Allah hayırlı olanı nasip etsin inşallah ne diyeyim hayırlı hayatlar olsun sizlere incittim hakkınızı helal edin lütfen 😢

          • Zeynep diyor ki:

            Zaten yeterince yoruldum yalnız kalmak ve öyle ölmek istiyorum artık ben kendime yeterim

          • Feyza diyor ki:

            Allah yardimcin olsun Zeynep, bu zor gunleri insaallah atlatacaksin ve bu dusuncelerini hatirladikca ileride guleceksin. Keske anlatmak istediklerini daha acik dille ifade etseydin, hicbirimiz robot degiliz, elbette seni anlayabilirdik ama bu senin iradende olan bir durum ve biz senin bize sundugun kadariyla iktifa etmek zorundayiz. Su goturmez bir gercek var ki gercekten yipranmissin ama tamiri senin elinde, zaman herseyin ilaci bunu insaallah sen de goreceksin, ne acilara alismiyor ki insan? Hayat bu, insan insanin cenneti olmaliyken bazen insan insanin sinandigi bir deney tahtasina donusebiliyor fakat bu sinayan insan olmasa da sirada bekleyen oyle cok arguman var ki o olmasa bir baskasi devreye girer ve hayat boyle surer gider. Bir erkekten yola cikarak tum erkekleri yaylim atesine tutmanin sebebi yasadigin ruhi bunalimin tezahuru ama bunu atlatacaksin insaallah ve o zaman evlilik hakkindaki bu fikirlerini tekrar gozden gecirecegine ben kalben inaniyorum. Cunku iyiler de var bu dunyada hem de cok iyi insanlar, bu bulanik suyun icinde ne cevherler var fakat aramakla bulunmaz sen duaya saril, Allahu Teala o cevheri cikarsin bak nasil degisecek fikirlerin sen bile sasiracaksin. Evlilik oyle birsey degil, hayatin yukunu birlikte omuzlayacagin sana arka cikacak bir hayat arkadasi, bu yolda bazen o senin yukun olur sen cekersin ve bazen sen onun yuku olursun, bazen ise beraber cekersiniz hayatin yukunu ama kufeyi yere tamamen birakma luksune hicbir zaman sahip degiliz. Yalniz da olsan sirtlanacagin bir yukun her zaman olacak o yuzden dua et ki insaallah vefali bir yol arkadasi nasib etsin Mevla ki, sevdigin iyi bir insan her yukun altina girmeye deger, yalnizliktan bin kat iyidir. Sadece dinlen/din-len. Allah’a emanet ol.

        • Feyza diyor ki:

          Zeynep hnm.yorumunuzda ifrada kactiginizi goruyorum. Acikcasi evli oldugunuzu ve evliligunizden dolayi muzdarip oldugunuzu dusunuyordum fakat daha esikten adiminizi atmadan Bismillah deyip tum erkekleri topa tutmaniz, pire icin yorgan yakmaya benziyor. Evli degilseniz ne yasattilar ki bu kadar erkek milletine dusman oldunuz? Yuzde yuz hakli dahi olsaniz bu sadece karsiniza cikan mustakbel damat adayina dair ozel bir durum, geri kalan binlerce erkegin ne sucu var? Onunla olmadiysa ve siz gercekten elinizden gelen her fedakarligi yaptiysaniz bir turlu yaranamadiysaniz demek ki mizaclaruniz uyusmuyuyor demektir, yol.yakinken ayrilin. Ama ayrildiktan sonra size tavsiyem veya ayrildiysaniz tavsiyem; bu sagliksiz ruh halini terketmeye ve hayati olagan haliyle yasamaya calisin. Toparlanmadan yeni insanlari hayatiniza alip hem jendinize hem karsinizdakine bu onyargiyla yaklasip zulmetmeyin. Ne zaman ki bu talihsiz tecrubenizde yasadiklarinizin genele degil, sadece o kisinin sahsina munhasir olduguna kalben tatmin olur ve psikolojinizi bu hale evriltirseniz ondan sonra yolunuza cikan insanlari mesru dairede degerlendirirsiniz. Bu sekilde sakin ha sakin. Evlenirken cok sey isteyen kizlar kendileri de yillar boyu o borcun altinda eziliyorlar. En iyi ihtimalle damadin babasi tum.masrafi karsilayacak dahi olsa bu kez de kari koca hazira konduklarindan midir nedir kisa sure sonra birbirlerini yemeye basliyorlar. Bazi seylere sifirdan baslamak veya yarimken tamamlamaya calismak kari koca arasindaki guven ve muhabbeti artirip birbirlerine olan bagi guclendiriyor. Sizinki sayet cok hakli iseniz dahi bir istisnadir ve kaideyi bozmaz.

          • Zeynep diyor ki:

            Bende istemiştim karşılıklı olarak hoşgörü ve saygı sevgi içinde dünya telaşından şatafatlı evden uzak huzurlu bir ömür mutlu olmak ama sağolsunlar zehir zıkkım ettiler içime dışıma. Ben artık yazmayacam merak etmeyin.ben yolumu çizdim artık kariyer sahibi olmak istiyorum hakkınızı helal edin lütfen bana da dua edin lütfen ya. Yazmayacam çünkü her aklıma geldiğinde muzdarip oluyorum. En iyisi unutup kendimi dersime vermek evet en iyisi bu bence

          • Tuğrul diyor ki:

            Zeynep hanım duygulu yazılarınızı görünce yazmak istedim. hepsini takip etmişdeğilim, ama;

            İnsan manen zayıf olduğu dönemlerde herşey üstüne geliyor gibi olur. bir meselede aciz kalıp onu ıslah edemediği zamanlarda içine kapanmaya meyleder. ümitsizleşir. fakat imtihan dünyası burası, bunlar herkeste olur, olacak. kişiye göre ağırlığı değişebilir. kendi iç dünyasında olayı algılama biçimi (yani burada itikat sağlamlığı önemli oluyor), çevresiyle olan ilişkilerinde onun destekçileri (burada ailevi, sosyal ilişkilerin kuvveti devreye giriyor) bu süreçte etkili oluyor..

            ama karamsar bakış açısıyla kesin kararlar almak doğru değil. zaten elinde sonunda değişir bunlar, ama insanı daha fazla üzer. çünkü ne yapacağını şaşırmış gibi olur. şu vecizeye bir bakın,

            “Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyetperver, muktedir, intizam perver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.”

            şöyle birşey yapılabilir; iç dünyanızda hatta mümkünse yazarak bir muhasebe yaparsınız, negatif etki yapan şeyleri hayatınızın dışına çıkarmaya çalışırsınız. bu gayret çok güzel neticeler verir.

            belli dualar, ibadetler evrad edinilebilir. bunu da yapmak lazım, çünkü musibetler, üzüntüler insanı dergah-ı ilahiye sevketmek için bir kamçıdır. cevşen çok iyi olur. yalnız evrad vb ibadetler biraz uzun vadeli netice verir. ama muhakkak verir. çünkü her duaya bir cevap verileceğini Cenab-ı Hakk vadetmiş. İnsan acizliğini anlayınca ibadetler daha halis olur. her ne ise..

            Allah cümlemizin yardımcısı olsun. selametle..

  32. ABC diyor ki:

    “Bize sözlerimizden çok, yüreğimizden anlayan gerek.”

    Cahit Zarifoğlu

    • Süleyman diyor ki:

      Sayın Meryem,Zerrin hanım ve Abdullah bey

      Öncelikle Zerrin Hanım Peygamber Efendimize sahabeden bir zat gelip “deveyi bağlayıp mı tevekkül edeyim yoksa bağlamayıp mı tevekkül edeyim” diye sorduğunda Resulullah (S.A.S) “bağlayıpta tevekkül et” demiş. Bizim imkan dahilinde elimizden geleni yapmamız da duaya giriyor. Fiili dua oluyor. Ondan edebimizle uğraşmamız gerekiyor.

      Meryem Hanım ve Abdullah Bir bey her ne kadar bahsettiğiniz seçenek iyi gözüksede daha büyük sıkıntılar sonraki süreçte yaşanabilir. Böyle bir sistemi suistimal edebilecek çok kişiler var. Aynı zamanda söz söylemesi kolaydır ama amel etmek çok farklıdır. Ben sosyal medyada çok güzel şeyler söyleyen, sakallı, eli yüzü düzgün ama çok berbat huylara sahip kişiler biliyorum. Aynı zamanda site yönetimi bu işe el atarsa başka hiçbirşey yapamaz hale gelebilir. Çünkü hakikaten çok zor bir iş. Kişilere gidilmesi evine bence her türlü ziyarete gidilmesi de lazım. O kişiyi doğru tanımak için uzun zaman harcanması vs. Buna rağmen gene de gözden kaçanlar olacaktır. Söyledikleriniz güzel şeyler ama uygulamada ciddisıkıntılar oluşturabilir.

      • semamarasli diyor ki:

        Allah razı olsun Süleyman bey, doğru söylemişsiniz,bekarları evlendirme işine el atarsak başka bir şey yapamayız. zaten bu iki kişinin yapacağı bir şey de değil. doğru düzgün bir şey olsun isteniyorsa bir ekip lazım. İnsanları yakinen tanımadığımız için psikolojik testler yapmak lazım, araştırılması lazım. Bekar okurlarımızın bizlerden okurlar arasında bir tanışma ve evliliğe vesile olmamız isteği yıllarca oldu. Geçmiş yıllarda denedik de. Özelden mail atıp evlenmek isteyen üç okuru ikisini karşılıklı görüştürerek birini mail ile bilgilerini değerlendirdik fakat üçünde de sonuç olumsuz oldu. Hiç aklımıza gelmeyen sebepler çıktı bu yüzden bir daha bu işlere yeltenmedik yoksa ben evliliğe aracı olmayı severim. Fakat yakın tanımadığınız insanlara aracı olmak riskli. Ancak ilerde eğer bir ekip kurabilirsek olabilir belki.

        • Tuğrul diyor ki:

          sitede güzel konuşmalar yapılması kişinin şahsiyeti hakkında asla bilgi vermez. ben şöyle diyorum: “hocalık başka, kocalık başkadır.”
          ayrıca çoğu insan -hakiketen çoğunluk- söylediklerini yaşamıyor, ya da daha tecrübe etmemiş, yaşayacağını sanıyor. aslında yaşaması da biraz zor çünkü nefsi o terbiyeyi almamış. arada çok mesafe var. hepimizin nefsinde böyle durumlar var.
          onun için internet ortamı, hatta sitedekilerin tanıştırılmasını falan olumlu bulmuyorum.
          tabi insanların ‘aman laf gelmesin’ diye hiç ilgilenmemesi de çok yanlış. bekarları evlendirin diye ayet var. belki de Allah gençlerin bazı günahlarının hesabını önce bu sözde büyüklere sorar….
          dağ gibi bir sevabı sinek kanadı kadar laf gelme ihtimalinden dolayı terkediyorlar. halbuki herkes kaderi biliyor. bir-iki laf eder, sonra susar. ama bu gamsız büyüklere Allah hesap sorarsa hiç acımam. kendilerinin de çocuklarının olduğunu, sıranın onlara da geleceğini de hatırlatırım.
          büyükler tarafları biraz tanımak şartıyla (dolayısıyla internet ve site ortamı buna uygun değil), kefil olmadan, açıkça şahısların hallerini beyan edip, kararı tanışma sürecinde kendilerine bırakabilirler. her ne ise..
          ‘hasbunallah’ bize kifayet etmiş, eder ve edecek inşallah. selametle :)

      • zerrin diyor ki:

        Tebrik ederim Süleyman Bey, siz daha güzel ifade ettiniz. Bu konuda vesile aramak bela aramaya benziyor bu devirde.
        Meryem Hanım,
        Etrafımda ben de çok uğraşıyorum. Eşim arada kalmışlıklarımı bildiği için ve bazı yardımcı olmaya çalıştığım kişiler evlilik konusunda yeterince hassas davranmadığından dolayı beni mahcup ettikleri için bırak artık diyor. Olsun. Elimden gelse hep vesile olmaya çalışırım. Çünkü bekarlık beni çok yıprattı, herşeyle tek başıma mücadeleden yoruldum… Sizi çok iyi anlıyorum.
        Ben sizin yaşınızdayken evlendim. Püf noktası dediğim noktaya o yıl ulaştım çünkü. İnşaallah siz de ulaşacaksınız, çünkü duada ve gayrettesiniz.
        Anlatmak kolay değil ama bir daha deneyeyim:
        Çok çetin imtihanlarımız da olur, iki dudak arasına bağlı ama nedensizce halloluvermeyen imtihanlarımız da.
        Belki yıllarca hep ama hep aynı imtihanı yaşarız.
        Nerde yanlış yapıyorum neden olmuyor der anlayamayız. Halbuki çoktan hazırızdır bir sonraki imtihana. Aynı imtihanı sürekli yaşamak bunaltır insanı. Döner dolaşır aynı şeyi yaşarız. Olmaz, olmaz, olmaz.
        Sebebi, o durumu hazmedemeyişimiz, o durumdan bir an önce kurtulmak isteyişimizdir. Tamam, kabul ediyorum bu durumu dediğimiz andan itibaren birşeyler değişmeye başlar. Sanki ruhumuz uçuşa geçer. Aranan bir anda gelir, şaşırırsınız.
        Farkında değilizdir ama Allahın o ana kadarki takdirine\takdirlerine tam teslim olamamışızdır.
        Nerdeyse 4 yıldır siteyi takip ederim. Siz hep bu konuda sitem edersiniz, vesile olmak lazım dersiniz, iyi niyetli ve gayretli birisiniz. Ağzı dualısınız. Çalışma mevzuunda da çok yorumlarınızı okudum.
        Tanımadığım halde tanır gibiyim sizi ve severim kardeşim gibi.
        Meryem Hanım, gözlerinizi kapatın.
        Hissetmeye çalışın lütfen:
        Ne yaptımsa da takdir bu, deyin. İsyansız, sitemsiz, acısız, pazarlıksız, içtenlikle. Siz kadın ruhu taşıyorsunuz. Hz Hacer annenin sitemi bırakıp teslim oluşunu, beklentisizce ALLAH bir çıkış yaratacaktır diye defalarca canhıraş koşuşunu hissedin. Herşey ALLAHın elinde… Kalpler Onun elinde…Herkese herşeye Hakim olan O… İstemeye devam edelim ben de dua ediyorum.

    • Süleyman diyor ki:

      ABC hanım

      Yani kişinin evleneceği kişiyi kendisinin bulmasının sakıncaları pek çok:

      1. Birini bulmak istiyorsanız illaki etrafınıza bakacaksınız. Bu sırada helal-haramda 2.sırada kalacak. Doğru birini bulmak için dışarıda, sınıfta ve okulda bakmanız gereken kişi sayısını siz düşünün. Daha en başından sıkıntı.

      2. Görerek beğendiğiniz için artık mantığınız değil duygularınız ön planda olacak. Bu sefer doğru yargılarda bulunmanız çok daha zorlaşabilir. Özellikle hanımlar için.

      3. Kendiniz bulursanız illaki bir görüşme süreci olacak. Eğer bu görüşme süreci aileden habersiz olursa ki illaki 1-2 tanesi olacak en azından, harama düşme olasılığınız çıkabilir. Bir erkek veya bir kız suistimal etmek isteyebilir durumu. Bu süreçte özellikle gene kızlar mağduriyet yaşayabiliyorlar. Bknz: Kadın Erkek Yalnız Kalınca yazısı.

      4. Ailesini tanımadığınız için ileriki süreçte eşinizle aranızda sıkıntı çıkmasa da ailesi ile sizin aranızda hem kültürel hemde başka boyutlarda sıkıntılar oluşabilir.

      5. Anlaştıktan sonra ailesi kabul etmeyebilir. Çok örnekleri var. Bu sebepten terkedilmek veya aileye karşı gelmek gene pek çok ruhsal ve duygusal sıkıntıya sebep olabiliyor.

      6. Böyle bir yolla size ulaşan bir erkek veya hanımın ileri ki zamanlarda ailenizde sıkıntılar ve gelgitler olduğu vakit tekrar aynı yolla başka bir erkek veya kadına ulaşabilmesi daha kolaydır. Çünkü yolunu biliyor. Havuzda yüzme öğrenen biraz uğraştan sonra denizde de pek ala yüzebilir.

      7. Birisini bulduktan sonra diyelim ki 1 ay sonra anlaşamadığınızı farkettiniz. O kişiyi bırakacaksınız. Bu sefer hem erkek hem hanım için ne yazık ki bir kullanılmışlık söz konusu olacak ki mütedeyyin kişiler daha önce gönlünü başka birine kaptırmış onunla şakalaşmış ve gülüşmüş bir insanla beraber bir hayat kurmayı tercih etmez. Bende etmem. Aynı zamanda doğru kişiyi bulmak için bunu kaç kez yapmanız gerektiğini düşünün.

      8. Eğer bu süreçte sevmiş ve karşınızdaki kişiler tarafından terkedilmiş iseniz gönlünüz o kişide kalacak. Etrafınıza baktığınızda hep ona benzer kişiler arayacaksınız. Hem kadın, hem erkek olarak. Birde ileride o kişi karşınıza çıksa ve sizde ailevi problemler yaşıyorsanız eşinizle bu sefer gene ortaya çıkabilecek çok derin problemler.

      Ve daha ne sıkıntılar. Diziler izlenip izlenip gençleri bu tür ilişkilere teşvik eden kişiler dikkat etsin çünkü çok riskli. En iyisi akıllı bir görücü usulü. Bu tür kadın ve erkek ilişkileri kuyunun etrafında oyun oynamaya benzer. Evet herkes kuyuya düşmez belki ama düşenlerin sayısı ve hasarı gene de çoktur. Allah herkesi güzel ve hayırlı yollardan evlilik nasip etsin.

  33. Abdullah Bir diyor ki:

    Gündem yogun vede birileri bu rakaları bilinçli olarak gizlemek istediğinden AİLE YAPIMIZDA Kİ TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİLİZ.

    Tehlike büyük ve durum sanıldığından daha ciddi ve her gecen gün daha da kötüye gidiyor.

    Ben demiyorum TUİK söylüyor.

    TÜİK’e göre,
    Türkiye’de son 10 yılda 1 milyon 151 bin 591 çift boşandı, 6 milyon 90 bin 212 çift de evlendi.

    2006 yılında binde 1,35 düzeyinde olan kaba boşanma hızı 2015’te binde 1,69’a yükseldi, kaba evlenme hızı da binde 9,17’den binde 7,71’e geriledi.

    Boşanan çift sayısı 2006 yılında 93.489, 2015’te ise 131.830 olarak gerçekleşti.

    • Zeynep diyor ki:

      Gönüller kirlendi çünkü

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Zeynep Hanım Kardeşim’e

        Her derdin bir çözümü ve sonu var. Hayatın tamamı bir imtihandır ve Allah sevdiği kullarını, kullarının bildiği konulardan imtihan eder. Allah rızası için umudunu kaybetme kardeşim. Allah’ın affından, merhametinden, bereketinden, mağfiretinden umudunu kesen sadece ve sadece lanetlenmiş olan Şeytandır ve halen nefes alabilen kulun Umutsuzluğu şeytandandır.

        Unutma…

        Hiç bir sıkıntı ebedi kalıcı değildir ve yıkmayan, öldürmeyen sıkıntı insanı daha güçlü yapar.

        Yaşadığın sıkıntılar ne kadar çok ve büyük olursa olsun hiç bir zaman “benim çok ve büyük derdim var” deme. Bunun yerine “benim dertlerimi ve sıkıntılarımı bir anda bitirecek büyük bir Rab’bim var” de ve namaz ve duayı bırakma…

        Allah’ın sana ve senin durumunda olan kardeşlerimizin İmtihanını kolaylaşması ve sizlere yanında ve sinesinde huzur bulacağınız hayırlı birer Refik (erkek-koca) nasip etmesini niyaz ediyorum.

        Bir gün nasip olur da sinesinde huzur bulduğun imanının diğer yarısını tamamlayan bir erkek ile mutlu bir yuva kurduğunda yaşadığın tüm acıları ve sıkıntıları unutacaksın. İşte o gün sana nasip ettikleri için Allah’a hamd ve bizlere dua etmeyi de unutma kardeşim.

        Allah’a emanet, Resülüne tabi olmanız duasıyla…

        • E.Y. diyor ki:

          Beyefendi,yorumunuzu okurken boğazım düğüm düğüm oldu.Kendi adıma da ‘AMİN’ diyorum..Büyüklerin duası kabul olur derler.Allah kabul etsin..

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın E.Y’ye…

            Duamıza “Amin” diyerek verdiğiniz samimi destek için teşekkür ederim efendim.

            Bizi tarif ederken kullandığınız “Büyüklük” ifadesinden kastınız “biyolojık yaş” ise bu konuda haklısınız, burada ki bir çok yorumcudan daha “yaşlı” yani ihtiyar bir insanım. :-)

            Ama kastınız “din büyügü, alim, hoca veya büyük insan” vb manasında ise bu konuda yanılıyorsunuz. Çünkü ben, gücüm kadarıyla insanlara “iyiliği emreden ve onları kötülükten alıkoymaya ve Allah’ın kullarının dertlerine derman olmaya çalışan kendi halinde garip bir kulum.

            “Bir avuç toprak, biraz da suyum.
            Neyimle övüneyim, işte buyum.”
            (Yunus Emre)

            Selam ve Dua ile

  34. ABC diyor ki:

    bekarları evlendırmek ıcın çevremizdeki bizi tanıyan eş dost arkadaş elınden gelenı yapmalı, ama elınden gelen sadece nıye evlenmıyorsun, evlensene sorusu olmamalı..
    özellikle bekar bir bayan için neden evlenmıyorsun, neden bırını bulmuyorsun demelerını anlayamıyorum..senın krıterlerın nedır? aman kendın bırını bulma, tecrubesızsın yanlıs karar alma, vaktını bekle helalını bekle bız yardımcı olalım vb demelerı gerekırken bazen buyukler cocukca dusunuyorlar.. kendılerı evlılık farz bıle degılken kucuk yasta evlenıpte, su ahır zamanın kıskırtıcılıgından bıhaber olduklarından evlilık ıcın gayret gosterelım dusuncelerı maalesef yok, kısa zamanda helalını bul gayretınde degıller …buyukler amcalar dayılar halalar teyzeler ne olur bıraz yegenlerınızın torunlarınızın evlenmesı ıcın ıffetını gundem yapın.. unversıteyı bıtırdın mı? ıs buldun mu? ıs bul evlen bırını bul deme yerıne …
    ısını bulmasına yardımcı olun..
    olakı bulamadı evlenmesıne destek olun…işi olsada evlenmesıne maddı destek olun..
    esını bulmasına yardımcı olun…
    gonullerı kırklenmeden helalını bulmasına yardımcı olun…
    bır kısının ahıretını kurtarmıs olabılırsınız…

    • Süleyman diyor ki:

      ABC hanım/bey

      çok doğru söylemişsiniz. Onlar kimi zorluklarını yaşamadan bekarlıktan evliliğe geçmişler. Şimdi durumu anlayamıyorlar. Ya da yıllar geçtiği için gençlikteki hallerini hatırlıyamıyorlar. O çektikleri sıkıntıları unutmuşlar. Empati yapamıyorlar. Sizin yerinize kendilerini koyamıyorlar . Belki bizde yıllar geçse öyle hissedeceğiz. Unutacağız hassasiyetlerimizi çünkü o duygu durumu kalmayacak. Gene de hakkı savunmak lazım. İnşAllah unutmayalım.

      Benim çevremde de bildiğim, islami konuda pek çok şeye dikkat etmeye çalışan kişiler üniversitedeyken “çevrende o kadar kız var birini bulup evlenemezsen yuhh olsun sana”, “üniversitedeyken bul işte kızı diye” gibi sözde tavsiyelerde bulunuyorlardı. Hatta daha 1-2 saat önce aracı kazası diye bir şeyler anlatılmıştı aklıma şimdi geliyor. Bir doktor tanıdığımızı ziyarete gitmiştim. Namazında, niyazında birisi idi. Evlenmeyi düşünüyor musun? diye sordu. Bende evet dedim. E üniversitedesin bulsana sonra zor bulursun gibi bir laf etti. Bende kınamak istemediğim için “beceremem ben öyle işleri” gibi bir laf ettim. Daha sonra yemeğe geçelim dedi. Geçtik yemeğe orada hastanenin ya teknisyeni ya hemşiresi olan bir hanımla karşılaştı. Böyle yarı açık bir hanımdı. Biraz onla sohbet ettikten sonra bana dönüp bak bu çocuk evlenmek istiyormuş sen birilerini biliyorsundur buna yardımcı ol dedi. Utancımdan yerin dibine girdim. Ben sana bir sır veriyorum. Sen böyle benim hassasiyetlerimi muhtemelen dikkate almayacak bir hanıma buna kız bul gibi bir laf ediyorsun. onun hassasiyetine güvenip anlattığım bir meseleyi böyle başkasına bana danışmadan söylemesi beni çok utandırmıştı.

      Özetle kendini haramlardan korumaya çalışan gençler yalnız bırakılıyor. Sende çağa uy. Bul okuldan veya iş yerinden beğendiğin bir kızı gibi laflar ediliyor. Bunun ortaya çıkarabileceği sıkıntılar biraz irdelenirse çok basit şekilde gözükebilir. Gençlere aileleri ve çevreleri destek çıksın aynı zamanda evlilik hakkında yapılan aşağılamalara, ille dışarıdan tanışılması gerektiği algısına, her şey tam olsun sonra rahatça evlenilsin hatalarına bir müdahale edilmeli.

      Şu sıralar fazla yorum yazıyorum. Yalnız bu yorumlardaki problemler pek çok genç hanım ve erkeğin yaşadığı problemler. Altının çizilmesi lazım çünkü en çok gözardı edilen meseleler bunlar. Pek çoklar bunla ilgili sıkıntı çekiyor. Bununla beraber başka bir amacımda belki gençler görüp başkaları da yaşıyormuş bunları demesi. Biraz gönülleri ferahlar ve belki bir gencin büyüklerinden biri görür ve olayın vahametini anlayarak bu konuda bilinçlenir. Bir kişi bile bilinçlense bu yorum sanırım vazifesini yerine getirmiş olur.

      • ABC diyor ki:

        suleyman bey yazınızın her kısmına katılıyorum…
        bayanım.. kıza da erkegede kendın bul denemez ıffetlı bır bey de kız da kendı bulmamalı… buyuklerın bu cümlesini öğüdünü anlayamıyorum..
        öyle bır hal aldı kı bu durum; çevremdekıler akrabalarım, oğullarının, kendısı kız bulmus anlasmıs dıye nasıl sevınıyorlar..tamam gorunuste basarı gb de arka plan nasıl? gercekten basarı mı husran mı? BÜYÜKLER BİRAZ ALLAH BU İŞE NE DİYOR? diye KAFA YORMADAN KENDI DUSUNDUKLERIYLE hareketle neslı bozma yolundalar.ve vebaldeler..genclere bıraz sakınlık ve duzgun öğüt vermeleri gerkrken yanlısa davetteler..
        aslında gormeye gerek bıle kalmayabılır bır sartlarını sunalım kıza bosa görme ..zıhnın gonlun kırlenmesın evladım denmesı gerekmez mı? birini begendıysen bıle ben goruseyım konusayım vb demeleri gerkır..
        öğütler hep mi yanlısa tesvık olur..
        NEYSE kendı bulmus evlenmıs veya kendı bulmamıs gorucu usulu evlenmıs bu asamadan sonrasıda ayrı bır konu…gunahla ısrafla bır dugun ..borcla kredı haramıyla vb…kafa yapılarımız degısmedıkce bu sorun degısmeyecek…ne zamankı dugun es ıs konularımızda ALLAH PEYGAMBER NE DIYOR demeden, ölçümüz kuran sunnet olmadan bu evlılık konusu duzelmeyecek…

        • Yasir diyor ki:

          Sayın ABC ”kıza da erkeğe de kendin bul denemez, iffetli bir bey de kız da kendi bulmamalı” demişsiniz. Ayrıca, hem kimse aracı olmuyor diyor, hem de kişi kendi bulmamalı diyorsunuz. Ömür boyu bekar mı yaşayalım? Bir erkeğin görüp beğendiği bir kıza helal dairede talip olmasından daha doğal ne olabilir ki? Aracı bulamadıysa kendisi dahi görüşme talep edebilir. Aksini iddia ediyorsanız varsa dini bir hüküm ortaya koyun. Peygamber (s.a.v.) efendimizin Hatice Annemizle nasıl evliliği de bize bir örnektir.

          • ABC diyor ki:

            sız uzerınıze neden alındınız kı ıstıyorsanız kendınız bulun..ben muftu degılım ama bu konuda cok fetva okudum ve yasanmıslıklar da duydum..
            sankı bır aracı olmazsa bekar kalsın herkese demısım gb yazmısınız..
            bana bır erkek senı begendım konusalım vb ASLA dıyemez…dersede o kısı es adayı dahı olmaz…eger ıffetlıyse gordu ve begendıyse bıle bır bayan ıle haber gonderır..annesını gonderır kız kardesını gonderır ..teyzesını vb…
            yukarıdakı bahsettgım aracı 1. derecede yakınların genclerın evlılık ıhtıyacına gore es bulmasıydı.. dıger bahsettıgım aracı da yıne aynı kıslerın sadece haber aktarımı…

      • Meryem diyor ki:

        Bekarlari evlendirmek için günümüz insanları ,aydınları ,düşünürleri ,büyükleri , dedeler ,teyze ler , halalar ve daha bir çoğu . Nasihat ve yazıp çizmekten başka ne yapıyorlar . Koca bir hiç . Biz bekarlarin nasihate ihtiyacı yok fazlasıyla nasihat dinlemiş . Dilde soz yürekte sabır birakmamisiz. Artık kollektif bir çalışma bekliyoruz . Bizler edebimizden çoğu şeyi dile getirmiyoruz ama sahipsiz ligin ait olamamanin günümüzde fazlası ile huznunu yaşıyoruz . Allah rızası için artık yazıp cizmesin kimse zira fiiliyet yoksa yazılanların bir anlamı yok nasihatin de . Ciddi anlamda bu konuya eğilip günümüz gençlerin bu kanayan yarasına merhem olmak için çareler aramali . Bu sitete bile düşünceleri birbirine uyan bekar kız ve erkekler var onların bile bir araya gelmesi için bir imkan olanak yok . Yani sorun aslında insanların birbirini bulamamasinda. Bunun için yardımcı olunca insanların birbirini bulması konusunda ortam hazirlansa büyük bir adım atılmış olur . Allah tüm bekar kızlarımıza erkeklerimize hayırlı eşler nasip etsin .

        • zerrin diyor ki:

          Kusuruma bakmayın Meryem Hanım,
          Niyetim sizi üzmek değil öncelikle.
          Yargılamak, suçlamak hiç değil.
          Evlilik kaderle, kısmetle, Allah’ın dilemesiyle gerçekleşir.
          Bazen sebepler bize yakın olur, tercih edivermek yeter; bazen sebepler uzak olur elimizden birşey gelmez.
          Yaş 25’e kadar sebepler daha yakındır, sonra uzaklaşır ve bambaşka bir süreç başlar. Sanki el ayak kesilir, herkes sizin bekar olduğunuzu unutur, arada bir kalabalık aile ve arkadaş ortamında hararetle konuşulan memleket meselesi olur, başka da çıt çıkmaz. Kendi derdinizle dertlenir, herşeye her zaman göğüs gerersiniz. Kimse halinizi bilmez. Sizin tercihinizmiş gibi yalnızlığınızın hesabını da siz ödersiniz.
          Bayramlar, düğünler, yıllık izinler tatsızdır. Hep birşeyler eksiktir. Ne yapsanız mutlu olmazsınız. Zaten herkes ailesiyle beraberdir ve siz hep yalnızsınızdır.
          Sebepler sükut etmiş…
          Duadan başka icraat lüzumsuz…

          • zerrin diyor ki:

            İşin püf noktası budur Meryem Hanımcığım,
            Teslim olmak.
            Sen dilemezsen olmaz, demek.
            Kabullenmek…
            Bununla beraber ümitvar olmak.
            Allah bu zamanda evli ve bekar hepimizin yardımcısı olsun.

          • ABC diyor ki:

            SEBEPLERE YAPIŞMAK GEREKMEZ Mİ
            SORUMLULUK DUYGUSU
            HER DAVRANISIMIZDAN HESABA CEKILECEKSEK, SORUMLULUK ALANIMIZDAKI ELIMIZDEKI IMKANLA NE YAPMADIK? NE YAPTIK?
            BUNLARDAN HESAP VERECEGIZ..
            YANI SADECE DUAYLA TEVEKKULLE OLMAZ ..
            LAF DEGIL BIRAAZDA ICRAAT GEREKMEZ MI
            MERYEM HANIMIN DEDIKLERI BENCE BUNLAR ..DUA OLMASIN DEGIL, DUADA OLSUN BASKA SEYLERDE OLSUN HERKES UZERINE DUSENI YAPSIN DIYOR..

          • meryem diyor ki:

            Zerrin Hanım
            Acı reçeteniz için teşekkür ederim. Bende şöyle düşünüyorum.
            Eskilerimizin söylediği bir kelime vardır.” Kader gayrete aşıktır.” Çevremizde hiç bir şekilde gayret yok , inanın dua eden bile yok.
            Ben şahsım adına her zaman dua ediyorum ben ve benim gibi tüm bekarlara. Lakin ” el elin eşeğini türkü söyleyerek ararmış” Bizim büyüklerin , akrabaların, aydınların da şu an yaptıkları bu.
            Ben 27 yaşımda ve bekarım. Ki bekarken birine vesile olmak daha zordur. Çünkü yanlış anlaşılma ihtimali vardır. Buna rağmen ben iyi niyetimle gayretimle çevremde uygun gördüğüm ve tanıştırdığım 20 yakın çift var. Rabbim 3 çiftin evliliğini nasip etti. Bizdeki olay şu. Birini önerirler. Kabul etmemeniz için geçerli bir sebep yoksa başka kapınızı çalan olmuyor. İnsanlar istiyor ki ” Ne olursa olsun erkek olsun fark etmez birini önerdik kabul et olsun bitsin.” Öyle olmuyor. 2 ay sonra mahkemede bulmamak için kendimizi ” namaz hassasiyeti olmayan, haramı hoş gören insanlardan uzak duruyoruz. ben ve benim gibiler için söylüyorum bunu. Ben bir bayan arkadaşımı 3 kez farklı kişi ile görüştürdüm ve 3. cüsü ile anlaştı, şimdi evleniyorlar.
            Yani gayret ve gayret. Şimdi diyeceksiniz ki ” alında yazılan gelir bulur ” Peki boşanan ve ikinci kez evlenen kişilerin alnında iki kişi mi yazıyor ? Yani kaderimizin bizim ve çevremizdekilerin çabasına bağlı. Dua çok önemli bir fiiliyat lakin fiili ve kavli dua diye iki çeşit dua vardır. Büyüklerin söyledği sadece kavli dua. Fiili dua yoksa neye yarar. Gerci bu saatten sonra KAVLİ DUA ETTİKLERİNDEN BİLE ŞÜPHELENİYORUM.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın MERYEM HANIM’a

          “Biz bekarlarin nasihate ihtiyacı yok fazlasıyla nasihat dinlemiş . Dilde soz yürekte sabır birakmamisiz… Bizler edebimizden çoğu şeyi dile getirmiyoruz ama sahipsiz ligin ait olamamanin günümüzde fazlası ile huznunu yaşıyoruz .” DEMİŞSİNİZ

          Yukarıda ki sözleriniz arkasındaki derinliği,manayı FARKEDEBİLEN ve OKUYABİLEN için çok anlam ifade ediyor.

          Gerçek hayatta sizi tanımıyorum ( aynı yerde yasamasak ve birbirimizin üzerimizde akraba, komsuluk hukuku olmasa da) hala diğer yarınızı bulamamanız ve imanınızı tamamlayamamanız, hayırlı bir yuva kuramamanız konusunda (sadece aynı cografyada yaşayan Müslüman birisi olarak) üzerime düşen sorumlulugu, vebali biliyor ve sizden hakkınızı helal etmenizi rica ediyorum.

          MERYEM HANIM’ın AŞAGIDA Kİ SÖZLERİ DE BU SİTENİN KURUCUSU ve YÖNETİCİSİ OLAN SAYIN MARAŞLI ve TUGBA HANIMLARA

          “Bu sitete bile düşünceleri birbirine uyan bekar kız ve erkekler var onların bile bir araya gelmesi için bir imkan olanak yok . Yani sorun aslında insanların birbirini bulamamasinda. Bunun için yardımcı olunca insanların birbirini bulması konusunda ortam hazirlansa büyük bir adım atılmış olur .”

          “Allah tüm bekar kızlarımıza erkeklerimize hayırlı eşler nasip etsin”
          AMİN, AMİN, AMİN…

        • abc diyor ki:

          haklısınız meryem hanım…
          nasıhata ıhtıyac yok degılde nasıhat dıye sacma sapan seyler hatta sacma bıle degıl gunah olan seylerı duydukca bu nasıl nasıhat dıyorum artık..
          hayırlısı olsun

        • ahmet diyor ki:

          Sayın Meryem Hanım’a,

          Dua aslında elleri açıp yalnızca Allah’a yalvarmak değildir. Eyvallah kitabında, sabrın aslında ne güzel bir dua olduğu ifade ediliyor.
          ‘Bütün sokaklar sana açıkken, herkes seni bir harama çağırırken, henüz o tanımadığın helalinin hatırına beklemektir,sabretmek.İşte bu sabrediş öyle bir güzeldir ki, Allah bu sabrını dua sayar ve kabul eder belki de.
          Hem dua sadece elleri açtığında mı başlar? Yeri gelince edep etmek bir duadır.Haramdan sakınmak da bir duadır. İhlasla, Allah için
          yapılan bir hareket aslında bir duadır. … Allah için doğruları yapmaya devam ederek beklemektir, sabır’.
          Ben, 2010 yılında üniversiteyi bitirdiğimden beri hala uygun bir aday arayışımı sürdürüyorum. Beklemenin ilahi nedenleri olabilir, belki de kaderimde evlenmek benim için hayırlı değildir.
          Ancak, biz yinede sebepler dairesinde elimizden geleni yapmaya çalışırız. Allah’ın takdiri neyse onu razı oluruz.Burada beklemeninde görünen sebepleri var.
          1)En temel problem çevrenin olmayışı, tandığın insanların yardımcı olmamaları veya olamamaları.
          (Ailemin belli çevresi yok. Akrabalarım bugüne kadar pekde fayda göremedim.
          Evlenen arkadaşlarım oldu. Evlenen arkadaşın bayan arkadaş tanıştırabilir. Benim evlenme isteğimi bilmelerine rağmen, ancak onlar da yardımcı olmadı.
          Benim onlardan böyle talebim olmadı. Kim dertsiz başına dert alsın ki, diye düşündüm.
          Çevremde dinine bağlı uygun gördüğüm bir bayanda olmadı. Olsa bile,flört tarzı ilişkiler uygun bulmadım.
          Sohbetlerine gittiğim insanların ciddi manadaki ihmalkarlıklarını gördüm.)
          2)Görücü usulunde, Bazı bayanlar tavırları ve beklentileride diğer bir problemç
          Kendini bir kaç saat içinde tanıtıyorsun. İster istemez bir yapaylık olabiliyor. İslami hassasiyeleri olan bir erkekse,zaten yabancı bir bayanın elini tutmuyor,
          gerekmedikçe de konuşmuyor.Bu durumu göz önünde bulundurmaklarını, değerlendirme yaparken de çevrenin ne diyeceklerinide önemsediklerini düşünüyorum.
          Görüşme yapacağın insana ömür boyu eşin olacak insan mı olarak bakıyorsun yoksa sıradan bir aday mı olarak görüyorsun. Görünüş olarak beğendim de,fena değilde,
          diğer konularda da beni etkileyebilecek mi, diye bakıyorlar.
          Onun üniversitede okuyup okumamasının benim için önemli olmamasına rağmen, okuyunca beklentileri her konuda yükseliyor.Bu da bir problem.

          3) İslamiyeti insanların/ailerin gerçek manada yaşamayışları başka bir problem.
          (En son görüştüğüm adayla, tanıdığım bir insanın tandığı bir hanımefendi vasıtasıyla oldu. Görünüş olarak birbirimizi begendik.
          Ailer de tanıştı.Tanıştığımızda babası, babamın 5 vakit namaz kılmamasına takılmıştı. Daha sonra biz düşünelim,araştıralım dediler.
          Ne olacak ki araştırsınlar dedim.Ben aileyi geçindirecek maddiyata sahibim. Herhangi bir zararlı alışkanlığım yok. Dini hassasiyetleri olan bir insanım.
          Onların ailesi de dindar. Ailesi kültür ve eğitim olarak da uzak değiliz.Annem beş vakit namazını kılar. Babam 5 vakit namazını kılmasa bile ama hiç namaz kılmayan bir insan da değil.
          Biz düşündük, taşındık, istişare ettik kararımız olumsuz dediler. Daha sonra öğrendiğimize göre, babamın 5 vakit namaz kılmamasına ek olarak bir de
          Ailemin evine takılmışlar.
          Aslında temel problem, İslamiyeti gerçek manada yaşamayışımızdan kaynaklanan durumlar var. Aileler arasındaki farklıklar, kültür farklılıkları
          eğer çok birbirine uzak değilse, eğer siz gerçek manada islamiyeti yaşarsanız, bu problemlerin hepsi karşılıklı anlayış,saygı ve fedakarlık çerçevesinde aşılabilir.
          Ailerin sorması gereken temel soru, ben bu adaya niçin hayır diyorum. Bu örnekte benim babam 5 vakit namaz kılmazsa onun çocuğu mutsuz mu olacak. Kesinlikle hayır
          Bunu aynen ordaki insanlara da ayrılırken ifade ettim. Görüştüğüm hanımefendiye bunu ifade etmeme rağmen, ailesi karşısına almadı. Kimse gerçek manada
          tanımadığı insan için, ailesi karşısına almıyor. Bazı aileler önemsenmeyecek noktaları önemseyebiliyorlar)

          Sizin, Meryem Hanım,tanıştırdığınız 20 yakın bir çift olduğunu ifade etmişsiniz. Beni de tanıştırabilmeniz veya bu konuda yardımcı olabilmeniz mümkün mü?
          Niçin burada yazdığıma elince,siz yardımcı olma isteğime belki çok büyük ihtimalle tanımadığınız için hayır,diyeceksiniz.bunu bilemem.
          (Hz.İbrahim ateşe atıldığında taşdığı bir damla su ile ateşi söndürmeyeceğini bilir, ancak suyu yine de taşır. Çünkü o karınca için önemli olan safı belli olması,
          maksat hasıl olmasıdır.Benim hayata bakış açım öyledir, Ben öyle mutluyum. Önemli olan sonuç değil, benim için niyettir.
          Yukarıda ifade ettiğim gibi, Allah için doğruları olduğuna inandığım bir şeyi yapıp dua ediyorum)
          Umarım yanlış anlaşılmaşımdır. Sağlıcakla kalın.

          • Meryem diyor ki:

            Sayin Ahmet Bey’e
            Yorumunuzu okudum . Fiilî olarak diyorum ki Rabbim karşınıza hayırlı bir eş cikarsin . Kavli olarak size yardımcı olabilirim . Lakin dürüst olduğunuzdan gerçek anlamda emin olmak gerek . Bir de eş olarak düşündüğünüz kriterleri bilmem gerek .
            Genelde erkekler namazında niyazinda ahlaklı biri olsun diyor ama işin asil yüzü o değil . Kalp güzelliği önemli diyorlar lakin dış görünüs olarak begenmedikleri kızın kalbini merak etmezler .
            Düşünün kriterlerini zi yazın bende çevrem geniştir bende talebinize göre çevremi yoklayayim
            Görelim bakalım Mevlam neyler neyler se güzel eyler .

          • Tuğrul diyor ki:

            meryem hanım başınıza iş almayın sonra.. internetle olmaz bu iş. tanımadan etmeden vesilelik de olmaz. sonra ‘ah’ almak da var. bazan nasipte yoksa şükür demek lazım. ben büyüklerin vesilelik yapmadığını yadırgıyorum. fakat kaderin de bir hükmü var. ve kaderin muradı hayırdır. asla vazifemizi yapmamak, esbaba müracaat etmemek değil. kavli, fiili dua muhakkak lazım.
            Ama belki de Cenab-ı hak biraz bizim olgunlaşmamızı istiyor, bu bekleme sürecinde. hususan ehli iman için. çünkü ehl-i iman hem daha hassas, ama evliliği kaldıracak olgunluğa ermesi, zahirperestliğinin gitmesi, güzelliğe veya malına değil şahsiyetine bakması evlilik için olmazsa olmaz şeyler. ve belki de kaderin bu asır gençlerine böyle bir durum yaşatmasının, geciktirmesinin bir hikmeti de budur.
            bazılarının da evlenmemesi hayırlıdır, evlenip de birilerinin hayatını mahvedecek adamlar ve kızlar da çok. erken evlenip boşananlar da çok.
            Allahın takdir edeceği zamanını beklesin kimi de.
            elden geleni belli kriterler içinde -ki o kriterleri evli olanlar daha iyi bilir, onlara danışarak- yapmalı.
            fakat daha kendi evlenmemiş biri vesileliğe kalkışmasa isabet olur. çünkü bilmediği, düşünemediği noktalar olur, sadece iyi niyet kurtarmaz. hele ki internet üzerinden, hiç bilinmedik birine… ila ahir. arkadaşınızı yakmayın sonra.
            bazıları kendi duasını kendi yapsın. kendi yakın arkadaş çevresi vesile olmuyorsa vardır bi hikmeti..!
            (fakat ille de yapacaksanız asla size ulaşılacak bir bilgi vermeyin)

          • ahmet diyor ki:

            Yunus Emre dizisinin ilk bölümünde bir sahne dikkatimi çekmişti. Yunus Emre dere kenarında bir adama bıçak saplayan bir dervişi görür. Ve ona katil der. Olayın içyüzü ise çok farklıdır. Derviş yolda yaralı adamı görür. Onu kurtarmaya çalışmaktadır.İste hayatta da böyle durumlar söz konusu olabiliyor. İnsanlar olayları veya kişileri değerlendirirken yalnızca gordukleri yüzleriyle olayları/ kişileri değerlendiriyor. Bu değerlendirme eksik ve yanlış olabiliyor. Beklememizin ilahi sebepleri olabilir. Biz bizim için neyin hayırlı olduğunu bilemeyiz. Biz sadece esbab dairesinde gorevimizi yerine getirmeye çalışırız, o kadar. İnternetten de evlilik olmaz. İnsanların sözüne de güvenilmez. Ben zaten bunu bilincinde hareket ederek, herhangi bir arkadaşımın, iş arkadaşlarımın üniversite okuduğum hoca’min ve işteki yöneticimin herhangi bir yorumunu iceren yada insanlara yaptığım herhangi bir iyiliği gösteren whatsapp mesajları yada emailleri ekran görüntüleri Meryem Hanim’la önceki mesajında belirttiğim uzere ( yayınlanir mi bilmiyorum)uygun gordugu bir kanalla ya da email yoluyla da olabilir demiştim, paylasacaktim. En azından durust oldugum hakkında ipucu verecekti. Durust olduğumu göstermek başka bir talebi varsa yerine getirmeye calisacagim.Bugüne kadar İslami kurallara riayet ettim. Basini yakma tabirinden bahsetmistiniz. Ben kimseden kefil olun bana demedim ki:) Büyük ihtimalle kabul etmeyecegini dusunerek ve Rabbimin katında bir dua geçmesi niyetiyle yalnızca araci olmasını talep ettim, o kadar.
            Uygun görulen bir tanıdığı varsa ve her iki tarafin beklentileri birbirine uygunsa, paylaşılir. Her iki taraf uygun gorurse ailerin bilgisi dahilinde yuzyuze gorustukten sonra eğer her iki tarafta birbirine tamam derse, devam edilir. Evlilik sonsuz hayatini birlestirecegin insani seçiyorsun. Tabiki de Her iki taraf da birbirini, ailesini ve geçmişini araştıracak. Devam edildikten sonra üzerine uygun gorulurse ailer de tanışır.

          • Tuğrul diyor ki:

            evlilik programları (rezaletleri de denilebilir) hakkında öyle art niyetli, kötü durumlar işittik ki söylemeye utanılacak rezillikler, ihanetler.. internet de bunun gibi.
            bazı iyi neticeler çok nadir alınmış olması o meslekleri meşrulaştıramaz.
            hani dilencilerin yüzde doksanı yalancı olduğundan hakiki muhtaç olanın hakkına da mani olduğu gibi, internet, tv vb kanallar da zararı daha fazla düştüğünden genel manada bu yöntemler uygun değil.
            zaten kişinin şahsını az da olsa tanımadan vesile olunmamalı..
            tabi hususi şahısları tutup da kınamıyorum. çaresiz, insanlar bir yol arıyor. dikkatli olmak lazım, tehlikeli yolları denememek lazım. mesela o siteleri ve tv programlarını mübarek insanlar açmıyor.
            en iyisi çevremizle güzel ilişkiler geliştirelim, onlar kendiliğinden vesile olurlar. çünkü hiç vesile olan yok değil, var. ama maalaesef gözümüz gönlümüz kolay kolay doymadığı için iş bazen bizden kaynaklı uzuyor.

          • Feyza diyor ki:

            Internet uzerinden yapilan evlilik gorusmelerini sahsen ben de tasvip etmiyor ve guvenmiyorum. Internetin, insanlarin kemdilerini oldugundan farkli gostermek icin cok uygun ortamlar oldugunu gozonune alinca sanirim kendi adima degil bir baskasi adina da araci olmaya cekinirim. Izdivac siteleri, evlilik programlari genel anlamda suistimale son derece acik yerler. Gercek hayatta gozumuzle gordugumuz insanlara bile guvenmekte zorlanirken sanal bor dunya

          • Feyza diyor ki:

            …sanal bir dunyada her turlu sahtekarligin yapilmasina musait bir ortamda insanlarin sozune nasil itibar edilir? Bunu buradaki sahislar icin soylemiyorum fakat internetin ulasmadigi insan modeli kalmadi ve tehlike arzetmeye basladi. Sahte mutluluklar, sahte kahramanliklar, sahte profiller ve sahte insanlari gordukce sanal alemin ipini cekesim geliyor fakat biz de bir ucundan tutmus bu gemide yol aliyoruz bir sekilde, en guzeli temkinli olup iliskileri belli bir seviyenin otesine tasimayip bu gibi taleplerimizi yakibdan gorup hissedecegimiz reel yasamimizdaki uzak ve yakin cevremizle sinirli tutmak olmali.

        • ahmet diyor ki:

          ‘Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz’ derler. Bir olayın temeli çürükse o işten hayırlı bir şey çıkması beklenemez. Evlilik programları,internetten evlilik görüşlerinize aynen katılıyorum. Şu anki evlilik programlarında rastgele adaylar görüşülüyor. Uygun olup olmadığı düşünülmüyor. Maddiyat ve görünüş ön planda oluyor. Reyting için yalandan aşk hikayeleri oynandığı söyleniyor. Bu işi düzenleyenlerin birçoğunun niyeti Allah rızası değil, maalesef reyting. İnternetten evlilik mevzusunda ise, kötü niyetli insanlar çok. Yalnızca sözlerine güvenerek hareket edilmez. Ayrıca, o insanın bu şekilde her iki taraf iyi niyetli olsa bile, güven problemi oluşacak. Evlilik gibi ciddi müesseye temeli çürük olarak başlayacaksın. Vesile olmak için her iki tarafı az da olsa tanımalı görüşünüze de aynen katılıyorum. Meryem Hanım’ın beni az da olsa tanıması ve iyi niyetimi göstermek adına beni tanıyan insanların, hocamın, iş arkadaşımın ve yöneticimim yorumlarını içeren mesajlarının ekran görüntülerini içeren bir dokümanı email yoluyla, uygun gördüğü bir yolla ya da burada site ekibinin aracılığıyla (site ekibinin email vs) paylaşacaktım. Bu yaklaşım iyi niyetimi gösterecek ve az da olsa tanımasını sağlayacaktır, diye düşündüm. Ben İstanbul’da yaşasam da, ailem kırsal kesimde yaşarlar. Beni ve ailemi hakkında insanlar az çok tanırlar,fikir beyan edebililer.
          Sağlıcakla kalın.

        • ahmet diyor ki:

          Feyza Hanım, Peygamber efendimiz (sav) Uhud savaşında, 50 okçuyu dağda bırakmıştı ve her ne olursa olsun oradan ayrilmamalarini tembihlemisti. Bu örnek, temkinli olmanın güzel bir örneği. Musluman her zaman temkinli olmalıdır. Ancak, Müslüman her davranışında ifrat ve tefritten uzak durmalı, ölçülü olmalıdır. Ben de Facebook,instsgram gibi insanların ilişkilerin sanal olarak yaşandığı ortamlardan uzak duruyorum. Yüz yüze yaşamayı tercih edenlerdenim. İnternetten gorusmelere ve insanların yalnızca sözlerine itibar edilmeyeceğini ben de ifade ediyorum. İslami kurallara göre ve ailelerin bilgisi dahilinde yüz yüze gorusulmesi gerektiğini ve ayrıca sözlere guvenilmemesi gerektiğini ifade ediyorum ve bunun bilincinde ve bir çözüm yaklaşımı olarak,  beni tanıyan hoca’min ve yöneticimin veya arkadaşımın yorumlarının ekran görüntüleri Meryem Hanım’la paylaşmayı istemistim. Az da olsa tanimasi ve durust olduguma emin olmak için talep ettiği bir şey varsa da yerine getirmeye çalışacağım. Bir Musluman hiç bir zaman tedbiri elden bırakmamalidir ancak bazı şeyler açıkken de evhama da girmemesi gerekir. Her zaman dengeli ve ölçülü olmalıdır. Sağlıcakla kalin.

          • Feyza diyor ki:

            Genel anlmda soylemistim ahmet bey sizi tenzih ederim. Cok iyi niyetle bu yola cikan insanlarin da oldugu muhakkak fakat bu defa karsi tarafin niyeti yeterince halis olmayabiliyor ve ekseriyetle yine husran oldugundan gozlemledigim kadariyla iyi niyetin bazen yeterli olmadigini goruyorum ve diyorum ki sahsen iki tarafi da yeterince seffaf ve net tanimadikca bu gibi bir ise gonullu vesile olamazdim. Iki tarafi da yakinen taniyip kemdimce ortak bir paydada bulusacaklarina kanaat edersem o vakit seve seve hayirli bir ise vesile olmak ve dualruni almak isterdim. Siz cok iyi niyetli biri olabilirsiniz ve belki tanisa Meryem hnm veya bir baskasi da buna ikna olabilir, ben genel anlamda bu gibi tanismalarin uzuntuye yol actigini gordum. Ama siz tabi bir istisna da olabilirsiniz, sahsiniza dair bir zannim ya da tahminim yok. Belki belirttiginiz yontemler hakkinizda bir onbilgi edinilmesi adina tatmin edici icerikler de barindirabilir. Kimsenin onunu kesmek veya mani olmak haddim degil, siz de saglicakla kalin.

          • ahmet diyor ki:

            Meryem Hanım’a,

            Bu sitedeki “Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?” yazısını okudum ve yorumlarda dikkatimi çekti. Yorumlarımı okumaya başladım.

            Sizin yorumlarınız da dikkatimi çekti.

            ‘El elin eşeğini türkü çağırarak arar’ sözünüzle diğer insanlarla empati kurabildiğinizi;

            Kimse izdivaç gorusmesinde “sen kuran okuyabiliyir musun namazlarin duzenli mi sabiri misin “diye sormuyor. ” bu işin ahlaki boyutunu bildiğinzi;

            “Onemli olan iç guzelliktir” diyoruz lakin dışını beğenmediğimiz insani tanimaya içindeki güzellikleri görmeye tenezzul bile etmiyoruz ifadelerinizden bu işin görünüş olarak uyum boyutunun farkında

            olduğunuzu ve

            Bir arkadaşınızı 3 defa görüştürerek ve en son görüştüğünüz adayı boy,eğitim noktasında uygun olmayı düşündüğünüzden ve eğitim/kültür denlik gibi zorlukları bilincinde olduğunuzu

            düşündüm.

            En önemlisi de 20’e kadar görüşmeye vesile olduğunuz için,çevrenizin geniş ve yardımsever olduğunuzu düşünerek size Eyvallah kitabının beğendiğim ‘dua ilgili bölümle giriş yaparak,

            durumumu izah ederek, yardım ricasında bulunmuştum. Sizde yardımcı olacağınıza dair geri dönüş yaptınız. Bu geri dönüş mesajınızda,sizin dürüst olduğuma emin olmam gerekir dediniz ve kriterlerimi yazmamı

            talep etmiştiniz.

            Daha sonra, Tuğrul Bey’den bir yorum geldi. ‘İnternetten evlilik olmaz,bazı insanların evlenmeleri kendileri için ‘Allahın takdir edeceği zamanını beklesin kimi de.

            Ben bu arkadaşa Yunus Emre dizisinden bir alıntı yaparak insanların yalnızca gördüğü yüzleriyle olayları/kişileri değerlendirdiğini ve göremedeği noktalar olduğunu belirttim.

            İnternetten evlilik ve sözlere itimat edilmemesi gerektiğini bende çözüm yolu olarak, beni yakından tanıyan insanların,Üniversitedeki hocamın, iş yerindeki yöneticimin bir yorumu, sicil notlarım,sizinle paylaşacağını uygun bulmuştum.

            ‘bazıları kendi duasını kendi yapsın. kendi yakın arkadaş çevresi vesile olmuyorsa vardır bi hikmeti..!’ demişti. Tuğrul Bey’e gönderdiğim ilk mesajda bu ifadenin yanıtını vermemiştim.

            Çünkü, arkadaşın mesajımı tamamını okumadığı veya tamamına göre cevap vermediği çok belliydi. Ben benimle hiç ilgilenmiyor dememiştim. En son görüştüğüm adayın ailesinin İslami açıdan önemsenmeyecek bazı noktaları önemsediğinden

            bu sebeple olumsuz olduğunu söylemiştim.

            Arkadaş yeniden bir mesaj yolladı. Sağolsun, Daha ılımlı bir mesaj yolladı. Maalesef farkında olmadan, iyi niyetiyle ve akla gelen ilk örnek olsa gerek. Dilenci örneğini verdi.

            İhtiyacı olan tek taraf yok. İki taraf var. İnsanlar kendilerine gerçek değerini kıymet/değer bilecek insan ararlar. Cevherin kadrini cevher-i furusan olmayan bilmez derler. (Bir şeyin kıymetini değerini anlayan bilir ve anlayan için kıymetlidir) Bu evlilikte bu arayış söz konusudur. Ve bu evlilikte çift taraflıdır. Benim uygun aday arayışım olduğu gibi tanıdıklarınızdan uygun aday arayışı olabilir.

            Tuğrul Bey’e yanıt vermeme rağmen, Feyza Hanımın da aynı paralellikle bir açıklaması geldi. Ben de hanımefendiye yanıt olarak,

            Müslüman her zaman temkinli olması gerektiğini ancak ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak durması gerektiğini kendilerine ilettim. Daha sonra sizden bir yanıt gelmedi. Ben sizi 4-5 gün serbest bırakmanın uygun olduğunu gördüm. Sizden bir yanıt gelmezse, bu son mesajı yazacaktım.

            Galiba,buradaki insanların yorumları gölge yaptı. Işığı(gerçeği) görmemenizine engel oldu, bilemeyeceğim. Ben benim dürüst olduğuma inanmanız için her türlü işbirliğinize hazırım. Bu konuda öneriniz/talebiniz varsa da yerine getirmek isterim.

            Dürüst olduğuma inanmanız için gerekli bilgileri (sicil notu,ekran görüntüleri yorumu ,linkedin hesabi bilgileri, uygun gördüğünüz bilgiler vb) kolaylık olması açısından email yolu ile paylaşabilirim demiştim. Ancak burada mail paylaşılmamasını izin verilmiyor,galiba. Mail adresi yazdığım mesaj yayınlanmadı. Site yöneticilerin email adresleri aracılığıyla olabilir. Posta yolu ile olabilir çalıştığınız yere veya oturduğunuz yere yakın bir adrese olabilir, ya da kargo şubesine posta yolu ile yollamak şeklinde olabilir. Bilemiyorum. Sizin uygun gördüğünz başka bir yolda bulunabilinir.

            Tabii, sizin için de uygunsa beklentilerimi ve bilgilerimi ve dürüst olduğunuza kanaat getirdikten sonra paylaşayayım.

            Tüm süreci açıkyüreklilikle ifade ettim.

            Eğer sizi rahatsız etmemi istemezseniz, edeple de geri çekilirim. Karar sizin, Meryem Hanım.

            Allah’a emanet olun.

  35. Çağlar diyor ki:

    28 yaşımda İstanbul’da görev yapan bir öğretmenim. Bekarım. Keşke tanışabilecek hanımefendiler olsa.

    • adem diyor ki:

      kardeşim istanbulda olsam sana yartdımcı olmaya çalışırdım. vallahi.

      • Hüseyin diyor ki:

        Çok güzel anlatmışsınız, bende evlenmek istiyorum 35 yaşındayım işim gücüm yerin ama benim bir kötü tarafım var engelliyim ve kızlar malum artık ne istedikleri, mal mülk yakışıklılık kariyer, bende din iman allah korkusu sabır sadakat istiyorum ama nerde hele birde engelliysen

  36. Abdullah Bir diyor ki:

    Bir kadın koca buluncaya kadar, erkek ise evlendikten sonra GELECEĞİNİN NASIL OLACAĞI konusunda endişelenir…

    (Bernard Shaw)

    Türkiye deki KADIN ve ERKEK’lerin ne zaman ve neden korktuklarının en güzel açıklaması…

    İşte size gerçek olduğu kadar acı, acı olduğu kadar da üzerinde düşünülmesi gereken ciddi ve önemli bir tespit…

  37. Muhammed Numan diyor ki:

    çevremizde mütedeyyin – dindar – erkek arkadaşlar var; ama mütedeyyin hanım bulamıyorlar. bilenlerde kimseye söylemiyor yani aracılık kurumu yok olmaya yüz tutmuş gibi oluyor.

  38. gülden diyor ki:

    MERHABALAR ;
    Uzun zamandır sitenizi takip ediyorum .Değerli yazarların ve okuyucuların yorumlarını dikkatle okuyup kendimce faydalanmaya çalışıyorum.Konu evlilik olunca bekar her genç gibi benimde muzdarip olduğum çok mevzu var ancak yeni yaşadığım bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum
    Geçtiğimiz hafta bize görücü geldi.Teyzesi bir yakınımızın düğününde beni görüp yeğeniyle tanışmamızı istemiş annemle konuşmuş oda bana danışıp onay verdi.Beyefendi annesi ve aracı olan akrabası bize geldiler.
    Üniversite mezunuyum kamuda çalışıyorum yıllardır insanlarla iletişim halindeyim ama bu kadar neyi nasıl yapacağımı bilemediğim utandığım bir durum yaşamamıştım .Annem babam kardeşlerim tüm ailem orda muhterem beyefendi ve anneleri beni süzüyor ben ise kafamı bile kaldırıp bakamadan çay ikram vs servisi yapmaya çalışıyorum .BUNU BİR DÜŞÜNÜN. Sonra noldu dersiniz beyefendi kalktı sigara içmek isteyen aracı kişiyle birlikte balkona gidip sigara içti.Başköşede oturduğu yetmezmiş gibi .Son anda espirik yapmayı da ihmal etmedi.Tabi birde yüzyüze bir odada görüştürme faslı var ki ona hiç girmeyeyyim .Bütün bunlar bana çok tuhaf geldi ama anadoluda yaygınış hala .Bir türlü anlayamıyorum ben mi çok mükemmeliyetçiyim yoksa bu insanların davranışları mı garip .Yorum yaparsanız sevinirim fikirleriniz benim için çok değerli

    • adem diyor ki:

      kardeş, bir odada yüzyüze konuşmak kadar güzel bir tanıştırma şekli olamaz. sen illa ki bir kafede, pastanede mi tanışmak isterdin. ne güzel birileri sana aracı oluyor. bence şükretmelisin. çünkü bu zamanda pek çok kişi iyi karakterli olmasına rağmen cesaret sahibi aracılar olmadığı için talibini bekliyor ama sadece bekliyor. sen böyle bir imkan bulmuşsun yöntemi tartışıyorsun. bunu sorgulaman yanlış bence. şayet mükemmeliyetçi isen ben açıkçası öyle kadınlardan pek haz almam. çünkü öyle insanları memnun mutlu etmek mümkün değildir diye düşünüyorum.
      ikinci olarak, bence sorgulaman gereken erkek bizim evde sigara içmeye çıktı ben bunu yadırgadım normal mi? diye biz yorumculara sorman gerekirdi. erkek bunu niye yapar bir kardeşin olarak aklıma gelenleri söyleyeyim.
      1- belki o aracı abla ona hususi birşeyler söylemek istemiştir. o erkeğide yanına çağırmıştır. sigara içmek işin bahanesi olmuştur.
      2-ilk maddede söylediğimin tam tersi olmuş olabilir.
      3- erkek çok heyecanlı olduğundan nefes almak için onunla beraber balkona çıkmış olabilir. (sonunda espri yaptı diyorsun. bu bence heyecanlı olduğunu gösterir. ve beğenilmek aynı zamanda eğlenceli bir insan olduğunu göstermek için de yapmış olabilir.
      4- oradaki ortamdan stres olmuştur. eğer onunda ilk görüşmesiyse muhtemelen gerilmiştir. o yüzden çıkmıştır. sigara gene bahane.
      5- gerildiği zamanlar ilacı sigara oluyordur. o yüzden çıkmış olabilir.
      6- sigara tiryakisidir. o yüzden çıkmıştır.
      birdde o arkadaşı dinlemek vardı. acaba o senin hakkında ve bu görüşme hakkında neler söylerdi.
      Allah sana da ona da hayırlı EŞ versin.

    • gulpembe diyor ki:

      her ne sebeple olursa olsun cok ayip etmis beyefendi.. kiz evinde ter icinde kalip kizaran damatlar hangi ara ilk kez gittigi kiz gormesinde sigara molasi veren damatlara evrildirler ,hayret..

      gorusme usulune kiz tarafi bilhassa gelin adayi karar verir. seni huzursuz edecek bir ortama girmek zorunda hissetmemeliydin kendini. ornegin damat adayi da olsa yabanci bir erkege servis yapmak zorunda degilsin, evde abi yada erkek kardes yoksa bile hizmet etmesi icin bir erkek kuzen bulundurabilirdiniz .yada haramli-selamli oturma adetiniz yoksa, bir yenge yada buyuk abla cay/kahve tutabilirdi.
      genelde daha rahattir evde gorusme yapmak,evlenecek kisiler bir odaya gecer ve kapi aralik birakilir,tabi gizliden dinlemek icin yenge, kuzen ablalar yani gelinin tum danisma ekibi kapiya yigilir damat durumu anlar ama bozuntuya vermez bu da ayri mesele:)

      kultur farki var gibi, eger gorusmeye devam karari aldiysaniz beyefendinin saygi ve utanma gibi degerlerle arasi nasil,dikkat edin..

    • ... diyor ki:

      Sayın Gülden Hanım,

      Geleneğimizle barışık olmak lazım. Ama anlattığınız durum uygulama bu günkü zihin yapımıza uygun değil çünkü okuduğumuz okullar gördüklerimiz yaşadıklarımız Anadolu’daki yaşamla aynı değil.Bir taraftan geleneksel olmaya çalışırken diğer tarafımızda modern dünyaya ayak uydurmaya çalışıyor.

      Dine uygun başka alternatiflerde olabilirdi. Aracı olan kişinin evinde halvet olmayacak şekilde görüşme yapılabilirdi. Yada aracı karşı taraf onun annesi siz ve anneniz dışarıda bir görüşme yapılabilirdi. İlk görüşmeye gelindiğinde anlatmanıza göre kalabalık bir ortam oluşmuş. Aynı anlattığınız durumu utangaçlığı sanırım bende yaşarım.

      Diğer durum erkek tarafıda sizin gibi sıkılmış ve stresli olabilir bu yüzden sigara içmek için balkona geçebilir ama görüşmede biraz daha ciddi davranması gerekirdi. İlk kez geldiği bir ortam ve evlilik niyetiyle geliyor bunun bilincinde olmalıydı.

      Sonuç itibariyle benim şahsi kanaatim bu görüşmelerin halvet hali olmadan yapılması ve iki tarafın kendini ve beklentilerini anlatabilmesi için stressiz olabileceği uygun ortamın seçilmesi. İki taraf yada tek taraf için olumsuz olduğunda bunun sıkıntısının daha aza indirilmesi.

  39. abdullah diyor ki:

    ben eş adayının çalışıp çalışmamasına takıldım. çevrem çalışan biriyle evlen diyor. ben ise aslında çalışmasa daha iyi olur diye düşünüyorum. siz ne tavsiye edersiniz ??

    • Uğur Dinç diyor ki:

      Tam gün çalışan biriyle evlenirseniz iç güveysi gibi olursunuz. İç güveysinden hallice diye bir söz var. Buna razıysanız, evin kavvamı olmak, İslam dinine/yasasına göre yaşamak gibi bir amacınız yoksa, tam gün çalışan bir kadınla evlenip iç güveysi gibi olun.

    • Hatun kişi diyor ki:

      Abdullah kardeşe: Sizin beklentiniz ne istediğiniz ile alakalı bir durum sanki (bence)…
      Rahat konforlu bir dünya hayatı istiyorum diyorsanız eşinizin çalışması tabi maddi destek sağlaması çok güzel ve rahat olur.Genelde mantığıyla hareket eden erkek kardeşlerimizin talebi bu yönde oluyor ve özellikle çalışan bayan hatta işi sağlam olsun devlet kapısı olsun diye düşünen kardeşlerimiz var.

      Yok bu yalan dünya umurumda değil az ile de yetinirim evimin maddi yükünü taşırım hanımım evimde karşılayanım olsun evimde oturanım ibadetiyle uğraşanım olsun diyorsanız siz bilirsiniz. Tabi çalışan bayanda evin işlerine çoluğa çocuğa yetişemediği için haliyle eşinden ev işlerinde yardım istiyor. (Tabi ev hanımı olursa ev işlerinde yardım istemez diye kural yok bayana göre değişen bir durum :) )
      Bayan gözüyle bakarsak bir erkeğin bayana işi dolayısı ile talip oluyor olması pek hoş olmuyor (kadın daha çok sevilmek beğenilmek istediği için) daha çok mantık olmuş oluyor sankiii…

      Ama bir erkek beyin MUHTEŞEM lafını hiç unutmuyorum; ”Eşimi çalıştırmaktansa kuru ekmeğe yağı banıp yemeye razıyım daha iyi” demişti. :)

    • sümeyye diyor ki:

      Eşler artık çalışan çalışmayan diye mi tercih edilir olmuş?Siz kendinize eş mi ,iki cihan saadeti yaşamayı istediğiniz bir hanım mı arıyorsunuz işçi mi?Önce karşınızdakinin insan olmasına bakın size tavsiyem.Merhamet sahibi,güzel ahlaklı iyi bir hanım arayışında olun.Bir hanımdan maddi beklentide olmayı erkeğe yakıştıramıyorum.Dinimiz evin geçim sorumluluğunu erkeğe vermiştir.Artık ne yazık ki birçok beyefendi “çalışan eş” istiyor.Neden olarak da hayat müşterek,geçim zor diyorlar.Efendim erkek olarak kendine güvenemiyorsan evliliğe kalkışmayacaksın.Çalışan hanım isyteyen beyler evlendiklerinde de her şeyin mükemmel olmasını,her hizmetinin görülmesini bekliyorlar.Yemekler yapılsın,çocuğa bakılsın,hatta anne tek başına çocuğu yetiştirsin,ev işleri ,alışveriş ne iş varsa kadın yapsın gözüyle bakılıyor.Diyeceksiniz her erkek böyle değil.Lakin istisnalar az efendim.Kadın yoruluyor , hem de çok.Nitekim bana kalsa kadın çalışmasın.Çünkü hem bedenen hem ruhen çok yıpranıyor,tükeniyor.Çalışan bir bayanım ve asla çalışan eş arayan bir erkekle evlenmeyi tercih etmiyorum.Hatta ilk görüşmede muhakkak çalışma mevzunda fikrini soruyorum.Şu ana kadar da “hanımım çalışmasını istemem,ben ona bakarım” diyenine rastlamadım.Yeni nesil beylere neler oluyor böyle?
      Bekar sayısının günden güne artması,evliliklerin azalmasının temel nedeni de maalesef ki kadın ve erkek fıtratları değişmesi..Kadınlar kadın gibi ,erkekler erkek gibi davranmıyor…

      • Evlad-ı Osmanli diyor ki:

        Sumeyye Kardesim;
        Oncelikle genelleme yapmanız dogru degil. Ancak toplumumuzdaki genel fikir o yone doğru kaymakta. Oncelikle siz bayanlarn neden evde olup çocuklarıyla ve evin hususi isleriyle ilgilenmesi gerektigini bekarlara soylememiz gerek. Kendimden ornek vermek gerekirse; bn calismayan hanim taraftari iken cevremdeki evli abilerimizin telkinleri hep aksi yonde oluyo. Neden? Cunki onlar Isin icinde bizzat i ve buna gore fikrini bize empoze ediyor. E bizimde evlilikle ilgili bi bilgmiz olmadignda ve malesef ki acipta iki kelam okumadigimzdan fikriyatimz degisiyor.
        Simdi bunun tam aksi olsa. Dini bir evliligin gerekleri anlatilsa veya oyle yasayan insanlarla konussak boyle mi olur. Tabiki hayir. Nitekim konuyuda fazla uzatmadan, oncelikle bekarlara kiz olsun erkek olsn bu anlatilmali. Çünkü maddiyata aşırı onem vermeleri yada rahat bi yaşam sürme arzusu malesefki evlilik mussesesini olumsuz etkiliyor hemde bu dusuncede insan yetismesine neden oluyor. Daha yazacaktim. Ama uzun olurda okunmaz diye kisa kesiyorm. Nasip deyim beklemek lazim. Daha ne denmeli..

  40. Çağlar diyor ki:

    Gamzedeyim, deva bulmam. Garibim bir yuva bulmam. Kaderimdir her çektiğim. İnlerim, hiç reha bulmam. Yalnızlar RIHTIMI

  41. Tuğrul diyor ki:

    Meryem hanım. Bişey paylaşmak istiyorum ama öncelikle siz duyun. Çünkü sizin söylediğiniz şeyleri pek fazla kız söyleyemiyor. Bi ayet var, Nur suresi 32. Ayet ve devamında,

    “Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar…”

    Yani buradan şunu da anlıyoruz. Hani bu zamanda kimse kimseye vesile olmuyor ya.. kimse kimsenin derdiyle dertlenmiyor ya.. Yani biz tabir-i diğerle fakiriz, yoksuluz ya bu konuda. İşte eğer iffetimizi korur, sabredersek bizi ‘Allah’ lütfuyla zengin edecekmiş. Müjde ve teselli niyetine söylüyorum. Allah’ın lütfu başkalarının lütfundan evladır. vesselam 😉

    • Meryem diyor ki:

      Merhaba Tuğrul Bey
      Hüsnü zan niyetiyle yazdığınız yorum için teşekkür ederim . Elhamdulillah ben Rabbimin hakkımda yazdığı her türlü kadere Eyvallah diyorum . Rabbim bilir . Evlilik konusuna gelince kimse kimseye vesile olmuyor bu doğru . Şu zamana kadar kimseyle görüşmedim kimseye bakmadım . Çok şükür iffet konusunda ismimin hakkını vermeye çalışıyorum. Rabbim den gelen hersey hoş geldi sefa geldi :) Nur Süresi 32 ayeti biliyorum . Allah bize Nur Süresi 37 . Ayete mazhar olmuş eşler nasip etsin . Inanin içim sonsuz tevekkül ile dolu . Hiç bir kaygım kalmadı . Çünkü Allah’a teslim oldum . Hayırlı neyse o olsun hakkımizda .

  42. serhat diyor ki:

    En sonunda ben bir tane ücretsiz arkadaşlık sitesi açacağım bu gidişle. Sağda solda yine inceliyorum erkeklerin çoğu Türk kızlarından nefret ediyor. Bu çok önemli. Türk kızları akıllarını başlarına alsalar iyi olacak. Hiç olmazsa evliliğe maddi manevi yardımcı olsalar. Türk erkekleri gerçekten acayip derecede şansız. Çok ağlanacak, üzülecek, acınacak hali var Türk erkeklerinin. Hem 24 saat boyunca tahrik ol. Hem de fakir fakir yaşa bakalım. Evlenmeyen kişi fakirdir(Hz. Peygamber)

    Ya da Suriyeli kızlara yanaşabilir bizimkiler. Zaten gaziantepte filan 2. kadını alanlar, almak isteyenler de var. Hatta evlenmemiş ve suriyeli bir kızla evlenmek isteyen çok Türk erkeği var. Patlama yaşanırsa şaşırmamak lazım.

    Bir de şu bizim evlendirme programları neden var ve yurt dışında böyle şeyler var mı acaba?

    Bir de çok girişken olup otobüste beğendiğin ya da çarşılarda beğendiğin bir Tür kızına yapışıp teklif etmek lazım tabi kaç Türk erkeği bunu başarabiliyor? Ya bunu yapamayanlar?..

  43. hatun kişi diyor ki:

    Selamun Aleyküm arkadaşlar bu sayfa (web sitesi) üzerinden benim bilgisayara virüs, solucan, çerezler gönderiliyor bir haftadır uğraşıyorum bilgisayar gitti.
    Bunun sebebi hikmeti nedir benim aklıma gelen midir ben mi yanlış düşünüyorum birinin nasırına mı bastım rahatsızlık mı verdim muhalefet olmuş olabilirim fikrimi zikrimi söylemiş olabilirim ama benim amacım belki biraz istişare belki biraz dertleşme kendi başımıza geldiğinde objektif olamadığımız olaylarda başkasının gözünden bakarak belki kendimizi düşüncemizi geliştir meydi ön yargılarımızdan arınarak karar vermeydi.
    Bu kadar kızıp kinlenip işi buralara getirmenin bir anlamı olduğunu düşünmüyorum bir haftadır işimi gücümü yapamaz oldum. Ne zaman bu kadar tahammülsüzleştik bir başkasını zarar vermek, canını yakmak için bu kadar uğraşır olduk.
    Siteye girmeye korkar oldum (korktum vazgeçtim anlamına gelmez tabi :) ) vesselam böyle olmamalı sonuç bu olmamalı…

    • tugbaakbeyinan diyor ki:

      bizim tarafımızdan böyle bir şey olması mümkün gözükmüyor, ne tarz sıkıntı yaşıyorsunuz. sitemizi hazırlayan arkadaşımıza iletelim

      • hasret diyor ki:

        Tuba hanım bende sıkıntı yaşıyorum..bu sitenin güvenli sertifika sorunu var diyor ..mobilden girdiğimde böyle bir sıkıntı
        Oluyor ..haberiniz olsun..hatta bu yorumu yazmak icin bu siteye girdiğimde yine aynı yazı çıkıyor..güvenli değil diyor..

  44. Yunus ERENTÜRK diyor ki:

    Hay Allah sizden razı olsun her zaman her ortamda dile getirmeye çalışıp da kimseye anlatamadığım gerçek bir müslüman toplumda olması gereken evlilik anlayışı.Bunları kim düşünüyor veya biliyor ki şimdi en dindar bildiğimiz ailelerin kızları bile erteliyor da erteliyor laylay lom. halbuki gerek İmam Gazali,İbn-i Sina gibi eski alimlerin eserlerinde olsun gerekse yeni modern tıpta olsun birçok psikolojik sorunun,depresyon üzüntü(malihülya diye geçer Gazali Kİmya-i Saadette) ve daha birçok toplumsal cinnetlerin sebebi hep uzun süre bekar kalmak,vücudun cinsel ihtiyaçlarını bilerek ertelemek ve bu sebeple vücutta meydana gelen zehirli maddelerin verdiği zararlardan bahsediyor.Peygamber efendimiz s.a.v de bu yüzden ”içinizde en şerlileriniz bekarlarınızdır” buyurmuştur ALlahu Alem.Sizin bu yazınızın içeriğinin neredeyse aynısını evlenmek için görüştüğüm şöyle hafız böyle ahlaklı dedikleri bir kıza anlattığımda garipsendim.daha başka şeylerden bahsetmemi bekliyorlardı tabi !!! kimse ALlah rızası için veyahutta Peygamber efendimizin ”çokluğunuzla övüneceğim” hadisi şerifine mazhar olmak düşüncesiyle veya ümmeti milleti devleti için evleneyi düşünmüyor ki!! özellikle kızlar böyle !! sonumuz hayır olsun.evlilikte her konuda bütün tercih hakkı kadınlara kızlara verilmiş.kız istemezse beğenmezse olmuyor!! yazık oluyor hepimize ! bu ümmetin başına gelmiş en büyük beladır ki Peygamber Efendimiz zaten bugünlerden bahsetmiş ”size kadınların fitnesinden daha büyük bir fitne bırakmadım ” diyerek geleceğimiz yok olur böyle giderse zina fuhşiyat belalar içinde helak olup gideceğiz !! Çok teşekkürler ALlah razı olsun.bakalım ne kadar bekliycez bu ülkede resmen ya zina et yada delir kafayı ye mantığı hakim olmuş !!!

  45. Uğur Dinç diyor ki:

    Bakın bu hususta üç şey fark ettim:

    1. Peygamber Efendimiz amcasının fakirliğinden dolayı ilk istediği kızla evlenememiş, geç evlenmişti. Peki kaç yaşında? 24 veya 25. Eşi Hz. Hadice ise dul olsa da muhtemelen gerçekte 40 değil 24 ila 28 yaş arasındaydı. Zamanımızda ise 24-25 yaşında evlenmek erken evlenmek sayılıyor erkekler için! O yaşta ancak ailesi bayağı zengin olanlar evleniyor galiba artık. Eskiden aç fakirler 18’inde evlenirdi. Bizim karnımız tok, paramız çok daha fazla, ama kadınlarin kendileri okudukları ve yüksek statü edindikleri için onlar ve anaları gözünde sosyal statümüz yok. Nitekim kadınlar erkekte yakışıklılıktan çok önce sosyal statüce ve paraca kendisinden üstünlük ararlar.

    2. Kur’an’daki emir bekarları evlendirmektir, yoksa bekarlara şunun gibi bir emir, “adam olun da evlenin”, asla yok. Hatta Sema Hanımın andığı Nur Suresinin 32. ayetinden hemen sonraki ayette tam aksine evlendirilmeyen erkeklere deniyor ki namuslu dursunlar (isti’fâf etsinler). Bu ne demek? Şu demek ki ey bekar, evlendirmezlerse evlenemezsin, yapacak bir şey yok, kendini sıkıp sanma ki illa evlenmelisin, aksine kendin zengin olana kadar namusunla bekar durmalısın.

    3. Peki namuslu durmak nedir? Erkekler, yani birtakım hormonlarında noksan bulunmayan, normal erkekler, kızların neredeyse çıplak gezdiği şu zamanda, her tarafın uyarıcı kaynadığı şu devirde, bazı beden sıvılarını içlerinde tutmaya çalışırken gözleri dönerek çıldırmak zorunda mıdır? Mezheb imamları farklı düşünmüş. İmam Şafii ve İmam Malik’e, kadınların kapalı dolaştığı ve ortada cinsi uyaranın olmadığı zamanlarda 16-17 yaşında evlenmiş olan bu iki mezheb imamına sorarsanız evet, öyle yapmak zorundalar. Çünkü zerrece sıkıntısını çekmemişler, bilmiyorlar, böylece hiç alâkasız bir âyetten -ki aslında zinayı yasaklayan bir âyettir- buna haram fetvası çıkarabilmişler. Ancak İmam Ahmed, ki 40 yaşına kadar evlenmeyen ve işin sıkıntısını gerçekten çeken tek mezheb imamıdır, bu sıvıları kasden dışarı çıkararak kendini rahatlatma ve yatıştırmaya bütünüyle helal der. Keza İmam İbn Hazm da aynı fikirdedir. En iyisi bu iki büyük imamın fetvasına gönül rahatlığıyla uymaktır. Çünkü birçoğumuz artık ancak 40 yaş civarında evlenebileceğiz İmam Ahmed gibi.

  46. serhat diyor ki:

    Bu evlilik meselesi herzaman benim icin fobi oldu. Gercekten bugun bu işler tamamen strese donusmuş. Kizlar zaten sevmiş olsa erkeğine hiç yuklenmemeye çalişir. Git gelinliğini de kendin al mesela. Kaç kiz bunu yapiyor?? Kaç kiz?
    Bu işler ve kanunlar tamamen zıvanadan çikmiş vaziyettedir. Kolaylaştiracağimiz yerde sürekli zorlaştirarak işin içinden cikilmaz hale sokuyoruz. Mesela eskiden salon mu vardi? Ne vardi? Kır duğunu. Eskiden kır duğunu vardi.

    Ben evde kalmaya raziyim bu ne be?? Valla bu zamanda evlilik bana hiç mi hiç akıl işi gibi gelmiyor. Bu şekilde yaşayip olucez heralde, yoksa uğraşilmaz boyle, evlilik nedir? Neden evlenirsin? Kendine kolaylik olsun diye, birbirine destek ol, yardimci ol diye evlenirsin.

    • meryem diyor ki:

      Serhat Bey
      Siz PİRE için YORGAN yakıyorsunuz. Hele bir ” Ey Rabbim niyetim saliha bir kadınla evlenip huzurlu bir yuva kurmak ” diyerek niyet edin. Evlenmek Peygamber Efendimiz ( s.a.s) en büyük sünnetlerinden. ” seven insan erkeğine yüklenmez ” dediniz. Peki seven insan sevdiği kızın tek başına gelinlik almasına razı olur mu yada gelinliği kızın almasına ? Bazı konularda haklısınız. Zamane kızları maddiyata önem veriyor . Hele kız anneleri yok mu ? Altın, ev araba,o yatak odası , bu koltuk takımı derken beli bükülüyor insanın. Ama ihtiyaç olan neyse müsrifliğe ve lükse kaçmadan alınabilir. Siz yeter ki doğru insanı bulun. Dua edin. Hadi evlenmediniz. Sonuç ne olacak peki ” 70 yaşına gelince bel bükülür, bir bakarsınız yaşıtınızdaki insanlar torun torbaya masal anlatırken siz emekli olmuş, köşede ölümü beklemekte bulursunuz kendinizi. Her şeyden önce insanın bir amacı vardır. Amaçsız yaşamak bunalım sebebidir. İlk okuldayken amaç derslerin iyi olması , lisede üniversiteyi kazanmak, üniversite bitince KPSS’yi kazanmak, iyi bir iş bulmak, sonra yatırım, ev , araba almak, gezmek, tozmak vs. Ya sonra ??? Bakın bitti sonrası yok, hep aynı , zamanla çevrede bekar arkadaş ta kalmaz ,gittikçe yanlızlığa gömülür insan. Kendimden şahidim. Yaşım 27 ama, çevremde arkadaşlarımın hepsi evlendi, son bekar arkadaşımın da Cumartesi günü kınası var, kendime bakıyorum , iş var, kariyer var, ee sonra diyorum sonra . Evlenen arkadaşlarımla eskisi gibi görüşemiyorum, çoluk, çocuk , eşi , kaynana, görümce derken bambaşka bir hayatları var. Bekarken istediğimiz zaman görüşür, muhabbet eder, sosyal ve kültürel aktivitelerde bulunabiliyorduk . Şimdi yılda bir yada iki kez. Zamanla ortak bir konuda kalmıyor, konular ve öncelikler değişiyor. Örneğin evli arkadaşlarınıza dikkat edin, konusu eğer çocuğu varsa ” hangi kreşe versem, yada hangi okula, çocuğa şunu alalım, hanım şuraya gidelim, vs. vs. farklı konular. Oysa siz ?? Evli olan arkadaşlarınız ile istediğiniz gibi artık görüşebiliyor musunuz ? Arkadaş, aile bir yere kadar… Bence siz gelin beni dinleyin, çevrenize bakın, niyet edin, dua edin, hayırlısı ile evlenin. En büyük zenginlik evdeki huzurdur. Vesselam.

      • süleyman diyor ki:

        Serhad Bey efkarlı bir vaktinde yazmış bu yorumu herhalde :)Ara sıra bizlere de böyle vesveseler geliyor ama bir kere yalnızlığın musibetlerini tattığınız zaman anlarsınız sevdiğiniz bir insanın yanınızda olmasının ne kadar kıymetli olduğunu.

        Meryem hanımın dediği gibi. Yaşlılıkta ne anneniz yanınızda olur, ne babanız. Çocuklarınızda iş, güç sahibi olur bir yerlere gider. Yanınızda sadece eşiniz olur. Hayırlı bir insan olursa da ne büyük nimet ve kıymettir. Değerini bilin. Hayırla niyet edin inşAllah olur. Hem ahlaklı bir eşiniz olur, hemde en güzel gelinliği alabilecek paranız. Şimdi bunu yazarken arkadan da bir ilahi dinliyordum ne güzel diyor:

        Sabır kıl her belaya, haneyi rahman-ı incitme

      • Yunus diyor ki:

        meryem her şeyi biliyorsun maşaAllah da sana gelseler sende kırk dereden su getirirsin.hepiniz aynısınız önce zihniyetler kafalar değişmeli.Suriyeli bir çok komşularım var abi siz neden evlenmiyorsunuz,ya sizde çok zor evlenmek düğün falan bu ne diye soruyorlar.onlar mı müslüman biz mi? biz müslümanız diyorsak onların yaşadığı din ne o zaman?

        • Meryem diyor ki:

          Sayin Yunus Bey
          Oncelikle şu “Meryem ” diye hitap etmişsiniz . Bunu bir değiştirin . Ikinci si “herseyi biliyorsun ” demişsiniz . Yok ben herseyi bilmiyorum . Sıradan bir faniyim . Ama sizin bu nefret ve kin dolu yorumunuzu hak etmek için ne yazdım merak ettim . Yani bu ne uslup tür ?? Beni tanımıyorsunuz beyefendi . Sizin cevrenizde ki bayanlar ile kiyasliyorsunuz ve tum bayanlara karşı on yargıyı eksik etmiyorsunuz . Oysa ki benim çevremde de “sorumsuz ,ne konuştuğunu bilmeyen , ve aile kuracak karaktere erişmemiş Baylar var .” Lakin ben hiç bir zaman genelleme yapmadım . yapmıyorum da . Bence burada olması gereken ilk iş sizin “ZIHNIYETINIZI “değiştirerek ,eğer ki evlenmeyi düşünüyorsanız hayırlı bir eş dileyerek ise başlamanız . Siz acaba halis niyetle ” Saliha bir eş “için dua ettiniz mi ?Ben ediyorum . Kendim için . Bence siz de dua edin . Bu şekilde sert bir yorum yazarsaniz sizi ikinci kez muhattap alıp vakit kaybetmeyecegim.

  47. ANIL diyor ki:

    arkadaşlar sakın evlenirken eş adaylarının yüzüne ve gorüsüne aldanmayın once eş adayının anne ve babasına ve kardeşlerine bakın eş adayları ne kadar düzgün olsada çürük domates kasasındaki saglam domates bile cürümeye baslar .es aday aileri ne kadar fırıldaksa etrafına ve es adaylarına carpar.anne bakın kızını alın babaya bakın erkegi alın deri sonra ahla baslayan sevda vahla biten hayata doner.

  48. Hamza diyor ki:

    Yazınızda gençleri evlendirmek için çalışan vakıfların yokluğundan söz etmişsiniz. Bildigim kadarıyla sadece Konya’da böyle bir görevi üstlenen vakıf var. http://www.mehir.org

    • Yunus diyor ki:

      kardeşim evlendirme derken evlenmeye karar vermiş eşini bulmuş olanlara düğün ev eşyası vs. ibi yardımlar var orada sadece.eş bulma hizmeti veren,müslüman dindar erkeklerle dindar kadınları görüştüren bulmasına yardım eden olması gerekir !!!

  49. TÜRKER diyor ki:

    Cevabını bulamadığım. Farklı bir soru sormak istiyorum. Neden eli yüzü ahlakı düzgün erkekleri hep çok feminist ukala çekilmez kadınlar buluyor? Veya tam tersi. Çok temiz güzel akıllı tesettürlü ahlaklı kızlarıda elin serserileri buluyor. Çevremdeki evliliklere ve ilişkilere baktığımda bu durum çoğunlukta… oyüzden soruyorum hanımlara ne diye hep biraz karizması yerinde ağzı laf yapan okumuş parası olan erkeğin peşine doğru düzgün ahlakına insanlığına bakmadan gidiyorsunuz? Yada tam tersi erkekler ne diye elin çok süslü havalı sırf güzel diye kendini beğenmiş aksi kızların peşinden koşuyorsunuz? tamam anladık zıt kutuplar birbirini çeker de, birazcık akıllı düşünseniz olmuyormu?

    • Meryem . diyor ki:

      Aslinda bu soru biraz farkli. Nur suresi 26 ayette “iyi kadinlar iyi erkekler için kotu kadinlar kotu erkekler içindir “der. Yani sorunuz aslinda evlilikte yaşanan çeşitli imtihanlar aslinda. Dua etmek bu noktada çok önemli. Lakin erkek milleti de “hem cok guzel olsun “diye bakiyor ahlak ve maneviyat arka plana atiliyor. Cevremde nice duzgun ahlakli kizlar var lakin insanlar diş güzelliğe onem verdikleri için onlarda bekarlikla sinaniyorlar. Maalesef bu durum ileride daha buyuk bir problem olacak. O yuzden duzgun birisini buldugunuzda birakmayin. Bu devirde yuva kurmak gercekten cok zor.

      • türker diyor ki:

        Teşekkür ederim cevap için. Ama insanın içi acıyor bu iki denge tutmuyor diye :( Durumun ciddiyeti tüm bu uzun yorumlar ve yakınmalardan bariz belli oluyor. Ne olacak böyle gençlerin hali ilerde :(

        • Meryem . diyor ki:

          Rabbim bazen sınıyor. Iyi bir es en guzel armagan kotu bir es ise en ağir imtihandir. Bu devirde erkelerde ahlak guzelligine degil de dis guzellige onem verdikleri icin sorunlar yaşaaniyor. Kadinlarda oyle. Genclerimiz yani bizler Islami hassasiyetlere gore karar vermedikce hep mutsuz olacagiz.evli değilseniz size tavsiyem ahlak olarak en guzelini tercih etmeniz. Bir arkadasim adamin biriyle gorusmustu. Sirf yakisikli degil diye tercih etmedi sonra baska birisiyle evlendi ve bosandi. Kimse izdivaç gorusmesinde “sen kuran okuyabiliyir musun namazlarin duzenli mi sabiri misin “diye sormuyor. ” evin var mi araban var mi calisan bayan ariyorum yani kisacasi emlak ofisi gibi gorusmeler yapiliyor maalesef. O yuzden dua edin. Hayirlisi olmasi için. Dua bu noktada cok onemli. Bakara suresi 186. Ayeti ve furkan suresi 77 ayeti okuyun .

          • aglayanfidan diyor ki:

            ben 24 yasindayim bu zamana kadar hep redd edildim helalinden es ariorum biri isin yok biri paran yok biri boyun daha uzun olmali diye diye red ettiler.kimse namaza niyaza ahlaka bakmiyor cok uzuluyorum.diger namazis niyasiz parasi isi var diye hemen evleniyorlar,kiyamet gununde sikayetci olucam musluman kadinlardan

          • Zeynep diyor ki:

            Ahlaka önem verenlerede değer verilmiyor buna ne demeli. Aşşağı görülüyor enayi yerine konuyor. Evlilikten vazgeçip ülkeyi kalkındıralım daha mantıklı herkes alanında uzmanlaşsın hiç olmazsa memleket gelişir.

  50. Rabbimiz münehzehtir diyor ki:

    Arkadaslar hersey kısmet eğer kısmetinizde varsa olur yoksada biraz beklemeniz gerek kaderiniz neyse o nu yaşarsınız ölümle nikah Şaşmaz günü vakti saati geldimi kısmetiniz sizi bulur kafanızı takmayin böyle şeyleri Cenabı hak en güzel şekilde yazmıştır kaderini zi karşınıza çıkan ard niyetli erkek olsun bayan olsun Rabbim sizi denemek için çıkartıyor bakım kulum isyan ediyormu etmiyormu şunu unutmayın allah cc kötüler için çılgın bi ateş hazırlamıştır o ateşki dumanı bile korkutur onun için diyecem sürekli şükür edin güzel düşünün izzet ve kerim sahibi allah sizleri güzel insanlarla karşılaştırsin allah yar ve yardımcınız olsun

    • Ademoğlu diyor ki:

      Rica ederim gençlerin aklını kadercilikle bulandırmayın. Bunun bedeli çok ağır olur. “Kaderiniz neyse onu yaşarsınîz”. Bu nasıl bir İslam Kuran anlayışı. Allah firavunun kaderine firavun olmayı mı, Ebu lehebe ebu leheb olmayımı yazdı? Kimse ozaman günahlarından mesul değil, Allah seni onlara zorladıysa. Ve bizi masum ediyorsunuz. Peki o ard niyetli erkek ve kız biz isek? Allah bizi o masum kıza erkeğe karşı mı kullanıyor? Biz yani elimizde olmayarak eşlerimize zulüm ediyoruz. Dövüyoruz ve aldatıyoruz? Allah kimsenin alnına evleneceğini yazmaz. Bu Allahın bize verdigi iradeye aykırı. Allah zorla kimseyi evlendirmez. Günahkar insan yapar bunu. İki defa evlenenleri Allah mı boşadı? İki isim yazdıysa meçburen boşanman lazım. Alnına bekar yazdıysa ozaman sen elinden geleni yaptıysan Allah seni zorla bekar mı bırakıyor.
      Tamamen İslama zıt bunlar. Herkezin etrafında şehirinde binlerce bekar kız ve erkek var. Allah rüyayla ikisini buluşturmasımı lazım? Gözlerimizi açalîm duamızı edelim samimi olalım ve beklentilerimizi kendimizden yüksek tutmayalım. Sema hanım birçok makalelerde bekarlığa çözümler önerdi. Dinleyelim.

      • adem diyor ki:

        kardeş sen kader meselesinde ciddi bir yanılgı içerisindesin.evet hayrı ve şerri yaratan Allahtır. söylediğin şeyler Türkiyede son zamanlarda çıkan bir akımın topluma zerk ettiği bazı yanlışlar. bu mesele imani bir bahis. ve bu site ise biraz farklı işlediği için çok detaya girmiyorum. ve kardeşlerime Cenabı Hakkın koyduğu kader,kaza, ata, levhi mahfuz, Cenabı Hakkın ezel ve ebediyetini okumalarını tavsiye ediyorum. siz siz olun İslam akaidlerini aklımız almıyor diye kolaya kaçıp reddetmeyin. bu mesele aslında kolay anlaşılabilcek bir mesele iken araştırmamanın sonucu olarak maalesf bazı kardeşlerim aldanıp kaderi inkar meselesine geliyorlar..özetle kader Cenabı Hakkın iliminden kaza ise kudretindendir. fakat dediğim gibi bu sitenin amacı kadın-erkek meselelerini araştırmak ve o noktada yol göstermek olduğu için ben bu kadar söylüyorum. Allah bekarlarımıza hayırlı eşler nasip eylesin. evet kızı görüyor biliyor ve olabilir diyorsanız bişeyler yapın arkadaşlar harekete geçin. sonra başka biri ile görürseniz pişman olursunuz benden söylemesi. en azından deneyin ölçülü şekilde.

    • Meryem . diyor ki:

      Arkadaşlar
      Bu devirde gercekten Sayin Sema Maraşlinin paylaştiklari gibi işi zorlaştiran hem bayanlar hem de erkeklerdir.
      “Onemli olan iç guzelliktir” diyoruz lakin dışını beğenmediğimiz insani tanimaya içindeki güzellikleri görmeye tenezzul bile etmiyoruz.
      Oysaki Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Ahlak guzelliginin baz alinmasi gerektiğini soyluyor. Hic kimse bu devirde kiz olsun erkek olsun fark etmez mal miras ev araba guzellik tahsil calişma para dişinda ” yahu kardeşim sen evlenmek istiyorsun da Kurani kerimden en az bir cüzü ezbere biliyor musun ? Namazlarin tam mi teheccudle aran nasil ” demiyor. Sonra her iki tarafta haramla başbasa kaliyor ve en büyuk sunnetlerden birisi olan evlilik erteleniyor yada hic yapilmiyor. Rabbim hepimize hayirli eşler nasip etsin.

  51. Çağlar diyor ki:

    Zaman oluyor ki kendime soruyorum: ” Cennet zevklerini görüpte, neden dünya sınavına atıldım? Ne gerek vardı cennet yoluna gitmek isterken cehenneme doğru yol almaya ? ”
    Hiçbir derdin olmazdı var olmasa idin. Evlilikmiş, çocukmuş, paraymış, ahiretmiş, yorum yapma imiş…

  52. hüseyin diyor ki:

    BEN ENGELLİYİM VE EVLENMEK İSTEDİĞİM KIZLARIN AİLELERİ SIRF ENGELLİYİM DİYE EVLENMEMİZE İZİN VERMİYOR Kİ KIZLARIN BİR ÇOĞU KABUL ETMESİNE RAHMEN….PEKİ BİZİM EVLENMEYE HAKKIMIZ YOK MU RABBİM BU BEDENİ BANA VERDİĞİ İÇİN ŞÜKREDİYORUM VE EVLİLİK İÇİN UĞRAŞIYORUM, DİNİNE BAĞLI BİRİYİM ÇOK ŞÜKÜR, NE YAPMALIYIM SİZ SÖYLEYİN ENGELLİLERİN YAŞAMA HAKKINI ELİNDEN ALAN TOPLUM EVLENME HAKKINI DA ELLİNDEN ALIYOR VE MAHŞER GÜNÜ EFENDİMİZ S A V YÜZÜNE BAKIP ŞEFAAT YA NEBİ DEMEK İSTİYORLAR, BU TAM BİR ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ?

  53. hasret diyor ki:

    Bu zamandaki bekarları anlayamıyorum..özellikle de genç kızları ve ailelerini..ya arkadaşlar !ev sahibi olmak kolay mı olunuyor da tapulu ev istiyorlar kızlarına..şaşkınlık içerisinde kalıp,düşünüyorum bu aralar..

    Bazı insanların bekar kalması gerçekten müstehak gibi geliyor artık gözüme…kimseye aracı olmaya gelmiyor..burunlar kaf dağında beyaz atlı yakışıklı prens bekliyorlar…

    Geçenlerde eşimin bir arkadaşının bekar olduğunu duydum..eşim okadar meth ettiki aklıma bir tanıdık geldi..Allah rızası için aracı olalım dedik..kız 30 yaşında ,oğlan 34 yaşlarında..adam abdestli namazlı,güzel kazançlı işi ,sigara alışkanlığı bile olmayan güzel ahlaklı biri…kızda kapalı,abdestli namazlı denk diye düşündük..

    Kızı aradım söyledim ilk tepkisi,başka şehirde olması olmuştu ..yapamazmış..(daha fotoğraf görmeden )neyse fotoğraf yolladım kıza en kısa zamanda cevap ver dedim..olumlu /olumsuz..ona göre oğlana göstereceğiz diye..aradan bir kaç gün geçti hiç bir cevap yok…mesaj çektim eşim cevap bekliyor dedim..yine cevap yok…anlamıyorum bu insanları çok mu zor evet yada hayır diyebilmek..cevabı beklediğimizi bile bile çok ayıp etti..kibir ukalalık bazı kızlar da var..sonra bir yakınıma oğlanın fotoğraf ını gösterip anlattım..o bunun tipini beğenmemiştr o yüzden cevap vermemiştir dedi..yakışıklı birini bekliyor dedi…bu ne kabalık!kendini beğenmişlik!çok kızdım,üzüldüm …madem beğenmedin ,olumsuzde..bekletmeye ne gerek var?

    Hani hep bu sitede hep aracılarda kusur bulunuyor ya bakın kendini beğenmiş insanlarda var, bir cevap vermeye t tenezzül etmeyen…çocuğun ahlakından önce başka özellikler arayan kendisinde çok varmış gibi…Allah tan adama haber vermemiştik yoksa mahçup olacakmışız..adamın o yaşa kadar bekar olmasının sebebi de kızların istekleri ve tembelliği…

    enson konuştuğu kıza işinden dolayı sabah gidip,akşam ancak dönebileceğini ve sabah kahvaltısı hazırlayan bir hanım istediğini söylemiş..kızın cevabı da”ben o saatte kalkıp kahvaltı hazırlayamam,uykumdan feragat edemem”olmuş..bu sebepten adam evlenmiyormuş…

    Sonuç olarak bu memlekette bu kafayla,böyle kızlar oldukça ve aracılarada eziyet edildikçe bekar kalan çoook olur….Allah bekar olan iyi insanları yine kendileri gibi iyilerle karşılaştırsın..işleri çok zor vesselam :(

    Sonuç ola

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Merhaba Sayın HASRET

      Eskı yorumlarınızdan dolayı sızın görüşlerinizi bilen eskı bir site sakını ve yorumcusu olarak bekar bayanlara yönelık bu eleştırılerin sizin klavyenızden çıkmasının benı saşırttığını belirtmek isterim. :-)

      Diğer taraftan;

      Sayın Maraşlı’nın bır yazısında kı

      ” gün gelecek Türkiye’de gerçek bir erkeğin dokunduğu kapı koluna dokunmak için kadınlar bırbırıyle yarışacaklar ”

      tespitinin gerçekleşmesi sandığımdan daha yakın bır zamanda yaşanacak gibi görünüyor.
      Her ne kadar kağıt uzerınde ulkemızdekı kadın ve erkek sayısı esitmıs gibi görunse de aslında durum hıçte görunduğu gıbı değil.

      Çünkü;

      Ülkemızde yaşayan evlılık cağında kı bekar kızların (18-30 yas aralığı ) ve istediği halde hayata, evlılığe, damat adaylarına (kendisinin, cevresının ve ailesının yuksek beklentılerı) tepeden bakmaları; artık gunumuzde ınsanlar arası iletısımın eskıye kıyasla daha kolay olmasının getırdığı rahatlığın gelın adayı yabancı bayanlara avantaj sağlaması veya yerlı kızlarımızın Femınıst karakterlerının kendilerını ıtıcı hale getırmesının bır sonucu olarak bır turlu evlenememış 30 yaş ustu yerlı bekar hanımların sayısının sanılandan çok daha fazla olduğunu gösterıyor.

      Ülkemızde Evlenme ısteğine ve ımaknlarına sahıp, yuva kurmak ısteyen ve bunu yapabılecek (bekar veya dul) 18-40 yaş arası her 3 kadına karşılık, evlenme ısteğine ve ımkanına sahıp, yuva kurmak ısteyen ve bunu yapabılecek (bekar veya dul) 20-45 yas arası sadece 2 ( İKİ ) erkek mevcut.
      Bu erkeklerın bır kısmınında yabancı bayanlar ile evlenmeyı tercih ettıklerını ve bu konudakı tercıhlerı arasında Türk kızlarının bulunmadığı; suanda boşanmak uzere olan genc hanımlar ve yakın gelecekte çok daha fazlalaştığı ( TUIK rakamları) ıle ıfade edılen bosanmaları göz önune aldığımızda bu oran neredeyse 3/1 e yukselıyor.
      Yanı her evlenmek çağında kı 1 erkeğe 3 kız-kadın düşüyor (yukarıda özetlediğimiz krıterler dıkkate alındığında)

      Özetle;
      Ülkemızın bekar hanımları ıcın durum sanıldığından daha VAHİM…
      Ama ne hıkmetse bırılerı hala bu gerçeği kabul etmediği gibi “hem 25 kuruş hem söför mahallı” olsun diye ısrar ediyor. Yok böyle bı yer. Kımse kusura bakmasın ama Sağ aynası bıle olmayan, paslı tenekelerın tofaş ve reno markalarıyla kalıtelı araba diye bır cuval paraya satıldığı eskı günler gerıde kaldı. Devir mercedes ve BMW turu YABANCI arabaların da olduğunu ve bunlara sahıp olmanın artık eskısı kadar zor olmadığını bilen ve bunun tadına varmış insanımızın yavaş yavaş çoğaldığı bır dönem. Maymunun gözü açıldı… Imkanı olan yurdum ınsanı astarı yuzunden pahalı, ne zaman ne sıkıntı verceği önceden belli olmayan, sahıbını yarı yolda bırakma ihtımalı yuksek, yerlı arabaya tenezzul etmıyor artık…

      Ne demıştı atalarımız…

      KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ

      • Emir diyor ki:

        Abdullah kardeş senin sözlerin ne kadar yerinde ve doğru tespitler. Ama anlayan çok az.

      • hasret diyor ki:

        Abdullah bir bey
        Ben baynalari ilk kez elestirmiyorum..daha öncede bir çok yorumum var bu konuda..benim için kadin yada erkek olması değil ..hakli yada haksiz olması önemli..

        Yazdiklariniza gelince..öyle sizin dediginiz gibi erkek nüfusunun az olduğunu sanmıyorum.. Aksine son sayimda erkeklerin daha fazla olduğu ortaya cikti..ayrıca sunduğunuz öneriler çözüm odakli değil tek tarafli tamamen erkeğin nefsine hoş gelen ancak boş öneri bana göre…

        Fazla detaya girmek istemiyorum..goruslerinize saygı duyuyorum ancak yabancı kadnlarn daha iyi olduğu yada olacaği kanisina nereden vardiniz anlayamadım?sanki yabancı kadin alinca çözüldü sorunlar… Unutmayin ki o yabancı kadından dünyaya gelecek kizlarda türk kizi olacaktır..yani kendi kiziniza yapilmasini istermisiniz ayni şeyleri…yabancı kadinla biten evlilik çocuklar için daha kotu sonuçlar ortaya cikarcaktir bunuda hesaba katin..birazda bu konuda bardagin boş tarfindan bakmayi deneyin derim..

        Sonuç olarak türk kizlarinin durumu ancak eğitim ile çözülür eğitim ise önce ailede daha sonra okul ve toplum ile olur..saygılarimla..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın Hasret

          “sizin dediginiz gibi erkek nüfusunun az olduğunu sanmıyorum.. Aksine son sayimda erkeklerin daha fazla olduğu ortaya cikti..”

          Buyuk ihtimalle yorumumu “ACELE veya HIZLI” okudunuz için benim yorumda ki TEZ’i yanlış anlamışsınız. Ben erkek ve kadın sayısı aynı değil DEMEDİM. Kağıt uzerinde Ülkemizde ki kadın ve erkek sayısının yaklaşık olarak aynı olduğunu BİLİYORUM.

          “””Ülkemızde Evlenme ısteğine ve ımaknlarına sahıp, yuva kurmak ısteyen ve BUNU YAPABİLECEK (bekar veya dul) 18-40 yaş arası her 3 kadına karşılık, evlenme ısteğine ve ımkanına sahıp, yuva kurmak ısteyen ve bunu yapabılecek (bekar veya dul) 20-45 yas arası sadece 2 ( İKİ ) erkek mevcut.

          Bu erkeklerın bır kısmınında yabancı bayanlar ile evlenmeyı tercih ettıklerını ve bu konudakı tercıhlerı arasında Türk kızlarının bulunmadığı; suanda boşanmak uzere olan genc hanımlar ve yakın gelecekte çok daha fazlalaştığı ( TUIK rakamları) ıle ıfade edılen bosanmaları göz önune aldığımızda bu oran neredeyse 3/1 e yukselıyor.

          Yanı her evlenme çağında kı 1 erkeğe 3 kız-kadın düşüyor (YUKARIDA ÖZETLEDİĞİMİZ KRİTERLER DİKKATE ALINDIĞINDA)”””

          Ben kağıt üzerinde ki bu eşitliğin fiiliyatta zannedildiği gibi olmadığını ifade ettim.

          Umarım bu defa doğru anlaşılmışımdır.

          Diğer Taraftan;

          “sunduğunuz öneriler çözüm odakli değil tek tarafli tamamen erkeğin NEFSİNE HOŞ GELEN ancak boş öneri bana göre…”

          İşte bütün meselede bu…

          “NEFS” denilen bu TATMİN edilmesi gereken varlık/realite hangi dinden ve hangi milletten olursa olsun erkeklerin % 98 inin (yaklaşık olarak) gözüne, gönlüne ve kalbine hitap etme işinin bütünüdür. Birilerine göre YABANCI veya GAVUR vb isimler takılan her anlamda DİŞİ ve KADIN ( düşünce yapısı, hitabet, cilve ve görünüs olarak) olan hemcinsleriniz kocalarına karşı yaptıkları veya yapmadıkları muameleler ile erkeğini kendisine bir ömür asık etmeyi ve elinde tutmayı başarıyor; diğer tarafta ise kendisini MÜSLÜMAN olarak tanımlayan ve inandığı gibi yaşadığını iddia eden kadınlar 5-6 öncesine kadar kendilerine “kör kütük asık” olan kocalarını ( evliliklerinin ilk yılını bile tamamlamadan ) hayatlarından bezdiriyor ve dünyaya geldiğine bi pişman ediyorlarsa burada Türk kadınının ERKEĞE BAKIŞ ACI ve DÜŞÜNCE YAPISIN’ dan kaynaklanan ve acilen çözülmesi gereken CİDDİ BİR PROBLEM var demektir.

          Ayrıca;

          “yabancı kadnlarn daha iyi olduğu yada olacaği kanisina nereden vardiniz anlayamadım?sanki yabancı kadin alinca çözüldü sorunlar…”

          Yabancı kadınların (özellikle eski doğu bloku kadınları) erkeğe erkekliğini hissettirme ve (bazı konular hariç) erkeği mutlu etme konusunda daha iyi olduğu yaklaşık 20-25 yıldır Türk erkekleri tarafından defalarca test edilmiş ve onaylanmıştır. ( Sadece Alanya da yabancı kadınlar ile evli, çoluk çocuk sahibi ve gerçekten aile hayatı yaşayan 18.000 Türk erkeği var. Bu rakam Türkiye genelinde 256 bin)

          Tabi evlilik konusunda yabancı kadınları tercih edenlerin hiç bir sorun yaşamadığı anlamına gelmiyor. Ama emin olun bu problemler “geleneksel kafa yapısına sahip bir Türk kadını” ile evli erkeklerin yasadığı (asırı kapris, cinsel siddet, asilik, kadın kimliğinden yoksunluk vb) sebeplerden kaynaklanan sıkıntılar değil.

          Son olarak;

          “Unutmayin ki o yabancı kadından dünyaya gelecek kizlarda türk kizi olacaktır..” demişsiniz.

          Bu da yanlış bir öngörü.

          Çünkü,

          Bizim kızlarımızın bu hale (feminist, asi, sımarık vb ) gelmelerine sebep olan asıl kişi onları yetiştiren “Türk Anne” Malesef erkekleri/kocaları ODUN-KALAS-AYI gören zihniyet (son 3 kuşaktır artarak devam etmek kaydıyla) günümüzde bir yılda evlenen 4 çiftin 1 tanesinin boşanmasına veya boşanmak için mahkeme kapılarına yığılmasına neden olmuştur.

          Yabancı kadından olan kızları yetiştirecek olan da erkeğini elinde tutmayı ve onu mutlu etmeyi başaran “O” kadın olacağı için bu dediğinizi gerçekleşme ihtimalide büyük ölçüde ortadan kalkıyor.

          • hasret diyor ki:

            Abdullah bey
            Aslında bu konuyu uzatmak taraftarı değilim..sadece sizin benim yazdiklarimdan çikardiginizda sonuçlar şaşirtiyor beni..neredeyse ilk yorumunuzdan pek farklı değil 2. Yorumunuz..
            ben anlayamıyorum sizi..bir birine yakin nüfusa sahip her ikicinsin nasil oluyorsa bir erkeğe 2/3 bayan düştüğnü iddia ediyorsunuz?bir taraf büyürken diğer taraf yerinde sayiyor her halde..ayrıca etrafiniza bakarsaniz bekar kalan pek çok erkekte mevcut(bekar, dul 20 -45 yaş arasi)..

            İsteyen yabancı kadinla evlenir ister nefsi ,ister başka bir sebeple..bu evlenecek kişiyi ilgilendirir..

            Siz de kendinizle çelismissiniz..hem yabancı kadinla evlenmeyi çözüm olarak sunuyorsunuz . hemde diger taraftan”turk kadininin ERKEĞE BAKIŞ ACI ve DÜŞÜNCE YAPISIN’ dan kaynaklanan ve acilen çözülmesi gereken CİDDİ BİR PROBLEM var demektir”diyorsunuz…

            Peki ben farkli bir şey mi yazdim önceki yorumumda sizce…

    • Şeyma diyor ki:

      Doğru Şeyler soylemışsınız ben kocamın hızmetcısı degılım ne yemek Yaparım ne temızlık dıyenler var tanıdık anlatmıştı kadın ne yemek yapıyormuş ne temızlık Kocası boşanmak için mahkemeye vermış ben ne ev ıstedım ne yakışıklılık düzgün ınsan olsun dedım olmadı evlenme aşamasına geldıgım ınsanın ışı zordu onun parasına kıyamıyorum cay içelım dıyordum Bır Sürü fedakarlık Yaptım degdımı sankı artık evlenmek ıstemıyorum

      • hüseyin diyor ki:

        şeyma hanım ben evlilikten döndüm sizin anlattıklarınıza benzer şeyler yaşadım ama ben engelliydim çalışıyordum ve evlilik aşamasında olduğum kızda engelliydi ama ailesi bir türlü laik göremedi beni kızlarına rabbime havale ettim daha açık konuşayım aldığım eşyalar elimde ve borçlarını daha yeni bitirdim…kısmet değilmiş ama ben vazgeçmedim elbet çıkacaktır karşıma iyi bir insan çünkü evlilik dinin yarısıdır rabbim yardım etsin inşallah

    • hasret diyor ki:

      Bu arada araci olduğum kiz geri dönüş yaptı biraz geçte olsa :( ..onu ikna ettik görüşmeye…lakin bu sefer de kabul görüşelim diyen adamdan ses cikmadi…ya anlamiyorum…bu insalari bu ne naz…neyi bekliyorlar..hayirli işlerde cabuk olmak lazim..ilkin kiz nazlandi..sonra erkek..adam fotoya bile bakmadan görüşelim dedi..sonra tik yok…duydum ki sonraları.ailesi oönce biz görelim begenirsek gorusturelim demiş…sanki bir birini begenecekleri garantiymiş gibi…bizde biraktik bu araci olma fikrini…kimseye yaranılmıyor…kızı da ayni erkegide ayni nazli,agir…anladim ki arkadaslar kimseye araci olmamak lazim..

      • .:. diyor ki:

        Sanki araya kuşku girmiş, Kuşku da insanı yer bitirir.

        … Kimseye aracı olmamak bence iyi dusunce değil, değişkendir. Mümkünce olmak iyidir. Olmuyorsa zorlamamak gerektigini dudunuyorum.

        • hasret diyor ki:

          Kuşku değil.geçenlerde kizin eltisi olabilecek bayanla konuştuk bu konuyu ..bu hanim mani olmuş bu evlilik işine..olurda anlasamazlarsa eslerimizin arasi acilir,arkadaşligi bozulur araya şeytan girer diye eşini vazgeçirmiş…anlayacağiniz aracı olmaktan aranin bozulmasından korkmuşlar…hayirlisi ne diyelim..

      • esma diyor ki:

        hasret kardeş
        belki naz belki çekimserlik belki kendini beğenmişyani ,bu iş olmadı
        ama onemli olan
        siz bir iyiliğe niyet etmekle sevaba girdiniz,yani kazanan siz oldunuz.
        bi de şu ailesi once biz gorelım beğenirsek görüştürelim mevzusu rencide edici cidden katılıyorum

        • hasret diyor ki:

          Esma hanim yukarıda da yazdim. .yeni öğrendiğim olumsuzluk sebebini..ama dediginiz gibi niyet önemli elbette..birde ailenin soyledikleri zaten onlari duyunca daha çok kizdim..hayirlisi artik..kizda oglanda uyumlu iyi çift olurdu ama ailede önemli elbette..hayirlisi olsun..

  54. Abdussamet diyor ki:

    S.a Ben köyde yaşayan biriyim meraklı olduğum için hayvancılıkla uğraşıyorum sonucunda elimize üç beş kuruş geçiyor konu gelip evliliğe dayanınca benim köyümüde işimide beğenen bi kız bulamadık görücü olarak gittiğimiz yerlerde tövbe müslümanmısın diye soran yok köydemisin bitti Allah aşkına helalinden nafakasını çıkarıyorsa işide düzenli ise kişinin köy ne şehir ne anlamadım gerçekten bu işin sonu ne olacak merak ediyorum kızlarıda anlamıyorum lafa geldiğinde adam olsun gecekonduda yaşarım diyenler iş icraata gelince gecekonduda şehirde olsun diyorlar.Evlilikler menfaat amaçlı düşünülüyor bence

  55. eda diyor ki:

    merhabalar kaçırılan bi kısmetin tekrar gelmesi için mücadele etmek sizce yanlış mı?

    • deniz diyor ki:

      neden ve nasıl kaçırıldığına bağlı biraz. kısmetinizi siz mi kaçırttınız yoksa kendisi mi kaçtı mesela. aklınızın ve kalbinizin sesine kulak verin bence. sevgi emek ister. zor olan daha kıymetli olur. ama olmayacaksa da kendinizi harap etmenin bir manası yok. herşeyin hayırlısı…

  56. Şeyma diyor ki:

    Eskıden erkekler ben kadın parası yemem dermiş şimdi ıse ben maaşı olmayan kızla evlenmem oldu Allah hepımıze hayırlı eş nasıp etsın

    • FATİH diyor ki:

      ben evde kocasına karılık cocuğuna annelik yapan kadın hayal ediyorum ama bizzat yakın çevrem tarafından çalışan kadın almam baskısı veya arzusu var(gerçi daha 2-3 sene varda şimdikten konuşuluyor işte)ama inşallah hayırlı bir şekilde hayalimden vazgeçmeyecem….yani sözün kısası gerçekten çalışan kadın bulma avı var oysa önceliklerimiz asla bu olmamalı burda üzücü olan bi nokta da neredeyse ailen bile çalışan gelin aramaya çıkacak…yani durum vahim allah inşallah hepimize ahlaklı akıllı sağlıklı eşler nasip etsin..burdan sonrası teferruat ve lükse girer 1.önceliğimiz bir önceki cümledekiler

      • Şeyma diyor ki:

        Ah o aileler evlencektım adam başlarda ıyı ıdı iş cıddıye bınınce degıştı tam bır ö… oldu sonradan anladım annesının ağzına bakıyordu benle buluşmaya anne sınden ızın alıyordu bırey olmamaış bırı bana nasıl eş olacaktı eksılerı çoktu yaş oldu 32 umudum kalmadı benim

        • Ozan diyor ki:

          Mevlana der ki “Bazısı dünyaya kanmış, bazısı mala mülke aldanmıştır. Oysa her biri aslında bir sevgili tarafından sınanmıştır…” bence de sabırlı olmak lazım. Ve kriterlerde özellikle bayanda iffet, erkekte iman olmalı.

    • zehra diyor ki:

      ne kadar cahilce bir yorum, peygamber efendimiz napiyordu hz haticenin parasiyla? ulkece koca bir din siyer bilmeyen musluman topluluguyuz

  57. Jenny diyor ki:

    Ben bi bayanım 19 yaşındayım hayatımda biri vardı o 24 yaşındaydı evlenmeyi düşünüyorduk babam vermeyeceğini düşündüğü için kaçırmayı bile düşündü beni, benimle tanışmadan önce bi kızla birlikte olmuş ve kız hamile kalmış kızın yaşı reşit değildi benimle birlikteyken evlenmek zorunda kaldı kızla ama herşeyin çocuk için olduğunu biliyodum belkide inanmak istiyodum evlendiği günn ertesi günü yanıma geldi yanımdayken sanki hiç evli değilmiş gibiydi askere gitti aradı beni cezaevine girdi mektuplaştık ama normal bi arkadaş gibi ne kadar olursa işte açık cezaevine çıktığı ilk gün beni aradı arkadaşları hep bana evlendikten sonra çevresindeki bütün kızlarla bağlanyısını kopardı ama seninle hala konuşuyo diyolardı karısıyla cok zıtlar şuan araları hiç iyi değil bunu biliyorum biz konuşmaya devam ediyoruz konuşmak istemesemde olmuyo dayanamıyorum ne yapmalıyım bana biraz akıl verirmisiniz

    • Sadece diyor ki:

      Sayın Jenny,

      Öncelikle yazacaklarımı seni yargılamak yada suçlamak gibi değil bir abla olarak algılamanı isterim.
      Benim fikrime göre şanslısınki Allah seni büyük bir imtihandan korumuş ama sende aynı imtihanın çevresinden artık uzaklaş. Evlenmeyi düşündüğün kişiyle ilgili yazdıkların normal kabul edilebilir işler değil.Aranızda evlilik olsa bile doğru evlilik olacağı şüpheli.Ailen bu konuda haklı ve ailenin rızası çok önemli.

      1.Bir bayanla evlilik dışı beraber olup kadının hamile olması sonra onu istememesi
      2.Başkasıyla evliyken hala bekar gibi başkasıyla devam etmesi
      3.Cezaevine girmesi bunlar normal mi?

      Yaşın itibariyle şuan hislerinle duygularınla hareket ediyorsun.İleride pişman olacağın işten uzak dur ve bu kişiyle bütün irtibatını kes.Telefon vs.sana ulaşacağı bütün araçlardan uzak dur.Böyle yapman o kişiye asla ihanet yada sadakatsizlik olmaz en doğru olan olur.

      Olaya başka bir pencereden bak. Hamile olan kişinin durumunda sen olsaydın. İstenmiyorsun çocuk için karşı taraf seni kabul ediyor ve eşin olacak kişi seni başkalarıyla aldatıyor.

      Yada kendi durumundan bak evlenmeyi düşünüyorsun geçmişte başka kişiyle beraber olmuş.Nefsi istekleri için kullanmış sonrada bırakmış. Sen temiz bir insan olarak kendin gibi temiz bir insanlamı evlenirsin geçmişinde türlü işleri yapmış biriylemi evlenirsin. Evlendin bundan sonra seni başkasıyla aldatmayacağı belli mi?

      Asla bir kadınla bir erkek arkadaş olamaz özellikle sizin gibi geçmişinde gönül bağı olan biri. Bu şeytanın bir kılıfı. Çirkin işleri mübah gibi gösteriyor.

      Yaşın çok genç ve büyük bir hataya bulaşmadan bu kişiden uzaklaş. Zamanı gelince hem kalbinin hem aklının hem ailenin onayladığı biri karşına çıkar. Sen niyetini temiz tut.

      Boş vakit bırakma kendine boş kaldıkça hislerin yine bu kişiye yönlendirebilir seni. Kitap hobi okul vs. uğraşların olsun.

  58. aişe diyor ki:

    çoğu denilen gerçek yalandan ibaret kızlarımız gayet mütevazi kendini bilir kız anneleri aileleri genelde çok aşırı istekte bulunmuyor sadece kızım mutlu olsun diyor fakat erkek aileleri nedense hep yarış halinde karşıdaki aile dinimizin emrettiği gibi yaklaştıgında aa kızda bişemi var kuruntuya başlıyolar az masraf olsun dügün olmasada olur altına çok gerek yok yinede yetmez biliyormusunuz ALLAH kendini iyi sanıp aslında kötü olan insanlardan korusun benim başıma geldi namaz kılıyor temiz aile dedim ablaları ayrı burnu büyük halbuki dindar :) bab para peşinde halbuki her iki laftan biri ayet :) çocuk baba abla ne derse illada kaç para maaş alıyosun muhabbeti ve hayırlı işi hayırsıza çevirdiler neden sebep yok o doymaz göz varya o insanı bitirir lütfen yarı yolda bitireceginiz işlere girişmeyiniz ailenizi tanıyın sorunlu bir aileniz varsa ona göre davranın kızlarada sesleniyorum iyice tanıyın yemek yiyin bırakın o konuşsun o da evlenmek niyetindemi hayalleri neler bunlar çok önemli detaylar müslümanmış namaz kılıyomuş umreye gitmiş bırakın bunları degerleri neler ona bakın illede çalışan eş istiyorsa sanki kendi gelin gidecekmiş gibi davranıyorsa uzak durun boşverin elbet mevla bir kapı açar yaş bilmem kaç olmuş önemli değil mutlu olmanın yaşı olmaz oldugunuz anı degerlendirin gezin gülün yiyin giyinin her şey evlilik degil madem karşıdaki erkek kendini agırdan satıyor bırakın satmaya devam etsin

  59. Uğur diyor ki:

    Evlendirmek bir yana, bazı anne babalar gölge etmeseler başka ihsan istenmeyecek. Bunların yüzünden büyük üzüntü ve gönül yarası taşıyan gençlerden, özellikle genç erkeklerden bol bir şey yok bu ülkede. Aslında çoğu kız normalde araba, ev, dolgun maaş filan istemiyor, ama onları velileri, özellikle anneleri yoldan çıkarıp kafalarına türlü türlü hırsları sokuyor.

    Benim iş arkadaşımın 2400 lira maaşı, 300 lira bursu var, ayrıca bazı haftasonları devletin sınavlarına gözetmen olarak girip ek ücret kazanıyor. Aylık kazancı 3000 lirayı geçiyor. Ama annesi ikide bir ona diyormuş ki senin maaşın niye bu kadar düşük, devlet senin maaşına zam yapmayacak mı?

    Acaba niye dersiniz? Çünkü saygıdeğer hanımefendi daha önce kızlarını bu kadar maaşlı gençlere vermemiş, türlü türlü yollarla onları sevdiklerinden vazgeçirmiş ve daha sonra onları yüksek maaşlı doktorlara vs.ye vermiş. Kendisinin başka gençlere yaptığı, şimdi onun oğluna yapılacak diye korkuyor ve kıvranıyor şimdi. Pek çok annenin aynısını yaptığı bir gerçek.

    Bu konuda bir hadis:

    “Size, ahlak ve dininden hoşlandığınız biri gelirse onu evlendiriniz. Eğer evlendirmezseniz yeryüzünde fitne ve büyük bir fesad olur. Dediler ki: Ey Allah’ın Rasulü, onun herhangi bir kusuru olsa da mı? denilince; “dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi gelirse (kız isterse) onu nikahlayınız, sözünü üç kere tekrarladı.” (İbn Mace, K. Nikah, 1957 ve benzer lafızlarla başka sahih hadis kaynakları).

    Ama hadis kesin sahih değildir, di mi, ey kız anneleri (ve babaları)? Dolgun maaş ve kalitelisinden bir araba gibi daha önemli kriterler varken, böyle saçmalık mı olurmuş, di mi? İşinize gelmiyorsa kesin yalandır di mi? Allah sizi ıslah etsin, etmeyecekse şerrinizden zavallı gençleri kurtarsın.

    • Hamza diyor ki:

      “Evlendirmek bir yana, bazı anne babalar gölge etmeseler başka ihsan istenmeyecek. Bunların yüzünden büyük üzüntü ve gönül yarası taşıyan gençlerden, özellikle genç erkeklerden bol bir şey yok bu ülkede.” Herşeyi özetliyor aslında. 1.250 lira maaş alıyorum ama bereketin 1.250 tl den çok olduğunu düşünüyorum. Ailem de kızı istemeye gidersek yok babasına takım elbise almamız lazım yok annesine şunu almamız lazım diye gitmediler. Allah yardım etsin. Şu zaman da bekar kalmak da kafa dengi eş bulmak da zor.

  60. gülay diyor ki:

    günümüzde dul kadin olmak cok zor hele birde yasin 40 gecmisse kimse istemiyor cok evlenmek istedigim halde kismetim cikmadi evlenemedim cevre desen biz karismayiz kötü olur bizden bilirsin demeleri insani gercekten cikmaza itiyor

    • ibrahim allar diyor ki:

      Gülay hanımefendi yazınızda bağsettiğiniz gibi evet maalesef o konu kanayan bir yara.İyi olur Allahtan kötü olur kuldan misali kimse hatta en yakınlarınız bile yardımcı olmaya yanaşmıyor.Birde kadın olsun erkek olsun müslüman ve dinini yaşayan ve kapalı bir çevrede iseniz sanki bırakın yardımcı olmayı bize verilmiş bir ceza hakettmiş gözüyle bakmalarıda ayrı bir gaflet.Sokakta orda burda gezip tozanlar bir şekilde eşlerini bulabiliyorlar ama bu bizim çevrelerde pek mümkün değil.Aslında biz müslümanların en büyük eksiği yada olması gereken ayrılmış yada bir şekilde eşini kaybetmiş kişilere özel bir vakıfmı olur kurummu olur yada dernekmi olur onu bilemem ama ben bu durumda olduğum için bayağı bir araştırma yaptım inanın binlerce evlenmek isteyip evlenemeyen kadın ve erkek var.Ve maalesef yardımcı olan kimse yok.Her ne kadar internette çeşitli islami evlendirme siteleri olsada adı internet olduğu için onada kimse güvenmiyor (ikinciler kötü olur misali gibi.)selam ve dua ile.

  61. mahmut aydoğdu diyor ki:

    karrdeşim ben evlenmek istiyorum bekarım bir türlü anlaşamadığim insanlar oldu nasip olmadı evlenmek istiyorum

    • mustafa emre diyor ki:

      kardeşim siz neyin kafasını yaşıyosunuz bu yazı taaa 2012 de yazılmış ve hala ortada bi şey yok bu konuda ahkam kesmeye gelince kerkesin ağzında bi torba laf iş icraata gelince herhes bi kılıf uyduruyor günümüzde hiç kimsenin üstüne sorumluluk aldını gördünüzmü yoko yüzden boş verin bu işleri her hes kendi başının çaresine bakcak kızlara gelince siz islami usuller diyosunuz şimdi sizin etrafınızda zaten bı aşılmaz duvarınız var bu yüzden zaten iiii niyetli erkekler bile sizinle iletişim kuramıyor siz önce o duvarınızı ortadan kaldırın ondan sonra böyle bi sorun ortada kalmaz be size demiyorum flört edin ama insanların konuşarak namusuda gitmez

  62. kayseri38 diyor ki:

    bekar olan arkadaşlar belki bayanlar bunu yapamaz (ki niye ayıplanır onu da anlamam)
    aile irşad buroları var oraya başvurup bu konuyu açabilirler aday konusunda yardımcı olacaklardır

  63. kayseri38 diyor ki:

    yazı çok guzel evet bunun gibi onlarca yazı makale vs okudum zaten bu noktadan ileri gelmiyor.zengine guzele bekara herkes aracı olur oluyorlarda zaten bide sevab işlemiş gibi kasılmıyorlar mı git gariban bir erkege yada cok guzelolmayan bir kıza aracı olda gorelim sevabı demek geliyor içimden
    herkes burun kıvırır evlilik programlarına katılanlara ama duşunuyorum ne yapsınlar medet umuyorlar yuva kurmak cocuk sahibi olmak istyorlar insanlar sadece laf soylemeyi eleştirmeyi bilir yardımcı olmayı kimse bilmez malesef

    • hamza yürekli diyor ki:

      evet ateş düştüğü yere yakıyor. Herkes kendi derdinde. Kişi diliyle bir şeyler yapıyorsa işini yürütüyor yoksa senin ne özelliğin ne güzelliğin(huy) olmuş zaten hiç değeri yok. Herkesin derdi (nasrettin hoca nın dediği gbi) KÜRK.

    • fidan diyor ki:

      demi bi de burası kayseriyse zengini güzeli hiç boş bırakmazlar

  64. hasan diyor ki:

    turkiyede okadar muslimaniz derler cok sukur sonrada kizlarini baslik parasi icin satarlar hani orf adet ozaman nerdedir heleki kurani kerim in yazdiklari hic aklina gelmez

  65. ayşenur diyor ki:

    Sema hanım nacizane bir teklifde bulunmak isterim.
    Sitenizi ve yazılarınızı takip etmeye çalışıyorum .Allah sizlerden razı olsun ,duyulmayan sesimizi duyurmaya,
    anlatamadıklarımıza aracı oluyorsunuz.
    Gördüğüm kadarıyla bu sitede evlilik isteyen saliha hanımlar ve aynı ölçüde salih beyfendiler mevcut.
    Siz bu konuda bir adım atıp bu site içinde e-posta adreslerinden bu kişilerin birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayamaz mısınız?
    Bence hayırlı bir işe de vesile olmuş olursunuz.Bi düşünemenizi isterim:)

    • gülin diyor ki:

      merhaba,

      ben de uzun zamandır böyle düşünüyordum, ama site aracılığıyla değil bir dernek veya vakıf çatısı altında, ticari gaye güdülmeden evlendirme meselesinin bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Ailevi imkanlar ve çevre müsait değilse bu işin bir organizasyon tarafından halledilmesi gerekiyor. Sema Hanım’ın bu işi üstlenecek veya bir oluşum için önayak olacak donanıma sahip olduğunu düşünüyorum. Yazılarla bir sinerji oluşturuluyor, gayet güzel ama madem herkesin muzdarip olduğu bir mesele var burada yorum yapmak yetmez, harekete geçip fiili dualarımızı yapmış olalım. Bu işe el atanlar da kıyamete kadar sevap defterlerine yazılacak bir sadaka-i cariye yapmış olacaklar. Verdim gazı, düşüncelerinizi bekliyorum artık :))

      • e diyor ki:

        gulin hanım bende sizin gibi düşünüyorum.sema hanım da düşünmüştür veya bu konuda talepler almiştır.bilemeyiz belki cesaret edemiyorlardır.
        e posta felan olmaz.islami olçulere dikkat edilmesi de lazım tabi.
        Rabbim hakkımızda hayrlı olana gonlumuzu razı eylesın.hayırlı mutlu bir yuva kurmayı cümle bekarlara (ozellekle yaşı iyice ilerleyenlere) nasib eylesın.

      • gülin diyor ki:

        Elbette sanal birşeyden bahsetmiyoruz. Son derece gerçekçi, yurtdışında müslüman topluluklar arasında uygulamaları bulunan ve başarıya da ulaşan, Sema Hanım’ın da yazısında bahsettiği sivil toplum kuruluşları ile bu mesleye çözüm aramaktan bahsediyoruz.

        Yurtdışında nasıl uygulandığına gelince, beklentileri, özellikleri birbirlerine uygun kişilerin veli adı verilen bir kişi nezaretinde görüştürülmesine dayanan bir sistem. Ben şimdiye kadar Türkiye’de böyle bir oluşuma rastlamadım. Söylemek istediğim şey özetle şu, fıkhi açıdan da mahzuru bulunmayan böyle bir sistem bizim ülkemizde neden uygulanmasın?

    • hüzün diyor ki:

      evliliği sanal üzerinden ‘sanallaştırmanız’ kolaycılık diye düşünüyorum. o zaman sormak isterim ‘evlilik siteleri’ ile bu sitenin arasındaki farkı izah eder misiniz?

      • e diyor ki:

        şahsen bende aynı şeyi ifede etmeye çalıştım.hüzün kardeşim sanal üzerinden değil.dernek gibi bi zathi muracaat yapılacak bir kuruluş,guvenilir kişler olması lazım.krıterlerı birbirine uyanları gorüşturmelerı gerekir.tabiki cesaret isteyen bir iş
        .çunku ben bekar olduğum halde yakınımda uygun bi gelin arıyoruz diyenlere (tabi benım kreterler uymadığı için) uygun olanlara yonlendırmek istiyorum.ve düşünüyorum anlaşabilirler mi vs.kimse kimseye kefil olamaz sadece aracı olur dyorum sonra.neyse konuyu dağıttım.umarım anlaşılmışzdır.

      • ayşenur diyor ki:

        Sevgili hüzün:)
        Kimse buradan edep, ahlak,iffet dersleri vermiyor.Ben vaktim olduğu sürece yazılanları da yorumları da okumaya gayret ediyorum.. ve gördüğüm kadarıyla burası sanal bi site olmasına rağmen yazanlar, fikir beyan edenler GERÇEK..
        çünkü burda herkes kendi gibi , derdini paylaşıyor, kendisiyle aynı sorunları yaşayanlardan
        bi nevi destek bekliyor.içini döküyor belki de kendisinin bunları yaşayan tek insan olmadığının farkına vararak
        mutlu bile olabiliyor.
        Ama evlilik siteleri insanların kendisini gizleyebildiği ,yüzüne maskeler takabildiği, belki de hiç olmadığı biri gibi
        görünebildiği yerler..ve bi umut oraya üye olanları kolayca kandırabildikleri yerler..
        Evet ben de hiç güvenli bulmuyorum öyle siteleri ve tasvip de etmiyorum kesinlikle..
        İslami açıdan da uygun bulmuyorum..
        Ama burası farklı, yorumların bile onaydan geçtiği ,ciddi bi yer..
        haa ben demiyorum zaten herkes herkesin adresini görebilsin, birbirine yazabilsin, bu iş olacaksa
        çok sıkı bir denetimle ve belki de bir uzmanla yapılmalı..sanıyorum bunun için hem yeterli donanım hem de yeterli zaman yok..ve tabi kimse böyle bi yükün altına girmek istemez haklı olarak..
        Ama şöyle de düşünüyorum , burada ki yazanların cümlelerinden belli yaşanmışlıkları olduğu ,
        eğitimli,kaliteli ve değerleri olan insanlar olduğunu düşünüyorum. o yüzden eğer burda öyle bir sistem kurulabilseydi bence karşılaşma ihtimali zayıf olanların bile Allah’ın izniyle bir araya gelebilme ihtimallerinin olabileceğini düşünüyorum.belki de yakın yerler de yaşayan insanlar var burda bilemiyoruz ki.
        Akraba tavsiyesiyle ya da arkadaş önerisiyle tanışıp konuştuğumuz insanlar şurada ki tanışıp konuşacağımız
        insanlardan çok mu daha iyilerdi, çok mu daha dürüstlerdi..onları sırf tanıdık biri tavsiye etti diye hiç mi hayal kırıklığımız olmadı.
        Tabi ki hayır..
        İşte onun için ben kolaycılığa kaçtığımızı düşünmüyorum..İslami ölçüler içersinde keşke böyle bir sistem kurulabilseydi..evlilik siteleriyle burayı da asla kıyaslamıyorum..
        Yine de sema hanıma sonsuz teşekkürler ediyorum ki böyle bir ortamda bizleri bir araya getiriyor ve en azından fikir bazında da yalnız olmadığımızı görüyoruz..
        Herkesin hakkında en hayırlısı olsun inş.

  66. mehmet diyor ki:

    BENİM İÇİN HER YAŞ İLERLEDİĞİNDE EVLİLİK HAYAL…..

    YENİ YERE TAŞINACAĞIM YENİ YER EVLENMEK İÇİN KISMET İÇİN YENİ UMUT…..

  67. Ali Emre Güler diyor ki:

    Bekarlık sultanlık denir. Ben 26 yıldır bekarım. Yalnız yaşıyorum. Her gün makarna ve yumurta yiyerek 90 metrekare dairemde krallığın o muhteşem o göz kamaştıran şeyi içerisindeyim. Neyi ? Bilmiyorum. Sultanım sonuçta. Geçen terliklerim benden habersiz kaybolduklarında mesela idamlarına karar verdim. Elektrikli süpürgeme emrettim. Tiz buluna dedim. Buldu.

    Kararın tebliğini duş ahizesinden yüksek sesle çamaşır makinesi acı bir sıkma sesi ile anons etti. Acı bir sıkma sesi ile!!! Aman yarabbim ne büyük dehşet !!! Anons edilirken çamaşır makinesinin üstündeki traş köpüğü diş fırçası diş macunu ve arkadaşları korkudan tir tir titreyip sağa sola kaçışırlarken kaybolan terlikler idam kararını duyduklarında bile tebessüm eder gibiydiler. İçiçe geçmiş birbirlerine daha sıkı sarılmış sessizce birbirlerine bakıyorlardı.

    Çift olduklarından olsa gerek idamı daha kolay hazmettiler daha kolay karşıladılar, tek bi terlik idamı istendiğinde paramparça olur diye düşünmeden edemedim. Desteği yok çünkü.

    Neyse verdim ben idamı. Sultanım sonuçta. Aşırı sultanım yaaani. Bazanın en altına atıp nefessiz kalmaları için üstüne gömlek pantolon çorap felan yığıp bazayı kapattım. Ayaklarım üşüsede ben sultanım ve kararımdan dönmem dönmedim. Bi süre dönmedim yani. Uzun bi süre hatta. Tamam kısa da olabilir. Üşüdüm, ayaklarım karıncalandı felan. Sonra dedim kendi kendime affet. Sen Sultansın !!! “Taam hadi taam gelin taam hadi” dedim ciddi bi şekilde. Bazayı kaldırdım. Gömlekleri, pantolonları ve çorapları araladım. Sonuçta ölmüş olabilirlerdi. Baktım. “Pişt” felan dedim. Duymadılar. Yada duydular umursamadılar. Gözlerime inanamıyordum. Birbirlerine daha sıkı sarılmış halde sımsıkı bi dirayetin resmini çizmişlerdi. Aldım onları sevdim. Çok sevdim. Onlarda bi daha kaydolmadılar zaten. Merhametle ısıttıkları iki çocukları oldu. Ayaklarım! Ama onlar ben sultanken hep mutlulardı.

    Umarım kısa bi süre daha sultan olarak kalırım. Çok kısa bi süre. Daha çok kısa bi süre. İnşaallah. Sultanlık zor neticede. Tüm sultanlar. Sizin içinde aynı dileklerim geçerli. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Allah’a emanet olun. Ve bana afiyet olsun dileklerinizi iletin. Kiii makarna yiyeceğim. Peh peh peh. Aşırı sultanım çünkü ben ! :)

    • su yeşili diyor ki:

      ben evlendikten sonra çalışmak istemem şahsen fıtraten hanımlar buna uygun değil aslında haftanın bir iki sohbet olur hanımların kendilerini geliştireceği ilmi toplantılar yada sivil toplum kuruluşları gönüllü faaliyetleri olabilir hem ev hem tam gün iş hayatı hem çocuklar çocukların ihtiyacı verilmesi gereken terbiye eğitim ilgi vs zor yani Allah kolaylık versin yapılmaz değil yapılabilir ama hepsi yarım yamalak kalır

    • ayşenur diyor ki:

      Sultanlık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi..tebrikler..Umarım çok uzun sürmez bu sultanlık..
      Okurken beni gülümsettiğiniz için de ayrıca teşekkürler

      • Ali Emre Güler diyor ki:

        Çok teşekkür ederim. Umarım. Bende yazarken çok güldüm. Soyadımı canla başla sırtlayıp taşıyorum. :)

        • ayşenur diyor ki:

          Ne güzel bunun kıymetini bilin o zaman. öyle olamayan o kadar çok insan var ki..bu toplumun sizin gibi kaliteli espri yeteneğine sahip kişilere ihtiyacı var..yoksa espri yapıyorum adı altında yapılan iğrenç şakalardan nasıl sıkıntılar yaşandığı aşikar.

  68. emirhan diyor ki:

    nası yazmıssınız sırasıyla dedim pararafdemedim

  69. metin diyor ki:

    O kadar çok abes konuşmussunuz ki antılması gereksiz Burda durum evlendirmekle ilgili bi konu yani sizi gerçekten ciddiye alan bi insan evlenmez şayet kendim soğudum pes

  70. Bir Adem diyor ki:

    “Bir de lüzumsuz masraflardan kaçınmak gerek” pasajı gelin tarafa ve anneme okumak isterdim. Gurbet maalesef tamamen koptu. Sessizce en yakın akrabayı ve dostu eve davet edilse, ben mutlu olurdum. Belki biraz duygusuz ve kapayım bu konuda. Kız tarafı bir yerde anlıyorum. Gelenek ve “ne derler” baskısı. Yoksa korku takılar mı. Şöhretli düğün yaşamayan çoğu aileler takı vermiyor. Evlilik hayatı borçlarla başlayan çok genç tanıyorum. Ne üzücü bir durum.

  71. Didim Estate diyor ki:

    Selam
    Bekar bir erkek olarak yukarida yazili her bir kelimeyi ve ardindan cumleyi itina ile okudum ; mumkun oldugunca onemli ksimlari atlamamaya calistim …
    Hala Bekarim :)

  72. mahmut36 diyor ki:

    valla arkadaşlar ben bu dünyayı anlamış değilim zaten uyumda sağlayamıyorum bende yaşıtlarıma göre gelişmeler 8 yıl geriden takipediyorum heralde olgunlaşma diyelim veya dünya o kadar yaşanmaz hale gelmişki şu yazdıklarınızın nedininibile anlamıyorum inanki.Bir evlat babasına menfaati olmazsa selam bile evrmiyor ortama gelmiş.düşünün pislik içinde en lezzetli yemek dahi olsa iştahınız olurmu? sorarım ne olmuş topluma çok duyarsız tuhaf bi hal almış valla kendi düşüncem bir orman da tek başına kendi hayatımı yaşamanın ideal bir fikir olduğunu hissediyorum.insanlardan uzak ne bilim belki beni anlıyanınız oluyodur veya olmuyordur bu ortam kalkıpta evlencek çocuk sahibi olacak ortam yokki geleceğe güvenle bakılacak….herşey yazılanlara göre değil zamana ve tecrübelere görede değerlendirmek gerekir..insanda akıl fikir verilmiş…. yanlızlık allaha mahsus bu cümleyi doğru kabul ediyor hiçde sevmiyorum

  73. badı saba diyor ki:

    sema hocam yazınızı gerçekten çok beğendim hani bu evlilik sitesi işi var ya onu siz burada başlatsanız malum konunun da uzmanısınız

  74. Asım Kürşat diyor ki:

    Allah razı olsun çok güzel bir yazı olmuş kaleminize kuvvet ..

  75. hüzün diyor ki:

    madem burada bir itiraf var bende itiraf edeyim.
    benimle bir aracı ile görüşmek isteyen kız oldu. aracıya kızı görmeden ‘hayır’ dedim ama aracı bana dedi ki sadece bir kere konuş!
    hayır!
    konuş lütfen!
    hayır!
    lütfen!
    peki.
    konuştuk. iyi geçti. sonra kız dedi ki sormak istediğin başka bir şey var mı?
    çok şey var dedim. ama hastam hastanedeydi gitmek zorundaydım. gittim.
    sonraki gün tekrar konuştuk. kız ‘siz’ yerine bana ‘sen’ dedi. dondum..
    daha ikinci günde samimiyetle sen ben sen ben sen ben..dieybiliyorsa..
    kibarca ret ettim.
    numaramı bulup aradı.
    kibarca ret ettim.
    ablası aradı kızdım.
    kız tekrar aradı.
    hattı kapadım.
    ablası yeni hattımıda buldu.aradı ret ettim.
    kız benim yüzümden başka bir şehre hava değişimine gitmiş.
    şaşırdım hemence beni nasıl sevebildin? bu ne hız?
    şunuda itiraf etmeliyim ki çok vicdan azabı çektim. keşke hiç görüşmeseymişim.

    Allah var kız çok güzeldi. Fiziği beni fevkalede etkilesede kabul edemezdim. çünkü bazı ahlaki durumlar vardır ki asla kabül edebilebilir değildir.

    bir ‘sen’ lafı yüzünden bu oldu demeyin. ilk gün sen sen..sonra canım..sonra………!….. anlatabiliyor muyum?

    • seda diyor ki:

      bence bu olayın sebebi sadece “sen” lafı değil, söylemediğiniz başka sebepler de var. Yoksa sen demiş siz demiş ne farkeder, bu bir tarz meselesi

      • hüzün diyor ki:

        dikkat ederseniz yazımın en altına demişim ki ‘bir sen lafı yüzünden oldu demeyin’. ben SEN lafının sonrasının getireceği akıbeti az buçuk kestirebildiğim için . muhabbeti kestim.

        sizin için basit görünebilir ama benim için öyle değildir.

        • ayşegül diyor ki:

          birini tanımak için yıllar gerekmez bazen bir ‘an’ yeterlidir.. bencede çok şeydir, nedir öyle ilk muhabbette sen die hitap etmek.. ayrıntıda gizli olan edeptir burda iffettir. çok kişi abartı ya da lüzumsuz görebilir bu görüşü, saygı duyarım, vesselam.

          • hüzün diyor ki:

            Allah razı olsun. katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim.

            selam ile.

          • feyza-huzur islamda diyor ki:

            Sa.hüzün bey hayat detaylarda gizlidir bencede en doğrusunu yapmışsınız yaşamın tılsımı hep ilklerde gördüklerimizdir kimi insan bu detayları atladığından belkide evlilikte istediği mutluluğu göremiyor

          • Didim Estate diyor ki:

            Hanimefendi sevgili kardesimize asik olmus ve belkide orada o anda bunlari kendisiyle paylasiyor olmanin heyecanila sen de demis olabilir ki abartmamak lazim bana kalirsa zira kardesimiz istemiyordu zaten aksi olsa sen degil ne derse desin ‘ Musluman muslumanin gunahi hatasi ni kapatir noktasindan bile yola cikarak daha genis bir anlayisla olayi kapatir giderdi …

          • ayşegül diyor ki:

            -Didim Estate- siz çok flm izliyorsunuz sanırım :) hemde müslüman müslümanın günahını kapatmakla ne alakası var konunun.. şuraya sırf bişeyler yazmak olsun die yazmış gibisiniz. neyse bence sizde dikkatli olun. Selametle.

        • hüzün diyor ki:

          aleykumselam.
          teşekkür ederim Feyza hanım. dediğiniz gibi ‘hayat detaylarda gizlidir’.

        • Maviş diyor ki:

          Çok doğru düşünüyorsunuz helal olsun size bence .küçük şeyler büyük şeylerin habercisidir

          • hasan diyor ki:

            aaa siz yerine sen demis ne kadar ayip tuh tuh yahu cidden bundan ne var anlamadim iyikide olmamis kiza yazik olurdu pireyi deve yapmis

        • Didim Estate diyor ki:

          Bana da garip geldi biraz dogrusu ,,

          • hüzün(eski) diyor ki:

            ben var olan muhabbetin bir bölümünü yani gerekli olan bölümü dermayan ettim.
            çıkarımımı sizinle paylaştım.

            paylaştığımdan da sizler bir çıkarımda bulunmuşsunuz. doğru yada yanlış veya hiç biri.
            ayrı ayrı teşekkür ederim sizlere..

            her insanın ruhunda farklı bir yankısı vardır muhabbetin , sevginin.
            anlaşmamızın yada anlaşamamamızın gizi bana görede burada yatıyor.
            eğer anlatacaklarım ‘sevgi kurumuna’ ait bir şey olmasaydı , iç güdülerden beslenseydi hepimizin varacağı sonuç ; aynı. olurdu.
            oysa ‘sevgi’ ruhsal bir alana tekabül eder. dolaysıyla her insanın ruhu bambaşkadır.

            ‘pireyi deve yapmış’ sözünüze karşı kendimi savunma zayıflığı göstermiyeceğim.
            çünkü doğru söylüyorsunuz.
            çünkü ‘deve’ den bahsediyorum. bu yüzden pireyi mercek altına almalıyım…

    • sadık diyor ki:

      bence en iyisini yapmışsınız ve de aslında çok ucuz kurtulmuşsunuz, aracı ile haber gönderip tanışmak istemesi normal, bir insan başka birisini beğenip onunla evlenmek isteyebilir ama bir kere hayır dendikten sonra tekrar tekrar aramalar, ablasına aratmalar, yeni numaranızı bulup tekrar aramalar kesinlikle sağlıklı bir kişilik izlenimi vermiyor, hani gazetelerde okuruz ya sapık erkek aşkına karşılık vermeyen genç kızı öldürdü diye, bu bayan da bu haberlerdeki erkeklerin dişi versiyonu gibiymiş…eğer kabul etseydiniz ileride çok daha büyük sorunlar çıkacağına garanti verebilirim…

      • hüzün diyor ki:

        teşekkür ederim Sadık bey. vermiş olduğunuz tavsiyelere katılıyorum. bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim

    • Ali diyor ki:

      Iste gencler niye evlenemiyorun cevaplarindan biride sensin, muthis analizinle fevkalade takvan ile kizi cozmussun, Bu kararla kizi kurtarmis oldun

    • haluk diyor ki:

      Hüzün kardeş. Kusura bakma ama bence SEN bu kızı reddetmiş olmandan dolayi pişmansin. şimdi bizi de ikna etmeye çalışmandan anlaşiliyor işte. Etkilenmişsin fakat cesaret edememişsin.

      • hüzün (eski) diyor ki:

        Haluk kardeşim pişman olduğum nokta onu red ettiğim değil onunla görüşmeyi kabul etmemdi.
        şuan çok mutlu mesut ve huzurluyum. bu huzurumu ‘SİZ’ e borçluyum. bilmem anlatabildim mi

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Bir insanın bilgisini, birikimini, tecrübesini, hayata, olaylara ve insanlara bakışını anlamak bazen basiret, gözlem yetenği, bazende tecrübe gerektirir.

          Bu hasletler de herkes de aynı ölçüde bulunmaz.

          Bunlardan birisine veya birden fazlasına sahip olan insanların, bir vakıayı, sözü, insanı veya oluşumu analız etmesi için UZUN SÜRECE, DETAYLI BİLGİYE veya UZUN BİRLİKTELİĞE ihtiyacı yoktur.

          Sayın Hüzün’ün kısada olsa aktardığı olayın KIZ adına OLUMSUZLUK ile sonuçlanmasının birden fazla sebebi olmasına rağmen temel sebep sayın Hüzün’ün sahip olduğunu düşündüğüm ve yukarıda
          sıraladığım ( basiret, tecrübe, gözlem ve analız yeteneği, feraset vb) hasletler sayesinde kızımızın sayın Hüzüne olan ilgisinin adının (Kızımızın kendisi bile bunun neden kaynaklandığının farkında olmayabilir) “MUHABBET, SEVGİ, AŞK” değil REDDEDİLME” nın getirdiği bir tür “İNATLAŞMA” , “ENE ( ben merkezci yaklaşım) BEN İSTEDİĞİMİ ALIRIM, KİMSE BENİ REDDEDEMEZ” olmasını ÖNGÖRMÜŞ-FARK ETMİŞ olma ihtimal,i kuvvetle muhtemel.

          Bu nedenle sayın Hüzün’ü yargılayıcı, suçlayıcı yorumlarda bulunan yorumcuların geçmiş yorumlarımda zaman zaman benimde düştüğüm hataya düşmemelerini ve resmin bütününe bakarak yorumda bulunmalarının daha doğru olacağını düşünüyorum.

          Saygılarımla

  76. yunus diyor ki:

    S.A.
    Bu siteyi keşfedeli dört gün falan oluyor, evlilik konusunda bazı şeyleri tam oturtamadığımı farkettim, bu arayışlarım içerisnde kendimi burda buldum,son iki gündür, üşenmedim tüm yorumları okudum, o kadar çok istifade ettiğim şeyler oldu ki Allah sizlerden razı olsun. inş sema hocanın da üç adet kitabını sipariş ettim onlar da elime ulaşınca daha iyi olacağını umuyorum.
    özellikle bayanların evlilikten neler beklediklerini öğrenmem gerekiyordu. bende bekar bir erkeğim ve ailem ile aracılar yüzünden o kadar çok kafam karışıyor ki;her kafadan bir ses çıkıyor. böyle olsun, şöyle olsun, ailem illa çalışsın diyor, geçim zorluğu çekmememi istiyorlar anlaşılan. bense tersi görüşü savunuyorum, benim annnemde çalışmıyordu ve çok şükür çok sıkıntı çekmeden bugünlere geldik. eş evde çocukları ile ilglenmeli, hem onları hem kendini eğitmeli, akşam işten dönen eşiyle hasbihal edebilmeli, mutluuğu saadeti artıran vesileler bunlar olur zannımca.
    evlilik yapacağımız kişiyi seçerken acizane düşüncem, batından çok zahire göre değerlendirme yapılmalı, ki bu her iki taraf için de geçerli bir durum. imanı sağlam, sadakatine itimat edebileciğimiz kişiler olmalı tercihimiz, güzellik, yakışıklılık gelip geçici şeyler, huzurlu bir ailenin devamı için daha önemli şeyler olmamalı.

    geçenlerde aracılar vasıtasıyla bir hanımefendi ile tanıştırıldık, bi yarım saat kırk beş dakika kendimzden, evlilikten beklentilerimizden konuştuk, bence gayet olumlu bir seyirde giden görüşme sonucu aracı olan arkadaşıma şahsın görüşünü sordurduğumda bana ilk söylediği şey : senin boyun ne kadardı oldu? çok şaşırdım, hanfendi 1.75 boylarında falanmış, bense 1.78-79 falanım, beni kendisine göre kısa görmüş, ben oturduğumuz için boyunu farketmedim ama anlayacağınız olumsuz sonuçlandı. belki bu bahaneydi bilmiyorum ama küçük şeyleri gerekçe yapıp güzel şeylerin önüne geçmemek, kriterleri sağlam temeller üzerine oturtmak, eğer aradığımız kriterlere uyuyorsa çok işleri zorlaştırmak lazım diye düşünüyorum.
    Son olarak geçenlerde canım sıkkınken karşıma çıkan beni farklı düşüncelere sevkeden Alvarlı Efe Hz. bir dörtlüğü ile yazımı bitirmek istiyorum:
    “Aşık der incitenden,
    İncinme incitenden,
    Kemalde noksan imiş,
    İncinen incitenden.”

    Allaha emanet olun. Dualarınızla

    • Ahsen diyor ki:

      as.Yunus bey çok iyi bir başlangıç yapmışsınız.İnsanın öncelikle evlilik nedir ne değildir bunu iyi bilmesi bunun için çaba göstermesi önemli diğer bir konuda ne istediğini çok iyi bilmesi gerekir.Ve tabi karşı tarafın beklentileri neler tespit etmekte önemli.
      Özellikle çalışma konusundaki düşünceniz güzel ama inşallah arkasında durabilirsiniz.Çünkü erkek ve kız tarafının ailelerinin ve çevresinin bu konuda çok baskısı olacaktır.Önemli bir konu ben her seferinde düşüncelerimi dile getiriyorum çalışmanın uygun koşullar olmadığı müddetçe gerekli olmadığını benim vaziflerimin farklı olduğunu ve çalışmanın aile hayatına getireceği zorlukları ifade etmeme rağmen çevre baskısı yüzünden vazgeçen beyefendiler var olumlu düşünüyor olsalarda.
      Dediğiniz gibi bir insanın maneviyatı gerçekten çok önemli öncelikle buna bakmak lazım.
      Ama dış görünüşünde önemli olduğunu uzmanlarda söylüyor.Gözünüze hoş gelmeyen ve size hitab etmeyen bir insanla evlenemezsiniz öyle değil mi?Mesela siz kendinizden kısa 160 altında bir bayanla evlenir misiniz?Zaten güzellik göreceli bir kavram bir bütün olarak karşınızdaki insanı değerlendirmeye çalışıyorsunuz.Ama şuna karşıyım karakteri ahlakı düzgün birini ilk bakışta beğenmeyip hemen kestirip atmak doğru değil.Çok insan tanıyorum birkaç görüşmeden sonra kalbi birbirine ısınan sonra evlenen.
      Bir insana hayır diyebilmekte zor çünkü onun hayalleri umutları var kırıcı olmadan ve bu durumlarda kırılmamayada özen göstererek karşındakini anlamaya çalışarak bitirmek lazım.

    • Necmettin diyor ki:

      Yunus kardeşim

      Dinimizin en güzel sünneti olan evlenmek istemen cok sevindirici.

      Sana 14 yıldır mutlu bir evlikte olan ve 2 cocuk sahibi bir erkek olarak evlilikle alakalı bir kac abi nasihatı vereyim:

      1. Evlilikte mutlu olmak istiyorsan eşinin karakterine mutlaka dış güzelliğiinden fazla önem ver.
      Allah korusun sivri dilli, bencil, isyankar ve feminist ruhlu kadınlardan aklın varsa uzak dur.
      Hatta annesini ve sülalesinde bu hastalıktan varmı diye cok iyi araştır. Maalesef bu illet cok bulaşıcı sen bayan arkadaşlarınada araştır. Hele kocasindan boşanmış bir dostu varsa ondan kattiyen eş olamz. Ileride boşanmak, ezilmek ve hayatın boyunca sömürülmek istemiyorsan bu tiplerden mutlaka uzak dur.

      2. Tamamen ac kalsan da eşini kattiyen calıştırma!

      Bu iki kriterlere baştan önem verirsen evlilik dünyada herşeyi paylaşabileceğin mutluluk dolu essas bir cennet.

      Helede cocukların olursa ve o yavruları hanımınlan beraber yıkarken onların sevincleri ve sulan oynaşmalarını izleyip benim gibi her akşam eşine sarılıp sana o dünya güzeli evlatları verdiğine teşekkür eder yüce Allah’a binlerce şükürler edersin!

      • dilruba diyor ki:

        “Hele kocasindan boşanmış bir dostu varsa ondan kattiyen eş olamz.” el insaf yani dostu boşanmışsa ondan eş olamaz ne demek??ilerde eşinizin en yakın dostu boşansa karınızı mı boşayacaksınız.kusura bakmayın ama pek itidalli yorum yapmıyorsunuz

        • sadık diyor ki:

          dilruba hanım, etrafında dul kadın dostu varsa ondan uzak dur derken aslında anlatılmak istenen muhtemelen farklı ama cümleler biraz sert olmuş ama muhtemelen arkadaşın demek istediği ki siz nereden anladınız derseniz ben de etrafımda gördüklerimden tecrübeyle söyleyebilirim, maalesef bu tarz dul bayanlar etraflarındaki evliliklere zarar verebiliyorlar, kadınlar kendi aralarında sohbet ederlerken doğal olarak birbirleriyle kendi evliliklerindeki sıkıntıları, dertleri paylaştıklarında bu bayanlar aman kendini ezdirme, koca kahrı mı çekeceksin, ağzının payını ver, sen onun hizmetçisi misin, senin kıymetini bilmiyor, cezalandır onu, sürekli başım ağrıyor de, annesine gitmek istediğinde hır gür çıkart…ya sana erkek mi yok, genç güzel kadınsın, zaten o senin yanına yakışmıyor, bak ben ne kadar rahatım, özgürüm, karışanım edenim yok, istediğim yere istediğim zaman gidebiliyorum gibi bilimum fitneyi sokup en sonunda da boşa gitsin noktasına getirirler…bu yüzden bu kişilerle arkadaşlık edenler de ister istemez etkilenecekleri için de evlilikleri sarsılır… bu arada ufak not olarak da şunu belirteyim, bu kadınlar gazına gelip eşiyle arası bozulan ya da boşanma noktasına gelenlere de şunu söylemek isterim, siz o kocayı bıraktığınız anda o dul arkadaşınız o adamın etrafında pervane olup ona kapaklanmaya çalışır haberiniz olsun…

          • Kevserâ diyor ki:

            Beyefendi önemli gördüğüm bir hususu arzetmek isterim müsaadenizle.. Bahsettiğiniz fitneyi illa ki dul bir hanım arkadaş değil pekala bekar yahut evli bir hanım da başlayabilir. Şahsen bir “dul” olarak genellemenizden incindim. Bu dulluk bekarlık değil “Allah korkusu” meselesi. Takva ve kader çizgilerinin hayatımızdaki yer ve rollerini hatırlatır, hürmetler ederim.

      • seray diyor ki:

        Necmettin kardeşim boşanmış kişiden uzak dur diyorsun, benim eşim kızımla beni yalnız bırakıp kendinden çok küçük biriyle evlendi, beni boşadı. Şimdi burada benim suçum ne, yıllardır kızımı okuttum, ona layık anne olmak için didindim durdum. Sizin bu mesajınızı doğru bulmuyorum. Her boşanan suçlu değil. Benim kızıma bir aday çıkacak ve annesi boşanmış diye istemeyecek, bu ne saçma bir düşüncedir. Babasınının hatası yüzünden hem ben toplumda dul kadın damgası yedim, ki toplumumuzda dul kadına bakış ne kadar kötü bunu birebir yaşadım. Hem çocuğumun geleceği kararacak öyle mi? Sizi eshefle kınıyorum! O dar bakışınıızı biraz genişletin. Ben bu yüzden evlilik bile yapmayı düşünmedim. Aman kızım var, başka bir erkekten kızımı korumak için… Oysa sizin yaptığınız lafa bakın! Çok terbiyesizce. Herkesi aynı kefeye koymuşsunuz. El insaf.

        • hakan diyor ki:

          Acizane yorumum hem Necmettin Bey hem de Seray Hanim cok haklilar. Zira ikisi de madalyonun iki yuzu gibi. Bazi anneler kendi yasayamadiklarini damatlari uzerinde yasamaya calisiyorlar. Kinlerinin onlardan cikariyorlar.

  77. esra123 diyor ki:

    bende çok sıkıldım bu evlenememekten.artık öyle incelemiyorum,bi kadına nasıl davranacağını bilsin yeter,beni sevsin istesin yeter.Allahım ,kadınlar sadece kendilerini seven bir erkek istiyor.istendiğini görmek istiyor.çok mu şey istiyoruz Ya rabbi…

    • sadık diyor ki:

      ah bunu bir de görücü olan erkeklere hissettirebilse kadınlar…bazen gittiğim görücü usulü görüşmelerden senaryo yazsam diyorum, herhalde 20-30 bölümlük bir dizi çıkar…maalesef kızlarımız 30 yaşına kadar sizin söylediğinizin tam tersi davranış biçiminde oluyorlar, tabi bu kadar kibirli olunca da bir çoğu evlenemiyor ama karşı tarafı tersledikleri için ama karşı tarafın gözünü korkutup kaçırdıkları için…30undan sonra ise gelen görücü sayısı düşüyor ve kısa bir süre içinde kapılarını çalan kimse kalmayınca da biz nerede hata yaptık diyorlar…

      • halil diyor ki:

        valla hanfendi o istekler evlendikten sonra değişiyor. sadece eşini sevmek yetmiyor. belki sizin için durum değişik olabilir ama genel anlamda hep böyle. senin arkadaşınla, kendi ailenle hatta kendi annee-babanla bile görüşmeni istemiyor bunlar. varsa yoksa hep o olacak.

        • iktisat öğrencisi diyor ki:

          karısına hakaret edip,dövüp dövüp sonra da,ben karımı seviyorum derse elbette sadece sevgi yetmez.seven,karısını incitmekten korkar.

      • iktisat öğrencisi diyor ki:

        kızlar size bunu hissettirmek için napacakmış çok merak ettim.her evlenemyen kız,kusurlu olduğundan mı evlenmemiştir veya her evlenememiş kız havalı,kibirli olduğundan mı evde kalmıştır?
        ya da düzgün erkek bulunmuyor demek istediniz heralde yanlış anlamadıysam…!

        • sadık diyor ki:

          sayın iktisat öğrencisi hanımefendi, şahsi görüşüme göre evlenememiş kızların en az %60’ı etraflarında kendilerine aracılık edecek birisi olmamasından dolayı evlenememişlerdir…kalan %40’lık kısmı ise kendi kibirlerinden, kendilerini asilzade, karşılarındakini de avam görmelerinden dolayı evlenememiştir…benim de çevremde evlilik yaşı geçmek üzere olan çok çok iyi aile kızları vardır, onlar da çevrelerinde kendilerine aracılık edecek biri olmadığından kısmetlerini beklemektelerdir ve ben şahsen onlar için gerçekten üzülüyorum, kesinlikle evlenilmeyecek kızlar binbir oyun yapıp evlenirken bu kızların evlenememesi gerçekten üzücü bir durum… kızlar bize bunu hissettirmek için neler yapmalıymış, bunu çok merak etmişsiniz, söyliyeyim; biraz ayakları yere bassın, burunları maşallah kaf dağında, sanki kendileri mekke müftüsü, kabe imamı, dinin bütün vecibelerini yerine getiriyorlarmış gibi bir tavra bürünüp bizi aşağılayarak konuşmasınlar yeter…

          • dilruba diyor ki:

            e madem çok iyi aile kızları siz talip olsanız ya onlara :) neden siz evlenmeyi düşünmediniz?

          • iktisat öğrencisi diyor ki:

            yorumlarınızdaki bu espritüel uslubu,görücü görüşmesine gittiğinizde de uygulayınki,karşı taraftaki hanımcağız kasıntılığını atabilsin üzerinden.şu bir gerçekki,evlenilmemesi gereken kızlar evli,eee dünyanın sonu nasıl gelecek değil mi?kötü kadınlar evlensin ki,kötü çocuklar çoğalsın!dünyanın sonu böyle gelmeyecek mi?
            dilbura hanım,
            sadık bey bence,akrabalarından veya kendine nikahı düşmeyen hanımlardan bahsetmiş,yoksa evlenirdi.dediği oranlara katılmamak elde değil…gerçekten temiz kızlar aracı bulamadıkları için evlenemiyorlar..çünkü kendileri kimseye direk gidip söyleyemiyorlar,ama çevreleri de olmayınca böyle oluyor maalesef.
            ben 1 yıl oldu evleneli.evlenmeden önce öyle adamlar gördüm ki,1000 yıl bekar kalsam ben bununla evlenmem dedim.eşim…!!
            görüntüsü içime sinerek evlendim,ama inanın yakışıklılığı batsın!bu kadar soğuk,yanında kendimi el gibi hissettiğim,kendini bulunmaz sanan ve yakışıklı biriyle evleneceğime kel göbekli bi adamla bile evlenseydim diyorum bazen!!!hele ilk zamanlar,yabancı bi evde olmanın garipliği bi yana onun umursamaz tavırları bi yana.evlenmeden önce ve evliliğin ilk zamanlarında beğenerek baktığım yüzü,aynı yüz bana şu an çok itici geliyor.

          • alp diyor ki:

            iktisat öğrencisi hanım dünyevi görüntüye bakarak evlenmenin sonucunu yaşıyorsunuz.

        • sadık diyor ki:

          Dilruba hanım, bir kısmı akraba bu kızların, bir kısmı da benden yaş olarak ufaklar, ben 35 yaşındayım, o bahsettiğim kızlar ise 27-28 yaşlarında…ben şahsen erkekle kızın arasında biraz yaş farkı olmasını isterim ama en fazla 3-5 yaş olmalı, 8 yaş fark biraz fazla benim için…ayrıca gençlere de bir abi tavsiyesi vereyim, 25 yaşını geçirmeden evlenin, yok işlerimi yoluna koyayım, yok biraz daha para biriktireyim, yok daha erken hayatımı yaşayayım gibi fani şeylere kafanızı takmayın, sonra her şey için çok geç oluyor…ben çok pişmanımdır bu konuda, keşke 25 yaşında evlenseydim, şimdi 2-3 tane çocuğum olurdu diyorum…aslında hayatımı yaşayayım biraz derken aslında gerçek hayatı kaçırıyor insan…

          • iktisat öğrencisi diyor ki:

            (25 yaşını geçirmeden evlenin, yok işlerimi yoluna koyayım, yok biraz daha para biriktireyim, yok daha erken hayatımı yaşayayım gibi fani şeylere kafanızı takmayın, sonra her şey için çok geç oluyor…ben çok pişmanımdır bu konuda)

            eeeee demek ki tek hata kızlarda değilmiş!

          • alp diyor ki:

            ama aslında bu nasihati siz vermemelisiniz. öyle hissettim…
            ayrıca 28 yaşındaki bir hanım evlenecekse ancak otuz yaş üstü biri ile evlenir bana göre. yani o da biraz ertelemiş en verimli yıllarını ( çocuk bakımından)

    • Didim Estate diyor ki:

      Bu kadar basit bir istek nasil oluorda icerisinden cikilamaacak bir hale burunup her firsatta erkeklerin korkulu ruyasi haline gelior anlamadim gitti …

    • et-tecrübe diyor ki:

      SA. Kadınlar ne istiyor…. Ama artık ben nefret ediyorum… zamanlanmış olmadık yerde patlayabilen ve bir “insan” a ebediyet ümitsizliği veren acaip mahluklar.. unutmam beni de annem doğurdu… çok kıymetlim.. çok vefalım…. ama kadınlar ne istiyor ben bilmiyorum.. dediniz yaa ilgi istenmek…. yok yok…. onlar ne işstiyorlarsa onların istedikleri bu dünyada yok…. susmakla bile o kadar kabe hürmetli kalpler kırabiliyorlar ki…. bunlar teknolojinin gelişip acaip insan ruhları türettiği şu asrımızın tutuksuz davalıları…. gönüller, ruhlar çok suskun…

    • .:. diyor ki:

      Bir cok kimsenin yanlis yaptigi ortak nokta sanirim sudur…

      1- Kadinlar ne istiyor?

      2- Erkekler ne istiyor?

      Bu sekilde bakilirsa cozum bulunmasi zor olur.

      Kadin veya erkek vardir ki zenginlik ister para ister, Makam mevki ister, Gosteris ister, Cok cocuk ister, az cocuk ister, kimisi bir es ister, kimisi cok es ister, kimisi kendi cizdigi cercevede veya algiladigi sekilde ozgurluk ister, serbestlik ister, kimi imanli ister, kimi imansiz ister, bunun limiti kisilere gore ve yasam bicimlerine gore degisir. hepsini veya bir bolumunu bir arada isteyen olacagi gibi sadece bir kacini veya daha farkli birseyde ister..

      ONEMLI OLAN HER BIREY KENDISINE SUNU SORMALIDIR “BEN NE ISTIYORUM” onemli olan kendi istedigidir. ve onun cevabini bulmalidir. bu kadar basit aslinda..

    • hasan diyor ki:

      kadinlar acgozlu nerde simdi sadece sevecek erkek isteyen kadin hepsi gecmiste kaldi once yakikli olsun sonra parali artik kimse namuslu caliskan sozune er bir insan arar olmaz oldu

  78. ali diyor ki:

    arkadaşlar bende görücü usulü ile evlenmeye çalışıyorum ama nedense görüştüm kızların beklentileri ya çok yüksek yada ne istediklerini ben anlıyamıyorum ben memurum kendi memlektimden biriyle evlenmek istedim ama çoğu kızlar görev yaptığım yeri uzak diyerek bahaneler buluyorlar kimileri yaşı bahanae ediyoır bence erkekle kız arasındakı 3 ,5 yaş çokta büyük değil bir türlü anlayamadım ne istediklerini. ben görüşmelerde önce kendimi tanıtır aradığım adaydaki özellikleri söylerim ama maleef karşımdakiler kendinni tanıtmadan ismini dahi söylemeden hemen yaşımı ne iş yaptığımı maddi durumu ev araban varmı anne babayı istemem gibi bahaneler üretiyorlar bence bu kişiler ne istediğini bilmeyen evlilik kavramını tam kavrayamamış kişilerdir.illa aşık olaraka mı evlenmek gerekiyor insan evlendikten sonra eşine aşık olamaz mı ben soruyorum bu bayanlara anne babayı istemeyen bir kişi kendisi onların yaşına gelince acaba evlatlarından nasıl beklentileri olacak. ama her işte bir hayır vardır diyorum demekki onlar bana göre değilmiş diyorum ve yoluma devam ediyorum

    • sadık diyor ki:

      merak etme, o anne babayı istemeyen, evin, araban var mı diye soranların bir çoğu sonra mumla evlenecek birini arıyorlar…ben ilk gittiğim görücü usulu görüşmeyi hatırlıyorum, kız direk odaya girip hoşgeldiniz dedi sonrasında da kendini tanıt diyerek oturdu dinlemeye başladı, ben bir kaç şey söyledim ondan sonra başladı hanımefendi istanbul müftüsü gibi sorular sormaya, sanki ben hanımefendiyi kabul etmişim, zat-ı şahanelerinin beni sorgulamasından sonra eğer lütfederlerse bu iş olacak tavırları içindeydi, kendisine ait tek kelime etmedi, şimdi yalan olmasın ama yanlış hatırlamıyorsam ismini bile lütfetmemişti, ben de ayıp olmasın diye bozmadım kendisini, misafirliğimiz bitene kadar bekledim, kapıdan çıktık, arabaya bindik, aracı olan amca sordu nedir düşüncen diye, kusura bakmayın bu iş olmaz, hanımefendi kendini üniversitede prof. beni de ilkokul bire yeni başlayacak cahil köylü zannediyor…aramızda kültür ve insanlık farkı var dedim….o da demez mi kız zaten seni beğenmemiş, biraz kilolu demiş falan :) Allah’a şükür isabet olmuş dedim…o gün çay servisini bile ailenin 13 yaşlarındaki ufak kızı yapmştı, geçenlerde tesadüfen duyduk ki o 13 yaşındaki kız bile büyümüş bu yaz evleniyormuş fakat bizim asilzade hanımefendi evlenememiş…

      • yunus diyor ki:

        Sadik bey yazdiklarinizda kendimi gördüm. Ben görüşmeye girdiğimde o kadar heyecanlı idim ki, ne diyecegimi neler konusacagimi kafamda belki elli defa önceden tasarlamama rağmen odaya girince dilim lal oldu. Biraz bi şeyler söyledim, konuşuyoruz sonrasında başladı soru yağmuru neye ugradigimi şaşırdım. Aynen dediginiz gibi bir an kendimi öğretmenin sözlü sınavındaymışım gibi hissettim, sınavı veremezsem sınıfta kalacaktım sanki,.. Erkekleri daha ilk görüşmeden bu kadar sık boğaz etmeyin bayanlar. Bizler sizin kapasitenize sahip değiliz

        • ali diyor ki:

          farklı bir durumu bende de oldu. ama keşke o kişiyle evlenseydim diyorumm şimdi. şu anda öyle bir psikolojisi bozuk biriyle evliyimki anlatamam. heralde bir süre sonra bırakcam.

        • iktisat öğrencisi diyor ki:

          sizi soru yağmuruna tutan o kızlar,akıllı kızlarmış.tebrik ettim onları.ben görücü görüşmemde hiç bişey sormadım,ne namaz ne oruç.ezilmiş gibi davrandım ama keşke sorsaydım diyorum çünkü,en azından böyle saçma biriyle evlenmemiş olurdum.siz erkeklerin ne istediğini anlamış değilim.kız size sizi tanımak için soru soruyor.”sanki ben onu her haliyle kabul ettim de beni soru yağmuruna tutuyor”dersiniz.soru sorup konuşmaz,”ne kadar da kibirli burnundan kıl aldırmıyor”dersiniz.bu kızlar naapsın Allah aşkına?bir kızın size soru sorması,onun,sizin kendisini kabul ettiğinizi zannettiği anlamına gelmez!sormadan kimse kimseyi tanıyamaz.

          • sadık diyor ki:

            herşeyin bir adabı vardır, elbette soru soracak beni tanımak için ama arada bir nefes almak için de olsa dursun ki ben de bir iki soru sorabileyim, karakolda değiliz ki “burada soruları ben sorarım” tavrını hoş göreyim…elbette evlilik gibi insanın hayatındaki en önemli konu öncesinde insanlar karar vermeden önce öğrenebilecekleri bütün bilgiye ulaşmak isterler, herşeyi öğrenmek adına akıllarına gelen bütün soruları sorsunlar…bunlar gerekli şeyler ama burada bir kaç şeye dikkat etmeleri gerekir, birincisi soru sormanın bir usulü vardır, polis gibi kaba ve küçümseyici bir tonda soru sorulursa karşınızdaki kişi kendini rahatsız ister ve size daha ilk andan itibaren soğukluk hisseder…ikincisi, dini konularda soru sorduğunuzda işi fazla abartmayın, bana bir tanesi namaz vakitlerini falan geçti, gece teheccüde kalkıyor musun? nafile namazları, pazartesi, perşembe oruçlarını, arapça bilip bilmediğimi falan baya bir detay sormuştu…ve ben sorularına olumsuz cevap verdiğimde bir şaşkınlık tavırları gösterdi ve kendisinin bütün bunları eksiksiz yaptığını üstüne basa basa belirtti ki dedim ben herhalde direk kafirim, ebu cehil bile benden iyi, beni şurada idam etsinler en iyisi diye hissettim… insanlar görücü olayında karşılarındaki insanı incitmeden, kendilerini olmadıkları biriymiş gibi göstermeden birbirlerini tanımaya çalışmaları önemlidir, her şeyi en başta açık açık konuşup, dürüst olmaları önemlidir, yoksa kibarlık olsun, aman karşı taraf beni beğensin diye yalan söylenilen bir görüşmeden hayırlı bir sonuç çıkmaz…

    • yaprak diyor ki:

      kardeşlerim bende görücü usulü olarak evlendim..eşimle ilk görüşmemizde biraz hava su konuştuktan sonra (zaten biribirimizin müslüman kimliğini önceden aracılar vasıtasıyla biliyorduk)eşim cebinden bir liste çıkardı soru listesi:)şimdi ne kadar komik geliyor henüz 19 yaşımda pek de idrak edememişim fakat eşimi tanıdıkca onun not alma özelliğinden kaynaklandığını fark ettim..yani sizinki yine iyiymiş benim listeyi düşününce. bence siz o bayanlardan elektrik alamamışsınız…beni soru listesi ile mülakata alan eşim hiç itici gelmemişti…velhasıl elhamdülillah 9. seneyi bitiriyoruz..rabbim herkesin gönlüne göre olanı karşısına çıkarsın…

  79. kevser diyor ki:

    bekarları evlendirmek için yapılacak pek bişey yok bence….
    eskiden o kadar saftım ki,bazı kişilerle,bayanlarla sırf,”belki bi yakını vardır,çevresi geniş,beni tavsiye eder,evlenirim,belki kısmetim bu kişinin arkasındadır,imanlı düzgün bi tanıdığı vardır belki”niyetiyle yakınlık kurup,niyetimi söylerdim.ama en olmadık,ruh hastası insanları bana tavsiye ederleri(ha bu arada ben,”burnu havada” oluyordum beğenmeyince!)görüşmemizde benim fiziğime laf söyleyen, beğenmediğini söyleyen 30 yaşındaki beye:”bende sizi beğenmedim,tipsizsiniz”deseydim acaba onun suratı ne hal alacaktı çok merak ediyorum…(keşke deseydim!çünkü gerçekten de öyleydi!)

    ben niye koşturayım ki?kısmetim benim ayağıma gelsin,beni bulsun. hıhhh :V
    kendim uslubunca bulmaya çalıştımda ne oldu sanki?şimdi de diyorum,o beni bulsun

    • AHSEN diyor ki:

      tevekkül sabır dua:))

      • Seda diyor ki:

        Kevser hanım böyle hanımlarla yakınlık kurmanız çok mantıklı ama niyetinizi söylemeyin bence. Böylece uygun birisi olduğunda onlar sizinle zaten tanıştırmak isterler. Ama siz talepte bulunursanız, o sırada çevrelerinde kim varsa onu önerirler ve böyle saçma kişiler karşınıza çıkabilir. Bir de üstüne dedikodunuzu, gıybetinizi ederler

        • kevser diyor ki:

          Seda Hanım bende bu talebi dillendirmeyi hiç sevmiyorum zaten..ama sanki hep benim uğraşmam,benim didinmem gerekiyormuş gibi oluyor.ben şunu farkettim ki,bazı bayanlar sözel olarak evliliği anmasalarda erkekleri peşinden koşturacak bir”gizli güce”sahipler.ben ve benim gibi bazı kızlarda bu güç yok.adım gibi biliyorum ki,bir erkek karşılık göremediği bir kızın peşinden gitmez.modern hayatın güzel kadın anlayışı,bizim bildiğimiz çıtı pıtı,hanım hanımcık kız tarifinden birazcık(!)farklı..kapalı bile olsan,cazibe uyandırıcı giyinecen…gözlerini,dudağını boyayacan…ben çevremde yaşıtım olan evlenmiş kızlara baktığımda yüzde doksanının ahlakı zayıf,erkeklerle rahat rahat konuşan,hemen senli benli olan,samimi(!)kızlardan oluştuğunu görüyorum.ama masum,iyi kızlarımız bu yukarıda saydığım,erkeklerin aklını alma politikalarını pek bilmezler,bu yüzden evde kalırlar.ben buradan benle yaşıt,benim gibi olan kızlara bitakım tavsiyeler vermek istiyorum,hayal kurmasınlar.erkekler evlenirken yüzde 99.9 cinselliği öne alarak evleniyorlar.görücü görüşmesine gelen adam şöyle bir göz gezdiriyor,şehvetini iştaha getirecek bişey bulamazsa,”bu kızın gözünün üstünde kaşı var”deyip geri çeviriyor.”ben evleneceğim kızın ahlakına bakarım,kalbinin temizliği önemlidir”….bu laflar bence tam bir palavraaa…kız göze hitab etsin,isterse beyni olmasın sorun değil yani.bu mudur yani?evde kalmamak için açılıp saçılalım,dışımızı alımlı hale getirelim……
          Bende artık evlilik kelimesinin e sini almıyorum ağzıma.rahatrahat dırdırımı yapıyorum,çenemi yapıyorum.evli olsam,vay efendim çok konuşma dırdır yapma,sus,fazla konuşma……ohh dırdırımı yapıyorum,uzun uzun konuşuyorum :)

          • AHSEN diyor ki:

            kevser senin bahsettiğin erkekler mevcut ama hiçbir insan göründüğü gibide değil.
            Her insan kendi içinde değerlendirilmeli.
            Geçenlerde zaman gazetesinde bir haber okudum bu konuyla ilgili orada insanların bibirine yakın denkliği önemli olduğu kadar gördüğünüz kişiye dış görünüş olarakta ısınmanız önemli bir konu.
            Ama insan hiçbir zamanda dış görünüşü tek bir baz olarakta ele almamalı.Erkeklerin dış görünüşe odaklanıyor ve bu yüzden kabul etmiyor bir bahane buluyorsa kadın ahlakından hiçbirşey kaybetmez.
            Aynı şey erkek için geçerli çoğu kadın onu malı varlığı makamı için tercih ediyor erkeklerde bu konudan müzdarip.
            Nitekim çevremizde bazen öyle evliliklere şahit oluyoruz ki bu adam yada bu kadın bu kişiyle nasıl evlenmiş de bir yuva kurabilmiş diyebiliyorsun.Yanlış anlaşılmasın insanların kusurlu olmalarından değil bizim gösteremediğimiz cesareti gösterebildikleri için hayranlıkla şaşırdığımız için bu şekilde düşünüyoruz.
            Bir evlilikte erkek cinselliği ne kadar önemli görüyorsa bir kadın için de aynı şekilde olmalı diye düşünüyorum.Nefsi hareket eden insan zaten yanlışı en başında yaparak mutsuzluğa adım atar ama mantığını ve duygularını dengeleyen için sağlıklı bir karar beklenebilir.
            Sonuçta kader kısmet herşey.ALLAH sevdiği kullarıyla birlikte yuva kurmayı nasip etsin.

          • Seda diyor ki:

            Bekarlığın en güzel yönü de rahat rahat dırdır edebilmek galiba:) Evli bayanlar bir cümleyi 2 kere kursalar kocaları dırdır ediyorsun diyip susturuyor.
            “Erkekler rahat kızları sever, eninde sonunda yine rahat kızlarla evlenirler” derdi bir arkadaşım. Hep o “rahat” kelimesinin anlamını anlamaya çalışmıştım.

          • seymen diyor ki:

            Aileniz, akrabalarınız, komşularınız, çevreniz vs. bu konuda yardımcı olmadıkları için vebaldeler.
            Evet son zamanlarda söylediğiniz oranlarda olmasa da (99,9 değildir) cinsellik öne çıkmış olabilir. Bunun nedenlerini düş