Boşanan Erkekler Neler Çekiyor?

31 Ekim 2011Ademler & Havvalar529 Yorum »

Bir Adem Diyor ki…

Sema Hanım,

Bu gün bir yazınızı okudum. sevindim çok sevindim. çünkü boşanmalardan yana hep biz erkekler o kadar haksız görüldü ki anlatamam.

ben de şu an eşimden ayrılmak üzereyim. 17 yıllık bir evliliğim var. hatta vardı diyebilirim. aslında çoktan bitmiş de benim haberim yokmuş. uzatmaları oynanan final maçı gibi. en son altın golü zaten eşim attı.

biz görücü üslulü ile evlendik. benim anne baba sizlere ömür. evlinirken abla kareş desteği ile evlendik. hep sorunlar vardı; ama bende hep alttan aldım. çok ekonomik zorluklar geçirdik ama hep üstesinen geldik. çalıştığı için yetişemediği yerde çocukların bakımından temizliğe, ütüye, yemek yapmaya, kadar hep destek çıktım.

hatta paramız olmadığı zamanlar, kuaföre saç boyatmaya imkanımız olmadığı günlerde marketen hazır boyalardan alarak ben boyamıştım. gözü kalmasın üzülmesin diye (mesala marka vermeyelim akuji kzıl bakır 9 no gibi. akuji akıcı boya oluyormuş. yani kalıcı olmuyormuş. içinden bir çift eldiven seti ve birde seyreltici sıvı çıkyor ) bunlara kadar yaptım.

ama bana karşı hep ilgisizdi. genelde ayrı uyur, hep kendisini oturma odasından, adete toplardım. ben evde olduğum günler, zamanını hep temizlik yaparak geçirirdi ve hep asabiydi.

bende hep şöyle düşünürdüm. iki oğlum var, artık bende baba oldum. evim ve eşim var. bunlar önemli değil, derdim kendi kendime. kızdığım sinirlendiğim zamanlar olurdu ama yine de fazla uzatmazdım.

çünkü ailemi kaybetmiştim ve tek başıma evlenmiştim. bu yuvanın idame etmesi gerekti. sonra ailesi ile olan olan sorunlar derinleşti. daha sonra ben iş yeri değişikliği yaptım.

işim gereği sık sık seyahatlere çıkmaya başladım.(satış pazarlama) ilişkiler daha da gerginleşti. gerçekten de şidettli geçimsizlık artık bizde de vardı.bende artık alttan almamaya başlamıştım.

diğer taraftan yazınızdan cesaret alarak ayıp değildir söylemesi diyorum artık, cinsel yaşam da kalmamıştı. Çünkü her kendisine yaklaşmamda ya ağzım kokar diye red eder ya da ter kokuyorsun diye red ederdi.

2.oğlum dünyaya geldikten sonra cinsel bakımdan iyice sorunlu hale gelmiştik. Hep tekrar hamile kalmaktan korkuyordu. oysa birinci oğlumla ikinci oğlum arasında tam beş yıl var.

ve yine kendisi çalıştığındından dolayı ve de ailesi çocuklara bakmayı red ettiğinden dolayı ve annem babam olmadığından dolayı biz evlatlarımızı kreşe vermek zorunda kaldık. Ve hep ev kirası gibi artı bir de giderimiz olmuştu. Ben bu nedenle de üçüncü bir çocuk zaten istemiyordum bunu kendisine anlatıyordum.

hatta eğer bir sorun var ise bir psikoloğa veya doktara gidelim, doğumdan sonra bazı isteksizlikler olabilirmiş diyordum; ama kabul etmiyordu. Alaycı bi şekilde gülüyordu. kaldı ki ben sigara içmeyen, içki ise yılda sadece 3-4 kez keyif olsun diye ağzına koyan bir adamım. Elbette melek değilim. haşa gökten de inmedim. Hatalarım tabiki vardır. Bunu kabul ediyorum ve kendisine de çok kez söylemiştim.

ama şunu da söylemiştim artık biraz daha dikkat et. Ben artık dayanamıyorum. asabi hallerin, sinirin ve hatta karşındaki kocan değil gibi azarlaman, bunlar doğru değil günün birinde biz gümüleriz derdim. Hep uyarmıştım. Hatta konuyu ablama açtığımda ağzı açık kocaman bir aaaaaaaaa çıkmıştı ve ‘mümkün değil sizde olamaz demişti”.ama biz gümbürdedik ve oldu. Ablamında ağzı aaaaaaaaaa diye açık kaldı…………………………

en son gediğimiz noktada, şidetli bir kavganın ardından ben işim gereği dışarıya gittim. Zaten evin içinde ayrı yaşıyorduk ama benim içimde bir ümit vardı. ama onda kalmadığını bilmiyordum. itiraf da edeyim kii dayak bile attım. umarım bu itirafı savcı suç duyurusu olarak kabul etmez. çünkü tek tafarlı anlatmak istemiyorum. dediğim gibi bende de haksız durumlarım olabilir.

çünkü söz ile birşeyler anlatamıyordum. artık ütümü yapmıyordu. yemekleri hep hazır dişardan söylüyordu. sık sık dışarı gezmelere gidip geç geliyordu. giderken izin almayı bırakın haber bile etmiyordu. bazen kapıda satlerce beklediğim bile oluyordu. benim kan beynime sıçramıştı.en son zaten durumu açıkladı altın gölü atmıştı.

aynen şunları söyledi tam 7 ay önce

-aramızda her şey bitti.

-ben ayrılmak istiyorum.

-avukata sordum büyük oğlan(16) pisikolog eşiliğinde sorulacak kimde kalmak isterse onda kalacak ama bende kalmasını istiyorum.

-küçük oğlan(10) zaten mahkemenin bana vermesi olasılığı yüksek.

-annemlere gitmeyeceğim.

-ev tutacağım. çocuklar bende kalırsa daha rahat olurum.

-senden bana attığın dayak ve ettiğin hakaretlerden dolayı tazminat istemiyorum. istesem alırım (Allah razı olsun ki elime sağlık)

-nafaka istiyorum. onu da çocuklar için istiyorum. kendime asla kulanmayacağım.

-17 yıldır zor tahamüll ettim.

-ben annemlerle görüştüm sen bilirsin diyorlar.

-sadece bababın haberi yok, rahatsızlanır diye söylemedim.(duyuncada sanki çok etkisi olacak da)

-annem ve eniştem beni siz beni isteğinizde bir odaya çekip ikna ettiler. zaten ben seni istemiyordum.

-sen yokken çocuklara konuştum durumu anlatım.

eh artık uzatmalardaki maçta kadın şutu çekti golü attı. çünkü hergün tv de gazetelerde kadın hakları, yok özgürlük kavramları derken birde üstüne üstlük aileden sorumlu sayın acar bakanımız Fatma Şahin hanımefendinin adete erkeklere haksızlık edercesine kadınları korumak adına veya kendi adını duyurmak adına veya başbakanın gözüne girmek adına icraatlar yapması sadece olayı tek taraflı görüp aile birliğnde sanki erkek yokmuşta tek ezilen kadınmış gibi harket etmesi cesaret vermişti.

ki sizin yaznız o nedenle çok ilgimi çekti.

bende aynen şunları söyledim

-boşanacaksan durma git, geç bile kaldın.

-17 yıl neden bekledin?

-biz seni kaçırmadık da ki neden kabul ettin. ailen kafana silah mı dayadı ?zorla mı verdi? hayır deseydin.

-2 çocuk olana kadar neden bekledin?

-ne sen Hülya Avşar’sın ne de ben Kaya Çilingiroğlu. hem ayrılıp hemde birlikte aynı evde olamam.

-hemen annenlere git. dava aç.

-senin yaptıklarını yanına bırakmam. (sinirlenmiştim)

-çocuklarıda sana bırkamam.

-madem gitmek istiyorsun bu iş edebinle olsun. sizden bir büyük bende bir büyük gelsin, bugün hemen seni götürsünler. onlara da aynısını anlat.

-ikimizde de vebal kalmasın.

-bana bunu da yaptın ya Allah senin belanı versin, dedim.

durum bu noktaya gelmişken ben ertesi gün büyük oğlumla konuştum.oğlum aynen şunları söyledi.

“baba ben çok üzülüyorum hemde kardeşime çok üzülüyorum. o çok küçük. onu çok özlerim.” dedi ve sözlerini tamamlayamadı. hıçkırığa boğuldu.

ben de ona sözverdim asla kardeşinden ayrılmayacaksın diye.

bizim hanım efendi golü attı ama sahadan ayrılmadı. yani evden gidemedi. sorunlar devam, devam, devam etti. birgün sordum kendisine hani sen gidecektin diye…

gene bağırarak–ev bulamadığını–bulsa bile pahalı olduğunu—çocukların okul durumu olduğunu–başka semte rahat edemeyeceğini–ailesinin yanına yerleşemeyeceğini rahat edemeteceğini vs vs vs söyledi.

o zaman bende dedimki -böyle harbi konuş gözümün yağını ye —ben evden ayrılayım. tüm eşyaler sende kalsın-sadece bende hatırası özel özel şeyleri alayım (babamdan yadigar duvar saati gibi)

her ne kadar ayrılsak da sen benim eski eşim olarak kalacaksın.ben de senin eski eşin olarak kalacağım-bu çocukları karşıklıklı büyütmek zorundayız-ben aradan çekliyorum-ama ev buluncaya kadar az sakin ol üzerime gelme beğırma çağırma ben aradan çekliyorum artık çünkü ben de seni istemiyorum evden gider gitemezde davayı gerekirse açarız hatta aramızda anlaşma yapıp avukata öyle gidelim , bunu da hiç bir erkek yapmaz aradan çelikmez dedim.

İşte benim için yüz yılın cevabı eh banada zaten kapak oldu..

KENDİNİ ACINDIRMA... dedi …….!!!!!!!!!!!! (MUTFAKTA YATIRIP BOĞAZNI KESMEK İSTEDİM. SONRA SAVCI BANA CANAVARCA HİSLE ADAM ÖLDÜRMEKDEN ÖMÜR BOYU HAPİS..BEN İÇERDE, KENDİ TOPRAK ALTINDA,YA ÇOCUKLARIM ALTIN KADAR DEĞERLİ ÇOCUKLARIM!!)

Kaderimi Allah yazmıştı. alfret hıckok değil. korku filimi yönetmiyordum. o nedenle Canavarca hisle bir eylem yapmadım. Sayın savcıyı bir dertten kurtarmış oldum. ama basın mensupları için üzüldüm. çünkü bir canavar koca haberi yapmayacaklardı.

sayın bakan çıkıp gene üzüntülerini bildiremeyecekti. aldığı tedbirleri uzun uzun anlatamayacktı.Ve kadınlar neden öldürülüyormuş şimdi bende çok iyi anladım.

aslında bende ev içi şiddetle büyümüş bir insanım. babamın annemi dövdüğünü görünce hep saklanırdım. ben böyle yapmıyacağım derdim ama geldiğim noktaya bakın.

şimdi ev arıyrom. eşya diziyorum. hemde rengarenk ama kimse ev vermiyor sanki roller değişti dul kadın benim. bizim golcu hatun ile aynı evde ama ayrı odalardayız. çocukar durumu kabullendi.

hatta küçük oğlum giderken küçük yastığını bana vercek. büyük oğlum ise bebekliğinden kalma denizci miçosunu. onlara ayrılsam bile onların babası olduğumu- anneleri ile kalmanın daha doğru olduğunu- sakın babamız bizi bırakıp gitti diye düşünmemelerini-boyunlarını bükmemelerini söyledim. gözümün içine bakın, siz benim gözümün nurusunuz, dedim.

Ailden sorumlu sayın bakan, bana da sahip çıksın. benim durumumda ki erkekler için telefonla çağrı merkezleri kursun. mesela mor çatı erkek sığınma evi.

medya beni haber yapsın. tvde sabah programlarına konuk olayım. ne de olsa ailde kadın değil erkek de var. olay sadece kadın eksenli değil insan eksenli düşünülsün. bana yardım kampanyaları açılsın.

belediye başkanı araya girsin, bana ev bulsun. kış geldi ne malum, bizim hatun efendi hadi artık git diyebilir. ne de olsa kadın nede olsa haklı nede olsa bakan bile onlardan yana ve hatta kanunlar da..

buzdolabı-halı-hertürlü mutfak eşyası tv (mümkünse plazma olsun)oturma odası-yatak odası-perde-ihtiyacım var. Allah develetimize zeval vermesin. Onlardan yardım bekliyorum. ha bide buzdolabı ne olur no frost olsun….bulaşık makinası 12 programlı olasun..çamaşır makinası 100 programlı olsun, kırşık giderici programı olsun…bende insanım kadınlar no frost isterde ben istemeyemez miyim?

hatta hakklı bulunacaksan ameliyatla kadın olayım. kadın olmak sanırım beni haklı gösterir. ben bi kere haklı çıkayım sonra erkek oluruz tekrar.

bu yazmı okuyun lütfen hatta yayınlayın. hatta sayın bakana siz iletin. sizden giderse ilgilenir. ne de olsa ben erkeğim ciddiye almayabilir ve hatta ne olur bana cevap yazın. çünkü tek başıma altından kalkamıyorum.

herkese saygılarımla…

www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 156.995

“Boşanan Erkekler Neler Çekiyor?” için 529 Yorum

  1. Abdullah Bir diyor ki:

    HERKES’e…

    Geçen yıl Eylül ayında sitede ki yorumcuların katılmasını rica ettiğim ve katılım “az ve sınırlı” olduğu için sonucunu açıklayamadığım bir araştırmaya dair “analiz ve bilgi notlarını” sizler ile paylaşmak istiyorum.

    1- Başka bir çok konuda takva sahibi Müslüman bir insan (olduğunu iddia eden) dahi olsa kadınlarımızın çoğunluğu ( % 95 i) POLİGAMİ’ye ve RESMİ NİKAHSIZ bir evliliğe şiddetle ( kendilerine göre geçerli sebepler öne sürerek) karşı çıkıyor.

    2- Bu kadınlarımızın büyük bir kısmının konuya karşı çıkmasının ilk sebebi EL-ALEM ne der, ne demez korkusu. İkinci sırada ise İMAN ZAYIFLIĞI, yani ŞEYTAN’ın-NEFS’in bu konuda ki dayatmasını ONURLU-GURULU olmak zannetmeleri geliyor. Çünkü, “MÜSLÜMAN” ın lugatta ki karşılığı “ALLAH’ın KANUNLARI’na TESLİM OLAN” demektir. Ama Türk Kadınlarının geneline yakın bir kısmı bunu bilmiyor ve bu konuda istenmeyen bir durum (boşanma- kuma vb) yaşandığında Allah’ın kanunlarından daha çok Devlet’e (medeni kanunlara) güveniyorlar. Bu nedenle kendisine Müslüman diyen bizim kadınlarımızın çoğunluğu MÜSLÜMAN dan çok MÜMİN(teslim olmayan, sadece inanan) sıfatını taşıyor.

    3- Erkeklerimizin bir bölümü bu konularda düşünsel olarak kadınlaşmış, (bu zamanda böyle bir şey olamaz, Müslüman’ın manasını bilmiyor vb) eylemsel olarak da el-alem in yaftalamasından ve kadınların serrinden korkuyor.

    4- Her iki konuya da olumsuz bakan kadınların bir bölümü kendilerine “yeterli maddi imkan ve rahat bir gelecek sağlanması” ( kocası tarafından kendilerine ev, araba alınması, uygun aylık harçlık-maaş bağlanması vb) halinde böyle bir evliliği ( 2. eş olmayı veya dini nikah ile evlenmeyi) kabul edeceklerini beyan ediyorlar. Kadınlarımız farkında olmasalar vede kabul etmeseler de bu gizli ŞİRK’tir. Çünkü, bu düşünce ve eylem şekli İMAN’ın ANAHTARI ve MÜSLÜMAN (teslim) olmanın AMENTÜSÜ olan Fatiha suresinde ki “İyya kenğbudu ve iyya kenastagin” biz sadece ve sadece sana sığınır ve sana güveniriz ibaresine, inancına, taahhüdüne aykırıdır.

    5- Müslüman veya Mümin kadınlarımızın büyük bir çoğunluğun da bu YANLIŞ inanış ve düşünce olduğu sürece bu kadınlarımız (bekar veya dul) kalan ömürlerini yalnız ve mutsuz geçirmeye mahkum olacaklardır.

    6- Hiç evlenmemiş bekar ve yalnız kalmış dul kadınlar ilk önce kendileri, mikro manada çocukları, aileleri; makro anlamda toplum için ciddi problem (yalnızlığın sebep olduğu fizyolojık ve psikoljık eksiklikler, ahlak, itikad ve ibadet zafiyeti, çocuklarının yetiştirilmesinde ki yetersizlikler, evlatlarının evliliğine olumsuz müdahale, evlileri kıskanma, haset vb sebeplerden dolayı) kaynağıdır.

    7- Kapitalist yapıya “Ucuz iş gücü ve potansiyel müşteri” olmak ve bu kapitalist sistemin yaşamasına destek vererek, Allah’ın kanunlarına muhalefet ederek manevi anlamda kendisine ve topluma kötü örnek olmak, İslam nizamına zarar etmek. Hz. Ömer ne diyordu;

    “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız”

    8- Mevcut medeni (!!!) kanunlar, El-Alem dediğimiz kişiler, (yanlış örf adetler-mahalle baskısı) ve Müslüman (!!!) kadınlarımız Allah’ın hükümlerine ters uygulamalar, kısıtlamar ve birbirlerinden aldıkları destek ve motivasyon ile ALLAH’a RAĞMEN düşündüğü ve hareket ettiği sürece bu konu önce Müslüman Türk Milletini, daha sonra da Dünya Müslüman Ümmeti’nin daha çok sıkıntı çekmesine sebep olacaktır.

    Görünen köy kılavuz istemez, ama kişi kör değilse…

    • adem diyor ki:

      abdullah abi analiz soonuçların için seni tebrik ediyorum. al sana işte bilimsel çalışma. şeref yoksunu bir takım feministler (bazen böyle sitelere de girebiliyorlar) öneri sunduğumuzda bilimsel olmayan diye yaftalıyorlar. ama onlar gene de görmezler. kördürler sağırdırlar dilsizdirler. abi sen bu sitede kal ve yorumlarını yaz.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Eyvallah Adem Kardeşim…

        Sen ve senin gibi basiretli ve samimi Müslüman kardeşlerimizin varlığı ve desteği Sema Hanımın ve bizlerin Müslüman Türk Kadınını Şeytanın uşaklarına karşı korumak ve ebedi cehennem ateşinden kurtarmak için yaptığımız bu mücadelede ki gücümüzü, moralimizi, motivasyonumuzu ve sevkimizi artırıyor.

        Allah ömür, güç, ilim ve fırsat verdiği sürece ben bu yolun yolcusu ve Rıza kapısının bekçisi olacağım İnşaallah.

    • Feyza diyor ki:

      Abdullah abi bu yazinizi yeni gordum ne ara yayinladiniz? :) Tesbitlerinize katiliyorum abi. Ama insanlara bunu cok gormuyorum. Cunku kanunlarimiz ithal, egitim sistemimiz ithal, dini kavramlarin ici bosaltilmis oldugundan dini egitim yeterince ragbet gormuyor. Bizim inancimizin en kirilgan noktalari yillardir tartisma malzemesi yapildigi ve aksi gorusler basin medya yoluyla halka israrla empoze edildigi icin bilincalti bu baskiya maruz kalmis. Bu yuzden herkes kendince inanmak istedigi bir dine inanarak hoslanmadigi kisimlari bilincaltindaki bu kirlilikten dolayi reddederkem dusecegi itikadi tehlikenim farkina varamayabiliyor.
      Nikah hakkinda dahi oyle iddialar atiliyor ki ortaya, orn. Ilan edilmeyen nikah sahitler huzurunda da olsa sahih degildir seklinde savunan bir kesim var. Iste temeli saglam olmayan insanlar nefsine hos gelen fetvaya aldanabiliyorlar.
      Allah ummeti Muhammed’e suur ve istikamet nasip etsin.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Feyza hanım Kardeşim’e…

        P.tesi yayınlandı. :-)

        “Sürecin neden ve nasıl bu hale geldiğine dair” senin tespitlerin de doğru kardeşim.

        Ümmeti Muhammed için ettiğin duaya da canı gönülden AMİN diyorum kardeşim.

      • adem diyor ki:

        “Nikah hakkinda dahi oyle iddialar atiliyor ki ortaya, orn. Ilan edilmeyen nikah sahitler huzurunda da olsa sahih degildir seklinde savunan bir kesim var. Iste temeli saglam olmayan insanlar nefsine hos gelen fetvaya aldanabiliyorlar.” evet feyza hanım. aynen böyle inancımıza ve inancımızın ardındaki itikat imamlarımıza olan güvenimizi yerle yeksan ettiler. sokağa çıkın rakamları atıyorum ama 10 kişiden 8 i ya hadislere ya sünnete yada mezhep imamlarına laf edecek tam güvenmediğini söyleyeceklerdir. tabi tv lerde ki hocaların? buna katkısı çok büyüktür. abdullah bir agabeyin yaptığı çalışma ortada. kadınların çoğu dini nikahı yeterli bulmuyor güvenilir bulmuyorlarmış.. neden? çünkü bilinçaltında devlet memurluğu mantığı gibi boşanırsam medeni kanundaki gibi haklarım olmayacak düşüncesi. örnekler çoğaltılailir.

      • Hanne diyor ki:

        Feyza kardeşim sana bikaç yazı yazmak istedim burdan yazıyorum çünkü hakkını helal et özelden yazma kısmı yok burda malumunuz… Bu ifadeni daha öncedemi okudum bilmiyorum. İnan sitelere yorum yazmamak için çok uğraşıyorum yanlış anlaşılmalar ithamlar vs olmasın diye. Ama şu ifadene nedense takıldım. “İlan edilmeyen nikah şahitler huzurundada olsa ” veya bir yerde gördüm benim için Allahın nikahı önemli gerisi önemli değil demiştin. Amenna ona kimsenin lafı yok. Ama sana bir örnek vereceğim bi ablan olarak hakkını helal et lütfen. Bekar bir bayansın dini inancında maşallah bizden kat kat yaşadığına eminim. Bir evli bey gelse ve sana deseki veya ailene kızınıza veya sana talibim. Evliliği dışında bütün şartlarda sana uygun aslında. Aile büyüklerin sana izin verirmi. Veya demişsinki ilanı olmayan. olaki bu ilan derken.. sen gönlünü kaptırdın oldu etti vs. iki şahit buldun nikah yaptın. Afedersin ama hamile kalıp göğsünü gere gere sokaklarda gezebilirmisin. Bu benim Allah katındaki eşimden diyebilirmisin. Bunu babana abine ailene veya çevrene anlatabilirmisin. ayrıca bir erkek düşün iki arkadaş buldu gitti nikah kıydı. ama dediki bu nikah burda kalsın ne eşim duysun ne başkası gerçekten geçerlimi. Nisa 25,ayetin anlamını birdaha okudum. Onları velilerin izniyle nikahlayın gizli dostlar metresler edinmeyin diyor. Böyle bir nikahı yapabilcek cesaretin veya bunu böyle kabul edecek bir ailen bir çevren varsa. Bir erkeğin bir resmi nikahlı çocuklu olduğu halde. (çevremdede duydum karısının bile haberi yok nikahlı olduğundan ve şahitlere sorsalar bunların nikahlığına şahitlik yaptınızmı evet onlar evliler biz şahitiz iftirada bulanmayın diyebilceklermi- veya nikahın alameti ilanındandır- ordan çıkıp biz falancaların nikahına şahitlik ettik biliniz diyebiliyorlarmı-Allah resulunun nihakı duyurun hadisi uydurmamıdır.) eğer bunlara evettt diyebiliyorsan Allah sana dünyada öyle güzel bir imkan ve çevre vermişki. gerçekten islamiyeti yaşayacağın bir dünyan var demektir. Ne kadar şükretsen azdır. Ve Allah şahit inanki seni kırmak rencide etmek için sormadım bunları. Genç bir sanırım güzelde bir bayansın. Ahlakınada hiç bi lafım yok… Ama bunların biri başına gelse bu dediğin gibi yaşayabilirmisin inan merak ediyorum. Varsa benide çağır öyle bir çevreye bende bol dua ederim sana… selam ve dua ile sevgili kardeşim..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          HANNE’ye…

          “Nisa 25 de;Onları velilerin izniyle nikahlayın gizli dostlar metresler edinmeyin diyor.” Demişsin

          Ya ayeti tam ve doğru olarak anlamamışsın, yada ayetin anlamını bilinçli olarak çaprıtıyorsun. İkisi de insanı sıkıntıya sokar.

          O ayette bahsedilen hür kadınlar değil CARİYELER’dir bu bir.

          O ayette geçen ifade “VELİLER” ifadesi anne-baba manasında değil CARİYELERİN SAHİPLERİ manasındadır bu iki.

          Bu bilgilendirmem ve uyarımdan sonra Nisa suresinin 24,25. ci ayetlerini tekrar oku, hatanı gör ve buradan aynı şekilde yanlış yaptığını İTİRAF ET, İNSANLARI YANLIŞ BİLGİLENDİRDİĞİN İÇİN ALLAH’tan AF, İNSANLARDAN DA ÖZÜR DİLE

          • Hanne diyor ki:

            Abdullah bey yanlışımız varsa Allahtan af kuldan özür dilemeyi biliriz. sorun değil. Varsa yanlışımız bizde düzeltiriz. Allah razı olsun. Ama görüyorumki nikahın aleniliğinden çok bu konuya takmışsınız. Bu site o kadar değerli bir siteki, ama görüyorumki burdada herkes istediği kısmı eleştirmek için uzatabiliyor. Yalnız benim yazma kastım cariye ve hür kadın karşılaştırması değildi. Gizli dostlar kısmı üzerinden yazmıştım. İki kişi arasındaki gizli nikahın cariye veya hür kadınla yapılması arasında bir farkmı var. Yazmak istediğim nikahın aleniyete üzerinden gitmekti..He veliler olarak kastettiğimden diyosanız hanefi mezhebi dışında veli izni olmadan nikah geçerli değildir diye biliyorum(yanlışımız varsa yine affola) İnşallah bundan sonra bu sitede yorum yapmamaya dikkat edeceğim. Hatamız varsa yine Allahtan af kuldanda özür diliyoruz. Hayırlı cumalar.

          • Feyza diyor ki:

            Hanne hnm,
            Oncelikle hakkim helal olsun, o konuda musterih olun. Ortamin yogunlugundan dolayi yorumunuza tevafuken denk geldi, dun kacirmis olmaliyim.
            Sorulariniz daha cok sahsi hayatima yonelik, bunun size bir faydasi olacaksa tabi cevaplayayim. Ama bazi sordugunuz sorulara onceki konularda ornek verdiginiz cevaplarimi butunuyle ele almaniz gerekiyor. Yoksa anlam butunlugu bozulur.
            Evli bir beyin gelip bana talip olmasi ihtimali dusuk. Hatta yok diyebilirim. Zaten Abdullah abinin bahsettiginiz anketinde de konu, yolunda giden bir evlilik degil, dinen bosanmis ama resmi surecin devam ettigi dini hassasiyete sahip bir erkegin durumuydu.
            Bunlari o ankette teferruatli aciklamistim. Yine kisaca degineyim.
            Dini hassasiyete sahip bir erkek en azindan ilmihalini ve fikhinin ana konularini bilir hayatina uygular. Bilhassa nikah gibi butun hayatini etkileyecek bir durumu mutlaka guzelce arastirmis ve dinen tamamen bosadigi hanimina tekrar donmesi icin yapmasi gereken silsilenin agirliginin farkindadir. Yani dini bir hassasiyete sahip bir erkegin bosadigi hanimina donmeso ihtimali cok dusuktur. Bu durumda resmi bosanma surecinin devami cok bir sey ifade etmez. Er gec sonlanacaktir. Yani boyle bir erkekle evlilik yapsam ben bu kisinin yine tek esi olacagim.
            Ikinci konu ise o bahsettiginiz yorumda en onemli unsurun guven oldugunu soylemistim.
            Guvenin ise tek basina tesis edilen birsey olmadigini da bekirttim. Referans olan kisilere duyulan guvenin ve ailenin arastirmasi sonucu tatmin edici bir sonuca ulasilip ulasilmadiginin, sayet ulasilirsa bu kisiyi sirf bosanmis oldugu icin reddetmeyecegimi ve bosanmadaki hata payini da gozonunde bulundurarak degerlendirebilecegimi soylemistim.
            Bunlar hala gecerli, yazdiklarimin arkasindayim.
            Ailem musade eder mi derseniz, sanirim resmen de bosanmip gelmesini tavsiye ederler.
            Ama durum her anlamda musaitse ve benim gonlum isindiysa bu kisiye, ailem emin olduktan sonra cok fazla mudahil olmazlar. Kararlarima guveniyorlar.
            Ama boyle bir durumla hic karsilasmadim. O anket zaten 30 yasin ustunu kapsiyordu ama ben su anki fikirlerimle cevap yazmistim.
            Sizin dediginiz evli bir erkegin talip olmasi durumu ise daha baska. Bana evli bir erkek gelip neden talip olsun? :)
            Bu gibi iliskiler iki turlu peydah oluyor. Ya o ulkenin kulturu icinde bu durum cok musaittir ve yaygindir. Ilk es gibi ikinci ese de nikah aleni kiyilir, dugun yapilir, yani toplum yadrgamadigi icin evli de olsa bir erkek bekar bir kiza talip olmaktan cekinmez.
            Ulkemizde bu durum yaygin olmadigi icin bana rastlama orani da binde sifirin altinda. Kimden cesaret alip bana talip olabilir ki?
            Zaten sunu da yazdigimi hatirliyorrum. Biz her ne kadar dinimizin cokeslilige ruhsat verdigine iman edip teslim oldugumuzu beyan etsek de kulturumuz buna elverisli olmadigindan ikinci es gelince ilk es gider ve yine elde tek es kalir. Yani 2-1=1 gibi bir matematik hesabiyla bu fiilin sonu yine tek eslilile sonuclanir.
            Kimsenin yuvasini yikacak cesarete sahip degilim. Allah muhafaza etsin.
            Ikinci sekli ise, kadin erkek karma bir ortamda bir gonul tutulmasi yasayip duygularina set vuramadiklari icin gizli beraberliklerini mesruiyete dokme adina nikah kiyiyorlar.
            Bu durum da bana uzak, cunku ask mesk yasayacak bir hayatin icerisinde degilim.
            Yalniz, burada da bir hususa dikkat cekmek isterim cunku sormussunuz.
            Bu sekilde sahitler huzurunda olmak kaydiyla yapilan nikah ilan edilmedigi surece sahih midir demissiniz.
            Iki erkek veya iki kadin bir erkek olmak kaydi ile sahitler huzurunda kiyilan nikah, Hanefi, Safii ve Hanbeli mezheplerince caiz, Maliki mezhebince ise degildir.
            Imam Malik r.a nikahda aleniyeti sart kosmustur.
            Diger mezhep imamlarimiz ise aleniyeti sart kosmamis fakat Efendimiz asv in bazi hadis-i seriflerinden yola cikarak bunu mustehab gormuslerdir.
            Yani bu ikinci turde yapilan nikahlar da sahih olur.
            Bahsettiginiz hadis-i serif ise uydurma degil, hasen bir hadis, sahihe yakin.
            Velinin izni Hanefi mezhebi disinda aransa da Hanefi mezhebin de buluga eren bir kiz dengi olmadigina kanaat edilen bir erkege kendini tezvic ettiyse ailesi haberdar oldugunda hakime basvurup bu nikahi feshedebilir.
            Simdi bu durum suistimal de edilebildigi icin, dikkat eddrseniz burada ailesinin rizasi olmayan kizlar yardim istediginden her zaman ailelerinin onayini almalari yonunde yorum yapiyorum. Cunku suistimal edilebilen bir mevzu ve vebale girmekten korkarim.
            Fakat bu ayrintilari zikretme sebebim, ola ki bir kiz bu sekilde dengi bir erkekle nikah edip de ailesinin rizasi olmadigi icin evine donerse nikahtan dusmus sayilmadigindan, kalan hayatini buna gore tanzim etsin ki yeniden bir evlilik yapmaya kalkarsa yapacagi yeni nikah oncekinden bos olmadikca gecerli olmaz. Hatirlatmasi icindi. Yani siz benim parmagima degil, parmagimi gosterdigim noktaya bakarsaniz daha isabetli okursunuz yazdiklarimi :)
            Nisa 25’i ise Abdullah abi cok guzel aciklamis.
            Hayirli Cumalar dilerim.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            HANNE Hanıma…

            Alçak gönüllülüğünüzü taktir ediyorum. Ayrıca bir Müslüman olarak yaptığım eleştirilere gösterdiğiniz anlayışınız için teşekkür ederim.

            Öncelikle belirtmem gerekir ki “siz dahil benim burada ki hiç kimsenin şahsıyla bir problemim yok”

            Benim bu ve sosyal hayatımda peşinde olduğum ilk şey DOĞRU’nun AÇIĞA ÇIKMASI, YANLIŞ’ın ÖNLENMESİDİR.

            Bunu yaparken de kişilerin bilerek veya bilmeden İMANİ-İTİKADİ konularda ki yanlışlarına veya yanlışı doğru gibi sunmalarına tahammül edemiyorum. Ameli konularda ki hatalar veya yanlışlar insanı sadece GÜNAHKAR yaparken imani-itikadi konularda ki yanlış farkında olmadan insanı-insanları İMAN DAİRESİNDEN uzaklaştırır.

            Sizin yukarıda yorumunuzda kızlarımızın-kadınlarımızın evliliklerinde veli (anne, baba vb) izni olması gerektiğine dair iddianıza dayanak yaptığınız nisa suresi 25. ayetde ki ifade-kelime açıkladığım sebeple ( sahip ifadesi köle hükmünde olan cariyelerin sahipleri anlamındadır, kadınların annesi babası manasında değildir) ayetin manasını tamamen değiştirdiği için imani anlamda kişiyi sıkıntıya sokacak çok BÜYÜK BİR YANLIŞ olduğu için düzeltmek zorunda kaldığım bir husustur.

            Ayrıca;

            Kuran da o ayette geçen “gizli dostlar” ifadesini de yanlış anlıyor ve yorumluyorsunuz. Ayette ki gizli dostlar ifadesi o dönem de arap toplumun da çok yaygın olan kötü bir alışkanlığı (kadınlar ile nikahsız yaşama, bugün ki metres tutma) engelleme, yasaklama hükmüdür.

            Diğer taraftan toplumumuzda EVLENME manasında kullanılan NİKAH ifadesinin manası “karşılıklı rıza-anlaşma ile ve dini şartları yerine getirilerek yapılan bir arada yaşama işi, eylemi yani bir tür anlaşmadır.

            Bunun da Kuran da ki şartları hiç bir şüpheye sebep olmayacak şekilde AÇIK ve NETTİR.

            Bu şartlar (aklı başında olmak kaydıyla) bir erkeğin veya bir kadının karşı tarafa evlenme isteğini bildirmesi; yani TEKLİFİ’nin, ŞAHİTLER ( iki erkek veya bir erkek iki kadın) huzurunda diğer tarafca peşin veya sonradan ödenecek belli bir MİHİR karşılığında KABULÜ’nden ve yakın cevreye ( burada sayının önemi ve ilanın davul zurnayla yapılması mecburiyeti yok) ilanından ibarettir.

            Bunun haricindekiler ( mezheblerin görüşü, dua, nikahı imamın kıyması, davetiye bastırılması, yemek verilmesi, tören yapılması vb) ADET ve RİTÜEL den başka anlamı ve yapılma zorunluluğu-farziyeti olmayan işlerdir.

            Yukarıda saydığım şartlar-farzlar olmadan yapılan işin-eylemin adı NİKAH olmadığı gibi şartları-farzları yerine getirilen ve taraflar arasında yapılan NİKAH akdinin de meşru olmayan bir eylem, GİZLİ NİKAH olarak nitelendirilmesi doğru değildir ve tarafların namusuna atılmış İFTİRA dan başka bir sey değildir.

            Szin ve konu hakkında yanlış bilgi sahibi olanların yukarıda anlattığım şekliyle işin doğrusunu ögrenmesini, öğrendiği ile amel etmesini ve cumanızın hayırlara vesile olmasını dilerim.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşime…

            Abdullah abinin yokluğunda insiyatifi eline almış ve abinin yokluğunu hissettirmiyorsun maşAllah kardeşim. :-)

            Hanne hanımın şahsında konuyu bilmeyen insanlara bu konuda yaptığın açıklamalar için Allah senden razı ve cuman hayırlara vesile olsun kardeşim.

          • Feyza diyor ki:

            Yok Abdullah abi iki gundur ben de yogundum site de yogun. Konulari bile bulamiyorum hep kaybediyorum :) Ama yogun olmasi cok guzel, dinamizmi artiriyor.
            Allah razi olsun, ben de size hayirli Cumalar dilerim abim.

        • Yahya diyor ki:

          Hanne Hnm,

          Ayeti kerimede geçen gizli dostlar ifadesi, gizli nikahlanmış eşler değil. Gizli dost denmesinin sebebi ise o devirde, islam öncesi arapların zinayı ya alanen yada gizli yapmasından dolayıdır.
          Günümüzde de böyle değil mi?

          Gizli nikah diye bir tabir yok zaten. İlan edilmemiş nikah olabilir. İlan ise nikahın şartı/farzı değildir ancak mezhep imamları farklı görüşlere sahip olabilirler veya ulemanın dönem dönem farklı uygulamaları olabilir.

          Bu tarz detaylar toplum arasında bilinmiyor veya suistimale sebebiyet vermemesi için hocalar olmaz öyle şey deyip kestirip atıyor. Genelleme yapacağım ama bizim halkımız uyanık, yaptığı günaha kılıf arıyor. Şimdi hoca dese ki sıkıntı yok evlenebilirsin, bu sefer soracak sınır 4 mü diye…
          vesselam.

    • Meryem diyor ki:

      Abdullah Bir Abi 😊
      Analizlerinize eklemek istediklerim var.
      1) Günümüzde dini nikahın bir kisim erkekler tarafından kötü amaçla kullanılması ve somut bir bağlayıcılığı olmadığı ayrıca da kişiler tarafından istenilen zamanda sonlandırıldıgı için kadınlar kadınlar genelde kabul etmemektedir .
      2 ) Ayrıca güven de bu konuda önemli.
      Esas önemli olan Hak katında olan nikahtir . Bu hassasiyete sahip lolmamalarindan kaynaklı bir durum .
      Ucunda ne olursa olsun ikinci eş olmayı şahsım adına kabul etmem mümkün görünmüyor şuan. Bekar kız ve dul kadınlar olduğu kadar erkekler de var ve bunun sebebi tek başına sizin saydığınız şeyler değil. Günümüzde problem (bekar erkekler ve kadınlar için) bir eş bulamamak ikinci eş değil. Ama maddi manevi durumu yerinde olan adaletli olacağına inanan erkekler evlenebilir se evlensin .İki taraflı tercih meselesi. Nisa süresi 3.ayet ve Nisa Suresi 129 ayete dikkatle ve bir bütün olarak bakmak gerek. POLİGAMI nin erkeklere verilmiş RUHSAT olduğuna imanım tam ayet apaçık ortada .Ama adaletli olacaklarına inanmadığım için Rabbimin tavsiyesine uyanlar tercihimdir. Adaletli olamayacaklarina dair ayette Nisa süresi 3 ayetin son kısmında ve Nisa Suresi 129 ayette mevcut .Ama bu düşüncelerim için de Şeytan ŞİRRET tam iman edememiş Allah’in kanunlarına tam itaat edememiş olmuyorum. Kalpleri yanlız Allah bilir . Analizleriniz ve tespitleriniz için de teşekkür ediyorum gerçekten istifade ediyorum çoğu yazilarinizdan Allah ebeden siz ve sizin gibilerden razı olsun.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Meryem Hanım Kardeşim’e…

        Haklısınız ve sizin (erkekleri baz alarak) konuya dair yazdığınız iki maddeye bir kaç madde daha eklemek mümkün ve buna bir itirazım yok kardeşim.
        Ben olayı “kadının düşüncesi ve davranış şekli” merkezli değerlendirdim.

        Ayrıca;

        Sen bir erkeğin “diğer” karısı olmak istemiyorsun diye seni ne benim nede başkalarının “aforoz” etmesi söz konusu değil.

        Allah’ın bir hükmünü kabul etmek ama “ben yapamam” demek başka bir şey, “ben bunu kabul etmiyorum” reddetmek başka bir şeydir. İkisinin sonuçları bir birinden çok farklıdır.

        Yüreğin rahat ve huzurlu olsun Meryem hanım kardeşim, çünkü ben senin düşüncelerini ve karakterini az-çok tahmin ediyorum ve sen “ben yapamam” diyen kesimdensin ve bu nedenle ŞİRRET veya ŞEYTAN olarak sınıflandırılacaklardan değilsin :-)

        Bknz:

        http://www.cocukaile.net/yuruyen-bir-olunun-yasadiklari/#comment-148683

        • kevser diyor ki:

          Abdullah bir bey;
          Bende aynı Meryem hanım gibi dusunuyorum.ancak siz beni aforoz etmiştiniz.ayrıca bir erkeğin ikinci hanımı olmayı istememe sebebim elalem ne der düşüncesi değil.elalem beni göklere çıkarsa bile pek tercihim değil böyle bir durum

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Düşünceleriniz, düşüncelerinizi yazıya döktüğünüz kelimeler Meryem hanımın sözlerine benzese de siz Meryem Hanım değilsiniz.

            Ve ben işim gereği sadece kişilerin yazdığı kelimelere değil, o kelimlerin arka planına, kişinin ruh haline, bilinç altına ( yaptığım niyet okuma değil, bir tespittir) dikkat ederim.

            Diğer taraftan ben ne sizi ne de başka birisini AFOROZ (insanı dinden çıkartma veya çıktığını iddia etme) ettiğimi hatırlamıyorum.

            Ben şimdiye kadar hiç kimseyi ( o kişi) net olarak “ben Allah’ın, Kuran’ın bu ayetini kabul etmiyorum” veya benzeri bir ifadesi olmadığı sürece kişileri KAFİR-MÜRTED olarak nitelendirmedim. Benim yaptığım sey elde ki veriler ile “söylediğiniz sözler veya sahip olduğunuz düşüncelerden ötürü böyle bir risk var, dikkatli olmak lazım” demekten başka bir şey değil.

            “Bundan sonra sizi muhatap almıyorum, benim muhatabım değilsiniz” seklinde ki ifadelerimi aforoz etmek olarak algılıyorsanız da o sizin probleminiz.

            Bu vesile ile bir kez daha net olarak ifade ediyorum ki;

            Benim burada ki kişilerin kendileri ile hiç bir problemim yok, benim derdim gücüm, ilmim, ömrüm yettiğince ve Allah fırsat verdiği sürece “bilmeyen insanlara doğruları öğretmek, insanların sahip oldukları yanlış bilgileri düzeltmek, o hatalı bilgilerin yayılmasına ve o hatalı bilgiler ile başka insanların dünya ve ahiret hayatlarında sıkıntı çekmelerine engel engel olmak”

            Tabi bunları yaparken zaman zaman “haddini ve bir şey bilmediğini dahi bilmeyenleri” de anladığı dilden uyarmak.

    • Hanne diyor ki:

      Abdullah bir bey e… geçen bu konuyu düşünmüştüm. sonucu yeni gördüm. o zaman o ankete bende katılmıştım. şimdi geriye dönüp baktım zorda olsu buldum yorumu.. Kimse yanlış anlamasın ama bekara karı boşamak gercekten kolay. bekar bay- bayan arkadaşlarımızın bazıları için bazı ifadeleri kullanmak çok kolay. Ayrılmışlar içinde ayrı şeyleri demek kolay.. Yani her zaman dilimize kolay gelip başımıza gelince duvara toslayacağımız olayları vukuu buluyor malesef. O zaman bende demişim toplum baskısı olmasa diye. Ama bu demek değildirki Allahın emrini inkar ediyorum. Seçenekler-ruhsatla-emirler şeklinde durumlar vardır. Türk toplumunda ne kadar bir bayan deseki yaa ben kimseyi takmam Allahın emri değilmi ben ikinci eşte olurum. böyle bir durumla karşılasınca sadece kendi fikirleri geçerli olmuyor. Arkasını dayacağı bir ailesi bir çevresi olmalı bence insanın. Ayrıca bakalım ilk eşte onun gibi dini olarak düşünüp sineye çekebilcekmi birde o durum var!. Ve ben niye yorum yazdım belirteyim. İşte insan oğlu sınanıyor ya dedikleriyle. ben bu yorumu yazdıktan sonra bir beyle tanıştık. (tanıştık yani olay evlilik niyeti değildi)
      İlk eşiyle ayrı yaşıyor ama tamamen boşanılmamış. Açılmış bir dava varmış.. Sonra nemi olmuş. bayan davayı çekmiş.. İkinci bir dava konuşulurken bayan davadan vazgeçiyor. Sonra nemi oluyor. bayan boşanmamak için büyük bir hamle yapıyor.. Ve erkeği öyle bir kenara sıkıştırıyorki olay karmakarışık hale geliyor… Şimdiiii ben kendimi böyle bir durumda düşündüm… Birincisi benim ailem benim çevrem benim toplumum benim çevrem benim toplumum… Şimdi olayı bu noktaya getirdiiğim için benmi suçluyum. Yoksa nasılsa boşanacağım bir evlilik görüşmem olsun diyen karşı tarafmı.. yoksa Allahın katında bunlar zaten uygun şeyler bize laf düşmez dini nikahlıda olsada yaşasınlar demeyen toplummu… çıkamıyorum içinden…

  2. kadriye öztürk diyor ki:

    Editör: Kadriye hanım çok özel bir durum olmadıkça site içindeki yazıların linki dışında link yayınlamıyoruz. Linkini gönderdiğiniz yazıyı yayınladık. Teşekkür ederiz.

    bu konuyla ilgili hiçbir çalışma yapılmıyormu diye soranlar için en azından aydınlatıcı olur diye düşündüm

    • kadriye öztürk diyor ki:

      inşallah bu durumdaki insanlara yardımcı olunur gerçekten zor bir durum ilgilendiğiniz için teşekkürler

  3. Acıların kadını diyor ki:

    Burada tek suçlu kadılar değil erkekler den çok kadınlar çekiyor bütün acılları benim eşin bana yaptığını anlatmak istedim bana ölmeden cehennemi yaşattı ben onu heşeyden çok severken aldattı yetmedi üzerine birde dayak attı yetmedi gizli evi çıktı yetmedi yalanlarına Allahı şahit etti bu adam benden boşanmak istemiyor neden bilmiyorun ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum ben çoçuklar küçük diye herşeye katlanmak zorunda kaldım ben 7 yaşında anasız babasız büyüdüm çoçuklarım benin çektiklerimi yaşamasın dedim çaresizlik içinde üzülüp ağlamaktan başka bir çare bulamadım sanki kör bir kuyunun içinde çikmaya çalıştıkçan her seferinde gene düştüm şimdi 2 oğlum da büyüdü artık boşamak istiyorum 30 sene dayandım bu adama 30 dakika bile dayanaçak güçüm kalmadı dağlarkadar olan sevgim bitti ondan öyle nefret ediyorumki bunu kelimelere sığdırmak yetmez ah ediyorum canımı çok yaktı boşanmak istiyorum şimdi şahitim yok duygusal şiddet uyguladığı için 7 sene önce aldattığı için ben bunu af ettim sayılıyormuş ben bu adamın yüzünü görmek sezini duymak isremiyorum onsuz nefes alamam derken ondan şimdi nefret ediyorum dayanamıyorum bana yardım edin kimsem yok Allahtan başka

    • Acıların kadını diyor ki:

      Bana yardım edin dayanamıyorum

      • adem diyor ki:

        abla bunca yıl olmuş 30 sene. biz sizlerden nasıl sabredilir bunun telkinini beklerken böyle yapmayın.. sabredin ahirette boşanmış olan kişilerden Allahın hesap soracağını düşünüyorum. bence bu kadar sabretmişsiniz ya devam edin. ahirette karşılığını muhakkak alırsınız. tabi konuşmak kolay bize abla Allaha dayanın. buraya yazın yorumları okuyun bakın insanlar nelerle imtihan ediliyorlar 20 li 30 yaşlarda.. kendi sıkıntılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. size dua edelim biz de.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Acıların Kadını’na…

        Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla siz su anda PATLAMAYA HAZIR BİR BOMBA gibisiniz.

        Size göre karşı safta-tarafta olan bir insan, yani bir erkek olarak size ne kadar yardım edebilirim, yaşadıklarınızdan ve “şartlanmışlık sendromunuzdan” ötürü bilinçaltınız size yardım etmeme ne kadar musade eder bilmiyorum ama elimden geleni yapmaya çalışacağım inşaallah.

        İlk etapta sizin patlamanıza sebep olacak olan ateşlenmiş olan fitilinizi söndürelim, bombayı devre dışarı bırakalım. Bunu da sadece ve sadece siz (bana ve size yardım etmek isteyen diğer insanlara) izin verirseniz yapabiliriz.

        Bismillahirrahmanirrahim

        30 yıllık evli olduğunuza göre muhtemelen 50 yaş civarındasınız. Sizin için “yaşam” denilen ömrün büyük bir bölümünü geride bırakmışsınız. Geçmişte ne kadar kötü olursa olsun her ne yaşadıysanız yaşadığınız acıların tamamı YASANDI ve BİTTİ. Geçmişe takılarak geleceğinizi karartmayın.Öncelikle bunu aklınızdan çıkartmayın.

        Bu satırları yazabildiğinize göre hala hayattasınız ve insanı öldürmeyen acılar, sıkıntılar kişiyi daha güçlü yapar. Bu nedenle kendinizi “güçsüz ve çaresiz” olarak görmeyin. Öncelikle bu fikrinizden kurtulun.

        Çünkü siz anlattığınız acılara göğüs gerecek ve dayanacak kadar “güçlü bir kadınsınız.”

        İnsanların düşüncelerini, davranışlarını (etki-tepki) ve geleceğini şekillendiren temel seyler bildikleri, bilmedikleri, geçmişte yaşadığı mutlulukları, huzursuzlukları, sıkıntıları, kabulleri, redleri, el alem ve inançlarıdır. Bunlar insanın normal zamanlarda ki bilinçli söz ve tavırlarından daha çok olağan üstü durumlarda ki ( duygusal çöküntü, panik, çaresizlik hissiyatı, gelecek endişesi, hayati tehlike vb) söz ve davranışlarını etkileyen, hatta belirleyen “bilinçaltına” kaydedilir ve kişi (kendisini tehlikede hissettiği zamanlarda) kendisini dış dünyaya, iletişime, kapatarak, koruma altına alır. Buda insanın kendisini KİMSESİZ ve ÇARESİZ hissetmesine sebep olur. Yaratılış gereği erkeklere nazaran duygusal tarafı daha ağır basan, daha kırılgan olan kadınlarda bu durum daha “sık” görülür ve kişi için daha “riskli”dir.

        Bu nedenle size tavsiyem nefret ettiğinizi söylediğiniz kocanıza karşı kendinizi kapatmayın, en yakın zamanda ona karşı kendinizi koruma altına alma düşüncesinden vazgeçin.

        Kocanız ile tekrar İLETİŞİM KURMAYA calışın. Rahatsızlıklarınızı, kocanızın mutsuz ve huzursuz olmanıza sebep olan davranışlarını SAKİN ve ÇÖZÜM AMAÇLI olarak çocuklarınızın babası kocanızla konuşmaya çalışın.

        İlk etapta kocanız sizin bu tavır değişikliğinize temkinli ve süphe ile yaklaşsa da bu isteğinizde SABIRLI, SAMİMİ ve ISRARCI olun.

        Kocanızı, amacınızın SORUNLARI ÇÖZMEK olduğuna ikna edin. Sizin için cok zor olacak ama bunları yaparken “SAKİN ve SEVECEN” olmaya çaba sarf edin.

        Şimdilik siz bunları yaparak ilk adımı atın, sonrasında ortaya çıkacak gelişmelere göre ben veya ilim, hakaniyet ve basiret sahibi buradaki diğer arkadaşlar ( Feyza, Meryem hanımlar ve Yahya, Adem, .:., vb) değerli bilgi birikimleri, tecrübeleri ve basiretli bakış açıları ile size yardımcı olmaya çalışacaklardır inşaallah.

        Hayırlı ve doğru işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun efendim.

      • Sennur diyor ki:

        Öncelikle allah yardimciniz olsun.her birimizin imtihanı farklı bu dünyada buna inanin. Ve bu yaşadıklarımız bizim derecemizi arttırmak içindir. Ben de 31 yaşında 1 kız çocuğumla esim tarafından boşanmaya zorlanmis bir bayanım.kizim daha 1 e gidiyor. Artık atlattım şükür. Her gün 500 kere hasbunallahu ve nimel vekil çekiyorum. Bu en iyi ilaç. Aldatan erkek ise ahirette allah a nasıl hesabı verecek ? Siz alacaklı konumdasiniz.beni teselli eden yaşı 30 da olsa annesibabasi ayrılan arkadaşım zorlugundan bahsetti.çocuklar için her yaş zor Bence.eşiniz ayrılmak istemiyorsa boşanmayin.allah tan Selamet dileyin.yaşını alan beylerin duruldugunu söyler büyükler

      • Acıların kadını diyor ki:

        Öncelikle hepinize çok teşşekür ederim ben bu yuva yıkılmasın diye çok uğraştım eşim gelip gidip tekmeler atarcasına bu yuvayı yıkmak için elinden geleni yaptı benim sabrımı dener gibi ben 7 yaşında öksuz kaldım dedem beni okuldan alıp tanımadığı bir aileye verdi o kadın beni bir köle gibi kullandı.

        8 yaşımda küçük bir kız ne yapabilir çoçuk olup oynayamadım geç kızlar gibi gezip dolaşamadım her şeyimi elimden aldılar bir evde hapis hayatı yaşadım köle gibi kullanıldım dayak yedim benim babam saçımın bir teline kıyamazken elin adamı yerden yere vuruyor ben belki evlenince mutlu olurum kurtulurum dedim ama bu adam bana ölmeden cehennemi yaşattı herşey çoçukların hatrına dayandım dayanmak zorunda kaldım belki bana inanmak size çok zor gelebilir. Allah şahidim ki ben bunların hesini yaşadım büyük oğlum 20 küçük olum 15 yaşında benim yaşım 51 bu kadar acı çeken bir insan hiç benim yüzüm gülmeyecek mi diye üzülüyorum en çok da zoruma giden bunları bana yaşatmaya ne hakları var diyorum ben bir hayvanda olsa insanda olsa bir şey duyduğumda üzülüyorum.

        kimsenin kimseyi üzmeye zulüm etmeye hakkı yok bana 3 günlük dünyayı zehir ettiler dilerim ki Allahtan bana yaptıklarının 3 katını Allah da onlara yaşatsın bunlar insan mı yoksa insan kılığına girmiş başka yaratık mı nasıl vijdan bu nasıl insanlık bu nasıl müslümanlık birde dinimizi kullanıp insanız diye orda gezip duruyorlar Allah erkeklere kadınları emanet ederken çoçukları annelere amanet ederken Allahın emanetine hiyanet edenlerin yeri var mı acaba Allah bu dünyayı bize cehennem edenlerin de öte tarafta cehennemleri hazır olsun.

        Allah bir birinize gülün ve selam verin bir birinize zulüm etmeyin derken Allah bizleri iyi insanlarla karşılaştırsın insanlardan başka bir yaratık yok birbirine zulüm eden sadece insan onalara tabiki insan denirse dinimiz asla aldatmayı affetmiyor iki şahit tutup boşanmayı emrediyor. bu evde huzur ve güvensizlik olacağını önceden bildiği için boşanmayı emrediyor.

        eşim 52 yaşında bir adam 2 hacıya gitti Allahın huzurundan geldi diye ona artık yalan söylemez dedim gözümle gördüğüm bir tapuyu saklıyor yetmiyor Allahı yalanlarına şahit ediyor insanın aklına herşey geliyor biz eşimle evlen diyimizde hic bir şeyimiz yoktu adamın cebine biraz fazla para girince ne yapacağını şaşırdı ben onun parası için evlen medim alır satar ticeret yapar ama bu gizli ev nedir neden eşiden saklanır.

        bu yeni olay iki aydır ben konuşmuyorum oda konuşmuyor aldatan para saklayan o birde üzerine bir şey yap mamış gibi sinsice oturup bekleyen o ben artık dayanamı yorum mutlu olmak benimde hakkım artık kimsenin kölesi olmak istemiyorum 51 yaşındaki kadına husur güven vereceğine bana yaptığına bakın bu adam hacı kuran okuyor namaz kılıyor yalanlarına Allahı şahit ediyor Allah islah etsin ben çok isterdim bu evliği ölene kadar sürdürmeyi tek taraflı olmuyor.

        • Acıların kadını diyor ki:

          Ya Kusura bakmayın harf hatası var ben okumayı çok isterdim herşeyi elimden aldılar okuyamadım okutmadılar

          • gulpembe diyor ki:

            ‘Acilarin kadini’ ablacigim,
            kendini cok guzel ifade etmissin,gayet akli basinda bir hanimsin. yazdiklarini yasayan pekcok kadin var maalesef, sen ne ilksin ne de son olacaksin.

            Buradan sana yardimci olunmasi cok zor.sadece dertlesme anlaminda bir faydasi dokunabilir belki.
            Daha once bahsi gecmisti, her ilin muftuluklerinde aile irsat burolari var. yasadigin yerdeki muftulugun aile-rehber burolarina gidersen sana psikolog desteginde bulunabilirler insallah,su an kizginligin, hayal kirikligin,hissiyatin yogun oldugu icin, saglikli karar alman mumkun olmaz ama sonrasinda yine bosanmakta israrliysan avukata da yonlendirebilirler.

            Seni sevgiyle kucakliyorum, Allah yardimcin olsun.

          • Gelincik diyor ki:

            Acıların kadını rumuzlu ablacım ne yaşadığını bir tek sen bilirsin bi de Allah herkese haybeden konuşmak kolay 30 yıldır çeke çeke artık tükenmişsin bundan sonra ne yapacağına yine elbet sen karar vereceksin insanın nefret ettiği kişiyle yaşaması çok zor bu durumda bile size suç bulan kişiler olmuş böyle diyenler en küçük laflara bile kaplan kesilen kişiler yaşamayan bilemez inş bundan sonraki hayatında mutlu olursun 😟😟😟😟

        • Abdullah Bir diyor ki:

          “insanın aklına herşey geliyor”
          Aklınıza gelen seyler nedir, örnek verimisiniz?

          “biraz fazla para girince ne yapacağını şaşırdı”
          Kocanız neden şaşırdı, ne yaptı, üzerinize kuma mı aldı?

          “iki aydır ben konuşmuyorum, oda konuşmuyor”

          Kocanızla iletişimi ilk kesen-kapatan sizmişsiniz, siz izin vermezseniz adam sizinle nasıl konuşsun?

          “aldatan, para saklayan”
          Aldatmaktan kastınız eğer başka bir kadının varlığı ise vede eğer kocanız dediğiniz gibi namaz kılan, Kuran okuyan ve birde üstelik hacı ise Zina yapması zor bir ihtimal. Muhtemelen o kadın ilede nikahı vardır. Eğer nikahı varsa yaptığı (başka bir kadın ile nikahlanarak evlenmek) haram değildir.

          Ayrıca siz kocanızın karısısınız, sizin ve cocuklarınızın iaşesini temin ediyor, sizi aç ve açıkda bırakmıyorsa ondan hesap soramazsınız, çünkü siz onun muhasebe müdürü veya patronu değilsiniz.

          “kimsenin kölesi olmak istemiyorum”
          Akıllı bir kadın zaten kocası dahil hiç kimsenin kölesi olmaz. Akıllı kadın görünürde kocasına teslim olan ama gerçekte kadınlığını kullanarak kocasını kendisine kul-köle eden kadındır.

          Kalan ömrünüzde eğer gerçekten huzur bulmak ve mutlu olmak istiyorsanız;

          BİLDİĞİNİZİ OKUMAYA DEVAM ETTİĞİNİZ SÜRECE HAYATINIZIN SONUNA KADAR MUTSUZ OLMAYA MAHKUMSUNUZ.

          AYNI SEYLERİ YAPARAK FARKILI SONUÇ BEKLEMEK AKILLI İNSANLARIN YAPACAĞI SEY DEĞİLDİR.

          BUNCA YIL KOCANIZI SİZDEN SOĞUTAN ve UZAKLAŞTIRAN HER NE YAPTIYSANIZ O YAPTIĞINIZ SEYLERİ TERK EDİN

          KOCANIZLA İNATLAŞMAYI BIRAKIN

          KOCANIZIN PATRONU DEĞİL KARISI,SEVGİLİSİ, DOSTU OLUN.

          ALLAH’ın KADINLARA YÜKLEDİĞİ SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRİN.

          ALLAH’ın KOCANIZA HARAM KILMADIĞI HAKLAR (2 HANIM VB) YÜZÜNDEN KOCANIZI SUÇLAMAKTAN, AŞAĞILAMAKTAN, KÖTÜLEMEKTEN VAZGECİN.

          YUKARIDA YAZDIKLARIMI ANLAYANA KADAR TEKRAR TEKRAR OKUYUN.

          ŞİMDİKİ YAZDIĞIM TAVSİYELER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİNDEN DOLAYIDA BANA KIZMAYIN, ÇÜNKÜ BEN SİZE YARDIM ETMEK İSTİYORUM.

          BANA SINIRLENİRSENİZ NE OLUR?

          BANA BİR SEY OLMAZ VE BEN BİR SEY KAYBETMİŞ OLMAM. ASIL KAYBEDEN SİZ OLURSUNUZ. ÇÜNKÜ BUNDAN SONRA SİZİ MUHATAP ALMAM VE SİZE YARDIM ETMEM ve BEN NORMAL HAYATIMI YAŞAMAYA DEVAM EDER, İŞİME BAKARIM. SİZ İSE ALLAH SİZE AKLINIZI BAŞINIZA ALMANIZ İÇİN YENİ BİR FIRSAT VERMEZ İSE ÖLÜNCEYE KADAR AYNI MUTSUZ HAYATI YAŞARSINIZ.

          SEÇİM SİZİN…

          • anıl diyor ki:

            Abdullah Bir .kardeşime ağabeyime.tek atış tek vuruş derlerya işte gördüğüm budur..

          • Acılarınkadın diyor ki:

            Kardeşim sizin gibi düşünenler yüzünde bu kadılar daha çokçeker ne demek sadece patronlar mı sorar karısı soramaz mı yani diyorsun ki adam her haltı yesin sorma size para veriyor aç susuz bırakmıyor otur diyorsun onun parasına da böyle yapan adamlarada nalet olsun böle adamarı hoş gören adamlarıda Allah islah etsin ayrıca herşey para deyil ata süzü acık aşım ağrısız başım paran olmuş husurun olmamış o para yedi kat yerin dibine girsin sevmiyorsa ıstemiyorsa boşarsın adi ferefsizlik yapmazsın ayrıca boşanan kadır çok mutlu özelikle onlarla arkadaş oluyorum yani boşanan kadınlar benim şuan 10 arkadaşım var boşanan Allah büyüktür bir kapıyı kabar diyerini açar evet bana hayat şunu öğretti ki kimse kiseye yadım edemiyor gerçekten biz acız kularına sadece Allahtan başkası yardım edemez Şüpesizki Allahtan başka yardım edemez arıca bizim rızkımızı eşler vermiyor Allahtan başkasıda şüpesizki Veremez çok kadın gördüm güçlü kadınlar para kazanıyor çoçokların tek başına bakıyor büyütüyor eşim boşayıp malının yarısını alırım hakkımıda bırakmam

          • Abdullah Bir diyor ki:

            “boşanan kadır çok mutlu özelikle onlarla arkadaş oluyorum”
            “benim şuan 10 arkadaşım var boşanan”
            “eşim boşayıp malının yarısını alırım hakkımıda bırakmam” demiş Küçük Emrah’ın Kadın versiyonu.

            Bize de “sen zaten kendi kalbinle, elinle ve dilinle belayı satın almışsın, bununla da yetinmeyeceğini, bu dünyanı cehenneme cevirdiğin yetmiyormuş gibi boşanma durumunda Allah’ın sana vermediği hakkı ( kocanın mallarının yarısı) alarak ebedi hayatında gideceğin yeri (ateşi) de şimdiden garanti altına almayı kafaya koymuşsun, ehh o zaman menziline giden yolun açık olsun abla ” demek düşer.

          • Acılarınkadın diyor ki:

            Şunu da söyleyim ki eşim kiminle mutluysa gitsin onunla mutlu olsun ben elimden geleni yaptım yolu açık olsun benden uzak olsun ben bu eve gelmesin diye dua ediyorum ne ben onu nede o beni mutsuz etmeye hakımız yok bir evlilik yalanlar üzerine kurulmaz hiç bir zaman bana hatalarımı söylemedi şu hataların var demedi bena keşke söleseydi kul hatasız olmaz bende hatalarımı düzeltirdim

          • Yasin diyor ki:

            AcılarınKadın,
            Talak 6 ayete göre, kocanız sizi boşarsa; size mehrinizi ve iddet süresi kadar nafakanızı vermek zorundadır. Mallarının yarısını almanız ise haramdır.
            Lakin boşanmayı erkek istemiyor ama talep eden kadın ise; ne Mehir, ne de Nafaka hakkı yoktur. Kadının aldığı mehir varsa onu da iade etmek zorundadır.
            Boşanan kadınların sözleri sizi yanıltmasın. Onla dan sakının. Boşanınca pişman olursunuz. Geri dönmek istersiniz ama kocanız bir daha sizi kabul etmez.
            Şeytan size ancak yaldızlı sözler fısıldar. Aldanmayın.

        • Feyza diyor ki:

          Ablacim, yasadiklariniz zor, oksuz buyumek ne zor bir imtihan tahmin ediyorum. Onceki yazinizi da okumustum ama birsey yazamadim elim varmadi. Oncelikle rumuzunuzu degistirerek ise baslayin derim. Cunku ‘acilar’, ahiret yolculugumuzda onumuze cikan bonuslar. Onlar olmasa ahiretimizi nasil mamur ederiz?
          Benim bir teyzem var, inanc yonunden cok zayif ama cok guclu bir kadin. Sizin basiniza geldigini dusundugunuz bazi durumlari o bizzat yasadi. Su kadarini soyleyeyim ki, su an kocasinin kendi ogluyla yasit olan bir oglu var, fakat annesi teyzem degil. Kocasinin ‘muhtemelen nikahsiz’ birlikteliginden olan bir oglu var. Hayatini anlatsam bu satirlara sigmaz, adeta bir roman olur. Teyzem kocasinin bu gayri mesru ogluna askerdeyken para gonderecek ve askerden donuste sofrasini acacak kadar gonlu genis bir insan. Bunun yanisira, k.validesine, k.pederine olene dek bakmis, bagirsak kanserinden vefat eden kocasinin erkek kardesine de vefat edene kadar bakmis, kocasi kazandigi parayi alkol ve kumar masalarinda yerken cocuklari sokajta su satip, teyzem de cocuk bakarak, caycilik yaparak evini gecindiren bir insan.
          Tabi bu arada kocasinin sevgilisi de evlerine gelip meydan okuyacak kadar hadsiz bir kadindi fakat teyzem oturup aglamadi. Diyorum ya guclu ve mucadeleci bir insan, o bayani kabakuvvetle evinden def etti. Yine de yuvasini yikmadi.
          Sonra ablacim cocuklari buyudu, iki oglu var onun da benden buyukler. Bu cocuklar annelerinin yasadigi uzuntuleri bilseler de teyzem ogullarini hic babalarina karsi doldurusa getirmedi. Yuvasini yikmamak icin hep direndi ve ogullari o kadar hayirli evlat oldular ki. Evlendiler, cok guzel birer aile babasi oldular. O kadar magduriyetin icinde piril piril iki evlat yetistirmenin hakki gururuyla teyzem hala hayata nese dagitmakta. O kadar pozitif bir insan ben dindar cevremde dahi gormedim.
          Kocasi ne oldu derseniz, sigara, alkol, kumar esliginde gecen hayatina cigerleri dayanmadi. Gecen yil akciger kanserinden vefat etti. Fakat vefat edene kadar hanimi hep basindaydi ve son gunr kadar ona hizmet etti. Omrunun son yillarinda cok iyi bir insan oldu enistem. Imana geldi, esinin ve ailesinin kadrini bildi. Yani sabrin sonu selamet.
          Sizin durumunuza bakinca, esiniz en azindan dini inanci olan birisi. Belii dile kolay diyeceksiniz ama ablacim kendinizden uzaklastirarak sadece daha da yalnizlasirsiniz. Erkeklerin fitratinda var bu cok eslilik her ne kadar kadin nefsine agir gelse de, tek sizin basiniza gelen bir olay gibi dusunmeyin. Emin olun bunu hayata gecirmeyen erkeklerin de aklinin bir kosesinde vardir bu istekleri. Sizinki eger boyle nikahli bir beraberlik yasiyorsa birakin yasasin. Demek ki sizi de hala seviyor ki nikahindan uzaklastirmiyor. Ya tam tersi olsaydi, baska bir kadin bulup sizi busbutun istememezlik etseydi daha mi iyi olurdu? Yani erkek fitrati bu, aranizda bir yas var esinizle ama demek ki size duygusal olarak ne kadar bagli olsa da ihtiyaci geregi bir hanimla daha nikah kiymis. Nikahsiz yasamaz sanirim boyle bir durum varsa dahi nikahliysa birakin. Siz ona yaklastikca o sizden uzaklasmaz. Aksine bagliligi artar. Yani kendize bakin. Gorselliginize cekiduzen verin. Esinixi korkutmayin, size her sirrini acabilecegi bir yar olun ona. Tamamini ekde edemiyorsaniz olabildigine sahip cikin ve kendinizi bu kadar harap etmeyin. Aslan gibi ogullariniz da var. Allah yardimciniz olsun. Beterin beterleri var. Allah size huxur versin hem yuvaniza hem gonlunuze.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza Hanım Kardeşime…

            Senin yazılarını okudukca seni daha iyi tanıyorum, daha cok tanıdıkca Türk Kızlarına ve bu ülkenin geelcekteki aile yapısına dair olan bakışım pozitif yönde değişiyor kardeşim. :-)

            Bu ülkede ki kızlarımızın % 10’u senin gibi olsa ve bildikleriyel amel etseler 2 nesil sonra bu milletin erkeklerinin, kadınlarının, cocuklarının yani AİLE’lerin tamamına yakını hem dünya hem ahiret saadetini yaşar.

            Allah’ım seni, “senin değerini ve kıymetini bilecek, sana saygı duyacak” insanlar ile karşılaştırsın, Allah’ım senin ilmini, basiretini, huzurunu, mutluluğunu daim eylesin.

            Allah bana da (oğullarıma) senin gibi huyu, basireti, aklı, imanı, teslimiyeti olan iki gelin-kız nasip etsin inşaallah. (amin)

          • Acılarınkadın diyor ki:

            7 yıl önce eşim işyerindeki bir kizla bilikte oldu o kız eşimin evli iki oğlu olduğunu biliyor 35 yaşına kadar evlenmemiş zengin koca beşine düşmüş işreride evli olduğu halde eşimi elde etmek için elinden geleni yapmış ben bunu kendim bir şüpe üzerine ordaya çıkardım işim baştan bana yalan söyledi yok kızla ramızda birşeydedi ben arabasına bir ciha kaydum herşe ortaya çıktı ben hiç bir zaman eşimden şüpelenmedim mamaz kılıyor diye seyhatleri oluyor gece3 4 gibi gelsede elinden valizini alıp gülerek karşılıyordum bende de hatalar olmuştur belki her zaman bir sorun varsa konuşalım çözelim derdim bu olay olmadan önce benimle fazla konuşmuyordu nezama bu kadını öğrendim işim benimle artık konuşuyor du ben bu olayı duyunca çok isyan ettim ben ona git birdaha bu eve gelme dedim beni bırakmadı boşanalım dedim eşim seni başamam diyordu kızla eşimin ilişkisi vevam ediyor bitirmiyor evlilik bu olay üzerine çekilmez oldu ben başanalım benim kıtabımda beyle birşey yaz mıyor dedim eşim hacıya gidip geleyim boşanırız deni 15 sora geldi bana bu evliliği seninle başladım seninle bitirmek istiyorum ben bir hata yaptım çok pişmanım dedi ben Allahın huzurundan gelen bu adama inandım 1 sene sonra bu kız başka bir adamla evlenmiş çok sevindim artık eşimle herşey yoluda gidiyor içim biraz huzur bulmuştu bir gün eşimin çantasında bir tapu buldum tabu no yazdım kar bına yazdın parsel numarası yazmamışım emlakcı parsel numarası yok o yüzden bulamadım dedi eşime tapuyu sordum ama senin ismin yasıyor bizim osmangazide evimiz yok bu tapu ne dedim eşim Allah şahidimdirki böyle bir tapu yok dedi nasıl olur benim gözümle gürdüm bu tapuyu Nasıl olurda yalanlarına Allahı şahiş tutar bu benim çok zoruma gitti bu adam daha bendenneler sallıyor artık ben herşey beklerim bu adamdan benim bildiklerim benim bilmediklerim evlilik yalanlar üzerine kurulmaz bu tapu yüzünden aramız açıldı

          • Feyza diyor ki:

            Allah sizin ogullariniza cok daha iyilerini nasip etsin muhterem agabeyim. Ben henuz isin teori kismindayim, pratikte cuvallayadabilirim Allah bilir. O yuzden dua ederken once kendimden basliyorum, cunku yasayacaklarimda mutlaka kendi payim oncelikli olacaktir. Ben de nefs sahibiyim ve hataya her insan kadar meyilliyim. Allah sizin de benim.de yardimcimiz olsun. Ben inanin ki yasamadigim hicbir tecrubede kendime guvenmiyorum. Sadece gozlem yapiyorum baska marifetim yok, varsa da su an gaybi. :)

        • Yahya diyor ki:

          Sn. Acıların Kadını,

          Bu sıkıntılarınızı kadınlar ile konuşursanız, size duygusal tavsiyelerde bulunacaklardır. Hatta bazı kadınlar size kocanızın nasıl canına okuyacağınız konusunda da tavsiyelerde bulunabilir.

          Ancak ben bir erkeğim ve olaya daha teknik ve mantıksal olarak yaklaşırım… tabii taraflı olduğumu da düşünebilirsiniz.

          Öncelikle bunca sene yaptıklarınızı unutun. Hani sacınızı süpürge ettiniz kocanıza bunca sene baktınız vs. hepsini unuttun.
          Tahmin ederim evinizin içinde müthiş bir fırtına, huzursuzluk, mutsuzluk ve güvensizlik var. Buna bir son verecek sizsiniz.
          Önce bunları durdurun, kocanız sanki hiç bir şey yapmamış ve yapmıyormuş gibi yaklaşın ve siz verici olun, alıcı değil.
          İstemeyin, verin. 1, 3, 5 böyle devam edin. Evdeki sükunetle ilgili kocanızın güvenini kazanın. Ondan hiç bir şey beklemeyin.

          Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla, diyelim ki 2. evi ve 2. hanımı var. Peki bu insan niçin 2. evini, 1. evine tercih ediyor, biraz sakince düşünelim. Demek ki 2. evinde huzur buluyor, siz tavrınızı tam tersi değiştirirseniz, bu sefer kocanız sizdeki değişimi fark ederek, sizin evinizde huzur bulmaya başlayacak ve siz onu aklınızı ve kadınlığınızı kullanarak tekrar evinize bağlayacaksınız.

          Bunu gören erkek zaten 2. evini ihmal etmeye ve unutmaya başlayacak.

          Yine yazdıklarınızdan, kocanız üzerinde öyle bir baskı kurmuşsunuz ki, sizden bazı şeyleri saklıyor ve yalan söylemek mecburiyetinde kalıyor. Tabii bu doğru değil ancak her insanın karakteri farklıdır. Hacı olması, namaz kılıyor olması başkadır, insanın baskı altında kalması başkadır.

          Özetle, şu an yaptıklarınızın tam tersini yaparsanız kocanızı kazanırsınız ancak bunu 1-2 ay değil… aylarca yapacaksınız gerekirse 1-2 sene yapacaksınız. Kocanız size güvenecek ve inanacak.
          Ne zaman kocanız size kalben, aklen geri dönecek o zaman bazı sıkıntılarınızı, düşüncelerinizi sakin sakin onunla konuşacaksınız. Bir tartışma bir kavga olarak değil.

          Maksatımız kocaya bir komplo kurmakta değil, tekrar yuvaya döndürmek, evinizin, sizin yanınızın esas yuvası olduğunu göstermek. Zaten kendisi bir hata, yanlış yaptıysa o pişman olur ve sizden bir süre sonra özür diler.

          Ne kaybedeceksiniz? benliğinizi mi? kadınlığınızı mı? gururunuzu mu?
          hiç bir şey kaybetmeyeceksiniz!

          Unutmayın, aklını ve kadınlığını iyi kullanan kadının önünde hiç bir güç duramaz. (şeytanlık, hainlik değil, lütfen dikkat edin)

          Allah yardımcınız olsun.

      • Yahya diyor ki:

        Sn. Hanımefendi,

        Bizden yardım talep etmişsiniz, bizde karınca kararınca sizlere yani bu yuvanın kurtulabilmesi adına bilgimizi paylaştık.

        Bizim yorumlarımız cevaplarımız sizi tatmin etmemiş olabilir, aradığınız cevabı bulamamış olabilirsiniz…

        Ancak yeni cevaplarınıza baktığımda sizin niyetiniz karşı tarafın yani kocanızın canını yakmak, canına okumak ise… doğru yerde değilsiniz.

        Madem etrafınızda bu kadar boşanmış arkadaşınız var, size muhakkak akıl ve avukat tavsiye edecekler, o zaman o yoldan devam edin.

        Size yazacağım bir paragraf ile kocanızın tüm mal varlığına dahi sahip olabilirsiniz ve daha nice taktikler verebilirim size… ancak bunun vebaline ben giremem.

        Arabaya cihaz yerleştirmekle, emlakçı ile daire aramakla ve daha bilmediğimiz nice kurnazlıklar ile ilk etapta siz kazanırsınız ama sonunda büyük kayıp yaşayan hüsrana uğrayan siz olursunuz.
        Nitekim bu anlattıklarınızla iyi niyetle, çözüm odaklı olaylara yaklaşmadığınızı görüyorum.

        Lütfen unutmayın, kim ne yaparsa kendine yapar.
        Kocanız için de geçerli, sizin için de geçerli…!

        Hayat sizin, ahiret sizin; siz karar verin❗

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Yahya’ya…
          “kim ne yaparsa kendine yapar,Hayat sizin, ahiret sizin”

          Tek kelime ile “Mükemmelsin” kardeşim…

          Biz burada “safımızı belirlemek” ile yetinmiyoruz, aynı zamanda zalime DUR diyoruz.

          Sadece konuşmuyoruz, yazmıyoruz.

          Biz önce kendi hayatlarımızı, sonra bizimle iletşimi olanların, Allah izin verir ve nasip ederse de Müslümanların dünya ve ebedi hayatlarının rotasını çizmeye, geleceklerini değiştirmeye, onları uçurumdan uzaklaştırmaya çalışıyoruz.

          Durmak yok, yola devam inşaallah…

          İnanıyorsak varız, inanıyorsak başarabiliriz…

          İyi ki SEN varsın, iyi ki O, ONLAR var, iyi ki BİZ varız

          ELHAMDULİLLAH…

          • Yahya diyor ki:

            Abdullah bey,

            Teveccühünüz, teşekkür ederim.

            Aynen devam ediyoruz inş.

    • Emine diyor ki:

      Merhaba, herkesin olaylara bakış açısı farklı olabilir ama hâlihazırdaki durumu da doğru tespit etmek gereklidir. Kişinin ikinci evliliği olup olmadığı dahi belli olmayan bir olayda, direkt zihinlerde meşrulaştırma yönünde bir algı oluştuğu görülüyor. Ki gayrimeşru bir ilişki olmasına dair veriler olmasına rağmen ( Kişinin vaktiyle pişman olmasını belirtmesi vs.) Niyetim kimseyle polemiğe girmek olmaz. Ama erkeklerin de mağdur olduğu olaylar referans alınarak iyiden iyiye kadınların üstüne gidilmesi gibi bir tutum söz konusu.
      Acıların Kadını, bu cümlelerim özellikle size: Af konusundaki bilgileriniz eksik. Her bir eylemde af tekrar gündeme gelir. Dolayısıyla bu hakkımı tükettim bitti diye bir durum söz konusu olamaz. Bundan başka, mal paylaşımı konusunda yüzde elli gibi bir oran her dava sonucunda çıkmaz. Çetrefil bir hesabı vardır ve çoğu kimse sizlerin zannettiği gibi bekler ama olmaz.

  4. Süleyman diyor ki:

    Bu siteye geldiğimden beri her yazı ile beraber bir konu açılıyor ve daha sonra kapanıyor fakat durmadan güncel olan ve yorum almaya devam eden 3 yazı var. “boşanan erkekler neler çekiyor”, “evliliği aile istemediğinde…” ve “kayınvalide sorunları”

    Çok uzun süredir evlilik için uğraşıyorum. Evlilik anlamında o kadar fazla şey okudum, o kadar fazla program dinledim ki.Bir programı bir kez dinliyorum. Sonra tekrar ve tekrar dinliyorum. Onlarca program dinledim. Binlerce sayfa kitap okudum.

    Sadece okumuyorum. Yaşadıklarımı da uygulamaya gayret ediyorum. Geçen annem ve babam küçük bir tartışma yaşıyorlardı. Babam esprili bir şekilde ben haklı değil miyim oğlum dedi. Dedim ki eşler arasında ki tartışmaya karışmıyorum. Siz çift olarak kendi aranızda çözün dedim. Annem bir kaç gün sonra okuduğun şeyler hakikaten çok doğru karar vermeni sağlıyor demişti.

    En son 15 kişiye gitmiştim. Artık sanırım 20 oldu. Denedikçe deniyorum ama daha görüşme anlamında bile bir karış yol alamadım. Evlilik konusunda uğraşmaya çalışıyorum ama elim boş kalıyor hep. Etrafa bakıyorum çok rahat evleniyor kişiler.

    Yalnız bu yazıya bakıyorum. Bu sitede en fazla okunan ve tartışılan yazılardan. Ne kadar çok yıkılan yuva var. Boşanan kişiler ne çok. Benim durumumdan kat ve kat daha zor haller yaşayan kişileri görüyorum. Evliliklerinde ve evlenmeden önce aileleri ile imtihan olan kişiler. Onların yazıları da durmadan tartışılıyor. Demek ki boşanan, evlenmek istediği halde ailesinin karşı çıkması sebebiyle evlenemeyen ya da yarım evlenen kişiler ve evlendiği halde ailesi ile imtihan veren kişiler çok fazla çünkü en fazla okunan ve tartışılan yazılardan böyle olduğu anlaşılıyor.

    Bende buradan şunu anlıyorum. Hepimiz ama hepimiz bir sıkıntı çekiyoruz ve çekmemiz gerekiyor. Bazıları bunu benim gibi en başında çekiyor. Bazıları ise evliliği sırasında etraftan çekiyor. Bazıları ise boşanarak evlilikten sonra çekiyor. Yalnız sonuç şu ki bir şekil sıkıntı çekiyoruz. Şunu daha iyi anlıyorum şu an sıkıntı çekmemizde lazım.

    • Feyza diyor ki:

      Suleyman bey sizi gordugume tekrar cok sevindim. Sanki gecen sefer benim bir yorumumdan dolayi uzulup gittiniz zannetmistim icime dert de oldu soyleyemedim. Varsa bir kirginliginiz hakkinizi helal edin. Yazibyoluyla bazen cok iyi niyetli birsey dahi yazilsa yanlis anlasilabiliyor. Ben sizin uzuldugunuz bir konuda gonlunuzu rahatlatma adina yazmistim o yorumumu. Tekrar hakkinizi helal edin. Selanetle.

      • Süleyman diyor ki:

        Yok estağfirullah bir kırgınlığım olmadı Feyza hanım. Yani aslında yazdığınız yorumlardan birine de hiç alınmadım. Nereden çıkardınız ki? :) Sadece biraz yorum yazmaya ara vermemin iyi olacağını düşündüm.

        • Uğur 017 diyor ki:

          Süleyman Bey, selamun aleyküm,

          Bana olan aylar önceki bir iltifatınız ve galiba duanıza az bir zaman önce cevab vermiştim. Görmemiş olabilirsiniz. Allah sizin de her işinizde yardımcınız olsun ve dünya ve âhırette işlerinizi rast getirsin. (Eskiden ismimi sadece Uğur diye yazıyordum, artık başka Uğur’lardan ayırmak için 017 eklemeye karar verdim.)

        • Feyza diyor ki:

          Tamam simdi rahatladim, tesekkur ederim. :) Ara verme karariniz benim pozitif telkin amacli bir yorumum uzerine tevafuk edince, ‘acaba densizlik mi ettim, telkinim ukalaca miydi?’ gibi birkac vehim sadir oldu. Kelimelerin de ruhu yok ki, yaziyi yaziyla duzeltmek cok zor, soramamistim. Simdi musterih oldum. Sagolun cevabiniz icin, Allah’a emanet olunuz.

    • Cayseven diyor ki:

      Esselamu Aleykum,

      Ben de su anda, bosanmayi dusunen bir ogul ve gelin arasindayim.7 yillik bir evlilik ve iki cocuk var..

      Her ikisi de hakli…her ikisi de yanlis bir evlilik yapmis olmanin pismanligini cekiyor.
      Ben se ikisinin arasindayim. Cocuklar icin uzuluyorum..

      Oglum evine ayaklarini suruyerek gidiyor.

      gelinse, ne zaman konusmaya kalksam, ogut vermeye calissam, bana oglumun hatalarini, yanlislarini anlatiyor.

      Oglum egitimli iyi geliri olan cok calistigi icin ev disinda, eve gec geliyor. Bazen bekar arkadaslariyla takiliyor.

      gelin de orta okul mezunu, cook dindar, cok hassas.. herseyin en iyisini isteyen, istedikleri olmassa deprasyona giren bir yapida..

      Evlendikten sonra geldigi bu farkli aile ve ortama bir turlu alisamadi, ayak uyduramadi..

      Ayak uydurmayi, yeni arkadaslar edinmeyi reddediyor.. Kendini gelistirmek icin hic bir caba gostermiyor bunu ben istedigimden degil kendi oyle soyledigi icin yaziyorum.

      ne soylesem kimi ornek gostersem fayda etmiyor..

      Ben oyle degilim..

      Ben oyle yapamam..diyor..

      Hic bir caba gostermiyor..

      oglum da ondan uzak durdugu icin olsa gerek, depresyonda oldugunu saniyorum..Esinin onu istemedigini biliyor. ama durumunu degistirmek, esinin fikrini degistirmek icin hic birsey yapmiyor..Hic bir caba gostermiyor..

      Oglum da evine git oglum esinle ilgilen dedigim de, onu gormek , aptalca konusmalarini, dir dirlarini dinlemek istemiyorum diyor,,

      ben ne yapabilirim?

      Bu evlilik kurtulur mu?

      Yoksa bosanmalari en iyisi mi?

      Simdiden cok tesekkurler..

      • adem diyor ki:

        şahsen kendimi size tavsiye edebilecek olgunluk ve tecrübede görmüyorum. yazınızda büyük bir olgunluk belli oluyor. ama oğlunuzun onu sevmediği belli. dışarıda kala kala belli ki eşindenn de sıkılmış. eşinin hayatı tanımadığını anlamış bence sevemez artık o eşini. ama aradaki çocukları için katlanıyor olmalı ve katlanmalı da. kadın da evde dura dura boşanan kadınların haklarını vs vs öğrene öğrene çok cesaretlenmiş cesur olmuş . esas sıkıntı onda. ne diyeyim bilemedim.

      • Yahya diyor ki:

        Sn. Cayseven,
        ve Aleykum Selam

        Öncelikle Allah yardımcınız olsun.
        Bende boşanma sürecinden geçen ve çocukları olan bir erkeğim.
        Bu yüzden size cvp yazıyorum.

        Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla, oğlunuzda gelininizde tedaviyi kabul etmiyor, 2sinde de evlilik enerjisi bitmiş durumda…

        Kanser hastasına moral vermek gibi, doktora git, teşhis konulsun, tedaviye başla, bak tamamen iyileşenler var gibi… ikisinide motive etmek ve tedavi olmaya ikna etmek gerekiyor. Tabii tedavi olmayı kabul edecekler ve doktorun söylediği gibi ilaçlarını alacaklar v.s….
        Netice görmeleri de bir kaç aylarını alacak, eğer ilişkilerinde iyileşme varsa tedaviye devam edilecek, yok ise belki farklı tedavi yöntemleri denenecek yine de çözüme ulaşılamazsa o zaman boşanma düşünülebilir….

        Özetle, gerçekten dinini bilen iyi bir aile danışmanına veya hatrı geçen bir büyüğe gidilerek yardım istenilirse bu çözülür. Bu kişilerin tavsiyeleri kesinlikle yapılacak, gayret gösterilecek… Tabii en önemlisi doğru kişinin bulunması, eğer doğru kişi bulunmazsa olay süratle boşanmaya gider.

        Sorularınıza cevap vermek gerekirse,
        Bu evlilik çok kolay kurtulur. Çünkü anlattığınız kadarıyla olayların içinde aldatma, terk, suç duyuruları, dayak vs. olmadığı için bu evlilik kurtulur. Bu söylediklerim olsa dahi kurtulur ancak daha çok uğraşmak gerekir.

        Boşanmak çare ve seçenek değildir efendim. Boşanma bir kaçış yoludur, bir intihardır. Boşandıktan sonra yaşananlar bu anlattıklarınızdan çok daha zordur ve daha çok bilinmeyen vardır. Örneğin, oğlunuz boşandı çocuklarına ne olacak? Ne kadar süre bekar kalacak, sonra tekrar evlenecek. Peki nasıl biriyle evlenecek? Bu evliliğinde ne gibi yeni sorunları olacak? …… Gelininiz içinde aynı süreç söz konusu…

        Selam ve dua ile….

        • Cayseven diyor ki:

          Yahya Bey, Size de gecmis olsun.

          Mesele sanki, her ikisi birbirlerinin degismesini istiyor ve bekliyorlar gibi.
          gelin , esinin bu sehirde degil ailesinin oldugu sehire tasinmasini, esinin daha az calisip evde cocuklariyla ilgilenmesini ve yardimci olmasini istiyor.Her seyin mukemmel etrafindaki herkesin de mukemmel muslumanlar olmasini istiyor. Bu konuda esini cok elestiriyor.

          Oglum, esinin ev islerinde daha duzenli ,programli, dakik olmasini istiyor. Sabirsiz..Kolayca ofkeleniyor, bagiriyor.
          Her ikisi de birbirlerine cok kizgin.
          Aile danismani konusunda bir kac defa teklif ettim..
          Gelinimiz doktora ilaca ve aile danismani fikrine hic yanasmiyor.

          Tabii ben de bosanma sureci ,sonrasi ve cocuklar konusunda cok tedirginim..
          Her ikisiyle konusuyorum.
          Bir cozum yolu ariyorum…

          Tavsiyeleriniz icin cok tesekkur ederim.

          Allah razi olsun..

          • Feyza diyor ki:

            Gelinin bu istegi biraz mantiksiz geldi bana Cayseven hnm. Yani, bir ev hanimi elbette kocasinin isi hangi sehirde ise o sehirde olmali. Bahsettiginiz mukemmeliyetcilik her ikisinde de biraz var sanirim. Allah yardimciniz olsun.
            Bu arada ben de yatili Kur’an kursunda buyudum. O yuzden konunuz biraz daha dikkatimi cekti ve gelininizi tanimasam da anlattiginiz kadariyla onunla empati kurmaya calistim. Sanirim din anlayisindan ziyade kisilik ozellikleri konusunda sorun yasiyorsunuz. Cunku, din anlayisimizda karsimizdakini tenkid etmek degil guzellikle nasihat edip teblig bizden hidayet Allah’dan diyerek akisina birakmak ve guzel sozun tesir etmedigi yerde yasantimizla cevremizi dinimize davet etmek vardir.
            Bir arkadasim vardi. Ayni kursta buyuduk, o kadar ihlasli ve dinine bagli bir kizdi ki.
            Akrabasindan birisini sevdi ve kucuk yasta evlendiler. Kocasi ilk yillar namazlarini kilma disinda dini yasantisi adina hicbir yonuyle hitap etmiyordu. Kizin sohbetlere ve derslere devam etmesine kesinlikle izin vermiyordu. Hatta koye goturuyordu ve hep orada kaliyorlardi. Bu kiz o kadar hizmetkar ve hurnetkar bir sekilde kocasinin hakkkina riayet edip sabir gosterdi ki ve surekli dua ediyordu. Kocasini hicbir sekilde tenkid etmiyordu ama kocasi bunun dini yasantisindan ve sabrindan, saygisindan,edebinden nasil etkilenmisse kendiliginden haniminin yoluna evriltti istikametini. Simdi hanimini salmadigi Kur’an kursunun gonullu muhasebeciligini yapiyor ve tum gayretiyle hanimina destek oluyor. Arkadasim iki kucuk cocugu var ve simdi mutlular. Derslere de izin veriyor artik esi.
            Yani gercek din anlayisi aslinda ‘kal’ ile degil ‘hal’ ile tesvik etmektir. Ama bazi yerde kisilik ozelliklerimiz inancimizin onune gecip inancimizi yanlis yorumlamamiza ve yanlis yasamamiza sebep.olabiliyor.
            Allah selamet versin. Umarim torunlarinizin hatirina Allah tekrar muhabbet ve ulfet verir cocuklarinizin arasina. Selam ve dua ile.

          • Yahya diyor ki:

            Cayseven hnm,

            Diğer cevaplarınızı da okuyorum… hatta anlattığınız bazı şeyler o kadar aynı ki… benim de ömrümden, sağlığımdan yemeğe başladı ve çok uzun (ve geç kalmış) karar aşamasından sonra boşanma kararını aldım.

            Evdeki sürtüşme, iki başlılık, kocayı tanımama, tabii çevresinin, avukatların desteği ile de daha da zıvanadan çıkan cahil cesaretiyle hareket eden bir eşle, o yuvada çocuk büyütmekte mümkün değil.
            Kocaya asi bir kadın, çocukları da babaya asi yetiştiriyor.

            İNATÇI bir kadını çözmek, açmak çok zor. Mesele ÇOK veya AZ muhafazakar olması değil… Zaten mevzu din/dindarlık değil. Din işin bahanesidir.
            İnatçılık çocukluktaki yetiştirilişle alakalıdır, bu dönemde başka kötü hasletlerde o insana yerleşir.

            Boşnama sonrasında da süreç hiç kolay değil. Eğer işin içine bir de intikam alma, nefret etme girerse; işin içinden çıkmak mümkün değil. Sürekli karakol, savçı, icra, mahkeme döngüsü içinde dolaşıp duruyorsunuz. Benimki birde ahlaksız, ne iftiralar ne yalanlar söylüyor… hani yazın sakıza basarsınız da sündükçe süner, yapıştıkça yapışır onun gibi…

            Gelininiz, sizinle olan iletişimini kapattıysa ve kendini korumaya aldıysa ne yapsanız boş. Ona yardımcı olabilecek bir uzmana gidilmesi gerekir. Tabii çift olarak gitmeleri gerekiyor, sizinle değil. Tedavi süreci ise uzun bir süreç, netice alınması vakit alır, sabır gerekir. İki tarafında ciddi emek göstermesi gerekiyor… vs.
            Boşanma ile hukuki destek almanızı da tavsiye ederim. Adım atarken hata yapmamanız önemli, çünkü kanunlar tamamen kadından yana. Allah göstermesin ama boşanma sürecine girildiğinde yaptığınız her hata önünüze misliyle abartılmış kusur olarak gelecektir.

            Allah yardımcınız olsun.

          • Cayseven diyor ki:

            SA Feyza hanim,
            Ben de Asagida yazdiklariniza katiliyorum.

            Ben de anlattiginiz arkadasinizin tavirlarini, davranislarini, anlayisini umuyordum ki, oglum arkadasinizin esi gibi degil, cok anlayisli, dini yonden destekleyici, kendi firsat buldugunda kuran ogreticiligi yapan biri..

            Dualariniza katiliyorum.

            Rabbim muhabbet ve ulfet versin butun evlilere..

      • Feyza diyor ki:

        Cayseven hnm. gecmis olsun. Iki taraf ve bilhassa cocuklar icin cok uzuldum, yazmak istedim. Bu sitede size yardimci olacak cok tecrubeli abilerim/ablalarim var. Ben de sadece genc bir kardesiniz olarak sixin anlattiginiz kadariyla ki ne kadar yeterli olur bu bilgiler bilmiyorum ama, gelininizin gozuyle bir iki satur karalamak istedim.
        Soyle birsey geldi aklima, gelininizin ayak uyduramama sebebi cok dindar bir yapidan geldigi icin yeni edinecegi ve esinin onerdigi arkadas cevresiyle fikir ve yasanti baglaminda farklilik oldugu icin olabilir mi? Mesela, ortaokul mezunuysa muhtenelen erkek/kadin iliskilerinde mesafelidir, cunku karma ortamda fazla bukunmamistir. Acaba haremlik/selamlik tarzi oturma sekillerine aliskin oldugu icin yeni cevreye girmekte sıkıntı yasiyor ve karisik ortamlarda kendini huzursuz hissediyor olabilir mi?
        Degistiremeyecegi ozellikleri fitratindan gelen ozelliklerse bu gercekten zor. Cekingen, kirilgan, hassas olusu yapisi itibariyle oldugu gibi, evlilik surecinde esinin ona nasil hissettirdigiyle de ilintili olabilir. Mesela surekli birilerinin ornek gosterilmesi, kiyas yapilmasi bircok insanda ileri degil geri adim attirip kendini yetersiz hissederek daha cok icine kapanmasina, komplekse dusmesine, daha alingan olmasina sebebiyet verebilir. Cocuklarda dahi bakin, kiyas etmenin ozguven kaybina yol actigi belirtiliyor. Yetiskinlerde de sanmiyorum ki durum farkli olsun. Yani birini ornek gostermekten ziyade onun olumlu yonlerine atif yapilsaydi acaba kendini daha mi guvenfe hisseder ve kendini gelistirme adina bazi adimlar atardi?
        Bir de bir kadin icin esinin onu istememesi bana kalirsa en buyuk cezadir. Yani yazarken bile gozlerim doldu. Sanirim bir kisir dongunun icerisine girmisler. Gelininiz ilgi gormedikce depresif ruh haline girmis, gelininiz depresif ruh haline girdikce oglunuz ondan iyice uzaklasmis.
        Tahrip olan muhabbet tekrar insa edilir mi bilmiyorum, bunu once, sizden cok cocuklarinizin istemesi gerekir. Belki oglunuz biraz hanimina ilgi gosterip onun begendigi yonlerine vurgu yapsa ve bu depresyondan cikmasina yardimci olsa, sagkikli bir ruh haline dondukten sonra da kendi taleplerini hanimina bildirip onu bu yonde motive etse. Kendini gelistirebilecegi ama fitratina da aykiri olmayan sosyal ortamlara katilmasi icin zeminler hazirlayip bu yonde tesvik etse ve takdir etse. Ben duzelecegine inaniyorum. Gelininiz de daha ilimli hareket edecektir bu ozveriye karsilik. Ama bunun icin, sabir, istek, emek ve zaman gerekir.
        Yanlis bir yonlendirmede bulunmak istemem. Hatam varsa lutfen goren kisiler duzeltsin. Benim ilk etapta aklima gelenler bunlar. Allah yuvasina selamet versin cocuklarinizin.

        • Cayseven diyor ki:

          SA Feyza hanim,
          tesbitleriniz de hakli oldugunuz noktalar var. Evet cok farkli bir ortamdan geldi, kuran kursunda yatili okudu, cok kati bir din anlayisi icinde , farkliligi farkli fikirlere tahammulu yok.En ufak bir meselede bile inatla,manasizca tartisiyor.
          Biz de evimizde karma degiliz. haremlik- selamlik a dikkat ediyoruz.

          Oglumun istedigi belki arkadaslariyla disarda bir lokantada yemege gidebilmek, ona da karsi cikiyor eger masadaki diger kadinlar kapali degilse..

          Tabii bu da kocanin tek basina cikmasi , gelinin de sosyal olarak yanliz kalmasina sebep oldu zamanla..

          Gelinim karakter olarak cok kirilgan, hassas,icine kapanik, alingan, cok detayci, eli yavas, mukemmelliyetci ve tenkitci..

          Oglumun da cok zeki, caliskan, basarili ve mukemmelliyetci ve alayci..

          oglum esinin yavasligindan cok sikayetciydi. Bu konuda esine kizip bagirdigini ve uzdugunu duydum.Tabii bazen de alay konusu yapiyordu..
          biz, ya da oglum, gelinimi kimseyle kiyaslamadik, cok severek isteyerek aldik, hic kimseyle kiyaslamiyoruz…

          Simdi ona, cevresinde ki kadinlarin ,gec gelen, cok mesgul ,cocuklarla ilgilenmeyen kocalara ragmen, kendi aralarinda gezip partiler duzenleyip yasamalarini ornek gostererek ,onun da oyle yapabilecegini, anlatmaya calisiyorum. Kendini kotu hissetmesini degil..

          yasadigimiz ortam, ailemiz, ve oglumun arkadaslari yuksek tahsil yapmis, zeki basarili kendine guven duyan insanlarla cevrili..
          o kendini kiyasliyordu, ve hala kiyasliyor.. Biz ise tahsilin onemli olmadigini ,isterse kendini yetistirebilecegini soyluyor ve destekliyorduk..
          Fakat o kendini zorlamak istemedi.

          Oglumun tek istegi, evinin isini yapsin, kendine ve cocuklarina baksin.

          Oglum, esini hep istedi, Simdi kafasinda, ayrilmayi dusundugu, esi de anlasin ve kendine ceki duzen versin diye,eve gec gidiyor saniyorum.

          Zaten isin vehametini de ben ,O zaman konustuktan sonra anladim.

          Her ikisi ile de ayri ayri konusuyorum..

          Yorumlariniz cok gercekci ve faydali..

          Cok tesekkur ederim..

          • zehra diyor ki:

            cayseven hanim, yazdiklarinizdan cok tecrubeli, akilli ve cozumel odakli bir anne oldugunuz anlasiliyor. insallah evlatlariniz icin en hayirli cozumlere vesile olursunuz. ortada cocuklar var, mutlaka sonuna kadar ugrasilmali.
            (oncelikle kendim hakkinda bilgi vereyim ben 7 yillik evli, 2 cocuk annesi bir doktorum, esim de de doktor, aramizda bes yas var. aile cevresi itibariyle cok muhafazakar bir cevreden geliyorum, ogrenim hayatim boyunca erkeklerle vs sosyal iliskilerim sifira yakindi, cok fazla muhafazakar cevreden arkadasim var- bu arkadaslarin da esleri kariyerli, basarili insanlar)

            oncelikle dindar camiada muhafazakar kaygilar sebebiyle, egitimli erkeklerin aileleri cocuklarina genelde cok egitimli olmayan, tercihen kuran kursu egitimi almis, ev islerinde kocasina destek olacak vs gelinler tercih ediyorlar. ama egitim-sosyal cevre acisindan esler denk olmayinca problemler cikiyor. yazdiklarinizdan benim anladigim, oglunuz hasbel kader geline isinmis evlenmis, ama muhtemelen bir sure sonra begenmemeye baslamis, muhtemelen calistigi cevrede dindar/dindar olmayan pek cok hanimla muhatap oluyor ve esini onlarla kiyasliyor. esi de bunu mutlaka hissediyordur ve o da bunu kompleks yapiyordur. ayrica anladigim kadariyla oglunuz da eve ve ailesine vakit ayirma hususunda zorlaniyor. bir erkegin aksam gec saatlere kadar calismasi ev hayatini cok etkiliyor, mesela es aksam sekizde eve geldi diyelim, ne ara beraber yemek yenecek, ne ara cocuklarla ilgilenilecek, derslerine egitimlerine yardim edilecek. ayrica daha sonra esle ilgilenmek, hanima guzel soz soylemek, sakalasip dertlesmek gerekiyor. buna mukabil, hanim kisinin de evin islerini cekip cevirmesi, erkek eve geldiginde karsisina iyi koyu bir ev duzeni, yemek ve goze hos gorunecek bir kiyafetle karsilamasi gerek. yani oglunuza bence kavvam olmasindan dolayi daha cok gorev dusuyor, yeri gelecek esinin sert yonlerini yumusatmayi ona guzellikle ogretmeye calisacak. malesef kizip eve gec gelmekle o evde reis olmak zorlasiyor, dini gorevler de aksiyor.

            dediginiz gibi, gelin de depresyonda olabilir, ama siz ona depresyondasin, ilac kullan doktora gidelim vs derseniz, o da demek ki ben hastayim, olaylarin sebebi benim deyip daha cok kendini kapatabilir. o yuzden doktora gidilecekse bile cift terapisi, evlilik terapisi icin vs gidilebilir.

            dinimizde hakemlik muessesesi diye bir sey de var, buyuk birisi bulup oturup bir cozum, bir plan sunulmali. ben umitsiz gormuyorum ama iki taraf da motive edilmeli. insallah guzel sonuclar alinir.

          • zehra diyor ki:

            bu arada diger bir tavsiyem, gelinin cocuklar da buyumusse mutlaka bir ugras bulmasinin saglanmasi. ben kadinlarin mutlaka egitimlerine devam etmesi ve calismasi gerektigini dusunuyorum. benim calismayan pek cok arkadasim ya kayinvalidesiyle didisiyor ya da esiyle bir problem yasiyor. gunumuzde ev isleri cok fazla vakit almiyor, bos kalan insanla da seytan ugrasiyor. bence liseyi disaridan bitirip universite ogrenimine baslayabilir, benim cok fazla arkadasim var evlendikten sonra unviersite okuyup meslek sahibi olan. ogrretmenlik, psikologluk vs gibi bayanlarin fitratina uygun, uygun ortamlarda calisacak cok meslek grubu var.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Aleykum Selam Sayın Cayseven…

        “ben ne yapabilirim?, Bu evlilik kurtulur mu?, bosanmalari en iyisi mi?”

        Hayır bu evlilik kurtulmaz. Zorla yürüdüğü anlaşılan bu evlilikte boşanma kaçınılmaz. Şu andan sonra oğlunuzu, sizi ve torunlarınızı çok zor ve sıkıntılı bir dönem bekliyor.Bu nedenle önce kendinizi, sonra oğlunuzu ve torunlarınızı bu ayrılığa hazırlayın.

        Anlattıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla oğlunuz ve gelininizin boşanmaları en iyi yol gibi görünüyor.

        Çünkü, gerek eğitim durumu, kişiliği, yetiştiği cevre vb sartlardan dolayı öz güven ve kocasına güven sorunu olan gelininizin ayrılık-boşanma düşüncesi her hangi bir şekilde ( eylemi kimin başlatığının önemi yok) eyleme döküldüğü andan itibaren kendi kontrolunu ve sakin halini kaybedecek, olabildiğince vahsilesecek, saldırganlaşacaktır. Bu nedenle her türlü kötülemeye, hakarete, iftiraya, saldırıya karşı tedbirlerinizi alın.

        Çünkü bu durumda olan kadınların geneli BENDEN SONRASI TUFAN “mantıksızlığı” ile hareket eder. Amaçları “ben zarar gördüysem seni-sizi de perişan etmek boynumun borcu olsun” düşüncesindedirler.

        Hayırlı işlerinizde Allah sizin ve oğlunuzun yar ve yardımcısı olsun..

        • Feyza diyor ki:

          Abdullah Bir abi, yine nokta atisi yapmis ve meseleyi kokunden halletmissiniz, tecrubenize guveniyorum:) Ben ise yine her zamanki gibi olaya duygusal yaklasmisim ve sonuctan ziyade sebepler uzerinde yogunlasmisim.
          Birsey sormak istiyorum size, ama bunu bana da her zamanki samimiyetle cevaplarsaniz sevinirim. Eski bazi yazilarinizda da bu konuya atif yaptiginizi okumustum. Baska cevaplayacak arkadaslar olursa onlarin da fikirlerini yazmalarini rica ediyorum.
          Evlilikte ‘egitim durumundaki paralellik’ olmazsa olmaz midir? Yani ortaokul mezunu olmasi yuksek tahsilli bir insanla yaptigi evlilikte mutsuz olmasi icin bir etken midir? Burada muhim olan, kisinin kendiyle barisik ve yenilige/gelisime acik olmasi mi, yoksa tahsil duzeyinin ne oldugu mudur? Benim cevremde bu sekilde mutlu ornekler var ama sizin de fikrinizi ogrenmek istedim. Kendi adima da pay cikarmak icin. Tesekkur ederim.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Hayırlı akşamlar Feyza kardeşim

            “‘egitim durumundaki paralellik’ olmazsa olmaz midir? ”

            Herkesin anladığı manada eğitimden kasıt “diploma” ise karı kocanın mutlu ve huzurlu olması için “diploma denkliği” olmazsa olmaz değildir.

            Ama eğitim kelimesinden kasıt-amaç “kendini yetiştirme, gelişme ve değişime açık, eksiklerini, hatalarını düzeltme, tamamlama, haddini, sınırlarını bilme, kendini ifade edebilecek kadar bilgi, zeka, basiret ve öz güven sahibi olma” vb şeyler ise “eğitim denkliği” olmaz ise olmazdır.

            Çünkü

            “CAHİL CESURDUR ve ÖZ GÜVEN EKSİKLİĞİ YAŞAYAN, BİLMEDİĞİNİ DAHİ BİLMEYEN, SÖZDE ÇOK BİLEN CAHİLLER EĞİTİMLİ HADDİNİ BİLENLERDEN DAHA ÇOK ve BÜYÜK HATA-YANLIŞ YAPAR”

            Bu tür insanların yaptığı büyük hataların ve yanlışların bedeli, zararı da hem kendisi hemde cevresinde ki insanlar için çok fazla ve yıkıcı olur.

            Ama evliliklerde ki huzurun ve huzursuzluğun temel nedeni eğitim olsa da tarafların karakterleri- kadınlık ve erkeklik fıtratlarına uygun veya uygun olmayan önceki yaşantıları, aile yapısı ( babasının ve annesinin aile içi iletişimi, dominantlık- resesiflik durumu vb), yakın arkadaşlarının yaşadıkları olumsuzluklar (kıyaslama anlamında) yetiştikleri cevrenin kültürü (mahalle baskısı) vb etkenler evlilik ilişkisinin başlamasında ve devamında etkili olan unsurlardır.

            Ama yaptığım araştırmalarda ve gözlemlerde karşıma çıkan sonuçları baz alırsam dar, eğitim seviyesi düşük, değişime-gelişime kapalı ve asosyal bir yapıda-toplumda ( cemaat, köy, sınıfsal yapı vb) yetişmiş kızlarımızın sosyal cevresi geniş, kişisel ve düşünsel değişime-gelişime acık erkekler ile yaptığı evliliklerde mutsuz olma ihtimali ve oranı cok yüksek.

            Bu durumun tersi de mümkün ama realitede çok fazla yaşanan bir durum değil. Çünkü kızlarımız fıtratları vb sebepler ile evlenmeden önce “evlenilecek erkek” tercihlerini yaparken eğitim, statü, para vb alanlarda kendilerinden üstün veya eşit erkekleri tercih ediyorlar.

            Bu nedenle de erkeğin yukarıda sıraladığımız alanlarda ki eksikliği yüzünden mutsuz-huzursuz olan ve boşanan kadınların sayısı yok denecek kadar az Feyza hanım kardeşim.

        • Yahya diyor ki:

          Muhalefet olsun diye yazmadığımı önceden belirtmek isterim:

          Hayat tecrübesi, bilgi birikimi, kapasite, Allah vergisi olarak 10 adım ötesini görebiliyor olabilirsiniz; ki bu yazdıklarınızın daha ileri safhasını ben yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Dolayısıyla ve netice olarak yazdıklarınıza katılıyorum ANCAK;

          bu işlerin başkasının söylemi ile değerlendirilecek mevzular olmadığını düşünüyorum.
          Yani doktora gidip, arkadaşımın karnı ağrıyor, öksürürken kesik kesik öksürüyor ne ilaç verirsiniz demeye benziyor. Doktorun hastayı görmesi lazım.
          Cayseven hanım da her ne kadar objektif olarak olayları anlatıp çare arıyor olsa da çiftlerin neler yaşadığını kendi ağzından dinlemeden, hastalığa teşhis koymak kumardır.
          Şahsen ben aile danışmanın faydasını görmediğim gibi, faydasından çok zararını gördüm; buna rağmen ben aile danışmanına gitmelerini tavsiye ediyorum “belki” doğru uzmana denk gelirler ve evlilikleri kurtulur…

          Ben eğitim durumu, çevre faktörleri v.b. ile ilgili yazdıklarınıza pek katılmıyorum çünkü birbiriyle çelişen çok örnekler var çevremde. Kişilik, ahlak, huy, karakter mevzusu istisnadır.

          • "Abdullah Bir" diyor ki:

            Yahya’ya…

            Senın olayı değerlendirme de ki eksikliğini ve hatanı yine (senin sahsım hakkında söyelediğin ” Hayat tecrübesi, bilgi birikimi, kapasite, Allah vergisi olarak 10 adım ötesini görebiliyor olabilirsiniz;” seklinde ki sözlerini referans alarak ) mantıksal yaklaşımın ile sana göstermeye, açıklamaya çalışayım.

            Arkadaşının karnının ağrıdığını ve kesik kesik öksürdüğünü söyleyen kişinin gittiği doktor PRATİSYEN ise yaklaşımının doğru olma ihtimali yüksek. Ama aynı kişi aynı verileri Dahiliye uzmanı ve alanında tecrübeli bir prof’a söylerse Prof’un teshis ve tedavi yönteminin doğruluk oranı % 90 dır.

            Kaldı ki Cayseven hanımın yazdığı sözlerin arkasında yatan ve herkesin göremeyeceği “gizli verileri” (sinsi tümör) hesaba kattığımızda sözü edilen evlilik ” kanserin” 2. asamasında.

            Bir sonra ki aşama (dışarıdan yapılan müdahaleler ile) gecici düaelme- iyileşme süreci ve hemen akabinde ÖLÜM, yani boşanma.

            Eğitim durumu çevre vb konularda ki görüşlerime katılmama kriterin sadece “senin çevren” ise dar ve sınırlı örnekler ile ulaşılan yargıların, kabullerin, sonuçların tamamına yakını “hatalı ve yanıltıcıdır” haberin olsun Yahya bey kardeşim.

            Not: Sayın yorumcular ve Yahya bey yorumlarımın hiçbirisinde amacım sizlere büyüklük taslamak veya benimle aynı düşünceleri paylaşmayan diğer yorumcuları rencide etmek değil, lütfen bunu da bir yere not edin ve unutmayın.

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah Bir abi, benim de ‘dogru egitim denkliginden’ anladigim mana bu yondeydi. Aslinda sizin de bu manayi kasdettiginizi tahmin etmistim. Fakat serh duserek biraz daha aciklayici olmanizin yanlis anlasilmalara sebebiyet vermemesi icin luzumlu oldugunu dusunerek sordum. Yanilmamisim. Zaman ve emek ayirarak verdiginiz cevabiniz icin tesekkur ederim muhterem agabeyim.

        • Yahya diyor ki:

          Esasında bu tarz mevzuları keşke burada konuşmasak/iredelemesek çok iyi olurdu. Çünkü diğer okuyucularında aklı karışabilir veya polemiğe dönüşebilir.
          Feyza hnma da yazdığınız cvbı okudum. Ne demek istediğinizi anlıyorum ancak yinede prof. doktor örneğine katılmıyorum.
          Karşılıklı oturup konuşuyor olsak detayına inerim ama ord. prof dahi olsanız uzaktan teşhis ve tedavi olmuyor.
          Mesela Nevzat Tarhan’ı dinliyorum ve takip ediyorum. Bir çok noktada şu şu testleri ve analizleri yapmak gerekiyor diyor vs…

          “benim çevrem” ile yaptığım yorumda ise tabii ki benim dar çevrem değil. Özellikle bu süreçte olan biri olduğum için hem hukuki anlamda hem de aile sorunlarıyla ilgili, algıda seçiciliğim arttı. Hatta girdiğim ortamlarda yaptığım yorumlardan/tavsiyelerden dolayı “bizim boşanma aşamasında arkadaşlar var, onlarla bir konuşsan” diyenler var. Kesinlikle uzak duruyorum ve yukarıda yazdığım yorumdan fazlasını söylemiyorum ancak duyuyorum; karı koca büyük kurumsal şirkette yönetici, ütü yüzünden boşanma noktasına geliyorlar… bir diğeri çocuk yapma noktasında boşanma noktasına geliyor vs… dolayısıyla çevrem yeterince dar değil…

          (iyi olan kazansın, tüm rakiplerime başarılar :) )

          Doğrusunu Allah bilir…

        • Cayseven diyor ki:

          Abdullah Bey,

          Burada ve daha sonra yazdiklarinizda cok hakli taraflariniz var..

          Asagida yazdiginiz Diploma- egitim durumundaki paralellik..

          ” Ama eğitim kelimesinden kasıt-amaç “kendini yetiştirme, gelişme ve değişime açık, eksiklerini, hatalarını düzeltme, tamamlama, haddini, sınırlarını bilme, kendini ifade edebilecek kadar bilgi, zeka, basiret ve öz güven sahibi olma” vb şeyler ise “eğitim denkliği” olmaz ise olmazdır.” gorusunuze ve de..

          Ama evliliklerde ki huzurun ve huzursuzluğun temel nedeni…Diye baslayan goruslerinize de cani gonulden katiliyorum. Ama bunlar evlilik den once cok dikkatli arastirilmasi gereken, Islamda da”Kufv” edenen ama cogumuzun ihmal ettigi noktalar..
          Keske evliliklerdeki huzur ve huzursuzlugun nedenlerini..yazdiginiz yorumunuzu bir baslik altinda yazi olarak yazsaniz da tum evlilik niyetindeki arkadaslar okusa..

          Tesekkurler,

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Cayseven Hanım’a…

            Şahsımızın fikirlerine gösterdiğiniz teveccühe ve iltifata canı gönülden teşekkür ederim efendim.

            Keske “evliliklerdeki huzur ve huzursuzlugun nedenlerini yazdiginiz yorumunuzu bir baslik altinda yazi olarak yazsaniz da tum evlilik niyetindeki arkadaslar okusa…” DEMİŞSİNİZ

            Bildiğim kadarıyla sayın Sema Hanımın bu konuda farklı başlıklar altında yazılmış birden çok yazısı var. Bu yazıların bu konuda sıkıntısı veya merakı olan burada ki okuyucuların sıkıntılarına ve sorularına cevap olduğu düşüncesindeyim. Ama ilerleyen zamanlarda nasip olursa sizin bu isteğinizi yerine getirmek için çaba sarf edeceğim inşaallah.

            Allah zorunuzu kolaylaştırsın insaallah.

        • Doğruyu Arayan diyor ki:

          Bu cevabiniza cok sasirdim abdullah bey. Az once 50 yasindaki hanima ne olursa olsun devam etmesini oneriyordunuz. Sucluyordunuz. Simdi ise tecrubesiz iki gencin yasadiklari sorunu ayrilikla çözüyorsunuz? Nedir bu cifte standardin sebebi acaba?

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Dogruyu Arayana…

            Benim yorumlarımda “Çifte standart???” yoktur.

            ABDULLAH BİR’in kişilere, olaylara ve süreclere göre farklı çözüm önerileri vardır.

            Ama bu sitede bazen benden başka kişilerin “ABDULLAH” rumuzunu kullandıkları olmuştur.

            Yani bir tür “Çifte Abdullah” durumu :-)

            Acaba siz Abdullah’ları karıştırmış olabilir misiniz?

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah abi herhalde bir hanim vardi ya, hani beyinin kendinden habersiz bir evlilik yaptigindan supheleniyordu, evde tapu bulmustu. Hatirladiysaniz eger, o yorum ile bunu mukayese ediyor olmali.
            Yalniz su var, o ornekteki hanimin esi, hanimini bosamak istemiyordu. Yani bir nevi bu ornekteki kadar sogumamisti ve hanimi eger kendisini korkutucu tavirlarindan vazgecerse kurtarilabilecek bir evlilige benziyordu. Yaslari da buyuk oldugundan bu durumu telafi edebileceklerini dusunmustunuz. Ben de buna yakin birseyler yazdigimi hatirliyorum.
            Burada da gerci ben yine kurtarma operasyonlarina degindim. Ama pek umit edemedim. Cunku buradaki ciftun kocasi eve gelmeyecek kadar hanimdan sogumus ve bir evlilikte erkek bu denli soguduysa kadin da halinden odun vermiyorsa kurtarilmasi pek kolay olmaz diye dusunuyorum. Siz de burada daha kesin bir dille yazmistiniz. Ayrilmalarinin daha saglikli oldugunu.

            Yani iki evlilik arasinda fark var ve zaten sunulan receteler de mutlak dogru olmak zorunda degil. Sonucta her olayi tek tarafli dinliyor ve yorum yapiyoruz hepimiz. Arti ve eksilerini yazan kisi kendi icinde oturtabilirse saglikli bir sonuca ulasacaktir ya da umursamayip kaldigi yerden devam edebilir. Herkes ne yasadigini en iyi kendisi bilir.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Feyza hanım Kardeşim’e…

            “Doruyu arayan” rumuzlu bayan, (sanırım sitenin yorumlar bölümünün tasarımından dolayı) ya “acıların kadını” rumuzlu bayana yazdığım yorumlarda ki “mantıksal örgüyü” anlamamış, yada sonra ki yorumları görmemiş olmalı ki yukarıda ki yorumu yazmış.

            Senin açıklamadan konuyla alakalı yorumları tekrar okuduktan sonra “doğruyu arayan” bayanın ne demek istediğini net ve doğru olarak anladım.

            Hatırlatma ve bilgilendirme için teşekkür ederim kardeşim.

            Selam ve dua ile kardeşim…

      • gulpembe diyor ki:

        Cayseven hanim, siz cici bir hanima benziyorsunuz sizi uzmek istemem,ama ilerde ogullarimdan biri karisini degistiremeyecegi, elinden gelmeyen senbeplerden dolayi aglatip alay ederse bu cocugu yetistirriken nerede hata yaptik diye ciddi ciddi sorgulardim herhalde kendimi.:(

        okul basarisi hayat basarisini herzaman garantileyemiyor ne yazikki.. bellki oglunuz kocalik ve babalik rolllerdinde zorlanmis. Esinin ilgi ve sevgisinden emin olan kadinlar genelde kocalarinin pekcok kusurunu gormemeye meyillidir. Yani eve gec gelmek bir yere kadar tolere edilebilirdi ta ki sair zamanlarda ornegin haftasonlari yahut sabah birlikteliklerinde esinden duygusal bir enerji alabilseydi..

        yikici olan birbirlerinin kusurlarina odaklanip acimasizca elestirmeye, ses yukseltmeye baslamis olmalari. Yani iletisim problemleri var. degisime kapali, asiri tutucu insanlarla yasamak cok zordur oglunuzu anliyorum ama esini istedigi yola getirmek; ona hor davranarak, uzaklasarak gorunurde esini ama aslinda cocuklarini da cezalandirmaktan gecmemeli.depresyondaki birine ders verilmez el uzatilir. Gelininiz de istemezdi ozguveni olmayan, karamsar, yilgin bir insan olmak..

        belki cocuklari bir hafta siz alip onlari basbasa uzak bir yere tatil gonderebilrisiniz. Illaki bir uzmandan da destek almalarini saglamaya calisin bence, evlilik noktalansa bile elinizden geleni yaptiginiza emin olmaniz gerekir. Haklarinda hayirlisi olsun(amin..)

        • cayseven diyor ki:

          Gulpembe,
          Evlilik, her ne kadar iyi niyetle baslasa da ayni niyet ve duygularla devami oldukca zor bir kurum..
          Genclerimizi, buna hazirlamiyoruz: ne ogullarimizi kocaligin mana ve mesuliyetine, ne de kizlarimiz, es olmanin getirecegi mesuliyetlere..
          Ebeveyn olarak cok hatalarimiz var. Kabul ediyorum.
          Evlatlarimiz, dediklerimizden cok yaptiklarimizdan ogreniyorlar..
          Evlenen her genc kendi ailesinin kulturunu beraberinde getiriyor evlerine ve evde bir kultur catismasi oluyor..
          Evlenecek gencler, sadece birbirlerine degil, onlari yetistiren aileyi de iyi tanimak zorunda, uyumlu ,huzurlu bir evlilik icin..
          Dogru, yetistirdigimiz evlatlarin, yaptigi yanlislarda biz ebeveynlerin cok payi var. Ama bu demek degil ki, biz onlari iyi bir sekilde yetistirmek icin calismadik, yaptiklari hatalari duzeltmek icin, ugrasmadik, ..amma bazi seyler degismiyor, degisemiyor..Hele de belli bir yastan sonra, cok zor…
          Dediginiz sekilde yardimci olmaya calistim, calisiyorum.. Cocuklari alip bakmak onlari basbasa kalmasini saglamak gibi..
          Bircok defasinda tartisarak donduler, ne yazik ki..
          Bir uzman ve doktordan destek almayi, en once gelinim istemiyor..
          Samimi tavsiyeleriniz ve gorusleriniz icin cok tesekkur ederim.
          Allah Razi olsun..

          • gulpembe diyor ki:

            beni yanlis anlamadiginiz ve sagduyunuz icin esas ben tesekkur ederim.evlatlarimizi yetistirirken bilerek yada bilmeden yaptigimiz hatalarin meyvelerini Allah omur verirse ilerde bizler de toplayacagiz.bundan kacis yok zira hayatin akisi boyle. ilgili yazdiklariniza da aynen katiliyorum.

            hersey biz insanlar icin herhangi bir gecimsizligin nedenini de taraflari da hicbir konuda yadirgamam,garipsemem.
            takildigim nokta “alaycilik”mevzuu idi. -Allah korusun- bu kibir alameti midir diye dusundum. demek bende de ayni hastalik olabilir ki dikkatimi cekmis,;maalesef zamanimizin yaygin hastaliklarindan biri artik; dindarlikta, basarida/sokakta ,esler arasinda…heryerde kibir…

            Rabbim basinizdaki işe selamet versin(amin). evlatlariniz icin dua edicem..

    • ... diyor ki:

      Süleyman bey,

      Anlaşılıyor ki insanın en yoğun imtihanı aile evlilik ve ilişkilerden oluşuyor. Sizin karşılaşmış olduğunuz durumları bir erkek olarak anlayamasam da bir bayan olarak anlıyorum. Ne için çabalıyorsanız istiyorsanız en çok onunla imtihan oluyorsunuz.

      Sizin erkek olmanız ailenizin ve çevrenizin dindar olmasını evlilik için ihtimal bakımından kendimden daha avantajlı görmüştüm ama demek ki böyle değilmiş. Allah’ın adil olmasını daha iyi anladım. Hepimiz bir şeylerle sınanıyoruz.

      Ben artık evlilikle ilgili hissizleşmiş durumdayım soğumadım ama eskisi gibi bir hayalim de yok. Çok fazla durumla karşılaşmam insanlara olan inancımı zayıflatırken beni de yordu. Sizde benim gibi bir durumla karşılaşmamak için olağandan fazla kendinizi yormayın. Hayret edeceğiniz ve hiç ummadığınız zamanda uygun insan karşınıza çıkabilir. Hesap kitapla şöyle yaparsan şu istediklerimi yerine getirirsen yada kararsız evlilik niyeti olmayan kişiler sizin nasibiniz değildi nasip olunca bir şekilde Allah sebepleri yaratır.

      Olumsuz durumlardan düşüncelerden kargaşa ve tartışmalardan mümkün olabildiğince kaçıyorum. Evet hayatın bize ne getireceği belli olmuyor kimse sonsuz güven içinde de kendini görmemeli. Yalnız evlenmeden boşanmadan bahsetmek olmayan kayınvalidenin huzursuzluğunu yaşamak rızık endişesi taşımak sadece kötü örneklere odaklanmak bizi ümitsizliğe sevk edebilir. Zamanla bu düşünceler konuşmamıza da yansıyabilir. Gerçekçi olalım ama karamsar olmayalım.

      • Yahya diyor ki:

        Sn …

        Ne demek istediğinizi tam anlayamadım (benden kaynaklı) ancak
        ben sizin gibi düşünmüyorum. Hz. Hacer anamız “çölün ortasında” 2 tepe arasında defalarca koşturuyor oğluna su bulmak için. Müthiş bir gayret içerisinde… Halbuki biz olsak etrafımıza şöyle bir bakınırız, olmadı bir iki defa sağa sola gideriz sonra su yok diye otururuz bir kenara… Şahsen doğrusu bu diye düşünüyorum.

        Selam ve dua ile…

        • ... diyor ki:

          Yahya bey,

          Ne demek istediğimi tam olarak bende anlatamamış olabilirim. Süleyman Bey’in önceki yorumlarını ve karşılaştığı durumları bildiğim için bir insanın verebileceği insani tepkileri duygusal yada akıl olarak çıkmazlarını da görebiliyorum en iyi aynı sınavla imtihan olan bilir. Gayretten uzaklaştırmak yerine bilakis kısır döngü içinde insanın kendisini olağandan fazla yormaması olumsuz durumlara odaklanmaması. Zamanla bu olumsuz düşünce hali insanın konuşmalarına yada hayata bakışına yansıyabiliyor bedeni 25-30 yaşında ruhu 70-80 yaşında insanlar olabiliyoruz.

          Hz. Hacer annemizin imtihanı kolay değildi simge önder olmakta kolay değil ve bende bu kadar sabır ve tevekkül var mıdır? Sanmıyorum ki olsun. Belki bir iki denemeden sonra olmuyor deyip bırakmam ama sonunu bekleyecek kadar sabırlıyım mı bilemiyorum.

          Başka bir bakış açısıyla baktığınızda annelik güzel ve olgunlaştıran bir duygudur da. Haberlerde çıkmıştı 3.kattan düşen çocuğunun arkasından hemen annede atlıyor ve havada yakalıyor. Tehlike yada olağanüstü durumlardaki refleksleri Allah’ın bir lütfu. Her dönemin imtihanı bazen aynısıyla bazen farklı haliyle zuhur ediyor.

    • Yahya diyor ki:

      Süleyman Bey,

      Ben sizden daha da vahim durumdayım siz yine maşaAllah 15-20lere çıkmışsınız. Mümkünse uluslar arası bu arayışınızı devam ettirin… (şaka yapmıyorum)

      Rabbim hepimize yardımcı olsun…

  5. Süleyman diyor ki:

    Alp Bey

    Çok geçmiş olsun. Hikayenizi duyunca çok üzüldüm. Merak ediyorum ve her boşanan insana soruyorum. Evlenmeden önceki nişanlılık, söz vb. süreçte bir sıkıntı olduğunu farketmediniz mi? Varsa ne idi ve nasıl gördünüz? Yani bekar kişilere yardımcı olması açısından önemli diye düşünüyorum. Eğer öbür boşanan kişilerde cevap verebilirse çok memnun olurum. Böylece bekar kişiler kendilerine kıssadan hisse çıkarabilirler.

    Birde alp bey siz kendiniz mi tanıştınız eşinizle? Yoksa görücü usulü mü olmuştu?

    • alp diyor ki:

      kendim tanımıştım.kendim ettim kendim buldum kendim mahvoldum işin özü.

    • adem diyor ki:

      benim hatam özetle öküzün ardında buzağı aramamak oldu. bir tanesinde bile arasymışım çok şeyler ortaya çıkacakmış süleyman bey. ama ben ya işte dindar kapalı iyi tesettürlü o kadar da kusur olsun onu görmeyivereyim şu da böyle oluversin diye diye bir de çok kı sa sürede evlenmeye mecbur bırakılmam(kız evi tarafından) bunlar.. daha da var ama sen bunlara dikkat et.

    • sennur diyor ki:

      her boşanana soruyorum dediğiniz için ben de cevap vereyim dedim ,
      – genelde boşananların çoğu dini hassasiyetlerden ötürü nişanlılık dönemine kısa tutan kişilerden oluşuyor.
      ÇÖZÜM : en az bir dini bayramı nişanlı geçirmek ,ve nişanlının aile tarafından cemiyetlerine (bir düğün gibi katılmak)
      -evlenecek kişilerin ne için evlendiklerini ve evliliğine hazır olup olmadıklarını sorgulamak
      çözümü yok sanırım toplum ve aile baskısı sonucu evleneneler , evlenmiş olmak için evlenenler ,hazır olmadan evlenenler burada hayat hikayelerini paylaşmakta.
      -ailenin denkliği ,adet ve kültür olarak .
      bazı aileler bizim yöresel adetlerimiz kalmadı deyip ,torun sahibi olunca adet uygulatmaya çalışmakta.bu konular gerçek manada konuşulmalı
      -aileler tanıdık dahi olsa sonuçta dünür olmak karşılıklı saygı ve alışverişi gerektirir ,bu konulara gelince insanlar sorumluluklarını tanıdıklığa güvenerek azaltmakta ya da bir tarafa yüklemekte.
      -nişanlılık sürecinde anne ve baba gibi önemli değerlerinizden biri ağır hasta ise ,ölecek diye düğünümü görsün diye ACELEYE GETİRMEMEK
      -NİŞANLI nın ailesiyle ilişkisi ,aile fertlerinin birbiri ile ilişkisi.(sorumsuz bir baba -kayınbaba -anne-kayınanne ) %50 si evlatlarına olumsuz duygular aşılamış oluyor bunu psikolog söyledi.diyelim baskıcı anneyi döven bir babanın oğlu babaya öfkeli dahi olsa bilinçaltı onu desteklemek için evliliğinde aynısını yaparmış.%50si de hatayı görüp ,babanın zıddı davranışları yaparmış.
      -nişanlıyken ufak bir hareketten dahi aranıza soğukluk girdiyse ,evlilikte çok daha büyükleri geliyor.
      -nişanı atmayı ,bu kişiyle ömrümü geçirebilir miyim diye acabalarınız varsa , nikah günü alınmış olasa dahi vazgeçmenizi tavsiye ederim.efsane gibi hikayeler duymuşuzdur ,düğün günü iptal vb.gibi.
      (şahsen kına günü vazgeçmediğim için PİŞMANIM – çoçuklu bir bayan olarak VAZGEÇTİM. bu daha acı oluyor.)
      -istişare önemli ,
      -nişanlılık dönemini eve alınacak eşyalara bakmak ile değil ,hayata alınacak YOLDAŞ uygun mu diye bakabilmek ??? (o kadar dünyalık ,dünyalık eşya meşgüliyetlerimiz var ki ahiret yolcusu olucak mı sorusunu hızlı geçiyoruz.) bir anekdot gibi bir ay ara ile evlendiğim patronum benimle mobilya seçim hikayesini paylaşmıştı.adamlar bile dünyalık alışverişi o kadar çok düşünüyor.

      VE BU KADAR yol katedip gönül gözüyle seçebilirseniz MUTLU BİR YUVANIZ olur inş.

      inş. diyorum sanki mutlu bir yuvaya tanık olamıyorum , çünkü herkesin İMTİHANI değişik ,
      mutlu olanlara da farklı bir sınav geliyor.
      bunu kabul ederek hayata devam etmek gerek.
      insanlar ya ilişkilerinde , ya sağlıkla ,ya para ile ya da cesaret ile SINANIRLAR.

      BAZIlarının soruları çok zor iken ,bazılarına bakarsanız çok kolay gibi gelir size,
      ama yıllar ve zaman harmanlar insanı.
      çok yazdım , içimde dökmek istediğim bir potansiyel var herhalde.hakkınızı helal edin.

      rabbim karşılıklı kıymet bileceğiniz insanla beraber olmanızı nasip etsin.
      selametle

  6. erox diyor ki:

    Bu yazıda yaşananların neredeyse aynısını yaşadım dün mahkememiz vardı yarın karar kağıdını alacağız.kurtulduğum için Allahıma şükürle r olsun hayatımdan 7 senemi çaldı

    • Dertli diyor ki:

      Aramıza Hoş Geldin

    • sennur diyor ki:

      hayatımdan 7 senemi çaldı ^ ifadesi suçu karşı tarafa atmaktır.

      7 yıl mücadele edilmiş ve sonuç ayrılık kararı alınmış. her iki taraf için hayırlısı olsun.

      YALNIZ DEĞİLSİNİZ.

      Aramıza hoşgeldiniz.
      burada yazılan paylaşımları görünce halinize zaman zaman şükreder oluyorsunuz.

      • alp diyor ki:

        evet .bende boşanalı 4,5 ay oldu. eşimin hatalarını ailecek yuttuk.yüzüne vurmadık. kızımız var dedim. düzelir dedim. ama meğersem benim kuyumu kazıyormuş vicdansız kadın. Ailemi de kızımıda beni de mahvetti. yuvayı dişi kuş yapar bu söze hayatta inanmak istemiyorum artık… Bütün hakkım haram zıkkım olsunnn o kadına. Rabbim ahirette yaptıklarının hesabını soracak sonuçta ona seviniyorum sadece.şimdi içim kan ağlasada,kızımdan uzak kalsamda(başka bir şehirde çalıştığım için) hala küçücük kızım bizi barıştırmaya çalışıyor, aklından hep bunları kuruyor, düşünüyor. Kızım benden her ayrılışta ağlıyor,psikolojisi bozuluyor… Bencil,yalancı,vicdansız,aile kavramını bilmeyen okadın yüzünden, ama yapacak birşey yok.hep içime atıyorum. Olan kızıma ve bana oluyor. Annenin umurunda değil, anne için önemli olan işime gideyim, para kazanayım, ben kızıma bakarım zihniyeti. Allah onu bildiği gibi yapsın.

        • sennur diyor ki:

          alp bey ,öncelikle geçmiş olsun.
          henüz çok yeni bir durumdasınız.
          boşanma (her iki taraf isteyerek de olsa ,ortada bir ÇOÇUK olunca maalesef yeni hayata adapte olmak biraz ZAMAN alıyor.
          RABBİM SİZE de sizin ve bizim gibi bu durumu iMTİHAN olarak gören tüm kardeşlerimize YARDIMCI olsun.
          öncelikle bu dünya geçici.ve yaşadığımız her durum bizim o olaya bakışımıza göre şekil almakta.
          eğer bu sorgulama sürecini kolay atlatabilirsek ,gerisi önünüze öyle güzel geliyor ki ,olanlara siz bile şaşırabiliyorsunuz.
          eski eşinize öncelikle SÖYLEMEYİ bırakın , ONU hatalarıyla hayatınıza SİZ çektiniz, ya da HATA yapmasına ,hatalı davranış göstermesine neden oldunuz.sonuçta İLİŞKİYİ yürütemediniz.kızınıza rağmen yürütemediniz…
          siz şu anda BABA olarak kızım için neler yapabilirim ? nasıl davranmalıyım ? BU Konuya odaklanın. bazen çoçukların fikri büyüklerden güzel ve mantıklı oluyor biliyor musunuz ?
          ben kendi döngümde bunu KEŞFETTİM.
          yaptıığınız işte başarıyı hedefleyin ,kızınıza odaklanın,kişisel olarak kenidinizi geliştirin.
          Ben bu dediklerimi yaptım ,
          bir de geçmişiniz için istigfar geleceğiniz için AFİYET isteyin ALLAH tan ,
          inanın bir müddet sonra her duruma alışıyorsunuz.

          • alp diyor ki:

            Sennur hanım, ben ilişkimizi yürütmek için elimden gelenin fazlasını yaptım. herkez, sen de peygamber sabrı var diyordu. annesi babası ablası arkadaşları hep beni haklı buluyorlardı. gerçi haksız bulucak hiçbirşey yapmadım da. ben evliyken başka şehirde çalışmak zorunda kaldığımda, kızımsız neler çekiyordum.yapayalnızdım.ayrıca eşime ayrı evde tutmuştum.annemgille aynı yerde kalmasın sıkılabilir belki diye. sonucta ben ne yaptıysam olmadı. çünkü eşimin ziyniyeti çok farklılaştı kızım olduktan sonra. aile kavramı diye birşey yoktu. hep bencillik vardı.ben iş bulacam. ev alacam.araba alacam derdi. yani alalım veya alacaz demezdi.ben yokmuşum gibi davranırdı.hep benim ailemi kötüleme vardı. kendi ailesiyle küstü. doğumuna bile sadece benim ailem geldi hep yanındalardı.ama yinede benim ailem kötü oldu. borç yapmış haberim yok, onuda ailem ödedi.benim içkim sigaram bile yok.ben şunu anladım sonunda , benimle sadece ailesinden uzaklaşmak ve sadece evlenmek için evlenmiş beni kullanmış. ben bunları sindiremiyorum. 7 yılımda boşa gitti.ailemede evlenmek için ısrar etmiştim. ailemede çok mahçubum.onlarıda mutsuz ettim. bunları haketmiyorlardı. kızımada çok üzülüyorum. bana çok bağlı. bilmiyorum işte hayat devam ediyor.Dua ediyorum Rabbime sürekli. yorumlarınız için teşekkürler.

          • adem diyor ki:

            alp bey öncelikle geçmiş olsun. Rabbim yardımcımız olsun. zor süreçlerden geçiyoruz. bende boşandım biliyorsunuz. toplum olarak aile kavramımız zayıflıyor. yalnız şunu gözlemledim hükümet kanunlar ne kadar kadının yanında yer alırsa insanlar ve insan gibi insanlar o erkekte haklıysa o kadar erkeğin yanında oluyor. kısacası kadının yardımcısı hükümet ve kanunlar belediyeler vs vs, erkeğin ise Allah ve dostları oluyor.. bir süre geçsin kafanızı tooplayın Allah size yeniden bu sefer hayırlı bir kadınla karşılaştırsın inşallah.

          • alp diyor ki:

            hepimizi iyi insanlarla karşılaştırır Rabbim inşallah.Hoşçakalın…

          • sennur diyor ki:

            yorumunuzdan şunu anlıyorum ALP BEY,
            -insanlar evlenmek için evleniyorlar
            – küslük ,kin vb. duyguları hem en yakınlarına barındırıp , hem onlardan uzaklaşmak için evleniyorlar
            -evlenince iktidar savaşı başlıyor -benim ailen -senin ailen vb.
            -bir kişi evlenip ,iki kişilik evlilik hayatını tek başına aldığı kararlar ile yürütmek istiyorlar
            -ve herkes kenidne göre -DOĞRU -HAKLI sebepleri var.

            ve sonuç 25-30 lu yaşlarda evlenmiş 30-35li yaşlarda boşanmış ;
            tek ebeveynle çoçuk yetiştirmek zorunda kalan HEPİMİZiz.

            inanın burada yazılanları okudukça herkesin imtihanının kendine ağır olduğunu farkettim.
            buradan herkese duam ; RABBİM yarın huzuruna varınca hesabını veremeyeceğimiz bir amel etmemize fırsat vermesin.

            ve ayrılık sonrası acilen toparlanmayı her birimize nasip etsin.
            çünkü eş rolümüz bitse de ANNE ve BABA olma rolümüz bir ÖMÜRBOYU.
            (Ve değerli yavrularımızın bizim yerine koyacağı bir ebeveyn yok maalesef.)

            tüm imtihanı çetin olan kardeşlerimize hayırlı ve bereketli bir ÖMÜR diliyorum.
            eksik olana değil , elimizdeki imkana bakarak , morallerimiz toparlasın inş.
            selam ve dua ile

          • alp diyor ki:

            paylaşımlarınız için teşekkürler Sennur hanım. AMİN diyorum dualarınıza…

        • Dertli diyor ki:

          Geçmiş olsun abi İmtihan dünyası kızınız kaç yaşında kaç yıllık evliydiniz

          • Serkan diyor ki:

            Bende aynı durumdayım yazınızı sanki benim ağzımdan yazmışsınız, benim ik kızım var 6 ve 3 yaşındalar aynı sıkıntıları bende çekiyorum nisanda mahkememiz var hakkımda o kadar çok yalan beyanda bulunmuş ki 6 yılımı nasıl bu kadına adamışım diyorum kendi kendime sadece para için bitti bizimkisi de Allah düşmanımın başına vermesin böylelerini Rabbim yardım etsin bizlere de

          • alp diyor ki:

            7 yıllık evliydim. kızımda 7 yaşında.

  7. Adem diyor ki:

    Ayni durum benim icinde geçerli. Tam 3 ay oldu bende ayrilali. Fakat ben eski esim gelsin diye hic dusunmedim bazen birileri diyor Allah korusun diyorum çünkü ben bu gecen 4 ayda kesin olarak onun sinir hastasi oldugu kararina vardim.onu tamamen unuttum. Da baska birine acilacagim zaman bu durumu anlamayabilir daha yeni ayrilmissin deyip farkli seyler arayabilir arkasinda siye de sunuyorum. Boyle düşünmelerini istemiyorum tabi ki de.

    • Feyza diyor ki:

      Sizin bosanma sureciniz de zaten tamamlandi sanirim Adem bey, siz bizim tanidigimiz ‘adem’ beysiniz degil mi? :) Siz kendinizi hazir hissediyorsaniz karsi taraf bunu hisseder sanirim. Cocugunuz da olmaduginicin sorun yasayacaginizi pek sanmiyorum.

  8. Dertli diyor ki:

    Selamın aleyküm herkese..

    Değerli Kader Arkadaşlarım, Abilerim, Bablalarım

    Birşey danışmak istiyorum. şimdi ben boşanalı 3 ay olacak nerdeyse benim niyetim tekrardan ileriye dönük ciddi düşüncelerim var kendimi toparlamaya çalışıyorum Rabbim Çok şükür yardım ediyor galiba yavaş yavaş alışıyorum bunu hissedebiliyorum. Bir kaç kişilerin önerdiği bayanlar var hepside öğretmen beni kabul ediyorlar ama ben nedense korkuyorum ve kabul etmiyorum, maaşlı olmaları ilerde aynı şeyleri tekrar başıma gelir diye çok korkuyorum ve karşıma çıkan öğretmenlerin yaşı benden hep 3 veya 4 yaş büyük oluyor beni kabul ediyorlar ama ben nedense kabul edemiyorum bunun sebebi yaram hala taze o yüzden görüşmek dahi istemiyorum onlarla nasıl bi psikolojim var onuda bilmiyorum..İçimden bi his diyorki keşke eski eşim geri dönse diğer bi hissim ise tekrar gelirse hayatın dahada kötü olacak seni defalarca terk edenden hayır gelmez diyor çok farklı duygular içerisindeyim… En az ne kadar bi süre geçmesi lazım tekrar yuva kurabilmem için tavsiyeye çok ihtiyacım var.

    • Gelincik diyor ki:

      Sayın Dertli Abi Allah yardımcın olsun hâlâ iki arada bir deredesin 3 ay kısa bir süre hem psikolojik olarak da çok yıpranmışsın biraz daha bekle derim dinlen kafanı topla gez kendine izin ver daima hayırlısı olsun diye dua et Rabbim elbette bir kapı açar bu aralar kafanı dinle Dertli abi Allah yardımcın olsun

    • Serkan diyor ki:

      Merhaba bende aynı durumdayım Eylül ayında para yüzünden evimden ayrıldım hala daha ayrıyım ilk duruşması oldu nisa ayına ertelendi bu arada bana evden Uzaklaştırma ve hakaret davası da açtı yalan dolanla iki kızım var bende onlara yanıyorum. Para için insan yuvasını yıkarmı diyorsunuz ama yıkıyor. Bende boşluk içindeyim ne yapsam nasıl yapsam diye uğraşıyorum sizlerin yaşadığı zorlukları bende yaşıyorum keşke bununla ilgili bi dernek yada hepberaber toplanıp sıkıntılarımızdan bahsedebileceğmiz birbirimize yardımcı olabileceğimiz bir yer olsa

      • "Abdullah Bir" diyor ki:

        Serkan’a…

        Bir imza ile ömür boyu köle olmaya razı magdurlar Platformuna hoş geldin kardeşim.

        Burası tamda senın aradığın özelliklere (sıkıntılarınızdan bahsedebileceğniz birbirinize yardımcı olabileceğiniz bir yer) sahip bir site.

        Burada sen ve senin gibi FEMİNAZİ magduru KÖLE (erkek) var.

        Benden sana bir ağabey tavsiyesi.

        Manevi-psikolojık olarak rahatlamak için yaşadığın sıkıntıları ve içinde bulunduğun süreci buraya yaz. Ayrıca daha önce senin durumunda olan diğer magdurların ve onların sorunlarına dair yazılan (sorular-cevaplar-çözüm yolları vb) yorumları oku. Bu şekilde hem rahatlarsın hemde bilgi ve tecrübe sahibi olursun.

        Dogru ve hayırlı işlerinde Allah yar ve yardımcın olsun…

    • adem diyor ki:

      dertli kardeş demek ki senle aynı günlerde boşanmışız. yalnız senle farkımız ben eski eşimin busüreçte kesinlikle sinirr hastası olduğu ve tedavi görmesi gerektiği sonucuna ulaştım. evliliği bırakanda ilk etapta kendisi olduğu için kesinlikle onu ne hayal ediyorum. nede onla bir gelecek düşünüyorum. yalnızsorduğunuz sorunun cevabını bende merak ediyorum. ne kadar süre geçmesi lazım. aslında bende birkaç adım atacağım ama daha yeni boşanmışsın bu ne hız demelerini de istemiyorum. bu beni utandırır. yalnız benim ilk eşim ev hanımıydı.. ve öyle aman aman hamarat ev işlerini çok yapan biri de değildi zaten o sıkıntılardan dolayı da iyice beliğini yitirdiğini düşünüyorum.. biraz rahattta battı. bende acaba bu sefer çalışan biriyle mi denesem demekten kendimi alamıyorum her ne kadar kalben taraftar olmasam da. çalışan birini de bulsam belki bu sefer ben napıyorum ben diyeceğim. bilemiyorum.

    • anıl diyor ki:

      dertli kardeşim kendimden yola cıkarak soylemek istiyorum.
      zamanında kendi nefsi duygular ile yuvasını yıkan ve bin pişman olan kadınlar yeni bosanmıs ve aklı basında olmayan bosanmıs erkek adaylarına evlenmek onlara cazib geliyor.unutma her sey dort duvar ıcınde kendini belli ediyor.aman dikkat et ikinci evlilik ask ve sevgi evliliği olarak değilde.mantık ve iki tarafın nefsi ve anlaşma evliliği olarak sürer.sen kendini ikinci evliliğe hazır hissedersen zaman onemli değil evlen.lakin ikinci evlilik sana birinci evlilikten daha zor gelisrse senin bittiğin o andır.cünkü birinci evliliğinde olan haklılığın tamamen ikici evlilikte boşanman seni haksiz duruma düsürecektir.
      niye acele ediyorsun evlenmek icin insanları tanı unutma kişi kendini anlattığı gibi değil yasattığı gibidir..

    • anıl diyor ki:

      belli bir süre ver kendine ve düşüncelerini.intikam almak için evlilik ve görüşmeşlerden uzak dur.
      önce sen hazırmısın ikinci evliliğe yoksa kendinede yaptığın ikinci evliliğe zarar verirsin.

    • "Abdullah Bir" diyor ki:

      Sayın DERTLİ’ye…

      “ilerde aynı şeyleri tekrar başıma gelir diye çok korkuyorum”

      Korkular en başta insanın hayatta kalmasına, bu duygunun kişiye hissettirdikleri doğru şekilde algılandığında ise kişinin doğru karar vermesine sebep olur. İçinde bulunduğun süreçte korkmaktan KORKMA, bir süre daha bu konuda ki (evlenme ve evlenilecek kadınlara dair kriterler konusu) korkunu muhafaza et…

      “yaram hala taze o yüzden görüşmek dahi istemiyorum”

      Öncelikle boşanma eylemine YARA gözüyle bakmaktan vazgeç. Bu seni daha fazla sıkıntıya sokar. Aksine yaran taze-yeni DEĞİL. Şu anda yaran kabuk bağlamış, iyileşmek üzere ve bu nedenle kaşınıyor. Senin için asıl sıkıntı, yaranın oluştuğu dönem ayrıldığın kadın ile “beraber” geçirdiğin süre,dönemdi.

      Ayrıca “yaralı erkekleri” tedavi etmeye meraklı yarım-sahte-intörn doktor kadınlara KOBAY, yaralı ve kolay av arayan yırtıcı sırtlanlara YEM olursun.

      Bu nedenle duygusal ve psilolojık zayıflığını cevrende ki muhtemel avcılardan gizle, tamamen iyileşene kadar sürünün (toplumun) ortalarında bir yerlerde kendini sakla ve muhtemel saldırılardan koru

      “İçimden bi his diyor ki keşke eski eşim geri dönse”

      Bu senin vicdanının veya aklının değil; senin ZAAFLARINI (alışkanlıkların, aile ve düzenli hayatına olan bağlılığın, vb) sana karşı kullanan NEFS ve ŞEYTAN’ın sesi. O sese kulak verme. Bu sesin dediğini yapman HAYATININ HATASI olur, çünkü akıllı bir MÜSLÜMAN aynı delikten “iki defa ısırılmaz” bunu asla unutma…

      “tekrar gelirse hayatın dahada kötü olacak seni defalarca terk edenden hayır gelmez”

      Bak bu senin iyiliğini isteyen AKLININ-MANTIĞININ-BASİRETİNİN sesi. Kendini zayıf ve güçsüz hissetmeye başladığında bu sese kulak ver. Çünkü bu ses sana doğru yolu gösteriyor.

      “En az ne kadar bi süre geçmesi lazım tekrar yuva kurabilmem için tavsiyeye çok ihtiyacım var.”

      Senin tekrar ve kalıcı olarak doğru insanla uzun soluklu, normal, huzurlu ve mutlu bir yuva kurman için ne kadar süreye ihtiyacın olduğunu sadece ve sadece sen hissedebilir, karar verebilir veya belirleye bilirsin.

      Allah hayırlı ve doğru işlerinde yar ve yardımcın olsun kardeşim….

      • Feyza diyor ki:

        ‘Bu nedenle duygusal ve psilolojık zayıflığını cevrende ki muhtemel avcılardan gizle, tamamen iyileşene kadar sürünün (toplumun) ortalarında bir yerlerde kendini sakla ve muhtemel saldırılardan koru.’
        Bu nasihat altin degerinde abi, hakikaten cok cok onemli bir noktaya dikkat cekmissiniz. Altini cizmek istedim. Nekahet donemi bittikten sonra bunlar yaniniza iyi birer tecrube olarak kalacak sn Dertli. Ama simdilik guclu gozukmeye calisin ki akbabalar yaniniza yanasamasin.

    • meryem diyor ki:

      Sayın Dertli ;
      Bu platformda Abdullah Bir isimli bir abimizin bir sözü vardı.” Ayağı sakatlanan atı vur ” diye. Ben başta anlamamıştım. Sonra araştırdım ve atlar yaradılış gereği sürekli ayakta duruyorlar ve ayağı sakatlanan at kesinlikle iyileşemiyor, iyileşmesi için ne yaparsanız yapın eski haline gelemiyor. Sizin eşinizle muhabbetiniz de ayağı sakatlanan bir at gibi. Siz iyileştirmeye çalışsanız da iyileşemez, düzelemez, ne kadar çabalarsanız çabalayın imkansız gibi bir şey. Size önerim önünüze bakmanız ve tercih yaparken halis niyetli insanlarla ilk olarak İŞTİŞARE, daha sonra İSTİHARE yapmanız. Nacizane önerim budur. Ama karar verirken KALP ve KAFA İZDİVACI önemli. Kalbiniz ve mantığınızı evlendirin ve o şekilde karar verin.

    • Feyza diyor ki:

      Yalniz suna takildim sn.Dertli, kendinizden buyuk hanimlarla anlasabilirsiniz fakat evlilik noktasinda sizce yeterli uyum olur mu? Ben erkeklerin en azindan birkac yas da olsa buyuk olmasi taraftariyim, tabi istisnalar vardir. Fakat evlilige kendinizi hazir hissettiginiz zaman, evleneceginiz yeni haniminizin kriterlerini cok iyi tecrube edin. Yani bosanmanin verdigi bir bosluk duygusu ya da bosanmis olmanin verdigi ‘ben bir evlilik yaptim, o yuzden benden kucuk birine talip olsam beni kabul etmez vs. ‘ gibi onyargilara kapilip aceleci karar vermeyin. Sabikali degilsiniz, sadece bosanmis ve bekar bir erkeksiniz. :)

      • Dertli diyor ki:

        :) Teşekkürler işte bende ona şaşıyorum ben benden büyük birini istemiyorum nedense hep yaşları benden büyük.
        Benimde bildiğim bayanlar kendisinden büyük birini tercih eder.

      • Yahya diyor ki:

        Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş…
        Huyu ahlakı güzel olsun da …

    • Yahya diyor ki:

      Dertsiz kardeşim,
      Bana da bu işin tekniğini öğretir misin? 2 sene olacak, ne beni isteyen var ne soran? Ne yaşı büyük soruyor, ne küçük!
      İzdivaç programlarına düşecek durumdayım, şimdide millet RTÜK’e şikayet ediyor, yarın öbürsü gün bu programlarda kapatılırsa… düşünmek dahi istemiyorum :S

      Değerli dostlarımız çok güzel cevaplar vermişler.
      Bu cevapları tekrar etmek istemem ancak; daha önce yazdığın yazılar ve şimdi bu yazdığın yazıdan şunu anlıyorum ki içindeki fırtına daha durulmamış. Aklın karma karışık, bu karışıklıkla hayati bir karar nasıl verirsin?
      Gelelim eski eşine, dinen tekrar onunla evlenmen mümkün mü? Hüküm belli, bunu düşündün mü?

      Bu işin en az süresi yok, kişiden kişiye değişir. Ama zamanla unutacaksın, zamanla sende ölmüş olacak. Aklına dahi gelmeyecek, gelse bir şey ifade etmeyecek.

      Hakkımızda hayırlısı olsun, Allah yardımcımız olsun!

      • Dertli diyor ki:

        en iyisi 7-8 ay kimseyle görüşmeyecem belki kafam daha iyi olur.

      • ne önemi var diyor ki:

        ben de bundan bahsedecektim Yahya bey benden önce yazmış. sonuçta anlaşılan 3 talakla boşanma meydana gelmiş. yani bir daha evlenmeniz için onun tekrar evlenip boşanması lazım ki bu da herhalde imkansıza yakın. bu açıdan bakarsanız içinizdeki vesveselere daha iyi karşı koyabilirsiniz diye düşünüyorum. Allah yardımcınız olsun. zaman herşeyin ilacıdır derler.

      • Dertli diyor ki:

        😀 Abi bana niye Dertsiz diyosun

        • Yahya diyor ki:

          3 ay geçmiş ne derdi?
          unut artık, yeni sayfa aç… derdin vs. kalmasın :)

          • Feyza diyor ki:

            Dertsiz kardes; bence de sana dertsiz diyelim ki dertli psikolojisinden cik ve hayata tutun :) .Dertli nikini degistir. Bir de kendinden buyuk hanimlarla degil kucuklerin arasindan guzel huylu guzel ahlak sahibi olanlarina talip ol. Daha iyi hissedersin.

  9. ali diyor ki:

    kardeşim yazını okudum.
    doğrusu kadınların piskolojİk sorunları evlendikten birde çocuk sahibi olduktan sonra iyice artıyor.
    geçmişteki hayatlarına nasıl oluyorsa birden özlem duyuyor.
    ayrılıklara tv programlarının, ekonomik özgürlüklerini sağlamalarının vede ne yazıkki ahmak aile fertlerinin boşanma yanlısı teşvikleri çok büyük darbe vuruyor.
    sonunda bir hayal kuruyor ama o hayalde ne yazıkki siz yoksunuz.
    aynı sorunlar bende de var. evet ne yazıkki merhamet bazı erkeklerin ekmeği iken bu bazı kadınlara yetmiyor.
    eşim gittikten sonra ameliyatlar geçirdim. piskologlara düştüm. ama ne aradı ne sordu. çocuğumu bile başka şehirde olmasından dolayı göremiyorum. suçlu ise hep benim. sebepler ise anne sevgisi ekonomik özgürlük ve hayaller oldu. her kez gibi yani.
    eşim şimdi maddi sıkıntılar içinde belli etmiyor.
    kendisi başını açtı, makyajı eksik olmuyor, annesi ve babasıyla kalıyor ama babasıyla sürekli sorunlar yaşıoyor, çocuğuma ailemin eşimi dövdüğünü o sebepten ayrıldığını söylüyor, oysa tamamen yalan. genede geziyor dolaşıyor. iş arıyor. nerede çalıştığı önemli değil hakkari van kars edirne problem değil.
    ben mi ?
    alışıyorum ama ne zman arasam oğlumu kullanarak laf sokmaya çalışıyor.
    her barışma çabamda biraz daha incitiyor.
    her gün oğlumun resmini yolluyor yemek yerken(oğlum daha okula başlamadı)
    ailem eşimin gelmesi için halen uğraşıyor.
    benim ise üzüldüğümü görünce hepden heder oluyorlar.
    piskolog boşan diyor. siz babasıysanız o da annesi diyor.
    çekmek zorunda değilsiniz diyor.
    oysa oğluma ne zman gitsem ağlıyor üzülüyor. ileride neler olduğunuj nelere katlandığımı anlatsam ne olacakki.
    olan hep en çok çocuklara oluyor.
    ama alışması çok zor. yataktan kalkınca yatınca yemek yerken tv izlerken sinemaya gidince hep aklınıza oğlunuz ve eşiniz geliyor.
    ve diyorsunuz ki pişmanmıdır acaba?
    acaba seviyorda benim gel dememi mi bekliyor?
    umut etmekten yoruldum artık…
    her buluşmamızda aramamızda seni sevmiyorum diyor tamam dedim seni unuttum bende şimdi zaten sende unuttun diyor. suçu bana atıyor. ne yaptığını anlamadım acıtmaktan sevk alıyor. ama neden?

    • Dertli diyor ki:

      Sizinle aynı duygular içerisindeyim allah yardımcımız olsun eski eşime çocukların resminlerini videolarını böyle yapman haram dedim oda bana bidaha ne ara nede sor çocukları göremiyeceksin numaranıda engelliyorum dedi ve yüzüme kapattı 21 gün sonra nafaka günü aradım hesabına para yattımı dedim evet teşekkür etti güzel konuşmalar felan filan sonra çocuğun doğum günü gelmek istersen gel dedi bende üzülmek istemiyorum gelmiyecem dedim oda sen bilirsin dedi. İnsan en ufak güzel sözünden acaba barışmak mı istiyor dün bana bunları şunları söyliyen kişi şimdi ise bana çok güzel davranıyor diyorum ama biz böyle düşündükçe kendimizi yıpratmaktan başka birşey yaptığımız yok. Artık bazı şeyleri kabullenmemiz lazım. Çocuklarım küçük beni tanımıyorlar bende pek göremiyorum aslında görmemem daha iyi çünkü birdefa alıştığın zaman vazgeçemiyorsun her an yanında olmak istiyorsun heleki çocuklarda seni tanıyorsa çok dahada kötü oluyor belki ben bu konuda biraz şanslıyım ..Belki unutamam sürekli aklımda olur ama şunada canı gönülden inanıyorum zamanla yokluklarına alışacam aklıma geldiği zaman üzülmeyecem çünkü iyi olduklarını biliyorum tek üzüldüğüm şey babasız kalmaları. Kabaca kelime kullanacam KENDİMİZİ YIRTSAKTA, ÜZÜLSEKTE, KAFAYI YİYECEK DURUMADA GELSEK birşey değişmeyecek ve zaman yinede akıp geçecek TEK yapmamız gereken şey kabullenmek. Binlerce insan boşanıyor hayatına bi şekilde devam ediyor bizim onlardan eksiğimiz ne? Bunu ilk önce kendimize sormamız lazım. Çocuklarmız bizde kalsaydı ne yapardık daha çok sorumluluk olacaktı ve yine üzülecektik çocuklar annesiz büyüyor diye ve evleneceğin kişi acaba çocuklarıma ennelik yaparmı yada seni kabul eden çocuklarını kabul edermi yani anlıyacağın sıkıntılar hiçbirzaman bitmez.
      Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır.

      KISA BİR HİKAYE ANLATICAM ÇOCUK UZUN OLDU AMA HAKKINIZIHELAL EDİN

      Şimdi Şeyhlerden biri her namazın sonunda dua ederken yarabbi bu sıkıntımı benden alma diye dua ediyordu yanındaki bir müridleri şeyhinin ettiği duayı duyunca şaşırdılar anlam veremediler. mescidden çıktıklarında şeyhlerine dedilerki Şeyhim bizler senin için Allaha senin üzerindeki sıkıntıyı alsın diye dua ederken senin ise Allahtan sıkıntını almasın diye dua ederken duyduk anlam vermedik dediler. Şeyhin cevabı ise Bu sıkıntıma alıştım aramız iyi ben ona oda bana alıştı Allah benim bu sıkıntımı alırsa sıradaki başka sıkıntı verecek bu yaştan sonra yeni sıkıntıya alışamam dedi.

      • meryem diyor ki:

        Sayın Dertli bey ve Ali Bey

        Yorumlarınızı okuyunca ciddi anlamda içim cız etti. Allah ikinizin de yardımcısı olsun. Sizlere nacizane tavsiyem; Eğer eşleriniz barışmaya yanaşmıyorsa yada barışsanız bile aynı sıkıntıları yaşayacaksanız, kendinize eziyet etmeyin. Siz de bir anne ve babanın evladısınız, hiç bir anne baba çocuğunu böyle sıkıntılar içinde perişan olurken görmek istemez. Önce SİZ . Siz iyi olun ki çocuklarınız da iyi olsun. Siz iyi olun ki anneniz babanız da iyi olsun. Bu can da size emanet, kendinize eziyet etmeyin. Çocuklar içinde hiç kimse onlarla vakit geçirmenizi, görmenizi engelleyemez, engellememeli. . Gerekirse yasal yollara başvurun.Siz iyi oldukça eski eşleriniz hatayı kendilerinde arayacaklardır. Pişman olacaklardır.Yeni bir evlilik yapmaya çalışın , inş hayırlı hanımlar çıkar ikinizin de karşısına.

        • Dertli diyor ki:

          Kesinlikle haklısnız isterse yasalar bana hergün çocuklarımı görme izni versin artık umurumda değil görüpte üzüleceğime görmeyipte alışırım yokluklarına daha iyi Allah o kadını bildiği gibi yapsın İNŞALLAH

          • sennur diyor ki:

            BENCE yanlış açıdan bakıyorsunuz ,
            evet yeni bir hayat kurabilirsiniz ,
            ama unutmayın O ÇOÇUKLARIN TEK BABASI var ,
            görüpte üzüleceğime demişsiniz ;
            görüpte ,görüşüpte BABA SEVGİSİNİ vermeniz gerek ,
            siz boşanmış olabilir siniz.
            ama anne -baba olmak kutsal bir sorumluluk.
            ve BOŞANMIŞ BEYLER ,
            Boşandım eski eşim de çoçuğumu göstermiyor ,
            oh ben de hayatımı kurayım ne ala …
            BABA tüm çoçuklar için güvendir .
            yaşı ne olursa olsun.

            anne ye kızıp ,çoçukla ilişkiyi kesmek YAPILAN EN BÜYÜK HATADIR.
            bence kişiler önce ilişkilerinin neden bittiğini düşünüp ,
            karşılıklı HATA oranını değerlendirmelidir.
            ve NE olursa olsun evlatlarına tek olan ANNE yada BABA ları için olumsuz birşey aktarmamalı. biz ilişkimizi yönetemedik ,çoççuğum bu senin sorunun değil.
            seni ÇOK seven bir ANNEN var , BABAN var ,
            bir telefon kadar yakının dayım .diyebilmelidir. sayın boşanmış BABALAR,
            SİZLER eşinizden boşanıyorsunuz.
            BABAlık gibi bir vazife den boşanmıyorsunuz….
            öncelikle bunu İDRAK etmelisiniz.

            sonra RABBE tevekkül ,teslimiyet …

            üç ay çok kısa bir süre.(biraz zamana ihtiyacınız var .)

            kün fe yekün. RABBİM hesab gününde yüzümüzü ak eylesin.
            iman ve teslimiyet versin.
            ve imanımızı arttıracak kişilerle birlikte olmamızı nasip eylesin

      • anıl diyor ki:

        dertli kardeşim
        sana tekrar söylüyorum..sen zaten en başında kaybettmişin çünkü rumuz adın bile DERTLİ..
        sen yarayı kurcaladıkca o yara kanar kabuk bağlamaz.
        sen aslında cocukların değil giden eşin için üzülüyorsun buda senin nefsin olduğu için söyle bir düşüncen var.iki çocuklu kadınını kim alır kim sever..
        sen aslında bırakıldığın için terk edildiğin için kendine sarmışın kendine kurmuşun kendine ceza kesmisin.sanrı ve halüsyon da görmeye başlamışındır.
        dertli kendine değer vermeyene yakın çevresi dahil anne baba kardeş bile değer vermez.kendi düşeni kimse kaldırmaz cenazen ortada kalır ..
        sen sana yapılanı hazmediyor ve neden leri arıyorken karşı tarafa söyle bir izlenim veriyorsun.bak bensiz dertli yapamıyor elimi birçektim duman oldu kül oldu görüntüsü veriyor ve vermeye devam ediyorsun.
        unutma bela ağızdan çıkan söze bağlıdır..
        unutmaki kişi kendini anlattığı gibi değil yaşattığı gibidir.derdin dermanı klavyede değil kuranda zikirlerde muhabbetlerde dost sohbetlerde bulabilirsin..
        sanki senmi bu dünyada tek boşanan ..haline sükret et…duyduğum ve gördüklerimi söylüyüm..kocasını aldatan.çocuklarını bırakıp gidip başka adamlara kaçan kadınlar var.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Ali’ye…

      Boşuna kendini kandırma ve kendi elinle kendine ZULÜM etme. O kadın seni SEVMİYOR, sana ACI ÇEKTİRMEK İSTİYOR. Aklını başına al ve göz göre göre TUZAĞA DÜŞME.

      Bu saatten sonra senin o kadın ile mutlu olma şansın YOK, Psikologu dinle ve bir an önce O kadından BOŞAN.

      Aksi taktirde senin DÜŞMAN’ın olan ve sana karılık yapmayan o ZALİM’in bir ömür KÖLESİ olursun.

      • adem diyor ki:

        ali beye..
        kardeş hakkında hayırlısı buymuş ne yapalım boşver aynen abdullah beyin söylediklerine katılıyorum.. senden ilgi duymak için aramış olabilir. bence eski eşinde zaman zaman gitgeller yaşıyor yalnızlığı gördü çünkü.. sakın kardeşim sakın. en kısa zamanda inşallah yeniden mutlu olabileceğin birini seversin.yaşınızı bilmiyorum ama siz biraz zaman bekleyin sonra Allah size birini gönderecektir inşallah..

  10. :: diyor ki:

    Terk eden kadın/erkek fark etmez pişman olurmu heleki çocuğu olupta kendisinde kalıyorsa.

  11. Hüseyin diyor ki:

    Arkadaşlar bende evlenmeyi çok istiyorum hem korkuyorum hemde gönlüme göre bulamıyorum çevdemde hiç yok birine söylesem yanlış anlayacak kimsede yabancı birine kız vermek istemiyor genelde akrabaları tercih ediyor kızın aileleri. Vallahi sevgiye o kadar açımki şöyle karşıma namazlı niyazlı allahta korkan biri çıksa dünyadaki cennetime kavuşmuş olurcasına mutlu olurum. Çevremde hiç olmadığı için kimseyede diyemiyorumki tanıdığın birileri var mı diye.. nasıl bir yol izlemeliyim acaba?

    Bu sitedeki yorumları okuyunca ayrı bir mutlu oluyorum teselli mahiyetinde.

    • Süleyman diyor ki:

      Kimse yabancı birine kız vermek istemiyor, evi olmayana kız vermiyorlar, arabası olmayana kız vermiyorlar, iyi işi olmayana kız vermiyorlar, vs. Bu varsayımların hepsi eşiniz olan kişiyle karşılaştığınızda boşluğa karışıyor.

      Sanırım günümüz erkeklerinin imtihanı da bu şekilde. Ben etrafımda duyuyorum hep. Ben de 4-5 senedir uğraşıyorum. Önce okul bitsin dediler okul bitti, sonra iş dediler işte oldu. Bilmiyorum başka ne çıkabilir karşıma sebep olarak fakat ben gene de uğraşmaya devam ediyorum. Ümitsizliğe kapılmamaya çalışıyorum. Sanırım erkeklere önerebileceğim şey “uğraşmak” olurdu.

      “Nasıl bir yol izlemeliyim acaba?” diye sormuşsunuz. Yakın çevrenize haber edin. Anneniz, babanız, abiniz, ablanız vs. Eğer onlardan sonuç alamazsanız veya belli bir sebepten tercih etmiyorsanız arkadaşlarınızla konuşun. Evli olan arkadaşlarınıza ulaşın. Size yardım edebilirler mi diye sorun. Hiç bir sonuç alamasanızda kesinlikle karamsarlığa bürünmeyin ve hep olumlu olun. Hemen o gün çıkmaz ama belli bir zaman sonra birilerini bulabilirler.

      Bu süreçte çevrenizle istişare edin. Kriterlerinizi karakterini sevdiğiniz kişilerle konuşun. Belki bazıları çok uçuktur. Onları törpüleyin gene de önemli olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa göz ardı etmeyin.

      Girişim aşamasında ulaşma aşamasında acele etsenizde karar aşamasında sakın aceleci olmayın. Yani evet 2-3 konuşmada karara varın fakat kişilerin karakterini görmek için nişanı ve söz aşamalarını abartmamak şartıyla uzun tutun. 6-8 ay bekleyin en az. (duruma göre değişebilir). Bu sırada çevresine sorun hatta kendinizinde çevreden sorulmasını talep edin. Bu konuda çekinmeyin, utanmayın. Araştırmanızı iyi yapın. Eş adayınızın ailesini ve çevresini gözlemleyin.

      Bol bol dua edin. Evlilikle alakalı ayetleri ve hadisleri okuyun. Bu konuda sohbet veren büyükleri dinleyin. Hanımınıza iyi davranmak için doğru kişilerin kitaplarını okuyun, hatta gerekirse şiir ezberleyin yarın işinize yarayabilir. Erkek psikolojisi ve hanım psikolojisi arasındaki farkları bilin. Kendinizi tahammüle alıştırmak için biraz oruç filanda tutabilirsiniz. Hakikaten tahammül seviyenizi artırıyor.

      Benim aklıma gelenler bu kadar Allah tüm bekarlara hayırlı evlilikler nasip etsin. Huzurlu ve sağlıklı bir ömür nasip etsin.

    • Yahya diyor ki:

      Hüseyin bey
      siz herhalde yukarıdaki makaleyi okumadınız…
      bence bir kaç kez okuyunuz sonra evlenme niyetinizi halisane bir şekilde dile getiriniz … :)

  12. Dertli diyor ki:

    Değerli Abilerim/Ablalarım Bana Lütfen Tavsiyerlerde Bulunun Ne Yapayım. Yaşım 26

    Bende yeni boşandım evliğim 3 yıl sürdü ve 1 kız 1 oğlum var evliliğim süresince hep ayrı yaşadık ilk evlendiğim zaman ilk 4 ay güzeldi hamile olunca psikolojisi biraz değişti ufak tefek tartışmalar yaşıyorduk bunlar gayet normal şeylerdi eşiminde ablası ona destek verince beni terk etti hamile bi şekilde dayanamadım abimle beraber gittik getirdik 1 ay sonra yine terk etti ve kamu kuruşuna atandı memur olarak boşanma davası açtı bende onun her kararına saygı duydum ayrılmak istiyosa tamam dedim boşanalım çünkü sevgi saygısı bitmişti uzatmanın bir anlamı yok diyordum ailemde aynı şekilde düşünüyordu..

    Üzüldüğüm tek şey doğmamış çocuğuma üzülüyordum birde ona verdiğim değere şimdi belki diyeceksiniz bukadar değer verdin neden gitti? Aile ortamı bilmiyor ailesi yok bi kardeşi var başka kimi kimsesi yok ona doğru yolu gösterende olmadı nasihat verende gerçi ailem verdi ama bir kulağından girdi diğerinden çıktı.

    Velhasıl kelam boşandık resmiyette sonra çocuğum doğdu 6-7 ay sonra barışmak istedi barıştım tabi barıştıktan 3 ay sonra bana yine boşanma davası açtı ve yine hamileydi ve ona yapma etme eyleme bak hamilelik psikojisinden kaynaklanıyor dedim yine dinlemedi buarada ayrı illerde yaşıyorduk insan doğal olarak demezmi yahu siz daha barışalı 3 ay oldu niye boşanıyosunuz birde hamilesin ve yine boşandık intihar edecek duruma kadar geldim ben burda sıkıntı çekerken kendisinin bana çocuklara bakıyorum maddi yardımını esirgeme demesi beni mahfediyor nafaka dışında fazla gönderiyorum artık kendimi kullanılmış gibi hissediyorum.

    bana hiç acımadı karşısında bebek gibi ağladığım günler çok oldu beni bukadar üzdü ama ben yinede yaşanan şeyleri unutamıyorum çocuklarımdan dolayı çocuklarım biri 10 aylık diğer 2,5 yaşında insanda biraz Allah korkusu olur. Madem boşanacaktın niye barışmak istedin hayatımı böyle mahfettin en ufak sinirinde çocukla görüşemezsin yüzünü göremezsin deyince dahada kötü oluyordum

    Bende dayanamayıp Yarabbi artık onları unuttur çocuklarımıda onu sana havale ediyorum diye çok dua ettim ve onu aradım ve dedimki bidaha ne gelecem nede soracam allah yolunu bahtını açık etsin dedim. Onun cevabı ise ”Çocuklar büyüyünce babam nerde derse ne diyecem onlara” bende istediğini söyleyebilirsin dedim. Lütfen Bana Tavsiyelerde bulunun şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.

    • Yahya diyor ki:

      Dertli kardeş hoş geldin.

      Geçmiş olsun ve Allah yardımcın olsun.

      Esasında cevabı çok basit. Son paragrafında yazdığın gibi yapman yeterli.
      Boşanman tamamen bitmiş ise biran önce – yaşın ilerlemeden – tekrar evlen. Ancak bu evlenmen, enkazdan çıkmış gibi ilk bulduğun biriyle değil, ilk evliliğindeki +/- leri değerlendirerek, daha bilinçli, tecrübeli bir şekilde olmalıdır. Bu süreci çok iyi değerlendir, işine gücüne önem ver, dinine önem ver. Muhakkak eksiklerin vs. vardır, onlar üzerinde çalış. Hem depresyon vs. gibi sıkıntılardan uzak durusun hem de inkişaf edersin.

      Eski eşine karşı zaafiyet gösterme. Fazla nafaka ödemeri vs. gibi hatalar yapma. Yeni aile kuracaksın. Anladığım kadarıyla eski eşin seni daha çok laflarıyla ve hareketleriyle yıpratacak. Sen dimdik ve zayıflık göstermeden durursan o sana uymak zorunda kalacak. Çocukların üzerinden daha ne tehdit, ne duygu sömürüleri neler neler göreceksin. (yazıp moralini bozmak istemem). Her zaafın daha fazlasını getirecektir, daha perişan olacaksın vs.

      Aşağıda Alp bey’e yazdığım cevaplar (8 Aralık) var, başkalarınında yazdığı cevaplar var. Okumanı tavsiye ederim.

      Yazdıklarım tecrübelerimle sabit. Selam ve dua ile…

      • Dertli diyor ki:

        Abi öncelikle cevabın için teşekkür ederim.

        Abi Ben unutmak istiyorum ama bir türlü aklımdan çıkmıyor çocukları çok özlüyorum gürdüğüm zaman sanki dünyalar benim oluyor görmediğim zaman hayatımın hiç anlamı yokmuş gibi kendimi çok boşlukta hissediyorum. İkinci evliliği elbette düşünüyorum ama çocuklrım aklıma gelince vazgeçiyorum ”kararsız, bitkin, hayattan tat alamayan,” biri haline geldim belkide yeni boşandığım içindir zamanla nasıl iyi olurmuyum bilmiyorum.

        Herkese Soruyorum Bu Soruyu

        ZAMANLA UNUTUR MUYUM HERŞEYİ ?

        • meryem diyor ki:

          Sayın Dertli

          Sabır nedir bilir misiniz ? Sabır ; sıkıntının ilk baş gösterdiği anda toslamadan isyana düşmeden gösterdiğimiz metanettir. Daha sonrası sabır olmuyor alışmak diyoruz biz buna. Zira alışmaktan başka çözüm yoktur. Sizin durumunuzu okudum gerçekten bir bayan olarak içim cız etti. Eşinizi dinlemek lazım. Sadece sizi dinleyerek şunu söyleyebilirim. İçim cız etti. Anlattıklarınız doğruysa Allah’ın sevgili kulu olduğunuzu söyleyebilirim. Rabbim sizin kıymetinizi bilecek daha iyi bir hatun çıkaracak belki karşınıza.Şunu sormak istiyorum. Eşinizin psikolojik problemleri var mıydı ? Yani evlenmek önce tanıma aşamasındaki davranışları nasıldı ? Ayrıca ilk yorumunuzda eşinizin annesi babası olmadığını kardeşleri ile yaşadığını, sonradan devlet memuru olarak atandığını ve her şeyin atandıktan sonra başladığını dile getirdiniz. Ben fesat düşünüyorum bilmiyorum ama sanki eşinizin kardeşleri ondan maddi anlamda faydalanmak için ( devlet memuru olduğu için) eşinizi size karşı kışkırtmışlar doldurmuşlar. Sonuç bu hale gelmiş. Ortada incir çekirdeğini bile doldurmayacak bir sebep bile yok. Kolay mı kuruluyor bu yuvalar da bir çırpıda bir imzayla bitiyor ? Sabredin, zamanla yaralar kabuk bağlıyor, düşünceler değişiyor, Allah farklı kapılar açıyor. Allah yardımcınız olsun.

          • Dertli diyor ki:

            Vallahi abla keşke boşanacak bir kusurum olsaydı bukadar üzülmedim kendim ettim kendim buldum derdim.. Elbette hatalarım oldu ama boşanacak sebep değildi. Onun ablasıda memur ve kardeşleriylede yaşamıyor çocuklarla tek başına kalıyor 3 boşanma kağıdında aynen şöyle yazıyor karakterimiz uyuşmuyor fikrimiz uyuşmuyor defalarca ayrıldık barıştık ama olmuyor anlaşamıyoruz hep böyle şeyler isteyen olursa burayada resmi çekip atabilirim vallahi hakim son duruşmada bile beni haklı buldu nafaka her konuda çok yardımcı oldu duruşmadan sonra elini sıktım allah yolunu açık etsin dedim hemen bana onlar senin çocukların gel gör dedi bende kabul ettim sonra sıkıntılar yine devam etmeye başladı göremezsin tarzında ve ayrıca birbirimizi hiç tanımıyorduk 1 ay içinde tanıştık evlendik en büyük hatamı ozaman yaptım ikinci hatamı ise barışmak oldu.
            Eşim kime anlatsa suç senin diyor ama nafile nuh diyor peygamber demiyor herşeyi Allah biliyorya o bana yeter

          • Yahya diyor ki:

            Meryem hnm

            Başında da sabır, ortasında da sabır, sonunda da sabır gerekiyor.

            Alıştığınız mevzular bambaşka… Eşinizin olmamasına, yalnızlığa, yemek yapmaya vs….
            O çocuk sevgisini bastırmak ona sabır göstermek, bu alışılacak bir şey değil. Alışamıyorsun zaten. Sabır gösteriyorsun.
            Bazen kanser gibi; o özlemin, sevgin, içinde büyüyor; içten yiyip bitiriyor seni.
            Hele bir de anne olacak kadının çocuk üzerinden yaptığı entrikalar… Duygusal, psikolojik, ekonomik olarak hep hırpalanıyorsun ve hepsine ayrı ayrı sabır gösteriyorsun.

            Bir müslüman olarak asla suizana girmeyin lütfen. Hele bu süreçte en ufak şüphe dalgası, insan içerisinde fırtınalara sebebiyet veriyor.
            Yazdığınız gibi, en doğrusu ise iki tarafı ayrı ayrı ve bir arada dinlemek. Ancak art niyet varsa ve/veya ayrılık kesin düşünülüyorsa bu dinlemelerde genelde bir işe yaramıyor.
            …vesselam

        • Yahya diyor ki:

          Dertli kardeş,

          Hepsi geçiyor. Hemde daha kötüleri geçiyor. İnan bana.
          Bende aynı süreçten belki daha kötü bir süreçten geçtim ve bitmedi henüz. Hepsi “süratle” geçiyor. Ancak önemli olan sen ne istiyorsun: unutmak mı, unutmamak mı? Sürekli konuşur, düşünür ve başka işle meşgul olmazsan unutamazsın.
          Tavsiye ettiğim gibi, dik duracaksın ve hayatına dört elle sarılacaksın.
          Bırak onu pişman etme çabalarını… Sen kendini sahipsiz mi sanıyorsun? Böyle yaparsan unutamazsın.
          Önce onun öldüğüne inan ve göm.
          Çocuklarını da pek takma kafana… yaşları çok küçük bir şey hatırlamazlar ve aranızdaki tartışmalara maruz kalmazlar.
          Yaşları ilerleyip, okul çağına geldiklerinde sende dimdik sapa sağlam durduğunda onlar sana baba diye sarılacak sahip çıkacaklar. Birde aksini düşünsene karşılarında depresyonda, dağılmış, zayıf bir baba.

          Sonra sen böyle perişan oldukça eski eşin daha mutlu olacak; ekmeğine yağ süreceksin.

          Sen hakaretlerle, yalanlarla, tehditlerle uğraşıyor musun?
          Çocukların silah olarak kullanılıyor mu? Onlara ayrı tehdit sindirme, sana ayrı tehditler? Aylarca görememeler, hasretlikler?
          Ya namusuna, şahsına iftiralar?
          Çevrendeki insanlara, iş yerine, arkadaşlarına telefonlar?
          Maddi zararın ve külfetin?
          —————————————————–
          Vicdan azabına eş, kayna kayna Yahya…
          Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

          • Dertli diyor ki:

            Abi sonuna kadar sana katılıyorum yorumlarınız bana okdar iyi geliyorki aklı selim olarak düşündüğümde iyikide bu yaşta boşanmışım yaşım 40-50 olsaydı napardım. Şunada üzülüyorum boşanan kadınlar genelde hep çocukları kalkan olarak erkek tarafını yıpratmaya çalışıyor ama bilmiyorlarki allahında adaleti var.

          • Dertli diyor ki:

            Abi ben çocuklarımın doğumunu görmedim çocuklarımı toplamda 15-20 defa yanlarına gittim yıllarca ayrı kaldım bir gün bile olsun şikayet etmedim 2 gün bende kalmasını istediğimde vermiyor bide bana gel gör arayalım biz gelelim sözleri varya işte orda bitiyorum içimden pis pis gülüyorum ozaman aklıma Mevlananın sözü aklıma geliyor ”ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” İnşallah çocuklarım O kadına çekmez

          • .:. diyor ki:

            Dertli demiş ki;
            “2 gun bende kalmasini istedigimde vermiyor”

            Eger ki resmi bosanmis ve bir mahkeme kararin var ve sana mahkeme cocuklarini görmen için gün tayin etmiş ise o günlerde sana vermek zorundadır. Bunu yapmıyorsa Cumhuriyet savcılığına su. duyurusunda bulunmalısın. Avukatın var ise ona danış.

            bunların dışında bir durum varsa zaten çocuğunu her zaman gorebilirsin.

            Butun bunlar dunyanin her yerinde bu sekildedir.

            Malesef ki burasi Turkiye. Adalet in ve Merhametin olmadigi ve ozellikle devlet ve yoneten hukumet eli ile gasp edildigi bir ulke. Aie bakanligi ise boyle bir konuya bakmaz bile. onlarin dertleri cok farklı, onlarin aile kavrami icerisinde BABA tanimi yok. Biz goremedik. kuruldugundan beri boyledir. Malesef insanlar kendi oz evlatlarini para odeyerek hacizle gorebilmekte. bu sebeple insanlarin beddualarini alanlarin basi beladan kurtulmuyor. bizler de ayni gemide oldugumuz icin cezasini cekiyoruz.

            Bu ulkede KADEM veya benzer yapilar var ve tabela isimleri ya KADIN dır. Yada KADIN ve COCUK dur. BABA diye kavram yoktur. AİLE diye de yoktur. Ve malesef ki senin, benim vergilerimle işlerini yürütürler. tamamı ile çıkar amaçlı bir kurumdur. KADEM deki yonetenşere bakarsanız ne dediğimi anlarsınız. Aynı şartlarda bir Erkek derneği kurulsa buna izin vermezler. Ne odenek alabilirsiniz, ne sponsor bulabilirsiniz. Turkiyedeki devlet idari kurumları ve belediyelerin bir kesimi KADEM e kaynak aktarmaktadır. Benzer farklı derneklere de, başka belediyeler aktarmaktadır.

            İSte adaletin olmadigi sistem malesef boyledir.

            “Hayatın her alanında adalate ve merhamete, ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın bir köşesinde masum insanlar katledilirken, dünyanın diğer tarafında milyarlarca kişi yürekleri acıtan bir kayıtsızlık içinde kendi konforunu yükseltmenin peşinde koşuyor.”

            Mazlumların ahı pahasına kendilerine güvenli ve refah içinde bir gelecek kurmaya çalışanların abad olması mümkün değildir. Bu çarpık düzen, eninde sonunda çökecektir. İşte o gün, bugün kendi çıkarları için her türlü haksızlığa göz yumanlar, kendileri de adalete ve merhamete muhtaç hale geleceklerdir.”

            Ne güzel soylenmis degil mi?

            Ve sen de bu sozun soylendigi ulkede isyan ediyorsun.

            ancak bu sozler seni hic bir zaman gormez senin farkinda bile olacagini zannetmem.

            Neler hissettigini her halde en iyi anlayanlardan birisi olabilirim.

          • adem diyor ki:

            dertli kardeş aramıza hoşgeldin. yazılarını okudum halime şükrettim. bende 2 ay oldum eski eşimden ayrılalı. ama ben çok acı çekmedim. çok üzülmedim de . bende 4,5 ay da evlendim. ve 9 ayda ayrıldım. kardeşim sana tavsiyem genelde bana yapıkları tavsiyelerle aynı olacak. biraz kafa dinlen. rahatla. senin çocuklarında var. fazla nafaka sakın gönderme. ve çocuklarını görmeyi erteleyebildiğin kadar ertele. hataların evet 2.geri dönüş varya onu kabul etmeyecektin. ama olan olmuş. boşverr..yani sabret. o zaman eski eşin kendisi seni çağırır. çocuk büyütmek kolay değil. elbette tekrar evleneceksin.

            ben 27-28 yaşlarındayım. bizimki de bir hınçla çekip almanyaya gitmişti evliliğin tam ortasında. bir sürü şart ileri sürmüştü dönmek için.. bana buradaki arkadaşlar bırak bu kızı bu kız hasta oğlum psikolojik sıkıntılı bu kız diyen çok olmuştu şartları gösterdiğimde. ama ben ailenin ve yuvanın kudsiyetinden dolayı bırakmayıp şartlarını da kabul etmeden bir şekilde ikna etmiştim. babası bana yardımcı olmuştu. ama başka kimse değil. en son boşanırkende babası sayesinde belki ucuz yırttım.. babası çünkü kızının sorunlu öfkeli psik.rahatsız olduğunu biliyordu tahmin ediyorum..bende düşünüyorum elbette. sizin yaşınızı bilmiyorum ama sen de düşüneceksin. şimdilik biraz sabır bu siteyi takip edin. hayata olumlu bakın. oluruna bırakın.. işinizi bakın . gezin gerçekten gezin. yalnızda olsa gezin.

      • Dertli diyor ki:

        Vallahi abi onun öyle bi pişman olmasını istiyorumki anlatamam insan 2 hamilliğinde boşanma davası açarmıya.
        3 defa boşanma davası açtı birinde gelmedi dava düştü. Ben daha ne diyeyim İnşallah kıyetimi birgün anlar.

        • Feyza diyor ki:

          Dertli kardesim, size akil vrrecek yasta ve tecrubede olmadigim icin cekindim cevap yazamadim. Ama su uzgun haliniz pc’yi asti ve kalbime dokundu, ne diyecegimi pek bilmeden bir iki sey yazmak istedim, cunku dayanamadim.
          Boyle yufka yurekli bir babayi, ayni zamanda bir kocayi kaybettigi icin eminim ki o hanim zaman icinde cok pisman olacaktir. Iki cocuk annesi bir kadin bekar kalsa mutlaka babasiz cocuk buyutmenin ne zor oldugunu zamanla anlayip nâdim.olacak, dahasi kendini gecin cocuklari buyudugu zaman neden ayrildiginizi sordugu zaman ona verecek bir hesabi olmamanin ezikligini yasayacaktir. Bosanmalarda hata iki taraflidir dense de ben cogu zaman bir tarafin biraz daha hakli olduguna bu payin esit olmadigina inaniyorum. Farzedelim ki bu hanim yeniden evlendi, hangi erkek sizin kendi cocuklariniza duydugunuz sefkati ve babalik hissini o cocuklara karsi besleyebilir? Yani her iki durumda mutlaka pisman olacaktir. En azindan bir kadin hissiyatiyla size bu kadarini temin edebilirim.
          Tavsiye konusunda ise Yahya beyin yazdiklarini yerinde buldugumu soylemek isterim. Merhametiniz bize bile yansidi, eski haniminiz kimbilir ne kadarina vakiftir. Sizi bir kadinin ayrintili bakis acisi ve sezgileriyle iyi tahlil etmis olmali ve zaafinizi guzel yakalamis olmali ki hep ayni noktadan vuruyor. Evet mutlaka cok zordur ama iciniz kan aglasa da bunu ona sakin yansitmayin. Yoksa ayni yerden vurnaya devam eder ve ayakta kalmaniz gittikce zorlasir.
          Zaman unutturur mu demissiniz, zamanin kapatamadigi yara olur mu, mutlaka kabuk baglayacak. Ama siz izin verdiginiz surece kabuk baglayan yerleri acip tekrar tekrar kanatmaya devam edecektir eski esiniz. Lutfen buna izin vermeyin. O zaman cocuklarinizla zamanla da belki daha saglikli.bir iletisim kurabilir, hayatinizi rayina oturtabilirsiniz. Lutfem yanlis birsey yazdiysam duzeltsin bilirkisiler, zira ben bu yorumu tecrube degil hislerimle yaziyorum. O yuzden yanlis bir yonlendirme yaptiysam lutfen beni vebalde birakmayin ve duzeltin. Allah yardimcin olsun kardesim. Dilerim en hayirli kapilar acilir ve o yavrucaklari da babasindan temelli ayirmaya gucu yetmez annesinin.

          • Dertli diyor ki:

            Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim en büyük zaafım çocuklarım onuda bana karşı kullandığını bildiğim için artık dayanamayıp bıraktım armıyacam sormayacamda vincdanım vallahi çok rahat ama yinede çok üzülüyorum okadın yüzünden çocuklarımdan vazgeçtim onlar hiçbişeyi haketmiyor. Neyapalım demekki benimde imtihanım buymuş kendimide bu şekilde teselli ediyorum. şimdi kadına beddua edecem çocuklardan dolayı onuda edemiyorum en iyisi allaha havale etmek bende onu yaptım

          • Feyza diyor ki:

            Aman kardesim sakin bedduayi diline dahi degdirme, dedigin gibi olan cocuklarina olur. Allah’in adaleti cok buyuktur. Oyle dua edelim ki o cocuklarin yuzunu guldurecek, senin yasadigin boslugu dolduracak ve hanimin da hatasini anlayacagi efradini cami agyarini mani oyle guzel bir yol cizsin ki hepinize Rabbimiz, en yakin zamanda bu yukun hafiflemis olur. Ne desek bilemeyiz. Ben de en cok boyle durumlarda cocuklara uzuluyorum, yahu biz elin insaniyiz da su cocuklara cigerimiz parcalaniyor. Anneler bunu nasil dusunemez de guzelim yuvasini dagitir hic yok yere ne aklim aliyor ne vicdanim elveriyor. Annelik cocuguna zulmetme hakki verir mi insana? Ya da babasina..Sabret insaallah, her zorluk iki kolayligin arasindadir. Selamet uzere kal.

    • anıl diyor ki:

      dertli kardeşim..benim basımdan gecen olay kimsenin basından GECMEMİSDİR.aldatılma..santaj..bankadan kredi cekimi…araba parası alıp ..ev esyaları dahil evden kacma..benimde oğlum var…onuda aldı gitti.
      bunu yapan kişi benim öz dayımın kızı ve ailesi…etrafı bana karsı yalan ve koğuculuk sekilde anlatmalar. uzun yazmak istemiyorum..
      bir sene kendimi ona ve cevresine acındırdım yalvardım ve ailesi tarafından dayak bile yedim..sonra ben düstükce onlar mutlu oldu dedimki bana acır geri gelir yanlıs dusündüm oglumu bana 1 sene gostermediler..
      sonra ben once rabbime sıgındım namaz beni diritti..sonra işime sahiplendim..maddi gücüm arttı..sonra fizikksel değisim yaptım giyim ve vucut hattımı topladım..sonra evimi esyaları son model yaptım..onun ile hic bir şey bırakmadım..sonra ne oldu cocugu bana zorla kendi veriyor..benden 2 sene oldu bosanalı para istiyor…
      ben ne kadar dısım guclu olduysa karsım o kadar zayıf ve sefil oldu..o ah lar alarak gitti.ikimiz ayrı sehirlerdeyiz sükür..rabbim bilen goren duyandır..sen havale et rabbim bilir..unutma dusmanından merhamet ve vicdan bekleyen savası coktan kaybeder

      • Dertli diyor ki:

        Abi allh senden razı olsun beterin beteri varmış hem durumuna çok üzüldüm hemde iyi olmana sevindim abi bende yalvardım ne olur yapma banada yazık ben böyle dedikçe o benden daha çok koptu gitti.. inş gün gelirde oda bana çocuğumu zorla veririr işte ozaman iki çift lafım olur. İNŞALLAH PİŞMAN OLUR

      • Dertli diyor ki:

        bide çocuğunu görmeden nasıl dayandın insan alışıyormu yokluğuna

        • Anıl diyor ki:

          dertli kardeşim ..inan ki bu sıkıntılar gecer ve sen bile hatırlamaz olursun.gün geliçek çocuklarını bile unutacaksın..
          sen herkes ile iştişare yap..her sözü aklına yaz .en mantıklı olanı uygula.
          babamın knaserden öldüğü gün mahkeme salonunda öğrendim ölüm haberini…dövünmek yıkılmak yok…
          içinden ağla ..bağır ..ama kimse bilmesin rabbin bilsin..umutsuzluk şeytandandır..
          sakına gelicek diye bekleme..gelirse sen kırık bardaktan su içmeye başlarsın..her su içtiğinde ağzın ve dilin hep kesik kalıcak.
          evlat hasretine gelince dayanacaksın çocuklar aklı başına gelince doğruyu yanlışı bilirler kim ne anlatırsa anlatsın.oğlum bana bir sözü vardı..namaz kılarken beni ağlamamı gördü.eliyle göz yaşımı sildi.sen babasın babalar ağlamaz sen ağlarsan bende ağlarım dedi.

          • Dertli diyor ki:

            ama abi ben çocuklarımı görmüyorum artık oğlum beni gördüğü zaman tanımıyor çok üzülüyorum tam yavaş yavaş tanıyor derken annesi bi sıkıntı çıkarıyordu vicdansız merhametsiz..babaları böyle kadınlar ağlatıyor işte aklıma geldikçe dayanamayıp ağlıyorum kimin umurunda RABBİM ÇOCUKLARIMIDA O KADINIDA UNUTMAYI NASİP ETSİN İNŞALLAH annem yok babamla tek yaşıyorum düşünmekten mahfoldum sürekli kuran dinliyerek dini sohbetler dinliyerek kendime teselli vermeye çalışıyorum ALLAH buya kulunu imtihan ediyor

            boşanıpta herşeye alışan var mı içimizde.?

          • alp diyor ki:

            bende eşimden boşandım dertli kardeş. benim eşimde de ne vicdan, ne düşünce var. unutulmuyor bu yaşadıklarımız. bende sindiremiyorum , kabullenemiyorum eşimin bana yaptıklarını. Eşini unut tamam da,çocuklarını unutma tabi ki. senin de çocuklarını görmeye kanunen hakkın var. hafta sonları ,bayramlar,yaz tatili vs. vs. eğer zorluk çıkartıyorsa polisle git çocuklarını almaya görmeye. veya dilekçe yaz mahkemeye eşim göstermiyor diye.ama çocuklarının peşini bırakma. her fırsatta görmeye çalış. bende yeri geliyor eşime kızıp beddua ediyorum(haklıysan beddua da tutar ayrıca),sonrada sakinleşince Rabbime havale ediyorum.Allah böyle kadınları tabi ki affetmeyecek sonuçta ,ama , üzülen, biz ve çocuklarımız oluyor.yazacak çok şey var ama yazamıyorum işte. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

    • Yahya diyor ki:

      Dertsiz kardeş,

      İlave yorumlarını okuyorum ve üzülüyorum.
      Artık bırak bu dertlerini, yaralarını deşmeyi…
      Hayatına çeki düzen ve hedefler koy bu hedefler doğrultusunda ilerle…

      Boşandın mı, bittiyse yoluna devam et; arkana bakma.
      Yok boşanman devam ediyor ve tavsiye istiyorsan yardımcı olabilirsek ne alâ.

      Ağladıkça, üzüldükçe, yalvardıkça; ezerler üzerinden geçerler, değerini kaybedersin. Dik durdukça, arkana bakmadıkça, hedeflerin doğrultusunda yürüdükçe sana kimse bir şey yapamaz, üzemez, acı veremez. Sen güçlendikçe çocuklarında sana geri döner.

      Hiiiiç polisle, karakolla, mahkemeyle uğraşma. Ben yaptım icraya, savcıya, mahkemeye, polise hepsine gittim. Tam bir komedi… ve içler acısı…
      Daha da çocuklarını göstermediği vakit, karşı tarafa hapis cezası veriliyor; ya sonra? Çocukları gösterdi mi… sil baştan, tekrar başlıyorsun.
      Elinde delil olacak kadar bir kaç şikayetin, bir kaç dilekçen olsun ama göreceksin bir işe yaramayacak, ama elinde bulunsun. Hiç bir işe yaramasa çocuklarına gösterirsin bak ben sizler için bu kadar mücadele ettim dersin.
      Bu işler bumerank gibidir, üzerinden attıkça geri döner. Sen atacaksın ki o geri gelsin. Aksi yönde ısrar ettikçe, karşı tarafın ekmeğine ballı tereyağı süreceksin.

      Çocukların seni unuttu mu? tanımıyorlar mı? Sen öyle zannet o fıtrattır, sel gibi büyür içlerinde… sonra ne annelerini tanır ne başka birini gelir seni bulurlar.
      Bu şu demek değildir; onlar çağırsa da sen gitme alma vs. dönem dönem git gör çocuklarını alabiliyorsan al. Ancak bir rutin dahilinde yap, mahkemenin tayin ettiği gün saatler varsa ona uymaya çalış.

      Her gösterdiğin zaaf senin aleyhine olacaktır.

      Geçelim;
      meşguliyetlerini arttır: Hobi, spor, arkadaş çevresi, sohbet grubu vs.
      İşine son derece önem var. İşinle alakalı sıkıntılar seni daha derinden etkiler.
      İçindeki fırtınalar dindiğinde, süratle yeni bir evliliğe yelken aç. Bu çok önemli.
      Bunu son yazdığıma bakma, her an Rabbin ile beraber ol. Namaz ve Kuran’ı unutma.

      Allah yar ve yardımcımız olsun!

      • dertli diyor ki:

        Ai öncelikle teşekkür ederim

        Eski eşimle boşanalı 2 ay oldu o kadın hayatta kaldığı sürece çocukları görmek istemiyorum. Çocukları görmediğim zaman gel gör diyor görmek istediğim zamanda sıkıntı çıkarıyor ortası yok bunun çocukları gördükçe üzülüyorum bu seferde sıkıntı çıkarıncada psikolojim bozuluyor. İcra micra yoluylada görme istemiyorum o kadının önce vicdan muhasebesi yapması lazım şuanda tek yapmam gereken onların yokluğuna alışmak zamanı geldiğindede yuvamı tekrar kurmak. Ha çocuklarım ilerde gelmek isterlerse kapım herzaman açık olur tabi annesi beni kötü anlatacak bana söyledi büyüdüğü zaman yok çocukları görmek istemediğimi cart curt diyecekmiş bende ne söylemek istiyosan söyle zaten senden bu beklenirdi. Bir o kadında yalnız kalacak bana yaptıklarını allah onun yanın akar bırakmaz El hakemdir Allah..
        Ben şunu anladım herşey çocuklardan ibaret değil kadın çocuklardan daha önemli çünkü çocuklar elbette büyüyüp yuvadan ayrılacak ve ayrıldığı zamanda kiminle kalacaksın? Hanımınla. çocuklar evlendiği zaman anne babayı pek umursamıyor bu bir gerçek kimse aksini iddaa etmesin.

        Bak Oğul,
        Deh diyince gidiyorsa at,
        Bir bardak su veriyorsa avrat,
        Birde hayırlı çıkmışsa evlat,
        Düğüne gitmeye ne gerek var,
        Düğün senin evinde,
        Gir oynaaa çık oynaa..

        Ancak,
        Deh diyince gitmiyorsa at,
        Bir bardak su vermiyorsa avrat,
        Birde hayırsız çıkmışsa evlat,
        Cenazeye gitmeye ne gerek var,
        Cenaze senin evinde,
        Gir ağlaaa çık ağlaaa…
        Hayırlı cumalar..

        • Yahya diyor ki:

          Dertli kardeş
          Önce hayırlısı olsun inş.
          Kadını takılma. Bende de benzer sorun var yüzünü dahi görmek istemiyorum. Son derece itici geliyor zaten. Benim davalarım devam ettiği için maalesef kısada olsa yüz yüze geliyoruz.
          eee tabi son derece bakımlı iyi giyimli rahat bir şahıs buluyor karşısında… muhakkak çıldırıyordur.
          Güvenlikten geçerken avukat falan zannediyorlar, cübbem eksik :)
          Neyse sende muhatap olamamak için farklı yöntemler deneyeceksin, maşa kullanacaksın. Varsa arkadaşın tanıdığın vs. onunla beraber gideceksin veya o arkadaşın vasıtasıyla dışarıda çocuklarınla buluşacaksın. Yani akıl akıldan üstündür.

          Ben bir de şiddet/tehdit/hakaret iftiralarına maruz kaldığım için kameralı ortamda çocuklarımı almaya çalışıyorum. Veya yanımda birisi oluyor.

          Eğer sen çocuklarını görmeye gittiğinde geriliyorsan veya o ortamı geriyorsa veya benzer şekilde tansiyonun yükseliyorsa dikkatli ol.
          Vurdum duymaz, umursamaz olman, rahat olman onu daha sinir eder. Psikolojik savaş, duygusal şiddet vs.

          Seni çocuklarına karşı kötülüyor olması çok önemli değil. İleride onlar gerçekleri görür ve anlarlar ancak fırsatını buldun mu çocuklarını ara ara gör. Yani ne arayı çok aç, ne de her hafta gidip zaaf göster. İrade gösterip, çocuklarını aylarca görmeyebilirsin; ancak unutma onların sana ihtiyacı var. Babasın!

          4’lük güzel olmuş.
          Selam ve dua ile…

          • Dertli diyor ki:

            Yok abi çocukları görüpte üzülmek istemiyorum artık allah yollarını açıketsin benim için hepsi bitti kendi hayatıma bakacam çocuklar ilerde beni görmek isterlerse gelip görsünler ama ben iki dünya bir arayada gelse görmeyecem o kadın yaşadığı sürece kurunun yanında yaşta yanıyor gencecik yaşımda kendimi heba edemem. Beni köpek niyetine çocukları ise kemik niyetine kullanıyor sanki. bidaha arama sorma numaranı engelliyorum diyen işi kısa sürede tekrar görmek istersen gel diyor çok yoruldum çok yıprattı beni. neyse benim için bittilerr.
            O kadın yaptıklarıylada övüne dursun Gün gelecek kendi dizini dövecek.

        • Gelincik diyor ki:

          Sayın Dertli çocuğunuz olmasa eski eş zaten anında biter sen sağ ben selamet durumu yani. Ama çocukların var onları görmeden nasıl yapacaksın daha gençsin elbet tekrar evleneceksin ve tekrar çocukların olacak Allah’ın izniyle. Onlara babalık yaparken ilk eşinden olan çocuklarına haksızlık yapmayacak mısın :( :( Lütfen çocukları görmemezlik etme boşanan kadınların çocukları maşa gibi kullanması kadar da iğrenç bişey yok hem çocukları gel gör de hem de gelince gösterme oh ne ala :( Ben bu aralar hukukçuları çok dinliyorum yeni bir kanun çıkmış çocuklarını herhangi bir nedenden dolayı göremeyen anne veya baba mahkemeye başvurarak çocuklarını görme hakkını kazanıyormuş şu kadar saat ve gun kesin görecek halen göstermezse karşı taraf ona hapis cezası veriliyomuş hiç olmazsa bu yolu deneyin :( Rabbim yardımcınız olsun …

          • Dertli diyor ki:

            Sorun Çocukları gösterip göstermemesi değil çocukları dediğiniz gibi maşa gibi kullanması beni o kadar çok ama çok yıprattıki bi ben bilirim birde allah.. Sanki çocukları tek başına yapmış gibi davranıyor bana ama nafaka konusuna gelince senin çocukların demeyi çok iyi biliyor UTANMAZ kadın ama şundan çok eminim o çocuklardan hayır görmez

          • Gelincik diyor ki:

            Çocukları ne zamana kadar maşa gibi kullanacak Dertli abi bu çocuklar aklı fikri yerine gelince demeyecek mi anne sen ne yaptın bize babamızı bizden ayırdın demeyecek mi :( Benim demek istediğim şu anneleri çocukları sizden nefret ettirirse çocuklar size düşman büyürse ne olacak bunu engelleyin çocuklar sizi her daim görebilmeli bir insana küçük yaştan itibaren bişeyler empoze edilirse o kemikleşiyor bir daha kolay kolay o fikirler silinmiyor istiyorum ki zamanı gelince siz de o yavrulardan gün görün sizi hiç göremezlerse o zaman da nerdeydin bu zamana kadar derler hukukumuz yerlerde sürünüyor ancak bu tarz çıkan yasalarla da bi nebze olsun hak aranabiliyor. Rabbim yardımcınız olsun :(

  13. alp diyor ki:

    Abdullah bey paylasimlariniz icin cok tesekkurler.icimdekileri buraya yazinca kismende olsa rahatladim biraz.

  14. alp diyor ki:

    Bende esimden bosandim.tabi kendi istedi ben istemedim.bosanacak gecerli bir sebeb yoktu cunku.ayrica 4 yasinda kizimizda var.kizim herseyim ama baska bir sehirde calistigim icin annesi yuzunden kizimdanda ayri kaldim.esim bosanma sebebine gelince 1- kendi parasini kazanip istedigi saatte eve gelip kocaya hesap vermek istememesi. Yani hersey kafasina gore yapmak istemesi.yuvamizu aile oldugumuzu dusunmemesi.anneme babama hep bahane bulmasi.ben sehir disinda calisirken kiz arkadasi ve 2 erkegin bizim evimize gelmesi ve sabah ayrilmasi alkol almalari.bunlari o zaman gorustugu simdi kus oldugu arkadasi soyledi ayrica.benden habersiz krediler cekip odememesi.sen baska kizlarla iliskiye girmissin benimle iliskiye girince ben hasta oluyorum demesi.disardaki bayanlardan hastalik kapiyomusum ona bulastiriyormusum oyle soyluyordu.halbuki kimseyle bir iliskim olmadi baska sehirde calisirken.ben icki sigara bile kullanmam ayrica.benim tek sucum onu sevmek o kizdiginda susmak.olay buyumesin diye.ayrica cok asabiydi.olmadik seye bir bahane uydurup kavga cikartirdi.bes kelimeden dordu yalandir ayrica.ailecek hep yanlislarini kapattik ama o hep uste cikdi.hem suclu hemguclu ooldu.kizim icin hep sustum.kizim beni cok sever.biz bisanmis bir sekilde buyusun istemedim.ama hep kavga cikarirdi durup dururken.hep ben ev alcam araba alacam derdi.tek yasiyormus gibi.beni kaile almazdi.evlenmeden oncede maddu durumu cok kotuydu.evlendikten sonra her istedigini yaptim gozu hep yukserde olmaya basladi.hava atmaya bayilir oldu.sonradabir is buldu.ve ben bosanmak istiyrm dedi.bwn yapma etme kizimiz var desemde ikna edemedim.lafin kisasi sonunda bosandik.ben kizimiz icin bile esimin bu bana yaptiklarini cekmeye raziydim.ama cok diretti bosanacam diye.ve bosandik.maalesef kizimi cok ozluyorun kizimda beni.ne yemek yemek geliyor icimden nede disarida gezmek.durumum kotu ama aileme ve kizima bellu etmiyorum tabiki.sadece dua ediyorum.halende baska bir sehirde calisiyrm.cok yalnizim.kizimsiz nefes alamiyorum.bir bayanlada tanismak kolay olmuyor.kizima ozlemimden ruh gibi yasiyorum.kusura bakmayin cumlelerim biraz devrik oldu.iyi aksamlar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Alp Kardeş’e…

      Yazdıklarını içim CIZ ederek okudum. İşin çok zor.

      Öncelikle Allah güç kuvvet ve sabır versin sana, hayırlı kararlarında ve işlerinde Allah yar ve yardımcın olsun.

      Belki farkındasın belki değilsin ama sen DEPRESYON GEÇİRİYORSUN.

      Kızından, ailenden ve cevrenden önce kendini düşün ve bir an önce normale dönmek için TIBBİ DESTEK AL, TEDAVİ OL.

      ÇÜNKÜ, SEN VARSAN DÜNYA (işin, kızın, annen, baban, akrabaların vb) VAR, SEN YOKSAN HİÇ BİR ŞEY YOK…

      Buraya yaşadığın sıkıntıları yazman, dertlerini bizler ile paylaşman seni rahatlatır. İçinden ne geliyorsa yaz, içini dök ve rahatlamaya çalış. En kısa zamanda da işinin uzmanı bir Psikologdan yardım al, tedavi ol, kafanı dinle.

      Ayrıca bardağın dolu tarafını gör ve böyle bir kadından boşanmış olduğun için Allah’a şükret, bundan sonraki hayatında da senin için hayırlı olanı sana nasip etmesi içinde Rabbine dua et.

      Çünkü şu anda senin kızının annesi gibi başına buyruk, kadınlardan boşanabilmek için varını yoğunu vermeye razı binlerce MAZLUM ve MAGDUR ERKEK var bu ülkede.

      Muhtemelen yasın genç, sabreder ve dua ile Allah’dan yardım istersen inşaallah bu zor günler gececek ve sen yakın bir gelecekte hayırlı, yeni bir düzen kuracaksın.

      Ama önce bu zor günleri atlatman lazım.

      Tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum.

      ÖNCE SEN ve SENİN SAĞLIĞIN, SONRA KIZIN ve DİĞERLERİ..

      Unutma…

      Hiçbir sıkıntı ebedi değildir, ve Allah sevdiği kulların manevi makamını yükseltmek için önce kullarına sıkıntı- dert , sonra da o derdin dermanını verir.

    • Yahya diyor ki:

      Alp Bey,

      Allah yardımcınız olsun. Zor bir süreç. Ancak ümitsizliğe kapılmayın. En azından boşanmışsınız. Bu SÜPER bir gelişme. Ne kadar sevindirici bir haber biliyor musunuz? Benim 2 yıl oldu, hala daha mahkeme o duruşma bu duruşma avukatlar vs. uğraşıyorum. Çok yıpratıcı, yorucu bir yol.
      O kadar şeye sabrediyorsunuz ki, ve yine sabrediyorsunuz. Bunların hepsi imtihandır, unutmamalı.

      Abdullah bey tavsiyelerine katılıyorum ancak, tıbbi destek al ve psikologlardan yardım al kısmına katılmıyorum! Ben olumlu netice alanını görmedim, zarar görenini gördüm, yada ana problemi çözüldü(!?) başka problemler ortaya çıktı.
      Mümkünse ailenizle, akrabalarınızla, dostlarınızla, sosyalleşin; dertleşin; başka aktiviteler yapın.
      İçinize kendi, dünyanıza kapanmayın.

      Rabbinize dönün! İbadetinizle duanızla ondan yardım isteyin. Göreceksiniz bir çok şey çok farklı olacak.

      Kızınızın yaşının küçük olması yine çok büyük bir avantaj, bu süreçten en az etkileneceği ve unutacağı bir yaş.

      Anlattığınız kadarıyla bu insan ile yaşamanız ileride sizin ve kızınız için daha kötü olacakmış. Yaşınız ilerlediğinde ve kızınız büyüdüğünde boşanma süreci daha zor ve acılı oluyor. Tekrar toparlanmanız, tekrar aile kurmanız daha zor olabiliyor. Kızınızın da yaşı ilerlediğinde rol modeli annesi olacaktı…!

      Önce kendinizi toparlayın, kendinize gelin; daha sonra kızınıza maddi ve manevi sahip çıkın. Kendinizi güçlü hissettiğinizde ve kızınız da sizi istediğinde velayet davası ile (belki gerekte kalmaz) kızınızı geri alırsınız. Ancak burada en önemli mevzu sizin normale dönmeniz hatta daha güçlü olmanız. Çünkü zayıf, yıpranmış, psikolojisi bozuk, hayatı alt üst olmuş bir babayı; kızınız ileride ciddiye almaz ve ilişkiniz zedelenir.

      İşinize önem verin, daha çok odaklanın. Yaşananları işinize yansıtmayın. Performans düşüklüğü, yapılan hatalar vs. işinizden olmanıza sebebiyet verebilir. Sıkıntılarınız misliyle artar.

      Tekrar aile kurarsın kurmazsın senin tercihin ancak aile kurman ve alıştığın düzene geri dönmen iyi olur. Neticede erkeksin. Ancak kendini toparlamadan insanlarla görüşmen sağlıklı kararlar vermen zor olur.
      Genelde erkeklerin yaptığı en büyük hata -fırtınadan hemen sonra- sığınacak liman aramalarıdır.

      VE SON OLARAK:
      Sopayla kilimi dövenin amacı halıyı dövmek değildir… Halının tozundan kirinden arındırmaktır…
      Rabbimin amacıda budur aci verirken, keder verirken bizi günahlarımızdan arındırmaktır…
      Hz. Mevlana

      • Hüseyin diyor ki:

        Hocam Yazdıklarınız okadar iyi geldiki bana hiç bukadar kendimi iyi hissetmedim. Şunuda söylemek istiyorum kadınlara okadar çok tölerans gösteriliyorki kadınlar en ufak şeyden boşanmak istiyor ama şunuda çok iyi biliyorum Allahın Nebisi ne güzel söylemiş Peygamber efendimiz (sav) ”Hak etmediğin bir muamele gördüğünde, unutma; O kişi senin değerini anlamadan ölmez”

      • alp diyor ki:

        Evet Yahya Bey yapmacık,yalan dolu ve sevgisiz bir yuvanın devam etmesi zor olacaktı şüphesiz.Hayırlısı olsun diyorum artık.Ama sonuçta olan bana ve kızıma oldu ayrı kaldık. buna da şükür diyelim kızım sağlıklı olsunda.Su akar yolunu bulur…Kendimi toparladıktan sonra tekrar yuva kurmayı düşünüyorum. Tek sıkıntı, tekrar yuva kurunca, kızıma şimdiki gibi zaman ayıramıyacağımdır. çünkü şimdi her seferinde izin aldıkca hep kızımın yanına gidiyorum.yıllık izinlerimde her zaman kızımlayım. Neyse Rabbim sağlık versin herşeyin hayırlısı. yorumlarınız içinde çok teşekkür ederim.Allah’a emanet olun…

        • Yahya diyor ki:

          Alp bey,

          Siz erkeksiniz ve babasınız.
          Vakit kaybetmeden toparlanıp yeni yuvanızı kurun.
          Kızınıza siz vakit ayrımayacaksınız o size vakit ayıracak.
          Önceliğiniz kendiniz. Uçaklarda oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza taktırırlar.

          Bir çınar ağacı gibi olacaksınız.
          İsteyen gölgenizde piknik yapsın, isteyen dalınızda salıncak kurup sallansın.

          Allah’a sığının, dua edin. Allah’a emanet olun.

    • adem diyor ki:

      Alp bey;
      öncelikle geçmiş olsun. bende sizin gibi daha yeni boşandım. 9 ay evli kaldım. çocuk yok hamdolsun. seni anlamaya çalışıyorum. ben eski karımla çok kısa sürede tanışıp evlendiğimden ve kısa sürede de boşandığımdan olsa gerek beni çok etkilemedi bu ayrılık. çocukta olmadığındandır belki. Allah sana yardım etsin. ben gördüğümü söyleyeyim . amazon çağındayız kardeşim. ne yaparsınn. bizller buradayız sende burada ol bu sitede ol yalnız kalmassın. kendini yalnız hisstemezsin. biz de sana dua ederiz. o kadında bi daha evlenemez.. ben benden ayrılan eski kadın için bile çok duyuyorum bu sözü o evelenemz bi daha diye.. insanlar böyle kadınlardan korkuyorlar gerçekten emin ol. erkekler evine bakıyorsa alkol falan yoksa boşanma durumunda her ne kadar devlet kanunlar aile bakanlığı kadın dernekleri kadınları haklı buluyorlarsa da toplum dedğim gib adaletli davranıp erkeğe hak veriyor.. ama bunu da gerçekten hayat tecrübesi olanlar ve benzeri durumları yaşamış insanlar yapıyorr. sen canını sıkma güzel abim. Allah bize daha güzel kapılar açar inşallah. Allaha emanet ediyorum seni. arada yorumlarda kendinden bahset. kendini unutturmaa. :))

      • alp diyor ki:

        Adem Bey değerli yorumlarınız ve dualarınız için çok teşekkür ederim. Bende aynı şekilde hepimize duacıyım.Ne kadar toparlanmaya çalışsam da, olan kızıma ve bana oldu.Kızımın, babasız yaşaması, annesinin umurunda değil. Çünkü ne DÜŞÜNCE var ne de VİCDAN. Hayırlısı olsun ne diyelim. Dertli isimli arkadaşımızın da dediği gibi Allah’ında adaleti var. Rabbim hepimizin yardımcısı olsun.

      • Halil Mümin diyor ki:

        Adem kardeş ben de senin gibi sayılırım boşanma aşamasındayım 5 ay evli kaldım ve çok şükür çocuk yok…Devamlı ufak bir sorunda “Biz anlaşamıyoruz boşanalım” derdi ben de “biz boşanmak için mi evlendik” derdim..Benim ilk duruşma henüz görülmedi ve anlaşmalı olsun diye uğraştık ama onlar 1 yıl dolmasına 10-15 gün kala inadına uzasın diye dava açtılar ve bir sürü de iftira yazmışlar sözde anası babası 5 vakit namaz kılıyor..Kardeş bana da yol gösterir misin mahkemede nasıl davranmalıyım?

        • Yahya diyor ki:

          Halil bey
          bana sormamışsınız ancak konunun önemi için kısaca cvp yazmak isterim. Bir yerde daha yorumunuzu gördüm ancak bulamadığım için buraya yazıyorum.

          hukuki sürece ne kadar vakıfsınız bilmiyorum ancak avukat ile boşanmanızı takip etmeniz sizin için daha iyi olacaktır.
          çünkü avukatlar süreçleri daha iyi biliyorlar.
          Boşanma davasına sizde karşı dava açmalısınız. Tabii neye istinaden boşanma davası açtılar bunu bilmek lazım. Açtıkları boşanma davasının iddialarını deliller ile desteklemeleri lazım. Eğer siz karşı dava açmazsanız, bir nevi onların iddialarına cevap vererek boşanma süreci devam edecektir. Ancak siz boşanma davası açtığınızda bu sefer siz iddiaları ortaya koyacaksınız, delilendireceksiniz ve karşı taraf bunları çürütmeyle uğraşacak vs.

          karşı tarafın avukatı varsa, biraz daha bu süreç sıkıntılı ilerliyor, iftiralar yalanlar havada uçuşuyor. Maksat 10 tane iddiadan 1-2 tanesini tutturmak, daha sonrada tazminat vs.

          öncelikle yapabiliyorsan anlaşmalı boşanma için karşı tarafı ikna etmeye çalış. araya sokabileceğin tanıdık, büyük, aracı vs. bunları muhakkak kullan.

          ASLA yalvarma, ağlama, sızlanma; dik dur, geri adım atma.
          Bu süreçte sakin ol, sabırlı ol. Akıllı davranman çok önemli.
          Hakimin bayan olmasının bir önemi hem var hem yok. Buna çok takılma.
          Verdiğim bilgiler çok özet bilgiler yanlış yönlendirmekte istemem, avukattan bilgi almalısın, eline ulaşan dilekçelere süresi içinde cevap vermen gerekir, anlaşmalı boşanmayı zorlarsan iyi olur.

          Allah yardımcın olsun.

          • adem diyor ki:

            halil bey;
            öncelikle Allah yardımcınız olsun. benim boşanma sürecim çok uzamadığı için size çok detaylı bilgiler veremeyecğim. belki bu noktada sitedeki diğer arkadaşlarımız abilerimizin size tavsiyeleri olacaktır. benim yaşaıpta elde ettiğim tek tecrübe dik durmak ve dik görünmekti. sizde dik durun dik görünün. çünkü kadınlar boşanırken bile (eski) erkeğini dik görmek istiyorlar bence. böylelikle kendileri hataları daha fazla kendilerinde arıyorlar diye düşünüyorum. bu bence biz erkekler için saçma fakat kadınlar biraz değişik düşünüyorlar bu konuda. dik durun dik görünün. asla ve asla ezilmediğinizi sizi kimsenin ezip mağdur edemeyeceği algısını oluşturun. ama önce bunu kendi içinizde yapın.Allah yardımcımız olsun abi. dualarımız sizinle.. gelişmelerden haberdar edin bizleri.

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya kardeş Allah razı olsun.Bu sitedeki insanları hepsi güzel insanlar..Avukat tuttum zaten karşı tarafın da avukatı var.Karşılıklı yazışmalar oldu..İlk duruşma önümüzdeki hafta görülecek.Zaten anlaşmalı olması için hem kendileriyle hem de sevdikleri bir enişteleri ile görüştük ama nafile…Annesi babası alnı secdeden kalkmıyor ama bi sürü iftira atmışlar.Bana hiç saygısı yoktu.İşten çıktıktan sonra bana sormadan kafasına göre babasının evine gider ve babası da 9-10 gibi evime geri getirirdi.Kavvam olma sorumluğu ile kendisine güzel güzel de anlattım olmadı.Sesimi yükselttim olmadı.hatta bana şahit olacak bir eniştem var ona da anlattım o şöyle dedi:”Sen de peygamber sabrı varmış ben olsam dayanamaz döverdim” Alkol,sigarami gece hayatı vs yok.Zaten memurum evim de kira değil .Daha ne istiyordu bir türlü anlamadım..

          • Yahya diyor ki:

            Halil bey,

            Davanızı avukata havale edip çekilmeyin, kendinizde takip edin, davalara gidin. Süreci takip edin mutlaka…

            Maalesef bu işler, alnı secdeden kalkmayana, kurban kesene, oruç tutana bakmıyor. Müslüman erkek olarak biz bunlara bakıyoruz. Hem eşimizi seçerken, hem arkadaşımızı, hem işimizi, hem ticaret yapacağımız insanları … biz dini kıstaslara bakıyoruz. Fakat aldanan biz değiliz!
            Ayrıca bundan sonra insanlara nasıl bakacağımızı ve nasıl seçeceğimizi öğreniyoruz. tecrübe ediniyoruz.

            Rabbim hepimize yardımcı olsun inş.

          • alp diyor ki:

            bu kadınlara rahat batıyor kardeşim. benim eşime battığı gibi…

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya kardeşim ;
            Avukata kesinlikle bırakmayacağım.Ben de davalara katılacağım Allah nasip ederse…Çocuğum yok..Benden hem nafaka hem de tazminat istiyorlar ayrıca eski(eşim) çalışıyor..Çalışana nafaka çıkmaz diyorlar.Sizin bilginiz var mıdır?

        • Gelincik diyor ki:

          Halil Bey benim annemin teyzesinin oğlu 2 ay evli kaldı ayrıldı eski eşine 5 yıl boyunca aylık 850 lira nafaka verdi tsk da personel karşı taraf tuttuğunu koparan bi avukat bulmuş siz herşeyi bana bırakın görün bakın nasıl nafakaya bağlıyorum dedi dediğini de yaptı. Karısı çalışıyordu kasiyerdi 5 yıl evlenmedi nafaka kesilmesin diye nafaka parasını biriktirdi üstüne kattı ev aldı bi tane ardından da evlendi oğlu oldu Rabbim çıkartsın çok çektirdi oğlana :( :( Ins sizinkinde böyle bişey olmaz

          • Halil Mümin diyor ki:

            Gelincik hanım ; Benden de 750 tl istiyorlar. Yapmadığı saygısızlık kalmadı..Kanunlar adaletten yana olur inş

          • Gelincik diyor ki:

            İnş Halil Bey siz işinde çok iyi bir avukat bulmaya bakın

        • Yahya diyor ki:

          Halil bey,

          Nafaka hemen hemen her zaman talep ediliyor.
          Ancak karşı taraftan sizde nafaka talep edebilirsiniz.
          İşte eve çift akar vardı, şimdi teke düştü, yoksulluğa düşme ihtimalim var vs. gibi artık avukatınız daha uygun bir üslup ile talep edebilir. Ki edinde…
          Eğer onun maaşı sizinkinden yüksek ise bunu ön plana çıkarıp, talebinizi güçlendirin.
          Maksat karşı taraftan nafaka koparmak değil, karşı tarafa göz dağı vermek. Akıllı ol demek.
          Diyelim ki bu talebiniz kabul edilmedi, karşı tarafın talebini dikkate alarak nafakaya hükmedebilir ve maalesef ödemek zorundasınız.
          Ya evlenecek ya da biri ölünce bitiyor. Tabii bu karşı tarafın geliri var diye nafakanın reddini talep edebilirsiniz.
          Nafaka miktarı hakim takdirindedir. Ama iki tarafta makul rakamlar iddia ederek, nafaka talep edebilir. Yani karşı tarafın maaşı 3000 tl ben 1000 tl nafaka istiyorum diyebilirsiniz.

          Tazminat ise, maddi mi manevi mi, yoksa ikisini de mi talep ediyor. Talep ettikleri dayanakları ne, bunları bilmek lazım. Bu iddiaları çürütmeniz gerekir ki, tazminatı hakim reddetsin veya azaltsın. Tabii sizinde tazminat talep etme hakkınız var, ancak neye istinaden tazminat talep ediyorsunuz bunu iyi belirlemeniz ve delillendirmeniz gerekir.

          Ben size yüzeysel bilgiler veriyorum. Hem bilmediğim mevzular var hem de boşanma davanızdaki iddiaları bilmiyorum. Detaylarını avukatınızla görüşmeniz gerekiyor. Söylentiler ile hareket etmeyiniz. Bazen de avukatlar çekingen davranıyor veya uğraşmak istemiyorlar, peşin hükümlü oluyorlar. Mesela nafakaya itiraz edin diyorsunuz, etsek hakim kabul etmez diyor… Olsun siz edin, hakim kabul etmesin.
          Yarın; bu davanızda veya başka bir davanızda “biz buna itiraz etmiştik, hakim talebimizi ciddiye almadı, değerlendirmedi” gibi dayanak noktanız olur.

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya bey ;
            Hem maddi hem manevi tazminat istiyorlar..Maaşım ondan fazla…Ben memurum.Malum memur maaşı belli ..O da asgari ücretin biraz üstünde maaş alıyor..Benim avukatım erkek ve onun başından benim gibi evlilik geçmiş ve 10 yıllık avukat…Dualarınızı eksik etmeyin.haftaya salı mahkemem var

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya kardeş yarın sabah ilk mahkemem var.Dualarınızı eksik etmeyin inş

        • Yahya diyor ki:

          Halil bey yorumunuzu yeni okudum.
          Hayırlısı olsun diyelim inşaAllah.
          Nasıl geçti mahkemeniz? nafaka verdi mi?

          Selam ve dua ile…

          • adem diyor ki:

            aynen halil bey nasıl geçti mahkeme muhtemelen tedbir nafakası almıştır. eğer ki tek celse de bitmediyse. bu hep oluyor. ama diğer durumlar iddialar nasıldı. kötüyse bil moralinizi bozmaya değmez hiçbişey bunu bilin yeter. Allah neler yaratıyor neler.

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya bey merhaba;
            Davanın ilk duruşması yapıldı yani ön inceleme…Karşı taraftan sadece avukatı katıldı ben ise bizzat duruşmaya girdim avukatımla..Karşı taraf hem kira vermediği hem de çalıştığı için Tedbir nafakası çıkmadı çok şükür…2.duruşmada tanıklar dinlenecek ama Mayıs ortasına attılar..Çok uzuyor maalesef…Yahya bey karşı taraf davayı Ekim sonu gibi açmıştı ilk duruşma bugün görüldü fakat hala tanık listesini teslim etmemişler. Hakime hanım da onlara 2 hafta süre verdi..Davayı açalı neredeyse 5 ay oldu ama tanık listesi vermemelerinin sebebi ne olabilir?

          • Yahya diyor ki:

            Halil bey,

            Çok şükür; adınıza sevindim. Mayıs’a vermesi iyi olmuş. Çabuk biter inşh.
            Nafaka vermemesi güzel olmuş ancak tekrar talep edebilirler…
            Tanık listesi öncede verilebiliyor sonrada… bildiğim kadarıyla pek bir önemi yok. yani tanıkları hazır değil o yüzden vermemişler gibi düşünmeyin. annesini babasını tanık olarak yazsa yeter…

            Tanıklarınızı iddialarınız hakkında bilgilendirin. Ayrıca karşı tarafın iddialarını neler ise ve/veya ne sorabileceğini iyi düşünerek tanıklarınıza anlatın.
            Çünkü tanıklarınıza hem hakim, hem karşı tarafın avukatı hemde sizin avukatınız soru soracak. Karşı tarafın avukatı tanıklarınıza “çalışmadıkları yerden” soru sorarsa ve tanıklarınız “bilmiyorum” demek yerine tahmin yürüterek veya duyum üzerine cevap verirse sıkıntı yaşarsınız.
            Benzer yöntemi karşı tarafın tanıklarına yapın/yapmaya çalışın.
            Allah yardımcınız olsun.

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya bey başta olmak üzere ;
            (Yorum yazan değerli arkadaşlar)
            Bugün karşı tarafın şahitleri dinlendi annesi,halası ve teyzesi olmak üzere…Baştan doğruları söyleyeceğim diye yemin ettiler ama ne hikmetse annesi bir doğru söyleyip bi de birkaç olayı saptırıp kötüleyip durdular..Üstüne annesi terbiyemin müsaade etmeyeceği bir iftirada da bulundu.Zor tuttum kendimi hatta avukatım tuttu beni :) Bi de alnı secdeden kalkmayanlar bunlar…Benim şahitlerimi 2 ay sonra dinleyecekler..Nafaka çalıştığı için zaten yok çok şükür…

          • Yahya diyor ki:

            Halil Bey,

            Sabır kardeşim. Bunların hepsi geçecek.
            Şeytan işte boş durmuyor, burnuma burnuma üflüyor, yaşadıklarım ve mahkemede yaşananlar aklıma geldikçe gözlerim doluyor… nereye sığacağımı bilemiyorum. Aklıma gelenleri yazsam… sonra biri durduruyor beni. Yok mu sahibim? Yok mu vekilim?

            Bazen muzipliğe vuruyorum, bazen gülüp geçiyorum… benimkiler hafız ve hafize…ler… yüreğim dayanmıyor. Hatta biri akıl vermişti duruşmaya Kuranı Kerim götür, gözüne gözüne sokarsın demişti… KK gözüne sokmak için, bir şeyler hatırlatmak için değil…
            Peki ben görüyorum, yaşıyorum, avukatım görüyor, vs. Rabbim görmüyor mu?
            Halil bey kardeşim Rabbim görmüyor mu? (bu soru değil)

            Siz niye asabiyet gösteriyorsunuz ki?
            Duruşmalarda ben avukatımı tutuyorum, tebessüm ediyorum, dimdik ve sapa sağlamım – Allah’ın izniyle. En iyi şekilde giyinip gidiyorum… düğüne gidiyorum. Bundan güzel cevap olur mu? İletişim sadece sözle mi oluyor?
            Duruşmalara Hz. Musanın o kısacık ama bir o kadar etkili duası ile giriyorum. Tavsiye ederim.

            Zaten siz işi yarılamışsınız, hadi gözünüz aydın!
            Bizi unutmayın, ara sıra yazın. Selam ve dua ile…

  15. Abdullah Bir diyor ki:

    BU SİTEDE Kİ HERKESE…

    Yaptığım bir araştırma konusunda sizlerden yardım rica ediyorum.

    Aşağı da soracağım soruya ÖNCE “İmanınız ve inandığınız değerler” haricinde ki her türlü yaptırım gücünü, baskıyı ve etkiyi YOK SAYARAK, SONRA DA içinde yaşadığınız ailenin, mahallenin, çevrenin yani “sosyal toplumun yapısını” ve bu toplumun “sizin üzerinizde ki etkilerini, yaptırım gücünü (mahalle baskısını) hesaba katarak cevap vermenizi rica ediyorum.

    ERKEK YORUMCULARA:

    Gençliğiniz de dahil bu güne kadar hiç zinaya bulaşmamış, orta yaşta sağlıklı ve normal bir erkeksiniz. Çeşitli sebepler (sebeplere takılmayın, sebeplerin ne olduğunun bu araştırmada bir önemi yok veya bu ayrılıkta sizin kusurunuz daha az) ile uzun süre önce şeran, fiilen bitmiş bir evliliğiniz var, eski eşinizle 3-5 yıldır ayrı yaşıyorsunuz. Müslüman bir erkeksiniz ve bu güne kadar koruduğunuz namusunuzu kirletmeden (gönül eğlendirmeden ve zina etmeden) tekrar bir düzen ve yuva kurmak istiyorsunuz.

    Ama tabiri caiz ise resmi nikahlı eşiniz sizin yeniden düzenli bir hayat kurmanıza engel olma amacıyla “ipe un seriyor” erkek düşmanı medeni kanun ve yavaş işleyen mahkeme sürecinden aldığı destekle de ananızdan emdiğiniz sütü fitil fitil burnunuzdan getiriyor.

    Böyle bir durumda yukarıda ki şartları göz önüne almak kaydıyla siz olsanız ne yapardınız?
    (mahalle baskısı olmasa)

    a) Dünya rahatı için ahiretimi heba etmemek (harama ve zinaya bulaşmamak) için her türlü tehlikeyi ( eski eşimin dini nikahla evlendiğimi öğrenme ihtimali de dahil her türlü riski) göze alır “DİNİ NİKAHLA” uygun gördüğüm bir hanım ile evlenirim.

    b) Mevcut medeni kanunların ve toplumsal yapının yeniden evlenmem (resmi olarak boşanmadan yeniden dini nikahla ) halinde şahsıma uygulayacağı yaptırımlara katlanmayı göze alamayacağım için sabır eder yeniden evlenmek için resmi boşanma sürecinin sona ermesini bekler veya sabır edemezsem bu süre içerisinde ihtiyacım olan şeyleri bana verecek olan uygun bir kadın ile gizli bir ilişki yaşardım.

    KADIN YORUMCULARA:

    Daha önce evlenmiş boşanmış veya hiç evlenmemiş 30 yasın üzerinde dini hassasiyetleri olan Müslüman bir hanımsınız. Yukarıda ki özelliklerde veya şartlarda ki (Resmi olarak boşanamamış ama niyeti samimi ve ciddi) Müslüman bir erkek Allah’ın emrine ve Resulullah’ın sünnetine uygun bir şekilde ve “Dini Nikahla” ŞİMDİLİK kaydıyla ( Resmi boşanma gerçekleştiğinde sizinle de resmi nikah yapacak) sizinle evlenmek istese tepkiniz, tavrınız ve kararınız ne olurdu?

    a) Erkeğin daha sonra resmi nikah yapacağından, evlenme konusunda ki niyetinin samimi ve ciddi olduğundan emin olsam, geçici bir süre için dahi olsa Resmi nikahsız hiç bir erkek ile evlenmem.

    b) Ben söylemleri ve eylemleri aynı olan bir insanım, bu nedenle kulların nazarında ki resmi nikaha değil Allah’a güvenir, önce benimle evlenmek isteyen kişinin samimiyetini, niyetini test eder, o erkeğe güvenirsem Allah’ın Kuran da tarif ettiği şekilde (mihir, şahitler ve nikahın yakın akrabaya ilan edilmesi) dini nikah yaparak o erkek ile evlenirim.

    Vereceğiniz cevaplar ve cevaplarınız haricinde yapacağınız “İYİ NİYETLİ ve SAMİMİ YORUMLAR için şimdiden tesekkür ederim

    • Feyza diyor ki:

      Cevap yazmak icin otuz yasin uzerinde olmamiz sart mi, yoksa her yas araligindaki kendi fikrince cevap verebilir mi?

      • Abdullah Bir diyor ki:

        30 yas sart değil Feyza hanım. Ama bu soruya cevap veren (özellikle 30 yaş altı) hanım kardeşlerim cevaplarında yaşlarını yazarlarsa araştırmanın yanılma-sapma payı daha az olur.

        Not:Bu arastırma da 30 yas kriteri koymamın sebebini daha sonra açıklayacağım inşaallah.

        • Feyza diyor ki:

          O halde su anki ruh halime uygun samimi bir cevap verecegim fakat otuz yasina gelince fikirlerim degisirse bunu su an kestiremiyorum. Bu ozel duruma verecegim cevap da o kisinin ozel-ligi ile yakindan ilgili olurdu ve o minvalde degerlendirirdim. Oncelikle eski evliliginin fiilen bitmis olmasinin yaninda ser’an bitmis olmasi onemli bir husus. Ser’an bitmisse eger o erkek benim nazarimda bekar yani bir dul bir erkektir. Resmi nikahinin bu asamada benim.nazarimda bir baglayicilogi yoktur ve evlenmesine mani degildir.

          Cunku muhim.olan Allah katindaki gercek nikahidir, digeri ise yalnizca kagit uzerinde bir sozlesmedir. Bunu resmi nikahi kucumsemek icin soylemiyorum, elbette resmi nikah bilhassa kadin icin bir guvencedir fakat dedigim gibi bu zaten basli basina ozel bir durum, o yuzden kisinin kemdi ozelligine gore degerlendirilmeli. Bundan sonra dikkat edecegim nokta yalnica guven. Eski esinden ayrilma sebebi, her ne kadar bosanmalarda hatalar tek tarafli olmasa da bazi siradisi evliliklerde magduriyet payi bir taraf icin cok yuksek olabiliyor, o yuzden once dinlemek isterdim.

          Guven tesis edilmesi en zor asama olacagi icin kendinden duyduklariyla yetinemez insan, bu kisiyi referans gosteren yakin cevre ile istisare edip ve yine bu kisiyi yakindan taniyan kendi cevresi ile ufak bir arastirma yapip kalben tatmin olursam, inanci saglam bir insansa tanimaya deger bulurdum. Inanci saglam bir insan olduguna kanaat getirirsem beni magdur etmez, cunku dini nikah zaten kadina verilmesi gereken haklari veriyor. Resmi nikah ise bundan fazlasini veriyor yani bir nevi esantiyon :) Nitekim, usulune uygun, sahitler huzurunda yapilan dini nikahla kadin zaten dinen belli bir korunma icerisune aliniyor.

          Bu arada gizli nikah sahitler huzurunda kiyilan nikah degil, sahitler huzurunda kiyilmayan nikahin adidir. Yani sahitler iki erkek veya bir erkek bir kadin olarak o mecliste bulunur da bu nikah butun sulaleye aciklanmasa da adi gizli nikah olmaz onun, ser’an gecerli bir nikahtir. Tum bu vasiflari kendinde barindiran bir erkek bu nikahi kiydigi zaman artik esi yeni nikahli hanimi olacagindan dolayi dinen bir mahzur gormuyorum. Mutlaka resmi bosanma sureci biter bitmez yeni esiyle resmi nikah kiyacaktir. Iste guven burada devre giriyor, yani burada en onemli etken sadece guven. Guvenilecek insan zaten az cok arastirilinca belli olur.

          Yoksa o kisinin eski esiyle ser’an bitmis ama resmen devam eden evliligi veya evlenip bosanmis bir insan olmasi engel.teskil etmez. Cunku Aleyhissalatu vesselam efendimiz donemine bakinca bu gibi evliliklere rastliyoruz ve insan fitratina aykiri olsaydi Allahu Teala bundan men ederdi. Yalniz sunu soyleyebilirim, bekar bir erkegin daha once evlilik yapmis bosanmis veya esi vefat etmis bir bayanla evlenmesindense bekar bir bayanin daha once evlenip ayrilmis veya esi vefat etmis bir erkekle yaptigi evliligin daha mumkun olabilecegini gordum. Kadinlar biraz daha esnek ve uyumlu oldugundan duruma daha rahat ayak uydurabiliyorlar erkeklerin kabullenmesi biraz daha zor olabiliyor bu durumu.

          Kisaca saglanabilecek guven zemininde eski esi ile resmiyet disinda bir bagi kalmamis bir erkegin gecici sureli dini nikah kiyarak bir hanima izdivac talep etmesinde guven disinda bir problem gormuyorum. Nihayetinde bu da sonunda resmiyete dokulecek, inancli bir erkek zaten uzerine duseni yapacaktir. O erkegin acele etmesinin altinda da yatan farkli sebepler olabilir boyle dusunmek lazim. Empati kurmak gerekir. Yuzde seksen diyelim.magdur edildigi nir evlilikten cikmis bir insan yeni bir duzen kurmak isteyebilir bu en dogal hakki fakat dava suresi uzadikca hem davanin omzuna bindirdigi yuk strese yol acar ve bu yuku paylasacak bir hayat arkadasi ister, hem de her gecen gunu aleyhine gibi gorur.

          Zaten orta yasli ve her gecen gun omrunden biraz daha eksilirken yalniz oldugunu hissetmek manen yipratir bu kisilere de bir sabikali gibi yaklasmak yerine anlamaya ve degerlendirilecek bir insansa onu da kendi sartlari icerisinde degerlendirmek lazim. Bu arada yasim 23, belirtmem gerektigini soylemistiniz. Umarim yazdiklarimda yanlis bir yonlendirme sozkonusu degildir.

          • Feyza diyor ki:

            Su an tekrar okuyunca farkettim, bir erkek iki kadin sahit yazacaktim, bir erkek bir kadin yazmisim ozur dilerim.

        • seysey diyor ki:

          İnsanların gerçek niyetinin ne olduğunu bilemem.Önce tedbir alırım sonra tevekkül ederim.Burada önemli olan nikahın resmi yada dini olması değil.Nikahın gereklilikleri yerine getirilmediğinde ortaya çıkacak olan sorunları çözecek İslam merkezli bir mercinin olmaması.Adaletsizlik,nafaka,miras,boşanma vb. sorunlar olduğunda kadının başvurabileceği haklarını alabileceği bir yerin olmaması ve erkeğe de kadının haklarını teslim etmesi için yaptırımın uygulanamaması.Doğal olarak kendimi riske atmamaya çalışırdım.Tedbirsiz bir işe girişmemek benim karakterime daha uygun.Kolay kolay kimseye güvenmem insanların değişkenliğini,hayatın sürprizlerini göz önünde tutarım.

          Bir de ben “şimdilik” kısmını anlayamadım.Boşanmamış bir adamın boşanmaktan vazgeçebileceği gibi bir ihtimal var.Bunu gözden çıkarmam mümkün değil.Kendimi güvenceye almak istemem Allah’a güvenmemek anlamına gelmemeli,temkinli olduğum anlamına gelmeli.Sonuçta insanlar değişebilir,nefislerine uyabilir veya herhangi bir sebepten dolayı ileride boşanmak isteyebilirim.Gene aynı sebeplerden dolayı bekar bir adamla dahi sadece dini nikah ile evlenmek istemem.Diyelim ki;kendimi korumadım flörtleştim aşık oldum, fiziksel ve ruhsal olarak artık evlenmek bana farz oldu,başka da taliplim yok,çocuğum olsun yuva kurayım istiyorum,ailemde eş adayını değerlendirdi ve onayladı bu durumda talak hakkını da alarak bu ve benzeri riskleri alabilirim.Büyük konuşmaktan Allah’a sığınırım.24 yaşındayım 30 yaşına gelince ne düşünürüm bilmem.

          B şıkkında bulunan,“Ben söylemleri ve eylemleri aynı olan bir insanım” ve ”Allah’a güvenir” gibi sözler bana diğer seçenekleri seçenleri yargılıyormuş gibi yansıdı.

          • Feyza diyor ki:

            Yazida dini hassaiyeti olan bir erkekten bahsediliyor ve ser’an bitmis bir nikah. Dini hassasiyeti olmasi demek mukemmel insani tanimlamaz belki ama bu kisma vurgu yapildiysa en azindan nikah gibi sakasina dahi musaade edilmeyen dinen ciddi bir kurumun ve hafife alindiginda butun ahiret hayatina mal olacak derece onem arz eden bir muamelenin sartlarina riayet eden ciddi ve inancli bir erkek tasavvur ediliyor olmali. Dini hassasiyet tabiri kullaniliyorsa asgari duzeyde de olsa nikah ve talak bahsini ana hatlariyla bilen bir erkek nu yaziya konu ve biz bunun uzerinden konusuyorsak, ser’an bosanmis bir erkegin eski esine donmesi olasiligi en azindan mesru dairede cok agir bedele sahip oldugundan dinen dul.bir erkek kolay kolay eski esine donmez, donmek istese de izlenmesi gereken surecin agirligindan oturu geri adim atar. Yani bu cok mumkun gozukmuyor. Nikahsiz yasamayi goze alirsa o ayri. Zaten bosanma isini cocuk oyuncagi haline getirmemektir bu karari alirken turlu asamalara, sonrasinda ise geri donusunun agir bedellere baglanmasidir amaci. Yani eski esine donme olayi dini hassasiyet tasiyan bir erkek icn ser’an bosandiktan sonra mesru dairede pek mumkun degil. Geri adim atmak zor. Ve bu risk bekar olup da evlenen eslerin birbirini aldatmasi ile neredeyse esit orantili. Ama sozkonusu dini hassasiyet tasimayan bir erkekse ona zaten her yol mubah, fakat bu yaziya konu degil diye dusunuyorum.

    • meryem diyor ki:

      Abdullah Bey
      Sorunuza bir bayan olarak cevap vereceğim.
      Ülkemizde resmi bir bağlayıcı olmadan yani resmi nikah olmadan ne kadar dini hassasiyetlerim olsa da evlenmezdim. Çünkü karşı tarafa ilk etapta güvensek te orta ve uzun vadede sorun teşkil eder. Ayrıca bekar bir bayanın evlenmiş boşanmış bir erkekle evlenmesinin çokta uygun olmadığını düşünüyorum. Bekar erkeklerin bekar bayanlarla evlenmesi taraftarıyım. Evlenmiş boşanmış erkek ve baylar da birbiri ile evlenmelidir.
      Evlenip boşanınca her iki taraf ta ”DUL ” olur. Hem birbirlerinin kıymetini daha iyi bilirler hemde sosyolojik açıdan, aile ve hassasiyetler açısından birbirlerini daha iyi anlarlar diye düşünüyorum.

      Lakin yaş olarak eğer 30’lu yaşlarda olsam ve karşıma evlenmiş boşanmış ,resmi olarak ta boşanmış, çocuğu olmayan bir bey çıksa o zaman düşünürdüm.
      Abdullah Bey
      Bu sorduğunuz sorular aslında erkek için klay cevaplanabilecek sorular lakin bir bayan için kabul edilmesi oldukça zor cevap verirken de düşündürücü sorular. O yüzden Allah bu sorularınızı yaşamaktan korusun.

      • meryem diyor ki:

        Düzeltme;
        ”Evlenmiş boşanmış erkek ve bayanlar ”olacaktı.

      • U-mutlu diyor ki:

        Meryem Hanim , Peygamber Efendimiz (S.A.V) bekar iken, Dul bir kadinla evlenmis , bu en,buyuk,ornektir..

        Peygamber Efendimizin yanina Sahabilerden,bir adam geliyor ve diyor ki ” Ya ResulAllah bana dua et ki sevdigim kadinla evleneyim” Peygamberimiz de ” Benimle birlikte 4 melek dua etsek de Allah in yazdigindan baska birisiyle evlenemezsin”

        Kismetiniz karsiniza ciktigi vakit kriterleriniz unutup,kabul etmem dediginiz seyleri kabul etmisvte evlenmis bulursunuz kendinizi 😊
        Suphesiz Allah herseyi bilendir,
        Insanlara en,guzel hediyesidir evlilik hayati, dunyadaki cennetidir,,
        Rabbim tum bekarlara hayirli, salih, saliha esler nasip etsin
        Amin..

        • meryem diyor ki:

          Sayın U-mutlu ;
          Yine Peugamber Efendimizin bir hadisi şerifi baz alarak size cevap vereyim: Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor:
          “Evlendiğim zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana:
          “Nasıl biriyle evlendin (dulla mı bakire ile mi?)” diye sordular.
          “Bir dul aldım!” dedim.
          “Niye bakire değil? O senin sen de onunla mülâtefe ederdiniz!”

          Tabi ki Rabbim alnımızda ne yazarsa onu yaşayacağız.

          Benim anlayamadığım bu konuda fikir beyan etmek büyük konuşmak değil. Genelde insanlarda kızdığım noktalardan bir tanesi. Soru sorarlar . Fikrinizi beyan edersiniz arkasında pervasızca ” büyük konuşma başına gelir ” Ne alakası var ? O zaman ” Aman başıma gelir ”diye fikir beyan etmeyelim düşüncemizi paylaşmayalım.

          Bu bilinen bir gerçek ki bekar bir bayanın ( Hiç evlenmemiş) bekar bir erkekler ( hiç evlenmemiş ) evlenmesi daha uygun. Mutlu olma ihtimali de daha yüksek. Aksini bilen varsa ispatlasın.

          • adem diyor ki:

            bu yorum sizin tecrübesizliğinizden kaynaklanıyor meryem hanım. önce siz bu davanızı ispatlayın bence. ben boşandım ikimizde daha önce hiç evlenmemiştik. ee ne olacak. şimdi ben daha iyi anlayabiliyorum kadınları.. peygamberimiz biz erkeklere bekarla evlenmeyi tavsiye etmiş.bazı bakımlardan. siz kadınlara değil bu durum.. biraz nefsiniz sizi şaşırtıyor gibi. lakin bu abdullah beyin yaptığı bir araştırma. karar sizin kararınız. yalnız aksini ispat edin falan demişiniz. bence siz iddianızı ispat edin önce. sonra Allah aksini inşallah bizden birine ispat ettirir.

          • meryem diyor ki:

            Adem bey
            Sizin boşanmanıza gerçekten üzüldüm. Sizin gibi istisnalar (günümüzde bu istisnalar artsa da ) var. Hiç evlenmemiş birkadının mantık olarak hiç evlenmemiş bekar bir erkek ile evlenmesi her açıdan daha uygun. Mutlu olma ihtimali de daha yüksek. Bunda ispat edilemeyecek bir durum yok. Çevrenizde mutlu evliliklere bakmanız yeterli. Bende gözlemliyorum çevremdeki evlilikleri.Görüyorum. Tecrübe konusunda evet haklısınız, tecrübeli değilim henüz evlenmedim-evlenemedim. Nefsimin beni şaşırtmasından değil, nefislerinin günümüz erkeklerini şaşırtmasından ileri geliyor. Benim gibi standart olan, standart giyinen, dışarıya karşı süslenmeyi haram bilen, yolda yürürken kafasını dahi kaldırmayan, flörte karşı olan birinin evlenmesi zor .( Bunu bana çevremdekiler söylüyor )Bende soğudum ve gerçekten bu evlilik defterini kapattım. Siz boşanan şanslı birisiniz çünkü çocuğunuz yok.
            Çocuğu olup ta boşanan erkeğin de kadının da tekrar evlenmesi gerçekten zor. Bekar bir kadın evlenmiş boşanmış ve çocuğu olan biri ile evlenmek istemez ki ( eğer yaşı büyükse 35 yaşını aşmıssa olabilir, ancak o zaman kabul edebiliyorlar ) Erkek için de durum aynı. Siz evlenmiş boşanmış ama çocuğu olan bir kadınla hayatınızı birleştirmek ister misiniz gönül rahatlığı ile ? Ben bundan bahsediyorum.Size şunu söyleyebilirim. Siz gerçekten Allah’ın sevdiği bir kulu idiniz ki çocuk olmadan eşiniz ile devam edemeyeceğinizi anladınız ve şükür ki bitti. Sizin bekar bir bayanla evlenmenizde bir sorun yok, çocuğunuz yok ve haklı olan taraf ta sizsiniz. Rabbim hayırlı bir eş çıkarsın karşınıza.

          • Feyza diyor ki:

            Meryem hnm., yasiniz genc ki sizin (daha once okumustum yasinizi). O kadar insanin yuvasini kurmaya vesile olmussunuz, insaallah birinden birinin duasi da sizin mutlulugunuza vesile olur. Defteri kapatmayin yine de, bir ‘ayrac’ koyun :)

          • Gelincik diyor ki:

            Meryemcim lütfen böyle düşünme ne demek evlilik defterini kapattım Rabbim herkese senin gibi bir eş nasip etsin sana bu gidişle biraz zor diyenler de önce dönüp kendilerine baksın bazı insanlar destek yerine köstek olmaya bayılıyor doğrusu bide şöyle düşün bu zamana kadar olmamasının hikmetlerini düşün Rabbim seni kötü insanlardan korumuştur kim bilir her evlenen mutlu olsa bu kadar boşanan olur muydu Rabbim hayırlısını versin tüm bekarlarımıza sana bana Feyzacığıma üzülme tatlım daha yaşın genç Rabbim zamanını biliyor bize sabretmek düşüyor 😚😚😚

          • Yahya diyor ki:

            Meryem hnm

            çok ilginçsiniz gerçekten bu kadar evlenmek isteyen erkek varken…
            sizin “ben evlilikten vazgeçtim” demeniz hem ilginç hem manidar…

          • meryem diyor ki:

            Yahya Bey
            Bazen yolda yürürken binalara bakıyorum. Her birisinin ışık rengi ve perdeleri farklı. Her zaman diyorum ki ”şu evlerde kim bilir yaşayanların ne sıkıntıları vardır yada ne mutluluklar yaşıyordur, kim bilir kaç aile doğan çocuklarına sevinmiştir, kaçı da ölen yakınlarına üzülüyordur. Demem o ki herkesin yaşadığı çevre, tanıdığı insanlar, gözlemlediği olaylar, kültürü o kişinin düşünce yapısı üzerinde rol oynar, hiç bir insan doğarken önyargılı, kıskanç vs doğmaz. Fıtrat üzere doğar, iyi olarak doğar, İslam üzerine doğar, daha sonra değişir

            Şimdi siz bana ”çok ilginçsiniz gerçekten bu kadar evlenmek isteyen erkek varken…” derken ben size şunu sorayım : İlginç olan ben miyim, karşıma çıkan kişiler yada şahit olduğum olaylar mı ” Çevremdeki hemcinsleriniz genelde dış görünüşe aşırı önem veren ” önemli olan ruh güzelliği deyip te , dış olarak beğenmediği kişinin ruhunu tanıma zahmetinde bulunmayan birde buna sebep olarak ta ” iyi de ruhlar aleminde de yaşamıyoruz ” :) :) diyen tipler.

            Diyorum ki ya hepsi böyle yada bir imtihan. Yani tabi ki erkekler kadınlara göre nefislerine düşkündür, dış görünüşe önem verirler de bana tuhaf gelen şu : Müslüman kimlikli bir erkek, dışarıda gördüğü kadarı ile bir kadını yargılamamalı, normal sade , makyajsız olan ve ziynet eşyası bulunmayan bir kadını beğenmiyorlar kimse. Evlilik olarak ta erkekler ilk etapta flört etmek istiyor . Benim çevremdekiler böyle. Siz de çevrenizdeki kadınlara göre kadınlar hakkında fikir sahibi oluyorsunuz.

            Bir de ”sizin “ben evlilikten vazgeçtim” demeniz hem ilginç hem manidar…” demişsiniz, Manidar derken sizin anladığınız gibi birinden darbe, terk edilme yarı yolda bırakılma vs olayları yaşamadım çok şükür. Karşıma çıkan düzgün olarak düşündüğüm kişiler bile bir acayip. Evlilik niyeti ile görüştüğüm kişiler de inanın bakış açımı değiştirdi, hayret ettim. Çevremdekilerin sürekli ” nasıl yani sen hiç bir erkekle el ele tutuşmadın mı, evde kalacaksın bak 30 yaşa yaklaştın, senin gibi biri evlenemez sen flörte karşısın, vs vs.Şimdi soruyorum ilginç ve manidar gelen nedir ?

          • Yahya diyor ki:

            Meryem hanım,
            Bir makalenin altına sizin yorumunuza cevap yazdım ancak neredeydi hatırlayamadım ve bulamadım.
            Tekrar yazmak istemiyorum ancak, günümüzde bakımlı bir kadının çirkin olduğuna ben inanmıyorum.
            Makyaj, estetik, süs, takı, koku vs.’den söz etmiyorum.
            Kılık kıyafeti temiz ve ütülü, eli yüzü temiz ve bakımlı bir bayanın güzel olmama gibi bir lüksü yok…
            Çevremde tesettürlü bir çok imam hatipli kız öğrenci görüyorum, eşarpları kaymış, çirkin bağlanmış, yakası şöyle olmuş, eteği böyle olmuş vs. o kadar çok var ki.. Ve o kadar üzülüyorum ki…
            bir tesettürlü kız öğrenci neden sacını boyatan süslenen bir tesettürsüz kız öğrenci gibi bakımlı olamıyor?
            Ben süslüman olsun demiyorum; temiz, bakımlı ve itinalı olsun diyorum.
            Mütevazı olmak, makyajsız olmak pasaklı olmak değildir.

            manidarlık ve ilginçlikle ilgili size ayrıca cevap yazacağım.

        • U-mutlu diyor ki:

          Meryem Hanim inanin ki ben genelleme yaptim , ve sadece
          dul-bekar degil bircok konu hakkinda ima ettim..
          Yanlis anladiniz, afedersiniz..
          Kuzenimi baz alarak yorumda bulundum kesinlilke size bir ima yok. kaldi ki buyuk,konusma basina gelir cumlesini kimseye kullanmadim, ben buna kader diyorum kaderinde kismetinde varsa oluyor bisekilde diyirum..
          Kuzenim hep ayri ev istedi taliplerinden 3 kisiyi bu yuzden reddetti dis gorunus olarak,begendigi ogretmen,olan yani bi cok,kisinin memur olarak,kacirmayacagi kisileri , son talibi asgari ucretle calisanbiri ev icinde 4 kardesi annesi babasi ile oturmayi kabul etti ( bunu da yadirgamiyorum) dis gorunus olarak pek,isinamadigi , kisiye evet dedi, bu kismet degildir de nedir, buyuk,konusmak demem ben buna.
          Simdi dugunden,iki ay gecmis nasil kabul ettim diyor bilemiyorum.,Yine diyorum biz istedigimiz kadar hesap kitap yapalim, alnimizda ne varsa onu yasacagiz..

          Bende bekarken,sizin gibi,dusunuyordum ,,insan zamanla anliyor mutlu olmak,icin iki tarafin bekar olmasi gerekmiyor, yada tum mutsuzlar bir bekar bir dul evliliginden ibaret degil..

          • Dertli diyor ki:

            Bende size katılıyorum U-Mutlu bende boşandım 2 çocuğum var ve annesinde kalıyor ne yani ben şimdi evlenemiyecekmiyim yada beni kabul edebilecek olanlar dul kadınlarmı bence meryem hanım bu konuda yanlış düşünüyor. Binlerce boşanma gerçekleşiyor ve bu boşananların hepsi ilk evlilk yapanlar haksızmıyım? Bir kadın bopşanmış bir erkeği kabul etmiyosa boşanan kadınların haline çok üzülüyorum heleki çocuğu varsa.
            Şu bir gerçek ortada çocuk varsa ve kimde kalıyorsa evlenmesi çok zor tabi böyle şeyler tamamen kader nasip işi. ”Ayrıca ben burda uygun muygun anlamam bu hiç evlenmedi buda hiç evlenmedi eğer bunlar evlenirse mutlu olur mantıken düşünsen,” düşüncesi var meryem hanımda. Evliliklerde en önemlisi karşılıklı sevgi saygıdır kadın namazında niyazındaysa erkekte namazında niyazındaysa o evlilik çok güzel yürür bizzat birçok evliliklere şahidim eğer bi evde namaz niyaz yoksa o evde şeytan cirit atar.

            Meryem hanıma kendimi örnek vermek istiyorum yukarda yorumumu yazdım ben ilk resmiyette boşandığımda ablamın ısrarıyla görücüye gittim kız 22 yaşında hiç evlenmemiş gayette güzeldi bir odaya geçip iki medeni insan gibi konuştuk ona dedimki benim hakkımda bilmediğin birşey var ben çekiniyorum ablam sana söyler vereceğin kararada saygı duyarım dedim ve evden çıktım ablam durumu izah etti kız beni herşekilde kabul etti abiside benim hakkımda efendi birisine benziyor annesi ve teyzeside gelmiştti hepsi aynı düşüncedeydi bir gün konuştuktan sonra ben kızdan vazgeçtim çünkü olaylar tazeydi kafamdan silememiştim çünkü 2 ay süre geçmiştti boşanmamızdan kıza olmayacağını söyledim çünkü bu kafayla kızın hisleriylede oynamış olurdum buda çok büyük bi vebal o yüzden vazgeçtim.
            Demek istediğim karşınızdaki sizi beğenirse duruşunuzu, konuşmanızı; kadın yada erkek hiçbirşeyi sorun etmez. Altını çizerek söylüyorum kadınları kesinlikle küçümsemiyorum yanlış anlamasınlar boşanan erkekler boşanan kadınlardan çok daha şanslı 2.ci evlilik açısından keşke ufak tefek sorunlar yüzünden boşanmalar hiç olmasa.

          • Feyza diyor ki:

            Bekar bir kizin bosanmis hatta cocugu olan bir erkekle hayatini birlestirmesi bana cok imkansiz gelmiyor. Neden derseniz, ilk hanimindan sorunlu olarak ayrilmis bir erkek, buyuk olcude hakli/magdur durumda ise, bu durumda yeni evlenecegi ustelik bekar olan hanimina daha guzel yaklasadabilir. Ilk evliliginden edindigi tecrube ile daha sagduyulu davranabilir ve yeni haniminin kadrini kiymetini daha iyi bilebilir. Dikkat edin, hakli durumda ise diyorum.Yani bu bosanma olayi yeni hanimi icin bir avantaja da donusebilir. Bu o kadar genellemeye kapali ve herkesin, sadece karsisina cikacagi insana ve kendine munhasir bir konu ki.

            Yeryuzundeki bu duruma elverisli insan sayisi kadar fazla ihtimal sozkonusu. Cocuklar kucukse zaten mahkemeler ekseriyetle anneye veriyor, cocuk annede buyuyor ve yeniden evlenen adamin cocugu yeni evliligi icin bir engel teskil etmiyor. Cevre karsi cikabilir bu mumkun olabilir. Cunku anne babalar kizlari bekarsa ekseriyetle bosanmis bir damat adayina mesafeli yaklasirlar bu sosyal bir gercek. Fakat yine de erkegin yasi, gorunumu, konusmasi, ahlaki, ilk esinden gercekci ayrilma sebepleri tatmin ediyorsa ve kiz bundan bir etkilenme yasadiysa, dul olmaaini ikinci plana atabilir ve ailesini de ikna edebilir.

            Bu canli ornege sahit oldun mu derseniz, cok yakin cevremde olmadim. Ama uzak diyebilecegim iki ailede sahit oldum. Erkegin ilk esi alkolikti. Cocuguyla ilgilenmiyordu ve hatta mahkeme ilk esinden olan kizini da babaya vermisti. Bu adam genc calisan ve ustelik guzel bir kizla evlendi. Bir tane de cocuklari oldu ve hala evliler, mutlu gozukuyorlar. Erkek, evine esine cok bagli. Hatta erkegin ilk esinden olan kizi ile hanimi da arkadas gibiler. Kiz simdi buyudu bazen annesine de gidip kaliyor bazen babasinda. Yani neden olmasin, hayat bu.

            Cok keskin kavisler bazen zarar veriyor hayatimiza. Fakat yukaridaki yorumda daha once de soylemistim, bir kadinin bunu kabullenmesi, eger birseyler hissedebildiyse daha kolay olsa da, ayni durumu erkegin kabullenmesi daha zor olabiliyor. Erkeklerde biraz daha kendine ait olmasini isteme arzusu agir bastigindan olabilir. Bir de bosanan kadinlar ekseriyetle cocuklarini yanina aldigi icin bu yeni kocasina kulfet gibi gelebilir. Yine erkeklerdeki kisakanclik duygusu, kadinin eski esi ile cocuk sebebiyle dahi olsa olabilecek gorusmelerinde huzursuzluk sebebi teskil edebilir. Erkek yapisi geregi bosandigi zaman biraz daha ozgur kaliyor. Bagi ne kadar surse de cocuklariyla, yeni hayatina daha kolay adapte olabiliyor. Bir de erkeklerin evlenip cocuk sahibi olmasi fiziken bir degisime yol acmiyor, ama kadinlarda dogum, hamilelik deformasyona da yol actigi icin bir erkegin durumu ile kadininki bir degil. Yine de hayat surprizlerle dolu.

          • U-mutlu diyor ki:

            Sayin Dertli ve Meryem Hanin :
            Uzak akrabam olan bi Hanim ilk evliligini kendisi Gibi bekar bir bey Ile yapti 4 yillik evlilik her gun kavga Ile sonlandi. Aradan bi Kac yil sonra bekar bir bey Ile evlilik yapti ve mutlu bi evlilikleri var..
            Siz diyorsunuz ya mantik olarak bekar erkejler bekar kizlarla evlenirse Daha mutlu olurlar. Bu Sadece mantikta gecerli

          • U-mutlu diyor ki:

            Yorumun devami
            Bir evlilik sadece mantik ile zor yurur yarali devam eder, mantiktan once sevgi saygi sadakat olursa daha saglikli yurur daha emin adimlarla buyur,..
            Inanin bana kriterlerin belli birnoktadan sonra hic onemi kalmiyor, mutluluga onlar goturmuyor…
            Ben bekarken ornek verdigim akrabamin evliligine cok sasirmistim ben erkek olsam kesinlikle yapmazdim hatta kadin halimle bile bosanmis ,benden once gecmisi olmus biriyle evlenmezdim dedim o zamanlar,.
            9
            Goruyorum ki mutlu olmak icin bu tur seylere takilmamak gerekiyormus, ben esimi farkli sartlarda tanimis olsam onun ikinci esi olmayi bile kabul edebilirdim diye dusunmeye basladim..
            Omrunuzun,kalbinizin yarisi ile karsilasinca hersey onemsiz basit, geliyor,
            En,kisa zamanda en,hayirli sekilde diger yariniz ile karsilasmaniz dunyadaki cennet kosesinde yasamaniz dilegiyle, ( Bu arada bende butun bekarlara evlenmek isteyenlere duaciyim)
            Umudunuzu kaybetmeyin 😉

          • adem diyor ki:

            yorum yazacak yer kalmamış. o yüzden buraya yazabiliyorum. meryem hanım teşekkür ederim. ben aslında sizden böyle bir yorumu ilk defa okuduğumda şaşırmıştım. sizden böyle bir fikir duymak şaşırtmıştı beni. çünkü aşağı yukarı tahmin edebiliyorrdum sizi yazılarınızda. ben tamamen mantık evliliği yaptım. kapalı tesettürlü ve çalışmaması benim isteğimdi. maalesef çevremde bulamadım. esasen buralı ama almanyada doğup büyümüş biri denk geldi. kendisi çalışmamayı tercih ettiğini söyleyince ve buradaki kızlarında hep çalşışma sevdası olunca ben bu kızla evlendim. ne yazık ki kültür uyuşmazlığı oldu. sonrasında çalışma sevdasına düştü. ve kızdaki öfke kontrtolsüzlükleri ortaya çıktı. en ufak birtşeyde evde bağırıyor bütün apartmana duyuruyor sanki ben ona şiddet uyguluyormuşum gibi.. ve beni rencide ettiriyordu tüm apartmana.

            bu arada evde bardaklar sürahilerde duvara çarpılıyordu. neyseki apartman sakinlerinden biri birgün demiş. bu bağırış şiddet gören birinin bağırışı değil diye.. aynen o bağırışlarda benim onu oooo her tarafını morartmam lazımdı. bense bağırış çağırıştan nefret ederimm hiç sevmem. her seferinde onu sakinleştirmek için neler yapıyordum yerin dibine giriyordum.. çünkü saygın bir kişilkiğim ve işim vardır.

            bu kız ve annem ve kız kardeşime taktı ve birgün annenin eve gelmesni istemiyorum dedi. kadının yüzüne gülüyordu ama arkasından bana ediyordu. babasına bu durumu söylediğimde babası bana ya Dünyadaki gelin-kayınvalide ilişkileri hep böyle idare et diyordu. çünkü kendi eşi ve annesi birbirtlerinden nefret ediyorlar ve konuşmıyorlardı. eski eşimde bu çevrede büyüdüğünden annesinden olsa gerek kayınvalide düşmanı imiş. nerden bilelim dedim ya 4,5 ayda tanıştık düğün hepsi oldu diye.. geçen sen eylüle kadar hayatımda hiç görmediğim biriydi..

            ben safımda ona altınlar yaptım çok güzel haremlik-selamlık düğün yaptım vs vs.. çok safi duygularlaa. ne onun maaşına ne süsüne püsüne baktım. daha düğünde bile makyaj yapmasan iyi olur dedim o gene hafif yaptı.. böyle başlayan bir evlilik pisi pisine bitti.. ama Rabbim daha iyisini biliyor bence kadir kıymet bilecek daha hayırlı biri için Rabbim kaderiyle buna müsaade etti. neyse fazla uzatmayayım.ya meryem hanım durum böylee.. böyle erkeklerde varrr. süslülere bakmayan sırf bu sebeple evlenemeyen..feyza hanımın son yazısını da çok beğendim bana gerçekten çok iyi geliyor böyle fikirli hanımların hala Türkiyede yaşadıklarını öğrenmek:)) çünkü ben hem bekar hem evlenmiş ayrılmış bayanlarla görüşebilirim artıkk. u-mutlu senin yazında çok güzel..

          • Nuseybe diyor ki:

            S a Evlilik kader değil seçimdir çünkü Hadis ı Şerif te kadın dört şey için nikah edilir soyu güzelliği malı dini için sen dindar olanı seç diyor Peygamber efendimiz

          • Yahya diyor ki:

            Nuseybe hnm,

            Halk arasında bazı tabirler var burada kullanmayı uygun görmüyorum ancak
            Şahsen ben eş tercihi yaparken şekli olarak dinine baktım (ailece baktık), kimsenin kalbini yarıp imanına bakamıyorsunuz maalesef….
            fakat eve alıp gelince ve aradan belli zaman geçince kimin ne olduğunu anlıyorsunuz. Ne kadar arştırsanız da kimse benim kızım/oğlum ahlak/huy olarak kötüdür, namazını ibadetini aksatır demiyor!!!
            Hatta aksine, eş adayı ve çevresi çok güzel bir rol oynuyor…

            Bu yüzden bu iş kismet işi… biz tercihimizi zahire göre yaparız; gerisi Rabbimizdendir, buna da şükür ederiz!

    • Yasir diyor ki:

      Abdullah Bey 30 yaşın üzerindeyim, bekarım ve hiç evlenmedim. Söylediğiniz iki seçenekte zor. Üçüncü bir seçenek olmalı bence. Bu günkü aklımla resmi olarak boşanır ve bağım tamamen kopunca evlenirdim. Gizli olarak dini nikahlı olunmaz zaten, nikah ilan etmektir. Bu yüzden karşı taraf ta öğrenir. İkinci seçenekten kastınız zina ise o zaten olmaz. Müslüman kişi iradeli ve akıllı olmak zorundadır. Bu yaşa kadar zina yapmadan bekar olarak yaşadım inşallah gerekirse ömür boyu da bu şekilde yaşarız. Ben bir erkeğin eşi olmadığı için zina yapacak kadar iradesiz olduğuna asla inanmıyorum. Sözün özü; tüm resmi bağınız kopsun sonra evlenin, zina da yapmayın. Bir Müslüman bu ikisinin de üstesinden gelebilir.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Yasir’e
        “tüm resmi bağınız kopsun sonra evlenin, zina da yapmayın.” DEMİŞSİNİZ

        Bu sorunun sorulma amacı ” SEYİRCİYE SORALIM” joker hakkımı kullanmak istiyorum, sonra kararımı vereceğim DEĞİL. :-)

        Bu araştırma sonrasında ortaya cıkan veriler ışığında “insanların inaçları ile mevcut yaşamları, örf-adet-gelenek-görenek olarak isimlendirilen yazılı olmayan kuralların (mahalle baskısı-Toplum kültürü) Müslümanlar-İnsanlar üzerinde ki etkilerinin şiddetini net olarak ortaya çıkartmak, insanlara göstermek ve “Ülkemizde evlenme cağında ki insanların çoğunun istediği halde neden evlenemedikleri” sorusuna SEBEP-SONUÇ ilişkisi anlamında cevaplar vermek.

        Yani amaç ŞAHSİ DEĞİL, TOPLUM’un ZİHİN YAPISI’nın KİŞİLER ve KİŞİLERİ’in KARARLARI ÜZERİNDE ki ETKİSİ

        Fikrinizi beyan ettiğiniz ve araştırmaya verdiğiniz katkı için TEŞEKKÜR EDERİM.

        • Yasir diyor ki:

          Abdullah Bey Ben de bu sorunuzu sizin şahsi meseleniz olarak düşünmedim zaten. Muhtemelen son cümleye bakarak böyle düşündünüz. O cümleyi değiştirmeyi düşünmüştüm ama benim cevabım herkese idi. Sizin yazılarınızı okuyorum ve böyle bir durumda olmadığınızı da tahmin edebiliyorum.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın Meryem, sayın Seysey, sayın Feyza, sayın U-mutlu, sayın Yasir

      Araştırmaya verdiğiniz cevaplar ve samimi beyanlarınız için çok teşekkür ederim.

      Saolun efendim.

      Bu araştırma sonuçlanıncaya kadar sizlerin veya bundan sonra konu hakkında fikrini beyan edecek diğer sayın yorumcuların yorumlarına OLUMLU-OLUMSUZ-DESTEKLEYİCİ-ELEŞTİRİ mahiyetinde vb (yanlış anlamaları düzeltici ve konuya dair açıklamalar hariç) her hangi bir cevap yazmayacağım.

      Çünkü bundan sonrasında konu hakkında görüş beyan edecek herkesin bu konuda ki duygu ve düşüncelerini olumlu veya olumsuz manada etkilemek istemiyorum. Sayın ve değerli yorumcuların fikir ve düşünce paylaşımlarının mümkün olduğunca DOĞAL olmasını istiyorum.

      Yorumcuların kendi aralarında yaptığı yazışmalara da TARAF ve MÜDAHİL olmayacağım.

      Belli bir süre sonunda siz değerli yorumcuların cevaplarını ve konu hakkında ki yorumlarının tamamını ANALİZ edeceğim ve araştırmanın sonuçlarını sizler ile paylaşacağım inşaallah.

      KATKILARINIZ İÇİN TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYOR; DİĞER DEĞERLİ SİTE SAKİNLERİNDEN DE SORUMUZA CEVAP VERMELERİNİ ve KONU HAKKINDA Kİ DEĞERLİ GÖRÜŞLERİNİ BİZLER İLE PAYLAŞMASINI RİCA EDİYORUM.

      Selam ve muhabbetle…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın MARAŞLI, Sayın İNAN ve sitenin muhterem okuyucu ve yorumcularına…

      İdrak ettiğimiz KURBAN BAYRAMI’nın Tüm İSLAM ve TÜRK DÜNYASI için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

      Bizleri yeni bir “Kurban Bayramı’na” daha ulaştıran Allah’a hamd olsun.

      BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN

      NOT: Bu vesile ile sayın site yorumcularından değerli fikir ve yorumlarıyla mümkün olduğunca bu araştırmaya destek vermelerini rica ediyorum.

      Selam ve Muhabbetle efendim

    • Nurhanne diyor ki:

      Abdullah bey yorumların bir kısmını okudum ama sizin dediğiniz gibi etki altında kalmamak adına devam etmedim dicem ama hayır fikrim kesin sanırım etkilik bi durum yok. vaktim yetmedi hepsini okumaya. ben ideal bir denek im sanırım:) yaşım 38 civarı boşanmış biriyim ve dini hassasiyeti olan biriyim. şimdi şıklara gelirsek aslında ikinci şık uyardı bana niyemi nikah alenidir aile fertleri bilirki bu biriyle evli. kadının çevresinin resmi nikahtan haberi olmak zorunda değil. kimse gelipte evlenen birine resmi nikah kıydınızmı diye sormuyor çünkü. heleki benim gibi eşi şiddet uyguladığını kabul edip psikolojik sorunları olan birinden boşanmak için mahkeme kapılarında yıllarını harcayan biri için güzel bi şık. bunuda not edin olurmu. dini nikahta boşamak resmi nikaha göre çok kolay bizim türk toplumu kaldırcak olsa inanın boşananların yarısından çoğu ikinci evliliğini resmi nikah olmadan devam etmeye razıdır. çünkü boşanmayı birkere göze alan sonrasındada alır. ama işte kiminde garanti olayı var. nafaka alamaz tazminat alamaz.( bu arada ben oğluma bile nafaka istemedim. vicdanı varsa öder babası değilmi dedim. tazminatta istemedim) amaaaaa bundan sonrakinde mehirimi peşin isterim sanırım :) çünkü onuda alamadım.. şimdi kendim çalışıp çocuğuma bakmak zorundayım. ayrıca peygamber efendimiz dul biriylede evlenmiş olabilir bekara bekar alsaydında demiştir. bunlar ruhsattır hiçbir zorunluluk yoktur.. dileyen gönlüne yakın olanını yapar. Amma gelin görünki insan yeminler etsede bir kere yanılmış olmanın verdiği etkisiyle ikinci kişinin yani resmen boşanmamış birinin kalkıp da ben eşimi bırakamam deme şansı çok çok ama vardır. çünkü ilk karısı yuvamızı bozmayalım çocuklarımız var vs gibi bişey dediği an erkek çarkedebilir.. bi kadın bu riske giremez..Yani adetler ve töreler olduğu sürece türk toplumunda resmen boşanmamış bir adamla yaşayan kadın ne kadar imam nikahlıda olsa yanlış anlamayın ama kapatma veya metres yaftasını yemiştir birkere ve çocuklu bi kadın bu yaftayı kabul etmez. adam paşa paşa mahkemeyi beklesin. nefsine de bolca oruç tutsun sonunda bekar olunca ne gerekiyorsa yapsın derim vesselam..

    • Cayseven diyor ki:

      Size yasanmis bir olayi anlatayim…ve Hanimlar, kendiniz karar verin…

      Adina YS bey diyelim..50 yaslarinda, AH hanimla 26 yildir evli, dort cocuklari var…

      YS bey, isi icabi evini esini uzun suredir yasadigi ayri bir ulkeyde birakip Turkiye”ye donuyor. yil 2007.
      Cok iyi bir is var.
      YS Bey, bulundugu sehirde abisine, harama girmek istemedigini ve kendisine bir es bulmalarini istiyor.
      Onlar da kendisine, evlenip bosanmis 35 yaslarindak,i bir cocuklu TY ile tanistiriyorlar.
      TY evli bir beyle evlenmek istemedigini soyleyerek reddediyor..

      YS bosanma icin dilekce veriyor.. Ilk esini bosayacagina dair soz veriyor ve
      TY yi ikna ediyor ve gizlice sadece sahitlerin bildigi bir nikah akdi yapiyorlar..

      Bir kac ay sonra YS nin bir oglu nisanlaniyor ve bir sene sonra evleniyor..

      Bu arada olmaz diyor..YS bosanma davasini gizlice geri cekiyor.

      Derken bir kac sene sonra ,kizi nisanlaniyor, evleniyor yok simdi olmaz diyor. yine bosanma davasi acmiyor…

      Zavalli TY bu arada olmadik baskilarla, YS yi ,Elindeki butun kozlari kullanarak..esini bosamaya iknaa calisiyor.

      Derken 2011 da YS, avukat tutuyor ve bosanma davasi aciyor. dava dosyasi ilk esinin eline hic ulasmiyor cunku yanlis adres veriyor..

      Zavalli TY, durumu bilmedigi icin ,artik bir nisanlisi oldugu ve yakinda evlenecegi haberlerini yakin arkadaslarina haber veriyor. ..Yil 2013.

      Derken haber ,ilk esin kulagina gidiyor. Ilk es bulundugu ulkeden geliyor. herkes olanlari duyuyor.

      Zavalli TY, Ogretmenlik isinden uzaklastiriliyor.

      YS, ye yakin es ve akrabalari nasil olur da bunca yillik yuvani yikarsin diye kiziyor.

      YS , ilk esin istedigi gibi bir anlasma ile bosanmaya razi olmadigi icin, ilk es yasadigi ulkeye geri donuyor.

      YS ile TY arasinda kavga basliyor.

      TY, senin gelirin iyi burada da iki evimiz, birikimiz var, kadinla anlas diye baski yapiyor.
      Derken…. Bu kavga ve baskilara dayanamayan,birikmis mal varliklarinin esit olarak ilk esle bolunmesini istemeyen YS.. Ilk esini degil,

      TY” yi..Bosuyor.

      Ilk esine donuyor….

    • Yahya diyor ki:

      Abdullah bey,
      Bu anketinizi kaçırmışım :)
      Ancak biraz çelişkiler mevcut.

      Feyza hnm cevabında güzel bir noktaya değinmiş resmi nikahı “güvence” olarak görmüş. Bu bütün kadınlarımızda mevcut, dindar veya değil.
      Ancak yaşı ilerlemiş (emekli olmuş, o yaşlarda) bu güvence bir şey ifade etmiyor artık.

      Dolayısıyla, kadınlara dini nikahı ile (şimdilik veya değil) evlenir miydiniz sorusunun cevabı çok net! Ancak 30+ yaş boşanmış veya müzmin bekar hanımlar belki kabul eder. Diğer bir alternatifte erkeğin gerçekten varlıklı, itibarlı biri olması hanımların fikrini değiştir!

      Geçen gün radyoda aile programı dinliyorum, o kadar çok hanım arıyor veya mesaj gönderiyor ki evlenmek istiyorlar, yaşları ilerliyor…!
      Ama gel gör ki, çoğunluğu boşanmış veya boşanmakta olan bir erkeğe yanaşmaz. Hele erkeğin çocuğu falan varsa ….

      Tabii platformlar da değişti, bu hanımlara nasıl ulaşılır? Bu hanımlar bu erkeklere nasıl ulaşır? İşi sulandırmadan, harama kaydırmadan düzenleyecek bir müessese lazım.

      Erkekler için belirttiğiniz tercihler ise;
      i) boşanma sürecinde ne şartla olursa olsun bir birliktelik tehlikeli, çünkü aleyhlerine olabilir. Sözüm ona aksi yargıtay kararı var???
      ii) sabır ile beklemek (belki en doğrusu, hayata geri döner vs.)
      iii) müslüman bir erkek/hanım için bu konuşulacak bir tercih değil. Hatta bunu bir tercih gibi ortaya koymak “ama yapmıyorum” demek dahi çok yanlış bir şey. Ancak realitede bu muhafazakar kesim arasında bile çok yaygın.
      Bu konularda yine dönüp dolaşıp devletin politikalarına geri geliyoruz.
      Devletin bir hatası başka hatalara ve daha da büyük hatalara yol açmakta…

      İşin daha da kötüsü, mevcut uygulamalarla, evlilik dışı birliktelik daha cazip hale getirildi…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        YAHYA’ya..

        Feyza hanım kardeşim “Ser’an bitmisse eger o erkek benim nazarimda bekar yani bir dul bir erkektir. Resmi nikahinin bu asamada benim nazarimda bir BAĞLAYAICILIĞI YOKTUR ve evlenmesine mani degildir. muhim olan ALLAH KATINDA Kİ GERÇEK NİKAHDIR, digeri ise yalnizca kagit uzerinde bir sozlesmedir.” DEMİŞ

        AYRICA;

        “dini nikah zaten kadina verilmesi gereken haklari veriyor. Resmi nikah ise bundan fazlasini veriyor yani bir nevi ESANTİYON (promosyon-hediye)”

        “erkek bu nikahi kiydigi zaman artik esi yeni nikahli hanimi olacagindan dolayi dinen bir mahzur gormuyorum…kisinin eski esiyle ser’an bitmis ama resmen devam eden evliligi veya evlenip bosanmis bir insan olmasi engel teskil etmez…eski esi ile resmiyet disinda bir bagi kalmamis bir erkegin gecici sureli dini nikah kiyarak bir hanima izdivac talep etmesinde guven disinda bir problem gormuyorum.”

        “O erkegin acele etmesinin altinda da yatan farkli sebepler olabilir boyle dusunmek lazim. Empati kurmak gerekir…bu kisilere de bir sabikali gibi yaklasmak yerine anlamaya ve degerlendirilecek bir insansa onu da kendi sartlari icerisinde degerlendirmek lazim.”

        Vb ifadeler ile Feyza hanım kardeşimiz kendi düşüncelerini ve konuyu çok güzel açıklamış.

        DİĞER TARAFTAN;

        “…çok hanım arıyor veya mesaj gönderiyor ki evlenmek istiyorlar”

        VE

        “çoğunluğu boşanmış veya boşanmakta olan bir erkeğe yanaşmaz.” da DEMİŞSİN

        Farkında değilsin belki ama yorumunda peş pese kullandığın yukarıda ki ifadelerin İSTİYORLAR ifadesi ile biten ilk cümle doğruluğu ispatlanmış bir GERÇEK-TESPİT-HÜKÜM; fakat YANAŞMAZ ile biten ikinci cümlen ise doğruluğu ispat edilmemiş, bir TAHMİN-TEZ-İDDİA.

        İkisini birbirine karıştırma.

        Gel seninle bir konuda anlaşalım.

        Araştırmamın kadınlar ile ilgili kısmını sorunun muhatabı olan kadınlar cevaplasın. Sen erkekler ile alakalı bölümünü cevapla :-)

        • Abdullah Bir diyor ki:

          ARAŞTIRMANIN TAKİPCİLERİNE…

          Bir araştırmada, kamuoyu yoklamasında, ankette sonuçların sağlıklı olması ve “standart sapmasının minumum olması” için o araştırmaya katılanların sayısının çok ve hedef kitlenin doğru tespit edilmesi gerekir.

          Bu araştırmaya katılan kişi sayısı yeterli düzeyde olmadığı için bu araştırma ile ilgili bir sonuca varmak, kesin hüküm vermek bu aşamada mümkün değil. Bu nedenle Yahya kardeşimizin yaptığı yorum aracılığı ile konuyu tekrar gündeme getirerek süre daha (muhtemelen ocak ayı sonuna kadar) katılımın artmasını, yeterli sayıya ulaşmasını beklemeyi, katılım sayısı yeterli olursa verilen cevapları analiz etmeyi ve sizler ile paylaşmayı düşünüyorum.

          Selam ve muhabbetle tüm samimi Müslüman ve Mümin kardeşlerime hayırlı cumalar diliyorum

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Söz konusu araştırma burada ki yorumcular tarafından yeterli sayıda katılım olmadığı, sıtandart sapması düşük “sağlıklı bir sonuca” ulaşma ihtimali olmadığı için yarım kalmış, sonuçlandırılamamıştır.

      Ancak şahsımın zaman ve ortam olarak müsait olduğu zamanlarda az sayıda ki katılımcıların sorulara verdiği cevapları ve konu hakkında ki yorumlarını ANALİZ edecek ve sizler ile paylaşacağım.

      Katılımlarınız için tesekkür ederim.

      • Biray diyor ki:

        Cevreniz sadece bu siteden mi ibaretti? Sadece merak ettim….

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Lütfen anneme Sosyal İletişimci, araştırmacı bir ANALİZİST olduğumu söylemeyin O beni Memur sanıyor. :-))

          Hayır, bu site cevremin sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor.

          Yani bu site bu araştırmayı yaptığım tek yer değil.

          Ama diğer lokasyonlar da ki danörlerin-deneklerin konuya dair sorulan sorulara verdiği cevaplar (tıpkı burada yapacağım gibi) kendi içinde değerlendirmeye tabi tutulacak. Çünkü insanların gerçek kimliğini tam olarak bilmediğimiz sanal alem dediğimiz bu tür yerlerde sorulara verdikleri cevaplar ile yüz yüze görüşme seklinde yapılan araştırmalarda aynı soruya verdikleri cevaplar sözlü-yazılı ifade-beyan rahatlığı-rahatsızlığı, kolaylığı-zorluğu, KİMLİK gizliliği veya ifşası vb nedenlerle birbirinden çok farklı oluyor.

          Bu nedenle kamuoyunda yapılan araştırmalarda “gerçek ve sanal” alemde ki cevapları beraber değerlendirmek YANILTICI sonuçların ortaya cıkmasına sebep olduğu için her platform da ki sonuçlar kendi içinde değerlendirilir ve analiz edilir.

          Hatta, araştırma yapılan her hangi bir konu hakkında en doğru ve sağlıklı cevaplar almak isteyen kişi ve kurumlar, telefon ile ve yüz yüze yapılan görüşmelerin sonuçlarını dahi aynı potada (beraber) değerlendirmez Biray hanım.

      • Yahya diyor ki:

        Ben yakından takip ediyorum ve heyecanla bekliyorum.

        her ne kadar cevaplarım beğenilmesede… :) bekliyorum.

        • Feyza diyor ki:

          Ben de bekliyorum muhterem agabeyim.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sevgili Yahya ve Feyza kardeşlerim’e…

            Bekleyen DERVİŞ muradına erermiş. :-)

            Allah sizleri gönüllerinizde ki muratların hayırlısı ile ödüllendirsin.

            Meraklanmayın, İnşaallah sizleri fazla bekletmeyeceğim bu konuda.

          • adem diyor ki:

            abdullah abi hem yeni yazılarınızı/yorumlarınızı hem de tahlillerinizi bekliyoruz..

  16. ruhun huzur bulsun diyor ki:

    niyedir bilmiyorum ama içimde bir huzur var..
    bir kaç yıldır boşanan çiftlere olan merakım ve araştırma tezimde sorulan sorular cevaplandı..konu boşanan çiftler .son 5 yıllık .mahkeme verilerine göre bşanma davası açan KADINLARIN..çocuklu veya çocuksuz olanların büyük bir PİŞMANLIK ve HÜSRAN içinde oldugu piskiyatri ve piskolok kayıtlarında ve kendi ağızlarından dökülen sözler olmuşdur.kendi isteği ve ailesinin ve arkadaş baskısı ile kocasını boşayan kadın İKİNCİ EVLİLĞİNDE hiç bir şeyin yolunda gitmediği AKSİNE daha zor ve işin içinden çıkılmaz bir vazifet olduğu anlaşılmış.boşanma sonrasında evlenmeyen kadın lar ise yakın akraba ve arkadaş çevresinin boşanan kadının POTANSİYEL verici olarak görmeye başlamış.(ahlaksız teklifler ummadığı insanlardan gelmeye başlamış)…..boşanan kadınlar ikinci evlilikerde sevgi evliliği değil mantık evliliğine düşmüşlerdir.ne oldu birinci evlilikde sevgi yok diye ayrılmalar şimdi varmı ikinci evlilikerde sevgi tamamen yok ..şartlı ve kayıtlı baskı evliliği var. örnek vermek istiyorum bir güzel ve genç kadın boşanalı 3 senesinde umduğu eşi bulamamış eskiyi düşünüp şu sözler var dilinde..KEŞKE..neden ayrılığı ve gitmeyi ben tercih ettim..artık kadın cinayetleri yok eşlerden dolayı tam tersi kadınlar kendi canlarına kast ediyor..İNTİHAR son çareleri olarak kalıyor.yani boşanmak çare değilde yeni bir sorun meydana çıkarmak olarak kalıyor..

    • duck diyor ki:

      Mesele kadın erkek eşitliği değil.şahsiyet vicdan merhamet olmaması.kadın ve erkekde şeref ve namus yoksa .nasıl yaşadığın değil nasıl yaşattığındır…

    • süreyya diyor ki:

      Haklısın kardeşim boşanmak çare değil. Sorun olduğu yerde çözümlenmeli. Boşanmak bir nevi kaçış. Evlilik dediğin bir iki diye sayılsada evlilik evliliktir ve benzer sorunları içerir. İlgi ve alaka beklediği için ayrılanlar bir süre sonra o heyecanın biteceğini ilk tecrübelerinden hatırlamalılar. Ya da maddi anlamda kaçış yaşayıp beklentiye girenler emeksiz yemek olmayacağını unutmamalılar. İzmir de yaşıyorum. Ne boşanmak ayıplı bir hal nede az yaşanan bir şey. Bu yüzden çocuğun da etkilenmiyor çünkü benzer bir sürü aile var ne de sen etkileniyorsun. Öyle etraftanda verici gözü ile bakan yok herkes işin de gücünde. Boşandıktan sonra aynı düzenli yaşamıma devam edip hatta ev sahibi dahi olabildim. Maddi olarak iyileşme yaşadım , oğlumu etrafımdaki aile olanların çocuklarından daha disiplinli ve tertipli yetiştirebildim. Babası ile ortak kararımızdı ne olursa olsun bir çocuk annesi ve babası ile gurur duymaya ihtiyaç duyar. Bunu gözeterek birbirimiz için tek kötü kelime sarfetmedik. Herşey hayatımda iyi olsada , huzurumuz yerinde olsada hayır gerek yokmuş boşanmaya. Birde evli olup sürekli eşlerini kötüleyen çocuklarını yaralayan insanlar var. Bakıyorum evliliklerde yalan. Sadece imzaları duruyor herkes kendi aleminde.Aile yapımız bozuldu. Evlenirken verilen sözler unutuldu. Boşanmak son çare falan olmamalı aile düzeni nasıl olmalı doğru nedir ne yapmak gerekir tahlil etmeli ve var olan ilişkiler düzeltilmeye çalışılmalı. Boşanmış bir kadın olarak bende bunu eklemek istedim. Sağlıcakla kalın.

  17. duck diyor ki:

    Arkadaşlar bir sorum var. Net doğru ve anlaşılır cevap bulamadım. Yada bulduğum cevap lar beni tatmin etmedi..
    Boşanma sonrası velayeti annede olan çocuk eski eş (bayan) başka bir kişi ile evlenirse çocuk nafaka sı düşermi..

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sevgili Duck

      Kesin ve net cevap veriyorum.

      “DÜŞMEZ”

      Boşanılan eşin nafakası ayrı bir konudur, cocukların nafakası başka bir konu.

      Mevcut TMK ya göre erkek cocuklar okumaları kaydıyla 25 yasını tamamlayana kadar babadan nafaka alırlar. Eğer erkek cocuk okumaz ve 18 yaşından sonra sigortalı bir işte calışmaya başlarsa nafaka veren baba “NAFAKA İPTAL DAVASI” acarak cocugun gelir getiren bir işte calışmaya başladıgını ispat ederse nafaka mahkeme kararı ile ortadan kaldırılır,iptal edilir.

      Kız cocukları için ise kız evlenene veya SGK lı bir işe başlayana kadar baba nafaka vermeye devam eder. Nafakanın iptalini dava konusu yapmak ve bunu ispat etmek yine nafaka veren babanın yapması gereken bir iştir.

    • .:. diyor ki:

      İşine gelmemiştir. kabul etmek istemiyor ve isyan ediyor insan.

      El birlikte soyarlar seni.. Sen de Kudurursun..

      Bu durumdaki kişi her kim ise.

  18. Abdullah Bir diyor ki:

    … Adliyesi … Aile Mahkemesi Duruşma Salonu

    Kin, nefret ve intikam duygularıyla siyahlaşmış suratı ve müvekkili olan bir “kadın” ve bu kadın ile daha önce aynı yolu izlemiş diğer canavarlardan aldığı “vekalet” ücretleriyle satın aldığı lüx aracıyla duruşmaya gelmiş bir avukat…

    Dava “nafaka” davası…

    Hakim kadın…

    Davalı kocanın avukatı yok…,

    Çünkü 4 yıldır devam eden boşanma, nafaka davaları, üst idarecilerin yaptığı mobing ve mahalle baskısı nedeniyle hem maddi hemde manevi olarak tükenmek üzere olan bir “baba”

    Kadının şahidi kendisi gibi boşanmış ve arkasına aldığı destek kuvvetleri (yasalar, kadın hakim, mahalle baskısı vb) eski kocasının iliğini kemiğini kurutmuş sözde “mağdur”, özde “zalim” başka bir feminazi.

    “Yalan ve iftira” hiçbir zamanda ve mekanda mahkeme salonlarında ki kadar “ucuz” olmamıştı.

    Kadın hakim o kadar emin ki davalı olan erkeğin davacı kadını mağdur ettiğinden erkeğin savunmasını uslen dinliyor, resmi evrak olan delillerine bakmıyor, erkeğin şahidinin ifadelerini dikkate bile almıyor.

    Ara Karar;

    Dava tarihinden başlamak üzere davalı kocadan alınıp davalı kadına verilmek üzere aylık 600 tl “tedbir nafakası” bağlanmasına…

    Kadının yüzünde azılı düşmanına karşı zafer kazanmış bir mafya babasıyla aynı frekans da “şimdi yaktım çıranı” ve ” gördün mü gününü” gülümsemesi…

    Dava 9 ay önce başlamış, 9 x 600 = 5.400 tl + 1.600 vekalet ücreti + 500 dosya masrafı + 550 tl icra dosyası masrafı = 8.100 tl

    Kadın çalışıyor ve aylık maaşı 2.250 tl

    2.250 + 1.400 = 3.650 tl

    Zavallı davalı koca sıradan bir memur, aylık geliri belli, daha önce aynım mahkemenin ve aynı kadın hakimin verdiği ara karar gereği aylık 800 tl de çocuklarına nafaka bağlanmış. 800 + 600 = 1.400 tl

    Haksız ve erkeğe zulmeden bir karar sonrasında başka bir geliri olmayan bir memur olarak her ay 1.400 tl öde ve geriye kalan cerez parası ile zinadan uzak durmak için yeni bir hayat ve aile kur, huzur bul.

    Devlet eli ile boşanan koca(lar)dan gasp edilen miktardan sonra o erkeğin kalan para ile tek başına bile insani sınırlar içinde hayatını sürdürmesi mümkün değil iken yeni bir yuva kurması ne kadar mümkün?

    “Akşamları bir bardak süt içmek için neden evde inek besleyeyim”

    sloganı cok popüler şimdilerde, nasıl olsa zina suç değil.

    Kaş yapalım derken çıkartılan göz misali son 13 yılda TMK da sözde mağdur kadınlar lehine yapılan yasal düzenlemelerden sonra boşanmalar % 138, kadın(!) cinayetleri % 65, zina % 158 artmış, evlenme oranları taban yapmış…

    Kimin umurunda…

    Yaşasın recel yapan özgür, okumuş ve güçlü kadın mücadelemiz, kahrolsun kocalar…

    Hani biz Müslümandık, hani Nisa suresin de evlenme, boşanma, mihir cocukların velayetinin kimde olacağı konuları tartışmaya ve yoruma gerek kalmayacak bir şekilde net olarak yazıyordu ve bizler her gün kıldığımız 5 vakit farz namazında ki fatiha suresinde günde 40 defa “biz yalnız sana kulluk ( biz sadece senin hükümlerine göre yaşar, senin emrettiklerine uyar, yasak ettiklerinden uzak dururuz) yapar, yalnız senden yardım isteriz” diyorduk;

    Ne büyük bir yalan…

    Cehennem ahalisinin çoğunluğunun kadın olmasının nedenini şimdi daha iyi anladınız mı.

    Şirazesi kaymış, şirretleşme de sınır tanımayan ve üç günlük dünyanın üç kuruşluk menfaati için Allah inancını ve Allah’ın hükümlerini rafa kaldırmış bir kadının neler yapabileceğini bilen Allah dostları başta olmak üzere tüm erkeklerin “şeytandan önce şeytanlaşmış kadının şerrinden Allah’a sığınırım” duasının ne kadar doğru bir dua olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum…

    Allahumme ecirna min şerri nisa, Allahümme ecirna minen-nar

    • celil diyor ki:

      cok güzrl yazı yazmıssın tebrık ederım gunden gune dahada çekilmez oluyor bu işler ALLAH c.c yar ve yardımcın olsun

      • Ahmet diyor ki:

        Allahım ne ecirna minennar. allahumme şerrin nisa… allahumme fitnetin nisa….Allah yardımcımız olsun bu feminizm ülkeyi bitirdi..En saglam yapimiz olan aileyi parçaladı..Aile giderse ülke elden gider kimse utanmıyor..Elinde avucunda ne varsa veriyorum ama birde çocugun ölçümü bakanı yine bırakıyorlar.Sanirim bu medeni kanun olduğu sürece biz hakkımızı ancak ahirette alacaz….

        • celil diyor ki:

          allah c.c büyüktür merak etme kardeşim allah c.c sıgın dua et yardım iste o gören işitendir ALLAH c.c yar ve yardımcn olsun doğru yoldan ayrılma işinde hayatında şer gördüklerimizde hayır hayır gördüklerimizde bir şer vardır unutma kardeşim kalp gözunden ayrılma dua et dua…

          • ali diyor ki:

            Bu medeni kanun olduğu sürece Türk aile yapısı bozulma ya mahkumdur ben olsam bende çekmem koca kahrını ekmek elden su gölden yaşamak varken hükümet olarak kdina bu kadar maddi manevi destek verilirse olcagi bu idi bu bakanlar milletvekilleri kültürlu okumuş insan ama bunları düşünecek kadar akılsız cahil

    • 15 temmuz diyor ki:

      Paralelci savcı ve hakimlerin verdiği kararlar da kendilerinden olmayan Türk aile birliğini yıpratmış.Cemaate ve Cemaatlerde kurulmuş çöp çatanlık sistemine yönlendirmiştir. Adalete güveni sarsarak hem vatandaşa hemde hükümete zarar
      vermek istemiş olabilirler.Görevden alınan bu savcı ve hakimlerin verdiği kararlar tekrar muhakeme edilmeli……

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Haklı çıktın kardeşim

        Yukarıda ki konu başlığı yoruma dair yeni elime geçen bir bilgiyi seninle ve diğer sayın yorumcular ile paylaşayım.

        Yukarıda özetlenen olayda çalışan kadına nafaka bağlayan mahkemenin kadın hakimi FETÖ soruşturması kapsamında HSYK tarafından meslekten ihrac edilmiş.

        Olay bununla da sınırlı değil.

        Ayrıca ilgili mahkemenin kaleminde ki 2 katip de yine aynı soruşturma da FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ olmaktan dolayı AÇIĞA ALINMIŞ.

        Dahasıda var…

        Mağdur ve aynı zamanda 17 yıldır bilinçli bir FETÖ DÜŞMANI olan erkeğin-kocanın-babanın dava konusu olan bu dosyasının işlemsel takibi kendisinde olan bu katiplerden birisiymiş ve mağdur erkeğin Haziranda (karşı tarafa tebliğ edilmek üzere) mahkeme kalemine verdiği dilekçesini bu fetöcü katip (muhtemelen birilerinin yönlendirmesi veya talimatıyla) sümen altı etmiş ve dilekçeyi karşı tarafa tebliğ etmeyerek (göndermeyerek)ciddi bir SUÇ İŞLEMİŞ.

  19. .:. diyor ki:

    – Bosanan Erkekler neler cekiyor?

    – Bosanan Kadinlar neler cekiyor?

    Birde olayin cocuklar tarafi var, Bosanan ciftlerin Cocuklari neler cekiyor???

    Ulkemizde henuz dile getirilmesi ve uzerinde calisma yapilmasi dusunulmemektedir. Aile bakanliginin kuruldugu gunden buyana programlarinda bu konular olmamistir, var olanlar ise yuzaeysel, etkin olmadan surekli gecistirilmis veye gecistirilmesi saglanmistir. Yapilan calismalarin cogu Kadin uzerine odaklanmakta, onlarin ozgurlugu, esitlik adi aldinda pozitif ayrimciligi, yabanci dernek ve kuruluslar tarafindan hibe destekleri ve yonlendirilmesi, Aile bakanliginin buna ortak edilmesi, kadin dernekleri tarafindan Aile bakanliginin ynlendirilmesi, ozellikle KADEM in ve benzer kadin derneklerinin dusuncelerinin benimsenmesi, Erkeklerin sistem disina itilerek kararlar alinmasi, butun bunlari gerek alinan yurd disi hibeler ve gerekse, ulkemizdeki vergi gelirlerinden faydalanilarak yapilmasi ve yonetilmesi, cozum onerilerinin sadece kadin uzerinden sekillenmesi.

    Var olan veya ortaya cikan, cikartilan rantin yasalari adil olmayan ulkemiz gerceklerinin disina cikarak bati sistemine gore sekillendirerek paylasilmasi, pastadan pay kapilmasi cabasidir.

    Butun bunlari yaparken aslinda ulkemizin en guclu olan Aile yapisinin hedef olmasi. Ulke butunlugunun ortadan kaldirilmasi, Mevcut durum genel anlamiyla bunun ozetidir.

    Bizim ulkemiz icin erken ve hatta boyle birsey yapilmasina engel olurlar.

    Uzerinde oldukca fazla dusunulmesi gereken bir konudur? onumuzdeki aylarda bir onceki yilin bosanma rakamlari aciklanacak, gectigimiz yil bosanma rakamlari 130,000. rakamini gecmicti, Avrupa da en fazla bosanmanin oldugu ulkelerden birisidir Turkiye. Almanya ve ingiltere den sonra, Bu yıl ingiltereyi de gecip, yakin zamanda liderlik kolduguna otururuz. İslam ulkesi olarak..

    Butun bunlardan olayların bu yonunden, Sayın Basbakanımızın ve hatta Sayın Cumhurbaskanımızın haberi oldugunu zannetniyorum, Onlari yanlis yonlendiriyorlar..

    Bakin yabanci ulkelerdeki kucuk cocuklar bosanan ailelerin durumlarini nasil Resim etmişler. Cocuklarin gozunden bosanmalar nasil?

    http://projusticia.es/ninos-que-dibujan-el-divorcio-de-sus-padres/

  20. anıl diyor ki:

    arkadaşlar şunu gördüm ve öğrendimki evlilik sırasında eşlerden bir BOŞANMA sözcüğünü dile getrimişse onun devamı gelir.kadın boşanmayı kafaya koydu ve aklında yer alıyorsa KESİNLİKLE geri adım atmaz.erkek arkadaşlar ne kadar yuva kurtulsun diye ugraşırsa ugraşsın boşanma olur.ben ve bizzat tanıdığım bir çok erkek eşler var. ama şu gercek erkek kısa vadede pişman oluyor ama kadın uzun vadede pişman oluyor geri dönüşü olmuyor kadın yağmudan kaçarken doluya yakalanıyor.giden elbet pişman olur gitme gitdikçe daha çok pişman olucaksın
    “AH” İLE GİDEN KADIN’ın ELİNE SADECE KOCA BİR “VAH” KALIR.

  21. yagmur diyor ki:

    merhaba benimde esimlen sorunlarim var bi cikmazdayim ne olur yardim edin.biz evleneli 4 sene oldu ben yurt disindaydim esim türkiyedeydi evlendik onu almanyaya getirdim.ben 16 yasi dan berli calisiyordum esim almanyaya geldiginde almanca bilmedigi icin ilk seneler dogru dūrūst calisamadi.bir bayan olarak evin bütūn yūku benim üzerimdeydi.hic kocunmadim calistim evimi cekip cevirdim.o sagdece kendini ezik hissetmesin diye hic bir sey sõylemedim.evledikten 3 ay sonra hamile kaldim 6 bucuk aylik bebegimi kaybettim.1 sene donra yine hamile kaldim 6 aylik erken doguum yaptim 7 gūn sonra cocugumu kaybettim.bu olaydan 3 ay sonra gencecik yasimda felc gecirdim.kendimi tam anlamiylan toparlamada 2 ay sonra gene gittim calistim kendini hic dūsūnmedim.esiminde rahatsizligi vardi calisamiyordu. suan iyi calisiyor.ama ben onu adam ettim almanyaya getirdim ona cok gūzel bi hayat sundum hic zorluk yasamadi aikinti cekmedi.ben felcten sonra biraz sikintilar yasadim biraz kavrama problemlwrim oluyor.ben evlenmeden önce okadar gūclü bir kizdim ki tuttugumu koparirdim ama esim beni asaglaya asaglaya kendime olan öz güvenimi bitirdi.yolda yürümem yalnis cok uyusukmusum cahil misim daginikmisim ecv isinden anlamiyormusum.buraxa geldiginde bi ceketiylen geldi her seyi ben yaptim.ya yedigim yemege bile karisiyor den cahilsin diyr onun bu hakaretlerine sözlerine küfürlerine katlsnamiyorum simdi bir oglum var onun icin sabrediyorum.ben esimi cok sevdim her kavgadan sonra sucluda olsam sicsuzda olsam hem ben gittim hep ben özpr diledim o bie gün olsun gelmedibenim ona olan zafimi biliyordu ve hep ordan bana yükleniyordu beni ezdikce eziyordu.kavgalari uzatmamak icin hep ben özpr dilerdim cünkü bilirdim o gelmez.bu seferde bana sen be haysiyetsiz bir insansin sende hic gururdami yok bukadar laf söylüyorum yüzsüs yüzsüz geliyorsun diyor ben ne yapayim ne olur bana bi vikar yol gösterin onzn laflari beni maf efiyor parcaliyor.dr dedi stresten uzak dur bi kez felc gecirenin bir dahs gecirme olasiligi yüksek dedi ben kendimi cok üzüyorum bana bi sey olacak diye korkuyorum cocugumu düsünüyorum bana bi sey olursa kim bakar ona bana bi cözüm gösterin

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın Yağmur

      Bu sitenin en eski, sürekli takipçisi ve aktif bir müdavimi olan bir yorumcu olarak gözlemlediğim kadarıyla bu sitede yenisiniz. Bu nedenle yaşadıklarınızı özetlediğiniz yazınıza istinaden şahsınıza ve problemlerinizin ASIL NEDENLERİNE dair yapacağım “yorum ve analizleri” size vereceğim cevapları ve sunacağım çözüm önerilerini BENİ TANIMADIĞINIZ ve UZMANLIK ALANIMI BİLMEDİĞİNİZ İÇİN YANLIŞ Anlayacak; bu sitede çok bilmiş bazı kendini beğenmişlerin daha önce yaptığı gibi beni “sizi ve kadınların ruhunu, yaşadıkları sıkıntıları hiç anlamayan bir kadın düşmanı” vb ithamlar ile suçlayacak, bu sırada da size sunacağım çözüm önerilerine ya peşin hükümlü ve taraflı bir gözle bakacak, yada görmezden geleceksiniz.

      Belki inanmayacaksınız ama sizin derdinizin ne olduğunu ve kısa sürede bu derdinizden nasıl kurtulacağınızı öğrendiğinizde siz bile şaşıracaksınız. Ama dediğim gibi bunu yapmanıza engel olan tek şey sizin “kadınlık gururu” gerçekte ise “Nefsinizin ve şeytanın sizi aldatması” olan bir engeliniz var.

      Bu nedenle tam olarak size nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum.

      Ama yinede bu riski göze alıp size yardım etmeye çalışacağım.

      Çaba bizden Taktir Allah’tan.

      Öncelikle bilmeniz gereken ilk şey bir problemi çözmenin olmaz ise olmaz ilk şartı “ortada bir problem olduğunu görmek ve kabul etmektir”

      İkincisi problemin ve problemin kaynağının ne olduğunu doğru tespit ve teşhis etmektir. Sonrasında ise probleme uygun çözüm önerileri ile problemi ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Siz ilk adımı atmış ve ortada bir problem olduğunu görmüş ve kabul etmişsiniz. Bize düşen ise problemin ne olduğunu tespit etmek ve akabinde de size çözüm önerileri sunmak olacak.

      ” BEN evlenmeden önce o kadar gūclü bir kizdim, (BEN) tuttugumu koparirdim, evlendik onu almanyaya (BEN) getirdim,evin bütūn yūku BENim üzerimdeydi, (BEN) calistim evimi cekip cevirdim, BEN onu ADAM ettim almanyaya (BEN) getirdim, buraxa geldiginde bi ceketiylen geldi her seyi BEN yaptim.(BEN) ona cok gūzel bi hayat sundum, BEN kendimi cok üzüyorum BANA bi sey olacak diye korkuyorum. BEN, BEN, BEN…”

      Yukarıda ki 8 satırlık yazınızda bile 88 defa ben kelimesini kullanmışsınız ve sonra da kalkıp diyorsunuz ki

      “o kendini ezik hissetmesin diye hic bir sey sõylemedim”

      İşte sizin probleminizin TEK ve GERÇEK sebebi.

      Sizin içinde bulunduğunuz çevre ve kültür sizi EGO’sunu her şeyden önemli gören MATERYALİST bir CANAVARA dönüştürmüş ama ne yazık ki siz bunun farkında değilsiniz. Yaşadığınız sıkıntılardan (hastalıkdan) “sonsuza dek” kurtulmak istiyorsanız yapmanız gereken ilk sey bu konuda uzman birilerinden profesyonel yardım almak (tedavi olmak) olmalıdır.

      “esim beni asaglaya asaglaya kendime olan öz güvenimi bitirdi”

      Hayır, eşiniz size söyledikleri sizin özgüveniniz için değil sizin NEFSİNİZ için çok büyük bir problem olduğu ve söyledikleri nefsinize ağır geldiği halde kocanızı çok sevdiğiniz (bağlandığınız) için nefsinize inat her seferinde özür dileyen siz olduğunuz ve bu özür dilemelerinizde kendinizi AŞIRI KASTIĞINIZ, SIKTIĞINIZ için sinir sisteminiz harab oldu ve içinde bulunduğunuz psikolojıninde etkisyle biyolojık bedeniniz zayıf düştü ve en sonunda da Biyolojık değil PSİKOLOJI KAYNAKLI FELÇ geçirdiniz.

      Eğer böyle devam ederseniz etkileri daha fazla ve kalıcı olma ihtimali yüksen olan 2. bir felç geçirme olasılığınız çok fazla.

      Bu nedenle en kısa zamanda kendinize iyi bir PSİKOLOG bulmanızda fayda var.

      Hayırlı işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun (Amin)

    • ceylan diyor ki:

      Yağmur Hanım merhaba,
      Durumunuza çok üzüldüm, ama en çok da kızgınlık hissettim. Hem defalarca -içinde bulunduğunuz şartlara rağmen-hamile kalmanıza, hem güçlü olmak zorunda hissedip kendinizi hırpalamanıza, hem de eşinizin sizi rencide etmesine izin vermenize kızdım. Yanlış anlamanızı istemem..ama yaptığınız şeyler fedakarlık değil…siz eşinizin mücadele ruhunu elinden almış, onun vazifelerini de yüklenmiş, kadın gibi değil erkek gibi davranmışsınız. Eşinizin istediği gibi değil, sizin öyle gerektiğini sandığınız biçimde davranmışsınız. Ona kendini erkekçe hissettirememişsiniz. Eşiniz size hakaret cümleleriyle aslında diyor ki:
      Benim kalbimde senin fedakarlıklarının çok da değeri yok. Sen çocuğumuza annelik et, bana değil. Sen bana eş ol,beni anla,beni tamamla,benim içimdeki sevgi ve şefkat ihtiyacımı karşıla… Beni Allah doyurur,sen bana yar ol,canan ol,arkadaş ol,beni adam yerine koy,benim omzuma dayan ve sadece orda huzur bul.
      Eşinizin yerine kendinizi koyup, onun size nasıl davranmasını ister idiyseniz, siz ona öyle davranmışsınız.
      Onun sizin çalışmanıza ihtiyacı yok. Onu kollamayı bırakın. Şimdi söyleyeceğim şeye odaklanın:
      Eşiniz sizde neyi, nasıl görmek istiyor? Gerçekte nelerle mutlu oluyor? Siz nasıl olursanız mutlu olur ve mutlu eder?
      Kadınsanız pes etmeyecek,gözlemleyip doğru noktayı bulana kadar deneyimleyeceksiniz. Eşiniz için samimi emek verirseniz siz de çok mutlu olacaksınız.
      Ve lütfen saçınızı süpürge etmeyin, kimse süpürge saçlı bir kadınla mutlu olmaz:-) Eşinizi suçlamaktan,şikayetten vazgeçin, içinizdeki bıcır bıcır konuşan,küçük şeylerle mutlu olan, gülümsemesi yüzünden eksik olmayan,ortalığı neşeye boğan cici kızı keşfedin. En kısa zamanda eşinizle yeniden tanışın :-)

      • yagmur diyor ki:

        merhaba ceylan hanim haklisiniz iyi olmayida cok denedim.siz bana kiziyorsunuz ya bulundugunuz durumda defalarca hamile kalma istegime.be 2 yavrumu kaybettim yikildikca yikildim anne olma hissim okadar cok du ki. dr bana pes etmelisin hamile kalirsan senin hayatinda tehlikeye girer de di gi halde ben vaz gecmedim. hicte pisman degilim.ben esimi cok sevdim halada seviyorum.belki benim problemim onu cok sevmek. o yüzden söyledigi her seye aliniyorum inciniyorum.ben cok icine atan bir insanim günlerce düsünürüm neden bana böyle dedi neden bana böyle davraniyor diye. tavsiyelerinizi dinleyecem belkide benim önce kendimlen barisik olmam lazim.

      • biray diyor ki:

        Ceylan hanim yorumunuzda ki son paragrafi cok begendim

        “Ve lütfen saçınızı süpürge etmeyin, kimse süpürge saçlı bir kadınla mutlu olmaz:-) Eşinizi suçlamaktan,şikayetten vazgeçin, içinizdeki bıcır bıcır konuşan,küçük şeylerle mutlu olan, gülümsemesi yüzünden eksik olmayan,ortalığı neşeye boğan cici kızı keşfedin. En kısa zamanda eşinizle yeniden tanışın :-)”

        herseyi ozetlemissiniz

      • Abdullah Bir diyor ki:

        CEYLAN Hanım’a

        Gerçekleri gören basiretinize ve doğruları yazan ellerinize sağlık…

        Kendisi UYUYAN ve UYUTAN sözde Müslümanların değil de UYANDIRAN MÜSLÜMANLAR’ın safında yer alan CESUR YÜREKLER’e selam olsun…

        “Eşiniz size aslında diyor ki: Benim kalbimde senin fedakarlıklarının çok da değeri yok. Sen çocuğumuza annelik et, bana değil. Sen bana eş ol,beni anla,beni tamamla,benim içimdeki sevgi ve şefkat ihtiyacımı karşıla… Beni Allah doyurur,sen bana yar ol,canan ol,arkadaş ol,beni adam yerine koy,benim omzuma dayan ve sadece orda huzur bul” SÖZLERİYLE

        Sözde modern, özde KARA CAHİL kınayanların kınamasından Korkmadan ve gerçekleri dile getirmekten Utanmadan HAK ve DOĞRU olanı dillendiren ve savunanların arasına hoş geldiniz Ceylan Hanım… :-)

  22. ANIL diyor ki:

    arkadaşlar bir çok internet bloklarında mahalle dedikodularında ve hatta boşanmış bayan larda görüştüm belli bir zaman sonra pişman oldularını çocukla hayatta tek kadıklarını ve boşanma sebeplerinin kızın anne ve baba larının etkisi olduğunu söylediler.boşanmış bayanlar ilk etapta erkeleri boşarken agızlarından çıkan sözler yapmış oldukları kavgalar İFTİRALAR bilhasada kızın evden eşine söylemeden açmış oldugu boşama davası ve bu dava olanana kadar çevresine yaşattığı zorluk.çocuk ve eski eş ve evden çıkarken almış aldıgı mal ve ziyneti kısa sürede bitirmesi ve eski eşinin kendine yeni bir yol çizip başka bir bayanla devam etmesi eski eş bayanı pişmanlığa sürüklüyor. boşanan kadın daha sonra önce çocuk ile kavgaya sonra iş bilirlikçileri anne ve babayla ve kardeşlerle kavgaya başlamış oluyor.yani boşanmada ERKEK KISA SÜREDE ACI ÇEKEN YUVASINI KURTARMAYA ÇALIŞAN BİRİ OLURKEN KADIN İSE GEZMELERDE EGLENCEDE MAHALLE SOHBETLERİNDE BİRDE ESKİ EŞİ DEDİKODUSUNU YAPMAYA BAŞLIYOR.ERKEK KENDİNE TOPARLAR VE KENDİ HAYATTINI KURARKEN KADIN ÇEVRESİNE SALDIRIR VE SONU GELMEZ PİŞMANLIK VE BIRAKILAN EŞ KIYMETLENİR. erkek başka biri ile mutlaka evlenir.kadın ise kendisine istemediği veya tanıdığı biriyle evlenir kadının evdediki hesap çarşıya uymaz uymadığı gibi borçlanır tanıyarak aldığı kişi kadına ikinci sınıf insan dayatması ve akla gelmicek sözler söylenir.yani dul ve çocuklu bir bayanınn mutlu olma gibi nasipi oluyor yani AHLA GİDEN VAHLA KALIYOR.TEŞEKKÜRLER

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Anıl Kardeşimizin yazdığı ifadeleri aslında “KADINLARIN BOŞANMA SÜRECİ ve SONRASINDA YAŞADIKLARI” başlığı ile kendi başına bir yazı konusu.

      Anıl Kardeşimizin anlayışına sığınarak konunun daha iyi anlaşılması için kardeşimizin ifadelerinden bazılarını maddeleştirelim.

      1-“Kadınlar boşanırken agızlarından çıkan sözler, kocalarıyla bu aşamada yaptıkları kavgalar, attıkları İFTİRALAR” ilk zamanlarda kendilerini iyi hissetmelerine neden olsa da orta ve uzun vade de kadınların aleyhine olmaktadır.

      2-Kadınların boşanma sürecinde çocuklarına, eski kocasına ve çevresine yaşattığı zorluklar boşanma gerçekleştikten sonra “yol, su, elektrık faturası” olarak kendisine dönecektir. Ve bu fatura her zaman tahmin edilenden çok fazla olur.

      3- Hırsız misali evden ayrılırken kocadan habersiz alınan eşya, mal ve ziynet eşyalarının tamamı haram ve bereketsiz olacağı için kısa sürede bitecek; bu nedenle de boşanan kadın kısa süre sonra maddi sıkıntılar yaşamaya başlayacaktır.

      4- Bu süreçte ilk soku atlatan koca kısa sürede kendisini toplayacak ve başka bir kadın ile yeni bir hayat ve aile kuracaktır. Bunu öğrenen eski eşin kısaknçlığı ve pişmanlığı daha da artacaktır. Bu durum eşki eşin çocuklarına ve çevresine karşı daha fazla agresifleşmesine sebep olacaktır.

      5- Eski kocasının yeni bir kadın ile yeni bir evlilik yaptığını öğrenen kadın eski kocanını kıskandırmak ve çevresine “ben de yeni bir koca bulur ve evlenir mutlu olurum” mesajı vermek için alelacele başka bir adam ile evlenir. Ama bu evlilik çogu zaman kadın için bekleneni vermez. Çünkü kadınların ilk kocalarından ayrıldıktan sonra başka bir erkek ile yaptıkları 2. evilikler sakin kafayla, iyi niyetli, mantık ve akıl ile değilde “kin, nefret ve eski kocayı kıskandırma amaçlı” yapıldığından dolayı kadın için sonuç çok kötü, hatta bir felaket olur.

      Son sözü Anıl kardeşimize bırakalım.

      “AH” İLE GİDEN KADIN’ın ELİNE SADECE KOCA BİR “VAH” KALIR.

      • ANIL diyor ki:

        Abdullah bey benim yazımı siz zaten net ve anlaşılır bir şekilde açıklamışsınız ben sadece cümle kalabalığı olmasın diye kısa yazdım.ama kadın ve boşanmaya neden olan çevresi senin benim çoğu kimsenin bildiğini biliyormu.

      • Hüseyin diyor ki:

        Aynen katılıyorum size..
        Ortada boşanacak bi sebep yokken boşanan kadınlar heleki çocukta varsa ilk yaptıkları şey ”Sosyal paylaşım sitelerinde çok mutluymuş gibi bir hava yaratması eski kocanın onu sürekli takip ettiği hissine kapılıp bunları yapıp kıskandırması” gibi vs vs vs taaaaaki eski kocanın yeniden yuva kurana kadar bu devam eder ve sonrasında pişmanlık duygusu yavaş yavaş başlar sonrası koca bir hüsran…

        • .:. diyor ki:

          Bir sanatci vardi, Gulber Ergen, sanki tam da onu ve benzerlerini tarif ediyorsun gibi geldi..)),

          Sanirim;

          Baslangic,

          Gelisme,

          ve

          Sonuc,

          tam da sizin dediginiz gibi olmustur.

          Çogunluk olmasa da ortalik boyle insanlarla doludur ve her gecen gun sayisi hizla artmaktadir.

          Yasalar bir kesime cikar saglanan pozitif ayrimciliktan, ADALETLI ve ESITLIK ilkesine gore isledigi zamn, bunlarin hic birisine gerek kalmayacaktir.

          Ya ortak velayet olmalidir.

          ya da,

          Cocuk ve cocuklar babaya teslim edilmeli, Anne de calisarak giderlerine ortak olmalidir.

          – Butun sorunlarin hepsinin kokunden cozuldugunu,
          – Suc oranalarinin cok hizli sekilde dustugunu,
          – Sokaklarda yasayan insanlarn azaldigini,
          – Ekonominin hizla duzeldigini,
          – Issizligin azaldigini,
          – Isin ehline verildigini,
          – Ulkemizin refaha ve huzura kavustugunu,
          – Ulkemize dadanan veya buna cesaret gostermek isteyen guclerin azaldigini,
          – Ulkemizde Adalet in ve Merhamenin yayginşastigini ve Huzurun olusacagini hemen hissedeceksiniz……………

  23. mağdur diyor ki:

    Mrb. Haksizlik yapilan tum musluman kardeslerime ALLAH yardimcilari olsun bende esimin magduruyum kadin siginma evine kacip ozerime tonlarca iftira atmasina rahmen savciliktan uzaklastirma karari bile aldim bi gun dahi bile olsun devletin beni dinleyip karsi karsiya getirmedikleri halde magdur olan hep ben oldum ki bunu esimin ailesi bile benim sucumun olmadigini hep kizlarinin haksiz oldugunu benim altan hep aldigini biliyorlar.
    ne yazik ki kadinlari oyle bi yere getirmislerki bu devlet dedigimiz sey onlarin yaptigi tek sey kadinlara destek verip aileyi yikmaktan baska bisey yapmadiklari kesin burda benim dusuncelerim su onlara destek cikacaginiza karsiniza aile biriylerini alip yapici olmaya calisin ayirmaya degil.
    hayatin dengesini bozuyorsunuz burdan devlet buyuklerine sesleniyorum benimde suan evliligim yikilmak ozere ve ailem olsun esimin ailesi olsun herkeste biliyor ben sucsuzum illaki hatalarimda olmus inkar etmiyorum ama suan esim tarafindan haksizliga ugraniyorum bunlara rahmen esimi seviyorum yuvamin yikilmasini istemiyorum ne yazikki devletin kadinlara destek vermesi yuzunden erkeklerinde haksizliga ugramalari sebebinden aileler dagiliyor ve cinnet geciren kocalar sonu olumle noktalaniyor ya kendini yada esini bunlara sebep olanda kadinlara destek veren devlet ve kurumlardir ALLAH bi insanin baska bi insanin canini almayla intiham etmesin Amin…
    Su sozlerle bitirmek istiyorum sozlerimi sayin devler buyukleri ve kadina destek veren kurum sahipleri bu ulkede siz boyle tek tarafli destek cikacaginiza her iki tarafi alip aralarini yapmaya calisin ayirmaya degil dengeyi bozmaya degil sizler yuzunden nice masum insanlarin yuvalari ve olumler olup cocuklar arada kaliyor gelin yapici olmaya calisin bozmaya degil ALLAH hesabini eminim kabir tarafta soracakyir ins. Sizlerle ve sebep olanlara ins.

    • .:. diyor ki:

      Gecmis olsun….

      Devlet yetkilileri, Yani bu hususlarda sorumlu ve yonetici olanlar, Yani iktidar partisi, Yani Ak partili buyukler, yonetenle,r sorumlu olanlar v.s. ….

      Onlar seni, sizi, sizleri, bizleri, mağdur olan ve canı yananları, adalet isteyenleri, esitlik isteyenleri, yardıma muhtac olanları, gerçekte ihtiyaç sahiplerini (kendi, gordukleri veya belirledikleri değil) duyamazlar.. Duymazlar… Duymak islerine gelmez… Onlar yillarca kendilerine seslenenleri hic duymadilar, duymazdan, gormezden geldileri, onlara Duyarli, bilgili, ileriyi goren vizyon sahibi kisiler seslendi hic duymadilar.

      Sema hanim yazilar yazdi, açik mektup yazi duymadilar, daha gecen haftalarda direk Ak partiye yazdi, Duymadilar, beddua aliyorsunuz, ah aliyorsunuz, insanlarin canlarini yakiyorsunuz, bu isler boyle olmaz, olmamalidir dedi, duymadilar.

      Toplumdaki bir birey, kucuk bir parca olarak bende yazdim, onlara gelecekten yillar once haberler verdim, yolunuz, yol degil, aile parcalaniyor yapmayin, feministlerle kol kola girmeyin, onlar sizi kandirir sizi ve ulkeyi ucuruma getirir dedik olmadi, sorumlusu olan bakanlara, yönetenlere, basbakanımıza, cumhurbaskanimiza defalarca yazdik olmadi, onlar bu isin kaynadinda nasil oldugunu bilmiyorlar. bu islerle gorevli olanlar kesinlikle ehil degil, oyle olsa idi bugun senelik 131 bin bosanma rakamina gelinmezdi, son 12 -13 yilda felaket artti, toplamda nerde ise 3 milyon kisi ayrildi kadin erkek, cocuklari da ayrildi, anne ve babalari, kardesleri, dedeleri, neneleri, bunlarin % 97 si siddetli gecimsizlik, yani tamama yak,n, Bozulmus aileler, sulaleler, toplumlar, birbirlerine genelde dusman olanlar. Bunlardan bazilari senin gibi yonetenlere isyan ediyor. ama sesini duyuramiyor. Beddua ediyor.

      Bende beddua etmek zorunda kaldim ama benim konum farkli idi, hirsizlik yapan bir gruğ belediye calisanarina ve sistemine alayina ettim, yani oyle boyle degil , felaket canimizi yakmislardi.

      Devletin bu konulardaki istatistik rakamlari da pek guvenli degil. isi bilmiyorlar. Takilmislar AB nin kuyruguna AB uyum yasalari diye cirpiniyorlar. Adi ustunde AB uyum yasasi, ona uyacaksin. Musluman ulke de olsan uyacaksin, ulkemizde bir hastalik var karsimizdakini salak zanneder gardimizi dusururuz. yumruk yedigimizde yigilir dagilir kaliriz. AB de erkek erkege evlenme bircok ulkede var, kadin kadina da, onlardaki ev hanimligi ile bizimkisi farkli oradaki yasam bicimi ile bizimkisi farkli, oralari iyi bilmek gerekir. Sartlar onlarin sartlari, kosullar onlarin kosulu, yasalar onlarin yasasi, alip getirip ulkene kopyalarsan senede 131 bin bosanma ve bu bosanmalara gore toplumun hizla bozulmasi, once kadinşar, cocuklar ve gencler, pesi sira bircok olay….

      Magdur oldugunu oldugunu perisan oldugunu soyluyorsun, savciliktan uzaklastirma karari aldigini, iftiralar v.s….. ve her seye ragmen seviyorsun…. Kardes senin kafan Corba gibi olmus, kendini topla git dusun, ben sana diyeyim ve kulagina kupe olsun, Oncelikle seni bu saydigin devlet yetkililerinin hic birisi duymaz , onlarin suanki derdi, biz nasil olduk ta % 41 aldik ve tek basimiza hukumet olamadik, Gencler bize neden oy vermiyor, insanlar bizlerden neden kaciyor, neden eskisi gibi guvenmiyor…. 90 bin oy eksigimiz vardi, fazilet ile bdp 900 bin aldi, onlar bize oy verseydi boyle olmazdi, suclu olan onlar v.s….

      hic demezlerki bu ulkede her sene 130 bin aile bosandi biz gormedik, hergun feministlerle toplantilar yaptiki pozitif yaptik aileyi bitirdik, kadina pozitif is verdik v.s. Gecmis olsun , bundan sonra yapacaklari, en buyuk ihtimal milleti oyalayip , koalisyon yapar gibi gorunup tekrar secime gitmek . ana muhalefetle ile yapamaz onlari sattilar, oburleri zaten hem satan taraf hem aykiri olanlar, geri kaldi ikinci muhalefet, cok dusuk ama hayirlisi, ben diyeyim sana kardes, sadece gecen senenin senenin bosanan rakamı 131 bin, onlar devlet buyuklerine seslerini duyurmak icin sirada, neleri neleri var iclerinde, cocuklarini goremeyenler, cocuk haciz kuyruklarinda olanlar, hapse dusenler, isinden olanlar, kafayi siyiranlar v.s., yani sana sira zor gelir.

      seni korkutmak icin demiyorum ama durum bu sekilde, Sen birde evden uzaklastirilmissin, basina neler gelecegini veya gelebilecegini bilmiyorsun, seviyordun duzelecek diye bekliyorsun, Kusura bakma ama sen daha cok beklersin. Sen bir kere sikayet edilmissin ve damgayi yemissin…. daha ınce buradan yazmistim, bunu acikliyorum tine derim, malesef sistem bu sekilde. Eger Süreler dolarda tekrardan baslarsan surekli kusku ile ve ezik yasayacaksın bunu unutma, bir kere sikayet edilen, sebebi farketmiyor bi sisteme kayit olmasi yeterli. ve bu kisi geri doner de onarmaya calisirsa Yüzde 90 dan fazla ihtimal basina tekrar gelir. ” bu kisi salaktir”. kusura bakma ama boyle aklin karisik olacak.

      Yukarida olumsuz yazdim, sistem bu sekilde oldugu icin,

      egerki anlasarak sonlansirir da yeni hayata baslarsan o da sen de rahat edersiniz. mumkun oldugunca az hasarla atlatman gerekir. Egerki cocuklariniz varsa cok daha fazla sikintilar cekeceksiniz.

      kendini toparlaman ve saglıklı dusunmen gerekir. Bu yukaridaki soylediklerim, 2012 yılından sonra ulkemizde kabul edilen AB yasalari ile ilgilidir. Fatma Şahin yasaları diyorlar, Aileyi, toplumu dinamitleyen parcalayan yasalar. Bu durum AB de de bu sekildedir. izah ettiklerim yasaların sonuclarıdir.

      Aklina kotu seyleri getirmen sorunları cozmez,

      Tekrar gecmis olsun.

      • Uğur Dinç diyor ki:

        Sayın …, yöneticiler bu işlerden anlamazlar. Onları ulemanın uyarması gerekir. Sema Hanım bu işi en çok araştırmış olanlardan olsa da nihayetinde meşhûrînden ve başlıca İslam ulemasından değil, o yüzden tesiri olamaz. Ulema ise feministlerin her karalama kampanyasından sonra geri adım atıp feminazilerin hoşuna gidecek şeyler söylemeye çalışır. İtaatsiz/küstah kadının -elbette makul şekilde- dövülebileceği âyeti açık seçik iken, en büyük âlim bile der ki “ama bir hadis-i şerifle âyetin bu cümlesi neshedildi.” Hadisle ayetin neshindeki problem bir tarafa, böyle bir nesih için gösterilen delil tamamıyla çürük. Tam aksine, kadınları dövmemeye dair hadis açıkça küstah kadınların dövülebileceğine dair âyetten daha önce söylenmiş ve Allah elçisini o âyetle düzeltmiş. Ayetteki “ıdribûhunne” ifadesi ki klasik Arabca bilen herkesin şübhesiz bildiği üzere kesinkes “onları dövün” demektir, başka bazılarınca şöyle tercüme edilmeye çalışılır, “onları sürün”. İnsan merak ediyor ki Kars’a mı sürüceğiz, Malta’ya mı. Zaten o şekilde kullanıldığında o kelime asla öyle bir anlama gelmez.

        Bu âlimleri de insan biraz anlıyor. Kaç defa sözleri çarpıtılarak feminazilerce karakter suikasdine uğradılar, bezdiler. Fakat hep beraber hareket edip hakikatleri söyleseler, geri adım atmak ve erkek şiddeti söylemine inanmak yerine işin aslını iyi araştırsalar ya. Hepsinin olmasa da birçoğunun zekası buna yetecek kadar yüksektir.

      • Sesimizi duyan yok diyor ki:

        Sayın … ve tüm mağdur arkadaşlar ben de aynen sizin anlattığınız şeyleri şu an yaşıyorum. İnanın öyle iftiralara ve yalanlara maruz kaldığımız halde erkek olmamız dolayısıyla yaptığımız onca fedakârlığa rağmen haksız oluyoruz. Ne yapalım yani eşlerimize güvenmeyelim mi artık her yapılan haksızlığı kayıt mı edelim veya biz mi karakola gidelim artık eşimizden bir terslik gördüğümüzde? Düşünün eşiniz bir yalancı annesi her işinize karışıyor kızının aldığı maaşa bile dil uzatıyor yani erkeğe hakâret edip ‘sen kimsin benim kızımda çalışıyor’ diyor resmen size…

        Siz yuvanız yıkılmasın diye sabrediyorsunuz ama bir yerde sabrınız taşıyor ve ayrılmak istiyorsunuz.Böyle bir ailede saygı huzur olur mu?Kadın erkeğini korumazsa, haksızlıklara karşı savunmazsa erkek gitmek zorunda kalmaz mı?Ama sizi özgür bırakmak istemeyen eşiniz sizi dava ediyor ve maalesef yasaları ve kadına millet olarak duyduğumuz saygıyı da arkasına alıp nafakasını da alıyor çocukları da…Doğru ya erkekler ağlamaz..Her kadın özeldir…
        Erkeğe olan bu nefret neden? yeri geldiğinde kadını için canını veren,kadınının bir damla göz yaşına kıyamayan erkek neden mahkeme koridorlarında madara ediliyor?Neden erkek etraflıca araştırılmıyor?Neden boşanma davalarında bir psikolog kadın ve erkeği aynı anda kabul edip ikisiyle de görüşüp ruh sağlıkları ve onlaŕı boşanmaya iten nedenler ile ilgili mahkemeye görüş bildir miyor?Neden mahkeme konu komşudan eşlerin genel durumu hakkında bir ön bilgi almıyor?Neden hep dini yücelten iktidar söz konusu medeni kanun olunca hiçbirşey yapmıyor?internette çocuklarını satan kadınlar bile varken neden her kadın bir tutuluyor?Adalet bu mudur?

        Kim biliyor benim eşimle beraber yer sildiğimi?ona yemekler hazırladığı mı?Sabah işe gidip öğleden sonra çocuklarıma baktığımı altlarını değiştirdiği mi?Hamileyken cinsel ihtiyaçları mı memnuniyetle ertelediğimi?Hastayken hastane de yanında yattığımı?Her muayenesine her zaman beraber gittiğimi?Evime tamirci girmediğini?Evimin her ihtiyacını anında tamamladığımı?Çocuğumu hergün okula götürüp getirdiğimi?Ha bunlar benim görevlerim ama insan da görevini yapana hakkını vermeli..Bunları kimse bilemez eğer eşin anlatmazsa.. Kimsede ilgilenmez zaten..çünkü sen erkeksin…Ama Yüce Allah bize insan olarak bakar.. hiçbir zalimin zulmünü ve bu zulme göz yumanların tahatlığını da yanına bırakmaz…
        Sayın … bunu yazmamın nedeni maalesef devlet büyüklerimizin daha önemli meseleleri var ve bu yazıyı yazmanızdan tam bir yıl geçmiş ama hiçbir yasal çalışma yapılmamış…Yani aile denince devlette erkeği unutmuş maalesef ama Allahım hiçbirşeyi
        unutmaz.Allaha emanet olunuz…

  24. sumeyra diyor ki:

    Allah hepimizin Yardimcisi olsun bende 7senelik evliyim ve kacarak evlendim 3 tanede kizim var esumin ailesiyle alti sene kaldim kendisi gurbete gidiyodu ve ben tek kaliyodum ailemde istemiyodu zaten beni buyuklerle anlasamamaya basladim ve sonunda ayrildik ve beraber yasamaya karar verdik esim hep gurbete gittigi icin gozum gormedigi icin gonlum hersye bi sekilde katlaniyodu ama simdi ole degil icmesi eve gec gelmesi cocuklarimin babam gelcek diye saatlerce yolunu gozlemeri dayanilmaz oldu artik ne yaptiysam olmadi simdi bosancak haldeyiz yuzune bakmak bile gelmiyo icimden icimde hersey olmus bosansam cocuklarim ne olur bimiyorum bu sekildede yurumuyo caresizim allah benim gibilere yardim etsin

  25. ebuzer diyor ki:

    Valla her şey Avrupa birliğine girme ümidi ile -ki almayacakları belli- Türkiye nin diğer avrupa ülkeleri ile birlikte 2011 yılında kadına karşı şiddete hayır diyen metni bakanlar kurulu aracılığı ile imzalaması ile başladı, bu tarihten sonra da aile mahkemelerinde erkek haklı olsa ve haklılığını ispat etse bile yargı bunu görmezden gelip kadının yanında yer almaya başladı; ve ne oldu bu sefer? Hakkı yenen erkek boşandığı kadına ya da ailesine adalet sağlanamadı diye daha çok şiddet uyguladı olay bu kadar basit. Hatta imzalanan bu metnin mağdurlardan biri de malesef benim :(

  26. selim diyor ki:

    Merhaba arkadaşlar. Benimde sıkıntılarım var ama ne yapacağımı nasıl hareket edeceğimi bilememekteyim.
    Bana yol gösterecek arkadaşlara teşekkürler. Yaklaşık 9 yıldır evliyiz 7 yaşında bir oğlumuz var.
    Görücü usulü evlendik eşim karslı bende oralıyım ama istanbulda oturuyorum. Evlendikten sonra ayrı eve çıkmadık
    maddi durumlar nedeniyle ailemle birlikte kalmaya başladık.Tabikii sıkıntılar başlamaya başladı bende karımla
    ailem arasında sıkıştım kaldım.Her iki tarafıda idare etmeye çalıştım ama başaralı olamadım yetersiz kaldım.
    Eşim hep beni suçladı annen arkamdan konuşuyor ben ne yapmışım gibilerinden, beni neden korumuyorsun sen diye
    sürekli eleştiriyordu.2 yıl sonra ayrı eve çıktık. Sıkıntılarımız bitmiş gibiydi yada ben öyle sanıyordum.İkimizde
    çalışıyorduk oğluma ailem bakıyordu.Arada kavga edersekte ben hemen susuyor alttan alıyor uzatmak istemiyordum.Ama ben
    sustukça o uzatıyor konuyla alakası bile olmayan ailemle yaşadığı problemleri ortaya atıyor onun üzerinden bana
    yükleniyordu.Sonra bir köşeye oturup ağlıyor anasını babasını arıyor anlattıkça anlatıyordu. Sonra siniri geçiyor
    2 gün sonra seni üzdümmü diyor pişman oluyordu. Beni hiçbir zaman bırakma diyor bana sarılıyordu. Ama aynı durumlar
    ara ara devam ediyordu.Sonra eşim depresyona girdi tedavi görürken ilaçlarını içerek intihara kalkıştı. İntihar etmeden
    önce yine ailemle yaşadıkları vardı aklında hep aynı şeylerden üzerime gelip ağlıyordu.Eşim çok takıntılı bir insan.
    Sonra iyileşti hayatımıza devam etmeye başladık.Eşim işten ayrıldı oğlumuzla ilgilenmeye başladı. Sıkıntımız olmuyordu
    çoğunlukla ama annem yada babamın herhangi bir lafı ona dokunuyor büyütüyor abarttıkça abartıyordu.Ailemde sıkıntı
    yaşatmamak için bize gelmiyorlardı hiç. Ama son günlerde ailen bize neden gelmiyo annen beni görünce neden konuşmuyor
    gibi takıntılar başladı. Bilmiyorum diyordum sen ailenle konuşsana neden konuşmuyorsun neden böyle yapıyorlar diyordu.
    Annemle konuşuyorum karşılaştık o benimle konuşmadı diyordu.HEm sevmiyor hemde neden bize gelmiyorlar diyor kendinlede
    çelişkiler yaşıyordu.Bir şeyde söyleyince patlıyordu.En son almış çocuğumu gitmiş amcalarına uşağa. Hiçbir haber vermedi
    telefon kapalı 1 gün sonra haber verdi burdayım diye.Ben dönmeyeceğim çocuğumu sana göstermeyeceğim diye mesaj attı.
    Sonra bende aradım geliyorum dedim gelme dedi geleceğim dedim gittim. Neyse amcalarıyla konuştuk ona nasihatlar
    verdiler yaptığının yanlış olduğunu söylediler 1 hafta dolaştık geldik. Evet geldik ama durumlar ertesi gün yine devam etmeye
    başladı.Yine aynı şeyler artık ne cevap vereceğimi bilemiyorum kafam çok dolu ona karşı nasıl hareket edeceğimi
    bilemiyorum.Şimdide boşanalım demeye başladı seni sevmiyorum senden soğudum diyor.Boşanmayı daha öncede bir çok defa
    söylüyordu. Ben bugüne kadar eşime vurmuş, kızmış, bağırmış bir insan değilim. Her zaman ona nazik davrandım ne isterse
    yerine getirdim ama belkide yanlış mı yapıyormuşum? bilemedim ama bende böyleyim işte.. Diyorum burdan taşınalım
    hiç görmezsin diyorum onada yanaşmıyor. Geleli 4 gün oldu babamlardan bir tepki bekliyor kızsınlar diye ama babamlarada
    söyledim bize gelmeyin diye sürekli arıyor aradılarmı neden gelmediler amcası anası babası arıyor geldilermi diye
    sana bir şey derlerse hemen ara seni ordan alalım gibilerinden eşimin kendisi söylüyor bunları. İŞteyken telefonla konuştuk baban
    aradımı dedi hayır dedim bıktım sendende ailendende Allah belanızı versin dedi ben babamı arıyorum dedi gelsin alsın beni dedi.
    sen bilirsin dedim aramamış tabii. Ama yoldayken dediki babamı arayacağım gelsin çözsün bu durumu dedi ara dedim bende.
    eve geldik bana diyorki babamı arıyayımmı baban gelince çözüm olacağını sanmıyorum gelecek kavga gürültü bir şey olmayacak demiştim
    oda haklısın gelecek beni suçlayacak masraf yaptım diyecek senin yüzünden vazgeçmişti. Şİmde sen eve gelme diyor tamam dedim
    eve gelmeyeceğim kendini topla dedim bende.Ama ben eşimi seviyorum boşanmakta istemiyorum. Yani bunların temel sebebi ailemle
    aynı evde yaşamış olduğu sıkıntılar ama 6-7 yıl önceki durumlar bunlar. Ayrı eve çıktığımızdan beri benim ailemle herhangi
    bir münakaşası kavgasıda olmadı. Acaba depresyondamı? Nasıl hareket edeceğim çok sıkıntılı durumdayım anlayacağınız. Neler yapabilirim arkadaşlar..

    • uğur diyor ki:

      slm arkadaşım yada dert ortağım. yani kardeşim ben şuanda senin anlattığın olayların yaklaşık %85 ini yaşadım ama ben senin kadar sabırlı ve sakin olamadım çoğu zaman. Çok sinirli bir kişiliğe sahibim. ben eşimden daha ilk arkadaş olduğum zamanlarda bile tek bişey istedim o da ” yeri geldi mi kavga edeceğiz ev savaş alanı gibi olcak ama ne olur ise olsun ne senin ne benim ailem girmeyecek haberleri olmayacak ” diye bir şart koydum.

      eşim bana tamam canım sen nasıl istersen öyle olsun dedi. fakat o söz evlilikten 2 hafta sonra tamamen silindi. ki benim hatam senin yaptını yapmamam yani direkt ayrı evde full eşyalarını düğüne varsı tek çırpıda kendim yapmam.

      yani aile içinde dahi yaşamadan dışarda ayrı eve geçtik. biz evlendikten 2 hafta sonra kurban bayramına denk geldi ben eşime hadi gidelim annemlerin elini öpelim dedimde bana önce benim annemlere gideceğiz kelimesini kullandı. ( emir kipi ile ) ben de bizim gelenek göreneklerimiz de ilk erkek anne babası ziyaret edilir ardından sizinkilere geçelim dedim fakat boşa diyordum çünkü inat konusunda üstüne yoktur eşimin.

      ve bu olayı öyle birr büyüttü ki birden kavga çıktı evde ben bayram sabahı oldundan kalp kırmamak için evden çıktım annemlerin ora varmadan telefon geldi ve bana ben ablamlara gidiyorum diyince ki ben geleceğim yanına nerdesin demesini bekliyorken benede sinir ile git akşam gelme sakın dedım. ardından annemlere gittim bana onu sorduklarında evde iş vardı gelecek dedim mağsuz. ve annem anladı sanırım onu aramış eşim bilerek büyüsün diye mi anlamadım. ardından annem onu ikna etti eve geldi. ( keşke gelmeseydi o gece )

      e annemlerden sonra eve geçtik ve ben yorgunluktan uyumak isterken eşim yine kafa eti yemeğe devam ettti. nasıl oldu ise bir anda ortalık alev topu gibi patladı. sinirden ne ettimi bilmiyor hale geldim. direkt annemleri aradım çünkü kendimi zapt edemez hale gelmiştim. annemler geldin de saygısız bir kelime kullandı onlara karşı. ben delirdim babam lar yine de oğllu küçük cahil diyip beni tuttular. o da annesini aramış o sıralar.

      annesi daha 2 haftalık evlilimizin için de polis arabası ile kapıya dayandı. ( kendi polis arabasından inmiyor tabi )nese karakola gittik sabah 6 7 ye kadar sorgu sual falan sürdü. eve geldim de direkt uyumuşum eşim ben uyurken defalarca aramış ablamlar sinirden açmamış telefonu. ben uyandım da gördüm ne var diye aradım gel beni al diyince şaşırdım ve ona ” senin akli dengende problem mi var dedim akşam yaptıklarına bak şimdi beni gel al nasıl diyorsun sen dedim ” sustu.

      ben pişmanım özür dilerim dedi fakt ben halen sinir küpü halindeydim. ardından yabancı bir numara aradı açtım polis uğur bey eşiniz dilekçe sine sizinle barışmak istiyor sizde cevabınızı gelin yazılı bildirin dedi. bende gitmedim bir kaç gün. ardından dayanamdım eşimi almaya gitmek istedim çünkü ben onu öyle seviyorum ki kavuşmak için 2 yıl bekledim.

      yurt dışında çıktımda dahi o benim herşyimdi bunun için başka bir bayanın eline bile dokunmadım. nese babamlardan arabayı istedim vermedi arkadaştan istedim o da babam olayı benden önce iletmiş o da bana kız tarafı zarar verir korkusu ile vermedi. bende öyle kafaya takmışım ki gece 1 yada 2 civarı araba buldum kiraladım normalin 2 katı dediler umrumda olmadı getirin arabayı dedim olduğum yere. getirdiler ve ben kaynananın köye doğru yola çıktım. 1 buçuk saate o uçurumlar dolu keskin virajlı dağ yolundan 80 km yi aşıp vardım.

      ha eşimi getirdim düzeldimi dersen şükür eskiye göre baya bir düzel di fakat geldi günler çok çektim düzelsin diye sana şunu diye bilirim kardeşim ben bir büyüğümün sözünü çok sevdim bana sadece ” oğlum sen şimdi dünya aleminde düşünüyorsun yani boşansam yeni bir eş alırım hemde bu eşimden daha iyi sini bulana dek ararım kedi gibi sesi çıkmasın beni istediğime kul köle olsun diye düşünüyorsun peki alacağın kadın belki kısır belki sana bakmayacak çünkü sen onun için hiç bir sabır göstermiyecek onun için ailene ve çevrene kaşı çıkıp annesin den almayacaksın ee peki bu kadın nasıl olupta gelecekte sana dönüp sen bana bunları yapmıştın demesini mi bekliyorsun yanılma oğlum şuan da ayrılmak istiyeceğin eşin bir gün olur el ayaktan düşersen sen gidip bu yaptıklarını onu sevdiğini ve asla sen ne yaparsan yap bırakmayacağını kanıtlar isen o seni cennet kapılarını aralıyarak kendinden önce senin geçmen için seni bekleyecek ” aslında bu konuşma beni gecenin bir vakti eşimin yanına götürdü.

      yani kardeşim eğer gerçekten sevgi bitti diye bişey yok. çünkü severek evlenmek emin ol ölene dek sevmek demek. sadece birbirinizin farkına varmaz insan eee ilk evlendiğin anı düşün o ilk gece çok özür dilerim kardeşim ama o ilk gün oldu gibi davransan bir de yani jestler veya yatak odasına giderken ilk defa gider miş heyecanı bu çok işe yarıyor bak. ( denedim için biliyorum bu olaylardan sonra çok soğuk kalmıştık bir kaç gün ) ha aile konusun da da benim ailemi çok düşmanlık yaptı senin gibi sonraları bile ama ben yine yılmadım şimdi allaha çok şükür annemin bir tanecik gelini :) .

      bunlar gerçekten çok zor alttan almak ama belli bir zaman sonra artık eşin de pes ediyor ben ne yapsam boş hep o alttan alıyor karşılık vermiyor diyerek ve bu olaylardan 1 ay sonra bir haber geldi ve suanda ayrılmak yerine onu gidip aldığıma çok şükür diyorum çünkü bir bebeğimiz varmış anne karnın da o zamanlar 2 aylık mış. şimdi 1 yaşında ve allahıma alttan alacak sabırı bana bağışladığı için şükürler olsun. umarım sende geç olmadan benim gibi bir yol bulursun. eğer sana fikir verebildiysem ne mutlu bana allah daimi bir yuva nasip etsin kardeşim…

      saygılarımla teşekürler

    • matemlii diyor ki:

      Hayretle dehsetle okudum.

    • sevinç diyor ki:

      selim bey;
      bakın size kendimi örnek vereyim. ben üniversite mezunu orta düzey kendi yağında kavrulan biriyim. eşim 2 üniversite bitirmiş benden biraz daha ileri düzey mesleği olan çalışkan mülayim ağır başlı namuslu diye atfedilen bir insan(bunu konuyu anlamanız için yazdım )
      benim kv biraz değişik.
      eşim bir evin bir çocuğu evlenirken aile biz ev alırken yardım edelim düğününüzü kendiniz yapın dedi ve eşimle ikimiz yaptık. düğünden 6-7-ay sonra ev aldık. tüm mehrim elde avuçta ne var sattık yüklü bir kredi ve sağdan soldan borç ev aldık eşim evi annesinin üzerine yaptı (ki Allah ım biliyor ilk zamanlar sorun etmedim)
      kv benim evim demeye başladı, işte eşyaları değiştirir benim en mahrem yatakodası dolaplarımı kurcalar -,yatağıma yatar vs.
      ben bunları anlattıkça eşim ne var o ne derse desin sen boşver kırma kalbini yüzünü asma vs.. bizim 2 yılımız böyle geçti.hamile kaldım neler nerel etti annesine anne bi dur sus demedi.ben seenin çocuğunu kendi nufüsuma geçireceğim dedi, çocuğun adını koymuş bana sormadı bile sana söylemeyeceğim doğduğunda öğrenirsin dedi ,eşim sesini çıkarmadı.
      bir sürü sıkıntı her gün hır gür ben kalp kırmayayım diye dikkat ettikçe işler cılkından ççıktı.
      annemi ailemi kovdu kv. gelmiyorlar.ailemin tek kızıyım kapımı açamıyorlar.
      bunlar olurken eşim anne sen ne yapıyorsun demedi…
      benim karısının ailesinin çocuğunun rızkını kaynananın borcuna yatırdı ben doğum yaptığım güne kadar çalıştım prematüre bebek rapor bitti hadi işe kaynananın borcu var.
      srf kv değil ailesi de sorunlu .bir değil tonlarca sorun yaşadım 7-8 aylıkken eşime beni dövdürmeye kalktılar kıskançlıktan)
      4 yılık evliyim. çok severek aşık olup ta evlendim .kocama çok değer verip bir dediğini iki etmedim.ama aile bunları yaparken hep kavgalıydık.o karısını ailesini savunmadı çocuk ağlıyor diye kayınpederim telefon açıp bağırıp çağırdığı bile oldu bebek ağlarsa onun bana bağırma hakkı doğarmış vs…
      ben ailesi yüzünden çok sıkıntı çektim eşim umursamadı kocalık yapmadı .
      şimdi ben kocamı erkek yerine koymuyorum maalesef ;
      çalıştığım için kendi geçimimi kendim sağlıyorum, evin masrafıını da üstleniyorum.
      eve gelirim ev işi,küçük çocuk ilgi sevgi istiyor. gece 4-5 defa uyanıyor toplasanız 3-4 saat uyku ile dikkat gerektiren yoğun ve yorucu bir işte çalışıyorum.
      kocalık ilgi sevgi yok. gelir eve alır eline telefonu tv futbol çay getir şunu getir bunu getir şunu yap bunu yap….
      bunları şikayet etmek için değil durumu bildirmek için anlatıyorum ve toparlıyorum.
      e o bukadar yaşanılan kötü şeyi yokmuş gibi davranır.
      o ailesi onları yaparken beni ezdirdi mi ezdirdi ,
      benim sorumluluğumu yükümü paylaşmadı,
      hala onun annesinin borcunu ödüyorum..
      yoruldum yıprandım tükendim…
      sevgim tükendi, saygım tükendi,sabrım tükendi..
      üzerine hep ver…
      bu saatten sonra ayağıma kapansa bir dediğimi iki etmese ben bunları unutamam ki . hiçbişey olmamış giyi yaşayamam …ben üzülürken göstermediği erkeklik bu saatten sonra benim umrumda olur mu..
      eşiniz ailenizle çok ağır şeyler yaşamışş haksızlığa uğramış dolmuş yıpranmış…
      şimdi bunların yıpranmışlığını bir anda unutup hiçbirşey olmamış gibi sağlıklı bir birey olmasını beklemeyin.
      evlenmeden önce nasıldı?
      belki çok güzel,güleryüzlü ,belki çok mutlu….
      evlendikten sonra yaşadıkları unu bu hale getirdi eritti kaynattı ve şekil verdi..

  27. Bahtsız Bedevi diyor ki:

    eşimle 6 yıllık evliyiz.3 kızımız var. evliliğimizin ilk yıllarından beri klasik olarak 2 ayda bir 3 ayda bir tartışırız. bütün sıkıntılardan dolayı beni ve ailemi suçluyor. Ona daha iyi bir hayat sunmak için 25 yaşından sonra üniversite okudum yetmedi ailemin yanında mutsuzdu onuda alıp götürdüm okuduğum şehre. kızımız işitme engelliydi bir yandan okula gidiyor bir yandan çalışıyor bir yandanda kızımızın tedavisi için uğraşıyordum.sıkıntılarımın hiç birini ona yansıtmamaya çalıştım.stajdayken işe başladım. evimizi kurdum. kızımız ameliyatla şuan işitiyor.tam herşey düzeldi diye sevinmişken yine tartışma. ailemin buna bilezik borcu var sanırım bütün sebep bu. ve ailesi özellikle annesi ve kız kardeşlerinin etkisi olduğuna inanıyorum.burda su izan yapmıyorum. kulaklarımla işittim. her defasında haklı olduğum halde özür dileyen ben oldum.hep alttan alan ben oldum.bütün bunlara rağmen benim sayemde okudun benim sayemde bu işe girdin diyor.evet diyorum senin emeğini yadsımam ama sende bana iftira etmekten vazgeç. okul okumamış ilkokula bile göndermemişler. az buçuk okuma yazması var. telefonumu kurcalar sosyal sitelere girer ortak sayfalardaki bayanları görür sen beni aldatıyorsun der anlatmaya çalışırım anlamaz ne yapacağımı bilmiyorum.

  28. sym diyor ki:

    S.a benim ilk kocamin ikinci evliligi .bir yillik evliyiz.esimun onceki katisindan 2 oglu var.cocuklarini arayip sormasi nedeniyle eski esiyle görüşüyorlar amenna.ama eski esi hala seviyor ve bunu esimde biliyor.eski karisi .oylesine dertledmek icin mesaj atabiliyor.esimde kimsesi olmwdigindan ve cocuklarinin annesi oldugundan dolayi mesajlarina cevap veriyor.esim yurtdisinda calistigi dolayisyla ne zaman ne konuatular bilemiyorum.esim aklimda soru kalmasin diye geenelde bana soyler .ama canim skilmasin diye konusmanin cogunu soylemedigini düşünüyorum. .sirf cocuklar icin onada yakindan ev tutsam ne dersin gibi sorular soruyor.esimi cok seviyorum oda seviyor biliyorum ama cocuklarin psikolojisi daha fazla yipranmasinida istemiyorum. Nasil davranmam gerek konusunda kendi icimde celiskiye düşüyorum. Cocuklar icin konussun derken onu kaybetmekten korkuyorum beni sevmesine ragmen bu histen kurtulamiyorum.cocugun ozel bir aninda birlikte olmalari gerektiginde ne yapmaliyim hic bilmiyorum .ben hatali davranis yapmadan donmus olursaniz cok sevinecegim.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın Sym

      Anadolu da; geçmişte yaşanan hataları, yaşanmışlıkları, edinilen tecrubleri gelecek nesillere aktarmak için söylenmiş bazı “özlü ifadeler” günümüze kadar gelmiştir.

      Suyu bulandırmak…

      Uyuyan yılanın kuyruğuna basmak…

      Eşşeğin aklına karpuz kapuğu düşürmek…

      Benzeri özlü sözler özellikle sizin içinde bulunduğunuz durumlarda kullanılan ifadelerin bazılarıdır.

      Bazen kişiler bir arkadaşımın bana ifade ettiği gibi

      “Bazı insanlar kendi imtihanlarını kendileri ağırlaştırırlar”

      Anladığım kadarıyla mevcut “ruh haliniz” de içinde bulunduğunuz süreç anlamında ” BIÇAK SIRTINDASINIZ” tutunacak bir dal, görünüşde kendinizi ve çevrenizi, gerçekte ise durmadan size gaz veren nefsinizi ikna edecek bir sebep, bir çare; kısaca bu durumdan bir kurtuluş yolu arıyorsunuz.

      Ne istediğnizi veya ne aradığınız kısmen biliyorsunuz ama nasıl ve nerede arayacağınızı bilmiyorsunuz… Kendinizi boş yere yormayın, yıpratmayın…

      “Acaba”lar ile sahip olduğunuz yuvayı ve kocayı kaybetmeyın. Kafanızda kurduğunuz senaryoları sankı “yaşanmış-yaşanan gerçek” miş gibi kabul ederek hayatı hem kendinize hemde kocanıza zehir etmeyın.

      Farzedın kı (şimdi olmasa bile ileride bir gün) “ZAN” larınız gerçek oldu, öyle veya böyle bir şekilde korktuğunuz başınıza geldi, çok sevdiğinizi söylediğiniz kocanızı eski eşi ile “paylaşmak” zorunda kaldınız ve bu durumu olgunluk ve anlayış ile kabullendiniz.

      Ne kaybedersiniz?

      Matematıksel anlamda Kocanızın yarısını. Gerçekte ise kocanızın “merhametini, saygısını, sefkatını ve iki dünyada da rızasını” kazanırsınız. Aslında kocasını kaybeden değil kocasının ve Allah’ın rızasını “kazanan kadın” olursunuz.

      Bu konuda aksini yapmanız, sözleriniz ve tavırlarınız ile kocanızı sorgulamanız, suçlamanız, yargılamanız; halinde paylaşmak değil bedenen ve ruhen her anlamda kocanızı “TAMAMEN KAYBETMEK” gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalırsınız.

      Henüz mevcut olmayan ve kocanıza karşı anlayışlı davrandığınız sürece olma ihtimali çok zayıf olan ( kocanızın eski eşi ile tekrar evlenmesi, kocanızı paylaşmak) bir ihtimali kendi “eliniz ve diliniz” ile mümkün hale getirmeyin.

      Belki biliyorsunuz ama unuttuğunuzu düşündüğüm bir gerçeği size hatırlatmak istiyorum.

      Kadınların en büyük imtihanı kocalarına Allah’ın verdiği hakkı, helal kıldığı eylemi (çok eslilik) aktif-pasif veya gizli-açık sekiller de haram etmesi konusundadır.

      “Zan” ve Varsayım”lar ile “İmtihanınızı ağırlaştırmayın”hanımefendi…

      Özetle, sayın hanımefendi:

      Korkunun ecele faydası yoktur.

      Çölde kalmış bir insan için bir bardak su ne kadar değerli ise kadınlar içinde evine, çocuklarına helal lokma getiren, Allah’dan hakkıyla korkan müslüman bir koca o kadar değerlidir.

      Unutmayın…

      Bir bardak soğuk su çölde susuz kalmış, suya ihtiyacı olan her insanın hayalidir. Ama yarım bardak suya sahip olmak ve o suyu kana kana içmek de susuzlukdan ölmekten daha iyidir.

      Ya sahip olduğunuz bir bardak suya sıkıca sarılır ve bir ömür boyu o suyu keyifle içersiniz, ya o suyu ihtiyacı olan başka bir susuz çölzede (kadın) ile paylaşırsınız, yada o çölzede ile (açık veya gizli gizli bir şekilde) savaşır, elinizdeki suyu döker ve susuzlukdan ölürsünüz

      Karar sizin…

      • bir erkek diyor ki:

        Şunu ilave etmek gerek.

        Tekrar eski karısı ile bir araya gelmesi ancak “gerçek bir hulle” ile olur.

        Erkeğin çok eşli olması ile eski karısı ile tekrar evlenmesi o kadar kolay değildir.

        Kafa bulandırmaya gerek olmadığı konusunda, “deliline aklına taş düşürmek” konusunda yaptığınız yoruma katılıyorum.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın Bir Erkek

          “Tekrar eski karısı ile bir araya gelmesi ancak “gerçek bir hulle” ile olur.”

          SYM hanımın kocasının eski karısını HÜLLE gerektirecek şekilde 3(üç) talak ile boşadığını da nereden çıkartınız veya kim söyledi?

          Ben hanımefendinin yazısında böyle bir açıklamaya veya bilgiye rastlamadım.

          Bazı konularda ki Peşin Hükümlüğünüz ve şartlanmışlık beni değil asıl sizi sıkıntıya sokar manevi anlamda…

          Ben değil asıl siz daha dikkatli olun FETVA verme konusunda.

      • Yalnızadam diyor ki:

        Bu cümlelere katılıyorum.
        Kadınların en büyük imtihanı kocalarına Allah’ın verdiği hakkı, helal kıldığı eylemi (çok eslilik) aktif-pasif veya gizli-açık sekiller de haram etmesi konusundadır.

        Yalnız önceki eşinin birisiyle evlenip boşanmış olması gerek ilk erkeğine dönebilmesi için.Yoksa zina hayatı yaşanır.Erkeğini paylaşmak ise lütfen helal olan yönlerini de yazın ki insanları yanlış yönlendirip vebal altına girmeyiniz.Fetva verme işini maalesef herkes yapıyor.

        Bir erkek isimli kardeşimize katılıyorum.

        Derdini anlatan hanım efendiye de müslüman bir psikoloğa veya aile danışmanına gitmesini tavsiye ediyorum.
        Bizler psikolog veya aile danışmanı değiliz sizleri şuan ki psikolojimizle yanlış yapmaya sevk edebiliriz.
        Rabbim yar ve yardımcınız olsun.İnşaallah huzurlu bir aile yapınız olur.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın Yalnız Adam

          “Erkeğini paylaşmak ise lütfen helal olan yönlerini de yazın ki insanları yanlış yönlendirip vebal altına girmeyiniz.”

          Bu hanımın kocasını kaybedeceğini veya paylaşacağını düşündüğü kadın kocasının eski karısı. Sokakta ki herhangi bir kadın değil. hanımefendinin yazısından anladığımız kadarıyla da kocası dini hassasiyetleri olan bir erkek. Bu nedenle eski karısıda olsa bir kadın ile zina etmeyeceğini varsayarak mesru-nikahlı bir paylaşım riskinden bahsediyoruz.

          Ayrıca;

          SYM hanımın kocasının eski karısını HÜLLE gerektirecek şekilde 3(üç) talak ile boşadığını da nereden çıkartınız veya kim söyledi?

          Ben hanımefendinin yazısında böyle bir açıklamaya veya bilgiye rastlamadım.

          Selam ve muhabbetle kardeşim…

        • enis diyor ki:

          Hülle konusunu yanlış biliyorsunuz. Aynı kadını 3 kere boşarsa hülle gerekli. Bu da caydırma amaçlı bir kuraldır. İnsanları bilmediiniz konularda yanlış yönlendirmeyiniz.

  29. bi erkek diyor ki:

    merhabalar
    29 yaşındayım eşimle 1 yıl çıktık 3 yıldır evliyiz 2 yaşında ikiz kızlarımız var. çok ayrı insanlardık kişilik olarak ama okadar çok sweviyordum ve seviyorum ki bir çok şeyi alttan aldım benim kişilik olarak idareci bir yapım vardı. eşimin tam tersine ağzına geleni söyleme ama olsun ben onu öyle sevdim.. ikiz kılarımız olacağını duydugumuzda çok sevindik. o sıralar eşimin ailesine daha yakın mahalllede yaşıyorduk istemedim onun bi anda bu ortamdan kopmasına bocalar sonları istediği yere taşınırız istedim ailemden uzaklaştım. zaman geçti çocuklar doğru ee hayat zor mecbur eşimin ailesine yaklaştık bir altkatlarına taşındık. çocuk bakmak zor zaanatt tabiki zamanla bizi yıprattı gece uykusuzluklar dışarı çıkamamamk hattaki yatağımızı bile onlar aldı ayrı yatmaya başladık tabikide sevgide bir sıkıntı yok tu ara sıra atışır hemen barışırdık bilirdik yorgunlukdan oldugunu. sonra bu atışmalar zamanla büyüdü tabikide benim o idareci özelliğimde kalmadı. ben evde asla boş durmam eşim çalışıyor ben çalışıyorum çocuklara kayınvalidem bakıyor. akşam eşim sofrayı hazırlar ben çocuklarla zaman geçiririm sonra ben toplarken o geçirir. hatta bazen nefes alması için haftasonu bi gün çocuklara bakarım o dışarı çıkar alışveriş yapar. bütün fedakarlıkları yaptım. bu demek değilki bende suçsuuzum bu sıra da molotonlaşan hayatı farketmedim tabikide çocuklar ev iş derken eşimede sevgi gösterdim elbet ama onu dışarı çıkartıp romantik zamanlar yaşatmadım sonralarında iyice uzaklaşmaya başladık ben bunun farkına varmadım. taki bir gece yine çocukların uyanması üzerine sinirlerimizin gerilip atışmamızdan sonra eşminin boşanalım dediği ana kadar. bende o sinirle tamam dedim. sonra eşim annesi ile görüşmüş ayrı eve çıkacağını onun yanında olmasını istediğini söylemiş annesi kabul etmiş. tabiki o sinir hali geçince bende pişmanlık acı başladı gittim özür diledim zaman istedim düzeleceğimi eski halime döneceğimi söyledim. evet vazgeçtik 2 ay geçti kavga etmiyoruz ben eşimi çokda seviyorum ama bana söylediği artık sana aşık değilim aslında ikimizde aşkın kısa süreli oldugunu biliyoruz. o daha özgürlükcü buda 30 yaş sendromunda hayata bağlı sorumlulkdan kaçınmak özgür olmak isteyişi 30 yaş sendromu yaşamakda. tabiki çevresinde aynı yaşlarda bekar hayatını yaşadıgını sandıgı insanlar var onlara özeniyor ama onlarda ona özeniyor farkında değil. evlilik uzamanına gitmek istedim kabul etmedi. aklında ki tek olay boşanmak ama istediğimiz zaman çocukları ben görebilirim sıkıntı yok . fakat ona bahsettiğim bu şey aslında o boşansa bile özgür olamayacak çünki 2 çocuk onda kalacak yine istediklerini yapamayacak sadece evli olarak birini bağlı olmayacak ama tam tersine beni özgür kılacak bu srıa ben çocuklardan ayrı kaldıgımdan acı çeken taraf olacağım tabikide eşimden de. hayatta herzaman daha çok seven üzülür sözü vardırya :=) öyle gerçekten. şimdi beraberiz ama uzun sürmeyecek gibi hissediyorum bu 30 yaş sendromunda hayatı kaçırmak istediğini yaşamak özgür kalmak hisleri nezaman geçer. tabikide ağzına geleni söyleyen açık konuşan biri oldugundan beni sevmediğini söylediğinde yıpranıyorum ister istemez. ben daha çok sevgiyle yaşayan bi insanın bu sevgiyi ondan bulamadıkça kendimi yıpratıyorum. bilmiyorum durumum bu çaresiz hissediyorum kendimi. lütfen yardım

    • sibel diyor ki:

      Yaklasimlariniz çok hoşuma gitti tamda bu sebeplerden eşim den ayrildim ben sonra köpek gibi pişman oldum ama iş işten geç mistiiki sene yalvardim çok büyük gurur yapmıştı beni affetmedi kafayi yedim o çok guvendigim işimi psikolojimin bozulmuş olmasi nedeniyle kaybettim kendine güvenen özgürlük düşkünü taşı siksa suyunu çıkaracak becerikli güçlü kiz gitti ortada kalmış sevgisiz mutsuz kendine güveni olmayan bir kiz geldi artik koskoca bir hiçtim megerse bütün gücümu ondan aliyormusum her seyimi kaybettim.
      herkes yeni bir hayat kurarsin herseyi yeniden yaparsin diyor, ama olmuyor benim gibi aci çekmiş mutlugun degerini bilen yaptigi hatalari bir daha yapmiycak biriyle tekrar yuva kurmayi çok istiyorum. birdaha ayni hatalari asla yapmiycam, eşimin üstüne titreyip onu bebekler gibi bakmak istiyorum.
      onu mutlu ettikce onun mutlu oldugunu gordukce bende mutlu olucagima, eminim gözüm gibi bakicam evlenebilirsem eşime. sizin gibi eşine sevdiğine deger veren tartismalarda alttan alan beni sevecek birini bulabilirsem evlenmek istiyorum. merhametli bana değer verebilicek herşeye yeniden başlayabilicek bi insan varsa hayatımızı yeniden birlikte kuralım.

      • bir erkek diyor ki:

        Evli bir adama böyle bir teklifi yapıyorsanız 2. eşi olmak istediğinizi var sayıyorum yoksa yuva yıkmak olurdu bu yazdığınız.

        • betül diyor ki:

          yukarıdaki yorumun bağlandığı nokta çok yakışıksız ve buradaki paylaşımların amacıyla bağdaşmayan bir hal almış. her ne kadar sizin yorumunuzdan hareket edilmiş olsa da, sizin şahsınıza bir teklif değil; genel bir teklif gibi anladım ben. böyle bile olsa zaten bu sitede amacına ulaşabilecek bir şey değil.

        • yolcu diyor ki:

          kardeş ne kadar kısmetli bir adammışsın, hemen de talibin çıkmış:))

          şaka bir yana evli bir adam ve eşini sevdiğini evliliğini kurtarmak istediğini söylüyor, ama eşi kıymetini bilmiyor.
          keşke kocasından ayrıldıktan sonra kocasının hayata yeniden kaldığı yerden başlayarak devam edeceğini ancak kendisinin iki çocuklu dul bir hanım olarak eksilerle yaşayacağını görebilse.

          kadının kıymeti kocasıdır, kocasını kaybeden kadının ışığı sönmüştür.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Bu yorum yaklaşık bir yıl önce yazılmış, yorum sahibi hala siteyi takip ediyor mu, bu yazdıklarımı görür mü, görse de cevap verir mi bilmiyorum. Ama ben bu bayanın yorumunu yeni gördüm ve yorum sahibinin bilinçaltının yansıması olan gizli mesajlarına dikkat cekmek için cevap yazacağım.

        “benim gibi aci çekmiş mutlugun degerini bilen YAPTIĞI HATALARI TEKRAR YAPMAYACAK biriyle tekrar yuva kurmayi çok istiyorum. bir daha ayni hatalari asla yapmiycam, eşimin üstüne titreyip,…onu mutlu ettikce onun mutlu oldugunu gordukce bende mutlu olucagima eminim, gözüm gibi bakicam eşime… eşine, sevdiğine deger veren TARTIŞMALARDA ALTTAN ALAN beni sevecek, merhametli bana değer verebilicek her şeye yeniden başlayabilicek BİRİNİ BULABİLİRSEM evlenmek istiyorum”

        Yukarıda tırnak içinde gösterdiğim ve Sibel hanımın yazısından alıntıladığım bölümü önce büyük harfler ile yazılmış kelimeleri yok sayarak okuyun, daha sonra metni bir bütün olarak okuyun.

        Arada ortaya çıkan anlam farkını ve Sibel hanımın ve insanların çoğunluğunun “asıl kişiliğini” oluşturan BİLİNÇALTI denilen yapının (DİKKAT… Sibel hanımın değil, Sibel hanımın bilinçaltının asıl amacının) asıl amacının ne olduğunu sizde kolayca görecek, farkedeceksiniz.

        Ama ben yinede “fark edemeyenler olabilir” düşüncesiyle açıklamaya çalışayım.

        Yazılanlara göre Sibel hanım geçmişte yaptığı hataların ve bu hataları sonucunda kaybettiklerinin farkında ve bu nedenle yeniden kurmak istediği yuvasında evinin direği olacak kocasını el üstünde tutmaya, başına tac yapma konusunda istekli, samimi ve ciddi. Ama, hali hazırda içinde bulunduğu pişmanlığa ve sıkıntılara sebep olan biliçaltı pes etmemiş ve fırsatını bulduğu her zeminde ve zamanda “BEN DAHA ÖLMEDİM, BURADAYIM, HALA PATRON BENİM ve BEN SENİN GİBİ DÜŞÜNMÜYORUM” diyor.

        Bunu da çok ustaca ve sinsi bir şekilde Sibel hanımın pişmanlık manifestosuna gizlediği ” YAPTIĞI HATALARI TEKRAR YAPMAYACAK… TARTIŞMALARDA ALTTAN ALAN… (Ben) BİRİNİ BULABİLİRSEM” ifadelerinin arkasına gizleyerek yapıyor.

        Aslında bu durum sadece Sibel Hanımın sahsına has bir durum değil. Yaptığı hatalardan sonra pişmanlık duyan ve kaybettiklerinin pişmanlığını duyduğu, tekrar aynı hataları yapmamak ve pişmanlıkları yaşamamak istedikleri halde “bilinçaltını kontrol altına alamadıkları için” aynı pişmanlığı defaaten yaşamak zorunda kalan bir çok kadının hatası, eksikliği.

        Bu nedenle boşanmış ve tekrar yuva kurmak isteyen kadınların (tıpkı Sibel hanımın yaptığı gibi pişmanlığını deklare etse, bazı kadınlar ise bu pişmanlıklarını belli etmeden sadece içlerinde yaşasalar da) tamamına yakını Bilinçaltı dediğimiz “ASIL KİŞİLİK,KARAKTER” lerini kontrol altına alamadıkları, terbiye etmeyi başaramadıkları sürece her seferinde bu hataları yapmaya devam edecekler ve ömürleri hata yapmak ve pişmanlık sarmalı içerisinde heba olacak, tükenip gidecektir.

        Bu nedenle konunun uzmanı PSİKOLOG ve PSİKOTERAPİST arkadaşların danışanları olan kadınları öncelikle bu anlamda değerlendirmeleri ve tedaviye öncelikle ALT BENLİK den başlamaları sorunun çözülmesi konusunda atılacak en doğru adım olacaktır.

    • bir erkek diyor ki:

      Bu kadar iyi kocalara denk gelen, elindekinin kıymetini bilmeyen kadınlardan nefret ediyorum. Bir çok iyi kadın olmakla birlikte bir çok da sonunu düşünmeden, kendisi hiç yıpranmayacakmışçasına davranan kadınlardan korusun Allah bizi.

      Kadına sınırsız pozitif haklar vererek kadını ve yuvayı koruyacağını düşünen Bakana buradan ben de selam gönderiyorum.

      Allah’ın gazabı Allah’ın koyduğu kanunlara karşı davrananlarla olsun. Hele bunu İslam çatısı altında yapanlar varsa en çok onlarla olsun.

      • ADEM diyor ki:

        AMİNNNNN KARDEŞİMM AMİNNN…

        Kadın diye diye kanun çıkardılar, haklı duruma çıkmak için ya cinayet, yada şiddetten gayrı yol bırakmadılar. Nedir kardeşim bu pozitif Ayrımcılık? dayak yok, şiddet yok, aldatma yok, baskı yok, içki kumar, karı-kız yok, hep erkek suçlu hep erkek suçlu. 3 ay evli kal tonlarca, nafaka, kredi, tazminat, mahkeme masrafları, avukatlık ücretleri, düğün kredisi de dahil olmak üzere erkek ödesin, yetmiyor altınlarıda erkek kadına veriyor. BEN BÖYLE HAKKI HUKUKU KANUNU TASARLAYAN VE YÜRÜRLÜĞE KOYAN, ALTINDA KİMİN İMZASI VARSA HEPSİNİ ALLAHA HAVALE EDİYOR, EN AĞIR KÜFÜRLERİMİ SAYGIYLA YOLLUYORUM.

        Erkekliği ayaklar altına aldınız be. Erkeğe yaşama hakkı bırakmadınız.
        yazıklar olsun böyle ADALETE BÖYLE KANUNA, …

  30. m diyor ki:

    Yasin diyor ki: cevap
    Avrupa dan alınan medeni kanunların ve sözüm ona ünlü hacı hocaların ve kadın hakkı dernekleri ve insanlıktan haberi olmayan şarlatan siyasetçilerin meclisten geçirdikleri kanunlarla artık ahlaklı evlenmek aile hayatı sürmek dürüstçe kadın korumak kollamak enayilik, dolandırılmak ve zulümden başka bir şey değildir. Muhafakazakar avukatla sohbetimlerimden kısa bir alıntı vereyim. Zinanın Avrupa ve fuhuşun yaygın olduğu Doğu Avrupa ülkelerinde Anayasa ya konulan bir maddelik kadın hakları anayasa maddesiyle ülkeyi ve kadını korumakla görevli aslan gövdeli erkek kadın karşısında kötek kedi konumuna düşürülmüştür. Bunun neticesinde kocasının gözleri önünde başka erkeğin altına yatan kadın, boynuzlayan ve boynuzlanan erkek değil herkes halinden memnundur. Hatta karı koca fuhuş işini gelire dahi dönüştürüken birlikte hareket etmektedir. Ülkemizde aile hayatının sağlamlığı gelenek görenek ve dini inançalrın baskın olduğu bölge ve ailelerde devam etmektedir fakat kötüye yöneliş olduğu yadsınamaz gerçektir. Avrupa medeniyeti bir çamur batağıdır aile mefhumu yoktur olamayacaktır. Zinanın binbirtürlüsü çeşitleriyle farklı yüzleriyle tohumdan ormana dönüşmüş özenti sebebiyle tüm dünya ülkelerine salgın hastalık şekliyle yayılmaktadır.Rabbim tüm insanlığı bu tuzaktan korusun kollasın .

    • sinan okay diyor ki:

      Sayın Sema hanım öncelikle aile toplumu, kendi kültürümüz, örf adet konularına göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı şükranlarımı sunuyorum.benim aciz hane dile getirmenizi istediğim bir kaç konu var Nikah kıyılmadan önce evlendirme daireleri veya farklı bir kurumda evlendikten sonra yaşanılan birkaç hikaye anlatılsın tiyatro kitap veya farklı görsel olarak anlatılsın ayrıca fikir olarak anlaşılmaması birbirini tam tanımadan veya sanal ortamlarla yapılan evlilik sonrası en fazla mağdur olan tarafın erkek ve çocukların olduğu kadının yada kötü niyetli kadınların çıkar çatışması olduğunda kanunları arkasına alarak neler yapabileceği anlatılmalı bence.Doğru gelmeyen belli kısımlar var tabi ama aile içi cinayetler veya çok cidi şiddet mağduru kadın olduğu zaman çok büyük bir olay olarak Türkiye nin gündemi medya tarafından anında değiştiriliyor arkasında hukuk uzmanları sözde kadınlar haklarını bilmiyor emniyet gerekli önlemleri almadı vs vs olay farklı bir boyuta çıkarılıyor hiçbir zaman konunun özüne inilmiyor alta yatan sebep kimsenin umrunda değil adam polis asker kaymakam veya farklı bir konumda çalışan imanın islamın gereği gibi yaşayan kişi çevresindekiler şaşkın x karıncayı bile incitmez nasıl oldu derken konu irdelendikçe x şahsın cinayet sebebi sorulduğunda bir aydır ayrı olduklarını karısı ile telefonla görüşmesinde farklı bir şahısla ilişkisi olduğunu senden nafakamıda alır yaşar giderim seninle mahkemede uğraşırım gibi söylemler sonrası erkek boşlukta ve kadın gerçekten hayasıca bir yaşamı olmasına rağmen her istediğini yeni kanunlarıda arkasına alarak elde ediyor erkek mağdur çok mağdur hemde resmen bir boşlukta hem kanunlar karşısında çaresiz hemde hayat arkadışını kaybetme hem çocuklar bunları düşünen sadece erkek kadın elde ettikleri ile kuracağı yeni hayatı düşünür çocuklar umrunda bile değil sizce taş olsa erkek çatlamazmı ayrıca Sema hanım Allah rızası için Canlı bir televizyon yayına katılarak 6284 sayılı aileyi dağıtma kanunu irdeleyin, bunu sosyal medyada yaptığım araştırmayla en güzel siz ifade edebilirsiniz.Bir kanun çıkarıldığı zaman Devletin bir kurulu anket,araştırma,karşılaştırma veya bu kanun neler getirdi neler götürdü diye bir araştırma yapmaz mı. Kanun çıktıktan 3 ay sonra boşanma oranları yüzde yirmi artmış,şuan ise uç noktalara gelmiş bir durum var.Müslüman olmayan bir yabancı Napolyon,Akka’da bile bize şu sözleriyle gıpta ederken; Kendi icat ettiği düzeni kullanan Türk birliğine mağlup olduğu vakit;”Erkekleri cesur,kadınları ahlaklı olan milletler kolay kolay yenilmezler.İşte,Türkler de bu özellik var.” demişti. Şu anki halimiz sizce ne durumda Sayın Sema hanım,Sema abla Doğruları bildiğinizden bir şeyler yapmanızı istiyoruz.Yanlışı savunmak günah olduğunu hepimiz biliyoruz.Sizin konumunuzda ki örf adet ve kültürünü bilen gerçekten kaliteli bir ablamızın da bir şeyler yapmasını istiyoruz.
      Saygılarımızı en içten temennilerimle sunuyorum.

      • yalnız kurt diyor ki:

        Tebrikler sorunun cozumu bu kanun sonrası değerlendirme yapmak bu kanun cıktıktan sonra siddet arttımı evet cınayet arttımı evet bosanmalar artımı evettt ozaman 6284 hatalı bir kanun

  31. necip diyor ki:

    Kadınlarda her yerde kendini haklı gösterme hastalığı var. Daha ne istiyosunuz kanun bile yanınızda çocuğunuzun babasını assalar rahatlarmısınız? rahatlarsınız demi. Kanunuda arkasına almış kadınlar kocalarını her tartışmada seni boşarım diye tehdit edersiniz yazık arada kalan çocuğa çocuğunuzun gözünün içine bakın tartıştığınızda ne söylüyor gözleri bakalım.

  32. necip diyor ki:

    Büyük dert evladı olan babalar anlar. Kadınlar malesef anlayamaz bunu. Zayıf yaratılmıştırlar akıl olarakta. Kadınlar sürekli konuşur hiç susmazlar yanınızdaki çocuğunuz tartışmanın ortasındamı kalmış kalmamışmı umurlarında değil. Karım bağırıp çağırıp susmadığı zaman çocuğumun gözünün içine bakarım gözlerindeki üzüntüyü görürüm,karıma söylerim ne olur sus artık çocuğumuz üzülüyor bana çocuğunu çokmu düşünüyosun diyerek daha fazla bağırmaya başlar. Asıl meseleye gelelim. Hem kanunlarımızda hem dinimizde kadınlara hak verilir malesefki. Boşandığınız zaman mahkeme çocuğu annesine verir babayada derki ayda iki sefer bir kaç saatliğine görebilirsin, onuda karşı taraf kötüye kullanır çocuğu kaçırır, baba icra parası ödeyerek çocuğunu görevli yanında görebilir. Bir kaç kişi karısını döver bütün babalar böyledir derler. Allah böyle kadınlara gün yüzü göstertmesin evladı başına bela olsun İNŞALLAH. Dini yönden ayrılmanın sakıncası yok ama madalyonun öbür yüzünde evladından ayrı kalan baba neyapsın onada sabır demesi gerekiyor nasıl sabırlı olcak bilemem. Kadınlara söylüyorum biri evladınızı alsa size ayada iki defa 3 saatliğine gösterse ayrı bıraksa kaçırsa naparsınız? Ben söyliyim evlat için herşeyi yaparsınız katil bile olursunuz demi evlat bu candan üstün demi. Ya BABALARDA öyle işte evladını göstermezsin oda herşeyi yapar ölür öldürür hiç suçlamayın evlat bu. Evlat acısıyla aynı.

    • şrf diyor ki:

      Rabbim yardımcınız olsun belli dertlisiniz ama her kadın öyle değildir canınızın acısıyla genelleme yapıyorsunuz sorun değil ama yeni kararlar alırken yanlış tercihler yaparsınız mazallah ben babasız büyüdüm insanlar boşanabilir ben karşı değilim yürümüyorsa boşanmalı da ama annelikten babalıktan boşanılmaz bunu bilirim zaten iş dediğiniz gibiyse o çoçuk biraz büyüdüğünde sizin yanınıza gelecektir size o şansı verecektir yeterki siz hazır vaziyette durun bu babalık aşkıyla yanın sabırla bekleyin kazanan siz olursunuz…

      Keşke demeyi sevmiyorum ama elinde değil bazen gönlünden geçiyor insanın sağ olan babaya göndermezler çoçuklarını oysa biz mezarlığa gidiyoruz…

  33. cem diyor ki:

    merhaba , ben 35 eşim ise 34 yaşında. 7 yıllık evli çiftiz, maddi sıkıntımız yok , ikimizde kariyer sahibi insanlarız. annem vasıtası ile eşimle tanıştık, başta istemediğimi söylesem de onun ısrarı ile evlenmek zorunda kaldım. iki tane çocuğumuz var, kesinlikle eşim ve ben farklı insanlarız ama güzel günlerimizde geçmedi değil. kendisi çok kıskanç ve aşırı derece de cimri bir insan. benim ailem ne zaman bize gelse hep surat asardı, abla ve abilerimin telefonuna cevap vermezdi, aileme karşı çok mahcup olurdum ama hep sineye çektim. evliliğimizin ilk gününden itibaren annesi her işe karışırdı, sürekli kızını hemen hemen her konuda fitnelerdi, çok sabır çektim ve geçen gün annesi yüzünden yine aileler arası çok büyük bir olay yaşadık, şu an çok sıkıntı çekiyorum, açıkçası iki tane çocuğum olmasa arkama bile bakmam. boşanırsam çocuklarım nasıl olur, nasıl büyür ??? hep bu sorular.. maddi olarak bahsetmiyorum, maneviyat. lütfen tavsiye ve yorumlarınızı bekliyorum değerli arkadaşlarım.. teşekkürler

    • Süreyya diyor ki:

      Önce insanın aklına çocuklar geliyor tabi ki. Boşanınca çocuklarımız ne olur. Bir arada iken büyüklerinize (her ikinizin de) hükmü geçmiyor. Ayrı olduğunuzda çocuklar üzerinizdeki hakimiyetinizi hepten yitireceksiniz. Her çocuğun anne ve babası ile gurur duymaya ihtiyacı vardır. İki kariyer sahibi insan olarak eğitimli olduğunuzu düşünüyorum ve medeni iki insan olarak boşanacağınızı. Çocuklarınıza birbiriniz hakkında atıp tutmayacak birbirinizi haklı göstermek adına diğerini küçük göstermeyeceksiniz. Büyükler diğer ebeveyn hakkında konuşurken siz bunu engelleyeceksiniz. Görüşme günlerinde çocukları alan ebeveyn diğerine sıkıntı yaratmayacak bunu kavga sebebi yapmayacak. Peki siz bunları evli iken başarabildiniz mi. Çocukları icra yolu ile görmek zorunda kalan ebeveynler hakkında yazılar okudum. Varsayalım ki her şey yolunda gitti. Ama ebeveynlerden biri hafta sonu ebeveyni olacak, çocukları ayırmayı düşünmeyeceğinizi umarak söylüyorum. İşte o hafta sonu gören kişi farketmese de yavaş yavaş uzaklaşacak çocuğundan ve çocuk ondan. Bu hafta sonları birer yük olacak sonrasında çocuk için. Çünkü çocuk büyüdükçe bu vakitleri ne annesine ne babasına kendi arkadaşlarına ayırmak istiyor. Sonra ebeveynler evlenmek isteyecekler belki bunun da bir sürü sıkınıtısı olacak. Aslında bir boşanma ve sonrasında o kadar değişik sonuçlar anlatılabilir ki. Ama ne kadar iyi bir boşanma olursa olsun o çocukların hep bir yanları eksik olacak. Yinede o çocuklar bu gğnler yüzünden bir kişilik oluşturup bir şekilde büyüyüp kendi ayakları üzerinde duracaklar. Ya peki siz. Bayram günü herkes ailesi baba evinde bayramlaşırken siz tek başınıza olacaksınız. Sizin boşalan çay bardağınızı kimse görmeyecek. Tek başınıza evinizde yaşayacak olsanız eşinizin size sunduğu o ikramı bulamayacaksınız. Annenize yük olmak onların evinde yaşamak çok ağır gelmez mi zaten. Eşinizde benzer durumlarda olacak. Çocuklar kendi odalarını kendi ailelerini aidat duygusunu içselleştiremeyecek bu örneği görmedikleri bir dönemleri olacak. hafta sonları herkes aile ile piknik alışveriş merkezi gezerken siz bekar biri bulmak zorundasınız yada bekarlığa özenen. Evde yalnız olmayı seviyorum demeyin kalabalık içinden arada çekilince yanlızlık güzel.
      Eşiniz belki cimri olduğu için maddi durumunuz birazda iyi. Ama boşanın ayrı evlere çıkın ,evlenin , nafaka ödeyin , çocuklarınızın üzüntülerini hafifletmek için onlara harcamalarınızı genişletin. Eşiniz kıskanç demek ki sahip çıkıyor size.Ama birazda ilgi yetersizliğiniz olabilir mi eşinize. Onun sevgi ihtiyacını tam anlamıyla doyurabiliyor musunuz. Ve aileler meselesine gelince. Sizin aileniz şu an o kadın ve iki çocuk. Lütfen boşanma fikrinden önce elinizden gelenin en iyisini yapın. Sema hanımın kitaplarını tavsiye ediyorum size uygulamasıda çok kolay şeyler. Ayrıldığınızda çocuklar bir şekilde yaşama tutunup büyürler de siz yalnız kalırsınız . Beraber 7 yılınızı verip gençlikten olgunluğa geçişi beraber yaptığınız o insanla ilgili inanın kötü şeyler unutulup o güzel geçirdiğiniz günler kalır. Gelen gideni aratır. Ateş düştüğü yeri yakar. Kardeşlerinizin kapıları bacaları ayrı . Herkes akşam olur evine çekilir siz kalırsınız kendinizle. Önce ailenize sahip çıkıp sonra büyüklerinize saygıyı birbirinize öğretin. Önce en yakınınızdaki ne gerekli ilgiyi gösterin sonra diğerlerine. O aramıyorsa siz arayın siz gidin ailenize sık sık. Boşanmak konusunda ısrar ediyorsa aklınız boşanmak için en ideal yaş çocuklarda 7-9 yaş aralığı imiş. 2 yıl verin kendinize . hayat birazda insan yönetme sanatı değil mi. Şu kadarcık insanı yönetemiyorsak yeni bir hayat kurmak mümkün olabilir mi. (Aslında böyle konuşmamın sebebi evliliğinizde ciddi problemler göremedim. Hepsi çözülebilecek sorunlar. Ve hala ondan bahsederken güzel günlerimizde oldu diyebiliyorsunuz. Sevginizi hissettim. Lütfen evliliğinizde çatlaklar büyümeden önce onu tamir etmeyi deneyin hadi ayrılalım diyerek derin yırtıklar oluşturmayın. Sonra olmadı mı diğer yol her zaman mümkün değil mi zaten . )

    • "Abdullah Bir" diyor ki:

      Sayın CEM

      Adres doğru, derdinin dermanı için tam yerine geldin…
      Ama ne benim nede diğer yorumcuların sana verecekleri TAVSİYELER’in senin bu konuda vereceğin kararı TAM ve DOĞRU OLARAK belirlemesi MÜMKÜN DEĞİL.

      Toplam 10 satır da özetlemeye çalıştığın veriler ile ( konunun detaylarına tam anlamıyla vakıf olmadan ) benim veya birilerinin bunu yapması ( hariçten gazel okumak) doğru olmadığı gibi, senin kararının da YALNIŞ olmasına neden olabilir.

      Bu nedenle;

      Size tek tavsiyem “bu sitede yayınlanmış ANLAT RAHATLA, EVLİLİK OKULU, SEVGİ SAYGI İKRAM…. vb yazıları ve ana konu başlıkları olmak üzere “EN ÇOK OKUNANLAR ve EN ÇOK YORUMLANAN YAZILAR”
      ı ve bu yazılara yapılan ” TÜM YORUMLARI ” salim bir kafa ile dikkatlice okumandır.

      Bu süreç en az 3 ay sürer. Bu süre zarfında da senin için “nelerin olmaz ise olmaz” ve ” öncelikli tercihlerinin” neler olduğunu net bir şekilde belirlemen doğru olacaktır.

      ÇÜNKÜ;

      HER BİR TERCİH AYNI ZAMANDA BİR ÇOK SEYİ REDDETMEKTİR

      Kararlarınızın hayırlara vesile olması temennisiyle

    • Zeliha diyor ki:

      Sayın Cem,
      Hem eşiniz hem siz aileleriniz arasında kalmış görünüyorsunuz. Benim abim senin annen, senin ablan benim babam tartışmaları bir kere başlamaya görsün ardı arkası kesilmez. Bu tartışmalara mahal vermemek lazım onun için de eşler önceliklerini iyi belirlemeli; benim önceliğim kim: eşim mi, abim mi, annem mi, ablam mı, arkadaşlarım mı? Malesef bazen aileler de yangına körükle gidiyorlar ön planda olmak istiyorlar hele anneler herşey onların kontrolü altında olsun istiyorlar. Bu girdaba bir kere kapılınca işiniz zor. Ben her kim olursa olsun bu eşimin ailesi de dahil eşime laf söyletmem, herkesi yorumunu kendine saklamaya davet eder ağızları kapatırım aynı şeyi eşim de benim için yapar. Birbirimizin ailelerini eleştirdiğimiz kadar koruruz da takdir edilecek yönlerini alenen takdir ederiz sadece içimizden değil. Kayınvalidemle sorun yaşarsam gider kendisiyle konuşurum sonra da eşime durumu aktarırım ama tersini yapmam ya da içime atıp büyütmem. Herşeyden önce de önceliğim eşimdir ve bunu her fırsatta cümle aleme duyururum. Geçenlerde kayınpederim bir şey önerdi ona dahi kendisinin değil eşimin sözüne uyacağımı nezaket çerçevesinde belirttim. Eğer evimde huzurum bozulacaksa kendi ailemle ilişkilerimi asgariye indirmeye razı olurum, benim için esas olan kendi yuvamdır bu ne nankörlüktür ne ele karışıp yere karışmaktır;bu, kendi gemisinin kaptanı olmaktır.

      Çocuklar meselesine gelince, malesef çocuklarını kullanmayan anneye rastkamak çok güç, anneler bunu her konuda ustalıkla yapıyorlar. Değil boşanmış anneler evliliği mutsuz giden anneler dahi çocukları onların safında olsun eşlerinden göremedikleri ilgiyi sevgiyi saygıyı çocukları onlara versin ve annelerini mutlu edememiş babalarından intikam alsın istiyorlar bence. Bunu yaparken adeta çocuklarının hayatlarını istila ediyorlar onların hem zihinlerini hem gönüllerini doldurup oralara bir ikinci kişiye yer bırakmayacak şekilde yerleşiyorlr ve esas kısır döngü burada başlıyor; bu şekilde büyümüş çocuklar ileride kendi yuvalarına odaklanamıyor, ya annem üzülürse refleksiyle ne eş olmayı ne ebeveyn olmayı layıkıyla beceremiyorlar. Annelerinizin bu kadar etkisinde iseniz ve ailelerinizin karşılıklı olarak karıştığı kavgalar yaşıyorsanız sizin de mutsuz evlilik çocuğu olmanız muhtemeldir. İnsan sorunlar yaşarken acaba eksik olan ne sorusunu sorar ilk önce, halbuki sorun eksiklikte değil fazlalıkta da olabilir. Tıpkı üzerine vazife olmayan işleri üstlenen kişinin üerine vazife olan işleri yapamaz hale gelmesi gibi. Mademki evlisiniz mademki yuva kurdunuz en temel vazife bu yuvanın saadetidir yoksa ailelerin gönlünün hoş edilmesi annelerin mesut olması değildir. Kaldıki evladının mutluluğu her anne için bahtiyarlık sebebidir.

      Her evlilikte sorunlar kriz dönemleri olur ilk çözüm olarak akla boşanmak gelmemelidir, boşanmak çoğu zaman çözüm olmaktan çok sorunlardan kaçıştır. İnşallah hayırlısıyla sorunları aşar mutlu olursunuz.

  34. elif diyor ki:

    S.a ben ogretmen bi bayanim.ben zor bir nisanlilik donemi gecirdim ailem pek istemedi o issiz siye sonra is buldu memur oldu vs.ben doguda gorev yapıyordum o istanbulda caliaiyordu onlat kardenizli ben ic anadolu.sonra esmi nikah oldu haziran 15ye dugun vardi ben istanbula tayin istedim ve geldim.kendimi ovmek icin demiyorum ama çok düzgün yetişmiş bayanim ilk gorustugum insan o.ben cok dinine bagli anlayisli cok sessi mazlum biriyim annnem öyle der hep.tek kzim neyse son qanlarda durmadan taryisiyorduk illaki hatalarim olmustur ama cok savma komik şeyler neyse düğüne 15 gun kalq bi kavga mizoldu ben hep ayni kavgalar sandim birgün sonra yüzüğü almis gelmis aok oldumo dünyalar kadar seven adam bunu nasıl yapar.suan bir ay olduhic atayip sormiyo hep beni suçluyor mus. .ben.mesaj attim tabi ama vevap vermedi.2ay sonra bir yil olcak ve o zaman boaanabilecegiz ancak.hic ses yok.bosanma fikri bile ailemden ciktisozce napa? Niyeti nedir benim kültürü mde bi kadin ancak namuzsuzluk yaparsa bırakılır bu nasıl bi aile imiş anlamadım ben etrafma göre bir mücevherim ve hic haketmedi o seni diyolar
    bi erkek pisman olurmu böyle bi.durumda

    • Mehmet diyor ki:

      Belki de size iliskinin başından beri hiç tam anlamıyla derin duygular hissedemedi. Sonrada ilişkiden çıkamadı. Gerçekten seven insanı mesafeler etkilemez. Aramızda gerginlikler oldu diyorsunuz, bu iletişim tıkanıklığına neyin sebep olduğunu düşündünüz mü hiç? Evlilik basit bir şey değildir, koskoca bir yolculuktur.Bu yolda yürümek yürek ister. Aile-toplum-kültürel baskılardan uzaklaşabilmelidir evlenecek insan. Olayı zamana bırakın diyeceğim ama iletişim de kopmuş durumda. Yine de yarın ne olacağı bilinmez, kalplere sevgiyi Allah verir. İşin bu tarafından da bakın.

      Hayırlı Ramazanlar..

    • Süreyya diyor ki:

      Tartışan iki kişidir demek ki sessizlik ve mazlumluk bir yere kadar. Seven insanın durması için sadece namuslu olmak yetmiyor. Etrafında ki insanlara göre sen bir mücevher olabilirsin ama o da aynı emin ol. Başkalarının gözlerinden kendini ve onu görmekten vazgeçip keşke kendi gözlerinizle birbiriniz görse idiniz birbirinizi anlamaya çalışsa idiniz. Zaten senin ailen onu baştan kabul etmemiş. Önce olayları kendi gözlerinle tahlil et, hatasız kul olmaz yani kendindeki hataları da ara. Bir erkek kolay evlenmez kolayda boşanmaz. Ve eğer bu sorunları çözebileceğine bir ömür geçirebileceğine onunla gerçekten aile kurabileceğine inanıyorsan bir şekilde iletişim kur ve onu ikna etmeye çalış. Hakkınızda hayırlısı olsun kardeşin. Ve olanı hayırlıya çevirsin inşallah. Kalbini ferah tut ya bir şey güzeldir ya da netice itibari ile güzeldir. Elinden geleni yaptıktan sonra ne olursa olsun hayırdır emin ol .

      • .:. diyor ki:

        Güzel ve yapıcı bir yorum olmuş, içerisinde empati de var. Size katılıyorum tebrik ederim.

      • elif diyor ki:

        Keske irtibata gecebilsem ama yok aaz açmıyor. Artik cabalamiyqcagim.heraey allahtan ama inanin hic sucum yoktu son olayda ben bir sürü minik cocuk yetiştidim hepte hayırlı oldum onlata hayatimda kimseye zarar vermedim niue boyle oldu bilmiyorum. Ama sanırım kader bunun adi.ben biwey yapmadimki sesimi dahi yukseltmedim ona ama o hep hakaret dolu biri.neden hala sevgim var anlamadım inşallah pişman olur gerci ne değişir diye sorcaksiniz hic bisey artik olmaz.ailem zaten artık bni keser yine o adama yaklastirmaz peki bu aci bitermi ve o adam pisman olurmu.bqna inanin ben hep fedakat biriydm.ve kafami dahi kalsirmadim kimseye ya bukadar sadik ken bu yapilirmi neyse demekki rabbim layik gormedi vardır bi hayir bundada hepinize cok tesekkur ederim allah razı olsun rabbim en bunaldiginiz anda size yardımcı olsun..

        • sadece diyor ki:

          Sayın Elif Hanım,

          Öncelikle Rabbim hakkınızda dünya ve ahiretiniz için en hayırlı olan neyse onu nasip etsin. Yazdığınız gibi iyi olmak düzgün olmak namuslu olmak bunlar bizim hiç imtihan yaşamacağımız yada herzaman mutlu olacağımız işlerimizin yolunda gideceği anlamına gelmiyor. Eğer böyle olsaydı buna en çok layık olan Peygamber Efendimiz’in imtihanı ağır olmazdı sıkıntılar yaşamazdı. İnanın hepimizin çeşitli imtihanları sıkıntıları var benim sıkıntım size uymaz sizinki bana uymaz. Dönüp baktığımda bende zaman zaman diyorum ben hak etmedim neden diye ama olmuyor bu insanı yıpratmaktan başka bir işe yaramıyor bunun adı imtihan. Bir diğer konu bu sözü daha öncede yazmıştım dindar olmak iyi olmak bazen iyi eş anlamına en azından karşınızdaki insana uygun eş olduğunuz anlamına gelmiyor. Örneğin ahlak olarak iyi bir kız,çeşitli ahlak sorunları olan bir erkek için uygun eş değildir. Yada iki tarafta ahlaklıdır ama evlilik için birbirlerine uygun değildir mizaçları uygun değildir birbirlerine uygun eş değildir.

          1.Eşinizle birbirinizi tanıyarak mı evlilik kararı alındı yoksa görücü yada tanıdıklar vasıtasıyla tanıştırılıp evlilik kararı alındı. Bunu sormamın sebebi insan kendisi tanıdığında karşıdaki insanın çok fazla durumunu iyi tahlil edemiyor ama tanıdık yada aile istişare ile olduğu zaman onlarında tecrübesiyle insanı tanımak daha kolay oluyor. Aranızdaki mesafe birbirinizi tanımak için sorun olmuş olabilir.

          2. Ailenizin karşı tarafı istememesi ve nişanlılık döneminde sorunlar yaşamanız aslında bazı şeylerin sinyalini vermiş. Nişanlılık süreci bu yüzden önemli bizim dinimizde flört olmadığı için insanı ve ailesini tanımak ve evlilik için iki tarafında uygun olup olmadığını daha iyi görmek için nişanlılık dönemi var. Bir hocaefendi söylemişti evlilik kararında evli olan çeşitli insanlarla ve evlilerle irtibat kuran 3.kişi dediğimiz objektif olan kişilerin insanlar hakkında analizi daha faydalı oluyor. Sizin yada karşı tarafın görmediği sorunları yada ben evlenince onu düzeltirim mantığı ancak böyle öğrenilir. Evlenecek insan evlilikle ilgili tecrübe sahibi olmadığından ve karşı tarafa aşırı bağlanması ve sevmesinden dolayı bazı noktaları gözünden kaçırabilir. Yine çok namuslu ahlaklı iyi kadın yada erkeğin evlilik niyetiyle tanışmasında ilk görüştüğü insana bağlanması yanlış karar verme olasılığı fazlaymış.

          3.Sizin İç Anadolu bölgesinden onun Karadeniz bölgesinden olması kültür açısından çok fazla farklılıklar yaşayacağınızı sanmıyorum. Ailelerin bölgeden ziyade yaşam tarzıyla birbirine uyumlu olması önemli.

          4. Size yorum yazan kişinin bahsettiği bir erkek kolay evlenmez ve kolay boşanmaz sözüne katılıyorum. Bunun birçok örneğini gördüm erkek eğer kafasında bitirmişse bitmiştir ve bundan sonra bayanında yapacak bir şeyi kalmıyor. Diğer bir nokta nişanlılıkta problemler yaşamanız ve iletişim probleminiz olması bunlarda birbirinize duygusal olarak bağlılıkta problemin olduğunu yada tek taraflı sevginin olduğunu gösterir.

          5.İletişimde yaşadığınız problemler zamanla aranızdaki sevgiyi saygıyı bitirebilir. Yüzüğü atması,sizi suçlaması ve iletişimi tamamen koparması bunun bir işareti olabilir. Böyle bir durumda evliliği yürütemeyeceğini düşünebilir. Sizin yazdıklarınızdan yola çıkarak aranızda kavga ve iletişim sorunlarının olması evliliği büyük ölçüde etkiler bugün olmasa bile 5 yıl 10 yıl daha sonraki senelerde aranızda problem çözülmedikçe sonu aynı olur. İleride çocuğunuz olduğunda oda bu durumdan etkilenir. Evlilik eşlerin birlikte sükuna ermeleri beraber yol almaları için vardır ama sizin durumunuzdan anladığım birbirini yormak olmuş.

          6. İnşallah en başta ettiğim duayı tekrar ediyorum bu insan hakkınızda hayırlı ise dönsün.Döndükten sonra inşallah iki tarafta dersler alır ve çatışmadan ziyade birbirlerini dinlerler.Çünkü eğer iki tarafta düzelme olmazsa mucize beklemeyin benzer sorunlar tekrarlanabilir.

          Sizin yaşadığınız sorunları evlilik niyetiyle tanışmalarda nişanlılıkta yada evlilikten sonra yaşayan insanlar var.Ailenizin tepkisi ve karşı tarafın tamamen iletişimi kesmesi korku ile ümit arasında bırakmış. Söylemek kolay yapmak zor biliyorum ama sabredin. Hakkımızda neyin hayır neyin şer olduğunu biz bilemeyiz.

        • elif diyor ki:

          Son yazilan yorum icin cok tesekkur ederim.allah razi olsun.kim oldugunuzu bilmiyorum ama.biz yedi yil görüştük o cok sevmisti iste bundan sok oldum ben.yedi yil bekledik ve son boyle oldu isye.kendisi cok kincidir.kizdigi aaman asla geri adim atmaz ve beni surundirmyi cok sever. .haddimi cahil bi tavirla bildirir.cok hakaret eder ben tas gibi sabirli biriyimdir.ama rabbim razi gelmedi sanirim.acaba budami o had bildirmelerden diycem ama cok agir bukadarina cesaret etmz.her neyse bunu allah istedi ve ne olacaginida sadece o bilir.artik hayirlisi neyae o.insallah bu icimdeki aci biter demi? Peki o hicmi aci cekmiyor? Inanin hayatimda hic böyle şeyler yasamadim hep bundan sorularim size eminim cocukca geliyor gerci hep miniklerle birlikte ola ola cocuklastik;-) kusuruma bakmayin.birdaha kimse icin bukadar fedakarlik yapmiycam.ben bana bi su veren insani unutmam ama ben ona neler yaptim ailesi bile yapmadi bunu hayat cok degisikmis bunu ogrendim ailem bana hic ogretmemisti.hep bi kafeste buyuttuler.neuse benimde bi rabbim var onun merhemetsizligi varsa benimde yaradanim var.allah hepmizi affetsin.tekrar teşekkür ederim.

        • .:. diyor ki:

          Elif demis ki;

          “birdaha kimse icin bukadar fedakarlik yapmiycam.”

          Cok agir soylemissiniz…

          Eger siz kimse icin bu kadar fedarkarlik yapmazsaniz, baskasindan nasil bekleyeceksiniz , O zaman size de kimse fedakarlik yapmaz veya yapmak zorunda degildir…. Kendi kendinizi tuketirsiniz..

          En azindan basina bir sifat ekleseydiniz, yani yalin olmayan, Mesela erkekler icin diyecegim ama o bile tek basina zararli, ama soyle denilebilir, mesela zalim erkekler, gaddar erkekler, sorumsuz insanlar gibi… Elbetteki insanlara aci veriyor ama bu sekildeki davranista bir bakima kin sayilir, hem de pesinen soyleniyor.

          Zaten fedakarligi herkez kolay kolay yapamaz, hele gunumuzde, Bencilligin, maddiyatin, kibirin on plana cok cabuk gectigi bu zaman diliminde. Guclu insanlar ekseriye daha fedakar olurlar,,

          Allah yardimciniz olsun, duzelir veya daha iyi olur, hayirlisi ne ise o olur insallah..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın Elif

          Dertlerinize derman olur mu bilmiyorum ama, enazından ” paylaşarak rahatlama” ve dertlerinize alternatif çözümler sunan samimi insanların olduğu yer anlamında tam yerindesiniz.
          Sayın Sadece yıne her zaman olduğu gibi “müslüman kadın kimliği” ve “akıcı ve akılcı” üslübu ile sizin derdinize derman olmaya ve size yol göstermeye çalışmış.

          Çözüm önerilerine katılıyorum kendisinin.

          Ayrıca..

          İzniniz olursa bir iki kelam da biz edelim bu konuda.

          Sizin asıl derdiniz, size acı veren şey sizin o kişiye olan sevginiz veya aşkınız DEĞİL.
          Size acı veren ASIL SEBEP
          “SİZİN, ALIŞKANLIKLARINIZDAN ve ÇEVRENİZDE Kİ İNSANLARDAN VAZGEÇME ÖZÜRLÜ” olmanızdır….
          Evet bu bir ÖZÜR ve bir tür HASTALIKdır…
          Şaka yapmıyorum, bu bilimsel bir tanımlamadır…
          Detaylı bilgi için Bknz…

          GOOGLE amca… :-)

          Diğer taraftan

          “birdaha kimse icin bukadar fedakarlik yapmiycam.”

          Sakın bunu yapmayın… Bu vatandaş sizin fedakarlıklarınızı görmedi diye bundan sonra karşınıza çıkacak diğer KOCA adaylarını “ERKEK DEĞİLMİSİNİZ, HEPİNİZ AYNISINIZ” düşüncesiyle çezalandırmayın…

          Kimi erkekler şanslı olur, KIYMET BİLMEZ,
          Bazıları şansız olur, KIYMETİ BİLİNMEZ…

          Tüm erkekler aynı değildir…

    • sadece diyor ki:

      Sayın Elif Hanım,
      Sıkıntınızı en azından yazıyla paylaşmanız bile içinizin biraz olsun rahatlamasına İnşallah katkı sağlar. İnşallah içinizdeki acının sıkıntının Rabbim şifasını verir. Sizin durumunuzu en iyi sizinle benzer imtihandan geçmiş biri anlar ama ne yaşadıklarınızı yalnız Allah ile siz bilirsiniz.

      1.Bir sıkıntımız olduğunda içimizin acıması normal. Hiçbir dert kalıcı değildir inşallah güzel bir sonla dert biter. Bayan olmamızdan dolayı duygusalız bağlanabiliyoruz. 7 yıl tanışma ve evlilik kararı için oldukça uzun bir süre. 7 yıl gibi bir süreden sonra böyle hissetmeniz normal. Onun ne hissettiğini biz bilemeyiz.

      2. Evlilik yaşına gelmiş birinin kişiliği genel hatları ile ortaya çıkmıştır.Yazdığınız kadarıyla az çok ikinizin kişiliğini mizacını görmüşsünüz. Aslında tanışma dönemi nişanlılık ailenizin istememesi size bir şeyleri göstermiş. Severek evlenmek önemli ama sırf sevgiyle karar vermemek gerekir.

      3.Bir tarafın sürekli baskın olup diğer tarafın aşırı sabırlı sakin olması sağlıklı iletişimin olduğunu göstermez. İnsanlar farklı düşünseler bile sağlıklı bir şekilde iletişim kurabilirler. Ne %0 iletişim, ne tek tarafın egemen olduğu %100, sağlıklı olan %50 iki tarafında iletişim kurabildiği birbirini dinleyebildiği bir iletişim.

      Size şu açıdan bakmanızı öneririm.
      Hakaret eden, kindar inat olan bir insan ile çok sabırlı ve sessiz olmanıza rağmen evlendikten sonra ne kadar dayanabilirsiniz? Aranızdaki kişilik farkları sevginizi saygınızı etkiler mi? İleride çocuğunuz olduğunda böyle bir ailede yetişmesini ve böyle bir babasının olmasını istermisiniz? ( İki taraf hakkında suizan düşünerek yazmadım hislerinizi bir kenara bırakıp biraz akıl ile düşünmenizi istedim.)

      4.Yazdıklarınız çocukça gelmiyor hepimiz türlü şekillerle deneniyoruz hepimiz hayatı bazen yanlış bazen doğru yaparak öğreniyoruz.

      5. “birdaha kimse icin bukadar fedakarlik yapmiycam.” Siz yaptıklarınızı sadece Allah rızası için yapın kuldan bir şey beklemeyin ve iyilik yapmaya devam edin.

      İnşallah Rabbim sıkıntınızı güzel ve hayırlı sonuçla çözer.

      • elif diyor ki:

        Allah sizlerden binlerce kez razi olsun .rabbim su mubarek barek gunde gonlunuzde ne bar Var ise onu versin. Ben nekadarsa yapmiycam fedakarlık desem rabbimoyle merhamet vermiski şükürler olaun yine yaparim dayanamam. Teşekkür ederim hayirli ramazanlar.dua edelim birbirimize inşallah.

        • elif diyor ki:

          Abdullah bey teşekkür ederim.ayrica cok haklisniz bunun farkindayim insallah bunuda allaha sığınarak atlatrim cok dua ediyorum cok kuran okuyorum insallah iyi gelecek bunlar.sevgi degil mi bilmem ama o zaman sevgi nedirki.siz bi erkek siniz anlarsiniz bi insan niye bunu yaparki aptal olmali bi kiz onun icin herseyi yapsin calissin cabalasin gece gündüz ona dua etsin ailesni büyüdüğü yeri biraksin.ki ben ankara aşığı biriyimdir burda dogdum büyüdüm istanbulda 4aydir yasiyorum hergün agliyorum bu nası biyer diyecok karışık .cok tuhaf insanlari gorev yaptigim yer daha kötü. Her neyse ben maddi konuda cok rahat büyüdüm o oyle degil olsun insanlik parayla olculmez dedim.ama tutturdu aile apartmaninda oturcam bodrum kat allahim cildiiracaktim dedim ben odeyim kirayi olmaz dedim.zaten istanbula alismasi cok zor bide oyle biyer neyse rabbim benim kaldiramiycam yükü vermedi sanırım cok dua ettim allahim ben bırakmıyor um inşallah o birakir dedim öyle oldu.ama yanlış zamanda yapti bunu .tek dilegim ben cok yandim cok agladim annem beni gordukce kahroldu iki gun konusamadim ailem reamen öldü. Rabbim bunlarin hesabini sorsun birsey bitebilir ama usulüyle biter bi buyukler konusur ne bicim aileymis anlamadimrabbim nasil biliyosa öyle yapsin onlari.hakkimi helal etmiyorum. Pisman olsun ama beni bulamasin.

          • bir erkek diyor ki:

            Yazdıklarınızda yalan olduğunu asla düşünmemekle birlikte karşı tarafı da dinlemek gerekiyor. Sizin her şeyi her zaman en iyi şekilde yaptığını düşünmeniz kesinlikle öyle olduğu anlamına gelmez.

            Yazdıklarınızdan bazılarında bile haksız olduğunuz yerler görünüyor. Tamamen haksız anlamında değil haksız olduğunuz konular olduğu anlamında.

            Bir erkek bırakıp gitmişse kesinlikle çok önemli bir şey görmüştür. Bazı erkekler -doğru olmasa da- her şeyi açıktan söyleyemezler ama anlamak isteyen bir şekilde anlar.

            Lakin yukarıda da söylenen husus çok önemli: Dini bütün olmak, yaşlı amcaya küçük çocuğa uçan kuşa faydalı olmak “iyi bir kadın”, “iyi bir eş” olmak anlamına gelmeyebiliyor. Nitekim tartışabiliyorsanız çok da “iyi” biri olmayabilirsiniz (evlilik anlamında).

            Kadın dediğin alttan almayı bilmeli. Kabul etmese dahi alttan almayı bilmeli. Tartışmayı uzatmamalı. Neden kadın diyorum da erkek demiyorum? Çünkü yüzyıllarca biz Müslüman Anadolu halkında erkek hep ailesini kollayan gözeten olmuştur, kadın ise yuvanın kurucu ve koruyucusu olmuştur.

            Özellikle muhafazakar hanımlarda rastlanılabilen bir durum vardır. Herkese karşı çok iyi mükemmel davranabiliyorlar. Başını kaldırıp bir yabancıya bakmıyor ve bir kötü söz etmiyorlar. Fakat kocasına itaat de etmiyorlar. Bu iş bu kadar nettir. Allah’ın koyduğu kanunlara aykırı olmadıkça KADIN KOCASININ SÖZÜNÜ TUTMAK ZORUNDADIR. Öyle başkalarını mutlu memnun etmek yerine kocasını memnun etmeye çalışmalıdır.

            Erkek için de durum farklı değil aslında, soran bayan olduğu için böyle yazdım. Ben de herkes tarafından takdir edilen, sevilen, hatta herkesin kızını vermek istediği fiziki olarak, ahlak olarak çok beğendiği cömert saygı duyan ve saygı duyulan biriydim. Çok şükür hala öyleyim. Bu şekilde davranıp eşimin “daha ne istediğini” düşünen biriydim. Hatta eşimin aile apartmanında oturuyorum ve herkes beni halen çok sever. Eşimi de hiç sıkıştırmayan kendisi başlatmadıkça tartışma başlatmayan biriydim. Asla önce ben başlatan olmadım. Hata gördüğümde hep farklı yolla anlatmaya çalıştım. Fakat fark ettim ki evli olup iyi bir koca olmak bu değil. Aslında bu kadarının kesinlikle “kıymet bilene” yetip de artacağı bir gerçek fakat ahirzaman da kadın ya da erkek fark etmez “odak noktası” karı-koca ikilisinin birbiri olmadıkça sorun oluyor, her zaman da olur.

            Ayrıca Elif Hanım şunu söylemek istiyorum. Kocanızın aile apartmanına taşınmayı neden bir anda istediğini bilmiyorum. Hiç gerek yok oysa rahat kafayı ağrıtmanın (kimse suçlu olmasa bile ağrır illa). Acemilikten olsa gerek. Fakat yine de “çıldıracaktım” sözünüzü anlamadım. Seven kadın kocasının aile apartmanında neden oturmasın? Hadi oturmadı neden çıldırsın? Ondan sonra “ben çok iyiyim” demek olmuyor. Ben erkek halimle eşim annesinin tek çocuğu olduğu için aile apartmanında oturuyorum.

            Unutmayın böyle bir sebepten çılgına dönüyorsanız çok da iyi değilsiniz demektir. Kötü değilsinizdir fakat çok da iyi değilsiniz kesinlikle.

            Aradan uzun zaman geçmiş. Muhtemelen boşanmışsınızdır. Erkek çekip gittiyse çok ağırına giden durum olmuştur (Taşınma mevzusunda ailesini kabul etmemek, belki kötülemek gibi mesela). Hakkınızda hayırlısı olmuştur inşallah.

        • sadece diyor ki:

          Allah sizdende binlerce kez razı olsun.Sizinde ramazan ayınız mübarek olsun.İnşirah suresini çok okuyunuz.Mümin müminin kardeşidir birbirimize dua edelim.

        • "Abdullah Bir" diyor ki:

          Sayın Elif

          Unutmayınız ki hayat bir imtihandır…

          Ve Allah’ sevdiği kullara onların çalıştığı yerden sorar.

          Gün gelecek bugün “olmadı” diye üzüldüğünüz şey için yarın “iyi ki olmadı” diye sevineceksiniz.

          Bu sözü yazın bir kenara…

          Ramazan ayı insanların sıkıntılarına ilaç olmak için bulunmaz bir fırsat.
          Bence bu fırsatı iyi değerlendirin.

          Yürekten ve samimi göz yaşı ile yapılan Duanın geri çevrilmesi çok zor…

          Allah yar ve yardımcınız olsun…

  35. granada diyor ki:

    ben eşimden ayrılalı 1 yıl oldu 2 tane kız çocuğumuz var biri 2.sınıfa gidiyor biri 3 yaşında eşimi çok seviyordum ve halen çok seviyorum .hep benim yüzümden oldu kumarda para batırdım bana çok şans verdi bir daha yapma diye ama hep aynı hatalar onu tekrar nasıl kazanabilirim bilmiyorum ama hiç alışamadım şimdiki aklım olsa elini hiç bırakmazdım sıkı sıkı sarılıp eşime çocuklarıma sadece onlarla ilginenip tüm hayatımı onlara adardım .şimdi beni dinlemiyor bile güven kaybettim ama bir inandırabilsem herşeyin çok güzel olacağına

  36. volkan diyor ki:

    kadınlar 2. sınıf diyen cahil insanlar .. ulan biz 2. sınıf olduk hatta köpek kadar değerımız yok artık.. ilk eşimden ayrıldım . telde konusuyoruz bana tuttu sen erkemisin lan dedi. . yani birisi bir erkekeğe sen erkekmisin derde öldürürse vallahı de bıllahıde cEZA DA indirim yapılıyor.. ve bende bu lafın ustune dedımkı . doru konus benım canımı sıkma oraya gelırsem senın kafanı gözunu kdatırırım dedım. dikkat tehtit etmıyorum . sadece döverım dıyorum… bu lafın ustune eskı esımın dediği hahay ( bir de kahkaha atıyor ) ne guzelde konusuyon yarın savcılıkda görusuruk.. tabı dava acıyo tehdıt edıyormusum ? neyse mahkemeye cıkdım benım sahıdım de var onun dedıklerıne karsın bır abım konusmaa esnasıdna sahıttı .. savcı 6 ay hapis cezası 5 yıl erteleme verdı .. söz hakkı ıstedım sayın savcım dedım ben bu sahsı telde tehdıt etmişim pekı soruyorum bu sahıs telde bana erkeklime laf edıyor ben döverım oraya gelırsem dedıkden sonra hahay ne guzel konusdun savcılıkda gorusuruk yarın dıyor .. bu ınsan sırf bılerek kasden yapıyor buna ıstınaten cceza alıyorum . ben bu kararı haksız buluyorum adalet mulkun temelıdır kadının değil dedım savcı sen cok konusuyon cık dısrı yaz kızım sahsın mahkeme saygısızlıkdan 9 ay hapis cezasına 5 yıl ertlenmseıne aynı sucdan vs. vs. eğer azımdan bır laf daha cıksa müebbet alacakdım nerdeyse. kısacası ben o lafdan sonra karımı öldurseydım kesın bu kadar ceza almazdım :)

    • Yasin diyor ki:

      Maalesef durum aynen bu, telefonla dahi olsa hiç bir şekilde direkt bağlantıya geçmemek lazım.

      Şayet şikayet edildiğinizde, siz de sebeplerini ortaya koyarak şikayetçi olsaydınız; karşılıklı müşteki-sanık olarak yargılanabilirdiniz. Bu şekilde davranmış olsaydınız “tehdit ve hakaretin karşılıklı olması sebebiyle ceza vermeye yer olmadığı” veya “karşılıklı suç oluştuğu için her iki tarafa da ceza verilmesi gerektiği” sonucuna varılırdı.

  37. ömür boyu nafaka mağdurları gün birlik günüdür hepinizi fb buluşuyoruz

    • .:. diyor ki:

      kardes fb nedir? fenerbahce mi? feminist birlikleri mi? fasist bişeyler mi? nedir?

      acilimini yazsaydiniz, yazdiklarinizdan bir sey anlamadım,

      • Yasin diyor ki:

        arkadaş face’yi kastediyor.

        • .:. diyor ki:

          :)) simdi diyecegim ki face nedir?

          Ne demek istediğinizi anladım, (AB yasaları ve AB nin eşitlik anlaşmaları buna izin vermiyor, Evelkiş sene Sayın Fatma Şahin bu ülkeye güzel bir ayrıştırma yasaları, feminist yasaları, O zamanki duyarlı vat hediye etti ve gitti malesef. şimdi ayıkla pirincin taşını.)andaşların yazarların, Sema Maraşlı nın yazılarını ve mücadelelerini hatırlayın isterseniz.

          Başka açıdan ele alırsak “FACEBOOK ve sosyal medya”bugun bir çok kimse üzerinde durmaya başladı biraz geç oldu ama konu önemlidir.

          Aslında ben aylar önce hatta gecen yıl bu konuda uzun bir yazı yazmıştım, Yani Facebook ve sosyal medya ile ilgili, isterseniz bugünün sartlarında yeniden okuyun herkeze tavsiye ederim, Yetkililerin ve bir çok kişinin bu siteyi takip ettiklerini, biliyorum, zamanında tedbir alınması faydalı olur. (Ancak onlar dar kalıplara sıkışmış önlerini göremiyor zaten kendileri birşey çıkartamıyor. dışarıda ne varsa kötü şekilde kopya ediyorlar, öylesine kötü ki, bazı kelimelerin Türkçe anlamı bile yok. Elin yasası ile ugras dur işin yoksa. Düşünsenize buluşmalar bile onların platformunda oluyor. ahahahaha.

          Buyrun bunlardan kapsamlı olan birisi.,
          http://www.cocukaile.net/neyin-ofkesiyle-doldum/#comment-37507

          üzerine çok daha fazla şeyler söylebiliriz.

  38. arda diyor ki:

    ben 2012 yılında evlendım evlenırken tum masrafları asagı yukarı benım aılem cektı hıc bır eksıklıgını bırakmadı aılem. evlendık esımın bır dedıgını ıkı etmedım her seyını yaptım aldım ama esım telefonda bır adamla konusuyor bende telefon unu onlıne ıslemlerden takıp edıyordum nısanlıyken bıle konusuyormus tabı ben evlendıkten sonra anladım bunu esım bazen cok sınırlı oluyor bagırıyor cagırıyor bana ama ben sakınlesmesı ıcın ugrasıyorum bılmıyorumkı konustugu kısıyle kavga ettıklerını bana kızdıgını tabı zaman 2012 hazında evlendım temmuzda konustugunu ogrendım ben tam emın olunca konustum kendısıyle kımle konusuyorsun dıye konusmamasını uygun dılle soyledım. ama o bana bagırmaya basladı yıne sen bana guvenmıyonmu neden boyle seyler soyluyorsun dıye gece boyu agladı bu bende bır sey demedım o gun bır hafta sonra aklıma baska bır fıkır geldı telefonun kamerasını acıp odada bırkacaktım bırakıp gezmeye cıktım dısarı cıkınca o yıne konusmus. eve geldım telefonu aldım bılgısayara takdım kayıdı dınlemeye basladım 5 dk konusmaya basladılar askım ne yapıyon dıye : konustugu kısıde evlı ıkı cocukları var bızım cocugumuz yok konustugu adama dıyorkı senden bır parca ıstıyorum ama korkuyorum dıyor tabı bunun gıbı daha neler neler tabı o hafta hep kayıt aldım. bu sefer durumu aıleme anlatım hepsı eve geldı toplandık durumu yıne anlatım kayıtları dınletım bu basladı aglamaya tama konusmam bır daha dedı yemınler ettı kuranı kerıme el bastı gecenlerde baktım onlıne ıslemlere yıne konusmus 1359 sanıye 2520 sanıye 300 sanıye ne yapayım bosanayımı guvenım kalmadı artık yardımcı olun baylar bayanlar

    • e diyor ki:

      kınamak dogru bişi degıl ama teaccub etmeden geçemıyorum insan başkasını severken bi başkasıyla nıye evlenır veye evlendı nıye aldatır.
      kaba tabırle bekara boşaması koloydır dıye bı soz varya bende oyleyım sanırım.tahammul edilmez gıbı goruyorum.
      Allah yardımcınızolsun kararı kendınız verceksınız

    • kervan diyor ki:

      bir bebek dünyaya geldiğinde,babasının kim olduğunu dert etmeyeceksen boşanma.

    • yd. diyor ki:

      selamun aleyküm kardeşim öncelikle geçmiş olsun sen benden daha sanslısın bende senınle aynı durumdaydım ben durumu 7 yıl sonra cözebildim ve pc üzerinde gizli bir kayıt programı ile ihanetini kanıtladım anlasmalı olarak karşılıklı hiç bir hak talep etmeksizin çocugumun velauetini aldım ve konuyu kimseye açmadan dillendirip budaklandırmadan boşandım neticede; bir cocuk annesi olmasa bile gelecekte her ikimizde yeni evlilikler yapacağız ne adına leke sürmek bize yakısır nede boynunu bükmek, insanız Allah katında senden helallik isteyecek onu o zaman sorgula. dünyanın adaleti yok. ne kendini üz nede başkalarının diline sakız et.kimseye fırsat verme

      • aciz diyor ki:

        Yd kardeşim helal olsun böyle insanlar da var demekki nr olursa olsun kimseye fırsat vermemek ne güzel..

    • aciz diyor ki:

      Arda kardeş rabbim yardımcınız olsun çok üzüldüm vayy be eşiniz açık açık konuşuyor ve herşeyiyle ispat ediyorsunuz ama boşanmak aklınıza bile gelmiyor üstelik çocuğunuz bile yok demekki olsa yine de ayrılmayı düşünmeyeceksiniz.. Ne diyeyim inanın bilemedim ben kimseye yan gözle bakmamışken eşimde hep bi güven eksikligi vardı insanlara ve herşeyim de bişey arardı bi türlü inandıramadım kendime üstelik ne bi telefon konuşması ne baska bişey zaten evden dışarı çıkmam. Her neyse bi kızım var ve yine güven eksikliginden dava açtı ayrılıyoruz şimdi. Vayy be ben böyle konuşsam biriyle degil o. Cok daha baska sey olurdu adım ki öyle bi iftira dahi attılar hakkımı helal etmiyorum asla kendisine dedigimde inkar etti demedim öyle bişey diye ama herkesin dilinde vardı benim hayatımda baska biri varmış güya neyse rabbime havale ettim ben hiç bişey demiyorum. O herşeyi hakkıyla bilendir. Rabbim herkesin karşısına hayırlı birbirinin kıymetini bilen insanlar çıkarsın.Aminn

    • aciz diyor ki:

      Yuvaların yıkılması ne kadar zor kötü bi durum bende bi bayanım ama kardeş aldatma varsa bitmiştir o evlilik çünkü kadın ahlaklı olmazsa gelecek nesilde devamı olacak bi insan sadece eş olarak düşünülmemelidir aynı zamanda anne baba olabilmeli. İslam ahlakı üzerine yetiştirebilmeli çocuklarını tabiki bu sadece aile ortamında bide dışarısı var çevrede her yerde eşler birbirini temsil eder bugun size söz getiren namusunu koruyamayan bi insanın yarını yoktur bugun konusulur yarın faaliyete dönüşür Allah muhafaza. Yahu biz namusumuzu eşimiz için mi koruyoruz Allah aşkına. Neden kavga edilince öfkelenince aldatılır!! Biz namusumuzu Allah için kendimiz için koruyoruz .rabbim iman ihlas versin ne diyeyim bu gidiş gidiş deil vesselam

    • ANIL diyor ki:

      kardeş sen kırık bardaktan su içmeye çalışıyorsun her su içdiğinde ya dudağın kanayacak yada dilin kesilecek.birde bunu ilerisini düşün bir gün öfkeye gelip katil olursan ve ya telafisi olmayan bir yola girersen.bence çok iyi düşün ve destek al .şimdiyi değil ileriyi düşün

  39. hayati diyor ki:

    bu ülkede erkeklerin hakı yokmu 1 eşimi kanserden kaybettim 5 yaşında kızım var 2 evlgimi yaptım eşinden ayrılmış bir bayandı alımlı güzel hata benimle evlenmek için kızımı cok sevdini belirmişti iyi bir yuva kuracam sana 3 mutlu olacağız diye vatler vermişti tanıştık kısa surede evlendik tabiki ben başıma geleceklerden habersizim eşimş kaybetmiştim 1 yetim yanımda çaresiz kalmıştım evlenmeyi doğru buldum bu bayanla azda olsa çocuğuma bakar soframda sıcak bir çorba bulunur demiştim yetim kızımda anne bilir diye duşundum ve evlendik ölen eşimin evinde kalıyorduk tabiki kira derdimiz yoktu bense simit satarak evime 1 ekmek getiyordum ama eşim olan kadın kızıma şiddet uygulamaya başladı bana hakaretler bulunmaya başladı hatta 9 ay karnında taşıyan anneme en kötü hakaretler etmişti kızımı ne yemek nede banyo yaptırıyordu nede labaya götürüyordu birgun kızımın ustune doğru kızgın yag pitozunu fırlarttı Allahtan dek gelmedi bende dayanamıyım dövdüm sonra karakola götür beni dedi götürdüm ve ordanda benden şikâyetçi oldu sığınma evine yerleşti kızımın sacının telini dünyalara değişmezdim benim için cok kıymetliydi şunku çocuklar allahın verdiği bize en güzel hediye helede annesiz olunca bide kızsa sorumluk cok buyuk sonra ben dayanamıyıp kızımı annesine geri verdim zaten o yaşakadar o buyutmuştu annesi oldunde 1.5 yaşındaydı sonra bana sığınma evinden bir telefon geldi eşin seni geri istiyor ama bir şartı var o evden çıkmanı istiyormuş orda piskojisi bozuluyormuş dediler eşimde beni istedi hata yaptım ben seni seviyorum evi değiştirsen sana dönerim kimsem yok bana sahip cık dedi Allahtan kortum ve düşmez kalmaz bir allah dedim ama kızımı asla ona güvenmiyordum ve evede getirmiyordum ayrı eve çıktık özür diledi ve şiyatinde vaz geçti gene başladı aynı şiddet gece evleri terketme engel olsam gavga çıkarırdı gece sat 2 nereye gider bi kadın ve 2 sefer ailesinin yanna gitti tardıklarımızda en son 1 ay kaldı ve geri döndü gene benle gavga ettip duruyordu olmasa laf sokuyordu hep sabreddim ama kızımı asla eve getirmezdim özledimde yanına gider görurdum ve sevmeye doyamasam iş yerime getirir ona fıstık alırdım yedirirdim ve ben kızıma böyle baktımı görünce banada kızın insanda ben deyilmi derdi bende tabiki der altan alırırdım o tuşlu fıstık severdi kızımda kabuklu antep fıstığı severdi bu sefer kızımın yediği fıstık niye almıyorsun bana sen beni sevimiyorsun diyim bahane uydurup gavga çıkarırdı mahleye rezil olurdum gururlu bir insanım dayanamzdım baktım olcak gibi deyil piskojiye tedavisi görceksin dedim kabul etti götürdüm ama bu seferde ilaçları içmedi ben delimiyim dedi gene gavga en sonunda komşularım olna bitenden cok uşuldukleri için bana akıl verdi böyle olmaz bu sana garılık yapmaz dedi bende boşanma düşüncesine girdim oturdum konuştum ve hemen kabul etti dava açmaya gittik ben dilekçemi verdima ama o yanaşmadı ben samsuna gidyorum dedi bende ailesini aradım annesini babasını ablasını eniştesini olanları hepsini anlatım ve onların söyledi kendine yazık etme oğlum boşa bunu bundan sana garı olmaz sana deyil kimseye dedi bizim yanımızda yeri yok dedi ve gönderdim yol parasını verdim ve birazda haşlık verdim bu tutmuş biriyle evlenmiş boşanmamız olmadan 1 yıl surdu hata getti bile 1 çocuk doğurmuş allah bağışlasın 2012 ekim 2 sinde cocgu olmuş 2013 şubat ayında boşanmamız gerçekleşti ve bir hafta sonra ben onu darp ettim için bana kamu davası açılmış ve çıktım dava gunu ama evlendinden cocgu oldundan hic haberim yok derkene 2 duruşmayada gelmedi dava halen devam ediyor şimdi suçlu kim sayın bakanlarım bu cocgun kimliğinde baba adı kim çıkacak kanunen kadının 300 nikah yapamaz ve bu kacak bir ilişkiden gelen bir çocuk magsum şimdi hakım aranma kararı almış 5 te duruşma oldu hiç bir gelişme yok ben evlenim cocgu oldunu internet festen görünce sok oldum sayın bakanım Fatma şahin bizim sesimizi duy böyle haksızlıklar olmasın insanda gurur var hadi ben eşimi öldürsem benden boşanmadan çocuk yaptığı için suçlu olcam ve çocuklar yetim kalacak ama bu tuzağa düşmeden benim gibi cok insan var bu yaşadıklarımdan dolayı bana yardım edin adeltin kestiği barmak acımaz bu insan cezasız kalmasın bu hanfendi ilk eşinden olan kızına annelik yapmamış ve onuda bırak 1 yetime annelik yapmadı onu geçtim şimdi benim nikahımın altında başka çocuk doğurdu ve benim hayatımı maf etti şimdiki doğurdu cocugurdu cocguma annelik yapacak bu hanfendinin cezaladırılsın yuvalar yıkılmasın yasak evlik dışında olan çocukları cöp kontenlerinde olan haberleri duymayalım sayın başbanım bakanlarım lütfen bu tur olaylar cezasız kalmasın acilen önlem alınsın bende bu bayan hakında nasıl bir dava açabilirim benden boşanmadan başka biriyle çocuk yapması ve aile temeli bozmaktan kızıma şiddet uyguladı adaletin yerini bulmasını arz ederim saygılar yazan hayati

  40. salıh02 diyor ki:

    ben salıh 7yıl once evlendım 5 yasında bır kızım var bende bosanmak ıstıyorum ama esım ıstemıyor ne yapabılırım ne kadar param gıder sımdıden tesekkur edrım

    • Yasin diyor ki:

      Aile büyüklerinden ve Aile danışmanlarından destek alın. Boşanmak problemlerin çözümünde en son başvurmanız gereken yoldur.
      Parayı mı düşünüyorsunuz? Paranızın tümünü bile verseniz mutluluğu asla satın alamazsınız.
      Eşiniz boşanmak istemiyorsa, sizi seviyorsa yuvanıza sahip çıkın.

    • Sevgi diyor ki:

      Merhaba,

      15 yıllık evliyim bende. Eşimi çok sevdim ama maalesef içkisi ve 500 tane arkadaşı (eve gelmediği için sunduğu bahane) ndan vazgeçemdiği için evliliğimiz bitmek üzere. Ama işin ilginç tarafı boşanmak isteyen kendisi evliliğimizi kurtarmak için elimden geleni yaptım ama nafile adam dışarıdan kopamıyor. Ayrılıcam ve nasıl sürenecek izlicem

    • ERTAN BALCI diyor ki:

      Boşanmış yada boşanmayı düşünen erkekler bizden haberiniz varmı? başınıza gelebileceklerden haberdarmısınız? 6284 nedir bilirmisiniz? çocuk icrası nedir bilirmisiniz?

      TÜRKİYE PARÇALANMIŞ AİLELER VE MAĞDUR ÇOCUKLAR PLATFORMU

    • Azmi diyor ki:

      neden ayrılıoyosun dostun mu var sevgilinmi var karın seni aldattımı çocuğuna annelikmi yapmıyor yoksa paran bolda nerde akşam orda sabah oylemi. gerekçeli kararın ne bunun için illada boşanacaksan eşin kadar temizi onun kadar seni seveni çocuğunun annesini dünyada bulamazsın ha sen çokmu ahlaksızsın ozaman bişey diyemem onlara zulum yapmamak için hemen ayrıl unutmadan eğer başkasını bulduysan çok geçmeden anlarsın ikinci olmayı devam et seni karın varken bulan sen yokkende başkasını buluverir islam ahlakına hiç girmiyorum belliki bu konulardan haberin yok tavsiyem önce cenneti eşinle iste kendini yenile şeytana fırsat verme çok üzer ve çok üzülürsüm evlilik oyuncak değil paranı eşine ve kızına sakla ha sana kadınlık yapmıyorsa sorun varsa sorunu çöz ona karşı ilgili kibar ve ahlaklı ol onlara sahip çık islamı yaşa sorun kalmaz

      • neva diyor ki:

        çok beğendim abi aferin etrafta böyle düşünen birilerini görmek ne kadar güzel..gözünün üstünde kaşı var deyip boşanan ve o çocukları mağdur eden o kadar çok insancık var ki maalesef bunların yatacak yeri yok

    • mehmet pamir yastı diyor ki:

      karın istemiyorsa, onu başka bir erkekle yatakta bastırsan, kameraya alsan bile boşayamazsın. çünkü aile mahkemesi hakimi kadının avukatı gibidir. o ne istiyorsa kararı ona göre yazar imzalar. paranı boşa harcama, var git kendine yeni bir hayat kur, üzerindeki malları kaçır, karının da üzerine bolca borç yap karım sürekli beni tehdit ediyor, taciz ediyor diye git önce sen şikayetçi ol, 6284’e göre artık erkeğe de koruma çıkarıyorlar, yargıyı ikna edebilirsen belki boşayabilirsin. vakit kaybetme, silahı ilk o çekerse mahvolursun..

  41. murat doğanay diyor ki:

    herkese selamlar. 22 mayıs 2012 de boşandım. toplam 6 yıl evli kaldık. bu süreninde 3 yılı ayrı yaşadık. sevgi yoktu. ilgi yoktu. saygı yoktu. kadın erkek ilişkisi zayen yoktu. bi kızım var. annesi velayetini almayı istemedi. anlaşmalı boşandık. tabiri caiz ise ayağımdaki donuma kadar aldı. birde her ay nafaka ödüyorum. hem nafaka ödüyorum. hem kızma bakıyorum. hem boşanabilmek için bankadan kullandığım krediyi ödüyorum. işin özü şu, borç batağındayım. Allahtan kızım var. ona bakınca kendimi toplayıp güçlü olmaya çalışıyorum. bu arada kızıma annem bakıyor. bir de annemin arada sırada sitem dolu sözlerini içime atıyorum. yaşım 37 tekrar evlenmek istiyorum. ama maddi olarak öyle bir içindeyim ki anlatamam. sayın bakana bir çift sözüm var. sayın bakan sizin de oğlunuz var. düşmez kalkmaz bir Allah. elinizi vicdanınıza koyun. bu kadar tek taraflı adalet olamaz. hepinize saygılar.

    • hamza yürekli diyor ki:

      Murat bey ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR.; ( Allah Yardımcınız ve yardımcımız olsun) ”Allah İhmal Etmez İmhal eder” Güzel rabbim eğer Ailelerin param parça olmasını yardımcı olan bu yetkililerden mazlumların intikamını alacak olursa VAY ONLARIN haline. Tek taraflı adalet demişsiniz ya öyle,değil Bunun adı AİLE BİRİMİNE DİNAMİT KOYMAK. Denilir ya İNSANIN KENDİ ETTİĞİNİ KİMSE ETMEZ. Sanki memleket işgal altında da bu kanunlar öyle çıkarılıyor. Nasıl Olurda bunca AİLELERİN dinamitlendiği görülmez yetkililer tarafından anlayamıyorum.

    • taner01 diyor ki:

      bu ülkede en az olan şey adalet galiba!şu bakan biran önce değişse keşke!anlaşmalı boşandıysanız yada farketmez herşey eşit bölünmüyormu ev araba falan filan.hem anne kızını nası istemez pes doğrusu.

  42. Gulpembe diyor ki:

    Tevil nedir? Nakil nedir? Hadis istilahi nedir? Tefsir usulu nedir? Hicbir fikri olmayan anadili arapca olan arap dahi kurani kerimi anlayamaz. Tercumeyi yeterli goren kisi, heva/hevesi ile ayetin maksadini birbirine karistirma ve boylece dalalete dusme tehlikesi bulunfugundan alimlerimiz sirf meal okumayi dahi mekruh saymislardir.
    Tum tefsirlerde EMZIRME AYETleRI arasinda Gecen bir ayet ten “babaya vekalet” cikarma islemi de aynen boyle bir sapmanin tezahurudur ancak.. Hayrettinkaraman ve suleymaniye vakfi gibi guvenilir kaynaklardan verilen ornekleri, beserden suleyman ve hayrettinin fikirleri olarak anlayan, arkadindaki derin tetkik ve ilmi gayreti goremeyenler ile oturup neyi konusacaksiniz? Vekalet hususunda ( umarim sahih hadislere itikadinda problemi yoktur muhatabimizin) 2 temel ebu davut hadisi bile konunun karmasik olmadigini anlamak icin yeterli, ilgilenenler kutubu sitte den orjinaline bakabilir.1) kucuk yastaki cocugu Rasilullahin annesine teslim etmesi, 2) yasi buyuk olan cocuga tercih hakki vererek, annesini tercih Eden cocuga ” hadi annenle git” buyurmasi..

    Sizi memnun edecekse biliniz ki, kafi derecede arapcam var. AMA kurban kes(kevser s.) ayetinden ogle namazinin farzini kil ” anlayacak Kadar bir hunerim yok. Bu meseleyi uzatmayi luzumsuz buluyorum selamlar

    • seymen diyor ki:

      “Tevil nedir? Nakil nedir? Hadis istilahi nedir? Tefsir usulu nedir? Hicbir fikri olmayan anadili arapca olan arap dahi kurani kerimi anlayamaz.”

      İlim sahibi olmayan bir arap bir hiçbir ayeti anlayamaz diye birşey denemez, anlayamayacağı ayetler vardır denebilir. Ki meal konusu da böyledir, herkesin çok kolaylıkla anlayabileceği ayetler olduğu gibi bir kısım anlaşılması zor ve az bir kısım da tefsir okumadan doğru anlaşılması imkansız ayetler vardır.

      Meal okumayı mekruh sayan alim kimmiş, Hayrettin Karaman mekruh mu diyor? O demiyorsa işimize gelince şunun fetvasına, işimize gelmeyince bunun fetvasına mı uyacağız?

      Çocuk konusunda bindörtyüzyıllık uygulama ve eski büyük aimlerin içtihataları ve fetvaları varken ve yeni ortaya çıkmış bir durumda yokken ünvanlı birilerinin farklı birşeyler söylemesini çağdaşlığa öykünmek olarak görmekte mümkündür.

    • Yasin diyor ki:

      Bunların ne olup olmadığını bilmediğimden çok mu eminsiniz? Gaipten haber alıyorsunuz anlaşılan.

      “anadili arapca olan arap dahi kurani kerimi anlayamaz” demişsiniz ama Kuran öyle demiyor!
      Zuhruf 3 : “Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.”

      Referans gösterdiğiniz yerden “Kuranı biz anlamayız” iddianıza da cevap var:
      “Kur’an anlaşılmıyor diyenlere nasıl cevap vermemiz gerekir?”
      http://www.fetva.net/goruntulu-fetvalar/kuran-anlasilmiyor-diyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekir.html

      Kuranın anlaşılamadığı iddiası Ruhbanlık çabasında olan ulema(?) taifesinin uydurmasıdır. Allah ayetleri herkese açıktır ve insanları akıllarını kullanmaya çağırır.

      Her alimin isabet ettiği görüşleri olduğu gibi yanıldığı görüşler de vardır. Neticede onlar da beşerdir. Mezhep Alimlerin dahi yanılgıları hakkında ortaya ayetler koyabilirim. Elbetteki Onların da görüşlerinden istifade edelim ancak ayetle bize açıkça beyan olan yanıldıkları bir görüş varsa o yanılgıda ısrar etmenin bir mantığı yoktur. Peygamberlerin dahi hatasız olmadıkları Kuran ile sabitken alimleri mi hatasız göreceğiz?
      ( Mesela Yunus A.S.’ın Allah’ın emrine rağmen vazifesini terk ettiğini hatırlayın http://tanzil.net/#trans/tr.ozturk/37:140 )

      ENAM 114 : Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma.

      Dikkat edin :
      “Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım”
      (bakın MUFASSALEN diyor arapçanız varsa arapçasından okuyun.)

      Sırf meal okumak mekruh ise neden alimler meal yazdı?
      Her alim kendi anladığı kadarının Türkçe Meal’ini yapar. Aklımıza yatmayan bir meal çıkarsa başka meallerle karşılaştıralım olmadı arapça kelime kelime çevirisine bakarak kendimizi yetiştirelim. Anlamak isteyenler için bunlar mümkündür. Delalete düşme tehlikesi ise ancak “Aklımızı terk ettiğimiz zaman” ortaya çıkar.

      Hadisler konusunda kalpgözü kapalı ferasetsiz bir kabulüm yoktur. Kurana aykırı bir hadis, olsa olsa hikayedir Hadisi Şerif olamaz. Aktarılan her hadisi “Kuran ve Akıl süzgecinden” geçiririm, size öyle hadisler sayarım ki şaşırır kalırsınız ancak burası yeri değil.

      Velayet konusunda bahsettiğiniz kaynaklarda farklı hadisler de var. Bunlar da duruma göre değişiklik olabileceğini gösterir.

      Kocasını boşayan bir kadının Mehir alma hakkı da yoktur. Aksine, Koca kendi “Sarf ettiği herşeyi” talep etme hakkına sahiptir.

      Günümüzde kadınlar kendileri boşanıyor, erkekten “dini hakkımızdır” diye mehirlerini istiyorlar, resmi olarak ise kendileri için nafaka ve tazminat, çocuğun veleyetini alıyor ve çocuk için de nafaka alıyor. Adalete bak! Tüm cefa erkeğe tüm sefa kadına!

      • Yasin diyor ki:

        Ek olarak; Bahsettiğiniz hocaların ve alimlerin tümünü takip ederim. Hepsi de saygıdeğer insanlardır, merak etmeyin arkalarında derin tetkik ve ilmi gayeti de görüyorum. Özellikle Abdulaziz Bayındır hocanın namaz ve oruç vakitlerine dair çalışmalarını takdir ediyorum. Ancak sizden farklı olarak her şeyi sorgusuz kabul etmiyorum, üstelik bu konuda açık olan ayetleri okurken. Ayetlere dayanarak söylediklerimin aksini bana ancak ayetle ispatlarsınız. Çünkü; İslamın birinci kaynağı KURAN’dır.

        4 mezhep imamı nasıl abdest hususunda farklı görüşler bildirmişlerse aynı durum bu konuda da geçerlidir. Üstelik Abdest konusunu açıkça yazan ayetler var. Allah abdesti bozacak hususları sayarken birini unutmuş olamaz, bir husus yazmıyorsa o abdest bozmaz. Okuyun ve düşünün. Bir alimin fark etmediği bir hususu bir cahil fark edebilir. Fark edenin bir çoban olması bir şeyi değiştirmez.

    • necmettin diyor ki:

      asıl sizin mübarek dinimizi kullanıp vekalet konusunda yalanlar uydurup anasoy ve anaerkil bir toplum modeli cıkarma gayretleriniz büyük bir sapıtmadır.
      Bu hastalılığın da bir adı var.
      Buna bütün dünyada feminizm diyorlar.
      En amansız lanetliside kutsal kitapları bile araya karıştırıp Islam’ı kullanarak yapılandır.
      Allah bütün islam alemini bu şeytani zihniyetten korusun!

  43. çaresiz diyor ki:

    Nasıl başlasam bilmem ki.. Ben görücü usulu ile bi haftada evlendim.eşim yurtdışında yasadıgı ve acil dönüş yapması gerektigi için bu kadar kısa ve acele oldu hersey.annesiyle aynı evde yasayacaktık.hiç istemedigim halde kabul ettim kader de olacak ya. Benim anne ve babam boşanmış ve orda burda büyüdük 3 kardes.yani elle tutulur kimse yok arkamda.eşimin annesi daha ilk günden bana cok güzel kızlara gittiginden ama eşimin begenmediginden yakındı.bu durum beni aşagılamasına kadar ilerledi. Boyun kısa görülünce diş etlerin gözüküyor çirkinsin vs vs..
    Anne baba sevgisi görmedigimden onları canımdan öte tutmus her ne dediyse geçiştirmiştim ama ister istemez kalbim kırılıyordu. Artık ne yaparsam ne giyersem kaynanamın beni güzel bulup takdir etmesini bekliyordum. Ve her defasında ona soruyordum anne güzel yapabilmişmiyim beni seviyormusun diye.cünkü her defasında baska kızlardan bahsetmesi beni karşısında acizleştiriyordu.bi defa söyledim anne zoruma gidiyor bahsetme kızlardan diye ama dalga gecti aman zorunada mı gidermiş diye.neyse bu durum 7 aylık hamileligime kadar devam etti ki onuda kendi kızı susturmustu anne sen ne diyorsun oglunun cocugu dogacak ne baska kızı bana kaynanam böyle söylese agzının payını verirdim diyerek. Bunun haricinde yaptığım temizlik yemek hiçbirşeyi begenmiyor ve eşime sürekli beni şikayet ediyordu durumu açıklamaya calısmam cevab veriyor karşı geliyor olarak algılandığı için her defasında ben suclu oluyordum. Annesini saatlerce dinleyen eşimin beni bi dk dinlemeye dahi tahammülü yoktu.hamileligim boyunca bi kere canım antep fıstığı istemiş eşim uff cok pahalı ya neyse ii alalım deyince benimde zoruma gittiginden ne o fıstığı yedim nede bi daha bişey istedim. Nerdeyse her günüm aglayarak geciyordu tabi bu arada yurtdışında olmam alışamamam konusacak dertleşecek birinin olmaması dışarı fazla cıkmamam eşimin annesine beni ezdirmesi bende cekilmez bi hal almıştı istisnasız hergün aglıyordum ve yanımda rabbimden baska hiç kimse yoktu. Beni kimsesiz diye alan insanlar hergün beceriksizligimi yüzüme vuruyordu. Cocugumun dogum sancısına dahi oglum yalan seni kandırıyor diyerek hiç bir zaman bana güvenmesine izin vermeyen annesi basarılı olmustu.eşim bana hiç güvenmedi.burda kızlık soyisimleri silinmez evlenilse bile herseyde yazar.kızkardesiyle ismimiz aynı malum soyisimde tutuyor adres deiştirmediginden kargosu bizim eve geliyor eşim cıldırıyor bu etek bu esarbı kim gönderdi sana bilmiyorum tanımıyorum ben bunu yok ki dinleyen. Sonra olay ortaya cıkıyor ama ne bi özür dileme ne de güven sözkonusu.hata dahi kabul etmeyen biri.neyse kızımız dünyaya gelince biraz daha iyi oluyoruz ama annesi sürekli degersizleştiriyor beni gözünde aman sanki bi o mu cocuk doguran ben ignesiz ilacsız dogurdum sizi yavruuum. Sanki karının kıymetini bil oglum iyi anlasın dese kapıya mı koyacagım onu. Öyle böyle 2 sene geciyor ama tabi bende evlendigimin ilk günleri gibi degilim daha hırcın daha sinirli sürekli kendini savunmaya gecen psikopat bi kadın haline geldim.eşim yumusak davransa bile inanmıyorum içimdeki kırgınlıgı bi türlü atamıyorum.evlilik öncesi hayatım zaten hep gözyaşı evliliktede dayanamadım. Turkiyeye Gidince gelmem diyordum hep ama bi kızımla nerde kalacaktım kı.bu acıya mecbur olmak beni gözü kara yapıyordu.yine eşime karsı turkiyede de cok hırcındım.ve durum maalesef 2sene de dahil yatak odamıza da yansıyordu ister istemez. Eşimi tersledigim bi gün her zamanki gibi annesi mudahale etmiş ve kavga cıkarmıştı bu arada tek oglan (maalesef) bu yüzden cok kıymetlidir.annesi zaten beni hiç sevmezdi her defasında bunu bosa oglum bundan sana karı olmaz sıpasını da alsın gitsin babasının evine dedi yarım saat saydı sayıstırdı hiç konusmadım ama yatak odasına gecip agladım ben gitmek istiyorum diye.eşim kolumdan cekip cabuk annemden özür dileyeceksin dedi daha bide elini öpüp özür diledim her zamanki gibi. Sonra küçük bi valiz hazırlaadım kızımla babamın evine bıraktı eşim.ertesi gün gelecegini bende 3 gün kalacagımı söyledim.o gün o sinirle babamla birlikte sehir dısındakı bi arkadasıma gittik babama artık o eve dönmek istemedigimi eşimin beni sevmedigini ve sahip cıkmadıgını söyledim oda sen bilirsin dedi.3 gün arkadasımda kaldım ve telefonumu da kapatmıştım.4.gün eşim boşanma davası acmıs.sok oldum babamda torunumu yurtdışına kacırırlar göstermezler diye benim yerimi bilmedigini ve yurtdışına gitmek istemedigimi söylüyor haliyle bunlarda sevgilisiyle kactı damgası vuruyor ve artık eşim bana güvenemezmiş o yüzden herşey bitmiş. Evlerine gidip annesinin babasının ve eşimin ayaklarına kapanıp yalvarıyorum yuvamızı yıkma sucum ne diyerek ama asla kabul etmiyorlar..benim ve kızımın pasaportunu ve vizesini alarak bizi turkıyede bırakıp gidiyorlar.eşim artık umrunda olmadıgımı ne halin varsa gör diyerek gidiyor.ne kadar yalvardıysam gözyaşı döktüysemde nafile. Zaten iki senedir mutlu degildik bosanmak istiyorum dedi eşim.kızım kimsenin umrunda bile degil açıkcası.yurtdışında bi tanıdıgımız pasaportunu yeniden cıkart git burda nerde kalacaksın hiç degilse orda devlet daha ii bakar diye fikir veriyor ve ben bir aydır pasaport vize için ugrastım cok şükür çıktı geldik ve burdakı akrabamızda kalıyorum suan.arayı yapmak için o kadar hatrı sayılır insan girsede araya asla istemediklerini söylediler ki sadece annesinin istememesi yeterli zaten.türkiyede dava devam ediyor burda da devlete sığındık ama eşimi hala cok seviyorum iki bucuk aydır aramadı sormadı ne yiyorsunuz ne içiyorsunuz demedigi halde bizi çaresizlik içinde bıraktığı halde cok seviyorum.kızımı almak istedigini söylemiş bazen diyorum kızımı versem ben yaşayamamki annesizligi babasızlıgı zerrelerimce yasadım. Turkiyede kalacak yerimiz yok simdilik burda da sıgıntıyız. Kızımı alırsa eger intihar ederim diye korkuyorum ya kızımı vermem veremem yuvamızı yıktı herseyi aldı elimden bi tek kızım var beni hayata baglayan.. Bi yandan da düşünüyorum kendi kalacak yerim bile yok onu da peşimden sürüklemesemmi ki diyorum.babasına versem bende turkiyeye geri dönsem diyorum ama yapamıyorum kokusunu almadıgım tek bi anda deliye dönerken ne yapacağım nasıl edecegim bilmiyorum.. Eşim iki ayda adeta düşman oldu olumlu yada olumsuz konusmak bile istemiyor.o kadar caresizim ki.. Burda bosanan insanların ne kadar üzüntü duydugunu ve zorluk yasadıgını okudum bu duygu neden eşimde de yok ki.neden ailesi hep arkasında :-( yuvasını yıkmasını herkes büyük bir arzuyla istiyor.annesi sevmedigi için sevmesini de istemedi hep.ne yaptıysam yaranamadım.duanızı bekliyorum :-( hergün gözyaşı nasıl bir ömür Allahım….

    • Mehmet diyor ki:

      Yurtdışında yaşıyan kardeşimizin durumuna çok üzüldüm Allah böyle insanları islah etsin başka nedenirki benim bildigim yurt dışında devlet ev vede çocuk için belli bir para veriyor ama tabi orada bu parayla geçinilebilirmi bilemiyorum yalnız siz eşinizi sevdiğinizi söylüyorsunuz tamam illaki seviyorsunuzdur kızınızın babası ama o insanda merhamet yok ne annesinde nede eşinizde onun için zamana bırakın Allah’tan kızınız için dua edin bide size tavsiyem kendinize vede kızınıza uğraşacak bişeyler bulun zaman zaman herşeyin ilacı karşınıza neyin çıkacağını bilemezsiniz benide 3 ay önce eşim 2 çocugumla bırakıp annesine gitti sebepler eften püften tabiki bir erkeğe göre eften püften kadınlar ilgi şefkat ister ben bunu çok fazla yapamamış olabilirim ama iyi bir aile babası olduğuma inanıyorum ama bir kadın yuvasına sahip çıkması lazım ama tabiki kadın düşüncesini çözmek mümkün değil Allah hepimizin yardımcısı olsun sizde kendinizi bırakmayın sakın intihar gibi şey aklınıza getirmeyin o canı size Allah verdi Allah alır .

    • çaresiz diyor ki:

      Sema hanım nolur bi akıl bi fikir verin kafayı yiyecegim düşünmekten :-( cok caresizim

      • Yasin diyor ki:

        İçinde bulunduğunuz duruma üzüldüm, anlattıklarınız bana; karşılıklı olarak birbirinizi anlamaya çalışmak yerine birbirinizle didişerek isteklerinizi kabul ettirmeye çalıştığınızı düşündürdü. “Benim istediğim olacak” mantığından vazgeçin. Sanırım aranızda birbirinizin yüzüne bakamayacağınız çirkeflikler ve güven duygusunu bitirecek olaylar da yaşanmamış bu yüzden ümitsiz olmayın.

        Yaşadığınız duruma dair Kuran’da çözüm önerisi var. Bu yolu deneyin.
        Sema Hanım’ın kitaplarını da mutlaka okuyun. (özellikle Gelin-Kayınvalide İlişkilerini TATLIYA BAĞLAYAYIM)

        NUR-35: Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz, Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.

        Eşinizin neden bu kadar aceleyle dava açtığını merak ettim.

        Hayırlısıyla İnşallah aranız düzelir.

        • çaresiz diyor ki:

          Allah razı olsun kardesim. Aynen öyle ama coktan vazgectım ben o huylarımdan biliyorum tüm hatalarımı biliyorum lakin artık bi fayda olur mu bilmiyorum.. Çirkeflik olmasada maalesef guveni yok artık bana arkadasımagittigime inaninanmıyor eşim tabiki ailesi de bu yönde dolduruyor onu. Babamın da torunumu yurtdışına kacırırlar diye benim yerimi bilmedigini söylemesi onların düşüncelerini haklı cıkartmıs oldu ve malesef olaylar daha kötüye gitti. Ümidimi kesmek istesemde içimde küçük de olsa var o yüzden rabbim büyük inşaAllah yıkılmaz yuvamız..aminnnn. Temin edebilirsem okuyacagim inş

    • .:. diyor ki:

      Gecmis olsun,

      Allah yardimciniz olsun, Sabirli olmaniz ve esinizle birlikte yasayabilmek icin sabrinizi sonuna kadar surdurmenizi tavsiye edebilirim.

      Yurd disinda genelde ekonomik durumlardan dolayi insanlar anne-baba ve aileleri ile birlikte bir arada yasamak zorunda kaliyorlar, Aslinda bu durum bir cok acidan avantaj saglasada, sartlara gore malesef kaynana veya ailededi ucuncu sahislardan dolayi zor da olabiliyor.

      Anlattiklarinizi okuyunca uzuldum. Malesef masum cocuklar bundan cok etkileniyorlar ve yipratici bir surec oluyor. Oncelikle mutlu olabilmeniz icin fedakarlik yaparak hatri sayilir kisilerin devreye sokularak baris yonundeki gayretlerinizi ve bazi seyleri gormeyerek, sineye cekerek, sabirla mucadele etmenizi tavsiye ederim.

      Butun zorlamalara ve gayretlere ragmen cozum bulunamadigi zaman , bulundugunuz yerdeki sosyal hizmetlere veya ilgili kurumlara bas vurup yardim isteyebilirsiniz. İste belki de avrupa da veya ulkemizde bazilarimiz elestirmis oldugumuz bir cok haksiz uygulamanin da oldugu durust ve gercekten magdur insanlarin oldugu ortamda bundan faydalanan ard niyetli ve menfaat saglamak icin bunu kullanan durust olmayan kişiler var oldugudur.

      İste bu kanunlar ve yasalar (sizin anlattiklarinizdan yola cikarak soylemek isterim ki) aslen sizler gibi magdur ve yardima ihtiyaci olanlar icindir. Boyle de olmasi gerekir. Once iyi dusunup, pozitif dusunup cozum bulmaya calisin, hatri sayilir akilli kisilerden yardim isteyin, bulamazsaniz bu kuruluslara basvurup yardim isteyebilirsiniz, Sizin icin en guzel cozumu(maddi,manevi ve hukuki) bulacaklardir, gerek ekonomik gerek sosyal acidan da yardim ederler.

      Allah yardimciniz olsun.

    • seymen diyor ki:

      İbret alınması gereken bir olay.

      “annesiyle aynı evde yasayacaktık.hiç istemedigim halde kabul ettim kader de olacak ya.”

      “Öyle böyle 2 sene geciyor ama tabi bende evlendigimin ilk günleri gibi degilim daha hırcın daha sinirli sürekli kendini savunmaya gecen psikopat bi kadın haline geldim.eşim yumusak davransa bile inanmıyorum içimdeki kırgınlıgı bi türlü atamıyorum.”

      “Eşimi tersledigim bi gün her zamanki gibi annesi mudahale etmiş ve kavga cıkarmıştı bu arada tek oglan (maalesef) bu yüzden cok kıymetlidir.”

      “ertesi gün gelecegini bende 3 gün kalacagımı söyledim.o gün o sinirle babamla birlikte sehir dısındakı bi arkadasıma gittik babama artık o eve dönmek istemedigimi eşimin beni sevmedigini ve sahip cıkmadıgını söyledim oda sen bilirsin dedi.3 gün arkadasımda kaldım ve telefonumu da kapatmıştım.4.gün eşim boşanma davası acmıs.”

      “Zaten iki senedir mutlu degildik bosanmak istiyorum dedi eşim.”

      İbret alınması gereken bir olay. Her ne kadar koca haksız gibi gösteriliyorsa da böyle bir durumda Türk ekeklerinin büyük çoğunluğunun yapacağı şekilde davranmış. Bundan sonra ileriye bakmak lazım, belli bir yaşa geldikten sonra çocukta babaya verilmeli zaten.

      • çaresiz diyor ki:

        Fikirleriniz ve yorumlar için siz kardeslerime cok tesekkur ederım. Peki seymen kardesim ben hatamı kabul ediyorum zaten pişmanım keske gelmek istemiyorum demeseydim diyorum ayaklarına kapanıp yalvardım hepsının hala gözyaşı dokuyorum. Butun turk erkekleri bu kadar merhametsiz mi o zaman?? Mutsuzduk dogru ama hiç mi iyi gunumuz olmadı sanki. Mutsuz olunca mutlulugun caresını aramak gerekmez mi illaki boşanıp beni ve kızımı ortada mı bırakması gerekıyordu? Şimdi cok mu olacak sizce? :-( ben hala onu dusundugum için hersey bitse bile guzellikle hallolsun istiyorum ama o. Bizim sürünmemiz için elinden geleni yapıyor neyin düşmanlığı bu bende bilmiyorum :-( en cok ben sucluyum biliyorum ben bunu herkesede soyledım hep eşimden bekledim sevgi ilgi görmedim hiç kimseden eşimde de bunu göremeyince hep bi sogukluk girdi araya ama bi kere hak verilmez mi şans tanınmaz mı?? hersey bu kadar basit mi :-(

        • hasret diyor ki:

          çaresiz hanım,
          hatalarınız olmuş olabilir,ama eşinizin 3 ay içinde boşanmak istemesi çok hızlı ve yanlış bir karar olmuş ..

          Yaşadıklarınızın çok zor olduğunu düşünmekle beraber evi terketmek istemeniz belki düşünmek, biraz nefes almak için bile olsa zaten sizi sevmeyen kaynananız için ekmeğe sürülecek yağ gibi olmuş..büyük fırsat elde etmiş..
          ne olursa olsun yatak odasına sorunları taşımamak lazım zamanla arada oluşan soğukluk alışkanlık haline geliyor.aradaki sevgiyi de bitiryor..sanırım sizin evliliğinizde de 2 yl soğukluk sonucu ayrılık ,tahammülsüzlük getirmiş en azından eşiniz için öyle görünüyor sizin anlattığınız kadarıyla…

          Belki bazı yorumcular tepki vericek ama bazı yaşanılan olaylara dayanarak ;bazı kocaların , kocaların ailesinin , kızın ailesinn zayıf maddiyatı yada kızın ailesinin boşanmış olamsından,kızın sahipsiz olduğunu düşünerek bukadar ileri gittiğini düşünüyorum..”nasılsa bu çeker,çekmek zorunda ,arkasında kimi kimsesi yok,sahipsiz,eli mahkum çeker yada boşanamaz boşansada ortada kalır” düşüncesiyle kadınların üzerine fazla gidiyorlar..
          şiddet gören yada eşinin ayyaşlığını ,karı kız ayağını çeken çoğu kadına bakarsanız ya sahipsizdirler,yada ailenin maddi gücü oldukça zayıftır, ailesi parçalanmış kişillerdir..tabiiki bu benim düşüncem…

          Bence sizinde ailenizin parçalanmış olması sonucu sahipsiz,gidecek yeri,durumu yok diye üstünüze fazla gelmişler…
          Bence ailesi sayılan yada ailesinin maddi gücü olan ,kızlarına sahip çıkan ailelerin kızları ezilmiyor…tabiiki bazı kadınlar bunu suistimal etmediği ,müddetçe…
          Allah yardımcınız olsun..hayat devam ediyor..bir yerlerden başlamak lazım…

          • çaresiz diyor ki:

            Aynen öyle hasret kardesim ben esime yalvarmaya gittigimde yuvamızı yıkma dedigimde ” noldu gidecek yerin mi kalmadı da geldin” bana böyle söyledi.. Ben ona yalvarıyorum o acziyetimi yüzüme vuruyor.aynennn ogullarını ıkna etmek şöyle dursun onu getirirsen bizi unut demişler.. Evet malesef benim en büyük hatalarımdan biri konuyu yatak odasına tasıyıp araya sogukluk girmesine izin vermemdi kesinlikle kesinlikle kim ne derse desin kimsesizsen eger tokat yemedıgın kalmıyor gelen vuruyor giden vuruyor dogdum dogalı bunu yasıyorum evlenincede durum değişmedi zaten annesi’nin yüzüme dahi söylediği konular bunlar oglum seni aldatsa bile mecbur cekeceksin senin gidecek kimin var ki?? Komsuların yanında bile ailesi olan kızı alacaksın ailesi annesi iyiyse alacaksın derdi. Şimdi sevinsinler gercekten cehennemin ortasındayız kızımla ne el uzatan var ne atesi söndüren hayat devam etsede bizim için hergün bir işkence.. Rabbim bırakma ellerimizi düşecegim ucurumlara :'(

        • necmettin diyor ki:

          Allah yardımcınız olsun çaresiz hanım.

          Yurt dışında kaldığınız sizin icin büyük bir şanş. Devlet sizin gibi cocuklu bayanlara bakar onun icin sıkıntı yapmayınız ve kanunlar her halükarda cocuğu size verecektir.

          Anlattığınız doğru ise sizi kimsesiz diye annesiyle beraber ezmeye calışan üstelik utanmadan iftiralar uyduran kocanıza tekrar dönmek istiyormusunuz diye iyi düşünün bence.

    • Gulpembe diyor ki:

      Kardesim cok buyuk gecmis olsun, caresiz oldugunu dusunme, simdi sen hz.meryem gibi sus, birak allahin ayetleri konussun. 3gun karisindan haber alamayinca ona ” namussuzluk” iftirasinda bulunmak normal bisey ise , kimse Bosuna evli kalmasin. Bosanmayi zaten aklina koymus bir erkek , allah tan emanet olarak aldigi ustelik ona cocuk dogurmus karisina ,isleri kolaylastirmak icin nasil onuruna yedirip bunu soylebiliyor!
      Kalpler allahin cc elindedir, kimseye kendimizi zorla sevdiremeyiz.
      Her sher de bir hayir vardir. Bosanma olsa bile umidini yitirme…

      Tek soyliyecegim, eger ayrilik olursa kizini birakmamak icin elinden gelen tum hukuki mucadeleyi ver.
      Zaten kanunlar sana vericektir, islamda da cocugu yetistirme hakki anneye, nafaka babaya verilir. Cocukla tekrar evliligin Zor olur, sana ayak bagi olur diyenlere sakin aldanma. Hasta mi, Tok mu , dovuyolar mi, diye kafayi yiyecegine, 1 somun ekmegi 1 eski ceketi paylas cocugunla..

      Hz.zeyd Ile peygamber sav in hala kizi zeynebin bosanmamasi icin , rasulullahin gosterdigi cabayi kimse gostermemistir. Fakat kader hata yapmaz, Allaha guven, o hicbir kulunu unutmaz..

      • .:. diyor ki:

        Sadece Sayin caresizin soylediklerini ancak onun paradigmasindan soyledigi kadar bilebiliyoruz. Seymen bey yazisinda degindi, ve Caresiz kendisinde hatalari oldugunu yazmistir.

        Erkek (baba) veya diger kisilerin ne soyleyecegini gerceklerin aslinda ne bilemiyoruz bile.

        Bu sekilde bilinemeyen bir cok gerceklerde olabilir ve herkez herseyi de anlatamayabilir.

        Iste boyle durumlarda Aslen Yasin beyin de belirttigi gibi, yapici olmak kosulu ile (ayrilmak soz konusu olsada pozitif ve yapici olmak) Dinimizde olan bir uygulama vardir. hatitri sayilir aile buyukleri, bilgili , tecrubeli , tarafsiz ve akilli kisiler huzurunda yuzleserek cozum bulmak.

        Yoksa Batidan ithal edilmis, bati kulturune gore dızayn edılmıs, medeni kanundaki durumlardan yola cıkarak bosanma durumunda varsa gerceklerin goz ardi edilip cocugun kadina verilmesi, erkegin nafaka odemesi, Bunun islama dayandirilmasi ne derece dogrudur. Sunu unutmamak lazimki Gercekte bilinmeyan anlatilmasi zor olan bir cok durum da vardir, (O yuzden bu sekildeki durumlarda her konunun kendi icerisinde olan bazi gercekleri olabileceginide dusunmek gerekir.)

        Bilemedigimiz gercekler var iken ve ne olacagini da bilemezken Cocugun annede olmasinin Cocuk icin ne derece dogru olabilecegini ancak Allah bilebilir. (Boyle durumlarda, İslamdaki aile hususlari goz onune alinarak, Din adami, Psikolog, boyle konulardan sorumlu sosyal hizmet yetkilileri v.s. olusan bir heyet ile sonuca gidilmesi daha dogru olacagini dusunuyorum.)

        Yarin baba, kayinvalide veya konuya sahip yakin biri cikip da hic cevap verilemeyecek sekilde (kim bilir) birsey soylerse ne cevap verilebilir ki… Hic birsey zannettigimiz gibi olmayabilir.

        Eger Tek tarafli ve sadece bildigimiz sinirli bilgi ile bakarsak yanilabiliriz. haksilik da yapmis olabiliriz.

        Bunun icin cok kisa bir kac ornek vermek isterim.

        “Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.

        Örneğin; trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız adam, diyebilirsiniz. Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.

        Prof.Covey’in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. Oğlu; “anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk” demiş.”

        Ben sayin Caresiz e tekrardan gecmiş olsun diyorum, Allah yardimciniz olsun. Devamli olarak akilli ve durust kisilerden yardim alinmasini tavsiye ederim

        Asagidaki bu dusuncelere ben katilmiyorum. Cocugun Bir babasinin oldugu unutulmamali Bir hirs ugruna cocugun bilinmeyene dogru suruklenmesi ne derece dogru olabilir.

        “Cocukla tekrar evliligin Zor olur, sana ayak bagi olur diyenlere sakin aldanma. Hasta mi, Tok mu , dovuyolar mi, diye kafayi yiyecegine, 1 somun ekmegi 1 eski ceketi paylas cocugunla..”

        • çaresiz diyor ki:

          Allah razı olsun cok tesekkur ederım kardesim.zaten benim cocugumu babasından mahrum bırakmak bi niyetim hc bir zaman olmadı hatta ben zorluyorum onu surekli.. bugun kızım sabah uyandıgından beri baba kelimesi dilinden düşmedi kac gündür bana dahi baba diye sarılıyor bacagıma. Ve babasına kızımızın onu cok ozledigini iki dk telefonda konusmasını rica ettim ama aramadı ne görmeye geliyor ne de sesini duyma kaygısı. Bizi turkıyede bıraktığında dahi görmeden gitti yurtdışına. Zaten iftira attılar ama bunun vebalini iki dunyada da ödeyemeyecekler ben baskasına yan gözle dahi bakmamısken onlar bizi lekeleme derdine düştüler rabbim büyük sadece rabbime havale ediyorum. Böyle bi ahlaksızlıga diyecek söz bulamıyorum. Ve o bana bunları dedıgı halde dahi cocugumu babasız bırakmasını istemiyorum.hala araya birilerini koyuyorum Onların nefsini yücelterek kendimi ezdirerek hala cırpınıyorum yıkılmasın yuvam diye.

      • Yasin diyor ki:

        Sn Gulpembe,
        “kimse Bosuna evli kalmasin.”

        Lütfen yangına körükle gitmeyin ve Yanlış bilgi vermeyin!

        Bir kadının kocasında habersi 3 gün ortadan kaybolması hoş görülebilecek bir durum değildir. Duruma göre boşanma sebebidir. Burada yazan hanım’ın anlatımından hatasının farkında olduğuna şahsen inaniyorum. Kocasının aleyhinde isterse sizin söylediğiniz tarzda hareket eder ve kocasını çok güç durumda bırakabilir. İşte asıl o zaman geri dönüşü or bir sürece girmiş olur. Doğrudur, Kanunlar her halükarda kadınlardan yana ancak faizin helal malı yaktığı gibi iftiralar da sahibini yakar. Zaten bunu yapmamış olması kötü biri olmadığını gösterir.

        Yanlış bir bilgi olarak,
        “islamda da cocugu yetistirme hakki anneye, nafaka babaya verilir.” demişsniz. Kuran’a muhalif bir fetva bulmuşsunuz. Hadislerde de “duruma göre farklı uygulamalar varsa da” esas olarak çocuk babaya verilir. Buna dair hadis de verebilirim ama gerek yok ortada ayet var.

        Emzirme çağında bile çocuğu baba başkasına emzirtebilir ötesi mi var?

        “Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.”

        Talak Süresi 6. Ayetin tamamı ve linki : http://tanzil.net/#trans/tr.ozturk/65:6

        “O kadınları, imkânlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğen hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.”

        • Gulpembe diyor ki:

          Sn yasin
          Herkes istedigi gorusu savunabilir, dusunceler uzerinden munakasa yada mudahale hakki olmadigimizi dusundugumden cevap yazmayacaktim. Yalniz yorumunuzda Islam alimlerinin ekseri kanatini azinlik kanaati olarak gostererek yanlis bilgilendirme yapilmis. Soyle ki; Bosanma sonrasi kocanin kusurlu bulunmasi durumunda kadin sahsina tazminat alabilecegi gibi, kucuk cocuklarin velayetleri de (farkli durum yoksa) ekseriye anneye verilir. ( Bakiniz: hayrettinkaraman, suleymaniyevakfi vs. web syf).verdiginiz ayeti kerime de ” babalarin hesabina emzirmeleri” kismi,emzirme parasini baba verecek demektir
          Selametle…

          • Gulpembe diyor ki:

            Bahsi Gecen ayeti tefsiri:”6. âyetin son kısmı, kadının tamahkârlığı, erkeğin de cimrilik yapması se­bebiyle böyle bir çözüme mecbur kalınmasının hoş bir durum olmadığını îma eden ve bu hale düşmemelerini öğütleyen bir üslûp taşımaktadır. Böyle bir durumda ebeveynin kaprislerinden dolayı çocuğun zarar gör­müş olacağı açıktır. Nitekim fakihler, çocuk başka süt annesini kabul etmediği tak­dirde emsal ücret ödenerek öz annesi tarafından emzirilmesinin zorunlu hale gele­ceğine hükmetmişlerdir “(islamda bosanma.com)

            Ayrica Yangina korukle gittigim iddia edilen meseleyle alakali ayeti kerime de asagidadir
            “Karılarına zina suçu atan ve kendileri dışında şahitleri olmayanlar… Böyle birinin şahitliği, kesinkes doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması ile olur. Beşincisinde, eğer yalan söylüyorsa Allah’ın lanetine uğramayı diler. Kadından o azabı (el- azab) giderecek olan şu şekilde dört defa şahitlik etmesidir: Allah şahit, kocası kesinkes yalan söylüyor. Beşincisinde, eğer doğru söylüyorsa Allah’ın gazabına uğramayı diler.” (Nur 24/6-9)”

          • necmettin diyor ki:

            Mübarek dinimizi bazı bayanların keyfe göre feminist yorumlama hastalığından artık illallah dedik.

            Islam’da soy baba taraftan devam ettiği icin hem erkek hemde kız cocukları belirli yaştan sonra analarının ya­nından alınıp babalarının ve dedelerinin korumasına verilmesinde bütün ulema binlerce yıldır hemfikirdir.

            Buna rağmen amansız feminist zihniyet beyinleri sulandırmada kararlı.
            Israrla bizim Isvicre medeni kanununda kopyalama batı taklitcisi yasalarımızı referans olarak güya islamda var gibi gösteriyorlar. Bu zihniyet ve ülkemizde gecerli “medeni” kanun yüzünden soyu belirsiz babasız nesiller oluşuyor. Cok yazık!

          • Yasin diyor ki:

            Hangi beşerin sözü Allah’ın sözünden üstün tutulacak?
            Ortada açık ayetler var!

            Hadislerde duruma göre farklı uygulamalar olduğunu söyledim. Bahsettiğiniz fetvalar bu uygulamalara bakılarak verilmiştir. Mezhep imamlarının aynı konuda farklı uygulamaları olduğu gibi Şafii ve Hanbeli mezheplerinde velayet sizin söylediğinizden farklıdır.

            Bir baba, annenin çocuğa daha iyi bakacağını düşünüyorsa kendiliğinden çocuğu zaten bakması için anneye verecektir, çünkü işi ile uğraşmak zorunda olan babanın; çocuğunu en iyi bakılabileceği yere vermek isteyeceği açıktır. Baba ısrarla çocuğu anneye vermekten kaçınıyorsa ciddi bir nedeni vardır. Çaresiz hanımın ifadesine göre zaten baba kadının bu isteğine karşı çıkmamış ve çocuğu onda kalmasına izin vermiştir. Bence bu ailenin yıkılması için ciddi bir sebep yok. Çaresiz hanım her ne kadar “bana güveni kalmadı” dese de; bence Karı koca hala birbirine güven duyuyor. Kadına güvenmeseydi çocuğu almak için erkek mutlaka uğraşırdı.

            Sizin söylediğiniz şekilde velayet mutlak bir şekilde annede olursa; sırf para koparmak isteyen bir kadın çocuğu araç haline getirecektir. Nitekim bu durumu fiilen yaşıyoruz. Velayeti alan babanın anneden bir nafaka beklentisi ise olmamaktadır.

            Kuranı arapça aslından anlayarak okuyan bir tanıdığınıza yazdıklarımı kontrol ettirin.
            Ayetlerin okunuşundan hitaplardan çocuğun esasen babaya verildiği anlaşılır. Mantıklı olan da zaten budur.

            إِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ
            fein (eğer) – erḍa`ne (emzirirlerse) – leküm (size, size ait, sizin için) – feâtûhünne (onlara verin) – ücûrahünn (ücretlerini).

            وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ أُخْرَىٰ
            vein (ve eğer) – te`âsertüm (sıkışırsanız, güç duruma düşerseniz, zorlanırsnız) – fesetürḍi`u (emzirsin, emzirir) – lehû (onun, onunki, onun için) – uḫrâ (bir başkası).
            Eğer bundan dolayı güç duruma düşerseniz çocuğu babaiçin bir başka kadın emzirsin.

            Buyrun bu da başka bir ayet ve linki :
            وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ ۖ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ
            elvâlidâtü (validesi, annesi) – yürḍi`ne (emzirsinler) – evlâdehünne (çocuklarını) ḥavleyni kâmileyni (iki tam dönem, yıl) – limen erâde (isteyen o kişi) – ey yütimmerraḍâ`ah (emzirtmeyi tamamlanmasını isteyen).

            “Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak belirlediğiniz ücreti güzelce teslim etmek şartıyla, bunu yapmanızda bir günah yoktur.”

            http://tanzil.net/#trans/tr.ozturk/2:233

            BAKARA 233: Anneler çocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimseler için- tam iki yıl emzirirler. Annelerin yiyeceklerini ve giyeceklerini örfe uygun biçimde hazırlamak çocuğun babasına aittir. Hiçbir benlik yaratılış kapasitesi dışında birşeyle yükümlü tutulamaz. Anne çocuğu yüzünden, çocuğun babası da kendi çocuğu yüzünden zarara sokulmasın. Mirasçı için de aynı ilke uygulanır. Eğer anne-baba karşılıklı anlaşma ve danışma sonucu çocuğu sütten kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, örfe uygun olarak belirlediğiniz ücreti güzelce teslim etmek şartıyla, bunu yapmanızda bir günah yoktur. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, yapmakta olduklarınızı en iyi biçimde görmektedir.

          • Yasin diyor ki:

            Yangina korukle gittiginiz meseleye dair delil olarak verdiğiniz ayet alakasızdır.

            Adam alelacale gaza gelerek boşanma davası açmış, kadın boşanmak istemiyor ve kocasının etki altında kaldığından bunu yaptığını söylüyor. Biz araya aile büyüklerini sokarak bir çözüm bulmasını tavsiye ederken siz kalkıp boşanması için gaz veriyorsunuz. Bu yangına körükle gitmek değil midir?

          • Yasin diyor ki:

            Yorumunuzu okurken aklıma bu yazı geldi:

            TECRÜBELİ KADINLARIMIZIN SÖZ YANGINLARI
            http://www.cocukaile.net/soz-yanginlari-2/

            Çaresiz hanım’ın da bu yazıyı okumasını tavsiye ederim.

      • seymen diyor ki:

        3 gün haber alınamayana namussuz denmez. Ama bir koca için annesinin yanında karısı tarafından azarlanmak boşanma için yeterli olabilecek bir sebeptir, kocayı ihmal etmek yeterli bir sebeptir. Bunlarla karşılaşan boşansın demiyorum ama boşanmak isyteyen de evliliğinin getirdiği artıları eşinin sevdiği taraflarını olumlu olumsuz geçmişlerini de hesaba katarak boşanmak istiyorsa kimse sen boşanmayı isteme hakkına sahip değilsin diyemez. Adam dinen boşamış zaten karısını iş resmiyete kalmış. Bir adaletsizlik varsa artık ahirette görülür hesabı.

        İlgisiz gibi gelebilir ama laf edilerek te alınmış olsa da o Antep fıstıklarını yemeliydi ve teşekkür etmeliydi eşine sayın hanımefendi . Bunu o unutmadı da eşi unuttu mu zannediyorsunuz.

        • çaresiz diyor ki:

          Seymen kardes azarlama denir mi buna bilmiyorum o gün 3-4 patates vardı hepsini kızarttım esimde bu patates kime yetecek dedi bende alsaydın da kızartsaydım dedim aramız cok iyi degildi bide. Azarlamam bu. Ve yuksek sesle söylemedim. Evet haklısınız ama bu kararı onun verdigini sanmıyorum ailesinden cok etkilenen bi insan. Haliyle annesi getirirsen eger gözümüz görmesin bizden uzak ol deyince ne yapabilir ki evi yok işi yok ki getirmek istiyorum diyebilsin ben onu da cok ii anlıyorum.bide bu sorunlu gecen 2 seneden sonra yine anlasamazsak bu durum yüzüne vurulur diye ve benim onu utandıracagımı düsündügü için korkuyor.hayırlısı olsun inş takdir rabbimin..

      • çaresiz diyor ki:

        Cok tesekkur ederım gülpembe kardes zaten kızım nefes alma sebebim onun sesiyle varlıgıyla avunuyorum esime rica ettim yalvardım kızımı benden almamasını istedim saolsun bişey demedi ama kendi uzak duruyor aramıyor sormuyor görmeye gelmiyor face resimlerini koyuyorum özlemiştir görsün diye duygu sömürüsü yapıyo demiş bende kaldırdım bi daha koymuyorum.. Elden bişey gelmiyor hersey rabbimin izniyle elbette..dualarınızı bekliyorum Allah razı olsun

  44. Abdullah diyor ki:

    Bekar , iş güç sahibi bir erkeğim. Yorumların bir kısmını okudum. Boşanmalar, evlilikler, anlaşmazlıklar, kavgalar, sıkıntılar, yeni eşyalarla ev döşemeler, suçlu kadın mı? Erkek mi? Nerede hata yaptım? vs… vs… vs…

    Müslüman arkadaşlar, hanımlar beyler. Sormak istiyorum, evliliklerinizde Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) sünneti nerede? Allah rızası nerede? Eş seçiminizdeki takva kriteri nerede? Güzel huy nerede?

    Nişanlıyken saatlerce telefonda konuşabilenler, dine uygun mu bu yaptığınız?
    Çalgılı düğün yapanlar, düğün günü gürültüsüyle daha baştan beddua alanlar, sünnete uygun mu bu evliliğiniz? Kadın erkek karışık yapılan nikahlar, sünnete uygun mu sanıyorsunuz? Efendimiz o nikaha gelir miydi sanıyorsunuz?

    Dininizi öğrendiniz mi? Dinimizde evliliğin yerini biliyor musunuz?
    Hanım, sen, eşini seçerken seni Allah’ın emaneti olarak gördüğü için sevip sayacak olanı mı tercih ettin, yoksa hoşuna gideni mi?
    Hanımın babası, sen ,efendimizin fasığa (mesela namaz kılmayan fasıkdır) kız veren melun dur demiştir, işittin mi?
    Beyefendi, hanımını alırken dinine baktın mı? Tesettürüne baktın mı? Namazlarını düzgün kılıyor mu, sordun mu?

    Hem erkek hem de kadın için, namaz kılmayanı düşünelim, Alemlerin Rabbi’nin kesin emrini yapmayan, aksatan, hafife alan kişi, evlilikteki yükümlülüklerini yerine getirir mi? Niye getirsin?

    Peki Alemlerin Rabbi’nin emirlerini yerine getiren, evlilikteki sorumluluklardan kaçar mı? Kaçmaz, çünkü Allah’a karşı sorumlu olduğunu ve Allah’ın hesap soracağını bilir.

    Özetle, Dünyevi beklentiler ile başlayan evlilikler. Para, dış görünüş, süslü evler, gösterişler. Sonu hüsran olan yanlış başlangıçlar.

    Evliliğiniz de Allah rızası için olsun, onun rızası için sevin, çocuk yetiştirin. Kendinizi haramdan korumak için evlenin. Ve ta en başından sonuna kadar, evlilikte sünnete uyun ki (bunu da ehl-i sünnet alimlerinin eserlerini okuyarak öğrenin, ve cinsellikte bunun içindedir ve çok önemlidir) dünyada cenneti yaşayasınız, Subhanallah.

    Tavsiye kitap: Mürşid-i Müteehhilin (Evlilere Rehber), Kutbüddin İzniki, Bedir yayınevi

    Bu Abdullah’a da hayırlı bir eşle dünya da ve ahirette mutluluklara vesile olacak bir aile kurması için dua edin.

    Allahım ümmeti Muhammedin (Aleyhisselam) bekarlarına kendilerini haramdan koruyabilmeleri ve dinlerini çok daha iyi yaşayabilmeleri için hayırlı eşler nasib eyle (amin), evli olanların da evliliklerini mutlu, ve daim kıl (amin), sünnet üzere yaşayabilmelerini nasib eyle(amin).

    Okuduğunuz için teşekkür ederim.

    • Yasin diyor ki:

      sanırım şu yorumu okumadınız : http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/#comment-6871

      Yaşadıklarımızın “İslama, Sünnete uymamakla” alakası yok!
      Siz İslama uyarsınız Eşiniz uymaz.
      Hatta eşinizi sırf “Müslüman görünüyor” diye seçersiniz ama içi dışı bir çıkmaz.
      Eşinize söz geçirirsiniz ama kaynananız devreye girer.
      Bitmeyen kışkırtmalar neticesinde birgün kayanananız eşinizi gaza getirir, kandırır olanlar olur.

      Tahrim süresi 10. ayete bakın :
      Allah, inkar edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi. (TAHRİM-10)

      SORUN YASALARIN, ADALETİN TARAFSIZ OLMAMASIDIR!
      Art niyet taşıyanlar kendilerine tanınan imtiyazları mutlaka kullanır.
      Gerçekten de “Yaşamayan bilmez.”

      • Yusuf diyor ki:

        Yasin Kardes dogru soyluyor. Karsindaki kisi art niyetli ise sana en samimi musluman taklitini de yapar. Bak dizilere izle en ummayacagin insanlarin yuzu nurla dolu gibi gelmiyor mu? hem muslumanca hayat sevap kazanmak icindir; mutlu yuvayi garanti etmez

  45. Banu diyor ki:

    Öyle beyler var ki… Gözümle gördüğüm aile içinde yaşanan kötülüğü anlatmakta bile zorlanırım. Ama o beyi dışardan birisi melek gibi koca diye nitelendirir. Hatta iç yüzü bilmediğim dönemde ben de kendisi için öyle düşünür kadıncağıza şanslı olduğunu söylerdim. O da buruk bir gülümseme yapardı. Ve kadın yaşadığı tüm bu kötülükler sonucu psikolojisi kötü, özgüveni yitik ve kendini, yaşadıklarını anlatamıyordu. Çünkü konuşurken mantıklı cümleler kuramıyor, tutarsız konuşuyor gibi algılanıyordu başkaları tarafından. Hatta ben iç yüzü bilmediğim dönemde kadına kızardım. Derdim ki: ” Bazı kadınlar harbiden hak ediyor köteği”. Ve sonra kendisinden özür dilediğimde çocuk gibi ağladı karşımda. Anlatamıyorum kendimi. Konuşması hali tavrı öyle ki ailem bile bana kızıyor. Şimdi o bey burda yazsa eşini anlatsa herkes ona teselliler yazar acır birde üstüne ve benim dediğim gibi ne kadınlar var ya böyle der ve kadın için bırak Allahından bulsun der. Beyler gerçekten çok ikna edicisiniz.

    • Yasin diyor ki:

      Hukuk forum sitelerinde bir araştırma yapın.
      Erkekler büyük oranda çocuk için uğraşıyor ama kadınlar para tazminat vs. peşinde. :(

      Merak ettim, sizin etrafınızdaki erkeklerin çoğunluğu kötü mü?

  46. mustafa diyor ki:

    benim babamda annemi hep döverdi.bende aglayarak onlari izlerdim ben böyle olmayacagim derdim .olmadimda.suan benim icimdede büyük bir canavar yetisiyor.
    yaptigim isle alay etmek (cöpcülük)
    aldigim maas la alay
    sürekli annesinin bana hakaret etmesi.
    trafik kazasi yapti arabasi kullanilamaz hale geldi
    gittim türkiyeden annemin maasi üzerine 8 bin euro kredi cektim daha iyisini aldim.
    ev satin aldim kendi üstüme degil onunda hakki var diye ikimizin üzerine yaptim.
    sabah 4 te kalkip ise gidiyorum.ek iste yapiyordum.gece gec saate kadar calistigim icin ek isi birakmak zorunda kaldim gercekten dayanamiyordum.suan tekrar ek is ariyorum maddi zorluk cekmeyelim diye.
    ama annesi sürekli hakaret etmese hersey güzel olacak.ama artik dayanamiyorum
    ayrilirsak o ne yapar diye hep düsünürüm
    baska bir erkekle evlenirse bende duyarsam hayat cekilmez diye cok korkuyorum
    sayet ayrilirsak ben baska biriyle kesinlikle yapamam evlenmem evlenemem
    onunda baska bir erkekle evlenmeyecegine emin olsam.yarin bosanma davasini acacagim
    tek korktugum bu

    • .:. diyor ki:

      Sevgili Mustafa

      Anladigim kadari ile yurd disinda yasiyorsun, hangi ulke oldugunu bulmiyorum ama, oncelikle kanunlari cok iyi ogrenmelisin, gerci ogrensende cogu sey aleyhine gelisir, cunku kanunlar yanli ve tarafli, Amac ailenin bitirilmesi. Kanunlarda yapici yani cok kisitli.

      yine yazdiklarindanda anladigim kadari ile karinin annesi de seninle yasiyor veya senin yakinlarinda,

      Tavsiye vermek hosuma giden birsey olmasada, birkac acidan olabilecekleri sana soyleyeyim,

      – oncelikle Her turlu kotu kosula gore kendini maddi olarak koruma altina almalisin. Bazen bu olaylar basladimi bitmek bilmez. Manevi olarakda guclu olmalisin. Hicbirsey zannettigin sekilde veya tahmin ettigin sekilde gelismeyebilir.

      – Karin da seninle paralel dusunuyor veya en azindan sorunlarinizi duzeltme konusunda yapici goruyorsan, annesi ile mesafeni koymalisin, sorunlarinizi varsa kendi icinizde cozmelisin.
      – Akilli sozu dinlenir aile buyuklerinden yardim istemi deneyebilirsin.

      – Eger dayanilamayacak noktaya gelmisse, ve duzelme umudu yoksa en guzeli anlasarak , bu isi bitirmek.olmalidir. Tartisma, cekisme ve karsilikli suclamalar cok olursa, her ikinizde zarar gorursunuz, sen cok daha fazla zarar gorursun,

      – Cocuklarinizda varsa is cok daha fazla yipratici olur.

      Su an Turkiyeninde kabul ettigi ve AB de bazi ulkelerde uygulanan ve bizde de benzeri olan bu uygulamalar, taraflidir, Aileyi birlestirici ve yapici ozelligi yok.

      Kadin sikayet ederse. erkek kesin ceza alir, erkek sikayet ederse kadin ceza almaz, alsa bile olasiligi cok dusuktur.

      Eger evi var ve ortak olsa dahi, sikayet ettikleri anda, seni kapiya koyarlar, evine giremez, hatta yaklasamaz,

      Evinden sadece kisisel esyalarini alip gitmek zorunda kalir, Duruma gore nafaka oder,

      Sikayet edilmis ise, uzaklasma suresi sonuna kadar beklenir ve ceza bitince ayni kadinla istenirse devam edilir, (bu cok komik ve garip bir uygulama, genelde sikayet edilen erkek geri gitmez, cunki ayni sekilde ikinci defa sikayet edilme ihtimali cok yuksek ve yaptirimlari daha agir, genelde bu durumda, erkekler kadinlarin oyuncagi durumunda ve surekli tehdit edilebilir durumda oluyor.)

      Yurd disindaki benzer olaylarda, kadin merkezleri ve bu islerle ilgilenen avukatlar, surekli kadini kiskirtir, kadin surekli tehdit eder ve surekli dava acar, kadina sadece bir avukat verirler, herseyini o takip eder ve kadin normal yasantisina devam eder, erkek ise her acilan davaya yeni avukat bulmak zorunda, geliri varsa, mutlaka coker ve bir sure sonra isindende olma ihtimali cok yuksek, ekonomik durumu yetersizse ona ucretsiz avukat verilir, ama avukat sadece tek konuya bakar ve olayin tamamina vakif olamaz, bu da cok yipraticidir,)

      Yurd disinda bu durumda olan bosanmalarda, genelde kadin surekli sikayet eder ve adamdan intikam alir, Adamin evini kullanir, cocugu varsa surekli cocugu kullanir, hatta evine dostunu getirip onunla el ele gezip dolasanlar bile var, hem adamin nafakasini alir, hem adamin evine adam alir, hemde parasini yameye devam eder, hatta calissa bile, bunlari yapabilir, Eger cocuk varsa cok fazlasini yapar. Surekli dava acar, her sene nafakayi yeniden yapilandirir, maasina bloke koyar, varligi varsa sattirir, v.s.

      Eger Evli olupda karisi butur davranislara eyilimli bir kisi ise, yukarida saydiklarimin hepsi cok yuksek ihtimal olacakdir.

      Eger oyle degil daha anlayisli birisi ise, bosanir herkez yoluna gider. Ozaman sorun daha az yasanir.

      Eger duzelme ihtimali varsa, Duzelir ve bu durum herkez icin ders olur, herkez daha iyi dusunur, ve ortak akli selim karar alirlar.

      Herkez kendi durumunu cok iyi bilir, durumun ile ilgili kisa da olsa Cocuk aile net sitesine yazi yazma ihtiyaci hissettigin, internette bu konularda arastirma yaptigina gore, cocum bulmaya calisiyorsun, Allah yardimcin olsun, Ofkeli birsey yapmamalisin, her asamada, saygi duydugun, guvendigin tecrubeli ve akilli kisilerden yardim almalisin, Fevri davranmamalisin, Allah yardimciniz olsun…

  47. Zühal diyor ki:

    Sema maraşlı hanımefendi nin kitaplarıyla 6 ay önce karşılaştım. Bir anda hepsini okudum. Gerçekten anlatımıyla harika kitaplar. Kendi hesaplaşmam içime dönmem için çok iyi oldu. Kimse sizi yargılamıyor. İçinizi acıtamıyor. Siz kendinizi eleştiriyorsunuz. Ve çok daha acısız oluyor. Eşimede okudum. Hiç anlayamadığım şeyleri farkettim dedi ve her günümü aratacak hareketler yapmaya devam etti. Bu alanda kitap yazanlar çok dikkatli olmalı. Çünkü sema hanımında atladığı bir durum var bence. Erkeğin annesi bir hata yapıyorsa erkek annesini korumamalı. Hanımı yapıyorsada hanımını. Herşey başta düzgünce dengede olursa böyle sorunlar evlilik bitiremez. Kitapların geneli hanımlara öğütler taşıyor. Elbette yuvayı dişi kuş yapar. Bize emredilen severek itaat etmek. Peki kime itaat edilir? Bir öndere. Erkek önder olmayı beceremiyor. Hakkı hak sahibine vermiyor. Bir kadının sevilme hakkı olduğunu bile bilmiyor. Sizde o önderin! önderliğinde hayatınızı ve hiç suçu olmayan çocuklarınızı perişan etmek zorunda kalıyorsunuz. Ben 9 senelik evliyim. Eşim 6 senedir boşanmak istiyor. Ne yaptıysam olmadı. Allah u Teala ” yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden sakınınız” buyurmuş. Bakara 24 Aileyi kim savunur? Erkek. Ben sevmeyi geçtim sahip hissettirmekten bile yoksun bir eşim var. Yani bir şeyler baştan bozuk gidiyor. İnsanların yaşamak zorunda oldukları şeyler var. İhtiyaçlar. Susuzluk. Açlık. Güvenli bir yerde olma. Aidiyet hissi. Değer görmek. Saygı görmek. Sevilmek. Başarma duygusu vs. Ben ilk ikisi olmasa ölürdüm zaten. Benim eşim 3. de beni tökezletiyor. Erkekler saygı görmek istiyor en çok. Saygı görmek için hakkı hak sahibine vermeli. Gerçekten sevilen bir kadın, sevildiği hissettirilen kadın eşini çok mutlu etmek için herşeyi her fedakarlığı yapar.

    • alp diyor ki:

      bence kadınlar baştan dengi olmayan erkeklerle evlenmekle hata ediyor. hisler ve fizik yanıltıyor. ama ömrün hatası oluyor.

    • seymen diyor ki:

      “Erkeğin annesi bir hata yapıyorsa erkek annesini korumamalı. Hanımı yapıyorsada hanımını.”

      Erkek hem önder olmalı diyorsunuz, hemde haksızlık karşısında sussun, arabulucu veya düzeltici olmasın, hakkı söylemesin. Burada bir çelişki var. Önderlik aktif, yönlendirici ve teşvik edici olmayı gerektirir çünkü.

      • Zühal diyor ki:

        Seymen bey. Ben dedimki erkek annesi bir hata yapıyorsa annesini korumamalı. Hanımı yapıyorsada hanımını. Buradaki çelişki nedir? Yanlış okudunuz sanırım. Yazının neresinde haksızlık karşısında sussun. Arabulucu olmasın. Hakkı söylemesin yazmışım acaba? Hakkı söylesin dedim zaten.

        • seymen diyor ki:

          Yanlış anlamışım, alıntıladığım cümle konusunda haklısınız.

          Fakat öndere itaat edilir, önderlik yapamıyor, sevemiyor vs. eleştirileriniz için kendinize bakmanız gerektiğini düşünüyorum. Neden boşanmak istiyor ne eksik, altı yılda düzeltemediğiniz ne. 6 yıldır boşanmak istiyen bir adam çekip gitmemişse bu az çok sorumluk sahibi olduğunu gösterir. Bence siz onu küçük ve basit görüyorsunuz ve adam kendisini önder gibi erkek gibi hissedemiyor. Sevmek çokta sevenin elinde olan birşey değildir. Kendisini sevdirmek diye de bir şeye yok mudur? Kişinin kendisini sevdirmesi fedakarlık yapmakla olur. Biraz susumak, alttan almak, sıkıntılı bile olsa güleryüzlü olabilmek bu zaman insanlarına çok zor gelen şeyler. Egolar şişmiş, nefis ön planda, kıymet bilmek yok, olana şükretmek yok. Biz biliyoruz ki şükür nimeti arttırır. İyi tarafları görmek, ben ne gibi fedarkarlıklar yapabilirim diye kafa yormak lazım.

  48. kenan diyor ki:

    günümüzün kadınlar maalesef manevi duyguları unutmuştur.

  49. De haydi diyor ki:

    Ben 1.5 yıllık evliyim ve 4.5 aylık dünya tatlısı bir oğlum var.Yani nerden başlasam nasıl anlatsam bilemedim,eşim sinirli ve oldum olası hayatım boyunca asabi insanlardan nefret ettim ki aksine bende sakin ağır kanlı bir adamım,neyse bu işlerde aileler sanki biraz işi bozuyor ve para,inanın erkeğin parası ve maddi gücü yoksa kadın gözünde değeri yok ki bizim gelirimizde rabbime bin şükür iyi ikimizde memuruz ama şu an eşim aylıksız izinde ve tek maaşa düştük hemen başladı ufak sorunlar. Bir defa kız anneleri esas yönlendiriler,arkadaş insan kızının mutluluğunu istemezmi kocasıyla geçinmesini istemezmi ama yok karışacak illa ve işi rekabete dökecek,iş adamın ailesine geldimi zerre değeri yok, inanın eşim sinirlendiğinde apartmanı yıktı sesiyle ben utandım,kumanda fırlattı bana erkeklik dövmekle olmaz dedim ben utandım,ben ses çıkarmadıkça dahada bir agresif oldu ya kadını dövsen ne olacak,dahamı iyiye gidecek hayır,ayrılsam 4.5 aylık oğlumamı yanayım ailemin dağılmasınamı. Ben 35 yaşında biri olarak hiç kimseden duymadığım sözleri eşimden duydum,nasıl bir canavara dönüşebiliyorlar yani bunun kadınla erkekle ilgisi yok dedim kendimce ama şu yazılanları okudum ve yakın arkadaşlarımdan ve çevremde duyduklarım bende kadınlar hakkında kötü bir izlenim bıraktı,işin içinden çıkamadım inanın tıkandım ayrılsam oğlum var biricik:((masum ayrılmasam çek çek nereye kadar…Allahıma sığınmaktan başka bir çarem kalmadı hep dua ediyorum eşimde keşke zamanı geri döndürebilse ve benle hiç evlenmeseymiş diye dua ediyomuş bende katıldım bu duaya ama bana bunu söylemesi hepsinden felaketti:(((

    • esra123 diyor ki:

      inanın ki bir bayan olarak halinize üzüldüm.ben gerçekten bu dünyada şunu anladım ki;imtihan denen bişey var.ve bu yüzden herkes tam zıttıyla deneniyo.en çokda böyle masum erkeklerin kötü kadınlara düştüğünü görünce üzülüyorum.çünkü memleketimizde bir sürü eşinden dayak yiyen sövülen kadın olduğu halde onlar yine ailelerini kocalarını bırakmıyor ama böyle kadınlar da kocalarına muska yutturuyor!

      • RÜSTEM diyor ki:

        merhabalar valla ne yalan diyim insanın başına gelmeyince bu siteleri yazıları okumayı akıl edemiyor benim sorumum da bayagı agır ben eşimle internetten tanıştım bazı arkadaşların yazdıgı gibi benim ailedede şiddet vardı ilkokulu yatılı okudum çok uzun zaman yalnız yaşadım çalışıp çabaladım dışarlarda yattım kötü bir suçtan sabıkam oldu 2 yıla yakın ceza evinde kaldım 15 yıl öncesinde eşim babasını anne karnında iken kaybetmiş annesi sahip olamamış oda memleketten kaçıp istanbula kaçmış 14 yaşında sokakta kalanın başına ne gelirse onunda başına gelmiş pisikolojisi bozulmuş tedavi görmüş vs vs 2008 de evlendik ben ona sabıkamı anlattım çünki hikayesini dinleyince bu beni anlar ve yeni bir sayfa açarız diye bir birimize söz verdik ancak daha evliligimizin 3. ayında eşim tv kanalı degiştirme olayından bana karşı akla ve mantıga sıgmayacak şekilde bana iftiralar ve küfürler etmeye başladı siniri geçti hamileginde kullandıgı anti deprasan hapları bırakmıştı işte ondan sonrası eşim tamamen zıvanadan çıkıyordu zaman zaman annesini nikaha bile çagırmak istemedigi halde benim ricamla çagırmıştık sonrasında hamilelginin son haftasında annesi yanımaza ist la geldi doguma 4 gün kala annesi beni evden kovmaya çalıştı sonrada gece 1 de eşimin elinden tutarak memlekete gidecegini söylediler yalvar yakar ikna ettim annesini dogumdan sonra gönderdik ertsi yıl annesini ziyarete gitti geldikten bir ay sonra beni şikayet etmiş ceza davasından vaz geçtigine yönelik dilekçe verdi ancak bir başka sinirli oldugu gün benden habersiz yine şikayet etmiş ama benim ceza aldıgım felan yok 2011 mayısında eşim benden habersiz evi boşaltarak kızımızıda alarak evi terk etmiş boşanma davası açtı sonrasında ikna ettik ama 14 aylık arada eşimin hiç bir dostunun olmadıgını annesinin bile kızından yararlanmaya çalıştıgını ögrendim ablası dahil herkes bizim ayrılmamız için eşime benim hakkımda yalanlar söylemişler eşimin abileri salak bişiler olayın detayını anlamayacak kadar embesiller eşimi ikna ettikten sonras eve döndükten sonra bir aralar kızımızı kreşe bırakarak benden habersiz bir yerlere gitmiş bunuda tesadüfen o kreşin önünden geöçerken kızım baba bak bu benim okulum diyince anladım yalan der diyede söle bakalım kızım kapısı nereden diyince çocuk kapıyı hiç tereddüt etmeden buldu iştew o zaman anladım ki kadın bana karşı hiçte iyi düşünmüyor eşim meslek lisesini dışarıdan okuyor bu bahane ilede benden gizli işler yapmayı becerebiliyor etraftan coç şeyler duymuştum kısa keseyim 5 yıldır bir kadın kocasına o……… ç……… u diye küfredermi yaher seferinde beni şikayet ediyor kendisinin pisikolojisi bozuk ayrı oldugu zaman beni sen dövdün diye şikayet etti 3000 tl ceza ödüyorum okuluna gitmesine bir itirazım yok aslına bakarsan severimde ancak ben anamdan emdigim süt burnumdan geldi daha önce başına ne geldi ise sanki ben yapmışım gibi şikayet ediyor beni en son bu yıl ramazanda annesine gitti annesi ile gelini arasında kavga olmuştu bana annemi getirecem yoksa gelmem dedi bende sorun annen degil sorun sensin dedim neden dersen dedim benimle annen arasındaki dengeyi bulamaman dedim neyse 40 gün sonra geldi annesine iyi davranmasını ona yemek yapmasını her zaman dışarıda yemekle bu işin olamayacagını söyledim oda bana ben zaten burada karın toklugum için kalıyorum sen bana kocalıkmı ediyorsun dedi neden edemiyormuşum diyincede ben ona ..para vermiyormuşum yani anlıyacagınız eşim benimle ilişkiye para kazanma amacı güderek bakıyormuş ertesi gün karakola giderek benim sabıka kaydımı evlendikten sonra ögrendigini gece yarısı yastıkla bogmaya çalıştıgımı öne sürerek şikayet etmiş ve sıgınma evine gitmiş ben orada fazla kalacagını düşünmüyorum
        şimdi Allah rızası için diyin bana ben kızıma mı üzülüyüm yoksabenimle cinsel yaşamasından maddi beklenti içerisinde olmasına mı yanayım devlet her zaman eşimden yana beni neden dinlemiyor pisikologa gönderilse bütün bu söylediklerinin yalan oldugu ortaya çıkacak ama adalet olmadıgı veya türk milletinin adaleti olmadıgı için hem ekonomik hemde sosyal açıdan zor durumdayım kızımdan asla vazgeçemem ama ne yapayım devlet de yuvamın yıkılması için çalışıyor kısaca devlet yada bizim olmayan adalat eşimi tedavi amaçlı sevk etmiyor hem beni hem de biz adalati meşgul ediyoruz olan benim gözyaşlarıma ve kızıma oluyor Allah zalimlere fırsat vermesin Allah kimsenin yuvasını yıkmasın
        iki söz yazacam alınmayın sakın devlet büyüklerinin iltifatına ve kadınların göz yaşına güvenme .
        birde asla unutmayın kadının düşmanı erkeler degili bilakis yine kadınlardır

  50. nihat otay diyor ki:

    nafaka davası olmasın hic bi kadın evı terk etmez asıl olsa nafaka alırım diyo kocayı terk ediyo

  51. hayati diyor ki:

    arkadaşlar kıyamet iki kere yıkılır biri eşin öldü zaman birde kıyamet koptu zaman benim eşim öldü ondan dünya tatlısı bir kızım var eşimden maş bagllandı kızıma ve bana ancak kızım 4 yaşında bende evlenmeyi duşundun sonunda evlendik 3 ay surdu çekmedim cile kalmadı en başta kızıma hic ilgisi olması kızımı evde bile görmek istemedi arabam vardı onu sattık 30 milyar bankalara borçlandım kızımın duyguları ve benim duygularım at us oldu hayatım karardı hic sahip çıkanım yok sürekli kavga etti benimle gece evi terk etmeye kaltı ev sahibine ve mahalleme rezil oldum ancak sonradan ögrendimki biskolojik tedavi görmüş icra takibi çıkmış hakında benden evlenmeden önce biz erkekler hep suçlu oluyoruz neden evlenirken yemin iciyoz hayat müşterek diyoruz ama sonu hüsranla bitiyor ve kadın cinayeti artıyor biz erkekler kadına karşı namus biliriz ancak kadın hakaret etse evden uzaklaştırma alırız ancak bende böyle oldum ama kızım vardı böyle birine güvenemezdim sonuçta yetim hatasını anladı ve davasını geri cekti sucunu kabul etti şimdi boşandık tebliğini aldım ancak insanlık onu bırakmadı bende hayatımı sondurdu borç batandayım bu kişiler neden cezalandırılmıyor şahitlerim komşularım kızım ben bu kişinin bana yaptığı madi zararın insanlık onurumlala oynadı için bu kişinin gereken işlemin yapılmasını istiyorum hele magsun bir yetimin şiddet görmesi insanlık dışı ancak şimdi tekrar evlenmeye cok korkuyorum ben istiyorumki adaletin adeletli seklince bu sorunlara caza kapsamı ile cezalandırılmasını istiyorum cogu erkeğin cok canları yanıyor hayat müşterek olduğu gibi olmuyor bazen burda bayanları dışladım yok bizde hakımız olan şeyler olsun cogu kadınlara evlik hikaye gibi geliyor bir kadın istediği gibi hemen evleniyor ama erkek cok iyi seçmeli o tur insanları kardeşlerim benim hikayem cok uzun temennim erkek nasılsa kadında eşit haklardan yararlansın suçlu taraf kimse cezasını çeksin devletimiz ve milletimiz cok guclu tuk adeletine saygım sonsuz

  52. Bende Bir adem diyor ki:

    Bende 12 yıllık evliyim. Şu anda evli olduğum kadınla 7 aydır ayrı yaşıyorum. Ama boşanma davası açmaya korkuyorum. O da açmıyor zaten. 20 Yaşında askerdeyken evlenmek zorunda kaldım. Ailemin şiddetle kaşı çıktığı ama ben istiyorum diye herkesi sildiğim cahil yaşlarımda. Bir asker ziyareti sonrası yaptığım bir kaza kurşunu evlenme mecburiyetine kadar gitti. Bir yorumda gördüm (Genç yaşta güvendim, inandım, cahildim, kızların moda cevapları,) ama biliyorumki dünyanın en kurnaz yaratıklarıdır kadınlar. Binlerce örnek var.
    Şuraya geliyor konu asker izninde sen 800 km yol gelmişsin bir a………. yanına, sonra ben masumum vah ne olacak ben hamileyim babam öldürür beni vs vs vay be. işte sonra düğün dernek ne gerekiyorsa. Bir aile kuruldu bunun gereği ne ise elimden geleni ardına koymadan çalıştım, eşime bir fiske , bir küfür bile etmemişimdir allah şahidim. eşimde şahit, iyi günler, anne baba diyalogları sorumluluklar vs. ilk çocuğumun genetik bir kan hastalığı çıktı 2 yaşından sonra, bütün hayatımız değişti. ikimizde moralmen çöktük.

    Eşim yıllar geçtikçe bir hastalık hastası oldu, bütün ilaçları tanır, tetkiklerini koyar , neredeyse hipokrat yemini edecek pozisyona geldi. Çocuk hapşu dese doktordayız. Gitmediğim profesör , aramadığım ilaç kalmadı. ama gittiğimiz her doktor tek şey söylüyordu bakın sakin olun zamanı gelince tedavi gerçekleşir. Ama eşime bunu anlatamıdım. Bir kelime etsem çocuğum senin yüzünden ölürse seni affetmem diyordu. Bir kelime edermiyim hep sustum gece gündüz para yetiştirmeye çalıştım. Sonra 6 yıl sonra ikinci sağlıklı bir oğlum oldu. Zaten ablasına umut oldu. Nitekim ben ki çok geliri olmayan. Ailesinden herhangi bir 100 tl bile fayda görmeyen adam. aman ailem iyi şartlarda yaşasın aman eksik olmasınlar diye ne istedilerse yaptım.

    En son bundan 2 yıl önce nihayet kızımın tedavi vakti geldi. Bunu düzgün yapacak tek bir hastane vardı. (Profesörümüzün tarifiyle) o da özel bir hastane. Korkunç pahalı bir hastane. Yani hayatım filme döndü. küçük bir anım iki kelimeyle. (macaristanda bu hastalıkla ilgili bir adam ilaç yapıyormuş. çok faydalıymış falan gittim ve hayatımdan olacaktım. Beni kaçakçı diye içeri atacaklardı ki ağladım, çocuklar gibi, korktuğumdan değil, ben olmazsam ne olur çocuklarıma diye bu zor durumda.) işte böyle bir çok badire.
    Her neyse yapacak bir şey yok dedik hasteneye yatırdık kızımızı. Doktorlarımız burda hastane civarında yaşamanız gerekiyor dedi. Ben işimi gücümü bırakmak zorunda kaldım. Evimi taşıdım. Birde iyi bir ev olması gerekiyor, temiz ayrı tuvaletler, klimalar, hava temizleyiciler vs. 1400 tl kira 150 tl aidat ve eve yapılan masraflar. Yemin ediyorum bir birikmiş parası olan biri değildim. Nasıl ödeyeceğimi bile bilmiyordum. Kredi kartlarına dayandım. Çare yok. Arkadaşlardan ne gelirki bu durumda kimseden fayda yok.

    Olmayınca ne yapacaklar. Normal masraflarım ikiye katladı, Ne yapacağımı bilemiyordum. En sonunda yurt dışında bir iş imkanı buldum. Ancak bu şekilde yetişiyordum masraflara. 1 yıl iranda inşaat işi ile uğraştım. çok ağır şartlar inanın. Konuda uzadı gitti. Bir ayrıntılara girsem kitap olacak özür dilerim, konuya gelecem :)))). Çocuğum 1 yıl tedavi sonucunda iyileşti. Şükürler olsun canım feda.

    Ama bu süre zarfında eşimle aramız bozuldu. Zaten hiç düzgün değildi. Bir amaç var evlilikte ben bunu öğrendim fakat sorumluluk. Bir allah razı olsunu haketmedim ben eşimden. Bir allah seni başımızdan eksik etmesini duymadım. Boşver bir teşekkür ya. Ne işittim… mecbursun, senin çocukların, yapacaksın, alacaksın tabiiiiiiiii, ben kadınım gidip sokakta o……. mu yapayım. Bak bak sözlere. Damardan damardan.
    Ya kendime bakıyorum bu süreç zarfında ne oldu bana. Borçlar zaten uçtu gitti, bunları hiç düşünmüyorum aslında ama ne için doğdum niye, yaşıyorum bilmiyorum artık, bir sonuca vardımki hasta oldum. saçlarım döküldü, 32 yaşındayım kafam bembeyaz. 40 yaşında ölecekmiş gibi hissediyorum. sonuç; Eşimden ayrılmaya karar verdim. Git baban baksın dedim sana artık, O DA MECBUR BENİM GİBİ SANA BAKMAYA :). kendi adıma konuşuyorum.
    halen çocuklarıma canımı veririm, gücüm yettiğince onların yanında olacağım maddi ve manevi. Hep derler ya kadınlar, çocuklarla kaldım mahvaldum, yok kardeşim öyle bir şey, herkesi zan altında bırakmayın. Nefretim sonsuz inanın, geçen gençliğime yanıyorum.
    ( BİR ) Kızımın iyileştiğine seviniyorum şükürler olsun
    (İKİ) 19 yaşından beri sildiğim ailemin bu kadar yıldır evlat sevgisinden mahrum bıraktığıma üzülüyorum
    (ÜÇ) En önemlisi Evlilik müessesinin kutsal olduğuna asla bozulmayacağına, aman bozulursa herkese zulüm olacağına, Ne olursa olsun boşanılmayacağına, Yuva yıkılırsa daş düşer başına,……. korkularını bırakıp….., hayata geri dönüp, sağlıklı kafayla (kaldı ise ) çocuklarımın geleceğini oluşturmak ve kendim için artık bir şeyler yapmaya karar verdim.
    (DÖRT) Bekar olarak. :)))))) mutlu son.

    Nafaka olayına gelince, feda olsun, anasının ak sütü gibi helal olsun … yeterki benden uzak dursun, ne sesini ne de nefesini duymayayım. aman aman evlilik mi vah vah. Bende insanım yav, bende bir annenin çocuğuyum, bende çocuk doğdum kardeşim. Eski eşim şimdi avukat tutmuş seni mahvedicem diyor, ha ha ha. ( avukatlarda zaten kadın madurum dese vay…….. yakarız, parçalarız,yakasını bir araya getirmeyeceğiz, son kalan ömrünü alacağız merak etme sen diyor.) Yani her halukarda yaşamaya hakkım yok.:))))))) (avukata dedim canın cehenneme :))))))))))

    • kevser diyor ki:

      burda sizi yoluncak kazmış gibi gören o kadın kadar,sizin gibi kızların ahlakına bakmadan kör vaziyette evlenen erkeklerin de hiç hatası yok mu sizce?kendi hatalarınız yüzünden düştüğünüz durumları genelleyip anlatmayınız lütfen….
      Hani size demiş eski eşiniz,”ben kadınım,sokaklara düşüp mü para kazanayım?”diye..eee zamanında evlilik dışı sizden hamile kalmış ama..
      Anne baba çiğnenerek yapılmış hangi evlililten hayır gelmiş ki,sizinkinden gelsin?ne bekliyordunuz?
      Helal daire dışında bişeyler yaşa,sev,çocuk yap ondan sonra da gelsin huzur diye bekle

      • Gulbeyaz diyor ki:

        Kevser/ bende bir Adem
        Tanimasak dahi eski Es hakkindaki ifadeleriniz cok cirkin. Tamam kari- koca tecrubeleri paylasilsin AMA Malum kadin programlarindan bir farki olsun buranin, biraz kalite lutfen…

        • arman çetin diyor ki:

          Yedi sene evli kaldıktan sonra boşandık.Bir kız ve bir erkek çocuk annede kaldı.On yıldır ayrıyız.Yaşları küçükken çocukları saklaması sebebi ile icra marifetiyle haciz işlemi uygulayarak çocuklarımı gördüm.
          Haciz işlemine de uymaması üzerine hapis cezası aldırdım,ama saflığım sebebiyle affettim.Nafaka ödemesini hiç aksatmam,Sekizbin dolar yıllık.Çocuklar büyüdü,yeniden evlendim.Bunun üzerine,çocuklar sizin boyunuzdan uzun da olsalar fark etmiyormuş,yeniden saklamaya döndük,ama inanın enerji kalmıyormuş.

          Neden gençlerin doğrudan öldürdüklerini daha net anlayabiliyorum artık.Ara çözümlerle uğraşmayanlara,net insanlara hep imrenmişimdir.

          • .:. diyor ki:

            Sayin arman cetin,

            Malesef Erkek veya Kadin farketmiyor, Baska memleketlerde uygulamaya alinan kanunlarin oldugu gibi kabul edilmesi, ve o ulkelerin hazirladigi uluslararasi anlasmalarin oldugu gibi kabul edilip, Anayasanin dahi uzerinde tutulmasi ve O sozlesmelere siz kendi kultur ve yasantibicimine gore birsey koyamamaniz. Siyasilerinde bunlari kendi tomlumlarinin menfaatlerine gore duzenleyememesi neticesinde, Aile yapisi tamamen parcalaniyor. Kanunlarin adil olarak kullanilmamasi, Bir tarafa taviz vermek veya Bu milletin degerleri ile olusturulan vergilerin adil dagitilmayip, Ortada olan buyuk bir rantin paylasilmaya calisilmasinin cezasi yine bu millete kesiliyor.

            Insanlar, severek evlendigi kisilerle dusman oluyor, sistem oylesine kiskirtiyorki, Bu iletisimlerinde az bir problem olan veya hic olmayan kisileri dahi etkiliyor. Iclerine Kusku giriyor ve kendilerininde birgun benzer durumlarla karsilasabilecekleri zanni ile bazen tek baslarina, bazen kendine yakin hissettikleri kisileride yanina alarak, aile ici kucuk Rant kavgasina donusuyor. Her sey yinede sonunda maddiyata donusuyor. Herkez O degerin pesinde. Bunun karsiliginda bedel almayan, bir beklenti olmayan kesim yok gibi, Devlet dahi, payini almak istiyor, Bunun bir bedeli var, mal paylasimi durumuna da gelse, devlet buralardan yuklu miktarlarda harc bedelleri aliyor. davalari goren avukatlar keza oyle, sosyoñoglar, psikologlar deseniz oyle. Anlattiginiz sekilde olan davalar, bir hakem heyeti olmadigi zaman. Uzayipda gidiyor, davada haksiz kimse yok. Herkez hakli, Ama dusununki, sisin 7 yillik olan evliliginizin busekilde bitmesi ile kalmiyor, defalarca kere sikayetler, davalar, ailelerin parcalanmasi. Bundan herkesim, herkez zarar goruyor. En cok da cocuklar goruyor.

            “Babasını öldürdü” gibi haberlerde oldugu gibi, Bazen belki bir erkek, Bazen bir kadin, Belliki cocuklari kullaniyor, ve onlari ne hale getirebiliyor. Iste asil devletin bu konular uzerinde calisma yapmasi gerekirken, Goruyoruzki, Birtakim derneklerin bir takim olusumlarin, bizlerin vergisi ile toplanan degerleri, kendi lehlerine kullanabiliyor, Gectigimiz gunlerde bir fotograf vardi. Bir afis, Sonim izleme merkezi icerisine, koymuslar, Yasli bir adamin Fotografi ve altina, Haddini bil diye . Internette ilgili haberleri aratinca gorursunuz. Yukaridaki haber, bir babanin basina gelebilecegi gibi bir anneninde basina gelebiliyor.

            Ilgili mahkemeler bu ulaylarla ilgilenmiyorlar, cunku bunun icin vakitleri yok.

            Bir sene evvel, somud kaynak olmadan, sadece sozde yapilan arastirma ile, cok kisitli ve tarafli bilgilerle, Yilda 1400 kadin katlediliyor diye haber yapilarak bu yasalar cikartildi, ancak o rakamlar hic bir zaman devlet kurumlari tarafindan teyit edilmedi.

            Aslinda cok yakinda bir haber vardi, Savunma bakanligi aciklama yapti, resmi rakamlarla, son 10 yil icerisinde, 601 guvenlik gorevlisi asker teror olaylari saldiri, pusu v.s. ile sehit edildi diye. Ancak ayni haber de, 965 asker, guvenlik gorevlisinin, Intahar ederek oldugude yaziyordu, tam %50 den fazla bir rakam, ancak bun ile ilgili hic kimse birsey dememis ve uzerine sorumluluk almamistir, Oysa o canlarimizda bizim vatanimizin evladi idi. Belki ne demek istedigimianlatabilmisimdir.

            Ulkemizde Hedef aile yapisidir. Nufus dur, Dinimizdir. Enbuyuk ve ilgilenilmesi gereken sorun budur aslinda. Bir bosanma olayi genelde iki kisiyi ilgilendiren olay olmaktan cikiyor, Bir kesimi, bir grubu, o aileleri herkezi ilgilendiriyor, heryeri bulastirip bulandiriyor, elli bir sure sonra kaniksanip devam ediyor. Asil degerler yitiriliyor, Iste bu sekilde kendi kendine dusman yaratiliyor.

  53. resul bekleyen diyor ki:

    Merhabalar.Yazdıklarımı okuyanlardan ricam özellikle kadınlardan ricam bana ne olduğunu anlatmaları.Çünkü ben hala neyin eksik olduğunu anlayamadım.Ben eski eşimle 2011 aralık ayında tanıştım.Ailelerimiz aracı oldular.Eşimin annesi bize akrabaydı.Tanıştıktan sonra onun aradığım insan olduğunu düşündüm.Konuşmalarımızda bana hep istediğim insan izlenimi veriyordu.O kadar yoğun duygular yaşadık ki 24 saat telefon elimizden düşmüyordu.Dünya da sadece ikimiz vardık sanki.5 ay sonra nişanlandık.Nişanlanma döneminde onun ailesi benim ailemi çok ezdi.

    Neyse süper bir nişan yaptık.Hatta evli olan iki ablası bizim nişanımızı yere göğe sığdıramıyordu.Nişandan sonra bir kez eşya alımı yüzünden ayrılma noktasına geldik.Eşim bana eşyaları ikimizin seçeceğini her fırsatta söylerken alışverişe annesi ve kızkardeşi de geldi.Üstelik anne ve kız kardeşi bize fırsat dahi vermediler.Biz o gün yüzük atma noktasına geldik.O günden sonra bir daha problem yaşamadık.Eşim sürekli kendi ailesini yukarda tutmaya çalışıyor ben ise denge yapmaya çalışıyordum.Benim için iki ailede o kadar değerliydi çünkü.Temmuz ayında evlendik.

    Benim ailem düğünle ilgili herşeyi maddi manevi fazlasıyla yerine getirdi.Eşimin ailesi ise sadece istiyordu.Şunu da alın bunu da getirin diye.Düğünümüz oldu düğünden sonra kendi evimize döndük.Eşim benim aileme düşman gibi bakmaya başladı.Söz konusu benim ailemse sürekli onları karalayacak bişeyler buluyordu.Tabi bunları yaparken kendi ailesiyle aynı şehirde olduğumuz için sıkça görüşüyordu.Ve annesi ve ablasının tesirinde çokca kalıyordu.Kavgalarımız büyümeye başladı.Eşim benim aileme bir telefon dahi açmazken ben onun ailesine çok saygılı davranıyordum.Her müşküllerinde yanlarındaydım.Büyüyen kavgalarımız dan ben aileme hiç bahsetmezken o herşeyi ailesine anlatıyordu.Tüm uyarılarıma rağmen eşim ailesinden uzak durmadı.

    Memur olduğum için 2012 Ağustosunda tayin isteyelim dedim.Eşim benim ailemin olduğu şehiri istemedi.Ben kendimde bulduğum tek hata budur inatla ailemin şehrini yazdım ve kıyamet koptu.Kavgalarımız şiddete dönüştü ve ben SONRADAN ÇOK pişman olarak ona sadece bir tokat attım.O da hemen ailesine haber verdi.Babası beni arayarak ağıza alınmayacak hakaretlerle tehditlerde bulundu.Eşimin dayısı bizi barıştırmak için İstanbuldan yanımıza geldi.Bu arada ben aileme hala hiçbirşey anlatmamıştım.Eşim dayısı geldikten sonra ailesiyle birlikte kalmaya başladı.

    Son olarak ramazan bayramı dönemi ben köyde yaşayan akrabalarım yanına gittim.Amacım bi kaç gün o ortamdan uzak durmaktı.5 gün sonra geri döndüğümde eşimin beyaz eşyaları kendi çeyizini ve benim nişan yüzüğümde dahil bütün ziynet eşyalarını götürdüğünü gördüm.Fakat komşular eşyaları babasının götürttüğünü ve eşimin sürekli ağladığını söylediler.Ben de pılımı pırtımı toplayarak tayinimin çıktığı ailemin olduğu şehire geldim.Babası eylül ayında avukat tutmuş ve biz kasım ayında boşandık.Bu zaman zarfında doğum gününde aradım eşimi açmadı mesaj attım.

    Şimdi resmen boşandık.O ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınmış.Anlayamadığım beni çok sevdiğini düşündüğüm insanın nasıl olurda bu kadar gaddar olabildiği.Bizim evliliğimiz sırasında bana o kadar ilgili ve sıcak davranan eşim şimdi benden uzaklarda.İstediği herşeyi almışken,(o hep benim evim saray derdi) maddi anlamda sıkıntımız kalmamışken , bu kadar çok severken nasıl bu hale geldik hala anlam veremiyorum.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Resul bey,

      Allah yardımcınız olsun. Bu işi hayırla tamamlasın ve hayatınıza onun izniyle güzel devam edin.

      Bence sizin tek ve biricik hatanız, ailenizi hor gören bir aileden evlenmeniz. Anlattıklarınız açıkça gösteriyor ki eşinizi de anne babası zehirlemiş. Ben aşka maşka inanmıyorum ve bu iddiamda dayanağım sağlam: Kur’an’da, sünnette böyle bir şeyin geçerliliği hakkında en küçük bir emare yok. Gerçekte aşk demek “çok beğenme” yahut “meftun olma” demektir ki bu bize yol göstermekte geçersizdir. Bir kadını çok beğenmenin veya ona meftun olmanın çaresi o kadınla evlenmek değildir. Kadın ve ailesi iyiyse evleniriz, yoksa başımıza öyle bir belayı almayız, onun yerine aşktan kurtulmak için terapi görürüz ve aynı zamanda evlenmek için iyi bir insan ve aile ararız.

      Size sürekli ve art niyetli bir şekilde itaatsizlik (nüşuz) ettiği sözlerinizden anlaşılan hanımınıza şiddetli olmayan bir şekilde, tek bir defa vurmanız da Nisa Suresinin 34. ayetine göre tamamen helaldir, ama biz Müslümanlara dayatılan yürürlükteki kanunlarda suç sayılır. Buna rağmen yine de pişmanlıkta biraz haklı olabilirsiniz, çünkü yürürlükteki bozuk kanunları da hesaba katmak gerekirdi. Dolayısıyla vurmak yerine yatağında yalnız bırakıp küsmek gibi yöntemleri deneseydiniz herhalde daha doğru olurdu.

      Gerçi Batı ülkelerinde karısına darılmak ve yatağını ayırmak da artık kadına şiddet sayılmaya başlanmış, bu yönde mahkeme kararları çıkmış, ama bildiğim kadarıyla Türkiye’de henüz o noktaya gelmedik, böyle gelirse yakında geliriz, kanunlar o noktaya getirilene kadar Rabbimizin bize Nisa Suresinin 34. ayetinde tavsiye ettiği bu yöntemi kullanmalıyız. Eğer bu yöntemleri kullanmayı reddedersek, Allah’a değil bozuk kanunlara itaat eden çağdaş kadınsı erkek oluruz. Ardından kadınlar ve aileleri bizi pısırık görerek ya evliliğimizi mahvederler ya da bizi sindirirler ve evliliği devam eden ama mutsuz erkek oluruz. Bu şekilde evliliği mahvedilen bir akrabam var, onun için böyle doluyum, fazlaca yazdım.

      Sizin gibi biraderlerimi görünce artık daha önce verdiğim kararım pekişiyor: Evlenmeden önce, in-şâ-Allah eşim ve ailesiyle bir gayri-resmî sened imzalayacağım.

      • SBL diyor ki:

        Resul bey kendimde bulduğum tek hata olarak nitelendirdiğin inatla tayin istemek ve bunu şiddetle eşine kabul ettirmeye çalışmak göründüğü gibi tek :) hata değil … Bu davranışın devamında gelen ama sizin hata olarak görmediğiniz davranışlar eşinizin canını çok acıtmış anladığım kadarıyla. Birde sizin nişan yüzüğünüz alyansınız parmağınızda olması gerekmiyor muydu? Bayramda akrabanızın yanına gitmişsiniz (alyans evde ) amacınız ortamdan uzaklaşmak ama bunu eşinize söylemediniz ve evde eşinizin akrabası var bu bır kadına ve mısafıre yapılacak en buyuk hakaretlerden biridir. yenı evlısınız sanırım eşinizin düşüncesi bence şimdiden en ufak bir problemde ortak nokta bulamıyoruz iletişim kuramıyorsam bu adamla ömür geçmez demiştir ve güveni kalmamıştır. Eşyalar giderken komşularınız eşinizin sürekli ağladığını dıle getırmıs kadın tabi ağlar yuvası dağılıyor ve o eşyalar giderken emin olun eşinizin hiç hali yoktur ve iğne dahi alamamıştır evinden yanında gelen kişiler toplamıştır. Bence iykide toplamışlar ama 😉 Erkekler boşanana kadar ya da kadın evı terkedene kadar ne aşamada olduğunu anlamıyorlar ve sizin gibi ne olduğunu başkasına soruyor :) Sizin açınızdan bakarsak iykide bitmiş en ufak bir zorlukta mücadele etmiyorsa ailesinin sözünü dinliyorsa ve bundan etkileniyorsa siz bir aile asla olamazdınız ilerleyen yıllarda iykide bitmiş dersin :)

    • Bende Bir adem diyor ki:

      Sen hala farkında değilsin, herşey yalandan ibaret, kadınlar şeytana pabucunu ters giydirir. :) :) bak hayatına kur düzenini çatlat herkesi. Erkeklerde yanlız yaşar. Seveni zincirle bağlamışlar, bu zincirler yenirmi demiş :)))))))

  54. fatima diyor ki:

    Bosanmalarda hatayi tek bir tarafa yuklemek yanlistir..eger iki insan anlasamiyorsa bosanip kurtulsunlar birbirlerinden. ulkemizde kizlar evde oturup koca beklemekten vazgectiginde ve egitim seviyeleri yukseldiginde daha az magdur olacaklardir. bunun yaninda gorucu usulu evlilikler bittiyinde, evlilik oncesinde iki insan birbirini daha iyi tanimak icin firsat buldugunda ve kadinlar erekek cocuklarini agresif kiz cocuklarini ise pasif yetistirmekten vazgectiklerinde aile ici siddet ve bosanmalarda azalacaktir. kadinlar magduru oynuyorlar ama kendi ogullarina karilarini dovmeleri gerektigini asilayan yine kadinlarin kendileridir. cocugu kadin yetistirir ve turkiyedeki kadinlarin (cogunun) egitim seviyesi yerlerde surunuyor, cocuk egitiminden anlamayan 16-17 yasindaki kizlar anne olunca onlarin yetistirdigi nesillerde boyle oluyor.. toplumda cahillik, kadina ve cocuga siddet diz boyu. ama bunun tek suclusu erkek deyil..bu bir cark ve bu carki kadin erkek tum toplum olarak beraber ceviriyoruz. bir kisir dongu..aslinda kadinlar olarak acinacak haldeyiz…herbirimizde muthis bi “cahil cesareti” var. turkiyede kizlarin cogusu evde oturup koca bekliyr, zengin koca arayan kendini beyendirmek ve secilmek icin siyer kadinlarla kiyasiya yarisiyor. sonunda cogusu evleniyor issiz gucsuz erkeye bagimli bi halde..bu cokbuyuk bir cesarettir. neyine guvenerek bunu yapiyorsun..sonra ne oluyor?? adam birakip gittimi dimdizlak ortada kaliyor is yok gelir yok, para yok, cocuk zaten kadinin basina kaliyor.. baba evinde babaya yuk oluyorsun, yani boyle bi hayati secen biz kadinlariz aslinda..

    • kevser diyor ki:

      peki ne yapmamız gerek sayın Fatma hanım?
      “kızlar evde oturup koca beklemesinler”hımmmm…peki nerde bekleyelim?
      Ya da her evde oturan kız açgözlü hazıra konucu kız damgası yemeye müstehak mıdır?kızlar pasif olmasınmış,benim yukarıdaki okuduğum boşanma hikayesindeki kadında pek pasif durmuyor hani…

    • sadık diyor ki:

      görücü usulü yerine modern, tanışarak ve flört edilerek yapılan evliliklerin daha sağlıklı olacağını acaba hangi veriye dayanarak söylüyorsunuz? yok bilmeyen birisi de sizin sözlerinizden sonra sanacak ki sizin tavsiye ettiğiniz yöntemle evlenenler hiç boşanmıyor…aslında hepimiz çevremizdeki boşanmış çiftler üzerinden bunun muhasebesini yaparsak eğitimli, flört ederek, seviyorum, aşığım diyerek evlenenler deki boşanma oranlarının çok daha fazla olduğunu göreceğiz…aslında burada sizin açıktan ya da subliminal vermek istediğiniz mesaj “eski adetler kötüdür”, eski kültür yanlıştır, dini tavsiyeler ise gereksizdir, her şeyin çözümü eğitimdir fakat ortaya sürdüğünüz tezlerin hiç bir bilimsel karşılığı yok hatta ortaya çıkan sonuçlara göre tamamen geçersiz…

    • bende bir ademim diyor ki:

      siz hangi çağda yasıyorsunuz acaba 15-16 yasında insanlar evleniyor diyorsunuz… bende şuan ayrılma sürecindeyim eşime şiddet göstermediğim halde beni evden uzaklaştırdı… hemde ortada delil yokken beni dövdü dedi adlı raporunda bişey yok neyse ben calışan bir insanım ve bulunduğum ilde gıdecek bı yerım yok benı evden attıran kanunlar benı cokmu dusunuyor sızce ben nereye gideyim bu soylediklerinizin egitimle değilde edep haya ve ıman duygusu ile alakası var çunku allahtan korkmayan ınsan yalanda soyler iftira da atar şuanda herhangibir kadın dayak yedim eşimden davacyım deyip biraz ağlasın erkek hemen uzaklaştırma yıyor eşimin babası yakın cevreme baska bı kadın olduğunu böyle birşey yapmadığımı yapmayacağımı bile bile söyleyip işin içinden çıkıyor nasıl olsa kadınlar için affedilmeyecek durum demi… hıc kendi kızını haksız çıkaran kımse gördünüzmü kadınlar bence en güzel şekilde kendisine uygun koca adayını bekliyorlar iyide yapıyorlar ben eşimle severek evlendim 13 sene görüştükten sonra amma aynı yastığa baş koymadan kimse kimseyi anlamıyor neyse son sözüm allahtan korkmayan edep duygusu olmayan insanların işi bu

  55. selma diyor ki:

    siz neden bahsediyorsunuz..nafaka nasıl helal olmazmış.sevdım evlendım,üniversite okuyordum beklemedı guvendım evlendım..evlennce okursun dedı evlendım okumama izin vermedı..çalıştırmadı yıllarca benı ssk mıda ödemedı..sonra 2 cocuk ve 12 seneden sonra baskasını sevıyorum deyıp gıttı..bana bu yasımdan sonra kım ne ıs verır..askerı ücretle kıramı ödeyeyım ben evmı bakayım cocukmu okutayım..bırı 13 bırı 9 yasında
    ne ısteklerı ne masrafları bıtmıyor ..babaları boşanınr boşpanmaz 2 ay içinde evlendı..cocukalrıda snedne ıyısı kımse bakamaz dedı..bende bırakmazdım yavrularımı..şimdi 250 ser mılyon nafaka verıyor.. ben üni ..okumak üzere olan ve ailesının bırcık kızı şimdi ev temızlıgıne gıdıyorum..çünkü çocukalrı bırakacak kımse yok..askerı ucretle nasıl gecıneyım..ev temızlıgınde daha fazla var..ama bel fıtıgım var..bırgun işe gıdıyorum el işi tabıı çok agır oluyor,bırgun yerımden kalkamıyorum..öbur gun gene gıdıyorum..okul yoksa yanımda göturuyorum cocukları..erkekler çok kolay bıkıyor ,kolay asık oluyor..15 yıllık bırlıktelıık ve 13 senelık evlılık ardından baskasına asıgım deyıp gitti..aylık en az 3 bın kazanıyor…yenı evlendıgı o yuvamı yıkanınmı hakkı o kazanc cocuklarımımmı yoksa 15 senemı hayatımı genclıgımı veren benımmı..
    bu arada eksık oldugumu sorunun bende oldugunu düşünmeyın..gıderken sorun asla sende degıldı sen 4 ,4 luktun dedı sadece asık oldum dedı..gıttı..hayat kadınlara cok zor..kesınlıkle esit degıl..ayrıca alışverıtı hastane ,evın tamır bakım sorunları,her konuda hep erkeklerle muhatap olmak zorundayız..dul bırı için nasıl zor anlatamam…

    • elitel7979@hotmail.com diyor ki:

      selma hanım,

      gercekten durumunuza cok üzüldüm.erkek dedıgın bır sorun yoksa bayan cekılmez degılse, soz vardıgı hayatına dahıl ettıgı ve allahın emanet olarak verdıgı esını bırakıp gıtmesını BEN ERKEKLIGE sıgdıramıyorum.bunu soyledıklerınız dogru olarak kabul ederek soyluyorum.250 tl gercekten cok az. bırde bır erkegın 15 yıl beraber gecırdıgı ve ıkı cocugunu zor durumda bırakıp gıtmesını anlayamıyorum.bır ınsan bukadar duygusuz , bukadar merhametsız ve bu kadar dusuncesız olabılırmı ınanamıyorum.bır avukatla gorusun belkı nafaka konusunda bır ımkan vardır. yada cocuklarınız babaları ıle ırtıbatta olsun ve bellı bır ılıskı olsun ve cocuklar babalarından para ıstesınler ıhtıyacları ıcın. cok uzuldum.

      bırde su konu varkı cevremden goruyorum. nekadar aklın bı karıs havada olan sorumlulugu az olan vurdum duymaz erkek varsa kızlarda gıdıp onlara yapısıyorlar. bayan cok duygusal ıkı guzel hedıye alınca ve guzel soz soyleyınce bırde gozu sevmısse karsıdakı ınsnaı melek gıbı goruyor. ve yanlıs evlılıklere adım atıyorlar. oyuzden bayanları babalarından bu konuda fıkır almayı ıhmal etmemelı. ettıkce bu gıbı olayları cokca gorecegız.

      cok deger verdıgım bır hanım bana cok duygusal olma kadınlar cok duygusal erkegı sevmez demıstı. bır erkek gerektıgınde arslan gıbı olmalı ama gerektıgınde cok ama cok duygusalda olmalı bunu kendınden emınsızlık olarak algılamamak gerek dıye dusunuyorum. erkek duygusal olmayınca boyle ıkı cocugunu ve hanımı zor durumda bırakıp boyle gıder. yuvayı bır arada tutan duyguda duygusallıktır. merhamet etme, vefa bır erkekte yoksa gecmıs olsun.

      bu erkegın yerınde olsaydım boyle duruma ne esımı nede cocuklarım dusurdum. bu vesıleyle bayanlara tekrar seslenmek ıstıyorum. kararlar haytımızı nasıl gecırecegımızın donum noktasıdır. evlıkte en buyuk donum noktasıdır. cok ama cok bılınclı olmak zorundasınız.

      allah herkese hayırlı yuvalar nasıp etsın ıns

      • elitel7979@hotmail.com diyor ki:

        selma hanım,

        beledıyeye ait meslek kursları var. oralarda meslek ogretıyorlar. sızde bır arastırın. bır gorusun bence. orada egıtım aldıktan sonra kolayca ıs bulabılırsın veya daha onemlı olan bazı meslekler var evde calısarak para kazanabılıyorsunuz. cocuklarınızda oralardan egıtım alabılırler. bunların hepsı ucretsız. cocuklarınız ınternette ISMEK KURSLARI dıye arama yapıp sıze en yakın kurs yerını ogrenebılırsınız ve oraya gıdıp bılgı alabılırsınız.

        soyle bır örnek vereyım. bır tanıdıgım. resım kursuna gıtmıstı.yetenegıde vardır. evde 1 saatte yaptıgı resımlerı 500 tl ye kadar satabılıyor. bunun gıbı takı kursları var.gıdıp ıyıce bılgı alın durumunuz anlatarak. yanı kazan sçaglayacağın bır meslek ogrenmeye ıntıyacınız oldugunu anlatın.

        allah yarıdımcınız olsun.

    • kevser diyor ki:

      kardeşim inan ki haline çok üzüldüm….
      Allah yar ve yardımcın olsun.kadınları sürekli hedef tahtasına koyup,erkeklerin tarafını tutanlar bi de bu yorumu okusunlar,kendileri zalim erkek eline düşmemişler anlayamıyorlar bu kadınların halinden…bana kimse erkekleri savunmasın.erkeklere hiçbişey olmuyor,bekar kız mı yok?alır bi tane evlenir,yaşar hayatını.ama kadın her zaman kullanılıp istismar edilen taraftır.erkekleri anlamıyorum,dayak mı yiyiyorlar?karıları onlara küfür mü ediyor?bekar ve genç yaşta biri olarak yazdıklarım belki “çok bilmiş”olarak gelebilir,ama ben gerçekten baş sorunun erkek kaynaklı olduğuna inanıyorum.burada hanımlarından şikayet eden mükemmel erkekler bence istisna.burada kadınların yaptığı hataları anlatanlar,erkeklerin “normal”olduğunu varsayarak yazıyorlar,ama her erkek normal değil ki…bide yukarıdaki okuduğum yazıda dikkatimi çeken bi kısım var,erkek hep “benim hakkım,benim evim,benim….”ben ben ben……diyor.ben denilen yerde biz olunabilir mi?

    • Dertli Dolap :( Ekrem diyor ki:

      Allah yardımcınız olsun…

  56. onlyman32 diyor ki:

    21 aralıkta boşanmış bir erkek olarak şunu söyleyebilirim bende çok acı çekerek boşandım eşim açmıştı davayı ve ayrılma nedenimiz ekonomik sıkıntılar ve aile dolduruşu oldu ve 4 yaşında bir oğlum var annesiyle kalması kadar doğru bir karar veremezdim ve annesinden başkada hiçkimse oğluma iyi bakamazdı içimde pişmanlık yok neden mi boşanmamak için heryolu denedim hemde günlerce evine gittim ailesiyle ablasıyla konuştum arkadaslarından destek istedim olmadı olmadı borç var diye boşanan tek aile biz olacaz dedim dinletemedim ailemden destek istedim ama karşı tarafta bunu göremedim aldığım maaşı küçümsemek yaptığım meslekle dalga geçmek ( özel güv ) kendini mesleğini ( özel hastanede hemşire )çok büyük görmek benden gizli paralar saklamak ve bu paraları ailesine vermek neler neler oysaki eşim ailesini karşısına alaraktan benle evlenmişti sonradan o zaman yaşım küçüktü farkında değildim bazı şeylerin dedi durdu şu an eski eşim 23 ben 32 yasındayım 5 yıllık evliliğim 1 ay içinde bitti ama işin kötü yanı eşimde hiç pişmanlık çekmiyo gayet kararlı bir damla gözyaşı bile dökmedi çalıştıgım kurumda çok sevilen biride olsam bunların evliliği yürütmekle hiçbir alakası yok bence ama şu varki insan alışmalı zaman herşeyin ilacıdır bosanmış olmak ta dünyanın sonu değildir

  57. mavis Erdemir diyor ki:

    Kadinlar,bu yasalar sizi bozmasin vicdaninizi asla köreltmesin hakkinizdan fazla eslerinize eziyet etmeyin,size eslerinizin merhametini kesmeyin nede olsa bir zamanlar guzel anilariniz oldu onlar hatrina.Erkekler sizde eslerinize ayrilmak isterse insanca ayrilin,evlenirken yalvarip,ayrilmak isteyince eslerinizi yalvartmayin ALLAH,selami uzerinize olsun…

  58. mavis Erdemir diyor ki:

    Buyrun iste gelinen nokta kadini kadinliktan cikardiniz,erkegide cileden,ne aile yapisi kaldi,nede kendisi,Bizleri yani,TURK ve islami baska yoldan bozamayanlar nerden bozacak temelden.Ben bir kadinim ama bu hakki istemiyorum ben kadinim,kadin olarak kalicam,haaa bana bu hakki verirken esimide dusunun oda insan onlarin haklarinida verin.Gun gelir aramiz bozulursa beni bu haklar vesileslyle beni canavarlastirmayin…

  59. fatih diyor ki:

    selam herkes birşeyler anlatmış çoğuna katıldım en çokta kadınlara sunulan bazı kaldırmaca kanunlar gerçekten artık kadınlar uçmaya başladı. dönün eskilere kadın sadece cariye erkek tarafından seçilen hatta erkeğin seçmesi için yarışandı.

    kadını koruyun hor görmeyin o el üstünde tutulacak sevilecek bir bir varlıktır.ama kadının görevi erkeğinin çatısının altında olmasıdır.kadın erkek eşitttir derlerr neden yaradılış olarak farklılar neden güç onlarda değil.işte nokta burada erkek kadınından sorumlu kılınmıştır.ama nedendir bilmiyorum kandırılmaya en yakın olan zayıf halka kadınları seçtilerki onlara öyle kanunlar getirdilerki ortamı bozmak adına iç isyanı çıkarmak adına kanunlar resmen saçmalaştı.kim bunların sorumluları
    örnek tc vatandaşıyız dinimiz islam peki islam fuhuş yapana ne diyor.
    islamda fuhuş yani nikahı olmadan başkasıyla ilşkide bulunan erkek yada kadın ALLAH tarafından cezalandırılacağını biliyoruz.peki neden tc kanununda kadın evlendiği halde yada erkek başka birisiyle isteği karşılığında yaptığı fuhuşu cezalandırmıyor.neden ortamı geriyor.para karşılıı yapana ceza var ama kadın yada erkek istediğiyle yapabilir evlide olsa cezası yok sadece boşanma talebi oluyor bu kadar basit…???

    psikolojiler devamlı alt üst ediliyor ama sadece boşandıktan sonra pedegoglar gönderiliyor neden evilik içinde böyle bir durum yok ilgilenen devletimiz yasa çıkartacağına bir el atsın bunlar olmadan…

    bütün anne ve babalara sesleniyorum çocukları yetiştirirken lütfen dikkat edin…bu gün sizin kızınız anne olmayı evinin kadını erkek çocuğunuzda sorumlu eşini evini sorumluluğunu bilen biri..

    sesleniyorum kadınlar başımızın üstünde gezilecek varlıklardır lütfen büyüklerimiz kadınları şaşırtmayın

    herkesin zaten ekonomik bulanım da yetiştiremiyor..kadınlar size sesleniyorum siz annesiniz yetiştiren terbiye veren suçladığınıız ayrıldığınız karşısında ezik hissettiğiniz erkekleri her zaman bir kadın yetiştirmiştir..siz kendinizi yetiştiremezseniz karşınızdaki erkeği suçlamayın..bende ayrıldım hiç bir sorun yokken ama sorsan sorunları doldurur haklısın desen haksızım der haksızsın desen olur mu ben haklıyım der bu ezikliği üstünüzden atın ne olursa olsun erkeği de kadını da yetiştiren baş tacımız kadınlardır..evinizde olun zaten sizin göreviniz en üstün görev annelik ne işiniz var ben hür bir insanım ayakta durum çalışırım kendime bakarım belediye otobüsü sürerim bakan olurum pekiiiii ya yetiştireceğin ne olur o zaman..???? gerçekten annelik yapan bütün annelerden allah razın olsun derim bir kanguru gibi yanında taşıyan bir kedi gibi yavrusunun sesini duyunca yerinde duramayan aslanın ağzından yavrusunu alıp kendini bırakan hayvanlar kadar annelik duygusu olmayan bir toplum yetiştiriyorsak bu erkekler içinde geçerli yazıklar olsun bizeeeee….her kes sordun ne yapıyoruzzz ne güzel yaşam varken sevilmek sevmek varken el ele tutuşmayı özlem sarmışken bir sela okunur el fatiha derken mi keşkee lere kapılacağız lütfen sevin sevilin hep böyle yaşayın..çocuklar geleceğimizin aynası biz yaşadık onlar ne yaşasın nede yaşatsın avukatlar hakimler işsiz kalsın ………zor mu sizce böyle bir yaşam

  60. kadın magduru diyor ki:

    SLM ben asgari ucretle calışyorum 700 tl 350 tl kira oduyorum 300 tl nafaka baglandı odemiyorum cunku odeyecekmek durumum yok boyle kanun olurmu adalet bunun nersinde eşitlik bunun neresinde bu kanunu cıkaran vekiller 10.000 cezayı verenler yanılmıyorsam 7veya8 bin lira alıyorlar onların yanında 300 tl para degil ama resmen benim yaşama hakkım elimden alındı hani bir atasozu var nasıl olsa yırtılan abacı bekirin yakası benim degil diye eşitlk olacaksa nafaka kesinlikle kalkmalı cunku tekrar evlenilirse diger kadının hakkı calınmıs oluyor buda esitlige aykırıı ayrılan insanlar ayrıldıktan sonra kendi ayaklarının uzerinde durmayı bilmeli yoksulluk nafakası diyorlar yoksullugu bitirmek devletin gorevi birinden alıp birine vermekle olmaz veren taraf yoksulluga duser şoyle soyleyeyim 700 tl alıp 350 tl kira 300 tl nafaka odersen ne kalır 50 tl peki ay sonunda benim elime 50 tl kalıp eski eşimin eline 300 tl gecerse kim yoksul sayılır EVET TURKİYEDE EŞİTLİK YOK CUNKU KADININ HAKKI ERKEKTEN COK

  61. Özkan diyor ki:

    kadın hakları, erkeklerin baş belası, çıkan yasaları yapan erkekler olmasına rağmen, tarihte karısına şirin görünmek için erkekleri ezen erkeklerin oylayarak çıkarttıkları yasa , basın mensuplarının abartarak acitasyonla yazdıkları aslı olmayan haberlere masa başında inanarak çıkartılan yasa, bu yasayı masa başında avukatların abartılı yan dolu senaryolarına inanarak oturduğu yerden araştırma dan karar veren hakimler, haklılığını savunmak için parasız pulsuz kaldığı için avukat dahi tutamayan erkekleri konuşturmadan karar veren hakimler. yokluk içinde kıvrandığını belgelese dahi icra yolu ile nafaka adında alınan nafakalara karar veren hakimler, Kadına yan baktın diye emniyet görevlilerince itilip kakılan suçlu muamelesi uygulayan güvenlik mensupları daha neler neler.. bu sayılanları çoğalta bilirsiniz ama sonuçta elinize geçmeyecek bir şey oda ilgilenmeyen kanun koyucular Çoğunluğu erkek ama öyle sine işte sema hanım size acımızı azda olsa dile getirdiğin için sonsuz teşekkürler. bu madurlardan birisiyim bana bıçak çekilip öldürmeye teşebbüs edilip belgeyle sabit olmasına rağmen nafaka veren ben eve giremeyen evin taksidli borcunu ödediğim halde evde duramayan ben ve çocuklarım kısaca erkeklerin içler acısı durumu var Allah yardımcıları olsun. bu zulum elbet bir gün biter saygılarımla

    • eşitçi diyor ki:

      çoğu kadınlar kusura bakmasınlar çokkk şeytan ve intikamcılarr çok kadın tanıyorum mükemmler eşleri var fakat kanun kadından yana olduğu için eşlerini kukla yapmışlarr çevreyide iki qöz yaşıyla olmayan durumlara inandırıyorlar çokk yazık erkeklere ellerinden hiç bir şey qelmiyor

  62. rumuz erkek diyor ki:

    eşimle aramda ufak tefek problemler ama ondan da hayatımdan da mutluyum piskoljik şiddet çift taraflı ama fizik şiddet yok. hatta eşim bir kere bana barda fırlattı neyse önemli değil zaten. sadece şunu söylemek istiyorum bu durumdayken bile sırf bu kanunlardan dolayı tamamen kendimi baskı altında görüyorum. inanın hiç alakam olmamasına karşı kadınları bir yaratılış ve zerafet harikası gören ben artık bir kadın düşmanıyım ve bu yeni avrupai kanunlar içimde bir canavar büyütüyor hemde hayatım gayet normalken.

    • çetin diyor ki:

      Erkekler aleyhinde bu kadar acımasız kanunların olmasını ben de protesto ediyorum.Kadınlara bu kanunların verdiği küstehlıktan dolayı daha fazla kinleniyorum.

      • çetin diyor ki:

        Herşey için insanlar organize olup toplantılar ve yürüyüşler düzenliyor.Bu işleri organize eden bir arkadaştan ricam istanbulda yürüyüş düzenlesin de alnından öpelim,ben ki hiç bir mitinge katılmamış biri olarak en başta yürüyenlerden olayım.Türkiye sivil direniş nasıl olurmuş görsün.

        • abdullah diyor ki:

          ben de esimden cok cektim. simdi bosanma asamasina geldik. bu zamanda kadinlarin hurriyeti adi altinda kadinlarin erkege karsi isyana tesvik edilmesi sonucunda her kadin bundan hissesini almistir.en dindari bile kocasina karsi gelmesinin kendi hakki oldugunu dusunuyor.

  63. MURAT diyor ki:

    konuyu açan arkadaşa tamamen bende katılıyorum, çünkü onun anlattıklarının %90 ını bende yaşadım .Benimde 2 oğlum var biri 17 biri 12 yani benzer yanlarımız çok.Evlendiğimizin daha 1. ayında biz anlaşamıyoruz ayrılalım diye tutturdu 17 yıl evilik sürecimizde toplam bana 10 defa kadınlık yaptı,ilişkiye girmemek için her gün tülü bahaneler uydurdu 17 yi 365 le çarpın ne kadar yalan uydurmuş ,beni yıllardır kapıda karşılamadı yemeğimi hazırlamadı ,beni uğurlamadı boşanma kelimesini haftada en az 2 defa kullandı ,ben 1 defa olsun kullanmadım çocuklarımın hatırına yüzü hiç gülmedi ve güldürmedi ,güleni ve güldüreni ise hep garipsedi sonunda davayı açtı.

    ailesini aradım o anası olacağa kızınız dava açmış haberiniz varmı dedim ? yok valla senden duyuyorum dedi.kızın bana hiç kadınlık yapmadı dedim bundan haberin varmı ? dedim yok valla haberim yok dedi.hiç bir şeyden haberi yokmuş… ,peki allah hepinizin belasını versin ne haliniz varsa görün dedim 6 ay sonra davamızı gördüler boşandık.Hala utanmadan bende kalıyor ,ailesi olacaklarda buna seyirciler,ama ben o arkadaş gibi evi terketmiycem onu kovacağım, pek yakında çocuklarına yemek hazırlamaktan aciz bir kadın, çoğu zaman ben olmasam çocuklar aç kalıyo.

    O bakana gelince, kadınlar kuyruklarına basıldığında ciyaklamalarını yedi düvele duyururlar ama biz erkekler yaradılışımız itibarı ile bunu dışa belirtmeyiz ,gerek ailemiz içinde gerekse toplum içinde otoritemiz sarsılmasın diye .Tabiki cani ,dayakçı,alkolik,hovarda erkekler vardır,ama ya benim gibiler ………! benim gibilerde var 18 yıldırlı çalışırken hep bunları düşünüyorum bu şekilde çalışan erkek nasıl muvaffak olur,evinin bereketi nasıl olur,nasıl bayram yapar,nasıl gelecek planı kurar,nasıl yatar ,nasıl kalkar bunları yaşayan bilir. Evet şimdi bana bir eş lazım ama bu defa eli ekmek tutan değil eli ekmek yapan……..!

    • MURAT diyor ki:

      bakan hanımın ,inşallah bizim gibi erkekleri de görmesini de temenni ediyorum ve böyle kadınların kesinlikle cezalandırılması için gereken kanunlar her ne ise çıkarılmasını ivedilikle arz ediyorum.

    • dilruba diyor ki:

      eşiniz aslında evliliğini 17. ayda bitirmiş ama siz kabullenememişsiniz.yoksa seven bir kadının kadınlıktan kaçmak istemesinin hiçbir mantıklı yanı yok.eğer geçerli bir mazereti yokken bir kadın bu işten kaçıyorsa adamı sevmiyor demektir.arada sevgi olmazsa bağlılık da olmaz.bu kadının gözünden bakınca sevmediği bir adamla beraber olmuş sevmediği adamdan çocuk yapmış demektir.ben bir kadın olarak bu olayda yeterince cesur olamamış korkak ve özgüvensiz bir kadın görüyorum.sebep olarak da en başta yanlış bir evlilik yaptığı için (yanlış derken kötü bir adamla evlenmesini kastetmiyorum yanlış anlamayın sevmediği ilgi duymadığı bir adamla evlenmiş olmasını kastediyorum) sonra da yürümeyeceğini farkettiğinde evliliğini 17 yıl devam ettirip size de bu çileyi çektirdiği için.

      • murat diyor ki:

        doğru söylüyorsunuz dilruba hanım yani beni kandırmış hep beni sevdiğini söylerdi ama yalanmış,niye boşanmak istiyosun dediğimde hiç bir somut cevap alamadım,çek bir açıklaması var bende oda şu ki aradığı maddi zenginliği bulamadı başka bir açıklaması yok okuduğunuz için sağolun

        • dilruba diyor ki:

          sevmenin farklı şekilleri vardır hiç sevmemiştir diyemem ama evlenmek istediği özel insan yerine koyamamış bence sizi.o özel insanın siz olmasını istemiş ve 17 yıl beklemiş de olabilir.

          • hüzün diyor ki:

            bir kadın ‘ o özel insanın olmasını istemiş ve 17 yıl beklemiş de olabilir ‘ bir kadın bu kadar acımasız olabilir mi ?
            murat kardeşim sizin eşinizi ve meselesinizi tenzih ediyorum ama bu tür şeyleri görünce o kadınların BİR KISMINI insandan sayamıyorum .
            çok iyi rol yapan varlıklardır .

            kızın biri sürekli ahlaki davranışlarımdan dolayı beni överdi (ki ben asabi biriyim , neyimi övüyorsa artık), evlenmek istediği kişinin maddi durumuna , tipine değil ahlakına bakacağını söylerdi .
            bir gün onu istemeye gitmişler , gidenler varlıklı , zengin kişilerdi . kız çocuğu kabul etmemiş . demiş ki seninle fikren uyuşmuyoruz , kendi arkadaş çevresinede çocuğun ahlaklı biri olmadığını sezdiğini söylemiş . banada söylediğini hatırlıyorum (ki çocuğun kim olduğunu öğrenince şok oldum , çocuk ahlak abidesi ) . çocuk tip olarakta normal biriydi .
            bizim arkadaşlar bu kızın ahlaka önem vermediğini ıspatlamak için bir gün benim kızda gönlümün olduğunu ona söylemişler , utandığımı ona açılamadığımı , beni temsilen onları gönderdiğimi kıza söylemişler (bir kaç gün kızın bana farklı baktığını fark ediyordum ama bana bir şey demedi ) sonra yine benim adıma demişler ki : annesi gelirse olumsuz bir cevap verir misin ? annesini gönderirse olumsuz bir cevap alırsa , annesi adına üzüleceği için bizi temsilen göndermiş demişler . kızda demiş ki temiz bir insana hayır demem . kendiside efendi biri . gelsinler istesinler . vs .vs

            sonra kızın bana karşı hareketlerinin tamamen değiştiğini fark ettiğimde , sinirlenmiştim , kendisi bana neden kapalısın , neden cesaretli değilsin tavrında cümleler kuruyordu . anlıyamıyorum bunları söyleme nedenini . oyunu öğrenince boşluklar dolundu . kafamda soru işaretleri anlam buldu .
            kız çok ağlamıştı , hatta benim insafsız , taş kalpli , müslüman olduğunu iddia eden bir zındık olduğumu söylemişti . nedeni : ona pas atmamaktı .
            benim pas atmama nedenim : iffetli görünen , örtüyle insanların gözlerini örten , tip peşinde koşan bir çirkef kız olduğundandı .

            bu kadın tipleri , piyasada çoktur . erkekte aradığını bulamayınca , erkekteki maddi duruma , kariyere önem vererek ve bunların üstünüde ‘seni seviyorum’ cümleleriyle örtüp , erkeği kandırarak , kalbinde döndürmeye çalışır ama döndüremez . bu seferde o erkeği parmağında çevirir . hemde marifet sayarak .
            hep söylerim , önünüze her gelen güzel kıza yüz vermeyin , hatta bir KIZIN PEŞİNDE KOŞAN ERKEKTEN NEFRET EDERİM . her şeyin kalbi olmasını istiyorsanız bu gibi durumların eş zamanlı ve eş duygulu olması gerekir .

          • dilruba diyor ki:

            bu sitede okuduğum en korkunç yorum bu oldu.kızı para ve tip peşinde koşmakla itham etmişsiniz ama aynı zamanda zengin ve tipi kötü olmayan birine hayır dediğini söylemişsiniz.kızcağızın ne suçu var ben anlamadım sadece sizi sevmiş sizinle evlenmek istemiş.arkadaşlarınız da ona en büyük kötülüğü yapmışlar ve kıza umut vermişler.o kız sizi sevdikçe kusura bakmayın ama egolarınız tavan yapmış

          • Süheyla diyor ki:

            iffetli görünen , örtüyle insanların gözlerini örten , tip peşinde koşan bir çirkef kız olduğundandı .

            ***

            Ya ben anlamıyorum,erkeklerin evleneceği zaman güzel kız aramaları çok doğal karşılanırken neden kız erkek te tipe bakınca en çirkin yakıştırmalara (çirkef gibi mesela)maruz kalıyor?Erkekte nefis var da kız da nefis yok mu?

          • murat diyor ki:

            bu kadın çok acımasız dilruba hanım ,işin kötü yanı kendi acımasızlığının farkında bile değil.Biz istanbul da yaşıyoruz, 5 yıl önce geldik benim işim sebebiyle ,ben 1,5 yıl önce geldim ama işlerimi oturtuncaya kadar evimi getirmedim .Burada gece gündüz çalışıyordum 5 ayda bir 2 günlüğüne memlekete giderdim daha kapıdan içeri girdiğimde huzursuzluk çıkarmak için elinden geleni yapardı yani yorgunluğumu bitkinliğimi kesinlikle görmeyecek kadar acımasızdı .boşanırken çocukların velayeti bende kalsın diye resmen yalvardı ,peki dedim, şimdi ise çocuklar sende kalsın ben onlarla baş edemem diyor ve bunu çocuklara bile söyledi yani yalnız bana değil çocuklarına bile acımasız.Diyorsunuz ki *seveceği o özel insan siz olmasını istemiş ve 17 yıl beklemiş*Evet ,o özel insan bendim ,bir erkekte aranan sevgi ise bende vardı ,saygı ise oda vardı ,eğlenceli olmaksa kesinlikle le vardı koruyuculuk sa ölümüne vardı .Hastalansa ,her nerede isem son sürat gelir kucağıma alır arabama koyar hastane hastane dolaştırırdım.Ha bu arada hastalıklarının hiç birinde samimi değildi.Yani ,bana çok iddialı konuşuyorsun, diyeceksiniz ama benim bu evlilikte küçücük bir hatam dahi yok.İşimden evime evimden işime giderim ,ne kahvehane kültürüm var nede başka bir şey ,yani mutluluğu çekirdek ailesinde bulan bir kişiyim BU KADIN BENİM 17 YILIMI ÇALDI O KADIN İNSAN DEĞİL AMA ÇOCUKLARIMIN HAYATINI ÇALAMAYACAK ÇÜNKÜ BUNA İZİN VERMEYECEĞİM .

          • hüzün diyor ki:

            dilediğiniz gibi yorumluyabilirsiniz dilruba hanım .

            fiziğe önem veripte bunun üstünü ‘ahlaka değer veriyorum’ cümlesi ile örtüp , gerçeği saklayan , fiziksel yönden insanları eleştirip ve onları red ettikten sonra ‘ahlaksız’ diyip üstünü örtüp insanları rezil edeceğine , kişiyi beğenmediğini , ahlaki değerleri buna alet etmemesi daha uygun buluyorum .
            savunduğunuz kadın tipi tam bir facia . böylelerin sevgilerine değer vermiyorum .

            yorumlarım sizi korkutabilir . ben normalde de biraz sinirli biriyim , bu tipleri görüncede sinirim tavan yapıyor , egolarım değil .

            umarım anlatabildim .

          • hüzün diyor ki:

            süheyla hanım , yaptığım yorumu gerektiği gibi okumamışsınız yada ben göndermek istediğim mesajı başarıyla yansıtamamışım .

            denklik önemlidir , ben denklikten yanayım . iki tarafda kalbi olarak birbirini beğenmişse sorun yok .
            bir birini fiziksel olarak beğenmediklerini ifade etmeyip bunun ‘ahlak , maddi’ durumlarla ambalajlayanlaradır sözüm .
            herkes dengini istemeli . bu benim şiarımdır .

  64. ali uzun diyor ki:

    kadının evlilik sonrası nafaka almasının helal olmadıgına dair bir yazı yazmıstım neden onuda yayınlamadınız anlamadım. yanlısmı söylüyorum yoksa siz ispatını yapın o zmaan. cevap bekliyorum

    • semamarasli diyor ki:

      Ali bey konu ile ilgili önemli detaylar var, bu yüzden yayınlamadık, yanıltıcı olmasın diye. En kısa zamanda bir açıklama yazısı yazacağım nafaka konusu ile ilgili. selamlar…

  65. ali uzun diyor ki:

    kadıın tazminat almasıda dogru degildir bu da helal degildir.. ancak ve ancak evlilik öncesi yapacagı mihir seklindeki anlaşmadan alacagı pay vardır.zira islam hukuku kişilerin hürriyetini kısıtlayıcı herseyi ortadan kaldırmıstır. bu gün gelinen durumda kadınlar için bosanmak bir anlamda gelir getiren bir rant sejkline dönüşmüştür. yani 1 gün evli kal bosan ömür bıoyu nafaka almaya devam et.. elin gavuru bile bosanırken sadece evli kaldıgı süre kadar nafaka lamayı uygun görmüştür.tek diyecegim sudur insanlara : kurana göre allahın indirdikleriyle hükmetmeyenler işte asıl kafirlerin taa kendileridir buyuruyor… bu sözü ben söylemiyorum. kuranımız emrediyor..

  66. ali uzun diyor ki:

    islama göre evlilik bir nevi akittir. yani antlaşmadır . evlilik bitince antlaşmada fesh olur. yani islama göre evliliğin hiç bir kutsiyeti yoktur ama su medeni kanun insanlara adalet dagıtacagına adeta toplum huzurunu ve insanları magdur etmek için sanki kasıtlı düzenlenmiş.
    daha dogrusu 3 – 5 tan kendini akıllı zanneden kişiler millet adına karar vermiş. ve yaptırım uyguluyorlar. ben 13 yıl evli kaldım nihayetinde bosandırıldım. bu sürede eşim 2 kez evimin esyasını tamamen götürdü aylık 450 tl nafakaya baglandım tek cocugum dahil. üstüne üstlük 50000tl de tazminata mahkum edildim. su anda ekonomik olarak tamamen iflas ettim. sadece nefes alıp veriyorum. bunun neresi adalet anlamakta güçlük cekiyorum. üstüne üstlük haklılıgımı sahitlerimle ve delillerle ispat etmeme ragmen ve karsı taraf kendini bile haklı gösteremezken..
    işin tuhaf olan tarafıda nedense aile mahkemelerinin hakimleri genelde bayanlar.. bir bayan bir erkek olamazmı bu kararları verirken. sözde aileyi korumaya calısan sayın bakanın acaba dagılan aileirn durumlarından haberi varmıdır. perişan olan cocukların durumu onu üzmüyormu?…

  67. Hüseyin diyor ki:

    Ben erkeklerin bu duruma düşmesini yadırgamıyorum. Bana göre bunun iki sebebi var. 1. si Kuran ve Sünnetten uzaklaşmamız. 2. si ise iki lafından birinde ağzından salyalar akıtarak sanki ilim arzediyormuş gibi Peyg. sa in hanımlarına nasıl davrandığından bahseden ileri derecede geri zekalı ilim (!) adamlarıdır. Hiç bir zaman annelerimizin Peyg. sa efendimize nasıl davrandıklarından bahsetmezler. Efendimizin annelerimize yardım ettiğinden bahsederler ama annelerimizin bundan haya ettiğini anlatmazlar. Annelerimizin ne çamaşır ne de bulaşık için makina kullanmadıklarını göz önünde bulundurmazlar. Şimdiki kadınların çamaşırını da bulaşığını da makina yıkar ama gene de kocaları mutfağa girsin isterler. Tamam erkekler de mutfağa girebilir ama bunu kadınların kocalarından istemeleri zilletin rezaletin ta kendisidir. Çünkü hani örnek aldığımızı iddia ettiğimiz annelerimiz bir gün olsun Efendimize şunu da sen yap dememişlerdir. O kendisi gerektiğinde annelerimize yardım etmiştir. Bazıları da 4 kadına kadar evliliğin (haşa-çünkü dinden çıkarır) doğru olmadığını iddia eder ağzını yayarak. Ayeti kafanıza göre yorumlamak sizin haddinize mi kalmış ki. Yaradan böyle buyurmuş ise sizin kuş beyninizin almayacağı bir hikmeti vardır. Bu arada eşinin ezalarıyla hayatı zindan olan erkeklere bir tavsiyem var. Her ne kadar resmen boşansalar da dinen boşamasınlar. Nasıl olsa erkek ikinci bir nikah kıyabilir. Ama kadın kocası boşamadan başkasıyla nikah kıyamaz. Kıyarsa zina etmiş olur. Siz fani dünyada çekersiniz. Ama onlar ebedi alemde hak ettiklerini bulurlar. Önemli olan ebedi alem değil mi zaten. Belki şimdi 4 nikahı anlamışsınızdır. Tabi zekanız buna elveriyorsa. Hah tamam şimdi yakaladım diyenlere de bir tavsiyem var. Hemen heveslenmeyin. 1-İstisnalar kaideyi bozmaz. Bu istisnalar erkekte de kadında da olabilir. 2-Unutmayın ki eşini aldatan erkeklerin suç ortağı başka bir kadındır.

    • Yasin diyor ki:

      Hz. Lut’un hanımı, Hz.Nuh’un hanımı ve şu anda aklıma gelmeyen başkaca peygamberlerin hanımlarının durumlarını, O Peygamberlerin Allah’ın yolunda olmamalarına bağlamıyorsunuzdur umarım.
      Ayrıca; Ahzab süresi 28 ayet’te açıkça peygamberimizin hanımları ikaz edilmiş, azarlanmıştır.

      Erkeklerin yaşadıkları; sünnetten uzaklaşmayla alakalı değildir, genellemeler daima hatalıdır.
      Toplum olarak islamdan uzaklaştıkça durumumuzun daha kötü olacağı konusunda sizinle aynı fikirdeyim.

      • eymen diyor ki:

        “Ahzab süresi 28 ayet’te açıkça peygamberimizin hanımları ikaz edilmiş, azarlanmıştır.”
        İkaz edilme uygun bir ifade, ama azarlanma aşırı bir yorum olmuş. Onlar ezvac-ı tahirattır, onlar müminlerin anneleridir.

        • Yasin diyor ki:

          Allah-û Ekber!
          Allah annelerimizi hatta peygamberimizi azarlayamaz mı?
          Temiz olmaları ayrı, hatasız olmaları ayrı konudur. Annelerimize olan hürmetimiz, Allah’a olan hürmetimizden büyük değildir. Annelerimiz bile olsalar; onlar da insandı. Asla hatasız değillerdi. Sanırım azarlanmayı annelerimize reva görmediğiniz için bu kelimeyi aşırı buldunuz, Allah aslında onlara bu ayetlerde merhamet etmiştir. (Allah sizden kiri gidermek, Tertemiz pampak yapmak istiyor)
          İnzar, Azarlanmak, uyarılmak, engellenmek daima kötü bir şey değildir.

          Ahzab 33 – Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulü’ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor.

          Halis fikrinizde ötürü Allah sizden razı olsun, anlaşılmak ümidiyle…

    • desperate diyor ki:

      Burada kimse bu kadar kötü bir tavsiyeyi vermemişti, beyniniz nasıl çalışıyor sizin sadece kötülüğe mi?
      İçinizdeki kötülüğü Allah bilmeyecek mi sanıyorsunuz?
      Ayrıca dini nikahtan boşanmak 3 defa boşol mu demektir, mahkemede boşanmayı kabul ettiğinizde Allah katında boşanmış olmayacak mısınız? Siz kimi kandırıyorsunuz?
      Ayrıca saygı çerçevesinde yorum yapalım, küfür, haraket içeren yazıları okumak istemiyoruz.

    • RÜSTEM diyor ki:

      seni yaradana kurban olayım arkadaş ne kadar güzel demişsin senin bu yorumunu eşim(kocam)beni aldattı diyenlere küpe olur inşallah Alla senden razı olsun

  68. nurbanu diyor ki:

    hayat-ı ictimaiyede kadınlara bu kadar haklar vererek aile saadetını böyle tahrıp etmeye muvaffak olan dehşetlı taifeler mahkeme-i kübrada Cenabı hakka nasıl hesap verecfkler merak ediyorum doğrusu….unutmayalım hanımlar SALİHA KADNLAR İTAATKAR OLANLARDIR ….. buyuyruyor RABBİMİZ çoooook üzücü hadiseler Allah sonumuzu hayr etsinnnnnnnnnnnnnn……………..

    • mustafa830 diyor ki:

       “İyi kadınlar itaatli olanlardır.
      “Allah onların haklarını nasıl koruduysa, onlar da erkeklerinin haklarını öylece korurlar.
      “Baş kaldırmalarından korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin. Vazgeçmezlerse, kendilerini yataklarında yalnız bırakın. Yine yola gelmezlerse dövün. Eğer size itaat ederlerse, onların aleyhine başka bir yol aramayın” (Nisâ sûresi (4), 34).

  69. Nedim diyor ki:

    korkmaya basladim evlilikten. bu ne kardesim böyle…

    Allah sabir versin.

  70. Garip diyor ki:

    Bizzat kendim görücü usulüyle evlendim. Evlenirken tek beklentim vardı. Kadının dürüst olması. Beklentim bu olduğundan fiiziksel güzellik kavramı beni ilgilendirmiyordu. Eşimi mutlu etmek için kendi çıkarıma ters çok şey yaptım. Eğitimime devam edebiliyorken kendi yerime onu tercih ettim. Hertürlü ev iş yaptım ve yapmaktayım. çocuğun altını temizlemekten evi silmeye kadar her işi severek yapardım.

    Eşimin yorulması durumunda üzülürdüm. Hastalandığında keşke yerine ben olsam diyecek kadar sersemleşmiştim. Zorunlu bir gurbet yaşadığım için yalnızlığın ne olduğunu sıcacık bir yemek sunanın ne kadar değerli olduğunu avrupanın fuhuş batağı avrupada fiziksel ve ruhsal olarak korunmanın öneminin farkındaydık.

    Onun da ötesinde kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma kültüründen eksikte olsa beslenmiştik. 2010 yılında bir erkek çocuğu nasip oldu. 6. yıla kadar tek taraflı herşeye evet dediğimden dolayı hanım çok memnundu ve ailesi de hertarafta beni aşırı derece methederdi. Hanımı tek taraflı sevdiğimden dolayı ondaki eksiklikleri farkedemiyordum.

    yağmurlu ve rüzgarlı bir gün hanım bana gidiş geliş 4 saatımı alan bir alışveriş merkezine bir peynir çeşidi için göndermek istedi ben de havadan kaynaklı gitmek istemediğimi en yakın marketten başka çeşit alabileceğimi söyledim ama ikna olmadı bunu problem yaptı. Kafam zonk etti ve sordum abin olsaydı ya da baban olsaydı bu havada sırf bunun için gönderirmiydin diye sordum sormaz olaydım ya da iyi ki sormuşum. Benimle zıtlaştı.

    En son dedim ki madem senin için önemli kalk sen bu havada git al. Efendim ben kadınım bana nasıl kıyıyorsun gibi kurnaz laflarla kendini savunmaya başladı. Baktım olmuyor başka zaman gidecem zaten giderdim dememe rağmen olmayınca dedim ki o zaman sen de az kullanaydın ki bitmeyeydi bugun biraz daha kalsaydı. Ama mevzunun orda bittiğini sanmıştım.

    1 yıl sonra tatile gittik. iyi harcama yaptık tatilde. Bitimine yakın araba kazası yaptım ve arabasını kullandığım adama o parayı ödemek zorunda kaldım. Derken son kaç gün kala kendimizle beraber hanımın ailesinden biri için bilet parası yollamıştık ama onu da harcadılar derken bu sefer annesine ayrı bir bilet alarak kendisiyle beraber getirmek istedi olmaz yapamayız planlarımız altüst olur dememe rağmen kayınpederden tut ailesinden herkes beni paracı yaptı.

    Almak zorunda kaldım hanım mutlu olsun diye. Kaynana iki aylığına geldi. Hanımın okulu için burs ayarlamak için saatlerce benim olmayan bir dilden form dolduruyordum. Çok yorulmuştum anlayamadığım fazla kelime vardı. Sonrasında ise burs merkezini arayacaktım. O sırada hanım bana çocucuğu beraber yıkayalım diye ısrarcı oldu ben de şu anda müsait değilim dedim kaç defa ısrar edince müsait değilim diyorum sana anlamıyormusun dedim utangaç orta bir ses tonuyla.

    Kaynana kendi evinde kocasına kocalık yapan bir tip. Birden bana laf saymaya başladı. Dağdan gelmesin seninle evlilik olmaz kocama kurban ol gibi lafları saymaya başladı. Birçok hakaret yaptı o anda da hanım ağlıyordu anne anne böyle deme eşim dediğin gibi biri değil dedi. Kadın lafını kesmeyince ben de dedim ki sen de anneme kurban ol. iş koptu.

    Bu sözden sonra hanım şimdi karı diyorum başladı abime kurban ol bilmem birçok hakaret. Sonrasında çocuğu göz önünde bulundurdum hakkına girmek istemedim babasız büyümesine gönlüm elvermedi ve karıdan ve annesi olacak karıdan özür diledim resmen yalvardım. Annesinin ayaklarına gittim. Çünkü karı ve annesi çocuğa bağlılığımı farketmişler ve beni esir edinme planlarını kurmuşlardı.

    Meğerki o peynir olayında karı annesine farklı istihbarat vermiş ve benim peynir için onu üzdüğümü söylemiş annesi de herşey için üzdüğümü düşünmüş. O esnada da bir ev parası miktarınca sermayeyi karının dayısına altın hesabı yapması için yollamıştım bizim için. O esnada para dayıda. Kaynana 2 ayı bittikten sonra memlekete gidince sülalesinin koyunlarını dahi bana düşman etti.

    Kendi onlarca lafını örtüp benim savunma niteliğindeki lafımı önce ben demişim gibi herkese anlatmış dilde uzun maşallah. Yine yuva bozulmasın bunlar sebep değil cocuk var dedim boyun büktüm görmezden geldim. Ama bunlar unutmuyor. Altın yükselmişti ve dayısından istedim bozmak için ama vermeye yanaşmadı. Meğer ki karı demiş ki dayı yarısını üzerime koy yani arkadan gol attı. oysaki ona projemi anlatmıştım.

    Elin adamına çalışmakla zorlandığımı bazen de iş sıkıntısı yaşadığımı ve bu yüzden getisi daha iyi bir market açmak istediğimi kendisine ve çocuğa daha iyi maddi imkanlar sunmak istediğimi söylemiştimç Ama nafile. Kadın Mehrini almış ve çalışmıyordu yıllardır okula gidiyordu. Ama herşeyin yarısı bana da ait diye tutturdu. Velhasıl ayrılma noktasına geldik ve karı birgün benden habersiz çocuğu alıp memlekete baba evine gitti.

    Karı araştırmış 1200 tl çocuğa nafaka ve kendisine de ayrı nafaka hakkı var ve kanun çocuğu da ona veriyor. Bir de karı kurana göre yaşadığını da zannediyor ailesiyle. İlkin ben de boşamayı göze aldım ama mantıklı düşününce ikinci evlilik yapsam ödeyeceğim nafaka dolayısıyla ikincisine yetiştiremeyeceğimi farkettim cocuktan da olamadım. İkisi belimi büktü. Yine düştük peşine. Hertürlü hakaret yedik.

    Sülalesinin koyunları dahi bana iftira eder oldular. Sigara dahi kullanmazken pavyona gittiğim söylendi. İnancımı korumak için avrupanın kızlarına bakmadım onlarla evliliği sağlam bir yuva kurmak için istemedim imkanım olmasına rağmen. Adalet üzerine deneme amaçlı bir kitap çıkardım inşallah yayınlarız ama dinden çıktığım iftirasını attılar.

    Karının bir dayısı toplumun içinde bana saldırdı çok utandım kendimi savunduğumdan dolayı. Ama yine de evliliği kurtarma gayretinde bulundum. Nedense karı sonunda kabul etti ama herkese karşı rezil oldum. Şunu söylemek isterim sayın bakana ve kadın hakları savunucularına yaşadıklarımın ardında 2 ay geşmiş ama ben fısır fısır sigaraya başladım.

    Avrupa kızlarından biriyle evlenseydim keşke diyorum ve hep mutsuzluk içindeyim. Boşansan karı benden herşeyimin yarısını alacak nafaka alacak ve çocuğu benden alacak. Peki eşitlik nerde ? bu zülüm değil mi? Karıyı sevmediğim halde bana sorduğunda evet demek zorundayım yani yalandan nefret eden birini beşeri kanunlar yalancı yaptı.

    Çalışmak ticaret yapmak istemiyorum. Kadınlara avrupalı gözüyle bakmazken onlardan farkım kalmamış. Babasız ya da annesiz büyüyen çocukların psıkolojık durumlarını gördüğümden çocuğa kıyamıyorum ve artı ekonomık sıkıntı çekecem. Hani müslümanlık Kurana inanmaktı ? Bu işin içinden nasıl çıkacağımı kadın bakan söylesin. Mecburi bir birliktelik.

    Üstelik karı aileme kendisini sevmeden evlendim diyecek kadar küstahlaşıyor. Peki çocuk olmadan defolup gitseydin ya da evlenmeyeydin benimle. Umutlarımı çalmasaydın. Velhasıl bu saatte yatmak bile istemiyorum. İşimize geldiği kadar müslümanız. inancımı korumak için mecburi yaklaşıyorum istek falan yok. Beni rahatlatan tek unsur var.

    inşallah Allahın rızasını kazanır ve ahirette huri ile evlenir mutlu olurum. Ayrılsam bile başka kadını sevemiyeceğimi sadece yaklaşmak için evlenmek zorunda kalacığımı düşünüyorum. İşin bu boyutu da var. Her kadın aynıdır demekten Allaha sığınırım ama yaşadıklarımdan dolayı inancım bitmiş. Bu durum ne zamana kadar devam eder bilemiyorum ama önümü de göremiyorum. Allahtan tek dileğim günahlarımı affetsin ve büyük gurbetten kurtarsın.

    • Yasin diyor ki:

      Sizi çok iyi anlıyorum, Allah yardımcımız olsun.
      Benim de yaşadıklarım özünde çok farklı değil, bin istekten birini yapmadığım güne kadar beni de methederlerdi, sadece bahane edilen şeyler farklı, bizim meselemiz hamileliği sırasında (ve daha sonra çocuk hastayken) onu tatile göndermemiş olmam :'(
      Kadına peşinen hak verilmesi gerçekten de büyük bir zulüm.

      Belki de; hatayı insanca davranmakla yapıyoruz, herkese hak ettiği şekilde muamele etmek gerekir ama insanın yapısında çirkeflik olmayınca bazı şeyleri yapamıyor.

      Başka kadına gitsem, geceleri dışarda geçirsem, lokantalarda yeyip eve bulgur vs. alsam, karımı çalıştırıp kredi kartıyla borçlandırsam, içki kumar vs. olsaydı, evimiz çocuğumuzu düşünmeden sebepsiz para harcasam, çocuğa değer vermesem, acaba yaşadığım sıkıntıları yaşar mıydım? Yuvama, karıma, çocuğumuza verdiğim değer yüzünden mi geldi bunlar başıma?
      “Boşanmak mı istiyorsun? Defol git, al çocuğu istersen öldür” diyenleri görünce onları anlamıyordum, meğerse çocuğu koz olarak kullandırmamak için böyle yapıyorlarmış. Yine de ben bu riski göze alamadım, çektiğim tüm sıkıntılara katlandım yine de olmadı. :'(

      • TİBET diyor ki:

        Yasinciğim, biz erkeklerin evlilik içinde ve evlilik sonucunda yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı,
        kadınlar evliliğin en başında bile biliyorlardı! Benim gözlemim böyle.

    • Zor oyunu bozar. diyor ki:

      Kardes Allah size sabir versin, Sizin anlattiklarini gorunce, ben anlattiklarinizdan abartisiz 10 kati fazla yasadim, ve biliyorum ki cok daha yasamissinizdir ve burada anlatamiyorsunuzdur.

      Benimde basima geldigi zaman, Kime gitsem annem, babam ve dostlarim haric bana hep intikam yollari gosterdiler degisik taktikler soylediler, Basvurdugum avukatlarim durumu anlayinca, Ceketini al ve git arkana bakma dediler, Ceket alip gitmek cok kolay da senelerce emek verdigin yavrularin var. Mecburen mucedele etmek zorundasin, Benim yapim da oyle idi, Mucadele ederken bazen kendimi bile tanimaz oldum, Mecburen onlar gibi olmak zorunda kaliyor insan.

      Benim olaylarim mucadele etmemden dolayi uzun surdu ve suruyor, Ben Birde ne yasadigimi, ne yasayacagimi, gorup de takip eden birisiydim, hep hazirlikli, hep temkinli, Senelerce evli olup da farkedemediginiz birseyi sonradan farkediyorsunuz, ve kendinize oncelikle sorular soruyorsunuz, sonrasi sorgulamaya basliyorsunuz, yakinlarinizi ve cevrenizi. Guven olayi yitirilince, eger benim gibi havlu atmaz kisiliginiz var isi devam ediyorsunuz, bu bayagi uzun surdu benim icin ve yipratici oldu, Cunki emeklerim ve haklarim vardi, Supesiz ki Obur dunyada hesaplasilacak, Bana gore ve kisiligime gore bu dunyada da hesaplasilabiliyor ve ben bunun mucadelesini veriyorum, isin belkide son asamalarina geldik ve ruzgar artik benden yana ve hakliligim bir bir ortaya cikti, Egerki Adalet olsa idi, Bu is coktan bitmis olurdu ve hakli kimse ortaya cikardi, Malesef ki kanunlar cok kotu ve rezil. Bende sizin gibi yurd disindayim ve buradaki kanunlari da cok iyi biliyorum, Ayni kanunlar Turkiyeye geldi hayirli olsun, Allahin sansli kuluymusum ki ben bu surecin sonuna geldim, Aileleri bu durumda olanlara Allah sabirlar versin.

      Bu kanunlarin Nasil uygulanabilecegini Sayin Aile ve Kadin bakanligi biliyor, Cunku degisik avrupa ulkelerine gidip incelemeler yaptilar hatta o zamanlar kendileri baska gorevde idiler. Fakat Bu incelemeler sistemin nasil oldugu ile ilgilidir. Yaptiklarindan ve roportajlarindan oyle net anlasiliyorki. Bu Kanunun sonuclari ve nelere neden olabilecegi ile bilgisi yetersiz oldugu cok net anlasiliyor, Belki ekibi cok zayif, belkide ekibinde yanlis insanlar var. Cunki cok net anlasiliyor ki, Bu kanunun ulkemize ve insanlarimiza neler yasatacagini bilmiyor.

      Sizinde anlattiginiz gibi Bende Aile islerinin bir cogunu yaptim, Hatta Benim Goguslerim olmasa bile cocuk emzirdim ben siseden.. Yillarca Anneleri olmadan cocuk baktim ben. yalniz ve tek basima (Doktoru oldum, Ogretmeni oldum, Arkadasi, Babasi, Annesi herseyi) Iste o zaman anlamistim farkina varmistim her seyin, Ama cok gec olmustu benim icin. Kimseyi suclamadim cunki ben severek evlenmistim oyle zannediyordum.

      O yuzden sizin soylediklerinizi ve sizi cok iyi ve net anliyorum ben.

      Kanunlarin Neyi getirdigini Tek tarafli neler yaptigini bildigim icin Bende Mecburen O kanunlara gore hareket ediyorum ve Pes etmiyorum, Cunku Hakliyim.

      Butun bu olaylarin netlesmesini saglamamdaki en buyuk etken kendime karsi da objektif davranmam idi.

      Gercekler ayni sizin anlatmanizdaki gibi, belki bir peynir alma meselesi, veya baska bir nedenden dolayi idi.

      Z O R O Y U N U B O Z A R.

      Cunku ben Farkina vardigimda, Karsimda bir ordu oldugunu gordum, artik bircok seyi gormemezlikten gelmedim, Zor oyunu bozar dedim ve bozdum,

      Supesizki her insanin farkli problemleri var. Benimkisi de cok ama cok farkli idi.

      Allah sabirlar versin,

    • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

      Yirmibeşkuruşluk değeri olan bir insana yüz kuruşluk değer yüklemesi yaparsan,
      aradaki yetmişbeş kuruşluk fark kadar, seni aldatacak, sana zulmedecektir.

    • TİBET diyor ki:

      Kardeşim Allah yar ve yardımcın olsun.Tabi ki yaşadıklarınla ilgili çok şey söylenebilir.

      Benim anladıklarım:

      1-Tam yerine düşmüşsün!

      2-Ayrıca eşinin her istediğini yaparak otoriteni zayıflatmışsın.

      ALLAH KURTARSIN.Amin.

    • desperate diyor ki:

      Öncelikle bir kadın olarak çok üzüldüm durumunuza. Her ne kadar burada kadın-erkek eşitsizliği hakkında yorum yazsak ta aslında olay kadınlık erkeklik değil insanlık bence. Kötülerin cinsiyeti yok. Ama malesef daha önce tersini savunsam da erkekler boşanma zamanında kadınlardan daha şanssız kanunlar önünde hele kadın çalışmıyorsa. Örnekleri daha çok okudukça anladım.
      Bir arkadaşım çiftlerden biri daha çok severmiş sen diğeri ol demişti, seven daha çok fedakarlık yapıyor, daha çok hataları görmezden geliyor ve değeri daha az biliniyor.
      Allah bundan sonra kaşınıza daha iyilerini çıkartır umarım.

      • yasin diyor ki:

        Evet, kötülerin cinsiyeti yok.
        Bu sebeple; “Yargıda bir kesime peşinen imtiyaz tanınması zulümdür” diyorum.
        Kadınlara tanınan imtiyazlardan bahsetmeye başladığım anda herkes peşin hükümle “ama toplumumuzda kadınlar eziliyor” diyor. İyi de ben ne yaptım? Gidin hesabınızı ezenlerle yapın.
        Hiç bir konuda, Peşin hükümlü olmamak, taraf olmamak lazım. Adalet budur.

        Daha çok sevenin ezildiğini düşünmüyorum, daha az sevilmeye de razıydım ben, aslında sevginin ne olduğunu bilmeyenlerle sıkıntılar yaşanıyor.
        İyilerin çoğunlukta olduğunu düşünüyorum, fakat; tekrar aynı şeyleri yaşama korkusunu size tarif edemem. Burada paylaşılanların, yaşadıklarımızın çok az bir özeti olduğunu düşünürseniz, korkularımızı anlarsınız.

        Objektif bakışınızdan ve yanlışları görmenizden dolayı tüm içtenliğimle teşekkür ederim. Sevindirdiniz beni :)

    • balrok diyor ki:

      aynı şeyleri hemen hemen bende yaşadım ama ben sadece 6 ay sabrdebildim kardeşim.senin cümleleri okuyunca ya diyorum ne kadar da düşüncelerimiz birebir aynı kelimelerinden oluşuyor.Yüksek takva sahibi bi kardeşimize benzettim seni.Allah dileklerini versin inşallah umudunu kaybetme zaman en iyi ilaçtır.bu dünyanında fani olduğunu unutma.ayrıca bizim yaşadıklarımızdan daha beterlerini yaşayanlarında olduğunu hatırlayıp,şükret ,huzura eriyorsun o zaman.

    • türkan86 diyor ki:

      slm garip sana çok üzüldüm vayyy beee diyorum şimdi ne kadınlar ne kaynananalar varmışş..ahhh bende şuan boşanma aşamasındayım benimde bebeğim var 11aylık ne yazıkki 1.5sne evlikaldık 1sene aynı evin içinde kaldık eşim polisti hakkarideydik geçen yıl adam polisliğin verdiği havayla batıya tayin çıkınca resmen kafayı yedi gözünü açtı karıya kıza gitmesi lüks harcamalar yapması ben eve halı aldıramadım bebeğim emeklemek istiyordu yere bırakamıyordum battaniye seriyordum eve hiçbirşey aldıramıyordum velhasıl bunlar yetmemeiş gibi birde dayağını yeedim bebeğimde nasibinin aldı bi tokatta ona denk geldi 8 aylıktı bebeğim..neler neler vayy beee diyorum şimdi ne babalar varmış sizin yazınızı okuyunca ben çocuğa baktıramıyordum yemek yaparken o anasıgillle telefon görüşmesi yapacak diye çocuğu alt kattaki komşumun kızna baktırıyordum yemek yapana kadar çocuk ağlayınca küfürler ediyordu kendi kanı kendi canı ama asla acıma yoktu çok şükür şimdi kurtuluyorum…

      • Dertli Dolap :( Ekrem) diyor ki:

        Allah yardımcın olsun… Gecenin şu saatinde bende sıkıntı yaşayan insanların yorumlarını okuyup çareler arıyorum sizin durumunuzuda okuyuncada benim hanımın ne kadar kadir kıymet bilmediğini düşünüyorum; aklımı yiyorum :( herşeyden şikayet eden yaşadığı hayatında yüzdelik dilime koysak 10.000 1 insanın yaşamadığı kalitede olduğunu söylemek isterim. Yazık ömrüme ama bu da benim imtahanım ah gözümün ışığı oğlum sana kıyamam yoksa anan babasını evinde bende mutlu dul olmaya çoktan razı idim. Sağılacak inek olmaktan gururumun kırılmasından kurtulurdum.

    • fatima diyor ki:

      demek ailenin koyunlari bile sana dusman oldu oylemi?? aslinda basiniza gelenler nahos ama su koyun meselesine cok guldum..
      :)

    • sadık diyor ki:

      keşke en başta türk kızı olsun, dindar olsun diye bir hata yapmasaydın, turizm yaptığım yıllardan bir çok arkadaşım avrupalı kadınlar ile evlendi ve %90’ı çok mutlular, aileye daha çok değer veriyorlar, erkeği sağılacak inek gibi görmüyorlar, sevgiyi de, saygıyı da çok iyi biliyorlar, ailelerini kendi özeline sokmuyorlar…en önemlisi ise ayrılma durumu olduğunda filistinli görmüş israil askeri gibi ağızlarından köpükler çıkartarak size saldırmıyorlar…

  71. tazlik diyor ki:

    Ben 3 yıl süren bir evliliği biten bir insan olarak, yaşadıklarım belki diğer insanlara faydalı olabilir amacıyla yazıyorum. Görücü usulü evlendim, eşimi annem seçmişti, eşim çok sevecen, sessiz,uyumlu ve sevgi dolu bir insandı, neden böyle oldu bilmiyorum ama, bende onu çok seviyordum, oda beni, Ayrılalı 1 yılı yeni geçti ve ben bunu ilk defa itiraf ediyorum ki, onu çok ama çok özledim, ve şuanda onun yeni bir hayata başladığını bildiğim için geri dönemiyorum, özür dileyemiyorum, hiçbirşey yapamıyorum, giden mutluluğuma arkasından bakıyorum sadece. Çok güzel bir evliliğimiz vardı, eşimle çok güzel anlaşıyorduk aslında, ama aileler araya girdi, daha doğrusu eşimin yaptığı herşeye muhalefet olmayı başarı olarak gören annem devamlı eşime zulmedip, onu üzmeye başlayınca, ve bu konuda eşim bana her dönüp, annen bana bun neden yapıyor? dediğinde, annem haklı dediğim için, eşim devamlı yanlız,savunmasız ve haksız duruma düşürdüm, böylece benm korumam gereken eşimi, mecburen ailesi korumak zorunda kaldı, ve her tartışmada eşimle birlikte ailesini de kırmaya başladım, bana ve anneme çok sabretti, ama ben gözümün önünde olan herhangi bir olayda bile annnemin ne derece haksız olduğunu gördüğüm, bldiğim halde, hep annemi destekledim, ve en son şubat ayında eşim evden üm eşyalarını alarak ayrıldı, ve dava açtı. Tabi annemin siniri bitmedi,bunca yaptığımız eziyetin üstüne birde dava dilekçelerini süsledik, annemizi ve kendimizi haklı gösterdik, tüm suç karşı taraftaydı, çok kötü bir insandı vs. Olmayan şeyler yazıld, olanlar çarpıtıldı, annem kurguladı, biz yazdık, ama tutmadı, eşim benden nafaka ve tazminatla ayrıldı,
    sorun şurda ki, o günler de ailem hep yanımdaydı, abilerim destek çıkıyordu, boşa oğlum bu kızı diyorlardı amma velakin, benim eşimin onlara yaptığı hiçbir saygısızlık yada kötülük asla dokunmamıştı, ama hepsi birden sanki yıllarca eşimden dayak yemişler gibi konuşmaya başladılar eşim hakkında, beni yanlız bırakmıyorlardı, hobaaaaa elimizden geleni arkamıza koymuyoruz, iftiralar atıyoruz falan.
    Dava yı yine de eşim kazandı, ve boşandık bitti
    sonra ne oldu biliyor msunuz
    Etrafımda bana o akılları veren ne annem, ne abim, ne kız kardeşim, kimse kalmadı, tek başıma kaldım, borç içinde kaldım, borç isteyecek kimsem yok, halbu ki evliyken kayınpederimden çok borç almıştım, kimse manevi olarak destek çıkmaz oldu, halbu ki eşim bana en zor günlerimde destek verirdi altınlarını verirdi, sevgisin verirdi,……….
    Şuanda nasıl pişmnım biliyor mususnuz?
    bir daha hayata gelsem, eşimi asla bırakmazdım, anneminde ağzına bakmazdım, kimse eşinizden daha kıymetli değil bunu unutmayın, herkes dış kapının dış mandalı.
    Evlilik birliği içinde eğer, eşinizle bir sorun yaşadığınzda, kendi aileneizden bazı insanlar
    evet sen haklısın, yapabileceğin hiçbirşey yok, boşan, sen daha iyilerine layıksın, boşver, sen herşeyi yaptın,sende hiç suç yok, bak o suçlu vs…. konuşuyorlarsa, bilin ki o insanlar sizin düşmanınızdır, çünkü hatasız insan olmaz, bir sorun yaşandığı zaman ,insan önce kendi insanına kızar, düzeltebileceklerini düzeltsin diye, yok sen haklısın diyorsa, o insandan sana fayda yok, sonunda yanlız kalan ben oldum, eşim yeni bir hayat kuruyor, çok mutluymuş duydum. içim kan ağlıyor, annemin vicdanı rahat mı acaba çok merak ediyorum, bunu yüzüne hiç vurmadım ama, yuvamı yıktı. ve bunu yaşamış bir insan olarak, bir erkek olarak, eşine sahip çıkamamış bir erkek olarak söylüyorum, bu ülkede kadınlar eşlerinden gördükleri şiddet kadar da kaynana dan görüyorlar ve biz erkekler onları, en kıymetli varlıklarımızı annelerimizden koruyamıyoruz.

    (Yukarıdaki yazı bir internet sitesinden alınmıştır.Gönderen kişiye ait değildir.)

    • desperate diyor ki:

      Çok üzüldüm gerçekten eğer siz yaşamış olsaydınız hatanın neresinden dönerseniz kardır, eşinizle barışın dicektim ama başka bir siteden alıntıymış.
      Bizim hikayemiz de buna benzer önceki yorumlarımda anlattım, eşim hiçbir zaman kendi ailesini hatalı bulmuyor hep ben haksızmışım gibi davranıyor.
      Aslında bu ona yıllarca öğretilen ailenin (annenin, babanın, kardeşlerin) kutsal olduğu, gelinlerin araya fitne fesat karıştıracağı inancından kaynaklanıyor.
      Tek fark var, eşimin ailesi bizi boşatmaya çalışmıyor ama bizde büyük tartışmalar olmadı ben de hiçbir zaman saygısızlık yapmadım, kendileri çaldılar kendileri oynadılar, ben saf saf seyrettim, beni üzdüklerini söylediğimde eşim benim fesat olduğumu, kötü düşündüğümü, onların beni sevdiğini, haksızlık yaptığımı söyledi.
      Ben de ayrılmak istedim, bitirdim kafamda, hatta ayrıldıktan sonraki hayatımı hayal ettim ta ki bu siteyi, Sema hanımın yazılarını okuyuncaya kadar.
      Eşim hiçbir zaman kabul etmedi ayrılmayı, şartlarımı iyileştirdi son zamanlarda, ailesinden uzaklaştırdı, benim isteklerimi yapmaya çalıştı ama içimdeki şu kin, nefret geçmiyor.
      En son arabamızı bir haftalığına verdi onlara, benim takılarımla alınan(benim ailemin taktığı altınlar, onların takılarını bile eşimle biz aldık) üzerine kredi çektiğimiz arabamızı, ben vermek istemedim yine de verdi, söyleyin haksız mıyım şimdi?
      Ve Allah rızası için birisi söylesin şu kin nasıl gider kalpten, var mı bir yolu.

      • GÜLERİZ, AĞLANACAK HALİMİZE diyor ki:

        Gölge insanlarla evlilik yapılmaz.Yapılırsa evilik “arkaplandakilerle” yapılmış olur. Ailelerin evliliklere burnunu sokup her şeye maydanoz olması, en sinir olduğum şeydir. Bundan daha rezili ise, evli çiftlerin hacıvat- karagoz oyunu oynamalarıdır. Senin ailen, benim ailem kepazeliğiyle kendilerini kuklaya çevirmeleridir. Yetişkin bireyler evlilik yapabilir.”Yetişkin çocuklar” binlerce örnekte görüldüğü gibi “evcilik oyunu” oynarlar. El atına binen tez iner diye bir söz vardır, pek severim.

        Cahiliye Arap yarımadasında, babalar kız çocuklarından utanır, onları diri diri toprağa gömerlerdi.Modern cahiliye dediğimiz günümüzde ise tam tersi oluyor.Anneler, erkek evlatlarını, evliliklerine müdahele etmek suretiyle felç ediyorlar.Hem oğlunun yuvasını yıkıyorlar, hem emanet diye aldığı gelin kızına olmadık eziyetler ve zulumler ve iftiralar yapıyorlar,sonrada “cennet anaların ayakları altındadır” diyerek övünüyorlar.

        Sırtında everest tepesi gibi kul hakları olan bir insan nasıl olacakda cenneti ayakları altına alacak.Tabi aç tavuk kendini buğday ambarında zannedermiş, ayrı mesele. Annesin, babasın diye kul hakları senden düşecekmi sanıyorsun, ettiğin iftiralar, kurduğun tezgahlar yanına kar kalacak mı sanıyorsun, hiç bir ibadet kul haklarını affettiremez, tevbe ve istiğfar bile.

        Haklar zayi edilen kadar iade edilmeli ve helallik alınmalı. Sahibi, gönül rızasıyla helal ederse sorumluluk öyle düşer.

        Ben kendi aklını kullanmayıp, kendisine KUKLA muamelesi yapılmasına izin veren evli çiftlere, tek kelime söylemeyi gereksiz görürüm. Allah akıl vermiş. Anne baba hatırına yuvasını yıkan anlayışa “hayret” etmekten kendimi alamam.

        Benzeri bir olayı bir arkadaşımız anlatmıştı. Onun bir arkadaşı bir evin tek oğlu. Yüksek tahsil yaparken, bir kızdan hoşlanıyor ve ona evlilik teklif ediyor. Bir süre konuşup tanıştıktan sonra kendi aralarında sözleşiyorlar evlenmek için. Okul biteceğine yakın, oğlanın babası, oğlunu karşısına alıyor ve diyor ki:
        -Oğlum, sen benim tek çocuğumsun.Ben gençliğimde bir kıza aşık oldum ve bir çok nedenden dolayı onu alamadım.Hala yüreğim yanar. Şimdi benim maddi durumum çok iyi. Eğer, beğendiğin sevdiğin bir kız varsa hiç çekinme söyle, gidip onu isteyim.

        Oğlan sevdiği kızla annesinin uyum sağlayamayacağını düşünüyor. Kız modern bir kız. Annesine gelin olamayacağını düşünüyor. Duygularını inkar ediyor ve yalan söylüyor. Benim sevdiğim bir kız yok, siz bulun diyor. Annesi bu habere çok seviniyor ve uzun süredir kafasında kurduğu, teyzesinin kızını oğluna nişanlıyor.
        Oğlanın kendisine evlilik sözü verdiği kız, bu haberle yıkılıyor, açıyor ellerini beddualar yağdırıyor:
        -Senin için bir çok isteyenime hayır dedim, beni yarı yolda bırakacaktın, niye söz verdin, sen yalancısın sen beni yaktın Allah’da seni yaksın diye beddualar ediyor.

        Oğlan yalan söyleyip aldattığı kıza arkasını dönüyor.Onunla iletişimini kesiyor ve teyze kızıyla evleniyor.Oğlan evlendikten bir kaç ay sonra annesi vefat ediyor. Oğlanın babası kendine ayrı bir ev açıyor ve oğlunun hanımından daha genç ve daha güzel bir hatunla evleniyor.

        Oğlan teyze kızından hiç hoşlanmamış, çok mutsuz ve büyük acılar yaşıyor.
        Anne hatırına sevdiği kızı kaybettiğine mi yansın,
        bir kaç ay içinde annesini kaybettiğine mi yansın,
        babasının aldığı hatunun kendi, hatunundan çok daha güzel olduğuna mı yansın.

        Yüreği köz gibi yanan, eziyet gören, zulum gören ve görmüş insanlar, bu haklarının zerre kadar heba olmayacağını bilerek, bu düşünceyle rahatlayabilirler. Kimsenin hakkı kimsede kalmayacak. Allahu Teala kimsenin hakkını kimsede bırakmayacak.Bu ilahi garanti bizi rahatlatmalı.

        Son olarak, ben anne- babalarının evliliklerine müdahele ederek, kocasını/karısını ezmesine izin veren çiftlerin başlarına gelen her şeye müstehak olduklarını düşünürüm. Kayınpederlerden ve kayınvalidelerden ziyade onların karşısında “üç maymunu” oynayan evliliklerini “top sahasına” çevirten çiftelere kızarım. Onlar bu durumlara izin vermeselerdi, dik dursalardı kimse onların evliliğine müdahele edemezdi.

        • Bu sekilde genellemek dogru olmaz. diyor ki:

          “Anneler, erkek evlatlarını, evliliklerine müdahele etmek suretiyle felç ediyorlar.Hem oğlunun yuvasını yıkıyorlar, hem emanet diye aldığı gelin kızına olmadık eziyetler ve zulumler ve iftiralar yapıyorlar,sonrada “cennet anaların ayakları altındadır” diyerek övünüyorlar.”

          Gerci yazinizin basinda Aileler demistiniz ..

          Bence bu sadece annelere ozgu bir davranis degildir. ve sadece erkeklere ozgu de degildir, Aile disindan arkadaslar da olabilir,

          Sizlerin vermis oldugu ornegin ben farkli bir cesitini yasadim,

          Ben bir erkegim ve Esimin ailesi surekli ailemizin herseylerine karisirlar di, Oyleki onlara gore erkek evi bakmak zorundadir, erkegin gorevi budur, ama kadin calistigi halde eve birsey getirmez, kazancini ise onlara verirdi, bu onlar icin dogru ve normal olan idi. Bu o kadar abartilidirki aileleri hem kalabaliktir hemde bizim evden cikmazlar di, hatta kendi evimde ben yabanci gibiyimdir, Annem torunlarini gormek icin dahi bizim eve gelmesin diye, onun kabul etmeyecegi her turlu davranislari yaparlardi. Benim evimde benden cok yasamislardir. Bu bir gercektir. Ben sonunda esim dahil hepsinden bosanmak zorunda kaldim.(bunu bile ben kendim basaramadim, ben adam gibi ayrilmak istedim, hatta yazili anlasma yaptim ama, onlar hile yapip sahte siddet raporu duzenleyip intikam almak istedir.) Hatta esimin arkadaslarida ayni sekilde, surekli karisirlar, hemde cok kiskanctirlar, evlatlarimada karisirlar, basarilarini kiskanirlar, saclarini nasil kestireceklerine, hangi elbiseyi giyeceklerine kimi sevip kimi sevmeyeceklerine, herseylerine karisirlardi. Zaman geldi, Esimi zaten bana dusman ettiler ama bir zaman sonra evladimi bana dusman ettiler, iste o zaman sozun bittigi yerdi.

          Oncesinde ne kadar duzeltmeye kalksamda, konusamda, yardim almaya calissamda yapilacak birsey yok idi.

          Aslinda bosandiktan sonra sunu gordum, ben kaybetmemisim, aslinda kazanmisim, (Huzurumu, mutlulugumu, ozgurlugumu ve zaman beni halki cikardi.) ilerleyen zaman ne gosterir onu bilemem, ama rabbime soz verdim, ona herzamankinden daha cok siginiyorum cok daha iyi anlamak icin kendimi gelistiriyor ve zaman harciyorum,

          O yuzden Ben genellemeyi o sekilde, erkek annesi veya kadin annesi veya babasi, ablasi, kardes, akraba, arkadas, diye ayirmak istemiyorum, Seyrettigim guzel bir hint filmi vardi sizlere de seyretmenizi tavsiye ederim, bir cok soruyada cevap bulabilirsiniz, aslinda dogrusu o dur. Farkli bakis acisina sahip iseniz bu filmdeki ogretiler belki sizin dusuncelerinizi degistirebilir. (Bizim ailemizdeki yasam bicimi ve aile buyuklerimiz bize buyonde egitim verirler ve oyle yetistirirlerdi)

          Yani kisacasi, iki cesit insan vardir, “IYI INSAN ve KOTU INSAN” Bu filmin adi, “BENIM ADIM KHAN”
          Iyi ve kotunun yani sira bu filmde, ayni dine mensup musluman veya hiristiyan veya hindu, farketmiyor, IYI ve KOTU.

          Saygilarimla.

          • Bu sekilde genellemek dogru olmaz. diyor ki:

            Ozur dilerim sunu eklemeyi unuttum, eger bu film i izleme imkani bulabilirseniz mutlaka esiniz, cocuklariniz hatta birlikte yasadiginiz aranizda sorun olan kisilerle birlikte izleyiniz, sonra birbirinize bakip filmin kritigini yaparsiniz, belkide gerek kalmaz, o kadar net ve acik ki mesajlar, anlamak istemeyen birisi bile mutlaka anlar.

            Saygilarimla.

        • PASLI MIZRAK diyor ki:

          Bir çok müslüman şehid olmayı çok ister,
          ama şahid olmak istemez.
          Halbuki şahid olunmadan, şehid olunmaz.
          Allah için şahidler olmalıyız önce.

          “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” NİSA 135

          • Yasin diyor ki:

            Güya dindarlar, Allah’ın ayetlerini hatırlatınca duymazdan geliyorlar.
            “Elimden ne gelirse ben hazırım, istersen şahit yaz gelirim” diyenler, şahit lazım yazıyorum dediğimde caydılar.

            Gelin ne gördüyseniz onu söyleyin diyorum, bağırdıysam söyleyin, azarladıysam söyleyin ama doğruyu söyleyin diyorum, nedense insanlar şahit olmak istemiyorlar. Allah için gelip doğruyu söyleyenler de oldu, kendi tanıkları bile aleyhimde bir tek kusur isnat edemediler, sadece kızlarının ne kadar hanımefendi olduğundan bahsettiler. Karşı tarafın tehdit ve hakaretlerine şahit olanlar ise tanıklık etmediler (belki de tehdit edildiler bilemiyorum) bu da işin uzamasına velayet konusunda sıkıntılara, çeşitli iftiralara, haksız nafakalara ve her bakımdan mağduriyetime sebep oldu. Bunun vebali ahirette sorulmaz mı?

            Boşanma arefesinde olanlara tavsiyem; asla güven duymayın, mümkünse aynı ortamda bile bulunmayın, karşı tarafla hiç bir suretle (telefonla bile olsa) doğrudan iletişim kurmayın, iletişiminizi avukatlarınız sağlasın, yoksa iftira atılırsa canınız çok yanar. Ne kadar kusursuz olursanız olun erkeksiniz bir kere, kendinizi aklayamazsınız. ÖnYARGI; erkek daima ezendir, kadın daima ezilendir.

            İşin en kötü tarafı; şu anda yürürlüğe giren kanunlarla kadının söyledikleri delil ve belge aranmaksızın doğru kabul ediliyor. Yok yere iftiraya kurban gitmek de var işin ucunda. Bakalım bu kanunlar uygulandıkça ülkemizde neler yaşanacak?

      • TİBET diyor ki:

        desperate hanımefendi,

        Kocanın yaptığı eylemlerin öfkesini neden anne ve babasına yüklüyorsun, kocana kızman gerekmiyor mu?
        kocan herif olsaydı da seninle onlar arasında güzel bir denge kursaydı? Ayrıca bu öfkeli ve nefret dolu kalple kocanı nasıl seviyorsun? Allah yardımcın olsun.

        • desperate diyor ki:

          Çok haklısınız ben de zaten en çok ona kızgınım ama ailesine karşı da içimdeki öfke geçmiyor.
          Daha önceki yazılarımda belirtmiştim ama tekrar edeyim, bundan 3-4 ay öncesi yani evlilik okulu başlamadan önce, eşime olan sevgim bitmişti, bunu kendisine de söyledim, ayrılmak istedim, ancak o nedense kendisine bu kadar öfke ve kin duyan kadından ayrılmak istemedi. Ona boşandıktan sonra ikimizin de hayatının nasıl daha güzel olacağını bile anlattım tek tek.
          Evlilik okulu ve bu siteyi eşim önerdi, biz de takip edelim belki faydası olur dedi.
          Gerçi kendisi takip etmiyor çok nadir mailene gelen yazıyı okuyor o kadar.
          Sema hanımın yazılarını okudukça, içimde patlamak üzere olan öfke zamanla azaldı, huzura erdim sanki, gerginliğim geçti, mutlu olmaya başladım, kafamdaki soruların cevaplarını da buldum.
          Eşim ailesi dışında çok iyi bir eş, ikimiz çok iyi anlaşıyoruz, ailesi hayatımıza müdahil olduğunda sorunlarımız başlıyor.
          Kendisi de farketmiş olacak ki ailesiyle aramıza bir mesafe koydu, fazla görüşmüyoruz, ailesi de yaptıkları hataları anlamış olacaklar ki her görüştüğümüzde hatalarını telafi etmeye çalışıyorlar ama bir insanla kötü olduktan sonra iyi olmak kolay değil, içimdeki kızgınlığı geçirmeleri çok zor.
          Yani eskisi gibi devam etseydi ve ben bu yazıları okumamış olsaydım şimdi çoktan boşanmıştım.
          Allah hepimizin yardımcısı olsun, teşekkür ederim.

          • TİBET diyor ki:

            Eşiniz ailesine şimdi koyduğu sınırı, daha önce koysaydı, siz bu kadar yıpranmamış olurdunuz. Madem ki eşinizin ailesi ve eşinizin kendisi hatalarını anlamışlar.Bu iletişim yeni bir şansı hakediyor.
            Onlar bu tarz davranışlarıyla sessizce sizden özür diliyorlar sanki. Tabi dilleriyle söyleseler;
            kızım bir hatadır oldu, bizi affet, hakkını helal et, hellallık için elimizden gelen neyse yapalım deseler, bence sizin gönlünüz rahatlar, daha mutlu olursunuz.Samimi pişmanlığı herkes farkeder ve ödüllendirir. Mutluluğunuz daim olsun.Rabbim yuvanızı şenlendirsin. Karar sizin, dilerseniz hakkınızı helal edersiniz dilerseniz ahirette alırsınız. Dua ile.

          • TİBET diyor ki:

            Eğer eşinizin ailesine hala büyük bir öfke duyuyorsanız onları “affetmemişsiniz” demektir.

            Eğer hem affettim diyor ama hala içinizdeki öfke devam ediyorsa bu af, içselleşmemiş, mecburiyet gereği bir aftır.

            Af çok zor ve çok soylu bir eylemdir. Aftan sonra bembeyaz bir sayfa açabiliyorsanız bu af içselleşmiş bir aftır.
            Yoksa, baltalarımız içimizde saklı olduğu halde, zoraki tebessümlerle şartlar gereği konuşuyor, görüşüyorsak burada af yoktur.

            Bunun adı: katlanmak, geçinmek ve varlığına tahammül etmektir.
            Birde mecburiyetten gelen sevgi sahtedir. Burada insanlar sevgiyi değil, şartları paylaşmaktadırlar. Dua ile.

          • desperate diyor ki:

            Sayın Tibet, çok teşekkür ederim, keşke en başından bunu yapabilseydi eşim. Dediğiniz gibi affetmedim sadece kendimi korumak için uzaklaştım, bir araya geldiğimizde de katlandım o kadar.

    • GÜLERİZ, AĞLANACAK HALİMİZE diyor ki:

      Cem karacanın bir şarkısı vardı:
      “işcisin sen işci kal” diye.

      Bu olayın kahramanı zaten annesiyle evliymiş.
      bu şarkının sonu şöye bitmeli:
      Annenle evliydin, annenle evli kal.
      Mutluluk kuklalardan uzaktır,
      sen eşinin arkasından bakakal.

    • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

      Evlenmek çiftleşmek değildir, Çift kalabilmektir.

    • Yasin diyor ki:

      TARAF TUTMAK… Ahlaki değerleri tam olgunlaşmamış, karakteri henüz oturmayan insanların düştüğü hatalardan biri…
      Neden taraf tutarsınız ki? Hakkı hak sahibine teslim etmek çok mu zor?

      Gelin kocayı kendi tarafına çekecek kaynana oğlunu, Damat karısını kendi yanına çekecek Kaynana kızını…
      Ne biçim bir bakış açısıdır bu.
      Oyun mu oynuyoruz? Savaşıyor muyuz?
      Silah olarak neyi kullanıyorsunuz? Hamileliği mi, çocuğu mu, huzuru mu, boşanmayı mı?

      Yazık etmiş kendine, hatasını anlasa bile ne fark edecek?
      Eski eşi mutluymuş şimdi, sevindim onun adına,
      adam pişmanMIŞ… acaba amacına ulaşsaydı pişmanlık duyar mıydı?
      İftira atmak çok mu basit?
      Çektirdiği acıların hesabını ahirette nasıl verecek?

      Bahane; Aileler araya girmiş…
      Sahip çıkacaksın yuvana.
      Annesi haksızmış adam bunu farketmiş ama “annesini küçük düşürmek istemiyor.” Olabilir, yalnızken uyarsa güzel bir dil ile, eşine de söyler “yaşlıdır, şudur, budur, annemdir, sen yine de saygını esirgeme” diye…

      Acımadım açıkçası, kendi verdiği zararlara saysın çektiklerini ve ahireti için üzülsün…
      Helallik alabilir mi? Mazlum affetse bile Allah affeder mi?
      Kaybettiklerine pişmanlık duymasının bir değeri yok, hatalarını anlayıp gerçekten tövbe etmesi lazım. Dünyası bitti belki ahireti kurtulur.

      (Taraf mantığıyla bakanlar; bu yorumdan şimdi de kadınları savunduğumu zannedecekeler… )

      • Yasin diyor ki:

        Üzerinde durulması gereken bir nokta daha var,
        Bu gibi yuvaların yıkılmaması için boşanma davalarının açılması öncesi aile terapistleri ön koşul olarak zorunlu tutulabilir veya benim aklıma gelmeyen başkaca çözüm yolları da düşünülebilir.

        Aile BAKAN’ı feministlerin ağzına bakacağına öncelikle aileye baksa…

  72. furkan diyor ki:

    Arkadaşlar herkes farklı bir dertten muzdarip bende şöyle birşey anlatayım, bende eşimden ayrıldım daha doğrusu eşim benden ayrıldı, bende ailem en çokta annem yüzünden ayrıldım, bunu ayrıldıktan sonra tek kaldığımda anladım ama çok geç oldu, bir sitede bir yazı okumuştum, arkadaşın biri yazmış ki b,z eşlerimize analarımaza sahip çıktığımızın yarısı kadar sahip çıkamıyoruz. çok doğru söylemiş, ben farklı bir konu açtım ama bu böyle, ben çok pişmanım, o arkadaşın dediği gibi bende sırf annem haklı çıksın diye eşimin haklı olduğu halde haksızsın dedim, ve evliliğim bitti, sonunda da yanlız kalan ben oldum, boşanmış, güvenilmeyen bir adam, bir sonaki gelinle de anlaşamayacağı önceden belli olan bir anne, ve bensiz mutlu olan eşim, yuvamı yıktı annemin fitne fesatlıkları, kaynanalık yaptı ama gelinine değil, oğluna yaptı kötülüğü..Aklı olan eşine sahip çıkar.

  73. Ali diyor ki:

    Buradan yazılanlardan direkt sonuç çıkarmaya kalkışmak kadar yanlış birşey olamaz.Ancak şöyle de bir gerçek var ki aslında aile,nüfus artış hızındaki azalış,boşanma oranlarındaki artış gibi pekçok konu arasında çok önemli bağlar mevcut.Bu bütünüyle bir sistem.Bir kere beyinlere solucan girdi.O solucan girdikten sonrada çıkarması zor.Özele girmemek ve genele hitap etmek için size kendi simülasyonumdan bahsetmek istiyorum.Bence lider olacak ya da siyasete atılacak olan kişilerin bu türden jeopolitik simülatörleri oynamaları gerçektende çok çok önemlidir.Daha ilk simülasyanlarımdı.Tabii bende bilmiyorum o zamanlar daha bir ülke nasıl güçlü kılınır.Nüfusumun %65’i 0-15,%30’u 15-60 ve %5’i de 60 ve üstü yaşlarda.Ben zannediyorumki özgürlük verdikçe,kadın haklarına ve derneklerine önem verdikçe,nüfusta hızlı artıyor harcamlarına da yetişemiyorum(nüfus artış hızı %4’tü) doğum kontrolünü teşvik ettim. Eşcinselliği özgürlükleri artırmak için serbest bıraktım,çokeşliliği yasakladım.Tabii ki buarada gelişen ve büyüyen bir devletimde var.Sonra 10 sene daha geçti geçmedi nüfus artış hızı %2,2’ye düştü.Bir on yıl daha geçti %0.4,5 yıl sonra da %-2.0 oldu ve artık devlet kendi harcamalarını karşılayamaz hale gelmişti.Gelişmeler tahminimden hızlı gerçekleşti ve bir dahada gençleştiremedim nüfusumu.Üstelik eşcinselliği yasaklamama,doğum kontrolünü kaldırmama,çok eşliliği serbest bırakmama,dışarıdan göçü serbest içeriden göçü ise yasaklamama ve çocuk başına yüksek miktarlarda para vermeme rağmen.Geçen haberlerden birinde bazı nüfus artış oranlarını gördümde benim simdeki oranlara ne kadar benziyor bende 30-40 yılım olduğunu düşünüyorken herşey 10-15 yılda olup bitivermişti.Bir bakmıştımki hızla diğer ülkelerin gerisine düşüyorum.(Bu kısım kendi fikrim.)Eskiden 50 senede olabilecek teknolojik gelişmeler şimdi 5-10 sene dahi geçmeden olabiliyor.2000’lerdeki cep telefonlarını hatırlayın birde şimdikilere bir bakın.Oysaki radyonun icadı ile görüntülü radyo diyebileceğimiz televizyonun icadı arasında kaç sene var?Aynı şekilde insanlarda daha çabuk gelişiyor.Zaman sanki hızlanmıyor.Hızlandırılıyor.Zaman artık eskiden olduğu gibi 1sn 1sn diye artmıyor.exponansiyel değerlerde artış gösteriyor.Ya da 1 sn 1 sn artsa da o 1 sn’nin içerisine sığdırılanlar exponansiyel bir fonksiyona göre artıyor.Bu yüzden hesapları yaparken bunu dikkate almakta yarar var.Yani 40 sene sonra olacağınızı düşündüğünüz yerde 5-6 sene bile geçmeden en dip noktasında olabilirsiniz.Kısacası Deccaliyet boğazımıza boğazımıza basıyor.

  74. kepez diyor ki:

    “İşte benim için yüz yılın cevabı eh banada zaten kapak oldu..KENDİNİ ACINDIRMA… dedi …….!!!!!!!!!!!! (MUTFAKTA YATIRIP BOĞAZNI KESMEK İSTEDİM. SONRA SAVCI BANA CANAVARCA HİSLE ADAM ÖLDÜRMEKDEN ÖMÜR BOYU HAPİS..BEN İÇERDE, KENDİ TOPRAK ALTINDA,YA ÇOCUKLARIM ALTIN KADAR DEĞERLİ ÇOCUKLARIM!!

    YAZMIŞSIN KARDEŞİM
    HADDİM OLMAYARAK YAZMA İHTİYACI HİSSETTİM AMA ALTTAKİ SATIRLAR ( Kİ MEHMET AKİF ERSOY a AİTTİR. ) YAZDIĞIN KELİMELERİ ANLATIR KİFAYETTE (TABİ Kİ İFFET KELİMESİNİ ÇIKARIP YERİNE UYGUN KELİMEYİ KOYARSAN)

    bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne, acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne
    M. AKİF ERSOY

  75. hayrullah diyor ki:

    işte yok olan ailenin sebebleri inş bakan hanım göz ardı etmez çektiğimiz çileleri

  76. akademisyen diyor ki:

    Mrb Selen kardeşim..yazdıklarını okuduğumda çok duygulandım..Rabbim yar ve yardımcın olsun..Çok zor bi durum..seni anlamam mümkün değil..çünkü ben bekarım..Bi ara evlenmeyi gerçekten çok istiyordum..ama çevremdeki mutsuz evlilikleri gördükçe evliliğin de hayırlısı demeye başladım..ben 28 yaşında bir bayanım..Bir üniversitede akademisyenim..Çok şükür işim gücüm yerinde..tamam bekarlık gerçekten çok güzel ama insan bazen evlenmek de istiyor..ben evlilik amacıyla bir kaç kişiyle görüşme yaptım..ama görüştüğüm erkeklerin hiçbiri kafama yatmadı..evlilik oyuncak değil..cok iyi düşünülmesi gereken bir kurum..ilk başlarda görüştüğüm erkeğe hemen bağlanıyordum ve evlilik olmayınca çok üzülüyordum..sonraları diğer erkeklerle görüşmeye başladıkça bir öncekini çoktan unutuyordum..demek istediğim bayanlar yaratılış itibariyle duygusal ilişkilerde çok hassas ve hemen bağlanıyor..Ama şu da bir gerçek ki kimse vazgeçilmez değil..ve biz bayanlar ne kadar kıymetli ve değerli olduğumuzun hep farkında olalım..erkek için bir bayana sahip olmak çok büyük bir lutuftur..çünkü erkek yaratılış iitibariyle bayana hayatının her aşamasında ihtiyaç duyar..ben sana boşan veya devam et diyemem..çünkü çok büyük bir vebal almak istemem..hayat senin hayatın..ben sana ancak dua edebilirim..sen de hayırlı bir karar verebilmek için çok dua et..duaların gücüne inan..zor bir imtihandan geçiyorsun..Rabbim yardımcın olsun..umarım bundan sonra bu sitede senin mutlu olduğuna dair yazılar da okuyabiliriz..herşey gönlünce olsun, acın bir an önce dinsin inşallah!!…sağlıcakla kal..:)

  77. Dumani diyor ki:

    haber7 sitesinde de sizin yazılarınızı takip ediyorum Sema Hanım Abla.. :) sizi hem kendim icin hem sizin gibi “YİĞİT KALEM”leri desteklemek icin hep takip edeceğim inşaAllah. Rabbimiz evlatla malla canla aile ile sınıyor bizleri bunu her müslüman bilmelidir ki bu abimizde maşaAllah hep bilmiş. UNUTULMAMALIDIRKİ hayatta en büyük zorlukları Peygamberler çekmiştir başta Can paygamberimiz. Bu mektup bana Hz. NUH a.s’ı hatırlattı…Allah gerçek yiğitlerden sabreden öfkesine hakim olanlardan eylesin hepimizi bu mektup sahibi abiyi.Tek yapılacak şey şu noktada Dua ve Sabr elbet bu “Golcü abla” yaşlanacak ve ah vah diyecektir.( tabi bunlar sadece bu mektuba binaen söylenmiştir)