Boşanan Erkekler Neler Çekiyor?

31 Ekim 2011Ademler & Havvalar860 Yorum »

Bir Adem Diyor ki…

Sema Hanım,

Bu gün bir yazınızı okudum. sevindim çok sevindim. çünkü boşanmalardan yana hep biz erkekler o kadar haksız görüldü ki anlatamam.

ben de şu an eşimden ayrılmak üzereyim. 17 yıllık bir evliliğim var. hatta vardı diyebilirim. aslında çoktan bitmiş de benim haberim yokmuş. uzatmaları oynanan final maçı gibi. en son altın golü zaten eşim attı.

biz görücü üslulü ile evlendik. benim anne baba sizlere ömür. evlinirken abla kareş desteği ile evlendik. hep sorunlar vardı; ama bende hep alttan aldım. çok ekonomik zorluklar geçirdik ama hep üstesinen geldik. çalıştığı için yetişemediği yerde çocukların bakımından temizliğe, ütüye, yemek yapmaya, kadar hep destek çıktım.

hatta paramız olmadığı zamanlar, kuaföre saç boyatmaya imkanımız olmadığı günlerde marketen hazır boyalardan alarak ben boyamıştım. gözü kalmasın üzülmesin diye (mesala marka vermeyelim akuji kzıl bakır 9 no gibi. akuji akıcı boya oluyormuş. yani kalıcı olmuyormuş. içinden bir çift eldiven seti ve birde seyreltici sıvı çıkyor ) bunlara kadar yaptım.

ama bana karşı hep ilgisizdi. genelde ayrı uyur, hep kendisini oturma odasından, adete toplardım. ben evde olduğum günler, zamanını hep temizlik yaparak geçirirdi ve hep asabiydi.

bende hep şöyle düşünürdüm. iki oğlum var, artık bende baba oldum. evim ve eşim var. bunlar önemli değil, derdim kendi kendime. kızdığım sinirlendiğim zamanlar olurdu ama yine de fazla uzatmazdım.

çünkü ailemi kaybetmiştim ve tek başıma evlenmiştim. bu yuvanın idame etmesi gerekti. sonra ailesi ile olan olan sorunlar derinleşti. daha sonra ben iş yeri değişikliği yaptım.

işim gereği sık sık seyahatlere çıkmaya başladım.(satış pazarlama) ilişkiler daha da gerginleşti. gerçekten de şidettli geçimsizlık artık bizde de vardı.bende artık alttan almamaya başlamıştım.

diğer taraftan yazınızdan cesaret alarak ayıp değildir söylemesi diyorum artık, cinsel yaşam da kalmamıştı. Çünkü her kendisine yaklaşmamda ya ağzım kokar diye red eder ya da ter kokuyorsun diye red ederdi.

2.oğlum dünyaya geldikten sonra cinsel bakımdan iyice sorunlu hale gelmiştik. Hep tekrar hamile kalmaktan korkuyordu. oysa birinci oğlumla ikinci oğlum arasında tam beş yıl var.

ve yine kendisi çalıştığındından dolayı ve de ailesi çocuklara bakmayı red ettiğinden dolayı ve annem babam olmadığından dolayı biz evlatlarımızı kreşe vermek zorunda kaldık. Ve hep ev kirası gibi artı bir de giderimiz olmuştu. Ben bu nedenle de üçüncü bir çocuk zaten istemiyordum bunu kendisine anlatıyordum.

hatta eğer bir sorun var ise bir psikoloğa veya doktara gidelim, doğumdan sonra bazı isteksizlikler olabilirmiş diyordum; ama kabul etmiyordu. Alaycı bi şekilde gülüyordu. kaldı ki ben sigara içmeyen, içki ise yılda sadece 3-4 kez keyif olsun diye ağzına koyan bir adamım. Elbette melek değilim. haşa gökten de inmedim. Hatalarım tabiki vardır. Bunu kabul ediyorum ve kendisine de çok kez söylemiştim.

ama şunu da söylemiştim artık biraz daha dikkat et. Ben artık dayanamıyorum. asabi hallerin, sinirin ve hatta karşındaki kocan değil gibi azarlaman, bunlar doğru değil günün birinde biz gümüleriz derdim. Hep uyarmıştım. Hatta konuyu ablama açtığımda ağzı açık kocaman bir aaaaaaaaa çıkmıştı ve ‘mümkün değil sizde olamaz demişti”.ama biz gümbürdedik ve oldu. Ablamında ağzı aaaaaaaaaa diye açık kaldı…………………………

en son gediğimiz noktada, şidetli bir kavganın ardından ben işim gereği dışarıya gittim. Zaten evin içinde ayrı yaşıyorduk ama benim içimde bir ümit vardı. ama onda kalmadığını bilmiyordum. itiraf da edeyim kii dayak bile attım. umarım bu itirafı savcı suç duyurusu olarak kabul etmez. çünkü tek tafarlı anlatmak istemiyorum. dediğim gibi bende de haksız durumlarım olabilir.

çünkü söz ile birşeyler anlatamıyordum. artık ütümü yapmıyordu. yemekleri hep hazır dişardan söylüyordu. sık sık dışarı gezmelere gidip geç geliyordu. giderken izin almayı bırakın haber bile etmiyordu. bazen kapıda satlerce beklediğim bile oluyordu. benim kan beynime sıçramıştı.en son zaten durumu açıkladı altın gölü atmıştı.

aynen şunları söyledi tam 7 ay önce

-aramızda her şey bitti.

-ben ayrılmak istiyorum.

-avukata sordum büyük oğlan(16) pisikolog eşiliğinde sorulacak kimde kalmak isterse onda kalacak ama bende kalmasını istiyorum.

-küçük oğlan(10) zaten mahkemenin bana vermesi olasılığı yüksek.

-annemlere gitmeyeceğim.

-ev tutacağım. çocuklar bende kalırsa daha rahat olurum.

-senden bana attığın dayak ve ettiğin hakaretlerden dolayı tazminat istemiyorum. istesem alırım (Allah razı olsun ki elime sağlık)

-nafaka istiyorum. onu da çocuklar için istiyorum. kendime asla kulanmayacağım.

-17 yıldır zor tahamüll ettim.

-ben annemlerle görüştüm sen bilirsin diyorlar.

-sadece bababın haberi yok, rahatsızlanır diye söylemedim.(duyuncada sanki çok etkisi olacak da)

-annem ve eniştem beni siz beni isteğinizde bir odaya çekip ikna ettiler. zaten ben seni istemiyordum.

-sen yokken çocuklara konuştum durumu anlatım.

eh artık uzatmalardaki maçta kadın şutu çekti golü attı. çünkü hergün tv de gazetelerde kadın hakları, yok özgürlük kavramları derken birde üstüne üstlük aileden sorumlu sayın acar bakanımız Fatma Şahin hanımefendinin adete erkeklere haksızlık edercesine kadınları korumak adına veya kendi adını duyurmak adına veya başbakanın gözüne girmek adına icraatlar yapması sadece olayı tek taraflı görüp aile birliğnde sanki erkek yokmuşta tek ezilen kadınmış gibi harket etmesi cesaret vermişti.

ki sizin yaznız o nedenle çok ilgimi çekti.

bende aynen şunları söyledim

-boşanacaksan durma git, geç bile kaldın.

-17 yıl neden bekledin?

-biz seni kaçırmadık da ki neden kabul ettin. ailen kafana silah mı dayadı ?zorla mı verdi? hayır deseydin.

-2 çocuk olana kadar neden bekledin?

-ne sen Hülya Avşar’sın ne de ben Kaya Çilingiroğlu. hem ayrılıp hemde birlikte aynı evde olamam.

-hemen annenlere git. dava aç.

-senin yaptıklarını yanına bırakmam. (sinirlenmiştim)

-çocuklarıda sana bırkamam.

-madem gitmek istiyorsun bu iş edebinle olsun. sizden bir büyük bende bir büyük gelsin, bugün hemen seni götürsünler. onlara da aynısını anlat.

-ikimizde de vebal kalmasın.

-bana bunu da yaptın ya Allah senin belanı versin, dedim.

durum bu noktaya gelmişken ben ertesi gün büyük oğlumla konuştum.oğlum aynen şunları söyledi.

“baba ben çok üzülüyorum hemde kardeşime çok üzülüyorum. o çok küçük. onu çok özlerim.” dedi ve sözlerini tamamlayamadı. hıçkırığa boğuldu.

ben de ona sözverdim asla kardeşinden ayrılmayacaksın diye.

bizim hanım efendi golü attı ama sahadan ayrılmadı. yani evden gidemedi. sorunlar devam, devam, devam etti. birgün sordum kendisine hani sen gidecektin diye…

gene bağırarak–ev bulamadığını–bulsa bile pahalı olduğunu—çocukların okul durumu olduğunu–başka semte rahat edemeyeceğini–ailesinin yanına yerleşemeyeceğini rahat edemeteceğini vs vs vs söyledi.

o zaman bende dedimki -böyle harbi konuş gözümün yağını ye —ben evden ayrılayım. tüm eşyaler sende kalsın-sadece bende hatırası özel özel şeyleri alayım (babamdan yadigar duvar saati gibi)

her ne kadar ayrılsak da sen benim eski eşim olarak kalacaksın.ben de senin eski eşin olarak kalacağım-bu çocukları karşıklıklı büyütmek zorundayız-ben aradan çekliyorum-ama ev buluncaya kadar az sakin ol üzerime gelme beğırma çağırma ben aradan çekliyorum artık çünkü ben de seni istemiyorum evden gider gitemezde davayı gerekirse açarız hatta aramızda anlaşma yapıp avukata öyle gidelim , bunu da hiç bir erkek yapmaz aradan çelikmez dedim.

İşte benim için yüz yılın cevabı eh banada zaten kapak oldu..

KENDİNİ ACINDIRMA... dedi …….!!!!!!!!!!!! (MUTFAKTA YATIRIP BOĞAZNI KESMEK İSTEDİM. SONRA SAVCI BANA CANAVARCA HİSLE ADAM ÖLDÜRMEKDEN ÖMÜR BOYU HAPİS..BEN İÇERDE, KENDİ TOPRAK ALTINDA,YA ÇOCUKLARIM ALTIN KADAR DEĞERLİ ÇOCUKLARIM!!)

Kaderimi Allah yazmıştı. alfret hıckok değil. korku filimi yönetmiyordum. o nedenle Canavarca hisle bir eylem yapmadım. Sayın savcıyı bir dertten kurtarmış oldum. ama basın mensupları için üzüldüm. çünkü bir canavar koca haberi yapmayacaklardı.

sayın bakan çıkıp gene üzüntülerini bildiremeyecekti. aldığı tedbirleri uzun uzun anlatamayacktı.Ve kadınlar neden öldürülüyormuş şimdi bende çok iyi anladım.

aslında bende ev içi şiddetle büyümüş bir insanım. babamın annemi dövdüğünü görünce hep saklanırdım. ben böyle yapmıyacağım derdim ama geldiğim noktaya bakın.

şimdi ev arıyrom. eşya diziyorum. hemde rengarenk ama kimse ev vermiyor sanki roller değişti dul kadın benim. bizim golcu hatun ile aynı evde ama ayrı odalardayız. çocukar durumu kabullendi.

hatta küçük oğlum giderken küçük yastığını bana vercek. büyük oğlum ise bebekliğinden kalma denizci miçosunu. onlara ayrılsam bile onların babası olduğumu- anneleri ile kalmanın daha doğru olduğunu- sakın babamız bizi bırakıp gitti diye düşünmemelerini-boyunlarını bükmemelerini söyledim. gözümün içine bakın, siz benim gözümün nurusunuz, dedim.

Ailden sorumlu sayın bakan, bana da sahip çıksın. benim durumumda ki erkekler için telefonla çağrı merkezleri kursun. mesela mor çatı erkek sığınma evi.

medya beni haber yapsın. tvde sabah programlarına konuk olayım. ne de olsa ailde kadın değil erkek de var. olay sadece kadın eksenli değil insan eksenli düşünülsün. bana yardım kampanyaları açılsın.

belediye başkanı araya girsin, bana ev bulsun. kış geldi ne malum, bizim hatun efendi hadi artık git diyebilir. ne de olsa kadın nede olsa haklı nede olsa bakan bile onlardan yana ve hatta kanunlar da..

buzdolabı-halı-hertürlü mutfak eşyası tv (mümkünse plazma olsun)oturma odası-yatak odası-perde-ihtiyacım var. Allah develetimize zeval vermesin. Onlardan yardım bekliyorum. ha bide buzdolabı ne olur no frost olsun….bulaşık makinası 12 programlı olasun..çamaşır makinası 100 programlı olsun, kırşık giderici programı olsun…bende insanım kadınlar no frost isterde ben istemeyemez miyim?

hatta hakklı bulunacaksan ameliyatla kadın olayım. kadın olmak sanırım beni haklı gösterir. ben bi kere haklı çıkayım sonra erkek oluruz tekrar.

bu yazmı okuyun lütfen hatta yayınlayın. hatta sayın bakana siz iletin. sizden giderse ilgilenir. ne de olsa ben erkeğim ciddiye almayabilir ve hatta ne olur bana cevap yazın. çünkü tek başıma altından kalkamıyorum.

herkese saygılarımla…

www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 389.442

Yahya için yorum yapın

“Boşanan Erkekler Neler Çekiyor?” için 860 Yorum

  1. Abdullah BİR dedi ki:

    SEN DELİSİN…

    Türkiye’de modern psikiyatrinin ve Bakırköy Akıl Hastanesi’nin kurucusu Mazhar Osman’a bir gün hastalardan biri, “SEN DELİSİN” der…

    Mazhar Osman da güler ve hastasına, “Senin bana deli demenin benim için hiç bir değeri ve önemli yok ama, ben sana bir kere DELİ dersem ÖMÜR BOYU BURADAN ÇIKAMAZSIN

    Kıssadan hisse…

  2. 7 Yılı 1 Kadını Anlamakla geçen kişi.. dedi ki:

    İnanın sizi öyle güzel anladım ki. Bazı eşine sinirli hanımlar sizin aleyhinizde yorumlarda bulunmus ancak biliyorumki hiçbirinin kocası, onun saçlarını boyamış veya özel ilgide bulunmuş değillerdir. (kıskanıyor bile olabilirler.
    Yazınızı 9 yıl sonra okuyorum inşallah evlatlarınız, sağlıkla büyümüş sizde mutlu olacağınız bir hayatın içindesinizdir. Ancak merak ediyorum , Bugün Eski eşiniz ne durum ne yapıyor ve siz nasılsınız ?

  3. Doğru yol arayışında dedi ki:

    Oğlum her gece babam niye gelmiyor diye ağlıyor ve benim de içim parçalanıyor. Diyorum bak benle ilgili bir şikayetin bir eleştirin varsa söyle. Vallahi ben her türlü eleştirine açığım ve kendimi her türlü düzeltmeye hazırım. Diyor yok senden yana hiçbir şikayetim yok sen bu dışarı çıkma meselesini çok abartıyorsun. Eşim eskiden namaz kılardı ama şimdi bıraktı kılmyor( ben ise en çok namaz kılmasını sevmiştim çünkü ben henüz kalmıyordum. Fakat evlendikten sonra örtündüm namaz kıldım( hatta sabah namazlarını bile kaçırmamaya çalışıyorum). Dinimizi araştırdım Sema hanımla tanıştım bütün kitaplarını okudum ve kendime de paylar çıkararak hep daha iyisi olmaya çalıştım ve hala da olmaya devam ediyorum kendi çapımda( daha önce feminist sayılırdım). Ben kendimi düzeltmeye ve ona karşı sürekli daha dikkatli olmaya çalıştıkça onun bana Karşı giderek daha duyarsız olması beni şaşırtıyor hocam. Acaba diyorum evliliğimiz çatırdamaya ve sinyaller vermeye mi başladı. Eşim sorunları görmüyor mu?

  4. Doğru yol arayışında dedi ki:

    Ben özellikle Abdullah beye sormak ve danışmak istiyorum. Çünkü yorumlarınızdan çok hakkaniyetli olduğunuzu anladım.
    Benim kocam çok iyi anlayışlı sevecen çalışkan namuslu ve dürüst bir insan. Ama çok fazla dışarı çıkma ve eve geç gelme alışkanlığı var( Kesinlikle aldatma falan değil). Arkadaşları bir türlü rahat bırakmaz( onun çevresindeki bütün evli erkekler hep kahvede takılırlar ama hanımları bunu sorun yapmazmış ben niye sorun yapıyorum). 6 yıldır evliyiz bi kız( 6aylık bir de erkek 5 yaşında) çocuğumuz var. Ben de üzülüyorum onların büyüdüğünü kaçırdığını düşünüyorum. Ben onlarla çok ilgilendiğim için gözü arkada kalmıyor herhald( öğretmenim bu arada). Evlendiğimizden beri bu sorunu aşamadık( ki bana çok sözler verdi ama tutmadı). Ayrıca eve geldiğinde de sürekli telefon elinden düşmüyor( bütün sosyal medya hesapları mevcut en çokta tiktok denilen saçma sapan sitede takılıyor). Bunu da aşamadık. Ben kendimi düzeltmek için bin bir türlü arayışa girmişken eşimin bunları bir sorun olarak görmeyişi ve bunlara devam etmesi beni içten içe çok yaralıyor. Ona karşı git gide soğuyorum. Hocam ne yapmalıyım çünkü ben her yolu denedim ama değişen bişi yok.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Sayın “Doğru Yol Arayışında” olan Hanım’a

      “Ben özellikle Abdullah beye sormak ve danışmak istiyorum.”

      Bahsettiğiniz “Abdullah Bey’in” şahsım olduğunu kabul ederek sorduğunuz sorulara cevap vermek istiyorum.

      BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

      “Benim kocam ÇOK İYİ, ANLAYIŞLI SEVECEN, ÇALIŞKAN, NAMUSLU ve DÜRÜST bir insan” demiş ve akabinde de

      “… eşimin bunları bir SORUN OLARAK GÖRMEYİŞİ ve bunlara devam etmesi beni içten içe çok yaralıyor”

      Öncelikle bu iki cümlede kocanızla ilgili kullandığınız ifadeler ( anlayışlı, sevecen ve yaptıklarını sorun olarak görmeyişi) birbiri ile uyuşmayan, hatta taban tabana ZIT.

      Akabinde kocanızın sizi üzen, rahatsız eden negatif yönlerini ifade ederken kullandığınız yumuşak uslup ve sanki kocanız karşınızdaymış, söylediklerinizi dinliyormuş ve siz onu incitmek, üzmek istemiyormuşcasına kocanızı eleştirirken bile kullandığınız kelimelerde ona karşı hassas olmaya çalışmanız dikkatlerden kaçmıyor.

      Eminim kocanız, sizin onu tanımlarken ve eleştirirken kullandığınız sıfatları, ifadeleri okusa, görse sizin ona karşı olan samimi sevginizin ve muhabbetinizin kelimelere dökülme, yansıma şeklinden dolayı bu yaptıklarından ötürü ve sizi üzdüğü için çok utanırdı.

      Öncelikle kocanıza olan sevginiz, muhabbettiniz ve saygınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum hanımefendi.

      Çünkü bu topraklarda yaptığınızı yapan ( erkeğine kucak açan, gıyabında/yokluğunda dahi kocasını onure eden) aklı başında, basiret sahibi, kocasına, yuvasına sahip çıkan, anlayışlı ve sevecen Müslüman kadın sayısı her geçen gün daha da azalıyor.

      Diğer taraftan;

      “…çok fazla dışarı çıkma ve eve geç gelme alışkanlığı var”

      Öncelikle bazı evliliklerin çatırdamasının, hatta yıkılmasının en temel sorunlarından birisi ( ki erkeklerin çoğu bu alışkanlıklarının evlilikleri ve mutlulukları için büyük bir problem olduğunu bilmiyor) ERKEKLERİN EVLİLİK HAYATININ ve SORUMLULUKLARININ FARKINA VARMAMASI ve BU SORUMLULUKLARI KALDIRAMAMSI şeklinde ifade edilebilecek MEDENİ HAL DURUM DEĞİŞİKLİĞİNE UYUM GÖSTEREMEME SENDROMUDUR.

      Bu genellikle psikolojik (kafa yapısı) olarak evliliğe henüz hazır olmayan, evliliğin hayatını kökünden değiştireceğinin farkında olmayan, ama buna rağmen evlenen ereklerde görülür.

      Bu gibi erekler ile evlenen kadınların farkında olmadan yaptıkları bir hata ( evlendikten sonra da her şeyin flört veya nişanlılık zamanında ki gibi olacağına, tarafların bütün vakitlerini beraber geçireceklerine dair düşünce, inanç) da söz konusu evliliklerin mutsuz devam etmesine veya yuvaların kısa sürede yıkılmasına sebep olur.

      Erkeklerin bu düşünsel hatası ile psikolojik hamlık ve kadınların birlikte geçirilecek zamanın miktarı konusunda yaşadıkları hayal kırıklığı birleşince ilk zamanlarda tarafların tartışması, kavga etmesi ve en sonunda da boşanma kaçınılmaz oluyor.

      Sizin kocanızın pozitif yönlerini, sizin ona karşı olan sevginin, sabrınız, saygınız ve evli olarak geride bıraktığınız, beraber geçirdiğiniz 6 yılı göz önüne aldığımızda siz Karı-Koca olarak İŞİN EN ZOR KISMINI, YANİ EVLİLİĞİNİZİN EN ZOR ZAMANLARINI ATLATMIŞSINIZ ELHAMDULİLLAH.

      Bu güne kadar kocanıza gösterdiğiniz anlayışı, saygıyı, sevgiyi ve sabrı biraz daha göstermeye devam ederseniz bir süre sonra kocanızda bu konuda yaptığı hatayı ve sizi ihmal ettiğini anlayacak, sizden özür dileyecek, helallik alacak ve gelecekte ki hayatınız sizin için daha kolay, daha huzurlu, daha mutlu olacak ve inşaallah.

      Özetle, biraz daha sabır hoca hanım…

      …”onun çevresindeki bütün evli erkekler hep kahvede takılırlar ama hanımları bunu sorun yapmazmış BEN NİYE SORUN YAPIYORUM”

      Öncelikle bu konuda sizin tavrınızın problem veya anormal olmadığını bilin, bilin ki sorunu kendinizde aramaktan vazgeçin.

      Çünkü bir problemi çözmenin ilk kuralı ” Var olduğu kabul edilen Problemin ne olduğunu doğru tespit etmektir”

      Kocanızın arkadaşlarının hanımlarının bu durumu/eylemi (erkeklerin kahve alışkanlığını) sorun yapmamasının veya yapmıyormuş gibi davranmalarının iki temel sebebi var.

      Birincisi, o kadınlar kocalarını sizin kocanızı sevdiğiniz kadar, kocalarına saygı duymuyor hatta kocalarını hiç sevmiyor olabilirler, onları şahsi harcamaları, masrafları, kısaca hayatları ve gelecekleri için sponsor olarak görüyor, bu nedenlerden dolayı da ” Amaaannn, bana karışmasın, benim her istediğimi yapsın da ne hali varsa görsün” düşüncesinde olabilir. Bu nedenle de kocalarının dışarıda veya kahvede vakit geçirmelerine, hanımlarını ve ailelerini ihmal etmelerine sessiz kalabilirler.

      Veya

      Bu kadınların bu konuda ki rahatsızlıkları size doğru yansıtılmamış, yani birileri bu konuda ki gerçekleri gizliyor, hatta doğru konuşmuyor, bu nedenle de siz problemin kaynagının kendiniz olduğunu düşünüyor olabilir siniz?

      Bunu yapmaktan vazgeçin, çünkü söz konusu problemin kaynağı veya erkeğinin vaktini dışarıda geçirmesine karşı çıkmakla, bunu erkeğin yaptığı bir hata olarak görmekle anormal düşünen ve davranan siz değilsiniz.

      “…Ben de üzülüyorum onların büyüdüğünü kaçırdığını düşünüyorum… Ben onlarla çok ilgilendiğim için gözü arkada kalmıyor”

      Bu konuda da ki her iki tahmininizde de kesinlikle haklısınız…

      Kocanız bir gün gelecek bazı şeylerin telafisinin olmadığını anlayacak, üzülecek ve evlatlarının en sevimli çağında onlar ile kaliteli ve mutlu zaman geçirmek yerine kahvede zaman öldürdüğü için çok pişman olacak. İnşaallah gerçekleri görmesi, pişman olması ve zihinsel manada bir an önce ailesine dönmesi için çok zaman geçmez.

      Kocanızın bir an önce zihinsel anlamda ve bedensel olarak eve dönmesi için bugüne kadar ki yaptıklarınıza devam etmeniz ve kocanızın evde kaldığı zamanlarda hoşuna giden şeyleri çoğaltmanız sizin işinizi kolaylaştıracaktır.
      Mesela bebeğinizi kocanızın kucağına verip yavrunuzu doya doya koklamasının onu ruhen rahatlatacağını, ona huzur vereceğini veya mutfakta biraz işiniz olduğunu bu nedenle de bir süre yavrunuza bakmasını, onunla ilgilenerek size yardımcı olmasını isteyebilirsiniz.
      Ayrıca, yaklaşık 3-4 aylık bir süreyi kapsayan (hamileliğin son zamanaları, doğum ve loğusalık süresince) psikolojik ve biyolojik olarak içinde bulunduğunuz durumdan dolayı kocanızın duygusal veya cinsel ihtiyaclarını birazcık ihmal etmiş olabilirsiniz. Hem bu durumu telafi etmek, hemde kocanızla aranızda ki bağı daha da güçlendirmek için kocanızı her zamankinden daha çok arzuladığınızı, sevdiğinizi, istediğinizi kocanıza (ama bunu sözlerden daha çok beden dilinizle yapın, mesela saç şeklinizde küçük değişiklikler yapın, 5 yaşında ki çocuğunuz uyurken olmak kaydıyla ev içerisinde kocanızla baş başa kaldığınızda dekolte kıyafetler giyin, ona pasta, börek, tatlı vb şeyler yapın) kocanıza ifade edebilir, karı-koca arasında ki özel hayatınızı her zamankinden daha farklı yerlere, mekanlara ve saatlere taşıyarak, ilişkinizi renklendirebilir, muhabbetinizi ve aşkınızı tazeleyebilir ve bunları yaparken de kocanızın evde durma süresini artırabilirsiniz.

      “Ayrıca eve geldiğinde de sürekli telefon elinden düşmüyor( bütün sosyal medya hesapları mevcut en çokta tiktok denilen saçma sapan sitede takılıyor)”

      Sosyal medya ve internet günümüz de evli kadınların ve erkeklerin metresi, en büyük belası ve düşmanıdır.

      İnternet dediğimiz fitnenin varlığı bir şekilde son bulmadığı veya internetin hayatımızda ki önceliği yok olmadığı sürece (görünürdeki sebep ne olursa olsun ) evliliklerin aldatma kaynaklı boşanma ile sonuçlanmasında internet ve sosyal medya kadınları ve erkekleri baştan çıkartan başrol oyuncusudur. Bu nedenle (kocanızı çok sevseniz dahi ) ne sizin, nede sizin durumunuzda ki başka bir kadın veya erkeğin tek başına internet ile baş etmesi ve bu savaşı kazanması pek mümkün görünmüyor.

      Ben sizin biraz daha özveri, sabır ve sevgi ile kocanızı düşünsel olarak da mümkün olduğu kadar sanal alemden uzaklaşıracak güce sahip olduğunuza inanıyorum.

      Bu konuda da biraz daha yapıcı çaba gösterin hoca hanım

      Kaldı ki bu konuda yapılabilecek en büyük ve en faydalı şeyi yapacak, yani interneti kontrol altına alacak devlettir. Yöntemlerini onaylamamakla birlikte Çin ve K. Kore sanal alemi kontrol etme işini korku ve zulüm ile büyük oranda başarıyor.

      “Eşim eskiden namaz kılardı ama şimdi bıraktı kılmyor”

      Bu konuda da siz, sizin durumunuzda olan (kendisi namaz kılan) bir çok kadından daha şanslısınız. Çünkü kocanız şimdi bırakmış olsa da eskiden namaz kılıyor olması, yani kocanızın öyle veya böyle namaz binasının temelini atmış olması sizin ve onun için büyük bir nimet.

      Bu süreçte size düşen, sizi rahatsız, huzursuz ve mutsuz eden diğer konularda olduğu gibi bu konuda da kocanıza bir erkeği azarlayan, bir şeyi yapması veya yapmaması konusunda sürekli ısrar eden annesi olan kadın gibi değil diğer yarısı, yari olan kadın gibi davranmaktır. Ben inanıyorum ki yakın bir gelecekte rabbim kocanızın hatırına olmasa bile sizin yaptıkarınızın ve mücadelelnizin yüzü suyu hürmetine kocanıza düzenli ve hakkıyla namaz kılmayı nasip edecektir insaallah.

      “Ben kendimi düzeltmek için bin bir türlü arayışa girmişken eşimin bunları bir sorun olarak görmeyişi ve bunlara devam etmesi beni içten içe çok yaralıyor.”

      Eminim siz 6 yıllık evlilik sürecinizde daha büyük sıkıntılara göğüs gerdiniz, onlarla savaştınız, ciddi yaralar aldınız, ama bu savaşların sonunda çoğunlukla kazanan siz oldunuz.

      “Ona karşı git gide soğuyorum.”

      Aman, sakın haaa…

      Ne olursa olsun, ne kadar yorulursanız yorulun, umudunuz tükenmiş olsa da kocanızı sevmekten, yuvanızı ve ailenizi bir arada tutmaktan, cocuklarınızı babalarıyla beraber büyütmekten asla vazgeçmeyin, düşmanlarınıza teslim olmayın, size güvenenleri mahcup etmeyin, çocuklarınızın boynunu bükük bırakmayın.

      “daha önce feminist sayılırdım”

      Hoca hanım belki farkında değilsiniz ama siz dünya ve ahiret hayatınızın en büyük savaşını ZİHNİNİZİ ve NEFSİNİZİ BİR KADININ EN BÜYÜK İMTİHANI FEMİNİZM BELASINDAN KURTARARAK zaten kazanmışsınız, hatta muhtemelen İMANINIZI KURTARMIŞSINIZ.

      Şu anda evliliğinizi kurtarma, huzurlu ve mutlu olmak için verdiğiniz mücadele feminizm belası ile yaptığınız ve kazandığınız savaşın yanında devede kulak kalır.

      Buraya kadar gelmişken pes etmek yok, yola ve şeytanla, nefsinizle mücadeleye devam edin hoca hanım.

      hayırlı düşünce, karar ve işlerinizde Rabbim yar ve yardımcınız olsun inşaAllah
      (Amin)

  5. Nesibe dedi ki:

    Erkek kişisi.
    Daha bugün eşimden dayak yedim. Eşim sonra gelip bacağıma yatıp beni öpmeye ve sarılmaya çalışıp vicdanını rahatlattı
    eşim 174 boyunda 120kg ağırlığında boks yapan çok iri cüsseli biridir. Tüm kuvvetiyle tokat yemek nedir, tahmin edersiniz. Ve tokat yememin nedeni de yarım saate kahvaltıyı hazırla geliyorum deyip 2 saat sonra hala gelmediğinde nerdesin diye aramış olmam.
    Kusura bak ya da bakma, size ne yapılsa hak gözüyle bakıyorum. Bugün geldiğim noktada erkeklerden nefret ediyorum.. kocam başta olmak üzere topunuzdan. O yüzden kendini müthiş haklı gibi gösterdiğin şu yazının altında Allah bilir eşinden dinlesek neler çıkar.
    Son söz, biz gördük ve biliyoruz bu MASALLARI.

    • Abdullah BİR dedi ki:

      NESİBE HANIM’a….

      Yorumunuzu görür görmez size cevap yazmak istedim, çünkü içinde bulunduğunuz ruh hali tabiri caiz ise FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİĞİ veya KIYAMETTEN ÖNCEKİ GÜNÜN SAKİNLİĞİ gibi.

      Sizin veya kocanızın hayatının (beraberliğinizin, evliliğinizin) sizin bu ruh halinizle (içinde bulunduğunuz Psikolojık durumla) çok uzun süre devam etmek şansı yok.

      Allah muhafaza eylesin ama anlattığınıza benzer bir durumu en fazla 2 veya 3 defa daha yaşarsınız, o da EN FAZLA. Sonrasında ya siz kocanıza zarar verir veya onu uykudayken öldürürsünüz, yada şu ana kadar verdiğiniz tepkiden daha farklı vereceğiniz tepki sonucunda kocanız sizi öldürür.

      Bu yazdıklarımızın yaşanmaması için sizin, hatta mümkünse (kuvvetle muhtemel) öfke kontrolü problemi yaşayan kocanızla birlikte ACİLEN İŞİNDE İYİ ve MÜMKÜNSE 40 YAŞINI AŞMIŞ BİR PSİKOLĞDAN DESTEK ALMANIZ LAZIM.

      Bu arada burada yazmaya, yaşadıklarınzı paylaşmaya devam edin. Bu bir nebzede olsa sizin deşarj olmanıza, psikolojık olarak rahatlamanıza fayda sağlar. Bir ruhi bunalım yaşamanızı ve bu bunalım sonrasında kaçınılmaz olan Patlama ve sonradan pişman olacağınız bir şeyler yapmanıza engel olur veya o süreci uzatır, geçiktirir.

      • Ege dedi ki:

        Abdullah Bir,
        Merak ettim neden 40 yaş üstü dediniz ? 40 yaş altı psikologlara güvenmiyor musunuz?

        • Abdullah BİR dedi ki:

          Sn. EGE’ye…

          Mesele güvenle alakalı değil.

          Sizin de bildiğiniz gibi yakın geçmişte karı-koca arasında (evlilik-aile ilişkilerinde) bir problem yaşandığında görmüş-geçirmiş aklı başında insanlar karı-koca arasında yaşanan tartışmalara ve kavgalara yapıcı şekilde müdahil olur ve genellikle de taraflar arasında ki problemi çözerlerdi. Şimdilerde ne o eski komşuluk-akraba ilişkileri var, ne de eski görmüş geçirmiş ve olaylara yapıcı yaklaşan, hatırı sayılır büyükler.

          Günümüzde o sözü dinlenen, Allah rızası için yuvaları kurtarmaya çalışan büyüklerin yerini seansı 250 tl den başlayan Psikologlar almış.
          Ama malesef bu psikologların büyük bir çoğunluğu “dede-nene” ile aynı evde veya aynı avluda büyümemiş, teorik eğitimi mükemmel olsa da pratik tecrübesi yetersiz olan insanlardan, özellikle de feminizm akımının etkisinde, hatta pencesinde kalan kadınlardan oluşuyor. Bu gerçeklerin üzerine ülkemizde evlilik yaşının 30-32 lere çıktığını da eklediğimizde ortalık BEKAR, PRATİĞİ OLMAYAN, TECRÜBESİZ Psikologlardan geçilmez hale gelmiş durumda.

          Özetle…

          KENDİ HİMMETE MUHTAC DEDE, GAYRİYE NASIL HİMMET EDE veya günümüz gençlerinin anlayacağı ifade ile KELİN İLACI OLSA BAŞINA SÜRER durumu.

          Bu nedenle psikologun 40 yaşa üstü olmasını tavsiye ettim. Gerçi 40 yaş üstünün de YETERLİ YAŞANMIŞLIK, PRATİK SAHİBİ, TECRÜBELİ, YAPICI VE HALDEN ANLAYAN PSİKOLOG olma ihtimali zayıf ama en azından yeni mezun olmuş, hayat ve mesleki tecrübesi olmayan feminist bir psikologdan daha iyidir.

          • Ege dedi ki:

            Sayın abdullah bir,
            Lütfen bana kızmayın fakat siz psikoloji biliminden zerre kadar anlamıyorsunuz lütfen başkasına bu konuda tavsiye vermeyin. Herhangi bir hastayı tedavi etmek için onun yaşadıklarını yaşamak gerekmiyor çünkü tedavi süreci hasta ile ilgili bir durum bunu daha önce burada yazmıştım. Sizin mantığinız ile tecavüze uğrayan birini iyileştirebilmek için tecavüze uğramalıyız o zaman ? Sadece gülüyorum çünkü psikolojik tedavi nedir bilmiyorsunuz. Psikologlar şu şekilde davran şöyle yaklaş gibi tavsiyeler vermezler onu aile terapistleri yapar yaparsa psikolog sadece hastayı tedavi eder ve sonra kişi ne yapacağına kendi karar verir. Bilmediğimiz konularda cahilce yorumlar yapmayalım diye daha önce de söylemiştim ama demek ki boşa söylüyoruz herkes her konuda uzman burada.

            İyi günler dilerim.

          • Abdullah BİR dedi ki:

            EGE ye…

            “Herhangi bir hastayı tedavi etmek için onun yaşadıklarını yaşamak gerekmiyor” demişsin

            “Ama malesef bu psikologların büyük bir çoğunluğu “dede-nene” ile aynı evde veya aynı avluda büyümemiş, teorik eğitimi mükemmel olsa da pratik (hayat) tecrübesi yetersiz olan insanlardan, özellikle de feminizm akımının etkisinde, hatta pencesinde kalan kadınlardan oluşuyor.” cümlesini bir daha oku.

            Bak bakalım benim ifadelerim arasında böyle bir ifade veya anlam var mı?
            Ben sadece günümüzde eskisi gibi TECRÜBELİ YAŞLILAR’ın ve İNSANLAR’ın YOKUĞUNDAN bahsediyorum.
            Yoksa senin okuduğunu anlama ile ilgili bir problemin mi var?

            “psikolojik tedavi nedir bilmiyorsunuz.” demişssin

            Bu masalı bir de burada kendilerine sunduğum çözüm önerileri nedeniyle bana dua eden onlarca kişiye anlat, eminim onların da sana söyleyecekleri sözler vardır.

            “siz psikoloji biliminden zerre kadar anlamıyorsunuz, Bilmediğimiz konularda cahilce yorumlar yapmayalım diye daha önce de söylemiştim” demişsin
            Siz istiyorsunuz ki KÖPEKSİZ KÖY OLSA DA DEĞNEKSİZ GEZSEK, MEYDAN BİZE KALSA, BİZ DE O MEYDAN DA İSTEDİĞİMİZ GİBİ AT OYNATSAK.

            Yok öyle bir dünya…

            Son Söz…

            Lafı eğip bükmeden sana kitabın tam ortasından konuşacağım.

            Senin gibi Psikolog olduğunu zanneden lafını ve haddini bilmeyen cahilleri (halk diliyle) CEBİMDEN ÇIKARTIRIM.

            …HADDİNİ AŞMA…

    • Gulpembe dedi ki:

      Ne tenakuz degil mi, once dov sonra birsey olmamis gibi sirnas. En tehlikeli yalan eksik anlatilmis dogrulardir,demisler. Kadin olsun erkek olsun kendimizin hatalarina ic bukey aynasiyla kuculterek bakarken karsimizdakinin kabahatine buyuk buyuk gosterecek dis bukey aynasini tutuveririz. Gecenlerde kadina karsi yaralama yada cinayetten iceri giren erkeklerle hapisanede bir egitim sirasinda yapilmis Bakanligin mulakatini okuyorum. Inanin en problemli erkek bile “ Ben kadin dovmem, oyle bir huyum yok” diyor. Bunu asla kabul etmiyorlar. Baska bir ornek, bir aile programini esim bosanmak istiyor, evliligimizi kurtarmak icin yardimci olur musunuz diye bir adam ariyor, sebep sorulunca annemle anlasamiyorlar falan diyor, o esnada karisina yakalaniyor telefonu vermemek icin diretse de sunucularin israri uzerine karisi sozu aliyor, oyle seyler anlatiyor ki adamin ne yillarca yaptigi haksiz borclar ne de aldatmasi kaliyor. Sacma belki ama insan hemcinslerinin eksigini fazlaligini iyi bildiginden ister-istemez cok tanimadigi karsi cinse hayatinin baslarinda daha husnuzanli oluyor. Ben erkeklerin yalan soyleyemeyecegine inanirdim, simdi tabiki oyle dusunmuyorum yalanin, kendini kandirmanin cinsiyeti yokmus.

      Nesibe hanimcim, muhtemelen esinizin bu hareketi ilk degildir malumunuz son da olmayacak, insanin eli alismayagorsun… fakat kocanizi en iyi yine siz tanirsiniz, belki tartisma esnasinda agizlarinizdan kotu soz cikti yada seslerin fazla yukselmesi meseleyi bu noktaya tasidi. 120 kiloluk bir adami kendi ustumuze cekmektense sakin kalmaya calisip daha uygun bir ortamda dolayisiyla daha uygun bir dille bunu konusmak, tartismaya sebep olan hatanin tekrarlanmamasina ve siddetin de onune gecilmesine yardimci olabilir diye dusunuyorum nacizane. Ben evlenirken annem bana tek bir nasihatte bulundu, “ kizim sinirli olmayan erkek yoktur, sen dilini tutacaksin, kocan sinirliyken cevap verme”evlendim esim hic sinirli bir insan degil ama ben yine de agzimi tutuyorum ne olur ne olmaz.
      Sevgiyle kalin…

      • Ege dedi ki:

        Sayın Gülpembe,
        Bazen eşine şiddet uygulayan insanlar öfke problemi olduğunu söyler kendini aklamak için. Düşünün benim öfke problemim var ama işyerinde patronumu dövmüyorum arkadaşlarımı dövmüyorum ama evde karımı ve çocuğumu dövüyorum sadece. Böyle bir öfke problemi yok mesela ama bazı insanlar şiddeti meşrulaştırmak için bu yalanı kullanıyor. Öfke problemim var diyenlere bunu sorun sadece eşini ve çocuğunu dövüyorsa orada öfke problemi değil ego problemi vardır.

        Dilini tutmak problemli insan kendini kontrol etmeli kötü konuşmamalı ama insan bazen konuşabilir problem iki insan öfkeli olduğunda birbirlerine hakaret ettiklerinde şiddet olması zaten ve şiddet bu şekilde çıkıyor. Karısına şiddet uygulamayı kendine hak gören zihniyetler öfke anında ortaya çıkıyor. Ben şiddete karşıyım diyen birinin şiddete karşı olup olmadığı öfke zamanı belli olur.
        Daha öncede söylemiştim kadınlara öğretiliyor sessiz ol alttan al diyerek fakat insanız hepimiz kadınlar alttan alamadığında bu sefer olaylar oluyor. Suçu da yine kadına atıyoruz alttan alsaydın diye. Bu konuda da bir ikiyüzlülük var kadınlar hem duygusal olduğu için hem regl olduğu için sık duygu değişimleri yasadignı söylüyorlar, işlerine gelince kadınlar dengesiz tutarsız hatta akılsiz oluyor ama bir problem oldugunda kadın alttan alsın öfkesini kontrol etsin mantikli davransin istiyorlar burada da bir adaletsizlik var bana göre.

        Kısacası : Ortada bir şiddet varsa sadece şiddet uygulayan suçludur şiddete uğramanın asla kabul edilebilir sebebi olamaz.

        İyi günler dilerim.

        • Abdullah BİR dedi ki:

          “Ortada bir şiddet varsa sadece şiddet uygulayan suçludur şiddete uğramanın asla kabul edilebilir sebebi olamaz.” demek suretiyle kafana göre ahkam kesiyorsun.

          Allah ise Nisa 34. cü ayette

          “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdırlar. Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve ONLARI DÖVÜN. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.” DİYOR

          Yani sen Allah’ın YAPIN dediği şeyi REDDEİYORSUN.

          Sonra da sorulsa ELHAMDULİLLAH MÜSLÜMANIM dersin.

          Bilmediğini öğrenmek erdemdir, bilmediğini kabul etmek daha büyük bir erdemdir.

          Biliyorsan konuş ALİM sansınlar, bilmiyorsan sus ADAM sansınlar.
          (Hz. Mevlana)

          • Ege dedi ki:

            Sn. Abdullah Bir,
            Sizinle tartışmayacağım. Şiddete karşıyım her durumda. Ayetleri şiddete kılıf olarak kullanmayın.

            İyi günler dilerim.

          • Sadece Fatih dedi ki:

            Abdullah Bir abi.
            Gördüğüm üzere şiddete karşı olduğunu söyleyenler var. Peki onlara soralım, kocasının şiddete eğilimi olduğunu bildiğinden onu tahrik edip kendisine şiddet uygulatıp mağdur rolüne bürünme peşinde koşanları nereye koyacağız. Hadi bunu da geçelim, şiddet sadece fiziksel olmaz duygusal şiddet de vardır ve bunu en iyi kadınlar uyguluyor maalesef. Üzücü olan o ki şiddete karşıyım diye yorum yazanların yorumları ki yorum demek ne kadar doğru bilemiyorum hepsi mügalata, buram buram duygusal şiddet izi taşıyor.

          • Meryem dedi ki:

            Ege Beye;
            Nisa Süresi 34 ayette ”Er olanlar kadınlar üzerinde hâkim dururlar, çünkü bir kerre Allah birini diğerinden üstün yaratmış bir de erler mallarından infak etmektedirler, onun için iyi kadınlar itaatkârdırlar, Allah kenidlerini sakladığı cihetle kendileri de gaybı muhafaza ederler, serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvelâ kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün, dinledikleri halde incitmeye behane aramayın, çünkü Allah çok yüksek, çok büyük bulunuyor” Elmalılı hamdi yazırın orjinal meali bu şekildedir. Allah çok lütüf sahibidir. Durup dururken kadınları dövün demiyor burada ince bir nokta var. Mealden meale de ince farklar var. O yüzden doğru bir şekilde anlamak gerek.Dövmek son çare olarak gösterilmiştir hatta günümüz cani erkekler gibi öldüresiye dövmek değil mesele hafifçe sarsmak. Yoksa kadının suçu yokken nasihat etmeden uyarmadan son çareye başvurmak aciz erkeklerin işidir. Bir de benim anlayamadığım bir husus ta şudur ki Allah merhamet etmeyi emreder ve Rabbimin bize bir sürü emri vardır. Sabırlı olmak, merhametli olmak, adaleti gözetmek , namaz kılmak, oruç tutmak yalan söylememek vs . Allah’ın bize tavsiye ettiği ve emrettiği şeylerin %95 şini bile yapmayan hatta hiç uygulamayan kişiler genelde şiddete başvurur. Hakiki müslüman haklı yada haksız yere kadına şiddet uygulamaz. Sabreder.

          • Gulpembe dedi ki:

            Meryem Hanim guzel yazmissiniz. Ilgili ayeti kerimenin konusulan olayla hicbir ilgisi yoktur. Bu kadin nasize degildir yani evliliginin ve kocasinin onurunu tehlikeye atacak bir is yapmamistir. Basit bir tartisma meseleyi buraya tasimis ve kocasi onu doverek haram islemistir. Bir gunahi ayetle baglamaya calismak edepsizliktir.
            Sevgiler…

          • Abdullah BİR dedi ki:

            SADECE FATİH BEY’e…

            MÜSLÜMAN MASKESİ takmakta mahir olan bazı EDEPSİZLER eskilerin değimi ile LAF EBELİĞİ (Demogoji) yapma konusunda bayağı mesafe kat etmiş.

            Ben burada daha önce bir kaç defa geçmişte ki hayatında imani manada hatalı düşünceleri ve eylemleri olan, ama burayı keşfettikten sonra zaman içinde itikadı yanlışlarının farkına varan, bu sitede huzuru, mutluluğu ve gerçekleri arayan, (tahkiki bir iman ve teslimiyetle) Tahkiki İman sahibi Müslüman olarak İslamı yaşamak isteyen KIZ VE KADINLARI bu siteye dadanmış veya görevli olarak yollanmış, 9 AMELİ DOĞRU sözünün arasına gizlediği bir İTİKADİ YANLIŞ ile insanların imanını çalan, bir başka ifade ile BİR KASE BALIN İÇİNE BİR DAMLA ZEHİR KATARAK İNSANLARI ZEHİRLEYEN, ALAMUT KALESİ’nde ki BAŞ HAİN veya O’nun NAİBLERİ’nden ALDIĞI EMİR GEREĞİ LAF CAMBAZLIĞI İLE ÜSTÜ ÖRTÜLÜ OLARAK AYETLERİ İNKAR YOLUNA GİDEN veya AYETLERİ TEVİL EDEN FETÖCÜ KRİPTO EDEPSİZLER’e karşı çok dikkatli olmaları konusunda insanları uyarmıştım.

            Bu vesile ile hem uyarımızı yenilemiş olalım, hem de bu EDEPİZ HAİNLER’in at oynatmak istedikleri meydanın boş olmadığını gördüklerinde ve insanların aklını ve imanını çalma konusunda tek başına yetersiz kaldıklarını anladıklarında sanki onu/onları ( eski edepsiz hainleri) hiç tanımıyormuş gibi damdan düşer misali siteye yeni bir okuyucu veya yorumcu kimliği ile giren, ona destek veren ALAMUT KALESİ FEDAİSİ arkadaşlarına karşı da uyanık olalım.

            Selametle Kardeşim…

          • Sadece Fatih dedi ki:

            Edep ve ahlak dersi vermeye çalışanlara sorum şu ki madem çok edepliler kendileri arapça çeviride yaptıkları çarpıtmayı nereye koyuyor? Şiddete o kadar karşılar ki Zayd Amr’ı dövmüyor. Hafifçe vuruyor. Belki de odasına gönderiyordur şiddete karşı olduğundan.

            Asıl edepsizlik Allah’ın ayetlerini çarpıtmaktır.

          • Gulpembe dedi ki:

            ben de onu diyorum Fatih Bey, ayetleri carpitmak edepsizliktir. ayni fikirdeyiz. mendil yada kalemle “vur”diyor alimler:)
            konuyla ilgili eski yazdikalarimin linkleri asagidadir.
            edeple kalin:)

            http://www.cocukaile.net/fitri-kultur/#comment-126420
            http://www.cocukaile.net/fitri-kultur/#comment-126588

          • Abdullah BİR dedi ki:

            SADECE FATİH BEY’e…

            İzninle yorumunda bahsettiğin Zeyd ile Amr olayını detaylı şekilde anlatalım da birileri “V” leri çalmasın ve birileri de “V” çalanlara kanmasın, aldanmasın ve madara olmasın.

            KISSA dan HİSSE…

            Nahivcilerden (Dilbilgisi Uzmanı) biri “ Zeyd, Amr’ı dövdü” diye bir misal getirir.

            Zahire takılan cahilin biri;

            “Zeyd, Amr’ı suçu yokken niye dövmüş, amr’ın ne suçu varmış ki o çiğ Zeyd, onu köleler gibi suçsuz yere neden dövüyor?” der.

            Nahivci,

            “ Bu, mâna ölçeğinden ibaret bir söz, sen buğdayı almaya bak, ölçeğe lüzum yok, Zeyd’le Amr, irap için kullanılan misallerde geçer, onlar yalan olsa bile sen irabı düzeltmeye çalış!”
            dese de,
            Zahire takılan bizim kara cahil
            “ Ben onu, bunu bilmem, Zeyd, Amr’ı suçsuz, sebepsiz nasıl döver” deyince,
            Nahivci naçar (biçare/çaresiz) kalır ve cahil talebeyi

            “Amr, fazladan bir “V” harfi çalmıştı, Zeyd, bunu anlayınca o hırsızı dövdü, çünkü Amr, haddi aşmıştı, tabii haddini bildirmek lâzım” sözleriyle cahil ile dalga geçer, ama cahil bunu anlamaz ve;

            “ Hah, şimdi oldu, şimdi anladım ve Zeyd’in Amr’ı dövmesini canla başla kabul ettim” der.

            Özetle…

            Doğru bile eğrilere eğri görünür…

            mesela bir şaşıya gökteki ayı göstererek “ay bir tanedir” desen şası sana “hayır, ikidir, bir olmasında şüphe var” der.

            Bunu fırsat bilen nükteci birisi şaşıyla alay ederek, “ sahiden, ay iki tane” dese, şaşı bu sözü doğru kabul eder.

            Yani niyeti ve huyu kötü olanın lâyığı budur.

            Sonuç olarak:

            Yalancılar yalan söz konuşurlar ve “pis şeyler, pislere aittir”

            (İktibasdır)

          • Abdullah BİR dedi ki:

            EGE ye…

            FETÖCÜ denilmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmeden neden bu sıfatı sahiplendin, burada bir çok başka okuyucu-yorumcu varken neden sadece sen ortaya atlayıp savunmaya geçtin?

            Oysa ben FETÖCÜ ifadesinin önünde veya arkasında senin adını zikretmedim.

            Yoksa benim FETÖCÜLER hakkında yaptığım tanımlama ve betimleme ile kendin arasında bir çok benzerlik mi buldun?

            Hızlı bir şekilde oltaya atlamandan, cevap verme amacıyla düşünmeden yazdığın ifadelerinden henüz çok toy ve meslekte acemi birisi olduğun şüpheye yer bırakmayacak şekilde net olarak anlaşılıyor.
            Nereden mi anladım?
            Bunu anlamamak için haddini, cahilliğini bilmez, çömez ve acemi birisi ( bu acemi diplomalı bir psikolog da olabilir) olmak yeter de artar bile.
            (Özellikle bir hanıma verdiğim 40 yaş üstü psikolog bulun tavsiyesine damdan düşer gibi bodoslama dalman ve aksi görüş bildirmen bu konuda ki düşüncemin ıslak imzası ve onay mührüdür)

            Lütfen….
            Lütfen…
            Lütfen…

            Bir daha benim yazılarıma ve yorumlarıma direkt veya dolaylı olarak cevap yazma, ismimi zikretme.

            Çünkü ben İON Denizini ve İonya Bölgesini hiç sevmem, ayrıca yazdıklarına vereceğim cevabın manasını ve ağırlığını anladığında atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş olur.

          • Sadece Fatih dedi ki:

            Abdullah Bir abi.
            Allah razı olsun. Bundan sonrası artık insanların kendi vicdanlarına kalmış.

        • Gulpembe dedi ki:

          Ege Bey, soylediklerinize tamamen katiliyorum hatta bahsetigim Bakanligin arastirmasinda kadina siddet uygulayan bu adamlarin en agir abi takilani bile hapisane ortamina girer girmez mahkumlarin kendi aralarinda suregelen alt-ust iliskisine saygisizlik gorseler dahi egolarini birakip cok rahat uyduklari cekinme ve verilen bir emri yerine getirmede hic zorluk yasamadigi ve sinirlerine yenilmedigi belirleniyor. Anlayacagimiz boylelerinin gucu gercekten sadece kadina yetiyor.

          Toplumda hem siddete karsiyiz denip hem de alttan alta ama bazen hakediyorlar gibi bir ikiyuzluluk oldugu dogrudur. siddetle karsilasan bir insan ya bosanir , ya kendini dolayisiyla evliligini iyilestirme yollari arar ya da bu siddeti ceker, bu onun tercihi hayati hakkinda hicbir fikrimiz yok. benimki hanimefendiyi suclamak degil bir sekilde bu siddetten kendini cekebilir mi, nasil koruyabilir anlaminda anlik bir intibah vermekti. Biz esimle birbirimize sesimizi karsilikli hic yukseltmedik, birimiz ates ise digerimiz su olmaya calistik. “Agzimi tutuyorsam” bunu esimin beni dovmesinden degil birbirimize saygimizi kaybetmekten korktugum icin yapiyorum. Siddetin sucu yapana aittir, fakat saygi cift tarafli kaybedilen bir sey.

          Tesekkurler yazdiklariniz iciin. Ben de iyi gunler dilerim.

          • Ege dedi ki:

            Sn. Gülpembe,
            Ben de yazdıklarınız için teşekkür ederim. Düşüncelerinize katılıyorum.

            İyi günler dilerim.

          • Ege dedi ki:

            Sadece Fatih bey,
            “Asıl edepsizlik ayetin anlamını çarpıtmaktır” sözünüze katılıyorum. Şiddeti savunmak bir müslümana yakışmaz.Hele ki şiddete karşı olanlara ayeti göstermek yakısık alan bir durum değil. Eşine şiddet uygulayan insanlar işkence eden insanlar var ve bunların kesinlikle dinde yeri olduğunu sanmıyorum. Şiddet uygulayanlarin da islami kaidelere uyarak şiddet uyguladıklarina da asla inanmıyorum. Ben dinde şiddet vardır yoktur gibi bir tartışma peşinde de değilim. Her türlü psikolojik ve fiziksel şiddete karşıyım.
            Abdullah Bir,
            Burada ki yanlış yolda olan insanları siz olmasanız kim doğru yola iletecek! Kimse kimsenin fikrini değiştiremez öyle kolayca. Kişiler zaten o fikirdedir ve kendi fikrine yakın bulduğu için birbirinin fikrini beslerler. Kendinizi keramet sahibi ilan etmişsiniz açıkçası biraz kibirli buldum. Bu siteye gelen kadın erkek herkesin kendi fikri var ve kendi aklı zekası var herkes kendi için doğru olanı bulacaktır kendi fikrince siz rahat olunuz kimse kimsenin imanını fikrini çalamaz. Sizin fikrinizde olmayan herkes fetöcü de değil kendinizi bu kadar önemsemeyin. Fikrinizi yazip geçin herkese ders vermeye çalışan üstenci bir profil çok kibirli duruyor bir müsluman portresi değil bana göre bu. Çok uzattım fakat dediğim gibi tartışma peşinde değilim sadece kendi fikirlerimi yazıyorum.
            Teşekkür ederim..
            İyi günler :))

          • Gulpembe dedi ki:

            Ege Bey, siz yorulmayiniz. Ben gerektigi yerde kulaklarini cekip enseye śaplagi atiyorum. Herkese anlayacagi dilde servisimiz mevcuttur:)
            Selamlar

          • Yasemin dedi ki:

            Bu siteyi her gün takip eden biri olarak tartışmayı uzatmadığınız için Ege Bey sizi teşekkür ederim. Ayrıca bu düşüncelerinize katıldığımı da belirtmek isterim. Iyi akşamlar

          • Ege dedi ki:

            Sn. Abdullah Bir,
            Siz burada size katılmayan sizinle bire bir düşünmeyen kişilere fetöcü diyorsunuz daha önceki bircok yorumunuzda var sadece bana dediniz gibi bir şey söylemedim. Rahatsız da olmadım. Meseki olarak birçok insanı iyileştirdim kendilerinden geri dönüslerde aliyorum. Yani sizin bu sitede yaptığınızı iddia ettiginiz şeyi hayatimda yaşiyorum.
            Bir kişinin burada yazdıklarına bakarak fazla yargıda bulunuyorsunuz. Zan kötü bir şeydir iftiraya da dönebilir. Kuranda da bahsi geçer zannın çoğundan kaçınınız diye. Size kendimi tanıtmayı düşünmüyorum.
            Burada herkes birbirine yorum yapabiliyor sizinle birebir zıt düşünmüyorum katıldığım birçok düşünceniz var fakat en ufak bir eleştiri kabul edemiyorsunuz çünkü her şeyi biliyorum tarzı bir tavrınız var. Bunun kibirli olduğunu söyledim. Burada ilk yazara eleştirimı yazmıştım ve siz bana yorum yaptınız. Benimle iletişime ilk geçen sizsiniz şimdi de yorum yapmayın bana diyorsunuz. Tabi ki ricanızı kırmayacağım ve size son yorumum. Umarım kişisel olarak kalbinizi kırmamışımdır. Eğer kalbinizi kırdıysam özür dilerim. Ve diğer yazan kişiler için de geçerli. Hakkınızı helal edin.

            İyi günler dilerim. Teşekkürler. 🙂

        • Gulpembe dedi ki:

          “…kadınlar hem duygusal olduğu için hem regl olduğu için sık duygu değişimleri yasadignı söylüyorlar, işlerine gelince kadınlar dengesiz tutarsız hatta akılsiz oluyor ama bir problem oldugunda kadın alttan alsın öfkesini kontrol etsin mantikli davransin istiyorlar burada da bir adaletsizlik var bana göre.”

          bu yukaridaki kisma da bir not dusmek istiyorum musadenizle. evet genelde kadin erkege gore duygularinin tesirine daha cabuk kapililabilir, eve bir hirsiz girdiginde daha sogukkanli olmasini ve kendisini one atmasini beklediginiz kisi erkektir, fakat erkek ve kadin birbirlerine zit dustuklerinde azonce kendini hirsizin onune atabilen erkek tum silahlarini kaybetmis gibidir, cunku sevdigi kadina zaafi vardir onun gozunde kucuk dusmekten korkar. Iste burada sogukkanlilik kadina daha cok yakisir,cunku kadinin da erkege saygi duymaya ihtiyaci vardir, ona hayranligini koruyabilmeli ki sevgisi devam etsin,boyle olmazsa belki yine sever ama bir kocayi sever gibi degil, bir arkadasi/kardesi/evladi sever gibi sever.

          • Ege dedi ki:

            Sayın Gülpembe ve Yasemin hanım,
            Yorumlarınız için teşekkürler. Ben burada kimseye bir şey öğretme had bildirme gibi bir niyetim yok olamaz da çünkü haddime değil. Fakat başka birine yapılan yorumuma haddini bil tarzı yorum gelince cevap vermek istedim. Merak etmeyin ben haddimi biliyorum. Herkesin görüşlerine de saygım var.
            Birbirimizi daha iyi anlamaya ihtiyacımız var yargılamadan. Umarım başarırız bir gün. :))

            Kendinize iyi davranın. İyi günler..

        • .../nisa dedi ki:

          Ege bey,

          Benim dusuncem toplumda siddetin bu kadar artmasi aslinda eskiden yoktu simdi hortladi gibi bir durum degil. Her donem siddet vardi son yillarda gorunurluk medya uzerinden daha fazla artti. Eskiden sineye cekme vardi kocandir doverde severde mantigi vardi simdi bu mantik islemiyor. Cocuklugunda siddete maruz kalmis ve annesi dayak yemis bir erkek bunu zamanla normallestiriyor ve esinede cocugunada uygulayabiliyor. Yine kizlarda bile bu durum normallesebiliyor babam annemi dovuyordu cocukluk travmasinda bu duruma alismis normal kabul gorebiliyor. 2 nesil ziyan oldu ister kabul ediniz ister etmeyiniz terbiye normal saglikli aile iliskilerinin olmadigi o kadar cok aile var ki. Bosanmalar artarken evliliklerin kaliteside yok. Suan Turkiye Avrupa ulkeleriyle yaris halinde. Bunun formal egitimlede alakasi yok. Dayak yedigini gizleyen bircok egitimli kadin var. Siddetin artmasinda dizilerin medyaninda buyuk payi var. Tvdeki dizilerin cogunda senaryo ayni kadina siddet silah tehdit ortada kalan cocuklar vs. Bu durum toplumun kanayan yarasina parmak basmaktan ziyade siddetin gorunurlugunu artirmaya normallestirmeye vesile oluyor. Siddetin cesitlerini gosteren oyle senaryolar var ki hangi siddet isterdiniz gibi bir durum ortaya cikiyor.

          • Ege dedi ki:

            Nisa Hanım,
            Şiddet konusunda youtube da Agah Aydın adında psikiyatristin videolarını izlemenizi tavsiye ederim. Şiddet konusunda Agah bey gibi düşünüyorum ben. Fikirlerinize katılıyorum.
            İyi günler dilerim. Teşekkürler

          • Gulpembe dedi ki:

            Kadinlari is hayatindan atmak ne kadar haksizsa, is hayatina zorla sokmak da o kadar haksiz bir girisim bana gore. Yani bir gorus kadini zorla evde tutarken digeri zorla disari cikiyor. Agah Beyin fikirlerinden anladiklarim kabaca śoyle;”Siddetin temelinde erkegin mulkiyet algisi var, disarda uretmeyen kadini mali gibi goruyor, bunu kirmanin yolu kadini ekonomik olarak ozgurlestirmekten geciyor.” Hatta dogum izni/ sut izni gibi poZitif ayrimci(kiyakci) uygulamalarin kadini uretimden geri biraktigini ekonomik gucunu kestigini, kadinin iktidarin “hosgorusunden” faydalanmasinin esitlige aykiri oldugunu soyluyor bir roportajinda.

            Peki kadin ne istiyor soruluyor mu? Kadin uretime katilmayi reddedemez mi? Is hayatini kucumsuyor olamaz mi? Kendini iyi hissettigi bir egemenlik sahasina hali hazirda sahip oldugunu dusunuyorsa bunu degistirmek istemiyor olamaz mi?

            Agah Bey ozgun bir insan, bu meselelere kafa yoran sayili kimselerden biri. Fakat meslegi itibariyle belli vakif ve kuruluslarla hareket eden, isteristemez yonlendirildigi, hic olmazsa insan olarak okumalarini yaparken etkilendigi kaynaklar var. ornegin marksizm Agah Beyin fikirlerinde ne kadar etkilidir, bunu gozonunde bulundurmak lazim.

            Ister fitrat diyelim ister evrim; kadin ve erkegin kendine has farkliliklarini reddetmek yerine bunlari sagduyu ile kabullenerek ilerlemenin olmasi taraftariyim. Siddeti besleyen seyin merhamet eksikligi oldugunu dusunuyorum. Daha ozgur degil daha merhametli , daha bagimsiz degil daha saglikli aidiyetlere sahip insanlara ihtiyacimiz var.

          • .../nisa dedi ki:

            Ege bey merhaba,

            Agah Aydin’i dinlememistim insallah videolarini izlerim. Ben Kemal Sayar Nevzat Tarhan Gulcan Ozer Fatih Dane Fatih Civelekoglunu takip ediyordum. Hatta birkac tane teknik vardi gercekten cok ise yariyor. Emdr ve eft terapi yontemi. Bilmekten olmaya giden uzun bir surec insanin yasami. Kemal Sayarin bir sozu var cok hosuma gidiyor insan bildiklerini hayata geciremedigi surece bu bilgi rivayettir bencede oyle olmak cok uzun. Kendini tanimasi zaaflarini korkularini kaygilarini vs. Siddetin altindada cocukluktaki travmalar ogrenmislikler var cogu zaman. Birde soyle dusunmek lazim Peygamber Efendimiz eslerine siddet uygulamis mi dovmus mu? Imtihani agir olmasina ragmen bunu yapmamistir. Bence rol model alinacak biri varsa kesinlikle O kisi Peygamber efendimiz sav. hayatidir O’nun hayat olcusudur. Benim annemde zamaninda siddete maruz kalmis bir kadindi ve ben bu travmayla yillarim gecti cok sukur terapi sayesinde bundan kurtuldum. Kendi sinirlarini cizemediginde ister psikolojik ister fiziksel siddet seni buluyor ve insan buna kader diyor. Bu kader degil Allah bizlere iradede verdi. Birde siddet uygulayanlarda durtuselligin daha cok olduguna inaniyorum.

          • Ege dedi ki:

            Sn. Gülpembe hanım,
            Düşüncelerinize katılıyorum. İsteyen kadın çalışır isteyen çalışmaz fakat algılarımız kadının çalışmaması yönünde. Kadınlar is hayatına bir kadın olarak giremiyor erkek gibi çalışsın isteniyor. Çalışmak isteyen kadınların hakkı gasp edilmeden adaletli bir şekilde verilmeli zaten isteyen çalışmaz.
            Bana kalırsa süt izni bir pozitif ayrımcılık değil zaten olması gerekendir. Asıl sorun iş hayatını erkeklere ait olarak görmek kadına verilen süt izni bu yüzden pozitif ayrimcilik gibi duruyor. Yani soyle dusunelim dunyada sadece kadin olsa idi calisan sadece kadin olsaydı doğum ve süt izni çok normal bir durum olurdu ama zihniyet olarak kadin calismasa da olur algisi mevcut. İşte mülkiyet algisi ve mal olarak gorme de bu zihniyet ile basliyor.
            Is dunyası erkeklere ait kiliniyor süt izni gibi durumlar da zaten çok iyi uygulanmıyor kadın direkt isten çıkarılıyor. Kadının çalışmak hakkıdır ve kadın olarak çalışmak hakkıdır. Kadınlar is hayatına girince erkek gibi çalışması bekleniyor bu yanlış. Kadına bu konuda haklar tanınmak zorunda. Kadınlar is hayatına bir kadın olarak girmeli süt izni doğum izni hakkıdır. Bu gibi izinlerinden sonra is hayatına geri dönebilme garantisi sunulmali bu uygulamalar az gelişmiş ülkeler de çok kötü. Çalışmak isteyen ve çalışan kadınların hakkı verilmeli. Tabi ki bu bir parametre zihniyet de önemli.

            İyi günler dilerim.

            Teşekkürler

    • .../nisa dedi ki:

      Nesibe hanim,

      Allah yardimciniz olsun. Erkeklerin hepsine dusman olmak yerine kendi gucunuzun yapabileceklerinizin farkinda olsaniz belki daha faydali olur. Imtihaniniz agir ama Allah her zorlukla beraber bir kolaylik yaratmistir. Cusse olarak esinizden zayif olabilirsiniz ama sizinde kanunen haklariniz var. Uzaklastirma alin. Esinize karsi kurban rolunu degilde yetiskin oldugunuzu gosterin. Birde aile terapisi alin. Muhakkkak esinizin cocuklugunda da siddet gorme durumu olmustur. Evli cocuklu dindar bir aile terapisinden yardim isteyin. sadece siz alsaniz dahi faydasini gormeye baslayacaksiniz. Sizin durumunuzda olup evliligini esini duzelten ornekler var. Caresiz degilsiniz bu psikolojiden kurtulmaya calisiniz.

    • ZalimleriçinYaşasınCehennem dedi ki:

      Şiddete karşıyım herzaman Allah yardımcınız olsun ufak tefek bahanelerle kavga çıkarmak ve daha vahimi vurmak dayak atmak gerçekten insanlığa en önemlisi Müslümanlığa sığmaz. Lakin şu çirkin konuşma tarzınız uslubunuz sizinde hiç masum olduğunuzu göstermiyor. Burası dertlesme ve derdine bir çözüm bulabilirmiyim diye sıkıntıların anlatıldığı bir platform. en azından uslubunuza dikkat etmeniz gerekir. Şu anlatımınizdan anlasiliyorki sizin sığ kafa yapınız aklinizin kıt olduğunun bir kanıtı . Buraya yazarken aklı selim değilde aklınızı logar kapağının altına koymuş da yazmışsınız sanırım. Size göre kadın ne yapsa haklı erkek anlayışlı olması lazım. Neden çünkü iz narinsiniz kadinsiniz cennet sizin ayaklarınızın altında siz çocuk doğuruyorsunuz siz regl oluyorsunuz bla bla bla. Her erkeği yada her kadını aynı yere koyan akıl tutulması yaşayan bir zavallisiniz. Edep en çok kadına yakışır. Siz bu konuşmayı yaparak edebinizin kanalizasyon çukurunda olduğunu belgelemissiniz . Yediğiniz dayağı hakkettiginizi düşünmüyorum ama su üslupla davrandiysaniz sizde çok masum değilsiniz . Size masal gelen bu hayat hikayesi. Sizinkinin de iyi hazırlanmış bir senaryo olmadiginin kanıtı nedir. Belkide haddi aşan aykırı bir feminist marjinal bir grubun temsilcisisiniz. Size destek mesajları yazan asagidaki zavallilarada teessuf ediyor ve kınıyorum hatta olmayınca edep neylesin medrese mektep okuyup alim olsa yine merkep yine merkep diyor ve herkesi edepli saygılı olmaya davet ediyorum. Aynı zamanda müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışanları kendi mahallelerine gidip orada kendi ticaretlerini yapmalarını tavsiye ederim. Allah hayırlı insanlarla karşılaşmayı nasip etsin. Herkese sabır diliyorum Rabbim doğru yoldan ayırmasın..

  6. ZalimleriçinYaşasınCehennem dedi ki:

    Ben iki yıllık evliyim 19 aylık bir oğlum var. Eşimle sosyal medyada tanıştık sonra aileler tanıştı. 2 ay içinde evlendik. Maddi durumdan dolayi 1- 2 yıl ailemle beraber kalmamiz gerekti yoksa evlenmeyecektim. Ailesi de Kendiside kabul etti hemde hiç sorun etmeden. Eşim Doğulu ben Akdenizliyim. Kendiside ailesi de doguda yaşıyordu. İlk günlerde başladı huzursuzluk cikarmaya. Bende şehir değişti yeni evlendik bu yuzdendir dedim Eşim her ortamda huzursuzluk çıkarttı. Ben gayet anlayışlı bi insanım. Aldım karşıma konuştum. 1 ay sonra el öpmeye ailesinin yanına gönderdim bende gittim. Geldik yine devam annemle kardeşim le benimle tartışıyor. Edep diye birşey yok hamile kaldı. 3 ay sonra bi tartışma yaşadık işe gittim evden kaçmış burda bi tanıdıklarının yanına gitti 1 gün kaldı ertesi gün aileler konuştu çocuk için sineye çektim. 1 ay sonra yine bir tartışmamiz oldu işe gittim yine kaçtı evden aradılar haberim oldu . Kesinlikle darp olmadı. Kin kibir nefret ve hasetçi biri. 4 ay gelmedi. Beni tehdit ediyor çocuk doğacak sana gostermeyecem tazminat alacam nafaka alacam. Daha neler neler. Ailem doğacak çocuk için getirelim dedi 4 ay sonra geldi. Dedemki aynı evde kalmak sorunsalı borç harç çıkalım dedim yok dedi . O zaman ne bu haller dedim ya benim erkeklik gururumu yerle bir ediyorsun. Neymiş te ben onun arkasında durmamisim. Nasıl yani dedim susuyor. Ben anladım tabi ailemle kavga edecek bende onunla bir olacam. Neyse öyle böyle oğlum doğdu ailem el üstünde tutuyor onlardan kimse gelmedi tabi. Eşim ne istese yapıyorum ne aş erse aldım. Oğlum 1 yaşına geldi bi tartışma yaşadık bu sefer biraz itistik kakistik o kadar. Sonra ben ise gittim eşim bu sefer darp raporu almış çocuğumu da alıp ailesinin yanına gitmiş. Yine ailecek gittik ayrı eve cikacaz deyip getirdik. Ayrı ev tuttum yeni eşyalar aldık beraber. Ona sectirdim. Ufak bir tartışmamiz oldu elindeki kağıdı gösterip seni hapse attiririm şerefsiz dedi. Ailesini aradım kayinvalidemin gelmesini istedim yanımızda dursun da kızına çeki düzen versin diye. 3 ay bekledim gelmedi. Bu arada pandemi den dolayi evdeyiz arada annemgile gidiyorum eşim gelmiyor tabi. Bi gün yine oğluma yemek yapmamış dedim bu çocuk ne yiyecek. Bana erkeklik yapma sana karilik yapmaya gelmedim dedi. Bu arada yanlış anlaşılmasın ben oğluma yemekte yapıyorum altinida degistiruyorum banyoda yaptiriyorum. Öyle bir iki defa değil sürekli yapıyorum. O esnada öylesine sorulmuş bir soruydu. Yani cinnet gecirmemek eldedegil. Sabrettim Allah biliyor ya. Ben alkol kullanmam sigara yok kumar idda felan yok aldatma asla küfür eden biri asla d eğiliminde işe işten eve. Ev islerindede arada eşime de yardım ederim. Gece dışarı çıkmam öyle aliskanluklarim da yok. Bahaneler arayıp huzursuzlukta çıkarmam ne olsayerim begenmezsem abur cuburla gecistiririm. Eşime kizdigim konu çok fesat ve kibirli bu yüzden insanlarla anlasamiyor. Biri aleyhine bişi söylese düşman kesiliyor. Herneyse bende sehirdisinda olan babamı aradım. Gel dedim kayın babamida arayalım bi çözüm bulalım dedim babam geldi babasını aradı eşimin gelmediler . Eşim bunu duyunca biz babamla salonda otururken ben bi hava alıp geleyim dedi gitti. Kaçmış polise gitmiş yine darp raporu almış . İnanın bırak el kaldırmayı tartışma bile olmadı. Evde babam nası olsun misafir. 1, ay sonra polislerle gelip oğlumu aldı gitti .bana iki defa uzaklaştırma da aldı. Boşanma davasında açtı. 3 aydır oğlumu göremiyorum 😢 herşey onun lehine oğlumu da göstermiyor. Sonradan anladım o bana gösterdiği kağıdın ne olduğunu. Karakolda kadınlara verilen istanbul sözleşmesi kadın beyanı esastir. Ailesi de kızlarına çanak tutuyor. 3 aydir perisanim. Madem evliliği kaldiramayacaktin neden evlendin. Bide çocuğumuz var yazık değilmi o çocuğa . Bu kadar borcun içinde kaldım çocuğumdan ayrıyım. Anasina babasına dedim gelin kim haksız sa onu cezalandirin gelmediler . Babası bi ara bende annesinden neler çektim demişti . Abileri de biliyor kardeşlerinin ne olduğunu bana diyorlardı psikoloğa götür diye. Ama şimdi hepsi hainlik yaptı bana. Dua ediyorum bekliyorum ne yapayım şimdi dostlar..?

    • Abdullah BİR dedi ki:

      Öncelikle Rabbim sana sabır versin veya olan sabrını artırsın.

      Diğer arkadaşlar ne yaparlar, ne derler bilmem.

      Ama ben daha önce buraya yansıyan benzer vakalar da yaptığımı yapıp uzun ve detaylı çözüm önerilerinde bulunmayacağım, sana tek bir tavsiye vereceğim.

      Kendine, ailene zerre kadar saygın varsa o kadından bir an önce ANLAŞMALI BOŞAN.

      Aksi taktirde böyle bir kadın ve kadına aşırı pozitif ayrımcılık yapan mevcut yasalar ( 6284, TMK, istanbul Sözleşmesi ) seni ya katil eder, ya hapishaneye yada tımarhaneye gönderir.

      Çünkü yazdıklarına göre (ki yazım tekniğin, ifade şeklin, cümle kuruşun, olay-süreç-sonuç arasında ki mantıksal örgü ve uyum ifadelerinin doğru olduğunu gösteriyor) bu kadının koca ve aile sorumluluğu taşımak gibi bir niyeti yok. Hatta çocukluğunda kendisinin ve annesinin aile içi erkek ( abi- baba ) şiddeinte uğrama ve bu durumun psikolojısıne olan olumsuz etkileri nedeniyle erkeklere düşman olma ihtimali yüksek.

      Haklı, doğru ve hayırlı düşünce, karar, iş ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun.

      • BİRKUL19 dedi ki:

        Amin.. Abdullah bey istek gönderdim faceden..profilim bir şehir..

      • ZalimleriçinYaşasınCehennem dedi ki:

        Abdullah bey teşekkür ederim gösterdiğiniz yol için. Şu an sabrediyorum ve bekliyorum. Alemlerin Rabbi olan Allah’ima yalvariyorum oğlumu bana getirsin diye. Oğlumun eşyaları gözümün önünde dayanamıyorum 😢 daha yeni yeni konusacakti. İki Aile bir araya gelseydi kim haksizsa kulağı cekilseydi. Bizde kayın baba , kayın Valide deyince akan sular durur . Kendi babana bişeyler söylersin ama onlara söyleyemeyiz. Esimde saygı yok ailesi de bunu destekliyor. Kızlarına ve ailesine ne söz verdiysem yaptım. Asgari ücretle çalışıyorum beni ne hale soktular. Maddiyati hiçbir zaman onemsemedim Rızkı veren HÜDA’dir. Ama manevi olarak zor bir durumdayım. Benden çok daha zor durumda olanlarda vardır diyip sabrediyorum . Evet yasalar erkekleri 2. Sınıf insan olarak görüyor . Bir zamanlar abd’ deki siyahlarla beyazlar gibi. Bende biraz araştırdım iki darp raporu iki uzaklaştırma, aileyle aynı evde kalmak erkek için hep kusur. Çocuğum olmasaydı bir an bile düşünmezdim. Evladım belimi büküyor. Çok uzakta olacak görmek çok zor olacak. Rabbim benim ve benim gibi zor durumda olanların yardımcısı olsun. Rabbim hayırlı ve güzel haberler almayı nasip etsin. Selam ve dua ile..

        • feyza dedi ki:

          Zalimler için yaşasın cehennem rumuzlu kardeş,
          Allah sabır versin, anlattıklarınıza göre gerçekten zor bir durum. Mahzuru yoksa eşinizin yaşı kaç acaba, bir de darp raporunu nasıl alabiliyor kadınlar? Yani bunun bir koşulu yok mu, şimdi ben darp edilmediğim halde bir iki yerimi hafif morartsam bana hemen darp raporu verirler mi, bu kadar kolay mı bu işler? Bilmiyorum gercekten, bu yuzden soruyorum. Karınız kaç kez darp raporu almış, bu darp olayı karşılıklı birbirinizi itip kakma, eşya fırlatma vs gibi birşey mi? Peki diyelim erkek karısını hafif itti ya da kolunu sıktı, kadın da kocasına bir eşya fırlattı. Erkek de hasar aldı bu durumda erkeğe de darp raporu veriliyor mu?
          Eşiniz zaten boşanma taraftarı, anlattığınıza göre ailesi de bu fikirde. Bu durumda isterseniz son kez şansınızı deneyin, ayrı eve çıkmaya yanaşırsa bence bir kere daha son vazifenizi yapın. Abdullah abiye göre genelde biraz daha ben yumuşak davranıyorum, umarım yanlış bir yönlendirme olmaz benimkisi çünkü çocuğunuza ben de kıyamadım. Biraradayken biraz duzelirseniz dısardan da psikolojik destek almaya yönelirsiniz. Baktınız yine olmuyor son çare boşanmak olur. Yani boşanmanın geri dönüşü olmadığı için ben ilerde “acaba bir kez daha denesem, bir adım daha atsam bir şansımız daha olur muydu” gibi pişmanlıklar yaşanması yerine o son şansı da değerlendirip sonra olacaklar konusunda vicdanen en rahat pozısyonda olmanın en doğrusu olduğu kanaatindeyim. Tabi öfke kontrolune sahıp olduğunuza dair inancınız objektif olarak tam ise…
          Şahsi fikrimdir, sizölçün biçin, kararınızı kendınız verin.

          • Abdullah BİR dedi ki:

            FEYZA HANIM KARDEŞİM’e…
            “…darp raporunu nasıl alabiliyor kadınlar? Yani bunun bir koşulu yok mu, şimdi ben darp edilmediğim halde bir iki yerimi hafif morartsam bana hemen darp raporu verirler mi, bu kadar kolay mı bu işler?”

            Darp Raporu için hastaneye giden kadın (hele hele de şirret ve iftiracı ise) tahmin ettiğinden çok daha kolay kardeşim.

            Erkek hanımına dokunmamış olsa bile, kadın hastaneye gitmeden kısa bir süre önce suratına kendi eli ile iki tokat atsa, elmacık kemiklerini hafif bir şekilde mutfak kapısının kenarına çarpsa, sol eli ile sağ kolunu çimdiklese vs… vs… vs ve hastane de KOCAM BANA ŞİDDET UYGULADI dediğinde o kadına DARP RAPORU vermeyecek doktor yok.

            “Erkek de hasar aldı bu durumda erkeğe de darp raporu veriliyor mu?”

            Genellikle hayır, verilse de rapora KİŞİNİN BEYANINA GÖRE yazılıyor. Buda raporun delil olma özelliğine zarar veriyor.

            ““acaba bir kez daha denesem, bir adım daha atsam bir şansımız daha olur muydu” gibi pişmanlıklar yaşanması yerine o son şansı da değerlendirip sonra olacaklar konusunda vicdanen en rahat pozısyonda olmanın en doğrusu olduğu kanaatindeyim.”

            Genelde bu düşüncene katılırım, ama yazılanlara göre bu vakıada o eşik çoktan aşılmış ve söz konusu evlilik çoktan uçuruma düşmüş. Bu nedenle bu aşamadan sonra YENİDEN DENEYELİM düşüncesi ve eylemi erkeği ciddi derecede sıkıntıya sokar.

            Hatta kadının doğulu ve abilerinin, babasının da kadının suçlu olduğunu bildikleri halde bacılarına-kızlarına sahip çıktıklarını dikkate aldığımızda ileri ki aşamalarda kan dökülme ihtimali bile var. Bu nedenle bu evliliğin en kısa sürede ve en sessiz şekilde BOŞANMA ile bitmesi kaçınılmaz bir zorunluluk kardeşim.

            Sonuç…

            Son kararı derdini ve yaşadıklarını bizler ile paylaşan bu beyefendi verecek.

            Her tercih aynı zamanda bir çok alternatifi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonuçlarına katlanmak zorundadır.

          • ZalimleriçinYaşasınCehennem dedi ki:

            Feyza kardeş emin ol çok basit dediğin gibi bir iki yerini elinle sık biraz morarsin yada morarmasin biraz kizarsin tamam. Ben karakola gittim eşim evden kaçınca ifade verirken bayan bir polis memuru aldı ifademi. Dediki esin darp raporu almış. İnanın ki dedim bırakın el sürmeyi tartışmadik bile dedim. Bana dedi ki” kardeşim bak el bileginde küçük bir yara vardı gösterdi bunu ben biraz kanatayim dedi kocam yaptı bunu diyeyim dedi darp raporu da alırım tazminatli bosanirimda dedi. Zaten uzaklaştırma kararı basit git kocamdan rahatsızım de hemen 1 ay uzaklaştırma veriliyor. Karakoldayken bi bayan geldi eşime uzaklaştırma kararı kararı aldırmak istiyorum dedi polis memuru karşı odadan aliver dedi bu kadar. Ama erkek almak istese seni uzaklastiriyor yine evden o zaman eve gitme diyor. Eşimle aramızda 3 yaş var ben 30 o 27 yaşında. 2 kez aldı evet itişip kakısma o kadar. Evet veriliyorum erkeğe de. İlk raporu aldığında beni tirmalamisti ben de alabilirdim ama erkeklik gururu yapamiyorsun sonuçta karşındaki karın. Birde bende alsam devlet diyecek bunların ikiside şiddete meyilli çocuğu yurda verelim diyecek belki. Bu yuzdende almadım. Ileriyi düşündüm kuzuma nasıl kiyarim 😢 meleğim benim. Feyza kardeş çıktım zaten çıktıktan 4 ay sonra kaçtı. Borcun içinde kaldım birde. Sıfır eşyalar aldık zaten asgari ücretle çalışıyorum. Hem maddi hem de manevi olarak zorda kaldım. Kin kibir nefret ve hasetçi biri eşim keşke düzelse. İlginiz için teşekkür ederim. İstanbul sözleşmesi, kadın beyanı esastir ilkesi ve 6284 sayılı Kanun biz erkekleri 2 . Sınıf insan olarak görüyor. Bir zamanlar abd ‘ deki siyahlarla beyazlar gibi. Kadın şikayet mi etti bi ekip gelse Erkeği de bi dinlese sonra işlem yapılsa belki bu durumlara gelinmezdi. Asla tasvip etmeyeceğim şey Rabbim korusun sonra ne oluyor adam bunalıma giriyor ya kadına yada kendine ciddi zararlar veriyor. Evlenirken kırk tane prosedür isteyen sistem bosanirken bir kadın beyanı na bakıyor ve yetiyor. Ya o kadın kendine zarar verip darp raporu aldiysa. Gel benim çalışma yerime bak beni sor soruştur mahalleye gel. Olay anında sıcağı sıcağına işlem yapmadan benimde ifade başvur değilmi. Haşa kadını ilah yerine koyuyor sistem o nederse dogrudur . Sen kırk tane şahit de gostersen sonuç değişmiyor. Ama Allah büyük bir inan müslüman olarak dua ediyorum. Ama sebeplere de başvuruyorum . AvukatlarLada konuşuyorum internetten de araştırıyorum mesela buraya da yazdım belki bir fikir alırım yol gösteren olur birisinin yardımı dokunur. Yada birisi dua eder de Rabbim onun duasını kabul eder de yavruma kavusurum herşey inşAllah lehime döner. Dua edin lütfen selametle Allah’ a emanet olun..

          • feyza dedi ki:

            Allah yardımcın olsun kardeşim, zalimler için yaşasın cehennem, size hitabım.
            Rabbim kara bulutları alsın uzerinizden. Ben Medeni hukuk konusuna çok ilgisiz ve o yuzden zayıfım. Herhalde iş başa düşmediği için. Burada bilgili arkadaşlar var, Abdullah abı de onlardan biri ve başından bu tarz olaylar geçmiş kişiler halınızı daha iyi anlar, yol gösterir. Damdan düşenin halınden damdan düşen anlar.
            Ama mantıklı dusunuyorsunuz, çocuğunuz sizin için hep ön planda, onun iyiliği için susmuşsunuz bir nevi. Sizi tebrik ederim.
            Bazen onarılamayan hasarlar oluyorsa önünüze bakacaksınız demek ki kardeşim. Çocuk konusu gercekten can sıkıcı, insanın bir parçasına hasret yaşamak bir yana onun da baba özlemıyle buyumesi ve bu duruma onun adına annesinin ya da babasının karar vermesi, bu haksızlık. Fakat elinizden gelenı yaptıysanız vicdanen rahat olun, çocuğunuz da bir şekilde buyuyecek. Hukukun sıze verdığı hakları kullanarak uzak da olsa çocuğunuzla butun bağları sakın koparmayın. Gün gelir anlatma imkanınız olur inşaallah.
            Selametle…

            Abdullah abi,
            Çok zor bır durum bu. Aslında cok yakın zmnda k. Validenın bır komşusu yanı oyle genc degıl, k. Validemin yaşlarında, oldukca yanı bunu utanarak söyluyorum ama baska tabir bulamadım. Şirret bır hanım. Çocukları dahi artık bıkmış durumdalar. O hanım da boynunda ufak tefek kızarıklıklar olduğunu gösterdi herkese sonra gıttım darp raporu aldım fılan dedı. Halbukı kavga esnasında evde ne var ne yok kocasına fırlatıyor buna bızzat şahıt de oldum. Yanı o darp raporunu sormadım nasıl aldın bu kadara da verdıler mı dıye, çunku hanıma bıraz sınır olduğum için kocası olan amcayı da aılece tanıdığımjz için, içimden sormak gelmedi.
            Demek ki gercekten kolaymış, onun kocasına uzaklaştırma fılan vermediler de adam kendı gıttı hanımın çenesinden bıkıp, kocalıktan kendını emekli etti. Ama ne yapsın yakında yıne gelir, eli mahkum.

        • Kadersiz dedi ki:

          Benimde cocuklarim var bizimde ailemiz param parça oldu ama ondan tek adım yok hep o hakli hep o .
          Yuvani kurtarabilirsen kurtar çocuklarınız var yapma kardeş bende bir anneyim bende zordayim yuvayı ayakta tutmak zor yikma yuvani. Karinin gönlünü al terapi yapın düzelir sabirla ben kurtaramadım çok emek verdim 6senem gitti ama cocukalrim cok uzulüyor

    • Yahya dedi ki:

      Kardeşim,

      Öncelikle Rabbim yar ve yardımcın olsun.

      Değerli Abdullah 1 abimizin söylediklerini dikkate almanı şiddetle tavsiye ederim.

      Selam ve dua ile…

      • ZalimleriçinYaşasınCehennem dedi ki:

        Sağolun Feyza hanım ve Yahya Bey. Dediğiniz gibi dikkate almazmiyim hiç. Bana söylenen tavsiye edilen herşey benim için çok mühim. Yani anlaşmalı boşanma bir seçenek belki en doğrusu ve mantıklısı. Ama bunlar öyle insanlar değil. Bu sefer de pazarlık yapmaya mı başladınız diyecek tipler . Öyle alçaklar ki böyle birşeye yanaşmazlar para derdine düştüler. Şu aralar işler kesat ya benden alıp tolere edecekler. Maddiyat hiç önemli değil . Param yok ama ne olur bilemem. Belki hapis yada başka bir şey . Çocuk başka bir şey onun yerine birşey koyamıyorum . Evi yakın olsa yine biraz rahat olursun ama gidip gelmek bilet bulmak işten izin almak yol masrafı, gidipte görmeden gelmek (göstergöstermeye bilirler. Yalnız gitsen kavga dövüş çıkartıp başka bir adli vaka olabilir. Polis ve pedagogla gitsen masraf iki yada üç kat artacak. Asgari ücretle çalışıyorum ben . Çocuğum için can feda lakin ortada gerçekler var. Bir de üç dört saat görecem sonra nasıl ayrılacam. Kâlesiz biri olsam, böyle olsam sorun olmaz. Öyle insanlar var etrafımda bu olaylar başıma gelince duydum öyle kişileri . Aldığı darp raporları bana hapis cezası olarakta dönebilir. İşte bu yüzden zalimler için yaşasın cehennem . Hayatımı nereden nereye getirdi. Ama Rabbim büyük Bir Umuttur Yaşamak. Dua edin inşAllah. Selam ve dua ile Rabbim bütün zor durumda olanların yardımcısı olsun..

    • Gökhan dedi ki:

      Kardesim cok gecmis olsun ayni iftiralara bende ugradim 10 gun ince esimin sensiz yasayamam yapqmam mesajlari varken 20 gunde bosanma oyununa geldim darp raporu var ama darp izi yok goze almis ve bitirmis ne koparirsam kar hesabindalar ve benimde 12 aylik kizim var uzaklastirmadan dolayi goremiuorum Allahim bizim gibilere sabirlar versin her ikimizinde 2. Evliligiydi ama umrunda bile olmadan yapti yapacagini ustune askeri personelim ve attigi iftira yuzunden rezil oldum 🙁

      • Abdullah BİR dedi ki:

        GÖKHAN BEY’e…

        Öncelikle geçmiş olsun ve Allah’ım size bundan sonra ki süreçte hayırlı sabırlar ve kolaylıklar nasip etsin inşaallah.

        Bu güne kadar yaşadıklarınız zor olsa da henüz daha yolun başındasınız ve ınanın bundan sonrası daha zor olacak sizin için.

        Karınız ve onun gibi para avcısı (Nafaka ve Tazminat) olan kadınların ilk hedefi ASKER, POLİS, MEMUR, PİLOT vb nafakadan ve tazminattan kurtulma şansı olmayan, bir başka ifade ile kolay lokma ve av olan erkeklerdir. Bu meslek gruplarının işvereni devlet ve adresleri de belli olduğu için paranın kölesi çirkef kadınlar için bu grupta ki erkekler kolay kandırılacak ve saldırılacak av olarak ilk hedeftir.

        Bu saatten sonra size düşen sabırlı ve aklı başında hareket edip daha fazla karşınızda ki canavarın tuzağına düşmemek.

        Hayırlı düşünce, karar ve eylemlerinizde Rabbim yar ve yardımcınız olsun (Amin)

      • ZalimleriçinYaşasınCehennem dedi ki:

        Gökhan kardeşim Rabbim sabırlar versin. Evlat başka bişey gerçekten zor bir durum. 4 ay oldu yavrumu göremiyorum hergün Ağlıyorum dua ediyorum. Ailesi de cirkef . Sana tavsiyem ailesinde bir tane bile adam gibi bir adam varsa onun üzerinden yürü ve evladına kavuş. Ara çok sogumasin. Eşinin psikolojik problemleri varsa aile danismanina götür. Darp raporundan dolayı mahkemede bi sinirle böyle yaptım desin. Sonra yine oturup konuşun edebin ce usulüne karar verilsin.Rabbim yar ve yardımcın olsun dua et inşAllah

  7. Berat61 dedi ki:

    Sen kalk severek evlen sonra ben soğudum sevmiyorum artık evi terk et git sonrada kocam beni dövüyor şiddet uyguladı paramı yedi yalanı at tazminat iste nafaka iste Allah belanızı versin şeytan bunlar ya vallahi şeytan

  8. Mustafa dedi ki:

    Abicim biz erkekler köpeklerden dahi değersiz çünkü onların dahi bir derneği var bizim onlarda yok vede bize sadece erkekler yapar erkekse herşeyi yapar ama hiç demezlerki erkek babadır evin direğidir her şeyi yapacağı kadar karisinida sevmesini bilir demiyorlar karısına değer vermiyor demiyorlar biz sadece geberip gitsek ölsek hiç kimse arkamızdan dahi ağlamaz

  9. kız babası dedi ki:

    Yazını baştan sona okudum;
    1-Kadınların evlilikten beklentileri ney önce bunu çözmeliler çünkü evlendiğin zaman sorumlulukların olur ve onları yerine getirmek zorundasın her şey ahlanıp sızlanmak ile başlıyor.
    2-Dün eşim beni eve almadı eşyalarımı kapının önüne attı 155 i aradım hiçbirşey yapamayız dedi kavga ettik biz ama benim ne bir uzaklaştıma kararım var nede kadının ihbarı şikayeti var dedim olsun sizin içeri almak istemezse almaz dedi Tabi evin kirasını ben ödüyorum faturayı ben yatırıyorum eşyaların kredisini ben ödüyorum akşama kadar benim terim akıyor. Ama ev kadının oluyor o isterse evden atar isterse yalan bir ihbar veya ifade ile beni evdende polis eşliğinde attırır.
    3- Nafaka boşanma sebeplerinin en büyük kaynağı ve kadınlarında kendilerini bu seviyeye çekmelerinin en büyük nedeni çünkü kadınlar için nafaka bir hayat sigortası ve sigortadan para almak için evi dükkanı yakanlar var bu hayatta. Nafakanın verdiği özgüven ile kadınlar hayat mücadelesine girme içgüdüsünü kaybedip zaten herşey kolay diyip birde üstüne erkeği bununla tehdit edebilir. Çünkü kadın herzaman ve heryerde haklı bu arada benim karım hayalarıma tekme atmışlığı filan var ama ben bunu ifade olarak versem kimse beni cittiye almaz. Ama o bir telefomn ile beni evimden yuvamdan edebilir.
    4- Yasa ve kanunlar evet kadınları korusun kimse erkek teröründen yana değil ama bunun suistimal edilmeside mutsuz evlilikler mutsuz topluluklar oluşturmakta
    5- Çoçuğun anneye verilmesi genelde ;Ben Kızım büyürken benim hanımla vardiyalı sayılabilecek şekilde çalışıyorduk ben geçe o gündüz işteydi o yüzden kzımla ortak ilgileniyorduk kızımın mamasını yapardım altını değiştirir banyosunu yaptırır saçlarını tarar ona bir anne ne veiryorsa hepsini eksiksiz vererek büyüttüm. Ki karım bile kızımın saçlarını yaparken çok iyi bir babasın derdi. Peki o zman ben kızıma annelik ve babalık yapabiliyorken (bunu hem piskolok eşliğinde her türlü ispatlarım ) neden yasalar çoçuğuma bakamayacak benden gelen nafakaya minnet edecek bir kadına veriyor benim cocugumu
    6- Boşanma sürecinde hakimler kişilerin aile yapılarına baksın mesela ona göre karar verisin mesele bende bir kaynana var 2 oğlunu 3 defa toplanda evledirip boşadı kendiside aynı şekil boşanmış ve evlillik dışı bir adamla hayat sürmekte şimdi ise benim eşimi boşama niyetinde böyle bi aile yapısı olan bir kadın mış bilmiyorduk tabi o kadar detayını karım sağolsun evlenene kadar ailesini hiç tanıtmadı bizlere hakim bunlarıda göz önünde bulundursun o halde
    7- şiddet : Evet gelgelelim en büyük süistimal konusuna benim canım karım kızımı önünde bana tekme tokat sallıyor sonya ben bunu kollarından tutup yittirince bana şidddet uyguluyorsun seni şikayet ederim diyebiliryor ikimiz karakola gitsek kadının bana yaptığı nereye gitti sorarım

  10. duck dedi ki:

    günümüzde boşanma davalarının baş rollerini MUHAFZAKAR kesim tarafından yapılmaktadır. işlerine gelince ALLAH CC emir ve yasakları işlerine gelince DEVLET KANUN VE MADDELERİ diyip sıyrılma peşindeler.istanbul adliye mahkeme salonlarının önü MUHAFAZKAR kesim geçilmiyor.10 ve üstü evli kalınmış şimdi devlet bize hak ve hürriyetimizi sunuyor diye boşanma davalarında aslı olmayan itiraflarda karşı tarafı hakkına girmektedirler.
    şu gerçektir…boşanan erkeğe hiç bir şey olmuyor olmaz hayata daha güçlü tutunup yoluna devam ediyor.boşanmış kadın ilk evlilipinde yaptığı şımarık ve dengesiz tutumu ikinci evlilikte yapsın bakalım başına neler gelir kendi daha iyi bilir…

    • abdullah hasan dedi ki:

      Bir müslüman olarak boşanmalarda ki artış ve lakayıtlık İslam toplumuna verdiği zararı görünce boşanmadan sonraki erkek , kadın durumu hiçte göze alınacak bir durum değil. İslam toplumu olarak bir zarar görme varsa ( ailelerin dağılıp çocukların parçalanması) bundan gayri başka kritirler(imkanlar ) bize ne kazandırabilirki.

  11. Dr. BA dedi ki:

    Bu anlatılarınlar neredeyse %90ını yaşadım. Üstelik bizde fiziksel şiddet yoktu. Bizi 7 biri 5 yaşındaki 2 evladımı bana çocuklarımı göstermekte sorun yaratıyor. 3 aydır görmüyorum. Kadına şiddet diye bir moda yarattılar; şiddet gösteren erkekler yüzünden bizler de iftiraya uğruyoruz ve Devletimiz bu iftiralara çanak tutuyor.

    Erkeğe şiddete de son verilsin ve babalar gerçek haklarına kavuşsunlar.

    Kadına şiddet olgusunun arkasına saklanıp iftira atan tüm kadınları kınıyorum.

  12. Bir Kadın dedi ki:

    Buradaki erkek tipi pasif birisi, bunu neden diyorum bir kadının bir erkeğe o erkek ancak erkek gibi olmazsa verebileceği tepkilerden dolayı karısının kendisinden ne kadar gıcık olduğunu anladığım için diyorum, yaratıcı olmayan, sıradan,öğrenime kapalı, intikamcı bir portre çiziyor! Romantik olmayan bir kadına sürpriz yapamayan yani erkeğin karısına vereceği niteliklerden eksik birisi! Buradaki erkek ne erkek ne de kadın nötr bir cinsiyet tablosu çizdiği için kadın onu erkek olarak algılamiyor ve cinsellik bir nesneye hissedilmez normal bir insan için dolayısıyla kadında kocasın birşey hissetmiyor, maalesef özellikle geri kalmış ülkelerde bizim ülkemiz gibi erkek kadın rolleri birbirinden çok kesin çizgilerle ayrılmış; yani eskiden erkek para getirmekle kesinlikle yükümlüymüş çalışmayan erkeğe kız verilmezmis ama bu kişinin anlattığı kendisine o kadar normal geliyor ki! Sen erkeksin inşaatta mı çalışırsın! Hamallık mı yaparsın! Helalinden ne yaparsan yap eve para getirmekle yükümlüsün yoksa sana saygı duyulmaz! Öyle bi dile getiriyor ki bu durumu utanmadan hem erkek olup çalışmıyor hemde ev işi yaptım, yok saç boyadım e kadın senin annen değil karın cinselliği de saygıyida böylece öldürmüşsün Allah bilir hem eve para getirmeyen evde yatan bu zat birde karısına da ben şunu yaptım evisi vs diye de çıkısıyordur uzanarak kazanılan parayı yiyecek gibi bu çok normal gibi! Karın dışarıda da çalışan biri olsa ve de sende çalışsan zaten ev işlerinden ve çocuk bakımından sorumlusun yani bunu bir lütufmus gibi anlatman ne olduğunu gösteriyor, bizde artık şöyle birşey olmuş erkek hiç çalışmasın her işi kadın yapsın yani erkek dışarıda çalışır eve gelir yatar kadın ise bir nevi köle!! Yok bu rejim yıkılması gereken hata sürekli erdir veren bir sistem! Kadın erkek hak ve adalet konusunda eşitse kardeşim sende eve gelince nallari devirip yatmayacaksin yemek, ev temizliği, çocuk bakımı sende de olacak yok sen erkeksin bunlar kadın işi diyorsan kadının kuruşuna elini sürmeyeceksin evin tüm geçimini o kadının alın terinin tek kuruşuna dokunmadan yapacaksin yani ya öyle ya böyle kadınları keriz yerine koymaya artık bir son!

    • Bir erkek dedi ki:

      Şimdi ne oldu sen kadın güçlü bir imaj mı verdin ? Çocuğa bakmak kadının görevidir ! Değilse anneydim diye gezmeyeceksin kadın !! Çocuğa baktın siye kendini bir lütuf zannediyorsan da yanılıyorsun . O halde doğurma !! Doğurunca da annelik hakkı deme! Hayrola sadece 9 ay karnında mı taşımak annelik.? Bu adam hiç mi para kazanmadı? Elbet bir durum olmustur. Bak kadın erkek eşittir derken iş yerlerinde bile ezilen erkek oluyor vicdansız! Herkes haddini bilecek! Kocan ise saygı göstereceksin , göstermediysen de niye evlendin ? Kocam da sana saygı gösterecek . Ama koca alsın ev iki araba Sırf güvende kendini hisset diye üzerine yapsın hepsini yıllardır deponu doldursun it gibi sokaklarda gez sonra boşanmaya gelince E bunlar benim malım!! O malları alamazsan da o evladım dediğim sabileri Sopa olarak kullan; başkası ile aynı evde yasa ama nafaka kesilmesin diye evlenme ; yıllardır HAKKIN OLMAYAN haram parayı eski kocandan al ; keyfine bak sonra ben kadınım de ! Neymiş roller belli olacakmış. Rabbim kadını ve erkeği bilerek farklı yaratmış ki birinin yapamadığını diğeri daha iyi yapar ve birbirini tamamlar diye. E ben yemek yapıyorsam şu yatağın ucunu bir yerin yiyorsa kaldırıp çeksene ?!! Hani eşittik ? Ameleliğe gelince çekil kenarı erkek ama yemeğe gelince tatbiki erkek yapacak! Sizin zihniyetinize ben portakal suyu sıkayım

    • Berat61 dedi ki:

      Boş konuşmuşsun okudum yorumunu kadınlara yağ çeken bir aciz adamsın sen. Senin o dediklerinin fazlasını yaptım ben burda tek gerçek şu sevmiyorsan evlenmeyeceksin birisi seni zorlasada sevmediğin bir insana sevilmeyen eş rolünü vermeye hakkın yok evlenirsende yaşam önüne ne sunarsa onu yapacaksın. Ben bu konuda böyle düşünürüm sevmediği halde birisiyle evlenen suç işlemiştir karşı tarafın beklentisini vermeli nikah memuru sana laf olsun kendi rızanlamı evleniyon diye sormuyor yani.

  13. muhammet sahın dedi ki:

    öncelikle selamun aleykum bastan anlatıyorum 3 sene once askerden gelir gelmez babam ailem kız bakmaya gidiyoz sankı parardan karpuz alcaz bizim akrabanın kızı bekar aile tanıyolar birbirini görücü usulu gittik içim ısındı o istemiyordu basta ben istiyoırdum ama aldanmısım guzelligine 2. haftasında söz 2 ay sonra nişan aynı sne içinde dügün hep ben acele ettirdim oldu nişanlılık döneminden istemiyordu beni bırak isteme babamlara söyle ama deki ben istemiyorumm bitmesin diye herseyi denedim oldu evlendik hep huzursuzluk kavga ilk evliligimizin 2. gunu tartısma kavga vurdum bitane ama dinden imandan cıkardı 7. ayında habersiz bileziklerini aldım mehirl olan kavga cıktı ama ayrılmadı yıne kavga aileler ogrendi annesi parayı altına tapıyor resmen bnde o altınları yatırım amaclı kullandım arar ettım elimdekinden oldum ustune borçlandım cocugumuz olcak yolda kendini bişeyler zannetme faln kacdefa ayrılma noktasına geldik hep ben tuttum o cok zorla ayrılmka ıcın ben bırakmadımm bana bır yrdımcı olun ne yapmam lazımmmm

    • Mariam dedi ki:

      Selamün Aleyküm,

      Kardeşim baştan hata olmuş rızasız gönülsüz biriyle zorla evlenilmez. Bu bugün bitmese yarın mutlaka biter, ev hep soğuk huzursuz olur, tuzsuz yemek yenirmi hergün, ama neyapalumki kendi hatanızı çekiyorsunuz şiddete başvurmayın zalimlerden olursunuz çünkü kadının suçu yok. Keşke çocuk olmadan ayrılsaydınız GURUR KİBİR YAPMAYIN ALLAH AŞKINA BOŞANDI DEMESİNLER DİYE MUTSUZ OLMAYI BİRÖMÜR KENDİNİZE REVA GÖRMEYİN. Gönül isterdiki kadın inadından vazgeçip size ısınsın biraz uyum sağlasın artık olmuş bitmiş bu iş kabullenmeli. Ama oda kaderine razı gelmiyo ve kendince intikam alıyo bazı insanlar inatçıdır! Çocuk oluncada değişmezse başka çocuk yapmadan onların vebaline girme girmeden ayrılın. Ama ondan önce son bir şans sessizce güvenilir bir hocaya gidin ve eşinizle aranıza muhabbet olması için dualar isteyin. Şeytanları kovalayın. Evden kaçanı bile getiren dualar var sizde evdekine Muhabbet yükleyin. Allah kalplerinizi ısındırsın. Ama namaz abdest olmadan hiçbir dua kabul olmaz unutmayın….

  14. Yağız dedi ki:

    Merhabalar tüm yorum ların hepsini hemen hemen okudum sayılır.konular aynı sadece sebebler farklı.aslinda bir aldatma konusu hariç,diğer sorunların hiçbirinde ayrılığa yönelik bir somut sebeb olmadığı yonde6 kanâtine vardim.(kendi bakış açim)Aslinda konuşularak hallolacak şeyler.benim durumumda ayni bir SOMUT sebebsiz ayrılma vaķası.öncelikle Allah hakkımızda hayırlısını nasib etsin ve Allah yuvası yikilanlara Kadın ve Erkege6 yardim etsin.ben aslında sadece bir fikir danisicaktim sizlere.Esimle ayrılık sebeblerini pas geçiyorum. ben 34 yaşında 5 yıldır almanyada yaşayan haftada 2gün bazen 3 gün iki tane küçük erkek meleklerine bakan bir Babayim.(yemek banyo altını temizleme dahil:) malum almanyada ailem olarak destek alicagim kimsem yok.ve evim hemen çocuklarımın gittiği kreşin karşısında.yani çocuklar eski eşimde kalsa bile hergün görme şansım var.eskiEşimde ayni şehirde. ama iş yerim 30 km.yani haftada 5 gün gün de 60 km git gel yapıyorum.malum bilirsiniz okul hastane v.b yakınlarındaki evler biraz yüklüdür kirasi.işim de çok kazanan biri de değilim.bu durum beni biraz rahatsız etmeye başladı. Iş uzaklığı ve ev kirasi gibi.(ayrica eşimle anlaşmalı ayrıldık ve nafaka ödemiyorum aksine benim ondan taleb etme hakkım var çünkü işi ve geliri iyi.ama ben istemedim bir kutu yap her ay iki oğlum için 100 er Euro atmasını söyledim)benim size danışmak istediğim şey ise ekonomi yönden iş yerine yakın biyere tanışıp.hem benzinden hem kiradanmi kısayım.cunku böyle birikim yapamıyorum.kahrolasi parasız da yaşanmıyor.o kira ve benzin parasini daha güzel şeyler yapılabilinir çocuklarla.ama diğer yandan çalıştığım diğer şehre taşınırsam.bir boşluk bir özlem VE çocuklarımın orda ben gidersem Güvende olmadıklarını hissetme gibi düşüncelere giriyorum. (anlatmaya gerek yok gerçi sizde babasınız) yani işin özü bir KARARA varamıyorum.fazla çocuklara karşı duyarlılığındam duygusallasmaya başlamıyorum.halbuki çok çok 30 km uzağa gidecem hepsi bu. Bunu nasıl başarırım?yada bu çocuklarima yakın olma duyarlılığım doğru yol olabilirmi? Yanlış düşünce olabilirmi? Aklimami yoksa kalbimemi inanayım?okuyup bir kelam kelime de olsa küçük de olsa bir tavsiye yazanlara şimdiden Çok Teşekkür ederimHerkezin hakkinda hayırlısı olsun

    • Mariam dedi ki:

      Selamün Aleyküm kardeş,

      Bence taşının çünkü artık daha fazlasına gerek yok. Maddi olarak ayakta durunki o çocuklara daha faydalı olabilesiniz. En önemli şey onlara ileride Manevi olarak faydalı olmak dinini öğretmek öğrenmesi için kuran kurslarına vermek. Allahı bilen sizi bilir Allahı seven sizide sever. Zamanla herşeye alışıyo insan bunada alışacaksınız. Allah herkezin yar ve yardımcısı olsun.

  15. Solgun Adam dedi ki:

    Merhaba yazılanların bir kısmını okudum ve evlilik konusunda sıkıntılarımda yalnız olmadığımı gördüm.4 yıllık bir evliliğim var ve artık uzatmaların da uzatmalarını oynuyoruz.2 yaşında bir oğlum var o bana Rabbimin en değerli hediyesi.Oglum bana bir defa gülünce dünyalar benim oluyor.Bu arada da aşk denilen şeyin büyük bir yalan olduğunu anlamış bulunuyorum.kan bağın olmayan birine yoğun sevgi gerçekten anlamsız çünkü ilk firsatta sana arkasını dönebilir.O kadar çok doluyum ki giriş konuşmam bile çok uzun oldu affedin lütfen.Esimle birbirimizi çok severek evlendik.tanistiktan 3 ay sonra evlendik (kesinlikle hayatımın en büyük hatası)ben evlenmeden önce annemle birlikte yaşıyordum evlenince de bu şekilde devam etti.esim başlarda iyiydi ama sonraları yavaş yavaş evde hiçbir şey yapmamaya annemle tartışmaya odadan çıkmamaya başladı.maddi açıdan çok zor zamanlarimiz oldu ama tabiki ac kalmadık.esim sürekli annesine gitmeye başladı dolapta bişey yok falan filan.esime hiçbir zaman kötü söz söylemedim çok şükür elimi kaldırmadım hakaret etmedim.evlendikten sonra binde bir içki ictim sadece.baska bir kadına yan gözle bakmadım sosyal medyadaki kız arkadaşlarımı hep sildim.calistigim zamanlarda tek düşüncem eve gidip karıma kavuşup ona sarilmamdi ama karım şimdi anlıyorum ki beni hiç sevmedi.annesinden dolayı dominant bir yapısı var bagirmalarina hakaretlerine sevgimden dolayı hep sustum.esim ilk hamileliğinde çocuğun kalbi durdu cocugu kaybettik.bundan beni ve annemi sorumlu tuttu.annesiyle kafası da rahatlasın diye memleketlerine gittiler uygun buldum.buraya gittiğinde beni sevmediğini boşanmak istediğini söyledi hep ben de çok sevdiğim için ikna etmeye çalıştım.sonra bir şekilde geri geldi oğlumuza hamile kaldı(bu arada ilk hamileliğinden önce çocuğumuz olmuyo mu acaba diye afedersiniz sperm testi bile yaptırdım.daha sonra baldizimin bizimle kalması gerektiği calisip borçlarını ödeyince ayrılacağı kaynanam tarafından bize talimat verildi tabi annem bunu istemedi.tartismalar arada kalmalar falan derken 3 4 ay geçti eşimde olmayacağını pek kıymetli annesine çekine çekine söyledi annesi de yanına gelmesini kabul etti.esimde kardeşiyle gitmek istediğini hamilelik sürecinin annesinin yanında daha iyi olacağını “hayır,olmaz” dememe rağmen sen ne dersen de ben gidecem demesi ve kardeşiyle yola çıkmaları akabinde trafik kazasında kardeşi rahmetli oldu.tabi bu vefatın sorumlusu annemle ben olduk onlar için.bu süreçte hep yanlarında oldum eşim annesinin yanında kaldı ben geri döndüm işime gücüme baktım sürekli gittim geldim 12 13 saatlik yol.cocuk doğunca artık birlikte yaşamamız gerektiğini soylediler tabi eşim kendi başına düşünme mekanizmasına sahip olmadığı için annesiyle muhattap oldum hep.ben de babasız büyüyen biri olarak evladımin yanında olmak için geldim bu memlekete.kimseyi tanımam etmem hadi git çalış dediler.cay bahçesinde garsonluk yapmaya başladım tabi 3 kuruş yetmeyince sesleri yükselmeye başladı sen nasıl babasın falan filan.esim birlikte yapamayacağımızı sen git çalış oğluna daha faydalı olacağını söyledi ben de yeniden gittim zor zahmet eski çalıştığım yere girdim.simdi bombaya geliyorum hazır olun eşimin benim tanidigim biriyle mesajlastigini bu kişiye çıplak fotoğraflarını attığını benim hakkımda hakarete varan konuşmalar yaptığını öğreniyorum.cok uzattım lafın özü ben evladım için yeniden bu memlekete geldim 3 kuruşluk işlerde çalışıyorum boşanmaya kesin kararlıyım zira eşimden nefret ediyorum oğlumun hasretine nasıl dayanırım Allah rızası için yardım edin.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      SOLGUN ADAM’a…

      Rabbim öncelikle sabrını dayanma ve aklı selim düşünme, davranma gücünü artırsın.

      Anlattıklarına bakılırsa yapacak çok fazla bir şeyin veya alternatifin yok.

      Özellikle “eşimin benim tanidigim biriyle mesajlastigini bu kişiye çıplak fotoğraflarını attığını benim hakkımda hakarete varan konuşmalar yaptığını öğreniyorum” bu sözlerle ifade ettiğin durumdan sonra yapacağın ilk şey bahsettiğin bu durumu SOMUT ve HUKUKİ GEÇERLİLİĞİ OLAN BİR YÖNTEMLE kayıt altına almak, delillendirmek.

      Akabinde de karşı tarafın eline geçerli bir koz ( tehdit, şantaj, şiddet vb) vermeden ALDATMA ve SADAKATSİZLİK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI AÇMAK.

      Dava sürecinde ALDATILMA/SADAKATSİZLİK için elinde ki delilleri kullanabilir ve bu deliller sayesinde TAZMİNAT ve NAFAKA belasından kurtarabilirsin.

      Ayrıca eşinin GAYRİ AHLAKİ bu davranışlarının çocuğunun Psikolojık, fiziksel ve ruhsal gelişimine ENGEL OLACAĞI iddiası ile oğlunun velayetini de talep edebilirsin. Çocuğunun yaşı küçük ve anneye bağımlı olduğu gerekçesi ile mahkeme bu talebini ŞİMDİLİK (dava sürecinde) reddedebilir. Ancak Davanın yaklaşık 2-2,5 yıl süreceğini hesaba kattığımızda dava sonunda ( karar duruşmasında, üst mahkeme sürecinde) çocuğunun velayetini tekrar talep edebilirsin.

      Buraya kadar yazdıklarım, yani ÇEKİŞMELİ BOŞANMA şekli İŞİN ZOR VE UZUN SOLUKLU olanı.

      Diğer bir yol ise ANLAŞMALI BOŞANMA.

      Ancak bu yöntem süreç olarak daha kısa olsa da sana maddi ve manevi maliyeti ( Tazminat, Nafaka ) tahmin etiğinden çok daha pahalıya patlar.

      Bizzat senin ifadelerine göre Ekonomik durumunun müsait olmadığını göz önüne aldığımızda Tazminat ve Ömür Boyu ödeyeceğin Nafakadan dolayı kısa-orta ve uzun vadede ciddi maddi sıkıntı çekersin. İşin daha kötü tarafı ödeyeceğin nafakadan dolayı tekrar yuva kurma şansın çok düşük, hatta imkansıza yakın.

      Her hangi bir şekilde işsiz kaldığında nafakayı ödeyemediğinde, birikmiş nafakaların tamamını ödeyene kadar TAZYİK HAPSİ ile cezalandırılacağını ve hapisten başka bir çıkış/kurtuluş yolu olmadığını sakın aklından çıkartma.

      Bir an bütün olumsuzluklara ve sıkıntılara rağmen yeni bir kadın ile yeniden yuva kurduğunu varsayalım. Eski karına ödeyeceğin sonu olmayan/süresiz Nafaka nedeniyle kuvvvetle muhtemeldir ki yeni hanımın ile de ciddi maddi ve manevi problemler yaşayacaksın.

      SONUÇ:

      Mevcut yasaların sana sunduğu “40 katır veya 40 satır” şıklarından birini seçeceksin.

      Bu cezaların hangisine daha uygun olduğuna ve hangisini ( Anlaşmalı veya Çekişmeli Boşanma) tercih edeceğine sadece ve sadece sen karar vereceksin.

      Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen ALLAH MAZLUMLARIN YAR VE YARDIMCISIDIR, İŞİNİ ALLAH’A HAVALE EDEN MAHÇUP ve PİŞMAN OLMAZ sözünü de unutma.

      Adaletten, dürüstlükten ve hakkaniyetten ayrılmadığın sürece Allah yar ve yardımcın olsun…

      • Solgun Adam dedi ki:

        Hocam değerli yorumlarınız ve dualarınız için Allah razı olsun. Yazdiklarinizi uzun süredir ben de düşünüyorum.Benim kendimden de önce düşündüğüm oğlum. Soz konusu ayrılık ve ayrılık aşamasında büyük sorunlar yaşayacağını düşünüyorum bu yüzden oğlumun en az hasarla bu süreci atlatmasını istiyorum çünkü o bunların hiçbirini haketmiyor.

        Bu yüzden çekişmeli boşanmayı ilk etapta çok düşündüm öncelikle elimde 2 3 adet mesajdan başka bir şey yok.fotoğrafları da eşime müstehcen fotoğraflarını gördüğümü söyleyip onu zarfladim ve itiraf etti.aslinda bu ilişkiyi tamamen itiraf etti.
        3.şahıs benim arkadaşım sandığım assagiligin tekiymis.ogrendigim her şeye rağmen yine oğlumu düşündüğüm için nefsimi körelttim babasının hapislerde olduğunu bilmesi onun için büyük bir travma olurdu.ancak çekişmeli bir boşanmada bu 3.şahsi şahit olarak mahkemeye getirebilirim.Yine çekişmeli boşanmada diyelim ki mahkeme çocuğu bana verdi bu zamandan sonra oğlum için çok daha büyük bir travma olacağını düşünüyorum.

        Ne olursa olsun annesinin yanından ayırmayı bir çocuğa büyük bir haksızlık olarak düşünüyorum,oğlumun annesine düşkün olduğunu biliyorum.Annesinden neden ayrı olduğunu sorduğu zaman gelince de ben ne kadar saklarsam saklayayım benim çevrem ona gerçeği söyleyecektir.Annesine düşman bir evlat yetiştirmek istemiyorum.

        su an eşimle yine birlikte yaşıyoruz ve yaklaşık 10 gün önce anlaşmalı boşanalım dedik ancak virüs sebebiyle bu konuşma havada kaldı.Anlasmali boşanırsak kendisi herhangi bir tazminat talep etmeyecektir.sadece oğlum için ödeyeceğim bir nafaka mahkeme tarafından belirlenecektir.

        herhangi sigortalı bir işte çalışmadığım için de mahkemeden yüksek bir nafaka çıkmayacağı kanaatindeyim ve bu nafaka da bildiğim kadarıyla çocuk 18 yaşına gelene kadar ödenecektir.Bu yüzden oğlum için en doğru olanın anlaşarak boşanıp onu bu süreçten en az hasarla kurtarmak istiyorum.

        Ben hiçbir koşulda oğlumu yalnız bırakmadan hayatını sürdürmesini istiyorum.Biliyorum ki bu evlilik bittiğinde ekonomik gücümü de kazanacağım çünkü bu evlilik beni çok yıprattı sarardım soldum tükendim.Hocam atladigim yanlış soyledigim bir şey varsa lütfen düzeltin.Onceleri Allah affetsin çok isyan ettim neden ben diye ama artık isyan etmiyorum sadece dua ediyorum biliyorum ki Rabbim bizlerin her zaman yanında

        • Abdullah Bir dedi ki:

          SOLGUN ADAM’A…

          “Hocam atladigim yanlış soyledigim bir şey varsa lütfen düzeltin.” DEMİŞSİNDE….

          Düzelteyim düzeltmesine de ben DÜZELTMEYE nereden başlayacağıma karar veremedim.

          Ama önce sana bir kıssa anlatayım…

          Adamın biri dağ köyünün birinde etrafına topladığı köylülere “kurban” mevzuunu anlatıyormuş:

          “çocuğu olmayan hazreti davut, allah’a dua etmiş, ‘ya rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim’ demiş. dua tutmuş, davut, kızının adını ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, hazreti davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, azrail, gökten bir keçiyle çıkagelmiş, ‘kızı bırak, al bu keçiyi kurban et’ demiş davut peygamberde keçiyi kurban etmiş”
          diye sözlerine nokta koymuş ve sonrada dinleyicelere dönüp “Hatamız olduysa affola” diye de sözünü bitirmiş.

          O sırada dinleyiciler arasında olan bir hoca adama dönüp:

          “yahu bunun neresini düzelteyim; hz. davut değil hz. ibrahim; kız değil erkek; ayşe değil ismail; azrail değil cebrail; keçi değil, koç”! demiş.

          Sen bu hikaye üzerinde biraz kafa yor bende iftarı edeyim, kafam tam kapasite çalışmaya başlasın sonra ben sana YANLIŞLARINI yazacam inşaallah…

          • Solgun Adam dedi ki:

            Hocam anlıyorum haklisiniz ben de ne akıl kaldı ne de doğruyu düşünebilmek.Cok şey biliyormuş da yazmış gibi oldum ama beyin durdu hocam haddinden fazla kendi kendimle sesli konuşmaya basladim.Zaten başıma ne geldiyse doğru bildiğim yanlışlar yüzünden geldi

          • Abdullah Bir dedi ki:

            SOLGUN ADAM’a…

            “beyin durdu hocam…”

            Hayır, tam tersi beynin şeytan ve nefsinle işbirliği yaparak seni kandırmaya, seni bir ömür SANRILARINA ( gerçekte olmayan varsayımlar) köle etmeye çalışıyor.

            Normal bir insan olmak istiyorsan önce bu problemi ortadan kaldırman gerekiyor.

            Nasıl mı?

            Bütün dikkatini toplayıp yazdıklarımı gerçekten anlayabilirsen cevabı aşağıda.

            “Benim kendimden de önce düşündüğüm OĞLUM…OĞLUM’un en az hasarla bu süreci atlatmasını istiyorum çünkü o bunların hiçbirini HAK ETMİYOR…ogrendigim her şeye rağmen yine OĞLUM’u düşündüğüm için nefsimi körelttim…Ne olursa olsun annesinin yanından ayırmayı bir çocuğa büyük bir haksızlık olarak düşünüyorum, OĞLUM’un annesine düşkün olduğunu biliyorum…Bu yüzden OĞLUM için en doğru olanın anlaşarak boşanıp onu bu süreçten en az hasarla kurtarmak istiyorum…”

            Şimdi yukarıda sana ait (senin yazdığın) ifadelerde ki OĞLUM kelimelerinin yerine BEN-BENİM kelimelerini koy ve yazdıklarını tekrar oku.

            Sonra da aslında oğlundan daha çok kendin için endişelendiğini, aslında senin eşinden, yuvandan, kurulu düzeninden ve oğlundan mahrum kalmanın senin ASIL KORKUN olduğunu, ancak bu gerçeği kendine bile itiraf etmemek için oğlunun ve diğer bahanelerin arkasına gizlendiğini kendine İTİRAF ET, GERÇEKLERLE YÜZLEŞ, yüzleş ki kalan hayatını mutlu olmasan da HUZURLU YAŞA.

            Senin yaptığını ( yansıtma, gerçeklerden kaçma) yaptığı için kalan ömrünün her gününü PİŞMANLIKLA geçiren yüzlerce insan olduğunu da bil.

            Çünkü; o veya bu sebeplerden dolayı gerçeklerden kaçan “İNSAN ÖNCE KENDİNİ KANDIRIR, SONRADA KANDIRDIĞI KENDİSİ İLE BAŞKALARINI…”

            İfadelerinden anladığım kadarıyla genel manada kimseye zararı dokunmayan, iyi bir insan olduğunu düşünüyorum. Ancak bu şekilde davranmaya devam edersen bir insanın yapabileceği en büyük kötülüğü yapmış ve KENDİNE ZARAR VERMİŞ OLURSUN.

            Unutma ki sen güçlü, sağlıklı ve var olduğun sürece oğlun ve dünya var olacak, sen zayıf, silik veya yok olursan evladının hiç bir zaman seveceği, örnek alacağı, sırtını yaslayacağı ve gurur duyacağı bir babası olmayacak.

            Rab’bim hayırlı düşünce, karar ve eylemlerinde yar ve yardımcın olsun.
            (Amin)

        • Gokce dedi ki:

          Solgun Adam Kardesim,

          Lutfen cocugunuzu oyle bir kadinin eline birakmayin.

          Evet dogru butun cocuklar annelerini sever ama, babalarini da cok severler. Onu babasindan ayirmak da buyuk bir haksizlik olacaktir.

          O nu iyi bir ortamda yetistirmek sizin vazifeniz. Bu konuda anneniz de size yardimci olur insallah. Eger siz ve anneniz cocuga sevgi ilgi ve sefkatle bakarsaniz oyle sandiginiz gibi buyuk bir travma da yasamaz.
          Ilerde su olur bu olur diye dusunerk kafa yormayin. Bugun en dogru olani yapin.

          O kadindan bosanin ve cocugunuzun da vekaletini alin.

          Allah yardimciniz olsun, Sabr versin..Rabbim daha hayirli bir es nasib etsin..

    • Mariam dedi ki:

      Kardeş bi kadın olarak sizin yerinize kendimden utandım öyle pis ahlaksız bir kadını kabullenmiş gibi bir haliniz var!? Nasıl bir mideye sahipsiniz Allah aşkına Hangi zamana geldik böyle! Erkekler kadın gibi kadınlar erkek gibi davranır oldu! Tamam vur öldür demizyoz heralde de bırak defolsun gitsin al oğlunu yanına namuslu şerefli bi hayat yaşa! Çocuğun arkasına sığınıp az kala kadına boynuzlatarak kendini ömür boyu öylemi gideceksin! Öyleyse kadın haklıymış böyle pasif namusu şerefi ayaklar altına alınan bi adam haala o kadının yanında durabiliyosa pes size! Gidin Allah aşkına kurtarın kendinizi o zinakar günahkar kadından! O çocuğuda Allah size zamanı geldiğinde verir Musa peygamberde olduğu gibi…

  16. lacivert dedi ki:

    evet arkadaşlar yazıyı okudum . uzman falan değilim. yazılanları alttaki yorumları okumadım.

  17. sevde dedi ki:

    Ben bu yazıyı yazan adama hak verilmesini hayretle izliyorum. Yazıyı lütfen okuyun, bir evlilik var, erkek ve kadın çalışıyor, kadın ev işlerini yapıyor, adam bunları hiç kendine vazife edinmemiş ki yardım ettim diyor.

    Hatta kadının onun ütüsünü yapmadığını hayıflamış utanmadan yazmış, o da kadının işiydi, hizmetçi tutsaydı bari.

    Karısını dövdüğünü söylüyor. Kadın tazminat istemeden sadece ayrılmak istediğini söylemiş, adamın zoruna gitmiş bağırmış. Burada kadının kusuru ney?. Adam kendini haklı çıkarmaya çalışarak yok görücü usulüydü bilmem ne demiş, bi kadın öyle kolay kolay 2 çocuğunun babası 17 yıllık evli olduğu adamdan ayrılmaz. Üstüne üstlük çocuklarını da almış belli ki sorumluluk sahibi bir kadın.

    O zaman şöyle mi olması acaba adalet olacaktı, evlensin adam ne mal alınırsa adamın olsun-araştırılırsa çoğu ailede alınan malın erkeğe tapulandığı görülür-, işler kadının- yapmalı tabiki, küçük bahanelerle dövsün kadını, kadın ayrılmak isterse evi adam alsın, kadını ve çocukları kapı dışarı etsin, nafaka da vermesin, yeniden evlensin, uzaktan baksın eşinin süründüğünü görsün-çoğu buna memnun olur- sevinsin, iyi oldu benden ayrılmak istermisin? seni ne için aldım tabiki işlerimi yapacaksın ohhh desin! Evde tabiki kadının da hakkı var. Öncelik ise her zaman çocukların rahatı olmalı. Ayıp Ayıp çocukları da mı boşuyorsun.

    Biraz vicdan. Burada adama tek iyi diyeceğim kendi yaptıklarını da yumuşatsa da söylemesi. Bu adam çekilmez.

    • Zeynep dedi ki:

      Yazılanları hayretler içerisinde okuyorum gerçekten Allah unutulmuş ahiret unutulmuş sizler annesiniz nesil yetistirecek halkı oluşturacak insanlarsiniz 13 yıllık evliyim evliligimde eşimin ailesi tarafından olmadık sözler isittim yaşanmaması gereken şeyleri yaşadım yeri geldi eşim annesiyle tartıştığım için evden kovdu gitmedim bu ev benim dedim benim emeğim dedim hep içimden Allahım yaşadıklarımı görüyorsun biliyorsun bana yardım et dedim uykusuz geçen gecelerim oldu ama vazgeçmedim 13 sene sonunda Rabbim hayirlisiyla sıkıntılarımin bazılarında feraha çıkardı hala devam edenlerde var ama evlendiği zamanki anlayışsiz kaba kocam gitti yerine beni anlayan bana hak veren birisi geldi eğer kadınlar isterse erkeklere istediklerini çok güzel yaptırabilir yaptırır ama malesef yeni asortik kanunlar kadınlara ya ne çekeceksin boşan al nafaka tazminat istediğin yerde yasa kimseye hesap verme hayatın tadını çıkar ama bu iş bu kadar değil AHİRET VAR HESAP VAR MIZAN var kimsenin hakkı kimsede kalmaz geçici hayat için Baki alemi yakmayın onuda boşver diyorsanız ya tırnagina zarar gelse kıyamet koparacaginiz evlatlarinizi neden aile ortamından sırf kendi zevkleriniz için mahrum birakiyorsunuz ya o çocuklarin acaba seçme hakkı olsaydı sizin gibi bir kadını anne olarak secermiydi

      • Sevde dedi ki:

        Senin eşin değişmiş şaslısın, belkide sorunlu olan sendin bilemem, öyleyse de Allah eşine sabır versin. İslamı iyi bilmeyen insan konuşmayı sever, İslamda boşanmak helaldir, sana yapılan zulümde azana zarar geldiyse kısas vardır diyet haktır, afetmek isteyen zulmedeni affeder. Mihir kadınındır, Allaha inanıyorsanız Allahın hükümlerine uyun.

        • duck dedi ki:

          Allah cc hükümleri diyorsunuz ama feminist kararları söylemleri dile getiriyorsunuz kalbiniz Allah cc derken ağınız kul yasaları Allah cc hükümlerine aykırı hareket eden toplum sözlerini dile getiriyorsunuz ..

      • Sevde dedi ki:

        Geçen haberde gördüm adam oklavayı atmış kadının gözünü kör etmiş, hadi getir o gözü! o göz seninki olsaydı böyle konuşamazdın!. Kısasa kısas olsa bu olurmuydu? Zulme ortak olmaktan Allah tan kork. Ne olduğun belli Allah senin eşine sabır versin.

  18. Esra dedi ki:

    Merhaba, ön yargılı olmamak lazım, iftiracı kadın olabildiği gibi iftiracı erkekte var. Dürüst olmak lazım ama maalesef. Bende 15 yıllık evliliğimde basit sebeplerden sürekli darp edilmem sebebiyle boşanma davası açtım, 3 çocuğum benimle, karşı tarafın çocuklarla ilgilendiği yok. Evlilikte alınan ev yüzünden ne kurtarırsam hesabında adam, ben çocuklar için çekişmeliyle uğraşıyorum yoksa bu yalancıyı görmeye tahammülüm yok! Çalışan bir insanım, evliliğim boyunca eve sürekli koştura koştura geldim, çocuklarıma okuma yamayı ben öğrettim ve hep onlarla da ben ilgilendim. Ev işleri ile ilgilendim, yetişmeye çalıştım ama maalesef insan gücü sınırlı, tam gün çalışan bir insanım. Eşim eve hep geç gelirdi ve eve sinkaflı hakaretle girerdi, kendi akrabalarına kendini farklı anlatırdı, bi kez yaptığı işi hep yapıyor olurdu, sürekli onu pofpoflar beni aşağılardılar. O kadar koşturmama rağmen tüm işleri o yapıyor olurdu. Boşanma sürecinde de benim ailem sadece gördüklerini anlatmasına rağmen onunkiler bana bi ton iftira attılar, başka başka şeyler ima ettiler. Hepsini Allaha havale ediyorum, kimsenin yanına kalmaz. Çalışan insanlar için diyorum ki, bu ev işlerini yapmaya çalışın karşı tarafın emeklerini de lütfen görün, erkek tarafında olan çalışmayan kadınlar çalışan kadınları hep eleştirir, oysa hem dışarda hem evde çalışmak zordur, bu işlere kadının görevi olarak bakmayın, bunlar ortak işlerdir. Ev işleri yüzünden kavga çıkaran insan en zavallı insandır. En önce de Dürüstlük diyorum başka da bir şey demiyorum. Dürüst olmayan bir insanı terkedin gitsin.

    • Yahya dedi ki:

      Esra Hanım,
      Kimse bir numune üzerinden tüm kadınları veya erkekleri zan altında bırakma gayretinde değil.
      Yani kimse iftiracı erkek yok, sadece iftiracı kadın var demiyor, diyemez.
      İşler sarpa sardığında her iki tarafta bunu yapıyor, karakter meselesi.

      Mesele: ülkemiz hukuk sisteminde, erkeklerin 2 : 0 yenik başlaması.
      Erkeğe, evcil h. kadar dahi değer verilmemesi. (…)

      Kadında nefs sahibi ve kendine verilen devşirme akılla (avukat, komşu, arkadaş tarafından) bu kanunları sonuna kadar kullanıyor. İster, istemez(?) erkeğe yani hayat arkadaşım diye yola başladığı insana, varsa çocuklarının babasına, zulüm etmeye başlıyor.
      Bitmedi bunu yapan kadınlarda, muhafazakar kimliğine sahip kadınlar.

      Bizim burada üzerinde durduğumuz ve örneklendirdiğimiz husus; erkeklerin niye yenik başladığı, erkeklerin de mağdur olabildiğini, kadınlarında nefsi davranıp erkeğe eziyet ve şiddet gösterdiğini v.b. olaylardır.
      ———
      Çalışıp – çalışmama hususuna değinmeyeceği, site üzerinde bir çok yazı ve yorumlar mevcut. Herkes hayatına tercihler doğrultusunda yön verir.

      • Esra dedi ki:

        Ben de aynı şeyi işte erkeğin de yaptığını söyledim, çevresinin verdiği akılla benim ayakta tuttuğum yuvayı yıktı, mal için şahitleri de olmayan şeyleri söylüyor. Bu şahitlerde muhafazakar görünen cahil kadınlar çoğu zaman. Bunu yapan erkek mi fazla kadın mı fazla bilemem.

        Bir insanın dürüstlüğü içindedir, görüntü yanıltmasın!

        Hz. Ömer’in bir sözü var; “Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız;–Konuştuğunda doğru söylüyor mu?–Kendisine bir şey emânet edildiğinde, emânete riâyet ediyor mu?–Dünya ile meşgul olurken helâl-haram hassâsiyetini gözetiyor mu? İşte bunlara bakınız.”

        Çocuklarına sahip çıkmak isteyen bir baba ile çocuklarını istemeyen bir baba eşit midir?

        Evlilik, boşanma ve sonrası olarak baktığımda erkeklerin yenik başladığını düşünmüyorum.

        Ben de başka bir pencere açtım size, siz de katılmayabilirsiniz. Herkes kendi yaşadığını biliyor. Ben belirtilen durumun her iki cinsiyet içinde geçerli olduğunu söyledim.

  19. Sedat dedi ki:

    S.a öncelikle bir sorum olacaktı
    Yorumlarda yuvanın dağıldığını anlatmıştım sizlere çok sogolun olumlu olumsuz yorumlarınızı okudum ve iyi geldi teşekkür ederim
    Şimdi mahkeme sürecine başladık önümüzdeki ayın 18 zinde mahkeme
    Süreci baslayacak şaşkın durumdayım
    Eşim mahkemede nasıl tavır alacak az çok tahmin edebiliyorum
    İki çocuğum var demiştim ve bu süreçte ben bakıyorum
    Günlük part time is yapıyorum mecburen
    Hem çocuklarıma vakit ayırmak hemde para lazım diye
    Mahkemede hakim bayan olacak
    Çoğu kişi bu konuda bir sıfır yenik başlıyorsunuz dedi bana
    Şu an sigortam yok ve aldığım ücret sadece çocuklarımla bana yetiyor
    Büyük ihtimalle tazminat vs gibi dava da açacaktır eşim
    Yukarda az çok anlattım durumumu eğer okuyup bu konuda nasıl bir harita cizmem lazım çocuklarım biri 7 diğeri 14 yaşında ve mahkeme çocukları benden alıp ona verirmi ama eşim istemiyor zaten bakamıyorum diyor
    Kafasında ne gibi planlar var bilmiyorum benim kafamda karışık biraz
    Aldatma kumar içki kadın ayaklarım hiç olmadı maddi durumumda elimden geldiğince ydi hakime hanım direk bana saldırıya geçer mi yada suçlu olarak göstermek için elinden geleni yaparım şimdiden saygılar

    • Yahya dedi ki:

      Sedat Bey
      merhaba son durumunuz nedir?

      • Sedat dedi ki:

        Yahya bey son durum şöyle
        20 senelik bir birliktelik bunun 15 evlilik süreci .mahkemede 12.5 dakikada
        Kimsenin kimseden bir talebi olmayınca bitti tek celsede ve şu an çocuklarım bende

  20. duck dedi ki:

    merhaba arkadaşlar okuduğum cevaplar da yaşanmışlarda ortaya çıkan sonuç..
    kadın 2. evliliğini yaptığı zaman belli bir süre sonra .eski evliliğinde kalan yaşamış olduğu şiddet ve geçim sıkıntısını unutup neden ve niye ısrarla eski eşinin yaptığını kendinde gördüğü şiddet ve olayları 2. eşine(erkek) yaşatır.kadının fıtratındamı var kıyaslama yapmak kendi gördüğü eziyeti onu seven adam ve ailesine yapmak.
    …kadın ilk eşinden dayak.alkol.piskolojik başkı ve geçim sıkıntısını unutup da …2. eşine şımarık davranışlarda bulunuyor.. ara sıra ilk evliliğin aslında güzel ama böyle oldu demesi normal midir.
    …kadın ilk evliliğinden sonra Dayakçı .alkolük .şiddet bağımlısı eski kocasını ilk göz ağrımdı ve çocuğun babası diyerek haklı çıkarmak doğrumu..

    ..asıl sorun şu 2. eşin suçu nedir. ilk evliliği yıkılmış aman 2. evliliğim iyi gitsin bazı şeyleri görmeyim bazı sesleri duymayım ama kötü ne varsa unutayım derken .2 .evlilik yaptığı kadın unutmam ve unutturmam anlayışı içinde .
    çevremde gördüğüm kadarıyla KADIN ilk evliliğinde yaşamış olduğu ŞİDDET DAYAK ve ALKOL gibi sorunlar gördüyse böyle kadınlar ile EVLENİLMEZ.harebe olan kadın sarayları harebeye çevirir.

    • Yasemin dedi ki:

      Buraya yazan insanların genelinde yaşadıklarını gördüklerini genelleme durumu var… Daha önce de başka konularda yine yazmıştım tekrar yazıyorum her insan aynı değildir. Bırakın bu ön yargıları genellemeleri…çalışan kadın şöyledir…boşanmış erkek böyledir..şu şöyledir bu böyledir demeyi!!!

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Verdiğin örneklerde ki kadınların davranışları üç şekilde açıklanabilir.

      1- Katiline/Zalimine aşık olmak (Stockholm Syndrome)

      2- Deveye diken, … yaraşır. Yani deve dikeni sever*

      3- Rahat batması

      *Devenin en çok sevdiği yaprakların bulunduğu ağaçın dalları dikenlidir. Deve o yaprakları yerken dikenler dilini kanatır.Dilinden akan kan devenin hoşuna gider, ama kanının tadını yediği yaprakların tadı zannettiği için kendi kanını yalamaya devam eder, devam ettikce dili daha fazla kanar, dilinden daha fazla kan akması devenin daha çok hoşuna gider ve kanını yalamaya devam eder.

      Bir süre sonra kendi kanını yaladığını fark etmeyen deve aşırı kan kaybından ölür.

      “Kendi kanında boğulmak” ve “deveye diken yaraşır” sözlerinin kaynağı bu olaydır.

  21. Sedat dedi ki:

    Yukarıda arkadaşın anlattığı gibi bir evlilik yasadim ve şu an boşanma davası sürüyor ben eşimle severek evlendim ve hayatımda birtek o oldu kesinlikle aldatma olmadı sigara haricinde başka kötü alışkanlığım yok 15 sene evli kaldık bu 15 sene içersinde evlilik süresince herzaman ailesi ve arkadaşları ön planda oldu ben ve çocuklarım hep ikinci plan.

    Son 4 sene boyunca yapmış olduğum bir ticaretten dolayı borclandim ama kesinlikle evimi ve eşimi kimseye muhtaç etmedim yine kocalık ve babalık gorevlerimi yerine getirdim ama eşimin benden sogudugunu biliyordum bunu zaten defalarca dedi bana boşanmak istediginide dedi ama ben istemiyordum çünkü çok seviyorum halada sevgi bitmiş değil.

    Son 6 ay ise girdi ve asi tavırları daha da ileriye gitti beni begenmeme yaşadığı hayatı begenmemeye başladı başka insanların hayatlarını hep ön plana aldı ben gücüm neye yeterse fazlasıyla yaptım ama yetmedi hatta çalıştığı süre içerisinde evde yemek temizlik camasir işlerini bile yaptım yeterki benim mücadele ettigimi görsün diye ama o hep beni suçladı.

    Telefona girip gece 3 4 lere kadar sohbet dedikodu ne yeptigini bilmiyordum ama şüphelenmek istemiyordum çocukları evi boş verdi her zaman ailesi hep ön planda hatta babası bana iftira attı soykemedigim bir kelime ve kızını şahit tuttu kızı onu destekledi gerçeği dersem babam haksız çıkar.
    Bana yasattiklari cinsel hayat zaten yok canı isterse istemezse yok ve kin nefret ile itam edildim ne yaptıysam ne dediysem olmadı ve son gece ufak oğlum onun telefonunu aldı oyun oynamak istedi ve açtı bende tesadüf aldım ve WhatsApp ba baktım bizim akrabalardan olan biri buna gece 3 de msj atmış nasılsın felan aldatma değil eşim cvp vermemiş ama kızdığım nokta ona gece 3 de msj atma hakkını cesaretini kim verdi diye.

    Eşimle tartıştık ve bir tokat attım sinirliyim diye evden çıktım yarım saat sonra geldiğimde cocujkari bırakıp abisiyle gitmiş neyse canı sağolsun şimdiki durumum ev sahibi evden çıkarıyor bekariz diye cocugumun birini büyüğünü kuran kursuna yatılı vericem diğeri 7 yaşında ve anne si ona hiç terbiye vermemiş boşanma davası açtı hanfendi çekişmeli.

    Çocukları istemiyor nedeni annesi her zaman derdi sen gel sana bakarım çocuklarına bakmam diye şimdi ne yaparım ne ederim diye düşünüyorum kadınlar haklı diyenler peki erkeklerin hepsimi haksız şimdi giden gitti bakın şimdi diyeceksiniz niye barismiyorsun umut kalmadı.

    15 senelik evlilik süresince zaten her defasında evden babasına giderdi tam 10 kere gitmiştir ve getirmisimdir şimdi son gidişi oldu yapacak bir şeyim yok ha aklıma bosanirim son çare Suriyeli biri ile evlenirim etraftan evlenen ve gerçekten mutlu olan arkadaşlar var.

    Kafam allak bullak maddi yönden çok sikintidayim nedeni çocuk var ise giremiyorum hamallık yapiyorum günlük çalışıyorum anlayacağınız eyyy kadın hakları diye savunanlar bilmiyormusuniz aileyi yok ettiler diziler ozendirmeler kendi ayaklari üstünde duran kadınlar ama bunlar birer proje ve başardılar aile ler yok oluyor ve bunlara dur diyen yok olan evlatlara oluyor yorumlarınızı bekliyorum.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      SEDAT BEY’e…

      Kendi başına gelmediği sürece insanlar özellikle karılarının, çocuklarının iyi bir insan, melek gibi bir kadın-çocuk olduğunu düşünür, onları çok sever, tabiri caiz ise yere göğe sığdıramaz, üzerlerine toz kondurmaz.

      Bu da bir erkeğin en büyük hatası ve en zayıf noktasıdır.

      Erkeğin en zayıf yerlerini kısa sürede tespit etmek konusunda uzman olan kadınlar da ilk fırsatta erkeğini en hassas ve zayıf yerinden vurmayı çok sever. Senin de yaşadığın tam olarak bu.

      Yazdıklarını cümle cümle birlikte analiz edelim.

      Çocuklarının annesi olan bu kadının senin zannettiğin gibi bir melek olmadığını, seni hiç sevmediğini, sana ve çocuklarına değer vermediğini, onun asıl amacının senden kurtularak kafasına göre, rahat ve sorumsuz bir hayat yasamak isteyen bir NEFİSPEREST olduğunu birlikte görelim ve diğer insanlara da ispat edelim.

      “evlilik süresince her zaman AİLESİ ve ARKADAŞLARI ön planda oldu BEN ve ÇOCUKLARIM hep ikinci planda”

      “bir ticaretten dolayı borclandim ama kesinlikle evimi ve eşimi kimseye muhtaç etmedim”

      “eşimin benden sogudugunu BİLİYORDUM… bana BOŞANMAK İSTEDİĞİNİ dedi ama ben istemiyordum çünkü ÇOK SEVİYORUM”

      “İŞE GİRDİ ve asi tavırları daha da ileriye gitti BENİ BEĞENMEMEYE YAŞADIĞI HAYATI BEĞENMEMEYE BAŞLADI”

      “CİNSEL HAYAT ZATEN YOK canı isterse istemezse yok”

      “15 senelik evlilik süresince zaten her defasında evden BABASINA GİDERDİ tam 10 KERE GİTMİŞTİR ve getirmisimdir”

      Biz erkeklerin en büyük hatalarından birisi de sorunları ve problemlerin kaynağını başkalarına net olarak ifade ettiğimiz halde kendimiz o problemleri göremeyiz, görmek istemeyiz, görsek de kabul etmeyiz.

      Senin yukarıya alıntıladığım cümlelerin bunun en güzel örnek ve delillerinden birisi.

      Sen evlenmeden önce ve evli olduğunuz süre boyunca karını çok sevmene, onun için her türlü sıkıntıya katlanmana rağmen o kadın hiç bir zaman seni çok sevmedi. Bir kadının sevmediği erkeğe saygı duyması mümkün olmadığı için de o kadın evliliğiniz boyunca seni ADAM yerine de koymadı. Onun öncelikleri ve onun için değerli olan her zaman başka insanlar ( ailesi ve arkadaşları) ve başka konular ( gezme, alışveriş, makyaj, kıyafet vb) oldu.

      Sen, (evliliğinizin en başından itibaren olmasa da evlendikten kısa bir süre sonra) onun için, ona ve çocuklarına bakan, geçimlerini sağlayan, onun cinsel ve yaşamsal ihtiyaclarını gideren bir tür “yaşam sponsoru”ndan başka bir sey değildin. Çocukların büyüyüp annelerine olan bağımlılıklarının minumum seviyeye indiği sürecin akabinde senin işlerinin bozulup maddi sıkıntı içine girmen onun bir süredir aradığı ÖZGÜR OLMA, KAFASINA GÖRE TAKILMA ve YAŞAMA isteğini hayata geçirme imkanını ve fırsatını vermiş oldu. O da attığın tokadı bahane ederek ve hiç düşünmeden evi terk edip boşanma davası açtı, hem kendisine ayak bağı olduğunu düşündüğü çocuklardan hem de senden bir hamlede kurtulmak istedi ve istediğini de elde etti.

      Mevcut medeni kanun şirret, sorumsuz ve asi kadınların yanında, erkeklerin karşısında olduğu için de seni maddi olarak perişan etmek için elinden geleni ardına koymayacak.

      Bu nedenle geçmişte yaşadığın acıları, sıkıntıları, üzüntüleri, kafanda ki “acaba” sorularını, “pişmanlıklarını” bir tarafa bırak, seni bekleyen zor ve sıkıntılı günler için şimdiden hazırlıklı ol. En az maddi ve manevi zararla boşanma sürecini atlatmanın yollarını ara. Yanında olan küçük çocuğun bu konuda ki en büyük desteğin ve moral kaynağın olacak, bu nedenle ona sarıl, onunla uyu, onu mutlu etmeye çalış. Çünkü o mutlu oldukca sende ona bakıp hayata dört elle sarılacak ve problemlerle daha güçlü bir şekilde mücadele edeceksin. Çoğunun yanında ve karşılaştığınızda ise o kadına karşı her zaman dik dur, kendinden emin ve güçlü olmaya çalış.

      Nefsine ve şeytana uyup elini kana bulmaya, o kadını öldürmeye veya dövmeye kalkma.

      Unutma ki “hırsla kalkan zararla oturur, geçmişten ders almayanların geleceği, akıbeti hüsran ve felaket olur”

      Diğer taraftan;

      “son çare Suriyeli biri ile evlenirim etraftan evlenen ve gerçekten mutlu olan arkadaşlar var.” demişsin

      Kafanı ve kendini toparlamadan, maddi durumunu düzeltmeden yakın bir gelecekte ne Suriyeli nede yerli başka bir kadın ile böyle bir işe (evlenmeye) kalkışma. Çünkü kendi ifaden olan “Kafam allak bullak maddi yönden çok sikintidayim” ifadende açıkca anlaşıldığı üzere içinde bulunduğun maddi ve psikolojık sıkıntılar senin ikinci bir hayal kırıklığı, hatta yeni yıkım yaşamana neden olabilir.

      Yabancı bir kadın ile evlenme fikrine katılıyorum, eski karınla ve evliliğinle kıyaslandığında yabancı bir kadın ile huzurlu ve mutlu bir yuva kurma olasılığın daha yüksek, ama zamanlama ve kadın seçimi konusunda acele eder ve hata yaparsan mevcut problemlerin üstüne kendi ellerinle ikinci bir problem daha eklersen bu durum maddi ve manevi anlamda senin sonun olur.

      Hayırlı düşünce, karar, iş ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun

      Yeniden evlenme konusunda biraz sabırlı ol.

      • Sedat dedi ki:

        Allah razı olsun gerçekten yazdiginizi kelimesi kelimesine okudum ve her fırsatta okucam çünkü durumum gerçekten çok kötü maddi yönden biraz sıkıntıları mi sabırla calismam gerekiyor asmam için şu an kafamın dolu ve sağlıklı dusunemedigimi biliyorum ve yazdıklarınızı inşallah uygularim çünkü kendi kendi söz verip 3 gün sonra tekrar başa sarıp duruyorum bundan ve içimdeki ona olan sevgimin bitmesini istiyorum ama basaramiyorum ve aşırı karamsar umutsuz biri haline geldim hayattan tat alamıyorum kalkıp ona zarar verme gibi bir niyetim yok yapamam da vicdan ve Allah korkusu var zaten değmez bile ama aklımda acaba ilerde pişman olurmu şu an rahat istediklerine kavuştu evinde 3 saat çalışmak yerine 10 saat elin ağız kokusunu çekiyor zaten arkadaşları etrafı için yaşadığından herkes hak veriyor ona bir insan bu kadar vicdansız olmaz ki bir anne evladı agalayarak anne özledim beni al değince dayanabilirmi ya ben yapamam iki elim kanda olsa kosarim Allah akıl versin ona .. dediğiniz gibi çok sıkıntı li surecim var aklımda hep nasıl yaparım nasıl ederim diye ama ne kadar cabalasam boş

        • Abdullah Bir dedi ki:

          SEDAT BEY’e…

          “ona olan sevgimin bitmesini istiyorum”
          “aklımda acaba ilerde pişman olur mu”

          Şeklinde ki yazdıklarınızı okuduktan sonra hala beni tam olarak anladığınız düşünmüyorum.

          Kendi imtihanınızı ve içinde bulunduğunuz psikoljık durumunuzu daha fazla zorlaştırmak istemiyorsanız ne yapın edin o kadınla ilgili her türlü ACABA sorusunu kafanızdan atın.

          Bunu yapmak zorundasınız, bunu yapmanız sizin bir an önce normalleşmeniz için ilk şart, hatta olmazsa olmazınızdır.

          Bunu başardığınız anda işin zor kısmını halletmiş olacaksınız.

          Diğer taraftan siz o kadına ASIK DEĞİLSİNİZ, ONU SEVMİYORSUNUZ.

          Siz onunla birlikte olduğunuz zamanda ki düzenli hayatınızı seviyor ve o hayatın özlemini duyuyorsunuz. Bunu er veya geç anlayacaksınız, ama ne kadar erken anlarsanız sizin için o kadar iyi olur.

          Şu anda en son ihtiyacınız, hatta hiç yapmamanız gereken şey DUYGUSAL OLMAK…

          • Sedat dedi ki:

            Haklısınız duygusallık kısmının beni perişan ettiğini farkındayım özellikle cocukkarimin halini görünce duygusallık konusunu nasıl atlatirim yada silerim oneriniz var ise yazarsanız sevinirim ve aşık ve sevme konusu haklısınız düşündükçe dediğiniz gibi ben duzenimi arıyorum aslında ..ama tekrar baba ocağına dönmek orda yatmak yemek içmek bir şeyler istemek zoruma gidiyor çünkü hayatım boyunca hiç bir isteğim olmadı annem ve babamdan çalışıp kendi ihtiyaclarimi karşılayan biriydim su anki dönem maddi ve maneviyat etkiside var sizin dediğiniz gibi acaba kelimesini silmem lazım önerileriniz varsa lütfen yazın ve çok teşekkür ederim

      • Oceann dedi ki:

        Bu siteyi keşfetmeden önce bu kadar boşanma olduğunu bilmiyordum. Hatta bu yaşıma kadar sıkıntılı bir hayat gecirdim. Evliliği kurtuluş olarak görüyordum. Ama buradaki yorumları okuduktan sonra ne imtihanlar varmış Yarabbim dedim. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Evlilik ne çok denklemi bir müessese. Nasıl hazırlanmalı nasıl eş aranmalı bilmiyorum. Dua ediyorum. Buradaki ablalar ve abilerimden tecrübelerini istiyorum. Musait vaktiniz olduğunda yazarsanız çok mutlu olurum.

    • Siyah dedi ki:

      Bir de karını dinlemek lazım sen kendi tarafından anlatmışsın. Erkekler eşlerini pek dinlemiyor genelde hiç eşinle oturup konuştun mu. Belli ki ayrılmak istiyor baya bir süredir. İlk bunu dile getirdiğinde anlaşarak boşanmış olmalıydınız. Ama tabi şimdi çekişmeli boşanma olacak belli ki kolay gelsin. Hakkınızda ikiniz içinde hayırlısı olsun. Umarım karınız da mutlu olur siz de.

      • Sedat dedi ki:

        Evet haklısınız ama tek taraflı konuşmak amacım değil boşanacak bir hata asla yapmadım (içki kumar sorumsuzluk afedersiniz karı kız evliliğim süresince yapıcı ve onunla mutlu olmak adına herşeyi yaptım )
        Kendimi elbette sucluyorum keskelerim var ama bunlar asla sorumsuzluk veya kötü davranışlar değil …şu an çekişmeli boşanma davası acti zaten günü belli değil çocuklar bende o genç kız havalarında gezme çalışma ile meşgulken benim sadece çocuklarımı bu devirde nasıl yetistiririm ve gittiğinden beridir çocuklarını ne aradı nede sordu arada biz arayıp konustururduk okadar aradığım hak değil artık elbette iki taraf da sorumlu

      • adamın biri dedi ki:

        ne kadar ilginç bir tavır, adamcağızın hatası varsa bile herşeye rağmen belli ki yuvasını dağıtmamaya çalışmış ya da en azından şu an çocuklarının geleceğini düşünüyor. bu beyefendi özelinde demiyorum ama diyelim ki hataları var, bir kadın boşanmak istedi diye hemen boşanmak mı lazım? bir kadın haksız yere boşanmak istiyor olamaz mı ya da sonradan pişman olup kararından vazgeçemez mi? hiç tanımadığınız bir kadına karşı ne kadar da iyi niyetlisiniz, ”boşanmak istiyorsa muhakkak önemli ve haklı bir sebebi vardır” der gibisiniz … ama burada kendini doğrusuyla yanlışıyla anlatmış bir erkeğe karşı ise önyargılı bakıp anlattıklarından şüphe ediyorsunuz. ”Erkekler eşlerini pek dinlemiyor genelde ” diyerek de bu önyargıyı cinsiyetçi bir dille tüm erkeklere yayıyorsunuz.

        ” İlk bunu dile getirdiğinde anlaşarak boşanmış olmalıydınız.” şu tavsiyeye bakar mısınız? benim aklıma iki atasözü geldi, onları yazsam yeter herhalde

        bekara karı boşamak kolay…
        el elin eşeğini türkü söyleyerek arar…

        umarım sizin başınıza böyle bir olay gelmez, ama farzımuhal gelirse siz acaba beyefendiye tavsiye ettiğiniz gibi soğukkanlılıkla olayı değerlendirip boşanabilir misiniz merak ettim doğrusu.

        • Sedat dedi ki:

          Öncelikle anlayışınız için teşekkür ederim elbette hatalarım olmuştur ama ihmallerim asla olmamıştır ev gecindirme kimseye muhtaç etmeme bakım aklınıza ne geldiyse Allah’ın bana vermiş olduğu görevleri yerine getirdim ama en büyük hatam ona haddinden fazla değer vermem belki birgün oda aynı değeri verir diye ki son sene yuvamin yıkılacağını seziyordum çünkü dili ile söylüyordu ben tmm deyip ev işlerine varana kadar yapıyordum yemek temizlik camasir çocuk vs vs ….belki cabalamami gorur de şu yalan Dünya’nın toz pembe hayatindan vazgeçer diye ama
          Ne yaptıysam da olmadı kader diyorum artık ve sabredip geçmişte onun ve benim nefsim yüzünden girmiş olduğum gunahlarima tövbe ediyorum her secdede Allah affetsin ..ona gelince onca yaptıkları ve beni çocuklarımı bu halde bırakıp gitti diye de ona kin beslemiyorum emin olun ona bile hayırlısı diyip dua ediyorum inşallah bir hata yapmaz diye elimden bundan başka birşey gelmiyor ….Allah’a yaklaştıkça bazı şeylerin dünyevi yani anlamını yitiriyor …sizden ricam bu yorumu okuyan kim varsa bana dua etsin ….

          • Gulpembe dedi ki:

            Sedat Bey,
            Gecmis olsun. Okuyanlar size dua edecektir. Rabbim yardimciniz olsun. Her ne yasanmis; kim ne hata yapmis olursa olsun bir kadinin cocuklarini terketmesini bir yere koyamiyorum. Size olmasa bile cocuklarina geri donmesini cani gonulden dilerim, bu anlamda pisman olacagina eminim.

            Siz once kendinizi maddi olarak kalkindirmanin yoluna bakicaksiniz elbetteki, kimseye yuz suyu dokmeden onurunuzla yasayacaksiniz insallah. Bu sizi moral olarak epey toparlar. Manen de kendinizi donatirsaniz, kalp ve akil dunyaniz icin ibadetlerinizi yapar, bol bol okuyup tefekkur ederek kendinizi gelistirmeye calisirsaniz, hayata bakis aciniz degisir; bu sizin durusunuzdan kiyafetinize kadar yansir. Oyleki eski esinizden daha vasifli ve cok seveceginiz bir kadinla mecburiyetten degil hosnutlukla evlilik yaparsiniz. Iyi niyetinizi hic kaybetmeyin, olumlu dusunun. Magdur psikolojisini ne kadar cabuk atarsaniz ustunuzden o kadar guclu olacaginiza inanirsiniz. Hayatta kapanan kapilar yoktur, yeni acilan baska kapilar vardir. Biten yollar yok, yeni baslayan baska yollar var, ayriliklar yok baska yeni kavusmalar var.
            Selamlar

  22. yorgun20 dedi ki:

    selam 4 sene olacak evleneli ikinci evliliğim.ilk evliliğimden 2 cocugum bir kızım bir oğlum var ikinciden 1 oğlum eşiminde ilk evliliğinden 1 oğlu var.Annesiyle aynı bahcede iki ayrı evde kalıyoruz.İlk 1,5 ay annesi cok iyiydi.Ama artık bir canavar desem yeridir:terbiyeden ardan ve kısacası insanlıkdan yoksun biri yapmadığı hakaret yalan kalmıyor.

    İlk zamanlar eşim iananırdı sonra kendi duydu kavgalar başladı aralarında tabi iki gün sonra yine barısırdı .Annesi o yokken evde bana durduk yere hakaretlerini sürdürürdü.Ayrıca boşadığı gelinle konuşmaya bunu boşatıp seni tekrardan alacağım diye aralarında bir muhabbet oluyormuş.Ki kendisini dövdürüp dövdürüp boşatan yine eşimin annesi:

    Birde kız kardeşi var.Dışarda dursa bile bize karışan herşeyi konrtol etmeye çalışan 3 defa evden kovduğum ama 3 hafta sıonra hiçbirşey olammaış gibi eve gelen bir zat kendisi 3 cocuğu ve eşi cabası tabi bana sormadan evde kalmalar ben yokken yemeler içmeler hatta gece gelip biz evde yokken banyo yapmalar dahil .
    Benim çocuklarım kızım bende oğlum babasında ama onlara gelince hersey değişik tabi ben güçlü olmasam eve bile almayacaklar hoş oğlum gelmiyor zaten.

    Eşime gelince birbirlerine hertürlü hakaret edip 3-5 gün sonra hiç o değilmiş gibi konuşuyorlar.Analtsam bitmez de ev ben geldiğimde 4 duvarda kapı tavan taban kalorifer mufak kısacsı herseyı yaptırdım. Yaptırmaz olaydım.Beni evden dev edip kendileri duracakmış annesi ile kız kardeşi geldikçe.Çıkalım buradan dedikçe eşim ben yaptırdım çıkmam diye inat ediyor.

    Evde huzur kalmıyor tam iyiyiz diyecem birşey cıkıyor.En son kızkardesi beni görmüyor küçük oğlumu kuçakla dediler ay alın götürün belim düşer ağır bu çocuk diyor daha neler neler eşim hakkında.Bunu eşime söyledim bak hakkımızda böyle dediler diye ben küs sanırken onlar canciğermiş meğerse.

    Bende bunu gördüm tabi kavga ettik.Söylesin ne olacak diyor ben sinirden delirdim eşime bunu diyor çocuğuma bunu diyor diye kapıyı kapatamazmış onlarla o zman benim kapımı kapat dedim.Artık herşey son deme gelde oğlu gidiyor 1000 tl ayakkabı alıyor annsinde kirlilerini getiriyor eve burda yıkansın diye aldıklarını eve getirip gizli yiyor benim kızıma vermeyeyim diye.Çalışan biriyim Allahıma şükür sizce bu durumda ben ne yapayım artık dyanacak gücüm kalmadı.

    Eşimin herzaman yanında oldum en kötü zamanında arkadaşımdı yanında ben vardım paraya sıkışırdı benden isterdi veriridim anlatsam cok hangisini anlatayım.Ama o annesi ve kardeşi ne yaparsa yapsın onlar haklı ben zaten sabah gidip akşam geliyorum ama olmuyor artık gitmiyor herşeyi bırakıp git diyor aklım.İşte bunuda başaramadı diyecekler sonuçda ikinci evlilik.

  23. Murat dedi ki:

    Merhaba Arkadaslar,
    Ben 13 senelik evliyim ve 2 cocugum var biri kız biri erkek eşimle görücü usulu evlendık erken yasta o 18 yasındaydı ben 20 yasındaydım.evliliğimiz süresince herseye karsı cıkan herseye bir yorumu olan ve her konuda kendı istediği gibi olmamı isteyen bir eşim vardı ben alttan alırdım hep bagırır cagırır ben susardım ıyı bir dinleyiciydim kendi işimi yapıyordum ve ciddi meblada bir batagımız oldu vede bende bunun getirmiş oldugu psıkolojık bunalımla bir gün patladım ve artık ıatemıyorum dedım seni ama o bana her yartısmamızda gitmemi solerd/) ve ben bunu 1 hafta tekrarladım ıkıncı hafta agzımınacmadım daha ama bu sefer o basladı bi erkek gibi işimi kaybetmıaım yaklasık 3 milyon gibi bir zararım var gece uyuyamıyorum yatamıyorum dusunuyorum ne yapıcam ne edıcem die ama o bana her aksam be zaman bosanıcaz kagıtlarıngetirdinmi diye soruyodu bunarada biz yaklasık 1 senedir kibu sekıldeyız ayrı yatıyoruz elbiselerim ütülenmiyo gibi seylerde var tabı bunarada kendı babasıyla ortak aldıgımız bir ev vardı o evde halıyle banka kanalıyla satısa cıkıp borca gidecekti ve ılk once kendı babasıngelıp parasını istedı ben bundırumdayken ve esimde babasına hak verdı :)) ve bir kurus gelırım olmadıgı halde bendrn senet aldı gitti yanımda durmadı senı ben bu hale getirmedim bu sekılde duramaSın bu evde yanı dusuncelı kendı kabuguma cekılmıs bır halım var onyuzden diyor bunarada evınden işine işinden evine giden biryim alkol yok kahve yok afedersınız kadın kız ayagım yyok ve ben suan hala ona acıyorum bısanma konusunda ama o erkek gibi hıc bırseyden bir cekınmesı yada korkusu yok buda benım zoruma gidiyo şimdi borclarım toparlanmaya basladı ve aZda olsa yuZum guluyor ya sımdı yanasmaya baskadı bendr bunu kaldıramıyorum beden ben ağlarken üzgünken yanımda değildi yada babası gekıp benden bu durumda paradını şaterken tepkı vermedı şümdi size sorarım ne yapmam lazım

    • Yahya dedi ki:

      Murat Bey,

      Öncelikle Allah yardımcınız olsun.
      Siz sorduğunuzun sorunun cevabını zaten biliyorsunuz.

      İş hususunda ise, endişe etmeyiniz, rızıklar Rabbimizin garantisi altındadır. Faize krediye vs. bulaşmamanızı, varsa biran önce kurtulmanızı tavsiye ederim.

      Selam ve dua ile…

      • Murat dedi ki:

        Eyvallah yahya hocam Allah razı olsun bole karmasık bir durumdayım hocam Ne yapacağımı ne edeceğiöide bilmiyorum Allah yardımcımız olsun

  24. Osman dedi ki:

    Selamın Aleyküm kardeşlerim eşim benden boşandı. Bana karşı sevgisi bitmiş. Evlilikte yaşadığımız tüm sorunları boşanmak için geçmişte olan herşeyi önüme sürdü. Geri döndüremedim. Psikolojik olarak bittim. Dayanacak tutunacak dalım kalmadı. Ne yapmalıyım duramıyorum. Boş mezar olsa gireceğim. Çok acı çektim. Tavsiyesi olan var mı. Boşanma acısı nasıl geçer. Allahım bana yardım et. Bu acıyı yaşayıpta atabilen var mı?

    • ALBATROS dedi ki:

      Öncelikle geçmiş olsun Osman Bey,

      Sitemize de hoş geldiniz diyorum.

      Eşin sensiz yaşayabiliyor da sen onsuz niçin yaşayamıyorsun? Bunlar bir erkeğin ağzına yakışmıyor. Onunla evlenmeden öncede sen vardın, o yokken de var olmaya devam edeceksin.

      Yaşama imanımızla ve emeklerimizle tutunduğumuz sürece, hiç bir insanın ne varlığı, ne de yokluğu çok etken olmayacaktır. Sorunlar kendisini oluşturan bilinç düzeyinde çözülmezler. O yüzden şartların uygunsa mihrabıyla barışık bir pskologla bu süreci atlatmanı öneririm. Her sene yüzbinlerce insan boşanıyor ve hayat devam ediyor. Yeni ve daha kaliteli bir evlilik her zaman mümkün.

      Eşlerimiz yol arkadaşlarımızdır.
      Oksijen tüplerimiz değil!

      Kendinden daha detaylı bahsedersen farklı şeyler yazabilirim.
      Tahsilin, yaşın, mesleğin vb vb.

      Selam ve dua ile.

      • Osman dedi ki:

        Teşekkür ederim. Kardeşim Allah bize hem bu dünyada hemde ahirette mutluluk versin. Lise mezunuyum. 39 yaşındayım. Veri hazırlama memuru olarak görev yapmaktayım. Yazınızı çok beğendim. Her şeyin farkındayım ama bu müsibet karşısında zayıf kaldım. Psikolojim çok yıprandı. Çocuklarım var yetim büyüyecekler. Allah kimseyi sevdiklerinden ayırmasın. Bana dua edin.

    • ALBATROS dedi ki:

      Sevgideğer Osman Bey Kardeşim,

      Size verdiğim sözü tuttum.
      Bildiğim ismi azamlar eşliğinde size dua ettim.

      Rabbimiz;
      hepimizin gören gözü,
      işiten kulağı,
      tutan eli olsun.
      Hepimize iki cihan saadeti versin. Amin.

      Selam ve dua ile.

      • Osman dedi ki:

        Teşekkür ederim. Kardeşim çok zor Allah hepimize sabır versin. Hiç kimseye kin tutan birisi değilim ve hasas bir yapım olduğundan dolayı kaldıramadım. Buna mecburen sabır göstereceğim. Aradan 3 ay geçti acısı halen taze düzelmem ve boşanma etkisi seneler alabilir. Rabbim bizlere dayanamayacağım yükleri yjükleme üzerimize;

        • Cennet dedi ki:

          Yazinizda kendimi gördüm cok zor belki bi akil teselli bulurum diye bu sayfaya girdim Allah yardimcimiz olsun

  25. ALİ SAMANGÜL dedi ki:

    iyi bir evliliğm var.ama bu yazılanları okuyana kadar genç arkadaşlara evlenin tavsileredinde bulunurdum. Artık Kimsenin başını yakmamak için.
    Zina yapmayacaksanız evlenmeyin diyorum.

  26. Yahya dedi ki:

    Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılına ilişkin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımladı.
    Türkiye’de geçen yıl evlenen çift sayısı 553 bin 202, boşanan çift sayısı ise 142 bin 448 oldu. Evlenen çiftlerin sayısı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,9 azalırken, boşanan çiftlerin sayısı yüzde 10,9 artış gösterdi.

    yorumsuz

  27. Can dedi ki:

    5 ay görüştük ve evlenmeye karar verdik. O ankara da yaşıyordu ben Alanya da. Evlenince Alanya da yaşayacağınıda biliyordu ama yaşamadı. Evlilik imzasını attıktan sonra ki gün ayrilmak istedi. 5 ay güzellikle ikna etmeye çalıştım en sonunda yine evi terkedince boşanma davası açtım. 5 senedir boşanamiyorum ve tedbir nafakası adı altında ayda 350 tl ödüyorum. Şimdi işsizim de. Peki ben artık nasıl yuva kuracağım ? Nasıl bir bayana güvenebilirim ?

    • Hüsna dedi ki:

      Selamun aleyküm Allah yardımcınız olsun Evlendikten sonra ayrılmak istedi demişsiniz, nasıl yani direk sonraki gün mü ayrılmak istedi? Dolandırıcı olduğunu düşünüyor musunuz?

  28. Bi_nisa dedi ki:

    Selamun aleykum abilerim ablalatim benim bir sıkıntım var nasıl cozerim bilemiyorum

    Ben 4 aydir nisanlıyım gorucu usulu bir tanisma oldu benim sorunum nisanlım çok sinirli aşırı. Normal zamanlarda güzel anlasıyoruz ama bir seylerler hoşuna gitmefigi zaman hemen bagirmaya basliyor kızıyor psikolojik sorunun mu var bile dedi bana bende karsi atakta bulunmuyorum sakin karşılıyorum alttan alıyorum ama hep benim alttan almamla nasıl gidecek bilmiyorum daha dogrusu gider mi ya da daha ne kadar bu sekilde devam ettirim bilmiyorum.

    • Halil Mümin dedi ki:

      Bi_nisa hanım ; Eskiler beni bilirler. Ben de sizin anlattığınız gibi biriyle evlendim. Şimdi 1 yıl dahi dolmadan davalık oldum.Kurtulmaya çalışıyorum.Sizin nişanlınızda muhtemeldir ki öfke kontrolü ile ilgili ciddi sıkıntısı var. Bu ileride başınızı çok ağrıtır. Ben de olduğu gibi.. hepimiz insanız. Bir yere kadar sabredersiniz. daha sonra siz de alttan alamaz duruma gelirsiniz.Psikolojik olarak yıpranırsınız. Çok iyi düşünün derim. Özellikle Abdullah_Bir abi de yorumlasın derim.

    • Feyza dedi ki:

      Kardesim nelere sinirleniyor ornegin nisanliniz ve tepkisi ne sekilde oluyor? Ornek verirseniz daha aciklayici olur ve burda okuyanlar fikrini daha rahat beyan ederler.

    • ayşe dedi ki:

      Ve aleykümselam bi nisa hanım.Ben de eşi asabi olan bir hanımım on yıllık evliyim.Nacizane size tavsiyem nişanlınızın adalet duygusunu anlamaya çalışın.Bir şey hoşuna gitmeyince anlık öfkesini kontrol edemeyip mi bağırıyor sonra pişmanlık duyuyor mu yoksa hep benim dediğim olacak yoksa hiç birşeye tahammül edemem mi havasında.Eğer ikicisi ise geçimin çok zor olacağı zaten aşikar eğer ilki ise siz de kendi sükunetinize güveniyorsanız ve diğer şartlarda uygusa idare edebilirsiniz şunu da unutmamak lazım ki eş seçerken çocuğumuza da anne baba seçiyoruz Bizim güzel bir evliliğimiz var eşim öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor ben huyuna alıştığım için idare ediyorum ama çocuklar büyüdükçe bide onların arasını bulma işi çıkıyor çünki huy değişmiyor çocuklarada aynı şekilde muamele ediyor.Fakat diğer iyi huyları ,müşterek din ve dünya görüşümüz olduğu için mutlu bir aileyiz

      • Bi_nisa dedi ki:

        Pişman oluyor bu dile birkac defa getirdi ama kırdıktan sonra farketmiyor kendi sukunetime de çok güvenmiyorum aslinda birazda bundan korkuyorum kendimi çok sıkarım ama sonra kötü patlarım . Nisanlim dinine bağlı görüşlerimizin çoğu aynı başta o yüzden kabul ettim

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Bİ_NİSA HANIM’a…

      “benim sorunum nisanlım çok sinirli aşırı.”

      Bu tanım İZAFİ (değişken) bir ifadedir. Nişanlınız neye, kime ve hangi kriterlere göre sinirli? Sizin böyle düşünmenize sebep olan kriterler ve olaylar nedir?

      Belki nişanlınızın söylenen veya yapılanlara verdiği tepkileri normal, ama siz bu tür tepkilere alışkın olmadığınız için onu sinirli olarak nitelendiriyor olabilirsiniz.

      Sizi doğru bilgilendirebilmemiz için “Yer, olay, sebep, örnek tepki şekli vb…” detaylı bilgilere ihtiyaç var.

      Mesela bir söz veya olay karşısında gösterdiği tepki her zaman aynı veya birbirine yakın mı?

      Veya aynı/benzer sözler ve davranışlar karşısında tepkileri kişiye göre değişiklik gösteriyor mu?

      Örnek: “Senin boyun çok kısaymış” şeklinde ki bir eleştiri yapan 2-3 kişi karşısında tepkisi her zaman aynı, sertlikte mı yoksa bu söze karşı verdiği tepkinin şekli kişinin kim olduğu ile mi ilgili?

      • Bi_nisa dedi ki:

        Yukaridaki bu yorumu size yazmistim . Çok görüşemiyoruz baska sehirde yasiyor telefondan bile bu denli tepkiler veriyorsa nasıl olacak bilmiyorum ama vazgeçmek de istemiyorum çünkü içim çok ısındı ona kızsa bağırsa bile affediyorum ama birçok şeye kızıyor içinde bulunduğu duruma göre değişiklik gösteriyor açıkçası. Agir bir isi var Bazen ona geç yazmama bile kızıyor. Birde onun herşeyi yapmaya hakkı varmış ama benim yokmuş gibi davranıyor mesela ben biryere gittiğimde ona haber verecekmişim ama o erkek olduğu için ben ona hesap soramazmışım. Bu evliliğin olmasını istiyorum ama bazende bu davranışlarından şüpheye düşüyorum

        Nişanımın başından bir evlilik geçmiş tanistigimizda ayrılalı 1 yıl olmuştu bundan kaynaklara olabilir mi çok sorun yaşamış evliliğinde

        • Bi_nisa dedi ki:

          Diger insanlarla iliskisi nasil bilmiyorum sürekli aynı ortamda bulunmadık ama benim aileme karşı iyi ben biraz sessizim o yüzden de mi oluyor acaba kizdiginda bende ona sert tepki versem böyle yapmaz gibi geliyor

        • Yahya dedi ki:

          stockholm sendromu diyoruz biz bu duruma

          • Bi_nisa dedi ki:

            Başta böyle davransa olabilir ama sonradan böyle davranmaya başladı . Ilk tanistigimi zamanda bu şekilde davransaydı kabul etmezdim

          • Feyza dedi ki:

            Bu stockholm sendromu celladina asik olmak gibi birsey sanirim yahya bey Bunun sonrasinda acaba bu birliktelikler devam ediyor mu yoksa kisa sure sonra error mu veriyor yani o baglilik azaliyor mu artarak mi devam ediyor, ilgimi cekti. Biraz okudum devamnda neler yasandigini anlayamadiim genelde surecin giris ve gelise kismindan bahsediyor da sonuca dair birsey bulamadim.

          • Yahya dedi ki:

            Bi_nisa hanım,
            hakkınızda hayırlısı olsun, inşaAllah

          • Yahya dedi ki:

            Stockholm sendromu celladına aşık olmak gibi bir şey değil.
            Esasında zor bir durum karşısında, hayatta kalmak adına; size zarar verme ihtimali olan kişiye/kişilere duyduğunuz acıma, merhamet, bağlanma duygusu/saplantı. İşin ilginç tarafı, zor durum/korku/ölüm riski ortadan kalkmasına rağmen bu bağlılık, acıma hissi bu kişiye karşı artarak devam ediyor.
            Psikiyatri bu olayı net bir şekilde açıklayamıyor ve karmaşık psikolojik rahatsızlık olarak görüyor.
            sonuç kısmı belli esasında. genelde tek taraflı gelişen bir bağlılık/bağlanma olduğu için ve karşı taraf genelde hırsız, rehineci, katil vs. olduğu için, bu kişiyi sömürüyor, suistimal ediyor. Neticede bu ilişki, saplantı hüsranla sona eriyor; fail ya hapse mahkum ya da idam ediliyor. Sevdiğine ulaşamayan mağdur daha da çıkmaza giriyor ve genelde intihar ediyor…

            Günümüze uyarlarsak, “maço” tipli erkeklere, kızların daha çok aşık olduğunu görürüz. Hatta ilişkilerinde genelde kızlar itilir kakılır, hor ve hakir görülür …vs fakat bu tiplerin peşini kızlar bırakmaz. Zaten dizi ve filimlerimiz de böyle değil mi?

          • Feyza dedi ki:

            Oyle gercekten ilginc bir psikoloji. Dogru, bu tarz iliskilerin sonu da hapiste bitmese de gozyasi ve husranla sonuclanir, halbuki sevgi ne kadar ulvi bir duygu. Itilip kakilmaya, hor gorulmeye insan nasil tahammul eder ustelik sevdigini dusundugu kisi tarafindan, ya da neden sevilir o kisiler? Su dusunuluyor olabilir, tesbihte hata olmaz. Nasil ki pahali bir esyanin kaliteli oldugu dusunuluyorsa, ulasilmasi zor ve burnu kaf dagindaki megaloman hatta narsist insanlarin da bir kesim uzerindeki algisi kiymetli olduklari seklinde olabilir. Yine itip kakma tarzinda da olsa bu insanlarin kendisiyle bir iletisim kurdugunu gormesi de o kisiye kendini degerli hissettiriyor olabilir. Kisaca degersizlik ve ozsaygi eksikligiyle ilintili olabilir Allahu a’lem.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Bİ_NİSA HANIM’a…

          “…içim çok ısındı ona”

          Bu ifadeniz sizin nişanlınızı ve yaşadıklarınızı objektif olarak değerlendirememenizin temel sebebini net olarak ortaya koyuyor zaten.
          Yani sizin için bir DEZAVANTAJ. Ama aynı zamanda bir kadının hayatını birleştireceği ve yuva kuracağı erkeğe ısınması, onu kabullenmesi güzel bir sey.

          “…birçok şeye kızıyor ”

          “ben biryere gittiğimde ona haber verecekmişim”

          “ben ona hesap soramazmışım.”

          Erkekler aslında sanıldığından daha duygusal ve merhametlidir, ancak erkeklerin geçmişinde ki bazı yaşanmışlıklar, üzüntüler, hayal kırıklıkları, korkular, tecrübeler ve acılar o erkeği agresif ve sinirli yapar çoğu zaman.

          Erkeğin geçmiş de (çocukluğunda, gençliğinde veya sizin nişanlınızda olduğu gibi önceki evliliği zamanında) annesi, kız kardeşi veya eski karısı gibi hayatının bir dönemini beraber geçirdiği ve ona zulmeden, sıkıntı veren, acı çektiren, onu hayal kırıklığına uğratan veya üzen aileden kadınlar bir süre sonra o erkeğin ruhunda ve bilinç altında ciddi yaralar açılmasına, kırılmalara ve şartlanmalara sebep olur ve erkek farkında olmadan kendini kadınlara karşı koruma moduna alır, cevresinde görünmez bir duvar örer.

          Bu nedenlerden dolayıda kendi farkında olmasa dahi geçmişte yaşadıklarını tekrar yaşamamak, aynı acıları cekmemek ve üzülmemek için kendisine söylenen sözler ve yaşadığı olaylar karşısında (kendisi gibi bir sıkıntılı geçmişe sahip olmayan erkeklere nazaran) daha sert ve sinirli olur.

          Bir başka ifade ile o erkek geçmişte kadınlarla yaşadığı GÜVEN PROBLEMİ nedeniyle her kadının aynı olduğunu ve aynı şeyleri yapacağını düşünür ve bu nedenle de tedbirli davranır. Erkeğin geçmişte yaşadıklarını bilmeyen sevgilisi, nişanlısı veya karısı da nişanlısını, kocasını çok sert mizaclı ve sinirli birisi olarak görür.

          Sizin nişanlınızda muhtemelen böyle bir profil/erkek.

          Bu durumda böyle bir erkek ile uzun süreli bir birliktelik/yuva kuracak karşısında ki kadının yapması gereken ilk sey O ERKEĞİN ŞÜPHESİZ VE KESİN BİR ŞEKİLDE KENDİSİNE GÜVENMESİNİ SAĞLAMAKTIR.

          Yani siz bu erkek ile evlenmekde kararlı iseniz bir süre (takriben 1 yıl) nişanlınıza karşı sevecen, yumuşak huylu, itaatkar, sevgi dolu, anlayışlı ve merhametli olacaksınız.

          Bu süreçte onu asla sorgulamayacaksınız, yargılamayacaksınız ve eleştirmeyeceksiniz.

          Onun annesi, patronu değil, can yoldaşı, diğer yarısı olacaksınız.

          Onun sizin için çok değerli olduğunu, onu sevdiğinizi ve ona ihtiyacınız olduğunu sık sık söyleyecek ve de davranışlarınızla hissettireceksiniz.

          Siz bu konuda anlayışlı ve sabırlı olursanız bir süre sonra kocanız size güvenecek ve kendisini her anlamda size teslim edecektir.

          http://www.cocukaile.net/kocaya-annelik-etmek-evlilik-okulu-13-ders/

          http://www.cocukaile.net/kocana-yar-misin/

          Bu konuda size yardımcı olacak bu iki yazıyı ve altında ki yorumları okumanızı tavsiye ediyorum.

          Eğer kendinizde yukarıda özetlediğim şeyleri yapacak sabrın, gücün ve sevginin olduğuna inanıyorsanız nişanlınızla evlenin. Ama evlendikten sonra, yani yolun yarısında BENDEN BURAYA KADAR, ARTIK BEN BU ADAMA KATLANAMIYORUM, BUNUNLA YAPAMIYORUM derseniz hem kendinize hemde o erkeğe çok büyük bir kötülük yapmış olursunuz.

          Hatta nişanlınızın yaşama sevinci de dahil geleceğe dair bütün umutlarını, planlarını ve hayallerini bir daha geri gelmeyecek sekil de yok etmiş olursunuz.

          Bu nedenle çok ince eleyip sık dokumanız ve doğru bir karar vermeniz, akabinde de kararınız ne olursa olsun o kararınızın arkasında dimdik durmanız lazım.

          Hayırlı düşünce, karar ve eylemlerinizde Allah yar ve yadımcınız olsun.

          • Bi_nisa dedi ki:

            Abdullah Bir Bey-e

            Çok tesekkur ederim cok güzel yazmışsınız aynı anlattığınız şekilde oldu birçok şey. Basta hic guvenmiyordu . Haklisiniz ona hissettiklerim dezavantaj benim için ama iyi yönleri de oluyor kötü birşeyler hissettiğim zaman onunla konuşunca geçiyor.

            Beni rahatsız eden şeylerden biri de eski mevzuların açılması bundan rahatsız olduğumu biliyor ama birşeyler konuşacağı zaman eski eşi üzerinde örnek veriyor dolaylı yoldan oluyor bazen ama ben onun eski esinden bahsettigini anlıyorum bu durumda bende eski eşini unutamadı mi diye düşünüyorum
            Ve bu şekilde düşününce vazgeçmek istiyorum çünkü aklında kalbinde başka birisinin olduğunu düşününce çok kötü oluyorum
            Sizcede kapanmış konuların sürekli gündeme gelmesi yanlış değil mi

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Bİ_ İSA HANİM’a…

            Feyza hanım kardeşimize sorduıklarınızı da dahil cevap niteliği de ki yorumlarınızı ve yazılarımızın tamamıni okudum, inceledim, analiz ettim, sizin karakteriniz ve evlilikten beklentilerinizz hakkinda bir sonuca ulaştım.

            Bu sonuca göre size son bir tavsiyede bulunacağım. Nihayı tercih size ait olmak üzere bence SİZ NİSANLİNİZ OLAN ERKEK İLE EVLENMEYİN.

            Çünkü Nnisanliniz geçmişte yaşadıklarından dolayı sizin evlilikten ve kocamissin beklentilerinizi karşılayamaz.

            Sizin karakteriniz de o insanin ihtiyacı olanları ona vermeye müsait. ve uygun değil.

            Bu nedenlerle sizin bu kişi ile mutlu bir yuva kurmanız ve o yuvayı devam ettjrmenjz mümkün değil

        • Feyza dedi ki:

          Binisa hanim, Abdullah abi cok guzel analiz yapmis, tesbitlerine kulak verin.
          Siz sert davranmis olsaniz sanmiyorum nisanliniz geri adim atsin. Aranizdaki mesafe ve gerginlik daha da fazlalasir hatta daha da uzaklasirsiniz birbirinizden, onun tepkileri de daha kirici olur ve nihayetinde ayrilirsiniz diye dusunuyorum. Bir ipte iki cambaz oynamaz, bir koltuga iki karpuz sigmaz vs..Siz mulayim oldugunuz icin su an maci idare ediyorsunuz. Bana kalirsa zor bir imtihan, her zaman bu sabri gosterip gosteremeyeceginize kendiniz de emin degilsiniz, yani kendinize cok guvenmiyorsunuz ki bunu farkediyor olmaniz da cok guzel. Cunku bazen kendimizi oldugumuzdan daha guclu zannedip o yukun altina girip gercek olanla yuzlestigimiz zaman kendi sabrimiz adina da hayalkirikligina ugrayabiliyoruz. O yuzden bunu bastan kendinizin tesbit etmesi cok guzel.
          Aranizdaki mesafeler de guven duygusunun henuz tam oturmamis olmasinda etkili olabilir. O yuzden gec yazdiginiz zaman ofkeleniyordur. Onu ihmal ettiginizi veya baska islerinizi ondan daha cok onemsediginizi dusunuyor olabilir. Hayatinizdaki ilgi odaginin kendisi olmasini istiyordur.
          Evlendiginizde tabiki esinizden izinsiz habersiz herhangi bir yere gidemeyeceksiniz, o konuda hakli nisanliniz. Bu disiplin genellikle nisanlilik surecinde baslatilmak istenir, sahiplenme icgudusu erkekte o donem basliyor nikahtan evvel. Yani haber vermeniz, musade istemeniz sizin icin problem olmasin dogal olan bu cunku. Nisanliniz tabi izin almayacaktir sizdenki dini anlamda uyumlu oldugunuza gore kendisi de zannediyorum gidip geldigi yerlere dikkat eden bir insandir. Yani erkek olmasinin kendisine tanidigi bu hakkin yaninda kendi sinirlarini da umarim cizebiliyordur degil mi?
          Ama bunu izin alma olarak nitelendirmeden bir hanim olarak sahsen hesap sorma adina degil fakat, onun adina endiselenecegimi dusunerek en azindan bazi durumlarda bilgi vermesini isterim diye dusunuyorum. Sizin bu tarz bir talebiniz oldugunda bilmiyorum bunu da yanlis anlayip hssap sorma gibi mi nitelendirir ve ofkelenir yoksa adina endise duydugunuz icin memnun mu olur ve bu talebinize riza gosterir?
          Sizin sorma sekliniz de onemli ,ben hesap veriyorsam sen de hesap vermek zorundasin gibi bir uslupla yaklasirsaniz olumsuz tavir takinmasi muhtemel, fakat onu merak ettiginiz onun adina haber alamadiginizda endiselenmeniz gibi bir sebeple gittigi yerler hakkinda bilgi isterseniz ornegin tavri ne olur?
          Ornegin eskiden cep telefonu yaygin degilken hatirlarim evimizin babasi gec geleceginde aile fertlerini merakta birakmama adina bir sekilde eve haber ucururdu. Bunu hesap verme adina degil evdekileri uzmeme adina yapardi ve herkese de bu inceligi tembihlerdi.
          Yani bazi seyler haktir ama bir de incelikler vardir.
          Nisanliniz ofkeli mizacinin yaninda makul yaklastiginiz ve guzel izahatlarda bulundugunuz durumlardaki taleplerinize nasil karsilik veriyor bana kalirsa onemli olan kisim bu. Eger kendisindeki haklari uzerinizde yogun bir baski unsuru olarak kullaniyor ve sizin makul taleplerinize kulak tikiyorsa bana kalirsa bu cetin bir imtihandir. O yuzden tekrar dusunun derim. Insaniz ve her daim sabir ve mulayemet timsali olamayabiliyoruz ne yazik ki.
          Onceki evliliginde neler yasamis acikcasi ben merak ederdim. Bunu ogrenebileceginiz objektif bir araciniz yok mu binisa hnm, biraz arastirsaniz cok iyi olur.

          • Bi_nisa dedi ki:

            Feyza hanim ben merak ettigim icin soruyorum o ona sorulunca hesap soruyor gibi algılıyor ama aynı şekilde soruyorum nereye gittin ne yaptın gibi ama o bunu da istemiyor biraz isim vardı tamam. O yazdığınız incelik yok maalesef

            Ben biryere gideceğimde haber veriyorum istemediği razı olmadığı yerlere gitmiyorum . Biraz olsun ondan da bekliyorum gitme gibi bir cümle kullanan sadece nerede olduğunu bilmek istiyorum

          • Bi_nisa dedi ki:

            Maalesef öğrenebileceğim hiç kimse yok kendisine de sormadım çünkü ne kadar az şey bilirsem o kadar iyi diye düşündüm ama hata yapmışım

            Makul yaklaştığım zamanlarda iyi bir sorunumuz yok ama sinirliyken çok üzüyor

          • Feyza dedi ki:

            Binisa hnm, hakkinizda hayirlisi olsun. Biz tabi nisanlinizi sizin kadar tanimiyoruz ama acikcassi anlattiklariniza bakinca sahsi fikrim sizin bu evlilikte mitsuz olacaginizi hissettirdi bana. Cunku anladigim kadariyla siz mulayim olmanizin yanisira duygusal olarak danaif ve hassas da bir kardesimizsiniz.

            Eski evliliginden bahsedilmesi sizi olumsuz etkiliyor fakat bu konu bana kalirsa evliliginiz suresince de gundeme getirilebilinir. Olumsuz bir durum gozlemlediginde size eski hanimindan ornek gosterebilir, ya da sizin bir eksiginizi gordugunde eski haniminin iyi bir yonuyle kiyas edebilir ofkesine hakim olamadigi durumlarda insanlar karsidakinin canini nasil yakacagini cok iyi biliyorlar, zayif noktayi kesfetmeyegorsunler artik avucunun icindesinizdir.

            Bunu her basindan evlilik gecip yeni bir yuva kuracak insan icin soylemiyorum,cok nazik,dusunceli insanlar bu tarz kabaliklardan zaten kacinirlar. Bu kisiler zaten onceki evliliginde de magdur cephesinde olmus kisilerdir. Ama sizin durumunuz icin soyluyorum bunu cunku, nisanlilik sureci erkeklerin kizlari en hos tutmaya calistigi donemler oluyor. Bu donemde rahatsiz oldugunuzu bile bile eski defterleri acan bir insan sanmiyorum ki evlilik surecinde su donemde bile gostermedigi inceligi gostersin. Biraz sert bir yorum oldu belki bu onyargili bir tutum sergilemis olabilirim ama ben insanlarin bu tarz hassasiyetlerine saygi duyulmasini cok onemseyen bir kardesinizim ve basindan gecmis eski ve tatli ya da tatsiz bir tecrubeyi bugun yaninda olup onun her halini kabullenmeye hazir musfik hayat yoldasinin gozunun icine futursuzca sokmasini buyuk bir eksi olarak nitelendiriyorum. Kaldi ki rahatsizliginizi dile getirmissiniz…

            Getirmeseniz dahi bunu anlayabilecek bir izana sahip olmali karsinizdaki, o olgunluga erismis olabilmeli.

            Sahsen, ekseriyetle basindan bir evlilik gecmis insanlari ben daha olgun goruyorum. Hatta cogu zaman bunu olumlu bir avantaj olarak da goruyorum, cunku eski evliliginde yaptiklari hatalari suzgecten gecirip yeni eslerine daha ozverili ve daha iyi davranabileceklerini dusunuyorum ekseriyetle. Daha fazla kiymet bileceklerini, cunku belli bir imtihan surecinden gecmis kisiler elindekinin kiymetini daha iyi bilirler.

            Bu imkan onlara taninmis ve bosanmis olmanin kotu degil iyi yonlerini gorerek yaklasiyorum.Fakat bu bosanma sureci kisiye birsey katmamissa, yeni es adayini eski evliliginin golgesinde yasatiyorsa, ikide bir eskileri acip henuz evliligi hic tatmamis nisanlisinin kalbini acittigini farkedecek empatiden yoksunsa ve bu kisi bir de ofkeliyse, acaba diyorum eski evliligi de kendinden kaynakli problemlerden dolayi bitmis ollabilir mi?

            Kisacasi…su anki kisilik ve davranis ozelliklerine baktigimda olumsuz emareler gorene kadar evlilik yapmis olmasini sahsen olumlu bir tecrube olarak goruyorum fakat su anki halet-i ruhiyesine bakip cok saglikli olmadigini tesbit ettigim zaman aklima iki secenek daha geliyor: Birincisi, bu kisinin basindan gecen onceki evliligi, olumsuz bir “sonuc” olarak psikolijisinde hasar birakmis ve benim bu mulayemetle basedemeyebilecegim bir imtihan olabilir, ikincisi ise yuzde elliden fazla bu kisinin problemlerinden kaynakli, yani bitirilmis bir evliligin “sebebi” hukmundeki dengesiz davranis bozukluklari.

            Bu durumda eski evliligini kurcalama ihtiyaci doguyor sahsimin nazarinda. Ornegin eski hanimi nasil biriydi, siddet uyguladiysa bunu kendinden ogrenmeniz pek mumkun olmaz..imkaniniz olsa arastirin derdim fakat yok diyorsunuz. Kendi anlatirsa da ne kadar objektif olur onu bilemiyorum cunku manipulasyon yetenegi gelismis biri mi karsinizdaki, o konuda da fikir sahibi degiliz.
            Bana kalirsa buyuklerinizle istisare edin.

            Kafanizdaki soru isareti ve rahatsizliklari mutlaka sizi yakindan taniyan buyuklerinize anlatin ve caninizi ne kadar acitsa da simdiye kadar eski evliligi hakkindaki duyumlarinizi dusunun. Neler problem olmus, nelere ofkelenmis, eski esi nasil tepkiler veriyormus muhtemelen anlatmistir. Fakat sahsi gorusum ne kadar isinize yarasa da bu bilgiler, bunlari anlatmasi icin siz onayak olmayin derim. Cunku simdiden rahatsiz oldugunuzu kesin olarak bildirmeniz icin net bir taviriniz olmali. Yani hem konuyu acip eski evliliginden bahsetmesini saglayip hem de o bahsettiginde rahatsizlik duydugunuzu soylerseniz nisanliniz nazarinda kendinizle celismis olursunuz ve ciddiyetiniz bozulur. Sinirlarinizi cizmemis olursunuz.

            Bu hal evliliginiz suresince de tekerrur eder ve musebbibi de siz olursunuz. Evliliginizin eskisinden bagimsiz oldugunu kendisine net bicimde ifade edin. Bu sayede sizin cizdiginiz sinirlariniza ne kadar riayet edip saygi gosterecegini de sinamis olursunuz.

            Siz konuyu acmayin. O actiginda rahatsiz oldugunuzu da bildirin bunu bilsin. Ama ya onun haberi olmadan guvenilir baska vasitalarla ya da bu zamana kadar dogaclama olarak kendisinin ve ailedinin anlattigi bilgilerden yola cikarak biraz degerlendirebilirsiniz ipuclari yakalayabilirsiniz.

            Evlilik bu binisa hnm,Allah omur verdigi surecr hayatin geri kalanini beraber gecireceginiz yegane erkek ve biz hanimlar icin ozellikle inancli hanimlar icin hayati bir anlam ifade ediyor.

            Cunku bizler inancimiz geregi ne itaatsizlik edebiliriz, ne de kafamiz bozuldugunda bavulumuzu alip dizi filmlerdeki gibi baba evinin yolunu tutabiliriz, zira yuvanin kudsiyetine inanmisizdir sabredelim deriz. O yuzden ince eleyin iyi dokuyun, istisare edin,istihare edin ve hakkinizda en hayirlisini nasip etmesi icin Allaha cok dua edin.

            Sema ablam bana bir zaman demisti ki, eksik dua etme…:) ilim ehli,musfik yani gercekten ehl-i taqva bir es iste Rabbinden..

            Ben derdim ki eskiden, imtihani agir olan bir insanin hayatini aydinlatmak istiyorum yardimci olmak istiyorum. Ablam boyle tavsiyede bulununca o duadan vazgectim. Cunku biz gercekten imtihan ehli degiliz ve sabrimiz da sinirsiz degil. Evlilik ise kutsalimiz, ufak bir kivilcimdan yangin cikarmaktan korkariz, hep atesi sondurmeye bakariz ama zamanla bizim de kollarimiz yorulup nefesimiz tukenebilir..

            Bile bile yanan bir atesin yanina gidip cadir kurmak var bir de serin bir gol kenarinda huzurla cadirini kurmusken ani bir yanginin cikmasi durumu var. Birincide sen ayaginla tipis tipis atese yurursun sonra pisman olursun, ikincide ise bilgin haricibde bir adim attigindan sonradan olussa da yangin, sadece sondurmeye calisirsin ama pismanlik yasamazsin.
            Umarim anlatabildim. Hakkinda hayirlisini dilerim kardesim.

          • kitapsever dedi ki:

            Feyza hanım;
            Çok mantıklı yerinde tavsiyelerde bulunmuşsunuz sizin gibi bir kardeşin dostluğuna, arkadaşlığına bir çok bayan kardeşlerin ihtiyacı, ihtiyacımız var 🙂 ben sıkıntılı dönemler geçiren bu insanların hiç evlenmemiş olanlara nazaran daha sabırlı ve sıkıntıların daha çabuk üstesinden gelebileceklerini düşünüyorum tersi de olabilir kendini hesaba çekmeyip, yaşanılan olaylarda kendine pay çıkarmayanlar veya psikolojik olarak zor günleri atlatamayıp yalnızlıktan çekindikleri için yeniden evlenmek istediklerinde hep kuşku ile karşısındakine yaklaşan ve güven sorunu yaşayanlar da oluyor çok zor imtihanlar tabi ki Allah yardımcıları olsun.. Bi_nisa hanım da rahatsız olduğu konuları nişanlısına net bir şekilde aktarırsa eski konuları açıp nişanlısı hakkında belli bilgi birikimi elde edip ondan sonra tamamen kapatır ise daha huzurlu olurlar inşallah.

          • Feyza dedi ki:

            Allah razi olsun kitapsever kardesim, ne zmn bunalirsan yaz, burda oldugum okudugum surece en azindan dinler dua eder edebilirsem yardim ederim. Varolasin 🙂
            Selamlar…

    • Baris dedi ki:

      Kardes 8 yildir evliyim sizin cekdiginizi yillardir cekiyorum en son care baska ulkede calismayi buldum 7 yasinda bir kizim var onun ivin ayrilmadim kizimdan da kopmadim istemedim yplun basindasin adalet duygusu merhameti olmayan kafinla evlenme yol yakinken gel var geç cok basin agtiyacak sonra

    • canmehmet dedi ki:

      Değerli Bi_Na Hanım, İnsanlar değişmez, kendilerini tekrar ederler. Değişenler, kendilerini (bilgi-deneyimle) geliştirenlerdir. Bunların sayısı da “yok” denecek kadar azdır. Nişanlınızın tepkisi: yanlış yetiştirilmesinden kaynaklanabileceği gibi, erken dönemde yaşadığı (olumsuz) olaylardan olabilir. Kırk yıllık bir evlilikten sonra (eşimle: yalan-iftira üzerine açtığı boşanma davası üzerine) ayrıldık. Yetişkin dört çocuğumuz olduğunu da eklemeliyim. Dava, yalan üzerine ve süreç de (tanıklıklar-belgeler) lehime olunca, anlaşmalı olarak boşandık. Herhangi bir (nafaka-mal) bedel ödemedim. Sizinle ilgili konuya gelince: eşim, evlendiği gün hangi davranışları sergilemişse, kırk yıl boyunca onları tekrar etmiştir. Açık ifadesi ile değişmemiştir. İlk başta değişeceğini-değiştirileceğini hayal edenleri kocaman bir hayal kırıklığı beklemektedir. Acizane önerim: Elinize boş bir kağıt alınız. Kağıdın yarısına: Nişanlınızla evlendiğinizde sizi bekleyenleri (tahminlerinizi) yazınız. Diğer yarısına da evlenmediğiniz de bekleyenleri. Bunu yazarak, iki gün arka arkaya da okuduktan sonra kararınızı veriniz. Sizi vesile kılarak, genç kardeşlerimize birkaç öneri: 1) Eşinizle değil, ailesi ile evleniyorsunuz. 2) Evlilik; sorumluluktur. Bir piyango veya eğlence merkezi değildir. 3)Evinizi, “sıcak bir yuva”, çocukları, “gözbebekleri”niz olarak göremiyecekseniz, lütfen çok düşününüz. 4)Eş adaylarınızın, Dayı, Hala, anne-babalarını (Mutlaka ve) çok iyi araştırınız. 5)Ailenizin rızasını almadan asla bir karar vermeyiniz. Alemlerin Rabbi, biliriz ki, niyet ve samimiyetlerimizi değerlendirmektedir.

      • Bi_nisa dedi ki:

        Ben değişmem diye açık açık diyor. Başından bir evlilik geçti bu yüzden olabilir mi daha 6 aydır tanıyorum öncesini çok bilmiyorum . Ailesinde şimdilik bir sıkıntı yok ama eski evliliğinin konusunu açıyorlar bazen canım çok sıkılıyor ben kapandı bitti gözüyle bakarak kabul ettim ama onlar bazen konusunu açıyorlar

        • Irmak dedi ki:

          Bi_nisa Hanim,
          gerceklere gozlerinizi kapatmayin. Nisanlilik devresi biribirinizi tanimak icin verilen bir zamandir. Ailesinin eski evliligi acmasi sizin icin bir firsat dinleyin, sorun ogrenin. Ogrenecekleriniz, Mustakbel esinizi tanimanizi saglayan cok kiymetli bilgilerdir. Boylece esinizi tanimis olursunuz ve kendinize belli bir strateji belirler eski esin yaptigi hatalari yapmazsiniz.
          Mustakbel Esinizin Asabi oldugunu ogrenmissiniz. bunu yok saymayin. Onu degistiremeyeceksiniz. Sadece boyle bir insanla nasil yasanir onu ogrenin. Bir insan asabi olabilir cabuk kizabilir neye kizdigini bilmeniz sizin icin iyidir. kizginlik anindaki davranisi nasil? asagilayici mi? Siddete basvuruyor mu? Eski esine fiziki siddet uygulamis mi?
          “ne kadar az şey bilirsem o kadar iyi ” dusuncesi yanlis. Ne kadar cok bilirseniz o kadar iyidir.

          Selam ve dua ile

  29. rüzgar dedi ki:

    Merbahalar abilerim ablalarım bi durumum varda belki siz anlarsınız diye yazıyorum.

    Ben resmiyette eski eşimden boşanalı 3 yıl oldu ve bu evliliğimden 3 yaşında bir kızım 5 yaşındada bir oğlum var ve 2,5 yıldır çocuklarımı hiç görmedim bana sıkıntı yaşattığından dolayı ve onca zamandan sonra eski eşimin arkadaşı beni aradı ve dediki senin oğlun hastalanmış her ay tedavi görüyor ve seni hatırlıyor dedi bende kalktım gittim görmeye bu arada ayrı illerde yaşıyoruz, neyse 4 defa gittim her ay ve ilk gittiğimde buraya tayin iste dedi bende imkanım yok dedim ve bana o gece otelde kalma bende kal dedi ikinci gidişimdede ben dedim sende kalayım oda bana dediki bu seferlik olusun dedi bende tamam dedim. Yani bana karşı çok iyi davranmaya başladı acaba tekrar barışmak mı istiyor? çünkü birdefa ayrıldık geri barıştık şimdi yine aynısı mı olacak diye düşünmeye başladım. Tecrübeli ya da başından böyle bir durum geçen var mı?

    • Abdullah Bir dedi ki:

      RÜZGAR BEY’e…

      Eski karının arkadaşın seni kendi isteğiyle aramadı, karın o arkadaşına seni aramasını ve çocuğunun hasta olduğunu söylemesini istedi, bu bir.

      Eski karın sanki senden boşanmış olmaktan dolayı pişman ve bundan dolayı sana “buraya tayin iste ve otele gitme BENDE kal” demiş ki bunu isterken kullandığı “BENDE” kelimesi baskınlık/dominatlık ve bireysellik ifadesinin yansımasıdır, eski karın ile aranızda oluşan ve sizi boşanmaya götüren problemlerin temelinde de karının DOMİNANT ve senin ise RESESİF karakterinin ilişkinize yansıyan olumsuzlukları etkili olmuş bu iki.

      Daha önceki ayrılığınız muhtemelen BOŞANMA ile sonuçlanmamıştı ve birilerinin araya girmesiyle tekrar bir araya gelmiştiniz ama yürümediği için şu anda resmi olarak da boşanmış durumdasınız.
      Sana (ağzı süt kokan yavrularının hatırına, onlar babasız büyüyüp hayatları harap ve kendileri de perişan olmasınlar diye) TEKRAR DENEYİN diyeceğim ama mevcut veriler (senin yazdıkların) ile bunu demek pek doğru olmaz.

      Eski karının amacını, niyetini, pişmanlığını, senden beklentilerini, duygularını en iyi etüd, analiz edecek ve bilecek kişi SADECE SENSİN.

      Benim sana söyleyebileceğim tek sey çocuğunu görmek için oraya gittiğin zaman eski karında tekrar kalırsan bir anlık cinsel veya duygusal atak, patlama sonucunda hem dünyanı hemde ahiretini heba ve perişan edecek davranışlardan (cinsel birliktelik ve duygusal yakınlaşma) uzak durmandır.

      Çünkü kadınlar erkeğin en zayıf tarafının çocuklarına olan sevgileri, bağlılıkları ve cinsel istekleri, dürtüleri olduğunu ve bunları nasıl kullanacaklarını çok iyi bilirler.

      Kaldı ki o kadın dini/İslami anlamda artık senin için BİR YABANCIDIR.

      Eğer bu konuda en hayırlı ve en doğru olanı yapmak istiyorsan samimi bir kalp ile “ALLAH’ım YA GÖNLÜMDE OLANI BENİM İÇİN HAYIRLI EYLE, YADA BENİM İÇİN HAYIRLI OLANI GÖNLÜME HOŞ EYLE” diye dua et ve bıraz sabırlı ol. Bu süreçte de eski karının davranışlarını, bakışlarını söylemlerini OBJEKTİF OLARAK analiz etmeye çalış.

      Hayırlı düşünce, karar, iş ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun…

      • rüzgar dedi ki:

        Abi öncelikle cevabın için teşekkür ederim yazdıklarında haklısın.
        Ama şöyle bir durum var evin içinde aramızda mesafe var pek konuşmuyoruz ben sadece çocuklarımla ilgileniyorum çok nadir konuşuyoruz ve bana ilk bende kal demesinin sebebi ablası telefonda dedi ona sende kalsın o da bana dedi bende kal diye yani kendi isteğiyle bende kal demedi. Duygusal anlamda aramızda çok mesafe var ya da ben öyle görüyorum pek konuşmadığımızdan dolayı. Bu kadın beni defalarca terk etti şimdi barışmak isterse çocuklarımdan dolayı biraz sıcak bakarım ama çokta korkuyorum çünkü onca zamandan sonra onda küçücük bir değişiklik görmedim. Önceleri çocukları bana karşı çok kullnırdı şimdi inanın hiçbirşey yapmıyor çocuklar bende kalsa desem tamam olur sende kalsın der gibi olmuş

        • Abdullah Bir dedi ki:

          RÜZGAR BEY’e…

          Sorduğun soruların net cevapları aslında yazdığın bu yazıda ama sen görmüyorsun.

          Dur ben onları senin gözüne sokayım 🙂

          “aramızda mesafe var pek konuşmuyoruz”

          Sen o kadını sevmiyorsun, hatta geçmişte sana yaşatıgı sıkıntılardan dolayı cocukların olmasa yüzünü bile görmek istemiyorsun. Muhtemelen o da seni sevmiyor, iki cocuk ile bundan sonra yeni bir evlilik yapmasının zor olduğunu bildiği için seninle tekrar bir araya gelmeyi düşünüyor ama bu konuda da kesin karar vermiş değil. Aklı ve nefsi arasında gel gitler yaşıyor. Bu nedenle yeniden evlenseniz dahi ileride bir gün tekrar seni terk etme riski ÇOK FAZLA. Çünkü o kadın hala tam olarak ne istediğini bilmiyor. Bu nedenle herzaman kinden daha dikkatli ve mantıklı ol. Çocukların hatırına kendini ateşe atma

          “bende kal demesinin sebebi ablası telefonda dedi ona sende kalsın o da bana dedi”

          Bu bilgi zaten onun sana bakışıyla ilgili konuda beni doğruluyor.

          “Duygusal anlamda aramızda çok mesafe var”

          Sizin evliliğiniz resmen, fiilen ve duygusal anlamda çoktan bitmiş zaten. Bu nedenle ACABA BARIŞSAK MI, ACABA DÜZELİR Mİ sorusuyla ne kendini yor, nede sıkıntıya sok. Çünkü “katranı kaynatsan da olmaz şeker, cinsine tükürdüğüm soyuna çeker” ata sözü tamda bu gibi durumlar ve insanlar için söylenmiş bir sözdür.

          Yani bundan sonra kolaya kolay HİÇBİR ŞEY DÜZELMEZ, HATTA ESKİSİNDEN DAHA BETER SIKINTI YAŞARSINIZ

          “Bu kadın beni defalarca terk etti”

          Bir insanın yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. İnsan aynı ise muhatap olacağın olaylar ve sonuç da büyük oranda aynı olacaktır. Zaten bunu sen de “onda küçücük bir değişiklik görmedim.” bu sözlerinle teğit etmişsin. Yani eski karın ile barışırsan bu kadının seni tekrar terk etme olasılığı % 90. Akıllı bir adam bu riske girmez.

          “çocuklar bende kalsa desem tamam olur sende kalsın der ”

          Sen veya kendisi bir süre sonra kendinize yeni bir hayat kurmak istediğinizde veya sen başkasıyla evlendiğinde sana yapacağı ilk teklif çocukları sana vermek olacak zaten.

          Çünkü kadınlar boşanmış olsalar da eski kocalarının başka bir kadın ile huzurlu ve mutlu bir hayat yaşamalarını istemezler. Böyle bir durumda kadınlar hem kendi vicdanları hemde cevrelerinde ki insanların gözünde evlilik sırasında ki problemlerin ve ayrılma sorumluluğunun, yani asıl suçlunun kadın/kendisi olduğu gerçeği ile yüzleşmek istemez. Bu nedenle de senin yeni karın ile sorunlar yaşaman ve evliliğinin bozulası için çocukları sık sık sana gönderme veya tamamen sana vermek de dahil yeni yuvanda seni sıkıntıya sıkacak ayak oyunları ile muhatap olma olasılığın çok yüksek, bu konuda da şimdiden hazırlıklı ve dikkatli ol.

          Yeni bir yuva kurma sürecinden kesinlikle eski karının haberi olmasın.

          Ben sana olabilecekleri olmadan önce göstermeye çalıştım. Seninle benzer durumda olan bir çok insanın böyle bir şansı olmuyor. Bu nedenle bu şansını iyi kullan.

          Çünkü her bir tercih aynı zamanda birçok şeyi (alternatifi) reddetmektir ve insanlar tercihlerini sonuçlarına katlanmak zorundadır.

          Tercih, düşünce ve kararlarının senin ve cocukların için hayırlı ve hayırlara vesile olması duasıyla…

          • rüzgar dedi ki:

            Abi sen psikolog musun nesin içimden geçenleri anlıyorsun 🙂

            Abi hep onun peşinden ben koştum şimdi ise onun benim peşimden koşmasını ya da barışmak istediğini dile getirirse onu red etmenin nasıl bir duygu olduğunu hissetmesini istiyorum bütün samimiyetimle söylüyorum. İnşallah barışmak isterde onu reddederim

          • Abdullah Bir dedi ki:

            RÜZGAR BEY’e…

            “barışmak isterde onu reddederim” demişsin.

            Sen kadınları gerçekten ve hiç tanımıyorsun.

            Sakın bu dediğini yapma, hatta yapmaya niyet dahi etme.

            Seni hiç tanımadığım halde sana yardım etme çabamın hatırı ve zerre miktarı da olsa sözümün senin nazarında itibarı varsa bu sevdandan vazgeç. Kadının fendinin erkeğin karşısında yenildiği çok az görülen bir vakıadır.

            Eğer kuru bir intikam için duygusal davranırsan ava giderken kendin AV OLURSUN.

            Sana düşen eski karından intikam almak değil, onun seni tuzağa düşürüp seni bir ömür boyu kendisine köle etmesinin yolunu sonsuza kadar kapatmaktır.

            Aksi taktirde sen nasıl ve ne zaman olduğunu dahi anlamadan bir de bakmışsın dönülmez ve çıkısı olmayan bir yola girmişsin.

            Aklını başına, tedbirini de sırtına al.

            Yoksa hem dünya, hemde ahiretini kaybedersin.

          • Yahya dedi ki:

            İmzayı nereye atıyoruz?
            ayrıca
            İşin dini boyutu, haram boyutu niçin düşünülmez…

          • Aşırıadaletsizsiniz. dedi ki:

            Abdullah bey yorumlarinızi okudum. Siz resmen erkeklere tapıyorsunuz ya. Bu kadarda adaletsizlik olmaz. Ne kadin ne de erkek tarafi tutulmamalı. Ama feministler ne kadar itici ise sizde onlar gibi iticisiniz . Adaletten yoksun erkek ilah kafasındasınız. Gerçekten sizi bu hale getiren kadınlar olmus olmalı. Ama resmen kendinizi erkek davasına adamissiniz.

  30. duck dedi ki:

    yemin ediyorum ki..kendi rızası ile boşanmayan erkek zorla yalan iftira vs boşanan erkek daha mutludur.kendimden örnek veriyorum.aynı şekilde çevremdede var.
    .. boşanan erkek kısa vadede ağlar üzülür aç kalır piskolojisi bozulur ama ölmez öldürmeyen onu küvvetli tutar boşanan erkek aklı başına gelirse.üzüntü sevinç olur.atılan yalanlar ortaya çıkar ..
    kadın uzun vadede ileride bin pişman ve ortaya attığı yalan ve iftira ile uğraşırken maddi çöküntü ortaya çıkar ve beğenmediği evliliği arar ve özlem içine girer.zaman içinde herkes ile kavgalı ve tek başına kalır.ve yaptığı bütün evlilikler sorun ve acımasız gecer kadın için son durum ya ömür boyu bekar yada ilahi adalet (intihar ) olur.
    …erkek arkadaşlarıma sesleniyorum çocukları bahane edip sizi zora koyan kadınla ikinci sans yoktur sizi ilkinde sakat bırakan ikincide öldürür.selam ve dua ile kalın.duck
    abdullah bir abiye selamlar 🙂

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Aleyküm Selam Duck birader.

      Bu arada, Tespit, analiz ve gözlemlerinde büyük oranda haklısın

    • Aadem dedi ki:

      Duck kardeşim
      Sana % 100 katılıyorum. Çocukları silah olarak kullanan anne sifatindaki kadınların silahı etkisiz hale getirildiginde; ki çocuklar babanın cigerleridir ve anne sifatindaki kadın bunu iyi bilir. Cigerini ameliyat et ve dinlen.ameliyatin acisi geçtiğinde anne sıfatındaki kadin dahada saldırganlasiyor.ama babaya asla zarar veremiyor çünkü silahı elinde patlıyor. Işte bu durumda geriye çekil arkana yaslan kahveni zevkle yudumlarken maçı türübunden izle.

  31. kitapsever dedi ki:

    Selamün aleyküm burdaki yazıların bir kısmını okuma imkanım oldu çok tecrübeli ve manevi olarak yaşantılarına dikkat eden insanların tecrübelerini fikirlerini okumak uzun zamandır içinde bulunduğum huzursuzluğuma iyi geldi diyebilirim.. Siz tanımadığım abilerden ablalardan kardeşlerden yardım almak istiyorum evlenip boşanmış bir çocuk sahibi bir beyle aylar önce tanışıp evlenme kararı almıştık ben daha önce evlenmedim bu konuyu aileme açtığımda çok karşı çıktılar o insan hem farklı bir ilde yaşıyor hem tanımadıkları biri olduğu için ve başından bir evlilik geçtiği çocuğu da olduğu için şiddetle karşı çıktılar bana böyle bir şeyi düşündüğüm için tepki gösterdiler ama bu insandan vazgeçmek istemedim o insan da evlenmek niyetinde olduğu için ve vazgeçmedi ailemi bırakıp gitmemi teklif etti ben bunu göze alamadım bekledi bir yıla yakın ama sadece bekledi ailemi ikna etmek için herhangi bir teşebbüste bulunmadı biraz da erkek olmasının verdiği rahatlık versikolayına kaçıp ailemi bırakıp gitmemi istedi sadece ona göre bunu istemek kolaydı istediği zamanda gitmediğim için hakaret ettiği zamanlar bu beni çok çok üzse de onun haklı olduğunu düşünüp hayatımdan çıkarmadım ben ne yapmalıyım ailem ile aramızda uçurumlar var diyebilirim çalışm bekliyorlar benden üniversite mezunuyum akrabalardan tanıdıklardan çalışan insanları örnek gösterirler sürekli ve evlilik yaşım geldi geçiyor düşüncesi içerisindeyim bi yuvam olsun istiyorum ama ailemi bırakıp onları mahçup etmek istemiyorum o insana kızsam da ondan vazgeçmek de istemiyorum çok karmakarışık duygular içerisindeyim Rabbim tüm sıkıntı sahibi olanlara yardım etsin…

    • kitapsever dedi ki:

      Yazım yanlışlarım oldu farkında olmadan kusura bakmayın Rabbim tüm dert sahibi kullarına yardım etsin benim sıkıntım başkasına göre ufak da olabilir hepimizin imtihanı farklı farklı.. Rabbim hakkımızda hayırlısını nasip etsin..

      • Irmak dedi ki:

        Bacim,
        Bu kisinin gercekten bosanmis olduguna emin misiniz? Arastirdiniz mi? Belki hala evli ve sizi kandiriyor olabilir. Bircok kizin/ kadinin basina boyle seyler geliyor .Cok dikkatli olun. bel ki de bu yuzden gelip sizi ailenizden resmen istemek yerine, kacmanizi teklif ediyor. sizi bir oldu bittiye getirecek..
        Sakin kanmayin…Hayatta geri donulemeyecek en buyuk hatanizi yapmis olursunuz..

        • Yahya dedi ki:

          Nefsî bir hastalıktır, sui-zan!

          Satır aralarını çok iyi okuyunuz!

          • Irmak dedi ki:

            Haklisiniz…
            Ama etraf O kadar cok sahtekar ve yalanci insanlarla dolu ki ilk aciklamalari gayri ihtiyari ben de bu subheyi uyandirdi.
            Kitapsever hanimin/Kizlarimizin dogru bir insanla,dogru bir evlilik yapabilmesi benim en buyuk dilegim aslinda..
            feyza Hanim da her zaman ki gibi en guzel nasihati verdi.
            Rabbim, banada Husn u zan ile bakabilmeyi nasib etsin Insallah..

    • Yahya dedi ki:

      değerli kitapsever kardeşim,

      öncelikle Rabbim iyiler ile karşılaştırsın ve hakkınızda hayırlısı olsun.

      Vermiş olduğunuz bilgiler çok az ve karşı tarafı kat’i suretle tanımıyoruz.
      Ancak bir anahtar kelime yakaladım “hakaret ettiği zaman…” bu hoşuma gitmedi. Daha ortada hiç bir şey yokken hakaret etmekte ne demektir? Ki, hakaretin hiç bir şekilde kabul edilir tarafı yoktur. Eğer en başta hakaret var ise bu evlilik aşamasında daha da artar ve menfi yönde gelişir.

      Ailenizi bırakmanız hususunda sizi zorlaması ise hoş karşılanamaz. Eğer bir ciddiyet söz konusu ise, ailenizle oturup konuşmalı – sizin de dediğiniz gibi – ailenizi ikna etmeye çalışmalıdır. Her ne kadar evlenerek, mutlu bir yuvada kursanız, arkanızda kırık dökük ana ve baba bırakmak istemezsiniz. Yarın *Allah göstermesin* bir aile krizinde gidecek kapı bulamazsınız.

      Diğer hususlarda ise, ailenize net bir şekilde çalışmak istemediğinizi (eğer istiyorsanız) açıklamanızı ve evliliğin aceleye getirilecek bir durum olmadığını örnekleriyle birlikte açıklamalısınız.

      Evlilik hususunda siz de müsterih olunuz. Bu iş nasip işi olup, mümkün olan gayreti gösteriniz. Rabbim nasip ederse mesut yuvanızı en kısa sürede kurarsınız.

      Diğer kardeşlerimizin de değerli tavsiyelerde bulunacağını düşünüyorum.

      Selam ve dua ile…

      • kitapsever dedi ki:

        Yahya bey,
        çok çok teşekkür ederim tavsiyeleriniz duanız için. Rabbim tüm mümin kardeşleri iyiler ile karşılaştırsın inşallah.. Şimdiye kadar hep, üniversite okuduğum için (üniversite okumanın kişilik olarak bir insanı geliştirmeyeceğini çok iyi biliyorum) karşıma çıkacak insanın da tahsil durumu aynı olsun istedim. Bu insan da eğitim olarak aynı özelliklere sahip idi. Dini hassasiyetleri olan bir insandı, ailemin normal gördüğü ve ısrarla istediği bayanın çalışmasına, bu insan olumlu bakmıyordu bu benim için çok önemliydi. Çocuğunun olması değil de evlenip ayrılması aşamayacağım bir konu olabilirdi, çünkü karşı taraf değil de suçlu sadece kendisi olabilirdi ben kendisinin ailesi ile konuştuktan sonra bu insana güven duydum. Ama ailem kati surette karşı çıkınca tabiri caizse elim kolum bağlandı sanki. Babam çok küçükken vefat etti kendi ayaklarım üzerinde durmak kimseye muhtaç olmamak istedim ama olmadı (çalışmak istediğim için değil aileden kimseye yük olmamak için) Aile de; benim adıma annem değil de başka bir büyüğüm karar verdi bu konuda, anneme kalsa ikna edilebilirdi. Bu büyüğüm, bu insanın dini yaşantısından çok, diğer konulara takıldığı için asla olmayacağını, bu insanın babası aradığında kendisine bildirdi. Bu insan büyüğümün babası ile konuşurken tehdit eder gibi konuştuğu için gelip tanışmak istemedi onlarla, ben biraz daha uğraşmasını isterdim, tabi bu büyüğümün bana vereceği tepkiden de korkardım.. Bu insanın gelip beni alma fikrine, önce (ailemden dolayı) olumlu yaklaşıp sonra cesaret edemediğim için beni yalancılık ile suçladı. (hakaretten bahsettiğim kısım buydu) diğer yandan ailem ile bağlarım çok güçlü değil. En kıymetli varlığım Annem.. Onlar tabi mutluğumu ister ama ben erkek kardeşleri olmuş olsaydım, her şekilde istemedikleri bir evlilik yapsam bile yine de yanımda olurlardı. Maalesef bayan olduğum için benim kararımın bir önemi olmadı. Öte yandan, eğitim yaşamımda bir başarı elde edemediğim için sürekli yüzüme vurmaları, karşılaştırma yapmaları, suçlamaları.. Geçmişte liseyi bitirdiğimde de yaptıkları şeylerdi ama şu yaşımda ağrıma gidiyor. Bunlarla karşı karşıya gelmek istemiyorum. Evet belki işin kolayına kaçmak istiyorum ama bazen sabrımın kalmadığını düşünüyorum çok zor oluyor bazı sözlerin ağırlığı bazen kırıldığımda söylediğim bazı sözlere kendim de şaşırıyorum.. Yahya bey kardeşim; son olarak şunu belirtmek istiyorum insanın ailesi ile de sınanması çok zor yaşamayan bilemez.. Rabbim tüm mü’min kardeşlerin gönlüne göre versin inşallah. Allaha emanet olun..

        • Yahya dedi ki:

          Babanıza, Allah rahmet eylesin.

          Anlattıklarınızdan, bu bey ile izdivaç fikrinden vazgeçmemenizi tavsiye ederim.
          Ancak kopan diyaloğu sağlamak kolay değil. Araya büyüklerinizin de hürmet edeceği birilerini sokarak ikna edebilirsiniz. Son olarak istihareye yatarsınız.

          Müslüman olarak bakmamız gereken kriterler: namazı var mı, helale harama dikkat eder mi, merhametli mi, kötü alışkanlığı var mı… gibi hususlar olmalı. Hatta bazı soruları çocuğuna sorunuz (babanla namaz kılar mısınız v.b.) Eğer bu hususlarda kendisinden eminseniz dediğim gibi bu niyetinizden vazgeçmeyiniz.

          Boşanmış erkek/kadın, bulaşıcı hastalık sahibi insanlar değildir. Eğer karşınızdaki insan akıllı bir insan ise; ilk evliliğinde yaptığı hatalardan öğrenmiş, ikinci evliliğinde bu hataları tekrarlamaz ve evliliğin & ailenin kıymetini daha iyi bilir. Beyefendinin çocuğuna bakmanız (eğer isterseniz) sizin için rahmet ve merhamet sebebi olur. Ancak evlilik öncesi bu hususu çok net bir şekilde konuşmanız gerekir. Karşı tarafa ümit vermemeli ve beklenti içine sokmamalıdır.

          Hayatınızla ilgili eleştirilere kulak asmayınız. Rabbim bizi akademik/dünyevi başarılarımızla değil; amellerimizle, takvamızla, imanımızla değerlendirecek…

          İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su

          • kitapsever dedi ki:

            Yahya bey;
            Boşanmış veya bekar diye ayırım yapmıyorum fakat maalesef bazı aileler sorun çıkarabiliyor namazlarına dikkkat ettiğini düşünüyorum çünkü küçük yaşlarda babası tarafından namaz kılmaya teşvik edildiğini söylemiş tanıştığımızda da bu soruyu benden önce kendisi sormuştu ve bu da benim için çok önemli bir husustu. Bildiğim kadarıyla çocuğu onunla namaz kılacak kadar büyük değil. Eğer bu evlilik olursa Allah’ın rızasını kazanmak için tabi ki elimden geldiğince çocuğa bakarım. Anne babanın hatalarının bedelini minicik çocuklara yüklemek çok yanlış. İkinci evliliğinde sıkıntıya gelemeyen insanlar da olabiliyor, ben yeterince huzursuzluk yaşadım bu insan da huzursuzluk çıkarmasın beklentisi içersinde olabiliyorlar. Bayanlar biraz duygusal davranıp eleştiriye tahammül edemeyebiliyor ve aileye karşı dik duramayabiliyorlar. Dediğiniz gibi amelimiz ile hesaba çekileceğiz. Dünya ve içindekiler gelip geçiciyken, ne kadar ömrümüzün kaldığından habersizken bunca hırs gösteriş niye..

          • kitapsever dedi ki:

            Babamla birlikte tüm ölmüş yakınlarımıza Rabbim rahmeti ile muamele etsin Allah razı olsun..

    • Irmak dedi ki:

      Kitapsever Hanim,

      1- Bu beyle ailenizin haberi olmadan evlenme karari almaniz birinci yanlis.

      2- Bu bey sizi gelip resmen istemek ailenizi ikna etmek yerine size kacmayi
      oneriyor ki , bu daha buyuk bir yanlis.. Onu dinlememis olmaniz da cok dogru bir davranis..
      3- Size ailenizi dinlemeyip kacmadiginiz icin ,saygi duymak yerine hakaret ediyor olmasi da ilerde ki davranislari icin de ip ucu veriyor.
      4- , Esas problem,Cocugunun olmasi degil, bu beyin adet olan yollarla gelip sizi istememesi..

      Benim tavsiyem, Sizin bu beyden vaz gecmeniz. Eger gercekten sizi cok istiyorsa ki , bu cok onemli, gelip ailenizden “Allahin emri ile istesin”. Istemezse de hic uzulmeyin. Bu, onun sizi gercekten istemedigini, deger vermedigini,sevmedigini gosterir.
      Emin olun, bazi, “kisiler” icin aileyi uzmeye, mahcup etmeye, hic degmez.

      Rabbim Size sıkıntı veren bu duygu ve dusuncelerden en kisa zamanda kurtarsin, Insallah..

      • kitapsever dedi ki:

        Irmak hanım kardeşim, öncelikle çok çok teşekkür ederim yardımcı olmaya çalıştığınız samimi önerileriniz için. inşallah istifade etmek istiyorum. Bu insanın ailesi ile telefon aracılığıyla tanışmıştım iki ablası ve anne babası ile konuştuğumda güvenim oluşmuştu onlar da oğulları için üzülüyor hayırlısı ile anlaşabileceği bir insanla tekrar yuva kurması için dua ediyordu, ilerde torunlarını sıkıntı olacaksa kendilerinin yanında kalabileceğini de söylemişlerdi. Şuan annesinde olduğu için eğer bu evlilik olursa benim için sıkıntı olmazdı babasının evladına bakma zorunluluğu vardı ben elimden geleni yapmaya çalışırdım. Araştırdınız mı diye sormuştunuz bi arkadaşım aracılığıyla bu insanı tanıdım biraz bilgim vardı. Ailemden istememesinin sebebi şöyle; bu beyfendinin babası aile büyüklerimden birini aramıştı kendisi ailesi hakkında bilgi verip gelip tanışmak istedi, bu büyüğümüz biraz tehditkar bir dille, biraz da sert bir üslupla kesinlikle olamayacağını dile getirmiş reddetmişti. Tabi bu aileninde gözü korktuğu için sanırım tekrar arayıp bir şey söylemeye çekindiler. Bu bey ile tanıştığımda en yakınmda olan birine sorup onayını almak istemiştim. Geçmiş evliliği ve çocuğunun olmasından rahatsız olup olmaz izin vermez ailemiz demişti ben de bu beyfendiyi haberdar ettim ve görüşmeyi sürdürmeyecektim. (Şunu da belirtmek istiyorum bu süre zarfında sıklıkla konuşmadım uygun olmadığı için, ailemin fikrinde bir gelişme olup olmadığını haberdar ettim yalnız.) en yakınım olan büyüğüm tanımamı eğer ahlakı, yaşantısı ve ailesini beğendiğim taktirde aileme onun söylemesine karar verdik. Ailem öğrendiğinde tabi çok karşı çıktı, kabul ederler diye umuyorken biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Bu beyfendi ailemden çekindiği için onlarla tanışma fikrine uzak durdu (aslında gelse bile ailemin kararının değişmeyeceğini biliyordum hatta bana olan tepkileri daha da artabilirdi yine de tanışmalarını teklif etmiştim) Bu bey de en son olarak eğer ben de bu evliliği samimi bir şekilde istiyorsam gelip beni almak istediğini söylemişti, kabul etmedim önce ama ailemle aramda uzun zamandır yaşadığım sıkıntılar vardı, bu sıkıntlardan kaçmak bu ortamdan uzaklaşmak istemiş bu düşünceyi kabullenmeye başlamıştım. Ama yapamadım.. Bugün baktığımda ailem ile hiçbir zaman anlaşabileceğimi düşünemiyorum keşke düşünebilsem insan bir yabancı için ailesinden vazgeçmek ister mi? ama artık tahammülüm kalmadı gözyaşı dökmekten başka çarem olmasa da hayatta ki tek tutunacağım olan insanın daha fazla kalbini kırmaktan, kalbimi kırmasından korkuyorum. Bu saatten sonra burda kalmak istemiyorum.. Rabbim hiçbir bayanı bu imtihanla karşılaştırmasın.Ben zamanında ailesinin rızası olmadan evlenen bir yakınımı yadırgamıştım, büyük söz etmenin çok zarara, ziyana sebep olabileceğini hayatımın bu evresinde çok daha iyi anladım. Allah razı olsun önerileriniz samimiyetiniz için Rabbim tüm maddi manevi sıkıntı çekenlerin yar ve yardımcısı olsun…

    • Feyza dedi ki:

      Kitapsever hnm,
      Allah yardimciniz olsun. Ilk yorumunuzu okudugumda ben de Irmak hnm ve Yahya beyin verdigi cevaptaki gibi dusundum. Sorun bosanmis olmasindan ziyade size karsi tutumuyla ilgili gibi gozuktu gozume, hakaret etti demeniz ve ailenizle iletisimden kacinmasi gibi sebeplerden.
      Fakat ikinci yorumunuzu okuyunca biraz daha uzuldum. Babanizi kaybetmissiniz Allah yardim etsin. Ailenizde baba yerine kaim olan kisi de annenizi baskiliyor olmali. Zor bir durum fakat bana kalirsa yine de duygusal bu doneminizde fevri bir karar vermeyin lutfen ve sakin… Cunku evleneceginiz kisi uzak bir sehirde, babaniz hayatta degil, anneniz de muhtemelen arada kalan bir hanim. Eger mutsuz olup donerseniz ki insaallah olmazsiniz ama magdur olursunuz. Sizi ne kadar uzseler de aileniz, onlara kizip kendinizi bir fedakarliga mecbur etmeyin, risk almayin. Bu beyefendi bir erkek ve arkasinda dag gibi ailesi var. Cekinmek de ne demek, elbette ailesini arkasina alip hic olmazsa annenizin gonlunu yapmaya calismalilar bir sefer de olsa. Aile buyugunuz sanmiyorum ki tehdit ettigi sekilde onlara zarar verici bir davranista bulunsun, onlar sozde kalir cogu zaman. Ola ki geldiklerinde bir anlasmazlik yasanirsa ve siz evleneceginiz beyin ve ailesinin hakliligina bir yetiskin hanim olarak hukmederseniz, ozverilerinden emin olarak o zmn aile buyugunuze rest ceker ve bu benim hayatim diyebilirsiniz. Onlar vazifesini yapti ve ben evlenmek istiyorum, evlenecegim kisiyi secmek benim hakkim dediginiz zaman size kimse mudahale edemedigi gibi siz de annenizin en azindan basini yere egmeden gogsunuzu gere gere evlilik yolunda adim atabilirsiniz. Fakat boyle kacak gocek, gizli bir ise tesebbus etmeyin. Erkek tarafinin mes’uliyetini siz ustlenmeyin, bunu ailenizi cok sevdiginiz icin degil, kendi guvenliginiz ve annenizin rizasini, duasini alma adina yapacaksiniz. Beyefendi sizin aile buyugunuzden bu sekilde cekinip sizi one surmekle hata ediyor, yapamadigi fedakarligi sizin yapmanizi istiyor ama siz genc ve savunmasiz bir kizsiniz. Onun ailesi var, mucadele icin hic olmazsa bir adim dahi olsa atmali.
      Siz su an duygusalliginizla fevri bir karar verme asamasindasiniz, lutfen sakin olmayi bekleyin. Bu kararinizi bir sure erteleyip selim akilla dusunun ve beyefendiye de, kendinizi degil annenizi zor durumda birakmaktan cekindiginizi soylerseniz, bir anne evladi olarak eminim annenize olan saygi ve size olan sevgisinden zor da olsa bir adim atmayi deneyecektir.
      Boyle durumlarda anneler cok magdur olur kitapsever hnm. Zaten anneniz esini kaybetmis kalbi yarali bir hanim. Siz de oyle giderseniz, cok uzulur o uzulurse size kirilirsa siz de mutlu olamazsiniz. O yuzden kendiniz icin onun duasini almadan bir ise kalkismayin sonra husrana ugrarsiniz.
      Ailevi problemlere gercekten cok uzuluyorum ozellikle kendi ailesi ile imtihan olan hanim kardeslerime ayri bir uzuluyorum ve sizi de anliyorum emin olun. Kimse birakmak istemez ailesini, mutlaka uzmuslerdir sizi, yoksa belli ki siz cok aklibasinda bir insansiniz bu yazinizdan ve dusuncelerinizden belli oluyor. Benim sahsen bosanmis insanlarin da bekar bir hanimla evlenebilecegi konusunda tabularim olmadi hic, bunu makul gorebiliyorum ve sitede de daha once yazmistim. Iyi bir tahkikat sonrasi neden olmasin fakat sizin durumunuz biraz farkli ve daha girift bir mevzu oldugu icin dusunmeye sevketmek istedim. Aile buyugunuzun tutumu da cok hatali, direk reddetmek yerine arastirmayi denemeliydi. Buyukluk futursuzca esip gurlemek degil, anlamaya ve olaya hakim olmaya calisip ayrintilari degerlendirmek, tahkik edip en dogru karar icin yardimci ve yol gosterici olmak demektir. Ama dedigim gibi, onlar bir kez vazifesini yapsinlar, siz de annenizi ikna edin duasini almaya calisin, sonra yine karariniza sahip cikip aksi bir durum olmadikca tercihinizin pesinden gidersiniz. Ama bu duygusal durumunuzun sekinete donusmesini bekleyip fevri bir karar vermekten sakinin lutfen..
      Bunlar benim nacizane goruslerim, yaniliyorsam ya da bilmedigim baska ayrintilar varsa kusura bakmayin ve siz yine kendi akil terazinizde tartip ona gore hukum verin. Allah yardimciniz olsun, hayirli Cumalar.

      • Irmak dedi ki:

        Feyza Hanim
        Cok guzel ve ikna edici bir sekilde olmasi ve yapilmasi gerekeni yazmissiniz .
        Allah razi olsun.
        Ben de sonraki aciklamalarindan sonra sizin gibi dusunmustum.
        Rabbim yardimcisi olsun..

      • kitapsever dedi ki:

        Feyza hanım;
        Teşekkür ederim o kadar güzel açıklamışsınız ki yakın gördüklerimden daha yakın, daha
        duyarlı yardımcı olmaya çalışmanız beni çok duygulandırdı. Tanımadığım birinin yüreğinin güzelliği, merhameti karşısında size dua etmekle yetiniyorum.
        Allah sizden ebeden razı olsun..
        Söylediklerinizde çok haklısınız, ailemin haddimi aştığımı düşünüp bana çok tepki vermesinden çekindiğim için daha önce bu insanın ailem ile görüşmesini istemedim ve bazı konularda biraz fazla gurur yaptığını fark ettim anladığım kadarıyla maalesef eski eşi ile aralarındaki sıkıntılara gururundan ötürü fazla sabır göstermemiş, sonuna kadar elinden geleni yapmaya çalışmamış. inşallah yanılıyorumdur en iyisini Allah bilir.
        Bu insan istiyor ki ailem olumlu yaklaşsın, hiçbir sıkıntı çıkmasın, ailesine mahçup olmasın ailemin tepkisi ortadan kalksın öyle gelip ailem ile konuşacak bunun olması da imkansız.
        Ailem ise sürekli açığımı arıyor gibi sanki tüm dünya başarılı bi ben başarısız, yeteneksizim. Artık yetişkin bir birey olmama rağmen hiçbir dönem kendimi bu derece yetersiz hissetmemiştim.
        Çevredekiler tarafından çocuklarından dolayı taktir görmek istiyorlar. “Başkasının kızı, gelini şu mesleği yapıyorken şu kadar miktar kazanırken ben de okuduğum halde hiçbir şey yapmıyorum” bu cümleleri insanın en yakınından sürekli duyması anlatamayacağım derecede bunaltıyor.. ondan kırgın bir şekilde uzaklaşmaya nasıl dayanacağımı da bilmiyorum diğer yandan beni yanında istemeyip bişeylerle meşkul olmamı istiyor üzülmesine sebep oluyorum. Evdeki maddi gelir hariç çoğu sorumluluk da benim üzerimde uzaklaşsam aklım onda burda kim hizmetini yapar, hasta mı değil mi.. Ailenin diğer bireylerini samimi bulmuyor yakın hissetmiyorum hepsinin sadece kendini düşünüyor olmaları, sorumlu oldukları ailelerinin geleceği için çırpınıyor olmaları beni korkutuyor tabi ki çırpınacaklar buna hiçbir sözüm yok onların mutluluğunu kendimden daha çok istiyorum ama onlara ihtiyaç duymak istemiyorum zaman zaman sığıntı gibi hissediyorum Allah kimseye ailesinin yanında bu duyguyu yaşatmasın.. Onlar aileleri ile bir şekilde hayatlarını sürdürüyor iken bıraksınlar ben de benden maddi beklenti içinde olmayacak Allah izin verirse kimseye muhtaç etmeyecek biri ile hayatımı sürdüreyim istedim. öyle güçlü biri değilim çok şikayetleniyorum Allah affetsin. Kendimi acındırıyor gibi göründüysem kusura bakmayın elimde olmadan çok ayrıntıya takılıyorum.
        Zaman ayırıp sıkıntıma önerilerde bulunduğunuz için size ne kadar teşekkür etsem az Rabbim sizin gibi, iyilerle karşılaştırsın sizi inşallah..
        yanında

        • kitapsever dedi ki:

          Yanınızda sevdikleriniz olsun, ayrılmayın bir ömür inşallah. Bu güzel tavsiyeler bi ömür aklımda kalacak inşallah.

        • Sevgi dedi ki:

          Mitapsever hanim, vircok kisi cok yerinde tavsiyelerde bulunmus eminim hepsininden faydalanirsiniz.
          Bende burada yazdiginiz bir konuya dikkat cekme geregi hissettim. Okudum ama caismiyorum deissiniz, eviligi dusundugunuz bey de bu fikirdemi. Ne okudunuz bilmiyorum ama bazi erkekler evlenecegi kiza ekstra gelir gozuyle de bakiyor ve inanin bazen bunu isin icine girmeden anlayamazsiniz. Lutfen bu kismida cok iyi irdeleyin. Ve anneniz yalniz ve belli olcude size muhtacken onu daha yalniz en azindan gonlu kirik bir halde birakmayacak cozumler dusunun. Ve ven suna cok inanirimki evladin anne babasina hizmeti her zaman karsilik bulur ve hayatinda karsisina cikar.
          Anlattiginiz bey en azindan gelip annenizle tanismali ve gonlunu almaya calismali. Lutfen butun sorumlulugu siz almayin.

          • kitapsever dedi ki:

            Sevgi hanım, bazı erkekler evleneceği kıza ektra gelir gözüyle bakıyor demişsiniz çok haklısınız hatta erkeği geçtim ailelerin çalışan gelin arayışında olmaları beni şu devirde insanların maddiyata bu kadar düşkün olmaları karşısında korkutuyor. Anneme hizmeti elimden geldiğince yapmayı istiyorum ama annem kendi hayatıma bakmamı söyler her seferinde evde olmam onu daha çok üzüyor diyebilirim. Görüştüğüm o insanın eşininin çalışmasını istemediğinden tamamen emin olmuştum çünkü ailesinden diğer kişiler de bayanın çalışmasını uygun görmüyordu. Annem maalesef kendi başına karar verebilecek bir yapıda değil diğer insanların görüşlerinden çok çabuk etkilenir, ben biraz bir an önce aileden uzaklaşma çabası içerisindeydim. Hakkınızda, hakkımızda en hayırlısını nasip etsin inşallah Rabbim.

        • Feyza dedi ki:

          Kitapsever hnm,
          Estagfirullah kendinizi acindirmak, sikayet etmek filan…Boyle seyler hic dusunmeyin, hepimiz etten kemikten insanlariz. Cogumuzun ki ben de dahil, dertlendigi, dua istedigi, bunaldigi ve burada paylastigi zamanlar oldu siz denk gelmediniz. Hepsinden onemlisi ise bizler birbirimizi tanimasak da Islam kardesiyiz ve kardesler birbirinizin huznunu kalbinde hissederler, bilmukabil guzel dualariniz icin.
          Ailelerde yaristirma icgudusu var malesef, anlayabiliyorum. Takmayin demeyecegim, cunku biz insanlarin duygusal ve ruhsal dunyasini sekillendirmede en buyuk etkendir yakin cevremizin ve bilhassa ailemizin bize yasattigi duygu durumlari. Haliyle takiyoruz… O yuzden de size kendinizi kotu hissettiren kisilerin bu tutumunu degistiremiyorsaniz, panzehir niyetine size kendinizi iyi hissettiren kisilerle daha fazla diyalog kurmaya calisin. Bu kendimce bir yontem ve ise yaramistir, cunku yapimiz itibariyla insan olarak sosyal varliklariz ve kendimizi soyutlama gibi bir luksumuz olmuyor ne yazik ki.. Kendinizi iyi hissettiren insanlar ister bir adim mesafede olsun, ister uzakta ve hatta burada farketmez, onlarla iletisimde kaldiginiz surece digerlerinin sozleri sinek viziltisi gibi gelir. Cunku hepimizin guzel seyler duymaya ihtiyaci var ve insan olarak bizler zaten en buyuk hayati hatalarimizi, hissettigimiz bu duygusal bosluk sureclerinde yapiyor, bosluklarimizi bizi daha buyuk bir bosluga surukleyebileceginden emin olamadigimiz kisilerle doldurmaya calisiyoruz. Halbuki bu bir gecis surecidir ve bu duygusal sureci gercek dostlarimizin ve iyi insanlarin destegiyle,duasiyla en az hasarla atlatmayi basarabilirsek sonrasinda duzluge ciktigimizda geride bir enkaz degil, ufak nir sarsintinin telafi edilir dokuntuleri kaldigini gorur onu da elhamdulillah deyip bir cirpida toparlayabiliriz insaallah.
          Fazla gururlu ve kusmesi bol insanlardan ben sahsen oldum olasibir adim geri durmusumdur kitapsever kardesim. Surekli gonlunu hos tutamayabiliriz her insanin, ozur dilemeyi bildigimiz gibi hatali olduguna emin oldugumuz durumlarda insanlik geregi bir adim da onun atmasini bekleyebiliriz, bir iliskiyi devam ettirmek icin karsi tarafin da ozverili davranmasini ve hep esip gurleyen taraf olmak yerine biraz daha mulayim ve sakin dusunup davranmasini arzu edebiliriz hayat bu…
          Herhalde jarsimdakinden ziyade kendi nefsime guvenemedigim icin gururu fazla kisilerden gerek arkadasgerekse es seciminde kacinmis ve daha mutevazi insanlari tercih etmis olmaliyim ve o yuzden problem cok yasamadim. Cunku insanim ve hata yapabilirim, karsimdaki oyle biri olmali ki hata yapip ozur diledigimde bunu yuzume vurmamali, sefkatini esirgememeli, kendinin de bir insan oldugunu ve hatadan munezzeh bir varlik olmadigini unutmus olmamali, kisaca mutevazi olmali ve bir kalemde silip atmaya degil tamire meyilli bir yapisi olmali. Gururu fazla olan kisilerde gordugum bircok konuda haksiz dahi olsalar kendilerini hakli cikaracak ufacik bir sebebe yapisip onun uzerinden sizin hakliliginizi ortbas etmeye calisirlar ve bir noktada hakli dahi olsaniz kendinizi ozur diler bir pozisyonda bulabilirsiniz, sonra bu noktaya nasil geldiginizi kendiniz de anlayamazsiniz cunku bu karsi tarafin gururundan kaynakli ve onun yan urunu olarak ortaya cikmis “manipulasyon” yeteneginin bir sonucudur. Is basa gelip bu karaktere sahip biriyle donulmesi zor bir yola ciktiktan sonra bize dusen sabretmek olsa daisin basindayken bu konu iyi dusunup analiz edilirse daha saglikli bir karara varilabilinir.
          En azindan bu gurur hayatinda ne kadar etkili, kendi yanlislarini gormeye engel bir derecede gurur sozkonusu mu, bunlar bana kalirsa onemli detaylar. Bu konuyu bence iyi degerlendirin ki naif bir insansaniz sonra uzuntu yasamayin.
          Ailenizden kimse anne babaniz gibi olmaz o konuda sizi anlayabiliyorum. Bir yere kadar himaye ederler belki ama yeri gelir oz kardesinizin, abinizin dahi onceligi, sizden once kendi cocuklari olur. Bunu kotu niyetle yapmazlar bilirsiniz, ama bunu biliyor olmaniz da neticeyi degistirmez. Herkes once kendi cocugunu sonra sizi siraya koyarlar, bu hayatin kanunu gibi birsey, bu kanunu ihlal eden siradisiliktaki merhametli ve ozel insanlara da selam olsun. Ekseri boyledir cunku benzer seyleri yasadim ama hic alinmiyorum, dogal tabiki..
          En guzeli bu durumu kabullenip kimseden gosterdiginin uzerinde sefkat beklememek, yani sefkat citasini dusurmek. Cunku butun hayalkirikligi ve yasama dair korkularin altinda yatan en buyuk mutsuzluk sebebimiz beklentilerimiz. Su an annenizin dahi sizi elestirme sebebi beklentisindeki yukseklik ve sizin beklentilerinizle onun beklentileri arasindaki uyusmazlik, ortusmezlik. Halbuki sizi oldugunuz gibi kabul etseler, ne sizi uzecekler ne kendilerini ve psikolojik olarak bu durumu kabullendikleri an gereksiz yere yipranip yiprattiklarini anlayacaklardir. Basaramadigi ya da basaramadiklari, belki de basarmak istemedikleri sey bu, bazi durumlari oldugu gibi kabul etmek ve beklentiler arasindaki farkliliklara saygi duyup hayirlisini dileyebilmek.
          Onlarin ya da sadece annenizin bu dunyevi kariyer, basari vs
          konulardaki beklentisini dusurmesi gerektigi gibi sizin de bu insanlardan citalarinin uzerinde bir sefkat ve anlayis gostermeleri konusundaki beklentinizi dusurmeye calisin kardesim, olmuyorsa olmuyordur. Kalpleri bu kadarina musade ediyordur, kabullenmek disinda bir caremiz yok cunku degistiremeyiz. Biz kinsenin kalbini acip onlarin kalbine sefkat ve sevgi asisi yapamayiz, olanla yetinmek ve bununla mutlu olmak, kendimizi harap etmeden yasama tutunmak zorundayiz. Bu ihtiyacimizi once iman ikinci olarak ilk paragrafta bahsettigim gibi gercek dostlarimizin ve bizi iyi hissettiren insanlarin destegi ile asabiliriz. Gittigimiz yolun dogrulugundan eminsek Allah yeter. Varsin kullari eksik gorsun, bizi oldugumuz gibi seven kullariyla karsilastirsin yeterli.
          Anneniz kadinsi duygusallik ve annelik icgudusuyle etkileniyordur dogal olarak cevresinden ve konusulanlardan. Damat adayinizin bu durumu empati yaparak dusunmesi ve hak vermesi gerekir yani biz ne kadar desek de bosanmis bir erkekle bekar bir hanimin izdivacini normal karsiliyoruz, toplumda bazi tabulari yikmaya yetmez bizim bu nacizane goruslerimiz. Haliyle anneniz de etkileniyordur ama damat kendini sevdirmek icin biraz ifade etmeye calissa kendini ve anneniz sizin gozlerinizden okusa mutlulugunuzu, eminim ikna olacaktir. O zaman da diger aile buyuklerine soz hakki dusmez.
          Namaz kiliyor olmasi cok guzel talibinizin, sizi calistirmak istememesi de cok guzel ozellikler. Yalniz gurur mevzusunu ve onceki evliliginde uzerine dusen vazifeleri yapmamis olma,yani gerekli ozveri ve sabri gostermeden kestirip atma gibi karakterine dair soru isaretleriniz varsa aklinizda, yalnizca namaz kiliyor olmasi yeterli degil bana kalirsa. Karakteriyle ilgili daha fazla ipucu edinip bu ozellikleri hakkinda emin olmadan hele ki onceki yorumumda da degindigim gibi annenizi zor durumda birakacak riskli bir adim atmayin, ozverisins guvenebileceginizden emin olun derim kardesim. Bu ozelliginin yeteri seviyede gelisip gelismemis oldugunu anlayabilmeniz icin de yasadiginiz bu ailenizle olan ikilemli durumda gosterecegi sabir ve ozveri, sizin icin taniyabilme anlaminda altin bir anahtar hukmundedir. Bu imtihani gecmede elinizden ne kadar saglam tutabildigine bakarak taniyabilmis olursunuz insaallah. Her ser gorunen imtihan hayirlara ve bazen hikmetini bilmedigimiz nice mucizelere gebedir, bazen ise ilerde yasayabilecegimiz daha cetin imtihanlarin onunu almamiz icin bir ihtardir intihar yerine. Hayatin bu kavsak noktalarinda bekleyip cok iyi dusunerek ve gozlemleyerek hareket etmemiz icin bu sinyaller kaza yapmamizi engelleyici trafik isiklari hukmundedir kardesim. Biz buralardayiz, bolca okur siddetlice hissederiz sen musterih ol, bir de dua ederiz.
          Selam ve sevgiler.

          • kitapsever dedi ki:

            Feyza hanım ailem erkek çocuklarından bekledikleri gibi benden de çalışmamı kendi ayaklarım üzerinde durmamı istedi beklenti içerisinde olmayıp çevrenin de bekar bayanların evlenmemelerini bir eksiklikmiş gibi görmeleri evlenmek zorunluymuş gibi ya da evlenmemiş olmak arka planda kalmayı zorunlu kılıyor gibi göz korkutmasaydı her bayan ailesinin yanı başında olmak ister bir ömür. Duygusal olarak bi bağlanma söz konusu değilse o durumları düşünmeden söylüyorum. Ben o insanın benim için hiçbir şey göze almayacağını anladım ve daha fazla uzatmadım ama bu devirde erkeklerin ve bazı ailelerin çalışan gelin arayışında olmaları ciddi anlamda ürkütüyor beni.

          • kitapsever dedi ki:

            Yorumunuzu biraz geç fark etmiştim o zaman yazamadım üstteki yorumda da yine aynı aynı şeyleri tekrar etmişim farkında olmadan daha geniş bir zamanda yazmayı planladım tavsiyelerinizin ne kadar yerinde olup benim için değerli olacağını bir kaç cümlesini okuyunca anladım hayatımın daha normale döneceği vakitte açıp açıp okucağımından eminim kişisel gelişim kitabının tamamını okusam bile bu kadar feyiz alıp istifade edeceğimi sanmıyorum. Aile konusunda benzer duygular yaşadık sanırım anne babanın merhametini hiçbir şey tutmaz annem belki mutlu olmam için aldığım kararı istemese bile razı olur ama diğerlerinin karışması biraz ağrıma gitmişti

          • kitapsever dedi ki:

            Aileden annem hariç kimseden bir beklentim yok annemin merhametine büyüsem bile bir ömür muhtacım onu benden esirgemesin istiyorum tabi ki benim de ona olan merhametim ondan daha fazla olsun ona istiyorum bütün evlatlar anne babaya karşı merhamet sahibi olsunlar inşallah.. Kendi ailemde herkes kendi hayatına baksın kimse kimsenin eksiğini kusurunu aramasın düşüncesi içerisindeyim beklenti geçmişte ilgi konusunda yakın gördüklerime zaman zaman yakınırdım onlara hiçbir zaman bunu hissettirmedim bana maddi olarak destek oldukları içim minnet borcu hissettiğim çoğu zaman. Şuan ne maddi ne de manevi hiçbir şey istemiyorum sadece benim düşüncelerime müdahale etmelerini yanlış buluyorum onlar aldıkları kararlarda annelerine birbirlerine danışıp bi sonuca varmadıkları için aynı anlayışı diğer aile bireylerine göstersinler istiyorum göstermediklerinde kusurları, hataları gözüme batıp biraz öfke duymama sebep oluyor ama yansıtmıyorum tabi. O insanın bazı özelliklerini takdir etsem de ailemden de kaynaklanan bazı sıkıntılardan dolayı diğer olumsuz yönlerini düşünmemeye çalıştım. Ailem evlilik konusunda bayanın ısrar etmesini yadırgayıp ayıplıyor tabi böyle olunca çok fazla uzatmak istemedim ve bana karşı turumlarından da çekindim. Kendimizi yanında iyi hissettiğimiz insanlarla görüşmeyi tavsiye etmişsiniz Feyza hanım çok haklısınız, ben de onu yapmaya çalışıyorum kitaplarla haşir neşir olmak bile bi dosta olan ihtiyacı karşılıyor. Bazen ilim noktasında geliştirmek, bi uğraş bi çaba içerisinde olmak, bir şeylerle meşkul olmak bazı olaylar üzerinde çok detaylı düşünmeye fırsat bırakmıyor. çalışma imkanım şuan için yok ama çalışmaya artık ılımlı bakıyorum her ne kadar erkeklerin bulunduğu ortamda çalışmak rahatsız etse de. Rabbim hayırlı bir kapı açar inşallah herkes için. Rabbim imtihan dünyasında imtihanın idrakinde olmayı nasip etsin ve din kardeşinin derdini dinleyen insanlar çıkarsın karşımıza.

          • Feyza dedi ki:

            Kitapsever hanim,
            Yani anladigima gore o beyden ayrildiniz oyle mi? Annenizi iknaya ugrasmadi sanirim, hakkinizda hayirlisi olsun.
            Ailenizin su gorusune katilmiyorum, kizin evlilik icin bastirmasini ayip karsilamalari fikri bana gore yanlis. Dogru bir insan olduguna inandiktan sonra yersiz sebepler yuzunden ailenin araya girip isi bozmasi durumunda bir kiz tabi bastirabilir, fikrini soyleyebilir. Bu bana gore ayip degil,cunku aileler her halukarda hakli olmayabiliyor. Bazen gereksiz ayriliklara da sebebiyet verebiliyorlar.
            Sizin durumunuzda sahsen, sizin anlattiginiz kisisel ozelliklerden yola cikarak ve sizn hassas karakterinizi gozonunde bulundurarak iyi dusunmenizive biraz sinamanizi tavsiye etmistim sonradan pisman olmamaniz icin. Tabi en iyi siz taniyorsunuz o kisiyi, eksisiyle artisiyla ki arti ozellikleri de vardi belki beyefendinin, ama gururun asirisi bir de hatayi hep karsi tarafta arama huyu insani inanin ki yipratiyor bir de aileyi karsiniza alacak olunca iki kere dusunmek gerekebiliyor bazen.
            Insaallah hakkinizda hayirlisi olur kardesim. Insaniz bazen kirildigimizi, alindigimizi, nelere mudahale edilmesinden hoslanmadigimizi da soyleyebiliriz. Ailenizi kirmama adina kendinizden cok odun vermeyin derim cunku saygi gostermek vazifemiz oldugu gibi saugi beklemek de hakkimiz bu hayatta ve bu cevre ailemiz bile olsa. Sahsen hayatimda nelere mudahale edilmesinden hoslanmadigimi acikca soyledigim zamanlar olmustu benim de kendi akrabalarim icerisinde ve bunu soyledikten sonra biraz bozulsalar da, o cizgiyi cekince cizginin diger yaninda daha sakin ve huzurlu yasadigimi hissettim. Cunku uslup kirici olmadigi surece netlik ve acikyureklilik iki taraf icin de zamanla daha saglikli bir iletisime yonelmeyi sagliyor. Iger turlu icinizde biriktirip uzun vadede sabir sinirlariniz zorlanirsa bir anda patlayip yillarin birikimini kusma ihtimalimiz oluyor ki yillardir kirmayayim diye sustugumuz kisileri birikmislik sonucu bir gunde yikabiliyoruz. Bunun yerine azar azar ve net cumlelerle kendinizden cok feragat etmeden, karsi tarafi da incitmeden cizgilerinizi yavas yavas cizebilirseniz yillar icerisinde hem siz cok dolmamis olursunuz, hem de onlar yavas yavas sizi oldugunuz haliyle kabullenmeye baslarlar.
            Insaallah karsiniza cok hayirli insanlar cikar kardesim.
            Icime oyle doguyor, sizin hayirli haberlerinizi insaallah yakin zamanda alacagiz gibi bir his var icimde Allahu a’lem…:)

          • kitapsever dedi ki:

            Feyza hanım;
            Ailelerin evliliklere karşı çıkıp engel olmaları konusunda çok haklısınız maalesef bazı ailelerde erkek çocuklarına daha toleranslı olup söz konusu bayan olunca onun mutluluğu göz önüne pek alınmıyor daha çok hakkımızda bir şey söylenmesin gibi korkulara kapılıyorlar veya sözlerinden çıkılmasın isterler. Evliliği ben biraz aileden kaynaklanan sorunlardan kaçmak ve o insanın bir çok özelliğini uygun bulduğum için istemiştim o insanla şuan görüşmüyoruz fakat ablası ile yakın bir zamanda görüştük bir gelişme şuan için yok ailem de evlenmiş boşanmış çocuğu var demekten vazgeçmiyor maalesef. Hayırlı haberlerinizi inşallah alırız demiştiniz Allah razı olsun en hayırlısı olsun hakkımızda, bu gece kandil duamdasınız inşallah:) Allaha emanet olun.

    • Feyza dedi ki:

      Cumlemizden Irmak hnm, iste hepimiz hepimiz kendi tecrubeler ve gozlemleri isiginda birseyler paylasmaya calisiyoruz. Sizin de soylediginiz seyin gercek bir yuzu var, arastirmaya sevketmissiniz cunku bu gibi durumlar da olabiliyormus, anliyorum. Burada da okumustum bu tarz bir olay. Allah c.c.durust ve iyi isanlarla karsilastirsin cumlemizi her konuda.
      Selamlar…

    • Adem diyelim dedi ki:

      Arkadaşım merhaba.

      Yorumunuzu okudum.
      Bende sizin gibi çok istediğim halde evlenemedim. Yaş otuz’a dayandı.
      Bir kaç bayanla görüştüm fakat olmadı.

      Konuya dönecek olursak, bence bu kişiden aslandan kaçar gibi kaçılmalı.
      Hata yapmayınız. Konu çok yönlü,tek tek açıklamak imkanım yok.

      Bu kişinin sizi gerçekten sevip istediğini düşünmüyorum.
      Lütfen hata yapmayınız. Onca bekar erkek varken, kızlarla gönül eğlendiren tipler tanıyorum. Kendinizi kimseye yem etmeyiniz.

      Selam ve dua ile…

      • Yahya dedi ki:

        Konuya dönecek olursak, bence bu kişiden aslandan kaçar gibi kaçılmalı.
        Neden?

        Bu kişinin sizi gerçekten sevip istediğini düşünmüyorum
        Neden?

        Hata yapmayınız. Konu çok yönlü,tek tek açıklamak imkanım yok.

        Neden?

        • kitapsever dedi ki:

          Abi çok güzel sorular sormuşsunuz. Ben o insanın kötü biri olduğunu düşünmüyorum ve etrafımda evlenmiş yakınlarımın bekar beylerinden daha düzgün özelliklere sahip (yakınlarım eşlerini anlatınca öyle düşünmeme sebep oldu) Ama kaderde yoksa bi mani çıkıyor olumlu özelliklerinin yanında olumsuz özellikleri de vardı tabi ama her insan mükemmel değildir. Hakkımızda hayırlısı inşallah..

    • duck dedi ki:

      kardeşim benim düşüncem simdiki zamanda ve yasamlarda sizin durum esit değil farklı kulvarlarda farklı hızlarda yarışıyorsun.siz ilk defa evlilik yapıcağınız icin karşıyı anlama ve düsüncelerini itrak olamazsınınz siz ilerde evlendiğiniz kişiye once cocugunu yargılayıp basa kakma sonra evlendiğiniz adama sürekli kıyaslama ve sürekli ailenizn haklı oldugunu soylüceksiniz bu evlilik olmaz olması için esit olamanız gereklidir.,
      gün gelir cicim ayları biter gecim ayları baslar
      gün gelir beddua ayları baslar gün gelir siz sürekli begenmediğiniz ailenize gider gider durursunuz.
      cocuk varsa sizin ve aileniiz için sorun ve sıkıntı olucak bir durumdur.bu benim kendi düşüncem insallah yanılıyorumdur.

  32. Abdullah Bir dedi ki:

    KEŞKE KENDİSİNE “MÜSLÜMAN” DİYEN BEKAR KIZLARIMIZI BU YAZİDA Kİ KIZ KADAR DÜRÜST OLSALAR…

    GÜZELLİK PARA ETMEZ..
    Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan’ın CEO’su James Dimon’un, zengin koca avcısı bir kızın kendisine attığı bir e-mail’e verdiği cevap…

    “Sayın Morgan,

    Sizinle dürüst olacağım… Bu yıl 25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. Yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum. Aç gözlü olduğumu düşünebilirsiniz fakat New York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor.

    Çok şey istemiyorum. Bu sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan biri var mı? Hepiniz evli misiniz? Sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?

    Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil. Size alçak gönüllülükle soruyorum:

    1) Zengin bekarlar nerede takılır? (Lütfen bar, restaurant, spor salonu, kulüp, vs… gibi mekanların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız.)

    2) Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım?

    3) Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Bir kaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebiliyorlar.

    4) Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım ?

    Bayan Güzel”

    Cevap:

    “Sevgili Bayan Güzel,
    Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız var. Lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.

    Bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. Nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin… Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek: A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz.

    Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.

    Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. Şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.

    Bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?

    Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm.

    Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek…

    Kolay gelsin.
    İmza
    J.P. Morgan . . .

    • Turgut dedi ki:

      ozaman neymiş Abdullah bey neyzen tevfikin dediği gibi
      “Yansın karıların alayı; su veren itfaiyenin hortumunu ….” 🙂

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Evlisi bekarı fark etmiyor.

        Erkekler parası kadar söz ve huzur sahibi, yakışıklı, saygin, adam ve ERKEK lik yapabilir.

        Yapmacik veya gerçek, Helal veya haram fark etmez

        Para yoksa saygınlık da yok, huzur da yok, cinsellik de…

        SONUÇ…

        Her erkek parası kadar ERKEK…

  33. meliodas dedi ki:

    Merhaba arkadaşlar size bir şey danışacağım.

    Bende sizler gibi boşandım ve boşanalı 2.5 yıl oldu. Bu evliliğimdem 4 yaşında bir oğlum 3 yaşındada bir kızım var. Ve ben evli kaldığım süre içinde hep ayrı yaşadık çocuklarımı nerdeyse hiç görmedim topu topu 10 defa gördüm. Şimdi bu çocuklar büyüdüklerinde babalarını yani beni arar sorarlar mı?
    Başından böyle bir durum geçen var mı?

    • Yahya dedi ki:

      Bırak gitsinler, dönerlerse senindir, dönmezlerse zaten hiç senin olmamışlardır!

      • AbdulGafur dedi ki:

        “Bırak gitsinler, dönerlerse senindir, dönmezlerse zaten hiç senin olmamışlardır!”

        bu ifadeyi kullanabilen birine aslında cevap yazılmaz ama…

        Mal mı bunlar?

        Bırak gitsin ne demek?

        Birde kendimizi islama nispet ediyoruz. Biz müslümanlardanız diyerek.
        Aslında böyle dememiz gerekirken, biz daha iddialı bir ifade kullanıyoruz. ben müslümanım diyerek.

        Yani kendimizi islama nispet etmiyoruz da islamı kendimize nispet ediyoruz.

        Evlenmeye niyet edenler, evli olanlar….

        Önce cinsiyetinize göre üzerinize farz olan evlilik ve çocuklarla ilgili ilmihal bilginizi öğrenin ondan sonra burada sorduğunuz birçok soruyu sormak zorunda kalmayacaksınız emin olabilirsiniz.

        sorulan sorularada böyle işkembeyi kübra dan nefs ten geldiği şekilde değil islama uygun şekilde cevap verirsiniz.

        Bir araştırın bakalım, islamın hangi kaynağında size zulm edilerek çocuklarınızdan kopartılırsanız onların birgün size dönmesini beklemeniz ile ilgili bir bilgi bulacaksınız,

        onlar birgün size dönerse hoşgeldiniz diyeceksiniz. Dönmezlerse sırtınızı döneceksiniz öylemi?

        Yani Rabbim hep başkalarını imtihan ediyor değil mi?
        Biz imtihana tabii değiliz.

        Hep başkaları ilk adımı atacak onlar bizi arayacak, soracak,
        bizde lütfen yani…Eh gelmişler kapımıza kadar bu mudur?

        Ne diyeyim…

        Rabbim Hayır üzere hepimizin yar ve yardımcısı olsun inşaallah…

        Soruyu soran arkadaşa

        Sen evlatlarına ulaşmak ve iletişimi kesmemek için elinden gelen tüm gayreti göster, sen kendi yaptıklarından sorumlusun, onlarda kendi yaptıklarından.
        Rabbim herkesin hesabını görecek. Onlar sana dönmeseler bile
        Sen Rabbimin sana vermiş olduğu sorumluluğu yerine getirirsen ve üzerine düşen imtihanı kazanmaya çalışırsan mutlaka Rabbimden karşılığını alırsın. Biz Hayır üzere mücadele ile sorumluyuz, sonuç ile değil, yani kazanıp kaybetme Rabbimin takdiri….

        Selam ve Dua ile…

        • Abdullah Bir dedi ki:

          ABDULGAFUR’a…

          Üzerine mukaddime yazdığın sözlerin muhatabı direkt sen olmadığın halde neden kırmızı görmüş Boğa gibi Yahya beye saldiriyorsun?

          Bir taraftan Nefise uymaktan, işkembeyi kubradan bahsederken diğer taraftan da sanki kendin Çok takvalı bir Müslüman mış gibi ahkam kesiyorsun.

          Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol.

          Ayrıca, bende Yahya bey gibi düşünüyorum. Belli bir çaba ve zaman harcadiktan sonra da Gidene DUR, gelene de GELME denilmez.

          Çünkü anne ve baba hariç,.karı ve evlat(lar) dahil hiç kimse alternatifsiz, değildir.

          Allah’ın arzı, nimetleri ve alternatifleri sınırsızdır.

          Allah, kocası ve babası olan erkeğin kıymetini bilmeyen, O’na nankörlük eden kadının ve evladın yerine onlardan daha iyi ve hayırlı kadın ve evlatlar nasip eder.

          Anladın mı Gafur?.

          • Turgut dedi ki:

            “Bırak gitsinler, dönerlerse senindir, dönmezlerse zaten hiç senin olmamışlardır!”

            söz güzel, gafur efendi nezafet ve sanattan anlamıyor Abdullah abicim kendini boşa yorma,
            ne yapacaktık Gafur efendi gidenin peşinden gidip kafasına mı sıkacaktık zorla geri dön diye; sonra adliye koridorlarında ananın adı babanın adı doğum tarihin. min 30 yıl.

            Gafur efendi, kafam güzel yanlış anlamış olabilirim. evlenmek farz değil, sünnet, farza yakın sünnet benzetme side olmaz, çünkü sen bütün farzları yapmakla mükellefsin, ancak bütün sünnetleri yapmayabilirsin, yaparsan güzel yapmazsan günah yok, sanki sünnetlerin bir kısmını yapmayınca kafir olunuyor gibi bir hava yaratılıyor son zamanlarda, Peygamberimiz (S.A.V.) sünnetleri tabii tartışılmaz, ancak her mümin bazı şeylere efendimiz (S.A.V.) gibi güç yetiremeyebilir. çünkü nebi ve resuller Allah (C.C.) tarafından muhafaza altında tutulur. bu zamanda birileri çıkıp ben resulullah(S.A.V.) gibi yaşayacam diyor. Bende kendilerine acıyarak gülüyorum. diyorum ki ” sen kim Peygamber gibi yaşamak kim”

          • Yahya dedi ki:

            Abdullah Bir abime:

            Babanın evlatları üzerinde hakkı olduğu gibi, evlatlarına karşı vazifeleri de vardır. Bu diğer bir deyişle; evladın baba üzerindeki hakkıdır.
            Detaylarını bildiğiniz üzere, özetle;
            Evladına güzel/iyi isim vermek,
            İslam terbiyesiyle ve ahlakıyla yetiştirmek,
            Helal rızık ile beslemek,
            Ona dinini öğretmek,
            Vakti geldiğinde salih/saliha insan ile evlendirmek,

            Ancak mevcut (…) kanunlar neticesinde; babaların evlatlarından koparılması ve bir grup anne tarafından evlatların babalarına karşı silah gibi veya terbiye aracı gibi kullanılması, veya babaların … dalaşmaktansa çalıyı dolaşmayı tercih etmesi sebebiyle;
            Rabbimizin biz babalara emretmiş olduğu vazifeleri maalesef hakkıyla yerine getirememekteyiz.

            Hesap günü, bu zulmün müsebbiplerinden davacı olacağımı şimdiden belirteyim.

            Rabbim hem bizleri, hem de evlatlarımızı doğru yoldan ayırmasın, hidayet eylesin, imtihanımızı kolaylaştırsın ve karşımıza hayırlı insanlar çıkarsın. (amin)

            Selam ve dua ile…

        • Aadem dedi ki:

          Sayin gafur
          Yahya bey doğruyu söylüyor. Sende aklinsira islami örnekler göstererek yahya beyi suçlamaya çalışıyorsun. Yazdıkların kendi içinde celisiyor zaten.yahya beyin yazdığını senin gibi yorumlayan ya kötü niyetlidir yada:(

        • Yahya dedi ki:

          Abdullah bir abime Allah razı olsun.

          niçin böyle bir cevap yazdığımı şöyle izah edeyim:

          1. “meliodas”in anlayabileceği dilden yazmak istedim.

          2. dini hassasiyeti olan bir kişinin bu “lakabı” kullanması zaten başlı başına sıkıntılıdır.

          3. özellikle halk arasında kullanılan ; hem insanları tebessüme hem de düşünceye(!) sevk edebilen bir tabirdir.
          3.1. Halk arasında bu tabir insanlara atfen kullanılır!

          4. Üstad Kadir M. bir hatırasını anlatır: “İstanbul Kuleli’de kıymetli bir arazisi varmış. Tapu ihtilafı yüzünden yıllarca askeriyle, hukuki olarak mücadele etmiş ve her şey aleyhine tecelli eder. Artık sonunda, bu mülkü veren de Allah, alan da Allah der, ve kalbinden bu mülkü siler atar ve yüzüne de bakmaz. Her nasıl olduysa, bu ihtilaflı olay bir şekilde çözülür ve kendisine bu mülk gerisin geriye gelir.” Hocalarımızın da hep söylediği gibi, siz kalbinizi neyle meşgul ederseniz onunla imtihan olunursunuz.

          • Abdullah Bir dedi ki:

            “7 büyük günahın KAPTANI’nın da imtihanı elbetteki kendisinin yedi büyük günahından birisi olan KADIN ile olacaktır” diyorsun yani Yahya kardeşim. 🙂

            Doğru diyorsun…

  34. Abdullah Bir dedi ki:

    FEMİNAZİLER’e, MODERN YOBAZLAR’a, FATMA ŞAHİN’e, MOR VATI’ya MÜJDE….

    Köpeğe Nafaka…

    Sözde halkının %99 u Müslüman olan ülkemde sonunda buda oldu.

    Ve ben artık ülkemin geleceği ile ilgili olarak iyiden iyiye UMUDUMU YİTİRDİM.

    Tek dayanağım Rabbimizin bize affı, mafireti ve rahmeti ile muamele etmesi. Rabbim de bizden yüz cevirir ise bu milleti ve devleti zalimlerin elinden kimse kurtaramaz.

    Ey Allah’ım içimizde ki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme. (Amin)

    Haberin detayı:

    İzmir’de 5 yıldır evli olan çift anlaşamadıkları için boşandı. İşin dikkat çekici tarafı, çiftin köpeği Papyon’un kimde kalacağıydı… Papyon’un da zihinsel sağlığı düşünülerek kararını veren mahkeme, köpeği kadına verdi.

    Ayda 2 hafta sonu
    Çiftin birlikte sahiplendikleri ‘Papyon’ adlı köpek, kadına verilirken erkeğin köpeği görebilmesi için ayda 2 hafta sonu verilmesine karar verildi.

    200 lira ‘nafaka’
    Ayrıca İ.Y.’nin eski karısına köpeğin bakımı için aylık 200 lirayı ödemesine de hükmedildi. Gerekçeli kararda birinden yoksun kalmasının köpeği de olumsuz etkileyeceği göz önünde bulundurduğu belirtildi.

    https://www.yeniakit.com.tr/haber/bosanma-davasinda-kopege-nafaka-her-ay-200-tl-524924.html

  35. sıradan kul dedi ki:

    maalesef aynı durumbenzeri ben de yaşadım beş ay oldu. ancak ben evi ona ve iki oğlumuza bıraktım. ben ilahiyat mezunu din öğretmeni o başörtülü bir hemşire. beş aydır yuvayı kurtarmak için tırmalıyorum hanımefendi genç ergen havasında. yaş olmuş kırkbeş yirmi yıllık evliliği 15 dakikikada bitirdi yalvarıp yakardım. ihanet alkol şiddet asla yok. tek sebep ondaki mantalite değişimi ve benim ayak uydurmamam. modern zihniyete göre aile daha doğrusu şirket ortaklığı istedi ve direndim. saygı olmayınca onda ben de doğal olarak sevemedim. hep onurum zedelendi. benim de çok çok hatalarım elbette oldu ama hiçbir zaman bir hakem önünde yargılanmayı kabul etmedi ve hala ailesi dahil hiçkimseye konuşmuyor. tespit ettiğim en önemli karakteristik özelliği kin inat ve kibir. ilerde bu yaptığımın yanlış olduğunu anlasam bile asla kabul etmeyeceğim yanlış olduğunu şu an ben kendi özgürlüğümden başka kimseyi düşünmem vs. tarzında konuşuyor. çevresindeki evli bayanlara bile boşanmanın özgürlük olduğunu rahatlık olduğunu salık vermeye başladı. dedim ki acaba klendi fikrinin yanlış olma ihtimalini hiç düşündün mü. asla dedi. evet bu ülkede erkek zulüm altında özellikle belli hassasiyetleri olan dindar erkekler imanlı görünen ancak egosunu ilah edinmiş bayanların zulmü altında. rabbim burunlarını sürtsün. bunlara bu fırsatı güya pozitif ayrımcılık diye verenleri de hem dünyada hem ahirette perişan etsin. yirmi yıllık yuvam emeğim iki çocuğum hiç uğruna gitti. iki oğlum artık annenin verdiği sınırsız özgürlükle beş aydır hiç arayıp sormuyorlar. sadece para lazımsa kapımı çalıyorlar. tek suçum merhametli adaletli olmak. keşke konuşsa da onu da dinlese insanlar. sağolsun onun sayesinde tüm örtülü kadınlara hatta inançlı denen kadınlara karşı artık mesafeliyim. ben anladım ki bu ülkedeki dindarlık denen uyduruk din insanları özellikle kadınları aptallaştırıyor. egosunun kölesi yapıyor. başındaki bir metrelik piere cardin paçavrasından dolayı kendini evliya ve cennetlik sanıyor. eğer bu halleriyle bunlar cennete girecekse ben o cenneti hak etsem de istemiyorum. tabi neyi hakettiğimizi rab teala bilir. isyanım başkaldırım bu düzene bu anlayışa bu aile düşmanı sisteme. insan olmaktan ailemize sahip çıkmaktan başka ne günahımız vardı.

  36. Çözümsüz dedi ki:

    Aynı durumun farklı bir şeklini bende yaşıyorum karım çocukları aldı ve sığınma evine yerleşti ve bir sürü yalanlar ile yerleşti herkese beni olmadığım gibi anlatıyor bir aydır sığınma evinde

  37. mete han MGTOW dedi ki:

    Evlenen bir erkekten daha ahmak olan var mıdır merak ediyorum.

  38. Hmm dedi ki:

    Butun yazini okudum! Bu yazida bellidirki niyyet ilk once Bakan Fatma Sahinin ileri surduyu kanunu kotulemekdir!
    Sonra bu adam kimi konusan cok var!! Orada deyirki bunu itiraf etmem lazim bir tokat atdim bunu solemeliyim cunki adaletli buriyim hep karsi tarafi kotuleyemem!! Zirt!! Emin olun o adam nerdeyse her gun karisina tekme tokat dayak atir!! Deyirki kadinin bogazini kesecekmisde ama dusunmus iceride altinlari var cocuklari o uzden yapmamis!! Bizde bunu yedik!!! Inanin o defalarca belkide bicagi almisdir kadini tehdid etmisdir!!!
    Hic bir kadin birak insan ne olursa olsun tokadi hakk etmez!!! Sonucda mecbur deyil seninle beraber zorla yasamaya!!! Kadin demiski gidecek yerim yok simdi o uzden gidemem demis, buda demiski ha sole dogruyu sole gozumun yagin ye..) sen kadina insan kimi davran goz yagin lazim deyil!!!! 17 yildir evliymisde kadinin basina boyani bu sururmusde sanki dunyalari yaratmis..! Yok gelsin hele onuda etme!!.. tabiki edeceksin!! Madem para yok kuafore gitmeye sonra kendi karini gorub cirkin deyib baska kadinlarin arkasina bakacagina mecbursun en azindan bunu etmeye.. nasilli para yok diye kendine yeni elbiseler almaya karin yuyub utuliyur dikir yeni edir sende onlari edeceksin!!! Minnet yapmana kendine alkis almak icin calismana gerek yok!!! Nafaka vermemek icin, evde bulasigini camasirini utunu yemeyini temizliyini yapacak biri olmayacak o uzden bosanmak istemeyen ve cocuklari ile ayni evde olsun diye bisanmak istemeyen erkekler bisuna direnmeyin cunki sonuc kotu olur!!! Hep oyledir dahada buyuyur meseleler

  39. mücahit dedi ki:

    Ben bu boşanma konusunda, kişi planından yola çıkarak boşanma olgusunu biraz genişletmek istiyorum. maalesef ülkemizde hepimizin bildiği 20 yıl öncesine göre boşanma olayları artık incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden artmış durumda. burada insanların egosunun boş yere şişirilmesi, erkek ve kadınların fıtratına ters bir hayat şeklinin özendirilmesi, eğitimin tamamen yozlaşarak maneviyattan koparılması( gerçi hiçbir zaman gerçek, fıtrata uygun ,maneviyata uygun bir eğitim göremedik) neyse burada örneğe geçmek istiyorum: aile danışmanının ve sunucunun bulunduğu Bir televizyon kanalına adam biri telefon etti. 45 li yaşlarını geçmekte olan bir adam olduğu anlaşılmakta , karısı da aynı yaşlarda herhalde, çocukları da varmış anlaşılan . Sonra adam şunu söyledi ; ben içeri geldiğimde karım güzel elbiselerle beni karşılamıyor, yatak odasında kabare kızı gibi olmuyor falan filan gibi. neyse kişilerin birbirlerine davranışları bizi ilgilendirmez. burada benim dikkatimi çeken şey: telefondaki adam bunları anlatırken programın sunucusu birden bağırarak lafa girdi ve şöyle dedi: ” size hitap etmiyorsa boşayın gitsin ” bunu öyle rahat söyledi ki şaşırdım. işte Türkiye nin bence en büyük problemi olan boşanma konusunun neden bu kadar ayağa düştüğünü biraz anlar gibi oldum. tabi burada danışman hemen müdahale ederek, boşan dememesi gerektiği konusunda sunucuyu uyardı. Burada farkına varılmayan ama insanların ağzında sakız gibi çiğnediği boşanma olayının ne denli kolay söylenir olduğunu anlamış olduk. burada bir parantez açarak şunu söyleyelim ; Televizyonlarda çıkan , sohbet eden bir sürü Sarıklı Cüppeli hocanın bu boşanma konusunda insanların hiçbir zaman boşanmayı düşünmemesi gerektiğini ( delirmek , dinden çıkmak vb. bunun gibi bir kaç hayati mesele dışında) kadın olsun erkek olsun ömrünün sonuna kadar evlilik konusunda lakayıd davranmaması gerektiği, her şeyin sabır sonucu eninde sonunda selamete çıkacağı yönünde , yıkıcı değil yapıcı olması gerektiği yönünde beyanlarını devamlı duydum. şimdi kim daha faydalı bu konuda siz karar verin. ama bu boşanma konusuna örnekteki kişi den yola çıkarak toplum penceresinden bakalım: sunucunun demesine göre, bu adam 45 inden sonra karısı cilve yapmadı diye, boşanacak sonra kendisine cilvelenecek başka kadınlar , kapının önünde dizilmiş te bu adamla evlenmek için sıra bekliyorlar olacak. yani sunucuya göre problemi 10 dakikada halledecek. ne demek istediğim anlaşıldı herhalde. şimdi bu konuya toplum ve devlet planında bakarsak: Türkiye de yılda otalama 600- 650 bin kişi evleniyor 120 – 130 bin kişi boşanıyor bunlar son 10 ,15 yıldaki rakamlardır. boşanma konusunda eskiden bu sayı 10 – 20 bin kişilerde idi. buda bir ülke açısında sorun teşkil etmeyecek seviyedeydi. yani sayı boşanmalarda son 25 yılda 10 kat artmış durumda. şimdi herkes ne var bunda ne olacak diye düşünebilir. ama bu işin acısı şimdi değil 20 – 25 yıl sonra ortaya çıkacak , o zaman Türkiye bu büyüyen problemi nasıl aşacak. bu yıllık boşanan ortalama 110 bin kişi bu gün yaklaşık 25,30,40 lı yaşlarda ama 20 , 25 , 30 yıl sonra bunlar 50 , 60 , 70 yaşlarında olacak ve her sene bu sayıya 110 kişi eklendiğini hesap edin . o yıllar geldiğinde bu insanların etrafında gülen oynayan arkadaşları ve çevresi olmayacak, bu sayının bir çoğu da çoluk çocuk sahibi olmadığından zor zamanlarında yanlarında olacak kimse olmayacak , devlet şimdi yaşları 65 , 75 olanlarla ilgileniyor bu kişiler gençken Türkiye de boşanma şimdikine göre yok denecek kadar azdı. şimdiki günler o zamanların bakiyesi , ama bu zamanların bakiyesi olacak 30 yıl sonrasını devlet olarak siz düşünün. bu iş pkk meselesin dende , yasa dışı örgütler meselesin dende, Türkiye de (çoğunun hiçbir işe yaramadığı) harıl harıl okul açma sevdasın dan da, dolar kurundan da, yerli arabadan da daha önemli bir konudur. ama bizim ülkemizde bu işin pek farkına varılmıyor. Avrupayı örnek alan siyaset bu konuda biraz araştırsın. bizim 1990 dan sonra başımıza gelen bozulma Avrupa nın başına 1970 de geldi şimdi bu bozulmanın meyvelerini toplamaya başladılar, böyle giderse 20 yıl sonra bizde bu bozulmanın meyvelerini toplamaya başlayacağız. o zaman devlet bu problemin altından kalkabilir mi bilemem. çünkü şimdi gününü gün eden sudan sebeple boşanıp yalnızlığı seçen birinin anası babası elbet ölecek , şimdi yanında olanlar o zaman yanında olmayacak , hastalık olacak , muhtaçlık olacak, yalnızlık olacak bu örnekleri çoğaltabiliriz geride büyüttüğü kendileriyle ilgilenecek birileri olmayınca olsa bile parçalanmış bir ailede ne denli sağlıklı ilişkiler olacak ( burada istisnaları saymıyorum resmim büyük tarafına bakıyoruz) bu kişilerin hali ne olacak , bu devran böyle gitmez, bu teker hep böyle dönmez, zamanın ne getireceği hiç belli olmaz, ve şurası gerçek ki insan kendi eliyle kendine ne hak ettirdiyse onu bulur. şimdi aklını başına almayanın eninde sonu da aklı başına gelir , ama bu gelme çok büyük acı ve pişmanlık içinde olur. benim bu anlattıklarım her kesin içinde olan ama bir türlü göremediği gerçeklerin ta kendisidir. artık zamanı geri alamayacağımıza göre tarihleri 1988 , 1989 yapamayacağımıza göre bundan sonra ne yapılabilire bakmak gerekir. bence : insanların cinsiyet esaslarına göre , ALLAH ın yarattığı fıtrat üzere , egolardan arındırılmış bir biçimde bu konunun üzerine düşülmeli, bu hangi kanallarla olur sa o yollar seçilmeli. mesela: medya , ilk okul veya orta okul seviyesinde eğitim, devletin bu yönde politikalar geliştirmesi, kadını kadın görerek ,erkeği erkek görerek , klişe söz ve eylemlerin peşine düşmeden, hakiki bir biçimde ele alarak mı olur, devletin bileceği iş bu artık. Gerçi bu sorunu cevabı çok açık :Kuran ve Sünnete sarılmak, gerisi işin zor tarafı olur. Keşke benim bu söylediğimin geçerli olduğu bir düzen olsada, bizde hiç bu problemlerle uğraşmasak. selam ve dua ile

  40. m dedi ki:

    YOKSULLUK NAFAKASI, 3000TL GELİRİ OLAN KADINA 600 TL YOKSULLUK NAFAKASI.
    ADAMIN GELİRİ 2.400 TL İKEN.
    BU ŞARTLARDA İSTERSENİZ EVLENİN İSTER BEKAR YAŞAYIN

    • Lale dedi ki:

      Bunların şehir efsanesi
      Hiçbir mahkeme böyle karar vermez
      Verdiyse kadın gelirini gizlemeyi başarmıştır
      Gelir gizleme işini erkekler zaten yapıyor
      Ya da çocuğa verilecek nafaka olabilir
      600 tl yi bir çocuğa çok görmemek lazım
      Insan çocuğuna bakmayacaksa boşandıktan sonra ilgilenmeyecekse niye çocuk dünyaya
      aynı evde yaşasa çocuğun bundan daha fazla masraf

      • Lale dedi ki:

        2400 tl alan bir baba aynı evde yaşasa çocuğuna 600 tl den daha mi az masraf yapar yoksa daha çok mu
        Biraz erkeklerin paraya ve çocuğa bakış acılarını değiştirmeleri gerek
        kadınlar sürekli itham ediliyor
        Benim avukatın da erkek olmasına ragmen şunu söylüyor
        Erkeğin canını işte parasını isteme
        Nafaka öderken canından can gider diyor
        Isteniyor ki kadın çocuğunu alsın gitsin kimseden bir hak talep etmesin. O zaman gayrı mesrudan ne farkı kalır

        • Adamın biri dedi ki:

          Yoksulluk nafakası ile çocuk için ödenen nafaka aynı şeyler mi hanımefendi, ayrıca ben anlamıyorum erkekten 600 TL almak demek kadın da çalışıyorsa onun da o zaman 600 vermesi gerekirse toplam 1200 neredeyse asgari ücret yapıyor, bir çocuk aylık bu kadar masraf oluyorsa asgari ücretli aileler nasıl geçiniyor ben anlamadım, benim ailem kesinlikle benim için (günümüz kuruna endekslersek ) bu kadar masraf yapmamıştır, ama elhamdülillah hiçbir şeyimi de eksik etmemişlerdir, dediğinizde haklısınız insan çocuğundan para esirgememeli ama erkekler zaten çocuğa değil eski eşe ödenen nafakadan muzdaripler.

          Son olarak lütfen erkekler şöyle falan diyerek genelleyici yorumlar yapmayın, aynısını sizin yorumunuzdan yola çıkarak biz yapsak kadınlar şöyle böyle desek hoşunuza gider mi?

          • Lale dedi ki:

            Bizim çocukluğumuz farklı çocukken ülkemiz gelişmemiş bir ülkeydi o kadar biliniyordu
            Son dönemde bilgi düzeyi arttı o yüzden ailelerin çocuk sayısı azaldı
            Daha iyi beslenen çocuk kesinlikle daha uzun ve daha zeki
            olur biz de çocukken daha iyi şartlarda yaşasaydık bizin için bazı şeyler farklı olurdu konu burda bu değil
            Bakın kendimden örnek vereyim eşim çocuğuma beni evden kovdu
            Evlenirken esimio sıkıntıya sokmamak için evin eşyalarının dörtte ucunu ben aldım
            Çünkü adam dedi ki birikimim yok benim dedi
            Ben de ıyi bir işi mesleği olduğu için sorun etmedim.
            Evden ayrıldım eşyalarımı iade etmedi bir de ailesini getirip eşyalarımın üstüne yerleştiler
            Benim arkamda ailem olmasa kucakta bebekte nereye gidecektim
            Ev tutmak için emlakçıya para vereceksin
            Depozito komisyon ve ilk kirayı vereceksin
            Yeniden ev eşyası almam
            gerekiyor istanbul şartlarında 10000 liraya yakın para cepte hazır olmalı e ben ücretsiz izinde napacaktim
            Şimdilik aile yanına sığındım ana yakında evden ayrılmak zorundayım
            Use başlayınca ya bakıcı bulucam ya kreşe
            vericem
            Her kadın bu kadar masrafın altından kalkamaz
            geçenlerde mehmet altuğ ne dedi kadınların geleceği erkeginvicdanina bırakılamaz dedi
            Kadının adamdan çocuğu yoksa ömür boyu nafaka almasın
            Ama çocuk varsa ömür boyu alsın
            Çünkü onur türlü kadini evlenmeye mecbur birakmis oluyorsun
            Çocuk üvey babayla yaşamış
            oluyor
            Veya kadın gayrimeşru yollara sapabilir
            Anneyi ne kadar rahat yaşarırsanız çocuk da o kadar rahat eder güvende yasar
            Benim de erkek çocuğum
            Ilerde evlenmek isterse hiç acele erteleyeceğim 2 3 yıl iyice tanışın
            Evlendikten sonra hemen baba olmasın bence 40 li yaşlara baba olmak ertelenebilir annelik de ertelenebilir
            Obur türlü sonuçlarına katlanilacak

        • Aadem dedi ki:

          Bayan lale,
          Babaya en kıymetli hazinesini yani çocuğunu verin yeter.nafakanizda avukatinizda sizin olsun.siz kadınlardan gelecek bir kuruşa dahi ihtiyacımız yok.paranizda bedeninizde siz kadınların olsun.lanet olsun kadından gelecek menfaate.bir erkek kendini üç kuruşa satmaz.nedir siz kadınların para derdi.varsa yoksa para para para.

          Gayrimeşru anlayışınız bir garip.demekki çocuğunuzun meşru veya gayrimeşru olması babasının çocuğa para ödeyip ödenmesine bağlı.Yani çocuğunuzun babası cocuk için para vermezse çocuğunuzun gayrimeşru çocuktan farkı kalmaz öyle mi? Bu nasıl bir anlayıştır.Demekki kadınlar hep şöyle düşünüyor.BABASİ TARAFİNDAN NAFAKA ODENMEYEN COCUK GAYRİMEŞRU’dur.YAZIKLAR OLSUN.
          Ayrıca para için kendisini gayrimeşru olarak zenginlere sunan kadınlar meşru mu sizin anlayışınıza göre.cunku bedenini paralı erkeklere sunan kadınlar hakkını (parasını) erkekten talep ediyor.

          Kadın çocuğunu alsın gitsin diyorsunuz.Cocuk sadece senin mi.cocuk sana ait olan bir eşyamı,kendi babanın evindenmi getirdin, babandan miras mi kaldı, yoksa çocuk eşininizden degilmiki çocuğu alıp gidiyorsunuz.biz Yahudi degiliz.soy anneye değil babaya bağlıdır Müslümanlıkta.madem öyle çocuğu babasına bırakın nereye gidiyorsanız gidin , bir kuruşta para istemiyoruz sizden.

          • adem dedi ki:

            islamiyette nesebi bağ işlerine gelmeyeip yahudilikte olan bu nesep durumundan hoşnut olan kadınlar gitsinler Yahudi olsunlar. biz islamiyetten de memnunuz. islami nesebimizd3n de. olmayanlarla işimiz ve meselemiz var. hem erkek hem kadınlarla

          • Adalet Anlayışı dedi ki:

            Erkeklerin hepsi şöyle der çocuğu bana ver senden nafaka hiçbirşey istemiyorum yolun açık olsun der. Kadın ise, hayır çocuk bende kalacak nafakayıda talep edecem der.

            Vallahi kadınlara yoksulluk nafakası kalksa kocalarının ayaklarını yıkar bir çoğu boşanmamak için. Gerçi şimdiki kadınlar erkeklerden daha zeki işi gici maddi durumu iyi olanla evleniyor sonrada evlillik birliğinin temelinden sarsılması diye bir dava açıyor boşanıyor maaşı kapıyor.

          • Nazmican dedi ki:

            Bayan Lale
            Bu düşüncelerin için seni suçlamıyorum. Malesef ülkemizdeki sistem sen ve senin gibi kişilikleri oturmamışları bu hale getiriyor. Dinimizde cennet, annelerin ayakları altındadır diyor ama ANNE kelimesi sadece çocuklarına vermiş olduğu emek yada hizmetleri için değil. Zaten senin kafayı yaşayanlar dinimizde bahsedilen ANNE olmazlar.

      • Yahya dedi ki:

        Veriyor Lale hanım veriyor… bilmeden öğrenmeden yazmayınız.
        madem avukatınız var sorunuz kendisine…
        ayrıca çocuğa verilecek nafakaya iştirak nafakası deniliyor.
        boşandıktan sonra kadına ödenen nafakaya ise yoksulluk nafakası deniyor!

        başka bir yorumunuzda, kendinizden örnek vererek ‘nafaka’ hakkında atıp tutmuşsunuz…
        islam hukukunda boşanmada iddet beklenir, iddet beklenirken kadın evinden çıkarılmaz ve nafakası karşılanır. iddet süresi bitti mi kadın artık serbesttir ve nafaka alamaz. kadın kanun zoruyla kocasından nafaka alır, alır ama haramdır!
        yine çocuk babanın himayesinde ve bakımındadır, teferruatlarına girmeden: eğer çocuk annenin bakımına muhtaç ise, baba çocuğun iaşesini karşılamak ve anneye bakım ücreti vermek zorundadır. buna hidane denir ve çocukların cinsiyetine/yaşına göre değişir…

        bu mevzular kapsamlı ve detaylıdır. “bence”lerle olmaz.!

        bu arada demişsiniz, babası bakmıyor… o zaman çocuğu verirsiniz babasına, bakar! bakmıyor mu? o zaman mahkemeye gider, kanuni hakkınızı kullanırsınız!

        • Lale dedi ki:

          Vicdanlı ahlaklı olsa verirdim ama yaz tatilinde bile olsa verme ihtimali beni korkutuyor çünkü adam şiddet eğilimli
          Akıllı birisi 3. Şahıslara asla belli etmiyor.Mahkemede bunu dile getiremedim adam çirkef çünkü
          Bebeğime herkesin yanında sevgi gosteriyordu
          Kimse yokken minicik bebeğe bağırıyordu
          Boşanarak en çok çocuğumu kurtardigima seviniyorum.
          Çocuk olana kadar gerçek yüzünü tanıyamadım.

          • Aadem dedi ki:

            Bayan lale,
            Anlattiginiz hikayeler hiiiçç inandırıcı gelmiyor.klasik FEMİNİST KADIN ağzı.
            İŞTE YALANLAR:
            VİCDANSİZ BABA VİCDANLI ANNE
            ŞİDDETÇİ BABA MELEK ANNE
            ÇİRKEF BABA DÜRÜST ANNE
            BENCİL BABA FEDEKAR ANNE,

            Artık bu türden tanımlamalar değer görmüyor. Çünkü gerçekte gördüklerimiz şunlar,
            İŞTE GERÇEKLER:

            ÇOCUKLARINI ÖLDÜREN ANNE ÇOCUKLARI İCİN ÖLEN BABA,
            ÇOCUKLARI DÖVEN ANNE ÇOCUKLARI KORUYAN BABA,
            ÇİRKEF ANNE, İFTİRACI ANNE DURUST BABA,
            ÇOCUKLARINI BIRAKIP KACAN ANNE ÇOCUKLARINI FEDEKARCA BUYUTEN BABA

            İNANMIYORSAN İNTERNETE BAKABİLİRSİN BAYAN LALE,

  41. Dertli=Dertsiz dedi ki:

    Evet abilerim ablalarmım eski yorumumu okuyan bilir. bende 2 yıl önce boşandım 2 çocuğum varken. Eski eşim bana çocukları gösterme konusunda beni çok yıprattı çok zorluk çıkardı nedendir bilmem ama artık çocuklarıda onuda kafamdan sildim aklıma bazen geliyor ama hiçbirşey hissetmiyorum üzülmüyorum belkide rabbim sabır veriyordur, o mahlukat kadın benim ahımı aldı umarım ilerde bana yaşattıklarının aynısını oda çeker benim ona karşı tek duam İnşallah o 2 çocuklardan hayır görmez.
    Bazen düşündüğümde kendi halime hem şaşıyorum hemde ağlıyorum, ben nasıl evlendim 2 çocuğum oldu, nasıl ayrıldım, nasıl bu duruma düştüm benim sülaleden bi tek ben boşandım oda bana nasip oldu. Çocuklarım babasız büyüyor ben ise çocuklarımı sadece hayalimde canlandırıyorum İnşalla çocuklarım büyüdüğünde kendileri gelip beni görmek ister ve yanıma gelirler. İnanın Hayatım hep keşkelerle doldu, keşke evlenmeseydim keşke çocuklarım olmasaydı hep keşke

    • Feyza dedi ki:

      Dertli/Dertsiz bey sizi hemen hatirladim.
      Allah yardimciniz olsun, cocuklarinizi hic mi goremiyorsunuz?
      Keske diyerek kendinizi yipratmayin. Yasanmasini takdir buyurmus Cenabi Mevla ve yasanmis bu evlilik.Sizinle ayni dertten muzdarip insanlar mecburen yoluna devam ediyorlar. Dunya durmadikca hayat devam ediyor.
      Ama o cocuklar sizin, baginizi tamamen koparmayin ki ileride bizi neden aramadin, sormadin diyen iki yetiskin evlad karsinizda vicdan azabi gibi durmasin. Annelerinin hatalarinin bedelini kucuk cocuklar odemesin. Allah mazlumun, magdurun yanindadir. Uzulmeyin. Buna sabir da deniyor aslinda. Allahu Teala sevdiklerinden ayirdigi zaman sabrini mutlaka verir. Yureginizdeki sogukluk sabrin tecellisidir ama bu sabir cocuklariniza temelli ilgisizlik olarak donmesin.
      Yalniz o cocuklar sizin oldugu icin dua ederken dikkatli olun. Insaallah o cocukardan hayir gormez sozu, ilerde cocuklarin hayirsiz olmasina veya bir musibete ducar olmalarina…sebep olabilir. O yuzden siz annelerine ofke duyarken dolayli yoldan cocuklarin akibetini bozacak beddualardan sakinin. Bu sitede de vardi bedduaylailgili bir yazi.
      Insaallah duzgun birisi cikar karsiniza ve evlenirsiniz, yeni cocuklariniz olur.
      Selametle..

      • Dertli=Dertsiz dedi ki:

        Ben artık şu durumları geçtim yok ilerde karşıma dikilirlerde niye aramadın sormadın baba bilmem ne bunları artık hiç ama hiç düşünmüyorum. Ve çocuklarımı yıllardır görmedim, Her babanın bi dua hakkı vardır evlatları üzerinde bendimde tek duam İNŞALLAH çocuklarım Annelerine hayırsız, Allaha karşı ise hayırlı bir kul olurlar herzaman bu duamı ederim İnşallah bir gün bu duam tecelli olur.

    • nikap dedi ki:

      Kardeşim keşke demek yerine Allaha Kurana sarıl. Daha çok ibedet ve zikirle meşgul ol,o zaman ferahladığını göreceksin. Hayatını yeniden düzene koymak için Allaha çok dua et.selametle.

    • Yahya dedi ki:

      Dertsiz kardeşim,

      Halinize şükredin lütfen. Rabbim sizi böyle bir insandan kurtarmış.
      Bakınız bu insan ile bir ömür boyu yaşadığınızı düşünün. Zehrini yavaş yavaş, her yıl dahada arttırarak size zerk ettiğini düşünün.
      Bir ömür ki bedbaht olmuş, hayattan tat almaz olmuş ve neticesinde ibadetlerinizi ve ahiretinizi etkilemiş…

      Önünüze bakın ve Rabbimizin emrettiği yolda ilerleyin. Yeniden evlenip, yuvanızı kurun! Bugünleri unutup, güleceksiniz… Neyle, ne için vaktimi, enerjimi, paramı kaybetmişim diyeceksiniz.

      Çocuklarınızı da çok düşünmeyin ama silmeyin! Fırsatını buldunuz mu gidin görün, alın beraber vakit geçirin. Olaylara anlık bakmayın. Bugünün yarını var. Yarın bir durum hasıl olur, bir bakarsınız velayet değişir. Velayet değişir değişmesine ama bir baba ki, darmaduman olmuş, yıkılmış… adı baba kalmış.

      Ara sıra yazın dertleşelim, konuşalım.

      Rabbim yar ve yardımcınız olsun!

      • Dertli=Dertsiz dedi ki:

        Abi ikimizde farklı illerdeyiz bana nafaka arttırım davası açtı bi ozaman gördüm oda inanın 5 dk gördüm kreşte. yok çocukar sınıfa girecek yok bilmem ne Allah belanı versin be kadın yıllardır görmedim şimdi 5 dakikayı mı çok gördün utanmaz allanmaz peygamberden utanmaz allahtan korkmaz kadın. çocuklar küçük onlar adına kararlar veriyor eğer büyükolmuş olsalardı al çocukları götür derdi ama neyse ben bedduamı ettim yeter bana.

    • Aadem dedi ki:

      Dertli=Dertsiz kardeşim,
      La tahzen
      Üzülme ve karamsarlığa kapılma.
      Eski karı kılığında dolaşan kadın müsveddelerini nasıl ki hayatımızdan çıkarıp yolumuza daha güçlü olarak devam ediyorsak, çocukları onların malıymış gibi bizden koparıp bizim kafamıza sıktığını sanan beyinsizler hiç üzülmesin.O çocuklar büyüyüp babasız bırakılmanın acısını
      Bizim kafamıza sıktığını sananların kafasına sıktığında ALLAHIN ADALETİNİN nasıl gerçekleştiğini göreceksin.

      Bu yüzden çocukların için hiç üzülme ve unut gitsin çocuklarını.bazen aklına gelir ama yine üzülme.Ben böyle yaptım.Seni çok iyi anlıyorum.ki ben çocuklarımın hasretine dayanamadigimdan kadın müsveddesine çok kötü şeyler de düşündüm hatta intihar etmeyi bile.Sonra dedim ki adi kadın çocukları kullanarak bana azap ediyor, resmen ciğerlerimi söküyor.Çocukları silah gibi kullanarak her seferinde resmen kafama sıkıyor ama öldürmüyor süründürüyor.Ve bu durumun ona ne kadar zevk verdiğinin farkına vardım sonradan.

      1-İlk önce bana silah olarak kullandığı çocuk silahını etkisiz hale getirdim.Çocuklarım için Nafaka davası açtı.Ben avukat tuttum davanın reddini veya nafakanın az arttırılmasını talep ettim(ki adi kadın çocuklarım için canımı bile verecegimi bilir çünkü beni çok iyi tanıyor.).Davaya ben çıkmadım bile. Bu raundu ben kazandım o kaybetti.Çünkü artık bildiği adem kendisinin istediklerini yapmıyor tam tersini yapıyordu.Bu durum onu çıldırtmaya yetti ama artık benim umurumda değildi.ÇÜNKÜ ÇOCUKLARI BUNDAN SONRA SİLAH OLARAK kullanamayacağını gördü.Kendisinin kullandığı en etkili bomba elinde patladı.?

      2-Baktım dayanamıyorum çocukları aramaya çocuklarla görüştüğümüz kendi adına olan telefon hattını kendisine iptal ettirdim.Sonrada benim telefon hattımı iptal ettirdim.çirkef kadın bana ulaşmaya çalıştı, kendi telefon numarasını ortak tanıdıklar aracılığıyla bana göndermek istedi, Güya çocuklar beni özlemiş ve benimle konuşmak istiyorlarmış.Ben onun telefon numarasını almayı reddettim.Ve çocuklarla görüşmüyorum şu anda.Yani bu silahınıda kullanamadı kadıncık.Bombası yine elinde kaldı.?

      3-Annem, babam ve kardeşleriminde tümünün telefon numaralarını değiştirdim.Onlarada ulaşamıyor artık.Çünkü ailemin nasıl mükemmel bir vicdana sahip olduğunu iyi bilir çirkef kadıncık.Dolayısıyla ailemin vicdanını sömürme silahınıda elinden aldım.Bu bombayıda elinde patlattım.?

      4. sü. İki-üç yıldan beri hiçbir şekilde çocuklarla iletişim kurmuyorum ve bu şekilde çok rahatım.Önceleri affedersin tuvalette bile çocuklarımı düşünüyordum.Çirkef Kadınsa bana affedersin köpek muamelesi yapıyordu ama artık yapamıyor çünkü tüm silahları etkisiz kaldı ve elinde patladı☺️

      5-Çirkef kadıncık ın anlamadığı nokta şu.KENDİSİNİN TAHMİN ETTİĞİ ŞEYLERİN TAM TERSİNİ YAPIYORUM.Yani kesin yapar dediği şeyleri kesinlikle yapmıyorum.Kesin yapmaz dediği şeyleri kesinlikle yapıyorum.

      6-Bizim güvendiklerimiz,inandiklarımız, uğruna canımızı bile verdiklerimiz, kendileri için her şeyimizi feda ettiklerimiz ama bize ihanet edenler.İHANET EDİLENLER İHANET EDENLERİ ASLA UNUTMAZLAR.VE GÜN GELİR HESABI SORULUR.

      7-Şu anda yeniden evlendim ve mutlu bir evliliğim var.Benim diyeceklerim bu kadar.Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

      • nikap dedi ki:

        Çok sevindimkardeşim.Darısı diğer boşanmış ve evlenemeyen kardeşlerimizin başına olsun inşallah. inşallah bu sefer herşey yolunda gider.

      • alp dedi ki:

        agzınıza sağlık. bende boşandım.kızımla aynı şehirde değiliz arada görüyordum. şimdi evlenecem dedim boşandığım eşime. çocuğu göstermem o zaman demeye başladı. öyle bir hakkı yok sonuçta ama yinede insan sinirden çatlıyor. kızımda 8 yaşında bu arada.

        • Aadem dedi ki:

          Merhaba Alp Bey,
          Üzülmeyin.Hatta siz uzak durun karınizdan.Aksi halde eşiniz çocuğu size karşı silah olarak kullanabilir ve iftiraya bile ugrayabilirsiniz aynen Yüzbinlerce baba gibi.Keser döner sap döner gün gelir hesap döner.Her zulmün hesabı sorulur yeri ve zamanı geldiğinde.Allah vekil, muntekim ve adildir.Babalara bu zulmü yapanların yaptıkları zulümler gün gelecek önlerine konacak ve hesabı sorulacaktır.İşte o hesap zamanı babalara zulmeden zalimlerin babaların karşısında dizleri titreyecektir.

      • Lale dedi ki:

        Keşke yasal haklarını kullansaniz çocuklarınızı görseniz
        Çocukları görmeyince anne rahat eder annenin işine gelir.
        Eski eşiniz dediginiz gibiyse de siz yine de çocuklarımızla bağınızı koparmasanız.
        Çocuklara birşey söylemeye karşı tarafı kötülemeye gerek
        Çocuk kimin ne olduğunu anlar diyor tanıdığım tecrübeli anneler.

    • Orhan dedi ki:

      Uzulmeyin, imtihan dunyasi. Ben hep sunu dusunmusumdur, dunyanin baska bir yeeinde cook daha baska acilar yasaniyor. Ustelik siz yalniz degilsiniz ve sizin gibi nice insanlar var. Sabir diliyorum.

  42. gökhan Tarhan dedi ki:

    MERHABA Bey efendi sizi sadece sizin gibi cekenler düşenler analar sizin yaşadklarınızın daha beterini ben yaşadım. Ama yapacak birşeyimiz yok Allah onların belalarını versin desemde elden gene birşey gelmiyor .Ama bizleri bu duruma düşüren avukatlar Hakimler Aile bakanı bilmem kimdir onların anaları babalarının beniçocuklarıma hasret bırakanın ahirette Allah beni onlardan hesap sormayı nasip etsin. Haksız yere kadınları haklı görüpte boş yere yuvaları yıkıp dagıtanların hepsinin yuvasını Allah degıtsın. Ben bu dünyada huzur bulamadım onlarda öbür dünyada huzur görmesinler

  43. Abdullah Bir dedi ki:

    Aşagıda ki metin bu sitenin müdavimlerinden olmayan birisinin yazısıdır.
    (İktibas/Alıntı)
    ……

    Gelelim konumuza…

    Geçenlerde bir bacımız, kadın cinayetlerine neden değinmiyorsunuz demişti…

    Bir kadın düşünün, amacı evlenip yuva sahibi olmak değil, sadece bir kaç ay dişimi sıkarım sonra, boşanıp ömür boyu nafaka alır geçinirim diye yapmadığı kalmıyor…

    Boşanıyorlar, Nafakaya konuyorlar…

    Nede olsa Türkiye’de kadın haklarını savunduğunu iddia eden bir sürü FEMİNİST HAREKET ve ŞOVMEN var…

    Bunların amacı toplumu iyice bozmak, acındırık programlar vesaire…

    Erkek sen bana ister Seve seve, ister …. nafaka vereceksin, vermezsen, mahkemelerde süründürürüm, hapse attırırım, İş bulamayasın diye hapse attırıp sicilini de bozdururum, diyorlar…

    Nafakayı ödeyeceksin, geçinecek kadar bile para kazanmasan da NAFAKAYI ödeyeceksin diyor kanunlar….

    İşsiz kalmış adam, Para kazanamıyor, nasıl ödesin hanımefendinin istediği nafakayı?

    Üstüne kadın birde dost ediniyor, hayat ona güzel, adam çalışsın NAFAKAYI YATIRSIN, HATTA BÜTÜN KAZANCINI NAFAKA ADI ALTINDA KADINA DEVRETSİN…

    Düğünde takılan altınlara, ortak alınmış eşyalara konayım, Boşanma davasında bir güzel tazminat hak edeyim, sonra nafakaya hüküm koşuldumu, çok güzel geçinirim diyor BAZI kadınlar…

    Vahşet işleyen kocalar varmıdır, Evet Vardır, fakat boşanma sonrasında işlenen cinayetleri incelediğimiz zaman, Suçlu mezara, Mağdur Ceza evine giriyor… Adamın canına tak ettirene kadar etmediğini bırakmıyor kadın…

    Birde aile kültüründe ERKEK ÇOCUĞUDUR, YAPAR gibisinden yetiştirilen Erkek nüfus var…

    Hayır ERKEK ADAM EVİNE VE YUVASINA SAHİP ÇIKANDIR…

    Bekaretini başkasına teslim edip, namus temizlemek için evlenen kadınlar da var…

    Neden ?

    Çünkü Türkiye’de kadın haklarını ( SÖZDE ) savunanlar sayesinde İNSAN HAKLARI AYAKLAR ALTINA ALINIYOR..

    Kadın başkasından hamile kalıp, evli olduğu adama Kendi çocuğuymuş gibi yutturuyor, Aldatıyor, Aldatılmasına müsade ediyor… Sonra ver yansın…

    Ver Yansın…

    Evine sadık olmayan Erkek müsveddeleri varmıdır?

    Elbette vardır…

    Fakat gerçekte sahip olduğu mal varlığını ve gelirini kaçırarak, Boşanma akdi gerçekleştiğinde Nafaka peşinde, ek gelir derdinde olan kadınlar, sonucu cinnete kadar varan şeytanlıklar peşinde koşuyor…
    Kadın hakları mevzularını, insan haklarını çiğneyecek kadar sonuna kadar kullanıyor…

    Adam zamanında çalışmış çabalamış, Kendisine ev almış, sonrasında evlenmiş, bir kaç ay sonra kadın boşanıyor, yerleştiği adamın evinden ayrılmıyor, Adam kendi emekleriyle aldığı evini beleşe bırakıp gitsinmi?
    Fakat kadın savcılığa suç duyurusunda bulunuyor, diyor ki can güvenliği riskim var, Adam benimle aynı evde kalıyor, evden uzaklaştırılmasını istiyorum diyor..

    Hakim soruyor, ev kimin?

    Ev adamın, fakat benimde ikamet adresim aynı ev…

    Kadın Can güvenliği riskim var dediği için mahkeme adamın ( KENDİ EVİNDEN ) uzaklaştırılmasına karar kılıyor…

    Bu adam nerede yatsın? kahvede mi? Sokak da mı?

    Kadın ve Çocuk cinayetlerinin affedilir yanı yok.. Fakat toplum olarak bu işler neden böyle oluyor diye araştırmak yerine, FEMİNİZM TETİKÇİSİ TV PROGRAMLARINA ODAKLANIYOR!

    Aile hukuku KURAN-I KERİM DE DETAYLARIYLA YAZIYOR, ÖRNEK ALINMASI GEREKEN HER ŞEY KURAN-I KERİM DE YAZIYOR…

    Nafaka hümlerinde ve Aile hukukunda yapılması gereken değişiklik ve eklemeleri içermektedir.
    1 ” Evlilik Akdinin sona ermesinden itibaren, Evli kalınan sürenin yarısı kadar süre boyunca Nafa tedbiri alınır. Karara bağlanılan, nafaka bedeli, kişinin gelirinin 1/4’ünü geçmez”

    2 ” Boşanma’da tazminat hak edebilmek için en aşağı 5 yıl evli kalmak, tarafın maddi durumu ve geliri göz önünde bulundurularak, 1 cumhuriyet altını ile 100 Cumhuriyet altınına kadar veya gelir durumu ve gelir elde bileceği öngrörülen tüm sosyal faktörleri incelenip, göz önünde bulundurulur. Boşanan tarafların birinci dereceden akrabalarının ve mal ortaklığı yapabileceği tespit edilen, Anne, Baba, Kardeş üzerinde miras olarak kalması veya ortaklık kurulması söz konusu olan şahıslara, tazminat hakkı verilmeyeceğine” gibi hükümler eklenip.

    3 ” Avrupa birliği standartlarında yer alan, İleride yaşanabilecek sorunların önüne geçilmesi, Babalık haklarının suistimal edilmemesi için, Evli dahi olsa, doğan her çocuğun istisnasız DNA testine tabii tutulması şartı koşulması ” Bu hüküm çerçevesinde alınan DNA sonuçları veri bankasında ve Adalet bakanlığı bünyesinde işlenen suçların faillerinin yakalanması için saklanır.

    Kanun resmi gazetede yayınlandıktan sonra geriye dönük 20 yılı da kapsaması istenmelidir.

  44. Abdullah Bir dedi ki:

    YAHYA ve SADECE FATİH KARDEŞLERİME

    Allah, kendi ilmini ve hükümlerini samimi niyetlerle bilmeyenlere öğretmeye, ulaştırmaya çalışan sizler ve bütün tahkiki/gerçek/makbul iman sahiplerinden razı olsun, ecmain…

  45. Abdullah Bir dedi ki:

    İkinci hanım (poligami) konusunda birileri hala işin KURAN boyutunu gözlerden kaçırarak ve güncel uygulamalar için bağlayıcılığı olmayan geçmişte ki DÖNEMSEL TEFERRUATLAR’ ile insanların kafalarını karıştırarak bulanık suda BALIK AVLAMAYA çalışıyor.

    Yani;

    DEMAGOJİ (laf cambazlığı) yaparak insanların AKLIYLA, İMANIYLA OYNAMAYA çalışıyor.

    Bu konuda yoruma gerek kalmayacak şekilde Kuran’ın hükmü net ve açıkken (nisa 3-4, ayetleri poligami konusunda ahkam, kesin hüküm bildiren ayetlerdir) bazıları, kendisine alim diyen birilerinin şahsi bilgilerini, tecrübelerini veya geçmişte sadece dönemsel şartlar gereği yapılan LOCAL UYGULAMALARI Allah’ın hükmü veya Peygamber efendimizin alternatifsiz/kesin sünneti/uygulaması gibi sunmaya çalışıyor.

    Nefsinin yönlendirmesi ile Şeytanın değirmenine su taşıyan bazı cahil ve bilgisizler bu art niyetli kişilerin LAF CANBAZLIĞI’na aldanıp ceplerinde ki İMAN CÜZDANI’nı Canbazın iş ortağı, hatta patronu Şeytana kaptırıyorlar.

    Can alıcı nokta da burası zaten.

    Bu konuda (poligaminin helalliği) sıkıntısı veya bilgi eksikliği olan hanımlar;

    “Kocam poligami düşüncesini uygulamaya kalktığında veya uyguladığında iki şıktan ( kocamın bu hakkının olmadığını veya şartlara bağlı olduğunu düşünerek boşanmak da dahil kocama her türlü zulmü etmek veya Müslüman bir kadın olarak Allah’ın bu konuda ki hükmünü dikkate alıp, bunun kocamın hakkı olduğuna inanmak ve gereğini yapmak) birisini tercih etmek zorunda kalırsam NE KAYBEDERİM, NE KAZANIRIM?”

    sorusunu kendilerine sorsunlar.

    Cüzdan örneğinden hareketle cambaza/ŞEYTANA bakarken (ona inanarak) içinde para, kimlik, K.kartları vs olan cüzdanımı/İMANIMI mı kaybetmeyi mi, yoksa kabul etmek zor olsa, nefsime, (yeni ismiyle kadınlık gururu, onuruma) ters gelse bile Allah’ın bu konuda ki hükmünü kabul ederek bir miktar para kaybetmeyi (sadece günaha girmeyi) mi isterdim?

    Hanımların bu konuda ki diğer bir yanlışı ise erkeklerin POLİGAMİ’yi sadece ve sadece CİNSELLİK için istedikleri şeklinde ki saplantıları.

    Bu konuda SEYSEY hanımın

    “Erkekler de insandır ve kalpleri vardır.Mutlu olduklarında çekip gitmezler…Kadınlar bunu neden düşünmez orası bir muamma.”

    seklinde ki ifade ile ortaya koyduğu tespit çok önemlidir. Evinde ki “Tek Hanım” ile her anlamda ( arkadaşlık, dostluk, sırdaşlık, cinsellik) huzur ve mutluluğu yakalamış olan erkek (bile bile dertsiz başını sıkıntıya sokmaktan zevk alan, tatlı aşını zehir etmek isteyen, rahat batan bir mazoşist değilse) ikinci hanım arayışına girmez.

    Bu verileri dikkate alan günümüzün akıllı ve Müslüman bir hanımı ise erkeğin poligami hakkını “sorgulamak” yerine devletin bu konuda ki tek eşlilik “dayatmasına” karşı çıkarak ve değişmesine katkıda bulunarak bu konuda samimi ve mağdur olan “Müslüman Erkekler” ile poligami ruhsatını/dinin hükümlerini amacı dışında, kötüye kullanan ŞEREFSİZLERİ birbirinden ayırmasına yardımcı olması gerekir.

    Müslüman bir kadının poligaminin meşrutiyetini tartışarak veya teferruatlarla uğraşarak İMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKMA RİSKİ’ni göze alması akıllı bir davranış değildir.

    • Yahya dedi ki:

      Abdullah Abi,

      Tekrar Allah razı olsun.
      Bu mevzuların ısıtılıp ısıtılıp tekrar sofraya konulması gerçekten üzücü…

      Bu konuda kendine güvenen (imanına, cebine, ferasetine, karakterine, adaletine, aklına ….) erkek gider 2. de alır, 4. de alır.

      Biri bana gelse 2. hanım almak istiyorum dinen mümkün mü dese; önce işin mekaniğini sorarım nasıl yapacaksın, nasıl bakacaksın, nasıl adaletli olacaksın, işin enini boyunu düşündün mü? gibi onlarca soru sorarım…
      ayakları yere basıyor mu hep beraber görürüz.

      Gerçek bir yana; bu medeni kanunlarla çoklu evliliğe müsaade etseler, üzerine dünyaları verseler yine de olmaz 🙂

      Selam ve dua ile,

  46. gulpembe dedi ki:

    Gizli nikah bahsiyle ilgili son birseyler daha hatirlatmak isterim.
    Yuce kitabimiz faizi nasil yasakladiysa giybeti de oyle yasaklamistir. Zinayi yasakladigi gibi yalani da yasaklamistir. Hepsi buyuk gunahlardandir, birbirlerinden farklari yoktur. Su fark var ki yalan zinadan daha buyuk gunahtir. Yani yalanci insanlar Allah katinda zina edenlerden daha asagiliktir.
    Peygamberimize nasil musluman olabilirim diye sorana ” iman et sonra dosdogru ol” buyurmustur

    1.soyleki; ilk hanimdan 2.yi saklayabilen 2.den de ilkini saklayabilir bu durumda yapilan nikah zinayi engellemis olsa bile haramla girilen bir yol olmus olur.
    Dusununki rasulullah ” vaatlerinize sahip cikin , en fazla sahip cikilmasi gereken vaat evlilik oncesi hanimlariniza verdiginizdir” buyuruyorken bir erkegin eslerini aldatmasi ikili oynamasi islamca asla degildir. Zinadan daha buyuk bir gunahtir.

    2. Kocanin karisina yalan soylemesiyle kadinin kocasina yalan soylemesi arasinda gunahta fark yoktur. Evli erkegin yabanci olan karsi cinsle duygusal yakinlasmasiyla evli kadinin yabanci erkege duygusal yakinlasmasinin arasinda bir fark yoktur ,zina eden erkek ve kadin arasinda gunahta yine bir fark yoktur.

    Selametle..

  47. Neslihan dedi ki:

    Ben feminist biri değilim.ama mümin bir kadın olarak şunu merak ediyorum.aldatmakla 2.es almak arasında sadece 2 sahit bulup nikah kıyma farkı mı var?kadın ömrünü eşi ve çocuklarına adamış harama bakmıyor.ama kocası bir kadından etkileniyor sonunu bildiği halde kendini bu arzudan uzaklastirmiyor.simdi bu kadınla eşinin bile haberi olmadan nikah kiyarsa vebal almamis aldatma mis oluyor nikah kiymazsa aldatmış mi oluyor?bir nikahla bu iş legal hale geliyorsa aldatildim diyen kadınların çoğu dinen yanlış mı yapıyor?gençliğini ömrünü mutlu bir yuva için harcayan kadının hakkı istemiyorsan çek git denmesi mi?

    • Yahya dedi ki:

      Neslihan hanım,

      kısaca cevap vereyim EVET.
      Eğer size ait olmayan bir şeyi, izinsiz alırsanız hırsızlık olur.
      İzin alıp, alırsanız hiç biç bir şey olmaz.
      mayalanmamış üzüm suyu şıra olur, şifadır helaldir,
      mayalarsanız şarap olur, zarardır, haramdır.
      parayla para kazanırsanız faiz olur, haram olur,
      mal ile para kazanırsanız ticaret olur, helal olur.

      nikahsız olursa zina olur, nikah ile olursa helali olur!

      gizli/habersiz nikah yapılmasını doğru bulmuyorum ancak doğru bulmuyor olmam bunun nikah olmadığı anlamına gelmez.
      Aynı şekilde “işine gelmiyorsa, beğenmiyorsan, istemiyorsan çek git” denmesi de son derece yanlış.

      Hayırlı günler…

    • gulpembe dedi ki:

      Neslihan Hanim,

      erkegin 2. hanimi almasi aldatma degildir. Fakat bunu ilk hanimindan habersiz yapmasi ve yurutmesi kiydiklari nikah gecerli olsa dahi bu bir aldatmadir.cunku hic kimse aptal yerine konmayi haketmemektedir. Ictihat kitaplarinda kocasi kendisinden habersiz tekrar evlenen kadinin bosanma hakki oldugunu bulabilirsiniz.

      Diger meselede ise, kalpler Allahin elinde olmadigi icin kisilerin birisini sevmesi gunah olmamakla beraber, evli insanlar baskasini sevemez diye bir sart da konulamaz. Eger sabir ve irade gosterilemiyorsa erkek ya bosanir yada ikinci evliligi yaparken, baskasiyla hayatina devam etmek isteyen kadin da bosanma yolunu secebilir.yani mesele vefasizliksa bunun cinsiyeti yok.
      Allah istikametten ayirmasin.(amin)

    • Abdullah Bir dedi ki:

      NESLİHAN HANIM’a…

      Yazınıza dahi yansıyan “sadece gerçekleri öğrenmek” için nazik ve samimi bir üslupla sorduğunuz sorulara yine aynı samimiyet ve yumuşaklıkla cevap vermeye çalışalım.

      Öncelikle bilinmesi gereken şey söylenen bir söz, yapılan bir iş veya eylemde o sözü söyleyen, o işi yapan kişinin kalbinde ki NİYET, yani sözün söylenme, eylemin yapılma AMACI sözün veya eylemin sebep olduğu, (meydana gelen/gelebilecek olan sonuçlar) akibet/sonuç dan daha önemlidir.

      Bu durum/kriter İslami olarak; AMELLER NİYETLERE GÖREDİR ifadesi ile tanımlanmıştır.

      Bu kuralı hiçbir zaman aklınızdan çıkartmayın.

      Şimdi gelelim sorularınızın cevaplarına…

      “aldatmakla 2.es almak arasında sadece 2 sahit bulup nikah kıyma farkı mı var?” DEMİŞSİNİZ

      İkinci eşi almak isteyen kişi bu işi SAMİMİ, DÜRÜST ve İSLAMİ KURALLARA (mihir*, şahit**, yakın çevreye ilan***, süre sınırı olmadan****) UYGUN olarak yaparsa (karısının haberi olmasa, devlet ve insanlar kabul etmese dahi)

      BU NİKAH ALLAH’ın KURAN DA TARİF ETTİĞİ, RESÜLULLAH EFENDİMİZİN UYGULADIĞI SAHİH/GEÇERLİ BİR NİKAH’dır ve bu nikahı yapan kişi karısını ALDATMAMIŞTIR.

      Bunun aksini söyleyenlerin söyledikleri “İSLAMİ, İLMİ ve GERÇEK DEĞİLDİR”. Söylediklerini kendilerine göre hangi delile dayandırırlar ise dayandırsınlar “Onlar sadece nefislerinin kendilerini aldatması ve Şeytanın ağzıyla konuşmaktadırlar”

      Mihir: Evlenilecek kadının nikah öncesinde koca adayından talep edeceği, koca adayınında vermeyi kabul ettiği para, altın, mal, hizmet vb değerli şeyler.

      Şahit: Aklı başında, muhakeme yeteneği olmak ve yetişkin olmak kaydıyla nikah olayına/merasimine nikah kıyılan mekanda yüz yüze veya teknolojık imkanlarla görüntülü olarak gözleri, kulakları ve inancıyla şahit olan 2 erkek veya bir erkek iki kadın.

      İlan: Anne, baba, kardeş vb yakın akrabalar ile sınırlı da olsa “ben bu kadınla evlendim, bu kadın benim helalimdir/karımdır” sözleriyle evlendiğini yakın cevresine bildirmek.

      Süre sınırı koymamak: Nikah öncesinde veya esnasında yüreğinden/kalbinden ve aklından açık veya gizli bir sekil de “ben bu kadınla şimdi evleneyim, beğenmezsem, bir sıkıntı olursa veya başka bir sebeple 6 ay veya 1 yıl sonra boşanırım” gibi bir düşünce ve niyet sahibi olmamak. Bu veya benzeri niyeti olan erkeğin nikahı KENDİSİ İÇİN GEÇERSİZDİR ( batıldır, nikah yok hükmündedir) Erkek o kadın ile TEK TARAFLI ZİNA ETMİŞ OLUR.

      Ancak evlendiği kadının, erkeğin bu niyetinden HABERİ YOKSA KADIN AÇISINDAN NİKAH GEÇERLİDİR, o erkek kadının kocasıdır, nikahın kadına verdiği tüm haklardan faydalanması gerekir ve kadın erkeğin bu konuda ki gerçek niyetini öğren(e)mediği sürece ZİNA ETMİŞ DEĞİLDİR.

      “kadın ömrünü eşi ve çocuklarına adamış harama bakmıyor.” DEMİŞSİNİZ

      Burada da öncelikle bilmeniz gereken sey “kadının harama bakmaması” kocasına “bir lütuf değildir” Bu Müslüman kadının bir kul olarak önce Allah’ın emirlerine ve yasaklarına uyma, sonrasında ise kocasına sadakatinin zorunluluğudur. Bunun karşılığını da önce kocasından değil Allah’tan beklemelidir.

      “kocası bir kadından etkileniyor SONUNU (???) bildiği halde kendini bu arzudan uzaklastirmiyor.” DEMİŞSİNİZ

      İster Müslüman, ister gasyrimüslüm, ister evli, ister bekar olsun, sağlıklı ve erkeklik özellikleri (hormonları, gücü vb) olan “erkeklerin tamamına yakını” cazip, sexsi, çekici ve güzel kadınlardan az veya çok ETKİLENİR. Bu yaratılış kodları, programı ( fıtrat) gereğidir.

      Bu nedenledir ki İslamda ” haram olanı bilinçsiz ve isteksiz olarak görme günah değildir” aynı şeye (kadın, resim, filim vb) haram olduğunu fark ettikten sonra “tercih ve irade kullanarak bakmaya devam etmek” haram ve günahtır.

      “bu kadınla eşinin bile haberi olmadan nikah kiyarsa vebal almamis aldatma mis oluyor nikah kiymazsa aldatmış mi oluyor?” DEMİŞSİNİZ

      Evli olan erkek sizin tabirinizle “bu kadının” (2. esi olacak kadın) rızası olmak kaydıyla ilk karısının haberi olmadan ama nikahın yukarıda açıkladığımız tüm şartlarını ( mihir, şahit, yakın çevreye ilan, süresiz) yerine getirmek kaydıyla evlenebilir. Erkeğin 2.-3.-4. karılarının bir öncekinin veya öncekilerin tamamının sonra ki karılarından haberi olması veya öncekilerin izninin alınması ZORUNLULUĞU YOKTUR. Ayrıca erkeğin çoklu evlilik yapması, çoklu evliliğinin meşru/gerçek/İslami olması, kabul edilmesi için her hangi bir zorlayıcı/mücbir/kabul edilebilir sebep ( kadının hastalığı, cocuk olmaması vb ) SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.

      Evli bir erkek 2.-3. ve 4. eş olarak alacağı, evleneceği kadının “kadınsı ve insani ihtiyaçlarını” ( cinsel tatmin, yeme, içme, barınma, korunma vb) karşılamak, nikahın şartlarını yerine getirmek ve evleneceği kadının rızası olmak şartıyla sadece ve sadece CİNSEL DÜRTÜLERİNİ, İHTİYACINI TATMİN ETMEK KAYDIYLA DA OLSA evlenebilir. Bu kulların bir kısmına, örflere, toplumların bazısına, yasalarımıza göre suç ve ayıp olsa da;

      Allah’a ve İslam’a göre HARAM, YASAK, GÜNAH veya SUÇ DEĞİLDİR.

      Ama bu işin Allah katında hesabını vermekte, o kadar kadına bakmakta, adaletle davranmakta her babayiğidin HARCI DEĞİLDİR.

      Bunu da unutmamak gerekir.

      “bir nikahla bu iş legal hale geliyorsa aldatildim diyen kadınların çoğu dinen yanlış mı yapıyor?” DEMİŞSİNİZ

      Bu soruya cevap vermeden önce ALDATMAK kavramını net olarak tanımlamak ve açıklamak gerekir.

      Çünkü “ifadeler aynı” olsa da bazen insanların kafalarında ki “kelimelerin/kavramların anlamı, anlamsal karşılığı farklı” oluyor. ALDATMA ifadesi/kelmesi de bunlardan birisidir.

      Aldatma-1: Yalan sözlerle, ifadelerle gerçeği çarpıtma, gizleme, değiştirme eylemi.

      Örnek:

      “2. karı almak için 1. karıdan izin almak lazım, hatta mecburidir” ifadesinde olduğu gibi

      Aldatma-2: Bir kadının veya erkeğin sevgilisi, karısı-kocası haricinde başka bir erkek veya kadın ile CİNSEL İLİŞKİ’ye girmesi.

      Örnek: Evli bir kadının kocasının arkadaşı veya herhangi başka bir erkek ile her türlü “DUYGUSAL veya CİNSEL YAKINLAŞMASI, İLİŞKİ KURMASI.

      Veya Evli bir erkeğin NİKAHSIZ OLARAK BİR KADIN İLE SADECE ve SADECE CİNSEL YAKINLAŞMASI, İLİŞKİ KURMASI.

      Yukarıda açıklanan sebeplerle şartları yerine getirilerek yapılan bir nikah ile 2. veya daha fazla evlenen erkek karısı tarafından sorulduğunda 2. karısını veya evliliğini inkar ederse YALAN SÖYLEMİŞ olur. Cinsel anlamda karısını aldatmış olmaz, karısına yalan söylediği için sadece onu KANDIRMIŞ olur.

      Böyle bir durumda “Kocam beni aldattı” diyen kadınlar kesinlikle ve kesinlikle DİNEN YANLIŞ YAPIYOR

      “gençliğini ömrünü mutlu bir yuva için harcayan kadının hakkı istemiyorsan çek git denmesi mi?” DEMİŞSİNİZ

      Kocasına yaptığı 2. evlilikten ötürü karılık yapmayan, ona yasaları arkasına alarak, cocukları veya akrabalarını kullanarak zulüm eden veya “ya o ya ben” diyerek kocasının kendisini boşamasını isteyen kadın çok büyük vebale/günaha girer.

      Ama “ben bu durumu kaldıramıyorum, İslam hukukuna göre ( aldığı mihri geri vermek, çocukları babaya bırakmak, nafaka veya tazminat talep etmemek vb ) beni boşa” der ve belli bir süre geçtikten sonra hala bu isteğinde ısrar ederse vede erkek de boşanmaya razı olursa bu normaldir, kadın bunu yapabilir.

      Ama böyle bir durumda kadının boşanmadan sonra ki hayatında karşılaşacağı zorlukların ve sıkıntıların TEK SORUMLUSU KENDİSİDİR.

      Bundan dolayı kocasını suçlaması, ondan nafaka veya tazminat talep etmesi ve ona zarar vermesi, düşmanlık etmesi “haramdır, yasaktır ve büyük günahtır”.

      Diğer taraftan;

      Böyle bir durumda erkeğin de ilk karısına “istemiyorsan çek git” demesi, onu zor durumda bırakması, sokağa atması da doğru değildir, haramdır, günahtır.

      Sizin veya BEN MÜSLÜMAN BİR KADINIM” diyen bir kadının İslamı yaşarken ki DOĞRU-YANLIŞ, HARAM-HELAL ölçüsü Allah ve Resülü (Kuran ve Sünnet) olmalı, nefsinizin istekleri, kazançlarınız veya zararlarınız, örfler, adetler, kul ürünü yasalar, insanların düşünceleri, sözde alimlerin görüşü (mahalle baskısı) OLMAMALI Neslihan Hanım.

      Bu bilgilendirme ve açıklamalardan sonrası sizin tercihiniz ve unutmayınız ki;

      İNSANLAR TERCİHLERİNİN SONUÇLARINA KATLANMAK ZORUNDADIR.

      • Yahya dedi ki:

        Abdullah Abi,

        Allah razı olsun, mevzuyu çok güzel ele alıp, izahatte bulunmuşsunuz.
        Anlaşılmaması mümkün değil.

        Selam ve dua ile…

      • Sadece Fatih dedi ki:

        Abdullah Bir abi.

        Allah razı olsun. Benim için çok aydınlatıcı oldu. Kafam karışmıştı biraz. Soruyu soran hanımın belki öyle bir niyeti yoktu ama sonraki cevaplar da bu işin doğrusuna bir bakmak lazım dedirtmişti. Durumu kadın erkek her yönüyle ele almışsınız. Allah hepimize ilim irfan versin ve bizleri hikmet ehli eylesin ki aşağıda hikmetin tanımlarından bir sitede bulduğum halini yazdım.

        Bazı İslâm bilginleri akıl gücünün vasat (itidâl) mertebesinde de hikmet denilmiştir. Bu nokta da hikmeti şöyle tarif etmişlerdir: “hakkı hak bilip ona uymak, batılı bâtıl bilip ondan sakınmak.”

        Selam ve dua ile…

      • seysey dedi ki:

        Peygamberimiz hiçbir karısını toplumdan VE DİĞER KARILARINDAN gizlememiştir.

        • gulpembe dedi ki:

          Seysey hanimcim
          ‘ islam devletinde’yasasaydik hukumetten gizli nikah kiyilamazdi, kiyanlar dayagi yiyip hapsi boylardi.cunku kadin- erkegin hakklari hukuk ile korunma altina alinmisti. Erkegin cok esliligine yasa zaten izin veriyordu. Simdiki kanunlara gore ise cokeslilik yasal olmadigindan muslumanlar kendi hukuklarini yine kendilerince uygulamaya calismaktalar. Bu tesebbus kendi icinde celiski ve imkansizliklari beraberinde getirdiginden dolayi cogu zaman kisilerin daha az dindar ve istismarci olmalarina sebep veriliyor.

          Diger yandan herkes evvel vakitlerdeki fetvalardan kendince birseyler bulmaya koyulunca,dinin hukumleri bir o yandan bir buyandan cekilip, tirtiklanip,cimbizlanarak esas zarari “din”in gormesine sebep olunuyor. Gelinen noktada bizim islamimiz ile peygamberimizin islami arasindaki fark gittikce aciliyor esas takip edilecek sunnetler terkediliyor. Toplumda dogruluk azaldigi icin fitne hic bitmiyor.

          • Sadece Fatih dedi ki:

            Gülpembe Hanım.

            Din dersinde bir öğretmenimiz bir kadın ve bir erkek iki şahidin huzurunda biz artık evlendik derseler ve o kişileri şahit tutsalar nikahları geçerli olur diye anlatmıştı. Burada devlet ya da hükümet yok.

            Dahası dediler ki bu işin şakası olmaz. Dizi ve filmlerde rol gereği nikah kıyıyorsunuz ama o nikah film bitince bitmiyor. Sakın ha öyle sahneler çekmeyin. Demek ki bu işler amiyane tabirle boru değil. “Bana göre” gibi cümlelerle ifade edilmesi epey tehlikeli olan bir konu bence…

          • Yahya dedi ki:

            Fatih bey,

            Doğrusu devletin oluşması ve her türlü nikah, talak, miras, velayet v.b. işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçların kayıt ve teminat altına alınmasıdır.

            Peygamber efendimiz (sav) hayatına baktığımızda bile bu böyledir.
            Yani gizli veya aşikarda olsa günümüzde 2. evlilikler kayıt dışıdır. 2. eş ve çocukları bir çok alanda ve hukuki anlamda mağdurdur.
            Devlet gerekirse, ifrat ve tefrite kaçmadan bu hususlar ile ilgili sınırlamalar veya serbestlikler getirebilir. nitekim Osmanlıda böyle düzenlemeler yapılmıştır.

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih dedi ki:

            Yahya Bey.

            Gönül ister ki yazdığınız gibi olsun ama eldeki bu…
            Ben de hakların korunması açısından kayıt altına alınmalıdır diyorum. Bırakın ikinci evliliği ilk evliliğini imam nikahıyla yapan insanların hakları yeniyor, tutuklayıp hapse atıyorlar…

    • Elif dedi ki:

      Neslihan hanim
      Şahsi düşüncem ortada YALAN ile yapılan şeyler var .Bu zaten karakter bozukluğudur. “Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın ve eğer bu takdirde adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulunduğunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız için daha elverişlidir.”(nisa suresi 3) .Bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz değil mi? Çok eslilik bize faydalı olsaydı farz olurdu .Rabbim ruhsat verdiği ve bize iyi gelecek tavsiyeyi yapan Rabbimiz. Ayrıca Nisa Suresi 129.ayette ortada.Benim şahsi düşüncem erkeklerin en son konuşmasi gereken şey
      Diğer dini vecibeleri Yerin e getirseler nefisleri terbiye olur tek eşle mutmain olur .Bence bu yolu denesinler.

      • seysey dedi ki:

        Buradaki konu tek eşlilik değil ki.Ve bazı erkekler tek eşle mutmain olamazlar.Herkes bir değildir.Bazı kadınlar da çok istekli olurlar ve kocaları onlarla anca baş ederler.Bu durumda erkek az erkek falan da değildir.İnsanlar değişik değişiktir.Bazı erkeklerin çok fazla cinsellik istemesi onların tam erkek olması da demek değildir (bu bir hastalık bile olabilir/kadında da vardır)ya da kadının az kadın olması değildir.Bu bazı insanların anlayamayacağı çünkü karşılaşmadığı bir şeydir.

        Genellikle çok eşlilik yaygın değildir erkekler bunun fantazisini kurar sağda solda anlatır bu konu hiç bitmez.He diyip geçeceksin. :)) Konuşmaları bir şeyi değiştirmeyecektir.Zaten konuşanlar da genelde tek eşlidir.Ve hatta çoğu da cinsellikte yetersizdir.Karıları bambaşka şeyler anlatır.

        Kadınlar hem kadınlık yapmak istemiyorlar hem de kocaları bari kendimi nefsimi dizginleyeyim evleneyim diyince çıngar çıkarıyorlar.İstisnalar ve türlü türlü değişik olaylar oluyor tabiki.Biz sadece aklımızın yettiği kadar düşünebiliyoruz.Erkekler de insandır ve kalpleri vardır.Mutlu olduklarında çekip gitmezler…Kadınlar bunu neden düşünmez orası bir muamma.Bazen de kadınlara yardım için evlenen erkekler var.Bu da onların merhametinden kaynaklanıyor.Bazıları da kadın olsun da hiçbir şey umurlarında değil.Ama burası imtihan dünyası herkes yaptıklarının bedelini öder.

        Çokeşlilik bazı kadınlar ve erkekler için çok faydalıdır.Özellikle zina,aç açıkta kalma…vb.Bazı erkekler için faydalı olmayabilir.Ahiretini kaybedebilir.Bu sebeple adaletsiz olurlarsa.O yüzden hep hayırlıyı istemeliyiz.

        Yalancı bir adamdan adalet beklemek de olacak şey değil.Bazıları adalette istemez.O konu bambaşka bir konu.Onlar tek tarafa da yalan söylemez üstelik diğer eşi de boşanacağım diye kandırır.Bu kadar stresle,yalanla nasıl mutlu olabilirler hiç bilmiyorum.O konuda ise hesap verecekleri kişi de bizzat Allah’tır.

        Allah’ın sözü,tavsiyesi mümin bir erkek ve kadın için ürperticidir.

        Şuan da bu konu afaki kalıyor çünkü erkek nüfüsü fazla.Erkekler az olsaydı o zaman kadınlar kendileri bu konuyu savunacaklardı.Bu dönemin erkeklerinin şanssızlığı(çok eşlilik isteyen) erkeklerin çok olması.

        Bu sitede ilginç bir şekilde bu konu senelerdir konuşuluyormuş..Anlamak için araştıran herkes bulur.Büyük konuşanlar hemen tevbelerini etseler iyi olur.Mesela;Ben kesinlikle adaletli olurum.Ben kesinlikle 2. eş olmam.Ben kesinlikle kuma kabul etmem.Ben kesinlikle karımın üstüne evlenmem gibi.Her şeyin üstünde bir güç vardır.Biz bir şeyin üstesinden Allah’ın yardımıyla geliriz.Bu tür olaylar yaşayanlar genelde de büyük söz söyleyen erkek ve kadınlardır.

        • Sadece Fatih dedi ki:

          Şeyşey Hanım.

          Çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz. Hatta aşağıdaki cümleniz gerçekten çok doğru.

          “Erkekler de insandır ve kalpleri vardır.Mutlu olduklarında çekip gitmezler…Kadınlar bunu neden düşünmez orası bir muamma”

          Ben bir erkeğin kendi hanımıyla karşılaştığı sorunlar sebebiyle öyle hemen ikinci eşe yöneleceğini düşünmüyorum. Önce çözmeye çalışır. Aldatma bahsi geçtiği için yazıyorum. Etrafımda çok fazla vaka yok ama elimde insanların sırf güzellik için eşlerini aldattığı bilgisi de yok. Cinsel ihtiyaçtan ziyade duygusal ihtiyaçlarını evde karşılayamayan insanlar bence aldatma eylemini yapıyor. Ayrıca aldatma demek sadece birlikte olmak değildir. Akşam bayan kankasıyla dışarıda çay içmeye giden erkek de karısını aldatıyordur aslında. Acaba onu bu eyleme iten şey evde bulamadığı güleryüz ve sevgiyi dışarıda bulması olabilir mi?

          Büyük konuşmamak lazım. Çok eşlilik konusunda adaleti sağlayabileceğimi düşünmüyorum. Çok zor bir imtihan olur benim için. Belki himaye etmem gereken ve nikah düşen bir hanım olursa olabilir ancak bu durumda güvendiğim biriyle de nikahlayabilirim o kişiyi memlekette henüz erkek kıtlığı yok. Bu sebeple kendi adıma soğuk baktığım bir konu. Ancak Allah ruhsat verdiyse ve kişi kullandıysa bize laf düşmez. Canı kaymak isteyen cebinde manda taşırmış. Kendine güvenen yapar. Tabi bu durumda Hz.Ali ve Hz.Fatma’yı örnek gösterenler de olabilir ancak günümüzde ne biz erkekler Hz.Ali gibiyiz ne de hanımlar Hz.Fatma gibi.

          Abdullah Bir abimizin yorumu da zaten dini yönden konuyu açıklıyor ki gayet teknik bir izahat olmuş…

          Bir de bu konuyu o zamanın şartlarına göre değerlendirmek lazım. Zaten çok eşliliğin ve evlenip boşanmanın yaygın olduğu bir toplum oldukları için yüce Allah bir üst sınır getirmiş ve boşanma konularına da mehir gibi (nafaka değil!) düzenlemeler getirmiş. Örfümüze ters gelen şeylerle ilgili karar alırken millet ne der ya da adet böyle gibi şeylerden sıyrılıp Allah ne der demek lazım…
          Dul erkek ve kadınların evlenmesinin zor olduğu dul olmanın sanki bir ayıp sahibi insanlara has olduğu yanılgısına sahip bir toplumda bazı hükümleri anlamak zor gelebilir. Allah’ın kolaylaştırdığı şeyleri kendi elimizle örf ve adet gibi şeylerle sanki zorlaştırıyoruz. Dahası bir kadını durup dururken boşayacak bir erkek var mıdır bilemiyorum. Varsa da herhalde ilk ve son evliliği olur…

          Selametle…

        • elif dedi ki:

          Seysey Hanım
          Çok eşlilik bazılarına göre çok faydalı. Bu doğru.Ama bu devirde bir takım erkeklerin sizin belirttiğiniz hususlardan ötürü ikinci almak ( muhtaç kadına yardım etmek, açlık, vs) durumları söz konusu olmadığı hepimizin malumu. Ancak Suriyeli eşini kaybetmiş hanım kardeşlerimiz için durum daha geçerli olur sanırım.
          Allah Nisa Süresi 3-4 ayette de açık seçik beyan ettiği üzere erkeklere 4 eşe kadar ruhsat vermiştir. Günümüzde erkekler bu ayetin ilk kısımlarını görür kadınlarda son kısımlarını görür.
          Benim burada hoş bulmadığım şey şu ki ”bir kısım (belki de bir çok) erkeğin karıları bu ikinci eş muhabbetinden asla hoşlanmadıklarını bildikleri halde sürekli bunu kullanarak eşlerine zülmetmeleri. Ayrıca ilk eşinden habersiz nikah kıyılması o nikahın geçerliliğini etkilemez lakin ilk eşin bunu duyduğundaki tepkiyi düşünün!!! Ayrıca müslüman olduğunu söyleyen-düşünen erkeklerin Allah’ın emir ve yasaklarından bihaber, Peygamber Efendimiz’in sünnetlerine karşı sağır, namaz yok, o yok bu yok, dini vecibelerin yerine getirilmesi kör, sağır, topak iken çok eşliliği ”sünnetmiş gibi , olmazsa olmazmış gibi”konuşulması bana abes geliyor. Yani çok eşlilikten önce halletmemiz gereken sorunlar,konuşulması, tartışılması gereken daha mühim mevzular var. Tabi ki ”mutlu olan bir erkek durup dururken başını belaya sokmaz” ama bu her erkek için geçerli değil.
          Ayrıca kadınlar fıtraten eşini paylaşmak istemez, bende istemezdim, sizde istemezdiniz hatta burada yorum yazan tüm hanım kardeşlerimiz de ( hanımlık vazifelerini yapamazlarsa bile , haksız olsalar bile) istemezler, razı olmazlar, erkek kardeşlerimiz de kız kardeşleri bacıları için istemezler . Bu durumun müslümanlıkla yada iman zayıflığı ile ilgisi yok, kadınlar fıtraten buna dayanamaz ağır gelir ikinci hanım olmak yada üzerine ikinci hanımın gelmesi.Yani ne biz kadınlar sahabeyiz ki buna dayanıp sabredelim, nede günümüz erkekleri sahabe yada Peygamber ki bu konuda hassas davranıp adaletli olsunlar.Yapabilen varsa helal olsun 🙂

          • seysey dedi ki:

            Elif Hanım ,

            Sizin sorularınızı çok iyi cevaplayabilirim(çok araştırdım zamanında) ama yazmak benim için çok sıkıcı bir şey.Yaz yaz bitmiyo ben çok sıkılıyorum 😀 Çok tembelimdir.Karşı karşıya olsak çok güzel konuşurduk.Bir kadın olarak sizi en iyi ben anlıyorumdur herhalde diye düşünüyorum.Ama size şunu söyleyeyim müslüman olmayan erkeklerle karşılaşmış bir kişi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki müslüman erkekler birer nimettir.Allah’ın ayetleri de bize yol gösterici birer ışıktır.Hayat bizi öyle noktalara getirirki istemediğimiz şeyleri ister hale geliriz.Yaşamadığımız şeyler hakkında çok net şeyler söylememeliyiz.Çünkü altından kalkamayacağımızı düşündüğümüz şeylerin üstesinden Allah’ın izniyle geliriz.Allah bizlere kaldıramayacağımız imtihanlar yüklemesin.Amin.

            Fatih bey,

            Allah size,sizi ruhen,bedenen tastamam tamamlayacak,birlikte mutlu olduğunuz bir sevgili nasip etsin.Altından kalkamayacağınız yükleri Allah yüklemesin.Amin.

          • Elif dedi ki:

            Seysey hanım
            Müslüman erkekler ve Rabbimin izinden giden Allah korkusu olan elinden geldiğince sünnetlere dikkat eden erkekler bizler için birer nimettir. Allah onları başımızdan eksik etmesin. Kesinlikle büyük konuşmak istemem elimden geldiğince dikkat ediyorum ama olayları çok boyutlu düşünmeye çalışıyorum.
            Neyse Allah sitedeki tüm bekar kardeşlerimize hayırlı eşler nasip etsin evlilere de huzur ihsan etsin .

      • Feyza dedi ki:

        Abdullah abi kaleminize saglik abim, konuyu gayet net ozetlemissiniz.
        Elif hnm, coklu evlilik faydali olsaydi farz kilinirdi diyorsunuz fakat Allahu Teala donemin dortten fazla kadinla nikah adetini dorde tahsis ettigi gibi dileseydi bunu tek hanima da indirip ruhsati tamamen ortadan kaldiradabilirdi.
        Ya da iki erkek veya iki kadin bir erkek sahitligindeki nikahi gecerli saymayip ilani nikahin vazgecilmez ruknu de sayabilirdi. Fakat bu nikah Maliki mezhebi disinda gecerli sayilmaktadir.
        Adalet bahsi de kul hakki bahsinde islenebilir. Yani ayeti kerimede adaleti gozetme konusu yeme-icme-giyinme-barinma ve geceleme hususlarindan bahseder fakat sevgide ne kadar istense de adaletli olunamayacagina deginildikten sonra hic olmazsa busbutun yuz cevirmemeleri erkeklere tavsiye edilir. Fakat adaletli davranmak nikahin sarti degil, adil olunamazsa erkek kadinin kul hakkina girer ama nikahi gecerli olur.
        Bu durumda ser’an bir mani bulunmayan bir konuda verilen ruhsati kullanip bunu esine soylemese dahi bu zorunlulugu olmadigi acikca bildirilen bir konuda bir erkegin ilk hanimiyla arasinin bozulmamasi icin bunu gizlemesini aldatma olarak nitelendirmek cok agir olur.
        Cunku o zaman Allahu Teala insanlarin birbirini aldatmasina musade etmistir gibi tenakuz icerikli bir yodum cikar ki bu dogru degil.
        Su an toplum cokeslilige musait degil fakat musait olmadigi halde bunu gecerli kilan bir durumda erkek bu izni kullandugini hanimina soylese bu karar mutlaka itiraz ve bosanmayla sonuclanir. Bu yuzden erkeklerin az bir kismi da olsa bu yola basvuruyorlar ve ruhsati kullaniyorlar. Burada erkegin hanimjna verdigi soz,misak,onu himaye edecegine ve magdur etmeyecegine dairdir. Yani kadin bastan ‘uzerime evlenmeye eksin’gibi bir sart kosmadiysa erkek bu ruhsati gizli ya da asikar kullandigi zaman haniminin ahdine vefasizlik etmis olmaz. Buna soz vermedi ki.
        Ama hanimina soz verdigi nafakasi ,himayesi gibi hususlarda vefasizlik eder kadini magdur ederse o zaman ahde vefasizlik etmis olur.
        Ilk hanimi ikinciden sonra ihmal eder veya kalidisari ederse vefasizlik olur. Ikisini de idare edebilecek guce kapasiteye sahipse bu aldatma degildir. Adaletsiz davrandigi zaman ve ilkinden ya da ikinciden busbutun yuz cevirdigi zaman ise kul hakkina girer. Hesap mercii Allahu Teala dir. Esit muamele edebiliyorsa ya da kadinlardan ikincisi gizli kldugu icin birtakim hakkindan gonul rizasiyla feragat etmeye raziysa bu erkek neden vebal alsin?
        Efendimjz asv doneminde zaten toplum cokeslilige aliskindi. Nikah bu yuzden gizlenmiyordu. Osmanli doneminde ise dini nikahlar resmi kayit altindaydi. Ama su an Islam yasalari yururlukte degil ve bu nikahin kiyilmasi kisilerin tekelinde oldugundan bu yola basvurabiliyorlar. Hicbir resmitetin baglayiciligi olmadigi halde bir adam zina edecegine ikinci hanima nikah kiyip mesuliyet aldiysa ve ikisini de mafdur etmeden yasayabiliyorsa bu adam sadece ilk hanimini huzursuz etmemek icin gizledigi nikahi yuzunden hanimini aldatan bir erkekle musavi tutulamaz. Nikah buyuk mesuliyettir bunu her erkek sirtlanamaz ve hakkini veremez.
        Neslihan hnm tek fark nikah mi? Demis. Helal cima ile ile zinayi ayiran tek fark da nikah degil mi?

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Feyza Hanım Kardeşime…

          SENDEN DE ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM.

          Bu konu hanımların çoğu için KIRMIZI ÇİZGİ olduğu için biz erkekler ne kadar iyi niyetli olsak ve burada SAF/KURANİ BİLGİ paylaşsak da sadece ERKEK olduğumuz için hanımlar söylediklerimize “PEŞİN HÜKÜMLÜ” yanaşıyor, bu nedenle de baştan kaybediyoruz

          Ancak senin gibi Tahkiki İman ve adalet sahibi hanım kardeşlerimizin sözleri hanımlar üzerinde daha etkili oluyor. Bu nedenle benim hanımlar üzerinde ki etkim seninkinin yanında “devede kulak” bile değil.

          Ama burada paylaştığımız saf ve temiz bilgilerimizle cahil veya bilgisiz Müslüman bir hanımı yanlıştan döndürme, yuvasını kurtarma veya kuracağı yuvada huzurlu/mutlu yaşaması için onu bilgi sahibi yapma vede ondan ALLAH RAZI OLSUN duasını alabilme olasılığı Müslüman bir Erkek olarak bizim burada ki en büyük kazancımız.

          Selam ve dua ile kardeşim.

        • Elif dedi ki:

          Feyza hanım
          Nikahın geçerli olmasi değil durum .Nikah geçerli. Ama asıl sıkıntı me olursa olsun ikinci evliliğini eşinden habersiz yapan yani YALAN söyleyen kişi eşini aldatmiştir ve devam edecektir. Şöyle düşünün. Bir erkek eşinden gizli ikinci bir hanımla evlendi ona ev tuttu. Şimdi ilk esin haberi yok hangi yalanla ikincinin yanında bazen gece kalacak ? Yada ikinci hamile kaldı doğum yapacak hangi bahane ile onun yanında duracak diğer yanda ilk eşi ve çocukları. Bunu fark etmeyecek mi ? Hal böyle iken bu nikah geçerli olsa da tastif edilir mi ?Yani bu durumda erkeğin her iki kadına yaptığı zulümden başka nedir? Yetebilir mi birbirinden habersiz her iki kadına ve onlardan olan çocuklara. Mantıklı düşünelim biraz .Burada benim Allah’ın ayetlerine asla itirazım yok çok şükür dinimi yasamaya çalışıyorum ama işi haktan ve ruhsattan ziyade tavsiyesi önemli. Rabbimin tavsiyesi ruhsatından daha hayırlı olduğunu gormemek mantıksızlık değil mi ? Söyledim tekrar söylüyorum. Ne günümüz erkekleri sahabe ne kadınları .Hal böyle iken aynı konular ısıtılıp gündeme getirilmesi vakit kaybı. Zira çok eslilikten daha önemli konu var :Bekarların evlenememesi ve evliliklerin boşanma ile sonuçlanmasi. Düzgün çocuklar yetiştirmek Allah’tan korkan nesil vs .Su an bu konular daha önemli. ?

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Elif Hanım’a…

            “ilk esin haberi yok hangi yalanla ikincinin yanında bazen gece kalacak ?”

            “ikinci hamile kaldı doğum yapacak hangi bahane ile onun yanında duracak” DEMİŞSİNİZ

            Haklısınız…

            Bunlar ve benzeri durumlar birden çok EVLİLİK yapan MÜSLÜMAN ERKEKLER için CİDDİ SORUN, buna yürekten inanıyor ve katılıyorum.

            Ancak,

            Müslüman bir kadın olduğunuzu İDDİA ETTİĞİNİZ için benim de size MÜSLÜMANCA bir önerim var.

            NEDEN SİVRİSİNEKLERLE UĞRAŞIYORSUNUZ DA BATAKLIĞI KURUTMAYA YARDIMCI OLMUYORSUNUZ?

            Saydığınız tüm problemlerin, yani can yakan sivrisineklerin oluşma ve varlık sebebi “kadın nefsi ve mevcut yasalar” yani bataklık.

            Eğer Müslümanlığınız da, inancınızda, Allah’a olan teslimiyetiniz de, sözlerinizde “samimi ve dürüst” iseniz Müslüman bir kadın olarak bu konuya el atın, poligami konusunda önce nefsinizi terbiye edin, aşırı ve tek taraflı bakış açınızı düzeltin, kontrol altına alın sonra da devletin bu konuda ki yasaları değiştirerek SAMİMİ ve İYİ NİYETLİ MÜSLÜMAN ERKEKLER ile İslamın bu konuda ki hükümlerini kötü niyetlerine alet eden ŞEREFSİZ ERKEKLER’in birbirlerinden ayrılmasını sağlayarak bu konuda ki temel ve kemikleşmiş sorunları Müslüman Erkekler ve Kadınlar olarak el birliği ile kökünden birlikte çözelim.

            Var mısınız?

          • elifkk dedi ki:

            Abdullah Bir Abi
            Devletin söz konusu yasalarını bende tastif etmiyorum. Ayrıca Kadem’in erkeklere hakaretvari ve insafsız saldırılarını da asla desteklemem. Benim de abim ve babam var. Çok yanlış buluyorum. 4 Eşe kadar Rabbim erkeklere ruhsat vermiştir.Bunda hemfikir miyiz ? Peki ülkemizde erkek ve kadın sayısına göre (ortada bu kadar fazla evlenemeyen,bu imkanı bulamayan bekar erkek-ve kızların varlığı)lar varken, poligami gerektirecek bir durumun oluşması yok denecek kadar az.Ben bekar bir kardeşiniz olarak söylüyorum. İkinci eş olmayı, yada evli olup kocasının ikinci eş almasına bu sitede yorup yazan hanım kardeşlerimizden gönül rahatlığı ile rıza gösterecek bir tanesini gösterin bana ?Ben nefis konusunda kendimi terbiye etmeye çalışıyorum harama bakmamaya, girmemeye gayret gösteriyorum.Peki bu konuda kendi nefsini terbiye etmesi gereken sadece ben miyim ? Ormana bütünü ile baktığımızda nefsini hepimizin terbiye etmesi gerekir.Ki Hz.Ali (R.A) ikinci eş fikrini Hz.Fadıma validemize söylediği zaman ona bile ne kadar ağır gelmiştir ki duruma Peygamber Efendimiz (s.a.s) müdahale etmiştir.Niketim olayı aynen aşağıda yazıyorum.

            Misver İbnu Mahreme (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Hz. Ali (radıyallahu anh) Efendimiz, nikahı altında Fatıma (radıyallahu anhâ) validemiz olduğu halde Ebu Cehl’in kızına talib oldu. Bunu işiten Hz. Fatıma validemiz, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek:

            “Kavmin, kızları için senin hiç gazaplanmayacağını zannediyor. İşte Ali, Ebu Cehl’in kızıyla evlenecek!” dedi. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm kalktı, minbere çıktı şehadet getirdi ve şu hitabede bulundu:

            “Ben Ebu’l-As İbnu’r-Rebî’e kızımı nikâhladım. Bana konuştu ve doğruyu söyledi (vadetti ve vaadini tuttu). Şurası muhakkak ki ben helal olanı haram kılmıyorum, haramı da helal kılmıyorum. Fatıma benden bir parçadır. Onu üzen beni de üzer. Allah’a yemin olsun ki, Resulullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) kızı Allah düşmanının kızıyla ebediyen bir araya gelmeyecektir!” Efendimiz’in bu konuşmasından sonra Hazreti Ali Efendimiz kararından vazgeçti.

            Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: “Resulullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) minberde şöyle söylediğini işittim: “Benî Hişam İbnu’l-Mugire ailesi, kızlarını Ali bin Ebi Talib’le evlendirmek için benden izin istiyor. Ben izin vermedim, vermiyorum ve vermeyeceğim! Ancak, Ebu Talib’in oğlu kızımı boşayıp, kızlarını almak isterse o başka! Şunu iyi bilin, Fatıma benden bir parçadır. Onu üzen beni de üzer, ona eziyet olan bana da eziyet olur.” (Buhârî, Fezailu’l-Ashab 16, 12, 29; Müslim, Fezailu’s-Sahabe 96; Ebu Davud, Nikah 13 ; Tirmizî, Menakıb)

            Yani Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) kızı bile bu duruma üzülüp incinmiş. Peki ya günümüz kadınları ? Şahsım adına çok incinirim ve o kişi ile evli kalmak ister miyim onu bilmiyorum. Şimdi burada Hz. Fatıma Validemizin incindiği, üzüldüğü ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in müdahale ettiği ikinci evlilik mevzusunda benim/bizim/müslüman kızların rıza göstermesi beklenemez.

            Nitekim bu yaşanan vaka da bize şunu özetlemiyor mu ? Müslüman kız ve babalarının, damadın/kocanın ikinci evliliğe karşı çıkabilecekleri hususunda ruhsat vardır denilebilir.Bunun içinde dinden çıkmazlar. Benim yorumlarımda da hep söylediğim şey şu ” Rabbimin tavsiyesine uymaları” bunda abes bir şey yok. Tercihim de bu yöndedir. Allah tüm bekarlara ne olursa olsun Rabbimin tavsiyesine uyan-uyabilecek karaktere -nefise sahip eşler nasip etsin.

          • Feyza dedi ki:

            Elif hnm,

            Bu mevzu cok eslilik basligi altinda bu sitede uzun sure tartisilmis, benim de baska basliklar altinda bu mevzu hakkinda yorumlarim oldu ve yeterli oldugunu dusunuyorum. Islam aleminin icindeki truva atlari da bu konuyu yeterince kendilerine malzeme ettiler ve Islamiyeti itibarsizlastirma ugraslari icerisinde en yogun tartismaya actiklari konu budur.

            Sunu anlaminizi isterim ki benim cok eslilige olan musbet bakis acim ruhsuz, hissiz, sevgi ve kiskanclik duygulari alinmis bir insan olmamdan kaynaklanmiyor. Fakat bizim Muslumanlar olarak bu evlilik seklini hayatimiza alalim veya almayalim, nefsimizi karistirmadan, ozellikle biz kadinlar nefsi mudafaya girismeden bu gibi spekulasyonlara acik ve insani inanciyla celistirecek, zaafini ortaya serecek mevzularda en azindan ‘zor bir imtihan ama Allahu Teala’nin bu ruhsati ruhsat hukmunde olsa dahi muhakkak bir hikmeti vardir’diyrek en azindan sukut etmemiz gerekir diye dusunuyorum.

            Dusunun ki evlisiniz ve mufsid bir kadin bir gun gelip esiniz hakkinda ileri geri konusup sizin en zayif noktanizi tesbit etmeye calisiyor ve ogrendigi an o noktadan sizi vuracak. O kadinla sohbet ederken niyetini de biliyorsaniz acik verir misiniz, yoksa esinizin arkasinda dimdik durur ona destek mi olursunuz?

            Iste biz ayetlere iman ettigimiz icin verilen ruhsat dahi olsa tereddutsuz, seksiz ve suphesiz, basimiza geldiginde incinecegimizi bilsek dahi, nefsimize cok agir gelse dahi hicbir surette acik vermemek zorundayiz. Bu ruhsati kullanir veya kullanmazsiniz, isterseniz evlenmeden once beyinize bunu sart kosarsiniz, boyle bir durum basiniza gelse bosamayi talep edersiniz.

            Bu sizin ve beyinizin arasindaki iletisime, duygu paylasimina bagli. Islam dininin bu durumlarda kadina verdigi haklari da sonuna kadar kullanmakta ozgursunuz. Ama basimiza gelmedikce bu gibi mevzularda yorum yapip ruhsati kullanan bir kisiyi tahkir etmek, bunu kullanan kisiyi karisini zina edip aldatan bir erkekle esdeger gormek ayni zamanda Allahu Teala’nin verdigi izne saygisizliktir. (Burada sizi tenzih ederim)
            Benim anlatmaya calistigim sey tam olarak bu.

            Su ifadeyi iki kez kullanmissiniz. Cevap vereyim. Bu sitede yorum yazan ve cok eslilige musbet bakan bir hanim kardesiniz olarak, bir erkegin ikinci hanimi olmayi neden tercih edeyim? Bana talip olanlar zaten bekar ve ben evli bir erkekle ask yasayacak kadar lllĺbirarada bulunmam. Bulunamam.

            Bu gibi evlilik yapan hanimlar ise zarureten yapmiyor da ask evliligi yapiyorlarsa zaten belli bir sure beraber oluyorlar flort edip gunaha giriyorlar. Sonra nikah riskini aliyorlar. “Daha fazla gunaha girmemek icin”. Bu sureci gecen gun Alnizam hnm.a yaptigim yorumda uzun uzun anlattim.

            Ben oyle bir hayata sahip degilim ki. Evli erkeklerle benim ne gibi bir munasebetim olabilir ki bekarlarla dahi konusmuyor zaruret disinda gorusmuyorken.. 🙂

            Peki zarureten boyle bir durum basima gelse kabul eder miyim? Eger muskul durumda olan ben isem mumkun mertebe yine kabul etmem. Kendimi devredisi birakir basimin caresine bakmaya calisirim bugune kadar yaptigim gibi.
            Bunun sebebi ise samimi soyluyorum kiskanclik degil.

            O duygu her kadinda olur o ayri ama benim buna sicak bakmamamin tek sebebi olur, o da bu adamin ilk hanimini ve cocuklarini benim yuzumden magdur edecegi endisesi. Bu endise benim icimde kiskancliktan cok daha agir basar bunu tum samimiyetimle soyluyorum ve bu yuzden nasibimi baska bir yerde ararim.

            Cunku bizim toplumumuzda cok eslilik hep soyledigim gibi yaygin degil ve ilk hanim duyarsa muhtemelen bosanmak ister ve yuva yikici pozisyonuna dusmektense yalniz olmayi tercih ederim.

            Ama bu benim kendi vicdani durumum, kendimi tanidigim icin huzurlu olamayacagimi bildigim icin kendimce bu fedakarligi yaparim diyor olmam bu ruhsati kullanan her erkegin ve kadinin vicdansiz oldugu anlamina gelmez ki. Bu bensi birsey, sahsimi baglar o kadar.
            Sordugunuz icin soyluyorum.

            Peki Ilk hanim olsam ve esim bir baska kadinla evlenecek olsa incinmez miyim, incinirim tabi ama sebebini bilmek isterim buna eminim. Sebebini once kendime sonra esime mutlaka sorarim. Sormadan bilemem ki, belki gecerli bir aciklamasi vardir ve bu kalbimi teskin edecektir.

            Gizli bir nikahi ogrensem yine sorarim once kendime ve sonra ona. Kendime sorarim, aklima ilk gelen soru su olur, “benden bu kadar gizli bir is yapmasinin sebebi benden korkuyor olmasi mi, neden bana karsi rahat degil o rahatligi neden saglayamadik aramizdaki bu kopuklugun sebebi neydi ki nikah gibi bir sorumlulugu almaya karar verecek, bu riski alacak asamaya kadar geldi ve benim ruhum duymadi, biz ne ara bu kadar uzaklastik ki ben esimin kalbinde ve kollarinda baska bir kadinin daha oldugunu hissedemedim…?”

            Cunku bu devirde bir evi gecindirmek, bir kadinin sorumlulugunu ustlenmek, yeni bir aileye damat olmak, yeni cocuklar edinmek gercekten cok mesakkatli bir is. Bir erkek bu riski alabildiyse ve bunu gizleyebilecegini umid edecek kadar gozunu karartabildiyse bunun gecerli bir sebebi muhtemelen vardir. Poligami erkeklerin fitratinda olsa da bu genelde sadece fantezi dunyalarini zenginlestiren bir unsurdur. Gercege aktarmaya yanasabilmeleri icin ise ciddi sebepleri olur. Iki hanim kolay bir is degil ki. Onu bu raddeye getiren sey orfen yaygin olmayan bir toplumda ne olabilir?

            O yuzden de erkekler evde hanimiyla mutluysa, memnunsa hayatindan, cocuklari da varsa hele ki bir de orta duzey gelire sahip bir erkekse ve hanimi da calismiyorsa bu gibi maceralara kolay kolay atilamazlar. Belki hayalini kurarlar.

            Ama mutlu degilse mutlulugu, esine kendini yetersiz hissediyorsa sahiplenme ihtiyacini giderecegi, kendini yaninda rahat ve gercek bir kahraman, bir erkek gibi hissedip sahiplenecegi baska bir kadini gozu de gonlu de arayabilir.

            Fakat mutsuz dahi olsa boyle bir kadinla karsilastigi zaman bizim gibi cokeslilige yatkin olmayan toplumlarda risk almaya goturen yine belli bir flort surecidir ki bu kismi dinimize aykiri olurdu.
            O yuzden hanimlar kocalarini korkutmasin, yanlarinda esleri kendilerini rahat ve huzurlu hissetsin, gozune ve gonlune hitap etsin ki esi bu kulfetin altina girecek bir riske bulasmasin diyoruz.

            Kadinlar zaten buna yatkin donanimli yaratilmislardir. Kadinin sesi, teni, zineti ve sevgisi, sefkati cogu zaman erkekleri mutlu etmeye yeter ve erkekler gozuyle gonluyle tatmin oldugu surece ve bir de zinadan korkan imanli bir erkekse nikah gibi bir mesuliyete hele ki bunu gizli kiyma isine kolay kolay girismez. Zina eden erkekler ise nikah sorumlulugu tasimadigindan karisini ucuz ve kolay bir yontemle aldatabilir. O bizim konumuz degil.

            O yuzden o asamaya gelmemesi icin kari koca arasindaki duvarlar kaldirilirsa ve bu duvarlar namahrem kadin’erkeklere orulurse sanirim buyuk oranda tedbir alinmis olur. Virajli yola girilmez.

            Ayette zinaya yaklasmayin buyuruluyor. Bu yollari kapamanin birinci caresi namahreme konulan mesafe ikinci caresi ise evlilik. Karni tok olan bir insan lokantanin onunde dursa da cani cekmez. Parasini, malini bosu bosuna israf etmek istemez. Belki guzel kokuyor, eminim cok lezizdir der ve gecer ama iceri girip yemek istemez. Karnim tok, param cebimde kalsin diye dusunur.

            Ikinci hanimi gizleme bahsine de deginip konuyu kapatacagim insaallah.
            Ikinci hanimi gizli nikaha almak zaten riskli bir surec ama bu durumda genellikle haklarindan feragat eden zaten ikinci hanim oluyor Elif hnm.
            Cunku bir erkegin ilk hanimini gizlemesi cok zor bir durum. Bir kadina bekar oldugunu soylese ve yalan uydursa dahi bu yalan uzun surmez.

            Erkek zaten ilk esini kaybetmek istemedigi icin bu yalana basvurmustur ama ikinci bir evlilik ilkini riske atacagindan nikaha almasi icin o risk alma evresini tamamlamis olmasi ve bunun icin de ikinci hanimla belli bir sure flort etmesi gerekir genel sartlarda. Bu asamada adamin kendi ailesi anne babasi kardesleri akrabalari, gizledigi ailesiyle cocuklariyla olan mesguliyetleri vs bir kadin bunu anlayabilir.

            Sonra evlenmis olsa ilk hanimin yaninda kalacagindan dolayi geceleme isi zaten isleri sarpa sarar cunku kocasini yeni evli her kadin normal sartlarda gece yaninda ister bunu bekler. Siradisidir bu durum.
            Evli oldugunu boylece ogrenirse de zaten kadin cingar cikarir ilk yuvasi da bozulur.

            Bu yuzden ikinciden ilki saklamak kolay bir is degil
            ama ilkten ikinciyi saklamak daha kolaydir. Soyle ki, ikinci hanim bilincli olarak evli bir erkekle beraberdir. Yasadiklari sevgili olma sureci olduysa eger ki bu gibi evliliklerde gorucu usulu zaten pek islemez,o surecte kadin zaten adamin ilk hanimini ve cocuklarinin varligini bildiginden dolayi evliligi kabul etse dahi belli haklarindan feragat edecegini bastan kabul ederek evlenir.

            Yani burada kadin herseyin bilincinde bu gizli evliligi kabul ettigi icin fedakarlik konusunda da basta anlasmis olurlar. O yuzden gecelemede adalet gostermese de erkek, kadin bunu kabul ederek evlenmistir. Ilk hanimina soyledigi yalanin faturasi ise yine kendine aittir. Ilk hanimi da esinin hakkina riayet etmeyen bir kadinsa onun hesabi da kendisini baglar.

            Ben gizli bir is istemiyorum diyen ikinci hanim da zaten ya kabul etmez ya da birincinin bilgisi dahilinde evlendigini anlayabilir ve sorun olmaz. Erkek o zaman zaten adaleti temin edebilir.

            Yani bu isler cok da gizli kalmaz. Fisiltilar ugultuya donusur ve kisa surede patlak verir. Akrabalar vasitasiyla da olsa bir sekilde duyulur, anlasilir. Ben gizli yapilan islere sicak bakmiyorum cunku ogrenildigi zaman daha buyuk sorunlar olur ve ogrenilmesi zaten uzun surmez.

            Ama ilk hanimi kaybetmemek icin bu gibi bir yola basvuran bir erkegin de sebebi nedir bilemeyiz. Belki gercekten buna ihtiyaci vardir, ilk hanimindan korkuyordur, ilk hanimi hakkina riayet etmiyor olabilir, cocuklarinin hatirina evliligini surduruyor ve bu yuzden gizliyor olabilir vs.. yargisiz infaz edip herkesi ayni kefeye koymak da adaletsiz bir yaklasim olur. Her insanin sarti sahsina munhasir.

            Hz.Fatima validemizle ilgili soyledikleriniz dogru fakat bu olayda hz.Ali’nin, ikinci hanim olarak Ebu Cehilin kizini almak istemesinin de etkisi olduguna dair rivayet var. Bu rivayeti yoksaysak, sadece haniminin uzerine evlendigi icin hz.Ali’yi Efendimiz asv.in ikaz ettigi konusuna odaklansak da bu durum bizim yorumlarimizla celismiyor.

            Cunku biz zaten bir kadinin teaddudi zevcat ayetini kabul etmesinin itikadi bir sart oldugunu ama uygulamada buna mecbur olmadigini, ortakliga mecbur edilmedigini ve bu halde iken dilerse talak isteyebilecegini daha once birkac kez zikretmistik. Hatta evlenmeden once sart kosma hakki da oldugunu soylemistik. Ama sabri karsiliginda alacagi mukafat da cihada giden erkegin ecriyle esdeger oldugundan bu durum kazancli bir ticarete de donusebilir.

            Bu da sabirla orantili. Nihayetinde hz.Aise validemiz sabretti. Hz.Ali r.a ise hz.Fatima’nin vefatindan sonra tek esli yasamadi.
            Yani bunlari cok derin dusunup simdiden beynimizi ve kalbimizi yormak, enerjimizi israf etmek yerine adim adim hayati yasayip her onumuze cikan guclukte o an bahşedilen gucumuzle mucadele edebilmeyi basarirsak bu konulara takilmayiz. Bir anne dusunun, gogsunde buyuttugu yavrusunu opup koklarken birisi ona dese ki senin yavrun iki sene sonra bir kaza gecirecej ve onu kaybedeceksin. Anne aglamaya baslar, dayanamayacagini dusunur. Onsuz bir hayatin tahayyulu dahi o an cok agir gelir cunku henuz bu olay peydah olmamistir ve sabri da verilmemistir. O dusunceleri zihninde buyuttukce ruhen yipranir, gucu tukenir, mutsuz olur, korkuyla yasamak izdirap verir.

            Ama cocugunu kaybeden bir insana ise sabri zaten verilir ve hayat o insan icin yine devam eder. Dayanamam dediginiz yukun altinda kendinizi buldugunuz zaman anlarsiniz ki bal gibi de dayanilabiliyormus, cunku hz.Allah c.c verdigi her zorlugun sabrini onunla beraber verir. Ne once ne de sonra.

            Ben olaylara boyle yaklastigim zaman mutlu hissediyor ve hem hayata hem de insanlara dair buyuk beklentiler icine girmiyorum.
            Esim olacak kisi insaallah cok iyi olur ama olmazsa Allah benim hem velim hem de vekilim. Esim adaletli olmazsa Allahu Teala bana adaletli olur. Bir cikis yolu mutlaka gosterir. Bir musibet verirse sabrini da, ecrini de, ardindan iki kolayligini da bana Rabbim verir.

            Sabrini almadigim ve basima gelmeyen bir musibet icin neden simdiden dayanirim veya dayanamam gibi buyuk sozler edeyim ki, Benim Allah’a olan inancim, guvenim bu, ben Allah’a guveniyorum ama kendime guvenemiyorum, ya cok iyi bir insan nasip ederse ben onun hakkini verebilecek miyim? Diyelim ki esim cok iyi bir insan, bu bir imtihan olmayacak mi, bu da benim nefsimle olan bir imtihanim olacak ne farkeder?. Bakalim bollukta, rahatlikta da muhsaebemi guzel edip onun kadrini bilebilecek miyim?
            Yani bir yanda sabir ile imtihan olunabilecegim gibi bir yanda da sukurle imtihan olabilirim. Bundan kacisim olmadigi icin ben ileriye yonelik karsilasabilecegim durumlari dusunmek yerine bugunume odakli yasiyorum. Bu ayet var mi, bu ruhsat var mi, evet. Buna isittik ve itaat ettik hepsi bu.

            Sonrasi Allahu a’lem. Namaz kilmadigi halde cokesliligi savunan erkekler mi var, olsun. Allah onlara da hidayet nasip etsin, dogru yolu gostersin.

            Hicbir Sunnete riayet etmeyip sadece bu konuyu mu kendilerine yontuyorlar, olsun yontsunlar. Allahu Teala onlara diger Sunnetlere uymayi da nasip etsin. Onlarin bu eksikligi verilen ruhsatin hukmunu degistiriyor mu, bize bir faydasi var mi bunun? Yok… 🙂
            o zaman dua edelim ve onlarin eksikligi yuzunden biz dilimizle kendi imtihanimizi zorlastirmaktan Allah’a siginalim, ani yasayalim yeterli olur.

            Ne yasariz neyle karsilasiriz bilinmez ama her ne yasarsak yasayalim Allah onun kuvvetini verir, basimiza gelen her kotu olayda bu kaideyi hatirlarsak daha guclu hissederiz. Tasiyabilecegim ki bu yuku Rabbim yukledi. Bunlari sakin yanlis anlamayin, sizleri teskin etmek icin anlatiyorum.

            Belki bu sekilde dusunursek, yani sadece bu cokeslilik olayinda degil hayatimizin her alaninda olumlu dusunmeyi basarabilir ve once kendimizi teskin edebilirsek tatsiz hadiselerle karsilastigimizda daha az beklenti icinde oldugumuzdan dolayi daha da az uzuluruz. Hem de gelecekle ilgili teoeilerle zihnimizi bulandirip bugunun berakkligini yitirmeyiz.

            Bunlari sadece sizin iyiliginizi istedigim icin yaziyorum, emin olabilirsiniz, kotu surprizlerle insaallah hic karsilasmazsiniz, cok mutlu guzel bir yuvaniz olur ama ola ki karsilastiniz aklinizda minik bir yer etsin.

            Cumleten Veladet Kandiliniz mubarek olsun. Birbirimize dua edelim.

          • elifkk dedi ki:

            Feyza Hanım
            Uzun uzun yazmışsınız. Teşekkür ederim elinize kolunuza ve kaleminize sağlı. Yazdıklarınızı okudum.Düşünce olarak hemen hemen aynı düşünüyoruz. Benim de yorumlardan anlaşıldığı üzere çok eşlilikle alakalı ruhsatın varlığına iman ediyor nasihatinin gerekliliğine inanıyorum. Rabbimin ayeti. Ama Rabbim’den şunu diliyorum. Allah tavsiyesine uyan(tek eşle mutmain olacak) eş nasip etsin.Allah taşıyamayacağımız yük ve sıkıntı vermesin.Sizlerinde kandili mübarek olsun. 🙂

      • Ümit Akman dedi ki:

        Neyse büyüklerin tabiri ile bu pilav daha çok su kaldırır.
        burada ne kadar tartışılıp konuşulursa konuşulsun bu konu kapanmaz.

        Siz hiç çevrenizde boşanmak için evlenen, kavga etmek ve huzursuzluk çıkarmak için evlenen gördünüz mü?

        veya hayatını planlarken arkadaş ben hayırlısı ile 4 tane hanım almaya niyetim var hatta öyle bir yaşam süreceğim ki 1 tane sarışın, 1 tane kumral, 1 tane esmer, 1 tane şu özellikte vs. kadınla evleneceğim gibi.

        ben duymadım, görmedim, ( çok karısını veya kocasını aldatan, ihanet eden, duydum hemde kendi ağızlarından) ama bir evlilik arefesinde bunu dillendiren veya bu niyetle evlenen duymadım, görmedim.

        zaten bu şekilde bir yaşam tarzını benimseyen bir kişinin, kadın olsun erkek olsun evlenme gibi bir niyeti de olmaz, evlenmesinede gerek yok.
        istediği zaman istediği kişi ile birlikte olur. Nitekim toplumumuzda bu düşünce ve karakterde olan kişilerde var.

        kadın erkek herkes kendi inancına, dünya görüşüne uygun, anlaşabileceği bir kişi ile karşılaştığına inandığında o kişi ile mutlu ve uyumlu bir hayat yaşamak için evlenir.

        Ama gel gör ki evlilik hayatının belirli bir dönemine gelindiğinde ( bu dönemin süresi değişebiliyor, bu süre konun uzmanları tarafından konferans konusu)

        ilişkiler yıpranıyor, ipler kopuyor ve eşler biz nerede yanlış yaptık bunu oturup konuşalım ve düzeltelim diyerek problemi çözmek yerine ( çünkü bu fedakarlık gerektirebilir ama biz neden fedakarlık edelim fedakarlık etmesi gereken hep karşı taraftır, özür dilemesi gereken hep başkası)

        Halbuki fedakarlık denilen şey karşılık beklemeden yapılandır.
        Eğer Ruh hastası olmayan, psikolojik rahatsızlığı olmayanları saymazsak,
        kaç anne baba çocuklarından ileride menfaatlenmek ümidi ile onlar için canını bile verebilecek kadar fedakarlık yapar?

        Bir Alime zamanında sormuşlar;
        Efendim siz sorunları nasıl çözüyorsunuz diye,
        Alim cevap vermiş,
        Dünya problemlerini çok çabuk çözüyorum ama ahiret problemleri beni çok zorluyor ve yıpratıyor.

        Demişler Üstad dünya problemlerini nasıl bu kadar çabuk çözüyorsunuz?

        Cevap vermiş;

        Veriyorum kurtuluyorum. Hiç kavga olmuyor.
        İnsanlar birşey istediğinizde sizinle tartışıp kavgaya giriyorlar, verirseniz mutlu oluyorlar, problem çözülüyor.

        Evet evlilikte de aynı şey geçerli herkes almak istiyor, fedakarlık yok veya tek taraflı bir süre gidiyor ve şeytanın sevdiği ortamlar bunlar, ondan sonra dışarıda farklı arayışlar.

        Tabii ki biz bu dünya ya imtihan için gönderildiğimizden,
        Tabii ki bizi yaratan Rabbimiz bizim ne mal olduğumuzu iyi bildiğinden ( hep kendi nefsimize hoş geleni isteriz, hep zevk yaşamak isteriz.)

        Bu arayışlarımız bize mutluluk getirmez, aksine daha da mutsuz ve huzursuz oluruz ve çilemiz devam eder…
        Bundan da hep başkalarını sorumlu tutarız.

        Halbuki Kur’an-ı kerim de bize ilk insan hz. Adem a.s yaradılışı ve bu vesile ile Cenab-ı Allah’ın emrine iki ayrı kulu tarafından karşı gelindiği ve bunun sonucunda iki ayrı tavrın ortaya konulduğu beyan ediliyor.

        1. İblisin Allah cc. ın secde et emrine itaat etmemesi ve Rabbimiz tarafından sebebi sorulduğunda kibirlenerek kendisine verilen ilim ile kıyas yaparak kendisinin daha hayırlı olduğunu söylemesi, cezalandırıldığında bunu Adem a.s dan bilmesi ve onun yüzünden bu duruma düştüm diyerek onu suçlaması ve husumet beslemesi

        2.Adem a.s. ın yasak ağaçtan yiyerek Allah cc. ın emrine karşı gelmesi ve cezalandırıldığında ( bana bunu şeytan yaptırdı yerine) bunu nefsinden bilerek kendini suçlaması ve tevbe ederek Rabbine sığınması…

        Bu kıssa Rabbimiz tarafından bize neden beyan ediliyor?
        Birini örnek almamız için değil mi?
        Eğer bu örneği Rabbimizin dilediği şekilde doğru alırsak bunu hem dünya için hemde ahiretimiz için kullanırsak emin olun ki
        Eninde sonunda mutluluğu da, huzuru da hem dünyada hem ahirette bulacağız inşaallah

        Rabbim Hayır üzere yar ve yardımcımız olsun,
        Evlatlarımıza salih ve saliha eşler lütfeylesin,
        Evli olan kardeşlerimizi de Allah cc. için birbirini seven,
        Birbirine aşık olan, birbirini mutlu etmek için yarışan salih ve saliha kullarından eylesin inşaallah

        • mine dedi ki:

          şu yorumları okuyunca gerçekten utandım hangi kadın üstüne kuma getirilmesine razı olur gerçekten o ailede huzur olabileceğine inanıyor musunuz? kimse ama zinaya ses çıkarmıyorsunuz demesin o ne kadar yanlışsa bu da o kadar yanlış evlilik iki kişi arasındaki paylaşımdır 2. 3. 4. kadının ne işi var? bir erkek ya da bir kadın eşine sadık kalamayacak kadar kendine hakim olamıyorsa tedavi olsun ürologlar bunun için var hiç mi kadının gurunu onurunu haysiyetini düşünmüyorsunuz? o ailede büyüyecek çocukların berbat olan piskolojisi ne olacak? erkeklerin bu kadar pervasızca hakkım demesine inanamıyorum huzurlu evliliğin sevgi saygı SADAKAT şefkatten geçtiğini anlayamıyor musunuz? toplumun çürümüşlüğü İslamı yaşayamamktan değil yaşadıklarına İslamı kılıf olarak kullanmasından…ben daha birbirine sadık ve seven çiftlerin boşandığını huzursuluk yaşadığını görmedim…Hanım kardeşlerim sizlere sözüm şu insansınız ve her insan sevdiklerinin biriciği olmak ister eşini kıymetlisi tek sevgilisi…kesinlikle bir başkasının yuvasına ek olmayın bu hem size hem de diğer kadına mutsuzluktan başka şey getirmez…beylere de lafım şu eğer hizmetinizi gördürmek için evlenyorsanız hizmetçi yemek yaptırmak istiyorsanız aşçı tutun ama gerçekten hayatı paylaşmak sevmek ve sevilmek istiyorsanız evlenin bu yüzden kadınların çoğu boşanmak istiyor değersiz bir hizmetçi yüzüne bakılmayan aşçı sevilmemiiş ilgisiz kalmış çocuk bakıcısı yerine koyduğunuz için…bu paylaşımın altına bana hakaret amaçlı feminst çete yazacak vizyon yoksunu arkadaşlara da cevabım olsun hem kadın hem de erkek olarak HAKLARIMIZIN EŞİT olması bizi birbirimize düşman etmemeli haklarımızın eşit olduğunu söyleyen insanları yaftalamaktansa birbirimize ve haklarımıza saygı duymalıyız gerçekten evliliğinde sorun nişanlısında sorun olan arkadaşların gerçek bir evlilik terapistine hatta piskiyatr olanlara gitmesini tavsiye ediyorum özellikle evlenmeden önce şiddete meyli olan insanlardan uzak durmalısınız(yukarda yazan bir kardeşime cevap olsun daha nişanlıyken asabileşen insanlar evliliğin kırkı çıkmadan eler yapabileceğini az çok tahmin edebilirsiniz)hiç bir insan dayağı haketmez terbiye de dayakla olmaz zaten böyle büyüyen nesilin ceremesini çekiyoruz…İslamın şefkatine merhametine ahlakına saygım sevgim sonsuz ama islamın kullanılarak insanların duygularının sömürülmesine kadınların 2. sınıf vatandaşmış gibi köleymiş cariyeymiş gibi gösterilmesine de nefretim de sonsuz hala cahiliye devrinden gelen gelenekle küçük kızları eğitim ve öğretim hakkından mahrum bırakılmasına bir başkasının insafına bırakılmasına da nefretim sonsuz hepimiz iyi eğitim almalı hayatın içinde var olmalı kendimizi iyi yetiştirmeliyiz herkes kendine bakabilmeli erkek tek de kalsa kendine bakabilmeli kadın tek de kalsa hayatını idame ettirecek parayı kazanabilmeli evliliği ise sevdiği için birlikte hayat paylaşmak için yapmalı yetişkin olarak kendini gerçekleştirmişken kendine denk birisiyle huzurlu bir hayat sürmeli biri finansal köle diğeri hizmetçi köle olarak görüldüğü için evlilikler yürümüyor birbirine mecbur kalanların bu mutsuzlukları çocuklarına da yansıyor mutsuz çocuklar mutsuz yetişkin oluyor mutsuz insandan huzursuz insandan topluma faydalı olmasını bekliyor musunuz gerçekten? hele ki babasının başka bir kadından başka çocukları başka ailesi varken bu karmaşanın içinden kendini seven ve sevildiğinin farkında olan bir kız çocuğu çıkabilir mi ya da kadınlara karşı saygılı ve eşine sadık bir erkek çocuğu?

          • Zeynep dedi ki:

            Mine hanım hangi hanım üstüne kuma gelmesine razı olur ya da kız çocuğu babası başkasıyla da evli başka kadından çocukları var psikolojisi altüst olur diye yazmışsınız ben de yakın bir arkadaşımı anlatmak istedim babası 2 evli hiç de psikolojik bi yansıması olmadı kıza babasıyla arası da çok iyi yani bu bir yaşam şekli zor bir hayat seçmişler fakat çok ta garip değil bize anormal gelebilir belki bu sadece mevcut yasalardan örf ve adetimizden kaynaklı bir durum bir Türk kadını başına gelince dünyası yıkılıyor kendini değersiz hissediyor onuru kırılıyor sizin tabirinizle fakat bi Arap kadını için bu çok normal kadın fıtratı aynı her Müslüman kadın aynı hissetmesi gerekmez mi. Tabi ki fıtrata ya da eşine olan sevgisi ölçüsünde bi kıskançlık olur her kadında az yada çok olur buna kimsenin itirazı olmaz fakat ortada onur kırıcı bir durum da yok. Bir kadın olarak yazmak istedim

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Mine Hanım’a…

            “bir erkek ya da bir kadın eşine SADIK KALMAYACAK kadar kendine hakim olamıyorsa TEDAVİ OLSUNLAR ürologlar bunun için var ”

            Tedavi yetmez isterseniz Hadım Edin…

            Sadık kalmaktan kastınız nikahsız birliktelikse bunun yöntemi ve muhatabı ürologlar değil manevi tedavidir.

            Sadık kalmamaktan kastınız helal olan ( nikahlı) POLİGAMİ ise bence o erkeklerin değil sizin manevi tedaviye ( iman tazelemeye) ihtiyacınız var.

            Kendi nefsinin ve aklının yönlendirmesi ile Allah’ın erkekleri yaratma şekline ( erkeklere yüklediği hormonlara, yaratılış kodlarına, programına) HAYIR veya YANLIŞ diyerek kabul etmeyen insanların (Tahrim 1-5 ve maide 87-88 ” ayetleri gereği) ciddi şekilde tedaviye ihtiyacı vardır.

            Çünkü poligamiye sizin bakış açınızla YANLIŞ ve HASTALIK olarak bakan ve kabul eden günümüzün de ki kadınların ve insanların coğu bu konuya nefsani yaklaşımları nedeniyle imanlarını sakatladıklarının, hatta kaybettiklerinin farkında bile değiller.

            DipNot: Manevi Tedavi ile ilgili sözlerim sizi küçük görme veya size hakaret amaçlı değil, size yardımcı olmak amacıyla yazılmıştır.

          • mine dedi ki:

            maalesef kullanışsız bir site ya da ben henüz çözemedim ama cevap yazan arkadaşlara cevap yazamadığım için burdan hitap ediyorum

            “Zeynep dedi ki:
            24 Aralık 2020, 01:24
            Mine hanım hangi hanım üstüne kuma gelmesine razı olur ya da kız çocuğu babası başkasıyla da evli başka kadından çocukları var psikolojisi altüst olur diye yazmışsınız ben de yakın bir arkadaşımı anlatmak istedim babası 2 evli hiç de psikolojik bi yansıması olmadı kıza babasıyla arası da çok iyi yani bu bir yaşam şekli zor bir hayat seçmişler fakat çok ta garip değil bize anormal gelebilir belki bu sadece mevcut yasalardan örf ve adetimizden kaynaklı bir durum bir Türk kadını başına gelince dünyası yıkılıyor kendini değersiz hissediyor onuru kırılıyor sizin tabirinizle fakat bi Arap kadını için bu çok normal kadın fıtratı aynı her Müslüman kadın aynı hissetmesi gerekmez mi. Tabi ki fıtrata ya da eşine olan sevgisi ölçüsünde bi kıskançlık olur her kadında az yada çok olur buna kimsenin itirazı olmaz fakat ortada onur kırıcı bir durum da yok. Bir kadın olarak yazmak istedim”

            zeynep hanım herkesin alacası içindedir bazen kendimize bile sıkıntılarımızı ifade edemezken yakın arkadaşınızın gerçek iç dünyasını travmalarını ne kadar içiçe olursanız olun bilemezsiniz. bir evde iki tane “anne” bir tane baba ile gerçekten ruh sağlığı tam büyüyebilineceğine o kız çocuğunda gerçekten “değersizlik” duygusunu yaşamayacağına emin misiniz? kaldı ki psikolog ya da psikiyatr olarak bunu yazıyorsanız gerçekten hayretler içinde kalırım. çünkü huzurlu ve mutlu aile dediğin birbirini seven bir kadın ve bir erkekten “isternirse” ve “Allah nasip ederse” çocuktan oluşur. kumalık kölelikten ve onur kırıcılıktan başka bir şey değil. arap kültüründe çok “normal” olduğunu ve sorunun Türk kültüründe olduğunu söylemişsiniz ama şöyle bir durum var arap kültüründe kadın insan değil zaten mal köle cariye….ne düzgün yasal hakları var ne de adları…bizim insanımız daha bir müslüman olmak için bize yakışmayan bizim gerçek kültürümüzde olmayan arap kültürünü yaşamayı çok istiyor bu araplaşmayı müslümanlaşma olarak görüp bunu da herkesin yaşaması için dayatıyor. Aslında asimile edilmeye çalışıyoruz farkında mısınız? Kuran tüm dil din ırk milliyet farketmeden tüm insanlığa inmişken iyi bir mülüman olmanın yolu arap kültürünü yaşamaktan mı geçer yoksa hangi kültürden olursan ol Allahın kelamını anlayıp onu yaşamaya çalışmaktan mı? çünkü “bildiğim duyduğum kadarıyla” iyi müslüman olmak isteyen önce araplaşsın diye bir kaide yok kitabımızda. bizim insanımızın namazsız abdestsiz gezip yanında çalıştırdığı insanın sigortasını ödemeden hem devletten hem işçisinden çalıp ağzında yalan üstünde kul hakkı gezerken sadece işine gelen keyfine göre olan uygulamaları yaşamak istemesi sizce normal mi? kaldı ki bir insan gerçekten severse sizce bir başkasını alıp üste kuma getirir mi? bu şekildeki evliliklerin temelinde aslında Allahın rızası için haramdan sakınma ve aile olma isteme mi var yoksa nefsini törpülemeyi başaramamış ve tüm dünyasını tek zevkine göre kurmuş bunu da gücü sayesinde bunu elde etmiş bir şahsın bozuk piskolojisi mi? kaldı ki o normalleştirdiğiniz kumalık müessesinin sebepleri o kadar acı ki…çoğu çocuk yaşta güvendiği ailesi tarafından satılmış ya da evdeki varlığı battığı için itilmiş kadınlar. evdeki kadın ise bunu kabullenmek istemese de dayakla maddi imkansızlık cezasıyla ya da nolursa olsun çocuklarımın başında baba olsun diye o onur kırıcılığı kabullenip içlerinde bir değersizlik duygusuyla hayatta kalmaya çalışıyorlar. bakın yaşıyorlar demiyorum hayatta kalmaya çalışıyorlar. bir de karısı yatağa düşer düşmez arananlar var ki onlar evliliğin sorumluğunu alamayacak kadar vefasız ve kendine bakmaktan acziyeti olanlar. çocuğu olamayan kadınlara yapılan zulmü ise anlatmak bile istemiyorum. yanı çok eşlilik erkeğin bencilliğinden başka bir şey değil ve malesef hala bunun anaormal olduğunu kabullenmek istemeyen topluluklar var.
            bir de her türlü anaormalliği fıtrat farkına bağlamak kolaycılıktan başka bir şey değil. bugün kadın dayak yiyor erkeğin fıtratında asabiyet var normalleştirelim erkek başka kadınların koynuna giriyor fıtratı bu normalleştirelim hatta ayetleri kullanıp piskolojik sorun olmaktan çıkaralım erkektir yapar diyelim e böyle diye diye bugün toplumda kadına kin ve nefret yükselmedi mi? hergün bir kadın canından oluyor sebep ise malesef her seferinde erkeğin olağanüstü fıtratına bağlanıyor sizce bu gerçekten ahlaki ve normal mi? Allah bize aklımızı neden verdi neden hayvanlardan farklıyız ve düşünebiliyoruz? kendimize hakim olabilmek için değil mi?
            niyetim kesinlikle cinsiyet üstünden tartışıp insanlara huzursuzluk vermek değil ama burda yazılanları okuyunca gerçekten bu insanların derdi aile mi diye düşünüyorum. yukarıda paylaşılan boşanmış erkek hikayesi bile sadece erkek tarafından anlatıldığı için yanlı ve altındaki yorumlar ise şaşırtıcı derecede kadının varlığına hazımsız. evlilik iki kişilik bir paylaşımdır nasıl sevgi ve saygı sorumluluk paylaşıma dahilse hatalar huzursuzluklar ve mutsuzluklar da bu paylaşıma dahil. beyefendinin karısını dinlemeden burda ahkam kesmek ne kadar doğru? belki bir psikiyatra gidip çift terapisine girseler kimin nelere kırıldığı kimin kimden neler alıp götürdüğü o zaman ortaya çıkacak. hepimiz bilerek ya da bilmeyerek insanları kırıyoruz ama derdimizi anlatırken farkında olmadan yaptığımızı anlatamıyoruz isteyerek yarattığımız sorunları ise saklayarak yumuşatarak kendi vicdanımzı aklayarak anlatıyoruz. kaldı ki şiddet varsa ki bu bir tokat dahi olsa kabul edilemez bir insan başka bir insanın üstünde bu kadar pervasızca hak sahibi olmamalı…
            maneviyatsızlıktan dem vuracaklara ise soruyorum müslüman olmadığı halde ya da müslüman olup dini vecibelerini yerine getirmediği halde gerçekten saygılı insanlarla iletişimi düzgün hak yememiş yalan konuşmamış adaletli merhametli şefkatli insanlara denk gelmediniz mi hiç? onların tek bir özelliği var yaşayan yaşamayan her şeye ve her canlıya saygı duymak ve ahlaklı olmak
            sorun müslüman olmamak değil ahlaklı müslüman olmamak. insanlar şeriat gelince yani kadınlar şu anki medeni hakları ellerinden alınınca zorla bir şeyler yaptırılmaya çalışılınca şiddet olayları ve ahlaksızlıklar son bulacak sanıyor ama bulmayacak hiç bir zaman da bulmadı sorun dinsizlik değil ahlaksızlık

          • mine dedi ki:

            Abdullah Bir dedi ki:
            26 Aralık 2020, 12:07
            Mine Hanım’a…

            “bir erkek ya da bir kadın eşine SADIK KALMAYACAK kadar kendine hakim olamıyorsa TEDAVİ OLSUNLAR ürologlar bunun için var ”

            Tedavi yetmez isterseniz Hadım Edin…

            Sadık kalmaktan kastınız nikahsız birliktelikse bunun yöntemi ve muhatabı ürologlar değil manevi tedavidir.

            Sadık kalmamaktan kastınız helal olan ( nikahlı) POLİGAMİ ise bence o erkeklerin değil sizin manevi tedaviye ( iman tazelemeye) ihtiyacınız var.

            Kendi nefsinin ve aklının yönlendirmesi ile Allah’ın erkekleri yaratma şekline ( erkeklere yüklediği hormonlara, yaratılış kodlarına, programına) HAYIR veya YANLIŞ diyerek kabul etmeyen insanların (Tahrim 1-5 ve maide 87-88 ” ayetleri gereği) ciddi şekilde tedaviye ihtiyacı vardır.

            Çünkü poligamiye sizin bakış açınızla YANLIŞ ve HASTALIK olarak bakan ve kabul eden günümüzün de ki kadınların ve insanların coğu bu konuya nefsani yaklaşımları nedeniyle imanlarını sakatladıklarının, hatta kaybettiklerinin farkında bile değiller.

            DipNot: Manevi Tedavi ile ilgili sözlerim sizi küçük görme veya size hakaret amaçlı değil, size yardımcı olmak amacıyla yazılmıştır.

            CEVABEN

            abdullah bey belli ki burdaki insanları dinliyor ve kendinizce yönlendiriyorsunuz teşhis ve tedavi koyabildiğinize göre muhtemelen ve inşallah bir psikolog psikiyatr ya da en kötü ihtimalle sosyologsunuzdur. çünkü insanın fiziksel hastalıkları yanında ruhsal hastalıkları da vardır bu ruhsal hastalıklar tıbbın konusudur insan ilişkilerini etkilediği için hastalık gibi görünmeseler bile hastalıktır aynı başımızın ağrıması midemizin bulanması ya da kanser gibi belirtileri vardır öfke kontrolsüzlüğü yalan söyleme halüsinasyonlar görme narsisler mesela kendilerini diğerlerinden üstün görür yani belirtileri sosyal ilişkilerimizde kendini belli eder ama biz onun iyi ya da kötü yani karakterinin gereği yada fıtratı olduğunu düşünür hasta gözüyle bakmayız.siz çok eşliliği ne kadar normal ve hak da görseniz aslında onun altında belki çocukluğundan beli ki de genetiğinden gelen bir sorun vardır. ben de piskolog değilim ama izlediğim ve dinlediğim uzmanlar çok eşliliğin normal olmadığını altında mutlaka duygusal bir boşluğun ya da genetik bir rahatsızlığın olduğunu söylüyor. ben hadımın tecavüzcüler için kesinlikle yapılması gereken bir şey olduğunu düşünmekle birlikte hormonlarına hakim olamayan bir erkeğin tedavisini olmasını söyleyerek onun sosyal hayatında mutlu olabilmesinin yolunu söyledim bu benim maneviyat eksikliğimi göstermez. aksine islamı sömüren ışid kafasını yaşasaydım zinanın tek çözümünün erkeğin çok eşliliğiyle düzeleceğini(?) söyler bunu ayetlerle destekler ve kadınlara siz kölesiniz erkeğin fıtratı bu kabullenin ve hangisi sizi istiyorsa yaşınız kaç olursa olsun kaderinize razı olun derdim. ama onlardan bir farkım olmalı insanı cinsiyetine göre namus terazisine koymak benim yapımda ahlakımda yok. bugün hem kadınlar hemde erkekler eşlerini aldatıyor bu gerçekten toplumu çökerten bir sorun bunu erkek kendine imam nikahı ile 3-4 tane kadın alsın helal olsun ama kadınlar ahlaksızla yaftalansın diyerek çözemeyiz kadınların zayıf noktalarını kullanarak üstlerine kuma getirmek gerçekten insani mi? her şeyi geçtim bir erkek nasıl oluyor da aynı anda iki insana gönül veriyor yatağını paylaşabiliyor? tek eşliliği savunmak nasıl oluyor da dinden imandan çıkmak anlamına getiriliyor? ben kadın olarak tek eşliliği savunduğumda nefsinin kölesi olmuş maneviyatı eksik imansız oluyorum, erkek harem kurarak tam bir müslüman nefsini kontrol eden yüksek imanlı oluyor öyle mi? burdaki kibir kokusunu aldınız mı? kendini kadınlardan üstün görme herşeyin sadece onun için var olduğuna inanma cariyelik bu olmadığında öfke nöbetleri şiddete meyil sonuçları hakkında az çok medya takibiyle fikir sahibi olabilirsiniz.
            ben muhafazakar bir ailede büyüdüm ve dindar bir ailenin kızıyım ama babamın nolursa olsun bir kere bile bir başka kadına baktığını görmedim duymadım kaldı ki her evlilikte olabilecek gerginlikler oldu annem hasta oldu haftalarca evin işini yapamadı yani size göre “kadınlığın görevi”olan ama bize göre annemin ikramı olan işler aksadı ama bir kere bile üstüne kuma getircem benim fıtratım bu evlilik benim keyfime isteklerime göre şekillenecek sizde sesiniz kesip kabulleneceksiniz demedi bu babamı eksik mi yaptı şimdi? yoksa ahlaklı evliliğin tüm sorumluluğunu almış bir müslüman mı?

          • Abdullah Bir dedi ki:

            MİNE HANIM’a…

            “…muhtemelen ve inşallah bir psikolog psikiyatr ya da en kötü ihtimalle sosyologsunuzdur.”

            Evet, ben Müslümanca düşünen ve yaşayan bir İLETŞİM SOSYOLOJISI uzmanıyım.

            Ve bu sitede de yaklaşık 9 yıldır kadın-erkek ayrımı yapmadan insanların evlilik, aile ve sosyal iletişim dertlerine derman olmaya ve onları COVİT den 100 kat daha bulaşıcı ve tehlikeli olan FEMİNAZİ mikrobundan/virüsünden, bu mikrobu/virüsü taşıdığından haberi olmayan, kendini normal, dindar zanneden, özellikle de Müslüman görünümlü Feminaziler den uzak tutmaya, kurtarmaya ve tedavi etmeye çalışıyorum.

            Özetle:

            BEN BİR GİZLİ-AÇIK FEMİNİST AVCISI ve FEMİNAZİ DOKTORUYUM.

            “…ruhsal hastalıklar tıbbın konusudur”

            Normalde bu cümleyi yazan (Ruhun hastalandığına inanan) birisine cevap yazmak ölüyü diriltmeye çalışmakla aynı şey, yani boşa zaman harcamaktır. Ancak bizde Rabbimin bize nasip ettiği bu ilmin gereğini yapmak zorunda olduğumuzun farkındayız ve sizin için bunu SON DEFA yapmaya çalışacağım inşaallah.

            Bu vesile ile yazdığınız ifadeleri analiz edelim.

            “siz ÇOK EŞLİLİĞİ ne kadar NORMAL ve HAK da görseniz aslında onun altında belki çocukluğundan beli ki de genetiğinden gelen bir sorun vardır.”

            Sizin POLİGAMİ ye bakışınıza göre cok eşli olan “100 lerce SAHABİ, binlerce TABİİN, TEBAİ TABİİN ve tabi en başta da çok hanım ile evli olan RESULULLAH (sav) de dahil 100 binlerce MÜSLÜMAN’ın tamamı cocukluğun da problem yaşamış veya genetiği bozuk insanlardı” öyle mi?

            Mümkün değil ama bir an bu tezinizin doğru olduğunu kabul edelim.

            “Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verip de elinin sahip olduğu kadınları, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını, kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadını -ki sonuncusu diğer müminlere değil, zatına mahsustur – sana helâl kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları kadınları hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. Sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. Allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir. (Azhab 50)

            “Yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa 3)

            “Ey peygamber! Allah’ın sana helâl kıldığını, eşlerini hoşnut etmek arzusuyla niçin kendine haram kılıyorsun? Bununla beraber Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.” (Tahrim 1)

            Ayetleri ile yarattığı erkek kulları için POLİGAMİ ye ruhsat veren, çok eşliliği onlara HELAL KILAN Allah (cc) a (Haşa) ne tür bir ruh hastalığı veya genetik bozukluk yakıştıracak ve isnat edeceksiniz?

            Bence siz de (direkt imana saldıran) o sinsi virüsü taşıdığının bile farkında olmayan diğer feminaziler gibi ne yazdığınızın, neye inandığınızın ve kime hizmet ettiğinizin farkında değilsiniz.

            İşte bu yüzden ben kendisi farkında olmasa ve kabul etmese de manevi olarak tedaviye ihtiyacı olan size ve sizin gibi düşünenlere TÖVBE EDİN ve İMAN TAZELEYİN diye yardım etmeye çalışıyorum.

            Çünkü Allah’ın kullarına helal kıldığı POLİGAMİ yi çeşitli bahanelerle (Bizim kültürümüz buna uygun değil, çok eşlilik Arap kültürü, günümüzde çok eşlilik mümkün değil, çok eşliliği isteyenler hasta veya genetik problemleri vardır, çok eşlilik kadınların ve çocukların psikolojısını bozar… vs… vs… vs…) kötü, çirkin, ayıp ve yasak göstermeye çalışmak, dolaylıda olsa HARAM olarak görmek, HARAM mış GİBİ EMPOZE ETMEK örtülü şekilde de olsa Allah’a (cc) “Sen bu konuda hata yapıyorsun, biz senin Müslüman erkek kullarına verdiğin bu ruhsatı (helal kıldığını) kabul etmiyoruz” demek suretiyle kural koyucu Otorite olmaya çalışmak, olmak anlamında İLAHLIK TASLAMAK dır.

            Nitekim bunu yapanların EYLEMSELLİK anlamında “Ben sizin tek İlahınızım” diyen Firavun dan hiç bir farkı yoktur ve bu düşüncelerinden vaz geçmedikleri sürece (tesettürlü de olsalar, 5 vakit namaz da kılsalar, muhafazakar veya dindar olduklarını da söyleseler, hafızda olsalar) sonlarının Firavun un akibeti ile benzer veya aynı olacağı inkar edilemez bir gerçektir.

            Bundan sonra size yazılacak her kelime “Söz ve Zaman İsrafı”dır.

            Allah Kurtarsın inşaAllah…

            DipNot:
            Nefsani davranarak kendinizi savunmak veya yanlış anlaşıldığınızı ifade/iddia etmek, açıklama yapmak veya beni suçlamak için lütfen bana cevap yazarak içinde bulunduğunuz bataklığa daha fazla saplanmayın. Çünkü bu konuda hatasında ısrar eden her kadının manevi akibeti hiç de iyi olmamıştır. Bunları yapmak yerine ALLAH RIZASI İÇİN nefsinizin sizi neye inandırdığına ve kime hizmet ettirdiğini anlamaya çalışın

            Selametle….

          • mine dedi ki:

            yazmaya nerden başlasam bilmiyorum. normalde tanımadığım ve kim olduğunu bilmediğim insanların bana hakaret ve yaftalamasına cevap vermem. beni dinden afaroz etmesini de önemsemem çünkü inancımın ve gereklerinin Allah ile kendi aramda olduğunu bilirim hatalarıma islamı kılıf edip normalleştirmeye ve karşı tarafa kabul ettirmeye çalışmam ne kadar iyi müslümanım diye başkalarına gösterme çabamda yoktur. başka insanların ağzından çıkanları eğip büğüp hedef gösterip manipüle de etmem hele ki seçemedeğim cinsiyet ırk milliyetim üstünden kendimi üstün görüp diğerlerini horlamam ben “şuyum” deyip insanların bana itaat etmesini de beklemem insanlara karşı kin de beslemem düşünceleri yüzünden nefret de etmem.yine şahıslar üzerinden onları aşağılama temalı bir yazı yazmayacağım zaten. malesef bu platformda bunlar geçerli değil sanırım bu yüzden bir daha girmeyi ve paylaşım yapmayı düşünmüyorum. özellikle kullanılan dil ise fecaat “taze kadın” “kart kadın””evde kalmış” bunlar nasıl sıfatlar? hangi zihniyetin ürünü? bu siteye de bu insanların gerçekten dertleri söylemek istedikleri ne diye meraktan gelmiştim. az çok tahlilini yaptım ve diğer başlıklardaki toplumsal sorunlara bakışını çözüm önerilerini de aşağı yukarı okudum. ve bana göre bir çok açıdan yanlı manipülatif çözümden uzak daha da kutuplaştırıcı ve çözümsüz bırakacak kadar empati yoksunu.saygı duyuyorum yazılanlara hepimiz aynı düşünemeyiz ama düşüncemizin en doğru olduğunu ve uyulmazsa dinden imandan olacağımızı da söyleyemeyiz çünkü bu kendini ilah yerine koymak olur bence şirke girmenin anlamı yok kendi düşüncelerimizi karşı tarafa kabul ettirmek için seçmece ayetlerle bir dünya kurmak da sağlık bir durum değil. zira ilahiyat profesöfleri kuranın bir bütün olduğunu ve bir matematiğinin olduğunu söylüyor. aynı zamanda tüm zamanlara inmiş dil ırk milliyet farketmeden hepimize insanlığa inmiş bir kitap. bu yüzden daha öce yazdığımın arkasındayım. arap kültürünü yaşayarak daha çok müslüman olacağına inanmak ne kadar doğru?inatla o kültürü yaşamaya ve yaşatmaya çalışmak ne kadar doğru? kendi kültürüne sahip çıkmayanlar her zaman başkasının boyunduruğuna girmeye mahkumdur zaten bu arap kültürü de olsa batı kültürü de olsa. zaten bizim insanımız bir kendi kültürünü yaşamayı ve yaşatmayı bilemedi.
            feminist değilim zaten radikal olan her düşünceye mesafeliyim. yani hiç bir cinsin diğerinin üstünde olduğuna inanmıyorum. ne kadının ne de erkeğin üstün olduğunu düşünmüyorum.hepimiz insanız ve her duygu hepimizin içinden var. hangi duyguyu nasıl yaşayacağımızı belli bir yaştan sonra kendimiz seçiyoruz. tabi bu çocukluğunu normal yaşamış ailesinden sevgi ve saygı görmüş birey olarak tanınmış kendini gerçekleştirmiş insan olma ve insanı duygular öğretilmiş inanlar için geçerli. bir de doğduğu evde dayaktan aşağılanmadan sevgisizlikten nefretten başka bir şey görmemiş sadece “erkek”doğduğu için yüceltilmiş el üstünde tutulmuş okuma çalışma ve sosyal hayata katılma hakkı verilmiş; sadece “kız” doğduğu için ötelenmiş istenilmemiş kaşık düşmanı eksik etek yarım akıl kabul edilmiş namus sadece ona farz kılınmış ilk fırsatta evden gönderilmeye daha doğrusu kurtulunmaya çalışılmış cahiliye kafası yaşayan ataerkil hanelerden çıkanlar var. bu insanların bu kalıpları yıkıp sağlıklı bir birey olarak topluma karışması zaten kolay değil.bu yaşanan şiddet olayların temel sebebi de aslında bu zihniyet. “erkek” doğmak doğurmak o kadar yüceltildi erkeğin her şeye hakkı olduğu kadınların onun cariyesi kölesi malı olduğu inancı o kadar empoze edildi ki vicdanı kabul etmese de bu yüceliğin gereğini yapmak için ne elinden geliyorsa yaptı. yani kadının onun gibi insan olduğunu istekleri hayalleri ve amaçları olabileceğini bir türlü kabul etmedi. bu yüzden ondan gitmek isteyeni öldürmeyi hak gördü onu istemeyi öldürmeyi hak gördü emirlerini yerine getirmeyeni öldürmeyi hak gördü. bu zihniyeti aşamadığımız için kadınların kocası sevgilisi oğlu kardeşi tarafından katledilmesi durdurulamıyor. bu zihniyet değiştirilmek istendiği için bir kesim nefret kusuyor çünkü alıştıkları ve gördükleri düzende kadınlar “mal” statüsünde alınıp satılan köşeye atılan istenildiğinde üstüne yenisi getirilen bir meta. cahiliye devri 2020 zihniyeti yani. kadınların da insan olduğu ve her insanın yaşama çalışma sevme sevilme boşanma hakkı olduğunu söylemek de feminstlik değil zaten . bu yüzden kendimi feminist görmedim içinde gizli feminist olduğumu bu “virüsü(?)” taşıdığımı da düşünmüyorum. hele ki nazi yani faşist hiç değilim. kimseyi benden farklı cinsiyette milliyette doğduğu için hor ve aşağı görmedim. bana bu sıfatları yakıştıran zihniyet dönüp kendine bakmalı kişi kendinden bilirmiş . erkek doğduğu için bütün hakların onda olduğunu ve yüce olduğunu düşünmek kadınları mal gibi görmek zaten islamiyette de yok. ama nasistler böyledir kendini diğerlerinden üstte görür ve bunu desteklemek için hangi dinde ve ya hangi milliyetteyse onu destekleyecek argümanları kendine göre bulur ve dayatır. bu yüzden kızamıyorum da hastaya hastalığı yüzünden kızılmaz hoşgörülür.
            ruhsal hastalıklar vardır hatta inanmayacaklar olur bu gerçekten tıp biliminin konusudur. bunu kabul etmeyip şifasını başka yerdelerde arayanların cin çıkarma ayinlerini tedavi amaçlı taciz videolarını ve malını mülkünü kaybetme hikayelerini internetten bol bol okuyabilirsiniz. bilimle müslümanlığı karşı karşıya getirmek başka bir sorunun habercisi bu insanlara da Allahtan akıl fikir diliyorum.
            çok eşlilik konusunda ise zamanında savaşlar gibi erkek nufüsun azalıp kadın nüfüsunun çoğalması ve soyun tehlikeye girmesi sebebiyle ya da sosyal devlet anlayışı olmadığı ve kadınların çalışıp emeklerinin karşılığını alamamaları ve geçinememeleri sebepleriyle normal kılınan çok eşliliğin günümüzde hangi amaçla yapıldığına bakarak ne kadar vicdanı olduğuna kendiniz kara verin. kendini peygamber veya sahabe yerine koyup bu şekilde yaşayanlara söyleyecek sözüm yok. günümüzde kadınların eğitim ve çalışma imkanları olduğu için yada eşlerini babalarını kaybettiklerinde devlet tarafından maddi destek sağlandığı için bir başkasının kuması olmaya ihtiyacı eskisi kadar yok ha hala bu hayatı yaşamak zorunda olanlara ise sabır diliyoum inanıyorum ki devlet ülkenin her yerinde etkin bir şekilde bu sorunu çözmek için gerekli eğitim yatırımlarını yapacak kimseyi kimseye muhtaç ve faydalanmaya açık bırakmayacak. ama kumalığın tek sebepleri de bunlar değil çocuğu olmadığı ya da erkek doğuramadığı için üstüne kuma getirilen kadınlara vicdanı sızlamayanlara ne diyebilirim ki? Allah merhamet versin vicdan versin.
            başka başlıklarda da gördüğüm üzücü ve kutuplaştırıcı yazılara da değinmek istiyorum. hayatınızdaki kadından ya da erkekten umduğunuzu bulamadığınız ya da gerçekten şiddetin her türlüsünü yaşadığınız için tüm kadınların/erkeklerin öyle olduğunu söylemek büyük bir yanılgı.nasıl ki her gün gördüğümüz kadın cinayetlerini baz alarak tüm erkeklerin cani tecavüzcü olduğunu söyleyemezsek istediğini alamadığı için iftira atan kadınları baz alarak tüm kadınlara iftiracı şeytan aç gözlü de diyemeyiz. buna rağmen başka platformda tüm erkeklerin horlanmasını cani gösterilmesini yanlış buluyorsam bu platform da tüm kadınların aşağılanmasını yanlış buluyorum bir tarafın sözcülüğüne soyunarak empatiden yoksun taraflı davranmak hiç bir sorunu çözmez aksine daha da derinleştirir. devletin kanunlarla değiştirmeyi hedeflediği şey erkekleri aşağılamak onları 2. sınıf vatandaş yapmak değil, yıllarca 2. sınıf görülen mal ve köle olarak yaşam hakkına saygı duyulmayan kadınları toplumsal hayata kazandırmak eğitim hakkını kullanmasını sağlamak onları muhtaçlıktan ve acizlikten kurtarmak.her insanın cinsiyet farketmeden en iyi şekilde yaşamasını insan doğmakla elde ettiği tüm haklarını kullanmasını sağlamak ama niyeyse bu bir takım çevreler tarafından kabul görmediği için başka yönlere çekilmeye çalışılıyor. ne diyim umarım onlarda bu durumu farkedecek vizyona sahip olurlar.
            nasıl ki herkes kendi kapısının önünü süpürse her yer temiz olacaksa herkes kendi vicdanını temizlese tüm toplumsal sorunlar çözüme ulaşacak. insana insan olarak bakmalıyız. hiç bir cins diğerinden üstün ya da diğerinden aşağı değil hepimiz insan olarak yaratıldık hepimiz çok farklı çevrelerde çok farklı ailelerde yaşıyoruz. hepimizin imtihanı farklı sorunları cinsiyet farkına bağlayarak ya da fıtrat kolaycılığına kaçarak çözemeyiz.
            burası dertleşmek için uygun bir ortam olabilir hepimize yalnız olmadığımızı bilmek iyi gelir herkesin aynı dertlerle uğraştığını aynı sorunların başka kişilerin başına da gelebileceğini hatta çözüme ulaşılmışsa aşılabileceğini….fakat derman aramak için ideal bir yer değil. sonuçta herkes mahlaslarla katılıyor gerçekte hangi meslekte ya da sosyal çevrede olduğu bilinmiyor.bu yüzden ilişkilerinizde ya da hukuksal sorunlarınızda derman arıyorsanız gerçek hayattan ne olduğunu tescilli insanlarla yol çıkın. kendini virüs tespitçisi virüs doktoru uzman olarak tanıtan herkese çabucak itaat edip hayatınızı başkasının doğruluğu yanlışlığı tartışılır ve kişiye duruma özel olmayan yönlendirmesiyle yaşamayın.
            son olarak “Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim.”
            umarım sorunları cinsiyetten bağımsız ve insani boyutları ile algılar ve çözüm bulabilirsiniz.

          • Gulpembe dedi ki:

            Emine Hanim selamlar, B. Russell diyor ki, “kadinlarin nufusunun erkeklerinkinden fazla oldugu ulkelerde tekeslilik politikasindan dolayi evlenemeyecek kadinlarin cinsel yasantidan yoksun birakilmasi acikca bir haksizliktir.” Yani bazi kadinlar kumayla yasayacagima bekar kalirim diye dusunmekte ozgur iken, boyle dusunmeyen kadinlar icin devletin cokeslilik politikasini yasallastirmasi makul bile olabilir. Yine diger acidan bakinca, bu sefer erkek nufusunun kadinlara galip gelmesi yada esit olmasi ve cokesliligin serbest kilinmasi durumunda guclu ve zengin erkekler bunu kendi lehlerine ayricalik gibi kullanip haremlerini kurarken, toplumda o kadar varlik gosteremeyen diger erkekler bekar kalacak bu da onlarin toplum icin bir fitne olmalarina sebep verecek. Dolayisiyla kadin ve erkek sayilarinin esit/cok yakin oldugu gunumuz toplumunda tekseslilik uygulamasi makul ve dogru olandir.

            Dogasi geregi erkek cokesli Kadin tekeslidir tezine ben de pek katilmiyorum. Erkek farkli bedenler ararken kadin da farkli iltifatlar teveccuhler bekliyor, korler ve sagirlar birbirini agirliyor, kadin kendini teshir edip iltifat toplarken erkek de istedigini almis oluyor. Tekesli gorunup cokesli davraniyoruz. Beden ve bakislarini haramdan sakinan yani cismaniyetini/hayvaniyetini birakip iradesi ile insan mertebesine cikanlar bundan mustesna. Insanlari yada ozelinde erkekleri cokeslilige yonlendiren seyin daha cok duygusal bosluk/ psikolojik etmenler oldugu pekala anlasilabiliyor.

            Kulturel acidan bakinca cokesliligin arkasinda farkli motivasyonlar buluyorsunuz. Feodal yapilarda kadinlar bunu birnevi kurtulus ve liman gibi goruyorlar.Ornegin Sahabe efendilerimizden biri, bir hanima evlilik teklifi ediyor. Hanimefendi cevap olarak “sevdigim bir arkadasim var , onu da nikahlarsan teklifini kabul ederim”diyor. Sahabe bunu sevincle degil tereddutle karsiliyor. Cunku iki aileye emek vermek erkek icin de yorucu. Sizin de degindiginiz gibi bugun sosyal devlet erkegin eski feodal yapidaki koca ve baba rolunu giderek ustlenir durumda. Kadinlar bir erkege guvenlik ve finansal acidan ihtiyac duyduklarini dusunmuyorlar. Bugun problem cokeslilik degil, tekesliligi bile beceremeyisimiz.

            Sevgiler.

          • Gulpembe dedi ki:

            *ozur dilerim Mine Hanim demeliydim.

          • Ferzan dedi ki:

            Mine hanım ,
            Siteyi kullanışsız buldum ya da daha çözemedim demişsiniz.
            Kullanışsız olduğunu söyleyemem fakat baştan uyarayım sizi , zamanla bağımlılık yapiyor.Arada uğramadan geçemiyor insan.
            Siteyi haala takip edip yorumlarida okuyorsunuz diye düşünerek öncelikle siteden faydalanma hususunda önerilerim olacak size ve yeni takipcilere. Bunu hadsizlik olarak nitelendirmezsiniz umarim.
            Sitede tüm yazarlarin yazilarini dikkatlice okumanizi ve özelliklede Sema hanımın yazilarini önyargısız okumanizi öneririm.Yorumlarida gözden gecirirken eski yorumlarada göz atmaniz faydali olacaktir.Mesela hanimlardan feyza hanımın yorumlarini illaki okunmasini tavsiye ederim.İlmi bir pencereden seslenip meseleleri cok guzel yorumlamış.

            Yine gülpembe hanımın yorumları,aile içi sorunlar yasayanlara ve kari koca iliskilerindeki denge ile ilgili konularda hakkaniyetli bir bakış açısı sunuyor.Hatta gülpembe hanımın bir fikrasi var ki simdiki hanimlara tam bir ders niteliginde.durun ben size yazayim. İlk okudugumda hosuma gittigi icin kaydetmistim.
            “Adamin birinin cok uysal bi hanimi varmis, adam bigun dusunmus Ben bu hanima hic kizamadim, herseye beyim daha iyi bilir diyor, bi bahane bulayim da suna catiyim demis. Yaz gunu bahceye ates yakmis,aklinca bu yaz gunu ates mi yakilir derse kadin, sen benim isime mi karisiyon diye sinirlencek kadina. Fakat durum oyle olmamis. Kocasinin herseyi daha iyi bildigine emin olan kadin atesi gorunce , ” kurban oldugum ates, yazinda araniyon, kisinda araniyon”deyip bi odun da kadin ateşe ativermiş.” 🙂
            Bir büyüğüm şunu tembihlerdi .

            Sakın bir erkekle tartismaya girmeyin.
            Ahlaksiz ise size küfreder yüzünüze etmesede arkanizdan eder derdi.Simdi görüyoruz kadın erkeğe küfrediyor.İlk duyduğumda cok taaccüp etmistim.
            Kadınlar haksızlık gördüğüne, özgürlüğünün elinden alındığına öyle inandırıldı ki sokaklara döküldü hak aramak icin ama noldu canavar ruhlu(Kur’an ve peygamberden bihaber) insanlarin sözlerine kanıp, önce kendi kutsalligina zarar verdi.Fıkradaki kadın gibi uysal kadın gitti saldirmayi bagirmayi marifet sayan kadınlar türedi.
            Kadının en güzel süsüydü halbuki edebi.Uysal, eşinin sözünü dinleyen kadinlara bugun hemcinsleri bile salak gözüyle bakıyor.
            Gözünü aç koyun gibi cok uysal olma telkinleri veriyorlar birbirlerine.
            Simdi müsadenizle sizin yazdiklarinizin üstünden geçerek devam edeyim.Yazacaklarim en doğrular olmayabilir ama samimiyetime güvenebilirsiniz.

            Mine hanım,
            “şu yorumları okuyunca gerçekten utandım hangi kadın üstüne kuma getirilmesine razı olur gerçekten o ailede huzur olabileceğine inanıyor musunuz? ”
            diye yazdıklarınızı gorunce, yorumları tekrardan okuyum dedim . Hani cok dikkatli okumamistim hepsini önceden.
            Ama yorumlarda sizin dediginiz gibi utanilacak bir şeyde göremedim.
            Evet eşiyle sağlıklı (her yönden) hayat süren bir kadın üstüne kuma getirilmesini istemez.Zaten bizim türk aile gelenek ve göreneklerine göre yetismis bir erkekte, Allah bana ruhsat vermis hadi ben bunu keyfimce kullanayımda demez herhalde.
            Eger öyle olsaydı herkesin etrafinda tanıdığı on aileden birinde ya da ikisinde iki hanımı yada üç dört hanımı nikahina alipta yasayan beyleri görürdük.Benim etrafımda yok mesela.Daha cok , nikahsiz gizli saklı aşk yaşayan metres hayatina razi olup ayri ev tutturup oturan kisileri duyuyoruz.Bunlara razı olan kadinları duyuyoruz.Hem de çevresinde böyle ahlak dışı hayatı olanları görüpte onları kinamayanlar normal görenlerin çoguda yine kadınlar.Hatta birbirlerini teşvik edende yine kadınlar.En acısıda bu gibi hayatlari , ilişkileri , namazsuzluk seklinden çıkarıp farkli versiyonlara cevrilip masumlastirarak topluma lanse ettirirler.İşte yılın en buyuk aşkı…filan filan….
            Burda toplumun genel yapisini elestireceksek eğer bunu Allahın ruhsat olarak koymuş oldugu bir hükmünü sorgulayarak yapmayalim.

            “islamın kullanılarak insanların duygularının sömürülmesine kadınların 2. sınıf vatandaşmış gibi köleymiş cariyeymiş gibi gösterilmesine de nefretim de sonsuz” demişsiniz.
            Ayrıca kız cocuklarina eksik etek , kaşık düşmanı gibi gosterildiğini söylemişsiniz.

            İslamla şeref bulan kız cocugunu , değersiz eksik etek kaşık düşmani gibi göstermek isteyenler kimler acaba?
            “Günahkâr bir baba vefat etse ardinda biraktigi islam uzerine yetistirdigi kiz cocugu ona dua etse o babadan kabir azabi kaldirilir” buyruluyor halbu ki hadislerde.Yine, kız çocuğu evin bereketi olarak görülmüş.Değerli olan kız çocuklarimizi aslında degersizlestirenler kimler? gelin onları tespit edelim önce , sonra da nefretimizi asıl sahiplerine kusarız.
            Özellikle doğu ve güneydoğu topraklarinda yaşayan din kardeslerimizin hayatlari üzerinden yapilan İslama , Kur’ana, kadina , ahlaka saldiran ,mahrem hayatı en cirkin vaziyete dökerek sergileyen filmleri dizileri bir hatirlayalim.
            Hacı baba böyle islam kisvesine bürünmüş hatta elinde kocamaaan iri taneli bir tesbih evin en rahat yerinde oturmus tık tık cekiyor ve cevresinde el pençe divan durmuş hanımlar kosturuyorlar.Ve bir taraftanda azar işitiyorlar.
            Hee birde çocugu olmuyor hanimlardan ikisinin (ikinciyide nikahina almış bos durmamis yani) üçüncü bir hanim lafıda dönüyor evde
            Sevabına mı yapıyorlar bu filmleri.
            Bu gibi filmleri milletin gözüne gözüne sokarak sergilemeye cûret edenler, ancak kalplerinde maraza olan, islamla peygamberle zoru olan şahıslardır.

            Mine hanım,
            “her insan sevdiklerinin biriciği olmak ister eşini kıymetlisi tek sevgilisi… ” olmak ister demişsiniz.
            Bizim türk erkekleri kendini sayan seven itaat eden hanımları pek sever ve de sevdiceklerinin üstüne gül koklamak istemezler merak etmeyin.Allah onlara ruhsat verdiği halde zaruri durumlarda yinede inanın o hakkini degil kullanmak akillarina dahi getirmezler çokları. Karı koca iliskilerinin sağlıklı yürüdüğü bir ailede bu düşünceye kapılıp ben ikinci bir hanım almak istiyorum bana ruhsat verilmis bunu kullanmak istiyorum diyen erkek yoktur diye düşünüyorum.
            Cok zaruri durumlarda Allahın vermiş olduğu kullananlar hakkinda da sebepleri bilmedigimizden bisey diyemeyiz.Yinede bu konularda büyük konuşmamak gerekir.Hanımlar fıtratları gereği kıskançyaratılmış.Ama bu kıskançlığın dozu, Allahın koyduğu hudutların önüne geçmemelidir.

            Biz Allahin hükümlerini cok sorgulamak yerine işte kadının degeri islamda bu kadarcık diye gösteren, islamdan uzak vahşi zihniyetle kavgamizi mücadelemizi yapalim.Bizi birbirimize düşürenlerle yapalim.
            O filmlerle kadını değersiz gösterenler bir taraftanda kadını ticaret malı gibi görüp reklamlarda oynatmaktanda hem zevk duyuyor hem de üstünden para kazanıyor. Reklamda , orda burda ,vücudunu teşhir ederek , kazanç kapısı haline getirildi islamın kıymet verdiği kutsal saydığı, şerefli kıldığı kadın.Kadında zannediyor ki cok değer veriliyor kendine ,halbu ki onların çok umrunda.Atı alan üsküdarı geçiyor. Her şekil mahremini teşhir eden, bu vahşilerin kazdığı çukura düşüp zavallı halinin farkinda bile olmayan kadında haala ben erkege muhtac olmayacam, evde bir kocanin emrinde olup ona hizmetcilik yapmayacam deyip Allaha, peygambere kafa tutuyor.
            “hala cahiliye devrinden gelen gelenekle küçük kızları eğitim ve öğretim hakkından mahrum bırakılmasına bir başkasının insafına bırakılmasına da nefretim sonsuz” demişsiniz .
            Anneler çok bilinçlendi Mine hanım.Küçücük yavrucakları okul öncesi kreş, ana okulu denilen kurumlara uykusundan kaldirip yolluyor hem de özel servisler tutarak haberiniz yok mu?
            Mine hanım siz nerde yaşıyorsunuz Allah aşkına?.Bu çağda evde çocukmu var.Dört yaşlarina kadar belki evde oda annesiz ya bakici ya da ananne babaanne eşliginde.Sonraki yaşlardada çocugun eve gelecek zamani yok.Bu pandemi döneminde evlerde çocuklarimizin yuzunu gorduk biraz.Çocuklarda anne baba yüzünü gördü sesini duydu.Tabi cocuklarindan onlarin derslerinden seslerinden sıkılan annelerde azinlikta değil.Konuyu dağıttım bende.

            “hepimiz iyi eğitim almalı hayatın içinde var olmalı kendimizi iyi yetiştirmeliyiz “herkes kendine bakabilmeli erkek tek de kalsa kendine bakabilmeli kadın tek de kalsa hayatını idame ettirecek parayı kazanabilmeli ” demissiniz.Evet egitim şart her yönden kisi kendini gelistirmeli ama bunu para icin degilde insanlık adina yaptığında daha degerli olur yaptigı iş.İnsanlarin en hayirlisi, insanlara faydali olandir buyruyor sevgili peygamberimiz. (Sav).

            “finansal köle diğeri hizmetçi köle olarak görüldüğü için evlilikler yürümüyor.” demişsiniz.

            Para kazanmayan kadin niye hizmetci köle olsun ya da para kazanan evin erkegi neden finansal köle olsun?.

            Eşim benim için helalinden kazanip beni aç açıkta birakmaması icin niye gayret etmesin.Ve bunun adı finansal kölelik olsun.Bir erkegin en hayırlı malı ailesi icin harcadığıdır buyruluyor hadisi seriflerde halbu ki.Ben esimin eline bakmaya neden gocunayim ki.Allah ona bu gorevi vermisken ben bunu gurur yapip , sana guvenemem kendi parami kendim kazanmam lazim dersem o zaman fitrata ters hareket etmis olurum .
            Bu kibirdir bence.Ayaklari uzerine durmak degil bunun adı dikkafalılıktır. Hayat bu paran olur ömrün yetmez onu harcamaya.Ya da sagligin olmaz o parani yemeye.Ömrün olur parasizlikla imtihan olursun bu seferde.Hep ayni devam etmez
            bu hayat.
            Yani sadece kocaya muhtaç olup olmamak degil mesele baska imtihanlarlada karsilasabiliriz.

            Düşünelim şimdi bir kız ya da erkek daha hayata atilmadan surekli evlenince kocana muhtac olma ya da karına bankamatiklik gorevi yapma diye diye büyütülürse bu cocuklardan ne kadar saglıklı bir evlilik yapacaklarini beklersiniz.kafalarinda surekli bir çatışma kocam beni terkederse karım beni sömürürse onun icin herseye hazirlikli olmaliyim kendi basima durmayi basarmaliyim diye dusundugu kadar iyi bir eş olabilmek icin ugraş verseler ,gençlere bunlar telkin edilse , daha nikah masasina gitmeden aileler birbirine girmez ve boşanmalar bu kadar artmazdi diye düşünüyorum.
            Yani Mine hanım bir musluman olarak dertlerimizi dogru tespit edip dogru tedavi uygulamazsak bu toplumun sakatlanmasina yaralar almasina bizde yataklık etmis oluruz.

            Allahın bize ödünç olarak verdigi (para ev araba saglık guzellik) gibi nimetlerle caka satıyoruz.Sanki bizim tekelimizde herşey.
            Bakınız şu mısralarda ne de güzel hakikatler var;
            “Dil ne bilir şekeri şerbeti
            Aldığın lezzeti baldan mı sandın?
            Ne arı, ne ağaç verir nimeti,
            Elmayı, narı daldan mı sandın?
            Tokluğu paradan, puldan mı sandın?
            Kesmeyen bıçağı İsmail’den mi sandın? ”
            Dün, bugün ne geldiyse başına,
            Eden O’dur, eyleyen O, kuldan mı sandın?

            Mine hanım, mesele aslında hükmün sahibi olan yüce yaradanin emir ve yasaklarini fazla sorgulamamak ve amenna deyip susmak.
            Yorumlarin arasinda Feyza hanımın yorumunu gördüm çok güzel bir açıklama olmuş. O nun icin son söz olarak onun yorumunu bırakıyorum buraya. Selamlar sevgiler…

            “bizim Muslumanlar olarak bu evlilik şeklini hayatimiza alalim veya almayalim, nefsimizi karistirmadan, ozellikle biz kadinlar nefsi mudafaya girismeden bu gibi spekulasyonlara acik ve insani inanciyla celistirecek, zaafini ortaya serecek mevzularda en azindan ‘zor bir imtihan ama Allahu Teala’nin bu ruhsati ruhsat hukmunde olsa dahi muhakkak bir hikmeti vardir’diyrek en azindan sukut etmemiz gerekir”

  48. zulkarneyn dedi ki:

    Merhaba Arkadaşlar,

    Sizden ankara taraflarında çok iyi bir avukat ismi tavsiyesi istiyorum. Şöyle ki boşanmak için karılık yaptığını iddia eden kadın bana boşanma davası açmış iki çoçuğumuz var ve bir şekilde gitmiş darp raporu almış kendine babasının ortak olduğu hastaneden

    • Yahya dedi ki:

      Zulkarneyn bey,

      Bildiğim bir avukat yok ancak yinede avukat bilgisi paylaşılmasını doğru bulmuyorum. Ancak eğer boşanma kaçınılmaz ise ve gerçekten kadının ve kanunların mağduru iseniz:

      – şiddetle anlaşmalı boşanmayı tavsiye ederim.
      – muhakkak bir avukatla hareket edin ve her duruşmaya girin.
      – bu süreçte her daim dik durun ve karşı tarafla iletişimi tamamen kesin!
      – avukat sizi yönlendirecektir ancak karşı tarafın açtığı davanın reddini talep edip, karşı dava açın.
      – ortaya koyduğunuz her iddiayı, delillerinizle (fotoğraf, yazı, eposta, tanık vs.) ile destekleyin, delillendirin. yoksa iddialarını havada kalacaktır.
      – aynı şekilde karşı tarafın delilsiz iddialarına gereksiz yere cevap vermeyin, yem atarlar…
      – darp raporunda ne yazılmış bilmeden bir şey söylemek zor, sizde gidip alın. Ayrıca darp raporunun nasıl, nereden ve hangi koşullarda alındığını mahkemeyle paylaşın.
      – ve en önemlisi her türlü yalan, iftira ve sürprizlere hazırlıklı olun.

      Kolay gelsin…

  49. Halil Mümin dedi ki:

    Arkadaşlar bugün boşanma davam sonuçlandı.Allah’a çok şükür hiç birşey çıkmadı ne nafaka ne de maddi manevi tazminat…Sadece 2 haftalık itiraz süreci var…Hak yerini buldu elhamdülillah…Dua edenlerden Allah razı olsuın

    • Feyza dedi ki:

      Adınıza çok sevindim Halil Mümin bey, hakkınızda en hayırlısı budur inşaallah. Allah bundan sonra da yolunuzu açık etsin.

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Halil Mümin Bey.

      Sorununuz çözüme kavuşurken çok sıkıntı yaşamamış olmanız sevindirici. Belki sizin için erken diyebiliriz ama umarım bundan sonra artık daha hayırlı bir evlilik nasip olur, bu yaşadığınız sıkıntılar da ziyadesiyle sevaplara dönüşür inşAllah…

    • Yahya dedi ki:

      Halil Mümin kardeşim,
      Gözün aydın, bu haberine çok sevindim. benden sonra başladın benden önce bitirdin 🙂 seninde dualarını bekliyoruz.
      Rabbim hakkında hayırlısını versin inşaAllah. Biran önce yuvanı kur.

      Selam ve dua ile…

      • Halil Mümin dedi ki:

        Feyza hanım ; Fatih bey; Yahya bey;
        Hepinizden Allah razı olsun..Benim davama bakan hakim bayan idi acaba dezavantaj olur mu diye düşünmüştüm de Çok şükür olmadı..Yahya kardeşim Allah senin de yardımcın olsun.İnş siz de en az zararla ve en kısa sürede kurtulursunuz..Çok şükür kimsenin parasında gözümüz yoktu. Allah’u Teala izniyle alın terimizi alamadılar

    • Hakim dedi ki:

      Halil bey sizin adınıza çok sevindim.
      eşim ile sizin yaşadıklarınızın hemen hemen aynısını yaşafim. Benim eşim de narsist mükemmeliyetçi takıntılı ve en önemlisi de kibirli ve gururlu biriydi bunun yanında çoj rahat yalan söyleye biliyordu. 2 buçuk ay evli kaldık. 2 ay önce mahkemeye verdi. Mahkeme dilekçesinde iddialarını okurken midem bulandı. En mahrem konu olan cinsellik ile ilgili yalan beyan ve iftiralarda bulundu. Mahkeme süreciyle ilgili nelerv yaptınız ve mahkeme de neler yaşadınız bosna anlatabilir misiniz. anlaşmalı boşanmaya yanaşmıyor.
      Mahkeme öncesinde tecrübem olsun.

      • Sadece Fatih dedi ki:

        Hakim Bey.

        Öncelikle geçmiş olsun. Narsistler çok kolay yalan söyler dahası bunu yaparken ne kadar erdemli olduklarını dile getirirler. Yalnız narsist kişilik bozukluğu teşhis konulabilen bir hastalıktır. Psikolojik muayene isteme hakkınız var mı bilmiyorum. Mahkeme derdinizi dinliyorsa karşı tarafı muayene etsin, siz de delillerinizi sunabiliyorsanız belki teşhis koydurabilirsiniz. En azından haklılığınız belgelenir.
        Allah yardımcınız olsun.

      • Halil Mümin dedi ki:

        Hakim bey;
        Kardeşim öncelikle Allah yardımcınız olsun..
        Artık eşim diye de yazmayı bırak kardeşim karşı taraf de.(inş yanlış anlamazsın)
        İftiralar olması bu dünya olarak sizi üzebilir ama bu dünyanın öteki tarafı var üzülmeyin hiç…
        Bu iş çok yıpratıcı oluyor…
        Biz de anlaşmalı olsun dedik ama kabul etmediler.
        Ben de ilk duruşma öncesi avukattan yazdıklarını alıp okuduğumda kendi yaptıklarını dahi biz yapmışız gibi yazmışlar..
        Hatta evlenmeden var olan baş dönmesi olayını evlilik sürecinde olmuş gibi hastaneden alıp mahkemeye sunmuşlardı ama biz evleri ayırdıktan sonra aldıkları için bunu çürüttük.
        İlk duruşmada(siz ilk duruşmanız oldu mu ?) ön inceleme duruşması diye adlandırılır.Bunda avukatlar konuşur şahitler dinlenmez..
        Benden 750 TL nafaka ; 25’er bin hem maddi hem de manevi tazminat talebinde bulunmuşlardı.
        Karşı taraf çalıştığı daha ilk duruşmada nafaka talepleri reddedildi(inş karşı taraf sgk’lı olarak çalışıyordur)
        İkinci duruşmada davacı olanların şahitleri dinlenir..
        Onlar 3 şahit gösterdiler malum bir sürü iftira falann…
        Üçüncü duruşmada benim şahitler dinlendi..
        Burda en önemli nokta senin şahitlerin…
        Bizzat görmüş veya duymuş olması çok önemli..
        Benim avukat demişti şahitler çok önemli diye…
        Hatta hakim benim anneme ve babama “sen gördün mü ” diye birkaç defa sordu..
        Bir de onların evrağa ne yazdığından ziyade bunu şahitlerle kanıtlaması gerekiyor..
        Ayrıca Psikolojik rahatızlığını raporla belgelersen çok iyi olur..
        Şahitlerim annem ve babamdı benim onların çok faydası oldu ama olayların çoğunun canlı şahitleri idi
        Her duruşmaya mutlaka git.Avukatına bırakma..
        Kardeşim ben uzun uzun aklıma gelenleri yazdım.
        Aklıma gelmeyenler de olabilir ismimle aratırsan bu başlık hakkında okuyabilirsin(Hepsini okudun mu bilmiyorum)

        • Yahya dedi ki:

          Halil Bey,

          Ön duruşma dahil kaç duruşmanız oldu? 4 mü? Birde dava açılıp, bitmesi kaç ayı buldu?

          Selam ve dua ile…

          • Halil Mümin dedi ki:

            Yahya kardeşim öncelikle inş senin de bir an önce lehine sonuçlanır.
            Allah yardımcınız olsun.
            Toplam 5 ön duruşma dahil…
            2.Onların şahitleri
            3.Benim şahitler
            4.Karar açıklandı
            Geçen yıl Ekim sonuna doğru açıldı bu yıl Ekim sonuna doğru bitti aslında daha erken bitecekti de ön duruşmaya karşı tarafın avukatı bahane uydurup gelmediği için 2 ay geç yapıldı.

        • Yahya dedi ki:

          Halil Mümin kardeşim
          cevabın ve güzel temennin için teşekkür ederim.
          benim 5. duruşman görülecek.
          6 olmaz inşallah…
          inanın insan geçen bu zamana acıyor!

          Dualarınızı bekler,
          Selam ve dua ile…

          • Halil Mümin dedi ki:

            Yahya kardeşim ;
            Davanızın sonuçlarından bizleri de haberdar edin.
            Allah yardımcınız olsun

          • Yahya dedi ki:

            Yazdığım yorumu görünce pek bir mutlu oldum.
            10. oldu da… 11. olmaz inşaAllah

            Selam ve dua ile…

          • Halil Mümin dedi ki:

            Yahya bey kardeşim ;İnşallah bir an önce biter de kurtulursunuz.Bu nedir Allah aşkına? Gerçi benim alt mahkeme bitti ama 2018 Ocak’ta İstinaf’a götürdüler.Hala cevap gelmedi maalesef…Ömrümüz gidiyor..Para kazanılır da ömür ne olacak?Allah yardımcınız olsun

          • Yahya dedi ki:

            Halil Mümin kardeşim,

            Allah Razı olsun. Bu sene biteceğine inanıyorum. Ancak karşı tarafın verilen kararları istinafa götüreceğini düşünüyorum. Hayırlısı…

            Rabbim seni de biran önce kurtarsın.
            ———–
            Tabii bunlar hep imtihan ancak Cennete girmemize, Rasulullah (sav)’a komşu olmaya ve Rabbimize kavuşmamıza yeter mi bilemiyorum.
            Cennete girmek bu kadar kolay ve ucuz mu? Sadece dün mısır’da 75 kardeşimize idam cezası verildi. Ve biz ne yapıyoruz? hiçbir şey.

            Selam ve dua ile…

          • Yahya dedi ki:

            Feyza Hanım,

            Konu dağılmasın diye buraya yazıyorum.
            Öncelikle sormaya çekinecek bir durum olduğunu düşünmüyorum, lütfen müsterih olunuz.

            Duruşmalara katılma durumu, biraz teferruatlı bir husus.
            Hukuk mahkemelerinde (yani boşanmaların görüldüğü, aile mahkemeleri de buna dahil) duruşmalara katılma mecburiyetiniz yok. Avukatınız olsa da, olmasa da duruşmalar olur ve mahkeme süreci devam eder.
            Her hususta olduğu gibi, bir işi şahsen takip etmek ile, vekaleten takip ettirmek arasında ciddi farklar olabiliyor.

            Genel itibariyle duruşmalara katılmak, birebir takip etmek insanların lehine olur.

            Dava boyunca, hakimler değişebiliyor. Hele bu 15 Temmuz/OHAL sonrası sürekli hakim değişti. Hakim değişiminin artıları da var eksileri de. Sizin kontrolünüzde olan bir şey değil ancak Rabbimin izniyle ve akıllıca durumu kullanıp, lehinize süreci etkilemek mümkün olabiliyor.

            Esasında her şey, hikmet sahibi Allah (cc.) kontrolü altında. Biz sadece çamur karıyoruz.

            Bu arada bu güzel temeniniz/duanız için teşekkür ederim. Rabbim sizi de hayırlı insanlar ile karşılaştırsın, akıbetinizi hayırlı ve bereketli kılsın inşaAllah.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza dedi ki:

            Ben o konunun altina yazamiyorum Yahya bey. Yorum sayisi cok olan sayfalarda asiri kasilmaoluyor ve harfler basmiyor. Ben de cozumu baska ve az yorumu olan bir sayfaya yazip gonderirken kopyala yapistirmakta bulmustum ki bu kez direk gondermisim kopyalamadan, kusura bakmayin.
            Cevap icin tesekkur ederim. Insaallah bu son durusmaniz olur. Hicri yeni yiliniz hayirlara vesile olsun, hayatinizda yeni bir yil yeni bir sayfa olsun insaallah.

        • Hakim dedi ki:

          Halil bey elhamdülillah 1 yıl 1 ay sonra müfteri ve yalancı mahlukattan hem dinen hem de yasal olarak kurtuldum. ciddi bir iftirasını ( cinsel iftira) belgeleyerek mahkemeye sunduğumda mahkeme safhasında bir şey elde edemeyeceğini anladı. maddi bir kazancı olamayacağını anlayınca dönmek için uğraşıyor. dini imanı para. elhamdülillah. anladım ki nafaka yasası gerçekten kadınları cezbediyor. ahmaklar maalesef yanlış bilgilerle evlerini de yıkıyorlar. zannediyorlar ki iftiralarla dolu içerisine hayat hakkı tanınmamış bir eş görüntüsü hikaye ile hakimi etkileyerek nafaka ve tazminat alacak. düşünün her gün dişlerimi fırçalamadığı-mı boşanma dilekçesine koymuş bir bayandan ne beklersiniz. ahirette attığı iftiralar ile karşı karşıya geleceğimiz günü bekliyorum.

          • Halil Mümin dedi ki:

            Hakim bey ;
            Geçmiş olsun.. İnşallah İstinaf’a götürmezler…Aynen din iman para olmuş… Benden de hem nafaka hem de tazminat istemişlerdi ve de bir sürü iftira..Hakime hanım da karşı tarafa hiç bir şey vermedi..Onlar da itiraz ettiler..Ben de öte tarafta hesaplaşacağız diyorum..Allah hayırlı insanlarla karşılaştırsın tüm evlenmek isteyenleri…

  50. memduh gezici dedi ki:

    teşekkür ederim.

  51. Ömür Dediğin dedi ki:

    Değerli site sakinleri yorumlarınızı okudurkça azda olsa kendime teselli oluyor.
    Bende eşİmden boşanalı nerdeyse 1 yıl olacak 2 çocuğum var evlendiğim günden bu yana hep ayrı yaşadık ve evliliğim 3 yıl sürdü ama bu 3 yılın sadEce 6 ayı yan yana durduk. Eski eşim iki çocuğumuda benden habersiz yaptı farklı ilde olduğumuz için arada bir gidiyordum çocuklara tam bağlandım derken bu Mahlukat kadın telefonlarıma cevap vermez oldu herhafta gidiyordum sonra 15 günde bir gelmeni istiyorum dedi ve bende 15 günde bir gitmeye başladım, daha demin dedimya çocuklara bağlandım derken bu mahlukat kadın bu seferde telefonlarıma cevap vermez oldu çok nadir cevap verir ve derki çocuklar uyuyor kalktığında ben seni ararım der aradan 5 saat geçer aramaz, ben aradığımda misafir var zırt pırt niye arıyosun taciz eder gibi der bana ve ben 2-3 ay gitmediğim ve aramadığım zamanda bu kadın beni arayıp gel çocuklarını gör babasının olduğunu bilsinler der ve eşşek gibi dayanamayıp tekrar giderim yine tam alıştım derken bu mahlukat aynı şeyleri tekrar yapar ve çocuk artık beni tanımaz oldu. Telefonda bana diyorki çocuk seninle konuşmak istemiyor istersen çocuğa vereyim o sana söylesin bende ver derim çocuk babasına yani bana derki konuşmak istemiyorm eski eş mahlukatta bana duydunmu cevabını aldın mı dediği zaman zaten dünyam yıkıldı bende aradım gerçekten içimden geçenleri şöyle söyledim ve kapattım BEN NEZAMAN ARASAM NEZAMAN GELMEYE KALKSAM SÜREKLİ ENGELLEDİN VE ARTIK ÇOCUK BENİ TANIMAZ OLDU SENİN ÜYÜZNDEN, ARTIK İÇİN RAHAT ETSİN BUNDAN SONRA NE GELİRİM NEDE ARARIM SENİDE ALLAHA HAVALE EDİYORUM DEDİM onun cevabı ise ”sen bilirsin” oldu. Şimdi ise sürekli nafaka artırım davası açıp duruyor numaramı değiştiriyorum bir yerden bulup dava açacam haberin olsun diyor.
    DEĞERLİ ARKADAŞLAR BENİM SORMAK İSTEDİĞİM SORU ŞU BEN 8-9 AYDIR NE ARIYORUM NEDE SORUYORM ÇOCUKLARIM BÜYÜDÜĞÜ ZAMAN BENİM KARŞIMA DİKİLİP BABA BİZİ NİYE HİÇ ARAMADIN SORMADIN DERMİ KARŞIMA DİKİLİRMİ YILLAR SONRA? ÇOK MERAK EDİYORUM.
    BUNU YAŞAYAN VAR MI ARAMIZDA YADA DUYAN?

    Not: İki Dünya Bir Arayada Gelse Hiç Aramam Sormam (Lütfen bana onlar senin çocukların gör bilemem ne falan demeyin o mahlukat yaşadığı sürece gitmem velayeti/adalet!!/hukuk ondan yana olduğu için her zorluğu çıkarıyor o yüzden git gör hakkın var demeyin )

    • Feyza dedi ki:

      Omur dedigin rumuzlu kardesim,
      Allah yardimciniz olsun. Eski esiniz sanki sizinle cocuk sahibi olmak icin evlenmis ve sonra da sizi hayatindan cikarmis gibi gozukuyor. Anlattiklarinizdan bana boyle geldi tabi niyet okuyuculugu olmus oluyor. Farkindayim.
      Son paragrafta yazdiginiz sorunun cevabi bana kalirsa evet.
      Cunku cocuklariniz eski esinizin onlari yetistirmesiyle buyuyecek ve o, cocuklariniza neyi empoze ederse cocuklarin zihni onu en azindan belli bir yasa kadar mutlak dogru kabul edecek.
      Belli bir yastan sonra ise, eger hayatlarinda hicbir baba izi kalmadiysa bu yokluk annelerinin onlara asilayacagini tahmin ettigim, “babaniz sizi birakti, babaniz sizle ilgilenmedi” fikrini teyid eder nitelikte olacagindan yetiskin de olsalar size onyargiyla yaklasacaklar. Fakat ilerleyen donemde aranizdaki buzlarin erimesi onlarin kisiligine bagli.
      Anneleri sizin hakkinizda saniyorum boyle soyleyecektir. Yani sucu sizin uzerinize atacaktir. Cunku dostca bir ayrilik degil zannederim. Bunu iki seye dayanarak soyluyorum. Birincisi hala hicbir iliskiniz kalmadigi halde nafaka artirim davasi acma yollarina arayisa tenezzul etmesi. Bu dusmanca bir tavir.
      Ikincisi,cocuklarina cok musfik bir anne olsa zaten babalariyla olan kopruyu atip onlari suresiz bir babasizliga mahkum etmezdi. Yani yaninda tutuyor olmasi bana cocuklarina duskun oldugunu cagristirmiyor
      Bemcil bir sevgi olmali bu fedakar bir anne sevgisi bu sekilde olmazdi.
      Cocuklarini su an dusunmeyip baba sevgisinden mahrum buyumelerine sebep olan kisi, onlarin psikolojisini bugun dusunmuyorsa, “babaniz sizi birakti ve ilgilenmedi” cumlesinin cocuk uzerindeki yikici etkisini yarin da dusunmeyecek ve onlara sizi dusman ya da en azindan babalik vasfindan aciz biri gibi lanse etmekten cekinmeyecektir.
      Isiniz zor. Moralinizi bozmak istemem fakat sundugunuz bilgiler bende bu cagrisimi yapti. Insaallah yanilirim.
      Tecrubeli kisiler okuyup yardimci olsun. Allah yar ve yardimciniz olsun.

      • Ömür Dediğin dedi ki:

        Feyza hanım tamda nokta atışı yaptınız dediklerinizin hepsi çok doğru yemin ediyorumki, BENİ KULLANDI,
        Ayrıca yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

    • seysey dedi ki:

      Benim babam beni hic arayip sormasaydi onu beni yapayalniz,kimsesiz,sahipsiz,babasiz,sevgisiz,ilgisiz biraktigi icin affetmezdim.Sen o cadidan bosandin veya bosanacaksin.Cocuklarindan degil.

      • Ömür Dediğin dedi ki:

        Siz galiba beni yazdıklarımı okumadınız çocuklar konusunda bana çok zorluk çıkardığını. her insanın dayanma gücü vardır, benimde dayanma gücüm bitti Allaha havale ettim.
        Artık kendisi gel gör desede ben asla ve asla gitmem ciğerlerimi söküp attım artık. Vebailini o mahlukat aldı.

        • seysey dedi ki:

          Allah yardimcin olsun ben sadece kendimi o cocuklarin yerine koydum.Baba demek guven korunak siginak demek benim icin.Babasiz cocuga yetim denir.Benim sizi anlamam imkansiz.Ama babam olmasaydi neler hissederdim onu cok iyi anliyorum.Hele hele varken yokmus gibi davransaydi o zaman cok daha fazla uzulurdum bu beni umursamadigi sevmedigi istemedigi anlamina gelirdi.Benim babam benim icin her seyi yapar.Sirf telefonunu acmadigim icin giyinip gecenin koru benim oldugum sehre gelmek icin kaklar hic usenmezNe kadar hata yaparsam yapayim affeder ben bazen eseklik yapar kuser giderim ama o bana asla kusmez hep o once affeder.Ben sinirlenir gormemezlikten gelirim o beni hic gormemezlikten gelmez.Annemle ayrilsalar bile asla beni birakmaz buna eminim.Allah korusun.Her turlu kaosun icinden bana uzanan ilk el de babamin elidir.

        • seysey dedi ki:

          Suan bayram icin yolculuktayim ama aklim sizde cunku cigerlerimi soktum attim artik sozunuz benim cigerlerimi parcaladi.Ayrica 27 yasindasiniz ve rumuzumuz da Omur dedigin…Bayramdayiz ve herkes mutlu mesutken siz burda dertlere gark olmus durumdasiniz.

          Burda size yardimci olacak bir cok anne ve baba var ve eminim ki size de firsat verilse mukemmel bir baba olursunuz.Bu bayram benim dualarimin ilk siralarindasiniz.Guzel gunler mutlaka gelecek bu imtihani sabirla ve sukunetle gecmeniz duasiyla..Hayirli bayramlar.

        • ENgin dedi ki:

          Yaw babacan heryeri zorluk olsa ne olur ya git kapıyı çal çocuklarınla görüş buna engel olmaya Hakkı’da yok hukukunda YOK

    • Abdullah Bir dedi ki:

      ÖMÜR DEDİĞİN’e…

      Sana yardı etmek istiyorum ama bunu doğru ve kolay yapabılmem için sana bir kaç soru sormam gerek.

      Cevaplarsan sana fark etmediğin bazı seyleri fark ettirebilir, yardım edebilir, gerçekci önerilerde bulunabılırım.

      Kaç yaşındasın?

      Eski karın kaç yaşında?

      Evliliğiniz toplam ne kadar sürdü?

      Ne kadar süre ayrı yaşadınız?

      Çocuklar kaç yaşında?

      Sen ne iş yapıyorsun?

      Eski karın çalışıyor mu, çalışıyorsa ne iş yapıyor?

      Evliyken neden ayrı sehirler de yaşadınız?

      Cocukları senden habersiz yaptığını söylerken ne demek istiyorsun?

      Bu sorulara cevap ve kendin, eski karın hakkında biraz daha bilgi verirsen burada ki insanların sana yardım etme işini kolaylaştırmış olursun.

      • Ömür Dediğin dedi ki:

        1-yaşım 27
        2-eski mahlukat kadın 23
        3- 3 yıl sürdü
        4-ilk evlendiğimde 4 ay hamileydi terk etti beni doğum yaptı aradan 7 ay geçti tekrar barıştık 2 ay sonrada tekrar hamile kaldı beni yine terk etti ayrı illerdeydik yani 4+2=6 ay yanyana durduk
        5-ikimizde kamu çalışanıyız
        6-hamileydi nazaman doğum yapacağını bilmiyordum bide bi baktım çocuk doğmuş aradan günler geçiyor bana haber veriyo oda benim tc numaram lazım diye aradı her iki çocuktada yoksa aramaz o mahlukat.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          ÖMÜR DEDİĞİN’e…

          Hala bu siteyi takip ediyor musun bilmiyorum, ama ben sözümde durmak için senin durumuna dair cevap ve önerilerimi yazacağım. İnşaallah derdine derman ve sana da faydalı olabilirim.

          SORULARIMA VERDİĞİN CEVAPLAR VE DAHA ÖNCE YAZDIKLARININ TAMAMINI ÇOK YÖNLÜ OLARAK DEĞERLENDİRDİM.

          Eğer anlattıklarının tamamı doğruysa çok kötü bir durumdasın. Buraya yazmasan da kafanda soru işaretleri var. Daha doğrusu kafanda ki bazı soruların cevaplarını kendinde biliyorsun ama bir türlü kabul etmek istemiyorsun. Kafanda ki soruları ve şüpheleri namus ile alakalı olması nedeniyle bu konuyu yakın cevren ile de paylaşamıyorsun.

          Bu nedenle yaşadığın sıkıntıları ve problemlerini insanların birbirini tanımadığı bu yerde 3. kişiler ile paylaşıyor ve burada ki insanlardan bir tür destek bekliyorsun.

          Aslında tam yerine geldin, yani doğru yerdesin.

          Yasadıklarını ve hissettiklerini TAM ve NET olarak buraya yazmasan da yazdıklarından “eski karın” ile ilgili şüphelerinin ve cevabını aradığın soruların olduğu net olarak anlaşılıyor.

          Bu nedenle soruları cevaplamayı ve sorunların çözümünü ertelemek sana fayda değil zarar verir. Bir an önce sorularının cevapları, şüphelerin ve korkuların ile yüzleşmelisin.

          Yaşın henüz genç ve bir an önce tüm gerçekler ile yüzleşmek senin için daha iyi olur.

          Bir başka ifade ile korkunun ecele faydası yok.

          Kafanda ki soruların cevaplarını bulmak ve şüphelerini tamamen yok etmek için

          1- Çocukların doğum tarihleri ile eski karınla bir arada olduğun zamanları test et.

          2- Bir yolunu bul çocuklara DNA testi yaptır.

          3- Çocukların senin cocugun olup olmadığından emin ol.

          4- Çocuklar biyolojık olarak senin cocuğun ise ne olursa olsun onlarla irtibatı kesme, eski karının çocukları senden soğutmasına ve sana düşman etmesine izin verme, yavrularına sahip çık.

          5- Eğer yaptıracağın DNA testi sonucuna göre cocuklar sana ait değilse, farklı bir yerde ikinci bir test daha yaptır ve sonuçtan emin ol.

          6- Sonuçtan emin olduktan sonra iyi bir avukat bul ve hem soy bağının iptali, hem çocuklara ve eski karına bağlanan nafakaların iptali için dava aç. Ayrıca onurun ve erkeklik gururunun zarar gördüğü, aldatıldığın için eski karın aleyhine tazminat davası açmayı da ihmal etme.

          Hayırlı iş ve düşüncelerinde Allah yar ve yardımcın olsun.

          • Feyza dedi ki:

            Abdullah abi tam ustune bastiniz. Dna testi Omur Dedigin isimli kardesin bu yorumunu ilk okudugum zaman direk aklima ususen seydi ama yazmaya cesaret edemedim. Daha dogrusu sizin dediginiz gibi ben de uzerini ortmek istedim. Ama siz dile getirince de tavsiyenizi kuvvetlendirme adina sessiz kalmak istemedim. Zor birsey degil, birer sac teline bakar, kimsenin ruhu duymaz ama omur boyu surecek bir eniseden kurtarir insani.
            Hatta belki de omur boyu surecek bir vicdan azabindan.
            Eger bir sorun yoksa da kimse bilmeyecegi icin yinecaadece Omur dedigin kardes kendi icinde en azindan tatmin olmus olur.

          • Ömür Dediğin dedi ki:

            Abi yorumun için teşekkür ederim ama çocuklar benim ikiside bana benziyor hele erkek olan tıpkı ben kız ise biraz o mahlukata benziyor çok uzun zaman oldu görmiyeli çocuklar ilk gördüğüm oğlum yeni yeni yürüyordu kızım ise daha kundaktaydı şimdi ie büyümüşler dayanamayıp arada bakıyorum resimlerine ama gidip görmekte istemiyorum o kadının yüzünden gidip görmeyi çok istiyorum ama o kadın bana yine aynı sıkıntıları verecek biliyorum görsem bi dert görmesem bi dert nasıl böyle bir kadınla evlenmişim şuan emin ediyorum ağlayarak yazıyorum Allah bu kadının belasını çocuklarım evlenip yuva kurdukları zaman versin inşallah. Bu kadınlar neden böyle yapıyor anlamıyorum tamam sevgin bitti tamam dedim boşanmak istiyorum dedin tamam dedim ya çocuklar niye onları kullanıyorsun neden yani neden..Vallahi onu öldürüp kafama sıkacak duruma kadar geldim ama Allahtan korktum bende en iyi ne ararım nede sorarım dedim kendi kendime. Bir erkek olarak söylüyorum çok ama çok ağladım yolda yürürken camide sırf beni kimse görmesin diye en arkada gizlice ağladım neyse bana git gör demeyin acısı çok büyük oluyor inşallah beni üzdüğü kadar oda üzülür.
            Herkese hayırlı akşamlar hoşçakalın

          • Feyza dedi ki:

            Omur dedigin kardesim.
            Biz ne desek yarana merhem olamayiz ama bu basina gelenlerin hepsi icin doktugun gozyaslari insaallah gunahlarina kefaret ve terakkine vesile olur. Gercekten emin olun ki okuyunca acinizi uzuntunuzu satirlarinizdan hissedebiliyoruz. Allah yardimciniz olsun ve sakin iki dunyanizi da mahvedecek bir tesebbuste bulunmayin. Bunlarin birer vesvese oldugunu aklinizdan cikarmayin cunku seytam ve nefs insani en cok zayif oldugu anda mesgul eder, zayif bir binayi tek deprem yikabilir. Siz o depreme musade etmeyin. Allah buyuk, birkac yil sonra hayatinizda neler degisecek kesinlikle kestiremezsiniz.
            Cevap yazmayin okusaniz kafi.
            Allaha emanet olun. Cok bunaldiginiz zamanlar burada ya da gervek hayattaki dostlarinizla paylasin. Her zaman dinlemeye haziriz.
            Hoscakalin.

      • Sennur dedi ki:

        Sayin ömür dediğin; olayın şoku ve acısı hala üzerinizde .o nedenle kızgın ve ofkelisiniz. Biz toplum olarak her olayı uclarda yasiyoruz bu nedenle de ayrılıklar enkaz a dönüşüyor .ve ardından bitmek bilmeyen savaşa. (Çocuklar üzerinden ) biraz sakinlesin bu sitede boşanan bir çok kişi var .herbirinin derdi farklı farklı . Ben de bosanmis tek çocuklu bir anne yim. Hatta kizim tatilde gitti kaldı (içim yandı dört gün göremedim diye – o nasıl dayandı bir baba olarak ????) onlar bize emanet Rabbimiz tarafından verilen .bizlerde sorumluyuz onlara karşı. Hayata gelmeleri ne nasıl vesile olduysa , bundan sonra atacagimiz her adım da bu mesuliyet omuzlarıma zda. Hesabı günü var , hesabı vereceğiz Rabbimize. Anasi fenaydı vs demek ile bu sorumlulugu bir kenara itemeyiz. (Dusunecegiz bu çocuklar olaSaya kadar ne gibi hatalarım oldu ve bundan sonrası için ne yapabilirim diye …. ) Rabbim imtihan inizi kolaylaştırsin inşallah

    • Aadem dedi ki:

      Sizin yaşadıklarınızı su anda Turkiyede yuzbinlerce hatta milyonlarca erkek yaşıyor ve bunlardan biriside benim.ben ayrılırken eski şahsın 6284 kanununu kullanarak bana kurduğu kumpaslardan dolayi çocukların velayetini mecburen eski şahsa verdim.ve mecburen de anlaşmalı bir şekilde bosandim eski şahsın pislikleri alenen duyulmasın ve çocuklar ileride toplum içinde annelerinden dolayı ezilmesinler ve travma geçirmesinler diye.eger çekişmeli dava acsaydim pisliğinden dolayı cocuklarin velayetini kendisine de verilmeyebilecegi çocukların yurtlara gonderilebilecegi söylendi.o yüzden ben içim kan ağlayarak çocukların velayetini kendisine bırakarak bosandim.bu arada ben çocuklar için nafaka odeyecegimi ama nafakanın çocukların eğitimi için kullanması gerektiğini söyledim.cunku kendiside çalışıyordu.ilk önce tamam dedi ama parayı çocukların eğitimi için kullanmadi.niye kullanmadin diye sorduğumda ÇATIR ÇATIR yiyecegim dedi.kendimi zor tuttum.gecen yıl ise nafaka arttırım davası açtı.cunku biliyordu ki ben çocuklarım için paramı değil canımı bile verirdim.ama ben avukat tuttum davaya o girdi.cunku ben davaya girip onun yüzümü görmesini sesimi duymasını bile istemiyordum.nafaka arttırımınin reddini istedi avukatim.boylece artık benim sağılır inek olmadığımi gördü. çünkü onun istediği nafakayi verseydim yine kendi keyfi için harcayacakti..eger verdiğim parayı çocuklarımın eğitimi için kullansaydı ve bana çocukları özel okula yazdiracam biraz fazla gönder deseydi ben ceketimi bile satar gonderirdim.o nafaka artırımı davasini açip beni yine herzamanki gibi arkamdan vurduktan sonra sadece beynimi değil beynimin icindeki, aklımdan hiç çıkmayan yavrularimida vurarak öldürdü.ve o davadan sonra bir daha asla ayrılmam dediğim ve aklımdan cikarmadigim yavrularimida görmemeye söz verdim vede ömrüm boyunca gormeyecegim. içim kan ağlayacagini bile bile.aileyi yiktiranlar, namuslu kadını ve şerefli erkeği pis cizmelerinin altına aldığını ; serefsiz erkeği ve namussuz kadını baş tacı yaptığını sananlar ilahi adaletten kurtulamayacaktir.ayrica ben yılbaşı veya bayram veya veya 1/12 veya 15 tatil veya yaz tatili veya haftasonu babası degilim.BABAYIM…ve baba olmayı bana ALLAH’U TEALA lütfetmiştir.

      • Feyza dedi ki:

        Aadem bey, oyle sey olur mu, oyle buyuk sozler etmeyin. Bir daha cocuklarimi gormem sozu cok agir bir soz. Zaten nafakanizi oduyorsunuz, gormeseniz de odeyeceksiniz. (Kanunlarin durumundan bahsetmiyorum). Cocuklarin hic gunahi yok bu olayda, siz yetiskinsiniz iciniz kan aglasa da avunabilirsiniz. Belki yeni bir yuva kurarsiniz ya da yalniz yasarsiniz Allah bilir. Ama cocuklariniz yetisne caginda ve onlari babasizlikla cezalandirmayin lutfen. Zaten annesinden de supheli gibi yazmissiniz, babalari da elini uzerlerinden cekerse o cocuklarin hali ne olur? Boyle seyleri dusununce dahi cok uzuluyorum. Hani bunu bir taktik, siyaset amaciyla gecici bir sure yapacak olsaniz anlayabilirim ama bir omur boyu yavrularinizi silerek yoksayarsaniz yaslaninca cok pismanlik yasarsiniz ve eski haniminizin cocuklariniz uzerinde diledigi gibi tasarruf etmesine meydan vermis olursunuz.
        Tavsiyemi bir kardesinizin samimi bir hissiyati olarak okuyun, hadsizlik olarak anlasilmasin.

      • seysey dedi ki:

        Allah lurltfettigi nimetini size emanet etmistir.Cocuklarin babaya olan ihtiyaci konusulmali artik.Musluman bir erkegin cocuklarina karsi sorumlulugu yok mudur?

        • cihad dedi ki:

          Seysey hanım,

          Uslup konusuna çok girmek istemiyorum çünkü her yiğidin bir yoğurt yiğiş tarzı vardır ve bu birazda kişinin karakteri ile de iligilidir. Kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız öyle yazınız.

          ancak;

          Boşanmış kardeşlerimize karşı biraz daha hassas bir dil kullanmalıyız diye düşünüyorum veya yapamıyorsak yazmayabilriz de. Çünkü bu insanlar hayatlarındaki en kıymetli şeyi, yuvasını kaybetmiş, evladını göremiyor. Gönüller kırık, kalpler mahzun. Hem biz onların yaşadıklarını yaşamamışız, bazı şeyleri tahmin etsek de hissetmek ayrı bir şey. Bu sebeple teselli verecek ve teskin edecek bir şekilde tavsiyelerimizi ifade edebiliriz. Böyle ifade edemiyorsak da sessiz kalabiriz en azından. Bu konuda kabiliyeti olan kardeşlerimiz zaten güzel şeyler yazıyorlar. Allah kendilerinden razı olsun.

          Selametle…

    • esra dedi ki:

      çocukların sizde de belli günler kalma hakkı yokmu? eski eş bunu ihlal ediyorsa suç işliyor sanırım zaten, çocuklar için kolay bir durum değil ama sizde kalmaları gereken günler için baskı yapıp hakkınızı kullanabilirsiniz belki. kaç yaşındalar? İnş sizi anlayacak durumdadırlar. Hissedeyorlardır annenin huzursuzluk çıkaran durumunu belkide, bir şekilde bağlantıda olun, bağınızı koparmayın inş.

  52. Abdullah Bir dedi ki:

    Linkler yayınlanmadığı için “Haber7.com” isimli haber sitesinde okuduğum haberin içeriğini AYNI SEKİLDE aşagıya alıntıladım.

    NAFAKA MAĞDURU KOCA-ERKEK ve İNSAF, ADALET, MERHAMET SAHİBİ KADINLAR’ın mağdur kocalar için çok önemli bir fırsat olan ve gündeme gelen bu konuda MİLLETVEKİLLERİNİ, PARTİLERİ ve TBMM yi bilgilendirmelerini ve yasal tüm yolları kullanarak BASKI YAPMALARINI rica ediyorum.

    FEMİNAZİ DERNEKLERİ’nden ve suyu bulandırmak isteyen ŞER ÇEVRELERİ’nden KORKAN ADALET BAKANLIĞI’nın kendisinden istenilen görüşe verdiği cevap “NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP” türünden. Ama yine de biz MÜSLÜMAN ERKEKLER ve KADINLAR “iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak” için üzerimize düşeni yapalım ve ilgili yerlere dilekçe ile müracaat edelim.

    XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

    HABER METNİ AŞAĞIDA Kİ GİBİDİR

    TBMM Dilekçe Komisyonu’na Yalova’dan başvuran Salih Karahasan ve arkadaşları ölene kadar nafaka ödenmesi yükümlülüğünün kaldırılmasını istedi. Yüzlerce şikâyet gelmesi üzerine TBMM konuyu Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na sordu. Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yaptı. Nafaka ödenmesinde, ‘kusurlu olma’ şartının aranmadığını, ödeme konusunda kadın veya erkek şeklinde cinsiyet ayrımı da yapılmadığını belirten Adalet Bakanlığı, “Toplumsal yapı nedeniyle büyük çoğunlukla kadın eşe nafaka bağlanmaktadır” dedi. ‘Yeniden evlenme, ölüm’ halinde kendiliğinden, ‘evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme’ halinde ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırıldığını belirten Adalet Bakanlığı, ‘yoksulluk nafakası’ olarak nitelendirilen süresiz nafakanın anayasaya aykırı görülmediğini kaydetti.

    ‘Çıkar sözleşmesi’

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan gelen resmi yanıtta da yoksulluk nafakasından genelde kadınların yararlandığı, kusuru kadından ağır olmayan erkeklerin de ihtiyacını ispat etmesi halinde yoksulluk nafakası isteyebildiği kaydedildi. Bakanlığın yanıtında, “Süresiz yoksulluk nafakasının evlilik birliğinin amacına aykırı olduğu ve bir çıkar sözleşmesine dönüştüreceğine dair görüşler bulunmaktadır” denildi.

    AYM reddetti

    Bursa Kestel Asliye hukuk Mahkemesi’nin, ‘süresiz nafakanın’ anayasaya aykırı olduğu ve iptaline ilişkin başvurusunun reddedildiğini anımsatan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, boşanma davalarının bir kısmında nafaka yükümlüsünün mağdur olduğunu, bunun da göz ardı edilir bir durum olmadığını belirterek “Konunun sıklıkla şikâyete neden olduğu müteaddit defalar Adalet Bakanlığı’na bildirilmiştir” açıklamasında bulundu.

    ‘İnsaflı değil’

    Yoksulluk nafakasının süresiz olmasıyla ilgili karşı görüşleri sıralayan Bakanlık, şunları kaydetti: “Yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesi, her zaman ödeneceği anlamına gelmez. Nafakanın her koşulda süresiz olarak ödenmesine hükmetmek doğru değildir. Zira, insanların yapmış olduğu bir davranıştan dolayı, ömür boyu sorumlu tutulmaları, insaflı değildir.”

    ‘Tembelliğe sevk edebilir’

    Bakanlık, nafakanın tembelliği sevk edilebileceğine ilişkin bir tespitte bulunarak şunları kaydetti: “Nafaka alacaklısı, çalışma yerine sürekli ödenen yoksulluk nafakası geliriyle geçinmeyi ve buna kanaat etmeyi de tercih edebilir. Kanun koyucunun, bu durumlara ilişkin olarak herhangi bir düzenleme getirmesi daha yerine olacaktır.”

    Bakanlığın diğer tespitleri şöyle:

    HÂKİM SINIRLAYABİLİR: Hâkimin gerekirse nafakayı belli bir zaman aralığıyla sınırlandırması, adaleti sağlamaya yetecektir. 60 yaşındaki sosyal güvenceden yoksun bir ev hanımı lehine süresiz olarak yoksulluk nafakasına hükmedilmesi yerindedir; fakat 20 yaşındaki biri için sınır belirlenmelidir.

    ŞARTLARA GÖRE DEĞİŞİM: Sınırlandırmaya ilişkin bir yasal düzenleme yapılmasını savunanların da vurguladığı gibi, boşanılan eş, hiçbir zaman bir Sosyal Güvenlik Kurumu gibi görülmemelidir.

    GİRİŞİMLER VAR: Kanun uygulanırken iyileştirmelerin yapılması mümkündür. Gerek yasal hükümlerin yeniden ele alınması, gerekse uygulamada vatandaş lehine mahkeme kararlarının iyileştirilmesi amacıyla bakanlığımız girişimlerde bulunmaktadır.

    Özel hayata müdahale

    Nafakanın, mülkiyet hakkıymış gibi sürekli kılınmasının uygun olmadığını belirten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, şu tespitlerde bulundu: “Yoksulluk nafakasıyla tarafların ilişkilerinin sürekli hale gelmesi kaçınılmazdır. Keza, yoksulluk nafakası yükümlüsü olan tarafın, kanunda yoksulluk nafakasının kaldırılması için öngörülmüş olan koşulların mevcut olup olmadığını araştırmak istemesi ve nafaka alacaklısının özel hayatına müdahale edilme tehlikesinin varlığı, hukukun sebep olacağı bir sonuç olamaz.”

    Meslek edinmekle sorumlu

    Adalet Bakanlığı, batıdaki bazı uygulamaları ise şöyle özetledi:

    ALMANYA: Nafakanın süresi; yaş, sağlık durumu, işi, eğitimi, müşterek çocuğun bakımı ve hakkaniyet ilkesinin dikkate alınması sonrasında belirlenir ve süreli veya süresiz olabilir. Nafaka alan eş, meslek edinmekle sorumlu tutuluyor.

    AVUSTURYA: Kusurlu veya ağır kusurlu taraf, belli şartlarda boşanmadan sonra nafaka öder. Prensip olarak, nafaka bir süreye bağlı olmadığı gibi nafaka miktarı da belli bir süre sonra indirilemez. Kusura dayalı olmayan boşanmalarda nafaka belli bir süreye tabi.

    BELÇİKA: Yoksulluk nafakasının süresi, kural olarak, evlilik süresini geçememektedir.

    FRANSA: Boşanma durumunda ekonomik durumu kötüleşen eşe kural olarak götürü bir nafaka şekli öngörülmüş olup, bu nafaka miktarı bir defada ödenmediği takdirde hâkim tarafından belirlenecek ve 8 yıla kadar uzayabilecek süre içinde ödenebilecektir.

    HOLLANDA: 5 yıldan az süren evliliklerde, nafaka evlilik süresiyle sınırlı. 5 yılın üzerindeki evliliklerin boşanmayla sonuçlanması halinde nafaka yükümlülüğü en fazla 12 yıl sürebilir.

    İNGİLTERE: Nafaka hükümleri konusunda hakim çok geniş bir takdir yetkisine sahip. Mahkeme periyodik ödemenin ne zaman başlayacağını ve ne zaman sona ereceğini kendisi takdir edebiliyor.

    ABD: ABD’de nafakaya dair yasalar eyalete göre değişiklik göstermekte. Örneğin New York’ta hakim yoksulluk nafakasına süresiz olarak karar verebilmekte. Süreli yoksulluk nafakasında ise kanunda 20 kriter yer almakta. Hakim bu kriterleri olaya uygulayarak nafakanın miktarını ve süresini belirleyebilmekte.

    • Feyza dedi ki:

      Muftuluklere nikah kiyma yetkisi verilecek haberi de gundemi sarsti. Cok guzel, gec kalinmis ve desteklenilesi bir haber bu.

      • Yahya dedi ki:

        Muhtelif yazı ve haberleri okudum ancak kafamın basmadığı bir nokta var: ha müftü kıymış, ha imam kıymış, ha noter kıymış, ha haham kıymış… herkes bir şekilde yolunu bulmuş bu işini hallediyor.

        Esas mevzu yapılan akide kim nasıl ve ne şekilde uyacak? Hangi kanunlar geçerli olacak?

        Suistimaller nasıl öncelenecek? Açık bırakılan noktalar veya unutulan mevzular nasıl düzenlenecek?

        Boşanma/talak nasıl olacak? O kadar ince detaylar var ki…

        Sonra müftü nikah kıydığında 6284 geçerli olacak mı?
        Müracaat kime yapılacak? Aile mahkemesine mi? Müftülüğe mi?
        Yani ben artık bu saatten sonra 6284 siz yapamam…
        Lütfen biri sesimi duysun benim…

        Sonra Sn. Görmez niye görmez oldu? Sn. hocamıza ne gösterdiler de neticesi böyle oldu…. Kafam iyice karıştı… :/
        Editör: Yahya bey konu ile ilgili haber yayınladık, yorumunuzu ilgili haberin altına tekrar gönderirseniz orada yayınlarız.

    • Yahya dedi ki:

      Abdullah abi,

      Allah razı olsun. Tüm yorumlarınızı okuyorum ancak cevap yazamıyorum.
      Dualarınız içinde ayrıca teşekkür ederim, ederiz. Tekrar Allah sizden razı olsun.

      Sevilmek böyle bir şey olsa gerek 🙂

      Rabbim işlerinize kolaylık versin
      Selam ve dua ile…

  53. Yahya dedi ki:

    Haber şöyle:

    “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sıcak havalarda susuz kalan sokak hayvanları için harekete geçti. Bakanlık, 81 il müdürlüğü ve bağlı kuruluşların tamamının önüne sokak hayvanları için su kabı konuldu.

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın talimatıyla Bakanlığın, 81 il müdürlüğü ve bağlı kuruluşların önüne sokak hayvanları için su kabı konuldu.

    Uygulamayla, Türkiye genelinde 2 bin 371 kuruluşta bakım altında bulunan çocuklara, hayvan sevgisinin aşılanması ve farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. ”

    Vesilesi olduğunuz kanundan mağdur olan erkekler içinde, kuruluşlarınızın önüne “hem suçlu hem güçlü erkekler” tabelasıyla bir tas su… koyunda hiç olmazsa bu hayvan sevginizin gösteriş olmadığına kanaat getirelim.

    Aile ve Sosyal Pol. Bak. nasıl bir kurumsa ilgi alanına sokak hayvanları gidiyor ancak erkekler girmiyor…

    • adem dedi ki:

      maalesef kardeş durumumuz bu. biz sahipsiziz. ya biz doğrudan Allaha bağlıyız. medeni hukukta yerimiz hep zalim tarafında yazılmış bi kere. ya mecelle ya da ahiret yurdu bizler için. ya da Allah öyle birini yollayacak ki iki cihanımızı da mamur edecek bir hanım:)

      • Yahya dedi ki:

        Rüzgar ekip fırtına biçecekler Adem bey kardeşim.

        Bugün damatları gelinleri var, yarın torunları olacak… evlatlarının başına gelmese… torunlarından görecekler… ama muhakkak görecekler.

        Bir ara radyoda ashabın çektiği eziyet ve işkenceleri dinliyordum… bu bizim yaşadıklarımız arap şeyhlerinin yaşadığı hayat gibi…
        Ben Rabbime hamd ediyorum beni bu sıkıntıdan bu ezadan kurtardığı için…

        Ve duanıza amin diyorum.

        Allah’a emanet olunuz.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      MİYAVVVV, MİYAVVVV,
      GURRRR, GURRRR…

      Yahya kardeşim hadi bizde hep beraber KEDİ taklidi yapalım, Hayvanları düşünecek kadar hassaslaşan Aile Bakanlığı ERKEK-KOCA olarak ilgilenmedi, muhatap almadı, dışladı, tekmeledi, 6284 ile sokağa attı, kedi-köpek taklidi yaparsak SOKAK HAYVANI diye belki bizimle de ilgilenirler… 🙁

      Ne günlere kaldık, ağlanacak/üzülecek halimizle dalga geçiyoruz.

      Allah’ım, içimizde ki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme. (amin)

  54. dertler benim olsun dedi ki:

    herkse merhabalar bu siteyi gerçekten çok seviyorum,

    Değerli abilerim ablalarım size bir soru sormak istiyorum belik başından geçmiştir yada bi bilgisi vardır.

    Ben eşimden 8 ay önce boşandım ve 300 tl nafaka bağlandı, iki çocuğum var 35.1.5 yaşlarında eski eşim beni aradı çocukları kreşe verecem masrafı 1300 tl bunun yarını vermen için nafaka arttırım davası açacam haberin olsun dedi bende elimden gelen yardımı yaparım sonuçta benimde çocuklarım 200 tl verebilirim yoplamda 500 tl ediyor oda bu yetmez ikimizde memuruz, şimdi hakim ne kadar arttırır tahminen bir bilginiz var mı

  55. bkn dedi ki:

    kusura bakma kendini masum melek gibi lanse etmişsin..kadın çalışşıyormuş, kazandığı parayı komple kime harcadı? es kaza yardım etmişsin şimdi bunları gelmiş marifet gibi anlatmışsın.kadın 17 yıl senin donunu yıkamış yemeğini yapmış, evini temzilemiş neler neler..Şu kadının hizetçi mantığından bi çıkın ..o evde birlikte yaşıyosunuz..sen de temizleyeceksin tabi ki..kendi söküğünü diken, kendi suyunu taşıyan peygamberden wc deki pisliğini temizlemeyen erkeğe dönüşümüne bakın hele…şu kibire bakın hele…Çok özür dileryerek söylemeden edemeyeceğim…belki gerçekten ter kokuyordun..neden beni istemiyorsun diye sorabildin mi?soramazsın çünkü yetersizliklerini duymaktan korktun belki de..bşr kadın kocasından kolay kolay soğumaz kadın sadece sevgi ve şefkat bekler..utanmadan dövdüm diyorsun bi de gelmiş benimle ilgilenmiyordu diyorsun..sen onunla ilgilendin mi? Ne verdin ne istedin acaba..kadınlar fedakardır arkadalrım bi güler yüzünüz için tüm dünyayı yakarız ama siz sevgi arzısı olabiliyorsunuz ve hep daha fazlasını bekliyorsunuz..hayatın akışı içinde kadının verdiği mesajları alamıyorsunuz..sanıyorsunuz ki

    “bu beni tekedemez ..hem be çok iyi bi adamım..benden iyisini mi bulacak..çocuklar var nereye gidecek..dul ladın damgası yiyecek..sıkar boşanmak..boşarnırsak boşanalım çekip duracak mıyım bunun meymemetsiz yüzünü kaprislerini…”

    hep kafanızdan bunlar geçer sizin..bir kadın asla ama asla boşanmak istemez…(genel ahlak sorunları yoksa-adatma vs) yuvayı yıkan erkektir..farketmeden dinamitler evliliği..

    dövdüm diyosun yaaaa…dövdümmm….kadının evi pismiş de bilmem ne…laflara gel..yardımcı alsaydınız..kadın yetişemiyoru sizin arkanızı toplamaktan besbelli…,
    yazıklar olsun..reva sana..(senin gibi erkeklere, sen temsilen tabi ki…)

  56. bahadır dedi ki:

    bende inanmıyorum bu kadın haksızlıklarına

  57. anıl dedi ki:

    bütün yorumcu arkaşlara selam ve dua..bu siteye 2.5 senedir yorumları okur ve dilim kararınca yorum yapmaya calısdım
    7 yıllık evliliğim Akraba kızını almakla.ve ailesinin vicdan ve merhametsiz olması ile bitmişdi.
    01.06.2017 tarihinde 7 yaşımdaki oğlumun ANNESİNİN ve AİLSİNİN istemediği cocuk velayeti kararı ile bana verilmişdir.evet öz annesi ve ailesi durumları olmasına rağmen çocuğü bosandıktan 1 sene sonra kapımın önüne bırakıp gitmeleri ve 4 ayda bir cocugu 3 saat gibi görmeleri olmusdur.resmi olarak cocuğum bende kalıyor artık mahkemede bile cocuk ve benim yüzüme bakmaması ve hakime iş yoğunluğumdan dolayı cocuk la ilgilemiyorum ben velayeti kendi rızam ile babasına veriyorum sözleri oldu.artık hasta annem ve ben anne sevgisi eksik kalan cocuk var.mahkeme öncesi cocuğumun annesine cocuk babasız yaparda annesiz yapamaz dediğim zaman bana of be benim icin kendi ailem geliyor sözleri olmuşdur.benim hicbir zaman alkol kumar sigara alışkankığım olmamışdır.ve sağlıklı fit bir vucudum var.evlendiğim zaman ailemden uzak bir yere sehir merkezine kendi evime yerlestim bizim maddi sıkıntımız yoktur.ama kendi ailesi calışmayan borc almayı marifet bilen fitne ve giybeti cok iyi yapan bir ailedir.diger yazım aldatmanın hesabı konusundaki ruhun huzur bulsun rumuzda ayrıntılı yazdım..görüsmek üzere hakkınız helal edin..

  58. Abdullah Bir dedi ki:

    HERKES’e…

    Geçen yıl Eylül ayında sitede ki yorumcuların katılmasını rica ettiğim ve katılım “az ve sınırlı” olduğu için sonucunu açıklayamadığım bir araştırmaya dair “analiz ve bilgi notlarını” sizler ile paylaşmak istiyorum.

    1- Başka bir çok konuda takva sahibi Müslüman bir insan (olduğunu iddia eden) dahi olsa kadınlarımızın çoğunluğu ( % 95 i) POLİGAMİ’ye ve RESMİ NİKAHSIZ bir evliliğe şiddetle ( kendilerine göre geçerli sebepler öne sürerek) karşı çıkıyor.

    2- Bu kadınlarımızın büyük bir kısmının konuya karşı çıkmasının ilk sebebi EL-ALEM ne der, ne demez korkusu. İkinci sırada ise İMAN ZAYIFLIĞI, yani ŞEYTAN’ın-NEFS’in bu konuda ki dayatmasını ONURLU-GURULU olmak zannetmeleri geliyor. Çünkü, “MÜSLÜMAN” ın lugatta ki karşılığı “ALLAH’ın KANUNLARI’na TESLİM OLAN” demektir. Ama Türk Kadınlarının geneline yakın bir kısmı bunu bilmiyor ve bu konuda istenmeyen bir durum (boşanma- kuma vb) yaşandığında Allah’ın kanunlarından daha çok Devlet’e (medeni kanunlara) güveniyorlar. Bu nedenle kendisine Müslüman diyen bizim kadınlarımızın çoğunluğu MÜSLÜMAN dan çok MÜMİN(teslim olmayan, sadece inanan) sıfatını taşıyor.

    3- Erkeklerimizin bir bölümü bu konularda düşünsel olarak kadınlaşmış, (bu zamanda böyle bir şey olamaz, Müslüman’ın manasını bilmiyor vb) eylemsel olarak da el-alem in yaftalamasından ve kadınların serrinden korkuyor.

    4- Her iki konuya da olumsuz bakan kadınların bir bölümü kendilerine “yeterli maddi imkan ve rahat bir gelecek sağlanması” ( kocası tarafından kendilerine ev, araba alınması, uygun aylık harçlık-maaş bağlanması vb) halinde böyle bir evliliği ( 2. eş olmayı veya dini nikah ile evlenmeyi) kabul edeceklerini beyan ediyorlar. Kadınlarımız farkında olmasalar vede kabul etmeseler de bu gizli ŞİRK’tir. Çünkü, bu düşünce ve eylem şekli İMAN’ın ANAHTARI ve MÜSLÜMAN (teslim) olmanın AMENTÜSÜ olan Fatiha suresinde ki “İyya kenğbudu ve iyya kenastagin” biz sadece ve sadece sana sığınır ve sana güveniriz ibaresine, inancına, taahhüdüne aykırıdır.

    5- Müslüman veya Mümin kadınlarımızın büyük bir çoğunluğun da bu YANLIŞ inanış ve düşünce olduğu sürece bu kadınlarımız (bekar veya dul) kalan ömürlerini yalnız ve mutsuz geçirmeye mahkum olacaklardır.

    6- Hiç evlenmemiş bekar ve yalnız kalmış dul kadınlar ilk önce kendileri, mikro manada çocukları, aileleri; makro anlamda toplum için ciddi problem (yalnızlığın sebep olduğu fizyolojık ve psikoljık eksiklikler, ahlak, itikad ve ibadet zafiyeti, çocuklarının yetiştirilmesinde ki yetersizlikler, evlatlarının evliliğine olumsuz müdahale, evlileri kıskanma, haset vb sebeplerden dolayı) kaynağıdır.

    7- Kapitalist yapıya “Ucuz iş gücü ve potansiyel müşteri” olmak ve bu kapitalist sistemin yaşamasına destek vererek, Allah’ın kanunlarına muhalefet ederek manevi anlamda kendisine ve topluma kötü örnek olmak, İslam nizamına zarar etmek. Hz. Ömer ne diyordu;

    “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız”

    8- Mevcut medeni (!!!) kanunlar, El-Alem dediğimiz kişiler, (yanlış örf adetler-mahalle baskısı) ve Müslüman (!!!) kadınlarımız Allah’ın hükümlerine ters uygulamalar, kısıtlamar ve birbirlerinden aldıkları destek ve motivasyon ile ALLAH’a RAĞMEN düşündüğü ve hareket ettiği sürece bu konu önce Müslüman Türk Milletini, daha sonra da Dünya Müslüman Ümmeti’nin daha çok sıkıntı çekmesine sebep olacaktır.

    Görünen köy kılavuz istemez, ama kişi kör değilse…

    • adem dedi ki:

      abdullah abi analiz soonuçların için seni tebrik ediyorum. al sana işte bilimsel çalışma. şeref yoksunu bir takım feministler (bazen böyle sitelere de girebiliyorlar) öneri sunduğumuzda bilimsel olmayan diye yaftalıyorlar. ama onlar gene de görmezler. kördürler sağırdırlar dilsizdirler. abi sen bu sitede kal ve yorumlarını yaz.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Eyvallah Adem Kardeşim…

        Sen ve senin gibi basiretli ve samimi Müslüman kardeşlerimizin varlığı ve desteği Sema Hanımın ve bizlerin Müslüman Türk Kadınını Şeytanın uşaklarına karşı korumak ve ebedi cehennem ateşinden kurtarmak için yaptığımız bu mücadelede ki gücümüzü, moralimizi, motivasyonumuzu ve sevkimizi artırıyor.

        Allah ömür, güç, ilim ve fırsat verdiği sürece ben bu yolun yolcusu ve Rıza kapısının bekçisi olacağım İnşaallah.

        • Recepbey dedi ki:

          Allah razı olsun Abdullah Bir abi… gercek isminiz mi bu bilemiyorum ama..yorumlarınız çok güzel,faydalı ve dolu..

    • Feyza dedi ki:

      Abdullah abi bu yazinizi yeni gordum ne ara yayinladiniz? 🙂 Tesbitlerinize katiliyorum abi. Ama insanlara bunu cok gormuyorum. Cunku kanunlarimiz ithal, egitim sistemimiz ithal, dini kavramlarin ici bosaltilmis oldugundan dini egitim yeterince ragbet gormuyor. Bizim inancimizin en kirilgan noktalari yillardir tartisma malzemesi yapildigi ve aksi gorusler basin medya yoluyla halka israrla empoze edildigi icin bilincalti bu baskiya maruz kalmis. Bu yuzden herkes kendince inanmak istedigi bir dine inanarak hoslanmadigi kisimlari bilincaltindaki bu kirlilikten dolayi reddederkem dusecegi itikadi tehlikenim farkina varamayabiliyor.
      Nikah hakkinda dahi oyle iddialar atiliyor ki ortaya, orn. Ilan edilmeyen nikah sahitler huzurunda da olsa sahih degildir seklinde savunan bir kesim var. Iste temeli saglam olmayan insanlar nefsine hos gelen fetvaya aldanabiliyorlar.
      Allah ummeti Muhammed’e suur ve istikamet nasip etsin.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Feyza hanım Kardeşim’e…

        P.tesi yayınlandı. 🙂

        “Sürecin neden ve nasıl bu hale geldiğine dair” senin tespitlerin de doğru kardeşim.

        Ümmeti Muhammed için ettiğin duaya da canı gönülden AMİN diyorum kardeşim.

      • adem dedi ki:

        “Nikah hakkinda dahi oyle iddialar atiliyor ki ortaya, orn. Ilan edilmeyen nikah sahitler huzurunda da olsa sahih degildir seklinde savunan bir kesim var. Iste temeli saglam olmayan insanlar nefsine hos gelen fetvaya aldanabiliyorlar.” evet feyza hanım. aynen böyle inancımıza ve inancımızın ardındaki itikat imamlarımıza olan güvenimizi yerle yeksan ettiler. sokağa çıkın rakamları atıyorum ama 10 kişiden 8 i ya hadislere ya sünnete yada mezhep imamlarına laf edecek tam güvenmediğini söyleyeceklerdir. tabi tv lerde ki hocaların? buna katkısı çok büyüktür. abdullah bir agabeyin yaptığı çalışma ortada. kadınların çoğu dini nikahı yeterli bulmuyor güvenilir bulmuyorlarmış.. neden? çünkü bilinçaltında devlet memurluğu mantığı gibi boşanırsam medeni kanundaki gibi haklarım olmayacak düşüncesi. örnekler çoğaltılailir.

      • Hanne dedi ki:

        Feyza kardeşim sana bikaç yazı yazmak istedim burdan yazıyorum çünkü hakkını helal et özelden yazma kısmı yok burda malumunuz… Bu ifadeni daha öncedemi okudum bilmiyorum. İnan sitelere yorum yazmamak için çok uğraşıyorum yanlış anlaşılmalar ithamlar vs olmasın diye. Ama şu ifadene nedense takıldım. “İlan edilmeyen nikah şahitler huzurundada olsa ” veya bir yerde gördüm benim için Allahın nikahı önemli gerisi önemli değil demiştin. Amenna ona kimsenin lafı yok. Ama sana bir örnek vereceğim bi ablan olarak hakkını helal et lütfen. Bekar bir bayansın dini inancında maşallah bizden kat kat yaşadığına eminim. Bir evli bey gelse ve sana deseki veya ailene kızınıza veya sana talibim. Evliliği dışında bütün şartlarda sana uygun aslında. Aile büyüklerin sana izin verirmi. Veya demişsinki ilanı olmayan. olaki bu ilan derken.. sen gönlünü kaptırdın oldu etti vs. iki şahit buldun nikah yaptın. Afedersin ama hamile kalıp göğsünü gere gere sokaklarda gezebilirmisin. Bu benim Allah katındaki eşimden diyebilirmisin. Bunu babana abine ailene veya çevrene anlatabilirmisin. ayrıca bir erkek düşün iki arkadaş buldu gitti nikah kıydı. ama dediki bu nikah burda kalsın ne eşim duysun ne başkası gerçekten geçerlimi. Nisa 25,ayetin anlamını birdaha okudum. Onları velilerin izniyle nikahlayın gizli dostlar metresler edinmeyin diyor. Böyle bir nikahı yapabilcek cesaretin veya bunu böyle kabul edecek bir ailen bir çevren varsa. Bir erkeğin bir resmi nikahlı çocuklu olduğu halde. (çevremdede duydum karısının bile haberi yok nikahlı olduğundan ve şahitlere sorsalar bunların nikahlığına şahitlik yaptınızmı evet onlar evliler biz şahitiz iftirada bulanmayın diyebilceklermi- veya nikahın alameti ilanındandır- ordan çıkıp biz falancaların nikahına şahitlik ettik biliniz diyebiliyorlarmı-Allah resulunun nihakı duyurun hadisi uydurmamıdır.) eğer bunlara evettt diyebiliyorsan Allah sana dünyada öyle güzel bir imkan ve çevre vermişki. gerçekten islamiyeti yaşayacağın bir dünyan var demektir. Ne kadar şükretsen azdır. Ve Allah şahit inanki seni kırmak rencide etmek için sormadım bunları. Genç bir sanırım güzelde bir bayansın. Ahlakınada hiç bi lafım yok… Ama bunların biri başına gelse bu dediğin gibi yaşayabilirmisin inan merak ediyorum. Varsa benide çağır öyle bir çevreye bende bol dua ederim sana… selam ve dua ile sevgili kardeşim..

        • Abdullah Bir dedi ki:

          HANNE’ye…

          “Nisa 25 de;Onları velilerin izniyle nikahlayın gizli dostlar metresler edinmeyin diyor.” Demişsin

          Ya ayeti tam ve doğru olarak anlamamışsın, yada ayetin anlamını bilinçli olarak çaprıtıyorsun. İkisi de insanı sıkıntıya sokar.

          O ayette bahsedilen hür kadınlar değil CARİYELER’dir bu bir.

          O ayette geçen ifade “VELİLER” ifadesi anne-baba manasında değil CARİYELERİN SAHİPLERİ manasındadır bu iki.

          Bu bilgilendirmem ve uyarımdan sonra Nisa suresinin 24,25. ci ayetlerini tekrar oku, hatanı gör ve buradan aynı şekilde yanlış yaptığını İTİRAF ET, İNSANLARI YANLIŞ BİLGİLENDİRDİĞİN İÇİN ALLAH’tan AF, İNSANLARDAN DA ÖZÜR DİLE

          • Hanne dedi ki:

            Abdullah bey yanlışımız varsa Allahtan af kuldan özür dilemeyi biliriz. sorun değil. Varsa yanlışımız bizde düzeltiriz. Allah razı olsun. Ama görüyorumki nikahın aleniliğinden çok bu konuya takmışsınız. Bu site o kadar değerli bir siteki, ama görüyorumki burdada herkes istediği kısmı eleştirmek için uzatabiliyor. Yalnız benim yazma kastım cariye ve hür kadın karşılaştırması değildi. Gizli dostlar kısmı üzerinden yazmıştım. İki kişi arasındaki gizli nikahın cariye veya hür kadınla yapılması arasında bir farkmı var. Yazmak istediğim nikahın aleniyete üzerinden gitmekti..He veliler olarak kastettiğimden diyosanız hanefi mezhebi dışında veli izni olmadan nikah geçerli değildir diye biliyorum(yanlışımız varsa yine affola) İnşallah bundan sonra bu sitede yorum yapmamaya dikkat edeceğim. Hatamız varsa yine Allahtan af kuldanda özür diliyoruz. Hayırlı cumalar.

          • Feyza dedi ki:

            Hanne hnm,
            Oncelikle hakkim helal olsun, o konuda musterih olun. Ortamin yogunlugundan dolayi yorumunuza tevafuken denk geldi, dun kacirmis olmaliyim.
            Sorulariniz daha cok sahsi hayatima yonelik, bunun size bir faydasi olacaksa tabi cevaplayayim. Ama bazi sordugunuz sorulara onceki konularda ornek verdiginiz cevaplarimi butunuyle ele almaniz gerekiyor. Yoksa anlam butunlugu bozulur.
            Evli bir beyin gelip bana talip olmasi ihtimali dusuk. Hatta yok diyebilirim. Zaten Abdullah abinin bahsettiginiz anketinde de konu, yolunda giden bir evlilik degil, dinen bosanmis ama resmi surecin devam ettigi dini hassasiyete sahip bir erkegin durumuydu.
            Bunlari o ankette teferruatli aciklamistim. Yine kisaca degineyim.
            Dini hassasiyete sahip bir erkek en azindan ilmihalini ve fikhinin ana konularini bilir hayatina uygular. Bilhassa nikah gibi butun hayatini etkileyecek bir durumu mutlaka guzelce arastirmis ve dinen tamamen bosadigi hanimina tekrar donmesi icin yapmasi gereken silsilenin agirliginin farkindadir. Yani dini bir hassasiyete sahip bir erkegin bosadigi hanimina donmeso ihtimali cok dusuktur. Bu durumda resmi bosanma surecinin devami cok bir sey ifade etmez. Er gec sonlanacaktir. Yani boyle bir erkekle evlilik yapsam ben bu kisinin yine tek esi olacagim.
            Ikinci konu ise o bahsettiginiz yorumda en onemli unsurun guven oldugunu soylemistim.
            Guvenin ise tek basina tesis edilen birsey olmadigini da bekirttim. Referans olan kisilere duyulan guvenin ve ailenin arastirmasi sonucu tatmin edici bir sonuca ulasilip ulasilmadiginin, sayet ulasilirsa bu kisiyi sirf bosanmis oldugu icin reddetmeyecegimi ve bosanmadaki hata payini da gozonunde bulundurarak degerlendirebilecegimi soylemistim.
            Bunlar hala gecerli, yazdiklarimin arkasindayim.
            Ailem musade eder mi derseniz, sanirim resmen de bosanmip gelmesini tavsiye ederler.
            Ama durum her anlamda musaitse ve benim gonlum isindiysa bu kisiye, ailem emin olduktan sonra cok fazla mudahil olmazlar. Kararlarima guveniyorlar.
            Ama boyle bir durumla hic karsilasmadim. O anket zaten 30 yasin ustunu kapsiyordu ama ben su anki fikirlerimle cevap yazmistim.
            Sizin dediginiz evli bir erkegin talip olmasi durumu ise daha baska. Bana evli bir erkek gelip neden talip olsun? 🙂
            Bu gibi iliskiler iki turlu peydah oluyor. Ya o ulkenin kulturu icinde bu durum cok musaittir ve yaygindir. Ilk es gibi ikinci ese de nikah aleni kiyilir, dugun yapilir, yani toplum yadrgamadigi icin evli de olsa bir erkek bekar bir kiza talip olmaktan cekinmez.
            Ulkemizde bu durum yaygin olmadigi icin bana rastlama orani da binde sifirin altinda. Kimden cesaret alip bana talip olabilir ki?
            Zaten sunu da yazdigimi hatirliyorrum. Biz her ne kadar dinimizin cokeslilige ruhsat verdigine iman edip teslim oldugumuzu beyan etsek de kulturumuz buna elverisli olmadigindan ikinci es gelince ilk es gider ve yine elde tek es kalir. Yani 2-1=1 gibi bir matematik hesabiyla bu fiilin sonu yine tek eslilile sonuclanir.
            Kimsenin yuvasini yikacak cesarete sahip degilim. Allah muhafaza etsin.
            Ikinci sekli ise, kadin erkek karma bir ortamda bir gonul tutulmasi yasayip duygularina set vuramadiklari icin gizli beraberliklerini mesruiyete dokme adina nikah kiyiyorlar.
            Bu durum da bana uzak, cunku ask mesk yasayacak bir hayatin icerisinde degilim.
            Yalniz, burada da bir hususa dikkat cekmek isterim cunku sormussunuz.
            Bu sekilde sahitler huzurunda olmak kaydiyla yapilan nikah ilan edilmedigi surece sahih midir demissiniz.
            Iki erkek veya iki kadin bir erkek olmak kaydi ile sahitler huzurunda kiyilan nikah, Hanefi, Safii ve Hanbeli mezheplerince caiz, Maliki mezhebince ise degildir.
            Imam Malik r.a nikahda aleniyeti sart kosmustur.
            Diger mezhep imamlarimiz ise aleniyeti sart kosmamis fakat Efendimiz asv in bazi hadis-i seriflerinden yola cikarak bunu mustehab gormuslerdir.
            Yani bu ikinci turde yapilan nikahlar da sahih olur.
            Bahsettiginiz hadis-i serif ise uydurma degil, hasen bir hadis, sahihe yakin.
            Velinin izni Hanefi mezhebi disinda aransa da Hanefi mezhebin de buluga eren bir kiz dengi olmadigina kanaat edilen bir erkege kendini tezvic ettiyse ailesi haberdar oldugunda hakime basvurup bu nikahi feshedebilir.
            Simdi bu durum suistimal de edilebildigi icin, dikkat eddrseniz burada ailesinin rizasi olmayan kizlar yardim istediginden her zaman ailelerinin onayini almalari yonunde yorum yapiyorum. Cunku suistimal edilebilen bir mevzu ve vebale girmekten korkarim.
            Fakat bu ayrintilari zikretme sebebim, ola ki bir kiz bu sekilde dengi bir erkekle nikah edip de ailesinin rizasi olmadigi icin evine donerse nikahtan dusmus sayilmadigindan, kalan hayatini buna gore tanzim etsin ki yeniden bir evlilik yapmaya kalkarsa yapacagi yeni nikah oncekinden bos olmadikca gecerli olmaz. Hatirlatmasi icindi. Yani siz benim parmagima degil, parmagimi gosterdigim noktaya bakarsaniz daha isabetli okursunuz yazdiklarimi 🙂
            Nisa 25’i ise Abdullah abi cok guzel aciklamis.
            Hayirli Cumalar dilerim.

          • Abdullah Bir dedi ki:

            HANNE Hanıma…

            Alçak gönüllülüğünüzü taktir ediyorum. Ayrıca bir Müslüman olarak yaptığım eleştirilere gösterdiğiniz anlayışınız için teşekkür ederim.

            Öncelikle belirtmem gerekir ki “siz dahil benim burada ki hiç kimsenin şahsıyla bir problemim yok”

            Benim bu ve sosyal hayatımda peşinde olduğum ilk şey DOĞRU’nun AÇIĞA ÇIKMASI, YANLIŞ’ın ÖNLENMESİDİR.

            Bunu yaparken de kişilerin bilerek veya bilmeden İMANİ-İTİKADİ konularda ki yanlışlarına veya yanlışı doğru gibi sunmalarına tahammül edemiyorum. Ameli konularda ki hatalar veya yanlışlar insanı sadece GÜNAHKAR yaparken imani-itikadi konularda ki yanlış farkında olmadan insanı-insanları İMAN DAİRESİNDEN uzaklaştırır.

            Sizin yukarıda yorumunuzda kızlarımızın-kadınlarımızın evliliklerinde veli (anne, baba vb) izni olması gerektiğine dair iddianıza dayanak yaptığınız nisa suresi 25. ayetde ki ifade-kelime açıkladığım sebeple ( sahip ifadesi köle hükmünde olan cariyelerin sahipleri anlamındadır, kadınların annesi babası manasında değildir) ayetin manasını tamamen değiştirdiği için imani anlamda kişiyi sıkıntıya sokacak çok BÜYÜK BİR YANLIŞ olduğu için düzeltmek zorunda kaldığım bir husustur.

            Ayrıca;

            Kuran da o ayette geçen “gizli dostlar” ifadesini de yanlış anlıyor ve yorumluyorsunuz. Ayette ki gizli dostlar ifadesi o dönem de arap toplumun da çok yaygın olan kötü bir alışkanlığı (kadınlar ile nikahsız yaşama, bugün ki metres tutma) engelleme, yasaklama hükmüdür.

            Diğer taraftan toplumumuzda EVLENME manasında kullanılan NİKAH ifadesinin manası “karşılıklı rıza-anlaşma ile ve dini şartları yerine getirilerek yapılan bir arada yaşama işi, eylemi yani bir tür anlaşmadır.

            Bunun da Kuran da ki şartları hiç bir şüpheye sebep olmayacak şekilde AÇIK ve NETTİR.

            Bu şartlar (aklı başında olmak kaydıyla) bir erkeğin veya bir kadının karşı tarafa evlenme isteğini bildirmesi; yani TEKLİFİ’nin, ŞAHİTLER ( iki erkek veya bir erkek iki kadın) huzurunda diğer tarafca peşin veya sonradan ödenecek belli bir MİHİR karşılığında KABULÜ’nden ve yakın cevreye ( burada sayının önemi ve ilanın davul zurnayla yapılması mecburiyeti yok) ilanından ibarettir.

            Bunun haricindekiler ( mezheblerin görüşü, dua, nikahı imamın kıyması, davetiye bastırılması, yemek verilmesi, tören yapılması vb) ADET ve RİTÜEL den başka anlamı ve yapılma zorunluluğu-farziyeti olmayan işlerdir.

            Yukarıda saydığım şartlar-farzlar olmadan yapılan işin-eylemin adı NİKAH olmadığı gibi şartları-farzları yerine getirilen ve taraflar arasında yapılan NİKAH akdinin de meşru olmayan bir eylem, GİZLİ NİKAH olarak nitelendirilmesi doğru değildir ve tarafların namusuna atılmış İFTİRA dan başka bir sey değildir.

            Szin ve konu hakkında yanlış bilgi sahibi olanların yukarıda anlattığım şekliyle işin doğrusunu ögrenmesini, öğrendiği ile amel etmesini ve cumanızın hayırlara vesile olmasını dilerim.

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Feyza Hanım Kardeşime…

            Abdullah abinin yokluğunda insiyatifi eline almış ve abinin yokluğunu hissettirmiyorsun maşAllah kardeşim. 🙂

            Hanne hanımın şahsında konuyu bilmeyen insanlara bu konuda yaptığın açıklamalar için Allah senden razı ve cuman hayırlara vesile olsun kardeşim.

          • Feyza dedi ki:

            Yok Abdullah abi iki gundur ben de yogundum site de yogun. Konulari bile bulamiyorum hep kaybediyorum 🙂 Ama yogun olmasi cok guzel, dinamizmi artiriyor.
            Allah razi olsun, ben de size hayirli Cumalar dilerim abim.

        • Yahya dedi ki:

          Hanne Hnm,

          Ayeti kerimede geçen gizli dostlar ifadesi, gizli nikahlanmış eşler değil. Gizli dost denmesinin sebebi ise o devirde, islam öncesi arapların zinayı ya alanen yada gizli yapmasından dolayıdır.
          Günümüzde de böyle değil mi?

          Gizli nikah diye bir tabir yok zaten. İlan edilmemiş nikah olabilir. İlan ise nikahın şartı/farzı değildir ancak mezhep imamları farklı görüşlere sahip olabilirler veya ulemanın dönem dönem farklı uygulamaları olabilir.

          Bu tarz detaylar toplum arasında bilinmiyor veya suistimale sebebiyet vermemesi için hocalar olmaz öyle şey deyip kestirip atıyor. Genelleme yapacağım ama bizim halkımız uyanık, yaptığı günaha kılıf arıyor. Şimdi hoca dese ki sıkıntı yok evlenebilirsin, bu sefer soracak sınır 4 mü diye…
          vesselam.

    • Meryem dedi ki:

      Abdullah Bir Abi ?
      Analizlerinize eklemek istediklerim var.
      1) Günümüzde dini nikahın bir kisim erkekler tarafından kötü amaçla kullanılması ve somut bir bağlayıcılığı olmadığı ayrıca da kişiler tarafından istenilen zamanda sonlandırıldıgı için kadınlar kadınlar genelde kabul etmemektedir .
      2 ) Ayrıca güven de bu konuda önemli.
      Esas önemli olan Hak katında olan nikahtir . Bu hassasiyete sahip lolmamalarindan kaynaklı bir durum .
      Ucunda ne olursa olsun ikinci eş olmayı şahsım adına kabul etmem mümkün görünmüyor şuan. Bekar kız ve dul kadınlar olduğu kadar erkekler de var ve bunun sebebi tek başına sizin saydığınız şeyler değil. Günümüzde problem (bekar erkekler ve kadınlar için) bir eş bulamamak ikinci eş değil. Ama maddi manevi durumu yerinde olan adaletli olacağına inanan erkekler evlenebilir se evlensin .İki taraflı tercih meselesi. Nisa süresi 3.ayet ve Nisa Suresi 129 ayete dikkatle ve bir bütün olarak bakmak gerek. POLİGAMI nin erkeklere verilmiş RUHSAT olduğuna imanım tam ayet apaçık ortada .Ama adaletli olacaklarına inanmadığım için Rabbimin tavsiyesine uyanlar tercihimdir. Adaletli olamayacaklarina dair ayette Nisa süresi 3 ayetin son kısmında ve Nisa Suresi 129 ayette mevcut .Ama bu düşüncelerim için de Şeytan ŞİRRET tam iman edememiş Allah’in kanunlarına tam itaat edememiş olmuyorum. Kalpleri yanlız Allah bilir . Analizleriniz ve tespitleriniz için de teşekkür ediyorum gerçekten istifade ediyorum çoğu yazilarinizdan Allah ebeden siz ve sizin gibilerden razı olsun.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Meryem Hanım Kardeşim’e…

        Haklısınız ve sizin (erkekleri baz alarak) konuya dair yazdığınız iki maddeye bir kaç madde daha eklemek mümkün ve buna bir itirazım yok kardeşim.
        Ben olayı “kadının düşüncesi ve davranış şekli” merkezli değerlendirdim.

        Ayrıca;

        Sen bir erkeğin “diğer” karısı olmak istemiyorsun diye seni ne benim nede başkalarının “aforoz” etmesi söz konusu değil.

        Allah’ın bir hükmünü kabul etmek ama “ben yapamam” demek başka bir şey, “ben bunu kabul etmiyorum” reddetmek başka bir şeydir. İkisinin sonuçları bir birinden çok farklıdır.

        Yüreğin rahat ve huzurlu olsun Meryem hanım kardeşim, çünkü ben senin düşüncelerini ve karakterini az-çok tahmin ediyorum ve sen “ben yapamam” diyen kesimdensin ve bu nedenle ŞİRRET veya ŞEYTAN olarak sınıflandırılacaklardan değilsin 🙂

        Bknz:

        http://www.cocukaile.net/yuruyen-bir-olunun-yasadiklari/#comment-148683

        • kevser dedi ki:

          Abdullah bir bey;
          Bende aynı Meryem hanım gibi dusunuyorum.ancak siz beni aforoz etmiştiniz.ayrıca bir erkeğin ikinci hanımı olmayı istememe sebebim elalem ne der düşüncesi değil.elalem beni göklere çıkarsa bile pek tercihim değil böyle bir durum

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Düşünceleriniz, düşüncelerinizi yazıya döktüğünüz kelimeler Meryem hanımın sözlerine benzese de siz Meryem Hanım değilsiniz.

            Ve ben işim gereği sadece kişilerin yazdığı kelimelere değil, o kelimlerin arka planına, kişinin ruh haline, bilinç altına ( yaptığım niyet okuma değil, bir tespittir) dikkat ederim.

            Diğer taraftan ben ne sizi ne de başka birisini AFOROZ (insanı dinden çıkartma veya çıktığını iddia etme) ettiğimi hatırlamıyorum.

            Ben şimdiye kadar hiç kimseyi ( o kişi) net olarak “ben Allah’ın, Kuran’ın bu ayetini kabul etmiyorum” veya benzeri bir ifadesi olmadığı sürece kişileri KAFİR-MÜRTED olarak nitelendirmedim. Benim yaptığım sey elde ki veriler ile “söylediğiniz sözler veya sahip olduğunuz düşüncelerden ötürü böyle bir risk var, dikkatli olmak lazım” demekten başka bir şey değil.

            “Bundan sonra sizi muhatap almıyorum, benim muhatabım değilsiniz” seklinde ki ifadelerimi aforoz etmek olarak algılıyorsanız da o sizin probleminiz.

            Bu vesile ile bir kez daha net olarak ifade ediyorum ki;

            Benim burada ki kişilerin kendileri ile hiç bir problemim yok, benim derdim gücüm, ilmim, ömrüm yettiğince ve Allah fırsat verdiği sürece “bilmeyen insanlara doğruları öğretmek, insanların sahip oldukları yanlış bilgileri düzeltmek, o hatalı bilgilerin yayılmasına ve o hatalı bilgiler ile başka insanların dünya ve ahiret hayatlarında sıkıntı çekmelerine engel engel olmak”

            Tabi bunları yaparken zaman zaman “haddini ve bir şey bilmediğini dahi bilmeyenleri” de anladığı dilden uyarmak.

    • Hanne dedi ki:

      Abdullah bir bey e… geçen bu konuyu düşünmüştüm. sonucu yeni gördüm. o zaman o ankete bende katılmıştım. şimdi geriye dönüp baktım zorda olsu buldum yorumu.. Kimse yanlış anlamasın ama bekara karı boşamak gercekten kolay. bekar bay- bayan arkadaşlarımızın bazıları için bazı ifadeleri kullanmak çok kolay. Ayrılmışlar içinde ayrı şeyleri demek kolay.. Yani her zaman dilimize kolay gelip başımıza gelince duvara toslayacağımız olayları vukuu buluyor malesef. O zaman bende demişim toplum baskısı olmasa diye. Ama bu demek değildirki Allahın emrini inkar ediyorum. Seçenekler-ruhsatla-emirler şeklinde durumlar vardır. Türk toplumunda ne kadar bir bayan deseki yaa ben kimseyi takmam Allahın emri değilmi ben ikinci eşte olurum. böyle bir durumla karşılasınca sadece kendi fikirleri geçerli olmuyor. Arkasını dayacağı bir ailesi bir çevresi olmalı bence insanın. Ayrıca bakalım ilk eşte onun gibi dini olarak düşünüp sineye çekebilcekmi birde o durum var!. Ve ben niye yorum yazdım belirteyim. İşte insan oğlu sınanıyor ya dedikleriyle. ben bu yorumu yazdıktan sonra bir beyle tanıştık. (tanıştık yani olay evlilik niyeti değildi)
      İlk eşiyle ayrı yaşıyor ama tamamen boşanılmamış. Açılmış bir dava varmış.. Sonra nemi olmuş. bayan davayı çekmiş.. İkinci bir dava konuşulurken bayan davadan vazgeçiyor. Sonra nemi oluyor. bayan boşanmamak için büyük bir hamle yapıyor.. Ve erkeği öyle bir kenara sıkıştırıyorki olay karmakarışık hale geliyor… Şimdiiii ben kendimi böyle bir durumda düşündüm… Birincisi benim ailem benim çevrem benim toplumum benim çevrem benim toplumum… Şimdi olayı bu noktaya getirdiiğim için benmi suçluyum. Yoksa nasılsa boşanacağım bir evlilik görüşmem olsun diyen karşı tarafmı.. yoksa Allahın katında bunlar zaten uygun şeyler bize laf düşmez dini nikahlıda olsada yaşasınlar demeyen toplummu… çıkamıyorum içinden…

  59. kadriye öztürk dedi ki:

    Editör: Kadriye hanım çok özel bir durum olmadıkça site içindeki yazıların linki dışında link yayınlamıyoruz. Linkini gönderdiğiniz yazıyı yayınladık. Teşekkür ederiz.

    bu konuyla ilgili hiçbir çalışma yapılmıyormu diye soranlar için en azından aydınlatıcı olur diye düşündüm

    • kadriye öztürk dedi ki:

      inşallah bu durumdaki insanlara yardımcı olunur gerçekten zor bir durum ilgilendiğiniz için teşekkürler

  60. Acıların kadını dedi ki:

    Burada tek suçlu kadılar değil erkekler den çok kadınlar çekiyor bütün acılları benim eşin bana yaptığını anlatmak istedim bana ölmeden cehennemi yaşattı ben onu heşeyden çok severken aldattı yetmedi üzerine birde dayak attı yetmedi gizli evi çıktı yetmedi yalanlarına Allahı şahit etti bu adam benden boşanmak istemiyor neden bilmiyorun ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum ben çoçuklar küçük diye herşeye katlanmak zorunda kaldım ben 7 yaşında anasız babasız büyüdüm çoçuklarım benin çektiklerimi yaşamasın dedim çaresizlik içinde üzülüp ağlamaktan başka bir çare bulamadım sanki kör bir kuyunun içinde çikmaya çalıştıkçan her seferinde gene düştüm şimdi 2 oğlum da büyüdü artık boşamak istiyorum 30 sene dayandım bu adama 30 dakika bile dayanaçak güçüm kalmadı dağlarkadar olan sevgim bitti ondan öyle nefret ediyorumki bunu kelimelere sığdırmak yetmez ah ediyorum canımı çok yaktı boşanmak istiyorum şimdi şahitim yok duygusal şiddet uyguladığı için 7 sene önce aldattığı için ben bunu af ettim sayılıyormuş ben bu adamın yüzünü görmek sezini duymak isremiyorum onsuz nefes alamam derken ondan şimdi nefret ediyorum dayanamıyorum bana yardım edin kimsem yok Allahtan başka

    • Acıların kadını dedi ki:

      Bana yardım edin dayanamıyorum

      • adem dedi ki:

        abla bunca yıl olmuş 30 sene. biz sizlerden nasıl sabredilir bunun telkinini beklerken böyle yapmayın.. sabredin ahirette boşanmış olan kişilerden Allahın hesap soracağını düşünüyorum. bence bu kadar sabretmişsiniz ya devam edin. ahirette karşılığını muhakkak alırsınız. tabi konuşmak kolay bize abla Allaha dayanın. buraya yazın yorumları okuyun bakın insanlar nelerle imtihan ediliyorlar 20 li 30 yaşlarda.. kendi sıkıntılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. size dua edelim biz de.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Sayın Acıların Kadını’na…

        Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla siz su anda PATLAMAYA HAZIR BİR BOMBA gibisiniz.

        Size göre karşı safta-tarafta olan bir insan, yani bir erkek olarak size ne kadar yardım edebilirim, yaşadıklarınızdan ve “şartlanmışlık sendromunuzdan” ötürü bilinçaltınız size yardım etmeme ne kadar musade eder bilmiyorum ama elimden geleni yapmaya çalışacağım inşaallah.

        İlk etapta sizin patlamanıza sebep olacak olan ateşlenmiş olan fitilinizi söndürelim, bombayı devre dışarı bırakalım. Bunu da sadece ve sadece siz (bana ve size yardım etmek isteyen diğer insanlara) izin verirseniz yapabiliriz.

        Bismillahirrahmanirrahim

        30 yıllık evli olduğunuza göre muhtemelen 50 yaş civarındasınız. Sizin için “yaşam” denilen ömrün büyük bir bölümünü geride bırakmışsınız. Geçmişte ne kadar kötü olursa olsun her ne yaşadıysanız yaşadığınız acıların tamamı YASANDI ve BİTTİ. Geçmişe takılarak geleceğinizi karartmayın.Öncelikle bunu aklınızdan çıkartmayın.

        Bu satırları yazabildiğinize göre hala hayattasınız ve insanı öldürmeyen acılar, sıkıntılar kişiyi daha güçlü yapar. Bu nedenle kendinizi “güçsüz ve çaresiz” olarak görmeyin. Öncelikle bu fikrinizden kurtulun.

        Çünkü siz anlattığınız acılara göğüs gerecek ve dayanacak kadar “güçlü bir kadınsınız.”

        İnsanların düşüncelerini, davranışlarını (etki-tepki) ve geleceğini şekillendiren temel seyler bildikleri, bilmedikleri, geçmişte yaşadığı mutlulukları, huzursuzlukları, sıkıntıları, kabulleri, redleri, el alem ve inançlarıdır. Bunlar insanın normal zamanlarda ki bilinçli söz ve tavırlarından daha çok olağan üstü durumlarda ki ( duygusal çöküntü, panik, çaresizlik hissiyatı, gelecek endişesi, hayati tehlike vb) söz ve davranışlarını etkileyen, hatta belirleyen “bilinçaltına” kaydedilir ve kişi (kendisini tehlikede hissettiği zamanlarda) kendisini dış dünyaya, iletişime, kapatarak, koruma altına alır. Buda insanın kendisini KİMSESİZ ve ÇARESİZ hissetmesine sebep olur. Yaratılış gereği erkeklere nazaran duygusal tarafı daha ağır basan, daha kırılgan olan kadınlarda bu durum daha “sık” görülür ve kişi için daha “riskli”dir.

        Bu nedenle size tavsiyem nefret ettiğinizi söylediğiniz kocanıza karşı kendinizi kapatmayın, en yakın zamanda ona karşı kendinizi koruma altına alma düşüncesinden vazgeçin.

        Kocanız ile tekrar İLETİŞİM KURMAYA calışın. Rahatsızlıklarınızı, kocanızın mutsuz ve huzursuz olmanıza sebep olan davranışlarını SAKİN ve ÇÖZÜM AMAÇLI olarak çocuklarınızın babası kocanızla konuşmaya çalışın.

        İlk etapta kocanız sizin bu tavır değişikliğinize temkinli ve süphe ile yaklaşsa da bu isteğinizde SABIRLI, SAMİMİ ve ISRARCI olun.

        Kocanızı, amacınızın SORUNLARI ÇÖZMEK olduğuna ikna edin. Sizin için cok zor olacak ama bunları yaparken “SAKİN ve SEVECEN” olmaya çaba sarf edin.

        Şimdilik siz bunları yaparak ilk adımı atın, sonrasında ortaya çıkacak gelişmelere göre ben veya ilim, hakaniyet ve basiret sahibi buradaki diğer arkadaşlar ( Feyza, Meryem hanımlar ve Yahya, Adem, .:., vb) değerli bilgi birikimleri, tecrübeleri ve basiretli bakış açıları ile size yardımcı olmaya çalışacaklardır inşaallah.

        Hayırlı ve doğru işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun efendim.

      • Sennur dedi ki:

        Öncelikle allah yardimciniz olsun.her birimizin imtihanı farklı bu dünyada buna inanin. Ve bu yaşadıklarımız bizim derecemizi arttırmak içindir. Ben de 31 yaşında 1 kız çocuğumla esim tarafından boşanmaya zorlanmis bir bayanım.kizim daha 1 e gidiyor. Artık atlattım şükür. Her gün 500 kere hasbunallahu ve nimel vekil çekiyorum. Bu en iyi ilaç. Aldatan erkek ise ahirette allah a nasıl hesabı verecek ? Siz alacaklı konumdasiniz.beni teselli eden yaşı 30 da olsa annesibabasi ayrılan arkadaşım zorlugundan bahsetti.çocuklar için her yaş zor Bence.eşiniz ayrılmak istemiyorsa boşanmayin.allah tan Selamet dileyin.yaşını alan beylerin duruldugunu söyler büyükler

      • Acıların kadını dedi ki:

        Öncelikle hepinize çok teşşekür ederim ben bu yuva yıkılmasın diye çok uğraştım eşim gelip gidip tekmeler atarcasına bu yuvayı yıkmak için elinden geleni yaptı benim sabrımı dener gibi ben 7 yaşında öksuz kaldım dedem beni okuldan alıp tanımadığı bir aileye verdi o kadın beni bir köle gibi kullandı.

        8 yaşımda küçük bir kız ne yapabilir çoçuk olup oynayamadım geç kızlar gibi gezip dolaşamadım her şeyimi elimden aldılar bir evde hapis hayatı yaşadım köle gibi kullanıldım dayak yedim benim babam saçımın bir teline kıyamazken elin adamı yerden yere vuruyor ben belki evlenince mutlu olurum kurtulurum dedim ama bu adam bana ölmeden cehennemi yaşattı herşey çoçukların hatrına dayandım dayanmak zorunda kaldım belki bana inanmak size çok zor gelebilir. Allah şahidim ki ben bunların hesini yaşadım büyük oğlum 20 küçük olum 15 yaşında benim yaşım 51 bu kadar acı çeken bir insan hiç benim yüzüm gülmeyecek mi diye üzülüyorum en çok da zoruma giden bunları bana yaşatmaya ne hakları var diyorum ben bir hayvanda olsa insanda olsa bir şey duyduğumda üzülüyorum.

        kimsenin kimseyi üzmeye zulüm etmeye hakkı yok bana 3 günlük dünyayı zehir ettiler dilerim ki Allahtan bana yaptıklarının 3 katını Allah da onlara yaşatsın bunlar insan mı yoksa insan kılığına girmiş başka yaratık mı nasıl vijdan bu nasıl insanlık bu nasıl müslümanlık birde dinimizi kullanıp insanız diye orda gezip duruyorlar Allah erkeklere kadınları emanet ederken çoçukları annelere amanet ederken Allahın emanetine hiyanet edenlerin yeri var mı acaba Allah bu dünyayı bize cehennem edenlerin de öte tarafta cehennemleri hazır olsun.

        Allah bir birinize gülün ve selam verin bir birinize zulüm etmeyin derken Allah bizleri iyi insanlarla karşılaştırsın insanlardan başka bir yaratık yok birbirine zulüm eden sadece insan onalara tabiki insan denirse dinimiz asla aldatmayı affetmiyor iki şahit tutup boşanmayı emrediyor. bu evde huzur ve güvensizlik olacağını önceden bildiği için boşanmayı emrediyor.

        eşim 52 yaşında bir adam 2 hacıya gitti Allahın huzurundan geldi diye ona artık yalan söylemez dedim gözümle gördüğüm bir tapuyu saklıyor yetmiyor Allahı yalanlarına şahit ediyor insanın aklına herşey geliyor biz eşimle evlen diyimizde hic bir şeyimiz yoktu adamın cebine biraz fazla para girince ne yapacağını şaşırdı ben onun parası için evlen medim alır satar ticeret yapar ama bu gizli ev nedir neden eşiden saklanır.

        bu yeni olay iki aydır ben konuşmuyorum oda konuşmuyor aldatan para saklayan o birde üzerine bir şey yap mamış gibi sinsice oturup bekleyen o ben artık dayanamı yorum mutlu olmak benimde hakkım artık kimsenin kölesi olmak istemiyorum 51 yaşındaki kadına husur güven vereceğine bana yaptığına bakın bu adam hacı kuran okuyor namaz kılıyor yalanlarına Allahı şahit ediyor Allah islah etsin ben çok isterdim bu evliği ölene kadar sürdürmeyi tek taraflı olmuyor.

        • Acıların kadını dedi ki:

          Ya Kusura bakmayın harf hatası var ben okumayı çok isterdim herşeyi elimden aldılar okuyamadım okutmadılar

          • gulpembe dedi ki:

            ‘Acilarin kadini’ ablacigim,
            kendini cok guzel ifade etmissin,gayet akli basinda bir hanimsin. yazdiklarini yasayan pekcok kadin var maalesef, sen ne ilksin ne de son olacaksin.

            Buradan sana yardimci olunmasi cok zor.sadece dertlesme anlaminda bir faydasi dokunabilir belki.
            Daha once bahsi gecmisti, her ilin muftuluklerinde aile irsat burolari var. yasadigin yerdeki muftulugun aile-rehber burolarina gidersen sana psikolog desteginde bulunabilirler insallah,su an kizginligin, hayal kirikligin,hissiyatin yogun oldugu icin, saglikli karar alman mumkun olmaz ama sonrasinda yine bosanmakta israrliysan avukata da yonlendirebilirler.

            Seni sevgiyle kucakliyorum, Allah yardimcin olsun.

          • Gelincik dedi ki:

            Acıların kadını rumuzlu ablacım ne yaşadığını bir tek sen bilirsin bi de Allah herkese haybeden konuşmak kolay 30 yıldır çeke çeke artık tükenmişsin bundan sonra ne yapacağına yine elbet sen karar vereceksin insanın nefret ettiği kişiyle yaşaması çok zor bu durumda bile size suç bulan kişiler olmuş böyle diyenler en küçük laflara bile kaplan kesilen kişiler yaşamayan bilemez inş bundan sonraki hayatında mutlu olursun ????

        • Abdullah Bir dedi ki:

          “insanın aklına herşey geliyor”
          Aklınıza gelen seyler nedir, örnek verimisiniz?

          “biraz fazla para girince ne yapacağını şaşırdı”
          Kocanız neden şaşırdı, ne yaptı, üzerinize kuma mı aldı?

          “iki aydır ben konuşmuyorum, oda konuşmuyor”

          Kocanızla iletişimi ilk kesen-kapatan sizmişsiniz, siz izin vermezseniz adam sizinle nasıl konuşsun?

          “aldatan, para saklayan”
          Aldatmaktan kastınız eğer başka bir kadının varlığı ise vede eğer kocanız dediğiniz gibi namaz kılan, Kuran okuyan ve birde üstelik hacı ise Zina yapması zor bir ihtimal. Muhtemelen o kadın ilede nikahı vardır. Eğer nikahı varsa yaptığı (başka bir kadın ile nikahlanarak evlenmek) haram değildir.

          Ayrıca siz kocanızın karısısınız, sizin ve cocuklarınızın iaşesini temin ediyor, sizi aç ve açıkda bırakmıyorsa ondan hesap soramazsınız, çünkü siz onun muhasebe müdürü veya patronu değilsiniz.

          “kimsenin kölesi olmak istemiyorum”
          Akıllı bir kadın zaten kocası dahil hiç kimsenin kölesi olmaz. Akıllı kadın görünürde kocasına teslim olan ama gerçekte kadınlığını kullanarak kocasını kendisine kul-köle eden kadındır.

          Kalan ömrünüzde eğer gerçekten huzur bulmak ve mutlu olmak istiyorsanız;

          BİLDİĞİNİZİ OKUMAYA DEVAM ETTİĞİNİZ SÜRECE HAYATINIZIN SONUNA KADAR MUTSUZ OLMAYA MAHKUMSUNUZ.

          AYNI SEYLERİ YAPARAK FARKILI SONUÇ BEKLEMEK AKILLI İNSANLARIN YAPACAĞI SEY DEĞİLDİR.

          BUNCA YIL KOCANIZI SİZDEN SOĞUTAN ve UZAKLAŞTIRAN HER NE YAPTIYSANIZ O YAPTIĞINIZ SEYLERİ TERK EDİN

          KOCANIZLA İNATLAŞMAYI BIRAKIN

          KOCANIZIN PATRONU DEĞİL KARISI,SEVGİLİSİ, DOSTU OLUN.

          ALLAH’ın KADINLARA YÜKLEDİĞİ SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRİN.

          ALLAH’ın KOCANIZA HARAM KILMADIĞI HAKLAR (2 HANIM VB) YÜZÜNDEN KOCANIZI SUÇLAMAKTAN, AŞAĞILAMAKTAN, KÖTÜLEMEKTEN VAZGECİN.

          YUKARIDA YAZDIKLARIMI ANLAYANA KADAR TEKRAR TEKRAR OKUYUN.

          ŞİMDİKİ YAZDIĞIM TAVSİYELER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİNDEN DOLAYIDA BANA KIZMAYIN, ÇÜNKÜ BEN SİZE YARDIM ETMEK İSTİYORUM.

          BANA SINIRLENİRSENİZ NE OLUR?

          BANA BİR SEY OLMAZ VE BEN BİR SEY KAYBETMİŞ OLMAM. ASIL KAYBEDEN SİZ OLURSUNUZ. ÇÜNKÜ BUNDAN SONRA SİZİ MUHATAP ALMAM VE SİZE YARDIM ETMEM ve BEN NORMAL HAYATIMI YAŞAMAYA DEVAM EDER, İŞİME BAKARIM. SİZ İSE ALLAH SİZE AKLINIZI BAŞINIZA ALMANIZ İÇİN YENİ BİR FIRSAT VERMEZ İSE ÖLÜNCEYE KADAR AYNI MUTSUZ HAYATI YAŞARSINIZ.

          SEÇİM SİZİN…

          • anıl dedi ki:

            Abdullah Bir .kardeşime ağabeyime.tek atış tek vuruş derlerya işte gördüğüm budur..

          • Acılarınkadın dedi ki:

            Kardeşim sizin gibi düşünenler yüzünde bu kadılar daha çokçeker ne demek sadece patronlar mı sorar karısı soramaz mı yani diyorsun ki adam her haltı yesin sorma size para veriyor aç susuz bırakmıyor otur diyorsun onun parasına da böyle yapan adamlarada nalet olsun böle adamarı hoş gören adamlarıda Allah islah etsin ayrıca herşey para deyil ata süzü acık aşım ağrısız başım paran olmuş husurun olmamış o para yedi kat yerin dibine girsin sevmiyorsa ıstemiyorsa boşarsın adi ferefsizlik yapmazsın ayrıca boşanan kadır çok mutlu özelikle onlarla arkadaş oluyorum yani boşanan kadınlar benim şuan 10 arkadaşım var boşanan Allah büyüktür bir kapıyı kabar diyerini açar evet bana hayat şunu öğretti ki kimse kiseye yadım edemiyor gerçekten biz acız kularına sadece Allahtan başkası yardım edemez Şüpesizki Allahtan başka yardım edemez arıca bizim rızkımızı eşler vermiyor Allahtan başkasıda şüpesizki Veremez çok kadın gördüm güçlü kadınlar para kazanıyor çoçokların tek başına bakıyor büyütüyor eşim boşayıp malının yarısını alırım hakkımıda bırakmam

          • Abdullah Bir dedi ki:

            “boşanan kadır çok mutlu özelikle onlarla arkadaş oluyorum”
            “benim şuan 10 arkadaşım var boşanan”
            “eşim boşayıp malının yarısını alırım hakkımıda bırakmam” demiş Küçük Emrah’ın Kadın versiyonu.

            Bize de “sen zaten kendi kalbinle, elinle ve dilinle belayı satın almışsın, bununla da yetinmeyeceğini, bu dünyanı cehenneme cevirdiğin yetmiyormuş gibi boşanma durumunda Allah’ın sana vermediği hakkı ( kocanın mallarının yarısı) alarak ebedi hayatında gideceğin yeri (ateşi) de şimdiden garanti altına almayı kafaya koymuşsun, ehh o zaman menziline giden yolun açık olsun abla ” demek düşer.

          • Acılarınkadın dedi ki:

            Şunu da söyleyim ki eşim kiminle mutluysa gitsin onunla mutlu olsun ben elimden geleni yaptım yolu açık olsun benden uzak olsun ben bu eve gelmesin diye dua ediyorum ne ben onu nede o beni mutsuz etmeye hakımız yok bir evlilik yalanlar üzerine kurulmaz hiç bir zaman bana hatalarımı söylemedi şu hataların var demedi bena keşke söleseydi kul hatasız olmaz bende hatalarımı düzeltirdim

          • Yasin dedi ki:

            AcılarınKadın,
            Talak 6 ayete göre, kocanız sizi boşarsa; size mehrinizi ve iddet süresi kadar nafakanızı vermek zorundadır. Mallarının yarısını almanız ise haramdır.
            Lakin boşanmayı erkek istemiyor ama talep eden kadın ise; ne Mehir, ne de Nafaka hakkı yoktur. Kadının aldığı mehir varsa onu da iade etmek zorundadır.
            Boşanan kadınların sözleri sizi yanıltmasın. Onla dan sakının. Boşanınca pişman olursunuz. Geri dönmek istersiniz ama kocanız bir daha sizi kabul etmez.
            Şeytan size ancak yaldızlı sözler fısıldar. Aldanmayın.

        • Feyza dedi ki:

          Ablacim, yasadiklariniz zor, oksuz buyumek ne zor bir imtihan tahmin ediyorum. Onceki yazinizi da okumustum ama birsey yazamadim elim varmadi. Oncelikle rumuzunuzu degistirerek ise baslayin derim. Cunku ‘acilar’, ahiret yolculugumuzda onumuze cikan bonuslar. Onlar olmasa ahiretimizi nasil mamur ederiz?
          Benim bir teyzem var, inanc yonunden cok zayif ama cok guclu bir kadin. Sizin basiniza geldigini dusundugunuz bazi durumlari o bizzat yasadi. Su kadarini soyleyeyim ki, su an kocasinin kendi ogluyla yasit olan bir oglu var, fakat annesi teyzem degil. Kocasinin ‘muhtemelen nikahsiz’ birlikteliginden olan bir oglu var. Hayatini anlatsam bu satirlara sigmaz, adeta bir roman olur. Teyzem kocasinin bu gayri mesru ogluna askerdeyken para gonderecek ve askerden donuste sofrasini acacak kadar gonlu genis bir insan. Bunun yanisira, k.validesine, k.pederine olene dek bakmis, bagirsak kanserinden vefat eden kocasinin erkek kardesine de vefat edene kadar bakmis, kocasi kazandigi parayi alkol ve kumar masalarinda yerken cocuklari sokajta su satip, teyzem de cocuk bakarak, caycilik yaparak evini gecindiren bir insan.
          Tabi bu arada kocasinin sevgilisi de evlerine gelip meydan okuyacak kadar hadsiz bir kadindi fakat teyzem oturup aglamadi. Diyorum ya guclu ve mucadeleci bir insan, o bayani kabakuvvetle evinden def etti. Yine de yuvasini yikmadi.
          Sonra ablacim cocuklari buyudu, iki oglu var onun da benden buyukler. Bu cocuklar annelerinin yasadigi uzuntuleri bilseler de teyzem ogullarini hic babalarina karsi doldurusa getirmedi. Yuvasini yikmamak icin hep direndi ve ogullari o kadar hayirli evlat oldular ki. Evlendiler, cok guzel birer aile babasi oldular. O kadar magduriyetin icinde piril piril iki evlat yetistirmenin hakki gururuyla teyzem hala hayata nese dagitmakta. O kadar pozitif bir insan ben dindar cevremde dahi gormedim.
          Kocasi ne oldu derseniz, sigara, alkol, kumar esliginde gecen hayatina cigerleri dayanmadi. Gecen yil akciger kanserinden vefat etti. Fakat vefat edene kadar hanimi hep basindaydi ve son gunr kadar ona hizmet etti. Omrunun son yillarinda cok iyi bir insan oldu enistem. Imana geldi, esinin ve ailesinin kadrini bildi. Yani sabrin sonu selamet.
          Sizin durumunuza bakinca, esiniz en azindan dini inanci olan birisi. Belii dile kolay diyeceksiniz ama ablacim kendinizden uzaklastirarak sadece daha da yalnizlasirsiniz. Erkeklerin fitratinda var bu cok eslilik her ne kadar kadin nefsine agir gelse de, tek sizin basiniza gelen bir olay gibi dusunmeyin. Emin olun bunu hayata gecirmeyen erkeklerin de aklinin bir kosesinde vardir bu istekleri. Sizinki eger boyle nikahli bir beraberlik yasiyorsa birakin yasasin. Demek ki sizi de hala seviyor ki nikahindan uzaklastirmiyor. Ya tam tersi olsaydi, baska bir kadin bulup sizi busbutun istememezlik etseydi daha mi iyi olurdu? Yani erkek fitrati bu, aranizda bir yas var esinizle ama demek ki size duygusal olarak ne kadar bagli olsa da ihtiyaci geregi bir hanimla daha nikah kiymis. Nikahsiz yasamaz sanirim boyle bir durum varsa dahi nikahliysa birakin. Siz ona yaklastikca o sizden uzaklasmaz. Aksine bagliligi artar. Yani kendize bakin. Gorselliginize cekiduzen verin. Esinixi korkutmayin, size her sirrini acabilecegi bir yar olun ona. Tamamini ekde edemiyorsaniz olabildigine sahip cikin ve kendinizi bu kadar harap etmeyin. Aslan gibi ogullariniz da var. Allah yardimciniz olsun. Beterin beterleri var. Allah size huxur versin hem yuvaniza hem gonlunuze.

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Feyza Hanım Kardeşime…

            Senin yazılarını okudukca seni daha iyi tanıyorum, daha cok tanıdıkca Türk Kızlarına ve bu ülkenin geelcekteki aile yapısına dair olan bakışım pozitif yönde değişiyor kardeşim. 🙂

            Bu ülkede ki kızlarımızın % 10’u senin gibi olsa ve bildikleriyel amel etseler 2 nesil sonra bu milletin erkeklerinin, kadınlarının, cocuklarının yani AİLE’lerin tamamına yakını hem dünya hem ahiret saadetini yaşar.

            Allah’ım seni, “senin değerini ve kıymetini bilecek, sana saygı duyacak” insanlar ile karşılaştırsın, Allah’ım senin ilmini, basiretini, huzurunu, mutluluğunu daim eylesin.

            Allah bana da (oğullarıma) senin gibi huyu, basireti, aklı, imanı, teslimiyeti olan iki gelin-kız nasip etsin inşaallah. (amin)

          • Acılarınkadın dedi ki:

            7 yıl önce eşim işyerindeki bir kizla bilikte oldu o kız eşimin evli iki oğlu olduğunu biliyor 35 yaşına kadar evlenmemiş zengin koca beşine düşmüş işreride evli olduğu halde eşimi elde etmek için elinden geleni yapmış ben bunu kendim bir şüpe üzerine ordaya çıkardım işim baştan bana yalan söyledi yok kızla ramızda birşeydedi ben arabasına bir ciha kaydum herşe ortaya çıktı ben hiç bir zaman eşimden şüpelenmedim mamaz kılıyor diye seyhatleri oluyor gece3 4 gibi gelsede elinden valizini alıp gülerek karşılıyordum bende de hatalar olmuştur belki her zaman bir sorun varsa konuşalım çözelim derdim bu olay olmadan önce benimle fazla konuşmuyordu nezama bu kadını öğrendim işim benimle artık konuşuyor du ben bu olayı duyunca çok isyan ettim ben ona git birdaha bu eve gelme dedim beni bırakmadı boşanalım dedim eşim seni başamam diyordu kızla eşimin ilişkisi vevam ediyor bitirmiyor evlilik bu olay üzerine çekilmez oldu ben başanalım benim kıtabımda beyle birşey yaz mıyor dedim eşim hacıya gidip geleyim boşanırız deni 15 sora geldi bana bu evliliği seninle başladım seninle bitirmek istiyorum ben bir hata yaptım çok pişmanım dedi ben Allahın huzurundan gelen bu adama inandım 1 sene sonra bu kız başka bir adamla evlenmiş çok sevindim artık eşimle herşey yoluda gidiyor içim biraz huzur bulmuştu bir gün eşimin çantasında bir tapu buldum tabu no yazdım kar bına yazdın parsel numarası yazmamışım emlakcı parsel numarası yok o yüzden bulamadım dedi eşime tapuyu sordum ama senin ismin yasıyor bizim osmangazide evimiz yok bu tapu ne dedim eşim Allah şahidimdirki böyle bir tapu yok dedi nasıl olur benim gözümle gürdüm bu tapuyu Nasıl olurda yalanlarına Allahı şahiş tutar bu benim çok zoruma gitti bu adam daha bendenneler sallıyor artık ben herşey beklerim bu adamdan benim bildiklerim benim bilmediklerim evlilik yalanlar üzerine kurulmaz bu tapu yüzünden aramız açıldı

          • Feyza dedi ki:

            Allah sizin ogullariniza cok daha iyilerini nasip etsin muhterem agabeyim. Ben henuz isin teori kismindayim, pratikte cuvallayadabilirim Allah bilir. O yuzden dua ederken once kendimden basliyorum, cunku yasayacaklarimda mutlaka kendi payim oncelikli olacaktir. Ben de nefs sahibiyim ve hataya her insan kadar meyilliyim. Allah sizin de benim.de yardimcimiz olsun. Ben inanin ki yasamadigim hicbir tecrubede kendime guvenmiyorum. Sadece gozlem yapiyorum baska marifetim yok, varsa da su an gaybi. 🙂

        • Yahya dedi ki:

          Sn. Acıların Kadını,

          Bu sıkıntılarınızı kadınlar ile konuşursanız, size duygusal tavsiyelerde bulunacaklardır. Hatta bazı kadınlar size kocanızın nasıl canına okuyacağınız konusunda da tavsiyelerde bulunabilir.

          Ancak ben bir erkeğim ve olaya daha teknik ve mantıksal olarak yaklaşırım… tabii taraflı olduğumu da düşünebilirsiniz.

          Öncelikle bunca sene yaptıklarınızı unutun. Hani sacınızı süpürge ettiniz kocanıza bunca sene baktınız vs. hepsini unuttun.
          Tahmin ederim evinizin içinde müthiş bir fırtına, huzursuzluk, mutsuzluk ve güvensizlik var. Buna bir son verecek sizsiniz.
          Önce bunları durdurun, kocanız sanki hiç bir şey yapmamış ve yapmıyormuş gibi yaklaşın ve siz verici olun, alıcı değil.
          İstemeyin, verin. 1, 3, 5 böyle devam edin. Evdeki sükunetle ilgili kocanızın güvenini kazanın. Ondan hiç bir şey beklemeyin.

          Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla, diyelim ki 2. evi ve 2. hanımı var. Peki bu insan niçin 2. evini, 1. evine tercih ediyor, biraz sakince düşünelim. Demek ki 2. evinde huzur buluyor, siz tavrınızı tam tersi değiştirirseniz, bu sefer kocanız sizdeki değişimi fark ederek, sizin evinizde huzur bulmaya başlayacak ve siz onu aklınızı ve kadınlığınızı kullanarak tekrar evinize bağlayacaksınız.

          Bunu gören erkek zaten 2. evini ihmal etmeye ve unutmaya başlayacak.

          Yine yazdıklarınızdan, kocanız üzerinde öyle bir baskı kurmuşsunuz ki, sizden bazı şeyleri saklıyor ve yalan söylemek mecburiyetinde kalıyor. Tabii bu doğru değil ancak her insanın karakteri farklıdır. Hacı olması, namaz kılıyor olması başkadır, insanın baskı altında kalması başkadır.

          Özetle, şu an yaptıklarınızın tam tersini yaparsanız kocanızı kazanırsınız ancak bunu 1-2 ay değil… aylarca yapacaksınız gerekirse 1-2 sene yapacaksınız. Kocanız size güvenecek ve inanacak.
          Ne zaman kocanız size kalben, aklen geri dönecek o zaman bazı sıkıntılarınızı, düşüncelerinizi sakin sakin onunla konuşacaksınız. Bir tartışma bir kavga olarak değil.

          Maksatımız kocaya bir komplo kurmakta değil, tekrar yuvaya döndürmek, evinizin, sizin yanınızın esas yuvası olduğunu göstermek. Zaten kendisi bir hata, yanlış yaptıysa o pişman olur ve sizden bir süre sonra özür diler.

          Ne kaybedeceksiniz? benliğinizi mi? kadınlığınızı mı? gururunuzu mu?
          hiç bir şey kaybetmeyeceksiniz!

          Unutmayın, aklını ve kadınlığını iyi kullanan kadının önünde hiç bir güç duramaz. (şeytanlık, hainlik değil, lütfen dikkat edin)

          Allah yardımcınız olsun.

      • Yahya dedi ki:

        Sn. Hanımefendi,

        Bizden yardım talep etmişsiniz, bizde karınca kararınca sizlere yani bu yuvanın kurtulabilmesi adına bilgimizi paylaştık.

        Bizim yorumlarımız cevaplarımız sizi tatmin etmemiş olabilir, aradığınız cevabı bulamamış olabilirsiniz…

        Ancak yeni cevaplarınıza baktığımda sizin niyetiniz karşı tarafın yani kocanızın canını yakmak, canına okumak ise… doğru yerde değilsiniz.

        Madem etrafınızda bu kadar boşanmış arkadaşınız var, size muhakkak akıl ve avukat tavsiye edecekler, o zaman o yoldan devam edin.

        Size yazacağım bir paragraf ile kocanızın tüm mal varlığına dahi sahip olabilirsiniz ve daha nice taktikler verebilirim size… ancak bunun vebaline ben giremem.

        Arabaya cihaz yerleştirmekle, emlakçı ile daire aramakla ve daha bilmediğimiz nice kurnazlıklar ile ilk etapta siz kazanırsınız ama sonunda büyük kayıp yaşayan hüsrana uğrayan siz olursunuz.
        Nitekim bu anlattıklarınızla iyi niyetle, çözüm odaklı olaylara yaklaşmadığınızı görüyorum.

        Lütfen unutmayın, kim ne yaparsa kendine yapar.
        Kocanız için de geçerli, sizin için de geçerli…!

        Hayat sizin, ahiret sizin; siz karar verin❗

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Yahya’ya…
          “kim ne yaparsa kendine yapar,Hayat sizin, ahiret sizin”

          Tek kelime ile “Mükemmelsin” kardeşim…

          Biz burada “safımızı belirlemek” ile yetinmiyoruz, aynı zamanda zalime DUR diyoruz.

          Sadece konuşmuyoruz, yazmıyoruz.

          Biz önce kendi hayatlarımızı, sonra bizimle iletşimi olanların, Allah izin verir ve nasip ederse de Müslümanların dünya ve ebedi hayatlarının rotasını çizmeye, geleceklerini değiştirmeye, onları uçurumdan uzaklaştırmaya çalışıyoruz.

          Durmak yok, yola devam inşaallah…

          İnanıyorsak varız, inanıyorsak başarabiliriz…

          İyi ki SEN varsın, iyi ki O, ONLAR var, iyi ki BİZ varız

          ELHAMDULİLLAH…

          • Yahya dedi ki:

            Abdullah bey,

            Teveccühünüz, teşekkür ederim.

            Aynen devam ediyoruz inş.

    • Emine dedi ki:

      Merhaba, herkesin olaylara bakış açısı farklı olabilir ama hâlihazırdaki durumu da doğru tespit etmek gereklidir. Kişinin ikinci evliliği olup olmadığı dahi belli olmayan bir olayda, direkt zihinlerde meşrulaştırma yönünde bir algı oluştuğu görülüyor. Ki gayrimeşru bir ilişki olmasına dair veriler olmasına rağmen ( Kişinin vaktiyle pişman olmasını belirtmesi vs.) Niyetim kimseyle polemiğe girmek olmaz. Ama erkeklerin de mağdur olduğu olaylar referans alınarak iyiden iyiye kadınların üstüne gidilmesi gibi bir tutum söz konusu.
      Acıların Kadını, bu cümlelerim özellikle size: Af konusundaki bilgileriniz eksik. Her bir eylemde af tekrar gündeme gelir. Dolayısıyla bu hakkımı tükettim bitti diye bir durum söz konusu olamaz. Bundan başka, mal paylaşımı konusunda yüzde elli gibi bir oran her dava sonucunda çıkmaz. Çetrefil bir hesabı vardır ve çoğu kimse sizlerin zannettiği gibi bekler ama olmaz.

  61. Süleyman dedi ki:

    Bu siteye geldiğimden beri her yazı ile beraber bir konu açılıyor ve daha sonra kapanıyor fakat durmadan güncel olan ve yorum almaya devam eden 3 yazı var. “boşanan erkekler neler çekiyor”, “evliliği aile istemediğinde…” ve “kayınvalide sorunları”

    Çok uzun süredir evlilik için uğraşıyorum. Evlilik anlamında o kadar fazla şey okudum, o kadar fazla program dinledim ki.Bir programı bir kez dinliyorum. Sonra tekrar ve tekrar dinliyorum. Onlarca program dinledim. Binlerce sayfa kitap okudum.

    Sadece okumuyorum. Yaşadıklarımı da uygulamaya gayret ediyorum. Geçen annem ve babam küçük bir tartışma yaşıyorlardı. Babam esprili bir şekilde ben haklı değil miyim oğlum dedi. Dedim ki eşler arasında ki tartışmaya karışmıyorum. Siz çift olarak kendi aranızda çözün dedim. Annem bir kaç gün sonra okuduğun şeyler hakikaten çok doğru karar vermeni sağlıyor demişti.

    En son 15 kişiye gitmiştim. Artık sanırım 20 oldu. Denedikçe deniyorum ama daha görüşme anlamında bile bir karış yol alamadım. Evlilik konusunda uğraşmaya çalışıyorum ama elim boş kalıyor hep. Etrafa bakıyorum çok rahat evleniyor kişiler.

    Yalnız bu yazıya bakıyorum. Bu sitede en fazla okunan ve tartışılan yazılardan. Ne kadar çok yıkılan yuva var. Boşanan kişiler ne çok. Benim durumumdan kat ve kat daha zor haller yaşayan kişileri görüyorum. Evliliklerinde ve evlenmeden önce aileleri ile imtihan olan kişiler. Onların yazıları da durmadan tartışılıyor. Demek ki boşanan, evlenmek istediği halde ailesinin karşı çıkması sebebiyle evlenemeyen ya da yarım evlenen kişiler ve evlendiği halde ailesi ile imtihan veren kişiler çok fazla çünkü en fazla okunan ve tartışılan yazılardan böyle olduğu anlaşılıyor.

    Bende buradan şunu anlıyorum. Hepimiz ama hepimiz bir sıkıntı çekiyoruz ve çekmemiz gerekiyor. Bazıları bunu benim gibi en başında çekiyor. Bazıları ise evliliği sırasında etraftan çekiyor. Bazıları ise boşanarak evlilikten sonra çekiyor. Yalnız sonuç şu ki bir şekil sıkıntı çekiyoruz. Şunu daha iyi anlıyorum şu an sıkıntı çekmemizde lazım.

    • Feyza dedi ki:

      Suleyman bey sizi gordugume tekrar cok sevindim. Sanki gecen sefer benim bir yorumumdan dolayi uzulup gittiniz zannetmistim icime dert de oldu soyleyemedim. Varsa bir kirginliginiz hakkinizi helal edin. Yazibyoluyla bazen cok iyi niyetli birsey dahi yazilsa yanlis anlasilabiliyor. Ben sizin uzuldugunuz bir konuda gonlunuzu rahatlatma adina yazmistim o yorumumu. Tekrar hakkinizi helal edin. Selanetle.

      • Süleyman dedi ki:

        Yok estağfirullah bir kırgınlığım olmadı Feyza hanım. Yani aslında yazdığınız yorumlardan birine de hiç alınmadım. Nereden çıkardınız ki? 🙂 Sadece biraz yorum yazmaya ara vermemin iyi olacağını düşündüm.

        • Uğur 017 dedi ki:

          Süleyman Bey, selamun aleyküm,

          Bana olan aylar önceki bir iltifatınız ve galiba duanıza az bir zaman önce cevab vermiştim. Görmemiş olabilirsiniz. Allah sizin de her işinizde yardımcınız olsun ve dünya ve âhırette işlerinizi rast getirsin. (Eskiden ismimi sadece Uğur diye yazıyordum, artık başka Uğur’lardan ayırmak için 017 eklemeye karar verdim.)

        • Feyza dedi ki:

          Tamam simdi rahatladim, tesekkur ederim. 🙂 Ara verme karariniz benim pozitif telkin amacli bir yorumum uzerine tevafuk edince, ‘acaba densizlik mi ettim, telkinim ukalaca miydi?’ gibi birkac vehim sadir oldu. Kelimelerin de ruhu yok ki, yaziyi yaziyla duzeltmek cok zor, soramamistim. Simdi musterih oldum. Sagolun cevabiniz icin, Allah’a emanet olunuz.

    • Cayseven dedi ki:

      Esselamu Aleykum,

      Ben de su anda, bosanmayi dusunen bir ogul ve gelin arasindayim.7 yillik bir evlilik ve iki cocuk var..

      Her ikisi de hakli…her ikisi de yanlis bir evlilik yapmis olmanin pismanligini cekiyor.
      Ben se ikisinin arasindayim. Cocuklar icin uzuluyorum..

      Oglum evine ayaklarini suruyerek gidiyor.

      gelinse, ne zaman konusmaya kalksam, ogut vermeye calissam, bana oglumun hatalarini, yanlislarini anlatiyor.

      Oglum egitimli iyi geliri olan cok calistigi icin ev disinda, eve gec geliyor. Bazen bekar arkadaslariyla takiliyor.

      gelin de orta okul mezunu, cook dindar, cok hassas.. herseyin en iyisini isteyen, istedikleri olmassa deprasyona giren bir yapida..

      Evlendikten sonra geldigi bu farkli aile ve ortama bir turlu alisamadi, ayak uyduramadi..

      Ayak uydurmayi, yeni arkadaslar edinmeyi reddediyor.. Kendini gelistirmek icin hic bir caba gostermiyor bunu ben istedigimden degil kendi oyle soyledigi icin yaziyorum.

      ne soylesem kimi ornek gostersem fayda etmiyor..

      Ben oyle degilim..

      Ben oyle yapamam..diyor..

      Hic bir caba gostermiyor..

      oglum da ondan uzak durdugu icin olsa gerek, depresyonda oldugunu saniyorum..Esinin onu istemedigini biliyor. ama durumunu degistirmek, esinin fikrini degistirmek icin hic birsey yapmiyor..Hic bir caba gostermiyor..

      Oglum da evine git oglum esinle ilgilen dedigim de, onu gormek , aptalca konusmalarini, dir dirlarini dinlemek istemiyorum diyor,,

      ben ne yapabilirim?

      Bu evlilik kurtulur mu?

      Yoksa bosanmalari en iyisi mi?

      Simdiden cok tesekkurler..

      • adem dedi ki:

        şahsen kendimi size tavsiye edebilecek olgunluk ve tecrübede görmüyorum. yazınızda büyük bir olgunluk belli oluyor. ama oğlunuzun onu sevmediği belli. dışarıda kala kala belli ki eşindenn de sıkılmış. eşinin hayatı tanımadığını anlamış bence sevemez artık o eşini. ama aradaki çocukları için katlanıyor olmalı ve katlanmalı da. kadın da evde dura dura boşanan kadınların haklarını vs vs öğrene öğrene çok cesaretlenmiş cesur olmuş . esas sıkıntı onda. ne diyeyim bilemedim.

      • Yahya dedi ki:

        Sn. Cayseven,
        ve Aleykum Selam

        Öncelikle Allah yardımcınız olsun.
        Bende boşanma sürecinden geçen ve çocukları olan bir erkeğim.
        Bu yüzden size cvp yazıyorum.

        Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla, oğlunuzda gelininizde tedaviyi kabul etmiyor, 2sinde de evlilik enerjisi bitmiş durumda…

        Kanser hastasına moral vermek gibi, doktora git, teşhis konulsun, tedaviye başla, bak tamamen iyileşenler var gibi… ikisinide motive etmek ve tedavi olmaya ikna etmek gerekiyor. Tabii tedavi olmayı kabul edecekler ve doktorun söylediği gibi ilaçlarını alacaklar v.s….
        Netice görmeleri de bir kaç aylarını alacak, eğer ilişkilerinde iyileşme varsa tedaviye devam edilecek, yok ise belki farklı tedavi yöntemleri denenecek yine de çözüme ulaşılamazsa o zaman boşanma düşünülebilir….

        Özetle, gerçekten dinini bilen iyi bir aile danışmanına veya hatrı geçen bir büyüğe gidilerek yardım istenilirse bu çözülür. Bu kişilerin tavsiyeleri kesinlikle yapılacak, gayret gösterilecek… Tabii en önemlisi doğru kişinin bulunması, eğer doğru kişi bulunmazsa olay süratle boşanmaya gider.

        Sorularınıza cevap vermek gerekirse,
        Bu evlilik çok kolay kurtulur. Çünkü anlattığınız kadarıyla olayların içinde aldatma, terk, suç duyuruları, dayak vs. olmadığı için bu evlilik kurtulur. Bu söylediklerim olsa dahi kurtulur ancak daha çok uğraşmak gerekir.

        Boşanmak çare ve seçenek değildir efendim. Boşanma bir kaçış yoludur, bir intihardır. Boşandıktan sonra yaşananlar bu anlattıklarınızdan çok daha zordur ve daha çok bilinmeyen vardır. Örneğin, oğlunuz boşandı çocuklarına ne olacak? Ne kadar süre bekar kalacak, sonra tekrar evlenecek. Peki nasıl biriyle evlenecek? Bu evliliğinde ne gibi yeni sorunları olacak? …… Gelininiz içinde aynı süreç söz konusu…

        Selam ve dua ile….

        • Cayseven dedi ki:

          Yahya Bey, Size de gecmis olsun.

          Mesele sanki, her ikisi birbirlerinin degismesini istiyor ve bekliyorlar gibi.
          gelin , esinin bu sehirde degil ailesinin oldugu sehire tasinmasini, esinin daha az calisip evde cocuklariyla ilgilenmesini ve yardimci olmasini istiyor.Her seyin mukemmel etrafindaki herkesin de mukemmel muslumanlar olmasini istiyor. Bu konuda esini cok elestiriyor.

          Oglum, esinin ev islerinde daha duzenli ,programli, dakik olmasini istiyor. Sabirsiz..Kolayca ofkeleniyor, bagiriyor.
          Her ikisi de birbirlerine cok kizgin.
          Aile danismani konusunda bir kac defa teklif ettim..
          Gelinimiz doktora ilaca ve aile danismani fikrine hic yanasmiyor.

          Tabii ben de bosanma sureci ,sonrasi ve cocuklar konusunda cok tedirginim..
          Her ikisiyle konusuyorum.
          Bir cozum yolu ariyorum…

          Tavsiyeleriniz icin cok tesekkur ederim.

          Allah razi olsun..

          • Feyza dedi ki:

            Gelinin bu istegi biraz mantiksiz geldi bana Cayseven hnm. Yani, bir ev hanimi elbette kocasinin isi hangi sehirde ise o sehirde olmali. Bahsettiginiz mukemmeliyetcilik her ikisinde de biraz var sanirim. Allah yardimciniz olsun.
            Bu arada ben de yatili Kur’an kursunda buyudum. O yuzden konunuz biraz daha dikkatimi cekti ve gelininizi tanimasam da anlattiginiz kadariyla onunla empati kurmaya calistim. Sanirim din anlayisindan ziyade kisilik ozellikleri konusunda sorun yasiyorsunuz. Cunku, din anlayisimizda karsimizdakini tenkid etmek degil guzellikle nasihat edip teblig bizden hidayet Allah’dan diyerek akisina birakmak ve guzel sozun tesir etmedigi yerde yasantimizla cevremizi dinimize davet etmek vardir.
            Bir arkadasim vardi. Ayni kursta buyuduk, o kadar ihlasli ve dinine bagli bir kizdi ki.
            Akrabasindan birisini sevdi ve kucuk yasta evlendiler. Kocasi ilk yillar namazlarini kilma disinda dini yasantisi adina hicbir yonuyle hitap etmiyordu. Kizin sohbetlere ve derslere devam etmesine kesinlikle izin vermiyordu. Hatta koye goturuyordu ve hep orada kaliyorlardi. Bu kiz o kadar hizmetkar ve hurnetkar bir sekilde kocasinin hakkkina riayet edip sabir gosterdi ki ve surekli dua ediyordu. Kocasini hicbir sekilde tenkid etmiyordu ama kocasi bunun dini yasantisindan ve sabrindan, saygisindan,edebinden nasil etkilenmisse kendiliginden haniminin yoluna evriltti istikametini. Simdi hanimini salmadigi Kur’an kursunun gonullu muhasebeciligini yapiyor ve tum gayretiyle hanimina destek oluyor. Arkadasim iki kucuk cocugu var ve simdi mutlular. Derslere de izin veriyor artik esi.
            Yani gercek din anlayisi aslinda ‘kal’ ile degil ‘hal’ ile tesvik etmektir. Ama bazi yerde kisilik ozelliklerimiz inancimizin onune gecip inancimizi yanlis yorumlamamiza ve yanlis yasamamiza sebep.olabiliyor.
            Allah selamet versin. Umarim torunlarinizin hatirina Allah tekrar muhabbet ve ulfet verir cocuklarinizin arasina. Selam ve dua ile.

          • Yahya dedi ki:

            Cayseven hnm,

            Diğer cevaplarınızı da okuyorum… hatta anlattığınız bazı şeyler o kadar aynı ki… benim de ömrümden, sağlığımdan yemeğe başladı ve çok uzun (ve geç kalmış) karar aşamasından sonra boşanma kararını aldım.

            Evdeki sürtüşme, iki başlılık, kocayı tanımama, tabii çevresinin, avukatların desteği ile de daha da zıvanadan çıkan cahil cesaretiyle hareket eden bir eşle, o yuvada çocuk büyütmekte mümkün değil.
            Kocaya asi bir kadın, çocukları da babaya asi yetiştiriyor.

            İNATÇI bir kadını çözmek, açmak çok zor. Mesele ÇOK veya AZ muhafazakar olması değil… Zaten mevzu din/dindarlık değil. Din işin bahanesidir.
            İnatçılık çocukluktaki yetiştirilişle alakalıdır, bu dönemde başka kötü hasletlerde o insana yerleşir.

            Boşnama sonrasında da süreç hiç kolay değil. Eğer işin içine bir de intikam alma, nefret etme girerse; işin içinden çıkmak mümkün değil. Sürekli karakol, savçı, icra, mahkeme döngüsü içinde dolaşıp duruyorsunuz. Benimki birde ahlaksız, ne iftiralar ne yalanlar söylüyor… hani yazın sakıza basarsınız da sündükçe süner, yapıştıkça yapışır onun gibi…

            Gelininiz, sizinle olan iletişimini kapattıysa ve kendini korumaya aldıysa ne yapsanız boş. Ona yardımcı olabilecek bir uzmana gidilmesi gerekir. Tabii çift olarak gitmeleri gerekiyor, sizinle değil. Tedavi süreci ise uzun bir süreç, netice alınması vakit alır, sabır gerekir. İki tarafında ciddi emek göstermesi gerekiyor… vs.
            Boşanma ile hukuki destek almanızı da tavsiye ederim. Adım atarken hata yapmamanız önemli, çünkü kanunlar tamamen kadından yana. Allah göstermesin ama boşanma sürecine girildiğinde yaptığınız her hata önünüze misliyle abartılmış kusur olarak gelecektir.

            Allah yardımcınız olsun.

          • Cayseven dedi ki:

            SA Feyza hanim,
            Ben de Asagida yazdiklariniza katiliyorum.

            Ben de anlattiginiz arkadasinizin tavirlarini, davranislarini, anlayisini umuyordum ki, oglum arkadasinizin esi gibi degil, cok anlayisli, dini yonden destekleyici, kendi firsat buldugunda kuran ogreticiligi yapan biri..

            Dualariniza katiliyorum.

            Rabbim muhabbet ve ulfet versin butun evlilere..

      • Feyza dedi ki:

        Cayseven hnm. gecmis olsun. Iki taraf ve bilhassa cocuklar icin cok uzuldum, yazmak istedim. Bu sitede size yardimci olacak cok tecrubeli abilerim/ablalarim var. Ben de sadece genc bir kardesiniz olarak sixin anlattiginiz kadariyla ki ne kadar yeterli olur bu bilgiler bilmiyorum ama, gelininizin gozuyle bir iki satur karalamak istedim.
        Soyle birsey geldi aklima, gelininizin ayak uyduramama sebebi cok dindar bir yapidan geldigi icin yeni edinecegi ve esinin onerdigi arkadas cevresiyle fikir ve yasanti baglaminda farklilik oldugu icin olabilir mi? Mesela, ortaokul mezunuysa muhtenelen erkek/kadin iliskilerinde mesafelidir, cunku karma ortamda fazla bukunmamistir. Acaba haremlik/selamlik tarzi oturma sekillerine aliskin oldugu icin yeni cevreye girmekte sıkıntı yasiyor ve karisik ortamlarda kendini huzursuz hissediyor olabilir mi?
        Degistiremeyecegi ozellikleri fitratindan gelen ozelliklerse bu gercekten zor. Cekingen, kirilgan, hassas olusu yapisi itibariyle oldugu gibi, evlilik surecinde esinin ona nasil hissettirdigiyle de ilintili olabilir. Mesela surekli birilerinin ornek gosterilmesi, kiyas yapilmasi bircok insanda ileri degil geri adim attirip kendini yetersiz hissederek daha cok icine kapanmasina, komplekse dusmesine, daha alingan olmasina sebebiyet verebilir. Cocuklarda dahi bakin, kiyas etmenin ozguven kaybina yol actigi belirtiliyor. Yetiskinlerde de sanmiyorum ki durum farkli olsun. Yani birini ornek gostermekten ziyade onun olumlu yonlerine atif yapilsaydi acaba kendini daha mi guvenfe hisseder ve kendini gelistirme adina bazi adimlar atardi?
        Bir de bir kadin icin esinin onu istememesi bana kalirsa en buyuk cezadir. Yani yazarken bile gozlerim doldu. Sanirim bir kisir dongunun icerisine girmisler. Gelininiz ilgi gormedikce depresif ruh haline girmis, gelininiz depresif ruh haline girdikce oglunuz ondan iyice uzaklasmis.
        Tahrip olan muhabbet tekrar insa edilir mi bilmiyorum, bunu once, sizden cok cocuklarinizin istemesi gerekir. Belki oglunuz biraz hanimina ilgi gosterip onun begendigi yonlerine vurgu yapsa ve bu depresyondan cikmasina yardimci olsa, sagkikli bir ruh haline dondukten sonra da kendi taleplerini hanimina bildirip onu bu yonde motive etse. Kendini gelistirebilecegi ama fitratina da aykiri olmayan sosyal ortamlara katilmasi icin zeminler hazirlayip bu yonde tesvik etse ve takdir etse. Ben duzelecegine inaniyorum. Gelininiz de daha ilimli hareket edecektir bu ozveriye karsilik. Ama bunun icin, sabir, istek, emek ve zaman gerekir.
        Yanlis bir yonlendirmede bulunmak istemem. Hatam varsa lutfen goren kisiler duzeltsin. Benim ilk etapta aklima gelenler bunlar. Allah yuvasina selamet versin cocuklarinizin.

        • Cayseven dedi ki:

          SA Feyza hanim,
          tesbitleriniz de hakli oldugunuz noktalar var. Evet cok farkli bir ortamdan geldi, kuran kursunda yatili okudu, cok kati bir din anlayisi icinde , farkliligi farkli fikirlere tahammulu yok.En ufak bir meselede bile inatla,manasizca tartisiyor.
          Biz de evimizde karma degiliz. haremlik- selamlik a dikkat ediyoruz.

          Oglumun istedigi belki arkadaslariyla disarda bir lokantada yemege gidebilmek, ona da karsi cikiyor eger masadaki diger kadinlar kapali degilse..

          Tabii bu da kocanin tek basina cikmasi , gelinin de sosyal olarak yanliz kalmasina sebep oldu zamanla..

          Gelinim karakter olarak cok kirilgan, hassas,icine kapanik, alingan, cok detayci, eli yavas, mukemmelliyetci ve tenkitci..

          Oglumun da cok zeki, caliskan, basarili ve mukemmelliyetci ve alayci..

          oglum esinin yavasligindan cok sikayetciydi. Bu konuda esine kizip bagirdigini ve uzdugunu duydum.Tabii bazen de alay konusu yapiyordu..
          biz, ya da oglum, gelinimi kimseyle kiyaslamadik, cok severek isteyerek aldik, hic kimseyle kiyaslamiyoruz…

          Simdi ona, cevresinde ki kadinlarin ,gec gelen, cok mesgul ,cocuklarla ilgilenmeyen kocalara ragmen, kendi aralarinda gezip partiler duzenleyip yasamalarini ornek gostererek ,onun da oyle yapabilecegini, anlatmaya calisiyorum. Kendini kotu hissetmesini degil..

          yasadigimiz ortam, ailemiz, ve oglumun arkadaslari yuksek tahsil yapmis, zeki basarili kendine guven duyan insanlarla cevrili..
          o kendini kiyasliyordu, ve hala kiyasliyor.. Biz ise tahsilin onemli olmadigini ,isterse kendini yetistirebilecegini soyluyor ve destekliyorduk..
          Fakat o kendini zorlamak istemedi.

          Oglumun tek istegi, evinin isini yapsin, kendine ve cocuklarina baksin.

          Oglum, esini hep istedi, Simdi kafasinda, ayrilmayi dusundugu, esi de anlasin ve kendine ceki duzen versin diye,eve gec gidiyor saniyorum.

          Zaten isin vehametini de ben ,O zaman konustuktan sonra anladim.

          Her ikisi ile de ayri ayri konusuyorum..

          Yorumlariniz cok gercekci ve faydali..

          Cok tesekkur ederim..

          • zehra dedi ki:

            cayseven hanim, yazdiklarinizdan cok tecrubeli, akilli ve cozumel odakli bir anne oldugunuz anlasiliyor. insallah evlatlariniz icin en hayirli cozumlere vesile olursunuz. ortada cocuklar var, mutlaka sonuna kadar ugrasilmali.
            (oncelikle kendim hakkinda bilgi vereyim ben 7 yillik evli, 2 cocuk annesi bir doktorum, esim de de doktor, aramizda bes yas var. aile cevresi itibariyle cok muhafazakar bir cevreden geliyorum, ogrenim hayatim boyunca erkeklerle vs sosyal iliskilerim sifira yakindi, cok fazla muhafazakar cevreden arkadasim var- bu arkadaslarin da esleri kariyerli, basarili insanlar)

            oncelikle dindar camiada muhafazakar kaygilar sebebiyle, egitimli erkeklerin aileleri cocuklarina genelde cok egitimli olmayan, tercihen kuran kursu egitimi almis, ev islerinde kocasina destek olacak vs gelinler tercih ediyorlar. ama egitim-sosyal cevre acisindan esler denk olmayinca problemler cikiyor. yazdiklarinizdan benim anladigim, oglunuz hasbel kader geline isinmis evlenmis, ama muhtemelen bir sure sonra begenmemeye baslamis, muhtemelen calistigi cevrede dindar/dindar olmayan pek cok hanimla muhatap oluyor ve esini onlarla kiyasliyor. esi de bunu mutlaka hissediyordur ve o da bunu kompleks yapiyordur. ayrica anladigim kadariyla oglunuz da eve ve ailesine vakit ayirma hususunda zorlaniyor. bir erkegin aksam gec saatlere kadar calismasi ev hayatini cok etkiliyor, mesela es aksam sekizde eve geldi diyelim, ne ara beraber yemek yenecek, ne ara cocuklarla ilgilenilecek, derslerine egitimlerine yardim edilecek. ayrica daha sonra esle ilgilenmek, hanima guzel soz soylemek, sakalasip dertlesmek gerekiyor. buna mukabil, hanim kisinin de evin islerini cekip cevirmesi, erkek eve geldiginde karsisina iyi koyu bir ev duzeni, yemek ve goze hos gorunecek bir kiyafetle karsilamasi gerek. yani oglunuza bence kavvam olmasindan dolayi daha cok gorev dusuyor, yeri gelecek esinin sert yonlerini yumusatmayi ona guzellikle ogretmeye calisacak. malesef kizip eve gec gelmekle o evde reis olmak zorlasiyor, dini gorevler de aksiyor.

            dediginiz gibi, gelin de depresyonda olabilir, ama siz ona depresyondasin, ilac kullan doktora gidelim vs derseniz, o da demek ki ben hastayim, olaylarin sebebi benim deyip daha cok kendini kapatabilir. o yuzden doktora gidilecekse bile cift terapisi, evlilik terapisi icin vs gidilebilir.

            dinimizde hakemlik muessesesi diye bir sey de var, buyuk birisi bulup oturup bir cozum, bir plan sunulmali. ben umitsiz gormuyorum ama iki taraf da motive edilmeli. insallah guzel sonuclar alinir.

          • zehra dedi ki:

            bu arada diger bir tavsiyem, gelinin cocuklar da buyumusse mutlaka bir ugras bulmasinin saglanmasi. ben kadinlarin mutlaka egitimlerine devam etmesi ve calismasi gerektigini dusunuyorum. benim calismayan pek cok arkadasim ya kayinvalidesiyle didisiyor ya da esiyle bir problem yasiyor. gunumuzde ev isleri cok fazla vakit almiyor, bos kalan insanla da seytan ugrasiyor. bence liseyi disaridan bitirip universite ogrenimine baslayabilir, benim cok fazla arkadasim var evlendikten sonra unviersite okuyup meslek sahibi olan. ogrretmenlik, psikologluk vs gibi bayanlarin fitratina uygun, uygun ortamlarda calisacak cok meslek grubu var.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Aleykum Selam Sayın Cayseven…

        “ben ne yapabilirim?, Bu evlilik kurtulur mu?, bosanmalari en iyisi mi?”

        Hayır bu evlilik kurtulmaz. Zorla yürüdüğü anlaşılan bu evlilikte boşanma kaçınılmaz. Şu andan sonra oğlunuzu, sizi ve torunlarınızı çok zor ve sıkıntılı bir dönem bekliyor.Bu nedenle önce kendinizi, sonra oğlunuzu ve torunlarınızı bu ayrılığa hazırlayın.

        Anlattıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla oğlunuz ve gelininizin boşanmaları en iyi yol gibi görünüyor.

        Çünkü, gerek eğitim durumu, kişiliği, yetiştiği cevre vb sartlardan dolayı öz güven ve kocasına güven sorunu olan gelininizin ayrılık-boşanma düşüncesi her hangi bir şekilde ( eylemi kimin başlatığının önemi yok) eyleme döküldüğü andan itibaren kendi kontrolunu ve sakin halini kaybedecek, olabildiğince vahsilesecek, saldırganlaşacaktır. Bu nedenle her türlü kötülemeye, hakarete, iftiraya, saldırıya karşı tedbirlerinizi alın.

        Çünkü bu durumda olan kadınların geneli BENDEN SONRASI TUFAN “mantıksızlığı” ile hareket eder. Amaçları “ben zarar gördüysem seni-sizi de perişan etmek boynumun borcu olsun” düşüncesindedirler.

        Hayırlı işlerinizde Allah sizin ve oğlunuzun yar ve yardımcısı olsun..

        • Feyza dedi ki:

          Abdullah Bir abi, yine nokta atisi yapmis ve meseleyi kokunden halletmissiniz, tecrubenize guveniyorum:) Ben ise yine her zamanki gibi olaya duygusal yaklasmisim ve sonuctan ziyade sebepler uzerinde yogunlasmisim.
          Birsey sormak istiyorum size, ama bunu bana da her zamanki samimiyetle cevaplarsaniz sevinirim. Eski bazi yazilarinizda da bu konuya atif yaptiginizi okumustum. Baska cevaplayacak arkadaslar olursa onlarin da fikirlerini yazmalarini rica ediyorum.
          Evlilikte ‘egitim durumundaki paralellik’ olmazsa olmaz midir? Yani ortaokul mezunu olmasi yuksek tahsilli bir insanla yaptigi evlilikte mutsuz olmasi icin bir etken midir? Burada muhim olan, kisinin kendiyle barisik ve yenilige/gelisime acik olmasi mi, yoksa tahsil duzeyinin ne oldugu mudur? Benim cevremde bu sekilde mutlu ornekler var ama sizin de fikrinizi ogrenmek istedim. Kendi adima da pay cikarmak icin. Tesekkur ederim.

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Hayırlı akşamlar Feyza kardeşim

            “‘egitim durumundaki paralellik’ olmazsa olmaz midir? ”

            Herkesin anladığı manada eğitimden kasıt “diploma” ise karı kocanın mutlu ve huzurlu olması için “diploma denkliği” olmazsa olmaz değildir.

            Ama eğitim kelimesinden kasıt-amaç “kendini yetiştirme, gelişme ve değişime açık, eksiklerini, hatalarını düzeltme, tamamlama, haddini, sınırlarını bilme, kendini ifade edebilecek kadar bilgi, zeka, basiret ve öz güven sahibi olma” vb şeyler ise “eğitim denkliği” olmaz ise olmazdır.

            Çünkü

            “CAHİL CESURDUR ve ÖZ GÜVEN EKSİKLİĞİ YAŞAYAN, BİLMEDİĞİNİ DAHİ BİLMEYEN, SÖZDE ÇOK BİLEN CAHİLLER EĞİTİMLİ HADDİNİ BİLENLERDEN DAHA ÇOK ve BÜYÜK HATA-YANLIŞ YAPAR”

            Bu tür insanların yaptığı büyük hataların ve yanlışların bedeli, zararı da hem kendisi hemde cevresinde ki insanlar için çok fazla ve yıkıcı olur.

            Ama evliliklerde ki huzurun ve huzursuzluğun temel nedeni eğitim olsa da tarafların karakterleri- kadınlık ve erkeklik fıtratlarına uygun veya uygun olmayan önceki yaşantıları, aile yapısı ( babasının ve annesinin aile içi iletişimi, dominantlık- resesiflik durumu vb), yakın arkadaşlarının yaşadıkları olumsuzluklar (kıyaslama anlamında) yetiştikleri cevrenin kültürü (mahalle baskısı) vb etkenler evlilik ilişkisinin başlamasında ve devamında etkili olan unsurlardır.

            Ama yaptığım araştırmalarda ve gözlemlerde karşıma çıkan sonuçları baz alırsam dar, eğitim seviyesi düşük, değişime-gelişime kapalı ve asosyal bir yapıda-toplumda ( cemaat, köy, sınıfsal yapı vb) yetişmiş kızlarımızın sosyal cevresi geniş, kişisel ve düşünsel değişime-gelişime acık erkekler ile yaptığı evliliklerde mutsuz olma ihtimali ve oranı cok yüksek.

            Bu durumun tersi de mümkün ama realitede çok fazla yaşanan bir durum değil. Çünkü kızlarımız fıtratları vb sebepler ile evlenmeden önce “evlenilecek erkek” tercihlerini yaparken eğitim, statü, para vb alanlarda kendilerinden üstün veya eşit erkekleri tercih ediyorlar.

            Bu nedenle de erkeğin yukarıda sıraladığımız alanlarda ki eksikliği yüzünden mutsuz-huzursuz olan ve boşanan kadınların sayısı yok denecek kadar az Feyza hanım kardeşim.

        • Yahya dedi ki:

          Muhalefet olsun diye yazmadığımı önceden belirtmek isterim:

          Hayat tecrübesi, bilgi birikimi, kapasite, Allah vergisi olarak 10 adım ötesini görebiliyor olabilirsiniz; ki bu yazdıklarınızın daha ileri safhasını ben yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Dolayısıyla ve netice olarak yazdıklarınıza katılıyorum ANCAK;

          bu işlerin başkasının söylemi ile değerlendirilecek mevzular olmadığını düşünüyorum.
          Yani doktora gidip, arkadaşımın karnı ağrıyor, öksürürken kesik kesik öksürüyor ne ilaç verirsiniz demeye benziyor. Doktorun hastayı görmesi lazım.
          Cayseven hanım da her ne kadar objektif olarak olayları anlatıp çare arıyor olsa da çiftlerin neler yaşadığını kendi ağzından dinlemeden, hastalığa teşhis koymak kumardır.
          Şahsen ben aile danışmanın faydasını görmediğim gibi, faydasından çok zararını gördüm; buna rağmen ben aile danışmanına gitmelerini tavsiye ediyorum “belki” doğru uzmana denk gelirler ve evlilikleri kurtulur…

          Ben eğitim durumu, çevre faktörleri v.b. ile ilgili yazdıklarınıza pek katılmıyorum çünkü birbiriyle çelişen çok örnekler var çevremde. Kişilik, ahlak, huy, karakter mevzusu istisnadır.

          • "Abdullah Bir" dedi ki:

            Yahya’ya…

            Senın olayı değerlendirme de ki eksikliğini ve hatanı yine (senin sahsım hakkında söyelediğin ” Hayat tecrübesi, bilgi birikimi, kapasite, Allah vergisi olarak 10 adım ötesini görebiliyor olabilirsiniz;” seklinde ki sözlerini referans alarak ) mantıksal yaklaşımın ile sana göstermeye, açıklamaya çalışayım.

            Arkadaşının karnının ağrıdığını ve kesik kesik öksürdüğünü söyleyen kişinin gittiği doktor PRATİSYEN ise yaklaşımının doğru olma ihtimali yüksek. Ama aynı kişi aynı verileri Dahiliye uzmanı ve alanında tecrübeli bir prof’a söylerse Prof’un teshis ve tedavi yönteminin doğruluk oranı % 90 dır.

            Kaldı ki Cayseven hanımın yazdığı sözlerin arkasında yatan ve herkesin göremeyeceği “gizli verileri” (sinsi tümör) hesaba kattığımızda sözü edilen evlilik ” kanserin” 2. asamasında.

            Bir sonra ki aşama (dışarıdan yapılan müdahaleler ile) gecici düaelme- iyileşme süreci ve hemen akabinde ÖLÜM, yani boşanma.

            Eğitim durumu çevre vb konularda ki görüşlerime katılmama kriterin sadece “senin çevren” ise dar ve sınırlı örnekler ile ulaşılan yargıların, kabullerin, sonuçların tamamına yakını “hatalı ve yanıltıcıdır” haberin olsun Yahya bey kardeşim.

            Not: Sayın yorumcular ve Yahya bey yorumlarımın hiçbirisinde amacım sizlere büyüklük taslamak veya benimle aynı düşünceleri paylaşmayan diğer yorumcuları rencide etmek değil, lütfen bunu da bir yere not edin ve unutmayın.

          • Feyza dedi ki:

            Abdullah Bir abi, benim de ‘dogru egitim denkliginden’ anladigim mana bu yondeydi. Aslinda sizin de bu manayi kasdettiginizi tahmin etmistim. Fakat serh duserek biraz daha aciklayici olmanizin yanlis anlasilmalara sebebiyet vermemesi icin luzumlu oldugunu dusunerek sordum. Yanilmamisim. Zaman ve emek ayirarak verdiginiz cevabiniz icin tesekkur ederim muhterem agabeyim.

        • Yahya dedi ki:

          Esasında bu tarz mevzuları keşke burada konuşmasak/iredelemesek çok iyi olurdu. Çünkü diğer okuyucularında aklı karışabilir veya polemiğe dönüşebilir.
          Feyza hnma da yazdığınız cvbı okudum. Ne demek istediğinizi anlıyorum ancak yinede prof. doktor örneğine katılmıyorum.
          Karşılıklı oturup konuşuyor olsak detayına inerim ama ord. prof dahi olsanız uzaktan teşhis ve tedavi olmuyor.
          Mesela Nevzat Tarhan’ı dinliyorum ve takip ediyorum. Bir çok noktada şu şu testleri ve analizleri yapmak gerekiyor diyor vs…

          “benim çevrem” ile yaptığım yorumda ise tabii ki benim dar çevrem değil. Özellikle bu süreçte olan biri olduğum için hem hukuki anlamda hem de aile sorunlarıyla ilgili, algıda seçiciliğim arttı. Hatta girdiğim ortamlarda yaptığım yorumlardan/tavsiyelerden dolayı “bizim boşanma aşamasında arkadaşlar var, onlarla bir konuşsan” diyenler var. Kesinlikle uzak duruyorum ve yukarıda yazdığım yorumdan fazlasını söylemiyorum ancak duyuyorum; karı koca büyük kurumsal şirkette yönetici, ütü yüzünden boşanma noktasına geliyorlar… bir diğeri çocuk yapma noktasında boşanma noktasına geliyor vs… dolayısıyla çevrem yeterince dar değil…

          (iyi olan kazansın, tüm rakiplerime başarılar 🙂 )

          Doğrusunu Allah bilir…

        • Cayseven dedi ki:

          Abdullah Bey,

          Burada ve daha sonra yazdiklarinizda cok hakli taraflariniz var..

          Asagida yazdiginiz Diploma- egitim durumundaki paralellik..

          ” Ama eğitim kelimesinden kasıt-amaç “kendini yetiştirme, gelişme ve değişime açık, eksiklerini, hatalarını düzeltme, tamamlama, haddini, sınırlarını bilme, kendini ifade edebilecek kadar bilgi, zeka, basiret ve öz güven sahibi olma” vb şeyler ise “eğitim denkliği” olmaz ise olmazdır.” gorusunuze ve de..

          Ama evliliklerde ki huzurun ve huzursuzluğun temel nedeni…Diye baslayan goruslerinize de cani gonulden katiliyorum. Ama bunlar evlilik den once cok dikkatli arastirilmasi gereken, Islamda da”Kufv” edenen ama cogumuzun ihmal ettigi noktalar..
          Keske evliliklerdeki huzur ve huzursuzlugun nedenlerini..yazdiginiz yorumunuzu bir baslik altinda yazi olarak yazsaniz da tum evlilik niyetindeki arkadaslar okusa..

          Tesekkurler,

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Cayseven Hanım’a…

            Şahsımızın fikirlerine gösterdiğiniz teveccühe ve iltifata canı gönülden teşekkür ederim efendim.

            Keske “evliliklerdeki huzur ve huzursuzlugun nedenlerini yazdiginiz yorumunuzu bir baslik altinda yazi olarak yazsaniz da tum evlilik niyetindeki arkadaslar okusa…” DEMİŞSİNİZ

            Bildiğim kadarıyla sayın Sema Hanımın bu konuda farklı başlıklar altında yazılmış birden çok yazısı var. Bu yazıların bu konuda sıkıntısı veya merakı olan burada ki okuyucuların sıkıntılarına ve sorularına cevap olduğu düşüncesindeyim. Ama ilerleyen zamanlarda nasip olursa sizin bu isteğinizi yerine getirmek için çaba sarf edeceğim inşaallah.

            Allah zorunuzu kolaylaştırsın insaallah.

        • Doğruyu Arayan dedi ki:

          Bu cevabiniza cok sasirdim abdullah bey. Az once 50 yasindaki hanima ne olursa olsun devam etmesini oneriyordunuz. Sucluyordunuz. Simdi ise tecrubesiz iki gencin yasadiklari sorunu ayrilikla çözüyorsunuz? Nedir bu cifte standardin sebebi acaba?

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Dogruyu Arayana…

            Benim yorumlarımda “Çifte standart???” yoktur.

            ABDULLAH BİR’in kişilere, olaylara ve süreclere göre farklı çözüm önerileri vardır.

            Ama bu sitede bazen benden başka kişilerin “ABDULLAH” rumuzunu kullandıkları olmuştur.

            Yani bir tür “Çifte Abdullah” durumu 🙂

            Acaba siz Abdullah’ları karıştırmış olabilir misiniz?

          • Feyza dedi ki:

            Abdullah abi herhalde bir hanim vardi ya, hani beyinin kendinden habersiz bir evlilik yaptigindan supheleniyordu, evde tapu bulmustu. Hatirladiysaniz eger, o yorum ile bunu mukayese ediyor olmali.
            Yalniz su var, o ornekteki hanimin esi, hanimini bosamak istemiyordu. Yani bir nevi bu ornekteki kadar sogumamisti ve hanimi eger kendisini korkutucu tavirlarindan vazgecerse kurtarilabilecek bir evlilige benziyordu. Yaslari da buyuk oldugundan bu durumu telafi edebileceklerini dusunmustunuz. Ben de buna yakin birseyler yazdigimi hatirliyorum.
            Burada da gerci ben yine kurtarma operasyonlarina degindim. Ama pek umit edemedim. Cunku buradaki ciftun kocasi eve gelmeyecek kadar hanimdan sogumus ve bir evlilikte erkek bu denli soguduysa kadin da halinden odun vermiyorsa kurtarilmasi pek kolay olmaz diye dusunuyorum. Siz de burada daha kesin bir dille yazmistiniz. Ayrilmalarinin daha saglikli oldugunu.

            Yani iki evlilik arasinda fark var ve zaten sunulan receteler de mutlak dogru olmak zorunda degil. Sonucta her olayi tek tarafli dinliyor ve yorum yapiyoruz hepimiz. Arti ve eksilerini yazan kisi kendi icinde oturtabilirse saglikli bir sonuca ulasacaktir ya da umursamayip kaldigi yerden devam edebilir. Herkes ne yasadigini en iyi kendisi bilir.

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Feyza hanım Kardeşim’e…

            “Doruyu arayan” rumuzlu bayan, (sanırım sitenin yorumlar bölümünün tasarımından dolayı) ya “acıların kadını” rumuzlu bayana yazdığım yorumlarda ki “mantıksal örgüyü” anlamamış, yada sonra ki yorumları görmemiş olmalı ki yukarıda ki yorumu yazmış.

            Senin açıklamadan konuyla alakalı yorumları tekrar okuduktan sonra “doğruyu arayan” bayanın ne demek istediğini net ve doğru olarak anladım.

            Hatırlatma ve bilgilendirme için teşekkür ederim kardeşim.

            Selam ve dua ile kardeşim…

      • gulpembe dedi ki:

        Cayseven hanim, siz cici bir hanima benziyorsunuz sizi uzmek istemem,ama ilerde ogullarimdan biri karisini degistiremeyecegi, elinden gelmeyen senbeplerden dolayi aglatip alay ederse bu cocugu yetistirriken nerede hata yaptik diye ciddi ciddi sorgulardim herhalde kendimi.:(

        okul basarisi hayat basarisini herzaman garantileyemiyor ne yazikki.. bellki oglunuz kocalik ve babalik rolllerdinde zorlanmis. Esinin ilgi ve sevgisinden emin olan kadinlar genelde kocalarinin pekcok kusurunu gormemeye meyillidir. Yani eve gec gelmek bir yere kadar tolere edilebilirdi ta ki sair zamanlarda ornegin haftasonlari yahut sabah birlikteliklerinde esinden duygusal bir enerji alabilseydi..

        yikici olan birbirlerinin kusurlarina odaklanip acimasizca elestirmeye, ses yukseltmeye baslamis olmalari. Yani iletisim problemleri var. degisime kapali, asiri tutucu insanlarla yasamak cok zordur oglunuzu anliyorum ama esini istedigi yola getirmek; ona hor davranarak, uzaklasarak gorunurde esini ama aslinda cocuklarini da cezalandirmaktan gecmemeli.depresyondaki birine ders verilmez el uzatilir. Gelininiz de istemezdi ozguveni olmayan, karamsar, yilgin bir insan olmak..

        belki cocuklari bir hafta siz alip onlari basbasa uzak bir yere tatil gonderebilrisiniz. Illaki bir uzmandan da destek almalarini saglamaya calisin bence, evlilik noktalansa bile elinizden geleni yaptiginiza emin olmaniz gerekir. Haklarinda hayirlisi olsun(amin..)

        • cayseven dedi ki:

          Gulpembe,
          Evlilik, her ne kadar iyi niyetle baslasa da ayni niyet ve duygularla devami oldukca zor bir kurum..
          Genclerimizi, buna hazirlamiyoruz: ne ogullarimizi kocaligin mana ve mesuliyetine, ne de kizlarimiz, es olmanin getirecegi mesuliyetlere..
          Ebeveyn olarak cok hatalarimiz var. Kabul ediyorum.
          Evlatlarimiz, dediklerimizden cok yaptiklarimizdan ogreniyorlar..
          Evlenen her genc kendi ailesinin kulturunu beraberinde getiriyor evlerine ve evde bir kultur catismasi oluyor..
          Evlenecek gencler, sadece birbirlerine degil, onlari yetistiren aileyi de iyi tanimak zorunda, uyumlu ,huzurlu bir evlilik icin..
          Dogru, yetistirdigimiz evlatlarin, yaptigi yanlislarda biz ebeveynlerin cok payi var. Ama bu demek degil ki, biz onlari iyi bir sekilde yetistirmek icin calismadik, yaptiklari hatalari duzeltmek icin, ugrasmadik, ..amma bazi seyler degismiyor, degisemiyor..Hele de belli bir yastan sonra, cok zor…
          Dediginiz sekilde yardimci olmaya calistim, calisiyorum.. Cocuklari alip bakmak onlari basbasa kalmasini saglamak gibi..
          Bircok defasinda tartisarak donduler, ne yazik ki..
          Bir uzman ve doktordan destek almayi, en once gelinim istemiyor..
          Samimi tavsiyeleriniz ve gorusleriniz icin cok tesekkur ederim.
          Allah Razi olsun..

          • gulpembe dedi ki:

            beni yanlis anlamadiginiz ve sagduyunuz icin esas ben tesekkur ederim.evlatlarimizi yetistirirken bilerek yada bilmeden yaptigimiz hatalarin meyvelerini Allah omur verirse ilerde bizler de toplayacagiz.bundan kacis yok zira hayatin akisi boyle. ilgili yazdiklariniza da aynen katiliyorum.

            hersey biz insanlar icin herhangi bir gecimsizligin nedenini de taraflari da hicbir konuda yadirgamam,garipsemem.
            takildigim nokta “alaycilik”mevzuu idi. -Allah korusun- bu kibir alameti midir diye dusundum. demek bende de ayni hastalik olabilir ki dikkatimi cekmis,;maalesef zamanimizin yaygin hastaliklarindan biri artik; dindarlikta, basarida/sokakta ,esler arasinda…heryerde kibir…

            Rabbim basinizdaki işe selamet versin(amin). evlatlariniz icin dua edicem..

    • ... dedi ki:

      Süleyman bey,

      Anlaşılıyor ki insanın en yoğun imtihanı aile evlilik ve ilişkilerden oluşuyor. Sizin karşılaşmış olduğunuz durumları bir erkek olarak anlayamasam da bir bayan olarak anlıyorum. Ne için çabalıyorsanız istiyorsanız en çok onunla imtihan oluyorsunuz.

      Sizin erkek olmanız ailenizin ve çevrenizin dindar olmasını evlilik için ihtimal bakımından kendimden daha avantajlı görmüştüm ama demek ki böyle değilmiş. Allah’ın adil olmasını daha iyi anladım. Hepimiz bir şeylerle sınanıyoruz.

      Ben artık evlilikle ilgili hissizleşmiş durumdayım soğumadım ama eskisi gibi bir hayalim de yok. Çok fazla durumla karşılaşmam insanlara olan inancımı zayıflatırken beni de yordu. Sizde benim gibi bir durumla karşılaşmamak için olağandan fazla kendinizi yormayın. Hayret edeceğiniz ve hiç ummadığınız zamanda uygun insan karşınıza çıkabilir. Hesap kitapla şöyle yaparsan şu istediklerimi yerine getirirsen yada kararsız evlilik niyeti olmayan kişiler sizin nasibiniz değildi nasip olunca bir şekilde Allah sebepleri yaratır.

      Olumsuz durumlardan düşüncelerden kargaşa ve tartışmalardan mümkün olabildiğince kaçıyorum. Evet hayatın bize ne getireceği belli olmuyor kimse sonsuz güven içinde de kendini görmemeli. Yalnız evlenmeden boşanmadan bahsetmek olmayan kayınvalidenin huzursuzluğunu yaşamak rızık endişesi taşımak sadece kötü örneklere odaklanmak bizi ümitsizliğe sevk edebilir. Zamanla bu düşünceler konuşmamıza da yansıyabilir. Gerçekçi olalım ama karamsar olmayalım.

      • Yahya dedi ki:

        Sn …

        Ne demek istediğinizi tam anlayamadım (benden kaynaklı) ancak
        ben sizin gibi düşünmüyorum. Hz. Hacer anamız “çölün ortasında” 2 tepe arasında defalarca koşturuyor oğluna su bulmak için. Müthiş bir gayret içerisinde… Halbuki biz olsak etrafımıza şöyle bir bakınırız, olmadı bir iki defa sağa sola gideriz sonra su yok diye otururuz bir kenara… Şahsen doğrusu bu diye düşünüyorum.

        Selam ve dua ile…

        • ... dedi ki:

          Yahya bey,

          Ne demek istediğimi tam olarak bende anlatamamış olabilirim. Süleyman Bey’in önceki yorumlarını ve karşılaştığı durumları bildiğim için bir insanın verebileceği insani tepkileri duygusal yada akıl olarak çıkmazlarını da görebiliyorum en iyi aynı sınavla imtihan olan bilir. Gayretten uzaklaştırmak yerine bilakis kısır döngü içinde insanın kendisini olağandan fazla yormaması olumsuz durumlara odaklanmaması. Zamanla bu olumsuz düşünce hali insanın konuşmalarına yada hayata bakışına yansıyabiliyor bedeni 25-30 yaşında ruhu 70-80 yaşında insanlar olabiliyoruz.

          Hz. Hacer annemizin imtihanı kolay değildi simge önder olmakta kolay değil ve bende bu kadar sabır ve tevekkül var mıdır? Sanmıyorum ki olsun. Belki bir iki denemeden sonra olmuyor deyip bırakmam ama sonunu bekleyecek kadar sabırlıyım mı bilemiyorum.

          Başka bir bakış açısıyla baktığınızda annelik güzel ve olgunlaştıran bir duygudur da. Haberlerde çıkmıştı 3.kattan düşen çocuğunun arkasından hemen annede atlıyor ve havada yakalıyor. Tehlike yada olağanüstü durumlardaki refleksleri Allah’ın bir lütfu. Her dönemin imtihanı bazen aynısıyla bazen farklı haliyle zuhur ediyor.

    • Yahya dedi ki:

      Süleyman Bey,

      Ben sizden daha da vahim durumdayım siz yine maşaAllah 15-20lere çıkmışsınız. Mümkünse uluslar arası bu arayışınızı devam ettirin… (şaka yapmıyorum)

      Rabbim hepimize yardımcı olsun…

  62. Süleyman dedi ki:

    Alp Bey

    Çok geçmiş olsun. Hikayenizi duyunca çok üzüldüm. Merak ediyorum ve her boşanan insana soruyorum. Evlenmeden önceki nişanlılık, söz vb. süreçte bir sıkıntı olduğunu farketmediniz mi? Varsa ne idi ve nasıl gördünüz? Yani bekar kişilere yardımcı olması açısından önemli diye düşünüyorum. Eğer öbür boşanan kişilerde cevap verebilirse çok memnun olurum. Böylece bekar kişiler kendilerine kıssadan hisse çıkarabilirler.

    Birde alp bey siz kendiniz mi tanıştınız eşinizle? Yoksa görücü usulü mü olmuştu?

    • alp dedi ki:

      kendim tanımıştım.kendim ettim kendim buldum kendim mahvoldum işin özü.

    • adem dedi ki:

      benim hatam özetle öküzün ardında buzağı aramamak oldu. bir tanesinde bile arasymışım çok şeyler ortaya çıkacakmış süleyman bey. ama ben ya işte dindar kapalı iyi tesettürlü o kadar da kusur olsun onu görmeyivereyim şu da böyle oluversin diye diye bir de çok kı sa sürede evlenmeye mecbur bırakılmam(kız evi tarafından) bunlar.. daha da var ama sen bunlara dikkat et.

    • sennur dedi ki:

      her boşanana soruyorum dediğiniz için ben de cevap vereyim dedim ,
      – genelde boşananların çoğu dini hassasiyetlerden ötürü nişanlılık dönemine kısa tutan kişilerden oluşuyor.
      ÇÖZÜM : en az bir dini bayramı nişanlı geçirmek ,ve nişanlının aile tarafından cemiyetlerine (bir düğün gibi katılmak)
      -evlenecek kişilerin ne için evlendiklerini ve evliliğine hazır olup olmadıklarını sorgulamak
      çözümü yok sanırım toplum ve aile baskısı sonucu evleneneler , evlenmiş olmak için evlenenler ,hazır olmadan evlenenler burada hayat hikayelerini paylaşmakta.
      -ailenin denkliği ,adet ve kültür olarak .
      bazı aileler bizim yöresel adetlerimiz kalmadı deyip ,torun sahibi olunca adet uygulatmaya çalışmakta.bu konular gerçek manada konuşulmalı
      -aileler tanıdık dahi olsa sonuçta dünür olmak karşılıklı saygı ve alışverişi gerektirir ,bu konulara gelince insanlar sorumluluklarını tanıdıklığa güvenerek azaltmakta ya da bir tarafa yüklemekte.
      -nişanlılık sürecinde anne ve baba gibi önemli değerlerinizden biri ağır hasta ise ,ölecek diye düğünümü görsün diye ACELEYE GETİRMEMEK
      -NİŞANLI nın ailesiyle ilişkisi ,aile fertlerinin birbiri ile ilişkisi.(sorumsuz bir baba -kayınbaba -anne-kayınanne ) %50 si evlatlarına olumsuz duygular aşılamış oluyor bunu psikolog söyledi.diyelim baskıcı anneyi döven bir babanın oğlu babaya öfkeli dahi olsa bilinçaltı onu desteklemek için evliliğinde aynısını yaparmış.%50si de hatayı görüp ,babanın zıddı davranışları yaparmış.
      -nişanlıyken ufak bir hareketten dahi aranıza soğukluk girdiyse ,evlilikte çok daha büyükleri geliyor.
      -nişanı atmayı ,bu kişiyle ömrümü geçirebilir miyim diye acabalarınız varsa , nikah günü alınmış olasa dahi vazgeçmenizi tavsiye ederim.efsane gibi hikayeler duymuşuzdur ,düğün günü iptal vb.gibi.
      (şahsen kına günü vazgeçmediğim için PİŞMANIM – çoçuklu bir bayan olarak VAZGEÇTİM. bu daha acı oluyor.)
      -istişare önemli ,
      -nişanlılık dönemini eve alınacak eşyalara bakmak ile değil ,hayata alınacak YOLDAŞ uygun mu diye bakabilmek ??? (o kadar dünyalık ,dünyalık eşya meşgüliyetlerimiz var ki ahiret yolcusu olucak mı sorusunu hızlı geçiyoruz.) bir anekdot gibi bir ay ara ile evlendiğim patronum benimle mobilya seçim hikayesini paylaşmıştı.adamlar bile dünyalık alışverişi o kadar çok düşünüyor.

      VE BU KADAR yol katedip gönül gözüyle seçebilirseniz MUTLU BİR YUVANIZ olur inş.

      inş. diyorum sanki mutlu bir yuvaya tanık olamıyorum , çünkü herkesin İMTİHANI değişik ,
      mutlu olanlara da farklı bir sınav geliyor.
      bunu kabul ederek hayata devam etmek gerek.
      insanlar ya ilişkilerinde , ya sağlıkla ,ya para ile ya da cesaret ile SINANIRLAR.

      BAZIlarının soruları çok zor iken ,bazılarına bakarsanız çok kolay gibi gelir size,
      ama yıllar ve zaman harmanlar insanı.
      çok yazdım , içimde dökmek istediğim bir potansiyel var herhalde.hakkınızı helal edin.

      rabbim karşılıklı kıymet bileceğiniz insanla beraber olmanızı nasip etsin.
      selametle

  63. erox dedi ki:

    Bu yazıda yaşananların neredeyse aynısını yaşadım dün mahkememiz vardı yarın karar kağıdını alacağız.kurtulduğum için Allahıma şükürle r olsun hayatımdan 7 senemi çaldı

    • Dertli dedi ki:

      Aramıza Hoş Geldin

    • sennur dedi ki:

      hayatımdan 7 senemi çaldı ^ ifadesi suçu karşı tarafa atmaktır.

      7 yıl mücadele edilmiş ve sonuç ayrılık kararı alınmış. her iki taraf için hayırlısı olsun.

      YALNIZ DEĞİLSİNİZ.

      Aramıza hoşgeldiniz.
      burada yazılan paylaşımları görünce halinize zaman zaman şükreder oluyorsunuz.

      • alp dedi ki:

        evet .bende boşanalı 4,5 ay oldu. eşimin hatalarını ailecek yuttuk.yüzüne vurmadık. kızımız var dedim. düzelir dedim. ama meğersem benim kuyumu kazıyormuş vicdansız kadın. Ailemi de kızımıda beni de mahvetti. yuvayı dişi kuş yapar bu söze hayatta inanmak istemiyorum artık… Bütün hakkım haram zıkkım olsunnn o kadına. Rabbim ahirette yaptıklarının hesabını soracak sonuçta ona seviniyorum sadece.şimdi içim kan ağlasada,kızımdan uzak kalsamda(başka bir şehirde çalıştığım için) hala küçücük kızım bizi barıştırmaya çalışıyor, aklından hep bunları kuruyor, düşünüyor. Kızım benden her ayrılışta ağlıyor,psikolojisi bozuluyor… Bencil,yalancı,vicdansız,aile kavramını bilmeyen okadın yüzünden, ama yapacak birşey yok.hep içime atıyorum. Olan kızıma ve bana oluyor. Annenin umurunda değil, anne için önemli olan işime gideyim, para kazanayım, ben kızıma bakarım zihniyeti. Allah onu bildiği gibi yapsın.

        • sennur dedi ki:

          alp bey ,öncelikle geçmiş olsun.
          henüz çok yeni bir durumdasınız.
          boşanma (her iki taraf isteyerek de olsa ,ortada bir ÇOÇUK olunca maalesef yeni hayata adapte olmak biraz ZAMAN alıyor.
          RABBİM SİZE de sizin ve bizim gibi bu durumu iMTİHAN olarak gören tüm kardeşlerimize YARDIMCI olsun.
          öncelikle bu dünya geçici.ve yaşadığımız her durum bizim o olaya bakışımıza göre şekil almakta.
          eğer bu sorgulama sürecini kolay atlatabilirsek ,gerisi önünüze öyle güzel geliyor ki ,olanlara siz bile şaşırabiliyorsunuz.
          eski eşinize öncelikle SÖYLEMEYİ bırakın , ONU hatalarıyla hayatınıza SİZ çektiniz, ya da HATA yapmasına ,hatalı davranış göstermesine neden oldunuz.sonuçta İLİŞKİYİ yürütemediniz.kızınıza rağmen yürütemediniz…
          siz şu anda BABA olarak kızım için neler yapabilirim ? nasıl davranmalıyım ? BU Konuya odaklanın. bazen çoçukların fikri büyüklerden güzel ve mantıklı oluyor biliyor musunuz ?
          ben kendi döngümde bunu KEŞFETTİM.
          yaptıığınız işte başarıyı hedefleyin ,kızınıza odaklanın,kişisel olarak kenidinizi geliştirin.
          Ben bu dediklerimi yaptım ,
          bir de geçmişiniz için istigfar geleceğiniz için AFİYET isteyin ALLAH tan ,
          inanın bir müddet sonra her duruma alışıyorsunuz.

          • alp dedi ki:

            Sennur hanım, ben ilişkimizi yürütmek için elimden gelenin fazlasını yaptım. herkez, sen de peygamber sabrı var diyordu. annesi babası ablası arkadaşları hep beni haklı buluyorlardı. gerçi haksız bulucak hiçbirşey yapmadım da. ben evliyken başka şehirde çalışmak zorunda kaldığımda, kızımsız neler çekiyordum.yapayalnızdım.ayrıca eşime ayrı evde tutmuştum.annemgille aynı yerde kalmasın sıkılabilir belki diye. sonucta ben ne yaptıysam olmadı. çünkü eşimin ziyniyeti çok farklılaştı kızım olduktan sonra. aile kavramı diye birşey yoktu. hep bencillik vardı.ben iş bulacam. ev alacam.araba alacam derdi. yani alalım veya alacaz demezdi.ben yokmuşum gibi davranırdı.hep benim ailemi kötüleme vardı. kendi ailesiyle küstü. doğumuna bile sadece benim ailem geldi hep yanındalardı.ama yinede benim ailem kötü oldu. borç yapmış haberim yok, onuda ailem ödedi.benim içkim sigaram bile yok.ben şunu anladım sonunda , benimle sadece ailesinden uzaklaşmak ve sadece evlenmek için evlenmiş beni kullanmış. ben bunları sindiremiyorum. 7 yılımda boşa gitti.ailemede evlenmek için ısrar etmiştim. ailemede çok mahçubum.onlarıda mutsuz ettim. bunları haketmiyorlardı. kızımada çok üzülüyorum. bana çok bağlı. bilmiyorum işte hayat devam ediyor.Dua ediyorum Rabbime sürekli. yorumlarınız için teşekkürler.

          • adem dedi ki:

            alp bey öncelikle geçmiş olsun. Rabbim yardımcımız olsun. zor süreçlerden geçiyoruz. bende boşandım biliyorsunuz. toplum olarak aile kavramımız zayıflıyor. yalnız şunu gözlemledim hükümet kanunlar ne kadar kadının yanında yer alırsa insanlar ve insan gibi insanlar o erkekte haklıysa o kadar erkeğin yanında oluyor. kısacası kadının yardımcısı hükümet ve kanunlar belediyeler vs vs, erkeğin ise Allah ve dostları oluyor.. bir süre geçsin kafanızı tooplayın Allah size yeniden bu sefer hayırlı bir kadınla karşılaştırsın inşallah.

          • alp dedi ki:

            hepimizi iyi insanlarla karşılaştırır Rabbim inşallah.Hoşçakalın…

          • sennur dedi ki:

            yorumunuzdan şunu anlıyorum ALP BEY,
            -insanlar evlenmek için evleniyorlar
            – küslük ,kin vb. duyguları hem en yakınlarına barındırıp , hem onlardan uzaklaşmak için evleniyorlar
            -evlenince iktidar savaşı başlıyor -benim ailen -senin ailen vb.
            -bir kişi evlenip ,iki kişilik evlilik hayatını tek başına aldığı kararlar ile yürütmek istiyorlar
            -ve herkes kenidne göre -DOĞRU -HAKLI sebepleri var.

            ve sonuç 25-30 lu yaşlarda evlenmiş 30-35li yaşlarda boşanmış ;
            tek ebeveynle çoçuk yetiştirmek zorunda kalan HEPİMİZiz.

            inanın burada yazılanları okudukça herkesin imtihanının kendine ağır olduğunu farkettim.
            buradan herkese duam ; RABBİM yarın huzuruna varınca hesabını veremeyeceğimiz bir amel etmemize fırsat vermesin.

            ve ayrılık sonrası acilen toparlanmayı her birimize nasip etsin.
            çünkü eş rolümüz bitse de ANNE ve BABA olma rolümüz bir ÖMÜRBOYU.
            (Ve değerli yavrularımızın bizim yerine koyacağı bir ebeveyn yok maalesef.)

            tüm imtihanı çetin olan kardeşlerimize hayırlı ve bereketli bir ÖMÜR diliyorum.
            eksik olana değil , elimizdeki imkana bakarak , morallerimiz toparlasın inş.
            selam ve dua ile

          • alp dedi ki:

            paylaşımlarınız için teşekkürler Sennur hanım. AMİN diyorum dualarınıza…

        • Dertli dedi ki:

          Geçmiş olsun abi İmtihan dünyası kızınız kaç yaşında kaç yıllık evliydiniz

          • Serkan dedi ki:

            Bende aynı durumdayım yazınızı sanki benim ağzımdan yazmışsınız, benim ik kızım var 6 ve 3 yaşındalar aynı sıkıntıları bende çekiyorum nisanda mahkememiz var hakkımda o kadar çok yalan beyanda bulunmuş ki 6 yılımı nasıl bu kadına adamışım diyorum kendi kendime sadece para için bitti bizimkisi de Allah düşmanımın başına vermesin böylelerini Rabbim yardım etsin bizlere de

          • alp dedi ki:

            7 yıllık evliydim. kızımda 7 yaşında.

  64. Adem dedi ki:

    Ayni durum benim icinde geçerli. Tam 3 ay oldu bende ayrilali. Fakat ben eski esim gelsin diye hic dusunmedim bazen birileri diyor Allah korusun diyorum çünkü ben bu gecen 4 ayda kesin olarak onun sinir hastasi oldugu kararina vardim.onu tamamen unuttum. Da baska birine acilacagim zaman bu durumu anlamayabilir daha yeni ayrilmissin deyip farkli seyler arayabilir arkasinda siye de sunuyorum. Boyle düşünmelerini istemiyorum tabi ki de.

    • Feyza dedi ki:

      Sizin bosanma sureciniz de zaten tamamlandi sanirim Adem bey, siz bizim tanidigimiz ‘adem’ beysiniz degil mi? 🙂 Siz kendinizi hazir hissediyorsaniz karsi taraf bunu hisseder sanirim. Cocugunuz da olmaduginicin sorun yasayacaginizi pek sanmiyorum.

  65. Dertli dedi ki:

    Selamın aleyküm herkese..

    Değerli Kader Arkadaşlarım, Abilerim, Bablalarım

    Birşey danışmak istiyorum. şimdi ben boşanalı 3 ay olacak nerdeyse benim niyetim tekrardan ileriye dönük ciddi düşüncelerim var kendimi toparlamaya çalışıyorum Rabbim Çok şükür yardım ediyor galiba yavaş yavaş alışıyorum bunu hissedebiliyorum. Bir kaç kişilerin önerdiği bayanlar var hepside öğretmen beni kabul ediyorlar ama ben nedense korkuyorum ve kabul etmiyorum, maaşlı olmaları ilerde aynı şeyleri tekrar başıma gelir diye çok korkuyorum ve karşıma çıkan öğretmenlerin yaşı benden hep 3 veya 4 yaş büyük oluyor beni kabul ediyorlar ama ben nedense kabul edemiyorum bunun sebebi yaram hala taze o yüzden görüşmek dahi istemiyorum onlarla nasıl bi psikolojim var onuda bilmiyorum..İçimden bi his diyorki keşke eski eşim geri dönse diğer bi hissim ise tekrar gelirse hayatın dahada kötü olacak seni defalarca terk edenden hayır gelmez diyor çok farklı duygular içerisindeyim… En az ne kadar bi süre geçmesi lazım tekrar yuva kurabilmem için tavsiyeye çok ihtiyacım var.

    • Gelincik dedi ki:

      Sayın Dertli Abi Allah yardımcın olsun hâlâ iki arada bir deredesin 3 ay kısa bir süre hem psikolojik olarak da çok yıpranmışsın biraz daha bekle derim dinlen kafanı topla gez kendine izin ver daima hayırlısı olsun diye dua et Rabbim elbette bir kapı açar bu aralar kafanı dinle Dertli abi Allah yardımcın olsun

    • Serkan dedi ki:

      Merhaba bende aynı durumdayım Eylül ayında para yüzünden evimden ayrıldım hala daha ayrıyım ilk duruşması oldu nisa ayına ertelendi bu arada bana evden Uzaklaştırma ve hakaret davası da açtı yalan dolanla iki kızım var bende onlara yanıyorum. Para için insan yuvasını yıkarmı diyorsunuz ama yıkıyor. Bende boşluk içindeyim ne yapsam nasıl yapsam diye uğraşıyorum sizlerin yaşadığı zorlukları bende yaşıyorum keşke bununla ilgili bi dernek yada hepberaber toplanıp sıkıntılarımızdan bahsedebileceğmiz birbirimize yardımcı olabileceğimiz bir yer olsa

      • "Abdullah Bir" dedi ki:

        Serkan’a…

        Bir imza ile ömür boyu köle olmaya razı magdurlar Platformuna hoş geldin kardeşim.

        Burası tamda senın aradığın özelliklere (sıkıntılarınızdan bahsedebileceğniz birbirinize yardımcı olabileceğiniz bir yer) sahip bir site.

        Burada sen ve senin gibi FEMİNAZİ magduru KÖLE (erkek) var.

        Benden sana bir ağabey tavsiyesi.

        Manevi-psikolojık olarak rahatlamak için yaşadığın sıkıntıları ve içinde bulunduğun süreci buraya yaz. Ayrıca daha önce senin durumunda olan diğer magdurların ve onların sorunlarına dair yazılan (sorular-cevaplar-çözüm yolları vb) yorumları oku. Bu şekilde hem rahatlarsın hemde bilgi ve tecrübe sahibi olursun.

        Dogru ve hayırlı işlerinde Allah yar ve yardımcın olsun…

    • adem dedi ki:

      dertli kardeş demek ki senle aynı günlerde boşanmışız. yalnız senle farkımız ben eski eşimin busüreçte kesinlikle sinirr hastası olduğu ve tedavi görmesi gerektiği sonucuna ulaştım. evliliği bırakanda ilk etapta kendisi olduğu için kesinlikle onu ne hayal ediyorum. nede onla bir gelecek düşünüyorum. yalnızsorduğunuz sorunun cevabını bende merak ediyorum. ne kadar süre geçmesi lazım. aslında bende birkaç adım atacağım ama daha yeni boşanmışsın bu ne hız demelerini de istemiyorum. bu beni utandırır. yalnız benim ilk eşim ev hanımıydı.. ve öyle aman aman hamarat ev işlerini çok yapan biri de değildi zaten o sıkıntılardan dolayı da iyice beliğini yitirdiğini düşünüyorum.. biraz rahattta battı. bende acaba bu sefer çalışan biriyle mi denesem demekten kendimi alamıyorum her ne kadar kalben taraftar olmasam da. çalışan birini de bulsam belki bu sefer ben napıyorum ben diyeceğim. bilemiyorum.

    • anıl dedi ki:

      dertli kardeşim kendimden yola cıkarak soylemek istiyorum.
      zamanında kendi nefsi duygular ile yuvasını yıkan ve bin pişman olan kadınlar yeni bosanmıs ve aklı basında olmayan bosanmıs erkek adaylarına evlenmek onlara cazib geliyor.unutma her sey dort duvar ıcınde kendini belli ediyor.aman dikkat et ikinci evlilik ask ve sevgi evliliği olarak değilde.mantık ve iki tarafın nefsi ve anlaşma evliliği olarak sürer.sen kendini ikinci evliliğe hazır hissedersen zaman onemli değil evlen.lakin ikinci evlilik sana birinci evlilikten daha zor gelisrse senin bittiğin o andır.cünkü birinci evliliğinde olan haklılığın tamamen ikici evlilikte boşanman seni haksiz duruma düsürecektir.
      niye acele ediyorsun evlenmek icin insanları tanı unutma kişi kendini anlattığı gibi değil yasattığı gibidir..

    • anıl dedi ki:

      belli bir süre ver kendine ve düşüncelerini.intikam almak için evlilik ve görüşmeşlerden uzak dur.
      önce sen hazırmısın ikinci evliliğe yoksa kendinede yaptığın ikinci evliliğe zarar verirsin.

    • "Abdullah Bir" dedi ki:

      Sayın DERTLİ’ye…

      “ilerde aynı şeyleri tekrar başıma gelir diye çok korkuyorum”

      Korkular en başta insanın hayatta kalmasına, bu duygunun kişiye hissettirdikleri doğru şekilde algılandığında ise kişinin doğru karar vermesine sebep olur. İçinde bulunduğun süreçte korkmaktan KORKMA, bir süre daha bu konuda ki (evlenme ve evlenilecek kadınlara dair kriterler konusu) korkunu muhafaza et…

      “yaram hala taze o yüzden görüşmek dahi istemiyorum”

      Öncelikle boşanma eylemine YARA gözüyle bakmaktan vazgeç. Bu seni daha fazla sıkıntıya sokar. Aksine yaran taze-yeni DEĞİL. Şu anda yaran kabuk bağlamış, iyileşmek üzere ve bu nedenle kaşınıyor. Senin için asıl sıkıntı, yaranın oluştuğu dönem ayrıldığın kadın ile “beraber” geçirdiğin süre,dönemdi.

      Ayrıca “yaralı erkekleri” tedavi etmeye meraklı yarım-sahte-intörn doktor kadınlara KOBAY, yaralı ve kolay av arayan yırtıcı sırtlanlara YEM olursun.

      Bu nedenle duygusal ve psilolojık zayıflığını cevrende ki muhtemel avcılardan gizle, tamamen iyileşene kadar sürünün (toplumun) ortalarında bir yerlerde kendini sakla ve muhtemel saldırılardan koru

      “İçimden bi his diyor ki keşke eski eşim geri dönse”

      Bu senin vicdanının veya aklının değil; senin ZAAFLARINI (alışkanlıkların, aile ve düzenli hayatına olan bağlılığın, vb) sana karşı kullanan NEFS ve ŞEYTAN’ın sesi. O sese kulak verme. Bu sesin dediğini yapman HAYATININ HATASI olur, çünkü akıllı bir MÜSLÜMAN aynı delikten “iki defa ısırılmaz” bunu asla unutma…

      “tekrar gelirse hayatın dahada kötü olacak seni defalarca terk edenden hayır gelmez”

      Bak bu senin iyiliğini isteyen AKLININ-MANTIĞININ-BASİRETİNİN sesi. Kendini zayıf ve güçsüz hissetmeye başladığında bu sese kulak ver. Çünkü bu ses sana doğru yolu gösteriyor.

      “En az ne kadar bi süre geçmesi lazım tekrar yuva kurabilmem için tavsiyeye çok ihtiyacım var.”

      Senin tekrar ve kalıcı olarak doğru insanla uzun soluklu, normal, huzurlu ve mutlu bir yuva kurman için ne kadar süreye ihtiyacın olduğunu sadece ve sadece sen hissedebilir, karar verebilir veya belirleye bilirsin.

      Allah hayırlı ve doğru işlerinde yar ve yardımcın olsun kardeşim….

      • Feyza dedi ki:

        ‘Bu nedenle duygusal ve psilolojık zayıflığını cevrende ki muhtemel avcılardan gizle, tamamen iyileşene kadar sürünün (toplumun) ortalarında bir yerlerde kendini sakla ve muhtemel saldırılardan koru.’
        Bu nasihat altin degerinde abi, hakikaten cok cok onemli bir noktaya dikkat cekmissiniz. Altini cizmek istedim. Nekahet donemi bittikten sonra bunlar yaniniza iyi birer tecrube olarak kalacak sn Dertli. Ama simdilik guclu gozukmeye calisin ki akbabalar yaniniza yanasamasin.

    • meryem dedi ki:

      Sayın Dertli ;
      Bu platformda Abdullah Bir isimli bir abimizin bir sözü vardı.” Ayağı sakatlanan atı vur ” diye. Ben başta anlamamıştım. Sonra araştırdım ve atlar yaradılış gereği sürekli ayakta duruyorlar ve ayağı sakatlanan at kesinlikle iyileşemiyor, iyileşmesi için ne yaparsanız yapın eski haline gelemiyor. Sizin eşinizle muhabbetiniz de ayağı sakatlanan bir at gibi. Siz iyileştirmeye çalışsanız da iyileşemez, düzelemez, ne kadar çabalarsanız çabalayın imkansız gibi bir şey. Size önerim önünüze bakmanız ve tercih yaparken halis niyetli insanlarla ilk olarak İŞTİŞARE, daha sonra İSTİHARE yapmanız. Nacizane önerim budur. Ama karar verirken KALP ve KAFA İZDİVACI önemli. Kalbiniz ve mantığınızı evlendirin ve o şekilde karar verin.

    • Feyza dedi ki:

      Yalniz suna takildim sn.Dertli, kendinizden buyuk hanimlarla anlasabilirsiniz fakat evlilik noktasinda sizce yeterli uyum olur mu? Ben erkeklerin en azindan birkac yas da olsa buyuk olmasi taraftariyim, tabi istisnalar vardir. Fakat evlilige kendinizi hazir hissettiginiz zaman, evleneceginiz yeni haniminizin kriterlerini cok iyi tecrube edin. Yani bosanmanin verdigi bir bosluk duygusu ya da bosanmis olmanin verdigi ‘ben bir evlilik yaptim, o yuzden benden kucuk birine talip olsam beni kabul etmez vs. ‘ gibi onyargilara kapilip aceleci karar vermeyin. Sabikali degilsiniz, sadece bosanmis ve bekar bir erkeksiniz. 🙂

      • Dertli dedi ki:

        🙂 Teşekkürler işte bende ona şaşıyorum ben benden büyük birini istemiyorum nedense hep yaşları benden büyük.
        Benimde bildiğim bayanlar kendisinden büyük birini tercih eder.

      • Yahya dedi ki:

        Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş…
        Huyu ahlakı güzel olsun da …

    • Yahya dedi ki:

      Dertsiz kardeşim,
      Bana da bu işin tekniğini öğretir misin? 2 sene olacak, ne beni isteyen var ne soran? Ne yaşı büyük soruyor, ne küçük!
      İzdivaç programlarına düşecek durumdayım, şimdide millet RTÜK’e şikayet ediyor, yarın öbürsü gün bu programlarda kapatılırsa… düşünmek dahi istemiyorum :S

      Değerli dostlarımız çok güzel cevaplar vermişler.
      Bu cevapları tekrar etmek istemem ancak; daha önce yazdığın yazılar ve şimdi bu yazdığın yazıdan şunu anlıyorum ki içindeki fırtına daha durulmamış. Aklın karma karışık, bu karışıklıkla hayati bir karar nasıl verirsin?
      Gelelim eski eşine, dinen tekrar onunla evlenmen mümkün mü? Hüküm belli, bunu düşündün mü?

      Bu işin en az süresi yok, kişiden kişiye değişir. Ama zamanla unutacaksın, zamanla sende ölmüş olacak. Aklına dahi gelmeyecek, gelse bir şey ifade etmeyecek.

      Hakkımızda hayırlısı olsun, Allah yardımcımız olsun!

      • Dertli dedi ki:

        en iyisi 7-8 ay kimseyle görüşmeyecem belki kafam daha iyi olur.

      • ne önemi var dedi ki:

        ben de bundan bahsedecektim Yahya bey benden önce yazmış. sonuçta anlaşılan 3 talakla boşanma meydana gelmiş. yani bir daha evlenmeniz için onun tekrar evlenip boşanması lazım ki bu da herhalde imkansıza yakın. bu açıdan bakarsanız içinizdeki vesveselere daha iyi karşı koyabilirsiniz diye düşünüyorum. Allah yardımcınız olsun. zaman herşeyin ilacıdır derler.

      • Dertli dedi ki:

        😀 Abi bana niye Dertsiz diyosun

        • Yahya dedi ki:

          3 ay geçmiş ne derdi?
          unut artık, yeni sayfa aç… derdin vs. kalmasın 🙂

          • Feyza dedi ki:

            Dertsiz kardes; bence de sana dertsiz diyelim ki dertli psikolojisinden cik ve hayata tutun 🙂 .Dertli nikini degistir. Bir de kendinden buyuk hanimlarla degil kucuklerin arasindan guzel huylu guzel ahlak sahibi olanlarina talip ol. Daha iyi hissedersin.

  66. ali dedi ki:

    kardeşim yazını okudum.
    doğrusu kadınların piskolojİk sorunları evlendikten birde çocuk sahibi olduktan sonra iyice artıyor.
    geçmişteki hayatlarına nasıl oluyorsa birden özlem duyuyor.
    ayrılıklara tv programlarının, ekonomik özgürlüklerini sağlamalarının vede ne yazıkki ahmak aile fertlerinin boşanma yanlısı teşvikleri çok büyük darbe vuruyor.
    sonunda bir hayal kuruyor ama o hayalde ne yazıkki siz yoksunuz.
    aynı sorunlar bende de var. evet ne yazıkki merhamet bazı erkeklerin ekmeği iken bu bazı kadınlara yetmiyor.
    eşim gittikten sonra ameliyatlar geçirdim. piskologlara düştüm. ama ne aradı ne sordu. çocuğumu bile başka şehirde olmasından dolayı göremiyorum. suçlu ise hep benim. sebepler ise anne sevgisi ekonomik özgürlük ve hayaller oldu. her kez gibi yani.
    eşim şimdi maddi sıkıntılar içinde belli etmiyor.
    kendisi başını açtı, makyajı eksik olmuyor, annesi ve babasıyla kalıyor ama babasıyla sürekli sorunlar yaşıoyor, çocuğuma ailemin eşimi dövdüğünü o sebepten ayrıldığını söylüyor, oysa tamamen yalan. genede geziyor dolaşıyor. iş arıyor. nerede çalıştığı önemli değil hakkari van kars edirne problem değil.
    ben mi ?
    alışıyorum ama ne zman arasam oğlumu kullanarak laf sokmaya çalışıyor.
    her barışma çabamda biraz daha incitiyor.
    her gün oğlumun resmini yolluyor yemek yerken(oğlum daha okula başlamadı)
    ailem eşimin gelmesi için halen uğraşıyor.
    benim ise üzüldüğümü görünce hepden heder oluyorlar.
    piskolog boşan diyor. siz babasıysanız o da annesi diyor.
    çekmek zorunda değilsiniz diyor.
    oysa oğluma ne zman gitsem ağlıyor üzülüyor. ileride neler olduğunuj nelere katlandığımı anlatsam ne olacakki.
    olan hep en çok çocuklara oluyor.
    ama alışması çok zor. yataktan kalkınca yatınca yemek yerken tv izlerken sinemaya gidince hep aklınıza oğlunuz ve eşiniz geliyor.
    ve diyorsunuz ki pişmanmıdır acaba?
    acaba seviyorda benim gel dememi mi bekliyor?
    umut etmekten yoruldum artık…
    her buluşmamızda aramamızda seni sevmiyorum diyor tamam dedim seni unuttum bende şimdi zaten sende unuttun diyor. suçu bana atıyor. ne yaptığını anlamadım acıtmaktan sevk alıyor. ama neden?

    • Dertli dedi ki:

      Sizinle aynı duygular içerisindeyim allah yardımcımız olsun eski eşime çocukların resminlerini videolarını böyle yapman haram dedim oda bana bidaha ne ara nede sor çocukları göremiyeceksin numaranıda engelliyorum dedi ve yüzüme kapattı 21 gün sonra nafaka günü aradım hesabına para yattımı dedim evet teşekkür etti güzel konuşmalar felan filan sonra çocuğun doğum günü gelmek istersen gel dedi bende üzülmek istemiyorum gelmiyecem dedim oda sen bilirsin dedi. İnsan en ufak güzel sözünden acaba barışmak mı istiyor dün bana bunları şunları söyliyen kişi şimdi ise bana çok güzel davranıyor diyorum ama biz böyle düşündükçe kendimizi yıpratmaktan başka birşey yaptığımız yok. Artık bazı şeyleri kabullenmemiz lazım. Çocuklarım küçük beni tanımıyorlar bende pek göremiyorum aslında görmemem daha iyi çünkü birdefa alıştığın zaman vazgeçemiyorsun her an yanında olmak istiyorsun heleki çocuklarda seni tanıyorsa çok dahada kötü oluyor belki ben bu konuda biraz şanslıyım ..Belki unutamam sürekli aklımda olur ama şunada canı gönülden inanıyorum zamanla yokluklarına alışacam aklıma geldiği zaman üzülmeyecem çünkü iyi olduklarını biliyorum tek üzüldüğüm şey babasız kalmaları. Kabaca kelime kullanacam KENDİMİZİ YIRTSAKTA, ÜZÜLSEKTE, KAFAYI YİYECEK DURUMADA GELSEK birşey değişmeyecek ve zaman yinede akıp geçecek TEK yapmamız gereken şey kabullenmek. Binlerce insan boşanıyor hayatına bi şekilde devam ediyor bizim onlardan eksiğimiz ne? Bunu ilk önce kendimize sormamız lazım. Çocuklarmız bizde kalsaydı ne yapardık daha çok sorumluluk olacaktı ve yine üzülecektik çocuklar annesiz büyüyor diye ve evleneceğin kişi acaba çocuklarıma ennelik yaparmı yada seni kabul eden çocuklarını kabul edermi yani anlıyacağın sıkıntılar hiçbirzaman bitmez.
      Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır.

      KISA BİR HİKAYE ANLATICAM ÇOCUK UZUN OLDU AMA HAKKINIZIHELAL EDİN

      Şimdi Şeyhlerden biri her namazın sonunda dua ederken yarabbi bu sıkıntımı benden alma diye dua ediyordu yanındaki bir müridleri şeyhinin ettiği duayı duyunca şaşırdılar anlam veremediler. mescidden çıktıklarında şeyhlerine dedilerki Şeyhim bizler senin için Allaha senin üzerindeki sıkıntıyı alsın diye dua ederken senin ise Allahtan sıkıntını almasın diye dua ederken duyduk anlam vermedik dediler. Şeyhin cevabı ise Bu sıkıntıma alıştım aramız iyi ben ona oda bana alıştı Allah benim bu sıkıntımı alırsa sıradaki başka sıkıntı verecek bu yaştan sonra yeni sıkıntıya alışamam dedi.

      • meryem dedi ki:

        Sayın Dertli bey ve Ali Bey

        Yorumlarınızı okuyunca ciddi anlamda içim cız etti. Allah ikinizin de yardımcısı olsun. Sizlere nacizane tavsiyem; Eğer eşleriniz barışmaya yanaşmıyorsa yada barışsanız bile aynı sıkıntıları yaşayacaksanız, kendinize eziyet etmeyin. Siz de bir anne ve babanın evladısınız, hiç bir anne baba çocuğunu böyle sıkıntılar içinde perişan olurken görmek istemez. Önce SİZ . Siz iyi olun ki çocuklarınız da iyi olsun. Siz iyi olun ki anneniz babanız da iyi olsun. Bu can da size emanet, kendinize eziyet etmeyin. Çocuklar içinde hiç kimse onlarla vakit geçirmenizi, görmenizi engelleyemez, engellememeli. . Gerekirse yasal yollara başvurun.Siz iyi oldukça eski eşleriniz hatayı kendilerinde arayacaklardır. Pişman olacaklardır.Yeni bir evlilik yapmaya çalışın , inş hayırlı hanımlar çıkar ikinizin de karşısına.

        • Dertli dedi ki:

          Kesinlikle haklısnız isterse yasalar bana hergün çocuklarımı görme izni versin artık umurumda değil görüpte üzüleceğime görmeyipte alışırım yokluklarına daha iyi Allah o kadını bildiği gibi yapsın İNŞALLAH

          • sennur dedi ki:

            BENCE yanlış açıdan bakıyorsunuz ,
            evet yeni bir hayat kurabilirsiniz ,
            ama unutmayın O ÇOÇUKLARIN TEK BABASI var ,
            görüpte üzüleceğime demişsiniz ;
            görüpte ,görüşüpte BABA SEVGİSİNİ vermeniz gerek ,
            siz boşanmış olabilir siniz.
            ama anne -baba olmak kutsal bir sorumluluk.
            ve BOŞANMIŞ BEYLER ,
            Boşandım eski eşim de çoçuğumu göstermiyor ,
            oh ben de hayatımı kurayım ne ala …
            BABA tüm çoçuklar için güvendir .
            yaşı ne olursa olsun.

            anne ye kızıp ,çoçukla ilişkiyi kesmek YAPILAN EN BÜYÜK HATADIR.
            bence kişiler önce ilişkilerinin neden bittiğini düşünüp ,
            karşılıklı HATA oranını değerlendirmelidir.
            ve NE olursa olsun evlatlarına tek olan ANNE yada BABA ları için olumsuz birşey aktarmamalı. biz ilişkimizi yönetemedik ,çoççuğum bu senin sorunun değil.
            seni ÇOK seven bir ANNEN var , BABAN var ,
            bir telefon kadar yakının dayım .diyebilmelidir. sayın boşanmış BABALAR,
            SİZLER eşinizden boşanıyorsunuz.
            BABAlık gibi bir vazife den boşanmıyorsunuz….
            öncelikle bunu İDRAK etmelisiniz.

            sonra RABBE tevekkül ,teslimiyet …

            üç ay çok kısa bir süre.(biraz zamana ihtiyacınız var .)

            kün fe yekün. RABBİM hesab gününde yüzümüzü ak eylesin.
            iman ve teslimiyet versin.
            ve imanımızı arttıracak kişilerle birlikte olmamızı nasip eylesin

      • anıl dedi ki:

        dertli kardeşim
        sana tekrar söylüyorum..sen zaten en başında kaybettmişin çünkü rumuz adın bile DERTLİ..
        sen yarayı kurcaladıkca o yara kanar kabuk bağlamaz.
        sen aslında cocukların değil giden eşin için üzülüyorsun buda senin nefsin olduğu için söyle bir düşüncen var.iki çocuklu kadınını kim alır kim sever..
        sen aslında bırakıldığın için terk edildiğin için kendine sarmışın kendine kurmuşun kendine ceza kesmisin.sanrı ve halüsyon da görmeye başlamışındır.
        dertli kendine değer vermeyene yakın çevresi dahil anne baba kardeş bile değer vermez.kendi düşeni kimse kaldırmaz cenazen ortada kalır ..
        sen sana yapılanı hazmediyor ve neden leri arıyorken karşı tarafa söyle bir izlenim veriyorsun.bak bensiz dertli yapamıyor elimi birçektim duman oldu kül oldu görüntüsü veriyor ve vermeye devam ediyorsun.
        unutma bela ağızdan çıkan söze bağlıdır..
        unutmaki kişi kendini anlattığı gibi değil yaşattığı gibidir.derdin dermanı klavyede değil kuranda zikirlerde muhabbetlerde dost sohbetlerde bulabilirsin..
        sanki senmi bu dünyada tek boşanan ..haline sükret et…duyduğum ve gördüklerimi söylüyüm..kocasını aldatan.çocuklarını bırakıp gidip başka adamlara kaçan kadınlar var.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Ali’ye…

      Boşuna kendini kandırma ve kendi elinle kendine ZULÜM etme. O kadın seni SEVMİYOR, sana ACI ÇEKTİRMEK İSTİYOR. Aklını başına al ve göz göre göre TUZAĞA DÜŞME.

      Bu saatten sonra senin o kadın ile mutlu olma şansın YOK, Psikologu dinle ve bir an önce O kadından BOŞAN.

      Aksi taktirde senin DÜŞMAN’ın olan ve sana karılık yapmayan o ZALİM’in bir ömür KÖLESİ olursun.

      • adem dedi ki:

        ali beye..
        kardeş hakkında hayırlısı buymuş ne yapalım boşver aynen abdullah beyin söylediklerine katılıyorum.. senden ilgi duymak için aramış olabilir. bence eski eşinde zaman zaman gitgeller yaşıyor yalnızlığı gördü çünkü.. sakın kardeşim sakın. en kısa zamanda inşallah yeniden mutlu olabileceğin birini seversin.yaşınızı bilmiyorum ama siz biraz zaman bekleyin sonra Allah size birini gönderecektir inşallah..

  67. :: dedi ki:

    Terk eden kadın/erkek fark etmez pişman olurmu heleki çocuğu olupta kendisinde kalıyorsa.

  68. Hüseyin dedi ki:

    Arkadaşlar bende evlenmeyi çok istiyorum hem korkuyorum hemde gönlüme göre bulamıyorum çevdemde hiç yok birine söylesem yanlış anlayacak kimsede yabancı birine kız vermek istemiyor genelde akrabaları tercih ediyor kızın aileleri. Vallahi sevgiye o kadar açımki şöyle karşıma namazlı niyazlı allahta korkan biri çıksa dünyadaki cennetime kavuşmuş olurcasına mutlu olurum. Çevremde hiç olmadığı için kimseyede diyemiyorumki tanıdığın birileri var mı diye.. nasıl bir yol izlemeliyim acaba?

    Bu sitedeki yorumları okuyunca ayrı bir mutlu oluyorum teselli mahiyetinde.

    • Süleyman dedi ki:

      Kimse yabancı birine kız vermek istemiyor, evi olmayana kız vermiyorlar, arabası olmayana kız vermiyorlar, iyi işi olmayana kız vermiyorlar, vs. Bu varsayımların hepsi eşiniz olan kişiyle karşılaştığınızda boşluğa karışıyor.

      Sanırım günümüz erkeklerinin imtihanı da bu şekilde. Ben etrafımda duyuyorum hep. Ben de 4-5 senedir uğraşıyorum. Önce okul bitsin dediler okul bitti, sonra iş dediler işte oldu. Bilmiyorum başka ne çıkabilir karşıma sebep olarak fakat ben gene de uğraşmaya devam ediyorum. Ümitsizliğe kapılmamaya çalışıyorum. Sanırım erkeklere önerebileceğim şey “uğraşmak” olurdu.

      “Nasıl bir yol izlemeliyim acaba?” diye sormuşsunuz. Yakın çevrenize haber edin. Anneniz, babanız, abiniz, ablanız vs. Eğer onlardan sonuç alamazsanız veya belli bir sebepten tercih etmiyorsanız arkadaşlarınızla konuşun. Evli olan arkadaşlarınıza ulaşın. Size yardım edebilirler mi diye sorun. Hiç bir sonuç alamasanızda kesinlikle karamsarlığa bürünmeyin ve hep olumlu olun. Hemen o gün çıkmaz ama belli bir zaman sonra birilerini bulabilirler.

      Bu süreçte çevrenizle istişare edin. Kriterlerinizi karakterini sevdiğiniz kişilerle konuşun. Belki bazıları çok uçuktur. Onları törpüleyin gene de önemli olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa göz ardı etmeyin.

      Girişim aşamasında ulaşma aşamasında acele etsenizde karar aşamasında sakın aceleci olmayın. Yani evet 2-3 konuşmada karara varın fakat kişilerin karakterini görmek için nişanı ve söz aşamalarını abartmamak şartıyla uzun tutun. 6-8 ay bekleyin en az. (duruma göre değişebilir). Bu sırada çevresine sorun hatta kendinizinde çevreden sorulmasını talep edin. Bu konuda çekinmeyin, utanmayın. Araştırmanızı iyi yapın. Eş adayınızın ailesini ve çevresini gözlemleyin.

      Bol bol dua edin. Evlilikle alakalı ayetleri ve hadisleri okuyun. Bu konuda sohbet veren büyükleri dinleyin. Hanımınıza iyi davranmak için doğru kişilerin kitaplarını okuyun, hatta gerekirse şiir ezberleyin yarın işinize yarayabilir. Erkek psikolojisi ve hanım psikolojisi arasındaki farkları bilin. Kendinizi tahammüle alıştırmak için biraz oruç filanda tutabilirsiniz. Hakikaten tahammül seviyenizi artırıyor.

      Benim aklıma gelenler bu kadar Allah tüm bekarlara hayırlı evlilikler nasip etsin. Huzurlu ve sağlıklı bir ömür nasip etsin.

    • Yahya dedi ki:

      Hüseyin bey
      siz herhalde yukarıdaki makaleyi okumadınız…
      bence bir kaç kez okuyunuz sonra evlenme niyetinizi halisane bir şekilde dile getiriniz … 🙂

  69. Dertli dedi ki:

    Değerli Abilerim/Ablalarım Bana Lütfen Tavsiyerlerde Bulunun Ne Yapayım. Yaşım 26

    Bende yeni boşandım evliğim 3 yıl sürdü ve 1 kız 1 oğlum var evliliğim süresince hep ayrı yaşadık ilk evlendiğim zaman ilk 4 ay güzeldi hamile olunca psikolojisi biraz değişti ufak tefek tartışmalar yaşıyorduk bunlar gayet normal şeylerdi eşiminde ablası ona destek verince beni terk etti hamile bi şekilde dayanamadım abimle beraber gittik getirdik 1 ay sonra yine terk etti ve kamu kuruşuna atandı memur olarak boşanma davası açtı bende onun her kararına saygı duydum ayrılmak istiyosa tamam dedim boşanalım çünkü sevgi saygısı bitmişti uzatmanın bir anlamı yok diyordum ailemde aynı şekilde düşünüyordu..

    Üzüldüğüm tek şey doğmamış çocuğuma üzülüyordum birde ona verdiğim değere şimdi belki diyeceksiniz bukadar değer verdin neden gitti? Aile ortamı bilmiyor ailesi yok bi kardeşi var başka kimi kimsesi yok ona doğru yolu gösterende olmadı nasihat verende gerçi ailem verdi ama bir kulağından girdi diğerinden çıktı.

    Velhasıl kelam boşandık resmiyette sonra çocuğum doğdu 6-7 ay sonra barışmak istedi barıştım tabi barıştıktan 3 ay sonra bana yine boşanma davası açtı ve yine hamileydi ve ona yapma etme eyleme bak hamilelik psikojisinden kaynaklanıyor dedim yine dinlemedi buarada ayrı illerde yaşıyorduk insan doğal olarak demezmi yahu siz daha barışalı 3 ay oldu niye boşanıyosunuz birde hamilesin ve yine boşandık intihar edecek duruma kadar geldim ben burda sıkıntı çekerken kendisinin bana çocuklara bakıyorum maddi yardımını esirgeme demesi beni mahfediyor nafaka dışında fazla gönderiyorum artık kendimi kullanılmış gibi hissediyorum.

    bana hiç acımadı karşısında bebek gibi ağladığım günler çok oldu beni bukadar üzdü ama ben yinede yaşanan şeyleri unutamıyorum çocuklarımdan dolayı çocuklarım biri 10 aylık diğer 2,5 yaşında insanda biraz Allah korkusu olur. Madem boşanacaktın niye barışmak istedin hayatımı böyle mahfettin en ufak sinirinde çocukla görüşemezsin yüzünü göremezsin deyince dahada kötü oluyordum

    Bende dayanamayıp Yarabbi artık onları unuttur çocuklarımıda onu sana havale ediyorum diye çok dua ettim ve onu aradım ve dedimki bidaha ne gelecem nede soracam allah yolunu bahtını açık etsin dedim. Onun cevabı ise ”Çocuklar büyüyünce babam nerde derse ne diyecem onlara” bende istediğini söyleyebilirsin dedim. Lütfen Bana Tavsiyelerde bulunun şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.

    • Yahya dedi ki:

      Dertli kardeş hoş geldin.

      Geçmiş olsun ve Allah yardımcın olsun.

      Esasında cevabı çok basit. Son paragrafında yazdığın gibi yapman yeterli.
      Boşanman tamamen bitmiş ise biran önce – yaşın ilerlemeden – tekrar evlen. Ancak bu evlenmen, enkazdan çıkmış gibi ilk bulduğun biriyle değil, ilk evliliğindeki +/- leri değerlendirerek, daha bilinçli, tecrübeli bir şekilde olmalıdır. Bu süreci çok iyi değerlendir, işine gücüne önem ver, dinine önem ver. Muhakkak eksiklerin vs. vardır, onlar üzerinde çalış. Hem depresyon vs. gibi sıkıntılardan uzak durusun hem de inkişaf edersin.

      Eski eşine karşı zaafiyet gösterme. Fazla nafaka ödemeri vs. gibi hatalar yapma. Yeni aile kuracaksın. Anladığım kadarıyla eski eşin seni daha çok laflarıyla ve hareketleriyle yıpratacak. Sen d