Boşanmış Aile Çocuğu Olmak

06 Kasım 2017Sema Maraşlı42 Yorum »

7_bBoşanmak için evlenen yoktur.(istisnalar her zaman vardır)  Evlenirken bir ömür boyu süreceği ümidi ile çıkılır yola. Fakat bazen olmazsa olmaz. Evliliğin kurtulması için elden gelen yapıldıktan sonra olmuyorsa bitirmek lazım. Bitirilirken de en çok düşünülmesi gereken çocuklar olur elbette. Rabbimiz, ya iyilikle geçinin ya iyilikle ayrılın, buyurur.

Ayrılık iyilikle olmadığında kötü etkileri hem tarafları hem çocukları etkiler.

Boşanma serisinin içinde boşanma sonrası çocuklarla ilgili yazı yazmıştım fakat bir konunun eksik olduğunu fark ettim. Boşanma ile ilgili kullanılan dilin boşanmış kişileri ve çocuklarını nasıl etkilediği ve boşanmış aile çocuklarına toplumun yanlış bakış açısı.

Boşanmak hayatın bir gerçeği ve toplumun bu konuda bilinçlenmesi lazım. Bir kere “Parçalanmış Aile Çocukları”  tanımı asla yapılmamalı ki maalesef pek çok uzman bile bu tanımı yapıyor. Parçalanmak kelimesinin anlamı kötüdür zihinlerimizde.  Ayrılmış ya da boşanmış aile, demek varken neden parçalanmış kelimesi kullanılıp çocukları incitmeye uğraşıyorlar şaşıyorum.

İlkokul çağındaki çocuklar genellikle anne-babasının boşandığını saklama eğiliminde oluyormuş. Neden acaba?

Etraflarında ki kişilerin onlara acıyan gözlerle baktıklarını fark edip hatta bunu çoğu zaman dile getirdikleri için okulda da aynı muameleye maruz kalmaktan korktukları için olabilir.

Yakın akrabalar tarafından “Ah yavrum vah yavrum, yuvanız yıkıldı, sizin ne suçunuz vardı, perişan oldunuz…gibi  acıyan cümlelerin o çocukları boşanmadan daha fazla üzdüğüne emin olabilirsiniz.

Boşanmış aile çocuklarına ya da anne-babası ölmüş çocuklara normal davranmak lazım. Her daim yaşadıklarını hatırlatmak merhamet değil ancak zulüm olabilir. Anne-baba eksikliğinden dolayı özel ilgilenmek istiyorsanız bunu acıyarak değil, nezaketle fark ettirmeden yapmak gerekir.

Boşanmış aile çocukları bir taraftan yakınları tarafından acımaya maruz kalırken bir taraftan da toplum tarafından acımasızlığa maruz kalabiliyorlar. Boşanmış aile çocuklarını potansiyel suçlu olarak gören bir kesim var.

Bir de uzmanlar tarafından da yapılan araştırmalar üzerinden boşanmış aile çocuklarının daha fazla suça bulaştıkları söyleniyor.

Boşanmış aile çocuklarının suça bulaşma oranın yüksek olması anne-babalarının boşanması mı yoksa çocuğun evliyken onlardan gördüğü kötü muamele mi yoksa çocukların arada kaldığı çatışmalı bir boşanma mı, ebeveynin diğerine düşman edilip onu görmemesi mi ya da hacizle görmek zorunda kalması mı? Bu anne-baba evli kalsaydı çocuk suça bulaşmayacak mıydı? Bu çocukların ailelerinin alkol, işsizlik, suç işleme oranları inceleniyor mu?  Zorla mı suça itilmiş bunlara bakmak lazım.

Yoksa çıkıp boşanmış aile çocukları suça meyilli oluyor demek hem toplumun algısını iyice bozar hem bu çocukları incitir belki şartlanmışlıkla suça meyilli hale getirebilir. Ki nice ailelerinde çeşitli bağımlılık ya da suç işlemiş kişiler olup onların haline bakıp kendini korumuş gençler var. Aileleri ile de çocukları yargılayamayız. Hele anne-baba boşandığı için hiç yargılayamayız.

Bir anne anlatmıştı. Çocuğunun okulundan rehberlik servisinden çağırmışlar. Bir grup çocuk arasında bir olay olmuş bunların içinden en az olayın içinde olan onun çocuğuymuş. Rehber öğretmen konuşurken “Sizin çocuğunuz boşanmış aile çocuğu olduğu için problemli” demiş. Tabii çok canı sıkılmış annenin. Rehber öğretmene de kızmış. Diğer çocukların çok daha fazla suçu varken onun çocuğunun göze batmasına üzülmüş.  Ergenlikte pek çok gencin yaptığı bir davranışı boşanmış aile çocuğu yaptığında göze batıyor ve sebebi anne-baba ayrılığına bağlanıyor aynı hareketi diğer çocuklar yaptığında ergenlik çağında normal hareket sayılıyor. Bu hatayı rehber öğretmen bile yapıyor.

Ayrıca bir genç kızdan duymuştum lisede velilerden biri diğer velileri toplamış “Bu kız boşanmış aile kızı, imza toplayıp sınıftan attıralım, bizim kızları olumsuz etkilemesin.” diye aklın ve vicdanın almayacağı bir terbiyesizliğe imza atmış tabii istediğini yapamamış ama o genç kızı fazlasıyla incitmeyi başarmış.

Başka bir gençte sevdiği bir yazarın kitabında “Parçalanmış aile çocuğu bunun etkisini ömür boyu atamaz, hayatta hep olumsuz etkisini görür.” Babında bir cümleyi okuduğunda çok üzüldüğünü söylemişti. Ve bunu inançlı bir yazar söylüyor.

Hani hayat imtihandı? Bu çocukların imtihanı buysa, niye onlar için bu kadar olumsuz olduğu düşünülüyor? Belki bu imtihan onları güçlendirecek niye çocukları yıkılacağına inandırmaya çalışıyorsunuz?

Karı-kocanın her gün kavga ettiği çatışma içinde bir evde mi yoksa sakin bir evde mi yaşamak tercihi çocuklara sorulsa sakinliği tercih edeceklerdir. Yeter ki çocuk diğer ebeveyni görebilsin, ona düşman olmak taraf tutmak zorunda bırakılmasın. Yeter ki anne-babalar eski eşine kinini, hırsını çocuğun üstünden yürütmesin. Bir parça çocuğunu seven onu diğer ebeveyne karşı doldurmaz, düşman etmez. Çocuğu diğer tarafa düşman eden onunla görüşmesini istemeyen çocuğun üzerinde psikolojik baskı kurarak onun da görmek istememesine sebep olan vebaldedir.

Ya da boşandıktan sonra kendine yeni bir hayat kurup çocuklarını arayıp sormayan ebeveynler, çocukları arasında adaletsizlik yapanlar bunun hesabını muhakkak vereceklerdir.

Toplum olarak boşanma konusunda bilinçlenmemiz lazım. Bir de boşanan ebeveynler öncelikle bunu kendileri atlatıp, kabullenip sonra da çocuklarına boşanmanın utanılacak bir şey olmadığını, bir imtihan dünyasında olduğumuzu herkesin bir çeşit imtihanı olduğunu, doğru algılarsa bu imtihanın onu olgunlaştıracağını, güçlendireceğini, bazı insanların tepkilerinin kendi içlerindekini yansıttığını ve üzerine alınmaması gerektiği anlatıp bilinçlendirmesi gerekir.

Boşanma ile ilgili kullanılan olumsuz kelimeleri değiştirmek lazım. Boşanmayı teşvik etmeden fakat boşanmış insanları ve çocuklarını da incitmeyecek kelimeler kullanmak lazım.

http://www.cocukaile.net/bosanma-3-sonrasi-cocuklar/

Not: “Boşanmış Olmak” başlıklı yazıdaki sorulara gelen yorumlarınızı özetleyip bir yazı olarak yazacağım inşallah aklımda.

Okunma Sayısı : 3.812

Yorum yapın

“Boşanmış Aile Çocuğu Olmak” için 42 Yorum

  1. Ayse diyor ki:

    Kadin haklari konusunda toplumda duyarsizlik var.
    Kadin evlenince neden velayet yeniden gozden geciriliyor.Bosaninca erkek yeniden istedigi gibi hayatina hicbirsey olmamis gibi devam etsin. Kadin hayatini cocuga adasin.Toplumun bekledigi bu. Sonra adam ayda 350 tlye baba olsun.kadin da cocugun ozel okul masraflari icin bogazindan kisacak.Dul olacak.Hayat kuramayacak.Eski kocayla ugrasacak bir yandan.Gercekten babalik yapmak isteyen her turlu yapar.Amac burda baski altina almak.
    Hicbir kadin 3 kurus nafaka icin koca bosamaz.zaten yatirilmiyor bile illa icraya veteceksin.Sonra propaganda yapiliyor.yok efendim nafaka icin kadinlar bosaniyormus.Sacma sapan seyler.Aylik 350 tl cocugun hangi ihtiyacini karsilayacak.Maasinin yarisini baba cocuga vermeli.Gidip elalemin kadinlariyla yememeli.Bazi bekarlar var bosanmayi cocuk oyuncagi saniyor.Bir yanlis evlilik kadinin hayatini mahvediyor.Erkek gununu gun ediyor.

    • Mehmet D diyor ki:

      İsterseniz ev adreslerini vereyim bi bakın bakalım kim gününü gün ediyor.
      Ben 600 ile başladım çocuk istemeyen kadına maaşıma icra geldiği için benden önce o alıyor sonra bana yatıyor maaş. Bi arkadaşım da 1300 veriyor öğretmen olduğu için memur olunca aynı şekilde önce kadına sonra memura yatar para. Ve en önemlisi ikinizin karısının avukatı aynı ve boşanma için yazdıkları dilekçe de aynı. Yalandan kim ölmüş diyorlar bide.

      • Yahya diyor ki:

        Mehmet bey,
        klasik suçlu psikolojisi, boş verin.
        zaten nafaka 350 – 600 tl diye kimse boşanmıyor. Hele bilseler o kadar az olduğunu hiç boşanmazlar.
        Benimki 4 haneli kallavi bir nafaka istedi… alacağım göreceksin dedi…
        o gözlerindeki ifadeyi unutamıyorum…
        toplamda 3 haneli rakamda kaldı… dinlettiği tanıkların çoğu maaşım/gelirim hakkında attı tuttu. Ne oldu kocaman SIFIR.

        Netice olarak, müvekkilinin ağzına bir parmak bal çalıp, cebini dolduranlar avukatlar oluyor… kazanan taraf: avukat :)
        Anlayana tabi…
        Selam ve dua ile…

        • Ayse diyor ki:

          Bu gune kadar kocamin tek kurusunu yemedim.ona ben luks hayat yasattim.mahkemedede ev kiralarinin dekontlarini dosyaya koymus benden ev kiralarini haci annesiyle birlikte gelip istedi utanmadan. Oysa kira odemedi icin o paralari ben verdim ona.Para duskunu erkeklerin sayisi az degil toplumda.O yuzden calisan kadinlarin evlilik sozlesmesi yapmasinin ne kadar onemli oldugunu anladim.

    • Yahya diyor ki:

      duyuyorum sizi…
      erkek kendi evinden uzaklaştırılacak…
      sonra mahkeme evi kadına tahsis edecek…
      erkek ne yaparsa yapsın… sokak hay. farkı yok…
      pek namuslu ev sahipleri evlerini “bekar” erkeğe vermeyecek…
      erkek bulduğu eve başını sokacak… evini bir şekilde borç harç yeniden döşeyecek…
      erkek hem müşterek evin ihtiyaçlarını karşılayacak, hem sığındığı evin masraflarını karşılayacak, karısına nafaka ödeyecek, varsa çocuğuna nafaka verecek…vs..
      diğer taraftan hayata tutunup, yeniden düzen kurmaya çalışacak…
      üzerinde ciddi bir maddi yükü bulunan, evinden kovulmuş bir erkeği, hangi kadın hangi şartlarla kabul etsin?
      Bu erkek tekrardan nasıl evlenip, nasıl düzen kursun?

    • Abdullah Bir diyor ki:

      BAYAN AYSE’ye…

      Aynı metin içerisinde hem “Kadin hayatini cocuga adasin.” hemde “Maasinin yarisini baba cocuga vermeli.” demişsin.

      Bu iki ifadeyi aynı yerde ve peşpeşe kullanmak kendinizin veya yakınınızda ki birisinin daha önce yaşadıklarından ötürü sizin SAKİNLEŞMEYE, PSİKOLJIK DESTEĞE ihtiyacınız olduğunu ispat etmeye yetiyor da artıyor bile.

      Çünkü;

      FEDAKARLIK/ADAMAK ve SÖZDE KENDİSİNİ ADADIĞI ÇOCUĞUN BAKIMINDAN ŞİKAYET ETMEK, BEN TURŞUYU ÇOK SEVERİM AMA SARIMSAKSIZ, SİRKESİZ ve LİMONSUZ YAPILMIŞ OLACAK demek ile düşüncelerin “mantıksal örgüsü” manasında aynı sey.

      Bakamadığınız çocuğu babasından almayacaksınız, yada aldığınız ve kendinizi adadığınızı söylediğiniz çocuğun “bütün ihtiyaclarını” şikayet etmeden karşılayacaksınız.

      Tahkiki iman** sahibi Müslüman bir kadın iseniz dediklerimi detaylı şekilde düşünün. Değilseniz de size kim ne kadar “iyi niyetli” olarak ne derse desin işe yaramaz zaten. Bildiğinizi yapın, hem kenedinizi adadığınızı söylediğiniz cocuğunuzun hemde kendinizin geleceğini karartmaya devam edin.

      Adın Hz. AYSE, düşüncelerin ise ÜMMÜ CEMİL* ile aynı.

      * Ebu Cehilin karısı. Detaylı bilgi için Bknz. Google
      ** Geçerli, makbul, Allah tarafından kabul edilen Hakiki İmanın adı.

      • Aadem diyor ki:

        Mehmet D., Yahya veAbdullah Bir kardeşlerim.
        Ayşe hanımın yorumlarına neden cevap verdiğinizi anlayamadım.
        İnşallah benim yazdıklarımda Ayşe hanımın yorumuna yazılmış bir cevap olarak anlaşılmaz.

        • Yahya diyor ki:

          Aadem bey kardeşim

          Benimkisi tamamen can sıkıntısı… :)

          Bu vesileyle yorumlarınızı okuduğumu özellikle belirtmek isterim.

          Selam ve dua ile…

        • seysey diyor ki:

          Bazi konularda haklisiniz ozellikle kadinlar cocuga kendini adasin erkekler evlensin.Burda bile biri yazmisti kadinlar cocugu babaya birakip evleniyor diye kizmisti.Dul kalmak zorunda degilsiniz evlenin.

          Erkeklerden de kadinlardan da gununu gun eden var.Zalimine denk gelirsen kadn erkek farketmez cektirir.

          Nafaka icin bosanma olayina ben de inanmiyorum kimse sicak evini sevdigi huzur buldugu kocasini birakmak istemez.Evli kaldikca kocasinin mali kendisininmis fibi yiyip iciyor zaten.Bu erkeklerin kendini kandirmasi para icin bosaniyorlar falan.Kadinlar mutsuzlar ve artik onlarla yasamak istemiyorlar mesele bu.

          Maasinin yarisini vermeli ve kadinlarla yememeli dusuncenize katilmiyorum.Cocuklarini ac acikta birakmamali ve kendi hayatini kurup yeniden evlenmeli.Sizde cocuklarinizi dusunun ama kendinizi de dusunun.Kendinizi harap etmeyin su akar yolunu bulur.

          Yasadiklarinizin gececegini ve imtihaninizdan sonra Allah kolaylik verecegini unutmayin.

          Sizin kendiniz ve cocuklariniz icin yaptiginiz dualerin hayirli olmasini ve kabul olmasini diliyorum.

          • Ayse diyor ki:

            Calisan kadinlar bosaninca kismeti cok aciliyor niye amac kadina kendini baktirmak ben evlenmeyi dusunmuyorum cocugumun rizkini elalemin adamina yedirmek istemiyorum

          • seysey diyor ki:

            Abla çalışan kadınların evli bekar farketmez kısmeti açılıyor valla haklısın. :) Ama karıyı değil parayı istiyorlar bence.

          • seysey diyor ki:

            Ama her erkek aynı değildir…

      • Ayse diyor ki:

        Baba maasinin yarisini cocuguna versin demekle ebu cehilin karisi olmanin ne alakasi var ki.
        Adam ben hayatimi yasamak istiyorum deyip bebegim 2 aylikken bosanmak istedi.COk sukur gecerli bir meslegim var.COcugumu okutabilecegime ona bir ev birakabilecegime inaniyorum.Ilerde dugun masraflari belki is kurma masraflari bana kaldi.Babasi su anda cok mutlu.SOsyal medyasina hayatin provasi yok yazmis.Evlilik ona gore degilmis.Be adam bunu cocuk dogunca mi anladin.Adam 3 yil beni iyi kandirdi.COcuk umrunda degil.BZen nolucam bundan sonra.Gunah degil mi?

        • Ayse diyor ki:

          Erkekler nafaka odemezse bulur gariban aile kizlarini 2 yilda 3 yilda bir bosarlar.Ben artik senle tahrik olmuyorum deyip.Kadinlarin hali nolucak.Ya meslegim olmasaydi
          Cocugumla ortada kalacaktik.Hayat bana ogretti.Kimseye guven olmayacagini.Bir de adami gorseniz dindar gecinir.5 vakit namazi 5 ayri camiide kilar.Helale harama dikkat eder sanarsiniz.Vicdan olmayinca neye yarar.Cocuk umrunda degil.Ayde 350 tl vererek cocugun ustunde hak mi iddia edecek.Geliri iyi olmasina ragmen maasini dusukgosterdi. Bu dogru mu.
          O ayda 350 tl verecek.Ben tum maasimi cocuguma harcayacagim.
          Cocugu almaz ki cunku bakici fiyati 2500 tl .350 tlye hallediyor.2500 tl mi verecek o kadar enayi mi

  2. Ayse diyor ki:

    Ulkemizde hicbir anne kolay kolay kocasindan bosanmaz.
    Cocuga tabiiki anne daha iyi bakar. Mahkemelerin verdigi gorusme saatleri babalik yapmak isteyen icin yeter de artar.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      BAYAN AYŞE’ye…

      SÖZLERİNİZDEN TÜRKİYE DE YAŞAMADIĞINIZ NET OLARAK ANLAŞILIYOR.

      Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz?

      • Ayse diyor ki:

        Tum kadinlari para yiyici olarak gostermeniz cok yanlis.Benim cevremde cok kadin var.Bosanirkrn kocalarina tum birikimlerini verdiler.cocuklari icin nafaka hakkindan feragat ettiler.COk guclu onurlu kadinlar var.Para duskunu erkekler de var.insan 2 cocuk dogurmus kadinin parasina el koyar mi,anne rahat yasarsa covugunu da iyi yetistirir. Anneler parayi cocuguna harcar.Etrafimda cok kadin var.Cocuk okutmak icin ek is yapiyorlar gece gunduz calisiyorlar.Cocuklar babalarina gidince babalari bayram harcligina bile el koyuyor.Gunah degil mi.Cociga verile harcliga el konulur mu.

  3. Sennur diyor ki:

    Bosanmis biri olarak ben de cevap vermek isterim. En son bir öğretmen bir beyin ,şu kadar yıllık öğretmenim sorunlu çocuklar hep parçalanmış aile kaynaklı,boşanmayin.yıkmayin tarzı yorumu ve verdiğim cevap sonrası alınganlik gösterip, site ve yorumlara bakmiyirdum. Ki gerçekten içimi açittigini, kizimin her olumsuzluk ta bu etiketi yiyeceği içimi açıtmaktadır ….

    bir de toplumun bakış açısı sen daha dur ergenlik de problem gorucen, yaa sen gormucen mi ??? senin suan da yuvan sağlam çocuğunu ne ile besliyorsun ???
    Kızının yanında babasını azarlayarak hanim mi olduğunu vb. Aslında insanlara fazla yorum ve konuşma hakki tanımak kendimize eziyet . Evet , Rasûlullah in en sevmediğini helal i yaptım,boşandıM.

    Hesabimi Allah a vericem (Rabbim hesabını veremeyecegimiz ameller den uzak eylesin.) elimden geldiği kadar, kızımı yetiştirmeye gayret ediyorum. babasına saliyorum. saygı göstermesini söylüyorum. Babasi kızı aracılığıyla hâlâ bana karışıyor, ise gitme, çocuğa bak diye.ve kızıma göre tüm iş saatlerimi ayarlamisken.

    Kimsenin aklı almıyor, benimde almıyor . Verdiği nafakayi da vermez oldu. (Kii kuruş bana geçmez, kızıma harcadığımi tek tek yazarım, kalanı olursa kizim adına yatırım yaparım) iyi yani hem evlilik sorumluluğunu yerine getirme, hayatından çıkmak için can at,sonra çocuk aracılığıyla eski eşinle uğraş. sonra onu kötüle sonra çocukların sağlıklı olmasını bekle……..

    Ben de bu konuyla ilgili devletten beklentilerimi yazmıştım. Ama burada yazılanlar da çözüm olmuyor. Rabbim evlatlara yardım, bize de akıl sağlığımızı koruma, topluma da bu tarz kisilere karşı soru sormama, yorum ve genelleme yapmama Basireti versin……….Amin

    • Yahya diyor ki:

      Sennur hanım,

      Allah yardımcınız olsun. Ne diyelim.
      Bir baba olarak en azından nafakasını ödemekle mükellef.
      Hukuki olarak yol göstermek istemiyorum zaten biliyorsunuzdur.
      Rabbim sizin ve kızınızın akıbetini hayırlı eylesin.

      Selam ve dua ile…

      • Sennur diyor ki:

        Yahya bey , Allah cümlemizin yardımcısı olsun. Bence insani değerler öldü, BEN ler ayağa kalktı , ahir zamanin bu devrinde.genelleme ler , etiketlenmeler bunaltti. Saygı saygı ve saygi diyorum. Acıyan gözler ile bakanlarin hali daha acı sevgisiz ve saygısız bir ortamda evlat yetiştiriyorlar. Aslında her durumu zorlaştıran insanlar. …

    • Hanne diyor ki:

      Şennur hanım bende siteyi uzun zamandır takip etmiyordum. birkaç yazıda insanların hadlerini aşıp ağır ifadeler kullanması ve bunu nedense bazı yazılarda çok ağır olarak görüyorum sitenin müdavimleri arasında. buda beni siteyi daha az takibe sevk etti sanırım. ama sizin böyle bir sebepten dolayı bıraktığınızı bilmiyordum o yazıyı hatırladım bende okumuştum ama bence tamamen o yazıyı yazan kişinin olaya taraflı bakmasından dolayı oluyor. Hepimiz çok iyi biliyoruzki özellikle boşanmış insanları kınamıyorum diyen insanlar bile alttan alta laf söyleyerek bi nevi kalp kırma dozunu aşma noktasına geliyor fakat zaman geçince belki aynı şeyleri onlarda yaşayacak bilemiyoruz. Kimse heleki bi anne durup dururken yuvasını bozmaz birileri bu gurubu(yani mecburiyet durumlarını anlamamakta ısrar ediyorsa biz kendimizini üzmeyelim) bende çocuk üzerinden babasından çok sıkıntı çektim. almaya geldiğinde çocuğun elindeki oyuncağından giymeyi istediği ayakkabısı kıyafeti üzerinden bile kavga ederdi. hatta gittikten sonrada bir bahane bulup bağırıp çağırırdı. çok şükür o günler geçti dicem ama bu seferde oğlumda bir babasızlık durumu oluştu. var ama yok babası oldu..hangis iyi inanın anlamadım. 3 aydır ne arıyor ne soruyor nede çocuğu özledim bir saat göreyim diyor. ki aynı şehirdeyiz ve bizim olduğumuz şehir çok küçük. çarşıya insek görme ihtimalimiz çok yüksek. Ben sizin sakin ve yön veren yazılarınızı severek okuyorum ben biraz daha sabırsız ve asabiyim çünkü. babası burda anlatmak istemediğim bir olay yaşatmış oğluma ve daha 4 yaşı yeni bitti. hiç demiyor babamı özledim gitmek istiyorum vs. hatta ben arada özlediysen arayım seni alsın diyorum yok diyor. özlemedim diyor. Geçen bir teyzemizle aynı ortama girdik babasını sorayımmı özlemişmi görüyormu diye sordu bana. ben zaten sana durumları anlatmışım birde o küçücük kalbi acıtmanın anlamı varmı. kaş göz yaptım sordurmadım cahil kadın yaşlı diyorum ama yinede düşünmesini beklerdim insanların. her gördüklerinde babası alıyormu diye sorulmasından bende bıktım. millette ayarlı gibi sanki daha önce para veriyormu diye sorarlardı şimdide alıyormu bakıyormu diye soruyorlar. sanki durumları süreçleri sorgular gibi. o yüzden inanın bende kimseye gitmek istemiyorum. Ve işin garip tarafı boşanmalar o kadar çok arttığı halde insanlar kendi boşansa dahi sadece kendi boşanmasını haklı diğerlerini eften püften sebepmiş gibi sorguluyor ya ben onu anlamıyorum. Kimseye yalan söyleyemiyorum insanlar özel hayatları hakkında herşeyi gizlerken benim özel hayatıma dair sorular sorunca sinir oluyorum. heleki çocukların yanında bu konuyu konuşmak istemiyorum. babasını kötülemelerine bende musade etmiyorum ama insanlar ne zevk alırlar büyükleri bırakın miniklerin iç dünyasını yıkmaya anlamıyorum. Duanıza amin diyorum …derdime denk geldiniz hakkınızı helal ediniz hepiniz.

      • Sennur diyor ki:

        Hanne hanim , Allah her birimizin yardımcısı olsun. Estağfurullah ne hakkı , sizinle dertlestik üstelik , helal olsun var ise de. Sizlerde helal edin ve dualarınizda yer verirseniz sevinirim. Yorum yazmama kararımi aldım ,bu da beni daha huzurlu hale getirdi. Çünkü telefon elimde sürekli kontrol vs. Bir de yazılanlara içerlemek: başlarda rahatlasam da yazarak , burada yazmanın rahatlatmadigini farkettim. Gerek yok fazla yüke ve sorumluluğa , bir de sanal alemden hesaba cekilcez😯ben o nedenle yorumsuz kalmak en iyisi. Bu benim imtihanım beni bağlar , benim hayatım ve benim sorumlulugum. Başkalarınin bana olan yorumları onların imtihanı .ve onların da yükün altına girmeleri .gerek yok ,fayda da yok. Artık hayat felsefem dünya ve ahiret hayatım adına fayda sağlamayan her durumu hayatımdan çıkarmak .selam ,sevgi ve muhabbetle

  4. Aadem diyor ki:

    Boşanmada herşey genel olarak kadına veriliyor.Nafaka, tazminat ve cocuklar.Erkegin mahvolmamasi mümkün degil.Erkeği mahvedenlerin kullandığı herşey bumerang gibi sahibini vuracak.Allah’in adaleti varsa ki var bundan kaçış yok.Ve ben o zaman cekilecegim kenara, cekirdegimi citleyip çayımı zevkle içerken izleyecegim sadece.

    Kimse bana demesinki sen elini atarsan herkes ve herşey kurtulacak.İste o zaman diyeceğim ki ben zaten bitmistim siz ve hiçbirşeyiniz beni ilgilendirmiyor.Hepinizin ve herseyinizin mahvolmasi beni artık ilgilendirmiyor.Ben mahvolurum ama hepinizde mahvolursunuz.Ben bir şeyimi kaybederim siz herseyinizi.Beni cocuklarimdan ettiniz siz tüm neslinizle biteceksiniz.

    Haaa o zaman bana sen erkeksin,bizi sen korursun,su kutsallar için şunu yap bunu yap demeyin.Çunku yapmam.erkeklik pantolon giymekse sizin de pantolonunuz var.şerefi bitirilmiş bir erkek erkek cisminde varlıktır.Nasilsa siz güçlüsünüz koruyun kendinizi ve herseyinizi.Ben en fazla canımı kaybederim tabiki sizin ve sizin herseyiniz için mücadele edersem ama etmem.Ben niye öleyim olmem için sebep yokki.

    Bende günü kurtaririm sizin gibi.Banane …Kutsallar kullanarak ta beni ölüme gonderemezsiniz çünkü onları da bitirdiniz biz size devamlı kutsallari hatirlattigimiz halde.cocuklari için canını verecek babalar artık çocuklarından fersah fersah uzak duruyor.ici içini yese bile yaklasmiyor çocuklarına.kimse demesinki o çocuk senin, sana ihtiyacı var,onun psikolojisi mahvolur falan gibi süslü,beylik sözleri hariçten gazel okuyarak.

    Cunku biz babayiz yavrularimiz icin.1/12 babasi, tatil babası, haftasonu babasi,bayram babası olmayı kabul etmiyoruz.Cunku ne dinimde nede milletimin kültüründe böyle birsey yok.ama çocukları silah olarak kullananlar ve o silahı kullanmasını sağlayanlar.

    O silahla babayi vurdugunuzu sanıyorsunuz ama baba bağışıklık kazandığında o gün ne oluyor biliyor musunuz .Keser dönüyor sap dönüyor ve hesabın döndüğü gün oluyor.o zaman biz ne diyeceğiz peki.sunu diyeceğiz.iste babasız cocuk vah vah, bu çocuğun psikolojisini kim bozmuş vah vah, bu cocugu koruyan arkasında dağ gibi duran babası yokmuş vah vah.

    Ha bu derinden gelen dip dalgayı gormeyenler, görmek istemeyenler icin tek şey derim.Siz bilirsiniz kendi düşen ağlamaz.

  5. Ali Selman IŞIK diyor ki:

    Merhaba Sema hanım, Şahsımda boşanmış bir birey. Aynı Zamanda Çocuksuz Bırakılan Babalar ve Çocuk Hakları Derneği Başkanıyım. Yazılarınızı elimden geldiğince takip ediyor bir çırpıda okuyorum. Bu yazısında bizim çocuklarımızı anlatmışsınız. Bizim çocuklarımız zaten bir tarafı yarım büyümektedir. Ayda 12-14 saat ziyaretçi pardon babalık yapmamız beklenmektedir. Bunun karşısında ise malesef sorunlu gençlik yetişiyor. Ülkemizde binlerce çocuk haciz ediliyor her hafta.Tıpkı bir emtia gibi. Ve çocuk hacizi okadar büyük bir pasta ki adalet vakıfları bile bu işten para kazanıyor malesef. Sözde yüzde 99 müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Ancak Halen TMK için bir çözüm üretilmiyor. 6284 yuvaların temellerine atılmış bir dinamit niteliğinde bombadır. Çocuk hacizi tek taraflı velayet ise cabası. Daha 2 hafta önce müftülüğe bağlı anaokuluna giden kızımı ziyaret etmek derslerini sormak istedim. Çünkü okuldaki psikolojisini takip etmem gerekiyor. Ona göre tedbirler almam gerekiyor. Malesef tek taraflı velayet neticesi annesi hiç kimse ile görüştürülmeyecek diye yazı bırakmış. Müftülük ise tarafıma hiç kimse diyor. Ellerinde hiçbir gerekçe olmadan herhangibir uzaklaştırma kararı dahi olmaması rağmen kızımın okuluna alınmıyorum. Kızım ise babacım okula gel arkadaşlarım ile tanıştıracağım seni demişti. ona söz verdim ve bu sözüde inşalalh tutacağım. Ben tutamasam bile başka babaların tutması için mücadele edeceğim. Şİmdi sormak isterim Boşanmış ailelerin çocuklarını kim anlıyor ki ?. Devlet Haciz Eder, Hastane almaz, Okul Almaz vb….. bugünkü akit gazetesi ne güzelde yazmış 6284 yuvalara kıyım yapıyor diye. sorunun kaynağına inmek lazım. Dinimiz ne emretmiş avrupa nasıl bir velayet politikası izliyor. Bunları incelemek lazım. Son olarka sürçü lisan etmiş isem affola. Ancak boşanmış aile çocuğu olmak gerçekten zordur. Ortak Velayet ise tek çözümdür.

    • Feyza diyor ki:

      Inanilir gibi degil, gercekten cok acayip. Yani bir cocugu babasi hafta ici okulda dahi goremiyor, bu kadar sacma bir uygulama olamaz.
      Sadece cocuk sahibi olmak icin evlenen ve tekil yasamdaki ozgurlugunu geri isteyen butun hanimlar evlensin, cocuk sahibi olsun ve kisa sure sonra sudan bir sebeple bosanma davasi acsin. Hem nafaka alir, hem cocuk sahibi olur hem de rahat rahat takilir. Suistimal etmek isteyen icin oyle musait bir ortam ki..
      Cocugu babasiyla gorusturmemek emanete hiyanettir. Yasalarin da bunu desteklemesi bu kadarina da musamaha gostermesi buyuk bir zulum hem babaya hem cocuklarina.
      Allah yardimciniz olsun, sizin nezdinizde butun magdur babalarin ve butun magdur cocuklarin.

      • Ayse diyor ki:

        Ortak velayetin amaci velayeti babanin aldiktan sonra cocugu anneye baktirmasidir boylelikle annenin uzerinde daha kolay baski kurmak amaclaniyor ulkemizde anlasmali bosanma sayisi az
        Bu insanlar velayet konusunda nasil anlasacak
        Medeni sekilde bosandiysan ancak o zaman ortak velayet olabilir
        Bizim erkeklerimiz o kadar medeni degil
        Kadini bosandiktan sonra hala mali gibi gorur hayat kurmasini istemez ortak velayet kadini baski altina almak icin teklif ediliyor
        Diger kadin yorumcular da buna ustu kapali deginmis

    • Yahya diyor ki:

      Ali Bey,
      Ne güzel tezat değil mi? Müftülüğe bağlı ana okuluna kızınızı görmeye gidemiyorsunuz, kızınızı göremiyorsunuz. Niçin…? Allah’ın emri ve yasağı doğrultusunda mı? yoksa annenin yasağı doğrultusunda mı?
      Bunu oradaki yetkilere sormanız lazımdı? Yarın öbür gün Ahiret gününde hesap soracaksınız!

      Ayrıca yasal olarak haklarınızı niçin aramıyorsunuz veya uyguladığınız çözüm yöntemlerini niçin aynı durumda bulunan babalar ile paylaşmıyorsunuz?

      Örneğin velayetin anneye verilmiş olması (aksi bir tedbir kararı yok ise), baba ile çocukların iletişim ve kişisel görüşme haklarını engelleyemez. Dolayısıyla annenin anaokuluna verdiği o yazılı kağıdın bir nüshasını, ayrıca bunu size ibraz eden şahsın ismini, görevini ve diğer önemli gördüğünüz bilgileri de ekleyerek aile mahkemesine sunabilirsiniz. Bu ve benzeri engellemeler kalkmadığı sürece, tekrarı söz konusu olduğunda, yine velayetin değiştirilmesi için karşı dava açabilirsiniz. Belki yaptınız veya yapıyorsunuz tabii bilemiyorum. Ayrıca davanın sonucunun olumsuz olacağını bilseniz dahi, bunu yapın; çünkü 1-2-3 derken karşı taraf bundan usanıp bıkacaktır.

      Maalesef kanuni haklarınızı mümkün olabildiğince kullanmanız, avami tabirler şansınızı zorlamanız gerekmektedir. Sistem o kadar laçkalaşmış ki, ısrarla fotoğraf ve tanıklarla çocuklarımın anneleri tarafından dövüldüğünü ispatlamama rağmen, ön duruşmada çocuklarımın velayeti anneye verildi. Bunu mahkemenin gözüne defalarca sokmama rağmen, karşı tarafın avukatı o zaman şikayetci olsaydınız dedi… çıktı işin içinden.
      Halbuki mesele annenin ceza mah. yargılanması ceza alması değil… tabii anlayana…

  6. hayat bu diyor ki:

    Bende boşanmı biri olarak söylüyorum eski eşim çocuklar üzerinden bana çok baskı kurdu zamanında çocuklarım küçük olduğu için onların adına kararlar veriyor. Telefon açıyorum cevap vermez cevap verdiği zamanda çocuklar ya uyuyor ya da yemek yiyiyor ve anladımki bu eski eşim çocukları kalkan,intikam,gıcıkık,süründürme, ve peşinden koşturma niyetine yapıyor bende 1,5 yıldır hiç aramadım sormadımda.

    Aramızda boşanıp yıllardır çocuğunu görmeyipte büyüdüklerinde karşılarına çıkıp hesap sordular mı? Ya da eski eşi yıllar sonra niye çocukları aramıyorsun sormuyorsun onlar senin çocukların gel gör diyen oldumu?

  7. Yahya diyor ki:

    Sema Hanım,

    “Ya da boşandıktan sonra kendine yeni bir hayat kurup çocuklarını arayıp sormayan ebeveynler, çocukları arasında adaletsizlik yapanlar bunun hesabını muhakkak vereceklerdir.” demişsiniz.

    Doğru ancak, bu adalet sistemi ile çocukları elinde tutan ebeveyn ile uğraşmak son derece yıpratıcı. Ör. mahkemenin belirlediği kişisel ilişki tarih ve saatleri belli ancak kapıyı çalıyorsunuz kimse yok. Bir sonraki hafta yine bu sefer hanım efendi zahmet edip cevap veriyor: işimiz vardı dışarıya çıktık. Daha sonra, “gel A yerden al!”; akşama “B yere bırak!”. Bunun üzerine İstanbul gibi büyük şehirde yaşıyorsanız trafik eziyetini de ekleyiniz. Hadi aldın çocuğunu/çocuklarını bakımsız, üstü başı kirli; tertemiz giydirir yollarsın; bir sonraki görüşmede (alabilirsen) yine aynı! (çirkinleşleri anlatmıyorum)

    Kısacası son derece yıpratıcı; ya son derece vurdum duymaz olacaksın yada – bir sonraki adım – yakacaksın köprüleri ve yeni hayat kuracaksın…

    Esasında devlet bu velayeti verdiği anne veya babayı düzenli olarak kontrol edecek. Çocukların “yüksek” menfaati temin ediliyor mu? bakım ve beslenmeleri nasıl? nerede hangi şartlarda yaşıyorlar? eğitim, öğretim durumu nasıl? gerekirse sınıf öğretmenleriyle görüşülecek, komşulara genel durum sorulacak. Ve en önemlisi, diğer ebeveyn ile iletşim kuruluyor mu? A şahsı çocukları veriyor mu? B şahsi gelip alıyor mu? gibi… rapor hazırlanılacak ve bir kurum bunları ciddi ciddi takip edecek.

    Selam ve dua ile…

    • Feyza diyor ki:

      Yahya bey son paragrafinizdaki onerilerin gerceklestirilmesi cok guzel olurdu. Cocuklarin hayati sorumsuz ama velayeti bir sekilde ekine gecirmis anne/babalarin insiyatifine birakilmamali. Bu dupeduz vicdansizlik.
      Ama o cocuklarin durumunu dusununce ise insan cok uzuluyor. Mesela ustu basi kirli, bakimsiz diyorsunuz. Kimbilir o cocuklar da ilgili bir annesi olmasini ne kadar isterdi ama elinde degil anneyi babayi secebilmeleri ve bu durumda bunun bedelini odeyecek son kisi masum cocuklardir. O yuzden ayrilan anne babalar cocuklarinin uzerinden elini cekmesin, kopruleri atmasin. Tabi bu olaylari yasamamis bir insan olarak ahkam keser gibi konusmayi hic sevmiyorum ve hissi yaklasiyor olabilirim. Ama dusununce de cocuklarin yerinde olsaydim mutlaka temelli bir ayrilik cok yara acardi. Yani yanlis anlamasin kimse, ders verir gibi hadsizlik etmek istemiyorum. Sadece cocugun gozuyle bakarak soyluyorum. Dusununce bile uzuluyor insan. Allah o sorumsuz anne babalara da akil fikir ihsan etsin.
      Insan yanibasindaki ve ustelik tek ebeveynlik yaptigi yani sorumlulugunun iki katina ciktigi cocuklarini m durumu da varsa nasil kirli bakimsiz gezdirir?
      Hic mi dusunmuyorlar cocuklarinin ihtiyaclarini. Merhametsizlik bu, devlet el atsa ve sorumlulugunu yerine getirmeyen anne babalardan velayeti alacagina dair tehdit etse mutlaka kendilerine cekiduzen verirlerdi. Gerci sonradan tekrar velayeti alma davasi acilabiliyor diye biliyorum. Ama yine de devletin takip ediyor olmasi daha onemli. Cunku dediginiz sekilde bazi anne babalar da bir yerden sonra ulasim problemi ya da velayeti alan kisinin keyfi davranislari sonucu ilgiyi alakayi kesebiliyor. Velayet elinde olan kisinin de vicdanina mahkum ediliyor bu cocuklar.
      Olayi dramatize etmek icin yazmadim ama ister istemez dramatik bir tablo canlaniyor ve insan efkarlaniyor.

      • Yahya diyor ki:

        Feyza hanım,
        Sizin halisane duygu ve düşüncelerinizi bildiğimiz için kesinlikle farklı şeyler düşünmüyoruz, müsterih olunuz.

        Boşanma sürecine girildiğinde maalesef intikam, hırs, kazanma duygularıyla hareket ediliyor. Herkes bir şeyin intikamını alma, bedelini ödetme gayreti içerisinde… Tabii çocukları mal/mülk/eşya gibi paylaştırmak mümkün olmadığı için; velayeti alan tarafın ekmeğine yağ sürülüyor. Diğer tarafa direkt savaş ilan ediliyor ve çocuk/lar üzerinden her türlü intikam alma / cezalandırma / süründürme stratejileri yürütülüyor.

        Daha öncede kısa kısa paylaştığım gibi, benim durumumda eski eş dindar inançlı ve cemaat müntesibi olmasına rağmen yapmadığını bırakmadı. Diğer taraftan hem yaş hem tecrübe hem de dini hassasiyet, ilim olarak daha ileri olan akrabaları bile “kızım sen ne yapıyorsun” dahi demediler.

        Nihai olarak bu sıkıntıları kanunlar ile çözemezsiniz. Muhtelif stratejiler, çaydırıcı yöntemler vs. uygulanabilir ancak köklü çözümler için, Kalplere Allah korkusunun, emir ve yasaklarının yüklenmesi lazım…

        Selam ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Evet haklisiniz. Allah korkusu olmadikca celikten yelek de giyseniz korunamazsiniz.
          Insaallah sizin de davaniz en kisa surede sonuclanir ve guzel haberlerinizi aliriz Yahya bey.
          Allah yardimciniz olsun ve korktugunuzdan emin kilsin.
          Burada da bazi stratejileri bu asamadaki kisilerle paylasirsaniz eminim cok faydali olacaktir.
          Selamlar.

    • MEHMET D diyor ki:

      Yahya Bey size tamamen katılıyorum,

      Sizin de bildiğiniz gibi cinsiyet ayrımcılığı ile beyanın delilsiz kabul edildiği ülkemizde bu isteklerin olma olasılığı % 0 maalesef. Çocuklarına bu denli eziyet eden kişiler anne/baba değil düpedüz verici ve taşıyıcıdan ibarettir, bi tık ötesi olamazlar bile.

    • Ayse diyor ki:

      3 kez cocugu icraya verseniz velayet davasi acamiyor musunuz benim cevremdeki kadinlar babalar velayet davasi acmasin diye cocuklarini gosteriyorlar bilgilenmek icin soruyorum

    • Ayse diyor ki:

      Benim tanidigim bir anne ta istanbuldan mahkeme velayeti babaya verdigi icin ayda 2 hafta sonu ucakla dogudaki bir sehre gidip cocuklarini goruyor.Anne babaya nafaka odemesine ragmen giderken bir suru hediye aliyor.Kadin ayni zamanda babaya tazminat odemekle yukumlu maalesef sadece erkeklerin basina gelmiyor

  8. Aadem diyor ki:

    Çinliler Kore savaşında teslim olan ve …/çok zor şartlarda hapis hayatı geçiren Yüzbaşı’yı karşılarına alırlar. Konuşturmak isterler. Yüzbaşı konuşmayınca da öldürmekle tehdit ederler. Yüzbaşı’nın cevabı basittir:

    “Boşuna uğraşıyorsunuz. Aradığınız konuda, Türk askerinin tutumu benim kişiliğimle ilgili değildir. Benden sonraki kıdemli komutayı ele alır.Hiçbir şey değişmez. “

    Sorgulamayı yapanların, “Onu da ölüme mahkûm ederiz” şeklindeki baskıları üzerine, Yüzbaşı konuşmasına devam eder:

    “Olabilir. Bu size ait bir sorumluluktur. Ama o subaydan sonra en kıdemli bir Astsubay ise o komutandır. Onu da alırsanız sıra Çavuş’a gelir ve görürsünüz ki, askerlerimizin yaşam şekli hiç değişmeden devam eder. Siz öldürmeye devam edersiniz. Bizim disiplinimiz yine sürer. Sonunda iki Türk eri kalırsa, bunlardan birisi ya orduya giriş itibariyle kıdemlidir veya yaşça biri diğerinden birkaç gün büyüktür. Kıdem unsuru yine hüküm sürer, biri diğerinin emrini uygular. Bu davranışların KÖKÜ, Türk askerinin KIŞLADA aldığı terbiyeden evvel, evinde aldığı GELENEKSEL TÜRK AİLE TERBİYESİNE dayanır. Askerlik hayatı ile sivil hayat arasında bütün ülkelerde büyük farklar vardır. Onlarda disiplin hayatı üniforma giydikten sonra başlar. Halbuki biz onu evvela anamızdan öğreniriz. AİLE İÇİNDE UYGULARIZ.Köylerimizdeki kahvelerde, camilerimizde bile davranışlarımızın özel bir disiplini vardır. Hastalarımıza dağ başlarındaki köylerimizde doktor bulamayız, kendi imkânlarımızla biz bakarız. Eski köylerimizde gece gözükebilen TEK IŞIK, HASTA BEKLENEN EVLERİMİZDEDİR.Bizde en ümitsiz hasta bile kendi haline terk edilmez. Başkasının hakkını yemek, yanımızdaki aç iken sizin karnınızı doyurmanız dinsel ve millî ahlâkımıza uymaz.”

    Bugün dünyamızda yaygın şekilde bilinen bir “Beyin Yıkama- Brain Wash” diye bilinen bir uygulama var. Buna “zorla inandırma” da deniyor.

    Beyin yıkama tekniğinin de usülleri, birbiri arkasından uygulama safhaları vardır. Tekniğin ilk safhası, “Şahsi Dengeyi Bozma” dır. Ele alınan kişide bu denge öylesine bozulmalıdır ki, bir daha düzelme imkânı olmasın. Beyni yıkanacak kimsenin, üzerindeki etkileme süresini kısaltmak için, ilk yapılan işlem “onu liderden koparmak” dır.

    Bununla birlikte “yaşam şartlarını değiştirme ve zorlaştırma” tertipleri de alınır.Böylece kişi, bizim konumuzda tutsak asker, dayanıksız, psikolojikman her türlü telkine müsait bir ortama getirilmiş olur. Bu operasyon, “aç bırakma, tedavi etmeme, soğukta bırakma” gibi çeşitli zorlamalarla sonuç alınıncaya kadar sürdürülür. İstenen şey “istek ve arzulara boyun eğdirme” dir.

    Ama, tarihsel Çin usulü beyin yıkama, Türkler üzerinde başarılı olamamıştır. Hapsedilen kafilemizin kıdemlisi olan Yüzbaşı da arkadaşlarının arasına bırakılır.

    Beyin yıkama tekniğinin bundan sonraki dönemi “İkram ve Tatlı Davranış” tır. Çinliler bu safhaya geçerler. Bu tür tatbikat, özellikle birinci safhada “Boyun Eğme” durumuna girenlerde daha fazla etkili olduğu bilinmektedir.Yemekler, beslenme artırılmıştır. Yönetici ve muhafız görevlilerinin davranışları değişmiştir. Sertliğin yerini tatlı muamele ve şefkat almıştır. Adeta eski sert ve kaba insanlar gitmiş yerlerine tam aksine koruyucu melekler gelmiştir.

    Bu safhadaki tatbikatların amacı; dini, sosyal (HER TÜRLÜ MANEVİ) inancın yıkılması ve esirde “Şaşkınlık ve Sorumsuzluk” yaratmaktır. Bu manevî yıkılış safhasında, yıkılan kişiden gerekiyorsa, ileride kendi ülkesine gidince baskı ve şantaj için kullanılmak üzere “Yazılı Belgeler” alınır.

    Birleşmiş Milletler askerlerine yapılan bu uygulama da derhal bekleneni vermeye başlar. Yapılan ikram ve iyi muameleden herkes pek memnun ve mutludur. Bu neticeler görüldüğü oranda ikramlar artar. Yeni ve güzel programlar uygulanır. Temsiller, sinemalar, geziler, piknikler…Bu kez de her milletten askerde beklenen olumlu etkiler görülmeye başlar.Her gün yeni bir grup, şimdiye kadar yanlış tanıtılmış olan bu rejimi, yani komünizmi beğenirler, hatta hayran olurlar.

    Bu tatlı tatbikatta da tavır değiştirmeyen bir asker grubu vardır: YİNE TÜRKLER…Bizimkilerin inanışlarında hiçbir değişme olmaz. Lidere ve birbirlerine daha da fazla sokulurlar.

    Aylar, hatta yıllar geçmektedir. Artık beyin yıkama taktiğinin sonuncu aşamasının uygulamasına sıra gelmiştir: uyuşturucu iğnelerle insanların bilinçaltını etkilemek. Bu da çok eski bir Çin metodudur. Daha evvelki uygulamalarda mukavemet gösterebilenlerin hemen hepsinin dilleri çözülmüştür. Sır olarak neleri varsa bülbül gibi söylemektedirler. Psikologların deyimine göre bu gibi ilâç tatbikatındaki insanın bilinçaltındaki zayıf taraflarıyla, kuvvetli taraflarının iç mücadelesi başlar.Uyuşturucu maddeler, zayıf karakterleri çabuk çözer. Bir insanın doğduğu günden itibaren anasından algıladıklarıyla başlayarak okullarda ve meslekteki çevrede verilen ahlâk, davranış eğitimi, yani MANEVİ değerlerimizdeki artış oranında elde edilmiş bir MANEVİ gücümüz vardır. Buna uzmanları “Süper Ego” demektedir. Bunun kuvvetli oluşu nispetinde yapılan ilâçlara karşı da mukavemet artar.

    Bu üçüncü operasyondan da, diğer milletler çok etkilendikleri halde bizimkilerin şuuraltından sert bir direniş gösterdiği görülür. Yine sır vermezler.

    1953’te Kuzey- Güney Savaşı sona erer. Mütareke görüşmeleri başlar. Ama esirlerin iadesi işlemi kararı verilmez. Böylece esaret hayatı taraflarda 4-5 yıl sürer.

    Çinliler, savaş tutsaklarını kendi rejimlerine kazanmak için gayretlerini inatla sürdürürler. Bunlar arasında, bütün tutsaklara “İnternasyonale” ve “Çin Gönüllüleri Yürüyüş Marşı” öğretilir. Bu marşları içten ve gür söyleyenlere ek yiyecekler verilir, tutsaklarla muhafızları arasında yakın ilişkiler kurulur. Türk tutsakları, bu uygulamadan da başarılı olarak FİRE VERMEDEN çıkmayı başarır.

    Türk esirleri, esir değişimi başlayınca, yeni ve diğerlerine benzemeyen bir tutum gösterir .

    Türk esir grubu, kıdemli olan Yüzbaşılarının komutasında bir askeri birlik havasında Güney’e geçer ve birliklerine katılırlar.

    Diğer ülkelerin esir düşen askerleri arasındaki maddi kayıplara ilâveten, manevî kayıplar da vardır. Oldukça büyük sayıda, bilhassa çoğunluğu Amerikalı olmak üzere anavatanlarına dönmeyi reddederler. Artık inandıkları yeni rejim içerisinde komünist insanlar olarak Kızıl Çin’de yaşamayı tercih ederler.

    Amerikan “Mc Call” dergisi bu serüveni, kahramanlarının isimleriyle, tarihleriyle oldukça ayrıntılı olarak anlatır. Sonunda da, Amerikali ANALARA-BABALARA, PEDAGOG VE PSİKOLOGLARA sorar:

    “Anadolu bozkırının ortasında doğan, binbir mahrumiyet içerisinde yetişen Türk çocukları bizim her türlü imkânları, konforu vererek yetiştirdiğimiz çocuklarımızla aynı şartlar altında, aynı sınavı geçirdiler.Onlar muvaffak oldular.Tam gittiler, tam olarak geri dönmesini becerdiler. Bizimkiler birbirlerine ellerini uzatmadılar. Birbirlerini korumasını bilmediler. Yalnız kendileri için, bencillikle yaşamanın örneklerini verdiler. Bu yüzden maddi kayıplar verdiler. Kızıllardan daha sonraki dönemde de iyi muamele görünce gevşediler, çözüldüler. Onların rejimlerini beğendiler. Ailelerini, vatanlarını unutup, oralarda kaldılar. Nedir bu TÜRK’ün COZULEMEYEN …, GÜCÜNÜN sebebi? Nedir bu bizim cemiyetimizin zayıflığının, çürüklüğünün sebebi?”

    NEDİR?NEDİR?NEDİR?

    NOT: N.SAYILAN tarafından kaleme alınmış Kore Savaşında Türklerle kitabından alınan üstteki yazıdan alınacak çok ders olduğunu düşünüyorum.(Kitabı okurken ağlamamak mümkün değil) ki ben bu kitabı okurken işte şimdi aileyi sözde guclendiriyoruz diyerek paramparça edilen şimdiki aileyi ve aileyi güçlendiriyoruz diyerek mudahale edilmemiş ama kaya gibi sağlam o zamanın aile yapısını kafamda canlandirdim.O zamanda sadece babası ölmüş yetim çocuklar ve sapasağlam ailelerden oluşan milletimiz varken şimdi babaları yaşarken yetim gibi büyüyen milyonlarca çocuk…

    YORUMU SİZ KARDEŞLERİME BIRAKIYORUM…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Ne yazabiliriz ki Aadem Bey.

      Bu sene şampiyon kim olur acaba? Hangi ünlü hangi ünlüyle geziyor? Sanırım bu konularda daha fazla şey yazabiliriz…

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Aadem Bey’e…

      Öncelikle böyle “önemli ve tarihi” bir olayı tekrar gündeme taşıdığın için teşekkür ederim, Allah razı olsun.

      Diğer taraftan;

      Son 50 yılda geleneksel Türk Ailesi üzerine yapılanların ( kadınlara pozitif ayrımcılık, çekirdek ailenin özendirilmesi ve dayatılması, devlet/hükumet tarafından çıkartılan yasalarla erkeklerin gücünün kırılarak kadınlara köle yapılması vb ) tamamı ülkemizde “normal/barış zamanlarında” AİLE’nin TAMAMI’nın kadınlar üzerinden KAPİTALİZM’e; “savaş döneminde” ise namusunu, ailesini ve vatanını savunmakla görevli, yükümlü erkek milletine yapılan , (yukarıda parantez içinde özetlediğimiz) örtülü veya açık, resmi ve fiili saldırılar ile gücü ve inancı kırılmış, tükenmiş, ülkesine, devletine ve kendisine olan güvenini yitirmiş erkek/asker üzerinden ise ÜLKE’nin (Türkiye’nin) başka ülkeler tarafından fiilen veya resmen İŞGAL EDİLMESİ, KÖLELEŞTİRİLMESİ için uygulanan büyük bir plan ile karşı karşıyayız.

      Sizin naklettiğiniz Kore Savaşı sırasında yaşanan olayı “mantıksal örgü” anlamında sayın Kemal Sayar’ın MODERN AİLE yazısıyla birleştirdiğimizde ilk etapta/kısa vadede Türk Erkeğine, sonrasında/uzun vadede ise Türk Milleti/Devletine kadınlara pozitif ayrımcılık masalları üzerinden bu zulmü yapanların asıl amacın ne olduğu net olarak ortaya çıkmakta…

      Özetle…

      KAPİTALİZM TARAFINDAN ve TÜRK KADINI ÜZERİNDEN TÜRK DEVLETİ İŞGAL EDİLİYOR ve TÜR MİLLETİ KÖLELEŞTİRİLİYOR…

      Allah bu “Müslüman Türk Milleti ve Müslüman Türk erkeği”nin yar ve yardımcısı olsun. (amin)

    • adem diyor ki:

      aadem kardeşim güzel bir yorum olmuş. ellerine sağlık.

  9. Sadece Fatih diyor ki:

    Boşanmak bazen ölüm sebebiyle de olabiliyor. En çok şehit çocukları üzüyor insanı…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar. “( LAvigerie)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku