Cinsellikte Kadın Erkek Farklılıkları ve Duygu Nikahı

05 Kasım 2013Cinsel Eğitim7 Yorum »

imagesCAF9D47NHer konuda olduğu gibi, bu konuda da Cenab-ı Hakk kadın ve erkeği birbirinden faklı ve rengarenk özelliklerle yaratmıştır. Çin tıbbının bir denge yani sembolü vardır bilirsiniz. Ying ve Yang konsept yuvarlak içinde badem şeklinde siyah ve beyaz taraflar. Siyahta biraz beyaz, beyazda biraz siyahtan katkı olan, sınırları net belirlenmiş bir denge sembolüdür. Bu sembol bizim kainatın kainatın sağlık göstergesidir.

İkisi birbiri olmadan olamaz. Birinin varlığından ötekinin de varlığı doğar. Şayet birisi ötekinin sınırlarını zorlarsa, denge bozulur, hastalıklar oluşur ve sonunda zalim tarafta mazlum tarafta ölmeye mahkum olur. Bu tüm ilişkiler için geçerlidir. Yani konumuz dairesinde kadın varsa kocası da vardır. Aile ayaktadır veya kocası varsa aile direği sağlamdır, mutludur. Herkesin yeri, konumu görevi bellidir.

Günümüzde bu dengeler biraz bozulmuş, sınırlar zorlanmış gibi. Kadın erkekte enerji değişikliği, bazen rol değişikliği olmuş gibi. Bu noktada hayat şartlarını veya bir takım dış etkenleri suçlayabiliriz belki. Bir toplu taşıt vasıtasına binildiğinde erkekler genç olmasına rağmen çok rahatlıkla yaşlı, çocuklu, hamile kadınları umursamadan, camdan etrafı seyredebiliyor veya uyuyabiliyorlar.

Kadınlarsa ailede sesleri daha çok yükselen, en son sözü söyleyen “reise” olabiliyorlar. Böyle durumlarda iki taraf birbirini suçlayabilir veya devir değişikliğinden yakınabilir.

Halbuki dinimizde, medeniyetimizde iki tarafın hak ve görevleri, sınırları bellidir. Erkek baş gibi kadınsa boyun gibi olmalıdır diye düşünüyorum. Padişah vezir gibi yani. Ama bu boyundaki kasların adı saygı ve itaat olmalıdır. Bu ikisi olmadan sağlıklı baş ve boyun, dolayısıyla sağlıklı ve mutlu beden olmaz ve aile olamaz.

Bu psikolojik yönden, cinsel yönden bakalım birde kadın erkek ilişkilerine. Tibet felsefesinde şöyle bir söz var; “Ying ve Yang uzlaşırlarsa, bütün çatışma ve savaşlar biter.” Bu bizim içimizdeki ve dış dünyamızdaki iç ve dış dengenin huzurundan doğan olaydır.

Kadın ve erkek farklı varlıklardır demiştik. Uzakdoğu Tao öğretisinde kadın cinselliği suya, erkek ateşe kıyas edilir. Erkek saman ateşi gibi çabuk alevlenir ve o kadar da çabuk söner. Genel olarak her zaman hazırdır. Kadın ise su misali yavaş ısınır ve o kadar da yavaş söner. Ateşin vazifesi alevi doğru kullanarak suyu kaynama derecesine getirmektir.

Mutlu ve huzurlu aile ve cinselliğin sırrı burada başlar. Ying-Yang örneğinde, Ying dişil enerji, güçsüz gibi tarif edilir. Genelde Yang eril enerji olduğundan , güçlü olarak tanıtılır. Asıl Tao felsefesinde güç kıyası yoktur, sadece güç farklılıkları vardır, bu da ying’in (dişil enerji) biriktirme özelliği, yang’ın ise sarf etme bolca harcama karşı tarafa aktarma özelliğidir. Bu alışveriş sayesinde denge hasıl olur.

İkinci sır da cinsellik için zaman ayırmaktır. Tao öğretisinin tavsiyesi, 30 dakika ön hazırlık ve 30 dakika cinsellik için zaman ayrılmasıdır. Bu minimal süredir. Günümüzde diyetisyen uzmanlar, tokluk hissinin beyinden mideye salgılanması için yemek yeme süresinin en az 20 dakika olması gerektiğini söylüyorlar. Bu fikri tasdik ederek, geçen yazılarda yazdığımız hormonların salgılanması için de yarım saatlik zaman dilimine ihtiyaç vardır. Bu hormonlar sayesinde eşler birbirine bağlanır, yakın ve güzel ilişkiler kurar. Erkek, bilinç altı seviyesinde eşini bu hormonlar sayesinde tanıyabilir ve gerçek manada ona bağlanabilir. Çünkü erkek, olayları çoğu zaman yaşayarak, deneyimleyerek öğrenir.

Babalık da buna dahil mesela. Kız çocukları ise doğuştan annelik duygusuyla yaratılmış ve oyunları da buna yöneliktir. Eş olarak üst beyinde veya korteks dediğimiz beyin zarında bir evin kocasıdır, evlenmiştir. Ama bunu alt beyine tanıtmak için bahsettiğimiz süreye akabinde salgılanan hormonlara da ihtiyaçları vardır.

Yani, demek istediğimiz, sadece beden nikahı değil duyguların nikahını da veya başka bir deyişle ince enerjilerin nikahını da kıydırmalıyız. O zaman günümüzde çokça görülmeye başlayan, bugün “severek evlendiğinden, yere göğe sığmayan, iki üç ay sonra boşanan gençler azalır. Nicelikli değil nitelikli evlilikler yapılmış olur.

Üçüncü sır da iki tarafın birbirini iyi tanıması ve ihtiyaçlarının iyi bilinmesidir. Örneğin erkeklerin uyarılması merkezden (yani genitallerden) periferiğe yani yanlara doğru, kadınlarda ise bunun tersi olup periferiden merkeze doğrudur.

Eğitimlerde söylendiği üzere, iki cins karşı tarafı kendisi gibi bilip, ona kendisine yapılmasını istediği gibi davranılıyor. Sonuç ise beklentiden çok çok uzak kalıyor. Biz önce kendimizi öğrenip bir o kadar da eşimizi öğrenmemiz, tepkilerini gözlemlememiz lazım. Bu işte acelecilik, telaş, dikkatsizlik, bencillik kötü sonuçlar getirebilir.

Unutmayalım ki en önemli cinsel organımız beynimizdir. O yüzden beynimizi ikna etmeli, öncelikle onu hazırlamalıyız. Negatif ve sinirli halde yemek yemek tavsiye edilmediği gibi böyle durumda cinsellikte asla yapılmamalı. Bu iki taraf için de zararlıdır. Bu konuda öfkeyi yenme onunla baş etme egzersizleri vardır. Çünkü kızgınlık ilk başta karaciğer olmak üzere tüm iç organlarımıza zarar verir. Zaten her şey güzel ve olumlu duygu, düşünce ile yapılınca faydalı olur.

İşte bu yüzden, özellikle sevgili kadınlarımızın unutmama özelliğinden yola çıkarak, (olayı değil duyguyu unutmama özelliklerinden dolayı) önce beynimizi sakinleştirmemiz lazım.halbuki doğru olanı, olayı unutmayıp onun duygusunu unutmaktır. “Mümin bir gedikten iki kere ısırılmaz” hadisi şerifinde de buna işaret vardır.

Yine kadınlara küçük tavsiyemiz, dıştan da güzelleşsinler ama asıl olan içten güzelleşmeyi önemsesinler. Çünkü iç güzellik dışa hemen ve eksiksiz yansır, asla sönmez ve eksilmez. Asıl güzellik içten dışa olanıdır ve sadece kendini değil etrafını da nurlandırır, aydınlatır, güneş gibi mutluluk verir herkese.

Süreyya Eshankhodjaeva

 

Okunma Sayısı : 6.113

Yorum yapın

“Cinsellikte Kadın Erkek Farklılıkları ve Duygu Nikahı” için 7 Yorum

  1. alieren dedi ki:

    Nitelikli cinselliğin faydaları adlı yazınıza göre çok daha makul ve bütünleyici bir yazı olmuş.Özellikle aile içerisindeki kadın- erkek rollerinin önemine ve kadınların eşlerine karşı evlilik içerisindeki görevi olan saygı, itaat gibi kavramlara değinmenizi çok önemli ve faydalı buluyorum.Bir evliliği sorunsuz bir biçimde sürdürebilmenin yegane yolu kadının kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesinden geçer.Tabi erkeğinde kendisine saygı ve itaatde kusur etmeyen eşinin değerini bilmeside en az onun kadar önemlidir.

    Cinsellik ve onun sağladığı haz elbette evlilik içinde önemlidir.Kültürel ve entellektüel seviyesi düşük hayata felsefi ilkelerden ziyade daha düz yaklaşan sosyolojide lümpen diye tabir edilen insanların yapmış olduğu evliliklerin önemli bir öğesidir cinsellik ve onun sağladığı haz. Tabiki bu evliliklerin sorunsuz bir şekilde devam etmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır.Sizinde bu açıdan evlilik ve aile müessesine vermiş olduğunuz katkıyı takdir ediyorum.

    Bir önemli noktada özellikle ülkemizde olduğu gibi kadın hakları ve kadın erkek eşitliği söylemlerinin ve propogandasının yoğun olduğu ülkelerde cinsel ahlaksızlığın çok üst seviyelere çıktığı gerçeğidir.Bu durumdaki en önemli sebeb sizinde değindiğiniz kadın-erkek rollerindeki değişimdir.Özgürlük ve eşitlik söylemleri bir de buna ilaveten iflağ olmaz erkek kıskançlığı ile oluşturulmuş bitmek tükenmek bilmeyen kadın mağduriyeti edebiyatının en önemli amacı kadınları birer şehvet kölesi haline getirmektir.

  2. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    gülpembe kardeşim yazar hanımın anlattığı onca bilgiyi taodan gelme çin kültüründen gelme diye hemen çöp kutusuna sallamışsın..oysa bizim dinimizde “ilim müminin yitiğidir nerde bulursa alır” diye nebevi bir öğreti vardır.cinsellikte bir ilim olduğundan eğer dinimizede ters yönleri yoksa -ki yazıda yok görünüyor-bu bilgiler nerden gelirse gelsin alınır.dinen de bir zararı sakıncası yoktur..freud diye meşhur bir yazar vardır hemen hemen bilmeyen yoktur lise derslerinden beri gençler arasında bilinir. bu adam herşeyi cinsellikle açıklayan biri ama gel gör ki sapık freud diye nitelenen bu adamda dahi hakikat kırıntıları bulunabilir yani söylediklerinin %80-90 ı yanlış olsa dahi %10-20 doğruluk payı bulunabilir.bize düşen o hakikat kırıntıları cımbızla ayıklayıp faydalı bir hale getirip toplumun faydalanmasını sağlamak olmalıdır…işbu yukarıdaki saygı değer hanımefendinin gayet faydalı yazısıda tao kültürünün uzantısıda olsa en nihayetinde hakikat içermektedir ve dinende bir sakınca görünmemektedir o halde okunmasında ve uygulanmasında da bir beis yoktur…saygılarımla…

  3. Gulpembe dedi ki:

    Bikac sey soykemek isterim, yalniz yazar hanfendinin sahsini ve halis oldugunu dusundugum niyetini bundan ayri tutuyorum, lutfen bize kirilmasin…
    Yazida mesaj butunlugu yok, bircok meseleye dokunulup birakilmis, “memleketimizden sesler” havasinda her telden caliyor , fikirler havada ucusuyor.
    Esas mesele ise shu, Tao ve Islam felsefesi ortak yada paralel degerlere sahip olamayacaklari gibi, taban tabana zittirlar.tao vahiy kaynakli degildir, insan algisi uzerinden kurulu psishik( gorunneyen ruhlarla isbirligi esasina dayali) kendine gore ahlak , evren tanimi olan bir dindir. Bircok tanrisi vardir. Taocu rahipler buyucu ve medyumdurlar, ruhlarla irribata gecip insanlara sifa verdiklerini soylerler.(dunyaca unlu medyumlar binlerce hasta insani buyuk paralar karsiliginda meditasyon( meditasyon bir dini ayindir)ile iyilestirmeye calisirlar..gunumuzde ciddi bir endustridir..
    Ying-yang , kutuplasma teorisidir, Tao nun ana maddesidir. Hersey ziddiyla bilinir, rekabet halindedirler.. Buna gore bereketsizlik, darlik , karanlik, soguk, bosluk disi olani; bereket, gunes, ferahlik, sicaklik ise yang yani erkegi simgeler( cahiliye araplari bizden once kesfetmisler taoyu:)
    Islamda kadin-erkek rakip/kutup degil, birbirlerinin velileri, hadisi serife gore kadinlar erkeklerin insan kardesleridir.
    Deginilecek cok sey var da kisa keseyim, erkege padisahlik verdiyseniz bari kadina sadrazamlik verseydiniz.vezirler padisahtan degil, sadrazamdan emir alirlar( sadrazamlar kayinvalideler olsun mu demek istediniz acaba?
    Bence ise erkegin kendini Kral, kadinin kendisini kralice hissedemedigi bir yuvada, bir tarafin hakki muhakkak yeniyor demektir.

    • .:. dedi ki:

      Yazdiklariniza tamami ile katiliyorum.

      Toparlayici kisa, net ve ozet olmus.

      Tao felsefesi gibi bir cok farkli felsefe, ogreti, kisilerin veya sozde bilim adamlarinin ozak dogulu, batili, hintli v.s. tespit veya kendilerine (kendi inbac ve yasantilarina) gore tespit ettikleri, kabul ettikleri algilari var. Sonlari hep yanlis yol ve sapkinlik. İslam dini ile ilgili uzaktan ve yakindan ilgisi yoktur.

    • ismet badem dedi ki:

      Kraliçede neticede krala bağlı değil mi? O halde başsız idare olmaz… İki baştan ancak maraz çıkar, ancak baş olmanın birinci şartı da istişaredir, onu muhakkak vurgulamak gerekir.

  4. laa__edri dedi ki:

    Cok güzel bir konuya temas ettiniz yine hocam. Peki erkek istdiginde muhabbet olma zorunluluğu var da kadin isteyin neden yok. Bn erkeğim diyip isin icinden cikiyor. Ben talep ettgimd yorgunum diyor kiz gibisin diyorum sinir oluyorum. Sevgi de azaliyor o vakit :((

  5. ismet badem dedi ki:

    Çok nitelikli bir yazı olmuş teşekkürler. Ateş ve su benzetmeleri çok bilgece yapılmış. Konu dışı ama Çinliler de bizim gibi çok derin bir medeniyetten ve fikir dünyasından bu hale nasıl düşmüş şaşılacak şey, yazık olmuş…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku