Daha Fazlasını İste!

23 Mart 2012Tuğba Akbey İnan32 Yorum »

Geçtiğimiz hafta Medyasofa’nın düzenlediği (medyada çalışan hanımların oluşturduğu bir grup) bir panele katıldım. Notlarımı yazmak bir türlü kısmet olmadı ama söylenenlerin önemi açısından daha fazla bekletmekte istemedim.

Panel Sibel Eraslan’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Prof. Dr. Edibe Sözen, Emel Magazin Dergisi Editörü Sarah Joseph, Balçiçek İlter ve Bosnalı sanatçı Biesra Suliç Boskalio konuşmacılar arasındaydı.

Sarah Joseph İngiliz… Annesinin bir güzellik merkezi varmış ve çocukluğu, dışını güzelleştirmeye çalışan kadınlar arasında geçmiş (ki bu güzeller arasında mankenler, sanatçılar da  varmış). İnsanın içsel yolculuğuyla ilgili sorduğu sorular neticesinde İslam’la tanışmış ve şimdilerde altmış bin tirajlı bir derginin editörü.

Sarah Hanım görüntüler eşliğinde yaptı konuşmasını. Önce 1930’lu yıllardan 1970’li yıllara reklamda kadının kullanılış biçimini anlattı. Ardından o tarihlerden günümüze değişmeyen unsurları… 1930’lu yılların reklam afişlerini bir görseniz? Kadına zerre değer vermeyen, teşhirci, aptal gözükmekten çekinmeyen kadın görüntülerine şahit olacaksınız. Günümüz reklamlarındaysa daha çok mükemmel ve zayıf kadın bilinçaltına sokulmaya çalışılan unsurlardan… Madonna’nın ellili yaşlarında çektirdiği bir katalog resminin bize yansıtılan kısmıyla, onun gerçekte olan hali arasında dağlar kadar fark varken, fotoshopla Barby bebek imajı oluşturuyorlar kadınların gözünde. “Böyle olmalısın!” mesajı gönderiliyor bilinçaltına. Oysa kameranın arkasında başka bir dünya var…

ABD’de insanlar üç binden fazla reklam görüyormuş günlük hayatın içinde. Düşünsenize sıradan bir günde, dikkatle bakmasanız bile nasıl bir gerçeklik algısı oluşturur insanın beyninde bu görüntüler. Bugün bizim de farkında olmadan daha zayıf, daha güzel, daha alımlı, daha zengin olmak için çalışan ve daha çok ayakkabıya ve kıyafete sahip olan kadınlara dönüşüyor olmamız, reklamın üzerimizdeki güçlü etkisinin bir göstergesi.

Diyor ki Sarah Hanım: “Sürekli daha fazlasını istememiz ve halimizden memnun olmamamız öğütleniyor reklamlarla.”

 Onun için hep, “Olduğun halinle mutlu olma! Sahip olduğun ayakkabılarla mutlu olma! Elindekilerle mutlu olma!” telkini yapılıyor. Böylece mutsuz ve yetersiz hissettiğimiz her an kendimizi alışverişe vereceğiz ve onların ürünlerini satın alacağız.

Üstelik reklamlarda sunulan kadınlar dünyanın yalnızca yüzde sekinizi oluşturuyormuş. Yani yüzde doksan iki kendi gerçeğinin farkına varamayacak kadar inandırılmış bu ütopik dünyaya…

Sareh Josep’in anlattıklarına bu açıdan bakınca hızla kirlenen masum dünyamızı bu fikirlerden arındırmak için gördüklerimize, duyduklarımıza, ağzımızdan çıkanlara ve alışveriş sepetimize bir kez daha bakmamız gerektiğini düşündüm.

Diğer konuşmacıların  -özellikle Edibe Sözen ve Balçiçek İlter’in – kadının medyada yer alma biçiminden  rahatsız olduklarını ifade ettiği cümleler-arka sayfa ve şiddet- bu çarkın parçası olanların da  kadınlar olduğu  çelişkisini hatırlattı bana.

Her bir konuşmacının on beşer dakikalık konuşmasıyla bitti panel. Panelbitti ama beynimde şu sorular dönmeye devam etmekte o günden beri;

Kadın bunu kendine niye yapar?

Hep daha fazlasını istemek eşimizle ve çocuklarımızla yaşadığımız sorunların  başlıca sebebi mi?

İnfak, kanaat ,fanilik cümlelerinin neresindeyiz?

tugbaakbeyinan@gmail.com

Okunma Sayısı : 5.874

Yorum yapın

“Daha Fazlasını İste!” için 32 Yorum

  1. Esmagül dedi ki:

    Aynı reklamlara erkekler de maruz kalıyor ve beyinleri yıkanıyor. O bir giydiğini bir daha giymeyen zayıf kadınlara özeniyorlar, onları beğeniyorlar ve biz kadınlar da mecburen böyle olmak zorunda kalıyoruz.

    • tarık dedi ki:

      “zayıf kadınlara özeniyorlar, onları beğeniyorlar ve biz kadınlar da mecburen böyle olmak zorunda kalıyoruz.” :))) Amma güldüm ya:) Yani o sağda solda ceylan gibi ince kadınlar olmasa, biz de özenmesek siz yedikçe yiyecek şiştikçe şişeceksiniz öyle mi?:)

      Ablacım “mecburen” öyle olmayın, sağlığınız için, eğer kocanız öyle seviyorsa onun için öyle olun. İsteyin, çabalayın. Başka kadınlara inat veya onlar kocanızı ele geçirmesin diye değil kendi sağlığınız ve kocanız için öyle olun.

      Bir kadın zaten o evlilik cüzdanını alır almaz +10 kilosu var demektir. Çocuk da olunca daha geri gelmez. Evlendiği kadın 50 kilo 3 sene sonra olmuş 90 kilo. E hani kocanızın 2. kadın almasını istemiyordunuz, e siz kendiniz oldunuz duble? Siz duble olunca iyi adam 2. isteyince kötü:)

      Bak ben biraz daha abartayım ama söyleyeceklerim hakikat, dikkat ederseniz kazanırsınız:

      1-Çok iştahınız varsa bile kocanızın yanında iştahlı yemeyin, hatta o gelmeden biraz atıştırın ki sizin yemenizden korkmasın.

      2-Yaptığınız yemek ne kadar güzelse veya eşinizin götürdüğü yemek ne kadar da güzelse hanım hanımcık yeyin, ağzınızı şapırdatmayın, insanlık sınırlarından çıkmayın.

      3-Yemekten sonra eşinizin yanında soda içmeyin-soda içmek çok yediğini gösterir, bir hanım soda imeyi gerektirecek kadar yemez- , kürdan kulanmayın, dişinizdeki etleri dilinizle “çık çık” diye çıkarmaya çalışmayın.

      4-Mümkünse tuvalete gitme periyodlarınızı eşinizin evde olmadığı zamanlara ayarlayın, bu mümkün değil demeyin, vücut saati denen bişey var onu uygulayın.

      • Deniz dedi ki:

        Hayret!!! Meselelere vukuf oldugunu dusunen birisi neden boyle tahkir edici uslup kullanir hakikaten anlamak guc.Dogrulari daha guzel ifade etmek cok mu zor?

        • tarık dedi ki:

          Üslup tahkir edici değil bence, sınırları zorlayıcı diyelim.

          Siz kadınlar, bazen net söylemeyince anlamıyorsunuz. Bazen net ve rahatsız edici tarzda söylemek lazım. Ben, kadınların hepsinin kendisini prenses sanmasını anlamıyorum, belki biraz ondan sert yazıyorum. Kadınların yüzlerine karşı “sen aslında prenses falan değilsin, üniversite okumuş olsan bile varoş bir ruhun var” diyemiyorum, burada rahatça yazıyorum. Bir nevi terapi, o kadarını da hoş görüp, kıssada anlatılan hisseleri görmeye çalışın derim.

      • desperate dedi ki:

        Tarık bey aslında siz esprili bir insansınız, yazdıklarınız eskiden beni kızdırıyordu ama şimdi gülüyorum. Başından beri tepki çekmenizin nedeni buranın ciddi bir site olması bu yüzden biz sizin esprilerinizi anlamadık.

        • tarık dedi ki:

          Teşekkür ederim desperate, geç de olsa anlaşıldığıma sevindim. Aslında kimsenin kızacağı şeyler yazmıyorum, biraz mizah, biraz ciddi, biraz da sivri yazıyorum o kadar. Bu kadarcık hatayla kabul edilmeyi bekliyorum:)

      • desperate dedi ki:

        Biraz da sivri dillisiniz.

    • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

      “biz kadınlar da mecburen böyle olmak zorunda kalıyoruz.”

      Etkisel olanlar tavır belirlerler,
      Tepkisel olanlar tavır belirleyenlere, tavır belirlerler.
      Sürekli tepkisel olmak kişiyi özgünlükten uzaklaştırır, gölge varlık haline getirir.

  2. eymen dedi ki:

    Allah (c.c) hepimizi doyamama hastalığından korusun.

  3. hatun dedi ki:

    Ben bu tüketim çılgınlığının ilacının doğru yerlerde,doğru kişilerle aşılacağını düşünüyorum. Bu sitedeki yazıları okuduğumda dönüp kendime bakıyorum ve bir an bile olsa gerçeği görüyorum. Geldiğimiz oyunları ve çevremizle giriştiğimiz yarışları,onun şusu var benim de olsun deyişlerimizin farkına varmak için bol bol okumalıyız. Sahabe hayatlarını,Kuranı kerimi,tarih kitaplarını okursak padişahların bile bizim bugün yaşadığımız debdebeli hayatı yaşamadıklarını görürüz. Mütevazilik kaybettiğimiz en büyük erdem. Yokken harcamamak zaten kolay,mühim olan imkanların yerindeyken kendini tutabilmektir. Hani Fatihte bir cami varmış. “Sanki yedim” caminin adı. Rivayet o ki adamın biri canı her para harcamak istediğinde,lüzumsuz bir şey alacağı zaman o parayı bir kenara koyar,nefsine hakim olur ve sanki yedim diyerek parasını biriktirirmiş. Ve bu biriken paralarla bir camii inşa ettirmiş. Demekki o kadar lüzumsuz harcamalarımız var. Şimdi bize biri camii yaptır dese yapamayız deriz. Lütfen bol bol okuyalım ve doğru insanlarla arkadaşlık kuralım. Bunun başka çaresi yok. Biz doğru insan olalım ve çevremizdekilere de doğru örnek olalım. Böyle olursa çok kısa zamanda olumlu değişiklikler olur ve belki de bir çok yuva bu sebeple kurtulur.

  4. TİBET dedi ki:

    İLLÂ Kİ BÜYÜK PLAZMA İSTİYORUM!

    Bir evin tek oğlu. Baba sıfır bir daire açıyor oğluna. Bütün eşyaları sıfır alıyor ve evi bir güzel donatıyor. Daha resmi nikah kıyılmamış ve kızla oğlan nişanlı. Kız evi geziyor ve kayınpederine diyor ki:

    -Anlaşmamıza göre, plazmayı benim istediğim büyüklükte alacaktın. Halbuki bu küçük ekran.Ben şu büyüklükte ekran istemiştim.

    Kayınpederi:
    -Kızım param yetmedi, ilerde param olunca o büyüklükte plazma alayım. Şimdi bununla idare edin olmaz mı?

    Kız:
    -ilerde olmaz, bugün alınacak, bugün anlamı var, başka zaman bir anlamı olmaz!

    Kayınpeder:
    -Ya öyle mi çıkar şu nişan yüzüğünü, sen benim oğluma yaramazsın kızım, nişanı iptal ediyorum.Sen o büyüklükte plazma alacak bir adamla evlen hadi güle güle…

    Önceliklerimizi görüyorsunuz değil mi? Büyük plazmayı dayatan kız güya dindar kapalı bir kız…Bundan sonrası sözün bittiği andır…

    • yasemin dedi ki:

      Adama helal olsun.

      • Esmagül dedi ki:

        kayınbaba böyle yapmışsa gerçekten helal olsun. Genelde insanlar daha bi ezilir büzülürler böyle şimarıkların karşısında.
        Bir de kıza bunları söyletecek cesareti vermişler demek ki iyi niyetli insanlar plazmayı da kabul etmişlerdir

    • tarık dedi ki:

      Valla bence o kayınbaba da o oğlan da afedersiniz yolunacak kazmış. Arkadaş oğluna kız, kendine eş alıyorsun tarladan patates değil. Hiç mi anlamadın kızın öyle olduğunu, hiç mi sormadın soruşturmadın. Sonra artistlik yapmanın kime ne faydası var.

      Dindar kapalı kız olduğu için vicdanlıymış da baştan söylemiş. Dinsiz biri olsaydı, evi mevi kendi üstüne yaptırır, sonra da böyle saf adamla oğluna basar tekmeyi yollardı. Haketmişler çünkü. Allahtan kapalı ve dindarmış, dua edin.

    • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

      Allah rast getirmek isterse bir kulunun işini,
      Mermere geçirir onun çürük dişini,
      Allah rast getirmek istemezse bir kulunun işini,
      Muhallebi yerken kırar en sağlam dişini!

      • tarık dedi ki:

        Doğru dedin üstad. Bazılarıın işini yolunu açıyor Allah. Ya aldıkları bir güzel duadan ya da işledikleri güzel bir amelden. Öyle olan kullardan eylesin bizi Allah.

      • hüzün dedi ki:

        insan kendi kaderini kendi tayin eder.
        Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.necm 39

  5. salih özgür dedi ki:

    bir arkadışımız ,anlatmıştı ,bir kuran kursu hocası kız ,nişanlısından 20 bin tl altın istemiş ,alınan eşyaların sıfır olmasına rağmen ,markasını beğenmemiş ,başka marka eşyalar istemiş ,erkekte yüzüğünü suratına atmış,şahsen ben de çok karşılaştım ,kızlar ,yetimiş ,öksüzmüş ,köylü kızlar daha havalı oluyor amanın ayrı ev isterim, kaç altın takacaksın , beni görecekbilecekmisin,baktım olacak gibi değil artık ben kız istemeye gitmiyorum dedim ,onlar beni istemeye gelsinler kardeşim,kızlardan talebim, evin varmı ,araba isterim, sıfır eşyalar isterim, kaç lira maşın var kızlar erkekleri görsün ya bune ,kısa bir süre geçti bir kız ,annesi ,teyzesi ,bizim eve beni anemden istemeye geldiler ,ay utandım bu gerçektir ha şaka değil 🙂

    • yasemin dedi ki:

      Sonra ne oldu çok merak ettik eşimle? 🙂

      • Esmagül dedi ki:

        kız misafirliğe gelmiştir, akrabalarının işgüzarlığıdır o inanma, hiçbir Türk kızı kendini böyle düşürmez çünkü tabi bir eksiği bir kusuru ya da seninle ilgili hesapları kitapları varsa bilemem

        • .:. dedi ki:

          1-) Bir Turk kizi nasil yapar? (Hesap, kitap dediniz, biraz aciklama yapabilirmisiniz. Ilgimi cekti.)
          2-) Size gore Bir Turk kizi aslinda nasil yapmalidir? Ne sekilde yaparsa daha dogrudur? veya siz nasil yapardiniz?/ yaptiniz?

    • tarık dedi ki:

      Sonra da zina neden arttı, erkekler porno neden izliyor derler. Bir kere yazdım yayınlanmadı. Kadınları kadın yapan cinsel organları değildir, o her yerde var parasını verirsen.

      Diğer bir yazıdaki yorumda artık kadınlar maddiyata bakıyor dedim de eleştiri geldi, buyurun burdan yakın.

      • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

        esnaf vardır, sirkeyi bal gibi bir yüzle servis eder.
        esnaf vardır, balı sirke gibi bir yüzle servis eder.
        Sorun birazda servis meselesidir.

      • TİBET dedi ki:

        “Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki,
        bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok siyah apoletleri sevebileceğini.
        Ben bunu hiç anlayamadım.”

        SEYFULLAH KARTAL.

      • hüzün dedi ki:

        bir kaç olumsuz örneği neden genelleştiriyorsunuz? daha doğrusu ‘kendi annenizi ,bacınızı ve yakın akraba olan bayanlara’ neden paragöz ,para için evlendiniz ? diye ithamda bulunuyorsunuz?
        ben sizin annenizin ,bacınızın ,yakın akrabalarınızın para için evlendiğini düşünmüyorum.

        velev ki toplumdaki bu tür uygulamalar var ve bu uygulamalar yanlış ise ,neden kur’an eksenli dönüştürme çabasında olan bir yazı buraya deklare etmiyorsunuz? kur’an ne diyor?

        bir yazınızda ”eğer cinsellikten alınan zevk olmasaydı hangi erkek bir kadının kahrını çekerdi” diyorsunuz.
        şimdi de çıkmış ”Kadınları kadın yapan cinsel organları değildir, o her yerde var parasını verirsen” diyorsunuz.bu bir çelişki değil midir ,ilk alıntıladığım yazınızda kadına salt cinsellik yüklüyorsunuz ,ikinci alıntıladığım yazınızda ise ,manevi (ki hemfikirim) değerlerden bahsedip ,cinselliği tek faktör olarak kabul etmiyorsunuz.bunlar bir çelişki değil midir? yoksa amacınız sadece yorum yapmak mı?

        ‘buyurun burdan yakın’ diyorsunuz.ateşle oynamasak ,olmaz mı?

  6. hasret dedi ki:

    TUĞBA hanım yazınız çok güzel..
    çevremde öyle alışveriş delisi okadar kadın varki..hele indirimler dayanamıyorlar..çeşit çeşit ayakkabı ,buna uygun çanta,eşarp(marka )ve elbise..hepsi bir uydurulmalı ..birini aldımı diğerinide almalı ..moda ya! her gördüğü şeye içi gidiyor ve almak istiyor..ya ihtiyaca birşey demeyiz zaten ama çok elbiseleri oluyor ki bir diğerlerine sıra bile gelmiyor…yazık israf ama alıştırılmış ve alışmış kadınlar bir dürtü gibi almazsa içi rahat etmiyor…

    bu reklamlrı yapan ve kadınları hedef alanların istediği kaleyi içten fetih etmek ..çünkü birkadın demek.bir aile demek onlar bu ailenin temeli ve direği olan kadını elde etmek istiyor ve böylece o evi kaleyi(direği)temelden fetih edip..istediklerini elde ediyorlar..

  7. hüzün dedi ki:

    toplumun asli mimarı ve biricik öznesi kadın,bir nesne haline dönüştürülmüştür.1789 fransız ihtilalinden ve bunun mahsülü olan sanayi inkılabı ile ekonomiye arka kapıdan girdirilen kadın o günden bugüne hep kullanılmıştır.

    neden kadın kullanılıyor? fransız ihtilalinden önce kadın ‘insan mı’ diyen soran batının vardığı sonuç şu olmuştur ‘kadın erkeğin kölesidir’ ve fransız ihtilalinden sonra kadın özgürlük adı altında kadın sömürülmüştür.bu sömürü ve hürriyet batılı kadın için geçerliyken ,neden müslüman kadınlar onları taklit ediyor? batıya ait bu elbiseyi neden alıp giydi ,görmüyor mu üzerinde ‘deli gömleği’ gibi durduğuna? inanın anlamış değilim.

  8. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    “Büyük insanların ideallerinin peşinden , basit insanlar ihtiyaçlarının peşinden koşarlar.”

  9. Başak dedi ki:

    Merhabalar yazınız çok güzel olmuş, çocukların çok canının sıkılmasının sebebebinin bu olduğunu düşünüyorum.Reklamlar..Demek ki nefis azdırılıyor,fakat bu sefer ruh sıkılıyor..Etrafın ne ile meşgul oluyorsa muhabbetlerde aynı oluyor.Sen aynı muhabbetleri yapamazsan dışlanıyorsun..Biz büyükler bunu zor kaldırıyoruz. Çocuklarımız ne yapsın.Allah hepimizin yardımcısı olsun..

  10. seda dedi ki:

    haklısınız tuğba hanım kadının bu bitmez istekleri eşlerinede yansıyor senin kıyafetin az senin ayakkabın yok sanada alalım erkeklere kalsa yılda 1 ayakkabı yeter:)belkide maneviyatımızı doyuramadıgımız için maddiyatla mutlu olmaya calısıyoruz insan neyi eksikse onu ister sahabeler namazı bizde dünyayı allah adına 1 saati ayırmak zor gelir alışveriş gezmek tozmak saatlerimizi alır rabbim günahlarından acı çeken insanlardan eylesin bizi.yazınız çok güzel tşkler

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku