Dindar Eş Arayışında…

27 Eylül 2017Ademler & Havvalar206 Yorum »

dindar-es

Bir Adem Diyor ki…

Sanırım evliliği evlilik olarak görmeli onu başka mecralara taşırmamalıyız.

İnsanın huzur ve sükunet bulacağı, günün yorgunluğunu ve ruhunun yıpranmışlığını eşinin sıcak kollarında, gözlerinin ışıltısında, gülüşünün yumuşaklığında eriteceği bir yuva olmalıdır evlilik.

Diğer her şey “farz ibadetler hariç” bu temel noktanın ardından gelmelidir. Öncelik ve hedef bu olmalıdır. Kocanın eşi ile geçirdiği hoş vakit ve oynadığı oyunlar dahi Allah korkusu ve muhabbeti taşıdığı ve salih niyetle olduğu sürece ibadettir bilirsiniz.

Çocuklar için de huzur ve güvenin sarmaladığı bir yuva olmalıdır. Öncelikli değerlendirme referansımız bu olmalı.

Şayet eşiniz size eş olmanın yükümlülüklerini yerine getiriyor ve sizinle ilgileniyorsa, Allah rızası için haramlardan sakınım farzlara riayet ediyor, hayatını güzel ahlak çerçevesinde yaşıyorsa, beraber tefsir okuma, islami ilimler çalışma, nafile ibadetlerle günü geçirmek gibi beklentilerde bulunmamak gerek.

Bunlar her ferdin bireysel ihtiyacı ve fıtratı kadar olur. Eşlerin bu hususta uyması gerekmez. Eşler arasında hem bir yakınlık hem de bir mesafe olabilmeli, özel yaşam alanı tanıyabilmelidir de.

Bizim gibi insanlar vaktine değer vermeyen kimselerle rahat edemez. ama o vakti hangi değerlere ayıracağımız noktasında öncelik ailemiz ise, illa aynı noktalarda buluşmak zorunluluğumuz yok. Bunu göz önünde bulundurarlım.

İdealizm bazen kibir ve büyüklenmeye götürebildiği gibi, katılık ve durağanlığa da sebep olabiliyor.

Bu hususta da kendi kalplerimizi sorguda tutalım.

İdeallerimizi bizi kuşatan zincirlere dönüştürmeyelim.

Allahu Teala’nın rahmeti, bereketi ve ihsanından yüz çevirmeyelim.

Rasulullah’ın hayatını her yönüyle yakından takip edelim. Oyun vaki oyun, ilim vakti ilim, cihad vakti cihad.

Hem zamanımızla hem amelimizle hem sevdiklerimizle adaleti gözeten kimseler olalım. Birine çok meyledip diğerlerini havada bırakmayalım.

Mustafa

Okunma Sayısı : 5.463

Yorum yapın

“Dindar Eş Arayışında…” için 206 Yorum

  1. Abdullah Bir diyor ki:

    “İTAAT ve KADIN”

    Yan yana gelmesi ÇOK ZOR, hatta İMKANSIZ olan iki ifade.

    Çünkü;

    ERKEK, fıtratının bir sonucu olarak erkek olduğunu hissettiği, hatta doğduğu andan itibaren ANNE, BACI ve EŞ olarak kadına İHTİYACI ve ZAAFI OLAN SÖZDE GÜÇLÜ YARATIK.

    KADIN, yaratılış kodları gereği doğuştan BAŞINA BUYRUK ve ASİ

    İnsan ırkının ve ilk resul Hz. ADEM’in cennetten kovulmasının mimarı ve baş sorumlusu ilk dişi insan Hz. HAVVA’nın kızları, ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK adı altında son 40-50 yılda söyledikleri, inandıkları ve yaptıklarıyla ŞEYTAN’a İTAAT-İMAN-KUL ve ALLAH’a ASİ-DÜŞMAN olan sözde MÜSLÜMAN KADIN…

    Biz de oturmuş bu ASİ VARLIK dan KOCA’ya İTAAT bekliyoruz…

    SONUÇ;

    Kul ürünü çeşitli “yasalar, hileler, yöntemler, sistemler” ile karşı cinse olan zaafından dolayı görünüşte kızına, sevgilisine, karısına, annesine, bacısına, yani en kısa genel ifade sekliyle KADIN’a, gerçekte ise HER HÜCRESİYLE KAPİTALİST SİSTEME, ŞEYTAN’a KÖLE OLMUŞ HİLKAT GARİBESİ ZAVALLI ERKEK MİLLETİ…

    Dip Not: Yukarıda ki ifadelerimiz bır tür ANALİZ/DURUM TESPİTİ dir. Tanıma uymayan az sayıda ki TAHKİKİ İMAN SAHİBİ MÜSLÜMAN KADINLAR sözlerimizin muhatabı değildirler.

    Onlar Başımızın tacı, Yuvalarımızın bekçisi, cocuklarımızın anası, örtümüz, ahlak zırhımız, ibadetlerimizin takvası, İmanımızın koruyucularıdırlar…

    İyi ki varlar…

    • Asude diyor ki:

      Abdullah Bey,
      Tespitleriniz doğru olmakla birlikte tek taraflı buldum.
      Yani kadın da erkeğe ihtiyaç duyar.
      Baba/abi koruyuculuğu, sevgisi; eşe duyulan maddi manevi ihtiyaç. Karşı cins tarafından sevilme ve ilgi ihtiyacının eşle tatmini vs. Vs.
      Dediğiniz gibi son yüzyılın ikinci yarısı iki cins de tahribe uğradı ancak fıtri ihtiyaçları birbirinden çok da farklı değil.
      O nedenle bu denli negatif bir tablo çizmek bekar arkadaşları yeise itebilir.
      Allah cc. her dönemde imtihanlarla birlikte kolaylıklar da sunmuştur.
      Evet, bu neslin imtihanı küfrün her yanı kuşatması nedeniyle çok ağır, ancak yine de Allah duayı elden bırakmayan kullarına hayırlı nasipler sunacaktır.
      Çünkü O kulunun zannı üzeredir.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        ASUDE HANIM’a

        “Kapitalizm” denilen kul ürünü sömürü sistemi yetişkin erkeğin yaratılış kodlarını bozmak, onu amacından uzaklaştırmak ve kendisine KÖLE yapmak için çok uğraştı ama fıtratı bozulmamış KADIN’ın kocası-evladı olan erkeğe sahip çıkması ZALİMLER’in hesaplarını boşa çıkarttı, başarısız oldular.

        Ama bu amaçlarından vazgeçmediler, AİLE bağlarını zayıflatmak suretiyle erkeği yetişkin olmadan önce, cocukluk çağlarında annesinin merhametinden, sevgisinden, babasının otoritesinden ve koruyuculuğundan çeşitli hile ve yöntemler ile kopararak robotlaştırmak istediler ANNE olan kadının ailesine kol-kanat germesi, sahip çıkması sonucu bu yöntemle de istedikleri sonuca ulaşamadılar.

        Toplumun ana taşıyıcısı olan erkeği köleleştirmek ve istediklerini yapabilmek adına her ne yaptılar ise karşılarında fıtratı bozulmamış, ailesine sahip çıkan ANNE-BACI-KARI kimlikli KADIN’ı buldular.

        Planlarını uygulamaya koyarken daha önce önemsemedikleri, hesaba katmadıkları “kadın” bu “Zalim Sistemin sahiplerinin” bütün planlarını alt-üst etmişti.

        Geçte olsa “aileyi yıkma” amaçlarına ulaşmak için ele geçirmek zorunda oldukları ilk insanın “ailenin çimentosu” olan cefakar, vefakar, sabırlı, merhametli ve itaatkar olan kadın olduğunu fark ettiler ve hiç zaman kaybetmeden çeşitli aldatmalar ve kadının nefsine hoş gelen vaatler ile kadın üzerine plan yaptılar ve uygulamaya koydular.

        Özetle;
        Maalesef geldiğimiz noktada da dünyayı “babalarının çiftliği”, insan ırkını da “tapulu marabası” zanneden sömürü sisteminin ağalarının bu konuda BAŞARILI olduklarını kabul etmek zorundayız.

        Sonuç;

        Erkeği “cinsellik/kadın” ile, Kadını ise “Nefsi ve Şeytan” ile aldattılar, erkeği kadına, kadını ise kendi sistemlerine köle ederek tek bir taşla tüm aileyi avladılar, insan ırkını sadece dünya için ÇALIŞAN ve TÜKETEN ROBOTLAR haline getirdiler.

        Ailenin ve manevi duyguların olmadığı, dünyevi zevkleri en üst seviyede yaşamanın tek ve asıl amaç olduğu Allah düşmanlarının sahte cenneti, alternatifsiz yaşam şekli PAGAN KÜLTÜRÜ dünya düzenine hoş geldiniz hanımlar ve beyler…

    • Serra diyor ki:

      “Hz. ADEM’in cennetten kovulmasının mimarı ve baş sorumlusu ilk dişi insan Hz. HAVVA”
      Bu yalan ve iftiradır.

  2. Asude diyor ki:

    Bunu yazdığım için taşlanır mıyım bilmiyorum ama, şimdiye kadarki gözlemlerim neticesinde kadınların ve erkeklerin dindar eş algısının çok farklı olduğunu fark ettim. Erkek için (istisnalar elbette vardır) baş örtülü olmak dindarlık şartının %90ını karşılıyor, geri kalan kısım ise kimisine göre namaz kılması kimine göreyse mahçup ve utangaç tavırlı olması kafi…Kadınlarsa bu konuda çok mükemmeliyetçi, yani kendilerine koydukları dini hedefleri eşlerinden de bekler haldeler ve çoğunlukla beklentilerine karşılık bulamıyorlar. O nedenle eşi beğenmeme ve yargılama ortaya çıkıyor. Bu dindar kimliği ile birbirini tercih eden ya da öyle zanneden çiftlerin evliliklerinin çatırdamasına neden oluyor.
    O nedenle orta noktada buluşmak için ilk adım yine çoğunlukla kadına düşüyor. Kadın beklentiyi düşürüp kendi manevi hayatını yaşarken eşine baskı yapmamalı ve onun insani yönünün güzelliklerine odaklanıp dini hayatını yargılamamalı.
    Bu durumun tam tersi de olabilir.
    Yani erkeğin daha dindar olduğu evlilikler.
    Ama genelde dindar eş arayan erkekler başörtülü eş tercih edip bu hedeflerine ulaştıklarını farz edip konuyu fazla irdelemiyorlar. Yani dini yaşantı konusunda eşlerinin tesettür ve kendilerine itaati varsa diğer meseleleri çok öncelemiyorlar.
    O nedenle bu yazıyı bir kadın olarak üzerime alındım ve fazlasıyla istifade ettim.
    Dini bir arkadaş çevresinde tanıştırılarak evlenen kadınların bilhassa çok ihtiyaç duyduğu bir yazı olmuş.
    Ellerinize sağlık.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Asude Hanım.

      Niye taşlanasınız ki. Bence gayet güzel tespitlerde bulunmuşsunuz. Bir abimiz evlilik programlarını gözlemlemiş. Bakın derdi, kadın başını kapatınca taliplerinin sayısı hemen artıyor. Halbuki tesettür farz olduğu kadar namaz da farz, sorun bakalım ahlakı düzgün mü namaz kılar mı diye anlatırdı.

      Kadına daha çok sorumluluk düşmesi noktasında yine katılıyorum. Ev hanımları gündüz ibadetler için vakit bulabiliyor. Bir arkadaşın hanımı erkeklerin farzları yapmasının yeteceği görüşündeydi. Bu yazıda ve diğer yorumlarda kast edilen aslında bir yerde dini anlayış. Mesela kadın ya da erkek çok istediği bir mal için ya bir kere de biz kredi çekiverelim ne olacak derse arada oluşan anlayış farklılığı bir şeyleri çatırdatır. Okuyunca saçma bulanlar olabilir ama ben de miladi yılbaşı vb. kutlamak isterse nasıl engel olurum gibi şeylerin derdine düşmüştüm zamanında. Biraz da bu işler seviye seviye. Belki hanımlar kocalarına itaat edip onları memnun ederek ölürler cenneti kazanırlar da onlara şefaatçi olurlar…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Bu arada farzları yapsa yeter diyorlar derken terkedilmesi doğru karşılanmayan sünnetlerin de yapıldığını kast ediyorum.

        • Asude diyor ki:

          Sadece Fatih Bey,
          Bence kadınların eş adaylarıyla ilgili kendilerine ilk olarak şu soruyu sormaları gerekiyor: “ben bu adama gönülden itaat edebilir miyim, bana yap dediği bişeyi koşulsuz yapabilir miyim?” Bunun cevabının “evet” olabilmesi için de zaten ilk etapta erkeğin sağlam bir karakterinin olması gerekiyor. Sağlam karakterden kastım: dürüstlük, kuvvetli irade, tutarlılık ve anlayışlılık. (Bunlar bana göre, başkasına göre eminim farklılık gösterir) Yani kadın teslim olmak ister ama öncelikli koşullarının sağlanması gerekir. Koşulları hususunda mutmainse erkek ona her istediğini yaptırabilir. Bu istekler kredi çekmeye karşı hassasiyetten tutun da miladi yılbaşı kutlamamaya kadar herşeyi içerebilir. Ancak şöyle de bi durum var ki; kadın, en başta kendi sağlam karakterli ise bu kriterleri önceleyebilir. Değilse gereksiz detaylara takılmaktan bunlar aklına bile gelmeyebilir.
          Tabi tüm bunları yazdım ama kendim uygulayabildim mi?
          Kısmen…
          Şimdiki aklım 4 yıl önce olsa sanırım hiç evlenemezdim.
          Çünkü ozaman tek kriterim namaz kılan ve farz/haram hassasiyeti olan biri olmasıydı.
          Eşim elhamdülillah namaz kılan biri ama bazı hususlarda güven kırıklığı yaşadığım için tam itaati sağlayamıyorum.
          O da bu durumdan muzdarip.
          Yani koşulsuz itaat edememem iki tarafı da yıpratıyor.
          Aslında çok istiyorum ama sanırım tam teslim olamıyorum.
          Ona rağmen çok anlayışlı ve sabırlı birisi.
          Beni kırmak istemez, orta yolu bulmaya çalışır.
          Ama gönül isterdi ki bir lafını iki etmeyim ve ona erkekliğini doyasıya hissettireyim.
          Konuyu kişiselleştirmek istemezdim ancak yorumların okuyuculara çok faydası olduğunu düşünüyorum.
          İnşallah istifadeli olur, böylece kendimi gereksiz magazine girmiş gibi hissetmem…
          O nedenle bekar arkadaşlara hep aynı şeyi tavsiye ediyorum:
          Kimle evlenirseniz evlenin bi erkeğin bi kadında aradığı ilk özellik kendine itaat edilmesidir. Ve başta da söylediğim gibi “koşulsuz” itaat edebileceğiniz biriyle evlenin.
          Mutluluklar :)

          • Elif diyor ki:

            Asude hanım
            Kesinlikle çok doğru söyledikleriniz. Ama biz kadınlarda en azından bu sitedeki bekarlarda evlenememe temel problemi bu olsa gerek. Itaat edilecek güven veren karakterli ayakları yere sağlam basan güçlü birini bulamadığımız için hala bekariz 😂Karşıma çıkan kişileri kabul edememe sebebim buydu .Ben arka planda kalmak istiyorum .Yanı evin ve hayatın yönetici vasfi itaat edilecek sözü dinlenip itibar edilecek KOCA adayı çıkmadığından çıkanların bir çoğunun ana kuzusu,kendi kararını bile vermekten aciz kişiler olmasi,tuhaf kompleksler ,yanlış anlaşılmalar vs.derken bugüne geldik. Maksat evlenmek için evlenmek mi ? Hayır!! Evleneceksem buna değmeli.Soyledigim özellikte olmayan kişilere de kalbim ısınmıyor. Kadın dediğin kadın gibi olmalı naif hassas oturaklı edepli .Erkek dediğin de güçlü karakterli ekmeğini tastan çıkaran kısacası kavvam biri olmalı ama nerde 😂Eski camlar bardak oldu 😂😂

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Asude Hanım.

            Kadınların erkeklerde aradığı özellik diye yaptığınız tanımlama çok doğru ve insanların hayat görüşlerinden dahi bağımsız genelgeçer bir tanımlama. Ancak günümüz kızlarının değer yargıları artık eskiye göre farklı. Efendi adamın artık zerre değeri yok gözlerinde. Böyle adamları kızlara sorsanız iyi çocuk, efendi biri diye tarifte bulunurlar ama beğenmezler. Dahası lafa gelince biz öyle istiyoruz öylesini bulamadık derler, karşılarına çıkartılınca da kıvılcım muhabbeti yaparlar. Çünkü günümüz kızları aşık olmayı itaatin ön şartı olarak koşuyor. Halbuki aşk nedir onu da bilmiyorlar, aşık olunca insanın baktığı yerde bile aşık olduğu kişiyi gördüğünden habersizler.

            Ne diyelim. Allah herkesin gönlüne göre versin :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Elif Hanım.

            Amacım yazdıklarınıza muhalefet etmek değil de biz erkeklerin de şöyle bir derdi var. Yazdığınız özellikler günümüz kızlarını evlenmeye ikna etmek için yeterli değil. Bugün işyerinde de benzer muhabbet olduğu için yazmak istedim. Nefsimi asla temize çıkaramam. Benim de eksiklerim var ancak temiz yüzlü sevimli olarak anılan birisiyim dahası dindar biriyim diye bir iddiada bulunamam ama bende hacı hoca tipi varmış nasıl oluyorsa artık. Bu bilgilerle geleceğim nokta şu. İnsanlara duruşumla benden size zarar gelmezi yansıttığımı düşünüyorum. Fakat yetmiyor. Mantıklarına uysak da onları ilk görüşte etkilemeyince bir iş çıkmıyor.

            Ben sizin yazdığınız koşulları sağlamaya çalışacağımı karşımdaki kızlara anlattım. Onlara o güveni verdiğimi düşünüyorum. Dahası sadece lafta kalmadı bunlar. Şöyle ki bazı olaylar oldu ve kızlar benim lafta değil icraatta da onlara sahip çıkacağımı elimden geldiğince mutlu etmeye çalışacağımı ve iyi bir baba iyi bir koca olmaya çalışacağımı gördüler. Mesela bir tanesinde banaannem vefat etmişti. Aileme nasıl sahip çıktığımı kriz zamanları ne yapacağımı kız görmüştü. Ne oldu? Babamı anjiyoya götürdüm de bir geçmiş olsun dahi demedi kız. Bırakalım deyince görüşmek istiyorum diyen, bir kere bıraktıktan sonra kendi kendime Allah’tan belanı mı istiyorsun dedim bir şans daha verir misin tekrar görüşelim mi diyen kız hem de. Ne oldu peki? Kıvılcım muhabbeti yaptı.

            Ben kızları ilk görüşte etkileyebilecek biri değilim. Flört “tecrübem” de olmadı. Günümüz kızlarını evliliğe ikna etmem çok zor bu açıdan. Yazdıklarınız yetmiyor. Kıvılcım olmadan olmuyor. O kıvılcımı da ben gibi kendi halinde adamların vermesi mümkün değil…

            Bu yazdıklarıma benzer epey yorum yaptım. Okuyanlar kusura bakmasın konu bütünlüğü açısından yazıyorum ellinci baskı. Bu konularda konuşmak istemeyişimin sebebi kırgınlıklarım. Konudan uzaklaşmaya çalışıyorum ama illa ki bir yerden bulaşıyorum. Burada olmazsa dışarda oluyor. Mesela hasta olunca ve evde tek olup da bakanı olmayınca insan düşünüyor evli olsaydım bir çorba yapanım olurdu diye. Hem konuşmayayım diyorsun hem de yazıyorsun diyenler varsa kusura bakmasın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yoruma ek olarak şunu belirtmek istiyorum. Amacım şikayet etmek değil tespitte bulunmak. Bugünkü halime binlerce şükür. Ben tevekkül ediyorum sözlü ve fiili duayı yapmaya çalışıyorum. Sonrası Allah’a kalmış. İmtihan boyutu da var ve insanlar da birbirinin imtihanı olabiliyor. Allah sağlık ve afiyet versin cümlemize bu daha önemli…

    • ibrahim diyor ki:

      ibadetlerin eksiksiz olması dindarlık olamaz.
      ki bunu çevrenizde görmüşsünüzdür. hele başörtüsü konusunda size hiç katılmıyorum ama içini merak etme noktasında önemli olabilir.

      iyi niyet, samimiyet bunlar çok önemli tabi farzlarda oldumu tadından yenmez :)

    • Sami diyor ki:

      İşin sırrı beklentileri düşürmek…

      Kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmamak…

      Haddini bilip kavli dua yanında fiili duaya da sarılmak…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sami Bey.

        Bu konularda çok konuşmak istemiyorum ama çok güzel orta açmışsınız :)

        Önceden de yazmıştım. Evlilik kararını iki kişi alıyor. Yani karşımızdaki insan beklentisini makul seviyede tutmadığında yine elden bir şey gelmiyor.

        Kızlardan gördüğüm muameleleri Sema Hanıma anlattığım mailin bir kısmı Evlenmek için artist duruşuna mı sahip olmak gerekli diye sitede yayınlandı. Siz o yazı sonrası yorumlarıma yetişemediniz. Geldiğinizde de aynı şeyleri konuşmak istemedim. Geçen sene gelmiş olsaydınız başıma gelenleri görürdünüz :) Kaşlarım hafif birleşiktir arasını almam gerekiyormuş mesela…

        Ben beklentilerimi hep aşağıda tutmaya çalıştım ancak geldiğim noktada hep bırakmak zorunda kaldım. Çünkü hep şu sonuca ulaştım; bu kız kıymet bilmeyecek.
        Ben annelerin ve evli hanımların beğenip takdir ettiği ancak günümüz kızları tarafından aynı oranda hakir görülen bir tipim :) Canımız sağ olsun. Günümüz kızları beğenmiyorsa yapacak bir şey yok benim için. Bana sorulmuştu nasıl bir hayatınız var diye. ALES çalışıyorum. Ara dönemde doktoraya kabul alırsam arkadaşımın dediği gibi olacak. Bu emelimi öğrendiğinde o zaman evlenemezsin demişti. Zaten böyle de beğenmiyorlar, değişen bir şey yok. :)

        Dediğim gibi çok konuşmak istemiyorum. Kızların dediği gibi işinde gücünde yaşamaya devam edeceğim, bir de tecrübesizmişim bu konularda…Millet dizilerden filmlerden muhabbet edince izlemediğim için ayak uyduramıyorum. Aynaya bak denilmişti hani, evet epey eksiğim var…Haftada üç gün halı saha maçı yapmak sosyallik değilmiş çünkü orada kızlar yokmuş…

        Selametle…

    • Uğur 017 diyor ki:

      Sayın Asude, bilmiyorum siz hangi erkekleri ve kadınları gördünüz, ama benim gördüğüm kadarıyla erkeklerin gerçek “dindarlık” kriteri beden güzelliğidir, kadınların gerçek “dindarlık” kriteri ise sosyal statüsünde ve sosyal ilişkilerinde mükemmel, ultra cazip erkek olmak. Yani dindarlık kriteri filan yok.

      Kadınlar daha zor erkek beğeniyorlar, ama elbette dindarlık kriterlerinin yüksekliğinden değil, bu dünyevi kriterin yüksekliğinden. Çünkü kadınların kendi sosyal statüleri modern kapitalist düzen tarafından aşırı şişirilmiş olduğundan onların bekledikleri sosyal statüye sahip cazip erkeklerin sayısı çok ama çok sınırlı. Gördüğüm kadarıyla zamanında evlenebilenler ancak katı ve koyu tarikat mensubu olan kızlardır, çünkü onların eşlerini tarikat ve aile büyükleri seçer, kendileri ise ikna edilir.

  3. Meryem diyor ki:

    Nur Süresi 26.ayet umudumuz olsun. İş yoğunluğu nedeni ile bir süre aranızda olmayacağım. İnşAllah dönünce ben dahil hayırlı haberinizi alırım Feyza, Kevser, Sadece Fatih, …/Nisan, Sayın Azmo, Elif vs. dualarım sizlerle. Allah’a emanet olun. :)

  4. elif diyor ki:

    Aslında kriter olarak ”dindar eş ”diyoruz ama sadece dindarlık ta tek başına bir kriter değil.Bir bakarsınız, namazını kılan arada Kuran-ı kerim okuyan biri ile anlaşamayabilirsiniz. Çünkü her namaz kılan yada dini vecibelerini yerine getiren kişi ahlaklı olmuyor – olamıyor. İbadet ve dini vecibeler yerine getirilirken kişinin ruhuna işliyorsa, davranışları ona göre şekilleniyorsa ”dindar kişi”anlamını bulur. Günümüzde din-dar, din-i-dar ayrıştırılmalı. Namaz kılıp göz zinasına dikkat etmeyen kişiler var.
    Aynı şekilde kadınlarda da tesettür böyledir. Başörtülü olup sokakta sigara içen, dedikodu yapan kadınlar var.

    Yakın zamanda insanları tanıyarak şunu anladım: Namaz kılmasa bile meyilli, iyi bir kariyer sahibi olmasa bile sorumluluk sahibi,baba olmaya azimli, anlayışlı, sakin kişiliği varsa ideal bir eş adayı olur diye düşünüyorum.
    Evlilikte temel kriter huzur , anlayış, sevgi, saygı olmalı. Ortak noktalarda buluşulmalı. Kariyeri yerinde , namaz kılan kişilerde gördüm, tanıdım maalesef ki bir kadının, bir ailenin sorumluluğunu alabilecek kriterde değildi. Üstelik bu kişi 30 yaşın üzerindeydi.
    Bu gün bindiğim takside şöför amca 18 yaşında evlenmiş 20 yaşında baba olmuş en büyük oğlu 45 yaşında amcanın kendisi de 65 yaşında.
    Amacaya dedim ” bu devirde 18 yaşında kız yada erkek evlenince yadırganıyor” oda ” kızım eskiden 18 yaşında erkekler ve kızlar daha olgundu şuan 35 yaşa merdiven dayayan erkekler yada kızlar hala evlilik düşünmüyor, kıyamet alameti işe ” dedi. Düşündüm gerçekten de öyle.Neredeyse 35 yaşına gelmiş ama hala çocuk gibi davranan, hala kendi kararlarını veremeyen, hala ailenin sorumluluğunu taşıyacak olgunluğa gelemeyen kadın/erkekler var.
    Her şeyden önce evlilik niyeti ile birini tanırken dikkatli olunmalı. Gerek kız gerek erkek olsun yanıltabiliyor, kimisi 3-5 ayda gerçek yüzünü gösterebiliyor. Sadece dindarlık konusu ele alınmamalı diye düşünüyorum.

    • esra diyor ki:

      Burada dindarlık sadece namaz, oruç olarak bahsedilmemiş tabi ama toplumda genel bakış budur genelde.bu ibadetler belkide bir başlangıç seviyesi kabul edilmeli (benim için öyleydi en azından). ibadet kısmını geçtikten sonra gerisi fıtrat uyumu, beklentiler uyumu diğer kıstaslar olmalı. her iki eşte namaz kılıyodur diğer ibadetlerinide yapıyordur ama anlaşamadıkları birçok nokta vardır, ikiside dindar niye anlaşamadılar der uzaktan bakan, oysaki kim bilir ne takıntıları vardır diğerini rahatsız eden.

  5. feyza diyor ki:

    Cihad abi çok güzel bir fikir bu. Hem biz mahrum olmamıs oluruz yazılarınızdan, hem de siz rahatsız olduğunuz bir ortamda yazmak zorunda kalmazsınız.
    Azmo kardeşin dediği gini en azından Ademler Havvalar bölümüne de olsa yazı bırakırsanız çok güzel olur hepimiz açısından.
    Tekrar Allah’a emanet olun. Cevap yazmanıza gerek yok, okusanız kafi.
    Selametle.

    • feyza diyor ki:

      Yorumlarım en üstte yayınlanıyor. Düzenlemeniz mümkün mü tesekkür ederim.

      • Yahya diyor ki:

        Ege bölgesinin halis muhlis sızma zeytin yağı meşhurdur…
        sizde zeytinyağı gibisiniz demek ki hep üste çıkıyorsunuz :)

        Bu arada bana sağlam, güvenilir bir ilmihal lazım ancak rusca.
        Sorup öğrenebileceğiniz ve tavsiye edebileceğiniz bir kaynak var mıdır?

        Teşekkür ederim, selam ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Zeytinyağından ziyade kabak gibi kalıyor en üstte benim yorumlarım, ilk kez okuyanlar ise bu kız kendi kendine konuşuyor diyecekler :) ama sanırım benimle ilgili bir sorun siteyle ilgisi olduğunu sanmıyorum.
          En kolay temin edebileceğiniz ilmihal Fazilet neşriyatın ve yemin ederim ki güvenilirdir. Gönül rahatlığıyla okuyup hediye de edebilirsiniz. Ama daha kapsamlı birşey isterseniz İstanbul’daki hocalarımla görüşeyim. Ben de pek bilmiyorum Yahya bey yanlış yönlendirme olmasın.
          Aklıma geldi ve sormadan edemedim. Yoksa Rusya’dan bir hanımefendinin hidayetine vesile olup ülkemize gelin mi getireceksiniz? Tabi nerden nereye diyebilirsiniz ama sorunuzu okuyunca aklıma ilk bu geldi özür dilerim :) Eğer öyleyse hakkınızda hayırlısını dilerim.

          • Feyza diyor ki:

            Temin ederim ki yazacaktım yemin ederim ki yazmışım afedersiniz.

          • Yahya diyor ki:

            Kabak deyince aklıma geldi; sizin oralarda kabak çiçeği dolması da yaparlar. O da çok lezzetli olur…
            İlmihal ile ilgili verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim. Fazilet neşriyatı biliyorum ve bir çok eseri var. Ruscası da vardı bende ama çok ince… bana daha kapsamlı kaynak lazım. eğer sizin için zahmet olmayacaksa öğrenebilirseniz memnun olurum. Rusca öncelikli tercihim, yoksa ingilizce de olabilir.

            Bu sorduğunuz soruyu keşke özelden sorsaydınız :)
            Henüz ciddi bir gelişme yok ama çalışmalarımız devam ediyor.
            hepimizin hakkında hayırlısı olsun inşaAllah.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey sizi tatmin edici bir cevap bulamadım henüz ne yazık ki ancak bir şekilde ulaşırlarsa bildirecekler inşaallah. Ben de size buradan aktarırım. Ya da bilgi sahibi burada başka kişiler de varsa yardımcı olsunlar benim yurt dışı bağlantılm yok gibi.
            Yurtdışında da Arapça üzerine ve Arapça üzerinden eğitim verildiği için buradakiler pek bilgi sahibi değiller. Konuşma dili olarak bulundukları bölgenin dilini kullanarak bölge insanı ve talebeleriyle iletişim kursalar da yazılı anlamda Arapçayı gramer olarak okuttuktan sonra belli başlı fıkhi eserleri de Arapça üzerinden okuttukları için çok kapsamlı çevirilere ihtiyaç duymuyorlar. Ama orada sürekli ikamet edenlerin bildiği kapsamlı kaynaklar herhalde vardır.
            Bilgi edinirsem haberdar ederim sizi inşaallah.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Haklısınız ancak bu bölgelerde selefilik ve şia son derece yaygın. Dolayısıyla kaynaklar bol dahi olsa, güvenilirlikte ciddi sıkıntı var. Mesela, bir Türki cumhuriyette sadece 2 yayın evi var, biri sapıtık ve güçlü; diğeri ise ehli sünnet ancak son derece zayıf.

            ABD’de müslüman olan amerikalıların büyük bir kısmı arapça öğreniyor ve bir çok kaynağa direkt ulaşabiliyor lakin bu kaynakların çoğu malum akıma ait…
            Cevap ve yardımlarınız için teşekkür ederim.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, o bölgelerdeki tehlikenin farkındayız ve size katılıyorum. Bu tehlikenin farkında olunduğu için o bölgelerde yazılı kaynak yani neşriyat çalışmalarını bilmesem de talebe yetiştirme ve ehl-i sunnet itikadını aşılama yönünde gönüllü hizmet erlerimizin, kurumlarımızın olduğunu ve halkın yardımıyla her geçen gün sayılarının arttığını biliyorum.
            İşte Arapça eğitimini bu yüzden önemsiyoruz çünkü çevirilerde bilinçli hatalar daha fazla yapılıyor. Ama Arapçayı bilen öğrenen talebe muteber, kadim İslam müktesebatina ait itikadi ve fıkhi bilgileri orjinal halinden okuyup çarpıtmalara maruz kalmadan öğrenip öğretebiliyorlar. Yani o sapıtık ve güçlü yayınevlerine itibar edilmesine gerek kalmıyor.
            Neşriyat konusunda ise daha güçlenilse çok daha verimli olur ancak devlet yardımı almadan kolay değil ne yazık ki. Keşke birlik olunsa ve daha kapsamlı işlere imza atılabilse Müslümanları zararlı akımlardan koruma adına.
            İnşaalla zamanla bu da olur.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Tercümelerde gerçekten çok ilginç hatalat yapılıyor. Ve sadece islami kitaplarda da değil. İngilizce tercümelerde de var. Ya mütercim kitabı anlamamış oluyor, ya türkçeye hakim olmuyor, ya dikkatinden kaçmış okuyor ya da tahrif veya sadeleştirme amacıyla kasıtlı olarak yanlışlar bulunuyor

          • mustafa _/) diyor ki:

            Ne yazık ki en ideal çalışmalar nitelikte etkin olmayı başarsalar bile insanlara ulaşma noktasında nicelikte yetersiz kalıyorlar. Arapça öğrenimi görüp orjinal metinleri anlayabilmek herkesin başarabileceği bir uğraş değil. Biz sokaktaki ninelerden, sıbyan mektebindeki çocuklara kadar herkese ulaşabilecek yayınlara sahip olabilmeliyiz. Bunu yapabilenler zihinleri bulandırma noktasında çok başarılı oluyorlar.

            Bilgi işlem ve bilgiye erişim hususundaki çalışmalara ve 21. yy insanının yaşadığı problemlere göre şekillenebilen esnek ve açık yapılanmalara en az geleneksel cemaat ve medreselere duyduğumuz ihtiyaç kadar muhtacız. Herkes tarikat ehli olmayacak ve herkes ilim ehli olmayacak. Ama herkes müslüman olacak, olabilmeli. Hedefimiz insanlığın kurtuluşu olacaksa, her bir ferdin anlayabileceği düzeyde çalışmalara da ihtiyaç duyulacaktır.

            Sadece İslami kaynakların yabancı dillere tercümesi değil, yabancı kaynakların tercümesi de mühim. Samanlıkta iğne aramak gibi bir uğraşa girmeden her boydan iğnenin raf raf dizildiği, ihtiyaç sahibinin ihtiyacına göre seçip istifade edebildiği bir bilgi kütüphanemiz, külliyatımız olmalı. Bu alanda çalışmalar gerçekten önemli.

            Konuyla çok az alakalı olması sebebiyle şöyle bir örnek seçiyorum – ki diğer çerçevelerde herkes farkındalık sahibidir- lise öğrencilerine bilim adamlarının artık ateizmi kabul ettiğini, bir kaç deli dışında dinin bilim camiasında kabul görmediğini söyleyen bir öğretmene, ertesi gün bir öğrencinin Dr. Arthur E. Wilder-Smith, Dr. A.J. Monty White, Thomas Nagel gibi bilim adamlarını, Darvinizmin eksiklerine bilimsel olarak dikkat çekmiş olan Richard Milton ve ona karşı uygulanan akademik baskıyı, ortaya koydukları argümanlarıyla dil problemi yaşamadan sınıfta sunabilmesi gerekir.

            Kütüphanelerimiz popüler kitaplarla değil hedef odaklı ve kullanıma hazır kaynaklarla donatılmalı. Bunun gibi bilim adamlarının görüşlerini ateistler tercüme eder gibi yapıp fikirlerini kırpıp tahrif ediyor ve kendi filtreleri ile genç dimağlara empoze ediyorlar. Karşılığında yabancı dili olmayan, olsa bile literatüre hakim olamayan gençler tam anlamıyla savunmasız kalıyorlar.

            Bu tür konularda hazırlanmış eserler geniş kitleye ulaşamıyor. Sadece var olması da yeterli değil elbet. Bunların ulaşılabilir ve istifade edilebilir olduğunun ihtiyaç duyanlarca da bilinmesi gerekir. Yoksa bir KHK metnini Resmi Gazete’den açıp okumak yerine medya sayfalarını gezip haber başlıklarının altındaki laf kalabalığı ve belirsiz bir bilgi yığını içinde kalmaya benzer. Derin okumalar yapan akademik okurlar için yazılan eserlerle, genç beyinler için hazırlanan eserler farklılık arz etmesi bunu yanında açık ve net olma noktasında buluşmaları gerekir.

            Tanıştırıldığım Azeri hanıma anlayabileceği sadelikte fakat çarpıcı netlikte ve dolulukta bir kitap bulamamıştım hediye etmeye. Gerçekten öyle bir kimsenin ihtiyaç duyduğu bir metne ulaşamadım. belki vardır fakat ihtiyaç hasıl olduğunda ulaşamıyor olduktan sonra o kaynakların var olmasının fazla bir faydası olmuyor.

            Kitaplar veya daha geniş anlamda bilginin kendisi bir savaş aracıdır günümüzde. Ve asıl mücadele bu alanda geçiyor. Bu sebeple bilgi bankalarımız ve kütüphanelerimiz aslında fabrikalarımızdır, kitaplarımız da bizim savaş atlarımız.

        • Ayşe diyor ki:

          Yahya bey ehlisünnetten hakikat kitabevininde rusca eserleri var.
          İlmihal var mı bilmiyorum ama itikad üzerine eserler var oradan da
          bir araştırabilirsiniz.

          • Yahya diyor ki:

            Ayşe hanım teşekkür ederim.
            Çok iyi biliyorum kendilerini ve neşriyatlarını…

            Selam ve dua ile…

  6. Feyza diyor ki:

    Estağfirullah Cihad abi, ne demek.. Asıl biz sizden ciddi anlamda istifade ettik, bunu samimiyetle söylüyorum.
    Yaşantınıza dair çok büyük bir hüsni zannım vardı zaten ve siz de bunu anlattıklarınızla teyid etmiş oldunuz. Allah sizden ve hanımınızdan razı olsun. Hiznetlerinize devam edeceğinize dair de inancım tam, Allah muvaffakiyetler nasip etsin.
    Ben hiçbirinizin üzülmesini istemediğim için belki bir işgüzarlık edip müdahil oldum ama arabulayım derken haddimi aşıp sevdiğim bir abimin kalbini de kırmaktan da çok korktum açıkçası. Neyse ki bana kırılmamışsınız niyetimi anlamışsınız. Hüsni zannınız ve anlamaya çalıştığınız için teşekkür ederim.
    Ben de sizin bir süre ara verip en azından lüzum eden yerlerde tekrar yazmanızı isterdim. Ama tabiki tercih sizin, nasıl uygun görürseniz.
    Hizmet halkası internetle ya da bir siteyle sınırlı değil bütün dünyamızı kuşatıyor. Burası o dünyanın yalnızca bir parçası. Siz bu parçanın içerisinde ne zaman yer almak isterseniz memnuniyetle okumaya ve istifade etmeye devam ederiz.
    Allah’a emanet olun abi. Allah yuvanızın huzurunu daim eylesin.
    Evladinizi salihlerden eylesin. Amin.

  7. feyza diyor ki:

    Cihad abi,
    Neden böyle oldu bilmiyorum, aranızdaki tatsızlığın sebebini anlayamıyorum neye dayanıyor. Ama keşke böyle olmasaydı. Birbirimizi kırmayalım, biz birbirimize sahip çıkmazsak bize kim sahip çıkar ki..
    Az önce Sema ablanın yazısında bahsettiği feminist eylemlere destek veren dernekleri inceliyordum. İsimlerinden herbirinin hangi zihniyete mensup oldukları belli ediyor kendisini. Farklı batıl ideolojilere mensup kişiler batıl bir amaç uğruna birleşip tek yumruk olabiliyorlar ne yazık ki.
    Bizim birbirimize daha cok kenetlenmemiz ve nefsi tartışmaları olabildiğince ardımıza atmamız, uyanık davranmamız gereken zaman dilimleri içerisindeyiz.
    Siz bunları benden daha iyi bilirsiniz, ilminize güveniyorum.
    Burada insanlar dertleşiyor, içindekini dökerek rahatlamaya çalışıyor. Herkesin yürek yangını farklı. Ben de bir ara burada ailemden çok bahsettiğimi farkettim ve bunun gereksiz olduğunu düşünerek bir daha o konulara girmemeye karar verdim. Ama işte insan gerçek hayatta bazı şeyleri herkesle konuşamıyor, içine atıyor. Münasip ve samimi bir ortam görünce de insanız aciziz ve anlatıyoruz.
    Kendinden kötü durumdakilere bakıp ibret alma tavsiyesi çok yerinde tabi, bunu ben de daha önce söylediğim gibi hem hayatıma uyguluyor hem de faydasını görüyorum. Hatta uç durumdan verilen örneğe istinaden babasını kaybeden bir insana bir Suriyeliyi örnek verseniz acısı azalır mı sorusunun cevabı da benim nezdimde evet’tir, azalır.
    Ancak herkesin ağrı eşiği farklı emin olun ki. Bazen yalnızlık hissi de büyük bir imtihan oluveriyor, bu hissi zaman zaman kendim de yaşadım ve ara sıra hala yaşıyorum. Bu kadere inançsızlığımızdan ya da tevekkülsüzlüğümüzden ileri gelmiyor işte ama aciziz ve nefsimizin dürtüleriyle hep bir mücadele içindeyiz.
    Süleyman bey geçen günler ev arkadaşlarıyla yaşadığı bir sorunu da dile getirdi. Yani sadece evlenememe değil biraz da hassasiyetlerinden ötürü yakın olması gereken çevrenin içinde dahi yalnızlık yaşıyor ki bu da zordur. Kalabalık içinde yalnızlık.
    Biz burada birbirimize sahip çıkalım, destek olalım. Hoşlanmadığımız yorumlar olursa gormezden gelelim. Ta ki dini konularda insanları yanlış yönlendirme mevzubahis olursa. O zaman cevabımızı usulunce verelim ki kimsenin aklı karışmasın.
    Ama Suleyman kardesimizin dini ya da itikadi konularda bir yanlışına şahit olmadım. Ya da bir saygısızlığına.
    Hepimiz aynı yolun yolcusuyuz üç aşağı beş yukarı farklılıklarımızla. Ben kaydadeğer bir sorun görmüyorum gözümden kaçan herhangi birşey olmadıysa ve olgun bir abimiz olarak size yakıştığı gibi güzel bir adım atacağınıza eminim.
    Daha önce böyle bir tartışma yaşandığında bir daha karışmayayım diye söz vermiştim fakat gönlüm razı olmuyor yok yere oluşan kırgınlıklara, haddimi aştıysam peşinen herkesden özür dilerim.
    Selam ve dua ile.

    • cihad diyor ki:

      Feyza Hanım Kardeşim,

      Kadın ve aile konusunda ailecek çalışmalarımız var. Daha bu yaz bir kardeşimizin yuvasının kurulmasına öncülük(aracılık) ettik. Ben arkadaşımla, hanımda hanımıyla özel olarak ilgileniyor. Hatta evlerini bizim eve yakın tuttular, sürekli irtibat halindeyiz. Düğünün organizesine kadar bizzat ilgilendim.

      Apartmanda kapı komşumuzun kızı ilahiyatta okuyor. Hanımın binamızda yaptığı faaliyetlerine katılan biri. Tabi ilahiyat çevrelerinde feminizmi andıran bozuk anlayışları edinmiş. Eşim kaç yıldır onunla özel olarak ilgileniyordu. Geçenlerde klasik medreselerde hocalık yapan bir taliplisi oldu. Tüm görüşme ve karar sürecini ailesinden ziyade eşimle yaptı ve sonuca bağlamış olduk. 2. sınıf öğrencisi olduğu halde inşaallah evlenecek. Eşime ” sizin aile yaşantınızın fikirlerime çok etkisi oldu,aile hayatı ve ev hanımlığına olan bakışım değişti” diye ifade etmiş.

      Bunları niçin anlatıyorum,burada bazı takdirleri almak için değil tabiki. Her ne kadar Sema hanımı takipte olsamda yorumları takibi zaten bırakacam. Bu konularda afaki konuşmadığımı ve elini taşın altına koymuş bir insan olarak meselenin tam ortasında olduğumu ifade etmek.
      Hem sizin yorumunuza nezaketen bir cevap olsun. Hem de Allah’ın izniyle feminist anlayışlarla mücadelemiz devam edeceğini ve tabanda insanlara dokunarak daha tesirli ve daha etkili bir şekilde arı gibi çalışacağımızı size ifade etmiş olmak için anlattım. Bu konuda müsterih olunuz.

      Sitede sıkıntıların ifade edilmesi ile ilgili yorumuma çok takılmayınız. Gerçi o konuyla ilgili söyleyeceklerim var ancak yorumları bırakmak istediğim için o kısma girmiyorum, mesele uzar. Benim için asıl problem iki defa samimi olarak ifade ettiğim halde özrü bi yana “abi sen öyle diyorsan öyledir” de denilmedi. Bu sebeple kızdığım için bir sebeple kızdığımı göstermiş oldum. Belki yanlış oldu, doğrudan bu konuyu yazabilirdim ama o zamanki halet-i ruhiyeyle öyle olmuş oldu.

      Netice-i kelam: Evlilik,aile ve kadın konularındaki tecrübe ve istifadelerimi paylaşmak niyetiyle başladığım bu yolculuğu burada noktalamak zorundayım. Her başlayan biter, her yeni eskir ve her fani ölür…Allah bizleri istikametten ayırmasın..amin

      Not: Size hassaten teşekkür ediyorum. Bu fakire çok katkılarınız oldu, yorumlarınızdan çok istifade ettim. İlim ve hizmet ehline boynumuz kıldan incedir. Allah razı olsun

      Selam ve dua ile…

      • Sami diyor ki:

        Herkesin böyle kıymetli bir ecir kaynağından bucak bucak uzak durduğu zamanda aracılık kurumunu zevcesiyle birlikte yaşatan Cihad Bey’i tebrik edip örnek almak lâzım.

        Tecrübelerinizden istifade ettik. Size müteşekkirim.

        Hisselerle bezeli yeni yazılarınızı sitede okumak isterim. İnşaallah site editörleri kaleme alacağınız makaleleri değerlendirirler.

        Evliler kervanına inşaallah nice genci katarsınız.

        Yuvanızın huzuru dâim olsun efendim.

  8. Meryem diyor ki:

    NAYLONCU GELDİİİİ!!!

    Sayraç köyünde geçirdiğim küçüklüğümü hatırlıyorum. Hatırladıkça içimi burkan bir hadise var. Bizim köye ‘’Nayloncu geldi, nayloncu’’ diye ev ev dolaşırdı. Onun sesi ta uzaktan gelirdi ve sesini duyunca bizim ev de dahil bir çok evde bir hareketlilik başlardı. Her hane evinde kenarda köşede kullanmadığı ne kadar bakır bakraç, tabak, çanak,eşya varsa toplarlar, yol önünde Nayloncu durdurulur, bir naylon çamaşır sepeti, bir düzine çamaşır mandalı birkaç parça naylona o değerli , el emeği göz nuru bakır eşyalarımız verilirdi .Sanki geçmişten kurtulmak istercesine, sanki çağa uydurmak için naylon olmazsa olmaz bellercesine. Hatırladığım çocukluğumdaki bu kareler beni hüzünlendiriyor. Biz sadece Naylonculara bakırlarımızı satmadık ki. Değerlerimizi de aldı götürdü nayloncular. Bizi biz yapan ne varsa süpürdüler kökünden, ne saygı kaldı, ne hürmet. Üstelik herşeyimizi almak için defalarca geldiler,kenarda köşede geçmişe ve tarihe ait ne varsa, dedelerimizden, atalarımızdan aile yadigarı ne varsa aldılar götürdüler. O zaman daha küçüktüm pek anlamazdım. Şuan hatırlıyorum, eskiden bizim evde olan o bakır eşyalarımızı kalaylanmış, bakımı yapılmış ve satışa çıkarılmış hali ile Eminönü’nde görünce ‘’bunlar bizimdi , bir naylon karşılığında gittiler’’ diyorum.

    En çokta sürekli sobada üzerinde duran içinde daima kaynar su olan o su ibriklerimiz varya ,onları Eminönü’nde satılık halde görünce daha bir üzülüyorum. Şu an onları satın alan süs niyetine evinde kullanıyor. Oysa onlar bizim soğuk havalarda tutarak ellerimizi ısıttığımız, misafir gelince içinden su alarak hemen çay demlediğimiz, sabahın zifiri karanlığında, o buz gibi soğukta hala içinde abdest almak için ayırdığımız ılık su ile hafızalarımızda. Şu an mı ? Şuan banyoda sıcak su 24 saat akıyor, peki sabah namazına yanan ışıklar nerede ?? Sadece aile boyu büyük bakır tabakta tek çeşit yemek yerdik hep birlikte. Ama dilde şükür vardı. Şimdi nerede dilde şükür ? Nerede kanaat? Ayrı ayrı desenli tabaklara konup ta ısraf edilen çeşit çeşit yemekler var ama şükür eksik. Bakır leğende yıkardık çamaşırları. Oysa şuan makinelere sığmıyor çamaşırlar, ancak hala giyecek kıyafetimiz yok !!! Ah bu nayloncular, ah hayatımızı naylona çeviren nayloncular…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Meryem Hanım.

      Çok güzel ifade etmişsiniz. İnsanoğlu huzurun ve sevginin maddiyattan ziyade maneviyatla tesis edilebileceğini öğrenseydi bu kadar antidepresan ilaç satılıyor olmazdı. Nayloncular gitti antidepresancılar geldi…

      • Uğur 017 diyor ki:

        Bence hanımefendinin yorumunda geçmişin güzellikleri abartılıyor. Asıl yazı da boğucu bir kural icadı (meli-malı) üslubuyla yazılmış. Hem bir tarihçi hem de 35’ine gelip yaşlanmış biri olarak şunu biliyorum ki eski nesiller hiç bile şimdikinden daha erdemli değildi. Hatta şimdikiler, daha doğrusu özellikle dindar erkekler onların belki kat kat üstündedir.

        Mesela eskiden dul kadınlara hayatı zindan etmek çok normal sayılırdı, zira halkın geleneğine uygundu. Şimdi ise böyle bir şey neredeyse düşünülemez, çünkü o eski vicdansız geleneğin yerini çoğu yerde ya din aldı ya da kanunlar ki ikisi de bu eski adeti büyük suç sayar.

        Bence günümüzün Müslüman dindar erkekleri eski erkeklerden daha iyi. Kadınlar da daha kötü değil. Ama hanım kardeşlerimiz eski kadınlar gibi gariban olmadıklarından bu daha iyi erkekler bile onlara yeterli gelmiyor, daha da süperini bekliyorlar. Hâlâ öyle sanıyorum ki eş arayışındaki problemlerde kilit nokta budur.

        Erkekleri artık bilemiyorum. Eskiden bu sitede kendimden pay biçip diyordum ki dinibütün yahut muhafazakâr yahut her nasıl Müslüman erkeklerin beklentisi çok değil. Ama bazı arkadaşlarım iddia ediyorlar ki kızlardan çok kendileri kızları reddetmiş. Belki de karizmayı çizdirmeme değil de gerçektir. Benim öyle ucuz karizma gibi bir derdim yoktur, o yüzden gerçeği çarpıtmamaya gayret ederim. Sadece kızdığımda abartırım, ama o zaman da kasten aşırı ve hatta komik derecede abartırım ki karşıdaki durumu anlasın ve benim kızgın laflarımı kelimesi kelimesine kabul etmeyip sadece ana fikri (yani çok gücenmiş olduğumu) alsın. Söylendiğine göre başkaları benim gibi değilmiş, özellikle kızlarca reddedilmeyi kendilerinin reddetmesi gibi gösterme eğilimi varmış, ama bilemem…

        Bir de eskiden belki Çerkesler hariç kendin eş bulma diye bir şey yoktu. Anne babalarınız sizi kızlar için 16 dan, erkekler için 20 den önce baş göz etmek için bizzat çırpınırlardı. Yenen redler de kızlardan değil babalardan gelirdi. Mesela rahmetli dedem neredeyse herkesle kavgalı olduğu için annemi biraz zor evlendirmiş.

        Büyükler evlendirmeyince sosyal becerileri biraz zayıf olan benim gibiler için evlenmek zorlaşıyor…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Uğur Bey.

          Erdemlilik konusu gerçekten tartışmalı. Dönem dönem gelenin gideni aratmadığı, tam tersi erdemlilik seviyesinin arttığı durumlar da olmuş. Yazıda aslında kanaat ve şükür ana fikir olarak öne çıkıyor. Maalesef bu iki konuda yaşadığımız sorunlar, sabırsızlık ve tahammülsüzlük, belki bir önceki kuşakta daha azdı. Dahası hedeflere ulaşılmış olması mutluluğu garanti etmiyor…

          • Uğur 017 diyor ki:

            Sadece Fatih Bey, sabırsızlık ve tahammülsüzlük önceki nesilde kimler için daha azdı? Şimdiki genç erkekler babalarından ve özellikle dedelerinden kat kat daha tahammüllü ve sabırlı. Bizlerin sabrettiğimiz şeylere dedelerimiz ve hatta babalarımız hayatta etmezdi ve tokadı çakardı. Çünkü bunu yapmak mahalli geleneklere uygundu. Şimdi biz hem Allah hem de kanun korkusuyla bunun yanına bile yaklaşamayız.

            Kadınlar ise tam aksine çok daha sabırsız ve tahammülsüz. Çünkü ninelerimizin aksine onlar artık güçlü, çalışan ve kanunlarca kayırılan kadınlardır.

            İnsanlar M.Ö. 2000 küsurlu yıllardaki yazılarda da dünyanın bozulmasından, yeni insanların eskilerden kötü olmasından şikayet ediyor. Asurlulardan kalma belgenin çevirisinde okudum birkaç ay önce. Elbette gerçekte böyle bir şey yok. İnsanlar bozulmuş filan değil. Hatta artık mahalli geleneğin yerini İslam kuralları ve kanunlar aldığı için özellikle erkekler kat kat daha ahlaklı.

            Şükür eksikliği hakkında ise oldukça katılıyorum. Özellikle memur takımında ve özellikle yine elbette kadınlarda var. Zaten erkekleri hırsa ve şükürsüzlüğe itenler de genelde kadınlar: ya anneleri ya karıları…

            Diyeceksiniz ki “ama Uğur Bey, siz de bozulmayı kadınlara atfederek yine de bozulma retoriğini kabullenmiş oluyorsunuz.” Hayır, ben demiyorum ki kadınlar bozuldu. Genel olarak hiç kimse bozulmuş değil. Fakat en yeni kanunlar kadınları kayırıp erkekler yerine iş ve statü sahibi yaptığından kadınların erkeklerden ve maddiyattan yana beklentileri arttı. Erkeklerin ise kadınlardan yana beklentileri artmadığı gibi bazı yönlerden azaldı. Maddiyattan yana beklentiler ise genellikle kadınların taleplerine bağlı olduğu için erkeklerle değil, daha çok kadınlarla ilgili olarak düşünülmeli.

        • Uğur 017 diyor ki:

          Asıl yazıya (Dindar Eş Arayışında) tekrar baktım. Yazıya haksızlık etmişim. Yazar meli-malı kipini kullanmış, ama gereksiz meli-malılardan kurtulmanın önemini anlatmak için. Eleştirimi geri alır ve yazara teşekkür ederim.

      • Meryem diyor ki:

        Sadece Fatih Bey
        Teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için.Kesinlikle sizin gibi düşünüyorum.

  9. Süleyman diyor ki:

    Cihad Bey ve sitede sert yorumlarda bulunan diğer şahıslar

    Öncelikle Cihad Bey. Bu şahış demeyin direk “Süleyman” diyin ki muhatabınızın kim olduğu anlaşılsın.

    Müslüman bir kardeşinizi sert bir şekilde, adeta kınayarak ne kazandığınızı anlamış değilim. Ümmeti Muhammed’de bu kadar ayrılık var iken ben size ne yaptım da beni de böyle ağır bir şekilde eleştiriyor ve bir kardeşinizin kalbini kırıyorsunuz? Helale haram mı dedim? Harama helal mi dedim? Size hakaret mi ettim? Saygısızlığım mı oldu?

    Bundan önce de şahsımı ele alan bir yorum yaptınız. Münakaşa olmasın diye hiçbir yorum yapmadım. Tartışmamızın nasıl bir faydası var? Ya da olabilir?

    Bu sitede kimi zaman yalnış yorumlar yapan kişiler oluyor ancak onlara karşı çok sert yorumlar yapılıyor. İnsanları doğruya çekmek onlara hakarete varabilecek sert yorumlar yapmakla mı olur? Ben bunu anlamış değilim. Normal hayatta yanlış yapan kişileri böyle sertçe mi eleştiriyoruz yüzlerine karşı.

    Yalnış bir şey söylemiş ya da söylediği tam anlaşılmamış hanım ve bey yorumcular oluyor. Eleştirmekte ve sert çıkmakta çok acele davranıyoruz. Bura ne benim ne de başkasının tapulu malı. İnsanlara evliliklerinde ve ondan önce veya sonra yardımcı olmaya çalışan bir site. İnsanları doğru şekilde bilinçlendirmeye çalışılan bir yer. Böyle bir yer kolay elde edilmiyor. İnsanları üzmemek için dikkatli olmalıyız diye düşünüyorum.

    Yazım da olsa insanları eleştirirken belli bir dusturumuzun ve hassasiyetimizin olması gerektiğine inaniyorum. İnternetten görmediğimiz biri diye katı davranmaya, sert sözler söylemeye gerek yok. Sonuç olarak yazı da insanı kırabilir.

    Ben aciz ve naciz bir müslümanım Cihad Bey. Pek çok hatam vardır. Belki de haklısınız biraz fazla sıkıntımı dile getirdim. Doğru değildi belki de. Ancak sizin böyle sert bir eleştiri yazmanıza sebep olacak ne yaptım bilemiyorum.

    Benim sizlerle alıp veremediğim kişisel bir husumetim yok. Bu sebeple daha fazla yorum yapmayı gerekli görmüyorum. Şahsınızın hakkına riayetsizlik edecek bir davranışım olduysa özür dilerim. Hakkınızı helal edin. Benim ki helal olsun.

    Hayırlı günler cümleten

    • mustafa _/) diyor ki:

      Allah razı olsun

    • Uğur 017 diyor ki:

      Süleyman Bey bence sizin şikayetlerinizde yanlış bir şey yok. Bu meseleyi kafanıza takmanızın zararı da kendinize iken kimsenin sizi kınamaya ve hatta eleştirmeye hakkı yok. Burada kimseye zorla yorumunuzu okutmuyorsunuz. Hatta mecbur kalıp da okusak bile sizin kendi derdinizden şikayetinizin bize ne zararı var. Ayrıca sizi anlıyorum. Yirmili yaşlar, özellikle ilk yarısı “haramdan korunma” yönünden erkekler için korkunç derecede zor olabilir. Hatta bu senelerde daha bile zordur, çünkü açık saçıklık arttı, hemen bütün kızlar manken gibi oldu. Allah cümlemizin yardımcısı olsun.

    • cihad diyor ki:

      Süleyman Bey,

      Bu sitede yapılan yorumlar tarih ve saatine kadar kayıtlıdır. Benim size iki tane sert sayılabilecek yorumum oldu. Arzu edenler”Yürüyen bir ölünün yaşadıkları”, “Bekarlari evlendirmek için ne yapmalı” ve “Dindar eş arayışında..” başlıklı yazıların altında yapılan yorumlardan bakabilir. Bu yorumlarda ise bir konuyu ilmen veya fikren müzakere ederken konuyu şahsileştirerek şahsıma ithamkar ifadeleriniz dolayısıyla tepki olarak yazılmış yorumlardir. Yani durduk yere yazılmamış etkiye tepki olarak ifade edilmiştir.

      Bu ifadelerinizden bazılarını aşağıya alintiliyorum

      # Size hiçbir saygisizligim olmadığı halde bana sayın veya bey gibi saygı ve nezaket ifadeleri olmaksızın “Cihad” diye siz bana hitap ettiniz.

      # “”Söylediklerinizin ne kadar utopik olduğu””

      Burda da gayet özensiz bir dil var.

      # “”Biri yüksek lisans mezunu, öteki ise yüksek lisans okuyan iki hanımın oluşturduğu platformda sadece yorum yapan kişiler olmanızdan belli.””
      Bu kısım için ne yazacağımı bilemedim. Gayet net bir itham hatta hakaret denebilir.

      # “”Kusura bakmayın ben gerçekleri katarak konuşuyorum. Siz hayallerden bahsedip durmadan şikayet ediyorsunuz..””
      Süleyman Bey burda da şahsıma iltifat(!) ediyor. Allah razı olsun.

      # “bizim sözde cihadcı gençler sabah hanımlar şöyle, akşam hanımlar böyle. Yani insan biraz nefsini bilmeli değil mi? Kendine de yüklenmeli.””

      Aslında gerçek ismim olan rumuzuma atfen beni hanımlara şikayet ediyor.(artık ne umuyorsa) Tabiki hilm(!) ve nezaket(!) çerçevesinde.

      # Smyye hanıma yazdığım uzunca bir yorumumda Salih beye atfen yazdığım bazı satırları yanlış anlayarak kendisine yazılmış gibi sitem etmesine mukabil yorumun sahibi olarak kendisini kasdetmedigimi, yanlış anladığını iki yorumumda samimi olarak ifade etmiş olmama rağmen, “hayır, yanlış anlama yok” diyerek,kendisinden en az 10 yaş büyük bir insana yalancı muamelesi yaparak göstermiş olduğu derin hürmet ve hassas nezaketini de ifade etmeliyim.

      #””“Bildiğiniz kadarıyla” olan bir açıklama bir şeyi helal veya haram kılmak için bir yetki vermez kimseye. Bu işin fıkhı var. İslam hukuku ne diyor ona bakmak gerek. Yoksa herkes “bildiği kadarıyla” her şeyi kendine ve başkasına haram veya helal etse ortada din kalmaz.””

      Yanlış anladığı yetmiyormuş gibi azarlama modunda yazılmış ifadeler.

      İşte bu ve benzeri ifadelerin bende oluşturduğu reaksiyon ile üslubum sertleştiğinde hemen konum değiştirip, önceki ifadelerini sarf-ı nazar ederek nasihat tadında yumusakliktan,sözlerin tartili ifade edilmesinden vb. hususları dile getiriyor. Bunu bazı kardeşlerimiz takip edememiş veya anlamamış olabilir ancak ben bunlara muhatap oluyorum.

      Açıkçası pırlanta satmaya çalışan eskici kabilinden kişilikler en hazzetmedigim kişiler olmasına rağmen her daim karşıma çıkar ve çıkıyor. Elbet bir hikmete mebnidir lâkin ben çözemedim.

      Not: Bu yorum benim için gayet ağır ve sıkıcı olmakla beraber zarureten yazmış oldum.

      Not1: Okulumdaki sınıf ve öğrencilerin artması dolayısıyla iş yükümdeki yaşanan artış ve aile ferdlerime göstermem gereken ilgi de aksamalar olması ve en nihaye böylesi şahsi polemiklerin üzerimde oluşturduğu gerginlik ve bu sebeple bu sitede bulunma niyetimde -gayr-i ihtiyari- farklılaşmanın olması gibi sebeplerden dolayı bu sitedeki aktif yorumculuğu burda noktaliyorum.

      Herkese hakkımı helal eder,helallik dilerim. Kusur ettiğim kardeşlerimin de affını beklerim.

      Allah’a emanet olunuz.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        CİHAD HOCAM’a
        Unutmayınız ki;
        Allah için sizi seven Müslüman bir ağabeyiniz olarak yorum ve paylaşımlarınıza, İlminizin sadakasını, zekatını dağıtmanıza bir süre ara vermenize itirazım yok, bunu kabul edebilirim, ancak “okçular tepesini” terk etmenize, “elveda” demenize rızam yoktur haberiniz ola.

        Kısa süreli olmasını istediğimiz ayrılığınızın ve yakın zamanda ki dönüşünüzün hayırlara vesile olması umudu ve duasıyla…

        • cihad diyor ki:

          Abdullah Abi,

          Muhabbet ve alakaniz için teşekkür ederim. Allah razı olsun. Bilmukabele sizi seviyor ve değer veriyorum. İyiki varsınız.

          Kim ne yaparsa yapsın sadece bir başkasından dolayı böyle birşeyi asla yapmam. Benim en büyük endişem cocuklarimdi. Çünkü siteye himmet ettikçe telefon ile mesguliyetim arttı. Evde Kitapların ve muhabbetin yerini azar azar telefon almaya başladi. Dolayısıyla biri 3 diğeri 6 yaşında (tam alışkanlık kazanılan dönemler) iki çocuğumun bu durumdan etkilenmesinden çok korkuyorum. Ve yine evde tv ve tablet gibi seyler bulundurmuyorum. Benim bu kadar telefonla meşgul olmam, sanki onlara bir haksızlık yapiyormusum gibi geliyor bana veya büyük bir çelişki gibi hissediyorum. Her nekadar müspet şeylerle meşgul olsamda.

          Bu durumu biraz dengeleyebilirsem, makul bir düzeyde devam ederim inşaallah. Hem zaten birkaç gündür kendimi biraz çekmeye çalışıyorum. Pek yapamadım, burası beni cezbediyor. Açıkçası kararında bir takip olursa ne ala, yoksa bir aile reisi olarak çocuklarım ile ilgilensem daha iyi olacak sanki abi.

          Hürmet ve muhabbetlerimle….

      • Uğur 017 diyor ki:

        Cihad Bey, aranızda geçmiş bu tatsızlıkları bilmiyordum. Sadece sanıyordum ki Süleyman Bey’in zamanında evlenememek hakkındaki şikayetlerinden ötürü öyle yazdınız. Konuyu bilmediğim için aranıza girmeyeyim.

      • Süleyman diyor ki:

        Cihad bey

        Yorum yapan kişiler olmanızdan belli lafzı evet ağır kaçmıştı ancak ardından özür de diledim. Yorumları okuyanlar görebilir.

        Cihadcı gençler ithamı size değildi. Zaten genç değilsiniz. Yani size olmasının imkanı yoktu.

        Birden fazla kez isim vermeyerek ve kinayeli konuştuğunuzu son yorumlarda da gördüm. Ondan önce de yapıyordunuz. Salih beyin yorumunda hadis, sünnet hiç bir şey yoktu. Kastetmemiş olabilirsiniz beni ancak oradan benim yorumum anlamı çıkıyordu.

        Öbür ithamlar da şahsa değil direk fikre yapılan genellemelerdir ki ben şahsınızı ele almadım. Ki o yorumlardan sonra karşılıklı husumetimizin bittiğini hatırlıyorum. Yorumlarda da var.

        Daha önce belirttiğim gibi benim sizinle şahsi bir husumetim yok. Şahsa bir kastım da yok. Beni pırlanta satan eskici kabilinden kişilik saymanıza da birşey demiyorum.

        Siz yorumunuzu yaptınız, bende yorumumu yaptım. Küsücek darılacak bir durum yoktur umarım.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Süleyman kardeşim.

          Susmayı tercih etmiştim ama cevap yazmaya devam ettiğini görünce üzüldüm. “abi sen öyle diyorsan öyledir” yazmanı ummuştum ki zaten ben de Cihad abimizin sana yazdığı ilk yorumu okuduğumda biraz sert bulsam da içimden bu cümleyi geçirmiştim. Kimseyi değerlendirecek konumda değilim ama bildiğim bir şey varsa o da bir büyüğümüz bize kızsa da vardır bir bildiği deyip susmak. Bu durumda zaten karşımızdaki kişi büyük büyüklüğünü bilecek kavramını bilen biriyse zaman geçince kusura bakma diyor kendiliğinden. Yok öyle birisi değilse onu da öğrenmiş oluyoruz bu kişi benim büyüğüm olamazı tespit ediyoruz.
          Ne derler, büyüklere saygı küçüklere sevgi.

          Selametle…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Kıymetli “cihad” abimiz, şahsım adına hakkım varsa hoş helal olsun sizlerde bize hakkınızı helal ediniz.

        Sitede artık yorum yapmayacak olmanıza böyle bir karar almanıza saygı duymakla beraber, değerli yorumlarınızdan mahrum kalacağımızı da bilmenizi isterim. Zira sizden çok istifade ettik. Keşke böyle olmasaydı. Ama sizin hizmet alanınız geniş burada olmasa da başka yerlerde her platformda çalışıyorsunuz buna inancımız tam.

        Ancak sizden ricam artık yorumları okumayacak olsanız bile arada bir müstakil yazı yazıp gönderin ademler-havvalar bölümünde yayınlansın :)

        Gerçek hayatta da sizinle tanışmak isterdim belki bir gün olur belli olmaz :) Allah’a emanet olunuz…

        Vesselam…

        • cihad diyor ki:

          Değerli Azmo Kardeşim,

          Hüsn-ü zannın için teşekkür ederim. Hakkımda dua olsun inşaallah.

          Yazı için birikim ve zaman lazım, ikisi de ben de yok.

          Gerçek hayatta görüşmek konusunda hissiyatına katılıyorum. Fuar gibi vesile ile biraraya gelebilseydik bence çok hoş olurdu. Bulunduğum ilden İstanbula uçak bileti 70 lira. Bazı insanlara şahit oluyorum, adam bir maç için İstanbula gidis-dönüş bileti alıyor. Ben burdaki birçok kardeşimi gorebilecegim bir fuara giderdim. Konaklama zaten sorun olmaz, İstanbuldan birçok kardeşimiz var burda. Peşine takılır giderdik, bizi mecbur misafir ederlerdi..😊

          Selametle…

  10. Sami diyor ki:

    Elimde imkân olsaydı yazılara yorum yazan bekâr kardeşlerimizin evlilik görüşmesi yapmalarını temin etmeye çalışırdım.

    Üslûplarını takdir ettiğim birkaç isim bulunuyor. Hatta şahsiyet kalitelerini, kaleme aldıkları birbirinden güzel yorumlarla gösteren bazı kardeşlerimize yakıştırdığım kişiler var.

    Pederim, validem, bendeniz, refikam aracılık müessesesini gündelik hayatımızda işletiyoruz. Gönül isterdi ki sizlerle de tanışabilelim ve tanıştırma usulünü sizler için de hayata geçirelim.

    Sizin saadetli bir yuva kurmanızı öyle çok arzu ediyorum ki…

    Yorumlarınızı büyük keyifle okuyorum.

  11. Süleyman diyor ki:

    Hepimiz kafamızda bazı kriterler belirliyoruz ve bunları önceliyoruz. İster istemez.

    Yanş bende evleneceğim profili hayal ettiğimde. Uzun güzel tesettürlü biri beliriyor karşımda. Yani kafamda böyle bir profil var ve doğruyu söylemek gerekirse biraz da takıntım haline geldi bu durum. Yanş beğeneniyorun öteki türlü. Aklımda hep bir soru işareti oluyor ister istemez.

    Yani kriterlerim çok mu fazla diyorum kimi zaman. O kadar seneler bakmama rağmen tesettüren beklentimi ve bu giyimi karşılayan 1 kişi ile karşılaşabildim. O da kültürel olarak uyuşamadığım biriydi. Ya acaba çok şey mi istiyorum demeden edemiyorum.

    Ablamla geçenlerde konuşurken şöyle dedim. Sakin Evcim en ve konuşabileceğim birini, muhabbet edebileceğim birini arıyorum dedim. Sen o ikisi bulamazsın çok zor dedi. Ya sakin evcimen bir hanım bulacaksın ya da senle kültürel seviyede muhabbet edecek birini bulmalısın dedi. Bunlardan birinden birini seçmelisin dedi. Bende eğer 2-3 seneye evlenemezsem şakın ve evcimen birini seçerim dedim. Ya böyle birini bulmak bu kadar zor mu ? Ben bir türlü tesettürüne riayet eden şakın evcimen güleryüzlü ve kültürel olarak sohbet edebileceğim bir hanım bulamaz mıyım. Bu çok yüksek bir beklenti mi?

    • Smyye diyor ki:

      Süleyman Bey,
      Aslında bu isteğiniz bana çok yerinde ve ulaşılabilir geliyor. Bulamayışınız yaşadığınız ve bulunduğunuz çevreden kaynaklanıyor sanırım. Çünkü sakin ve evcimen olunması zaten kadınların fıtrarında olan bir şey. Tesettürüne hakkıyla riayet eden çok fazla kız tanıyorum. Ama sanırım bu da benim yaşadığım ve bulunduğum çevreden kaynaklı.
      Benim görüşümce beklentiniz çok yüksek değil ve olması gereken. Artık kızlarımız tesettürü yanlış algılıyor, modaya göre kapanıyor. Bazen bunların çoğalması da (tabi sosyal medya etkisiyle) tesettüre hakkıyla riayet edenleri bile nefsine uydurup, özendiriyor. Bir arkadaşım vardı çarşaflı, burnuna varıncaya kadar kendisini setrediyordu. Sonra kendisi hem sosyal medya hemde etrafındaki akrabalarından gördüğü kapanma biçimi nefsine hoş geldiğinden en güzel örtüsünü çıkardı ve şu an bildiğiniz moda olan tesettürü taşıyor üstünde. Kendisine çok üzülmüştüm…
      Maalesef kızlarımız elimizden kayıp gidiyor. Bu televizyonlar, sosyal medyalar bizi bitiriyor günden güne… Rabbim cümle gençlerimize basiret nasip etsin inşaAllah.
      Şimdi mesela bende hem İslam ilmi hem de dünya ilmi olan bir eş arıyorum. Ben de bunu bulamıyorum 🙂. Ya da televizyon izlemesin, müzik dinlemesin, filmlere bakmasın, sohbet ehli olsun istiyorum ama gel gelelim yok. Bana da çevremdekiler sizin durumunuz gibi “birisinden birini seç, böyle birini bulamazsın” diyorlar. Ama bulan ve evlenen çok var. Bazen diyorum üstüme kriterlerimi asıp öyle mi dışarda gezsem😊. Ben sizi çok iyi anlıyorum, biz en iyisi duaya devam edelim, aslında çok bir şey istemiyoruzda işte nasip diyelim.
      Rabbim gözümüzü, gönlümüzü aydınlatacak salih/saliha eşler nasip etsin. Allah’ı(c.c) bulmak için geldiğimiz bu fani dünyada, beraber Allah’ı bulacağımız eşler nasip etsin. Bir yazımda da demiştim “Evlilikle dinin yarısı tamamlanırda, diğer yarısını beraber nasıl tamamladığımız önemli”.
      Selam ve dua ile…

      • Smyye diyor ki:

        Konuya bir kaç ekleme daha yapmak istiyorum. Mesela kendimde gördüğüm bazı şeyler var. Ben de kültürsüz, tembel bir insanla yapamıyorum, elimde değil. Bazıları bunun önemsiz olduğunu söylüyor ama benim için önemli. Bir insanla konuşurken onun ne kadar kitap okuduğunu konuşmasından anlıyorum. Bu beni soğutuyor. Veya çok standart bir yaşam süren, idealist olmayan, olduğu yerde sayan bir erkek gözüme cazip gelmiyor. Bir işi olmuş sabah akşam ona gidip gelen, evde boş olduğunda bütün gün yatan bir insanı gözümde canlandırınca kötü hissediyorum. Ben böyle bir insanla yapamam, benimde hayata karşı şevkimi kırar.
        Ama sürekli istekleri olan, öğrenmeye aç, çalışkan, hırslı, bir yerlere gelmeye çalışan bir erkek gözüme cazip geliyor. Boş durmayan, yerinde saymayan, kendine bir şeyler katan, azimli bir insan görmek istiyorum. Benim de yapmak istediklerime karşı hevesim kırılmasın, çünkü ben karşımdakinin enerjisinden çok etkilenen bir insanım. Ne kadar pozitif ve yaşam dolu olursa benimde hevesimi arttıracaktır.
        Bence eşlerin kültür seviyelerinde denk olmalı… Yoksa farklı tellerden çalabiliyorlar. Canlı örneğini benim ailemden biri yaşadı, illaki istisnalar vardır ama durum ortada. Bayanın kendisi üniversite mezunu, eşi ise ilkokul mezunuydu. Konuştukları uyuşmuyordu, düşünceleri uyuşmuyordu. bir şeyler paylaşamıyorlardı, çok sorunlar yaşadılar.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Smyye Hanım.
          Sizi çok iyi anlıyoruz. Kriterlerinizde sorun yok. Ancak siz de sabredin. Doğru insanla illa ki karşılaşırsınız bir gün. Önce büyükleriniz sizi iyice tanısın. Acele etmeyin :) Aynı sizin gibi bir hanım vardı bu sitede ve gönlüne göre biriyle karşılaşmıştı. Sonra buraya yazdıydı hatta. Az sabır. Meyveleri vaktinden önce koparmamak lazım. :)

          • Smyye diyor ki:

            Fatih Bey,
            Haklısınız, acele etmemem lazım ama etrafımdakilere kendimi anlatamıyorum. Nasıl birini istediğimi belli edemiyorum. Mustafa beydi sanırım artık anlatamadığından “evlenmek istemiyor gibi gözüküyorum” demişti. Bazen cidden bunu yapıyorum🙂.
            Yaşım daha genç, yolun başında gibi gözüküyorum ama etrafımdakiler üniversiteden beri birilerini bulmaya çalışıyorlar. Yani 5 seneye tekabül ediyor. Ben 5 senedir nasıl bir eş istediğimi anlatamıyorum ya da kimse anlamak istemiyor. Ben kriterlerimi saydıkça, cumadan cumaya namaz kılan birini karşıma getiriyorlar. Bunu tanıdığım cemaat mensubu ablalarımda yapıyor. Bir şey olmaz, sen namaza başlatırsın diyorlar. Ay yani anlat anlat bitmez, gerçekten aracılarla işimiz zor.
            Artık işim tamamen Allah’a kalmış. Yoksa çevremdekilerle olacak iş değil. Ben dualarıma ve Allah’a sığındım. İnşaAllah birgün hepimiz, gönlümüzdeki eşi bulduğumuzda buraya gelip hamdü senalarla anlatırız.😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Smyye Hanım, amin.

            Evlilik için biraz da olgunlaşmamız gerekiyor :) Hani bazen yemek biraz daha pişsin deriz, o gözle bakın. İyi pişersek evliliklerimizde hazımsızlık olmaz :) Evlenmek için evlenilmez. Kırmızı çizgilerinizi koruyun elaleme kulak asmayın, aynı evde yaşayacak olan sizsiniz. Bahsettiğiniz derinliğe sahip insanlar da var. Acele etmeyelim, sabırsızlık etmeyelim, Allah korusun, hayırsız bir evlilik yapıp okyanusun ortasında yapayalnız kalıp da bir balık bizi yutsun da kurtarsın diye beklemek zorunda kalabiliriz :/
            Siz yine paylaşmak için anlatın da çok kafaya takmayın, sizi gayet iyi anlıyoruz :)
            Selametle.

          • Smyye diyor ki:

            Fatih bey,
            Tebessüm ettirdiniz. Rabbim biraz daha pişmemi istiyor galiba, anne evinde stajıma devam edeyim o zaman🙂. Çokta takmıyorum, maksat; dertleşmek, paylaşmak, fikir almak.

            Allah korusun böyle bir evlilik yapmak istemem. Rabbim hayırlı vakitte, hayırlı bir insanla yuva kurmayı nasip etsin cümlemize. İmtihanlarımızı kolay eylesin inşaAllah. Birbirimize duacı olalım🙂.

        • Süleyman diyor ki:

          Çevrem var smyye hanım. Aracı olacak Kişiler var ancak bulunduğum şehir tesettürlü, evini seven insanların gelmek istediği bir yer değil.
          Evini seven kişiler yani evcimen kişiler zaten evine yakın olmayı tercih ediyor. Bu sebeple bulundukları şehirde yaşamak istiyorlar.

          Daha önce belirttiğim gibi büyüdüğüm şehir ve işim olan şehirle, çevrem olan şehir birbirine çok uzak. Bu sefer aracılık yapan kişiler oradan buraya gelecek kişi bulamıyor. Kimse gelmek istemiyor.

          Hayırlısı smyye hanım. Hayırlısı başka birşey diyemiyorum. Namaz ve sabırla Allah’tan isteyeceğiz.

          • Smyye diyor ki:

            Süleyman Bey,
            Sizinde imtihanınız bu demekki. Ama vardır gönlünüze göre biri. Mesela benim bir talibim vardı kendisi Medine’de ikamet ediyordu. Ayrıca hayatı boyuncada yurtdışlarında bulunacağını söylemişti. Yüksek lisans, doktora vs. bunları yapmak için. Görüşmeye bunu kabul etmeyerek gittim, komşumuz çok ısrar etmişti. Ama gidip görüştükten sonra gönlüme düştü, ben kabul ettim her şekilde. Olmama sebepleri başkaydı. Ama işte o sıcaklık, gönle düşen sevgi bir şeyleri kabul ettiriyor.
            Ben de hayatım boyunca ailemden ayrı kalmamış. Anneme babama çok bağlı bir kızım. İstanbul’dan dışarı adım atmayı dahi aklımdan geçiremezdim. Oluyor işte yeterki kalpleriniz ısınsın, arada muhabbet olsun. Nasipse de Allah bir şekilde oluruna getiriyor.
            Siz dualarınıza devam edin, ben de size dua edeceğim. Rabbim inşaAllah en hayırlı zamanda, en hayırlı insanlarla karşılaştırsın. Dünya ahiret saadeti nasip etsin. Gözünüzü, gönlünüzü aydınlatsın. Uzak diyarlarda yareniniz olsun, derdinizi hafifletmeye vesile olsun. Allah’a emanet olun🙂.

          • Süleyman diyor ki:

            Smyye hanım

            Dualarınız için çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

            Durumumu abartmamak lazım kimse bulunmuyor değil. Ancak genellikle çok farklı kişiler çıkıyor. Son gösterdikleri kişiler hep böyle ojeli, makyajlı, başörtülü ancak oldukça serbest giyinmiş kişilerdi. Benimde aklımda belirttiğim şekilde biri var. Çizgilerimi çok katı tutmamaya çalışıyorum. Gene de çok süslü görürsem hayır diyorum. Hayırlısı…

    • Hazel diyor ki:

      Bulursunuz inşallah … Niyetinizi hiç değiştirmeyin , Rabbim yardımcınız olsun , böyle bir çok hanım var

    • esra diyor ki:

      Kültürel seviyede sohbet edebileceğiniz hanımları nasıl değerlendirip karar veriyorsunuz bilemiyorum ama kriteriniz eğitimse lütfen yapmayın. Ben en çok sevdiğim zevk aldığım konuşmaları (sizin değiminizle kültürel anlamda) ilkokul mezunu bir arkadaşımla yapardım. Dım diyorum çünkü şimdilerde baya uzat düştük.

      • Süleyman diyor ki:

        Esra Hanım

        Benim de en sevdiğim ve muhabbet kurabildiğim arkadaşlarımdan biri lise mezunuydu.

        Kriterim eğitim düzeyi değil. Emin olun. Zaten daha önceki yorumlarımı okursanız öbür yazıların altındaki eğitim düzeyinin benim için önemli olmadığını anlarsınız.

        Benim için önemli olan kendini geliştirmeye hevesli, belli bir muhabbet kurabileceğim biri. Evlilik görüşmesinde biraz konuşunca anlayabiliyorum zaten kültürel anlamda uyuşup uyuşmadığımızı.

  12. Feyza diyor ki:

    Mustafa bey ve Nisa hnm,
    Ikiniz de cok guzel aciklamissiniz. Eklemek istedigim borkac husus var.
    Dindarlik herkesin farkli sinirlar cizdigi izafi bir kavram fakat ahlak ve ibadet bu dinde etle tirnak gibi. Bir yerde namaz dinin diregi olarak nitelendirilirken diger yanda dinin guzel ahlak olduguna vurgu yapiliyor.
    Ibadet dinin cesediyse, ahlak ruhu gibi. Cesede ruhu uflemedikce kadavranin bir islevi olmaz. Ama cesedi olmayan ruh da yarimdir. Cennete dahi ruhumuz cesedine iade olunmus sekilde girecegiz.
    Birisi kul ile Allah arasinda olan mesuliyetler, vazifeler.
    Ama dinimizde sadece batina donuk bir munzevi hayat tasvip edilmiyor. Kulun kul ile olan iliskilerinde de Allahu Teala belli yasalar koymus oldugu icin kulun kul ile olan iliskisinde de Allah rizasi icin bu yasalara ve toplumsal kurallara riayeti onemli.
    Dindarlik anlamsiz, amacsiz, ruhsuzca yapilan toplumsal aliskanliklara ayak uydurmak degil, yine Allah’in rizasi icin ve O’nun gosterdigi yolda kullarina adaletle, yeri gelince cesaret ve yeri gelince hilm ile, sabir ile yaklasip rizasi dogrultusunda da muameke etmek. Ama bunlari yaparken kulluk vazifelerini ihmal etmemek. Hepsini bir butun icinde degerlendirebilmektir ve yasamina uyarlayabikmektir.
    Bahsettiginiz faziletler bir insani cok erdemli yapabilir ama icinde Allah rizasi yoksa onu dindar kilamaz. Bu abdestsiz namaz kilmaya benzer.
    Yine tersi durum, bir insan sureten eda ettigi ibadetlerinin yanusira yetim mali yiyip faizle ev gecindiriyorsa siz bunu da dindar olarak nitelendiremezsiniz. Zira en siddetli gunahlar.
    O halde hepsini bir butun icinde ele alirsak mukemmeli yajalayabilir miyiz? Hayir tabiki. Beser sasar.
    Bunun olcusu nedir derseniz, bu genis kapsamli konunun sinirlari Kur’an ve Sunnetle belirlenmis. Biz ayrica bir sinir cizemeyiz. Ama madem hepsine riayet edemiyoruz fitratimiz geregi gunaha meyilli aciz kullariz.
    O halde farzlar ve genel ahlaki kaidelerin disinda esnetilebilen ve kisiye gore degisebilen bir olcusu vardir dindarligin.
    Kimseyi dindar veya degil diye siniflandirmaya bizim gucumuz yetmez. Belirtilen sinirlarin icerisinde herkes kendine yakin olana yaklassin.
    Kimine gore asgari sinirfarzlardir kimine gore Sunnetler. Bunu sadece ibadet degil ahlak ve kullar arasindaki hukuka binaen de soyluyorum.
    Ama asgari derecede dindarlik farzlari ihmal etmeyip kul hakkina riayet etmektir ve en azindan bunun sancisini cekebilmektir diyebiliriz.

    • Uğur 017 diyor ki:

      Feyza Hanım, ben Kur’an’daki dîn kelimesinin anlamını rahmetli Şakir Kocabaş’ın da bir çalışmasından yararlanarak inceledim. Dîn üç anlama sahip Kur’an ve hadislerde: 1. yasa, kanun: mesela Yusuf Suresinin 76. ayetindeki gibi: “Kralın dinine (yasasına) göre kardeşini alıkoyamazdı. 2. yargılama: mesela yevmü’d-dîn yani “yargılama günü” (İngilizcedeki “the judgement day” bunun tam çevirisidir) 3. yasaya bağlılık, yani dindarlık: Hucurat suresinde geçen ibaredeki gibi, “Allah’a dininizi (yasaya bağlılığınızı, dindarlığınızı) mı öğreteceksiniz.

      Dindarlık Allah’ın yasasına bağlılıktır. Bir insan çok nafile ibadet yapsa bile bazı yönlerden Allah’ın yasasını bilerek umursamıyorsa veya çağa uygun bulmuyorsa, dindar değildir. (Hatta çağa uygun bulmama durumunda muhtemelen mümin bile değildir.) Allah’ın dini/yasası öncelikle Kur’an’da ve sonra sahih senedle gelmiş sünnetteki farzlardır ve de hükmü sünnet olan hususlarda da saygılı olmaktır.

      • Fyza diyor ki:

        Kesinlikle böyledir Uğur bey, teşekkür ederim. Es geçtiğim ama aslında en fazla önemsediğim noktayı açıklamışsınız.
        Bu durumda farzları yerine getirip huyları iyi bir Müslüman da olsa [örneğin], Kur’an’a tarihsellik iftirası atıyorsa o kişiye dindardır diyemeyiz. Bu atlanmaması gereken bir esastı.

        • Uğur 017 diyor ki:

          Feyza Hanım ben de teşekkür ederim. Sizin ilk yorumunuzdaki şuna dair bahis ki dindarlığın minimum kriteri farzlar mıdır yoksa sünnetler mi, çok önemliydi. Dindar (eş seçimine dair hadisten hatırladığım Arapça tabirle “zi’d-dîn”) olmak Allahın dinine yani yasasına bağlı olmaktır; peki Allahın yasasının minimum kuralları farzlar mı yoksa sünnetler midir? Ben sünnete yani sahih sandığım bir hadise dayanarak derim ki farzlardır. O hadis de şudur ki hani bir defasında biri Resulullaha gelerek İslamı sorar. Resulullah da ona beş şartı yani temel farzları sayar. Adam der ki bunları yaparım, fazlasını da yapmam. Resulullah adamın ardından der ki eğer bu dediğini yaparsa cennete girer. Ayrıntılarda hatam veya eksiğim varsa bile ana fikirde hiçbir hatam olmasa gerek. Benim özellikle bu hadisten ve genel olarak Kurandan anladığım odur ki Allaha şirk koşmayıp elçisini onaylayan ve onun güzel huylarını ve ibadetlerini (yani sünnetini) elinden geldiğince örnek alan, farz ibadetleri yerine getiren, yalan söylemek ve insanları söz veya davranışla kasten incitmek gibi haramlardan uzak duran kişi dindardır yani Allahın dinine/yasasına bağlıdır. Dikkat edilirse bu tanımın içine genel olarak sünneti koydum, ama belirli münferid sünnetleri farzlar gibi temel saymadım.

          • Feyza diyor ki:

            Uğur bey haklısınız. Bir insanın itikadı evvela düzgün olmak kaydı ile, farzları yerine getirip Allah rızası için insani muamelelerinde de temel hakları gözetiyorsa bu kişinin dini, hayatına en azından minimum düzeyde nüfuz etmiş yani dindar bir insandır diyebiliriz. Ama bu üç ayaktan biri sağlam değilse o halde sorgulanır.
            Bunu sabitlenmiş bir en alt çıta olarak varsayarsak bunun üzerine eklediğimiz her faziletli amel de dindarlığımızın seviyesini inşaallah artırır.
            Dış halka farzlar ve vaciplerse bunu Sünnet ve nevileri, sonra müstehablar izler ve üzerine inşa ettiğimiz her tuğla bir öncekini sağlamlaştırıp muhafazaya alır. Benim de yorum da bahsettiğim, dindarlığın minimum seviyesi kimine göre farzlardır kimine göre sünnetler sözünün açıklaması da buydu. Kimine göre farzlar, kimine göre farzlar+sünnetler. Kimine göre farzlar+sünnetler+müstehablar….gibi.
            Yani herkes kendi hassaiyeti ve gayreti içerisinde belli bir ideali benimserken bunda alt sınırı farzlar+güzel ahlak+saglam ve doğru itikad. Siz bu temelin üzerine dilediğiniz kadar kat bina inşa edip zenginleştirebilirsiniz. Hem kat sınırlaması olmadığından ruhsat alamama kaygısı da olmaz :)
            Yani farzlardan bağımsız bir sünnet algısını kasdetmedim ya da sünneti farza bir alternatif olarak göstermedim.
            Güzel açıklama ve tesbitiniz için tekrar teşekkür ederim.

          • Uğur 017 diyor ki:

            Feyza Hanım, izahınız için ben de teşekkür ederim.

  13. Feyza diyor ki:

    Fatih bey, kusura bakmayin biraz gec cevap yazabildigim icin.
    Aslinda bir yorum yazmistim size ama gondermede sorun olustu ve sonrasinda ise musait olamadim.
    Riya konusu ile ilgili endiselerinizde cok haklisiniz. Farzin riyasi olmaz diyorlar ancak bu da yanlis. Farzin da riyasi olabilir soyle ki, siz yalnizken de cemaatle de olsa namazlarinizi kiliyorsunuzdur. Ama yalniz basinizayken alelusul kilip kalkiyor cemaatin icerisinde hususi bir intizama ve tadil-i erkana riayet ederek kiliyorsaniz iste farzda da riya kokusu vardir.
    O yuzden farz, vacip ya da sunnet. Hangi tur amel olursa olsun ‘eger riyadan dolayi endise duyuyorsaniz’, riyaya dusme endisesi tasidiniz kismi saklamaniz en guzeli.
    Ancak sunu kendinize sordugunuzda, ‘ ben bu namazi Allah rizasi icin kiliyorum ama kullarin da bana ne guzel namaz kiliyorsun demesi hosuma gidiyor mu? ya da ‘ namaz kilarken birisinin beni gormesi ve takdir etmesi hosuma gidiyor oldugu icin en iyisi ben namazimi yalniz basinayken tadil-i erkana daha iyi riayet ederek kilayim, insanlarin icerisinde ise normal bir suretle eda edip cikayim’ dediginizde eger nefsiniz buna itiraz edip ‘hayir, insanlarin icerisinde de ayni yalniz basinayken gosterdigin ozeni gosterip bu takvani izhar et’ gibi bir telkinle size muhalefet ediyorsa ve siz bunun onune gecemeyip ekstra bir husuya cemaat icerisinde kapilmaya ozellikle devam edip bundan da haz aliyorsaniz, ibadetinizi gizli yapmaniz sizin daha fazla hayriniza olur. Yok, eger icinize yonelttiginiz bu teklifi uygulamaya koymakta bir ic catisma yasamayacaginizi hissediyorsaniz, yani ‘yalnizken tadil-i erkana azami olcude riayet ederek kilma ve cemaat icinde ise bunu orta seviyeye cekme’ teklifini hayata gecirmekten dolayi bir rahatsizlik hissetmediyseniz o zaman riyayi en azindan farz hususlarda asmissiniz demektir.
    Yani riya konusunda ic muhasebe cok onemli ve bunu sizden baska cozebilecek, Allahu Teala’dan baska ise ihlasiniza sahitlik edecek hicbir varlik olmadigi icin kendinizi kendinize sordugunuz bu gibi sorularla, varsa bir tehlike dizginlemeli ancak riya endisesiyle fazlaca vehime de kapilip ibadetlerinizi aksatmamalisiniz.
    Eger niyetinizden eminseniz ve bu gibi sorulara gonul rahatligiyla musbet cevaplar verebiliyorsaniz, ailenize de ornek teskil edip onlari bu sayede etkileyip namaz kilmiyorlarsa namaza baslamalari icin katkida bulunacaksaniz( namaz ornegi verdiginiz icin namazdan devam ediyorum), o zaman en azindan farzlari gizlemeden kilmaniz daha guzel olur ki belki onlara da vesile olursunuz. Bunun da lazim oldugu zamanlar olabiliyor.
    Bazen ise icinizde hicbir riya korkusu yoktur, o an kardesinizin ya da herhangi bir arkadasinizin sizi namaz kilarken gormesi ve akabinde takdir etmesi kalbinizde hicbir ucb’a sebep olmaz, bunu asmissinizdir. Sizin icin bu takdir hicbirsey ifade etmeyecek bir maneviyattasinizdir ama sirf riya korkusuyla namazi gecirir, geciktirir ya da gizli kilma adina terkedersiniz. Iste bu da riyanin ifrad/vesvese boyutu. Yani bir yandan riyadan kacinayim derken o histen emin oldugunuz halde farzi geciktiriyorsaniz bu da seytanin sagdan yaklasmasidir ve yine bir sekilde amacina muttali olmustur. Nasil, namazinizi geciktirerek.
    Yani burada tamamen sizin danisip en objektif karari vereceginiz tek merci kalbiniz.
    Kisaca hosunuza giden her neyse ona muhalefet edebilmek onemli.
    Cok detayli bir konu, guzel anlatamiyorum kusura bakmayin. Benim kendi kendime gelistirdigim tekniklerden bazilari bunlar.
    Ozellikle dini meseleleri, nafile ibadetlerin faziletini ya da haram/helal bahsini anlatmakla mukellef kisilerin riya konusundaki imtihani cok daha agir emin olun. Cunku anlatsa kendisinin de riyaya dusme tehlikesi var, insanlar anlatan kisileri melek statusune sokup gozlerinde onlara farkli bir anlam katiyorlar. Anlatmasa ilminin mesuliyeti omuzlarinda ve bunun da vebali var. Ulemamiz bu kafile icin de cesitli recetelerle tavsiyelerde bulunmus Allah onlardan razi olsun.

    Yalniz bunlar gundelik yasamimiza iliskin durumlar. Ailemizle, sosyal cevremizle olan iletisimimiz evlilik gorusmesi yapacagimiz kisiyle kuracagimiz iletisimden daha farkli. Cunku;
    evlilik gorusmesi yapacaginiz kisiyi omrunuzde ilk kez goruyorsunuz eger belli mazinizin oldugu bir insan degilse ve onu taniyabilmek icin aracilarin referansi disindaki tek mekanizmaniz, sohbetiniz. Yani konusarak anlasacaksiniz en azindan belli bir sureligine. Pratige aktarip aktaramadigina daha sonra sahit olacaksiniz.
    Diger yanda riya olmamasi icin konusmaya cekindiginiz hususlar ise sizin icin cok onemli ve taviz vermek istemediginiz hususlar. (Oyle oldugunu farzederek yaziyorum ki muhtemelen oyledir.)
    Once niyetinizi halis tutmak icin kendi icinizde bazi seyleri cozmek zorundasiniz. Ben telkinin gucune cok inanan bir insanim. Bir insani en iyi anlayacak kisi de yine kendisidir.
    Niyetinizi kendi icinizde duzelttikten sonra en azindan farzlari yerine getiren bir hanim/bey mi yoksa degil mi, bunu kendisine usulunce sorabilirsiniz. Bir omur beraber gecireceginiz bir insana bu kadar hayati bir meseleyi danismak bana kalirsa sekilcilik degildir.
    Siz bunu sorarken niyetiniz yine Allah rizasi icin halisane bir hanimla musbet bir yuva kurmak olduktan sonra bunda ne sakinca olabilir ki?
    Siz karsinizdaki insana dindar, oldugundan taqvali bir Musluman profili cizmek icin bu hususiyeti sormuyorsunuz(dur). Siz, sadece sizin icin gercekten onemli bir mevzuyu ogrenmek ve ona gore degerlendirmede bulunmak icin bu soruyu soruyorsunuz(dur). Niyetiniz buysa eger, yani kendi icinde niyetinizin bu olduguna dair vicdani bir tereddutunuz yoksa, o zaman sundan da korkmayin. Ya benim sorum yuzunden kizin gozunde bir murai gibi gozuktuysem. Cunku o zaman bu da yine baska bir riyanin sonucudur ki siz kendinizden emin oldugunuz halde bunu konusmadiginiz zaman da sizin hakkinizda murai diyecek endisesiyle konusmamis olursunuz. Yani bu bir paradoksa donusur.
    Hatta gizli riyaya ornek bazi dervislerin bir mecliste yapilan giybeti engellemesi ornek verilir ki, aslinda orada dervis giybetin gunahindan korktugu icin degil de oradaki muridler ‘ne takvali insan giybete mani oluyor’ desinler diye engellemistir.
    Yani o kadar icice gecmis girift bir konu ki.
    Riya ustelik sadece ibadetle sinirli da degil. Ahlakin da riyasi olabilir, tanimadan bilemezsiniz.
    Biz hep namaz, oruc gibi zahiri ve sahisa yonelik konulardaki riyaya odaklansak da aslinda ahlaki konularda da bunun yansimasina sahit olabiliriz. Hani bazen diyoruz, namaz kilmasi bir insanin cok dindar oldugunun gostergesi degildir. (Aslinda gostergesi olmalidir ama gunluk yasamimizda tezat orneklerle karsilasabiliyoruz) O zaman insanlarin ahlakina bakalim iyi bir insan mi, kotu vasiflara mi sahip…vs.
    Peki bundan nasil emin olacagiz? Bunun da bir garantisi yok ki.
    Hatta insanlar iyilik, merhamet, cesaret gibi konularda riyayi asip ikiyuzluluge varacak bir boyuta gecmeye daha da musaitler. Cunku namaz zahire, ahlak ise batina yonelik. Mesela, gostermelik sefkat ve merhamet, evlilikten once kaleyi icten fethetme adina k.valide ve esin ailesine gosterilen nezaket dolu iletisimin evlilik sonrasi bir kabusa donusmesi, itaat edecegine yuzde doksan garanti vereceginiz mulayim gorunumlu bir hanimin evlenince icinden bir canavar cikmasi ya da evlenmeden once hanima turlu vaadlerde bulunup belli bir guven, guzel bir intiba olusturan erkegin evlenince haniminin haklarini ihlal etmesi, adaletsiz ve sorumsuz davranislar sergilemesi….gibi.
    Yani namaz kildigini gizleyip de diger kotu huylarini ifsa edebilecek cesarette degilse bir insan (bunu hepimiz icin soyluyorum), bu yine arzuladigimiz ihlas seviyesinin cok altindadir. O zaman her kotu huyumuzu ilk gunden ifsa edelim.
    Bu ise bircogumuz icin mumkun degil. Kim hangi gorusmede kendinde en sevmedigi kotu yanlarini aciga cikarir ki? :) Herkes ister istemez guzel yanlarini karsi tarafa gostermeye calisir. O halde yuzde yuz bir seffaflik hicbir konuda mumkun gozukmuyor.
    Bu durumda en guzeli, niyetimizi halis tutup hic olmazsa kendimizi oldugumuzdan ne fazla ne de az tutarak ifade edebilmek, namaz kiliyorsaniz ve kilmasini istiyor en azindan buna istidadi olan bir hanim istiyorsaniz bunu acikca beyan ederek net bir sekilde konusmalisiniz. Ya da tesettur gibi yine zahire donuk mevzulari sizin icin onem sirasi ve sekline gore konusmalisiniz eger bu konuda bir eksiklik seziyorsaniz. Ama bu sorgu melegi gibi veya buyuklenerek olmamali tabiki. Bunun yordamini siz bilirsiniz, iletisiminiz kuvvetli.
    Ornegin namaz kiliyor musun diye sormak yerine, farz namazlarimi elimden geldigince kilmaya calisiyorum demek daha munasip olur. Zaten oradan konu acilinca da bu konudaki goruslerini rahatca bir sohbet ortaminda anlayabilirsiniz.
    Bunlari konusmadiginiz zaman ise evlenince siz sabah namazi icin saat kurdugunuzda haniminiz ya da beyiniz ertele tusuna basarsa uzulursunuz.
    Mesela giybetin dahi caiz oldugu yerlerden birisi evlilik. Dusunun ki bir insanin kotu vasiflarini zikretmek ne kadar gunah olsa da evlilik icin aday gosterildiginde onun kotu huylarini soyleyip olusacak zarari talip olan kisiden bertaraf etmek icin usulunce bildirmek caiz goruluyor. Yani evlillik gorusmesi, arastirmasi bu denli net olunmasi, seffaf olunmasi gereken bir durum ve herseyi konusmaktan cekinmemeliyiz.
    Bir de bunlari konustugunuz kisi namaz bahsi acilinca ya da dini konular, bunda gosteris ve buyuklenmeye kaciyor mu, yani dinden uzaksa zaten tamam.. Ama dine yakinsa acaba bunu size ustunluk taslamak icin kullanacak mi, teheccudunden tutun da verdigi sadakaya kadar her gizli olani makbul olan amelini bir cirpida ve bir istahla anlatmaya baslayacak mi, yoksa sadece elhamdulillah ben de elimden geldigince dikkat etmeye calisiyorum deyip daha mutevazi bir durus mu sergileyecek. Bunu da az cok sohbet esnasinda farketmis olursunuz.
    Sonra ise ahlaki konulardaki hasasiyetini zaten bir surecin icerisinde ancak taniyabilirsiniz.
    Tek gorusmelik bir sohbette bu kisi cimri mi comert mi, nazik mi kaba mi, saygili mi ukala mi…bunlari gorusme ve nisanlilik surecinde dahi bir miktar anlayabilirsiniz. Ayni cati altinda dahi insanlar surekli birbirinin yeni bir ozelligini kesfediyor. Ayni zamanda insan ahlaki manada da ibadet konusunda oldugu gibi inisler ve cikislar yasayabilen dinamik bir varlik. Ne var ki ana hatlariyla huyunu ahlakini ogrenip biraz fikir sahibi olabilirsiniz.
    Fatih bey, ornegin ben gorustugum hickimseye nafile bir ibadet konusunda soru sormadim. Ne sordum ne kendimden bahsettim. Gerek olmadi ki.
    Ben oncelikli olarak ahlakinin uzerinde duruyorum ama bunun sebebi de su ki, benim karsima cikarilan kisiler zaten referans olan kisilerin anlattigi kadariyla namazli abdestli ve benim haremlik selamlik olsun, tesetturume ya da yasantima saygi hususunda olsun, Kurban gibi mali butceyi ilgilendiren hususlara riayet bahsinde olsun belli bir mesafeyi katetmis ve ortak goruse ortak ideale sahip oldugum insanlar. O yuzden bunu sormama gerek kalmadigi icin direk ahlak ve kisilik ozelliklerine, evlilige dair beklentilerine, ilgi alanlarina odaklanip o yonde tanimaya calisiyorum.
    Nafile ibadetleri, teheccudu fazlaca tuttugu oruclari vs ise kendisiyle ilgili konular beni ilgilendirmiyor. O yuzden o konulari hic acmiyorum.
    Ama siz ve sitedeki kardeslerimin durumu benden farkli oldugu icin sizlere bu uyariyi yapiyorum. Cunku benim sizlere olan husni zannima gore sizler ekseri bes vakit namaz kilan ve farzlara riayet eden, sitede anlattigina gore erkeklerimiz gozunu haramdan koruyan ve kadin yorumcularimuz da hep tesetturune son derece riayet eden insanlar.
    Ama disardan ve farkli ortamlardan kisilerle gorusturuluyorsunuz.
    O yuzden sizin bu konulari konusmaniz gerekiyor. Cunku siz farkli dunyadan biriyle de gorusturulebiliyorsunuz, mesela araci kazalari konusunda bahsettiginiz gibi.
    Ilk etapta bunlari konusmazsaniz sonra uzulebilirsiniz. Benim de hayalkirikligina ugrayabilecegim alanlar var tabiki. Merhametli diye evlenirim zorbanin biridir. Taniyamamisimdir.
    Riskli bir is evlilik hicbir garantisi yok ve kendimizin dahi cok iyi bir es olacagimiza garantimiz yok. Hep soyledigim gibi kendime dahi kefil degilim.
    En guzeli olabildigince samimi ve dogal bir sekilde konusup gerisini zamana birakmak. Ne oldugunuzdan fazla gosterip nefsinizi simartmak ve sonra sukut-u hayale sebep olmak, ne de oldugunuzdan az gosterip karsi tarafi evlendikten sonra sasirtmak ve onda bir uyumsuzluga, zoraki birseylere mecbur kilmak.
    Ya oldugunuz gibi gorunmek ya da gorundunuz gibi olmak. :)
    Selam ve dua ile.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Feyza Hanım.

      Estağfurullah, geç falan kalmadınız, zayi olan yorumunuz da olmuş vaktiniz gitmiş. Allah razı olsun gayet açıklayıcı olmuş. Bir hocaya sorsam bu şekilde cevap alamayabilirdim çünkü siz halimizi bilerek yazmışsınız bir başkası bilemeyebilirdi :)

      Kendim için yazacak olursam farzlara dikkat etmeye çalışıyorum ama zamanında ara ara aksadığım durumlar da oldu. Uzun hikaye, girsek çıkamayız. :/ Namaz konusunda bildiğim tek şey çocukken alıştırılıp yetişkinken sanki gelenekten gelen bir ritüelmiş gibi yerine getirildiğinde ya da bir beklentiyle başlandığında bana(bize) bir şey katmadığı ve kesintiye uğradığı. Ancak Allah katındaki değerini bilemem herkesin kendi hesabı, ibadetleri kabul edecek olan değerlendirecek olan O. Ben kendi yaşadığım sıkıntıyı anlatmak istedim. Alarmı kapatan değil beni dürtecek biri lazım :)
      Diyordum ki. Yanlış düşündüğümü gördüm. Önce insan kendini düzeltecek. Ayrıca ilim olmayınca insan değer de bilemiyor bu sebeple ilim şart. İşyerinde bir arkadaş vardır. Masamıza uğrarsa arada bir ders de anlatır laf arasında :) Ettehiyyatü bilinse tam manasıyla o zaman insan bu ibadeti terk edemeyeceği gibi şevkle yapar diye anlattıydı. Saçma gelebilir ama zamanında bir kitap aldıydım namazdaki hareketlerin manasını anlamak için. Neden secde ederiz mesela? Bu sorular bazılarımız için çarpım tablosunu yeni öğrenen birisinin bir profesöre iki kere iki dörttür diye anlatması gibi gelebilir. Ya da tahsilinle ilgili o kadar araştırma yapana kadar dinini de adam gibi öğrenseydin denilebilir. Bunları adeta günah çıkartırcasına vicdan yapmak için yazmıyorum. Belki aynı şeyleri başkalarıda yaşamıştır ya da önlem alacaktır. Çocuğuna öğretecektir birtakım bilgileri belki böyle bir örnek görünce.

      Evlilik konusundaki değerlendirmenizde haklısınız. Normalde herkese eşit muamele etmek gerekir mesela ama denklik gözetmek gereken durumlarda tam tersini yapmak gerekiyor. Ancak adeta Allah adına hesap sorar bir vaziyete dönüşürse ya da eşi istiyor diye adeta şirk gibi bir hal alırsa sıkıntı bence…Ben ibadetleri birileri yapıyor bilsin diye yapmam. Hiçbirimiz yapamayız. Hatta belki yanlış düşünüyorumdur ama birilerine anlatılacaksa varsınlar yapılmıyor bilsinler… Hatalarından cahil bırakılmış olmalarından dolayı o insanları yargılayanların zaten bu bilgilere ihtiyacı yok :)

      Selametle kalın, sağ olun tekrardan.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Bir de şu cümleyi ekleyeyim istedim.

      Olduğum gibi görünmeye çalışıyorum ama görmek istediği gibi görenlere ya da hiç görmek istemeyenlere yapacak bir şey yok…

    • cihad diyor ki:

      Feyza Hanım Kardeşime,

      Farzda riya olmaz. Bu nokta için şöyle bir ilave yapabiliriz belki. kişinin niyetinden azade, bizatihi farz olan ibadeti izhar etmesi riya değildir. Tabi izah ettiğiniz gibi kişinin niyeti başka ise o ayrıdır. Nafile ibadette ise niyeti halis dahi olsa ihfası izharından daha evladır.

      Yani özellikle farzlar,şeair-i islamiyye,terk-i kebair ve sünnet-i seniyye gibi hususları açıktan ve aleni yapmak gerektir ki bunlar topluma mal olsun. hayat-ı içtimaiyyede birer esas olsunlar. Riya zannıyla bunların yüzleri ihfaya çevrilse toplum farklı bir mecraya sevk edilmiş olunur. Hem toplum zarar eder, hem de toplumun gidişatından etkilenen bazı zayıf insanlar ve hususan çocuklar yanlış yönlendirilmiş olurlar. Hem toplumda oluşan boşluğu zararlı,şerli laakal malayani şeyler doldurur.

      Bu gibi sebeplerden dolayı mezkur hususlarda izharı ihfaya tercih ederek teşvik etmek gerektir.

      Bu mananın daha da inkişafına vesile olmak niyetiyle Risale-i Nurdan alakalı kısmı aşağıya alıntılıyorum.

      “”Riyaya dair üç nokta yazılacak

      BİRİNCİSİi: Farz ve vaciplerde ve şeâir-i İslamiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâında ve haramların terkinde riya giremez; izharı, riya olamaz-meğer, gayet za’f-ı imanla beraber, fıtraten riyakâr ola. Belki, şeâir-i İslamiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü’l-İslam İmam-ı Gazâlî (r.a.) gibi zatlar beyan ediyorlar. Sâir nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid’alar zamanında ittibâ-ı sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramların terkinde takvâyı izhar etmek, değil riya, belki ihfâsından pek çok derece daha sevaplı ve halistir.

      İKİNCİ NOKTA: Riyaya insanları sevk eden esbabın,

      Birincisi: Za’f-ı imandır. Allah’ı düşünmeyen, esbaba perestiş eder, halklara hodfuruşlukla riyakârâne vaziyet alır. ………..

      İkinci sebep: Hırs ve tamah, za’f-ı fakr noktasında teveccüh-ü nâsı celbine medar riyâkârâne vaziyet almaya sevk ediyor. ………..

      Üçüncü sebep: Hırs-ı şöhret, hubb-u cah, makam sahibi olmak, emsaline tefevvuk etmek gibi hisler ve insanlara iyi görünmek, tasannukârâne (haddinden fazla kendine ehemmiyet verdirmek) ve tekellüfkârâne (lâyık olmadığı yüksek makamlarda görünmek) tarzını takınmakla riya eder.
      …………..
      ÜÇÜNCÜ NOKTA: Vazife-i diniye itibarıyla nâsa hüsn-ü kabul ettirmek, o makamın iktiza ettiği yüksek tavırlar ve vaziyetler, hodfuruşluk ve riya sayılmaz ve sayılmamalı-meğer o adam, o vazifeyi, kendi enaniyetine tabi edip istimal ede.
      Evet, bir imam, imamet vazifesinde tesbihatları izhar eder, ismâ eder; hiçbir cihette riya olamaz. Fakat vazife haricinde o tesbihatları âşikâre halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevaplıdır.””

      Son olarak Fatih Kardeşimize verdiğiniz ayrı ve cemaat ile namaz kılma örneğinde şu noktayı da nazara almalıyız. Cemaat ile namazın bereketi vardır. Tek başına namaza nisbeten nefs ve şeytana karşı mücahedemizde beraber namaz kıldığımız mü’min kardeşlerimiz manen bize destektir. Ayrıca mühim bir sünnete ittiba etmenin feyzi de vardır. Bunlar ise namazda huşuyu ve lezzet-i ruhaniyi artırır. İşte tam bu noktada ,aslında istifade ettiğimiz bir durumu şeytan bize riya diye yutturarak vazgeçirebilir.

      Allâhümme ecirnâ mine’r-riyâi ve’s-sum’âti ve’l-ucubi ve’l-fâhr

      Allâhümme ecirnâ mine’r-riyâi ve’s-sum’âti ve’l-ucubi ve’l-fâhr

      Allâhümme ecirnâ mine’r-riyâi ve’s-sum’âti ve’l-ucubi ve’l-fâhr

      selam ve dua ile…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Allah razı olsun faydalı yorumun için Cihad abi :)
        Bazı şeyler de aileden ya da çevreden yetişmekle ilgili. İşyerinde mesela ben pek demem kimseye kendim giderim ama bazı arkadaşlar gelir beraber gidelim der. Ben riya olarak görmüyorum bu hareketi ama yapmıyorum pek :) Benim bu hissiyatım belki de bilgisizliğimin bir sonucu. Bir de bilinçaltındaki bir şeyleri kırmak zor sanki… (Bir de soruyu ilk sorduğumda da yazmıştım. Karşımdaki bir hanımsa pek dillendirmem oruç ya da namaz konularını. Bir keresinde pot kırar gibi oldu hemen sustum…)

        Hayırlı cumalar.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Bir de şu bilgiyi paylaşayım. Ben kızımı çok iyi yetiştirdim hiç kaza namazı yoktur bu sebeple damat adayı da öyle olmalıdır diyenler de var :) Herkes kendince haklı… Benim de nasıl olsa bu kriterleri karşılamamam mümkün değil, battı balık yan gider desem olanı da kaybetsem yetiştiğim çevreye uysam….
        Velhasılı birilerine şirin gözükmek için ya da sorulduğu zaman yapar denilsin diye değil kendimi ıslah için yapmam lazım ne yapıyorsam, yadırgansam bile bazen…

      • Feyza diyor ki:

        Cihad abi
        Hayirli Cumalar.
        Yazdiklariniza tabiki katiliyorum zaten katilmama gibi bir luksum yok benim. :) Farzin aslindan degil farzin icinde yapilan riyayi yani insanarin begenmesi icin namazi guzellestirme ama tenhada alelacele kilip savusturma hali.
        Cemaatle kilinan farz nanazda ise imama uyuldugu icin toplu bir ibadette guzellestirme mevzubahis olmaz. Birlikte hareket edilir. Zaten farzda riya korkusu olsa da cemaati terketmemek tavsiye ediliyor fakat Fatih beyin kasdettigi munferiden kildigi namazlardi. Cunku aile ve arkadaslarinin yaninda kilmaktan bahsediyordu. Oyle bir durumda yine izhar etmek tesvik icin daha gyzel ancak ihtimal vermesem de yine de eger onlarin yaninda kilarken namazinizi guzellestiriyorsaniz ve yalnizken ozen gostermeden kiliyorsaniz yani oyle bir hastaliga muptela iseniz, baskalarinin yaninda da ayni yalnizken gibi kilmaya riayet edin denek istedim.
        Birde su var kisaca soyleyeyim vaktim dar kusura bakmayin. Eskiden farzlar herkesin yaltigi rutin isler olunca riyasi olmazdi. Simdi farzlara riayet eden oyle azaldi ki bu da gittikce ayricalikli bir hal aldigindan dikkatimizi ziyadekestirmemiz ve riyadan korunmamiz daha usabetli olur diye dusundum.
        Hayirli cumalar agabeyim.

        • cihad diyor ki:

          Feyza Hanım Kardeşime,

          Cumalarımız da akibetimizde hayr olsun.

          Bana katildiginizi biliyorum. Zaten ben de sizin Fatih kardeşimize yazdıklarınıza katılıyorum. Fatih kardeşimizin durumuna göre yazılmış yorumunuzu umumi platform olması dolayısıyla herkes tarafından okunduğu ve çok hassas bir konu olduğu için ifrat ve tefrite kaçan bazı yanlış anlamalar olabilme ihtimaline binaen istedim ki benim yazdıklarım da sizinkinin yanında bulunsun. Ta ki birbirini muvazene etsinler.

          Selametle…

          • Feyza diyor ki:

            Teşekkür ederim abi farkınfayım Allah razı olsun.
            Bilmukabele…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Cihad abi.

            Söylediklerinde haklısın. Bu iş biraz da iyi polis kötü polis muhabbeti gibi. Ben gibiler sessiz çoğunluk olarak kalıyoruz. (Aslında kötü polis ben gibiler :) ) Geçenlerde bir abimiz turistik bir yerde küçük bir müzeye gitmiş. Eskiden kiliseymiş sonra cami yapılmış en sonunda da müze olmuş. Fazla insan yokmuş çıkmış ezan okumuş millet şaşkın şaşkın bakmış çoğu gavurmuş zaten :) Mesela bir arkadaşla bir yere gitmiştik. Görevliye mescid ve abdesthane var mı diye uzaktan sordu ve başkaları da duydu. Ben olsam yanına gider kısık sesle sorardım. Bence onun yaptığı daha doğru. Benzer şey şu kadınların kocasına itaati muhabbetinde olmuştu. Yok söz dinlemek yok bilmem ne vb. derken yumuşaya yumuşaya acayip bir şey olmuş ben gibiler yüzünden. Halbuki lamı cimi yok, ister işlerine gelsin ister gelmesin kelime itaat :) Tabi bunun için bilinç kazanmak gerekiyor. Ancak hani bir laf vardır ibadet de gizli olur muhabbet de diye. Mesela benzer şekilde evli olsam sanırım karımla dışarıda el ele tutuşarak yürüyemezdim, utanırdım, çünkü o bana özel. İbadetlerde de aynı. Ailemin yanındayken başka odaya kaçmam da öyle çünkü ne yapıyorsam bana özel…

            Selametle.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Bu konularda artık çok konuşmak istemediğimi yazmıştım ancak konu bütünlüğü açısından bir iki şey daha yazayım, anlaşılamamış olabilirim.

        Aileler ya da evlatlar çeşitli şartlar koşuyorlar. Eyvallah. Ancak evlatlar flört ya da bir şekilde tanıştıkları adayı ailelerin karşısına çıkarınca şart şurt kalmıyor. Keza evlatlar da. Anne babası tanıştıralım der kabul etmez elli şart koşar. Arkadaşları önerince ya da flört olunca esner. Hele ki kızlar. Şartları ele alınca mantıken kestirip atmaları gerekirken eğer erkekten etkilendilerse acaba derler. Erkekler de öyle. Annesi önerince tesettürsüz olmaz der ama dışarıda öylelerinin peşinden gider etkilendiyse ya da bilinç yoksa. İşte dini konularda da böyle oluyor. Bir şeylere bahane ediliyor ama flört olunca gençler birbirini sevmiş ne yapalım oluyor, kız acaba diyor oğlan gavur da olsa ehli kitapla evleniliyor diye işine gelmeyen kriterleri yıkıyor vb…
        Kendim için de diyeceğim benzer. Beğenmezlerse beğenmesinler. Dinini ailesinden gördüğü bir gelenek gibi yaşayan ama flört edebilen genç, flörtten vb. kaçınan ancak bazı şeylerde zamanında zayıf kalıp onları tamamlamaya çalışan gençten daha kıymetliyse yapacak bir şey yok :) (flört sadece bir örnek kredi çekme, siyasi tercih vb. de örnek verilebilir. Ayrıca yine hatırlatayım ibadetlere değer biçecek olan Allah’tır ben değilim. Bir keresinde sosyal medyada İslam hiçbir siyasi partinin tekelinde olamaz yazmıştım. Milli görüşten gelen arkadaş alınmış. Hükümete yakınlar da öyle. Hal böyle olunca evlilik görüşmelerinde benzer şeyi yaşamak çok şaşırtıcı değil)

        • Süleyman diyor ki:

          Flörtle gelince kendi bulup getirince ortada hiç şart kalmıyor fatih bey. Bu deşiklerinize o kadar şahit oldum ki. Pek çık kez belirttik de zaten. E yapalım artık

        • mustafa _/) diyor ki:

          İslam hiçbir partinin tekelinde olamaz yazdığında cidden neye dayanarak tepki gösterdiler acaba? O kadar okadar parçalanmışız ki. Hani atomun kuarklarına kadar parçalanmış gibiyiz zihniyet ve kültürde

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Mustafa kardeş toplum olarak kalıplarımız var ve kıramıyoruz. Kırıldığı durumlar da Süleyman kardeşimizin de tasdik ettiği durumlar. Önceden de yazıldı, haramlar serbest helaller yasak :/

        • Feyza diyor ki:

          Fatih bey biz zaten kalplerin içini bilemeyiz haşa biz ya da siz nasıl değer biçelim? Ibadetleri ya da hata ve sevaplarıyla gizli ve aşikar halleriyle bir kulun tek hesap mercii Allahu Teala. Ama bir insana namaz kılıp kılmadığını sormak bu kadar yanlış anlaşılacak birşey olmamalı karşı taraf açısından. Yani elhamdülillah Müslümansak namaz kılmamızdan ve bunu önemsememizden doğal ne olabilir ki, bilemiyorum. Amelsiz dindarlık tanımı zaten revaçta, ama biz amel ve ahlakı birbirinden bapımsız düşünemeyiz ki. Bu soruyu sorduğunuzda menfi cevap almanız da pot kırmak olmaz ki, siz o kişiyi yargılamak için sormadınız bunu. O kızla aynı işyerinde çalışıp sadece iş hakkında bir paylaşımınız olsa zaten bunu durup dururken sormazdınız. Ama konu evlilik, tabiki konuşacaksınız.
          Geçmişteki kazaları değil insanın bugünkü halidir kul nazarında önemli olan. Geçmişi ve tevbeleri, telafisi Allahu Teala ile arasında. Çünkü geçmişi şekillendiren aile ve büyüdüğü ortamı insan kendisi seçemiyor. Doğru yönlendirmedilerse belli bir yaşa kadar savrulması veya bazı temel konulardaki eksikliği çok normal ve bu sadece kendisini bağlar. Elbette kolay değil, bir kılavuzu olmadan insanın doğru yolu bulması, o ortamın içine doğup büyümekten daha meşakkatli. Mesela köy ortamında gözünü haramdan koruyanın harcadığı eforla büyükşehirdekinin harcadığı eforun bir olmaması gibi. Zorlukta rahmet var ve şahsen insanları mutlaka geldikleri yerin, yetiştikleri ortamın şartlarını gözönüne alıp bugün bulunduğu noktaya göre değerlendirilmesi taraftarıyım.
          Geçmiş kaza borcu varsa kılar ve öder bu bizi ilgilendirmez biz bugün bulunduğu yere bakarak karar veriyoruz. Yani neye karar veriyoruz onu da açalım, sanki biz haşa o insanın Cennetlik mi Cehennemlik mi olduğuna mı karar veriyoruz? :) Tevbe estağfirullah..
          Haşa!
          Biz bize ve hassasiyetlerimize uyum sağlayabilecek birisi mi buna karar vermek için soruyoruz ve siz de öyle . Yani nasıl ki tesettür konusunda bazı kriterleri oluyor insanların. Kimi uzun giysin, kimi çarşaf giysin der, kimi pantolona ve kimi şala karşıdır. Bazen giyimine bakıp elediğiniz insanlar olur makyajlı ve topuklu ayakkabı giydiği için bana uymaz dersiniz. Ya da bir kız erkeğin sakalına, gözlüğüne, bıyığına, pantolonuna bakıp fikir edinmeye çalışır. Namaz bundan önemsiz değil ki.
          Ne var ki, tesettür sormadan da bakılarak anlaşılabilecek birşey ama namazı ya kulaktan ya gözlemleyerek tesbit dışında bir alternatifiniz olmadığı için sormak zorundasınız. Soramıyorsanız gözlemleyerek tesbit edersiniz ama zaman alır ve birkaç görüşmeden önce tesbit edemezsiniz. Bu defa birkaç görüşme sonu kalbiniz ısınıverir ama bakarsınız ki bînamaz… Bu defa ikilemde kalırsınız. Sonra namazı teklif etseniz bir türlü ki buna da çekinebilirsiniz. Belki evet başlayacağım der ama siz dediniz diye mi Allah için mi? Yeni bir soru işareti. Evlenseniz bu defa istidat göremezseniz üzüledebilirsiniz.
          Yani bu kadar uzatmak yerine baştan bir duygusal etkileşim oluşmadan netçe sormak bana kalırsa en güzel yöntem. Evet belli bir zamana kadar yetiştirilme şartlarından ötürü eksikleri vardır gayet doğal, olabilir. Önemli olan çocukluğu ya da öncesi değil, o tanışma dönemindeki durumu. Yani kazaları değil edaları..
          Tercihini aklı başına erdikten sonra ne yönde kullandığı, hangi tarafa meylettiği. Bunu anladığınız zaman, emin olduğunuz zaman, karşınızdakinde bir gayret bir çabalama gördüğünüz, siz hayatına girmeden önce de onun kendiliğinden bir telafi sürecine yönelmiş olduğuna emin olduğunuz zaman geçmişinin hesabını sormak kimseye düşmez. Ama yetiştirildiği ortamın olumsuz alışkanlıklarına devam ediyor ve tanıştığınız sürece kadarki süreçtede eksiklerini tamamlama noktasında hiçbir gayreti olmamışsa o zaman bu insanla ilgili önünüzde üç seçenek olur. Ya siz onu doğru yola davet ettiğinizde icabet eder ve elinden geldiğince ayak uydurmaya çalışır yine güzel bir uyum yakalar siz de vesile olmuş olursunuz. Bu bir ihtiamal. Ya da ayak uyduracağını düşünüp baştan herşeye evet der ama sonra pabuç pahalı gelir. Ya da baştan konuşursunuz, olmaz ben rahat yaşamaya alışkınım der ve dürüstçe yollarınızı ayırırsınız.
          İkinci seçenek risktir. Yüzde elli bir risk.
          O yüzden yargılamak için değil ama size uygunluğunu anlayabilmeniz için konuşmanızı ve risk almamanızı tavsiye ederim. İlerde yaparım ilerde kapanırım ilerde namaza başlarım ile başlayan cümleler risk içerir tıpkı baştan konuşulmayan belirsiz mevzular gibi..

          Bir de namaz bahsi beni biraz rahatsız ediyor. Şöyle ki ( bunu kesinlikle sizin için söylemiyorum). Namaz kılan insanların ve bunu küçük yaştan itibaren yapan insanların hataları sözkonusu edildiği zaman sanki namaz ibadeti sadece zahiri bir ibadet gibi görülmeye başlanıyor ve hatta bu hatalar namazla özdeşleştirilmeye başlanıyor ve buna ben üzülüyorum.
          Günde beş vakit Allah’ın huzuruna abdest alıp çıkan, işinin gücünün arasında Allahu Teala ile olan bağını koparmadan günlük yaşamını idame ettiren bir insanın bunu şekilsel olarak yapması ve ruhunda hiçbir tesir bırakmaması çok mümkün değil. Namaz sadece insanın zahirde yaptığı birtakım eylemler değil, mutlaka ahlaka da tesir eden bir ibadet. Bazen gafletle kılıyor olsak da abdest alan ve günün en yoğun anında dünyayı bir kenara bırakıp Rabbinin huzuruna yönelen bir kul illa ki içinde bir Allah rızası arzusu, bir huşu bir korku bir rahmet ümidi taşıyordur. Biz kullar olarak kendi acziyetimiz ve günahlara olan meylimizden dolayı hem namaz kılıp hem de harama bulaşıyorsak bu namazın ahlaka hiç tesiri olmayan, fahşa ve münkerden alıkoymayan edası basit ve sadece zagire yönelik bir ibadet olmasından kaynaklanmıyor.
          Bazen insan ibadetine çok düşkün olunca nefs ve şeytan bu defa başka yerden uğraşır. Başka bir zaafından insanı kıskıvrak yakalar. Yani biz kötü örneklere bakarak namazın bir insanın karakterini etkilemediğini, bu yuzden önemli olanın iç güzellik olduğunu söylersek namazı tahfif etmiş ve ona en büyük haksızlığı yapmış oluruz. Örnek verirken ‘namaz kılıyor ama flört ediyor, namaz kılıyor ama haram işliyor…’gibi cümlelere çok yer verirsek bir süre sonra insanlar şunu düşünmeye başlar. ‘Demek ki namaz,
          [haşa!] belli rituelleri bilinçsizce tekrar etmekten ibaret. Çok da mühim değil ki, kılanların halini de görüyoruz.’
          Böyle şeyler gördüğümüz zaman namazını hakkıyla edebilseydi otomatikman haramdan el çekerdi diye düşünerek yaklaşmamız ve hakkıyla kılınacak namazın ahlakımız, yaşantımız noktasındaki müsbet tesirini yoksaymamamız gerekir.
          Bilmiyorum anlatabiliyor muyum..
          Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Gayet iyi anlaşılıyorsuz merak etmeyin :)
            Görüşlerimiz paralel ama inanın herkes sizin kadar açık fikirli değil. Toplum olarak kıramadığımız kalıplar var. Bu ayrımcılığa dönüştüğünde çok üzülüyorum. Mesela ben de faize para yatırmıyorum. İnsanlar başka insanların da benzer hassasiyetlere sahip olması için kendi çevrelerinden olması gerektiği konusunda kalıplara sıkışmış durumda.
            Dahası kendi çevreleri de nedense eleştirilemez oluyor özellikle siyasete bulaşmış kesimde böyle. En müslüman onlar bizler başka bir şeyiz. Sanki bizim ibadetler ibadet değil…

            Diğer taraftan evlilik görüşmeleriyle ilgili kısımda da yüzde yüz haklısınız. Hele ki bizler flört etmemiş insanlarız, tatlı bir gülümseme hoş bir söz hemen etkiler bizleri, bizim de nefsimiz var. Dediğiniz gibi baştan konuşulmazsa sorun. Nasıl ki yaşanacak şehir gibi dünyalıklar konuşuluyorsa tesettür namaz gibi dini konular da konuşulmalı. Ancak ben bu konuşmanın doğrudan yapılmasını isterim politika yapılarak tanınmaya çalışılmaktan nefret ettiğim gibi politika yapıldığını hissedersem aksi davranışlarım olabilir huyum böyle. Dedektiflik yaparsam ya da öyle bir muameleye maruz kalırsam bunu hadsizlik olarak görürüm dahası kız o gün belki mazeretli. Bu sebeple o esnada küçük bir işim var deyip gitmeyi yeğlerim. Geçen arkadaşlarla dışarıda otururken akşam ezanından birkaç dakika önce bir yere telefon açmam gerekti, yanlarından ayrıldım sonra da dönüşte başka zaman arasaydın ya oldu :) Her arkadaşım aynı değil…

            Namaz kılan insanların hatalarının eleştirilmesini ben de doğru bulmuyorum. Hatta rahatsız olduğum gibi kol kırılıp yen içinde kalsın diyorum çoğu zaman. Yalnız bu bence dünya çapında bir anlayış sorunu. Müslüman hata yaparsa suçlu İslam oluyor gavur yaparsa bireysel hata. Herkesin çevresi farklı ama mesela işyerinde açık arayan insanları görüyoruz. Dine bakış açıları soğuk en küçük yanlışımızda hani böyle böyle konuşuyordunuz deme potansiyeline sahipler. Bir gün birisi o kadar konuşuyorsun hiç türkçesini baştan aşağı okudun mu dediydi, ezbere gidiyorsun diyecekti, okudum deyince sustu kaldı. Ben okudum demek için okumamıştım ya da o sırada kibir de yapmadım, söyledim ve sustum.
            Bu konuda yine dediğiniz gibi bir insan şeklen yapıyorsa illa ki nasibi vardır az ya da çok, değerini de Allah bilir dahası gül bahçesine giren birinin üzerine illa ki güzel kokular siner dediğiniz gibi. Adam nefsinin zevklerini bölmüş sonuçta Allah için. Ben anlamını öğrenmeyi kendi açımdan yazmıştım. Bu gençken aldığım bir karardı. Çünkü ilk başladığımda açıkçası ne yaptığımı tam bilmeden insanlar yapıyor, iyi bir şey Allah’ın emri diye yapıyordum. Baktım bana pek bir şey katmıyor dahası ilk gaz bitince nefsime zor gelmeye başladı orada manasını öğrenmeye çalıştım. Hatta bir süre ellerimi yanlış bağlamışım bir öğretmenimiz düzeltmişti.

            Biraz şikayet ediyor gibi olacak da kimse bana namaz kılmayı öğretmedi. Kur’an kursunda öğretmediler, evde annem üşendi öğretmedi. Boy abdestini bile kitaplardan öğrendim. Din derslerimiz de felsefe dersi gibiydi. Millet dua ayet öğrenmiş biz budizm, hristiyanlık vb. öğrendik. Tamam onları da öğret de ya ibadetleri de öğret…Bir namaz hocası vardı evde sanırım kapıya gelen birinden alınmış ben böyle bir saçmalık görmemiştim. Resmen sırf yazmak için yazılmış. Sabah namazını anlatıyor, mesela ikinci rekatta ilk rekattaki gibidir sadece şu şu yoktur sonra öğle namazında bu sefer sabah namazındaki gibidir diye referans gösteriyor ya biliyor olsam niye o kitabı alayım :) Allah’tan sonra diyanetin temel dini bilgiler kitabı denk geldi de abdest almayı vb. öğrendim.

            Artık bu saatten sonra insanlar ister kalıba soksun ister beğenmesin. Kendimi geliştirmem gereken yerleri biliyorum. Dindar bir insan olduğumu hiçbir zaman iddia etmedim çok eksiğim var. Nasıl ki bu zamana kadar öğrendiklerimi kendim için öğrendiysem ve özümsemeye çalıştıysam, amacım tartışmalarda galip gelmek ya da yapıyor desinler değildiyse bu saatten sonra da öyle olacak. Evlilikteki amacım da dinimin yarısını tamamlamak olarak aynı kalacak. Lütfen yanlış anlaşılmasın, ben bekar kişinin dininin yarım olmasını çok yaşıyorum. Bir keresinde işyerinde mescite giderken kıyafeti uygunsuz bir bayan gördüm. Dikkatimi çekti, öyle süzmedim falan ama aklıma bekar olduğum geldi. Namaz kılma isteğimde o an için azalma oldu. Evli olsam yine aynı olurmuydu bilmiyorum ama evli olunsa bile insanın karısının dinden haberi yoksa da soğuruz herhalde yine. Bu sebeple evde yemek yerken aklına fakirler geldiğinde iştahı kapanan üç beş kuruş yardım yapalım ya da birilerine yedirip içirelim diyecek bir eş lazım bana…

            Bir de sizlere küçük bir hikayemi anlatayım. Belki halimden ders çıkarırız. Yine akşam işten geldiğim bir gün market alışverişi yapmıştım. Çok açtım, söylemesi ayıp gofret falan da aldıydım. Eve geldim bir taraftan ikindi namazı vakti gelmiş ama nefsime de zor geldiydi o an sünnetini kılmayayım farzı kılsam yeter derken gofreti yemeye başladım ve bitirdim. Aç olunca çok tatlı gelmişti ve açlığımı da bastırmıştı. Kendi kendime dedim ki Allah bu kadar güzel nimetler veriyor sen gelmişsin dört rekat sünnetin pazarlığını yapıyorsun…

            Ben de anlaşılıyorumdur umarım :)

            Selametle kalın.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey ağer bu ayrımcılığa dönüşüyorsa ki dönüştüğü durumlara ben zaman zaman şahit oluyorum, bu olmamalı. O konuda çok haklısınız. Çifte standart bu dünyada belki işe yarayabilir ama ahirette bu numaralar sökmez..
            Ben elimden geldiğince kendi safımda olan insanları da bariz gördüğüm bir hata varsa usulunce uyarmaya çalışıyorum ve beni de yine usulunce uyaranlar olunca memnun oluyorum. İslam kardeşliği, emr bil maruf ve nehyi anil münker Sünneti zaten bunu gerektiriyor. Çünkü hiçbirimiz Allah katından torpilli değiliz. Bir yerin müntesibi olmak hatadan müstağni olunduğu anlamına gelmez. Kusursuz olan Kur’an ve Sünnetin bize gösterdikleri. Bunlara uyamadığımız miktarda hepimiz kendi çapımızda kusurlu ve uyarılmaya muhtaç kullarız. Hele ki siyasi konulardaki holiganlığı tasvip etmek mümkün değil.
            Dedektiflik bilmiyorum bazen gerekiyor mu? Emin olmadığınız zaman ya da ailesi, yaşantısı için dikir sahibi olma adına araştırılması belki faydalı olabilir, ben de o konuları pek iyi bilmiyorum. Ne desem yanlış olur.
            Ama çalışan ve ilerde çalışmayı düşünmeyen bir kız olsaydım ve adayın samimiyetine güvenemediğim bir durum oluşsaydı çapraz bir sorgulama yapardım net fikrini öğrenebilmek için. Birkaç kez başka konularda bu yönteme başvurmadım dersem yalan olur. :)
            Bir de Fatih bey, aileniz öğretmese de ne mutlu ki eksiklerinizi tamamlama gayret etmişsiniz. Bilmediklerinizi öğrenmeye uğraşmışsınız. Harama karşı korunmaya gayret ediyorsunuz.
            Allahu Teala doğru yolunuzdan ayırmasın ve dininizi de dünyanızı da tamamlayacak bir refika-i hayat size nasib etsin.
            Kur’an-ı Kerim’i anlamını bilerek okuma konusunda ise size hak vermek bir yana bunu bütün Müslümanlara tavsiye ediyorum. Arapça bilmeyenler muteber tefsirlerden hergün birkaç sayfa okusalar manasına vakıf olurlar. Ruhu dinlendiren, sadra şifa ve imanı da ziyadeleştiren, ibadetlere anlam katan müthiş bir yenilenme hareketi olur. En güzel kişisel gelişim kitaplarından daha güzel kişiliği şekillendirir, ahlakı oşgunlaştırır Kur’an-ı Kerim. Birçok popüler kitabı okumak için ayırdığımız vakti Kitabımız için ayırsak hepimiz manasını bilerek okutan şuurlu Müslümanlar olur ve bid’atlardan uzak bir yaşantı sürer, geçit vermeyiz.
            Bu konularda çok yazmayayım artık. Çünkü konunun bütünlüğünü bozuyorum :)
            Anladığınız ve meramınızı da çok samimi bir dille aktardığınız için teşekkür ederim.
            Selam ve dua ile.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Değerli ve samimi yorumlarınız için ben de teşekkür ederim :)

            Selametle.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        CİHAD Bey Kardeşimize.

        Allah’ın affı, mafireti ve bereketi senin ve samimi Mümin-Müslüman kardeşlerimizin üzerine olsun.

        Şu bizim mühim ve meşhur :-) fıkralardan hangisinden söz ettiğinizi anlamadım ve fıkrayı da hatırlamadım, bi zahmet ya fıkrayı hatırlatın tekrar yazalım veya siz yazın üstad.

        Selam ve dua ile hocam…

    • Sami diyor ki:

      Feyza Hanım,

      Birikiminizi ustalıkla satırlara dökmüşsünüz. Yazınızda yer alan özel isimleri çıkartıp faydalı tavsiyeler ihtiva eden bu yazınızı Genç Beyin Dergisi’nin evlilik bölümüne gönderiniz. Sonraki sayılarda yayımlanmak üzere listeye alırlar. Böylece bütün Türkiye’ye ulaşır tavsiyeleriniz…

      • Feyza diyor ki:

        Sami bey, teşekkür ederim. Daha önce böyle bir girişimim olmadı ama faydalı olacaksa inşaallah müsait bir anımda düzenleyip gönderirim.
        Sizin yorumlarınız asıl hem değerli hem de aydınlatıcı, daha çok yazmanızı isterim. Üstelik bizden çok daha tecrübelisiniz. Bu yolları geçmiş ve mutşu bir evliliğe adım atmışşsınız.
        Allah mutluluğunuzu ve yuvanızda huzuru daim eylesin, bizim güzel örnekler duymaya/görmeye çok ihtiyacımız var.

        • Sami diyor ki:

          Niyazınıza amin diyor, kötü örneklerle dolu dünyada büsbütün nefessiz kalmamayı diliyorum Feyza Hanım,

          Yazmaya istidâdınız var. Genç Beyin dışında Nihayet Dergi, Genç gibi geniş okuyucu kitlesine sahip dergileri de mercek altına alabilirsiniz.

          İnşaallah siteye yorum bırakan kardeşlerim gibi bendeniz de farklı yorumlarla meselelere yeni bakış açıları kazandırabilirim.

          • Feyza diyor ki:

            Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim Sami bey. İsim belirtmeden paylaşımlarda bulunabilirim insanlara faydalı olması ihtimali varsa.
            Aramıza hoşgeldiniz…

  14. Ferhadi diyor ki:

    Selamun Aleyküm. Her hadiste sırlar var. Dindar eş seçtim. Çok mutluyum.

  15. Sami diyor ki:

    Aracılardan yana umudu sönmeye yüz tutmuş kardeşlerimiz içinde hiç sosyal medya platformlarını kullanarak aday arayan oldu mu?

    • Smyye diyor ki:

      Sami Bey,
      Güzel bir soru olmuş. Ben de bunu çok merak ediyorum. Böyle bir deneyim yaşayan var ise bize anlatırsa memnun olurum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Kesinlikle hayır ve büyük konuşmak gibi olmasın asla.

    • kevser diyor ki:

      Tabii ki hayır !sosyal medyadan hiçbir insan tanınmaz.sadece şöyle bir yararı var.bazi konularda kişi hakkında ipucu veriyor.yani eğer serbest ve bazı konularda midesi geniş bir insansa bunu beğendiği takib ettiği kişilerden anliyorsunuz.sosyal medya gibi yerler kişilerin kendini yansıttığı kadar bilebiliriz.ki genelde insanlar nasıl gözükmek istiyorsa o yüzünü yansıtıyor.bazi kişilerin bu tür sosyal medya gibi yerlerde çok sık paylaşımda bulunması gece gündüz burada olduğunu belli etmesi o insan hakkında “demek ki bu internet bağımlısı biri”diye düşünmeme sebeb oluyor ve eksi puan oluyor gözümde hemde çok büyük eksi!çünkü bu tür insanlar aile hayatlarında da içinde yaşadığı aileyle pek bir bağı olmuyor

      • Sümeyye diyor ki:

        Büyük lokma yiyin ,büyük konuşmayın, derim. Bu konuda asla diyen bir arkadaşım vardi evlilik maksatlı tanışma sitelerinden birinde tanıştı eşiyle. Simdi evliler.Bebek de yolda :)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Sümeyye Hanım.

          Benim durumum biraz kişisel. Daha neredeyse internet bile yokken çocuk denilebilecek yaşta kendi kendime söz vermiştim bu tip yerlere bulaşmayacağım diye(yemin etmedim). İnternet yokken de insanlar bir şekilde tanışıyordu :) Allah sözlerimizden döndürmesin…

        • Sami diyor ki:

          Sosyal medya yoluyla eş adayı bulma konusuna soğuk bakan kardeşlerimizi anlıyorum. Çünkü sosyal medya yalanın, dedikodunun kol gezdiği bir mecra… Güven telkin etmemesi, temeli güvene dayanan izdivaç için büyük sorun.

          Bendeniz de başlarda böyle düşünüyordum. Fakat en büyük hayır işlerinden evliliğe vesile olmak istemeyenler sebebiyle sosyal medya platformlarına yönelme kararı aldım. Güven sorununu aşmak için farklı yollar izledim, yeni teknikler geliştirdim. Neticede birkaç hanımefendiyle evlilik görüşmesi yapmaya muvaffak oldum.

          Hanımefendiler bendenizle aynı hassasiyeti paylaşıyorlardı. Yaşanan bazı pürüzler sebebiyle süreç yarıda kesilse de bu mecra hakkında büsbütün menfi düşünmüyorum.

          Yeter ki size yardımcı edecek bir mihmandarınız olsun.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sami Bey.

            Diğer yorumumda bahsettiğim kişisel duruma ek olarak benim durumum olumsuzluklarla karşılaşma endişesinden ziyade bu konularda çekingen ve utangaç olmam. Burada böyle yazdığıma bakılmasın. Bana seni biriyle tanıştıralım dediklerinde yüzüm pancar gibi kızarır. Geçen sene de bir hanım personelin arkadaşı hakkında bilgi almak istemiştim trafik lambası gibi olmuştum. Bu utangaçlık sebebiyle bu işleri ailemle adam akıllı konuştuğum yaş 26 dahası askerliğimi de yaptıydım o zaman. Halbuki 22 yaşından beri sıcak baktığım 24’ten sonra da artık olur dediğim bir konuydu. Beni evlendirin diyemediydim :)

            Eskiden erkekler babalarının ayakkabılarını yere çiviyle çakarmış. Bu evlenmek istiyorum demekmiş. Sabah baba ayakkabıyı giyince yere çakılı olduğunu görünce mevzuyu anlarmış :)

            Bir de sosyal medya deyince işin rengi değişiyor. Bir insanı fotoğrafına bakarak mı değerlendireceğim diyorum. Ya da arkadaşlarımın yaptığı gibi profillerden ya da arkadaş listelerinden birini beğenmek. Bana çok ciddi gelmiyor. Ben görüşmeden önce fotoğraf gösterilmesine de karşıydım. Bir kaç yıl önce arkadaş bana seni biriyle tanıştıralım dedi kız fotoğraf istemiş. Ben fotoğraf isteyenle görüşmem dedim. Mesela diğer görüşmelerimde de fotoğraf gitti geldi ama görüşme kararı alındıktan sonra yollandı, kimle görüşülecek bilinsin diye.

            Sosyal medya hesaplarım linkedin hariç kapalı bir de burası için bir twitter var :)

            Selametle

    • mustafa _/) diyor ki:

      Sosyal Medya nasıl kullanılabilir ki bilmiyorum. Bizim aradığımız hanımlar ya sosyal medya hesabı kullanmıyor ya da o hesapta kendilerine ait hiç bir bilgiyi paylaşmıyor ki zaten bu sebeple aradığımız hanımlar oluyorlar. Aktif olup sosyal mesajlar paylaşan sayfaların sahipleri hakkında ise herhangi bir bilgi edinme şansımız olmuyor. sadece kendilerini gösterdikleri gibi oluyorlar ki bu konuda kötü bir deneyimim oldu.

      Bir seferinde evlilik sitelerinden birini de denemiştim. Bir hafta sürdü belki. Hiç bir anlamı olmadığını farkettim. Bu yollar bize baştan kapalı gibi görünüyor

      • Smyye diyor ki:

        Mustafa Bey,
        Yazdıklarınızda çok haklısınız. Mesela şimdi sosyal medyadan birini tanımak istesem, oralarda resimlerini paylaşıyor oluşu benim için eksi bir yandır. Bu hoşuma gitmeyecek zaten baştan elendi. Resmi olmasada nasıl tanıyacağım. Veya benim resmim yok, o beni nasıl tanıyacak, aramızda güven nasıl oluşacak. Biraz zor iş vesselam. Ama aradığımız kriterlerde birini bulmak için de güzel bir mecra. Çünkü çok geniş kitlelere sahip. Herkes kesimden kişiye ulaşabilir. Ama işte dediğiniz gibi nasıl kullanacağız?
        Biz Sema hanımdan rica etsekte, şöyle kişinin yazdığı kriterlere göre bekarlarımızı eşleştiren bir site mi açsa😊.

        • Smyye diyor ki:

          “Herkes her kesimden bir kişiye ulaşabili.” Eksik yazmışım efendim, affola🙂

  16. Feyza diyor ki:

    Mustafa bey kaleminize saglik.
    Dindarlik izafi ve bir yonu de batina donuk oldugu icin ayirdedilmesi cok zor bir durum. Her insan kendi hassasiyetleri dogrultusunda ve buna sadece saygi duyacak degil, ayni zamanda eslik edecek bir hayat refiki ariyor. Bunu gayet olagan karsiliyorum. Kiminin tv hassasiyeti ornegin ilk yillarda sorun gibi gozukmese de ilerleyen donemde ya hassas davranan es de hassasiyetini yitirip evlendigi kisinin yasam tarzina ayak uyduruyor bu durumda sorunsuz ve uyumlu bir cift haline donusebiliyor insanlar, ya da iki taraf arasinda basta onemsiz gozuken bu gibi ayrintilar zamanla daha buyuk catismalara ve huzursuzluklara donusebiliyor.
    Bu durumda bir kadinin hali daha zor, cunku erkegin himayesi altinda ve itaat etmekle yukumlu her ne kadar gayrimesru sahada erkegin itaate cebretme hakki olmasa da ayni cati altinda hersey kurallara gore ilerlemeyebiliyor, goruyoruz ki..Taviz ise tavizi dogurabiliyor.
    Ayni durum yeme icme konusunda da yasanabilir. Helal gidaya azami ozen gosteren bir kisi bu hassasiyetine sadece saygi duyan degil ayni zamanda eslik de eden bir kisiyle evlilik yapabilirse hayati daha kolay olur. Aksi halde ise alisverislerde ya da disarda yemek yenilecek alanlarda sorun yasanip uyumsuzluk gorulebilir.
    Kucuk gibi gozukur ama cocuklar da olduktan sonra bu ayrinti kucuk bir catlagin yariga donusmesi gibi buyuyebilir. Ya da bir taraf taviz vermek zorunda kalir ki zaten nefsiyle mucadele etmekte zorlanan insan bir de esiyle mucadele etmekte yenik dusup nefsinin safini secebilir. Kendimden ornek verirsem hic tv kulturuyle buyumemis ve buna imkani dahi olmamis birisi oldugum halde bir sene tv olan ortamda kalip bu bir sene icerisinde oylesine denk geldigim, gercek kriminal olaylarin yayinlandigi, suclularin katillerin kol gezdigi yabanci bir kanalin ciddi izleyicisi oldum. Yani nefs rahata cabuk alisan bir varlik ve biraz hosunuza gitmesi yeterli. Beslendikce buyuyor. Izlerken de bunlari izlemenin lehv-el hadis yani bos is, bos soz oldugunu bilerek, dahasi sucun ve suclunun gozumde normallestigini ve giderek bunu kaniksadigimi hissedip kendimle muhasebe ederek izliyordum ancak kendime ne kadar kota koymaya calisirsam calisayim en guzel yontemin dibinden sokmek, yani ya o aleti ortamdan uzaklastirmak ya da ortamdan hicret etmek oldugunu gordum.
    Bu yuzden yasamina cok dikkat eden, gercekten takvali yasamaya azami ozen gosteren kisilerin kendilerine benzer kisilerle yuva kurmadiklari takdirde cok mutlu olabilecegini zannetmiyorum Belki kendisi bazi yonlerini torpuleyebilir ama bu da zamanla ic huzursuzluga sevkeder insani ya da dunya icin ahireti harcamaya benzer ki karsiz bir ticaret olur.
    Ama daha vasat yasayan kisilerden bahsetmiyorum. Vasat yasayan kisilere de yine kendileri gibi kisileri tavsiye ediyorum eger iclerinde cok buyuk bir istidat hissetmiyorlarsa, cunku iki tarafa da zor gelebilir. Ozellikle farzlar disinda cizdigi sinirlari, haram degil suphelilere karsi da ordugu duvarlari olan, vera sahibi bir Muslumandan bahsediyorum. Bu gibi kardeslerimizin evlilik yaparken kendileri hayatlarinda hangi noktalara cok dikkat ediyor ve taviz vermeyi istemiyorlarsa bunu acikca beyan etmelerini tavsiye ederim.
    Daha basit teferruatlarda anlasilabilir. Ama farzlarin yanisira dikkat ettigi olcude bu gibi ayrintilar da karar vermede belirleyici olmalidir. Yani gozardi edilmemelidir. Yasantisina dikkat eden bu gibi kardeslerimin kendi okuduklari, ayni ya da benzer tedrisattan gectikleri talipleriyle gorusmeleri islerini kolaylastirir.
    Bazen istidadi cok kuvvetli olan kisiler ehl-i takva bir hanima ya da kocaya nasip olup cok da guzel mesafe katedebiliyorlar. Bunu da gozlemliyoruz. Ama aksi durumlara da sahit oldugumuz zaman bu durumu risk olarak gorup tedbir almamiz zaruri hale geliyor.
    Evde beraber tefsir okumak ornegin. Bunu istemesi icin iki tarafin da ilme asik olmasi gerekir yani sadece abid olmak yetmez. Muthis bir atmosferdir ama bunu yapabilecek, tenezzulen degil gercekten bundan zevk alarak yapabilecek bir es lazim.
    Ben evimin bir odasinin bir kosesini atelye ve bir kosesini icinde kutuphanemin oldugu kucuk bir mescid yapmak istiyorum imkanim olursa.
    Bunu da yazinizda bahsettiginiz gibi, kendime ozel bir yasam alanimin da olusmasi icin istiyorum arasira nefes alip ilgilenmekten mutlu olacagim, kendi islerimi yapabilecegim. Ama bu hayalime esim olacak kisiyi pek katmiyorum ki o heveslere sahip biri olmazsa buyuk hayalkirikligina ugramayayim. Olursa ne ala, nurun ala nur..Evet, beraber okuruz belki benim ilgi alanlarimdan o da zevk alir ya da onun ilgi alanlari olur ve beni mutlu eder. Ne guzel olur, iste hayali guzel. Ama dindar oldugu icin evlendigim esimle oyle bir ritmi tutturamazsam ihtimalini de hic gozardi etmiyorum.Iste bu gibi konular esnek olabilecegim sahsimi ilgilendiren konular ve ic dunyama dair. Ama ikimizi yani evdeki ortak alanlarimizi, yasamimizi ilgilendiren gida gibi, tv gibi, tesetturume mudahale gibi, haremlik selamlik hususuna riayet gibi, talebe okutmak ve insanlara yardim etmek ya da Kurban ve Zekat gibi aile butcesini ilgilendiren mali konulards oldugu gibi…. mevzularda mutabik olmak ve benzer sancilari yasayan biriyle olmak zorundayiz ki hem bedenen hem ruhen mutlu olup mutlu edebileyim. Daha ufak teferruatlarda ise beraber tekamul edilebilir. Edilemiyorsa da gozardi edilebilir.

    • mustafa _/) diyor ki:

      Sağolun Feyza Hanım. Evet hepimiz benzer şeyler bekliyoruz. Bekliyoruz da.. Gerçekten mümkün mü? Hem fiziken hem ruhen uyuşmak, hem zihnen uyuşmak hem de manen uyuşmak..

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Mustafa kardeş.

        Araya giriyorum kusura bakma. Uyuşmak demek birebir aynı olmak demek değil. Bir abimiz ben bir kızla görüşürken nasıl gidiyor diye sorduydu bir iki şey anlatınca boşversin bunları geçinmeye niyeti varmıymış dediydi. Mesele geçime elverişli olmak. Birbirini tamamlamak en kötü nötr kalmak. Çıkıntılık varsa sorun.

        Mesela maymuncuk anahtarı her kapıyı açar ancak gerçekte o kapının anahtarımıdır hayır? Ya da evde bazen saklama kaplarının kapakları yer değiştirir. Kapağın renginin kaptan farklı olması ona uymasına engel değildir. Böyle bir kabın içine yemek konup dolapta sakladığımızda kimse bu kapak bu kabın değil renkleri farklı olmaz demez herhalde :)

        Bir de şu konu var. Bir insan iyi bir çalışan olabilir iyi bir evlat olabilir iyi bir arkadaş olabilir hatta iyi bir anne baba da olabilir. Ancak bu iyi bir eş olacağını garanti etmez. Evlilik çok farklıdır. Bizler ne yapıyoruz tabi. İyi bir anne olacaksa eş olma kısımından fedakarlık yapıyoruz. İyi bir eş kötü bir anne olacaksa uzak duruyoruz.

      • Feyza diyor ki:

        Mustafa bey,
        Hepsi birarada olmaz tabiki ama birseylerden fedakarlik etmemiz gerekiyorsa sanirim bir siralamaya tabi tutabiliriz. Hepsi de onemli. Zaten fazla hassasiyet sahibi insanlar ekseriyetle bir yerlere mensup oluyorlar ve bulunduklari cevreden biriyle karsilasmalari daha kolay oldugu gibi, idealleri ve yasam tarzlari da istisnalari yoksayarsak daha benzer oluyor. Yani sekilsel anlamdaki dini hassasiyetleri ilk etapta eledikten ve ortsk bir dili konusnayi basarabildikten sonra (tabi kendi yasantisini gozonune alarak insan), sonra o kisiyi huy ve ahlaki ozelliklerine, dini ve Nebevi ahlaki hakiki anlamda ne kadar hayatina aktarabildigine, mizacina karakter uyumuna tevazusuna merhametine olgunluguna…bakarak daha derinlemesine inceleme imkani bulursunuz. Ucuncu asamada da fiziki ozellikleri de hosunuza gittiyse ya da en azindan itici bulmadiysaniz devam edersiniz.
        Tabi ayni anda hem cok guzel, hem cok dindar hem cok guzel ahlakli hem cok kulturlu….. buna sahip olmak icin cok esli olmaniz gerekir :) yani ayni anda hepsi olmaz ama bir siralamaya tabi tutulabilir.
        Bununla beraber sizin yasaminiz da onemli. Eger cok kati sinirlariniz yoksa buna gore bir hanimla da dindarlik yonunde anlasabilirsiniz. En azindan farzlari yerine getiren, tesetturune dikkat eden guzel huylu bir hanim olsa ve bu sizin yasaminiz icin yeterli bir kistas ise siz ikinci elemeye daha kolay gecersiniz. Yani bu insanlarin kendi iclerinde karar verecekleri, kendilerini kesfetmeleri gereken bir durum. Biz uzaktan ne yazarsak yazalim herkes kendisini ve beklentilerini en iyi kendisi tesbit eder.
        Bizim de dusununce her yonde eksigimiz vardir. Ne dindarlik, ne ahlak, ne guzellik ne de baska hicbir konuda dort dortluk degiliz hepsinden kusurluyuz. Bu kusurlari tanamlayici ve halden anlayan dindar, Allah rizasini gozeten bir insan kendi kusurlarini da biz tarafindan izole ettirebilecektir.

        • Smyye diyor ki:

          Feyza Hanım,
          Çok güzel yazmışsınız, Allah razı olsun. Kesinlikle size katılıyorum. Hem dindar, hem yakışıklı, hem ahlaklı, hem iyi bir iş sahibi, hem kültürlü birini bulmak heralde bu dünyada mümkün olmasa gerek. Tabiki Allah herşeye kadirdir amma biri olmasa biri olmayacak, bunun bilincindeyiz.

          İşte o zaman dediğiniz gibi bazı şeylerden fedakarlık yapılması gerek ama bunun önem sırası var. Öncelik dindarlığı olduğundan fedakarlık yapmam gereken yerler diğerleri. Rabbim hayırlı insanlarla karşılaştırsın..

          • mustafa _/) diyor ki:

            Evet dindarlıktan ödün vermeyecen diyoruz da bu da günahsızlık hatasızlık demek anlamına gelmediği için burda da bir fedakarlık söz konusu. Dindarlıkta mükemmellik aranmayacağına göre, dindarlık noktasında da kabul edilir bir seviye olacak. Faziletlelerde yarışan birisini beklemek mi yoksa farzlara riayet eden ve faziletler noktasında da eşini teşvik edip saygı gösteren birisi mi. İkincisi dindarlık derken çok dallı budaklı manalara gelebiliyor. Kimsenin ihlas derecesi ölçülemez ve sabit de değildir. Kimi zaman şevki yüksek olur faziletlerde yarışır kimi zaman uzaklaşır. Kimi zaman uzaklaşır. Ayrıca dini vazifeler de fıtrata göre değişir. Kimi başka bir alanda hizmet ederken kimi insani yardım alanında hizmet eder. Kimi adil bir yöneticilik vasfı ile cenneti hakeder kimi ilmi ile hakederi kimi kanı ile. Bir mücahit olur silahı ile cihad eder, bir alim olur kalemi ile cihad eder, müellimlik eder ve öğrenci yetiştirir.

            Takva haramlardan sakınmak, emirlere itaat etmektir. İhlas niyetin yalnız Allah rızası kaygısı taşıması, dinin ancak Allah’a has kılınmasıdır. Dindarlık tanım olarak nedir? her kesin farklı sınırlar çizebildiği bu kelime bazı karışıklıklara sebep olabiliyor. Bunu açmak gerekiyor.

        • .../nisa diyor ki:

          Mustafa bey,

          Dindarlarında günaha ihtiyacı var işlemeye değil idrak etmeye diye güzel bir söz var. Sanırım biz dindarlığı sadece başkasına odaklanarak değerlendirdiğimiz için günahlardan beri tuttuğumuz için büyük hatayı burada yapıyoruz. En azından şahsım bu yanlış algıya kapıldı. Hatta büyük hayal kırıklıkları dahi yaşadığım oldu insanlara güven konusunda önyargıyla yaklaşıp bilgiye güvendiğim için. Dışarıdan görünen namaz oruç tesettür gibi ibadetlerle dindarlığı sınırlandırmamak gerek. Çünkü bu bir süreç ve olma hali belki dikkat etmek sakınmak burada önemli. Asıl önemli olanın ahlak olduğunu düşünüyorum. Ahlakla bütünleşmedikçe söylediklerimiz yavan kalıyor. Bizlerinde kusuru var karşımızdaki kişide melek değil.

          Diğer konuda söylediklerinize katkı sağlamak için salih amelin birçok yolu vardır tek değildir ve dünyaya ahirete bakan iki yönü vardır. Bu noktada sadece ahirete bakan yönüyle dindarlığı sınırlamamak gerek. Çünkü tarla dünya ise dünyada yaptığımız işler önemli.

          Mesela adalet bana göre dünyanın en büyük ihtiyacıdır. Her insan halife hükmünde yaratılmışsa hizmet edeceği alanlarda fıtratlarında vardır. Kimisinin muhakeme gücü yüksektir kimisinde merhamet kimisinde lider vasfı kimisinde teknik kiminde doğa. Güzel mimariyle göz zevki ve yaşam alanı sağlayan mimarda önemlidir evin geçimi için sabahtan akşama kadar helal rızk için uğraşan babada önemlidir. Bu noktada bazen sendelesekte niyetimiz ve yolumuz önemli. Birde çok büyük hayal kurmamak gerek ütopya gibi çünkü gerçeklerle örtüşmüyor. Bir avukatın mahkeme koridorlarını görünce meslekten soğuması, bir mimarın Mimar Sinanı örnek alıp karşısına belediye müteahhitin çıkması gibi. Dindarlıkta böyle bazı hasletleri çok güzeldir lakin bir hasleti çirkin olabilir zaafı olabilir.

          • Hafız diyor ki:

            Kişiye zillet ve inkisar veren günah,izzet ve kibir getiren taatten hayırlıdır.Ibni Atâullah

        • Feyza diyor ki:

          Smyye hnm,
          Daha once de yazmistim hepsinden azar azar..
          Teraziyi dengede tutabilmek onemli.
          Istedigimiz seviyede dort dortluk olmasa da ona yakin ozelliklerde bir insanla da karsilasabiliriz ama o da imtihan olur. Cunku verilen nimete nankorluk edip, baligin suyun kadrini bilmemesi gibi biz de fazla rahat bir hayata sahip, her arzusuna cevap veren bir ese nasip olunca rehavete kapilip kiymetini bilemeyebilir, unutadabiliriz. Saglik sorunu yasariz, ucuncu kisiler sorun olusturabilir…. Dunyada cennet hayati yasamamiz mumkun degil, o zaman isin esprisi kalmaz.
          Gecen gun evli dul hanim yazmisti, o yorumu cok hosuma gitti ama cevap yazamadim. Yani illaki bir yerlerden eksik olacak ama biz dini boyutuna bakip husnu zan edersek Allahu Teala da niyetimize mukabil insaallah dinimizi de dunyamizi da ikmal ettirici hayirli bir insan nasip eder. Biz de o nimete layik olmak icin dua eder, gayret ederiz.

          • Smyye diyor ki:

            Feyza Hanım,
            Evet, teraziyi dengede tutmak önemli. Zaten belirli özellikler vardır bunu karşılayabilecek biri gerekiyor. Diğer başlıkta belirttiğim gibi, benim bir yaşam biçimim var, buna uyması önemli. Aynı evin içerisinde, farklı düşünen iki insan oldukça illaki geçimsizlikler olacaktır diye düşünüyorum. Hatta Zeynep hanımın eşiyle yaşadıkları gibi…Bilmiyorum düşüncem yanlış mı?
            Bu arada Mustafa beye de cevabı burdan vermek istiyorum. Ben eşime itaat etmek istiyorum. Ben ondan bir şeyler öğrenmek, yanlışlarımı onunla düzeltmek istiyorum. Çok uç şeyler mi istediklerim? Şimdi bu durumda, elhamdülillah fıkıh, arapça gibi konularda bilgim var ve daha da öğreniyorum. Bir sorun olduğunda eşime bunu söylerken ben çekineceğim çünkü muhakkak ki ondan daha çok bilgim olduğu için kabullenemeyecek bu durumu, kendini kötü hissedebilir. Ama bunun aksine, benden daha bilgili, daha dikkat eden biri olduğunda, ben tüm benliğimle ona itaat edebileceğim Allah’ın izniyle.
            Dindarlık bu sebepten benim için çok önemli. Elhamdulillah geldiğim bir nokta var (çok yol kat etmiş olmasamda), bunun bir tık üstünde bir eşim olsun istiyorum ki aramızda bilmişlik yapıyorsun gibi tartışmalar olmasın veya çocukları büyütürken, ben televizyon izlemesinler, çok tabletle oynamasınlar, müzik dinlemesinler diye uğraşırken, bunların yanlış olduğunu anlatmaya çalışırken, bir yandan eşim “ya ne var bunda bırak çocuklar çocukluğunu yaşasın, eğlensinler” dediğinde aramızda büyük problemler var demektir. Sadece bana “tamam sen izleme saygı duyuyorum” demesi önemli değil. Ben kızıma tesettürü anlatırken, hakkını vererek tesettüre girmesini anlatırken, bir yandan eşim “ya bırak kızı kapansında nasıl kapanırsa kapansın” gibi şeyler söylerse benim için aşka bir kurşundur.
            Velhasıl kelam sadece saygı duymak değil, bir şeyleri bilmek çok önemli. Bilmiyorsakta bu düşünceye yakın olmak ve öğrenmeye çalışmak. Ayrı dili konuşursak anlaşamayız. Rabbim hayırlısını nasip etsin.

          • Feyza diyor ki:

            Smeyye hnm, size hak veriyorum. Ama size hak verme sebebim istediginiz ozelliklerde biriyle karsilasma olasiliginizin ve imkaninizin olduguna inanmamdan kaynakliyor. Yani sizin boyle bir sansiniz oldugu icin degerlendirmeye calismanizi gayet dogal karsiliyorum. Amabu gibi bir imkana sahip olmasaydiniz ve kendiniz bu hassasiyetlere sahipken cevremiz tamamen size zit insanlarla dolu olsaydi, o ozelliklerde biriyle evlilik yapma imkaniniz sifira yakin gozukseydi ve bunlar sadece sizin ferdi gayretiniz sonucu bagimsiz birer kazanim olsaydi, o zaman bekar kalacaginiza en azindan farzlara riayet eden ve size mudahale etmeyecek saygili, imanli ve edepli bir erkekle karsilastiginizda kacirmamanizi ve onunla yuva kurmanizi tavsiye ederdim acikcasi.
            Cunku kocasi kendine ve yasamina mudahale etmeyip saygi duyan, Arapca fikih vs okuma imkani olmamis ama itikadi imani saglam ve bunun yerine dunyevi ilim tahsil edip bir meslek sahibi olmus ve helalinden evini gecindiren, farz hususlara riayet eden bir erkekle evlenip bu ortamda yine guzel evlad yetistirebilen hanimlarimizin da sayisi hayli fazla. Herkesi esi hocaefendi olamasa da guzel ahlak ve tahkik-i iman sahibi bir esle yapilan evliligin de meyveleri cok guzel oluyor. Ama dedigim gibi mudahale etmemesi ve karsi olmamasi cok onemli.
            Bir de su var. Yani cok ilim sahibi olmaniz ustunluk taslamadiginiz surece kesinlikle kotu birsey degil.
            Cok duyuyorum sunu hanimlardan, esleri iste olup ekseri dunyevi telasla vakit gecirdigi icin hanimlarinin ilmi konularda derslere katilmasindan, kendilerini gelistirip hem cocuklarin gelisimine ve egitimine katkida bulunmasindan hem de kendilerinin de unutup eksik kaldiklari konulari tamamlamalarindan son derece memnun beylerimiz var. Hatta kendileri tesvik ediyorlar ki birinden birisi hic olmazsa yuvadaki manevi dengeyi elinde tutabilsin kacirmasin.
            Hayat bu. Erkekler butun gun iste ve hanimlar ise daha musait zamana sahip. Bu da bir i
            Isbolumu ve paylasim.
            Burada muhim olan buyurganligin olmamasi. Uslubun zerafeti. Bir hoca talebe gibi degil de yine kari koca muamelesindeki saygi sinirlarinin korunmasi.

            Her adimini takip eden bir cift goz olmak elbette erkegi rahatsiz eder evinde rahat hareket edemez. Ama kendisi de istedigi kadar ve istedigi miktarda haniminin ilmi derinliginden istifade etmesi bir erkek icin cok guzel bir nimettir. Siz surekli vaaz halinde olursaniz bu itici olabilir surekli acik arama surekli bir malumatla her olayi dini mevzulara baglama insani bunaltir. Bu sizin icin de gecerli olur emin olun. Her harejetinizi takip edip elestiren ve surekli ders verme modunda bir kocaniz olursa bir sure sonra yaninda rahat hareket edemeyebilirsiniz. Insan esinin yaninda da rahat edemezse baska nerede rahat hissedecek ki..
            Yani evlilikte uslup ve yerli yerince mudahale, fikir danismada mantikli bir yardimci mercii, cocuk yetistirirken yukunu hafifletecek bir zevce bir erkegi memnun eder. Dunyevi yukunu azaltir, rahatlatir.
            Tabi bu derslere katilma ilim sevdasi ne olursa olsun evliligin onune gecmemeli. Asil dikkat edilmesi gereken bu olmali.
            Abdullah abi gecen gun bilgili olmakla bilmislik taslamak arasindaki farki cok guzel izah etmisti. Bu iki cins icin de gecerli emin olun.
            Hayirli Cumalar.

          • Smyye diyor ki:

            Feyza Hanım,
            Siz de yazdıklarınızda haklısınız tabi. Ama etrafımda aracılık yapan insanların çok azizliğine uğruyorum. Bunlar cemaat mensubu ablalarım olmasına rağmen, bazen sırf birine afedersiniz tabiri caizse yamamaya çalışıyorlar. Bizim cemaatten olupta, oğlu namazsız olanlar oluyor mesela. Sırf düzgün bir kız buldum aman oğluma alayım diye, beni ateşe atmaya çalışıyorlar. Yani çevrem müsait evet, bulma olasılığım fazla evet. Ama güvenilir, bu işi tam manasıyla yapabilecek bir aracı yok. Rabbim hayırlı insanlarla karşılaştırsın.

            Sürekli eleştiren, nasihat eden bir insan elbetteki gönlümü hoş etmez. Ama işte gayri ihtiyari insan bildiği şey hakkında bir yanlış görünce söyleyebiliyor. Tabi bunu nasıl söylediğin önemli. Ama yinede eşim bilmediğini, yanlış yaptığını kolay kabul etmeyen bir karaktere sahipse, işim zor demektir. Ben istediğim kadar yumuşak anlatayım, o yinede bundan rahatsız olacaktır.

            Ne diyeyim herşeyin bir vakti saati var, dediğiniz gibi bulma olasılığı yüksek bir çevredeyim ama işte 5 senedir denk gelmediyse vakti olmadığındandır diyorum. Elbet sükut bulacağım eşimi bulacağım/bulacağız. Allah’ım cümlemizin imtihanlarını kolay eylesin.

            İnşaAllah Rabbim birbirimizi tamamlayacağımız, eksik parçalarımızı birbirimizle bütünleyeceğimiz zevc/zevce nasip etsin🙂. Dualarımı çok ayrıntılı yapmaya gayret ediyorum, elimden geldiğinde detay veriyorum, Rabbime vereceği hiçbir şey zor gelmez. “Ve hüve ala külli şeyin kadir”. Kerem sahibi bir Allah’ımız var, elhamdulillah. Allah razı olsun vaktinizi ayırdığınız için, fikirleriniz benim için önemli.
            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Estağfirullah Smyye hnm. İşte dertleşiyoruz yoksa elimizden birşey de gelmiyor ne yazık ki…
            Yalnız Cumadan Cumaya namaz kılan talipleri sizin karşınıza çıkaran hanımlarla tanışmak ve biraz muhabbet etmek isterdim..
            Anlamak zor, vesselam…

          • Smyye diyor ki:

            Feyza hanım,
            Aracılığın ne demek olduğunu anlatmak için, oturup tanışmanızı isterdim. Zira bir insanın dünyasını ve ahiretini yakmak çok akıllıca bir şey değil. Yaptıkları şeyin sorumluluğunu farkında değiller. Anlayamıyorum böyle aracılık yapanları. Birde bilgili, sohbet ehli insanlar, teessüf ediyorum… Benim zikir ehli, hoca adayı bir kız olduğumu bildikleri halde, inanın akıl erdiremiyorum.
            Ben duamı ediyorum sadece, Rabbim aracınında hayırlısını versin.

          • Feyza diyor ki:

            Smyye hnm
            Ben de aracılık konusunda çok bilgili değilim altı üstü bir tane tecrübem oldu :)
            Ama insanların ne istediğini konuştuğum zaman anlayabiliyorum. Herhalde bu işi yapacak olsam hassasiyetlerine çok özen gösterir ve emin olmaya çalışırdım. En azından 17 18 yaşında olsam yani daha da tecrübesiz olsam dahi namazlı abdestli ve zikir ehli, ilim talebesi bir kızın denginin ne olacağını bilir ona göre tavsiyelerde bulunurdum. Çünkü biliyorsunuz bir kıza göre bir erkekte aranacak denklik çok önemli, bunu bilmek için alim olmak gerekmez ki..
            Bana aracı olan ablalarım Allah razı olsun çok ince eleyip sık dokurlardı. Aracı olmasam da aracılığı onlardan az çok öğrendim. Biraz da bana kıyamıyorlardı. O yüzden burda da kaç kez yazdım. İlerde imkanım olunca yani evlenince bu konuda sorun yaşayan gençlere yardım etmek isterim inşaallah. Tabi müstakbel zevc’im destek olur ve müsade ederse :)
            Siz en güzeli daha açık ve iyice net konuşun aracılık edecek kişilerle. Yani olmazsa olmaz kriterlerinizi gerekirse yazıp ellerine verin ki boşa zaman kaybınız olmasın. Belki düşünemiyorlardır, faydası olur.
            Çok uzattım mevzuyu, Allah gönlünüze göre hayırlısını versin Smyye hnm. Daha gençsiniz siz de, dualarınız karşıl bulur inşaallah merak etmeyin.
            Hoşçakalın. Selam ve dua ile.

  17. Sami diyor ki:

    Allah -azzevecelle- her kalbe mukabil bir kalp yaratmıştır. Bunu bizzat tecrübe ettim. Mümin ve mümine kardeşlerime tavsiyelerim:

    1- Karamsarlık girdabına düşmeyiniz. Rabbimiz sizi işitiyor ve eşinizle tanışacağınız saat hiç durmadan işliyor.

    2- Dua ederken “Allah’ım bana fiziken ve ruhen uygun hayırlı bir eş nasip eyle” cümlesine muhakkak yer veriniz.

    3- İslâmî edebiyat söylemiyle yola çıkarak binlerce satan popüler kitaplara fazla kapılıp satırlardaki gibi bir eş beklentisine lütfen girmeyiniz. Hakikat bambaşka.

    4- Ahlâkınızı güzelleştiriniz. Efendimiz Hz. Muhammed’in -sallallahûaleyhivesellem- ahlâkî tarafını bolca vurgulayan eserleri tercih ediniz. Misâl Üsve-i Hasene 1-2 (Erkam Yayınları)

    5- Evliliğe dair iki sayfalık bir dosya hazırlayınız. Dosyada fiziki özelliklere (boy,kilo, saç,ten rengi vb) şahsiyetinize dair (asabiyim, sakinim. Titizim vb.) bilgiler bulunsun. Ailenizi tanıtan kısa bir bölüm de olabilir. İkinci sayfaya beyler birkaç güncel fotoğraf ekleyebilir. Hanımların tercihine kalmış.

    Bendeniz böyle bir dosya hazırladım, valideme, beni çok iyi tanıyan hocama, aile büyüğüme teslim ettim. Onlar gittikleri sohbet meclislerinde, Kur’an Kurslarında bu dosyamı da yanlarında bulundurdu. Çok müspet geri dönüşler aldım.

    6- Sizi tanımayan biri izdivaç meselesinde size destek değil; daha çok köstek olacaktır. Üçüncü şahısların yardım taleplerine temkinli yaklaşınız.

    7- Evlilik yolunda ailenizle birlikte hareket ediniz. Bunun bereketini fazlasıyla gördüm. Evlilik görüşmesine annesinden habersiz gelen bir hanım bendenizi ve validemi çok şaşırtmıştı. Annelerle istişare ederek yola çıkmak sizi pişman etmeyecektir.

    8- En güzel usul tanıştırma usulüdür. “Tanıdığım bir genç var. Özellikleri şunlar. Kabul edersen sizi görüştürelim” diyen bir ahbabınızı hemen reddetmeyiniz. Fakat adayı öve öve bitiremiyorsa orada bir problem olabilir. Üslûp çok mühim.

    9- Evlilik sürecinde öyle değişik görüşme tecrübelerim oldu ki neredeyse evlilik uzmanı olup çıkacak hâle geldim. Bendenizle istişare etmek isteyenlerle memnuniyetle yardımcı olurum efendim.

    Selâmetle, afiyetle…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sami Bey.

      İlk yazdığınız cümlenin dini kaynağını görsem inanın çok mutlu olurum, belki vardır da ben bilmiyorumdur. Çünkü o söz temenni mi yoksa hakikat mi inanın bilmiyorum ki önceden de bu konuyu açmıştım burada, bize nasip kısmet deyip başlarından savıyorlar aracı olmuyorlar diye yazmıştım. Kesin bir bilgiyse bugünden itibaren nasıl olsa varmış çok kafaya takma olmaz diye derim. Zaten olduğunu bilsem ağzımı açmam beklerim…

      Elbette fikirlerinizden faydalanmak isteriz. 8 numaradaki maddeyle ilgili çok sıkıntımız var. Bana hep şurada biri var görüşür müsün deniliyor nadir de olsa kızı tanıyan olmadığı gibi soyadının bile öğrenilmediği durumlar gördüm. Burada tanıma sınırı ne olmalı?

      Yazdığınız maddelere ek olarak şu uygulamam hakkındaki yorumunuzu beklerim. Ben kızın ailesindeki erkeklere bakarak, varsa damatlara bakarak nasıl bir damat istedikleri konusunda fikir sahibi olmaya çalışıyorum. Anne ve ablalara bakarak, onların kocalarına muamelelerine bakarak, kızın babasına muamelesine bakarak bana nasıl davranacağını kestirmeye çalışıyorum. Ailelerin profillerinin de uyması önemli hele ki kültürel ve dini konularda. Bu uygulamam mantıklı mı yoksa ön yargılara mı sebep olur?

      Selametle kalın.

      • Sami diyor ki:

        Allah’ın -azzevecelle- rahmeti üzerinize olsun Fatih Bey,

        “Yine O’nun âyetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.” Rum Sûresi 21

        Her kalbe mukabil bir kalp olması, bu ayetten ilhamla söylenen sözlerdendir. Efendimiz Hz. Muhammed’in -aleyhisselâtuvesselam- en kuvvetli sünnetlerinden evlenmeyi hâlis niyetle isteyen kardeşlerimiz kavli ve fiili duayı birlikte yaptıklarında inşaallah hayat yoldaşlarıyla karşılaştıklarını görecekler.

        Tanıma sınırına gelince; size o hanımefendiyi tavsiye eden kişi muhakkak onunla komşuluk etmiş, arkadaşlık yahut akraba hukukuna göre fikir alışverişinde bulunmuş, belki kendisiyle seyahate çıkmış olmalı. Uzaktan tanıyorum, cümlesinin kayda değer bir tarafı yoktur Fatih Bey.

        Hanımefendinin ailesine bakarak fikir edinme çabası sizi yanıltabilir. Halamın iki gelini, bir damadı var. Üçünün de dini altyapısı, siyasi, fikri görüşü tamamen farklı. Aileler çocuklarına dini ve ahlâki zemini yerleştirmekle mükellef. Evlilik kararına doğrudan müdahale etme mesuliyetleri bulunmuyor. Son kararı evlâdı veriyor.

        Hanımefendinin babasına karşı muamelesi size önemli ipuçları verecektir. Şu hususu da hatırınızda tutunuz lütfen: Hanımlar babalarıyla belli bir sınır çerçevesinde konuşurlar fakat eşleriyle aralarındaki böyle bir sınır yoktur. Ailesine karşı şefkat sergileyen, nezaketiyle, incelikli yaklaşımıyla onların rızasını gözeten bir hanımefendi size de -şayet bir yuva kurarsanız- farklı davranmayacaktır.

        Aile profilinin sizin ailenize ne kadar uyacağı evlilik araştırması neticesinde aşağı yukarı belli olacaktır.

        Aşure gününüzün size nice bereketler getirmesini temenni ediyorum.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Sami Bey.

          Ve aleyküm selam. Yorumunuz için teşekkür ederim, gayet açıklayıcı olmuş.
          Bana denk gelen kızlar genelde şurada birisi var görüşün şeklindeydi ve kızlar da babalarını kötüler annelerinin onları idare ettiğini söylerdi :) Evvelden ulaştığım sonucu sizden de teyit etmek isabetli oldu. Maalesef aracılık bitti kimse kimseyi tanımıyor dahası aileler kendi evlatlarını tanımıyor ki başkaları tanısın.

          Kalbe karşılık bulma durumunun dini karşılığını size sorduktan sonra ben de hızlıca araştırdım. Ancak anladığım şu ki ön şart olarak biraz sabıra gerek var bu temenminin gerçekleşmesi için bu dünyada olmazsa da cennette olacak ki ayrıca Allah zulmetmez kullarına, imtihan amaçlı verdiği dert ya da azapları sürekli kılmaz. Ancak ahiretteki cezalar ve nimetler süreklidir. Burada bize düşen sabırla beklemek ve imtihan gerçeğini görüp cennete girenlerden olmayı temenni etmek ve bunun için çalışmaktır.

          Aşure günü cümlemize bereket vesilesi olsun.
          Selametle.

          • Sami diyor ki:

            Allah’ın -azzevecelle- mağfireti üzerinize olsun Fatih Bey,

            Aracılık meselesinde çok ızdırap çektiğimi söyleyebilirim. Bir müminin, müminenin evlenmesine vesile olmanın ecri öyle çok ki… Maalesef iki cihan güneşi Efendimiz’i (s.a.v.) tanımıyoruz.

            Tanıştırma usulü hâlen yanlış anlaşılıyor. Önerilen adayda bir pürüz çıktığında adayı önerene bir hâller oluyor. İğneleme, küskünlük, araya soğukluk sokma… Bu salih amel Hâk katında öylesine kıymetli ki elbette birtakım zorlukların olması normal… Zor olması nispetinde değerli çünkü…

            Sabrın karşılığını inşaallah alacaksınız. Tıpkı bendenizin aldığı gibi. Ankara’da ikamet ediyorsanız sizinle tanışmak isterim Fatih Bey. Evlilik hususunda bizzat yardımcı olmak bendenizi mutlu eder.

            Selâmetle…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sizin de üzerinize olsun Sami Bey.
            Yorumunuz için teşekkür ederim. Aynı şehirdeyiz. Muhtemelen denk geliriz bir gün :)
            Selametle kalın.

    • .../nisa diyor ki:

      Sami bey,

      Yazmış olduklarınıza benzer kitapçık uygulamasını daha önce bende önermiştim. Kolaylık olabilir ve taraflar doğru şekilde anlaşılabilir diye. Siz bu görüşmelerden süreçlerden sonra evlilik yapabildiniz mi?

      • Sami diyor ki:

        Evet evlendim Nisa Hanım.

        • Sümeyye diyor ki:

          Sami Bey,ben de bekarlar kafilesinden biriyim. Siz bu süreci atlatmış evlilik yapmışsınız ne güzel. Rabbim iki cihan saadeti nasip etsin size. Müsadenizle evlilik görüsmeleri husunda birkaç nokta danışmak istiyorum :
          1. Görüşeceğiniz kişiyi yakından tanıyan bir aracı olması gerekir, diyorsunuz. Bu konuda kesinlikle haklisiniz. Şimdiye kadar bu şansım olmadı. Aracılar genellikle birinin tanıdığı şeklindeydi. Adayı yakından tanımıyorlardı. O kadar cok gorusme yaptim ki artık yoruldum. Hatta bir gün “Rabbim nasip etmeyeceğini karşıma çıkarma” diye dua ettim. İyi mi ettim onu da bilmiyorum. Ana manen yiprandigimi hissediyorum. Ister istemez umutsuzluga kapiliyorum.Şu aralar dualarımda evlilige dair şeyler istemeyi de bıraktım. Bu konuda ne önerirsiniz? Güzel şeyler duymaya ihtiyacım var. Bu konudaki düşüncelerimi aile yansıtamıyorum. Çünkü beni üzgün görmek onları da üzüyor. Onların üzülmesini istemiyorum.
          2. Bir nişan atma süreci yaşadım. Haliyle sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali evlilik hususunda detaycı davranıyorum. Bunun bir götürüsü mü bilemiyorum karşımdaki adaylarda olumsuz özelliklere odaklandığımi düşünüyorum. Yani o özellikler bir şekilde gözüme batıyor. Acaba nasip olmayacağı için mi böyle oluyor ? Yoksa benim kendimde düzeltmem gereken şeyler mi var ? Varsa bunu nasıl yapabilirim ?
          3. Görüştüğüm kişinin ailesine çok dikkat ediyorum. Sevgi ve saygı içinde büyümüş olan birinin daha sağlıklı bir aile kuracağını düşünüyorum. Ayrıca bir erkeğin annesi-kiz kardeşi ile ilişkisi bir kadına nasıl davranacağı konusunda fikir veriyor. Yani ben böyle düşünüyorum . Sizce bu düşünce yanlış mı ?
          4.Karsimizdakinin dini hassasiyetlerini nasıl anlayabiliriz . Mesela bu konuda nasil bir soru sorabilirim? Benim şöyle bir yöntemim var : görüşme saatini bir namaz vaktine yakın saate ayarlıyorum .Namaz vakti gelince namaz kılmayı teklif ediyor mu ,vakit geçer diye endişeleniyor mu buna bakıyorum .Tabi görüşeceğiniz yerde mescit olması önemli. Genelde bu karar hanımlara verildiği için görüşme yerini ona göre seçiyorum. Çünkü direkt sorduğunuzda maalesef dürüst cevaplar verilmediği oluyor.
          5.Son olarak eşinizle ilk görüştüğümüzde diğer görüşmelerden farkını bariz biçimde hissettiniz mi? Yani o kalplerin ısınması hadisesi hemen gerçekleşiyor mu? İçinizde acabalar oluşmadan net bir karar verebiliyor musunuz? Bu konuyu çok merak ediyorum.Yoksa farklı bir beklentiye girmemek mi gerek?
          Sizi soru yağmuruna tutmuş gibi oldum hakkınızı helal edin. Hazır bu süreci yaşamış evlenmiş biri olarak sizin yol göstermenize ihtiyacım var.

          • Sami diyor ki:

            Allah’ın -azzevecelle- bereketi üzerinize olsun Sümeyye Hanım,

            Rabbimiz bütün kardeşlerimize iki dünya mutluluğu nasip eylesin.

            Adayı yakından tanımayanlar vaktinizi heba ederler. Yorgun olmanız bu sürecin tabii neticesi… Ruhunuzu dinlendirecek meşguliyetler sizi kendinize getirecektir.

            Cenâb-ı Hak zaten nasibinizde yazılı olmayan birini karşınıza çıkarmayacak. Duanızı şöyle güncelleyebilirsiniz: “Allahım! Sana, Efendimizin’in (s.a.v.) sünnetine bağlı, ahlâkı güzel, fiziken, ruhen bana denk bir zevc adayını karşıma çıkar.”

            Duada sınır yoktur. Her türlü ayrıntıya girerek sonsuz hazineye sahip Rabbimize arzunuzu iletebilirsiniz. Katiyyen vazgeçmeyiniz. Seher vakitlerinde bilhassa dua ediniz. Kıymetli dua saatlerini gözetmeniz size nice bereketler getirecektir.

            Bir mümine kardeşinizin derdiyle ilgileniniz. Nasıl bir salih amel işleyebilirim, bunun arayışında olunuz. Gününüzü bir iyilikle sonlandırınız. Derdiyle ilgilendiğiniz, iyilik ettiğiniz kişilerin gıyaben size edecekleri dua öyle kapılar açacak ki… Rabbimiz talebinizin çok üstünde bir adayı inşaallah mükâfat olarak size gösterecek.

            Nişan atma, nikâha ramak kala evlilikten vazgeçme gibi hâdiseler kişide ister istemez bir iz bırakıyor. Zamanla unutmak nimetinden istifade ederek olanları geride bırakıyorsunuz. Adayları bir bütün olarak değerlendirmenizde fayda var. Tıpkı sizde olduğu gibi onun da birtakım noksanlıkları olabilir. Aslolan kendini geliştirmeye açık mı? Kâmil insan olma yolunda bir çaba içinde mi? Hayatın hayhuyu içinde kaybolmuş, yerinde sayan beyefendiler gözünüze menfi gözükecektir. Baştan size olumsuz gelen aday elbette nasibinizde yoktur. Kararsız kaldıklarınızda bir ışık vardır. Zamanla kanaatiniz netleşecek. Önyargıya teslim olmamanız önemli…

            Bir beyin annesine, kız kardeşine yaklaşımı fikrinizin şekillenmesinde size yardımcı olacak. Nezaket zeminini kaybetmemesi, anne hakkının farkında oluşu göz önünde bulundurulmalı…

            Dini hassasiyet hususunda fikir edinmek için birçok sual yöneltmek mümkün. Bendenize “krediyle ev almayı düşünür müsünüz?” suali sorulmuştu. Katiyyen düşünmediğimi, faizle ilgili ayetlerin bize kılavuzluk ettiğini ifade etmiştim.

            Namazlarını edâ edip etmediğine bilhassa dikkat edilmeli. Gerekirse soruşturulmalı. Namaz kılmayanlara dair öyle tehditler var ki… Misâl, beyefendi işinden bahsediyor. Mesai saatleri içinde kolaylıkla namazını kılıp kılmadığını sorunuz. “Allah affetsin! Evde kaza ediyorum” cevabı her şeyi açığa çıkartacaktır.

            Kazancına haram karıştıran mesleklerden uzak duracaksın oğlum, derdi pederim. Bankacılar, emlakçılar, kadın kuaförleri vb… Helâlinden kazanma derdinde olan adaylar günümüzün yüz akı beyleridir. Helâl kazancın önemine vâkıf mı, bunu muhakkak araştırınız Sümeyye Hanım.

            Refikamla görüşmemin farkını bariz biçimde hissettim. Eve geldiğimde bir sonraki görüşmemiz acaba ne zaman olur diye meraklandığımı hatırlıyorum. İçimde dönüp dolaşan onlarca sualin cevabını süreç içinde buldukça ferahlıyor, nasip ışığının günden güne güçlendiğini hissediyordum.

            Sizde konuşma isteği uyandıran bey, muhtemel hayat yoldaşınız… Görüşme sürecinin istikrarlı, pürüzsüz devam etmesi sizi heyecanlandıracak. Çünkü mutlu son inşaalllah yakın…

            Umarım yardımcı olabilmişimdir.

            Afiyet üzere olmanız niyazıyla…

          • Adamın biri diyor ki:

            Sümeyye Hanımefendi

            Ben sadece dördüncü madde ile ilgili birşey söyleyeceğim. Bakın dini hassasiyet o kadar geniş bir kavram ki siz onu namazı vaktinde kılma gibi herhangi bir olaya endekslerseniz bence hata edersiniz. Bunun tek bir göstergesi olamaz. Hatta namazı geciktiren biri söz gelimi lakaytligindan da bunu yapsa başka konularda cok daha takvalı hassas olabilir. Örneğin belki namazda biraz lakayttir ama kadın erkek ilişkilerinde daha hassastır. Aksine namaza çok dikkat eden birinin başka konularda belki de tahammül edemeyeceginiz kusurları olabilir. Hatta şöyle de düşünebilir; namaz vakti geldi ama hanımefendinin vakti olmayabilir, zaten görüşme de çok uzun sürmez , bitince kilarim. Yani o size kendince jest yaparken siz onu yanlış anlayabilirsiniz.

            Ben genel olarak şunu söyleyebilirim. Evlilik görüşmesi yaparken karşı tarafı adeta çözmeye çalışmak bence hem mantıksız hem de haksizlik. Yani ortada bariz görünen bir sorun yoksa mesela misal verdiğiniz durum gibi ufak belki de o kişiyi tanisaniz onemsemeyeceginiz durumlardan anlam çıkartıp adeta kişilik analizi yapmak bence mantıksız, falcılık gibi birşey belki de.

            Güvenle ilgili mesele ise zamanla olur, siz birine zaten tek seferde guvenemezsiniz ki, ama eğer aranızda bir uyum yakaladiysaniz güven ya da tersi zamanla ortaya çıkar, tesis olur, yalan söyleyenin de yalanı çıkar bir şekilde merak etmeyin. Dediğiniz gibi sözlere degil daha çok hal harekete bakmak lazım. O da ancak zamanla olur, selametle…

          • Feyza diyor ki:

            Adamin biri isimli kardesim,
            Yorumunuza katilamiyorum ne yazik ki. Cunku namaz gibi dinin temel referansi olan bir noktayi es gecmesi, bes vakit namazi kilmaya riayet eden ve karsisindakinden de bu ozeni bekleyen bir insan icin bastan eleyici bir sebeptir ve bunun en guzel yolu ise sorup cevap almaktan once hayatina ne kadar aktarabildigini gozlemlemek ile olur.
            Evet, baska konularda esneklik gosterilebilir. Bes vakit namazdaki hassasiyet ahlakin mukemmel olduguna ya da diger dini mevzularin tumunde dikkatli olunduguna kefil degildir. Aslinda nanaz fahsa ve munkerden alikoyar ama bizler ibadetlerimizi sureten eda ettigimiz icin hepimizin ahlaki olgunluguna ayni olcude tecelli etmeyebiliyor. Ancak henuz ilk gorusmede ve hic tanimadigi bir insan icin namazi terkederse bir erkek ya da kadin, baska dunyevi engeller ciktiginda da terkedebilecegine ya da lakaytlik gosterecegine dalalet eder ki namaz, lakaytligi kaldiracak bir ibadet degil.
            O yuzden mecburen once zahiri anlamdaki dindarlik yonune bakacagiz, sonra derinlmmemesine zaman taniyarak vakif oluruz. Diger konulardaki dikkatini ve dikkatsizliklerini zamanla ogreniriz.

          • Sümeyye diyor ki:

            Sami Bey , Allah razı olsun her sualimi aciklamissiniz. Önerilerinizi kesinlikle dikkate alacağım. Her şeyin bir vakti olduğu gibi nasibimin de vakti var demek ki.Bana düşen sabır ve dua ile bu zamanı en güzel şekilde değerlendirmek. Rabbimiz duasında ısrarcı olmayı cok sever ya belki de duamda ısrarcı olmamı bekliyor , belki şartların olgunlaşması gerekiyor. Rabbim sabrımızın sonunu hayırlı eylesin .Tüm bekarlara kalplerine mukabil kalpler nasip etsin inşAllah. Sizler de bizleri duanızda unutmayın.

          • Sümeyye diyor ki:

            “Adamın biri ” rumuzlu beyefendi, 4.maddeyi tekrar okudum sizin yorumladiginiz şekilde bir yorum çıkıyor haklısınız. Ancak ben orada sadece bir örnek vermek istedim. Dini hassasiyeti sadece namaza indirgemiyorum . Namazını vaktinde kılmıyor = dini hassas yaşamıyor gibi bir mantıkla hareket etmiyorum. Bir Beyle görüştük diyelim ilk görüşemede olumsuz bir durum olmadığında 2. görüşme yapılıyor. Ki ilk görüşmeler genelde daha kısa oluyor. Bir namaz vakti geçmesi gibi durum olmuyor .Ancak 2. görüşme ilkine nispeten daha uzun olabiliyor. Bu durumda namaz vaktini geçirmemek gerekliliği doğuyor. Tabi her adayla yaptiginiz gorusmede bu yola basvuramayabiliyorsunuz.Ilk görüşmede namaz kıldığını buna dikkat ettiğini belirten birinin bu sözünü davranışsal olarak görmek istiyorum. Sadece bu. Yoksa bir tek bununla değerlendirmiyorum. Ahlaki olarak da değerlendirmek mühim. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyduğuma gelince mevzu can sıkıcı. Maalesef çok garip insanlarla karşılaştım.Biz kendimizden hareketle insanları tanımaya çalışıyoruz. İnsanların sözlerinin teminat olduğunu ,dürüst ,net olduklarını… Ancak kişilerin yalan soyleyebilecekleri ya da kendilerini size hoş göstermek adına sizin hoşunuza gidecek şekilde davranabilecekleri ihtimallerini es geçmemek gerekiyor. Maalesef bunu bana görüşme deneyimlerim öğretti .Söylediği başka yaşadığı bambaşka profiller gördüm.
            Kadın fıtratı daha duygusal ve hassas. Dolayısıyla kendimi olası bir olumsuzluktan korumak adına yapıyorum bunu. Yani içgüdüsel olarak ister istemez kendimi korumaya çalışıyorum.
            Bu hususta bana ,farklı bir bakış açısı kazandırdığınız için şahsınıza teşekkür ederim.

          • Adamın biri diyor ki:

            Feyza Hanımefendi

            Anlaşılan ben Sümeyye hanımı yanlış anladığım gibi siz de beni yanlış anlamissiniz. Tabi yazıyla ifade etmek zor oluyor, ondan zannedersem, ben de anlatamamis olabilirim. Yani namaz kilmamaktan değil namazı geciktirmekten bahsetmiştim ben, yoksa soyledikleriniz doğru tabiki, selamlar…

          • Adamın biri diyor ki:

            Sümeyye hanımefendi

            Doğru olabilir haklısınız, bir yanlis anlaşılma olmuş, bunlar normal şeyler, size olan yorumumu da Feyza hanımefendi farklı algilamis, hepimiz insanız, yazıyla da anlaşmak zor oluyor, hâliyle böyle durumlar olabiliyor, kusura bakmayiniz.

            Tabi hanımlar için durum biraz daha farklı, evlendikten sonra olası bir olumsuzluk durumunda hanımlar daha çok sıkıntiya dusebilecegi için evlenmeden önce daha dikkatli davranıyorlar, bunu garipsemiyorum, hem de fıtri bir olay sonuçta, yani kendini koruma duygusu..

            Hanımlara zamana bırakın acele etmeyin diyoruz ama geçen süreç olumsuz olunca erkeklerden daha çok yiprandiklari için çok daha seçici davranıyorlar anladığım kadarıyla.. o sebepten bazı kestirme ipuçları arıyorsunuz kendinize göre. Bu konuyla ilgili daha tecrübeli ve özellikle evli olan kişilerin tavsiyeleri daha önemli zannedersem, en iyisi ben bu konuda fazla konusmamayim, saygılar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Konuyla doğrudan değil de dolaylı olarak bağlantılı bir mevzu hakkında yorumunuzu almak istedim.

            Ben riyadan çok korkarım ki bu cümleyi yazarken bile bir döngü mevcuttur zaten korkan adam korkuyorum demez. (Burada kimse kimseyi kişisel olarak tanımadığı için sorun yok tabi :) )

            Önceden de konusu geçmişti. Farz bile olsa ibadetlerin reklamını yapıyor gibi olmaktan karşımdaki insana müslümanlık taslıyormuş gibi olmaktan çekiniyorum aileme karşı bile. Hatta kurban mesela vacip. Elinizde bir leğen etle gelmeyince ilginç yorumlar gelebiliyor pek ağız açmıyorum. Namaz oruç gibi durumlarda da pot kırmamak karşımdaki kadını utandırmamak adına pek konuşmayı tercih etmem. Telefon gelir mesela o sırada… Dahası erkeğin kadını namaza alıştırmasının beklendiği durumlar da var. Koyunun olmadığı yerde ben gibi keçiler Çelebi olabiliyor :)

            Tam olarak ifade edemesem de beni anlayacağınızı düşünüyorum. Siz anlarsınız.
            Selametle :)

          • Feyza diyor ki:

            Adamin biri rumuzlu beyefendi kardesim,
            Haklisiniz, ben eksik okumusum ve yanlis anlamisim. Afedersiniz. Sizin dediginiz gibi gecirmek, terketmekle biraz geciktirnek arasinda daglar kadar fark var fakat ben yankis okuyup terketmeyi kasdettiginiz manasini cikarmisim. Ozur dilerim.
            Allah’a emanet olun..

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey musait bir animda size cevap yazacagim insaallah.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Ne zaman müsait olursanız o zaman Feyza Hanım. Sadece bana değil herkese faydalı olur. Yaptıklarıyla örnek olmakla onlarla övünmek arasında ince bir çizgi var. Ben de salih insanlar olduğunu düşündüklerimle amel birlikteliği kurmaya çalışıyorum elden geldiğince, yapamadığım durumda da en kötü ihtimal kalben bir olmaya çalışıyorum…

        • .../nisa diyor ki:

          Sami bey,

          Allah iki cihanda da yuvanıza huzur versin. Süreçlerden sonra evlenen birini öğrenince mutlu oldum. Benim merak ettiğim soruları Sümeyye hanım sormuş.

          • Sami diyor ki:

            Güzel duanıza amin diyorum Nisa Hanım.

            Merak ettiğiniz hususlarda sizi aydınlatmaya hazırım.

            Allah -azzevecelle- günlerinizi hayırlı eylesin.

    • Süleyman diyor ki:

      Selamun Aleyküm Sami Bey

      Yazdığınız 9 madde ile benim dikkat ettiğim şeyler o kadar benzer ki. Yani bire bir hepsini dikkate alıyorum. Ancak 5 senedir uğraşıyorum. Bir türlü beceremiyorum. Sanırım erken başlamam sebebiyle birazda yaşadığım bu sıkıntılar.

      Geçen bir arkadaşım mezun olmadan öncesini sayma dedi. Dedim ki peki o zaman 2 yıl oluyor. Nerdeyse 30 kapıdan döndüm desem yeridir :(

      Ben merak ediyorum. Acaba sizin evlenmeniz nasıl gerçekleşti. Sizde bu kadar kapıya gittiniz mi? En baştan görüşmeyi kabul etmiyorsa bulunduğunuz şehir sebebiyle insanlar. Mesela ne yapmak lazım? Şimdiden teşekkür ederim.

      • Sami diyor ki:

        Ve aleykûm selam ve rahmetûllah Süleyman Bey,

        Sıkıntılar inşaallah geride kalacak. Sabrettiğiniz, duaya devam ettiğiniz, kulluk vazifelerinizi mütemadiyen yaptığınız müddetçe kazanan siz olacaksınız.

        30 kapı büyük bir sayı… Bendeniz 10-20 arası bir yerde kaldım. Hamd olsun sabır imtihanı son buldu, yuvamızı kurduk.

        Siz hangi şehirde ikamet ediyorsunuz Süleyman Bey? Görüşme talebinde bulunduğunuz hanımefendi hangi şehirdeydi? Genellikle yakın şehirlere sıcak bakılıyor. Arada 500 km’nin üstünde bir mesafe varsa aileyi bir düşünce alıyor. Bu duraksamayı tabii karşılamak gerekiyor.

        Ankara’da mukimseniz sizinle de tanışmak isterim. İstişare sünnettir.

        Gelecek günler size bereket getirsin.

      • Adamın biri diyor ki:

        Süleyman beyefendi

        Gorusmelerinizin olumsuz sonuçlandigindan bahsederken benim dikkatimi sizin yaşınız çekti . Bunları teselli manasinda yazıyorum yanlış anlamazsiniz umarım . Bediuzzaman hazretlerinin ifadesiyle insan musibette kendinden aşağı olanlara bakmasi gerekiyormuş ya, Mevlana hazretleri de “Sanma ki dert sadece sende var. Sendeki derdi nimet sayanlar da var.” demiş. Yani sizin yaşınızdaki birinin evliliği düşünmesi sevindirici tabiki lakin olumsuz durumlarla karşılaştığınız takdirde en basitinden sizin imkanlariniza kavuşamayan ve evlilik görüşmesi dahi yapamayan insanları düşünürseniz bir nebze kalbiniz rahat eder diye düşünüyorum. Geçmiş olumsuzluklar da zaten adı üstünde geçtiği için onlari düşünüp moralinizi bozmayiniz. Selametle…

        • Adamın biri diyor ki:

          Eksik oldu şöyle ekleyeyim : sizin yaşınızdan daha büyük olup sizin imkanlariniza kavuşamayan ve evlilik görüşmesi dahi yapamayan insanları düşünürseniz bir nebze kalbiniz rahat eder diye düşünüyorum

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Adamın biri bey.

            Sahip olduğumuz bir sıkıntıya başkaları da sahip diye sevinmemiz ne derece doğru?

          • Adamın biri diyor ki:

            Fatih beyefendi

            Yine bir yanlis anlaşılma oldu galiba, herhalde ben anlatamıyorum. Burada mesele sevinmek değil teselli bulmaktır. İkisinin farklı şeyler olduğunu düşünüyorum. Zaten yorumda sevinmekle ilgili bir ima bile yok. Ayrıca alintilar yaptım. Bu alıntılar benim cümlelerim değil. İtirazıniz onlara mi yani Nereden çıkardığınizi anlayamadim. Zaten bu herkesin bildiği umumi dusturlar. Ben hatırlatmak istedim sadece o kadar. Yani dertli bir insana olaya bir de buradan bak ve sıkıntın hafiflesin manasında bir tavsiye. Hatta ben dahil bütün insanlar buradan kendine bir hisse alabilir. Bu bir sevinme değil yani şükürden çok sabır halidir. Hatta bazen musibet diye gördüğümuz şey, hakkimizda hayırlıda olabilir. Şunu da eklemiş olayım ” AYET: (Bakara-216)’’ Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bundan daha büyük teselli var mı Fatih beyefendi, bu sizce sevinmek mi oluyor?

          • Feyza diyor ki:

            Sadece Fatih bey, musadenizle burada arays giriyorum.
            Cok ince bir ayrintiya dikkat etmissiniz. Adamin biri beyefendi zaten aciklayacaktir ancak burada baskasinin aybi dertten muzdarip olduguna sevinmekten ziyade ibret almak sozkonusu edilen. Bunu kendim de cok fazla dusunerek kendime terap yaptigim icin neyi ifade etmeye calistigini cok iyi anladim beyefendinin.
            Bu sekilde dusundugu zaman insan kendinden zor durumda insanlarin haline bakarak sevinmiyor. Onlara da uzuluyorsunuz ancak o insanlarin derdine baktiginiz zaman kendi derdinizi cok basit gorup halinize hamdediyorsunuz. Bu sekilde dusundugunuz zaman kendinizi Allahu Teala katinda simarik ve sabirsiz bir kul olarak gorup sikayet ettiginiz icin Rabbinizden utaniyor ve dua ederken hem o zor durumdaki kardeslerinizin halini tefekkur edip onlari da bu duanin icerisine katarak dua ediyorsunuz.
            Nitekim Aleyhissalatu vesselam Efendimiz’e de musriklerin eza ve cefalarindan sikayete gelen bir sahabiye Efendimiz asv’in verdigi cevap soyle ki;
            “Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler bulunmuştur ki, yakalanır, onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi o çukurun içine gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, onun başı üzerine konulurdu da cesedi ikiye bölünürdü, fakat bu onu dinden döndürmezdi. (Bir başkasına da benzer işkenceler uygulanır); demir taraklar ile etinin altındaki kemiği ve sinirleri taranırdı da, bu işkenceler o mümini dîninden çevirmezdi. (Sahâbîlerim!) Size yemîn ederek söylüyorum ki, Allah bu işi, mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir süvârî San’â’dan Hadramevt’e kadar (tek başına) yolculuk edecek de Allah’tan ve bir de (yolcu koyun sahibi ise) koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat sizler acele ediyorsunuz!.”
            Burada da onceki Musluman kavmin cektigi eziyete sevinmeleri icin hatirlatmadi Efendimiz asv bunlari. Ama o Muslumanlarin cektigi cileleri gozonune alip kendinizke kitaslayin ve sebat edin, sabredin demek istedi ki sahabilerin mukavemetini artirsin.
            Biz de zanan zaman kendimizi yoklayip dunyanin obur ucunda hatta cok uzaklara gitmeye luzum yok, arka mahallemizdeki komsumuzun, kardesimizumin derdini dusunup onunla dertlendigimiz, uzerine tefekkur edebildigimiz zaman kendi derdimizi bir sinek viziltisi gibi gorup halimize hamdeder, sukrumuzu artiracak bircok nimetini uzerimizde kesfederiz Allahu Teala’nin.
            Hatta musibete ugrayan bir kisiyi gordugunuz zaman karsinizdaki duynayacak sekilde icinizden su duayi edin ki o musibet Allah’in izniyle size de isabet etmesin. Efendimiz asv in sunnetidir.
            “El-Hamdü lillahillezi âfânî mimmebtelâke bihi ve feddalanî alâ kesîrın mimmen haleka tafdîlâ.( Seni muptela kildigi seyden bana afiyet veren ve yarattigi cok kimseler uzerine beni ustun kilan Allah’a hamdolsun.)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Adamın Biri Bey.

            Anlaşılıyorsunuz merak etmeyin :) Soruyu soruş şeklimden sığ bir mantıkla bir şeyler yazmışsınız iması varmış gibi anlaşılıyor, öyle yazmadığınızı biliyorum. Önceden de bu tip yorumlar yapıldı. Biraz açılsın istedim. Çünkü önceki yorumlarda ibret almaktan ziyade bizim yok başkasında da yok diye teselli bulma durumu bir nevi hasetlik vardı ya da ben öyle anlamıştım belki sıkıntı benim anlayışımdaydı. Halbuki bende var olan dert başkasında da varsa üzülürüm ben de. Yorumun devamında açıklama yapmıştım hatta ama sildim sonra sadece soru kalsın dedim. Siz sevinmek değil kalbi rahat etmek kelimesini kullanmışsınız, haklısınız. Beni manüple eden şeyi de yazdım. Takdir edersiniz ki yazı dilinde her şeyi doğru anlamak zor olabiliyor. Kusura bakmayın bu açıdan. Her mükafatın külfeti de vardır bunu da görmek anlamında örnek oluyor başkalarının sahip olduğu nimetler ya da dertler. Nimetlerin imtihan vesilesi olduğunu unutabiliyoruz.

            Feyza Hanım bu konuyla ilgili yorumunuz için teşekkür ederim. Dediğiniz gibi yaşadığımız sıkıntıları başkası yaşarsa üzülüyoruz biz de. Çünkü onların hissettiklerini anlayabiliyoruz. İbret nazarıyla bakmak için bakabilecek bir göze yani kalbe sahip olmak gerekiyor. Ben şahsen ıskalayabiliyorum bazen. Ya da üzüntü ibretten baskın gelebiliyor, elimizen bir şey gelmemesi gerçeği ibret almamı örtüyor o anlık.
            Yazdığınız gibi her şeyi Elhamdülillah deyip karşılamak lazım.

            Selametle kalın.

        • Süleyman diyor ki:

          Adamın biri bey ve Sami Bey

          Evet Sami bey uzak bir yerde yaşıyorum. Yakın muhitlerden de baktım ancak bulamadım. Yani benim yaşamım biraz garip. Arkadaşım bana sen en iyisi Türkiyeliyim de diyor çünkü sabit bir memleket yok tam manasıyla. Öyle olunca evlilik işi sarpa sarıyor. Şikayetim yok pek ama Sema hanım bir yazısında belirttiği gibi okul için, çalışmak için ailelerin kızlarını gözünü kırpmadan gönderdikleri yerlere evlilik için göndermiyorlar.

          Adamın biri bey. Tabi ki milletin ne dertleri var. Allah kolaylık versin. Benim endişem genellikle haramla ilgili. Haram işlemekten korkuyorum. Öbür konularda kalbim rahat.

          Birde ateş düştüğü yeri yakar. Birinin babası ölünce ona Suriye de bütün ailesini kaybetmiş birini anlatsanız ağlamayı bırakıp. Aaa doğru hakikaten ben bir tek babamı kaybettim ne var ki der mi? Demez. Bazen yaramız sızlıyor biraz. Ağrının çoğu çok fena ancak azı da insanı kıvrandırıyor ister istemez.

          Yalnız alıştım yavaştan. Hep bir yerler ağrıyınca insanın ağrı eşiği yükseliyor. Gençken bir hevese evlenenlere öyle özeniyorum ki. Yani benim yaşımda da mesela bir hevese evleniyorlar. Bende gittikçe mantık abidesi kesiliyorum. Duygularıma ket vura vura körelttik sanırım. Heveslenenemiyorum, heyecanlanamıyorum sanki.

          Evlilik konusunda da toplumun iki yüzlülüğün gördükten sonra hevesim kalmadı pek. Şu an bakmaya devam ediyorum ancak yani formaliteden. Yaptığım işi sevmesemde hayırda devam etmek gerek diye. Yoksa emin olun o kadar uğraştan sonra hevesim kırıldı. Evliliği de şu an gönlüm kalmadı.

          Neyse kalpler Allah’ın elinde belki gene bir şevk ve aşk verir. İleri de burada hayırlı haberler veririm :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş.

            İzninle bir noktaya dikkat çekmek isterim. Farklı çevrelerde yetişmemize, yaşıyor olmamıza rağmen, yaşadığımız şehirler farklı olmasına rağmen gördüklerimiz ve yaşadıklarımız çok paralel ve sadece karakterlerimizin benzemesiyle açıklanacak durumlar değil. Hangi konu olduğu önemli değil. Bir konuda farklı yerlerden bir çok insan benzer şeyleri dillendiriyorsa ortada bireysel değil toplumsal sorunlar var demektir. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

            Selametle.

          • Adamın biri diyor ki:

            Süleyman beyefendi

            Ben özellikle teselli manasinda yazmıştım. Yoksa tabiki insan başına gelen en ufak hadiseye bile uzulurken, evlilik gibi hayatının en önemli meselelerinden biri için üzülmesi kaygı duyması normaldir. Yalnız bazen bu üzüntü bizi yıpratacak seviyede olabiliyor, ben bundan bahsediyorum, bu kadar olmamalı, ki zaten sizin yorumlarınızı görünce bu biraz farkediliyor, kendimizden kötü durumlardaki insanları görünce de üzüntümuzun hafiflemesi bizim yararimiza, yoksa babası ölen adama ” üzülme ailesini kaybedenler var ” demiyoruz,

            Ayrıca zaten biz de aynı dertten muzdaribiz, ateş düştüğü yeri yakıyor demissiniz, ben​ de aynı durumlari yaşadığım için anlayabiliyorum, olaya dışardan bakmıyorum merak etmeyin, bekara kari boşamak kolay gibi bakmayın yorumuma, selametle

          • Süleyman diyor ki:

            Adamın biri bey

            Elemlenince, üzülünce birde evlenemediğim aklıma geliyor bazen derdimi depreştiriyor. Bir şekil idare ediyoruz ama. Elhamdülillah gencim ancak şu genç yaşında etrafındakilere bakıyorum. Arkadaş ortamı, sohbet, muhabbet vs. Ben biraz hassasiyetlerimden, birazda çok dolaştığından, birazda az ve öz arkadaş aradığımdan öyle bir ortam edinemedim. Şu an elhamdülillah yavaş yavaş sevdiğim arkadaşlar edinebiliyorum gene de yalnız kaldığımız zamanlar oluyor.

            Yalnızlık çok zor. Emin olun ben çok yalnız kaldım ve gene be yazık ki yalnız kalıyorum. Elimde olmayan sebeblerden. Bu sebeple evlilik, bir hayat yoldaşı çok aradım ve hala da arıyorum.

            Biraz daha sabretmem gerektiğini düşünüyorum. Gene de bazen elimde olmadan biraz karamsar veya şikayetçi davranabiliyorum. Daha önce de buna benzer bir yorum yazmıştım. Bakmayın siz böyle elemli yazdığıma. Bir yuva kurayım eskiyi bile unuturum. Sanki hiç yaşanmamış gibi olur inşAllah.

          • cihad diyor ki:

            Adamın Biri Bey,

            Sizin yorumunuzda bir problem yok. Çünkü bahsettiğiniz husus Kur’an’ın tavsiye ettiği bir şey ki sizde Allah için dile getirmişsiniz.

            “”musibette kendinden ziyade musibetliye ve nimette daha noksaniyetliye bakmak kaide-i Kur’aniye ve imaniye…………
            Şualar – 314.””

            Yani böylesi bir nazar Kur’an’in mühim kaideleri arasında yer alıyor. Mamafih sabır ehlinin bolca istimal ettiği bir düsturdur aynı zamanda.

            Mesela bu şahıs burada boşanmış ve envai çeşit dert ve kederle boğuşan kardeşlerimize bakarak sabrını bir nebze olsun artırabilir ancak öyle yapmıyor temcit pilavı gibi aynı konuyu ısıtıp ısıtıp gündeme getirerek kendi sabrını tüketiyor ve bir nevi şikayette bulunmuş ta oluyor.

            Çünkü şikayet sabrın zıttıdır ki yalnız iki durumda yapılmasına müsade edilmiştir.

            1) Şikayet O’na olmalı, O’ndan olmamalı. Yani eğer bir imtihan ağır gelse o musibeti veya nefsini Allah’a şikayet edebilir. Ta ki ilticasini kabul edip o hali ona hafifletsin. Yoksa derdini sık sık ifade ederek bir nevi oflayip poflamak Allah’ı aciz kullarına şikayet etmektir.

            2) İstişare nevinden derdine bir çare taharrisiyle Allah’ın kullarına derdini ifade etmektir ki ona tecrübe ve ilimleri ile güzel bir tavsiyede bulunsunlar.

            Şimdi Adamın Biri Bey sizin yerinde ve makul tavsiyenizi Suriyeli aile örneğiyle çarpitan bu şahsın zaten niyeti derdine bir çare değildir. Daha önce de kader ve tevekkülü telkin eden kardeşlerimize aynı muameleyi yaptığını hesab edilirse niyetini açık etmiş oluyor.

            Benim de size acizane tavsiyem şu olsun hiç nefesinizi tuketmeyiniz efendim. Hatta bulabilirseniz, Abdullah Bir Abinin mühim bir fıkrası vardı. Onu lütfen okuyunuz.

            Abdullah abi dilerse, görülen lüzum üzere tekrar bizimle paylasadabilir..

            Selam ve dua ile..

          • .../nisa diyor ki:

            Cihad bey,

            Yaş, dini eğitim ve hayat tecrübesi olarak bizden olgunsunuz yazılarınızdan fazlasıyla istifade ediyorum yalnız bu yorum talihsiz olmuş yada benzer imtihanlardan yollardan geçilmediği için Süleyman bey anlaşılamadı.İnsanın neresi acırsa canı orada denir. Bu durumda acının illaki fiziksel olması gerekmiyor şiddeti fazla yükü ağır ki acısını dışarı vurmak istiyor. Ben daha önce bir kaza geçirdim ve inanın kazada duyduğum acının şiddeti ruhsal olarak yorulduğum acının şiddetinden hafifti. Etrafım kalabalıktı moral veren oldu çabuk iyileştim ama ruhsal sıkıntı yada belirsizlik böyle olmuyor. Özellikle yalnızlık istemediğinizde içinizi gün geçtikçe kemiren bir durumdur.

            Daha önce Sema hanımda bir yazısında dünyanın dört tarafında savaşın felaketlerin olduğunu ama fıtri ihtiyacın doğumların devam ettiğinden bahsetti. Hayat böyle bir şey. Geçen gün mahallemizde Suriyeli bir ailenin düğünü vardı. Belki yaşadıkları travmayı anlatmaya kelimeler yetmez ama insan hayatta tutunacak bir yol arıyor. Birde şu açıdan bakın evlisiniz ve bekarlığa göre bazı problemleri daha kolay çözüyorsunuz eşinizle paylaşıyorsunuz. Bu durumu yalnızlıktan usanmış yorulmuş gittiği kapılar açılmayan birinin haliyle mukayese edemeyiz. Siz şükürle imtihan olurken Süleyman bey sabırla imtihan oluyor. Sıkıntılar durumlar farklı. Ben hiçbir yorumunda isyan ettiğini görmedim sadece sıkıntısını dışarı atmak için başından geçenleri paylaşmak için yazdıklarına şahit oldum. Yazıyla paylaşmak dahi bir terapidir içiniz hafifler. Bu başkalarının acılarını küçük görmek değildir kendi acısını dışa vurmaktır.

            Başka bir sıkıntıda dine mesafeli uzak duran insanları dairenin içine almak yerine dairenin içinde bulunan insanları da dışarıya itiyoruz düşüncesinden dolayı vurmaya çalışıyoruz. Tam manasıyla ne dediğini de anlamadan. Bilmem farkındamıyız ama giderek artan deizm tehlikesi var dinden soğuma var. Belki bunlara sebep en ufak bir tavrımız ötekileştirmemiz dahi olabilir. Biz günahın değilde günahkarın düşmanlığını yapıyoruz zaman zaman. Her zaman diyorum ya çok şükür merhameti sonsuz Allah var.

          • cihad diyor ki:

            Nisa hanım,

            Yorumunuza üzüldüm. Üniversite yılları hariç sadece 4 yıl ekonomik nedenlerle evliliği beklemiş. Her ne kadar medresede ilimle meşgul olunsa da evliliğe olan fıtri ihtiyacın aşırı tazyiki ile parasızlığın engeli arasında sıkışmış ve çaresiz bir şekilde, bunu herkesle paylaşmak yerine kuşe-yi nisyanında göz yaşı dökerek ilticada çok kereler bulunmuş bir kardeşinizim. Bu dönemin çaresizliğini gel-gitlerini iyi biliyorum.

            Son paragrafinizdaki tespitinizi hakkımda biraz ağır buldum. Rabbim bizleri böyle bir durumdan korusun bu çok büyük bir mesuliyet.

            Selam ve dua ile..

          • .../nisa diyor ki:

            Cihad bey,

            Öncelikle yanlış anlaşılmışsam yada sizi kıracak bir üslubum olmuşsa özür dilerim hakkınızı helal edin. Niyetim bu değil. Bekarlıkta yaşadığınız sıkıntıları aslında önceki yorumunuzda belirtseydiniz bu durum daha kolay anlaşılırdı. Her insanın sıkıntısına çözüm bulmaya çalıştığı yollar farklı. Daha önemlisi imtihanlarımız çevremiz farklı. Zaman zaman insanlar sıkıntılarını paylaşabilirler aynı sıkıntıları defalarca demek ki anlaşılamıyordur konuşacak kimsesi yoktur. Bazen bende buraya yazsamda genellikle not defterine yazıyorum içimdekileri bir yere boşaltmak için.

            Bahsetmiş olduğum sıkıntı kesinlikle şahsınızla ilgili değil böyle bir ithamı şahısa yapmak kul hakkına girmek olur şahsen tanımadığım birine bunu yapmam yanlış olur. Ben genel manada bu durumu yazdım özellikle nefsim başta olmak üzere kendimizi sorgulamak için. Sorun yerine çözüm olarak duruma yaklaşmanın faydalı olacağını belirtmeye çalıştım.

            Hayat tecrübenizden dini ilminizden fazlasıyla istifade ediyorum. Her insandan öğrenilecek bir hikmet vardır. Lütfen vaktiniz olduğu sürece bu siteye tecrübenizle katkı sağlamaya devam ediniz. Aynı şekilde Süleyman beyde devam etsin. Ben kırgınlıkları yada yanlış anlaşılmaları çözümsüzlüğe mahkum etmek yerine çözümden yanayım.

          • cihad diyor ki:

            Nisa hanım,

            Helal hoş olsun. Size gucenmedim. Bazı noktaları yanlış anladığım için yorumunuz bana biraz farklı geldi.

            Son paragrafta anlatmak istediğinizi şimdi anladım. Katılıyorum. Bana hitaben başladığınız yorumunuzun altına yazınca beni kastediyorsunuz zannettim. Kusuruma bakmayınız.

            Selam ve dua ile…

    • kevser diyor ki:

      Sami bey sağolun görüşleriniz için.bir süredir bu siteyi bende takib edemedim.yazacaklarim biraz karışık hatta karmakarışık olacak ama şimdiden okuyanlardan özür dilerim.yazdiginiz bilgiler doğru.insanin hayatında en önemli şey ailesidir.ancak, ya gerçekten bu evlilik işleriyle ilgili hiçbir ümidimiz kalmamışsa ne yapmamız lazım? Bazı konulara değinmek istiyorum.ben bir seminere katılmıştım.turkiye çapında kendini kanıtlamış fazla popüler olmayan ama çok kıymetli bir insan.seminer evlilikle ilgiliydi.ancak bekarlara yönelikti.seminere de genelde

      • kevser diyor ki:

        Yarım kaldı

        Seminere de genellikle bizim kafadan eğitimli genç aile insanları katılmıştı.seminerde tuttuğum not defterime aynen şöyle bir cümle yazmışım:”bir doçent köylü kızıyla mutlu olamaz “aynen böyle bir not almışım.demek ki bunu ben değil türkiyenin en önemli egitimcilerinden biri söylüyorsa vardır bir bildiği.demek ki “tahsil denkliği “aranması gereken bir ozellikmis.bunun tam tersini savunanlar genelde tahsilsiz genç kızlar oluyor.cunku işlerine öyle geliyor.”kızlar okumak zorunda değil ama erkekler okumak zorunda.hem kadınlar erkeğin gerisinde olmak zorunda “gibi haklı gerekçelerle konuyu sulandiriyorlar.oncelikle ben kimseye okusun veya okumasin demiyorum ancak bizim okumaya zorlanmış kızları kimse “universite bitirmis burnu havada türünden yargılayamaz ve kimse de bizi bir bayan olarak benden eğitim seviyesi olarak daha düşük biriyle evlenmemi isteyemez!başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum.benimle aynı yaşta bir bayan var 3 senelik evli.bu bayan ilkokul mezunu.kocasi ise çok kültürlü bir mesleğe sahip.bu bayan bana dedi ki:kocam beni kendisine itaat edecegimi düşündüğü için almış.eger ben üniversite bitirmiş olsam kocama itaatsiz olurdum dedi.tabi bu cevabı duyunca ben:ne alakası var ki dedim.bende üniversite mezunuyum benim de kocam olsa bende itaat ederim dedim.kadin kadındır ister okusun ister okumasın herkes beyaz atlı prens ister dedim.okumaya zorlandım dediysem yanlış anlaşılmasın derslere kafası basmayan anlamayan yapamayan tembel bir öğrenci hiçbir zaman olmadım.ancak hep ev hanımı olmak istemiştim.
        Seyyid bir teyze vardı benim işimden ayrılıp ev kızı olduğumu duyunca:”maaşallah Allahü teâlâ evinin hanımı olmayı nasib eder sana inşallah”diye dua etmişti Allah ondan razı olsun.ancak dua hala kabul olmadı galiba ☺☺
        Aynı şekilde bu teyze gibi başka büyüklerden de dua almıştım.evlenirim umuduyla cağnım işimi bıraktım.liseden sonra tahsilime devam etmiş böyle bir insanken girdiğim ortamlarda şununla karşılaşıyorum:genelde biseylerin işin bilincinde olarak değilde yeteneği yetmediği için okumamış veya anası babası tarafından okula yollanmamis kişiler oluyor etrafımda öyle olunca da halimden kimse anlamıyor.birde demişsiniz ki izdivaç islerinde yabancı ınsanlar size yardımcı olmaz demişsiniz peki o zaman ne yapalım? Flört mü edelim? Hani buraya geçmiş haftalardan birinde bir bayan yazmıştı “tükenmişlik sendromuna “mı yakalandim acaba diye aynen bende öyleyim. Bu hale tükenmişlik sendromumu diyolar ne diyolar bilmiyorum ama öyleyim.sanmayin ki sadece evlilik mevzusu yüzünden!!genel olarak bir dünyadan soğuma hali var bende.dunya artık eskisi gibi gelmiyor bana bizim cocuklugumuzdaki kadar bile insanlık yok artık.boyle bir zamanda bu kadar zor bir zamanda düzgün ve terbiyeli çocuk yetiştirmek bana çok zor geliyo.sokaklarda 13 14 yaşındaki çocukların anneleriyle konuşmalarını görünce şaşırıyorum.dedigim gibi genel bi bıkkınlık hali var.eski işimden ayrılmamış olsaydım hiç değilse bir meşguliyetim olurdu şimdi hem o kadar güzel ve seviyeli bir iş bulamiyorum hemde evlenemiyorum.bilmiyorum herşeyde bi hayır var derler ama ben hevesimi kaybettim.artik karşıma gerçekten aradığım gibi biri çıksa bile bende o devam ettirecek mecal kalmadi
        Birde son not:
        Evli olan bayanlarla görüştüğümde hepsinin ortak söylediği şey şu:
        Biz kocamızı ilk gördüğümüzde diğer kişilerden farklı geldi bize.etkilendik diyorlar yani kısacası ilk görüşte etkilenme kendine eş gibi görme denen şey var.yok değil yani

        • kevser diyor ki:

          Birde unutmadan şunları da yazmak istiyorum:erkeklere ne kadar çok bilgili olduğunuzu gösterirseniz o dakika sizi itici bulup kaçıyorlar.onun yerine karsisindaki kızın bilgiye aç gözükmesi hoşlarına gidiyor

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Kevser Demiş ki

            “erkeklere ne kadar çok BİLGİLİ olduğunuzu gösterirseniz o dakika sizi itici bulup kaçıyorlar.”

            Bence tamamen değil “kısmen hatalı” bir ÖNGÖRÜ.

            Bu ÇIKARIM da ki BİLGİLİ ifadesini UKALA veya BİLMİŞ kelimeleri ile değiştirirsek yapılan tespit % 100 doğru olur.

            Çünkü, erkek fıtratı gereği karşı cinsinin sahip olduğu doğru ve kaliteli bilgiye değil UKALALIK ve ÇOK BİLMİŞLİĞE dayanamaz, sabr ve tahammül edemez.

            Hele böyle bir kız/kadın ile bir ömür yaşamanın kendisine değil, düşüncesine dahi katlanamaz.

          • Sami diyor ki:

            Allah’ın -azzevecelle- rahmeti üzerinize olsun Kevser Hanım,

            Semineri veren akademisyenin ismini paylaşsaydınız eserleri üzerinde bir inceleme yapmak isterdim. Muhtelif seminerlere katılmış biri olarak şunu söylemeliyim ki; ifade edilenleri sorgulamadan benimsememeliyiz.

            Tahsil denkliği en başta araştırmamız gereken maddelerden değildir. Evvelâ dindarlık maddesine bakacağız. Nitekim Rasûlullah -s.a.v- şöyle buyurmuştur:

            “Kadın, dört şeyi, yani malı, güzelliği, soyu-sopu ve dindeki kemâli için nikâhlanır. Siz dindar olanını tercih ediniz ki elleriniz hayır görsün!..” (Buhârî, Nikâh, VI, 123; Müslim, Radâ, 53)

            Bendenizle refikam tahsil anlamında denk değiliz. Fakat hamd olsun iletişim kalitemiz bizi memnun ediyor. Mühim olan hanımların, beylerin okumaya, araştırmaya, tekâmül etmeye meraklı olup olmaması…

            Köylü hanımları küçümseyen bakış açısı insanı yanıltabilir. Günümüzde köy tanımı değişti. İnternetin, televizyonun girmediği hâne kalmadı. Kitaplara ulaşmak eskisine göre daha kolay. Fikrî, edebî, siyasî, dinî meselelerde mesafe almak isteyenlerin yolu açık.

            “Ben de üniversite mezunuyum. Benim de kocam olsa ben de itaat ederim.” cümlenizde yanlış bir nokta yok. Söylenmesi icap edeni dile getirmişsiniz. İtaat hususunda zihin bulandıran sözlere lütfen itibar etmeyiniz.

            Dünyanın gidişatından hiçbirimiz memnun değiliz. Âhir zaman ümmeti olarak Efendimiz’in -s.a.v- sözlerinde belirttiği olayların, değişimlerin bir bir vuku buluşuna şahitlik ediyoruz. Ümidinizi muhafaza ediniz. Karanlığa karşı mum yakanlar safında neden yer almayasınız ki?

            Kevser Hanım fiili ve kavli duaya yılmadan devam ediniz. İnşaallah fiziken, ruhen size denk bir zevc adayı karşınıza çıkacak.

            Beylerin sordukları suallere verdiğiniz cevaplar sizin seviyenizi, birikiminizi gösterir. Güzel bir izahat karşısında muhatabını itici bulan bir beyi anlamak güç…

            Selametle…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “kevser” hanım kardeşim nihayet çok beğendiğim bir yoruma imza attınız. yazmadan edemedim. :)

            Diğer site sakinleri hanımlarda bilsinler erkekler çok bilmiş kızları itici bulurlar. Kendilerine sürekli akıl veren ne kadar bilgili olduğuna vurgu yapan tipteki kızlar erkeği kaçırırlar.

            Özellikle dindar olup belli bir tahsil alanlar(ünv. veya medrese) beğendikleri erkekten ilim olarak üstün olsalar bile bunu asla erkeğe hissettirmemelidirler. Bazen bazı şeyleri bilmiyor numarası bile yapabilirler.

            Ben kendi şahsım adına konuşacak olursam eşimin dini bilgisinin olmasını isterim ama benden fazla olmasını istemem. Bazı konularda bana danışsın isterim. Bilgiçlik,ukalalık hissettiğim an gözümde biter.

            Ayrıca kevser hanım çok konuşan kadınlarda çok itici oluyorlar onu da unutmuşsunuz haralde. :)

            Vesselam…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “benimle aynı yaşta bir bayan var 3 senelik evli.bu bayan ilkokul mezunu.kocasi ise çok kültürlü bir mesleğe sahip.bu bayan bana dedi ki:kocam beni kendisine itaat edecegimi düşündüğü için almış.eger ben üniversite bitirmiş olsam kocama itaatsiz olurdum dedi.”

            Bu da çok doğru tesbit. Niye ne alakası var diyorsunuz. Arkadışınız haklı siz haksızsınız. :)

            Not: cevap yazmayın bana. çünkü cvp yazmaycğım.

            Vesselam…

          • kevser diyor ki:

            Sayın azmi bey
            Neden kadinlari sınıflandırma ihtiyacı hissediyorsunuz bunu hiç anlamıyorum.simdi size göre ben,meryem hanım,nisa hanım evlensek kocalarımıza itaatsiz mi olacağız yani? O bayan benim üni. Mezunu olduğumu bilmiyordu zaten yanımda bu yüzden o lafı edebildi.sonra ben boyle cevap verince de evet haklısın dedi.varsin olsun sizin gibi erkekler bizi itaatsiz sanadursun.yanilan nasıl olsa sizsiniz.kadindaki itaati tahsile bağlamak ne kadar mantıklı? Ayrıca bildiğim kadarıyla Sema hanımda üniversite mezunu.ben şunu gördüm gözlemledim:O bana konuşan o sözü söyleyen kadınlar genelde kendilerini garanti altına almak için okuyan bayanların kötü hallerini ortaya seriyor ama arada sağlam olanları da “itaatsiz”diye yaftalayamazsiniz.bu sitede o tip bayanlarla evlenip itaatsizliği yüzünden boşananların yazılarını da okudum.

          • kevser diyor ki:

            Ayrica azmo bey
            O bayanin şansı yaver gitmiş Allah karşısına o adamı çıkarmış.karsisina o bayan değil bende çıkabilirdim ilkokul mezunu numarası yapardım beni de alırdı no problem yani.birde demişsiniz ki bana cevap yazmayın.siz yazıyorsunuz herkese açık bir mecrada sonrada karşınızdakine bana cevap yazma demek sizce ne kadar doğru

          • mustafa _/) diyor ki:

            Abdullah Bir Bey, yorumunuz düşüncelerim, yansıtmış. aynen katılıyorum

          • kevser diyor ki:

            Ayrıca sami bey;
            Demişsiniz ki köy kavramı artık değişti.aynen öyle sami bey…
            Ben yazları memlekete köye gidiyorum inanın oradaki kızlar benden havalı.ben doğma büyüme istanbulluyum.buyuk şehirde buyumeme rağmen onlar kadar havalı değilim emin olun.en son bu yaz gittim ve gerçekten inanamadım.onlarin entellik seviyesine ben yetişemedim emin olun!

        • mustafa _/) diyor ki:

          Bende bazen böyle hissediyorum kevser Hanım. Sami beyin önerileri çok yerinde olmasına rağmen benim için uygulanabilir değil de. Benim katabileceğim bir şey yok ne yazık ki. Ben de sizinle beraber gelecek yorumları bekliyorum

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Kevser demiş ki

          “”bir doçent köylü kızıyla mutlu olamaz”, bunu ben değil türkiyenin en önemli egitimcilerinden biri söylüyorsa vardır bir bildiği.“

          O eğitimci dediğinizin akademik manada bildikleri nedir bilmiyorum, çok da umrumda değil ama RESULULLAH EFENDİMİZİN İSLAM DA EVLİLİK ve KARI/KOCA SEÇİMİ konusunda ki tavsiyeleri hakkında ZIR CAHİL olduğundan yada bildiği halde gerçekleri sakladığından eminim.

          “Kadın dört şey için nikahlanır”.
          Malı için,
          Soyu için,
          Güzelliği için
          Dindarlığı için.
          Sen dindar olana bak, yoksa kaybedersin
          Kaynak:
          (Buharî, IX. 110. (el-Fethu’r-Rabbânî’den); Müslim, X. 51-52 (Nevevî şerhinde); Tirmizî, III. 396; Ebû Davud, II. 296; Nesâî, VI. 65, 68; İbnu Mâce, I. 597; Müstedrek, II. 161; Uyûnu’l-Ahbâr, IV. 1;Dârekutnî, II. 417)

          Çünkü Efendimizin bu konuda ki mesajı ve tavsiyesi çok net, aksini iddia eden erkek hatalı bir evlilik yapar, eğitim denkliği konusunu olmazsa olmaz gören kız zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varamadan birde bakmış ki 28-30 yaşına gelmiş, dengimi bulayım, kaliteli ve mutlu bir yuva kurayım derken boynuna asılmış “evde kalmış kız” yaftasıyla uyanmış gördüğü rüyadan. Sonra gelsin psikoljık problemler, erkek düşmanlığı ve kaçınılmaz son feminazi ordusu onbaşılığı

          Haydi geçmiş ola…

          • kevser diyor ki:

            Abdullah bir bey
            Söylemem uygun mu bilmiyorum ama seminerine gittiğim kişi Abdülkadir Akgündüz.kendisi Genç Beyin dergisinin sahibi.ben defterime çarpıcı olsun diye unutmayayim diye o notu almışım.ancak orada hocanın anlatmaya çalıştığı şey:yani kültür farkı olmamalı.bir doçent olan insanın ilgi alanı mutlu olduğu şeyler farklı olabilir.tamam erkek kadından her zaman ileride olmalı ama bu uçurum derecesinde değil!ben kimseyi asagiladigim veya küçük gördüğümden bunu yazmıyorum.

          • kevser diyor ki:

            Ayrıca abdullah bey
            Hayattaki tek ideal kendine bir erkek bulmak mıdır? Benim moralim sadece evlilik yüzünden mi bozuk sanıyorsunuz? Doğru ya size göre evlilik cagindaki genç insanların başka derdi olamaz.yasam dünya benim canımı sıkıyor.lisede olduğumuz yıllarda uzaktan duyardık falanca kız çocuk sahibi olmuş diye.hayattaki tek ideal buysa bizde o vatandaş gibi kısa yoldan bu işi halletseydik o zaman değil mi

          • kevser diyor ki:

            Yazmayı unutmuşum:napalim abdullah bey bizim tuzumuz kuru değil bazı bayanlar gibi.dogru düzgün bi talibimiz yok napalim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Size yorum yazmayacağım demiştim ama bir noktada tavsiyede bulunma ihtiyacı hissettim. Yazı diliyle konuşma dili farklı olduğu için sizi anlamakta zorlanıyoruz. Özünde duygusal ve içten hatta biraz fevri bir insan olduğunuz görülüyor. Sırf doğru kelimeleri seçemediğiniz için tartışma yaşıyoruz ya da yanlış anlıyoruz sizi. Ben de mesela bazı konularda sizi yanlış anlamışım ama siz yorumları yazarken kalbinizin içindeki bilemeyiz ki. Yazılanlardan ne okuyorsak anlıyorsak o. İyi niyetinizle ilgili tek kelime edemem ama iletişim eksikliği olunca insan üzülüyor. Kardeşimde de benzer sıkıntı var. Hatta bazen o kadar yanlış kelimeler seçiyor ki anlam kaymasından ötürü insanı paniğe sevk ediyor. Babam yürümekte zorlanıyor diyeceği yere yürüyemiyor diyor bizi zıplatıyor olduğumuz yerde. Mesela ben de sizin üniversite örneğinden ne kast ettiğinizi anladım ama kaç yorum sonra :)

            Nacizane tavsiyem yorumları sakince yazın ve yanlış anlaşılabilecek kelime dizilerini kullanmamaya gerekirse açıklamalarla anlatma yoluna başvurun. Bu arada mevsim geçişlerindeyiz, içinizin sıkılması normal. Bir iki haftaya alışırsınız havalar soğuyor…

          • Hazel diyor ki:

            Haklısınız …ukala ve bilmiş hemcinslerimiz gerçekten itici olabiliyorlar , aynı şekilde beylerde tabi ki … Olduğumuz gibi davranmamız gerektiğini düşünüyorum… Görüşme neticeleri olumsuz bulup hayır cevabı verdiğim birkaç beyden dindar ve zeki bir hanımla evlenmenin onları memnun edeceği cevabını duymuştum ve bu beni memnun etmişti, demek ki erkekler zekasını doğal olarak Konuşurken davranırken sergileyen değil, bilmişlik ve ukalalık yapan hanımlardan hazzetmiyorlar.

            Başka bir kaç bey de mesela bana ukalalık yapmıştı, okuduğum halde çalışmamamı Saçma bulmuş ve bana nasihat edip yol göstermeye çalışmışlardı …gerçekten itici geliyor

  18. .../nisa diyor ki:

    Mustafa bey,

    Evlilik için öncelikle ısınma dediğimiz ruh ve beden olarak iki tarafın birbirini beğenmesi önemli en azından olumsuz görmemesi. Güvenin oluşması. İbadet mizaç yaşam tarzı gibi konularda aynı çizgide olmaları yada yakın olmaları. Sohbet edebilmeleri. Gerisi helal dairede nasıl mutlu olunabilir eğlenilebilinir bunlar zamanla tanıdıkça gelişir muhabbet sıcaklık sağlanır. Sevgi emek işidir tek taraflı olunca olmuyor.

    İnsanların kendilerini mutlu hissettikleri alanlar farklı olabilir. Bu noktada sizin dediğiniz eşlerin birbirine saygı duymaları özel alanlarına müdahale etmemeleri önemli. Tabiki buda evliliğe zarar vermediği eşin hakkına girilmediği sürece. Mesela erkek arkadaşlarıyla telefonuyla internette tv ile çok fazla vakit geçiren biri yada hanımlar içinde aynı durum geçerli. Hayatta evlilikte aile ortamı da kurallarla beraber huzur olduğunda güzel. Beraber bir şeyleri yapabilmek güzel.

    Bir evlilik görüşmesinde karşı taraf bana günlük yapılacaklar listesini anlatmıştı sabah şu saatte kalkarım şu işleri senden beklerim akşam şu saatte gelirim şu saatte yemeği beklerim gibi. Bende kendisine aile ortamı mı istiyorsunuz askeriye ortamı mı istiyorsunuz demiştim. Bu şekilde evliliğe bakmakta sakıncalı. Tıpkı bir tarafın öğretmen bir tarafın öğrenci hissetmesi gibi. Bu bazı durumlarda hanımların hoşuna gider lakin alışkanlık haline gelmişse bu durum sıkıcı olabilir.

    Bizim gibi belirli noktalara dikkat edip evlenen kişiler eşiyle evlendikten sonra arkadaş olabilir hayallerini beraber gerçekleştirebilir yoldaş olarak bakmak güzel bu zamana yayıldıkça sıkılma durağanlıkta olmaz. Yol insanı terbiye eder öğretir eşler birbirleri için elbise olur.

    İbadet noktasında şu durum benim dikkatimi çekiyor. İlim okumak öğrenmekte ibadettir bunu uygulamakta. Mesela bir hanım dini ilimlerde bilgi sahibi olup eşine karşı görevini yapmadığından dolayı eşi harama kayıyorsa bu noktalarıda düşünmek gerek. İlimin bize hayatta faydalı olacağı noktaları ele almamız önemli. İlmihaldeki çoğu noktalarda bellidir bunu öğrendikten bence ahlaka hayata yansıtılması önemli zor olanda budur.

    Evlilikte ibadet, mahrem hayat, muhabbet sohbet, okuma, gezme, sanat, eğitim, ziyaret, misafir, alışveriş, ev işleri vs. bunlar birlikte huzurlu olarak yapılabilirse ne güzel düzen zamanla oluşur diye düşünüyorum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nisa Hanım.

      O kadar güzel ifade etmişsiniz ki bana da şu cümleyi yazmak kalmış. Bu yazdığınız uyumu yüzde kaç arayacağız? Eskiler yüzde elli dermiş günümüz insanının sabır derecesini göz önüne alınca yüzde yetmiş yüzde seksen diyorlar.

      Selametle…

    • mustafa _/) diyor ki:

      Aynen öyle Nisa Hanım. Haklısınız. Mutedil yaşamak gerek. Öncelikle Sünneti Nebevi iyi öğrenilmeli, eşlerin birbirleri üzerindeki haklarını iyi öğrenmesi gerekli. Geleneksel algıları bir kenara bırakıp Allah’u Teala tarafından çizilmiş sınırlarda yaşamak gerek. Öğrendiğimizi yaşamak için öğrenmek gerek

    • mustafa _/) diyor ki:

      Nisa Hanım,

      Cevap bulamadığım bir soru var. Aracılık eden kimselerle iletişim kuramıyorum ve aradığımı, yaşadığım sıkıntıyı ifade edemiyorum. “E oğlum sen nasıl birisini arıyorsun” dedikleri zaman bir cevap veremiyorum. Çünkü yaşadığımızı yaşamayana anlatabilmenin bir yolunu bilmiyorum.

      Sizin gibi düşünen ve sizin gibi hayatı tecrübe eden hanımlarımızı nasıl tarif edebiliriz, bir aday önerildiğinde o adayın daha tanışmaya gerek kalmadan önce gerek aracılar vasıtasıyla gerek başka bir yoldan sizin gibi düşünen bir kimse olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bunu sözlerle ifade edemiyorum. Bu sebeple anlaşılamıyorum. Ak Gençlik modundaki popüler çevreden, ve yeşil sosyete tarif edilen bir kesimden muzdaribim. Anlatamıyorum neden hoşlanmadığımı. Yüzeysel bir hayat yaşamakta olan, günü eğlence veya sosyal aktivitelerle geçirip hobisi bunları fotoğraflamak olan bir kimse ile yakınlık hissetmem mümkün değil gibi. Bu kimse ister beş vakit namaz kılsın, ister çok iyi biri olsun. Gerçekten denedim ve olamadığını gördüm. Artık bu şekilde tanışmalara devam etmek de istemiyorum.

      Son iki hafta üç aracıyı geri çevirdim ve bana artık tanıştırılma gibi tekliflerle gelmemlerini söyledim. Kimseyle tanışmayacağımı söyledim. Sebebini ifade edemeden insanları geri çevirmek çok zor oluyor. Evlenmek istemediğimi düşünmeleri işime geliyor. Artık aile çevrem ve yakınlarım zaten evlenmeyi düşünmediğime inanmaya başladılar. Çünkü ben içimdekileri ifade edebilmenin, anlaşılmanın bir yolunu bulamadım hala.. Hani şimdi artık bulup bulmamak birine denk gelmek de umrumda değil. Takdir olunursa nasip olur inşallah. Ama anlaşılamamak ayrı bir konu. Kendini ifade edememek

      • .../nisa diyor ki:

        Mustafa bey,

        Kelin ilacı olsa misali benimde durum sizinkinden farklı değil anlaşılamamak. Aracılara tam olarak ne istediğinizi anlatmak zor oluyor ki onlar bazen sizin istediğiniz özellikleri başka anlayabiliyorlar. Ben bunun imtihanını çok yaşadım. Bazen bilgiler farklı çıktı. Bazen olumsuz dediğimde hakaret işittim. Uyum olan çok az kişiyle karşılaştım ondada nasip olmadı onlar tarafından da anlaşılamadım. Şuan bir talip daha var ama sizin dediğiniz gibi hakkında çok birşey bilmiyorum şurda şu kişi var burada şu kişi var gibi aracı oluyorlar bilgiler sınırlı kendileri de kişiyi doğru dürüst tanımıyorlar. Bizzat kişiye soracağınız durumları aracıdan öğrenmek zor olabilir.

        Bilgi sahibi olmadan yüz yüze görüşmeyin. Sosyal medya hesabı varsa yada blog üye olduğu sitelerden fikir sahibi olabilirsiniz. Görüşmeden önce en azından telefonla yada maille iletişim kurma imkanınız varsa tanımak adına sorular sorabilirsiniz.

        Mesela okuduğu kitap türü, uğraşları, bir gününün nasıl geçtiği, alışkanlıkları, mizacı, beğenileri, hayalleri, dini anlamda eğilimleri etkilendiği eğitim aldığı ekoller, kredi zekat kazanç düğün merasimi konusundaki düşüncesi, parayla ilişkisi savurgan mı, marka takıntısı var mı, insanlara karşı diğergam mı, kul hakkındaki düşüncesi dikkati, evlilikten beklentileri nelerdir bu sorulara verdiği cevaplar zihninizde bir şeyler oluşturur. Daha önce olmayacak kişilerde gözlemlediğiniz durumla aldığınız cevaplar benzer özellik taşıyorsa yuzyuze görüşmemiş olursunuz.

        Yeşil sosyete yada ak fanatikleri tanımak zor değildir hatta işin en basiti bunun tespiti. Dış görünüşten yada hükümetle ilgili eleştirel düşündüğünüzde kolay açığa çıkar.

        Ailenizle uyum sorunu olur mu bilmiyorum ama biraz zorluk görmüş ama sonradan görme olmamış kişilerle irtibata geçin. Ben bu hasleti erkek tarafında önemsiyorum baba parasıyla geçimini sağlayan, mesleğini kibir abidesi yapan, sorumluluk alamayan kişilerle anlaşamıyorum. İnsan dilinin altında gizlidir denir biraz sohbet imkanı olduğunda insan kendisini belli eder. Özellikle sohbet etmekten usanmayacağınız kişi önemli boş muhabbet yada gevezelik değil ortak noktalarınızın olması bu dini, kültürel hayatla ilgili olabilir.

        Muhafazakarlık ile dindarlık arasındaki ayırımı yapacak kişi sizi anlayabilir. Vereceğim örnekleri kesinlikle dedikodu yada suizan için yazmıyorum zihniyet durumu çok önemli. Bir tanıdığım bayan hizmete kendisini vermiş birisiydi eşiyle sorunları vardı hizmetten dolayı çocukla da ilgilenemiyordu sonrasında hanım efendi de psikolojik tedavi görmeye başladı eşide hatta evdeki çocuklarda ailede huzur yoktu. En başta eşle ve çocukla huzur sağlanmalı sonra topluma faydalı olmalı. En basit örneği faiz konusundaki tutum ve Cuma vakti ticaretle meşguliyet din ile menfaat karşı karşıya geldiğinde yapılan seçim bu çizgiler keskindir.

        Benim hayat tecrübesi kazanmam iki farklı dünyayı görmem çok insan tanımam çok durumla karşılaşmam sebebiyle oldu. Biraz da mütevazilik yada gösteriş kişilerin içinden geliyor zorla olmuyor benim bir ayağım köye dayandığı için diğer türlü davranmam aslımı inkar etmek olur gerek yok. En çok merasim yaşam gibi konularda bu durum sorun oluyor. Karşımdaki kişiye nasıl bir düğün istediğini ben soruyorum mal mülk sormadığım halde kişiler evim var yada en sevdiğim şey arabam diye açıklama yapıyorlar. Bunlar beni mutlu etmiyor aradığım bunlarda değil derinlik.

        Bir gezide arkadaş zenci satıcıdan ucuza ürün almak için şu kişi şu fiyata veriyor dedi İngilizce tabiki biz kendi aramızda Türkçe konuşuyoruz. Zenci satıcının söylediği hala kulaklarımda Türkçe Müslim yalan söylemez dedi arkadaşta hatasını anladı. Bir insanın bütün bilgisinden vasıflarından önce kul hakkındaki dikkatine ve nezaketine bakın. Kimseye üstten bakmamak önemli. Son olarak Aliya İzzetbegoviç, İhsan Fazlıoğlu ve Saadettin Ökten hakkında bilgisi varsa biraz okumuşsa ne demek istediğinizi kolay anlar.

        Allah yardımcımız olsun bende çok fazla yoruldum gördüklerimden duyduklarımdan yaşadıklarımdan. Daha önce Fatih beye yazdığım dizedeki gibi

        “havadan sudan olmayan sohbetleri özledim cevabımı umursayan‘Nasılsın’ları”

        Bu sitedeki bekarların ihtiyacı bu derinliği anlayabilecek kişiler. İnşaAllah nasip olur.

      • .../nisa diyor ki:

        Mustafa bey,

        İlave olarak aklıma sonradan şu seçenekte geldi ve tevafuk olması biraz daha kolay. Feyza hanımın yetiştiği medreseler ile üniversitelerin ilahiyat bölümünde okuyan yada farklı bölümde okuyup dini ahlaki anlamda kendisini yetiştirmiş kişilerde sizinle aynı çizgide olabilir. Çevreniz genişse yada sohbet halkanız varsa sosyalseniz dernek vakıf gibi çalışmalarda bulunuyorsanız bu ortamlarda vesile olabilir.

        • mustafa _/) diyor ki:

          Sağolun Nisa Hanım. Güzel noktalardan yakalamışsınız. Geç cevap verdiğim için özür dilerim. Bu sefer yine başka bir görevdeyim.

          Sohbet grubum evvelki ikametimde vardı ancak şimdi yaşadığım şehirde tekim. Medreseye gidiyorum ve okumak vakit alan bir eylem. İş hayatım da uzmanlık üzerine olduğundan mesai dışında araştırmam gereken konular olabiliyor bu sebeple çok aktif olma şansım olmuyor. Bunun dışında sosyal medya üzerinden bir derneğe cuzi katkım oluyor. Ancak bu ortamlarda hanım kızlarımızla erkeklerimizin arasında çok keskin sınırlarımız var. Hocalarımız da bireysel olarak talebelirinin özel hayatlarıyla ilgili pek bir bilgi sahibi değil. Bu açıdan şahsi olarak bir imkanım yok.

          İkinci olarak, bir hocam hüsnü zannı ile beni layık görüp bir kızımızla tanıştırmak istese, ben muhtemelen kaçınırdım. Mahcup olmaktan çekinirdim. Daha önce dediğiniz gibi ruh ve beden olarak karşılıklı ısınabilmek de gerekiyor. Ben düzgün bir kızı saygı duyduğum birisinin tavsiyesi ile tanıştıktan sonra geri çevirmekte çok zorlanırım. Bu sebeple biraz da artık birileri ile tanışmak da istemiyorum. en azından kendimi ifade edebilsem yeterli olacak.

          • .../nisa diyor ki:

            Mustafa bey,

            Estağfurullah. Evlilik insanın hayatında aldığı radikal karar olduğu için bahsettiğiniz mahcubiyet durumunu anlayabiliyorum hatır içinde evlenilmez ve karşı tarafta sizi beğenmişse hayır demek zor olur. Ama hayat risklerle ve seçimlerle devam ediyor. Mahcubiyetten dolayı imtina ettiğiniz durumda aradığınız gibi birinide reddetmiş olursunuz bu ihtimalde var.

            Sizin dış görünüş olarak beğenip karakterini ruhunu da doğru kaynaktan öğrenebileceğiniz bir durum bu işi çözebilir. Belki burada iki farklı durumlada karşılaşmak var. Isınmak hoşlanmak ile güzellik yakışıklılık her zaman doğru orantı olmuyor. Buz gibi bir güzellik yada kibir kokan bir dış görünüşte mutluluk huzur vermez. Sempatiklik canayakınlık bana göre daha güzeldir.

            Yaşadıklarınız evlilikten ve aracılardan soğutmuş bir süre ara verin zihninizi dinlendirin. Yeniden evlilik fikri zihninizde oluşana kadar duygusal olarak ihtiyacını hissedene kadar.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Nisa Hanım, bu geçici bir duygusal durumdan değil mantıksal olarak çıkmazda bulunmaktan kaynaklanıyor. Zaman ve enerjimi boş yere harcamış oluyorum. Baştan bir çıkış yolu yokken olmayacağını bile bile bir yola girmek mantıklı değil. Olur da bir gün bir çıkış yolu olursa değerlendirebilirim. Şimdilik üzerime düşen önüme bakıp yoluma devam etmek.

            Yine geçen gün annemin geri çevirememesi ve bana rağmen söz vermesi sebebiyle bir hanımla görüşmek zorunda kaldım. İlk teklif geldiğinde sosyal medya hesabından ve hakkında öğrendiğim bir kaç şey yoluyla olmayacağını anlamıştım. Buna rağmen yine meseleyi ifade etmeyi başaramadım. Sadece istemediğimi söyleyebildim. Sonuç olarak görüşmek zorunda kaldım ve yok yere hem birinin vaktini almış oldum hem de benim vaktim çalınmış oldu. Bunun önüne geçmem gerekiyor

          • Uğur 017 diyor ki:

            Övünmek yok, gerçeği söylüyorum: Ben ömrümü kendi çapımda Kur’an’a, sünnete ve İslam yolunda mücahedeye adadım. Dahası Allah bana öyle bir kavrayış verdi ki hastalıklarla boğuşarak, neredeyse hiç ders çalışamadan üniversite sınavında galiba bir buçuk milyon kişi arasında (2001’de) ilk bine girdim. Ama hiçbir zaman aracıların gösterdiği kızları “sığ” bulup böyle yakınmak gibi bir şey aklıma gelmedi. Yıllar önce böyle yakınan biri vardı. Yıllar sonra itiraf etti ki daha önce iddia ettiğinin aksine kızları dindarlık, derinlik, ulvilik, ruhaniyyetten arş-ı alaya çıkmışlık eksikliğinden filan değil, düpedüz çirkin bulmaktan ötürü istememiş! En son gördüğümde 40 küsur yaşında bekardı, Müslümanları ve onların ululemrini eleştirip derinlik taslıyordu. (Ben de 34 yaşında bekarım, ama dedesi ve ninesine çekmiş hiperaktif ve Aspergerli bir delifişek olduğum ve akademik zekamın tam aksine sosyal becerilerim gariban kaldığı için kızlar beni reddediyor, ben onları reddetmiyorum.) Hem nezaketin ve üstten bakmamanın öneminden bahsedip hem de “Ak fanatikler” gibi üstten bakıcı ve nezaketsiz sözler etmenin yanlışlığına ise hiç girmeyeyim. (Az önce girecektim, bayağı yazmıştım, ama bu kısa mesaj daha yerinde olur.) Bir de yine az önceki izahımı silerek kısaca belirteyim ki İhsan Fazlıoğlu beyefendi sadece modern bir akademisyendir, hikmetli bir İslam büyüğü değil.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Uğur Bey.

            Önceden de yazacaktım ama değinmek istememiştim. Geçmiş olsun diyeceğim ama yaratılışınız böyleyse bu temennimin pek anlamı yok. Belki bilişsel bazı yöntemlerle alışkanlık kazanabilirsiniz, davranışları eğitmekle rayına oturtmak mümkün mü bilemiyorum, siz daha iyi bilirsiniz. Allah imtihanınızı kolaylaştırsın. Ara ara aklıma gelir şu hadis hani ahirette boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını alacaktır diye, umarım kazananlardan oluruz cümlemiz. Allah doğru yönde yaptığınız çabalarınızın mükafatını versin ve size bu yönde güç kuvvet ilim versin.

            Akademik başarılarınızı da tebrik ederim. Meydanı boş bırakmamak lazım :) Bir arkadaşım lisansı bitirdikten sonra öğrenciyken aldığı eğitimin üzerine bir sene dini eğitim almıştı. Sebebi de bulundukları işlerde insanlara tebliğ vazifesini de yapabilmekti. Şimdi kamuda. Dini bilgisi olan Allah korkusu olan kişilerin böyle yerlere geldiğini duymak insanı mutlu ediyor.

          • mustafa _/) diyor ki:

            Uğur 017 Bey, Allahu Teala sizden razı olsun. Bu kardeşinizi içinizden gelerek ve samimiyetle eleştirdiğiniz ve doğrultmaya çalıştığınız için. Rabbim iki cihanda yüzünüzü ak eylesin. Dedikleriniz güzellik kısmı hariç harfiyyen doğrudur.

            Ha güzelliğinden reddetmişsin ha karakterinden. Esasen bu ikisi arasında bir fark yok derseniz haklısınız. Her halukarda beğenmemişlik söz konusu.

            Yalnız “Ak Fanatikler” ifadesini ben kullanmadım “Ak gençlik” ifadesini kullandım. Ne yazık ki evlilik konusunda anlaşamadığım bir kesimi başka türlü nasıl ifade edebilirim diye düşündüm ama alternatif bulamadım. Üstten bakıyor olabilirim diye yazarken kendimi sorgulamış olsam da bu konuda yaşadığım sıkıntıyı ifade edebilmek için başka bir yol bilmiyorum.

            “…dindarlık, derinlik, ulvilik, ruhaniyyetten arş-ı alaya çıkmışlık… ” böyle bir beklentim de yok işin aslı. Sadece inançlı olması ve kafaca uyuşabilmem, nibeten de sıcaklık hissedebilmem yeterli. Zaten bu yorumların dahil olduğu yukarıdaki asıl yazıyı bu bekelntilerin bu derece olmaması gerektiğini ifade etmek için yazmıştım.

            Ne yazık ki yukarıdan bakar halde, enaniyet ve kibir batağına saplanmış bir halde olabilirim. Bu konu insanın kendi kendisini çok rahat kandırabildiği bir alan. Bu konuda ne yapabilirim bilmiyorum.

            Bu mevzu tamamen ihlas mevzusu olduğundan ayrı bir mecra olup gerçekten hikmet sahibi büyüklerimizin rehberliği gerekir. Fakat evlilik konusuna geldiğimizde şunlar genel olarak söyleniyor:

            -Dindarlık
            -Güzellik
            – Güzel ahlak (Bence bu tamamen dindarlık başlığı altında olmalı. Güzel ahlak dinden ayrı değerlendirilemez aslında)
            – Evlilik anlayışında uyum
            – Eğitim ve kültürde uyumluluk

            Sanırım bu ana başlıklar hususunda herhangi bir ayrılık söz konusu değil. Bu başlıkların detayında ve aranacak seviyede ayrılıklar oluşuyor. Mesela dindarlık mevzusunda herkes farklı bir eşik koyuyor ortaya.

            Burda merak ettiğim, eğer karşınıza kabul edemyeceğiniz hanımlarla tanıştırılıyorsanız, bu kibir midir? Sanırım kibir bunu kabul etmemekte değil, kibir en başta konan eşik seviyesindedir. Eşiklerin yüksekliği beğenmeyi de etkiler. Yazınızdan anladığım kadarıyla da benim eşiğimin yüksek olduğuna karar kılmışsınız. Bu sebeple tepeden baktığımı düşünmüşsünüz. Bir diğer ihtimal olarak da güzelliğinden hoşlanmadığımı bu konuda da eşiğimin yüksek olabileceğini düşünmüşsünüz.

            İkinci ihtimal söz konusu olsa, sınıflandırma yaparak toplu bir eleme yolunu seçmeyeceğimin farkında olduğunuz için birinci ihtimalin daha yüksek olduğunu düşünmüşsünüz ve yazınız bunun üzerine. Ama bu çıkarımı yapmak için şöyle bir ön kabulde bulunmuşsunuz sanıyorum, aracılık edenlerin makul denklikte olabilecek hanımlarla tanıştırmış olabildiği ve tepeden bakmam sebebiyle şans vermemiş olmam. Bu ön kabulü destekleyen bir bulgu da sanıyorum “Ak Gençlik” ifadesi kullanmam ve yüzeysellikten muzdarip olduğumu yazmam.

            Sadece düşünürken yazıyorum, planlanmış bir yazı değil. Onun için çok uzatmış olabilirim. Yalnız gerçekten yüzeyselikten muzdaribim. Yüzeysel bir kimse ile evlenemeyecek olmak gerçekten böyle bir problem mi? Yüzeysellikten anladığınız akademik bir birikim ise beni yanlış anlamış olabilirsiniz. Benim yüzeysellikten kastım hovardalık, düşüncesizlik, günü birlik yaşama, ahiret kaygısı duymama, derin duygular ve düşüncelerden kaçma gibi özellikler. Bir de fanatizmin her türlüsü beni ciddi rahatsız ediyor. Bu problem mi bilmiyorum. Ama yaşadığım sıkıntı bu.

            Evlenemeyecek miyiz, belki evliliği hak etmiyoruzdur. Varsın öyle olsun. Bu yüzyılın içinde boğulduğumu hissediyorum. Annemlerde iki yavru kedimiz var. Onlarla oynamaya gitmeyi iple çekiyorum. Tertemiz hayvanlar. Çok tatlılar ve çok masumlar. İnsanın gözlerinin içi gülüyor. Saatlerce onlarla ilgilensem zamanın nasıl geçtiğini anlamam. Hayatımın kalanında başka bir şey istemiyorum. Rızkım helal yoldan olsun, haramlardan uzak kalayım. Başka da bir beklentim yok.

            Olduğu gibi aklımdan geçenleri yazıya döktüm ki sadece içimden geçenler yazılmış olsun. Bu sebple dönüp tekrar kontrol etmeden paylaşıyorum. İmla hatalarımı mazur görün. Emr-i bil-maruf nehy-i ani’l-münker husunda gereğini yapmış olduğunuz için size teşekkür ederim. Hakkınız helal ediniz

          • .../nisa diyor ki:

            Mustafa bey,

            Sizi çok iyi anlıyorum ki şuan bende benzer imtihanları yaşıyorum. Sıkıntımı anlatamıyorum. Aracı olunan bir kişi var hakkında çok birşey bilmiyorum öğrenebildiğim bilgilerle de olmayacağı belli. Olmayacağını bile bile görüşmeye gitmek ne kadar mantıklı. Nasip belli olmaz deniyor ama böyle olmayacak o kadar çok kişiyi gerek aracılar gerek annem diretti ki mecbur bırakılmakta insanı yoruluyor. Anne olunca psikolojik baskıda başlıyor. Bir görüş ne olacak. İki insanında zamanı çalmak, niyeti olmadığı halde görüşmeye gitmek, yapılan görüşmelerin sayısı arttıkça her adaya aynı şeyleri tekrar etmek bu zaman sonra insanı hissizleştiriyor yoruyor.

          • .../nisa diyor ki:

            Uğur bey,

            Ak fanatikler sözünü ben kullandım fanatiklik insanı sığlaştırır düşünmesini idrak etmesini doğruyu yanlışı görmesini engeller ötekileştirmiyorum sorunun kaynağını gösteriyorum. Savunduğu tek şey partisi yada takımı olur ilkesi değil. İsterseniz parti dindarlık muhafazakarlık ilişkisine hiç girmeyelim. Bu durumda içi boşaltılan birçok değerin altında hepimiz kalırız.

            Üstten bakmadım bilakis halkın içindeyim fildişi kulelerim yok.Allahtan başka kimseden de bir beklentim yok. İhsan Fazlıoğlu islam büyüğüdür demedim yaşadığımız yüzyılın sorunlarını dile getirdiği için ismini yazma gereği duydum tıpkı Aliya ve Sadettin Ökten gibi.

            Allah sizlere de bizlere de kolaylık versin hayırlı yol üzerinde olmayı nasip eylesin. Belki ifadeleriniz nefsimizde olan gizli kibiri ortaya çıkarmıştır bilinmez.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            “her adaya aynı şeyleri tekrar etmek bu zaman sonra insanı hissizleştiriyor yoruyor.” demişsiniz ya bizim aracılara anlatamadığımız bu. Bana da çok soru soruyorsun diyorlar, kırgınlıklarımı ciddiye alan kimse yok aracılardan. Ben o kadar rahat birisi olsaydım aracılarla uğraşmaz, kızlı erkekli ortamlara girer, flört edip olmadı bu iş der bırakırdım. Günümüzde flörtü kanıksamayan kesim çok azaldı. Ya bir tanış olmazsa bırakırsın artık klişe bir söz haline gelmiş. Ancak ya bir evlen olmazsa boşanırsınız demekten farkı yok bence ki öyle diyen anne babalar duydum. Evlilik kurumunun kutsallığına inanmış insanlarla karşılaşmak ümidiyle.
            Selametle kalın…

      • elif diyor ki:

        Mustafa Bey
        Geçen bir kıza vesile olalım dedik. Ablamız 38 yaşında.40 yaşında bekar oldukça da ailesi olsun kendisi olsun düzgün birini önerdim. Resmini gösterdim. Resmi gördükten sonra ” Aaaa kel ama ” dedi.Bende çok şaşırdım. Dedim ki ”abla sen zaten 38 yaşındasın sana talip olacak olanlar hali ile 40 yaş ve üstü olacak hali ile de kel olacak, yani bu yaşta hem bekar hem de düzgün birini buldun da bunuyorsun” . Hiç bir şey demedi. Bana gerek kız gerek erkek olsun kriterler biraz kibir, beğenmemezlik ve hadsizlik gibi geliyor. Kriter, kriter neymiş bu kriterler. Şöyle bir kendimize dönüp bakmalıyız. Neyiz, nerden geldik, ne istiyoruz, nereye gideceğiz bu soruların cevabını verirsek sanki daha kolay olacak gibi geliyor bana. Ben üni.mezunuyum ama eş seçiminde ille üni.mezunu gibi bir takıntım yok. Kalbim sevsin, beni koruyup kollayacağına inanayım, bana güven versin gerisi vız gelir tırz gider :) Yani aslında olay kalbimizin ısınacağı birini bulmakta ama at gözlüklerini çıkarmak gerek, şans vermek gerek.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Elif Hanım haklısınız da günmüz kızları beni beğenmiyor :) Ben ne yapayım?

        • mustafa _/) diyor ki:

          Aynen öyle Elif hanım. Ben de bir kişi hariç kimseyi dış görünüşü sebebiyle geri çevirmedim. İlk okul mezunundan yüksek lisansa kadar görüştüm tanıştım. Görüştüklerimin yarısı beni geri çevirdi, yarısını kendim geri çevirdim. Dini konuda da en açığından en kapalısına kadar görüştüğüm hanımlar oldu. Şans vermemezlik etmemek için görüştüm. Bir tanesi yabancı ve ehli sünnet olmayan bir hanımdı. Çok temiz kalpli ve güzel huylu biri olmasına rağmen dini ve şahsi bazı uyumsuzluklar sebebiyle buradaki bazı yazarlarımızın da tavsiyeleri doğrultusunda devam etmedim. Artık bazı şeyler baştan anlaşılıyor. Demişsiniz ya içimin ısınacağı, huzur ve güven duyacağınız birisi yeter diye. Benim de tek aradığım bu ve bunun tek başına muazzam bir kriter olduğunu öğrenmiş oldum. İnanın güzellik arayışı tek başına bunun yanında çok ufak kalıyor.

          Gerçi herkesin farklı imtihanları var. Kimi bu konuda rahat ediyor, Allah’ın lütfu ile çok güzel evlilikler yapıyor fakat başka dertlerle boğuşuyor. Bir kısmımız hastalıklarla (Allah cümle hastalarımıza şifalar versin. Sabırlar ihsan eylesin). Benim hamdolsun hayatımda ne büyük bir hastalığım oldu, ne de mesleki anlamda bir sıkıntı yaşadım. Diğer her konuda beklemediğim lütuflarla karşılaşıp hamd ettim. Evlilik mevzusu ise, sadece evlenememek anlamında değil, akrabalık ve aile huzuru açısından da yaşadığım imtihanı oluşturuyor.

          İnsan asla ama asla başına gelenlere şikayet etmemeli. Öyle ki çok muhtemel başımıza gelen bu sıkıntılar bizim öz günahlarımızdan kaynaklanıyor. Günahlarımızı unutuyoruz belki kimi zaman ama bir annemize sesimizi yükselttiğimiz anlık gafletimizin bile geri dönüşü günlerce sürecek bir sıkıntı olabiliyor. Bunu göz ardı etmemek gerek. Her durumda bildiğimiz bilmediğimiz günahlara tövbe etmek ve her halükarda hamd duyguları içinde olmak gerek. Bütün bunların yanında insan devam edecek gücü kendine bulamayabiliyor veya bir açık kapı olmadığından (veya vehminden) adım atamaz hale gelebiliyor.

          Aklıma gelen ve paylaşmak istediğim bir iki şey var. Diğer insanları değerlendirirken çok kere düştüğümüz bir hata var ve bu hata bize çok mantıklı gelen bir algıyı teşkil ediyor aslında. Bu da insanları kendi tecrübelerimiz ve içinde yaşadığımız çevre üzerinden değerlendirmemiz ve alternatif ihtimalleri ilk etapta eleyerek daha önce karşılaştığımız örneklere yakıştırmak. Bu aslında insan zihninin düşünce sürecini kısaltmak ve olayları basitleştirebilmek için başvurduğu bir kestirme. Bunun farkında olabildiğimiz sürece daha isabetli ve çok yönlü fikirler geliştirebiliriz.

          Bir başka mevzu, yazılan yorumlarda (şahsımla ilgili değil) veya etrafımda, veya sosyal medyada, fark ettiğim haşin bir üslup. Müslümanların birbirlerine bu kadar haşin yaklaşmasını ve kabalaşmasını anlamıyorum. Rasulullah s.a.s.’in ahlakını örnek almamız gerekirken ve aslında savunduğumuz ve değer verdiğimiz her şeyin tek sahibi Allahu Zülcelal iken, karşımızdaki her bir insanın da tek sahibi O iken, onun kulları üzerindeki rahmetini bilirken bizdeki bu hışım niye. Biz hiç kimsenin ve hiç bir şeyin sahibi değiliz. Hiç bir değer ve fikir bizim mülkümüz değil ancak bazen bir hak ihlaline veya küfre karşı koyuyormuşcasına cedelleşiyoruz.

          “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Bakara, 286)

          Amin! Selam üzerinize olsun..

  19. Sadece Fatih diyor ki:

    Mustafa kardeş.

    Yazdıklarına katılmamak elde değil. Hele ki dindar eş arayışındaki kriterler takıntı boyutuna geldiğinde, mükemmeliyetçiliğe dönüştüğünde, kibir boyutuna ulaştığında çok tehlikeli sulara yaklaştırıyor bizleri…
    Dahası bu takıntılar, mükemmeliyetçilik ve kibir sadece dini konularda değil diğer konularda yapıldığı halde bir şekilde dinle bağdaştırılıyor ve daha da tehlikeli bir hal alıyor. Tehlikeli diyorum çünkü bekar insan yarımdır ve işin sonunda gül bahçesindeki tüm gülleri tüketip kuru bir dala razı olmak da var…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku