Erkekler Kadınlardan Korkuyorlar!

15 Kasım 2016Erkek, Sema Maraşlı63 Yorum »

b2c61285-faaa-4395-a626-051066faf75d“İçinden kadın sesi yükselen ( bağıran) eve şenlik kapıları kapanır.” (Sadi Şirazi)

ERKEKLİĞİN ÖLDÜRÜLMESİ (“Huzur Bulalım Diye” kitabından)

Kadınlar erkeği korkuturken, erkekliği öldürdüklerinin farkında olmuyorlar. Anneler oğullarının, kadınlar kocalarının erkekliklerini öğütüyorlar.Peki erkekler, kadınların neyinden korkuyorlar?

Çenesinden: Bir kadın çenesi makineli tüfekten daha hızlı ve tehlikeli olabilir! Öldürmese de ağır yaralar. Öldürmese de ölsem de kurtulsam duygusu yaşatabilir. Bu yüzden erkek kadını susturmak için içinden gelmese de kadının isteklerini yapar. Hele ailesinden edindiği tecrübe “Haklı da olsan bir kadına hayır demek, hiçbir şey kazandırmaz, boş yere yorulursun, en sonunda yine kadının dediği olur.” şeklinde ise zaten hiç uğraşmaz.

Küsmesinden: Kadınlar istedikleri olmadığı zaman küserek erkeği cezalandırma yöntemini çok kullanırlar. Kadın küstüğünde evin bütün düzeni alt üst olur. Çocuklarla ilgilenmez, yemek yapmaz… Sadece kadın normalde çok konuşan, dırdır eder biriyse erkek onun küsmesinden korkmaz; tam aksi, biraz kafamı dinlerim diye memnun olabilir.

Soğukluğundan: Bazı kadınlar küserek ilişkiyi tamamen kesmezler fakat surat asarlar, çok soğuk davranırlar. Kadın her zaman yaptığı bütün işlerini yapar, gerektiğinde konuşur fakat kocasının gözüne bakmadan arada mesafe koyduğunu çok belli eden buz gibi bir ifade ile davranır. Erkeklerin en ağırına giden davranış budur, zira çocukken anneleri de onları bu tavırla terbiye etmeye çalışmıştır. Zira yapılan bir araştırma sonucu da bunu söylüyor. Karısı yüzünü astığında erkeğin aklına ilk kendi annesi geliyormuş. O zaman erkek kendini “cezalandırılan küçük bir çocuk” gibi hissediyor.

Cazgırlığından: Tartışmada üstünlük sağlamak ve haklı çıkmak için ipe-sapa gelmez saçma sapan konuşan, eşini çıldırtmak için onun en hassas olduğu konularda inadına damarına basan, tartışmaları başkalarının duymasından rahatsız olmayıp tam aksi, komşuları ve ailesini ortak edip kocasını utandıran kadınlardan erkekler doğal olarak korkar. Bu yüzden de onu kızdırmamaya çalışırlar. Karısının cazgırlığından korkup, kendi ailesi ile irtibatını kesen ya da en aza indiren erkek sayısı bu devirde maalesef ki çok fazla.

Kırılmasından: İktidarı kadına bırakan erkeklerin temel avuntusudur bu. “Karım kırılıp üzülmesin, onun istedikleri olsun.” diyen erkekler aslında karısını falan düşündüğünden değil, tamamen kendini düşündüğünden karısının isteklerini yapmaya çalışır. Erkek karısının kırılmasından değil, şer çıkarmasından korkar. Biliyor ki karısı kırılıp üzüldüğünde, bu ona çok pahalıya patlayacak. İstediği olmadığında karısı ya günlerce ağlayıp surat asacak ya da bağırıp çağırıp şer çıkacak. İki durumda da erkeğin karısının gönlünü alması için uğraşması gerekecek. Yoksa evde hayat zindan olur.

Hastalanmasından: Bazı kadınlar istedikleri olmadığında sızlanır, ağlar, başı ağrır, migreni tutar, fıtığı ağrır, hastalanır, bayılır… Mevcut pek çok hastalığının sebebini kocaya bağlarlar. Erkeğin bütün enerjisini sömürürler. Bu yüzden de bu durumlara sebebiyet vermemek için bazı erkekler karısından çekinir ve isteklerini yapmaya çalışır.

Çocuklarının gözünde değer kaybetmekten: Çocuklar için baba güvendir, sırtını dayayacak dağdır. Çocuklar ezilen bir baba görmekten çok rahatsız olurlar. Babaya hem acırlar hem de kendini ezdirdiği için kızgınlık duyarlar. Bu yüzden fırsat bulduklarında onlar da kötü davranırlar. Erkekler mümkün olduğu kadar çocuklarının önünde azarlanmak ve kötü söz duymamak için ne kadar istemeseler de hanımlarının isteklerini yapmaya gayret gösterirler.

Erkekler, çocukların hatırına yuvamız yıkılmasın diye azarlanmaya, hakarete razı olurken çocuklarına ne kadar kötü örnek olduklarının farkında değiller. Çocuklar babayı güçlü görmek isterler. Onlar için zillete razı olan baba aslında onlara en büyük kötülüğü yapar. Çocukların güven duygusunu zedelenir. Erkeğin evde otoritesi olmadığında en büyük zararı çocuklar görür.

Başkalarının gözünde itibarının zedelenmesinden: Erkeklerin en korktuğu şeylerden birisi de karısının onu başkalarının yanında utandırmasıdır. Özellikle kendi ailesi yanında… Erkek evinde reis olmasa da reis bilinmek ister, saygı görmese de görüyormuş gibi, karısı tarafından adam yerine konuyormuş gibi bilinsin ister. Bu yüzden de aile problemlerini danışacak bir uzmana gittiklerinde bile yaşadıklarını anlatmaktan çekinen, hatta boşanma dilekçesine bile yaşadıkları problemlerin detayını yazmak istemeyen erkek sayısı çoktur.

Yatakta cezalandırılmaktan: Cinsellik kadınların elinde erkeğe karşı en büyük kozdur. Kadınların pek çoğu da bu kozu canları sıkıldığı zaman kullanıyorlar.

Boşanmaktan: Erkekler zannedilenin aksine kadınlardan daha çok korkarlar boşanmaktan. Zaten boşanma davalarının büyük çoğunluğunu kadınların açması da durumu açık açık ortaya koyuyor. Ki boşanma sonrası erkeğin hayatı kadına göre daha kolay görünmesine rağmen… Bunun da birkaç ana sebebi var. Erkekler çocukları varsa onları bir aile düzeni içinde büyütmek isterler. Çocuklarını babasız bırakmak istemezler, zira çocuklar çoğunlukla anneye veriliyor.

Boşanmak erkekler için bir başarısızlık olarak görülür. Evliliği yürütememiş olmak erkeğe ağır gelir. Sahiplenme duygusundan dolayı karısını terk etmiş gibi hissetmek de ona ağır gelir. Ayrıca erkekler alıştıkları düzenin bozulmasını da istemezler. Kadınlar gibi hayalci olmadıkları için karısından çok daha iyi kadın bulma ihtimalini de düşünerek hareket eder. Zira boşanan pek çok kadın beyaz atlı prens çocukları ile birlikte onu kabul etmek için bekliyor zannettikleri için boşanmaktan korkmuyor. Bir de boşanma sonrası kanunlar sebebi ile erkeğin üzerine binen yükler de erkekleri korkutuyor.

Velhasıl bunların biri ya da birkaçı olabilir. Bunlar genel sebepler… Bazen özel sebepler de olabilir. Mesela karısı akrabasıdır ve erkeğin ailesi gelinin tarafında olup oğullarının ayrılmasına karşıdır, bu yüzden erkek karısının zulmüne katlanır.

Er­ke­ğin ka­dı­na ita­ati de ev­li­li­ğin de­va­mı için ga­ran­ti de­ğil. Bu du­rum­da da­ha çok ka­dın­lar bo­şan­mak is­ti­yor. Çün­kü ka­dın, say­gı duy­ma­dı­ğı adam­la ya­şa­mak is­te­mi­yor; ka­dı­nın gö­zün­de ev­li­li­ğin he­ye­ca­nı ve cin­sî hayatın çe­ki­ci­li­ği de kal­mı­yor.

Sebep her ne olursa olsun erkek önce korkuları ile yüzleşmeli. Ve şunu bilmeli ki yaşadığı bütün sıkıntıların sebebi aslında bu kaçtığı ya da görmezden geldiği korkuları.

Erkekler korktuğunda kadınlar acımasızlaşır. Çünkü kadınlar erkeği güçlü görmek ister. Erkek bu korkuları ile baş etmeli ve korkuları yüzünden kadın boyunduruğuna girmemeli. Evliliği düzeltmek için elinden gelen gayreti göstermeli, düzeltemiyorsa ayrılmalıdır.

 

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 17.509

Yorum yapın

“Erkekler Kadınlardan Korkuyorlar!” için 63 Yorum

  1. Selman diyor ki:

    ALLAH razı olsun.

    Bu tür yazılarda tarafsız, her iki tarafında fıtratıni iyi biliyor ve buna göre yazıyorsunuz. Malesef bu tarz konulara deginen yazar, psikolog pskiyatris vs genellikle kadın fıtratının gölgesinde görüş beyan ederler. Algı felce ugradı malesef. daha alacak çok yolumuz var ALLAH ferasetinizi ve belagatinizi arttirsin.

  2. Ece diyor ki:

    Yazdıklarınız doğru ama sonuna şunu eklemeliydiniz: “Ey erkekler, aklınızı başınıza alın. Evlenirken ilk kriteriniz kadının ‘hayırlı ve iyi huylu’ olması olsun.”
    Bütün bu yazdıklarınızı bütün erkekler bilirler, yine de evlenirken ‘evleneceğim kız yanımda hoş dursun, güzel olsun, olmadı havalı albenili olsun’ diye, daha başından ne olduğu belli olan kızlarla evlenirler. Hanım hanımcık ağırbaşlı kızlar ilgilerini çekmez.
    Daha evlenirken düğün merasiminde bir sürü çıngar çıkaran, iki kuruşluk maddi şeyler için olmadık huysuzluklar yapan kızla ben niye evleniyorum, deyip yolun başındayken geri dönmezler, bu kız bana nasıl eş evladıma nasıl analık yapar demezler . Sonrası malum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Ece Hanım yazdıklarınıza kısmen katılıyorum. Fakat işleri bu hale getirenler yine kadınlar. Birbiriyle rekabet eden, güzellik yarıştıranlar, eşya takı yarıştıranlar kadınlar. Erkekler tercih ettiğinden değil ortam böyle olduğundan katlanıyorlar bazı şeylere. Dahası ağır başlı erkekleri sıkıcı, merhametli erkekleri pasif bulanlar da onlar.

      Ayrıca bu siteyi takip eden bekar kardeşlerimizin şikayeti hep ortak ki evlenmeden önce benim de öyleydi. Hanım olsun erkek olsun şikayet edilen nokta efendi erkek bulamıyoruz, hanımefendi kız bulamıyoruz şeklinde. Benim gözlemlediğim oran erkeklerde yüzde elli kızlarda yüzde seksen efendi eş tercih edilmediği yönünde. Efendi olmayanlar kapsama alanımız dışında olduğu için bizi ilgilendirmiyor. Efendi kardeşlerimizin yapması gereken bol bol dua etmek ve onları tanıyanların yapması gereken bu efendi insanları bir araya getirmek.

      Elbette bu noktada efendi insan kimdir sorusu akla geliyor. Efendi insan bence içinde Allah korkusu olan, yaptıklarının hesabını ahirette vereceğini aklına getirerek yaşayan insandır. Bu yüzden hanım olsun erkek olsun bekar kardeşlerimize tavsiyem eş seçimlerinizde güzellik yakışıklılık vb. ile ilgilenmeden önce karşınızdaki adayda Allah korkusu var mı ona bakın…

  3. mesut diyor ki:

    Yazdıklarınız da kendimi gördüm. boşanma aşaması önce küçük tartışmalarla başladı, tartışmayı sevmediğimden tavizler vermek zorunda kaldım, tavizler ve gereksiz tartışmalar git gide büyüdü. Evimin taşınmasına bile karar verir oldular. ne taviz bitti ne tartışma bitti. büyüye büyüye işler iftiralara kadar geldi. istemesem de çocuklar için evliliğe devam etmeye çalıştım. En son beni iftira ile evden uzaklaştırıp, evimi de çalıp gitmesi sonucu artık pes ettim. Bu çirkef yalancı hırsız kadınla ve ailesiyle erkek olsam da en önemlisi BABA olsam da baş edemeyeceğimi anladım ve boşanmak ZORUNDA kaldım. Evlilik lafı duyunca yaşadığım iftiralar yalanlar mahkemeler aklıma geliyor korkuyorum. Yazdıklarınız hemen hemen hepsini yaşadım…

  4. Tuğrul diyor ki:

    İsmimin birilerinin duasında geçtiğini duyunca çok memnun oldum. dua edenlere çok teşekkür ederim. Rabbim hepimizin gönlüne göre versin. Cenab-ı Hak kuluyla zannına göre muamele edermiş. Ben bazı zanlarımı sizle paylaşayım. Siz de bundan sonra öyle zannedin :)

    1) Ben sağlam bir kaynakta okumuştum..
    her isteyene istediğinin istediği tarzda verildiğini..
    buna şahitler çok ama nimetin devamının da iyi olması için şartlar var, sonra anlaşamazsa veya uygun davranmazsa veya yanlış şeyi istediyse hata kendine ait.
    zaten duanın kabul şartlarından biri inanmak ve oluncaya kadar samimi dua etmek.. vakti gelince o olur. ama yüksek birşey istersen senin ona layık olman için biraz zaman gerekebilir…

    2) benim kendi arkadaşlarım içinde 31, 34 yaşlarında evlenenler oldu. istedikleri tarzdan taviz vermediler, aşırı beklentiye de girmediler. kendilerine uygun olanı samimi istediler ve sonra da niyeti bozmadılar, sonradan taviz de vermediler, beklediler. bekleyen dervişler muradlarına erdiler :)

    onlara bakıyorum. işyerinden biri 31-32 gibi evlendi ve huzursuz değil, sakin güzel bir evliliği var.
    Diğeri 34 gibi evlendi.. benim ki kaldı artık bulamam diyordu ama ahlaklı güzel bir arkadaştı, hiç vesilesi de yoktu. iş yerinden bir ağabey ahlakına binaen kendi akrabasıyla evlendirdi. ve hiçbir sıkıntısını hissetmiyorum, gayet iyi bir evliliği var.
    bir diğer ağabeyim 34’te evlendi. bekledi kendine uygun olanı. vesilesi çoktu ama bir türlü olmuyordu. sonunda ilk görüşte vurulduğu biri çıktı. ve şimdi de hiç sıkıntısı yok, çok huzurlu.

    ve hakeza..

    demek ki sebepler bahane. Allah takdir ettiği zaman bir vesileyle gönderiyor. bu geçen süreç bizim olgunlaşma sürecimiz. bazen gecikti diye üzülüyoruz. fakat herşeyde bir hayır var. hatta ben diyordum. şimdiki aklım olsa üniversitede evlenirdim veya genç evlenmek en iyisiymiş falan.. ama artık bu neticeleri görünce bunu demiyorum, şükrediyorum. çünkü gençlik hevesiyle evlilik olunca tam Allah için olmuyor ve sıkıntılar oluyor. ve ikisi de acemi olduğundan evliliğin de tadını alamıyorlar. ama ileri yaşta evlenen arkadaşlarım çok memnunlar ve mutlular, acemilikleri yok.

    Rabbimize şükürler olsun. bizi bizden daha iyi biliyor. bizim için en hayırlısını -inşaallah- takdir ediyor.
    yalnız aşırı beklentiler olursa -haklı ve makul bir istek olmak şartıyla- o iş gene olur ama biraz zor olur. bizim haksız beklentilerimizden vazgeçme sürecimiz bekleme süresine eklenebilir..

    ama müsbet ve bize uygun olandan başkası için taviz de vermemek lazım. mesela güzelliğe -biraz kaba ama diğer bir tabirle kaportaya :)- bayılıp şartları şurtları esnetenler imtihan oluyor, görüyorum. böyle bir arkadaşım da var. çünkü hadisle sabit ki güzellik için evlenen güzelliğinden mahrum kalır veya malına, yakışıklılığına.. ila ahir. kadın-erkek aynıdır. dünyalık noktada taviz verirse imtihan olur.

    bir düstur vardır. “men talebe vecedte vecede” samimi olarak kim ne isterse Allah verir. fakat biraz da tevekkül etmek lazım. inatla hafız istersin halbuki sadece hoca hanım olsa belki daha hayırlıdır. bu noktada uygun olan durumları değerlendirmek lazım. İantla istediğin şey tevekkül etmemen cihetiyle imtihanın olabilir..

    her ne ise biraz uzun yazdım. ama dostlarla konuşmak inşaallah israf olmaz.. :)

    Rabbim gönlümüzde olanı hakkımızda hayırlı eylesin. Değilse de hayırlı olana gönlümüzü razı eylesin. amin.
    evli olanlarımıza ve kendi kusurlarımıza karşı da
    “Ya muhavvilel-hali ve’l-ahvali havvil halena ila ahsenil-hal”
    halimizi en güzel hale çevir. bi şefaati nebiyyikel muhtar. amin. amin. amin.

    • Feyza diyor ki:

      Amin yazinin sonundaki duayi okuyunca yazmak istedim Tugrul bey. Cok guzel bir dua bu, Imam-i Rabbani hz.oyle buyurur : ‘ Dua edebiliyor musun, nail oldun demektir.’ Kader sirrina vakif olamadigimiz icin kul olarak bize dusen dua ve gayret. Gerisi Allahu Teala’nin takdiri. Selamlar.

      • Tuğrul diyor ki:

        Feyza hanım dua Şah-ı Nakşibende aittir. ben her yorumu düzenli takip edemiyorum. Fakat siz şuurlu ve ehl-i tarikat bir hanımsınız. :)

        • Feyza diyor ki:

          Bu dua namazlardan sonra bizim de okudugumuz bir dua Tugrul bey fakat cok bilindigini zannetmiyordum. Bu yuzden atif yaparak dikkat cekmek istedim. Allah makbul buyursun, dogru yolunuzdan ayirmasin, tesekkur ederim. :)

    • Hezarfen diyor ki:

      Dediklerinizin aynısını daha 1 hafta önce 35 yaşında evlenmiş kuzenimi görünce dedim.
      .herkes erken evlenmeyi avantaj görüyor..bu insanın hayattan ne beklediğine ne olunca tatmin olacağının farklılaşmasıyla ilgili bir durum..
      ama ben kuzenimi gözlemlediğim kadarıyla ve anneliğindeki olgunluğu evliliğindeki huzuru görünce kesinlikle geç evlenmeli insanlar dedim..ne yazık ki
      Ben haklıyım sen haksızsın bencillik sorumsuzluk..20 ki yaş evliliklerinde bunları görüyorum..daha doğrusu tüm toplumda bunlar sıkıntı yaratıyor..evliliğe düşen izdüşümü daha sesli oluyor..
      ( 20 li yaşlarında mutlu evliliklere sahip insanları buradan tebrik ediyorum..başarılarından dolayı:)
      Ama artık hayatın belirli imtihanlarından geçip yapacağın evlilik..
      kadının erkeği krallar gibi bakmasına..
      erkeğin de kadını çiçek gibi bakmasına neden oluyor muhtemelen gördüğüm..
      Rabbim tüm bekarları..
      Kendi karakteriyle anlaşacağı
      2 cihan saadeti verecek..
      Göz aydınlığı olacak kişiyle
      Kolaylıkla,huzurla karşılaştırsın,anlaştırsın bir ömür boyu..

  5. U-mutlu diyor ki:

    Cok dogru maalesef erkekler gunumuz kadinlarindan.korkuyorlar gercekten.
    Iki erkek kardesim var biri 25 digeri 23 evliligin ” e”si bile cikmiyor agizlarindan, biz deyincede basimizi yakmayin diyorlar.. Onlari korkutan seyler butun erkekleri korkutan sebeblerle ayni bana gore,,

    Ben doguluyum, dogu ile batinin evlilikle ilgili farkliliklarini son 1.5 yildir cok net gormeye basladim.
    Ordaki kadinlarin fedakarliklari, sabirlari, duruslari, ugraslari bambaska. Genelleme yapmiyorum sadece yuzeysel olarak gorduklerimi anlatiyorum, hani bazrn burda yorum yapanlarda annemiz boyleydi.eski zaman soyle idi diyorlar ya . Doguda hala esski zaman☺halen erkegin sozu geciyor. Son soz hep erkegin.

    Bakiyorum gunumuz kadinlari 7/24 tlf elde. Kocasini baska erkeklrle kiyaslama,asagilama , laf yetistirme kendine taninan ve kandigi haklara guvenerek saygisi degerini kaybeden,kadinlik vasfini yitirmis yari erkek yari cocuk baska bi varliga donusmus..

    . Amcamlar arasinda sadece biri “kilibik” olarak tanimlanan kisilikte, her kavgada amcamin degilde yengemin sesi cikardi, yengem kadin degil de erkek.gibi resmen.
    Gercektende erkek biraz alttan aldi mi kadin daha cok uste cikmaya daha baskin olmaya calisiyor.
    Sema Hanim in diger yazisi”Erkek kavvam olmali ” 100 % dogru.
    Erkek korkmamali kadindan,Kadin korkmali Allahtan…

    • Süleyman diyor ki:

      Ben aslen kökenimiz batılı olmasına rağmen doğuda büyüdüm U-Mutlu Hanım. Daha sonra Batı da okudum. Şunu çok açık söyleyebilirim ki doğudaki misafirperverlik, güleryüz, samimiyet, içtenlik, ikram ve kişiye saygı batının kat be kat ilerisinde. Hem doğuda yaşamış hemde Batı’da yaşamış biri olarak bunları gördüm.

      Yalnı Batı’yı vuran manevi hastalıklar Doğu’ya da bulaşmaya başladı. Yeni nesil pek bir terbiyesizleşti. Anne babalarının o samimi hali yerine saldırgan, ipi sapı belli olmayan kişiler çoğaldı. Gene de hala ben Doğu’ya gittiğimde hemen şöförle, marketteki amca ile, vs. Kişilerle rahatça muhabbet kurabiliyorum.

      Şunu da söyleyeyim bende doğudan bir hanıma da talip olmuştum. Yalnız gene olmadı. Geçen bir Muşlu arkadaşla konuşuyordum. Çocuk 23 yaşından beri 10-15 kişiye gitmiş belki. Köyden okuyan-okumayan vs. işi de iyi çocuğun ancak yok artık. Aynı aşiretten bile kız vermediler diyor. Yani bilmiyorum evlilik konusunda toplum olarak hanım erkek çok korkuyoruz. Evlilik kurumuda bundan kötü etkileniyor. Doğal olarakta toplum.

  6. Yasir diyor ki:

    Seman Hanım’ın bu yazısını alıp saklıyorum. Bence çok faydalı ve evliliğin ilk gününden itibaren dikkat edilmesi gereken konular. Kimi arkadaşlar aynı şeyleri kadınlar açısından sorgulanmasını istemişler ama Sema Hanım’ı tanıdığımız kadarı ile karşı cins ile ilgili durumların tespiti de gelecektir.

  7. ... diyor ki:

    Konuya erkek yada kadın olarak değil insan olarak baktığınızda da bu durumlarda korkar. Evlilikle beraber insanda bir düzen bağlılık hali oluşur. İnsanoğlu her zaman huzursuzluk ve tehlike anından uzaklaşmaya çalışır.

    Beden psikoloji olarak erkekler kadınlardan daha güçlüler istese yada kendilerini terbiye eden sınırlayan unsurlar olmasa hiçbir kadın karşılarında duramaz bu durumda asıl korkması gereken erkek değil kadındır.Sevgi ile korku kavramı birbirine bazen zıt bazense tamamlayıcı. Yukarıda sıralanan durumları erkek korktuğundan değil eşini sevdiği için kaybetme endişesiyle de yapabilir.

    Kadın ile erkeği düşman gibi yansıtmak yerine beraber nasıl dost olacaklarını huzur bulacaklarını anlatmak daha iyi. Özeleştiri yaptığımda yukarıda sıralanan özelliklerde bir bayan olsam evlendikten sonra böyle özelliklerim olsa ben benimle evlenmek istemezdim. Aynı şekilde yukarıda yazılan durumları tam tersi erkek kadına yapsa nasıl olurdu? Yine huzursuzluk korku tartışma. Bu tip yazıları okuyarak en azından neyi yapmamız gerektiğini tam bilemesek de neyi yapmamamız gerektiğini öğreniyoruz.

    Kocasının hayattayken sözlü baskılarından şikayetçi olan tanıdığım bir kadın kocası öldükten sonra tek kalınca sohbet edeceği birileri olmayınca en azından yaşasaydı da yanımda olsaydı diyor. Bence iş işten geçmeden kadın ve erkek eşlerinin kıymetini bilsin birbirlerinin hayatını zorlaştırmak yerine kolaylaştırsınlar.

    • Feyza diyor ki:

      Aslinda bu yazilari okudukca ben kendime hisse cikarmaktan ote kendime dair bazi korkular da yasiyorum artik … hanim. Bu yuzden burdaki evli, bosanmis veya bekar olsa da tecrubesi olan abilerime bir soru sormak istiyorum. Samimiyetle cevaplarlarsa cok sevinirim.
      Bu yazidaki ozelliklere sahip oldugunu dusundugunuz esiniz evliliginiz ilk yillarinda da benzer ozelliklere sahip miydi? Ya da evlenmeden once yakin cevresinden ahlaki konusunda yeterli ve detayli bilgiye sahip olabildiniz mi? Evleneceginiz hanimlarda hangi ozelliklerine oncelik taniyarak evlenme karari aldiniz?
      Yani sunu merak ediyorum, acaba bu yazidaki ozellikler her kadinin potansiyelinde mevcut da evlenince olusan etmenler sayesinde mi kinetize ediliyor? Evlilik psikolojisi kadinlari zaman icerisinde degistiriyor mu, evli hanimlarin birbirleriyle kurduklari diyaloglar onlari olumsuz yonde donusturuyor mu?
      Bu yazidaki ozellikler okudugum ve kendimi tarttigim zaman su an itibariyle tasvip etmedigim seyler olsa da bazen sunu da dusunuyorum, acaba bu hareketleri yapan kadinlar da evlenmeden once benim gibi mi dusunuyordu veya bende mi evlendikten sonra icimdeki canavari azad edecegim? yani hep benzer sorunlarla karsilastikca acaba diyerek kendimden de korkar duruma geldim.
      Butun bunlar evliligin zaman icinde kadindan goturdugu eksiler mi yoksa bu hanimlar dogustan ve yetistirilme tarzi ile zaten bu hallere meyyal mi idi?
      Merak ediyorum ve cevaplayan birileri olursa cok memnun olurum.

      • meryem diyor ki:

        Feyza Hanım;
        Allah çok merhametlidir. Kadınlar konusunda Allah Nisa Süresi 34.ayette ”Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.” Yani kadınları anlamak için kadınları en güzel anlatan Rabbimizin ayetlerine bakmak gerekir.

        Sizin korkunuzu anlıyorum aynı korku bende de var. Lakin kendimi kıyaslıyorum. İş hayatında küsen, trip yapan birisi değilim. İş hayatında hemcinslerimi sevmiyorum . Neden mi ? Eğer tecrübesiz iseniz işi öğretmezler. Arkadanızdan 40 tane dedikodu dolaşır. Boş vakitlerde ”Patron şöyle , bu böyle, şu şöyle ” diyip tonlarca dedikodu yaparlar. Siz müdahil olmazsınız. Sizin arkanızdan da dedikodular dolaşır. Örneğin ilk çalıştığım işyerinde tecrübe kazandıktan sonra gelen kişilere bildiğim herşeyi anlatırım. Çoğu bayanın ” tam işi öğretirsem yerimi kapar, alternatif olur ” diye gereksiz rızık endişesi duyar. O yüzden iş hayatınd özellikle özel sektörde bayanlar (erkeklerden duymadım) yeni eleman korkusu vardır. Ben ise ” yeni eleman her zaman iyidir. Zaten iyi biri ise bir şey öğrenirsiniz, kötü ise kıymetiniz belli olur” düşünceyim. Kolay kolay sinirlenmem. Evde de sakinim. Lakin evlenince nasıl olurum Allah bilir. Elimden geldiğince okuduklarımı şuanda olduğu gibi evlenince de uygulamaya çalışacağım. ” KAHRAMANIM”olacak o kişiyle Rabbim karşılaşmayı nasip etsin. Tüm bekar bayan kardeşlerimin de karşısına mutlu olabileceği ”KAHRAMANIM ” diyebileceği hayırlı eş nasip etsin. :) :)

        • Süleyman diyor ki:

          Meryem hanım

          İnşAllah Kahramanınız olacak kişiyle Allah karşılaştırsın. Allah Evlilikten sonra da bu güzel halinizi eşinize karşı devam ettirsin. Bu yazdığınızı şuan samimi olarakta gönlünüzde de hissediyorsa ve buna ciddi niyet ediyorsanız sizi alan erkek yaşadı :) Allah mesud eder inşAllah

          Geçen Feyza hanım’a, size, gelincik hanıma, birde … Hanıma dua ederken güzel bir hal hissettim. Sanki duam kabul olmuş gibi. Bilmiyorum aranızdan birinin yada hepinizin karşısına yakın zamanda güzel birileri çıkabilir. Allah hayır etsin inşAllah.

          • Gelincik diyor ki:

            Çooooooook teşekkür ederim Süleyman Beyyyy demek bana da dua ettiniz cansınız can çok teşekkür ederimmm Ins sizde hayatınızın prensesini bulursunuz 😊😊😊😊

          • meryem diyor ki:

            Süleyman Bey
            Samimi niyetinizi hissediyorum. Allah razı olsun . İnş Rabbim de size ”Sultanım ‘diyebileceğiniz saliha bir eş lütfetsin :)
            Feyza Hanım, … Hanım, Hüzün Gecesi, ve daha aklıma gelen bekar arkadaşlara, Süleyman Bey, Ahmet Bey, Tuğrul Bey, Derman Bey, Sadece Fatih Bey, Site Yazarlarından Hüseyin Bey, ve bekar olan tüm mümin ve mümine kardeşlerimize Rabbim hayırlı evlilikler nasip eylesin, eşleriyle nice kırk yıllar yaşamalarını, her daim birbirlerini Allah’a yaklaştıran, hane-i saadet kavvam koca/saliha eş nasip eylesin. Amin :) Evli olanlara da huzur ile geçinmeyi, edepli çocuklar yetiştirmeyi nasip eylesin. Boşanma arifesinde olanlara hayırlı ise barış , değil ise daha hayırlısını karşılarına çıkarsın . Amin :)

          • ... diyor ki:

            Süleyman Bey,

            Amin İnşaAllah. Allah hepimizin yardımcısı olsun kolaylaştırsın zorlaştırmasın hayırlı olanı nasip etsin. Kıymetini bildiğimiz ve kıymetimizi bilecek insanları yolumuza çıkarsın.

          • Feyza diyor ki:

            Amin cumlesine bilmukabil bu yorumu gormemisim Suleyman bey ve Meryem hnm. Allah razi olsun ikinizden, Abdullah bir abi basta olmak uzere diger tum yorumcu arkadaslarimdan ve bu yorumu yayinlayacak olan editor ablacigim, cok kahrimizi cekiyorsunuz. Inanin bazen utaniyorum yazarken ama samimi bir site baska da bilmiyorum sanal ortamda boyle guzel ve nezih bir yer. Ustelik cok da guzel tecrubeler ve bilgiler ediniyoruz. O yuzden hakkinizi helal edin keske bir katkimiz olsa biz de yardimci olabilsek size bilmiyorum var mi elimizden gelebilecek yapabilecek birseyler? Bu sekilde nimeti yiyip sukrunu eda etmemis gibi hissediyorum aslinda ve son olarak Sema ablacigim Allah size hayirli omurler versin, evlatlarinizi hayirli etsin. Cok guzel bir hizmet veriyorsunuz her iki cihan saadetine erismeniz duasiyla hayirli Cumalar cumleten.

        • ... diyor ki:

          Meryem Hanım,

          Amin İnşaAllah ne kadar güzel kapsamlı dua yaptınız :) Cuma günü duaların kabul olduğu vakite denk gelir belki Allah razı olsun. Geceleri hacet namazı kılmaya çalışalım. Cuma Suresi ve Rum Suresi 21.ayeti bol bol okuyalım. Birbirimize temiz ağızla yaptığımız dualar İnşaAllah kabul olur hayırlı ve kolay olan nasip olur.

        • Derman(Furkan) diyor ki:

          Amin Meryem hanım.Tanımadığınız bir insana böyle dua etmek çok güzel bir meziyet.İnşaallah bende burdaki insanları hatırlıycam dualarımda.Bide kendi ismimi kullanmıyorum.Derman takma ismim.Heralde duanız bana ulaşır.Bakalım Allah’tan kötü bişey istemiyoruz.Bir nasibi hepimizi bekliyordur ilerimizde.
          Bekarken insanın çok boş vakti oluyor Meryem Hanım.Evlenene kadar bu boş vakitler bizim için bir fırsat olabilir.Yeni bir dil öğrenebiliriz.Güzel huylar kazanabiliriz.Evlilikle alakalı oluşabilecek problemleri başlamadan durdurabiliriz.Ben ara sıra hocalara gelen evlilik ile alakalı,insanların problemlerini anlatan mektupları okuyorum.
          Benim fikrim şöyle;karşınızdakini tanırsanız korkacak bişey kalmaz.Şöyle bir söz var:”Dışardan bakınca Yeşil Türbe içine girince Estağfirullah tövbe”.Yani kişi kendini iyi saklayabiliyor.Bazı erkeklerin çok kötü huyları oluyor.Yanındaki sevgilileri hiç bu kötü hareketlerini görmüyor.Yani duygusallık bazen insanın gözünü kör edebiliyor.Aslında bazı kişisel zaaflar kötü evliliğe yol açabiliyor.Yani kötü huylarınız yoksa korkacak bişey olmaz.İnsanları tanıma kabiliyetinizi geliştirirseniz korkularınız inşaallah dahada azalır.Benim içinde öyle.Allah gönlünüze göre hayırlı ve güzelini verir inşaallah.Amin.

        • hüzün gecesi diyor ki:

          Meryem Hanım Kardeşim,
          Sabah siteye uğradığımda yorumun tebessüm ettirdi. Allah razı olsun ebeden daimen. Ben de reelde tanıdığım kişilerle birlikte sizi, … hanım kardeşimi, E.Y hanımı, Uğur Beyi, Tuğrul Beyi, Süleyman Beyi, -artık sitede pek görünmese de- Mustafa _/_ Beyi ve aramıza yeni katılan Feyza ve Gelincik hanımları duama dahil ediyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun.
          Selam ve dua ile…

          • ... diyor ki:

            Allah razı olsun Hüzün Gecesi kardeşim. Bilmukabele bende sizin ve bütün Müslümanlar için dua ediyorum. Yorum yazmasanız da takipteymişsiniz. :)

          • Gelincik diyor ki:

            Çoooooooooook teşekkür ederimmmmm Sayın Hüzün Gecesiiii sağolunn varolunnnn 😊😊😊😊

          • hüzün gecesi diyor ki:

            Evet … hanim kardeşim yorum yazmasam da takipteyim -1 hafta hariç-
            Siz yazın ben okuyayım :) evle iş arası mekik dokuyorum. Pek firsat olmuyor yazmaya.

          • Feyza diyor ki:

            Allah razi olsun sn.huzun gecesi cok memnun oldum. Ben isim isim herkesi bilemesem de bildigim kisileri dahil ediyordum, artik siz de dahil olursunuz insaallah. Dua kardesligi ne guzel..

      • Süleyman diyor ki:

        Feyza Hanım

        Ben etrafımda çokca gördüğüm ve gözlemlediğim durumları aktarayım.

        1.) Örneğin hanımlar anne ve babasını evlendikten sonra ilk dönemde ileri derecede özlüyor. Böyle anne babasını çok sevmiyenler bile anne ve baba hakkında ciddi özlem duyuyorlar. Neden olduğunu bilmiyorum ama bu konuda eşlerini rahatsız edecek tutumlarına da şahit oldum.

        2.) Evlenen hanımlar ne yazık ki bir yarışa giriyor. Her şey eşit olacak, her şey aynı olacak vb. durumlar. Yani eşi kız kardeşine bir şey almışsa akşam eşine de bir şeyler almak zorunda gibi durum haline giriyor. Aksi olduğu takdirde evde kavgalar çıkıyor.

        3) Şu kadar basit bir olay var ki sigara içenlerle aynı ortamda bulunursanız ve davranışlarını eleştirmezseniz sizde muhtemelen sigara içmeye başlarsınız. Üniversite de ben 5 vakit namazında olan adamlarda bile o kadar çok görüyorum ki. Şimdi hanımlar meclislerinde eşlerine hakaret ederlerse bir süre sonra ister istemez sizde etkilenirsiniz. Aynı tutumları ve eksikleri eşinizde görürsünüz. Bir süre sonra da yüzüne çarparsanız

        4) Evlenmeden önce kimse bunlara bakmıyor. Yani ben evlenecek çevremde ciddi tehlike sinyallarini görüyorum. Dışarıdan bir gözlemci olarak görüyorum bu adam nasıl görmüyor anlamıyorum. Kör müsün be adam? Mesele şu 25 yaşına kadar toplumda evlilik hiç düşünülmüyor sonra 2 GÜNDE evlenmeye karar veriyor. Bir insan afedersiniz vasıffız bir iş için bile bazen 4 sene bölüm okuyor. O işe 2 yıl girecek çıkacak. Onun için bile kaç ders görüyor fakat ömürlük bir yolculuk olan evlilik için hiçbir şeye bakmıyor ve zannediyor ki mutlu olacak. Yani bu nasıl bir mantık. Eskiden büyükler bari durumu gözler ve anlardı şimdi onlarda dışarıda bırakılıyor seçim sürecinde. Yani nelere bakılmıyor özetle evlilikten önce:

        a)karakter, ahlak, yaşantı
        b) evlilik bilgisi, evliliği ayakta tutan dinamikler ve evlilikte dikkat edilmesi gereken şeyler.

        5) Şu çok açıktır ki çok iyi karakterli bir insan olun, evlilik hakkında güzel malumatlara sahip olun gene de nefsinizi bilmezseniz şeytan sizi vesveseleriyle bir noktaya getirir. Kişinin nefsine söz geçirmeye çalışması ve ona muhalif olması gerektiğini bilip buna göre haraket etmesi önemli. Yoksa eşine yaptığı garezleri haklı görüyor. Aynı zamanda biliyorum ama yapamıyorum gibi benim çok duyduğum bahaneleri ileri sürüyorlar.

        Sema hanımda bunu biliyordur ki bu şekilde yalnış yetiştirmiş bir insana yukarıda ki telkinlerin ne yazık ki tesir etmez yani etmesi çok zor. Halini yanlış görmüyordur ve kendini düzeltmek istemiyordur zaten çoğunlukla. Bu yazı sadece aslında iyi yetiştirilmiş fakat çevrenin yalnış telkinleriyle bu hale bürünmüş kişilere etki edebilir ancak.

      • zeynep diyor ki:

        Aslında Feyza hanim ben de bekarken ki halim ya da yeni evliyken ki halim ile şimdiki halimi kiyasliyorum çok farklı yim 5 yılda olumsuz yönde çok değiştim beni ne değiştirdi böyle onu da bilmiyorum. Hiçbir şeyi sorun etmezdim. Her zaman gülümseyen pozitif bir insan ken hiç gülmeyen biri oldum.Çok merak ediyorum ben de gerçekten ne oldu bana diye eski halimi daha çok seviyordum halbuki şimdi kendimi zorluyorum dini anlamda hassasiyetimi kaybettim heralde

      • ... diyor ki:

        Feyza hanım,

        “acaba bu hareketleri yapan kadinlar da evlenmeden önce benim gibi mi düşünüyordu veya bende mi evlendikten sonra icimdeki canavari azad edecegim?” Bu cümleniz beni güldürdü. :) Allah iyiliğinizi versin.

        Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla insanlardaki bazı özellikler bekarda olsa evlide olsa değişmiyor. Huysuz geçimi zor bir insansa muhtemelen evliliğinde de aynı oluyor.

        Bekarken dediğim dedik otoriter bazı hanımlar evlenince aynı olmayabiliyor. Biraz da evlendiği kişiye bağlı. Böyle tanıdığım iki kişide otoriter olunca olmadı normal olarak kadın erkeğe itaat etti.

        Evli kadınlar arasında birbirini eşlerini kıyaslama çok oluyor. Eşim şunu aldı yaptı mesleği ailesi vs. Bu sohbetler zamanla kadınlarda bir beklentiye kıskançlığa dönüşebiliyor. Doğal olarak kocaya bu dırdır şikayet cazgırlık küsme gibi sonuçlarla dönüyor.

        Ben aşırı konuşkan ve insanlardan bir şeyi rahatlıkla isteyebilen biri değilim kavgacı biri hiç değilim biraz çekingenim ve karşımdaki insanı çok düşünürüm. Uzun yıllar iş ortamında ve sosyal hayatın içindeyim ama bu huyumu değiştiremedim. Eskiden daha fazla sineye çeken alttan alan biriydim ama zamanla kırıldıkça yada yanlış olan şeylere dur deme ihtiyacı hissedince artık sineye çekmiyorum. Bazı huylar değişmiyor ama bazı huylar zamanla gördükçe değişiyor.

        Yetişme tarzıda önemli. Benim babam otoriter olduğundan biz sessiz sakin hareket ederdik çok fazla dırdırı sevmezdi sinirliyken karşılık verilmesini istemezdi. Bazen başkalarının yanında eleştirirdi. Bundan hareketle ben sinirli insanlardan uzak duruyorum ve kalabalık ortamda birini eleştirmekten kaçınıyorum.

        Zamanla evlilikte yaşanan durumlar insanları değiştirebilir bu iyi yönde de olabilir kötü yönde de olabilir. Burada etkili olan daha çok karakteri baskın taraf oluyor. Mesela bir tanıdığım bekarken tesettürsüzdü evlenince eşinin yaşantısına uyum sağladı örtündü. Karşımıza neyin çıkacağını şuan bilemiyoruz ama yukarıda yazılan durumlarla bir evliliğin zor yürüyeceği açık.

        • U-mutlu diyor ki:

          Feyza Hanim oncelikle yazdiklarinz.dusunceleriniz cok guzel Masaallah😊Rabbim yolunuzu, bahtinizi acik etsin.
          Kendi adimi konusayim 6 yillik evliyiz ne benim ne de esimin karakterinde olumsuz gelisme degisme olmadi cok sukur.
          Ben 20 yasinda evlendim bi cok konuda cahildim esimin beni bu yonde gelistirdigini karakterimin olumlu yonde devam etmesini sagladi diyebilirim…
          Yetistirilme tarzi olarak ta sunlari diyebilirim, ben bir kiz cocugu olarak babamdan sevgi gormedim bu esime daha cok baglanmama sebeb oldu belki de
          Bazi kizlarda daha cok sevgi alip biraz da simartildi ise esinden ayni ilgiyi gormeyince eksikligi bastirmak icin saldirgan ofkeli olabiliyor gordugum kadariyla

          • ... diyor ki:

            U-mutlu hanım,

            Yazdıklarınıza katılıyorum sevgi görmeyen insanlar sevgi ortamında büyüyen insanlara göre azla kanaat edebiliyorlar ve eşlerine daha bağlı olabiliyorlar. Tabii biraz daha kırılgan olabiliyorlar. İnsanın bir şeylerin kıymetini bilmesi için ya eksikliğini hissetmesi gerekiyor ya kaybetmesi gerekiyor yada kötüyü görmesi gerekiyor.

          • Feyza diyor ki:

            Umutlu hnm.Allah razi olsun. Ne guzel, Allah mutlulugunuzu hep daim etsin. Iste boyle guzel ornekler de var neden olmasin tabi ki var.
            Allahu Teala kiz cocuklarini oyle naif yaratmis ki, iste Efendimiz asv, carsudan getirilen meyvenin taksiminde once kiz cocuktan baslanmasini tavsiye ederken ne guzel bir incelige dikkat cekiyor aslinda. Kiz cocuklari oyle, baba sevgisini yeterince alamaz ama iyi bir ese sahip olurlarsa, derinden baglanip kollarinda huzur buluyorlar fakat karsilarina bu boslugu suistimal eden birileri cikip zayif karnindan vurursa o zaman da hayatlari ziyan oluyor baharinda genc kizlarin..Umutlu hnm. Benim kafamda olusan bir tezime siz de destek vermis oldunuz. Ailesinden ya da babasindan cok sevgi goremeyen insanlarin Rabbim yuzunu kendi kurdugu ailesiyle guldurecek hayirli esler nasip ediyor Mevlam. Bunun cok ornegini gordum Allah sizi hep mutlu etsin. Diger yorumunuzla baglantili olarak Doguluyum demissiniz. Biz de Batiliyiz hem de neredeyse Turkiye’nin en batisi. Batinin kirsal yerlerinde de olsa erkekler biraz daha esnek. Hanimlarina epey yardimci ve rahat oluyorlar. Bilmeyen biri kilibik der belki gorunce ama oyle de degil, erkekler bunu severek yapiyor yani mizacen hanimlarina daha yumusak oluyorlar. Bu guzel birsey fakat bizde de gencler biraz bu rahatligi kullaniyorlar suistimal edebiliyorlar. O zaman dengeler bozuluyor. Benim.babam sert degildi ama tatli sertti. Sevgisini esirgemezdi sohbet ederdi ilgilenirdi bizimle. Cocuklarini incitmezdi biz de saygida kusur etmezdik, saygi ve merhamet geliyor baba deyince aklima, insaallah esim de merhametli biri olur. Merhamet her insana cok yakisiyor Umutlu hnm.

      • zehra diyor ki:

        bence insanin fitratina bagli, bir de nasil bir ailede yetistigine. bence evliliklerde iki taraftan birisi mutlaka baskin oluyor. o baskin olan kisi de illa kadin olacak diye bir sey yok. bazen erkeklerde cok problemli olabiliyor. zaten bence sema maraslinin yazdigi yazilar bir kisim aileler icin gecerli, hepsine uygulanamiyor.

      • s. havva diyor ki:

        Slm feyza hanım. Rabbimiz eşlerimizi bizlere sükun vesilesi kılmış. Eğer evliliğe böyle bakıyor ve ailede reisin erkek olduğunu kabul ediyorsanız, bir de elalem ne der diye yaşamıyorsanız hiç korkmayın.
        Evlenmeden önce ben feminist takılan biriydim. Çünkü çevremde hep ezilen fedakar kadınlar görüyordum. Sema hanım kadınlara yaptıkları hataları ve nasıl düzeltebileceklerini gösteriyor. Ama ne yaparsanız yapın siz alttan aldıkça üstünüze gelen, fedakarlıklarınızı anlamayan psikolojisi bozuk insanlar da var. Sema hanım kayınvalideler içinde böyleleri olduğunu belirtiyor ve ” karşılıksız iyilik yapmayı bu insanlarda tadarsınız. Çünkü ne yapsanız iyilikten anlamazlar” diyor. Böyle kocalar da var mmaalesef.
        Ben de böyle bir aile içinde büyüdüm. Bu nedenle evlendiğim kişiyle iyi geçinememekten korkuyordum. Baskın karakterli bir insanım aynı zamanda. Ama eşim benden baskın çıktı :)) psikolojik ya da fizyolojik güç uygulayarak değil elhamdü lillah. Uyandırdığı saygı ile.. maaş kartımı vermem diyordum. Şu an eşimde hatta net maaşımı tam olarak bilmiyorum. Çünkü bunca iş güç arasında bir de onu kafama takamıyorum :)) ailemizin bütün dış harcamalarıyla eşim ilgilendiği için ben maddiyat kısmını takip etmiyorum. Bu hanımlara bir yük olmaktan başka bi şey değil zaten.

        Eşler birbirlerine empatiyle yaklaşırlarsa sorun olmaz diye düşünüyorum. Eşimin annesiyle ve akrabalarıyla ilişkisini niçin sorun yapayım ki ben de anne babamla ve akrabalarımla sorunsuz görüşmek isterim. Benim kocam oldu diye sılayı rahimi kesecek hali yok. Kendisi için alış veriş yaptı ya da kardeşine annesine vs hediye aldı diye mutlaka bana da o an alması gerekmez. Sürekli böyle bi şarta bağlanırsa hediyenin anlamı kalmaz zaten.

        Kadınlar konuşmalarıyla birbirlerini etkileyebiliyor tabi. Sanki bi sizin eşiniz kaba anlayışsızmış gibi bir psikolojiye sokabiliyorlar konuşmalarıyla. Bunlara kulak asmaz herkesin şartlarının kendine göre olduğunu ve aslında o kimselerin de artı ve eksilerinin olduğunu aklınızdan çıkarmazsanız bi problem yaşamazsınız. Tabi mutlaka Sema hanım gibi kıymetli kişileri kendinize kılavuz edinmelisiniz. İslam ahlakını, görev ve sorumluluklarınızı iyi öğrenmelisiniz. Kur’an ve hadisleri rehber edinmelisiniz.
        Böyle yaparsanız feminist bile olsanız bunu bırakır huzurlu ve mutlu olursunuz.

        • Feyza diyor ki:

          Tum cevap veren arkadaslarima cok tesekkur ederim. Bana bazi seyler cok komik geliyor misal, bir erkek icin hanimi ayridir, annesi ya da kizkardesi apayridir. Yani tek ortak noktalari ucunun de kadin olmasi yoksa elma ile armudu kiyaslamaktan farksiz. Buna ragmen kalkip da bir kadin, gonlunden kopup kizkardesine hediye aldi diye ayni gun esinden kendine de hediye almasini bekliyorsa bu cocukca degil mi? Yani bu cok sacma cunku o sadece gorumcesi, kumasi degil ki :) Zaten hediye bu, zoraki olursa ne anlami kalir, ozel gunler de boyle degil mi? Sanki sartlanmis insanlar ille o gun birseyler alinacak, bir etkinlik duzenlenecek. Yahu Ygs sinavi gibi ozel gunler de senenin bir gunune denk geliyor. O gun insanin basi agriyabilir, morali bozuk olabilir cebinde parasi olmayabilir, en basiti ise icinden gelmeyebilir. Bu gibi cebren yapilan hicbirsey hosuma gitmiyor. Yani soyle dusunuyorum da, esim olacak insanin kizkardesine aldigi gun bana hediye alacagina, icinden geldigi farkli bir gun almasi daha cok hosuma gider, cunku bilirim ki icinden gelerek yapmis bunu ve bir kosula bir kiyasa baglamamis. Kafasina silah dayadigin insandan ne kadar samimi bir tebessum bekleyebilirsin? Yapmacik haller ve suni hediyeler beni sanirim mutlu etmez. Hersey dogal ve akisinda ilerlemeli, tekelluf samimiyeti zedeler.
          (Bu arada ben de gorumceyim, insaallah yengem de ayni seyleri benim icin dusunmuyordur :) )
          Suleyman beyin yazdigi aileyi ozleme konusunda orneklere ben de rastladim. Hatta ailesine evlenmeden once duskun olmadigini dusundugum bazi kisiler dahi evlenince ailesini daha bir ozler konuma geldiler. Sanirim gelin gittikleri evin duzen ve adetine alisamamakla ilintili veya kalabalik ailelere gelin gidenler bir dislanmlislik psikolojisi ile kendi ailesine sariliyorlar. Ben zaten uzak buyudum, hem ayri sehir hem izin olmadigi icin ayda bir goruyordum ailemi. Simdi hepsi imkansiz oldu. Kardeslerim zaten evli hepsi farkli sehirlerde.
          O yuzden o hayatimda sorun edebilecegim birsey degil. Cunku ortada sorun kalmadi, cozumu olmayan birseyi nasil sorun edeyim :)
          Zeynep hnm.in durumu ilgimi cekti, neden degistiniz, benim soylemek istedigim biraz da buydu. Evliligin yuku mu agir geliyor ve sinirlerini yipratiyor insanlarin?
          Arkadas cok muhim, birkac yorumda ortak bu noktaya temas edilmis. Yani evli hanimlar birbirlerine karsi ustunluk yarisina girer ve kocalarini yaristir veya zemmederlerse karsilikli bir etkilesim olacaginda mutabik birkac yoruma rastladim. Buna farkediyorum ve bu yuzden sormustum.
          Arkadas meclisi elbette cok onemli. Simdi gorustugumuz cevre sınırlı, ama evlilikle beraber insan aliskin olmadigi ortamlara da girmek zorunda kaliyordur mutlaka. Ama herhalde belli bir yetisme tarzini bunyesine sindirmisse insan, mecburi olarak nahos buldugu meclislere tek tuk gitse dahi ya o ortami guzele donusturmek icin devam eder, ya da tesir etmeyecegini anladiysa uzaklasir ve kendi mizacina, inancina ahlakina uygun arkadas ortamlariyla evlenince de hayatina devam eder. Yani sistem guzel oturmussa kendine ait olmayani bunye kabul etmez, otomatikman disari atar, error verir. Bu sanirim biraz daha arada kalmis ve keskin virajlari olmayan kesim icin gecerli. O sekildr aile sirlarini desifre edip kocasini veya ailesini bir insanin uluorta iyi veya kotu bahsettigi ortamlarda herhalde kendimi huzursuz hisseder ve zaten bulunamam. Ozel hayat cok kiymetli ve icindeki herkes. Hatta ben bunu, kocanin kadin uzerindeki yatagininkimseye cignetmeme hakki ile musavi goruyorum. Cunku mahremiyet yatakodasindan ibaret degil. Mahremiyet, kari koca arasinda konusulan, ucuncu kisilerin olmadigi ortamda paylasilan ve dirt duvarin arasindaki butun sirlari da icinde barindirir. Eger bunu ortaya sacip dokerse kadin, (erkekler zaten gururuna yedirip fazla bahsetmezler mahremiyetlerinden), yatagini izinsiz birine cignetmekle musavi goruyorum bunu. Bu elbette sahsi gorusum fikhi bir detay degil.
          Aslinda arkadaslar, nefs terbiyesi de onemli elbette fakat kucuk yastan itibaren nef tezkiyesi ile mesgul olan insanlarin dahi ayagi kayabiliyor. Hayat hakikaten zor bir sinav. Allah kolaylastirsin biz imtihan verebilecek evsafa sahip degiliz. Kendi nefsime guvenmiyorum, etrafta hem iyi hem kotu ornekler goruyorum ve ben hangisine benzeyecegimi ileride bilmiyorum.
          Sunu da kimse yazmamis onu da ben ekleyeyim. Bu da benim tesbitim. Yas ilerledikce kari koca iliskisi biraz lackalasiyor sanirim. Yani omur boyu o saygiyi ve yakindan uzak, uzaktan yakin o ince mesafeyi koruyabilmek sanirim her evli cifte nasip olmuyor. Yuzgoz olundukca isin esprisi pek kalmiyor. Yedi kat yabanciya gosterdikleri incelik ve nezaketi birbirine gostermekten imtina ediyor zamanla evli insanlar. Sanki en zor gununde yaninda esin degil de yedi kat yabanci o insanlar varmis gibi davranilmasi herhalde incitici oluyordur.
          Meryem hnm. Duaniza amin, insaallah kahramaninizi tez vakitte bulursunuz siz de ve beyaz atinizin terkisine atlar bize de el sallarsiniz :) Gokten uc elma duser sonrasi malum
          :) … hanim Allah cumlemizin iyiligini versin sagolun.

          • Süleyman diyor ki:

            Feyza Hanım

            Şu eşitlik konusunda tam anlaşılamadım heralde. Örneği kişiler hemen o gün alınacak gibi anlamış. O aşırı versiyonu. Yalnız kız kardeşine alıp size hediye almazsa zannederim ki alınırsınız. Ben bir erkek olarak bile alınabilirim belki.

            Mesela eşitlik diyince aile ziyaretleri. Aynı gün olacak. Erkeğin ailesine 2 gün fazla gidilirse neden bizim 2 gün azdı ddnilebiliyor. Özellikle düğünde bunu çok görürsünüz. Zaten sinyalleri erkekler oradan alsın. Mesela senin kardeşine şunu takmışlar vesair abimin eşine bunu takmışlar. Ya da onların oturma odası şöyle bize neden bunu verdiler tarzı çıkışlar çok oluyor. Birde etrafta böyle geline gaz verecek biri varsa Allah korusun damat yandı o Zaman.

            Bu eşitlik sadece maddiyatta değil başka boyutta da aranıyor. Babam çok ilgi gösterdi ama senin baban soğuktu sanki. Annen niye uzak duruyor gibi vesaire. Ya zaten hani evlilikten önce bunlar gözükür. Yalnız işte yalnış telkinlerle bazen evlilikten sonra da gelinleri etkileyebiliyor bu durum.

            İnsan kendi nefsini bilmeli. Bende özellikle sohbet konusunda hassasım. Muhabbet etmek hoşuma gidiyor. Yakın Zaman’da bir olay yaşandı mesela. Tıpçı bir arkadaşımın evine ziyarete gittim. Sabah akşam ders çalışıyordu arkadaş. Yemekten sonra azıcık gel bir sohbet edelim dediğimde filan konuşmuyordu. Yalnız daha sonra başka bir arkadaş misafir geldi. Onla bayağı konuşuyordu. Doğrusu zoruma gitti. Biraz sinirlendimde içimden. Yani benle 2 haftadır kalıyor sohbet etmiyor. Edelim filan dediğimde yok ders filan başka arkadaş gelince muhabbet gırla. Yani çok önemli değil ama bunları mesela ben evlilik boyutuyla düşündüğümde şu aklıma geliyor. Eşimle sohbet etmek isteyeceğim. Yok benek diyecdk ya da yok yemek var işim var diyecek yalnız komşusu veya kızkardeşi geldiğinde böyle birden koyu muhabbet ederse ben kıskanırım yani eşimi o zaman komşudan. Benle niye konuşmuyor da komşuyla konuşuyor. Yani nefsimi bilerek söylüyorum bozulurum böyle bir duruma ve alınırım da

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey daha iyi anladim simdi soylemek istediginizi ama bakin kendime dair veremeyecegim sozlerim vardir her insan gibi ama soyle dusununce hele ki bir de sevdigim bir gorumcem varsa esimin ona hediye almasi beni zerre kadar rahatsiz etmez inanin ki etmez. Siz bir erkek olarak alinabilirsiniz belki cunku o sizin kazanciniz ve esiniz erkek kardesine harcama yaparken sizin malinizdan hediye edecek. Ama esinize zaten her ihtiyacini siz kendi malinizdan infak edeceksiniz. Yani zaten her aldiginiz bir hediye mesabesinde ki.
            Hediyelesmek sunnettir ustelik, bir erkek kizkardesine merhamet ile bakar ama esine muhabbet ile ulfet ile..Benim agabeyim bana hediye alir, cogu zaman yengem ona yardimci olur. Bunlar cok guzel seyler degil mi, ben de insaallah esime yardimci olurum ki kizkardesine guzel bir hediye alsin. Bunlar sorun degil mutluluk sebebi olmali, bana tuhaf geliyor inanin ki..
            Beni emsalim olan bir kadinla kiyaslarsa kirilirim ama, ya da duzeltecegimi bildigi halde toplu bir mecliste beni yererse veya degistiremeyecegim bir ozellikten ya da hayat kosulumdan dolayi beni rencide ederse bunlara alinirim. Ama ailesi ile olan diyalogu beni hic rahatsiz etmez mutlu eder, sevaptir.
            Bizde aile ziyaretlerinde erkege oncelik verilir Suleyman bey, sizin dediginizi biliyorum. Aile ziyaretinden oturu tartisan kisilere ben de sahit oldum. Bizde adet olarak erkek tarafinin ziyaretine oncelik verilir, once erkegin ailesi aranir, erkegin ailesine ziyaret edilir vs. Bu onceligi babam da cok uygulardi, ablam bayramlarda sabah misal aradigi zaman sorardi, kizim k.validenleri aradiniz mi? Ama ayni onceligi oglundan da bekliyordu. Mesela bayramin ilk gunleri erkek evi ziyaret edilir sonraki gunler kiz evi vs. Haliyle ilk gun kizlarini beklemese de ogullarini bekliyordu.
            Sohbet konusunda hakli olabilorsiniz cunku ben de sohbeti cok seven biriyim ve esimin ergen cocuklar gibi surekli elinde telefonla yazisip yazisip bana gelince burnunun ucuyla cevap vermesine kizarim. :) Aslinda ablam bunu yapan beyine soyle birsey yapti. Enistem elektronik uzerine calisinca teknolojiye asiri merakli. Benim de telefonuna adik bir es istememe sebebim biraz onlardan gorduklerimden kaynakli. Surekli telefonuyla hasir nesir olan beyi ile sohbet edemeyince ablam whatsap tan mesaj atip yan odadan o vesileyle kocasiyla iletisim kuruyordu :) yani biraz neselidir bizim ailemiz her soruna guzel bir cozum uretirler. Kavga etmek yerine ordan ulasmaya ve araya girmeye basladi :) Sonra bu iletisim hoslarina da gitmis ara sira hala odadan odaya yazisiyorlar heyamecani daha taze tutuyormus :)

  8. hakan 1 diyor ki:

    Yorum yazan arkadaşların bir kısmı herhalde yazıyı bile okumamış. Bir kısmı daha nişanlı kız; bir kısmı genç hayalperest; bir kısmı feminist sarhoşu; bir kısmı da yabancı gelin reklamcısı.

    Kimisi zaten Sema Hanım’a köstek olmak üzere yazıyor. Hadi o tayfa belli zaten. Peki destekleyenler? Bari siz yazıyı okuyun. Okudunuz ve sizle ilgisi yoksa yorum yapmayın. Anlamadığınız gibi, bir de yazıdaki güzelliği de çekip alıyorsunuz.

    Arkadaşın biri resmen “feministler de yabancı koca arasın” demiş. Yahu arkadaşım; feminstlere kızgınlığını anlıyorum, fakat okuyan da doğrusunun senin tavsiyen olduğunu zannedecek…

    Yabancı gelin iyidir diyenler. Kendi dilimizden, kültürümüzden bile seçtiğimiz; hanım sandığımız kişiden gavur eziyeti gördük. Bir de yabancı diyarlarda; örfünü, töresini, ahlakını bilmediğimiz kişilerden güya iyi birini seçip çıkaracağım öyle mi? Yapabilenlere mutluluklar temenni ediyorum. Fakat “siz de bulun, onlar iyi” demenizin hiç faydası olmuyor. O yabancı memleketlerde bir iyi hanım varsa, burada oraya nispetle on tane gizli kalmış iyi hanım çıkar… Bir on tane daha iyi geçimli hanımlar vardır buralarda… Buradaki kızların ekserisi, bir hata ettiklerinde en azından utanırlar. Elin utanma bilmez kızlarının nasıl ailelerde büyüyüp, nasıl okullarda okuduklarını duymuyor musunuz?
    Bu topraklardaki kızların bir kısmı bile Avrupa’ya baka baka bu denli kararmışken; o gavur ellerindeki kızları ak pak mı zannediyorsunuz?
    Diyorsunuz ki “biz bulduk…” Kardeş sana helal olsun; Allah mesud etsin, inşallah ahiretine de faydası olur. Fakat tavsiyeniz herkese uymuyor. İsterdim ama olmuyor işte.

    Sema Hanım’ın yazısında bahsettiği korkuları ben de yaşadım. Karım üzülmesin, kırılmasın diye naif duygularla yapılan işler öyle bir noktaya geliyor ki; adam selam vermediği kişilere el açmak zorunda kalıyor. Millet dalga geçiyor, alay ediyor. Niye? “karım üzülmesin” diye yapılan işler sonucunda erkek çok ama gerçekten çok üzülüyor… Hiç bir kadından duydunuz mu? “Kocam üzülmesin, kocam dertlenmesin” dediğini. Öyle ince düşünceye de gerek yok. Sadece tanımadığı bir insana, insanlık icabı gösterilmesi gereken en küçük kıymeti kocasına gösterse yeter.

    Sema Hanım, burada kendisine nerede hata yaptığını soran; sebebini bir türlü anlayamadığı kavgalar içinde boğulan müslüman kişilerin yardım çığlığına cevap veriyor. Çok naif, çok kibar ve iyi zannetiğiniz kişiler, bir şekilde sizi üzmek için bir tür “dış mihrakların (feministlerin/şeytanların)” etkisine girivermiş. Kavgalarınızın sebebini kendinizde de arayın, ama kavga çıkaranı da pir ü pak zannetmeyin. Evinizin kapısını kilitleyin, fakat hırsızı da suçlayın.

    Evli kadınların bir kısmının psikolojisi o kadar bozuk ki; şu yazıda sıralanan “cinliklerle” tatmin oluyorlar. Evet, art niyetli erkekler de var, art niyetli kadınlar da var… Fakat taraflardan biri art niyetli olursa, o zaman diğer taraf gerçekten çok çekiyor.

    Bu tavsiyeler, herkesi kapsamaz. Herkes kendi özel haline göre okur anlar, kimisi “Allah razı olsun, ağzına sağlık” der. Kimisi “hiçbirşey anlamadım, ne alaka şimdi” der. Velhasıl, ikinci gruptaki tıfılların (yani daha boşanmanın ne demek olduğunu bilmeyen şanslı hayalperestlerin) yeri bu yazı değil. Mesela;

    Kayınvalideye kızılmasını isteyen arkadaş. Sema hanımın zaten kayınvalide sorunlarını iredelediği yazıları var. Her yazısından önce bütün herşeyi hülasa etmesini istemen çocukça bir duygu. Umarım hayırla büyürsün.

  9. tarık diyor ki:

    ağzınıza sağlık keşke sizin yazılarınızı tüm kadınlar okusa belki kişi de olsun şu feminist kadınlıklarından vazgeçer gerçek kadınlığına fitratına dönerler sizin anlattıgınız gıbı cocukdan beterler bir isteklerini yapmadımı ağlarlar surat asarlar çene süsmaz kusmuş gibi yaparlar ama hiç susmazlar veryansın çoçuk gıbı veryansın bağrırlar isteklerini yaptımıda hiçbir şey olmamıs gıbı devam ederler akşam agrı sabah kalkdıklarında ayrı oluyorlar sanki hiç bir şey olmamış gibi devam ederler bilmiyorlar ki;erkeğin unutmadıklarını kırıldıklarını yaralandıklarını unutmuş gibi yaparlar ama asıl kaybedenler aile olur

  10. Feyza diyor ki:

    Bu yaziyla ilgili Şir’atü’l Islam’da soyle bir sey yazar. ‘Kadindan sadir olan huysuzluga sabretmek ve katlanmak aslinda yirmi eziyyetten korunmaktir. Cunku onun bir eziyyetine katlanmakla; cocuk dayaktan, tabak-canak kirilmaktan, dana sopa yemekten, kedi azarlanip sofra artiklarini yemekten, misafir gucendirilip gitmekten korunmus olur.’ :)) Dusunulurse buna benzer yirmiden cok sey bulunur.
    Aslinda biz dinimizi cok esnek ogreniyoruz. Bu kadinlar icin de erkekler icin de gecerli. Bir problem oldugu zaman sabredip duzeltmeye ugrasmak yerine solugu hemen mahkeme salonunda alan erkegin hikmeti neresinde? Allahu Teala bosu bosuna erkege hakim misyonunu yuklemedi.
    O zaman erkegin fevri olarak nitelendirdigimiz kadin fitratindan ne farki kaliyor? Neden bosama yetkisi dinimizde kadina degil de erkege verildi? Daha akli selim hareket edip duygusalliktan ote mantikli hareket edebilen bir yapiya sahip oldugu icin. Evet kadinlar itaat etmeli, esinin mesru isteklerini yerine getirmeli. Ama erkeklerin de bosanma evresinden once yapmasi gereken asamalari bilip usulunce uygulayip bosanmayi son cozum olarak gormesi gerekir. Aslinda bosanma cozum degil cozumsuzluktur. Talakin uc evreye yayilmasinda dahi dusunulse nice hikmetler vardir. Kadinlar hadis-i serifte de belirtildigi gibi ege kemiginden yaratilmis ve zaif niteliktedir. Tam duzeltemeyen erkek en azindan tamamen kirmasa da olani ile iktifa edebilse acaba nasil olur? Hayati hatalarda bulunan hanimlarin durumundan bahsetmiyorum.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Feyza Hanım Kardeşim’e

      “‘Kadindan sadir olan huysuzluga sabretmek ve katlanmak aslinda yirmi eziyyetten korunmaktir. Cunku onun bir eziyyetine katlanmakla; cocuk dayaktan, tabak-canak kirilmaktan, dana sopa yemekten, kedi azarlanip sofra artiklarini yemekten, misafir gucendirilip gitmekten korunmus olur.”

      Beni güldürdün, :-) Allah da seni gülmekten ayırmasın.

      Bu yazdığın örnek tavsiye bile tek başına cocuklar, misafirler hatta kedilerin :-) iyiliği için bile “erkeğe karın sana ne yaparsa yapsın sabret, sesini çıkartma otur oturduğun yerde” demenin yumuşatılmış şeklinden başka bir şey değil. O zaman erkek ” bu evde kedinin bile değeri bile benden daha fazla” demez mi? Derse de haksız mı?

      Ayrıca Aile Mahkemelerinde ki boşanma davalarının % 68 ini kadınların açtığını, bu rakamın bile erkeklerin çok mecbur kalmadıkları sürece boşanma davasına ve boşanmaya sıcak bakmadıklarını net olarak gösterdiği halde erkekleri en küçük bir problemde mahkeme salonlarında soluğu alan “boşanma meraklısı” gibi göstermek en yumusak ifade ile erkeklere haksızlıkdır.

      Belki farkında değilsin ama boşanma konusunda duygusal ve fevri davrananların erkekler değil kadınlar olduğunu ve bu nedenle de Allah’ın boşanma yetkisini kadınlara değil erkeklere verdiğini söylememe gerek yok kardeşim.

      Aslında kendi yazdıklarını ( Neden bosama yetkisi dinimizde kadina degil de erkege verildi? Daha akli selim hareket edip duygusalliktan ote mantikli hareket edebilen bir yapiya sahip oldugu icin.) bir kez daha okursan kendi ifadelerin ile kendini NESH-TEKZİP ettiğini fark edeceksin. :-)

      Selametle kal kardeşim.

      • Feyza diyor ki:

        Yok abi ben onu hosuma gittigi icin ironi amacli bir not olarak yazdim, daha once okumustum ve konu da bunla ilgili olunca espri mahiyetli aktardim. :) Kitapta da bir alim diyor ki seklinde yazilmis yani alimin ismi cismi yazmiyor, ama bu eserin yazildigi tarihe bakarsak demek ki huysuz kadinlar eskiden de varmis, oyle ki alimlerimiz buna kafaya yorup eserlerinde soz edecek kadar :)
        Abi benim soylediklerim Medeni kanunla ilgili degil tabi. Acikcasi ben Tmk hakkinda neredeyse hic bilgiye sahip degilim cunku ilgi alanima girmedi henuz. Bir gun ilgilenmem gerekirse de yapacagim muamelatta baz alacagim kanunlar en azindan bireysel hayatimda Ser’i kanunlar olacaktir. Gerisi benim icin protokolden ote birsey ifade etmez, Allah’in munasip sundugu hududlara ve fikhima gonulden raziyim elhamdulillah, haddim ve hakkim olmayani almak bana nasip olmasin.
        Tmk dan ve bosaa istatiatiklerinden cok haberdar olmadigim icin ben sozumu bosanma konusunda cok aceleci davranan erkeklere hitaben soylemistim. Dinimize bakarsak bosanma hakkinda ozel durum veya bastan anlasma disinda yetki erkege verilmis. Ama Medeni kanunda tabi kadinin da dava acma yetkisi oldugu icin bu kismi dusunmedim. Yani sanki bosaniyorsa ciftler ilk hamle erkekten geliyor gibi bir algi vardi hep aklimda. Dedigim gibi fazla hemhal olmayinca beseri kanunlardan daha yuzeysel dusunebiliyoruz. Yuzde 68 ise cok ciddi bir rakam. Bu kadar korkunc oldugunu bilmiyordum. Sadece bosanma yetkisinin kadina verilmesi dahi demek ki toplumda toplu intihara sebep olabiliyor. Demek ki ser’i yasalar toplumun dirlik duzen ve duzgun insasi icin ne kadar uygun, buradan bu neticeye de varabiliriz. Insaallah gun gelir bizim topraklarimizda da Allahu Teala’nin gercek seriati yururluge girer ve hem Bati’nin icad olunmus sahte medeniyetinin sinsi cazibesi hem de Islam adi altinda dayatilan kukla Islami yonetimlerinin verdigi korkunun izleri kaybolur. Gercek seriatin hic de korkulacak birsey olmadigini aksine mureffeh bir toplum be aile hayati icin tek kurtulus recetesi oldugunu yasayarak ogrenir/ogretir insanlarimiz.

  11. adem diyor ki:

    karısı kendisinden boşanmak isteyen bir ADAMIN HİSSİYATIDIR.

    Artık seninle duramam.
    Bu akşam çıkar giderim.
    Hesabım kalsın Mahşere.
    Elimi yıkar giderim.

    Sen zahmet etme yerinden.
    Gürültü yapmam derinden.
    Parmaklarım üzerinden.
    Su gibi akar giderim.

    Artık sürersin bir sefa.
    Ne cismim kaldı ne cefa.
    Şikayet etmem bu defa.
    Dişimi sıkar giderim.

    Bozar mı sandın acılar.
    Belaya atlar giderim.
    Kurşun gibi, mavzer gibi.
    Dağ gibi patlar giderim.
    Bozar mı sandın acılar.
    Belaya atlar giderim.
    Kurşun gibi, mavzer gibi.
    Dağ gibi patlar giderim.

    Kaybetsem bile herşeyi.
    Bu aşkı yırtar giderim.
    Sinsice olmaz gidişim.
    Kapıyı çarpar giderim.

    Sana yazdıgım şarkıyı.
    Sazımdan söker giderim.
    Ben ağlayamam bilirsin.
    Yüzümü döker giderim.

    Köpeklerimden kuşumdan.
    Yavrumdan cayar giderim.
    Senden aldığım ne varsa.
    Yerine koyar giderim.

    • meryem diyor ki:

      Adem Bey
      Gerçekten tüm yüreğimle söylüyorum. Durumunuza çok üzüldüm. Rabbim hakkınıza hayırlı ne ise onu nasip etsin. Eğer barışmak hayırlı ise nasip etsin, boşanmak ta hayırlı ise kolay etsin. Rabbim hepimizin yardımcısı olsun ve hayırlı insanlarla karşılaştırsın.

    • vaha diyor ki:

      Adem Bey toplumumuzun en büyük sorunlarından biride boşanma aşamasında ve sonrasında 2 tarafın birbirlerinin ayıp ve kusurlarını yaymasıdır. Herkes fıtratı gereğini yapar ve kendi kalitesini ortaya koyar.Bir erkeğe asla ve asla eşinin ayıplarını,kusurlarını en yakınlarına bile dertleşmek için dahi yaymaması yakışır.Umarım iş bu aşamalara gelmez.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        VAHA

        “toplumumuzun en büyük sorunlarından biride boşanma aşamasında ve sonrasında 2 tarafın birbirlerinin ayıp ve kusurlarını yaymasıdır.” DEMİŞ

        Tavsiye doğru ve Vaha bu konuda haklı.

        Boşanma davalarında ve süreçlerinde erkeklerin coğunluğu boşanma olayını ve öncesinde dört duvar arasında yaşadıkları acıları, yatak odalarında yaşadıkları sıkıntıları kendi lehlerine olacağını bilmelerine rağmen duruşma salonlarına taşımaktan ve yakın çevrelerine anlatmaktan “imtina” ettikleri halde kadınların bir çogunda bu hassasiyet yok. Hatta haksız dünyevi kazançlar (para, itibar, saygı vb) için çocukların, akrabaların ve mahkemenin nezdinde MAĞDUR ve HAKLI olduklarını “iddia ve ispat” etmek; bundan dolayıda ayrıldığı kocasını “maddi, manevi, sosyal ve psikolojık” olarak mağdur etmek adına dile getirenlerin büyük çogunluğu kadınlardır.

        İşin daha da kötüsü kısa sürede davayı kazanarak kolay yoldan para sahibi ve zengin olmak isteyen boşanma avukatlarının yönlendirmesi ile kocasına “ters ilişki kurmak veya ters ilişkiye zorlamak” (TMK da sorgusuz sualsiz “haklı boşanma sebebi” dir) iftirasını bile atan kadınların sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

        Böyle bir olayı veya iftirayı daha düne kadar aynı yastığa baş koyduğu, örtüsü ve diğer yarısı olan) kocasına REVA-HAK gören bir kadının bu mahremiyetin yanında “devede kulak” sayılabilecek başka mahremiyetleri, “kusurları-noksanlıkları, iftiraları” söz ve dava konusu yapması çok da zor olmasa gerek.

        Allah bizleri dünyalık kazanımlar için iftira atmayı ve aile mahremiyetini ortaya saçmaktan çekinmeyen şeytanlaşmış insanların ve cinlerin serrinden emin ve muhafaza eylesin. (amin)

  12. Sena diyor ki:

    Kadınlar da aynı sebeplerden dolayı korkuyor ve aynı muameleye maruz kalıyor. Öyle bi anlatmissinız ki sanki bu davranışları erkekler hiç yapmiyor

    • vaha diyor ki:

      Her Konuyu ” SANKİ ERKEKLER YAPMIYOR’A GETİRMESENİZ ŞAŞARDIM ZATEN” Toplumun her yerinde erkekler ile üstünlük yarışına girerek kendi sonunuzu hazırlıyorsunuz.Bence aklı olan bir erkek bu toplumda yetişmiş bir kadın ile evlenmemeli.Çünkü toplum sorunlu kadın üretiyor Kadına sürekli özgür ol,Kendi ayakların üzerinde dur , Maddi gelirin olsun diyen batı kendi topraklarında kadına kocana itaat et , ona saygıda kusur etme diyor 1970 lere kadar italya da katolik kadınların boşanması ana yasa ile engelliydi.Türk-Alman Konsey başkası Almanya da Türk erkekleri ile evlenen Alman kadınları Türk Kocalarından boşansa dahi yine başka bir Türk ile evleniyorlar bir daha Alman bir erkek ile evlenen çok azdır diyor. Ukrayna da mühendis,doktor kadınlar Bu topraklarda yetişmiş erkelerde ne buluyor zannediyorsunuz Gerek alman,Rus,Ukrayna vs. gibi ülkelerin erkekleri bizlerden çok daha yakışıklıdır.Soğuk iklim insanı her zaman böyledir.( Kadını da erkeği de) Kendi ülkelerindeki erkeklerde olmayan ama bizde olan tek şey SAHİPLENMEKTİR. Kadının doğasında sahiplenilmek vardır. Bir rus koca evine giderken kendi yiyeceği ekmeği alır kadında kendi yiyeceği ekmeği alır.Bir alman koca ay sonu masanın üzerine en kirasının yarısı bırakır. Bir Ukraynalı koca karısını sabah erkek berberine kalfa olarak bırakır akşam alır. ( Yanlış anlamayın bu kadınların hepsi vasıf olarak bu yazıyı okuyan kadınların çoğunu cebinden çıkartır mezuniyetleri iktisat,işletme,uluslar arası ilişkiler,doktor vs.)
      İşte bu yüzden Bu topraklardaki erkekler bu kıtalar da tercih sebebi oluyor.İşte bizler bu yüzden yurt dışından eşler tercih ediyoruz Sürekli olarak erkeler ile boy ölçüşmeyi kendisine prensip edinmiş kadınlara da yurt dışından evlenmelerini tavsiye ederim…

      • Ranuna diyor ki:

        Es selamu aleykum,Veha kardeşim Allah razı olsun :) maşallah

      • Saniye diyor ki:

        Kusura bakmayın da bu devirde erkekler çalışmayan hatta memur olmayan biri ile bırakın görüşmeyi tanışmıyor bile…. Bunu yapan erkek iken bayanın suçlanması hoş değil…. Ayrıca Türk kadınları da istıyor ki kendisini sahiplenen erkek olsun…. Bulunca da peşini bırakmıyor…. Bu paylaşımda amaç kadın erkeği bılınçlendirip aradaki soğukluğu gidermek ama sizin paylaşımınız körükleyen olmuş… Lütfen ikinizden de rica ederim zaten bu ülkede iki cinsi birbirine öyle düşman ettiler ki bari bu sayfayı takip edenler bunu yapmasın…..

        • Ranuna diyor ki:

          Saniye HANIM,genelleme yapmayalım lütfen,müslüman bayanın ölçüsü bellidir.Müslüman erkeğin duruşuda bellidir.Tercihim bayanın 657’ye tabi olunmaması ,hatta bir bayanın çalışmaması taraftarıyım.Veha beye gelince ,kendisinin yaptığı analiz taktire şayan,yazdıklarından anlaşılması-anladığım ise ,Türk bayanların son yıllarda eşlerine karşı yada karşı cinse karşı üstünlük yada eşitlik (kültürel sosyolojik disiplinler ) çabaları olduğunu dile getirmek istemiş.

          Sema ablanın bir çok eserini okudum ,makale gerçekten çok önemli.Veha beyin paylaşımı ise sonuca katkı sağlamış.

        • vaha diyor ki:

          Saniye hanım erkekler kadınların bitmek tükenmek bilmeyen isteklerini karşılamayı göze alamadığı için taşın altına kadını da çekmeye çalışıyor.Hoş burada doğru yol taşın altına kadını da çekmek değil o kadını almamaktır. Asgari ücretim 1300 TL olduğu bir ülkede 3000 TL. gelinlik isteyen bir kadında o taşın altına giriversin kusura bakmayın..Nede olsa 1 kere evleniyorsunuz ya… 3000 TL lik gelinlik almazsanız Elalem koşa koşa kocaya gitti der değil mi?

        • adem diyor ki:

          ben evlenmeden önce çalışmayan kadın aradım. ve çalışmayan kadınla evlendim. istedim ki o ben gibi sabah 6.30 larda kalkıp günün 12 saate yakınını dışarılarda geçirmesin. erkenden yaşlanmasın. topluma göz metası dil metası haline gelmesin. dizini kırsın evinde otursun. ben onu kimselere muhtaç etmem. zamanla çocuk olur, evinin meşgalesi mutlu olsun. istediği zaman misafir alsın komşuluk ilişkileri olsun arkadaşları olsun. hayır arkadaş kendisi çalışma meraklısı oluverdi zamanla. ben yazın sıcakta kışın soğukta iş yerinde cebelleşirken o annesiyle konuşup durmuş. feleğe kahredip kadınlarda bizim gibi acımasızca çalıştırılsın diyesim geliyor ama diyemiyorum genede. çünkü dünya ve ahiret görüşüm buna müsaade etmiyor. bayanlar erkeklerin kusuruna bakmayın ama ana/babalarınızın kusuruna bakın. evlenmeden önce anlaşamadığınız sözünü dinlemediğiniz anacıklarınızın sözlerini evlendikten sonra dinlemeye başlıyorsunuz. ben adam gibi adamım anadolu erkeğiyim. ve böyle adamlar hala var bu memlkette. onlardan bu sitede yorum yazanlar da var. anadolu kadını kalmamış memlekette. ben sema maraşlı gibi düşünüyorum diyen kadın gözümde adam gibi kadındır. adamlık cinsiyet değil şahsiyet meselesidir altını çizerim.

          • Süleyman diyor ki:

            Adem bey

            Bende ilk başlarda sizin gibi düşünüyordum. Eşim hiç sıkılmasın rahat etsin diyordum. Çalışmasına en baştan ve hala karşıyım fakat bence hanım erkek sıkıntı çekmeli. Geçen diyanet tv de bir program izliyordum evlilikle ilgili. Orada ki vaize hanım aslında uğraşılıp zahmet çekildiğinde kişinin evliliğe daha fazla bağlandığını aktarıyordu. Eşlerin Zaman’la eşyalarını beraber tamamlamaları. Eşin askere gittiğinde o hasretle beklemesini ve evliliğe verilen bu şekil emeklerin evliliği güçlendirdiğini söylüyordu. Bende hanımımın çalışmasına karşıyım fakat bence zahmet çeksin ve hani imam Şafii (rh.a.) mealen dediği gibi huzur çekilen sıkıntıdadır. Aynı Zaman’da çekilen sıkıntının bereketini bilsin.

            Bu sabah çok erken evden çıktım. Hava da bulunduğum ilde çok soğuk adeta buz kesiyor. Baktım 1-2-3 sınıf çocuklar dışarıda okula gidiyorlar. Acıdım hakikaten ama kendi halimi düşündüm. Çok soğuk bir ilde sabah sabah bile olmadan servis beklediğimi. Akşam Ramazan’da herkes orucunu açarken bir elma ile oruç açıp soğukta eve gittiğimi. Böyle şeyler gerekli. Yoksa çok tahammülsüz oluyor kişiler.

            Son olarak eşinize evlenmeden önce çalışmak istediğini sormadınız mı? Ya da ileride çalışmak ister misin demediniz mi? Allah kolaylık versin

          • ... diyor ki:

            Adem bey,

            İhtiyaç varsa kadın erkeğe maddi konularda yardımcı olabilir. Ama ihtiyacı olmadığı halde eşi de izin vermediği halde ben kadınlardaki bu çalışma merakını anlamıyorum. Bu merak daha önce hiç çalışmamış bayanlarda daha fazla oluyor. Çalışan kadınların çoğu iş hayatının zorluğunu stresini bildiği için aslında kurtulma derdinde.

            Kışın kar yağdığında çoğu kadın evinde sıcak yuvasındayken ben işe gidiyorum yazın hanımlar evde serinde otururken çalışan hanımlar sıcakta uğraşıp duruyor toplu taşımalarda. Bunların hepsine ödül olarak 15 gün yıllık izin yada bayram tatilleri yetiyor.

            Belirli ihtiyacı olmadığı halde (borç ödeme eşinin rahatsız olması hastalık vs. ) çalışan kadınların çoğu kazancı giyime,kozmetiğe evde ihtiyacı olmayan eşyalara gidiyor. Büyükşehirlerde hayat daha zor ve pahalı. Evli çiftlerin tek kişinin kazancıyla geçinmesi gittikçe zorlaşıyor. İllaki sabahtan akşama kadar dışarıda çalışılan bir işte değil evde kazanç sağlayacağı işlerde olabilir.

            Evlenmeden önce eşler bu çalışma mevzusuyla ilgili anlaşmalı yarın sorun olmaması için.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        VAHA’ya

        Basiretini ve bilgilerini-tecrübelerini ifade etme yetenegini tebrik ediyorum.

        Uslubun siteden ayrılan eski yorumculardan aktif bir yorumcuya “ikiz kardeş” kadar benzese de (ben senin yeni rumuzlu eski bir yorumcu olduğunu düşünsem de) siteye hoş geldin.

        Aklı başında, bilgili, tecrübeli ve ifade yeteneği olan insanların burada olması siteye kalite katıyor ve tutunacak bir dala ihtiyac duyan magdur insanlara (kadın erkek) faydalı oluyor.

        Ama dışı Müslüman, içi Süslüman olan “sok mangası Feminazi”lere karşı dikkatli ol, kazan mubarek olsun kardeşim…

        Tekrar hoş geldin siteye…

        • vaha diyor ki:

          Öncelikle Hakan1 Bey’i Tebrik etmek istiyorum Feministlerin,Hayalperestlerin,Yabancı gelin reklamcılarının,nişanlı gençlerin ve kimsenin anlayamadığı yazıyı SADECE HAKAN1 Bey anlamış.Herkese de haddini bildirmiş Bu nasıl bir EGO ? Allah Aşkına !!!!!
          Ben öyle hırıstiyanlar gördüm ki kendi Müslümanlığımdan utandım.Kuş kadar aklımla ” Allah’ım bana iman ana babamdan miras gibi kaldı hak etmek için hiç bir şey yapmadım tamamen senin lütfün dur ama şu kulunun haline bakılırsa bu imana benden daha layık gibi gözüküyor.Benim imanımı alma ama ona da iman nasip et” diye dua etmişimdir.
          Tebliğde metot yöntemi vardır zaman ortaya konuşma ve genelleme yapma devri değildir. Haklıya haklı , Haksıza haksız deme vaktidir.
          Günümüz kadınlarının genel beklentileri nedir? Bende para kazanayım,Kocamın eline ve ağzına bakmayayım, onun karısı değil ortağı gibi olayım.
          Bu beklentilerin hepsini bir Alman Koca ile karşılaya bilirler.Akşam geç gelmişsin sabah erken çıkmışsın hiç sorun değil zaten istesen de seni evde oturtmaz. Yani kısacası hep ve sürekli kendi ayakların üzerinde duracaksın istenilen bu değil miydi :)?
          13 Evli kaldıktan sonra boşana ve dağıstanlı bir bayan ile evlenen bir arkadaşın anlattıklarını kendi ağzından anlatayım.

          ” Düğünden sonra işe gideceğim ilk gün sabah beni kaldırdı hemen hazırlanıp elimi yüzü yıkadım ve dışarı çıktım ama sokak zifiri karanlıktı saate baktım saat 05:30 Hanıma dönüp neden kaldırdın beni diye sorum el-cevap namaza….
          Her ne kadar tam olarak abdest almayı hatırlamasam da hatırladığım kadarı ile aldım ve namaz kıldık. Sonra kahvaltı yaptık.Bir gün sokakta yürürken cep telefonum çaldı telefonun ekranını görmek için durdum hanım geri dönüp özür diledi neden özür dilediğini sordum yürürken seni geçtiğim için dedi.Bu arkadaş her hafta meyhanelerde sabahlayan bir arkadaştı şimdi hac için para biriktiriyorlar.
          HULASA Birisi ile anlaşmak için aynı topraklarda yetişmeye gerek yok biraz evrensel düşünün. Bunu yasaklayan bir şeriat hükmü? var mı? Ona bakın…
          Ha bu arada ben hiç kimsenin bu yazılanlardan bir şey anlamadığını falan iddia etmeyeceğim. Her kes payına düşeni almıştır.

          Selam ve dua ile…..

        • vaha diyor ki:

          Abdullah Bey hüsnü zan’larınız için teşekkür ederim.Fakat sanal alemde dahi olsa farklı isimler ile yazı yazarak insanları kandırmak veya çalışmak tarzım değildir.
          Başarı istikrardır bir şeyin en iyisini yapmak değildir.
          Diğer bir konu ise kimsenin imanını derecelendirme hadsizliğine girmekten Allah’a sığınırım.

          Zaman aşk meşk zamanı değil imanı elde tutma zamanıdır.

          Bir insana yanlış düşündüğünü göstermenin en kısa ve acı yolu ona istediğini vermektir.

    • hürriyet diyor ki:

      kesinlikle bekarsınız. Tipik bir bekar hanımefendi düşüncesi.

  13. Hela Ertan diyor ki:

    Sema hanım Allah Celle Celâlühû razı için birazda Erkeğin kıymetli validesinide söz etseniz, yazılarınız çok beğeniyorum lakin genelinde erkeklere ve onu ailesine nasıl davranması lazım plan edeplerde söz ediyorsunuz size katılıyorum yanlız şunu demek istiyorum ben şunda Nişanlıyım inan o kadar yoruldum kii özelikle Nişanlım kıymetli annesi beni ziyadesiyle özmekte siz mutlu olun yeter diyor ama arkasında sıralıyor evine temizliğıı, köye gidesim 6 ay kalacam sen de 6 ay evime bakarsın, ev evde niye boşuna oturacaksın çalış oğlumun eşine bakma ayağın üstünefe dur, sanki oğluna ve kendisine hizmetçi alıyor vss.. İnan bide son zamanlarda sizin yazılıI okurkenok özlüyorum…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklar ana- balarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe yeni bir dünya kurulamaz.” (A. Carrel)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku