Erkeklerin Köpek Kadar Değeri Yok!

09 Nisan 2018Sema Maraşlı55 Yorum »

7_b

Evde bir köpeğiniz var, onu sokağa bırakmak suç artık, yeni gelecek kanunlarımızda cezası var.

Fakat kocanızı evden attırmak suç değil, kadınların hakkı! Bunun için de bir şikayet telefonu açmaları yeterli.

Hayvan hakları ile ilgili kanunumuz zaten vardı yeni kanunlarla da cezalar artırılacak. Artırılsın hiçbir itirazım olmaz, kimsenin hayvanlara eziyet etmeye hakkı yok. Benim itirazım başka bir şeye. Hayvan haklarına göre ” hayvanların bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek, hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak…” suç.

Hayvanlara yapılması yasak olan bu davranışları kadınlar kocalarına yapabilirler kanunen suç değil: Kocalarına psikolojik acı çektirebilirler,  yemek yapmayabilirler, kocaları ile cinsel birlikteliğe girmeyebilirler, kocalarının gücünü aşan isteklerde bulunabilirler…

Köpeğini sokağa atamazsın fakat kocanı 6 ay sokağa atabilirsin, hem de kanun garantisiyle.

Hem de “fiziksel şiddet” olmasına da gerek yok. Kadının canı sıkıldıysa yeterli. Hatta erkeğin kadını üzme ihtimali bile varsa kocayı evinden sokağa atabiliyor.

Kadınların ellerinde 6284 gibi kocaya karşı “sopa” olarak kullanabilecekleri bir kanun var.

Bilmeyenler için kanunla ilgili kısa bir bilgi vereyim: 6284 nolu kanun maddesi İstanbul Sözleşmesine dayanılarak yapıldı.

Türkiye’nin 2011 de imzaladığı “İstanbul Sözleşmesi” her zaman her zeminde dostluklarını gösteren (!) sevgili Avrupalı dostlarımızın bize attığı en büyük kazıklardan biridir.

Sözleşmeyi imzalayan ilk ülke biz olduğumuz ve İstanbul’ da imzalandığı için bu “utanç sözleşmesi” maalesef ki güzel İstanbul’umuzun adıyla anılıyor.

“Kadına yönelik şiddet konusunda bölgesel olarak hazırlanmış ilk Avrupa Konseyi Sözleşmesi” diye geçiyor. İstanbul Sözleşmesine “Kadını tanrıça ilan eden sözleşme” de diyebiliriz.

İmzalayan diğer ülkeler çekince koyarak imzaladıkları halde Türkiye hiçbir çekince koymadan imzaladı. Batılı dostlara (!) bu ne güvense artık!

İstanbul Sözleşmesi, bu yıl mart ayında Hırvatistan’da görüşülmeye başlamadan muhafazakarlar “Aile değerlerini zayıflatıyor” diye sözleşmeye tepki gösterdi.

Hırvatistanlı muhafazakarlar parlamentoda yapılması planlanan oylama öncesi, sözleşmenin kadınları koruma kisvesi altında “cinsiyet ideolojisi”ni teşvik ettiğini ve geleneksel aile değerlerini zayıflattığını iddia ettiler.

Hristiyanların aile değerleri bizimkinden daha kıymetliymiş demek mi lazım yoksa onların muhafazakar partileri bizimkinden daha mı muhafazakar ya da daha mı öngörülü ya da daha mı birilerine yaranma çabasında değil… Bunlar sorgulanmalı.

Hırvatistanlı muhafazakarlar konuyu çok iyi özetlemişler. “Kadını koruma kisvesi altında ‘cinsiyet ideololojisi’ yapılıyor.” demişler. Bu ‘cinsiyet ideolojisi’ kavramı önemli, başka zaman üzeriden durmak lazım.

Hırvatistanlı muhafazakarların itirazları sadece İstanbul sözleşmesine, yoksa 6284 gibi bir kanunu zaten ne onların ne de başka hiçbir ülkenin çıkaracağını zannetmiyorum. İstanbul Sözleşmesi 6284 ü mecbur kılmıyor sadece kadınlara yönelik düzenleme istiyor. Fakat biz işgüzarlık yapıp onların aklına gelmeyen kanunları yaptık.

Bu kanun kadına yönelik fiziksel şiddete ceza verse ‘tamam’ diyeceğiz. Gerçi bunun için de ayrı bir kanuna gerek yok. Ceza kanununda zaten şiddeti önleyecek düzenlemeler ve cezalar var.

Fakat bu kanun ile cinsiyetçiliğin en âlâsı yapıldı ve kanun kadınlara özel çıktı ve kapsamı çok geniş.

Fatma Şahin’in Ak Parti’de en etkin olduğu dönemde imzalanan ve imzadan birkaç ay sonra Aile Bakanı olan Fatma Şahin bu sözleşmenin şartlarının yerine gelmesi için canın dişine takip çalıştı. Ve sözleşmenin uygulanması için onun bakanlığı döneminde 2012 de 6284 nolu kanun maddesi hazırlandı ve mecliste tek bir itiraz bile almadan (bu kısım önemli, tek bir itiraz eden milletvekili olmadan) kabul edildi. Bu kanunu onaylamak için elini kaldıran vekiller bunun hesabını nasıl verecekler acaba?

Fatma Şahin, bu kanun maddesini,  çoğunluğu PKK destekli feminist kadın dernekleri ile oturup hazırladı bunu da alenen yaptı. Hükümet yetkilileri de “böyle adaletsiz kanun olur mu, feministlerin oyununa mı geliyoruz” demeden kabul ettiler. E tabii korkmak lazım feministlerden!

Mevki makam derdine düşüp Allah’tan korkmayanlar her şeyden korkar. Ve her korku insanın ayağına bağdır, onu cehenneme sürükleyen. Sadece ahiretteki cehennemi kast etmiyorum öncelikle bu dünyada zihninde korkunun cehennemini yaşar insan. Mevki makamını kaybetme korkusu, rızık korkusu, kadın korkusu, rahatını kaybetme korkusu…

Allah’ın rızasından başka korku taşımayanlar yüreklerinde cenneti yaşar.

Allah’ın rızasını geride bıraktıracak her ne korku varsa o korku ile imtihan oluruz, o korkulardan kurtulana kadar ya da ebediyete kadar. Bakınız hâlâ feministlerden korkuluyor. Kanunlar onların rızası gözetilerek yapılıyor.

Velhasıl bizim muhafazakar vekiller kanunu doğru düzgün incelemeden getirebileceği tehlikeleri görmezden gelerek kanunu imzaladılar.

Bu sözleşmeye göre “tanrıça kadına” yönelik “fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet” uygulayan en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Fiziksel şiddet tamam, cezalandırılsın fakat cinsel, ekonomik ve duygusal şiddet tanımı çok geniş. Kime göre neye göre şiddet?

Şiddet kişinin algıladığı şeydir. Birine göre şiddet olan başkasına göre değildir.

Kanunda 26 madde var, şiddet olarak belirtilmiş, fakat bu maddeler yoruma açık.

Mesala cinsel şiddet konusu:Bir kadın kocasının hafta iki kez onunla birlike olmasını cinsel şiddet olarak algılayabilir. Kadına göre ayda bir yeterli olabilir ya da senede bir. Şimdi bu kadın “kocam haftada bir benimle birlikte olmak için ısrar ediyor hayır deyince zorluyor dese” erkeğe hemen ceza gelir. Suç:Karısı ile birlikte olmayı istemek. Geneleve gitse suç değil.

Ekonomik şiddet: Kadın kocasının onun ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığını düşünür ve şikayet ederse erkek suçlu sayılır ceza alır. Erkeğin kazancı ne kadardır, kadının istekleri mi fazladır, önemli değil. Çalsın çıpsın o zaman yakalanma ihtimali daha az fakat karısının bütün isteklerini yapsın, denmiş oluyor.

Duygusal şiddet: Bunun tanımı daha da geniş. Kadın “kocam bana çiçek getirmiyor, sosyal ağlar da arkadaşlarım kadar ‘kocişim çiçek getirmiş’ diye resim paylaşamıyorum” deyip üzülse al sana kadına şiddet.

Gerçi kanuna göre bu ağır şiddet (!) hareketlerinin gerçekleşmesi gerekmiyor, gerçekleşme ihtimali bile erkeğe ceza gelmesi için yeterli.

Kısacası kadınlar; erkeklere yönelik her türlü şiddeti yapabilirler fakat erkekler, kadın ne kadar suçlu olursa olsun kadınları incitecek söz, davranış ve fiillerde bulunamazlar, bulunurlarsa “kadını incitmekten” suçlu ilan edilir ve kanunlar yoluyla cezalandırılırlar.

İstanbul Sözleşmesi’ne dayanan 6284 nolu kanunun en önemli özelliği sadece kadının beyanı ile erkeğin cezalandırılmasıdır.

Kadını şiddetten koruyalım diyerek erkeklere şiddet uygulanıyor.

Bu kanun sebebiyle erkeğe uygulanan şiddet:

Erkeğin meşru müdafa hakkı elinden alınıyor. Erkeğin beyanı hiçbir şekilde önemli olmuyor.

Erkeğin gerçekten suçlu olup olmadığına bakılmıyor. Cinsiyetinden dolayı erkek, kadına karşı baştan suçlu ilan ediliyor. Bu da adalet ilkesine aykırıdır ve en ağır şiddettir.

İki kişi arasında bir mesele var ve bir kanun maddesi diyor ki; kadın her halükarda doğrudur erkek her halükarda suçludur; erkeği dinlemeye bile gerek yok, derhal cezalandırılsın!

Erkeği cinsiyetinden dolayı aşağılamaktan başka bir şey değil bu kanun. Bazı cani erkeklerin yaptıkları şiddet sebebi ile bütün erkekler potansiyel suçlu görülüp yargısız infaz ediliyor.

6284 anayasaya da aykırıdır. Anayasaya göre “kişinin hak ve özgürlükleri tedbirlerle kısıtlanamaz” fakat bu kanun ile kısıtlanıyor. Bu kanundan mağdur olanlar anayasa mahkemesine dava açabilirler.

6284  açıkça görüldüğü gibi hem adalete hem insan hakların aykırıdır.

Fakat erkekler insan sayılmadığı için hatta kadın derneği KADEM tarafından ayılardan da aşağı görüldüğü için, erkeklerin ayılardan öğreneceği çok şey olduğuna inanıldığı için erkekler bunca zulme karşı mağdur olarak bile görülmüyor.

Kanun imzalandıktan sonra medya ve kadın derneklerinin çabalarıyla köydeki Ayşe Teyze bile öğrendi “koca evden nasıl atılır” diye: “Kocan bağırsa bile şiddet olur” gibi cümleleriyle kadın dernekleri kadınları gaza getirdiler.

O kadar tuhaf sebeplerle kocasını evden attıran var ki, yok artık denilecek cinsten. Kadın dernekleri, katılımcı kadınları yönlendirerek şiddet rakamlarını çok fazla gösterecek çalışma sonuçları ortaya çıkardılar. Ne medyada çıkan yalan haberlerin ne de bu çalışmaların güvenliğini soruşturmuyor nasıl olsa.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 nolu kanun hem adalete hem aileye vurulmuş en büyük darbedir.

6284 ile en çok uygulanan ceza erkeğin evden uzaklaştırılması: Kadın herhangi bir sebeple kocasını şikayet ettiğinde erkek evinden atılıyor, mahallesine giremiyor, belli bir mesafede eve yaklaşmaması gerekiyor, telefonla arayamıyor, karısı ile konuşup iletişime geçmesi, barışmaya çalışması yasak. Bu arada aylarca çocuklarını da göremiyor.

Bir erkek evden atılınca nerde kalır; ne yer ne içer, devletin zerrece umurunda değil, daha bir de onu evden attıran karısına nafaka bağlıyorlar, erkek atıldığı evin faturalarına kadar ödemek zorunda. Böyle bir adaletsizlik başka hangi ülkede var acaba?

Tabii bu kanunu boşanmış kadınlar da kullanıyor. Geçenlerde duydum, kadın eski kocasına eziyet olsun diye uzaklaştırma kararı aldırdığı kocasının evinin yanındaki okula vermiş çocuğu. Erkeğim uzaklaştırma kararında kendi çocuklarına da belli bir mesafede yaklaşmaması gerekiyor. Şimdi bu adam ne yapsın? Yıllardır oturduğu kendi evine gitmesi kanunen suç.

Ya da eski kocasını çocuğu ile görüştürmek istemeyen kadınlar da iftira ile bu kanunu kullanıyorlar. Nasıl olsa kanunlarımızda iftiranın bir cezası yok.

Kaç kadın bu kanunlarla kocasını evden attırdı sayı tam olarak belli değil.

Bu konuda resmi bir açıklama bütün araştırmalarıma rağmen göremedim. Büyük ihtimal çok büyük bir sayı var, bu yüzden açıklamıyorlar. Aile Bakanlığı’ndan ya da Adalet Bakanlığından evden atılan erkeklerin sayısını bekliyoruz.

Bir gazete haberinde. “Kocasını polise şikâyet ederek sokağa attıran kadın sayısı 2006’da 4.884 iken bu rakam 2015’te 190 bine ulaşıyor.  deniyor.

Fakat sayının 190 binden çok fazla olduğuna eminim. Zira geçmiş yıllarda bir yıl içinde sadece İzmir’de 15 bin kadının kocalarını evden attırdığı haberi vardı.

Bir tek İzmir’de bir yıl içinde 15 binse evden atılan erkek sayısı milyonu geçmiştir. Az buz bir zulüm değil bu.

Bir de evden atıldıktan sonra çocuğunu görmeye çalışan ya da karısına barışma mesaji gönderdiği gibi sebeplerle iletişime geçmek de suç sayıldığı için hapis cezası alıp hapse giren erkekler de çok var.

Bu kanundan sonra kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı: Son 7 yılda kadına şiddetin yüzde 1400 arttığını açıklamış  hukukçular. Son 7 yıl İstanbul sözleşmesi ile başlıyor ve 6284 ile her geçen gün artıyor. Evinden atılan erkeklerin psikolojileri bozuluyor, cinnet geçirenler oluyor. Bu da cinayetlere sebep oluyor.

El insaf bir düşünsek aynı şey kadınlara yapılsa: Kadınlar, kocalarının keyfi sebeplerle şikayetleri ile evinden atılsa, çocuklarından koparılsa, onlarla iletişime geçme ve yaklaşma cezası olsa kadınlar ne yaparlardı acaba? Sineye çekerler miydi?

Bu kanundan sonra boşanmalar arttı: Kadınların “şikayet edeyim biraz burnu sürtülsün, benim her dediğime he desin” diye basit sebeplerle evden attırdığı kocaların çoğu eve geri dönmemiş.

Evinden atılmak hem de basit bir sebeple erkeklerin çok ağırına gidiyor. Evinden atılmış bir adamın o eşle tekrar yaşaması onunla mutlu olması pek mümkün değil.

İzmir’de bir yıl içinde kocasını şikayet edip attıran 15 bin kadından bir kısmı kocaların geri dönmeyişi üzerine tekrar karakola başvurup “biz sonunun böyle olacağını bilmiyorduk, kocalarımızı geri istiyoruz” demişler.

Erkekleri cezalandırmak üzere yapılmış bu kanun aslında kadına da yapılmış en büyük kötülüktür: “Emrime amade olsun” diye (kadınların pek çoğunun hayalidir, onun emrine amade bi koca) kocasının biraz gözünü korkutmak isteyen kadın, kendini boşanmak için mahkemede bulunca şaşırıyor ve kadın boşanmak istemese de erkek artık onu istemiyor.

Uzaklaştırma kararı aldırdığı kocası ayrılmak için eve eşyalarını almaya gelince intihan eden kadın oldu.

Hem kadına hem erkeğe hem de çocuklara büyük bir zulüm bu kanun.

Bu kanundan sonra aile huzursuzlukları arttı: Feministler tarafından beyni kirletilmiş kadınlar, gaza gelip kocalarını şikayet edip sonra pişman oluyorlar fakat kadın artık istese de şikayetini geri çekemiyor. Çekse de devlet erkeğe 3 bin lira civarı bir ceza veriyor ve bu parayı devlet alıyor.

Bir jandarma anlatmıştı kadının biri “kocamdan şikayetçiyim” diye bizi aradı, dağın başında bir köyden. Bizim merkezden ulaşmamız 2 saat sürdü. Biz varana kadar karı-koca barışmışlar. Kadın ‘ben şikayetçi değilim’ dedi fakat biz işlem yapmak zorundayız, ceza kestik. Kadının ayağında bir giyecek ayakkabısı bile yoktu öyle fakirdi fakat bu cezayı kocası ile birlikte ödemek zorunda.

İşin bir de böyle bir tarafı var. Aileye en büyük darbeyi vuran bu kanun acilen düzeltilmeli.

Ak Parti’ye sorularım:

1-Biz Avrupa Birliği üyesi değiliz. Neden Avrupa Konseyinin böyle cinsiyetçi, adalete aykırı bir sözleşmesini kabul ettiniz?

2-Haydi sözleşmeyi kabul etiniz hangi akılla 6284 ü onayladınız?

3-Haydi bir gaflete gelip Fatma Şahin’in tuzağına düştünüz fakat bu kanundan sonra şiddetin bu kadar arttığını gördüğünüz halde neden yıllardır hâlâ bu kanun uygulanıyor.

Hükümetin seçimden önce acilen bu sözleşmeyi iptal etmesi ve kanun maddesini kaldırması lazım.

İstanbul Sözleşmesinin fesih ile ilgili bölümünde şöyle yazıyor:

“Herhangi bir Taraf, herhangi bir zaman diliminde, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirimle işbu Sözleşmeyi feshedebilir.”

Acilen sözleşmeyi feshedin. 6284 ü de iptal edin.

İnşallah mecliste bu kanunun iptali için teklif hazırlayacak cesur vekillerimiz vardır. Bu kanun kaldırılırsa feminist kadınların carlamalarını biraz çekmek gerekebilir. Bu sözleşme sebebiyle Avrupa fonundan beslenen çoookk kadın derneği var.

Mesala Avrupa İnfo da “Tutunduklarımız:İstanbul Sözleşmesi” başlıklı bir yazıda İstanbul sözleşmesinin kadın derneklerinin tutundukları dal olduğunu anlatılıyor:

“Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Sema Kendirci Uğurman Avrupa Birliği desteğinin hayati olduğunu vurguluyor. “Sivil toplum örgütleri finansal anlamda hayal ettikleri projeleri gerçekleştirmek için yeterince destek bulamıyor. Avrupa Birliği’nin katkılar sayesinde projeyi hak ettiği boyutta gerçekleştirebildik. Mesela gereken yayınları oluşturabildik” diyor. Proje ekibinden Sevna Somuncuoğlu, “AB özelikle bu projeye gereken  insan kaynağınıı ayırabilmemizi ve onu sürdürülebilir kılmamızı sağladı” diye ekliyor.”

Bu  kadınlar bu kanunların kadına şiddeti artırdığını gayet iyi bildikleri halde canhıraş savunmaya devam ediyorlar; zira şiddet arttıkça Avrupa fonu ödül olarak parayı artırıyor. Böyle bakılınca kadın derneklerinin çoğu kadın kanından besleniyor. Öldürülen kadınların görünmeyen katilleri feministlerdir.

İsminin başında “Adalet” olan Adalet ve Kalkınma Partisi‘ hükümetinden seçime girmeden, acilen bu kanunları değiştirmesini bekliyoruz, bu onlar için seçimden önce son fırsat.

Bir tek bu kanun değil, Ak Parti hükümetinin kadın politikalarını gözden geçirmesi, aileyi ilgilendiren kanunların acilen daha fazla mağdur üretmeden düzeltmesi gerekiyor: Eski eşe ömür boyu nafaka zulmü, eşit mal paylaşımı, boşanmalarda tazminat, velayet, boşanma davalarının uzun sürmesi, erken evlenenleri cinsel istismar kapsamında değerlendirip dini nikahlı erkekleri tecavüzden yargılayıp mahkum etmek…

Ak Parti eğer seçime bu kanunlarla girecekse önce partinin ismini değiştirip “Adalet” kelimesini  kaldırsınlar. Partinin adını icraatlarına uygun:

Kadınları Kalkındırma Partisi” yapabilirler.

O zaman bizde bu gibi konuların hesabını onlardan hiç sormayız.

Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi adı ile devam etmeyi düşünüyorlarsa bize adaletli olduklarını göstersinler, bu kanunlarda adaleti göremiyoruz.

 

Okunma Sayısı : 37.949

Yorum yapın

“Erkeklerin Köpek Kadar Değeri Yok!” için 55 Yorum

  1. Turgay diyor ki:

    Kadın yada erkek olmadan önce İNSANI tarif eden KİTABI anlayıp teslim olabilselerdi ve bu kitabın tanımladığı KADIN,ERKEK gerçekliğini kavrayabilselerdi biz bu hallere düşmezdik.

  2. Çetin öz diyor ki:

    Hocam , bu yazınız feminist lerin pek hoşuna gitmemiş olacak ki , özellikle twitter de bunu belli etmişler.Zannediliyor ki , kadın aslı vazifesini unutup , sürekli çalışırsa ve evini ihmal edip , eşine baskaldırırsa özgür olacak.Bi aslında yaratılışa ters bi nevi , çünkü kadının dışarıda olması , özgürlük değil , tamamen materyalizmin kölesi olmaktır.Siz bunu anlatmaya çalışıyorsunuz , vede Allah razı olsun , ama bence beyhude bir çaba sizinki.Kadin su anki yaşam tarzına alıştı , kocasına bi taş çorba vermek zorunda gider , ama ihtiyacı olmadığı halde çalıştığı patronu nün her arzusunu yerine getirip , aldığı parayı da dinden imandan çıkmak için harcayıp durunca bu hoşuna gider.Sosyal medya da evli barklı koca koca kadınlar , bide tesettür lü olacak sözümona , süslenip süslenip , sinirsizca karşı cinsle iletişime geçiyor , neden çünkü evde huzuru yok , ve neden yok derseniz , kocasına yaptığı hizmetler kölelik ya , elin adamına yaptığı kur , kendini rahatlatıyor.Bu yüzden sayın hocam , gayretlerini zi takdirle karsilasamda , bu insanlar düzelmez.Ama siz devam edin , Rabbim doğrunun yanındadır.İnsallah kadınlar birazda sizden örnek alırlar , bi yığın ahlak yoksunu güya tv yıldızı kadınlardan alacağına.Selam ve dua ile.

  3. mağdur diyor ki:

    Nafaka artışını isteyen eski karım, mahkeme benim ilettiğim hiç bir belgeme bakmadan ben şu kadar artırıyorum dedi
    ve benle avukatıma döndü sizin itiraz etme hakkınız yok dedi
    avukata ne diyor dedim yeni kanun çıktı itiraz edemiyoru dedi
    Peki sen benden neden para aldın neden katıldık ki dedim :(

    imanım olmasaydı öldürecektim ama Rabbine dua etsin
    Tam 11 yıldır maaşımın dörtte birini alıyor

  4. M.Sadık diyor ki:

    Sema Hanım merhaba.
    Çalışmalarınızı yakından takip ediyorum. Son zamanlarda yazdığınız yazılar derin yankı uyandırdı lütfen ümitsizliğe düşmeden yolunuza devam edin. Ben basın yayın sektöründe çalışan bir takipçiniz olarak yazılarınızı ilgili makamlara gönderiyorum. Akp iktidarının en büyük yanlışı aile ve eğitim alanlarında attığı adımlar oldu. Bu hatalarını sizin gibi açıkyüreklilikle söyleyecek yazarlara çok ihtiyacımız var. Cesaretiniz ve azminizden ötürü sizi kutluyorum.

  5. Ayşe diyor ki:

    Merhaba, hukuk problem olan yerde, çözümsüzlük durumunda devreye girer ve meseleyi çözmeye çalışır. hukuki aşamaya kadar birçok aşama vardır aslında. insani, ahlaki bakış, duruş ve davranışın olmaması ile kanunun şöyle yada böyle olması birbirinden ayrı iki meseledir. 4×4lük bir kanun bile sağlıksız bakışın ve düşüncenin olduğu bir toplumda suistimale açıktır. dolayısıyla biz, kanunun nasıllığından ziyade insanımız kendisini nasıl eğitir, geliştirir, aileye, eşler ve çocuklar arası ilişkinin nasıl olması gerektiğine yoğunlaşıp, bu konudaki eğitimlerle ilgili konularda kafa yorarsak hukuki çözüme ihtiyaç olmaksızın meselelerimizi çözeriz kanaatindeyim.
    her insanın kendi kendinin avukatı değil, savcısı olması ile bu toplum düzelir. her ferdin ben değil biz diyerek bakıp düşüreceği ortamların oluşması dileğimle. iyi çalışmalar…

  6. Muhammed diyor ki:

    Bence şikayet edip pişman olduktan sonra kocalarını isteyen kadınların kocaları dönmeyince zorunlu yakınlaştırma uygulanmalı ve koca evinden ya da eşinden bilmem ne kadar uzaklaştığında ceza yemeli. Böylece kendisiyle barışmak istemeyerek uzaklaşan kocasının duygusal ihmalinden kadını korumuş olurlar. :/

  7. kiraz diyor ki:

    6284 sayılı kanun aileyi parçalamaktan başka bir işe yaramıyor.Kocanın eşini dövmesi kötü bir durum. ancak bazı kadınlar, kocalarına saygı duymuyorlar, eşinin gelirinden fazla harcamaya zorluyorlar, sürekli çevresindekilerin giyiminden, eşyasından, gezmelerinden bahsediyorlar, bazı kadınrlar (çevremden biliyorum) eşlerini başkalarının yanında küçük düşürüyorlar, alay ediyorlar, hakaretlere varan bir şekilde hitap ediyolar. Bir ailede kavga/dayak meydana geldiğinde, önce bir sosyolog ve psikolog eşliğinde kadın ve kocanın ifadeleri, çocuklarının, ailelerinin, iş arkadaşlarının, komşularının bilgileri eşliğinde kavgaya/dayağa neden olan sebepler araştırılmalı, hatalı olan eşe psikolog ve sosyolag tarafından hatasının yapmaması için destek verilmelidir.

    • Aadem diyor ki:

      Ne zamanki aile büyükleri devreden çıkartıldı ve sosyologlar, psikologlar ailelere müdahale etti işte o zaman aile bitirildi.Aile içindeki herşey aile içinde konuşulur ve halledilir.insan makine değildir.motor bozuldugunda(karı koca arasında sorun olduğunda) kullanım kılavuzu yoktur.her insanın sorununun çözümü binlercedir ve bunu en iyi aile büyükleri bilir ve çözerler.Psikologlar, sosyologlar 4 yıllık bir eğitim alıyor 21-22 yaşında psikolog vb. oluyorlar.okulda öğrendikleri ise basmakalıp tekrarlanan kitabı bilgiler.Ben ders kitaplarına baktım nerdeyse kafayı yiyecektim.Eger bu sosyologlar ve psikologlar sorunları çözebilmiş olsalardı batı toplumları sıfır sorunlu bir toplum olur aile bağları çok güçlü olurdu.Ama ne yazıkki batı toplumunda aile kalmadı bizde o yolun yolcusuyuz.Bir Amerikan dergisinde kore savaşı sirasinda sosyolog ve psikologlara seslenilir Amerikalıların birlik ve bütünlük içinde olmaması sebebiyle.ve sonra derki her türlü imkansızlıklar içindeki Türkler neden birbirine bağlı.Evet Türk askeri psikolog, sosyolog nedir bilmezdi ama güçlü aile terbiyesi, sağlam bir aile yapısı Türk askerini güçlü yapmıştı.

      Arabanın motoru bozulduğunda en iyi araba motor tamircisine götürür tamir ettiririz.Çunku motor mekaniğini motor ustası bilir ve tamir eder.Çocugun anne babayla olan sorununu sadece bir psikolog vb.nasil çözebilir.Çocugu anne babası kadar tanıyıp çözüm bulabilir.Çocuk makina degildir, kullanım kılavuzu yoktur.Anne baba iyi bir terbiyeyle çocuğu geleceğe hazırlar.Cocuk tehlikeli bir durumdaysa anne baba çocuğa daha küçükken bir tokat atar ve çocuğun can,mal ve ruh sağlığı içinde yetişmesini sağlar.Anne baba o tokadı çocuğa işkence olsun diye mi atmıştır.tabiki hayır.Ama psikologlara sorsanız hemen şiddetle sorun çözülmez vb.süslü cumlelerle anne baba birdenbire suçlu konuma sokarlar. Örneklerini goruyoruz.Anne babaların egitilmelerinden dem vururlar.Oysaki o psikolog belkide anne baba olamamış, geceleri uyanıp çocuğum yaşıyormu diye çocuğunun nefesini dinlememiş, çocuğun ağlama sebebinin ne olduğunu görmemiş, çocuk hastalandığında anne babanın geceler boyu çocuğun başında nasıl beklediğini görmemiş, çocuğun altı nasıl değişir, hangi aylarda nasıl beslenilir görmemiştir.Ama okulda öğrendiği kitabı bilgilerle anne babaya ders vermeye kalkmaktadır.

      Ayrıca bu psikologlar vb.neden intiharları önleyemiyorlar, neden cinayetleri önleyemiyorlar, ortaokullara liselere gidip seminer veriyorlar ama uyuşturucu kullanma yaşı ortaokullara kadar inmiş neden önleyemiyorlar, liselerde kızlar cinselliği alabildiğine yaşıyor neden önleyemiyorlar, toplumsal bozulma had safhada neden önleyemiyorlar, boşanmalar tavan yaptı neden önleyemiyorlar.Sonrada diyorlar ki şu okulda 500-1000 öğrenciye eğitim verdik, şu kadar kadın veya erkeğe eğitim verdik, şu şu kurumda seminer verdik falan filan.SONUÇ NE KARDEŞİM SONUÇ NE?SEN ONU SÖYLE BANA.

      Aile terbiyesi bitirildi.Anne baba çocuğunu terbiye edemeyecek hale getirildi.Namussuzluk teşvik edildi, toplumsal değer yargıları bitirildi.E EE SONUÇ MU.SONUÇ ORTADA…

      • ayas diyor ki:

        psikiyatri bir bilim değildir.hiç bir bilimsel ölçüm aleti olmayan, 70 yıllık geçmişi olan kötü amaçlı sahte bir bilimdir.

  8. mücahit diyor ki:

    fatma şahinin, feto nun Türkçe olimpiyatlarında konuşmasını dinleyenler akp eliyle bu absürt 6284 ün nasıl çıktığını daha iyi anlayacaktır. çünkü feto eliyle insanların İslamiyet algısının nasıl bozulduğunun en büyük kanıtı fatma şahindir. maalesef Türkiye nin dinamitlenmesi için çalışanlar medyanın gazıyla Türkiye sevdalısıymış gibi gösteriliyor. bizden olmayanların bizim oylarımızla nasıl adaletsizlik yağtığını hep birlikte müşahede ediyoruz. 11/04/2018 tarihli haberde bekir bozdağın hayvanlarla ilgili düzenlemesi haberi çıktı. hapis cezası geliyormuş. bir tek derdimiz bu kalmıştı zaten.haksızlık kimden gelirse gelsin kime karşı olursa olsun GAYRETULLAHA dokunur, Müslümandan kafire bile gelse. benim kanımca, akp bu yaptığı haksızlıklarla artık gün dolduruyor, Tepetaklak olması yakındır. hayvanları düşünen bir iktidar neden insanları hiç düşünmez de fatma şahin ucubelerini çöpe atmaz. çok şükür dünya kandırılma şampiyonu bir cumhur başkanımız var. ben eskiden akp yi severdim ama bu yapılanlar suyu iyice bulandırdı. bu bulandırmanın sebebi, 2002 den beri akp yi iyice bulandıran feto boyası dır diye düşünüyorum. adamların bir çoğunun hak hukuk algısı tamamen bozulmuş . feto mensuplarının çoğunda adalet anlayışları kırılmaya uğramış . bunun sonucu bizim oylarımızla iktidara gelen partide maalesef iyice bu bulanıklıktan nasibini almış görünüyor. biz bu konularda bilinçli olalım , yaptığımız her harekette CENABI ALLAH bize ne emrediyor diye dikkat edelim bize yeter. gerisi çorap söküğü gibi gelecektir zaten. bu sözlerimin delili: sabah akşam haçlılara methiye düzen pensilvanya şeytanı feto ya, bazı siyasilerin kalben yakın bulunması sebebiyle; ( fatma şahinin” fetullah abisi” , kendi öyle söylüyor) en gavurlara bile taş çıkaracak kanunları milletimize neden tulum gibi giydirdiğini anlamak zor değil. pensilvanyadaki haçlı seviyor, siyasetteki haçlı sevindiriyor.

    • Feyza diyor ki:

      Fetonun asli gitti gibi gozukse de sureti kaldi. Diyanet hala ayni zihniyette ve ayni amaca hizmet ederek yoluna devam ediyor.

    • Yahya diyor ki:

      çok doğru söylüyorsunuz da, ancak perde arkasını görüp düşünmüyorsunuz. O sadece bir kukla idi bunun ustasını niye görmüyorsunuz? Bütün bu mağduriyetleri, zulümleri kuklaya yükleyince elinize ne geçiyor… hadi yarın öbür gün bu kukla veya bir başka kukla bazı şeyleri düzeltme adına biraz adım attı… rahatladık, nefes aldık, peki problemler çözülmüş mü olacak? aynı usta yine orada… yine kukla oynatmaya devam ediyor ve edecek.

      sonra mevzuyu ve şahısları o/bu/şu örgüte/ideolojiye/batıya bağlamak ne kadar akıl kârı?
      bende size A, B, C şahıslarının Penn.’deki yapıyı överken çekilmiş onlarca videosunu izleteyim. Diyeceksiniz ki onlar hata yapmış, rücu etmiş… peki böyle yapınca bittiyor mu her şey? verilen zararlar? zulüm? kim tazmin edecek?

      ilaveten bazı büyüklerimiz çıkıyor – bazı mevzular için – hata yapmışız, yanlış yapmışız diyor! bu kadarcık mı?

      dün yine bir bakanımız açıklama yapıyor boşanma sonrası ile ilgili bazı düzenlemeler yapacaklarını beyan ediyorlar… Allah razı olsun, olsun ama 16 sene sonra mı? (yapacaklarına??? değinmeden)

      mevzuyu dağıtmamak ve uzatmamak için diğer – eğitim, sağlık, iktisat, sınai, teknoloji v.b. – alanlara değinmiyorum…

      selam ve dua ile…

      • Adamın biri diyor ki:

        Yahya beyefendi

        Kukla dediniz sonra da ustası dediniz, Allah aşkına bundan 15 yıl önce bu iktidar mı vardı, evet hataları kusurları çoktur ve hala da vardır, konuşulur bunlar elbette, ama bu feto gökten zenbille inmedi ya, daha düne kadar halkın büyük çoğunluğu ( tahminim %50 den çok daha fazla ) bu örgüte sempati besliyordu, bu halk bu sevginin bedelini ödüyor maalesef, ama sempati duyanların da ezici çoğunluğu örgütü tam olarak anlamadığı için seviyordu, ne zaman gerçek yüzleri tamamen ortaya çıktı, o zaman halkımız da gereken cevabı verdi, ama maalesef ülke olarak hata edildi, keffareti de çekilmeye devam ediliyor, bir insanın suç işleyeceğini bilmeden ona yardım etmek suç olur mu?

        Daha önceden bu mevzuyu açan birisine siz fetoyu desteklemediniz mi tarzında soru sorduğumda desteklediğini söyledi, aynı şahıs hem zamanında fetoya sempati beslemiş hem de şimdi siyasileri eleştiriyor aynı nedenden dolayı, anladığım kadarıyla biz ne olursa olsun herşeyi iktidara siyasilere atıyoruz ama kendimize bakmıyoruz, hani bir söz vardır nasıl olursanız öyle yönetilirsiniz.

        Bununla birlikte mutlaka siyasiler de büyük hatalar yaptı, ama olduğu gibi olayı iktidara yıkmak bence haksızlık, darbecilerin rütbelerine bakın, adam orgeneral, kaç senede yetişir bir orgeneral 15 senede mi?

        Bir de şunu anlamıyorum sanki 15 sene önce müthiş bir ülkeydik de şimdi çok kötü bir hale gelmişiz “eğitim, sağlık, iktisat, sınai, teknoloji v.b. – alanlara değinmiyorum” gibi mesela, 15 yıl önce uzay çağında mıydık merak ediyorum.

        Ciddiye alıp cevap verirseniz sizi dikkate alırım emin olun, burada amacım partizanlık yapmak değil ama bazen hep eleştiri görünce yahu hiç mi faydası yok bu adamların diyesi geliyor

        Kaldı ki şahsen ben de birçok noktada eleştiririm iktidarı, kimse babamın oğlu değil, benim amacım ülkemin refahı

        • Yahya diyor ki:

          Adamın biri beyefendi,

          Tabii ki ciddiye alıp cevap veririm. Yazdıklarınızda hem fikiriz, diğer yorumlarınıza istinaden de paralel düşündüğümüzü söyleyebilirim.
          Öncelikle yukarıdaki yorumum mücahit beyin yazdıklarına istinadendi. Kimseye muhalefet olmak için değil, bazı şeylerin daha iyi ve derin düşünülmesi içindi. Sizden de Allah razı olsun! Zahmet edip cevap yazmışsınız.

          Yukarıdaki yorumumun ilk iki paragrafında, dikkat ederseniz bir hedef, bir muhatap özellikle belirtmedim – genele atfen yazdım. Diğer yazdıklarımda ise büyüklerimizi ve bakanımızı muhatap olarak belirtiyorum. Ayrıca yazdıklarımdan da hükümet/devlet aleyhtarı çıkarımda yapmamak gerekir, çünkü böyle bir düşüncem ve düşmanlığım yok.

          Yazdıklarınızla hem fikir olmakla beraber birebir cevap vermek istemiyorum ancak bir kardeşimizin (kim hatırlayamadım) bir yorumunda AKP dönemi ve öncesini mukayesesinde, “ailenin” en çok zulme uğradığı, zarar gördüğü dönem bu dönem. Yoksa değil mi?

          15 sene önce müthiş bir ülke değildik ancak dostumuzu düşmanımızı biliyorduk. 15 sene önce ve sonrasını konuşurken farkında mısınız hep niceliği konuşuyoruz, kimse niteliği konuşmuyor.

          Ayrıca biraz düşünelim; biz niye bugün bu sitedeyiz, niye buradan yazıyoruz? Niçin Sema hanım gibi bir avuç insan var yok?

          Selam ve dua ile…

  9. öznur diyor ki:

    ay çok acıdım erkeklere, onlar kadınlarını hor görürken,döverken , aldatırken,evde kullanıp,hemde işte çalıştırırken ,öldürürken bişey yok, sokağa atılmalarına ayağa kalkıyorsunuz. kadın sabah 6 da kalkıp gece 12 ye kadar uyumayan bir varlık, erkek ise işe gider gelir para getirir birde hizmet bekler, feminist değilim, dinimin gereğinide yaparım ancak bizlerde peygamber efendimiz tarafından erkeklere emanet edildik, arabaları kadar kıymetimiz yok,

    • mücahit diyor ki:

      senin olayını ben biraz anlayamadım: senin adam, seni , hem hor görüyor, hem dövüyor, hem aldatıyor, evde kullanıyor , üstüne birde işte çalıştırıyor, bunların üzerine kocan ,seni birde öldürmüş. eyvahlar olsun sana . bütün bunlara rağmen sen dininin gereğini yapıyorsun . vede aklına , ruhuna ve anlayışına zerre kadarda feminizm bulaştırmıyorsun. ha unuttum sabah 6 da kalkıyorsun gece 12 ye kadar uyumayıp, kocana hizmet ediyorsun birde. tas tamam böyle oluyor herhalde. onu bunu bilmemde feminizmin zehir denizinde yüzmeye başlamışsın ama haberin yok. insanın kocasının bu konularda hataları varsa ,bunların Ayet , Hadis ve aklı selim düşünce ,ışığında düzeltilmesi gerekir ,gerisi boş. evet şurası hepimizin kabul ettiği bir hakikat ki : Kadınlar Erkeklere CENABI ALLAH IN bir emanetidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
      (Kadınları, Allahü teâlânın emaneti olarak aldınız ve onlara yaklaşmanız Allah’ın emri ile helal kılındı. Sizin onların üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Yatağınızı kimseye çiğnetmemeleri ve maruf olan hususlarda size BAŞ KALDIRMAMALARI, onlar üzerindeki haklarınızdandır. Onlar, bu haklarınıza riayet ederlerse, maruf üzere rızıklandırılıp giydirilmeleri onların hakkıdır.) [İbni Cerir]

    • Feyza diyor ki:

      Oznur hnm, sanki butun erkekler karisini olduruyor, dovuyor, aldatip evden kovuyor. Defalardir anlatiliyor, bu yasa gercek magdur ve kocasindan ciddi anlamda siddet gorup korkan kadinlarin degil, kocasina gozdagi vermek icin bu yasayi suistimal eden kadinlarin bir korunagi haline geldi. Siddet kapsaminda degerlendirilen maddeler tamamen izafi ve kadinin beyaninin esas kabul edilmesi ise zaten bir facia. Bu sizin ileride oglunuz, erkek kardesiniz vs de olabilir.
      Ayrica kadini ev icinde kullanmadan kastiniz ev ici isler ve siradan kadinlik vazifeleri ise bunlari zaten kadinlar vazife bilerek evleniyorlar. Surpriz yumurtadan cikmiyor bu isler degil mi? Erkekler de kendince calisip yoruluyor ve bir aile bu sekilde kendi yagiyla kavrularak surup gidiyor. Ayni seyleri tekrar etmekten gina geldi ama nedense bir turlu anlasilamiyor yazilanlar ve olusan magduriyetlerin sebebi, siddetin artmasinda yasalarin tesiri. Evden adami attirmak nedir, cok fazla sorun yasiyorsaniz ailelerinizden akli selim iki buyuk bulur derdinizi anlatirsiniz. Cozum mu adami evden uzaklastirmak anlamiyorum ki. Sonunu kestiremeyen kadinlar da bu yola matah birsey zannedip basvurunca kavgalar iki misline cikiyor ve sonra toparla toparlayabilirsen.
      Selametle.

      • M.Sadık diyor ki:

        Feyza Hanım merhaba.
        Herbiri bir makale niteliğindeki yorumlarınızı takip ediyorum. Olayları kavrayışınız ve yazıya dökmedeki başarınız mükemmel. Bu yeteneğinizi değerlendirmenizi size mutlaka öneririm. Özel olmazsa, bu site dışında yazdığınız bir dergi veya internet sitesi var mı?

        • Feyza diyor ki:

          M.Sadik bey, estagfirullah, o sizin teveccuhunuz. Preofesyonel bir yazarliktan bahsediyorsaniz hayir, tabiki yok. Ben yazar degilim sadece yorumcuyum. Burasi disinda Sema ablanin eski yazdigi haber sitesi ve gazetesinde yorumsal destekler haricinde internette de yazmadim. Bir yazarlik maceram, bu konuda egitimim vs hicbirsey yok. Tesekkur ederim iltifat buyurmussunuz.

        • ayas diyor ki:

          Feyza hanım konusunda size katılıyorum M.Sadık bey.

    • Adamın biri diyor ki:

      Feminist değilim demekle birşey değişmiyor, zihniyet ortada, bin kere feminist değilim deseniz ne yazar. Yok kadınlar söyleymiş de erkekler böyleymiş, aynı üslupla biz birşeyler yazsak cinsiyetçi oluruz.

      Ayrıca yanlış birşey varsa kadın erkek diye bakilmaz, haklı haksız diye bakılır, müminin bakış açısı böyle olmalıdır.

      Hani derler ya seni de bir ana doğurdu, hatırlayalım; siz de bir babanın evladisiniz ve o da saldırdığınız o erkek cinsiyetinden.

    • Aadem diyor ki:

      Sayın Öznur,
      Ayyy size çok acıdım inanın.Sizin kocanız sizi neden hor görüyor.Sizi neden dövüyor.Sizi neden aldatıyor , aldatıyorsa neden boşanmıyorsunuz.Kocanız sizin patronunuzmu acaba hem evde kullanıyor hemde sizi çalıştırıyor,Sizi evde kullanım şekli nasıl ve sizi hangi işte çalıştırıyor.Kadın sabah 6 da kalkıp gece 12 ye kadar uyumayan bir varlık diyorsunuz bu 18 saat süresince siz ne iş yapıyorsunuz.Bunları daha ayrıntılı yazarsanız durumunuz daha iyi anlaşılır…Yok ben bunları yaşamadım diyorsanız bu durumları nereden biliyorsunuz, feministlerin kullandığı bu basmakalıp yalanların delili ne?

      Yoksa yazdıklarınız sonsuz hayal gücünüzünmü eseri.İlginç olan sizin söyledikleriniz feministlerin her zaman öne sürdükleri yalanlardan ibaret olan argümanlar.ve devamlı tekrarlarlar.

      Ha yalan argümanları sadece vatanımızın içindeki vatan hainleri ve feministler kullanmıyor.Afrin harekatında Türk askerlerinin sivilleri öldürdüğünü, Türk askerinin afrinde hastaneyi vurduğunu, çocukları öldürdüğünü söyledi YPG li KALLEŞLER ve YPJ li KAHPELER.Vatanımızdaki kancık ve korkak vatan haini pkk lilarda onların yalanlarına destek verdi.İlginç olan vatan haini pkk nın KAHPE KADINLARI ve KALLEŞ ETEKLİ erkek MÜSVEDDELERİ yalan konuşarak, yalan propaganda yaparak vatanımızda kendilerini çok iyi gizliyorlar veya kendilerini gizlediklerini sanıyorlar.SELAM OLSUN TÜRK ORDUSUNA.VATANINI(NAMUSUNU) ÇİĞNETMEYEN ASKERİNE…

    • Çetin öz diyor ki:

      Bence feminist siniz , korkmayın söyleyin.Her kadının sizin gibi düşünmediğini de bilin.Tamamen bir eziklik kompleksi içinde eziliyorsunuz bence , cinsiyetçikiği bırakıp , objektif dusunun bence.Hayat sizin pencerenizdeki gibi olmayabilir , bide bunu dusunun ..Selam ve dua ile

  10. Abdullah Hasan diyor ki:

    “Kadınları Kalkındırma Partisi” demeyelim bu isim ile KADEM ciler ve FEMİNİSTLER kadınları daha çok KANDIRIRLAR Allah muhafaza.

  11. Abdullah Hasan diyor ki:

    Tebrik ederim, Sema hanım ilginize, gayretinize, cesaretinize. Müslümanlar olarak çekeceğimiz bir Izdırap varmış lakin dediğiniz gibi baltanın sapı kendimizden olmasından İnsan fazla içerliyor, kanun çıkarken kimsenin ret oyu vermeyişi, ve bu kanun çıkarken pkk ile işbirliği beni çok üzdü be. İnsan yüreği dayanmıyor böyle acılara.

  12. Veli Türkmenoğlu diyor ki:

    Kadın bir alo ile kocayı evden attırıyor. Üstelik bu yetkiyi polis jandarma uyguluyor.
    Ancak evden kovulan baba bir daha eve dönmüyor. Dönse de hemen boşanmanın
    Yollarını arıyor.
    Bir de bakıyorsun aile dağılmış, yetim çocuklar işin faturası. Bu ucube kanun Allah rızası için acilen kaldırılmalı. Yerine aileyi koruyacak bir düzenleme getirilmelidir.
    Bunu okul idarecisi olarak sürekli gözlemliyoruz. Çocuklar çekiyor cezasını.
    Cumhurbaşkanımız seçimden önce buna bir el atmalıdır.Ailelere dinamit olan bu ucube kanun kaldırılmalıdır.

    • Abdullah Hasan diyor ki:

      ”Cumhurbaşkanımız seçimden önce buna bir el atmalıdır” Haberi yokmu dersin yani. Ben şimdi hangisine yanayım, Ağlayayım Allahımmmm.

    • Yahya diyor ki:

      “Cumhurbaşkanımız seçimden önce buna bir el atmalıdır.”

      Ziya İlgen beyefendiyi mi arasak…

  13. Aa diyor ki:

    Sa Sema Hanım

    5 yıl önce yaşadığım travmalar geldi aklıma. Hafiften unutmaya başlamıştım halbuki…

    Ablaları hergün dayak yiyen eski eşime, aşerdiği için Brezilya’dan ayva getirtmiştim ama yaranamamıştım. O hödükler eşleriyle halâ evliler ve ben beş yıldır çocuklarımı göremiyorum…

    Asıl bahsetmek istediğim. Benim gibi erkekler evlilikten korkar olduk. Hadi psikolojimizi toplarladık diyelim, en basitinden iyi aile kızıyla evlenmek istesen anneleri kızım boşanmışa mı layık diyerek engel oluyor.

    Allah korkusuyla harama direniyor insan ama eller kollar bağlı köpekler salınık bir zamanda yaşadığımız için ayrı bir travma ve sorgulamayla yüzyüze kalıyoruz. En azından ben böyleyim. Yaşadığım duygusal yanlızlık o kadar yoğun ki psikologlar dahi çaresizlikten kulağının üstüne yatıyor. Bu saatten sonra mutlu olabileceğime dair inancım devamlı azalıyor. Ruh halim, öleceği günü sabırsızlıkla bekleyen çaresiz bir hasta gibi. Bu da geçer bile diyemiyorum..

    Halimizi sadece bir bayanın anlamış olması trajikomik bir durum. Size çok teşekkür ediyorum. Rabbim sizi Firdevs’ine lâyık görsün iki cihan saadetinden ayırmasın.

    • Abdullah Hasan diyor ki:

      ”Halimizi sadece bir bayanın anlamış olması trajikomik bir durum.” değil Aa değil. Allah insanı onurlu bir varlık kıldı, zamanla bu özellikte bir aşınma yaşanıyorsa toplulukta, Allah ta kulların uyanması için bunu bir kadına lütfetmiş te olabilir erkek gibi duramayan , erkekleri erkek görünümlü kadınlara yem eden yasayı el kaldıran erkeklere ibret olarak. Bizler bazı değerleri ve kelimelerin anlamlarını mı yitirdik acaba, ERKEK gibi ol derken Atalarımız cinsi erkek i kastettiklerini sanmam. Bunu kendin için bir sevinç ve ibret gözüyle bakıp derdine çare ve yılmışlığına şifa mutluluğunu da umut olarak değerlendir.

  14. kiraz diyor ki:

    Sema hanım yazılarınız dolayı sizi tebrik ederim.Evden uzaklaştırma, aileleri parçalamaktan başka bir işe yaramıyor.Evden uzaklaştırılan erkekler döndükten sonra eşler arasında aşk, sevgi ve saygı kalmıyor, soğuk ve ruhsuz bir aileye dönüşüyorlar.Kadınlar kendi ayakları üstünde dursun diye daha fazla çalışma hayatına katılıyor ve sorunlar buradan başlıyor.Bakıcı ve kreşte büyüyen çocuklar sevgi ve ilgiden mahrum yetişiyor, okuldan eve gelen çocuk evde kimseyi bulumayınca, derdini sıkıntısını paylaşamıyor, çocuklar ilgisizlikten sorunlu ve agresif oluyorlar.

  15. salih diyor ki:

    ellerinize sağlık kardeşim… Rabbim utandırmasın…

  16. Mustafa diyor ki:

    Bütün erkeklerin dili olup konuşan yazan bu kadın işte baş tacı dır
    Ellerinden saygıyla öpüyorum

  17. Aadem diyor ki:

    Şu ana kadar milyonlarca namuslu ve şerefli erkek 6284 sebebiyle namussuz ve şerefsiz hale getirildi ve yine milyonlarca çocuk babası yaşarken yetim hale getirildi.6284 sebebiyle vatanı, milleti, ailesi, namusu ve şerefi için canını verecek erkekler etkisiz hale getirildi.Bunun çok kötü sonuçları oluyor, olacaktır.Pkk 40 yıldır ailemizi parcalayamadı ve devletimizi yıkamadı.Tam tersine her bir şehit, ailelerini ve milletimizi daha da birbirine kenetledi.yazınızdan anlaşıldığı üzere fatma şahin ve Avrupa birliğinden fonlanan ailemizi dolayısıyla milletimizi ve devletimizi yıkmaya programlanan kadın derneklerinin çıkarttığı 6284 ten sonra aileler çatır çatır yıkıldı, milyonlarca şerefli ve namuslu baba imha edildi yine milyonlarca çocuk babaları yaşarken yetim kaldı.Aile vatansa erkek o vatanın askeridir.Askersiz kalan vatan parçalanır, o vatanın halkı ise esir durumuna gelir ve kadınlarının ırzına geçilir çocukları öldürülür.İşte Suriye,ırak kanıtı.Vatanına(vatanda namus ve şereftir) sahip çıkamayanların durumu ortada.

    6284 aileleri paramparça etti.Ailelerin erkeği(askeri) imha edildi.Çocuklar baba desteğinden, güveninden,korumasından ve disiplininden mahrum bırakıldı.Kız(!) çocukları küçük yaşta zina sonucu hamile kalıp doğurduğu çocukları çöplüğe atıyorlar.Çocuklar uyuşturucu batağında ve uyuşturucu almak için vücudunu erkeklere kiralıyorlar.Büyüge saygı kalmadı, çocuklar genelde Allah peygamber namus şeref kavramlarından bihaberler.bu durumu basında net olarak görüyoruz.

    6284 le şerefini ve namusunu kaybetmiş bir erkek için yukarıda bahsedilenlerin hiçbir anlamı kalmamıştır ve benden sonrası tufan demektedir.Çünkü hayattan hiçbir beklentisi kalmamıştır.ve kendisinin imha edilmesine sebep olanlara imha sırasının gelmesini beklemektedir sabırla.Benim 6284 mağdurlarında gördüğüm genel olarak bu.

    Sema Hocam bu arada 6284 ‘ün kaldırılmasıyla ilgili yol gösterici görüşlerinize kesinlikle katılmıyorum(Görüşlerinizin yüzde 1.000.000 -birmilyon doğru olmasına rağmen.)

  18. m diyor ki:

    Sema Maraşlı hanımın yazdığı işkenceler o kadar hafif kalıyor ki Erkeklerin Köpek Kadar Değeri Yok! lafı çok az bile kalıyor, mahkemeler olmayan delille kadına yarar çıkarmaya çalıyorlar, mahkeme tarafından devlet tarafından zulüm çekiyorsunuz, Şu ülkeden çekip gitmek geliyor insanın, Adalete güven kalmamış , başımdan geçtiklerinden biliyorum. Yazmaya kalksam sayfalarca yazı günlerce zaman alır ve tekrar o stresli günleri dakika dakika yaşarım. Kaybeden sadece ERKEK DEĞİL ÜLKE KAYBEDİYOR

  19. Nazif diyor ki:

    Cumhurbaşkanı daha önce “tekkeye mürit aramıyoruz.” demişti. Parti ilkelerine uyacak adam arıyoruz demişti. Parti organlarının da toplantılarında İslam’ın gereklerinden ziyade toplumun ve çoğunluğun menfaatine göre karar alınması hususunun öne çıktığı daha önce basına yansımıştı. O nedenle ben bu çabanızın karşılığını şimdilik alabileceğinizi düşünmüyorum. Allah mağdurların ve çaba sahiplerinin mükafatını versin , Amin.

  20. Eğitimci diyor ki:

    Tebrik ederim benim çevremde de buna benzer birçok vukuat var. İnşaallah bu yazı birşeylerin değişmesine vesile olsun. Zira ortada kalan çocuklar perişan durumdalar

  21. Bayram Zorlu diyor ki:

    2012’den beri aklın neredeydi? 2012 de bu kanuna karşı çıkan yazarlar çizerler siyasiler vardı ama seni göremedik! Senden ricam Erkek hakkı’yı bırak da; asıl karın ağrınız yaz.

  22. yıldırım öztürk diyor ki:

    Anlatılanları oldugu gıbı hıc bır suzum yokken yasadım..evden atıldım sokaklarda surundum onurum gururum kırıldı cocuklarımı göremedım cınnet gecırmeye ramak kaldı ınsanın aklından her sey gecıyor şiddetin ölümlerın ana sebeplerınden bırı 6284 sayılı kanun ıkıncısı ömür boyu nafaka 3 su nafaka hapsi 4cocukları kadınların erkeklere göstermemesı 5 su ıse mal ortaklıgı rejımı ıle adamnın nesı var nesı yoksa elınden alınması.. toplumsal huzur ıcın bosanma hukuku acılen duzeltılmelıdır 6284 s kanun süresız nafaka nafaka hapsı cocuk haczı kaldırılmalıdır.mal ayrılıgı rejımıne geri dönülmelıdır

  23. Mehmet ali gültekin diyor ki:

    4320 ile başladı zulüm 6284 ile devam etti. Bir genç aradı eşinin Arkadaşı ona boşanma davası açan eşini aramadığı için eşinin çok üzüldüğünü söylemiş.o da bana arasam olur mu? Diye sordu. Arasa bir yuvanın kurtulması ihtimali, aramasa bir ömür boyunda vicdan yarası olacak. 6284 var o dönem ve çocuğa uzaklaştırma verilmiş. Ararsa 1 aya kadar ceza alabilir. Ara dedim ve olacakları anlattım. Aradı kadın şikayet etti. 6284 ten 3 gün hapis yattı. TCK 125 ten de hapis cezası aldı. Kadın pişman olup şikayetten feragat ettiği halde. Çocuk Vicdanı rahat boşandı. 6284 ile yuvalar yıkılıyor. Devlet aileye müdahale etmemeli. Kardeş ve anne babanın maddi durumları kocadan iyi ise kadın onlardan nafaka isteyebilmeli (tmk 364) miras sırası dikkate alınmamalı. Karı koca arasındaki suçlar şikayete tabi olmalı veya en azından düşme veya ceza tertibine yer olmadığına karar verilebilmeli. Çocuklar babasız büyümemeli. Baba şefkat merhametini ve korumasını her çocuk tatmalı. Anne ve baba dengesi desteklenmeli. Aileler tek ebeveynli değil anne, baba, teyze, dayı, hala, amca, nene ve dedeli olmalı. Hapisle tazyik kalkmalı. Nafaka süreli olmalı. Saygılarımla; iyi çalışmalar.

    • Ömer diyor ki:

      Şuraya bak tam bir rezalet. Tamam bir hata edilip bu yasa çıkarılmış olabilir ama hatadan dönmek erdemdir. İki üç ayyaş in eşine uyguladığı şiddet yüzünden binlerce kişi mağdur oluyor, hadi çiftler için sıkıntı yok , herkes basının çaresine bakar fakat özellikle bu çocuklara yazık. Bu hususda önemli değil mi acaba yada koyucular için

      • Yahya diyor ki:

        Ömer bey, hata edilmedi ki hatadan geri dönülsün. İstenilen daha fazlasıydı ancak bu kadarını yapabildiler… dikkat çekmemesi için… yakın zamanda bir adım daha atacaklar.

    • Aadem diyor ki:

      Mehmet ali kardeşim,
      Çözüm önerilerine kesinlikle katılmıyorum(!)sen 6284 gibi bir kanunu çıkartılmasını sağlayan,Fatma şahin ve kadın derneklerinden dahami iyi biliyorsun.Bak Fatma şahin neleri söylemiş.
      1-fethullah gülen abisine (yabancı birisine abi demek ayrı bir hukuk gerektirir.bizim bildiğimiz samimiyetin olmayan insana hanım/bey denir)selam söyledi.
      2-FATMA Şahin GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİNDE 50 SURİYELİ PROFESÖR olduğunu söyledi.oysa YÖK’e göre toplam 13 SURİYELİ PROFESÖR vardı TÜM TÜRKİYEDE.
      3-Fatma Şahin, 6284 ten sonra kadın cinayetlerinin hızla sıfıra inecegini söyledi.Kadın cinayetleri hemen hemen yuzde300 arttı.

      NOT.Yukarida verilen bilgiler internette de yer almaktadır.ve şu soruyu sormak durumunda kalıyorum.6284 FATMA ŞAHİN’in hangi doğruları ve gerekçeleriyle çıkartıldı.

    • Yahya diyor ki:

      tck 125 ‘den nasıl hapis cezası aldı anlamadım. 6284’dün şartlarına muhalefet etmek başka bir şey… tck 125’den ceza almak bambaşka bir şey… bu genç, karısına hakaret/küfür mü etti?

  24. Murat diyor ki:

    Allah razı olsun senden..ben bu kanunlar yokken magduriyet yaşadım ki artık durum vahim denilmeyecek kadar kötü..

  25. Murat t diyor ki:

    Elinize sağlık sizde olmazsanız bizi savunan kimse yok insan yerine koymayacaklar siyasetçiler.
    Allah onların cezasını versin başta Fatma Şahin olmak üzere.

  26. Feyza diyor ki:

    “İstanbul sözleşmesinin kadın derneklerinin tutundukları dal olduğunu anlatılıyor”

    O zaman tutunduklari dallari kirsinlar, kimden korkuyorlar?
    Sorun su ki, halkimiz gercekten bu yasanin erkekleri ne kadar magdur ettiginin yakin zamana kadar bu derece bilincinde degildi. Bilincinde olanlar ise sefasini suren artniyetli kesimdi. Hakkini/hukukunu son demine kadar ogrenip kocasinin uzerinde korku imparatorlugu kurnak isteyen kadinlarin manevra alaniydi. Bugun kocasina bu zulmu reva goren kadinlarin yarin kendi erkek kardeslerine, kendi ogullarina “elin kizi” ayni zulmu reva gordukleri zaman akillari baslarina gelir, fakat is isten gecmis olur. Gittikce bu yasalardan faydalanan kadin sayisi artacak gozukuyor. Cunku hala hak gorunumunde hanelere sokulan bu sinsi tuzagin kendilerine ve ailelerine ileri vadede nasil bir corap orecegini hesap edemeyen suursuz kadin sayisi az degil. Su an bu yasanin kadina sundugu haklar halka altin tepside ikram ediliyor, kadin surekli ezilen, magdur sinifinda gosterildigi icin erkekler tepki duymaya cesaret edemiyorlar. Kadinlar ise islerine geldigi icin elini vicdanina koyup tepki gostermek yerine ya sessiz kalip ilgilenmiyor veya yasayi olan haliyle destekliyorlar. Azinlik kesimin sesi de gur degil.
    Peki ne yapabiliriz? Bunun cozumu nedir, imza kampanyalari bir ise yarayacak mi bunu gercekten merak ediyorum. Cunku imza kampanyalarini inceledigim zaman bizim imzaladigimizin tam tersi zihniyettekilerin de kampanyalarini gordum. Onlar da belli bir kitleye sahip. Bu yazilari cok insana ulastirmak zorundayiz. Siyasilere yakin kisiler durumu bizzat aktaramaz mi? Yani bu insanlarin kadin olmasi neyi degistiriyor, aileleri, ogullari babalari erkek kardesleri yok mu, gercekten merak ediyorum.
    Siddet kapsaminda degerlendirilen bu maddeler resmen ailenin bitme sebebi. Yasaya da gerek yok, bir evde bunlar sorun ediliyorsa zaten o aile bitmis demektir.

    • Aadem diyor ki:

      Feyza hanım,

      Biz gittik sıra onlarda.Kılımı kıpırdatırsam dünyanın en adi…. Olayım.

    • Abdullah Hasan diyor ki:

      ”O zaman tutunduklari dallari kirsinlar, kimden korkuyorlar?” benmi yanlış anladım acaba. Kırsınlar dedikleri dal zaten o derneklerin geçim ve güç kaynağı, kırmak nerde. yetkililere diyorsanız kadın derneklerin dallarını kırsınlar diye o rasıda karışık kırmak için önce korkmamak gerekiyor sema hanımın dediği gibi.

  27. Kamil Ali Aşkın diyor ki:

    👏👏👏👏

  28. ranuna diyor ki:

    Ah! Ah! Ne olacak bu memleketin akibeti bilemiyorum. Malesef, malesef topluma bu zulmü reva görenler bizden. Keşke Ecevit döneminde olsaydık. Niye mi? Aileye ve maneviyata( itikada) böyle kuzu postuna bürünmüş saldırılar yoktu. Diyanet tam anlamıyla top atmış durumda. Eskiden olduğu gibi milletin ameli değil; itikadı hedef alınmış durumda. Milletin kalbine molotof atanları diyanet seyrediyor ve susarak destekliyor. Benim eşim memur olmadığından adam yerine konmadı için eş durumundan tayin isteyemiyorum. Eşi resmi işte çalışmayan memurlar ve eşleri ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor.

    • Abdullah Hasan diyor ki:

      Diyanete söz söyleme ; kafaları dağılmasın, onlar şuan çok meşguller, güncelleme yapıyorlar. Yükleniyor yükleniyorr, yine yükleniyorr bu böyle devam edip gidebilir memlekette aile ve müslüman kalmayıncaya kadar.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku