Evlilik Korkusu

05 Ağustos 2015Yarım Elma210 Yorum »

yarım elmaEvlilik niyetiyle görüşmeler yapıyor, tanıştırılıyor, görüştürülüyorsunuz ve olmuyor…Bazı arkadaşlarımdan ayda sekiz kişiyle görüştüklerini veya ne kadar sıklıkla görüştüklerini ifade eden cümleler duyuyorum. Ağzım açık kalıyor.

Hiç işkillenmediniz mi peki? Düşünmediniz mi? Kendinizde sorun görmediniz mi hiç? Acaba benden mi kaynaklanıyor diye aklınıza gelmedi mi ? Bu yaşa kadar bir tanesi bile olmadı? diyerek düşünmediniz mi?

Tedirginliklerimiz, duraksamalarımız, olacak gibi olduğunda kaçışlarımız bize bir şeyler anlatmıyor mu?

Birçok evlenemeyen kişinin sebeplerinin altında kadın erkek fark etmiyor “evlenmek korkusu” yatıyor. Dilerseniz insan neden korkar biraz açmaya çalışalım.

-Yakın çevresindeki kötü örneklerden dolayı korkar, aynı hataları yapmak istemez

-Hayatını değiştirmekten korkar, alışkanlıkları ağır basar.

-Risk almak istemez, kırılmak, gücenmek istemediği için hiç olaya girmez.

-Sorumluluk almaktan korkar. Kendi dertleri yetiyordur. Birde başkasını çekemez.

-Diğer insanların düşündükleri, söyledikleri çok önemlidir…Çevresindekilerin sözlerine fazlaca önem verdiğinden bir türlü karar veremez.

Bu sebepler uzayabilir. Kendimize sebepler buluruz ve çoğu zaman ikna da ederiz. Şöyle değil midir zaten. Kişi istediği bir şey olduğunda sebepleri ona göre üretiyor, istemediği konularda da istemediğine dair de sebepler buluyor. Mazaret, sebep her zaman vardır. Mesele isteyip-istememekte. Niyette, gönülde, kalpte…

Bizim gibiler (çoğunluk, istisnalar muhakkak vardır) mükemmeli arıyoruz. Çoğu zaman karşı taraftan istediğimiz özellikleri sayarken maddeleriz, sonu gelmez  arkasında da ben çok şey istemiyorum deriz. İçinizden geçirdiğinizi duyar gibiyim. Mükemmele ulaşılmak imkansızdır. Aradığımız özellikleri önce kendimizin sınaması gerek. Acaba o özelliklerde biri var mı? Ve karşımıza çıksa o özelliklerde biri beni kabul edecek mi? Ben kısaca cevabı vereyim. Mükemmeli neden isteriz biliyor musunuz? İmkansız olduğu için. Zaten öyle biri yok, olmayacak. Yaratılışa ters…Ayrıca geçen yazılarımızda uzunca bahsetmiştik önce aynaya bakmalıyız vs gibi…

Bilinçaltımız bizi ciddi yanıltır. Şaşırtacak kadar.

Geçmişten gelen bazı yaşanmışlıklar bizi aşağıya doğru çeker. Burada bilinçüstümüzdeki yaptıklarımız aslında bilinçaltımızın bize oyunudur. Kompleksler, kendini beğenme, kendini beğenmeme, abartlı hareketler vs…

Korkularımız bir kılıf olarak bürünüp önümüze çıkar. Geçmişte yaşadıklarımız, çekincelerimiz bakmışız ki ulaşılamaz birini hayal ettirir bize.

Kırılmaktan, incinmekten korkan hallerimiz daha da sindirttirir bizi.

Ayrıca, sevgili dostum Sema Maraşlı’dan “evlilik korkusu” konusunda bir yazı bekliyoruz.

Zaman akıp geçiyor. Sevgi duyacağımız ve sevgi alacağımız,vereceğimiz, canımızın sıkıntısı gidecek, karşılıklı destek olacağımız bir eşe hepimizin ihtiyacı var. Artık çoluk çocuğa karışma zamanımız geldi de geçiyor bile.

Korkularla yüzleşmek insana iyi gelir. Biraz sancılı olur ama iyi gelir. Kendi içinizde bunu yapamıyorsanız birinden yardım ve destekte alabilirsiniz. Bu olayı çözmek adına hayırlı bir adım olur. Belki de bir yerlerde tıkanıklık var. O tıkanıklık açıldıktan sonra hızlıca akıp gidecek…Mükemmeli aramayın öyle biri yok…Hasılı, boşlukta yankılanan ses gibi geri döner size…

Not: İçinizden, evlenenler bunların farkındamıydı da evlendi diyebilirsiniz. Eeee fırına giren tepsidekiler aynı ölçüde pişmiyor, rüzgar bazı dalları kırdığı gibi bazılarına hiç etki etmiyor.

 

Okunma Sayısı : 16.293

Yorum yapın

“Evlilik Korkusu” için 210 Yorum

  1. Elife diyor ki:

    Maalesef bu korkular bende de var aşırı derecede. Ya evlenme zamanım gelmedi ya da psikologluk bir durumum var.

    • elifkk diyor ki:

      Benim evlilikle ilgili korkum yok. Sadece doğru insan olmayışı,ve hayatımın bekarlık hayatından daha kötü bir hal alması ile ilgili korkum var. Ama ondan büyük bir korkum var ki oda şu : Evlenememek , imanımın yarısını tamamlayamamak, anne olma şerefine nail olamamak, bir insana ait olamamak. Bunlar daha çok beni korkutuyor ve şu an psikolojik olarak ta çökmüş durumdayım. Yaş neredeyse 29 ve karşıma hakiki manada evlenebileceğim düzgün biri çıkmadı. İki kişi ile tanışmıştım evlilik niyeti ile .İkisi de problemli insanlardı ve nitekim ki Rabbim’e şükrettim daha sonra onlarla evlenmediğim için. Onun dışında çok kısmeti açık biri değilim galiba. Çevrem çok duyarsız. Bazen diyorum ki ”Bu derdim konusunda elinden bir şey gelmesine rağmen yapmayanlara hakkımı helal etmiyorum ” ama daha sonra diyorum ki ” onlar benim derdimle dertlenmek zorunda değil” diyerek susuyorum. Dua ediyorum. Yani nasibim olacak kişiye ulaşmak için dua ve beklemekten başka ne yapabilirim ? Bana yol göster Allah’ım diyorum. Ama yolum çok karanlık, bir ışık yok gibi geliyor bana, yanı karşıma evlenebileceğim insanın çıkacağına dair ne bir ışık görüyorum ne de ümit taşıyorum. Umutluydum artık oda kalmadı. Umudum tükendi.Yani artık ”hayırlısı ” kelimesini söylerken bile içim acıyor. Mutlu değilim. Bu konuda dua etmekten bile artık yoruldum. Tam bir çaresizlik içindeyim ve çalışmaktan, her sabah işe gitmekten, insanların ”a sen bekar mısın ? 30’dan sonra kork ” demelerinden bıktım. Ben her zaman erken evlenmek istedim. Yani şu an mutlu bir evliliği ve 2 çocuğu olan bir anne olmak için neler vermezdim. Ama çıkmadı karşıma, ve yaş 29 oldu artık. Ne yapsam nasıl bir yol izlesem bilmiyorum. Ağlamak için bile fırsatım yok. Düşündükçe bunalıyorum, daralıyorum ve daha çok dibe batıyorum.

      • Elife diyor ki:

        Allah yardımcınız olsun. Dua etmeye devam edin.

        Bir tanıdığınızdan sizin için araştırmasını istemişsinizdir zannedersem. Eğer yapmadıysanız güvendiğiniz birinden deneyin.

        Her zaman bir ışık vardır. Çünkü Allah sizi yarattı ve sizi yalnız bırakmayacaktır. Bunun sonucu evlilik ya olur ya olmaz. Kaderinizde ne varsa… Ama sabrederek Allah’ın yardımını alacaksınız. Evlenmeseniz bile sizin gönlünüzü rahat ettirecektir. Ve bu da bir ışıktır. Hiçbir zaman ümitsizliğe düşmeyin. Kendinizi olumlu düşünmeye alıştırın.

        İnşaAllah en kısa zamanda hayırlısıyla evlenirsiniz. Amin.

      • Tuğba diyor ki:

        Elif Hanım
        Son zamanlardaki hissiyatımı kelimelere dökmüşsünüz. Ama bu kadar umutsuz olmayın, en tehlikeli durum içerisinde olmayın. Zira bu depresif haldeyken insan etrafındaki güzelliklerin mahrumiyetiyle opsesif hale bürünebiliyor. Dua sabırla dua. Hani Neml Suresinde “haza min fadli Rabbi “ ( Bu Rabbimin lütfündandır) ayeti var ya. İşte bu ayeti sürekli tekrarlayın. Yani hayır da şer de bizim için ve bunu hangi tepkiyle karşılıyoruz. Her daim sıkıntıları -Bu Rabbimin lütfundandır -diyerek teslimiyetle mi karşılıyoruz? Teskin edin kendinizi, bu da postmodern imtihanlarımızdan biri.. Sevgiler💐

  2. Sennur diyor ki:

    Sanırım bu korku ben de var. Bir kötü tecrübenin ardından , yasimin genç olması , hatta yaşımdan küçük göstermem. Kızımın varlığından haberi olmayan yeni tanışdigim insanların beni hala evlenmemis sanmasi, geçen bir türbe ziyareti sırasında bir Teyzem sordu , bekarim dedim ve bana hayırlı bir eş için canı gönül den dua etti. O anki ortam durumu ile aciklayamadim , normalde kizim da var ama diye devamını getiririm.teyze dedi ben ikinci evliligimi yaptım ,benim çocuklarim öldü , eşimin çocukları bana bakıyor .Allahım içim ciz etti. Hayat imtihanımiz ne gösterecek bilinmez. ben böyle iyiyim diyorum ama bu dua ve teyze beni etkiledi sevgili arkadaşlar. RABRABBİM ne yazarsa Hayır yazsın inşâllah. Ama içimde bir korku var…..😧

  3. Adem can diyor ki:

    Her asrın fitnesi farklı olduğu gibi bu asrında en büyük fitnesi evlilikler onun için evlenmesenizde fazla kafaya takmayın tecrübe etmiş birisi olarak söylüyorum ki evlenmeden önceki halimi dini itikadi insani %10 u kalmadı hele karşındakiler insanlıktan nasipsizse başka bela arama kendine dinine imanına zarar verecek

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Adem Bey.

      Anlatmak istediğiniz bir şeyler varsa burada yazıp rahatlayacağınızı düşünüyorsanız bizlerle de paylaşabilirsiniz.

      Bu devirde öyle imtihanlar var ki yazdığınız gibi söz konusu evlilik olunca tabiri caizse insanların imanlarını gevretecek şeyler yaşanabiliyor. Burada hep kadınları eleştiriyor gibi gözüksek de kadına da imtihan erkeğe de. Allah yardımcınız olsun. Büyüklerimiz demek ki boşuna dua etmiyor Allah iyilerle karşılaştırsın diye… Her zorlukla beraber kolaylık da vardır. Emin olun yalnız değilsiniz…

  4. Tuğba diyor ki:

    İki gün önce 30 yaşıma girdim. Yaşımın baş rakamı da değişti,insan gerçekten tuhaf-buruk hissediyormuş. Neredeyse bir senedir takip ediyorum bu siteyi. Bu site sayesinde benim gibi düşünenlerden varmış, yalnız değilmişim hissiyatı oluştu.Daha da dua edesim geldi ben ve benim gibi bekleyenlere..Ama şimdi bakıyorum da çok da değişen bir durum yok ortada :) Değişen bizler,düşüncelerimiz.. Daha önce başkaları bana “Allah hayırlı bir eş nasip etsin” diye dua ettiklerinde amin kelimesini içimden derdim, söyleyemezdim,utanırdım:) şimdi ise sesli olarak amin diyorum :) Bence bu büyük bir değişiklik. ve her daim aklıma geldikçe Furkan Suresindeki o ayeti okurum,fırsat buldukça.. Ama yaş ilerledikçe değişikliğe kapalı mı olur insan veya bu değişikliği beklediği için her şeyi erteler mi,ertelediği için de değişim olmuyor? Bu sorunun cevabını bulamadım,bilemiyorum.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Tuğba Hanım.

      Hani hapishaneye düşenlere sorarlar ya neyden girdin içeri diye ben de size sormuş olayım. Genelde bu siteyle tanışanlar belirli süreçlerden geçmiş ancak bir şekilde netice alamamış insanlar oluyor. Siz de paylaşmak isterseniz yazabilirsiniz ya da zaten belki de benzer şeyleri yaşadınız. Sorularınıza dönersek bence de yaş ilerledikçe değişime direnç artar çünkü insan alışkanlıklarını kolay kolay terk edemez. Bir şeyleri değiştirmek için bir hareket bir itki gerekir. Eğer insan mevcut alışkanlıklarını devam ettirmek kolayına geldiği için bu hareketi sağlayamazsa zaten kabuğunu kırıp mevcut durumunun dışına çıkamaz.

      Hafta sonu bu konu hakkında birkaç cümle yorum yazacaktım ancak çok fazla yazıp insanları bezdirdik diye vazgeçtim. Birisi yazarsa yorum olarak o zaman yazayım dedim ve siz yazmış oldunuz. Aşağıda yazdıklarım tüm yorumcu ve okuyuculara hitaben olup bir hezeyanla yazılmış ve dramatize edilmiş cümleler olarak görülmesin. Sessiz kitlelerin sesi olurum umuduyla tespit olarak yazıyorum. Gerçek fakirler fakirliğinden şikayet etmeyenlerdir örneğinde olduğu gibi aslında gerçek yalnızlar da bu durumdan şikayet etmeyip Allah’a yakınlaşmaya çalışan kimselerdir.

      İşe yeni başlayan ve şehir değiştirerek ailesinin yanından gelen bir hanım personel ki o zaman sevgilisinden yeni ayrılmış herkesin ortasında ağladıydı yalnızlık ne zor şeymiş diye. Ben de ailesinden uzakta yalnız yaşayan biriyim. Normalde bu durum çok da rahatsız edici olmazdı. Ancak insanlar ya yalnız nasıl yaşıyorsun zor olmuyor mu diye diye sonunda bana da bir şeyleri sorgulattılar hani küçük çocuklar düşer de kendisi bir şey anlamaz ama anne babası panik yapar çocuğu korkuturlar da ağlar o hesap.

      Eve gelirsiniz ev boştur. Karşılayan kimse yoktur kapıyı açınca bir selam verirsiniz. Yemek hazırlamak istersiniz canınız bir şey istemez. Ramazan’da pide bile yiyemezsiniz. Tek kişisiniz, bitiremeyeceğinizi bildiğinizden ziyan olmasın diye almazsınız. Çayı sallama içersiniz demleyince ziyan olur. Her şey en küçük paketten alınır. Bitmeyeceği bilinir. Bir şeye sevinirsiniz paylaşmak istersiniz yalnız olduğunuzu hatırlarsınız. Üzülürsünüz yalnız olduğunuz aklınıza gelir mecbur içinize atarsınız. Hasta olursunuz mecburen kendi kendinize bakarsınız. Evde tek olunca şeytan erkekleri boş bırakmaz nefsinize yük olur. Gece uyuyacak olursunuz yatağınız boştur. Sabah kalkarsınız günaydın diyecek kimseniz yoktur. İşe gidersiniz güle güle diyecek kimse olmadığı gibi boş kapıdan içeri bakıp Allah’a emanet olun dersiniz. Gündüz çalışırsınız herkesin aklında bir an önce eve gidip eşini çocuğunu görmek vardır sizin yoktur o akşam da mesai yazarsınız yemek de hazıra gelir.
      Eve gelirsiniz ve döngü böylece devam eder. Bütün bunları değerlendireceğimiz tek nokta ise şu olmalıdır. Allah bizi koruyup gözetir ve içinde bulunduğumuz hal bizim için en hayırlı olanıdır. Bu dünyada mutlak mükafat ya da mutlak ceza yoktur. Mükafatlar külfete külfetler mükafata dönüşebilir. Asıl, mutlak ödül ve ceza ahirette olacaktır.
      Bize düşen halimize şükretmek ve ömrümüzü en hayırlı şekilde harcamaya çalışmak olacaktır.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sadece fatih Kardeşime…

        İnsan bazen ( coğu zaman kişinin kendisi huzurunun-mutluluğunun nedenlerini veya dertlerinin caresinin kendi sözlerinin ve yazdıklarının içinde olduğunu görmese, bilmese de) bir çırpıda yüreğinde sakladığı sözleri ve yaşadığı huzuru, mutluluğu, sevgiyi, bıkkınlığı, yangını, acıyı, yalnızlığı hiç bir program, hesap, kurgu yapmadan bir çırpıda, en net sekilde ve hızlıca sözlere, kelimelere döker.

        TIPKI SİZİN YUKARIDA Kİ YORUMDA YAPTIĞINIZ GİBİ…

        Bu tür söylemlerdeki bazı söz ve ifadeler kişinin RUH HALİ’nin ve İHTİYACI olan veya UZAK OLMAK istediği seylerin ne-neler olduğunu anlatmada önemli donelerden birisidir.

        Sorun:

        “Bir şeyleri değiştirmek için bir hareket bir itki gerekir…bu hareketi sağlayamazsa zaten kabuğunu kırıp mevcut durumunun dışına çıkamaz”

        Çözüm:
        BU HAREKETİ SADECE ve SADECE SEN veya SENİN YAPACAĞIN BİR TERCİH SAĞLAYABİLİR.

        Soun:

        “…yaş ilerledikçe değişime direnç artar”

        Çözüm:

        ASLA UNUTMA… HİÇ BİR ZAMAN HİÇ BİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİLDİR. ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSEN KARDIR.

        Sorun:

        “gerçek yalnızlar da bu durumdan şikayet etmeyip Allah’a yakınlaşmaya çalışan kimselerdir”

        Çözüm:

        İKİ CAMİ ARASINDA BEYNAMAZ (namaz kılmayan) OLMA. BU EN KÖTÜ OLAN TERCİH, DAHA DOĞRUSU “TERCİHSİZLİK” dir. YA ALLAH’a YAKINLAŞMAK-ULAŞMAK İÇİN MÜMKÜN OLDUĞUNCA BU DÜNYADAN ELİNİ ETEĞİNİ CEK, KÜÇÜK BİR YERDE BASİT BİR HAYATI TERCİH ET ve ORADA YAŞA; YA DA EN KISA ZAMANDA KENDİNE BİR AİLE KUR ve KARINLA, ÇOCUKLARINLA, AİLENLE BERABER HUZURU YAŞAMAYA ÇALIŞ.

        Sorun:
        “Normalde bu durum çok da rahatsız edici olmazdı. Ancak insanlar ya yalnız nasıl yaşıyorsun zor olmuyor mu diye diye sonunda bana da bir şeyleri sorgulattılar”

        Çözüm:

        SENİ HUZURSUZ, MUTSUZ EDEN BAZI GERÇEKLER İLE DAHA ÖNCE YÜZLEŞMELİYDİN AMA HALA GEÇ KALMIŞ SAYILMAZSIN.

        Sorun:

        “Eve gelirsiniz ev boştur. Karşılayan kimse yoktur kapıyı açınca bir selam verirsiniz. Yemek hazırlamak istersiniz canınız bir şey istemez…Bir şeye sevinirsiniz paylaşmak istersiniz, Üzülürsünüz, Hasta olursunuz, yalnız olduğunuzu hatırlarsınız, Gece uyuyacak olursunuz yatağınız boştur, Sabah kalkarsınız günaydın diyecek kimseniz yoktur. İşe gidersiniz güle güle diyecek kimse yoktur, herkesin aklında bir an önce eve gidip eşini çocuğunu görmek vardır sizin yoktur (ÇÜNKÜ BEKARSINIZDIR)”

        Çözüm:

        EN KISA SÜREDE BİR TERCİH YAP, EVLEN ve TERCİHİNİN SONUCUNU YAŞAYARAK GÖR.

        Çünkü;

        “Bu dünyada MUTLAK MÜKAFAT ya da MUTLAK CEZA YOKTUR. Mükafatlar KÜLFET’e külfetler MÜKAFAT’a dönüşebilir”

        Yani Fatih kardeşim;

        SENİN-BİZİM DERMANIMIZ DERDİMİZ’ miş DE BELKİ HABERİMİZ YOK…

        Allah’ım hayırlı karar ve eylemlerinde yar ve yardımcın olsun (amin)

        Selametle kardeşim.

        Not: Burada ki sözler sadece ve sadece Fatih kardeşimizin şahsına değil benzer ( ikilemde, kararsız, sıkıntılı, çaresiz, ezbere, sıradan yaşayan vb ) durumda olan her okuyucu içindir

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Abdullah Bir abi.

          Yorumunuz için teşekkür ederim :) Allah razı olsun.

          Bir çok tespitiniz doğru olmakla birlikte beni gerçek hayatta da görmüş olsanız belki bir iki cümleniz farklı olabilirdi…Ben mezun olduğumdan beri evliliğe sıcak bakan, lisedeyken hoşlandığı kıza şimdi konuşsam bu flört olur ileride önümü görebildiğim ilk fırsatta konuşayım diyecek kadar evliliği ciddiye alan bir insanım. Bu yolda başıma gelenleri gayet detaylı şekilde burada paylaştım. Geriye bakınca gördüğüm şu. Daha en başından kestirip atmam gereken durumlar olmasına rağmen gül bahçesi hikayesi gibi olmasın kısa yoldan evleneyim kurtulayım gözüyle baktım. Olmadığı gibi bana da imtihan oldu. İşyerinde abilerim bana hep biz gençken gezdik tozduk geç evlendik sakın gece bırakma derdi. Ben de zaten sıcak bakıyorum siz aday var mı ondan haber verin derdim. Yok sen de haklısın derlerdi.

          Geçen sene artık kabuğuma çekileyim yarı inziva durumu olsun dedim iki günde bir arkadaşlar bir yerlere çağırdı. Haftada üç gğn halı sahaya gittiğim oldu eksi sekiz derecede bile. Yerler buz biz top peşinde koşuyoruz :)

          Bu sene belki başarırız kabuğumuza çekilmeyi. Arkadaşlara diyordum şakayla karışık bana iki öğün yemek getirin mağarada yaşayayım diye :)

          İyi tanıyan arkadaşlarım psikolojik olarak dayanıklı bir insan olduğumu söyler. Bunu belirtmek istememin sebebi yorumları duygularımla değil mantığımla yazdığımı hatırlatmak.

          Ben minimalist bir insanım. Hayattan beklentilerim az. İnsanların özendiği bir çok şeye özenmem. Zaten bu sebeple benim ahirette sorgum zor olabilir. Sana gezme tozma isteği vermedik ilme yöneleceğine gittin bilgisayarda oyun oynadın diye hesap sorabilirler.

          Keza minimalist olunca günümüz kızlarına yetişemiyorum. Kıyafet tercihinden tutun da hayata bakış açısına kadar. Şu an meydanda bir aday yok mesela. Son yüz yüze görüşmemi yapalı da neredeyse bir yıl oldu. Sonrasında önerilen adayları anlatayım. İyi bir kız var kapalı giyiniyor ailesi mutaassıpmış yaparsınız dediler kızı ertesi gün mini etekle gördüm. Kapalı giyinmiş hali buysa :) Başka bir arkadaş da bir kız var dedi tesettürsüz ama namazlı niyazlı. Arkadaşın “kankasıymış”. Telefonla görüştüğüm kızı da yazdım hani ilk görüşmeden sonra tamam mı devam mı diye sormamı istemiyordu.

          Bizim sıkıntımız kimsenin aracı olmaması. Ben flörtü de beceremem. Öyle ortamlara girip birileriyle takılabilsem :/

          Velhasılı kelam Abdullah Bir abi. Bizi Allah’tan başka kayıran yok :) Mesela bir arkadaşı arkadaşın baldızıyla tanıştırmaya çalışacağız bakalım kısmet. Belki oradan sevap kaparız. Ben nikah şahitliği de yaptım arkadaşa kız da istedim, eve eşya alınmasına yardım da ettim. Marifet diye yazmıyorum da yuva kurmaya ne kadar önem verdiğimi anlatma açısından paylaşıyorum, yakın arkadaşlarımın evlilik işlerine epey koşturdum. Arkadaşların kayınbabaları bana çok teşekkür etti ikisi de senin düğününde kalburla su taşıyacağız dedi :) Günümüz kızları için bunun bir anlamı var mı…

          Selametle…

      • Tuğba diyor ki:

        Sadece Fatih Bey
        Evet söylediğiniz gibi biraz bahsetsem kendimden iyi olur, o yüzden bir girizgah yapmak istemiştim.
        Sema Hanımın bir yazısını okumuştum,tam da kendimi buldum o yazısında.Daha sonra diğer yazıları,konferansları derken bu sitesinin de varlığından bahsetti, o günden beri takip ederim. Bendeniz küçüklükten beri hep okumaya odaklı olarak büyüdüm, bir yandan da ailemden dini öğretileri aldım, ailem okumama engel olmadı.Evlenmeyi vs. her şeyi okuyup meslek sahibi olduktan sonraya erteledim ama çok şükür ailemden islami hassasiyetleri öğrendiğim için kendimce dikkat ederek bu yaşa geldim, herhangi bir nişan,söz,ilişki vs.olmadı ama kaydadeğer bir aracı ile bir öneri de olmadı.Kendimiz bulabilirsek,o da artık yok denecek kadar az…Memurum,çalışmak zorundayım..Allaha dua ediyoruz,ama burada aynı dertten müzdarip birçok kişi görünce insan bir nebze olsun bu konuda yalnız olmadığı için yüreğine su serpiliyor. Gördüğünüz gibi yine bu konuda da insan yalnızlığa tahammül edemiyor. El-Hak insan hiçbir zaman hiçbir şekilde yalnız değildir de..Rabbim herkese ruh eşini naip etsin hayırlısıyla..Selam ile…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Tuğba Hanım.

          İş olacağına varır çok güzel bir sözdür. Ben de eylülde otuz bir yaşımdan gün alacağım. Meslek sahibi olup işe girme dışında kendime bir sınır çizmemiştim. Halbuki ailem askerliğini yapsın yükseğini bitirsin diye beklemiş benden için. Siz de mi büyükşehirdesiniz bilmiyorum ama bizlerin çoğu gibi aracı bulamıyorsunuz anlaşılan. Komşunun komşuyu tanımadığı akraba ziyaretlerinin zayıfladığı bir devirde kim nereden görüp de tanıştıracak. Yorumları yaklaşık bir yıldır takip ediyorum demişsiniz. Hasbel kader görüştüklerimle yaşadıklarım da ortada.

          İş olacağına varıyor önemli olan mevcut durumu en iyi şekilde değerlendirmek…

          • Tuğba diyor ki:

            Sadece Fatih Bey;
            Evet aynen dediğiniz gibi büyükşehirde yaşayıp aracı bulamayanlardanım ben de…Acaba hiç aracı olmadığı için bekleyen bir kişi için mi yalnızlık zor,yoksa görüşmelerden sonuç alamamak mı?Sizin durumunuz,benim durumum herkesin kendi mizacına göre imtihanı var,nasıl tepki verdiğimiz nasıl karşıladığımız önemli.. Her daim dua etmek gerekiyor,sabırla…Ama dışarıdan insanların”bekar mısın?” sorusuna cevap verdikten sonraki o yüz ifadesini tahmin edersiniz sanırım,sonra da geçiştirerek “olsun..” demeleri..işte bu sanki acaba benim bilmediğim bir kusurum mu var da olmuyor sorusu geliyor insanın aklına vesvese gibi..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Tuğba Hanım..

            Kusurum mu vardan kasettiğiniz aslında bir yerde başarısız mıyım sorusu. Evlenememek bir başarısızlık değildir. Ancak bahsettiğiniz gibi insanlardan gelen tepkiyi değerlendirdiğinizde toplum nezdinde bu bir başarısızlık olarak algılanabiliyor. Bu işin sonu yok, evlenmiş olsanız çocuk var mı niye yok düşünmüyor musunuz gibi bir başka “başarı” kriteriyle karşılaşılabilir. Belki olmuyor, Allah vermiyor nasip kısmet. Diyelim oldu nerede okuyor vb. Sizinkinin de kilosu fazlaymış vb. Yani bu işin sonu olmadığı gibi alemin ağzı da torba değil ki büzülsün. Yakın zamanda başarıyla ilgili güzel bir yazı yazıldı. Bence gayet açık ve dolaylı da olsa bizim durumumuzu kapsıyor.

            Çok şükür keşke olsaydı aklım şu kızda kaldı dediğim bir durum olmadı. Bunu belirtme sebebim şu. Böyle olunca görüşmelerden sonuç alamamakla kimseyle görüşmemek aynı kapıya çıkıyor, zaten olmayacak kişilerle görüşmüşüm. Mesela önceki yaşadıklarım sayesinde şu an daha kolay eleme yapıyor daha görüşmeden uygun ya da değil diye karar verebiliyorum. Bu önyargı değil. Biriyle tanıştıralım dediklerinde aracılara artık neleri soracağımı biliyorum. Elbette eksiklerim olacaktır ama erkek kankası olanlarla görüşmemek gerektiğini anladık. Ailesi hakkında sorulan sorular ve sosyal medya paylaşımları ele veriyor insanı.

            Birileriyle tanışma mevzusuna da şöyle bir bakış açısı getirdim kendimce. Yakın zamanda yazmıştım, kızlarla işi olmamış genç bir arkadaşı flört geçmişi olan bir kızla tanıştırmışlardı. Sonuç beklendiği gibi oldu tecrübeli kızımız işinde gücünde arkadaşımızı tutuk buldu. Ben de ona dedim ki. Sana ortamlara gir diyemem ama sağda solda işyerinde hasbel kadar bir hanımla tanışırsan ve ışık görürsen bu niyetini belli et. Muhtemelen karşındaki kızın yaklaşımı flörtöz olacak ama sen niyetini sabit tut ciddiyetini bozma paylaşımlarına dikkat et. Belki teknik olarak flörte benziyor ama yapacak bir şey yok ehveni şer niyetin ciddi olduktan sonra illa ki evliliğe döner diye bir tavsiyede bulundum.

            Bu tavsiyeyi bir hanıma yapamam. Çünkü erkeklerin sağı solu belli olmaz. Ancak siz de hanım arkadaşlarınız aracılığıyla belki normal yollardan biriyle tanışabilirsiniz. Keza çalışma ortamınızı bilmiyorum ama güvendiğiniz büyükleriniz varsa ve etraflarında sizinle yakın hayat görüşüne sahip olan erkekler olduğunu düşünüyorsanız usulünce laf arasında size kimsenin aracı olmadığını ve görüşmeye açık olduğunuzu belirtebilirsiniz, usulünce, doğrudan değil ima ile. Bu yazdığımı yadırgayanlar olabilir ama tok da açın halinden anlamaz, kaç yıldır kısmet bekleyen bir hanımdan bahsediyoruz ki bir de çalışmamayı tercih edip dışarıyla bağlantısı epey az olan hanımlar da var. Onlar ne yapacak? İnternetteki zararlı tanışma sitelerine mi bulaşsınlar?

            Dediğiniz gibi dua önemli ama sözlü duanın yanına fiili dua da gerekli. Ayrıca evlenebildikten sonra kaç yaşında evlendiğinizin önemi yok geçmişi unutabiliyorsunuz hemen, oruçtan sonra iftarınızı yaptığınızda artık açlık duygunuz tokluk duygusuyla değiştiği için evveli önemsemiyorsunuz, iftarı yapabiliyor olduktan sonra saat kaçta olduğunun önemi yok, nasip kısmet. Ayrıca son olarak şunu ekleyeyim. Bu yaşa geldim, belirli ortamlarda bulundum (üniversite ve çalışma hayatı) kimse talip olmuyor eksiğim mi var diye düşünüyorsanız artık öyle düşünmeyin. Edepli ve çizgisini bozmayan bir hanıma erkekler kolay kolay yanaşamaz. Çok istiyorlarsa bu çizginizi bozmadığınız içindir ki o zaman sizinle doğrudan değil çevrenizle irtibata geçerek iletişim kurmaya çalışır. Böyle yapmayanlar size göre değildir. Size yanaşırlar, çizginizi bozmazsınız, yüz bulamayınca gider yüz bulabilecekleri bir zamane kızı ararlar, sizler de bu gibi tipleri elemiş olursunuz. Unutmayın, bu eksikliğiniz ya da kusurunuz değil tam tersi toplumsal eğilime göre olan fazlalığınızdır. Ortalamadan sapan her zaman kötüler değildir, üniversiterde çan eğrisi uygulanan notlandırmalarda A alanlar ortalamadan sapan kötüler değil tam tersi ortalamadan sapan iyilerdir. Şu var ortalamanın C olduğu bir sistemde bizler C+ ya da C- alanlarız. Aslında toplumsal olarak ortalamada birbirimizden farkımız yok. Bizler A almak için çaba sarfetmeliyiz bu da ayrı bir mesele.

            Selametle.

          • kevser diyor ki:

            Tuba hanıma:
            Tuba hanım sizinle benzer hatta tıpatıp bir hayatımız var.bende kendimiz bulmaya kalksak bu saatten sonra pek mümkün değil tarzında yorumlar yazmıştım buraya ama flörte kapı aralıyormuşum gibi hoş bakıyormuşum gibi anlaşıldı maalesef.size nacizane bir önerim var.eğer iş ortamınîzdan memnunsanız yaptığınız işi de severek yapıyorsanız sakın ayrılmayın mevcut işinizden.çünkü ben hem evlenemiyorum (bu gidişle de evlenemeyeceğim gibi gözüküyor)hemde işsizim çalışmıyorum.(neyime güvenipte işten ayrıldıysam onu da bilmiyorum)yani siz mevcut durumunuzda evlenemeseniz bile kendinizin ugraştığı stresinizi attığınız meşguliyetle uğraştığınız sosyal olarak kendinizi gerçekleştirdiğiniz toplumda kabul gördüğünüz bir konumunuz var.ama hem bekar olup hem işsiz olmak daha sorunlu emin olun.belirsizlik had safhada oluyor çünkü.ben evlenemeyeceğimi düşünüyorum artık.çünkü erkekler görsel olarak beğeniyorlar.ben artık hiçbir erkeğin beni sevebileceğine inanmıyorum.evli arkadaşlardan öyle şeyler duyuyorum ki.evlilikte cinsellik en önemli şey.
            Şimdiye kadar sadece bir kişiyle çok ciddi,evliliğe çok yakın bir görüşmem oldu.gerçekten aracılık eden kişi de çok güvendiğim güvenilir hatırnaz kıymetli bir insandı.ama o da başka bir nedenden dolayı olmadı.(ısınamamak değil!)başka bir nedenden dolayı olamadı.bilmiyorum ama ben bu işlerde kadere çok inanıyorum.biraz kaderciyim.karşıma düzgün aradığım gibi biri gelmedi.belki gelseydi de o beni beğenmezdi bilemiyorum.dedim ya herşey kader.olacak olanın önüne geçilmiyor.

          • kevser diyor ki:

            Ayrıca tuba hanım ben insanların artık “bekâr mısın “sorusuna:gülümseyerek “eveeet “diyorum.”yoksa birini mi buldunuz.hemen hazırım(!)evlenebilirim”diye takılarak cevap veriyorum 😉😆size de tavsiye ederim ☺

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey
            Hani demişsiniz ya evlilik bir başarı göstergesi değildir diye…artık “evlilik”statü oldu Fatih bey.toplumda bekar bir insan evlendiğinde otomatikman “statüsü”atrmış yükselmiş oluyor.artık evlilikler “statü”oldu….

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Dünyadaki tüm statüler onları isteyenlerin olsun…

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey
            Bende zaten kendim böyle düşündüğüm için yazmadım.statü beni de ilgilendirmiyor.sadece toplum nezdindeki durumunu yazdım.
            Birde demissiniz ki kimseyle ilişkisi olmamış bir arkadaşı flörtöz bir kızla gorusturduler ve sonuç beklendiği gibi oldu kız çocuğu tutuk buldu demişsiniz.bunun flört edip etmemekle bir alakası yok.flort etmemis bir kızda bence öyle birini tutuk bulurdu.kendinizi kadınların yerine koyun ve öyle düşünün empati yapın.hicbir genç kız kendisini beğenmeyen biriyle gelecege dönük hayal kurmaz.ciddi düşünmez.karsimdakinin bana sevgisinden ilgisinden emin olmam lazım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.
            Yazdıklarınıza katılmıyorum. Çok uzatmak istemiyorum cümleden manayı siz çıkarın. Ömründe bir kızla doğru dürüst oturup konuşmamış onu görünce heyecanlanan, terleyen, eli ayağına dolaşan adama edepli ahlaklı diyen de var sosyal fobik diyen de. Tecrübeli erkekler bir kıza nasıl elektrik verilir çok iyi bilir. Tecrübesiz gariplerimin de eli ayağına dolaşır, çekinir açılamaz kimse de onlara ne kadar edepli adamlar demez. Daha doğrusu hiç kimse değil çok az insan der…

            Netleşince yazacaktım ama konusu açıldı şimdi çöpçatanlığa da başladık. Bu arkadaşı çok temiz bir hanımla tanıştıracağız inşAllah. Hem de aileler devrede olacak, şurada bir kız var gidin bir çay için şeklinde değil. Umutluyuz :) Arkadaşı ilk gördüğümde bu elemanın da işi zor benim gibi demiştim. Nitekim ilk görüşmesi geçen yazdığım gibi oldu.

            Toplumsal statüyle ilgili tespitiniz doğru ama bir anlayışın toplumda var olması onun doğru olduğu anlamına gelmez. Flört de normal topluma göre. Ayrıca halen namusu bacak arasında arar toplum. Dilde aramaz, cüzdanda aramaz…

            Sizin statü beklentiniz oladabilir olmayadabilir. Biz karışamayız ancak üniversitede bölüm başkanımız namazlı niyazlı bir insandı camide öğrencisi imam olunca bu sefer hocamız imama yani öğrencisine uymak durumunda kalıyordu. Bu dünyada toprağın altında herkes aynı statüde. Ahirette de bu dünyadaki varlıklar sahip olunup olunmadıklarıyla değil nerede harcandıklarıyla sorgulanacak. Varsın toplum değer vermesin ya da aşırı değer versin hesap günü bir önemi olmayacak…

        • Tuğba diyor ki:

          Kevser Hanım
          İnanın yorumlara bakarken şimdi gördüm yazdıklarınızı,kusura bakmayın.Evet düşünceleriniz hayat görüşünüz uyuşuyor,bu yüzden yorumlarınız dikkatimi daha çok çekiyor.Ama bu sitede benim gibi olanları görüp tavsiyelerinizi düşününce evet diyorum aynı şeyleri analiz ediyor ve uyguluyormuşuz. Haklısınız çalışmak meşgul ediyor insanı ama insan düşünüyor nereye kadar…Bilmiyorum bu aralar biraz daha karamsarım galiba yeni yaşıma alışamadım henüz(30 yaş sendromu🙂) Ama siz de çalışabilirsiniz yani bu illaki dışarıda olmak değil de bir işle meşgul olmak kafanızda bu tür düşünceleri bertaraf etmek için birebir ta ki yastığa başınızı koyduğunuzda aklınıza yalnızlık ömür boyu mu sorusu gelene kadar.. Sevgiler💐

  5. hasret diyor ki:

    Insan korkularindan daha çok imtihan olurmuş. Korkularınızı bir kenara bırakıp yalnızca Rabbim e bırakın..

    Evliliğin güzel yanları olduğu kadar elbette sıkıntılı yanlarıda olacaktır imtihan gereği ..eger herşey yolunda giderse bir sıkıntı var demektir.4 *4 lük bir hayat yok..

    Ben bazen sıkıntıya düştüğümde şükrediyorum.Insan mutlu olduğunda Rabbinin verdiklerini şükrü unutabiliyor.oyuzden sıkıntıyı bir tokata benzetiyorum.sefkat tokadı buda insanın kendi kabuğuna çekilmesini,yenilenmesini sağlıyor,insanın kendini gözden geçirmesini hatalarini düşünmesini sağlıyor ..boylece Rabbine dönmene bir fırsat daha vermiş oluyor .şükür etmene vesile oluyor bana göre…

    Bırakın korkuları bir kenara güzel hayaller kurun… Allah mutlaka gonullere gore verecktir.Hakkimazda hayirli olani bilen odur.

    Allah bu sitenin bekarlarına da hayırlı kısmetler nasip etsin…guzel haberlerini okumak dileğiyle…🤗

    • adem diyor ki:

      Hasret hanım;
      “Insan korkularindan daha çok imtihan olurmuş. Korkularınızı bir kenara bırakıp yalnızca Rabbim e bırakın.” evet bu sözünüze katılıyorum. yıllardır bu sitedeyim. yorumlarımdan da görebilceğiniz gibi en çok boşanmaktan korkuyordum. o da başıma geldi. bekar kardeşlere korkmamalrını tavsiye ediyorum. evliliğimde sıkıntılı günlerimde bekar arkadaşlar eviliği tavsiye eder misin diye soruyorlardı. ederim diyordum. zira peygamberimiz tavsiye etmiş benim ne haddime etmemek.
      bu arada hafta sonları siteye pek yazamyıyorum. takip edemiyorum. cep telefonuna bildirimler geliyor ama ordan yazmak ve takibi de zor oluyor. eğer ki bana bir şey yazan varda cevap bekliyorsa görmedim kusuruma bakmayın.

      • hasret diyor ki:

        Adem bey

        Malesef korkularımızı bir mıknatıs gibi kendimize çekecek kadar fazla enerji yayiyormusuz.bu enerjiyi olumlu ya çevirmek bazen korkularla yuzlestikten sonra mümkün olmaya başlar.bu acı bir tecrübe ile anlaşılmaya başlasada düşünce yapımızı olumlu bir şeklide de değiştirebileceğimizi düşünüyorum….

        Aşağıda bazi yorumlarinizi okuduğum kadarıyla mevcut olduğunuz evlenip ayrılmış olmanın sizi ümitsizliğe sevk ettiğini anliyorum.umutsuz olmayın belkide Allah ileride eşiniz olacak hanım için size bu tecrübeyi yaşatmış olabilir birde olaya burdan bakın.. Simdi sizin hayatınıza benzer bir yakınımın bizzat yaşadıklarını paylaşayım belki biraz olsun umut olur.bizzat şahidi benim

        • hasret diyor ki:

          Henüz 19 yaşında bir genç kızdı.Ailesi kzinin daha bu yaşta evde kalmasından korkuyordu. Kız alımlıydı aslında.ama ailesi tutucu 2 abisi vardı ona karışan.neyse bir gün kıza talip eli ayağı düzgün abisin tanıdığı abdestli namazlı yakışıklı mesleği güzel olan çocuğu beğenir. Belki kaçmak o yaşadığı hayattan uzaklaşmak için olsa gerek hiç düşünmeden kabul eder…

          Kısa bir zaman sonra kızla kocası aileler yüzünden sürekli kavga etmeye başlar.aslinda kızda kocası da bir birini sever ve anlaşır ama her 2 tarafın sürekli müdahale etmesi onların saygısının gitmesine sebep verir .Kız 2 gebelik geçirir. Her ikiside anne karnında ölmesiyle evlat sahibi olamazlar.neyse zaman geçer kız küs gidip gelir ailesine ama artik aliskanlik gibi olup evliliklerine olimsuz yansir.2 senenin ardından boşanmaya karar verir kız ailesine gelir ve dönmemek üzere evliliği sonlanır…asil yaşayacakları bundan sonra başlar….

          2 sene psikolojik tedavi gördükten sonra biraz daha iyi olur..kiz 22 yaşına geldiğinde evlenmeyi isteyecektir lakin dul olduğu için bir türlü evlenemez..zaman geçtikçe nefis gereği evlenmek karşı cinse ilgi artacaktır.kiz kendisini sevdiğini sandığı bekar bir memleketlisi ile konuşmaya başlar.oysa çocuk onun dullugundan istifade etmek isteyeceği çok sonra ortaya çıkacaktır..kiz evlenmek niyetini yenilesede çocuk ailesini öne sürüp onun dul olduğunu onların buyuzden istemediğini söyler ama diğer yandan onu görmeye gelip,telefonda konuşmaya devam edecek bu 2 sene kadar sürer.cocugun niyetini anlayinca kız konuşmasını keser bu arda aralarında haram bir ilişki olmamış kız taviz vermemiştir.

          Kızın yasi 25 lere gelince iyiden iyiye üzülmeye başlar..dul olduğunu öğrenen onunla evlilikten vazgeçer.oyle bir hale gelirki kız artık namazlı niyazlı olamasa da olur diyecektir.neredyse namazı olmayan birlik bir hayatı teklif edecek tipler bile olacaktır.. neyseki ailesi onu ikna edecektir..kiz artık bir çok erkekle evlilik niyetiyle konuşur.artik evde kalmaktan korkmaya başlar neyazikki bir türlü istediğini bulamaz.tam umudunu kesecekken arkadaşı ona evlenmis ayrılmış denk birini bulur ailelerin onayı ile kız nişanlanır.. kısa bir zaman sonra çocuğun aşırı kiskancligi,ailesinin kıza tebeden bakıp sanki oğulları bekarmış gibi davranması bardağı taşırır.ve kız nişanı atar…

          Artık kız iyiden iyiye umutsuz hergun gözyaşı ile Allah a yalvarıp harama bulaşmadan evliliği diler …oyleki gece namazlarına başlar tövbe edip Allah a yakarıp dualar ederek hayırlı kısmet ister aileside kızı için cok dua eder..

          Kız 27 yaşında bir dul hanım olarak bir yandan dua edip biryandan arayış içine girmiştir..ortak arkadaslarindan birinde eşini görür çok hoşuna gider.esi umrede nur yüzlü temiz bir insana benzer.sonra bir şekilde sosyal medyada konuşmaya başlarlar.lakin kiz çocuğun bekar olmasindan onu red etmesinden korkar.sonra bir de bakar ki çocuk kendisi gibi evlenmis ayrılmış.yakisikli yasi denk işi güzel namazlı..cocuk bizim kizdan daha istekli çıkar 1 ay içinde evlenirler..simdi 2 çocuklu mutlu bir çiftler.

          . Allah tan umudu kesmemek lazım.
          Not.
          1)cocuk sadece 1 aylık evli kalmış ve ayrılmıştı.1 aylik bile olsa cocuk dul olmasydi kızla evlenmezdi.
          2.cocuk 1.81kiz ise 1.55 tir..
          3)eğer kız ilk evliliğinden 2 evladını kaybetmeseydi çocuklu diye hiç evlenemeyeckti..

          Allah bazı imtihanları ileride karşılaşacağımız olaylara karşı olgunluk gösterelim diye verebiliyor .Allah tan umudunuzu kesmeyin Adem bey bu kız yaklaşık 7yil kadar bekar kalarak büyük bedeller ödedi.bu bedellerin sonucunda şimdi daha mutlu …
          Yazım biraz uzun ve detaylı oldu ıns bir çok insana katkısı olur diye yazdim🤗

          • sennur diyor ki:

            hadiselere ve olaylara ibret gözüyle bakmayı öğrendiğimizde hayatımızda çok şey değişiyor.
            tevekkeltü allallah .

  6. Abdullah Bir diyor ki:

    Yahya, Adem, Sadece Fatih, Azmo, Meryem, Kevser, Nisa…. ve şu an ismini yazamadığım “boşanmış ve yeni bir yuva kurmak istediği halde henüz evlen(e)memiş kardeşlerime…

    Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Ali İmran 139)

    Ne zaman insanların sözleri ve davranışları sizin hayırlı hayallerinizi yıkmaya çalışsa aklınıza bu ayeti getirin ve Peygamber efendimizin

    “Hasbunallah ve nimel vekil nimel mevla ve nimen nasir”

    sözüyle “İman ve amel” edin.

    Unutmayın ki;

    İnsanların hayatının bir bölümü/dönemi değil “TAMAMI” anlamanın/farkında* olmanın İMTİHANI**’dır.

    * Anlamak/ farkında olmak= Ruhların yaratıldığı Kalu Bela denilen İLK GÜN’ de Allah’a verdiğimiz SÖZ ettiğimiz ve ettiğimiz İMAN’nın NEDEN ve NASIL olduğunu bu dünya da görerek, yaşayarak anlama ve AHİRET hayatı denilen sonra ki ebedi hayatımızda muhatap olacağımız ÖDÜL ve CEZA ların SEBEPLERİ’nin kayıt altına alınma süreci.

    **İmtihan= İlk gün Allah’a verilen sözü hakkıyla ve ne kadar tutacağımızın test edilmesi ve kayıt altına alınması süreci.

    NOT:Şahsi işlerim ve meşguliyetlerim nedeniyle eskisi kadar aranızda olamadığım için HAKKINIZI HELAL EDİN, en kısa sürede tekrar eskisi gibi aranızda olmayı canı gönülden istiyorum DOSTLAR.

    O günlere kadar Allah’a emanet, Resulullah’a tabi olmanız duasıyla…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Estağfurullah Abdullah Bir abi. Varsa helal olsun da asıl sen hakkını helal et bize.

      Okuduğum bir kitapta toplumsal yanlışlardan bahsediyordu. Bir öğe de evliliğin bir başarı ölçütü olarak görülmesinin yanlışlığıydı. Buradan yorumcu ve okuyuculara da aktarmış olayım. Belirli bir yaşa gelinmiş olsa hatta orta yaşlara gelinmiş dahi olsa evlenememek BAŞARISIZLIK DEĞİLDİR.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      (Yarım kaldı)

      Evliliği ya da karşı cinsle olan ilişkileri başarı ölçütü olarak görmek toplumumuzdaki en büyük yanlışlardan biridir. Bu yaşa geldin evlenemedin ya da yaşıtların evlendi sen evde kaldın. Ya hu kişi sahip olduklarıyla ve olmadıklarıyla mutlu olamıyorsa yani Allah’ın verdiği ve vermediğine rıza göster(e)miyorsa asıl o zaman başarısızdır. Bazı algıların değişmesi lazım.

    • adem diyor ki:

      Abdullah Bir abi;
      bu yorumun bana ilaç gibi geldi. zira bazen boşanmuış biri olmanın sıkıntısı beni yiyor. son bir ay da 2 kız dan sırf bir evlilik yaptığım için veto yedim. bu kızlarla şayet hiç evlilkk yapmasa idim normalde benim talip olacağım kızlar değillerdi. ikisininde iş hayatı ve tesettürle ilgili bazı gevşeklikleri var. ben eskiden asla kabul etmezdim. şimdi asla asla dememeyi öğretti hayat. fakat bunlardan sırf ayrıldğım için veto yemek canımı acıtıyor. insanlar ikinci el eşya g,ibi mi bakıyorlar meseleye anlamıyorum. buralar küçük yerler. büyük yerlerde olsa böyle olmazdım diyorum. zoruma gidiyor bazen. gözde bekardım şimdi dul oldum zoruma gitmiyuor değil. bir de aslında benim dengim bile olmayacak birinin öyle bi cevap vermesi insanların genel bakış açılarını yansıttığı için canımı acıtmıyor değil. şimdi daha zor birini bulmak bunu biliyorum. 4,5 ay ilk tanışma ve nişan+9 ay evlilik toplam 14-15 ay. bu süre normalde flörtle geçirseydim sonra ayrılık olsaydı toplumda kötü izlenim vermiyor. kimse bana neden ayrıldn demezdi yahu. ama nikahlı evlilik sonrası ayrılık olunca toplum bunu suçluyor bunu tecrübe ettim gördüm. yani helaline alıp ayrılmak toplumda kabahatmiş. şimdi sorsanız zinanın suç olmasını ister msiniz diye çoğu evet der. güya başörtülü kızlarımız. ama böyle niye. bilinçsiz düşüncesiz insanlarımız ne yazık ki.
      Abdullah abi; yazdığın yorumu şimdi okudum haftasonları pek okuyamıyorum genelde. bu ruh halindeyken yorumun yüreğime su serpti. teşekkür ederim.

      • kevser diyor ki:

        Adem bey
        Insanlar tabiki de ilk aşamada evlenip ayrılmış birine hoş bakmaz.cocuk oyuncağı değil sonuçta.ama şu var kendini bilen insanlar inanın flört edip edip ayrılan kişilere de hoş gözle bakmıyorlar.
        Cumartesi akşamı ömür dediğin isimli programa denk geldim belki buradan da izleyen olmuştur.adam 25 26 yıldır dul yalnız yaşayan bir amca eşini 20 senelik evliyken hastalığından dolayı kaybetmiş.aynen şunları söyledi amca.sunucu galiba tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz diye sordu.amca da:
        “Valla yalnızlık Allah a mahsus.kotu birşey ama ben bu saatten sonra evlenmem.belki bunları söylemek uygun değil ama şimdi allah rızası için gelen yok.herkes çıkarını düşünüyor.erkekde kadında.biz evlendigimizde bir hasirimiz vardı başka birşeyimiz yoktu ama mutluyduk.simdi seviyoruz aşığım ölüyorum bitiyorum diyorlar 6 ay sonra boşanıyorlar.biz hayatımızdan Allah i çıkardık.agzimizda var ama icraatta yok.”aynen bunları söyledi amca.
        Birde siz genel olarak yorumlarinizda “kızların işi daha kolay”diyorsunuz.neresi kolay Adem bey???
        Birisi bana biyerde denk gelecekte beni begenecekte beni sorup sorusturacakta……
        Burada fatih beyle bir dönem yorumlarda yazmıştım.birine denk geldim beğenmiştim diye.ve soyleyemem utanırım kız olmam hasebiyle demiştim.fatih beyde tavsiye olarak iki tarafın ortak tanıdığı sağlam bir bayan referans bulup uygun bi dille soyleyebilirsiniz demişti.butun bayan gururumu bi kenara atıp bildiğim güvendiğim bir büyüğüme ablaya meseleyi mahcup bi şekilde açtım.ramazan bayramından önceydi.ve hicbir cevap gelmedi karşı taraftan.beni daha görüp tanımış biri ve bu kadar zamandir cevap gelmedigine göre demek ki begenilmemisim..annemden gizli konusmustum bu meseleyi. Annem duyunca kızdı.keske söylemeseydin dedi.karsi taraf eger olumsuz dönüş yaparsa (ki herhangi bi cevap gelmedigine göre öyle)bu senin sicilin acisindan iyi olmaz dedi.cunku onun tanıdıklarını ben tanıyorum benim tanıdıklarımi da o tanıyor.yarin birgün bir kızla evlense.benim için insanlar “a bak bu kızın bu abide gözü vardı”diyecekler.evli de olsam bekarda olsam….rahatsiz edici bisey.o yüzden ilk adımı erkekten beklemek her zaman daha garantili bir yol bence.
        Benim ki de kendi kendine gelin güvey dedikleri durum işte…
        Insanlar beni her geçen gün sasirtmaya devam ediyor.elhamdulillah müslümanım diyen insanlarla müslümanlığın gerekleri hakkinda anlasamiyoruz tartışıyoruz!!!evli kadına diyorum ki:ben senin kocanla tokalasmam aynı odada oturmam diyorum.kadin bana teşekkür edeceği yerde bana kopuruyor.niye benim kocam seni yiycekmi diyo.nasil ki ben senin kocanın yanına çıkamazsam sende benim eğer ileride eşim olursa benim kocamın yanına çıkamazsın diyorum.yani demissiniz ya kızların işi daha kolay.inanin karşıma beklediğim gibi biri çıksa bile inanamayabilirim.cunku olmamasina o kadar alıştım ki.karsima çıkarsa gerçek değil hayal sanabilirim.hani filmlerde olur ya beni bi cimdiklermisin rüyada mıyım gerçek mi diye…
        Eski eşinizin bazı bayanlar hakkında kullanmış olduğu o kötü kelimeyi dışımdan değil ama içimden bende söylüyorum maalesef.yani bu konuda hak veriyorum eski eşinize.kafaya örtü örtüp surata beş kilo boya sürmek sizce normal mi?kimse kusura bakmasın yani.
        Bende şöyle birşey oluyor.mesela biyerde görüyorum. Ay ne güzel diyorum eli yüzü düzgün kaşı gözü güzel yakışıklı biri diyorum ama aradan 1 saat geçmeden ya nişanlı ya da evli olduğunu öğreniyorum.en sık yaşadığım şoklardan biri bu.burda fatih bey ve bir yorumcu daha yazmıştı:evli olmak beğenilme sebebi diye.iyi de ben o insanları begendigimde evli olduğundan haberim bile yok.bekar sanıyorum evli olduğunu öğrendiğim anda da zaten hersey bitmis oluyor o an benim için

        • kevser diyor ki:

          Bir arkadaşım anlatmıştı.evli ve çocukları olan bir abisi vardi bu arkadaşın.abisi çalıştığı işten çıkmış.yeni bir işe girmiş.6 ay sonra da oraya nadiren uğrayan işyeri sahibi patron gelmis arkadaşın abisini görmüş.sormus demişki bu çocuk kim eli yüzü düzgün.cok temiz birine benziyo.benim evlilik yaşında kızım var evlendirmek istiyorum.demis.bunu duyan arkadaş ise “abi sen naaptın.o adamın 2 tane çocuğu var evli”demiş.yani kısacası fatıh bey:
          Bir insan evli olduğu için güzel denemez.ama güzel olduğu için evlenmiştir.sizin burada diğer yorumcu beyle savundugunuz:”kızlar bazı adamların evli olduğunu duyunca ilgisi artıyor.cunku evli adam tercih edilen demektir”tezinizi böylece çürütmüş oluyorum.cunku ben günlük hayatımda kendi yaşıma uygun yakışıklı birini begendigimde çok geçmeden evli olduğunu veya başının bağlı olduğunu öğreniyorum.yani evli olduğunu sonradan ogreniyorum.ogrendigim anda küçük çaplı bi şok geçiriyorum.sonra kendime geliyorum.

          • adem diyor ki:

            aynen bende birini görüyorum efendi hanım sakin mizaçlı sesi alçak çıkan bir hanım görüyorum. sonra o da evli çıkıyor ben de utanıyorum. yapacak bir şey yok. geçenlerde bir kızla görüştüm. kız baştan olumlu dedi. ama evlenip ayrıldığımı bilmiyordu. o kadar ki ailesi beni araştırmaya başlamış.çok iyi insan olduğumu ama şanssız bi evlilkle boşandığımı duymuşlar. bu sebepten ikinci görüşmeden sonra ayrıldık. sırf sebep bu. ben yukarıda bu yüzden yazmıştım. ama artık illa ev hanımı olacak diye şart koşmuyorum.
            bu arada annenizin fikrine katılmıyorum size bunu söyleyebilirim. aynı durum erkekler için de olabilir. ben bugün bi kıza talip oldum diyelim. kız olmaz dedi diyelim. yarın bir gün belki bilmeden onun bi arkadaşına talip olacağım da o kız bu oğlan bana da talip olmuştu diyecek hiçbirimizin garantisi yok. karşşıdaki dediğiniz gibi beyefendi ve onurlu biri olduktan sonra o olayı yaşamazsınız diye düşünüyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Siz de haklısınız Kevser Hanım ne diyeyim :)

            Ancak şu atasözlerini unutmayalım komşunun tavuğu komşuya kaz görünür, kaçan balık büyük balık olur.

            Siz kalbinizi ferah tutun. Gerçekten efendi ve yakışıklı biriyle karşılaşacaksınız diye hissediyorum bir gün. Öylelerini genelde kızlar rahat bırakmaz ama flörtten kaçınan kıyıda köşede kalmış iyi damat adayları da vardır.

            Açık açık yazayım yanlış anlamayın lütfen. Sizin tip olarak tarifinize uyan bir arkadaş var ki yanımıza geldiğinde parkta yürürken kızlar ellerine cep telefonu numaralarını tutuşturmuş, ilk defa geldiği şehirde… Bu arkadaş nette kızlarla yazışan, en son ukraynaya gidip ben artık internet olayını bırakıp evleneyim kararı alan ama çalışan ve afedersiniz tost peyniri cinsi olmayan kız arayan arkadaş… (ukraynaya gezmeye gitti akıllara kötü şeyler gelmesin…) Bu devirde bir erkek hem kızların ilgisini çekecek hem de flörtten kaçınacak, bir erkek için çok zorlayıcı durum. Başaranlara helal olsun :)

            Bahsettiğiniz programın o bölümüne denk geldim ben de hatta yazacaktım buraya sonra vazgeçtim, siz yazmışsınız iyi olmuş, elinize sağlık.

            Yalnız yazdıklarıma ek olarak şunu söyleyeyim, bir kızın boşta olduğundan emin değilsem alıcı gözle bakamam. Evli çıkar nişanlı çıkar hatta flört ediyordur konuştuğu vardır, alıcı gözle bakar da boşta olmadığını öğrenirsem kendimi vicdanen çok kötü hissederim. Çok utanırım kendimden. İşyerinde iki hanım yeni işe başlamıştı tabi bekar erkekler hemen başlarına üşüştü. Bana da gaz verdiler çok şükür muhatap olmadım. Bir kaç gün sonra birisinin davetiyesi geldi diğeri de iki hafta sonra tektaşı taktı. O zaman vicdanen çok mutlu olmuştum. İyi ki bizim gençlerin dolduruşuna gelip o gözle bakmamış ve onlara yakınlaşmamışım dedim… Kısa süre sonra onlarla çalışmak durumunda kaldım. Hatta önceden de yazmıştım birisi beni evli sanmış diye :)
            Her şeyi anladım da evli sanılmayı oturtamadım kafamda o da ayrı mesele.

            Çok efendi bir abimiz de otuz küsür hanımla görüşmüş en sonunda evlenebilmiş. Kızlar genelde ikinci görüşmeyi pek yapmazlarmış. Ancak evli olunca kıymete biniyor ne iyi baba oluyor şeker gibi koca oluyor…

          • kevser diyor ki:

            Adem bey erkek istediğine talip olabilir.ama bir kız acısından bu hiçte doğru birşey değil ki.kizlarin daldan dala atlaması sizce iyi bişey mi?bir erkeğin evlenmeden önce başka kızlara talip olduğunu bilmeye gerek yok bence.illa ki birine talip olmuştur.ben bununla ilgili bir olay duymuştum mesela…evlilik görüşmesi yapan bir kız ve erkek.erkek demişki daha önce evlilik görüşmeniz oldumu demiş.kizda demiş şu kadar görüşmem oldu demiş.cocukta bunu duyunca kızı reddetmiş.ben ilk gorustugun olmalıydım demiş…erkek kıskançlığı heryerde aynı demek ki 😊

          • kevser diyor ki:

            Fatih bey
            Açıkçası bu hayatta ailem haricinde kimse umurumda değil.artik hicbiseyde aramiyorum zaten.ha beni istemeyeni ben yüz kat istemem.zaten tatile gidiyorum.bi müddet kafamı dinliycem.gittigim yerde de internet bağlantısı da çekmiyor

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Peygamber efendimize beni nikahlarmısın diye gelen hanımın hikayesini anlatmıştım hani bir sahabe bu olayı kızına anlattığında kızı o kadın için ne kadar ahlaksız kadınmış hiç kadın kısmı teklif eder mi dediğinde sahabenin kızına o kadın senden daha ahlaklıydı dediğini yazdım. Sizce bu olay üzerine daha fazla söylenecek söz var mı?

            Erkek yazmadan yazamam ilgilendiğimi belli edemem diyenleri de gördük. Acaba ters bir laf mı ettim bu adam artık niye ilgilenmiyor deyip panikle dönüyorlar sonra :)

            Bahsettiğiniz görücü usulünde ilk aday olma muhabbetinin kökeninde yatan şey cahillik ve şımarıklık. Şımarıklık demek ki aday bol. Cahillik ise şöyle bir gün sahabeden biri ben kızımı vermeyeceğim demiş afedersiniz elin adamıyla birlikte olacak falan bunun gururuna dokunduğunu söylemiş. Peygamber efendimiz de adamı uyarmış. Sen dünyaya nasıl geldin olur mu öyle şey demiş(cümleleri özet yazdım birebir aynı değil)

            Şimdi hani babalar genelde kızlarını verirken ağlarlar. Hani sizim utandığınız durum var ya bir de o sırada abilere babalara sorun bakalım. Siz evladınızı gözünüzden sakınacaksınız sonra bir başkasına emanet edeceksiniz…Ne kadar kıskansanız da hayatın kanunu… Bir de bu açıdan bakın…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Kevser Hanıma…

          Hayatının akışını ve düşüncelerini insanların HOŞ BAKARLAR-BAKMAZLAR, DERLER- DEMEZLER, KINARLAR-KINAMAZLAR, SEVERLER-SEVMEZLER vb sözleri üzerine inşaa edenlerin, yani en büyük KORKULARI başakalarının düşüncesi, sözü olan KULLAR’ın en büyük İMTİHANLARI da o insanlar ve o konular hakkında olur.

          Tıpkı sizin EVLENEMEME konunuz da olduğu gibi.

          Lütfen beni yanlış anlamayın, sizinle laf yarıştırmak, sizi rencide etmek vb bir niyetim yok. Ben sadece size görmediğiniz bir GERÇEĞİ göstermek istedim. Lütfen bu konu üzerinde biraz tefekkür edin.

          • kevser diyor ki:

            Abdullah bir bey kusura bakmayın da benim yazdiklarimla sizin yazdiklarinizin ne alakası var anlamadim.ben elalem ne der demedim ki.herseyin bir yolu yordamı vardir.ben bir erkeğin yakasına yapışsam benimle evlen kimin ne dediği umrumda değil desem bir genç kız olarak böyle bişey uygun mu.?gerçekten elalem ne der düşüncesini nereden çıkardınız anlayamadım.bir insanda utanma duygusu yoksa herşeyi yapar.utanmak;başkalarının ne dediğini düşünmek mi oluyormuş????siz konuya erkek acısından baktığınız için bunları yazıyorsunuz.bende erkek olsaydım istediğim kişinin ayağına giderdim bir problem olmazdı benim için.lutfen rica edicem burada çok afedersiniz ama saçma sapan önerilerde bulunmayın.
            Kadınların ve erkeklerin bu kadar azgın olduğu bir dönemde bence en güzeli bekarlık.

          • kevser diyor ki:

            Benim evlenememe sebebim:”erkeklerin ayağına gitmemem “mi yani???gerçekten size ne diyeceğimi şaşırdım ☺
            Ben elalem ne der diye bekar kalmis mışım….daha neler duyacağım Ya rabbim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Araya giriyorum kusura bakmayın.

            Bazen yazmadığımız ya da imasında bile bulunmadığımız şeyleri sanki biz yazıyormuşuz gibi kafanızdan kurup bir şeyler yazıyorsunuz. Bu dediğimi lütfen yanlış anlamayın. Çoğunda sesimi çıkartmadım uzatmamak adına burada da bir iletişim eksikliği olmuş üzüldüm açıkçası. Abdullah Bir abinin yazdığı gayet açık. Ortada utanılacak bir durum yoksa elalemin ne dediğinin önemi var mı? Ayrıca ben de bir hanım arkadaşa arkadaşını soracak oldum turp gibi kızardım dalga geçtiler benle. Bu mevzular açılınca ben de utanıyorum bunun kız ya da erkek olmakla alakası yok ki.

            Bir kızın bir erkeğe usulünce talip göndermesine niye bu kadar takılıyorsunuz ki. Ben sizde şunu tam anlayamadım. Erkeklere bakış açınız çok ilginç. Bir kız bir erkeğe haber gönderse erkek bu kız da ne kadar azgınmış demez ki. Hatta kızların bu konudaki çekingenliği bilindiğinden öyle bir husus akla gelmez. Genelde ilk akla gelen şey kızın kendisini yakışıklı bulduğu olur. Bence bu konuda bakış açınızı sorgulayın. Sizinle tartışmak istemiyorum. Yazdıklarımı eleştiri olarak değil tespit olarak ele alın…

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm,
            Keske once sizi muhattab alan kisinin ne anlatmaya calistigini bir kez daha sorup, tenkid edecek veya onerisini kabul etmeyecekseniz de daha nazik bir uslupla ifade etseydiniz. Muhatabiniz ben ya da yasitiniz biri olsaydi bir nebze..
            ‘Sacmasapan’ buldugunuz oneriyi sunan kisinin hicbir seyine saygi duymuyorsaniz da en azindan ‘yasina hurmeten’ gostereceginiz bu incelik, sizin hanimefendiliginize daha cok yakisirdi.
            Selametle…

        • halil mümin diyor ki:

          Kevser hanım ;
          Bahsettiğiniz programı ben de izledim. O amca benim hemşehrim olur..Aynı zamanda köyüne dönüp imamlık yapıyormuş ve bir önemli cümle daha kullandı…” Annem,baban sağ mı diye soruyorlar”… Bir de “Akşam eve gittiğimde bi kahve yap da içelim diyebileceğim hiç kimse yok” dedi…Amcamız tecrübesi had safhada…Maaşallah…Bence Allah rızasından önce mal mülk vs gibi durumlar daha önemli hale gelmesi çok üzücü…Çünkü maddi anlamda istemenin sonu yok..

          • Feyza diyor ki:

            Sizin durusmaniz nasil gecti Halil Mumin bey? Insaallah kolaylikla sonuclanmistir.

          • halil mümin diyor ki:

            Feyza hanım ;
            Hatırlayıp sorduğunuz Allah razı olsun …
            Benim şahitleri dinlediler..
            .Elle tutulur bi suçlamaları yok.
            Avukat duruşmadan sonra çocuk olmadığı için nafaka vermez dedi ama tazminat belki cüzi verebilir dedi…
            Başka tanıdığım bir avukata da sordum..
            Tutanakları okudu ve o da nafaka zaten yok hatta tazminat da verilmemesi gerekiyor dedi..
            “Seni suçladıkarı konularda delilleri yok ” dedi ..
            Ekim ayına ertelendi ve o zaman karar çıkar dedi avukat…
            Maaşallah bi tek siz hatırlamışsınız :)

          • Feyza diyor ki:

            Adiniza cok sevindim Halil Mumin bey. Insaallah Ekim ayindaki durusmadan da kolaylikla siyrilirsiniz ve sonuc yine lehinize olur.
            Cumlemizden Allah razi olsun. Unutmayiz tabiki, o kadar paylastiniz anlattiniz burda derdinizi. Bir selamin bile hatiri vardir, unutmayiz Allah’in izniyle.. :)

          • Yahya diyor ki:

            Halil Bey,

            Aşk olsun bizde burdayız bizde merak ediyoruz bizde takip ediyoruz. Unutmadık sizleri …
            Bırakın tazminatta çıksın… diğer tarafta alacaklı olursunuz fena mı olur?

            Benimde inşaAllah 2 duruşmaya biter diye düşünüyorum.
            Tabii 2018’e sarktı… bu arada kozlar değişti… Şimdi anlaşalım falan diyorlar :) Rabbime hamd olsun.
            Hayırlı Cumalar
            selam ve dua ile…

          • Halil Mümin diyor ki:

            Yahya bey ;
            Öteki taraf zaten ayrı mesele..
            Tazminat çıkmasa dahi bir sürü iftira yazmışlardı..
            Sırf bu iftiralardan dolayı dahi hakkımı helal etmeyeceğim..
            Annem ve babam şahit olmuştu.
            Onların iftiralarına karşı güzelce cevap verdiler hatta onların avukatı bizi sıkıştırmak istedi ama bir şey de bulamadı..
            Avukatım çıktıktan sonra annen ve baban çok iyi hazırlanmışlar dedi.
            İnş sizin mahkeme de anlaşmalıya döner…
            Allah sizin de yardımcınız olsun..
            Bu çektiklerimiz günahlarımıza kefaret olur inş..
            Hepinizden Allah razı olsun

          • Yahya diyor ki:

            Halil bey,

            Güzel temennileriniz için teşekkür ederim.
            Ben bu saatten sonra (2,5 sene olmuş) anlaşmalıya yanaşmam diye düşünüyorum zaten saçma sapan teklifler ile geliyorlar…
            velayet bende kalsın çocuklar sende kalsın gibi … ve daha niceleri :)

            2 duruşma sadece tanıkları dinlendi… hepsi birbirini çürütüyor.
            Yani bu kadar olmaz… elimde bir dosya belge vardı sağ olsun kendi tanıkları bunları doğruladı…
            İnanın durumun lehime veya aleyhime dönmesi önemli değil, karı koca arasındaki evlilik hayatının bu kadar ifşa olması en iğrendiğim nokta idi…

            Hakkımızda hayırlısı olsun; Selam ve dua ile…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Kevser Hanıma…

          Şahsıma verdiğiniz cevaplardan beni sözlerimi ANLAMADIĞINIZ net olarak anlaşılıyor. Hatta “birazcık anlamak” için bile tefekkür etme zahmetine bile girmemişsiniz.

          Kusura bakmayın, belki düşünmenize yardım edebilirim hissiyle konuya müdahil oldum. Ama bir kez daha gördüm ki;kendisini kilitlemiş-kapatmış ( vericiden mesajları almaya kapalı alıcı) sabit düşünceli bir insana “BEKAR hayatınızda huzur dilerim” den başka bir şey dememek lazımmış…

          Benim sözlerimi yok sayın ve bildiğiniz yolda yürümeye devam edin Kevser Hanım…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        ADEM KARDEŞİM’e…

        “Her işte mutlaka bir hayr vardır”

        Öncelikle kim ne derse desin, ne yaşarsan yaşa hepsi bir gün gelecek ĞEÇMİŞ olacak. Allah’ın kuluna verdiği sıkıntılar kul o sıkıntıların kıymetini bilirse NİMET’tir. Bu sıkıntıların MANEVİ getirisi. Ayrıca kişiyi yıkmayan ve öldürmeyen sıkıntılar dünyanın parasını versen alamayacağın, sahip olamayacağın bir şey var ki o da dünyevi bir nimet olan TECRÜBE dir.

        “…boşanmuış biri olmanın sıkıntısı beni yiyor.”

        Bazen insan VEREREK, ACI ÇEKEREK güçlenir, büyür, olgunlaşır.

        Bunlardan korkma, kendine fazla yüklenme, unutma;

        “su akar yatağını bulur, her şey olacağına varır”

        Ayrıca;

        Senin hayatının hikayesini kimsenin ( akrabalar, komsular, arkadaşlar, talip olduğun kızlar vb) yazmasına izin verme.

        Hepsinden önemlisi “boşanmış-dul” olduğun için evlilikle alakalı kriterlerini gevsetme. 2-3 kız seni dul olduğun için reddetti diye bütün kızların aynı şeyi yapacağına kendini inandırma, şartlandırma. Yaşadığın yer dünyanın çok küçük bir parçası ve o yerde ki kızlar da evlenilecek kızların % de , % 0,1, % 0,00001 değil sadece ve sadece milyonda birisi bunu unutma.

        ARADIĞIN İNSANI BULANA KADAR SABRET, EVLENMİŞ OLMAK İÇİN EVLENME. GEREKİRSE 2-3 KEZ HATALI TERCİH-EVLİLİK YAP AMA NE OLURSA OLSUN BİR KEZ BİLE “ZİNA” YAPMA.

        GEÇİCİ DÜNYA HAYATINI KURTARMAK İÇİN EBEDİ HAYATINI PERİŞAN ETME.SONSUZ AHİRET HAYATI İÇİN DÜNYA SIKINTISINA RAZI OL

        Bırak insanlar senin için BOŞANMIŞ-DUL, bununla evlenilmez, kızlar kala kala bir DUL ADAMA mı KALDIK desinler. Yaşadığın sürece yaptığın-yapmadığın her şeyde senin için önemli olan tek sey

        ALLAH NE DER?

        düşüncesi ve sözü olsun. Gerisi hikaye…

        Sen boşandığın için SUÇLU değilsin, sen o kadın ile evlenmekle en fazla HATA yaptın DUL-BOŞANMIŞ olmak SUÇ DEĞİLDİR.

        Hayırlı işlerinde Allah yar ve yardımcın olsun kardeşim.

  7. Süleyman diyor ki:

    Bugün Sema Hanım’ın Akra Fm’ deki programını dinliyordum. Arşivden daha doğrusu. Dinlemiştim daha önce ama evlilik korkusu ile ilgili kısmı tekrar dinledim. Bekarlar evlilik korkularını bir yere yazabilir demişti. Bende sitede böyle bir başlık olduğunu hatırlatınca tekrar aklıma geldi. Belki çok önemli değil ve geçici şeyler ancak ben şahsen şunların korkusunu yaşıyorum:

    -Uzun süredir bekar olarak uğraştıktan sonra birde sıkıntılı bir evlilik yaparım diye korkuyorum.

    -Bekarlık boyunca içimde bir huzursuzluk var. Bir sıkıntı. Yani tabiatimla alakalı değil çünkü normal şartlarda mutluyum ama korkum acaba bu tabiatıma işlemiş midir? Evlendiğim halde ben gene o huzursuzluğu yaşayacak mıyım? Bu beni korkutuyor.

    -Cihad bey dedikten sonra da ve öncede belli bir noktada takılıyordu zaten. Evlendikten sonra eşimin beni yadırgamasından korkuyorum.

    – Artık herkes okuyor ve bir işle uğraşıyor. Eşim olacak kişinin illaki belli bir şeylerden feragat etmesi gerekecek benimle evlenmesi için. Senin için sanatımı veya okumamı veya ilmimi veya ilimi veya arkadaşlarımı veya çevremi yarı da bıraktım ama çok pişmanım” demesinden çok korkuyorum.

    -Evlendikten sonra vazifelerimi aksatmaktan, evliliğin kıymetini bilememekten ve evliliği gerekli değeri verememekten korkuyorum.

    -O kadar evlenmek istedim, evlilik bu muydu, ben bunu bilmiyordum gibi bir duruma düşmekten korkuyorum.

    -Evlenirken acaba ekonomik olarak çok mu sıkıntıya gireceğim diye de düşünmüyor değilim. Özellikle o süreçte kredi veya borca girmekten çok çekiniyorum. Karşımdakilerin madem paran yoktu niye evleniyorsun demesinden korkuyorum.

    -Evlilikten sonra eşimle muhabbet yada sohbet edememekten korkuyorum.

    -Evlilik çok uzun bir süreç. Bir ömürü geçiriyorsunuz karşınızdaki kişiyle. O yıllarda eşime olan sevgimin tükenebileceği ve bu sebeple bir çıkış yolu aramak isteyebileceğim ihtimalinden korkuyorum.

    Bu korkular beni kuşatıyor diyemem ancak evlilik görüşmesinde kafamın bir köşesinde hiç kalmıyor diyemem. Genede korkularıma teslim olmuyorum elbette. Genede evlenmeye çalışmaya devam ediyorum. Hayırlısı…

    • Feyza diyor ki:

      “Evlendikten sonra vazifelerimi aksatmaktan, evliliğin kıymetini bilememekten ve evliliği gerekli değeri verememekten korkuyorum.”
      Bu korkuyu ben de paylasiyorum Suleyman bey. Bir de sunu:
      “-Evlilikten sonra eşimle muhabbet yada sohbet edememekten korkuyorum.”
      Bir de evlenecegim kisinin sanal dunyayla cok hasir nesir olmasindan korkuyorum. Etrafta gozlemledigim bir sorun.
      Bir korku da su yonde var ki,
      Evlenecegim kisiyi hayalkirikligina ugratmaktan korkuyorum.
      Bilmedigi bir dunya insanin, haliyle tedirgin oluyoruz bu korkular takinti asamasinda olmasa ve belki de yersiz olsa da..

    • adem diyor ki:

      süleyman bey;
      sizin vesilenizle bu sayfada tekrar yorum yapıyorum. bence bunlardan korkmayın. sadece araştırmaya devam edin hayırlı bir insan için.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Evlilikten korkan tüm okuyucu ve yorumcular.

      Önce elinizden geleni yapın sonra Allah’a tevekkül edin. Sahip olduğunuz korku sizi ümitsizlik ve endişeye değil tam tersi tedbir ve araştırmaya itsin. Birçok konuda biraz stres heyecan gereklidir. Azı da çoğu da zarardır. Salla gitsin diye salmak yanlış olduğu gibi ne yapacağım ben deyip çok sıkmak da iyi değil. Gereken yapar karşınızdaki insana güvenirsiniz sonrası Allah kerim. Nasip kısmet :)
      Müslüman cesaretli olmalı korkak olmamalıdır. Ancak cesaretin yarısının da aptallık olduğunu hatırlayıp gaza gelmemeli ve izanını da yitirmemelidir.

      • U-mutlu diyor ki:

        Korkunun ecele faydası yok 😄 Elınde sonunda everecegız sızı Insallah 😉

        Saka bı yana da bu tur kaygılar herkeste oluyor,ama sımdıden stres yapmayın güzel dusunun güzel olur Allahın ıznıyle.
        Ben ,nıyet ,halıs, temız olunca mükafatını alacağını dusnuyorum şahsen .
        Elbette ımtıhanlarımız olacak ama sabrımız da Benım de çok kaygılarım korkularım vardı esım bır gün pısmanlık yasar mı benı yetersiz bulur mu.Ama böyle dusundukce de elınden gelenın en fazlasını yapmaya çalıştım

        Bır söz duymuştum evlılıgın ılk zamanları yenı dogmus bebek gıbıdır çok emek ister emeklemesı,yurumesı konuşması zamanla emekle olur,yara almadan ,ozenlı sabırlı olmak gerekir .. Çok doğru genelde anlasmazlıklar ılk zamanlar olur ama bunları abartmadan ,kusmeden ,ucuncu sahıslara tasımadan sakin bır dılle halledılebılınırse ılerı zamanlar bu seyırde sukunette devam eder dıye düşünüyorum.
        Evlılık her zorluğa rağmen guzeldır,sunnettır..
        Insallah Rabbım her bırınız hayırlı mutlu evlılıkler nasıp etsın..

    • Süleyman diyor ki:

      Feyza Hanım

      Sadece fatih bey ve adem beyin dediği gibi yolunda bulunmak lazım. Korkulara teslim olmamak gerek. Zaten heralde evlendikten yıllar sonra bu yorumları okusam vay be o zaman demek ki böyle endişelerim varmış diyeceğim belki de. Bilemiyorum.

      Ben hep uğraşmaya devam ediyorum. Mesela bugün tekrar haberini aldım. Birine talip olmuştuk 5 gün bekledikten sonra tekrar reddedilmişim. Artık reddedilmelerimin sayısı unuttum. Aslında yani karşı tarafın kabul etmesi durumunda çok zor şartlar oluşabilirdi. Benim her sabah 2 saat yol gitmem gereken bir durum olabilirdi. Daha benim açımdan birsürü sıkıntı. Ben gene de Allah kerimdir dedim. Tevekkül edeyim dedim gittim. Sanırım bunu sadece ben mi diyorum artık gene reddedildim.

      Adem bey 2 aydır arıyoruz demiş 2 sene önceki yorumunda. Bu konuda en deneyimli benim heralde. Ben 5 senedir uğraşıyorum arşın ilerleyemedim :) Her yalnız kaldığımda öyle sıkıntılar basıyor ki yani bırakamıyorum da aramayı. Şikayetim yok ancak ne yapıyım üzülüyorum işte.

      Aklıma Alibaba’nın kurucusu Jack Ma geliyor. Birsürü işten reddedilmiş en son Alibaba’yı kurmuş. Şu an dünyanın en zengin 6. adamı. İnşALLAH evlilikteki talihim onun gibi olur. Bu kadar beklediğimin ardından çok huzurlu bir evliliğim olur.

      Aslında bir yandan da içimde bir huzur var. Çünkü iş içinde uzun süre uğraştım ve öyle bir zamanda oldu ki tam yerine oturdu. Daha önce olsa idi bazı durumlarım için büyük bir problem olacaktı. Diyorum ki Allah heralde benim için en uygun zamanı biliyor. Bu yüzden beni bekletiyor. Şu sıralar sanırım aramaya biraz ara vereceğim ama gelecek yarı dönemde tekrar başlarım. Bakalım hayırlısı :)

      • Feyza diyor ki:

        Suleyman bey sezon finali gibi olmus sizin isiniz :)
        Bir tevafuk oldu bugun burada yeni tanistigim bir ablam ustu kapali sorular soruyor demistim. O abla bugun agzindaki baklayi cikardi ve birisinden bahsetti.
        Bu kisi ilk geldigim zaman kendi gormus beni ve sormak istemis. Yani size demistim ya kebdiniz de birini begenirseniz araci bulup yollayin, iste o olayi zit istikamette su an ben yasiyorum.Camianin icinde ama camia disinda vazifeli bir insan oldugunu soylediler. Kendisini henuz gormedim ama guzel malumat verdiler yas olarak da uygun, yaklasik sekiz yas var. Aslinda o yas grubundakiler genellikle evli olur gibi bir algi da vardi zihnimde . Kaldi ki buralarda yas hakkinda kimseyle birsey konusmadim ama tevafuk istedigim yas araligi kendiliginden denk geldi. Henuz gormedim gorunce tejrar yazarim insaallah.
        Aslinda bu gibi seylerimi ciddiye binmedikce burda dillendirmek istemiyordum ama siz yazinca bugun bende basima gelen bir hadiseyi paylasmak istedim. Cunku bekledigim bir olay hic degildi hatta gecen gun burda kimsenin umrunda uzun sure olmayacagimi yazmistim.
        Suleyman bey nasip. Dediginiz gibi bazen bir is icin cok emek verir gayret edersiniz. Olmaz.
        Ne zaman vazgecer ve oluruna birakirsiniz kendiliginden oluverir.
        Ben de sizin boyle bir durumunuz olacagina, yani bekleme ve bu denli istemenizin gayretinizin neticesinin cok tatli olacagina inaniyorum. Hislerimle hareket etmem ama hislerim kuvvetlidir icimden oyle geliyor sizin hakkinizda Allahu a’lem.
        Bir de diyorduk ya icimizden biri evlenirse dugum cozulecek, sizler icin kendini feda edecek kisi ben olabilirim 😀
        Saka bir yana, dugumu kim cozer bilmiyorum ama cozulurse insaallah gerisi gelir. . Birbirimize ettigimiz dualar insaallah karsiliksiz kalmayacaktir. Allah katinda.

        • Süleyman diyor ki:

          Benim evlilik meselem hakkındaki Hisleriniz konusunda inşAllah haklı çıkarsınız Feyza hanım :)

          “Aslında o yaş gurubundakiler evli olur gibi bir algı da var zihnimde” demişsiniz Feyza Hanım. Yani benim şimdi buradaki arapça hocam mesela 32 yaşında evlenmiş. Dindar, ibadetlerinde dikkatli ve ilim sahibi birisi. Hayat şartları biraz uzatmış. Sonra köyünden aslında onlara çok yakın olan ama görmediği bir aileden kız almış. Bilmiyormuş eşinin varlığını önceden köyde. Tevafuk öğrenmiş. Aynı cemaattenler galiba evlenmişler. Geçen oğlunun fotoğraflarını gösterdi öaşaAllah çok şirindi.

          Gene başka kendi ihvanımız tanıdığım bir arapça hocası vardı mesela o da 30 yaşında evlenmişti. Hatta şu an sayarsam mütedeyyin 30 yaşı üstü evlenen çok kişiler var. Ancak genede geçmişte evliliği düşünüp düşünmediğini bence müsait olursa sorun görüşmede. Çünkü evlenmek isteyip evlenemeyen var, evlilikte hiç gözü olmayan var. Benim şahsi kanaatim yani 30 yaşına kadar gelip evlilik düşünmemiş birinde bu çağda bir problem vardır. Ancak evlenmek istemiş olmamış o tabi ki farklı bir durum.

          Yani kısaca demek istediğim evlenmek isteyip evlenememiş ancak 30 yaş üstü evlenen çok iyi insanlar var benim bildiğim. O durumu kendinize vesvese etmeyin inşAllah.

          Allah görüşmenizi hayırlı eylesin. Ben sizin zaten buradan edindiğiniz deneyimlerle iyi bir gözlem yapacağınıza ve doğru bir karar vereceğinize inanıyorum. Önce sizin sonra sitedeki diğer tüm bekarların güzel haberlerini duyarız inşAllah.

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey, tesekkur ederim cevabiniz icin.
            Evlenememenin altinda farkli sebepler olabilir ben de buna onyargiyla yaklasmiyorum ama yas citasini yukselttigim zaman gorusecek insan sayisi olsa da azalmisti boyle sohbet etmistik bir ablayla. O zaman da herhalde o yasa gelen insanlar hep evli oldugu icindir seklinde fikir yurutmustum. Dediginiz gibi sormak lazim sebebi hikmeti nedir?
            Makul bir sebepse sorun olmaz.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bu devirde iş güç sahibi olmak para kazanmak o kadar zor ki. :(
            Allah herkesin yardımcısı olsun bu konuda. Doğru dürüst işe sahip olamayan akranlarım var. Birisi bu sene şöyle bir ev geçindirecek düzenli bir iş buldu. Yani hayata ancak otuzlu yaşların başında tutunabildi. Doğal olarak evliliği ertelemek zorunda kalabiliyor insanlar. Bu yazdığım basit bir sebep gibi gözükse de belki bazı sessiz takipçilerin sesi olur bu yazdığım yorum… Hele ki kadınların da çalışması beklendiği bir devirde evlenemeyen kızların çoğu çalışmayan kızlardan oluşuyor, erkekler de iş güç olmayınca ne yapsın…

          • Feyza diyor ki:

            Haklisiniz Fatih bey. Tek sorunun bu olmasi cok anlasilabilir bir durum olurdu, cunku icinde olmasam da calisma hayatinin ne kadar zor ve rekabet gerektirici bir dunya oldugunu goruyorum. Bazen izlerken bile benim basim donuyor. Allah ev gecindirmeyle mukellef cumle insana yardim etsin ve helal hayirli riziklar versin.

        • kevser diyor ki:

          Feyza hanım bende kendimi feda etmeye razıyım 😊😊sizden daha yasliyiz hemde 😉😂😁bizim daha acele gitmemiz lazım 😊😃
          Şaka bi yana o yaşta biri sizi nerde gormuste beğenmiş anlayamadım 😞genç kızları takip mi ediyorlar yoksa?☺birde şu tabir nasıl bi tabirdir Allah aşkına:”camia içinden ama camia dışında görevli “😂sanki CIA ajanı gibi o nedir Allah aşkına…bi insan her yerde müslümandır bunun mekanı yok ki

          • Feyza diyor ki:

            Kevser hnm sizin yorumlarinizi okuyunca beni bir gulme aliyor gercekten :) simdi o alintiladiginiz kendi cumlemi okudum gercekten detaya girmeyeyim derken ne kadar esrarengiz bir tanimlama olmus benimki, sanki mit mustesarini tarif eder gibi 😀
            Camia icinden ama camia disinda gorevli derken sunu demeye calismistim fazla ayrinti ile kafanizi sisirmemek icin. Yani ayni cemaatten ama cemaat icinde belli bir tedrisattan gecmis fakat asil vazifesi bu degil. Demek istedim. Hocaefendi degil anlaminda bu tabiri kullanmistim. Yani ilmi egitim almis fakat asil meslegi egitim camiasi ile ilgili. Fakat cemaatin icinde de aktif ve egitim bazinda hizmet veren bir insan. Simdi anlatabildim umarim :)
            Bir de beni kim niye takip etsin, zanli miyim :) yani talibimi cia ajani beni de sabikali yaptiniz helal olsun 😀
            Saka tabi kevser hnm ben de bilmiyorum tam olarak o konularda bir malumatim yok henuz. Gorusunce sorarim ins. Araci hanimi da cok iyi tanimadigim icin cok detaya girmedim. Bu gibi gorusmelerde ana hatlari aracilardan ogrensem de ozel mevzulari gorusme arefesinde ve sonrasinda luzum ederse kendisine sormak istiyorum kisinin. Bu kisi burali ailesi de ayni camiadan dediler. Hatta akrabalari arasinda hocahanimlar da var dediler. Bir de burasi cok buyuk bir yer degil. Yeni gelenler biliniyor cemaat ortaminda pek birsey gizli kalmiyor. Iftara katilmistim ilkngeldigim zaman ve orda gormus. Orada bircok hanimla tanistim. Onlardan biri tanidigi olup kendisine bildirmis ve gostermis de olabilir. Akabinde talebelerin programina katildim kermese katildim vs. Kadin erkek ayri olsa da bir yerlerde girip cikarken kendiliginden gormus ya da birileri tarafindan gosterilmis de olunabilirim. Mesela evlenecektir kiz ariyordur biri de gistermistir ve gormustur, bu olabilir. Bu kismini henuz bilmiyorum ama bildigim kismi kendisinin dunya gozuyle gorusmeden evvel gormus ve gorusmek isteyip istemeyecegimi sormus oldugu kismi. Takip filan yok merak etmeyin emniyetteyim :)
            Gundeminizi bu konuyla mesgul etmeyeyim ama bir gelisme olursa bildiririm insaallah.

        • .../nisa diyor ki:

          Feyza Hanım,

          Eeee ben demiştim ramazan ayından sonra hayırlı haberleri duymaya başlarız diye. :) Düğüm bir şekilde bozulacakta acaba bu düğümü bozacak nasipli kim? İnşaAllah görüşmeniz hayırlı ve göz aydınlığı olacak şekilde sonuçlanır. Çok sevindim. Bizler sahipsiz değiliz bizi Yaradan Mevla elbet nasibimizi de bir yerlerde ayırmıştır. Demek ki birilerinin umurundaymışsınız. :) Bizim umurumuzdasınız siz bize lazımsınız. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            “Mevla elbet nasibimizi de bir yerlerde ayırmıştır.” Konuyu dallandırmak istemiyorum ama bu cümleyi bir çok kişiden duyduğum halde kafama oturtamadım.

            Şöyle ki bu dünyada nasip olmayabilir, ahirette de cennete gidemezsek yine nasip olmayacak (ya da öyle değil mi?)

            Bu işler için nasip kısmet derim her zaman da acaba herkesin bu konuda nasibi var mıdır? Henüz işin doğrusunu kavrayamadım, bilenler yazsın…

          • Feyza diyor ki:

            Nisa hnm siz de bize lazimsiniz, cok sagolun . Zaten yazmayinca sizi hep merak ediyorum :)
            Dugumu bozacagim derken olayi kordugume cevirmem insaallah, sonra Sema abla bile bizi kurtaramaz :)
            Herseyin hayirlisi diyelim…

            Bu gece cok gulucuklu yorumlar yazdim mazur gorun cumleten. Simdi tekrar ciddiyetimi takiniyorum musadenizle.. nerde kalmistik :)

          • kevser diyor ki:

            Fatih beye:
            Fatih bey illa evlenmek “nasip”değildir ki…burada Süleyman bey e de yönelik bazı şeyler yazmak istiyorum.illa biz evlenmek istiyoruz diye.illa bizim dediğimiz olacak diye bir şey yok.bizim oralarda bir laf vardır:nasibinde yoksa dayak bile yenmez miş diye.illa evlilik nasip değildir.bekarlikta bir nasiptir.biz kendi hakkımızda “evliliği”Hayırlı görüyoruz ama işin iç yüzü böyle olmayabilir.belki hiç nasib olmaz…hayir gibi görünen bizim için şer olabilir.kimi için evlilik hayırlıdır kimi için bekarlık..
            Süleyman bey:

            Bu tür işlerde yani evlilik işlerinde ben şunu gözlemledim.bu işlerde belli ölçüde “bencillik “söz konusu.yani işin doğası gereği böyle heralde. Yani düzgün birini bulsalar bile kendi bekarsa önce kendine almak ister kendi evliyse en yakınına almak ister.yani kimse doğru dürüst birini sizinle evlendirmek için peşinizde koşmaz.o yüzden ben insanlardan ümidimi kestim.kimseden bişey beklemiyorum artık.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Bir seneye kalmadan burada bekar kalmaz inşaAllah. Bekarlığa yasak getirilsin yaptırımlar uygulansın kamu hizmeti zorunluluğu getirilsin :) Siteyi trollemeden yorulduk. :)

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Nasibi sadece evlilik açısından düşünmeyin birçok noktada insanın nasibi olmasa hayatta kalamaz sanırım. İnsanda bir şeye karşı istek varsa sunnetullaha da uygunsa irade gösteriyorsa Allahta sebepleri yaratabilir. Bazı insanlarda hiç evlilik isteği yoktur nitekim evlenmezde.

            Tabiki çok istediği halde evlenemeyenlerde olabilir. Ama Allah buyurmuyor mu ben kulumun zannı üzerineyim. İstediğimiz kapı sonsuz nimetlerle doluysa endişeye mahal yoktur bizi duyan Allah bizi sahipsizde bırakmaz.

            Nasibimiz ahirete de kalabilir.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Yazdıklarınıza katılıyorum. Süleyman Bey için yazdıklarınızı ben de etrafımda gözledim o konuda da katılıyorum. Siz ümidinizi kesmeyin insanlardan yine de. Arada bu işlere meraklı amca ya da teyzelerle karşılaşabiliyor insanlar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Dediğiniz gibi nasip dediğimiz kavram bir çok şeyi kapsıyor ancak evlilik konusunda karşınızdaki insana da bağlı durumlar var. Keza çocuk sahibi olma konusu da benzer. İnsanın çocuğu hayırlı da olabilir hayırsız da olabilir. Biz müslümanlar elbette cenneti ümit edeceğiz ama gidemezsek orada da elimiz boş kalabilir. Aslında şöyle düşününce sorumun özeti şu oluyor. Allah yarattığı her erkeğe eş olarak bir kadın da yaratmış mıdır? Bu hakkında çok yorum yapmamamız gereken bir konu belki de. Hem ayrıca bilgimiz de yok.

            Niye böyle felsefi diyebileceğimiz bir mecrada düşündüğüme gelirsek genelde gördüğüm insanlar başlarından savmak için nasip deyip geçiştiriyor. Özünü kavrayarak söyleyen kişi sayısı epey az benim gördüğüm. Hep diyorlar ya bir yerlerde vardır nasibi diye yahu olmama imkanı yok mu? Bu cümleyi temenni ya da dua anlamında kullananları teselli anlamında kullananları anlıyorum da şeytan diyor ki başından savmak için kullananları sıkıştır bak bakalım söylediği şeye kendisi de inanıyor mu yoksa sırf topu taca atmak için mi diyor? Anlatsın bakalım söylediği şeyin aslı astarını ayetle hadisle.

            Ben de hepimiz gibi hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanıyorum, verdiğinin de vermediğinin de hayır olduğuna inanıyorum ancak evlilik gibi başka insanların da iradesini ilgilendiren konularda çok konuşmamak en doğrusu gibi…

          • Feyza diyor ki:

            Insaallah Nisa hnm, tenennimiz o yonde.
            Dun gece bir arkadasimin bosanma haberini aldim. Ilk defa bu kadar yakinim olan bir insanin bosanma haberiyle sarsildim ve inanilmaz uzuldum. Tamamen erkek eksenli bir sebep cok ince meselelerine vakif olmasam ve sormasam da. Ama her ne olursa olsun evlilik arefesinde bunu duymak insani uzuyor. O kadincagiz icin cok uzuldum. Cocugu da olmuyordu cok sabirli bir insandi.
            Iste insanlarin imtihani cok farkli. Allah insana hayirli bir evlilik nasip etsin, bunun onemini bir kez daha kavradim.

          • .../nisa diyor ki:

            Feyza hanım,

            Elbette bizim için neyin hayır olduğunu yada bir saniye sonramızı bile bilemiyoruz. Dün gece bende acı bir haber öğrendim bu insanlar mutlu bir aile yalnız hastalık sebebiyle imtihanları büyük. Allah’ım bütün hastalara acil şifalar versin.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih Bey,

            Kader nasip konusu o kadar derin bir konu ki sizinde dediğiniz gibi bazen sükut etmek hayrımıza olabilir. Bazen nasip konusu gündeme gelince direkt aklıma Tıkandı Baba hikayesi geliyor.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Hakkınızda hayırlısı olsun Feyza Hanım. Sizin için çok sevinmiştim ama temkinli olma açısından yorum yapmak istememiştim.

          Yeni görev yerinize gittiğinizde yazmıştım hani, belki nasibiniz yeni yerinizdedir demiştim. Kısmetiniz belki anlattığınız olaydadır :)
          Ayrıca samimi olarak söylüyorum, önceden de yazmıştım, ben şahsen sizin için hiçbir zorluk görmüyordum(tabi paylaştığınız kadarıyla ve kısmetinizde varsa)
          Sizden için çevresi geniş inşAllah gönlündeki gibi biriyle tanıştırırlar illa ki birisi denk gelir diyordum. Diğer bir çok yorumcu için de öyle şahsen elle tutulur bir engel göremedim. Sadece işi biraz daha zor olanlar var, kafasındaki aday ile talipler arasında fark olanlar var çevre kaynaklı. Mesela hanımlar için konuşacak olursak illa ki talipleri çıkıyor, kafalarındaki gibi olmasa da adaylardan birisine ısınıp he deseler evlenir giderler zaten…

          Şimdilik elimizden gelen hayırlısı neyse o olsun deyip dua etmek :)

          selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Tesekkur ederim Fatih bey. Hersey nasip diyoruz bu durum da bu sekilde. Bazen gorunurde hicbir engel yok gibi gozukur ama vardir aslinda bilemiyoruz.
            Nasip, kendi acimdan inanarak soyledigim bir sozdur. Evlilik de nasip, bekarlik da nasip..Hani kulun gayreti cok muhim tabiki fakat hersey Allahu Teala’nin elinde ve O’nun izni olmadikca mumkun degil. Bazi insanlara bakin ne kadar gayret etseler cocuk sahibi olamazlar, ya da ugrasir evlenemez, cok calisir ama aksilikler yasar zengin olamaz, bir kaza gecirir sagligini kaybeder vs..
            Bu durumda zenginlik de nasip fakirlik de, evlilik de nasip bekarlik da….
            Yani Allah’in bir kaderinden baska bir kaderine kaciyoruz.

        • adem diyor ki:

          feyza hanım muhtemelen size talip olan bey ne kadar hayırlı bir insana talip olduğunu biz kadar bilmiyordur.
          Allah hayırlı insanlatrla karşılaştırsın. süleyman beyi evercektik siz çıktınız bak. hep diyorum kızların işleri bize göre daha kolay diye. bak hiç bir teşebbüste bulunmadan hiç zorlanmadan çıkıverdi. neyse neticeleri yazarsınız artık. Allah yardımcınız olsun Allah hayırlı insanlardan etsin onu da sizi de.

          • Feyza diyor ki:

            Sagolun Adem bey, beni mahcup ettiniz. Teoride kimse kendine kotu demez herkesin agzi guzel laf yapar istedikten sonra. Muhim olan pratige dokunce icraat gostermekte, o yuzden bu simdilik sizin guzel zanniniz. :) Eksik olmayin. Insaallah sizin de guzel haberlerinizi aliriz.
            Insaallah yazarim neticeyi, neticeden once su an arastirma asamasinda oldugum bir puruz var, tereddut ettigim. Once kendim kalben biraz mutmain olayim sonra burada sizlere de danisabilirim objektif fikirlerinize ihtiyacim olabilir bu mevzuyla ilgili. Cok tesekkur ederim.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Süleyman bey kardeş.

        Dün işyerinde bir abi nasıl evlendiğini anlattı anlatası varmış. Ondan izin aldım paylaşıyorum.

        Yaklaşık on beş kişiyle görüşmüş on kişiyi kendi istememiş kalan beş de sürüncemede kalmış kopmuşlar. Abimiz namazında niyazında efendi bir adam.

        Yaşı olmuş otuz iki. Bu saatten sonra bir iş çıkmaz diye salmış. Bir gün bekar tayfasıyla takılırken amcası aramış haftasonu yanıma gel diye emrivaki yapmış. O zamana kadar bir aday geldiğinde sosyal medya araştırması yapan abimiz nasıl olsa bundan da bir iş çıkmaz deyip zerre araştırma yapmamış adet yerini bulsun diye görüşmeye gitmiş. Kuzeniyle beraber kızla buluşacakları yerde beklerken mekana birileri girmiş. Kızı önceden görmeyen abimiz şu gelen sizin adaysa evlenirim demiş. Hakikaten gözüne kestirdiği kızmış. Bir iki görüşmüşler. Kızın tayin sebebiyle kafası karışık olduğundan sürdürmeyelim demiş bırakmışlar.

        Aradan bir yıl kadar zaman geçmiş bir gün annesi bir düğündeyken kızın birini gözüne kestirmiş. Oğluyla görüşmeye bahane olsun diye kendisine fotoğraf çektirip oğluna mail attırmış. Abimizin annesi de tutturmuş ille de maillerine bak kızı gör vb. Abimiz de epeydir maillerini kontrol etmiyormuş. Kızın mailine teşekkür ederim diye cevap yazmış konuyu kapatmış. Derken ya epeydir maillere bakmıyorum bi şunları düzenleyeyim demiş. Mailleri kurcalarken bir de ne görsün. Bir sene kadar önce devam etmedikleri kız bir iki ay önce mail atmış nasılsın diye. Abimiz de oradan ışığı görüp ilerlemiş. Şimdi evliler :) Bu yolda çaba gösterip maillere bakmasa evleneceği kişinin mailini görmeyecekti.

        Anne babamın evliliği de ilginç sayılır. Babamın eniştesi annemin babası olan dedemi tarlada görüyor. Farklı köyler olduğundan öyle iç içe olma durumu yok ama soruyor ya Mehmet ağa senin kızlar vardı duruyor mu diye. Dedem de büyüğünü verdik ortancayla küçük duruyor diyor. Bizim oğlanla tanıştıralım diyorlar. İki ya da üç nişan atmış annemle bir nişan atmış babam evleniyor :)

        Lafı açılmışken baldız muhabbeti yapıldı o kadar. Köylerde kızlar sırayla verilir genelde. Hatta bu sebeple sırf benden de epey büyük olan ablası evlenmedi diye tanıştırılmadığım bir kız var. Çocukken bu hikayeyi dinlediğimde aklıma şöyle gelmişti. Bu şekilde bir mantığa göre babam annemle değil teyzelerimden biriyle de evli olabilirdi. Bunu çocukken düşündüğüme göre herhalde kimse evlenme ihtimali olan kişilerin bu durumlarını sorguladığım için sapıklıkla itham etmez. Ya da çocuk aklıyla bile düşünebildiğim bu durumu enişte baldız “kardeştir” inanmayan kalleştir deyip yadırgamaz…

    • .../nisa diyor ki:

      Korkuya mahal yok. Normalde bende ürkek yapıda biriyim ama bu mevzuda zihnim berrak. Tavsiye edebileceğim en önemli nokta evliliğin kıymetini bilenlere ve evliliği isteyenlere değerli zamanınızı harcamanız. Kararsız çıt kırıldım pireyi deve yapan kişilerden ruh sağlığınız açısından uzaklaşmanız. Çünkü bu durum sizede sirayet edebilir kararlı olmak her zaman iyidir.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Nisa Hanım.

        Terazi burcundan olduğu için kararsız kalan kızlar olabiliyormuş onlara ne yapacağız? :)

        Arkadaşına atacağı mesajı yanlışlıkla bana attığı için aramızda konuşulanların aslında başka yerlere iletildiğini öğrenince de güzel oluyor. Hele ki bir başka kıza aracı olan arkadaşın hanımının da kıza bir şu mesajları gönder dediğini öğrenince… Ne yazabilirim ki günaydın nasılsın. Allah büyüktür 😀

    • Yahya diyor ki:

      Süleyman Bey,

      Bunların hemen hemen hepsi boş kaygılar… (en azından benim için)

      Kaygılarınız daha çok; helal rızık, eşinize güzel muamele, onun rızasını kazanma, İslam ahlakı üzerine nesil yetiştirme… gibi hatta daha ileride emr-i bil maruf, infak… v.b. toplumu da kapsayan konular olmalı.

      Ayrıca bu evlilik kriterlerinizi biraz azaltın… ve evlenin, Allah rızası için.

      Selam ve dua ile…

      • Süleyman diyor ki:

        Yahya bey

        Evlilik kriterlerimi biraz daha azaltırsam sadece evleneceğim kişinin karşı cins olması şartı kalıyor 😀 Yani benim kriterlerim zaten çok düşük.

        Reddettiğim kişilerin çoğu dışarıda tesettüre dikkat etmeyen kişilerdi. Bu sebeple reddettim. %90’ı hatta. Geri kalan 2 kişiyi de makul sebeplerden reddettim. Hiç öyle kendim karar vererek reddetmedim. Hep çevreme danıştım. Çevremdekiler de olumsuz yanıt verdi. Çevremdeki herkes. Sema hanıma da sordum o da dahil. Ne yapayım ojeli,makyajlı, orada burada fotoğrafını koyan, dar pantalonlu hanımlarla mı evleneyim?

        Kriterlerimi yazayım sizce fazla mı siz söyleyin

        -Sakin
        -Dini anlamda dikkatli, helale harama dikkat eden, İslami anlamda yaşamaya gayret eden
        -Güleryüzlü (ki üsteki maddenin içinde aslında)
        -Biraz muhabbet, sohbet edebileceğim
        -1,65 civarı veya uzun biri. (Boyum uzun ondan garip kaçıyor çok kısa biri olunca).

        Bunlar çok fazla mı kriter olarak Yahya Bey. Bir ömürü beraber geçirmeye niyetlendiğim birinden çok fazla mı beklentim var?

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Süleyman Bey.

          Ben de düşünüyordum bu kardeşimizde açıklayamadığım ama bana garip gelen şeyler var diye şimdi kafama oturdu. Boy kriterinizi kırmadıktan sonra bu iş olmaz… Siz kriteri kırın belki yine uzun boylu birisi çıkacak karşınıza. Ama siz de önce dış güzellik diye ısrarcı olursanız benden size fikir anlamında hayır gelmez. Yazdıklarıma alınmayın lütfen.

          • Süleyman diyor ki:

            Sadece Fatih Bey

            Tezinizi şöyle çürüteyim. İlk buluşmamı yapmadan önce benim boy ile ilgili hiçbir kriterim yoktu. O zamana kadar da yaklaşık10 kadar kişiye gitmiştim. Bu gittiğim kişilerin çoğu da boy olarak kısa kişilerdi. Ben gene de gittim. Ancak ilk görüşmeyi yaptığım hanım benden çok kısaydı. Aklımda hiç böyle bir fikirle gitmemiştim görüşmeye ancak görüşme sırasında biraz aklıma takıldı.

            Gittiğim hanımın fıtrat olarak özellikleri benden farklı idi. Aynı zamanda sohbet ve muhabbet etmemizde ilgi alanlarımız ve kültürümüz sebebiyle çok zor olacaktı. Boy meselesi de üstüne problem oldu. Yani sadece boy meselesi olmadı. Benim boyum 1,85, sıska biri de değilim. Hatta biraz fiziğim sebebiyle daha bile uzun gösteriyorum. Yani öyle diyorlar. Geçen biri sen nasıl 1,85 olursun daha uzunsun filan diye itiraz etti hatta. Şimdi evlilik görüşmesi yaptığım kişi neredeyse göbeğime geliyordu. Ben öbür meselelerle olmakla beraber bunu biraz önemsedim. Hatta başta şüphelerim vardı. Ancak devam edebilirim belki dedim. Sema hanıma sorunca o da bana bunun ileride problem olabileceği fikrini belirtti. Emin olun kendi başıma kriter sürmüyorum. Ya da boyla ilgili çok takıntılarım yok. Hadi 1,65 olmasında 1,60 olsun. Yani bazen bazı 1,60 var 1,70 gibi gösteriyor fiziği sebebiyle.(Genellik omuz geniş kafanız küçük olursa ve vucudunuz biraz ince yapıdaysa boyunuzdan uzun gösterebiliyorsunuz).

            Hatta ben bu boy kriterini oluşturduktan sonra bunu aracılara söyledim. Bana gene 1,60 civarında birini bulmuşlar. Dediler böyle birini bulduk. Sırf zahmet etmişler diye ben gene görüşmeye gittim. Hatta yani o hanımla ilgili boydan daha sıkıntılı durumlar vardı. İşte bardağı kaldırmam diye bahsettiğim hanım.

            Emin olun hiç keskin çizgi çizmiyorum. Elimden geldiğince de kriterlerimi esnetiyorum. Ancak belli yaşanmışlıkların sonucu hani tedbir olsun diye bu kriterleri belirledim.

            Yani daha önceki yorumlarda dediğim gibi bunları etrafımla konuşmadan öyle kafamdan belirlemiyorum. Söylediklerinize alınmadım ancak yani o kadar yorum yaptım bundan önce güzelliğin belirleyici bir kriter olmadığını benim için. Yani bunu en iyi siz biliyor olmalısınız.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş.

            Burada boy sadece bir öğe. Aslında anlatmaya çalıştığım şey spesifik boy muhabbeti değil. Belki bu konularda epey eski kafalı olduğum için olabilir belki görüşlerime katılmayanlar olabilir ama benim bildiğim ve öğrendiğim kafana uyan biri çıktıysa boyuna şusuna busuna takılma.

            Şu var. Bence siz takılabilirsiniz çünkü etrafınızda aday bulunabiliyor. Ben de tezinizi şöyle çürüteyim :) Bir arkadaş geçen sene evlendi. Sarışın ve uzun boylu birisi olsun istiyordu ayrıca tesettürü de çarşafla sağlayan bir hanım istiyordu. Öyle olmayanlarla da görüşmüş, böyle şeylere takılmayayım Allah karşıma çıkarmış görüşeyim demiş ancak netice alamamış, içi de ısınmamış. Şimdi o bahsettiği özelliklerde biriyle evli :)

            O zaman yorumunuza cevap yazmadım ama yazmış olayım. Sizi orada görmüş burada görmüş beğenmemiş işin bahanesi. Ayrıca kendisi 1.50-1.55 eşi 1.80-1.85 tanıdıklarım var. Yeter ki içiniz ısınsın gerisi gelir. Muhabbetiniz varsa boy farkının da önemi kalmaz. İçinizden geçene saygı duyuyorum ama önceki yorumda yazdığımı biraz daha genişleterek yazayım. Boy güzellik vb. gibi kriterleri kırıp ki kırmak kolay değildir Allah’ım ben üçe beşe bakmayacağım, dış görünüşten ziyade iç dünyasıyla ilgileneceğim diye samimiyet gösterip dua edince zaten aklınızdaki gibi biri karşınıza çıkıyor. Şöyle bir düşündüm, aksi örnek göremedim.
            Kafaya takkeden başka bir şey takmayın. :)

            selametle…

        • Yahya diyor ki:

          Süleyman bey

          hmmm diyorum :)
          bence siz kapınızdan ilk geçen hanıma evlilik teklifi edin bitsin bu ayrılık …

          Siz armut piş ağzıma düş diyorsunuz. 🍐
          ör. benim eski eşimde tesettürene dikkat etmezdi söyle söyle dilimde tüy bitti ama öğrendi. Tesettürsüz değil ancak inceliklerine dikkat etmezdi, avuç içi kadarda olsa görünen yeri olurdu vs.
          ibadetleri ile bazı sıkıntılarımız vardı. Önemli olan evlilik içinde örnek olmak ve tatlılıkla izah edip doğrusunu göstermeniz.
          Dolayısıyla burada mükemmellik beklemeyin.

          Diğer kriterleriniz (sükunet, güleryüz, muhabbet) biraz o insanın mizacı, nereli olduğu, nerede büyüdüğü ile alakalı. Bunlar evliliğin ilk yıllarında problem olmuyor da ilerleyen yıllarında özellikle çocuk çoluk iş güç artık bazı şeyler rutine girince oluyor veya olmuyor.

          Boy tercihinize saygı duyarım, hatta biraz eli yüzü güzel, bakımlı olanını tercih etmeniz normal.

          Sosyal medya uzamanı olanlar ile ilgili yazdıklarınıza katılıyorum … hemen oradan uzaklaşınız :)

          Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, herkes soz geciremiyor yalniz boyle bir durum da var. Evlenince ciddi anlamda donus yapip Allah rizasi icin yasantisini belli bir cizgiye cekenler oldugu gibi, verdigi sozlerde durmayip bir de inatlasan insanlar..
            Mesela bir teyze vardi, gelip agladigini biliyorum. Gelinleri tesetturden uzak buyumus ama nisanliyken kapanmis. Kot pantolon giymesini nisanli beyefendi soylememis kiz yeni kapandi nasilsa evlenince bunu da birakir seklinde ve evlendiklerinden yedi yil sonra hanimefendi de hicbir duzelme saglanmadigi gibi esine jarsi son derece asi ve k.validesini hicbir sekilde saymayan bir geline donustugu icin agliyordu kadin. Bize gelip arkadas olalim onu bu ortamlara davet edelim diye yardim istedi. Zira teyze kendi muntesibi oldugu cemaatine davet etse de gitmedigi icin israr etmekten cekiniyordu gelinine ve o yuzden Allah yolunda olsun da herhangi bir cemaat olsun niyetiyle bize rica etti.
            Tabi tam tersi ornekler de oluyor. Evlenince hanimininin namaza baslamasina ya da tesetture girmesine vesile olan erkekler de goruyoruz ama elinde imkani varsa riske atmak istememesini normal karsiliyorum Suleyman beyin.
            Boy kriterini ise biraz dusurebilirsiniz Suleyman bey. Burda daha once istatistikleri de yazmistik Turk erkegi ve kadininin boy ortalamalarini. Ortalamanin uzerinde beklentiniz oldugu icin zorlanabilirsiniz. Yani aklinizin bir kenarinda olsa da boy kriteriniz biraz portatif olursa daha iyi olabilir. Erkegin kadindan normalden uzun olmasi pek abes durmuyor boyle ciftlere rastliyorum, ama kadin erkekten uzun olunca bu gercekten sorun. Bir kac cm ya da esit boy olabilir buna itirazim yok ama fazla fark hos gozukmuyor. Diger kriterlerinizde bir fazlalik gormuyorum. Allah hayirlisini versin.

          • Feyza diyor ki:

            Su borulcesi mi?
            O halde buharda biraz pisirin. Yumusayinca uzerine limon, halis zeytinyagi, biraz tuz ve hafif pulbiber. Nefis..
            Kolay gelsin.

          • Yahya diyor ki:

            Deniz olmasın Feyza hnm :)

            Siz şahsen yaptınız mı, yoksa şifayen mi anlatıyorsunuz?

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yok deniz borulcesi degil, o bizim orda bulunmuyor. Daha deniz kenari yerlerde ama tabiki yedim. Biraz yosun gibi kokusu ben pek tercih etmiyorum onu.
            Benim dedigim taze borulcenin ilk olmus ile olmamis arasi hali. Yani tam olmadan toplanirsa cok taze, cok lezzetli oluyor. Cok taze oldugi icin de ‘su gibi’ manasinda su borulcesi diyorlar.
            Onu biraz haslayip tarif ettigim gibi salatasini cok yapmisimdir cok da severim. Yani sifayen degil, bizatihi :)
            Bir iki dis sarimsak da konabilir unutmusum yazmayi.
            Ayni borulcenin yemegini de yapiyor, tanelerini kurutup kuru fasulye gibi tuketedebiliyorlar. Yine piyaz gibi kuru borulcenin de salatasi yapilabiliyor.
            Kisaca her cesidini sevdigim bir sebzedir ama en cok salatasini.
            Sizin dediginiz hangi borulce turu bilmiyorum ama kesin lezzetlidir. :)
            Afiyet olsun.

          • Yahya diyor ki:

            Tmm Feyza hnm, biz farklı börülceler hakkında konuşuyormuşuz.
            bizde genelde çok körpe veya taze olana “süt” tabiri kullanılıyor ancak hiç su börülcesi dendiğini duymamıştım ama anlattığınız börülceyi çok iyi biliyorum ve lezzetli olur.
            Benim söylediğim ise “deniz” türü… esasında çalılık-ot arası birşey…
            Yosun ile alakası yoktur lezzeti de son derece güzeldir ama hazırlanış farkı ve damak farkı olabilir… tabii

            Mevzuyu nereye getirdim yine :) Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Olay tanamen karismis Yahya bey ben herseyi yanlis anlamisim zaten :) Siz dun “deniz olmasin” yazinca ben de deniz borulcesi olmasin, ben almayayim anlaminda yazdiniz sandim, meger siz deniz borulcesinin ismini su borulcesiyle karistirdigimi zannederek oyle yazmissiniz :)
            Simdi daha iyi anladim. Neyse, deniz borulcesini usta ellerden yemedim belki o yuzden pek sevmemisimdir. Sut misir deriz ya (gerci biz dari diyoruz :) ), siz de sut borulce tabirini kullaniyorsunuz demek ki. Sukur ki gec de olsa hepsini anladim. Konu yemek olunca bana da elini veren kolunu kaptiriyor gordugunuz gibi :)
            Uyari gelmeden konuyu kapatayim :)
            Selam ve dua ile.

        • .../nisa diyor ki:

          Süleyman bey,

          Boy mevzusuyla ilgili sizin yaşadığınız durumları bende bayan kısmında yaşadım. İki kişi 1.80 1.85 boylarındaydı ve bu kişiler de yapılı olunca yanında çocuk gibi durmuştum. Bende tam tersi kısa boylu ve zayıf biriyim. Ama işin ilginç tarafı 1.70 boyundaki birinin yanında da aynı boydaymışız gibi duruyorum. Fark artınca göze daha çok batıyor sanırım. Ancak şuda var erkek 1.90 boyunda kadın 1.55 boyunda evli tanıdığımda var çokta uygunsuz durmuyorlar. Birazda kişilerle alakalı durum.

          Boy konusunda ümitsiz olmayın şimdiki nesil bence uzun. Bir tanıdığım 1.75 boyunda hanımdı takılıyorlardı boyuna uygun birini bulamazsın diye eşi 1.95 boyunda. İnşaAllah sizde hem boyunuza hem huyunuza uygun biriyle karşılaşırsınız.

          • Süleyman diyor ki:

            Nisa hanım.

            Emin olun boy konusunu kafama takmıyorum. Yani hatta benim için öyle müthiş kritik bir öneme de sahip değil.

            Arkadaşlar bu konuya neden bu kadar takıldı pek anlamadım :) Yani ben böyle takıntılı biri değilim boy hususunda. Sadece boyum çok uzun olduğundan garip oluyor. Bu sebeple böyle bir kriter belirledim. Gerçi şimdi en son bakarken de biraz bulamayınca biz aracıya 1,60 da olabilir dedik. Yani öyle değişmez bir kriter değil

            Hani boy farkı çok olan eşlerde var. Boy demek herşey demek değil ancak yani önemi sıfırda değil. Ben sadece hani karşı tarafa denildikten sonra o kadar buluşma olacak boy hususunda bir problem olurda kişiler kırılır ya da olmayacağı baştan belli olduğundan sıkıntı olmasın. Yani bazen hanım olmaz diyebilir çok farkımız var diyebilir.

            İnsanlar bazen büyük konuşur. İşte ben şuna katlanırım buna katlanırım. Hiç hoşlanmasam ve hiç etkilenmesemde evlenirim önemli olan takva filan derler. Evlendikten sonra kaldıramayabilirler. Ben bunları gördüm. Mesela eşim hiç tahsil görmemiş olsada olur. Köylü kızı olsada olur der kişi sonra yıllar geçer kocasına veya karısına cahil filan der. Mesela sema hanımda bunlarla ilgili örnekler vermişti. Kocasını ilmi sebebiyle beğenmeyen kişileri söylemişti. Ben sadece kriterlerimi belirtiyorum. Ki yani milletin Nasıl kriterleri var bir görseniz. Benim belirttiğim gibi öyle çok bir kriterim yok. Yani bunu belki ileride kaldıramayabilirim diye düşünüyorum ha belki de kaldırabilirim eşim olur benden çok kısa ve ben Mutlu olurum. Ben sadece boy ile ilgili hani bana belli bir seviyede yakın olursa iyi olur diyorum. Bilmiyorum bu çok eleştirilecek bir mesele mi?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş.

            İlk yazdığım yorumda meselenin spesifik boy muhabbeti olmadığını söylemiştim. Mesele boy değil sen daha anlamadın mı hadi gel :)

            Kevser hanımın da üzerine gitmiştik yorumlarından tipe çok takıldığı izlenimi edinmiştik. Şimdi ona o kadar saldırmışken senin eleştirilmen gayet doğal :)

            Dediklerinde haklısın bekarken konuşmak kolay evlenince işler değişiyor kaldıramıyor insanlar. Bugün arkadaş anlattı bir tanıdığı lise mezunu bir hanımla evlenmiş ki koca makam mevki sahibi tahsilli derken beş sene sonra karısının gözü açılınca kocasını beğenmez olmuş, boşanmaya kalkmış kadın…

            Şu var ben hafif engeli olan bir aday için anneme araştırın yumuşak huyluysa görüşebiliriz benim de başıma gelebilir kendisini idare etmeye engel olacak durum yoksa sıkıntı değil demiştim.

            Devir değişti dediğimizde abartı bulanlar olabiliyor ama bir aile bir kızı oğluna istiyor kız tarafı evi var mı arabası var mı diye soruyor ve yok cevabını alınca kızımızın görüştüğü var diyor olay kapanıyor…
            Milletçe alkışlıyoruz :)
            Bu devirde kredi kullanmadam ev araba olmak sahibi neredeyse mümkün değilken aileleri tebrik ediyoruz….

          • kevser diyor ki:

            Suléyman bey neden bu konuda bu kadar eleştirildi anlayamadım.halbuki daha ilk yorumunda ne demek istedigini ben gayet iyi anlamıştım.bence de süleyman bey eğer bulabiliyorsaniz uzun boylu bir hanımı tercih edin derim.cunku kısa boylu olan hanımlar kendisinden çok uzun bir erkek istemiyorlar zaten…sonucta denklik önemli olan.boyu çok uzun olan bir bey bence kendi gibi boylu bir hanım hakkıdır diye düşünüyorum.cok kısa boylu hanimlarda uzun boylu kişileri düşünmüyor çünkü

          • Feyza diyor ki:

            Suleyman bey,
            160’dan da asagi bir boy yaninizda abes durabilir ve bundan rahatsiz olabilirsiniz. Minimum 160.
            Uzun boylu erkeklerin ozellikle minyon tipli hanimlari tercih etmeleri durumu disinda, eger zihinlerinde uzun boylu bir hanim hayaki varsa, bu boy farkinin ilerde icinde ukde olarak kalacagina ben de inaniyorum. Ama bu farki hic onensemeyen ya da ozellikle ufak tefek kizlardan hoslanan bir erkek bunu sorun etmez. Belki bizim gordugumuz uzun boylu erkek-minyon hanim ciftlerinin altinda yatan da bizim bilmedigimiz, evveliyata dair bir minyon hanim tercihidir. Ama sizin tercihiniz bu yondd degil.
            Yani gencsiniz henuz cevreniz de musait. Gorunum de onemli. Siz kriterlerinizde bunu belirtin en guzeli. Bosu bosuna tanistirmis da olmazlar.

          • Yahya diyor ki:

            Bu boy mevzusuna fena takılmışsınız :)

            Boyu pek problem etmeyiniz. 2 tarafında içine siniyorsa, uzun kısa fark etmez. Millet nederse desin.
            Ancak boyu boyunuza, huyu huyunuza uygun olur ancak yüzüne baktığınızda o beklediğiniz hissiyatı (hani elektrikli olanı) alamazsınız, o zamanda beğenmedim dersiniz… olur mu olur!

            Bence kilo daha önemli :)))

            Hatta genetik uyumuna bakın.. Almanlar boşuna mı “aryan” ırk arayışına girdiler.. 😉

            şaka bir yana huy güzelliğine bakın, karekterine bakın… bakalım…
            tabii önce kendi eksik, hata ve huyumu düzeltmem lazım

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Bu devirde gerçekten uyumlu itaatkar hanım bulabiliyorsanız kalanını sallayın. Şu meşhur gül bahçesi hikayesindeki gibi olmasın. Her zaman daha iyisi bulunur. Daha uzunu daha uysalı daha dindarı elbette vardır. Eğer olabildiğini görüyorsan çok kurcalamadan yuvanı kurarsın. Evlenmeden önce gözü dört açıp geçinebilir miyiz diye bakmalı evlendikten sonra da bir gözü kapatıp bu artık benim eşim deyip daha iyisi ya da kötüsü olur muydu diye düşünmemek ve eşin kusurları yerine sevilecek yanlarına bakmak lazım.

            Tok açın halinden anlamaz derler aç da tokun halinden anlamaz hangi yemek neyle yenir bilmez çünkü görmemiştir. Hiç kimsenin aracılık sorumluluğuna girmediği bir devirde karşıma güç bela çıkan adayları ucuz sebeplerle elemeyi kendime hak görmüyorum. Şurada ayrışabiliriz. Bana göre pahalı olan şey başkası için para bile değildir. Aracılık sıkıntısı çekmeyen arkadaşlar saç rengine kadar seçiyor…
            Ayrıca üçe beşe bakmayan arkadaş ve tanıdıklarım da ilk görüştükleriyle evlendi çoğunlukla…
            Benim de kalbimden neler geçiyor ama imkanı yok gibi bir şey aklımdaki gibi biriyle karşılaşmanın. Bugüne kadar amacım birini bulurlar evlenir giderim şeklindeydi halen niyetim öyle. Genç kardeşlerimizi eleştiremem ama ileride keşke dememek için ufak tefek şeylere daha doğrusu benim gibilere ufak tefek gelen şeylere takılmayın.
            Siz üzülmeyin ki biz de üzülmeyelim.
            Selametle :)

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey,
            Milletin ne dediginden ziyade kendi gozune hitaben oyle istiyor sanirim.Yani gorunum de onemli olmasa Efendimiz asv evlenecegimiz kisiyi gormemizi tavsiye etmezdi. Onceligi zaten boy demiyor, onceligi huy ve ahlaka veriyor fakat boyu da cok kisa olmasin demesi normal bir beklenti. Bunu su an Suleyman bey ya da boy konusu uzerinden yazsam da dis gorunum konusunda ufak tefek beklentisi olan her insani kapsayarak soyluyorum.
            Benim ornegin tip konusunda cok cok uc noktada bir problem olmadikca ya da benden gorunur derecede kisa olmadikca hicbir takintim olmadi, bir hayalim de yok o konuda. Ama baska hanimlarin olabiliyor, oladabilir. Abartilmadigi ve tek kriter olarak belirlenmedigi surece normaldir. Mesela bir hanim derse ki ben kel ya da gobekli insanlardan hoslanmiyorum, secenek imkani da varsa ve bir araci olsam gidip o hanima ozellikle kel ve gobekli bir erkegi tavsiye etmem. O yuzden araciya bu detayi soyleme durumu makul. Ama diger yanda hayatin dogal akisi icinde ayni hanimefendi gorucu usulu degil de tanisma vesilesiyle, onceden kafasinda eledigi gorunumdeki bir erkegin baska meziyetlerine hayran olup izdivac da edebilir. Bir kiz vardi babasinin adi Hasandi.. Aralari da hic iyi degildi ve Hasan ismini hic sevmedigini surekli soylerken Hasan adinda biriyle tanisip evlendi :) isin tuhafi bir de Hasan isminde yegeni oldu. Bir Hasan uc Hasan’a donustu.
            Ama bu dedigim gibi hayatin icinde tercihlerimizi yonetemeyecek derece anlik tevafuklar sonucu olusan bir durum. Eger onumuze dusunebilecegimiz vadede tercihler sunuluyorsa, bunu belirtmemizde mahsur olmaz. Sonra zaten gerekirse sartlar dogrultusunda tercihler yine esnetilebiliniyor.
            Bu yazdiklarimi boy ile alakali olarak dusunmeyin. Genel anlamda kriterler uzerine soyluyorum. Abarti derecede detay olmadikca makul istekler derim.
            Allah hayirlisini nasip etsin cumlenin gonlune gore en hayirli olani versin.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm,

            Bu konudaki görüşünüzü çok iyi biliyorum.
            Ben artık aştım bu mevzuyu 📏… yarışmacı arkadaşlarıma da başarılar diliyorum. 🙂🎋

            Ege’de bir çeşit börülce 🎋 varmış ondan toplamaya gideceğim…

            Sizinde hayırlı haberlerinizi bekliyoruz inş.

            Selam ve dua ile…

          • Süleyman diyor ki:

            Yahya bey

            Yorumumun ilk cümleleri: “Emin olun boy konusunu kafama takmıyorum. Yani hatta benim için öyle müthiş kritik bir öneme de sahip değil.”

            Sizin yorumunuzun ilk cümlesi: Bu boy mevzusuna fena takılmışsınız

            Siz benim yorumlarımı okuyor musunuz? Yoksa kendi kafanıza göre mi takılıyorsunuz?

          • Yahya diyor ki:

            Süleyman bey,

            öncelikle sizin yorumunuza istinaden değil,
            feyza hnmın nisa hnmın ve fatih beyin yorumlarına istinaden yazmıştım.
            ki feyza hnm zaten cvp verme ihtiyacı hissetmiş ve detaylı cvp vermiş.

            size ilk cvbımda boy mevzusunda tercihinize saygı duyduğumu belirtmiştim.

            bu vesileyle size tekrar “…fena takılmışsınız” demem abes olurdu.

            Genel olarak her yorumu okumuyorum ve okuyamıyorum ancak hızla tarama yapıyorum. Kendi yorumumu yazdıktan sonra sizin yorumunuzu gördüm ve okudum…

            Rabbim hayırlı imanlı bir hanım nasip etsin inşaAllah.

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Ben bu konularda çok ama çok eski kafalıyım. Eski usül bir evlilik sürecine bile evet derim. Şöyle ki beni tanıyan bilen birisi olsa ve onun da bildiği bir kız olsa bu kızdan hanım olur evine sahip çıkar geçinmeye niyeti vardır derse bir iki görsem evlenmem için yeterli. Sonrası nasip kısmet ne çıkarsa bahtına. Aynı eve girmeyince bir insanı on defa görmek de aynı beş defa görmek de. Bu durumu bertaraf etmek için evlenmeden önce bir iki yıl aynı evde kalanları da biliyorum.

            İşin özü şu insanın geçinmeye niyeti olsun yeterki. Köyde bir nine anlatırdı dedeyi derdi düğün günü gördüm diye :)

            Benim bu eski kafa yapıma sahip yeni eski kafalılar ne yapıyor. Bir arkadaş anlattı. Oğlanla kız birbirini beğenmişler. Bir iki görüştükten sonra oğlanın ailesi kızı istemeye gitmiş. İmam nikahı kıymışlar. Neden? Gençler gezip tozacak günaha girmesinler diye. Düğün bir buçuk yıl sonraymış. Neden yakın zamanda değilmiş çünkü gençler daha birbirini tam anlamıyla tanımamışmış.

            Benim bildiğim nikahın selayiheti için niyet sabit olmalıdır. Bektaşinin dayanabilirsem tutarım dayanamazsam yutarım diye oruca niyetlenmesi gibi şöyle biraz takılalım olmazsa boşanırız diye niyet olmaz. Ayrıca bu gibi davranışlarla nikahın ciddiyetine gölge düşüyor toplumun nikahın kutsallığına olan bakışı erozyona uğruyor.

            Ciddi ilişki ya da tanıma süreci dediğimiz şeyle de ilgili bir kaç şey yazmak istiyorum. Aracılık kurumu ölünce aileler evlatlarını tanıyamaz hale gelince evlilik görüşmeleri flörte ya da ciddi ilişki denen duruna kayıyor. Şimdi aracı vb. kalmayınca kız hakkında bilgimiz olmuyor. Nazende bir kız düşünün bir türlü emin olamıyor diyelim onu beğendiğimden sürekli test etme ihtiyacı hissediyor. Ya da ilgi duyduğu ortaya çıkarsa diye çekiniyor. Şimdi aracıların biz tanıştırır gerisine karışmayız dediği bilgi veremediği bir kız için ben peşinden koşarsam nesi için peşinden koşarım. Tek done güzellik kalıyor. Huyu suyunu da öğrenemiyoruz çünkü hanımefendilerin ödü patlıyor hoşlandıkları anlaşılırsa diye açılamıyorlar. Sırf güzelliği var diye bir kızla evlenilmez evlenilirse bir çok kötü ihtimali göz önüne alarak karar verildiğinin bilincinde olunması lazım. Kızlar da aracıların tanışıtırır bırakırız dediği durumlarda nazı abartmaması istemiyorsa dürüstçe söylemesi istiyorsa da geçinmeye olan niyetini göstermesi lazım. Erkek de öyle istemiyorsan kızı oyalamayacaksın…

          • Feyza diyor ki:

            O dediginiz pek yeni eski kafalilik olmuyor Fatih bey. Nikahi hafife almak gibi birsey oluyor. Taniyorsaniz neden direk evlenmiyorsunuz, ayni evde yasayip aile olmak yuva kurmak yerine sadece gezmek icin dini nikahi kullaniyorsunuz. Tanimiyorsaniz dini nikahi nasil kiyiyorsunuz. Resmiyet dini nikahtan daha mi muhim ki dini nikahi alelacele bir cirpida kiyip resmiyeti en tedbirli tarihe erteliyorsunuz…..gibi bir suru soru.
            Nikahlari olmuyor demiyorum yanlis anlasilmasin sakin, ama dini nikahi tahfif etmek sayilir bu. Olursa olur, olmazsa bosaniriz gibi. Bunu sanirim onceden de yazmistim. Yani sahsen bir kiz olarak bana ikinci gorusmede direk dini nikah kiyalim diye bir erkege once bunun sebebini sorarim. Gunaha girmemek icin diyorsa cevaben, derim ki gunaha girecek bir is yapmayiz. Tanimak icin gezip tozmak ya da temasta bulunmak sart mi? Bunlari yapmadikca, halvet olmadikca nisanlilarin tesettur dahilinde konusmasi zaten mubah. Neden nikah kiyayim?
            Direk evlenmek icin diyorsa cevaben, o halde ev hazirlanir, yuva kurmanin sartlari olusturulur ve direk evlenilir. Nedem bir bucuk iki yil sonraya gun atiliyor?
            Velhasili kelam,
            Bu konuda kizlarin cok daha dikkatli olmasi gerekir. Bunu bu konu vesilesiyle bir kez daha yazmak istedim ki boyle bir durumla karsi karsiya olan bir kiz okursa fikrini tekrar gozden gecirsin. Nikahin ehemmiyeti gunumuzde cok bilinmedigi icin, bu nikahi suistimal edebilecek bir erkegin elinde kendi gencliklerini ve hayatlarini zayi edebilirler. Sonrasi husran olur. Allah muhafaza etsin.
            Diger konu Fatih bey,
            Dediginiz gibi hikayeler ben de cok duydum. Bizim koyde bir teyze de zamaninda kendi ulkesinin savas donemlerinde 27 yasinda dul kalmis iki cocuguyla. Buraya gelince 50 kusur yasinda alti cocuk babasi bir amcayla evlendirmisler. Tek derdi bir ailesini olmasi. Bu evlilikten de uc cocugu olmus. Oz uvey ayirdetmeden on bir cocuga annelik etmis bir teyzemiz. Nerde kaldi kocasinin boyu posu endami.
            Tabi bunlar var fakat acikcasi ben sizin kadar teslimiyet sahibi degilim Fatih bey sanirim. Dugun gunu gorme kismi bana biraz uzak. Gorup konusmali biraz tanimaliyim. Bu fiziksel olarak anlasilmasin. Azicik hakkinda fikir sahibi olmali insan evlenecegi kisinin. Tabi ayni cati altina girmeden anlasilmaz bu konuda haklisiniz ama karsima kimin cikacagini bilmeden evlensem dugun gunu heyecandan kalp krizi geciririm. :) Eski insanlar ne kadar sabirli ve mulayimmis, sogukkanliymis.
            Cok uzatmama ve net olma konusunda haklisiniz. Hoslandiginizdan emin olmama durumu yasamasi bir kizi sizden uzaklastirabilir bu dogru. Yani bu yuzden reddedilebilirsiniz. Benim basima hic gelmedi ama kendisi hoslandigi halde erkegin kendisinden hoslanmadigini dusundugu icin olumsuz davranam kiz arkadaslarim oldu hakikaten. Bu konudaki gozleminiz dogru bu olabiliyor.
            Bana gore ise bu konuda bir erkegin ikinci kez gorusmek istemesi yeterlidir. Bunu kistas edindim teferruata dusmuyorum. Cunku bir erkek begenmese neden ikinci kez gorusmek isteyip istemeyecrgimi sorsun ki, evhama gerek yok. Kizlara da bunu soyluyorum. Gorusmeyi devam ettirmek istediyse ya da tel.no vs istediyse zaten hoslanmistir. Bosu bosuna vehimlere kapilip ziyan etmeyin madem hoslandiniz diyorum. Ama herkesin yapisi farkli.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Bahsettiğim durumların oluşmasının ana müsebbibi karşı cinsle olan münasebetlerde kendimi(zi) kandırıyor olmamız. Ayrıca çok önceden de yazdım. Günümüzde kızlar eş adayıyla duygusal bağ kurmadan evlenmek istemiyor. Bu bağın kurulması için paylaşım yapmak gerekiyor. İnsanlar birbirini tanımak için mi el ele tutuşuyor baş başa sinemaya gidiyor. Şimdi baktım erkekler de adeta kızlar gibi bu bağın peşine düşmüş. Kardeşim bir kere erkeksin yakışmıyor mantığın dururken adeta kız gibi duygularının seni itmesini bekliyorsun ikincisi o beklediğin bağ evlenince oluşacak bunu unutuyorsun. Ondan sonra kulakları çınlasın Meryem Hanım’ın karşısına üç sene sonra anca evleniriz diyen erkekler çıkıyor. Bir erkek üç dört görüşme sonra kafasında işi netleştirir talip olan da erkekse çok uzatmayacak birilerinin dürtmesini beklemeyecek.

            Ben niye kendimi(zi) kandırıyoruz yazdım. Bir arkadaş dürüstçe izah etti. Üç dört defa görüşülmüş. Ardından aileler tanışmış. Sonrasında söz vb. Elbette iletişim kurmadan olmuyor. Fatih dedi ne kadar usüle uygun gözüksede sonrasında iş teknik olarak flörte dönüyor. Evli değilsin ama evli gibi mesajlar atıyorsun ki çiçekli böcekli olmasa da kız ilgi bekliyor. Erkeğin kendisine nikahlanmadan önce mesaj vb ile ilgilenmemesini sadece yüzyüze görüşmesini soğukluk olarak algılamayacak mesafeyi koruma olarak yorumlayacak delikanlı kız var mı :) lafla değil his ve davranışla… Niye his ve davranış. Bunlar olmayınca iyi bir insandı ama olmadı oluyor genelde… Hele ki flört geçmişi olan kızları bu konularda tatmin etmek mümkün değil önceden yazdığınız gibi… Hal hatır sorma amaçlı iyi misin nasılsın mesajları kesmiyor. Eksantirik şeyler gerekiyor. Resimdeki yedi farkı bulmak gibi mesajlar. Nikah yok karşı cinsle muhabbet olsun diye bulmaca yolladın. Şimdi kafa olarak eski olmamın özünü anlatabilmişimdir diyorum. Kafa eski davranışlar da “modern” olunca ortaya ben gibi ne olduğu belli olmayan biri çıkıyor :)
            Bugün olsa yine yazarım. Çünkü öyle yapmayınca ilgisizlik olarak görüleceğini ilgilendiğimde hoşa gideceğini biliyorum. Yazarım çünkü öyle bir durumda ilgi göstermek benim de hoşuma gidiyor. Bu durumda bana sorulmaz mı madem ilgi göstermek hoşuna gidecek niye nikahlın olmayan bir kızla ilgileniyorsun. Keza kıza da demezler mi madem erkeğin ilgisini bekliyorsun ama o yabancı biri değil mi?

            Cevat Akşit hocanın genç erkekler kadınlara selam vermez dediğini okuyunca kendi yaşantım göz önüne geldi de bir şeyleri bahane edemedim kendimi haklı çıkarmak için…

            Selametle…

          • Süleyman diyor ki:

            Sadece Fatih Bey

            Çoğunlukla belirttiğiniz gibi karşı cins olarak hanımlar ve artık erkeklerde ekseriyetle önceden duygusal bir bağ oluşmasını bekliyorlar ve daha sonra ancak evlilik gibi birşey düşünüyorlar.

            Örneğin geçenlerde hocam bile bana yani önce kendin tanışman lazım sonra aileleri devreye sokman gerek diyor. Bu şekil tabi olmaz diyor. Peki önce kendim tanışıyım ama ya doğru kişi değilse bu sefer ayrılmak duygusal olarak sıkıntı olmayacak mı? Ben tanımak için 2 ay dolaşacağım sonra ya doğru kişi değilse. Bu duygusal olarak bir problem değil mi?

            İşte bu durumun sebebi dini olarak kopukluğumuz ve genel değişime olan meylimiz. Aynı zamanda doğal olarak evlilik çok büyük bir karar olduğu için kişiler çok görüşmenin aslında bu kararı almayı daha kolaylaştıracağını sanıyor ancak kesinlikle öyle değil. Bir insan ancak tam hakkıyla iş ciddiye bindikten sonra anlaşılıyor.

            Daha dün bir günde 2 tane nişanlı iken ya da nişanlılığa niyetli iken ayrılma meselesi duydum. 1-2 yıldır evlenmeyi düşünüyor gençler ve birbirlerini tanıyorlar ama tam nişanlılıkta ayrılıyorlar.

            Biz ise en başta işin olmamasını ve eğer öbür türlü uzun süreli flört olmasa bile ona benzer bir ilişkiyi bu sebeple istemiyoruz zaten çünkü böyle bir ilişki temel olarak sakat ve ileride insanları çok yıpratıyor. Şahsen ben kendime de sordum. Yani dedim ki böyle bir durum olsa ve şu an sevdiğin bir insan olsa ayrılmak ister miydin? Ya da bu yöntemin getireceği sıkıntıları çekmek ister miydin? Hayır istemezdim.

            Şu an durum bize sıkıntılı geliyor ve gözüküyor ancak emin olun aslında en temizini yapıyoruz. Evlenmeden önce işi cıvıklaştırmadan ve sulandırmadan en temiz ve doğru bir şekilde yapmaya gayret ediyoruz. Emin olun öbür türlü bir ilişki içinde olsak (yani yorumunuzda bahsettiğiniz şekildeki) biz huzur bulmayız

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, nikah olunca olay farkli mecralara dogru hizla surukleniyor ki suruklenir. Normaldir. Atesle barut yan yana kendiliginden durmaz, onlari durdurmak gerekir. Durduracak sey de iste nikahin olmamasi hali. Bu hal en azindan biraz Islami hassasiyete sahip insanlarin onunde set cekip onlari durduruyor. Ya da ben oyle tahmin ediyorum.
            Bu donemin hem avantaji hem dezavantaji cep telefonlari. Bizden onceki nesil, yani benden onceki nesil diyeyim, hep soyluyorlar, “bizim zamanimizda cep telefonu yoktu. Nisanlimiz evin telefonunu caldirirdi ya da bir kiz araciligiyla arayip bize zar zor ulasirdi.” Simdi her dk yanimizda, uyurken basucumuzda, uyaninca yastigimizin altinda oldugu icin haliyle ilgi anlaminda beklenti cok artti. Bir de paylasimlar da cok fazla ve cita gittikce yukseliyor. Bu ihtiyaci nisan ya da soz doneminde helal yoldan temin etme imkani var mi derseniz, mustehcen mevzulara girmeme kaydiyla hal hatir sormanin ve evlilik uzerine konusmanin nisanlilik doneminde sakincasi olmaz, ilgiden kastiniz buysa. Tabi dengeler iyi korunmali.
            Karsinizdaki dini hassasiyete sahip bir kizsa, acik acik koydugunuz mesafenin dini hassaaiyetinizden ileri geldigini acikca soyleyip ilgilendiginizi ve begeninizi daha dolayli yollardan da belli edebilirsiniz. Sizle ayni hassasiyette bir kiz bu durumu anlayisla karsilar ve vehimlere kapilmaz sanirim.
            Cicekli bocekli mesajlari anlamadim :) Yani su basmakalip mesajlardan mi bahsettiniz? Herseyin orjinali guzel.
            Bulmaca ornegi komik geldi :) Guzel fikir bana kalirsa. Aslinda nisanliyla online oyun oynamanin da ne mahzuru olabilir mesela. Mutlaka ilgilenmekse amac, harama girmeden beraber vakit gecirmekse boyle oyunlar oynayabiliriz. Mesela bir iki sene once kelimelik diye bir oyun oynuyordum. Rakip tanimiyordum. O donem bir nisanlim olsaydi kesin yenerdim ve ilk gunden govde gosterimi yapmis olurdum 😀
            Saka tabi. Siz yedi farkli bulmacadan bahsedince aklima bu geldi. Ama basmakalip mesajlardan daha eglenceli olacagi kesin.
            Isin ozu su, gorusme iki ya da en fazla uc sefer sonrasi karara baglanmali. Bu esnada erkek evlilikten soz etmiyor ve hala kararsisa kosar adim o erkekten uzaklasmali. Nisanlilik evresinde de iki taraf birbirinin hassasiyetlerini onceden konusup mesafeyi bir olcude tutmaya calisirsa, beraber sinemaya gitme gibi aktiviteleri evlilige erteler de daha ici dolu sohbetlerle halvet ortami olmadan birbirlerini tanimaya calisir, kalben mutamin olunca da uzatmadan evlilige adim atarsa sorun olmaz.
            Yani evlilige de birseyler birakmali insan, herseyi nisanliyken tuketmemeli. Cunku mizaclar uyum sagliyorsa ve iki kisi bundan eminse zaten sinadir tiyatrodur cay bahcesidir… bunlar evliligin ilk gunleri ilk aylarinda yasanirsacok daha tatli olur diye dusunuyorum.
            Bizim cevrede ekseriyetle resmi nikahtan birkac gun once dini nikah kiyilir. Daha once yapanina pek rastlamadim. Nisanliliklar da iki yil uc yil surmuyor. Bir seneyi gecenine pek rastlamadim hepsi icinde, tanisma soz nisan nikah.
            Sure uzadikca aileler de strese giriyorlar. Herseyin en mukemmeli olsun diye kafa yordukca ayrintilarda bogulan her iki tarada da zulm.
            Yine aileler evlilik arefesinde fazla mudahil oldukca da iliskiler geriliyor ve uzayan sure bu gerilimi de tetikliyor.
            Nisanlilik doneminde nisanlilaein da iliskisi lackalasiyor, dediginiz gibi evlimtirak bir laubalilige burunuyorlar ki bu da evliligin ilk aylarinda olusmasi beklenen ulfeti ve muhabbeti sekteye ugratiyor.
            Kisaca bunun cozumu karsi tarafla net olarak konusup once hassasiyetimizi bildirip kendinde gordugunu zannedecegi ilgisizligin aslinda ilgisizlik olmadigini, icinden gelenin daha fazla oldugunu ama inanci geregi bunu ertelemek zorunda oldugunu acikca konusmak olmali ki karsi taraf beklenti vevgereksiz vehimlerde bogulmasin. Bunu anlayamayacak durumda bir karakterse zaten siz de manen pek bir beklenti icinde olmayin. Cunku olmasi gereken bu.
            Sonrasinda da mumkun mertebe evlilik uzerine konusup nikah kiymadan belli oranda anlasmak ve ilginizi begeninizi mesru bir bicimde karsi tarafa hissettirip en kisa zamanda da evlilik girisimlerine baslamak olmali.
            Ne nisanliligin ilk zamani nikah kiyip bir bucuk iki yil o sekilde gezip evliligin heyecanini bu sure zarfinda harcamak makul olan, ne de harama girmeme adina tanimadan konusmadan nikah masasina oturmak.
            Ben boyle dusunuyorum. Buyuklerimin de tavsiyesi bu yonde.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Sizi dinlersek kimseyle evlenemeyeceğiz, kesin yani net :)
            Şaka bir yana bu iletişim konularında büyük konuşmak istemem. Bir arkadaş gayet hassastı bu konularda nişanlandıktan sonra hanımı el ele tutuşmak istemiş. Kırmamış ama yaptığımızın yanlış olduğunu biliyorsun değil mi demiş… Ben ne yapardım bilemiyorum. Bir şeyin doğrusunu bilmek başka onu uygulamak başka…

            Bu arada şu konuda size katılmıyorum siz de okuyunca hak verebilirsiniz. Ben hassasiyetlerimi bahsettiğiniz şekilde kendimi ve niyetimi ifade edersem bu adamın hassasiyetleri var şeklinde değil kendisini bana ispatlamaya çalışıyor diye anlıyorlar. Kız kafası öyle çalışıyor. Hiçbir şey anlatmayacaksın. Kendi göremiyorsa da talihine küsüp kısmet değilmiş deyip başka adaylara yöneleceksin öğrendiğim bu…Diğer öğrendiğim de bazen insanların söylediğiyle yaptığı uyuşmuyor ya da iyi aile kızı taklitleri yapanlar oluyor. Lafa gelince görücü usulüne değer verdiğini söyleyen ama sonrasında olayı flörte sürenler oluyor…

            Diğer konu da şu. Tamam ben mükemmel değilim belki ama o bahsettiğiniz kızları nereden bulacağız. Şöyle söyleyeyim artık görücü usulü bile tarih oldu gibi bir şey. Hani çok evvelden yazmıştım bir kızın anne babasıyla görüşmüştüm de kızları benle görüşmek istememişti görmediği halde. Ana sebebi şu. Aile muhafazakar bile olsa görücü usulü yadırganıyor artık. Aşık olmak isteyen genç kızlar da böyle aile aracılığıyla tanışmaya karşı oluyorlar bir yaşa kadar ki o yaş da otuzu buluyor bazen. Öyle kızlara diyorum ki ey akıllım, girdiğin ortamlarda arkadaşın sana hiç tanımadığın birini ayarlayınca eyvallah ediyorsun da ailen söyleyince ne fark ediyor güven anlamında tanışma tekniği anlamında. Yoksa ailemin haberi olacak iş ciddi olacak diye mi tırsıyorsun.

            Bir gün işyerinde bir hanım arkadaş sosyal etkinlik için bilet almış elinde fazla kalmış bana geldi sağol almayayım dedim sonra başka bir arkadaşa gitti, o da kimler gelecek bir göster dedi açtı telefonu hemen sosyal medya hesapları :) O hanıma dedim ki ya benim niye aklıma gelmedi görüyor musun halen gözlerim açılmamış dedim. O da sağolsun, biz sana bu yüzden değer veriyoruz Fatih abi dedi…

            Bu konuyla dolaylı olarak bir durumu anlatarak toplayayım. Ufaklık yanımdayken Ramazan’da evli bir arkadaş iftar veriyordu. Arkadaşın evinde haremlik selamlık ayrımına dikkat ediyoruz. Giderken ufaklık abi şimdi beni ayırmasın bunlar tesettürsüzüm diye dedi. Yok dedim öyle insanlar değiller. Neyse arkadaşın eşi de kardeşimi çok sevmiş. Hatta ona da sormuşlar evlilik muhabbeti yapmışlar ben görücü usulü de evlenirim deyince şaşırmışlar :) Bir tarafta yadırganabilirim diye endişe ederken diğer taraftan da evliliğe böyle bir yaklaşımda olmasına şaşılıyor.

            Yorumlarım bazen ergen muhabbeti gibi oluyor kusura bakılmasın artık.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Süleyman kardeş doğru söylüyorsun.
            Zaten sıkıntı artık bahsettiğimiz durumların normal görülmesinde…

          • Feyza diyor ki:

            Kiz kafasi oyle mi calisiyor Fatih bey, yani bana bir insan gelip bunu acik acik soylese kendini ispatlamaya calisiyor diye dusunmek aklimin ucunda bile gecmez inanin ki. Ne guzel, dini hassasiyete sahip bir insan der, tanistigima daha da memnun olurum.
            Siz en iyisi gercekten bana bakmayin :) , benim tavsiyelerim sanirim sahsima munhasir. Bazen kendim gibi dusunuyorum hatali oluyor, yani herkes oyle dusunur gibi zannediyorum ama yanlis bir tavsiyede bulunup olan umidinizi de tuketeceginiz bir duruma dusmenizi hic istemem. Siz kizlara tecrubelerinizin size ogrettigi sekilde yaklasin en guzeli.
            Selam ve dua ile..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Tavsiye alabilmem için teknik olarak biriyle görüşmem gerekiyor :) O zaman sorabilirim. Siz şahsınıza münhasır değilsiniz. Bahsettiğiniz davranışlara ve hassasiyetlere diğer hanım yorumcuların çoğu da sahip. Zaten benim fabrika ayarlarımdaki kadınlarla ilgili yönergeler sizin tarifinizdeki gibi. Bendeki yazılıma göre kadın erkeğin net olmasını bekler, yuva kuracak olmasına bakar. Günümüz kızlarına karşı net olursanız sizi avucunda görür “piyasa” böyle. Köpek çektirip peşinizde koşturursanız kıymetlisiniz. Görücü ya da tanıştırma usülü olsa da. Kız merak edecek. Benim fabrika ayarlarımdaki yönergelere göre kadın gururludur, erkeğin peşinden koşmaz. Hani şu ikinciye şans isteyen kız vardı ya o zaman şöyle düşünmüştüm. Ya bu kız şimdi böyle gururunu kırmış hayır dersem üzülür kızlar kolay kolay yapamaz böyle şeyleri diye. Yanılmışım. Flört eden kızlarda gayet normalmiş giden erkeğin ardından dön demek…

            Tecrübeden bahsetmişsiniz ama benim tecrübesiz olduğumu biliyorsunuz öyle demişlerdi hani :) bir ara meşhur bir şarkı vardı sağda solda çalardı tecrübe konuşuyor derdi 😀 Allah esirgesin. İlk görüştüğüm kızla evlenir giderim diyen bir insan olarak böyle iğrenç durumlarla karşılaştım ne diyelim kader kısmet.

            Siz de selametle kalın.

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Fatih bey
            “Ben bu konularda çok ama çok eski kafalıyım. Eski usül bir evlilik sürecine bile evet derim. Şöyle ki beni tanıyan bilen birisi olsa ve onun da bildiği bir kız olsa bu kızdan hanım olur evine sahip çıkar geçinmeye niyeti vardır derse bir iki görsem evlenmem için yeterli. Sonrası nasip kısmet ne çıkarsa bahtına. Aynı eve girmeyince bir insanı on defa görmek de aynı beş defa görmek de….
            İşin özü şu insanın geçinmeye niyeti olsun yeterki…”
            İşte hem aracılık kavramı hem de sizin bizim gibi düşünen gençler azaldığından evlenmek zorlaştı.
            Biz nişandan önce tanışmak için sadece bir defa yüzyüze görüştük 1 defa da uzun bir telefon görüşmesi yaptık bu kadar. Bence çokta iyi oldu. Zaten Nişanlı lık öncesi mesajlaşmak gereksiz ve faydasız. Mesajlaşarak insan tanınmaz.
            İnsan ne istediğini biliyorsa değişmez kriterleri bellidir onlar karşı tarafta mevcutsa ilk görüşmeden sonra da ben bu insanı sevebilirim fikri hasıl olduysa gerisi teferruattır .(tabiki bu arada gerekli araştırmalar yapılır) Fatih beyin dediği gibi “insanın geçinmeye niyeti olsun”.
            Bir de “Ben hassasiyetlerimi bahsettiğiniz şekilde kendimi ve niyetimi ifade edersem bu adamın hassasiyetleri var şeklinde değil kendisini bana ispatlamaya çalışıyor diye anlıyorlar. Kız kafası öyle çalışıyor.” demişsiniz buna da katılmıyorum. Feyza hanımıj drdiği gibi ikinci görüşme talep edilmesi zaten olumlu demektir

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Yine yorumum yarım kaldı.
            Velhasılı; zaten görüştüğünüz kişi belli hassasiyetlere sahipse gereksiz ve zamansız ilgi beklemez diye düşünüyorum.
            Bazıları eski kafalılık gibi buladursun ben de eşimi evlendikten sonra tanıdım ve sevdim.
            Bişey daha demeden geçemeyeceğim Fatih bey birkaç yorumunuzda “ne çıkarsa bahtımıza” ifadenizi gördüm ve üzüldüm.
            Allah’ın hazinesi ve rahmeti öyle bol ve genişki lütfen hanımınız için dua edin ve Allah tan isteyin. İnce fikirli, itaatkar, hayırlı, naif, uyumlu, huzurlu, imanlı, … , … olsun Allahım deyin.
            Selametle..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Evlihuzurlu Hanım.

            Sağolun da yazdıklarınız karakterli kadınlar için geçerli. Bana mı öyleleri denk geldi yoksa çoğunluk kızlar mı böyle halen çözemedik. İkinci görüşmeye geliyorsa olumlu demek değil her zaman. Dört defa görüştükten sonra karşınızdaki insanın sizi aslında oyaladığını görmek hoş bir durum değil. Önceden de yazdım. Anne zoruyla görüştüğünü söyleyen, arkadaş ortamında tanışsaydık olmazdı ama evlilik farklı bu yüzden görüşüyorum diyen…

            Belki bundan sonra mantıklı insanlarla karşılaşırım…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Arkadaş ortamında tanışsak olmazdıdan kast ettiği flörte karşı olduğundan değil etkilenmedim ama görüşebiliriz mantığı. Diyor ki tipim değilsin ama ben bir bakayım nasıl olsa boştayım…

          • Feyza diyor ki:

            Evlihuzurlu hnm,
            Size kucuk bir cozum gosterecegim yorumlarinizin yarim kalmamasi icin :)
            Ayni sorunu ben de ilk zamanlar yasiyordum. Yorumunuzu yazarken isim kismini bos birakin hatta surekli yazili duruyorsa da yorum yazmaya baslarken isminizi silip yorum yazin. O zaman, yanlislikla eliniz degip gonderme tusuna bassaniz da uyari cikiyor ve isim kismini doldurun yaziyor, yani yorumunuz gitmiyor. Geri tusuna basinca da kaldiginiz yerden devam edebiliyorsunuz :)
            Kolay gelsin.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Iki kucuk yanlis anlasilmanin onune gecmek isterim.
            O cumlede sahsima munhasir kelimesi sakin yanlis anlasilmasin. O ifadeyi kullanirken “ben sahsima munhasir, cok fazla hassasiyete sahip bir insanim” manasinda kesinlikle kullanmadim Allah muhafaza. Tam tersi kendi kendimle dalga gecer gibi, “verdigi tavsiyeler bir ise yaramayan, bir nevi sosyal kör” anlaminda kullandim. :) O yuzden bu tabir kendime mahsus olsun, yoksa ayip olur.
            Ikincisi, sizin icin kullandigim tecrube ifadesi de sizin kizlarla olan herhangi bir yasanmisliginiza atif degil Allah korusun. Biliyorum sizin o sekilde bir gecmisinizin olmadigini. Ama burada yaziyorsunuz ya kizlarla yaptiginiz evlilige dair gorusmeleriniz ya da yakin cevrenizdeki gozlemleriniz. Tecrubeden kastim buydu. Bu konuda da sakin yanlis anlasilma olmasin.
            Selametle kalin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Açıklamanız için teşekkürler Feyza Hanım. Yanlış anlamamıştım. :)
            İçiniz rahat olsun.

          • Evlihuzurlu diyor ki:

            Tamam sizde zaten karakterli bir hanımla evlenin inşallah duaya onuda ekleyelim :-)
            İkinci görüşme isteniyorsa ilk intiba olumludur ve evlenmek istediğimiz kişide kesin olmasını istediğimiz özellikler mevcuttur. yani olması gereken böyle. Dört görüşmeyi siz mi istediniz neden kabul ettiniz anlayamadım. Bu kadar görüşme ciddiyetten uzaktır bi faydası da yoktur.
            Demek ki size denk gelmemiş şöyle karakterlisinden bir hanım. İnşallah denk gelir.
            Feyza hanım yarım kalan yorumlarıma çözüm öneriniz için çok teşekkür ederim. İşe yarıyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Evli Huzurlu Hanım.

            Umarım dediğiniz gibi bu işleri ciddiye alan kişilerle karşılaşırız. Karakterli kelimesini önceki yorumlarımda yanlış kullanmış olduğumu gördüm.

            Dört görüşme şöyle oluyor. Ben olumlu olduklarını düşünüyor ve görüşelim diyoruz ikimizin de uygun olduğu zamana görüşme ayarlanıyor. Birisi üçüncü görüşmeden sonra bile halen isteksiz olunca bir bakıyoruz anası zorlamış. Açıkçası ben öyle aşırı ısrarcı davranıp kimseyi de bunaltmadım istemiyorsan bırakalım gönül bu sonuçta dedim. Diğeri de her çağırdığımda geldi ancak dört görüşme sonunda halen net değildi ama bırakalım da demiyordu. İstemiyorsan bırakalım dediğimde önceki yorumda yazdığım cümleyi söyledi. Arkadaş ortamında tanıştırmış olsalar benimle olmazmış ama evlilik görüşmesi farklıymış mış. EvliHuzurlu hanım, bu kız bana ne kadar kira ödüyorsun diyen ki zengin de değilim maaşlı çalışanım, aracın aile arabası diye eleştiri yönelten, memleketim batıda diye sizin oranın insanları şöyle şöyle diye dini anlamda eleştiren ama kendisi de zamanında flört etmiş, ayfon kullanıp sosyal medyada küçük dağlar benim eserim pozu veren, tesettürü olmayan ama kapalı giyinen bir hanımdı.

            Bunları hep yazdım. Konu bütünlüğü olması açısından tekrar yazdım. Önceki yorumlarımı okudunuz mu bilmiyorum ama ellinci baskı oldu :)

            Matematikte extrapolasyon, kestirim diye bir şey vardır. Eldeki verileri kullanarak sonradan oluşacak verileri kestirebilirsiniz. Ben de bu görüşmeler sonrası hiç tecrübem olmayan bu konularda araştırma ihtiyacı hissettim. İşin “ehli” arkadaşlara danıştım.

            Benim kalbimden geçeni Allah biliyor zaten de nikahı, yuva kurmayı kutsal gören bu sebeple ki yuvası yıkılmasın diye kendini hırpalayan ya da yuvası yıkılmak zorunda kalıp kutsal bir kuruma karşı kendini sorumlu hissedip üzüntü duyan tüm yorumcu ve okuyucuları Allah kıymetlerini bileceklerle tanıştırsın.

            Bir insanın benim gibilere değer vermesi için benim değer verdiğim şeylere değer veriyor olması lazım. Görüştüğüm kişiler art niyetli üç kağıtçı kimseler değildi. Ancak değer yargılarının çoğunu popüler kültür belirlemişti. Örfümüz ya da dinimiz değil…

      • Süleyman diyor ki:

        Şunu da belirtiyim karşı tarafın beni reddettiği durumlar benim reddettiğim durumlardan kat be kat fazladır. Hem nicelik hem nitelik olarak reddedilmede. Yan 5. Sınıfta gördüm beğenmedim diye bir sebep olabilir mi?

        • sennur diyor ki:

          süleyman bey ,
          siz bana ailemizde bulunan uzun boylu bir abiyi hatırlattınız ,
          abi uzun süre eş adayları ile tanıştırılıyor ,ama bir türlü olmuyor , hatta kendinden boy olarak epey kısa biri ile olur gibi derken işleri bozuluyor , adayları arasında kendinden yaşça büyükler mi dersiniz , boy olarak kısalar vs.
          en sonunda uzun boylu bir kız çıkıyor , yaş vs uygun ,şartlarını söyleyip kabul ediyorlar .
          ancak FITRATEN çok farklılar.
          abinin yorumu ; BOYUMU UYGUN OLDU AMA HUYUMA UYMADI …..
          Kavga ,gürültü 10 yılı devirdiler ama sıkıntı gerçekten.

          NOT: uzun boylu erkeklerin yanında genelde kısalar oluyor. bu da kaderin ayrı bir cilvesi olsa gerek

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Şennur Hanım.

            Ben de bir iki bilimsel ekleme yapayım. Uzun boylu insanlar karşı cinse çekici geliyor şöyle ki gen kalitesini işaret ediyor. Ayrıca günümüzde toplum olarak boy ortalamamız arttı. Bunu da beslenme şartlarının iyileşmesine bağlıyorlar. Benden bir önceki kuşak yeterli ve dengeli beslenememiş. Şu an liseli gençlerin boyları epey uzun.
            Ben de dediğiniz gibi hep kısa hanımların yanında uzun boylu kocalar gördüm. Yorumu yazarken düşündüm de bir istisna aklıma geldi. Bir akrabamız karı koca çok uzun çocuklar da uzun oldu erkek olanı kapılara sığmıyor :)

    • HANNE diyor ki:

      Süleyman kardesim her maddeyi tek tek ele almıyorum. Ama şunu bir abla olarak söylemek isterimki. (Benim sorunlu evlilik sonrasi boşandığım icinde yazdigimi sanma) bu yazıklarinin bir cogunu..huzursuzluk..bekarlik gunlerini ozlem..esinle sessiz gecen zamanlar belki kusluk..maddi sorunlar..tartismalar..senin icin senin yuzunden vazgectimler veya katlandimlar…bunlarin en az birini ceya cogunu goreceksin malesef..(bu temenni degil hakikattir sakun akinma). Önemli olan bu gunkeri veya

  8. adem diyor ki:

    erkekler olarak evlenemiyoruz. kızlar 23-24 ünde illa kpss ye gireceğim de atanacağım da sonra evleniriz düşüncesindeler. bir de çok dindar kapalı hanım hanımcık kızlarımız üniversiteden bir koca adayı buluyorlar zaten. biz dindar erkekler de toplum işi olmayan erkeklere kız vermediğinden + askerlik olduğundan+ evlenmek daha çok erkeğe maddi yük getirdiğinden (minimum 1-2 yıl kesin çalışma) evlenemiyoruz. hatta aday kız dahi bulamıyoruz. çünkü bize aracı olacak kız arkadaşımız da yok. artık ailelerde aracı olmuyor. çünkü dünya kadar boşanan var. onlar da aracı olmak istemiyor.
    20-21 yaşında çalışmayan (ki bulmak çok zor)kızlar bizi adam yerine koymuyorlar. kuran kursunda çalışanlar hakim savcı vali falan istiyorlar herhalde gözleri çok yukarılarda. artık bende çalışan istiyorum kesinlikle. madem ki kocaları çok iyi para kazansın ve yakışıklı olsun istiyorlar önce onlar kazansın ve güzellikleri de öyle kalsın bakalım da biz de bir görelim. dostlar 2 aaydır arıyoruz 2 ayın sonunda ki izlenimlerim. ama çalışanlar çalışmayanlardan daha efendi evlenmeye çok çok daha meyilli. birde kuran kurslarına kız için hiç gitmeyin derim. annemin tabiriyle oğlum hepsinin yüzü asık insanı yiyecek gibi bakıyorlardı. ayrıca şunu da söyleyeyim tipsiz bir insanda değilim. ama zor bu devirde. eğer erkek üniversitede bulmadıysa birde atandıysa ancak atandığı yerde bulacak başka çok zor bunu anladım. dostlar Allah yardımcımız olsun.

    • Meryem diyor ki:

      Aynı dertten inanin muzdarip bayanlar var . Herzaman söylüyorum yine de söyleyeceğim . Bizim çevremizde de çalışan bayan arayan , sorumluluktan kaçan çok bay var . Ve benim çevremdeki hanim hanımcik arkadaşlar bayanlar bekar ve adam akıllı birisi çıkmıyor karşılarına ki öyle yakişikliliğa bakan, zenginlik arayan insanlar da değiliz . Demek ki bir de bize yani bizim gibi düşünen bayanlara bakan yüzü var . Neyse Allah hayırlısini versin size de .

      • zerrin diyor ki:

        Bir dönem benim de etrafım böyle arkadaşlarla çevrili idi. Şimdi bir arkadaşım hariç hepimiz evliyiz. Kimimiz evlilikte aradığını buldu, kimimiz bulamadı ama evliliklerimiz devam ediyor.
        Bu devirde evlilik fakire veya çalışana zor diye bişey yok, herkese zor! Onun için de bekarlığın uzun sürüp insanı yıpratması bir yönden hayırlı: evlenince eşin ve evliliğin nimet olduğunu, kıymetini biliyorsun.

        • süleyman diyor ki:

          Hani söylenir ya. Gençliğin kıymetini yaşlılara sorun en iyi onlar bilir diye. Yada Sağlığın kıymetini hastalara sormak lazım diye. Evliliğin kıymetini de yalnızlara sormak lazım. Eşini kaybetmiş yaşlı ninelerimize dedelerimize sormak lazım, evlenmek isteyipte evlenememiş gençlerimize sormak lazım hakikaten.

    • Can diyor ki:

      Şimdi evliliklere karar vermeden hukuki olarak tüm duruma hakim olmak gerek malesef her kes zor zamanda belli olur iyi durumda iken açılan tüm Kapılar işler Kötüye sarınca malesef kilit tutmuyor kanunlar öfkeli bayanlara öyle haklar veriyorlar Erkeği bitiyor. Birbirimizden önce ölmeyelim dediğim ilişkimden 1 trilyona yakın maddi para Karşılığında anca paçamı kurtardım. Ben bunu o kişi ve ailesi ile yaşadıysam gerisini Düşünmem bile, insanın Islami ölçüleri Can’ı yanınca belli olur. Valla Ölçü mölçü kalmadı hem islami, hem medeni tüm haklarını alıyor.

    • zerrin diyor ki:

      Eşim önlisans mezunu, ben lisans mezunu idim evlendiğimizde. Yaşça hep benden en az 5yıl büyük biriyle evlenmeyi düşündüğüm halde, eşim benden bir buçuk yaş küçük. Maaşı daha az ve mesai saatleri düzensiz. Ailesi de maddi bakımdan destek olacak güçte değil. İşyerindeki sorunlar yüzünden tam 15aydır maaşını alamıyor, 2-3kere birkaç yüz lira alabildi o kadar. Çocuğumuz var. Benim de ailem yoksul. Ama bütün bunlar bizim için büyük sorunlar olmadı. Belki dolaylı olarak geçim sıkıntısının tesiriyle stresimiz arttığı için gerginlik oldu aramızda, ama asıl sorunlar bunlar değildi.
      Evlilik nasip işi. Amaç değil, araç. Sabretmek, iffetini muhafaza etmek, duada net ve devamlı olmak çok önemli. İlle de şöyle olsun veya şu zaman olsun denecek bir konu değil. Hiç kimsede de ısrar etmemek lazım, evlilik kapısı açıldığı zaman herşey çorap söküğü gibi gelir geçer. Nasıl nikah masasına oturduğunuzu, nasıl geçim derdine düşüverdiğinizi, nasıl baba olduğunuzu bile anlayamazsınız. Yeter ki vakti gelmiş olsun. İhlas suresini dilinizden düşürmeyin, hayırlı eş ve hayırlı baba olma hususunda her gün kendinizi yoklayıp eksiklerinizi giderin.çeyiz,eşya,para pul değil, dua biriktirin. Eşiniz olacak kişiyi ailenizden, arkadaşlarınızdan, aciz insanlardan değil asıl sahibinden isteyin.
      Çalışsın veya çalışmasın, ama haramdan sakınsın. Zengin olsun veya olmasın, ama kanaat sahibi olsun, zorda kalırsa ekmeğini taştan çıkaracak tevekkülü ve iradesi olsun. Mert olsun, tevazu sahibi olsun. Bunlar yoksa size hiç bulaşmasın.

      • zerrin diyor ki:

        Adem Bey,söylemeyi unuttum, evlendiğimizde eşim askerliğini yapmamıştı. Sonra bebek varken bedelli çıktı, onu değerlendirdik biz de. Borcumuz bitmedi ama bebeğimiz babasından ayrïlmadı ya, bu bize koymuyor. Askere gitseydi de çok üzülmezdim, birbirimizi özlerdik.
        Eşya ve düğün borcumuzu 2,5 yılda ödeyebildik ama şükür faize filan girmedik. Bunları siz hiç düşünmeyin şimdiden. Allahın helal kıldığıyla yetinen erkek, akıllı kadının başının tacıdır. Sınırlarınızı şimdiden belirleyin. Ben bundan sonrasını kaldıramam demekten çekinmeyin.

      • süleyman diyor ki:

        Yani hanımların üşengeç erkek, hazırı bekleyen erkek söylemlerine katılıyorum. Etrafımdaki hemcinslerime bakıyorum hep nasıl daha rahat ederim, en kısa yoldan nasıl köşeyi dönerim, devlete kapağı atayım da sonrası kolay gibi söylemlerini duyuyorum. Yani hanımlarda da var ama rızkını kazanması ve ailesinin geçimini sağlaması kendine farz olan erkeklerin böyle davranması hakikaten üzücü. Kimisi de ilim ve rızık kazanma aile kurma arasında ki dengeyi kuramıyor. Bir şeyler öğreneceğim kendimi geliştireceğim diye her türlü sorumluluktan kaçıyor. Neymiş evlenmek onu geriye düşürecekmiş ama güzel örnekleri de görüyorum ilimle uğraşan ve aynı zamanda evliliğe gayret eden gençler, eşi çalıştığı halde ben senin maaşına dokunmam diyen kişilerde mevcut.

    • adem diyor ki:

      yaklaşık 2 sene sonra kendi yorumumun altına yorum yazıyorum ama bu sefer boşanmış biri olarak. zannedersem bu sitede hem bekarlığında hem evliliinde hemde ayrıldıktan sonra yorum yazan tek kişi benim.. üç dönemi de gördüm:)
      yukarıdaki yorumumun tarihine bakıyorum eski eşimle tanışmadan tam 1 hafta önce yazmışım. o zaman 26 yaşındaydım. özellikle çalışmayan kız arıyorduk da tabi 22-26 yaş aralığında bütün kızlar hep çalışmak istedikleri için ve çoğu da kpss düşündükelrinden bulamıyorduk. ben de 1 hafta sonra üniversite mezunu ve çalışmak istemeyen biri karşıma çıktığı için ona hem saygı duyup takdir etmiş hem de övmüştüm. kader işte. şimdi o da kpss ye hazırlanıyor:)

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Adem bey.

        İki gün önce bir genç arkadaşı bir kızla görüştürdüler. Teyzesi aracı olmuş. Orada da kpss muhabbeti dönmüş. Kız ekmeğimi elime almadan evliliğe sıcak bakmıyorum demiş. Arkadaşı uyardığım hususların hepsi neredeyse çıkmış. Umarım bizlerin yaşadığını yaşamaz. Eleman işinde gücünde kendi halinde bir arkadaş bizim kafadan öyle kızlarla da işi olmamış aileler epey muhafazakar. Ancak tanıştırdıkları kız flört geçmişi olan biri. Bizler yazınca bazı şeyler insanlara uzak geliyor ama tarih tekerrürden ibaret. Kuşak kuşak uzaklaşıyoruz değerlerimizden. Benim yetiştiğim çevrenin bir kuşak önce kaybettiklerini şimdi başka insanların çevreleri bu kuşakta kaybediyor. Allah sonumuzu hayır etsin…

        • adem diyor ki:

          Sadece Fatih Bey; dün size ua ettim birden aklıma geldiniz sadece fatih rumuzlu arkadaş dedim. Allah kabul etsin inşallah:))
          Ben milletimizin geleceğinden endişeliyim. islami hassasiyetlerimizden endişeliyim. mesela adam/kadın mescidi aksayla ilgili bir sürü kelam ediyor. veya israille ilgili paylaşım yapıyor -meydanlarda siyonist devlet zulmunu anlatıyor. fetöye karşı eyvallah..güya cihad yapıyor. peki siyonist devletin bu ülkede aileyi dinamitlemek için senin haklarını artırmak için seni kullanmasına neden sesin çıkmıyor. biz ona itiraz ettiğimiz zaman bize neden muhalefet ediyorsun. Allahın verdiği haklar bize yeter fazlası bizim hakkımız değildir niye denilmiyor. bizim bir takım femin tesettürlülerle anlaşamamız bundan kaynaklanıyor. mescidi aksa tabi esir olur. işte islam parça parça. biz dindar erkek ve kadınlar kendi aramızda anlaşamazken, dindar kadınlarımız hak arayışında erkeklre BAŞ KALDIRMIŞ iken dünya görüşü bize zıt erkek ve kadınlar bir ve beraber oluyorlar.. hani mümin erkeler ve mümin kadınlar birbirlerini dostlarıydı. biraz akıl mantıkk istiyorum toplumda hükümette. dün suriyede her şeyini kaybetmiş bir kadının ümmetin erkek ve kadınlarını göreve çağırdığı bir video izledim. diyordu ki “artık genç erkeklerimiz kalmadı. biz sizlere emanetiz bizi kurtarın ey ümmetin erkekleri.temiz kadın kalmadı vs vs. hem kaçan erkeklere de saydırıyrdu.” vallahi de bu ülke de öyle olabilir. kimse 15 temmuz edebiyatı yapmasınn. yöneticilikte adamlıkta kanunlarda ve ailede baba erkek olgularını durmadan hakaretler edip sindirmeye çalışırsanız bu ülke yıkılır. bakın devlet bir sürü sözleşmeli askeri personel almaya çalışıyor. kimler başvuruyor dikkatinizi çekiyor mu. eskiden lise mezunu şartı aranıyordu şimdi ilköğretim mezunu na düşürdüler. çünklü artık pek çok kişi asker olmak istemiyor. sadece mecbur olanlar o da para biriktirmke için. bu konular pek çok kadının dikkatinden kaçıyor kimse düşünemiyor bunları. sorun kız annelerinden başlıyor.. aslında sorun hep analar ağlamasın diyenlerdee. onların bakış tarzlarında benim kızım değerli benim kzım sürünmeyecek benim kızım okudu benim kızım acı çekmeyecek diyenlerde. senin kzıın yaşı kırk olduğunda acı çekecek kadın. devlet kadın-erkek mabeyn,inde adaleti tesis edemiyorsa kader o adaleti er geç tesis edecektir. sizin de dediğiniz gibi Allah sonumuzu hayır etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Adem Bey Allah razı olsun duanız için teşekkürler :)

            Diğer yazdıklarınıza da üzülerek katılıyorum… Ne yapmak lazım onu da tam bilmiyorum. Bir sorunla beraber çözüm öneriniz yoksa siz de o sorunun bir parçasısınızdır sözünü çok severim. Hassasiyetleri yitirme konusunda benim de payım olabilir. Ben o kadar kavvam mıyım da hakiki hanım istiyorum diyorum kendime bazen…

            Allah sonumuzu hayretsin, hayırlı cumalar…

          • kevser diyor ki:

            Adem bey:
            Burada büyük şehirde bazı avmlerde parfüm sıkmış bakımlı boylu boslu suriye arabı adamlar görüyorum.kendi vatanlarini savunamayan boylu boslu iri yari genç tipler buralarda avmlerde alışveriş yapıp fink atıyorlar.aynen dediğiniz gibi eğer bizde bu şekilde gidersek suriye gibi oluruz.(Allah korusun tabi)ayrıca 15 temmuzda o insanlar(hepsinden Allahü teala razı olsun) sokağa çıkmasaydı bugün belkide ülkemiz yoktu.ben şu an da 22 yaş altı gençliğe bakıyorum (istisnalar kaideyi bozmaz)vatan millet umrunda bile değil.hazira konmaya alışmış durmadan sikayet eden tiplerden oluşuyor.bilmiyorum ama Allah o günleri inşallah göstermez.eger böyle bu tip insanlar artarsa suriye gibi olmamız an meselesi.vatan millet sevgisi olan bireyler gelmesi lazım geriden

      • Yahya diyor ki:

        Adem ve Fatih Beyler…

        Türkiye’den eş bulma işini unutalım artık…
        öyle ülkeler var ki, hanımlar 2. eş olmak için sıraya giriyorlar…
        Erkeğe nasıl değer veriyorlar… (buraya yazmaya utanıyorum, hanım kardeşlerimizden dolayı…)

        Yok kpssmiş, yok su bardağıymış, yok saatmiş… adam gibi koca isteyen, 5 vakit namaz kılan, kuran okuyan erkek isteyen o kadar çok hanım varkiii…

        Selam ve dua ile… 😶

        • adem diyor ki:

          Yahya Bey,
          telefon numaramı aşağıya yazayım bari bana da bulalım bir tane:))
          sıkıntı Türk kızlarında değil sıkıntı Türkiyedeki düzende. türk kızları bu düzen kendi çıkarlarına çalıştığı için bu düzene ahiretin rağmına olmasına rağmen severek ve bilerek tabi oluyorlar diye düşünüyorum. bir de devlet stk kadınlara onbaşıyken binbaşıo rütbesi verdiğinden kızlarında kafa karışıklığı yaşadıklarını düşünüyorum. zira akademik olarak başarılı bazı ekonomik ve sosyal yönden başarı elde etmiş kadınlar (küçümsemiyorum asla haddim ve hakkım değil yanlış anlaşımasın) öğretmen vs gibi kişilerden daha az kuruntulu gibi geliyor ya da ben öyle sanıyorda olabilirim. örneğin benim emmleketimde evlenmiş bir çocuklu bir adam boşandıktan 1,5 sene sonra hiç evlenmemiş doktor bir bayanla evlendi. adam öğretmendi. onunla konuştum. doktor bayandan önce 2 kızla konuşmak istemiş boşandı diye biraz tepeden yaklaşmışlar sanırım. bu kızlarda öyle doktor falan değil. bence toplumda genel olarak böyle bir algı var. ben de yaşıyorum benzerlerini.

          • Yahya diyor ki:

            Adem Bey,

            Özelden yazın :)))
            Türk kızları değil, Türkiye demişsiniz… ancak bu piyasayı – arzı ve talebi – oluşturan şahısların kendisi…
            Rabbine teslim olan bir hanım kendini farklılaştırma gayretine girmez. Çalışayım da kocamıın eline bakmayayım vs. demez. O, bu kadın derneğin ağzına bakmaz… Kanunların vs. kendine sağladığı kıyakçılığı dikkate bile almaz vs. Allahtan korkar.

            Hollanda gibi ahlaksızlığı zirve yapmış bir ülkede dahi müslüman kızlarımız tesettürleriyle, yürüyüşleriyle, konuşmalarıyla, bakışlarıyla kısacası yaşantılarıyla tüm avrupaya örnek oluyorlar.
            Kimse (istisnalar vardır tabii) bizim ülkenin düzeni böyle saldım çayıra Mevlam kayıra demiyor…
            “Zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür” sözündeki gibi önce kendimize çeki düzen vereceğiz. Önce değişim bizde başlayacak…

            Fatih Bey’e yazdığınıza istinaden;
            kız analarına değinmişsiniz ancak bence mesele babalarda bitiyor.
            Eğer baba, otoritesiyle varlığını karısına ve çocuklarına hissettirirse, gerisi gelir. İp her zaman erkeğin elindedir. Uç noktadan örnek vereyim; kötü yola düşen, uyuşturcu vs. kullanan, suç işleyen kızların iç dünyası incelendiğinde hep baba profilinde problem görülmüştür.

            Mesela çevremde gördüğüm ibretlik aileler vardır. Birisinin hanımı bir cemaate bağlı çarşaflı bir hanımdı, sadece gözü görecek kadar açıklık vardı. Eşi ise iyi derece medrese eğitimi almış bir beydi. Adam karısını çiçek gibi açtı. En azından güneş gözlüğü takıyor… Aksi ise, gayri Müslim hanımlarla evlenip onları tesettüre ve namaza başlatan beyler var… örnek çok…
            Bence erkek, önce erkek!

            Selam ve dua ile…

        • .../nisa diyor ki:

          Yahya bey,

          Yazdıklarınıza katılıyorum işin büyük bir bölümü erkeğin otoritesinde bitiyor. Bir sohbette duymuştum çok hoşuma gitmişti. İki kızı olan bir babaya evde başka erkek yok mu diye sormuşlar. Oda latifeyle erkeğin tam olduğu eve ikinci erkek girmez demiş. Buradaki mesele kız erkek evlat meselesinden öte otoritenin olup olmadığı.

          • Feyza diyor ki:

            Bu gece biraz muhalefetim Yahya bey mazur gorun, ama buna da biraz katilmiyorum. :)
            Is erkekte biter ama kadin nasize ise, sirretlikte sinir tanimiyorsa ve bu gucunu manipulasyin yeteneginile birlestirip kocasini yakin ve uzak cevresinde rezil ediyorsa..
            Dusunun, bir kadin evin huzurunu temin etmiyorsa eger, bu o erkegun sadece ev hayatini, akraba iliskilerini degil is yasamini dahi buyuk oranda etkiler.
            Erkek cezalandirsa, tazir etse dahi, eger sirret bir kadinsa ne cocuklarina ne hanimina soz gecirebilir. Gittikce yalnizlasir. Cunku sosyal cevresinde ailece iletisin kurabilecegi es, dost, yakin cevreyi de hanim puskurtmustur.
            Erkek daha fazla ne yapabilir? Soz ile uslanmazsa, tekdirden anlamaz ve ser’i serife uygun kotek ruhsatini da kullanirsa daha fazla ne yapabilir?
            Siyaset yapar deseniz, onun ucu da uzun vadede hanimi pohpohlayarak istedigini yapma/yaptirma kivamina donusecektir. Erkek, huysuz hanimindan cekiniyorsa evine musafir dahi alamaz ki, surat asacagindan korkar.
            O yuzden once erkek elbette fakat erkegin de gucunun yetmedigi durumlar olabilir ve bu her zaman erkegin iyi bir lider olamayisindan degil, hanimin iyi bir refika olamayisindan da kaynaklanabilir, hatayi ve tum sorumlulugu tek cenaha yuklememek lazim diye dusunuyorum.
            Allah bilir.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hanım,
            Bu kadar öz ve güzel yazılamazdı herhalde. :)
            Ne demek muhalefet olmak… bırakın düşünmeyi, birebir yaşadım…
            mükemmel değilim, hatasız değilim…

            Lakin yinede beni tanımasa, babasını tanıması gerekirdi. Yani erkek rolu (baba, amca, dayı, abi, koca v.b.) kadın hayatında çok önemli…
            İstisnai durumlar olmadığı sürece; erkeğin otoritesi, ağırlığı, varlığı ölümcül derecede önemli…

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Babanın varlığının yanı sıra erkek evlat da önemli. Kimi zaman babanın rolünü üstlenmek durumunda kalıyor erkek evlatlar. Yeri geliyor maddi yönden yeri geliyor manevi yönden o görevi üstleniyor. Bir yakınımız erkek evladı olmasını çok istedi ama olmadı hep kızı oldu. Gizli feministliklik etkisiyle evin idaresine meraklı olup talip olup altından kalkamayınca babanın anneye bıraktığı evin idare işinde oluşan boşlukta üzücü şeyler yaşadık. Bu durumları sorgulayınca erkek evlat olan evlerde bu boşluğun dolabildiğini gördük. O zaman içimden demiştim o kadar erkek evlat istediydi belki öyle olsaydı bu sıkıntıları yaşamazdı diye.

            Yalnız şunu yazmadan da edemeyeceğim. Erkek idareci olacak ama kadın da onu dinleyecek. Erkeğin enerjisini boşa harcamayacak. Şimdiki kızların tavırları çok erkeksi. Erkek gibi hırslılar erkek gibi dikleniyorlar, cazgırlık diz boyu. Kadın dediğin varlığın kendine has bir şefkati naifliği kırılganlığı olur. Şöyle bir bakıyorum. İçgüdüsel olarak zihnimde hep kadın dediğimiz varlığın hassas, korunmaya muhtaç, duygusal, anlayışlı ve naif olduğu yüklü. Benim fabrika ayarlarımdaki kadın tanımı öyle. Ancak ben bu tanıma göre davranınca aman kırmayalım dediğim kadınların bırakın bu davranışımı anlayış olarak görmesini, pısırıklık olarak değerlendirenler oluyor. Trafikte korna çalanlara el frenini çekip araçtan inen, üzerine kırıldığı zaman bunu yapan aracın üzerine sürüp sinir harbi yapan ve geri manevraya zorlayan adam anlayışlı diye eleştiriliyor.(marifet gibi yazıyorum ben de :) )
            Hadi beni geçtik. Çok efendisin diyen de var hiç alakası yok standartsın diyen de. Evvelki yorumlarımda yazdım. Kız erkeği efendi diye beğenmemiş diye. Bir kız niye öyle bir erkeği beğenmez.

            Neden efendileri öyle görüyorlar? Zaten kendileri erkek gibi. Halı sahaya çağırsan gelirler lafımı abartı bulanlar varsa söyleyeyim halı saha olmasa da zamanında sınıf takımlarında oynayanlar var. Şimdi kadın erkek gibi olup kocasını ezmeye meraklı olursa kadın ondan hoşlanır mı? Siz bakmayın otuzundan sonra kuzu kocayla evlenip adeta kira bölünsün mantığıyla evlenen çalışan kadınlara. Evlilik şirket mi belli değil. Sen kocana muhtaç değilsin sahiplenilmeye izin vermemişsin kocan da bunun üzerine seni sarıp sarmalayamamış. Mutlusun. Mutlusun da karı koca gibi değil birbirine saygı gösteren birbirini seven iki dost gibi yaşıyorsun. Evli bir arkadaş evlilik ev arkadaşlığı gibi tek farkı aynı yatakta yatıyor olman derdi. Evliler söylesin gerçekten öyle mi?

            Velhasılı bu işler karşılıklı. Kadın da kocasının evi idare etmesini kabullenecek. Güreş tutmayacak.Erkek o güreşi her türlü alır. Alır ama enerjisini de tüketir. Erkeğin idareci olması demek karısına höt demesi bağırıp çağırması demek değildir. Ancak bizim kızlar güzellikten anlamıyorlar. Hafif mazoşistlik var. Kaçtığı adamdan iki senede boşanıp baba evine dönenler var. Bir kere ağızları yanınca anlıyorlar dünyanın kaç bucak olduğunu…Böyle kızlara ah be kardeşim sen mücadele edeceğin sonunda da afedersiniz dayak yiyeceğin(mecazi) birini arıyorsun iyi hoş da evde ikinci bir erkeği ben ne yapayım diyoruz…Sonra da aradıklarını buluyorlar…

          • Feyza diyor ki:

            Ben olaya yalnizca evlilik acisindan bakarak yazdim. Diger konuda muhalefet degilim Yahya bey, haklisiniz. Kocasini dinlemiyorsa da bir kadin, babasini agabeyini ya da sozu gecen diger erkek yakinlarini dinlese yine sorunlar asilir. Ama bunun icin de erkeklerin kiz evi oldugunu bir kenara birakip taraf tutmadan, sorunlara kiz babasi, kiz abisi gozuyle degil de yapici ve uzlastirici bir aile bireyi gozuyle bakabilme konusunda ozverili olmasi gerekir.
            Burada gecen aylar yazmistim tanidigim bir hanim bosu bosuna bosanma davasi acip su kadar tazminat istemis diye. Siz de hatta az istemis demistiniz.
            O hanim bosanmadan evvel ne zaman kocasiyla huzursuzluk yasasa kendi ailesi hep damadini tutuyor, kizlarina cekiduzen veriyorlardi.
            Fakat bir raddeden sonra kadin bosanacak olup kararli davraninca aile de uzerlerinden elini cekip kadinin bosanma kararini destekleyici tutumda bulunup kizlarina ev almislar. Kadin buna guvenerek aile destegi ile bosanmada sabit kaldi.
            Eger bosu bosuna yuvayi yikmamasi icin istikrarli bicimde yuvanin selameti icin kizlarinin degil de damatlarinin safinda yer alsaydilar, hanim da iki.buyuk cocuguyla su an aldiklari evde yalniz yasiyor olmazdi. Bosanmasini kolaylastirmak icin kizina ev almak bir kiz babasinin yapmamasi gereken bir hataydi diye dusunuyorum.
            Ailelerin ve bilhassa erkeklerin tutumu kadin uzerinde cok onemli ama kadinda dedigim gibi manipulasyon yetenegi had safhadaysa bir yerden sonra kendi aile bireyleri dahi pes edip, kizlarinin bosanmasina eyvallah diyebiliyorlar.
            Allah bilir.

    • kevser diyor ki:

      Adem bey bende sizi 35 40 yaşlarında sanıyordum.yazdiklarinizi okuyunca hepsi yüzde yüz doğru 👍

    • kevser diyor ki:

      Adem bey inanın bu yorumunuzu okuyunca çok güldüm 😂😂😊☺
      Gerçekten 2 yıl önce yazmış olduklarınız çok doğru şeyler.
      Özellikle şu kısımlara hem çok hak verdim ve güldüm:
      “Bizim çok dindar(!) tesettürlü kızlarımız üniversiteden bulup zaten evleniyor.tahsilsiz 19-20yasindaki kızlar üniversite bitirmiş erkekleri adam yerine koymuyor.”😁😊☺sorsan ömründe fatura yatırmaya gitmemiştir ama doktor adamla evlenmek ister 😂🤣güzelliğine güvenir sanki güzellik herseymis gibi.annenizin kuran kursları hakkinda soylediklerine de katılıyorum.bende şu sıralar tamda yukarıdaki yorumun bayan sıkıntılarıyla muhatabim.

      • kevser diyor ki:

        Toplumun mevcut halini görmek isteyen varsa bence adem beyin 2 sene önce yazmış olduğu bu yorumu okusun…birde tabiki burada özel şeyler yazmak uygun değil ama tercihi bu yönde olan insanların mutsuz olduğunu görmek beni daha da üzüyor.nasil bir sebep oldu ki ayrilma noktasina gelindi.yani genel olarak ne gibi bir problem oldu ki bu sonuca geldiniz.yazmak zorunda tabiki degilsiniz

      • Feyza diyor ki:

        Anlamadim. Fatura yatirmayi basarabilirsek doktorla evlenmeye hak kazanacak miyiz? :)
        Otomatik odemeye talimat versek sayilmaz mi? :)
        Hangi meslek gruplari icin hangi kamu islemini itinayla yapabilmemiz gerekiyor, mesela fatura yatirirsak dr, vergi borclari icin muhendis, bankada hesap acmayi basarirsak da belki akademisyen filan.. karsiliginda sertifika da verecek misiniz? :)
        Guldurdunuz gece vakti Kevser hnm Allah da sizi guldursun..
        Selam ve dua ile..

        • kevser diyor ki:

          Feyza hanım ben burada çok sofistike biseyi kastedip yazmıştım…siz anlamadınız galiba.yani kabataslak örnek verdim.o kadar kariyerli birini istiyor ama kendinin ne ozelligi var anlaminda yazdım.

          • Feyza diyor ki:

            Yok Kevser hnm anladim zaten bir sorun yok :) sadece sizin o orneginizi okuyunca benim aklima uc noktada muziplikler geldi ve bir kismini ironik olarak yazdim :) daha yazacaktim ama murekkebe zam geldi 😀

      • adem diyor ki:

        teşekkür ederim kevser hanım.beni bir ben bir de çevremdeki birkaç arkadaşım birde bu sitedeki sizler biliyor anlayabiliyorsunuz. bu mevzular her yerde açıl(a)mıyor. ya kişinin annesi eşi, ablası ya da kız kardeşi çalışan oluyor.. yanlış anlamaya meyilli olmuş insanlar.
        bu arada yaşımı daha öncede yazmıştım dikkatinizden kaçmış sanırım. ama 35-40 ne ya:)) daha 17 de değil ama 28:)) gencim daha ama gençliğime aldanmıyorum. hayat çabuk geçiyor. ama ne mutlu nefsin en ağır yaşları olan 20-25 yaşlarımda iffetsizlik yapmadım. bir evlilik yaşadım o da helal daireydi. millet 1-2 sene flört ediyor nişanlı kalıyor. benimki hepsini toplasan 14 ay ediyor. geçen yıllar beni olgunlaştırdı. bazen 22-24 yaşlarındaki kızlarla evlenmek istemiyorum diyorum. o da yalnızlığın bekarlığın sıkıntısını yaşamış ve sabretmiş olsun. ha kpss mi çalışmak mı. isterse o zorluğu da yaşasın. iş yerinde nelere sabretmek zorunda kalıyor insan öyle de sabrı da öğrenir.
        Not: bu son cümlemi kendi tecrübemden yola çıkarak söyledim. genelleme yapmıyorum doğrusu budur demiyorum. tartışmaya açık bir konu. benim eslki eşim çok sabırsız ve sinirli bir yapıya sahipti. eğer bir iş geçmişi olsaydı sabah erken kalkma, sorumluluk sahibi olma, işe ve insanlara sabretme, sinirlerine hakim olma, istediği pek çok şeyin olmaması sonucunu da kabullenebilme yetilerini de kazanabilrdi. ha olmayabilirdi de. dediğim gibi tartışmaya açık bir konu.

        • adem diyor ki:

          Neden ayrıldığımı sormuşsunuz orayı atlamışım. bunu daha önce çok yazmıştım aslında. genel olarak neden ayrıldım.
          (şu an yaklaşık 10 satırlık bir yazıyı sildim özet yazacağım derken uzamış gitmiş:) valla ben unuttum kevser hanım:) sadece kendisinde psikolojik sorunlar vardı öfke kontrolsüzlüğü ve aşıorı sinir gibi. sonra başkalarına iftira atma gibi çok sorunları vardı. kadınlara özellikle açık olanlara ya da başını kapayıp şık giyinenlere or…u derdi. bunu diyen kadın geceleri teheccüde kalkardı dikkatinizi çekerim. yani ruhi sıkınmtıları vardı. tabi birde Türkiye ona pek cazip gelmedi metropol bir şehirde de yaşamıyorum. o ise doğma büyüme germen:) başörtüsü ile tam müttaki bir mümin hanım oldum sanıyordu belki hala öyle sanıyordur bilemiyorum. Allah kendisine şifa versin. tabi işin içinde ailesinin çalışması yönünde baskısı da vardı. belki bu durumda ona bazı yanlış şeyler yaptırmış olabilir. bilemiyorum. arada kurban ben oldum. ben aileme ve akrabalarıma ve arkadaşlarıma karşı da mahcup oldum çünkü çalışmayan olmalı derdim hep ailem çalışan olsun onlar daha iyi anlıyor para kazanmanın zorluğunu derdi. dün ablam dedi ki. ” gözde bekardın şimdi dul oldun”diye. gerçekten gerek kişilik karakter gerek aile annem babam gerekse yakışıklılık hadi gerekse de memurluk yönümle iyi bir adaydım başkaları için ama işte Türkiyedeki şartları bilmeyen tüm bu karakterlerin kadrini kıymetini bilmeyen bi almancıyla evlenmenin bedelini çekiyorum. inanın başka birşey değil. buradaki diğer yorumlarımdan anlaşılır zaten dünyaya olaylara ve hadisata bakışım..

          • kevser diyor ki:

            Anladım Adem bey.bide yahya bey size yabancı tavsiye ediyor:))))

          • Yahya diyor ki:

            Kevser hnm,

            🙂
            Aramızda bu kadar yuva kurmak için bekleyen hanım kardeşlerimiz var iken, söylediğimin doğru olmadığını ve/ya üzücü olduğunu biliyorum. Biraz muzipliğimle yazıyorum biraz sitemle yazıyorum…
            Yurt dışı tavsiyem, esasında tüm ülkeler için geçerli değil belli başlı ülkeleri kapsıyor.

            Malumunuz boşanma aşamasında biriyim ve . ay önce diğer bir duruşmamız görüldü. Duruşmada tanık ve eski eşim: kendisinden bir bardak su istediğimi dile getirerek; benim ne kadar karısına kıymet vermez, ne kadar emreden, ne kadar karısını hizmetci gören (…) bir koca olduğumu anlatmaya çalıştılar. Halbuki, kendisine ev içerisinde/dışarısında sayısızca su getirmişimdir, ikram etmişimdir. Kesinlikle gocunmam. Diğer yaptıklarımı yazmayı zul addederim.

            Diğer taraftan saygı ve sevgisinden sana suyu hangi tepside getireceğini şaşıran, getirdiği suyun çok mu soğuk/sıcak olduğu ile endişe eden, suyunu içerken seni sevgiyle izleyen ve bitirdiğinde tekrar isteyip istemediğini soran, afiyet olsun deyip ‘dua’ eden, yanından ayrılırken de müsaade isteyen yabancı hanım kızlarımız var.

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Diğer taraftan diye başlayan son paragrafınızda bahsettiğiniz hanım modeli inanın hayallerimde bile yok :) Yani gerçek hayatta karşılaşsam hayal gördüğümü bile düşünemem 😀
            Ben şahsen kimseden su falan istemem gider kendim doldururum hatta içerken de sorarım sen de ister misin diye. Evde de mesela kahvaltı yaparken çayım bitince kalkar kendim doldururum, annem bazen der bana söyleseydin doldururdum diye, yok derim :)

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Yahya bey son paragrafı okurken bir hanım olarak benim bile hoşuma gitti tarif :) ama benim eşim tepsi sevmiyor ahşap bardak altlığı tercih ediyoruz :)
            Bir bardak su istenildi diye boşanma sebebi de mi olurmuş daha neler duyacağız gülsek mi ağlasak mı ?

        • .../nisa diyor ki:

          Adem bey,

          Şu noktada yazdıklarınıza katılıyorum. Evliliğin kıymetini çoğu zaman sıkıntı yaşamış insanlar daha iyi biliyor. Baba evinde el bebek gül bebek rahat yetişen kişileri memnun etmek daha zor oluyor. Maddi yada manevi yokluğu kaybı görmediği için emek vermediği için bunun değerini de anlayamıyor.

          • adem diyor ki:

            işte maalesef benim eski eşimin ablası da çocukken vefat ettiğinden, anne babası kendisini yetiştirirken bu da ölmesin diye hiç bir şey söylememeişler. yanlışlarını hiç düzeltmemişler. ben de patladı. şimdi kader diyeceğim. sakın kader deme kaderin üzerinde bir kader vardır diyeceğiz uzayıpgidecek. neyse burada ben susayım bari:)
            bu arada yahya ve adece fatih beylere evlihuzurlu ve kevser hanımlarda selam ederim yorumlarınızı takip ediyoruz:)

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Ve aleykum selam adem bey. Geçenlerde bir yorumunuzu okudum cevap yazmak istedim fakat buraya yazmak çok vaktimi alıyor. Çoğu zaman yeni bir yazı var mı diye bakıp çıkıyorum. Bizim de sizin gibi boşanan kıymetli bir abimiz var. Biz bazı şeyleri bildiğimizden abide sorun olmadığını biliyoruz aracı olmaya çalışıyoruz yeniden evlendirmek için ama insanlar bilmediğinden normalden fazla düşünüp araştırıyor.Şimdilerde yeni bir kapıyı çaldık kızımız hiç sorun etmedi önce bir görüşeyim diyor. İnşallah hayırlı olur. Gönlünüzü hoş tutun evlilik için çok çok dua edin. Başta sema hanıma ve Sitedeki bekar kardeşlere aklıma geldikçe dua ediyorum bu sitenin bende yeri çok başka evlilikle karı koca ilişkisiyle ilgili çok şey öğrendim kendimi ve eşimi burda tanıdım. İyiki bekarken tanışmışım sema hanım ve diğer kıymetli yazarlarla.
            Allah kıymetbilen hayırlı insanlarla karşılaştırsın bütün bekarlarımızı..

          • EvliHuzurlu diyor ki:

            Hatta kayınvalidemi bile burda tanıdım sema hanım sayesinde 😉

    • ibrahim diyor ki:

      size katılıyorum.

      bu çağda beklentiler çok aşırı yüksek .

  9. SELVİ diyor ki:

    Evlilik fedakarlıktır, hayatın en cıddı tercıhıdır…bedenını ve ruhunu seversen karar verırsın…denklık çok önemlı ,kendınde olanı karsındakınde arıycan! (Benım anlamadıgım kendınde olmıyan vasıfları karsı taraftan beklemek) ben kırklı yaslarına gelmiş bırısı olarak takıntılarım ve kendm gıbı bırını arzu etme istegmden yalnızlıgı tercıh etmek durumunda kaldım..

  10. Abdullah Bir diyor ki:

    Hayırlı ve iyi insanlara hayırlı, huzurlu, mutlu, ağlıklı ve iyi bir hafta diliyorum.

    Haftanın ilk günü, ilk mesai saatleri ve ofiste beni bekleyen bir ton işim olmasına rağmen her zaman (% 95 çoğunlukla) olduğu gibi bugün de ilk yaptığım iş “BİZİM SİTEMİZ” de ki yeni yazı ve yorumlara bakmak oldu.( bunu yaparken bazen kendimi yapacak işi olmadığı için güne gazetesini okuyarak başlayan ” 65 lik emekli ihtiyar memurlar” gibi hissediyorum :-) )

    Ama yazdıklarımızın, uyarılarımız ve yaptığımız yönlendirmelerin, insanları olumlu etkilediğini öğrenmek, bu kişileerin tamamı açıkça ifade etmese de olaylara, insanlara ve hayata “yeni bir zaviyeden” bakmalarına sebep olduğunu görmek; emeklerimizin karşılığında (bizzat ismimizi zikrederek yazdıkları) “Allah razı olsun” sözünü okumak bizi ziyadesiyle mutlu ediyor.

    Elhamdulıllah…

    Bir de “dediğim dedik, çaldığım düdük” havasında olanlar var. Bunlara da (Bunu tüm samimiyetimle ifade ediyorum) teşekkür ediyorum.

    “Mutlak gerçek” olduğundan emin olarak yazdıklarının aslında bir tür ” SANRISAL ve PARADOKS” (kendini aldatma, kendi içerisinde bir çok tutarsızlık barındıran yanılsama) olduğunu başta kendileri olmak üzere tüm site takipçilerine gösterme fırsatını ve “sosyal iletişim uzmanlığı” işimi, yardıma ve tutunacak bir dala ihtiyacı olan mağdurlara yardım etme eylemini daha kaliteli, daha bilimsel, daha verimli yapma imkanını bana verdikleri için minnettarım.

    Sağ olun, var olun benim müzmin “muhalifler” im… :-)

    • meryem diyor ki:

      Abdullah Bey
      Neredeyse her yorumunuz ironi , gönderme ve eleştirme üzerine kurulu :) Ben de sizin hakkinizda analiz yaptim .:) tum yorumlarinizi okuyorum cogu konuda takdir ediyorum lakin analizlerime ve sentezledigim bilgilere gore ulaştiğim mutlak sonuç ;sizin caninizi feminist bir bayan fena yakmiş. Atalarimizin deyimiyle “dili keskin olanin ağir yorgunluklari vardir “Ki bu tecrube ile de sabittir. Ne zaman dili zehir gibi keskin ,aci olan insanin aslinda iç dünyasinda yaşadiği büyük bir hüzün ve hayal kirikliği var demektir . Yaw :) bu boşanmalar hep bayanlardan dolayi mi olur ,hirsizin hic mi kabahati yok da :) Ben sahsim adina hem karsi cinsi hem de hemcindlerimi eleştirebiliyorum . Her iki pencereden bakmaya çalişiyorum . Sizden nacizane isteğim ;uzman kişiliğinize binaen samimiyerle soruyorum :Bu devir hemcinslerinizde beğenmediğiniz , ve evlilikleri tehlikeye sokan ozellikler nedir ? Saliha bayanlar ne yapmali ?

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sayın Meryem

        Kalbi, beyni ve dili aynı olan ( gerçek amacını gizlemeyen, düşünsel durumu, söylem ve eylemleri “paralel değil” birbiri ile aynı olan) iyi niyetli olduğuna inandığım-düşündüğüm her insanı (aksi ispat olana kadar) “dürüst” kabul ederim.

        Sizin bu ve daha önceki yorumlarınızda kullandığınız dil genel anlamda “tahrik-taciz,yıkıcı ve kışkırtıcı” olmadığı için sizi, tespit, eleştiri, öneri ve sorularınızı ciddiye alıyorum. Bu nedenle de yorumunuza aynı uslup, ciddiyet ve samimiyet ile cevap vermeyi uygun buluyorum.

        “Neredeyse her yorumunuz ironi , gönderme ve eleştirme üzerine kurulu ” DİYORSUNUZ…

        Evet bu analiz :-) tespitiniz KISMEN DOĞRU…

        Bunun sebebini ( birilerinin bu güzel ve faydalı platformu yedikleri mercimek köftesi eşliğinde dertleştikleri, birbirlerine gaz verdikleri, erkekleri-kocalarını çekiştirdikleri, kısaca “körler-sağırlar birbirini ağırlar” türünde bir yere çevirmesine engel olmak) daha önce defalarca yazdım.

        “sizin caninizi feminist bir bayan fena yakmiş.” DİYORSUNUZ

        Burada ki paylaşımlarımın “sebebi ve amacı” benim yaşanmışlıklarım ve şahsım değil. Ne sizin zannettiğiniz gibi geçmişte feminist bir bayan ile yaşadığım sözde sıkıntılar, nede ağır yorgunluklarım içinde bulunduğum mücadelenin kaynagı. Benim derdim bireysel değil, toplumsal. Ve yine sizin düşündüğünüz gibi (feminist bir kadın yüzünden bütün feminist kadınlardan) intikam almak gibi bir düşüncem ve amacım yok. (yumuşatarak, üstü örtülü bir şekilde söylemeye çalıştığınız şeyin tamda bu olduğunun farkındayım :-) Çünkü işim bu )

        “bu boşanmalar hep bayanlardan dolayi mi olur” DEMİŞSİNİZ

        Asla, böyle bir şey mümkün olmadığı gibi, ben hiçbir yorumumda böyle bir iddiada bulunmadım.

        Kaldı ki (belki farkında değilsiniz ama) sizin “hırsızın hiç mi kabahati yok” ifadeniz bile tek başına bilinç altınızda ki “anlam-kavram” bütünlüğünde “hırsızlar ile erkekler” aynı kategoride sınıflandırılmış. Bu eşleştirme sizin gelecekte ki hayatınız için pek de hayra alamet değil… Birde bakmışsınız evlendikten kısa bir süre sonra sizde kendinizi burada ki Feminaziler ile aynı çizgide bulabilirsiniz.

        Bu konuda biraz daha dikkatli olun bence… :-)

        “Sizden nacizane isteğim… bu devir hemcinsleriniz de beğenmediğiniz , ve evlilikleri tehlikeye sokan ozellikler nedir” DEMİŞSİNİZ

        Gördüğüm ve bildiğim kadarıyla bu erkeğe-kocaya vurma işini “yasalardan aldığı güç ile acımasızca, tek taraflı ve yok etme amaçlı” yapan haddinden fazla amazon karakterli Feminazi var.

        Siz bu sözünüzle bana ” düşene vurmak adettendir, Türk erkeği zaten düşmüş, bir tekme de sen vur” diyorsunuz.

        Tüm yorumlarımı okuduğunuza göre asla bunu yapmayacağımı da anlamış olmanız gerekir.

        ” Saliha bayanlar ne yapmali ?” DEMİŞSİNİZ

        Allah ve Resulü Ayetler ve Hadisler de yeterince söylüyor zaten.

        Benim söylememe gerek yok. Ama ben (bir kişide olsa ) belki “bu ayet ve hadisleri bilmeyen vardır” düşüncesiyle bu konuda ki ayet ve hadisi şerifleri bir kez daha nakledeyim.

        “Allah’ın bazısını bazısına üstün kılması nedeniyle ve mallarından harcamalarından ötürü erkekler, kadınlar üzerinde hüküm sahibidirler. (Ama öte yandan da) saliha kadınlar; gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (hakları), kocasının bulunmadığı zamanda koruyanlardır…” NİSA 34

        “−“Kendisine bakıldığında SEVİNÇ DUYULAN, bir EMİR verildiğinde İTAAT EDEN, kendin hakkında ve malın hakkında çirkin bulduğun şey ile sana MUHALEFET etmeyendir.” (hadisi şerif)

        ““Dikkat edin! Size kadınlarınızdan cennetlik olanlarını haber vereyim mi?”

        Sahabeler:

        −Evet, ya Rasulallah! dediler.

        Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöye dedi:

        −“Sevecen ve doğurgan kadındır ki, hata ettiği zaman elini, senin elinin üzerine koyar ve der ki; Ya AFFET ya da NEYİ UYGUN GÖRÜYORSAN ÖYLE YAP!”

        Sayın Meryem, daha fazlasını yazarak bazı feminazileri ” kırmızı görmüş boğaya çevirmek” için çıldırtmaya gerek var mı?

  11. Tuğrul diyor ki:

    Burada iki kısım insan yorum yapıyor.

    Birincisi bekar, ama aklı başında olduğu için önceden iyi olan şeyi öğrenip ona göre adım atmak isteyen ve inşaallah da iyi bir evlilik yapacak olanlar.

    İkincisi gene aklı başında ama ağzı yanmış olanlar. Bunların yorumları ümitsiz bir tablo çiziyor.

    Lütfen iyi evlilik sahipleri de yorum yapsın veya örnekleri paylaşılsın. Yoksa insanı evlilikten vaz geçirecekler. Hakikat bu kadar çirkin olamaz.

    • Tuğrul diyor ki:

      Mesela ben çok güzel bir örnek vereyim, Ali Çetinkaya abiden dinledim;

      Bir anaokulu talebesinin ailesi eve TV almamış. Arkadaşları da aralarında para toplamışlar ki TV alsınlar. Ama -anaokulu talebesi olan- çocuk istemiyor parayı. Sebebini de çok küçük olduğu için bi türlü izah edemiyor. Bunun için öğretmenleri ailesini okula çağırıyor, bu çocuk ne demek istiyor diye. Anne babası diyor ki,

      Çocuğun söylemeye çalıştığı şey şuymuş:

      “Biz evde annemle babamla kardeşlerimle akşamları oyun oynuyoruz, sohbet ediyoruz, beraber bişeyler yiyoruz.. Güzel eğleniyoruz. TV alınırsa buna engel olur. Onun için TV istemiyor. ”

      Beş yaşında böyle çocukları olan ve böyle mutlu olan aileler de var. Biz samimi istesek Allah verir. Zira hazinesi tükenmiyor.. Şimdi değilse ilerde verir. Bu olmasa da başka güzellikler verir. Yeter ki Kul olmasını bilelim.. Vesselam

      • Meryem diyor ki:

        Tuğrul Bey
        Bu televizyon konusuna katılıyorum . Biz geçen yıl arkadaşla eve televizyon alalım dedik . Ondan öncesi de her akşam muhabbet ediyorduk o bir şeyler anlatıyor ben bir şeyler anlatıyorum çay da yanında bilirsiniz çay bizim mazotumuz :) televizyon aldıktan sonra her akşam bir dizi takip etmeye başladık . Sonra bir baktım Çarşamba akşamı hiç dizi yok . O kadar sıkıldık ki dedim “Sinem biz bu televizyonu kaldıralım . Bu yokken muhabbet ediyorduk kitap okuyorduk sıkılmıyorduk . “Arkadaşımla ortak karar televizyonu kaldırdık . Verdiğimiz paraya acidik :) o gün dedim ki söz verdim kendime “eger bir gün evlenirsem bu tek göz benim evime giremez “:) ve sözümü de Allah ne zaman nasip eder bilmiyorum tutacağım .

      • sevda diyor ki:

        Ne güzel örnek. Paylaştığınız için Allah razı olsun. Biz hayatımıza güzellikleri yerleştirelim, çocuk en az bizim kadar sahip çıkıyor o güzelliğe. Bizi namaza çağırıyor, sesimizin tonu yükselince uyarıyor, bize yakışmayan davranış görürse mahcup ediyor, masumane fıtratı gereği sevimsizlikleri ve yapmacıklıkları çabucak farkedip bizim de farketmemizi sağlıyor.
        Çocuk öyle güzel nimet ki. Allah ebeveynliğin hakkını vermeyi nasip etsin herkese.

    • sevda diyor ki:

      Dikkat ederseniz ağzı yanmış olanlar ,ki buna ben de dahilim, genellemeye ve kendi hatalarımızdan çok, eşimizin hatalarını söylemeye meyyaliz. Hastanede karşılaşan hastaların birbirine kendi hastalıklarını anlatıp da hasta oluşlarına hangi ihmallerinin sebep olduğunu anlatmamaları gibi. Sağlıklı insanlara, onlar da hasta olmasın sıkıntı çekmesinler diye tavsiyeler verirken hastalığın ızdırabını detaylarıyla anlatmaları gibi. Kötü niyetten veya kötü tablo çizmeyi istemekten kaynaklanmıyor.
      Siz sadece kendinizde eksik olabilecek tarafları tamamlamak için, bir de nelere dikkat etmek gerektiğini öğrenmek için okuyun. Ben evli olmama rağmen burdaki yorumlardan kendime çok dersler çıkarıyorum. Bekar olsam daha da çok istifade edebilirdim.

      • Tuğrul diyor ki:

        Sevda Hanım benim kastettiğim siz değildiniz. Evlenip boşananlardı. Sizin yorumlarınızdan anladığım -okuduğum kadarıyla- siz aslında ortalamanın üzerinde bir evliliğe sahipsiniz ama akıllı, becerikli, yani çabucak kavrayabilen, işleri hamaratlıkla yapabilen birisiniz. Dolayısıyla eksik noktaların hiç olmamasını istiyorsunuz. Nazarınız da onlara takılıyor olabilir.

        Şunu da belirteyim. Zan ayrıdır, söz ayrıdır. Söz hükümdür, dua hükmüne geçer. Ben daha önce de size bir yorum yapmıştım. Büyüklerin imtihanı büyük olur. Bakış açımız nurani, ümitvar, mütevekkil olmalı. Ve sözlerimiz de.. Bardağın dolu tarafına bakmalı. Önce kendime söylüyorum. Bu noktada benim de sıkıntım var: acelecilik, pürheveslik, mükemmeliyetçilik… akıllı olmanın zararları işte :)

        “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

        Selametle..

  12. mütevazi diyor ki:

    Evlilik bu kadar korkutucu mu ya yorumları okuyunca korktum:(
    Yüce Rabbimiz her iki tarafada yardım etsin huzur mutluluk versin.

    • meryem diyor ki:

      Sayın Mütevazi
      Burada okuduğun yorumlara bakma . Neden mi ? Kimisi sıkıntısını anlatır lakın her zaman tek taraflı bilgiler edindiğimiz için neyin doğru , kime göre doğru olduğunu bilemeyiz. Kimi bayan yorumcular eşleriyle yaşadıkları sıkıntıları anlatırken yine biz bayanlar korkuyoruz ”tüm erkekler böyle mi ” diye. Kimi bay yorumcular da ” evlenin dünyanın kaç bucak olduğunu görün . Kadınlar şöyle , böyle vs. ” ve nihayetinde her yorumcu kendi iç dünyası ve yaşadıklarının bir sentezini burada satırlara dökmektedir. Lakin şunu unutmayalım evliliklerin bitmesi, cehennem azabı olması, ne kadınların suçu ne de erkeklerin .Suçlu kim mi ? İlle bir SUÇLU bulacaksak ta suçlular ” KADININ RUHUNDAN ANLAMAYAN ERKEKLER, ve ERKEKLERİN NE İSTEDİĞİNİ ANLAMAYAN KADINLAR ‘dır. FITRAT’tan uzaklaşmak ta ayrı bir konu. Lakin evlilik güzeldir diye düşünüyorum ben bekarım lakin olaya her zaman bakış açım şu :
      1) Evlenmek Peygamber Efendimiz (s.a.s) en büyük sünnetlerindendir. ” Evleniniz çoğalınız, ahirette ümmetimin çokluğu ile övüneceğim ” hadisi şerifte de belirtildiği gibi
      2) Evlenmek ruhun sükuna ermesi , kalplerin yatışması için gereklidir.
      3) ” Evlenen insan imanının yarısını tamamlamıştır , diğer yarısı için de Allah’tan korksun ” hadisi şerifi ile
      4) ”helal daire geniştir keyfe kafidir, bu yüzden harama girmeye luzum yoktur ” yani haram kapıları kapanmış olmaktadır.
      5) ” Hayırlı evlat yetiştirmek kapanmayan bir amel kapısıdır ” Amel kapılarımızı kapatmamak için evlenip hayırlı nesil yetiştirmek gerekir.
      6) Sevme ve sevilme ihtiyacının karşılanması
      7) ” Cennet annelerin ayakları altındadır ” hadisi şerifi
      8) ” En hayırlı kadın koçası kendisinden razı olan kadındır ” hadisi şerifi
      9) ” İyi kadınlar iyi erkeklere , kötü kadınlar kötü erkekler içindir ”(nur süresi 26) ayeti . Yani neysek layığımızı bulacağız. Tevekkül ve dua çok önemli .

      Erkek açısından baktığında ( eğer ki uyumlu çift olurlarsa ) akşam işten dönüşte buram buram yemek kokusu ile karşılaşmak , kapının güler yüzle açılması , hemen ayağına verilen terlikler, sıkboğaz etmeyen rahatlatıcı cümleler ve hazırlanan leziz sofra , salonda uslu uslu oynayan çocuklar :)
      Kadın açısından da ;
      Elindeki sıçak ekmeği ile gelen, ” hanım bugün ne pişirdin ” diyen, çocuğun ” anne babam geldi ” diye sevinç naraları atabilecek, ve bir baba sıçaklığı ile evin direği olan bir eş .

      Kim istemez ki , her şey bizim elimizde yeter ki duayı eksik etmeyerek , karşılıklı sorumluluklarımızı, sınırlarımızı ve haklarımızı bilelim. Tek taraftan fedakarlık beklemek yanlış . Vesselam :)

      • sevda diyor ki:

        Evli bir kardeşiniz olarak ben de sizin gibi düşünüyorum Meryem Hanım.
        Erkek olsanız, itaat etmiyorsa karınıza bütün çareleri denedikten sonra yolu gösterirsiniz, olur biter. Kadın günah olmayan her konuda eşine itaat etmek zorunda oluğu için, evleneceği kişi titizce araştırılmalı. Sonra Allaha tevekkül etmeli, sorunlar olursa sabretmeli. Herkes kendi imtihanını yaşar. Korkmamalı ama tedbirli olmalı.
        Kendi eşimizi ya da eş adayımızı kimseyle kıyaslamamak, düğün aşamasında el ne der diye düşünmemek, eşimizle aramıza kimseyi sokmamak, ailevi konuları etrafımıza anlatmamak, eksik eşya ve formaliteleri sorun etmemek, ailesine karşı hep saygılı hürmetli olmak, hassas olduğu konularda eşimizi üzmemek çok önemli.
        Evlilik çok güzel. Sevdiğinizin omzuna başınızı koyduğunuzda, birbirinize sarıldığınızda bütün sorunlar uçup gider. İş, omzunu ve kollarını sizden esirgemeyecek adamı seçmekte.
        -Sadece Meryem Hanıma hitaben yazılmıştır.-

      • ... diyor ki:

        Meryem hanım,

        Evlilikle ilgili samimi niyetlerimizi duygularımızı çok güzel dile getirdiniz.

        Birbirini Allah’ın rızasını kazanmak için vesile gören muhabbet eden sükuna eren iyi günde olduğu kadar kötü gündede yanında olma erdemini vefasını Gösteren samimi niyetlerin ve insanların olduğuna inanıyorum.

      • mütevazi diyor ki:

        Meryem hanım size çok teşekkür ederim.düşüncelerimi önemseyip cevap yazdığınız ve değerli vaktinizi ayırdığınız için Allah razı olsun. Tamam insaAllah korkmadan duaya devam edicem. Hepimiz için Rabbimiz hayırlı kapılar açsın. Rabbimiz mutlu huzurlu ömür boyu süren ahirette de devam edecek hayırlı yuvalar kurmayı nasip etsin. Selamlar. .

  13. Yasir diyor ki:

    Yazıda belirtilen evlilik korkusu ile ilgili beş maddeye bir madde de ben ekleyeyim;
    Boşanma Korkusu. Zaten çoğu kişi boşanıyor, ben neden evlenip bide boşanmaya uğraşayım bir de üstüne dul kalayım düşüncesinin oluşması. (Bu sitede de hayli örnekleri var.)
    Bende hepsi var bu korkuların.

    • sevda diyor ki:

      Boşanmayıp mücadele edenler de var kardeş.
      Adamın biri bir su kuyusuna yaklaşmış, atını bağlayıp su ihtiyacını gidermek istemiş. Atını bağlayacak bir şey bulamayınca, millete de faydası olsun, gelen atını bağlasın diye bir kazık çakmış.
      Bir süre sonra başka biri kuyunun yanına gelip kazığı farkedince, aman biri takılıp düşüverir endişesiyle kazığı sökmüş.
      Anlatıldığına göre, ikisi de ,iyi niyetlerinden ve başkalarını da düşünerek hareket ettiklerinden dolayı, birbirine zıt olan bu davranışlarından dolayı aynı sevabı kazanmışlar.
      Kıssadan hisse. Kimi daha çok hakka ve günaha girmeyeyim diye boşanmayı seçebilir, kimiyse kaderim deyip nefsini terbiye etmek için ve rıza-ı ilahiyi kazanmak için mücadeleye devam edebilir.

  14. ali diyor ki:

    can kardeşim senin başına gelen benim de başıma geldi 8 yıllık evlilik 6 yasında bir erkek cocugu. eski esim ve ailesi bana oyle bir oyun oynadaki yatak odası muhabbetini ses kaydını eşim alıp kendi ailesi ve yakınlarına dinletip magdur rolü oynadı ama işleri ters gitti ve ters gitmye devam ediyor ne nafaka ne de ev nede tazminat alabildi.bunu bana yapan eşim olan dayı kızı ve ailesi simdi okdar zor durumdailer sen allaha havele et bol bol dua et kacan elbet pişman olur ama son pişmalkkk fayda etmez sadece bekle yeni bir hayat kur face ve sosyal medyadan uzak dur.allah dostların sohbetlerine katıl ofke ile hic bir yapma zamana bırak ve bekle

    • Can diyor ki:

      Ali bey teşekkürler,
      Karşı taraf belirttiğin Allah dostlarından birisi biz ailecek 25 sene emek verdik o camiada, Dünya’da ulaşabileceğim en zirveydi benim için babası na yakın olmak şimdi kapılarından geçmem nasıl bir musibet oldu bende anlamadım

  15. Tuğrul diyor ki:

    LEYLA ile MECNUN

    Bir gün Mecnun Leylaya aşık olmuş. Aşkın ateşiyle yanmış, çöllere düşmüş.

    Leyla da bakmış. ‘Bana aşık olan var’ demiş. ‘Benim için çöllere düşen var’ demiş. Şımarmış. İşi naza çekmiş.

    Sonra, o zaman neticede Harun Reşit dönemi. İnsanlar müslüman. Ahlak sahibi.

    Herkes ‘Bunun seveni var’ diye düşünmüş. Kimse Leyla’yı istemeye gitmemiş.

    Sonra Leyla bakmış, pabuç pahalı. Evde kalacak. Mecnuna ‘gelsin görüşelim’ demiş. ‘Şartlarımı sayarım’ diye düşünmüş.

    Mecnun gelmemiş.

    Leyla düşünmüş, ‘ne yapsam, ne etsem’ demiş.

    Evde de kalası yok. İsteyen de yok. Demiş ‘bari ben gideyim’ demiş.

    Varmış gitmiş.

    Mecnunu bulmuş. ‘Hadi bak geldim’ demiş, ‘Evlenelim’ demiş.

    Mecnun da şaşırmış. Demiş ki: “Var git Leyla, ben Mevla’yı buldum” demiş. Yollamııış…

    Bekleyen Mecnun, Mevla’sına ermiş.

    Leyla da fazla nazın, cazın, yüksekten uçmanın, ağırdan satmanın cezasını bulmuş.

    Biz çıkalım kerevetine..

    (Duyduğum kadarıyla böyle olmuş. Eksik yerleri de ferasetimle bildim :) )

  16. sude diyor ki:

    Bu tam beni anlatıyor evet ben evlilikten ciddi anlamda korkuyrm bu sebepler de bnm korkularini tetikliyor karşıma insanlar cikiyr ama ben evet diyemiyorum bunun benden kaynaklandığını da biliyorum destek almak için evlilik danışmanın da gittim olmuyorsa zorlama şeklinde yorum yapıldı hem evlenip mutlu bir yuva kurmak istiyrm hemde bunu yapcak cesareti bulamiyorm evet bana bunu çözüm için allah rızası için kim yardım etmek bazen hu git Gel lerden kafayı yiyecek gibi oluyrm yardım bekliyrn

    • ... diyor ki:

      Sude Hanım,

      Aslında sizin yazmış olduğunuz sorun tam bu konuyla ilgili.
      Öncelikle iyi kötü yanlarınızı tanıyın ve evlilikle ilgili beklentilerinizi kaygılarınızı tespit edin.

      Bilinç altınızda sizin evlilik istemenize rağmen kaygı veren durumlar neler olabilir?

      1- Evlilikle ilgili çevrenizdeki kötü örnekler?

      2- Aşırı utanma ve çekingenlik duygusu?

      3- Evlilikle ilgili beklentinizin yüksek olması ve beklentilerin karşılanamayacağı kaygısı?

      4- Psikolojik olarak sizi sınırlayan problemler okb,sosyal fobi,bağlanma, özgüven ve güven gibi.

      Öncelikle sorunlarınızı tespit edin ve buna göre adımlar atın.

      Size tavsiye edebileceğim şey öncelikle sorunuzu evlilik danışmanına değil uzman bir psikolog ile paylaşın. Evlilik danışmanları daha çok evlilik ve nişanlılık ile ilgili problemlerle ilgileniyor. Sizin durumunuz kişisel ve altta yatan sebepleri en iyi uzman psikolog çözümleyebilir. Bununla beraber maneviyatınızı diri tutun ve Allah’tan yardım isteyin.

  17. Can diyor ki:

    Merhaba,
    Evlilik çok güzel bir birliktelik karşılıklı uyum bulunursa. Ben 8 yıllık evlilik hayatı son bulmuş birisi olarak bir daha mı asla diyorum. Bu devirde kadınların kaprisleri isteklerini çekmek birde hayatı içtimai ile boğuşmak ikisi birlikte gitmiyor yada ben götüremedim. Evlenmeden önce o kadar sakin ve değerleri olan birisiydim Yaşadığım birliktelikte öyle kötü durumlar yaşadım ki lanet ediyorum ve nasıl bu hallere düştüm nasıl bu kadar perişan oldum emin olun hatırlamıyorum bile…
    Benden bu birliktelik maddi ve manevi öyle Şeyler götürdüki geri gelmesi imkansız içimdeki bu ah ve perişaniyeti Allah’a havale ediyorum. Huzuru nebide bir Eş olarak elimden bir şey gelmeyeceğini belirtip karşı tarafı şikayet edip dua ettim sanırım bir kocanın yapacağı en son şey olacak. Ki kız tarafı o kadar Saygın insanlar ki tarifi imkansız. Çoçuklarına bir dur demeyi çok gördüklerimden benide teneke kutusu gibi sürüklettiler şahsım adına o kadar psikolojik travmalar yaşadım ki öfkemden ne yaptığımı görebildim nede gelinen son noktada ben niye buradayım diyebildim. Emeği geçenlere lanet ediyor.. Evlenmeyi düşünmeyip vebalini bu yıkımda Payı olanlara havale ediyorum. Birde geçen biri Yazmış mutlu huzurlu bayanlar huzursuz erkekler diye aman Allah’ım nasıl bir bakış açısı nasıl bir hayat okuma bu şimdi genç kızları instagramdan takip edin bakalım nasıl bir hayat nasıl bir Rahatlık bunlar evlenipte aile kurma disiplinine gelebilirler mi instagramdan 2 gün farklı gülücük ve ortamda resim paylaşmazlarsa bunalıma girerler neyse sanırım evlilikte mutlu olanlar Dünya’da cennet hayatı bahş edilmiş OLDUĞUNU bilsinler…

    • sevda diyor ki:

      Geçmiş olsun ,
      Kavvam olamayan erkek de, itaatkar-kanaatkar-sevecen-iffetli olamayan kadın da yuvaların yıkılmasına sebep olabiliyor. Bu kadarla kalmayıp manevi anlamda da gönüller yıkılıyor, kalpler katılaşıyor. Devam edip mücadeleyi sürdürebilirdiniz, sizin tercihiniz bitirmek olmuş, hayırlısı olsun.
      Bu devirde anne babaların da sözü geçmiyor.
      Akıl vermek değil ama aklımı kurcalayan bir mesele var:
      Bizler kul olarak önce kendimizden sorumluyuz, sonra sırasıyla ailemizdeki diğer kişilerden. Erkek için önce kendi anne babası, sonra eşi gelmeli. Ve hepsinin de isteklerinden önce ihtiyaçları gelir. Biz taş değiliz ki çatlamayalım, herkesin her isteğini yerine getirelim… Allah’ın bizden bekledikleri belli şeyler. Erkek emniyetli bir ev sağlayacak, başkasına muhtaç etmeyecek miktarda yiyecek giyecek temin edecek, zaruri ev eşyalarını temin edecek. Kadınının sağlığını ve kulluğunu düşünecek, ondan,kapasitesini aşan şeyler beklemeyecek, kendi otoritesini sevgisi ve saygınlığı ile koruyabilecek. Siz eşinizin her isteğini mi karşılamaya çalıştınız ki tükendiniz…
      (SADECE CAN BEY’ E SORULMUŞTUR.)

      • can diyor ki:

        merhaba,
        ‘Erkek için önce kendi anne babası, sonra eşi gelmeli. Ve hepsinin de isteklerinden önce ihtiyaçları gelir’ yorumunuzda bu sıralama islami ölçümü yoksa gelenek göreneklere göremi çünki bırak kendi anne babamdan sorumlu olmak 8 senelik evlilik süresince anne ve babama gelmek gitmek şöyle dursun telefonla bile irtibatım ilişkimde ciddi sorun oluşturuyordu.

        eşim inanılmaz narsist bir yapısı vardı kendi ailesine gösterdiği ilgi ve alakanın 10/1 ini beni memnun etmek adına katlansaydı dünyaları önüne sererdim. Benim meselem öyle karmaşık ki işin içinden çıkamıyorum. bir çok noktadan üzüldüğüm konular var sabır etmeyip gerekli tavrı zamanı geldiğinde noktayı koyup sonraki kötü durumlara düşmeden yanlış mı yaptım bilmiyorum. Cemaat olarak üzerimize insanların o kadar emekleri oldu bunlar yetişsin hayırlı nesiller olsunlar diye şimdi o emekleri boşa çıkardım gördüğüm o hizmetlerin nasıl vebalini öderim oda ayrı bir üzüntü konum işin içinden çıkamıyorum.

        eşimin isteklerine gelince istediği yerden sevdiği daire alındı altında son model araba bu imkanlar hep o tiksindiği ailem sağladı bizler genç olarak ne ara çalışıp bu kadar maddi imkanlara sahip olabilirdik ki ama yetti mi yetmedi.

        memnun etmek şöyle dursun her akşam ağlamalar her akşam sorunlar bir gramlık huzur için neler vermezdim. ağlayarak yalvarırdım Allah için ben bunalımdayım hem evin stresi hem işin stresi bu ruh halinde birisi yüzüme güler bende elimde olmadan kaptırırım gönlümü. bekarken dini bütün ve elimden geldiği kadar takvaya dikkat ederdim evlendikten sonra hak getire namazdan niyazdan uzaklaştım en hararetli gençlik yıllarında ünv yıllarında kendimi Allah’ın lütfu ile muhafaza edip yaşamaya çalışan şahsım ne olduda böyle olmuştum birde eşim beni elde etmek için münafıklık yaptın sen aslında böyle sefih birisiydin sen aslında bu insansın kabul et diye baskısıda ayrı bir psikolojik sorunumdu….

        Zaten eşim ben den ziyade kendi babasını dinleyen onun emirleri ile hareket eden birisiydi. Bende babasına hürmetim ve saygımdan hiç önüne çıkmadım ama beni ezip geçtiler sonrada çıkan sorunlar altında kaldım. bu ikilik bende devamlı öfkeye sebeb oldu evin ve işimin durumu dikkate alınmadan verilen kararları kaldıramadım sonrada sen babama ve benim hizmet etmeme mi karşı geliyorsun diye camiaya aykırı duran birisi oldum ve dışlandım

        içimde çok üzüntü ve geçmeyen bir ahım var yazmak iyi geldi bana Allah bu evlilik ayakta dursun diye gösterdiğim maddi ve manevi fedakarlığımı biliyor. onları Rabbime havale ediyorum. beni anlamaları için aynısını yaşamalarını dua ile isiyorum.

        birde boşanma sürecinde talep ettikleri maddi ve manevi istekleri bir yazsam emin olun pislikler camiası (sanat camiası) nı geride bırakırız.

      • can diyor ki:

        sadece şunu demek yeter sanırım bir insanın eşi kızlık soy ismi ile twitter hesabı açıp (ben daha tweet ne bilmiyorum o aralar) hizmet ve dini konular rewet etmeler, tweet atmalar felan bende açtım fakat eşim benim takip etmiyor. bakıyorum yedi kat yabancı erkekler takip etmeler her tweete bakıyorum kimler rewetlemiş kimler takip etmiş iki üç tweet beğenen birisi görsem sinirlenirdim kim bu, ne işi var diye öfkeden dinden imandan çıktım eşimi telden arıyorum bana cevap vermiyor hizmete gitmiş hizmet yapıyormuş ama bu sanal alem belasında hiç kimseyi rewetlemeden geçmiyorlar neyse yazarken bile öfkem nüks etti.
        düştüğüm kıskançlık ve öfke krizimi izah etmeye yeter sanırım.

        birde eşim benim soyismimden tiksinip haberim olmadan kendi soyismini almış. okuyanlar kızıyordur ammada ezdirmişsin kendini diye ben bu durumları sabır edeyim imtihanım diyerek göğüslemeye çalıştım, şeytan beni öyle bir yere vurduki bu mücadelede sırtım yere geldi yenik düştüm. içinden çıklmaz bir duruma girdim ellerimi kollarımı bağladı eşim düştüğüm durumda aleyhime kullanacak malzemeleride eline geçirince, tehdit ve santaşda işin içine girdi artık inanılmaz benim için sıkıntılı bir şüreç oldu sonra resti çektim ne yaparsan yap benim ayıplarımı istediğine göster istediğine sun yeter dedim hem kişiliğimi hem yıllardır emeklerimi hem itibarımıda kaybettim

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Sayın CAN

          6284 ve İflah olmaz bir Feminazi’nin el ele vererek Mağdur ettiği “Erkekler Kulübü” ne hoş geldin…

          Hikayenizi okudum. Bu sizi rahatlatır mı bilmiyorum ama yine de söyleyeyim.

          Bu konuda sıkıntı çeken, tuzaga düşürülerek, dünyası karartılan, hayatı zindan edilen ne ilk, ne de son erkek sizsınız.

          Maddi ve manevi ne kaybettiniz bilmiyorum ama, emin olun bu saatten sonra maddi kayıplarınızın hiçbir önemi yok. Bu nedenle Şikayet etmeyi bir tarafa bırakın, hatta bu fırtınadan bu kadar ucuz kurtulduğunuz için yatıp kalkıp Allah’a dua edin bence.

          Çünkü;

          Şimdi bu satırları yazmak yerine taammüden (tasarlayarak ve planlayarak) “vahşi duygular ile canavarca hisler ile” eşini öldürmekten Metris vb bir Ceza evinde ömür tüketiyor olabilirdiniz…

          Geçmiş Olsun, Allah Sabrınızı artırsın…

          Sanırım bu kadar kötü bir senaryo bile size “Elhamdulıllah, beterin beteri varmış” demeniz için yeterde artar.

          Size bundan sonra ki hayatınız da “ne yapmanız gerektiği konusunda” daha fazla yol göstermek LAKAYT olmayan bir Müslüman olarak vazifemiz. Ama bunun için biraz zaman ve rıza lazım.

          • can diyor ki:

            Abdullah bey teşekkürler,

            evet belirtdiğiniz noktaya çok şükür düşmedim. Bu sürecte Prof. Nevzat Tarhan beyden destek aldık sanırım 2 seneye yakın ikimizide baya detaylı olarak analiz ettiler sorunumuzu iyice öğrendiler ama süreci engelleyemediler.

            sonuçtan sonra tekrar kendilerini ziyarete gittim elimden geleni yapıp yapmadığım yada daha neler yaparsam böyle neticelenmezdi diye kendileri bana biz senin bu olayı 3. sayfa haberi yapmadığından dolayı takdir ettik dedi bu kadarını söylemem yeter sanırım.

        • sevda diyor ki:

          Hatırlatıp üzülmenize sebep olduğum için özür dilerim.
          Çok ciddi travma olduğundan eminim. Hizmet ehli birinin böyle sorunlar yaşaması beklenmez çünkü hep örnek gösterilen bir insandır. Allah rızası için evlenip hayırlı evlat yetiştirip hizmetini artırması beklenir. Ama bazı şeyler de kaderdir, tüm sebeplere sarılarak eş seçimi ve evlilik yapıldıktan sonra sabretmek gerekir. Bazı durumlarsa sabrı çok zorlar. Eşinizin sizinle istişaresiz hareket edip rızanızı aramaması, maneviyatınızı yaralaması, sonra da sen zaten beni elde edebilmek için ikiyüzlü davrandın demesi gibi. Cidden çok çok zor bir imtihan yaşamışsınız.
          Merak etmeyin,kimsenin size verdiği emek boşa gitmiş değil. Sizde eksiklik olsa bile onlar Allah rızası için yaptı ise karşılığını görecektir. Sizinse sizden eksilenlere rağmen kazanımlarınız var.
          Manevi kayıplarınız için size şifalı sözler edemeyeceğim,çünkü ben de o şifayı aramakta olan biriyim.
          Yalnız, kendinize zulmetmeden kendinizi sorgulamaya devam etmenizi öneririm. Burdan başlayabilirsiniz sanıyorum:
          – (Kadının üzerinde en büyük hak sahibi kocasıdır, erkeğin de anasıdır.) (Hakim). Eşiniz sizinle evlendikten sonra günah-haram olmayan isteklerinizi yerine getirmeli, onu aşan istekler olur da zorlanırsa bu konuda sizden yardım istemeliydi. (Babası değil siz öncelikli olmalıydınız, bunu siz gidip onun babasıyla konuşabilirdiniz. Babası da kızını size yönlendirmeliydi, sizin fikrinize ve gönlünüze de başvurması gerektiğini söylemeliydi.)
          – Kadının da, anne ve babanın da her isteğine yetişilemeyebilir. Bu zayıflık veya merhametsizlik değil. İş durumu,maddi sorunlar buna müsade etmeyebilir. Esas olan, kimsenin gönlünü incitmeden imkanlar elverdiğince ihtiyaçlarını karşılamak. Kendi anne babanız için eşinizi kenara atmanız yanlış olurdu fakat eşiniz için de anne babanıza hürmetsizlik etmemelisiniz. (Detayları siz biliyorsunuz bunlar genel hükümler.)
          Daha önce yazmıştım,tekrar olacak ama, evlenmeden önce bunun gibi hükümler bilinmediği için kadın ve\veya erkeklere yazık oluyor,evlilik ya çekilmez oluyor ya da sonlandırılıyor.
          Size eşinizin sizin üzerinizdeki hakları anlatılmış mıydı? Eski eşinize, sizin ondaki haklarınız anlatılmış mı?
          Şimdi çok bencil bir nesil yetişiyor. Babalarının binbir zorlukla aldığı evlerde evlatlar o evi beğenmeyerek oturuyor mesela. Küçücük çocuk babasının cebinden para alıyor izinsiz. Kadın gidip kocasının adına çok borç altına giriyor, adamı iflas ettiriyor. Ve bunun hakkı olduğunu zannediyor. Çocuğa yatağını düzelt diyorsun, burası benim kişisel alanım istemezsem düzeltmem diyor. Hem israf yapılıyor, hem memnun olunmuyor. Bu nedenle KENDİMİZİ GÜNCELLEMEK ZORUNDAYIZ. Eskisi gibi değil hiçbirşey. Allahını seven ve O’nu razı ederek zulmetmeden ve zulme de uğramadan yaşamak isteyen, sürekli kendini yenileyecek. Gözü kapalı olmayacak.Sürekli birşeyler değişiyor. Bilgi kirliliği çok. Her şey haz üzerine alınıp satılıyor.
          Konu çok yönlü, hangi yönden ele alsak konuşacak çok şey var. Şunu da paylaşmak isterim: Tanınmış devlet adamlarından birine sorulmuş, siz eşinizden ve çocuklardan çok farklısınız nasıl oluyor diye. Demiş ki, ailem benim kaderim, karakterim değil. Onun için kendinizi suçlamayın,insaflıca sorgulayın. Hatalarınızı Allah affetsin, orasını Allaha havale etmişsiniz zaten. Sabrı seçmenizi evliliği devam ettirmenizi isterdim ama bu da Allahın sunduğu bir seçenek.
          Siz tekamül etmeye geldiğiniz hayata tekamülle devam edin. Hizmetinize kaldığınız yerden devam edin. En şifalı ilaç odur diye düşünüyorum.

        • Hatun kişi diyor ki:

          Bilmiyorum ama bu kadar olanaklar imkanlar seferber olmuş herşey çok güzelmiş bu kadın ya aklından zoru var ya da dul kadın olmak toplumdaki bu damgayı almak için can atmış değişik ama bu kadar bencıl bu kadar anlayıştan uzak bir insan evlilik görüşmelerinde hiçmi kendini belli etmedi hiçmi bencillik kırıntılarını göstermedi hayret şu da varki bir erkeğin eşi için annesini babasını arka plana atması bence doğru değil ama bu erkeklerin teraziyi iyi dengelemesi gerekiyor ve bu erkekleride biz kadınlar yetiştiriyoruz vesselam….

      • Hatun kişi diyor ki:

        Bilmiyorum ama bu kadar bencil bu kadar anlayıştan uzak bir bayansa ki anlattıklarınızdan öyle olduğunu var sayıyoruz eğitimli insanlarsınız keza dini bilginizde var eş seçiminde kendini çok iyimi gizledi hiç mi belli etmedi bu bencilliğinin kırıntılarını hiç mi göstermedi bu bayan hayret yani bu kadar imkanlar sunulur bu kadar herşey güzel olur ama kadın bu kadar nankör tercih ettiği ise tolum içindeki adıyla dul kadın damgası yemeyi tercih ediyor valla şu aklım almıyor aklından zoru olmalı bu kadının bence yada olay tek taraflı yanlı anlatılıyor bir erkeğinde karısının arkasını takılarak ailesine bağlarını koparmasını çok sorguluyorum doğru bulmuyorum velakin şuda var ki bu kefeyi dengeleyemeyen erkeklerine yetiştiren biz kadınlarız ….

        • can diyor ki:

          Merhaba Hatun hanım,

          yazılarımda bu imkanlara böyle yaklaşıma bir kadın nasıl kayıtsız kalır diye aklınıza gelebilir. ben kendimi melek ve sorunsuz birisi olarak göstermem vede kabul etmem.

          Evet belirtdiğiniz hiç hisestmediniz mi sorusu kesinlikle his ediyorsunuz ben çok ısrarlı bir taleple istedim etrafındakiler zaten belirtmişti nazını ve kaprislerini kaldıramazsın diye, bende kendime güvenerek evlenince birbirimizi iyice tanır birlikte aşarız diye yola koyuldum aklım zaten istemiyordu gönlüme söz geçiremedim.

          evlendikten sonra baktım ki beni hiç bir şekilde sahiplenmiyor. devamlı kendi aile bireyleri özellikle Babası, neden babası çünki statü ve isim olarak o aileyi ayrıcalıklı bir noktada tutan birisi böyle olunca eşim benim soyismim ve statümü benimseyemedi kızlık soyismi ve özgürlüğü ona her yerde elpence duran bir cevre, itiraz edemeyen bir kesim sundu böyle birisi şimdi evinde eşine bulaşık yıkamak çamaşır yıkamayı kabul edebilirmi. sıklıkla zaten ben senin kölen hizmetçin değilim lafı oluyordu bunu söyleyen bayana minnet etmemek için mahrem eşylarım hariçindekileri kuru temizlemede yıkatırdım taki ben ürüledim ben yıkadım laflarını duymamak için

          kendisi gençliğinin evde ev işleri ile geçiremeyecegini hizmet etmesi gerektiğini, hayatını böyle monoton bir şekilde geçiremeyeceğini belirtirdi devamlı

          dul olarak hayatını gayet rahat edecek bir maddi birikim elde edincede her türlü yıkıma gidecek rezilliği yapmaya başladı ve şimdi hizmet ediyorlar ait olduğu camia beni zaten dışladı onu hizmet etmesi için tüm olanakları seferber ettiler.

          elde ettiği haksız maddi kazancı camiaya soruyorum varmı böyle bir hakkı diye kimse ses çıkaramıyor bende o camia yetkililer bu olaya el atar demiştim ama hepsi kağıttan mış…

          insan bir ev aldıgında ev benim üzerime olacak kavgasına tutuşur mu üzerine yaparsın bu sefer boşanırsak evden hak talep etmeyecegim diye yazılı kagıt almak bu kadar maddi agresif birisi şimdi bu şekilde elde ettiği mallarla HİZMET ediyor….

          yine uzun yazdım özür dilerim herkesten…

          • EMİRHAN diyor ki:

            Can kardeşim geçmiş olsun, Sen Allah’ın ipine sarıl, dua et, tevekkül et Biliyorum zor belki ama. Şu alemi İslamdaki kardeşlerimiz düşün. Neler yaşıyorlar. Anlatmama gerek yok zaten (Suriye, Irak, Mısır, PKK vs.)
            Şimdi gelelim senin durumuna. Şu anlattıklarına bakılırsa bu hanım gerçekten şımarık, narsistik kişilik bozukluğu olan, bencil ve ukala tarzı son yetmelerden. Bu tiplerin sayısı çok arttı. Bediüzzaman hazretleri bunlara “Amazon Taifesi” diyor. Bunlar adete pusuda bekleyen canavar gibi. Bir erkeğin hayatını söndürmek bunların çok hoşuna gider. Bunlar asla sevemezler. Aslında bunlar kendilerinden de nefret ederler. Bu tipler tam bir yıkım adamıdır. Psikoloji üzerine çok kitap okudum. Can kardeşim sen Allah’a güven, günahlarına tövbe et. Tevekkül et. Bundan sonra hep dua ederek ve daha basiretli hareket et inşaallah şu yaşadıkların senin günahlarına keffaret olur.

          • Meryem diyor ki:

            Işte bu noktada çok kızıyorum hemcinslerime. Ne olursa olsun hangi camia -cemaat olursa olsun , ne kadar hizmet ederse etsin ,bir bayanın en büyük hizmeti eşi ve çocuklarına yaptığı hizmettir . Hizmet güzel . Zira görevimiz İrşad ve Tebliğdir. Lakin Peygamber Efendimiz (s.a.s) en güzel hizmeti yaparken ki Onun omuzlarında ümmet yükü . O hiç bir zaman evini ihmal etmemiştir.

          • hakan diyor ki:

            Can Kardeş, ayrıldığım 2 yılı geçti. İlk zaman herkese her şeyi anlattım. Dinleyenlerin bir kısmı alay etmek için ilgileniyor. Şimdi yeni yeni ikinci yıkıcı dalga geldi… Günah, yalan, zalimlik, hatta zina. Sürekli kendime soruyorum, neden o günahları işleyenlerin bu kadar sevimli çocukları var? Bu şeytanca soruyu sora sora geldiğim nokta ne?. Burada Abdullah Bir abi var, .:. var, daha pek çok iyi ve düzgün yorumcu var. Sema hanımın yazıları zamanla anlaşılıyor, kıymetli yazılar. Bunlarla iyileşmeye çalışıyorum. Düzgün bir tavsiye verecek adam az. Herkese dert anlatınca bir iki yıla sana geri dönüyor, kendini cendereye alıyorsun. Mahkeme işini avukata bırakıp kendim onla bile ilgilenmezdim. Aman, avukat bulmak kız bulmak kadar mühimdir. Ilk bulduğumuzda kazık yedik, avukat tercihini kendin yapma, kim tavsiye edilirse ona git. Dertler seni öyle ezer ki, Dünyada senin derdinden büyük dert yokmuş gibi gelir. Hepsi geçtiğinde ve toz dagildiginda kizdigin şeylere gulersin. Başka şey dusunemezsin, fakat çevreye kalender görün. Beş vakit camiye git. Cemaatin bereketi çok oluyor. Şarkı dinleme. Türkü de dinleme. Daha beter eder. Yalnız kalma. Sakın plan yapma. Boş yere onların pişmanlığını bekleme. Felaketlerini de bekleme. Telefon numarini değiştir. Bitir. Faraza hiç tanimadin, komaya girdin ve ayildin. Böyle bitmesini istemedin, biz de istemezdik. Karşı taraf bende neyi bulamadı ki? Hep bu sorular. Onlar da anlasın, pişman olsunlar. Adalet yerini bulsun. Boynuzlu koçun boynuzsuz koctan hakkını alacağı yer bu dünya değil ki. Bu dunyada zalimler de zahiren kazanirlar. Biz zalimlerin talip olduğu şeye imrendikçe onlar hep kazanmış gibi olacaklar. Bosan, ve evlen. Evlen, seni seven karını sev.

          • Hatun kişi diyor ki:

            İnsanın kendi eliyle yaptığını cümle alem toplansa yapamazmış şükür edin ki kendi kararınızmış kendi tercihinizmiş (kendi tercihi olmayıp başkalarının tercihlerini yaşamak zorunda kaldığında toparlanıp ayağa kalkmak daha zor oluyor ve insan Rabbim korusun isyana daha yaklaşıyor) sonuçta da şükür kurtulmuşsunuz ee bu kadar da cefa cekmekte normal olur, ama asıl düşünüp üzülmesi gereken bence yana döne ağlaması gereken bayan hayatının hatasını yapmış. Kimileri dul kalmak için can atar kimileri de istemez nefret eder ama rabbim imtihan eder

    • ... diyor ki:

      Sayın Can bey,

      Yazmış olduklarınızı şuan tek taraflı okuyoruz ve kimin haklı haksız yada zalim mazlum olduğunu en iyi Allah bilir. Yazmış olduklarınız sizin için imtihan olurken bizler içinde evli bekar farketmez bir ders ve ikaz. Evlenirken eş adayı konusunda daha dikkatli olmamız gerektiğini anlıyorum. Öncelikle kendimi de bu sınıfın içine katarak kadın ve erkek olarak belirli psikolojik fıtri ahlaki maddi manevi sorunlarımızı çözmeden evliliğe adım atmamalıyız. Çeşitli takıntıları uç noktaları ahlak ve psikoloji bakımından zayıf olanların evlenmemesi daha doğru geliyor.

      Sizin yaşamış olduklarınız bizim son iki haftadır tartıştığımız yorum yazdığımız konuların özeti gibi.

      Erkeklerin kadınlarda hoşlanmadığı davranışlar,kadınların erkeklerde hoşlanmadığı davranışlar,Dindarlar evliliklerinde daha mı mutsuz, Dindarlık nedir nasıl olunur ve daha birçok konu.

      Benim çıkardığım birkaç ders

      1. Evlenirken karaktere ahlaka uyum sağlama konusuna en az dindarlık kadar dikkat etmek gerekiyor.

      2. Dindarlık nedir? Biz islamı dindarlığı sadece bir cemaat tarikate bağlı olmakla yada belirli ibadetleri yapmakla sınırlı tuttuğumuz sürece daha çok işler başımıza gelir. Siyasetten tutun iş ortaklığına ve evliliklere kadar. Bununla ilgili sayısız olaya şahit oldum ki bizim önce dindar algımızı değiştirmemiz gerekiyor.

      3. Evlilikten önce ve sonra eşlerin ruh hali. Günümüzde insanlar mı çabuk değişiyor evlilikler mi çabuk eskiyor anlamadım. Bizim fıtratımıza ve evliliğe bakışımızda da problemler var.

      4. İnsanın sadece kötü tercih yaptığında değil bazen iyi bir tercih yaptığında yada yaptığını sandığında da başına büyük imtihanlar gelebiliyor. Neyin hayır neyin şer olduğunu insan bilemiyor. Niyetleri sağlam tutmak gerekiyor bazen niyetlerimizde samimiyetimiz de bozukluk olabiliyor.

      5.Bu kadar yaşanılan olaylar bir imtihan.Ve insan imtihan olmadıkça iman ettim demek yok. Evliliğin bir hukuku ahlakı olduğu gibi boşanmanın da bir hukuku ahlakı olmalı. Maalesef hayat mı zor biz insanlar mı hayatı zorlaştırıyoruz bilmiyorum. Böyle durumlarda dinimize göre davranamıyoruz.

      Geçmiş olsun Rabbim hayırlı kapılar açsın.

  18. ... diyor ki:

    … ayda sekiz kişiyle görüştüklerini veya ne kadar sıklıkla görüştüklerini ifade eden cümleler duyuyorum. Doğrusu bende çok kişiyle görüştüm ama bu sayıya şaşırdım. Bu kadar kişiyle bu kadar sürede görüşmek insanın karar vermesini zorlaştırır, akıl kalp ruh sağlığını bozar.

    Evlilik korkusu bilinçaltımızda ister istemez yer ediyor. Özellikle ailemden başlayarak kendi çevremi dikkate alacak olursam çok fazla kötü örneğe şahit oldum. Ama benimde başıma bu durumlar gelecek, sorumluluktan kaçma şeklinde evlilikten korkum olmadı seçim yaparken bu durumlar işimi kolaylaştırdı. Babam sinirli, merhamet konusunda zayıf ve bize değer vermediği için bu özellikteki insanlardan uzak durdum.

    Kavvam ve dindar olma özelliğine dünya ve ahreti için bir ideali olup olmadığına, eğitimine,fikirlerine ve evlat yetiştirme konusunda nasıl bir baba olacağına dikkat ettim.

    Bununla beraber bir taraftan karşı tarafı evlilik için sınarken diğer taraftan kendimi de sınadım. Bu insanla mutlu olabilir miyim bir ömür yaşayabilir miyim ben onun isteklerini o benim isteklerimi karşılayabilir mi sorusunu çok sordum. Sizin yada karşı tarafın olumsuz bulma ihtimali var. Bu yüzden bu duruma açık olmalısınız. Evlilik korkusunun bir sebebi de bu olabilir. Ben bu durumu yendim nasıl bizde duygu beklentiler varsa karşı tarafta da duygu var beklentileri var. Doğru insanı bulmaya çalışıyorsak tek bir insanla evleneceksek bu durum normal.

    Benim kalbimdeki aklımdaki doğrular 20 yaşında da aynıydı bugünde aynı. Mükemmelliyetçi bir insan değilim ciddi manada imtihanlardan geçtiğim için küçük yaşta olgunlaştım ve hayal peşinde değil gerçekçiyim. Birçok idealimi okuyarak çalışarak bekarken gerçekleştirdim. Zenginlik dış görünüş takıntım yok sadece belirli kurallarım var ve küfuv olma durumuna dikkat ettim. Bu özellikleri taşıyan biri nasip olmadı. Aklımın mantığımın uygun bulduğuna kalbim evet demedi kalbimin uygun bulduğunu aklım mantığım kabul etmedi.

    Aile ve çevrenin evlilik konusundaki baskısı da insanı evlilikten uzaklaştırabiliyor yada evlilik konusunda takıntı yaptırabiliyor. Yaşadığım tecrübelerden evlilik kararının sakin bir kafa,kalp ve ruh ile alınması taraftarıyım. İnsan hangi ailede çevrede dünyaya geleceğine kendisi karar veremiyor ama evlilik kararı konusunda serbest bırakılmış.

    Çok şükür evlilikle ilgili ciddi manada bir korkum yok ve Allah’tan ümidi kesmiş değilim. Aklın kalbin ruhun sükuna ereceği eşi bulması halinde insan neden korkup tereddüt etsin?

  19. Tuğrul diyor ki:

    Hanımefendi makbul bi yazı yazmışsınız :) Bilinçaltında yatan tereddütler korkular işe olumsuz yaklaşmaya sebep oluyor.

    Bir de bi süredir sitede konuşuluyor, olgunlaşmamız lazım.. Muhakkak doğru ama olgunlaşmanın da sonu yok. İçimize sinen bi aday çıktıysa bi cesaret evlenmek lazım. Neticede eskiden 15-16 yaşında evlenenler ne kadar olgundu. 14-15 yaşında kızlar ne biliyordu. Tecrübe ve sorumluluk altına girince insan olgunlaşıyor.

    Aklı ve fırsatı olan ömrünü heder etmesin. Fırsatı varsa üniversitede bile evlensin. Örneklere bakıyorum da üni’de evlenenler mutlu gibi..

    Herşeyin bir zamanı, kıvamı var. Evliliğin zamanı da normalde ergenliğe girdiğin zamanlar, en geç 20 civarı. (25 geç oluyor, hususan kız için) Sonra o letafet, cazibe, şevk, arzu, gençlik neşesi sönmeye başlıyor. Demek fıtri vakti o dönem. Hem gençken birbirine uyum sağlamak kolay. Herkes karakterini belli ettikten sonra birbirine uymakta zorlanıyor. Beklentiler vs..

    Selametle..

    • hasret diyor ki:

      Aslında eskilerin daha olgun olduğu düşüncesi bence doğru değil..çünkü çoğu evlenenler” büyük ailede “yaşardi ,şimdiki gibi çekirdek aile pek yoktu..evlen kişiler “birlikte oturmak” dediğimiz anne,baba,kayın,görümce hep birlikte yaşanırdı..bütün sorumluluk aile büyüklerinden olurdu ve yeni evlenen çiftler yıllarca bu şekilde oturulurdu..belki de bu şekilde her iki tarafta olgunlaşırdı büyüklerin yanında ..evlilkleri oturduktan yada cocuk sahibi olduktan sonra kendi evlerine geçerlerdi..yanı olgunlaşma evresinde büyüklerin destekleriyle (bazen terside olabilr) hatalar telafi edilip evlilikleri otururdu…

      Şimdi zaman tersine herkes çekirdek aile.. Büyüklerin yapıcı telkinlerini bile yanlış yorumluyorlar..hata çok telafi ,olgunluk yok..ne kadar olgun bir yaşta olursak olalım..her hata karşısında olgunluk gösteremiyor insanlar..
      olgunluk nedir derseniz ?bize yasatilanlar neticesinde kendimize çıkarttığımız dersler ve tecrübelerdir bana göre

      • Tuğrul diyor ki:

        Hasret hanım dedim ki ..eskiler ne kadar olgundu ki.. yani çok da değillerdi. hatta bir de cehalet vardı. o yüzden eskiler de kavga ederdi. Ama büyüklerle yaşanır ve sözleri dinlenirdi. onlar yol gösterir, arayı bulurdu. Çocuk terbiyesi olsun pek çok yük onların yardımıyla hafiflerdi. ‘Bereket büyüklerledir’ denilmiş. Ben bu kısmı uzun olmasın diye yorumdan silmiştim :)
        eskilerin şu artısı var. İnsani muhabbet ölmemişti. Rikkat-i cinsiye vardı. Yapmacıklık yoktu. fıtri muhabbet çoğu şeyi hallediyordu.

        Selametle..

  20. Arif diyor ki:

    Güzel bir konuya değinmişsiniz teşekkürler yarım elma. Dediğiniz gibi Sema Maraşlı dan da bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı okuruz inşallah. Mükemmeli aramaktan nedense vazgeçemiyoruz. Özellikle yaş ilerledikçe artıyor bu. Karşı tarafta beklentilerimize uymayan en ufak bir kusur saplantı haline geliyor ve gözümüzde büyüyor. Boyle olunca karşıdakine değer veremiyoruz, sevgimizi aktaramıyoruz. Belkide bilinç altımızdaki evlilik korkusundan.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku