Fakat Karşı Taraf Kız

27 Ağustos 2018Anlat Rahatla22 Yorum »
yalnız erkek
28 yaşında bir erkeğim. Başımdan evlilik amaçlı bir ilişki geçti. Anlaşamadık ayrıldık. Buraya kadar gayet her şey normal.

Normal olmayan ise bundan sonra başlıyor.
Kız tarafı ayrılık sonrası benim hakkımda tacizde bulunduğum gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuyor. Apar topar karakola götürülüyorum.

Adeta terör suçlusu gibi sorgulanıyorum . Ancak suçlama sahte delillere dayalıydı ve ben bunu tek tek kanıtladım. İlişkimiz bitince iftira attığını, kendisinin bana gönderdiği bu yöndeki tehdit mesajlarını savcılığa sunarak kanıtladım ve takipsizlik aldım.

Bunun üzerine adli kurumları yanıltmak ve iftira atmak suçlarından o şahıs hakkında savcılık dava açtı. Ben biraz olsun rahatlamıştım. Çünkü adalet yerini bulmaya başlıyordu. Ama düşündüğüm gibi olmadı.

AK Partide çok iyi bir konumda yöneticilik yapıyor ve hayatımı toparlamaya çalışıyordum. Başarılı ve idealist olmam genç yaşta kariyer basamaklarını kendi çabalarımla hızlı tırmanmamı sağlamıştı. Birgün bir telefon geldi ve parti üst yöneticilerim benimle görüşmek istediklerini söylediler.

Yanlarına gittiğimde çoktan benim için idam sehpaları kurulmuştu. Aklandığım dahası iftira atıldığı için karşı tarafa dava bile açılan bu olay nedeniyle yönetimden ayrılmam gerektiğini söylediler. Anlam veremedim çünkü bir insan mağduru olduğu dava nedeniyle nasıl olur da cezalandırılır?

Kendilerine olayı anlattım ama verdikleri cevap aynen şu; “Evet aklandığını mağdur olduğunu hatta onun ceza aldığını biliyoruz fakat karşı taraf kız.”

Kendi tırnaklarımla bir yere geldiğim siyasi kariyerimin iğrenç bir neden ile yerle bir olmasını önlemek için istifa ettim.

Arkadan gömleği yırtılan Yusufları erkekler bile anlamıyor. Beni haksızca yargılayanlar bir gün bir iftiraya maruz kalmayacaklarından nasıl emin oluyorlar?

Ben artık hiçbir şekilde hiçbir kadına karşı bir şey hissetmiyorum. Evlilik benim için imkansız. Çünkü hepsinin bana bunları yapacağını, aramızdaki en ufak bir uyuşmazlıkta sapık damgası bile yiyebileceğimi düşünüyorum.

İnançlı biriyim ancak defalarca bu lekeyi kaldıramadığım için intihar düşündüm. Derin travma yaşadım. Sanki insanlar bana şüpheyle bakıyormuş gibi geldi.

Karşı tarafın kız olması erkeği her halükarda haksız mı yapıyor? Bu nasıl vicdan!

Okunma Sayısı : 6.275

Yorum yapın

“Fakat Karşı Taraf Kız” için 22 Yorum

  1. kevser diyor ki:

    Sinan akyüz diye bir yazar vardı.kitapları falan var.hiç okumuşluğum olmadı ama birgün bir kitapçıda kitabın adı dikkatimi cekti ve kurcalamaya başladım.actigim yerde aynen şu yazıyordu:kadınlar her zaman birşeyler sahibi varlık sahibi kalibreli erkekler üzerine entrika kurarlar.siz hiç bir bayanın parasız pulsuz çulsuz bi adam için entrika kurup plan yaptığına şahit oldunuz mu?diye soruyordu kitapta.kitabın ismi ise etekli iktidar.yani simdi sizde belli bir kariyer sahibisiniz.belli bir konumunuz var o yüzden hiç şaşmadık başınıza bu çorapların örülmesine.mevcut partide olanlar olaya genel bakıyorlar.aslinda niyetleri kötü değil.olayi bu hale getiren suistimal eden kadınlar.bazı kadınlar kendilerine verilen ayrıcalıkları kötüye kullandılar.

    Bir bayan olarak şunu söyleyebilirim ki.o bayan size kafayı takmış.eğer reddeden siz iseniz ve onun sizde gözü kalmışsa sizden bu yolla intikam almak istemiş bence.çünkü bayanların psikolojisini az çok biliyorum.hele hele ki günümüz güçlü kadınının böyle bu alanlarda yenilgiye hic tahammülü olmaz.bu benim hiçbir zaman anlayamayacağım bir durum.o erkek seninle zorla evlense ne olacak ki?seni sevmeyen bi adamla nasıl mutlu olabilirsin ki.gene de dua ediyorum.Allah herkesi hepimizi ıslah etsin diye.

    partidekiler bunu nerden bilecek ki.onlar sadece böyle kötü bir olayın o ortama zarar vereceğini düşünüp peşin hüküm vermiş.

    • kevser diyor ki:

      Ayrıca buradaki beyin bir daha evlenmek istemiyorum.karşıma çıkan her bayanın onun gibi kötü olacağını zannediyorum demesi sizce psikolojikbir rahatsızlık değil mi? Herkes ayni olmaz ki.sen kötü bir kadınla karsilastiysan bütün kadınlar kötü mü?kimsenin durumu kimseye benzemez.herkesin durumu farklıdır.burada yorum yazan erkeklerin bütün bayanları genellemesi çok itici duruyor.o kadın kötüdür başka kadın iyidir.demek ki tercihini yanlış yapmışsın kardeşim.once kendini sorgula.

  2. Haldun diyor ki:

    Türkiye’de kanunlar, mahkemeler, basın hepsi bir olmuş, erkekleri ve kadınları nikahtan soğutmaya çalışıyprlar. Sevgili olun, istediginizi yapın bıkınca şutingen diyorlar. Nikah korkutucu ve karanlık gosteriliyor

    • canmehmet diyor ki:

      Değerli Haldun Bey, 6284 sayılı yasa: çok açık bir şekilde kadının beyanını doğru kabul ederek ve şikayete konu erkeği sorgulamadan veya kadına “iddianı ispat et” demeden, kadının lehine (talebi halinde), oturulan evin (kadına tahsisi) özgülenmesi dahil, erkeğin nedensiz evden uzaklaştırılması hükmünü vererek evlenecekleri ürkütmektedir. Buna: “pozitif ayrımcılık” denilmektedir. Bu durum, avukatlar, savcılar ve hakimler tarafından bilinmektedir. Elbette devletçe de. Bu yasa bir hükümet politikasıdır. Arkasında (kanaatimizce) (evlilikler azaltılarak veya geciktirilerek) nüfus planlaması vardır. Bakınız, ileri yaşlarda evlenenler, bir veya iki çocuk sahibidir. Kadının iş yaşamına alınması (sözde) özgürlük verilmesi de: kapitalist düzenin bir cinliğidir. Kadını çalışma hayatına çekmekle: a)ucuz emek, rekabet b)kadına verilen paranın tüketimi körüklemesi vardır. Batı, verdiği krediler karşılığında bizlere, taklitçi, yozlaşmış bir yaşamı dayatmaktadır. Bir taraftan imam hatip okulları çoğaltılırken, diğer taraftan alkol tüketimi hızla yaygınlaşmaktadır. Gençlik, bu ortamda ne kadar “kendi” kalabilecektir?” Büyük resmi görmek isteyenler: yabancı okulları ve yabancı dil eğitiminin arka planını araştırmalıdır. Sağlıcakla kalınız.

    • AbdulGafur diyor ki:

      Türkiye’de hukukun yerlerde süründüğünü biliyoruz ama

      bu yapılanlar sadece aileyi dağıtmak ve insanları evililkten soğutmak mı
      yani evlenmeden zina şeklinde ilişki yaşayan kişiler bu iftiralardan, oyunlardan kurtuluyormu?
      bence kurulan oyun ve hukuk dilinde kitabına uydurulan icraatlar, bir taşla onlarca kuş misali müslümanlar da çok daha kapsamlı ve derin yaralar açmak için oluşturuluyor

      • canmehmet diyor ki:

        Değerli AbdulGafur, “Hukukun Üstünlüğü”, Aile ve evlilik konularına biraz geniş pencereden baktığımızda bakınız karşımıza ne çıkmaktadır:

        Fransa (eski) cumhurbaşkanlarından Giscard d’Estaing, 2004 yılında, AB ile ilgili görüşlerini açıklar:

        “Türkiye halkı bu gerçekleri hiç bilmiyor.”

        D’Estaing devam ediyor:

        “Avrupa’nın ortak kimliği Hıristiyanlıktır. Türkiye bunun hangi parçasını oluşturabilir ?
        Türkiye bir İslam ülkesidir.
        Bu iki kimlik bir arada olmaz. Aksi hâlde AB dağılır.

        Türkiye, AB’ye girmesi için, İslam kimliğinden, egemenliğinden, bağımsızlığından vazgeçecek mi ?

        Brüksel’i Ankara yerine başkent kabul edecek mi?

        Türkiye Avrupa tek devletinin bir federe devleti olacak mı ?”

        Türkiye halkı bu gerçekleri hiç bilmiyor.”

        “Avrupa Anayasası’nı yazarken bizi kaynaştıran özellikleri tanımlamaya çalıştık: Antik Yunan ve Roma’nın kültür mirası, Avrupa hayatının özümsediği dini geçmiş, Rönesans’ın yaratma şevki, Aydınlanma Çağı felsefesi ve rasyonel düşünce. Oysa Türkiye bu unsurlardan hiçbirini paylaşmıyor.” (Alıntı kaynağı: Eser: “BİTMEYEN HESAP”. Yazar : Yaşar YAZICIOĞLU)

        Bu büyük resmin önemli bir parçasıdır. Şimdi de diğer parçalar:

        İngiliz Ajanı H.C. Armstrong’un, 1932’de yayınladığı “Bozkurt” kitabında bakınız ne demektedir :

        – “Osmanlı İmparatorluğu ölmüş ve gömülmüştü. İyi ki de ondan kurtulmuşlardı, çünkü gerçek Türklerin kemiğindeki iliği emiyordu.

        -Beş yüz yıldır Türkler Irak’ta, Arabistan’da ve Afrika’da dövüşmüşler ve ölmüşlerdi; hiçbir kazançları olmaksızın Padişah tarafından arsızca sömürülmüşlerdi: Artık yetmişti! (M.Kemal Paşa) Osmanlı İmparatorluğu’nu diriltmeye filan kalkışmayacaktı….”

        Sırada büyük resmin son parçası:

        Wasington’daki Türkiye uzmanlarından Lisel Hintz (geçtiğimiz günlerde medyaya) açıklama yapmaktadır:

        “…Amerikalı uzman, Brunson meselesinin Amerika’da hem yürütme hem yasama organları, hem de iki partinin de birleştiği bir konu olduğuna dikkati çekti.

        ‘İlişkiler sürekli daha kötüye gidiyor’

        Hintz, Türkiye’nin yön değiştirdiği ve “artık Batı kampında görülmediği” tartışmalarıyla ilgili olarak da şu değerlendirmeyi yaptı:

        “…Evet Türkiye teknik olarak NATO üyesi ama bence ‘müttefik’ kelimesini bu yaşanan duruma uydurmanın hiçbir yolu yok, ittifakın üyesi olmak tamamen resmiyette kaldı. Bence karşılıklı değerler ve hatta bir dereceye kadar ortak çıkarlar hakkında konuşmak için bile çok geç. Bunu Suriye’de, ya da başka bazı konularda gördük. Türkiye kendi bağımsızlığını, NATO’ya illa bağlı olmadığını ortaya koyma yönünde çok gayret gösterdi; Şangay 5’lisine dahil olma, Çin’den Rusya’dan silah alma, İran’la müzakere etme, Astana sürecinin parçası olma gibi sözleri ya da gelişmeleri sık sık duyduk, gördük. Dolayısıyla Erdoğan tarafından Batı’ya karşı koyma, ‘size ihtiyacımız yok, sizin güvenlik altyapınızın parçası olmamıza artık gerek yok’ şeklinde çok güçlü bir çaba sergilendi. Bu durum sürdürülebilir mi değil mi, bence bunun üzerinde düşünmek önemli çünkü çok yakın bir Türk-Rus ortaklığının Erdoğan’ın bile güvenebileceği bir durum olduğunu düşünmüyorum. Ama Erdoğan’ın Putin’i araması, konuşmasında Çin’e, Rusya’ya, İran’a güvenden bahsetmesi, bence bunlar Batı’ya karşı ‘sizin kurallarınıza göre hareket etmek zorunda değiliz’ şeklinde çok güçlü bir sinyal.”

        Batılı Ajan, siyasetçi ve ilim insanları ne demektedir?
        “Türkiye Batı’ya ait olmalı ve kopmamalıdır.”

        Peki, birileri koparmaya, çizgi dışına çıkarmaya çalışırsa?

        a)Darbe,

        b)Ekonomik kriz,

        c)Terör ve gezi benzeri olaylar sizi bekleyecektir.

        Batı, neden üzerimize bu kadar çok gelmektedir?

        İstanbul’un Fethi, sıradan bir olay değildir. İlk kez Salip, Hilal’e yenilmiş, Hristiyan Batı bunu hiç hazmedememiş ve unutamamıştır.

        Ta ki, Ayasofya müze olana ve Hilafeti hanedan gündemden düşürülesiye kadar.

        Meselelerimize ve tarihimize bu anlayışla bakamıyorsak, yaşadıklarımızı hiçbir zaman anlayamayacağız.

        (Tek) Suçlu Batılılar mıdır?

        Elbette Hayır.

        Bilgi edinmek için okumuyor,
        Batının (adeta) sömürge modelinden borçla konfor satın aldığımız için kurtulamıyoruz.

        Özet: Bir İslam Ülkesinde Aile ve edebi kaldırırsanız, geriye kalan “kadavra”dır.

  3. Murat Gün diyor ki:

    Ak Partinin basina bu belayi saran Fatma Sahin´dir…..Eski kadin ve aile müesseseni yerle bir eden…………..

    • Aadem diyor ki:

      Atalarımız demişler. Kuklaya degil kuklayi oynatanlara bakacaksin.Fatma Şahin kendi kafasindan yapmadı heralde aileyi imha kanununu.Bu kanunu yaptıran kim ve kanun yapilirken akıl veren ortakları kim???

  4. Raşit diyor ki:

    Maalesef AK Parti iki konuda sınıfta kaldı. Biri Milli Eğitim, ikincisi ise erkek haklarını ve aile

  5. canmehmet diyor ki:

    Değerli Yazar, Anadolu’da çok yoksul bir ailenin dört çocuğundan birisi olarak dünyaya geldim, Lise yıllarım dahil, okula giderken, kitaplarımı bir çantam olmadığı için eski gazeteler içerisinde taşıdım, bir üst sınıfa geçtiğimde de önceki eski kitapları değiştirerek liseyi bitirdim. lisede son yıl olmalı elbisemi ters yüz ettirerek bir yıl daha giymiştim.

    Yaz tatillerinde, çocuklar için balon, gazoz, dondurma vb. satarak harçlıklarımı çıkardım. İleriki yıllarımda şunu gördüm: (Rabbim kısmet etmiş) erken-çocuk yaşta satıcılık yaparak, insanları tanımış, iş öğrenmişim.

    Hayatımın hiç bir döneminde, (bilerek) ne yalan söyledim, ne kimseyi aldattım, ne de çocuklarıma haram lokma yedirdim. (Eşimle bir boşanma hikayemiz var, meraklısı hikayeyi bu ortamda okuyabilir)

    İnsan; dürüst ve samimi olmanın yanında asla karamsar olmamalı, içesinde kimseye bir kin-nefret taşımamalı, daima önüne bakmalıdır. Neyin hayırlı olacağını elbette Alemlerin Rabbi bilmektedir. Bizlere düşen, çalışmak, çalışmak, ve mümkün olduğu kadar ihtiyacı olanlara yardımcı olmak, iyilikte bulunmak.

    Emin olunuz, kim ne yaparsa kendine yapmaktadır. “Sizin sıkıntılarınız, biraz da pişmenizi sağlamaktadır.” diyelim. bu yazıyı lütfen saklayınız, çünkü bunu 20 yıl sonra okuduğunuzda bugünkü karamsarlığınıza güleceksiniz. Rabbim en hayırlısını bilen ve verendir. Ki: Tecrübe ile sabittir.

  6. Beyaz Zenci diyor ki:

    İntihara mintahara hiç gerek yok koçum. Türk kadınları maalesef zıvanadan çıktılar, kime ve neye hizmet ettiklerinin farkında değiller. En iyisi sen git bir Suriyeli kız bul, onunla evlen. Pişman olmayacaksın, belki bana dua edeceksin. Yıllar içinde neler olur onu bilemem ama kendine iyi bağlarsan ömür boyu mutlu olursun. Ben öyle yaptım. Etrafındaki Türk bayanları görünce örnek göstermeye kalktı, kendisine izah ettim. Gösterdiğin örnekler yüzünden burada yuvalar dağılıyor, çocuklar perişan oluyor. Sen zaten magdursun burada ikinci magduriyet yaşarsan sonun hayırlı olmaz dedim. Hem biz Türk erkekleri canımız yandığı için artık kimse Türkiye de evlenmek istemiyor. Aklını başına al, kötüyü örnek alma dedim. Haklısın dedi ve dört elle yuvasına sarıldı. Şimdi çok mutlu bir evliliğimiz var. Feministlere en güzel ders de böyle verilir ancak. Hadi kendini toparla ve dediklerimi iyi değerlendi.

    • canmehmet diyor ki:

      Değerli Yorumcu, bir anı kitabında (“Bizi kimlere bırakıp gidiyorsun Türk” isimli eserde, yazarın, Selahattin Günay’ın) anlattığı yaşanmış bir olayı örnek veriyor, sonrasını okuyanlara bırakıyoruz.
      “…Henüz baba kucağında iken bana verdiği en mühim derslerden biri, “Sakın elini kana bulama “dır. Yaşlandıkça, “Oğlum sen yalnız olarak öleceksin. Kimseye bağlanma ve kimseye güvenme. Allah’a kalbinle bağlan ve ondan yardım iste. Hacı olsun, hoca olsun görünüşe aldanma. Arkadaşlarınla laubali olma, daima ciddi görüş. Lüzumsuz hiddet, şiddet gösterme. Zulüm İyi değildir, zalimler çabuk cezalarını görürler. Nasibini Allah’tan iste, vazife dolayısıyla kimseden beş para alma” gibi daha birçok nasihat aldım.
      Bugün gibi bilirim… Bu nasihatların hepsini tuttum. Hatıralarımda da geçecektir. Yalnız, “Şam’dan evlenme” dediği halde noksan soruşturma dolayısıyla bir hataya düşerek Şam’dan evlenmiş oldum ve sonra günahım da çektim.

      Şam’a Tayinim
      Mart 1328’de (1912; Pangaltı Harbiyesi’nden teğmen olarak çıktım. Şam’a verildim. Üç ay sonra Dera’daki 25. Tümen emrine gönderildim. Mismiye, Busrülharir’de bulundum. Buradaki hayatım normal geçti. Bilahare taburumuzla Kudüs’e gittik. Hristıyanların Hac zamanında, 1328’de (Nisan 1912) Beytlehem müfreze komutanlığına tayin edildim…”

      • Yahya diyor ki:

        “Şam’dan evlenme”

        bunun sebebini çok merak ettim !!!

        • canmehmet diyor ki:

          Değerli Yahya Bey, takdir edersiniz ki, (Şam/Suriyelileri) doğrudan (tarafımdan) töhmet altında bırakmak pek şık olmayacaktır. İzninizle, bir web arama motoruna, “Suriyeliler evlilik vaadiyle dolandırıyor!” ifadesini yazarak, cevabı yaşananlardan öğrenelim. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

          • Yahya diyor ki:

            Değerli Canmehmet bey,
            cevabınız için teşekkür ederim.
            hassasiyetinizi anlıyorum ve teşekkür ederim.
            aramamı söylediğiniz mevzu güncel bir mevzu, ki bilgi sahibiyim.
            halbuki paylaşmış olduğunuz hatıratlar 100 sene öncesine ait, bu sebeple sormuştum. yani 100 sene önceki sebebi…

            Selam ve dua ile…

        • canmehmet diyor ki:

          Değerli Yahya Bey,
          Yazılarınızdan anlaşılan sizler de: okuyan, sorgulayan ve araştıranlardansınız. İnsanlar değil yüz yılda, binlerce yıldır değişmemiş ve kendilerini (fıtratlarını) tekrar etmişlerdir. Sümerlerin kil tabletlerindeki devlet-insan anlayışı ne kadar değişmiştir? Kil tabletlerde bir öğrenci babasına: “öğretmenimi yemeğe çağıralım, bana iyi davransın der.” Ne Çinliler değişmiştir, ne Hintliler, ne Romalılar ne de Türkler. Sokrates’in öğrencisi, “nereye kadar ahlak?” derken, İtalyan Makyavel: “Kazanmanın ahlakı yoktur” der. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.

      • Beyaz Zenci diyor ki:

        Canmehmet kardeş, Yahya beyin de dediği gibi siz yüz yıllık bir olayı örnek olarak vermişsiniz ve olayın geçtiği yer Şam. Ben ise günümüz Türkiye’sinde savaş magduru olarak bulunan Suriye’liden bahsediyorum. Üstelik benim hatun baba Esed’inde yıllarca kan kusturduğu Hama şehrinden. Bu bir. İkincisi günümüz Türkiye’sinde maalesef kadınlar mutlu bir evlilik peşinde değil. Hayatın her zaman artılar ve eksileri vardır. Tıpkı acıları ve tatlıları olduğu gibi. Esas olan karşılıklı iyi niyet, hoş görü içerisinde sevgi, saygı ve sadakatle bunları tolere edebilmek, Rabbimizin rızasına talip olabilmek. Fakat bu saydıklarımın yerini maddiyat, lüks yaşam, herkesten üstün olma arzusu almış başını gidiyor. Ne Kur’an fayda veriyor bunlara ne ayetler. Bizlere de değişik alternatif arayışlar kalıyor. Evet şuan Suriyeli eşimle mutlu bir evliliğimiz var ama Türkiye’de olduğu sürece etrafından ne kadar etkilenmeden bu şekilde kalabiliriz bunu zaman gösterecek. Türk kadınlar da bol bol dizi izleyip tatmin olurlar inşallah. Gidişat gerçekten çok kötü. Etrafımdaki genç kardeşlerim evlilikten uzak, evlilikle ilgili hiç bir plan yapmadan hayatlarını sürdürüyor. Benim gibi savaş magduru kadınlarla evlenenler olduğu gibi bazıları da Rus ve Ukrayna’ya yönelmiş durumdalar. Ki benim durumum da olanların çoğu da ikinci eş olarak bu tercihi yapıyorlar birincisiyle anlaşamayıp ayrıldıkları için. 6284 ve 6285 gibi ucube bir kanun aile hayatını bitiriyor. Gelecekte Avrupa da olduğu gibi bizde de aile kavramı yok olacak. Biz de sürdürebilmek için her yolu deneyeceğiz vesselam..

        • canmehmet diyor ki:

          Değerli, “Beyaz Zenci” Kardeşim, kimi konular sıkıntılı olduğu için takdir edersiniz ki, genel ifadelerle yazılması yararlı olacaktır. (Bilinenlerin yazılması hem siteyi sıkıntıya sokabilir, hem de eksik bilgiye sahip kimilerinin kafalarını karıştırabilir) Öğrendiklerimizi suya sabuna dokunmadan yazıyor, gerisini araştırması için meraklılarına bırakıyoruz. “6284 sayılı yasa”nın arkasındaki öğrenmek isteyenler, lütfen, 1932 yılına, Belçika’da yapılan ve “Türk güzeli Keriman Halis”in dünya güzeli seçildiği yarışmaya baksınlar, bulabilirlerse jüri başkanının konuşmasını. Anlatılmak istenen: “Batılılaşmak!” Çağdaşlaşmak değil, bir süreçtir ve devam etmektedir. Suriyeli komşularımıza gelirsek, “bir elin parmakları nasıl birbirine benzemez ise, insanlarda benzemez” diyeceğim ancak, insanlar, kültür ve gördüklerinin temsilcileridir. Eşinizle inşallah bir ömür boyu mutlu olursunuz. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız. Not: Batılıların yasalarından-dayatmalarından ne zaman kurtuluruz? İhtiyacımız olan, Askeri-sivil yüksek teknolojiyi üretecek bilgiyi edinmek için bir yılda en az 25 kitap okur ve öğrendiğimiz bilgileri yatırıma dönüştürmek, “ama”sız, kazandıklarımızın en az %20-25’ini biriktirirsek kurtuluruz. Değilse ne olur? 1853 Kırım Savaşı ile girdiğimiz girdaptan daha uzun süre çıkamayız.

    • Mazlum diyor ki:

      Oh ne güzel tehdit etmişsin karını, ayağını denk alır o da artık. İşte böyle sağlam temellere oturtmak lazım evlilikleri.

    • ismet badem diyor ki:

      Valla dayım türk hanımının kazıkları sebebiyle boşandı, bir suriyeli ile evlendi. Maşallah bir bebekleri de oldu. Dikkatimi çekti dayım yengemi çağırdığında bebeği emziriyorsa bile yavrusunu bırakıp kocasına koşuyor. Benimkisi sadece bir gözlem, yorumu size kalmış ama bir türk olsa değil bebeği bırakmayı kocasını azarlar…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku