Fetö İftiralarıyle Aramızda Yaşıyor

08 Ekim 2019Sema Maraşlı22 Yorum »

semaBir ülkede insanlar hakkı söylemeye, hakikate sahip çıkmaya korkuyorsa o ülke bitmiş demektir.

Özellikle aile konusunda ve insan onuru konusunda adaletsizlikleri dile getirdiğimi için benim adıma endişelenenler var. “Aman Sema hanım, kendinize dikkat edin, başınıza bir iş gelmesin…” gibi uyarıcı mesajların yanında “Silivri soğuktur” tarzı tehdit mesajları da alıyorum. Önce buradan başlayalım, Silivri’nin soğukluğu değil, haksızlıklar karşısında susmanın ateşi beni korkutur. Başıma bir şey gelmesinden korkmuyorum çünkü insanlardan korkmaktan Allah’a sığınırım.

Bu minvalde bu ülkeye en büyük zararı veren İstanbul Sözleşmesine ve 6284 e karşı çıktığım için hakaret, küfür ve çeşit iftiralarla beni susturmaya çalışanlar bunlarla beni vazgeçiremezsiniz. Sizler Fetö’nün gücüne taparken, hoca diye Fetö’nün ayağını öperken ben onlardan zerre korkmadan onlara dava açmışım. İftira bir fetö taktiğidir, müfteriler de onlarla irtibatı olmasa da fetöcüdür. Fetö iftiralarıyla aramızda yaşıyor. Fetöcüler azaldı fakat fetö huyları yayıldı. Bu da bir manevi darbe olsa gerek.

Gelelim iftira mevzuna. Bu açıklama müfteriler için değil, beni seven ve konuyu merak edip bana özelden soran okurlarım içindir. Küçük beyinliler beni susturmak için hakkımda bir şey bulamadıklarından iki yerden beni fetöye bağlamaya çalışıyorlar. Biri 17 yıl önce Zambak Yayınları’ndan çıkan iki çocuk kitabım ve geçmiş yıllarda Vahdet Gazetesi’nde yazmamdan dolayı.

2001 yılında kırk masaldan oluşan ilk kitabım “Bana Bir Masal Anlat” yayınlandıktan sonra çocuklar ve aileler tarafından büyük ilgi gördü. Sonra ergenlik problemleri ve çözüm yollarını hikayelerle anlattığım ikinci kitabım “En Güzel Hediye” yi  yazdım. “Kitapların Milli Eğitime girsin istiyorsan Zambak Yayınlarına ver” diyen yayın dünyasından birinin tavsiyesi ile iki çocuk kitabımı Zambak Yayınlarına verdim. Kitapları çok beğendiler hemen bastılar. Gerçekten de içindeki kaç hikaye okul kitaplarına alındı. Kitap fuarlarına gelen çocuklar “Biz bu kitapları okuduk hatta bu kitaplardan yarışmalar yapıldı” diyorlardı fakat aradan kaç yıl geçmesine rağmen yayınevi bana ilk baskıdan sonra hiç telif ödememişti.

Yayınevine sorduğumda kitapların ilk baskıdan sonra başka baskı yapmadığını söylüyorlar, bandrolden araştırıyorum dedikleri gibi çıkıyordu. Sonra kitapçıdan bir kitabımı alıp üzerindeki bandrolü araştırdım ki kendi yayınlarından ince bir çocuk kitabı için binlece bandrol alıp benim kitaplara basmışlar ve kitapları yüzbinlerce basmışlar. Bana tam sayıyı hiç bir zaman vermediler fakat yayınevinden yetkili biri “Ben bu kitabı okudum ve biz bunu bir milyon basalım dedim” demişti sadece. İşin ilginç tarafı bu fetöcülerin en büyük tezatıdır, bütün sistemi sahtekarlık ve yalan üzerine kurulu bir örgüt olduğu yıllar sonra açığa çıkan yayınevinin benim ahlaki konularda hikayelerimi bu kadar çok beğenmiş olmaları.

Sahtekarlıkları açığa çıkınca hemen dava açtık: “Açın hiçbir şey elde edemezsiniz, hakim savcıların çoğu bizim adamımız” dediler ben de “Gülen’in sahtekar yayıncıları, diye sizi haber yaptırırım basında tanıdıklarım var dedim” deyince korktular ki yaptıracaktım tabii yaparlar mıydı onu bilmiyorum ama onlar korktu. Hiçbir sahtekar yeterince cesur değildir.

Korkunca ne yaptılar, hakkını mı verelim dediler tabii ki hayır. Önce avukatımı satın almaya çalıştılar onun üniversite arkadaşlarını bulmuşlar; onlar avukatı, avukatta davadan vazgeçmem için beni ikna etsin diye. Avukatım güvenilir bir insan olduğu için durumu bana haber verdi.

Beni vazgeçiremeyeceklerini anlayınca dava açtıktan bir hafta sonra telif hakkımı nakit olarak ödeyeceklerini söylediler ve yayınevinin üst düzey yetkilileri avukatın ofisine geldiler. Hırsızlık üzerine benden bir nutuk dinlemek zorunda kaldılar.

“Neden hakkımı çaldınız? Benim cebimden para çalmakla telifimi ödememeniz arasında bir fark yok. Bir sözleşme yaptık, zaten çok düşük bir telif onu da vermediniz. Yaptığınız hırsızlık.” dedim. “Hizmete harcadık” dediler. “Hırsızlıkla hizmet olmaz, ben sizin hizmetinize hizmet etmek istemiyorum, sözleşmeyi de iptal edin, artık sizinle çalışmak istemiyorum.” dedim sözleşmeyi de iptal etmek zorunda kaldılar.

Sonra da utanmadan beni tehdit ettiler. “Bundan sonra hiçbir kitabınız NT lerde satılmayacak” dediler ki o zaman NT ler tüm ülkede en çok kitap satılan kitapevleri zinciriydi. Ben de “Siz bilirsiniz, satmazsanız ‘niye kitaplarınız NT lerde yok’ diyen herkese ‘sahtekarlık yapmışlardı bu yüzden aramız bozuldu diye anlatırım” dedim. Bundan da korktular ve kitaplarımı NT lerde sattılar. Bu konu öylece kapandı.

İkinci bağlamaya çalıştıkları konu Vahdet Gazetesi’nde yazmış olmam. Haber 7 den ayrıldıktan sonra kendi sitem çocukaile de yazmaya devam ettim. 2014 yılı sonlarında Vahdet adında yeni çıkacak bir gazeteden yazma teklifi geldi. İnançlı insanların olacağı birleştirici yeni ulusal bir gazete fikri hoşuma gitti. Yazar kadrosunda “Ebubeki Sifil, Mehmet Doğan, Dursun Gürlek, Orhan Çeker gibi kıymetli isimleri görünce tamam dedim. Bir yıla yakın yazdım.Yazılarım sansürsüz yayınlandı fakat ne zaman ki Milli Eğitim kitaplarından cinsiyet rollerinin çıkarılması ile ilgili kararı eleştiren “Ayşe Askere Git, Ali Sofra Kur” yazısı yazdım Vahdet Gazetesi döneme benim için bitmek zorunda kaldı.

Doğrudan bıraktırmak istemediler, beni arayıp gazete yayın kurulunun bir karar aldığını ilettiler. Haftada dört yazı istiyorlarmış, ki ben iki yazı ile başlamıştım fakat bir kaç ay sonra iki yazının benim için zor olduğunu ve ancak bir yazabileceğimi söylemiştim, kabul etmişlerdi. İki yazı yazmayan birinden dört yazı istiyorsanız bu yazmayın demektir ve ben dört yazı yazamayacağımı bırakacağımı söyledim tamam dediler.

O zaman cinsiyet eşitliği konusunun ne bela bir konu olduğunu anlamıştım. Ben bıraktıktan sonra çok sürmedi gazete kapandı. Sonra o gazetenin sahipleri yıllar sonra iftira mı gerçek mi bilmiyorum fetöden soruşturma geçirmişler falan filan. Şimdi benim adımı o gazetede yazdığım için onlarla anmaya çalışıyorlar ki  gazetenin sahibi Yener Dönmez’le hiç muhatap olmadım, şahsen de tanımam.

Bunun dışında ne çocuklarım onların okullarında okudu ne bankalarından hesap açtık ne de başka bir şey. Ki iyi okullar diye onların okullarına çocuklarını gönderip onlarla başka bir bağları olmayan ya da dini banka diye hesap açan insanların işlerini kaybetmelerini ve zarar görmelerini de çok büyük haksızlık. Bu da ayrı bir zulüm fakat aile konusundaki haksızlıklar konusuna odaklandığım için bu konudaki haksızlıklara sahip çıkanlar da olduğu için bu konulara girmiyorum.

Fetöye “ağabeyim” diyen kişilerin Aile Bakanı ve belediye başkanlığı ile ödüllendirildiği ülkede ben fetöcülerse bile bunu açık etmeyen bir gazetede yazdım diye bir yazar olarak iftiraya uğrayacaksam söyleyecek söz kalmamış demektir.

Sadece bana değil, iktidara tapmayan, iktidarın doğrusunu destekleyen yanlışını eleştiren, hakkı söyleyen yazarları, ilim adamlarını; iktidar yalakaları ve kadın tapıcılar iftiralar ile susturmaya çalışıyorlar. Yaptıkları işlere engeller çıkarmaya çabalıyorlar, seminerleri, imza günleri iptal olabiliyor. Bana da yapıyorlar. Kim ne yaparsa kendine yapar. Gerçekten Hak için yola çıkmış olanları iftiralar ya da maddi engeller ile susturamazlar.

Ben Allah’ın izniyle, haksızlıklarla, İstanbul Sözleşmesiyle, 6284 le ve bunlara dayanarak aile kurumunu yıkmaya çalışanlarla, cinsel istismar iftiraları ile insanların şeref ve özgürlüklerine savaş açanlarla mücadele etmeye devam edeceğim. İnsanlardan korkup Allah’tan korkmamak haksızlıklar karşısında susmak mümine yakışmaz. Allah için yaptıklarımdan değil, yapmadıklarımdan pişman olurum. Rabbim hakkı en doğru şekilde dile getirmek nasip etsin.

Allah’tan daha çok insan neden ya da kimden korkarsa o ona musallat olur, onunla da imtihan olur. Rızık verici olarak Allah yeter. Koruyucu olarak Allah yeter. İzzet verici olarak Allah yeter. Kısaca Allah’ın rızasından başka gayesi olmayanlara Allah yeter.

Allah’ın dilemediği hiç bir şeyi hiç kimse başıma getiremez, Allah’ın dilediği hiç bir şeye de kimse engel olamaz. Rabbim dilemedikçe ömrüme kimse bir gün katamaz, kimse de ömrümden bir gün alamaz. Bu ömrü şehadetle bitirirsem bu benim için çok büyük şeref olur.

Bir ömrü Allah için yaşamadıktan sonra ne değeri olabilir ki!

“Andolsun ki eğer onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette: “Allah” diyecekler. De ki: “Öyleyse bana söyleyin. Allah bana bir zarar vermeyi dilerse, sizin Allah’ı bırakıp yalvardıklarınız, O’nun bu zararını giderebilirler mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini alıkoyabilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler de ancak O’na güvenip dayanır.” (Zümer suresi; 38)

Okunma Sayısı : 4.738

Abdullah hasan için yorum yapın

“Fetö İftiralarıyle Aramızda Yaşıyor” için 22 Yorum

  1. salih diyor ki:

    Sadece şunu söylemek istiyorum bir din kardeşin olarak ben senden razı oldum ALLAH’cc senden razı olsun.

  2. özlem yalçınkaya diyor ki:

    Öncelikle Rabbim vakarlı ve dik duruşunuzu son nefesinize-imize kadar daim eylesin.Bir psikolojik danışman olarak yıllardır kitaplarınızı ve yazılarınızı takip ediyorum.Ayrıca öğretmen arkadaşlara ve velilere tavsiye etmiş hediye olarak da kullandığımı sevinçle ileterek teşekkür ederim.Ak ile karanın birbirine karışmış olduğu fitne ortamında susmayan ve HAKKI haykıran mücahit ve mücahidelerden Rabbim razı olsun ve onların hak yol üzere olan bu yolculuklarında ayaklarını sabit kılsın amin.Bir çok gerçek fetöcünün elini kolunu sallayarak hatta hala kibirle insanlara tepeden bakıp,akılsız muamelesi ile ortalarda dolandığı bir devirde hak olanı konuşmak büyük bir cihat bence.Allah gerçekten insanlardan değil Allahın kudretini bilip, O’na hakkıyla boyun eyen kullarından eylesin sizi ve bizi.Ayrıca babannem maraşlı olduğu içinde sizi kendime daha yakın bulduğumu belirtmek isterim.Bir Psikolojik Danışman olarak ailelerin iç ve dış mihrapların eliyle nasıl eridiğini 15 yıllık meslek hayatıyla bizzat tecrübe etmiş olmanın üzüntüsünü dile getirmek isterim.Çeşitli kademelerde çalışmış ve özellikle karma eğitim sistemlerinin öğrenciler üzerindeki cinsel kimlik ve ergenlik gelişiminde ne kadar olumsuzluk içerdiğini içim sızlayarak gözlemlemekteyim.Sizin gibi bilinçli yazarlarımız ve eğitimcilerimizin içimizdeki sese tercüman olmasına da hasseten sevinmekteyim. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun Görünen görünmeyen her türlü şerden muhafaza buyursun selam ve dua ile selametle kalın inşallah Şanlıurfadan selamlar.

  3. Ali Paşa diyor ki:

    Rabbim yolunuzu açık etsin. Dualarımız sizler ile.

  4. l diyor ki:

    Bir FETÖ cü sema hanımınkine benzer sahtekarlıklarını 2013 yılında ben yaşadım, senet üzerinde hile yaptı,yaklaşık 6000 TL civarında zararım oldu, mahkemede de haklı çıktı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle birlikte stresten ölüp ölüp dirildiler. Senedin üzerinde cemaat abisinin adresi YURT ADRESİ ydi darbe girişimiyle bu adres ayağına takıldı. TEM e ve BIMER den ihbar da bulundum.Bu şahsın hakkında ihbarın iddiamesini hazırlama sırası o hakimin kocası savcının eline geldiğini öğrendim. Durumu tekrardan Adalet Bakanlığına ve Başsavcılığa bildirdim. En sonunda eli kelepçeli olarak Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda karşılaştık. Beni ona onu bana tanıyıp tanımadığımı sordular.
    Tanıdığımı söyledikten sonra sen dışarı çıkabilirsin dediler.O sahtekar abiyi eli kelepçeli görünce Üzüntüm ve sinirlerim, stresim biraz hafifledi. Karısı Abla da FETÖ den tutuklandığını öğrendim.
    Ayrıca Samanyolu TV deki haberin sahte ve hile olduğu bir konuda da bir ihbar da bulundum bağlı olduğu ilin savcılığının eline ulaştı sonucu zaman gösterecek. Din görünümlü terör örgütü milyonları yakıp geçti.

  5. Mehmet Reyhanlı diyor ki:

    Rabbim Sizi Şeytanlaşmış insanların şerrinden korusun. Ben bir yerel gazeteciyim. Yazılarınızı sizden izinsiz sizi desteklemek için yayınlıyorum. Hakkınızı helal edin…

  6. Şirpençe diyor ki:

    Yüz yüzlü olmak,
    Sürekli yalan söylemek,
    Sürekli aldatmak,
    Sürekli entrika çevirmek vb deni sıfatlar,
    Gargad suratlı haşhaşilerin
    “solunum sistemidir”

    Buna bir saniye ara verirlerse ölürler!!!

  7. Erhan Patlak diyor ki:

    Öncelikle, Sema Hanım’ı uzun senelerdir hiç değişmeyen, daima haklının yanında yer alan ve gerçekleri hiç kimseden çekinmeden dile getiren dik ve onurlu duruşundan dolayı yürekten tebrik ediyorum. Dualarımız daima kendisiyle birliktedir.
    Öyle hassas zamanlardan geçiyoruz ki, hadiseler dikkat ehline kimlerin hangi kıratta olduğunu gösteriyor. Şu anda toz duman arasında insanların çoğu tarafından farkedilemeyen gerçekler, en iyi tercüman olan tarih tarafından vakti geldiğinde ayan beyan gözler önüne serilecektir.
    Şu fani dünyada dalkavuklukla gücü elinde bulunduranların yanında olmayı ve güçlülerden gelen haksızlıklara karşı da susmayı her daim kendilerine şiar edinen insan suretindeki zavallılar, öyle bir gün gelecek irtikab ettikleri bu fiillerinden dolayı çok pişman olacaklar.
    Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz dinimiz İslam, üzerine basa basa bize adaletli olmayı emretmiyor mu? Yine dinimize göre, başkalarına iftira atmak en büyük günahlardan değil mi?
    Kendisini mü’min ve müslüman olarak adlandıran nice insanlar, dinimizin bu gibi esaslarından maalesef nasibini almamışlar. Allah için hak ve hakikat namına doğrular dile getirilince, derhal bir bazıları ortaya çıkıp o insanları “şucu bucu” şeklinde sıfatlarla yaftalayarak gözden düşürmeye çalışıyorlar.
    Büyüklerimiz, “Kim ne yaparsa kendisine yapar” demişler. Allah yolunda hiç taviz vermeden dosdoğru gidenler de bu fiilleriyle kendisine faydalı bir iş yaparlar. Allah yolundan ayrılıp zulüm ve isyan yoluna sapan bedbaht kullara kul olup, o fani insanların rızasını kazanmaya çalışanlar da bu fiilleriyle yine kendilerine kötülük yaparlar.
    Unutulmasın ki, şu dünya hayatı bir rüya gibidir ve göz açıp kapayıncaya kadar geçer gider. Zerre kadar hayır ve şer dahi olsa karşılıksız kalmayacaktır. Zalimlere açıktan veya susarak dahi olsa destek verenler için ahirette, Allah’ın hesabı çok çetindir.
    Tüm hayatı boyunca hiç yalpalamadan, daima hakkı hak olarak bilip ona uyanlara ve uymaya davet edenlere ve de batılı batıl olarak görüp ondan uzak duranlara ve başkalarını da uzak durma istikametinde ikaz edenlere binler selam olsun.

  8. Gulpembe diyor ki:

    “””Çook eskiden, bu kavanoz dipli koca dünyanın bir yerinde, dört bir yanı dağ, ortası bağ, suları şınl şml, gökleri pırıl pıril bir ülke varmış….
    Gel zaman git zaman, o ülkede bir şaşılası değişme olmuş. Sürüngenler, zehirli böcekler günden güne çoğalmaya başlamış. Yılanlar, çıyanlar, kırkayaklar, akrepler, örümcekler, kertenkeleler, hem her gün biraz daha çoğalıyor, hem de her gün biraz daha büyüyüp irileşiyorlarmış. Yılanlar, kavak kadar uzayıp boylanmıs…örümcekler büyüye büyüye ev kadar olmuşlar. İrileşen kertenkelelerin yeni doğan yavrulan bile timsahtan büyük olurmuş. Kırkayaklar, yolcu trenleri gibi uzamış. Yarasaların kanatları çadır kadar genişlemiş.

    Aklı ergin, derin bilgin, erdemli kişiler, bu işin nedeni üstünde kafa patlatmışlar, düşünmüşler, ama bitürlü bu zararlı yaratıkların neden gündengüne büyüyüp çoğaldıklarını anlayamamışlar.
    İş bu kadarla da kalmamış. Bu zararlı yaratıklar, insanları sokmaya, ısırmaya, zehirlemeye de başlamışlar. Daha bir şaşılacak yanı, bunların ısırıp zehirlediği kişiler ölmüyorlarmış. Ölmedikten başka, bu zehirler insanın beynini uyuşturuyor, tatlı bir yarı uyku veriyormuş. Bu öyle bir keyifmiş ki, kanına bir kere bu zehirden karışan, hemen bu zehire alışırmış. Artık bu kişi kendisini yılanlara, akreplere ısırtmadan, kırkayaklara örümceklere sokturmadan, kertenkelelere, yarasalara kanını emdirtmeden duramazmış. Hem de bu zehirin verdiği keyfin sonu yokmuş. Bikere bu zehire alışanlar, onun verdiği keyfi hiçbir zaman yeter bulmazlar, hergün daha çok, daha çok isterlermis.

    Beyinlerinin düşünmeye yaradığını bilen, kafası önce, yüreği yüce kişiler, nasıl etsek de insanoğlunu şu yılan çıyan zehirinden kurtarsak diye bir yol aramışlar. Ama öbür yandan, kendilerini ille zehirleterek keyiflenmek isteyenler böyle düşünenlere karşı dururlarmış. Bu yüzden o ülkedeki insanlar ikiye ayrılmışlar:
    Yılan çıyan zehirine alışanlar, bu zehirin çok iyi yararlı bir şey olduğunu savunanlarla, bunun tersini söyleyenler.
    Yarasalar, .örümcekler, akrepler, kırkayaklar durmadan insanları sokmaya hız verdiklerinden, zehire alışanlar gündengüne çoğalıyor, öbürleri hergün biraz daha azınlıkta kalıyorlarmış.
    Kendilerini yılanlara sokturanların, her gün birer parça, birer parça derilerinin rengi yeşile kaçıyor, vücutları uzuyor, kafaları küçülüyor, bir zaman sonra büsbütün yılan olup çıkıyorlarmış. O zaman yılandan hiç ayrımsız, yerde sürünmeye başlıyorlar, başkalarını sokmaya, zehirlemeye çalışıyorlarmış. Bitakımlarının da parmaklan, tırnaklan, elleri, ayaklan gitgide inceliyor, uzuyor, yeniden eller ayaklar çıkıyor, yavaş yavaş derken günün birinde iri bir örümcek oluyorlarmış. Ondan sonra başka insanların üzerine atılıyorlarmış. Böyle böyle derken, zehirlenen insanlar da, kanlarına karışan zehirin etkisiyle gündengüne yılanlaşmaya, çıyanlaşmaya, yarasalaşmaya, solucanlaşmaya, sürüngenleşmeye başlamışlar.

    Ötekiler, insan kalmak için direnirlerken, her elveren yerde dillerinin döndüğü kadar,
    – Yurttaşlar!.. İnsanlığınızı koruyun, örümcekleşmeyin, akrepleşmeyin!.. diye bağırırlar, söylerler, ama dinletemezlermiş.
    Zehirlenip değişenler gitgide çoğaldıklarından, böyle söyleyenlere,
    – Hainler, alçaklar!.. diye bağırır, üzerine yürürlermiş….”””

    (Aziz Nesin/Dayanin Yurttaslarim!)

  9. Ahmet Doğan diyor ki:

    Allah razı olsun değerli ablacığım. Allah cc sizi zalimlerden muhafaza etsin. Hayırlı ve güzel uzun ömür nasip etsin. Amin.

  10. Saygın Kantara diyor ki:

    Hak namına(!) yapılan haksızlıkları gidermek için yaptığınız bu mücadelede Allah yardımcınız ve yardımcımız olsun.

  11. HÜSEYİN BULUT diyor ki:

    Allah’ın dilemediği hiç bir şeyi hiç kimse başıma getiremez, Allah’ın dilediği hiç bir şeye de kimse engel olamaz. Rabbim dilemedikçe ömrüme kimse bir gün katamaz, kimse de ömrümden bir gün alamaz. Bu ömrü şehadetle bitirirsem bu benim için çok büyük şeref olur.
    Bir ömrü Allah için yaşamadıktan sonra ne değeri olabilir ki!
    “Şayet onlara, “Gökleri ve yeri yok¬tan var eden kimdir?” diye soracak ol¬san, hiç tereddüt etmeden “Allah’tır!” diyecekler. Ey Muhammed! Sen de onlara de ki: “O hâlde, Allah’ın yanısıra kendi¬lerine kayıtsız şartsız itaate çağırdığınız şeyleri bir düşünsenize; eğer Allah bana bir sıkıntı vermek istese, acaba onlar O’nun vereceği zararı kaldırabilirler mi? Yahut Rabb’im bana bir lütufta bulunmak istese, onlar O’nun rahmetine engel olabilirler mi?” Bütün bunlara rağmen, yine de inkârda diretirlerse, de ki: “Allah bana yeter! Gerçek anlamda tevekkül edenler, hep O’na dayanıp güvenirler.” (Zümer suresi; 38)
    ((Peygamber (Sallallahü Aleyhi Ve Sellem) Efendimiz genç sahâbîsi Abdullahı ibnî Abbas (radiyallahü anh)’a verdiği öğütte şöyle buyurmuştur: “Şunu bil ki, bütün bir ümmet toplanıp sana fayda vermeye çalışsa, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı verebilir. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kalksa, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilir.” (Tirmizî, Kıyamet 59; Ahmed b. Hanbel, Müsnet, I, 293) ))

  12. Şirpençe diyor ki:

    MUSTAFA GÜLDAĞI

    “Projeksiyonu ileriye tutun.
    Sınırötesi operasyonları takip ederken şu her zaman aklınızda bulunsun.
    Matematik formülü gibi.
    Dikkat!

    Siyonizmin fikir babası Theodor Herzl, 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde yapılan I. Dünya Siyonist Kongresi’nde yaptığı konuşmada:

    “Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı’na dayanır” demişti.

    Kapadokya Nevşehir’de.
    Süveyş Kanalı Mısır sınırı.
    Bu sınırlarda 3 ülkenin toprakları var:

    Şimdi Dikkat!
    Siyonist lobinin hızlandırılmış programı 7 sene önce başladı.
    Büyük İsrail’in kurulması için bölgede 3 ülkenin hemen parçalanıp yok edilmesi gerekir:
    Irak, Suriye, Türkiye.
    İç savaş ya da işgal ile parçalanacak!
    Irak ve Suriye bitti.
    Sırada Türkiye var.

    Masalarında iki plan var: Türkiye’de iç savaş çıkarıp ABD ve NATO müdahale edecek. Bu bir.

    Ya da bir bahane bulup Türkiye’yi direk işgal edecekler. Bu iki.

    Bu iki olaydan sonra tıpkı Suriye ve Irak’taki gibi Türkiye’yi en az ikiye bölüp İsrail’in çökmesine hazır hale getirilecek.

    Yahudi lobilerinin raporlarına göre kurulacak Kürdistan gibi küçük devletçiklere çökmek daha kolay.

    Irak, Suriye ve Türkiye’yi bölüp küçük devletçikler oluşturacaklar.

    Türkiye 7 senedir buna direniyor. Direndiği gibi Suriye ve Irak’ta kurulacak Kürdistan devletçiklerinin kurulmasını engelledi.
    Bunun ardından İsrail lobileri de PKK-PYD’ye silah yığdılar.

    Unutmayın, herşey “Büyük İsrail” için.

    NOT: İsrail ile savaşıyoruz. PKK-PYD ile değil.
    Büyük resmi görün.”

    Yazar:
    Mustafa GÜLDAĞI

    • Havva Hoca diyor ki:

      A aaa tövbe ya Rabbim ne hain tuzaklar hazırlanmış Allah c.c güzel ülkemizi devlet büyüklerimizi bizleri ve insanlarımızı korusun sonsuza kadar barış huzur esenlık selamet versin inş.

  13. Abdurrahim diyor ki:

    Dayandığın ALLAH a kurban olayım ve sanada sahip çıkacak binler peygamber sevdalıları vardır, hakkı okuyup ve hahtan istifade etmeyeni de ALLAH a havale ediyoruz eğer siz suç işliyoryorsanız (haşa) bizde sizin suçunuza ortağız çünkü tüm yazı ve kitaplarınızı takip ediyoruz ve istifade ediyoruz ALLAH yar ve yardımcınız olsun…..

  14. Şirpençe diyor ki:

    Muhterem Sema Hanım Hocam,

    Bu güzel yazınız beni mest etti. Allah iki cihanda yüzünüzü ak etsin Rabbim sizler model Annemiz Hz Hatice (r.ah) komşu eylesin.

    Bir Vatikan projesi olan gargad suratlı kainat soytarısından ve onun tasmalı zağarlarından her türlü melanet beklenir.

    Her zaman altını çizdiğim bir husustur:
    Şerrin taklitleri orjinallerinden daha şirret ve daha alçaktırlar. O yüzden her türlü kahpeliğe tevessül ederler, çünkü mangurtturlar! Onlarla mücadelemiz köklerini kurutana dek devam etmelidir.

    Bu güzel sözleri size destek sadedinde sunuyorum.
    Selam ve dua ile.

    Kahpe içerden olunca kilit kar etmez oğul”

    “Muîn-i zâlimîn dünyada erbâb-ı denâettir,
    Köpektir zevk alan seyyâd-ı bî-insâfa hizmetten.”

    “Zalimlere yardım etmeyi sevenler ancak aşağılık kimselerdir.
    insafsız avcıya hizmet etmekten zevk alanlar ancak köpeklerdir!”

    “Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.
    Ruhunuzu satmayın yeter”

    “Tercihleriniz umutlarınızı yansıtsın,
    Korkularınızı değil!”

    “Sadakatini satanların hayatları ucuz olur paşa!”

    “Asalet ve sadakat “anser balı” gibidir,
    Ona, alçaklarda rastlanılmaz!”

    “Sureti siretine şahittir,
    Başka delil aramak zaittir”

    Ölüsü “kilise gübresi!” olacak “na-şerif heriflerin” tıyneti na-paktır.
    Kenefe atsan orayı bile mundar ederler.

    “Satılık eşyalar içinde en ucuzu satılık yaratıklardır.”

    Vesselam…

  15. Bir Yolcu diyor ki:

    Sema Hanım;
    Yazınızı bir solukta;önce ağzım açık,sonraysa duygulanarak okudum..
    Maalesef gerçek büyük Fetöcüler hala dışarda;ya da devletin üst kademelerinde.
    Özellikle Allah’tan başka kimseden korkmaktan O’na sığınırım demeniz zaten yeter de artar..
    Allah yar ve yardımcınız olsun.
    (İlimizin valisi fetö sempatizanı tweetler atan biri..Aylık özel kuaför masrafı binlerce lira.Ve çok zor ziyaretçi kabul ediyor.Kendisini bu tutumundan dolayı İçişleri Bakanlığı’na şikayet edeceğini söyleyen birine ‘zaten iç işleri bakanlığı getirdi O’nu oraya’ dememizle yaşadığı şaşkınlık halkımızın genel durumu aslında.Rabbim bizlere de FERASET versin.Amin

  16. Abdullah hasan diyor ki:

    Korkaklık en adi en pis zillettir
    (Abdurrahim KARAKOÇ)
    Üstadın söylediği gibi sahtekarlar pisliktir, zillettedir fakat zillet içinde olup ta birde vatana millete hayırlı oluyoruz yanılgısı (Cahilliği ) içindedirler.

  17. Abdullah hasan diyor ki:

    ….Yaptığınız hırsızlık.” dedim. “Hizmete harcadık” dediler.“Hırsızlıkla hizmet olmaz,
    (( Bu cümleyi benimsemeyenler(Kalpleriyle kabul etmeyenler) ))

    (( Bu cümledeki hakikati anlayamazlar ))
    Bir ülkede insanlar hakkı söylemeye, hakikate sahip çıkmaya korkuyorsa o ülke bitmiş demektir.
    Evet bu Fetö huyu ne kadar yaygın toplumda, Hırsızlıkla hizmet ne kadar yaygın.

  18. Baser diyor ki:

    Nicelerinin dünyalık veya tehditler karşısında kendini sattığını, haksızlıklara sustuğunu ve hatta önceden eleştirdiklerini savunur hale geldiklerini gözlerimizle müşahede ediyoruz. Sema Hanım, korkmayın ve yılmayın. Allah rızasını umarak mücadele edenlerle beraberdir. Onları asla hüsrana uğratmaz, çabalarını zayi etmez.

    Gayretlerinizi tüm içtenliğimle tebrik ediyorum. Allahü Teala ayaklarınızı daima doğru yol (sırat-ı müstakim) üzerinde sabit eylesin ve sizi ve ailenizi firdevs cennetiyle ödüllendirsin inşAllah. Amin.

    Her daim dualarımızdasınız…

  19. bilalsezgin diyor ki:

    her türlü yazı,görüş ve fikirlerinizde sonuna kadar destekçiniziz.Allah(c.c.) bu görüşte ilerlemenizi ve devlet yetkililerinin de sizin görüşlerinizden ders almasını ve fikirlerinize bürünebilmesini nasip eylesin.

  20. Nazif bey diyor ki:

    Allah yardımcınız olsun, sizi imrenerek takip ediyoruz . Allah say’inizi meşkur eylesin.

  21. Orhan diyor ki:

    Muazzam bir yazı olmuş yüreğine sağlık Sema Hanım.
    Sizi samimane seviyor, her daim dua ediyoruz.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. “  ( T. Carlye)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku