Genç Evliliğe Karşı Olanlar Zinaya da Karşı mı?

31 Mart 2018Sema Maraşlı38 Yorum »

7_b18 yaş altı evlilikler suç sayılıyor ve 18 yaş altı dini nikahlı evlilikler cinsel istismar kapsamına giriyor kanunlarımıza göre. Hatta yıllar sonra bile dini nikahlı evliliklerde kocalar, aile babaları  yakalanıp tecavüzcü diye ağır cezalarla hapse atılıyor.

Bir önceki yazımda genç yaşta evlenen kadınların kocalarının hapse girmesi sebebiyle kendi dillerinden mağduriyetlerini yayınlamıştım.

Tabii orada anlatılanlardan başka çok daha fazla mağduriyetler de var. Sadece kocası değil 15 yaşında evlendiği için hem kocası hem de ona düğün yapan anne, baba ve kayınpederi hapse girenler var. Kendi üç çocuk ve iki kardeşi ile anne-baba da hapiste sefil perişan yaşıyorlar.

Hatta daha acısı kocası hapse girince gidecek yeri olmayıp geneleve düşenler olmuş. Konunun içine girdikçe hikayeler daha da acıklı hale geliyor. Öyle derin ahları ve bedduaları var ki bu kadınların.

Mağdur kadınların yaşadıklarını anlattıkları yazıdan sonra pek çok kişi “biz konunun böyle olduğunu bilmiyorduk, bu kişilerin kocalarına af geleceği zaman karşı tarafta yer almıştık, çok üzgünüz…” dediler. Hükümetin elinde kaç tane televizyon ve gazete var. Niye konunun tecavüzle ilgili olmadığını, evlilikle ilgili olduğu bu kadınların hikayelerini göstererek halka anlatmadı da yasayı geri çekti. Bu sorgulanmalı. Bu affı kim ya da kimler istemedi?

O zaman konuyu anlamadığı için destek olmayanlar şimdi pişman fakat bazıları da hâlâ bu cezalar olmazsa erken evlilik artar, ceza olmalı, diye görüş belirtti.

Hadi konuyu biraz daha irdeleyelim o zaman.

Genç evliliklere neden karşı çıkılıyor?

Gösterilen sebepler:

1-18 yaş altı gençler henüz olgun değil, evlilik sorumluluğu kaldıramaz, diyenler,

Kendi rahat hayatlarından ve kendi çocuklarına ya da etrafındaki gençlere bakarak buna karar veriyor olmalılar. Kendi 16 yaşındaki çocuğuna bakıyor, yemeğini bile ısıtamıyor ve diğer 16 yaşı da kendi çocukları ya da kendi çocukluğu ile kıyaslayarak evlenmemeliler diyor.

Oysa dünya kendi dünyaları kadar değil. 18 yaş altı evlenenlerin çoğu bir şekilde hayatın zorluklarını daha küçük çocukken erken yüklenenler. Kimi yoksulluktan, kimi babasızlıktan, kimi aileden şiddet görmekten, kimi anne-baba ayrılığı ve ikisinin de evlenmesi sebebiyle ortada kalmaktan… Onlar için aile olmak en büyük umut.

Yani merak etmeyin sizin yemek ısıtamayan çocuğunuz kolay kolay evlilik sorumluğu üstelenmeyi düşünmez, erken evlenenlere heveslenmez, bir sevdiği varsa zinayı tercih eder. Siz bir susun aile sıcaklığını yaşayamamış olanların aile kurma heveslerine engel olmayın.

2-Evlenmesinler okusunlar diyenler,

Birincisi, kimse kusura bakmasın her açıdan berbat bir eğitim sistemimiz var, bu şartlarda okumak ne kadar hayırlı ve ne işe yarıyor bilmiyorum. Dindar ailelerin en büyük şikayetleri evlatlarının dini yaşamaması hatta din karşıtı ya da ateist olması. Bu çocuklar bu hale nasıl geldiler? Hem de muhafazakar görünen bir partinin iktidar olduğu dönemde ateizm hiç olmadığı kadar arttı.

Medya ve eğitim sistemi gençleri mahvetti. Bir genç kız söylemişti.”Hocalarımız her dersten önce din ve hükümet aleyhine konuşmalar yapıyorlar derse geç başlıyorlardı. Bunu da bize şöyle açıklıyorlardı ‘Kitaptaki bilgileri kendiniz de okuyup anlayabilirsiniz fakat bizim anlattıklarımız her yerde bulamazsınız.’ Diyorlardı.”

Din aleyhine konuşmalar yapan, gençleri zehirleyen bu öğretmenlerle ilgili bir işlem yapılıyor mu, hayır. Din aleyhine konuşmak serbest. Okullar kafası çalışan, kritik analitik yapabilen münevver insan  yetiştirmiyor sadece ezberci papağan yetiştiriyor.

İkinin ikincisi, herkes okuyacak diye bir şey yok. Bazı insanlara okumak ağır gelir derslerde zorlanır sınıfı zor geçer. İlköğretimi bitirdiyse tamam. Şimdi bu kişileri devlet zoruyla okumaya zorlamanın mantığı ne? Kız erkek fark etmez. Okumak istemeyen okumaz.

Üçüncüsü ergenlikte hormonların zirve yaptığı zamanlarda okulda dershanede kız erkek karışık ortamlarda gençleri bütün gün bir arada tutup sonra da “aranızda bir şey gelişmesin, siz çocuksunuz” demek onlar açısından ne kadar ciddiye alınır.

Genç evlenenlere baktığınızda ya okulda ya dershanede falan tanışmışlar.

O yaşlar zaten kanın deli aktığı zamanlar. Mesela 14 delisi diye bir tabir vardır. Hiçbir şey gözlerine zor ya da imkansız görünmez o yaşlarda gençlerin. Zaten erken evlenenler de kanunu bile bile evlenmişler, o yaşlarda hapis cezası bile gözlerine çok gelmemiş.

Siz gençlere “18 yaşına kadar bekleyeceksiniz evlenmek istiyorsanız” derseniz aradaki zaman birbirlerine kavuşmamak için onlara çok uzun gelir fakat 15 yaşında evlenmek isterseniz evlenebilirsiniz, denirse bekleyebilirler ve o bekleme süresinde acele verilmiş bir kararsa vazgeçebilirler de.

Kanunlarla ergen gençleri durduramazsınız, evet belki evliliği azaltırsınız fakat zinayı kürtajı artırırsınız. Bir lisenin ardında eczanesi olan bir eczacı hanımla konuşmuştuk. “O kadar çok liseli kızlar hamilelik testi almaya geliyorlar ki inanamazsınız.” demişti.

Hamile çıkan bu kızlar ne yapıyorlar? Kimi doğurup çöpe atıyor, kimi bir yerlere bırakıyor, kimi de özel hastanelerde gizlice kürtaj oluyor. Hükümetimiz ve erken evliliğe karşı olanlar bu durumlara engel olmak için ne yaptılar acaba?

3-Anne-baba zoru ile küçük yaşta evlendirilenler var ya da tecavüzcüsü ile evlendirilenler var diyenler, bunlara engel olunmalı, bu yüzden 18 yaş altı evliliğe izin verilmemeli diyenler…

Bu konu biraz hikaye oldu. Şimdi ailesinin korkusu ile evlenen kişi sayısı çok az, eskidenmiş kızlar ailelerinin zoru ile evlenirmiş. Şimdi kızlar cin gibi. Üzerlerinde bir baskı olduğunda hangi numarayı arayacaklarını kime şikayet edeceklerini gayet iyi biliyorlar.

Ayrıca genç evlenmek pek çok kişinin zannettiğe gibi Doğu’nun gariban kızlarının sorunu değil. Evet Doğu’da daha çok genç yaşta evlenen var fakat bunlar kızların kendi istekleri ile olan evlilikler. Kaç kez Doğu’ da farklı illere, ilçelere gittim; kadınlarla bu konuları hep konuşuyorum, hiç de üzerlerinde zannedildiği gibi bir baskı yok.

Tam aksi Doğu’da kadınlar evlerinde kocalarına, oğullarına karşı son derece baskın kadınlar. Genç evlenmek de çok çocuk doğurmak da kendi tercihleri. Okumak istemeyen kız evde oturmaktansa evlenmeyi tercih ediyor.

4-Genç evlilik pek çok kişinin zannettiği gibi üç beş ailenin problemi değil. Genç evlendiği için sayıları bilinen kocaları hapiste 4 bin civarı kadın var. 4 bin erkek suçsuz yere sevdiklerinden koparılmış tecavüzcülerle birlikte aynı koğuşta hapis yatıyor, 4 bin kadın kocası hapiste diye hem babasız çocuk büyütüyor, hem geçim sıkıntı yaşıyor. Bir de evlatları hapiste olan anne-babalar kardeşler var. En az 20 bin kişi mağdur bu cezalardan.

Bütün bunların yanında bir de kaçak binlerce kişi var. Kadınlar kocaları yakalanmasın diye hastaneye gidemiyorlar, evde doğum yapıyorlar, çocuklarını nüfusa kaydettiremiyorlar…

Sağlık çalışanları doktor, hemşire ya da ebelere 18 yaş altı evli olduğunu anladığı kişilere şikayet etmeleri ile ilgili talimat var. Bu yüzden 18 yaş altı evlenen kadınlar sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar.  Vicdanlı olan sağlık çalışanları görmezden geliyor fakat şikayet edenler de çok oluyor. Şimdi binlerce insanı bu korkularla yaşatmaya kimin ne hakkı var?

5-İslam’da zinanın cezası erkeğe de kadına da aynıdır. Eğer 18 yaş altını devlet dini nikahı tanımıyor ve gönüllü birliktelikleri cinsel istismar sayıyorsa o zaman kadınların erkekle aynı cezayı alması lazım. Kız “ben gönlümle birlikte oldum” diyor fakat o hiç ceza almıyor. Neden?

Niçin kızın erkekle birlikte olması erkeğe cinsel istismar sayılmıyor. Çoğu erken evlilikte erkekler de 18 yaş altında. Kız da erkeği istismar etmiş ikisi de gönüllü olduğuna göre.

Devlet bu konuya kocakarı zihniyeti ile erkek her daim cinsellik ister kadın cinsellikte hep kullanılan taraftır, kız kesin zorla yapmıştır diye mi bakıyor? Biraz bilimsel biraz da çağın ve kızların haline bakalım lütfen. Burada büyük bir cinsiyetçilik var. Kadın kendi istese de mağdur, erkek her durumda zalim. 18 yaş altı erkeğe hapis cezası varsa bu suçsa kadına da ceza verilmeli.

6-18 yaş altı kızlar geri zekalı mı? 18 yaş altı kızlar “gönüllü birlikte oldum, isteyerek evlendim” dese de bu beyan kabul edilmiyor ve erkeğin kızdan faydalandığı ve cinsel istismar ettiği kabul ediliyor. Niye? 18 yaş altı kızlar geri zekalı mı? Niye beyanları kabul edilmiyor. Kadın haklarından bahsedenler nerede? Niye sessiz kalıyorlar? Bakınız 18 yaş altı erkekler adam sayılırken kızlar geri zekalı sayılıyor. İtiraz etsenize!

7-Hükümet genç evliliklerle mücadele ediyor, sağlık çalışanlarını ajan gibi kullanıyor peki neden liselerde yayılan zina için bir gayret göstermiyor. Madem ki 18 yaş altı cinsellik kızlar gönüllü olsa da tecavüz ya da istismar sayılıyor, neden zina yapanlar takip edilmiyor da sadece evliler ile uğraşılıyor?

Eğer hükümet 18 yaş altı kızları çocuk kabul ediyor ve onların cinsellik yaşamasını istismar kabul ediyorsa bu kızlarla birlikte olanların da peşine düşsün.

18 yaş altı cinselliğe (zinaya) engel olmak için ne yapılabilir bir bakalım.

Okullara bir doktor ve ebe gönderip 13 yaş üstü kızlara bakirelik kontrolü yapılsın ve bakire çıkmayanlar sorgulanıp kiminle ya da kimlerle birlikte olduysa tutuklansın.

Liselerin girişlerinde öğrencilerin cepleri aransın doğum kontrolü için ilaç ya da malzeme taşıyan erkekler tutuklansın.

Otellere girerken artık evlilik cüzdanı sorulmuyor, nüfus cüzdanı yeterli görülüyor. Fakat 18 yaş istismarlara engel olmak için otellere 18 yaş altı olan bir kız, bir erkekle kalmaya geldiyse otel çalışanları polis ihbar etmek zorunda olsun ve birlikte geldiği kişi cinsel istismar suçundan ceza alsın.

18 yaş altı gençlerin sosyal hesapları takip edilsin, sevgilisiyle birlikte olduğu anlaşılanların sevgilileri cinsel istismardan hapse girsin. Kızların sevgilileri ile tanışan onlarla yemeğe giden ya da sevgilileri evine kabul eden aileler de cinsel istismara destekten hapis cezası alsın. Çünkü genç evliliğe destek oldu diye hapis yatan aileler var. Kızın sevgilisini onaylayanlar da hapis cezası alsın.

Mesela 16 yaşında Aleyna Tilki diye bir çocuk şarkıcı (bence genç fakat kanunen çocuk dendiği için öyle söylüyorum)  33 yaşında bir adamla birlikteydi ve magazin sayfalarında boy boy birlikte tatil resimleri çıktı fakat kızın sevgilisi, anne ve babası, cinsel istismardan tutuklanmadı. Bu haberleri veren gazeteler istismarı destekliyor diye ceza almadı. Çocuk evliliğe karşıyız diyen ikiyüzlülerin hiç biri itiraz etmedi. Kimse suç duyurusunda bulunmadı.

Madem genç evlenenler ile mücadele ediliyor 18 yaş altı zina yapanlarla da mücadele edilsin. Okullar, oteller, sosyal hesaplar takip edilip bu kızların birlikte olduğu erkekler, cinsel istismardan tutuklansın.

Olur mu öyle şey, mi diyorsunuz? Neden olmasın? 18 yaş altı evlenenleri devlet ajan gibi takip ediyor, Aile Bakanlığı düğünleri basıp gelin kaçırmaya başladı, bunların yanında benim yazdıklarım gayet makul bence.

Ya geçmişe yönelik genç evlenenle af gelsin, bundan sonrası için evlilik yaşı 15 olsun ya da devlet genç evlenenleri de görmezden gelsin yoksa da aynı yaşlarda zina yapanları da takip etsin.

Adalet ve Kalkınma partisi hükümeti eğer sadece evlenenlere hapis cezası verip, zina yapan 18 yaş altını görmezden gelecekse lütfen parti ismi başındaki “Adalet” kelimesini kaldırsın ve seçim konuşmalarında maneviyattan ahlaktan falan bahsetmesinler, komik olurlar çünkü.

Cinsel istismara uğrayıp da aile baskısı ya da karşıdaki kişinin korkusu ile kadınlar “gönlüm vardı” beyanı yapmak zorunda olurlar diye bu kanun olmalı diyenlere ise şunu söylemek lazım.

Bizim devletimiz bizim hükümetimiz tecavüz ile evliliği ayıramayacak kadar aciz bir devlet mi? Hem de bu devirde. Cep telefonu ya da sosyal ağlarıda  her şeyin belgelendiği zamanda.

Hadi hepsini geçtik kız bunları kullanmıyor, diyelim kızın gönüllü mü birlikte olduğu ya da istismar mı olduğunu anlamak için uzman bir psikolog yeter. Beş dakika da kızın korku ile mi ifade verdiğini yoksa isteyerek mi evlenmek istediğini kız hangi beyanı verirse versin uzman hemen anlar. Devlet uzmanlarına mı güvenmiyor. 18 yaş altı evlenmek isteyenler uzman bir ekipten evlenebilir raporu alıp evlenebilir mesela.

Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle ilkel bir kanun yok. Hükümet ya acil bu kanunu düzeltmeli, geçmişte yapılan evliliklere af getirmeli ya da 18 yaş altı cinsel birliktelikleri de takip ekipleri kurup onları da cezalandırmalı. Yoksa maneviyattan, adaletten falan bahsetmesinler.

“Bu Kadınların Çığlıklarını Duyun”

http://www.cocukaile.net/bu-kadinlarin-cigliklarini-duyun/

 

Okunma Sayısı : 32.057

Yorum yapın

“Genç Evliliğe Karşı Olanlar Zinaya da Karşı mı?” için 38 Yorum

  1. mücahit diyor ki:

    Ben bu konunun okumayla olan kısmını ele almak istiyorum. 1994 yılı mezunuyum. Lisesi 4 sene olan 10 luk sistemin son mezunuyum. Yani Türkiye nin kadim sistemi olan 10 luğu bilenlerdenim. Bunu neden söylüyorum , bu sistemde bir sınıfı geçebilmen için (mesela bizim lise 2 de 16 tane lise 3 te 17 tane dersimiz vardı) bir sınıfta bütünlemeye kaç dersten kalırsan kal ancak bir tane zayıf ders ile bir üst sınıfa geçebiliyordun. 17 dersin 16 sından 10 üzerinden 5 almadan o dersi geçemiyordun. Ve her dersin notu o dersi ilgilendiriyordu, aynı sınıftan 2 yıl üst üste geçemezsen kaydın siliniyor ve Türkiye de bir daha okuma işin bitiyordu. Orta okul 1. sınıfa 100 kişi başladıysa lise 4 . sınıftan 60 kişi mezun olabiliyordu, kısaca okul okumak sağlam bir olaydı. Şimdiki gibi lakayıd ve hobi değildi. Burada şu mesele var: Türkiye ye kredili sistem 1991 yılında başladı ve 1990 yılından itibaren müthiş bir okullaşma başladı ve ilk özel kanal olan şimdiki star ın kökü olan Magic Box un kurulduğu yıldır 1990 yılı, bu tesadüf mü bilmiyorum. Bu iş Türkiye nin başına bela oldu. büyük bir kısmı hiçbir işe yaramayan ve bir çok insanın aklını ve kalbini ifsada uğratan bu okul sistemi Türkiye nin temellerini dinamitleme sürecine çok katkıda bulundu. Şimdi bana şunu diyebilirsiniz ” yobaz kafalı sen eğitime karşısın” ben Türkiye de ki bir liseden diploması olup da 2 yıllık yüksek okula sınavsız geçerek 1. sınıfın sonunda , kaydını sildirmek için 2 satır dilekçeyi yazamayanları gördüm. İşte bizim eğitim dediğimizin büyük bir bölümü bu şekilde maalesef, bunları neden anlattım: Sema hanımın dediği gibi eğitim sistemimiz berbat , gerçekten berbat, eğitim sistemimiz maalesef beyinleri fesada uğratan fabrika gibi çalışmakta. İnsanların en çok ihtiyacı olan hayat biçimini doğru düzgün yaşayabilmesi adına hiç bir şey yok. Aksine kötü huyların kazanılması için bir bataklık haline dönüşmüş durumda maalesef. Liselerin durumu berbat adeta dökülüyor, çok sınırlı birkaç lise dışında Millete faydalı insanlar yetiştiren lise yok. Bu bozuk liselerden çıkanlar ın aklı darmadağan olmakta hiç ayırım yapmadan bunu söylüyorum. Çünkü eğitim sistemimiz insanın fıtratına göre değilde ne olduğu belli olmayan bir sürü garabete göre şekilleniyor. Buda insanların daha sonraki evlilik ve sosyal hayatında bir sürü arızalara yol açıyor. Yani Türkiye deki okul işi bir fitne ve fesad çukuruna dönüşmüş durumda. Üniversiteler daha vahim. 2000 li yıllardan sonra dağa taşa , meralara üniversite açtılar ve salondaki sandalye sayısına göre ( plan, program yapmadan) içeriye öğrenci doldurdular, köyleri kasabaları boşalttılar hiç bir işe yaramayan ve yaramayacak olan bir sürü diplomayı 2 ve 4 yılın sonunda insanların eline verdiler, gelinen noktayı hep berber görüyoruz koskoca bir hiçlik. kpss , atanamama ve diğer işler ile ilgili problemleri açmıyorum. Türk insanını Üniversite diplomasını aldıktan sonra 16 , 17 yıl sınav peşinde koşan bireyler haline getirdiler. Yani Türkiye bu okul işinde fena halde çuvalladı. Bunun sosyal hayata olan etkisinden çok evliliğe olan zararını ele alalım biraz: Bu kadar yıl okul peşinde koştuktan sonra bir çok insan düzgün eğitim alamadığı zaman ne olacak? yamuk eğitim almış olacak, buda insanın aklının bozulması demektir. Son 40 yılda nüfusa göre evlenme ve boşanma oranlarına bakın benim söylediğim tabiat kanunu gibi ortaya çıkacaktır. Yani kendi elimizle helak a sürüklediğimiz nesiller maalesef bunlar. Bir insan ne kadar içi boş ve fıtrata aykırı bilgiyle kafasını doldurursa , davranışlarında ve hayat biçiminde o kadar çok hata yapar. yani, yine kendi hataları, kendini vurur. Siyasilerin , Bürokratların, İlericilerin , Medeniyetçilerin , Laikçilerin ve daha ne biçim eğitim , eğitim diye haykıranların göz ardı ettiği , bizi mahveden ve tedbir alınmazsa çok büyük yıkımlar yapacak olan, ama bunun sonuçları 30 ,40 yılda görülecek olan okul ve okullaşma olgusunun kısa özeti budur. Hoşçakalın, Selam ve Dua ile .

  2. Akın diyor ki:

    Bugün cuma vaazında ve hutbede imam efendiler zinaya yaklaşmayın dedi. Boş laf… Nasıl zinadan uzak duracak bu gençler onu da söyleyin, biz de öğrenelim. Toplum olarak evliliği zorlaştırdık (aşırı düğün masrafları, dayalı döşeli ev istekleri, mehrin hepsini peşin istemek vs.).

    Okul meselesi ayrı sorun. Liseyi bitirmek mecbur, liseden çıkan meslek olarak bişey bilmiyor tek hedefi üniversite (oysa herkesin üniversiteye gitmesi lazım değil, üniversiteyi bitirene iş hazır değil, memleketin fırıncıya da ihtiyacı var, fırıncı olmak için üniversite gerekli değil)

    En erken olsa 22 yaşında üniversite bitti, daha işe girecek, evlenmek için para biriktirmesi lazım, tecrübesizken maaş da düşük. Siz bu gence zinaya yaklaşmayın diyorsunuz, evliliği kolaylaştırsanıza…

    Diyelim ki üniversiteye gitti, üniversiteye giden bunca kız-erkek var gençleri zinadan korumak için uygun gördüklerinizi evlendirin. okusun diye erkeğe ailesi yüklü para gönderecek, öbür tarafta kıza da ailesi aynı şekilde, o iki para birleşse bir aile geçinir, gençler de zinadan korunur. Ama olmaz dimi işsiz erkeğe kız verilmez, varsın zina yapsın. Peygamberimiz bekarlar evlensin dememiş, bekarları evlendirin demiş, sorumluluk büyüklerde.

    Zinadan korunmanın yolu belli; erken evlenmek, o da devletimiz tarafından yasaklandı cezalar da artırılıyor. Hocalarımız zinaya yaklaşmayın diyor, devletimiz erken evliliğe ağır ceza veriyor, bu ne perhiz ne lahana turşusu. O zaman hocalar halka zinaya yaklaşmayın demeden önce hükümete gençler zinaya bulaşmamak için erken evlensin siz de dini nikahla uğraşmayın bunun hesabını Allaha veremezsiniz desin.

  3. osman diyor ki:

    FETONUN HER ŞEYİNE KAFA EĞİP BİAT EDENLERLE….BU HÜKÜMETİN HER İCRAATINI ALKIŞLAYANLAR ARASINDA NE FARK VAR…YARABBİ KARANLIKLAR İÇİNDEYİZ VER BİZE NURUNU…ERKEĞİN HASI ALLAHA KAFA TUTAR AFERİM KOLAY GELSİN ASLANLAR…NEMRUD FİRAVUN AMCANIZI DA UNUTMAYIN..

  4. Muvaffak Kara diyor ki:

    Böyle bir ahir zamanda , bu cesaret ve yiğitlik her babayiğitin harcı değil. Sema hanım kardeşim ALLAH (c.c.) sizin gibi Saliha Hanım kardeşlerimizin sayısını artırsın.Rabbim yar ve yardımcınız olsun.

  5. Muhammed Şeviker diyor ki:

    Altına imza atabileceğim kadar güzel bir yazı. Özellikle ikinci madde. Okullarda olup bitenin farkındayım. Aile becersi babında zerre bir şey vermeyen okul, kız erkek ilişkilrrinin erken başladığı yer. Hükümet cayırtılı sol ve liberal medyayı dinliyor. Bizim gibilere kulak astığı yok.

  6. Mete diyor ki:

    Akp ‘nin dinle ve maneviyatla olan bağlantısı bazılarının sandığı gibi kuvvetli değildir. Delil isterseniz eğitim sistemine, feminist aile politikalarına, hukuksuzluklara vesair bakınız. 15-16 yaşına gelip de her türlü zina tekniğini biz yetişkinlere ders verecek ölçüde iyi bilen bir çocuğa(!) evlenmek neden yasak edilsin ki? Severek evlenip sonra da sırf hanımının yaşı ne idüğü belirsiz bir rakamı tutmuyor diye bir adamı yıllarca hapiste yatırmanın adalet ve kalkınma ile ne alakası olabilir? Allah cümlemize akıl ve fikir versin…

    • Adamın biri diyor ki:

      Dediğinizde hakikat payı var muhakkak lakin tek bir örnek üzerinden giderek herhangi bir partiyi yuceltmek ve ya yerin dibine sokmak doğru mu acaba? akparti yi eleştirirken bazılarının kantarin topuzunu kacirdigini görüyorum, şahsım adına herhangi bir partinin doğrusu yanlışından fazlaysa onu desteklerim ama taraftarı olmam. Yanlışa yanlış doğru ya doğru demeye çalışırım. Ama bazı insanların yorumlari adeta kusursuz bir yönetim bekliyorlarmiş gibi bir izlenim veriyor. Böyle olunca da gerçekçilikten uzak oluyor. Dediğiniz gibi Allah hepimize akıl fikir versin inşallah.

      • Abdullah Hasan diyor ki:

        Adamın biri arkadaş …”kusursuz bir yönetim bekliyorlarmiş” tamam kusursuz bir yönetim beklemesin müslümanlarda fakat ortadaki olan zulümlerinde kör olunmasını da beklemesin kimse. Benim söylediğim ; Kusursuz yönetim bekleyişi değil, varsa hata, düzeltilmesi ve en önemlisi hatalarda KERAMET veya ÜSTÜN MEZİYET manası yüklenmesin. biz bir hata yaptığımız da Tövbe eder , af bekleriz değilmi? Hata devam ederse tövbe olmaz hatayı kılıf ararsak yine tövbe olmaz( allahım ben içki içtim ama bunu ümmetimin iyiliği için yaptım demek olurmu?) birde hata yaparız ve hatamızın devam etmesi için zaman istersek yine tövbemiz tövbe olmaz değilmi? (allahım ben kullarına dolandrıryorum fakat biraz daha dolandırayım tövbemi kabul et. Oldumu şimdi sen söyle?

        • Adamın biri diyor ki:

          Ben kendimi iyi anlattığımi düşünüyorum. Maalesef bazen ölçüsüz yorumlar yapılıyor. İktidarın bir konudaki başarısızlığını öne çıkarıp sanki ülkeye hiç faydası olmamış gibi yorumlar, ben bunları gerçeklikten uzak olarak görüyorum. Eleştirmek sorun değil, ama birazda meseleye geniş açıdan bakmak gerekmez mi? Hangimiz kusursusuz. Kaldı ki hükümet dediğin kusurlu insanlardan müteşekkil bir yapı, doğrusu yanlışından ne kadar fazla ise seçilmeye o kadar mustehaktir, hepsi kötü diye düşünen kişi de kötünün iyisini seçsin.

          • Abdullah hasan diyor ki:

            ”en önemlisi hatalarda KERAMET veya ÜSTÜN MEZİYET manası yüklenmesin.’2 bu her kişi, grup veya oluşum için geçerli evrensel bir gerçeklik değilmi. Hatalarımız da keramet ararsak hatalarımızı düzeltmeye gidermiyiz? Benim söylediğim bu, sadece bu.

      • osman diyor ki:

        adamın biri eğer sen bu toplumun her alanda kusursuz bir şekilde yozlaştırılmasından rahatsız olamıyorsan bırak birileride kusursuz bir yönetim beklentisi içinde olsun…hani demokrasi teraneleri hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı…

        • Adamın biri diyor ki:

          Ben ülkede hiç haksızlık yanlışlık yok herşey güllük gülistanlik dedim mi? Ama şu yorumlara bir bakın Allah aşkına, sanki firavun ya da nemrut var iktidarda gibi yorumlar yapılıyor, haksızlığı haksız bir dille anlatmak doğru mu peki? Şu ülkenin 90 yıllık tarihini birazcik göz önüne alın da öyle yorum yapın.

          Bu noktadan Sema hanımin üslubunu önemsiyorum, hem dalkavukluk yapmadan eleştiriyor hem de doğru olanları destekliyor ama tabi daha çok aile eksenli baktığı için eleştiri yapıyor ama bu eleştiriler hep yapıcı eleştiriler, siz iktidarın gitmesini ister bir şekilde yıkıcı eleştiri yapın sonra da sizi anlamasını bekleyin, olur mu hiç öyle şey. Gerçekten birşeylerin desgismesini istiyorsanız güzel bir şekilde derdinizi anlatabilirsiniz, kaldı ki ben zaten çoğu eleştiriye katılıyorum.

          Ama iktidarı bu şekilde topyekun eleştirince akla şu soru geliyor, peki ne yapmamız lazım, işte bu yorumlarda buna ait hiçbir çare yok, burada bağırıp çağırir gibi eleştiri yapmanın kimseye faydası yok, ne yapalım iktidar devrilsinde ne olursa olsun mu diyorsunuz. Nasıl olsa daha iyisi mi gelecek yoksa

          Örnek olarak; toplumun her yönden yozlaştigi demissiniz, siz böyle abartılı eleştiriler yapın sonra da anlayış bekleyin, toplum nasılmış 15-20 yıl önce merak ettim, o zaman çok iyiydi de şimdi mi kötü olmuş, anlatirsaniz sevinirim.

          • osman diyor ki:

            iktidar dediğiniz şey ingilizin kurduğu masonik devlet düzeni..eğer yapılan tahribatlar yenilir yutulur cinstense cümlemize afiyet olsun 8 şeritli yollar devasa hizmetler ağzımıza bir parmak zehirli bal olsun…ayrıca gavurun icadı demokratik düzende 25 yıldır iktidardaki insanlara oy veren biriyim vede sükutu hayale uğrayan bir geri zekalıyim.

          • Adamın biri diyor ki:

            Siz bildiğiniz yolda devam edin o zaman ne diyeyim, ama şunu unutmayın ki artık o eski devlet düzeni yok, irtica irtica diye iktidar partisi kapatan anayasa mahkemesi, hükümet düşüren basın da yok, zirt pirt darbe yapan ordu da yok, siz de bunları görmezden gelip yok sayiyorsaniz Allah yolunuzu açık etsin, ben kendimden sorumluyum, bir müslüman olarak doğru olanı yapmaya çalışıyorum. Benim niyetim hep bu yönde, Allah doğru tercihler yapmayı nasip etsin. Ama sizin bu ifadelerinizden bir müslüman olarak meyusiyet dışında birşey hissedemiyorum. Masonik düzen, dış güçler falan, ee sonuç olarak ne yapalım oturup ölmeyi mi bekleyelim, ne tavsiye ediyorsunuz, eleştirelim sonuna kadar eyvallah da sonuç olarak ne yapmamız lazım

          • Cihad diyor ki:

            Sayın Adamın Biri,

            Keramet ordu,basın ve mahkemelerde olsaydı bunlar yıllardır kemalistlerin elindeydi ne yapabildiler ki…(gerçi ben el degiştirmesi ile alakalı bu kadar iyimser değilim ama orası da ayrı bir mevzu konusu tabi.)

            Aziz kardeşim keramet bizatihi İslam’dan ruhunu alarak asırların imbiklerinde süzülmüş ve fıtratın sırrına en yakın olan tarz-ı hayatımız, medeniyet pratiklerimiz, itikadimiz, aile hayatımız, örfümüz, adetlerimiz ve geleneğimizdedir. 90 yıllık malûm tarihimiz bunları sarsmış ise de asla yikamamis. Bunun en büyük nedeni milletimizin,kendi bünyesine yabancı bu ideolojiyi feraseti ile sezerek kendi dünyasının haricinde tutmasıdır. Tabir-i digerle bu ideoloji aileyi bilhassa kadını ele geçiremediği için nesillere nüfuz edememiş. Aslında bir yönü ile bakarsak milletimiz büyük bir keramet göstererek kız çocuklarını bu rejimin okullarından uzak tutarak nesli muhafaza etmiş, gelenek ve örfünü, tarz-ı hayat ve tarz-ı telakkisini yaşatabilmistir.

            Akp ise kurulduğu günden bu yana işte bu zemini nişan alıyor. Bu partinin muhafazakar diye tesmiye edilmesi tarihin en büyük illüzyonlarindan biridir.Artık insanların tahammülü kalmadı. Ve insanlar haykırıyor “Sanane benim evliligimden. Kiminle ne zaman ve nerde evlendigimden. Sanane benim karımla veya kocamla olan sıkıntılarımdan. Niye karisirsin ki evlerimize, yuvalarimiza ve evlatlarimiza? Ve senin bir devlet ve hükümet olarak bizim ve sevdiklerimizin arasında ne işi var?”

            Bu sesi ve ıztırari duayı susturmamak lazım ve rahatsız da olmamak gerekir. Çünkü bu ses çok derinden ve esaslı geliyor. Gerçi ne denilirse denilsin ayaklara mahkûm aklın mizanlari ile kanatlı kalb ve ruha pranga vurulmaz ve vurulamaz.

            Bir diğer husus bu parti kendisini bizden gösterebildigi için kemalizmin nüfuz edemediği yerlere ulaşabilmiş. Dindar kitlenin tabiri caizse dna’sı ile oynamıştır. Bunun için muhafazakar feministlere meselâ Kadem’e bakmak bile yeterlidir veya Sema Hanımın yalnizligina da bakılabilir. Bunlar bizi şuraya götürür ve götürüyor ” Elinde Kur’an, Göğsünde İman,Geliyor Nurlu Süleyman” Tarih ibret alana en güzel derstir vesselam.

            Bir diğer nokta ise şudur, peki çözüm nedir diye soruyorsunuz. Aynı soruyu ben de size soruyorum. Peki sizin çözümünüz nedir. Hayatımdaki bütün oylarimi bu partiye oy verdim. Işte en son yapılacak düzenleme ortada. Ben bir sınıf öğretmeni olarak bu saatten sonra ogrencime yanasmaktan dahi korkarım, değil artık sevmek veya şefkat etmek. Demekki bu partiye oy vermekte bir şeyi değiştirmiyor. 17 yıl oldu ya hu, bu toplumu getirdiği noktaya bakarmisiniz Allah aşkına. Hem bu saatten sonra bu insanlara oy vermek bu vebale de ortak olmaktır zannımca.

            Acizane kanaatlerimdir…Allah en doğrusunu bilir!!!

            Selamlar…

          • Yahya diyor ki:

            Bu kadar güzel izah edilir… Allah sizden, anne/babanızdan ve sizi yetiştirenlerden razı olsun.

            Kandiliniz ve Cumanız mübarek olsun.

            Selam ve dua ile…

            (dualarınızı bekleriz inşaAllah)

          • osman diyor ki:

            bana bildiğin yoldan devam et derken başımızdakilere imanla akıllarını başlarına alsalar diyebilseydiniz keşke..gövdenin içindeki kurduda görseydiniz ayrıca bu dini mübini islam ne senin ne benim nede papatyaların dinidir nede bizden gözükenlerinDİR.. bu din ALLAHIN DİNİDİR ALLAH UMULMADIK İNSANLARADA HİZMET ETTİRİP DİNİNİ KORUR…EĞER AHLAKTAKİ MANEVİYATTAKİ EROZYONU GÖREMİYOSANIZ DEMEKKİ SENİNLE AYNI ÜLKEDE YAŞAMIYORUZ…RUS UÇAĞI DÜŞÜRÜLDÜĞÜNDE TURİZME ZARAR GELMESİN DİYE GELEN UÇAKLARA 5000 DOLAR HALEN ÖDEYEN DEVLET…MASONİKLER TARAFINDAN PASPAS EDİLEN AİLEYE NE TEDBİRLER ALDI BİR SÖYLE…2002 DE 40 BİN OLAN BOŞANMA ORANLARI 160 BİNİ GEÇTİ…İMF YE BORCU BİTİRDİK AFERİMDE TÜRKİYE NÜFUSU ÜÇ KAT ARTMADIKİ BOŞANMALARI BU KADAR ARTSIN..ZAVALLI TAİFE NİSA ÖZELLİKLE AZDIRILARAK YAPILIYOR….AK PARTİMİZİN İKTİRAINDA 1.5 MİLYON BOŞANMA NE DEMEK BİLİYORMUSUN..3 MİLYON İNSAN DEMEK ÇOCUKLARI KATARSAN 4 MİLYONU GEÇER..TEKRAR EVLEN BAKALIM KADINA KOLAY…AİLE MAHKEMELERİ TARAFINDAN İLİĞİNE KADAR SOYULAN ERKEĞİN İKİNCİ EVLİLİĞİ DOLANDIRICILARIN EKMEK KAPISI..BİZZAT YAŞADIM…FUHUŞ YAPMA 100 LİRA BİR EVLİLİK EN AZ 50 BİN LİRA…ADAM İKİ AY EVLİ KALMIŞ 32 YILDIR NAFAKA ÖDÜYOR…KÖRMÜ ADALET VE KALKINMA PARTİMİZ BU İŞLERE…ZORMU EKONOMİK YATIRIMLAR YAPARKEN TOPLUMU GÜZELLEŞTİRMEK… SENİN EVE ŞU ANDA YANGIN OLMAYABİLİR AHA YEMİNLE SÖYLÜYORUM KOMŞUNDAKİ YANGIN BUĞÜN OLMAZSSA YARIN SIÇRAR OZAMANDA BANA HAK VERİRSİN…

          • Adamın biri diyor ki:

            Bana cevap veren sayın abilerim

            Ben sizin samimiyetinize kesinlikle inanıyorum endişe etmeyin. Ortada olan olumsuzlukları görmezden geldiğimi de söylemedim. Lütfen ben burada particilik yapıyormuşum gibi muamele etmeyin, demek istediğim şu; vatandaş olarak bir oy hakkımız var onu da bize en az zarar verecek partiye vermek gerekiyor, bu siyasilerden bir menfaat beklemek anlamında da değil illa, ama sonuçta bir seçim oluyor, daha kötü bir iktidar gelmeyeceğini garanti edebilir misiniz, oy vermemek de bir seçimdir değil mi, peki daha kötü bir iktidar gelirse bu vebal olur mu? İşin bu tarafıni da düşünüyorum ben şahsen,

            Dediğiniz gibi bu dinin sahibi Allah’tır zaten o yönden bir ümitsizliğim yok elhamdülillah ama ben milletimizin ferasetine de güveniyorum ve emin olun sizin gibi görüşleri olan kişileri de dikkate alıyorum hatta çoğunda mutabikiz, daha önce de dedim, bakın Sema hanımin son yazısına, Cumhurbaşkanı ni seviyeli bir şekilde uyarıyor, yani bu iktidardan yana umudu olanlar var hala, ama bu demek değil ki ölümüne bu iktidar desteklenecek. Zararı faydasını geçerse işler değişir ve öyle olmayacağının da garantisi yok ben şu anki düşüncelerimi söylüyorum sadece

            Biri gider diğeri gelir, önemli olan halkımızın düşünceleri, aslında esas sıkıntı da bu değil mi, siyasilerden öte vatandaşlar maalesef aile ve kadın la ilgili kanunlara yeni yeni uyanmaya başladı ( buna ben de dahilim tabiki ) bu siteye bile yeterince teveccüh yok maalesef.

            Son olarak kerameti siyasilerden beklemiyorum zaten ben de, toplum yukardan aşağıya değil aşağıdan yukarıya şekillenir, zaten bizi ayakta tutan da halkımızın bu gücü, o yüzden bugün akparti yarın karaparti önemli olan toplumumuzdur.

          • Cihad diyor ki:

            Yahya bey geç dönüyorum lütfen kusura bakmayınız.

            Bütün güzellikler Rabbimindir, bizler ayine olmuşsak ancak O’na hamdediriz. Elhamdulillahi Rabbil-alemin..

            Benim gibi asabi bir adamın kahrını çekmiş sevdiklerime yaptığınız duaya can-ı gönülden amin diyorum. Allah razı olsun.

            Kandil akşamı dualarıma sizi dahil ettim. Siz de bu fakire dua ediniz inşaallah

            Allah yar ve yardımcınız olsun..AMİN

          • Yahya diyor ki:

            Cihad bey, estağfurullah ne demek…

            Sizi sizden daha iyi bilemeyiz ancak buradan “asabi bir adam” olarak görmüyoruz sizi :)

            Bu site vasıtasıyla hasbihâl etmiş olduğum herkese dua etmeye çalışıyorum. Size de tekrar teşekkür eder, Allah’a emanet ederim.

            Selam ve dua ile…

  7. Abdullah Hasan diyor ki:

    Üçbeş FEMİNİSTE kaldı meydan, bunun sebebide yine biziz kusura bakmayın , bazı meseleri gözümüzde büyütüp, bazı merhaleleri kat etmek için bazı şeyleri mübah görme düşüncemizden bu bazı şeylerin büyüyüp büyüyüp toplumun yarası , başımızın belası olacağını akletmedik halen daha da akletmeyenler var. Toplum da adalet olmadıktan sonra, toplum kendini oluşituran dişnamiklerini sahip çıkamadıktan sonra o toplum da huzurmu olur, refahmı olur, güven mi olur, o toplum toplum mu olur. Bunca nifak, acı, zulüm bizi halen akıllandırmayacakmı? Topyekün tövbe edip yaptığımız hatalardan dönüp, eksiklerimizi gidermeli, yaralarımızı sarmalıyız, hem tedidüvelle savaşıyoruz diyeceğiz hem içimizde kendi kendimize mağduriyetler ve yaralar oluşturacağız. Ben ce BÜYÜK RESİM olsa olsa bu olur, sağlıklı( hak hukuk açısından) bir toplum olmadıktan sonra resimin büyüğü ne yazar küçüğü ne yazar. Allahım daha da utandırma bizleri.

  8. Abdullah Hasan diyor ki:

    18 Yasş altı çocuklar erken evlenmesin diyenler gerçekten her bakımdan mesnetsiz; 15 yaşın da evlenebilir denilse ne olacak sanki, istemeyenler isterse 30 yaşın da evlendirsin, sen çocuğunu 15 yaşın da evlendireceksin mecburiyetimi var? tabii onun öyle derdi yok,, nasıl olsa ona göre zina yolu açık, karışan yok, kınayan yok, ceza yok, sosyal baskı yok, mağduriyet yok, engel yok. Madem öyle o zaman GEBELİK TESTİ ve DOĞUM KONTROL HAPI VEYA MALZEMELER sadece doktor reçetesiyle veya kayıtlı sistemle alınıp satılsın, ve her doktor veya eczaneci de 18 yaş altı alanları da İHBAR ŞARTI getirilsin.

  9. Abdullah Hasan diyor ki:

    tespitlerin hepsi doğru ve uygulanabilir. ”Biz nefsimize çok zulmettik” ayeti kerime mealinde belirtildiği gibi biz kendimize ne ettik böyle inanın anlayamıyorum. İnsan utancından ne yapacağına bilemiyor. misafir rumuzlu arkadaşın dediği gibi; birşeyler yapmalı, eşi hapiste olup ta ihtiyaç durumdakilerin en azın dan acil ihtiyaçları giderilmesi hususun da veya böyle imkanlar varsa hesap numarası veya dernek gibi bilelimki yardım etme veya yardım yönlendirme si gibi bişeyler olabilir.

  10. recep haksever diyor ki:

    Cinsellikte kadınlar kandırılıyor ise neden tüm eşya satışları kadına yönelik iken cinsel içerikli siteler erkeğe yönelik.

    Cinsellik ile kandırılan her zaman erkektir. Kadınların beni kandırdı lafı kesinlikle yalandır kandıran kendisidir.

    Mal satışında kandırılan kadındır.

  11. recep haksever diyor ki:

    yazının son kısmında tecavüzden bahsetmişsiniz. Yahu sorun tecavüz ise 18 den sonra tecavüz olmuyor mu?

    Tecavüzcü kimliğine bakıp 18 den yüksek ise tecavüzden vaz mı geçiyor?
    18 yaş üstü olunca korkmuyor da 18 altı olunca mı korkuyor?

    Esasında 18 yaş altı kişi madem bilinci yerinde değil daha az korkar.

  12. recep haksever diyor ki:

    18 yaş altı kızların gerizekalı sayılması işlerine geliyor.

    Her zaman erkekler bizi aldattı kandırdı diyen bayanlar vekil olmaya gelince yönetici olmaya gelince hiç biz aldatılırız kandırılırız demiyorlar.

    Evlilik vaadi ile kandıran erkeğin binlerce katı evlenerek kandıran kadın var.
    Evliliği ticarethane yaptılar. Beyanları esas Bayan esaslı kanun diyorum ben onlara.

  13. recep haksever diyor ki:

    Bir gerçeği daha yazayım. Tüm cinsel ilişkilerde kadınlar diyor ki beni kandırdı!!!
    kandırılmak akıl baştan çıkarsa yapılır. Cinsellik deyince esas aklı başından alınan erkektir. Yani isteyerek yapılan birlikteliklerde esas kandırılan erkektir.

  14. recep haksever diyor ki:

    Sema hanım 18 yaş altı erkek ve kız bir arada olunca kıza bilerek ceza vermiyorlar ikisi de ceza alırsa şikayet eden olmaz.
    O nedenle tıpkı 6284 yasasında olduğu gibi kadını şikayet etsin diye serbest bırakıyorlar

  15. nacar diyor ki:

    Öncelikle ümmetin problemlerini dert edindğiniz için Allah Razı olsun.
    Aşağıda paylaşacağım olay gerçekten bu gün ümmetin ne durumda olduğunu ve nelerin yapılması gerektiğini en güzel şekilde ifade ediyor:

    Bir çığlık.. “Va Mu’tasımah!!!”

    Tarihçi el-Kelkeşendi “Measiru’l-İnaka Fi-Mealimi’l-Hilafe” adlı eserinde Abbasi Halifesi Mu’tasım Billah’ın Amuriye üzerine fetih düzenlemesine, Rumların elinde esir düşmüş bir Müslüman kadının “Va Mu’tasımah! haykırışının sebep olduğunu anlatır. Günümüzde de işgal altındaki Müslüman halkların ortak haykırışına dönüşmüş olan bu çığlığa neden olan hadise şu şekilde gelişmiştir:

    Bugün Afyon/Emirdağ dolaylarında bulunan, eski adıyla Amuriye şehrinin Rum valisi, yağmaladığı civar Müslüman kasabalarından birisinden çıkarken birçok esir almıştır. Bu esirler içinde bulunan bir Müslüman kadın Rum valisinin kendisine eziyet ve hakaretleri karşısında “Va Mu’tasımah/Mu’tasım neredesin?!!” diye haykırmıştır. Bunun üzerine vali -dalga geçercesine-kadına: “Tabi, Mu’tasım beyaz atlı ordularıyla şimdi gelir ve seni kurtarır” der. Bu haber Hilafet sarayına ulaşır ulaşmaz Mu’tasım Billah tam da Rum valisinin alaycı dille ifade ettiği gibi beyaz atlı 4.000 kişilik süvari birliğinin öncülük ettiği devasa bir ordu hazırlar.

    Rum valisine bir mektup gönderen Abbasi Halifesi bu mektubunda aynen şöyle der: “Müminlerin Emiri Mu’tasım Billah’dan Rumların köpeğine! Esir aldığın bacımı derhal serbest bırakmazsan sana öyle bir ordu hazırlıyorum ki, bir ucu burada (Bağdat) öteki ucu da orada (Amuriye) olacak.”

    Ve Mu’tasım bir tek kadının “Va Mu’tasımah!” haykırışı üzerine dediğini yapar, devasa bir orduyla Amuriye üzerine yürür ve bu büyük Rum şehrini zapt eder. Kendisine haykırışta bulunan kadını kurtarır ve ona “Ey mümine hanım! Emin ol ki, çağrını işitir işitmez bir an bile beklemeden hemen yola koyuldum” der. (Bu, Müslüman bir yöneticinin teb’asının haklarını koruyamadığından dolayı Allah’a vereceği hesabın korkusuyla söylenmiş bir tür helallik talebini içeren bir sözdür. Zira Allah Rasulü (s.a.v.) “Allah kime bir yöneticilik verir de o halkını aldatır halde ölürse Allah ona cenneti haram kılar” buyurmuştur.)

    İbni Haldun ve İbni Esir ise hadiseyi şöyle anlatılır: “O kadının haykırışı Hilafet sarayına ulaştığında Mu’tasım Billah tahtında kurulmuş oturuyordu. Kadının bu haykırışı kulağında yankılanır yankılanmaz: “Yetiştim! Geldim! Askerler! Askerler!” diyerek yerinden fırlayan Abbasi Halifesi derhal ordunun teçhiz edilmesi emrini verdi.

    İbnü’l-Imad el-Hanbeli “Şezirat’üz-Zeheb Fi Ahbarin Min Zeheb” adlı kitabında konuyla ilgili şu ilaveleri yapmaktadır: “O kadının haykırışı Hilafet sarayına ulaştığında Mu’tasım Billah çok sevdiği bir içeceği yudumluyordu. “Va Mu’tasımah!” diyerek bir kadının kendisinden imdat dilediği haberini alır almaz elindeki kaseyi hizmetkara verdi ve “O kadını esaretten kurtarmadan, o Rum valisini öldürmeden bana yeme içme yok” dedi. Mu’tasım Billah Amuriye’u fethedince şehre girerken şöyle haykırır: “Yetiştim, yetiştim!”. Şehri zapt eden Mu’tasım Billah Amuriye valisini öldürür, kendisine haykıran kadının elinin bağlarını çözer, onu tutsaklıktan kurtarır ve hizmetkara şunu söyler: “Şimdi içeceğimi getirin”. Mu’tasım Billah içeceği içerken “İşte bunun tadına şimdi doyum olmaz” der. Abdurrahim Şen, Timeturk. alıntıdır.

  16. Kamil Ali Aşkın diyor ki:

    Yine mükemmel bir yazı, tebrik ederim.
    Ancak, yazınızın başlığını, Erken Evliliğe Karşı Olan Hükümet Erken Evlilik Dışı Cinsel Birlikteliğe de Karşı mı?
    Şeklinde atmanız tavsiye olunur, takdirlerinize.

  17. Misafir diyor ki:

    ÇAĞIN YUSUFLARINA:

    Cinsel tercihlerini
    “Ben Allah’tan korkarım!” diyerek zinadan yana değil,
    Nikâhtan yana kullanan ÇAĞIN YUSUFLARINA ve onlara destek veren Bünyamin’lere selâm olsun.

    Zinaya düşmediği için Zindana düşen ÇAĞIN YUSUFLARINA ve onların hamilerine yüzbinler selam olsun!

    Çağın Yusuflarına “zina iftirası ve muamelesi” yapanlara da yüzbinleer veyl olsun!
    Allah’ın meşru kıldığı nikahı, zinadan daha yüzkızartıcı gösterenleri Allah’u Teala nasıl biliyorsa öyle yapsın! Amiiiin.

    Allah’ın sonsuz adaleti elbet tecelli edecektir!

    Muhterem Sema Hanım Hocam,
    Yazınızda bahsettiğiniz genelevine düşen kadınlar ve intihar eden kadın kardeşimiz, beni ağır bir depresyona soktu. Kendime tükürdüm. İnsanlığımdan utandım. Vücudumda çıbanlar çıktı!
    Ağlamaktan perişan oldum. Aklıma bir düşünürün şu mealde bir sözü geldi:
    “ Eğer bir yerde bir Müslüman kadın, küffarın eline düşmüşse, o beldede yaşayan bütün erkeklerin cesetleri mundar olmuştur!”

    Sizde münasip görürseniz hemen bir vakıf ya da dernek kuralım. Adını siz nasıl uygun görüyorsanız öyle yapınız. Ben;
    “ … yasanın mağdurları derneği yada vakfı” diye düşündüm. Ama yasal açıdan ne kadar uygundur bilemem.
    Sözüm ona bir baklava kahramanı çıkıp, bu felan yasaya zıttır deyup 15 sene hüküm verebilir ihtimaline binaen sizin tensiplerinize havale ediyorum.

    Yazılarınızdan anladığım kadarıyla size destek veren hukukçu uzmanlar var. Bunlar derneğin yada vakfın hukuki zeminini hazırlasınlar.

    Bu yasa yüzünden, evi yasa boğulmuş kardeşlerimizin kalbine sürur ve sevinç koyalım. Maddi ve manevi yardım toplayalım. Bankalarda hesap numaraları açalım. Bu kardeşlerimiz dernek ya da vakfa başvursunlar. Elimizden geldiği ölçüde maddi ve manevi yardım yapılsın.

    Ayrıca genelevine rehin düşen bu hanımefendilerin diyetlerini ödeyelim. Allah için bunu yapalım. Lütfen bu konuda öncülük ediniz. Klavyem gözyaşlarına boğuldu daha yazamıyorum…

  18. Bir insan.. diyor ki:

    Çok doğru yazdınız gene sema hanım,inşşaAllah bu doğrular ile sizide linç etmezler bu ülkede size ve yazılarınıza ihyiyacımız var….şunuda eklemek istiyorum ki sokaklarda kuytu yerlerde hatta dahada ileri gidip duraklarda hatta metrobüste bile yatak odası vari şekilde uygunsuz sevgililerin yaptığı suç değil ama erken yaşta evlenipte çocuk sahibi olup da mutlu huzurlu olan insanlar suçlu..çok yazık bu ülkede aile kurumu çöküyor gençler evlenmek istemiyor bunların konuşulması gerekiyor bunlarla upraşalım.ve bu dizilerde iğrençlikte sınır tanımıyor dizilerin insanların bilinç sltındaki etkisi oldukça fazla ama bunlar hiç konuşulmuyor…Rabbim herkesin yardımcısı olsun.

  19. rahmi topal diyor ki:

    Mesela Muhammed Fatih Mehmed 21 yaşında İstanbulu fethetmiş. Peki kaç yaşında evlendiğini niye yazmaz kitaplar. Biz takıldık kaldık Ertuğrul Gazi de. Peki Osman Bey in bey olması için Malhun Hatuna ne kadar ihtiyacı olduğunu anlayabildik mi? Çünkü Allah cc. erkeği de kadını da birbirini tamamlaması için yaratmıştır. Erkeğe de kadına da neden karşı cinse karşı müthiş bir alaka vermiş. Ve gençler zamanı geldiğinde evlenmediği için yeni nesiller sağlam doğmuyorlar. Çünkü tarlaya üçüncü kalite tohum atılıyor.

    • Mert diyor ki:

      Bu artan zina ve boşanmaların hesabını ahrette başta cumhurbaşkanı olmak üzere tüm akp li vekiller verecektir. Dikkat ettinizmi artık en az 3 çocuk yapın lafını kullanmıyor c.reis. oda farkında kimse evlenmiyor evlenende boşanıyor. Zina su gibi heryerde her yaşta seerbes. Malesef yaptığınız kanunlar ve politika Allah ın kanunlarına savaş açmış. Yatacak yeriniz yok. Bende suçluyum çünkü size oy verdim malesef …

  20. Mehmet emin diyor ki:

    Allah razı olsun, ne muazzam tespitler..

  21. rahmi topal diyor ki:

    Sevgili Sema Hanım, eğer Demirel bana bir şapka hediye etmiş olsaydı, onu çıkarıp bir daha asla takmamak üzere kenara bırakacaktım. Saygılar

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku