Hadis-i Şerif Düşmanlığı

05 Eylül 2016Dünden Bugüne, Güzel Dinim24 Yorum »

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır.

Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında misyonerler göndermiş ve bu kişiler İslamı içerden yıkmaya çalışmışlar, din konusunda insanların zihnine şüphe tohumları ekmeye uğraşmışlardır.

Bunun içinde en çok kullandıkları metot Kur’an-ı Kerim ile Peygamber efendimizin sözleri birbiri ile çelişiyormuş gibi bir fitne yayıp Kur’an-ı ve Allah’ın Resulünü birbirinden ayırmaya çalışmak olmuştur. Zira Müslümanları birlik halinde tutan şey sünneti seniyye çizgisidir.

Ortadoğu’daki İslam ülkelerinin çoğunluğu hadis-i şerifleri göz ardı eden ve sadece Kur’an-ı Kerimden kafalarına göre hüküm çıkaran ülkelerdir ve kendi aralarında ortak bir dilleri ve birbirlerine bağlılıkları yoktur.

Peygamberden uzaklaşan ülkeler, Allah’tan uzaklaşıp Batı ülkelerine yakınlaşmışlardır. Üzerlerinde oynanan oyunlar pek çoğunda etkili olmuştur. Türkiye’nin üzerinde oynanan bu kadar oyunlara rağmen bu güne kadar sağlam durması ise hadisi şeriflere değer verilmesi ve İslamın sünnet-i seniyye çizgisinde yaşanması sayesindedir.

Din fitnecileri son dönemlerde yine hadis-i şerif düşmanlığı ile atağa geçtiler. “Kur’an Müslümanlığı” “Vahiy bize yeter” gibi Peygamberi devre dışı bırakan sloganlarla halkı zehirlemeye çalışıyorlar. Peygamber Efendimiz ve hadisi- şerifler hakkında zihinlere şüphe tohumları ekiyorlar.

Halkın anlamakta zorlanacağı hadisleri kötü niyetleri ile yorumlayıp bütün hadisler hakkında şüphe uyandırmaya çalışıyorlar.

Bu hoca kılıklı hadis düşmanlarına karşı uyanık olmak lazım. O kişilere “hoca” değil, “hoca kılıklı” demek lazım. Zira “hoca” sıfatı kıymetlidir, değerlidir.

Bunların uyguladıkları metotların farkında olmalıyız.

Bunların bir kısmı açıkça Peygamber Efendimize saygısızlık eden, hadis-i şerifleri hiç kabul etmeyen, Peygamber Efendimize “Muhammed” diye hitap eden hürmetsiz, saygısız, terbiyesiz kişiler. Allah’ın ve meleklerin salavat ettiği Peygambere onlar sadece ismi ile hitap ediyorlar.

Bunların sapkın oldukları belli olduğu için onların peşine ancak dini iyi bilmeyenler düşüyor. Bu hoca kılıklılar beş vakit namazı üçe indirdiler, kadınlara adetli, abdestsiz, başörtüsüz, istediğin şekilde namaz kılabilirsiniz gibi fetvalar verdiler.

İkinci grup hoca kılıklılar ise daha tehlikeli olanlar. Bu sinsi hoca kılıklılar sanki Peygamber Efendimizi seviyorlarmış gibi davranıyorlar, bazı hadis-i şerifleri kabul ediyorlarmış gibi duruyorlar, hatta işlerine gelirse kendi fikirlerini desteklemek için hadis-i şeriflerden örnekler gösteriyorlar fakat buldukları her fırsatta hadis-i şeriflerle ilgili zihinlere güvenilmez olduğu ile ilgili fitne tohumları ekiyorlar.

Hadislerin bir kısmına polemik türü rivayetler diyerek rivayetle ilgili şüphelere sebep oluyorlar, bir kısmına Peygamberin kızgınlık anında söylediği sözler gibi uydurma sebeplerle peygamberin sıradan bir insandan farklı olmadığını ve sözlerinin önemsiz hatta insanları yanıltıcı olduğunu zihinlere aşılıyorlar.

Benim gözümde hadis-i şerifleri reddenler ile Fetö ve grubu arasında bir fark yoktur. Birinin tankla tüfekle yapmaya çalıştığını diğeri şüphe tohumları ekerek yapıyor. Biri devlete sızıyor diğeri zihinlere. Devlete sızanlar bir şekilde temizlenir de zihinlere sızanları temizlemek zordur.

Âyetlerden kafalarına göre hüküm çıkararak kendiler dışındakileri, büyük İslam alimlerini bile şirk ehli ilan ettiler. Onlara göre sünneti seniyyeye göre yaşayan müslümanlar; sahabenin, evliyanın kabrini ziyaret edenler, ölmüş sevdiğine Yasin okuyan halk da şirk ehli. Onlara göre Yunus Emre, Hz.Mevlana gibi tasavvuf büyüklerinin hepsi şirk ehli bir tek kendiler Allah yolunda.

Hadis düşmanlarına göre Kur’an-ı Kerimi okuyan herkes başka bir kaynağa ihtiyaç duymadan her âyeti anlayabilir ve hüküm çıkarabilir. Tabii ki herkesin anlayacağı çok açık âyetler var fakat müteşabih âyetler var ayrıca her âyeti yeterli ilmi olmayan herkes anlayamaz anlamak için gayret göstermesi, en azından iniş sebeplerini okuması, Peygamber efendimizin hayatındaki yansımalarını bilmesi lazım.

Peygambersiz Kur’an yeter demek  “Doktor olmak için tıp fakültesine gitmeye hocalardan ders olmaya gerek yok, al bir tıp kitabı oku doktor olursun” demekten daha farklı bir şey değil. Biri bunu dese adama deli derler fakat birileri çıkıp peygambere ihtiyaç yok, Kur’an-ı oku, anladığın doğrudur diyorlar da onlara inananlar çıkabiliyor.

Kur’an-ı Kerîme, Allah Resulü’nun sözleri ve yaşantısı ile baktığımızda ancak doğru anlayabiliriz. Allah Resulü Kur’an-ı Kerimin indirildiği 23 yıl boyunca âyetler indikçe onları tefsir etmiş, açıklamıştır. En doğru anlamlar Allah Resulü”nün açıklamalarıdır.

Allah Rasulü”nün günlük hayatı da herhangi biri gibi değildi. Davranışları, sözleri hep bir hikmete binaendi. Allah’u Tealâ “Sana kitabı ve hikmeti verdik” buyuruyor. O hikmetten faydalanmak için sünnet-i seniyeye uygun davranmaya elimizden geldiği kadar dikkat etmemiz gerekiyor.

“Andolsun ki Allah’n rızasını ve âhiret gününün saadetini umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın Resûlü’nde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır.”  (Ahzap suresi 21. âyet-i kerîme)

Kur’an-ı Kerimde  “Allah’a ve Rasulüne itaat edin” diye başlayan pek çok âyet var. “Ben Peygambere karşı değilim sadece hadislerin güvenilir olduğuna inanmıyorum” diyen ya cahildir, hadis ilmini hiç okumamıştır ya da haindir, güvenilir olduğunu bildiği halde şüpheli olduğunu iddia eder.

Hadisler güvenilmez  ise o zaman yukarıdaki Peygamberi örnek alın âyetinin hükmü kalkmış mı oluyor. Haşa Allah’u Tealâ hadislerin bozulacağını bilememiş mi de bizden Peygamberi örnek almamızı mı istiyor. Rabbimiz bizden Peygamberimizi örnek almamızı istiyorsa bu hadis-i şeriflere güvenebileceğimizin de delilidir zaten.

“O gün o (her inkârcı) zalim, ellerini ısırıp: “Keşke ben, peygamberle beraber kurtuluş yolunu tutsaydım.” diyecek.” (Furkan suresi 27. âyet-i kerîme)

Eğer Kur’an-ı Kerimden kendi kafamıza göre anlam çıkarırsak insan sayısı kadar farklı hükümler çıkabilir ve anne-evlat başka dinden gibi olurlar. Fetöcular da IŞİD de Kur’an-ı Kerimden kafalarına göre anlam çıkarıyorlar. Aynı dinden insanlar birbirine düşman oluyorlar.

Hadisleri reddettiğinde siyer ilmini de reddetmiş olursun, zira peygamberin sözlerinin yalan yanlış aktarıldığına inanıyorsan hayatı ile ilgili bilgilere de güvenemezsin. Bu durumda hakkında hiçbir şey bilmediğin bir Peygamber kalır ortada. Onunla olan bağların da kesilir.

Hadisleri reddettiğinde fıkıh ilmini de reddetmiş olursun. Zira fıkıh bilgisinin kaynağı Peygamber Efendimizdir. Mesela Kur’an-ı Kerim de namaz emri vardı fakat nasıl kılınacağı tarif edilmez, biz detayları Peygamber Efendimizin hayatında buluruz. Hadisi şeriflere güvenemeyeceksek namazı da kafamıza göre mi kılacağız.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de neden defalarca “Allah’a ve Resulüne itaat edin” diye emrediyor. Sadece Allah’a itaat edin demiyor? Resule niye özellikle dikkat çekiyor? Resul dinin hayata geçmiş halini gösterir bize.

Hadisleri reddettiğinde din adına elinde okuyacak bir kitabın olur; fakat yaşayacak bir dinin olmaz.

Not: Konu ile ilgili yazılar:

Peygamber Efendimize İtaati Emreden Âyetler

 

Hadis-i Şerifler Başımızın Tacıdır

Sema Maraşlı  www.cocukaile.net

 

 

Okunma Sayısı : 33.403

Yorum yapın

“Hadis-i Şerif Düşmanlığı” için 24 Yorum

  1. Gurbet dedi ki:

    Güzel bir çalışma

  2. Ayşe dedi ki:

    Sema hanım Allah u teala kaleminize kuvvet versin .
    Tebrikler.

  3. adem dedi ki:

    hadişi şeriflere dil uzatan larda maalesef şu zamanda Türkiyede mevcut zeminde fetöye hakaretler ederek suret-i haktan görünüp güya hadislerle zayıflamış ve bozulmuş islamiyeti temizlemeye çalışıyorlar. mevcut hükümetten gibi görünüp rabia işaretleriyle demokrasi nöbetleriyle vatandaşa kendilerini sevdirmek istiyorlar. hükümetimiz inşallah bu fitnecilere karşı uyanık olur. ve bu çıbanı çok büyütmez büyümesine de müsaade etmez. zira bu hadi düşmanlarının elinde bugün iktidar olsa fetönün servetinin yarısı ellerinde olsa tüm hak tarikat ve hak cemaatleri tekfirci diye hapise atar. zaten vatandaşların çoğunu yanlış islamiyete inanıyor diye tekfir ediyorlar.

    • Feyza dedi ki:

      Yaziniza katiliyorum, son derece haklisiniz, ben de bu sekilde dusunuyorum.

      • adem dedi ki:

        demek ki yalnız değiliz. yakın çevremizdeki insanlarla muhabbet ederken bu tehlikeli hadis düşmanlığı konularında insanlarımızı bilinçlendirmeliyiz. çünkü halkımız gerçekten bu konularda cahil. çok çabuk kanıyorlar. onlara sorsanız kimse onları kandıramaz ama kanıyorlar. içten içe şüphe duyuyorlar.

    • .:. dedi ki:

      Güzel bir tespit yapmışsınız.

      Bunu hadisler olarak kısıtlamayın. Bu tespitiniz anck bildikleriniz ve karşılaştıklarınızla sınırlıdır. Paradikmanız sizi yanıltabilir.

      Bu bilgilerinizi ülkemizde son zamanlarda yaşadığımız ve ortaya çıkan olaylarla bir bütün olarak düşünün, hatta neler olabileceğini tahminlerinizi zorlayarak düşünün.

      Sizin bu yaptığınızı Diğer kardeşlerimiz de yaşadıkları olaylarla ilgili olarak yapmalıdır ve bunu seslendirmelidir veya sizin yaptığınız gibi yazmalıdır.

      Yani, hadislerle ilgili olanlar, Ayetlerle ilgili olanlar, Aile ile ilgili olanlar, Eğitim, sağlık, çalışma, emeklilik sistemleri, sınav sistemleri, asker, polis, sosyal medya, patates fiyatlarının bir dönem yükselmesi, altın fiyatları, petrol, döviz, hatta arabaların sigorta fiyatları. hukuk yaslar, uluslararası anlaşmalar v.s….. Aklınıza ne gelirse.

      “”fetönün servetinin yarısı””

      fetö diye isimlendirilen ve ortaya çıkartılan yapı sadece büyük projenin içinde bir proje veya daha alt projedir. Bunu sakın unutmayalım.

      O paranın çoğui Amerikada dır. Saddamın, Kaddafinin, Afganistan dakilerin v.s. eğer darbe olsa idi ülkemizdekilerin (fetönün kiler de aslında ülkemizindir.) burada sn. çevre bakanının 12 milyar lık tapu kurtardık dediğine bakmayın. Aldatmacadır. Onlar zaten bu milletin malıdır. Bir kısmı da bizim.( Bizim derken ailemizin. işte bu yüzden kızıyorum iktidarlara ve yönetenlere, hatta beddua bile ediyorum yapanlara zaman zaman)

      Benzerleri başka ülkelerde de var. AB ülkesi olması farketmiyor.

      Bu başlık ve içindeki linklerde geçtiğimiz yıllarda anlatmaya çalışmıştım.

      http://www.cocukaile.net/manevi-darbe-1-aileye-darbe/#comment-138215

      Burada da; yurd dışında tespit ettiklerim ve ülkemde de gözlemlediklerim.
      (kimseye sesimi duyuramadım, seslendiklerimiz hep fetöcü , öcü, bücü çıktılar.) “”Baş mimar olan Fethullah Gülen ağabeyimiz diyenler çıktılar….”” onları nasıl da geçip sn. Cumhurbaşkanımıza ulaşabilecektik ki, halen ulaşılmazdır. Devlet ulaşılmaz. Aslında bu kişilerin hepsine çok fena kızıyorum. Burada yazdıklarımdan öte başka meselelerimizde var devasa, söyleyeceklerim de var ama yeri değil. Hiç birisinin karşımıza çıkacak cesareti yoktur (aile meselesidir). Buna idari kurum sorumluları, belediye başkanları, kaymakamlar, Valiler, Bakanlar, Hatta eski ve yeni sayın başbakanlar ve sayın Cumhurbaşkanımız dahil.

      http://www.cocukaile.net/ayse-askere-git-ali-sofra-kur/#comment-111417

      Bir başka başık ta burada, tespit ettiğim ve detayları çok fazla. Bizimkileri hep uyuttular, uyum yasaları ve hibelerle. En fazla hibelerle; zannettiler ki o paralar beleş kullanacak harcayacak. Elin adamı size yedirir mi o paraları köylü kurnazları, hepsi sazan gibi oltaya geldi. Yurd dışına bu konularda eğitime gelenleri görüyorduk, Hatta kimisilerine tercümanlık da yapıyorduk.

      Etki alanları, (tespit ettiklerim ana başlıklar)

      – Aile,
      – Sağlık,
      – Eğitim,
      – Çalışma,
      – Güvenlik,
      – Ekonomi,
      – Hukuk,

      http://www.cocukaile.net/evlenmeler-artti-bosanmalar-azaldi/#comment-74728

      Çok daha kötü durumlara ülkemiz hazırlıklı olmalıdır. Yönetenler, en yakınları ve Kendilerinden kuşkulanır duruma gelecekler. Kuşku çok kötü birşeydir. insanı yer bitirir.

      Yurd dışında ve ülkemizde tespit ettiklerim sadece bir kısmıdır.

      Burada biraz daha kapsamlı olarak anlatmıştım.

      http://www.cocukaile.net/siddeti-artiran-kanun/#comment-72078

      Ancak yöntem tamamı ile geneli ve her yeni ayrı bir konuyu kapsar.

      Hedef Türkiye dir. Başka yerlerde başka ülkeler.

      buralarda kullandıkları ergüman sadece, din değildir, sadece devlete sızma da değildir. Yüzlerce çeşit yöntem vardır. Top yekün saldırı. bunların hepsini tespit etmek çok zordur.

      ANCAK GEREKTİĞİNDE ÇÖZÜM İÇİN ÖNLEM ALMAK KOLAYDIR.

      AMA ÇOK GÜÇLÜ İRADE LAZIMDIR.

      ASLINDA ŞUAN BUNU YAPMAK ÇOK KOLAYDIR ve
      ANAHTAR KİŞİ SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZDIR.

      NASIL YAPILACAĞI KONUSUNDA DA KESİN ÇÖZÜMÜM DE VARDIR. (bunu anlatabilirim, bu bir öneridir ve çözüm için iyi bir öneridir.)
      BAŞKA İHTİMALLER DE OLABİLİR.

      Eski sayfalarda ne yapılması gerektiğini geçtiğimiz yıllar da yazdım.

      Aslında herkesin bildiği ve olması gerekendir.

      *HER ALANDA AÇIK, NET, ŞEFFAF, KOLAY, BASİT SYSTEM LER ve ADALET*

  4. ... dedi ki:

    Peygamber Efendimizin sözleri ve fiilleri olmadan anlaşılmadan Kuran-ı Kerim’i nasıl anlayabiliriz? İslam dinini doğru anlamamız ve yaşamamız için sadece Kuran-ı Kerim’i okumak yeterli olsaydı Peygamber Efendimiz ( s.a.v) veda hutbesinde 2 şeyi Kuran-ı Kerim’i ve sünnetini bize bırakmazdı. İnsanların okuduğu ayetlerden kendilerince bir yorum çıkarması da başka bir gerçek.

    Bu noktada Peygamber Efendimiz’in yaşamında nasıl bir yol izlediğini bilmek gerekiyor. Kuran-ı Kerim nazil olurken vahiyler gelmeye devam ederken bazı sahabeler vefat etmiştir bazısı Kuran-ı Kerim’i hatim edememiş yada hafız olamamıştır ama Peygamber Efendimiz’i örnek alarak İslam dinine girmiş müslümanca yaşamışlardır. Bugünkü proje kasıtlı yada kasıtsız Peygambersiz bir din anlayışını zihinlere yerleştirmek.

    Tahrif olan İncil belli başlı 4 çeşide ayrıldı bununla beraber Hz.İsa’nın olmadığı kilise ve papaz yapısı ortaya çıktı. Çok şükür Kuran-ı Kerim’in bozulması mümkün değil Allah’ın koruması altında ama zihnimizdeki Peygamber algısıyla oynayabilirler üstelik bunu da din adamları ilahiyatçılar eliyle yapabilirler. Kaldı ki din adamı ve ilahiyatçı kavramları da bize sonradan geldi. Her ilahiyat fakültesi bitiren profesör olan kişi alim değildir. Darbenin 1 numaralı ismi ilahiyatta öğretim görevlisiydi.Bence ilahiyat fakültelerinin de analiz edilmeye ihtiyacı var. Elmalı tefsirinin üzerine yazılmış bir tefsir henüz yok. Bu noktada ilahiyat,diyanet,cemaatler,tarikatler,alimler kimleri otorite kabul edeceğiz.

    Zayıf olan yada sonradan uydurulmuş hadisi şerifler vardır.Bunu inkar edemeyiz çünkü Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra sahte peygamberler fitneler ortaya çıkmıştır. Biz sahih hadisi şeriflerle yolumuza devam edelim. İhsan S.Sırma hocanın güzel bir söyleşisi vardı. Bir öğrencisi zayıf hadislerle ilgili çalışma yapmak istediğini söyler. Hoca da oğlum kaç yıl yaşayacaksın git sahih hadislerle uğraş der.

    Vahhabilik,Şia,Abd’deki Nation of Islam hareketi vs. incelendiğinde adı İslamla anılan ama uygulamalarıyla Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygun olmayan durumlar mevcut. Kesinlikle tekfir eden bir dille değil gerçek sünnet ve İslam unsurları doğru dille anlatılmalı.

  5. Ecevit Tunç dedi ki:

    Sayın yazar vb ehli Sünnetler
    Siz peygamberi Allah a karşı getirenlersiniz. Yok canım demeyin örnekleri yazıyorum
    1- Allah ın öğrettiği abdesti yetersiz buldurup ilaveler yaptınız adına sünnet dediniz
    2- altın ipek Allah unutmuş deyip peygamber e haram ettirdiği
    3- Allah sana mucize vermememizin sebebi …. diyor siz Ay’ı iye buldurup sağa sola indirttiniz hadislerle
    Daha yazılır ama önce bunları iyi düşünmeli
    Ayetlerle yetinmeyeceksiniz ya bir de bunu okuyun Casio 6.Ayeri
    selam Allah yolundakilere

    • ahmet dedi ki:

      Asrisaadetten beri gelen ehli sünnet alimleri 6 a sri aşkın 3 kıtaya hükmeden Osmanlı ecdadımız yanlış yapmısda şimdiki alır zaman zindik sözde alimlerinin doğruyu bilivermis aklımızı başımıza alın huzurda peygamberimizin yüzüne bakamayacak Siniz
      M

  6. Uğur dedi ki:

    Bu tartışmada her iki tarafın meselesi hadis ilmini yeterince bilmemek. Herkesin hadis âlimi olmasına gerek yok. Ama işin temelleri bilinse ve de büyük âlim sayılan kişilerin ortalama kavrayış seviyesi biraz daha yüksek olsa işler çözülür. (Eskiden dahi seviyesindeki yüksek kavrayış sahiplerinin çoğu İslam âlimi olurdu, şimdiyse mühendis veya işletmeci oluyor.) Kur’an’a ve onu yorumlamaya ağırlık veren günümüz hocaları hadisleri zayıf ve uydurma saymakta aşırı giderken, diğer taraftakiler de eski hadis âlimlerinin uydurma veya zayıf olarak damgaladıkları, yani hadis ilmine göre kabul edilemez olan hadisleri dinin temeli gibi sunuyor. (Evet, her hadisi, hatta rivayet edilen hadislerin çoğunu doğru saymak bir defa hadis ilminin kendisine aykırıdır.)

    • Abdullah hasan dedi ki:

      Uğur isimli(veya rumuzlu ) arkadaiş Zayıf hadis kesinlikle amel edilemez değildir, hadis dersi okumadınız iseniz hüküm içeren sözlerden kaçınmanız gerekir. Zaten yazının içeriği konunun da Müslümanlar arasında çok yer edinmesi de bu yüzden, ilim yok, edep yok.

      • Uğur dedi ki:

        Âlimlerin bazılarına göre zayıf hadislerle ancak “faziletler”e dair meselelerde amel edilir. Diğer âlimlere göreyse hiçbir zayıf hadise göre asla amel edilemez. Kaldı ki bugün hadisi savunduğunu iddia edenler pek çok zaman mevzu hadisleri savunuyorlar (ve bazen sonradan bunu itiraf edip özür de diliyorlar) ki bu hiçbir şekilde savunulamaz.

    • Uğur dedi ki:

      Parantez içindeki şu hükmün sebebini sorarsanız, “Eskiden dahi seviyesindeki yüksek kavrayış sahiplerinin çoğu İslam âlimi olurdu, şimdiyse mühendis veya işletmeci oluyor”, ben bunu biliyorum, çünkü bu tam da benim alanım. Ben Osmanlı düşünce ve ilim tarihi üzerine yoğunlaşan bir mübtedi tarihçiyim.

      Şimdiye kadarki tarihçiliğim bana şunu kesinkes gösterdi ki Osmanlı devrinin başlıca İslam alimleri, o zamanın en büyük dahileri, yüz binde birlik zekaya sahip olanlarıydı. Şimdiyse bu kadar büyük dahiler ya mühendis veya işletmeci olup zengin olurlar ya da en iyi ihtimalle fizikçi, kimyacı veya tabib olurlar.

      Ve hayır, sanıldığının aksine sözel ve sayısal zeka birbirinden bağımsız değildir. Belli istisnalar haricinde, sözel zekası yüksek olanın sayısal zekası da yüksek olur, bu ikisi birbirine paraleldir. İstisnalar vardır, ama bunların da belli sebebleri vardır. Mesela burada akla Einstein gelebilir. Einstein’ın sözel becerisi biraz düşüktü ve halbuki sayısal anlamda dahiydi. Ancak bunun sebebi Einstein’ın küçükken geçirdiği disleksi yani okuyamama hastalığı olmalıdır. Disleksiye yakalanmasının sebebi de bugün dikkat eksikliği hiperaktivite denen ve yüzde 80 genetik sebebli olan beyin problemiydi muhtemelen. Ayrıca yine dikkat eksikliği hiperaktivite sebebiyle hafızası da pek güçlü değildi.

      İlave not: Düşünebilirsiniz ki Einstein’ın bir de bu zihin rahatsızlıkları olmasaymış, kim bilir ne biçim bir dahi olacakmış. Hayır, o zaman daha büyük bir dahi olamazdı, sıradan bir dahi olurdu. Çünkü çığır açıcı büyük deha için zeka ve zihin kabiliyeti yetmez, üstüne bir de çıkıntı, cins ve dışlanmış olmak gerekir ki kişi insanları umursamayı bıraksın da kendi içine kapanıp çığır açıcı yeni fikirler bulabilsin. Çıkıntı, cins ve dışlanmış olmayı başaranlar da çoğu zaman dikkati eksik hiperaktif insanlardır, zira bunlar sosyal beceri ve hafıza eksiklikleri sebebiyle çoğu defa alaya alınıp insanlarca hor görülür ve dışlanırlar. Bu sayededir ki zavallılar, kendilerini dışlayan insanlığa büyük hizmet edebilirler.

  7. Hüseyin dedi ki:

    Almanya’da Katolik bir arkadaşım var O da bana bizim bazı hadislerden sordu Mesela sizin Peygamberinizin kanını içenleri direk cennete gidiyor sizin Peygamberimizin pisliği mis kokuyor buna benzer birçok şey burada yazmama gerek yok tıkandım kaldım adama ne diyeceğimi şaşırdım Siz bunlara bir şey söyleyin

    • .:. dedi ki:

      Bizim sizin anlattığımız şekilde hadislerimiz YOK de.

      • Uğur dedi ki:

        Sayın .:., Hüseyin beyin bahsettiği türden rivayetler maalesef hem de fıkıh kitablarında bile var; ama Şiiler ve art niyetli bazı Batılılar başka hadis yokmuş gibi binlerce rivayet arasından bunları seçip önümüze getiriyor. Hâlbuki Şiilerin kendi hadis kitablarında, hele Batılıların hem Hıristiyan hem de ateist kitablarında çok daha şok edici şeyler var, ama biz oturup onların kusurlarını araştırmadığımız için bunları onlara gösteremiyoruz. Bunun yerine güya Kur’an’a öncelik verenler ve güya hadise öncelik verenler olarak birbirimizin kusurlarını tespite çalışıyoruz!

        Hatta Peygamberimizin kanını değil bevlini içmeye dair bir rivayet var ve yaygın olarak zikrediliyor. Şimdi burada bunu alıntılamak istemiyorum. O hadisin rivayeti o kadar güçlü değil sanıyorum, ama birçok kişi doğru kabul edip fıkıh hükümleri çıkarıyor. Diğer taraftan deve bevlini tedavi için içmeye dair hadis sahih olabilir. Çünkü birincisi, hatırladığım kadarıyla senedi güçlü ve ikincisi, deve bevli, aşırıya kaçılıp mikrop kapılmamak şartıyla gerçekten bazı ağrılara fayda verebilirmiş, eski Arablar onu bu amaçla yaygın olarak kullanırmış. Yine de emin değilim. Hadisin sıhhatinden emin gibiyim, ama hadisin maksadını biraz daha deşmek gerekebilir.

        • Feyza dedi ki:

          Aleyhissatu vesselem Efendimiz’in bevlini ve kanini icme olayi yasanmis birer istisnadir, oncelikle bunu belirtelim. Efendimiz asv.in hacamat kanini icen Abdullah b. Zubeyr ra. bu fiili gerceklestirdigi zaman yalnizca bir “cocuk” tu ve bunu sadece Efendimuz asv a duydugu siddetli sevgiden dolayi bir sevgi gostergesi olarak yaptigi yine bu rivayetlerin izahatinda gecer. Resulullah Efendimiz asv o kani gommesini emrederken bir cocuk masumiyetiyle bu jani icmistir ve hata ettigini bildigi icin Efendimiz asv’den gizlemeye dahi calismistir. Yani bu bir emir veya suregelen tekerruren devam eden bir durum degil yalnizca bir “istisnadir.” Diger kan icme olayi ise Uhud harbinde sakagindan yaralanan Efendimiz asv.in tenine saplanan zirhi cikarmak icin yanlislikla yutulmus bir kandir. Bilerek icme veya bunun enredilmesi asla sozkonusu degil. Hatta cahiliyyr devrinde kan icmeyi adet edinen bir topluluktan bahsediyoruz ki Islamiyet kani haram kilmistir. Bu gibi rivayetler sahabinin bizim dahi anlayamayacagimiz muhabbet ve askindan ileri gelen istisnai durumlar olmasina ragmen dinimizi, Aleyhissalatu vesselam Efendimizi ve Sahabe-i kiram’i bu sekilde tahkir eden zihniyet emin olun bunu bilincli yapiyor ve cimbizla sectikleri hadis-i serifler uzerinden tum hadis kulliyatini itibarsizlastirmaya , mukaddesatimiza hurmetsizlik edilmesine zemin hazirlamaya calisiyorlar. Dinimizde bevl ve kan icmenin haram oldugu,hatta degil bevli icmenin, kiyafetine sicramasinin dahi kabir azabina sebep olduguna dair hadis-i serifler dururken bilincli yapilan bu yonlendirmelere kulak asmayalim ve bu vakialarin arka planini guzelce okuyup idrak edip, soranlara gerekli cevaplari mantik ve deliller isiginda vermek icin gayretli okumalar yapalim. Bevl icme olayi da yine buna benzer istisnai bir durum fajat sanki butun sahabi bu fiili uygulamis ya da bu sanki haşa fikhi bir kaideymis gibi lanse edilmesi artniyetli insanlarin hadis takintilarindan ileri gelmektedir. Biz aski, muhabbet yalnizca karsi cinse hamledilen duygulardan ibaret gordugumuz ve kararmis kalplerimiz hakiki askin ne demek oldugunu bilmedikleri icin sahabinin o coskusunu, askini, muhabbetini anlamamiz mumkun gozukmuyor. Aski bilmiyoruz, tatmadik fakat saygi duymayi biliyor olmaliyiz, keske en azindan bu kadarini becerebilseydik.

  8. Cüneyt Çolak dedi ki:

    Muhteşem Bir Yazı . Kaleminize ve Yüreğinize Sağlık . Bu Akşam Hadis Dersimiz Var. Bu Yazıyı Okuyacağım inşaALLAH …
    #SLOGANIMIZ ; “Her_Dâim_EhLi_Sünnet_Vel_Cemaat_Üzere_Olmalıyız …”Hayırlı Günler Cümleten …

  9. ismet badem dedi ki:

    Allah razı olsun, ehl-i sünnetin sesi yükselmeli meydan bu taharetsizlere kalmasın, Allah seslerini kıssın… Amin

  10. Ceyhun Daloğlu dedi ki:

    Hadisleri red edenler o hadisleri rivayet eden ravileride red ederler.
    Ne acayip bir durumdurki Kur’an müslümanıyım diyenlerin elindeki Kur’an ı da o raviler bize kadar ulaştırmıştır.
    Tehlikenin farkındamısınız??
    Sıradaki propagandaları; Kur’an da çelişki var, bu ayet sonradan eklenmiş bu ayet kaldırılmalı vs vs
    Nitekim bu cenahtan bazıları tevbe suresi son iki ayeti ve hızır kıssasını anlatan ayetleri red ediyor ve artık bu zamanda bu ayetlerin kaldırılmasını savunuyor.Alıştıra alıştıra Kur’an ı da pasivize etmeye çalışıyorlar.Allah a kafa tutanın kafası kopsun.

    • Cüneyt Çolak dedi ki:

      Selefî Zihniyetlilerin Hâli Şuna Benziyor :
      iki Adam Yolda Yürüyor . Biri Kuyuya Düşüyor ve Diğerinden Yardım istiyor . Yukarıda_ki Aşağıdakine Kâfir oldun diyor. Çünkü ; Allah_tan değil_de kuldan yardım istedi Diye. Allah_u Teala Hidayet Versin …
      Ayaklarımızı Dîn_i Mübin_i iSLAM_DA SABiT KILSIN …

  11. Feyza dedi ki:

    Not: Yazim hatalarim icin cumleten ozur diliyorum. Her seferinde bu kez kontrol edip gonderecegim diyorum ama hep sonradan aklima geliyor 🙂 Telefondan yazinca da harfler birbirine karisiyor bundan sonra daha dikkatli olacagim insaallah 🙂 Herkese hayirli gunler.

  12. Feyza dedi ki:

    Cok guzel bir konu ve yazi Sema ablacim. Bu konuyu gundeme getirdiginiz icin tesekkur ederim. Hadis dusmanligi yapan kesimin icinden cikan bayanlar zaten ekseriyetle feminizme yakin dusunceler icindeki tesetturlu Musluman kadinlari temsil ediyorlar. Bircok hadis-i serifi reddettikleri gibi kadinlarla ilgili Efendimiz aleykihhassalatu vesselamin sozlerini de reddediyorlar ve ortaya boluk porcuk yarim bir din anlayisi cikiyor. O yuzden biz cocuklarimiza en once en onemli olarak Ehl-i Sunnet itikadini cok iyi ogretiyoruz/ogretmek zorundayiz. Cunku evlilik hayatina dahi aksedecek tansimalari olan en muhim konu itikadimizin duzgun olusu. Diyanet bu konuda kesin bir mintika temizligine tabi tutulmali. Ama bu zamana kadar o gayreti malesef kendilerinde gormedik. Umariz bundan sonra gerekli hassasisyeti gosterirler ve insanlar dinini dogru ogrenir, din simsarlarina ihtiyac duymazlar. Feto’den sonra bu sapkin itikada sahip kesimin devlet eliyle kadrolasmasindan biraz korkuyorum. Insaallah devletimiz ikinci bir Feto yanilgisina dusmez ve emaneti ehline verme konusunda yeterince titiz davranirlar. Konuyu cok guzel ozetlemissiniz ablacim, Allah razi olsun. Allahu Teala sizin gibi durust ve dik duruslu yazarlarimizin sayisini artirsin.

  13. Canİhsan DÖNMEZ dedi ki:

    doğru yazı.tebrikler sema hanım

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirlerini kırıp geçiriyorlar. " ( İmam Gazali)

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku