Hayalet Erkekler

01 Şubat 2013Gonca Anıl65 Yorum »

“Kadının asli görevi anneliktir. Kadın zorunluluk yoksa çalışmasın, evine dönsün, kadınlığını yapsın, aileler aile olsun.” …

“Kadın üretkendir, evde oturmasını beklemek çağdışıdır. Kadın ne pahasına olursa olsun çalışmalıdır.”…

Son günlerde kadının çalışması çok tartışılan bir konu… Bir türlü anlayamadığım nokta şu; bu sorgulama sürecinde erkeklerin dokunulmazlığı nedendir? Her ortamda, her durumda kadınların çalışması konusuna odaklanmışken sözü ne zaman erkeklere getireceğiz? Kadının birinci görevi annelik ve kadınlık… Peki, erkeğin birinci görevi nedir? Erkeğin de asıl görevi doğasına uygun sorumluluklar ve babalık değil midir? Kadınların güvenemediği erkekler yüzünden kendilerini dışarıya attıkları bir toplumda erkeklerden hiç bahsedilmeyişin nedeni nedir?

“Eve ekmek getiriyorum.” cümlesinin arkasına sığınıp, bunun ötesinde yapacağı ve yapmayacağı her şey için kendini haklı gören bir erkeğin, görevini yerine getirdiği söylenebilir mi? “Akşama kadar yoruluyorum zaten, kafam şişti.” deyip, baba özlemi çeken çocuklarını eşine doğru ittiren, televizyonun karşısında haberdi, maçtı saatlerini geçiren bir adam, faturaları ödüyor diye aile reisi olma vazifesini yaptığını iddia edebilir mi?

Baba olmadan, kadının annelik yapmasının çok zor olduğunu söylüyor uzmanlar. Günümüzde babalar nerede? İşte mi? O zaman, işten gelince nerede peki? Baba gün boyunca yok, akşamları da varlığının kimseye hayrı yok iken; bu hayalet babalarla o yuvada yetişen çocuklardan kime ne hayır gelir? Yıllar sonra büyüyüp de evlendiklerinde hayalet babalarından öğrendikleri güvensizlikleri, sevgisizlikleri eşlerinden görmemek adına çırpınan ve bir kez daha güvenleri sarsılan kadınları kim suçlayabilir? Güvenemediği eşleri yüzünden ellerinde maddi güvence tutabilmek adına bir arayış içinde kadınlar. Erkekler bu hazin tablonun farkında mı acaba? Aile kavramı insanın kendini en güvende ve huzur içinde hissedeceği yer olması gerekirken neden eşinden gizli banka hesabı açtıran kadınlar var?

Ben üç yıl önce iki diplomaya sahip bir şekilde işten ayrılma kararı aldım. Bir bankamatik kartımın olamayacağı pahasına da olsa… Çalışmadığım bu süreçte eşim her aldığımı başıma kaksaydı, her adımımın hesabını yapsaydı ben bu kararımda huzurlu olabilecek miydim? Eve geldiğinde bana emreden, zulmeden bir eşim olsaydı, evde yemek yapmaktan keyif duyabilecek miydim?

Kadınların sabahın en erken saatlerinde yollara düşüp, gece vakti evde olmalarından, nefes nefese halleriyle bir de evde koşturmalarından yana değilim, yüreğim sızlıyor. Çünkü kendim yaşadım… Kadının fıtratında evinden böylesine uzakta olmak yok. Hele hele koklamaya kıyamadığı yavrusunu birilerine emanet edip, içinde derin bir sızıyla, gözlerinde yaşlarla iş yerinin yolunu tutmaya bence hiçbir kadın hevesli değil. Ama ya işi bırakıp evde olsa, eşi akşam geldiğinde ona sanki evin hizmetçisiymiş gibi davranıp, yapamadığının hesabını sorsa, yaptığına burun kıvırsa… “Sen evde yatarken, ben dirsek çürüttüm.” deyip, ayaklarını uzatıp uyuklayana kadar televizyon seyretse… “Ben o parayı nasıl kazanıyorum, sen biliyor musun?” deyip, beğenerek aldığı bir bluzun on saat lafını etse… Söyler misiniz bu kadın neden evde olmak istesin?

İş dünyasının zorlayıcı etkilerini en derin şekilde yaşamış biri olarak, evliliğimin ilk iki yılını yaşanmamış sayıyorum ben. İşin ağırlığından, mesai saatinin uzunluğundan ziyade yaşadığım ruhsal sıkıntılar… Ruhuma ters giden, beni yoran pek çok şey… Böylesine bir çalışma hayatı kadınlık fıtratıma tersti, bu yük fazla ağırdı… O uzun ve stresli yılların sonunda onulması zor yaralarım var şimdi: Savunmacı, sabırsız, güvensiz tavırlarım var… Modern hayatı ve kadının ne pahasına olursa olsun çalışmasını dayatan toplumun şimdi bana ne faydası var? Kim öder benim stres dolu geçen, yitip giden yıllarımın bedelini? Cüzdanım dolarken, ruhumdaki güzellikleri boşaltan günlerin telafisini şimdi kim yapabilir?

Kadın modern hayatın bütün pırıltılarından, prestijinden sıyrılıp akşam evine geldiğinde kendisiyle ve ailesiyle baş başa… Kariyer, iltifatlar, dışarıda giydiği şık çizmeler, pahalı takıların ışıltısı ve işin güzel yanları dışarıda kalıyor. Kapıyı kapattığı anda işin bütün olumsuz yanlarıyla birlikte ev, yemek, iş, çocuk, eş… Kadının kadınlık ve annelik yapmaya vakti yok, gücü yok. Hep yoğun, hep yorgun…

Bunca yoğunluğa ve yorgunluğa, yüzüne bakmaya katlanamadığı nice kişilerden gördüğü saldırgan davranışlara, hakaretlere göz yummak pahasına da olsa kadını çalışmaya iten, erkeğin ona sahip çıkmaması ve güvensiz tavırları değil midir? Belki de bu kabullenemediği öfkenin sonucu dış dünyada mutluluk arayışıyla, çalışan kadın iş hayatında sosyalleşme umudunda; çalışmayanlar ise sanal ortamlarda arkadaşlıklar peşinde. Çünkü erkekten değer göremiyor ve kimseye güvenemiyor kadın.

Kadının fıtratında değer görmek var, fark edilmek… Evini tek başına geçindiren bir kadının, her türlü durumun üstesinden gelip, çalışmak zorunda kalması anlaşılabilir. Ya maddi durumu yeterli olanlar? Evinde fark oluşturmayan  ve fark edilmeyen kadın paraya ihtiyacı olmasa da kendini dışarıya atıyor. Kendini değerli hissedebilmek için, değer görebilmek ve mutlu olabilmek için çalışmak istiyor. Sanki her şey dışarıda üretilmeliymiş gibi, çalışmayan kadınlar çağdışıymış, beceriksizmiş gibi. Bir yol konulmuş önümüze, özgürlük, çağdaşlık diye, yitip giden kadının fıtratıyla birlikte sağlığı ve mutluluğu oluyor. Her gün sosyal bir ortamda bulunmanın verdiği etkiyle yeni harcamalar ve sonrasında daha çok kazanma zorunluluğu doğuruyor kendine kadın. Tüketim toplumunun kurbanı olarak daha iyi giyinmek, daha iyi yaşamak uğruna evinden daha da uzaklaşıyor. Böyle olunca kadın geç saatlere kadar dışarıda, erkek de keza öyle. Peki, aile nerede?

Evler akşamları yemek, içmek, uyumak gibi temel ihtiyaçların karşılandığı bir otel haline geliyor, çocuklarda aile aidiyeti ve güven duygusu gelişemiyor. Bu da pek çok şeyin eksikliğini ortaya çıkarıyor. Sorunlu ailelerden sorunlu erkekler çıkıyor; bunlar geleceğin aynı tahammülsüz, ilgisiz babalarına dönüşüyor. Baba desteği olmayınca evde anneliği annesinden görmeyen kızlar, geleceğin anneliği hissedemeyen kadınları haline geliyor. Hayalet baba, mutsuz anne, mutsuz çocuklar, mutsuz nesiller… Bu nesillerden oluşan yeniden mutsuz aileler, mutsuz çocuklar… Aileleri bu çıkmaza sokan şey; modern hayatın tüketimi artırıcı etkisinden daha öte erkeğin bu süreçte kadını hayat içerisinde yalnız ve savunmasız bırakması.

Günümüz annelerinin mutsuzluğunun ilacı, çöken ailelerin şifası uzakta değil, kendi kültürümüzün derinindeki baba rolünde saklı: Emanetin hakkını vermek…

“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız…” diyen bir Peygamberin (s.a.v.) dinine inanan erkeklerin üzerine eş ve baba gömleği giymeden önce kendine sorması gereken şu değil midir?

“Yarın bu yavruları ve aileyi bana emanet eden Yaratıcı ‘Emanetlerime ne yaptın?’ dediğinde ben ne cevap vereceğim?”

 

 

Okunma Sayısı : 7.297

Hamzayürekli için yorum yapın

“Hayalet Erkekler” için 65 Yorum

  1. Hamzayürekli diyor ki:

    Çok büyük bir vahamet, çok büyük bir gaflet Allah korususun. Bu düşünceyle çalışmak isteyen kadında zaten benlik( kişilik demiyorum) şeytani vasıf oluşmuş demektir. Yazarımız maşşallah ı var; Ben üç yıl önce iki diplomaya sahip bir şekilde işten ayrılma kararı aldım. Bir bankamatik kartımın olamayacağı pahasına da olsa…
    Kadının yuvanın kurucusu olmak, çoluk çocuğun yanında olmak istemesi, çalışması zor diye çalışmak istememek veya erkeğin para yönünden kadını tatmin etmesi olmamalı.
    Kadın BEN RABBİM EMRETMİŞ ŞEYTANIN AVANESİ OLMAYACAĞIM DİYE çalışmayı reddederse Kulluğu yapmış olur ve sevap kazanır.
    Bankamatik kartına çalışan bir kadına zaten kadınlar çalışsınmı çalışmasınmı sözlerini peygamber söylese dinlemeye meyili olmaz.
    Yuvada huzurun bozulmasına sevinecek olan şeytandır ve avenesidir. Erkeğe kızarak erkeğe bağlı olmamak kastıyla çalışmak şeytanın tamda yapmak istediğidir.
    Misal verelim. Kocasından dayak yiyen kadın kendine dövüyormu? Ben adamdan( kadınların tabiriyle) dayak yedim ben bunu hak etmiyorum, kaldıramıyorum ( doğrudur kadına dayak atılmaz) deyipte kendine hiç bir şekilde dayak atan oluyormu. BU ŞEKİLDE YAPMAK DOĞRUDUR DİYENİMİZ VARMI İÇİMİZDE. erkek Tarafından kötü davranıldığı için kadının çalışmak istemesi, şeytanın insanı kandırıp CEHENNEM İÇİN ARKADAŞ TOPLAMA isteğine BÜYÜK BİR HÜRMETLE ŞEYTANIN İSTEĞİNİ BAŞ TACI ETMESİ DEĞİLDE nedir peki?
    HİÇ KİMSE ( KADIN) KENDİNE DEĞER VERİLMEDİĞİ İÇİN ÇALIŞIYORUM YALANINI NE KENDİNE NEDE BAŞKASINA SÖYLEMESİN.
    iSTERSENİZ SÖYLEYİN. Nasıl olsa (feministlik dahil) herkesin hangi fiili ne niyetle işlediğini Kadiri Mutlak Rabbim çok iyi biliyor.
    ERKEĞE KIZIPTA ÇALIŞIYORUM DİYEN KADINLARA SEVDA RUMUZLU arkadaşın söyledikleri yeter. ( nasibliyse tabi)
    Sevda diyor ki:
    02 Şubat 2013, 10:46
    Ağzınıza sağlık. Çok güzel anlatmışsınız. Benim çalışan bir annenin evladı olarak büyüdüm. Okuldan eve gelince buz gibi yemeksiz darmadağınık ev bulup ağladığımı bilirim. Anneme en çok ihtiyaç duyduğum zamanlarda yanımda yoktu. Herşeyimi arkadaşımla paylaştım. Şimdi annemle aramda inanılmaz bir mesafe soğukluk var. Eğer ihtiyacınız yoksa lütfen çocuklarınızın annesiz büyümesine izin vermeyin

  2. h.irem diyor ki:

    yazıları okudukça kendimi buluyorum kendimle konuşuyorum.. ama Allah a hamdolsun ki gözümüz kalbimiz açılıyor. eşim de bende muhasebeciyiz.. ikimiz de hem okuduk hemde çalıştık ama eşim işlerinin yoğunluğu nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı şimdi ben Allah a şükür stajımı yapıyorum az kaldı denebiir bitmesine.. ama ne bitiş o kadar yalvarıyorum ki inşallah çektiğim sıkıntılara değer diye. lütfen dua edin hepimiz için herkes için insanlık için, insanlığımızı unutmamak için, saygı için..

  3. hasret diyor ki:

    yazı aslında meselenin bir başka tarafını yani çalışan kadının çalışma sebeplerinden bir kaçını dile getirmiş..şahsen ben kadının gerkmedikçe çalışmasına olumlu bakmayan bir bayan olarak yazının düşünmeye sevk ettiğini düşünüyorum..

    Çok doğru tesbitler yapmış gonca hanım…bu gün bu hale gelmenin tek sebebi çalışan kadınlar değildir…çalışan kadın tercih eden ,ilgisisz olan,kızını okuttuğu halde ondan çalışarak emeğinin karşılığını almak isteyen babalar, karısını çocukları önünde mahçup eden! ezen ve bu yüzden annelerin kızlarına olumsuz yönde telkinlerde bulunmasını sağlayan bazı erkelerde vardır..

    .”bak kızım halimi görüyorsun sende benim gibi olma oku çalış kocana muhtaç olma ” diyen kaç anne bunu eşinden razı iken söyleme gereği duymuştur sizce? kaç güvenlir ,mutlu ailede geleceğe kaygılı bakmasını sağlayan bu cümleler söylenir…

    yazar hanım çok güzel ifade etmiş kadın psikolojisini güzel ifade etmiş..ilgisiz ,değer görmeyen,sevildiğini his etmeyen bir kadın çok tehliikelidir..bu boşluğu bir şekilde doldurmak ister kimi çalışarak mevki yada daha önce bir yorumda okuduğum “altın yumurtlayan tavuk el üstünde tutulur” tabiri gibi parası için ..kimi başka kötü yollara saparak bu boşluğu doldurmaya çalışır…

    Bu arada Kadınlar eleştirilince güzel oluyor da
    ..erkekler eleştirilince femist oluyor kadınlar :) … Daha önce evlilik okulunda yazdığımız yorumlar daki gibi..erkeklerin hiç eleştiriye tahammülü yok galiba :) ..konuya kadın /erkekten ziyade hatalarımıza bakmalıyız ve kabullenmeliyiz..gocunacak,tepki verecek bir yazı değil bence…

    • ihsan diyor ki:

      sosyoloji uzmanı değilim, bu yüzden zikredilen gerekçelerin önem sırası hakkında fikir beyan edecek yeterliliğim yok. ancak kadınların çalışma hayatına atılmalarında erkeklerin bilinçli ya da bilinç dışı tutumlarının da rol aldığını iddia etmek eleştirilebilecek bir yorum değil bence. fıtratını kaybeden sadece kadın mı? kendisini düzeltecek olan yalnızca o mu sorularına gerçekçi cevaplar arayabilirsek görürüz ki toplum olarak eksenimiz kaymış. bunun ilk sebebi şuymuş, yok yok o ilk değil son sebep olabilirmiş hayır hayır kadınlar yanlış yoldaymış, erkekler sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi kutuplaştırıcı tartışmalara ne gerek var. kadın veya erkek farketmez rol modellerimiz olması gereken şahsiyetlere ne derece yakınız? sapma noktamız tamda burda bence. evlenmeden önce çalışmayan, evinin hanımı olacak, elinden geldiğince dinini yaşamaya gayret eden bir hanım hayal ederdim.

      malum hiçbirimiz mükemmel değiliz, az çok istediğim kriterlere uygun bir hanım nasip etti rabbim. sonra da 2 kız ihsan etti. henüz yaşları çok küçük ama onlarla ilgili gelecek hayalleri kurmaya çalışırken çalışmasınlar, evlerinin hanımları olsunlar diyebilmek o kadar da kolay değil. islami bir alayışta kızlar ev geçimiyle sorumlu değil. baba, amca, ağabey hiç biri olmazsa devlet kadını madur etmeyecek şekilde tedbir almakla yükümlü. günümüz koşullarında bunların hangisi tam anlamıyla işliyor sizce? gelinen en son noktada sosyal güvenlik kurumu kız yada erkek ayırmadan 25 yaşından sonra babalarının sigortasından yararlandırmıyor, ölüm halinde aylık bağlamıyor. eşitlik sözünü borozanlaştıranların gözü aydın. bir de kadını emanet bilen bir anlayışa sahip kimseyle evlendirebilme imkanı zora girmişse nasıl olacak da kızlar eve diyeceğiz bilemiyorum. söylenecek çok şey var ama o yeterlilik bende yok. dağıttığım için hakkınızı helal edin.

      • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        kardeşim sizin derdiniz endişe-i istikbal diye ifade edilir kısaca…siz iki kızınız için endişeleniyorsunuz ben bunları nasıl eve bağlarım diyorsunuz devleti,sistemi,düzeni eleştiriyorsunuz kendi tarafınızdan bakınca haklı olabilirsiniz..

        ama bir de bizim taraftan bakın bence…siz kendiniz çalışmayan,ev hanımı,dinini yaşayan birini istemişsiniz ve Allah nasip etmiş bulmuşunuz..şimdi kendi kızlarınızıda bu şekilde yetiştirebilirsiniz en azından sizin gibi düşününenlerde sizin kızlarla kısmet olursa ileride evlenirler..burda çok yanlışa düşüyoruz kendisi için çalışmayan ev hanımı isteyenler kendi kızları olunca kızların geleceğinin tehlikesine düşüyorlar çalıştırmaya kalkıyorlar niye kendin için istediğini müslüman kardeşin içinde istemiyorsun prensibine uymuyorlar anlamış değilim…bir tanıdığımda sizin gibiydi o tam tersini söylüyordu ben zor bela buldum bir tane istediğim gibi kızımıda kendi ölçütlerime göre yetiştirecem ki benim gibi isteyenler hemen bulsunlar zorluk çekmesinler.

        islamda babanın görevi kızına iyi bir iş bulma değidir.iyi bir koca bulmadır…çünkü iyi bir koca demek o kızın isikbalinin Allah’ın izniyle tehlikede olmaması demektir..hem zaten koca ölünce kocanın maaşı kadına kalır yok kalmazsa zaten devlet dul maaşı bağlayacak..boşanırsa zaten nafaka alacak..yani olaya birde bu yönleriyle bakalım bence…hemen pes etmeyelim…

        hangi baba kendi kızı için uygun gördüğü bir erkeğe kızını teklif eder? halbuki etmelidir çünkü babanın görevlerinden biri budur kızına harıl harıl iş arayacağına üniversite bakacağına babalar iyi bir koca arasalardı belki sorunların büyük kısmı çözülürdü…asr-ı saadette baktığımızda sahabelerin kendi kızlarını birbirlerine teklif ettiklerini görüyoruz bunda utanılacak bir şey yoktur dindarsa,güvenilirse,sağlamsa uygun bir dille kızıyla görüştürmeli babalar beğendikleri koca adaylarını bence…her neyse çok yanlışlarmız var…vesselam…

        • ihsan diyor ki:

          sözlerinizi salim bir bakış açısıyla değerlendirdiğimde elimizden geleni yapıp gelmeyen için rabbimize tevekkül etmemiz gerektiği gerçeğini ihmal ettiğimizi farkettim. gerçi ben kızlar çalışmalı demedim demem de. sadece içinde bulunduğumuz koşullar dolayısıyla kızların ev hanımlığına yönlendirilmesi noktasında zihnimizde bazı tereddütler oluşuyor. belki nefis ve şeytanın vesveselerine aldanıyoruz. birbirimize dua edelim de sonumuz hayır olsun inşaallah.

  4. selma diyor ki:

    Çok güzel bir yazı. Kadınların bunca çileye rağmen kendilerini neden çalışma hayatlarına attıklarını çok güzel açıklamışsınız. En azından beni anlatmışsınız. Annelerimizin neden kızları çalışsın diye kendilerini parçaladıklarını anlatmışsınız yani bilinçaltlarındaki duyguları…
    Ben de çalıştığım ilk bir yılda öyle çileler çektim ki sanki 10 yıl işkence gördüm. Stajer memurken bana ne çileler çektirdiler iş yerimde. Ve yanımda kimse yoktu. Dağın taşın arasında bir ilçede yapayalnızdım. O günleri hatırlamak bile istemiyorum. Her yerim hasta oldu. İç organlarımı tümörler bastı ve garip bir biçimde o ortamdan kurtulup çıkınca 6 ay içinde tümörlerim kayboldu. Başka hastalıklardan dolayı ölüm derecesine geldim. Doktorlar stresten uzak durmalısın çözümü bu demişlerdi. Neyse sonra Allah yardım etti, tayinim çıktı. Ama biliyor musunuz o bir sene için o kadar pişmanım ki keşke ilk ayımda istifa etseydim. Hiçbir maaş benim o çektiğim çilelere değmezmiş. Kişiliğim bile değişti, patron azarı yiye yiye, tehdit edile edile. Ezik birisi oldum.
    Şimdi okuyanlar şaşırır ne yaşadım diye. Ama aşırı derecede psikolojik savaşın ve bir psikolojik yok edilme politikasının içinde kaldım. Keşke istifa etseydim ilk aydan. Öyle pişmanım ki. Değer miydi o benim bir yılıma, sağlığıma

  5. Semih diyor ki:

    Öncelikle yazılarınız için size müteşekkirim…Bu kadar aile hayatının kültürel dezenformasyona uğradığı ve hepimizin yozlaştığı bir devirde bu yazılarınız kendimizi ve aile hayatımızı sorgulamamız açısından ufuk açıcı yol gösterici çok güzel yazılar…Eleştiri yapmadan önce bazı arkadaşlar bu yozlaşmanın olmaması için neler yapılabilir diye bu konuda onlarda düşünüp eğer bir yol belirleyeceklerse emin olun ki onların sağlıklı düşünmeleri sonucunda ortaya koyacakları yol sizinle aynı olacaktır…teşekkürler…

  6. tahir diyor ki:

    Bu sitede sema hanım ve diğer çok değerli yazarların o kadar güzel yazılarını okuduktan sonra, nefsine hoş gelen, ve dikkatli düşünülürse sürecin tam tersi gibi işlediği bir durumu, siteyi takip eden(Hanımların genellikle en duyarlıları) hanımların nefislerine bahane olarak alması ümidim iyiden iyiye kırdı.

  7. kurtulus diyor ki:

    bu arada özür dilerim yazar hanımefendinin diğer yazıları özellikle de annelik ile ilgili olanlar mükemmeldi, keşke bu yazısını görmeseydim.

  8. kurtulus diyor ki:

    Tepki duyulan konuda haklılık var da tespitler yanlış ve yazının tamamı için anahtar cümle ‘Bir bankamatik kartımın olamayacağı pahasına da olsa…’

  9. TAHA diyor ki:

    SELAMUNALEYKUM,
    COK GUZEL BI KONUYU KALEME ALMISSINIZ,ALLAH RAZI OLSUN
    UFAK BI DUZELTME YAPMAK ISTIYORUM: Evinde fark yaratamayan ve fark edilmeyen kadın…cumlesi.YARATMAK KELIMESINI YANLIS BULUYORUM.CUNKU YARATMAK ALLAH’A MAHSUSTUR.BIZ INSANLAR YARATAMAYIZ…

    • gonca anıl diyor ki:

      Aleykümselam Taha Bey,
      Haşa! Kelimedeki maksat tabii ki o değil, fakat çok haklısınız doğru bir kelime olmamış… Düzelteceğiz inşallah.
      Uyardığınız için çok teşekkür ederim.

      Konu üzerinde düşünen, tartışan, yazan, olumlu ya da olumsuz yorum bildiren herkese teşekkürler. Yazı amacına ulaşmıştır…

      Bir sonraki yazım yorumlara cevap niteliğinde olacak, kısmetse.

      Herkese selam ve saygılarımla..

  10. Başak diyor ki:

    Yazıyı sanki ben yazmışım gibi okudum.Çalışmak bir bayan için çok zor bir şey olduğunu vurgulamış..Ailemizdeki eksik duygusal boşlukları doldurabilmek için bir çok kitap okudum..Ailenin sağlıklı olması için kadın ve erkeğin vazifeli olduğunu gördüm..Ben baba evin direğidir sözüne çok katılıyorum..Ve dişi kuşun da yuva yapabileceğine..Etrafımda öyle modeller var ki okuduğum kitaplar sayesinde eşlerin eksikliklerini hemen farkediyorum..Aile kurumunun baba olmanın ne demek ve nerde durmak olduğu konusunda çoğunluğunun bilgi eksikliği olduğunu düşünüyorum..Tabii ki bu kadınlarda da var..Yazar burada vazifenin büyük payının erkeklere verildiğini bir hadisle desteklemiştir..Çünkü Rabbim peygamberlik vazifesini erkeklere uygun görmüştür..Kadınlara değer vermediğinden değil..Rabbimizin sanatının uygunluğundan olsa gerek..Koruma içgüdüsü olan ve merhameti olan erkek emanete hıyanet etmez..Kadının şefkati kuşatır..Ama ayakta tutmaya yetmez..

  11. Sevda diyor ki:

    Ağzınıza sağlık. Çok güzel anlatmışsınız. Benim çalışan bir annenin evladı olarak büyüdüm. Okuldan eve gelince buz gibi yemeksiz darmadağınık ev bulup ağladığımı bilirim. Anneme en çok ihtiyaç duyduğum zamanlarda yanımda yoktu. Herşeyimi arkadaşımla paylaştım. Şimdi annemle aramda inanılmaz bir mesafe soğukluk var. Eğer ihtiyacınız yoksa lütfen çocuklarınızın annesiz büyümesine izin vermeyin

    • Nevzat diyor ki:

      Keşke ihtiyacı olmayan elindekiyle yetinmesini bilen anneler bu çocukları anlaya bilseler..

  12. fehim diyor ki:

    Sayın beyefendiler,
    Yazıyı savunma refleksi içinde okumanıza hiç gerek yok. Çünkü yazıda eleştirilen erkek cinsi değil, erkek cinsi içinde ailesine babalık yapma dirayeti göstermek için yeterince vakti olmayan bireylerine. Yazıyı bir kere daha okursanız görebileceksiniz ki Gonca Hanım çalışan kadın özeleştirisini yapıyor ve çözüm için bakılması gereken başlanğıç noktasını işaret ediyor. Ben bir aile babası olarak söyleyebilirim ki bir erkek ailedeki baba ve eş rolünü nasıl algılıyor ve uyguluyorsa aile de ona göre şekilleniyor. Gonca Hanım’ın demek istediği bir ailede en etkin birey BABADIR. Yani erkeklere bir saldırı değil onlara verilen payenin büyüklüğü bu yazıya yansımış. Payenin büyüğü erkeğin olunca kadınların değer görme ve sonucunda anneliği asli görev kabul etme sorununun çözümü de BABALIK rolünün doğru anlaşılması ve oynanmasında yatıyor. Son olarak yazıyı savunma mekanizmasını çalıştırarak okuyan kardeşlerim alıntının hadis olduğunu zennediyorlar, ne yazık ki o Peygamberimiz(sav) veda hutbesinin bir parçasıdır. Bütün aileler aile içindeki rollerini ve ehemmiyetlerini iyi anlama ve uygulama aklı ve sabrı diliyorum.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Fehim Bey,

      Demişsiniz ki: “Son olarak yazıyı savunma mekanizmasını çalıştırarak okuyan kardeşlerim alıntının hadis olduğunu zennediyorlar, ne yazık ki o Peygamberimiz(sav) veda hutbesinin bir parçasıdır.”

      Birincisi, bu cümlenizden ayan bir şekilde anlaşılıyor ki Veda Hutbesinin hadis olmadığını sanıyorsunuz, oysa veda hutbesi de hadistir, hadislerle bize gelmiştir, birçok hadisin toplamından ibarettir.

      İkincisi, yazı savunma refleksi içinde yazılmış olmasaydı, bu sitede yazılan feminizm karşıtı yazılardan ve okuyucu yorumlarından sonra erkeklere yönelik bir karşı atak izlenimi vermeseydi, feminizm belasından muzdarib olan erkek yorumcular da alınmazlardı.

      • Selma diyor ki:

        Fehim bey açıklamanız çok yerinde, yazıyı yanlış anlayan arkadaşlar lütfen fehim beyin yorumuna dikkat edin.

  13. kevser diyor ki:

    Ne kadar yazık ki,bir erkeğe sorumluluğunu bir hanım anlatıyor.
    Yönetici sıfatında,idareci sıfatında yaratılan erkekler,kendilerinden daha zayıf yaratılışlı olan kadınları suçluyor……
    Kadınların dırdırı mı sizi bu kadar rahatsız ediyor?ya da neyi?Efendimiz(sav)demiyor mu,”kadınlar zayıf yaratılışlıdır,susarak onları yenin”
    Allah ve Rasulü(sav),zaten herşeyi bildirmiş,ölçü belli.ben çevremde kadınların huysuz olduğu evliliklere bakıyorum,bi şekilde devam ediyor,ama erkek bozuksa o ailenin bozulmadan ayakta durması çok zor.karısını çocuklarını ele güne muhtaç hale getiren bizzat erkeklerin kendisi…
    Kadınlara sürekli doyumsuzlukla itham ediyorsunuzda,eleştiriye hiç gelemiyorsunuz.zaten buradaki hataları,sorumsuz erkek davranışlarını yüreklice itiraf edebilecek erkek çıksaydı şaşacaktım.kusura bakmayın erkeğin sorumluluk alanı bir kadından çok daha fazla!
    Eğer düzgün olduğuna inanan erkekler varsa sorun yok,bu yazıyı üstünüze alınmazsınız.ama her şartta kadınlara topu atmak ne kadar doğru?katıldığı radyo programında “suçlama adresine her zaman ulaşır” demişti Sema Hanım.
    Peki güçlü olan mı daha fazla sorgulanır?zayıf olan mı?ya da alacakları ceza aynı mıdır?kadınlar zayıf yaratılışlıdır,erkekler güçlü.benim ilkokulda arkadaşlarımdan dinlediğim hikayelerde hep,”kötü baba”vardı,kötü anne yoktu.sorumsuz adam isterse kadı kızıyla evli olsun,yine ailesine sahip çıkmıyor..evin reisi babadır değil mi?e peki reis bozuksa,diğerlerinin düzgün kalmasını beklemek komik olmaz mı?erkekler ellerinde mevcut olan,gücü otoriteyi kullanamadılar,bu yüzden bugün pek çok evde kadın başa geçmiş durumda.neden acaba?adaletle hükmedecek adil bir yönetici olmadığı için olabilir mi?bir kadının erkeği suçlamasını anlarım,çünkü güçsüzdür.ama tutupta erkeğin kadını suçlaması bana çok “komik”geliyor.erkeklerin mert yiğit olduğu yerlerde ben hiç sorun kavga görmedim.kadınlar erkekleri yönetiyor diyorsunuzda,bir kadının yaptığı yapacağı bellidir.suçlamaya geldimi kadını öne,ama itaate geldimi de kendini öne alan bir erkek milletimiz var.devekuşuna uç demişler,ben deveyim uçamam demiş,o zaman yük taşı demişler hayır ben yük taşıyamam kuşum demiş.bu da o hesap….
    Kadının sorunlu olması,haksızlığa direnecek kadar güçlü yaratılışta olmamasından ileri gelir.kadının dırdırı seni rahatsız mı etti,”bu onun yaratılışı”dersin geçersin.evli olmadığı halde,evli olan erkeklerden,kadınlar hakkında duyduğu şeylerden yola çıkarak;”heh kadınlar böyledir abi yüz vermeye gelmez,şımarır”gibi değişmeyen bi düşünceye sahip erkekler var.hiç denediniz mi ki acaba konuşuyorsunuz?Allah kadınların fıtratından getirdiği özelliklere karşı savunma mekanizması kullanın demiyor erkeklere,ama maaşallah erkekler kendi kurallarını yazmışlar.kendi nefsi için bir kadına bağıran erkek iflah olmaz.sırf akşam deşarj olmak,işyerindeki moral bozukluğunu unutmak için tuza suya bahane bulan,hanımının yaptığı yemeğe burun kıvıran erkekler var.benim okuduğum islami kaynaklarda,bir kadın “ev işleri yüzünden azarlanamaz”yazıyordu.ama maaşallah soğuk su yok diye,yemek tuzsuz olmuş diye karısıyla dalaşan erkekler var.e kadında da çene denen bişey var dimi?sen kadının çenesini açtır,ondan sonra da ben ne yaptım ki de.bence temel sorun;erkekler kendilerinin mükemmel hatasız olduğuna inanmışlar,bir hanım onların hatasını yüzüne vurduğunda bunu hemen,kadınları öne atarak bastırmaya çalışıyorlar.herkesin hatası olabilir,ne yani bir kusurunuz varsa,karınız yüzünüze söyleyemez mi?kimse hatasız değil.
    itaat edilen taraf bir pürüz çıktığında fatura kesilen taraf olmak zorunda o zaman.
    Gerçek şu ki,bazı erkekler hanımları sinir ediyor.bugün gidin psikiyatri bölümüne erkek hastadan çok kadın hasta vardır,ve bu her zaman böyle olmuştur.kadınlar sinir hastası olmaya daha yatkındır.çenelerini tutamadıkları için mi herşey oluyor sizce?daha geçer bahaneler bulun bence,herşey bu kadar basit değil.kimse kimseyi dırdırı var diye öldürmez.eğer bir kadın size hakaret dolu konuşuyorsa bunu da durduk yere yapmaz,çünkü o da insan.güzele aklı başında olan kimse çirkin demez.benim ilkokulda hikayelerini dinlediğim,sorunlu babası olan veya babası olmayan çocuklar bugün çok farklı kulvardalar,kimisi alkol alıyor,kimisi başıboş yaşıyor,ama dikkat ettim ahlakı zayıf,muzur olsa bile babası sağlam karakterli olan çocuklar hep dik durdu,mutlu oldu.bu kadar babanın öneminden bahsediliyor değil mi?peki bu kadar önem arz eden kişi sorunluysa,ya da sorumluluk almayı bilmiyorsa naapmalı onu deyiverin kadınlara…gördüğüm kadarıyla çözüm üreten yok,sadece alınmış,kadını suçlayan erkekler var

    • Selma diyor ki:

      Erkekler sorumluluklarının farkında olmalı, bir ailede babanın önemi çok fazla. Babası sağlam duran çocuğun kendisi de sağlam oluyor. Zaten dinimizde babanın çocuklarına karşı görevi çok açıkca belirtilmiş. Çocuğu geçindirme görevi de babanındır. Ama ne yazık ki şuanki modern erkekler bu görevlerinin pek farkında değil. Bazıları da yapıyor ama sanki lütfediyormuş gibi davranıyor. Halbuki görevleri bu.

  14. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    gonca hanım yazınızın katıldığım yönleri var katılmadığım yönleri var…öncelikle kadının çalışmasının hem kendi üzerinizdeki menfi etkilerini hemde kadın fıtratını dejenere ettiğini söylediğiniz satırlara zaten dünden katılıyoruz…ayrıca erkeklerin sorumluluklarını yerine getirmeyişlerinede katılıyorum…lakin bu sorumlulukların yerine getirilemeyişinin kadını sosyal hayata ittiği görüşünüz tartışılır…tabi dediğiniz neden üzerinede yani erkeğin sorumluluğunu(baba-eş) olarak yerine getirmemesi nedeniylede kadınlar kendilerini sosyal hayata atmıyorlar değil ama inanın bunun oranı kadının kendi annesi,teyzesinin baskılarıyla,medyanın tv nin,hükümet politikalarnın,fatma şahinin,modernizm ve feminizmin baskılarıyla oran olarak boy ölçüşemeyecek düzeydedir…
    yani bütün daha etki eder nedenler ortadayken sadece erkeğin sorumluluklarını yerine getirmemesi kadını çalışmaya itti demek yanlış olur bütün nedenleri beraberce düşünmek gerek diyorum..

    ayrıca kadınlar artık erkeklere güvenmiyorlar o yüzden çalışıyorlar sosyal hayata giriyorlar değer bulmak istiyorlar diyorsunuz…peki erkekler gerçekten çok mu güveniyorlar bu zamanın kadınlarına diye içimden sormak geliyor? her neyse erkek-kadın bir elmanın bütünüdür elmanın yarısına bir şey olduysa diğer yarısıda bundan nasiplenir kadınlar erkekleştiyse,erkeklerde kadınlaşmaştır bunu kabul ederim…çözüm islami aile düzenindedir..

    • kevser diyor ki:

      bu konuyla ilgili Sayın Dücane Cündioğlunun bir sözü var:”erkekler kadınlaştığı için,kadınlar erkekleşir”diye.sırayı şaşırmayalım lütfen!böyle bir yazısı var,internetten bulup okuyunuz….

  15. gulbeyaz diyor ki:

    sitede okudugum en guzel yazi idi,yildizli pekiyi verdim…

    ibret almak isteyenler icin her cumlesi tek tek tahlil edilmeli…

    yalniz bazi erkek yorumcular,yaziyi anlayamamislar,kendilerince hakli itirazlari olmus,yaziyla ilgili dikkatimi cekenleri soyliyim..

    1.kadinin calismasini mesru gostermek icin degil, kadini calsimaya iten sebeplerin basinda es/koca gorevini yerine getiremeyen erkeklerin varolduguna dikkat cekmek icin yazilmistir. bunu daha detayli anlamak isteyenler “babasiz turkiye(sema marasli)”yazisinda yorumcu kurtulus beyin “eski sovyet erkkegi ve kadini”hakkindaki tesbitlerini lutfen okuyunuz..

    2.onemli cumlelerden bazilari
    “Ama ya işi bırakıp evde olsa, eşi akşam geldiğinde ona sanki evin hizmetçisiymiş gibi davranıp, yapamadığının hesabını sorsa, yaptığına burun kıvırsa… “Sen evde yatarken, ben dirsek çürüttüm.” deyip, ayaklarını uzatıp uyuklayana kadar televizyon seyretse… “Ben o parayı nasıl kazanıyorum, sen biliyor musun?” deyip, beğenerek aldığı bir bluzun on saat lafını etse… Söyler misiniz bu kadın neden evde olmak istesin?” (bir istisna koyalim,kadinin musrif olup aile ekonomisini tehlikeye atmadiktan sonra diyelim)

    ” Belki de bu kabullenemediği öfkenin sonucu dış dünyada mutluluk arayışıyla, çalışan kadın iş hayatında sosyalleşme umudunda; çalışmayanlar ise sanal ortamlarda arkadaşlıklar peşinde. Çünkü erkekten değer göremiyor ve kimseye güvenemiyor kadın.”(ingilterede evliler icin acilan arkadaslik sitesine(aldatma sitesi) gelen kadinlarin ankete birebir verdigi cevap.kasim 2012)

    3.kadini simartip pohpohlarsak kibri oksanir zaten dedigimizden cikar,birde gozunden duseriz sorusu akla gelirse bana dusmez ama bir kadin olarak tuyo veriyim ..

    -haniminizi sevginizi sunun,goklere cikartin amaaa asla size sesini yukseltmesine izin vermeyin..kendiniz icin degil ,kariniz icin bu iyiligi yapin.cunku hicbir kadin istedigi zaman kafasina bagiracagi bir erkekle mutlu olamaz.

    -cocugunuza sevginizi gosterin onu goklere cikarttin amaaa asla size bagirmasina izin vermeyin.bunu cocugunuz icin yapin ,hicbir cocuk istedgi zaman kafasina bagirabilecegi bir ebeveynden saglikli bir hayat ogrenemez.

    not:bu yaziyi kendisi hayalet olmayan erkekler lutfen ustlerine almasin,gereksiz alinganlik yaptirabilir.

  16. gül diyor ki:

    Merhaba,

    Gonca Hanım, elinize sağlık, yine muhteşem bir yazı yazmışsınız. Yorumlardaki farklılıklar kadın-erkek iletişimindeki bozukluğun en güzel göstergesi, gayet açık bir yazıyı onlarca insan onlarca farklı şekillerde anlamış ve yorumlamış. Ben yazıda şahsen erkekler aleyhine insafsız ve yanlı bir eleştiri göremedim. Eleştiride bulunan beyler, keşke siz de mesleye Gonca Hanım’ın %1’i kadar objektif bakabilseniz…

  17. seymen diyor ki:

    Hayalet olan bir erkek eşinin çalışıyor olmasını dert eder mi bunu sorun yapar mı? Cevap lütfen.

  18. Uğur Mustafa diyor ki:

    Ayrıca, sayın Gonca Anıl, iki insan arasındaki anlaşmazlıkta neredeyse hiçbir zaman tek taraf suçlu değildir. Siz ise karı-koca anlaşmazlıklarını öyle yansıtmışsınız ki her zaman erkek suçlu, o hayalinizdeki (daha doğrusu feministlerin ve Müslüman erkek düşmanlarının kötü niyetli propagandasındaki) gaddar ve duyarsız Türk erkeği. Kazandığı parayı karısının başına kakan erkeklere bir sorun bakalım. Şundan eminim ki bunların çoğu size şunu söyleyecekler ki karılarının kendilerinde sürekli kusur bulmasına tepki olarak, bir savunma mekanizması şeklinde bu yola başvurmaktadırlar.

  19. Uğur Mustafa diyor ki:

    Hayalinizde bir kötü erkek tipi yaratıp ona vurmuşsunuz ve aynı esnada bu hayalî erkeği ortalama Türk erkeği diye takdim etmişsiniz. Feminazilerden alışık olduğumuz bir yöntem, ama hiç dürüst bir yöntem değil.

    • Deniz diyor ki:

      Feminazi!!! Dogrusu hic anlamaya calisilmadan kolayca yapistiriverilen bir yafta olmus.Kusura bakmayin da Gonca Hanimin yazdigi durumdan daha beteri de var. Birak haniminin, kizinin calistigi parayi elinden alan ve “hepsi bu mu?”diye sorgulayan babalari da gorduk. Uzun zamandir bu siteyi takip ediyorum, neredeyse ilk kez “erkek” cephesinin nasil gorunduguyle ilgili bir yazi olmus. Zaten Sema Hanimin yazilari “erkek” ya da “baba” nin bu yonune hic deginmeden sadece “kadin” nasil oldugu ya da olmasi gerektigiyle alakali idi . Bana gore eger yazilarin seyri hep boyle olursa gerceklerin bir yonu hep iskalanmis olacakti. Belki Gonca Hanim da meseleye bu acidan bakmak istedi. Bi de anlamaya calisin bakalim.

      • Deniz diyor ki:

        Ayrica iyiyi, kotuyu, dogruyu, yanlisi sadece bir cins uzerinden degil butun vecheleriyle konusulmasi gerekir

      • seymen diyor ki:

        Sayın hanımefendiler erkekler kusursuz hatasız diyen yok. Erkeklerin eksiklikleri de sorumsuzluklarıda tabi ki irdelenebilir ve irdelenmelidirde. Bu yazı da sorun kadınların çalışmaması gerektiğini söyleyenlerin genelleme yapılarak suçlanmasıdır. Sapla samanı birbirine karıştırmayalım lütfen.
        İntikam duygusu içinde olmak ne kadar doğru olabilir ki. Bugünkü yanlışlarımıza çok eskiden yapılmış eksiklikler mazeret olabilir mi?
        Adam kadına neden böyle yaptın veya yapmadın yapmadın didiği zaman, o da sizde nişanda bana şunu almamıştınız zaten diyecek. Maalesef buna benziyor sizin derdinizi anlatma şekliniz.

        • Deniz diyor ki:

          Yaziyi bir kez daha okudum fakat kadinlarin calismamasi gerektigini soyleyienlere yonelik bir elestiri bulamadim. Bilakis yazar hanimda hele ki kucuk cocugu olan annelerin ise giderken hic de hevesli olmadigindan bahsetmis. Eger gozunun ustunde kasin var demek sapla samani karistirmaksa herkese kolay gelsin.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Sayın Deniz,

        Yalnız ben Gonca Hanıma feminazi demedim, aman yanlış anlaşılmasın. Sadece şunu dolaylı olarak ifade etmek istedim ki feminazilerin propagandasından -okumuş erkek ve kadınların çoğu gibi- o da etkilenmiş.

        Size katılmıyorum. Yazıda işin erkek yönüne bakılmaktan öte gidilmiş, erkeklere haksızlık edilmiş. Daha fazlasını yukarıdaki yorumlarımda izah ettim.

        • Ecrin diyor ki:

          Beyler, eğer gonca hanımın bahsettiği erkek müsveddelerinin bulunduğu gruba girmiyorsanız,üstünüze alınıp cevap vermeniz mantıklı değil bence..Evet böyle yapmayan erkekler de olabilir de bahsedilen erkek grubundan herkesin etrafında bir iki olmadığı anlamına gelmiyor..
          Bu, Sema Hanım da yazılarında yanlış yapan hanımlardan bahsettiği zaman o yanlışı yapmıyor olmasa bile içindeki feminist dürtü ile Sema hanıma kadınların tümü adına savunma yapmaya çalışan kadınların yapacağı mantıksızlığa benzer..

        • Deniz diyor ki:

          Bi kere ortak bir payda bulamazsak tartismanin kimseye bir faydasi olmaz. Yazida ortalama turk erkegi boyledir denmemis.Sunu kabul edelim ki basliktan yola cikarak soyleyecek olursak hayalet erkekler var. pek tabii hayalet kadinlar da. Sukur ki sorumluluklarini hakkiyla yerine getirmeye calisan su ya da bu bahanelere siginmayanlar da var.
          Ben kadinin calissin -calismasin tartismalarinin bir yere varacagini hic dusunmuyorum. Teoriye degilse bile pratige aykiri.
          Ne diyelim Allah hepimizi de dogruyu hakki goren kullarindan eylesin.

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          İlgili satırları tekrar okudum. Evet, Gonca Hanım Türkiyeli babaların çoğunun hayalet baba olduğunu açık seçik bir şekilde ima etmiş. Yine açık seçik bir şekilde iddia etmiş ki bir erkek karısına kazandığı paradan dem vuruyorsa kesin kendisi suçludur. Oysa ben şunu çok iyi biliyorum ki gerçek bunun tam zıttıdır; çünkü çoğu erkek hiçbir zaman kazandığı parayı karısının başına kakmak istemez, ancak feminizmden etkilenmiş olan karısı kendisinde sürekli kusur bulduğu için sonunda dayanamayıp bir savunma mekanizması şeklinde buna başvurur.

          Bu yazıdan da yazılan yorumlardan da anlaşılıyor ki feminizm okumuş kadınlarda bir güdü halini almış, bundan kurtulmaları için tek bir Sema Maraşlı yetmez, 20 tane, 30 tane lazım. Allah biz erkeklerin sonunu hayreylesin.

  20. TOPRAK diyor ki:

    Yüreğinize kaleminize sağlık. düşünüpte yazıya dökemediklerimi yazmışsınız. size tamamen katılıyorum. Ey anneler oğullarımızı daha dikkatli , daha sorumluluk sahibi , kızlarımızı da daha itaatkar ve edebli yetiştirelim inşaallah.

  21. ali diyor ki:

    ilk defa düz bir yazınızı okudum. bu durum taraf olmakla ilgili değil tabiiki. günümüz kadınları eskisi gibi eğil maalesef. mutlaka yazınızda sözü edilen erkeklerde vardır. ama ortada durup iki taraf iiçinde yazsaydınız daha güzel olurdu.

  22. abdurrahim diyor ki:

    gonca hanım merhaba:güzel bir yazı olmus.! ama erkekleri hedef tahtasına bukadar çok koymayın egerki bir aile varsa ortada karşılıklı işlerin halledilmesi gerkir erkek kendi işlerini takip etmelidir kadın işe kendi işlerini takip etmelidir böylece işlerin yolunda gitmesi sağlanmalıdır.insallah islamın emrettiği gibi yaşarsak bu tür sorunlarla karşılaşmayız umarım: sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun ALLAH a emanet olun.

  23. AHSEN diyor ki:

    çok teşekkürler Gonca Hanım bu güzel yazınız için.Size katılmakla beraber haklı veryansınlarınızı kesinlikle çok iyi anlayabiliyorum.Tepki gösteren beyefendiler lütfen iyi bir değerlendirme yapıp olaylara ojcektif yaklaşsınlar.Kimse yapılan yanlışları ve hataları burda kabul etmiyor değil birçok insanda bu özeleştiriyi yapıyor

    Birini savunurken yada haklı tarafları gözetirken adaletli olursak sağlam çözümler üretebiliriz tek taraflı suçlama hiçbir zaman sağlıklı değildir.Çözüme ulaşırken iyi niyetle yaklaşmakta her zaman önemli.
    Herkes öncelikle üzerine düşen vazifelerini sorgulamalı gerçekten hakkıyla yapabiliyor muyum diye yani herkes öncelikle kendisine bakmalı.Birini suçlamak günah keçisi aramak ve bulmak her zaman çok kolaydır.

    Bir kadının eşi gerçekten bu hayatta çok önemli birlikte yaşamanın sevgi ve ilgi görmek istemenin ötesinde hayata tutunabilmenin en önemli değerlerinden biri.Sizlerde benim gibi bir ailede babanın kaybı o ailenin sağlamlığını nasıl sarstığını gözlemlemişsinizdir belki bir kadının başına gelebilecek en kötü durumlardan birisidir.Baba ailenin reisidir aileyi ayakta tutan en sağlam güçtür eşini sevmeyen insandan bile onun olmadığı zamanlarda yapamayacağının endişelerini duydum böylesine mühimken erkek eşine kıymet vermeyen ve ona hayatı zindan eden kadın istisnalarının dışında böyle olmadığını hiçbir kadın idaa edemez.

    Gonca Hanım kadının çalışması konusunun hem çok güzel özeleştiri yapmış hemde doğurabileceği güçlükleri çok güzel ifade etmiş çalışan kadınların çoğunun bütün bu zorlukların aileyi ve özelliklede kendisini ne kadar yıprattığının farkında olduğunu ve bunun getirdiği olumsuzlukları çok güzel anlatmış.En önemliside bu durumda eşinin anlayışlı tavırlarıyla bunu başarabilmiş bu desteğinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istemiş.Yani aslında erkeklerin eşlerine verecekleri destek çok önemli kesinlikle katılıyorum bir çok erkek de olaya böyle yaklaşabilse eminim kadınlarımızda değişim olacaktır .

    Siz erkekler olarak eşinizin hayatında bu kadar öneme sahip olmak istemediğinizi ve bu gücü ona veremeyeceğinizi düşünüyor iseniz söyleyecek pek bir sözümüz yok.

    Bir kadın eğer ben çok güçlüyüm ayaklarımın üzerinde durabiliyorum der ve çalışarak bunu elde etmeye çalışıyorsa eğer o kadının arkasında güçlü bir desteği ve güvenecek insanları olmadığından kaynaklanıyordur.
    Bunun dışındaki bazı insanlar hiçbirşeye aldırış etmeden keyfi davranıyorsa bu onun ilmi eksikliğinden kaynaklanıyordur ki onada yapılabilecek şeyler kesinlikle olmalı ama bu suçlamak değildir.
    Bir erkeğin ailesini emanat alması demek kusura bakmayın ama sadece iş sahibi olup eve para getirmekle olmuyor ne yazıkki böyle erkeklerde var kadın bütün herşeyden sorumlu bir kocası var mı yok mu belli değil.

    Sizin çok beklentiye giriyor diye gördüğünüz eşlerinizden fedakarlık bekliyorsanız önce kendinizi sorgulayın yolunda gitmeyen birşey varsa tek taraflı değildir hiçbir zaman.

    Ben okuduğum yıllar boyunca yada çalıştığım dönemde ne ailemden nede başkasında manevi hiçbir destek görmedim görmüş olsaydım şuan belki herşey çok farklı olurdu..ama şimdi ne zaman birinin işe girdiğini duysalar direk gözler benim üzerime çevriliyor alakalı alakasız her işte
    bütün bunlar yaşanırken üstüne birde evlilik hayali kurduğunuz insanlar başörtüsü davanızla zerre kadar ilgilenmiyor yada çalışmanız en önemli tercih sebeplerinden biri evet bunları yaşamadığınız ve bütün bu zorlukların üstesinden tek başına gelmeye çalışmadığınız için anlayamamanız çok doğal.

    Kadınların çok önemli bir desteğe ihtiyacı var onlara kadınlığını ve anneliğin ne kadar değerli olduğunu hissettirecek bir BABAYA EŞE..

    • seymen diyor ki:

      18 dersin (evlilik okulu) hiçbir fayda sağlayamadığını hiçbirşeyi değiştiremediğini görmek bana hiç iyi gelmedi, yazık çok yazık.

      • seymen diyor ki:

        Tekrar takrar okunması gereken %60-70 uygulanması, hayata geçirilebilmesi durumunda bile buradaki (ana yazı ve yorumlardaki) yanlışlıkları izale etmeye yarayacak, mutluluğun kapısını aralayacak, çok önemli dersler tavsiyeler.

        1. Ders: Sevgi-Saygı-İkram
        Evlilik Okulu 1.Ödev
        Evlilik Okulu 2.Ders: Zıtlığı Bozmayalım
        Evlilik Okulu 2. Ödev
        Mutluluğu Bozan “İki Ö” (Evlilik Okulu 3. Ders)
        Nasıl Değişebiliriz?(Evlilik Okulu 3.Ödev)
        Kızgınlıklarımız Sevgimizi Yemesin (Evlilik Okulu 4.Ders)
        İç Konuşmalarımız (Evlilik Okulu 4.Ödev)
        Yormadan Seveceğim Seni (5. Ders Ödev)
        Kocaya Annelik Etmek (Evlilik Okulu 13.Ders)
        Hazinenin Anahtarı (Evlilik Okulu 15. Ders)
        Susan Kurtulmuştur (Evlilik Okulu 16.Ders)

        • AHSEN diyor ki:

          bende ısrarla şunu söyleyebilirim ki şükürler olsun evlenmeden önce bir çok şeye vakıf olabildim şuan tek duam eşim olabilecek insanın da aynı şekilde bu kadar olgun olabilmesi.
          Burdaki bekar ve tekrar evlenmek isteyen arkadaşlarada hayırlı huzurlu bir yuva için niyazda bulunuyorum..
          ALLAH inşallah dualarımızı kabul eder.
          Tabi kesinlikle insanın tekrar tekrar okuması ve bilgilerini tazelemesinde çok yarar var teşekkürler hatırlatmanız için.

  24. dilruba diyor ki:

    bazı yorumculardan çok alıngan yorumlar gelmiş.yazının anafikri kadının çalışmasının gerekliliği değil.yazar hanım bize: biz hep kadınların eş ve anne vazifelerini sorguluyoruz ama babaların eş ve babalık vazifeleri hiç yok mu diyor.kafamızı çevirip bir de diğer tarafa bakalım diyor.
    aslında bence herşey gayet net.ailede anne sağ bacaksa baba sol bacak olmalı.şimdiye kadar aile hep sağ bacakta taşındı sol bacak havada kaldı.bu yüzden sağ bacak azıcık kıpırdasa bütün dengeler bozuluyor.halbuki onun yerine iki bacak da yere sağlam bassa vücudu birlikte taşısalar herşey gayet dengeli ve kolay ilerler.

    çözüm gayet basit.farklı kimlikleri aynı bedende taşıyabilmeli insan.olması gereken budur.aileye bakan yönünü idare edebiliyorsa çalışıp çalışmaması dernek faaliyetlerine katılıp katılmaması faso fisodur gereken yapılmıştır.aynı şekilde aileye bakan yönünü idare edemiyorsa çalışıp çalışmaması dernek faaliyetlerine katılıp katılmaması faso fisodur gereken yapılmamıştır.bu saydıklarımı yapıp yapmaması kişinin tercihidir ama ailesi ile ilglienmek herkesin birinci vazifesidir.

  25. .:. diyor ki:

    Gonca hanim,

    Soylediklerinizde halisiniz, bu sekilde babalar vardir elbet. Belirtmediginiz ise hayalet babalar olabilecegi gibi, hayalet anneler de vardir.

    Sorunlu ailelerden sadece sorunlu erkek mi cikar? Sorunlu kadin da cikmaz mi? Sorunlu nesil ve sorunlarla surekli bogusmak zorunda kalan topluluklar cikmaz mi? Cozumun sadece erkekten beklenmesi sorunu cozmede yeterli olabilirmi? pek adilce degil.

    Sorumsuz babalar olabilecegi gibi, sorumsuz annelerde vardir.

    Unutulmamasi gereken sey, zorla evlilikler disinda Insanlar, dugun yaparak evleniyorlar, sevdikleri ile o anlarini paylasarak evleniyorlar. Kimileri kisa surede kimileri cok daha uzun surecler sonunda, evlatlari olduktan sonra tahammulsuzluk, mutsuzluk, sadakatsizlik,Alkol, haysiyetsiz yasanti, sorumsuzluk, saygisizlik tabiki ekonomik sebebler, beklentilerin fazlalasmasi, isteklerin artmasi, Ucuncu sahislarin mudalaleleri v.s. gibi bircok neden var bu durumlardan sonra ayrilma ve bosanma surecine giriyorlar, ve bu zamanda sonra da dusman sekilde ayrilanlarda oluyor.

    Bu surecteki sebeblerin arastirilip incelenmesi gerekir ve sebebler uzerinde tartismak gerekir.

    Hayalet Erkekler ve Hayalet Kadinlar.

    • AHSEN diyor ki:

      Konumuz bu sefer baba:) zaten hayalet annelerde fazlasıyla var burda..

    • dilruba diyor ki:

      yazıda çok incelenmemiş ama sorunlu kadınlara dair de ipuçları var.bir kere en başta karşı cinse güvenmeyen bir kadın var.böyle bir kadın kendi anne babasının çıkarlarını (özellikle annesinin) eşinin çıkarlarından önde tutabilir.hayatını bencilce yaşayabilir.böyle bir kadın gerçekten tehlikelidir her yaptığınız şeyde art niyet arayabilir savunmaya geçebilir ki en iyi savunma saldırıdır taktiğini bile kullanabilir.boşanırken eski eşine kök söktüren kadınlar bence bu kategorinin içindeler.ne karşı cinse güvenleri var ne de kendilerine.

      • Deniz diyor ki:

        Bu da dogru

      • .:. diyor ki:

        Ahsen Hanim,

        Gonca hanimin yazdigi yaziyi ilk okudugumda, tekrar okumak zorunda kaldim. Yazida konu sadece baba degil, en azindan benim anladigim. Sorunlu birisini veya cevresindeki yasanilanlari anlatsada, Konu cok buyuk ve derin oldugu icin, sig bir bilgi ile genelleme yapildigini dusunuyorum, boylesine kapsamli konu ozete indirgenince, her sey Erkek uzerine yikilmis kalmis, sorumlusuda, suclusuda, cozumu bulacak kiside erkek olmus.

        Yaziyi Kiskirtici ve Pesin hukumlu tek tarafli ve En cok zannettiklerine ve duyumlara gore yazilmis olarak goruyorum,(Oysa yazar kendisinde de katilim yapmistir) yorumcu kardeslerimizden de, yaziyi yuzde yuz oldugu gibi kabul edenler, ve benzer seyleri yasadiklari icin kabul edenler, (hatta yaziyi yazan illaki bunca aciklamaya bir cevap yazacaktir herhalde,) Hatta daha ote gidip karsi cinsi toptanci zihniyetle suclu goren ve yorum yapanlarida yazilani anlayamamakla itham etmektedirler.

        Aslinda yazinin butunune bakildiginda, cok rahat anlasiliyor, sayin Dilruba nin ozetledigi de benim algiladimgim paralel yondedir.

        Yazi icin soylenebilecek cok sey var aslinda, Yanliz bariz dikkatimi ceken konularda, aciklama yapilmasi yerinde olur.

        Konu basinda belirtilen Kadinlar icin yapilan ancak birbirinin karsiti olmayan farkli tespit . birbiri ile uyumsuz, sonrasindaki, Kadinin calismasi ile ilgili konular, birden erkeklerin suclanmasina donusmus. Butun Erkekler genellenerek bir kefeye koyulup suclu gorulmus, cozumde ondan beklenmis. Acikca erkeklere karsi yasanilan ve zanlar dogrultusunda kin kusulmus. genelde, oyle olursa, boyle olursa, gibi olmayan seylerde olacakmis veya olma ihtimali varmis gibi yazilmis.”SUNU BELIRTMEK GEREKIRKI KUSKU INSANI YER BITIRIR, YANLISA SURUKLER.”

        Onemli tespitler; Bir yerde soyle denmis;

        “Güvenemediği eşleri yüzünden ellerinde maddi güvence tutabilmek adına bir arayış içinde kadınlar. Erkekler bu hazin tablonun farkında mı acaba? Aile kavramı insanın kendini en güvende ve huzur içinde hissedeceği yer olması gerekirken neden eşinden gizli banka hesabı açtıran kadınlar var?”

        Bu isi yapan kadin varsa, bu aile coktan bitmistir, Her ne sekilde olursa olsun Ortada firsatini kollayan her an gidecekmis gibi hazirlik yapan, Hirsiz bir kadin tiplemesi var. Bu gunahtir, Haramdir boyle birseyi eger baba veya evin reisi dedigimiz erkek ogrenirse, herkez en yakinindaki bir erkege gore Empati yaparak ogrenebilirsiniz. Boyle bir sey yapan kadini farkeden bircok erkek tedbirini alir, Dusunsenize, Evlisiniz, Araden bir kac sene gemis veya onlarca sene, Hayat arkadasiniz, Sizinle evli iken, sizden gizli hesap acmis, Boyle kadinlari sayin dilruba ozetlemis. Boyle insan herseyi yapar, Empati yaparken karsiniza su cikacakdir, cok iyimser olmazsaniz, neden gizli hesap acmisir?. acaba anlasipda bosanirsak diye mi? yoksa bu gizli parayi, benden gizli baskasinami verecektir, Yoksa baska birisi ile baska planimi vardir,, artik hayal gucune kalmis birsey, Kimin kime nasil guvenmesi gerektigi anlasilamaz. O aile coktan bitmis, zaten kurulmasi hataymis, nefsine yenik dusmusler. Cok aci birseydir, Kocasindan, gizli olarak bir kadinin ister kendi kazanci olsun, ister kocasinin verdigi olsun, hesep acmasi ve benzer davranislarda bulunmasi Kimsenin basina gelmemesi temennimiz.

        Diger onemli tespit ise calisma ile ilgili olan konularda erkege yikilmis durumda, sanki evlenilmis bir zaman gecmis ve calisma zarureti dogmus gibi, oysa yazar kendisinin evliliginin ilk iki senesini yasanmamis kabul etmesi ise en buyuk celiskidir. Belkide evlendiginde zaten calisiyordu. Ne demek evliligin ilk iki senesi, Oncelikle sanki zorla evlendirilmis gibi bir durum var ortada, Evleniyorsunuz, Dugununuz oluyor, ancak bu bu gunu yasanmamis kabul ediyorsunuz, belkide, ailenizden, esinizin ailesinden herkez orada sizin mutlu aninizi paylasiyor. Siz bunu yok sayiyorsunuz, Bu sanki, Mecburen evlenilmis, bazi seylerin farkina varilmis ve sonrasinda, mecbur kalip devam ettirmek gibi, ama bir yandanda tedbiri elden birakmamak gibi algilanir. Ben bu sekilde algiladim.

        Yazinin butununde, surekli erkeklerin suclu gorulmesi, ve genelleme yapilmasi yazanin yasadiklari ve cevresinden gozlemledikleri ile ilgili, ancak yetersiz. yaziyi kurtarabilecek tek sey vardi, tum erkeklerin degil de, bir kisim erkeklerin veya belli problemleri olan kisilerin, davranislarinda bu sonuclari dogurabilecek erkeklerin itham edilmesidir.

        Konu bu sefer babalar derken, Erkekler hakkinda bir yazi yazilmis hadi burdan saldiralim gibi olmus.

        Iyi veya kotunun cinsiyet ayrimi yapilmadan yas ayrimi yapilmadan ele alinmasi gerektigini dusunuyorum, Avlilik ve ailevi sorunlar konusunda bircok olay kisiseldir. Benzerlikler olsada, tamamini kapsamaz, cogunluk olsa bile, olmayanlarin ayni kefeye konulmamasi gerekir. olmayan birsey oluyormus gibi kabul edilir ki bu da yanlistir.

        Guzel bir soz ile bitirilmis.

        “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız…” diyen bir Peygamberin (s.a.v.) dinine inanan erkeklerin üzerine eş ve baba gömleği giymeden önce kendine sorması gereken şu değil midir?

        “Yarın bu yavruları ve aileyi bana emanet eden Yaratıcı ‘Emanetlerime ne yaptın?’ dediğinde ben ne cevap vereceğim?”

        Ancak bu yazi ile uyumsuzdur. Yetersiz kalir. Koca tarafindanda baklak lazim.

        Islamda, Evlilik bilgileri, Koca hakki, Hanim hakki, Anne baba, cocuk hakki gibi konulari, her boyutu ile bakmak gerekir.

        – Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.
        – Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur.
        – Kadın, kocasından izinsiz olarak nafile oruç tutamaz. Eğer tutarsa, aç ve susuz kalmış olur, sevap kazanamaz. Kocasından izinsiz evinden dışarı çıkamaz. Çıkarsa, gökteki melekler, geri evine dönünceye kadar ona lanet eder.
        – Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.

        – Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.
        – Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.
        – Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.
        – Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!

        Mumkun oldugunca genelleme yapmadan ve dogruluguna emin olmadan suclayici sekilde davranmadan yazmak lazim, Herkezin dogrulari farklidir, Konularin ic yuzunu bilmemiz zordur, genckardeslerimize de ornek olmamiz gerekir. Konu calisma ile ilgili baslasada baska yonlere gitmistir.

        Bir cok kaynakta da okudugumuz zaman ogrendigimiz, Kadinin evinden disari cikmasi, calismasi, hatta evine, anne baba ve kardesleri dahil akrabalarini cagirmasi Kocanin izni olmadan alinmamasi gerektigi soylenmektedir. Olaya bu yonden bakinca da, yazilan yazi yok hukmunde kaliyor.

        Bir butun olarak ele alip. Resmin butunune bakmak gerekir. Bir tarafi pesinen suclu gormek dogru degildir.

        Bana gore bazi tespitler dogru olsada, genelleme yanlistir, bir tarafin tamamen suclu gorunmeside yanlistir.

        Daha yapici yazilar bekliyoruz.

        • AHSEN diyor ki:

          sa. .:. beyefendi çok doğru söylüyorsunuz haklı tepkinizi anlayabiliyorum yorumumu okuduysanız bende bu yazıdan ne algıladığımı az çok ifade etmeye çalıştım ve bu çıkışların yersiz olduğunu düşünüyorum velev ki yazı gerçekten suçlayıcı olsun bu şekilde tepki gösterilmez bunu ifade etmeninde bir üslubu var.

          Katılıyorum objektif düşünülmesi ve genelleme yapılmaması tabiki çok önemli Gonca hanım elbette bütün erkekleri hedef almamıştır.Bundan önceki çalışan kadınlara yapılan yorumlarda dikkatinizi çekmiştir çokda iç açıcı değil “günahkar,aile saatini bozan,boşanmanın altındaki tek neden,hatta ülkenin gidişatının mahvolacağı ve hatta nufüsun azalacağı sağlıklı nesillerin yetişemeyeceği” ve bütün yaşananların tek suçlanan tarafı kadın olmadı mı yada genelleme yapılmıyor mu hadi kabul edelim bütün bu yaşananların kadının çalışmasından kaynaklandığını peki her çalışan kadın için mi bu geçerli benim çevremde arkadaşlarım hep çalışıyor ve ailelerinde hiç bir problem yok.Çalışıpta böyle olmayan aynen sizin ifade ettiğiniz ayet ve hadislerdeki eş profiline uygun takdir ettiğim arkadaşlarım var.
          Zaten bu durumu kullanan abartan kendi sorumlukları ve öncelikle ilgilenmesi gereken bir ailesi varken hiç ihtiyacı olmadığı halde çalışmak isteyen bayanlara bende kesinlikle karşıyım.Sizinle hemfikirim.

          Kadının çalışması sadece kendi insiyatifinde değil üzerinde gerçekten çok baskı var gittiğiniz ve girdiğiniz her ortamda bu durumla karşılıyorsunuz insanlar size zavallı acınası gözlerle bakıyor en yaşlı teyzeden tutunda en küçük bireye kadar herkes sizin için ciddi ciddi endişeleniyor bırakın onları artık çocuklarımız bile bizi sorgular hale gelecek en kötüsüde bu okula gidecek ve çalışmayan bir annesi olduğu için oda bu ezikliği yaşayacak.

          bir işe giripte bir baltaya sap olamadın diye bende sürekli ailemde bu baskıları yaşıyorum hatta bu konu benim evlenmemden daha mühim bir mesele çünkü gelen insanlar için önemli aynı zamanda.İşte tam bu noktada birinin size destek olması sizinle aynı duyguları ve düşünceleri paylaşan bir eşinizin olması çok önemli bu konuda size yardımcı olması güven vermesi ve onun için önemli olan kriterlerin sizin ahlakınız olduğunu her seferinde farkettirmesi çok önemli ben çok inanıyorum ki bir hanımı evine fazlasıyla bağlayacak böylesine bir değer görmesi.

          Gonca hanımın bahsettiği erkeklerde var ne yazıkki ama bu demek değil ki bütün erkekler böyle.Bayanların yorumlarıda genellikle babanın ve erkeğin aile içinde varlığının ne kadar önemli olduğu.
          Bir kadın ne kadar fedakarlık yapıyorsa bir erkekte aynı şekilde bunu yapabilmeli biraz da galiba erkekler kadınların otorite olarak kabul etmesini bekliyor oysa biraz daha otorite kurmaya erkekler çalışsa daha mı iyi olur.Çalışmak isteyen eşinizi bu fikrinden onuda ikna edebilecek şekilde kabul ettirebilir mi bir erkek mesela..

        • seymen diyor ki:

          Maalesef bayan yorumcuların yazıları ana yazıdaki bazı hataların çok ilerisine geçerek fecaat seviyesine ulaşmış durumda.
          Hadis-i şerifte “kadınların haklarına saygılı olun, emanetinize sahip çıkın” denilirken kadınların kocalarının hakimiyetinde, kontrolünde olduğu, kadınların kocalarına teslim olduğu varsayımıyla erkekler bir uyarı var. Hakim durumdaki, güçlü durumdaki birine haksızlık yapma denebilir. Günümüzde kadınların ne kadarı kendilerini kocalarına teslim etmiş, kendisini onun emanetine girmiş olarak kabul edebiliyor ki. Çok azdır herhalde.

          • AHSEN diyor ki:

            seymen bey fecaat olmayan yorumlarıda iyi anlamadan aynı tepkiyi veriyorsunuz benim yorumumun altına bir cümle yazmışsınız neye niçin ne tepki verdiğiniz anlaşılmıyor sorun nedir izah etmemişsiniz orta yolu bir türlü bulamıyoruz.
            Gonca hanımın yazısındaki erkekler var ve ben de aynı şekilde onlara kızabiliyorum çünkü evliliklerde anlayış paylaşım ve güven önemli ve özellikle bir erkeğin ailedeki rolü otoritesi eşinin ona itaat ediyor oluşunu göremiyorsunuz çünkü ortada eş adına bir insan muhatap göremiyorsunuz kadınlar da bu durumda farklı davranmaya bşlayabilir.
            Sizin evladınızda sizin emanetiniz başka işlere bulaşsa kötü şeyler yapsa ALLAH korusun örnek olarak veriyorum siz ona sahip çıkmayacak mısınız onu o yanlış yoldan ne yapıp edip çıkarmayacak mısınız eşinizde sizin için aynı şey değil mi?sorunlarınızı karşılıklı konuşup ikna edemez misiniz.Onu yanlışından dönmesi için çabalamayacak mısınız tabiki elinizden geleni yapacaksınız.

            Ama bu tarz erkekler azınlık bana göre.
            Eşinin çalışmasını isteyen ve bunu kabullenmiş erkeklerde daha fazla.Bir şekilde evliliğini sürdürüyor.
            Çalışmayan eş isteyen erkeklerde ne yazıkki çekiniyor görüştüğü bir bayana çalışmayacaksın dese kıyamet kopar ama “çalışmanı gerektirerek bir durum yok ben geçimizi sağlarım vs ” diyebilecek ve güven isteyen bayanlarda var:)
            Çaışıpta ailesini ihmal eden para meselesi yüzünden eşine karşı tutumunu değiştiren erkekleşen hep ben’im diyen bayanlarda çoğunlukta ALLAH onlarla evli olanlara kolaylık versin.

          • AHSEN diyor ki:

            Bütün çalışan kadınları zan altında bırakmak aileyi yıkan olarak göstermek ve hatta toplumun geleceğiyle oynayan en büyük suçlu olarak göstermek doğru mu sizce?
            Örnekte verdim ben size kadın çalışmak istemiyorsa bile en başta ailesi akrabaları arkadaşları eşi ve şimdi çocukları yüzünden çok fazla baskı görüyor kadınları bu duruma iten sebepleri çok iyi araştırmak lazım değil mi ve önlemek için ne yapılması gerekiyor bunları araştırmak gerekli değil mi?Kadınlara sadece çalışmayın demek ne kadar etkili olur bir düşünün.

            İşkurun sitesinde “annemin de işi olsun” konulu bir resim yarışması yapılmış.Kadınlar üzerinde çok ciddi oyunlar oynanıyor ve bunun için en etkili yöntem olarak küçücük çocukların beynine çok ciddi mesajlar veriliyor psikolojik olarak etkilenmeleri sağlanıyor.Anne olan bir kadın bu psikoloji altında eziliyor.
            Toplumda ve ülke yönetiminde çok fazla baskı var bu durumda kadınlar bu baskılara ne kadar boyun eğmeyebilir?
            Ve eşler babalar bu konuda ne yapmalı?Onlarada bu konuda çok fazla sorumluluklar düşmüyor mu?
            İş işten geçmesini mi beklemek gerekiyor!

          • seymen diyor ki:

            Kadınların çalışması meselesi başka bir yazının ana konusu olarak daha önce gündeme gelmişti.
            O yazıya yapılan yorumlarda kadının mümkün mertebe iş hayatından uzak durmasını gerektiğini savunanlar kadınları direk bir suçlama içinde olmadılar genellikle yazılanlar tavsiye ve görüş niteliğindeydi. Hatta ben bir yorumumda ‘çalışmasınlarda ne yapsınlar’ gibi bir ifade de kullanmıştım.
            Yani bu yazıyla ilgili mesele kadının çalışıp çalışmaması meselesi değil.

            Burada misilleme yapma derdi var, kin var, nefret var, istisna belirtmeden, sebep sonuç ilişkilerini düşünmeden erkeklere haddini bildirme (bunun erkekleşmenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum) derdi var, kadınları erkeklere karşı kışkırtma, erkeklerin kadınlara güvenini sarsma, kadınların azınlıktada olsa yanlış yollara sapma durumlarına mazeret stoğu yapma, bekarları evlilikten soğutma, bekar erkelerin evlilik konusunda zaten iyice azalmış olan özgüvenlerinin yok edilme tehlikesi var. Burada sevgiye yöneltme yok, sabır tavsiyesi yok, yanlışı iyilikle güzel sözle düzeltmeye teşvik etmek yok.

          • derda diyor ki:

            Yapmayın Allah aşkına,eşimden izin almadan tuvalate bile gidemeyeceğim neredeyse.Evde lüzumlu lüzumsuz herşeye karışmasına ses çıkarmamam,kendisi namazlarını bile kılmadığı halde kavvamlık(!) adına bana her türlü müdahaleyi meşru görmesi de cabası.Sizin çevrenizde kendini teslim eden kadın yok diye hepsi öyle mi? Kadınlar neler yaşıyorlar Seymen bey eşleri dolayısıyla,el insaf,el insaf…

          • seymen diyor ki:

            Derda hanım;
            “Sizin çevrenizde kendini teslim eden kadın yok diye hepsi öyle mi? Kadınlar neler yaşıyorlar Seymen bey eşleri dolayısıyla,el insaf,el insaf…”

            Bilakis benim çevrem bu bakımdan genel durumdan çok daha iyidir. Ben bu sitede okuduğum yazı ve yorumlara göre söyledim. İki yorum vardı, erkekler tayin istiyorlar memleketlerine, eşleri boşanmayı dahi göze alarak karşı çıkıyordu. Kadın mı erkeğe uyacak, erkek mi kadına? Erkek ufak tefek veya olur olmaz herşeye karışamalı, önemli meselelerde eşiyle istişare etmeli; ama nerede oturulacağı, kadının çalışıp çalışmayacağı, çalışacağın ortamın uygun olup olmaması, görüşülecek kişiler vs. konularında kavvam olan erkeğin son sözüne kadının rıza göstermesi şarttır.

  26. seymen diyor ki:

    “bu sorgulama sürecinde erkeklerin dokunulmazlığı nedendir?”
    Erkeklerin dokunulmazlığı yok. Konu kadınların çalışması olduğu için bu durumun olumsuzluklarını yazıyoruz.
    Zaten kadınlar çalışmasın derken; çalışan eş arayan, eşinin çalışmasını isteyen erkekleri de bu isteklerinden vazgeçirmeye çalışıyoruz.

    “Erkeğin de asıl görevi doğasına uygun sorumluluklar ve babalık değil midir?”
    Baba ve koca olmanın sorumlulukları nelerdir? Bunlar üzerine bir yazı yazılmalı. Neden bazı babalar sorumsuz ve ilgisiz? Zamane kadınlarının eşlerinden beklentilerinin hepsi makul beklentiler mi? Ne kadarını istemeye hakları var, nasıl bir davranış içinde olurlarsa beklentilerinin gerçekleşme yüzdesi daha yüksek olabilir?

    “Kadınların güvenemediği erkekler yüzünden kendilerini dışarıya attıkları bir toplumda erkeklerden hiç bahsedilmeyişin nedeni nedir?”
    Kadınlar için iyi bir bahane. Çalışan kadınların belki %1-2 si için gerçek sebeb bu olabilir.
    Anne-babası (veya kocası) zengin mal mülk sahibi olduğu halde geçim derdi olmadığı halde çalışan kadınlar yok mu?

    ” ‘Akşama kadar yoruluyorum zaten, kafam şişti.’ deyip, baba özlemi çeken çocuklarını eşine doğru ittiren, televizyonun karşısında haberdi, maçtı saatlerini geçiren bir adam, faturaları ödüyor diye aile reisi olma vazifesini yaptığını iddia edebilir mi?”
    Kadınların olur olmaz işlerde çalışmasıyla, çalıştırılmasıyla ve dolayısıyla fıtratlarının bozulmasıyla, sokağa dökülmeleriyle, annelik ve kadınlık vazifelerini eksik yapmalarıyla; bir adamın vazifelerini sorumluluklarını eksik yapmasının doğrudan bir ilişkisi olabilir mi bu durum kadını bu konuda haklı kılar mı? Aile reisinin sorumluluk duygusunun eksik olması kadının çalışıp çalışmamasıyla ilgili bir durum olmadığından bu konuyla ilişkilendirilemez. Kadın çalışınca adam düzeliyor mu? Veya sorumluluk sahibi ilgili kacaların (babaların) eşleri çalışmaktan vaz mı geçiyorlar?

    “Baba olmadan, kadının annelik yapmasının çok zor olduğunu söylüyor uzmanlar. Günümüzde babalar nerede?”
    Baba olmadan annelik zor oluyormuş. Neden zor oluyor? Çünkü evde otorite de lazım. Anne eşine karşı saygısız ve asi olursa, çocukların yanında eşinin her dediğine cevap yetiştirmeye çalışırsa orada otorite falan olmaz haliyle.

    …….
    (arkası yarın inşallah)

  27. levent diyor ki:

    İnsana sorumluluklarını hatırlatan aile içerisinde huzurun mutluluğun reçetesi olacak türden bir yazı.elinize yüreğinize sağlık.
    Allah düşünüp öğüt alan temiz akıl sahiplerinden eylesin.

  28. tuna diyor ki:

    çalışan ve aynı zamanda erkekten nefret eden bir bayanın yazabileceği yazıdan başka bişey yok ortada.ayrıca lütfen işiniz olmayan hadis sözlerini nefsinizin hoş görünen kısmıyla yorumlamayınız:bunu yapabilmeniz için o sözün anlamını kavrayacak bir beyefendi ile evlenmeniz gerekiyordu.siz nefsinize hoş gelmeyen burnu kulağı kesikte olsa dindar olanı ile evleniniz hadisini atlayınız,önünden geçen iki erkekten fakir,paspaye, kimsenin begenmediği biri ile evlenmenin diğerinden daha makul olduğunu-ki bunu efendimiz biliyordu-allah katında söyleyende efendimizdi,yazıyı yazan hanımefendi.bu konu daha çookkk çekiştirilir oraya buraya taaakkii ne zaman müslümanca düşündük ve yaşadık o zaman kurtuluruz:islamın öğütlerini diğerlerine gelmiş gibi hareket ederek, kendisi bi haber yaşayanlar tabiki hariç.

  29. seymen diyor ki:

    Suçlu bulundu. İnfaz edin gitsin.
    Birçok haklı tesbit olmakla birlikte içinde birçok çelişkiyi de barındıran çözüm konusunda somut şeyler ortaya
    koymayan bir yazı.

    Kocam beni sevmiyor, benimle ilgilenmiyor, beni dinlemiyor; o yüzden benim gözümde dışarıda. Bu kadar basit mi?

    • Kara diyor ki:

      Evet, Bu kadar basit ve dogru? Erkekler, baba/es olunca cogu (olmayanlar da var) evde hayaletlere donusuyorlar.Bu yazida bunu cok guzel anlatmis.

      Bravo Gonca Hanim, tebrik ediyorum. Bu mevzu hic bu kadar acik ve secik anlatilmamisti.

      • seymen diyor ki:

        Hiçte basit değil, sizin analiz yapamamanız, ayrıntıları görememeniz olayı basitleştirmez.

        ‘Kocam beni sevmiyor.’
        Kocan seni sevmiyor mu, yoksa sevmiyor gibi mi görünüyor?
        Sevmemesi veya sevgisinin azalması sizden kaynaklanan bir nedene mi dayanıyor, yoksa kendisiyle mi ilgili?
        Önceden seviyordu da şimdi sevgisi azaldı mı, yoksa hiç mi sevemedi?
        Seviyor da acaba sevgisini ifade etmeyi mi bilmiyor? Ya da sevgisini bilinçli olarak mı belli etmiyor?
        Sevmeyi bilmiyor olabilir mi? Sevebilmek öğrenilen birşey midir?
        Annesinden ağırlıklı olarak 0-3 yaş arası alması (öğrenmesi) gereken sevilme konusunda ihmale uğramış olabilir mi? Bir kişinin başka bir kişiyi sevebilmesi, sevenin elinde olan birşey midir sevilmek isteyen kişinin elinde olan birşey midir?

        Erkeklerin çoğu baba/eş olunca hayeletlere dönüşüyorlarsa, genç kızların bu zamanda evlenmeyi istemeleri mantıklı bir davranış mıdır?

  30. Gül Altıyüz diyor ki:

    Çok güzel açıklamışsınız, çalışan bir anne olarak yazınızın tamamına katılıyorum…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdandır. “ Hz. Ömer (R.A)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku