Kadın-Bayan-Hanım Kardeş?

14 Şubat 2018Sema Maraşlı53 Yorum »

7_b“MUHAFAZAKÂR ve İslamcı erkeklerden umudu kestim.” Diye başlamış Hürriyet Gazetesinden Ertuğrul Özkök geçen hafta bir yazısına.

“Şimdi kadınlardan rica ediyorum… Lütfen bana yardım edin, şu işi birlikte çözelim.” demiş. Ben de hayrıma faydalı olayım dedim.

Önce kendi cümleleri ile neden muhafazakar ve İslamcı erkeklerden umudunu kestiğine bir bakalım.

Konu: Çaykur Genel Müdürü’nün bir açıklamasında kullandığı kelimeler.

Konu başlığı: Çaykurcuya göre kim bayan kim hanım ve kadın nerede?

Şöyle diyor Özkök:

“Çaykur Genel Müdürü’nün konuşmasında iki ayrı bölüm var.

Birinde “spor kulüpleri” ilgili, ötekinde “Çaykur”la ilgili konuşuyor.

Buna bağlı olarak da kafasında iki tür kadın var…

“Bayanlar” ve “hanımlar”… Açıklamasının spor kulüpleri ile ilgili bölümünde 6 ayrı yerde “Bayan spor takımı”, 3 ayrı yerde “Bayanlar” diyor…

Ama konu, başında bulunduğu Çaykur’daki kadınlara gelince nedense terminoloji birden değişiyor.

Burada 3 ayrı yerde “Hanım kardeşlerimiz” diyor…

Tablo şu:

Spor yapanlar “bayan”, Çaykur’da çalışanlar ise “hanım”…

Spor kulüplerindeki kadınlar sadece “bayan”, Çaykur’da çalışanlar ise “hanım kardeşimiz”…

Bu açıklamayı bilerek mi böyle yaptı fikrim yok…

Ama kafasında kadınları neye göre “bayan” ve “hanım kardeş” yaptığını anlamadım.

Belli ki iki ayrı beyin lobu var ve iki kategori kadın arasında bilincin üstünde veya şuurun altında bir ayrım yapıyor… Ve geliyorum asıl soru:

Yahu kardeşim…

Sporcusu “bayan”, yanında çalıştırdığı kişiler “hanım kardeşi”…

Peki Müslüman bir erkeğin hayatında hiç kadın yok mudur?

Ve şunu merak ederim…

“Kadından mı” korkarlar…

Yoksa bir bayan veya hanımın “kadın” olmasından mı…”

***

Sayın Özkök,

Bayan: Kadın özellikleri bozulmuş, erkekleşmiş kadın demektir.

Bay kelimesinden türemiştir.

Sporcu kadınlar gerek görüntü itibariyle gerekse tavır ve davranışları ile erkeksi oldukları için erkek bilinçaltı onları gerçek bir kadın olarak algılayamıyor.

Bu yüzden Çaykur Genel Müdürü kasıtlı değil fakat bilinçaltı algılamasına göre sporcular için “bayan” kelimesini kullanmış belli ki.

Çalışan kadınlar için “Hanım kardeş” demesi ise bilinçaltı algılamasında Çaykur’da çalışan kadınları kızkardeş olarak görüyor.

Muhafazakar erkeğin hayatındaki kadın, karısı olmalıdır. Karısı dışındakiler kızkardeş.

Tabii ki “kadın” kelimesi bütün kadınlar için kullanan muhafazakar erkekler de var fakat dindar erkekler “kadın” kelimesi yerine “hanım kardeş” ya da “hanımefendiyi” tercih ederler.

Seküler kesim için bütün kadınlar aynı kefededir, cinsiyet adı olarak kadın kullanılır. Onların kadın dedikleri aslında erkekleşmiş kadınlardır yani “bayan”dır.  Fakat bayan kelimesi uydurukça olduğu için okumuş kesim tarafından pek kullanılmaz.

Müslüman erkekler kadından korkmazlar, kadının bayan olmasından korkarlar. Fakat maalsef ki kendini dindar diye tanımlayan pek çok kadın da erkekleşmiş ve “bayan” olmuştur.

Konu ile ilgili geçmişte yazdığım bir yazıyı da ekleyerek konuyu çözmenize yardımcı olmuş olmayı umut ediyorum.

            KADIN MIYIZ BAYAN MIYIZ?

Kadınlara “kadın, hatun, hanım, hanımefendi”gibi hitaplar varken “bay” kelimesinden türetilmiş uyduruk bir kelime olan “bayan” kelimesi neden kullanılıyor?

Hiç sevemedim bu hitabı. Kim, neden uydurdu bu “bayan” kelimesini de bu kadar tuttu?

Biz kadın olmaktan utanıp, erkek olmaya heveslendiğimiz için mi “bay”dan “bayan” adını türetip bize layık gördüler, yoksa önce “bayan”dediler de biz “bay-an” olmak için mi kadınlıktan vazgeçtik? Bilmiyorum.

Erkekliğe özenen, kadın olmayla derdi olan biz kadınlara “bay-an” kelimesi gayet uygun görünüyor aslında.

Evliliklerde bu kadar sorun yaşanmasının temel sebeplerinden biri de kadınların birçoğunun “bayan” olmayı seçmesidir sanırım.

“Bayan” ne tam kadındır ne de erkek. Biraz ondan biraz bundandır. Feminizmin erkekleştirdiği kadındır “bayan”.

“Has kadın” ile “bayan”ları göz önüne alarak 35 maddelik bir test hazırladım. Bakalım ne kadar kadınız, ne kadar bayan?

Kadın mıyız Bayan mıyız?

1.Kadın akıllıdır – Bayan zekidir.

2.Kadın teslimiyetçidir – Bayan mücadeleci ve iddiacıdır.

3.Kadın mutlu etmeyi bilir – Bayan mutlu edilmek için bekler.

4.Kadın detaylarla ilgilidir – Bayan detaylara takılır, kalır.

5.Kadın erkeğini olduğu gibi kabul eder – Bayan değiştirmeye çalışır.

6.Kadın hislidir – Bayan romantiktir.

7.Kadın gönüllü hizmet eder – Bayan gönlü edilirse hizmet eder.

8.Kadın süslüdür, takar takıştırır – Bayan bakımlıdır, saçıyla, tüyüyle oynar.

9.Kadın cilvelidir, işvelidir – Bayan ya seksi olmaya çalışır veya tam aksi hiç süslenmez.

10.Kadın uzun donla bile erkeği kendine bağlar – Bayan ise dekolte her şeye yeter zanneder; fakat uzun vadede işine yaramaz.

11.Kadın gül ağacı gibi esnektir – Bayan odun gibidir, eğilip bükülmez.

12.Kadın konuşmayı bilir – Bayan laf yetiştirmeyi.

13.Kadın güçlüdür; ama zayıf görünmeyi bilir – Bayan zayıftır; ama güçlü gibi görünür.

14.Kadın takdir etmeyi bilir- Bayan tenkit etmeyi bilir.

15.Kadın söyler – Bayan söylenir.

16.Kadın affedicidir – Bayan kincidir.

17.Kadın özür dilemeyi bilir – Bayan bahane bulmayı ve müdafaayı bilir.

18.Kadın kurnazdır, duruma göre adım atar – Bayan plancıdır, menfaatine göre adım atar.

19.Kadın erkeği nasıl elinde tutacağını bilir – Bayan nasıl elinden kaçırdığını bir türlü anlamaz.

20.Kadın erkeğe saygı duyar, sevgi görür – Bayan erkeğe saygı duymaz, sevgiyi de kaçırır.

21.Kadın bakışı ile yakalar, dili ile elinde tutar – Bayan bakışı ile soğutur, dili ile kaçırır.

22.Kadın yapamadığı işler için didinmez – Bayan her işi yapacağını ispat etmeye çalışır.

23.Kadın erkeğe kendini erkek hissettirir – Bayan erkeğe kendini gereksiz hissettirir.

24.Kadın bir erkeğe ihtiyacı olduğunu bilir – Bayan erkeksiz de yapabileceğini sanır.

25.Kadın istediklerini tatlı tatlı yaptırmayı bilir – Bayan, erkeğe “Mecbursun!” demeyi bilir.

26.Kadın söz hakkını erkeğe verir, idareyi kendi yapar – Bayan hep söz hakkı derdindedir.

27.Kadın kavgayı sevmez – Bayan suçlamayı ve kavga etmeyi iyi bilir.

28.Kadın neşelidir, çocuksudur – Bayan ağırdır, gururlu, kibirlidir.

29.Kadın sahip olduklarını görür, şükreder – Bayan sahip olmadıklarını görür, nankörlük eder.

30.Kadın yumuşaktır – Bayan serttir.

31.Kadın kızsa da ağzını bozmaz – Bayan küfürlü konuşur.

32.Kadın daha çok elbise, etek giymeyi tercih eder – Bayan daha çok pantolon giyer.

33.Kadın mutluluğa değer verir – Bayan haklılığa…

34.Kadın fedakârdır – Bayan eşitlikçidir.

35.Kadın bu karşılaştırmadan alınmaz – Bayan sinirlenir.

Değerlendirme: Değerlendirme kadın bölümü üzerinden yapılır. Her soru 1 puandır. 30-35 arası puan alanlar tam kadındır. 25-30 puan arası alanlar kadın sayılır. 25 puan ve altı alanlar bayandır.

Sema Maraşlı

http://www.cocukaile.net/kadin-miyiz-bayan-miyiz/

http://www.cocukaile.net/disilik-ve-dindarlik/

 

Okunma Sayısı : 9.321

Yorum yapın

“Kadın-Bayan-Hanım Kardeş?” için 53 Yorum

  1. Mert diyor ki:

    Bu ülkede “sen anlat karadeniz” isimli gayri ahlaki feminizmin başarılı bir projesi olan dizi reyting rekoru kırıyorsa Sema Hocam hiç boşuna kendini yorma bu milletten bi halt olmaz. Fazla değil 20 sene sonra aile denen bişey kalmayacak bu ülkede. Pkk fetö vb terör örgütlerine hiç gerek yok. Bu yasalar bitirecek bu memleketin geleceğini . Saygılar Hocam …

  2. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sema hanımın bayan-hanım karşılaştırması hakkındaki yazısını yıllar önce okumuştum. Yine yayınlamış iyi olmuş. Bende bayan ve bay kelimelerini sevemedim gitti. Hele bizim muhafazakar kesim bu sözcüğü artık tefsir derslerinde dini derslerde bile kullanmaya başladı ki sormayın gitsin. Yani resmen bu sözcükler toplumda kökleşti!

    Düşünsenize adam tefsir yaparken “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin bayanlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler.” diye ayeti çevirse ne kadar itici ve kulağı tırmalayıcı bir durum. Bilmiyorum ben alışamadım bu sözcüklere alışan varsa devam etsin ben almıyayım.

    ayrıca şunu da söyliyeyim ben bazen arkadaşlarla konuşurken “karı” kelimesini bile kullanırım :)) çünkü karı kelimesi bayan kelimesinden daha hoş geliyor kulağa.

    Vesselam…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Ayrıca fatih kardeşim yanlış değilsem bir ara yorumlarda hayırlı bir gelişmeden bahsetmiştin. Allah tamamına erdirsin kardeşim. Tebrik ederim.

      Bir dönem bende yorumlara bakamamıştım yoğunluktan ama yeni yazı olursa bakıyordum. Yoğunluk kısmende olsa bitti. Yeni yazı ve yorumlar olursa fırsatı buldukça bakmaya çalışıyorum.

      Herkese kolaylıklar diliyorum…

      Vesselam…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Azmo kardeşim çok sağ olasın. Allah razı olsun, Allah hayırlı işlerimizde cümlemizin yardımcısı olsun.

        Diğer taraftan bugün yorumlarını görünce çok mutlu oldum. Özlemiştik gerçekten, farklı bakış açılarına ihtiyacımız var senin tespitlerine ihtiyacımız var, döndüğüne sevindim :)

        Selametle kalasın :)

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Teşekkür ederim Fatih kardeşim. Buna dönüş demeyelim. Zaten buralardaydık. Yazıları, yorumları fırsat buldukça takip ediyorduk zaten. Bir kaç yorumda biz yazalım. Arada unutulmayalım bizlerde buralardayız demek istedik :)

          İhtiyaç duyarsak yazarız inş. Onun dışında sizler kadar aktif katılım beklemeyin bizden. Kolaylıklar dilerim.

          Vesselam…

    • Feyza diyor ki:

      Azmo kardeş, zaten evlenince – cığım, – ciğim ekine de en uygun kelimenin ‘karı’ kelimesi olduğunu göreceksiniz. Hanimcigim, kadincigim, bayancigim, escigim, hatuncugum vs.. Hicbiri olmaz. Ama karicigim…bu olur. Kari koca arasinda sanki bir aidiyet bildiriyor.
      Yalniz kari kelimesinde sanki bir aidiyetlik hissi baskin oldugu icin, baska bir kadina ‘kari’ demek argovari bir hal aliyor, bunu pek tavsiye etmem. :) En fazla, su adamin karisi…gibi yine bir aitlik halinde kullanilir, o zaman basiniz derde girmez.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Haklısınız Feyza kardeşim. Belirttiğiniz ekler en uygun “karı” kelimesine uyuyor. Umarım başımız derde girmez :)

        Vesselam…

  3. gulpembe diyor ki:

    Gaye hanimcim,
    karsinizdakine zulm etmek icin cok caba sarfetmeye gerek yoktur biraz cehalet biraz artniyet yeter.
    Bahsettiginiz imam amcalardan kaldi mi bilmiyorum,kadinlarimiz artik cok fit ,demekki bayagi azaldilar:) simdi ise bazi kocalar karilarindan izin koparabilirlerse anneleri ve arkadaslariyla bulusabiliyor. Demek karsinindaki insani bir mal gibi gormek cinsiyetle ilgili bir durum degil.

    Hastanedeki orneginize binanen, sahit oldugum cok hadise var. belki esini dogumda bile tebrik etmeyen o kisi karisini diger tum erkeklerden cok sevmistir ama dogup yetistigi kulturde boyle birsey hem yok hem belki ayip bile sayiliyor!
    Orta asyali bazi arkadaslar anlatiyor. Onlarda k. valide, gelininin dogumuna bile gelse hizmet beklermis, gelin onun yaninda ayaklarini asla uzatamazmis,(40 derece ustu ates ve olum ani bundan muaf)hele kocalarin evisi yapmasi yada karisina bir bardak su vermesi cok ayip sayilirmis…yapanlar gizli gizli dile dusmemeye ozen gostererek yapiyorlarmis:)
    biraz murekkep yalayan,biraz dunya goren, biraz vicdanli insanlar bu gelenekleri kendiliginden terkediyorlar,daha iyiye gidiyoruz insallah…

    sevgiler.

  4. Feyza diyor ki:

    Gaye hnm, sizi anliyorum ancak sanirim ben tam olarak anlasilamadim. Bir kez daha anlatip konuyu sizin insiyatifinize birakayim.
    “…Yeri geldiğinde erkekler bize ne diyor Allah’ın bize helal kıldığı çok eşliliği bize haram kilamazsiniz, biz istediğimiz için çok eşlilik yapmıyoruz , doğru mu doğru. Ama başka konularda kavvamlik işin içine katılarak Allah’in helal kıldığı birçok şey bize haram kılınıyor…” yazmissiniz. Allahu Teala cok esliligi hanimin rizasina bagli kilmamis fakat hanimin sokaga cikmasini kocasinin rizasina bagli kilmis. Yani, burada bahsettiginiz ‘Allah’in helal kildigi’ seyler yukarida zikrettlglm, fukahamizin Kur’an ve Sunnetten delillere bagli olarak aydinliga kavusturdugu ozel hususlar haricinde kocanin riza gosterdigi alanlarla sinirli. Yani burada Allah’in rizasi, kocasinin rizasina bagli kilindigi ve bunu da bize bildiren yine Allahu Teala oldugu icin, yakinmamizin pek bir anlami kalmiyor. Bunu anlatmaya calisiyorum, tam ifade edemedim belki, olabilir.
    Yani burada serh dusulmuyor, ‘kocaniz sizi kiskandigi icin disari cikmaniza izin vermiyorsa itaat etmek zorunda degilsiniz, ama sizin guvenliginiz icinse itaat etmek zorundasiniz.’ Bununla ilgili acik bir hadis-i serif nakledelim:
    “Peygamber a.s.v’a bir kadin gelip, “Ya Resulallah! Kocanin karisi uzerindeki hakki nedir? diye sordu. O da kocanin onun uzerindeki hakki, kadinin evinden disariya onun izni olmadan cikmamasidir, dedi. Eger cikarsa deyince, Resulullah, “Allah ve rahmet melekleri, gazab melekleri kadin tevbe edinceye kadar (ya da evine donunceye kadar) ona lanet eder.” dedi. Kadin, -Kocasi zalim olsa bile mi?- deyince Resulullah, “Zalim olsa bile!” dedi. (Ebu Davud el-Tayalisi Ibn Omer’de rivayet etmistir)
    Yani burada kocasinin kiskanclik icin dahi olsa karisini sokaktan men etme hakki var ama cok eslilikte Allah’in rizasi hanimin rizasina bagli kilinmadigi icin ikisi ayni kefeye konulamaz.
    Hanimini kiskanmak da zaten sunnettir, ilgili hadis-i serifleri okuyabilirve kiskancligi olmayan erkekler icin kullanilan tabiri gorebilirsiniz. Tabi kiskanclik ugruna luzumsuz yere yapilan ani baskinlar ya da tecessus gibi haller de dogru degil fakat tek basina kiskanclik, gayretli olma hali bir erkegin hanimini disardan men etmesi icin gecerli bir sebep olarak gozukuyor. Ama en muhimi, altini bilhassa cizmek istedigim kisim, “bu sizin ya da benim ya da baska bir kisinin hattabu sitenin kisisel gorusuyle sekillenebilecek serbest bir mevzu degil, dinimizce sartlara baglanmis ve acikliga kavusturulmus, Islam aile hukukunu ilgilendiren muhim bir mevzu.”
    Yuzu ahirete donuk yasayan insanlar birbirinin hakkina riayet eder zaten, hatta bunlar evlenilmeden once konusulabilir.
    Bizim dinimiz her ne kadar bu yuzyilda inkar edilmek istense de namazinin dahi evin en ucra kosesinde kilinmasinin dahamakbul oldugunu kadina bildirir, tavsiye eder Gaye hnm. Tepeden tirnaga “avret” olan kadinin zaten gereksiz yere caddeleri suslemesi bizim inancimizin ozunde hos karsilanmaz. Kaldi ki icerisine bir de kocasinin razi olmadigi durumlarda disari cikan ‘inancli’ bir hanimin bunu yaparken nasil huzurlu olabilecegini benim aklim almiyor. Izin verse dahi kocasi, kadin icin en temiz yeri evidir.
    Ilim meclisleri ise, karsilikli guven tesis edildiyse zaten bircok erkek hanimini cesitli ilim meclislerine yollar. Ama yollamadigi takdirde rizasiz gidilen bir ilim meclisinden edinilen bilginin bereketi, fuyuzati da o minvalde olur. Bir fayda saglamaz. Gittigi ilim meclisi hak bir yola aitse zaten o hanima, izinsiz gelmemesini, ya esini guzellikle ikna etmesini ya da istedigi ilmi evde kendi gayretiyle okuyup ogrenmesini tavsiye eder. Cunku Allah’in rizasinin esinin rizasinda sakli oldugunu o hanima ogretmekle mukelleftir bircok dini teferruat bilginin evvelinde. Abdestsiz namaz kilmanin kime yarari olur ornegin? Bu da o nevi birsey..
    Bunlar isin hukuki boyutu, zaten hep diyoruz evlilik matematiksel veya hesapla kitapla yurutulecek bir muesseese degil. Fakat olaki bir erkek hanimina hicbir surette sokaga cikmasina izin vermiyor, iste o zaman en azindan bu saydigimiz yerlere izinsiz gidebilirsiniz. Gerisi kari kocanin kendi ozel yasamlari, bir orta yol bulunabilinir. Hicbirsey olmasa dusunsenize cocugu olan hanimlar okula goturup getiriyor, yani hayatin dogal akisi zaten insanlari bazi seylere izin vermeyecek olsa dahi mecbur edebiliyor. Cok takilmayip, ani yasamak ve iddialasmamak lazim.
    Selametle, hayirli gunler.

    • seysey diyor ki:

      Cok takilmayip, ani yasamak ve iddialasmamak lazim. :)) tum meselenin bu oldugunu dusunuyorum.Gaye hanima cok takilmamasini kocasiyla hayatina mutluluguna odaklanmasini tavsiye ediyorum.Gerisi faso fiso. 😉

      • Gaye Y. diyor ki:

        Ben sıkıntı yaşamıyorum diye başkasının yaşadığı sıkıntılara göz yumamam k bakmayın. Sizde kocalarinizla iyiyseniz erkeklerin kadınlardan yaşadığı zulumlere , sıkıntılara aldirmadan hayatınızı yaşayın o zaman mümkün mü?

      • Feyza diyor ki:

        :)) Kesinlikle..

      • seysey diyor ki:

        Uzun uzadiya yazamayacagim icin sorularinizi cevaplamayacagim.Yazdikca uzuyor da uzuyor.Burda konusmak bosuna hocaya gidip danisin.

    • Gaye Y. diyor ki:

      Çocukluğum da bir hoca hanımıni caiz değil diye evden dışarı çıkarmıyordu. Hastalık vs dışında…Hatta cami içinde oturdukları için bodrum katta erkeklerin ayakları görünüyor diye namaz vakitlerinde kadına perdeleri örttüyor. Kadın hareketsizlikten sismanlamisti o derece. Annemler yanına gider gelirdi sonra birgun konuştular sen hiç bize gelmiyorsun hep biz geliyoruz diye, kadında eşim izin vermiyor dedi. Sonra aralarında konuştular her geldimizde eşine söyleyelim bize gelmeni, bıktırana kadar , mutlaka izin verir diye , bu şekilde yaptılar. Ve sonunda adam yumuşadı yavaş yavaş bize misafirliğe gelebildi kadın. Verilen bu fetvaya uygun davranıyordu hoca. Peki kadını sismanlatacak kadar evde tutmak zulüm değil mi? Benim kendi hakkımı savundugum gibi başka kadının hakkını savunmam caiz değil mi? Evlerin içinde ne zulümler yaşandığını bilmiyorsunuz.

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Feyza kardeşim, her zamanki gibi İslami bir perspektiften yazmışsınız. Tebrik ederim. Rabbim sayılarınızı arttırsın inşaallah. Ayrıca merak ettiğim bir durum var. Yanlış değilsem kaldığınız yerlerde hoca hanımlık yapıyorsunuz. Peki talebelerinize hiç bu siteden, Sema hanım gibi birinin varlığından bahsediyor musunuz.?

      Vesselam..

      • Feyza diyor ki:

        Hosgeldiniz Azmo kardesim. Allah razi olsun, sizlerin de sayisini artirsin Cenab-i Mevla insaallah.
        Ben Sema ablanin yazilarini ilk kez Haber7’de farkettim, kendim de talebeydim. Ta o zamandan beri ara ara bahseder, bazi yazilarini ise yollar, bir vesileyle gerek gordugum kisilere okutur, paylasirim. Ozellikle genc ve yeni evlilik yolundaki kardeslerime, yeni evlilerden ihtiyaci olabilecegini dusunduklerime.
        Siteden de sitenin farkina vardiktan sonra bahsettim, yalniz burada kendimin de bir yorumcu oldugumu soylemedim tavsiye ettiklerime, genel anlamda kaliteli ve faydali bir site olarak bahsettim. Ama ben ekseriyetle yazilarini tek tek ele alip okumalari icin vesile oluyorum. Bu daha isabetli ve nokta atisi, daha dikkat toplayici ve gonderince okunmasi kacinilmaz. Haliyle tesir ihtimali ve merak uyandirma olasiligi yuksek..sosyal medyayi kullanmadigim icin o ortamdan paylasim yapma imkanim yok fakat kanli canli bulundugum ortamlardaki kisilere yazilari gonderebiliyorum.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Anladım Feyza kardeşim. Sizin metodunuz iyiymiş. Devam edin böyle. Rabbim muvaffakiyetler versin inş. Kolaylıklar dilerim.

          Vesselam…

  5. Sadece Fatih diyor ki:

    Yorumları görünce şöyle bir düşündüm ve aslında ben de kendimi şöyle bir sorguladım ki kadınlara karşı yönelttiğim eleştirilere karşı bir çok defa özeleştiri yapmam gerektiği de yazıldı. Şu soruyu kendime sordum. Ailemdeki kadınların bayan haline gelmesindeki sorumluluğum nedir? Acaba erkekler olarak kendi sorumluluklarımızı kadınlarımıza atıp onları bayan haline mi getiriyoruz? Mesela erkekler için de benzer şeyler yazılabilir. Bay mısın Erkek misin gibi bir sorgulama yapılabilir. Ne dediğimin anlaşılması için sadece kız evlatları olan ailelerde yetişen kadınları erkek kardeşle abiyle büyüyen kadınlarla kıyaslayın.

    Evliliklerde kanunların erkeği ezdiği hayvandan bile daha değersiz gördüğü durumları es geçersek günümüzde erkeklerin erkekliği törpüleniyor. Geçim derdi vb gibi dış etmenlerin yanı sıra günümüzdeki yetişme tarzı da elbette bunda etkili.Hiçbir sorumluluğu alma yetisi olmayan erkekler hayatın yükünü eşleriyle paylaşmaktan öte resmen kadınlarının üstüne yıkarak onları bayan haline getiriyor. Benzer şekilde maço geçinen ancak şımarık ve sorumsuz yetişen erkekler ki kızlarımız bu hovarda erkeklere bayılır bayılır, evlenince kadına çok yük biniyor ve geleceğin feministleri yetişiyor.

    Bunların yanı sıra aslında bu yazıyla beraber yayınlanan dişilik ve dindarlık konusu iyi anlaşılmalı. Etraf kendi teşhir eden değersiz bayanlarla dolu. Bu yüzden açık saçık bir dişi insan görürsem ben ona bayan derim. Tesettürü düzgün görürsem hanım derim. Bu bende refleks olarak böyledir :)
    Hanımlık bir kadının zerafetindedir. O zerafet kaybolursa o kadın bayan olur. İşte bunu kaybettiren bir erkek de olabilir günümüz dünya düzeni de.

    • Hafız diyor ki:

      “Erkek gibidir benim kızım ”
      Falancanın kızı erkeklere kök söktürür”
      Falancanın yaptığı işi değme erkek yapamaz!!!
      Filanca senin gibi yatmıyor,akşama kadar çalışıyor…..
      Gibi sozlerle kadınların bu rekabet meydanına atılmasını saglayan her türlü baba,abi,eş faktörünü dile getiren kişinin,hemcinsine yaptığı bu eleştiri takdire şayan.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Estağfirullah Hafız Hanım.
        Maalesef ben de istemeyerek de olsa kadınları bayanlaştırma eğilimine sahip olduğumu gördüm. Annemden gelen feminist etkiyi göz ardı edersek maalesef günümüzün stresli ortamlarında ben de bir takım sorumluluklarımı kız kardeşime anneme attığımı gördüm. Halbuki burada önceden bir anımı paylaşmıştım, ileride evlenirsem eşime fatura dahi ödetmeyecektim. Ancak şu an erkeklerin üzerlerinde bulunan yükler özellikle geçim derdi erkekleri sömürünce mecburen kadınlara da yük biniyor. Haliyle kendi elimizle kadınlarımızı bayanlaştırabiliyoruz.
        Şu da var. Kendi isteğiyle kadınlıktan çıkıp bayan olmak için can atanlar elbette kapsam dışı. Onlar müstehaklarını bulsunlar.

        • Feyza diyor ki:

          Roller temelde benimsendigi surece bisey olmaz insaallah Fatih bey. Guzel olan ev ici ve ev disi isbolumunu yapip ona riayet edebilmek olsa da hayat bu, hersey olabilir ve kari koca birbirine her anlamda destek olup arada birbirinin sahasina da el atabilirler mahzuru olmaz bu kadarinin. Ya da otomatik odeme talimati verirsiniz hic ugrasmazsiniz 😀
          Zaman ve hayatin dogal seyri, isleri ve paylasimi yoluna koyabilmek icin en guzel recete sanirim, gerisi Seysey hnm da dedigi gibi fasa fiso, hepsi halledilir gider insaallah.
          Selamlar.

    • Feyza diyor ki:

      Dünya düzeni değişiyorsa zaten bunu yalnızca kadınların veya yalnızca erkeklerin tek başlarına başarabilmeleri mümkün değil Fatih bey. Fitili küçük bir kesim çeker ve gerisi elbirliği ile tamamlanır. Erkeklerin erkekliğinin törpülenmesi ve adamın bay’a dönüştürülmesinin (bu tanımlamanız güzel olmuş, aradaki farkları da ayrı bir yazı olarak kaleme alırsanız gayet açıklayıcı olur) kadının bayan’a dönüştürülmesi projesinden hiçbir farkı yok aslında.
      Bu yazıda iki farklı kavramın özelliklerini anlatmaya çalışmış Sema hnm,, aslında aynı cinse ait iki insan profilini tanımlamak için kullanılan iki farklı kavramın içini doğru doldurma ve bu kullanılması bilinçsizce yaygınlaşan yeni kavramların halk içinde olması gereken esas karşılığına dikkat çekme adına yazılmış bir yazı.
      Erkekler ilk bakışta kendini muhafaza ettiği her halinden belli olan bir kadına haliyle saygı icabı abla, yenge, kardeş gibi hitaplar kullanabilirki kendini güvende hissetsin. Kendisi muhafazakar bir erkekse bu o kadına gösterdiği hürmetin ifadesidir. Muhafazakar olmayan bir erkek ise dil alışkanlığı ile hiçbir artniyet taşımadan da bayan diyebilir. Bazıları artniyet de besleyebilir. Yine bazıları ise karşısındakinin giyim ve kuşamına bakarak onu o şekilde onure edebileceğini düşünerek de bayan diye seslenebilir. Çünkü artık halk arasında kullanılan bir sözcük oldu ve bu yüzden kullanılan hitapların birçok insan tarafından bilinçsiz olduğunu düşünüp üzerinde durmuyor, anlık karşılaştığım bir insanın bana hitabının altında farklı niyetler sezecek kadar derine inmenin gereksiz olduğunu düşünüyorum. Yani bana yenge ya da abla dese ne farkeder, hanımefendi ya da bayan dese hızla uzaklaşıp diğer türlü olsa oturup sohbet mi edeceğim? Benim için sokakta hiçbir farkı yok ve üzerine düşünmem dahi.
      Ama bazı kavramlar madem ki kullanılıyor, o halde içini doğru dolduralım değil mi? İşte bu yazı benim anladığıma göre kullanılan bu kavramın en azından layık olan kitleyi tanımlaması için kullanılsın ki biz de bu vesileyle kadın ile kadınımsı, ya da erkekler için yapılacaksa bu tartışma adam ile adamımsı arasındaki farkı tanımlamak için bir işlev kazandıralım amacıyla yazılmış olabilir. Siz bu testte örn halis muhlis bir kadın çıktınız, dışarıdaki adamın size bayan diye hitap etmesi neyi değiştirebilir? Ama belki dilimize giren uydurukça kelimelerden birinin yaptığı çağrışımın bilinçaltındaki olumlu karşılığını olumsuza çevirebilirsek, kullanım sahasını daraltırsak Türkçemize güzel bir katkıda bulunmuş olur ve bu farkındalık sayesinde halk içinde de kullanımını zamanla azaltmış oluruz.
      Örn. önceden bu bayan kelimesini bilinçsizce ben de ara sıra kullanırdım, artık pek kullanmıyorum çünkü zihnimdeki karşılığı mana bulmuş durumda ve kendimce kota koydum.
      Bu arada bu testin bazı maddeleri oldukça göreceli. Yani ben şahsen bu testi kendime uygulayamadım çünkü bazılarının cevabını bilmiyorum. İnsanın kendi hakkında objektif düşünebilmesi dünyanın en zor işi bana kalırsa. Bu testi yapan kişinin bizim kendimiz değil ama en yakınımızdaki ve özellikle evliler için kocasının ta kendisi olmalı, cevabını yazarken de objektifliğine halel getirecek her türlü dış(dişi) baskıdan ve tehditten selamette olmalı ki test amacına ulaşabilsin. :)
      Selametle.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Erkek-Bay ayrımını yazmayayım ben, çok açık vermeyeyim :)
        Başka bir tanımlama bulamadığımdan öyle yazdım. Kökeni aslında burada çokça ifade edilen kavvamlık. Yani aslında er-kek misin er misin demeli ki bu tanıma maço olmakla övünen özgüven eksikliğini bu şekilde bastıran erkekler de dahil edilebilir, erkekliğin sadece mavi nüfus cüzdanına sahip olmak ya da asmak kesmek olmadığını hatırlamak gerekiyor.

        Yorumları görünce aklıma geldi ki zaten Sema ablamızın yazdıkları çok doğru. Kendimden de örnek verdim. Kaba saba bir kadın görürsem bayan aksi durumda hanım diyorum gayri ihtiyari. Elbette konu dağılsın yazının içeriğinden sapılsın istemem ama yorumları görünce aklıma geldi. Zaten bence iki ayaklı bir durum. Kadınlar bayan oldukça erkekler er-kekleşiyor. Misafir olarak gittim bir iş yerinde gördüklerime inanamadım mesela. Bir bayan şef, bir çalışanı olan amcayı yerin dibine gömdü ki bayan ağır sportif faaliyetlerde ee bulunuyormuş, ağzım açık kaldı. Kadının zerafeti anlayışı gitmiş erkeğin de özgüvenli duruşu.

  6. bilal.saray diyor ki:

    Selam aleykum, hoş bi yazı olmuş, kaleminize yüreğinize sağlık sema hanım. ben, hanımım üzerinden yaptım testi maalesef ki kadın değil bayan çıktı. ama inşaallah kadınlık yolunda ilerliyor :) dua ediyorum. eşi bayan olanlar da dua etsinler, namaza dikkat etsinler meal ve hadis okumaya çaba göstersinler. rabbim hanelerimize hayır,bereket, afiyet ihsan etsin. hanelerimizi cennet vesilesi kılsın…

  7. gökhan T diyor ki:

    Sema hanım bu ADALETSİZLİK nafaka ödeme MALPAYLAŞIMI düzelirmi? Çalışan kadınada aynı mal çalışmayan evde oturup dizi seyreden kadınada mı aynı nafaka verilecek ayrılınca kadın çalışmıyorsa neden çalışan kadınlar gibi onunda çalışması istenmiyor, bakımı erkeğe nafaka ile yükleniyor. Eskiden kadınların işe çok zordu herşey elle beden gücüyle olurdu ama şimdi herşey kolaylaştı. herşeyi makinalar ile dışardaki dükkanlar insanlar yapar oldu. Çalışmayan kadınlar sadece evde oturup televizyon seyredir telefon oynar oldu. Bu halde ikende o kadınlar hep hakklı çok iş yapıyor oluyorlar. Ve erkegi bir hiç bir eşya gibi görüyorlar. O zaman hem çalışan hemde evli olan kadınlar ne yapsın onların suçu günahı ne. Neden bu haksızlık içinde kadınlar bagrışmıyor hep kadın hakları diyor.

  8. gökhan T diyor ki:

    tamam kadınlarda haklı ama ERKEKLERİNDE haklı olanları var bu devlet haklıyı haksızı ayırt etmiyor. Bütün kadınlar haklı bütün erkekler haksız. Bütün kadınlar çalışıyor mal ortaktır ortak kazanılmıştır. Yok böyle bir dünya. Diyorlarki ERKEKLER taciz ci. Ya ALLAH aşkına erkeklermi yoksa kadınlarmı tacizci. Artık tacizden yolda sokakta başımı eğerek geziyorum. Kadına bakıyorum, sütyeni görünüyor, bakıyorum tangası, görünüyor., bakıyorum arasına sıkışmış, bakıyorum içindeki çamaşırın renki görünüyor. Söylermisiniz bunlar taciz değilde nedir. Erkekler bunların karşısında ne yapsın onlar taşmı? makina mı ? Yolda kırıta kırıta yürüyen bir kadına ne dersin. Uyardınmı tacizci oluyorsun.

  9. gökhan T diyor ki:

    Allah sizden razı olsun yazınızı tesadüfen okudum şok oldum sanki benim duygularımı anlatıyorsunuz. Sen çalış kazan sana kadınlık yapmayan sana hizmet etmeyen bir kadını besle hemde ömür boyu. dostuyla yaşasın sen nafaka öde sen yeme o yesin. Normal tabi bu devlet ZİNAYI yasal hak saydı kadın kendi isteğiyle yapmış. Bu yuvaların dağılmasında bu ölümlerin olmasında ailelerin dağılmasında bu hükümet in suçu çoktur. Kadına koruma vermekle bu cinayetler bitmez. Çocuk çocuk demekle onları kurtaramazasın. O yetimler o hakimlerden avukatlardan kanunları çıkaranlardan hesap soracak ahirette. Bende beni bu duruma düşüren avukatlar ve hakimlerden ahirette iki elim yakasında olacak. 45 yaşıma kadar çalıştım 10 yıllık karılıkmı ne yaptıgı belli olmayan bir kadına verdim hayatımı.

  10. gökhan T diyor ki:

    merhaba Sema hanım nafaka mal paylaşımı benim hayatımı mahvetti. Kadın müsvettesine hem ailesine sadakatsizlik yaptı gtiti boşanmak istedi devlet şerrefsiz avukatların sayesinde haklı cıktı ve benden de 150,000 tl para alacaklı. Hakimlerde benim deli ilerimi görmezlikten geldi avukatların açizlikne hakimlerin karaktersizilklerine ugradım hayatımdan çocuklarımdan oldum. ve bu şerrefsiz kadına nafaka verdim tazminat verdim. bu nasıl adalet haktır.Türkiyede adalet hak yok. Çalışan kadında çalışmayan kadında aynı hakka sahip. 10 yıllık bir evlilikte bir kadın nasıl oluyorda 150-170 binlira para kazanabiliyor. Hala mahkemelerle avukatlarla uğraşıyorum. adalet beklemiyorum ama yapacak birşeyde kalmadı. Allah kurtay-rsın beni türk mahkemelerinin adaletsizligin den. Kan emici avukatlardan. davanı alıp telefonuna bile cevap vermeyen avukadım diyenlerden.

  11. Alaattin diyor ki:

    Kadın annedir hanımdır eştir kızımızdır kızkardeşimizdir

  12. Fatih B diyor ki:

    İlgili yazı, tamamen art niyetli bir yazı olmuş.

    Kaldı ki, ben spor dünyasında kadınların müdahil olduğu spor dallarında “Kadın Futbol Takımı” “Kadınlar Voleybol Turnuvası” vs gibi tanımlara rastlamadım. Medyaya göz atılırsa “Bayanlar Voleybol Turnuvası” “… Bayanlar Kategorisi” gibi tanımlar sıklıkta karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle Çaykur Genel Müdürünün ifadelerinde, ilgili dal/alan ile ilgili olarak başka türlü bir tanıma yer bulunmuyor. Literatürde bu şekilde yer alıyor zira.

    “Hanım Kardeşlerimiz” ifadesinin eleştirilmesine zaten mahal bulunmuyor. Tamamen saygı ve edep içeriyor. Genel müdürün başka ne olarak görmesi gerekiyordu kadın çalışanları?

    Bu nedenle mevzubahis yazı tamamen art niyetli bence..

  13. gulpembe diyor ki:

    bence,bahsi gecen beyefendinin sporculara bayan demesi, onlara kendince iltifat etmektir. cunku bayan kelimesini bizim toplumun erkekleri yazidaki gibi erkeklesmis, itici kadinlar icin degil. disardaki guzel,itibarli ve kendi ailesinden olmayan kadinlara kullanirlar. hanimkardes ise, tesetturlu olan, yahut yasca cok buyuk veya kucuk olabilen,bazende toplumda pek itibar gormeyen islerde calisan kadinlara soylenir. kadin kelimesi ise sadece karilari icindir burasi dogru.

    ornek”-kadin ol da haddini bil”
    “-bayana yer verir misiniz?ayip oluyor”

    “-sus be kadin!”
    “-once bayanlar, ne arzu etmistiniz?

    “-kadin dedigin soyle olur boyle olur”
    “-bayanlar cicektir, bizim saygimiz sonsuzdur”

    “-birazdan cayci kadin gelir.”
    “-bayan doktor var mi acaba,bizim hanim hasta da..”

    • Gaye Y. diyor ki:

      Kötü niyetli erkekler basi kapalı kadınlari ‘abla’ , başı açık kadınlari ‘hanimefendi’ diye çağırır. Bunun açılımı başı açık kadına ‘isime yararsin’ , başı kapalı kadına ‘isime yaramazsin’ mesajı vermektir. Ne başı açık kadın ne başı kapalı kadın bu hakareti haketmemesine rağmen çekmek zorunda kalır. Bunu genelde muhafazakar olmayan veya muhafazakarmis gibi yapan erkekler soyler.

      Genel müdür ise bayan-hanim ayrımıni sizin anlattığıniz anlamda söylemiştir.

      • qustızıa diyor ki:

        gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz. oysa tanımadığım kadınlara ilk hitabım hanım efendidir . asıl geri dönüş bakış geri yansıması ikinci hitap şeklinde değişir diye biliyordum. açık kapalı farketmez. her aksakallı dede midir

        • gökhan T diyor ki:

          Bakın arkadaşım bizim adetimizde hanfendi yoktu sonradan bizim dilimize girdi eya çok kullanılmıyordu. Benim anlayışımda ABLA kelimesi çok değerlidir herkese ABLA denilmez abla diyorsa biri size yüceltmiştir. Abla diye insanlar kız kardeşe derler. Ama kadınlar abla deyince öfkeleniyor. Neden o seni kardeş gözüyle görmüyor. Hani siz yorum yapmiştınız ya sen acıksın sen kapalısın işime yarar yaramaz lafı. azık eger ben birine hanfendi dediysem bana çok yabancıdır. Aba diyorsamda benim için çok özel degerli bir insandır. Teşekkür ederim HANFENDİ. Hani meşhur bir söz vardır ya ABLA deme! gün gelir lazın olur derler bilmem anlatabildimmi?

          • Gaye Y. diyor ki:

            Gökhan bey abla sözü beni sinirlendirmez aksine dediğiniz gibi iyi niyetli erkekler abla sözünü – kızkardeş- anlamına gelerek kullandığı için erkeğin zihniyetini ayırt etmem de yardımcı olur.

            Yazıyı yazarken erkekler diye başlayacaktım sonra yanlış anlaşılır diye kötü niyetli erkekler yazdım ama yine işe yaramamış bütün erkekler üzerine alınmış sanırım.

            Siz kadın olmadığınız için erkelerin ne niyetle size yaklaştığını sorgulamak zorunda kalmıyorsunuz, anlamaya çalışırsanız daha iyi olur.

        • Gaye Y. diyor ki:

          Kötü niyetli erkekler demiştim. Başı açık – kapalı, eğitimli – eğitimsiz, mini etekli – pardüsölü bütün kadınlara hanımefendi diyorsanız ki dediğinizi söylemişsiniz, lafım size değil. Ama gerçekten erkeklerin bir kısmı böyle.

          Bir magazaya girdim, pardösü almak istediğimi söyledim. Adam parmağının ucuyla yerini gösterdi. Adam yardımcı olmak için arkamdan gelecek sandım, arkamı bir döndüm adam yok. İçeri benden sonra gelen bir hanımla ilgileniyordu ve tabi ki kadın mini etekliydi. Kadın herhangi bir şeyler sormadığı halde adam uzun uzun anlatıyordu. Kısaca magazada bile 2. sınıf müşterisin. Bu durumdan müzdarip miyim, çok şükür değilim.

          Biraz dikkat ederseniz farkedersiniz…

    • Sevgi diyor ki:

      Gulpembe Hanimefendi 😊 tamda dusundugum seyi yazmissiniz.
      Artik akademik cark icindeki bagzi erkek kisilerin ablacima giden hitaplarindan gina gelmisti banada. Karsilarinda degisik giyimli bir kadin olsa eminimki hanimefendiyide gectim hocam olurdu hitap( hoca olsun yada olmasin ). Bize nedense hocam demek zorlarinami gidiyor nedir bilemiyorum.
      Yaziya gelirsek evt Izkok her zamanki gibi sacmalamis ama.muhafazakar cervere bir hitap sorunu olduguda asikardir.

  14. Gaye Y. diyor ki:

    30-35 arası puan alanlar tam kadındır. 25-30 puan arası alanlar kadın sayılır. 25 puan ve altı alanlar bayandır.

    Kadınların Aşağılanması Sema Hanım’ı Yüceltiyor mu?

    • Abdullah Bir diyor ki:

      BAYAN GAYE’ye…

      Sema Hanımefendi Kadınları aşağılamıyor, tam aksine son 60 yılda içimizde ki ve dışımızda ki Müslüman ve İslam düşmanlarının gazıyla, aldatmasıyla Zihinsel olarak Erkekleşmiş (düşünsel lezbiyen, lezbiyen karakterli) MÜSLÜMAN DİŞİLER’e kapitalist sistemin kaybettirdiği “gerçek değerini, Onurunu, Tahkiki Müslüman kimliğini, cennet gülü, erkeğin örtüsü, imanının yarısı makamını vb” tekrar kazandırmak, onları layık oldukları yere çıkartmak için çaba sarf ediyor.

      Anlamak isteyen için Sema hanımefendinin bu gayesi, AMACI çok “açık ve net”

      Senin niyetin amacın, GAYEN NE bayan gaye?

      • Gaye Y. diyor ki:

        Abdullah Bir bey,

        kimse size kadınları ”kadın”, ”kadın sayılır” , ”bayan” diye sınıflandırma ve aşağılama hakkı vermedi.

        Yazı da hak verdiğim yerler de var karşı olduğum yerlerde. Bu yazıyı yazma amacım size karşı gelen herkesi ”feminist”, ”bayan”diye aşağılama hakkınız olmadığını hatırlatmaktı.

        Feminist değilim çünkü feminizmde helal-haram kavramı yoktur. Dinimde helal-haram kavramı illa ki bir yerden feminizm ile çelişeleceğini bildiğim için bulaşmam. Ama feminist olmamam erkeklerin bir kısmının doğrudan veya dolaylı yolda üzerimde zulüm yapmasına izin vereceğim anlamına da gelmez.

        Ee biz burda zulmü savunmuyoruz ki diyebilirsiniz, kimse zulmü veya haksızlığı savunduğunu iddia ederek haksızlık yapmaz.

        İnsanlar hakkı savunduğunu iddia ederek haksızlık-zulüm yapar.

        Amerikalı bir komutan Afganistan’da neden savaş yaptıklarını söylerken orda kız çocuklarını 10-12 de evlendirip okuma-yazma haklarını ellerinden alıyorlar, kadınlar zulmediyorlar, bizde onları bu hayattan kurtarıp güzel bir hayat sunuyoruz diyordu. Evet Afganistan gerçek sıkıntılı bir bölge ama bu durum Amerikalı komutana ordaki insanları öldürme ve böylece kendilerine göre medeniyete eriştirme hakkı vermez. Ama Amerikalı komutanda bunu anlayacak kapasite yok.

        Bu sözlerim sitede genel yazılar üzerine…

        Erkek evin reisi olmak istiyorsa bana zülmetmediği – Allah’ın helal kıldığı şeyleri kendi bakış açısına göre yanlış diye bana haram kılmadığı sürece ve sorumluluklarını yerine getirdiği sürece itiraz etmem. Sorumluluk almak Allah katında vebale neden olacağı için hiçte meraklısı değilim.

        Örnek vermek gerekirse,

        Diyelim ki eşim ayda 3000 lira para kazanıyor ve bana diyor ki seni 1000-1500 liralık bir evde oturtabilirim 2000-2500 liralık evlerde oturtamam bu durumda benim illa biraz daha geniş odalı evde oturalım diye ısrar etmem doğru olmaz ve bu durum doğru olduğu için İTAAT EDERİM. Israr edip adamı 2000 liralık evde oturtmaya razı edersem bir zaman sonra ekonomik olarak içe girer ve Allah göstermesin daha fazla kazanmak için kumara, faize ve çeşitli haramlara girmesine sebep olabilirim.

        Diyelim ki dışarda başıma kötü bir şey geleceğinden endişe ederek bugün dışarı çıkma ne ihtiyacın varsa ben alayım benden başka da kimseye kapıyı açma dedi. Eşimin amacının beni korumak olduğundan eminsem tabi ki dediği üzere ani bir kaza vs olmadığı süre dışarı çıkmam ve kapıyı açmam kısaca İTAAT EDERİM.

        Ama bu sitede kadından DAHA FAZLASI bekleniyor.

        Adamın biri yazmış (islami bir sayfada hoca) kadın 3 şekilde dışarı çıkabilir, hastahaneye gidebilir, anne-banasını haftada 1 ziyarete gidebilir (çok şükür bunlara izin veriyorlar) , bir de kocasının veremediği ilmi almak için dışarı çıkabilir (kocasının veremediği dediği ilim sadece ilmihal bilgisi) – (ilmihal bilgisini küçümsemiyorum, kadınlara ilmihal bilgisi dışında ilim öğrenmeyi çok görmenizi doğru bulmuyorum)

        İlk evlendiğimiz sıralarda eşim evcimen olduğumu görünce beni çık biraz dışarı hava al diye ısrar ediyordu. Ama gördüğünüz üzere eşim iyi niyetli olmasa 3 şekilde dışarı çıkma seçenekleri arasında olmadığı için benim dışarı çıkmamı istemeyebilir ve caiz değil bak hoca diyor diyerek baskı uygulayabilirdi.

        Sitede her yazılana karşı değilim özellikle yorumları okuyup farklı görüşler edinmiş oluyorum.

        Ama gerçekten sıkıntılı yerler olduğu için uyarmak zorundayım.

        Kadınların öldürülmeleri ile ilgili bir yazı vardı, kadınlar erkeklere bağırıp çağırdıkları için erkekleri tahrik ediyor ve aile faciasına sebep oluyorlar diye iddia ediyordu. Bu kadınlarıın 3-5 i erkeği tahrik ediyor, hepsi mi, erkeği tahrik edip ölümü hakediyor?

        Bu arada kadınların boşanma sonrasında erkeğin parasına çöreklenmemesini gerektiğini, sınırsız nafakanın da zulüm olduğu açıkça söylüyorum. Ama sizin bizi davet ettiğiniz hayatta eksik olan şeyler var. Kadın evleniyor, 2-3 çocuk doğuruyor, erkekle anlaşamıyorlar ama çalışamadığı için boşanmaya cesaret edemiyor. Eğerse boşanırsa aç kalacağından korkuyor. Siz eğer kadının çalışmasına bu derece karşı olursanız o kadınlar yasaların onlara tanıdığı hakkı kullanmaya kalkar. Halbuki kadının mesleği olsa evlilik sürecinde çalışmasa bile boşanma sonrasında erkeğinde çocuğa verdiği yardımla ve mesleğiyle geçimini sağlayabilir.

        Eşimle evlenmeden önce çalışıp çalışamayacağımı sordum. Eşimse memur olmamı istemediğini çünkü 2yaşından sonra çocuğu kreşe bırakıp memurluğa devam etmek zorunda kalacağımı, dışarda kasiyetlik, tezgahtarlık gibi işlerse asla çalışamayacağımı söyledi. Ama bunların dışında bana ticareti öğreteceğini mümkün olursa dükkan açacağını söyledi ve söylediğini de yaptı. Şuan eşim sayesinde kazancım var. Bense memur olma durumu olduğu halde eşimin söylediğini daha nişanlıyken yaptım ve tercih yapmadım.

        Kadınlara fırsat sunun, kadınlara yardımcı olun. Bu reislik denilen şeyi kösteklik olarak algılamayın.

        Beni tanımadığınız halde BAYAN diyorsunuz ve kendinizce hakaret ediyorsunuz. Kastettiğim tam buydu, size karşı bir kaç eleştiri yapan herkesi BAYAN diye hedef gösterip saf dışı bırakmaya çalışıyorsunuz.

        Sema hanım şu yanlış hareketi ruh hastası olmayan erkekler dışında kimse yapmaz deyip duruyor. Bu mantığa göre bayağı ruh hastası erkek var ama Sema Hanım’a şunu demek istiyorum erkekler ruh hastası olmadıkları halde nefislerine yenildikleri için yapıyorlar. Kadınların nefislerine yenildikleri için nasıl, yaptıkları zulümler varsa erkeklerinde nefislerine yenildikleri için yaptığı zulumler var.

        Geçmiş yüzyıllarda hep erkekler zulmediyor sonra 30-40 yıldır da kadınlar. Demek ki zulüm herkes için kötü demeliyiz.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          GAYE’ye…

          “kimse size kadınları ”kadın”, ”kadın sayılır” , ”bayan” diye sınıflandırma ve aşağılama hakkı vermedi.” demişsin…

          Bu sınıflandırmayı ilk kez şahsım değil Sayın Sema Hanımefendi yukarıda ki yazısında yaptı. Bu nedenle bu sınıflandırmanın sahibi ve eleştirinin muhatabı ben değilim. Ama Sema hanımefendinin yazısının altına imzamı atıyorum. Hatta daha fazlasını yaparak, kadınları “zahire göre” Feminazi ve Asi olarak sınıflandırmaktan, ifşa ve afişe etmekten hiç mi hiç çekinmiyorum, çekinmedim.

          Çünkü, sözde, görünüşte Müslüman (teslim olan) olduğunu iddia eden bazı kadınlar “Asi ve Feminazi” olduklarının ya farkında değil, ya da farkında oldukları halde nefislerinin, şeytanın yönlendirmesi ve aldatmasıyla bu “hastalıklarını” gizlemeyi tercih ediyorlar, istiyorlar, yapıyorlar.

          Bir çoğuda bunu başarıyor. Ta ki karşılarına işin uzmanı birisi çıkıpta acı gerçeği ve onların gerçek yüzünü, amaclarını ortaya çıkartana kadar. O zaman da bu tür kadınların yaptığı iki şey var.

          1- Aslında yanlış anlaşıldıklarını, gerçekte teslim olmuş bir Müslüman kadın olduklarını, hatta bu yüzden anneleri, aileleri ve hemcinsleri tarafından “erkeğin kölesi” olarak suçlandıkları, ayıplandıkları, eleştirildikleri (vb mazeretlerle) kendilerinin Asi ve Suçlu değil magdur oldukları yalanına bizleri inandırmak istiyorlar.

          2- Veya bu tür bayanların gerçek yüzlerini ve amaçlarını gören, anlayan, bilen erkekleri “kadın düşmanı” olarak yaftalayıp, kendi gibi düşünenler için hedef haline getirmek suretiyle analarından doğduğuna bin pişman etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

          Özetle;

          Kadın “hatalı ve suçlu” da olsa her durumda haklı olmak/çıkmak için sahip olduğu iki büyük gücü/silahı ustaca kullanıyor. Girdiği mücadelelerde “kısa vadede ve zahiren” kazanmış gibi görünse de gerçekte, orta ve uzun vadede kaybeden taraf oluyor.

          Şimdi gelelim yazdıklarınızı baz alarak sizin evliliğe, erkeğe, kocaya bakış açınızı, zihin ve düşünce yapınızı analiz etmeye, sizin kişiliğinize ayna tutmaya…

          “Erkek EVİN REİSİ olmak istiyorsa bana ZULÜM ETMEDİĞİ – Allah’ın helal kıldığı şeyleri kendi bakış açısına göre yanlış diye bana haram kılmadığı- sürece ve SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRDİĞİ sürece İTİRAZ ETMEM” demişsiniz.

          Digerlerini bir tarafa bıraksak dahi sizin bu ve hemen altında paragraflar da yazdığınız dört kelime bile tek başına sizin zihin yapınızı açık ve net olarak ortaya koyuyor.

          Sizin karakterinize ve zihninize ayna tutmadan önce bu kavramlar nedir ona bakalım ve biraz üzerinde konuşalım.

          Nedir bu dört kelime?

          Sorumluluk, zulüm, itiraz, itaat…

          Size, Müslüman bir kadına göre

          Zulüm nedir? Nasıl yapılır? Kime veya neye göre doğru tanımlanır?

          Sorumluluk(yapılması mecburi olan sey, seyler) nelerdir?

          Koca sözü dinlemek ne sekil de ve ne kadar olursa “itaat”, neye ne kadar karşı çıkılırsa, “itiraz” edilirse “Asi” olunur?

          Bir erkek ve koca olarak bu kavramların bende ( Müslüman Erkek de) ki karşılığı nedir? Müslüman bir erkek hangi durumlarda veya ne yaparsa sorumluluklarını yerine getirmiş, karısına zulüm etmemiş olur?

          İşte bütün sır da evliliklerde karı koca arasında yaşanan sorunların kaynağı da, doğru cevaplarda, sorunların çözümü de bu sorular da ve bu soruların muhatabının kim (kadın mı, erkek mi) olduğunda gizli.

          Çünkü;

          Allah’ın evliliklerde evin reisi erkeklere verdiği HAKLAR’ın bir bölümü fıtratı bozulmuş kadınlar için ZULÜM

          Mesela;

          Kadının, kocasının kazancı ile alınmış bir eşyayı, bir yiyeceği veya parayı kocasından habersiz ve kocasının rızası olmadan kendi ailesi de dahil hiç kimseye veremeyeceği emri ve gerçeğine aykırı davranan bir kadının davranışının “hata, suç, yanlış veya haram” olduğunu karısına söyleyen erkeğin yaptığı o kadına göre ZULÜM, o erkek için ise Allah’ın kendisine verdiği bir HAK’tır…

          Mesela;

          Aylık 3000 tl geliri olan bir erkeğin (yeteri kadar var olduğu halde ) karısı için her ay ayakkabı, elbise alması, 1500 tl lik evde oturması HAK, o erkeğin makul sebeplerle bunlara karşı çıkması, karısını 700 tl lik evde oturtması kadına göre ZULÜM.

          Kelimelere yüklediğiniz manalar/anlamlar üzerinden sizin kişiliğinizi analiz etmeye devam edeyim mi, yoksa bu kadarı yeter mi gaye hanım?

          Dipnot:

          “Ya eyyüellezine amenu, aleykum en fusekum”
          Mealen: “Ey iman edenler siz kendinize bakın…..”

          • Gaye Y. diyor ki:

            —Mesela;

            Kadının, kocasının kazancı ile alınmış bir eşyayı, bir yiyeceği veya parayı kocasından habersiz ve kocasının rızası olmadan kendi ailesi de dahil hiç kimseye veremeyeceği emri ve gerçeğine aykırı davranan bir kadının davranışının “hata, suç, yanlış veya haram” olduğunu karısına söyleyen erkeğin yaptığı o kadına göre ZULÜM, o erkek için ise Allah’ın kendisine verdiği bir HAK’tır…—

            Bu örneğin altına müslüman bir kadın olarak imzamı atıyorum. Normalde ilk olarak bu örneği verecektim. Eşim kazancını şunlarla paylasabilirsin, şunlarla paylasamazsin derse İTAA EDERİM diyecektim, cümleyi tam kuramadım diğer örneğe geçtim.

            Bir kere daha feminist olmadığımı ispatlamış olduğunuz için teşekkür ederim. Nereden bileceğim bunu yazacağını dersen şahit olarak Allah yeter.

            Kötü niyetli olduğunuzu analiz yapayım derken zanda bulundugunuzu inşallah anlarsınız.

            Ben gerçekten zulümden bahsettigim halde siz kadınların zulmü yanlış anlamasını örnek vererek kendinizi haklı çıkarmaya calismisiniz. Erkeğin zulmetmesi farklı kadının erkegin kendisine zulmettigini zannetmesi farklı konulardır.

            İyi niyetli olup analiz yapayim derken zan yapmasaydiniz kurduğunuz cümle şöyle olabilirdi. Evet erkekler aile reisiyim diyerek açık kapalı zulüm yapamaz ama kadınlarda hoşlarına gitmeyen ve hak olan bir şeyi zulüm olarak niteleyemez deseniz diyeceğim tek söz HAKLISINIZ demek olurdu. Dediğim gibi ben buraya sizlerin topluca düştüğü bir hatayı hatırlatmak için yazdım ”BİZE KARŞI OLAN FEMİNİSTTİR” algısının dozunu arttırmayın gerçekten disardan hoş görünmüyorsunuz.

            Evet erkek dilerse 700 Luk evde de oturtabilir, kadında o erkekle bir hayat paylaşmak istiyorsa oturmak zorunda ama art niyetli olduğunuz için rakamlara takılıp kaldınız, demek istediğimi anlamazdan geldiğiniz.

            “Ey müminler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bazısı günahtır.” (Hucûrât, 49/12)

          • Gaye Y. diyor ki:

            Bir kadına, eşinin kazancından ondan habersiz ”hayır” bile yapamazsın deseniz. Kadın bir nefse sahip olduğu için ve şeytanın ”hayırda mı yaparken kocana soracaksın, hem ona da iyilik olur” diye fısıldaması gibi sebeplerden ötürü kadının aklında feministlerin söylemleri yer eder. Ama o kadının hem imanının pekişmesi hemde feministlerin söylemlerinin yer etmemesi için dini doğru bir dille anlatmak zorundasın. Örneğin bir insanın kazancını ondan izinsiz kullanmak doğru mu? Senin kazancını senden izinsiz biri kullansa hoşuna gider mi? Hayır yapmak istiyorsan eşinden habersiz yapman gerekmez, eşin mümin biri ve maddi durumunuz yetiyorsa zaten yardım yapar, dinimiz şu şu hikmetlerden ötürü bunu emretmiştir gibi BİRÇOK ŞEY söylenebilir. Daha sonra kadına nefsini ezmesi telkin edilebilinir. Ama bunu yapmak yerine sen kadınsın, sen yarım kadınsın, beri ki bayan gibi ayrım yaparsan ÖNCESİNDE KURDUĞUN CÜMLE NE KADAR DOĞRU OLURSA OLSUN, İNSANIN AKLINDA KALBİNDE YER ETMEZ.

            Evlenmek üzere iken aile doktorumuz olan hanım kendi soyadını kullanmaya devam et, kocanın soyadını kullanma diye telkinde bulunmıştu. Bende bir şey söylemeden kapattım konuyu. Sonra evlenip zaman geçti eşime söyledim bu durumu. Eşim güzel bir şey söyledi. Normalde senin kızlık soyadını kullanmak istemen beni rahatsız etmez ama hem aile bütünlüğümüz için hemde feministlerin bu toplumda yer etmemesi için soyadımı kullanman önemli demişti. Yani mesele kendi nefsi-erkeklik egosu değil ailemizdi.

          • Gaye Y. diyor ki:

            Neden iyi niyetli olmadığınızı söylüyorum.

            Kelimelere yüklediğiniz manalar/anlamlar üzerinden sizin kişiliğinizi analiz etmeye devam edeyim mi, yoksa bu kadarı yeter mi gaye hanım?

            Ego tavan maşallah (!)

        • Feyza diyor ki:

          Gaye hnm,
          İlgili yorumu bilmiyorum ancak kadınlar üzerinde kocalarının haklarının ilki münasebete davet, ikincisi kocasından izinsiz dışarı çıkmaması ve eve izni olmayan kimseleri almaması üzerine devam eder ki bu konunun ehemmiyeti sıralamada dahi belli eder.
          Kadınların sokağa herhangi bir ihtiyacı için çıkması, belli durumlar dışında kocasının iznine bağlıdır. Yani “iyi ki buna izin veriyorlar”dediğiniz kısım, bu ifadeniz yanlış olmuş. Çünkü bu bahsettiğniz şahsın kendi görüşü değil, alimlerimizin ittifak ettikleri bir husus. Biraz daraltarak yazmış bu kardeşimiz, ya da szin alıntıladığınız kısım eksik ama genel çerçevede doğru.
          Kadın, kocasının izni olmadan çarşıya, pazara, yabancıları ziyarete, düğünlerine…gidemez.
          Anne babası sefer mesafesinde değilse haftada bir ziyaret hakkı vardır. Ancak kızın anne babası gelip ziyaret ediyorlarsa kocası her hafta göndermek zorunda değildir.
          Kadının mahrem yakınlarını, akrabalarını ziyaret hakkı ise senedd birdir. Erkek buna engel olamaz ama senede birden fazlasına izin vermezse kadın buna itaat etmek zorundadır.
          Kadının babası müzmin bir hastalığa tutulmuş ve bakıma muhtaç ise Hanefi mezhebince kocasının izni olmasa da kadın babasına gidip bakabilir. Ama kocası, babasının evinde kaldığı süre içerisinde kadının nafakasını temin etmek zorunda değildir.
          Yanında mahrem bir yakın erkek bulunmak kaydıyla Hac farizasını da farz-ı ayn olduğu için kadın, kocasının izni olmadan gidip ifa edebilir. Ancak Hac’da bulunduğu süre içerisinde yine nafakasnı kocası temin mecburiyetinde değildir.
          Farz-ı kifaye gibi durumlarda ise, mesela kadın ebe veya gassal ise, kocası gtmesine izin vermediği takdirde kocasının hakkıbu vazifesine yine galip gelir ve itaat etmesi gerekir.
          İlim meclislerine gitmediği surette kocası, zaruri ilmi hanımına öğretmekle ya da öğrenmesini teminle mükelleftir. Ancak fazlasına izin vermeyebilir. Elbette kadının kendini geliştirmesi, sorması güzel ancak güzel dinimiz bunun için dışarı çıkmada dahi kocasının rızasını esas koşmuştur. Eğer kocası da önemli bir mevzuda hanımına yeterli olamıyorsa o zaman kadın çıkıp fetva isteyebilir. Ancak günümüzde bilgiye ulaşmak kitap ve internet vesilesiyle çok basit, bunun için izinsiz sokağa çıkmaya pek lüzum kalmaz.
          Eğer eşiniz size bu izni vermeseydi ve şu durumlar dışında dışarı çıkmana izin vermiyorum deseydi ki böyle diyen erkekler de tabiki var, itaat etmek zorundaydınız. Bu zulüm sayılmazdı, erkeğe Allah’ın verdiği mühim bir ruhsat.
          Bu sınırları ise çizen sıradan bir hoca ya da yorumcu değil. Fıkıh kitaplarımızda bu şekilde zikredilir, bize ise işittik ve itaat ettik demek düşer.
          Eşinizin size izin veriyor olması kendi insiyatifi. İzin vermeseydi zalim olmazdı.
          Tabi karşılıklı güvenin tesis edildiği birçok Müslüman ailede erkekler, bu ruhsatın sınırını, izin sahasını genişletebilir ve genişletiyor da. Ama müsamaha göstermedikleri durumda da kadının izinsiz sokağa çıkması bu şartlar dışarısında hem kadını asi ve günahkar kılar, hem de kocasının sevgi ve muhabbetini,güvenini azaltır.

          • Gaye Y. diyor ki:

            Feyza hanım,

            Eğer mesele benim güvenliğim, namusumun korunmasi ise tabi ki itaat ederim. Ve bu sebeple Allah’ın erkeğe görev verdiğine iman ediyorum. Ama meselenin çoğu zaman kiskancliktan kaynaklandigini düşünüyorum. Bu iki kavram birbiriyle ilişkili olduğu için çok karıştırılıyor.
            Dusunsenize ilmihal bilgisi dışında ilim öğrenmeniz başka birini insiyatifinde , ailenizin görmeniz ve hastalık dışında eşiniz sizi isterse hiç dışarı çıkarmayabilir.

          • Gaye Y. diyor ki:

            Yeri geldiğinde erkekler bize ne diyor Allah’ın bize helal kıldığı çok eşliliği bize haram kilamazsiniz, biz istediğimiz için çok eşlilik yapmıyoruz , doğru mu doğru. Ama başka konularda kavvamlik işin içine katılarak Allah’in helal kıldığı birçok şey bize haram kılınıyor.

            Bende buna karşı çıkıyorum. 3 şekilde dışarı çıkabilirsin gibi sınırlamaları , erkeğin kavvamlik görevine karşı geldiğim için değil , Allah helal kıldığı şeyleri bize haram kılmaya çalıştıkları için kabul etmiyorum. Bu yüzden iyi ki buna izin veriyorlar dedim.

            İnsan yılda kaç defa hasta olur (yılda bir iki defa hasta oluyorum, onu da bitkisel ilaçlarla hallediyorum) benim ailem uzakta yılda bir defa gidebiliyorum. İlmihal bilgimde kitaplarimda var. Bu üç şarta göre eşim beni demek ki hiç dışarı çıkarmasa dine uygun davranmış olacak öyle mi?

            Umarım derdimi anlayabiliyorumdur.

            Bizler kavvamligi hayatımız düzenli olsun, namusumuz korunsun, güvenliğimiz olsun diye kabul ederken işin rengi değişiyor

            Feminist sitelerdeki yazıları okuyorum çoğu hem çalışıp hem evle uğraşmaktan muzdaripler. Diyeceksiniz ki onlarda feminist olmasın. Onlar feminist olduğu için suçlu da onları feministlige yitenlerin hiç mi suçu yok.

            Bu sitede dersine çalışıp alının teri ile memur olan kadınların haram işlediğine kanaat getirilmiş. Eşinin rızasini alması bile önemsememis. Gercekten aşırıya kaçıliyor. Bunu fark ettirmek istedim. Hayirli günler selametle.

          • Yahya diyor ki:

            Gaye hnm,

            Eğer sizin evliliğinizde sorun yok ise ve bu şartlar ile geçinip gidiyorsanız, ne mutlu size…
            Rabbim mutlu mesut etsin, evliliğiniz daim olsun.

            Yok, eğer problemleriniz varsa (ki satır aralarından dökülüyor); size bakış açınızı değiştirmenizi, çöple/sapla/çürük ile uğraşmak yerine size sunulan bu lezzetli meyvelerden istifade etmenizi tavsiye ederim.

            Bu feministlere takılmamanızı da ilaveten tavsiye ederim. Kimseye faydaları dokunmadığı gibi, hayatlarını ve *ahiretlerini* günbegün bedbaht etmektedirler. Sağlıklı sigara olmadığı gibi, muhafazakar/dindar/islamcı feminist/feminizm’de olamaz.

          • Gaye Y. diyor ki:

            Yahya bey çok şükür evliliğim de sıkıntım yok. Sunu anlatmaya çalışıyorum. İslam erkeğe kadını koruma görevi vermiştir, eşim bu görevi güzelce yerine getirirse tabi ki İTAAT EDERİM demem bile sizleri tatmin etmiyor. Aşırıya kacilmasina tepki gösteriyorum. Anladığım kadarıyla eşimin üzerinde kavvamlik yaparken bana zulmediyor mu zulmetmiyor mu diye sorgulamadan her dediğini yaptığımda sizinle aynı dili konuşabilirim. Evliliğim hakkında olumsuz tek bir şey söylemedim aksine güzel şeyler söyledim ama satır aralarından olumsuz şeyler okumusunuz. Bu okuduğunuz şey bence kadının erkeğe koşulsuz şartsız itaat etmesini istemenin tezahürü diye düşünüyorum. Benim evliligimin iyi olması başka
            kadınların iyi gitmeyen evliliklerine göz yumacagim anlamına gelmez.

          • Yahya diyor ki:

            Gaye hnm,

            Evliliğinizde problem olmadığını duymak beni mutlu etti. Temennim de bu yöndedir.

            Size diğer arkadaşlarımız çok güzel açıklamalarda bulunmuşlar. Tekrar bu mevzular hakkında yazmayı uygun görmüyorum.
            İtaat hususunda ise, itaatin sınırı bizde bellidir, ki bunu Feyza hanım çok güzel açıklamış.
            Aşırıya kaçmak, zulüm etmek v.b. mefhumlar çok muallak. Kime göre ne/nasıl zulüm? Size zulüm olan, komşunuza olmayabilir; ona olan size olmayabilir. Ayrıca unutmayınız ki bu bu dünya imtihan dünyasıdır. Parayla, malla, mülkle, çocukla, eşle imtihan olunuyoruz. Dolayısıyla sizin eş ile imtihanınız, komşunuzun eş ile imtihanından biraz farklı olabilir. Bizim tek gayemiz bu imtihandan başarıyla geçmek.
            Ayrıca her ailenin durumu kendi şartları içinde değerlendirilir. Yani sizin dediğiniz gibi benimki iyi ama komşumun ki değil, o yüzden sessiz kalamam… ve yine dediğim gibi: kime göre, neye göre, nasıl zulüm???

            İnternette üç beş “aklı kıtın” veya “eşin-dostun” ağzına bakarak yuvasını yıkan çoook kadın var. *sizi tenzih ederek yazıyorum*
            ve gördüğüm kadarıyla bunların çoğu pişman!

            Tanıdıklardandır: kocasından evliliği boyunca dayak yiyen kadın, kocası vefat ettiğinde; keşke kocam sağ olup, şu koltuğunda otursaydı da beni yine dövseydi ama başımda olsaydı, Allah ondan bin kere razı olsun… dediğini bilirim. Bunu tasvip ettiğim için yazmıyorum, dikkatimi çeken bir hadisedir.

            Doğum ile ilgili verdiğiniz örneği, itaat ile bağdaştıramadım. Ancak tipik/modern kadın mantığına göre bu sadece odun olmak veya olmamaktır. Halbuki erkeklerin yetişme tarzları, tecrübeleri, örf-adetleri, sosyal çevreleri, ekonomik durumları vs. bu durumu etkiler. Şahsen ben heyecandan neler unutmuş/neler akıl edememiştim. …

            Neticede bunlara takılmamak lazım, ömür çok kısa.

          • Gaye Y. diyor ki:

            Yeni doğum yapmıştım , hastahane de yatarken eşim çocuk için gerekli malzemeleri almış, sürekli yanıma gelip gidiyor, saat başı bir ihtiyacın var mı diye telefonlar soruyordu. Yanımdaki kızda yeni doğum yapmıştı, bu yaşadıklarımı gozleyince hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, ben ne olduğunu anlamadığım için sordum ne oldu diye. Ablası açıkladı durumu. Kız kardeşim eşinizin size nasıl davrandığını gördü ne güzel eşiniz sizinle ilgileniyor ama kardeşimin eşi bir hayırlı olsun diye bile aramadı bir ihtiyacınız var mı diye sormadı. Bu yüzden üzüldü dedi ve ekledi benim esimde bana çocuğumuz oldu diye hayırlı olsun demedi bir ihtiyacınız var mı diye sormamisti diye. Bu iki hanım doğulu idi. Halbuki Sema hanım Doğulu hanımların kocalarına itaatkar olduğu için çok mutlu olduğunu iddia ediyordu. Bir kaç örnekle olmaz, istisnalar kaideyi bozmaz diyebilirsiniz. Ama benimde burdan tüm kaideleri bozacak karar yaşadığım örnekleri anlatmam imkansız zaten…

  15. Fatih M diyor ki:

    Sema Hocam,
    tebessüm ederek okudum. Hoş, espirili ve keyifli bir makaleydi.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku