Kavvam ile Saliha Kadının Aşkı

27 Aralık 2018Sema Maraşlı31 Yorum »

kalp mu“Erkekler, kadınlar üzerine yönetici ve koruyucudurlar. Bu da Allah’ın kimini kimine üstün kılması ve bir de erkeklerin mallarından sarf etme sebebiyledir. İyi kadınlar gönülden itaatli, saygılıdırlar.”  (Nisa suresi, 34)

Erkeğin evlilikte karısına ikramı “Kavvam” olup adalet ve şefkatle idarecilik yapması, karısını sahiplenmesi ve ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Kadının ikramı ise kocasına saygılı ve itaatkâr olmasıdır.  Rabbimiz ve Resulü kocasına saygılı kadını ‘Saliha kadın’ olarak övüyor.

Erkek saygı gördüğünde sevgisini gösteriyor. Kadın ise karşısında sahiplenen, güçlü ve güven duyduğu bir erkek gördüğünde erkeğe saygı duyuyor. Biyolojik olarak bakarsak testosteron ve östrojenin aşk formülü.

Peygamber efendimize bir gün etrafındaki değerli arkadaşları soruyor:

“Kadınların en faziletlisi hangisidir?diye.

“Kendine bakıldığında sevinç duyulan, emir verildiğinde itaat eden, senin hakkında ve malın hakkında çirkin bulunan bir şey ile sana muhalefet etmeyendir.” Diye cevap veriyor Allah’ın elçisi.

Güler yüzlü, uyumlu ve eksiklerini gördüğü halde yüzüne vurmayan kadın, kadınların üstünü oluyor. Erkeğin yaratılışını düşündüğümüzde, karısının kahramanı olmak isteyen erkek, onun eksik ve kusurlarını diline dolayıp, ona muhalefet eden bir kadını ne kadar sevebilir?

Rasulullah efendimiz bir keresinde:

“Size kadınların cennetlik olanlarını haber vereyim mi” diye sordu.

“Evet Ya Rasulallah” dediler.

“Seveceğin ve doğurgan kadındır ki hata ettiği zaman elini senin elinin üzerine koyar ve der ki “Ya affet ya da neyi uygun görüyorsan onu yap.

Hata yaptığında hatasını kabul etmeyip savunmaya geçen bir de haklıymış gibi erkekle mücadele eden bir kadın ile nezaketle eşinin yanına gelip yumuşak bir ses tonuyla elini eşinin elinin üzerine koyarak (dokunmak da çok önemli) “Ya affet ya da neyi uygun görüyorsan onu yap.” diyen bir kadın, hangisi muhabbeti hak eder. Eğer bir hak davası olacaksa muhabbette olsun.

Bu iki farklı tavır; merhametli, korumacı yaratılmış erkeğin davranışlarını ne kadar değiştirecektir. Kavga ve mücadele en çok duygusal yaratılmış kadını yıpratıyor.

Kadınlar erkeklerden almayı umdukları şeyleri, mücadele ederek değil, ancak yumuşak davranarak alabilirler.

Erkek, erk olmanın gereğini yerine getirdiğinde güçlü ve saygın oluyor, itibarı yükseliyor. Güç erkeğin çekiciliğini artırırken, kadının çekiciliğini azaltıyor. Kadını çekici kılan onun yumuşaklığıdır.

Erkek hükmedebildiği kadını seviyor ve sevdiği kadının hükmüne erliğini bozmadan giriyor. Güce karşı teslimiyet, kadın ve erkeği bütünleştirip aşk potasında eritir, eşitler. İlla eşitlik isteyenlere duyurulur. Yani kadın-erkek ancak sevgi kabında kaynayınca eşitleniyor. Başka yolu yok. Kadın,  boş yere kavga ederek, mücadele ederek, kendini de eşini de çocuklarını da yıpratmasın.

Maalesef ki narsisizmin din olduğu, tevazu ve itaate savaş açılmış bu çağda, bu yazdıklarım pek çok kişiye imkansız gibi geliyor olabilir; fakat karşı çıkmadan hayatınızda kırk gün bir uygulayın sonucu görün.

Dinin hikmetli sözlerini anlamak için, sağlam bir iman gözlüğüyle bakmak lazım. Son yıllarda kadın ve erkek ilişkileri üzerine yapılan araştırmalar, bilimsel veriler de bize yaratılış gerçekliğini gösteriyor, bu konuda faydalı kitaplar yazılıyor; fakat görmek istemeyen yine görmüyor. Görenlere selam olsun…

Sema Maraşlı/ “Güçlü Kadınlar Neden Mutlu Değil” kitabından

Okunma Sayısı : 6.115

Yorum yapın

“Kavvam ile Saliha Kadının Aşkı” için 31 Yorum

  1. Okan Bayrak diyor ki:

    Arkadaşlar Hocam merhabalar

    2017 ağustos ayında evlendim, 3, 4 derece üst gömlekten akraba ebediliği yaptık yarı görüşü usulü yarı flört usulü görüşmemiz oldu. Nişanlandık ve evlendik.

    Her ikimizde kamuda çalışıyoruz. Biz nişanlılık sürecinde de çözemediğimiz ama bilhassa ben karımın kalbinin yumusayacagini ve merhamete gelerek beni anlayacağını düşünerek bu sorunların üstünü örttük.

    Benim babam 20 yıl önce felç geçirdi daha sonra bağırsak kanserinden dolayı 8 kez ameliyat oldu, annem ev hanımı kardeşlerimde çalışıyor. Eşim ile kiraya çıktık o şehir dışından geldiği için çalışacağı yer belli olmadığından ötürü yayından önce evlendik ulaşımı kolay bir yersen ev kiraladık. Daha sonra okul annemlerin evine yakın sayılabilecek bir bölgede çıktı. Bende hem babama bakmam gerektiği hem de onların bizlere faydası olabileceği ve eşimin okulunun Allah tarafından o bölge yakınlarında çıkması sebebiyle evimizi değiştirelim ev alalım yada o bölgede ev kiralayalım dedim.

    Fakat bir türlü sözümü dinletemiyorum, defalarca tatlı dille anlattım ama her defasında bana sen ailene odaklaniyorsun bize odaklanmiyorsun oldu. Bende benim 2 odak noktam var onları birleştiriyorum dedim. Ama bunu bir türlü kabullenmedi.

    Bende ailemi hem özlemem hem ihtiyaçlarını karşılamam hemde o bölgede yaşadığım için haftada 1, 2 veya 3 kez ziyaret ediyorum. Bazı akşamları gece 10 , 11e kadar oturuyorum. Onu çağırdığımda isim var diyerek veya sen geç saatlere kadar oturuyorsun diyerek gelmedi. Bu durum genel olarak böyle devam etti. Ben hatta dedim ki yakınlarında olursak sık sık giderim fakat uzun süre oturmam, şu an 13 14 km mesafede oturuyorum got gel yapmak gün içerisinde çok zor oluyor.

    Son olarak ev meselesinden de öte aile içinde anlaşmazlık yaşadığımız konularda bir türlü çözüme ulaşamıyoruz, bu sebeple bana sizin yazılarınızda belirttiğiniz gibi erkek gibi diklenmeye falan başladı. Ben de sizin yazılarınızı gösterdim bak dedim Kocaya itaat Allaha itaat dedim hadisleri ayetleri gösterdim ama inanmıyorum dedi. Şimdi boşanmak istiyorum dedi, sebep de daha önce dediğim gibi annemlere gitmek onları görmek istemem. Eşime sizin kitaplarınızı ve videolarınızı dinlemeyi tavsiye ettim onuda kabul etmedi. Bana söyleyin Allah aşkına ben daha neyleyim…

    • Yahya diyor ki:

      Çocuk yoksa anlaşmalı olarak boşa gitsin…!

    • Abdullah Bir diyor ki:

      OKAN BAYRAK BEY

      “Kocaya itaat Allaha itaat dedim hadisleri ayetleri gösterdim ama İNANMIYORUM dedi. Şimdi boşanmak istiyorum dedi”

      Size doğruya yönlendirebilmemiz için karınızın söylediği İNANMIYORUM sözünün ne için ( Sema hanımın sözleri için mi, yoksa Allah’ın kocaya itaati emreden emirleri için mi) olduğunu net olarak açıklamanız ve bizim de bilmemiz lazım.

      Çünkü karınızın, Sema hanımın bu konuda ki fikirlerini veya yorumlarını REDDEDİYOR ise buna “kendi düşen ağlamaz, bu nasip işidir, gerçekleri görmek ve hidayete ulaşmak bazılarına nasip olmaz” dan başka bir sözümüz olamaz.

      Ancak, karınız ALLAH’ın KOCAYA KARŞI İTAAT KONUSUNDA Kİ EMİR ve YASAKLARI’nı REDDEDİYORSA sözümüzde, tepkimiz de, sana söyleyeceklerimiz ve tavsiyelerimiz de değişir.

      Bu durumda Tahkiki (makbul İman sahibi ehli sünnet Müslümanları’nın) İman sahiplerinin sana söyleyeceği tek şey “MÜSLÜMAN BİR ERKEĞİN KAFİR BİR KADIN İLE EVLENMESİ veya EVLİ KALMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR, BU NEDENLE KARINI BU KONUDA ( iman konusunda) UYAR, TEKRAR MÜSLÜMAN OLMASINI SAĞLAMAYA ÇALIŞ, KARARINDA ISRAR EDERSE DE BU KADINI HEMEN BOŞA” sözüdür.

      Hayırlı düşünce, karar ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun…

      • Okan diyor ki:

        Hocam,
        O ayeti kabul ediyor. Fakat yorumlarken kavvam kelimesini erkeğin kadını koruması ve kollamasi olarak yorumluyor. Ben senin kolen mi olacağım her dediğine itaat ederek diyor. Sen beni köle olarak mi aldın diyor. Kendisi … takip ediyordu araştırdığım kadar onlar hadisleri reddediyor sanırım. Eşim de o düşüncede hadislerin işine gelmeyenlerine ben inanmıyorum diyor.

        Ben zaten kimseyi köle olarak görmek istemem yanında hele ki eşimi. Ben sadece anlaşmazlık yaşadığımız konularda ben karar alayım diyorum. Ama sanırım çalışan ekonomik özgürlüğü olan bir bayana dinin kurallarını kabullendirmek zor.

        Birde bazı hocalar da farklı şekilde yorumlayınca isim git gide zorlaşıyor. Ben içki içmem sigara içmem, sadece aileme yakın oturmak istiyorum. Yukarıda belirttiğim hususlara rağmen bende kendi ailemin yakınında oturmak istiyorum diyebiliyor. Yani bazen diyorum acaba kötü bir insan olsaydım bunları yaşamak zorunda kalmazmiydim? Etrafıma bakınca gerçekten öyle.

        Tabiki kötü bir insan olmayacağım ama bu durum beni uzuyor. Hemen bisa demissiniz babam hasta olduğu için ben herşeyi kendi cabalarimla yaptım şimdi o kadar masraf birde mehir günlerinin hepsini yapabileceklerimi yapmadan harcamak istemiyorum. Elimden geleni yapayım sonra olmazsa çocukta olmadığı için mecburen ayrılacağız gibi görünüyor

        • Gulpembe diyor ki:

          Okan Bey,
          Ev meselesinde evlenmeden once de anlasmazlik yasamis fakat bunu cozmeden esinizin merhametine guvenerek ayni anlasmazligi evlilik sonrasina tasimissiniz. Maalesef burada haksizsiniz. Sizin icin bu denli kiymetli bir meseleyi “ ortmeniz” esinizi bir nevi kandirmaktir, Kadin evlilik oncesi yasayacagi sehri dahi secmekte ozgurdur koca evlilikten sonra karisini kararindan vazgecirmek icin baski yapamaz.

          Kariniz sizin evliligi benimsemediginizi dusundugunu dolayisiyla kendisini de eve ve size bagli hissedemedigini “ onceligi bize ver” diyerek acikca dile getirmis. Siz iki onceligi birbirine katmaktan “odak noktalarini birlestimekten” bahsediyorsunuz. Fakat unutuyorsunuz ki artik sizin ilk eviniz babanizla degil karinizla oturdugunuz evdir,artik sizin ilk aileniz esinizle kurdugunuz bilikteliktir. Oncelik siralamasini yapmak zorundasiniz.

          Babaniza Rabbim sifa versin, belliki hayirli evlatsiniz fakat babaniz sizi hergun gormektense mutlu bir evliliginizin oldugunu bilmeyi yegler diye dusunuyorum.

          Karinizi tanimadigimiz icin nasil davranmaniz konusunda taktik verebilmek imkansiz , sadece onun da mutlu olmadigini hatta sizden yana hayalkirikligi yasadigini soyleyebiliriz. Klasik olacak ama aranizdaki iletisimi kuvvetlendirmeniz ve birbirinize daha fazla ortak zaman ayirmaniz faydali olur insallah
          Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Okan bey uygun aciklamayi yapacaktir Gulpembe hnm, yalniz benim anladigim kadariyla Okan bey hanimiyla onun gonul rizasiyla evlenmis ve bu durumda bu olayin uzerini orten yalnizca Okan bey degil.
            Hanimi da evlenecegi adamin babasinin 20 yqillik felc hastasu ve agir rahatsizliklar gecirdigini bilen biriydi. Ustelik hanimi ayni sehire tayini de gonul rizasiyla istemis olmali, Okan bey (ogretmen bir hanim sanirim) cebren tayin istetip kendi sehrine cagirmis olamaz ki, icibe sinmiyorsa bastan hayir ben evlenmek istemiyorum sizinle deyip tavrini koyabilolirdi hanimi da.
            Ayrica,
            Su an zaten haniminin istedigi yerde oturuluyor, yani annesine yakin oldugu halde haniminin okulu, hanimi istemedigi icin Okan bey evi yakinlarina tasimamis, oyle anladim. Bunun yerine beyefendi kendi ziyaret ediyor babasini, ailesini haftada bir geya birkac sefer ki bu da sorun olmamali. Ona on bire kadar oturma durumu evleri uzak oldugu icin, yakin olsa o kadar oturmayacagim diyor ki mantikli.
            Bu durumda hanim l,uzak olup gec saate kadar kocasinin anesinde oturmasini yakin olup daha az sureli ama daha cok seferli gorusme gibi iki secenekten uzak olmayi tercih ettiginden, kocasinin da bazen gec gelmesini kabullenmek zorunda. Cunku o da kocasinin ustelik rahatsiz olan ailesi ve bu tercihi yapan da haniminin kendisi.
            Ucuncu secenekse, hem uzak yasama tercihini uygulayip hem de gorusmeyi minimuma indirebilir Okan bey ailesiyle ki bu durumda hanimini memnun eder fakat diger tarafin kalbi kirilir.
            Adamcagiz zaten felcli ve cocuklarinin ziyareti onun tek eglencesi eger bilinci aciksa, annesinin de moral kaynagi.
            Okan bey hanimini mecbur tutmuyor ille sen de haftaici geleceksin benimle demiyor, hanimi istemedigi icin ailesinin yakinindan ev tutmuyor haniminin okulu o bolgede oldugu halde, iki tarafa da makul yaklasiyor ve bu durumda hatali oldugunu dusunmuyorum gordugumuz bu manzara itibariyla. Elbette altinda yatan baska seyler varsa orasini bilemeyiz, anlatilani yorumluyorum.
            Bol bol gidip dualarini almalari guzel olan, dinimiz de bunu emreder, hem hasta hem baba duasi. Haftada bir iki kez gitmenin nesinde sorun var ki.. Gidip orda yatili da kalmiyor ustelik.
            Onceligi zaren hanimi ve evi. Evinde yasiyor, yatiyor kalkiyor, bir omur paylasiyorlar. Haftada birkac saatini de elbette ailesine verecek beyefendi, onceligi kaptirmak olmaz ki bu durum, bu bir yaris degil. Sartlarin gercekligini ve zorlugunu bastan bilen bir hanim hayatinin diger yarisi olarak hayatina alacagi adamin sorunlarini beraberinde kabul etmis demektir ve gozlerini ne kadar kapamak isterse istesin bu sorunlardan kendini yalitamaz, soyutlayamaz. Hayatina alip kabul ettigi butunuyle bir adamdir cunku problemleriyle ve cozumleriyle beraber bir butun olarak. Destek olmali, merhametli olmali..
            Nacizane fikirlerim. Yanlis anladi ve yorumladiysam lutfen okuyan duzeltsin.

          • Okan Bayrak diyor ki:

            Guülpembe hanım, Feyza Hanım, Şöyleki hafta sonu 1 gün genelde de hafta ici bir veya iki gün olarak devan etmektedir aile ziyaretim. Hepsinde de 10 a 11 e kadar surmemektedir, en geç 10 11. Co gu zaman 8 9 da evde olurum. Eşim öğretmen, kendisinin aileside Ankarada, o yüzden Ankaraya gelmek çok problem olmadı. Belki ailesi Ankarada olmasa taa o zamandan ipler kopabilirdi.

            Şimdi size şöyle soyleyim ailemi gormedigim zaman içimde bir huzursuzluk oluyor, nasıl.anlatsam , ben 11 yaşında idim babam felç geçirdiğimde, ikiz kardeşlerim daha 1 yaşına girmemişti. Bir küçüğüm ise 8 yaşındaydı. Annem deseniz ev hanımı yol iz bilmezdi babamın aşırı kiskancliginin da etkisi nedeniyle. Bir de düşününki bir sürü borç harç hastalanınca hepsi bize kaldı. 2 yıl sonra malulen emekli oldu ve o emekli maaşı ile düşünün ki şu an 4 kardeş de açıktan veya örgünden okudu.

            Ben onları gormedigim zaman içimde bir burukluk oluyor, istesemde istemesemde oluyor. Bu benim hatam mı? Ben ylsy bursunu kazanmama rağmen gitmedim yurtdışına, yapamadım.

            Bunları neden yazdım, belkide bu çetin ve zorlu geçen hayat beni daha çok bağları aileme. Aileye bağlı olmak niye kötü.

            Her zaman değil ama bazı zamanlar pikniğe, tatile gitmek istemek kötümü?

            Burlikte Sabahtan gidip gece 1 e kadae durdufumuz zamanlarda oldu, bana sen sabahtan akşama kadar sürekli orada olmak istiyorsun diyor, bende buna çözüm olarak evimiz yakın olursa az ama öz görürüm, içim huzura rahata kavuşur diyorum.
            Ben kimseyi kandırmadım Feyza hanımın dediği gibi evi onun istediği yerde kiraladık. Okulu o tarafta olmasına rağmen INAT yaparak istemiyor.

            Ayrıca ikiz kız kardeşlerim de var evlilik çağlarında başlarında durmam gerekmez mi? Bir insan niye kostek olur buna?

            Feyza hanım dedikleriniz doğru üstüne yukarıda bahsettiklerim mevcut. Ben hüsnüzan ile baktım hep pozitif tarafını girmeye çalıştım nişanlı iken.

          • Gulpembe diyor ki:

            Feyza Hanim,
            Anne baba hakki, silai rahim, merhamet fedakarlik hususunda yazdiklariniza bir diyecegim yok, keske hanfendinin kalbi yumusasa orta yolu bulabilseler herseyden once Allahi razi edebilmis olsalar. Fakat hanfendi herhangi bir kimseden rahatsizlik duyuyor mu kirginligi var mi, yahut zaten kendi de kalabalik aileden gelmis tecrubeleri itibariyle korku ve onyargilari var mi ;detaylara vakif degiliz, babanin bakiminda Okan beye ciddi ihtiyac duyulsaydi burada es rizasini almaya gerek bile duyulmazdi. Fakat baska kardesler var Anne var kosullar itibariyle aciliyet ve zaruriyet yok. Bu durumda hanfendinin fikir beyan etme hakki vardir.

            Tek tarafli anlatimlarda dikkatli olunmasindan yanayim. Davut as ve 99koyunu olan adamin hikayesini bilirsiniz.
            Sevgiler.

          • Feyza diyor ki:

            Okan bey Allah yardimciniz olsun. Sizi cok iyi anliyorum cunku aileyle ilgili benzer hastalik sureclerinden ben de gectim. Insan sair zamanda duydugu sefkatten daha fazla bir sefkat hissediyor ailesine karsi hasta olduklari zaman ve ilgilenemediginde kendini huzursuz, hayirsiz evlad gibi hissediyor. Tabi ben o zmnlar evli degildim, serbesttim. Sorun yasamadim. Ama sizin durumunuz oyle degil, zorlu buyume sartlarinizin da bu bagda etkisi vardir tahmin ediyorum ve dedigim gibi anlattiklariniza bakinca bunda bir problem goremiyorum, benim korlugum de olabilir.
            Gulpembe hnm, bir kirginligi olabilir mi demissiniz, dun tahminde bulunarak yazmistim bugun Okan bey de teyid ettigi icin daha rahat yazabiliyorum. Beyefendi hanimini ne ailesine goturmek ne de beraber veya yakininda yasamak icin zorlamiyor ki. Anlasamadigimiz nokta su ki, burada haniminin soz hakki olmasi gereken hicbir durum yok, bu tamamen Okan beyin ozel cabasiyla ilgili yani kendi gidiyor, kendisi ilgileniyor, haniminin istedigi yerde ev tutup o mesafeyi de kendi kendine katederek ailesinin yaninda olmaya calisiyor, eve alip babasina bakmaya mecbur kilmiyor…vs daha ne olsun?
            Haniminin kirgin oldugu birsey varsa demissiniz, Okan bey hanimini zorla annesinin evine goturmuyor, gorusturmeye mecbur tutmuyor ki. Ama haniminin varsa ailesiyle bir problemi, bu kocasinin gorusmesine engel degil, o da onun kendi problemidir. .
            Ustelik diger kardesleri varken Okan beyin bakmasina gerek yok diyorsunuz fakat, digerleri kiz ve bu beyden kucukler bakin. Yani baba da felcli olunca bu evin erkegi yine Okan bey. Elbette kardesleriyle, annesiyle ilgilenmek zorunda. Bu bizim orfumuzde de kulturumuzde de dinimizde de boyledir. Ustelik Okan bey surekli baslarinda da degil yani zaten bu aile yasamiji bir sekilde kendi kendine idame ettiriyor. Okan beyin yaptigi haftada bir veya birkac gun ziyaret edip eksiklerini gozetmek, yaninizdayim mesaji verip yalniz olmadiklari hissini vermek ve onlari guvende hissettirebilmek gibi manevi destege yonelik.
            Siz burada notr davranabilirsiniz ikili iliskinin diger yonunu bilmediginiz icin, sukut edebilirsiniz ki biz de zaten her defasinda yineliyoruz “okudugumuz kadariyla, baska bir sebep yoksa..” gibi sozcuklerle yalnizca anlatilana yorum yaptigimizi. Ancak notr kalmak ve sukut etmek yerine Okan beye “siz hatalisiniz, haniminiz su konuda hakli” dediginiz vakit, haniminin sila i rahim, anne baba hakki vs gibi konularda dinimize ters dusen istek ve beklentilerini onaylamis olursunuz. Cunku, sizin hatali gordugunuz hanimin oturacagi evi secme ozgurlugune mudahale gibi bir durumu bu evlilikte sozkonusu degil. Onun istedigi yerde ikamet ediliyor. Bu durumda kocasinin ailesini ziysret etme hakkini sorun etmesini siz makul goruyorsunuz ve bunu bu hanim icin bir hak olarak tanimliyorsunuz ki kulliyen yanlis bir tarafgirlik bu. Allah kalbine merhamet versin bu hanimin. Bu gibi seyler evlilikte sorun edilmemeli, insaallah gidecekleri danisman bu konuda iyi bir kilavuz olacaktir.
            Ben yuvalarun yikilmasindan yana degilim, genelde olumlu yorum yapmaya calisiyorum ancak bazi konular var ki gercekten cok hassas ve butun yasami etkileyebilecek kadar muhim. Ailevi sorunlar gibi..
            Su an cocuk yokken bir hanim esinin ailesiyle gorusmesini problem ediyor ve bunu bir oncelik sirasi olarak nitelendiriyorsa,cocuk oldgu zaman bu gorusme sklklarini daha aza indirgemesini talep edecektir. Cocuk hastalandi, cocukla ilgilenmiyorsun, dersi okulu vs… Beyefendi bu arada kalma problemini daha fazla yasayadabilir ve cocugu oldugu icin hanimina daha toleransli davranmaya mecbur kalabilir. Ancak ailesiyle gittikce az vakit gecirmeye mecbur kaldikca da ic huzurunu kaybeder cunku bunu onemseyen bir erkek.
            O yuzden bu problemlerin cocuk olmadan evvel masaya yatirilip duzgun bir cozume kavusturulmasi gerekli, siz haksizsiniz demekle hallolunacak, halinin altina supurulecek basit bir mesele degil. Kokleri gelecege uzanan muhim bir problem gibi gozukuyor. Allah yardim etsin.

          • Gulpembe diyor ki:

            Okan bey,
            Hayatiniz hakkindaki detaylari size olan son yorumumdan sonra okudum. Aileye bagli olmak neden kotu demissiniz. Hayir kotu degil.Sizin ailesine hayirli bir evlat olmanizi takdir de etmistim. Nice erkekler var kendi ailesine degil, karisinin ailesine bile boyle siper oluyor koruyup kolluyor. Allah hepsinden razi olsun.

            Ne varki, bu usulde hata yaptiginiz gercegini degistirmiyor. Evlilik oncesi zaten bu gundem olmussken karinizla bu konuda mutabakat saglamaliydiniz.

            Gideceginiz aile danismanin da dini nakilleri karinizin kafasinda demoklisin Kilici gibi sallamadan yapici ve insan paikolojisine uyumlu olarak yaklasma karari cok yerinde. Haklarinizda hayirlisi olsun.
            Selam ve selametle

        • Yahya diyor ki:

          Okan bey,
          Anlattıklarınız o kadar paralel ki…
          Biran önce kurtul…!
          Aynılarını yaşadım defalarca… aynı tartışmaların içine girdim…
          mahkemede dahi hakime şikayet edildim: “bana itaat edeceksin, diyor hakim bey” “beni köle yaptı” “benden su istedi”…

          şimdi amirlerine itaat ediyor… sistemin kölesi oldu… beter olsun!

          • Okan Bayrak diyor ki:

            Sizin çocuk varmıydı Yahya Hocam. Ne kadar evli kalmıştınız? Allah hakkınızda hayırlısını versin inşallah.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          OKAN BEY’e…

          “Ama sanırım çalışan ekonomik özgürlüğü olan bir bayana dinin kurallarını kabullendirmek zor.”

          Sen yukarıda ki cümlede aslında problemin kaynağını kendin yazmışsın, biliyorsun ama bu gerçeği GÖRMEK ve KABULLENMEK istemiyorsun.

          “…herşeyi kendi cabalarimla yaptım şimdi o kadar masraf birde mehir günlerinin hepsini yapabileceklerimi yapmadan harcamak istemiyorum.”

          Bu ifadenle de kararını PARA KAYBETMEKTENSE BU KADINLA YAŞAMAYA DEVAM EDİP HUZURUMU KAYBETMEYİ TERCİH EDERİM diyerek sen zaten BOŞAN(ma)MA konusunda kararını vermişsin. Bu nedenle benim veya başkalarının sana söyleyeceklerinin senin bu konuda karar vermene bir etkisi olamaz. Ama şunu da unutma ki, bugün zorda olsa yapabileceğin bir seyi yarın, üç ay, bir yıl sonra yapma imkanın olmayabilir, yani Allah hiç bir zaman bir daha o fırsatı sana nasip etmeyebilir.

          Bildiğin ve istediğin gibi yaşamaya devam et.

          Çünkü her bir tercih aynı zamanda bir çok seyi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucuna katlanmak zorundadır.

        • Feyza diyor ki:

          Okan beyin durumunu iste burada daha once yazmistik. Bu da canli bir ornek oldu, oncelikle Allah yardimciniz olsun. Aile yasaminizla ilgiki tavsiye verebilecek tecrubede degilim,ben daha genel birseyler yazmak istiyorum.
          Ayetleri carpitip hadisleri reddeden bu taifenin hanimlari ekseriyetle feminist dusuncelere yatkin oluyorlar Okan bey. Cunku inanclarindan bu ideolojiye bir yol bulabiliyorlar izlerini takip ettikleri hocalari vesilesiyle. Hadisler Sur’un kapisidir ve siz bu kapiyi yikmalarina izin verdiginiz an sehrinizi istilaya acmis ve sehrinizin anahtarlarini teslim etmissiniz, dilediginiz gibi iceri girip yakip yikabilir, istediginiz duzenlemeyi keyfinize gore yapabilirsiniz diyerek mudahaleye izin vermissiniz demektir. Siz hadislerin isine gelmeyeni hayatinizdan cikarirsaniz ayetlerin de teviline rahatlikla yol bulabilirsiniz.
          Bu yuzden darabe tartisilirken israrla bu kelimenin asil manasina vurgu yaptik. Bu yuzden kadinla ilgili hadis-i serifleri reddedenlere ya da ayetleri kafasina gore yorumlayanlara siddetle itiraz ediyoruz. Cunku bunlar birer ilmektir. Ilmegi cektiginiz an gerisi sokulur gider.
          Bu taifenin icerisinde tesetturunu cok iyi saglayan hanimlar da var, hatta carsaflilar da var. Fakat zihniyet olarak iclerine dahil olmadikca ve kilit sorulari sormadikca taniyamazsiniz.
          Evlenecek beyler; hanim adaylarinizin itikadini ve takip ettigi hocalari cok iyi sorgulayin. Tesetturu mukemmel diye evlenirsiniz, abdestli namazli dersiniz fakat icinden feminizme meyyal bir hanim cikabilir gorunumuyle hic ortusmese de. Bunlar itikadi eksiklikten ve gudumunde olduklari silsilenin yanlis ama tesirli goruslerinden kaynaklidir ve ayirdetmeniz emek ister.
          Inandigi halde ameli noktadaki zaafiyetinden oturu kocasini memnun edememis bir hanim bunu bir sekilde donem donem yasasa da, ahlaki cok kotu olmadigi surece Allah katindaki sorumlulugunu hatirlar, telafiye yonelmeye calisir kalbi kaskati kesilmemiss. Cunku kocaya itaatin Allah’in emri olduguna inaniyordur ve bu sorumlulugunun bizzat farkindadir. Fakat inanmayan, sizin de inandiginizi reddeden bir hanima sorumluluklarini hatirlatmaniz pek fayda etmez. Hatta aksi yonde tesir eder, inatlasmasina ve dikbaslilik etmesine sebep olur. Cunku okuyordur ve okuduklariyla sizin soyledikleriniz celisiyorsunuzdur. Okudugu kitaplarin tesiriyle sizi de bu zamana kadar erkek egemen din anlayisinin kadini ezmekle mukellef bir neferi olarak gorur, inatlaska artarak devam eder. Diger yanda ise dini egitim almamis, bu konularda cok bilgisi olmayan ama saf kalple iman etmis bir kiza kolay sozunuz gecer, cunku bilmediginin farkindadir ve sizinle iddialasamaz,zihniyeti de yalan yanlis bilgilerle zehirlenmemistir, saf ve temizdir, ne islerseniz o tarafa yonlendirilebilir.
          Bu noktada itikadi farkliliklar gorundugu gibi yalnizca bireyleri degil, butun bir aile yasamini etkileyebilir. Es seciminde dikkat edilecek en onemli hususlardan birisi.
          Canli bir ornegini gormusken altini bir kez daha cizmek istedim.

          • Okan Bayrak diyor ki:

            Değerli arkadaşlar ilgilendiğiniz için teşekkür ederim.

            Gülpembe hanım, Doğrudur konuştuk ama anlaşamadık, anlaşamadığımız için sonradan siz hakkımız olmuyor mu? Kuran-i kerim de anne ve baba hakkından bahsediyor. Ben ona aynı evin içine girelim demiyorum zaten yakına gidelim diyorum. Gerçekten bu da beni hem maddi hem manevi yıprattı. Beraber vakit geçirmek güzel yaptikda fakat sonuç h8c değişmiyor.

            Abdullah bey, demek istediğim bir aile danışmanı veya yanlışını hatirlatabilecek ne varsa denemek ıstiyorum. Doğru çalışan bir bayana buna inandırmak zor ama imkansız değildir diye sonradan şunu da keşke deneseydim dememek için. Iyiligi yani allahın emrini emredip kötülükten sakındırmak ıstiyorum. Ki bu durum devam ettikçe zararının olacağının farkındayım. O yüzden bu mesele çözümlenene kadar çocuk istemediğimi belirttim.

            Feyza hanımın tespitlerine imzamı atabilirim. Mustafa Ismaloğlunu takip ettiğini biliyordum hatta nişanlı iken de tartışmıştık. Ne bileyim artık Kaderimmis diyorum. Kaç kez ayrılık eşiğine geldik ama olmadı. Bana peygamber efendimizin kendi ev işlerini yaptığını söylerken diğer hadis ve sünnetlerini görmezden gelebiliyor. Arkadaşlar gerçekten ama gerçekten evleneceginizkişinin ehli sünnet olmasına ve takip ettiği hocayı iyi bilmelisiniz, belki benim basiretimin bağlandığı bir andı. Birde akraba olmamız beni yanılttı, fikir olarak aynı küme içinde kalırız die düşünmüştüm. Mesela kendi ailesinde babannesi ve dedesi olene kadaraynı evde yaşadılar şimdide anneanne ve dedelerinin evlerine anne ve babasının evleri 2 dk yürüme mesafesinde. Boyle bir yapının içinden çıkıp böyle bir mantık yıkılır diye düşündüm.

            Birde galiba Babam rahatsız olunca bizim ailenin de ic8nden evlenen ilk ben olunca akraba ile evlilikte kolay geldi.

            Cumartesi bir aile danışmanından randevu aldım. Gideceğiz. Ehli sunnet bir bayan ins kendisi kendisi ile kışa bir görüşme yaptım. Ben aynı noktadan yaklaşmayacağım yani kuran ve hadis ile direkt konuya girmeecegim dedi, bu şekilde ikna etseniz siz ederdiniz dedi. Allah hayırlısı nasılsa öyle yapmamızı nasip etsin inşallah.

            Saygılarla

          • Gulpembe diyor ki:

            Okan bey, evlendikten sonra soz hakki yok mu diye sormussunuz. Evlilik oncesi erkek sartlarini sunar, sinirlarini cizer. Karisina bunlar Benim sinirlarim bu alan icinde ozgursun der.kadin degistirebilecegini degistirir, degistiremedigini ya kabul eder ya bu iśe girmekten vazgecer. Boylece esler durust bir sekilde evlilige baslamis olurlar. Sizi tenzih ediyorum, fakat evlilik oncesi bilhassa erkek tarafinin vaadleri havada ucurduguna, herseye eyvallah dedigine ;sonrasinda ise verilen sozlerin tutulmamasina, yada muglak birkilan hadiselerin buyuk patlamalara sebep olduguna sahit oluyoruz. Evlilik oncesi karinizin tepkisinden haberdar olmasaydiniz istek ve diretmelerinizde hakli olabilirdiniz fakat suanki durum bir oldubittiye getirmek olarak algilaniyor. Evet kadin itaat etmeli ama evlilik oncesi gorustugu adama, evlilikten sonra degisen adama degil.

            “Vaatlerinizi tutunuz!”(kurani Kerim)

        • Okan Bayrak diyor ki:

          Feyza hanım, Gülpembe Hanım,

          Tabiki ufak tefek bazı bu konunun dışında da problemlerimiz var oluyor. Her yerde olduğu gibi. Ben özellikle son zamanlar da 3v alma hususunda ısrarcı oldum, hem parayı sokaga atmamak hemde hem eşimin okuluna hem de aileme yakın olmak maksadıyla. Bunda da ısrarcı oldum. Çünkü şu an imkan varken evimiz olsun istedim. Hepinizin yorumları için teşekkür ederim.

          Gülpembe hanıma bir sorun var; Nuret5in Yıldız hocadan dinlemiştim, kadın sadece kocasının ailesi ile aynı evin içinde yaşamak istemeyebilir, müstakil bir ev isteyebilir diyor Peygamberimiz. Bu minvalde Yüce kitabımızda da buyuruluyor kocanıza itaat edin; bunu evlilikten önce ve sonra veya bir zaman dilimi koymuyor. Ben kesin söz versem haklı olabilirsiniz ama neticelendirememistik. Ortada kalan bir konu sadece suç benimmi. Ben hep insanların merhametli olabileceğine inanmıştım, belkide en büyük yanılırım bu oldu.

          Acute etmek veya kendimi övmek için söylemiyorum ama ben bir ac hatvan gördüğüm de bile ona gidip bir yerden bir şeyler alıp yedirmeye çalıştım hayatımda. Belkide karsimdakileri se hep kendim gibi gördüm. Allah Kerimdir.

          Feyza hanım, ben kararliyim öyle yada boyle bu konuyu sonuçlandıracağım. Dediginiz gibi eşim bana anlayış göstermez ise benim içimde bir ömür boyu hayal kırıklığı ve sıkıntı olacak bunu mecburen dışıma da yansitacagim. Ne eşime ne de kendime eziyet yapmamak adına bir karar alacağım.

          Selam ve Dua ile.

          • Gulpembe diyor ki:

            Okan bey
            Esiniz evlilik oncesi ailenizin yakinlarinda oturmayi reddediyor hatta oyle ki siz onun icin “kendi ailesi de ankarada olmasaydi, buraya bile gelmezdi” diye yorumda bulunuyorsunuz. Yani karinizin tutumu cok net, gayet durust davranmis, once yuzunuze gulup sonra siZi aileden koparmaya calismamis. Bakariz, sonra konusuruz dememis, size umit vermemis.

            Size gelince kararinda dik duramayan ikili konusan sizsiniz. Evet amaciniz kandirmak degildi, kendiniz gibi bildiniz karsinizdakini,merhamet eder dediniz, poZitif baktiniz. Fakat bunlar sizi hesaptan kurtarmaz. Evlenmek ciddi bir istir.Karinizi Allahin adini vererek kendinize es yaptiniz. Bu ailenin reisi sizseniz ve itaat bekliyorsaniz sorumlulugu ustlenin lutfen.

            Bir kadinin elinde neredeyse tek bir koz var, o da evlilik oncesi elde ettigi vaatler. Sonra bir erkegin himayesine giriyor, koca nereye kadin oraya “evlilik koleliktir, kizini kime kole ettigine dikkat et(Hadis)”. Simdi sizin orneginiz suna benzerki ucretle anlasamadiginiz Halde iscinizin merhametine guvenip onu calistiriyorsunuz, sonra kendi gecim sartlarinizi ileri surup ucreti eksik odeyince itiraz etmesin istiyorsunuz. insaf mi?

            Son olarak Okan bey, inatlasmayin, birbirnize küsmeyin, bagrismayin. Birbirinizi sevin, sefkat gosterin bunlari karsiliksiz yapin yeniden aranizdaki guveni tesis etmeye calisin. Karinizi din ile devletle korkutmaya calismak yerine, onun Sevgi ve saygisini kazanarak gonlunu yumusatmayi deneyin. Bosanmak eyvallah demek marifet degil. Bunun hesabi var. nasilki pozitif bakmayi seviyorsunuz yine poZitif bakin.

            Bazen Turkcem yeterli gelmiyor, anlasilabilir olmak adina yazdigim cumleler sert olduysa ozur dilerim. Size bir garezim yok

            Selametle

          • Okan Bayrak diyor ki:

            Gülpembe hanım,

            Bende diyorumki anlaşamadığımız ortada kalan bir husus nasıl oluyorda benim vaatim oluyor. Bunu anlatamadığımı düşünüyorum. Sema Maraşlı hocada kadin inatlasmayacak yumuşak kalpli olacak diyor, inat etmek bu kadar sıkıntıya sebep olmak nedir.

            Artık şöyle düşünüyorum; iyi birisi olunca hep bir sıkıntıya düşüyorsun. Kötü birisi olsan bu konustuklarimizin lafını bile etmezdik.

            Selam ve Dua ile.

          • Feyza diyor ki:

            Okan bey, sorunuz gayet net. Izninizle cevap vermek istiyorum.
            Erkek hanimini kendi ailesi ve yakin akrabalariyla ayni evde oturmaya mecbur tutamaz. Fakat maddi durumu nisbetinde ona mukabil bir semtte, mustakil veya can ve mal emniyetinin saglanmasi ve icinde de yasamlarini temin edecek esyalarin oldugu herhangi bir apartman dairesinde, kendi sectigi bir evde oturtma hakkina sahiptir. Nafaka gibi mesken de erkegin sorumlulugundadir ve mesken secimi erkege aittir.
            Evlendikten sonra mesken yine degisebilir, tayin ve is ya da baska turlu sebeplerden oturu evliligin ilk gunu girilen evde omur boyu oturulacagina dair bir kural, kaide yok ve bu zaten mumkun de degil. Cogu zmn evlilik surecinde evler, muhitler degisir, tasinilir, bazen daha konforlu bir eve gecis yapar aile bazen ise kaloroferli bir evden sobali bir eve, elit bir semtten daha dusuk maliyetli bir semte tasinabilirler. Ailenin birliginin bozulmamasi adina bu gibi degisimler makul karsilanmali ve birlikte hareket edilmelidir.
            Yalniz sizin haniminiz da calisan bir hanim ve evin butcesine o da katki sagladigindan alacaginiz evin taksidi, pesinati vs gibi konularda onun da maasindan istifade edecekseniz elbette ona da soz hakki dogar. O ayrintilari bilemiyoruz.
            Evlenmeden evvel haniminizin su semtte oturmak istemiyorum talebi olduysa ve siz ona bu konudaki talebini karsilayacaginiza kesin bir soz verdiyseniz ne ala..sozunuzde durmak zorundasiniz.
            Lakin, mutabik olunamamis bir durum sozkonusu ve bu durumda ikiniz de ikili oynamiyor yalnizca hala anlasamiyor ve mutabakat saglayamiyorsunuz.
            Siz en guzeli aile danismaniyle bu konuyu acikliga kavusturmaya calisin.

          • Okan Bayrak diyor ki:

            Feyza Hanım,

            Şu değerli yorumlariniz için gerçekten çok teşekkür ederim. Allah size iki cihan saadet versin ailenizle birlikte. Keşke tüm hanım kardeşlerim sizin gibi ehli sünnet işığında anlayışlı olabilse.

            Selam ve Dua ile

          • Gulpembe diyor ki:

            Okan bey,
            Vaat sadece sozle olmaz bazen sukut da ikrardan gelir. Karinizin evlilik oncesi sahip oldugu keskin tutumlara “bilerek” ses cikarmayip,evlendik artik bana itaat et diyemezsiniz. Karinizi ancak guzellikle ikna edebilirsiniz. Nitekim Hakeme/danismana gitmek guzel fikir fakat bunun Herseyi cozecegini dusunmeyin. Is yine kisilerde bitiyor. Kader planinda karinizin muhakkak size kattigi arti degerler vardir bu evliligin kuru bir inatla bitmesine musade etmeyin. Ferasetli davranin.

          • Feyza diyor ki:

            Rica ederim Okan kardesim, Allah yuvaniza selamet versin. Insaallah hayirli haberlerinizi aliriz. Hayirli Cumalar, selam ve dua ile.

    • Misafir diyor ki:

      Varlığı mutluluk vermeyen birinin, yokluğu üzüntü vermez.

      Evlenmezden önce “uyum alanları” dediğimiz evliliği yöneten alanlarda müşterekliklerinizin olup olmadığını kesinlikle belirlemeniz ve yazılı anlaşmaya dökmeniz gerekirdi.

      Perşembenin gelişi, çarşambadan belli olur.
      Zamanında almadığımız kararlar geleceğimizi karartır!

      Yabancı bir çok hatun kocasının ayaklarına ılık suyla masaj yaparken bizim her çeşit feminist hatunlar kocasına bir bardak su getirmemek için bin dereden su getiriyorlar!
      Kadın sevdiği erkeğine hizmet etmekten zevk almalıdır. Bunu bir külfet angarya olarak görüyorsa yolu açık olsun.
      Güle güle…
      Ayakların pınar başın göl olsun…
      Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam demek lazım.

      Daha önce defalarca yazdık. Tekrarda fayda vardır. Bir daha yazalım.
      Bir mesleği olmayan veya bir kuruma atanamamış liseli hatta üniversite mezunu genç ve güzel kızların patronlarına sundukları hizmetlere bir göz atalım:

      Sabah erkenden ofise geliyor. Sabah temizliğini yapıyor…
      Çayı demliyor. Patronun masasını siliyor. Gerekirse sabah kahvaltısı hazırlıyor.
      Telefonlara sürekli bakıyor ve notlar alıyor. Öğlen yemeğini hazırlıyor. Patronla arasındaki anlaşmaya göre gerekirse ofiste patronuna ütü yapıyor. Gelen misafirlere sürekli güleryüz, hoşgeldin ve ikram ve temenna çekiyor…
      Ayak işlerine koşuşturuyor. Faturaları yatırıyor. Patrona randevularını bir, bir hatırlatıyor.Daha saymadığımız onlarca işi “asgari ücret” adına yapıyor…

      Nihayet bizim asgari ücretli, ofis boyu sekreter hanım, evlenir evlenmez pskolojik evrim geçiriyor ve patronuna ASGARİ ÜCRET karşılığında sunduğu hizmetleri evde sanki bir lutuf olarak görüyor.
      Kendisini erkeğe sunulmuş bir lutuf olarak görüyor…Aman bir tripler, bir kasılmalar, bir havalar…

      SÖZÜ UZATMAK İSTEMEM. ÖZET OLARAK:
      Türk erkeği, kadın-erkek ilişkileriyle ilgili mevcut bütün paradigmalarını yeniden sorgulamadıkça ve yeniden düzenleyip “zihinsel bir değişim” yaşamadıkça ve bu zihinsel değişime göre davranmadıkça senaryo hep aynı olacaktır:
      “Yastık değişir, Kader değişmez”

      Dolayısıyla;
      Hep aldatılan,
      hep sömürülen,
      hep kaybeden taraf olacaktır.

      Selam, sevgi ve dua ile.

    • Yahya diyor ki:

      Uzun uzun yorumlar yazılmış, kusura bakmayın vakit ayırıp okuyamadım.
      Mevzuları dallandırıp, budaklandırmaya da pek gerek duymuyorum.
      Ancak dinimizde erkeğin; karısı, ailesi ve bakmaya mükellef oldukları ile ilgili sorumlulukları çok net bir şekilde ortaya konulmuştur.
      Bunları da yazmaya gerek yok herhalde…
      Bu sorumluluklar aynı zamanda bazı hakları da beraberinde getiriyor.
      Kocanın karısı üzerindeki hakları o kadar büyük ve önemli ki ayet nüzul ediyor, muhtelif hadisler zikrediliyor vs. Bu iş iki taraf içinde şaka değil.

      Belli modernist, feminist, ılımlı, liberal (…) zihniyetlerin nefse hoş gelen sedalarına kulak verip, o güzelim yuvaları savaş meydanına çevirmeye gerek yok.

      Bir musibet bin nasihatten evlâdır.

  2. Misafir diyor ki:

    Editor: Gonderdiginiz alinti yazi yayinlandi. Teşekkür ederiz.

    • Misafir diyor ki:

      Sağolunuz sayın editör bey/hanım!

      (Cinsiyetinizi bilmediğim için böyle yazdım.Lütfen kusura bakmayınız.

      Yazının yazarı muhtemelen ya Pakise Suda, ya da Perihan Maden olabilir kanaatindeyim…

  3. Gulpembe diyor ki:

    Ayeti kerime de “eger kati ve sert davransaydin, insanlar yanindan dagilip giderdi” buyuruluyor. Kabalik bir iliskiyi en fazla ve cabuk eskitip bitiren seydir. evliligin kabugu saygi, içi sevgidir, saygiyi muhafaza ettiren sey ise nezakettir, kabaliklarla saygi bitip kabuk kirildiginda, icerideki sevgi de muhafaza edilemez olur. O perdeyi yirtmamak lazim.

    Allah bir evin rizkini eslerin arasindaki muhabbete gore koymustur. Ne kadar yumusak gecim varsa o kadar saglik, zenginlik, afiyet olur biiznillah.

    Diger yandan suna deginmek gerekir ki,bazi kadinlarin sinirleri hakikaten zayif oluyor. Cabuk parliyor, cabuk agliyor, cabuk telaslaniyor. Eger erkek de olgun degilse boyle kadini idare edemiyor. Bu tur kriz anlarinda erkek meselenin uzerine gitmemeli ne karsilik vermeli ne de yok saymali, sogukkanliligini korumali. Cunku kadin kocasini seviyorsa zaten pisman olacak. Firtina duruldugunda hem ozur diler ,hem nasihat dinler.

  4. Ramazan Mehmedoğlu diyor ki:

    أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
    “Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.” (Mülk Suresi, 14)
    İcat edilmiş tüm makine ve cihazların randımanlı çalaşmaları için mutlaka bir kullanma kılavuzları vardır, insanı mahlukatın en şereflisi olarak yaratan Rabbimiz peygamberi vasıtasıyla kılavuz olarak kuranı bir hayat nizamı olarak göndermiştir

  5. Veysel uzun diyor ki:

    Yazılarınızı uzun zamandan bu yana takip ediyorum. İnandığım değerlere uygun ve beni Hergün biraz daha eğiten yüreğinize kaleminize Allah güç kuvvet versin

  6. mutlu diyor ki:

    “”Kadınlar erkeklerden almayı umdukları şeyleri mücadele ederek değil, ancak yumuşak davranarak alabilirler.””

    Mutlu evliliğin sırrı ne bu cümlede saklı…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku