Kızım Sakat Kalırsa Vebalini Kim Çekecek?

02 Şubat 2012Ademler & Havvalar19 Yorum »

Bir Baba Adem Diyor ki…

KIZIM SAKAT KALIRSA HESABINI KİM VERECEK?

Yaklaşık 7 yıl kadar önce görücü usulüyle; peygamber efendimizin buyurduğu üzere, “kim evlenirse imanının yarısının yarısını kurtarır. Kalan yarısı da kendi çabasıyladır” ve “ahrette ben ümmetimin çokluğumuzla övüneceğim” hadisleri düsturu ile peygambere ümmet, Allah’a kul yetiştirmek niyeti ile evlendim. Eşimin ailesi ve çevresi tarafından yönlendirilmesi ile dengesiz beslenme sonucunda SAT a ( son adet tarihine) göre 28, USG ye ( ultrasonografi ye ) göre 24 haftalık yani 5,5 aylık doğumla kızım oldu.

Eşim bu süreci kaldıramadı ve psikolojik sorunlar yaşadı. Fakat bu durum bile benim aleyhime dönerek ben sebep olmuşum gibi suçlandım ve sorunlar büyüdü. Kızım bu durumu ile uzun zaman hastanede kaldı. Yaşama ihtimali yok denilen kızım önce rabbimin inayeti, dost ve kardeşlerimin duası ve nacizane çabalarım sonucu 4 yaşına geldi. Bu uğurda 3 tane işyerimi ve 15 yıllık birikimi mi tükettim ve çok ciddi rakamlarda borçlara girdim. Eşim psikolojik sorunlarını kabul etmedi. Ailesinin de baskısı ile gezmediğim cinci büyücü hoca kalmadı. Ta ki bir hoca efendi ( sahtekara dua edilmez ama Allah ondan razı olsun) sizin sorununuz hocalık değil bir psikoloğa gidin demesi ile psikiyatri servislerindeki çilem başladı.

Bu arada eşim küçük kızım için hiçbir şey yapmak istemiyordu. Ben bir baba olarak alacağı ilk gıdanın anne sütü olması için süt sağım makineleri, saklama ambalajları, dipfiriz vb. ürünleri alarak evimi kızım için bir sağlık üssüne çevirmeye başlamıştım bile. Ne yazıktır ki bir süre sonra her şeyden vazgeçen eşim çocuğumuzu hastaneden çıkardıktan sonra evimizde bakımının zorluklarından o kadar bıktı ki geceleri saklama kaplarında ki anne sütüne karıştırılan ve her bir kutusuna servet ödediğim ( 100 gr’ ı 420 tl ) özel mama karışımlarını bile hazırlamaktan imtina eder oldu.

Ben bunlara bile göz yumdum fakat bir süre sonra o sabi günahsız kızıma beddualar etmeye başladı. Yetmedi yaşıtlarına göre gelişim geriliği, zihinsel gelişim geriliği, ve işitmesi hiç olmayan günahsız yavrumu darp etmeye başladı. Artık imtihanım gittikçe şiddetlenmeye başladı. Ne yapmam gerektiğini düşündüğümde çıkar yol bulamıyordum. Kendimi kuran-ı kerime ve hadislere yönelttim. Nisa suresi 34. Ayeti aşama aşama uygulamaya başladım. Ne yazıktır ki bu da fayda sağlamadı. Bu arada eşimin aileme, şahsıma, hakaret ve küfürleri, “bulamıyorsan git çal çalamıyorsan adam gibi söyle benim için çalacak birilerini bulayım” sözleri vb. dengesizlikleri iyice artmaya başladı. Ailesine durumu anlattığımda hiçbir çözüm alamamam bir yana birde haksız konuma düştüm. Kayınvalidem yatak odama kadar karışır oldu vesaire…..

Ben bunları da kızım için sineye çektim. Ta ki bir akşam evime geldiğimde kızımın yüzünde ki morluğu görünceye kadar. Ne olduğunu sorduğumda merdivenden düştüğünü ifade etti. Hastaneye götürüp götürmediğini sorduğum da ise böyle basit şeyler için hastaneye gidilmez cevabını aldım. Eşim ertesi gün kendi rahatsızlığı için hastaneye gidecekti. Çocuğu da kontrol ettirmesini söyledim fakat ne gezer. Bunun yeterince ağır olduğu yetmezmiş gibi bir de çıkan tartışmada tekrar küçük kızıma beddua etmesi beni çileden çıkardı. Ve bir sonraki gün boşanma dilekçemi yazdım ve davamı açtım. Bu olaydan bir hafta sonra ise ilgisizlik ve ihmalkarlık sonucu kızım kızartma tavasına düşmüş ve yüzü yanmış veya öyle söyledi ve yine hastaneye götürmemiş. Akşam durumu öğrenince çocuğumu ertesi gün bez raporunun düzenlenmesi için hastaneye götürecek eşime çocuğu muayene ettirmesini söylememe rağmen muayene ettirmeden işyerime getirip attı. Ben tekrar hastaneye götürdüm ve gerekeni yaptım. Tüm bu yaşananları da fotoğraflar, hastane kayıtları, ve raporlarla ilgili mahkemeye bildirdim.

Sonuç olarak 2,5 yıldır depresif nöbet teşhisi ile tedavi görmekte olan, çocuğunu açık bir biçimde darp eden bir anneye, yapılan pedagog incelemesinde; “yaşının küçük olması, anne bakım ve şefkatine muhtaç çocuğun babaya verilmesi uygun değildir” gerekçesiyle anneye bırakıldı.

Daha sonra ise icra yoluyla görmeme izin verilen çocuğumu icra vasıtasıyla alıp işitme probleminin olduğunu, bakımını üstlenen anne tarafından yapılması gereken fizik tevdisi için hayati öneme haiz egzersizlerinin yapılmadığını doktor raporları eşliğinde ilgili mahkemeye bildirdim. Gerekli tedavilerin yapılması için defalarca yazmış olduğum dilekçeli müracaatlarım ile tarafıma verilen bir ara kararla çocuğumun tedavilerinin yaptırabilmek için çocuğumu aldım ve tedavi sürecine başladım.

Ne yazıktır ki ilgili mahkeme hakiminin izne ayrılması ve adli tatili fırsat bilen eşim ve vekilleri nöbetçi hakimlikten çıkardıkları ara karar ile küçük kızımın tüm tedavi sürecini durdurdular. Teslim ederken tüm tedavi ve kontrol listelerini, gerekli evraklarını randevu tarihlerini, yapılaması gereken tüm egzersiz vb. durumları bildirdim ve teslim ettim.

Ne acıdır ki küçük kızım hiçbir tedavi ve kontrollerine götürülmedi. Bunun üzerine cumhuriyet savcılığına 7 ayrı şikayet dilekçesi verdim. İl milli eğitim, ilçe milli eğitim, kaymakamlık, RAM ( rehabilitasyon araştırma merkezi ) vb. tüm kurumlara eğitiminin aksatılmaması için yaptığım tüm yazılı müracaatlar velayet görevinin bende olmadığı gerekçesiyle geri çevrildi. Cumhuriyet savcılığına yapmış olduğum şikayetler hastane kayıtları ses kayıtları, icra dairesi tutanakları vb. delillerle sabit olmasına rağmen;

“……. Çocuğunun tüm tedavilerini yaptırdığını, müştekinin tedavilerini yaptırmak amacıyla çocuğunu her zaman alabileceğini beyan etmiştir.

………şüpheli hakkında üzerine atılı bulunan aile yükümlülüğünü ihmal etmek suçundan kamu davası açılabilmesi yeterli delil bulunmadığından…………” gerekçesiyle takipsizlik kararları verildi.

Şimdi tüm bu yaşananları göz önüne alırsak, daha 4 yaşında hiçbir şeyden haberi olmayan anne bakım ve şefkatine muhtaç kızımın; ANNESİNİN ŞİDDETİ, İHMALKAR DAVRANIŞLARI SEBEBİYLE YARALANMASI VE ANAYASAL HAKKI OLAN EĞİTİMLERİNDEN MAHRUM BIRAKILMASINA NE KADAR İHTİYACI VAR?

GELECEKTE ÜLKESİNE FAYDALI BİR BİREY OLMAK, ÜLKESİ İÇİN ÇALIŞIP ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLAMAK YERİNE, ÜLKE EKONOMİSİNDEN FAYDALANAN VE ÜLKESİNE YÜK BİR BİREY OLMASINA NE GEREK VAR.

Buradan tüm ülke yöneticilerine, ilgili bakanlıklara vb. kurum ve kuruluşlara sormak isterim

Hud suresi 113 ayetinde buyrulduğu üzere; “Ve zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah’ dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” Buyuran Yaradan’ ın sözlerine inançsızca karşı çıkan;

“Adalet mülkün temelidir“ sözüyle halkına adaletli olmayı nasihat eden ulu önder ATATÜRK’ ün ilkelerini pervasızca göz ardı eden;

5378 sayılı özürlüler kanunu, 1739, 222, 573 vb. sayılı milli eğitim kararnameleri, 4058 sayılı kanun ile iç hukuka dönüştürülmüş çocuk hakları kanunu, 4320 sayılı aile koruma kanunu, 5395 sayılı çocuk koruma kanunu ve yönetmeliği gereği;

Kamusal ya da özel, sosyal, yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir

Prensibi ile yola çıkarak görevlerini yerine getirmeyen, yani açıkçası hiçbir maddi veya manevi inanç ve/veya ideolojik kılıfa büründürülemeyecek haksızlıklar demeti olarak sunulmuş bir yargılama yapan, hakimlik, savcılık, resmi kurum ve kuruluşlar:

Benim 4 yaşındaki kızımın hayati öneme haiz yaptırılmayan tedavileri, eğitimleri, terapileri vb. sağlık sorunları sebebiyle sakat kalması durumunda bu vebal ve günahı kim üstlenecek ?

Bu durumları göz önünde bulundurmadan eksik ve taraflı karar veren yetkililer: bu vebal, günah, ve vicdan azabını bir ömür kim taşıyacak ?

Yoksa yine feminizmin dikte edilmeye çalışıldığı bir millet veya esiri olmuş yetkili bireyler olarak yukarıda açıklamaya çalıştığım tüm yaşadıklarımı “erkektir, şiddetçidir” mantalitesi ile tüm suç ve günahı bana mı yükleyeceksiniz.?

Yazımı Allah Teala nın 2 ayeti ile bitiriyorum ile bitirmek istiyorum:

BAKARA/155: Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz Müjdele o sabredenleri!

BAKARA/156: Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz ” derler

SELAM ve DUALARIMLA

 

Okunma Sayısı : 4.377

Yorum yapın

“Kızım Sakat Kalırsa Vebalini Kim Çekecek?” için 19 Yorum

  1. Elif dedi ki:

    Hayretler içinde tüylerim diken diken olarak okudum. Allah aşkına o kadının ailesinden bir merhamet sahibi Allah kulu yok mu yahu, dur desin, kadına yanlış yaptığını söylesin.

    SubhanAllah ya… Rabbim yardımcınız olsun kardeşim sizin de kızınızın da. O anne(!)nin vebali çok büyük…

  2. ZÜLFİKAR dedi ki:

    Muhterem kardeşim,
    Yaşadığınız acılar yüreğimi burktu.Allah yar ve yardımcınız olsun.Size meçhul kardeşime özel dua edicem, söz veriyorum.
    Olayla ilgili şunları söyleyebilirim.
    -Psikolojik hastalıkları olan insanlarla evlenirken getireceği riskleri ve sorumlulukları çok iyi bilmek gerekiyor.Bunların tedavi süreçlerini eş olup olmayacağını bizi bekleyen muhtelif sorunları bilmek gerekiyor.Bunun için kişilik testleri ve psikiyatr kontrolü öneririm. Bu işin uzmanı değilim ama tecrübeyle elde ettiğim bir husus var ki kafası kırık olanlar pek düzelmiyor!
    -Evliliğe, incelemeden iyice araştırmadan soruşturmadan konuşmadan muhatabı ve ailesini iyice tanımadan girmek bir çeşit intihardır.İhmallerimiz yapmamız gerektiği halde almadığımız tedbirler acaba imtihanmıdır, bizim burada kendimize verdiğimiz zarar nedir? hayatımızla kumar oynamış olabilirmiyiz?
    -Benim zalimim benim haksızım diyerek aileler aidiyet duygusuyla hareket ediyor, zalim ve haksız yakınını kutsuyor, hakkaniyet ve adalet duygusuyla hareket etmiyorlar.
    -Çocuğu sorunlu ve tedaviye muhtaç kadına bırakan pek sayın uzmanın lisansını sorgulamak gerek.Vebalini ahirette verir herhalde. Hiç olmazsa çocuğu sosyal hizmetlere bıraksalardı daha isabetli olurdu.Kafası kırık insanların ze zaman ne apacağı belli olmaz ki… Bu kadın bir gün cinnet geçirip çocuğu boğarak öldürse ceza bile almaz.Gördüğü tedaviden dolayı ceza ehliyeti olmayabilir.! Bilge uzmanımız bu ihtimali düşünmüştür herhalde!
    -yakın çevremden bizzat biliyorum ki, bir çok kadın boşandığı eşinden çocukları için aldığı nafakayı altına inciye boncuğa veriyor.Yeni evlenecek erkeklere nacizane önerim evlilik içinde en az üç yıl eşinizi tanımadan çocuk yapmayınız.Nasılki tanımadığımız bir kadını çocuğumuza bakıcı olarak tutmuyorsak, yeterince tanımadığımız bir kadını çocuğumuza anne yapmamalıyız.
    Allah kötü niyetlileri ıslah etsin.Islahları kabil değilse bildiği gibi yapsın.Dua ile.

    • Uğur Mustafa dedi ki:

      Zülfikar Bey, psikolojik rahatsızlığı olanlara “kafası kırık” diye hakaret etmenizi ayıplıyorum; onun dışında yazdıklarınızın çoğuna katılıyorum. Psikolojik rahatsızlığı olanlar bunu eş adaylarından saklamamalı, evlenecekleri zaman; ve eş adayı da durumu iyice düşündükten sonra karar vermeli, sizin de belirttiğiniz üzere.

      Öte yandan, okuduklarımdan anladığım kadarıyla bir kere toplumun en az yüzde 20’si psikolojik rahatsızlık sahibidir veya geçmişte geçirmiştir. AÇIKÇASI burada kendisinden bahsedilen kadın muhtemelen psikolojik rahatsızlık teşhisi almış bile değil; yazıda böyle bir şey söylenmiyor, değil mi?

      Bu olaydaki püf noktası o kadının varsaydığımız psikolojik rahatsızlığı değil, haklı da olsa haksız da olsa kadınları haklı çıkaran kanunlar ve de kadının ailesi olsa gerek. Hadi kadının psikolojik rahatsızlığı var diyelim, ya ailenin, kanun koyucuların ve yargıçların tavrına ne demeli?

      Toplumun içinde normal insan diye gezen birçok kişi, teşhis edilmiş psikolojik rahatsızlığı olanlardan çok daha “hasta”dır. Mesela en zararlı kesim olan psikopatlar (vicdansız veya kronik yalancı vb. insanlar) -ki toplumun yüzde 5’ine kadar olan bir kısmını kapsarlar- neredeyse hiçbir zaman teşhis edilmezler ve gayet normal görünürler, hatta birçok zaman olağanüstü etkileyici insanlar gibi görünürler. Psikopatlığa “antisosyal kişilik bozukluğu” da denir (asosyallikle karıştırılmaya)… İşte bu sebeple evlenilecek insanın ahlakına evlilikten önce iyi dikkat etmek lazım.

  3. gulzeynep dedi ki:

    İcim cok acıdı yazınızı okurken..Rabbim yardımcınız olsun.

  4. pamuk dedi ki:

    öncelikle Allah yardımcınız olsun.Size tavsiyem bu yazınızı başbakanlığa göndermeniz.orada hiç bir mailin,mektubun vs boşta kalmadıgını mutlaka değerlendirmeye alındıgını biliyorum.

    kızınız için bunu mutlaka denemelisiniz.

    • Yasin dedi ki:

      Başbakanlığa yazsa ne olur?
      Başbakanlığın Nasıl bir çözüm üretileceğini düşünüyorsunuz?
      Sayın Erdoğan’ın deyimiyle “Büyük Ortadoğu Projesinde, Bize düşen kadın hakları ve demokratikleşme idi.”

      Erkek tam olarak Kusursuz bile olsa, hukuk sistemindeki yerleşik uygulamaya göre; “çocuk anneye verilir” + “erkek hem çocuğa hem anneye nafaka öder”.

      Art niyetli bazı kadınlar haliyle bunu suistimal ediyor. Gerçek amaçalarına ulaşıncaya kadar çocuğu koz olarak kullanıyor.

      Netice;
      “Şahsa munhasır yasa çıkarma” dışında yapılacak her türlü düzenleme “gücü elinde tutanlar” tarafından engellenecektir.

      Siz yine de yazın, ama düzenleme yapılsa bile, çözümü size yetişmez. Şike yasası değilki; jet hızıyla meclisten geçsin.

      • Ömer Şahinli dedi ki:

        Son derece haklısınız. Geçmişte bazı sorunarımla alakalı bir kaç şikayet ve hizmetlerle ilgili teşekkür maili gönderdim. Hemen dönüş yaptılar. Ama 1 defa doğrudan eleştiri maili gönderdim. 2 ayı geçti henüz cevap gelmedi. Geleceğini de zannetmiyorum…

  5. hasret dedi ki:

    çok zor bir durum Allah yardımcınız olsun ve bu imtahanı kazanmanızı nasip etsin…

  6. maide dedi ki:

    Şer gördüklerimizde hayır vardır inşallah, bu evlilikten sizin payınıza düşen belli ki sabır olmuş,
    Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Çektikleriniz günahlarınıza kefaret olsun. Selametle. . . .

  7. Sitenizi faydalı buluyor,yazılarınızı takip ediyor ve tavsiye ediyorum…Fakat ademler ve havvalar bölümünde birinden gelen mektubu yayınlamanın olaya tek taraflı bakmaya sebep olabileceğini düşünüyorum ve bu uygulamayı doğru bulmuyorum…İki tarafı dinlemeden bir sonuca varmak,kaldı ki dinleyerek bile varmak bir uzmanlık işiyken,ve efendimiz kişiye duyduğunu söylemesi yalan olarak yeter derken,bizim bu beyin eşi ve ailesi hakkında oluşan zannımız ne olacak?

    Allah bu masum yavruya şifa versin,annesinin ve babasının içine o yavruya yarayacak bir merhamet versin..

    • Yasin dedi ki:

      Her iki tarafı dinleme konusunda hemfikir olmakla beraber; olayın aynen anlatıldığı gibi geliştiğini düşünüyorum.
      Göz önünde tutulması gereken hususlar:
      1- Baba çocuğuna düşkün olmazsaydı kalkıpta bu kadar uğraşmazdı.
      2- Anne Çocuğa düşkün olsaydı basit ve anlamsız sebeplerle evin huzurunu bozmaz, çocuğu için yuvayı ayakta tutmaya çalışırdı
      3- Kanunların kadınlara tanıdığı abartılı imtiyazlar bir çok art niyetli kadının bu tür davranışlarda bulunmasına sebep vermektedir.
      4- Kadının çocuğa sahip çıkmak için veleyeti istediği gibi düz bir algı tamamen yüzeysel olacaktır. Art niyetli kadın: “Velayeti alırsam ek nafaka da alırım” diye bakar.
      5- Adamın anlattığı olaylar uydurma olamayacak kadar net bilgiler içeriyor.
      6- Çocuk esasen erkek için bir ağır yüktür, erkek eşiyle anlaşamazsa bile iyibakılacağını düşünürse çocuğa annesinin bakmasını tercih edecektir. Hem işine daha fazla zaman ayırma fırsatı bulur, hem de yeni bir hayata atılması kolay olacaktır. Bir erkek Israrla çocuğun velayeti için uğraşıyorsa, çocuğu için kendi hayatını feda ediyor demektir.

      Herkesin imtihanı farklı oluyor, ama en ağır imtihan sanırım insanın ailesi ve çocuğuyla yaşadığı imtihandır.

      Bu yazı gerçekten içimi acıtan yazılardan biri “Allah Zalimleri kahretsin.”

      • Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

        Gerekçeleriniz çok mantıklı ve yerinde size katılmamak elde değil.Ne diyelim!Allah bu Feminizmi başımıza açanları kahretsin!

  8. tuba dedi ki:

    kızınız esınızın ve sızın ımtıhanınız olmus bakalım esınız bu umtıhanı layıkıyla verebılecek mı?veremeyeck gıbı.

  9. Rahnuma dedi ki:

    Burada derdinizi ne güzel anlatmışsınız,yazdıklarınızı bir nefeste okudum.ve gerçekten duyarlı bir babasınız.acaba dedim anne anlatsa neler anlatır ama yok bu düşünceden vazgeçtim sonra.sizin gibi bir babaya yetkililerin bu şekilde davranması çok acımasızca…İNŞALLAH en kısa zamanda yavrunuza kavusursunuz..

  10. mihrimah* dedi ki:

    yaşadklarnz beni derinden etkiledi..inanın gözlerm doldu, malsf boşanmalrn arkasnda görmedğimz taraflarıda var,varmş Allah-ü Teala kimseye kaldıramayacğı yük vermzmiş .inşa.. en selametli bir şekilde bu durumlardn kurtulursnz..Allah kızınıza acil şifalar, sizede sabrlar versin..cümlemizin de kusurlarını islah eylesin.amin

  11. hicran dedi ki:

    Allah yardımcınız olsun.Allah herkesin karsısına hayırlı eşler cıkarsın.inş kısa zamanda yavrunvza kavuşur tedavi ettirirsiniz.Allah kalplerimizdn merhameti almasin.

  12. şeyma dedi ki:

    Yazdıklarınız çok etkileyici Allah yardımcınız olsun.Rabbim acil şifalar versin

  13. mihrimah dedi ki:

    Okuyunca gerçekten çok üzüldüm.benim kızımda yedi aylık doğdu .bu sıkıntılara benzer şeyler bizde yaşadık ama allaha şükür kızım çok sağlıklı tabiki önce kaderi ilahi diğer taraftanda anne babanın tutumu burda ön plana çıkıyor.allah yardımcınız olsun.inş.kızınıza kavuşursunuz.

  14. HATİCE dedi ki:

    Rabbim yar ve yardımcınız olsun size sabır kızınızada tez zamanda sağlığına kavusması için dua ediyorum

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku