Medyadaki Bazı Hocalara Destek Konusunda…

28 Mart 2018Sema Maraşlı69 Yorum »

7_b“Bu günlerde hocalar medyada iftiralara maruz kalıyor, destek olur musunuz” diyen okuyucularım oluyor.

Bu hocalara destek olmuyorum, sebepleri:

Bu ülkede aile kurumunu dağıtmaya yönelik kanunlar çıkarıldı. Gerekli gereksiz her konuda beyanat veren bu hocaları, ben bir gün şu ülkedeki zulümlere karşı dururken görmedim.

6284 çıktı, yüzbinlerce erkek kadınların beyanı ile evden atıldı bu hocalar hükümete “Bu ne zulümdür, durdurun” dediler mi?

Bu ülkede birbirini severek evlenen fakat karısı 18 yaş altı diye yıllar sonra tecavüzcüleri ilgilendiren kanun ile  hapse atılan, karısı ve çocukları perişan binlerce aile var. Bu hocalar çıkıp “Bunlar dinen reşit olmuşlar, evlenebilirler; kanunları düzenleyin, bu zulmü bu ailelere yapmayın dediler mi?” Erken evlilik yüzünden perişan olan ailelerin yanında oldular mı?

Bu ülkede boşanan erkeklere, eski eşe ömür boyu nafaka cezası var. Bu hocalar bunun dinen haram olduğunu, erkeğin sadece çocuklarına nafaka vermek zorunda olduğunu siyasilere anlatmaya çalıştılar mı bu konuda takipçilerini bilgilendirip, hükümete gür bir şekilde seslerini duyurmaya çalıştılar mı? Binlerce erkek nafaka zulüm altında inliyor hapse giriyor. Bu hocalar bunun için ne yaptılar?

Bu ülkede kadın problem çıkarırsa boşanmak senelerce sürüyor. Erkekler bu arada yeni bir evlilik yapamıyorlar. Bu sürecin zinanın artmasında en büyük etken olduğunu ve bu vebalin hükümete de olduğunu, evlemmelerin ve boşanmaların kolaylaştırılması gerektiğini bu hocalar bir gün dile getirdiler mi, siyasilere anlatmaya çalıştılar mı?

Bu ülkede cinsiyet eşitliği adı altında dinen lanetlenmiş, kadın erkek birbirine benzetilmeye çalışılıyor ve başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere, medya, moda gibi  pek çok alanda bu çalışmaları yapılıyor. Bu hocalar Allah için bir seslerini yükselttiler mi? Ben duymadım, internette araştırma yaptım böyle bir çabalarını görmedim.

Sadece bunlar değil, medyada eli kalem tutan, sözü, yazısı itibar gören, Allah’ın onlara yazma imkanı sunduğu kaç yazar bu konularda yazıp hükümeti uyarıyor, mazlumlara destek oluyor? Hiç kimse kusura bakmasın Allah için cesaretle Hakk’ı savunmayanlar bir gün kendi başları derde girdiğinde hiç kimseden yardım beklemesinler.

Elbette medyada yer almadığı için geri planda bunu yapan saygın, hakkı savunan Allah’tan gayriden korkmayan hocalar da vardır.  Benim sözüm gerekli gereksiz medyada yer alıp, polemik çıkarıp, geniş kitleleri ilgilendiren önemli konular olduğunda sesini çıkmayanlara.

Haksızlık karşısında susmak, zulme rıza göstermektir. Zulme rıza da zulümdür.

 

Okunma Sayısı : 3.776

Yorum yapın

“Medyadaki Bazı Hocalara Destek Konusunda…” için 69 Yorum

  1. nikap diyor ki:

    GÜLPEMBE HANIM ,Diriliş dizisini ve Abdulhamit dizisini seyretmek bir şey değiştirmiyor.BURADAKI KADINLARIN ÖRTÜSÜNE BAKARSANIZ BU ÖRTÜLER HİÇ İSLAMLA BAĞDAŞMIYOR.Yaşantılarda öyle.Hadi diyelim Abdülhamit dizisi osmanlının son dönemini anlatıyor yani batılılaşmayı ve modernleşmeyi ama dirilişte neden böyle bir tesettür algısı oluşturulmaya çalışılıyor anlamıyorum.aSLINDA ÖRTÜNMEK BÖYLE SİZ YANLIŞ MI örtünüyorsunuz denilmek isteniyor aanlamıyorum.

    • gulpembe diyor ki:

      Nikap Hanim,

      diger tum eski medeniyetler gibi Turklerde de Islamdan once dahi basortusu hep vardi. Islami kabullerinden sonra da degismedi,bugunki anadolu kadinin yoresel/geleneksel ortusu seklindeydi. Yasamlarina dair dizide ne anlatiliyor bilemiyorum,hic seyretmedim,fakat kadinlari sosyal ve siyasi hayatta aktif gosteriyorlarsa haklilar. Turklerde kadin-erkek esitligi vardi, kadini fitne gorup kenarda kosede birakmazlardi, akli ve yetenekleri kucumsenmezdi.
      Bildigimiz ortunmenin yayginlasmasi ve kulturel hayattaki degisiklikler Yavuz’un halifeligi Osmanliya getirmesiyle basliyor.

      Osmanlinin ileri donemlerinde ise tesetturun seklini devlet belirliyor, koylerdeki kadinlara ilismiyor ama sehirli kadinin ferace/carsaf gibi kiyafetlerde olmasi isteniyordu. Hatta istanbulun bir ilcesinde pecesiz gezebiliriken, diger ilcesinde pece zorunluydu. Yine hristiyan kadinlardan ayirtedilebilmeleri icin siyah carsaf yasak, renkli carsaflar serbestti, asayis problemleri oldugu donemde carsafin kendisini de yasaklamis olduklari vakidir.
      Yani tesetturun, sosyal, ekonomik, kulturel ,guvenlik bazli cok yonlu boyutlari var.

      dizilerde ortu nasil olmalidir diye bir mesaj vermezler, sadece tarihi gerceklige sadik kalmak icin kismen ortunurler fakat bu ortude estetik ve sanatsal kaygilar vardir ,dini kaygilar degil.

      • Adamın biri diyor ki:

        kadini fitne gorup kenarda kosede bırakmazlar di demissiniz

        Müslüman bir hanımın zorunlu bir sebep yokken evinden çıkmak istememesi ev işleriyle çocuklarıyla kendi ilim ve ibadetiyle ugrasmasi ve yasaması size göre kenarda köşede kalmak mı oluyor? Kadınlar dünyayı yönetiyor Gülpembe hanım hem de asırlardır, boşuna üzülmeyin siz, hakiki mümin bir erkek de onu kenarda köşede kalan değersiz bir insan olarak görmez, kendini bir ananin doğurup büyüttüğünü unutmaz, hanımına da o nispette değer verir, müslüman kadının değer bulduğu yer sosyal hayatta değil ailesindedir. Ayrıca bir evlat yetiştirmek kadar büyük bir yetenek var mı?

        • nikap diyor ki:

          Çok doğru söylediniz kardeşim ,lafı ağzımdan aldınız.Allah sizden razı olsun.

        • gulpembe diyor ki:

          Adamin biri kardesim,

          Basortusu ayetinin nuzul sebebine ve mahiyetine bakarsaniz, ortunmenin kadinlarin “hukuklarini muhafaza” etmek icin indigini gorursunuz. Yani kadin bedeni lanetli degildir. Bilakis Kabetullaha neden harem deniyorsa, kadinlarin bulundugu yere de ayni maksatla “harem(korumus/saygi duyulan alan)denmistir.fakat ilerleyen orfumuzde bu kadinin haremini muhafaza etmekten cikmis, kadina dis dunyayi “haram”kilmaya varmis. halbuki kadin bir insanevladi olarak fitne yani tek basina bir anarsi malzemesi degildir.
          Esas fitne, erkeklerin gozlerinde ,kalp ve dillerindedir. benim elestirim bunaydi.

          kadinin ev işleriyle çocuklarıyla ilim ve ibadetiyle ugrasmasi ve yasaması kenarda kalmasi, degersizlesmesi degildir. yazdiklarimi iyi niyetle okursaniz boyle bir ima bulamazsiniz.
          tesekkur ederim.

          selamlar.

          • Adamın biri diyor ki:

            Esas fitne, erkeklerin gozlerinde ,kalp ve dillerindedir. benim elestirim bunaydi.

            Açıkça ayrıştırıcı bir dil. Ne demek esas fitne. Kadını fitne olarak gören kafadan ne farkı var bunun. Tesettüre riayet etmeyen kadın da kadına kötü gözle bakan erkek de fitnedir. Burada ayrımcılık yapmanın alemi var mı?
            Hanımefendi iyi niyet bekliyorsaniz karşısındaki insanları sizi yanlış anlıyorlar diye suçlamayı bırakıp üslubunuza dikkat edin. Burada şahsen tanımadığım insanlara durduk yere suiz zanda bulunacak halim yok. Demek öyle bir izlenim oluşuyor ki tepki gelmiş, nikap hanımefendi de aynı görüşte olduğuna göre yazınıza bir daha göz atın derim. Size de selamlar

  2. Feyza diyor ki:

    Gulpembe hnm,
    Estagfirullah ben kirilmam, yalnizca uzulurum bazen de kizarim. Uzulme sebebim ise en azindan boyle bir platformda sahsi bir meseleden dolayi olmaz, ama dini meselelerle ilgili bir saygisizlik gorursem uzulur ve kendimce mudahale ihtiyaci hissederim. Sizin de bu zamana kadar benim sahsimi rencide edecek bir uslup probleminiz olmadi, ama dini meselelerdeki bazi yorumlarinizdan rahatsizlik duydugum oldu ve haliyle itiraz ettim.

    Feminizm benim icad ettigim bir kavram degil. Haliyle onemli olan bu kavramin icini benim zihnimin nasil doldurdugu degil, bu hareketi temsil edenlerin nasil doldurdugu ve yine bu ideolojinin tarihi surecinin hangi kavramlar, degerler uzerine dayandirilip faaliyetlerinin nasil vucud buldugu.

    Feminizmin birden fazla tanimi ve cesidi var fakat temel noktada referansi ve kendi yaptiklari tanimlamalarin ortak noktasi, amaci birbirine yakin.

    Birincisi, kadinin ozgurlugu ve temel haklari. Ozgurlukten benim anladigimin ne oldugu degil, onlarin ne anladigindan benim anladigimin ne oldugu onemli. Ozgurluk kavrami modern dunyanin bize dayattigi bir gereklilik gibi halbuki dinimizce kul ne kadar ozgurdur, kulun ozgurlugu degil Allahu Teala’nin yasalari karsisinda itaati ve teslimiyeti bizim dinimizce esastir.

    Islamiyet kosulsuz bir ozgurluk dini degildir. Kulun kullar arasinda kullara karsi, kulun kulluk misyonuyla da Allahu Teala’ya karsi ozgurlugunu kisitlayici, hudutlarini belirleyici birtakim vazifeleri vardir.

    Siz ozgurluk namima ilahi yasayi cignerseniz hududullahi asmis olursunuz. Dolayisiyla feminizmin kendi taniminda temel referans olarak kabul ettigi ve gaye edindigi “ozgurluk” kavraminin bizim inancimizda onlarin anladigi sekilde “kadin merkezli” hatta daha otesi, “insan merkezli” bir karsiligi yoktur.

    Kadinin temel haklari konusunda da durum farkli degil. Bir feminist, kadinin erkekle ekonomik, sosyal, kulturel alanlarda esit haklarda ve esit statude olmasi gerektigi bilincine hizmet eder.

    Bu da bircok feminist turunun ortak amaclarindan birisi. Bu durumda Kur’an ve Sunnet isiginda incelerseniz bu esitlik olgusunu, yine duvara toslarsiniz. Zira, miras taksimati, sahitlik, teaddud-i zevcat, kadinin ve erkegin toplum ve aile arasindaki rol dagilimi, bosama hakkinin erkege oncelikli olarak verilmesi, kadinin tesetturundeki erkekle arasindaki esitsizlige kadar bircok ser’i konuyu masaya yatirip minciklamaniz gerekir.

    Cunku cinsler arasinda esitligi hedefleme gayesiyle yola cikan bir feministin onundeki en buyuk engel once “din”dir. Din olgusunu devre disi birakmadikca yukarida izahini yapamayacagi bu meseleler ayagina dolanacak ve hareket sahasini daraltacaktir.

    Bu durumda Feminist olma askiyla yola cikan fakat dinen adaletli ama esit olmayan bu hukumleri feminizme kabul ettiremeyecegini anlayan Musluman, feminizme soylettiremediklerini modern din telakkilerinden ilham alarak dinine soylettirmeye calisacaktir. Biz tekfir etmeyiz de bu kisinin zaten yavas yavas kendiliginden dinin hudutlari disina ciktigini gormemiz cok zaman almaz.

    Yine feministlerin ortak vurgu yaptigi diger kavram, “ataerkil butun yapilarin ortadan kaldirilmasi”

    Feminizme bu gayeyi de ben hedef kilmadim, kendi beyanlari. Bunun Islami camiadaki yansimalari da olusmaya basladi bakin, “Erkek egemen fikih anlayisi” gibi bir tabir girdi literaturumuze. Ama vakia buysa biz ne yapalim? Allahu Teala, Kur’an-i Kerim’de “ailede hakimiyeti ,
    kavvamlik misyonunu” erkege, “itaat vazifesini ise kadina” Nisa suresi 34.ayeti kerimede apacik yuklemisken ve Musluman aile yapisinda murad olunan ilahi rizayi kullarina bildirmisken biz bunu reddedip hasa, batil bir ideoloji olan feminizmin “ataerkil aie yapisini ortadan kaldirma” hedefine kilitlenirsek yalnizca politik, ideolojik bir hata yapmis sayilmaz, ayni zamanda Allah’in ayetine de savas ilan etmis sayiliriz.

    Dolayisiyla ideolojik olarak baslayan bu hareket, politik yonuyle sinirli kalmaz, yavas yavas itikadi sahamizi da ele gecirir.

    Bugun Batili feministler degil bakin, Musluman kesimin icinde olusan feminizm sevdalilari, caga uygun gormedikleri(!) ayati, cagin evrensel tabularina gore te’vil/dizayn edip, yine hesap veremedikleri kadin-erkek iliskileri konusuna dair hadis-i serifleri dinden tecrid ederek, fikha da “erkek egemen fikih anlayisi” kisvesini giydirip yeniden yorumlamak icin insanustu caba sarfederek hududullahin sinirlarini zorluyorlar.

    Ne tam feminist olabiliyorlar, ne de tam mu’min kalabiliyorlar. Cunku mu’min iman yani kalp ile ilgilidir. Allah’in seriatina seksiz suphesiz tereddutsuz “kalben” iman eden kisi demektir. Iman kalbin meyvesidir.

    Siz ayni anda hem Allah’in ayetlerine iman edip hem de onu ayetlerinin aksi istikamette kavramlar uzerinden olusturulan bir ideolojiye gonul verirseniz rotaniz sasar. Bu ayni anda hem Kuzeye hem Guneye gitmek istemekten farksiz. Mutlaka bir rota tercihi yapmak zorundasiniz.

    Biz sahis odakli konusmuyoruz. Ama amel degil, imanin esaslarina, sunlara sunlara riayet etmezsen, inkar eder ve savas acarsan iman dairesinden cikarsin diyoruz. Nedir bu iman esaslari, iste iclerinden biri Kur’an..

    Laiklik meselesinden bahsetmissiniz. Laiklik zaten ozel degil tuzel bir kavram. Bireylerin degil, devletin din ile olan iliskisini tanimlayan bir kavram. Yani laik mu’min olmaz ya da mu’min, laik olmaz sozu hatali. Laikligi benimseyen mu’min olur mu da demiyorum ama sunu tartisabiliriz. ‘Bir mu’min laik devleti arzu eder mi?’

    Ilk Roma’da dogdugunda dindarlara karsi dinsizlerin ayakta kalma mucadelesiydi laiklik. Giderek dinin devlete, kilisenin servete silah ve iktidara sahip olmasi sonucu batida burjuva kesim kiliseyi iktidardan uzaklastirip, mezhep savaslarina son vermek icin mezhepler arasi esitlik ilkesine dayanan bu sistemi gelistirdi.

    Din ve devletin birbirinden ayrilmasi ve birbirine karismamasi seklinde uretilen ideoloji. Yine Batidan ithal bu kavramin Batidaki karsiligi toplumun temel hak ve hurriyetleri olsa dahi Turkiye’de ise devletin din uzerinde uyguladigi bir baski araci, devletin varlik sorunu. Din derken de her inanc sistemi degil, yalnizca Islam dini mensuplaridir bu negatif uygulamanin muhatabi.

    Tek partili donemde o donemin nev-i sahsina munhasir kosullariyla ortaya cikip 50’li yillara kadar uyguladigi yaptirimlara bakarsaniz laiklik, din devlet ayrimi ilkesine degil dogrudan “dinsizlik” ilkesine dayanir.

    Simdi biz Roma’da laiklik hareketinin ilk ciktigi gayesine bakarak laikligi tanimlar yasadigimiz topraklardaki karsiligini yok sayarsak, yani bu kavrami, ideolojiyi de oznel bir yorumlamaya tabi tutarsak pek cok hakikati iskalamis oluruz.

    Bu topraklarda hala tek partili donemden miras kalan laiklik yorumu Sovyetik karakterli, 80oncesi Sovyet laisizmini andiriyor. Bir mu’min bu laiklik tanimina nasil kendi inancinda bir yer bulabilir? Yani bu kavramin icini dolduran da aslinda kelimenin epistemolojik tarihi degil, bilfiil icraatlari.

    Bu, sizin veya benim zihnimde ne cagristirdigiyla degil, bu zamana kadar bize ne yasattigi, icraatlari, faaliyetleri ile ilgili tarihi bir gerceklik, bir tanim, bir tepki. Simdi, “mu’min, laik sistemi arzu etmez” denmek isteniyorsa evet, bu topraklarda laiklik ugruna islenen zulumleri, kiyimlari goren bir mu’min laikligin epistemolojik tanimi ne olursa olsun faaliyetlerine bakarak bu ideolojiyi savunamaz.

    Islam bir Hiristiyanlik gibi degil ki haftadan haftaya kiliseye gitmekle iktifa edilsin. Din bizim her alanimizda, muamelatimizda hakim ve Muslumanin da gorevi yeryuzunde Allah’in yasasini hakim kilmaksa elbette bir mu’min bunu istemez. Ama anarsi cikarir anlaminda da demiyorum.

    Chpli dinsiz sozunu hic kullanmadim. Tekfir etmek bize dusmez. Cunku dini bir siyasi partiye indirgemiyorum. Ama bir Muslumanin bu partiye oy vermesinin nasil bir hikmeti olduguna da hic anlam veremem, isledigi curmunu inkar edemem. Diger yanda sirf muhafazakar gozuktugu icin diger siyasi partiye de kudsiyet atfedemem. Siyaset alettir gaye degil. Bu aleti ne kadar Muslumanlarin hayrina kullanmayi becerebildigimiz de iste tartisilir.

    Ama bu ideolojilerin nasil ki reel bir tanimi, gayesi, tarihi sureci ve faaliyetleri varsa ve bunlar bizim zihnimizle sekillenmis izafiyette degillerse mu’min ve Musluman tabirlerinin de izafiyetten uzak mutlak bir tanimi var. Dikkat ederseniz, o yorumda Musluman bir kadin feminist olamaz demedim. Bilhassa mu’min kavramini kullandim. Cunku kalben, tereddutsuz iman eden, “imani kalbinde kok salmis” bir kadin, ayni zamanda iman ettigi kitabin icindekilere zit bir ideolojiye gonul veremez. “Buna imani musade etmez” anlaminda soyledim, aradaki tenakuzu farkettigi zaman imani bir refleksle zaten bu batil ideolojiden el ceker. El cekmiyorsa ya bilincsizdir, dinini bilmiyordur ya da imani kalbinde yeterince kok salmamistir. Ama ikisi birlikte yurumez.

    Kimine gore feminizm erkek dusmanligi, kimine gore kadinin da erkek gibi onurlu yasamasi…..demissiniz.

    Feminizm, amaci o kadar muallakta kalan bir hareket degil. Yukarida degindigim gibi muhtelif firkalara sahip olsa da mutlak hedefleri olan bir hareket. Siz kadinin onurlu olmasini hedefleme gibi masum bir sebebi onesurerek feminizme tenezzul ettiklerini varsayarsaniz bu akimin kadin, dolayisiyla aile ve dolayisiyla toplum uzerindeki yikici etkilerinin dogurdugu sonuclari gormezden gekiyorsunuz demektir.

    Kadin onursuz bir varlik da ona damarlarinda dolasan asil kani, yitirdigi onuru feminizm mi hediye etti? Bir mu’mine hanimin onur mucadelesi vermek icin bu ideolojilere zaten ihtiyaci olmaz. Yalnizca onurlu bir yasam surmek isteyen kadinin adi da zaten feminist olamaz, ama feminizme alet edilmis olabilir.

    • gulpembe diyor ki:

      Feyza hanim,

      bir yerde herkes ayni seyi soyluyorsa orada kimse yoktur. Birbirimize katilmadigimiz fikirlerimizin olmasi insaniyetin geregidir,beni memnun dahi eder. yeter ki birimiz kendisini islami otorite kabul edip Allah adina son sozu soyledigini iddia etmesin.

      Sizin yazdiklarinizi anladim. Soze degil eyleme bakmak gerektigi dogrudur fakat herzaman tutmaz. Bugun ayni tumden gelim metoduyla islamin teror dini oldugunu ispat etmeye calisan gruplar var, islam bu degil demeniz onlar icin birsey ifade etmiyor, “yapilanla”ilgileniyorlar. Farkindaysaniz sitedeki suan aktif konularda biz feministlerin feminizm konusunda ne kadar samimi olduklarini tartisiyoruz?baska alanlarda bu kadar magdur kadin var neden gormuyorlar diyoruz, yani manen feminizmi feminizme sikayet ediyoruz:)

      o yuzden tekrar edeyim,”kendisini feminist olarak tanimlayan birinin imanina asla ilismiyorum. Onunla katildigim ve katilmadigim noktalari ancak muzakere edebilirim, ama imanin tapusu elimdeymiscesine “sen disari cik sen iceri gir” yapamam kimseye,buna hak ve had sahibi degilim.”

      Allaha emanet olun…

      • Adamın biri diyor ki:

        Özür dileyerek araya giriyorum

        Fikir farklılığı güzeldir lakin esas meselelerde değil teferruatta. IŞİD ideolojisini fikir özgürlüğü olarak görmek mümkün mü? Ya da ehli sünnet inancından ayrılmaları güzel birşey mi?

        Feyza hanım kendi yorumunu katmadan ehli sünnet ışığında görüşünü dile getirmiş. Buna siz ” o sizin görüşünüz” deyip geçmeyin. Eğer kabul ettiğimiz ehli sünnet inancı ışığında yanlış bir ifade varsa düzeltin. Memnun oluruz emin olun.

        Feyza hanımefendi feminizm ve laiklik ideolojisini çok güzel bir şekilde tahlil etmiş, dini anlamdaki tenakuzlardan örnekler vermiş. Buna karşılık hiçbir argüman ortaya koymadan tezinizi savunmadan kuru kuruya ” Farklı fikirler güzeldir” demek ne kadar anlamlı bilmiyorum. Yani hayatta herşey göreceli değildir. Doğru değişebilir ama hakikat değişmez. Diğer türlü herkes kendi fikrini en iyi görür, kimse başkasının fikrinden istifade edip kendini geliştiremez.

      • Feyza diyor ki:

        Gulpembe hnm, biz feministleri feministlere sikayet etmiyoruz. Feministlerden medet ummuyoruz. Feministlerin niyetindeki samimiyetsizligi sorgulama adina gormezden geldikleri diger magdure kadinlari ornek gosteriyoruz.
        Islami teror dini gibi gosterenler zaten Islami teror dini gibi gostermek isteyenlerin projesi fakat gercek degil.
        Ama feminizmin faaliyetleri de en az tanimi kadar gercek.

        • Aadem diyor ki:

          Gulpembe,
          Sizin yazdıklarınızı okuyunca GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR kitabındaki yazılanlar aklıma geliyor neden acaba.ve Kelime dağarcığınızı, cümle kurmanız dikkate alındığında Feyza Hanımı elestirmeniz çok basit oluyor.Feyza hanımın yazıları alanında prof olmuş bir makale tadında iken sizin yazılarınız ilkokul seviyesinde piyes gibi.Ama Allah var demagojide uzmansınız.

          • Abdullah hasan diyor ki:

            Aadem bey gülpembe hanımın ”Kimsenin imanına söz edilemez”(Müslüman , kafir ) sözü doğru. Fakat Müslümanlar da genel manada kafirlerin veya kafir ahlaklıların bulunduğu zemin de bulunmamaya gayret etmeli ayrı mesele. Gülpembe hanım sizde Feministler Kafir olmaya bilir fakat yaptıkları işler sürekli Müslümanların aleyhine işliyor, Kafir olmasalar bile icraatleri masımane değil. Bir hoca şöyle diyordu: Allahın hakları (emir verme, nizam koyma hakkı) na itirazlar Bilerek yapılıyorsa Allah muhafaza İman tehlikeye girer fakat bilmeden cahilane (Günümüz genel meselesi gibi) yapılıyorsa bu da büyük vebaldir, ççok dayak yer çook (Allahın azabı).

          • gulpembe diyor ki:

            Aadem Bey,

            Imam Es’ari hazretleri Kurani kerimde gecen tam 6 tane kadin peygamberden bahsetmis ve oyle inanmis, cagdaslarinin aklina onun iman ve niyetini sorgulamak hic gelmemis. bugun yasasa ve ayni seyi yapsa yatacak yer bulamazdi, birakmazlardi. cok sukur Allah ezeli ve ebedi ilmiyle biliyorduki Islam en ozgur donemlerini en baslarda yasatmis.sonrasi ise kati bir taassub kuru bir taklitcilik olagelmis. Necip Fazil in deyimi ile kaba softalar, ham yobazlar olmayalim. islam bir edeb dini, once edebimizi bilelim. bu konunun cemaatlerin konusuldugu bir mevzuda acilmasini da ayrica manali veibretlik buldum, insallah herkes nasibine duseni alir.

            Abdullah hasan Bey,
            sagduyunuz icin tesekkur ederim. malum gunumuz muslumanlarinda nadir bulunan birsey. dediginiz gibi, her gunahin icinde kufre giden bir yol vardir. Allah yardimcimiz olsun.

            Selamlar.

      • gulpembe diyor ki:

        Adamin biri kardesim,

        1 milyon farz bir iman etmez. Kisiler ideolojik olarak seriate ters tutum ve davranislari varsa ki, bu onlarin imani hakkinda soz soyleme hakki vermedigini belirttim. Gunahkar olmayanimiz yok. Benim konum buydu, feminizm islamla uyusur /uyusmaz demedim. Bir hasssasiyete davet ettim, karsilik buldu yada bulmadi biraz farkindalikla alakali isler bunlar.

        Feminizmi sig bir kelime olarak goruyorum dinim bana cok daha fazlasini vermis ve veriyor,feminizmle cakisan fikirler olunca sindirmek ve hakaret amacli bilincsiz insanlarin bu yakistirmaya basvurduklarini biliyoruz, boylece dolayli olarak konuyu o kisinin imanina getirirseniz o insan hakkinda Allahin sevmedigi bir ahkam kesmis olursunuz. Ustelik o kisiyi imani noktada incittiginiz icin bir musluman kardesinizle kurabileceginiz tum diyalog kapilarini da kapatmis olursunuz. Yapilani muslumanca bulmuyorum.

        selamlar

        • Adamın biri diyor ki:

          boylece dolayli olarak konuyu o kisinin imanina getirirseniz o insan hakkinda Allahin sevmedigi bir ahkam kesmis olursunuz.

          İtiraz ettiğiniz aynı durumu kendiniz yaparak kendinizle çelişiyorsunuz. Ama bana da destek vermiş oldunuz böylece. Peki siz neye dayanarak Allah’ın sevmediği bir ahkam kesmek deme cüreti buluyorsunuz, feministe şefkat göstermeye çalışırken itiraz edene bu ithaminiz ne anlama geliyor?

          Yani demem o ki amacınız müslüman birini rencide etmemek olsaydi aynı hassasiyeti size muhalif fikir beyan eden tarafa da gösterirdiniz. Sizinkisi hassasiyet değil, bizimki de rencide değil

          Ayrıca günahkar olmak başka şey, yanlış itikad ise çok daha tehlikelidir, bizim işimiz insanların imanını ölçmek değil ama ortada bir yanlışlık varsa birileri gucenecek diye susacak mıyız, bunun konuşulması neden rahatsiz ediyor, katılmayan varsa tezlerini getirir, eğer onun dediği doğruysa o zaman da biz tamam der susariz.

          • gulpembe diyor ki:

            “bizim işimiz insanların imanını ölçmek değil ama ortada bir yanlışlık varsa birileri gucenecek diye susacak mıyız?”

            tesekkur ediyorum.dogrusu bu iste, iman olcmek bizim isimiz degil.eger bunu yaparsak sadece o kisiyi degil,dindarlik kibri ve ustenciligi ile davranmis oldugumuzdan Allahi da gucendirmis oluyoruz.cunku Allah bize oyle bir yetki vermemis, bilakis Rasulullah “kisiye gunah olarak musluman kardesini hor gormesi yeter”buyurmus. ama bizim nefislerimiz o kadar temizki biz asla nefsimiz icin kizmayiz, hep dinimiz icin kizariz:) halbuki Allah fikirleri konusabilirsin ama imanlara dokunmazsin ,sana oyle bir yetki vermedim diyor bize manen, daha neyi tartisiyoruz?
            hz.Alinin ogullari da dindarliklari begenilmedigi icin sehit edildi unutmayin, onlari sehit edenlerinde kendilerince “cok kutsal”davalari vardi.
            fikir teatisi “ben daha dindarim, daha iyi niyetliyim..”diyerek yapilmaz. lutfen bunu ogrenelim.dindarligimizi vitrinden indirelim varsa fikirlerimiz onu konusalim,kisileri degil. yoksa baskasinin muminligini tartmaya giderken eldeki muslumanligimizdan oluveririz Allahu alem.sozlerim once kendi nefsime.

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanım

            Baştan beri zaten şahısları değil fikirleri mevzu bahisken yapmadığımiz bir şeyle ithamınizin nedenini anlayamıyorum.

            Biz burada daha dindariz havalarına girmiyoruz merak etmeyin. Öyle düşünüyorsaniz o sizin sui zanniniz. Amacımız kendimizi satmak değil, konu şahıslarımizla ve eleştirilen fikre sahip kişilerin şahıslarıyla ilgili değil. Fikirler tartışılıyor şahıslar değil.

            Bakın aynı üslupla yazıyorsunuz. Allah böyle istiyor diyorsunuz. Ne münasebet ve ne cüret, haşa Allah’ın adıyla bizi tehdit eder bir üslup..

            Dediğimiz şu; feminizm düşüncesi İslam’la bağdaşmaz. Aksini iddia eden; ya feminizmi ya İslami bilmiyor; ya da bir kafa karışıklığı içinde deve kuşu gibi. Bu benim fikrimdir. Beğenmeyen karşı çıkan fikriyle gelsin tartışalım. Burada o şahısları aşağılama rencide etme yok. Bu durum tespitidir. Bu üst perdeden konuşma değildir. O sizin sui zanninizdir.

            Dindarlık iddiam da yok. Belki o insanlar benden daha dindardir, ama burada fikri itikadı bir mesele konuşuluyor, mesela IŞİD militanları da zahiren çok dindar ama itikadlari bozuk. Savundukları fikir için ölümü göze almaları onları iyi birer müslüman yapmıyor değil mi. Hakeza hariciler çok dindar bir güruh gibi görünüyorlardı. Onları da bozuk itikadlari yoldan çıkardı. Peki feminizm daha mı az zarar verdi müslümanlara. Bunları konuşmayalım mı.

            Kaldı ki burada feminist düşünceye gosterdiginiz hoşgörüyü ( biz de müslümanız sonuçta değil mi ) keşke bizim gibi insanlar için de gosterseniz. Güya onları savunmak için bizim gibi iyi niyetli insanların niyetlerini sorgulamak, onlar hakkında sui zanda bulunmak fevkalade talihsizliktir. Eldeki Müslümanlıktan olmak falan, nasıl tabirler bunlar, kınıyorum sizi. Feministe geldi mi aman rencide olmasın, bize geldi mi vurun abaliya, pes doğrusu..

          • Feyza diyor ki:

            Adamin biri bey,
            Gulpembe hnmin sozleri size degil bana. O yuzden siz musterih olun. Uzeri kapali gibi gozuken bircok yorumunun satir aralarini iyi okudugum zaman gondermelerinin kime oldugunu gayet iyi gorebiliyorum fakat bu sitenin sahsi polemikleri kaldiramayacak kalitede ve nezihlikte oldugunu bildigim icun susma hakkimi sonuna kadar kullanmayi tercih ediyorum.
            Sizin yazdiklariniza ve itirazlariniza ise harfiyyen katiliyorum. Bilhassa laiklik bahsiyle ilgili soylediklerinizin altini ozellikle cizmekte fayda goruyorum.
            Selametle.

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Kadin onursuz bir varlik da ona damarlarinda dolasan asil kani, yitirdigi onuru feminizm mi hediye etti? Bir mu’mine hanimin onur mucadelesi vermek icin bu ideolojilere zaten ihtiyaci olmaz. Yalnizca onurlu bir yasam surmek isteyen kadinin adi da zaten feminist olamaz, ama feminizme alet edilmis olabilir.”

      Çok güzel izah etmişsiniz Feyza kardeşim. Ne demişler: “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az”

      Vesselam…

    • Nazif diyor ki:

      Feyza Hanım’ın yazılarından çok istifade ediyoruz. Maşallah

    • Ahyar diyor ki:

      MaşaAllah feyza hanım çok uzundu fakat yerli yerinde tam açıklayıcı bir cevaptı Allah razı olsun fikriyatımiza tercüman olmuş

  3. Anıl diyor ki:

    Hocam selamun aleyküm. Öncelikle yazılarınızı takip ettiğimi ve ciddi manada istifade edip, sizi takdir ettiğimi belirtmek isterim. Ancak medyada taşlanan pek çok hocamız dinen reşid olmuş insanların evlenebileceklerini dile getirdiler. Bu dile getirmeyi küçümsememek gerekiyor. Zira medya “hocalar küçük çocuklar evlenebilir dedi, çocuk istismarının yolu açıldı” diye karalamalar yaptılar… 18 yaş altı evlilik mevzusu çok dile getirilmediğinden ya olayın ciddiyeti kavranılamıyor ya da cidden haberleri yok o hocaların. Bu yüzden insanların inançlarının temelden sarsılması için bi dünya insan biraraya gelip ittifak kurarken sizin gibi kalemi güçlü birisinin yazılarıyla ehl-i sünnete omuz olmasını bekliyor ve sizlere dua ediyoruz… Allah yardımcınız olsun.

  4. Abdullah hasan diyor ki:

    Kusura bakmayın Sema hanım (Özür diliyorum- birazda siz gayret edin demekte haklısınız) Birde Şu Hocaların ( Toplumun önüne geçen her bıranştan kişiler) neden bu duruma girerler, bunun sebebi nedir, korkumudur, bazı şeyleri sevmede sıra karmaşasımı, yanlış bilgimi? Nedir bizi bu hengameye iten sebeb, nedir bizim hastalığımız, çözümü nedir. İmamı azam efendimizin; Sükutu İcma konusun da görüşü (Beni mest ediyor, hayranım ) bize neden düsturumuz olmaz. Böyle mevzulu bir yazı yazarmısınız, biraz mütaa etsek burada.

  5. Abdullah hasan diyor ki:

    ”Haksızlık karşısında susmak, zulme rıza göstermektir. Zulme rıza da zulümdür.”
    Ben bu hocalara destek verdim, elimden geldiğince fakat Sema hanımı da bu tavrın da haklı buluyorum. Ben hocalara destek veririken sema hanımın dedikleri de kulaklarım da hep çınladı, içimi kemirdi hep. Ben bu konuda genel manada Müslümanlarımızın tavrını hiç benimsemediğim gibi, sınıfta kaldığımızı düşündüğüm gibi birçok hocalarımızın da sınıfta kaldığını düşünüyorum. Herşeyde bir maziret veya keramet ürettik. Zina olmasın diye evlenenip , mağdur olanlar savunulmazda başka neyi savunacağız biz daha. ”Güven Kontrole mani değildir” diye ne güzel bir sözümüz var bizim, Tamam Hükümet bizim, zarar görmesin, yedi düvele karşı savaşıyoruz da fakat bu savaşa giderken yanımıza Zinayı savunanlaramı alacağız yoksa Zina yapmam Evlilik yaparım diyenleremi alacağız. Galiba bizi çokca zukayı basit olaylarla yutturuyorlar, biz galiba ”Yedi düvele karşı güçlü olmalıyız” sözünü çok kapıldık, keramet bekledik. Milletin ızdıraplarının , Mağduriyetlerin giderilmeyişin de bu sözler bizim dertlerimizi MERHEM olmadı, olmuyor , olacağada benzemiyor. Bizim MERHEMİMİZ; önce kendi içimizde güçlü olup sonra ” yedi düvele karşı güçlü” olmak. Ben de bunu savunuyorum; (fakat ne gam kimseye anlatamıyoruz) yanan Kiprit çöpünü gözümüze fazla yaklaştırıp Yanan Ormanı göremiyoruz.

  6. Halil Mümin diyor ki:

    Sema hanım ;
    Boşanma davam(Boşanmak isteyen de karşı taraf idi) 1 yıl sürdü (4 celse) ve çocuk da yok ama nafaka ve tazminat çıkmadığı için itiraz ettiler..İtiraz da en az 7-8 ay sürer diyorlar.Alt mahkeme de(karşı taraf boşanmaya itiraz etmemesine rağmen) üst mahkeme sonuçlanmadan boşanma kesinleştirilmez diyor…Düşünün benim gibi çocuğu olmayanlar dahi en az 2 yıl sürüyor..

    • Aadem diyor ki:

      Hele dur, bir daha dur.fragman bitti film yeni başlıyor

    • Yahya diyor ki:

      Halil Mümin kardeşim,

      güzel haberlerini bekliyoruz.
      Benim sürecim daha eğlenceli hal almaya başladı… gülüyorum!

      Avukatı üstü kapalı tehdit ediyor, anlaşmaya zorlamaya çalışıyor vs.
      Acayip heyecanlı oluyor 😀

      Sende takma kafana inşaAllah bitecek, hatta sen önde gidiyorsun.
      Biran önce yuvanı kur… mahkemeyi bekleme!

      Allah yar ve yardımcımız olsun,
      Selam ve dua ile…

      • Halil Mümin diyor ki:

        Yahya kardeşim ;
        Allah razı olsun ….Allah senin de yardımcın olsun…
        Vallahi vakit geçmeden kurmak gerekiyor imanın yarısını tamamlamış olmayı nasip etsin Allah cümlemize…

  7. Feyza diyor ki:

    Yalniz bu konuda size katilamiyorum ablacim. Cunku iftiraya, haksizliga ugrayan, karalama kampanyasina maruz kalan hocalarimiz arasinda bilincli olarak cephe alinmis ve itibarsizlastirilmaya, ummet nezdinde guvenilirligi sarsilmaya calisilan ehli sunnet itikadi adina guzel hizmetler veren muhterem hocalarimiz da bulunuyor. Hatalari, eksikleri olabilir ancak boyle bir fitne doneminde bu hocalarimiza ummet birligi adina ve gayretleri nisbetinde dua edip sahip cikmak boynumuzun borcu olmalidir. Elbette nacizane fikrim.
    Hayirli Cumalar..

    • Yahya diyor ki:

      Feyza hanım,

      bazen unutuyorum: EDEP!
      hocalarım edep üzerinde çok dururlardı. edep olmadan ilim olmaz, alimlik olmaz diye… bu muhterem hocalarımız belki bilgi olarak fersah fersah ilerlemiş olabilirler ancak edep hususunda sınıfta kalırlar – kimse kusura bakmasın.
      devam ediyorum, bu hocalarımızın çok güzel hizmetleri var ancak ne kendilerinde ne de talebelerinde zerre edep yok. Şok oluyorum, hıfz ettiğin o mübarek kitapta ne yazıyor diyorum, hocamdan daha mı iyi biliyorsun diyor…
      devam ediyorum, ismi bol bol zikredilen hoca beni çok iyi tanır, az gitmedim yanına… bir kere “kızım sen ne yapıyorsun, Allah’ın emri bu” demedi, diyemedi!!! Yazıklar olsun ona…
      Hocamız derdi ki; başının vurulacağını bilsen dahi, Allah’ın emrettiğini söyleyeceksin, ondan rücu etmeyeceksin… bu muhterem hocalarımız ne diyor: ya günümüzde bunlar geçerli değil diyor ya da söylediklerinden rücu ediyorlar (kıvırıyorlar).

      neyse ben bu konuda çok doluyum belkide yazmamam lazım.

      Hayırlı Cumalar!

      • Feyza diyor ki:

        Yahya bey,
        Oncelikle ben kendim bu zikredilen hocalarin cemaatlerinden herhangi birine mensup degilim, hatta bizim hocalarimiz medyada hic adi gecmemis ve sanal ortamlara, sosyal medyaya sicak bakmayan siyasi kesime mesafeli, saksakcilik yapmayan, perde arkasinda ise imani ve itikadi hizmetlerini saglamca yuruten, yazili nesriyata onem veren bir kitledir.

        Bunu ozellikle belirtiyorum ki benim destek verme ile ilgili fikrimin bu cemaatlerden herhangi birine mensubiyetimden oturu olmadigina, bu mevzuda bir cikarim, menfaatim bu isimlere bir yakinligim olmadigina emin olunsun.

        Sizin ozellikle bahsettiginiz ismi anladim. Ancak benim asil kasdettigim isim o degil. Siz sanirim icinde bulunmussunuz ki muzdaripsiniz. Ben birkac farkli cemaat icinde bulundum fakat biri haric digerleri medyatik degildi. Haliyle bu medyatik hocalari ve talebelerini yakindan tanimiyorum. Edebe mugayir hal ve hareketlerini ise gormedim bilmiyorum. Yalniz husni zanla hareket ederek medya vasitasiyla takip ettigim bu hocalarin bilhassa bir tanesinin ugradigi haksizliklara uzuldum ve destek olunmasi gerektigini dusunuyorum.

        Isim vermemiz burada daha once uyari aldigi icin isim vermeden konusuyorum, umarim kimi kasdettigimi siz de anliyorsunuz.

        Bahsettiginiz kisi ve durumunuz icin, yine husni zannimi sonuna kadar kullanmayi vazife bilerek aklima su soru geldi, acaba bahsettiginiz hoca sizin sikayetlerinizi kendi ya da bir hoca vekili ile hanimefendiye bir sekilde iletip “ne yapiyorsun, Allah’in emri bu!” demis fakat bu hanim uzerine alinmamis ve bildigini okumaya devam etmis olabilir mi? Bakin dedigim gibi yakindan tanimiyorum, sadece aklima gelen bu. Yani ekranda farkli arka planda farkli mi konusuyor diyorsunuz, ben yanlis mi anliyorum?

        Hocalarinizin dedigi, basini vurulacagini bilsen dahi dogruyu soyleyeceksin sozu ilim ahlakinin geregidir ve biz de buna ilmin zekati yuzde yuzdur diyoruz. Bilemiyorum, biz bilhassa evli kardeslerimize kari koca hukukuna dair oyle cok bahsediyoruz ki bilhassa evli hocahanimlarimiz..

        Siz de hep erkegin haklarindan bahsediyorsunuz, biraz da bizim haklarimizdan bahsetsenize seklinde yari saka kinayeli sikayetler dahi duyuyoruz. Halbuki erkek hocaefendiler de erkeklere onemli hususlari bildiriyorlardir eminim. Burada mesele hak ve hukukdan ziyade once sorumluluk bilincini asilayabilmek aslinda.

        Bu konularda zikredilen isimlerin eksiklikleri, aksakliklari olabilir. Ama biz guzel hizmetlerini gorelim,eksiklerini hali altina supurelim demiyorum ama daha ozel yontemlerle tenkid edelim. Luzum ettigi takdirde destegimizi esirgemeyelim.

        Benim endisem, tefrikaya gecit vermeyelim, ummet olarak birbirimize sahip cikarak ehli sunnet itikadini bozmak isteyen ve ekranlarda, medyada gorsel vasitalar ileve ucuza sattiklari yazili nesriyatlari ile zehirli fikirlerini ummete empoze etmeye calisan tarihselci, Islam rasyonalisti mu’tezili, ehl-ibid’at, hadisleri reddedici modernist ve yeni tabiriyle “guncelleyici” kitlelere karsi yekvucut olalim.

        Ehl-i bidat kesim kitaplarini o kadar ucuza neredeyse yok pahasina satiyorlar ki daha cok insana ulassin. Bedava dagitanlara rastliyorum. Bazen bizim ihvandan bilgisi yeterli olmayan kisilerin elinde, kutuphanesinde dahi goruyor ve inanin ki kahroluyorum. Dini kitap diye aliyorlar, donanimi olmayanlar ise aldaniyorlar, Islami iste icten kemiriyor bunlar.

        Muslumanlar, dogru itikada sahip Muslumanlar bilincli bir tahribata maruz birakiliyorlar. Bu tahribat ise bugun ummet nezdinde belli bir kitlesi olan kisilerin sunduklari fikhi dayanaklar uzerinden once sahislarin ama sonra kullandikari kaynaklarin tahribatiyla, itibarsizlastirilmasiyla devam edecek gibi goruyorum.

        Bu tahribati birimiz saglam itikada sahip talebe yetistirerek, birimiz kiitap yazarak, birimiz aile kurumuna sahip cikarak, birimiz haksizliklari siyasilerin gozunun icine sokarak, birimiz duzenledigi ilmi reddiyeleri kamuoyu ile ucretsiz paylasarak yani bir butun icinde herkes kendi alaninda sistematik calisarak bertaraf edebiliriz.

        Bir vucudun azalari gibi ahengle hareket edebilir tefrikaya dusmezsek ve hatalarimizi eksiklerimizi kendi icimizde ikaz edip acikliga kavusturursak “fakat butunlugu bozmazsak” guclu olabilir, guclu kalabiliriz. Nihayetinde onlar da birer insan, hocalar ismet sifatina mazhar degiller.

        Belki bu soylediklerim utopikdir, rasid bir halifemiz, bir meclis-i mesayih kurumumuz olmadigi surece bu arzu ettigim butunluk hasil olmayacaktir. Fakat yine de temennim bu ve bu yolda kendi cemaatimden olmasa ve insan icabi kusur ve hatalari, eksiklikleri olsa dahi dogru akaide sahip ve bu ugurda hizmete gayret eden her Muslumana sahip cikilmasi. Hatalarindan ders almadiklarini, eksik olduklari konulari tamamlamayacaklarini da bilemeyiz ustelik.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Oncelikle ben kendim bu zikredilen hocalarin cemaatlerinden herhangi birine mensup degilim, hatta bizim hocalarimiz medyada hic adi gecmemis ve sanal ortamlara, sosyal medyaya sicak bakmayan siyasi kesime mesafeli, saksakcilik yapmayan, perde arkasinda ise imani ve itikadi hizmetlerini saglamca yuruten, yazili nesriyata onem veren bir kitledir.”

          Feyza kardeşim açıkçası sizin mensub olduğunuz kitleyi çok merak ettim :)) mahsuru olmazsa -açıkça olmasa da- ipucu mahiyetinde bu kitleyi bilmek isteriz.

          Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            Azmo kardesim kusura bakmayin, yeni gordum sorunuzu.
            O cumleyi kurma sebebim cemaatimi medhetmek degildi benim, o tip seylerden haya ediyorum, hoslanmiyorum. Sadece yukarida sozunu ettigim cemaatlerle bir ilgim olmadigini anlatmaya calismak icin karakteristik birkac ozelligini yazdim cemaatimin. En belirgin ozelligi zaten Kur’an hizmetleri. Bir de yazdigim gibi, medyada cikmazlar, tv kanallari, radyolari ve resmi internet siteleri, sosyal medya hesaplari yok, guncel tartismalara mudahale etmezler(bunu iyi ya da kotu anlamda degil, yalnizca bir ozellik oldugu icin soyluyorum),siyasi konularda cok onemli bir durum olmadikca rengini belli etmezler, ihvanini dahi kendileri fikir danismadikca siyasi konularda yonlendirmezler. Kac yildir icindeyim, yani bunlar sadece medya onunde degil arka planda da konusulmaz, oyle kendi hallerinde hizmetleri nasil yuruturuz ummete, ummetin talebelerine nasil daha faydali hizmet veririzin, daha fazla kisiye nasil ulasabilirizin derdindeler gundemleri arka planda da hep bu. Hizmet sahalari talebeler ve yazili nesriyat. Tarih uzerine calismalari ve yayinevleri var. Ilim tedrisati ve amel birlikteligi bir de mutedil cizgileri en belirgin vasiflari. Fevkaladelikler pesinde kostuklarini gormedim.
            Okutulan dini eserler zaten Islam muktesebatinda ulemanin yazdigi ve Osmanli medreselerinde de okutulan makbul gorulen muteber eserlerden mutesekkil oldugu ve Arapca egitimi zaten ibtidai egitimden itibaren kosulsuz verildigi ve eserler orjinal dilinden okunup not edildigi icin akaid ve fikhi konularda sapkinlik goremezsiniz. Bu da yine cemaatin kendinden menkul kerameti degil, sadece o eserlerin muelliflerinin muvaffakiyeti.
            Ehli Sunnet vel Cemaat cizgisinden ayrilmayan ve tasavvufu seriatin onune gecirmeyen her mu’minin istikameti zaten duzgundur insaallah.
            Haklarinda bilhassa sanal ortamda fazla konusulmasini da sevmezler o yuzden daha fazla acik vermeyerek sozume sadik kalayim :)
            Ben daha once birkac cemaat icinde daha bulundugumu soyledim. Oturup yaz deseniz hepsinin guzel ozelliklerini yazarim. Cunku hepsi kendi capinda Allah icin guzel hizmetler veren cemaatler. Birinin tesettur konusundaki hasssasiyetini ornek alabilirsiniz, birinin yiyeceklere gosterdigi helal/haram uzerine hassasiyetini, digerinin ilmi konulardaki yetkinligini ve calisma prensiplerini amel ile ilim sentezini. Soyle geriye donup baktigim zaman Allah hepsinden razi olsun diyorum, cunku hepsinin uzerimde emegi oldu, hepsinin guzel dokunuslari ve kazandirdigi ve hala surdurmekten huzur duydugum aliskanliklari katkilari
            ve en guzeli kalici dostluklari oldu.
            Ama tam tersine belki oturup hepsinin kotu ozelliklerini de istesem yazabilirim, cunku icinde olduklarimin hasbel beser zaaflarini, eksiklerini de gormus oldum. Fakat kotu yonlerini yazmam neyi degistirir, kime ne katabilir? Ben en fazla su an icinde bulundugum kurumun hal ve gidisatini takiple mukellefim. Kendi surumden sorumluyum.
            Soyle dusunuyorum, birseyi elestirirken onun ne kadar icinde oldugumuz onemli. Siz en guzel elestiriyi kendi cemaatinizin icindeyken iceriye dogru yapabilirsiniz, siz en guzel elestiriyi karsi cinse degil once kendi hemcinsinize yapabilirsiniz, en guzel nasihati komsunuzun cocuguna degil once kendi cocugunuza verebilirsiniz. En guzel munekkidi de insanin yine kendisidir, oyle olmali. Bunu bireyden topluma acarak dusunun. Siz kendinizi tenkid ederseniz ikinci kisinin sizi tenkid edecegi alanlari azaltmis olursunuz. Ne olur, kirginlik olmaz. Siz cocugunuzu duzeltebilirseniz komsunuzun cocugu ile kavgasina da engel olmus olursunuz, komsunuz sizi uyarmak zorunda kalmaz, husumet olmaz. Siz kendi hemcinsinizi uyarirsaniz, kendi cinsinizin asayisini kendi icinizde saglarsaniz karsi cins size dusman olmaz. Onlar da o asayisi kendi icinde saglamaya calisir.
            Siz kendi cemaatinizin icindeyken eksiklerini tesbit eder ve bunu ilgili makamlara sessizce bildirip cozum bulmalarina olanak saglarsaniz bir cozum arayisina girilir ve kendi aranizda halledilir. Biz iyi olursak hersey iyi olur.
            Ama siz kendi cemaatinizin eksiklerini bildirmeyip baska cemaatlerin kusurlarini arastirirsaniz, muhabbet kalmaz, tefrika olur. Ummetin birligine halel gelir vb.. Bunlari bu konu altinda yapilan tartismalardan bagimsiz genel manada ve her konu icin soyluyorum.
            Yalniz konu ehl-i bid’at olursa boyle degil. Onlarin eksiklerini, hatalarini olabildigince izhar etmek zorundasiniz ki iyi niyetli insanlar zarar gorup ahiret yikimina ugramasin. Bu da yine siradan insan iliskilerinde, orn. evlenilmesi icin arastirilan kisinin kotu ozelliklerini ilgili adaya anlatmanin giybetten sayilmamasi aksine zaruret gerektiren ve bir zarari def ettiren bir ihtiyac olmasi gibi..
            Bu gayede hizmet veren mu’minleri de bu yuzden seviyorum. Bu tutumumun cemaatimle bir ilgisi yok, onlar dedigim gibi guncel tartismalarin icine girmezler, zaten istikametleri belli, kendi isinde gucundeler. Bu belki benim birden fazla cemaatin icinde bulunmus olmanin uzerimde olusturdugu bir hassasiyet oldu, Allah rizasi icin calisip davasini dert edinen hicbirinin emegine kiyamiyorum.
            Selam ve dua ile kardesim.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            Detaylı yazmışsınız Feyza kardeşim. Bu kadar tafsilata gerek yoktu. Benim merakımı celbeden bir husus, sizin şahsınız özelinden yola çıkarak her anlamda şuurlu bir talebe yetiştiren bu kitleyi bilmek idi. Yarın öbür gün etrafımızdakileri de oraya yönlendirmek vb. gibi.
            Ama sizin yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla göz önünde olmayan bir kitle bu. Dolayısıyla da isimleri de halk arasında pek bilinmiyordur. Ben aslında sizin İ.Ağa grubuna müntesip olduğunuzu düşünmüştüm. Ama oradan olmadığınız anlaşıldı. Her neyse hangi gruptan, cemaatten, tarikatten olursanız olun. Önemli olan Ehl-i Sünnet itikadına sahip, sağlam bir islam şuuruyla şuurlanmış olmanız gerisi çokta mühim değil. İnşaallah sizin gibiler kaldığınız yerlerde yetişiyorlardır. Bizim için önemli olan budur. gerisi lafı güzaf.

            Vesselam…

          • Feyza diyor ki:

            O grupta uzun sure bulundum, ilk goz agrim azmo kardesim, ama su an degil. Yine de yaklasmissiniz :)
            Daha iyileri yetisiyor, neler var, ne guzel ornekler, biz kimiz. Cevrenizi iyi arastirin, itikadi duzgun olduktan sonra, Kur’an ve Sunnet yolundan ayrilmayan gencler bir sekilde okuduklarina tabi olmayi ve teslimiyeti de ogrenecektir. Ameli hatalar olsa da inkarci olunmamasi ve batil ideolojilere meyledilmenesi en muhimi. Feminizm de bu batil ideolojilerden biri oldugu icin itikadi duzgun yetisen mu’mineler bu akimdan uzak ve teslimiyetci olur endise etmeyin.
            Allah c.c yolunuzu bahtinizi acik etsin, sevdiklerinizi de istikamet uzere eylesin, dogru olana tabi eylesin.
            Selamlar.

        • Alperen diyor ki:

          Ne güzel bir yol haritası olmuş. Rabbim bir gün uygulamayı da nasip eder inşallah.

        • Abdullah hasan diyor ki:

          Feyza hanım bende size kendi görüşünüzdür saygı duyarım demekle beraber size katılmıyorum. Hocaların kendi işleri vardır, yoğunlardır, doğrudur, bende bu işlere yabancı değilim. Fakat hocalar bizim medeniyetimizde toplumun omurgaları olmak zorun da, omurga oluşturmak zorun da. Geriye dönüp baktığımız da bu hep böyle olmuş ve olmasını tavsiye etmişlerdir. Hasani basriler, İmamı Azamlar ve niceleri kendilerini ”Perde arkasına ” çekmemişlerdir, çekersen zaten toplum ip yumağı gibi yanlışlıklar üzerin de nakarat ederler. Devlet erkanı yol yapar, köprü yapar hadi bu ” İcraatin” işi diyebilirsiniz fakat Hoca olacak Zinayı haram diye anlatacaksın, insan gördüğüyle , duyduğuyla mesuldür, toplum bir bütündür, İnanalar kardeştir, bir kötü işi yapan , yaptıran, yardımcı olan, kolaylık sağlayan mesuldür diyeceksin sonrada memlekette FEMİNİSTLER ZİNA serbest olsun diye ortalığı velveleye verecek, Anlattığın dinin verdiği haktan yararlananlar zinacı muamelesi görecek ve sen ”Perde arkası” diyerekten bunca yara ve dert için bir karşı görüşü ve duruşu olmayanlara MARUZ göreceksin. Eğer Haberleri yoksa durum vahim yook konu hakkın da görüşleri yoksa durum dahada vahim , yooook eğer bu ”Kol kırılır içinde kalır”( Hükümet bizden vb sevgiler) ise durum kat kat daha vahim, eğer yokk bize dokunmuyorlar, şimdi yok yere kendimize cephe oluşturmayalım ise fazladan fazla vahim, yok eğer (Allah muhafaza) Bedel ödememe üzere ise ; Allahım ben bundan Rabbime sığınırım ve dua ederim, Rabbime sığınırım.

          • seysey diyor ki:

            Ben de sizin goruslerinize katiliyorum.Bazilari biraz rahat ogrenci yetistirmek icin baskalarina yapilan zulumleri gormezden geliyor…İs kendilerine yapilirsa kiyametler kopardi.

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah Hasan bey, perde arkasi ile ilgili yazdiklarim tamamen kendi cemaatimle ilgili bir durum. Fakat ben bunu tasvip ya da tenkid icin soylemedigimi, yalnizca soru soran kardesimin kafasinda bir sablon canlanmasi adina bu tarifi verdigimi zaten belirttim. Bu yuzden mazur gordugum kismindaki tesbitiniz hatali, cunku benim boyle bir ifadem olmadi, mazur gordugume siz karar verdiniz. Yalnizca icinde bulundugum olusumla ilgili elimden geldigince objektif bir durum tesbiti yaptim ve cevap mahiyetinde buraya aktardim, o konuda herhangi bir fikir ise beyan etmedim.

            Medyadaki hocalar konusunda ise fikrimi beyan ettim. Fakat burada da bu hocalarin, adaletsizlik karsisinda yapabilecekleri hakkinda soylenilenlere karsi cikmiyorum. Evet eksiklikleri olabilir, ben de her mu’min gibi dogal olarak haksizlik karsisinda susulmasini dogru bulmuyorum. Ama hocalari da noksanliktan mustagni gormuyorum. Noksan olduklari konular yuzunden diger emeklerinin zayi olmasini ve medya onunde kucuk dusurulmelerini istemiyorum. Imam-i Azam hz.nin fetvasini naklettigi icin “sapkinlikla” suclanan bir hocaya yapilan saygisizligin bu hocanin sahsindan once Imam-i Azam hz.nin sahsina ve ilmine yapilan saygisizlik olduguna, cephe alinanin ise bu hocalar nezdinde Islam’in temel referanslari olduguna/olacagina bu cephenin zamanla daha da keskin koselere sahip olacagina ve yeni sorunlarla karsilasacagimiza inaniyorum. Bu yuzden diyorum ki, onlari da destekleyelim. Siz elbiseniz bir yerden sokuk diye onun yekten cope atilmasina musade mi edersiniz yoksa dikip tamir etmeye mi gayret edersiniz? Tamamini elde edemediginizin tamamini terk mi edersiniz?
            Bu hocalar bu mevzuda gaflet gostermisler anladim, ama diger yanda duzgun ilim ve amel sahibi bir talebe yetistirmistir, bir makale yazmis carpik bir ideolojiye meyleden bir kardesini yolundan dondurmus, imaninin takviyesine vesile olmustur. Bunlar da hizmet degil mi?
            Bu feministler agac kovugundan mi cikiyorlar peki? Duzgun bir dini tedrisattan gecen, fikhini akaidini dogru kaynaklardan ogrenen, imanli bir kadin feminist olabilir mi? Feministler ya da baska batil firkalarin yolculari ve suursuzca onlarin pesinden gidenler de kalplerindeki iman boslugu yuzunden bu yollara tenezzul ediyorlar. O zaman duzgun yetistirilmis her talebe, her mu’min ayni zamanda antifeminizm hareketine kazandirilmis bir insan ve kurulacak duzgun bir yuva, duzgun bir aile demektir.

            6284’e ragmen kocasina zulmetmeyen saliha bir kadin yetistirmek ve ummete hediye etmek demektir. Cunku bir insan ayni zamanda hem mu’min hem feminist olamaz. Feminizmin kaynagini kurutmak istiyorsaniz bunun cozumu mu’minlerin kalbine Allah rizasini, Allah korkusunu yerlestiren, bu ugurda gayret eden insanlarin hizmetlerini, ustelik haksizlik kasisinda adalete karsi ciktiklari sebebiyle degil, “yeterince tepki duymadiklari sebebiyle” gormezden gelmek ve karsilarinda durmak degil.

            Onlara da yapiliyorsa bir haksizlik, bu haksizliga da karsi cikalim. Ayni anda birden fazla haksizliga karsi cikamiyor muyuz? Ne kaybederiz, ama cok sey kazanabiliriz.
            Yapilan haksizliklarin bircogundan benim bu site sayesinde, Sema ablanin vasitasiyla ve onun gayretleriyle haberim oldu. Cimer’e mail gonderme ve imza kampanyalarini imzalama disinda, burada destek olma disinda ise birsey yapamadim. Bircok yasayi ve magduriyeti bilmiyordum. Arastirmadigim ogrenmedigim icin ben de hataliyim, siz de hatalisiniz. Ne yapalim peki, topluca intihar mi edelim? Bunun bir faydasi olacaksa yapalim. Yoksa zararin neresinden donulurse kardir deyip en azindan bundan sonrasi icin birseyler yapabilmeyi mi deneyelim? Haksizlik karsisinda susulmasini istemiyorsaniz, Hakk’a karsi acilan her davada ayni tutumu korumaliyiz, yoksa elestirdiklerimizden bir farkimiz kalmaz ya da az bir farkimiz kalir.
            Elbette nacizane fikrim, yaniliyorsam Allah affetsin.
            Selam ve dua ile.

          • gulpembe diyor ki:

            Feyza hanim,

            birseye dikkat cekmek isterim musadenizle, daha once de baska kimselerin yorumlarinda benzer sloganlar gecti o yuzden onemli goruyorum. “bir kimse hem feminist hem mumin olamaz”demek bence cok tehlikeli bir ifadedir. Bu ifadeden ancak sizin feminizm taniminizin islam ile uyusmadigini anlayabilirim. Peki herkesin kafasindaki feminizm sizinkiyle ayni mi? Feminizm politik bir harekettir. Mumin olmak ise itikadi bir meseledir. Bu,laik mumin olmaz ,solcu mumin olmaz demek ne kadar alti bos bir ifadeyse enaz o kadar bos bir ifadedir. Kimine gore laiklik dini hayattan kovmaktir kimine gore devletin elinden dini kurtarmaktir. Kimine gore feminizm erkek dusmanligidir, kimine gore kadinlarin da tabii olarak erkekler kadar onurlu bir hayat surmesini istemektir. Kanunlari istismar ederek kocalarina zulm eden kadinlarin feminizm hakkinda ne dusunduklerine dair elimizde bir kanit yok, bilebildigimiz tek sey kul hakkindan korkmadiklaridir.

            Bazen duyuyorum “Chpli dinsizler” gibi yakistirmali cumleler kullanan insanlar oluyor, bir siyasi parti taraftarligi ile o kisinin imanini tayin etmeye calisiyor. Ayni kisi bugun akpli herkesi namazli ve Allah korkusu var kabul ediyor,bakin nasil bir ters bakisdir bu ve ne kadar tehlikeli ve sevimsizdir.

            Ben kendime feminist demiyorum, ama kendisini feminist olarak tanimlayan birinin imanina asla ilismiyorum. Onunla katildigim ve katilmadigim noktalari ancak muzakere edebilirim, ama imanin tapusu elimdeymiscesine “sen disari cik sen iceri gir” yapamam kimseye,buna hak ve had sahibi degilim.
            Sadece fikrimi belirtmek istedim, katilmayabilirsiniz. Umarim sizi kirici birsey yazmamisimdir, malum uslub problemim cok oluyor.

            Selamlar.

          • Abdullah hasan diyor ki:

            ..”hatta bizim hocalarimiz medyada hic adi gecmemis ve sanal ortamlara, sosyal medyaya sicak bakmayan siyasi kesime mesafeli,” (30 Mart 14;52)
            ”En belirgin ozelligi zaten Kur’an hizmetleri. Bir de yazdigim gibi, medyada cikmazlar, tv kanallari, radyolari ve resmi internet siteleri, sosyal medya hesaplari yok, guncel tartismalara mudahale etmezler(bunu iyi ya da kotu anlamda degil, yalnizca bir ozellik oldugu icin soyluyorum)”(10 nisan 10;22) Feyza hanım bunları sizin yazılarınızdan alıntıladım, Fakat sizi yine de ikna edemediysem özür dilerim MARUZ kelimesinden. Siz diyorsunuz ki ”Ben bunu demedim” tamam kelime olarak direk söylememişsiniz fakat yazının verdiği mana oraya çıkıyor ; Yani; Sütün için deki yağ nerede der gi
            bi. Yağ sütün için de her yerde.

          • Abdullah hasan diyor ki:

            Feyza hanım benim yazımdaki sualleri değinmemişsiniz, Sizin perde arkası dediğiniz benim sual ettiğim mesele en önemlisi. İster cevplarsınız ister sizde perde arkasını kullanırsınız fakat diyeceğim şu ki; Hz. ali efendimizin buyurduğu gibi” Çocuklarınız yaşayacakları güne göre yetiştirin” birde haccacı zalim var biliyorsunuz dur, Halkın dan birileri Ya Haccac bak alimsin, bilensin Sende Halife efendilerimiz gibi olsan dediğin de ” Siz sahabe efendilerimiz gibi olun ben de Halife efendilerimiz gibi olurum” demiş. Ben bu iki örneğin günümüzde ihmal edildiğini görüyorum ve acılarını çekiyoruz.

            Hz. Ömer efendimiz” Fıratın kenarın da kurt kuzuya kapar da Yaradan bunun hesabını Ömere sorar diye korkuyorum” buyuruyor. O perde arkası duranlar boş duruyor, yaptıkları iş yok veya ehemmiyetsiz demiyorum fakat Günümüzde artık PERDEARKASI çözüm olmuyor hep perdenin önün de olmak gerekiyor.

            Ümmet politikaya bulaşsın demiyorum politikaya, yağcılığa , dalkavukluğa bulaşmadan ortayerde HATTA TAAA merkezde ve merkezin adamı olmadan durmak gerekiyor. Eğer o hocalarımız (bilhassa kurumsallaşanlar) perde arkası zamanı değil, memlekette neler dönüğyor, kimlerin ne derdi var, kimler kaç gram , kimiler dalkavuk, kimler yalaka ,kimler menfeatçi, kimler liyaketli, kimler fitneci artık bilmeye çalışmalı ve yetkililere bildirmeli.

            Ben politikaya karışmayayım diye perde arkasın da beklersen işte perdenin önün de FEMİNİSTLER , KADEMCİLER olur sonrada derdimizi anlatamaz oluruz. C. Başkanımız demiyormu feza hanım. ” Ben yalnızım”. Yöneticilerin yalnız olmamaları için her cemaat veya hocalar artık perdenin önünde olmak zorun da kimöseye yakınlık kurmadan, yağcılık ve yandaşlık yapmadan, hakkı söylemek için.

            Ben yalnızım diyen yetkililer sadece faministleri , kadem cileri görmemeli. Müslüman mahallesin de artık salyangoz satmaya çalışanlar Hz. Ömer lerden korkmalılar. Bizim için ” onlar perde arkasın dan meydana gelinceye kadar biz üsküdar a geçeriz” rahatlığı olmamalı. Her cemaat veya hoca bu PERDE ARKASIN DA olma sebebini muhasebe etmeliler ve şu maddelerle alası vamı yokmu bulmalılar.

            Eğer Haberleri yoksa durum vahim yook konu hakkın da görüşleri yoksa durum dahada vahim , yooook eğer bu ”Kol kırılır içinde kalır”( Hükümet bizden vb sevgiler) ise durum kat kat daha vahim, eğer yokk bize dokunmuyorlar, şimdi yok yere kendimize cephe oluşturmayalım ise fazladan fazla vahim, yok eğer (Allah muhafaza) Bedel ödememe üzere ise ; Allahım ben bundan Rabbime sığınırım ve dua ederim, Rabbime sığınırım. Feyza hanım sizce PERDE ARKASI nın sebebi nedir; Eğer bunlardan değil diyorsanız( İyisini Allah bilir) EEEE o zaman bunca sayımıza rağmen bunca perişanlığımız neden neden sanırım açılamanız gerekecek. Kendimizi ne kadar aldatabileceğiz bakalım.

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanım araya giriyorum ben de

            Öncelikle fikir ve eylem olarak feminist olan kişiler bile feminist olmayı kendine zul olarak görürken ( sema hanımefendi de eskiden böyle olduğunu söylüyor) , feminizmi saf kadın hakları savunucusu olarak görmek yanlış bir anlayıştır.
            Feminizm ifadesi eğer herkesin istediği gibi sağa sola çektiği bir kelimeyse ben feministim ya da değilim demenin de hiç bir anlamı yok. Eğer öyleyse neden siz kendiniz için feminist değilim ifadesi kullanıldıniz? Demek ki feminizm deyince aşağı yukarı herkesin kafasında benzer şeyler canlanıyor.

            Laiklikle ilgili kısmı esefle okudum. Çok nahoş bir örnek. Sağlam ehli sünnet inancına sahip bir müslüman şeriat hükümlerinin uygulanmasına taraftar olur. Ayrıca esasen laiklik kavramı devletle ilgili bir kavramdır. Bir insan şahsı itibarıyla tüm inançlara eşit mesafede olamaz, yani bir insan laik olamaz, bir devlet laik olabilir.

            CHP’li dinsiz kelimesi
            Öncelikle her ne kadar topyekûn bir güruhu itham etmek doğru olmasa da, bazı gerçekleri de görmemek en basit ifadeyle saflıktir. Maalesef bütün tarihi dinle dindar insanlarla laiklik adı altında mücadele ile geçmiş bir partiyi şahıs bazında olmasa da kurumsal olarak eleştirmemek mümkün müdür, hele ki siz Bediüzzaman i bilen birisiniz. CHP’li olan biri eğer dine mesafeli değilse, ya ehli sünnet inancında sorun vardır ya da kafa karışıklığı ve bilgisizlik vardır, bunları hakaret olarak değil tesbit olarak söylüyorum, itiraz eden karşı delil sunabilir. En güzel örnek medyada öne çıkan hocaların naklettiği fetvalar için linç edilmeleridir. Kimseyi dislamiyoruz ama saf olmanın da alemi yok.

          • Adamın biri diyor ki:

            “Kanunlari istismar ederek kocalarina zulm eden kadinlarin feminizm hakkinda ne dusunduklerine dair elimizde bir kanit yok,

            Bazen duyuyorum “Chpli dinsizler” gibi yakistirmali cumleler kullanan insanlar oluyor…”

            Gülpembe hanım

            Feminizmle ile kocalara zulm etmek arasında ilgiliyle ilgili kanıt olmadığını iddia ediyorsunuz, öncelikle neye dayanarak iddia ediyorsunuz anlamadım, ayrıca nasıl bir kanıt bekliyorsunuz, şu ana kadar ikna olmadıysaniz zaten ikna olmanız zor, gün gibi ortada olan konular bunlar

            Önce yukarıdaki durumu kabul etmediğiniz halde ” bazen duyuyorum” diyerek analiz yapıyorsunuz. Feminizmle kocaya zulüm arasında irtibat bulamazken “bazen duyduğunuz” sözlerden nasıl çıkarım yapıp belirli insanları hedef alıyorsunuz? Eminim feminizmle ilgili de “bazen duyacağınız” şeyler olacaktır, Yeter ki kulak verin.

          • gulpembe diyor ki:

            Adamin biri kardesim,

            bana gore laiklik, devletin tum inanc sahiplerine esit mesafede durmasi boylece bir grubun elinde dinin cikar amacli kullanilmasinin onlenmesini ongoren bir sitemdir. Bugun turkiyede laikligi temsil eden hicbir siyasi parti yoktur. Cunku turkiyenin sistemi cogulcu degil, kutuplasmacidir. Herkes kendi icinde kadrolasma ve basa gelince digerinin kafasini ezmek icin sira beklemektedir.
            Hatta kendini dindar bilen insanalr dahi “onlar” kadrolasacagina biz kadrolasalim diyerek isleri liyakate gore degil, kendi adamlarina vermislerdir ve veriyorlar sonuc itibariyle bu sistem munafik ve dalkavuk uretmekten baska hicbir ise yaramiyor.

            Evet Bediuzzamanin siyasi elestirileri olmustur ama bu laiklikle baslamamistir. Bediuzzamanin nasil bir mesrutiyet taraftari oldugunu ve Abdulhamit tarafindan neden timarhaneye tikatildigina bir gozatin lutfen…

            selamlar

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanım

            Bana göre laiklik diye birşey olamaz. Sizin görüşünüz sizi bağlar sadece. Laiklik (bana göre değil) devletin herhangi bir dini inanca göre yasa koymamasi, her inanca eşit mesafede olmasıdır. Zaten sorun tanımdan ziyade uygulamadadir. Bir Müslümanın inandığı dinin kurallarınınin uygulanmasıni istememesini gibi bir tezati aklım kabul etmiyor.

            Sistem münafık üretiyor demeniz sizin sui zanniniz. Keşke chp ye gösterdiğiniz hoşgörünün onda birini ( beğenin beğenmeyin) dindar insanların birçok baskıdan kurtulmasına vesile olan iktidara da gösterebilseniz. Ben burada borazancilik yapmıyorum. Bu sitede zaten iktidar eleştiriliyor ve çoğunda ben de mutabikim. Ama meseleleri de göz göre göre carpitmayin lütfen. Anlayamıyorum, CHP’li dinsiz kelimesinden rahatsız olan bir insan olarak sistem münafık üretiyor deyip belli bir kesimi hedef almak ne derece tutarlı? Teessüf ediyorum gerçekten.

            Ayrıca Ben monarşi yi mi övdüm, demokrasi yanlıştır mı dedim ki siz meşrutiyetten bahsettiniz. Ben prensip ve uygulamadaki yanlışlıklara dikkat çektim, siz baya yanlış anlamışsınız, konu Abdülhamid hana kadar gelmiş ilginç bir şekilde,

            keşke yorumu bir daha okuyup cevap ver(e)mediginiz soruları yanıtlasaniz. İşinize gelen ve yanlış mana verdiğiniz yerleri değil sadece.

          • Adamın biri diyor ki:

            Maalesef ben bu yazıya katılamıyorum.

            Burada eleştirilen mevzubahs hocalar olmadığı ortada. Linç eden kişilerin hedefinin dinimiz olduğu ortada. Hocaları perde yaparak İslam’a saldırıyorlar. Yüzyıllardır ecdadımızın kabul ettiği meseleleri nakil ettiği için linç ediliyorlar. Bu mevzuda eleştiri yapıp safları dağıtmak düşmana yardım hükmüne geçiyor. Hatta aralarında sorun olduğu halde bir hoca sırf bu sebepten linç edilen bir hocayı Ziyaret etmişti.

            Bununla birlikte katıldığım noktalar şu ki; her meselenin inrernet vb. Ortamlarda bu kadar yaygın olması pek doğru gelmiyor bana. İnsanlar en basit meseleleri bile kitaptan ya da araştırarak değil bir hocaya sorarak öğrenmeye çalışıyor maalesef. Bazı mahrem meselelerin bu kadar ulu orta ( inanan inanmayan herkesin önünde) konuşulmasınin uygun olmadığını da önceden düşünmüştüm. Düşünün ateist bir insanin dört eşin hikmetini anlatmaktan ziyade İman hakikatlerine (özellikle Allah’a iman) ihtiyacı var. Aslında Müslümanların da öyle. Ama öyle basit meseleler konuşuluyor ki insan şaşırıyor. Her soruya cevap vermek zorunda olmamalılar bence. O kadar merak eden oturup araştırsın bir zahmet. Diğer türlü İslami anlamayan insanların ağzina böyle teferruat meseleleri sakız oluyor

          • gulpembe diyor ki:

            Adamin biri kardesim,

            inandigim dinin kurallarinin dunyadaki pekcok musluman ulkeden daha fazla uygulandigi bir memlekette yasiyorum. Gecen senelerde kopru yapiminda 2 saatlik yol trafigine sebep verildi, 83 yasindaki bir kadin kalp krizi gecirip ambulansi aradi, ambulans yol calismasindan dolayi gecikti ve teyze vefat etti. Iligili yerin belediye baskani hakkinda yapilan yorum nedir biliyor musunuz? “bu adamin siyasi kariyeri bitmistir!” yasadigim memlekette en buyuk suc hirsizliktir ve ozellikle devleti dolandirmaktir,devleti dolandiranin hayatini bitirirler.
            Bu sorumluluk ve adalet duygusu Islamin kendisinden baska nedir? Komsumun budist olmasinin bana ne zarari var?devletin bana tanidigi hak, ozgurluk ve mali yardimdan bir misli de onun almasinin dinime ne zarari var?zarari yok, fakat faydasi cok,en azindan birbirmizi tehdit olarak algilamiyoruz. Peki geri kafali, irkci ve dinci kesim burada yok mu?musluman yahut yabanci gormek istemeyen yok mu? Var. kim onlar?tembel olup calismayan ama yabancilar gelip isleri kapiyor diye aglayan, fi tarihinde islenen olaylari irkcilik bayragi altinda yeniden isitip sunarak kurdugu paranoyalar ile fasizm yapan tipler. Bu tipler tum dunyada birbirlerine benzerler. Din ve irklari farketmez.

            Ben munafiklik ve dalkavuklugu simdiki yonetim icin degil, cumhuriyetten bugune degin tum siyasi hareketler icin soyledim, ayrim yapmadim,asil siz beni yanlis anlamis ve zan yapmissiniz.

            Selamlar.

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanım

            Bence bir frekans uyuşmazlığı var, siz benim itiraz etmediğim bir noktaya cevap vermişsiniz. Budist komşuyla yaşamanızı örnek göstermeye ne hacet, daha iki yüzyıl geçmişi olmayan sömürgeci bir devletin sistemine değil alityuzyillik Osmanlı miz var bizim. Osmanlı da İslam kuralları var diye gayri müslimlerin özgürlüğü yok muydu. Batı kendi tepesine çıkardığı kilisenin etkisinden kurtulmak için reformu ve laikliği uyguladı. Bu onların kendi kemallleri olabilir. Ama biz elhamdülillah hak bir dinin mensubuyuz. Batının kendi yanlışını düzeltmek için kullandığı sisteme ihtiyacımız yok. Lütfen abd güzellemesini bırakalım. Dünyayı inim inim inleten sömürge imparatorluğu kendi içinde refahta olsa bile çok uzun sürmeyecektir. Yükselmek için köklerimize dönmemiz lazım

          • Feyza diyor ki:

            Abdullah Hasan bey,
            Maruz kismini ikinci defadir buyuk harfle yaziyorsunuz, gecen sefer mazur kelimesiyle karistirdiginizi dusunerek ustelemedim ama ikinci kez ve uzerine basa basa yazdiginiz icin sormak zorunda kaliyorum. “Mazur” ile “maruz” kelimelerini karistirmis olma ihtimaliniz var mi, yoksa ben bir yerde yazdiklarinizi yanlis mi anliyorum? Bu konuya bir aciklik getirirseniz memnun olurum. Cunku acaba diyorum birilerine benim bir zulmu maruz gordugumu filan mi dusunuyorsunuz, anlamadim o kismi.
            Ikinci olarak, alintiladiginiz cumlelerim iste azmo kardese cemaatim hakkinda ipucu mahiyetinde yazdiklarim, yani bu medyadaki hocalari savunuyorum ama onlarla organik bir bagim yok ve hatta benim cemaatim medyadan oldukca uzak demek icin o cumleleri kurup bir de not dusmusum. Medyadan uzak ve bu guncel meselelere mudahil olmamalarini tasvip icin ya da tenkid icin soylemedim, aradaki tezatliga dikkat cekmek icin bu ayrintiyi ifade ettim. Cunku medyadan uzak sayili cemaat var ve bu da iyi bir ipucu olur diye dusundum. Bir de bakin yanina not dusmusum.
            Yani olan durum buysa ben ne yapabilirim, yalan mi soyleyeyim? :) Yok kardesim durum bu. Ben olani soyluyorum ilave yorum katmadan. Ayirdedici bir ozellik olmasi icin buna vurgu yaptim sadece bu.
            Perde arkasi kisminda haklisiniz. Ben sizin ne demek istediginizi anliyorum. Tabi cemaat onderleri, tarikat liderleri aslinda toplumun ayni zamanda kanaat onderleridir. Perdenin gerisinde degil onunde durmalilar haklisiniz. Benim buna itirazim olmadi ve farkindaysaniz perde onunde verdigi fetva yuzunden haksizliga ugrayan bir hocaya sahip cikilmasindan bahsediyorum. Fakat bunun icin birlik olunmali, bir cemaat degil butun cemaat liderleri arasinda kuvvetli bir muhabbet, iletisim ve dayanisma olmali. Eskiden diyalog iftarlari yapilirmis, siyasiler kimler kimler katilirmis bilmiyorum siz o donemleri bilir misiniz? Cemaat/tarikat liderleri de bir Ramazan-i Serif ayinda toplanip iftar etse, ummetin problemlerini konussa,siyasiler de istirak etse orn.cok mu zor? Degil.
            Kimlerle diyalog kurmadik,neleri kaldirdi bu milletin midesi degil mi?
            Ama olmuyor. Munferiden bir cemaatle degil en azindan toplu bir gayret olmali ki cogunluk oldugumuz belli olsun, sesimiz gur ciksin. Ben secim oncesinde goruyorum siyasi liderleri tarikat buyuklerinin ziyaretine gidiyorlar. Ama tek tek ziyaretler. Butunluk yok. Ekseriyetle de elestiri, halkin bir derdini meramini bildirme degil de bu gorusmeler medyaya yansidigi kadariyla destek mahiyetinde gerceklesiyor.
            Bu da bizim eksikligimiz.Perde arkasi dedigim yorumun biraz gerisine giderseniz siyasi kesime mesafeli cumlesini gorursunuz. Bir donem Ortadoguya uyguladigi dis politikalardan oturu iste o “perde gerisi”dedigimiz yerde tenkid etmisler. Ben o donem baska bir cemaatteydim. Hani orada yazmistim, “muhim bir mesele olmadigi surece siyasi konulara fazla girmezler” iste muhim gordukleri bir mesele oldugu icin o donem girmisler. Sonra baska problemler yasamaya baslayinca ve baska kesimlerden bu dis politikalar hakkinda tepki gelmeyip yalniz kaldiklarini farkedince cemaatin geneline de karismamaya basladilar. O yuzden diyorum yanlislar soylenmeli fakat bu birlik halinde olursa anlamli ve guclu olur. Bir de dinleyen kitlenin mahiyeti de onemli.
            Sizin sordugunuz meselelerin ic yuzu de iste bunun gibi sebeplerle ilintili. Kucuk kucuk tepkiler degil buyuk bir tepki olursa bu sese kulak verilir. Ama devletin yuksek kademelerine gelmeye ugrasmiyorlar. Mesafeli bir tutum ve bu karismamanin perde gerisinde belki biraz kirginlik da vardir bilemiyorum.
            Herkes kendi insiyatifine gore oyunu veriyor. Sair zamanda da bu mevzular gundem edilmiyor.
            Bu feministlerin oyunlarinin farkinda kac cemaat var bilmiyorum. Dile getirenini simdiye kadar gormedim insaallah bundan sonra goruruz. Hepimizin duasi ayni emin olun. Liderler birlesmiyorsa biz halk olarak birlesebilir birseyler yapabiliriz ama bizim Avrupadan aktaracak yuklu meblali fonumuz ne yazik ki…ye kurkum ye dunyasinda sesimiz Kadem gibi protokole yanki yapar mi bilemiyorum.

          • Feyza diyor ki:

            Adamin biri beyin su yorumuna ben de katiliyorum:

            “…Burada eleştirilen mevzubahs hocalar olmadığı ortada. Linç eden kişilerin hedefinin dinimiz olduğu ortada. Hocaları perde yaparak İslam’a saldırıyorlar. Yüzyıllardır ecdadımızın kabul ettiği meseleleri nakil ettiği için linç ediliyorlar. Bu mevzuda eleştiri yapıp safları dağıtmak düşmana yardım hükmüne geçiyor. Hatta aralarında sorun olduğu halde bir hoca sırf bu sebepten linç edilen bir hocayı Ziyaret etmişti….

          • Abdullah hasan diyor ki:

            Feyza hanım MARUZ kelimesi klavye azizliği olsa gerek, aceleden yzdıklarımı bazen tekrar dan okuyamıyorum. Mazur kelimesi yok diyorsunuz fakat sütün için deki yağ misali var , tekrardan okudum var. haddime düşmez sema hanıma savunmak fakat ben kendimin de bu dertten muzdarip olduğum dan bunu önemsiyorum. Bak siz diyorsunuz bu FEMİNİSTLİK olayın dan kaç cemaatin haberi var. Durumun vahametini kendiniz belirtiyorsunuz sonra da hocaların Ümmetin veya içinde bulunduğu toplumun derdiyle alakalı bir sözleri olmayanlara serzenişte bulunan Sema hanıma ikna etmeye çalışıyorsunuz. Olmazki olmaz. Bu hocaların hangisi ” zinanın yaygınlaşması, zulümlerin artması” toplumu yıkar konusunu bilmez, eee bu o zaman perdenin arkasından sana gelen öğrencilere anlatmakla olmuyor işler, bunu izah etmeye çalışıyorum. Dediğim gibi ben de o hocalara destek verdim fakat bu bu konuda serzenişte , uyarıda bulunanlara da hak vermiyor manasına gelmemeli. Ümmet ile derdi , tasası , gayreti olanlar içinde yaşadığımız toplumla ilgili sağlıklı bilgiye sahip olmak zorundalar, söz söylemek zorundalar. Bunun başka türlüsü olmuyor, it izi at izine karışıyor, mertler yerine namertler dolduruyor meydana. Toplumun önüne çıkan her kişi için de yaşadığımız toplumun (Türkiyenin) 1 ferdi bile haksızlığa uğradığın da söylenmiş bir sözü olmalı. Ben günümüzde ızdırabını çektiğimiz , toplumsal yara olan her sorunumuzun bu vesileden kaynaklandığını veya artı (Olumsuzlukların artması veya şiddetinin artması) bu yanlış yorumlamadan kaynaklandığını güçlü bir şekilde gördüm maalesef. İstişare ne kadar önemlidir biliyorsun dinimiz İslamiyette, iyide istişare edilecekler perdenin arkasın da beklerken istişare nasıl oluşacak, kimse konuşmazsa, kimse fikir beyan etmezse doğru nasıl ortaya çıkacak? Ben sizin yazınız dan onalara Mazur görülmesi manası çıkardım, öyle niyetiniz yoksa o zaman konu hallolmuştur.

          • gulpembe diyor ki:

            adamin biri kardesim,

            Ben ayni hala frekansdayim ama baglantidan kopan sensin:)
            laiklik dogru uygulansa bir onceki yorumda taraftar oldugunu soyledigin mesrutiyet yani demokrasi ve cogulculugu besler ulkedeki gerginligi azaltir, bizde ideolojik kavgalari birakir is yapariz.
            Osmanli dogdu yasadi bitti, amerikada dogdu yasiyor ve bitecek, devletler insanlar gibidir. Ama gecmisde kalip ovunmenin faydasi yok, kendimizi batiya kapatip bir gettonun icinde yasayamayiz. Batiya donmek onun kultur ve inancini degil, iyi oldugu yonleri ornek almak demektir ki, toplumsallikta bizden daha muslumanlar, sokaga ciktigimda bir musluman ulkkesinde yasiyor hissettigimi kendi tecrubemle soyluyorum sadece. Yoksa digidik digidik Ertugrul dizileriden medet ummayin yani disardaki dunya baska bir yere gidiyor:)

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanım

            Konuyu alakasız yerlere götürüyorsunuz. Amacınız bu tartışma ortamına katkı sunmak mı, yoksa her konuda haklı çıkmak mı, anlamadım.

            Abdyi adaletli bir devlet olarak örnek vermek de neyin nesi. Hırsızlığa o kadar duyarlılarsa önce dünyayı sömürmekten vazgecsin o çok adaletli abd. Hangi hak hangi hukuk, bırakın Allah aşkına, bu samimiyetsiz çıkarci devletten ahlâk dersi alacaksak vay halimize. İkircikli ABD bati yerine köklerimize bakalım, bunun nesi yanlış. Tarih ders ve ibret almak için öğrenilmez mi zaten.

            Müslüman ülkelerde sorun olması ABD’yi batıyı örnek almamızi gerektirmez. Çözüm kendi medeniyetimizde, laik ülkede İslam daha iyi yaşanır demek doğru olmaz, karşısına kendimize özgü bir model koymalıyiz. Laiklik bati da tutmuş olabilir, onların tarihinden kültüründen gelen bir olgu, bizim için hali hazırda iyi bir model yoksa tarihtekini aynen uygulama olmasa da örnek alarak yeni bir model oluşturabiliriz. Yüzde yüz batı menşeli bizim kültürümüzle alakası olmayan laiklik ilkesini kötünün iyisi diye kabul etmeye gerek yok.

            Demek istediğim tarihte yaşamak değil ondan ders almak. Tarih okurken olmuş bitmiş bir olay değil ilerde olabilecek ve ders alınması gereken olaylar olarak bakmak gerek. Geçmiş aslında geleceğin kendisidir. Ben dizilerde yaşamıyorum. 7 24 dizi izlemiyorum. Hatta yasadigim evde tv yok. Ama siz orada Amerikan rüyasında yaşıyorsunuz herhalde. Umarım çabuk uyanırsiniz.

          • gulpembe diyor ki:

            adamin biri kardesim,
            size katiliyorum. laiklik avrupada baska amerikada baska, hindistan da baska uygulaniyor. her ulkenin kendine ozgu motivasyonlari var elbette. fakettiyseniz ben laikligi ozellikle devletin seffaflasmasi,hesap verebilir olmasi, halkina kabadayilik yapamamasi,saygili ve esit davranmasi anlaminda onemsiyorum.
            turkiye cogulculuk ve fikir ozgurlugune acik bir memleket degil, bu hem kalkinmamizi hem birbirmizi sevmemizi engelliyor. oncelikle bunu oturtabilememiz lazim.

            dizi konusunda saka yapmak istedim, sizi kirdiysam ozur dilerim.
            diyeceklerim bu kadar.

            Allaha emanet olun.

          • Adamın biri diyor ki:

            Gülpembe hanım

            Dediklerinizle laikliğin hiçbir alakası yok, tek parti döneminde de laiklik vardı, ama hiç dediğiniz gibi bir devlet idaresi yoktu. Laiklik din devlet ilişkisi ile ilgili bir konu, yok şeffaflıkmis yok eşitlik mis yok kabadayılık falan. Yapmayın Allah aşkına. Laiklik olmayan yerlerde bunlar olamaz mı yani, bunlarin laiklikle alakası yok, bunlar başlı başına ayrı ilkeler

    • Aadem diyor ki:

      Hocamı hani nerde, göremiyorum üzgünüm.

    • Yahya diyor ki:

      Feyza hanım,

      Cemaatler, hocalar ile ilgili bazı yorumlarımdan dolayı malumunuz bazı sıkıntılar yaşadım. Üzülmeler, kırılmalar oldu. Dolayısıyla detayına inmek istemiyorum. Yazabileceğim çok şey var veya sorgulayabileceğim ama önce ben kendimi düzeltmeliyim.
      Şahsen Sema hanımında bütün bu hocaları hedef aldığını düşünmüyorum. Bende tüm hocalarımızı potaya koymuyorum. Özellikle 1-2 hocamız (ki kendilerini severim) devlet büyüklerimiz tarafından defalarca rencide edildi. Bazıları direkt hedef gösterdi, bazıları dolaylı olarak…

      Ancak bu hocalarımız kim olursa olsun; madem sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanıyorsun, diğer hususlarda da benzer şekilde fikrini, zikrini, tarafını belli edeceksin. Yani “tarafsız” olmayacaksın. Ki bu taraf dediğimiz, “bence” şöyle olsa iyi olur değil, Allah’ın emir ve yasakları….
      Yine bu hocaların “ilminden ve tecrübelerinden” dolayı fikirlerini beyan etme hakları da var.

      Bahsetiğim olayla ilgili olarak, gittik yüz yüze konuştuk. Yani yanlış anlaşılma, farklı anlaşılma vb. durum yok. Başka hususlarda da çok ilginç cevaplar(fetvalar) verdi.

      Netice olarak, ben sizin ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum …. izahat etmenize gerek dahi yok. Rabbim ilminizi arttırsın, sayınızı arttırsın, istifade edenleri arttırsın, inşaAllah.

      Müsaadenizle bazı sorularınıza cevap yazmıyorum ve ilave yorum yapmıyorum.

      Selam ve dua ile…

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Feyza kardeşim sizinle aynı kanaatteyim. Bende bu konuda Sema hanıma katılamıyorum.

      Vesselam…

      • Feyza diyor ki:

        Eyvallah azmo kardesim.
        Vesselam…

      • nikap diyor ki:

        Ama ben katılıyorum ve Sema Hanımı çok iyi anlıyorum ,fakat sizleri de çok iyi anlıyorum.İlmi olarak siz güzel kardeşlerim olarak iyi olamasam da bende az çok fikirlerimi söylemek isterim ama sizler kadar açıklayıcı ve faydalı olabilir miyim bilmiyorum.Yanlışım olursa düzeltin değerli kardeşlerim.tabi klavyeyide sizler kadar iyi kullanamıyorum. imanın mertebesi üç kısımdır diye biliyorum. bir kötülük gördüğünüzde elinizle yapamazsanız dilinizle onu da yapamazsanız kalbimizle müdahale etmeliyiz,buda imanın en zayıf noktasıdır.bu arada el ile müdahaleyi devletlerin.dil ile müdahaleyi alimlerin kalp ile müdahaleyi de halkın yapması gerektiğini biliyorum.bu yüzden sema hanım alimleri ,hocaları ,cemaat liderlerini eleştiriyor.Tabi bu hocalarda tamamen vurdumduymaz ve ilgisiz değil kesinlikle.medyada önde olan o kişilerin hatırı sayılır bir kesimi kadının çalışmaması .iş hayatında bulunmaması ,üniversite hayatının kızlar için sakıncalarını çok rahat bir şekilde dile getiriyorlar .Ama hükümetin erken evlenenlere yaptıklarından ya yeterince haberleri yok ya da çekiniyorlar yada işin bu kadar ciddi boyutlara geldiğinden haberleri yok herhalde. Ama yinede sonucu ne olursa olsun ben onlardan dil ile müdahaleyi bekliyorum.SADECE ÖĞRENCİ YETİŞTİRMEKLE KALMAMALILAR.SELAMETLE.

  8. semamarasli diyor ki:

    Bu yazıyı geçen haftalarda başka bir yazının içinde yazmıştım fakat sonra konu dağılmasın diye bu bölümü çıkarmıştım. Şimdi yayınladım.

    • semamarasli diyor ki:

      Fakat erken evlenenlere destek olmak için yazdığım Bu Kadınların Çığlıklarını Duyun yazımın önüne geçmesin diye dünün tarihini ile yayınladım.

      • Kevser Hacı diyor ki:

        Bu konuda size katılıyorum, çok haklısınız. Kadına bu kadar çok pozitif ayrımcılık hiçbir şeye deva olmadı bugüne dek. Çünkü kendi aile yapimiza özgü model uretemedik politikalarda. Hep kopyala yapıştır… insana saygı temel olmalı idi. Insani eğitmek ve erdem sahibi nesiller karılar kocalar yetiştirmek derdimiz olmalı idi.

        • Aadem diyor ki:

          Yaşasın kadınlara özgürlük. yaşasın erkeksiz aile, yaşasın babalı yetim çocuklar, yaşasın erkek düşmanlığı, yaşasın aile düşmanlığı, kahrolsun erkek, buraya hayvanlar ve erkekler giremez, erkek evde hiçbir şeydir ama kadın evin kralıdır.Bunlarin bir kısmı gerçekleşti, bir kısmı da gerçekleşmek üzere.

      • Mert diyor ki:

        Benimde oy verdiğim (malesef) bu hükümet duble yol yaptı ama iktidar süresinde zina da duble artı. Havalimanları yaptılar ama aile kavramını yıktılar. Boşanma arttı , nafaka zulmü arttı , şiddet cinnet ayrılık arttı. Memleketin geleceği yok oluyor aile yok oluyor aile biterse Türkiye biter.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar. “( LAvigerie)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku