Onlar Tercihlerini Annelikten Yana Kullandı

28 Ocak 2015Çocuk Eğitimi, Haberler17 Yorum »

zehra
Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan konularından biri Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yeni yılın ilk bebeğini ziyaretinde yaptığı  “Annelik en büyük kariyerdir. ” cümlesi oldu. Sosyal medyada da bu konuya dair sorularıma hem çocuğu için işini bırakanlardan , hem de çocuklarını daha iyi şartlarda büyütmek için çalıştığını söyleyen annelerden cevaplar aldım.

Biz bugün “Annelik en güzel kariyerdir” deyip anne olduktan sonra işlerini bırakan ve çocuklarını kendi büyütmeye karar veren  annelere yer vermek istedik. Verdikleri kararı ve yaşadıklarını gazetemize anlattılar.

ÇOCUKLARIMIN İLKLERİNE ŞAHİT OLACAĞIM

Hilal Takmaz yoğun bankacılık günlerinin ardından anne olunca işini bırakanlardan. O süreci şu cümlelerle ifade ediyor:

“ Çok yoğun bir tempoyla çalışırken ve iş dünyasının sürekli artan verimlilik beklentisi altında ezilirken annelik yapabilmek mümkün değildi bence. Seçim yapmak zorundaydım ve bankacılık yerine anneliği seçtim.”

Elbette bu kararı alması kolay olmamış:

“Doğum iznine ayrıldığımda işe geri dönmeyi planlıyordum. Diğer yandan çocuğumu kendim büyütmek istiyordum . Çalışmaya devam edersem bunu yapabilmem mümkün değildi. O zamanki şube müdürüm kararımı destekledi, ” İş her zaman bulunur, çocuğun sana ihtiyacı var, evinde oturup çocuğunu büyüt bence” dedi. Onun sözleri verdiğim kararı gerçekleştirmem de etkili oldu.”

Peki bu kararı vermenin en güzel yanı ne sorumaysa yanıtı:

Çocuklarla 7/24 birlikte olmanın en büyük artısı ikisinin de sağlıklı ve mutlu olması, hayatlarının geri kalanında anne sevgisine doyamamaktan kaynaklanan psikolojik sorunlar yaşamayacaklarını bilmek. Yetersizlik ve suçluluk hissetmeden, dar vakitlere çok şey sığdırmaya çalışmadan annelik yapmak çok keyifli. Çocukların ilklerini başkalarından duymak zorunda kalmadan her anlarına şahitlik etmek ve her ihtiyaç duyduklarında yanlarında olabilmek çok güzel. “ Oluyor.

KADININ EN BÜYÜK ÜRETKENLİĞİ: ANNELİĞİYMİŞ

Tercihini annelikten yana kullanan  bir diğer isimse Tekstil mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra işletme mastırı yapan, altı yıl özel sektör tecrübesinin ardından ilk çocuğunun doğumuyla işini bırakan Gonca Anıl. Gonca Hanım süreci ve duygularını şöyle ifade ediyor:

“O büyürken yanında olmadığımda, hangi varlığa “senin içindi hepsi” diyebilirdim? Yıllar sonra “Seni, senin için bensiz bıraktım.” dediğimde geçer miydi yüreğindeki acılar, söner miydi içini kavuran yangınlar?

Anladım ki ona bırakacağım en büyük zenginlik, içinden çıkmayacak bir “anne duygusu”ymuş.  Belki de hayatımda ilk defa “El alem ne der?” diye umuruma katmadan, “mühendis hanım” asaletinden vazgeçtim.

Vazgeçince anladım ki şu albenili dünyada üretmek sadece evin dışında değilmiş, kadının en büyük üretkenliği evindeki annelikmiş…

BEBEĞİMİN EN ÖNEMLİ İHTİYACI BENDİM

İnci Timur Emre ‘de dokuz yıllık çalışma temposunu kızı doğduktan sonra bırakanlardan. Şimdilerde bir yaşındaki kızıyla oynadığı oyunlar ve yaptığı atölyelerle sosyal medyada oldukça takip edilen bir isim İnci Hanım. O da yaşadığı süreci şu cümlelerle ifade ediyor:

“Özel sektörde iyi derecede bir kariyerim vardı. Kariyer planlarıma devam etme hayalim ve isteğim bebeğimi kucağıma alana kadar söz konusuydu aslında. Ne zaman bebeğimi kucağıma aldım doğum iznimin kısa sure sonra biteceği stresi sarmaya başladı beni. Ücretli iznim bittikten sonra tüm ücretsiz izin hakkimi da kullandım. Fakat ücretsiz iznim de sona erince istifa etmeye karar verdim. Emziriyordum ve bebeğimin aslında en önemli ihtiyacı ( fiziksel, duygusal ve zihinsel ) bendim. Her bebeğin en önemli ihtiyacının annesi olduğu gibi.”

HEM İŞ HAYATINDAN GERİ KALMAMAK, HEM ANNELİKTEN SINIFTA KALMAMAK İSTİYORLAR

Tabi bu tercihlerin yanında , izinlerin azlığı , kadın istihdamı gerektiren sahalar ve mecburiyetler gibi hususlar da pek çok anneyi , vicdan azabıyla baş başa bırakabiliyor. Bunun için yapılması gereken ilk adım bir denge oluşturmak.

Bu dengeye ve sürece dair Psikoterapist Rukiye Karaköse ise özellikle devletin kadınların çalışma hayatına dair değiştirmesi gereken hususlar olduğuna dikkat çekiyor. Anneliğinde kendi içinde dönüşüme uğradığını söyleyen Karaköse tespitlerini şu cümlelerle ifade ediyor :

“ Annelik geçmişten günümüze hemen her toplumda saygın ve hürmete layık bir şekilde konumlandırılmıştır. Yakın geçmişe kadar da kadınlar sadece doğurganlık ve annelik üzerinden bir tatmin yaşayarak var olabiliyorlardı. Ne var ki kadınların formel eğitimden yararlanması ve ev dışı istihdama katılmasıyla bu “hürmet ve ayrıcalıklı konum” kadınlara yetmemeye başladı. Evinde yeni “can”lar yetiştiren ve hayatı yeniden üreten kadın, popüler kültür tarafından “çalışmayan, üretmeyen, derinliksiz ve hazır yiyici” biri olarak konumlandırıldı. Bundan hicap duyan ve “ben de varım” demek isteyen kadın, artıları ve eksilerini hesaplamadan “yeter ki evde oturmayayım” dercesine çalışma hayatına yöneldi. Zira klasik annelik faaliyetleri kendisinin eğitimini, birikimini ve üretkenliğini ifade etmesine yetmez oldu.

Öte yandan son yıllarda annelik de bir başka biçimde yeniden tüketim alanı haline geldi. Hem çalışıp hem de anneliği sürdürmek isteyen kadınlar artık çift taraflı bir yarıştalar. Hem iş hayatında geri kalmamak hem de annelikten sınıfta kalmamak gibi ikisi de oldukça zor olan iki hedefleri var. Bu süreç gösteriyor ki insan mutlaka üretken olmak, bir işe yaramak istiyor. Yapılması gereken, kadınların üretken olma ihtiyacına cevap verecek seçenekler oluşturarak onları verimli kılmaktır. Sosyal politikalar revize edilerek kadınlar için part time ve esnek çalışma şartları desteklenmeli, arzu eden kadınlara ücretli veya gönüllü çalışma ortamlarında üretken olabilme fırsatı sunulmalıdır. Aksi halde aklı evinde kalmış ve suçluluk duyguları içinde çalışan annelerle, aklı ideallerinde kalmış ve annelik aktivitelerini abartan anneler arasındaki ifrat-tefrit sarkacında salınıp duracağız.”

 

www.gazetevahdet.com

Okunma Sayısı : 6.506

Yorum yapın

“Onlar Tercihlerini Annelikten Yana Kullandı” için 17 Yorum

  1. kadriye öztürk dedi ki:

    yazılar üzerindeki resimlerin daha dikkatli ve özenli seçilmesini düşünüyorum bu yaştaki çocukların eline GDO lu olduğu şüphe götürmez hazır gıdalar tutuşturulmuş anneleri böyle anneliği seçtiyse vay o çocukların haline

  2. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    Hadi tarlada traktor suren kadinlari demeyecem de ,carsi pazarda elinde kirbaciyla teftis yapan hanim sahabeyi de mi duymadiniz?
    (doğrudur duydum hz.ömer efendimiz görevlendirmiştir.ama muhtemelen bu kadın sahabi genç ve dikkat çeken biri değildir.yaşı 40 ve üzeri sonra erkeksi bir mizaca bir yaratılışa sahip bir validemiz olmalıdır.ve bir istisnadır.istisnalarda kaideyi bozmaz)

    ciftci,ebe,doktor,eczaci,ogretmen,terzi,berber, sahabe kadinlarini hic anlatmadi mi size okudugunuz kitaplar. (var bunlar inkar eden kim? biz burda zinhar kadın çalışmasın mı dedik.ihtiyacı olan ailesinde kendisini geçindirecek kimse olmayan kadın tabiki çalışır.ayrıca ebelik,hemşirelik,anaokulları sadece kızların okuduğu okullar vb.yerler gibi yerlerde tabiki çalışılır.zaten kadının fıtratına uygun çalışacağı yerler iki elin parmaklarını geçmez.)

    ammaaa bizim burda anlatmaya çalıştığımız şey şudur.eski zamanla bu zamanı kıyas etmeyelim siz bana asrı saadetten örnekler verip duruyorsunuz oysa şimdiki düzen laik düzen seküler düzendir.mevcut piyasa kapital ve liberal bir piyasadır.herşey güllük ve gülistanlık değildir.helal-haram hassaiyeti yoktur.ahlaksızlığın sınırı kalmamıştır! şimdi kalkıp böyle bir düzende sanki hiç bir şey yokmuş gibi ve üstelik kadının maddi anlamda çalışmayada ihtiyacı yokken -iddia ediyorumki çalışan kadınların en az %80 i çalışmaya madden ihtiyaç duymuyorlar-kalkıp kendini bile bile modern köle yapmaya erkeklerlerle kabete girmeye.kendi kadınlık fıtratını öldürmeye kadınların hakkı olmadığını düşünüyorum.çünkü Hz.Adem babamızdan bu yana kadının asli görevi “Annelik,Eşlik ve Ev hanımlığı” olmuştur.yeri gelmiş zaruri durumlarda çalışmışlardır.ama hiç bir devirde bu devirde olduğu gibi erkeklerle iş,çalışma rekabetine girmemişler.ve ihtiyaçları olmadığı halde kendilerini gönüllü köle yapmak istememişlerdir.!

    bizim itirazımız bunadır.! bilmem anlatabildimmi? vesselam…

    • gulpembe dedi ki:

      daha once bediuzzaman hz.lerinin hakimlige devam etmesini istedigi hesna sener ornegini vermistim.tabiki ona da bir kilif bulmustunuz.sadece sunu soyliyim.bediuzzamanin parmagiyla isaret ettigi ufka mi,yoksa parmaginin ucuna mi bakmayi tercih etmek bize kalmis.acmadigin dalda sozun gecmezmis.selametle

      • gulpembe dedi ki:

        maddi ihtiyac meselesi icinde sunu soyliyim:herkes sizin iktifa ettiginiz standartlarda yasamak zorunda degil…kimsenin mali kimseyi ilgilendirmez. zengin olmak islamda tesvik edilmistir.peygamber sav de zengindi ama fakir yasamayi tercih etti. biz insanlarin nereye zekat,himmet,infakta bulundugunu da bilemeyiz.bu hareketler suizana giriyor.
        suizanin haramligi ise ayetle sabittir.

  3. Ahir Zamanda Müslüman olmak dedi ki:

    bakın kardeşim kadının çalışması meselesi tek boyutlu bir mesele değildir.ısrarla bunu görmek istemeyenler var.yani çocuğu alıp işe beraberinden getirmekle iş çözülmez.çünkü başta devlet daireleri olmak üzere,özel sektör falan iş verenler böyle birşey kabul etmezler.sizin söylediğinize kargalar bile güler.! ne demek kadın tarlada olduğu gibi çocuğunu beraberinde getirsin! siz ısrarla yazar “Barbarosuğlunun” yaptığı yanlışa düşüyorsunuz kadın eskiden tarladada çalışıyordu sıkıntı olmuyordu şimdi de kamuda çalışıyor yine sıkıntı olmasın.! böyle bir kıyas fıkıh tabiriyle kıyası maal farıktır. biz tarla yaşamını kır yaşamını kamuya,özel dairelere taşıyamayız. siz hala mevcut iş hayatını iyi etüd etmemişsiniz anlaşılan.mevcut iş hayatı kapital ve rekabetçi bir düzendir.kır yaşamı gibi bir doğallık bulunmaz.sahte gülücükler,patrona yağ çekmeler.birbirini basamak yapıp makam devşirmeler var bu düzende.öyle çapa yapma bostan sulama yok burda! artık sıyrılan şu tarla ve kamu hayatı kıyasından.

    bakın tekrar söylüyorum kadının çalışmasının olumsuz etkileri sadece çocuğun anneden mahrum kalmasıyla açıklanamaz.o sadece işin bir boyutudur.yoksa işin arka planında kadının kadınlığından uzaklaşması kendi fıtratına yabancılaşması,iş ortamına ayak uydurayım derken rekabet etmeye ,otoriter olmaya çalışması vb.gibi nice negatif durumlar var.yani kadın işe giderken çocuğunu yanına alınca mesele bitmiyor demek istediğim.! vesselam…

    • gulpembe dedi ki:

      .”sahte gülücükler,patrona yağ çekmeler.birbirini basamak yapıp makam devşirmeler” yani sizce cailsma hayati=karaktersizlik=erkek isi…
      ilginc bir bakis acisi,saygi duyuyorum..

      “kendi fıtratına yabancılaşması” yooo,ben yollarda tasimacilik yapan tir suren kadinlar goruyorum,hepsi kirmizi isikta kirpiklerini boyuyorlar. muhendis yonetici 3 kucuk cocuklu arkadasim var,tam bir hanimefendi,guzel bir anne…

      cevrenizde hep kotu ornekler varsa,cevreniz bozuk demekki,hicret etmeyi deneyebilirsiniz..

      mesele, evde /isde insanin Allah korkusuna ,deger yargilarina sahip olmasidir.,yani karakter meselesidir.

      • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

        gülpembe hanım siz ısrarla gerçekleri görmek istemiyorsanız ben size ne söyleyebilirim.!

        “yooo,ben yollarda tasimacilik yapan tir suren kadinlar goruyorum,hepsi kirmizi isikta kirpiklerini boyuyorlar. muhendis yonetici 3 kucuk cocuklu arkadasim var,tam bir hanimefendi,guzel bir anne…”

        Allah aşkına kadın fıtratının bozulmasından siz makyaj yapmıyorlar mı? dediğimi zannettiniz bravo!

        kadını kadın yapan unsurlar”şefkat,merhamet,nezaket,zerafet,letafet,sabır,metanet,diğergamlık” vb.gibi unusurlardır.

        yoksa kadının tır şoförlüğü yapması bile fıtratına ters iken.kalkıp birde şoförlük esnasında makyaj yapmasını onun fıtratının tam bozulduğunu artı birde günaha girdiğini gösterir.!

        lütfen savunduğunuz şeyleri tutarlı savunun.illa kadın çalışacak inadına inadına çalışacak diyorsanız.bari tumturaklı deliller öne sürün! yada sadece çalışacak ama herhangi bir delilim yok, deyip sıyrılan işin içinden.çünkü savunayım derken başka yanlışlara düşüyorsunuz! vesselam…

        • Gulpembe dedi ki:

          Iyi ya iste..bende kadinin “şefkatli, merhametli,nezaketli, zarif,,latif,sabıre, ,metanetli,diğergam” olmasina calisma hayatinin engel olduguna dair deliliniz yok diyorum.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

            kardeşim biraz etrafınızdaki çalışan kadınlara tek taraflı olmadan ön yargısız bir şekilde objektifçe bakabilirseniz.her geçen gün onların kadınlık fıtratlarından koptukları,kendilerine yabancılaştıklarını görebilirsiniz.!

            ama bunun için islami bir bakış,müslümanca basiret ve feraset gerek.vesselam…

          • gulpembe dedi ki:

            Hadi tarlada traktor suren kadinlari demeyecem de ,carsi pazarda elinde kirbaciyla teftis yapan hanim sahabeyi de mi duymadiniz?ciftci,ebe,doktor,eczaci,ogretmen,terzi,berber, sahabe kadinlarini hic anlatmadi mi size okudugunuz kitaplar. Fitrat iyi ve guzel olan insanin meyil etmesi demektir..yoneticilik vasfina sahip,o mizacda donatilmis kadinin siyasette yer almasi onun birerbir fitratinin geregidir.bakiniz kurani kerimin yoneticiligini ovdugu sebe melikesi belkis.a…merhum akif in dedigi gibi bu kuran u azumussan kabirlere mi indi acaba da muslumanlar bu kadar dar bakiyorlar hayata ellerinde “oku”emri varken..

            Ogrenmege kapali ,dusunmekten korkan, kalip ve ezberleri icnde mutlu insanlari hayatin kendisiyle rahatsiz ettiginiz zaman size alisik olduklari sekilde davranacakalrdir.yani somut ornekleri reddeceklerdir. Hizlarini alamazlarsa bu sefer de sizi ,feraset ve basiret noksanligiyla asagilamaya ve kendilerinde hak olarak gordukleri dindarlik kibrine yada dindarlik sehvetine burunup sizden hep onlar gibi dusunmenizi, tektip insan olmanizi isteyecekler..ama “zamana andolsun ki insanoglu hep husrandadir.birbirne sabri ve hayri tavsiye edenler mustesna..”

  4. Gulpembe dedi ki:

    “Yapılması gereken, kadınların üretken olma ihtiyacına cevap verecek seçenekler oluşturarak onları verimli kılmaktır”. Olayin ozu budur aslinda. Anne calisanlarin calisma kosullari iyilestirilmeli. Bugun haberlerde bir durusmaya 7 Aylik bebegiyle gelen bir avukat hanim vardi,cok hostu gercekten:) toplumun anneyi dislamasina karsi oldugunu soyluyor. Anneler birakin resmi kurumlara, camiye bile bebeklerini korkarak getiriyorlar. Ben toplu tasima araclarina binerken hamile yada bebeklilere oncelik verildigini tr de hic gormedim. Annelere hurmet gosterildigi koca bir yalan. 6 cocuklu bir arkadas turkiyedeki minubuslerde hep laf yediklerini anlatiyor” sunlara bak, bi de 6 tane yapmislar” falan.
    Nasilki tarlada kadinlar bebegi kucaginda capa yapiyor. Calisan annelerde bebeklerini geride birakmak zorunda kalmamali.tr de calistigim egitim kurumunun hemen yan bolmesi kresti. Teneffuslerde anneler solugu orda alirlardi, kimileri derse cocuguyla girer , sorun yapilmazdi. Burada bazi ogrenciler derslere bebeklerini getirdikleri oluyor, saygi duyuyorlar. Bence anneler islerinin imkani nisbetinde yakin kres ve emzirme odalari gibi taleplerini dile getirebilirler.

    • Gulpembe dedi ki:

      Ayrica haber basligini isabetli bulmadigimi belirtmek isterim. Hangi nedenden olursa olsun calisan kadinin anneligi tercih etmedigi gibi bir ima yapilamaz. Annelik yaristirilmasina karsiyim. Calisan kadinin cocugunun kotu yetistigine dair bir veri yok. Heptenci ve ezberci olmamali. Butun annelere sevgiler:)

      • ismet badem dedi ki:

        Hanımefendi birkaç menfi misal vererek her tarafı saygısız insanlarla doldurmuşsunuz. Hamile kadınlara İstanbul’da bile gayet de hürmet ediliyor toplu taşımada, ben defaatle şahit oldum. Ayrıca o avukat hanım diyelim bebeğiyle gitmiş duruşmaya, bebeğin aklı ermeye başladığında asık suratlı, suçlayıcı, sorguya çekici, belki de merhametsiz bir anne görmeyecek mi “iş kadını” olarak? Bu özellikler yanlış demiyorum, bir avukat için olması gereken ancak bir anne için yavrusunun yanında gösterilmemesi gereken hususiyetler değil mi? O sebeple belki de bebeğini yanında götürmesi götürmemesinden daha zararlı olmaz mı bir bakımdan? “Ahir Zamanda Müslüman” adlı yorumcu kardeşin fikirleri bu sebeple çok isabetli olmuş. Annelik yapmak yavrusunun yanında olmakla bitmiyor, bu sadece bir ciheti.

        • Gulpembe dedi ki:

          Ben de dogma buyume istanbulluyum, sahit olmadim. Siz sahit oluyorsaniz ne mutlu bize demekki..
          Ikinci meseleyi ele alis tarziniz, protesto kulturune yabanci old gosteriyor. Orada bebekleri durusmaya sokalim demek istenmiyor. Neden bu ulkenin yarisi kadinken ve bu kadinlarin pekcogu ana iken, adliye binasi gibi insan ve hak odakli bir binanin icinde ister calisanin ister saniginin yada davacisinin bebegi icin bir emzirme odasi, bir altdegistirme yeri, bir mama sandalyesi olmaz? Sorgulanan bu..

          • .:. dedi ki:

            Yazdıklarınıza istinaden dikkatimi çeken bir konuyu paylasmak istiyorum.

            sürekli konuları egzejere ediyordunuz, farklılaştırıyorsunuz, tek taraflı ve dar bir alandan yenli bakıyorsunuz.

            Ben bunu inananlar icin soyluyorum. Bir kadının evde oturması gerektiği açıkca nedenleri ile kitabımızda anlatılmıstır.

            Hal boyle olunca tek taraflı talep ettiklerinizin hiçbirisine gerek dahi olmaz.

            Bunu göz önüne aldığınızda kadınların sokaklarda dışarılarda çocuklarını emzirmesi hos değildir. surekli magdur olan kadınları gerekce gosterip digerlerine haksız hak arayısı var. geneli yansıtmıyor.

            – isterseniz sizin bahsettiğiniz acıdan ele alalım. dini hic karıstırmayalım.

            Toplumun yarısı kadın, evet dogrudur kadın.

            fiziki olarak tamamen farkli, diğer yonlerden de farklı.

            eşitlik uzerine ozaman herkez esit olmalıdır. evleneceklerse kesin sozlesme olmalıdır. Kadın ne isterse erkek yapmalı, erkek ne isterse kadın yapmalıdır (dersek bu cozulmez)

            Kadının dogurmaktan fazla pek bir ozelliği yok (yani varda, erkekle kıyas edilecek ustunlugu saglayan yokdur. var olanların geneli daha aşağıda kalır)

            Erkegin de dogurtmaktan fazla pek bir ozelliği yok. (yani varda, kıyas olarak birbirlerinin yaptıklarını satlar zorlanırsa yapabilirler.)

            Ancak Yaradılıstan oturu erkeklerin cok daha fazla ve ondedir. her ornegi tartısabiliriz. erkek kadın kıyaslayabiliriz.

            cocugu kullanarak kendinize pay cıkarmayınız. Cocugu bal gibi dogumdan hemen sonrasından baslayarak bir baba olene kadar cok iyi bakar , besler buyutur.

            Tersini soylerseniz yukarıdaki acıklamanıza gore celiskiye dusersiniz. en kaliteli emzirme yeri mahkeme salonu ve oradaki emzirme odası degildir. bu bir hak gaspıdır, israftır. butun diger talepler gibi.

            – eşit ise kadın ve erkek aynı katkı ile ortak geci saglasın.
            – kadınlar cocukları cok kullanıyor. Bu dusunce Feminizmin taaa kendisidir (eger bir bosanma durumu varsa. haklı ve haksız olmadan. cocuk devletin kurumuna teslim edilsin. cocugu anne hafta sonları 2 defa, baba da 2 defa alsın. her ikisi de devletin belirleyeceği harcama miktarını eşit karsılasın.
            18 yasına gelince de cocuk ozgur olsun. (bu durum asagı yukarı boyle ama farkında degil insanlar.)
            – liyakat olcusu iste, ve hayatın her alanında erkek ile eşit olsun.
            – babası olunce kadına ne kalırsa erkege de o kalsın. maas dahil.
            – para ile ilgili her konular esit olsun.
            – askerlik esit olsun.
            – emeklilik esit olsun.
            – sosyal hakların her cesiti eşit olsun.
            – hicbir kimseye pozitif hicbir ayrımcılık olmasın.
            – eger karsılıgı deger verilecekse. erkekte aranan ozellikler kadındanda istensin sadece liyakat olup , is ehline verilsin.

            Bu secenekler cok fazladır.

            ulkenin yarısı kadın ise diger yarısı da erkek (Baba) hanımefendi.

            sizin bakıs acınızla baktıgınızda, kadının dogurma harici ekstra talep edecek hicbir ozelliği kalmıyor.

            Erkek ve kadın farklı yapılarda bir parcayı tamamlaması gerekir. Bu boyledir.

            istediğiniz herhangi bir secenegi tartısabiliriz. Protesto kültürü dahil.

            bu sebeb ile bu dusuncelerinizi tek taraflı ve yanlı buluyorum.

          • .:. dedi ki:

            isterseniz sadece insan hak ve odaklı binaların içinde calişanların, veya oraya ihtiyacı gereği gidenler icin bebegi için neden bir EMZİRME ODASI, alt degistirme yeri, bir mama sandalyesi olamayacagını, veya olsada diğerlerinde olmadığının bunu çelişkiye dusureceğini ve eksik kalacagını ele alalım.

            Sistemleri ne kadar zorluyorsunuz. (dunyada ornegi bile yoktur.) belki bir kaç tanesi dikkat cekmiştir. bu bizim ulkemizde de yoktur.

            Ucuk kacık ,gereksiz ve zorlama bir taleptir.
            (bu durum olabilecegi varsayımı ile basit önlem tabiki de alınabilir)

            Bu sekilde. kaç tane bina ve yer vardır. Tahmin edebilirmisiniz.
            bedeli, efektif kullanımı? rakm verebilirmisiniz?

          • gulpembe dedi ki:

            “karne”evlerinizde oturunuz..”vekarne” evleriniz de de vakarli oturunuz anlami icerir.
            Diyelim ki “ve”yi dikkate almadiniz ve bunu “:evlerinizde oturunuz diye tercume ettiniz. Bu peygamber hanimlarina yonelik bir ayeti kerimedir. Musluman hanimlari birebir muhatap almaz.diger kadinlar icin vacip degil ancak mustehap hukmunde olur.ayrica hz.ayse nin cemel vakiasina katildigini biliyoruz.demekki islam icin ,ummete hizmet icin kadinlarda disarda bulunabilirler.bugun elhamdulillah hukuk,egitim,medyada hatta siyesette: degil turkiyede tum dunya capinda pekcok suurlu musluman kadin hzimet vermeye calsiiyor..zekat vermek,gucu nisbetinde cihat etmek hem kadina hem erkege farzdir.rasulullah buyurdu ki “guclu musluman,zayif muslumandan hayirlidir”bu hadiste kadin-erkek ayrimi yok.

            muslumanlar ilginctir,bir teklif geliginde ucuk kacik bulup dunyanin neresinde boyle yapildigini sorarlar.yapilan yerleri soyleyince de bati ozentisi taklitci ilan ederler karsilarindakini, belli ki ne istedigimizi bilmiyoruz.

            Gecen bir psikologdan dinledim,,yeni bir merkez acmislar,basvuran psikologlarin yuzde 90 i kadin,ve bu pekcok sektorde de boyle.erkekler nerde?bunun cevabini kendileri vermeliler.

            Sistemin carpikligi uzerinden kadin ve erkege yuklenmek yerine,kadin ve erkegin beraber sisteme elatmasi tarafatariyim.mesela kadinlar da zorunlu askerlik yapsin degil,erkeklerde zorunlu askerlik yapmasin denmeli.artik profesyonel orduya gecilmeli. siz hic zenginin oglunun kaza kursununa kurban gittigini duydunuz mu? ben kadin calismasi tartismalarinin rol catismasi degil,zengin -fakir refah catismasi oldugunu defaatle yazdim.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku