Panik Yapma Türkiye Allah Var Gam Yok

23 Mart 2020Hayatın İçinden15 Yorum »

Abdullah Bir Kardeşiniz Diyor ki,

Aşağıda ki yazıyı sessiz bir yerde ve sakin bir kafa ile en az iki defa okumanızı rica ediyorum.

PANİK YAPMA TÜRKİYE, ALLAH VAR GAM YOK…

Aşağıdan sizlerle paylaştığım olay yaşanmış ve kaynağı net olan bir olaydır.

İnsan, yaratılış kodları (fıtratı) gereği ön yargıları, algıları ve beyninin özelliklerinden dolayı bu vb birçok olay yaşamış ve “daha önce var olduğu halde sonradan bir kaza veya benzeri bir sebepten dolayı kopmuş, kesilmiş, kısaca artık yerinde olmayan bir kolun, bacağın ağrıması” türü olayların bir kısmı bilimsel literatüre girmiştir.

“Normal birine kırk gün deli dersen o kişi kırk birinci gün delirir” sözü insan ırkı olarak tamda içinde bulunduğumuz ALGI VE KORKU OPERASYONU’nu anlatmak ve tarif etmek için en uygun ifade şekli.

Şimdi gelelim yaşanmış olaya…
1950’li yıllarda bir İngiliz şilebi Portekiz’den aldığı Madura şaraplarını İskoçya’ya götürür. Gemi demir attığı limanda yükünü boşalttıktan sonra, gemide çalışan denizcilerden biri unutulan şarap kolisi kaldı mı diye bakmak için şarapların taşındığı soğuk hava deposuna girer. Onun içerde olduğunu fark etmeyen başka bir gemici de, deponun kapısını dışardan kapatır.
Deponun kapısı içeriden açılmamaktadır.

Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, çelik duvarları yumruklar, ama sesini kimseye duyuramaz. Üzerinde taşıdığı çakı bıçağı ile deponun kapısını içerden açmaya çalışır, ama başaramaz. Boş gemi, yeni yükünü almak üzere tekrar Portekiz’e doğru yola çıkar.

Mahsur denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Kapıyı açamadığı küçük çakısıyla, deponun çelikten duvarlarına kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar. Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturan, sonra yavaş yavaş öldürücü olan etkilerini, el ve ayaklarının nasıl hissizleştiğini, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını, acısını yazarak anlatır.

Gemi Portekiz’in başkenti Lizbon’a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan, zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur ve okudukları karşısında kaptanın kendisi de hayretten dona kalır.

Çünkü soğuk hava deposunun ısısı gemi Lizbon’dan ayrıldığı andan itibaren 19 C derecedir.
İskoçya’ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınmak zorunda olduğu için, gemi yükünü boşalttıktan sonra deponun 18 C dereceye ayarlı soğutma sistemi zaten kapatılmış, hatta deponun soğutma sistemi kapatıldığı için yolculuk boyunca deponun sıcaklığı bir derece daha yükselmiş ve 19 C derece oluştur.

Yani kendisini soğuk hava deposunda olduğuna şartlandıran denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı, donacağına inandığı için ve bu inancından dolayı donmanın biyolojik semptomlarını ( bedensel-biyolojik etkilerini) yaşadığına inandığı için ölmüştür.
(Kaynak: Bernard Werber, ‘İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi’)

Diğer taraftan;
Bilimsel araştırmalar “İnsanların belli bir süre içinde bulundukları Paniğin başka hiçbir sebep yokken insanın bağışıklık sistemini % 50 zayıflatan bir etkisi olduğunu” kanıtlamıştır.

Özetle;
Kıvamında hissedilen korku çoğu zaman iyidir, sizi hayatta tutar. Ancak aşırı ve uzun süreli panik her zaman kötü sonuçlar verir. İnsanların farkında olmadan kendisine zulmeden, kötülük yapan zalimlerin ve katillerini merhametine sığınmasına sebep olur.
Tıpkı STALİN VE TÜYLERİ YOLUNMUŞ TAVUK * olayında olduğu gibi.

Sonuç Olarak;

İnsan boş kaldığı, kendisini amaçsız hissettiği, alışa geldiği düzenin ani bir şekilde bozulduğu, ortadan kalktığı anlarda zihnine ( algı operasyonlarına) en kolay yenildiği anlardır.

İçinde bulunduğumuz karantina veya ev hapsi sürecinde sürekli olarak canınızın sıkıldığını düşünmek, Corona Virüsüne dair haberleri takip ederek olası felaket senaryolarına kafa yormak, sosyal medyadaki komplo teorileri ve asılsız haberler ile paranoyak haline gelmek yerine zihninizi oyalayacak, sizi düşünsel ve bedeni manada meşgul edecek, biyolojik olarak biraz yoracak işler ile meşgul olmak, paket ve hazır gıdalardan uzak durmak, ikramlar dahilinde doğal ve sağlıklı beslenmek kendilerini Tanrı zanneden ve bu Corona Virüs denilen belayı üreterek başımıza bela eden zalimlerinin insan ırkı üzerinde ki planlarını bozacaktır.

Unutmayınız ki;
Bizler Müslümanız ve ALLAH VAR SIKINTI YOK

 

 

 

Okunma Sayısı : 27.172

Yorum yapın

“Panik Yapma Türkiye Allah Var Gam Yok” için 15 Yorum

  1. semamarasli dedi ki:

    Değerli ÇocukAile sakinleri
    Yazı Abdullah Bir Beyefendiye aitmiş. Yorum olarak gelince kendi adını da eklemeyince anlayamadık. Yazının üzerine ismini ekledik.
    Bu güzel yazı için kendisine teşekkür ediyoruz.

    • Abdullah BİR dedi ki:

      Asıl ben yazımı yorum olarak değilde müstakil bir yazı olarak yayınladığınız için size teşekkür ediyorum.

      Bu sürecin ( Global ölçekli Algı ve Dünya Sistem değişikliği Operasyonu) en az zararla atlatılmasında bizim de bir nebze katkımız olduysa ne mutlu bize.

      • BİRKUL19 dedi ki:

        ABDULLAH BİR BEY.. MERHABA BU SİTEDE YORUMLARINIZI ÇOKCA OKUYORUM VE BEĞENİYORUM ELİNİZE,DİLİNİZE SAĞLIK FAYDALI VE NET AÇIK YORUMLAR VE YAZILAR.. ÖZELDE YAZIŞMAMIZ MÜMKÜN MÜ MAİL YOLUYLA..SORMAK DANIŞMAK İSTEDİĞİM 1-2 ŞEY VAR DA..TEŞEKKÜRLER

        • Abdullah BİR dedi ki:

          SAYIN BİRKUL19’A…

          Eğer site yönetimi izin verir (ki bu mesajınızı/yorumunuzu yayınlayarak buna dolaylı olarak izin vermiş) ve benim bu cevabi yorumumu yayınlarsa Facebook da Abdullah BİR profiline mesaj yazarak bana ulaşabilirsiniz.

  2. Şirpençe dedi ki:

    “Günde 22 bin kişi açlıktan ölüyor.
    Günde binlerce kişi sıtmadan ölüyor.
    Günde binlerce kişi başta Afrika olmak üzere doktorsuzluktan ve ilaçsızlıktan ölüyor.

    Ama virüs papa ve din adamlarına,Tom Hanks’a, devlet başkanlarına, başbakanlara, bakanlara, hergün milyonlarca dolar kazanan iş adamlarına ve vergisiz kazançları milyonlarca doları bulan ünlü sporculara bulaşınca! virüs sınıf ve varlık ayrımı yapmayınca!
    Korktunuz değil mi?
    Yağma yok!…

    • Şirpençe dedi ki:

      Tüm dünyanın bilim adamları, virüse henüz çare bulamayınca korkutunuz değil mi ?
      Masum suçsuz hayvanları, insanlar seyretsin diye hayvanat bahçelerine attınız !
      Yunus balıklarının yüzlercesini öldürüp onları birer oyuncak yaptınız !
      Sirklerde insanlar eğlensin diye hayvanları istismar ettiniz, ayıları şartlı refleks kazanmaları için kızgın saçlarda yürüttünüz!
      Acımasız avcılar hayvanları en son teknoloji ile aldatıp son beyaz zürafayı bile öldürüp gururlanınca, Avustralya’da develer vurulurken sesiniz hiç çıkmadı !
      Yağma yok !

    • Şirpençe dedi ki:

      Şimdi sıra hayvanlarda, onlar da bizden intikam alıyor!
      Hele Çin, kürk ticaretine canlı canlı hayvanların kürkünü üstünden çalarak yasakları delip devam etti.
      Zaten virüs muhtemelen bu yüzden orada başladı!
      Yağma yok !

      Sıra diğerlerinde!
      Şimdi korkup evlere kapandınız!
      Kolonyaları, makarnaları, alkolleri kapıştınız.
      Ölümden korkuyorsunuz değil mi?
      Virüs çünkü sınıf farkı ayırımı yapmadı.
      Şımarık ünlü bir futbolcu ise kendisine ada satın alıp, oraya kaçtı.
      Korkuyorsunuz değil mi?
      Yağma yok !

    • Şirpençe dedi ki:

      Kuş ve domuz gribi gibi,
      Bu virüs da Çin’de gaddarca avlanan bir çeşit pullu karınca yiyen “pangolinden” yayıldı.
      Çaresi bulunamadı: Tüm uçak seferleri iptal oldu. Okullar kapatıldı. Futbol maçları oynanmadı, insanlar birbirinden bir metre uzaklaştı.
      Biz insanlar bugüne dek hep tükettik !
      Hep daha fazlasını istedik !
      Yeni araba, yeni yat, yeni kürkler!
      Yeni cep telefonu
      Yeni yazlık evler
      Suudi Kralı beş özel jeti ile Tayland’a tatile gitti.
      Birleşik Arap Emirleri dişleri ağrıyınca özel uçakları ile dişçilerine Londra’ya uçtu.
      96 parçalı yemek takımları, mutfak robotları alındı.
      Ama ekmeklerinizi, yemeklerinizi çöpe attık.
      Sosyal medyada küstahça “gurme ve yemek” resimlerini paylaştınız.
      Alışveriş merkezlerinde 8 bin dolara çantalar alındı.
      Yüzsüz bir adam tuzu omuzundan akıtıp altın suyunda biftek kızarttı, bin dolar ödeyip bir hayvanın etini zevkle yediniz.
      Canlı canlı ıstakozlar kaynar suya atıldı!
      22 bin kişi günde açlıktan ölürken!
      Doların yeşilini, doğanın yeşiline hep tercih ettiniz!
      Zavallı boğayı adım adım işkence ile öldüren zalim matadorları alkışladınız.
      Manzara için ağaçlar kesildi!
      Oskar töreninde binlerce dolarlık elbise ile kırmızı halıda züppece yürüyenleri hayranlıkla seyrettiniz !
      Reklam ve dizilerle kandırıldınız!
      İçki masalarında entel takıldınız !
      Ama siz bir şey yapmadınız. Hep konuştunuz, hep başkalarından beklediniz.
      Serpme kahvaltıda gözünüz bayram etti ama, yiyeceklerin yüzde yetmişi çöp oldu.
      Yiyeceklerin en az yarısı çöpe giden iftar sofralarında lüks otellerde oruç tutmayan zenginleri ağırladınız !
      Oysa “iftar” fakirlerle paylaşmaktır!
      Havai fişeklere dakikada bin dolar ödediniz, hayvanları öldürdünüz, yaşlı ve hastaları korkuttunuz.
      Şimdi “Trump” dahil hepimiz sabuna, suya kaldık!
      Paranız, servetiniz, evleriniz bu sefer işe yaramadı!
      Yağma yok !

      Bugünleri siz hazırladınız, şimdi korkun bakalım!
      Bir süre sonra muhtemelen bu virüsün de aşısı, tedavisi bulunacak,
      Virüs gündemden düşecek, tüketim sistemi tüm hızı ile devam edecek!
      Ama yoksullar bu virüsten, diğer hastalıklardan ve açlıktan ölmeye devam edecek!

      Yine de bir kesim hiç ama hiç akıllanmayacak!

      Prf dr Orhan KURAL

  3. Şirpençe dedi ki:

    Corona’dan Gelen Mesaj:

    Allah’ı n haşyetinden titremeyen zalimleri,
    Allah minnacık bir mikropla tir, tir titretiyor.
    Tüm titrlerini hak ile yeksan ederek!

    Hala ders almıyorlar, hala anlamıyorlar.
    Minik corona sizden ilaç geliştirmenizi değil,
    İstikamet geliştirmenizi bekliyor öncelikle.

    Ey zalim mütekebbirler!
    Ey eli kanlı diktatörler!
    Ey yeryüzünü mezbahaya çeviren insan kasapları!

    Derhal zulümden vazgeçiniz.
    Gasbettiğiniz bütün hakları hemen iade ediniz.
    Maddi ve manevi helalleşiniz.

    Yoksulları, yaşlıları, kimsesizleri,
    Hastaları ve mustazafları himaye ediniz.
    Sokak hayvanlarına yedirip, içiriniz.
    Hayvanlara eziyet ve zulum etmekten vazgeçiniz!

    Bütün iyilik hareketlerine geri dönünüz.
    Korona geri dönecektir Allah’ın izniyle.

  4. Ferhadi dedi ki:

    Allah var, yar, onsuz hayat dar.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Beğenmiyorsan değiştir, değiştirmiyorsan bakış açını değiştir ama asla şikayet etme. ( Maya Angelou)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku