Romantik İslamcılara Reddiye

09 Ocak 2017Ademler & Havvalar43 Yorum »

1-qfgo30jr7fcccmjrgvaobq“Sevmek fedakarlıksa seni ben kaldırırım sabah namazına…”

“Evlenme teklifi için diz çökünce alışkanlıktan Ettiyahatü okumuşum…”

“Eğer aşçın olmamı istiyorsan, sen de benim imamım olacaksın.”

“Sakalından akan suyu şalımla silmek istiyorum çok mu?”

“Bizim kavgamız abdest sırası için olsun.”

Zannetmeyin bu cümleler bir karı-koca arasında geçiyor. Karı-kocayı bırakın nişanlı bile değiller. Maalesef nikahsız halde yaşanan ikili ilişkiler. Bunlar yapılırken de kendi başlarına yapmayıp sosyal medyada teşhir ediliyor.

Muhafazakar, dindar gençlerin yeni sloganı  “Hem çıkarız (sevgili oluruz) hem de namazımızı kılarız, üstelik birbirimize tebliğ de yaparız.’

Yapılan bu rezilliğin adı da ‘’Romantik İslamcılık’’ Bu akımın müntesibi olanların kısaca birkaç özelliğinden bahsedelim: Cinsi birliktelik dışında her haramı işleyen, üniversitede, kafede karı koca pozu veren, dinin evlilik ve tesettür ile alakalı ayet ve hadislerini istismar eden…

Evliliği toz pembe hayallerle süsleyen bu gençler, şeriatın kurallarını çiğnemekten, yaptıkları rezillikleri bir de teşhir etmekten ne zaman ve nasıl uyanacak bilmiyorum.

Romantik İslamcılar, sosyal medyada kendilerini teşhir etmekle birlikte daha ortada bile olmayan hayali eşlerine evlenme isteklerini evlilik süreci üzerinden anlatıyorlar.

İslam’da şeriatsız atılan her adım ya şuursuzluk ya da sapıklık ortaya çıkarır.  Ve bugün özellikle gençler arasında bunun sıkıntısını çekmekteyiz.

Gençliğin bu boş, bohem, şımarık yaşam tarzından kendini kurtarması gerekiyor. Onlara, onları bir ömür boyu meşgul edecek ve bunun mücadelesinde olacakları idealler, hedefler verilmelidir.

Yoksa bir nesli günahlara batmış bir şekilde face, twitter, instagram köşelerinde kaybedeceğiz. Hem de zihnen hiç büyümemiş olan bir nesi olacaklar.

“Efendiler, çocuklarınızı çağa kurban ediyorsunuz.” diyordu Üstad Sezai KARAKOÇ.

Anneler ve babalar! Özellikle üniversitede okuyan çocuklarınız varsa lütfen onları kendi başlarına bırakmayın. Kazanacağı üç kuruş maaş (o da meçhul ya)  için kızlarınızı fakültelere, yurtlara teslim edip, sırtınızı onlara dönmeyin. Hoca hanım olarak hayal ettiğiniz kızınıza ilk tesettür ve iffet terbiyesini siz vermediyseniz kaygılanın kızınız için. Ve onu yalnız bırakmayın.

Evlenmek isteyen gençler ebeveynlerinin müsaadesi ile okulu ya da işi bahane etmeden evlendirilmelidir. Bu teşvik de edilebilir. (Unutulmamalıdır ki teşhir hep kötüdür. Evli olmak bunu meşru kılmaz.).

Ve erkekler! Namazı ciddiye almayan, kızlarla başarılı iletişim kurmayı marifet bilenler… Yaptığı düşük işleri sosyal medyaya servis edenler… Sakalı modaya kurban edenler… Alimlerin, salihlerin Kudüs’ün hürriyeti için sabah namazı şartını es geçen ve o işler artık öyle olmuyor diyenler… Yusuf (as)’ı bile istismar edenler… Bu yaptıklarınız asla kabul edilemez. Kendinize gelin.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer gurup da romantik İslamcıların kriptoları… Bunlar da güya bizim romantikleri eleştiriyorlar. Ancak fırsatını bulsa, kancayı birine taksa o da tutacak bir yol. Bunu -belki de- başaramadığı için, başaranları yani romantikleri eleştirirken veryansın ediyorlar. Bu guruba isim veremem. Çünkü kalpleri bilemem. Ancak bu bir tahmin.

Bunların yanında bir de tebliğ yapmak amacı ile çok farklı varyasyonlar deneyenler var. Şarkı sözlerinden devşirilme, sözleri İslam’ı, namazı çağrıştıran yeni şarkılar. Ya da sürekli mutlu sonla biten değişik aşk hikayelerinin seslendirilmesi.

Bunlara şunu hatırlatmak gerekiyor: İslam ne eksik ne fazladır. Ve İslam’ın hiç kimseye sevimli, sempatik görülmeye ihtiyacı yoktur. Neyse odur. Nefsimizi de memnun ederek bir din yaşanamaz. Kendimize gelelim. Allah için niyetlerimizi kontrol edip yenileyelim. Yapılan bir faaliyetin uygun olup olmadığına sen, ben değil, İslam’ın kuralları karar verir. Bu, bu kadar açıktır.

Allah tüm gençlerimize selamet ve şuur nasip etsin.

Ali Alp/ Akşam Haberi

Not: Yazıyı ben yazdım zannedenler olmuş yazı bana ait değil. yazı altında ismi olan Ali Alp beyin yazısı. Beğendiğim içi aldım siteye. (Sema Maraşlı)

Okunma Sayısı : 14.820

“Romantik İslamcılara Reddiye” için 43 Yorum

  1. Uğur 017 diyor ki:

    Bu yazıda anlatılanın romantizmle de İslamcılık da alakası yok. Burada anlatılan, çağa ve nefislerine söz geçiremeyen bazı Müslüman gençlerdir. Ben burada anlatılanların hiçbirini yapmadım, yapanları da tasvib etmedim, ancak Allah aşkına, insaf edin.

    Öyle gençlerden bahsediyoruz ki 18 ila 22 yaş arasındadırlar, yani nineleri ve dedelerinin 5-10 senelik evli oldukları yaşlardadırlar, kızların en doğurgan, erkeklerin en cevval oldukları çağdadırlar, bunlara rağmen hâlâ bekârdırlar ve üstelik bir arada olmaya — ya üniversite okumaya veya çalışmaya– zorlanmaktadırlar. Eskiden, bundan iki nesil öncesine kadarki Müslümanlar arasında, kendilerini tutmaya çağrılan kızlar 12-15 yaşlarında, erkekler 13-18 veya 13-20 yaşlarında olurlardı. Zaten kızlar 12 ila 15, erkekler 15 ila 20 yaşında evlenirdi. O yaşlar arasında kendilerini tutup harama girmeyenler, evlenene kadarki birkaç sene sabredebilenler büyük iş başarmış erdemli gençler olarak kabul edilirdi. Daha ileri yaşlardakileri bekar ve yalnız bırakarak onlara eziyet etmek olacak rezalet değildi. Evli ve ileri gelen Müslümanlar böyle bir zulümden haya ederdi. Hâlbuki şimdiki gibi her taraftan cinsî uyarıcı da akmazdı, ortalık çok mazbuttu ve o yaşlardaki kızlar ve erkekler bir arada okumaya ve çalışmaya zorlanmazdı.

    O hâlde lütfen şimdiki gençleri eleştirirken tekrar düşünün ve tekrar düşünün ve tekrar ve tekrar düşünün. Şimdiki “İslamcı” gençlerin bir kısmı 15-16 Temmuz gecesi vatanı kurtardı ve hâlbuki askerlik görevinde bile değildiler. Allah Müslüman gençlerimize rahmet (merhamet etsin), onları affetsin ve içlerindeki bulundukları duyguca işkenceden kurtarsın.

    Bu durumun çözümü de çocuklarına şöyle sahib çıkmak, böyle telkin vermek değildir. Erkekler yerine kızları mesleklendirmeyi, böylece onları uzun yıllar koca beğenmez hâle getirmeyi bırakırsanız, hemen her şey kendiliğinden düzelir. Dedeleri ve ninelerinin 5-10 senelik evli oldukları yaşlarda bekâr durmaya ve üstelik karşı cinsle karışık yaşamaya zorlanmakta olan gençlerden bahsediyoruz. İnsaf, insaf…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Uğur 017 kardeşimiz.
      Sizi çok iyi anlıyorum. Kötüden örnek olmaz derler ama biz de aynı yollardan geçtik ve geçmekteyiz. Her insan imtihan ediliyor ve herkesin imtihanı farklı.

      Allah sabredenlerle beraberdir. Siz sabredin, doğru yoldan sapmayın. Allah mükafatını elbette verecektir.

      Selametle kalın.

  2. gulpembe diyor ki:

    Sadece Fatih bey,
    lokantadaki cift orneginize bir misal de ben getirmek istiyorum. Gecen yil arkadasimla bir fast-food lokantasindaydik. Benim bildigim boyle yerlerde yemekten sonra herkes kendi masasini temizler tepsisini ayrilmis bolmeye birakir gider. Elbette oranin bu isler icin calistirdigi elemani da vardir, o da geri kalan isleri yapar.Meger Turkiyede oyle degilmis.ben yemekten sonra cocuklarin doktugu patatesleri egilip topladikca, arkadasim “ne olur, yerden birsey alma, rezil oluyoruz”deyip durdu. Ona gore bu hareket bizim “sayginligimiza” zarar veriyordu.benim algima gore ise garsonu lakayt bir sekilde cagirmakla, ona coplu, daginik bir masa birakmak arasinda fark yoktu, ikisi de saygisizlikti. Saygin olmak , medeni olmak ancak mutevazilikle yapilabilen, diger insanlari onceleyerek gosterilebilen birseydi. Insanlar uzerinehele de hizmet aldigin muessesenin calisanlarina tahakkum etmeye kalkmak ancak kompleksli insanlarin yapabilecegi birseydi.

    Baska bir ornek vereyim,burada veli toplantilarina kari kocalar beraber gelir. Sinifta cocuk sayisi kadar sandalye oldugundan cember olarak kurulmus sandalyelere kadinlar oturur erkekler arkalarinda dizlir.toplantiyi kadinlar goturur ama kritik kararlarda kadinlarin basedemedigi meselelerde erkekler devreye girer ve durumu kurtarir. Bu erkekler gayet mutevazidir. Turkiyede kocasinin ceketini tutan kadina mukabil burada erkekler hanimlarinin ceketini tutar, giymesine yardimci olurlar. Sayginliklarindan birsey kaybettiklerini dusunmezler, ama Turkiye gibi ustunlugu “guc uzerinden”tanimlayan biryeden bakildiginda bu erkekler zayiftir, karilarina boyun egmislerdir:))

    aslinda goruntude erkegi yucelten riyakar toplum en buyuk zarari yine erkege verir. Erkek cok kazanmalidir, karisina soz gecirmelidir, asla aglamamalidir,kendini her zaman ispatlamasi , hep itibar gormesi gerekmektedir. Aciz kaldigini dusunurse kaba kuvvet kullanmaktan cekinmemelidr. Sonuc, makami elinden alindiginda intihar eden insanlar, trafikte yol verme meselesinden kopan kavgalar, bosanmak istedigi icin oldurulen kadinlar.

    • Yahya diyor ki:

      Almanya da değil mi?

    • Yahya diyor ki:

      Nedense bir yerde Almanya diye görmüştüm… anlattıklarınız bazı şeyler Almanlarla bağdaşmadığı için şaşırdım ve o yüzden sordum.

      Amerika’nın durumu, insanlıkları çok farklı. Sokakta hiç tanımadığım insan bana “naber nasılsın” diyorsa, gerisini konuşacak bir şey yok!
      İstanbul’da sokağı geçtim, kapalı ortama giriyorsun selam veriyorsun adam almıyor selamını…

      Fakat genel olarak Amerika’da kadın erkek eşitliği hemen hemen her yerdedir. Yani adam dururken kadın iner benzinini doldurur, hesabı öder, alışverişi yapar, eşya taşır… vs. henüz TR bu kadar medeni ve eşit değildir :)

      • gulpembe diyor ki:

        Evet kadin erkek esitligini guzel oturtmuslar ama bu erkekleri tembellestirmemis. Hersey sistemli ve duzgun isledigi iicin alisveris, ev tasima , araba kullanma gibi isler stresli isler degil. Burada araba insanin eli kolu gibi zaten, onsuz bir yere gidemiyorsunuz, gunun cogu arabada gectigi oluyor, insanlar araba kullanmaktan bikiyorlar. Bazen erkeklerin de dinlenmeye ihyaci olduguna gore, birlikteyken hanimlar daha cok direksiyona gecebiliyor. Zaten yollar piril piril; trafik insanlar birbirlerine yol vermek icin yarisirken tikaniyor yahut anne kaz ve yavrulari, geyikler, sincaplar yola atladiginda…Hayat musterek olduguna gore hesabi kadin da oder tabii,Allah kadina zekat ver demisken, o ailesi icin mi harcamayacak.

        Bu toplumun da kendine has hastaliklari var elbette.Yine de amerikalilar pekcok guzel ahlaklariyla Islama layik bir millet. Bir kelimei sehadetleri eksik, insallah onu da yaparlar ki burada en hizli yayilan din Islam zaten.

        • Yahya diyor ki:

          :) siz istanbul’da E-5 de karşıdan karşıya geçmeye çalışsanıza,

          bir de amerika da freeway’de dene… (tamam abartıyorum ama) arabadan inip karşıdan karşıya geçirmezlerse bende Yahya değilim!

          Hayat müşterek ama eşit değil :)

    • Uğur 017 diyor ki:

      Ceblerinde bol paraları olup kendilerini kendi kavimlerinden üstün gören Müslüman göçmenler, paralarıyla rahat yaşadıkları Amerika’yı çok severler, ancak ben tanıdığım Amerikalıların yüzde 90’ında o erdemlerin hiçbirini görmedim. Tanıdığım yüzde onluk mütevazı ve iyi Amerikalılar da Zencilerdi, özellikle Müslüman olmuş olanlar.

      Benim tanıdığım Beyaz Amerikalılar en iyi üniversitelerden gelen, en elit, en kibar, en iyi yetişmiş Amerikalılardır ve bu en kibar Amerikalılar bile bizim ülkemizin standartlarında kibirli ve kaba insanlardır. Çok nadir istisnalar haricinde, Amerikalıların kibar ve elit kesimi bile huyca neredeyse bizim minibüsçülerimize denk gibidir. Amerikalıların genel olarak yüksek insaniyetinden bahsedenlere şaşıyorum, ama kızmamaya çalışıyorum.

      Hatırladığım kadarıyla, şimdi düşününce, tanıdığım tek bir iyi ahlaklı ve sıcak kanlı Beyaz Amerikalı oldu. O da hep kendisinin diğer eğitimli Amerikalılardan farkını, mütevazı aile kökenlerini vurgular…

      Hayır, bizim ortalama ahlakımız Beyaz Amerikalılarınkinden daha iyidir, ancak öyle görünüyor ki bize gelince siz bardağın boş tarafını, onlara gelince dolu tarafını görüyorsunuz. Daha aklımdaki onlarca örneği saymaya geçmedim bile. Ve bunu yapmayacağım. Zamanım yok. Bugün can sıkıntısından fazla zaman harcadım zaten.

      • gulpembe diyor ki:

        ugur bey, sizin adiniza uzuldum. insallah bundan sonraki hayatinizda iyi amerikalilarla da tanisirsiniz.

        selamlar.

      • Yahya diyor ki:

        Belki sizin Amerika deneyiminiz benim ki ne nazaran daha kötü veya farklı geçti. Benim yaşadığım yerlerde beyazıda, zenciside, hispanikide son derece saygılı, edepli, hoş görülü insanlardı…

        9/11’da ordaydım. Öncesini ve sonrasını gördüm. Ailem Amerikaya müslüman kimlikleriyle 9/11’den hemen sonra geldiklerinde çevremde komşularım son derece kibar ve hatırnaz yaklaştırlar…
        Beyaz amerikalıların çok olduğu bir eyalette annemi bir parkta yalnız bıraktım, ya bu insan yabancı, sizden değil … muhatap olmayın! değil mi? Geldim baktım, selam vereni mi ararsın, koluna girip sohbet etmeye çalışanını mı ararsın. Annem bu gavurlara Allah hidayet etsin, bizde olmayan müslüman ahlakı var bunlarda dedi…
        O kadar çok olayım var ki anlatacak…!

        Mesela Japonya deneyimlerim oldu.. orası biraz daha farklı.
        İlk intiba olarak çok soğuk insanlar, özellikle yabancılara karşı…
        ama sonra can ciğer kuzu sarması… son derece saygılı, hatırnaz, empatik, senin derdin onların derdi, v.b. bana belki Japon özentisi de diyebilirsin… böyle bir memleket, insan yok!!!
        Çevreme çok söylemiştim, bizim insanları Japonyaya gönderip, insanlık dersi aldırmak lazım diye… Hele hanımlar…, erkeğe karşı nasıl saygılılar nasıl misafirperverler, ne yapacaklarını şaşırıyorlar. bizde????

        Neyse… konu çok dağıldı.

  3. Sadece Fatih diyor ki:

    Ilımlı İslam safsatasının günümüzdeki yansımalarından bir kare. Faizi dünya gerçeği kabul edip görmezden gelelim diyen zihniyetle flörtü artık bu devrin gereğidir diye gören zihniyet aynı. Bir numaralı suçlu ilan edilen dizilerden, filmlerden neredeyse herkes şikayetçi ama izlenme oranları nedense bir türlü düşmüyor.

    Bu yazıda bahsedilen bakış açısının bir yansıması da benim başıma geldi. Bir arkadaşım, hanımının çalıştığı iş yerinde bekar bir hanım olduğunu ve benimle tanıştırmak istediğini söyledi. Farklı şehirlerde olduğumuz için şehir değiştirme gibi olmazsa olmazlarımızı önceden konuşalım, öyle görüşelim diye bir kereliğine telefonla konuşmak istedim. Hanım tesettürlüydü ve sürekli kapalı bir ailede yetiştiğini, muhafazakar olduğunu söylüyordu. Fakat konuşma esnasında bana “şimdi sen ilk görüşmeden sonra devam edip etmeyeceğimizi soracaksın o zaman” dedi. Ben de evet, elbette soracağım dedim. “Etrafımdaki evlilikler bu şekilde, sizi anlıyorum yuva kurmak istiyorsunuz ama ben öyle istemiyorum dedi.” Konuşmalarından anladığım kadarıyla en başta flört tarzı bir ilişki istiyordu ve ilk aşamada kendisini etkileyecek birini bekliyordu, sonrasında canı isterse evliliği düşünecekti. Ben de bu durum evlilik görüşmelerinin ciddiyetine aykırı dedim ve hayat görüşlerimiz farklı diyerek görüşmeyi sonlandırdım.
    Ben 30 yaşındayım, Hanım kızımız da 28 yaşında.

    Tanıştıran arkadaşlar bana göre daha “modern” olduklarından bu durumu gayet doğal buldular. Ancak yakın arkadaşım olduklarından beni de yadırgamıyorlar. Eski kafalı olduğumu, bu devirde artık benim düşündüğüm gibi ilişkilerin olmadığını, böyle düşünürsem asla evlenemeyeceğimi vb. söylediler. Haksızlar mı? Bence haklılar. Ancak bu şekilde haramla yoğurulmuş görüşmelerden hayır çıkar mı?

    Yani geldiğimiz nokta maalesef bu yazıda geçen durum. Bir örnekle genelleme yapıp herkesi aynı kefeye koyamayız ama bakıyorum, bir örnek ben de var, bir tane başkasında, bir kısmı bu yazıda vb. derken hepsini birleştirince toplumun eğilimlerinin değiştiğini, diğer konularda olduğu gibi haramların artık önemsenmeyip, ılımlı islam vb. gibi şeylerle bir şekilde kılıfına uydurulup doğal karşılanır hale geldiğini görüyoruz.
    (Kişisel bir durum olduğu için buraya yazmayı düşünmüyordum ama bir umut belki birilerine örnek olur, varsa hatalarını farketmeye yardımcı olur diye yazdım.)

    • Feyza diyor ki:

      Sadece Fatih bey, merakimi mazur gorun. Acaba bu hanim sizinle konusurken o suali su yuzden sormus olabilir mi? Yani bir daha gorusup gorusmeyecegimizi soracaksiniz ve ben oyle istemiyorum derken, sizin flort tarzi bir gorusme talep edeceginizu ve muhafazakar ailede ystistigi icin kendisinin bu sekilde bir gorusme istemis olmadigini ifade etmeye calismis da olabilir mi?
      Benimki fazla ve zorlama bir husni zan mi bilmiyorum fakat surekli kapali ve muhafazakar olduguna vurgu yapan bir hanim neden ve nasil flort tarzi bir iliski istiyor olabilir? Ya da bu tarz bor iliski istiyoesa neden muhafazakarliga ve tesetture israrla vurgu yapiyor olabilir?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım, yorumunuzu görünce bir arkadaşımla yaşadığım hatıram aklıma geldi. Arkadaşıma muhabbet esnasında yeni kuşaktan kimse artık büyüklerin elini öpmüyor dediğimde ne kadar güzel demişti. Ben de nasıl yani bunun neresi güzel demiştim. Halbuki arkadaşım bahsettiğim kişilerin dini hassasiyetleri olduklarından el öpmediklerini düşünmüş ve bu sebeple çok güzel demiş. Ben de ona keşke dini hassasiyetten ötürü el öpmeseler, hürmetsizlikten yapmıyorlar demiştim.

        Durum maalesef hüsnü zannınız gibi değil. Öyle olmadığını aslında özet olarak aktardığımı düşünüyordum ama belki ifade edememişimdir. Bu hanım arkadaşımız da zaten sizin bahsettiğiniz çelişkilerin farkındaydı. Ben ona eğer anlattığınız gibi bir ilişki istiyorsanız bunun adı flörttür, tercihinize saygı duyarım ama bunun için de ortamınız olması gerekir, ayrıca kendinizi muhafazakar olarak tanımlıyorsunuz, ortada bir tutarsızlık var dediğimde kendisi de bu durumu doğrulamış ve erkeklerle tanışabileceği ortamlardan özellikle imtina ettiğini ama diğer taraftan da böyle bir tercihi olduğunu, evliliğinin nasıl mümkün olacağını bilemediğini söylemişti.

        Zaten bu yazıda da anlatılan durum benim yaşadığım durum değil mi? Bir taraftan evliliğin sorumluluğunu almadan karşı cinsle bir şeyler yaşamak isteyeceksin, bir taraftan da dinini yaşayabildiğini iddia edeceksin ama bu yaptıklarının adı flört olmayacak?

        Bu arada şunu belirtmek isterim. Eleştirdiğim noktalar şahıslar değil, fikirler. Bu hanım arkadaşımız da gerçekten çok iyi niyetli, yumuşak huylu, nazik bir insandı, konuşmasından bunu anlayabiliyorsunuz. Kendisine çok teşekkür ettim, şöyle ki benim hayat anlayışımı çözerek bana karşı açık sözlü davrandı ve aklından geçenleri hatta fikirlerindeki tutarsızlıkları bile gizlemeden dürüstçe söyledi. Politika yapmadı. Ayrıca kimseyle de flört tarzı ilişkisi olmamış.

        Yukarıdaki yazının konusu değil belki ama iş anne babalarda bitiyor. Dini, çocuklarına sadece bir örf olarak anlatan, hatta dini onların üzerilerinde baskı kuma aracı olarak kullanan ama özünü onlara anlatmayıp çocuklarını fitnelerden korumayan ebeveynler yüzünden çocuklarda bu şekilde tutarsız fikirler oluşuyor.

        Şimdi söz ebeveynlerden açılmışken bu hanımla neden devam etmediğimi de biraz açıklayayım. Ben konuşma esnasında evin iç işlerinden sen sorumlusun, dış işlerinden ben sorumluyum dedim. Çalışan bir hanımdı, sana çalış ya da çalışma diyemem ama senin parana da dokunamam dedim. Ancak çalışsan çalışmasan da ev düzeninden sorumlu olacaksın diye anlattım. O da ben yemek yapmasını bilmiyorum mesela dedi. Ben de kastettiğim ev işi değil, yemeği de beraber yaparız, temizliği de beraber yaparız, sen çalışırsan zaten bunları da senden beklemek haksızlık olur, kastettiğim evin düzenini, huzurunu sağlamak, evlilikten en büyük beklentim huzur dedim. O da ben geç saatte evde oluyorum, senin beklediğin düzeni sağlayamayabilirim dedi, orada benim film koptu.

        Yorumda kendi yaşımı ve o kişinin yaşını yazma sebebim yaşının küçük olmadığını anlatmaktı. Ancak gelin görün ki o yaşa gelmesine rağmen bir yuva kurma bilinci oluşmamış. Zaten ben arkadaşıma(arkadaşımın hanımına) evlenmek istiyorum demedim, biri var tanıştıralım dediler, olur dedim dedi.

        Bu hanım kızımızın ailesi kızlarına tahsil yaptırmış, onu el bebek gül bebek büyütmüş ama ona yuva kurma bilincini aşılamamış. Mesela ben yalnız yaşadığım için Ramazan ayında iftarımı, sahurumu kendim hazırlarken görüştüğüm hanımların yemekleri anneleri tarafından hazır ediliyordu. Siz çocuğunuza sorumluluk almayı, yuva kurma bilincini öğretmezseniz ona da elbette evliliğin sorumluluğunu almadan karşı cinsle bir şeyler yaşamak daha kolay gelecektir. Ayrıca ek olarak şunu belirteyim, evlilik programları, aile kurumunu hafife alan diziler en çok şikayet edilen tv programları ama bir taraftan da en çok izlenen yayınlar. Nüfusun %99,9’u müslüman bir ülkeyiz diyoruz ancak gelin görün ki şans oyunları vb. halen büyük rağbet görüyor.

        (Bu arada yazdığım bazı yorumlar sonrası muhabbet evliliğe kayıp ana konudan uzaklaşabiliyor, kendimi yazıları trollüyormuş gibi hissediyorum , editörler kusura bakmasın :) )

        • Feyza diyor ki:

          Sadece Fatih bey, tesekkur ederim zahmet edip, zaman ayirip cevap yazdiginiz icin.
          Hanimefendi biraz celiskiye dusmus ve celiskili ifade ve onerileri haliyle bende de celiskiye sebep olmustu. Iki tutumu birbiriyle ortusturemedim ama zaten hanimefendi de bu ikilemin farkinda. Modern dunya ile inanc ve degerleri arasinda sıkışan cok kardesimiz var. Dogru yolu goren bilen fakat aksi istikamette yol almaya gayret eden.
          28 yasbir evlilik bilincinin olusmus olmasi icin yeterli bir yas oysa ki, fakat diger yorumumda da belirttigim gibi yasam ve yetistirilme tarzi (bu ornekte oldugu gibi) insanlarin belli alanlarda yeterliliginin olusmasini tetikleyici buyuk faktorlerden birisi.
          Allah hayirlisini nasip etsin. Kadinlar da erkekler de maalesef gec olgunlasiyor artik sanirim bu gercegi kabullenmek zorundayiz. Benzer ornekler de bor hanim olarak ben basima geliyor. Allah yardimcisi olsun cumlemizin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım, sizin yorumunuza şu şekilde katkıda bulunmak isterim. Dediğiniz gibi insanların evliliğin sorumluluğunu alacak kadar olgunlaşması için önceki nesillere göre daha fazla zaman gerekiyor. Ancak insanların sahip oldukları nefsani duygular insanoğlu varolduğundan beri nesillerdir aynı yerinde duruyor. İnsanların evliliğin sorumluluğunu almadan karşı cinsle bir şeyler yaşamak istemesini anlıyorum. Ancak önemli olan bunun flört olduğunun ve yanlış bir davranış olduğunun farkında olunması.

            Benim için görücü usulü tanışıp, 5-6 ay içerisinde nişanlanıp sonrasında ayrılan kişi, 5-6 sene birisiyle flört edip ayrılan kişiden daha evladır. Birisi usülünce evlenmeye çalışıyor, hatta nişanlanıyor ama kısmet olmuyor ayrılıyor. Diğeri benim için evlenip boşanmış gibidir. Yıllarca nefsini tatmin ediyor, paylaşacağı her şeyini paylaşıyor ve evleneceği eşine bir şey bırakmıyor. (Burada kastettiğim aynı yatağı paylaşmak değil)

            Bu devirde flörtün yanlış olduğunu anlatmak zor. Maalesef adı konmuş evlilik görüşmelerinde bile flörtçü yaklaşımların ortasında kalıyoruz. Ben de sütten çıkmış ak kaşık değilim. İrdelesek belki de benim de farkında olmadığım yanlışlarım vardır. Sonuçta ben de benzer bir yetişme tarzıyla büyütülmüş bir insanım. Bu sebeple kimseyi de suçlayamıyorum. İnşallah insanlar yuvalarını kurarlarken mümkün olduğunca haramdan uzak sağlam temeller üzerine kurmak onlara nasip olur.

          • Feyza diyor ki:

            Sadece Fatih bey, mesele nisanlanip nisanin atilmasi ya da flort degil aslinda. Mesafenin korunup korunmamasi. Yani nisanlilar da belli bir mesafeye riayet etmek zorundalar. Nasilsa nisanliyiz ve evlenecegiz seklinde nisanlilik sureci yasayan ciftlerin durumu da flort edenlerden pek farkli degil. Usulunce, adabinca olmadigi surece hepsinin tehlike boyutu ayni. Flort zaten dinimize aykiri fakat nisanlilik surecinde de insanlarin bilinclendirilmesi sart.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Dediklerinize katılıyorum Feyza Hanım. Kelimelerle doğru ifade edememiş olabilirim. Orada nişanlanmaktan kastettiğim her şeyi edebince yapıp evliliğin eşiğinden dönmek anlamındaydı. Sonuçta nişanlanmak da bir insanla evlilik anlamında ilerlemek anlamına geliyor. Bir başkasıyla aşama kaydetmiş olması normalde o aşamalara gelmemiş bir insan için soru işaretleri oluşturabilir. O manada yazmıştım.

            Nasıl olsa evleneceğiz bahanesi söz, nişan vb. hangi durumlarda olursa olsun mesafeyi korumamak için geçerli sayılamaz. Bu konuda da aslında bence her şey net olmasına karşın mesafenin ne olduğuna dair anlayış farklılıkları var.

          • Feyza diyor ki:

            Hayir dogru ifade ettiniz Sadece Fatih bey, ne demek istediginizi ben anladim. Fakat yine de serh dusmek istedim ki, nisanlilik bahsinden ‘mesru sinirlari muhafaza ederek’ yapilan gorusmelerin kastedildigini butun kardeslerimiz de daha iyi anlasin.

    • Yahya diyor ki:

      yazdıklarınızında anlamadığım bir mevzu var;

      Şimdi ilk telefon görüşmesine istinaden veya ilk yüz yüze görüşmeden sonra; dediniz ki bu şahısla evlilik olabilir.
      daha sonra yanınızda biri/birileri olarak 2-3 defa bu şahısla görüşmeniz
      sizin için yanlış mı olur?
      ve bu 2-3 görüşmeden sonra daha çok içiniz ısındı, karşıdaki insanı tanıdınız, o sizi tanıdı vs. ve evlilik kararına vardınız…
      birde bu 2-3 görüşmeden sonra karşı tarafın bazı hoş olmayan davranışlarını, konuşmalarını v.s. gördünüz ve evlilik olamayacağını düşündünüz ve karşı tarafı kibarca kararınızı ilettiniz…
      netice olarak bunlar yanlış mıdır?

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Yahya bey, o kişiyle olan konuşmalarımın dökümünü buraya aktarmam elbette hem mümkün değil hem de etik olmaz ama çıkarımlarıma güvenmenizi temenni ediyorum. Sizin yazdığınız yöntemler ahlaki açıdan en doğru olan yöntemdir, katılıyorum ancak karşınızdaki insan o şekilde düşünmüyorsa ya da öyle bir çevreniz yoksa ne yapacaksınız?

        Yanımızda birileri olarak görüşmemiz elbette en doğru olanıdır ama ilk görüşmeden sonra devam edelim mi etmeyelim mi diye aracılara haber göndermeyi banal bulan bir kişiye bunu nasıl teklif edeceksiniz?

        Muhafazakar bir çevrede yetişen ancak etrafındaki görücü usulü evlilikleri yadırgayan, onları duygusuz mantık evlilikleri olarak gören birine sizin bahsettiğiniz edepli usulü nasıl anlatacaksınız?

        Eskiden önce kız istemeye gidilir, gelin ve damat adayı öyle tanışırdı, ailelerinin olan bitenden haberi olurdu. Şimdi ise benim çevremde ailelerin en son haberi oluyor, kız istemeye en son gidiliyor :)

        Konusu açılmışken bazı fikirlerimi paylaşmak istedim. Ülkemizde türlü türlü insan var ve farklı hayat tarzları, farklı inanışlar var. Bir arkadaşım kendi memleketinde tesettürlü olmayan kızların tercih edilmediğini ve zor evlenebildiklerini söylemişti, benim memleketimde de tam tersi, tesettürlü hanımlar tercih edilmiyor diye anlatmıştım.

        Arkadaş çevrem konusunda şanslıyım, hepsi iyi insanlar. Bazılarını sadece iyi insan oldukları için seviyorum ancak bazılarını da hem dini hassasiyetleri olduğundan onları hem de iyi insan oldukları için. Ancak hayat görüşleri birbirlerinden farklı olabiliyor. Bu açıklamayı yapmamın sebebi ise şu. Sizin burada tarif ettiğiniz edebe uygun görüşmeyi bazı arkadaşlarım eski kafalılık olarak nitelendiriyor. Zaten bu yazıda eleştirilen nokta bu değil mi? Gençlerin artık bazı ahlaki değerlere sahip olmayıp flörtü normal görmeleri eleştirilmiyor mu?

        Bu siteye yorum yazanlar ya da okuyanların hepsi aynı çevrede yaşayan ya da aynı hayat görüşüne sahip olan insanlar olmayabilir, ülke gerçeği bu.
        Yani bu yazıda eleştirilen gençlere sorsanız onlar da bizi eski kafalı olmakla vb. eleştirebilir.

        Maalesef gerçek şu ki evlatlarının gelişimleri için sadece onların iyi tahsil almalarını yeterli gören anne babalar çocuklarını ahlaki olarak beslemedikçe biz daha çok yorumlar, yazılar yazarız.

        • Yahya diyor ki:

          Fatih bey,

          açıklamalarınız için teşekkür ederim.
          Yanlış anlaşıldıysam özür dilerim, özel konuşmalar beni kesinlikle ilgilendirmez.

          Bu anlattıklarınızı da çok iyi anlıyorum.
          Bir kadının flörtü tercih etmesini anlamak mümkün değil.
          Flört en çok kadına zarar verir…

          Hakkımızda hayırlısı olsun inş.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey, özür dilemenizi gerektirecek bir durum yok, yazdıklarınızın iyi niyetli olduğu belli, rahat olun.

            Dediğiniz gibi flört en çok kadına zarar verir ama artık günümüzde flörtün kadına verdikleri zarar olarak görülmüyor, sıkıntı burada.

            Benim flört tarzı ilişkim olmadı ama tanıştırıldığım hanımların sonuncusu hariç hepsinin en az bir flörtü vardı.(Hatta aracılar birisini ailesinden habersiz iş yapmıyor diye tanıştırmışlardı ikinci görüşmeden sonra bu durum ortaya çıkınca benden gizleyip niye söylemediklerini izah edemediler ki internet üzerinden tanışmayı normal gören biriydi.) Öyle olunca bendeki heyecanın yarısı bile karşımdaki insanda olmuyor. Neden? Bende olmadığı için beni eleştirdikleri “tecrübe” onlarda ziyadesiyle vardı.

            Bir arkadışımla daha geçen muhabbetini yaptık, üniversitede okuyan kız kardeşi var. Sınıfındaki hanımların %90’ı kapalı olmasına rağmen yarısının erkek arkadaşı varmış. Benim kız kardeşim flörtten uzak durduğu için kız arkadaşları tarafından yadırganmış bir insandır. (Bu konuda benim telkinlerim olduğu kadar kardeşimin tercihleri de etkilidir, zorla kimseye bir şey yaptıramazsınız.)

            Annem beni birileriyle tanıştırmak için araştırma yaptığında aldığı cevap “herkes kendi buluyor” oluyor. Kendisi de zaten benzer zihniyete sahipti. Lise yıllarımdayken bir muhabbet esnasında flört etmemin erkek olduğum için normal olduğunu söylemişti. Ben de ona diyelim öyle bir durum var, bunun neresi normal, karşımdaki insan bir başkasının kızı, kız kardeşi değil mi, senin de kızın var demiştim.

            Velhasılı kelam benim çevremde şu an ki durum şu. Gezer, tozar eğlenirim, sonrasında işime gelirse evlenirim. Bilmiyorum başka insanların çevresi nasıl?

        • Gelincik diyor ki:

          Sadece Fatih Bey bu devirde böyle erkek kaldı mı dedirtecek cinsten yorumlar yazmışsınız helal olsun size ahir zamanda müslüman olmak haramlardan kaçarak bir hayat sürmek çok zor bu da müminin imtihanlarından bu devirde insanlar ellerinde ateş tutar gibi imanlarını muhafaza edecekler denir hepsi ahir zaman alametlerinden Rabbim İnş karşınıza hayırlı bir kişi çıkartır bu tarz sözleri bir bayandan duymak insana normal gelir ama bir erkekten duymak beni çok şaşırttı aynı zamanda çok da mutlu etti hiç duymadım etrafımda böyle konuşan erkek size dua edeceğim Rabbim gönlünüze göre versin İnş 😊😊😊

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İyi dilekleriniz ve dualarınız için teşekkür ederim Gelincik Hanım. Allah herkesin gönlüne göre hayırlısından versin inşallah.

            Yorumunuzda bir cümle dikkatimi çekti. “bu tarz sözleri bir bayandan duymak insana normal gelir ama bir erkekten duymak beni çok şaşırttı” demişsiniz.

            Uzunca bir yorum oldu, yazdıklarımı size ithafen yazmıyorum yanlış anlaşılmasın, sizin yorumunuzun altından devam ediyor, kısmet sizeymiş.

            Amacım yeni bir tartışma konusu başlatmak değil, zaten önceden de bu konuda benzer tartışmalar olmuştu. Etrafımda bu fikirlere sahip erkek yok demişsiniz ama anahtar kelimeyi siz söylemişsiniz :) . Bir erkek bu şekilde davrandığında feminen erkek, efemine vb. gibi yakıştırmalara maruz kalabiliyor ki bu sitede de bu tip yorumlar gördüm. (Yorumlar kişileri bağlar tabi ki )

            Kadınlar saygı duymadıkları erkeklerden hoşlanmıyorlar. Saygıyı da tahsis etmenin birkaç yolu vardır. Bunlardan biri de otoritedir, korkudur. Sizin iyi özellik diye gördükleriniz bayanları korkutmadığından bayanların o kişiler hakkında yaptığı yorum, efendi birine benziyor, iyi çocuk vb.’den öteye gitmez.

            Bu konuda da şöyle bir durum var. Kimi insanın kişiliği sert olabiliyor, fıtratı öyle olabiliyor, ya da boylu poslu, Allah öyle yaratmış. Ancak kimileri de bu insanları taklit ediyor. Günlerden bir gün bir fast food dükkanında yemek yerken bir çift dikkatimi çekti. Aralarındaki ilişkinin seviyesini bilmiyorum. Yanındaki bayana hava atmak için erkekte kasıntı tavırlar vb. vardı ve garsonu çağırışı enteresandı. Ben o garsonun yerinde olsam belki o kişiyi bozardım, adam iyi sabretti.

            Belki o kişi kasıntılı tavırlarla yanındaki bayana onu koruyabilecek kadar güçlü olduğu mesajını vermeye çalışıyordu. Peki öyle davranışları olmayanlar eşlerini koruyamayacağından mı öyle yapmıyorlar. Ben henüz ortaokuldayken yakın bir hanım akrabamız evliliğinden şikayetçiydi. Ben de durumla alakalı şunu gözlemlemiştim. Karı koca evin yükünü eşit paylaşmıyorlardı. Geçim sıkıntıları çok yoktu ama kocasının düzenli işi yoktu, faturaların takibi vb. gibi finansal dış işler evin hanımının omuzlarına kalınca o sorumluluğu kaldıramamıştı. O zaman kendi kendime şu çıkarımı yapmıştım. Kadınlar yapıları gereği kırılgan olduklarından ileride evlenirsem hanımıma ay sonu hesabı gibi bu tip sorumlulukları asla bırakmayacaktım.

            Saygıyı tahsis etmenin birkaç yolu var demiştim. Onlardan biri de davranışlardır, ahlaktır, bilgidir. Karşınızdaki insanın oturup kalkmasına, bilgisine vb. bakarak saygı duyarsınız. Saygı da sevgiyi doğurur. Genelde de bunu akıllı kadınlar yapar. (Eşinin boyunun kendinden biraz kısa olmasını yadırgamayan hanımlar mesela, bu konuda elimde o kadar olumlu örnek var ki…)

            Bu siteye genelde hep eleştirel, iç karartıcı yorumlar yazmak durumunda kaldım. Yakın zamanda ilk fırsatta elimdeki olumlu örnekleri paylaşayım demiştim kendi kendime, umarım bu güzel örnekler yorumlarımın arasında kaynayıp gitmez.

            Örneklerden biri yakın arkadaşlarımdan birisinin evliliği. Kendisi çok naif bir insan, eşi de kendisi gibi yumuşak huylu, edepli. Nasıl tanıştıklarının detayına giremem ama kim görse o iki insan için birbirinden daha uygununu bulamazdınız diyebilir, sonuçta Allah nasip etti ve oldu, bir yastıkta kocasınlar, nazar değmesin.

            Diğer örnekler de şöyle. Bebeği olan arkadaşlarım hep hanımlarına yardım ederler, gerekirse bebeklerinin altlarını değiştirirler, mutfağa yardım ederler, neredeyse hepsi yumuşak başlı anlayışlı insanlardır. Hatta bir arkadaşım eşinin hamilelik döneminde yemeklerden tiksinip mutfağa giremediği bir iki aylık sürede kendisi yemek yapmıştır.

            Bir arkadaşımın hanımın gayet iyi bir kariyeri vardır, hatta maaşı birkaç yıl kocasından fazlaydı. Kocasına bu konuda hiç saygısızlık etmediği gibi ona olan saygısından ötürü her zaman kocasının liderliğini kabul ederek onu bir adım önde tutmaktadır. Babam da benim yeni doğduğum zamanlar işyeri evimize yakın olduğundan öğlenleri gelip bir iki saat benle ilgilenirmiş ve annemin uyumasını sağlarmış. Annem hastaneye yattığında moral olsun diye ona çiçek almış bir insandır. Sevmediği yemek olduğunda bir gün tartışma çıkardığını görmedim, mutfağa gider kendi bir şeyler atıştırırdı (Onun emsallerinden bunları yapacak az insan vardır.)

            Diğer bir örnek de televizyon konusu. Kimi arkadaşlarım dini sebeplerle evlerine televizyon sokmazken, hassasiyeti görece az olan arkadaşlar da evlerinde televizyon olmasına karşın çocuklarına izletmiyor, aklın yolu bir.

            Bir arkadaşımın eşi çalışyordu, bebekleri altı aylıkken işine geri dönmüştü, çocuğuna kıyamadı. Maddi durumları elveriyordu, kreşe verilecek yaşa gelene kadar ben yetiştireceğim dedi, işine ara verdi.

            Her arkadaşımın eşi çalışmıyor sonuçta, peki çalışmayanlar neler yapıyor? Bir arkadaşımın eşi kendisini geliştirmek için farklı dallarda lisans eğitimi alıyor, sosyal sorumluluk projelerine katılıyor. Bir tanesi ilahiyatla ilgileniyor. Bir diğeri dikiş kursuna vb. gidiyor.

            Karı-koca çocuk gelişimi kitapları okuyorlar, Sema Hanım gibi yazarların kitaplarını okuyorlar.

            Bazı arkadaşlarımın hanımları evlendikten sonra kendi kararlarıyla tesettüre girdiler.

            Velhasılı kelam önceki olumsuz yorumlarıma karşın etrafımda çok güzel örnekler de var. Belki insanlar bu örnekleri görür de umutları yeşerir diye paylaşmak istedim. Kahvenin bile efendi olanı tercih edilmiyor diye espri konusu yaptığımız bir durumda işin aslında öyle olmadığını, iki insan halis niyetlerle bir araya geldiğinde, birbirlerine anlayışlı olup yumuşak davrandıklarına aralarında şefkat ve sevgi bağı oluşup mutlu bir yuvaları olabildiğini anlatmak istedim.

            Biraz uzun oldu, zaman ayırıp okuyanlar hakkını helal etsin, selametle kalsınlar :)

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey

          Yazdıklarınız doğru ve hemen hemen her yerde geçerli, maalesef.
          Annenizin “herkes kendi buluyor”cevabı esasında diğer bir sıkıntıyı daha dile getiriyor. Çünkü gidip kızını isteyecek aile kalmadı… Böyle kapısına gittiğiniz ailelerden de anormal bir şey talep ediyormuşsunuz gibi cevap alıyorsunuz vs…
          Devir son derece değişmiş halde.
          Kızlarımızın da öz güveni son derece artmış halde. Eskiden kısmet beklerken, şimdi ben kendi kocamı bulurum evlenirim havasındalar.

          Ben çevremden bu şekilde 3-4 eş adayı değiştirmiş bir çok muhafazakar bayan biliyorum. Benzer şekilde muhafazakar erkekler de mevcut. Onlarda normal karşılıyorlar. 3 ay 6 ay gibi beraberlik/çıkma dönemleri oluyor sonra anlaşamadık, olmadı vs. diye bitiriyorlar.

          Zaten temelden baktığınızda liseyi karışık okumuşsa, üniversiteye gitmişse, bir bayan için bu tarz şeyler çok sıradan ve normal geliyor.!

          • Feyza diyor ki:

            ‘Zaten temelden baktığınızda liseyi karışık okumuşsa, üniversiteye gitmişse, bir bayan için bu tarz şeyler çok sıradan ve normal geliyor.!’
            Bu cumleniz butun konuyu ozetlemis. Karma egitim anormal bazi iletisim yollarini normallestiriyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Karma eğitim konusuna katılıyorum. Kadın-Erkek ayrı ayrı eğitim aldıklarında karma eğitime göre daha başarılı oldukları da bazı deneylerle ispatlanmış bir durum ama kadın-erkek ilişkilerini kurcalayıp insanları sömürmeye devam etmek isteyenlere bunu anlatamazsınız. Bir arkadaşımın dediği gibi, dizilerdeki karakterlerin normal bir yaşantısı olsa birkaç bölüm sonra evlenirler, dizi biter.

            Karma eğitimi savunanlara şunu sormak isterim. Madem insanların derdi sadece eğitimdiyse ben lisedeyken bayan arkadaşlarımızın etek boyları neden ilk teneffüs arasından sonra kısalıyordu? Ben fıtrat sonucu bir bayana ilgi duyduğumda neden kendi vicdanımı sorgulamak zorunda bırakılıyordum? Mezun olduktan sonra öyle şeyler duydum ki brezilya dizisi gibi durumlar olmuş…

            İlkokulda zorla kız-erkek yan yana oturtulduğumuzu hatırlıyorum. Kasıt var mıydı bilemiyorum.

            18 yaş öncesi evliliklerin tartışma konusu olduğunda zaten bu insanların niyetleri ortaya çıkmıştı. Flört serbest, başka şeyler serbest ama nikahlı birliktelikler yani aile kurmak yasak…

            (Geçenlerde tesadüfen bir evlilik programının fragmanına denk geldim. Erkek bayana seni neden seçeyim diyordu o da senin gibi yakışıklı bir erkeğin yanına benim gibi güzel bir bayan yaraşır diye cevap verdi. Yaşadığım tiksintiyi anlatamam.)

    • ayas diyor ki:

      Sadece Fatih bey, toplumun eğilimlerinin değişmesinin özellikle son 10 yıldaki sebebi, ‘dinler arası diyalog’ diyen ılımlı islam cemaatçilerin desteği ile feminizm güçlenmesidir.Çıkarılan kanunlar ile de aile anlayışı değiştirilerek yüz binlerce evlilik, yoktan sebeplerle çıkmaza sokulmuştur.En üzücü olanı da bunun bilinçli yapılmasıdır.Sosyal sebeplerden çok siyasi nedenler daha etkili olmuştur.

  4. Nazif diyor ki:

    Bu gençlere Şeytan sağ taraflarından bakıp kıs kıs gülüyordur. Allah güzellikle ıslah etsin kardeşlerimizi.

  5. Musa diyor ki:

    Yazı hakikaten doğru noktalara değinmiş. Yukardaki Mümtaz beyin yorumu da farklı bir bakış evet. Onun aradığı cevaba binaen yazar bir kaç çözüm yolu göstermiş. Mesela “gençlere idealler, hedefler verilmesi gerektiğini” ya da anne babalara neler yapmaları gerektiğini ortaya koymuş yazı. Bunlar genel çözümler. Ben yazıyı iyi niyetli gördüm. Ki bugün bu konuda kafa yoran, dertli insan sayısı az. Onlara destek olalım, küstürmeyelim derim. Hayırlı günler.

  6. selma diyor ki:

    Ah! toplumun kanayan yarasına parmak bastığınız için teşekkürler…Ahlaksızlık almış başını gidiyor ve bunu dindar geçinen pek çok kişi dahi kabul etmiyor. Her cepheden kuşatılmış bir vaziyette ahlak. Mana, maddenin esareti altında eziliyor. Aileden uzakta üniversite okumak çok tartışılmalı. Çünkü; gençler, ah gençler. Özgürlük adı altında kendilerini esir ediyorlar. Bazı apart denilen yurtlarda herkesin eline bir anahtar vermişler giren çıkan belli değil. Denetim yok, toplum baskısı yok. Herşey yolunda! NORMALleşmiş. Ayrıca benim site yöneticilerinden isteğim şu; (sözde kıyafet denilen) dar, vücudu tamamen saran giysilerin üretiminin yasaklanması için girişimlerde bulunmanız. İnanın alışverişe gidince moralim bozuluyor. Okul kıyafetleri bile dar, üstelik bir de ten rengi…Biz nasıl bu kadar yozlaştık, hiç kimse sorgulamıyor mu.

  7. Ali diyor ki:

    Allah bu yazıyı yazandan razi olsun harika bir değerlendirme gerçekler ortada çarpıtmaya gerek yok ilahiyat fakültelerini bir incelesinler gerçekten durum içler acisi.
    Namaz dahi kılan kaç tane öğrenci görecekler merak ediyorum.bir öğrencim bir kızı koluna takmış yanıma geldi ve beni tanımamış gibi yapti. Sarmaş dilos bir vaziyette ilahiyatta okumak kendini kurtaracakmış gibi davranıyordu.yani bu ülkede su an en büyük sorun imanın altının oyulması dur dikkat! Evlilik dışı görüşmeler meşru durumların dışında hic bir mazeret barındırmaz güzel ve andamli bir kadına hic bir erkek hayır diyemez dikkat! Bir eve misafirliğe giden bir annenin oğlunu evin yaramaz çocuğu çağırır ve o misafir çocuk ev sahibinin çocuğuna uyarsa mutlaka vazoları kırarlar ve mahcup olan misafirler olur.

  8. A.Doğan diyor ki:

    Evet .çok doğru ve çok güzel tesbitler.
    Çok teşekkürler
    Allah razı olsun

  9. mümtaz diyor ki:

    “Hem çıkarız (sevgili oluruz) hem de namazımızı kılarız, üstelik birbirimize tebliğ de yaparız.’ …Cinsi birliktelik dışında her haramı işleyen, üniversitede, kafede karı koca pozu veren, dinin evlilik ve tesettür ile alakalı ayet ve hadislerini istismar eden…
    Yazınızda birtakım meseleleri abartılı buldum. basettiğiniz kişilerin hepsi o kadar da saldım çayıra mevlam kayıra değiller. elbette herkesin hataları vardır. bu söz bir şeylerin üstünü örtme çabası değildir bilakis bir şeyleri düzeltme çabasıdır. ayrıca yalnızca bir eleştiri getirmenizi de eksik buluyorum. eğer ki sizi bu kadar dertlendiriyorsa bu mesele elbette bir o kadar da bu kusurların giderilmesi için kafa patlatmış olmanız gerekir. bir sonraki yazınızın da zaten bu yönde olacağını temenni ediyorum.
    bir usul belirleyin. deyin ki bu böyle ıslaha kavuşturulabilir onu yapalım. nacizane imkan buldukça gidip, içlerinde bulunarak yapıcı manada bir eleştiri getirmeye çalışıyorum. ne kadar fayda verir allahualem. şayet varsa bu durumdan muzdarip olan arkadaşlar gelin rıza-ı İlahi için gayret gösterelim. Ama böyle kuru eleştiriler insanları tarafgir yapmaktan başka bir işe yaramıyor. bir hayra vesile olmak çabasında iseniz Allah yolunuzu açık eylesin fakat ortaya bir eleştiri bırakıp çekip gitmekse kusura bakmayın. Yola taş koymayın başka bir şey istemeyiz. esselamualeykum

    • A.D. diyor ki:

      Mumtaz bey kiz erkek munasebetinin Islami olcusu belli elestiri sahislara degil tavirlara yapilmis insaallah siz de buraz daha arastirip hangi olculerde davranilmasi gerektigini kafanizda netlestirirsiniz. Niyetlerin iyi olmasi yapilan hareketin yanlisligini duzeltmez. Cehenneme giden yollar iyi niyet taslariyla örülüdür,demişler.

    • Yahya diyor ki:

      mümtaz bey
      yazarın eksik yazdığı veya görmediği noktalar var…
      ancak bu uyarı mahiyetinde bir yazıdır.
      tespit yapmış, çözümü ise kendi içindedir ve halka malumdur.
      benzer uyarıları hatta feveranları başka yazarlarda yapmaktadır.
      yakınımızda kız imam hatip lisesi var; imam hatipli kızların okul çıkışlarında parklarda, köşelerde (eskiden tenha yerlerdeydi) alenen dudak dudağa öpüşmelerine ne diyeceksiniz? buna ne gibi bir çözüm önerisi bekliyorsunuz?
      geçelim; neticesi evlilik dahi olsa haram yoldan helal birliktelik olur mu? Neyi eleştirmeyelim ve neye taş koymayalım?

    • Yasir diyor ki:

      Mümtaz Bey sanırım yazıyı anlamamışsınız. Tekrar tekrar okuyun. Bütün bu yanlışların çıkış noktası sizin abartılı dediğiniz fiillerdir. Bir noktaya ulaştıktan sonra insanın geri dönmesi zordur. Ayırca bütün bu yanlışları yapan gençlerin piyasada ‘biz Müslümanız’ reklamı yapması ve din karşıtlarının ‘işte Müslümanlar böyle’ denilmesine neden olması. İşlediği günahlar kendi yaptıklarıyla sınırlı değil tüm Müslümanların günahını alıyorlar.

  10. Feyza diyor ki:

    Bana da son derece yanlis ve samimiyetsiz geliyor. Bir yanda ser’i serifi ihlal eden eylemlerde bulunup diger yanda dini vecibeleri haram bir iletisime kurban etmek, bana kurban etiyle icki icmekten farksiz geliyor. Samimi bir Musluman zaten namazini kendi capinda kilar, erkekse kendince gozunu haramdan korur kadinsa yine kendince tesetturune riayet eder , kul hakkina ozen gosterir vs. ama bunu karsi cinsin dini duygularini somurmek ve begenisini kazaak icin degil alisageldigi Allah rizasini kazanma niyetiyle yaptigi icin karsidakinin gozunun icine sokma ihtiyaci hissetmez ki. Olmasi gereken ve hayatinin dogal akisidir bu yaptiklari. Hayati her zaman bu minvalde ilerleyen bir insan gosterise gerek duymadigi gibi ihlasli bir kulsa zaten mahremi olmayan bir kadin/erkekle boyle ikili samimi diyaloglar kuramaz ve isi resmiyete dokmekte ya acele eder ya da uzak durur. Zinaya bu denli yaklasan kisilerin diger dini vecibelerdeki samimiyeti kesinlikle sorgulanmali ve zagire fazla itibar edilmemelidir. Cunku ihlasla kilinan namaz, zaten sahibini fahsa ve munkerden alikoyar. Celiskili hayatlar.

    • Yahya diyor ki:

      celiskili degil Feyza hnm…
      bazen bir mevzuyu açıklarken yada olan güncel olayları arkadaşlar ile konuşup, değerlendirirken, komplo teorileri üreten paranoyaklar gibi hissediyorum.
      Ancak araştırıp, okumayı seviyorum. Bir olayın kaynağını, bir kişinin geçmişini incelediğinizde çok enteresan bilgilere ulaşıyorsunuz.
      Mor çatıda olduğu gibi, kadın cinayetlerini durduracağız platformunda olduğu gibi ve benzeri bir çok oluşuma, kuruma, kişiye baktığınızda maşa olduklarını görüyorsunuz. fetöş de bir maşa idi…
      Yazar Ali Alp beyinde yazdığı olay esasında masumane, gençlerin bilgisizliğinden meydana gelen bir hadise değildir.
      Aksine belli aktörlerin arka planda olduğu, bilinçli ve sistematik olarak yapılan bir olaydır. Fadime ş./Müslüm g. gibi kuklalarla islama ve müslümanlara nasıl zarar verildiğini umarım hatırlarsınız.

      nefse de ne güzel geliyor değil mi? “Hem çıkarız (sevgili oluruz) hem de namazımızı kılarız, üstelik birbirimize tebliğ de yaparız”.
      Malum cemaate bağlı bazı eski arkadaşlarımda bara/kulübe falan giderlerdi… uyarırdım. Biz içmeye gitmiyoruz, hem takılıyoruz hem de belki bir kaç kişinin hidayete ermesine vesile oluruz derlerdi…
      Ne oldu elde var koca bir 0. Faydadan çok zararını gördüler.

      bizim nesle karşı komplo teorisi mi? paranoyak mıyım?

      • Feyza diyor ki:

        Komplo teorisi ya da paranoyaklikla bir ilgisi yok Yahya bey. Vakia malesef bu. Ilimli Islam, light Islam, sozde hosgorude ozde ise tavizde nirvana yapan Islam modelleri hep bu cemaat tarafindan piyasaya surulmedi mi? Emin olun tesettur konusundaki bu bozulmanin patentini de stan yine ayni cemaatin murideleridir. Cenesinin altindam ortunenlerin cok oldugu bir donemde rahibe usulu basortmeyi, pardesunun yaygin oldugu donemde pantolon ustu tunigi, rahibe usulu yayginlasinca uzun ortunen esarbi boyundan baglamayi, daha sonra sal ile ortunmeyi vs cs. dikkat edin citayi dusuren her zaman bu cemaatin insaniydi. Toplum hangi konuda dikkatli ise onun ziddini normallestirerek hep bir dejenerasyona yol acti, hayirli olmayan hemen her cigiri acmada basrol oynadilar. Bahsettiginiz o F.Sahin olaylari oldugu zaman ben cok kucuktum haliyle guncel halini hatirlamiyorum. Ama benim ailem bu cemaatin en revacta oldugu yillar dahi hep antifetocuydu. Buyuk kardeslerim bilhassa agabeyim hep bilinclendirdiler bizi. Simdi bu olaylar olduktan sonra da ‘elhamdulillah bunlarin orgutune bilerek tek kurusum gitmemistir ‘ diyor her zaman. Bir ara ‘hiristiyanligin truva ati’ diye bir cd gecmis internet bu kadar yaygin olmadigi donemlerde. Onlari buyudukce bize izletti. (Simdi internette kesin vardir) Izledikce merak ettim ve geriye donuk okudum, bu cemaati inceledim . Kesinlikle Muslumanlarin dejenerasyonunda cok muhim bir misyona sahipler. Ama muhim olan bu dalga kiyiya vurmadan onune set olabilmekti. Maalesef bu cemaatin actigi her cigiri da Musluman halkimizin buyuk cogunlugu destekledi ve muhalefet etmediler ta ki siyasi mevzular basgosterene dek.
        Bugun de dediginiz gibi bu kiz erkek arkadasliklari, bu Islamiyetin ruhuna aykiri yasam tarzlari, sacmasapan akimlar, bu feminist zirvaliklari zamaninda ekiis tohumlarin mahsulu. Her ne kadar orgut cokertiliyor olsa da uzun vadede verdigi telafisi zor bu buyuk kayiplarin.
        Oyle diyorlardi, basortulu kizlar uni. Kampusunde erkeklerle karisik bilardo oynuyorlar. Bir Muslumanin herseyden haberi olmasi gerektigi dusuncesine istinaden. Yine o kuluplere gidip irsad edecegini zannneden kac gencin ayagi kaydi, irdmsad edeyim derken ifsad oldu, bunun bilancosunu bilen var mi? Daha iki yil once bu cemaatin okullarina giden bir kiz anlatiyordu. Orda Kur’an egitimi aliyordu bir saat sonraki bir saat de muzik calip oyun oynuyorlarmis. Ustelik yarim yamalak ogretiyorlardi. Pekistirmek icinse bize geliyordu bimu kiz. Yani ciddiyetten uzak bir din anlayisini ortaya koydular, halka bunu asiladilar, yeni bir nesli boyle zehirlediler. Bir bombanin pimini cektiler ve biraktilar, simdi kaybolsalar da o bomba patladi ve zayiati agir.

  11. Mustafa diyor ki:

    Vay Allah razi olsun. Gunumuz acisindan son derece isabetli ve ‘gerekli’ bir yazi.
    Tebrik ediyorum gercekten.

  12. adem diyor ki:

    çok güzel bir yazı güzel bir derleme.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Bilinçaltı Şakadan Anlamaz

Eğitimci yazar M. Emin Karabacak’ın yeni kitabı Bilinçaltı Şakadan Anlamaz kitabı okurlarla buluştu. Bayramlık İstemeyen Çocuklar (Çocukların başarısını artırma da anne babalara düşen görevler), Tabakları Ayırdık Çocuklar Söz Dinlemez Oldu, ...
Devamını Oku