Sevgililer Günü

18 Şubat 2012Sema Maraşlı27 Yorum »

7_bEvliler günü yok, nişanlılar günü yok; fakat sevgililer günü var. Her ne kadar evliler de sevgililer gününü kutluyorsa da boş yere kendilerini aldatmasınlar, gün sevgililerin günü; sevenlerin günü değil.

Yani nikahsız birlikteliklerin günü. Evliliğin sorumluluğundan kaçan, fıtratındaki karşı cins arzusunu sorumluluk almadan, her an bırakabilme keyfiyeti ile yaşayanların günü. “Evlilik aşkı öldürür.” sloganının ardına sığınıp, sevdiğinin yanında olmayışını şiirsel anlatımla maskelemeye çalışanların günü. Zinaya niyet edenlerin günü. Zinaya yaklaşanların günü. Evlilik yerine zinayı tercih edenlerin günü.

Peki bizim gibi Müslüman toplumların böyle günlere ihtiyacı var mıdır? Yoktur tabii ki; fakat galiba artık olacak. Neden? Batıyı bu kadar taklit ettiğimiz için günlerini de mecburen almamız gerekecek. “Daha modern olalım” diye batıdan aldığımız, evliliğin köküne kibrit suyu dökecek kanunlar olduğu sürece, daha çok ihtiyacımız olacak bu günlere. Gittikçe bu sorumsuzluk günü, zaruret gününe dönüşecek gibi. Neden mi?

Okurum Bilal bey batının bize sirayet etmeye başlayan durumunu çok iyi anlatmış:

“Amerika birleşik devletlerine staj yapmak için gitmiştim. Beraber çalıştığım 35-36 yaşlarında bir siyah arkadaşım, bir ara iki çocuğu olduğundan bahsetmişti. Sonra ben ona evliliklerle ilgili bir şey sorduğumda ‘ben evli değilim’ demişti. ‘Bana iki çocuğum var, demiştin boşandın mı?’ diye sorduğumda ‘hayır’ dedi. Sonra da ‘Biz birlikte yaşıyoruz, evlenmek burada zengin insanların işi’ dedi. İlk önceleri anlayamamıştım; ama beyaz boşanmış bir Amerikalının karısına nafaka ödememek için çalışmadığını, bunun içinde haftada iki kez iş bulma kurumuna gittiğini görünce anladım.

Sonuç olarak Amerika da zenginler evlenip düzenli bir hayat kurarken, fakirler birlikte yaşıyorlardı. Eskiden Türkiye’de fakirler evlenir, düzenli hayat kurarken, bazı zenginler böyle birliktelikler yaşarlardı.

Ama artık Türkiye de de ekonomiyle ahlak birbirine linklenmeye başladı. Bakın mesela evlenmek gibi meşru bir şey ne kadar zor artık ülkemizde. Güzel bir ev tutacaksınız, iyi bir işiniz, iyi bir arabanız, düğün ve balayı paranız olacak. Eşiniz sizden ayrılınca maddi manevi bitmeyi göze alacaksınız…Diye gidiyor. Fakat gayri meşru ilişkilerde nedense bunlar aranmıyor. Bir çay bahçesi, bir-iki güzel muhabbet yetiyor. Bir medeniyetin batmak üzere olduğunu tam buradan anlarsınız. Meşru olan gayrimeşrudan kat kat zorsa, o medeniyet çöküyordur.”

Bilal beyin anlattığı gibi, bu evlenme ve boşanma işi batıdan gelen kanunlarla erkek açısından bu kadar külfet haline gelmeye başlayınca erkekler evlenmek istemeyecekler; kızlar istedikleri halde evlenemeyecekler.

Sevgililik ayaklarına zina yaygınlaşacak. Artık küçücük cocukların bile sevgilileri var. Sevgilisi olmayan gençler utanıyorlar, tercih edilmeyen kişi olduklarını düşünüp. Sevmeyi bilmeyenler, sevgili olmayı öğreniyorlar.

Magazin programları hangi ünlü, kaçıncı kez sevgili değiştiriyor, artık yetişemiyor. Gençler ekran başında evliliğin sadece bir imza olduğunu ve nikahsız birliktelikler yaşayanların daha mutlu olduklarını anlatanları saf saf dinliyorlar. “Evlilik zaten zorlaştı, madem böyle de iyiymiş, evlenmeye ne gerek var.” diye gençler evlilikten iyice soğuyorlar.

İşte bu durumda bize tek bir gün yetmez; sevgililer günü sayısını artırmak lâzım! Hükumetimizin yetkililerine buradan sesleniyorum! Ya boşanma ile ilgili kanunları düzeltin, evliliği kolaylaştırın, teşvik edecek çalışmalar yapın ya da sevgililer günü sayısını artırın, resmi bayram ilan edin isterseniz, zira böyle giderse nesiller zinadan çoğalacak! Hem belki daha modern görünürüz dışarıya karşı. Sonu ne mi olacak? Kimin umurunda?

 

 

Okunma Sayısı : 19.988

Yorum yapın

“Sevgililer Günü” için 27 Yorum

  1. Şirpençe dedi ki:

    Kadın kocasına:
    – Bugün sevgililer günü, hani benim tek taş yüzüğüm?

    Adam:
    -Önce bir namazımızı eda edelim inşa-Allah.

    Cemaat olup birlikte namazlarını eda ettiler.
    Sıra tesbihata gelmişti…

    Adam, hanımının elini, avucunun içine aldı. Sağ elinin şehadet parmağıyla, hanımın parmak boğumlarına dokunarak tesbihatı çekmeye başladı. Bir yandan da hanımının yüzüne sevgiyle bakarak tebessüm ediyordu…

    Namazdan sonra sevgi dolu bir ses tonuyla hanımına dedi ki:
    -Tesbihat yaparken parmaklarına 99 defa dokundum ve tek taşdan daha kıymetli yüzükler taktım.

    Bizler Müslümanlarız
    ve
    Bizim sevgimiz;
    “A L E V D E N D İ R!”
    ve
    P A K E T L E N E M E ZZZ!!!

    “ALINTIDIR”

  2. Anonim dedi ki:

    Sema hanim,

    Ben cok kotuyum, bildiginiz depresyona girecegim. 29 yasindayim, karsima cikan taliplerin görünümüne cok takiliyorum. Yok sarisin tipim degil, yok kisa boylu, yok söyle böyle….Bir tipe takilma aldi basina gidiyor. Kendim güzelmiyim hayir zerre kadar degil. Ama daha genc zamanlarim da cok hoslandigim bir cocuk vardi, o maalesef benden yana secimini yapmamisti. Ondan sonra bir ümitsizlik icine düstum, ciddi manada hayal kirikligi ve hala kendimi toparlamis degilim. Evlenecegim kisi ona benzemesini istiyorum, bir tuhaf istek…. Asamiyorum bu durumu, öteki taraftan da cok evlenmek istiyorum. Aslinda hala o birzamanlar hoslandigim kisinin ksmetim olmasini hala dua ediyorum, rabbim kaderimizi birlestirmesi icin. Hala salak salak bir bos ümidin icindeyim. Cevremiz ayri, yasadigimiz yer ayri, birbirimizle karsilasma imkani sifir. Ara ara karsima cikan cok güzel ah;akli taliplerimi ise tepiyorum…. Bir sekilde gónlüm isinmiyor, neden? Cünkü hala bir zamanlar hoslandigim gibi hoslanmak istiyorum. Kipirti olmasini istiyorum. Bu yasta olmamasi gereken istekleri, biliyorum….

    Bir abla olarak tavsiyenizi almak ve duanizi istirham ediyorum. Tek dilegim gercekten gonlumun hosnut oldugu benim icin hayirli olan o kisiyle evlenmek yuva olmak….

    • Uğur 017 dedi ki:

      Sayın Anonim, insan zihninin bir donanımı (ruh ve sinir hücreleri), bir de yazılımı (kendinize verdiğiniz komutlar) vardır. Siz kendinize başlıca şu İŞLEYİŞSİZ KOMUTLARI vermişsiniz: “Evleneceğim kişiye karşı bedenen yüksek bir çekim hissetmeliyim”, “Evleneceğim kişiye karşı bedenen yüksek bir çekim hissetmezsem, onu hiçbir zaman sevemem.”

      Bunlar yerine şu komutları yani düşünceleri kendinize aşılamaya çalışırsanız, bunları mümkünse her gün tekrar ederseniz ve bunlara inanırsanız (ki inanmanın yolundan da biraz sonra bahsedeceğim), öyle sanıyorum ki çok daha mutlu olursunuz:

      “Evleneceğim kişiye karşı bedenen büyük bir çekim hissetsem bu güzel olabilir, ancak tamamen itici veya tiksinç bulmuyorsam, ona olan bedenen çekimim de zamanla artabilir ve onu sevebilirim.”

      “Evleneceğim erkeğin önce Allah’ın dinine olan bağlılığına bakmayı bizzat ben kendim tercih ederim (ve Resulullah elbette bu konuda haklıdır).”

      “Evleneceğim erkek yüksek sosyal statü ve beden güzelliğine de sahip olursa bu bana fazladan bir keyif verir, ancak evliyken mutlu olmam için buna ihtiyacım yoktur, benimkine daha yakın bir sosyal statüsü ve daha ortalama beden güzelliği olan bir erkeği de zamanla sevebilirim.”

      Bunlara kendinizi ikna edemiyor musunuz? Bunlar size mantıklı gelmiyor mu? O hâlde kağıt ve kalemi alın ve sıralayın:

      1.a. Bedenen veya sosyal statüce yüksek çekim hissetmenin vazgeçilmezliğini destekleyen deliller
      1.b. Bunu desteklemeyen deliller
      1.c. Bunun faydasına dair deliller
      1.d. Bunun faydasızlığına dair deliller

      Bunu yukarıdaki her cümle ve onun karşıtı için tekrarlayın. Eminim ki bu alıştırmanın sonunda ikna olacaksınız. Bir defa ikna olmanız yetmeyecektir; o yüzden bu alıştırmayı saklayın ve mümkünse her gün, olmadı birkaç günde bir açıp okuyun…

      Böylece zihninizdeki “yazılım” yani düşünce/biliş problemini inşaallah hâlledebilirsiniz.

    • meryem dedi ki:

      Sayın Anonim ;
      Vakti zamanında birini karşılıksız bir şekilde çok sevmiştim. O kadar sevmiştim ki umreye gittiğimde Kabeyi ilk gördüğümde onun eşim olmasını isteyecek kadar. Düşüncesine kabeyi ilk gördüğüm zaman ellerimi açtım ve ”Allah’ım onu bana nasip et, hayırsız ise de hayırlı et ve yine nasip et”diye duam etmiştim. 3.5 yıl aynı iş yerinde çalıştık. Diyorum ya benim ki karşılıksızdı. Dinime de düşkün bir insan olduğum için bakamadım, bakmamaya çalıştım, o ofise gelmediği zaman sanki hayat neşemi kaybetmiş gibi olurdum, o gelince dünyam aydınlanırmış gibi hissederdim. Ve ben onu edebimle, ona bakamadan, iş dışında işle alakalı durumlar dışında konuşamadan sevdim. İçimde bir his ”belki oda benimle aynı hisler içindedir”diye. Amma velakin benim ki tamamen karşılıksızdı. Bu can bana emanetti ve kendime daha fazla işkence çektirmemek adına 4 yıldır çalıştığım iş yerinden ayrıldım. Başka bir işe girdim ve inanın dünyanın farkına vardım, dışarıda hayat varmış dedim. İşten ayrılınca bir süre hislerim devam etti ama gözden ırak olan gönülden de ırak olur misali zamanla Rabbim bu imtihanı aşmamı nasip etti. Benim imtihanımdı, neredeyse her gün ağlıyordum. Kimseye de anlatamadım.55 kilodan 45 kiloya düştüm. Şems tebrizli’nin söylediği gibi ” aşık olan insan erir, erir hilal olur fakat ölmez.” Daha sonra Çöle düşen Mecnun misali, Necip Fazıl’ın deyimi ile ” Anladım ki neye yaklaştıysam sonu kırgınlık, anladım ki yok Allah’tan başka yakınlık.” Bazen çok istediğiniz şey sizin imtihanınız olur. Şimdi aradan 3 yıl geçmiş ve hiç bir şey eskisi gibi değil. Evlenmek istiyorum ve karşıma çıkan kişiler için öyle hemen elektrik alayım diye bir beklentim yok. Kadınlar zamanla sevebilir. Zamanla ısınır. Rabbim henüz eşim olacak kişiyi karşıma çıkarmadı. Size de tavsiyem şu :” Bu aşkı gerçek aşka dönüştürmek için daha çok ibadet, daha çok ilim, daha çok tefekkür, daha çok tevekkül ile meşgul olun. 🙂 🙂

      • meryem dedi ki:

        aradaki imla hataları hızlı yazmaktan kaynaklandı, kusura bakmayın.

      • Süleyman dedi ki:

        Çok dürüst bir şekilde açıklamışsınız Meryem Hanım.

        Bende burada daha önce bir hanıma talip gittiğimi anlatmıştım. O olayın öncesini anlatıyım. 15 temmuz olduktan sonra sokak nöbetleri için sokağa çıkıyordum. Bulunduğum cemaatten kişilerde bulunduğum şehirdeki meydanda beraber toplanıyordu. Birgün gittiğimde cemaatten bir hocanın yanında kızını da gördüm. Çok hoşuma da gitmişti. Daha sonraki günlerde ben o hanımın kardeşi ile konuşurken sanırım o hanımda kardeşini bekliyordu. Kardeşi tam farkında olmadığı için orada beklerken bende normalde bakmam ama hanıma uzunca bir süre baktım ve çok hoşlandım. O hanımda bana bakmıştı. Nasıl gidip söylerim diye düşünmüştüm. Yalnız işim filan yok kabul etmezler diye düşündüm.

        Daha sonraki günlerde aynı şehirde bulunan bir imam hocamız vardı. Beni de çok iyi tanır. Dedi ki Süleyman(adım süleyman değil de anlatım güçlü olsun diye) biz seni çok seviyoruz. Bak şu hocanın kızı var. Çok iyi bir hanım kız istersen seni görüştürelim. Tabi ben hemen evet dedim. Çok mutlu oldum ve çok heyecanlandım. Hafız, güzel, sakin bir kızdı. Hatta ilk görüşmemizde çok ciddi de hoşlandım. Buraya kadar baktığınızda tam tevafuk bir aşk hikayesi gibi değil mi?

        Yalnız olmadı. Eski yorumlarımda açıkladığım sebeplerden gerçekleşmedi. Konuşamasa idik o hanımla belki ben aklımda onu çok büyütecektim. Nasibim o insandı ben nasıl kaçırdım diyecektim. Nasibim olmasa bu kadar tevafuk olur muydu diye sorabilirdim. Bu kadar şey rastlantı olamaz o benim nasibimdi diye düşünebilirdim. Yalnız işte öyle değil. Bazı şeyler farklı bir şekilde gerçekleşti ise her zaman doğru olacak diye bir şart yok.

        Siz ve anonim hanım belki o beyler ile konuşsa veya birkaç olay yaşasa idi onlara olan sevginiz sönecekti. Belki de hiç hoşlanmayacaktınız. İnsana her zaman elinde olmayan çok daha güzel ve cazip gelir. Uzakta olan, kaçırdığı gözünde büyür. Yalnız siz bunu çoktan anlamışsınız Meryem Hanım. Yani çok olgunca hareket etmişsiniz. Allah inşaAllah size, sizin gibi olgun ve iyi bir insan nasip eder. Amin

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Anonım’e…

      “genc zamanlarim da cok hoslandigim bir cocuk vardi, o maalesef benden yana secimini yapmamisti…Evlenecegim kisi ona benzemesini istiyorum…Aslinda hala o birzamanlar hoslandigim kisinin kısmetim olmasi, rabbim kaderimizi birlestirmesi icin hala dua ediyorum.

      Bu sözler-duygular NEFSANİ tarafınızın (siyah kurt) size verdiği TELKİNLER, DAYATMALAR.

      “Ben cok kotuyum, 29 yasindayim, cok evlenmek istiyorum, (ama evlenemiyorum çünkü) genc zamanlarim da cok hoslandigim bir cocuk vardi, (o beni istemedi ama ben hala onu unutamadım, belki kendimi kandırıyorum ama) evlenecegim kisinin “O” olmasa da (en azından) ona benzemesini istiyorum, kendim zerre kadar güzel degilim (ama) karsima cikan taliplerin görünümüne cok takiliyorum, (çünkü taliplerim ona benzemediği için onları beğenmiyorum bu nedenle hala bekarım bu yüzden) depresyona girecegimi (hissediyorum-düşünüyorum)

      (Biliyorum) Hala salak salak bir bos ümidin icindeyim. (Çünkü)Cevremiz ayri, yasadigimiz yer ayri, birbirimizle karsilasma imkani sifir (biliyorum benimkisi boş bir hayal ama duygularıma engel olamıyorum)

      Bu sözler-tespitler ise sizin MANTIKSAL-İNSANİ tarafınızın (beyaz kurt) size doğruları göstermek istemesinin en güzel ispatı.

      Aslında siz, size faydalı olacak tercihin, DOĞRU YOLUN hangisi olduğunu cok iyi biliyorsunuz, ama bir çok insanın yaptığı hatayı, DOĞRU YOLU BİLDİĞİ HALDE DOĞRU YOLDA İLERLEMEMEK hatasını yapıyorsunuz.

      29 yasındasınız ve evlenme, yuva kurma, mutlu olma anlamında “köprüden önceki son çıkışı” kaçırmak üzeresiniz. En kısa sürede aklınızın (beyaz kurt’un) tavsiyelerine uyun ve henüz daha ŞEÇEN pozisyonunuzu kaybetmeden ve de sizinle yuva kurmak isteyen erkeğin ileriki zamanlarda hayatını karartmama konusunda kendinizden emin olduğunuz anda evlenin.

      Haırlı tercihlerinizde ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.

  3. Ymn dedi ki:

    Sema hanım kaleminize sağlık. Çok anlamlı ve günümüzü çok iyi özetleyen bir yazı olmuş. Teşekkür eder ve yazılarınızın devamını bekleriz.

  4. meryem dedi ki:

    Sevgililer günü kapitalist sistemin ticareti canlandırmaya yönelik ortaya attığı bir palavradan ibaret. İşe giderken Bakırköy sokakları kalplerle , ele tutuşan sevgili pozları ile süslenmiş. Seven biri için gün mü olur ? Ayrıca ”SEVGİLİLER GÜNÜ” yani evliliğe yanaşmayan ve fıtratlarına aykırı yaşayanların günü. Bu gün zinayı hoş gören millete göre Sevgililer günü benim için ise sadece 2016 yılı son dönem gecici vergi’nin son günü . 🙂 🙂

  5. zeynep dedi ki:

    yazılarınız yeni takip ediyorum gerçekten çok faydalı şeyler paylaştığınızı söylemek istiyorum. evet toplumu yozlaştırıyorlar bunu da insanları yavaştan uyuşturarak yapıyorlAR bi uyanmışsın ki bambaşka biri olmuşsun bu tür yazılarla insanların gözünü açmak lazım

  6. ümmet dereli dedi ki:

    bir şeyi çok merak ediyorum acaba siz hangi ülkede yaşıyorsunuz norveç ya da hollanda gibi hayat standartlarının çok yüksek olduğu ülkeler olsa gerek çünkü ülkemizde nafakalar zaten kişinin maşına göre veriliyor. 2 bin 5 yüzlira alan bir erkeğin 2 çocuğa ödediği toplam nafaka tutarı 600 tl civarı tabi maaş düştükçe tutarda düşüyor. 600 tl bir kadının hayatta kalması için çok yeterli bir miktar değil mi hemde 2çocukla. hemde kiraların ilçelerlde bile 300 tl den başladığı bir ülkede. nafaka azaltılacakmış hiç vermeyelim o zaman. kadını alalım gençliğini heba edelim sövelim sayalım o da yetmesin analarımız da sövsün saysın yaptığını beğenmeyelim pişirdiğine burun kıvıralım sonra da 35 inde bırakalım 2çocukla ee 600 tl çok. bence bu kadının onuruna değil insanın onuruna tükürmek.kadınları insandan bile saymayan zihniyetten de ancak bu beklenir. isterseniz orta çağdaki gibi cadı diye yakalım tam olsun. dayak yese kadın suçlu, dirense kadın suçlu , ezilse suçlu, ses çıkarsa suçlu, bence sizler çok fazla hürrem sultan izlliyorsunuz. çünkü anlattığınız kadınlar onu anımsatıyor…

    • Alp dedi ki:

      Bosanmak bir suc degil. Sadece bosananlar bu isin sonucu. Bosandiktan sonra zaten baska bir evreye geciyorsunuz. Bosanmak bu kadar kolaylastirilmamali. Belki siz de bir daha dusunmek isterdiniz.

  7. Munferid dedi ki:

    Selamun aleyküm sema hanım yine güzel bir konuya değinmişsiniz ALLAH (C.C.) razı olsun sizin gibilerden. Biz özümüze dönmedikçe bir elin parmakları gibi olmayı istemedikçe daha çok sömürülürüz uyutuluruz böyle.. Rabbim uyandırsın bizleri bu gaflet ve dalalet uykusundan inşallah. ALLAH’a emanet olun

  8. butterfly dedi ki:

    TV de öyle ahlaksız dizi var ki. 1k 1e diye bir dizi var. Beraber yaşıyorlar. Aynı evli gibi yaşıyorlar. Yatak odasında yataktaki muhabbet ne zaman evleneceğiz. Aklım hafsalam almıyor. Bunu nasıl yayınlıyorlar 13+ yazma ile halloluyor mu iş

    • eymen dedi ki:

      Bunları yapanlar öyle yaşadıkları için bu işleri yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.

    • Yasin dedi ki:

      ben onları evli sanıyordum. :O
      diyorum hep, “esas maksatları bu tür şeyleri normalleştirmek”
      Şarkılarla dizilerle beynimize işlediler fıtratlarını, neleri benimsettiler bize fakında bile olamadık.
      Uyutularak sömürülüyoruz.

      Sahiden Kurtuluş savaşını kazandık mı biz?
      Neyden kurtulduk?
      Batılılar gibi yaşayacaksak bunca şehidi neden verdik?

      Söyletmeyin beni…

    • Ali dedi ki:

      Bende onları evli sanıyordum.Ya gerçektende çok ibretlik ve ilginç zamanlardan geçiyoruz.Bu gerçeği öğrendikten sonra buna bir kat daha inandım.Bu zamanlar normal zamanlar değil gerçektende.Sanki ortada bir kuyu var ve herkesi oraya doğru çekiyor.Benim aklıma bunun ancak Deccaliyet olduğu ve çıkış zamanlarına yaklaşıldığı geliyor.Bilmiyorum belki 100-200 sene daha bozulma devam eder.Ancak 20 senelik gelişmelerin artık ortalam 1 senede olmaya başladığını görürsek bu otomatikman 10-15 sene oluyor.Belki de 10-15 sene sonra ahlaki olarak bugünkü Rusya gibi olacağız.Bilemiyorum.Ancak bir gidişat var ve kimse buna dur diyemiyor.Peki kendi kendime soruyorum,sorguluyorum.Bunca birbiriyle uyumlu gelişme tesadüf eserimi oluyor.Yani yönlendiren bir kafa yok mu diye.Tabii ki Rabbim olan Allah’ın izniyle bir kafanın olduğunu hissedebiliyorum.Dünya bu noktaya bu kadar bilinçli bir şekilde tesadüf eseri gelmiş olamaz.Bu durum sadece insanların nefsiyle de açıklanamaz.Birileri bu süreci getiriyor getiriyor ve kadını,erkeği,dindarıı,dinsizi demeden pestil ediyor.Peki kim kazançlı çıkacak,ayakta kalacak bu işin sonunda?Her kim ayakta kalacak ve yönetici- yönlendirici olacak ise bu süreci de küresel çapta o yönlendiriyor.

  9. mukadder dedi ki:

    semacım çok güzel bir yazı olmuş .
    ,sizi tebrik ediyorum.

  10. zeliha dedi ki:

    yine harika biryaı olmuş.. RAbbim vaktinize bereket versin. Esnafı yaşatma günü de denebilir ek olarak.
    sema hanım… iletişim konusunu dört gözle bekliyoruz. sohbet özürlü olduğumuz için mutlu da olamıyoruz. her konuşmamız kavgayla bitiyor. yardım edin lütfen..

  11. aydemir dedi ki:

    Günümüzün Hz. Aişeleri;
    İnsanlarımızın hastalıklarından birisi de, birilerinin allayıp pullayıp bize servis ettikleri şeyleri irdelemeden, araştırmadan, mutfağındaki niyetin ne olduğunu sorgulamadan üzerine balıklama atlamamız ve benimsemiş olmamızdır. Sevgililer günü, hayvanları koruma günü, doğum günü, kadınlar günü, babalar günü… vs . vs.
    Bilinmesi gereken şu ki islamı kurallarına göre bilip yaşayanlar bu günlerin hiç birine ihtiyaç duyulmayacağını bilirler. İslam anne ve baba hakkı, kadın hakkı, çocuk hakkı kısacası bütün insan haklarını bildirmiştir. Hatta hayvanlara ne kadar merhametle yaklaşılması gerektiğini bildirmiştir. Bu yüzden ayrıca bir güne gerek kalmaz.Yılın bütün günlerinde , ömür boyunca bunlara dikkat edilir. Ancak bu kültürden yoksun batı toplumu bir takım günler icat ederek kendilerinde olmayan bu değerleri gündemde tutmak istemişlerdir bana göre. Ve bizde sanki anneler günü olmasa annemizi sokağa atacakmışız gibi bunun ne kadar insani bir yaklaşım olduğunu söyleyerek sımsıkı sarılırız.
    İşte burada sözünü ettiğim Hz Aişeler (ki Sema Maraşlı hanımefendi bunun günümüzdeki örneklerindendir.) bu konuları ortaya çıkarma ve bilinçli bir müslüman toplum oluşturma çabalarında yerlerini almalıdır. Aksi takdirde batı hayranı budalaların, yozlaşmış bir toplumun imarında ne şekilde görev aldıklarını bile bilmeden saçmalamalarına maruz kalacağız.

  12. hüzün dedi ki:

    bugünü ve bugünün topluma verdiği gayri ahlakiliği çok güzel okumuşsunuz.sizin gibi kardeşlere gerçekten ihtiyacımız var.

  13. Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

    şuna kısaca “Zinakarlar Günü” diyelim gitsin..

  14. misal dedi ki:

    Biz esimle yurtdısında okurken tanıstı(rıldı)k, türkiyede yaptıgımız sade bir dügün merasimi sonrası yine yurtdısına donduk..ben buna cook sukrediyorum, hamdolsun su an esim de ben de iyi konumlardayız, ben doktorum esimse ogretim gorevlisi, ama o vakit ikimiz de ogrenciydik-degisik sebeplerden orada okumak zorundaydık- ve ailelerimizden maddi yardım alacak durumda degildik, yani ailelerimiz orta halli aileler, neyse evlendik ve esyalarımızın hepsi, istisnasız, ikinci el esyalardı. bu, turkiyede olsaydık mumkun olamaıycak birseydi, yani benim ailemin buna izin vermesi mumkun degildi, oysa hala simdiye kadar-tr.e kesin donus yapalı iki seneyi, biz evleneli de on seneyi gecti- ikinci el esyalarla iki gozlu bir evde yasadıgımızı bilmiyorlar..dmem o ki, gercekten burada evlenmek isteyenlerin onunde cok engeller var, en ufak bir eksiklikten yani yok kızın istedigi su marka, yok blmem su mobilya alınmadı diye mesela, dugun iptal edilebiliyor, ertelenebiliyor..o acılardan rabbime cookca sukurler ediyorum yurtdısındayken evlendigime..

  15. sema dedi ki:

    selamün aleyküm sema hanım doğrusunu söylemek gerekirse ben bu açıdan hiç düşünmemiştim olayı. gerçekten çok güzel anlatmışsınız . gerçekten insanlığın bu haline çok üzülüyorum.

  16. AYsun dedi ki:

    Aslında bu sözler üstüne söyleyecek pek de söz yok sanırım.ama bazı şeyleri yazıya dökmek istiyorum.şundan eminim ki;imani hassasiyeti olan insanların içini kaldıran,bulandıran görüntüler nasıl başkaları için nefsi zevk haline gelebiliyor sorusunun cevabı şu;Bu hale gelenlerin çoğu “Allah yokmuş gibi yaşıyorda ondan…” gayet basit bu ihtiyacımı en ucuz yoldan(maddi, manevi) nasıl halledebilirim?helalmiş,harammış kaç kişinin umrunda?…Allah bizi muhafaza buyursun…

    Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır! buyuran Sevgili Efendimiz! Bize kıyamadığın biz kendimize nasıl kıyıyoruz.Yiyişimiz,giyinişimiz,sevimişiz bile onlar gibi oldu.Avrupa birliği bizi almadı AAA nasıl almazsın sayın avrupa biz de sizin gibiyiz işte.Yıllardır bizi kendiniz gibi yapmaya çalıştınız ne var tam olmadı mı “çakma” mı durdu? Biz MÜSLÜMANIZ! sizin gibi olmak istemiyoruz ve olmayacağız inşaallah!

    ha şu 14 şubat… sevgililer günü adı altında kutlamaktan Allah’a sığındığım günün adı. Aralığı ocağa bağlayan gün gibi …yılın başıymış..
    Bana göre 14 şubat “ticaret ve pazarlama günü”.kampanyalar günler öncesinden planlanır,rekor satış beklenir,rakabet kıyasıyadır,adıda sevgilliler günüdür.Ha bugün nerden geldi? yok bu da yabancı değil bizden bizden avrupadan..

    Müslüman en çalışkandır çünkü bilir ki ” İnsanın çalıştığından başkası kendinin değildir”(Necm 39) diye buyurur Rabbi.Rabbimiz vahyini anlayacak bir yürek istiyoruz senden.Kalbimizi kaskatı kesme.Biz senin bizi adlandırdığın gibi MÜSLÜMAN kalmak istiyoruz,bizim gavur olmamıza izin verme…

    Kendini yabancılaşmaktan koruyan tüm müslüman kardeşlerime selam olsun.SELAMUN ALEYKUM…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku