Vahdet

01 Mayıs 2017Uğur Tuğrul16 Yorum »

photo“Bir erkek bir kadını ebedî bir refika-i hayat ve dünya hayatının saadetine medar ve sair günahlardan kendini muhafaza etmek için almak lazım gelir.”

Peygamber sünneti tabir edilen evliliğe niyetin içini bu manalarla doldurmak lazım. Ta ki aile hayatı hakiki kıymetini muhafaza etsin.

Mesela insan eski dostlarının hatırını sayar, onların hukukuna riayet eder. Dostluğun devamlılığı ve alakaları derecesinde muhabbetini ve hürmetini muhafaza eder. Yoksa o dostluk devam etmeyecektir. Aynen bunun gibi o dostların olmadığı zamanlarda da var olan, her şeye rağmen bağlılığı devam eden ve her zahmetini de daima çeken refikasına karşı daha ziyade hürmet ve muhabbet göstermek lazım gelir.

Hem bu alaka, dünyadan sonraki alemlerde de beraber yol alınacağı nazara alınsa, oralarda da yalnızlığını evvela refikasıyla gidereceği bilinse, elbette o hürmet ve muhabbet kısacık bir zaman ölçüsüyle değil ebedi bir devamlılık ölçüsüyle tartılır, hakikatlı bir suret alır. Ve saadet getirmesi niyetiyle yapılan bir evlilikte küçük meselelerin o saadeti bozmasına müsaade edilmez. Bu ölçülerle ahlak yükseklenir, kusurlara bakılmaz ve ailenin saadeti inkişafa başlar.

Bu meselede, hayali aşkların tatminiyle zahiren mutluluktan uçan kişilerle, kalben ruhen huzur ve sükunet bulmuş ama zahirde sakin ve vakur ailelerin saadeti birbirine karıştırılmasın. Mesela unutulmaz evlilik teklifleri gerçek bir saadet manasına gelmiyor. Allah’tan başkasına rüku etmek (tabir-i diğerle diz çökmek) yalvarırcasına bir şeyler istemek (yani evlilik teklifi yapmak) yüz suyu dökmek şuurlu bir mümine yakışmaz.

Veya her an düşünülüyor olmayı istemek, hayallerde gezmeyi arzulamak müspet neticeler vermez. Bu beklentilerdeki fazlalıklar, haddinden fazla karşı tarafa yüklenen meziyetler ve ona göre talep edilen neticeler ancak hayal kırıklığını, çoğu zaman da eli boş dönmeyi netice veriyor. Kimse melek olamayacağı gibi, başka bir insanı tatmin etmesi kastıyla da yaratılmamıș.

Evliliğin üçüncü bir hikmeti olan ‘kendini sair günahlardan muhafaza etmek’ ciheti ise peygamber sünneti olmasına çok muvafık düşüyor. Zira kalp, kesrete âfâka dağılmaya en müsait bir cihazdır. Her güzel şeye meyledebilir, her hayalin peşine düşebilir, her mesut insana gıpta edebilir. Âfâkî temennilerde dolaşır durur.

İşte evlilik yoluyla kalpte vahdet temin ediliyor. Kalp, nazarını bir noktaya hasrederek yabancı şeylerden temizleniyor. İstikametini ve kıblesini bir derece belirleyip sükunet buluyor. Kulluk ve ibadette en önemli nokta olan kalben huzuru yakalıyor. Yani gözünü haramdan sakınmakta ve dininin yarısını muhafaza etmekte kuvvetli bir vesile elde ediyor. Hem evlilikle bir vazife paylaşımı yapılarak ahiretine çalışmaya daha fazla vakit ayırabilir.

İşte bu nazarla evliliğe bakılsa ve içi bu manalarda doldurulsa küçük meseleler problem olmaktan çıkar. ‘Aradı, aramadı.. Sordu, sormadı.. Şunu dedi, bunu dedi..’ gibi meseleler gözünde basitleşir. Zaten bu tür meseleler üstünde uzlaşılabilecek şeyler değil. Sırf nefsin tatminine yönelik beklentilerin sonu gelmez. Şeytan da bu durumdan çokça istifade eder.

Elhasıl; Rabbini tanımak ve ona kulluk etmek için yaratılmış olan insana, sair dünyevi şeyleri hakiki maksat edinmek, aklını fikrini daima bu hayallerin tatmini için çalıştırmak o insana nispeten aşağıdır ve çoğunun da bir hakikatı yoktur. Demek iman şuuruyla, ehl-i dünyanın gafletle dinini unuttuğu aynı yerde ehl-i iman manen hayat buluyor. İnşaallah.

Okunma Sayısı : 1.462

Yorum yapın

“Vahdet” için 16 Yorum

  1. .../nisa diyor ki:

    Ben aslında evlilik öncesi ilgi yağmuruyla, vaadlerle, nişan merasimleriyle evlilik teklifleriyle düğünün nerede olacağıyla yada gelinlikle hiç ilgilenmiyorum bunların evliliğe zerre mutluluk huzur katmadığını çoğu evlilikte gördüm. Balon misali yalancı mutluluklar ilgiler söndü.

    Asıl saadet insanın kalbine mukabil bir kalbi bulması iyi günde kötü günde sözüne sadık kalması ve ukbada da devam edecek yuvanın olması.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nisa Hanım.

      İlk paragrafta yazdıklarınıza şahsen katılmıyorum. Bi abimiz var yemek yemeyi sevmez, keşke şu kapsül olayı gelse de tüm besinleri oradan alsak der. Bu şekilde bir hayat bir çok insana cazip gelmez. Yemek yemek amacımız değil ama yaşamak için besin almalıyız. Allah bize nefis vermiş, yemekten de zevk alıyoruz. Tehlike olan yemek yemeyi araç olmaktan çıkarıp amaç edinmek.

      Evlilik öncesi tatlı heyecanlar olacak ki kadın erkek arasındaki sıcaklığı bize hissettiren içimizdeki ergen ruh diri kalacak. Ama bu amacımız mı olacak. Elbette hayır. Bu araç olacak, yuvayı ayakta ve diri tutmak için…

      • .../nisa diyor ki:

        Sadece Fatih bey,

        Aslında ben büyük resme daha çok odaklanıyorum film izlensin diye seyirciye en dikkat çekici sahnelerden fragman hazırlanır ya ben filmin tamamını merak ediyorum hissiyatımı daha çok helal olduktan sonraki kısıma bırakıyorum. Evlilik öncesi dönemde kendimi ve karşımdaki kişiyi strese sokmak bıktırmak istemiyorum.

        Aradın aramadın serzenişleriyle yada helal haram çizgisini zorlayan iletişimlerle, arka planında ne yaşandığı bilinmeyen büyük nişan merasimleriyle karşımdaki kişinin önümde eğilip evlilik teklifiyle dış mekan fotolarıyla yada karışık bol masraflı düğün merasimleriyle ilgilenmiyorum.

        Bunun yerine Müslüman batı özentiliği içinde olmadan kendi dinine kültürüne uygun eğlenebileceği alternatifler üretebilir mi tabikide üretir.

        Muhakkak nişanlılıkta bir heyecan olur özellikle hissiyatını kaybetmemiş kişilerde bu daha saftır utangaçlıkta vardır. Şeytanın vesveselerine Allahın izniyle bulaşmadan hissiyatıda diri tutarak helal olduktan sonra sevinç mutluluk yaşamak daha değerli geliyor.

        Eğer iki tarafında kalbi sükûn bulmuşsa evlilikten önce çok ilgi görüp artık sıradanlaşıp evlendikten sonra çok büyük bir beklentinin içinde olan kişilerin durumu gibi de olmaz. Kadınların en çok şikayet ettiği konu evlenmeden önce böyle değildi.

        Eşiyle beraber çoğu şeyi ilk defa paylaşır ilgi göstermeleri daha fazla olur daha mutlu olur. Ben sanırım oruç gibi bakıyorum duruma. İftar zamanı geldikçe mutlu oluyorum.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Nisa Hanım çok güzel yazmışsınız. Oruçluyken sadece iftar zamanı değil öncesinde de yaptığımız hazırlıklar bizi mutlu eder. Şu var siz benim bu heyecanlardan kastettiğimin batı adetleri olmadığını biliyorsunuzdur diye tahmin ediyorum…

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            İki tarafın arasında muhakkak kalbi bir meyil olmalı evlilik ticari anlaşma değil. Evlilik sadece mantık kurallarıyla yürüyen değil duygununda maneviyatında çokça olması gerektiği bir yer.

            İnsan herhangi biriyle konuşur ama eşiyle sevgiden hasıl muhabbet eder. Tabiki bu muhabbetin bir anda oluşması mümkün değil tanıdıkça helal yoldan ayrılmadan hissi yakınlık kuruldukça olur. Allah’ın kalpleri birbirine ısındırmasıyla olur bu muhabbeti korumakla emek vermekle olur. Muhakkak evlilik öncesi ve sonrasında bir tatlı telaş heyecan vardır.

            Günümüzde evlilik öncesi bu muhabbet biraz romantiklik adı altınca ticarete ve gösterişe döküldü. Hediyenin manevi değerinden çok fiyatı yada caka satma potansiyeli önemli oldu.

            Yada iletişim o kadar fazla ki kimsenin kimseyi özlemeye vakti kalmıyor herşey çabuk tüketiliyor gibi. Bu sebeple dikte edilen durumlara karşı fıtratımı koruyup nasıl adımlar atabilirim diye zaman zaman kendime soruyorum. Çözümü de sanırım hissiyatı muhafaza etmekte buldum.

            Bir tanıdığım nişanlıyken eşi askerdeymiş mektuplaşmışlar. Bazen ara ara mektupları okuyorum diyor o zamanki duygularım gözlerimde canlanıyor diyor ve çok şükür eşiyle muhabbetleri devam ediyor. İnsan en çok duygu kattığı şeyleri zihninde tutar bağlanır.

            Sanırım sizin heyecandan yada meyilden kastettiğiniz şeyi şerh edebildim. Batı özentiliği değil fıtri düşündüğünüzü biliyorum.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Doğru noktayı şerh edemediniz maalesef. Bugün evlenmeden önce evleneceği kişiyle duygusal bağ kurmadan evlenebilecek bir bayan var mı? Üç dört defa görüşüp karar alabilecek. Ben öylesine denk gelmedim.

            Sizin yazdıklarınıza göre bir bayanın evleneceği kişiyle arasında duygusal bağ oluşması evlenmeden önce şart değil. Duygusal bağlanma potansiyelini görüp buna göre karar almalı ne yaşayacaksa bu manada evlendikten sonra yaşamalı. Ben de bu görüşe katılıyorum. Bana birisi aracı olsa ve kıza kefil olsa ben tek görüşmeyle bile evlenirim. Çünkü ultra mega eski kafalıyım. Neredeyse evleneceği kişiyi düğün gecesi görenleri onaylayacak kadar.

            Ancak kızların çoğuna güvenmiyorum. Lafla çok güzel şeyler söylüyor icraatta bi bakıyoruz alakasız işler yapılıyor ve her birine kılıf uyduruluyor. Siz dürüstçe söyleyin. Bir adamla tanıştınız bir ay içinde dört defa görüştünüz, elektrik aldınız ama duygusal bağ oluşmadı. (O kadar kısa sürede ve az paylaşımla mümkün değil zaten.) Nikah kararı alır mısınız yoksa hele önce bir nişanlanalım zamanla bir şey oluşsun diye beklermisiniz ki beklerken de boş durmayacaksınız tabi bir şeyler paylaşacaksınız. Paylaştığınız şeyler diğer insanlardan farklı olabilir. Kimisi güzel bir kitap paylaşır kimisi duygusal bir şiir (çiçek böcek değil anne sevgisi mesela). Paylaşım paylaşımdır. Mesela verdiğiniz örnek aslında flörtöz bir örnektir. Ben sms atarım o mektup yazar diğeri telefon açar… Bu sebeple her ne kadar eski kafalı olsam da kızların gönlü olsun bize ısınsınlar diye kırk takla atıyoruz. Lütfen bunun gerekliliğine şerh koyarken vicdanınızla cevap yazın.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Dürüstçe ve vicdanım rahat bir şekilde cevap yazıyorum iki tarafında kalbi ısınmışsa sükûn bulmuşsa bir ayda üç-dört görüşmeyle nikah kararı alırım. Evlendikten sonra helal yoldan hissiyatımı paylaşırım.

            Benim naçizane düşüncem kişi kendisini doğru bir şekilde tanıtmışsa üslubu düzgünse ve evlilik konusunda kararlıysa karşı tarafa bu güveni hissettirmişse yeterlidir. Karşı tarafın ısınması için fazlasıyla koşturmaya gerek yoktur. Niyetler açıklanır ya aynı yolda yürünür yada helalleşip ayrılır.

            Duygusal bağlanma paylaşım bunun gerekliliği kişiden kişiye değişebilir kimisi bunu flörtle yapar kimisi nişanlılık döneminde yapar kimisi de potansiyele bakar evlendikten sonraya bırakır.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Umarım dediğiniz gibi bir koşul içerisinde bulursunuz kendinizi. Sizi siz kadar bilemem. Ama korkum odur ki karşınıza uygun bir aday çıkar da siz ısınamadım diye elerseniz ve bunun sebebi de yazdıklarım olursa gerçekten çok ama çok üzülürüm. Kıvılcım peşinde koşanları burada çok defa yazdık ve başa gelmeden bilinmiyor. İnşAllah siz onlardan olmayacak, potansiyeli görünce nikah kararı olanlardan olacaksınız.

            Siz evlilikle ilgili niyet beyanının yeterli olduğunu söylemişsiniz bence de yeterli olmalıdır Peki benim bir hanıma evlilik niyetimi beyan etmem gerçekten bana karşı bir şey hissetmesini sağlayacak mı? Yoksa iyi niyetli biri ama ne bileyim ısınamadım mı diyecek?
            Fazla koşturmaya gerek yoktur sözünüzü kız evi naz evi diyenlere tekrar hatırlatalım.

            Duygusal bağlanmanın evlendikten sonraya bırakılması gerekmektedir. Tabi ki potansiyel görülerek ilerlendikten ve nikah kararı alındıktan sonra. Ancak bu yazdığım işin teorisi. Hani capsler vardır, olması gereken gerçekte olan diye. Bunlar dışında yapılacak olan duygusal yatırımlı paylaşımlar flörte girer. Nişanlı olmak da kurtarmaz.

            Bu konuda dürüst davranan bir arkadaşım ne güzel söyledi. Biz bile o kadar cemaat gibi bu konulara hassasiyet gösteren yerlerde yetişmemize rağmen dördüncü görüşmeden sonra evlilik kararı alalım dememize rağmen evlenene kadarki süreçte mesajlar vb. yaptıklarımız flört oluyor dedi. Kimi sabah namazına kalk diye mesaj atar, hani demiştik romantik islamcılar diye kimi de yazar önerir.

            Nisa Hanım.

            Farklı yazı ve yorumlara bazen birbiriyle aynı istikamette olmayan yorumlar yazdığınızı gördüm. Bazı çelişkiler var. Ne olduklarını tam tanımlayamadım. Bu soruları da daha doğru tespit için sordum ama bundan fazlası dahi olsa tanımlayamayacağımı gördüm. Bilgisayar kullanırken denk geldi mi bilmiyorum hani yazar ya disklerinizden birinde tutarlılık gözden geçirmesi gerekmektedir diye. Bazen yorumlarınızda zihnim bu hatayı veriyor :)

            Lütfen yanlış anlamayın, sizin üzerinizde herhangi bir otorite sahibi olacak hakkım yok ama bu geri beslemeyi iyiliğiniz için yapıyorum. Belirli kalıplarınız olduğunu ve bunlara uymayan diğer her şeyi reddettiğinizi, karşınıza düzgün, tariflerinize uyacak bir talip çıksa bile sizinle aynı yöntemle duygusal iletişime sahip değilse bu bağlamdaki eksiklik sebebiyle ısınamadım deyip bırakabileceğinizi sezdim.

            Nacizane tavsiyem şu. Hayallerimizdeki, kalıplarımızdaki, insanı beklemek yerine karşımıza çıkan adaylarla yapıp yapamadığımıza bakmak, kriterleri her defasında güncellemek daha doğrudur.
            Kimi adam bir gülle size olan ilgisini belirtir kimi de karanfille. Ben gül sevmem diye size gül getiren adamın duygusal iletişim kurma çabasını es geçmeyin derim. Çünkü amaç bellidir, gönlünüzün alınması. Her iki durumda da kafanızda çiçek cinsi belirlemeyin. Ben gül bekliyordum karanfil geldi demeyin. Ya da çiçek gereksiz masraf niye aldın demeyin.

            Yanılıyor da olabilirim. Yanılmıyorsam bu önerileri dikkate alın isterseniz. Cevap yazmak zorunda değilsiniz. Kişisel algılamayın. Belki bir yardımcı olurum niyetindeyim. Bir insana dışarıdan bakanlar bazen katkıda bulunabiliyor.

            Selametle kalın.

          • .../nisa diyor ki:

            Sadece Fatih bey,

            Hayat burada yazılanlardan çok daha fazlasıdır. Sizin karşılaşmış olduğunuz durumlar sizin durumunuz ve yaşadığınız çevreyi göze alınarak açıklanabilir benim yaşadıklarım da benim çevreme göre açıklanabilir.

            Ben birçok durumu düşünerek evet dedim. Benim önemsediğim öncelediğim durumlar bir başkası için gereksiz gelebilir yada son kriterler olabilir.

            Zannetmeyle hareket etmemeyi öğrendiğim için araştırarak ve muhakeme ederek yol almaya çalıştım. Beklemenin benim için hayırlı olduğunu gördüm. Sonradan daha güzel örneklerin hayatların olduğunu fark ettim. Güncelleme yaparak şimdi daha müspet düşünüyorum. Çok şükür ümitsiz değilim.

            Çok farklı durumlarla, hayatla, hayat görüşüyle, hatta farklı milletle karşılaşma imkanı bulmuş biriyim. Bu sebeple sizin belki yorumlarımda çelişki gibi görebileceğiniz durumlar benim geniş açılardan farklı durumlardan bakmamdan yazmamdan dolayı da olabilir örnek verdiğim şeyler bazen ibrette olabilir her zaman onayladığım anlamına gelmez.

            Yazıyla anlatım çoğu zaman algıları devreye sokar zihindeki yansımalar farklı olabilir. Zihnimin son dönemde yoğun ve gün içinde yorulmasından dolayı çoğunlukla geç saatte yorumları yazıyorum kopukluk olması bu sebeple de olabilir. Bazen de uzun açıklamalar yapamıyorum zihnimdekileri yazmaya kalksam makale gibi olur.

            Bu siteden hem ilmi hem maneviyat hem düşünce olarak çok fazla yararlanıyorum ve istişare olarak görüyorum. Yazmış olduğunuz önerileri de dikkate alacağım benim kalıplarımda katılık yada göremediğim yerler sizin dikkatinizi çekmiş olabilir. Her insandan durumdan öğrenilecek bir hikmet vardır. Teşekkür ederim.

            İnşaAllah Rabbim sizede dünya ve ahiretiniz hayırlı olacak insanı nasip eder tez vakitte karşılaşırsınız. Biraz uzun oldu kusura bakmayın.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Nisa Hanım.

            Fikirlerimi dikkate aldığınız için teşekkür ederim. Ben de buradaki istişare ortamından faydalanıyorum. Ancak bazen öyle durumlar oluyor ki bu karşımızdaki insana karışmak oluyor ki benim haddim değil. Yorumlarınızın ruh halinize göre değiştiğini kestirebiliyorum ancak bahsettiğim şey aslında tam anlamıyla tutarsızlık da değil. Nasıl desem, çok konuşan biriyle hayatta evlenmem diyen bir kadın gidiyor geveze biriyle evleniyor mesela, başka bir yerini beğendiğinden. Tutup da o kadına hani geveze istemiyordun demeyiz, Allah mesut etsin deriz. Sizin durumunuzu biraz buna benzettim.

            Duanıza tüm bekar arkadaşlar adına amin diyorum.

  2. Feyza diyor ki:

    Diz cokup evlilik teklifi yapilmasi adeti gittikce yayginlasiyor.
    Bir hanim anlatiyordu gectigimiz aylar, kizinin sevgilisi herkesin icinde diz cokup evlilik teklifi etmis ve bu hanim da kizina edilen bu iltifattan pek memnun gozukuyordu.
    Artik tv ekranindan halk arasina inen uygulamalardan biri de bu olmaya basladi demek ki ve yaklasik bes on yil sonra bu durum gittikce yayginlasip, ‘evlenme teklifi ederken diz cokme’ eylemi rutin bir hal alacak ve hatta bu eylemin yapilmamasi reddedilme sebebi dahi olabilecektir. Allahu a’lem.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Feyza Hanım.

      Bu durumun kadınları mutlu edeceğini bilsek diz de çökeriz gerekirse de kadını mutlu eden şey bu değil. Kadın ihtiyaç duyduğu zaman yaslanacağı dayanıklı ve sıcak bir bağır ister. Adeta sobanın üzerinde ısıtılmış ateş tuğlası gibi. Çok sert gözükmesine karşın aslında yumuşaktır, bir de insanın içini ısıtır hani.

      Tepesine çıkarak kendisine olan saygısını yitirdiği bir erkek onu mutlu edemez. Önce bunun farkına varmalı kadınlar. Önceki yorumlarımda yazmadığım bir durumu yazayım konusu açıldı diye. Her ne kadar yuva kurmak için niyetimi her türlü beyan etsem de hiç bir kızın peşinden çok fazla koşmadım. Daha terazinin kefesini baştan bozarsam mutlu bir yuvam olmayacağını biliyorum çünkü.

      Hatta görüşmelerimi paylaştığım bir ablamız iki kişi için çok güzel teşhis koymuştu senden öncekiler bunları çok şişirmiş diye. Şu ikinciye şans isteyen benden ne iltifatlar bekledi :) Hatta neden döndün deyince haksızlık olacağını düşündüm demişti. Benden ne iyi ettin de döndün dememi bekliyordu herhalde ama ben kime haksızlık olacak ki demiştim :) Benim için diyorsan sen olmazsan başkası olur dediydim, ardından çok güzel bir sessizlik olduydu…

      Ölçü şart. Ailemdeki bayanlara karşı oldukça yumuşak davranmama rağmen gerektiğinde otorite olduğumuzu hatırlatmak gerekiyor…

      • Yahya diyor ki:

        Fatih Bey

        Güzel dile getirmişsiniz: “Daha terazinin kefesini baştan bozarsam mutlu bir yuvam olmayacağını biliyorum çünkü”

        Diz çökme adeti, secde etme ile alakalı. Malumunuz secde her ne kadar sembolikte olsa, karşı tarafın otoritesini kabul etmek ve teslimiyettir. Dolayısıyla secde sadece Allah’a dır. Diz çökme buna mukabil olarak zuhur etmiş ve özellikle savaşlarda kazanan kralın önüne kaybeden diz çökmüştür. Semboliktir ancak manası otoriteni kabul ettim, teslim oldum, saygı duydum, onure ettim demektir. Bu uygulama zamanla farklı yerlerde de yapılmaya başlanmış, özellikle kilisede…

        Tabii bizim ayarı kaçmış batı, neyi nerde kullanacağını bilmediği için aklınca evleneceği kadını onure edeceğim, kendimi sana teslim ediyorum demek için bu adeti uygulamaya başlamış… Bizimkinler de balıklama arkasından … Yazmayı uygun görmediğim daha bir çok adeti bizimkinler yapmaya başladılar … aman eksik kalırız!

    • Feyza diyor ki:

      Fatih bey, diz cokme konusunu da Batiya baglayacaktim ama tereddut ettim, :) Yahya bey durumu aciklamis.
      Vakia buysa biz ne yapalim? Hangi tasin altini kaldirsak Bati ve onun mukallidi olamaya dunden razi biz Musluman ahalinin bir kesimi.
      “Onlar zehirli bir kertenkele cukuruna girse siz de gireceksiniz.”
      Dogru girecegiz.
      Bir erkegin henuz evlenmeden râm oldugunu bir hanima beden yoluyla ifade etmesi bir hanim olarak bana itici geliyor. Boyle bir evlilik teklifi sogutur beni, sevgiyi ve arzuyu dile getirmenin kendine ozgu bircok yolu varken diz cokmek de neyin nesi?
      Zaten degil bir erkegin diz cokmesi, kendimden kucuk bir cocugun bile onumde oyle egilip bukulmesi beni mahcup eder. Utandirir, izin veremem ki. Nasil bir benlik patlamasiysa koskoca insanin diz cokmesinden mahcup olmayip bununla ovunuyorlar.
      Dediginiz gibi basta biraz agirliginizi korumalisiniz ve bazi seyleri zamana yaymak, biraz guven ortami olustukca ve azar azar dozlarla bu sevgiyi enjente etmek daha saglikli. En sifali ilaci bile yuksek dozda alirsaniz zehirlenirsiniz. Belli periyodlari vardir.
      Bu durum kadini mutlu eder mi? Genel anlamda sorarsaniz bence de etmez ama ele gune karsi bir ustunluk sembolu, bir ego tatmini, sevilip deger gordugunun makbul bulundugunun nisanesi olarak baktigi icin kadinlar bu gibi durumlara, sosyal boyutta mutlu edebilir. Ama bunlari umursamayan ve ic sesine kulak veren normal bir kadin, onunde diz coken degil de omzunda huzur buldugu bir erkegin kollarinda kendini mutlu hissedeceginin farkindadir.

  3. cihad diyor ki:

    Uğur Bey,

    Risale-i Nur’dan istifadeyle güzel bir yazı olmuş, Allah razı olsun.

  4. Zeynep diyor ki:

    Çok güzel bir yazı defalarca okudum.Hatta ilk defa gördüm sitede yazınızı önceki yazılarınızı da simdi okudum . Sürekli yazsaniz daha çok istifade etmek isteriz dusuncelerinizden.

Dünden Bugüne

Nasıl Hitap Ediyorsunuz?

Bir mikrop gibi nasıl geldi yerleşti dilimize, bilmiyorum. Çocuklara, gençlere hitaplarımız bozuldu.  Neredeyse kimse çocuğuna “Oğlum, kızım, yavrucuğum, evladım, çocuğum…” demiyor. Anne-babalar çocuklarına “anneciğim, babacığım” diyor, halalar çocuğa “halacığım” teyzeler” ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku