Yumuşak Huylu Erkeklerin Eşleri, Dikkat!

11 Aralık 2013Evlilik23 Yorum »

mehtapSon bir kaç aydır en çok hangi aile sorunuyla karşılaşıyorum biliyor musunuz? Yumuşak mizaçlı, evcimen erkeklerin eşlerinden “aniden boşamak istemesi” sorunuyla.

“Aniden” denildiğine bakmayın. Aslında hiçbir şey aniden gerçekleşmez, bunu hepimiz çeşitli tecrübelerimizle zihnimize sabitlemiş durumdayız.

Bahsi geçen sıkıntının gelişim seyrine göz atarak, olası benzerlikler hakkında siz sevgili bayan okuyucularımı uyarayım istedim. (Durumun tam tersi olup, ders çıkarması gereken erkeklerin olduğunu da unutmayalım olur mu? Başlıkta “kadın” yazdım ama aynı durumda olan erkekler de var bol miktarda. Asıl mesele anlatılanlardan doğru dersin çıkarılması. Kadın/erkek ayrımı yaparak okumayın sakın!)

Evleniyorsunuz, sonsuza dek mutlu olacağınız umuduyla. Evlilik öncesi telaş, erkek ailesiyle yaşanılan bazı anlam kargaşaları, düğünden sonra devreye giren farklı yaşam alışkanlıkları derken zaman ilerliyor. ilk dönemlerde başlayan bazı sorunların, günlük hayatınıza aktarılması, eşinizle aranızda beliren zorlukların dönüp dolaşıp onun “anababasına” bağlanması, halihazırda mevcut problem nedeniyle eşinizle tartışırken üzerine eskilerin getirilmesi…vb gibi durumlar evlilik ilişkinizin kalitesinde zedelenmeler oluşturuyor.

Danışan: Çok kötü durumdayım. N’olur, bana yardım edin.

Terapist: Elimden geleni yapmaya çalışırım. Sizi buraya getiren nedir? Nasıl yardımcı olabilirim?

Danışan: Ahh sormayın! Ben ne yaptım? İnanamıyorum, Allah’ım ben ne yaptım?

Terapist: Üzülmeyin… Toparlamanıza yardım etmeye çalışacağım.

Danışan: (Hıçkırıklar içinde) Kocam benden boşanmak istiyor. Yardım edin bana, yardım edin.

Terapist: Anlıyorum… lütfen sakin olun. Sizi üzmeyecekse, ne olduğunu anlatır mısınız?

Danışan: Tabii ki. İşte biz 15 yıllık evliyiz. Çok mutlu bir evliliğimiz vardı. Eşim çok iyi bir insandır. Sakin mizaçlıdır. Öyle kavgamız falan da yoktur. Olsa da genelde ben çıkarırım, bağırırım bağırırım, derken rahatlarım. Eşim ağzını açıp birşey söylemez. Alttan alır, gönlümü almaya çalışır. Ama işte, ben fevri biriyim. Benim huyum böyle. Sinirlendiğimde gözüm hiçbir şey görmez. Ağzıma geleni söylerim. Sonra pişman olurum tabii, o ayrı. Ama inanın içimde zerre kadar kötü niyet yok! Hırsımı alamıyorum bir türlü. İçimi boşaltınca yatışıyorum. (Ağlıyor hıçkırarak…)

Terapist: Hımm… peki sizi ağlatan nedir?

Danışan: Dün akşam eve geldi ve benimle boşanmak istediğini söyledi. Hiç beklemiyordum. Artık bana dayanamıyormuş. Bağırıp çağırmalarımdan nefret ediyormuş. Çocukları azarlamamdan, ona karşı fevri davranışlarımdan dolayı benden soğumuş. Ailesiyle görüşmüyorum eşimin. Ona bile takmış. Halbuki bana ailesine gitmem konusunda baskı yapmazdı. “Sen bilirsin, ister git ister gitme” derdi. Meğer için için üzülüyormuş onlarla görüşmeyişime. Annesi kanser ameliyatı olunca gitmemiştim. Bir geçmiş olsunu bile çok gördüğümü ve vicdansız/kinci biri olduğumu söyledi. Uzun zamandan beri bu kararı vermiş ama beni üzmeden nasıl söyleyeceğini bilemiyormuş. Kaç aydır stresten uyumuyormuş. Gerçi ben farkediyordum uyuyamadığını da işlerinden dolayıdır diye düşünüyordum. Eşim olmadan yaşayamam. Herkese ne diyeceğim ben! “Melek gibi adamı idare edemedin mi?” diyecekler. kendi ailem bile böyle düşünecek. Off… nasıl bu noktaya geldi anlayamadım ki…

“Nasıl bu noktaya geldi anlayamadım ki!” cümlesini herkes zihnine kazımalı.

– “Nasıl”: Birikimler! Söyleyip geçiyorsunuz, bağırıp içinizi boşaltıyorsunuz; ama zembereğini koparmış sözleriniz gün geliyor sizi dönüşü olmayan bir yola sokuyor. Maharet, hayatınızı paylaştığınız yol arkadaşınız nasılsa alttan alıyor, bozuntuya vermiyor diye akla her geleni lambır lumbur söylemek değil; karşınızdakinin de kalp ve ruh taşıdığını düşünerek, geçmişten getirdiğiniz ilişki celladı davranışlarınızı terbiye etmektir. “Ben böyleyim, ne yapayım” tavrıyla gerçekleştirilen kırıcı huylarınız, bardağı taşıran son damlaya ulaşacaktı bir gün elbet. Ulaşmaması garip olurdu bence. Eşyanın tabiatı böyle.

– “Bu nokta”: İlişki kalitesi düşük evliliklerde, problemli kişi, dünyayı sadece kendi etrafında döndürmeye o kadar çok alışır ki; aynı yastığa baş koyduğu eşinin milim milim kendisinden uzaklaştığını göremez bile! Bu nokta diye nitelendirilen yer aslında nokta değil, kocaman bir boşluk alanı. O kadar kocaman ki, içine çekiyor ve tüketiyor ilişkiyi.

– “Anlayamadım”: Anlayamazsınız tabii. Anlamak için bakarken görmek, duyarken işitmek, söylerken incitmemek, verirken başa kakmamak gerekir. Duygu hoyratı insanlar anlamaz zaten. Çünkü onlar sadece kendi duygularıyla ilgilenirler. Estiği anda söylemek, kızdığı anda bağırmak, öfkelendiği yerde kırıp geçirmek onların en kolay yaptığı davranıştır. Duygu hoyratı olmayan kişi düşünür. Önce düşünür, sonra davranır. Duygu hoyratı olan kişi önce davranır, sonra dönüp ne yaptığına bakar ve olumsuz sonuçları gördükten sonra düşünmeye başlar. Anlamaya başladığında ise iş işten geçmiştir.

Terapist: Sizi anlıyorum. En iyi eş, pişman olmuş eştir. Elele verirsek, eşinizin pişman olduğunuzu görmesini sağlayabiliriz. Kimi evliliklerin ilk halinden daha kaliteli yürüyebilmesi için, uçurumun kenarına gelmesi gerekiyor. Sanırım sizin evliliğiniz bunlardan birisi.

Umarım çoğunuzun evliliği bunlardan birisi değildir…

Mehtap Kayaoğlu

Haber7

Okunma Sayısı : 13.900

Yorum yapın

“Yumuşak Huylu Erkeklerin Eşleri, Dikkat!” için 23 Yorum

  1. Halil GÜLER diyor ki:

    Mehtap hanım merhaba;

    Öncelikle birkaç yazınızı okudum yazılarınız içerisinde 1 tanesinde ki kullanılan dile eleştirim olacak. Yanlış anlaşılmam umarım

    Lalegül dergisi Aralık 2015 sayısında bir yazınız var sonuna kadar okudum teşekkürler fakat başlangıçta ki yazı dili bana çok enteresan geldiği için bunu size buradan iletmek istedim

    3. paragraf
    Güler yüzlü olsun isterken somurtkan merhametli olsun isterken vicdansız …. barışçıl olsun isterken saldırgan çocuklar YETİŞTİRİYORSUNUZ

    Bizi suçlayarak paragrafa başlamışsınız.

    4. Paragraf

    Eğitim hatalarınızı ve bu çocukların huyu suyu güzel yetiştirilmesi için yapmanız gerekenleri yazdım. Demişsiniz

    buralar çok suçlayıcı olmuş. Söyleşimi okuyoruz fırçamı yiyoruz belli değil.

    Bu görüşlerimi yazınızı yerin dibine sokak için yazmıyorum sadece bana yanlış geldiği için yazdım.

    Teşekkürler

  2. Jalal Jalaly diyor ki:

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın ad ile.
    Mehtap hanım’ın yazısında örneğin aynısını yaşadım.Örnekteki Adem yine iyi dayanmış.Ben o kadar dayanamadım.Çocukta yoktu zaten bizde.Uyarılarıma ve önerilerime kulak asmayınca,boşandık gitti.İnsan 7’sinde neyse 70’inde de öyle.Hem ağzına geleni söyle hem “benim yapım bu” de oh ne ala memleket.Karşındakinin bir insan olduğunu unut.Sonra da “bunlar benim başıma niye geliyor?” de.Kendini evrenin merkezinde görmeler.Nasihatlere aldırış etmemeler.En ifrit olduğum ise
    ” Eşim olmadan yaşayamam. Herkese ne diyeceğim ben! “Melek gibi adamı idare edemedin mi?” diyecekler.”

    “Eşim olmadan yaşayamam” ifadesi koca bir yalan.Sonraki cümle herşeyi açıklıyor.”El aleme ne diyeceğim ben”.

    Son pişmanlık fayda vermiyor.

    Allah hayırlısını nasip etsin cümlemize.

  3. ayşe diyor ki:

    Yumuşak huylu sessiz eşe dikkat. Ne kadar doğru.
    Biraz geç bir evlilik yaptım. Hep mutsuz olmaktan ve boşanmaktan korkuyordum. Ama kaderinde varsa kaçış yok.

    Neyse 8 yıl önce evlenmiş boşanmış biriydi sorun yapmadım.Sonuçta evlendik.
    Allah a bir yandan dua etmeye devam ederken(eşimle arama muhabbet koy birbirimizi sevdir hayırlı eyle diye. şeytana uydurma diye.)
    2-3 ay sonra evinin ve arabasının kardeşinin üzerine olduğunu öğrendim. sebebini sordum “bir ara üzerime aldırırım” dedi geçiştirdi. Anlam veremedim. Boşanırım da eşim evimden hak iddia eder diye yaptığını düşündüm. Ama zaten evlenmeden alınan maldı.Bana zaten düşmezdi. Neyse üzerinde durmadım.Açıkçası pek önemsemedim. Ben çalışan, istesem evde de alabilecek biriyim.Nitekim malı içinde evlenmedim kendisiyle. Ama benim için mutlu olmak ve mutlu etmekti önceliğim safff saffff.

    İyi davranıyordu bana. Çiçekler alıyor,pikniklere götürüyor….vs. vs.Oldukça kibar ,hatta iyi ki onunla evlenmişim bile demeye başlamıştım. Hiç tartışmamız olmadı diyebilirim.Çünkü ben de şımarık, her şeyden sorun çıkaran bir insan değilim.Artık benim eşimdi. aileydik biz.
    6-7 ay sonra hamile kaldım. Allah ım inanamadım. Havalara uçtum. Ben bu yaştan sonra ancak tedaviyle falan belki hamile kalabilirim diyordum.3 ay karnımı sevdim.Ağır kaldırmadım.yükseklere uzanmadım.Aman düşmesin diye.
    3ayın sonunda kontrole gittim bebekte çok önemli sorun çıktı.Bebek balon gibi su toplamıştı. Hayatın tehlikeye girebilir zaten 4 aylık olmaz dediler. alınması gerekiyor dendi.dna testlerinden sonra kesinleşti.

    Gelelim eşim denecek adama. Ben o durumlardayken .Ki anne olmayı beklerken hayaller kurarken adam başını uzatıp geçmiş olsun demedi.Ağzını bıçak açmadı. Beni tek başıma bıraktı acılarımla. Günlerce kendi kendime ağladım o diğer odada ben hasta yatağımda.Hastaneye gideceğimizin gecesinde sabaha kadar uyuyamadım ağladım. Horul horul uyudu.Gelipte bana uzaktanda olsa ağlama demedi..Ben şimdi bile çektiğim o acıları ve o adamın merhametsizliğini unutamıyorum.

    Benim eşim başımı omzuna koyup beni teselli etmeyecekse,yalan da olsa sen daha önemlisin demeyecekse ,sağlığın önemli demezse,zor anımda yanımda olmayacaksa,vefa yoksa fedakarlık yoksa ben neden evlendimmmmmm.
    Sordum ama kendisi de şok olmuş ,üzülmüş vs yapısı böyleymiş.. Gerçek ise sevgisizlik…
    2 ay sonra ben biraz kendime gelmişken bu ev meselesi yine gündeme geldi. ” Bana doğrusunu söylemek gerekirse ,senden önce ölürsem evim sana kalsın istemiyorum, ama bebek olsaydı iş değişecekti. “dedi. Ve neden kardeşinin üzerine yaptırdığını o zaman anladım. Evet bunu benim yüzüme söyledi. Boşanmayı değil adam ben önce ölürsem malım buna kalmasın derdindeymiş.Meğer ben damızlık olarak alınmışım.Anne olmayı çok istediğim halde ve bu kadar çok yaklaşmışken yaşadığım travmadan sonra duyduğum bu sözler.
    Ne yapacağımı bilemedim. Ben senin evin için evlenmedim. Ortak bir ev alalım sonuçta ben para kazanıyorum dedim. Bu yaştan sonra borç ödeyemem dedi .Ben kendime 1 oda alayım madem dedim. Alırsan kendin tek başına gider oturursun dedi.

    Tartışmanın sonunda “senin niyetin iyi değil, güvenimi sarstın ben sana nasıl güveneceğim maaş kartımı bana ver “dedim.Aldım. Bana” kartını almanı hazmedemem bitiririm bu evliliği “dedi.Bu yüzden bitireceksen bitir dedim. O zaman bitirmedi.
    Halim selim ,kibar ,efendi adamcağız ne yapsın.

    ikinci kere tekrar hamile kaldım. ve yine aynı rahatsızlık aynı son.Genetik test yaptırdık ama ne onda ne bende bir sorun çıkmadı doktorlar sadece tesadüf dedi.

    Kendinden farklı bir davranış beklemiyordum zaten. Hiç konuşulmadı mesele. Sanki inek doğum yaptı yine. Hastaneden arabayla getirildim eve bırakıldım. Bir ihtiyaç var mı dendi. ve işine gitti.
    6-7 ay geçti. Yine bunları içime atmak zorunda kaldım. Gayet normal ve kibar davranıyor. Eve gelirken bana tatlı getiriyor, çikolata getiriyor. Seni gezdireyim sıkılmışsındır diyor. Hafta sonları pikniğe yada sinemaya gitmek için beni zorluyor.

    Ve birgün sabah kalktık. Güle oynaya kahvaltımızı yaptık. Beni işime o bıraktı şakalar espriler…mutlu bir şekilde .
    eve geldikten sonra yakın bulduğu bir akrabama gitmiş artık dayanamıyorum ben boşanacağım.O sana emanet, söyle hakkını helal etsin.Çocuğumuz olmadı . Ondan olmadı demiş biraz kıyafet almış kardeşinin evine gitmiş.

    Düşünsenize ben de eve gidince dolmanın yanına bir de çorba yaparım diye adamın ne yiyeceğini düşünüyorum. Bana bir şey demedi. Söylemedi. Düşüncelerini kamufle etti. Hiç bir şey belli etmedi.Bana da eşyalarımı alıp evinin anahtarını kapının altından atmak oldu.
    Bu kadar kolay evlenmek ve boşanmak. Canın ister evlenirsin,canın ister boşanırsın.

    Bunu sadece erkekler yada kadınlar için söylemiyorum. Her iki taraftan da var böyle insanlar. Allah onlarla karşılaştırmasın.
    Birinin sessiz sakin olması her zaman iyi insan olduğunu göstermezmiş demek ki. İçinin kötülüğü dışarıdan belli olmasın diye böyle davrananlar da varmış.

    Ama hayatta hiç bir şey bu kadar beddua almaya değmez.

  4. seda diyor ki:

    Yazinin kadin erkek yer degistirmis sekli bizim evde yasanir. Kocam bana geceyarisi bile olsa avazi ciktigi kadar bagirir, hic ses etmem cunku sesim cikarsa dövebilir. Belki ben de birgün aniden gidebilirim, cünkü ömrümün sonuna kadar bu hakaretleri görerek yasamak istemiyorum.

  5. Ubeydullah diyor ki:

    sayın yazar tabiki insan doğduğu andan itibaren sürekli birseyler öğreniyor,öğretiyor,etkiliyor,etkileniyor ve bazende bazı olayları çözemediğği zaman içine atıyor ve en sonunda bu biriken acılar,beklentiler,öfkeler patlak vermeye başlıyor.Bunun içinde olayları yaşadığımız anda çözmeye başlamalıyız,sabırlı,müsamahalı olmalıyız hiçbir insan aynı değildir ve olmak zorundada değildir belki biraz konunun dışına çıktımsada insanı tanımlamadan evliliği anlamak kolay olmaz herhalde kadın duygusaldır erkek akılcıdır ama tabiki bu demek değildirki anlaşamazlar.evliliğin birarada yürümesiiçin sevginin yanında paylaşmada hayati derecede önem taşır.

  6. yunus diyor ki:

    Sanki kendimi okudum ama bizimki daha 5 yıl oldu 15 dayanabilirmiyim bilemiyorum…

  7. Züleyha Özbay Bgiç. diyor ki:

    Duygu hoyratı insanlar anlamaz zaten. Çünkü onlar sadece kendi duygularıyla ilgilenirler. Estiği anda söylemek, kızdığı anda bağırmak, öfkelendiği yerde kırıp geçirmek onların en kolay yaptığı davranıştır. Duygu hoyratı olmayan kişi düşünür. Önce düşünür, sonra davranır. Duygu hoyratı olan kişi önce davranır, sonra dönüp ne yaptığına bakar ve olumsuz sonuçları gördükten sonra düşünmeye başlar. Anlamaya başladığında ise iş işten geçmiştir.

    _Duygu hoyratı kişilerden olmamamız tememnnisiyle..

  8. Ayşegül diyor ki:

    Zulmü Alkışlayamam

    Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
    Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! …
    -Boğamazsın ki!
    -Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
    Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
    Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
    Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
    Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
    Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…
    İrticanın şu sizin lehçede ma’nası bu mu?

    Mehmet Akif Ersoy

  9. ayşe diyor ki:

    Yazınızı çok beğendim ama galiba bizim evliliğimiz o evliliklerden,yazınızı okuduğum akşam böyle bir hata yaptım.
    Sinirlenince çok dengesiz davranıyorum ve yaptıklarımı hatırlamıyorum.Ama çok üzüldüm bu kadar üzüldüğümü hiç hatırlamıyorum.Üzülmenin faydası çok dil zehir ve balı beraber içerir.Hangisini istersen onu salarsın. bunları öğrendim .Sinirime hakim olmak için ne yapmalıyım yardımcı olursanız sevinirim.:(

  10. Cevdet diyor ki:

    Tarif ettiğiniz hasta tipi borderline kişilik bozukluğu. Tedavisi, düzelmesi mümkün değil. Çöp kovası olarak kullandığı adamcağız bence kendine başka bir border bulmuş :)

  11. Gulpembe diyor ki:

    Evrensel insan haklari beyannamesi ve de yuce dinimiz islama gore, her insan ” onurlu yasama” hakkina sahiptir. Asagilama ve hakaretler kadin/ erkek kimsenin layigi degildir. ne zulm etmek ne de zulme riza helal degildir. Islamda “sabir” vardir AMA “icine atmak” yoktur. Icine atan kimse yazida oldugu gibi ya kendini ya kardisindakini bitirir.
    Sabirli insan ise ” kotulugu en guzel sekilde savar”; nasihat eder, duygusal yaptirimlarda bulunur ,kesinlikle son raddeye kadar beklemez.
    Zaten hicbir kadin istedigi zaman ona sesini yukseltebilecegi bir erkekle mutlu olamaz. Anlik sinirlenme, gelip/ gecici fevrilikler tolere edilebilse de aliskanlik haline donusmemesine dikkat etmeli ve sesini yukseltene dikkat ettirilmeli.

    • Yasin diyor ki:

      Kadınlara getirilen ayrıcalıklarla, Erkeklerin Onurlu Yaşama hakları maalesef ellerinden alınmıştır.
      Bir erkek şayet karısının hakaretlerine aynı şekilde cevap verecek olursa kadının kendisini çektiği tuzağa düşüyor demektir. Erkeklerin laf dalaşında kadınların ellerine su dökemeyeceğini ve mantık dairesinde yapacakları hitapların da karşılık bulmasının güç olduğunu, site müdavimleri sanırım öğrenmiştir.

      Bu durumdaki bir erkek çocuklarının geleceği için ya ‘Sabır Taşı’yla yarışacak veya Karısı onu şikayet etmeden önce kendisi gidip karısını şikayet edecek.
      “Onurlu yaşama uğruna” karısını şikayet etmeye karar veren bir erkek karakola gidip ne diyecek?
      Emin olun ki bir erkek bu duruma düşmektense ölmeyi yeğler. Tüm ifsad çabalarına rağmen; toplumda hala eski aile yapısının baskın olması sebebiyle erkek kimseye dert anlatamaz. Herkes anlatılanları kendi aile yapısıyla yaşadıklarıyla ölçer. “Ben de sorunlar yaşadım şöyle atlattım”, “bir müddet ailesiyle görüştürmedim düzeldi”, “Bir kadına laf geçiremedin mi”, “iki tokat sallayamadın mı?”, “Bizim evde karım benden izinsiz balkona bile çıkamaz” vs, vs…
      Herşeye rağmen erkek karısını şikayet etti diyelim, yaşananları bilmeyen çocuklar ilerde ne düşünecek?
      “babam annemi şikayet edince annem evden uzaklaştırma cezası aldı…”

      Siz de biliyorsunuz ki; kanunen “Küçük Çocuklar haklı haksız bakılmaksızın anneye veriliyor.”
      Bu durumdaki bir baba, doğru dürüst bir etiği olmayan anneye mi çocukları teslim edecek?

      Hiç bir şey ütopyanızdaki gibi değil.
      Bu durumdaki erkekler daha sayabileceğim bir sürü sebepten dolayı ses çıkarmaz içlerine atarlar.

      Kur-an’da ayetler açıktır, evin reisi olarak Erkek tayin edildiği halde son çıkarılan kanunlarla bu yetki fiili olarak kadınların eline geçmiştir. Hızla artan huzursuzlukların ve boşanmaların sebebi bu kanunlardır. Maalesef Kadınlar erkekler kadar tahammüllü değil.

      Avukatlar anlaşmalı boşanmalar dışında erkeklerin avukatlığını yapma konusunda pek istekli değiller… Neden?
      Biliyorlar ki; eşitlik söylemi falan hikaye, bu durumları yaşayan herkes bilir ki; Yasalar karşısında erkek her durumda ezilir. Haklı olduğunu ispat etse bile ezilir.

      Çoğu Kadın’ın mutsuzluğunun nedeni maalesef kendileridir. Erkek bağırsa da sussa da, o mutsuz kadın yine mutsuzdur.

      • Gulpembe diyor ki:

        Soylemek istediginizi anladim sanirim. Fakat dikkat ederseniz sizin kurgu yada hikayenizdeki kadinlar hep ” artniyetli”.
        Evliligini devam ettirmek isteyen , esini seven ona bagli, sorumluluk sahibi kadinlar da var. bosanma sonrasi avantajlardan yararlanmak icin yuvasini yok yere yikmak istemek,fazladan kafasina 3.kulak diktirmeye benzer. Butun kadinlar mi hafif akilli, sorumsuz, paragoz ve kinci? Bunu soylemek gunahtir. Zaten Boyle demiyorsunuzdur. Ben bu kadar karamsar olmayin derim…

        • Necmettin diyor ki:

          O zaman neden kadınlar:

          – rekor kıran yılda 120’000 boşanma davalar coğunlukla onların tarafından geliyor
          – eline beş kuruş calışıp para gecince hemen asileşip kocasına hükmetmeye calışıp aşağılıyor
          – boşanmadan sonra hem nafaka kapıp kocasını süründürüyor hem evlatlarından kin alırca ayırıyor
          – sevgilisinle birleşip kocasını öldürüyor
          – evde bebeğini bırakıp tatile gidiyor
          vs.
          Feminizmin sert estiği bu cağda kadın masumiyetini coktan kaybetti!

        • Yasin diyor ki:

          “Kurgu yada hikayenizdeki kadinlar hep artniyetli”

          Yeni yasaların doğurduğu sonuçları anlatırken bu şekilde bir görüntü oluşuyor. Bu görüntü, Kötü Yasaların sonucudur. Aynı görüntü başka çarpıklıkları anlatırken de yaşanabilir. Kadınların tümünün art niyetli olduğunu düşünmüyorum. Sanırım sitenin ilk talebelerinden ve yorumcularındanım, yaklaşık iki yıldır yaptığım yorumlarda asla tüm kadınları kapsayacak şekilde toptancı bir suçlamada bulunmadım. Elbette saliha kadınlar da var. Tüm ifsad çabalarına rağmen ailenin çökmemesi bu erdemli kadınların çabası sayesindedir. Nitekim; bu sitenin kurucuları ve yönetimi kadın değil mi? Bu sebeple kendilerine teşekkür ediyorum, hepsine duacıyım.

          Kadın veya Erkek insanların çoğunluğunun kötü olduğunu düşünmüyorum. Yasalar kötülüğü kolaylaştırdığı için kötülüğün arttığını söylüyorum. Şu anda; kadınların kötülük yapması kolaylaştırıldığından dolayı art niyetli kadınların sayısı ve kötülükleri artıyor. Ortada yaşadığım(ız) somut olaylar var.

          Dediğiniz gibi, “bosanma sonrasi avantajlardan yararlanmak icin” şikayet edenler dışında, bir de; Evliliğini devam ettirmek istediği halde; sırf kocasını hizaya çekmek, yola getirmek, haddini bildrimek, intikam almak, istediğini elde etmek vs.. için kocasına karşı boşanmayı hatta öz çocuğunu koz olarak kullanan kadınlar da var.

          Karamsarlığım insanlarımızın Ferasetsizliğindendir.
          Çoğunluğu (zahiren) Müslüman olduğu halde, nasıl olur da o Amazon yasalar destek bulabildi? Bunu anlayamıyorum ve kabullenemiyorum.

          • seda diyor ki:

            Yeni kanunlar siddet gösteren kocaları baglar. Normal insanlar niye bundan etkilensin. Adam öldürenlere , hirsizlara, sapiklara karsi da bir suru yaptirim var bunlardan neden rahatsiz olmuyorsunuz. Gerci katillerin cezasinin hafifletilmesini isteyen humanist insanlarin oldugu bir dunyada yasiyoruz. Kanunlar bir insani niye rahatsiz ederki eger suclu degilse

          • Yasin diyor ki:

            seda hanım,

            “Kanunlar, şiddet gösteren kocaları bağlıyor” demişsiniz öyleyse neden şiddete meyilli erkeklerin eşleri kocalarından şiddet görmeye devam ediyor? Çünkü; gerçekten mağduriyet yaşayan bir kadın, karakola gidip kocasını şikayet etmeye cesaret bile edemez. Olan daima masumlara oluyor. Yeni yasalar, mağdur kadınlardan ziyade art niyetli kadınların elini güçlendirdi.

            “Normal insanlar niye bundan etkilensin.”
            Normal insanlar bu kanunlardan etkileniyor, çünkü “delil ve belge aramaksızın” yapılan her şikayet araştırılmadan doğru kabul ediliyor. Haksızlıklar ve çarpıklıklar da bundan doğuyor.

            Her saliha kadının eşinin salih olmadığı gibi, salih erkeğin eşi de saliha olmayabiliyor. Ne kadınları tümü melek, ne de erkeklerin tümü şeytandır. Her cinsin iyisi kötüsü vardır.

            Saliha bir kadının kıymetini bilmeyerek zulmeden erkeği peşinen haklı görmek nasıl bir zulüm ise aynı şekilde zulmeden kadını da peşinen haklı görmek de zulümdür. Elbette ki; her cürmün bir bedeli olmalı ama kimseye DELİLSİZ ZULMEDİLMEMELİ!

            Kocasına istediğini yaptırmak, gözdağı vermek, kendince yola getirmek maksadıyla mevcut yasalar olabildiğince istismar edilmektedir. Durumun ne kadar vahim olduğunu işin içinde olmayanlar, yaşamayanlar hayal bile edemez.

            “adam öldürenlere , hirsizlara, sapiklara karsi da bir suru yaptirim var bunlardan neden rahatsiz olmuyorsunuz.”
            Çünkü; Katillerin, Hırsızların ve sapıkların yaptıklarını ispat etmek zorundasınız ama bir kadın kocasını şikayet ettiğinde ispat yükümlülüğü yok. Oysa; hukukta temel kural “Masumiyettir”. Hukukun bu temel kuralı kadın kocasını şikayet ettiğinde geçersiz kalıyor. İsyan ettiğimiz nokta işte bu.

            Yazılacak çok şey var uzadıkça uzar. :(

  12. Yasin diyor ki:

    Evlilikleri diğer ilişkilerden farklı kılan çeşitli olgular vardır. Yuvasına karşı sorumluluk taşıyan genelde daha toleranslı davranır. Özellikle çocuklarının geleceği uğruna; kendi hayatından ve mutluluğundan dahi vazgeçen birini, alttan aldığı için “Yetersiz ve Zayıf kişilikli” olmakla itham etmek doğru bir tutum değildir.

    Günümüz koşullarında (özellikle 6284 sayılı yasanın kabulü sonrası) erkeklerin, hakaret ve haksızlıklara karşı daha sabırlı davranmaları eşlerinde düzelme olmayacağına kani olduktan sonra direkt boşanma davasına başvurması kendileri açısından en makul çözümdür. Hakarete herhangi bir şekilde kaşılık vermek, haklı bile olsa erkeği haksız konuma düşürür. 6284 sayılı yasaya göre “Delil Belge Aranmaksızın” kadının beyanı tartışmasız Doğru kabul edilerek aleyhinize delil kaydedilecektir. Sonraki günlerde açılacak bir boşanma davasında bu delil aleyhinizde kullanılacaktır.

    Hakaretlere aşağılamalara hiç cevap vermeyin, öyle bir eşiniz varsa bırakın içini boşaltsın. Bu hali süreklilik arz ediyorsa ve dayanılmaz bir noktaya varmışsa, o zaman direkt boşanma davanızı açın. Eşiniz gerçekten pişmansa davanızı geri çekersiniz. Şayet boşanır veya ayrılırsanız; eşinizle hiç bir şekilde “Direkt Bağlantıya” geçmeyin, başbaşa konuşmayın yanınızda mutlaka şahitler bulundurun, yoksa iftiraya kurban gidebilirsiniz. “Hakaret etti, Korkuttu, Tehdit etti” dediği anda işiniz biter.

  13. Sedat diyor ki:

    Erkekler içlidir. Yuvam yıkılmasın diye sineye çeker. Kadın da kocam tolere ediyor zaten deyip devam ettiğinde filim kopma noktasına geliyor.

    • seda diyor ki:

      Her erkek icin gecerli degil bence genelleme yapmak dogru degil. O içli erkekler nerde söyleyin benim çevremde hep psikopat olanlarindan var

  14. Gulpembe diyor ki:

    Yazarin yumusak huylu erkek tanimina katilmuyorum. Istedigin hakareti yap, saygisiz ol, bagir-cagir, bildigini oku …buna da ses cikarmayan insana yumusak huylu denmez,kendini ifade de yetersizlik ve zayif kisilik gosterme denir. Yazidaki adam da yumusak huylu degil, zayif kisilik sergilemis birdir.
    Cok sevdigim dizelerdir.” Yumusak huyluluk, hatalari tolere edebilen, uzlasmaci, uyumlu ama prensip sahibi, saygi goren ve gosteren insanlardir.
    yumuşak başliysam kim demiş uysal koyunum kesmeye gelir ancak çekmeye gelmez boynum”

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. “  ( T. Carlye)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku