Zeka, Akıl ve Mutluluk Bağlantısı

19 Ağustos 2015Evlilik Okulu, Sema Maraşlı37 Yorum »

7_bDoktor genç kız, doktor nişanlısından ayrılma sebebini şöyle anlattı: “Beni doktor olduğum için tercih etti; fakat benden beklentisi hem mesleğimi yapıp hem de bir ev hanımı gibi olmamdı. Bana hiç bir zaman evimize bir yardımcı almayacağımızı çünkü annesinin bugüne kadar evlerine hiç yardımcı almadığını bütün işi annesinin yaptığını kendisinin de eve yardımcı alırsa bunun annesini inciteceğini söylemiş. Annesi her sabah kapıda oğlunun ayakkabılarını çevirir ve onu dua ile uğurlarmış, eşinden de böyle hizmet beklermiş.”

Genç kız da bütün bu beklentileri karşılayamayacağını anlayınca ayrılmış.

Doktor beyin hanımı da kendi ile aynı mesleği yapacak fakat akşam eve gelince o yorgunum diye ayağını uzatıp yatacak karısı da; yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, temizlik gibi evin bütün ihtiyaçlarını yapacak ve ayrıca bütün akşam onun etrafında pervane olacak.

Şimdi bu doktor bey, tıp fakültesini başarılı bir şekilde bitirdiğine göre zekasından bir şüphemiz yok fakat belli ki aklı yeterince gelişmemiş. Ev hanımı annenle, akşama kadar dışarıda çalışan bir kadını nasıl kıyaslayabilirsin! İnsan hiç düşünmez mi bu kadın robot mu, akşama kadar dışarıda çalışacak fakat evde de bir ev hanımı gibi her şeye yetişip hiç bir işi aksatmayacak. Git fabrikaya robot siparişi ver! Ev işlerinde düzen istiyorsan bir ev hanımı ile evlen. İnsan bu kadar aklını kullanabilmeli.

Çalışan hanım istiyorsan da ihtiyaç olduğunda yardımcı tutacaksın, yardım edeceksin ve aksayan işleri görmezden geleceksin. Nasıl onun kazancı evin geçimine destek oluyorsa sen de onun işlerine destek olacaksın.

Maalesef ki çok zeki insanlar çok da akıllı olmayabiliyorlar. Akıl düşünme kabiliyetidir. Çocukken düşünme yeteneği geliştirilmeyen kişiler, aklını yeterince kullanmayı öğrenemiyorlar. Doğruyu ve yanlışı ayırt etmek, insanları ve olayları değerlendirip analiz etmek ve ona göre davranabilmek ancak akıl ile mümkündür.

Mesela; akıllı insan kıyas yapmaz.  Her durumu kendi gerçekliği içinde değerlendirir. Baştaki misalden hareketle, çalışan hanımı, ev hanımı ile kıyaslamak yanlış; fakat çalışan hanımla kıyaslamak da yanlış. Hem çalışıp hem de bir ev hanımı gibi her işini yapan hanımlar da var. Onlara bakıp “benim hanım da yapsın” demek çok mantıksız. Zira herkesin taşıyabileceği yük farklıdır. Bekarken ev işi yapmaya alışmış bir hanım, bütün işlerin rahatça üstesinden gelebilecekken, sadece ders çalışmış ya da ailesinin maddi imkanı iyi olduğu için evlerine sürekli yardımcı almaya alışmış birinin ev işlerinde zorlanmamasını beklemek ahmaklık olur.

Yüksek zeka, kişinin mutluluğunun önünde en büyük engel olabiliyor. Kişi zekayı ve başarıyı kendinden bilirse, Allah’ın ikramı olduğunu gözden kaçırırsa kibre düşer. Kibir ise aklın önünde en büyük engeldir. Kişi kibirlendiğinde doğru düşünme yeteneğini kaybeder.

Muhammed İbni Hüseyin: “Az ya da çok insanın kalbine kibir girdiğinde o miktar da aklından noksanlaşır.” demiş.
Kibir, kişiyi bencilleştirir; bencillik de zalimleştirir. Kendini çok değerli gören, başkalarını değersiz görmeye başlar, bu da adalet terazisini bozar.

Hz. Peygamber: “Bir kimse kibirlene kibirlene sonunda zâlimler gürûhuna kaydedilir. Böylece zalimlere verilen ceza ona da verilir.” buyuruyor. Rabbim korusun.

Maalesef günümüz eğitim sistemi zekayı putlaştırıyor. Okulda başarı tamamen not odaklı. Ne kadar bilirsen, ne kadar çok test çözersen, ne kadar başkalarını geride bırakırsan o kadar başarılı sayılıyorsun. Çocukların gençlerin düşünme yetenekleri hiç geliştirilmiyor.  Okul başarısı düşük olan kendini aptal sanıyor; çünkü öyle zannettiriliyor. Oysa öğrencinin zihin başarısı düşük olabilir; fakat merhametli, insanlığı yüksek, akıllı biri olabilir.

Zekaya tapan bir sistemde, kibri köpürtülen ve bireysellik gazı ile benliği putlaştırılan insanların evlilik gibi bencillikten arınarak yürütülebilecek bir sistemi başarı ile götürmelerini beklemek zaten safdillik olur.

Ki dini eğitimler bile, maalesef sadece zihin odaklı ve ezber üzerine. Aklı geliştirme üzerine bir eğitim yok, bilgi yükü var. Bir Kur’an Kursu hocası hanım ile kocası, boşanma aşamasında bana danışmışlardı. Kocanın dini eğitimi yoktu, sadece ibadetlerini yapacak kadar dini bilgi sahibi idi. Erkek aralarındaki problemi şöyle özetlemişti: “Beni cahilsin diye hor görüyor, kendi ilim sahibi olduğunu söylüyor da şeytan da ilim sahibi idi fakat ona bir faydası olmamıştı.” Erkek karısından daha az bilgi sahibi olmasına rağmen, aklını karısından daha iyi kullanıyordu. Ayrıca adam onu ilim sahibiyim diye kandırmamıştı. Her ne olursa olsun evlilik öncesi kabul ettiğin şeyi, sonradan başa kakmak çok ayıp zaten.

Evlilikte mutluluk için, yüksek zekaya değil (normal hayatını sürdürecek kadar zeka yeterlidir)  akla ihtiyaç vardır. Kendi hatalarını görmek, eşini tanımak, onun istek ve beklentilerini göz önünde tutmak, değer verdiğini göstermek, yaşanan tatsızlıklar üzerine düşünüp analiz yapıp kim neye çok sinirlendi bunun sebebini bulup aynı hataları yenilememek, hataları telefi etmeye çalışmak, eşini mutlu edecek şeyleri düşünüp yapmak…

Evlilik hayatında zeka ve tahsil eşe bir övünç sebebi olmamalı. Bir hanım “Eşim bana sürekli “Ben Boğaziçi Üniversitesini bitirdim’ deyip hava atmaya çalışıyor, bu beni çok sinirlendiriyor.” demişti. Kocasının hangi üniversiteyi bitirdiği değil, ne kadar iyi koca olduğu önemli kadın için.

Karı-kocanın zeka, bilgi ya da tahsil yarıştırması evlilik hayatını ciddi olarak zedeliyor. Evlilik bir yarışa, birbirini susturma ve kazanma savaşına dönüyor. Bilgi arttıkça geçinmek zorlaşıyor. Bakıyorsan yüksek tahsil yapmamış olanlar, birbiri ile daha iyi geçiniyor.

Okunma Sayısı : 16.295

Yorum yapın

“Zeka, Akıl ve Mutluluk Bağlantısı” için 37 Yorum

  1. ebru diyor ki:

    ——————————————————————————–
    BUDA BENIM BAKIS ACIM SEMA HANIM :)
    Bizim yasamaya dair bazi kurallarimiz var hepsi birden buna biz ‘’insanlik’’ diyoruz hani
    Ben artik ilk okul ve universite mezunu birinini ayiramiyorum sahsen..biri okadar kibar hosgorulu yardimseverken edep sahibiyken bir okadarida tam tersi cahil ne yaptigini bilmyen hosgorusuz yerine tepkisiz bi nesil urettik…maddeyi on plana koyduk dersenelere paralar dokuldu okulun degeri bicildi oysa bi egitimin degeri bicilmemeliydi egitimin sokaktan ,aileden, is kulturunden ,anneneden ,kitaptan ve her yerden alinmaliydi bir butun olarak… suan mezun olan sadece meslek sahibi oldu..kulturlu kibar toleransli, annenesine bagli , dinini bilen bireyler beklerdik olmadi olamadi..genel itibariylede toplum bu sekilde ilerliyor sanki bi
    bi catirdama var oysa onceden dayanisma vardi….kisaca insanlari birbirine kenetleyen yurekler vardi.degisen neydi ?degismemeliymiydi? kaybedelen insanlik ve ogrenilcek cok seyin oldugu gercegiydi ve yine tekrar ediyorum insan doktor , muhendis olabiliyordu ama ah o zor olan ‘’insanlik’’ yine olamiyordu e. acar

  2. Uğur Dinç diyor ki:

    Yazınız hakkında iki üç kelam edecek olursam, hemfikirim ki buradaki erkek aşırı beklentiler içine girmiş. Ancak burada beklemesi gereken neydi? Çalışan kadın alıp yemeği kendisi yapmak veya yarısını kendisi yapmak mı yoksa çalışmayan veya yarı zamanlı çalışan biriyle evlenmek mi? Kadın evde yemeği nasıl yapsın diyorsunuz, peki adam nasıl yapsın? Onun için daha zor. Böyle bir erkeğin yapması gereken, para göz olmayıp kanaatkâr bir hanım kız almaktır.

    Lakin öyle hanım kızı ben şahsen bulamadım. Kendilerine çok mütevazı davrandığım ve asla tahsilimin yüksekliğinden bahsetmediğim kızlar bana kibirli davrandılar ve saçma sapan taleblerle geldiler. Onların korkunç kibrinden anladım ki kızların kafasında şu düşünce var ki mesela Anadolu’daki bir üniversiteden mezun olan kız, Boğaziçi’nden mezun erkekten sekiz gömlek üstündür, çünkü erkek tahsilce kızdan en az sekiz kat yukarıda olmalıdır ki bir insan olarak değer bakımından kıza eşitlenebilsin.

    Artık ben de liseli birini arıyorum. Bekar kalsınlar üniversiteli kibirli başörtülülüler, bekar kalsınlar üniversiteli kibirli başörtülüler ve tekrar bekar kalsınlar.

    • Uğur Dinç diyor ki:

      Yukarıda “liseli biri” derken “lise mezunu” demek istedim. Aman yanlış anlaşılıp da haksız ithamlara maruz kalmayayım. Malum, zemane kızları ve kadınları için erkekleri suçlama yönündeki her fırsat altındır ve tepe tepe kullanılır. Sonra da erkekler “sorunlu” olur.

    • ceylan diyor ki:

      Zamanımızın kibirli kızlarından değilimdir inşallah :)
      Şunu söylemek isterim: Kişisel olgunluğa ermemiş, tahsilini kibirine sebep yapan kızlar var ama tahsilsiz kızlardan da kibirlisi çok. Alt komşum mesela. Hep çalışmayı istediği için evde oturmak istemediği için huzuru yok. Tahsilli ve çalışan kadınlara karşı nefret duyuyor. Kompleks yapıyor.
      Bir akrabamın eşi. Üniversite mezunu, atanamadı, çocuğu oldu, daha çalışacağım diye dertleniyor, eşine dünyayı dar ediyor çocuğa baksın da kendi sınava hazırlansın diye.
      Bir akrabam babası kendisini okutmadı diye ah eder yıllardır. Çalışmak kadın fıtratına aykırı, kadını çok yoran bir şey dediğim zaman ‘okudun ve çalışıyorsun beni anlayamazsın’ der, tersler beni.
      Yine bir akrabam, eşinin mesleğinden dolayı farklı farklı şehirlerde yaşıyor, çocuklarını büyütüyor, ama bitmek bilmeyen memnuniyetsizliği yüzünden eşini sıkıntıya boğuyor. Bu sene hazır yemek satan bir kafede çalışmaya başladı. Saçını renk renk boyatıp facede fotoğraflar paylaşıp sık sık ağlama krizlerine giren bir kadın…
      Tahsilli olup kibirli olanlar daha fena. Bir iş arkadaşım var, herkese tepeden bakan. Yanında kendini böcek gibi küçücük hissedersin :) Her konuda o haklıdır. Tek doğru da onun savunduğudur. Ama nedense bayanlar değil erkekler daha içli dışlıdır onunla. Kibrine rağmen nasıl muhatap olabiliyorlar şaşırıyorum.
      Başörtülü bir iş arkadaşım da var ki, çalışırken etrafına emirler yağdırır, kendi sorumluluklarının hepsini yerine getirmez ama sürekli milleti eleştirir. 30 küsür yaşına rağmen anne babasının nazlı kızıdır ve ailesi onun evi yönetmesine ses çıkarmazlar. Kaprisi derdi bitmez. Kendi başına gelmeden hiç bir konuda duyarlı ve anlayışlı davranamaz. Birşeyi anlayabilmesi için illa kendi yaşaması gerekiyor.
      Bu devirde evlenecek erkeklere üzülüyorum ama daha çok da kızıyorum. Ne diye örtüsüne, gülüşüne bakıp gönül veriyorsunuz ki…

      • .:. diyor ki:

        Mahallemizde bir kardesimiz var, Asgari ucretin biraz uzerlerinde geliri var. Karısı ev hanımı, iki cocukları var. Namazında niyazında, herkesin yardımına kosar, Herkes de onları cok sever belki dertleri vardır ama biz gordugumuzde hep mutludur.

        zamanın cogunda birseyler yapar. bizler oyle goruruz..

        Benim gozlemledigim birsey var. Toplu tasima araclarinda, parklarda, kafelerde, hatta sokaklarda tururken bile herkez androidlerle ilgileniyor. Renkli fasulyeleri bir araya getiriyorlar 3 renk bir araya gelince patliyor aşağıya kayiyor. Dort tane olunca simsekler cakiyor. Altin renkliler bir araya geldiğinde havaii fisekler patliyor. Ozellikle bayanlar, erkek, yaşlı, genç trans halindeler, hepsi hipnoz olmuşlar. bazıları sesini açıyor. Corkkkk cerkkk, pling, plongh.. fiyurjthhh ling, ling ling, tılı lı lı lı lı lı did.

        Corkkkk = yukarıdan birlesen fasulyeler.
        cerkkk = yanlardan birlesen fasulyeler.
        pling = yukarıdan kayan fasulyeler.
        plongh = kayan fasulyelerin yerine yerleşenler.
        fiyurtjthhh ling = birden fazla patlayan fasulyeler. ve yerleşme baslangici
        ling ling = toplu puanlar.
        tılı lı lı lı lı lı = bunaratör ve ekstra puanlar.
        did = bir sonraki oyun.

        .:))))

        Tabi bu kişiler bütün vakitlerini bu aletlere çaldırıyorlar. Geriye zaman kalmayınca, eksik zamana güzellikleri sığdıramıyorlar. Şahsen ACIYORUM yazık.

        hele bayan ise eve geldiğnde, yemek hazırlamak yerine hazır yemek sorguluyor. Çamaşır yetişmiyor, çocuklarla ilgilenilemiyor. evde veya özel zamanlara harcanacak çok şey kayboluyor. Aslında düşününce Bir yandan birçok kolaylık ve güzelliklere sahip bu aletler. sahiplerinden Bir evcil hayvan gibi sürekli ilgi bekliyor. (Tabiki bunlarla birlikte mutlu olanlarda vardır.)

        • meryem diyor ki:

          Sayın .:.
          Yorumunuz çok hoşuma gitti.Bu bahsettiğiniz şekerleri biliyorum . :) Hatta duyduğum kadarıyla Candy Crush Rehabilitasyon merkezi kurulmuş :) ( şaka )

          Gelelim kibir konusuna.
          Bende eğitimli ve tahsilliyim ve bir firmada muhasebe müdürüyüm lakin müdürlük neymiş : Daha çok sorumuluk daha çok stres, daha çok eziyet. Köyde ineklerin arasında ahır kokusu eşliğinde büyüdüm. Hala köyde annemin inekleri var. Köye gidince yine ahır kokuyorum yine hayvan gübresi taşıyorum inek sağıyorum vs. vs. Bunları anlatınca kimi insanlar ”IĞĞĞ ” diyor. Ama ben gurur duyuyorum .

          Yeri gelir ahır kokarım yeri gelir hamsi :) yeri gelir parfüm kime ne?? Allah kibirli insanları sevmez . Kibirle alakalı ” Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
          – “Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez.”
          Sahâbînin biri:
          – İnsan elbise ve ayakkabısının güzel olmasını arzu eder, deyince şunları söyledi:
          – “Allah güzeldir, güzeli sever. Kibir ise hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.”

          Ve yine Nisa Süresi 36. ayette ”Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez. ” diye geçiyor .

          Rabbim esirgesin, Allah’ın rıza olduğu kullarından olmak duası ile :)
          Vesselam .

          • Uğur Dinç diyor ki:

            İslam dininden (din=yasa) bazı temel ilkeler:

            1. Sahih bir hadise göre kadın evin çobanıdır, ev işlerinden mesuldür.

            2. Günümüzde fıkıh proflarınca dahi yanlış aktarıldığının aksine Şafii mezhebine göre her koca karısına hizmetçi almak veya ev işini kendi yapmak mecburiyetinde değildir. O mezhebe göre bunu yapması gerekenler sadece o kocalardır ki daha önce ev işi yapmamış olan bir zengin kızıyla evlenmişlerdir. Fakat Hanefi mezhebine göre daha önce ev işi yapmamış olan zengin kızı bile kocasına ev işi yapmaya mecburdur, kocası istemezse ona hizmetçi mizmetçi tutmaz.

            Sonuç: Evindeki işlerini ihmal edeceği ağır bir işte çalışmak kadına asla caiz değildir. Onu yormayacak yarım günlük iş ise caizdir, çünkü sahabe hanımları da kocalarına tarlada yardım eder veya evde satılık elbise dikerlerdi. Ama asıl işi erkekler yapardı, kural buydu.

            Bir başka tabirle, dinimizde bir kadın aynı anda tek bir kocayla evlenebileceğinden, caiz değildir ki “işiyle evli” olan bir kadın üstüne bir kocaya daha varsın. Ya işinden boşanarak gerçek biriyle evlenmelidir ya da işiyle olan evliliğiyle yetinmelidir.

  3. salih özgür diyor ki:

    ben ne ilahiyatçı kızlar gördüm , o hanfendiyede şunu söyledim senin gibi kırktane ilahiyatçı gelse ne olur dedim , tahsil kızların genel vasfı ilimleri artıkça mütevazi olmları gerekirken kibirli davranışlarını ve insanlarını küçümselerini yanlış buluyorumki bu davranışları ALLAH VE RESULU DE SEVMİYOR ,benimle evlenmek içi,nde bir çok zengin prof.kadın telifte bulunmuştu açık biriydi ama ilmi ve zenginliği onu şımarmamıştı bizim evin bahçesindede misafir etmiştik kim doğru ve ahlaklı davranıyor değilmi ?

  4. salih özgür diyor ki:

    ben ,10 yaşındaki erkek yeğenime yaz tailinde bizde geçiriyor, çay demlettiriyorum, ekmek almaya gönderiyorum ,kahvaltı hazırlıyoruz bazen beraber ,bulaşık yıkadık ,o duruladı ,yumurta pişirmeyi öğretiyorum , pazardan beraber sebze alıyoruz , canlılara karşı davranışı ,merhamet ve sorumluğu gelişmesi için tavşanlarımın bakımından sorumlu müdür yaptım :)

  5. ... diyor ki:

    Sayın Sema Hanım’ın vermiş olduğu örnekler ilk başta kişisel problemler ve ilişkiler gibi. Ama son zamanların zihin yapısının bu yönde olduğu da bir gerçek.

    1. Bayanın doktor olduğu için tercih edilmesinde denklik bakımından sorun yok. Sorun bayanın sadece mesleğinin ön planda tutulup kişiliğinin evlilik için gerekli olan muhabbetin önemsiz görülmesinde. Son zamanlarda karşılaştığımız kişilik ve istekler kitap konusu olur. İnşaAllah bu durumlar istisnadır. Bayanın maaşını soran mı Öğretmense kadrolu olup olmadığını soran mı ve bunu sorun yapan mı dersiniz? Doğum süresine kadar eşinden çalışmasını isteyenler mi dersiniz?

    2. Doktor bir bayanın yada memurların çalışma saatleri özel sektöre göre daha uygun. Aradaki sorun çözümsüz değil ama saygı ve duygudan yoksun bir evlilik niyeti olduğu açık.
    Özel sektörde 10 saat çalışan bir bayanın eve gelip ev işleriyle ilgilenmesi eşiyle ve varsa çocuklarıyla ve kendisiyle ilgilenmesi için 24 saat yeterli olur mu? İşyeri stresiyle beraber gergin bir ruh hali eve geldiğinde rızasını kazanmak istediğiniz eşinizin beklentileri hayırlı bir nesil için gayret göstermeniz gereken çocukların psikolojik ve fiziksel durumları.
    Hep söylüyorum bir bayanın özellikle evlendikten sonra yeri evi ailesi. Yaşadığım için biliyorum bekar biri olarak iş stresiyle ve yorgunlukla eve geliyorsunuz ya evde patlayacaksınız yada içinize stıp bir köşede oturacaksınız. O yüzden akşam eve gelince huzur isteyen ve fazla konuşmak istemeyen erkekleride çok iyi anlıyorum hak veriyorum.
    Dinimizde olmayan şeyler bize dayattırıldığı için kadın aile toplum olarak bu haldeyiz. Sonucunda kavvam olamayan erkek yapısıyla yada menfaati için kullanan insan yapısıyla karşı karşıyayız. Ve bu durum kadınlardaki feminist düşüncesi kadar fıtrata aykırı ve insani değil.

    3. Yazıdaki örnekler kişisel. Eşi doktor olup çalışmayan ev hanımı olup çocuğunu büyüten kişide var. Karı koca polis olup eşine ev ve çocuk konusunda yardımcı olup ortak noktada buluşanlarda var. Karı koca çalışıp akşam aynı saatte eve gelindiğinde koca tv başına giderken diğeri ev işiyle ve çocukla ilgilenen bununla beraber 4-4 lük ev hanımlığı,anne ve eş olmasını bekleyen ve işten çıkmasına izin vermeyenlerde var.

    4. Zeka ile akıl aynı değer değil. Çok zeki olan buluşlar yapan gayri Müslimler zekidir ama akıllı değildir. Akıl idraktir kavrayış muhakemedir.
    Günümüzde zeki kurnaz dediğimiz insan çoktur ama akil insan bu kadar çok değildir. Ezberci akıldan idrak etmeden uzak eleştiri kültürünün olmadığı doğru yanlışı ayırt etmenin olmadığı bir eğitim sisteminden doktor mühendis uzman kitap kurdu çıkar ama muhakeme irfan çıkmaz. Bunlar akıl ve kalp işidir zeka işi değil. Yüksek lisans doktora yapmış insanlar biliyorum üslupsuz bilmeden yargılayan yada nerede ne konuşulup konuşulmayacağını bilmeyen.

    Ayrıca biraz düşünmek isteyenler için ümmilik ile cahillik arasındaki farklara baksınlar. Birde geçmişi karanlık olup Müslüman olduktan sonra kuranı kerimi en iyi anlayan muhkem olan Hz. Ömer

  6. Ademoğlu diyor ki:

    “Beni doktor olduğum için tercih etti”. Bu zaten o beyin ruh halini özetliyor. Sevdiği için, güzel ahlakından, hayat bakışından değil de, statü ve para için seçmiş. Eşin ne yapıyor sorulduğunda tabiki doktor demek gururu besliyordur. Aynı zamanda eve giren para hemen hemen iki kat. Buna menfaat amaçlı evlenmek denir.
    Gülü sev de dikene katlanma. Yok öyle şey arkadaş.

  7. irmak diyor ki:

    Allah razi olsun Sema Hanim..

    Cok guzel bir yazi…

    Kadini , evde veya iste yaptigi isin kucumsenmesi, deger verilmemesi, gerektiginde yardim edilmemesi kadar kiran bir sey yoktur.

    Kibirli bir es kadar evlilik hayatini yipratan baska birsey bilmiyorum…

  8. Bushra diyor ki:

    Ben bu tarz Konuları ilk kez okuyorum ve gercekten bu toplumsal bir sıkıntı . Soyle ki eğer sen kendine bir yerlere gelmiş ve belli bir yası doldurmuş olarak bakıyorsan bunun hakkını vermelisin biraz Eleştiriye acik olmalısın malesef ki bu üniversite veya diploma ile olacak bur is degil üniversite ye adam evden gitmiş herseyini annesi yapmış ütüsünü Yemeğini vs sadece ders çalışmış sen gel bu adama bir şeylerin sorumluluğunu ver !? Kendisine haksızlık bayana hak oluyor malesef ki . Kaçması da bilakis normal geldi bana herseyi bayana yüklemek normal zaten is yapan erkekler ayıp karşılanıyor herhalde . Su ana kadar hic dürüst bir insana rastlamadım erkeklerde Dürüstlük problemi var malesef ki. kızlar gerekten kendilerini her Bakımdan gelistitmisler e sorun karsilaridakinin her zaman kendini taşıyabilecek biri olmaması yoksa gördüğüm kadarıyla kızlar cogu seye göz yumuyor .. Umarım herkes gönlüne göre insanlarla yollarını birleştirir .

  9. Ayse diyor ki:

    Tam bizi anlattiniz

  10. Ayse diyor ki:

    S.a.tebrik ederim sizi .yarama tuz bastiniz.ama ben artik evliyim .isisten gecti.ayni sorunu yasiyorum sizce ne yapmalıyım.

  11. Ahmet Doğan diyor ki:

    Sayın gülpembe yorumunuz çok güzel ve çok doğru. Size aynen katılıyorum.

  12. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Sema hanım yıllardır sizi takip eden, beğenerek yazılarınızı okuyup etrafıma tavsiye eden, biri olarak ilk defa bu yazınızla ilgili bir eleştiri yapmak istiyorum.

    şöyle ki,öncelikle üslubunuz sanki biraz sert kaçmış.sonra şunları söylemişsiniz:”Doktor beyin hanımı da kendi ile aynı mesleği yapacak fakat akşam eve gelince o yorgunum diye ayağını uzatıp yatacak karısı da; yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, temizlik gibi evin bütün ihtiyaçlarını yapacak ve ayrıca bütün akşam onun etrafında pervane olacak.

    Şimdi bu doktor bey, tıp fakültesini başarılı bir şekilde bitirdiğine göre zekasından bir şüphemiz yok fakat belli ki aklı yeterince gelişmemiş. Ev hanımı annenle, akşama kadar dışarıda çalışan bir kadını nasıl kıyaslayabilirsin! İnsan hiç düşünmez mi bu kadın robot mu, akşama kadar dışarıda çalışacak fakat evde de bir ev hanımı gibi her şeye yetişip hiç bir işi aksatmayacak. Git fabrikaya robot siparişi ver! Ev işlerinde düzen istiyorsan bir ev hanımı ile evlen. İnsan bu kadar aklını kullanabilmeli.

    Çalışan hanım istiyorsan da ihtiyaç olduğunda yardımcı tutacaksın, yardım edeceksin ve aksayan işleri görmezden geleceksin. Nasıl onun kazancı evin geçimine destek oluyorsa sen de onun işlerine destek olacaksın.”

    Şimdi sema hanım sizinde bildiğiniz üzere toplumumuz son 50 küsur yıldır bu denli kanın ev dışı çalışma temposuyla karşı karşıya kalmıştır.Yani bugün harıl harıl kendine çalışan eş arayan erkeklerin %70-80’inin anneleri ev hanımlarıdır.Dolayısıyla işin sosyolojik tarafını göz ardı edemeyiz.Bu erkekler doğal olarak hem modern hayatın dayattığı(islamın katiyyen kadına böyle bir dayatması yoktur)kadının çalışma olgusu nedeniyle çalışan kadın ararken aynı zamanda bir taşla iki kuş vurup hem çalışan hemde annesi gibi evde hizmet edecek birini arıyorlar.Ama çoğunlukla bunu becerekte bir kız bulamıyorlar.Çünkü tabiata ters bir durumdur.Hem erkek gibi akşama dek çalış sonrada alelacele hemen her ev işine koş bunun yapabilen çok az kadın olsa da bu nadir görülen bir durumdur.(devamı gelecek)

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      Sayın sema hanım yukarıda yer verdiğim işin sosyolojik boyutunu da dikkate alaraktan sizin ekseriyetle kadınlar üzerine yazdığınız yazılarda ön plana çıkarttığınız muhabbet saati,işve ve cilve yapmalar vb. şeyleri o halde bu çalışan ve yorgun kadınlar nasıl yapacaklar.?

      Şöyle bir düşünecek olursak bu kadın sabah evden çıkıp akşama yakın eve gelip hemen aceleden bir şeyler hazırlayıp sonra onları toparlayıp yıkama işini halledip sonra hemen çocuk varsa onlara yönelip 1-2 saatte onlarla uğraşana değin zaten zaman su gibi akmakta ve o sırada kadının eşi zaten kanepede tv karşısında uykuya çoktan dalmış olmaktadır.O halde ben burdan şu sonucu çıkarıyorum ki,sizin ekseriyetle kadınlara olan hitabınız çalışan kadınlardan ziyade ev hanımlarını kapsam alanına almaktadır.

      Çünkü bir çalışan kadının dediklerinizi yapmaya mecalinin pek kalacağını aklım almıyor hele bu kadının 3-5 çocuğu varsa bu dahada zor olacaktır.

      Dolayısıyla benim size bu konuda nacizane önerim ya çalışan kadınların yapabilecekleri onlara hitaben yazılar yazmanız yada kadının çalışmasının aileye olan zararlarını konu edinen yazılar yazarak kadının islam noktasından mecbur olmadıktan sonra çalışma zorunluluğunun olmadığını belirtip ayrıca erkeklere de çalışan kadınla evlenmeleri durumunda karşılaşacakları olumsuzlukları belirterek erkekleri çalışan eş arama sevdasından uzaklaştıracak yazılar kaleme almanızdır.

      Benim size olan eleştirim veya tavsiyem bu noktadır.Zira kadının çalışma konusu hem aile içi sorunları hemde sosyolojik problemleri beraberinde getiren bir durumdur.Dolayısıyla bu konuyu irdelemeden hemen bu yazıda olduğu gibi doktor beye eleştirileriniz biraz haksızlık olmaktadır.

      Çünkü bugün çalışan eş arayan erkekler hala işe maddi açıdan bakmakta ve evlenecekleri çalışan eşlerinin de aynı zamanda anneleri gibi kendilerine bakacaklarını düşünmekte bu hülyaları kurmaktadırlar.Oysa durum bunun tersi olunca neye uğradıklarını şaşırmakta ama iş işten çoktan geçmiş olmakta kendim ettim kendim buldum durumuna bu erkekler düşmektedir.

      bu bakımdan benim sizi önerilerim şudur:
      a-çalışan eşle evlenmek isteyen erkeklere yönelik çalışan eşin avantaj ve dezavantajlarına yönelik yazılar kaleme almanız.
      b-mecburiyetten çalışmak dışında çalışma hevesinde olan kızlara yönelik uyarı ve ikazlarla dolu yazılar.
      c-çalışmayan ev hanımı olup kısmetini bekleyen kızlar için onların isterlerse yuvalarında çalışan kadınlardan daha mutlu olabileceklerini çünkü bunun için daha fazla enerjilerinin olduğunu ve kendilerini kötü hissetmemelerine yönelik yazılar.
      d-oğullarına her yerde çalışan eş arayan özellikle öğretmen eş arayan annelere yönelik yazılar.
      e-kızlarına ilerisi için sadece DİPLOMA ve MAAŞ ideali aşılayan İYİ EŞ ve İYİ ANNE ideali nedir bilmeyen aileler ve kızları için yazılar.

      Bunlar dahada arttırılabilir fakat benim bu konudaki esas tezim şudur:”kadının çalışma olgusu tüm yönleriyle irdelenmeden bu konuda yazılacak yazılarda ayakları yere basmayan yazılar olarak kalacaktır” çünkü toplum halen bu duruma alışamamıştır.Örnek mi istiyorsunuz buyurun işte sema hanımın eleştirdiği doktor bey.

      • Meryem diyor ki:

        Sayin Ahir Zaman
        Yazdığınız yorumu ve Sema hanımın yazısını okudum . Sizin elestirmenizi gerektirecek bir durum göremedim ki zaten sizin yorumunda sema hanımın yazısı da aynı konudan bahsediyor . Lakin sizin de dediğiniz gibi günümüz erkeklerinin bir çoğu sorumluluk almaktan uzak sözde müslüman olan bu kişiler çalışan es arayışında . Hep savunduğum şey bir bayan çalışıyorsa erkek eve gelip yan gelip yaramaz hakkı yok çünkü . Zira erkeğin rolunun yarısını bayan çalışarak ustleniyorsa erkekte bayan rolunun bir kısmını üstlenmeli . Sema hanımın bahsettiği doktor bey de PTT sakirtligini oynadığı eşinin ve kendisinin doktor olması ,yogun çalışma saatleri ile ve kocanin anlamsız olan savunması ve annesine düşkün olmasıyla ( bu hizmetçi eve alınacağına izin vermeme sebebine binaen sunduğu anlamsiz savunmadan ötürü ) kadincagizin yaşadığı problemden bahsetmiş . Zaten islamiyeti bütün olculeriyle bilen ve yaşamaya çalışan beyefendilerin yani Arif olan Bey lerin bu tarz sıkıntıları yoktur . Problem ilimin irfana dönüşmemesi . “Dındarim ama çalışan bayan arıyorum .Güzel olsun vs.vs .” Bu tarz düşünceler son dönem erkeklerinin genel algısı . Sonra da her iki tarafta şiddetli ve dehşetli bir şekilde ağzının payını alıyor. Vesselam :)

      • elif diyor ki:

        Ahh kibir.
        Birde hele biz erkegiz kibri.
        Yaziyi sonuna kadar okudugum halde sizin anladiginiz sekilde hic anlayamadim nedense.
        Hem erkek hem kadin yonunden kibiri ele almasina ragmen siz doktor bey ogreginde kopmussunuz yazidan zannimca.
        Iste buna erkeklere edilen en kucuk bir lafta dahi kibirlenme celallenme ve hemen elestirme diyoruz.

      • Uğur Dinç diyor ki:

        Sayın Âhir Zamanda Erkek Olmak,

        Haklı eleştirileriniz için bir biraderiniz olarak teşekkür ederim. O hanımlar ki bütün gün işyerindeki patrona itaat ve hizmet etmeyi en büyük hak ve güzellik olarak görürken evde kocasına itaat ve hizmeti büyük zulüm sayarlar, onların size haksız ithamlarına, kibirli demelerine bakmayınız. Bu aldanış içindeki insanlar her taarruzu edebilirler.

      • Fatma Nur diyor ki:

        Sayın Ahir Zaman,
        Tüm söylediklerinize katılıyorum özellikle de hem çalışan eş isteyip hem de evin işlerinde karısına yardım etmeyen erkekleri eleştirmenize.
        Yalnız yazınızın (d-) şıkkını pek doğru bulmadım,oğluna öğretmen eş arayan anneleri uyarmayı niye belirtmişsiniz ki? Öğretmenin çalışma koşulları daha iyi diye yarım gün,iki ay tatil vs.diye annelerin oğullarına öğretmen aramasının neresi yanlış?
        Anneler, öğretmen kızlar yarım gün çalışıp gelir, kalan yarım gününde evini de ihmal etmez diye düşünüyorlardır.
        Ben de bir bekar öğretmen olarak, çalışan gelin arayan annelerin önceliğini öğretmenden yana kullanmasına çok katılıyorum.

  13. ademmm diyor ki:

    Zeka bir motorsa akıl da onun direksiyonudur. Her zeki insan akıllı olmayabilir; ama her akıllı insan zekidir. Bu da benden bir parça 😀

  14. esra diyor ki:

    Çok güzel

  15. Gulpembe diyor ki:

    Aslinda kibir, tahsil ve zekayla gelen birsey degil. Zayiflikla gelen birsey, cogu kisinin yanildigi bir nokta vardir: kibirli insanlarin ozguvenli olduklarini sanirlar. Halbuki insanin ozsaygisi ne kadar dusukse yani ne Denali kendini deger siz hissediyorsaniz o kadar kibirlenir. Kibirlendigi sey onun ” yamasi” dir. Kendine yetemedigi, kendi ic butunlugunu kuramadigi icin hep bir yama arayisindadir. Bu Yama bazen, diploma, bazen evlat, mal, kariyer bazen mensup oldugu cemaat/ grup olarak karsimiza cikar. ” Ben su meslekteyim, falanca islere imza attim” diyen insan ic dunyasinda zayif ve mutsuzdur. Kendini kabul ettirmek icin bunlara ihtiyaci oldugunu dusunur.

    Bir digeri toplumda var olan ” korku kulturu”. Bu kulturde karsilikli saygi yoktur, guclu olana saygi vardir. Kadin- erkek iliskisi yoktur; guclu- gucsuz iliskisi vardir. Karsisindakini dinlemek yerine emir vermek , korkutmak, baskilamak, ” sen benim kim oldugumu biliyor musun” culukla sindirmek vardir.
    Bu kibirli insanin kibiri tahsilden sonra ortaya cikmaz. 0-7 yas arasi onu ogrenmip almis; imkanini buldugunda da ortaya cikarmis oluyor.
    Yani cocukken siniflandirmayi, neye gore sevip / sevilecegimizi ogreniyoruz yada ogretiliyoruz ve ilerde de onun meyvesini veriyoruz.
    O yuzden cocuklarimizla konusmak, empati yapmak, onu degerli hissetrirmek cok onemli. Eger cocuk toplumun guclu kabul edilen sinifina giremiyirsa, o zaman gonulluce ezikler safina razi oluyor. Kendini yapilan muameleye layik buluyor, kendi karar ve hayatindan vazgeciyor, bitkin yilgin yasam sevinci sonmus bireye donusuyor.
    Halbuki herkes sahsiyet sahibi olan, kendini seven ve degerli bulan insani sever itibar gosterir. Mutluluk disardan gelmez, ic mutlulugu olan insan mutlulugu kendine ceker, mutluluk onu bulur.

    • Gulpembe diyor ki:

      Tel den yazinca,cok Anlam ve imla hatasi oluyor. Kusura bakilmasin

    • Uğur Dinç diyor ki:

      İki tür kibirli insan vardır: Birincisi dediğiniz gibi özgüven eksikliği çekenlerdir ki anne babaları –çoğu zaman anneleri– onları disipline etmek ve edeblendirmek adına çokça azarlamış ve hakaret etmiştir. Onlar da yaşadıkları çocukluk travmasını aşmak için kibirli ve özgüvenli bir sahte görüntü edinmişlerdir.

      Fakat tam tersi de vardır: Gerçekten aşırı özsaygılı ve özgüvenli olanlar ki çocukken şımartılmış, kabahat işlediklerinde bile cezalandırılmamış ve hatta ödüllendirilmiştirler. Bunlar gerçekten kendilerini üstün sanırlar. Bu durum kanaatimce zengin çocuklarında ve son genç kızlarda daha yaygındır. Evet “son geç kızlarda”, çünkü kızlar son zamanlarda “zengin çocuğu” gibi yetiştirilmekteler.

  16. a diyor ki:

    Sema Hanımın yazıdaki değerlendirmesine ithafen
    İnsan değişen bir varlıktır. Evlenmeden önce böyle idim beni bilerek evlendin ben seni dini bilgim konusunda kandırmadım demekte bi sıkıntı yok. Sıkıntı cahillikte ısrarı sevmektir. İnsanlar kul olarak ayrılırlar. İmam ne kadar dinle, namazla mesulse her Müslüman da aynı şeyle mesuldür.Dinimizde ruhban sınıfı olmamasına rağmen beyinlerimizde bir sınıflama yapıyoruz. Müslüman bir vatandaş olarak dini bilgisinin eksik yanlarını gidermesinin talep edilmesi bu konuda ön ayak olunması yanlış bir tavır olarak nasıl değerlendirebilir. Yanlış olan cahildim cahil kalıcam da ısrardır. Yani böyle idim beni böyle tanıdın demek yanlıştır. Bu çünkü kişilik mevzusu değil. Kişiliğini bi anda değiştiremeyebilirsin ama bilgini artırabilir ve ilerleyebilirsin. Allahın emridir bu kul olmanın bir gerekliliğidir.

  17. SALİH ÖZGÜR diyor ki:

    akra fm, mehmed zahid kotku ks sohbetinde dinlemiştim.zengin bir kızla evlenen babasının evinde hiç ev işi yapmamış kıza hizmetçi veya yardımcı tutulması gerekir .demişti.

  18. Abdullah Bir diyor ki:

    Sayın Maraşlı

    Bu mükemmel konu ve konu hakkında ki bu yazınız sizin imzanızı taşıyan yeni bir yazıyı iki hafta beklediğimize değdi doğrusu…

    Ama, bundan yaklaşık 4 yıl kadar önce doğan ve sizin evladınız gibi olduğuna inandığım bu sitede mümkün olduğu kadar (en azından haftalık) sık yazmanız bu siteden çok sey öğrenen, dertlerini paylaşarak rahatlayan ve sıkıntılarına çözüm bulma şansını elde eden insanların ortak arzusudur. Ayrıca bu insanlar ve bizler sizin “basiretinizden, tecrübelerinizden ve çözüm önerilerinizden çok uzun süre mahrum kalmamış oluruz…

    Hayırlı işlerinizde başarılarınızın daim olması duasıyla…

  19. SALİH ÖZGÜR diyor ki:

    kız kuran kursunun müdr aramıştım dini ilimleri, bilen bir kızla evlenmek istiyorum demiştim .ilahiyat fakültesini bitirmiş kuran kursu hocası kızla görüştüm bana dediki ben tefsir hadis ,fıkıh biliyorum iki ünüversite bitirdim seninle anlaşamayız dedi bende lise mezunuydum .. sana yazıklar olsun ilim var kibirde var aziz mahmud hüdayi hz. türbesini ziyarete gitmiştim ordan bu kızı aradım 2 yıl sonra çünkü bende 2 fakülte okuyordum o cazu kız gelmedi o gece evin bahçesinde ağladım biz bu dinidar kızları yanlış tanımışız …..

    • a diyor ki:

      Sayın beyefendi,
      Belli ki sizinle görüşmek istememiş. Fakülte bi bahane olarak sunulmuş size. Sizi istemeyen birini arayıp reddedilmenizi din eğitimine bağlamanız ne kadar doğru olur? Nitekim etrafta çokça Kuran Kursu Öğreticisi bayan var onlara talip olabilirsiniz. Derdiniz dini eğitim ise neden fakülte bitirmemiş bir medrese talebesi bayan ile izdivaç düşünmediniz. Ya da şu an da fakülte okumuş biri olarak lise mezunu bir bayanla da evlenebilirsiniz.

    • ismet badem diyor ki:

      Kardeşim eşler arası denklik aramak dinimizce caizdir, bence bu kadar ayıplamanız hata olmuş. Karşı taraf tahsiline denk birisini arayabilir bu gayet meşru bir durumdur

  20. ibrahim diyor ki:

    denklik önemli tabi.
    ama meslekte denklik ?
    Adam doktor diye illa karısı damı doktor olacak yada tam tersi ?
    Adam öğretmen diye kadın damı öğretmen olacak yada tam tersi ?

    gerçi kadın öğretmenler piyasada(bu kelime buraya tam uyuyor…) yok gidi yo 😀 tabi KADROLU ise

    insanlar da acayip bundan zevk alıyor sanki ben x mesleğe sahibim kabul edilirim istenirim gibi. MAL alınıp satılıyor sanki …
    mesele helalliği haramlığı dır.

    • kerem diyor ki:

      tam yazıyla örtüşen bir konu işte bahsettiğiniz. hem çalışsın eve para getirsin hem de eve erken gelip ev işlerini halletsin istiyorlar. diğer meslektekiler daha geç dönüyor eve, ev işleri de bitmemiş oluyor kocaya da kalıyor.

    • Fatma Nur diyor ki:

      Sayın ibrahim Bey,yazınızda kadrolu kadın öğretmen piyasada yok gidiyor yani çok satıyor demişsiniz, piyasa kelimesini hiç şık bulmadım.
      Ben de kadrolu 10 yıllık bir öğretmenim,çalışma koşullarımız diğer mesleklere göre daha iyi,yarım gün,yılda iki ay tatil vs. diye insanların önceliğini öğretmenden yana kullanmasını niye eleştiriyorsunuz?
      Ben de erkek olsaydım çalışan bayanla evlenmek isteseydim tüm gün çalışıp çok yorulan birini değilde yarım gün çalışıp eve gelip cocuklarına da evine de zaman bulabilecek bir eş isterdim,bu şarta da en çok öğretmen uyuyor.
      Ayrıca yazınızda x mesleğe sahibim,kabul edilirim deyip insanların bundan zevk aldığını yazmışsınız.Ben bunca yıldır bu durumdan hiç zevk çıkarmadım doğrusu.Lütfen herkesi genellemeyin,Kuran genellemeyi reddeder bunu da unutmayalım lütfen.

  21. adem diyor ki:

    Sema Hanım, yazılarınızdan çok istifade ediyorum. Allah razı olsun.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku