Babasız Türkiye’ye Doğru

28 Ocak 2013Sema Maraşlı137 Yorum »

Geçen hafta siteden bir haber duyurmuştuk. Borusan firması, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliği ile sanayide kadın istihdamının artırılmasına yönelik “Annemin İşi Benim Geleceğim” adlı projeye imza attı. Borusan bu proje kapsamında, çocuk bakımı nedeniyle çalışamayan kadınların çocukları için kreşler inşa edecekmiş.

Projenin logo ve sloganı baştan başa problemli. Logoda mutlu bir anne ve çocuk el ele yürüyorlar. Resme tek başına bakıldığı zaman annesi çocuğu okula götürüyor gibi bir algıya sebep oluyor. Fakat sloganla tamamlandığında ortaya bambaşka bir şey çıkıyor.” Annemin İşi Benim Geleceğim”

Bu proje babası ölmüş çocuklar için bir proje mi? Hayır. Boşanmış aileler için mi? Hayır. Bu ikisi için bile olsa sonuçta çocuğun babası var. Fakat logoda babasız mutlu bir aile tablosu çizilmiş. Bu da sloganla tamamlanmış.

Bu tabloda baba neden yok? Baba nerede? Slogan iş ve gelecekle alakalı olduğuna göre o resimde babanın da olması gerek. Ailede baba güveni anne şefkati temsil eder. Anne çalışsa bile babanın da o resimde olması lazımdı. Tabi o sloganla değil. Daha uygun bir slogan seçilebilirdi.

Resim ve slogan bilinçaltına hitap eder. Çizenler de bu işlerle ilgilenenler de bunu gayet iyi bilir. Çocuklar ve yetişkinler bu logoyu gördüğünde kreşle alakalı olduğunu ile ilgilenmezler. Beyin gördüğünü anlamlandırır. İsteselerdi iş yeri ve kreşi de resmedebilirlerdi. Ya da anne baba ve çocuk evden çıkarken olabilirdi.

Slogan da zaten iyi niyet okumak mümkün değil. Tutacak tarafı yok. “Annemin işi benim geleceğim.” Biraz irdeleyelim.

Annenin işi neden çocuğun geleceği oluyor? Velev ki “Babamın işi benim geleceğim.” cümlesi bile doğru değil.

Bu slogan zihinleri nasıl etkiler?

Mesela çalışan annenin çocuğu bu sloganı bir gazete sayfasında ya da kocaman bir afişte okudu. Bir çocuk gözüyle bakalım.”Benim geleceğim annemin elinde. Benim çok da fazla bir şey yapmama gerek yok. Annem biraz daha fazla çalışsa geleceğim kurtulacak.” Bu düşünce çocuğu tembelleştirmez mi? Geleceği için yapması gereken sorumlulukları annesinin omuzlarına yıkmasına ve kendi yapması gerekenlerle ilgili gevşek davranmasına sebep olmaz mı?

Ayrıca bu çalışan anne için çok büyük bir yük değil mi? Neden çocuğun geleceğinin sorumluluğu onun omuzlarına yıkılmak isteniyor?

Bir de ev hanımı annenin çocuğunun aynı sloganı okuduğunu düşünelim. “Annemin işi benim geleceğim.” Eee benim annemin işi yok. Benim geleceğim yok o zaman. Annem neden çalışmıyor? Neden geleceğimi düşünmüyor?” İçten içe anneyi suçlamaya başlamayacak mı?

Bir ev hanımı bu sloganı okuduğunda ya da duyduğunda nasıl etkilenecektir? “Annemin işi benim geleceğim.” Bir suçluluk duymayacak mı? “Ben çocuklarıma gelecek sunamıyorum. Ben işe yaramaz bir kadınım.” demeyecek mi içten içe. Bu sloganda ev hanımlığını aşağılama var. Dışarıda çalışmıyorsan, para kazanmıyorsan çocuğunun geleceği için evde yaptıkların hiç bir işe yaramaz, mesajı var.

Bu sloganı bekar bir hanım okuduğunda “Evlenince mutlaka çalışmalıyım yoksa çocuklarıma gelecek sunamam.”

Bu sloganı bekar bir erkek okuduğunda ne hisseder? Bu eş tercihini nasıl etkiler? Evli bir erkek okuduğunda ne hisseder? İşsiz bir aile babası okuduğunda ne hisseder? Bunu en iyi erkekler anlatır. Bunu yorumlara bırakalım.

Kadının çalışmasını kadın hakları bağlamında değerlendirenler ne kadar samimi? Kadın hakları için yapılanlar genellikle kadınların yükünü artırmaya sebep oluyor. Kadın hem evde çalışsın hem dışarıda çalışsın. Sonuçta kadın hangi işi yaparsa yapsın ev işi ve anneliği de beraber götürmek zorunda . İşten dönüşte yorgun argın kapıdan girdiğinde çocuğun ve evin işleri de onu bekliyor olacak. Kadın çocuklarına göstermesi gereken sevgiden, şefkatten, ilgiden kısarak çalışma hayatına koştururken, gün sonu çoğu zaman yorgun bir anne ve sinirli eş oluyor.

Bir önceki yazıda söylediklerimi tekrar etmek istemiyorum. Kendine ihtiyaç olan alanlarda çalışan kadınlara ve kendi ihtiyacı olan kadının çalışmasına hiç kimsenin itirazı yok. Fakat işe ihtiyacı olmayan, eşinin kazancı evine yeten kadınların özendirilerek zorla çalışma hayatına itilmesini anlamak mümkün değil. Problem kadının para kazanması değil, tam gün mesai hem dışarıda hem evinde çalışıp fazladan yüklerle yorulması, çalışma şartları ve ortamları yüzünden fıtratının bozulması. Bir de ülkemiz şartlarını göz önüne alırsak çalışan bir kadının bir erkeğin işine engel olmasını da sayabiliriz.

Ülkemizde 2 milyonun üzerinde işsiz var. Bunların çoğu erkek. Çalışma hayatına giren pek çok kadın bir erkeğin işsiz kalmasına da sebep oluyor çoğu zaman.

Bir kadının işsiz olması ve bir erkeğin işsiz olması arasındaki farkı aynı mıdır? Erkek kazanır; kadın da evini çekip çevirdiği, çocuklarını büyüttüğü için dışarıda çalışmadığından dolayı kimseye karşı bir mahcubiyet duymaz. O evin içinden kocası da dış işlerinden sorumludur.

Fakat bir erkeğin çalışmaması, iş bulamaması ne demektir? Bekarsa evlenememesi demektir. Evliyse evini geçindirememesi, akşam evine ekmek götürememesi, çocuklarının ihtiyaçlarını alamaması, karısının yüzüne bakamaması demektir. Erkek için ne büyük bir utançtır. Evini geçindirmek için başkalarından borç istemesi, ödeyememesi…

Karısı çalışmıyorsa aç kalmaları demektir; çalışıyorsa da bu da ayrı bir eziyettir. Karısı sabah kalkıp erkenden yola düşerken onun evde kalması, gidecek bir işinin olmaması. Evden çıkan karısına yutkunarak “güle güle” demesi. İhtiyacı için karısından para istemesi…Sonuç: İşsiz koca cinneti ve dehşeti.

Aile bakanı Fatma Şahin kadına şiddeti bitirmek için harıl harıl boş çalışıyor. Onun şiddeti bitirmek için yaptıkları, çözüm değil. Kadının eline verilecek panik butonlar, erkeklere takılacak kelepçeler, evine yaklaşmama, hapis cezaları… Bunlar erkeklerin kızgınlığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Şiddet haberlerinde bunu açık açık görüyoruz. Koruma altındaki pek çok kadın öldürülüyor.

Kadına şiddeti bitirmek isteyenler eğer samimi ise iki problemi çözmek zorundalar. Biri alkol biri de işsizlik.

İnternette arama motoruna “Alkollü koca öldürdü” yazın. Farklı farklı şehirlerden yüzlerce haber var. “İşsiz koca öldürdü” yazın durum yine aynı. İşsiz bir adamın kaybedeceği bir şeyi yoktur. İşe yaramazlık utancının üstüne açlık, manevi boşluk ve eşiyle huzursuzluk eklenince adamın cinnet geçirmesine şaşmamak gerek.

“İşsiz baba öldürdü” yazdığınızda çıkan sonuç çok daha fazla. Çocuklarını, karısını ve kendini öldüren baba sayısı çok.

Maddi imkanı iyi olan adamın karısını öldürmesi pek görülen bir durum değildir. Çünkü adamın kaybedeceği malı, mülkü onuru vardır. İşsiz adam da bunlar ayaklar altına serilmiştir.

Çalışan kadınların artması demek işsiz erkekler ordusunun artması ve bu da cinnet ve şiddet demektir, aynı zamanda. Bu sonuçlar çalışan kadınların hoşuna gitmeyebilir fakat başka bir açıdan bakıldığında durum böyle. Ayrıca çalışan bir kadın için başka çalışan bir kadın gün gelip belki kendi kocasının işsiz kalmasına sebep aynı zamanda.

Çalışan kadınların konuya şu itirazları da oluyor. “Ben çalışmayı bıraksam yerime işsiz bir erkeği alacaklarını bilmiyorum. Belki başka bir kadını alacaklar ve ben bıraktığımla kalacağım.” Bu da haklı bir itiraz sayılabilir. Bunun çözümü ise devlette.

Devlet erkek işsizliğini çözmeden neden harıl harıl kadınları iş hayatına atmak için uğraşıyor? İş var da çalışan mı bulamıyor?

Geçen hafta Borusan’ın bu babasız mutlu aile logosu ve projesi ile ilgili haberi sitede yazarak, birilerini rahatsız etmişim. Habertürk Gazetesi’nin başörtülü yazarı N.B.K hanım “Tek ümidimiz Borusan” diye bir yazı yazdı. İslamcı ve fıtratçı ağabeyler (Ali Bulaç oluyor) ve masalcı ablalar (ben oluyorum, masal kitapları da yazdığım için, daha önceki Pinokyolu yazısında masal kitaplarımın adını vererek bana kendince taş atmıştı )üzerine bir yazı yazdı. Çalışan kadın problemi yokmuş bütün problemi çıkaran aslında bizmişiz. N.B.K ya göre ben ve Ali Bulaç bu konuda yazmayı bıraksak problem falan kalmayacak. Tuhaf sosyolojik tespitler var yazıda.

İşin ironik yanı ise “Borusan tek ümidimiz” başlığına imza atan hanımın başörtülü olması. Zira Borusan başörtüsü alerjisi olan bir firma. Borusan’ın adını geçen yıl haberlerde çokça duyduk. Borusan başörtüsü yüzünden bir sponsorluk iptal etmesi ile gündeme geldi.

Borusan firmasının distribitörü olduğu BMW için Türkiye ralli şampiyonu Burcu Çetinkaya ile yaptığı sponsorluk anlaşmasını, Burcu Çetinkaya’nın bir televizyon programını başörtülü Merve Sena Kılıçla test ettiği ve ’imajımız bozuldu’ gerekçesiyle iptal ettiği haberi çok tepkiye neden oldu.

Televizyon programı yayınlandıktan ve bir gazetede markanın “Mini’ modelinde başörtülü arkadaşı ile yaptıkları test sürüşünün fotoğrafları çıktıktan sonra ‘dinci imaj’ uyarısı almış Burcu Çetinkaya. Marka Direktörü Hakan Bayülgen, “Biz basında tesettürlü bir bayanla senin Mini’yle çekilmiş karelerini gördük ve bu da bizim için bir imaj sorunu oluşturdu.” deyip önce Burcu Çetinkaya’yı uyarıp sonra da sponsorluktan vazgeçtiklerini bildirmişler. Olayın basında yer alması ve gelen tepkiler üzerine özür dilediler.

Programda test sürüşü yapan Merve Sena Kılıç, sponsor firmanın ‘imaj’ kaygısını anlamakta güçlük çektiğini söylemişti. “Bu otomotiv grubu, türbanlı kişiler onlardan araç satın aldığında imaj kaygısı duymuyorlar, fakat araçlarını otomobil programında test ettiğimiz zaman böyle bir kaygıyı dile getiriyorlar.”

Şimdi Borusan firmasını “Annemin işi benim geleceğim” gibi tuhaf bir sloganla görüyoruz basında. Daha tuhaf olanı ise başörtülülerden haz etmeyen bir firmaya başörtülü bir yazarın ümit bağlaması. Belki Borusan firma yetkilileri başörtülü bir yazarın yazısının başlığında firmalarının ismini görmekten bile rahatsız olmuşlardır. Başörtülü yazarın onlara ümit bağlamış olmasını ise hiç anlayabildiklerini sanmıyorum.

 

Okunma Sayısı : 19.207

seymen için yorum yapın

“Babasız Türkiye’ye Doğru” için 137 Yorum

  1. feyza dedi ki:

    sa.sema hanım,ben de dündü sanırım bu haberi gazeteden okuduğumda bir an için bir ev hanımı olarak kendimi tahlıl ettım çalışmam mı gerekiyor dıye..siz bu yazınızla duygularıma tercüman oldunuz..evet yapabileceğim bi meslek var ama ben ev hanımlığını kadınlık fıtratıma daha uygun gördüğümden evimi yuvamı bırakıpda gıdıp çalışmak istemedım..eşim ve çocuklarım öncelikde oldu hep..Allaha şükür eşimin kazandığı yetiyorda artıyor bıle bu artma çok kazanmasından değil bizim bakış açımızdan, şükür dairesinde kazancı karşılamamızdan kaynaklanıyor..benim de çalışmak istemem evimi terketmem demek oluyor ve benı dışarda ne sıkıntıların karşılayacagını bılmıyorum..Halbuki ”kadının mescıdı evıdır dıyen” bır dının mensubu olarak ben kadına evı yakıştırıyorum.. evlıklere başlanmadan hemen önce şöyle düşünülüyor çalış kazan senın olsun kocana muhtaç olma..bu bir sıfır yenık olma halıdır bana göre..güzel bir başlangıçdan ziyada tersden bakılıp hemen evlılığı sonlandırıyoruz..bu da kadını kaygılı bır geleceğe itme psıkolojısı halıne gelıyor..ama ben ev de kadının kendını yetiştirebıleceğini düşünüyorum..haftada bir sohbet grubu kermesler vs.kadını bence en motive eden uğraşlar olabılır..çünkü bu bir sorumluluktur eşine çocuğuna yuvasına karşı..onalrın bize annelere ihtiyacı vardır..ev de onları sevgiyle şefkatle bekleyen bir insana ihtiyacı vardır..ama çalışma hayatı bunu maalesef kadından alıp çok soğuk donuk yorgun şefkat kanatları sönmüş biri halıne getiriyor annelerımızı..bütün sorunun başlangıcı bu olabılıyor..belkı çalışma hayatını evıyle beraber çok uyumlu sürdürenler olabılır ama bu da bır çaba ister..mücadele ister..kadın belkıde hayatı kendı kendısıne sıkıntı halıne getırıyordur..hayatı güzel dınımız koyduğu çizgilerle belirlemiştir biz bu çizgiler dışına çıkarsak hatta fıtrata ters davranırsak asıl sorunlar ozaman başlıyor maalesef.. bir yemeği bıle eşine sevgıyle yapmak ibadet hukmundedır ..çocuğuna ve eşine bu gözle bakan kazanır dıye düşünüyorum..EVLER KADINSIZ ÇOCUKLAR ANNESİZ KALMASIN..temennim bu..

  2. ibrahim dedi ki:

    Sema Hanım bu yazınızdan dolayı Allah razı olsun ve Allah ilminizi artırsın. Yazdıklarınızı bizzat hayatında yaşayan bir kocayım. Size yazdıklarınızın her noktasında aynen katılıyorum. Keşke insanlar bunları benim gibi bizzat yaşamadan anlasalar. Evli bayanın çalışması er-geç aile için bir felakete dönüşüyor, ben bizzat yaşadım. Yaşamayacak olana ne mutlu, bilmem başarabilirler mi.

    • kemal dedi ki:

      ibrahim rumuzlu kardeşim yalnız değilsiniz.Ben de yaşadım sema hanımın yazdıklarını noktasından virgülüne kadar.
      Gerçekten sessiz bizlerin sesi oldu Sema Hanım. Dileğim; bu kadınlar milleti,Gazlara gelmez,Ali Bulaç Bey,Sema Hanım gibi duyarlı tarafsız yazarlarımızın kitaplarını,yazılarını okur da akıllarını başlarına alırlar. Sonra pişman olacak olan çünkü yine kendileri.
      40 yaşından sonra kadında ne güzellk kalıyor ki.Evlenmesi de zorlaşıyor.Hem evlense de garantisi yok ki mutlu olabileceğinin.Toplumda dul kadın olmanın yükü çok ağırdır.BUnu yaşayan kadınlarımız da tecrübelerini yazsa buraya.
      Para pul,kariyer için kocalarını boşayan kadınlar elbet bir gün pişman olacak.Bırakın kocasından ve ailesinden şiddet gören ve boşanan birçok kadın bile keşke boşanmasaydım diyor.Çünkü kalaklalıyor hayatta tek başına.Burda amacım şiddeti savunmak değil.Kadına şiddeti ben de kınıyorum ve lanetliyorum.Çünkü dinimiz sizin en hayırlınız kadınlara iyi davranananızdır diyen bir din.Şiddetin hiçbir gerekçesi yok.

  3. Ahmet dedi ki:

    Bu güne kadar sema hanıma çok hak veriyordum ancak ablamın başına gelenlere şahit olduktan sonra asla. ben de sema hanımı okuyordum ve feministleri eleştiriyordum ancak öyle değil. geçen hafta ablam aradı ağlıyordu. arabaya atladım 12 saatte memlekete gittim çocuklarıyla aldım geldim. zavallı ablam. dört tane çocuğunun babası olan adam tarafından yıllarca aldatılmış fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış. o kadar korkmuş ki yıllardır ne polise ne bize haber verememiş. eşinin ailesi tarafından da sürekli baskı altında tutulmuş. üstelik bu aile, sakallı şalvarlı cüppeli insanlar. hemen avukat tuttum ve dava açacağım. elimden geleni ardıma koymayacağım. bundan sonra da sema hanım, ali bulaç gibi kadın düşmanı insanları da okuyacak değilim.

    • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

      ahmet kardeşim öyle hemen bir olayla köprüleri atmakda neyin nesiymiş…bundan böyle şunu,bunu okumayacam demek ne kadar akıllıca? sizin ablanızın başına gelenler üzücü hadiseler kimsenin tasvip ettiği yok zaten bunları..biz karısını aldatan,döven,işkence edenleri savunacak değiliz haksızın her daim karşısında haklının yanında olmalıyız..ama siz fazlaca duygusal davranıyorsunuz…bizde burda kadınlar nedeniyle yıkılan yuvaları saysak duyduklarımızı anlatsak sonrada şunu,bunu bundan böyle okumayacam desek nede kadar tutarlı olabiliriz? artı ailesi cübbeli,sakallı demişsniz kardeşim nice hikayeler duyuyoruz örtülü,çarşaflı kadın olup adamı canınından bezdirenleri…yani mesele eşarp,çarşaf cübbe,sarık meselesi değildir her cübbeli yada her çarşaflı dört dörtlük değildir ahlaken kamil değildir…

      hem bu işte sizinde aile olarak suçunuz yok mıu sizde cübbeye,sakala güvenerek ablanızı vermeseydiniz o aileye iyice araştırsaydınız diye sormazlarmı adama? her neyse meseleleri tüm boyutlarıyla analiz etmeden bir hükme varamayız bu nedenle her başımıza gelen olaydan sonra bundan böyle şöyle şöyle yapacam demek duygusallıktan başka bir şey değildir ve muhakemede duygusallığa yer yoktur! vesselam…

      • Ahmet dedi ki:

        bir anlık öfkeyle öyle yazmış olabilirim haklısınız.

        dediğiniz gibi en önemlisi, insanların ahlakına bakmadan dış görünüşlerine aldanıyoruz. eğer sakal-şalvar-cüppe-çarşaf varsa, hemen olnarın ahlaklı iyi insanlar olduklarını düşünüyoruz. oysa insanlar ahlaksızlıklarını bu kisveler altında gizleyebiliyormuş ben buna şahit oldum. asla ve asla kızımızı ya da oğlumuzu evlendirirken, giyim-kuşam, para-pul, mal-mülk, güzellik vs gibi aldatıcı etkenlere bakmamalıyız. din adına dahi olsa insanları aldatabiliyorlar. zaten en kötüsü de dinle aldatmak.

    • .:. dedi ki:

      Gecmis olsun,

      – Siz bu konuda avukat tutamazsiniz…
      – Ayrica bu konuda siz dava da acamazsiniz…
      – Ablaniz avukat tutabilir, sikayetci olabilir, dava edebilir, sizde parasini isterseniz odeyebilirsiniz…
      – Aceleden ofke ile yazmissiniz yaziyi, sizi anlayabiliyorum, Ofkeli davranip duygulariniza yenilirseniz, ablaniza da, cocuklarina da zarar verebilirsiniz, siz cocuklarin annesi de babasi da degilsiniz. Iyi bir avukat tuttuysaniz, yapilmasi gerekenleri yapar. Taktir de mahkemenindir.

      Zannettiginizden fakli seylerde olabilir.

      Anlattiginiz seyler uzucu seyler , ayni seyleri bir erkek yapabilecegi gibi, bir bayanda yapabilir, kimsenin basina gelmemesi temennimiz. Bahsettiginiz feministlik kavrami daha farkli birsey.

      • Ahmet dedi ki:

        elbette işin resmi prosedürü öyle. ancak benim iradem olmasaydı daha nice yıllar acı çekecekti.

    • seymen dedi ki:

      Sayın ….. (bay mısınız bayan mısınız tam anlayamadım) bu mizansenleri yiyenler olabilir ama ben yemem.
      Yukarıda hikayede bahsedilen argumanların hepsi ayrı ayrı düşünüldüğünde olabilecek ihtimal dahilinde şeylerdir, yalnız hepsinin birarada olma ihtimali yarın deprem olma ihtimalinden daha düşük.

      Analatım şekli ve uslupta hiç inandırıcı değil. Evet millet ne oyunlar var aile üzerinde, düşünmek lazım, görmek lazım.

      • Ahmet dedi ki:

        kimseye bir şey inandırmak zorunda değiliz. ancak insanların acılarını böyle tiye alırsanız aynılarının sizin de başınıza ya da sizin yakınlarınızın da başına gelme ihtimali yüksektir.

        aile üzerine oyun oynayanlar, eşini aldatıp sonra da bunu dini kisveye büründürenlerdir. bu toplumda erkek her haltı yiyor ama hepsi islama uygun oluyor. ancak kadın kendini korumaya kalkınca islama aykırı davranmış oluyor. sizin mantığınız bu. allah akıl mantık versin.

        • AHSEN dedi ki:

          selamün aleyküm
          Ahmet bey ablanızın yaşadıkları çok acı şeyler yaşanmaması gereken şeyleri yaşamış bu yaşadıkları onun suçu değil ALLAH razı olsun ki sizin gibi kendisine destek olan birisi var.İnşallah her insan yaptıklarının hatalı olduğunu görür ve bir an önce hidayetede ermeyi nasip etsin Rabbim.Bizler bir insanın ne yaşadığını anlayıp sorugulamadan yangına körükle gidiyoruz ne yazıkki ancak bu durumu yaşayan insanlar anlayabilir sizede çok geçmiş olsun.
          Ancak ilk cümlenizde sizde kızgınlıkla yaşadığınız olayın etkisiyle düşüncelerini değiştirmişsiniz bende bunu anlayamadım.Olayı birde tersinden düşünün kardeşiniz erkek olsaydı sema hanım haklıydı mı diyeceksiniz.
          Sema hanım sayesinde kurtulan yüzlerce evlilik var.Yaşadığınız olayda ablanız eşlik vazifelerini çok iyi yaptı sema hanımın dediği gibi ama eşi ona zulmetti diye sema hanım haksız mı çıktı şimdi ablanızın eşinin hiç mi suçu yok.Sizinde bu düşünceniz mantıklı değil.Hiçkimse bu yaşananları kabul edemez elbette.ALLAH yardımcınız olsun.
          Unutmayın ki eşlerine kötü davranan çok kadınlarda var.

          Seymen bey inanmadığınız şeylere bile yaşanmış olma ihtimali ile bakıp yazdıklarınızı eklemeden önce tekrar düşünseniz ve öyle ekleseniz sanırım daha iyi olur.

          • seymen dedi ki:

            1-“Bu güne kadar sema hanıma çok hak veriyordum”
            Sema hanım’ın hangi görüşüne hak veriyormuş. Sema hanım şiddet gören, aldatılan kadın yok görüşünde mi ki, kadınların her zaman haksız olduğunu mu söylüyor. Tabi ki hayır.
            2-“ablamın başına gelenlere şahit olduktan sonra asla”
            Ablasının başına gelene şahit olmamış, ablası olomsuz birşeyler anlatmış. Eniştesiyle konuşmuş mu hayır.
            3-“ben de sema hanımı okuyordum ve feministleri eleştiriyordum ancak öyle değil”
            Sema hanım’ın işinin gücünün feministlerle uğraşmak erkekleri haklı çıkarmak olduğunu sanan yorumcu ona göre konuşmuş, sizde bende öyle olmadığını bildiğimize göre; nasıl söylediklerine inanabiliriz ki.
            4-“geçen hafta ablam aradı ağlıyordu.” Bir hafta beklemiş buraya yazmak için, buda şüpheli.
            5-“arabaya atladım 12 saatte memlekete gittim çocuklarıyla aldım geldim.”
            Memlekete gitmiş, hemşehriler yani, yani kadın doğduğu büyüdüğü yakın akrabaları arkadaşları olan bir şehirde ve hiç kimseye birşey anlatamıyor, kimseninde adamın yaptıklarından haberi yok. Hangi şehirse halkının hepsini duyarsızlıkları için cezalandırmak lazım! 12 saat gittin eve ulaştın enişte evde yok, hazırlanın gidiyoruz dedin, çocuklar da hemen razı oldular, okulu falanda düşünmediler, malum gece yolculuğu 14 saatte dönüş sürse 27-28 saat iyi dayanmış.
            6-“zavallı ablam. dört tane çocuğunun babası olan adam tarafından yıllarca aldatılmış”
            Kusura bakmayın ama bu cümlelerde kadın dili hakim. Kadınca bir bakış açısı ve cümleler.
            7-“o kadar korkmuş ki yıllardır ne polise ne bize haber verememiş.” Polise haber vermeyle ailesini çevresini haberdar etmeyi aynı kefeye koyduğu için bu cümlede şaibeli.
            ……

          • Ahmet dedi ki:

            Allah razı olsun Ahsen hanım. Kızgınlıkla sema hanıma haksızlık etmiş olabilirim. ancak sema hanım, devletin kadınları korumasına karşı çıkıyor. benim anlamadığım bu. bir erkek kendisini bir kadının şiddetinden vs. her şekilde koruyabilir. eğer bir erkek karısından fiziksel ve psikolojik olarak şiddet görüyorsa, afedersiniz ama ben o adama erkek gözüyle bakmam. en iyimser bakışım onun alt beyni çocukluktan büyümemiş biri olduğu yönünde olur.

            sözün özü, erkek kadına karşı güçlüdür ve kadın ise güçsüz ve zayıftır. bu bağlamda, devletin kadını koruması, doğal ve tabii; hatta ve hatta olması gerekendir.

        • seymen dedi ki:

          Yazdığınız her cümle sorunlu. Kimseyi tiye almıyorum. Kimseye güvenmeyin, sözlere aldanmayın diyen sizsiniz. Bende sizin söylediklerinizi sorgulamadan kabul etmiyorum.

          Sanki Sema hanım ve Ali Bulaç bey, erkekler her zaman haklıdır, kadınlara şiddet uygulanması diye birşey yoktur diye birşey söylemişlerde bunun yanlış olduğunu tesbit etmişsiniz gibi yazmışsınız.
          Gerçekten Sema Maraşlı hanımı okusaydınız bu şekilde ifadelerde bulunmazdınız.

          Velev ki yazdıklarınızında doğru tarafları olduğunu kabul edelim. Söylediklerinizden yola çıkarsak siz ne kadar duyarsız ilgisiz soğuk bir kardeş ve dayı imişsiniz ki oniki yıldır olanlardan birhaber yaşamışsınız.
          Siz haksızlık ancak size dokununca duyarlı olan bir insansınız. Bir kadının şiddet görmesi feministleri haklı görmenize onlardan taraf olmanıza sebep olacak idiyse (öldürülen kadınları şimdiye kadar göremediğiniz veya hiç önemsemediğiniz için) çok geç kalmışsınız çoook.

          • Ahmet dedi ki:

            Seymen’e

            1. sema hanımı genel bir değerlendirmeyle haklı görüyordum. kişilerle ilgili konuşurken erkek de zalim olabilir kadın da. benim ablam zulüm görmüş bir kadın, ama bir başka kadın kocasına zulmediyor olabilir. Ben devletin kadını desteklemesi noktasındaki eleştirilerinde sema hanıma kızgınım. çünkü bir erkek ne olursa olsun hem fizikse hem psikolojik olarak kendini bir kadının şiddetinden koruma gücüne sahip. ancak kadında durum böyle değil. kadın hem psikolojik hem fiziksel açıdan zayıf olduğundan devletin kadını desteklemesi ve koruması gerekir.

            2. ablamın başından geçenleri üstünkörü biliyordum ancak ağır fiziksel şiddet gördüğünü bu son safhada öğrendim. 3 yıldır ablamı bizimle görüştürmüyordu. kaç kere görüşme talebimiz olduysa görüştürmedi. babam hacdan geldiğinde bile eşi onu bize göndermedi. sadece son iki bayramda ayaküstü bir şekilde kayınının gözü önünde bayramlaşmamıza izin verdi. bizim olaya her müdahalemizde kavga çıkardılar. ablam durumu bize anlatamadı çünkü 4 çocuğu vardı ve onların zarar görmesinden çok korkuyordu. ayrıca polise bile gidememiş çünkü giderse daha çok dayak yiyeceğini hatta eşi tarafından öldürülebileceğini bile düşünmüş. en son kendince bir çılgınlık yaparak (oysa normal bir şey), bizi aramış ve yardım istemiş.

            3. sema hanımı daha ziyade, devletin kadınları korumasına karşı çıkması açısından eleştiriyorum. ayrıca ilk yazımda biraz sinirle genelleme yaptığımı ve bunun yanlış olduğunu kabul ediyorum.

            4. saçmalamayın. ben başımdan geçen her şeyi sıcağı sıcağına yazmak zorunda değilim. burada bir hafta sonra yazmış olmam, yalan söylediğim anlamına gelmez.

            5. ablamın neden kimseye bir şey anlatmadığını söyledim. her şey aile içinde olup bitiyor. kocası onu, kayınvalidesinin ve kayınlarının yanında dövüyor ve hiçbiri onu durdurmuyor. bu ortamda güçsüz bir kadın korkudan siner. Ablam beni aradığında kesin ayrılmaya karar vermişti ve çocuklarını hazırlamıştı. benim gidip dönmem bir oldu. ayrıca 12+12=24 saat değil; 6 +6=12 saat. yani gidiş dönüş 12 saat tuttu. normalde çok daha uzun bir yol ancak kendi aracımla o sinirle basıp gittim. kocası diğer kadının evinde olduğundan ve kayın valideleri o sırada başka bir yerde olduğundan hiçbir sorun da çıkmadı. onlar durumu fark ettiklerinde ben çoktan Ankara’ya dönmüştüm.

            burada saçmalamak için iyice çaba harcamış olmalısın.

            6. zırvalıyorsunuz. kadın dili erkek dili yok. insanlık dili var.

            7. inşallah sizin yakınınız olan bir kadının başına böyle bir olay gelmez. ancak bu alaycı tavrınızın karşılığını bir şekilde görmenizi yüce Allah’tan temenni ediyorum.

            8. işin gücün arasında size cevap yetiştirdim. sanmayın sizin gibi birine çok değer verdiğimden. hayır. sadece bu yorumları okuyanların gerçeği tümüyle görmesi için yazdım.

  4. .:. dedi ki:

    AHSEN hanimefendinin baska baslik altinda yazdigi yazi.

    “İşkurun sitesinde “annemin de işi olsun” konulu bir resim yarışması yapılmış.”

    Siz boyle yazinca gidip baktim. Gercekten de eklemisler. Bilgi icin tesekkur ederiz gundemi hizli takip ediyorsunuz.:)

    Daha once soylemeye calistigim uygulamalarin Turkiyede de hizla devreye sokuldugunu rahatlikla gorebiliyoruz. Hukumetin bu isin altindan, bu politikalar ile kalkamasi cok zordur. Ekonomik, siyasi, politik, Hukuki ve sosyolojik boyutlari vardir. Birbirine bagli ve birbiri ile iliskili durumlar soz konusudur.

    Simdi yasi 16-20-30-35 civari olan gencler, 40-45-50 veya daha yasli 65 den kucuk olan anneleri alip da iskur a giderler. (Gidsin demiyorum.) Ama gidebilirler.:) gitmeleri endogal hakkidir.

    – Memur gence sorar, hayirdir, teyzeyi neden buraya getirdiniz?
    – Eeeemm efendim, “Annemin de isi olsun.”
    – Nasil yani?
    – Benimde isim olsa fena olmaz. is yoksa, 20-35 yas arasi gencler icin kres veya genclik merkezleri , is becerileri staj v.s. imkanlarindan faydalanma (Borusan genclik merkezleri mesela…)

    Bu olma ihtimali olan bir yaklasim tarzi idi, Ben daha once deginmeye calistigim ve Sema hanimin teoride anlattiklarini, neler olabilecegini ve hedefin ne oldugunu, asagi yukari olabilecek yasanmis sonuclari biraz teknik ve rakamlarla izah etmeye calisayim.

    Suan Asagi yukari benzer uygulamalarin bundan 10yil kadar once basladigi ve 2005 de hiz kazandigi bazi AB ulkelerinden ornek vermek istiyorum. Bu ulkelerin hali hazirda, Tuik benzeri kurumlari, Tuik den, daha hizli daha detayli ve kapsamli bilgileri, duzenli sekilde, aciklanmaktadir. Aciklanmasi herkezicin birsey ifade etmese dahi, yetkinligi olan kisiler bu bilgileri kullanip, hedef ve isteklerine ulasabilir. Bu bilgiler dogrultusunda Resmin butununu gorebilir, Ulkemizde bu bilgiler, ya yok ve kapsami dogrulugu cok dar kalmis, yada varsa da aciklanmiyor, stratejikdir, siyasi olarak. Cunku aciklanmasi cok zor olabilir. Ornegin Soyle bir bilgiyi Turkiyede bulmak cok zordur. radikal birsey soylemek gerekirse, 2000 yilindan 2013 yilina kadar veya daha oncesi intihar girisimi olan, kisi sayisi, cinsiyet, yas, sebep olarak verilmesi, olen sayisi ve nedenleri iller ve bolgeler bazinda…
    veya olen kisilerin, yaslari, bolgeleri, olum nedenleri, kalp, cinayet, silahla, bicakla, trafik, sigara, alkol v.s. bu bilgileri almak cok ama cok zordur, aciklamakda cok zordur. Bosanma nedenleri, bolgesel , zamanzal, egitim ve sebebleri (Net sebep) yani siddetli gecimsizlik gibi yuvarlak sebep degil. Alkol, uyusturucu, iffetsiz yasanti, siddet, ekonomik, hastalik v.s. Bu bilgiyi aciklamak cok zordur.

    Benzer bilgileri calisma hayati ile ilgili de alamazsiniz.

    – Turkiyeninde bu sisteme dahil edilmek istendigi, one cikan bu AB ulkeleri hangileridir. Irlanda, Portekiz, Ispanya, Italya, Yunanistan, Romanya, polonya, Macaristan ve diger yugoslavya dahil parcalanmis ulkeler. Hepsinde ortak durumlar soz konusudur. (Aile kurumu batmis, Ekonomi batmis, Issizlik yuksek, hepsi oncelikle, Almanya, Belcika, Fransa, Hollanda, Avusturya gibi ulkeler tarafindan sirketleri ile istila edilmis durumdadirlar.
    yuzeysel rakamsal bilgilerde bunu gosteriyor.

    Istihdam yaratma konusunda Istenen talep herkezin kabul edebilecegi ve istedigi bir taleptir. onu belirmekte fayda vardir. Yalniz Uygulama bicimleri ve oncelikler cok farklidir. Burada Muazzam bir bir savas vardir, politikacilar birsey yapamiyorlar. O kadar is imkani yoktur, Ustelik is imkani yaratmak icin, yasli bakma, 6 yasindaki cocugu bakma, olmadi 5 yasinda, oda olmadi 3 yasinda, olmazsa, 0 yasinda, hasta bakma, sokak temizleme, hasta bakma, bahce temizleme, park temizleme, dadilik yapma, ev temizleme, okadar cok ki, hic biriside, surekliligi olan, ve gecim saglayacak ucrete sahip degil. ustelik bu sekilde calisanlarin bir cogunun da cocuklari, baskalari tarafindan bakiliyor, Anneleri, babalarida, baskalari tarafindan bakiliyor.Cocuk alti temizlemek icin, hasta bakmak icin, unuversite egitimleri bile var, akla hayale gelmeyen isler.

    Belediyelerde ve resmi kurumlarda, siyasi bircok oyun donuyor, o ulkelerde, 6 ay calisan, 6 ay issizlik maasi alabiliyor, kadin ise baskilar sonucu pozitif ayrimciliga sahip, yeni kabul edilen yasalarda ise, siddet goren kadin ise, ekstra bir pozitif ayrimcilik ve oncelige sahip, devlet dairelerinde ve belediyelerde bu yuzden gecici calisanlar, egitimsiz, sinavsiz gecici alinabiliyor, suresi dolunca yerine baska hic calismamis aliniyor, isten cikan devletten, issizlik yardimi aliyor, Cunku Bazisinda AB destek veriyor. Isveren Issiz birini alirsa, birkac ay prim ve vergi odemiyor, bu kadin olursa daha fazla, siddet goren kadin olursa, dahada fazla…

    Bu uygulamalar butunun yarattigi, is yuku ve karmasa, ulkelerin butun sistemlerini kitlemis durumda, Gelen cozemiyor ve gidiyor, Teror ile ilgili problemleri olanlarda bile oncelik terorden cikmis, Ailevi problemler, sosyal problemler,ekonomik ve issizlik problemi olmus, en buyuk sorun ise genclik sorunudur.

    Bu sistem neler yapiyor.
    – 16 yas ile 65 yas arasindaki, calisabilir kisilerin, Is sahibi olacagi, vergi verecegi ve prim odeyecegi bir sistem.(Keske olabilse)
    – Ukemizde, bu sayilari, Net olarak alma imkani yoktur. Toplam nufus, kayitli sigortali, kayitsiz sigortali, ve issizler olarak.

    Ornek bir ulke, Bu ulkede, suan 50 milyon civari Nufus var, Nufusun 12 milyona yakini yabancidir, yabancilarin yarisindan fazlasi 6 milyon civari AB li yabanci, 5 milyon Civari, AB disi yabanci, Ab yabancilarin 855 bin kadari ise, Romanya vatandasi, sonra polonya, ve diger eski yugoslav ulke vatandaslari, diger AB yabancilarinin bir kismi, kendi ulkelerindeki kazanci bu ulkelerde yasayarak harciyorlar, emekli ise, bu ulkelerde gecim daha kolay, sabit maas olunca. Digerleri ise, bu ulkelerdeki ekonomisi guclu olan ulkelerin isyerlerinde istihdam eden yabancilardir, sayi oldukca fazladir. Oldukca fazla yabanci ulke vardir, Ornegin Bu ulkelerden birindeki, Wolkswagen in cirosu, O ulkenin Almanyadaki kurulan kendi ulkesine ait butun sirketler toplaminin sirketlerin sekiz katindan Fazladir. Bu ulkede, 1500 den fazla Alman sirketi vardir, Almanyada ise, o ulkenin 200 den fazla sirketi vardir, Bu ikiyuz sirket bir wolkswagen kadar katma deger olusturmuyor.

    Yazdiklariminin rakamsal dayanagi vardir. Kadin erkek, cocuk bu ulkelerde birbirine girmis durumda, sistem insanlari birbirine dusman ediyor, siyasilerde, oy ugruna, belediye ve kurumlarina gecici eleman alip cikartabiliyor, kimse kendi ulkesine bile acimiyor. Herkez ekmeginin pesine dusmus durumda, Kadinlar, erkekler, a partisi, b partisi gibi, Hersey Aile kurumunu vuruyor ve encok zarar goren genckesim oluyor.
    Kadinlari oldukca fazla kullaniyorlar. Issizlik cogalinca, ucretler dusmus durumda, ustelik devlet destek ve tesvik verdigi halde.

    Aile sistemi yikildiginda, Hersey yikiliyor. Para insanlari cok acayip bozuyor, Eski tuketim dusmus durumda, Buyuk yabanci sirketlerin calisanlari, Carrefour, media markt, bauhaus, ikea, Lidl, aldi gibi ozellikle hizmet sektorundekilerin maaslari hem cok dusuk, hemde, yari zamanli calisma sistemine geciyorlar.

    Eskiden ailede, Biri calisipda aileyi gecindirirken, simdi herkez calissada gecindiremiyor, disarida yemek yiyenler dahi azalmis durumda, Giderlerin cogu da, sabit giderlere, kira, ipotek, yakit, elektrik, su, telefon vergi, v.s. Bir cok sirketlerde, ekstra ucretler, sosyal yardimlar kaldirilmis durumda.

    Bu durum aile sisteminin yikilmasini hizlandiriyor.

    • AHSEN dedi ki:

      İşsizlik oranında çok ciddi bir azalma yok ama devlet bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor.işkurun sitesinde istihdam garantili dedikleri garanti olması biraz tartışılırama bu kurslara müracaaat eden kursiyerlere devlet her bir gün için 20 tl yardım yapıyor.Ve katılım sayısı en az 30 kişiden başlıyor.
      Bu kurslar en çok açılan başta
      -yaşlı bakımı iki ayrı kurs
      -muhasebe elemanı
      -sekreterlik
      -çocuk bakımı
      -güzellikvb
      -ve çeşitli kurslar
      Bu istihdam çalışmaları bir yönden iyiçünkü işsizlik aile içi ve bireysel sorunları beraberinde getiriyor.,ülkemizde de bunun vahim sonuçlarını gördük işsizlik yüzünden bütün ailesini katleden insanlar var.Ama bu konuda atılmış çok somut ve işkurla yürütülen çalışmaların çok iyi bir alt yapısı yok burdan mesleki eğitim alan birçok insan iş sahibi olamıyor çünkü.
      Türkiye şartlarında gerçekten geçinmek çok zor.Hele büyük metropol şehirlerde çok daha zor geliir seviyeleri çok düşük.
      Bir memur da olsanız üç çocuğunuzla normal şartlarda yaşayabilmeniz için şuan adıkları maaşın iki katı olması lazım.
      Ama insanlar birşekilde hayatlarını sürdürüyorlar çünkü mecburlar ama birde anne baba çalışan aileler eğer iyi bir düzen tutturamazsanız aile içindeki para mevzularıda sıkkıntı oluyor mutlaka.
      Eşlerinin çalışıp eve bir kuruş katkısı olmayan yada eşinin elinden kredi kartının alınması her iki durumuda tasvip etmiyorum ortak bir gelir gider hesabı yapılmasında fayda var erkeğin sorumluluğu deyipte para kazanıyorken mecburiyetim yok diyerekte paylaşmamak çok vicdani gelmiyor.

      Dücane bey’in güzel bir yazısı var “SIRAT KÖPRÜSÜNDEN JEEP’LE GEÇİLMEZ!” yazısında şöyle diyor:

      Hakkın insana verebileceği en büyük ceza, her hâlde kendisinden minnettarlık duygusunu alıp onun şükretme yetisini köreltmesidir.
      Bugünün dindarının başına gelen de bu! Artık kimse aşağıya bakmıyor, gözler hep yukarılarda. Daha fazlasında. Daha çoğunda.
      Kanaatkârlık, artık unuttuğumuz, itibar etmediğimiz bir kavram. Eldekiyle yetinmek, demek kabaca. Eh buna da şükür demek. Çaresizlikten değil, yarışa katılmayı bile isteye reddetmekten.
      Yoksulluğu bir kader olarak kabullenen zavallılardan değil, bilâkis yoksulluğu kendi iradeleriyle tercih edenlerden söz ediyoruz
      ……

      temelde herşeye bakarsanız aslında çoğu ahlaki değerlerin yok olmasından kaynaklanıyor bütün bu sorunlar.Müslüman olarak çok ciddi sorunlarımız var öncelikle onları bir gözden geçirmemzi lazım..

    • Deniz dedi ki:

      Sayin .:..,
      Keske noktalama isaretlerinden farkli bir rumuz kullansaydiniz diye geciriyorum her defasinda icimden. Her ne kadar su fani dunyada zerre hukmunde olsak da… :))
      Yorumlarinizin bilgiye arastirmaya ve belli bir dusunce suzgecinden gecirilerek yazildigi belli. Tesekkurler degerli bilgileriniz icin.O yuzden gazetede okudugum bir haberi sizin yorumunuzun altina yazmak istedim.haberin kisaca icerigi su: ulkemizde 9 is alaninda eleman acigi var. her Ozellikle sektorel alanda mesela insaat sektorunde yuzde 6’lik bir acik var. ve daha cok erkeklerin istihdam edilebilecegi diger alanlar fakat cesitli sebeplerden dolayi 2 milyonun uzerinde issiz olan ulkemizde calisacak insan da bulunamiyor. Bu nedendir? Benim aklima hemen is guvenligi geliyor. Memleketimizde insan evlatlari sapir sapir dokuluyor sirf bu yuzden. Gun gecmiyor ki bu yonde bir haber dusmesin medyaya.
      Insanlarimiz bir meslek tercihi yaparken ille bir devlet kapisi olsun dusuncesi ile hareket ediyor. Sonra ayni alanlarda gereginden fazla yigilmalar olabilir mi? Ayrica is begenmeme, ucretlerin dusuk olmasi (lutfen akliniza sadece kadinlar calisiyor ucretler o yuzden dusuyor gelmesin), devletin sorumlu mercilerinin dogru yonlendirememesi , egitim eksikliigi ve bunun gibi pek cok sebep issizlik rakamina etki ediyor olabilir mi? Butun bunlarin sonucunda kadinlar calismasa erkekler is sahibi olurdu demek dogru bir bakis acisi mi?ya da fazlaca basit degil mi? ( Hani milli egitim olmasa talim terbiye ne guzel idare elirdi gibi bir sey) Valla hepsi degilse bile buyuk cogunlukla hele de kucuk cocugu varsa alacagi dusuk ucrete karsilik hic kimse kosa kosa gitmez ise. Anne iste cocuk kreste en son dusunulen care olmali .
      Calisma mecburiyeti olanlar ya da ihtiyac olan alanlar degerlendirmenin disinda tutuluyor. Peki bunlarin colugu cocugu yok mu ki istisna tutuluyor.rakamsal olarak ne kadar hic dusunuldu mu?
      Bakin ben bunlari kadinlar calismali gibi bir dusuncem oldugu icin yazmiyorum .keza tersini de …herkes kendi tercihini hayat algisi icinde bulundu gu kosullara gore yapar . Hic bir yonde baski olusmasin arzum budur. Aslinda durup dusunecegimiz o kadar cok sey var ki hepsi de bir biriyle baglantili degisen deger yargilarimiz ,mahremiyet algimiz…

    • .:. dedi ki:

      Selamun aleykum,

      Ahsen hanim siz soyledikten sonra Iskur web sayfalarina baktigimda dikkatimi ceken baska birsey oldu. Sema hanim in bu baslik altinda verdigi resim ve slogan ile, bu yarismadaki konu farkli, yarismada derece alan resimlerin bakildiginda anlam yuklu oldugu rahatlikla gorulebiliyor. Bu bildirim icin tesekkur ederim.

      – Annemin isi benim gelecegim.

      Bir baskasi da…

      – Annemin de isi olsun.

      Daha once de belirttigim gibi kadinlarin calismasina karsi birisi degilim.

      Aslinda bizleri, bizlerin oyu ile yoneten, sectigimiz Yoneticilerin, vekillerin goremediklerini. Bir vatandas olarak onlara onlara gostermek, bizim gorevimizdi. Yanlislarini elestirerek onlara gostermek, Bizim sesimiz belkise Sayin Sema haim kadar cikmiyor ama, en azindan bizlere ifade etme imkani sunuyor cocuk aile.net vasitasi ile.
      http://www.cocukaile.net/bosanmis-babalar-bildirisi/#comment-15327

      Bugun olan ve ilerde artarak olacaklari Mayis ayindaki bir yazida yine burada sizlerle paylasmistim. Bugun olanlarin ve daha sonra olabilecekler buyuk oranda beni sasirtmiyor. Sayin Sema hanim ve benzer duyarliliklardaki kisilerde ayni seyleri vurguluyorlardi. Sayin Ali Bulac da benzer seyleri
      http://www.cocukaile.net/kadinlar-dikkat/#comment-7339

      Aslinda Bagira bagira geliyor tehlike, farkinda olmak lazim, Bu tartistigimiz calismalarin Altinda AB logosunu goreceksiniz. Daha once uygulayanlarda da vardi.

      Aslinda sizin bahsettiginiz, Is egitimleri ile ilgili de soyleyecek cok seylerim var, uygun gelen bir konuda bahsetmek isterim, Onlarda AB desteklidir. Bazi seyleri yetkililer goz kapali yapiyor, cunku, bedava fon var. Aslinda bedava degil. Bu gun Suriyeye veya aclikla bogusan savasin pencesinde ve onca ulkelere yardim etmeyen gormezden gelen AB neden bu yardimi yapiyordur sizce? Dusunmek lazim. yarim milyar dolar oldu ulkemizden yapilan yardimlar ve ulkemizi yalniz biraktilar, coksun diye bekliyorlar. Muhtac olsun diye bekliyorlar. Aslinda bu gibi bircok puzzle parcasi var. Birlesince zararin buyuklugu anlasilir.

      Aslinda Bu sizin Iskur web sitesinde soylediginiz, “annemin Isi olsun.” uygulamasinin hemen hemen aynisini 7-8 ay once yazdigimi hatirliyorum ancak, site icerisinde bulamadim (Sitenin arama motoru iyi calismiyor, bilmem google motoru entegre edilebilirmi veya biraz kapsamli olabilirmi? veya su kisinin yazilari diye arama yapma inkani olabilirmi?)

      Asagi yukari onceden yabanci bir ulkede tespit ettigim durum Soyle idi. Ozellikle, feminist gruplar ve bazi kadin dernekleri, Okullara sizarak, bazen konu belirleyip, Mesela aile ici siddet gibi, ancak oncesinde, ogrencilere egitim verip, onlara sunup yapip sonrasinda kompozisyon yazdiriyorlar ve cocuklari yonlendiriyorlar.

      Nasil mi yapiyorlar, ayni Is kur sitesindeki uygulama gibi, Once AB fonu destek oluyor, kompozisyonu buyuk olcude onlar yonlendiriyor ama, size yaptirtiyorlar. Derse gelen bir bayan sunum yapiyor, video ve resimler gosteriyor, agirlik aile icinde, Babanin Anneyi dovdugu resimler veya ustaca yonlendirilen anlatimlar,

      Peki ne oluyor, Sinifin buyuk cogunlugu, Evde Babasi Annesine yuksek sesle bagirsa bile, veya evde tartisma olsa bile, veya gercekten siddet olanlarda var. Yonlendirme yapiliyor. Ve buyuk cogunluk babasi siddet yapan olarak gosteren resimler ciziyor, ve bunlari okul panolarina asiyorlar, odul veriyorlar v.s.

      Sema Hanim cok guzel izah etti, Simdi iskurun sitesindeki, kazanan resimleri bakin, “Sayin Bakan Baba o resimlerde nerede” Neden cocuklarimiza bu sekilde yonlendirme yapiyorsunuz, Baba da yok, erkek cocukda yok. Resimlerde cok anlamli, Birinci resimde heryerde bayan calisan, diger resimde bayanlar icin cok zor olsada balik tutan bir bayan, Obur resimde, Erkeklerin icinden cekip alinan bir bayan v.s.

      Peki Ogrencilere bu kompozisyonlari yapmadan once ne gibi bir on anlatim yapmislardir sizce…?

      Sayin Aile Bakanligi Babayi kaile almadan yaptiginiz hic bir calisma basarili olmaz. Bu milletin Vergileri ile yapilan Aile bakanligi butcesindeki yil sonu harcamalarini cok merak ediyorum, acaba seffaf olarak aciklanacak mi?

      Yani, Toplam butce ve gelirler, gelirlerin kaynaklari, Butceye ek AB katkisi ve toplam butcedeki orani. Yapilan harcamalar.

      Oncelikle,
      – Reklam giderleri, (Kimlere yaptiriliyor)
      – Hukuki giderler, (Kimlere yaptiriliyor)
      – Egitim Giderleri, (Kimlere yaptiriliyor)
      – Sosyal hizmetlere harcanan,
      – Engellilere harcanan,
      – Sehit ve yakinlarina harcanan
      – Cocuklar icin,
      – Gencler icin,
      – Aileler icin

      Ayrica Kadin Statusu icin harcanan ve Erkek statusu icin harcanan (Tabiki varsa)

      En onemlisi, Tum bu butce icin, Dogum oranlari artmismidir, Aile ici siddet dusmusmudur, Evlenmeler yukselmismidir, Bosanmalar azalmismidir. Bu mucadele icin harcanan para ile basarili olunmusmudur?

      Arastirma Sirketlerine yapilacak olan harcama yerine, Devletin gercek veri kaynaklari kullanilmali ve dogru bilgi paylasilmalidir, (Bunu aile bakanligi suan pek istemez, sonuclar, herzaman aleyhte cikar.) Ama bu rakamlari gelecekte AB sizden isteyecek ve ustelik yayinlatacak. siz duzgun okusanizda, daha bilgililer farkli okuyum yorumlayacak. Ayni Sema hanimin Bugunki yazdigi yazidaki gibi, Bizim baktigimiz gibi bakmayacaklar, Bizler Onlarin dediklerini kabul ettigimiz icin, onlarin gozu ile bakacagiz.

      Insallah kullanilan butce ile sonucta basarili oluruz. oluruz. Temennimiz budur.

      Sayin Deniz, Suan icin dusunmuyorum sebeblerim var, farkindayim bir kac defa uyari aldim, iyi dilekleriniz icin Tesekkur ederim.

      • AHSEN dedi ki:

        aleykümselam
        tespitleriniz ve söyledikleriniz çok doğru.
        Yapılması gereken çok şey var.
        Gerçekten birileri işini çok iyi yapıyor.Erkeklerin içinden çekip alınan kadının resmi çok şaşırtıcıydı.Bir çocuk ancak iş sahibi bir annenin resmini çizebilir.Bilinçli olarak sizinde dediğiniz gibi bu durumun kesinlikle bir alt yapısı var.
        Bütün bu işsizlik önleme çalışmaları düşündürücü tabiki.Bir annenin zor şartlar altında düşük ücretle uzun süre çalışmasının getireceği bedellerininde düşünülmesi lazım.İnşallah bir an önce daha sağlıklı toplum yararına özelliklede aileyi ayakta tutabilecek politikalar üretilir.
        İş bulmak hiç kolay birşey değil ALLAH ailesini geçindirmek zorunda olan babalara kolaylıkla iş bulabilmeyi nasip etsin bir babanın işsizliği aileyi fazlasıyla yıpratıyor öncelikle bunun önüne geçilmeli.

  5. yorumlar dedi ki:

    Selamlar,
    Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.
    Bir ricam olacak: sol tarafta bulunan yorumlar kısmı sadece 5 yorum gözüküyor, belli bir süre siteye giriş yapılmadığı takdirde yorumları takip edemiyorum, yorumlardan da istifade eden biri olarak bildirmek istedim.

  6. AYsun Psikoloji Öğrencisi dedi ki:

    Tevafukluk… Dün bir sosyal mediada paylaştığım yazıyı aynen geçiriyorum; Aslında” BABA ” dedikleri hani şu Kavvam sıfatına yakışan adamlar ne de önemliymiş!.. Bugün 2 tane eve gittim… 2 side lise arkadaşım. 1. ev cenaze eviydi. 20 yaşında arkadaşım vefat etti. 2. ev hasta eviydi. Arkadaşımın 39 yaşındaki annesi kanser, kemoterapi görüyor. 2 ev de ne de hüzünlüydü…EEE ne olmuş ? Tek Ortak nokta İkisinin de lise arkaşlarım olması değil.. İKİ ARKADAŞIMINDA ANNESİ VE BABASI ONLAR ÇOK KÜÇÜK YAŞTAYKEN BOŞANMIŞ. YANİ BABA HAYATTAYKEN ,BABASIZ BÜYÜMEK NE DE İNSANI YORUYORMUŞ… TAYVANLI BİR KIZA SORMUŞTUM; NEDEN BU HAYATTA YAŞADIĞINI HİÇ DÜŞÜNDÜ MÜ ? EVET DEDİ, “DÜŞÜNDÜM… ANNEM VE BABAM AYRILDIKLARINDA DÜŞÜNDÜM.” SÖZ BİTİYOR…EY KAVVAMLIK İDDİASINDA BULUNANLAR ! LÜTFEN KAVVAM OLUN!..

    Kavvam olun sözcüğünün içinde zerre feminism yok. Aslına bakılırsa Femistler Kavvamlığı da yok ediyor, öyle değil mi ? Ailede şiddeti, boşanmaları önlemek için yasa çıkaranlar ! Allah’ın yasasına sarılmadıkça huzurlu aileler görmeyi unutun.

    • seymen dedi ki:

      1-“Aslında” BABA ” dedikleri hani şu Kavvam sıfatına yakışan adamlar ne de önemliymiş!..”
      Hadi bizi geçelim de bu cümlenizle kendi babanıza da hakaret ettiğinizin farkında değilsiniz sanırım.
      Allah’ın takdir ettiği bir şeyle ihtihza edilme durumu olup olmadığını da okuyucuların takdirine bırakıyorum.

      2-Birinci evde vefat eden kızı sanki babası öldürmüş gibi yorum yapmışsınız. Boşanmalar çocuklar açısından tabiki olumsuz oluyor. Ama siz boşanma nedenlerini şekillerini bilmeden nasıl suçlama yapabiliyorsunuz? O adamlarla görüştünüz konuştunuz mu? Boşanmayı isteyenler babalar mıydı anneler miydi acaba? Psikoloji eğitimi alan birinin olaylara biraz daha bilimsel yaklaşmasını beklerdim doğrusu.

      • AYsun Psikoloji Öğrencisi dedi ki:

        da da daaaam 🙂 tmm tmm sinirlenmeyeceğim 🙂 ama güzel kardeş, yanlış anlamalara üzülüyorum… hata varsa bizdendir diyerek düzeltelim. Eyvallah. Her defasında kavvamlığa atıf yapan erkek kelimesini bile kullanmayıp kavvam diyerek ne kadar başımızın tacı olduklarını dile getiren “ben” e yapılmasın ama bu :)) 1. cümle de yanlış birşey yok ki tam tersine bir övgü var, sözüm kavvamlığı umursamayanlara…
        Arkadaşımın babası arkadaşımın cenazesine yani kızının cenazesine bile gelmemiş, benim burda kasdettiğim evimizin direkleri başımızda olmayın ca , kavvamlık yapmayın ca eş, çoluk çocuk perişan oluyor… arkadaşım kanserdi.. yani üzüntü , sinir stres diyorum, anlaşıldı inşaallah…

        Olaylara olabildiğince bilimsel , ilimsel yaklaşmaya çalışıyorum, gerçekten :)) Yorumunuz için teşekkürler… Selamun Aleykum..!

      • ali dedi ki:

        yaa seymen bey yanlış anlama hemen. orda erkek evine çoluğuna çocuğuna sahip çıkmalı kahvede sürtmemeli, ailesini koruyup kollamalı demek istemiş. malesef bunu yapmayan çok erkek var. o bunu demek istemiş. bunun sonucunda çocuklar babalı ancak yetim gibi büyür. babanın varlığı dahi büyük birşey ama çocuklarına ailesine varlığını hissettirmeli. ben bunu bazı akrabalarımda gördüğüm için söylüyorum.

        • seymen dedi ki:

          Bence de bir kasıt yok, ama bir düşüncesizlik olduğu, lafın nereye gidebileceğini düşünememe olduğu kesin.
          Belki de bilinçaltının bilinçsizce dışavurumu. Bilemiyorum artık.

  7. turan dedi ki:

    eşim ve ben devlet memuruyuz. başta kesinlikle çalışan kadın almayacağım derken karımın masumluğuna kandım. şimdi eşim malesef her türlü lafı diyor. ben bunları mı hakettim, beni kimler istedi, benim gibiler sarayda yaşıyor…..vs. hayat zahir. biz kendi yağımızla kavrulmaya çalışam insanlarız ve ikimizin maaşına göre borç yaptık. her ayın 15 inde maaşımı vermem ha diye tehdit ediyor, erkek değilmisin borçları sen öde diyor. kendisi ailesine istediğini alış ben küçük bir şey için bile izin alıp yapamam. çocuklarımın karşısında küçük görülmekten bıktım. boşanmak istiyorum çocuklarımı göstermez diye korkuyorum. ayrıca kanun kadından yana. tazminat ödeyecek durumum da yok. çıldırmak üzereyim. bu aile bakanı ve hükümet din iman diye bizi dinsiz imansızlığa itiyor. bence flört hayatı yaşamak daha ucuz ve risksiz. bunu mu yapalım. kadınların çoğunun hediye almayı, alışveriş yapmayı sevenler oluğunu görüyorum. bunun karşılığında kendilerini rahatça teslim edebilirler ve bu toplumun sonu olur. yakın zamanda toplu belalar üzerimize geleceğinden endişeliyim. toplum sürekli kadın cinayeti ile gaza getiriliyor. oysa onlar sevililerinden flörtlerinden bulmuşlar. oysa bugün evlerin yüzde 90 ında erkekler kadınları tarafından eziliyor ve erkeklik gururu diye sesini çıkarmıyor. yarın bunlar hızlı şekilde ayyuka çıkacak. reklamlar nasıl çocuk ve kadınlara ise hükümette çocuk ve kadınları kullanaran oy devşiriyor. ama görmüyorki tüm mukaddes değerlerimiz tepeleniyor yok oluyor.

    • Nur dedi ki:

      İşte bu tarz kadınlar çalışınca maddi gücü olunca erkeklerle bir savaş içine giriyorlar eşlerini eziyorlar bunun için okumadım ve bunun iççin çalışmayacam çevremde çalışan kadınların eşlerinin durumuda hep aynı ne diyeyim allah size kolaylık versin turan bayefendi

      • seymen dedi ki:

        Çalışan kadınlaın büyük bir kısmı belli bir süre sonra erkekleşiyorlar, ve en büyük sorunda bu maalesef.
        Bu durumu kabul edemedikleri için de sorun çözülemiyor.

    • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

      kardeşim Allah yardımcınız olsun…keşke baştaki sözünüzü tutupta çalışan almasaydınız..ama nafile artık olan olmuş…biz burda boşuna çalışan kadınlara atmıyoruz al işe fıtratları bozuluyor para ve kariyer onları dik başlı yapıyor eşlerine saygıları kalmıyor! daha nice örnekler var bakmayın böyle erkek milleti içine atar herşeyi kadın gibi paylaşmaz her şeyini bir sürü erkek bu durumda çalışan eş isteyen yada sehven çalışan eş alan erkeklerin çoğu bu durumdalar ama kendim ettim kendim buldum diyorlar yada bu kardeşimiz gibi sehven içine düşüpte çıkamıyorlar!

      erkek hemcinslerime tavsiyem herşey maddiyat değildir maddi hislerle çalışan kadın isteyipte her anlamda yarım bir evlilik yapmayın aklınızı başınıza alın!

    • Kübra Velioğlu dedi ki:

      Bence bunun maaşla çalışıp çalışmamayla alakası yok. Sizin eşinizin size olan sevgisi ve içinde Allah korkusu kalmamış .Yoksa kimler kimler var babasının evinde yediği önünde yemediği arkasında olupta, sırf eşini sevdiği için bunları elinin tersiyle itip sadece eşinin ona verebileceği ile , elinde olanla yetinen .

      • Süheyla dedi ki:

        Size katılıyorum Kübra Hanım.Benim amcamın kızı da babasının evindeki maddi manevi çok rahat bir hayatı bırakıp kocasının peşinden yurtdışına bir yataktan başka eşyası olmayan tek bir odaya gelin gitti.Müslüman ve örtülü olduğu için sokakta uğradığı hakaret ve yediği küfür de cabası.Aradan kaç sene geçti,şimdi biraz biraz rahat etmeye başladı.

        Ben de belli başlı bir iki meslek dışında kadının çalışmasına (mecburi çalışanları ayrı tutuyorum)karşı biri olarak, her çalışan kadının sanki kocalarına hanımlık etmiyormuş ve kocalarıyla savaş içindeymiş gibi algılanmasından gerçekten sıkıldım.

        Bir insan ya ahlaklıdır ya da ahlaksız.Bunun çalışmayla,evde oturmayla alakası yok.

        • kübra velioğlu dedi ki:

          teşekkür ederim Süheyla Hanım. Aynen benim etrafımda da çok örnek var bu şekilde. Tamamen ailede alınan eğitimle , yetiştirmeyle alakalı. Annem ben bekarken çok para harcadığımda ” baba evi sap savur evi , koca evi çek çevir evi. Evlenince de böyle savurma dikkat et” diye uyarırdı. O zamanlar kocam değil mi alacak tabi derdim ama şimdi işin içine girince kazın ayağı öyle değilmiş diyorum 🙂 ben bu adamı seviyorum madem , bu yuvayı yürütmek istiyorum bu eve ne girerse ,kocam ne getirirse o bana yetecek .Fazlasını istemem sevdiğim adama işkenceden başka bişey değil

      • abdullah dedi ki:

        maaşla çalışıp çalışmamayla alakası var kübra hanım hemde çok var

        • kübra velioğlu dedi ki:

          nasıl var Abdullah Bey? bir insan karaktersizse dünyayıda ayağına sersen yine yaranamazsınız ki

          • abdullah dedi ki:

            çalışanlar daha iyi bilir alakası mutlaka var az veya çok etkiler etkilenir. örnei çok

    • ali dedi ki:

      hacı burda kadının çalışmasından ziyade nankör, şükürsüz, nefisperest olması durumu var. hanımın sen trilyoner olsan da yine şikayet eder çünkü eğer anlattıkların doğru ise nankör ve şükürsüz bir kadın demektir

    • Selda K dedi ki:

      turan bey ve ona yorum yazanlar, munferit davranis uzerinden genelleme yapmak bence yanlis..vicdan dinin yarisidir, merhamet dinin yarisidir, sizin durumunuzda vicdani, merhameti olmayan, yaptiklarini Allah rizasi icin yapmayan bir hanim var..bu kisinin iman eksikligidir, vicdan eksikligidir..Calisma hayatinin kadin uzerindeki olumsuz etkilerine ben de cok katiliyorum ama bu sitedeki asil amacimiz dini yonden olaylari degerlendirmek diye biliyorum, en azindan ben o yuzden geldim, yoksa kadin-erkek kavgasi olan baska cook site var.

      basta demissiniz ki: ‘calisan kadin almayacagim derken’, iste bunlar hic farketmiyor, calisan hanim olur Allah korkusu olur yine boyle olmaz..keske tek bir sey arasak evlenirken, o da Allah korkusu olsa, sonra ortaya cikan bu olaylari calisan/calismayana degil de iman eksikligine gore degerlendirsek..Zaten imani tam olan bir hanim mecburiyetten calissa da esine karsi diklesmez, saygisini bir milim eksiltmez, ihtiyaci yoksa da calismaz cunku dunyevi hirslarini/nefsini torpulemistir..inaniyorum ki Rabbim de kisa zamanda onun zorluklarini kolaylastiri ve evinin hanimi olmasini saglar..

    • Ahmet dedi ki:

      abartmayın turan bey. sadece sizin gibi birkaç kişinin başına gelen olayı genellemeyin. Türkiye’de erkekler kadına şiddet uyguluyor. ben, ablamın başından geçenleri sana anlatsam, cennette yaşamışım dersin. sen hiç eşin tarafından aldatıldın mı? her hafta eşin seni dövüp de seni aldattığı kişiyi arayıp, “eşimi dövdüm” diye anlatıp keyif aldı mı? gece yarısı eşin seni aldattığı kişiyle arayıp hakaret etti mi, aşağıladı mı? yok, ama Türkiye’de her 5 kadından biri bunları yaşıyor.

      eğer eşin sana psikolojik baskı uyguluyorsa sana tavsiyem yüzüne bakma. eve gel, kendi yemeğini yap ayrı odada yat kalk. evde sadece çocuklarınla konuş. eşini umursama. bir ay sonra yaptığı hatadan vazgeçecektir. ama sakın fiziksel şiddet uygulama. sadece negatif direnç göster. o ne kadar bağırırsa bağırsın sen sus. hiç birşey yokmuş gibi yaşamana devam et. yaptıklarını umursama. yani ona, “sen ne yaparsan yap bana zarar veremezsin, ancak ben de sana asla zarar vermeyeceğim” mesajını ilet.

      bak gör, uyum gösterecektir.

    • Mehmet Emin dedi ki:

      Turan Bey,
      Eşleriyle sorun yaşayan erkeklerin tamamında görünen sorun, yumuşak tabiatlı olmalarıydı. Sakin ve yumuşak tabiatınızı değiştirin. Kadınlar bundan hiç hoşlanmıyorlar. Hoşlanıyor gibi görünüyor nefislerine hoş geliyor ama fıtratları bundan tiksiniyor. Kocanın sağlam, güçlü, iradeli, tatlı-sert tabiatlı olması ve yuvayı koruyacak her türlü özelliğe sahip olması fıtratlarına daha uygun. KORKULARINIZLA YÜZLEŞİN VE ONLARI YENİN. Sizde o yürek var.
      Evde bir sıkıntı yoksa, eşiniz nasıl ve neden boşanma davası açacak. Bence en güzel çözüm, Allah´ın söylediklerini uygulamak. Eşlerinizden hoşnut olmazsanız önce onlara nasihat edin, eğer itaat ederlerse ala. Etmezlerse yataklarını ayırın. ve Malum devamı… Erkek olduğunuzu hissettirin. Olay bu. İlla sertliğe lüzum yok. Akıllıca hareket etmek ve kararlı olmakla da başarılıyor.
      Ve yavaştan başlayın, basamakları tek tek çıkın. Yoksa tepki alırsınız. Hem kendinizi alıştırın hem de eşinizi yeni TURAN´a alıştıra alıştıra ulaştırın. Kolay Gelsin.

  8. abdullah dedi ki:

    Harika bir yazı çok teşekkür ederim.Allah yazdıklarınızı baştakilerin aklına ve kalbinede ilham eylesin.Amin.

  9. Nur dedi ki:

    Sayın Sema hanım
    allah sizden razı olsun sizin gibi hemcinslerimiz olduktan sonra Allah’u tealanın izniyle bu ülkenin sırtı yere gelmez inşaallah allah sizin gibilerin neslini artırsın sizi de rabbim cennet bahçelerinden bir bahçeyle mükafatlandırsın inşallah rabbim iki cihanda sizleri ve sizin gibileri aziz kılsın.

    Sizi okuduğum her geçen gün daha bilinçleniyorum.bekar olduğum için tavsiyelerinizi babam üzerinde anneme uygulattırmaya çalışıyorum.
    Aile bakanımız fatma şahin hanım efendiye müthiş bir kızgınlığımız var tamammen aile yapımızı türk kültüründeki aileyi bozdu kadınlara erkeklerden fazla haklar tanıdı dinimizde erkeğin iki kadının birdir her konuda bu görüş geçerlidir fakat ayın şahin hanım efendi bizim dinimizin bize emirlerine müdahalede bulunuyor sanki haşa Allah’u teala dan iyi biliyoruz ya herşeyi bizi yaratan halık bize emrinde erkek kadından bir adım öndedir diyor bizim bakanımız olmazzz kadın erkekten bir adım önde olacak diyor yarın bir gün kadınların arkasında namaz kılan erkek görürsek şaşırmayacağız.sizin değindiğiniz bu konular şu an türkiyenin kanayan bir yarası en birinci meselemiz en önemli konumuz her ne kadar önemsemeyenler olsada…
    Ben gelecekte evlenecek bekar bir ev kızı olaraktam anlamıyla sizçn kafanızdanım okumadım eyer üni. Okudaydım yarın bir gün benim eşim lise mezunu olsaydı psikolojik olarak aramızda bir huzursuluk oluşacaktı bir eziklik yaşayacaktı.çalışmayacağım çünkü bir kadın olarak benim görevlrrimin ne olduğunun farkındayım çalışop eve ekmek getirmek erkeğin işi hem ben çalışıp eşimle evime 2 maaş getirirken harıl harıl iş arayan ailesine bakamayan adamın hakkına giremem.ayrıca. Bu ülkede bir huzur mutluluk olması isteniyorsa kadınları (gereksİz çalışanları) iş hayatından çekip çıkarmakla olur.böylece çalışmayan kadınların yerine işsiz erkekler işe gierecek kadın da evinde oturup çocuğuna bakacak eşinin getirdiğiyle kanaat eder bu sorunlar ortadan kalkar böylece

    • kevser dedi ki:

      Nur hanım,siz üniversite mezunu olsaydınız,eşiniz lise mezunu olamazdı ki zaten.dinimize göre erkek,kendinden üstün gelirli,maaşlı,mevkili bir bayanla evlenemez zaten.

      • dilruba dedi ki:

        böyle bir yasağı nasıl koydunuz hiç anlamadım.Peygamberimiz Hz. Hatice ile evlendiğinde ondan daha mı zengindi,daha yüksek mevkili miydi?

        • kevser dedi ki:

          Evet.o Efendimiz(sav)di,sıradan bir erkek değildi!Peygamberimiz(sav)gibi dünya latifi bir erkekle isterse hiç parası olmasın yine evlenilir.ama günümüzde haşa sümme haşa hiçbir erkek Efendimiz(sav) olmadığı için,hiçbir kız bu riski göze alıpta evlenemez heralde galiba sanırsam dilruba hanım

          • .:. dedi ki:

            Hanim efendi, Peygamber efendimiz(s.a) o zaman peygamber degil idi . 25 yaslarinda Hz. Hatice ile evlendi. 40 yasindan sonra peygamber oldu. Ne zaman, ne sekilde ve nasil evlendigi de, hayati da, butun kaynaklarda ayni sekilde yaziyor. Sayin dilruba nin da dedigi gibi zengin de degil idi, yuksek mevkiside yoktu.

            Simdiki zamanlarda cogunlugun tercihi (aslinda ozamanlardada oyle idi) en buyuk etken Paraaaa olarak, sonra mevki, san, sohret olarak goze carpiyor, Durust , temiz, ahlakli ve saygin kisiler, o zaman oldugu gibi, simdide, sadece bunu anlayabileceklerin tercihi oluyor.

          • kevser dedi ki:

            ayrıca,benim dini yasak koyma gibi bir huyum yok.okuduğum “islamiyette kadın ve evlilik”ile ilgili fıkıh kitaplarında yazıyor bu…
            ilkokul mezunu bir kızla üniversite mezunu bir erkek evlenebilir ama üniversite mezunu bir kızla ilkokul mezunu bir erkeğin evlenmesi sizce uygun mudur?o kız nasıl o erkeği kendi seviyesine getirecek?ama bir erkek kadını kendi seviyesine kolayca getirir.Hz.Hatice(ra)annemiz,Efendimizle(sav)evlenirken zengindi ama evlendikten sonra ev hanımı oldu diye yazıyordu benim okuduğum kitaplarda….
            erkek istediğiyle evlenir,ancak kadının eğitimi,kültürü,o kadın maddi manevi kendinden üstün olmamak kaydıyla.günümüzde evliliklerde asıl sorun bu değil mi Seymen Bey?”kadının erkekten üstün olması”,bu durumdan şikayet eden erkekler burada hayli var.asıl şikayet edilen mevzu bu değil mi,”kadının erkeklerin iş yaşamı için tehdit oluşturması,erkekleşmesi…”benim çevremde doktor hanım olup,kendinden düşük mevkili bir erkekle evlenen varsa,bu mecburiyettendir.okumuş bilgili erkek bulamamaktandır.

            son olarak,Peygamber Efendimiz(sav),isterse kendinden dünya mevkii olarak çok yüksek bir kadınla evlenebilir,bu O’nun hakkıdır!Çünkü Kendisi,Alemlerin Efendisi’dir!!!aradaki maddi uçurumu kapatabilecektir,çünkü O Allah’ın Rasulüdür!(sav)…..

          • seymen dedi ki:

            Vasıflı, kaliteli insan olmanın diploma ile kazanıldığını sanma gibi bir yanılgı içindesiniz.
            Vasıflı insanların çoğu tahsil yapmaya çalışıyorlar, belki de o yüzden böyle düşünüyorsunuz.
            Üniversite mezunu olan bazı kimselerin karakter, görgü, edep, ahlak, kültür bakmından lise mezunu olan tanıdığım birçok kimseden daha aşşağı seviyede olduklarını da gördüm. Bu söylediklerim erkekler içinde geçerli bayanlar içinde. Hakeza çok iyi bir üniversiteden yüksek başarı ile mezun olan biri, vasat bir üniversiteyi zar zor bitirebilen birine göre hayatta (veya mesleğinde) daha geride olabiliyor.
            Bügün üniversitelerin büyük çoğunluğunda da insanlık adına hiçbir şey öğretilmediği, mesleki açıdan da sadece yol gösterici temel bilgileri vermekle yetinildiği herkesin bildiği bir durum.

      • seymen dedi ki:

        Dinimize göre bir erkek kendine mahrem olmayan herm müslüman bayanla evlenebilir, evlenmesi caizdir.
        İslam alimleri erkeğin ilim ve maddiyat açısından bir kademe daha yüksekte olmasının aile huzuru açısından daha iyi olacağını belirtmiş ve tavsiye etmişlerdir. Bu da evllik adayı kadının bir konuda üstün olması durumunda erkeğin daha ince, daha ayrıntılı (tevazu-kanaat-itaat-dindarlık seviyesi vs.) bir araştırma yapmasını gerektirir sadece.
        Sizin söylediğiniz gibi olsaydı hekim hanımların ancak uzman doktorlarla, lisans eğitimi olanların ancak master yapmış olanlarla evlenmeleri gerekirdi ki bu durumda olmayanların olanlardan kat kat fazla olduğuda herkesin malumdur.
        Evlenemez demek maksadı ve haddi aşan bir anlatım olmuş.

      • kübra velioğlu dedi ki:

        Sanırım burda bir yanılgı veya yanılgı demeyelimde etraftan görülenlerden kaynaklı bir genelleme söz konusu . Ben ünv. mezunuyum , eşim lise mezunu. Üstelik şu anda çalıştığı konumda bende az bir miktarda olsa düşük maaş alıyor. Ama biz bugüne kadar çok şükür birbirimizin aldığı maaşlar veya okuduğu okullarla değerlendirmedik. Tam tersi onun bildiği birçok şeyi ben bilmiyorum , bana öğretiyor. Benim bildiğim şeylerin bir kısmını o bilmiyor ben ona gösteriyorum. Bunu da kesinlikle sorun yapmıyoruz çok şükür. Ama şunu da biliyorum ki ikimizden birinde bir karaktersizlik ,çekememezlik , gurur veya v.b. hasetler söz konusu olsaydı kesinlikle bu şekilde yürümezdi.
        Yani güzel geçinme , aile mutluluğu , bu tür şeyler okumayla ve ya kadının çalışması ile alakalı değil .
        Karşılıklı sevgi, anlayış ve en önemlisi her iki tarafın ailesinin damadı veya gelini kendi çocuğu gibi görmesiyle alakalı .

    • Süheyla dedi ki:

      Nur Hanım,üniversite mezunu olmanız iyi bir ev hanımı olmanıza engel miydi acaba? Hem siz üniversite bitirip neden lise mezunu biriyle evleneceğiniz ihtimalini düşündünüz?Evet lise mezunu biriyle evlenedebilirdiniz ama bu üniversite mezunu biriyle evlenme ihtimalinizden daha düşük bir durum.Üniversite bitirip lise mezunu olan bir erkekle evlenen çok fazla kadın olduğunu zannetmiyorum şahsen.

      Başka bir yorumunuzda şöyle demişsiniz,

      “İşte bu tarz kadınlar çalışınca maddi gücü olunca erkeklerle bir savaş içine giriyorlar eşlerini eziyorlar bunun için okumadım ve bunun iççin çalışmayacam çevremde çalışan kadınların eşlerinin durumuda hep aynı ne diyeyim allah size kolaylık versin turan bayefendi”

      Sizce her çalışan kadın okumuş mu?Kadın çalışmayı kafasına koyduktan sonra gider çaycılık yapar, yine para kazanır.Bunun için ille de diploma sahibi olması gerekmez.Sizin karşı olduğunuz şey eğitim almak mı yoksa çalışmak mı? Ya da her eğitim alan ille de çalışacak diye bir kaide mi var? “Dünyevi görüşüm sebebiyle okumayı tercih etmedim” derseniz anlarımda(çünkü bu türde insanlar var) “çalışmamak için okumadım” demenizi anlayamadım.

      • Süheyla dedi ki:

        Ama siz,”eğer okusaydım çalışmak isterdim.Çalışsaydım,eşimi ezerdim,huzursuz ederdim”diyorsanız başka bir durum.O zaman okumamanız en hayırlısı olmuş.

      • seymen dedi ki:

        Üniversite mezunu olmak iyi bir evhanımı olma ihtimalini zayıflatan bir durumdur. Üniversite mezunu olan iyi evhanımları da çok sayıdadır muhakkak. Ama istatiksel olarak bakıldığında bu konuda lise mezunları üniversite mezunlarından daha iyi durumda. Bunu boşanma oranlarına bakarakta anlayabilirsiniz.

        • dilruba dedi ki:

          acaba boşanma oranlarına baktınız mı hiç bu cümleyi kurarken.ben baktım.
          boşanan kadınlar arasında:
          lise mezunu oranı: %26.17
          yüksekokul mezunu oranı:%13.57
          ortaokul mezunu:%6.09
          ilköğretim:%17.22
          ilkokul:%23.10
          Bir okul bitirmeyen:%3.26
          okuma yazma bilmeyen:%2.04
          bilinmeyen:%8.51

          sadece kadınların eğitim durumuna göre oranladım.bunun dışında en ilginç bulduğum ayrıntı ise lise mezunu erkek ve lise mezunu kadının boşanma oranları daha yüksek.

          • dilruba dedi ki:

            kabaca yüzdesini alınmış halidir gerçeğe daha yakın hesaplamalarla +-%1 oynama olabilir.

          • seymen dedi ki:

            Sayın dilruba hanım, maalesef matematikten bir eksi aldınız 🙂 .
            Boşanma oranlarına bakmışsınız ama yanlış bakmışsınız.
            Şöyle açıklamaya çalışayım; takriben ülkemizde elli yaşın altında (doğru analiz yapabilmek için ellinin üstünü almıyoruz) 10 milyon evli veya boşanmış kadın olduğunu kabul edelim. Yine yaklaşık olarak bakarsak bunların 4 milyon kadarı lise mezunudur, 1 milyon kadarı da yüksek okul mezunu. Boşanmış olan 1 milyon kadın olduğunu düşünürsek sizin verdiğiniz yüzdelere göreyaklaşık olarak bunların 260 bini lise mezunu, 130 bini ise yüksekokul mezunu olmuş oluyor. Fazla uzatmayalım, sonuçta lise mezunları arasında boşanma oranı binde 6,5 iken, yüksekokul mezunları arasında binde 13 olduğu sonucuna ulaşırız. Ki ben üniversite mezunu dediğim için 2 yıllık yüksekokul mezunlarını da (korelasyon yaparak) hesaba katarsak; üniversite mezunu olanların boşanma oranının lise mezunu olanlara göre yaklaşık olarak 2,2 kat daha fazla olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

            Boşanma konusunda kadınların haklı olduğu durumlarda çok olabilir, ama bu kriter her iki tahsil seviyesindeki kişi için aynı kabul edileceği için bu durum etkisiz değişkendir. Aslında öylesine okunan açıköğretim mezunlarınıda hesaba katıp üniversite mezunu olanlara dahil etmezsek aradaki farkın daha da büyüyebileceğini tahmin edebiliriz.
            Yaptığımız hesaplar yaklaşık sayılar üzerinden olduğu için, kesin sayılar üzerinden olmadığı için hesaplarda ufak tefek hatalar olsa bile bu sonucu çok ekilemez sanırım.

        • Gulbeyaz dedi ki:

          Iyi ev hanimi esini bosamaz/ iyi ev hanimini esi bosamaz diye birsey olabilir mi yahu? En fazla bosanan grupta lise mezunlari aksine.
          Iyi evhanimi olmakla iyi Es olmak arasinda fark old hatirlatmayalim artik… ( kocana yar misin/ hekimoglu Ismail)
          Iyi ev hanimlarinin iyi ev hanimligi cogu zaman kocadan cok komsularin isine yarar. Malum son moda Koltul takimi, cesit cesit kurabiyeler kocadan cok disardan agirlanan misafirler icindir. Hakikatli ev hanimlari konumuz disinda tabiki…

          • seymen dedi ki:

            İyi ev hanımı derken, iyi eşi ve anneyi kastediyoruz zaten. Eşi kendisinden memnun olan kadınlardır kastımız.

  10. MUHİTTİN HATİKLER dedi ki:

    Sema Hanın Selamunaleyküm,

    Sema Hanım Sizi yaklaşık 1,5 yıldır takip ediyorum. SizİN YAZILARINIZI İLK HABER 7 OKUDUĞUMDA çok etkilenmiştim. Emen gidip kitaplarınızın bütün hepsini alıp okumuştum. ve o günden beride sizi sitenizden takip etmeye çalışıyorum. Haber 7 yedide epeydir yazmıyorsunuz neden acaba orada da birileri rahatsızmı oldu acaba
    varsa onu bilmek istiyoruz. Tabii orada başörtülü apuk sapuk yazan malum bir bayan var onunla çeşitli defalar sizin yazdığınız yazılarla ilgili takıştıK. Vesiz kitaplarınızı çevremde eşiyle sorunu olan bir kaç arkadaşıma alıp ediye ettim. Sizin kitaplarınızı okuduktan sonra hayatları değişti.

    Herneyse gelelim hesas mevzuya Ben evliyim 2 çocuk sahibiyim şükürler olsun eşimle iyi geçinip gidiyoruz.
    Evlilik ilgili yaptığınız yorumlar yazdığınız yazılar benim taki 1980 yıların başında 15-16 yaşlarında düşümeye başladğım ve savunduğum fikirlerin birebir aynısı ve daha fazlası sizde mevcut altına bire bir imza atabilirim. O doğru ve bizim kültürümüze ananelerimize ve islam dine uygun tespitleriniz varki bunlar zaten ugulansa kadına şiddet olayı kalmıyacaktır. Hükümetin bir çok politikasını taktirle karşılıyorum. fakat Fatma Şahinin yürüttüğü politikalar bir erkek olarak bir baba olarak bir aile reisi olarak beni ve benim gibi düşünen bir çok arkadaşımı,
    rahatsız etmektedir. Pozitif ayrımcılık ne demek eşitlikten bahsedeceksiz böyle birşeyde yok sonra kalkıp pozitif ayrımcılık diyeceksin olmaz böyle bir şey… aynı zamanda Ali Bulaç beyin yazısını okumadım ama sosyolok olacaksın sizin yazdığınız bu yazıya karşı çıkacaksın bu yazıda bütün tespitleriniz okadar doğru ve yerindeki bundan başka daha ne diyebiliriz. Sayın başbakan bu bakanın politikalarına nasıl sahip çıkıyor bilemiyorum, Siz hükümet olarak ekonomiyi, ülkeyi, iyi yönetebiliyor olabirisizin ama aileyi toplumu yozlaştırırsanız, yarın öbürgün o ekonomi, zenginlik ,para ,pul sizi ve ülkenizi birdha kurtaramaz.

    Sema Hanım doğru yoldasızın devam edin sizin biz halk olarak arkanızdayız. Onlara oralarda geçiçirdirler ama tarihbatları fazla oluyor. Biz buradayız bunları değiştirmekte bizim elimizde. Bizim katkı olarak yapabileceğimiz birşeyler varsa biz hazırız.

  11. Muhterem Sema Maraşlı Hanım…

    her ne kadar size “hanım” diye hitap ediyorsam da inanınız sizi bir “kızkardeş” gibi benimsediğimi öncelikle ifade etmek isterim.

    kamuoyunda “boşanmış babalar platformu” olarak tanınan grubun Samsun sözcüsüyüm. acizane tek bir görüşüm var. onu yazmak için bu yorumu yazıyorum.

    bizzat şahsınız veya projeleriniz “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” bünyesinde aktif olmadıkça Hükümetin aile politikalarını asla samimi bulmayacağım.

    Rabbim sizin her iki dünyanızı Cennet kılsın… -amin-

  12. veli mert dedi ki:

    07.08.2011 de boşanma davası açtım, olan çirkeflikleri saymıycam, ama şu an dava devam ediyor, kaplumbağa hızıyla, mahkeme kararı olmasına rağmen eşim çocukları bana göstermiyor, göreyim desem kavga gürültü çıkacak, mahkeme tedbir nafakası bağladı, aylık 260 tl, asgari ücretle çalışıyorum, ödeyemediğim için maaşıma haciz konuldu, 750 tl maaşımın 260 tl aylık nafakaya kesiliyor, 200 tl si biriken nafaka ya kesiliyor, toplam 460 tl, hadi bakalım kalan: 290 ile geçin diyor, net olarak diyor ki erkeğe sen ister öl, ister sürün, 1 aylık nafaka için 3 ay hapis cezası alırsın, borcun da silinmez, ömür boyu hapiste kalırısn…. sonra kadın cinayeti vs. ya erkekleri bu şekilde ezmeye devam edersen olacak olan bu. Valla yemin ediyorum 7 sene medrese usulü tedrisat yaptım, 2 üniversite bitirdi. muhafazakar biriym, bir damla içki içmedim, hiç kumar oynamadım, hiç karakola dşmedim, benim bile aklıma geliyor bazen … ah durum ortada.. benim gibi birini bile bu hale getiren dünya, maneviyattan yoksun olanlar ne hale getirmezki,, sorgulamak lazım, hiç bir akıllı kişi sebepsiz cana kıymaz. varsa bir şey elbette vardır bir sebebi. bir taraftan da deniliyor ki, adalate güven, ya ne adaleti, adalet güçlünün yanında, devlete güven diyorlar, devletin çıkardığı kanun ortada, yetmiyormuş gibi sağolsun fatma şahin hanımefendi birde pozitif ayrımcılık diye kadınları havaralara uçuruyor.

    • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

      veli mert hocam hocam diyecem çünkü ilmi tahsiliniz var…Allah yardımcınız olsun aslında insanın başına gelmeden insan bilemiyor bazı şeyleri bizim erkekler maalesef derin uykudalar hiç birinin değişen yasalardan pozitif ayrımcılıktan haberi yok anca başa gelince farkına varıyorlar gerçeklerin o zamanda iş işten geçiyor! bu iktidar maalesef uygulamalarının ekserisinde islamın kurallarını dikkate almıyor son yazısında Ali Bulaçta bunu söyledi bir defa İslamda pozitif ayrımcılık diye bir şey yoktur!islamda eşitlik yoktur! İSLAMDA ADALET VARDIR ! bu hükümet ne yapmaya çalışıyor bu aile bakanı neler yapıyor anlamış değilim bazen beynim duracak gibi oluyor!

      siz bu yazdıklarınızı bence aile bakanına mail olarak atın sonra sağduyulu yazarlara mesela Ali bulaça atın onlardan biri köşe yazısı olarak sizin yada sizin gibilerin yaşadıklarını yazarlarsa en azından onlara inanmayanlar hiç olmazsa biraz hizaya gelirler..ne diyelim rabbim bizlere sabır versin bence aklı başında erkek bu zamanda resmi nikah yapmasın diyecem onsuz da olmuyor! ne yapalım bilmiorum bu hususlarda herkesin çözüm için kafa yorması lazım bence <ira bu hükümetten umut yok bana göre bu ülkenin ilk sorunu kürt sorunu ise ikinci sorunu bu tür sorunlardır aile ve kadın-erkek odaklı tüm sorunlardır…!

    • hamit dedi ki:

      aman kardeşim sen böyle haine kadınlar için elini kirletme. zulmünün cezasını sen verirsen bu ona azdır. bırak Allah’tan bulsun. dünya sadece bu dünyadan ibaret değil. bunun bir de öbür tarafı da var. sen rahat ol hiçbir zulüm cezasız kalmaz. dünya imtihan dünyası sabır test ediliyor.

    • seymen dedi ki:

      Aslında burada asıl sorun nafaka değil, maaşların düşük olması.
      750 tl. maaşla ev geçindirmek zaten imkansız gibi birşey. Maaşınızın yüksek olması durumunda belki de hanımınız sizinle daha geçimli olurdu ve boşanmak zorunda da kalmazdınız.
      Herşey de olduğu gibi maaşların miktarı da arz ve talebe göre oluşuyor.
      Özel sektörde maaşların düşük olmasının en önemli sebebi çalışan kadınlardır.

    • .:. dedi ki:

      Sayin veli mert,

      Benzer seyleri cok daha oncesinden yasayan ve halen mucadele eden birisi olarak soylemek isterimki, Isiniz cok zor, Allah yardimciniz olsun, Turkiyede kabul edilen bu yeni yasa ve uygulamalar ile, basarili olma sansiniz cok dusuk, Allah yardimciniz olsun.

      Sizi anlayabilecek veya dinleyecek, Muhatap alacak, hicbir devlet kurumu veya Ozel kurum, veya sivil toplum kurulusu bulamayacaksiniz, Ister Aile kapsaminda basvurun, isterseniz Bir aile reisi, bir baba veya bir erkek olarak Basvurdugunuz her kapi suratiniza duvar olacaktir. Bu suan Turkiyenin icerisinde bulundugu durumdur,Ilgili kurumlara yaptiginiz Basvurularin hemen hemen hepsi sizi dinlemek icin yanit dahi vermeyecektir. Karamsar tablo cizmek icin soylemiyorum, Bunlar gerceklerdir. Ben bir baba olarak cok kuruma basvuruda bulundum, en ust devlet kurumlarina, Belediyelere, sivil toplum kuruluslarina, … Sesimi duyan olmamistir. Siz Iki Universite bitirip de egitiminize destek vermeyen bu yonde is imkani saglamayan sizi 750 ty ye muhtac eden sistem , belkide yeri gelecek senin gibi, durumda olan bircok babanin cocugunu, kendi oz evladini gormesini engelleyecektir, Senin durumunda olmasa bile, Annesi calisiyorsa, belkide, 0 (Sifir) yasinda yanlis duymadiniz. evet sifir yasinda elinden alacak, ona kendi evinde degil, Bir fabrikanin tuvaletinde, annesi emzirecek, daha iyimser ise, o fabrikada kurulacak(aile bakaninin talep ettigi 4m2 odada emzirecek.) Projenin web sayfasi http://www.anneminisi.org dir, icerisini inceleyin dehsete duseceksiniz. diger yandan http://tv.aile.gov.tr adresindeki tum videolari izlemenizi tavsiye ederim, kendi kararinizi inceledikten sonra verin.

      Dikkatinizi cekmistir. Ozellikle son yillarda, Hemen hemen her ortamda, KADIN ile ilgili toplantilar yapiliyor, O kadar cok toplanti ki binlercesi internetten gorebilirsiniz, Ancak Ailenin reisi, baba, hatta erkek cocuk ile ilgili bir tek ornek bulamazsiniz. Aile bakanimiz Fatma Sahin Acikca soyluyor, Kadindan yana Tarafim diye.

      Sayin Sema hanimin Babasiz Turkiyeye dogru tespitinin nekadar dogru oldugunu goreceksiniz. Videolardaki, celiskili ve birbirlerini tamamlamayan bircok aciklama oldugunu rahatlikla goruyorum, Sunu soyleyebilirimki, rakamlarla, Aram cok iyidir. Aslinda gercekler Resmi, Somut ve dogru rakamlar icerisinde gizlidir. Bu rakamlarin dogru okunup yorumlanmasi gerekir. Su anki yetkililer yorumlayamiyor veya gercekleri aciklamiyorlar.

      Proje ile ilgili bir kac ornek vereyim,

      Daha onceleri sizlere Bu sitede yine, tespitlerimden ve yasadiklarimdan ornekler vermistim, 0-6 yas grubu cocuklarin -ailelerinden koparilacagi ve onlara kres yapilacagi ile ilgili olarak. Bir yabanci arkadasim bu kreslerde egitimci gorevli ve calisiyor. Anlattiklari karsisinda dehsete dustum.

      – Devletin projesi (Aslinda devlete dikte ettirilen sart kosulan proje) kadina pozitif ayrimcilik yaparak is imkaninin saglanmasi, sozde esit denilen uygulama kesinlikle esit degildir. Olma imkanida yoktur.
      – Devlet kadindan en az 3 cocuk dogurmasini istiyor. Boyle bir kadin cocuklarina bakamiyacak, dogum izni, Dusuk ucreti, cocuk emzirme izni, dort haftada bir rahatsizligi, bunun bir hafta oncesi, bir hafta sonrasi v.s…
      – cazip kilmak icin, erkegin , babanin hakkini gasp edip kadini ise sokuyor.
      – Cocugu olan kadin, Bu projeye gore calisirsa, cocugunu krese goturecek teslim edecek, en iyimser ihtimal annesi veya kayin validesi bakacak.
      -Projede 0-6 yas yani Cocugu, Hastanede doguruyorsun, sozde aci olmasin diye bird e sezeryan yaparsan, Kordonu kesilince, Yallah, Borusan nese fabrikalarina… Yahu 0 yas diyorlar. Cunku arkadasimda, aynen boyle anlatti, sabah, kar kis, kiyamette, 0 yasinda cocuklari, alip cocuklar icin el sepetleri var, onla bu kreslere birakiyorlar, orada agliyorlar, altlarini temizliyorlar, bakim yapiyorlar, ancak annesi yok, cogu, isyerlerindeki tuvaletlerde, siselere aparatlarla sut sagip gonderiyorlar, bazi anneler ise, evinde geceden sutu sagip veriyor. fabrikalardaki o ortamlar sagliksiz, Annenin akli hep evladinda kaliyor. Cocuk Hicbir zaman anne ile butunlesmiyor. Aksam gec saatte cocugunu alip evine gidiyor, kis gunleri ise, cocuklar, arabalarda, servislerde, trafiklerde, perisan oluyorlar, Bu haftanin 5 gunu hep boyle. daha fazlasini, eminimki, Sosyolog, prikolog, pedagog, uzman lar cok iyi anlatabilir.
      – Burada yasayan cocuklarin buyuk cogunlugu ilerde problemli oluyorlar, Aile , anne baba sevgisinden uzak, Her bireyin kendi cocugunu yetistirmesi olmuyor, Fabrikasyon cocuk yetistisiyorlar, cocuklar afedersiniz Boru gibi oluyorlar, 0 yasindaki cocugun Bu kreslere verilmesi vicdansizliktir. Inanin yasamadan, gormeden anlamak cok zor, empati yapin, her aile kendi empatisini yapsin, Cocuk dogsun, annesi calisiyorsa, sabah hazirlasin, cocugu sabah kaldirsin, evde kendisi icin, isi icinde, suslensin, ise gitsin, ister servis, ister yuruyerek, ister kendi araci ile, bu surecteki riskleride gorsun. Akli kreste kalan annenin isinde ne kadar verimli olacaginida dusunsun.
      – Soylenecek okadar cok sey varki, Kadinlari surekli kiskirtiyorlar, Aile ortami bozulacaktir, Duzelteyim dedikce duzeltemeyecekler, bu herseyi tetikleyen unsur olacaktir, Aile huzurlari, bosanmalar, evlilikler, intiharlar, cocuklarin suca bulasmalari, ekonomik kavgalar, v.s…..

      Bu Projenin Sayfasina Girdiginizde, Sunu goreceksiniz, Ayrica aile bakanliginin sayfalarindada bu dikkatimi cekti, Kesinlikle Foltograflarda kullanilan cocuklar bile esit ve dengeli kullanilmiyor. Bu cok onemlidir, Fotograflarda, Ya sadece kiz cocuklari kullaniliyor, yada araya erkek serpistiriliyor. veya konusu farkli olanlarda erkek evlat kullaniliyor.

      Simdi bu prejedeki yukarida verdigim sayfaya Girin, Bana Orada bir erkek evladi gosterin, Proje logosunda yok…. Sema hanimin dedigi gibi, Bulun Babayi Gosterin, yoktur. Konusmacilarin roportajlarina, aciklamalarina bakin, degil babayi, Erkek sinek de bulamayacaksiniz..

      Bu projeyi ve bircok rakamlarini ben baska ulkede gordum, Aile diye birsey yok,

      Projenin sonuclarindan birtanesini ve ilerisini de size ben soyleyeyim. Bu kreslerde, egitim alan cocuklar, roportajda ve aciklamalarda diyor, hayvan sevgisi vericez, ama bir kisi demiyor, anne, baba, aile, kardes, din sevgisi vericez diye.

      – Bu cocuklar okul zamani gelince, daha universiteye gelmeden, Alkol uyusturucu pencesine girecek, Serbestlik, ozgurluk, v.s. ortamlarina girecek, Baba evladini kontrol etmede zorlanacak, Anne ise, elde etmek icin, bircok dedigine evet diyecek. BOTELLON yazin youtubede izleyin.

      PROJENIN HIC BIR YERINDE BABA VEYA ERKEK YOKTUR, ESIT HIC DEGILDIR. FOTOGRAFLARDA DAHI ANNE ve KIZ VARDIR.

      “Allahım! İslam’a ve Müslümanlara yardım et! Devletimizi, ülkemizi ve milletimizi her türlü tehlikelerden koru! Bize dünya ve ahirette iyilik, güzellik ve nimetler ihsan eyle! Bizi, ana babamızı ve bütün müminleri bağışla! Şüphesiz sen dualarımızı işitir ve kabul edersin!”

    • .:. dedi ki:

      Sakin ha sakin yanlis birseyler sokma aklina, Ben inanki senden cok daha zor durumda olabilirim, hatta benden daha zor durumda olanlarda mutlaka vardir. Elimden gelse yardimci olmak isterim size.

    • abdurrahim dedi ki:

      merhaba veli kardeşim:sen akıllı ve kültürlü bir insansın sakın bir yanlış iş yapma sen den ricam ALLAH a çok çok dua etmelisin.ALLAH yardıncın olsun :sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.ALLAH a emanet olun.

    • Uğur Mustafa dedi ki:

      Veli Mert bey, Allah yardımcınız olsun, inşallah daha iyi maaşlı bir işe yakın zamanda geçersiniz, davadan da olabilecek en hayırlı sonuç çıkar. Allah sabredenlerle beraberdir.

      Bu iş burada bitmeyecek. Sahih hadis-i şeriflere göre müminler bu zavallı hallerinden kurtulacaklar ve ardından dünyaya hakim olacaklar, daha sonra da dünyanın sonuna kadar bir daha asla başlarını eğmeyecekler. (En sonunda, onlar düşmanlarıyla cihad etmeye devam eder ve galip bir haldeyken bir gün hepsinin ruhları hoş bir rüzgarla alınacak. Böylece yeryüzünde Allah, Allah diyen hiç kimse kalmayacak ve geri kalan kafirler topluluğunun üzerine kıyamet kopacaktır.) O hâlde laik/seküler faşizmin bu zulümleri sona erdirilecek yakında ve müminler hâkim olacak. Femi-Nazilerin ve diğer laik faşistlerin çift cinsiyetli (aynı anda hem erkek hem kadın olan bireylerden oluşan) bir toplum yaratma projesi suya düşecek ve yenilerek cehenneme sürülecekler.

      • Gulbeyaz dedi ki:

        Hangi muminler ama?
        Zamanin Israel basbakanina ” kurana inanan insanlara gore, muslumanlar yahudilere galip gelecek deniyor, ne dusunuyorsunuz?” diye sorulunca ” bahsi Gecen muslumanlar dunyaya gelsin sonra dusunuruz” diye cvp veriyor.
        ” Ey iman nimetine kavuşanlar, sizden kimler dininden döner, şerîatından vazgeçer, medeniyetini terkeder, yaratılışına uygun değerlerin yaşandığı hayatî yoldan saparsa Allah onların yerine, sevdiği ve kendisini seven, mü’minlere karşı alçak gönüllü, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere karşı onurlu ve İslâm’ın izzetine sahip, başları dik, kudretli, hükümran bir kavim getirecektir. Onlar, Allah yolunda, İslâm uğrunda, hayatlarını ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihad ederler. Hiçbir kimsenin kınamasından, dedikodusundan da korkmazlar. Bu azim ve irade, bu kararlılık Allah’ın bir lütfudur. Böyle bir sorumluluğu sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumluluğunun idrakinde olan kimselere verir. Allah’ın rahmeti geniştir. İlmi herşeyi kucaklar. ( maide)

        • Gulbeyaz dedi ki:

          Ben gelecekten umitliyim, muslumanlar yeni yeni baslarini kaldirilirlar. Saskinlik, kuskunluk ve ezilmisliklerininden yeni yeni silkeleniyorlar.tr de boyle, simdi sinif atlamanin sarhoslugu var dindarlarda o Kadar olur toparliycaklar ins. Dunya tum ideolojileri denedi , bitirmek uzere Sira islama geldi, ustadin deyimiyle, bati doguyu, Dogu batiyi doguruyor, en sancili donem AMA feraha da en yakin donemdeyiz, sabir ya haci 🙂

    • Ahmet dedi ki:

      kadını öldürmeyi haklı görüyorsunuz. yazıklar olsun aldığınız eğitime.

  13. gül dedi ki:

    Merhaba,

    masalcı Sema Teyze’ye sayesinde kanımdaki feminizm mikrobundan kurtulan birisi olarak sonsuz destek veriyorum. Hukukçu Tuğrul İnançer’in Sema Hanım’la aynı yönde görüşleri için “Kadın çalışmalı mı?” isimli radyo programını dinlemenizi hararetle tavsiye ediyorum. linki:

    http://www.burcfm.com.tr/ShowSectionDetail.aspx?SectionId=77170

  14. kurtulus dedi ki:

    Eklemeden geçemeyeceğim, yurt dışındayım, eski bir sovyet ülkesinde. Sovyetler kadını iş hayatına çok erken yıllarda dahil etmiştir hem de neredeyse tamamını. Buralarda kadınlar 1 çocuk sahibi olur ve kocadan ayrılır. Genellikle erkek bırakır başkasına gider. Kadınlar erkeklerden daha aktif çalışır. Sabah erken kalkarsınız, çocuklarını buz gibi havada daha gün tam açılmamışken ellerinden tutup sürükleyen kadınlar görürsünüz. Zavallı yavrucakların düşe kalka koştururcasına adeta sürüklenerek kreşe götürülmesi, annenin alelacele çocuğu bırakıp işine gitmesi bana bu medeniyetin ne kadar aşağılık olduğunu hatırlatır.
    Tüm bu duruma göre kadının statüsü nedir biliyor musunuz ? Değeri çok düşüktür. Dini değerler zayıf olduğundan gündelik eş değiştirilir. Nesep karmakarışık durumdadır. Kadınlara; bizde erkek eve bakar, kadın evde oturur, erkek kıskanır, otoriterdir ama mutfak alışverişini bile erkek yapar gibi aslında maalesef bizde de azalan şeyleri devam ediyor kabul ederek anlattığımda hepsi de bu tür bir yuvanın özlemini duyduklarını ifade ediyorlar. Kadınların neredeyse tamamı süslü, bakımlı, evin ekonomisini onlar yönetir. Erkek daha sorumsuzdur. Bir çok kadın sırf evde bir erkek olsun diye adamın sadakatsizliğine, içkisine tahammül eder. Bu nedenle bir çok kadın buradaki Türklerle evlenmek için can atıyor. Buradan evlenen arkadaşlar da eşlerini Türk bayanlardan uzak tutmaya çalışıyorlar çünkü bizimkiler onlara negatif yönde tesir ediyorlar. Türk bayanlarla iletişime geçen bir çok yabancı eş inanın yeni sorun ve kaprisler üretiyor. Bunları bu ülkeleri gören herkes bilir.
    Uzatmayayım, yöneldiğimiz yol yol değil, bakan değerlerimizi hiçe sayarak yoluna azim ve hırsla devam ediyor. Siyaseti sevmeyen birisiyim ama Ben bu Bakanın görevden alınması için yeterince tepki verilebileceğinden de emin değilim. Bence bu konuda ciddi bir kampanya olmalı diyeceğim, bu işe sahip çıkacak basın ve halk desteği de görünmüyor. Her şeye rağmen Yazar Hanımefendi gibi insanların çabalarının en azından geleceğe dair ümit taşıyabileceğini düşünüyorum.

  15. Abdurrahman dedi ki:

    Hocam son gunlerde yine soz konusu bakanligin evlat edinme projesiyle ilgili bir yazi paylasirsaniz cok sevinirim. Bir de son zamanlarda degindiginiz kadinin is hayatiyla ilgili goruslerinize fazlasiyla katildigimi belirterek, konuyu musluman hanimlarin bazi islami kriterlerden taviz vererek calismasi mevzuundan da bahsetmenizi rica ediyorum. Allah u Teala kaleminize guc versin insAllah…

  16. D.Zehra Saraç dedi ki:

    Bakan Şahin,bu gece twitterda bir şey yazdı ve bilmiyorum farkında mıydı kendi çelişkisinin..şöyle söyledi,mealen aktarayım..kadının/annenin istihdamı bizim için önemli,ancak 6 aylık doğum izni istihdam dengelerini bozacağından(!!!???) daha dengeli bir çözüm düşünüyoruz..ailenin desteklenmesi için kreş,bakım evi gibi çözümler üzerinde duruyoruz..” Yarabbi..garabetin bu kadarı..Bakan Şahin’e kötü niyetli diyemem ancak sosyal politikalarla iyiniyetleri arasında sıkışıp kalmış gibi..

    6 aylık doğum/süt izni yasal olarak verilmeli..burada kadını ,çocuğu aileyi düşünen hakkaniyetli bir karar alınmalı ve tüm bu kavramlar sağlıklı bir nesil yetiştirmek üzerinden referans alınarak düzenlenmeli..böylesine bir konuyu “istihdam” gibi ekonomik kavramlarla açıklamak ne acı.. Türkiye kesinlikle kaybeder..Kadınlarımızı sözde çağdaş medeniyet seviyesine taşıyacağız diye ailenin değerinin hiç edilmesidir bu.Sadece babasız değil,sağlıklı bir nesilden de yoksun kalacak ülkemiz böyle giderse..

    Yazınıza katılıyor ve destekliyorum.Ancak “Çalışma hayatına giren pek çok kadın bir erkeğin işsiz kalmasına da sebep oluyor çoğu zaman.” ifadesi fazlaca zanna dayanıyor.İstatistiklere dayalı bir veri olursa daha itibar edici olur.Zaten çalışan kadın oranı ortada…

    Annelerin süt/doğum izni ve ülkemizde de hanımların ilgisini çeken süt bankaları (ki ben kesinlikle desteklemediğimi söylemeliyim!) konularına da bir el atmanızı diliyorum..Kolay gelsin..

    Deniz Zehra

    • seymen dedi ki:

      Çalışan kadın oranı.

      “GYODER tarafından sektörünün geleceğine ilişkin gerçekçi yaklaşımlar ortaya koymak için Türkiye İstatistik Kurumu’nun demografi, nüfus, kentleşme ve göç göstergelerine yönelik öngörü çalışmaları kullanılarak rapor hazırlandı.
      Rapora göre, kentleşmeyle birlikte bir yandan istihdam genişlerken diğer yandan kadınların işgücüne katılımı ve istihdamı arttı.
      Kentsel alanlarda kadınların işgücüne katılım oranı 2004’te yüzde 17,7 iken geçen yıl yüzde 24,8’e yükseldi. İstihdam ise 3 milyondan 4 milyon 65 bin kişiye çıktı.
      Kadınların işgücüne katılım oranının 2023 yılında yüzde 35’e, kentsel alanlardaki kadın istihdamın ise 7,3 milyona ulaşacağı öngörülüyor.”

      • D.Zehra Saraç dedi ki:

        teşekkür ediyorum.ben de dün Bakan Mehmet Şimşek’in bir röportajında bazı rakamlara denk geldim.bir fikir verdi.rakamlar bazı şeyleri daha net görmeyi sağlıyor.havada kalmamış oluyor fikirler.bir de dikkat çekici olan şu,yükseköğretim mezunu bayan sayısında istihdam artışı var.gerçi kayt dışı çalıştırılmaya bağlayabiliriz alt eğitim grubundaki durgunluğu.

  17. hakan aydın dedi ki:

    “Devlet erkek işsizliğini çözmeden neden harıl harıl kadınları iş hayatına atmak için uğraşıyor? İş var da çalışan mı bulamıyor?”

    Sorunun cevabını tahmin edeyim ama öncesinde bahsedilmesi gereken konular var. Kadınların çalışma hayatına girişi Amerika’da sanayi devrimi sonrasına rastlar. İşçiler son derece uzun süreler çalıştırılmaya başlamış (günde 15-18 saati bulan süreler bunlar) buna istinaden düşük ücret almaya devam ederken grevler başlar. Daha yüksek ücretler ve daha düşük çalışma süreleri talep edilir. İş verenler bu durumdan nasıl etkilenmeden kurtulabileceklerini düşünürken bir de bakarlar ki tarım ile geçinen çok sayıda aile sanayi şehirlerine taşınmış ve bu ailelerin işsiz ancak tarlada çalışmaya alışmış hanımları sanayide pek ala çalışabilir. Nitekim denemeler olur, fabrikalara kadın çalışanlar alınmaya başlanır ve şunun farkına varılır: kadınlar daha az şikayet ediyor ve daha düşük ücrete çalışmaya rıza gösteriyorlar. Sonrasında da bu furya kopuyor, kadını çalışma hayatına kazandırmak. Çocuk konusunu bertaraf etmek için kreşler açılıyor ve önemli üniversitelerin önemli bilim adamları kreşlerin faydaları ile ilgili sayfalarca yazı yazıyorlar ve kadınlar artık daha da rahat. Hem çalışayım hem çocuğum daha iyi yetişsin mantığı hasıl oluyor, tek taşla kuş katliamı…

    Soruya cevap şu galiba. Ülkemizdeki iş verenler, çalışma ücretlerini düşük tutmak için, kadınların çalışma hayatına katılmasına kati suretle ihtiyaç duyarlar. Çünkü erkekler evin geçimini sağlamak için daha yüksek ücret talep ederken, kadınlar ise genellikle geçime destek olduğu için daha düşük ücrete de rıza gösterebilirler. Hal böyle olunca da erkek o ücrete çalışmak istemediği anda kadının bu ücrete çalışabileceği bilindiğinden ücretin istenilen seviyede kalması sağlanabilir (Erkek de biliyor haliyle, kendisi rıza göstermese mutlaka bir başkası rıza gösterecek). Tabi şu kısmı da var. Çalışabilecek kişi sayısı ne kadar fazla ise ücret de o kadar düşük olur. Çünkü alternatif sayısı fazladır. Ahmet yapmazsa Mehmet yapar. Bunun tam tersi de doğru, bazı meslek gruplarının mesela doktorların yüksek maaş almalarının en büyük sebebi de budur zaten.

    Tek bir açık nokta kaldı, işverenlerle devletin neden aynı saflarda yer aldığı… Bunu da siyaset ve politikayı daha iyi bilen birisi yazsın bir zahmet 🙂

    Sema Hanım bir de size diyeceğim var: Biz kişisel olarak Fatma Şahin’e sesimizi nasıl duyurabiliriz bilemiyorum açıkcası (Elbet vardır bir yolu). Ama siz herkes tarafından tanınan bilinen bir yazarsınız. Bu konularda Fatma Hanım’ı yüz yüze yapacağınız bir görüşme ile uyarmayı düşündünüz mü hiç?

  18. Nuri dedi ki:

    Selamun Aleykum, Allah CC Hucurat Suresinin 1. ayeinde ” Ey iman edenler Allahın ve Rasulünün önüne geçmeyin…” buyurmaktadır. Müslüman olduğumuzu söylüyorsak eğer, bütün söz ve davranışlarımızda Allah ve Elçisini dikkate almak zorundayız. aksi taktirde yine Hucurat Suresinin ayetine muhatap olarak “Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesi üstünde yükseltmeyin ve birbirinize bağırdığınız gibi, ona sözle bağırıp-söylemeyin; yoksa siz şuurunda değilken, amelleriniz boşa gider. (2) Buyurmaktadır.
    Biz müminlerin gündemi Israrla Kuran ve Sünnetin okunması ve hayata tatbiki üzerine çalışmalar olmalı. Evlerimizi Mescitler haline getirip, hanımımız, çocuklarımızla birlikte okumalar yapmalıyız. Allah CC Ahzap suresinin 33. ayetinde ey peygamberin ev halkı evinizde okunan kitabı ve hikmeti hatırlayın diyor…

  19. hakan aydın dedi ki:

    1940’lı 50’li yılların Avrupası’na bakacak olursanız aynı manzarayı bulursunuz. Kadınların iş hayatına çekilebilmesi için kreşlerin çocuk gelişiminde daha faydalı olduğunu yazan yalan makaleler, bilimsel araştırmalar vs… şimdi ise neredeyse aile kavramı yok oralarda. böyle giderse çok fazla değil 15-20 sene sonra modern batı (???) tarzı aile hayatına kavuşuruz. Günahı vebali de hepimize olur…

  20. Nuri dedi ki:

    Selamun Aleykum, Allah CC çalışmalarınızı başarıya ulaştırsın. Kıyamete kadar hak batıl mücadelesi devam edecek. Allah CC hakkın yanında yer alanlardan eylesin. Bence bütün problemlerin çözümü tek bir şeye bağlı; Allah’ı hakkıyla tanıyıp, Ona kayıtsız şartsız itaati gerçekleştirmekle problemlerimizi askariye indirebiliriz. Aksi taktirde herkes birşeyler söyler, yazar her geçen gün bir önceki günü aratır durumda hayat devam eder taki Allah korusun helak olana kadar.

  21. .:. dedi ki:

    Cok acik ve net bir ayet vardir.

    Isra Suresi 23-24

    http://www.youtube.com/watch?v=EhaQb2SZEwY

    Rabbin, O’ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: ‘Öf’ bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.

    Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!” diyerek dua et.

    Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.

    Boylesine net ve acik bir ayet var iken. Neyin zorlamasi yapiliyor anlam vermek cok zor.

    Aslinda Ulkeyi yonetenlerin goremediklerini, basiretlerinin baglandigi, belkide gormek istemedikleri ni, Uzun zamandir ulke disinda yasayan ve gozlemleyen birisi olarak uyarmaya, aktarmaya gayret gosteriyoruz. Sayin sema hanim da cok daha oncelerden beri bu konuda ustuna basa basa uyarilarda bulunuyor, aslinda farkinda olan bir cok insan var.

    Gectigimiz gunlerde, sayin Aile bakani Fatma Sahin in Davos da yaptigi toplantilar sonrasindaki goruslerini, orada elde ettigi tecrubeleri ve calismalari , bumerang, Cnn gibi televizyonlara roportaj vererek anlatti. tamamini Izlemenizi tavsiye ederim, Sanirim kendi Facebook sayfalarinda da yayinlaniyor. Tamamini izlemenizi ve Turkiyenin gercekleri ile, cevrenizle ve kendinizle baglantinizi sorgulamanizi tavsiye ederim.

    Turkiyenin Yanlis yolda ve yanlis uygulamalar yaptigini Uzun zamandir, Bu uygulamalari yapan ulkelerin coktugunu, halkin perisan oldugunu, siyasi boyutu oldugunu orneklerle, devletin en etkin kurumlarina iletmeye calistim, ancak bir vatandas olarak , bir baba olarak acikcasi pek etkili olamadim.

    Bu uygulamalarda, bu sekilde yapilan calismalarda, Aileyi parcalayarak yapacaginiz her calismada, Basarili olamayacaksiniz, Harcadiginiz, Zaman Emek, Para ve gayret bosa cikacaktir, aile yapisi bozulacak, toparlanamayacaktir. Daha onceleride soyledigim gibi, Ornekleri var, Nufus azalacak, Evlenmeler azalacak, babasiz ozellikle bosanma ve ayrilmalardan dolayi cocuk sayisi artacak, intiharlar artacak, bunlarin kontrolu zor olacak, issiz cocuk sayisi artacak, 18-65 yas arasi issiz cogalacak, ustelik is imkani yaratilsa dahi ve denge erkek lehine bozulacak, (kadin calisan artip, erkek calisan azalacak, toplamda issiz sayisi dah ada artacak, cunki hesaplama yanlis) , intiharlar cogalacak, tuketimler artacak, Butun bunlari kontrol altina almaya calismak icin daha fazla vergi, daha fazla, polis, hakim, savci, avukat psikolog v.s. olacak.) Malesef bunlarin cok olmasi ile ovunulecek.

    Bir kac gun once benzer bir yazida TOKMAGIN baskasinin elinde oldugunu yazmistim. Zaman ve sartlar degisebilir. Nitekim dun tokmagi eline aldilar, ustelik vurmadilar bile, ve Turkiyedeki IMKB 3500 puandan fazla dusus gosterdi. Belki sangay soylemlerinden belkide baska seylerden oturu. Turkiyenin IMKB de aylarca aldigi buanlar sadece bir kac saatte gidebildi. Iste bu kadar basit ve kolaydir, turkiye ekonomisi.

    Bumerang ve Cnn sayin bakanin yaptigi roportaj tamamen insanlari yaniltma uzerine olmus, Sayin Bakan, konusmasinda Butun dunya bizi ornek oliyor, bu ulkeler, Hindistan ve Irak diyor. Ben Muhendisim, olcmeden olmaz, olcuyoruz olcmeden hedef olmaz, is olmaz diyor. (arastirma yaptik diyor.) Sayin Bakanim, ben de veri yonetimi konusunda oldukca bilgili sayilirim, Bu is arastirma ile, anket ile, dedikodu ile olmaz. Somut kesin rakam olmalidir. Biliyoruzki, anketcilere yaptirdiginiz ve sadece toplumun azicik ve bir kesimi ile konustugunuz ve sonuclari ile ulkeden, bir yasa gecirdiniz. Ulkemize cok zarar vereceksiniz gidisatiniz yanlis.

    Siz aile bakanisiniz, Nasil Icerisinda Baba olmayan bir logoyu sadece anne ile evlad arsinda ozdestirirsiniz. Yuh artik dikkatten kactigini zannetmeyin, O logoda erkek evladi bile yok, Yuh yani…

    Surekli Esitlikten, Esit ise esit ucret, iste yukselme v.s. Her konuya kadin gozu ile bakip kadin gozu ile konusuyorsunuz. Aslinda sorulacak okadar cok soru varki. Erkekler ne yapti anlayamiyorum, Onlar bizim, babamiz, abimiz, kardesimiz degil mi? Sadece suna cevap verin, Esitlikten bahsederken, Bir erkek ise girdiginde, kac sene calisip emekli oluyor, olacak. Bir kadin Kac sene calisip emekli oluyor, olacak. Bunlarin kesilen vergileri esitmi?…. Tabiki degil. Size soru sormasini bilmiyorlar. Veya ne yaptirmak istediklerini cok ama cok iyi biliyorlar.

    Allah Insanlarimizin, Ulkemizin Yardimcisi olsun.

    Her Cuma Gunu Hutbede, Imam Soyle der

    “Allahım! İslam’a ve Müslümanlara yardım et! Devletimizi, ülkemizi ve milletimizi her türlü tehlikelerden koru! Bize dünya ve ahirette iyilik, güzellik ve nimetler ihsan eyle! Bizi, ana babamızı ve bütün müminleri bağışla! Şüphesiz sen dualarımızı işitir ve kabul edersin!”

    • abdurrahim dedi ki:

      merhaba bey efendi güzel bir analiz sizi tebrik ediyorum…sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.ALLAH a emanet olun.

    • alp dedi ki:

      dün nüfus sonuçları açıklandı. türkiye nüfusu yaşlanmış. daha az doğum olmuş ve en fazla dul (kadın erkek) sayısına ulaşılmış…

      • AHSEN dedi ki:

        bizde yaşlandık tabi

      • Gulbeyaz dedi ki:

        Tr de 80 li yillarla beraber populerilik kazanan sezeryan dogum uygulamasi ve aile planlama yontemleri ile nufusumuz sistematik olarak yaslandirildi.
        Bosanan ciftlerin cogu Lise mezunu sonra univ ve ilkokul oluyor, buna gore tahsil ve zenginlesmenin bosanmalara direkt etkisi old iddia edilemez.
        Bosanmalarin yuzde 50 ye yakini Ilk 5 yil icinde gerceklestgne gore ( 2012) ciftlerin birbirini tanimadan evlendiklerine hukmedilebilir.

        • seymen dedi ki:

          Sezeryan 90 lı yıllarda popüler olmaya başladı.
          80 li yıllarda kürtaj ve aile planlaması teşvik edilmeye başlandı.
          Boşanmaların ilk yıllarda olmasının sebebini birbirlerini tanımamak olarak açıklamak pek mümkün değil. 20-30 yıl evvel eşler birbirlerini son yıllardakine göre daha az tanıyarak evlendiği halde boşanmalar bu kadar kolay ve erken olmuyordu.

          • Gulbeyaz dedi ki:

            Sezeryan 80 li yillarla da populerdi, 90 li yillarda da populerligi artarak devam etti. Dunya ustunde en fazla sezeryan yapilan ulke de bugun turkiyedir.
            20-30 yil oncesinde bugune kiyasla bir sivil orgut gibi yapilanma arz Eden gorucu usulu evlilikler var iken( soy sopun arastirilip, manevi olrak kefil olundugu) o yillarda esler in bugune kiyasla ( kendin bul, kendin evlen)
            birbirini tanimadn evlendikleri soylenemez.

          • AHSEN dedi ki:

            çünkü o yıllarda fedakarlık vardı aile kavramı vardı eşler rollerini iyi biliyordu her ne olursa olsun zorlukların üstesinden gelebiliyordu.
            Son yıllarda özellikle milenyumla başlayan yavaş yavaş çözülmeyle birlikte sanal kültürle beraber değişen hayat felsefesi insanı bencilliğe bireyselliğe ben merkezci egosu yüksek bireyler haline dönüştürmeye başladı bu durumu çocuklar üzerinde de çok güzel gözlemleyebilirsiniz..
            Ve en önemli mesele insani ilişkilerin dejenere olması insan çözülünce otomatik olarak akrabalık bağları kopmaya ve özellikle evlilikler yerini konforlu hayat isteği çaıkarcı menfaat üzerine kurulmaya başlandı insanlar böyle olmadığını anladıktan sonra bu sefer boşanmalar hızla arttı bence bu durumun ekonomiylede paraylada çok ilgisi var.
            İnsan özünden bu kadar uzaklaştırıldıkça yapılan yanlışlarda çok fazla arttı özelikle müslümalar daha doğrusu inançlı insanlar bu durumdan çok fazla nasibini aldı.
            Gençler zaten evlenmiyor evli olanlarda boşanıyor boşanma sayısında büyük bir artış olurken evlenme oranları düşük olunca ee doğum sayısıda olmuyor yada evlenenler en fazla 2 çocuk sahibi.
            Ben sezaryanla nasıl nüfus yaşlandırılabiliyor anlamadım aksine sezeryan kadınların daha kolay acısız bir yöntem olduğu için tercih ediliyor olmasıyla doğumların daha çok artması lazım çünkü kadınların doğurmak istememesindeki sebeplerden biride doğum anındaki yaşanacak komplikasyonlar buna bağlı oluşan kaygı ve korkular.
            Kürtaj artmış olabilir fakat nüfüsu çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum.
            Kadının toplumdaki yeri ve çalışma hayatında bu kadar aktif olması tabi çok büyük etken..Ama kadınların bu sorunları çözülünce aile ve toplumsal sorunlar çözülür mi bilemiyorum büyük bir oranda çözülür gibi geliyor çünkü kadın ailenin ve toplumun tesisinde en önemli yapı taşı..
            Herşeyide devletten beklememek lazım her insan kendi mesuliyetlerini ve yapabileceklerini öncelikle gözden geçirmeli.

          • Gulbeyaz dedi ki:

            6 cocuk dogurabilecek kadini keyfi olarak sezeryana alip enfazla 3 cocuk yapabilirsin. 4. Denemen sakincali dersen nufus artisinin cok rahat onune gecmis Olursun.

  22. kevser dedi ki:

    Yazıda diyor,”bir kadın sadece eviyle uğraştığında kimseye mahcubiyet de duymaz”onlar bunun derdinde değil ki!tam tersi koca parası yiyince mahcub oluyor hanımefendiler.meslek sahibi olupta,evinin işini yapamadığı için üzülen tanımıyorum.artık bir akrabamıza ya da komşumuza gittiğimde kadının çalışmaması gerektiğini söyleyemiyorum.insanlar kör olmuş gibiler.daha bugün bir teyzeye”teyzecim,Allah kadınlara geçim sorumluluğunu,maddiyatı yüklememiş,şimdi tutupta böyle birşey için tesettür emrinin hiçe sayıldığı,namazlarımızı kılamadığımız belirsiz bi mekana mı atalım kendimizi?”dedim,bana “olsun namazlarını kazaya bırakırsın,başı kapalı olarakta çalışabileceğin yerler vardır,sen okumuş insansın.bak bana,kocamdan 5 lirayı bile isteyemiyorum,hayatını düşün sonunu düşün”dedi……
    Eveet teyze 70 ine gelmiş,ve bana “hayatını düşün”diyor,ahiretini düşün diyen yokk!!daha konuşmaya devam etti ama onu dinlemedim.yukarıdaki yazı çok acı gerçekleri yazıyor maalesef.söylenecek çok şey var.
    Bakan Fatma Şahin bu yorumları okuyor mu bilinmez ama,çoğu kişinin kendisine yaptığı uygulamalar nedeniyle soğuk baktığını anlamıştır heralde.asıl merak ettiğim bunları yazan Sema Hanım ve Sayın Ali Bulaç’ta olmasaydı bunları kim açığa çıkaracaktı?,eğer onlarda olmasaydı kimsenin umurunda değildi..iyi ki yazıyorlar.
    Tembel erkekler ve gaza gelmiş kadınlar olduğu müddetçe aynı tas aynı hamam gibi.kadınların fıtratının dünya ziynetine düşkün olması tarafını kullanarak,erkeklerin de işine geldiği için oluşan bu düzene gık diyen çıkmıyor,öyle ya,kadınlarla iş bahanesine rahat rahat konuşup,sabahtan akşama kadar aynı ortamda gözleri bayram eder şekilde çalışıyorlar neden şikayet etsinler dimi?feministlerimiz nedense iş buraya gelince dut yemiş bülbüle dönüyorlar,burada da kadını aşağılama,kullanma yok mu?kadınları birbiriyle yarıştırma,rekabet ettirme mantığı yok mu?neden hakkınızı savunmuyorsunuz?
    Ya da kadınlar niye şikayet etmiyor bu halden?öncelik dinimizdir demiyor?demekki onlarında çanta kıyafet lüks yaşam gibi işine gelen şeyler var.öyle olduklarında,o kıyafetler içinde erkekleri peşlerinde döndürmeleri fazla zor olmuyor nasıl olsa değil mi?evde olan bir bayan olsalar pasbal olurlar,bakımlı olamazlar dimi?Allah’ın yalnız kocasını mutlu etmek için kendilerine vermiş olduğu istidadları bilbordlarda ürün pazarlamak için kullanırlar.kıyamet alametlerinden biri daha:”erkekler tek bir kadınla evli olacak ama,sokakta gördükleri zihninde kalacak”
    şimdi biz bu zamanda yuva kurup bozulmaya direnen bireyler yetiştireceğiz bide dimi?,gerçekten bayağı uğraşmamız gerekecek sanırsam.
    Allah bu zamanda yaşayan dna’sı bozulmamış olanlara yardım etsin,çünkü olan onlara oluyor.10 yıl 20 yıl sonraki öngörüleri okuduğumda inanın içim karardı…içimi tek ferahlatan şey ölümün kaçınılmaz bi gerçek olduğu,merak etmeyin ölüm kimseyi ayırd etmeyecek herkese uğrayacak,açığına kapalısına,kariyer sahibine ev hanımına….kimseyi es geçmeyecek ölüm.sizin başörtülü diye şişlideki kulelerinize towerlarınıza müşteri haricinde almadığınız uzun başörtülü hanımlar,iş yaşamını her geçen gün özendirdiğiniz,ev hanımlığını değersizleştirdiğiniz sisteminizde birgün gelecek bitmeyecek mi?

    • Selda k dedi ki:

      Kevser hanim helal size:)) ben kisa bi sure bu plazalardan birinde calistim, hanimlar var mesela ustduzey, ben diyim 5 siz deyin 10 milyar maasli, bunlar sabah fonlerini cektiri gelirler2 3 email toplanti cay kahve , arada kedi resmi gonderirler birbirlerine, toplasaniz 5 saati gecmez gun icinde yaptiklari verimli is ( gecer diyen varsa gelsin beni bulsun o kadar arkasindayim bu sozumun) e ne oldu? Gunde 5 saat sicacik ofisinde calismayla aldin paralari cukka, ustune ben kariyer sahibiyim diye kocana ona buna laf atma hakkini da aldin(bakmayin siz bunlar ne zaman sorsaniz cok yogun ve yorgundurlar:)) yogunum diye ona buna trip atma hakkin cepte, kinse sana agzini acamaz, ne bakkal ne caycin ne temizlikcin, oyle ya USTUN kariyerli kadinsin!! Haa kocan iki terslik mi yapti vur tekmeyi ver mahkemeye, ordan da gelsin paralar, ustune hemen ikinciyi bulursun zaten ofiste salina salina gezerken sana goz koyanlar vardi…. Sonra cik ortaa kadin haklari ezilen kadinlar diye bagir, evdeki temizlikcini mi azarladin, olur canim o kadar, o insan mi ki zaten kadin haklarindan yararlansin, kadin hakki dedigin dekolteli isli guclu hatunlar icin!!!
      Benim burda tek gorebildigim cozum onerisi evhanimlari ve Kevser hanim ve benim gibi hanimlarin baslarini dik tutmasi ben de elgun icinde kadin calismamali demeye utaniyordum, ama artik degil. Kim garip bakacaksa baksin, catir catir bunu soyleyip arkasinda durmak lazim! Evhanimlari da onlari asagilayan vs baska bir calisan hn olursa (cok kaba olacak ama ozellikle dikkat cekmek icin soyliyorum) yapistirsinlar cevabi! Senelerce aman ayip olmasin vs diye ezile ezile bi hal olduk. Ne demekmis koca parasi yiyor? Elin adaminin parasini yemiyorum aksam yemege cikip cok sukur deyin:)) bira bu insanlara haddini bildirmenin zamani geldi, zira kimsenin kimseyi asagilamaya hakki yok

      • abdurrahim dedi ki:

        selda hanım aynı durum benim çalıştıgım iş merkezindede var dokuzda onda ofislerine gelirler öğle yanında üç beş erkekle dışarı çıkar o nun için mesai bitmiştir ALLAH bizleri bu insanların şerinden korusun siz tesbitlerinizde haklısınız size katılıyorum.sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.ALLAH a emanet olun.

    • Rabia dedi ki:

      Kevser hanım, evhanımlığının aşağılanması ve erkeklerin çalışan bayanlarla evlenmekte diretmesi açısından Sait Aytekin hocanın konuşmalarını internetten izleyin. O size laf söyleyen kadınlara verecek çok cevabınız olur.
      Ben çalışıyorum ve ev işlerine az zaman ayırdığım için çok üzülüyorum. Sonuçta bir misafir geldiğinde senin çalıştığını kimse dikkate almıyor ve tertemiz, parlayan bir ev yanında da sınırsız servis bekliyorlar. Toplumumuzun kadından beklentileri farklı çünkü. Ve ben temizlik, yemek, pasta börek, ütü işlerine yeterince zamanım kalmamasından çok şikayetçiyim. Hadi kendimi parçalayıp bütün bunları dört dörtlük yapsam, yorgunluktan kocamla ilgilenemediğim için, adam da dışarı yöneliyor. Kısacası siz çalışan kadınlara sorun derdimizi, 70 yaşındaki nineler ne anlasın bizim parçalanmış hayatımızdan

    • abdurrahim dedi ki:

      merhaba kevser hanım: çok haklısınız size katılıyorum ALLAH yardımcımız olsun insallah….sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.ALLAH a emanet olun.

  23. nermin dedi ki:

    çok doğru tesbitler.teşekkürler sema hanım.Allah razı olsun.
    ama çok üzülerek okudum.gerçekten çok acı.Allah akıl fikir ve basiret versin bizlere.

  24. İlknur dedi ki:

    Çok güzel yorumlamışsınız,emeğinize sağlık.Bir konuyu her yönden değerlendiriyorsunuz ve çok doğru tespitlerde bulunuyorsunuz.ALLAH razı olsun,başarılarınızın devamı dilerim.

  25. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    ayrıca bu minvalde bence cemaat ve tarikat liderlerine çok iş düşmekte diyaneti saymıyorum çünkü diyanetin iktidar aleyhine söyleyecek sözü yok söylese zaten diyanetlikten çıkar!

    ve özellikle bu konuda ben şahsen hocaefendiden bir açıklama bir mesaj beklerdim…Ali bulaç vb.yazarları destekler mahiyette ve kadınlara bu oyunlara kanmayın evinize dönün mutluluğunuz orada nevinden bir şeyler söylemesini beklerdim…ama nafile bir şey çıkmadı ama umudumu kaybetmiş değilim belki hocaefendinin bu konuda içi içini yiyor görüyor duyuyor olup bitenleri belki zamanını kolluyor belki acı meyvanın sonuçlarını mı bekliyor kim bilir ama bir gün bu konuda bir şeyler söyleyecektir .diyorum umarım geç olmaz…çünkü eski yakınlarından birine göre hocaefendi eskiden kadının dışarıda hizmette bulunmasını bile istemiyormuş kadının tek işinin iyi nesil yetiştirip ne yapacaksa ev ve aile ortamında yapmasını tasvip ediyormuş…inşAllah bu eski anlayış bir gün yeniden tezahür eder diye düşünüyorum…

  26. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    “Ülkemizde 2 milyonun üzerinde işsiz var. Bunların çoğu erkek. Çalışma hayatına giren pek çok kadın bir erkeğin işsiz kalmasına da sebep oluyor çoğu zaman.”

    “Çalışan kadınların artması demek işsiz erkekler ordusunun artması ve bu da cinnet ve şiddet demektir, aynı zamanda. Bu sonuçlar çalışan kadınların hoşuna gitmeyebilir fakat başka bir açıdan bakıldığında durum böyle. Ayrıca çalışan bir kadın için başka çalışan bir kadın gün gelip belki kendi kocasının işsiz kalmasına sebep aynı zamanda.”

    “Devlet erkek işsizliğini çözmeden neden harıl harıl kadınları iş hayatına atmak için uğraşıyor? İş var da çalışan mı bulamıyor?”

    saygı değer sema hanım yine harika bir yazı olmuş bilhassa yukarıda tırnak içine aldığım üç paragraf benim defalarca burda yazdığım şeyler…

    bence çalışmaya ihtiyacı olmayan kadının çalışıp bir erkeğin işine mani olması hem dünyevi anlamda erkeklerin işsizliğine neden olmakta uhrevi anlamda ise aynı zamanda bir kul hakkı olmaktadır…bunun vebalide büyüktür..zira işsiz kalan erkek demek bekar erkek demektir hem işsiz hemde kadınsız kalıyorsa bir erkek bunun müsebbibide onun yerine çalışan(ihtiyacı olmadığı halde)bir kadın ise o halde biz bu kadın masumdur diyemeyiz..eğer o kadını kendi ailesi anne-baba-teyze mahalle sevk etmişse onlarda bu vebale ortaktırlar…

    ne olsa ahir zamandayız gerek kıyamete yakın vuku bulacak hadiseler gerekse müctehid ve müceddid ulemanın sözlerine bakınca aslında herşey yerli yerine oturuyor ve resmin bütününü görebiliyoruz..o resimde şu ki KADINLAR ERKEKLEŞİYOR!,ERKEKLER KADINLAŞIYOR! biz ne kadar aklı selim sahipleri olarak yırtınalım bazılarının deyimiyle!(bizim fıtratçı agabeylerimiz durmadan yazsınlar bizim masalcı ablalarımız haykırsınlar buradan hakikatleri) hiç bir şey değişmeyecek ve ahir zamanın en mühim olayı fitnesi olan kadın fitnesi cereyan edecek ve bu dünya sahnesindeki rolünü ifa edecek ben öyle kanaat getirdim artık…çünkü o kadar bir baskı var ki o denli bir bilinçaltına yönelik haberler var ki en ünlü psikoloğumuz sayın Prof.Dr.Nevzat Tarhan bile bunu yazdı ev hanımlığı ve anneliğe yönelik müthiş bir psikolojik savaş oynanıyor dedi…ve en üzücü nokta ise bizim muhafazakar mütedeyyin iktidarın ki çoğunun hatta ekseriyetinin(başbakan,c.başkanı,vb.)eşlerinin ev hanımı olmalarına rağmen olaya bu denli seyirci kalmaları ve hala aile bakanını değiştirmemeleridir!

    ileriki 10-15 yılda neler olacak eğer yaşayabilirsek görecez ama bizim fıtratçı ağabeylerimiz ve masalcı ablalarımız inadına söylemeye gerçekleri haykırmaya devam edeceklerdir buna inanıyoruz bizde sonuna dek onlara desteğimizi sürdüreceğiz kimsenin bundan şüphesi olmasın!!!

  27. Fatma dedi ki:

    Allah ummeti Muhammede akil fikir ihsan eylesin, boyle giderse aile kavrami diye bir sey kalmayacak, Fatma Sahin olaylari subjektif degrlendiren bir bakan, bence degismesi gerekn bakanlar listesinde ilk sirada olmaliydi

  28. atepe dedi ki:

    Güzel tespit edilmiş ve güzel yorumlanmis.. Emeginize sağlık..

  29. Sema hanımcım karısını bıçaklayan adamların eğitim seviyesi ortada nasıl üniversite mezunu bir kadının çalışması maksimum amele olabilecek bir adamın işine nasıl mani olsun bu bir, ikincisi ise adam 800 tl maaş alıyor ev kiraları 600 tl kadın çalışmadan bu aile 200 tl ile nasıl geçinecek?Ve sizin mantığınızdan yola çıkacak olursak hani bir kadının çalışması bir erkekğin işine mani oluyor ya.Sizin masal kitabı yazmanızda bir erkek çocuk masal kitabı yazarının kitap satmasına engel olmuyor mu? Mazallah bu entellektüel mi entellektüel abimiz cinnet geçirip karısını öldürmesin sonra 🙂 🙂

    • emine dedi ki:

      Yazıyı dikkatlice okumadığınız çok belli:”Kendine ihtiyaç olan alanlarda çalışan kadınlara ve kendi ihtiyacı olan kadının çalışmasına hiç kimsenin itirazı yok. ” diye yazıyo…

    • AHSEN dedi ki:

      Esra hanım olaylara biraz daha geniş bakın bu durum sadece eğitim seviyesi düşük işçi konumunda çalışan insanlar için geçerli değil aksine onlar daha kolay iş sahibi oluyor her sektörde kadınlar yoğunlukta olursa eğer gerçekten işsiz erkek sayısı çoğalacaktır öğretmen doktor mühendis avukat da olsa buböyle olur ve bu erkeklerin evli veya bekar olması her iki durumda ciddi sıkıntı demek.

      Zaten mecburiyetten çalışanlara kimsenin bir itirazı yok..

      Kitap meselesine gelince sizin mantığınız bu meseleyle uymuyor ne yazıkki.Çünkü Yazılan her kitap birine engel değil aksine birine bir eser daha sunulduğu için kaynak çokluğu demek buda alan kişiyede büyük avantaj sağlayacaktır.Bir erkek yazıncada o zaman başka bir erkek yazara mani olmuyor mu ?!Kimse kimseye zorla satmıyorya..Kimsede kitabım satılmıyor diye birini öldürmez merak etmeyin tarihte görülmüş şey değil:)

    • Ipek AG dedi ki:

      Esra haklısın. Kadınlar çalışıyor zaten. Gündeliğe gidiyor, evde börek mantı açıp satıyor, tezgahtarlık yapıyor, pazardan mal alip internette satıyor.. Kpss’ye giren, kendi işini kuran…
      Yoksa o çocuğun geleceği olmuyor. Olmaz. Kimse bana asgari ücretli bir adamın iki çocuğuna eğitim sağlıyabileceğini söylemesin. Buyrun hesap: devlet okulunda çocuk: servis 150,yemek 100, aylık eğitsel faaliyet 50, kültürü ve öğrenimi için özel giderler (oyundu, kitaptı,cd idi…) ayda en az 50. kurs murs, aktivite filan demiyorum bak daha… topla: 350 lira. adam gibi eğitim için diyorum. odun gelip kereste olarak mezun olacak öğrenci farklı tabii.
      çocuk başı. çıplak maliyet. çarp iki çocukla. Buyrun?
      Bu ekonomik koşullarda evde oturmak lüks.
      Çevremde ne kadar bekar genc erkek varsa, hepsi çalışan hanım arıyorlar açıkçası. Ev alınacak, kredi ödenecek, cocuk yetiştirilecek… hayat kolay degil ve bu ülke de yarı nüfüsun yuvada ekmek bekleyeceği kadar zengin değil.

      • Selda K dedi ki:

        ekonomik sartlarin zorlugu dogru, ama artik oyle bir hale gelmisiz ki bir suru kotulukler icice gecmis, hepsi birbirine mazeret gosteriliyor, o yuzden hicbirini cozemiyoruz. eger bir asgari ucretlinin maasi hicbir temel ihtiyaca yetmiyorsa bu devletin sosyal politikalariyla ilgili sorundur, kadinlarin yaldir yaldir ise kosmasi hicbirseye care olmaz..ne olacak ki? isgucu daha ucuzlar, kadin aldigi maasi bakiciya-temizlikciye derken ne oldu? hadi 250 lira kalmasin da geriye 400 lira kalsin gecinecek, zamlarla falan o da erir merak etmeyin
        o yuzden bu devletin sorunudur..devlet soyle diyorsa zaten: “kardesim asgari ucretle dogru durust yasamana musade etmiyorum, gonder karini disari calismaya” bu, bu hukumetin her turlu durusuyla, ideolojisiyle celisir, esas kinanmasi gereken de budur

    • seymen dedi ki:

      Çalışan bayanların ne kadarı üniversite mezunu ki, en fazla %10-15 olabilir.
      Karısını öldüren kişilerin hepsinin eğitim seviyelerinin düşük olduğunu söylemekte bilgi eksikliğidir.
      Sağlık ve eğitim sektörleri dışında çalışan dört milyon civarındaki kadının yarısı işi bıraksa zaten ücretler hemen yüzde elli artar. Ücretlerin düşük olmasının nedeni de kadınların çalışmasıdır. Kapitalizm ucuz işgücü istiyor bunu değişik politikalarla gerçekleştirmeye çalışıyor.

      800 lira maaş alan kişiler ailesinden bir destek yoksa evlen(e)miyor zaten. 3-4 bin tl maaşı olanlar için ne buyuruyorsunuz onu da açıklayın lütfen.

      Kültür, sanat, yazarlık, bilimsel çalışma ve araştırmalar vb. gibi katma değer üreten çalışmalarla uğraşan kişilerin çokluğu işsizliği arttırmaz azaltır. O yüzden kadınların yukarıdaki işleri yapmalarında işsizlik açısından sakınca yoktur bilakis isdihdama katkı sağlayacak işlerdir. Ki bu işleri yapan kadınlarda evlerini ihmal etmeyecek şekilde çalışmalı.

  30. Ugur dedi ki:

    Yıl 2023 devlet dul kalan kadınların elinde kalacak. Erkeğe 2. Eş için izin verilecek çünkü devlet artık bakamayacak hale gelecek.dulllara maaş bağlayıp dul kalmayı teşvik eder hale geldiler.kocanla tartışırsan kocanı karakola şikayet et hele bide vurdu desin bana kocam o koca ayvayı yedi isbat edemez derdini anlatamaZ.yıllarca çalışırsın yemez içmez birikim yaparsın kadın malına mülküne ortak olur. Kadın 3 kere evlenip boşansın servet sahibi oluyor , erkeğe ne oldugunu yazmayayım . Kadınlarda inanç kalmadı (istisnalar elbette var) inanç olmayan yerde şeytan olur. Yıllar önce çocuklar duymasın adlı dizide meltem karekteri her tartışmada boşanma kararı alıyodu böylece milletin beynine çok güzel nufuz ettiler sonuç hüsran. Toplum suanda hissetmiyor 10 yıl sonra türkiye ailesel olarak felaketler yaşayacak. Şiddet haberleri sürekli gündemde bir insan kulu çıkıp desin NİYE şiddet görmüş diye soran yok. Bi adam karısına kurşun yağdırıyor insan öldürmek kolay deildir bukadar acımasız yapan SEBEP ne soran yok

  31. abdurrahim dedi ki:

    selamun aleykum, sema hanım: Sizi sonuna kadar destekliyorum Sema Hanım.
    siz tüm söyleneçekleri söylemişsiniz benim bunlara ekleyecegim fazla bir şey yok.şunu iyi biliyorum ki bu işin içinde borusan varsa bu işten hayır gelmez.bunun kokusu yakında çıkar gibi geliyor bana : yazar hanıma gelince
    bence yazdıklarını okuyan olmayınca. ilgi çekmekiçin saga sola sataşıyor bence umarım bir gün aklı başına gelirde inanların yanında yer alır.sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.ALLAH a emanet olun.

  32. Yusuf dedi ki:

    Selamun Aleykum
    Ne ekersen onu biçersin demiş atalarımız, bugün kreş eken yarın huzurevi biçer, maneviyatı olmayan toplumların madiiyatı olmaz, inşallah yanlışlarından kısa zamanda dönerler, ya değilse annesinin işi gelecegin vahşeti olacak!!!

  33. yasemin dedi ki:

    Fatma Şahin bu ülkenin başına gelmiş en kötü yöneticilerden biri.İnşallah tez zamanda farkına varırlar.

  34. Murat Selvi dedi ki:

    Esselamu Aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu… Sevgili Sema kardeşim; bu tip şeylere tepki göstermenin manası yok… İslami yapı dediğimiz kadın milleti(çok azı müstesna) hak islam üzere amel eden topluluklar zaten değil… Mesela boşanıyorsunuz Allah Kuranında dostça ayrılın diyor Kadın erkeğe düşman oluyor hatta çocuklarının bile babalarını görmelerine tahammül edemiyor… O yüzden ben bu toplumda bırakın artık setr sahiplerini gördüğüm zaman midem bulanmaya başlıyor… Setrlerinden değil o setrlerine yakışır bir inanç ve teslimiyet sergilemediklerinden dolayı… Aslında söylenecek çokşey var o kadar çok ki ama Fitne zamanı maalesef o yüzden bu tip şeyler normal geliyor artık bana… Ve gelmeli de… SELAM ve DUA İLE…. ALLAHA EMANET OLUN….

    • emine dedi ki:

      işte sorun orda zaten müslümanların anormal olan şeyleri normal görüp ses çıkartmamaları ve teslim olmaları…

  35. Gulbeyaz dedi ki:

    Bi kesim ailenin sorunu kadinin calisip kiskisrtilmasi diyor , diger kesim calisan kadinlarin kocalari nin kiskirtilmasi diyor. Bende bir turkiye gercegi yazayim
    Koca: borusan isci aliyomus, ahmetin karisi ise girip borclarini kapatmislar, sende gir ise ne yatiyon evde len?
    Kadin: yoh mahmut bende evde kalip sana karilik cocuklarima analik etmeye karar verdim.
    Koca : nereden duyuyon bole artist laflari, senin fitratin bozulmus bana karsi gelme, yarin evde bulmiyim seni dogru fabrikaya mars mars.
    Sonuc: filler tepisir cimenler ezilir.

  36. Deniz dedi ki:

    Logo ile ilgili yorumlariniz guzel…

  37. mehmet yetim dedi ki:

    SEMA HANIM,
    Yazınız için elinize ve gönlünüze sağlık.Türkiye’de yaşanan olay şudur:Önce büyük aile hedefe kondu.Başarılı birtoplum mühendisliği ile büyük aile yerle bir edildi.2.hamle ortadan kaldırılan büyük aile ile erkeğin bağlarının koparılmasıdır.Bu da başarıldı.Erkekler kendi ailelerinden koparılıp evlendikleri kadınların ailelerine yamandılar.Bir sonraki adım ailesinden koparılan ve eşinin ailesine kapılanan erkeğin itibarsızlaştırılmasıydı.Bu da başarıldı ve eski klasik erkek (evinin ,eşinin ve çocuklarının hamisi olan erkek ) ortadan kaldırıldı.Böylece modern toplum değerlerine göre yabani(!) olan erkek ehilleştirilmiş(!) oldu.Yani ne oldu erkekler batılı oldular.Erkekler modern ve batılı olunca, çağdaş,ayakları üzerinde duran ve özgür batılı ve modern kadın sosyal hayatımızda arzı endam etmiş bulunmaktadır.Temelleri hızla atılan ve tamamlanmak üzere olan bir sonraki adım ailenin tamamen ortadan kalkması ve birlikte yaşayanların toplumun çoğunluğunu teşkil etmeleridir.Olayın sosyolojik tahlili budur.İşin garip olan kısmı kendilerini dindar olarak tanımlayan bazı insanların bu sürecin işlemelesinde hızlandırıcı rol oynamış olmalarıdır.

  38. rehnuma dedi ki:

    Aile bakanı ailenin temel dinamiklerini yıkımaya and içmiş gibi, sürekli kadını ev dışına iten projelerle uğraşıyor. Kadınlar çıkın herkes işte güçte çalışsın, bütün çocuklara da başkalarınn anneleri baksın sonra ortaya çıkacak ailelere ve ergenlerede aile bakanı bir çözüm bulur artık!

    Yazınız bir ihtiyaca cevap vermiş umarım aile bakanlığı dikkate alıp kendine gelir yahu…

  39. ali eren dedi ki:

    sayın sema hanım öncelikle bu değerli fikirleriniz ve düşünceleriniz için size çok teşekkür ederim.sizin gibi gerçek iman sahibi,aile ve toplum dostu bir yazarın görüşlerini medyada görememekten dolayı çok üzgünüm.bu medyaya baktığımda başörtüsünü bir aksesuar olarak kullanan her fırsatta dinimizin ve geleneklerimizin emrettiği ataerkil aile yapısına küstahça saldıran dini ve manevi değerlerimizi durmadan aşağılıyan, avrupa merkezli odaklardan fonlanan feminist kadın derneklerinin truva atı olarak kullandığı sözde müslüman özde feminist yazarların sanki müslüman,muhafazakar kadınların sözcüleriymiş gibi gösterildiğini görüyoruz.başta habertürk,star gibi gazeteler bu kadınları kullanarak müslüman kadınları feminizme tutsak etmeye çalışmaktadırlar.yüce allah (cc) ahzab süresinde buyurduğu gibi kadınların karargahı evleridir.yine peygamber efendimizin(sav) kiyamet alametleriyle ilgili bir hadisinde kadınların erkekleşeceği,erkeklerinse kadınlaşacağıyla ilgili bir hadisi bulunmaktadır.bu ayetler ve hadisler ışığında sizin gibi değerli gerçek mücahit yazarların müslüman kadınları aydınlatması çok önemlidir.

  40. abdullah dedi ki:

    bin maşaallah size sizi biz destekliyorz allah razı olsun

  41. Ca-ı Canan dedi ki:

    Sema Maraşlı Ablama tüm yüreğimle katılıyorum. Kadın, inancımıza göre kıymetli bir incidir. Kıymetli olan ise muhafaza edilir, ortalığa saçılmaz. Maalesef kapitalist ve emperyalist sistemler kadını kaldırım çiçeği yaptılar ve ezmeye mahkum bıraktılar…

  42. ben adem dedi ki:

    Yine damardan bir yazı olmuş. Tek kelimeyle mükemmel olmuş. Anlayana sivrisinek sazdır. Anlamayana davul zurna azdır. İnşallah olaylardan ders alırız da hatalarımızı tekrar etmeyiz.

  43. Sedagül dedi ki:

    Evli bir kadın için dışarda çalışmak kendini yıpratmaktan başka bir şey değil. Bekar bir kadın için ise (fıtrata uygun olmamasını ve günah boyutlarını saymazsak) gayet eğlenceli bir şey çalışmak. Çünkü bekarken evi anneniz toplar, yemeği o yapar. Anneniz yanınızda yoksa da temizlik yemek vs çok sorun olmaz çünkü adı üstünde bekar hayatıdır, çok umursamazsınız böyle şeyleri. Bekarken çalışan kadın akşamları daha çok dışarı çıkar, daha çok çevresi olur. Ama evliyken çalışan kadın gündüz de gezemez işe gider, gece de gezemez ev ile uğraşır. Dolayısıyla sosyal hayatı iş arkadaşlarıyla iş yerinde yaptığı muhabbetle sınırlı kalır.
    yani kısaca çalışmayı savunanlar bekarsa ve çocuksuzsa konuşmasınlar, biz evli ve çocuklu çalışan kadınların çektiklerini anlayamazlar.

    • Selda K dedi ki:

      Sedagul hanim, merak etmeyin o calismayi savunan bekar hanimlarin akillarinin bir kosesinde evlilik hayali var, yalniz yas ilerleyip de o hayal meydana gelmeyince akillari baslarina geliyor da is isten gecmis oluyor..

    • kevser dedi ki:

      (fıtrata uygun olmamasını ve günah boyutlarını saymazsak) yazmışsınız da,bunu nasıl yok sayabiliyorsunuz merak ettim?

  44. Mehmet GÜN dedi ki:

    Sema Hanım, “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, ONUNCU KÖYE MUHTAR YAPARLAR.” A.S. İlk köylerdeki sıkıntı ve zorluklar, bizleri yıldırmasın.Onuncu köy uzak değildir, ve “Gün doğmuş, gün batmış, EBED BİZİMDİR.” Allah sizden ve okurlarınızdan razı olsun.

  45. Süreyya dedi ki:

    Bende kendi işine sahip iki üniversite okumuş ekonomik güce sahip bir kadınım. Ama bende eksiğim ne tam anlamıyla bir anne olabildim ne de yuva sahibi. En sonunda babasız büyüyen bir çocuk ve sahip çıkamadığım bir yuvam oldu. Bir sürü çocuğumun olduğu doyunca anneliği yaşadığım yuvam hayallerimde kaldı.

    • abdurrahim dedi ki:

      süreyya hanım merhaba : bilgi ve birikimizi insallah bundan böyle yuva kurmak için harcarsınız hayellerinizdeki o bir sürü çocuga kavuşursunuz özlediginiz hayelleriniz gerçekleştirirsiniz size simdiden başarılar dilerim:sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun.ALLAH a emanet olun.

    • Mehmet Emin dedi ki:

      Hiçbirşey hayallerde kalmaz. Sağ yola dönün ve adımatın lütfen. ÖLMEDİYSENİZ HALA….

  46. meryem dedi ki:

    Sizi sonuna kadar destekliyorum Sema Hanım.
    Çalışan, iki yaşındaki çocuğunu ve kocasını ihmal (keyfi değil çalışmanın getirdiği zorunluluk) ve kendini heba ederek hayatının nereye gittiğini bilmeyen bir İŞKADINI olarak sizi desteklemek için ne yazsam bilemedim. Bir süredir takip ediyorum ve avaz avaz bağırmak istiyorum. Kadının yeri evidir! İlle topuma fayda sağlamak istiyorsa çocuğunu yetiştirir. Nasipse ben de en kısa zamanda işten ayrılıp çocuğumun annesi, kocamın ve evimin kadını olacağım inş. Şu ara nefsimin ve şeytanın kariyerim ile ilgili verdiği vesveselerden kurtulmak için dualarınızı bekliyorum. Allah sizlerden razı olsun..

    • Enes dedi ki:

      Aldığınız bu karardan dolayı sizleri tebrik ederim.ALLAH yar ve yardımcınız olsun.Ne vesevelere ne de sadece nefsiyle konuşan insanlara aldırın.Bazıları kadınların sıkıntı çekme ihtimaline karşı çalışması gerektiği düşüncesine varıyorlar.Halbuki erkekte kötü evlilik yapabiliyor bunun çözüm yolu başka yollara sapmak yerine ALLAH rızasına uygun nesiller yetiştirmek ve sadece H.Z RABİA annemizin dediği gibi ALLAH tan gelen sıkıntılara yalnızca onun için katlanmaktır.Biz düzelirsek ALLAH nesilleri düzeltir.
      Sizlere hayırlı evlilik ve hayırlı çocuklar yetiştirebilmeyi MEVLAM nasip etsin.

  47. kurtulus dedi ki:

    Yazılarınızı herkes beğenebilir ancak hayatında bizzat bu sorunları yaşayan benim gibi erkekler can-ı gönülden destekliyor ve dua ediyoruz.
    Küresel kurmaca üstadları ülkemizde istedikleri çözülmeyi, muhafazakar kimlikli bir iktidarın Aile Bakanlığı marifeti ile ve kadını koruma adına yapabiliyor olması, buna da bir çok dini değerleri olan insanların destek olması bana ahir zamanda mıyız sorusunu tekrar tekrar sorduruyor.
    Bu şerli planları kuranların oyunu genelde aynıdır ‘nefse oynamak’. Şimdi kadınların nefislerine oynuyorlar. Şu cümlelere bakalım ; ‘işin olsun, ayakların üzerinde dur, kocanın eline bakma, çocuğuna gelecek hazırlayan kahraman anne ol, kendini ezdirme, okumalısın ki kocanın(rakibinin karşısında güçlü olmalısın), kadınların başarı hikayeleri, artık işi var ve güçlü bir iş kadını, ‘ bunlar iş ile ilgili tuzak cümleleri.
    Bir de aileye yönelik olanlara bakalım ; ‘kadın hayattır, kadın her şeydir, karısını mutlu etmeden erkek mutlu olamaz, siz değerlisiniz, kadınlar eve kapatılamaz, hakkını savunmalısın, artık kadınlar biz de varız diyor, çocukların için katlanmak zorunda değilsin, biraz çektireceksin ki değerini bilecek, evlilik-tanışma-doğum günleri gibi günleri hatırlayan romantik eşler olmalı, ‘ vs. vs.
    Aslında bunların tarif ettikleri klasik batı erkeği ve kadını modeli, bunu anlamak hiç de zor değil. Batıdaki ailenin durumunu bilmeyen kaldı mı ?
    Nefsine uyanlar bu suret-i haktan görünen kirli yozlaşmaya balıklama dalıyorlar. Bazıları da içlerinde bastırılmış erkek düşmanlığını -ki feministlerin çoğu sevdiği erkekten ilgi görmemiştir , bu yolla dışa vuruyorlar.
    Erkek çalışmalı, hanım mümkünse evi ve çocukları ile ilgilenmelidir.
    Yukarıdaki yalanlara kanmış bir mantığa sahip bayanlarla evlenmek baştan aile faciasına yönelmektir bence. Muhakkak daha öncekilerde de olduğu gibi gizli-açık feministler (erkek de olabilir bunlar) konuları sulandırma amaçlı sorular soracak, suyu bulandırmak isteyeceklerdir. Böyleleri ile söz yarışına girmiyorum şahsen, yok farzediyorum.

  48. ahmet akkuş dedi ki:

    Mimsiz medeniyettin hayat-ı islamiyeye yaptığı bir büyük darbe. Allah sonumuzu hayretsin.Zor bir imtihan döneminde geçiyoruz.

  49. İZZET GÜLLÜ dedi ki:

    Masal yazmak engin bir hayal gücü, üretkenlik gerektirir. Kaldı ki sizin başka kitaplarınız da çok. Hem de okullarda okutulmayı, kliniklerde danışanlara tavsiye edilmeyi hak edecek kadar faydalı ve güzel… Sıradan bir iş varsa o da bir gazetede günlük dedikodu kabilinden şeyler yazmaktır. Bunun mahalle arasında her seviyeden insanın yaptığından tek farkı yazıya dökülmüş olmasıdır. Bazılarında öyle şişkin bir ego var ki başkasının yaptığını küçümsemek, kendi yaptığını da şişirmek kaçınılmaz oluyor bu durumda… Bu arada bu yazınız da yine harika. Tebrik ederim…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Beğenmiyorsan değiştir, değiştirmiyorsan bakış açını değiştir ama asla şikayet etme. ( Maya Angelou)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku