Boşanma Sonrası (1)

02 Mart 2017Sema Maraşlı23 Yorum »

7_bBoşanma sonrası çiftler genellikle üç çeşit davranış sergiliyor.

Bincisi: DÜŞMANLIK ETMEK

Kendi hatalarını göremeyenler, düşmanlık beslemeye ve kin tutmaya meyilli olurlar. Sadece karşı tarafın hatasını görmek kişinin başta  kendisi için yıpratıcı bir sebeptir.

Boşanma sebebi her ne olursa olsun düşmanlık etmek ve kin tutmak psikolojik olarak kişileri çökertir.

Özellikle bir taraf diğer tarafa diş geçiremediği için ayrılmışlarsa, diş geçiremeyen tarafın öfkesi kolay kolay geçmez. Gece uykularında bile eski eşi çiğner.

“Neden benim isteklerimi kabul etmedi, bencil, oysa sadece her dediğimi yapacaktı neden yapmadı?…”

Bu arada kişi “Çok şey mi istedim, benim hatalarım da yok muydu?” diye kendini sorgulamıyor, sadece eski eşin hatalarını görüyorsa gelsin beddualar, gitsin kötü sözler…

Karşı tarafın canını daha fazla nasıl yakabilirim uğraşları…

Bir taraf kendi hatasını görmeyip karşı tarafı suçlayınca, karşı taraf da “kıymetim bilinmedi” diye kızgınlık duymaya başlıyor. Tuzağa düşmemek lazım.

Öfke her durumda şeytandandır. Ve öfkenin arka planında kibir vardır, “Bana bunu nasıl yapar?”

Evlilik de boşanma da hayat imtihanının bir parçası. Alınacak dersler vardır. Dersleri alıp yola devam etmek lazım. Durur ve takılırsak, takıldığımız şey bizi geriye çekmeye başlar. Oysa bizim kamil mümin olmak için her gün manevi olarak ilerlememiz lazım.

Çiftler arasında düşmanlık ortaya çıkması ayrılık sürecini daha da kötü bir hale getiriyor.  Bitmeyen boşanma davaları, nafaka, tazminat…

Ve işin en kötüsü ayrılan çiftlerin çocukları varsa onlar anne-baba düşman safları arasında çapraz ateş arasında kalıyorlar. En çok onlar yaralanıyor.

Maalesef ki kendi kinini çocuğun üzerinden eski eşine yansıtan vicdanı kıt insanlar da çok oluyor.

Çocuğunu diğer tarafa düşman etmek için eski eş aleyhine konuşan, çocuğunu kinle dolduran kişiler bilsinler ki çocuklarına çok büyük düşmanlık etmekteler ve o kin, bir gün dönüp dolaşıp kendilerine de döner.

Anne-babanın ayrılığı zaten çocuklar için zor bir süreç, bir de onlar birbirine düşman olurlarsa çocuklar bu süreci zarar görmeden zor atlatırlar.

Aklı başında vicdanı olan hiç kimse çocuğunu taraf olmak zorunda bırakmaz.

Hele çocuğun yanında kaldığı taraf, diğer ebeveyne onu göstermemek için uğraşıyor, sırf eski eşi üzmek için çocuğu ondan kaçırıyor, onun çocuğunu görmesi için haciz gibi yollara baş vurmasına sebep oluyorsa, o kişinin kendi insanlığını bir sorgulaması lazım. Müslümanlığa demiyorum ona zaten sığmaz.

Hz.Ali “Kin mal gibi çocuklara miras kalır” buyurmuş. Bugün sen eski eşine kin tutarsın yarın çocuğun büyüyünce sana kin tutar belki yaşlandığında yüzüne bakmaz. Kin tutmayı çocuklara biz öğretiriz.

İnsanın gözünü kin bürüdüğünde, kini insanın dini oluyor. Allah korusun.

Bir insana kin tutmak kendin zehir için onun ölmesini beklemek gibidir.” Sözü de kinin insana maddi manevi ne kadar zarar verdiğini iyi anlatan sözlerden biri.

İkincisi:DOSTLUK-VÂRİ YAKLAŞIM

Modern olmaya çalışan çiftlerin kendilerini kandırdıkları bir yaklaşım. Özellikle çocuğu olan boşanmış ünlülerin bazılarının yaşantıları ile medyada örnek olmasından kaynaklanan ve yayılan bir davranış modeli oldu.

Çocukların hatırı için boşanma sonrası dost olmak, arkadaş kalmak için eski eşlerin sık sık buluşması, hatta hep birlikte tatile çıkılması…

İlk anda kulağa hoş geliyor, doğru bir davranışmış gibi algılanabiliyor fakat bu da çocuklar için düşmanlık kadar zararlı bir davranış modeli.

Zira bu davranışın çocukları nasıl etkilediği hiç göz önüne alınmıyor. Eğer iki taraftan biri tekrar evlenmeyi kesinlikle istemiyorsa bunu çocuklarına uygun dille izah edip, eski eşiyle de gereksiz görüşmeleri yapmamalı.Bu durum birkaç açıdan tehlikeli.

Birincisi:Dinimize göre eski eşler birbirleri için yabancı hükmündedir.  Yabancı biriyle buluşup görüşmenin hükmü neyse eski eşlerin görüşmesi de aynıdır. Tesettürlü bir hanımın eski eşinin yanında tesettürüne dikkat etmesi gerekir. Eski eşlerin baş başa kalmamaya da özen göstermesi lazım.

İkincisi: Ayrılmış olan anne ve babasının birbiriyle arkadaş olması durumunda çocuğun umudu sürekli tazelenir ve yıkılır. Anne-baba her ne kadar “Biz ayrıldık, artık bir araya gelemeyiz, sizin için bir aradayız.” deseler de onların iyi anlaştığını gören çocuklar “Bizimkiler bayağı iyi anlaşıyor, herhalde yeniden evlenecekler, yine hep birlikte yaşayacağız.” umudunu beslerler. Zira çocuklar duyduklarından çok gördüklerine inanırlar. Bu umut onların sürekli hayal kırıklığına uğramalarına sebep olur. Ümit ve yıkım onların hayata karşı güvenlerini de kırar.

Hele bu süreçte taraflardan biri ayrıldığına içten içe pişmansa eski eşle yeniden evlenmek için çocukları kullanabilir. Hatta eski eşin yakınlarını bile kullananlar oluyor.

Çocuklarını kullananlar onlara “Belli olmaz belki yeniden bir araya geliriz.” diye umut verir oysa diğer eşin zerre miktar onunla yeniden evliliğe niyeti yoktur.

Mesela erkek, ayrıldığı karısıyla yeniden barışmak istiyorsa çocuklara “Annenize benim sevdiğim yemeği yaptırın, sonra da ne olur babam da gelsin, diye yalvarın, beni de çağırın.” diye hilelerle çocukları kullanır.

Ya da kadın “Babanızı çağırın, bizi alışverişe götürsün; ama sakın benim çağırdığımı söylemeyin.” diyerek birlikte dışarı çıkmak, gezmek, yeniden eski kocayla arayı yapmak için çocuklarını kullanır.

Bu arada erkek, evlilik niyetiyle başka bir hanımla görüşüyorsa onların arasını bozmak için eski kocayla bir araya gelmeye özellikle çaba gösterilir. Çocuklar da anne-babanın arasını yapmak için bir heves uğraşırlar.

Oysa diğer tarafın böyle bir isteği olmadığında çocukların hevesleri kursağında kalır. Ayrıca umut besleyen taraf, attığı adımlara karşılık bulamayınca, o kadar uğraştım geri dönmedi diye eski eşe daha çok kinlenir.

Kısacası “Ayıdan post, eski karı-kocadan dost olmaz.” Olsa olsa dostvâri sahte bir ilişki olur. Bunun da çocuklara da kendilere de bir faydası olmaz.

3-Eski karı-kocanın dostluğu dedikodulara sebep olur: Dışarıdan bakan birileri ayrılmış çiftlerin beraber yemek yediğini, alışveriş ettiğini görünce barışmışlar haberi yayılır.

4-Taraflardan birinin evleneceği ya da evlendiği kişiyi bu durum rahatsız eder. Eşinin ya da eş adayının sürekli eski eşle görüşmesi yeni eşi huzursuz eder. Eşinin önceki evliliğinden çocukları ile görüşmesine kimse bir şey diyemez fakat eşinin eski eşi tarafından çocuklar bahanesi ile kullanılması rahatsız edicidir. Bu da gereksiz yere tatsızlıklara sebep olabilir.

5-Taraflardan birinin evlenme durumunda çocuklar yeni gelen kişiye düşmanlık besleyebilir. Sanki anne-babasını ayıran kişiymiş gibi algılayıp ondan nefret edebilirler. Çünkü çocuk anne-babasının aralarını iyi görürken, ortaya çıkan yeni eş, sanki yuvanın yıkılmasına sebep olmuş durumda kalır.

Boşanma sonrası çocuk anne-babası arasında bir mesafe olduğunu, artık eskisi gibi olmadıklarını görürse boşanmayı algılaması ve anne ya da babanın yeni eşini kabul etmesi kolay olur.

Üçüncü yol: ZARURET KADAR GÖRÜŞMEK

Eski eşler, kin tutmadan, düşmanlık etmeden, birbirlerinin aleyhinde konuşmadan çocuklar için sadece gerekli olduğu kadar görüşmeliler. Çocukların mezuniyeti, nişanı, düğünü, ameliyatı gibi ikisinin de bulunması gereken acil durumlar dışında karşılıklı görüşmek gereksizdir.

Bunlar dışında çocuklar ile ilgili mevzular telefonda konuşulabilir. Karşılıklı görüşmeler sadece çocuklar için değil ikisi içinde yıpratıcıdır. İyi-kötü yaşanmışlıklar birbirlerini görünce hatırlanabilir ve bu da tehlikeli yakınlaşmalara ya da durup dururken düşmanlıklara sebebiyet verebilir. Her durumda zaruret dışında görüşmek gereksizdir.

Not:Eski eşe kin tutanlar için bir yazım:   https://www.cocukaile.net/ask-acisina-care-ve-baska-temizliklere/

www.cocukaile.net  Sema Maraşlı

Okunma Sayısı : 10.777

Yorum yapın

“Boşanma Sonrası (1)” için 23 Yorum

  1. BİLAL KC. dedi ki:

    Sema hanım, yazınızda: Peygamber efendimiz “Kini olanın dini yoktur.” buyurmuş diye yazmışsınız. Yazdığınız yazılarda ayet ve hadislerin kaynağını naklederseniz daha iyi olur diye düşünüyorum acizane.

    • Yahya dedi ki:

      Sema hanım,

      “Kini olanın dini yoktur.” sözünüz benim de dikkatimi çekti. Kolay olduğu için internette araştırdım ancak elle tutulur bir kaynak bulamadım.
      Ancak Ömer Tuğrul İnançer’in sizinle aynı ifadesi var, bu hadisi şerifi hatırlatıyor fakat kaynak yine yok.

      Yine ararken, Peygamber efendimizin (sav) Hz. Vahşi ile olan görüşmesi dikkatimi çekti ve hafızamı tazeledim. Peygamber efendimiz Hz. Vahşiyi iman ettiği için kabul ediyor ancak amcasını öldürdüğü için bana gözükme diyor. Aslen kin, öfke değil; üzüntü söz konusu…

      Bizim durumumuzda olan insanlar için bu söz gerçekten çok ağır.
      İnsanın eski karısı bir darbe vuruyor, devletimizde başka bir darbe vuruyor. Pinpon masasındaki top gibi…. (Allah’dan futbol topu gibi değiliz, önüne gelen tekme atmıyor)

      Tabii aksi olsa ne olacak? vicdanımız mı rahatlayacak… rahat rahat kin mi tutacağız!?

    • Yahya dedi ki:

      Men lehû kînun leyse lehû dînun.

  2. emin dedi ki:

    ben daha öncede söyledim bu yorum yap kutucuğu yapılan yorumların en üstünde yer almalı
    yada
    ekranın alt köşesine en aşağı git butonu eklenmeli
    yorum yapmak için 2km yol gidiyorum

  3. meryem dedi ki:

    Günahkâr bir adamdı, ayık gezmezdi. Bütün bir köy halkı yaka silkiyordu adamdan, ‘ ölse de, kurtulsak ‘ diyorlardı.

    Bir karısı vardı bu adamın, bir de kendisi. Hiç çocukları olmamıştı. Köy halkı böyle bir adamın zürriyetinin olmadığına memnundu. Kadın ise, adamın haline üzülse de ses çıkarmazdı, çıkaramazdı.

    Otuz yıldır evliydiler, döverdi, kızardı, her gün biriyle kavga ederdi. Ama kocasıydı işte, evinin erkeği idi.

    Adam iyice yaşlanmıştı artık. Öksürük nöbetleri uykusunu bölüyor, iki basamak merdiven çıksa nefes nefese kalıyordu, titreyen elleriyle sigarasını zor sarıyordu.

    İyice zayıflamıştı, zaten kısacık olan boyuyla bir çocuk gibi kalmıştı. Kadıncağız ellerini açıp dualar ediyor,
    ‘ ahir ömründe olsun şu adamın hali biraz düzelsin ‘ diye yalvarıyordu Allah’ a…

    Adam bir sabah evden çıktı, fakat ertesi sabah oldu, dönmedi. Tan yeri ağarırken kadın aramaya çıktı kocasını. Kim bilir yine nerde sızıp kalmıştı!

    Köyün üst tarafındaki çeşmenin başına gitti önce, orada içerdi adam, bulamadı. Yakındaki tarlaları aradı, köyün dört bi yanına baktı, yoktu.

    Eve gelmiştir belki diye koşarak geri geldi, hayır, dönmemişti. Güneş inmek üzereydi, bir acele abdest aldı, namaz durdu.

    Duası bitmek üzereydi ki, kapının çalındığını duydu.

    Kocasıydı gelen. Adamın yüzü sapsarı kesilmişti. Öksürüyordu, eliyle göğsünü işaret ediyordu. Kadın koluna girdi kocasının, güç-bela sedire kadar taşıdı.

    Uzandı adam, karısının yüzüne baktı, ağlıyordu. Doğrulmak ister gibi yaptı, hakkını helal et diyecekti, lafının sonunu getiremedi, başı yastığa düştü, ölmüştü…

    Kadıncağız kocasının başında epey bir ağlayıp feryat etti. Biraz kendine gelince gözlerini sildi, yemenisini bağladı.

    Kalktı, imamın evine gitti.

    – Hocam… Diyebildi hıçkırarak, bizimkisi…

    Söyleyemiyordu, ama İmam Efendi durumu anlamıştı. Kadının yüzüne baktı, köylü ne der diye düşündü, bocaladı.

    – O mendebur bir kez bile caminin kapısından içeri girmedi, kaldırmam onun cenazesini, deyip kapıyı kapadı.

    Kahroldu kadın. Nereye gitsem, ne yapsam diye düşündü. Kimseleri yoktu ki, çaresiz eve döndü.

    Yıkadı kocasını, sandıktan çıkardığı beyaz bir çarşafa sardı, omuzuna aldı, mezarlığın yolunu tuttu.

    Caminin köşesinden dönerken, muhtar ve köylülerin kendisine doğru gelmekte olduğunu gördü.

    Bir kez daha düğümlendi boğazı, cenazesi omuzundan kayarken, dizlerinin üzerine çöktü, ellerini yüzüne kapatıp ağlamaya başladı.

    Hışımla yaklaştı muhtar:

    – Onu nereye götürüyorsun, dedi, mezarlığa götüreyim deme sakın! Sağlığında biz çektik, bir de ölülerimiz çekmesin o herifin elinden…

    Kadın gözlerini çarşafın üzerine dikmiş, öylece duruyordu. Birden bağırmaya başladı, delirmiş gibiydi sanki Kalabalık yanından korkuyla uzaklaşırken, cenazesini tekrar yüklendi, köyün dışına doğru yürümeye başladı.

    Kan ter içinde kalmıştı kadın, artık adım atacak hali yoktu. Kendi kendine;

    – Şuracığa gömeyim adamımı, dedi, kimseler rahatsız olmaz burada…

    Tam o anda bir ayak sesi duydu, irkildi, bir çobandı gelen. Kadıncağız her şeyi olduğu gibi anlattı. Üzüldü çoban, gözleri doldu.

    – Dert etme, dedi, ben yardım ederim sana.

    Bir çukur kazıp cenazeyi gömdüler. Çoban başucunda durdu mezarın, ellerini açtı, dua etti.

    Birkaç çiçek buldu kadın, toprağın üstüne serpti. Çobana dualar ederek evine döndü.

    Yorulmuştu.

    Camın kenarına oturup uzaklara daldı. Uyuyup kaldı oracıkta.

    Ertesi sabah imamın kapısını telaşla çaldı muhtar. Bir yandan tokmağı vuruyor, bir yandan da ‘ İmam Efendi, İmam Efendi…’ diye bağırıyordu. İmam korkuyla açtı kapıyı.

    – Bir rüya gördüm, dedi muhtar, hocam o berduş, o serseri adam Cennet’ teydi. Bana gülüyor, hakkım sana bile helal olsun diyordu.

    Rüyayı duyana imamın benzi attı, kendisi de hemen hemen aynı rüyayı görmüştü.

    ‘ Gel hele, içeri gel…’ demeye kalmadı ki, köyün delisini gördüler.

    Koşarak geliyor, bir yandan da bağırıyordu:

    – Demedim mi ben, demedim mi size, rüyamda gördüm, rüyamda…

    Birkaç köylü daha benzer rüyalar gördüğünü söyleyince, kadının yanına gitmeye karar verdiler. Özür dileyecek, kendilerini affettirmeye çalışacak, bu arada işin aslını öğreneceklerdi. Bir şeyler olmuştu ama neydi?

    Eve vardıklarında kapıyı açan kadın şaşkındı. Kapıyı yüzlerine kapatacak oldu, yapamadı. Gelenler olan biteni anlatıp özür diledi, cenazeyi nereye defnettiğini, neler olduğunu sordular.

    Kadıncağız her şeyi anlattı, can kulağı ile dinlediler ve çobanı bulmaya karar verdiler.

    Bir yandan yürüyor bir yandan da aralarında konuşuyorlardı; ‘ bu çoban bir evliyaydı herhalde, belki de Hızır’ dı, aslında ölen adam da o kadar kötü bir adam değidi.’

    Tarif edilen yere geldiklerinde çoban koyunlarını otlatıyordu. Gelenleri görünce ayağa kalktı, ‘ hayırdır inşaallah ‘ dedi. Oturdu, onlara süt ikram etti, konuşmaya başladılar.

    Çoban söylenenlerden hiç bir şey anlamamıştı, cenazeyi nasıl defnettiklerini anlattı.

    – Ben bir garip kulum, dedi; cenazeyi defnettik, başucunda oturup dua ettim sadece, hepsi bu…

    Merakla nasıl bir dua ettiğini sordular, çoban da söyledi;

    – Allah’ ım, ben dağda koyunlarımı otlatırken kulların gelir yanıma, selam verirler. Senin selamınla gelen senin misafirindir der, ağırlarım. Süt ikram eder, azığımı paylaşırım.

    Şimdi de ben sana bir misafir yolluyorum, onu da sen ağırla…

    • Halil Mümin dedi ki:

      Meryem hanım; Hikaye hakikaten çok anlamlı…Kimin cennete veya cehenneme gideceğini bizler kul olarak bilemeyiz..Bu hikaye bana şu kıssayı hatırlattı:Peygamber efendimiz zamanında kötü yola düşen bir kadın varmış..Bu kadın çok susayan bir köpeğe(kedi de olabilir kesin emin değilim) ayakkabısına su doldurup vermiş.Allahu Teala kadını bu iyiliği nedeniyle cennetine almış..

    • E.Y. dedi ki:

      Ağlaya ağlaya okudum,çok severim bu kıssayı..İyi ki yazdınız Meryem Hanım.

  4. zehra dedi ki:

    sema hanim gecen gun internette gormustum, eski es annenin dogum gunu icin cocuklari ile beraber ona hediye aliyor, cocuklar da mutlu oluyordu. sizce bu cok mu yanlis bir sey? tabi ki gorusmek, yemek yemek vs islami acidan uygun olmayabilir ama bazen cocuklarin da hem anne hem babanin oldugu ortamlara ihtiyac duyamazlar mi?

  5. sennur dedi ki:

    teşekkürler güzel noktalar ,dikkat etmek gerekli.
    çoçuğun yaşına göre hareket etmeli ,mümkünse görüşmemeli ,tel de konuşmak çoçuk ile alakalı zaruri olmadıkça olmamalı .

    benim bu konuda söyleyeceğim çoçukların ayrı kaldığı ebeveyn ile iletişimi sıkıntılı.
    devletin verdiği iki haftada bir babada kalma durumu çoçuklar için yetiyor mu ?
    ya da bu zaman zarfında çoçuk babasıyla geçiriyor mu ?
    bu konuda yasal olarak herhangi bir sorgulama maalesef yok.
    (ayrılma aşamasında eve polis gelip gerçekten ayrı mısınız ? sorusunu yönelttiği gibi ,
    zaman zaman EBEVEYNLER çoçuk ile irtibatta mı ? düzenli görüşebiliyor mu ? Çoçuk ne durumda ?diye sorgulama yapabilseler )

    <çoçuğun bütün sorumluluğu anneye veriliyor , BABAlar işlerini bahane ederek ,evlatlarını almadıkları zamanlar oluyor ,ilgisiz bırakıyorlar.
    <anne çoçuğu avutmak , babanın ilgilenmediği zamanlar da da ilgilenmek zorunda.
    <annenin bu konuda çalacağı kapı yok , mahkemeye ver ,saatler düzenlensin tekrar deniyor.
    İLGİSİZ BABALAR için ne yapmalı ???
    < baba ,sırf anneden intikam alıcam diye yavrusunu da bırakıyor .
    EŞ olarak boşandığını unutup , BABA ya daANNE vazifesinden vazgeçmek ne kadar doğru?

    • Yahya dedi ki:

      sennur hnm,

      ne kadar vahim değil mi?
      devşirme kanunlarla işte bu kadar oluyor…
      gerisinide yargıçın yüksek bulunçuna bırakıyorlar.

      Tabii islamdan ayrılınca ve/veya islama aykırı bir sistem kurulunca böyle olması çok normal. Ülkemizde çocukların velayeti %70+ anneye veriliyor.
      hiç bir sorgu sual yapılmıyor.

      ilgisiz baba kavramına karşıyım, derseniz yok mu? evet vardır ancak bence “bezdirilmiş baba” daha çoktur.
      bir anne çocuklarına bu kadar zulüm eder mi?
      (bitmedi…)

      • sennur dedi ki:

        durum gerçekten vahim ,
        tek ebeveynli çoçuklar yarının annesi -babası olacak. rol modellerini tam olarak alamadan !!!

        boşanan ayrılan ana-babalarada hala gönül yaralarını ,eski eşe ahları vs.durumları düşünüp ,yanı başlarında büyüyen yarının BÜYÜKLERİ farkedemen yaptıkları hataları YAŞLILIKTA ve ahirette yüzümüze vurulmadan yaşamayı nasip etsin.

        bilmiyorum her anlaşmalı boşanmaya iki haftada bir mi görüşme veriliyor ???

        bu süreyi hiçbir çoçuk kaldıramaz ;yaş dönemlerine göre planlama ve farklı sistemler geliştirilmeli bence. büyükler ayrılsa da çoçuklar için ana baba tek. ve bukadar ana babası bir olup ,sorumluklarını ihmal eden insanlardan bu boşanma oranı oluyorsa , düşünün artık 20 -30 yıl sonrasını tek ebeveynli çoçukların HAYATINI….

        ben ayrıldıığımda mahkeme kararı çok az istediğin zaman arayıp ,alabilirsin dedim .
        arayıp ,yarım saat sonra almak istedi ,aradığında dışarıda isem NE ÇOK GEZİYORSUN ?
        kızım telde misafirmiz var oturuyorum dediğinde kızıma kızdı ve almadı ,misafir senin hayatında benden önemli mi kızım ? araya girip aralarını bulmaya çalıştığımda HAKARETE maruz kaldım ,en son pazarları almaya başladı ,pazarları alıyor diye çağrıldığım doğumgünü partilerini cumartesiye aldırdım ,bu sefer cumartesi aradı kar yağıyor kızımla oynucaz ,dışardayız dedim yine kabahat ,yine kabahat.eve gelince haber veriyorum ,artık gerek kalmadı sonra kıza azarlamalar .
        1,5 yılda inanın canıma tak etti .ayrılsanız da sorunlarınız devam ediyor ….
        ne oldu eskiden hep huzursuzduk ,şimdi haftada birgün huzursuzum diye avuturken kendimi.
        kızımı bıraktığım birgün kızımın yanında yarımsaat telefonda bağrındı ve istemiyorum çoçuğu falan.
        sonunda mahkeme kararına döndük ,kızım da artık kalıyor. bu durum kızım için iyi olduğunu düşünmüyorum. çünkü beni özlediğini söylüyor dönüşte ,ama iki haftalık süreçte ,ikinci hafta başlıyor babadan.her konuyu ona çevirebiliyor.gelişim dönemleri çok önemli..ha bir de 15 yaşına gelince velayetini ben alıcam diye de tehdit alıyorum

        diyeceğim o ki , kanunlar -denetimler yeniden gözden geçirilmelidir.
        bireyler anlaşamayabilirler ,ancak çoçuk iletişimini uzak olan ebeveyni ile yapabimelidir.
        RABBİM HEPİMİZİN yardımcısı olsun ,hesabını veremeceğimiz işler yaptırmasın herbirimize…

        • .:. dedi ki:

          “”1,5 yılda inanın canıma tak etti .ayrılsanız da sorunlarınız devam ediyor ….””

          Malesef batidan devsirilen sistem problem ve dusman uretiyor.

          Bu iktidar bu konularda cok beceriksiz. Batiya uyuldugunda baskasi da olsa degisen olmayacaktir.

          “”diyeceğim o ki , kanunlar -denetimler yeniden gözden geçirilmelidir.””

          Batidan haric Ulke gerceklerine gore yapilmalidir. Bu sistemlerde tuzaklar var.

          Bu iktidar bu konularda cok beceriksizdir. İsin ehli insanlar olmadigini dusunuyorum. Sanki KADEM e teslim etmisler sistemi. Gectigimiz gunlerde benzer konulari konusurken dostlarimiz bizlere KADEM in Turkiye yapilanmasini, yasadiklari saray vari binalari fotograflarini gonderdiler. Avrupa da bile böylesi yok. Dehşete kapildik. Bu paralarin degirmeni, suyu nereden geliyor acaba? Bu luks yapilasmanin manasi nedir? Kimler sponsor oluyor? Diğer dernekler apartman dairelerinde veya uydurma yerlerde iken, Erkeklerle ilgili bir dernek dahi yok iken KADEM in asil amaci nedir? Ak partili belediyeler de organizasyonlar yapildigini soylediler. Diger partilerin belediyelerinde de benzer durumlar var mıdır? KADEM ak partili kadin haklarini mi ariyor? Neler oluyor?

        • Yahya dedi ki:

          Sennur hnm,

          Yazdıklarınızı okuyunca üzüldüm.
          Tabii herkes olaylara kendi nazarından bakıyor. Benim başıma gelenler bu yazdıklarınızdan daha kötü… başka boşanmış babalarda benzer ve hatta daha kötü şeyler yaşıyor. Doğal olarak bir genelleme yaparak kadınlar çocuklarını intikam aracı olarak kullanıyor diyoruz. Buna çoook örnek verebilirim.

          Kimse bu çocukların hakkını düşünmüyor ve savunmuyor.

          Belki yazmam doğru değil ancak ben iletişimi tamamen kapattım. Benimle tek kelime dahi konuşamaz. Ailesi çevresi akrabaları da benimle konuşamazlar. İletişim tamamen kapalı. …. başka şeylerde yapıyorum … yazmak istemiyorum.
          İletişimi kapatmamın en önemli sebebi unutmak, silmek ve tekrar ağız dalaşına vs. girmemek. Çünkü benim ki son derece çrkf.
          Sözlerle rencide etmeyi bir kenara bırakın, yüz ifadesiyle, sesiyle, harekatleriyle de rencide etmeye çalışıyor. Yaptıklarını buraya yazsam… hani şeytan yoldan çıkarırmış sonra sen Allah’ı inkar ettin, uzak dur benden dermiş; aynen öyle…

          Sema hanımın yukarıdaki yazısında belirtiği gibi,
          2. yöntemi – uygulayan bir çok insan var. çocukları oynarken gidip çay içiyorlar vs. bizim için bir kıstas olmasa dahi bunu başarabilmek güzel bir şey. Çünkü esas maksat boşanmak, karı koca vasfının düşmesi.
          Annelik babalık ve insanlık baki…

          3. yöntem – en doğru yöntem esasında. müslüman insanın hassasiyetine en uygun olanı. Ancak kin/düşmanlık beslememe olayını idrak edip uygulamak zor. İki tarafında buna uyması gerekiyor. Tek taraflı olmuyor tabii…

          Bu tehditlere de takılmayın. Bırakın alsın. İzlemek daha doğru.
          8-9-10 yaşlarında çocuklar zaten kendi tercihlerini yapabiliyorlar. Bu konuda baskıcı olmamak lazım. Bu bir savaş değil, çocuğun menfaati ve huzuru önemli olan.

          Rabbim yardımcımız olsun.

          • Rayiha dedi ki:

            Âmin. Hepimiz için hayırlı gelişmeler olur inş.
            Ben elimden geldiğince mantıklı olmaya, çocuğumun psikolojikman olumsuz etkilenmemesi için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Çok şükür babası da çocuğu olumsuz etkileyecek davranışlarda bulunmuyor ama şimdi şu durum kafamı karıştırdı.
            Oğlumun velayeti bende 4 gün bende kalıyor 3 gün babasında. Aceba fazla mı, yani çocuğun sok sık gidip gelmesi kötü mü oluyor aceba. Bir fikriniz var mı?
            Şennur hanım ben de Yahya Bey gibi düşünüyorum çocuk büyüdükte tercihlerini yapar kimi özler, nerde kalmak isterse oraya gider… Ama velayetin babasında olması sizi üzecek davranışlarda bulunmasına sebep olur mu bilmem tabi.
            Benim durumum yazıdaki üçüncü foruma yakın ama siİn durumunuza çok üzüldüm Allah yar ve yardımcınız olsun.

          • sennur dedi ki:

            rayiha hanım ,

            sizin kaç yaşında çoçuğunuz ,kız ya da oğlan ?

            iki ebeveyn de aynı hassasiyette olması lazım ,kızım üzerinden beni yıpratıyor ,kızım babadan geldiğinde bana tavırlar vs. ,kızıma yanlış hikayeler.

            babası ile ilişkisini korusun derken , bana sıkıntı oluyor .

            sen iyisen herkese iyi sözüne en çok takılıyorum ,
            ben kötü müyüm de bu adam girdi hayatıma ? çıksa da çoçuk vasitasiyla YIPRATMA çalışmaları…

        • Rayiha dedi ki:

          Ben
          Benimki 6 yaşında oğlan.
          O söze takılıp üzmeyin kendinizi. Hepimizin hataları vardır tabi. Ben hataları reddetmeyi kabul etmem. Hiç birimiz dört dörtlük değiliz ama öyle düşünmeyin baştan iyi düşünmedik bir hata yaptık ya da nasip böyleymiş. Hayırlısını yaşıyoruz inşallah. Ama ben baştan hata yaptım, niye bu evliliği yaptım ki? Diye düşünmüyorum. İyi tarafından bakmaya çalışıyorum. Bu vesileyle bazı şeyleri yaşamayı nasib etti belki Rabbim bana. (çocuk sahibi olmak mesela) Şimdi çok daha iyi anladım ki elimizden geleni yaptıktan sonra hayırlısı için dua etmek lazım. Çünkü Rabbimiz en hayırlısını biliyor. Hep hayırlısını diledim benim için de böylesi hayırlı imiş demek ki diyorum ve size de böyle düşünmeyi tavsiye ediyorum.
          Anlıyorum ki baya zor durumlar yaşıyorsunuz. İnşallah böyle düşünerek zorlukları daha kolay atlatırsınız.

          • sennur dedi ki:

            teşekkür ederim ,rayiha hanım.

            rabbim hepimizin yardımcısı olsun .
            çoçuklarımızın yaşları yakınmış .

            atlattığımı düşünsemde olmayacak zamanda tutamadığım gözyaşlarım var…….hatta son 1,5 yıl uzatmaları da oynadık karşılıklı.
            ben de elimden gelenin en iyisini yaptım , o da yaptığını düşünüyor.
            ben hatalarımdan dersimi aldım ,hatta onu affettim de .ama o kızıma neler neler anlatıyor .kızım şu an iki arada gibi görünse de ,durup durup sen iyi bir annesin demeye başladı.

            şimdi çalıştığım ortam kadınlara hitap eden kadın dolu bir yer.
            ben kendimi iyi hissettikçe , kadınlardan iltifat alıyorum .
            bugün görevi değişen yeni gelen bir bayan durdurdu , evli misin ? çoçuğum var dedim gülümsedim geçtim.

            şuan huzurumla çalıştığım ortam ,evli iken olmadı mesela. boşanmadan önce ,hayatımın bu kadar kolaylaşabileceğini hiç düşünmedim.ZAMAN gerçekten bir İLAÇ.
            kızımı güzel yetiştirmeye çalışıp ,kendimi de fırsat buldukça geliştirmeye çalışıyorum.
            TOPLUMda bakıyorum , KADINlar mutsuz ,gerçekten mutsuz.evliler ama eşlerine çok kızgınlar.

            rabbim rızası istikametinde bir hayat nasip etsin.

          • Rayiha dedi ki:

            Amin Şennur Hanım.
            Evet evli ikin bu mutluluğu yaşayarak çalışmanız çok zor. Evli hanımlar maddi ihtiyaçları yoksa çalışmamalı bence, eşleri de gereken saygıyı göstermeli.çünkü ev hanımları da çok şey yapıyor, ev işleri yeterince olduğu gibi eşleriyle ilgileniyor. Çocukların bakımı, yetişmesi büyük oranda onlara kalıyor. Ama maalesef ne sigorta ne maaş hiçbirşey olmadığı gibi yoruldum dediklerinde “Ne yaptın ki” diyebilen anlayışsız erkekler var.
            Çok şükür benim işim rahat ama evli iken çok zorlanıyordum. Kadınlar çalışmamalı dedim ya, o yüzden bir an önce emekli olmak istiyorum. Allah hiçbir bayanı çalışmak zorunda bırakmasın,ve sizin de yardımcınız olsun işinizi hep severek ve Mutlu olarak yaparsınız inşallah.

        • HANNE dedi ki:

          Sennur hanım Allah yardımcınız olsun ve yardımcımız olsun. Yorumlar üzerinden biraz geçmiş ama ben bilerek buraya yorum yapıyorumki belki son yorumlar okunduktan sonra biraz daha kayma yapabiliriz bu konuya. Sanırım siteyi takip etmediğim zaman olmuş bu konular. Aslında geriye dönükte takip ederdim ama sizinkileri yeni gördüm. Aynı durum bendede ben. Belkide sema hanım uygun görüp yeni bir yazı başlığı açabilir. Havvalar kısmından.. Boşanan havvalar.. Biz ayrıldığımızda oğlum 1,5 yaşında idi. Ve babasından ne gördüyse yapıyordu sinirlendiğinde… kapı tekmeleme bağırma hırçınlaşma hatta gelip bana vurma saçlarımı çekme vs. (babasına göre çocuktu canım ne anlardı şiddet uygulansa bile yanında) Mahkemede şiddet uyguladığını kabul ettiği halde boşama olayım uzatıldı. Şahit lazımmış. Çocuğun velayetini sırf bana inat istedi. Burda bir akrabası kimsesi yoktu çocuğa alsa nasıl çalışcak çalışsa nasıl bakacak bunlar ıbile düşünmüyordu. Ben çalıştığım zamanlar bir süre çocuğa o bakmıştı ve ilgilendiğini düşünüyordum ama sonradan hatta geçende bile komşum diyorki banyoda hep ağlama sesleri geliyodu çoçuğun sıcak suylamı yıkıyordu napıyodu. Sizdeki gibi 15 günde h.sonları aldı. Aslında onu bile alamazdı yaşı küçük diye sadece pazarları vermişlerdi. Hakime bakabilirmi dediğinde vicdanım rahat etmedi çünkü zamanında bakmıştı. Evet bakabilir dediğim için yatılı verdiler. İlk zamanlar sürekli arayıp istiyodu. Hatta uzun bi süre ben işe giderken ona bırakıyor sonra çıkışta alıyodum çalışmadığında. Tedbir kararı gerektiren bir durum oldu. Ona rağmen bile ne zaman istese vermeye çalışıyordum ama sizin yaşadıklarınızı bende yaşamadım. Almaya gelir kavga, verir kavga eve gider arar bu çocuk niye öksürüyor elinde niye sivilce çıktı niye burnu akıyor vs. son zamanlar görüş günü dışında almamaya başladı. Hatta geçen oğlum kırık ucağını almak istedi elinde gördü niye kırık uçak almış eline niye pasta istemiş koymuşum yanına istemiyorum çocuğu döndü gidiyor sandım. Sonra noldu anlamadım aldı. Öncesinde bana dedi çocuğu istemiyorum sende kalsın c.tesi aramış bağırıyor niye hazır değil çocuk diye. çıkınca istemiyodun dedim bastı gitti çocuk öylece kaldı. anne babam niye beni almadan gitti dedi. işi çıkmış oğlum dedim gelicek sonra almaya. komşumuz görmüştü bizi vermeye giderken dönüştü komşuya sesliyor teyzeee babam beni almadı işi çıkmış ama sonra gelip alcak dedi. inanın o an o kadar kızdımki ona. kendi öfke durumlarını çocuğa yansıtıyor diye. Başka bi gün Anane diyor babam beni istemedi elini tutmak istedim beni itti diyor. Sonrada çocuk ona ağlayarak gidince sen bu çocuğu bana dolduruyorsun senin yüzünden ağlıyor diyo. Allah şahit asla öyle birşey yapmıyorum. baban seni çok seviyor oğlum diyorum. o benle hiç oynamıyor diyo. telefonda oyun açıyor çizgi film açıyor bana diyor. Çocuğu parka götürmeyi onunla oynamak gibi düşünüyor. Ben kimsenin olmadığı bi park var gidip birlikte kayıyorum birlikte kumda oynuyoruz. onunla maç yapıyorum evde top oynuyorum batman süpermen oluyorum. Aslında yazı uzun oldu ama şunu merak ettim sizin diğer yazınız sanırım. Görüşme konusunda dikkat edilmeli demişsiniz. Geçen gün çocuğu alınca dediki akşam iftara gidiyoruz. eee gidin dedim. sende hazırlan birlikte gidelim dedi. Nasıl yani dedim senle ne işimiz var. Hem dedim rezervasyon olmadan gitmeyin aç kalırsınız almazlar. ben gelmem siz gidin. sonra aramış diyorki ben yer ayırdım 3 müze hazırlan gel akşam. Anlamıyorki adam benim için değil çocuk için düşün ne vicdansız merhametsizsin diyor. Biz gerekirse ailemle ve oğlumla zaten gidiyoruz. Vel hasılı gitmedim ama cocuğum şöyle 8-10 yaşında olsa ve deseki anne nolur sende gel ben babamla sıkılırım orda o zaman giderdim 3,5 yaşında çocuk ne anlar dedim. Ve inanın sonra çocuğu aldım minübüste bağırarak diyorki anne babam dediki annenn terbiyesizz öyle denmez dimi anne babam niye öyle dedi diyor. Sırf yemeğe gitmedim diye çocuğa neler söylemiş. Şimdi biz anneler bu mesefayi nasıl korucaz. Çocuğun gösterisi oluyor çoğu zaman kavga çıkarcak diye çağırmıyorum (kreşe gidiyor ) veya ailem gelirse denk gelmesinler diye söylemiyorum bile. Bazen ondayken tiyatro oluyor okul gelin diyor mecburen babasına dersem gidiyoruz birlikte ama o zamanda benim yanımda oturmak istiyor diye suratını asıyor bazen bizi bırakıp gidiyor. bu çocuğun okulu olcak mezuniyeti olcak düğünü askerliği olcak olcakta olcak Allah nasip ederde görürsek yani. Ben şimdiden bunları düşünüyorum. (Allahtan sünnetini bebekken yapmışızda.) Şimdi burda boşanan anne ve babalar bu yazıyı okursa veya bekarlardan şahit olanlar onlarında yorumlarını alalım o zaman. Böyle iletişimler çocuklar için nasıl kolay atlatılmalı. Biraraya gelince çocuk tekrar barışırlar diye ümit edermi veya birarada yine kavga edince bir taraf neler yapılmalı vs. uzun oldu hakkınızı helal edin ama bu konu benimde aklımı kurcalıyor napabiliriz diye. Çünkü arada alıp verme sürecinde parka vs birlikte gittiğimiz oluyor babasıyla. Tabikide dini yönden dikkat ediyorum tavırlarıma mahremiyetime ama ortada o anı sorunsuz atlatmaya çalıştığım bir çocuk var. Selam ve dua ile..

          • sennur dedi ki:

            HANNE hanım ,
            sizinde ALLAH yardımcınız olsun. rabbim yavrunuzu bağışlasın ve göz aydınlığınıza vesile eylesin.
            ben bu ramazan da iki bitip ,üçüncü yıla dönecek ayrıldığım(ramazan ramazan ayrıldık 🙂
            tabii uzatmaları ,son şanşları ,başvurulabilecek tüm kapıları açmaya çalışsak da olmadı .
            ilk ayrıldığımda çok düşünürdüm , bu kız evlenecek ; kimden isteyecekler ,nasıl düğün vs.olacak diye….çok dertlenirdim.sonra bir davetiye aldık (hala saklıyorum ;davetiye de kızın da erkeğin de anne -babası ayrı olduğundan dört farklı soyadı mevcut.)kafamdan kaynar sular döküldü ve en yakınımın yorumu ;ne zor bir düğün kız için de damat için de.bale yüzüme yüzüme yapma di mi yorumu ?sen şimdi evlisin bakalım kızların büyüyüp ,evlendireseye kadar evli kalabilecen mi ?sonra uzaktan tanıdık olmasına rağmen gittik, hatta kına benim kına salonummuş adı değişmiş vs. baktım herkes gayet havasında , yakın olarak görevlerini yapıyorlar. nikahta öyle ,ANNE girişte ,BABA çıkışta duruyor ve bir sıkıntı yok. SONRA inanın rahatladım .ve kim bilir kaç yıl var , niye gelecek için kendimi üzeyim dedim. üzmeme adına gayret ediyorum , tabiii şuan katıldığım düğün törenlerinde yalnız başıma takı törenine de çıkamıyordum , bunu da aşıyorum yavaş yavaş.

            okul hayatına gelince ,1.sınıftı ,ve öğretmeni erkek olduğu için sınıf babası var ,watsap grubunu kurdu ve tüm babalarda dahil gruba,
            okul da etkinliklerden hepsinden haberi oldu ,yarı dönem de öğretmen tüm velilerimi bekliyorum dediği için okula benden önce gelip ,kızımın yanına oturmuş , bende başka çoçuğun yanına oturdum ,HİÇ sorun olmadı.hatta imza listesine soyadımı da rahatlılk ile yazıyorum.(anaokulunda diğer velilerden ve öğretmenlerden çekiniyordum )
            yılsonu gösterisi oldu ,gruptan haberi oldu , bilet alayım mı diye sormadım .sormadığım için gelmedi ,kendi bilir.
            eskiden çok üzülüyordum , toplum baskısı var ,KADIN dediğin alttan alacak ,evladı için sabredecek , evlat iki arada kalmayacak diye ,çok üzülüyor ve hep görüşsünler diye düşünüyordum ,şimdi hiç sallamıyorum.özledilerse arasınlar birbirilerini ……
            benim sorumluluğum kadar BABAnın da sorumluğu.

            görüşme konusuna gelince ,yüzyüze genelde bakmıyoruz , kızımı ben yolluyorum O alıyor ,aldığından emin olmaya çalışıyorum ,
            tel açınca kızıma uzatıyorum , öyle park vs.gibi gitmelerimiz yok .arada KIZ için zaruri tel de görüşebiliyoruz. çünkü alıp verirken hayat fabrika ayarı gibi olmuyor (bunu başına gelmeyen anlamıyor şu saatte ver ,şu saatte al yorumları yine ) ALLAH kimseye vermesin.
            bu yıl okula geldi ,okula ben bırakırken o da yanına geldi ,yani koskoca senede iki kez okulda yakın mesafe karşılaştık o kadar.

            ben şunu anladım ,TEVEKKÜL Ediyorum ,sonra alacağı saatler konusunda değişik yapıyor ve yaptığı saatler benim işime rast geliyor yani ondan rica etmiyorum ,edemem zaten ,tepki ve tavırı.
            bu konu ciddi çok bilinçlenerek devam etmesi gereken bir konu , çünkü bu süreç çoçukları etkiliyor .
            çoçuğun hatırına evliliği yürütemeyince , çoçuğun hatırına parka gidelim ,yemeğe gidelim vs. bana uygun gelmiyor .
            bugece kızım yok iken ilk defa arkadaşlarımın iftarına gittim ,(kızımı soruyorlar yok ,hatta tatlı konusunda sanki kızım yanımda imiş gibi yorum yapıp ,espri konusu oldum 🙁
            ve bir arkadaş daha boşandı, her yıl bir hikaye dinliyoruz.bir kişi eksiliyoruz ,
            dedik aman seneye dikkat…
            yakında tek ebeveynli anneler kulübü kurabileceğim gibi duruyor .
            (baktım duruma el atan yok , ne yapalım biz ortaya birşeyler koyalım )

            bu arada ben ikinci bir evliliği düşünmüyorum ,ama ciddi ciddi dua alıyorum yaa,
            dün türbe ziyareti yaparken yaşlı teyze sordu bekar mısın ? bekarım . ALLAH tez zamanda eş nasip etsin dedi ,amin dedim teyzeye kırmamak adına .(ne diyeyim ,bekarım ama çoçuğum var deyince aa hiç öyle durmuyon ,yazık sana , senin gibi kadın bırakılır mı vs.)
            aile etrafı vs de çabası ….

            neyse ben de çok yazdım,nette çok vakit harcadım :(((
            birbirimize dua edelim ,
            rabbim ahir zamanda istikamet eylesin, çoçuklarımızı rıza dairesinde yetiştirmeyi nasip eylesin.

          • HANNE dedi ki:

            Sennur hanım yazınızı okudum Allah razı olsun. Tecrübeler bizede ders oluyor. (bekarlar evlilerden-yeni boşanmışlar eskilerden ders alıyoruz) benimde aralıkta 2 sene bitecek. ama aradaki dediğiniz gibi ayrı kalmalar şans vermeler dr kapılarını aşındırmalar vs aynı durumları yaşamışız. Hatta ben toplamda 2 sene bir ay evli kaldım 7 ayıda annemin evindeydi. Ama yapı olarak çok duygusalım-bazende hırçınlık ve öfkeye dönüyor bu. ve merhametliyim. Ve karşı tarafta bunun çok iyi farkında. Her fırsatta bunu kullanmasını beni ezmesini biliyor malesef. Yaşınız bayağı bi genç bana göre anlaşılan. Bende asla evlenmem veya evlenmeliyim demiyorum. Ama nasip kısmet, şu an soranlara düşünmüyorum diyorum o kadar. Ama bir erkek çocuk için nedense bir rol model lazım. Şu an dayı biraz model ama yaş ilerledikçe ve dayı evlenirse nolur bilemem. Rabbim herkesin evladını hayırlı ve göz aydınlığı etsin inş. Hayırlı ramazanlar.

  6. ABDUSSAMED dedi ki:

    Ne yazık ki birlikte bir yastığa baş koyduğumuz insana hayret ediyorsunuz, iyi niyetle bıraktığınız boşlukları istismar ve fırsatçılıkla sizi yıpratmak için kullanıyorlar. Peygamberimizi (s.a.v) rüyasında görseller yine de nefs-i emmareleri ve hırslarıyla hareket ederler gibi geliyor bana.Sizin dört yaşındaki evladınızın kırılgan, hassas iç dünyasını görmeyip size (babaya) karşı intikam kelimeleri söylettirebiliyorlar. Bu meselelerin tek tesellisi hayatın bir imtihan olması ve mutlak adâlet sahibinin kimseye zerrre miskal torpil yapmadan bu dünyada veya âhir alemde adaleti tecelli ettireceğine tam imânınızdır.İnşallah bu yazılarınız bir ya da birkaç kişiye dahi olsa bir FARKINDALIK kazandırır. Selâmla…

  7. Hng dedi ki:

    Yazı çok yerinde ve gerekli olmuş, Allah Razı olsun…biz zaruret kadar irtibattayız, gerekmedikçe irtibatı çocuklar hallediyor , gerekirse ben konuşuyorum… Dediğiniz sakıncalar oluyor çünkü

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku