6284 e Hep Birlikte “Hayır” Diyelim

28 Şubat 2012Sema Maraşlı43 Yorum »

semaBir kanun tasarısı var mecliste onaylanmayı bekleyen. 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi diye anılan sözleşmeyi hayata geçirmek için meclis “Kadını koruma adı altında” bir kanun çıkarma safhasında.

Tasarının onaylanması aile kurumuna çok büyük bir darbe olur, konuyu bunun için gündemde tutmaya çalışıyorum. Son dönemde hep bu konu ile ilgili yazıyorum.

Kanun tasarısı herhalukarda kadının yanında ve erkekleri insan yerine bile koymuyor. Yazıyı tanıdığınız milletvekilleri varsa mail, twitter ve facebook adreslerine gönderelim, ayrıca başbakanlık ve  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının istek, şikayet bölümlerine müracat edelim.

Hanımların desteğini de özellikle bekliyorum. Belki bu gün kendiniz için baktığınızda sizin yararınıza gibi görünüyor. Fakat bu kanunlar aynı zamanda oğlunuzun, kardeşinizin bütün erkeklerin haksız yere ceza görmesine sebep olacak. En önemlisi inançlarımıza ters bir sistem getiriyor. Hep birlikte “Hayır” diyelim.

Yazıyı kanunu onaylayacak milletvekillerine hitaben yazdım.

Milletvekillerine Açık Mektup ve 25 Tespit

Sayın Milletvekillerimiz,

Öncelikle hepinize iyilikler ve vatana millete hayırlı hizmetler diliyorum. Çok şerefli bir görevdesiniz, sorumluluğu yüksek ve vebali çok. Rabbim yardımcınız olsun.

Bu günlerde aile kurumu ile ilgili bir kanun hakkında karar verecek ve bizim adımıza oy hakkınızı kullanacaksınız. “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” tarafından TBMM’ye sunulan “Kadınları şiddetten koruyacak yeni yasa tasarısı” için oy kullanmadan önce çok iyi araştırma yapmanız ve doğru karar vermeniz vatan ve milletimizin selameti ve aile birliğinin devamı için çok önemlidir.

Kanun tasarısının ismi “Kadını şiddetten koruyacak” olunca insanın merhamet duyguları kabarıyor. Kadınlara şiddet uygulanmasın tabii; alkolik, kumarbaz, uyuşturucu kullanan ve ruh hastası erkeklerle evli kadınlara devlet mutlaka sahip çıkmalı, her türlü yardımı desteği yapmalı. Buna hiç kimsenin itirazı olmaz.

Fakat kanun sadece mazlum kadınlar düşünülerek hazırlanmamış. Şiddet gören kadın deyince bizim aklımıza ilk olarak yüzü gözü morarmış ya da öldürülmüş kadınlar geliyor. Oysa kanuna göre “bağırma, tartaklama, bir şey fırlatma, tokat, saç çekme” hepsi şiddet sayılıyor. Elbette şiddet sadece fiziksel değildir, psikolojik şiddette önemli. Fakat kanun tek taraflı hazırlanmış. Sanki erkekler insan değil.

Yeni kanun teklifine göre erkek karısına bağırırsa suç, (dayak falan olmasa bile) kadın bağıran kocasını şikayet ederse eve yaklaştırmamadan tutun hapis cezasına kadar yolu var. Hatta evleri varsa kadın ev satılmasın diye tedbir koydurabiliyor.

Aksi durum olursa; yani kadın kocasına hakaret etse küfretse kafasına bir şey fırlatsa suç değil. Erkeğin karısını eve yaklaştırmama ya da hapse attırma gibi bir hakkı yok. Neden? Kadın olması masum olmasını mı gerektiriyor?

Şu anda kaldırılmak istenen, cezaları hafif bulunan kanundan sonra bile şiddet azalmadı arttı, bu ağır cezalar gelirse “aile” diye bir şey kalmayacak. Bu kanunlar hazırlanırken ekipte kaç erkek kaç kadın var, psikolog, psikiyatr var mı bilmiyorum; fakat sonuçları hesaplanmadan nasıl böyle kanunlar çıkıyor? Mevcut kanuna göre şiddet uygulayan kocaya eve hatta mahalleye yaklaşmama cezası veriliyor.

Diyelim ki dayak atan kocaya iki ay eve yaklaşmama cezası verildi. Bu adam iki ay nerde yaşayacak? Ne yiyip ne içecek? Gidecek yeri yoksa, otele verecek parası yoksa, bu adam ne yapacak? Adamı düşündüğüm için söylemiyorum, hadi ona sürünsün diyelim. Bu adam iki ay boyunca sokaklarda orda burada yaşarken karısına daha çok kinlenmez mi? Eve döndüğünde karısına iyi mi davranacak? O iki ayın hesabını sormayacak mı? Bu adam dayakçı iken katil olmaz mı? Kadına yapacaksanız bir iyilik kocasını şikayet eden kadını istemese de boşayın, o zaman. Bu kadını daha korumaya yönelik bir çalışma olur.

Son dönemlerde “kadın cinayetleri arttı” diye basında haberler çıkıyor. Bu cinayetlerin artmasında bu cezaların ne kadar etkisi oldu araştırılıyor mu?

Kadın cinayetleri en çok boşanma dönemlerinde oluyor. Neden? “Türk erkeği boşanmayı kabullenemiyormuş!” Bu kadar yüzeysel bir açıklama olamaz. Kendini istemeyen kadını kaç erkek ister? Elbette cinayetin bir mazereti olamaz; fakat boşanma döneminde babaya gösterilmeyen düşman edilen çocuklar, erkeğe yapılan hakaretler, yüksek tazminatlar ve nafaka talepleri ve kadın devlete sırtını dayayıp erkeğe her türlü küfrü yapılınca cinayetlere şaşmamak gerek.

Kanunlar ile ilgili halk bilgi sahibi değil. Çok kadın bu şikayetlerin geri alınamadığını bilmiyor. Kızgınlıkları geçtikten sonra şikayetini almak için başvuruyorlar; fakat alamıyorlar. Sonra ev yaklaşmama cezası verdirdikleri kocalarını gizlice eve alıyorlar ya da erkeğe hapis cezası verilmişse ceza para cezasına çevriliyor ve ikisi birden boğazlarından kesip cezayı ödüyorlar. Oysa sokakta iki adam kavga etse sonra birbirlerini şikayet etseler şikayetlerini geri alabiliyorlar, devlet olayı takip etmiyor; fakat olay karı koca arasında geçmişse sanki aralarını daha kötü yapmak ister gibi şikayetlerini alma fırsatı tanınmıyor.

Ayrıca teklif edilen kanun sadece evlileri değil, sevgilileri, nişanlıları,birlikte yaşayanları da kapsıyor. Mesela nişanlı çiftten erkek ayrılmak istiyor. Kız onu şikayet ederse erkek yandı. Ona da kadına şiddet kapsamında duygusal şiddet yaptığı için aynı cezalar gelecek. Yani erkekleri kadınlara kul, köle yapacak, ellerini kollarını bağlayacak başka bir kanun çıkarılamaz herhalde. Korkarım bu kanunlardan sonra erkekler evlenmek değil, kadınlara yaklaşmak bile istemeyecekler.

Kötü niyetli kadınlar bu kanunları kendi menfaatleri için kullanabilir. Fakat “kadının kötü niyetlisi olmaz hepsi melektir derseniz” tabii bir şey diyemem. Ayrıca yeni kanuna göre şahit bile gerekli olmayacak sadece kadının sözleri üzerine erkeğe ceza uygulanabilecekmiş. Pek çok kadın bu kanunlara sırtını dayayıp sevgilisini, nişanlısını, kocasını şikayet ederse devletimiz maddi manevi bu yükün altından nasıl kalkacak? Bu arada gerçekten ihtiyacı olan kadınlara yetişebilecek mi?

Kadınlar ve kanunlar arasında kalacak ve ezilecek erkekleri kadınlardan ve devletten kim koruyacak?

Bu kanunlar onaylanırsa son dönemlerde çok yara alan aile kurumumuz ciddi zararlar görecek. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine bakarak kadına şiddetten bahsediliyor; fakat ortada doğru düzgün rakamlar yok. Kadına şiddetle ilgili yaptığım araştırmalarda en kapsamlı çalışma 2008 de 23 bin kadınla yapılmış KSGM ve Avrupa Birliği ortak projesi olan bir çalışma var. Daha sonrası için böyle kapsamlı çalışma yapılmamış.

Rapora göre ülkemizde ağır şekilde şiddete maruz kalan kadın sayısı az. Ağır şiddette de sebep alkol, kumar ve uyuşturucu en önemli etken olarak görülüyor.

Bu çalışmada da tokat atma ya da bir şey fırlatma, itme, tartaklama ve saç çekme de şiddet sayılmış. Kadının kocası ile isteksiz birlikte olması da cinsel şiddet olarak görülüp çalışmaya dahil edilmiş. Ayrıca hakaret ve para vermemeyi de duygusal şiddete katarak yapmışlar bu çalışmayı ve bir kadın ömründe bir kez bile bunlardan birine maruz kalmışsa şiddete uğramış olarak kabul edilmiş. Tabi olay bu kadar geniş tutulunca hafif şiddet oranı oldukça yüksek çıkmış.

Değerli Milletvekilleri,

Bu kanunu onaylarken lütfen iyi düşünün elinizi vicdanınıza koyun. Avrupa da bu kanunlar yüzünden aile kurumu bitmek üzere. Onlar istiyorlar diye böyle bir kanun onaylanırsa bunun hesabını veremezsiniz. Bu kanun onaylanırsa dağılan ailelerin çocuklarının, perişan edilmiş erkeklerin hatta “yuvam sizin yüzünüzden yıkıldı” diyecek kadınların âhını alacak ve vebalini taşıyacaksınız.

Konu ile ilgili bir gurup hukukçu okurum yeni kanun teklifini değerlendirip bana göndermişler. Emek verip titiz bir çalışma yapmışlar. Bu çalışmayı da sizlerin dikkatine sunuyorum.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahinin Bakanlığı tarafından hazırlanan “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı”

KANUN HAKKKINDAKİ DEĞERLENDİRMELERİMİZ

1-Kanun hazırlanış biçimi itibariyle kocayı veya erkeği suçlu olarak gören bir yaklaşım ile hazırlanmıştır.

2-Aile bütünlüğünü, çocuklara etkisini, ekonomik etkilerini, toplumsal etkilerini analiz etmeden “polisiye bir yaklaşımla” hazırlanan bu kanun sadece aile yapısını bozacak, boşanmaları artıracak, mağdur çocuk, kadın, erkek sayısını büyük oranda artıracaktır. Maalesef feminist grupların veya aynı bakış açısını taşıyan kadınların kulisi, böyle hayati bir meselede aile bütünlüğünden yana çoğunluğun sesini bastırmıştır.

3-Kanunun genelinde şiddet yaşanan veya yaşanma ihtimali olan ailelere ilişkin yapıcı hiçbir madde bulunmamakta, tez vakitte resen uygulanacak polisiye tedbirler ile sorun daha da çıkılmaz hale getirilmektedir.

4-Tarafları barıştırma, uzlaştırma, aile bütünlüğünü korumaya ve bu yönde eğitimler vermeye yönelik tedbirler almaya yönelik hazırlanmamış, tam tersi aile yapısını bozacak, boşanmaları artıracak, çocukların yuvalara düşmesine sebep olacak, anne yada babadan onları mahrum edecek, sadece kadını önceleyen ve kadını yalnızlaştıracak bir tasarıdır.

5-Kadının iftira atması, kocasını ve ailesini geçici süreli bile olsa mağdur etmesi durumunda kadına ne öngörülmektedir? Yaşattığı psikolojik eziyetin bir karşılığı olmamalı mıdır? Kanunda yer almamaktadır.

6-Sonuca bağlı yaptırımlar aile bütünlüğüne hizmet etmez, son çaredir. Bilakis sorunun kaynağına yönelik önlemlere Aile Bakanlığı öncelik vermelidir.

7-Konuya ilişkin tüm yetki mülki amir ve kolluk kuvvetlerine verilmekte ancak, kolluk kuvvetlerinin konu hakkında eğitimsiz oldukları ve yetkiyi kullanmada yaşanacak suistimallerin olası sonuçları nazara alınmamaktadır.

8-Şiddet uygulayan veya Şiddet uygulama ihtimali (Kişi, Birey, Koca,..) olanı dinlemeden re’sen verilecek kararın ne kadar doğru olacağı tartışmalıdır. (Örn. Kocasına iftira atan bir kadının bu haklardan faydalanması ne kadar doğrudur.) Şiddet mağdurunun şiddete uğramasındaki rolüne bakılmamaktadır.

9-Şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimali olan bireyin sosyal statüsü, adli geçmişi göz önüne alınmadan – ağır hükümler içermektedir. Halbuki şiddet olması durumunda bile, aile bütünlüğünü koruyacak ara geçiş tedavileri öngörülebilir. Taslakta bu yönde yapıcı hiç bir şey yoktur.

10-Şiddet uygulama tehlikesinin varlığı ifadesi her yöne çekilebilir. Bu çerçevede kanun uygulayıcıya çok geniş bir uygulama alanı tanınmakta, aileyi dağıtacak olası sonuçlar göz önüne alınmamaktadır.

11-Şiddetin sadece kadına yönelik olarak ve sadece eşinden gördüğü şiddet olarak ele alınması yanlıştır. Şiddet tek olarak ele alınmalı ve kadın, erkek, çocuk vb. tüm taraflara tatbiki göz önüne alınmalıdır.

12-Araştırmalarda çocuğa yönelik şiddetin daha fazla olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak medya sadece kadın üzerinde durmaktadır.

13-Çözüm olarak sunulan önerilerin çoğu kadının daha lüks şartlarda (lüks konut evleri, orada hizmetliler vb.) barındırılması olarak ortaya çıkmaktadır. Kadın konuk evleri cazip hale getirilerek şiddete uğramayan kadınlar için bahane ile lüks barınma yerleri haline getirilmektedir.

14-Kadın konuk evlerindeki ortam ve sohbetler, kadınları evden uzaklaştırmayı desteklemektedir.

15-Sorunun aile bütünlüğü içinde ele alınması, anne baba ve akraba çevresinin olaya dahil edilmesi gerekir.

16-Sığınma evine alınan kadınların eşleri ve çocuklarıyla görüşmesi engellenerek sorun kronikleştirilmektedir.

17-Kadının kadınlık vazifeleri, erkeğin erkeklik vazifeleri ön plana çıkarılarak eğitilmelidirler.

18-Eğitimler Aile Bakanlığı kurumlarında değil, Milli Eğitime bağlı olarak aile bütünlüğü eğitimleri verilmelidir.

19-Kadının statüsü Genel Müdürlüğünde çalışanların tamamının mutlaka aile yapısının toplumsal örf ve adetlerimize uygun olmasına dikkat edilmelidir. Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü varken bu genel müdürlüğe gerek yoktur. Kadının aileden ve toplumdan ayrı tek bir nesne olarak ele almak son derece tehlikelidir.

20-Aileler mutlaka manevi değerler ve inancımız çerçevesinde yönlendirilmelidir.

21-Diyanetin aile irşat büroları müdahil olmalıdır.

22-Kadınlar anne olmaya teşvik edilmelidir.

23-Medyadaki kadın örnekleri tamamen yanlıştır. Engellenmeli ve olumlu rol model olabilecek kadın örnekleri dizilerde filmlerde yer almalıdır.

24-Cinsel şiddeti azaltmak ve aile mutluluğu artırmak için çiftlere cinsel eğitim dersleri verilmesi gereklidir.

25- Sadece erkeklere öfke kontrolü değil, kadınlara da iyi iletişim metotları öğretilmelidir.

CİMER e şikayette bulunalım

www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 16.913

ÖZCAN için yorum yapın

“6284 e Hep Birlikte “Hayır” Diyelim” için 43 Yorum

  1. Emine Demir dedi ki:

    6284 e hayır

  2. Emrullah dedi ki:

    İstanbul sözleşmesi haysiyet onur şeref bırakmayan bir pislik sözleşme,ona karşı çıkmak her Müslümanın kaçınılmaz görevidir.

  3. Veli dedi ki:

    Hocam, toplumu analiz edebilen, aile erkek kadın çocuğun değerini anlayabilecek branştaki kişiler mecliste olsa veya danışılsa daha yararlı kanunlar çıakr topluma. Lakin sizin gibi nice değerli insanlardan, kadını, çocuğu erkeği iyi analiz edip çözen insanlar söz sahibi olmaması ne kadar üzücü. Alakasız kişilerin millet vekili olup çıkacak kanunlar hakkında bilgisiz olmaları ne büyük bri acı. Halbuki AKP döneminde çıktı Aile bakanlığı geçmişten bu güne baktığımızda ne kadar üzücü halde tedricen bile olsa bir gelişme yok. Hatta aksine… kahroluyorum

  4. ÖZCAN dedi ki:

    kadını koruma kanunda emeği geçen tüm şahsiyetlerden. ALLAH c.c razı olmasın. bu kanun düpe düz aile birliğini yok etmektir .ALLAHIN kanunu nu hiçe saydını. yahudi ve siyonistlerin istedğini yapmış oldunuz. bu kanunu ya geri çekin yada düzeltin .ailemden 50 yakın akp oyu gitmeyecek bundan sora

  5. İSMÂÎL KAYA dedi ki:

    s.a
    Sizin bakış açınızda hanımları görmek günümüzde oldukça zorlaştı.Sizin gibi hanımlarla aynı düşünceleri paylaşmak bizi oldukça rahatlatıyor, baskılanmış mutsuz duygularımıza bir huzur veriyor.KANİAT ADALET ÜZERİNE KURULUDUR.Onun için her zaman tek taraflı bir düşünce açısı, baskısı “HER İKİ TARAFA DA” mutsuzluk getirir.Nerede görülmüş tek sayfalı bir yaprak ? Nerede görülmüş tek kefeli ADALET TERAZİSİ ? Kırkpınar cazgırı ne güzel diyor : ne keser gibi kendine yontacaksın ne de rende gibi başkasına…hızar gibi her iki tarafa, karşılıklı…Selâm ve Duâ ile çalışmalarınızın yaygınlaşmasını diliyorum.Çünkü mütesettir hanımlarımızın birçoğunun evi gurur döşeli, kibir döşeli ve ne yazık ki bu hanımlardan boşananlar çok oluyor.Son olarak şu dörtlüğü herkese rehber olmasını temenni ediyorum (önce kendime)

    HATAYİ HAL ÇAĞINDA
    HAKK GÖNÜL AL ÇAĞINDA
    KA’BE YAPMAKTAN YEĞDİR
    BİR GÖNÜZ ALÇAĞINDA

    HER ŞEY MÜTREVAZİLİKTE…DİN=AHLAK=EDEB=TEVAZU’DUR.
    SELÂM VE DÛA İLE…

  6. Merhaba Sema Hanım;

    Öncelikle bu duyarlılıklarınızdan dolayı sizi kutlarım. Bu konularda sonuna kadar arakanızdayım. Ocak ayında tüm Denizli Milletvekillerine (AKP,CHP,MHP) bu konuda birer dosya yaşanmış örnek olay gönderdim. Özellikle bir milletvekili çok önemliydi, Milletvekilimiz Nurcan Hanım. Çünkü bu komisyonda görevi vardı. Aynı zamanda Aile Bakanlığına Müşteşar beye de aynı dosyayı gönderdim. Tehlikenin boyutunu yaşanan olaylarla anlatmaya çalıştım. Fakat şimdilik hiç bir gelişme göremedim. İnşallah Mecliste görüşülürken, oylanırken bir düzeltme yapılır düşüncesindeyim.
    “İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur 24/19). Selam ve dua ile kalın.

  7. Kadına zulüm yapmak haliyle doğru değildir..ancak,kadında Erkeğe zulüm yapamaz.İtaat eder. Erricalu kavvamüne alannisai.=.Erkekler kadınalrın üzerine güç ve kuvvet sahibidir.(Ayet)…Lenyuflihel kavmu emerehum imreeten=Kadından emir olursa o toplum iflah olmaz.(Hadis)
    Kadın eğe kemiğinden yaratılmıştır,doğrultmaya çalışılırsa kırılır,eğitilir ve kendi haline bırakılırsa faydalanılır.
    Erkek asala minnet ederek iş görmemelidir.
    Kadında evinin ve erinin kadını olmalıdır.
    Kadın ,kocasının malını,ırzı,korumak ve kullanmak hakkına sahiptir.

    Küfür yasaları huzur getirmez..Huzur islamdadır.

  8. Yasin dedi ki:

    Mümin erkek ve kadınlara irtikab etmedikleri (işlemedikleri şeyler) sebebiyle eziyet edenler ise gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. AHZAB-58

    • Yasin dedi ki:

      Kötülük düzenleri kuranlar emin mi oldular Allah’ın, onları yere batırmayacağından – NAHL – 45

      Allah kurulan bu düzene razı olacak mı sanıyorsunuz?
      Bu düzene şahit olup da sessiz kalanların kurtulacağını mı düşünüyorsunuz?

  9. Yasin dedi ki:

    Bakara süresi 27. ayet :

    Allah’ın ahdini pekiştirdikten sonra bozanlar, birleştirilmesini emrettiği şeyi koparanlar, yeryüzünde fesad çıkaranlar, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Bunu yorumlamaya gerek var mı?

    Müslüman’ım diyenleri bu ayeti anlamaya ve gereğini yapmaya davet ediyorum.

    Şetyan’dan, Fesad’tan ve fesat çıkaranlardan Allah’a sığınırım.

  10. olcay koyuncu dedi ki:

    Ne dersek diyelim ne yaparsak yapalım karşi koyamayız. SEÇSİS ile ilgili araştırma yapın sonra neden şansımız olmadınız göreceksiniz.

    TÜRKİYE bitti artık. 20 sene içinde dağılıcak parçalanıcak. NAmus Bayrak Kuran Sevgisi OLNAYACAK.

    Pasaport çıkartıp başka bir yere yerleşmenin zamanı geldi. Vatan için savaşmak artık Ergonekon culuk yada Terorist damgası ile yargılanmak dır.
    Burda 70 milyon HAYIR desede bunlar istediklerini yapacaklar. Çünkü asıl yanlış bizimbaşımızdakiler değil biz vatandaş olarak biz iz ! Devlet Millet İnternet de savunulmaz .

    • aydemir dedi ki:

      abu yasayla ergenekonun ne alakası var. Sen vatan değiştirmek istiyorsan zaten bu vatanda yaşaman bile hata.Burası terkedenlerin yurdu değil sahip çıkanların yurdudur.Çünkü VATAN TERKEDİLMEZ SAVUNULUR!!!

  11. mustafa dedi ki:

    http://www.aile.gov.tr/upload/mce/mevzuat/siddet_yasa_tasarisi.pdf
    veya
    http://www.aile.gov.tr/upload/mce/2012/genel/131.01.2012kadin_ve_aile_bireylerinin_siddetten23.docx

    Yapılması düşünülen değişiklik taslağı yukarıdaki adresten görebilirsiniz.
    Sonunda buldum.

  12. nur dedi ki:

    hiç eş yada baba şiddetine maruz kalmamışsınız onu anladım da, yakınınızda da mı kimse karşılaşmadı. bu nasıl bi acıtasyon. çevremdekilerin yaşadıklarını düşününce bi yorum yazmalıyım dedim. insanlar gaza gelmesin. biz bu ülkede kocası ölenlere özenen kadınlar tanıyoruz.Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz? Evden uzaklaştırılmasın da hergün dayak mı yesin kadın. Hiç mi dayak zoruyla şikayetini geri almaya giden kadın duymadınız. Dayağını yediğiniz adamla aynı yatağa girmek zorunda olmak ne demek hiç düşünmüyormusunuz? eğer kadını şiddetten kurtaracak, erkeği şiddete (psikolojik, fizikselve cinsel) sevketmeyecek ve zalimlikten mazlumluğa düşürmeyecek “acil” kurtarıcı ve koruyucu bi öneriniz varsa lütfen onu sunun meclise.
    bu yasaların bugünkü haliyle yeterli olmadığını yakinen görüyoruz. yazınızda şiddete haklı sebepler bulmaya çalışmış ve dinle diyanetle bağlantı kurmaya çabalamışsınız. kendinden güçsüze el kaldrmak insani bir davranış olmadığı gibi islami bir davranış da değildir. insanın insandan üstün olmadığı da islami bir düsturdur aksi kibirdir. kibir şeytan vasfıdır. erkek hüküm sürebileceği bir ev, her ihtiyacını gideren ve herdediğini yapan bir kadın istiyorsa bu kibir kaynaklı hastalıklı bir düşünce ve yaşam tarızdır. ve bu dindar ülkemizde sayılamayacak kadar çoktur. ayrıca çocuklar babaya düşman oluyorsa bunun sebebi de mağdurun anne oluşudur.
    annenizi döven bi adama baba demek ne kadar zor biliyormusunuz? ya da evde her daim huzursuzluk kaynağı olan bi adamın her dediğini yapmak zorunda olmak ne demek anlayabiliyomusunuz? ezilen erkek nedir ya, nerdedir, kimdir, kaç kişidir Allah aşkına? sadece şunu düşünün eğer erkekten daha fazla kas gücüne sahip olsaydık yaratılıştan, bize el kaldırırlar mıydı? hiç kızgınlığını kaplandan çıkaran bir “yiğit delikanlı” gördünüz mü?

    • mustafa dedi ki:

      Çözüm basit evlilik ve boşanma kolaylaştırılsın. Zina tamamıyla yasaklansın. Kadınlara ayrımcılık yapılacağına tamamen adalet getirilsin.

      Sen bağır çağır hakaret et, cinsel görevlerini yerine getirme, adamın ikinci bir evlilik yaparak bu ihtiyacını karşılamasını yasa yoluyla engelle!! Evliliğe ne gerek var ki o zaman adam niye beslesin anneni. Anan babanın başını yakacağına babasının evinde otursaydı şiddet de görmemiş olurdu ben de yorumuna cevap yazma zahmetine girmemiş olurdum!!

      Kendini bir erkek yerine koy öyle düşün o zaman anlarsın.

      Bu yasa tamamen aileye ve türk kadınına zarar verir. Türk erkeklerine zaten türk erkeğinin kıymetini çoktan fark etmiş yabancılardan başka seçenek bırakmaz.

      • nur dedi ki:

        beklenen üslup ve türk erkeğinin kıymetli kibri.

      • fitnat hanım dedi ki:

        yabancılara gösterilen ilgi ve muameleyi türklere göstersek sorun daha yapıcı bir şekilde çözülür sanki..

      • desperate dedi ki:

        Yanlışınız var şiddet gören kadınlar bağırmaya, hakaret etmeye cesaret bile edemez, benim bire bir şahit olduğum bir olay olmadı çevremde ama hayatı kadına çekilmez hale getiren erkekler yok değil, sizin anlattığınız gibi olan kadırlar çok nadir görünür bu tipleri de erkekler boşar kurtulur ama empati yapmadıysanız şimdiye kadar bir kadın düşünün söz hakkı yok, eşinin her işini yapan, sabah akşam 3 öğün dayak yiyen, maddi imkanı olmayan, boşanmaya kalksa eşi tarafından öldürülmekle tehdit edilen. Cezalar caydırıcı olmalı, şimdiye kadar kadına şiddete ağır cezalar olsaydı kadınlar bu kadar şiddet görmezlerdi. Bu kanunları kendi çıkarlarına kullanacak kadınlar da olacaktır tabi. Ama daha büyük bir problemin çözümü için bunlar gözardı edilebilir. Ayrıca eşine zarar vermek isteyen psikolojisi bozuk bir kadın bu yasa çıksa da çıkmasa da yapacağını yapar.

        • Yasin dedi ki:

          Haklısınız, şiddet gören kadın şikayet etmeye cesaret edemez.
          Kocasından zarar gelmeyeceğini iyi bilen kadınlar şikayet ediyor.
          Yani; Olan (kadın veya erkek) daima masumlara oluyor.

          Bu sebeple; Bu kanunlar şiddete çözüm olamayacaktır ve “Art niyetli Kadınlar” bu kanunu suistimal edecektir.

          Şimdiye kadar kanuni mücadele yollarını benimseyenlere bu kanunla verilen mesaj;
          -Adalet daima kadınlardan yanadır, kadın isterse paspas olacaksın.

        • Rodrigo dedi ki:

          bu yasanın çıkmasını savunanlar;
          1)Kadınların yarattığı psikloijk şiddeti eleştirmedikleri
          2)Kadınların kendi hata ve yanlışarının ilaveten üslup bozukluklarının özeleştirisini vermedikleri
          3)15 sene öyle yada böyle bir çatı altında yaşadığı insanı öldürebilecek kadar zıvanadan çıkmış bir insanın ”nedenlerini” araştırmadıklarıı,kendi lehlerine olabilecek herşeye amin derken ki azimlerini bu konu hakkında göstermedikleri

          müddetçe ne yaparlarsa yapsınlar laf-ı güzaf olacaktır bu böyle bilinsin. Bzilerden parlak fikirler beklerken,”bakanınızın” bulduğu parlak fikirleri uygulayan ülkelerdeki şiddet-boşanma-evlilik oranlarına bir baksınlar.Bakalım bu parlak fikirler, oralardaki aile kurumunun üzerinde bir karabulut gibi mi dolaşıyor yoksa bir güneş gibi mi?

          Gününüz aydın olsun…

        • mustafa dedi ki:

          Eşine zulmedecek derecede rahatsız birinin evlenmesi zaten helal olmaz. İslam sorunu oluşmadan çözmüş saten. Aileden sorumlu olması gereken bir bakanlık önleyici tedbirler yerine kendini adaletsizlik bakanı sanıp cezalandırıcı tedbirler alması tamamen anlamsız.

          Bir insan zarar gördükten veya öldükten sonra diğerihe verilecek ceza zararı gidermediği gibi ölüyü de diriltmez. Malumunuz ölüm cezası kaldırıldığından birısi sizi hayatınızdan bezdirdiğinde cinayet teşvik edilmiş olur. Hapiste sınırsız süre başkalarının vergileriyle gül gibi geçineceğine çalışmak zorunda kalmayacağına. Kira yemek gibi giderlerden ömür boyu (ya da Rahşan zihniyetli birilerinin af çıkarmasına kadar) azade bir hayat dışarıdaki hayattan daha cazip kılındığında sizce cinayetler artmaz mı?

      • eymen dedi ki:

        Kanun geçerse; bekar erkekler sadece dini nikaha razı olacak biriyle evlenin, devlet çocukları sizin nüfusunuza kayd ediyor zaten. Beraber yaşamakta suç değil kanunlara göre. Çocuklara bakmayı göze alabiliyorsanız, istediğiniz zaman da boşanabilirsiniz. Yaşadınız yani. Bekar erkeklere çok iyi olur bu kanun, çok iyi, çok iyi, çıksın hemen. Rahatlık için hazır mazeret olur.

        • hüseyin dedi ki:

          siz yaşamadanız ben yaşadım biz yasadık
          ben sebep oldum
          eşim sebep oldu
          şiddetı bırlıkte yasadık ben de eşimde
          mahkamede
          karakolda
          sonra evde
          kızımızın yuzune bakamadık bır ay
          kızım bız kavga eettık polıs amca babanı aldı hakım amca ceza verdı
          dıyemedık
          sebep mı eşıme 8 yıl sonra attıgım bır tokat bılmeden anlamadan yazmayın duydugunuza kanmayın bu yasa cozum D E G I L OLMUYOR
          EŞLERI SOGUTUYORRRRR AİLE KAVRAMINI DA BITITRIYOR

          • mete dedi ki:

            Bu yasa aile mevhumunu bitirmek için çıkarılmak istenen bir yasa bence. Kadını şımartıp tepeye çıkarmakatan başka hiçbir halta yaramayacak.

        • mete dedi ki:

          Resmi nikah tarihe karışacak bu kanun geçerse. Belki de hayırlısı budur…

          • Rodrigo dedi ki:

            Kadınlar artık flört etmeyi,evlenmeye tercih ediyor.Yasada bunu teşvik eder halde.
            Bence de yasa geçsin.Bırakalım, nasılsa ”modernizm/feminizm mağduru kadınlar”ın feryadları bir süre sonra göğe yükselecek o vakit elbette bir babayiğitte çıkar bu çarpıklığı düzeltecektir…

    • mete dedi ki:

      Kadın erkeğini beğenmiyorsa boşanır olur biter. Böyle yutturmaca kanunlarla erkeğin de kanının da yaradılışına zıt eylemler yapmaya ne gerek var?

  13. mustafa dedi ki:

    Aile ve sosyal politikalar bakanlığı
    http://www.kadininstatusu.gov.tr/tr/html/123/Kadin+Erkek+Esitligi+ile+Ilgili+Mevzuat/
    başlığı altında söz konusu kanun zaten yürürlükte görünüyor,
    4320 SAYILI AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN
    Kanun Numarası: 4320
    Kabul Tarihi: 14/01/1998
    Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 17/01/1998 Sayı:23233
    Bu kanunda ne gibi değişiklik yapılacağına ilişkin bir açıklama yok ama iletişim bilgisi
    http://www.kadininstatusu.gov.tr/tr/html/94/Iletisim/

  14. senemo dedi ki:

    Sema hanım öncelikle yazılarınız ve çalışmalarınız için teşekkür ederim.
    Ben bu kanunu çıkaracak olanlara sormak istiyorum acaba bir ev hanımı eşini şikayet edip evden uzaklaştırdığında iki ay eşi eve gelmeyince kendi ve çocuklarının geçimini ne ile sağlayacak.Hiç kimse ister erkek ister bayan olsun beni şikayet edip evden uzaklaştırdın sağol al maaşımı da siz harcayın ben dışarıda sıkıntı çekerken siz mutlu olun demez.Aksine şikayet ettiyseniz bensiz yaşayabilecekmisin gör bakalım diye kin güder ne maddi ne de manevi anlamda ailesinin yanına gitmez.Tabi bu iki ayda erkek kendisini oyalamak için başka bir hayata yönelecek ailesi dışında da bir yaşam benimseyecek hatta belki yeni bir bayanla yaşamaya başlayacak.Ailedeki çocuklara nasıl açıklanır bu durum ki çocuklar kavga ortamlarından bile etkilenip annem ve babam boşanacaklarmı derken baba eve iki ay gelmezken anneler yok çocuğum biz boşanmadık iki ay sonra baban gelecek burnu sürtülecek ve mucize gerçekleşip baban değişecek mi diyeceğiz? Lütfen herkes elini vicdanına koyup yeniden düşünsün.

  15. murat ç dedi ki:

    sema hm yine bir yaraya parmak basmışsınız.
    evet şu anda boşanma arefesinde olan bir kişiyim allahtan bu yasa 2 yıl önce çıkmamış yoksa karşı taraf benim amiyane tabirle anamı ağlatırlardı. (zaten ağlattılarda) gelde bir daha evlen adamı bunlar günaha sokarlar illa flört hayatımı yaşayalım allah aşkına günaha sokarlar günaha
    hemen ilgili yerlere yasa ile ilgili şikayetleri yazacağım

  16. Yasin dedi ki:

    Açıkçası bu kanunun kasıtlı bir şekilde “Toplumu ifsad” maksadıyla çıkarıldığını düşünüyorum.

    Meşru ilişkiler iyice zorlaştırıp, insanları Fuhşa zorlamaktan başka nedir bu?

    Bunun vebali sadece onaylayanların değil, sessiz kalanların da boynundadır.

    Bir gün ördükleri ve seyrettikleri bu çorabın kendi başlarına geçeceğini düşünmüyorlar mı?

    Bu kanunlar erkeğe “Evlemek mi ALLAH KORUSUN” dedirtir.

  17. e' dedi ki:

    Bu kanun tasarısı yasalaşırsa, Maya takvimine göre 2012 sonunda Kıyametin kopacağı tahminleri gerçek olacak… ” Kadınlara kendilerini korumak için silah verilmesine gerek kalmayacak ” ölümden beter bir uygulama… Zaten Aile Birliğini korumak adına kurulmuş Aile Mahkemeleri asli görevinden uzaklaşıp ” Boşama ve kadın sığınma evi ” olarak görev tanımını kaybetti.

    Aile Müslüman Türk toplumunu ayakta tutan yegane unsur iken, Türk Toplumunu yıkmaya çalışan dış güçlerin varlığından şüphe duymaya başladım. Bir binayı ayakta tutan temelidir. Binanın temeli ne kadar sağlamsa okadar uzun ayakta kalır. Bağlantı demirleri ( Toplumun Ahlaki Değerleri ) binanızı kat ve kat göğe yükselten yapı malzemeleridir. Peygamberlere bile tanınımamış, hakim taktiri ile yuvalar yıkılmaya devam ediyor.

    Yalancı şahitler beraberinde verilen yalan beyanlar doğrultusunda eşinize hakaret ettiğiniz gerekçesine dayanarak başatılıyorsunuz. Nafaka + Tazminat gelir elde etmek için gözyaşları içinde mağduru oynayıp kendinizi acındırıyorsunuz. Canınızdan sevdiğiniz kızınız sizden koparılıyor. Sus konuşma erkek değilminiz hepiniz aynısınızdır denmek sureti ile aşağılanıyorsunuz. Adil yargı hakkınız elinizden alınıyor.

    Temeli insana dayanan hak ve özgürlüklerin herkes için eşit olduğu evrensel beyannamesi hiçe sayılıp POZİTİF AYRIMCILIK yapılmak sureti ile ” ADALET HERKES İÇİN EŞİT İSE ADALETTİR ” adaletin temel ilkesi yok sayılıyor. Tek suçunuz erkek olamak, baba olmak… Bu da yetmez gibi evladınız sizden uzaklara kaçırılıyor. Yol parası, konaklama ve diğer masraflar maaşınızı geçiyor… Evladınızı yaşama hakkınız elinizden alınıyor…

    Buda yetmez gibi işiniz gereği hizmet götürdüğünüz müşterilerinize Facebook üzerinden bağlantı kurulup ” adam değil ” diye ağıza alınmaz aşalık laflar ile işinizi, ekmek kapınızı çocuğunuz rızkını kaybetmekle yüz yüze kalıyorsunuz. Daha da fazlası sürekli tel mesajları ve sözlü olarak hakarate uğrayıp taciz ediliyorsunuz.

    Yaşamanız haram, ölmeniz lazım. Çünki siz koca olmadınız, baba değilsiniz, insan değilsiniz sadece erkeksiniz yaşam hakkınınıza tecavüz ediliyor. Hakaret davası açıyorsunuz yine yalancı şahitlerin beyanları doğrultusunda hüküm veriliyor. Tüm bu çirkinliklerin delili GSM operatörünün kayıtlarına incelenmesine gerek duyulmaksızın yargısız infaz ediliyorsunuz.

    Ben kızımsız zaten ölüyorum, cinayet işleyen kim erkek mi kadın mı? Kızınızı görme günüze yakın tel. kapanıyor. Kızınızı görmenize engel olunuyor. Kızınıza ulaşmayı başardığınızda öz evladınız size diyor ki, ” Babacım, annem kızım baban seni seevmiyor, istemiyor seni gerçekten sevse, istese gelip görürdü, annem sürekli ağlıyor baban beni üzüyor baban ağlattı beni ” diyerek kızımın zihnini zehirleyip manik zekası ile babasını kötü gösterip cinayetlerine devam ediyor…

    Küçücük bir masumun kalbine ekilen zehirli tohumları tutan el bir anne eli… Kızımı benden ayıran buna vesile ve sebeb olan herkesi Allaha havale edip,kul hakkımı helal etmiyorum. Kızım olamadan geçirdiğim her gün yavaş yavaş ölüyorum, işgence devam ediyor. Bir Tek Allahıma sığındım, Allah ümitlerin kendisinde son bulduğu en büyük dosttur zulme uğramış kuluna… O insanların iyiliğinde de kötülüğünde de Kafi gelir.

    • mete dedi ki:

      Değerli kardeşim meyus olmayınız. Kadınların medya ve devlet eli ile azdırılıp doludizgin üzerimize salındığı bir asırda yaşıyoruz maalesef. Bu saldırılara karşı yegane sığınağımız yüce Rabbimizdir. Bendeniz de bir baba olarak evladından koparılmanın ne kadar büyük bir acı olduğunu bizzat yaşayarak görenlerdenim. Naçizane tavsiyem sabretmeniz ve ümitsizliğe düşmemenizdir. Unutmayınız ki dünya sevgisi hataların başıdır…

  18. ismail diyorki dedi ki:

    selamün aleyküm sema hanım sizi takip ediyor ve allah hakdan ayırmasın diyerek bakanımıza çok mesaj gönderdim yardımcısıylada telefonda gürüştüm ona bu işin mağdurları olarak tarfaı olarak dinlenmemizi hakimlerin görüşünü almalı bana aile hakimi hemde bayan yavrum çok istismar ediliyor böyle olmaz bu sayede boşanmalar yüzde 50 arttı kimin kini çıkarı santajı varsa kullanıyor vallahi billahi eve almadı eşim savcılık zoruyla girdim evime ben giremiyorsam kayın valişde niye girsin hanım şikayetci oldu uzaklaştırma verdi hakim hemen nafaka sen sürün kayın valide sıcak evinde hakim olayı çzene dek akla karayı seçtim eski bakan kavaf çok direndi bu bakan ise kim ne derse evet daosa gitmek için popilertesini artırmak feministkeri razı etmek ALLAHI TOPLUMU AİLE Yİ ÜLKESİNİ DÜŞÜNMÜYOR TÜRÜBÜNE OYNUYOR ALLAH AŞKINA ÇOK YANLIŞ BİR YASA

  19. aydemir dedi ki:

    Bu yasayı hazırlayanlar aile denilince, sadece kadın anlıyorlar sanırım. Erkek, çocuklar bu aile yapısının içinde kadın kadar değerli değil mi? Aile erkeğiyle kadınıyla ve çocuğuyla bir bütündür. Bu gün Türk Toplumunun; yardımseverlik, komşuluk ilişkileri, gelenekleri vb. değerlerini ayakta tutan aile yapısıdır. Alın aileden erkeği atın sokağa bakalım o ailede bir düzen, bir güç , bir birliktelik olacak mı?.
    Bu yasayı hazırlayanlar, Ailenin temeline dinamit koyduklarının farkında bile değiller.

    Sayın Bakanın sayfasındaki bu habere yorumumu yaptım, İşte burada: http://www.facebook.com/FatmaSahinPage

  20. nursima dedi ki:

    Sema Hanım,
    Bilgilendirmelerinizden dolayı çok teşekkür ederim. Belirttiğiniz yerlere mail gönderdim ve yazınızı facebook’da paylaştım. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın sitesinde istek ve şikayet bölümü bulamadığımdan bakan Fatma Şahin’in resmi web sitesinde Mesajlar bölümüne mesaj gönderdim. İnşallah faydası olur.

  21. zülfikar dedi ki:

    Muhterem Sema hanım hocam,

    Allah’ın rahmeti üzerinize olsun.Cenab-ı Hak sizi Kainatın Efendisine (sav) komşu eylesin.Yazıyı kalbim ağlayarak yüreğim kanayarak okudum:-(((

    Allah sizden razı olsun.Umarım uyarılarımızı görürler.Sizi Mekke’de Cahiliye Arap Yarımadasında ki Mekkede İslam Gelmezden önce hak ve hakikatın tesis etmek ve zulmü engellemek için kurulan HILFIL FUDUL cemiyeti gibi görüyorum.Allah ne muradınız varsa versin.Lütfen söyleyin muhterem hocam, bu yasa ne zaman mecliste görüşülecek ona göre bizler okurlar olarak acil bir eylem planı yapalım.Yüzbinlerce şikayet uyarı maili oluşturalım.Belki bir işe yarar…

    Şimdiden bu yasayı çıkaracak yetkililer için ;
    ” inna lillah ve inna ileyhi raciun” diyorum.
    Kendi düşen ağlamazmış.Aile bakanı, ak parti çöktüğünde başka partilerdede görev alabilir.Ama ak parti bu milletten bir tokat yerse hem kendilerine hem bu millete çok yazık olur. Bizim buradan gördüklerimizi onlar nasıl göremiyorlar anlamıyorum.Gözleri mi karardı, basiretlerimi tutuldu, hipnotizemi oldular, içlerinde çok kıymetli insanlar var, umarım bu hatadan tez zamanda dönerler.

    Hocam, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün kadına yönelik şiddetle mücadele başlıklı bir proğramı var, bu proğramı bütün kamu kurumlarına seminer olarak veriyorlar, belki haberiniz vardır, KSGM dünya nufus fonuyla bu konuda paslaşıyor. Yani bu yasanın çıkması için epeyi bir süredir çalışıyorlar. Mutlaka bilginiz vardır. Bu yasanın hazırlanmasında muhtemelen Dünya Nufus Fonunun ve KSGM temsilcilerinin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

    Yazıda dikkat çektiğiniz noktalar ve hukukcu kardeşlerimizin dediklerine ilave edecek bir nokta göremiyorum.Allah sizlerden ve onlardan razı olsun.Bu mazlum ve gariban milletin;

    Yuvasını yasa boğacak YASALAR çıkaracakları son nefesine kadar Yaslı! eğlesin, sonsuz kudret ve kuvvetiyle bunlara fırsat vermesin.AMİNNN

    “Zalimler için yaşasın cehennem!”

  22. ibrahim dedi ki:

    sema hanım teşkkürler.siteyi buldum.
    ailece mail atarız inşallah.

  23. ibrahim dedi ki:

    sema hanım ben şanlıurfadan ibrahim ruhavi(urfalı demek),Başbakanlık ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının istek, şikayet bölümlerine internet üzerinden ulaşılabiliyor mu? biz de ulaşalım şu vekillerimize.dur yolcu yanlış yoldasınız diyelim.haftasonu burdaki nt mağazasından 3 kitabınızı aldım muhabbet olsunu bitirdim.tek kelimeyle şahaneydi.allah razı olsun.keşke bütün kadınlar ve kızlar da bütün kitaplarınızı okusalar…

  24. sultan(26-kadın) dedi ki:

    Sema Hanım,
    Başbakanlık ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının istek, şikayet bölümlerine internet üzerinden ulaşılabiliyor mu? Varsa linkini paylaşabilir misiniz biz de tepkimizi belirtelim

    • semamarasli dedi ki:

      Sultan Hanım duyarlılığınız için teşekkür ederim. Mail adreslerini ve bakanın facebook adresini yazının sonuna ekledim. Selamlar…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku