Çocuk Adalet Sistemi İşlemiyor!

05 Mart 2017Haberler36 Yorum »

imagesBİR yıldır adliye koridorlarına sürüklenen 7 yaşında bir çocuk. Vaktini dini bir tarikatın toplantılarında harcadığı için çocuğuyla ilgilenemeyen bir anne. Çocuğun böyle yetişmesini istemeyen bir baba.

Anne evi terk ediyor, 8 ay çocuk babada kalıyor.

Anne 8 ay sonra boşanma davası açıyor, mahkeme geçici velayeti anneye veriyor. Anne ve anneanne çocuğun babayla ilişkisini kesmek için babaya iki haftada bir çocuğu alma iznini kullandırmamaya çalışıyor, çocuğu babaya vermiyorlar. Baba da mahkemece verilmiş hakkını kullanmak için her seferinde çocuğu icrayla ve 500-700 TL ödeyerek almak zorunda kalıyor. Oysa Yargıtay’ın kararına göre, bu şekilde teslime zorlayan bir ebeveyn velayet hakkını kötüye kullanır ve bu, velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Bir yıldır bu baba çocuğunu icrayla alıp görebiliyor. Ve aile mahkemesi buna kayıtsız kalıyor.

Daha fenası var…

Baba çocuğun vücudundaki morlukları fark ediyor. Çocuk annesinin yaptığını söylüyor.

Bunun üzerine baba polise şikâyet ediyor; darp raporu alınıyor. Çocuk annesinin onu dövdüğünü beyan ediyor.

Okulda yapılan faaliyetlerden babanın hiç haberi olmuyor. ‘Babalar ve Kızları Günü’ne çocuk dayısıyla yollanıyor. Dini eğitim veren bu vakıf okulunda müdür babaya şöyle diyor: “Burası okul değil tekke, ona göre davranın.” Oysa annenin çocuğu bu etkinliğe dayısıyla göndermesi, çocuğun babayla ilişkisini sınırlandırması ve görüşmelerini engellemesi de velayet hakkının kötüye kullanılması.

Bir sonraki görüşmelerinde çocuk babaya, annesinin duruşma öncesi onu tehdit ettiğini söylüyor. Çocuk şubeye gidip yeniden şikâyetçi oluyorlar ve 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılıyor. Ama savcılık, sanki mağdur çocuk değil de babaymış gibi, davayı yanlış açıyor. Hâkim de itiraza rağmen “Savcılık böyle açmış, böyle bakarım” diyor. Yani hiçbirisi çocuk haklarından, hukukundan haberdar değil.

CMK 236 ve 52’nci maddeler gereğince, çocuk dinlenirken sesli ve görüntülü kayıt alınır ki tekrar tekrar adliyeye gelmesin, zarar görmesin. Ama duruşmada hâkim hem bunu hem de yine yasa gereğince pedagog çağrılması talebini “Çocuk mağdur değil, tanık” diyerek reddediyor. Halbuki fark etmiyor. Çocuk dinlenirken anne ve anneanne dışarı çıkarılıyor. Çocuk “Evet, tehdit ettiler” diyor. Ve hemen ekliyor: “Ama bunu size söylediğimi anneme söylemeyin.” Hâkim bunu tutanağa geçirmiyor ve hâkim sanki çocuk bunu söylememiş gibi anne ve anneanne salona alındığında “Çocuk onu tehdit ettiğinizi söylüyor” diyor. Şimdi bu çocuk örselenmez mi, travma yaşamaz mı?

Çocuk salondan çıkarılıp mahkemenin kalem müdürünün yanına götürülüyor. Çocuk “N’olur beni anneme vermeyin” deyince kalem müdürü işi gücü bırakıp hâkimin çocuğun korunması için aile mahkemesine ihbar kararında lazım olan çocukla ilgili evrakı toplamaya koyuluyor. Çocuk mahkemesi danışmanlık tedbiri alıyor.

O mahkeme, bu mahkeme derken çocuk ciddi şekilde yıpranıyor.

Mahkemeler meseleyi hep anne-baba çekişmesine bağlarken, kendi hatalarını ve yetersizliklerini görmezden geliyorlar. Çocukla çocuk psikolojisinden anlayan birisini görüştürme konusunda dirençliler, çocuk haklarını gözetmiyorlar. Hâkimler “Ben darp raporuna değil, sosyal inceleme raporuna bakarım” diyor. Çocuğu birey olarak ele almıyor, çocuğun rahat beyanda bulunacağı, özgür ve tam iradesini koyacağı ortam, zaman, mekân ve koşulları oluşturmuyorlar.

Kişilerden bağımsız, çocuk adalet sistemi işlemiyor, hukuk işletilmiyor. Uzmanlar uzmanlıklarını yerine getirmiyor, hâkimler gerekli denetimleri yapmıyor.

Belki de “Aman ne var, anne dediğin döver de sever de” diye bakılıyor.

Hürriyet Gazetesi/ Melis Alphan

Okunma Sayısı : 4.711

Yahya için yorum yapın

“Çocuk Adalet Sistemi İşlemiyor!” için 36 Yorum

  1. havva dedi ki:

    Yazılanları okuyunca üzüldüm. Ne olacak bu insanların hali, dindarı da mağdur dindar olmayanı da. Suç kimde. Suç hepimizde. Üzerimize düşeni layıkıyla yapamadığımız için. Üzerimize düşen ne. Yaratılış gayemize göre yaşamak…Adalet sistemi gereği gibi işlemiyor. Kimseye güven kalmadı. Ahlaksızlık diz boyunu geçti. Çevremizde gördüğümüz olumsuzluklara kimse ses çıkarmıyor. Kanunlar haklının yanında değil güçlünün yanında; uygulanmıyor vb. Ne zaman düzeliriz: Namussuzlar kadar namusluların da cesur olduğunda, haksızlıklar karşısında susmadığımızda, parayı amaç olarak görmediğimizde…

  2. duck dedi ki:

    ……..düsmandan merhamet beklemek bilerek o savası kaybetmekdir…..

  3. Aslı dedi ki:

    Cocuk Allah in kullara verdigi bir emanettir. Annelerin mali kisisel esyasi degildir.Cocuklari saklayip babaya halaya dedeye ve banaanneye gostermeyen anneleri Allaha havale ediyorum . Allah islah etsin..

    • .:. erkek dedi ki:

      Bati da bircok yerde ortak velayet var. Herkes cok mutlu, cocuklarda cok mutlu oluyorlar. (buyuk anne ve dedeler konusu cok onemli) Cocuk bir tarafin mali degil, kadinlara da oyle kendisi icin nafaka v.s. pek verilmiyor. Esitlik ve Adalet denilen mekanizma bir cok yerde uygulaniyor.

      Masraflar iki tarafca ortak karsilaniyor. Cocugu aldim, verdim, sende kaldi, bende kaldi derdi olmuyor ve ebeveynlere buyuk yuk dusuyor aslinda, Cocuk lehine rekabet oluyor. Cocuklar genelde kotu yollara dusmuyor ve boslukta kalmiyorlar. Bu sebeb ile, cocuk yapanlar da daha dikkatli oluyorlar. Bosanmalarda (hem evliliklerin dusmesi, hem de bu tur cikar amacli hususlar olmamasindan dolayi azlmalar oluyor.

      Bakmayin siz bizim ulkemizde olanlara, bu sistem bir kesimin eline coktan gecmis durumda, iktidar sadece film gibi izliyor. Dikkat ederseniz adalet, hak ve hukuk konularinda hic birsey yapmiyor ve yapamiyor. Zaten AB uyum yasalari v.s. tamaminda benzer tuzaklar var. Eskiden bati kaynakli 27 AB EUROSAT bosanma ve evlilik degerleri yayinlanirken epey zamandir kaldirilmis oldugunu fark ettim. Bizim ulkemize maymunu verdiler. Onlar uzaktan kurcaliyorlar. Turk kadinlarinin bu durumlara alet olmamasi gerekir aslinda. Sizi bir bayan oldugunuz icin dusuncelerinzden dolayi tebrik ederim. Boyle hususlari Magdur olan (erkek tarafi) ebevynlerin yakinlari, baba anne, hala v.s. daha fazla dile getiriyor.

  4. adem dedi ki:

    demek bu yazı hürriyet gazetesinde çıkmış öyle mi. beklediğimiz sözde dindar özde başörtülü milletvekillerimiz diyememiler kayıtsız kalmışlar şu an tek dertleri 8 mart dünya kadınlar gününde çılgınlar gibi kadına özgürlük kadına şiddete hayır kahrolsun erkek egemen adalet diye hömkürecekler ya..ben bu hürriyet gazetesi böyle yazsın yemin ediyorummm onların hatalarını affedeğim.. ne var bunda. mevcut hükümetin aile yapısını nasıl yıktığını tahrip ettiğini görüyoruz da sadece müslümanlara yurdumuzu açıyor diye affedebiliyorsak… hükümeti ve insanları ve yargıyı uyandıran ve toplumumuzun temel dinamiği aile meslesine iktidardan 10 senedir beklediğimiz hayırlı cümleleri bunlardan duyuyorsak affederim kardeşim. bacımın başını zorla açtırmışlarsa bile affederimm. çünkü böyle affetmezsem, mevcut hükümete hiç oy vermemem lAZIMDI. ÇÜNKÜ YÜZBİNLERCE AİLENİN DAĞILMASINA EN BİRİNCİ SEBEP ONLarın önayak olarak çıkarttığı kanunlarr.

    • Feyza dedi ki:

      Kadinlari dusundukleri kadar cocuklari dusunselerdi toplum ihya olurdu. Hos, kadinlari da dusunduklerinden degil, islerine oyle geldigi icin oyle gosteriyorlar.
      Dunya Kadinlar Gunu’nun bizin kadinlarimizla ne ilgisi var, Amerikali isci sinifindaki kadinlara kadar bizim zulmle, tecavuzle, iskence ile oldurulen, sehit edilen bunca Musluman kadinimizin adi dahi anilmiyor.
      Dunyayi tanidikca uzaya hicret edesim geliyor.

      • adem dedi ki:

        değil mi feyza hanım. insanın uzaya başka bir gezegene gidesi geliyor.. galiba ahireti istiyoruz. dünyayı bu şekilde görmek bizim içimizi çok acıtıyor. dünyadan zevk alamıyoruz. hep endişe hep endişe mutsuzluk. hep birlikte göreceğiz sadece kocaları tarafından veya sevgillileri tarafından öldürülen kadınlar anılacak. mesele kadınları anmak değil dedğiniz gibi erkeleri kötülemek. aile hayatını kötülemek. yasin börünün annesi gibileri çıkartmazlar. bakın bu yazıda belirtildiği gibi artık öyle hale geldik ki Türkiye olarak bir kadın için yüzlerce insanı çocuk bile demeden mağdur ediyoruz. kadınlar melek mi ya peygamber mi yanlışsız olsunlar. ama adalet terazisi öyle görüyor. adalet hiç kendini sorgulamıyor.. inanın el bab için o kadar takip ettim hatta rüyalarımda oralarda savaştaydım.. halep zulmü olduğu zamanalrda da kendimi oralarda görüyordum. uyandığım zaman ne için diyordum ya ne için. oraları özgürleştirmek için mi. onlar esadın esiri bizlerse bu kadın terazili kanunların esiri değil miyiz. çocuğa bile faydası olmayan bu hukuktan Allah bizi kurtarsın.. haram ne kadar kolay. tehlikesiz.yani dünya hayatı bakımından. ne nafaka tazminat düğün eşya altın vs.. sırf haram helale dikkat ettiğimiz için bu hükümet tarafından cezalandırılmak nasıl ağrıma gidiyor biliyor musunuz.? ondan tüm bu konuşmalarım . güzel memlketimin insanları bunu haketmiyor. hürriyet gazetesinin yazarı yazmış yaa. yazıklar olsun güya bizi temsil eden insanlaraa.

    • Yahya dedi ki:

      Adem bey
      Melis Alphan’in dinle diyanetle alakası dahi yok. Hatta dinimizi, peygamberimizi (sav) küçümseyen bir şahıs.

      Fakat böyle şahıslar dile getirdi mi bu iş kıymetleniyor, farkındalık söz konusu oluyor…
      Sema hanım dile getirdi mi, alay konusu oluyor maalesef.
      Ben bu yazara bir kaç satır yazacağım ancak ne faydasını görürüz bilmiyorum.

      Esasında bu yazı hükümete vurmak için yazılıyor. Yani yazarın veya başkasının çokta umurunda değil. Tabii hükümetinde uyanması gerekiyor artık bu kanunlar ile ne bunlara yaranabilirler ne bize…
      Akıllarını başlarına alıp, bu toplumun özüneyse, örfüneyse, dinineyse; buna uygun kanun çıkartmaları gerekiyor…

      • adem dedi ki:

        aynen yahya bey zaten acım ona ya.. bazen ne diyorum biliyor musunuz. chp veya sol hükümet başta olsaydı aile mefhumuna bu kadar darbe indiremezdi. toplumda bu kadar karşılık bulamazdı. hep sağ hükümetler yapıyor böyle saçmalıkları. hep birilerine yaranmak için.

        • Gelincik dedi ki:

          Allah korusun Adem Bey onların kendilerine hayırları yok aile mefhumuna mı darbe indirmeyecekler zaten görüyoruz onların da aile (!) yaşantılarını kimin eli kimin cebinde belli değil

          • Yahya dedi ki:

            Gelincik hnm,
            Adem bey doğru söylüyor. Bazen bu tarz zihniyetler size zarar vereceğim derken, fayda sağlarlar.

            Baş örtüsü yasaklandığında, kızlarımız bu kadar sokağa dökülmemiş, iş, okul diye bu kadar yırtınmıyorlardı.
            Bu zulümden muzdarip kesim daha çok evinde ilimle irfanla uğraşıyor, daha çok ibadetiyle uğraşıyor, kendi imkanlarıyla geliştirdikleri kurslarda yine kendilerini dini ilimlere adıyorlardı.

            Allah razı olsun, başımızdaki hükümet uzun bir bekleyişten sonra bu rezilliği kaldırdı ve insanlara bu hürriyetlerini geri iade etti. Ancak kızlarımız bu özgürlüğü farklı algılayıp şimdi evlerine girmiyorlar. Tabii bu arada kadın hakları vs. son derece ön planda…

            Şimdi dönüp arkama bakıyorum bu baş örtüsü zülmü ve özgürlüğü bizim kızlarımız için iyi mi oldu, kötü mü oldu?

            Unutmadan söyleyeyim, biz o yasak zamanındaki gerçek direnişçilerdendik… O zaman kız kardeşlerimizin yanındaydık. Onların sesiydik. Füruat diyenlerin karşısındaydık. Şimdi o kız kardeşlerimizden yedik en büyük darbeyi…

          • Gelincik dedi ki:

            Bu şekilde davranan kızlar akılsızmış ne diyeyim Yahya Bey bu özgürlükleri doğru bir şekilde kullanmak gerekiyordu bunun kıymetini bilemediler Allah doğru yola sevk etsin ancak sol kesimin başta olması demek aileye darbe vurmayacakları anlamına gelmiyor zaten boşanmalardaki bu artışın bir sebebi de bunlar zaten bunların zihniyetinde zina var beraberlik dost hayatı var

          • Yahya dedi ki:

            Gelincik hnm,

            Bu mevzulara girmekten son derece imtina ediyorum ancak yazmışsınız kısaca cevap vereyim.
            Öncelikle Zina suç değil. Para karşılığı fuhuş suç. Hatta fuhuşa aracılık yapan daha büyük suç işliyor vs…
            Ve istatistiklere baktığınızda fuhuş/zina bu son 13/15 yılda ciddi oranda artmıştır. Bu istatistiki bilgiyi bir büyüğüm bana göstermişti, bulursam siteyle paylaşırım.

            Bu işlere aracılık yapan müesseseler son 10 yılda mantar gibi türedi bunları görmemek için kör olmak gerek. Hatta Ankara’da tesettürlü bir annemiz, sokağa atılan satılık kadın ilanlarından utanıp ve küçük çocukların bunları gördüğünü söyleyip sokağı süpürüyordu. Günü birlik kiralanan evleri vs. ve bunun önünü açanları hiç yazmıyorum bile…
            ve daha yazabileceğim onlarca olay var.

            Bunların hepsi ya tevafuk eseri bu hükümet döneminde oldu…
            ya da bu azalmış hali…

            Bu yazdıklarımdan lütfen sağ/sol görüşlüyüm veya sağ/sol görüşe karşıyım gibi düşünmeyin. Mevcut sistemin eksilerini artılarını konuşuyoruz…

          • Gelincik dedi ki:

            Bende bundan bahsediyorum işte Yahya Bey Allah korusun bunlar başa gelirse şu an yaşadığımız zorlukların kat be kat fazlasını yaşarız bunların başta olduğu zamanları da biliyoruz zinanın suç olması lazım fuhuşun suç olması lazım da işte 🙁 🙁 Burda anca birbirimizi ağırlıyoruz

          • Gelincik dedi ki:

            Mevcut hükümetin eksilerini burda yazmaya kalkarsak zaten sığdıramayız buraya Yahya Bey Allah devletimize zeval vermesin başımızdan eksik etmesin ama şu eğitim ve adalet bir türlü düzelmedi

  5. Yahya dedi ki:

    Benzer olayları bende yaşadım ancak hukuki boyuta taşımadım.

    Çünkü bir babayım bir kocayım bir aile reisiyim. (di’li geçmiş zaman)
    bir adım atarken ailenin geleceğini düşünerek adımlar attım.
    Yazarın anlattığı gibi, çocuklarım defalarca darp edildi suç duyurusunda bulunmadım. Çünkü çocuklarımı annelerine karşı düşmanca yetiştirmek istemiyorum. Annedir, ana hakkı vardır! Bu hak tabii ki çocuklarıma eziyet edebilirsin hakkı değildir.

    Daha neler neler ve ne tehditler… bizde de var.

    Boşanmada bu delillerimizi mahkemeye sunduk, tanıklarla da dile getirdik ancak hakim üzerinde dahi durmadı. en azından “kızım sen niye dövüyorsun bu çocukları” de; ya da “döversen çocukları babaya veririm” de, ya da “suç duyurusunda bulunurum” de, ya bir şey de…
    Ya da kızım senin psikolojin yerinde mi, bir tespit ettirelim de…

    Çocuklarımı gösterip göstermeme durumu da benzer şekilde. Kafasına esiyor gösteriyor, esmiyor göstermiyor. Şikayet ediyorsun kimse bir şey yapmıyor.
    Hani benim çocuklarım “MAL” ya icra yoluyla ancak görme yolu açık… ama evde yoklar… napacaksın diye soruyorum. Hiç tespit tutup gideceğiz.

    Bu çocuklara yazık değil mi? Çocuklarımın gönlünde; baba sevgisi, babayı görme ihtiyacı, babayla bir şeyler yapma isteği yok mu?
    Böyle büyüyen çocuklar yarın aile kurabilirler mi? Evlendiklerinde nasıl eşlerine davranacaklar? Çocukları olduklarında onlara nasıl davranacaklar? Nasıl rol modeli olacaklar? Babaysa baba, anneyse anne???
    Ki bir de bizim dini hassasiyetimiz var…!

    • Feyza dedi ki:

      Cok uzuldum Yahya bey, o cocuklara nasil kiyiyor ve vuruyor anneleri yani insanin akli almiyor. Zaten parcalanmis bir ailenin cocuklari onlarin daha fazla sevgiye, sefkate ve ilgiye ihtiyaclari var. Yani velayetin annede olmasi demek, o cocuklar uzerinde istedigi yaptirim hakkini mi veriyor, nasil bir ulkede yasiyoruz? Darp raporunu onemsemeyip cocugun psikolojisinin bozulmasina, babadan mahrum buyutulmesine ses cikarmayanlar acaba siddet goren kadinlarin bu cocuklardan daha fazla mi ezildigini dusunup veryansin ediyorlar?
      Bu cocuklara cok yazik. Cocugun duygulari ve caresizligi, sindirilmisligi uzerinden annelik duygusunu tatmin eden kadinlar tesbit edilip cocuklarin velayeti ellerinden alinmali.
      Cocugun velayetini eline almayi, bir malin tapusunu elinde tutmaktan farksiz goruyorlar demek ki. Bu haktan mahrum edilmeliler ki nimetin farkina varsinlar.

      • Yahya dedi ki:

        Feyza hnm,

        İnanın üzülmeniz için, çocuklarımın başına gelenler için veya benim başıma gelenler için yazmıyorum. Daha yazmadığım o kadar çok mevzu ve detay var ki…

        Artık bazı gerçekleri insanların fark edip, gereken tedbirleri süratle alması şart!

        Neyse bekar bey ve hanımlarda inşallah ibret alır… ne diyeyim

        Selam ve dua ile…

    • sennur dedi ki:

      ÇOÇUĞUN görüşme saatleri ile ilgili olarak ,mahkeme kararında yazan saatte giderseniz ve evde kimseyi bulamadığınıza dair komşulardan yada yanınızda götürdüğünüz biri ile şahit tutturabilirsiniz
      (en etkilisi polis )olur.

      3 kez gittiğinizde çoçuk evde yok ya da verilmiyorsa HAKLI olan siz olursunuz.
      görüşme günlerinin saatleri düzenlemesi ile ilgili olarak maalesef tekrar dava açabilirsiniz.
      bunu ben araştırdım , (BABASI işim yoğun o saatlerde alamam deyip ,hep yokuşa sürüyordu.)almak için de iletişim kızıyla görüşme vs.yapmıyor muallakta bırakıyordu…

      zor hatta bezdirilmiş baba diye tabir ettiniz , birlikte iken anlaşamayan ebeveynin ayrı iken çoçuk alışverişinde anlaşması zor. AMA olan çoçuğa oluyor diye üzülüyor İNSAN.
      çoçuklarınız ile iletişim için her yolu deneyin , en azından sizin çabaladığınızı bilsinler.

      selametle….

      • Yahya dedi ki:

        sennur hnm,

        OHAL OHAL iken, karakolda polis ve amirlerle, 155’le, X ilçe emniyet asayiş ve aile içi şube ile defalarca MÜNAKAŞA ettim. en sonunda yardımsever bir memur – bildiğimiz – icra dairesine git ve aynı zamanda savcılığa suç duyurusunda bulun dedi, bizim yapabileceğimiz HİÇ bir şey yok dedi.

        Diyorum ki, bu kadın mahkeme kararına uymuyor, bırakın çocukları bana göstermeyi, zaten evde yoklar, gelin bunu beraber tespit edelim. YOK YOK YOK. Artık beni tüm memurlar vs. tanıdı… abi yine mi sen diyorlar.
        Israrla icraya gitmiyorum… maksatım başka çünkü. Şimdilik savcılarla devam ediyorum. Onlarda bizim yapacağımız bir şey yok, şikayetinizi aldık, teşekkür ederiz diyorlar, “Allah yardımcınız” olsun diyorlar. Hani laik hukuk devletiydik… niye hukuk sistemimizden yardım alamıyorum???

        Bir baba olarak çocuklarımı görme gün ve saatlerini mahkemeden talep ediyorum. Böyle çirkin, saçma mantık olabilir mi? Hakim kim ki benim çocuklarımla olan münasebetimi düzenliyor???
        Çok afedersiniz, evlenirken de soralım, çocuk yaparken de soralım!
        Kendi çocuklarımı niçin ayda 4 gün görebiliyorum? Niçin çocuklarım daha fazla kalmak istediklerinde ve anneleri şikayetçi olduğunda babayı hapisle korkutuyorlar???

        Yukarıda da yazdığım gibi, çocuklarıma darp edildiğini delillendirmeme rağmen, niçin geçici velayet anneye veriliyor. İlla arabanın arkasına bağlayıp, çocuklarımı sürüklemesi mi lazım?
        Bu kadının/annenin bir tahtasının eksik olduğunu göstermez mi?

        başka şeylerde yapacağımda hele şu duruşmalar bitsin… sonra TV den izleriz hep beraber beni…

        • sennur dedi ki:

          Kendi çocuklarımı niçin ayda 4 gün görebiliyorum?
          ki anladığım kadarı ile bu görüşme bile SIKINTILI .
          ALLAH gerçekten yardımcınız olsun.
          4 gün zaten çooook az bir süre. bir de üstüne böyle bir imtihan.

          rabbim yardımcınız olsun , güvenilir biri ile gidip ,imzalı tutanak tutmanızı tekrar tavsiye ederim.
          bir nüsha da kapıya bırakıp , not ta çoçuklarımı görmeye almaya geldim , ama yoklar.
          en azından azıcık araştırırsa yaptığının hatalı olduğunu söyleyen biri çıkar.

          çoçuklar sizin geldğinizi duyar ileri de de uğraşlarınızı görür ,idrak edebildikleri zamanlarda yükünüz hafifler.
          durum içler acısı , arkadaşım teselli adına söyledi geçen gün ama içime oturdu ,
          oh çoçuğu yap , kadına bırak , azıcık para ver ve çekil hayatlarından … ne yaparsa yapsınlar nasıl olsa YÜKÜ çekiyor. sistem bu hale getirdi ve yanlışların farkında değiliz.
          ve 20-30 yıl sonra bu çoçuklların hali ne olacak sorgulaması yapılınca , AİLESİne daha bağlı olacak, yanıtını alıyoruz.ben pek inanamıyorum ,biri bana olumlu örnek gösterisin ama yoook.
          kaygılanınca çoçuk adına boşanma medyası gibi o boşanmış ,kızı şu yaşta,bu boşanmış 3 çoçukla,vs. iyi de başkalarının boşanması boşanmayı meşru mu kılıyor ? ya da sanki moda olmuş da herkes böyle ne var bunda mı ?

          sema hanım dan tekrar bu konuyla alakalı yardım istiyoruz , tek ebeveynle yetişen çoçukların durumu ne olacak ?
          sorunlu anne ya da baba yanında kalan çoçuk için neler yapılabilir ?

          • Yahya dedi ki:

            Sennur hnm,

            Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Yaptığım ve yapacağım çok şey var ancak her şeyi buraya yazmıyorum. Bazı şeylerin bilinmemesi şu an için daha doğru.

            Çocuklarımla iletişimi kesmiyorum ama mesafeli duruyorum ve düşkünlük kesinlikle göstermiyorum.

            “oh çoçuğu yap , kadına bırak , azıcık para ver ve çekil hayatlarından … ne yaparsa yapsınlar nasıl olsa YÜKÜ çekiyor.”
            bu sözü ilk defa sizden duyuyorum ancak böyle bir mantık gerçekci değil ve erkek için bir keyfiyet bir rahatlık söz konusu değil aksine bu kanunlar ile erkek için tam bir zulüm.

            gayri meşru çocukta bile kadın maddi olarak erkeğin canını okuyor. hele resmi evlilikte bir de kadına nafaka vermek zorunda. azıcık para ver kısmına katılmıyorum. Nafaka vermediğin zaman neticesi hapis… Ayrıca kadının velayetin değiştirilmesini isteme hakkı dahi var. Çevremde de var, kadın 2 çocuğunu babaya attı, kocasından nafakasını alıyor (kocanın durumu iyi) hayatını yaşıyor. Bir daha çalışmasına gerek yok!
            Hatta bu sözün aksini destekleyecek, kürtaj olayı var malumunuz. Yasak olmasına rağmen, son derece yaygın.

            Siz daha duyarlı bir annesiniz bunun farkındayım, dolayısıyla çocuklarınızın babasınında aynı duyarlılığa sahip olup, çocuklarıyla ilgilenmesini bekliyorsunuz. Bu ilgi gösterilmediğinde doğal olarak bu nasıl baba gibi düşünüyorsunuz. Tabii zor durum.
            Çok kez söylendiği gibi, evliyken geçinemediğimiz, anlaşamadığımız insanlar ile boşandıktan sonra anlaşmaya çalışmak hemen hemen mümkün değil.

            Rabbim yardımcımız olsun.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Yahya Kardeşim’e…

          İfadelerinden ve sonuç cümlenden de anladığım kadarıyla “gergin ve sinirli” bir anında yazmışsın bu yorumu.

          Seni tanımasam son cümlene bakarak “bu adam bu kadını kıtır kıtır keser ve gazetelerin 3. sayfasına manset olur” diyecem ama benim bildiğim Yahya kardeşim böyle bir şey yapmaz-yapamaz.

          Çünkü O, BİLİNÇLİ BİR MÜMİN

          Sen biliyorsun ama ben yine de bir kez daha hatırlatayım.

          Sen sinirlerine hakim, mantıklı ve güçlü bir erkek olduğun sürece karşı taraf “sana zarar verme ve seni hata yapmaya, suç işlemeye tahrik ve mecbur etme” amacına ulaşamayacak. Bunu başaramadığını gördükçe de o HATA YAPACAK, SUÇ İŞLEYECEK ve hukuki anlamada senin elin güçlenecek.

          Son gülen iyi gülermiş, sık dişini çoğu gitti azı kaldı, biraz daha sabır ve metanet kardeşim.

          • semamarasli dedi ki:

            Sennur hanım, boşanma serisine devam edeceğim inşallah. Tek ebeveyn ile büyüme konusu da ilk yazılacaklar sırasında. İnşallah yazı ile cevap vereyim size.

          • Yahya dedi ki:

            Abdullah bey

            bize 1.’lik yakışır 🙂
            Yok efendim lütfen öyle düşünmeyin… biz bize dertleşiyoruz, konuşuyoruz.

            Desteğiniz ve güzel temennileriniz için teşekkür ederim.
            Rabbim hepimize yardımcı olsun inşaAllah.

            Selam ve dua ile….

          • Sennur dedi ki:

            Sema hanim , teşekkür ederim. İnanin tek ebeveynli çocuk konusu ve alınacak önlemleri bekliyoruz.

  6. Ozgur danis dedi ki:

    Bu yazida tekkeler bilincli bir.sekilde cok.ince.bir fikirle kotulenmis…tekke bilinci olan.bir anne ve baba cocuklarina merhamet ötesi bir rahmet gosterir,dolayisiyla sistem sorgulanmali..

    • adem dedi ki:

      kardeşim vallahi billahi insanlar dindar insanlardan dindar gelinlerden korkuyor. burdaki kastettiğim dindarlık özünde olmayan ama var gibi görünen. siz dışarıdan dindar dersiniz sadece. kaç kişiden duydum kaç kişi söyledi. feyza hanım lütfen alınmasın onlar istisnalar fakat kuran kurslarındaki ve değişik cemaatlerdeki kızlarda boşanma oranı hem yüksek hem de kocalarına karşı çok ciddi saygısızlıklar yaptıkları söyleniyor. hemde ağızlarının kötü olduğu.benim eski karımda omuzlarından beline kadar örtülüydü.. onun da ağzı kötüydü. yani bu kızlar dinimize dindarlığa ve dindarlara öyle lekeler sürdürüyorlar ki.. inanın yemin ediyorum insanlar dindar gelin deyince korkuyor.

      • Feyza dedi ki:

        Burada buna benzer cok yorum okuyorum. Uzerine alinma degil Adem bey, sonucta ben de siradan bir insanim hatalarim mutlaka vardir ve olacaktir. Yalniz benim aklimin almadigi, yani dinini o kadar iyi bilen insanlar neden bu kadar kotu olsun, ya da nasil oluyor, bunu hakikaten burada okudukca anlamaya calisiyorum. Cevremi ve kendimi sorgulamaya da basladim.

        Yani insanin itikadi hatalari olur, Kur’an hakkinda veya hadis-i serifler hakkinda ve bu gibi hatali din anlayisinin sonucu farkli bir din yasamaya da baslar. Ama dinimiz ortada, bunu hakkiyla okuyan yasayan insanlar nasil bile bile muhalefet edebilir?

        Herkesin hatasi olur fakat cogu dini egitimi duzgun bicimde almis kiz bu sekilde ise…hadi kocasinin hakkina riayet etmemekten korkmuyor ama Allah rizasini ve korkusunu bilen bir insan bu kadar muhalif nasil olabilir? Agzibozuk olmasi mesela, bilemiyorum. Sunu her zaman soyluyorum, bir insanin tesetturu, ahlakina kefil degildir. Ikisi farkli kulvarlar. Ama burada zikredilen butun insanlarin arasinda tesetturlulerin de hatali davranislari olduklari degil de, sanki tesetturlu ve dindar kadinlarin ahlaki cokuntude bir veya birkac adim ‘onde’ olduguna dair.

        Her zaman soyluyorum, her insanin tecrubesi kendine ozel. Burada herkes kendi deneyimleri ekseninde dunyaya dair kafasinda olusan tabloyu yaziya aktariyor. O yuzden herkesin deneyimlerini saygi duyarak okuyorum, okurken de diyorum ki, ‘demek ki bu kisinin gozlem ve tecrubeleri bu minvalde olmus ki bunlari yazmaya sevkediyor. ‘ Yani ben bu sekilde gormuyorum, dusunmuyorum seklinde kestirip atmiyorum, cunku biliyorum ki dunya, benim etrafimda dondugunden ibaret degil ve ekseni genis.

        Sadece bu kadarina aklim ve sirrim ermiyor. Ben burada yazdigim iyi veya kotu insan tiplemelerinden, orneklerinden ekseriyetle kendimi muaf tutarak yazmaya calisiyorum. Yani ben su ozelliklerdeyim veya degilim seklinde degil, bu ozelliklerde tanidigim insanlar var seklinde yaziyorum, cunku insanin kendi kendini analiz etmesinden kolaydir baskalarini objektif analiz etmesi. Insan kendinin en objektif analizini sadece kendi icinde yapabilir, buna ic muhasebe de diyebiliriz. O yuzden yazdiklariniza alinmam sozkonusu olmaz. Genel meseleleri sahsima yonelik algilamam.

        Ne diyeyim, Allah sizi de iyi insanlarla karsilastirsin ve iyi insan olmayi da hepimize nasip etsin. Insanin kendiyle olan mucadelesi bitmek bilmeyen tek savas alanidir cunku.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Feyza Hanım Kardeşim’e…

          Kişi karşısında kini kendisi gibi bilirmiş.

          Adem kardeşimiz haklı.

          Her kurs talebesini ve hoca hanımı kendin gibi ( öğrendiği, bildiği ve ilmi ile amel eden, etmeye çalışan, MÜMİN- MÜSLÜMAN) düşünme ve görme kardeşim.

          Doğru yolu bilmek doğru yolda ilerlemek değildir.

          Çünkü doğru bildiği yolda ilerlemek her kadının yapacağı iş değil.

          Ve asla unutma ki Cinler ve Melekler arasında ŞEYTAN’dan daha bilgili ve Alim cin ve melek yoktu, ama alimliği onun Allah’a İSYAN etmesine engel olmadı.

        • ... dedi ki:

          Feyza hanım,

          Yazmış olduklarınıza katılıyorum. Ancak gördüğümüz kişiler ve çevreden hareketle bir izlenime sahip olabiliyoruz. Zihnimdeki dindarlık algısı ile görmüş olduğum dindarlık profilleri farklı farklı. İbadetlerini yapan kişileri zan altında bırakmak elbette yanlış. Kötü örneklere odaklandığımızda emin olun bu dünyada yaşamak bile istemiyorum ama çok güzel örneklerde var. Bazen anlatıyorlar şöyle iyi şöyle kibar şöyle saygılı Allah’ım bu insanların sayısını çoğaltsın.

        • Feyza dedi ki:

          Abdullah Bir abi ve … hanim,
          Adem beyi haksiz bulmadim sadece sasiriyorum bazen neden bu kadar zit olunsun ki, seklinde. Hani bir kisi uc kisi bes kisi fire veren olur, koca bir Musluman topluluktan bahsediyoruz da, ama Musluman kizlarin genelinden yaka silker duruma gelindigini duyunca da haliyle sasiriyorum. Bunlar feminizme meyilli bir tedrisattan da gecmiyor ki ustelik, insanin akli almiyor. Ama aklimin almamasi reddettigim anlamina gelmesin. Bazen burada guzel orneklere degindigim zaman da nasil ki, ‘nerde bu kisiler biz neden goremiyoruz?’ gibi sorularla karsilastigim gibi ben de soruyorum. Herkesin tecrubesi ve karsilastigi insan profili farkli tabi ki. Allah yardim etsin ne diyebilirim.

  7. sennur dedi ki:

    ACI acı çok acı gerçekten.
    niye herkes çoçuğun tek sahibimiymiş gibi hareket eder ???

    bize bir emanet verilmiş ,onlara REHBER olup o büyürken bizlerde kendimizi büyütüp , yenilememiz gerekmez mi ?

    valla büyükler ,çoçuklardan daha çoçuk . büyüyememiş insanlar ile uğraşmak …
    bugünün çoçuğunu iyi yetiştirelim ki yarının ARIZAlı bireyi olmasın.

    parçalanmış ailelerin ÇOÇUKLARI için çok çok acil yeni çalışmalar yapılmalı .
    PEDAGOG lar çoçuklar ile ebeveynleri arasındaki iletişimi ve anlamı için sosyal projeler ve farklı konular.

    rabbim bu durumu yaşayan çoçuklarımıza yardım etsin ,
    bizlere de yapabilecek potansiyel olarak neyimiz varsa önümüz açılsın.
    tam 3 keredir bu konuda diyanet e başvuruyorum ama olumlu cevap alamadım.
    GELECEĞİN EN BÜYÜK TEHLİKESİ ;
    TEK ebeveynle hayata devam eden ÇOÇUKLARDIR.
    SEMA HANIM siz bu konuda yardımcı olur musunuz ?

    • Yahya dedi ki:

      Diyanetmiş!
      Gidin vatikana yazın, papa size daha makul bir cevapla dönüş yapacaktır… şaka yapmıyorum.

      Diyanet ve bir çok hoca; kanunlara muhalefet olacak açıklamalar yapmaktan son derece kaçınıyorlar.
      Ahkam ayetlerini yumuşatıyorlar, sivri köşelerini yuvarlatıyorlar.
      Hadisler benzer şekilde hafifletiliyor….

      Bırakın; diyanet şu ezanları düzeltsin önce…

      • adem dedi ki:

        aynen yahya bey. dedim ya korkak olmuşuz biz. bizim hocalarımız korkar. valla bazen tv lere çıkan süslü püslü evlilik danışmanları daha harbi konuşuyor. bizim aile bakanımız başörtülü olmasın bunlar olsun diyorum.

  8. Gelincik dedi ki:

    Ne kadar zor bir durum ya Rabbim sabır versin off offf 🙁 🙁 🙁 🙁 🙁

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku