Eskiden Babalar Daha mı İlgiliydi?

11 Aralık 2013Psikolog & Psikoterapist Banu Yaşar4 Yorum »

banu-150x150Baba olmak bizim çocukluğumuza oranla oldukça değişti. Aile içindeki yeri ve otoritesinde ciddi farklılaşmalar oldu. Eskiden babalar evin ağırlıklı otoritesiydi. Son sözü söyleyen, çok fazla yüz göz olmayan bir yapısı vardı. İstenecekler önce anneye söylenir, babaya iletilmesi gerekirse ya da izin alınması gerekiyorsa anne tarafından babaya aktarılırdı. Babanın otoritesini koruyan bir bakıma anneydi.

Baba doğrudan muhatap olmadığı durumları annenin sunumuyla öğrenirdi. Babadan korkulması, sözünün dinlenmesi ve gösterilmesi gereken saygı, anne tarafından çocuklara öğretilirdi. Baba bazı şeyleri bilse de bildiğini ve farkında olduğunu belli etmezdi. Anne üzerinden talimatlarını gönderirdi. Hoşlanmadığı durumlarda ise ani tepkilerle durumu bastırmaya çalışırdı. Olayın nasıl olduğunu öğrenmek için detayları sormaz, sadece gördüğüyle muamele ederdi.

O dönemin babaları çocukla oynamak ya da konuşmak konusunda çok fazla tecrübeye sahip değildi. Onların çocukluğu da öyle geçmişti. Okula gitmek yanında tarlada ya da bahçede çalışmak, hayvanlara bakmak, ev işlerinde bizzat çalışmak gibi sorumlulukları vardı. Babayla oynamak, oturup sohbet etmek gibi alışkanlıkları yoktu. Belki böyle bir ihtiyacın farkında bile değillerdi.

Baba evde bir köşesi olan, kapıdan girişi öksürmesi ile anlaşılan, bu sesle toparlanılan, korkuyla karışık saygı duyulan, hiddetlenmesinden endişe edilen, aynı zamanda olmaması düşünülmeyen biriydi. Babası olmamak gariplik sayılırdı. Yakın olunmasa da var oluşu güven verirdi. İstisnalar olsa da o zamanlara ait baba figürü genel itibariyle böyleydi.

Aileler büyüktü. Evde başka ağabeyler, çok yakında oturan amcalar, dayılar ve dedeler vardı. Baba mesafeli olsa da, örnek alınacak, birlikte oturup kalkılacak çok sayıda erkek model vardı. Çocuklar kendi cinsiyetleriyle özdeşim kurmakta model yoksunluğu çekmezdi. İlk yıllarda anneyle yakınlığın ardından kendi cinsiyetine yönelme konusunda sayısız örnek bulabilirdi. Mahallede kendi yaşında ve kendi cinsiyetinde birçok oyun arkadaşı olurdu. Arkadaş aramak, yalnız kalmak ve içe kapanmak zordu.

O zamanki babalar tüm uzaklıklarına rağmen varlıklarıyla çocuk için önemli bir yeri doldururdu. Şimdiki ilgilenme kriterlerine göre çok zayıf kalsa da bir baba ve erkek olarak evin merkezinde varlığını sürdürürdü.

Her dönemin kendine özgü eksiklikleri ve sorunları vardır. Geleneksel her sistem içinde kendi hatalarını da barındırır. Sevgisini ifade edemeyen, çocuklarını gizli gizli seven babalar, bunun yanlış olduğunu belki de hiç fark edemediler.

Öğrenmişliği kırmak kolay değildir. İnsanın anne babasından gördüğü davranış modellerini kendi hayatında değiştirmesi sanıldığı kadar basit değildir. Önce fark etmek gerekir, değiştirmek için de belki yüzlerce kez denemek. Hem de tekrar tekrar denemek, her defasında yeniden çabalamak. İnsanın kendini değiştirmesi kolay olmamakla birlikte imkânsız da değildir. O dönemki babalar kendi babalarından gördüklerini belki daha esnettiler ama sonuçta benzerlikler de vardı. Görmedikleri bir tavrı ve davranışı sunmakta zorlandılar. Sevildiklerini sözle duymadılar belki ama davranış okumayı öğrendiler.

O dönemki babalar zaman ayırmak, sevdiğini söylemek, daha yakın olmak ve sohbet etmek konusunda zorlandılar. Ama evdeki varlıklarını korudurlar. Günümüzde babasız büyüyen çok fazla çocuk var. Boşanmalar sebebiyle tek ebeveynle yaşayan çocukların sayısı eskiye oranla çok daha fazla. Tek ebeveynle büyüyen çocuk, diğer ebeveyni daha az görüyor. Hatta bazen tamamen kopmalar bile yaşanabiliyor.

Sadece anneyle büyüyen bir erkek çocuk dört beş yaşlarına geldiğinde, örnek alacağı, taklit edeceği bir erkek model görmekte zorlanıyor. Sürekliliği olmayan kişiler de fazla etkili olmuyor. Eğer dede, amca ve dayı gibi akrabalar da yoksa anneden ayrışma ve kendi cinsiyetindeki ebeveyne yönelmede aksamalar yaşanabiliyor. Okul öncesi eğitimde sürekli bayan öğretmene muhatap olan çocuk, evde ve akraba çevresinde hala, teyze, babanne, anneanne ve komşu teyzelerle vakit geçiriyor. Bir erkek çocuk için neredeyse gününün tamamı kadınlara ait söylemlerle geçiyor.

Babaların hem oğullarının hem de kızlarının dünyasında daha fazla yer alması gerekiyor. Babalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Etkin, adil, basiretli ve şefkatli babaların çocukların dünyasında artık daha fazla yerini alması lazım.

 

Okunma Sayısı : 3.792

Yorum yapın

“Eskiden Babalar Daha mı İlgiliydi?” için 4 Yorum

  1. kerime dedi ki:

    çok güzel site ya <3

  2. anadoluerkeği dedi ki:

    yazıda tam kendi aile yapımı gördüm. çok şükür ki böyle bir aile de yetiştim. eğer babam olmasaydı lise de çok hata yapabilir tam bir serseri olabilirdim. ha babam çok mu sertti. hayır. onun varlığı yetiyordu varlığı. üniversite de de gene babamın uzaklardaki varlığı bile büyük hatalar yapmama engeldi. annelerin yaptıklarını saysay bitmiyor. babaların yaptıklarını ise insan ha deyince sayamıyor. babalar müdürler gibi. onların yaptıklarını esasında herkes görmez, göremez. babası olmayan yada ayrı yaşayan kardeşler; bence babanız eğer aleni olarak bazı kötü günahları işlemiyorsa, babanızı tanıyın onunla beraber kalın. annenin şefkati insanı aç bırakmaz (manevi, duygusal, psikolojik anlamda) ama doyurmaz da.

  3. Gulpembe dedi ki:

    Babalar Belki cok seviyorlardi Ama guya terbiye, sozunu dinletmek vs icin pek gostermiyolardi sevgilerini. Halbuki rasulullah sav ” cocuklarinizla cocuklasin” buyuruyor., gece su isteyen torunlarina su getiriyor, cok sevdigi kusu olen cocuga bassagligina gidiyordu. Bu sitede, baba aglayan bebege sut isitip, hem hanimina jest yapmis hem cocuguyla duygusal bagini gelistirmis olur deyince erkekleri kilibiklastirmaya calismaktan, babalari annelestirdigimiz iddiasina kadar yemedigimiz laf kalmiyor. canlari sagolsun, biz Allah rizasi icin yaziyoruzdur insallah:)

  4. .:. dedi ki:

    “Okul öncesi eğitimde sürekli bayan öğretmene muhatap olan çocuk, evde ve akraba çevresinde hala, teyze, babanne, anneanne ve komşu teyzelerle vakit geçiriyor. Bir erkek çocuk için neredeyse gününün tamamı kadınlara ait söylemlerle geçiyor.”

    Ne kadar dogru ve gercekci bir tespit..

    Tebrikler.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku