Fatih Akbaba ile Pazartesi Sohbetleri 3

10 Şubat 2014Hayatın İçinden2 Yorum »

familyFatih Akbaba: Çocuklarımız hayatın anlamı olması gerekirken hayatın bütün anlamlarını üzerlerine yüklemek ne kadar insaflı ve doğru

Çocuklarımıza çok mu anlam yüklüyoruz?

Çocuk, aile hayatının bir dönüm noktasıdır. Aileler çocuklara bir meşguliyet olarak baktıklarından iletişim engelleri burada başlıyor. Oysa bilmeliyiz ki yavrularımız bizi meşgul eden dünyamıza bir nefes mola vermek demektir. Bu mola verişten sonra yeniden aile olduğunu ve gerçekten bir ailenin yuva demek olduğunu anlıyoruz. Çocuğun kendisi bir anlam ifade ediyor. Ancak bu anlam dolu varlığa kaldıramayacağı anlamlar yüklemek doğrusu iletişimi ve çocuğu anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu noktadan itibaren çocukla ebeveyn arasında çizgiler kalınlaşıyor. Henüz 1-2 yaş aralığındaki bir bebeğe  “sus, bak kızıyorum!” diyerek neyi çözmüş oluyorsunuz? Susmak ve kızmak eylemlerini bilmeyen o bebek sizin sesinizdeki değişimden etkilenirken siz kendinizi anladığını sanıyorsunuz. Oysa bebek sizin ses ve mimik değişiminizden olumsuz bir enerji almakta ve etkilenmektedir. Henüz bu yaştaki bebeğe “beni anlıyor” anlamını yüklerseniz bir müddet sonra anlamayınca hafif de olsa şiddetle beraber sert muameleler hayatınıza girecektir. İşte bu örnekte olduğu gibi yavrularımıza karşı sevecen ve muhabbet dolu yaklaşırken onlara altında kalacağı ve asla kavrayamayacağı anlamlar yüklemek ne denli yanlış bir yöntemdir. Şimdi bu durumda hepimiz daha çok düşünmeliyiz. Sorunuzu tersten ifade edeyim; çocuklarımız hayatın anlamı olması gerekirken hayatın bütün anlamlarını üzerlerine yüklemek ne kadar insaflı ve doğrudur.

Şimdi konuyu bir başka yönden ele alalım. Çocuklarımızın bize kattıkları güzellikler varken yavrularımızın güzelliklerini olumsuza çeviren ya da tam tersi onları motive edecek olumlu bir ifadeye yer verelim. Böylece konu daha iyi anlaşılabilir. Yavrularımızın dünyaya gelişleri bile bir katkı iken yani onların gelişleri sayesinde hayatımız değişirken biz bunları göremeyiz. İki değişik ifade vardır: “Senin sayende” ya da “senin yüzünden”…  Hayatımıza kattıkları önemli katkılar varken çocuklarımıza birçoğumuz “senin sayende” ifadesini kullanmayız. Çok az rastlamaktayım ben. Seminerlerimde ve konferanslarımda hep söylerim; yavrularımız ve eşlerimiz bu özel kelimeleri hakeden en doğru adrestir. Oysa dışarda başka insanlara kullandığımız bu ifadeleri eşler ve yavrular bütün varlıklarıyla hakederler. Oysa biz bu konuda cimriyiz. Kullanmadığımız gibi “senin yüzünden” ifadesini de tam tersi en rahat söylediğimiz grup yine ailemiz olmaktadır. İşte bu iki ifade hayatınıza ve çocuk iletişimine en temel bazda yön vermektedir. “Senin yüzünden” dediğimiz çocuklarımız içine kapanmaktalar ve hata yapmak şöyle dursun, sessiz duruşları bir müddet sonra toptan hataya dönüşmektedir. Bu iki ifadeden “senin sayende” ifadesini annelere babalara önermekteyim. Mutlaka bu ifadeye önem verilip çocuklarımızın omzuna anlamadığı ve kaldıramayacağı anlamlar yüklemek yerine çocukluklarını ve hayatlarını kendileri gibi yaşamalarına imkan verilmelidir.

www.akbabafatih.com

fatihakbaba@gmail.com

twit: @akbabafatih

Okunma Sayısı : 3.608

Yorum yapın

“Fatih Akbaba ile Pazartesi Sohbetleri 3” için 2 Yorum

  1. Meltem Üstün dedi ki:

    Senin sayende ailemiz yuva oldu canım oğlum 🙂
    Hocam çok önemli bir durumu ortaya koymuşsunuz. Sağolun. Teşekkürler site yöneticileri.

  2. Feyza dedi ki:

    Çok güzel bi yazı olmuş elinize sağlık..Senin sayende anne ve babayız çok teşekkür ederiiz yavrum

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku