Feministler ve Genç Evlilik

22 Kasım 2016Sema Maraşlı15 Yorum »

7_bTürkiye pek çok kültürün bir arada yaşadığı bir mozaik. Kültürler arasında ciddi farklılıklar var. Bu da ülkemiz için bir zenginlik. Tabii saygılı olup herkesi kendimize benzetmeye çalışmadığımız sürece.

Mesleğim gereği seminer vermek için pek çok ile gittim. İller arasındaki farklılıkları gözlemleme fırsatım oldu. Doğu hep ilgi alanım oldu ve Doğu’da gitmediğim il çok az kaldı.

Sadece il değil ilçelere de gidiyorum ve orada sadece seminer verip gelmiyorum. Hanımlarla yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz; onlara sorular soruyorum ve onların evlilik yaşantısını ve hayata bakışlarını anlamaya çalışıyorum.

Doğu’ya gittiğimde beni şaşırtan şey, kadınların zannettiğimiz gibi eziliyor olmayışları. Tabii istisnalar vardır, ezilen kadınlar vardır fakat çoğunluk değil. Hatta bazı yerlerde kadınlar erkekler üzerinde baskın konumdalar.Fakat Batı’da yaşayan bizlerin Doğu kadınları deyince zihnimizde kalan, dizi ve filmlerin etkisi ile olsa gerek; hep ezilen, horlanan, ötelenen kadınlar…

Oysa Doğu’da kadın gayet kıymetli, erkekleri de Batı’nın erkeklerine göre, kadınlara çok daha saygılılar. Doğu’da çok fazla aşiret var ve aşiretler kızlarına değer verdikleri gibi evlendikten sonra bile kızların takip edip damada gözdağı vermekten sakınmıyorlar. Hatta aşiret kızı ile evlenen erkekler “Ağabeylerine mi güveniyorsun da dilin bu kadar uzun” diye sitem ederlermiş.

Doğu kadınlarının ezildiği ve horlandığı fikrine sahip olmamızın bir nedeni de  erken evleniyor ve çok çocuk doğuruyor oluşları.

“Ayyy yazık kadına bak! Kaç yaşında evlenmiş, kaç çocuk doğurmuş…” diye Batı’dan bakıp acıyoruz. Oysa onların hallerinden hiçbir şikayetleri yok. Korunmayı bilmedikleri için ya da kocalarının zoru ile doğuruyor değiller, doğurmak istedikleri için doğuruyorlar. Onlar için doğurmak bir özgürlük gibi görünüyor. Batı’da feminist kadınlar “Çatır Çatır Boşanıyoruz” pankartları açarken Doğu’nun kadınları çatır çatır doğuruyor.

Doğu kadınlarına çocuk doğurmak ve büyütmek zor gelmiyor. Batı tarafının kadınları gibi; çocuk ile kafayı yemek yok onlarda. Çocuğa ayrı oda döşemek, çocuğum iki lokma az yedi diye bütün günü kendine ve kocasına zehir etmek, çocuğun okul ödevlerini yapmak, az aldığı not için üzülmek, çocuğun sınav zamanları kafayı yemek gibi çağın hastalıkları onlarda yok. Onlar çocuklarının çokluğu ile övünüyorlar. Batı’nın kadınları gibi kazara değil, bile bile doğuruyorlar.

Doğu’da çocuklar anne için bir yük değil, tam aksi yükü paylaşan, azaltan yardımcılar. Aileler tarafından çocukların zaruri ihtiyaçları karşılanıyor ve çocuklar kendi kendilerine kardeşleri, akraba çocukları, arkadaşları ile büyüyorlar. Kadınlar kendilerine kalan vakitlerini genellikle, renk renk yöresel kıyafetlerle, takı ve süs eşyaları ile kocalarına süslenmek için harcıyorlar.

Doğu’nun kadınları, kocadan değil de kayınvalideden, görümce ve eltilerden daha çok kadınlardan şikayetçiler. Yani kadınlar yapıyor, birbirlerine ne yapıyorlarsa.

Bizim Batı’lı feministler takmışlar kafayı Doğu’nun kızları erken evlenmesin, çocuk doğurmasın, üniversite okusun, çalışsın…

Onların istedikleri bu değilse size ne oluyor? Devlet eğitim sistemini işletir fakat ilköğretim dışında eğitim için kimseyi zorlayamazsınız. Her kadın lise ya da üniversite okumak zorunda değil. Batı’daki kadınlar için de geçerli bu. Kızların okumasına takmış millet kafayı. Sanki erkeklerin hepsi üniversite mezunu da kızlar eksik kaldı!

Okumayan erkekler olduğu gibi okumayan kızlar da olacak, imkanı olduğu halde okumak istemeyene saygı duymak gerek. Herkes aynı yetenek ve düşüncede yaratılmamış. Ev hanımı olmak isteyen kadına da, işçi olmak isteyen erkeğe de saygı duymamız lazım. Ayrıca onların yaptığı iş, üniversite mezunlarının yaptığından daha değersiz değil. Herkes pazılın bir parçasını oluşturuyor, bütünü tamamlıyor. Birimiz olmadan diğerimiz eksik kalır.

Üniversite mezunlarının diploma kibri ile “Ayy yazııık! İnsancıklar okuyamamış.” küçümsemesi aslında kendinin de okuyamadığını gösterir. Âyet-i Kerime’de buyrulduğu gibi “Nice kitap taşıyan eşekler vardır.” Allah onlardan etmesin. Batının insanları daha bilgili olabilir fakat Doğu’nun insanlarında bilge daha çok. Hayat mektebinde okuyorlar.

Ben Doğu’da daha çok yirmi yaş üstü hanımlarla muhatap oldum. Medyanın ve feministlerin çalışmaları sonucu yeni nesil Doğulu kızların Batılı kızlara benzediği, arada bir fark kalmadığı da söyleniyor.

Batının feminist kadınları tutturmuşlar Doğu’nun bütün kadınlarını kendimize benzeteceğiz diye. Kendi acınacak hallerinin hiç farkında değiller. Feminist kadınların çoğu ya evlenmemiş ya da ayrılmış. Bekarın da evli olanların da yüzünden mutsuzluk akıyor. Tesettürlü olanlar da dahil, erkeksi ve sertler. Kadınlığın inceliğini, narinliğini, latifliğini, çocuksuluğunu kaybetmişler. Kadınlık dışında her şeyi biliyorlar.

Evli olanlar dağ taş gezerken, “Kocam özgürlüğüme karışamaz” diye övünüp Doğu kadınlarına örnek olmaya çalışırken çoğunun kocası evde “Dişi diktatör gitti de bir rahat nefes aldım.” diye karısının evde olmayışına şükürler ediyordur.

Karısından ve onun her şeyi bilen hallerinden, üzerinde kurduğu baskıdan bıkmış, sinmiş kocalar… “Git” diyorlar “Git sen hizmet et, kadınlara özgürlüğün güzelliğini anlat ben arkandayım.” diyorlar.

Kadın gitsin ki adam bir parça özgürlüğün tadını yaşasın. İki akraba görsün.

Ahhh bu devrin kadın zulmü altında inlemeye bile korkan kocaları! İşiniz zor. Fakat şunu unutmayın: Zulme rıza da zulümdür.

Genç evlenen ailelerin kocalarına af gündeme geldiğinde feminist kadınlar çıldırdılar. Hükumette geri adım atınca şimdi zafer çığlıkları atıyorlar. Peki bu feministlerin dertleri genç evlilik mi yoksa sadece evlilik mi? Devam edecek…

 

Okunma Sayısı : 9.868

Feyza için yorum yapın

“Feministler ve Genç Evlilik” için 15 Yorum

  1. Derman() dedi ki:

    Terörist başının yanlış hatırlılamıyorsam beni düzeltin Sema Hanım bir sözü var:”Ya karınıza sarılın ya da silahınıza”.Ülkemiz çok farklı özelliklere sahip.Türkiye’de demografik yapı çok önemlidir.Eğer demografik yapınız yeterliyse ülkeyi yönetecek partiyi siz seçersiniz.Yönetimde söz sahibi olursunuz.Bunu bilen terörist başı bu yüzden böyle bir söz söylüyor.Benim görüşüme göre iş içinde iş var.Bundan bir kaç önceki neslin doğuda 9-10 çocuğu olurken şimdi bu sayı 3-4 ‘e düştü.Anadoluda bu sayı 2’ye düştü.Bazı kimseler bunu bildiği için toplumu şekillendirme istiyor olabilir.
    Sema Hanım batıyı örnek verirken hep uç örneklerden bahsediyorsunuz.Bu yazıyı okuyan kişi zanneder ki Anadoluda’ki, batıdaki kadınlar feminist,burnunun dikine giden insanlar.Fakat her tarafta kötü örnek görmek mümkün.Mesela doğuda nişanı bozmak çok ayıp görülen bir durum.Nişanı bozan kadına bildiğim kadarıyla pek iyi gözle bakmıyorlar.Zaten boşanmak çok zor.Benim tanıdığım aşirette söz sahibi birinin kızı vardı.Babası seninle evlenmek isyeten kişi beli dolayacak kilolarca gelecek bir altın kemer takacak.Yoksa seni kimse alamaz diyormuş.Yani Şanlıurfa’nın genç erkekleriyle konuşun.Adamlar başlık parası yüzünden evlenemiyoruz diyorlar.
    Doğuda evlendikten sonra boşanmakta zor.Yani evet boşanmak kötü bişey fakat bazı erkekler eşlerine haram olan,lanetli olan bazı fiillere zorluyor.Şimdi böyle bir durumdaki kadının boşanamaması büyük bir felakettir.
    Aslında yazının başlığı erken evlilik.Yani zamanında evlilik değil.
    Şuna katılıyorum kadın çalışmaya bu denli zorlanmamalı.Şu bir gerçek gerçekten Türkiye şartlarında çalışıp rahat eden kadın az.Çünkü bir çok yer asgari ücretle ve uzun saatler ile işçi çalıştırıyor.
    Yanlış anlaşılmasın mesela üniversitelerin kimya bölümü.Artık bu kontejyan dolmuyor.Çünkü ihtiyaç yok.Yani bir kızın bu bölümü okumasında kendisine faydası yok.Kendi şehrinde çok daha faydalı işler yapabilir.
    Şu bir gerçek ülkemiz çok fırtınalı dönemlerden geçiyor.Tabi ülkemiz sahibsiz değil.Mesela liderler bir adım atarken çok ileriyi düşünüp adım atıyorlar.
    Yazınızda çok fazla doğulu batılı ayrımı yapmışsınız.Twitter hesabınıza bakmıştım.Sizinle çok uğraşan feminister var.Yani size karşı çok düşmanca hareket ediyorlar.Bunlar kendi kafalarına göre hareket etmezler.Kendilerini besleyen kesin bir üst akılları vardır.Herhalde bu yazdıklarınız o feminsiter içindir.
    Selamlar.Teşekkürler.

  2. Feyza dedi ki:

    Sema abla biz de Izmirliyiz. Izmir’in merkezinde durum zaten icler acisi, gidenler ve gorenler bunu bilirler. Isin ilginci, kendini medeni olarak nitelendiren bu il, yakin bir zamanda yapilan istatistige gore kadina siddette de ilk sirayi aldi. Yani medeniyet dedikleri tek disi kalmis canavar..
    Bati’nin kirsal yorelerinde ise adetler esnek olsa da buralarin da artik metropol adetlerinden pek farki kalmadi. Goclerle beraber sehir kulturu koylere de yavas yavas hakim olup, halkini asimile ettigi icin bu konuya fazla deginmeyecegim.
    Dogu ile Bati’nin kulturu veya Karadeniz kulturu, az cok farkliliklara sahip olsa da aslinda hepsi Anadolu. Kulturune ve adetlerine bagli kalinsa bir Bati Anadolulu ailenin de yapisi ne kadar esnek olursa olsun yine ataerkil yapiya sahiptir. Ornegin Arnavutlardan bir ornek verecegim, adetlerine gore kadinlar, evin en kucuk erkegi dahi oturmadikca oturmazlar, hurmet, hizmet esastir. Baksaniz her hanede kac cocuk..Ama simdi bu adetler bize anlatilan birer hikaye gibi kaldi, bu bir Dogu adeti degil, iste cografya olarak Bati ama Islam inanci ile harmanlanmis bir Batili ailenin kodlarina bu kultur bir sayede isleniyor(du).
    Su an mesele Dogu ve Bati’dan ziyade Ahir zamani iliklerimize kadar yasiyor olmamizla ilgili. Ahir zaman fitnelerinden biri de kadinlarin erkeklere ve erkeklerin kadinlara benzemesi degil mi? Iste tam o zaman diliminin icindeyiz ve bu durumun bu sekilde vuku bulacagi yuzyillar oncesinde zaten haber verilmis. Butun adetler ve kulturler dejenere olabilir, medeniyetler yok olabilir ama insanlarin mutasyona ugramadan yasamlarini surdurebilmeleri icin tek cozum Islamiyete simsıkı sarilmaktan baska birsey degildir.
    Insanlarimiz Islam’i ya yanlis ogreniyor ya hic ogrenmiyor ya da ogrense de tatbik etmekte gaflete dusuyor tabi biz de bu insanlardan muaf degiliz. Hepimizin hatasi kusuru olmaz mi, fakat en azindan itikadi anlamda dinimizi dogru ogrenip yasamaya gayret edebilsek yasalarin baglayiciligi bir yere kadar olurdu.
    Bizim dinimiz fitratimiza en yakin receteyi bize sunuyor fakat biz gidip baytardan aldigimiz recete ile tedavi olmaya kalkisiyoruz. Dinimizin kadina yukledigi en buyuk misyon anneliktir. Ama bugun medrese cikisli hocahanimlar dahi kiz cocuklarinin gecim telasesine dusmus, karma ortamlarda kiz cocuklarini okutmak icin seferber oluyorlar bunun ornegini cok goruyor ve cok da uzuluyorum. Bir kiz cocuguna yeni usul Islam’i degil de hadis-i serifler isiginda gercek Islam’i, ilmihalini, evinde ise edebi saygiyi babaya hurmeti ogretseniz o kizlar cok guzel anne olur, es olur, hanim olur.
    Bugun bu hataya mutedeyyin cevrenin insanlari dahi dusuyor. Kizlar ve erkekler ayni siralarda tesetturlu de olsa beraber okuduklari surece bu asimilasyonlarin ve cinsel kimlik kargasalarinin, kadinlarin anne ve ev hanimi olma uzerine duyduklari komplekslerinin ve korkularinin onune gecmek imkansiza yakin zor ihtimal.
    Sadece dinimizi dogru kaynaklardan ogrenip hayatimizda kilavuz edinebilsek tertemiz nesiller insa eder dunyamizi ve biz de Muslumanin ‘layik’ oldugu idare sekliyle o zaman idare olunuruz. ‘Laik’ sistemle en fazla bu kadar. Bu kadro ile de en fazla ‘laik’ sistem..
    Bu kisir donguyu nasil kiracagiz, bu dugumu biz cozecegiz, Biz gencler yapacagiz insaallah bunu. Kiz cocuklarimiza dinini ogretecegiz, onlara anneligi sevdirecegiz, tesetturu, edebi ve hikmeti kucucuk yastan belletecegiz. Erkek cocuklari ise cok caliskan yetistirilmeli. Sorumluluk kucuk yastan itibaren verilmeli. Bunlar zor egitimler degil, oyun hamuru gibi cocuklar elimizde sekillenecek. Muslumanlar olarak cogalmaktan korkmayacagiz. Tv. Mumkun oldugunca Muslumanlarin evinde olmamali. Gozleri ve zihinleri kirlenmesin cocuklarin. Faydali yayinlar yapiliyor diye savunanlar oluyor, faydali yayinlarin kac misli zararli yayinlar varken bunun faydasi neresinde kaldi?
    Erken evlilik surekli yanlis birsey gibi empoze ediliyor da bu karma ortamlarda temiz kalabilmek ve temiz nesiller yetistirebilmek kolay mi? Bir kadin evinde kendini gayet guzel yetistirebilir, okuyabilir. Hem annelik meslegini icra edebilir, belki bir akademisyen bir prof. olamaz ama dinine bagli bir akademisyen yetistirebilir. Bu da dolayli yoldan egitime destektir. Seminerlerinize hic katilmadim ama sizi okudukca fikirlerinizi daha dogrusu fikirlerinizi sekillendiren inancinizi yani teslimiyyetinizi o kadar seviyorum ki, Allah hak yolunuzdan ayirmasin. Daim duacinizim ve yazilarinizin daha genis kitlelere ulasmasi icin elimden geleni yapiyorum, yapacagim insaallah.

    • ... dedi ki:

      Feyza hanım,

      İzmir konusunda benimde ön yargılarım vardı. Yalnız merkezini 3-4 ilçesini gördükten sonra yanıldığım noktalarda oldu. İstanbul’dan sonra bana göre ikinci güzel şehir. Köyleri insanları yine aynı Anadolu. Yazın inançlı insanları zorlayan durumlar olabiliyor ama genel itibariyle İzmir büyükşehir ve her yöreden dinden insanlar var. Küçük muhafazakar bir şehirle karşılaştıramayız.

      Eğitimle ilgili düşüncelerinize katılıyorum.

      • Gelincik dedi ki:

        Ben 4 yıl Bornova’da yaşadım Sayın … gerçekten çok berbat şeyler gördüm İzmir’de yasanacaksa Izmir’in merkezinde değil de dediğiniz gibi köylerinde yaşamak lazım biz babamla Şirince’ye Ödemiş’e gezmeye gittiğimizde hayran kalırdık insanlarını severdik hiç Bornova’ya dönmek istemezdik ben Manisa’da üniversite okudum evden gidip geliyordum okula bazen eve gitmezdim arkadaşlarımın yanında yurtta ya da evde kalır onlarla vakit gecirirdim o kadar sevmem İzmir merkezi 🙁 Şimdi Eskişehir’e taşındık

        • Feyza dedi ki:

          Gelincik hnm. Odemis Bizim ilcemiz 🙂 Yaklasik bir bucuk saat uzaklikta merkeze yani yakin sayilir. Koyumuz de var ama orda yasamiyorduk. Ben de su an Izmir’de yasamiyorum zaten ama cok guzel tevafuk oldu yazdiklariniz. Izmir’in merkezinde en guzel yerlerini zaten olmadik insanlar istila etmisler. Oldukca karisik bir nufusu var, ama sirf giyimimden oturu ve oldukca sakin sessiz bir halim oldugu halde alisveris esnasinda veya merkezde otobusle bir yerlere giderken yasli teyzelerinden soz atilmasina maruz kaldigim zamanlar oldu. Hani su haberlere konu olacak sekilde. Halbuki kimseye zarari olan birisi de degilim 🙂 O yuzden Izmir’in merkezini ben de hic sevmiyorum. Yasanacaksa mutlaka ilcelerinde yasanmali ama yazlik ilcelerinde de degil.

          • ... dedi ki:

            Feyza hanım Gelincik hanım,

            Ben Çeşme Selçuk Bergama’ya gittim merkezide biraz gezdim. Şirince köyü güzel. Ben çok şükür kıyafetten dolayı bir tepkiyle karşılaşmadım. Ama zihniyet olarak farklılıklar olabiliyor. Bir hanımla tanışmıştım çok fazla insanların dışarıdan birini içine almadıklarından bahsetmişti. Aslında kendisi de egeliydi ama bazen böyle durumlarda olabiliyor. Tevafuk oldu İzmirliler ortaya çıktı sitede 🙂

          • Feyza dedi ki:

            Her zaman olmaz tabi … hanim. Araaira denk gelebiliyor. Bizim Urla’da da bir evimiz vardi bazen oraya giderdik yaz tatillerinde. Ordaki komsularimiz mesela hepsitam Izmirli diyeyim her anlamda. Ama komsuluk iliskilerimiz cok guzeldi zihniyet farkliligina ragmen. Arada Selamun aleykum deyince dalga gecer olmadik cevap verirlerdi takilirlardi bazen. Ama asla sorun yasamadik. Bu daha cok tanimaiginiz kisilerin onyargilarina denk gelirseniz yasanan istisnai durumlar. Buna denk gelmezseniz ve gozlerinizi de koruyabiliyorsaniz kafi. Bunun disinda sakin ve huzurlu bir sehir. Yazin fazla sicak oluyor o ayri 🙂 Yazlari Erzurum’a gidesim gelir soguk havayi cok seven biri olarak 🙂

      • Feyza dedi ki:

        … hanim Izmir’in ilceleri, dedigim gibi zaten Anadolu’dur. Anadolu’nun Bati yanı. Merkeziyle kiyas edilemez ilceleri biz de ilcesindeniz fakat merkeze yakin bir ilce ve yasli orta yasli nufus ne kadar sicak Anadolu insaniysa genc kesim de her bolge gibi bu dejenerasyondan nasibini aldi ilcelerden kastimdir bu. Merkezine gelince ise merkez gercekten hem zihniyet olarak hem ciplaklik acisindan bir Muslumani cok zorlayici. Giyim kusaminiza bakarak onyargili yaklasan cok sayida insan da oluyor. Dogal guzelligini ise belki memleketim oldugu icin tek gecerim. Havasi ve dogasi cok rahatlatici, sakin, guzel bir sehir … hanim.

  3. Süleyman dedi ki:

    Sema hanım kadın örgütleri kapalı, evli, evini seven hanımların başına bir şey gelirse onların haklarını savunmazlar. Eşcinsel erkeklerin bile haklarını kapalı, mülayim hanımlardan daha fazla savunurlar.

    Annem doğuda bir ara kadın derneklerine kadın haklarını koruyan derneklere gitti. Yani eşcinsel getiriyorlar diyor. Bu derneklerde de durmadan hükümet karşıtı ahlak karşıtı hareketler vardı diyordu. O derneklerin derdi kadın hakları savunmak değil ki. Dertleri kadınları batılılara devşirmek. HDP (o zaman BDP) kadın il başkanlarının da onlarla çok ciddi işbirliğiyle çalıştığını söylüyordu.

    Geçen doğuda terzime gitmiştim. Adam diyor bizim ailede kızlar o kadar önemlidir ki. Yani biz diyor ailede kıza erkekten daha fazla para veririz. Hatta okuyacaksa önce kızı okuturuz diyordu. Dediğiniz gibi zaten aşiretlerde acayip bir sahiplenme vardır. Aşiretlerdekini birbirini işte ve diğer işlerde çok ciddi kollar.

  4. ... dedi ki:

    Sema hanım,

    Ben karadenizliyim ama güneydoğu bölgesini görme şansım oldu çevremde doğudan güneydoğudan kişilerde oldu. Yazınızın geneli doğu bölgesini kapsasa da ülkemizin kırsal kesimlerinde hala hayatlar bu şekilde. Yeni nesiller bundan ayrı tutulabilir ama önceki nesillerde erken evlilik ve çok çocuk yaygın.Doğuyla bizim karadenizdeki fark onlarda kadınlar dışarı işiyle çok fazla muhatap olmuyorlar ve haremlik selamlığa daha fazla dikkat ediyorlar. Az çok adetlerini biliyorum. Kadınlık görevleri konusunda Anadolu kadını genel itibariyle itaatkardır ve anaçtır.

    Yalnız büyükşehirlere göç olmaya başladıkça durumlar farklı olmaya başlıyor. Örneğin benim çok yakından tanıdığım aileler var beraber kalıyorlar. Her evde ortalama 4-5 çocuk var. Bunlarla beraber yeni gelinlerde aynı evde kalıyor. Herkes okumak istemeyebilir buna saygı duymak gerekir okumak maddiyat ve isteğe de bağlıdır yalnız terbiye verme ahlaklı nesil yetiştirme konusunda sıkıntılar büyük çocuğu dünyaya getirmek kadar yetiştirmek de önemli.

    Çocuk doğurmayı bir taraftan överken diğer taraftan eğitimsizliğin yol açtığı sıkıntıları küçük görmek kayıp olur. Eğitimden kastım sadece üniversite tahsili değil terbiye ahlak din eğitimi eskiden doğu irfanıyla medreseleriyle anılırdı şimdi ise terörle. Erken evlilik çok çocuk doğurmak sorunun temeli değil sorun çocukları yetiştirecek sorumluların olmaması.

    Yeni nesile baktığınızda doğu batı ayrımı pek yok özellikle büyük şehirlerde yetişenler için kökler doğuda olsada onlarda geç yaşta evleniyor daha az çocuk doğuruyorlar eğitime daha fazla önem veriyorlar ve iş hayatındalar.

  5. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    “Kadınlığın inceliğini, narinliğini, latifliğini, çocuksuluğunu kaybetmişler. Kadınlık dışında her şeyi biliyorlar.”

    Kıymetli Sema Hanım, hakikaten bu cümleniz bu asrın kadınını çok iyi özetleyen bir cümle gönlünüze,dimağınıza ve kaleminize sağlık diyorum.

    Fakat bununla beraber G.Doğunun bir ilinde yaşayan biri olarak sizlere buranın kadınlarından bahsedecek olursam evet sizin yazınızda bahsettiğiniz çoğu durum mevcut bizim yörenin kadınlarında, ama şurada bir parantez açarak belirtmek isterim ki maalesef ama maalesef sizin yanızda anlattığınız doğu kadını profili yeni nesil doğulu kızlarında pekte bulunmamaktadır.

    Benim gözlemime göre şimdinin yeni nesil doğulu kızları ile batının kızları arasında pek fark yok artık. Çünkü iki bölgenin kızları da aynı sistemde okuyup aynı dişli çarkların arasından geçiyorlar aynı telefonları kullanıp aynı sosyal medya ortamlarında sörf yapıyorlar.Dolayısıyla aynı fabrikadan çıkma yeni nesil kızlar ne erkek ne kadın melez bir tür olup çıkıyorlar.!

    Tahminimce “haydi kızlar okula” kampanyasının altında yatan bir neden de doğulu kızları batılı kızlar gibi yapmak sisteme adapte edip erken evlenmelerini engelleyip çocuk doğurmalarına fıtratlarına uygun yaşamalarına set çekmek. Belki şeytanın avukatlığı gibi oldu ama “haydi kızlar okula” kampanyasının ben sadece masumane kızlara okuma yazma öğretme kampanyası olduğunu düşünmüyorum.

    Kısacası Sema Hanım, bugünün doğulu kızı ile bugünün batılı kızı aynı fabrikadan çıkmış ikiz kardeş gibiler…keşke eski nesil doğulu kızlar gibi olabilselerdi bizde ah ah ah nerede o eski kadınlar diye iç çekmezdik…

    • semamarasli dedi ki:

      Allah razı olsun hatırlatmanız için de teşekkür ederim, yazının içine küçük bir ekleme yaptım.

      • ersan baslar dedi ki:

        ben herseye katılıyorum da bu ev hanımlıgına katılmıyorum kadın dedıgın kesınlıkle uretmelı evde yan gelıp yatmamalı ben uretmeyen kadını sevmıyorum acıkcası bu devırde gecınmek te cok zor bunu bılıyosunuz erkegın sırtına butun yuku bındırmek erkeklere sıddettır zulumdur

        • Süleyman dedi ki:

          Tabi evde hd televizyon olamadığı bir hayat zor oluyordur. Hayat çok zor canım. Elde telefon, altında araba, ev alıyorsun filan çok zor. Fakirlikten ayağına çorap bulamayan bizden önceki nesil. Bir ayakkabıyı 6 kardeş giyen önceki nesilde hayat daha kolaydı.

          Evde okuyan, düşünen, hayır faaliyetleri yapmaya gayret eden, evladına bakan, yemek yapan, kadın üretmiyormuş. Benim düşünceme göre ise o hanımlar, kadınlar toplumu üretiyor. Kalpler inşa ediyor minicik çocukların yüreğine, eşlerine huzur evde mutluluk oluyor.
          Varın siz sadece para üreten bir hanımla evlenin evde hd televizyon karşısında mutluluğu bulmaya çalışın.

          • Gelincik dedi ki:

            Ağzına yüreğine sağlık Süleyman Bey annelerimiz yan gelip yatan insanlarmış da haberimiz yokmuş ev işi yapan çocuk büyüten analarımız olmasa bu hayat çok daha iyi olurdu sanki herkesin diline pelesenk olmuş artık hayat zor hayat zor tamam anladık zor da bu hep parayla mı düzeliyor herkes dışarda çalışsa ev işini kim yapacak o zaman ev işi yapmak çocuk bakmak bu devirde yan gelip yatmak oldu maalesef …

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar. “( LAvigerie)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku