Feministlerin (Genç) Evlilik Düşmanlığı

23 Kasım 2016Sema Maraşlı49 Yorum »

7_bOn altı yaşında evlenmiş olup şimdi ise kırklarında olan bir hanımla birkaç gün önce sohbet ediyoruz. Gündemdeki konu olduğundan şöyle bir soru sordum: “Genç evlendiğinizi düşünüp, hiç pişman oldunuz mu?”

“Yooook! Ne pişman olacağım, keşke on beşinde evlenseymişim. Evlendim de hayat varmış dedim.”

“Nasıl yani?”

“Rahmetli annem sabahın köründe başıma dikilir uyandırır, bütün gün de göz açtırmazdı. Evlendim uykulara doydum, bütün gün benim oldu, istediğimi istediğim gibi yaptım, kocamdan Allah razı olsun ben hayatı kocamın evinde yaşadım…”

Elbette her genç evlenen mutlu olmuyor; fakat her geç evlenenin de mutlu olma garantisi yok. Hatta genç evlenenin mutlu olma ihtimali daha yüksek diye düşünüyorum. Yaşları fazla olmadığı için huyları kemikleşmiş olmuyor ve birbirlerine göre adım atmaya, birbirlerini olduğu gibi kabul etmeye daha yatkın oluyor.

Eskiden dedeler, nineler hep genç evlenmişler fakat günümüz şartlarında gençler geç olgunlaştığı için 18 yaşından önce evlenmelerini tavsiye etmem; fakat ben bu olgunluğa sahibim, evliliğin sorumluluğunu taşıyabilirim diyene de engel olunmasına karşıyım.

Genç evlilik tanımını ergenliğe girmiş ve dinen reşit olmuş anlamında kullanıyorum. Dinen reşit olmak da iyiy kötüyü ayırt edebilecek, evliliğin sorumluluğu alabilecek, alışveriş yapacak olgunluğa sahip olmak gibi şartları var.

Feministlerin gençlerin serbest cinsellik yaşamalarına bir itirazları yok, problem gençlerin evlenmek istemesi. İş evlilik olunca 12-18  yaş arasına ısrarla “çocuk” derler; fakat konu “serbest cinsellik” olduğunda onlar “özgür gençler” olur. “İster cinsellik yaşarlar, ister kürtaj olurlar kimse karışamaz” derler. Ayrıca 12 yaşla 15,16,17, 18 yaş nasıl aynı sayılabilir. Arada çok büyük fark var fakat aynı kategoride sayılıyorlar.

Feministler sanat adına her rezilliğe razıdır. Ergen genç kızlar, güzellik yarışmasına girip bedenlerini sergilemişler, şarkıcı olup çıplak klipler çekmişler, dizi/filmler de cinsel istismara sebep olacak sahnelerde oynamışlar, ne gam feministlere, bunlara itirazları yoktur. Birgün de bunlar için toplanıp tepki göstermezler fakat kız çocuklarını düşündüklerini iddia ederler. Bizim dindar geçinen feministler de onlara destek olur.

Feminist kadınlar aslında sadece “genç evliliğe” karşı değiller, onlar evlilik kurumunu sevmezler. Toplumun tepkisinden çekindikleri için bu düşmanlıklarını genç evlilik üzerinden kusuyorlar.  Genç evlilik üzerinden itirazlarına bakarak evlilik kurumuna neden bu kadar karşılar biraz irdeleyelim.

1-Feministlerin evlilik ile ilgili zihin yapıları bozuk: Zannedersiniz ki okumayıp evlenen kızlar bir yuva kurmuyorlar da kör kuyulara atılıyorlar… Kızgın saç üzerinde pişiriliyorlar… Kocalarından dayak yiyorlar… Hepsi 12 yaşında da 70 lik adamlara veriliyorlarmış gibi tepki gösteriyorlar. Onların istisna olduğunu kendileri de gayet iyi biliyorlar aslında.

Kızların çoğu 15 yaşında evleniyorlar. Kimi ailesinin onayıyla kimi de severek kaçıp kendi yaşlarına yakın kişilerle evleniyorlar. Genç evlenenlerin çoğunluğu da mutlu; fakat feministler onların kocaları ile gülüp oynaşıp mutlu olma ihtimallerini hiç düşünmüyorlar, zira feministlerin çoğu bekar; evli olanların da kendi hayatlarında muhabbetin bir karşılığı olmadığı için evlilerin mutlu olabileceğine inanamıyorlar.

2-Feministlerin erkeklerle ilgili algıları bozuk: Bunu pek çoğu itiraf etmese de söylemlerinden açıkça anlaşıldığı gibi erkekleri düşman olarak görüyorlar: Onlara göre erkekler zalim, kadınlar mazlum.

Kendileri erkeklerle ilişkilerinde erkek gibi davranıp, prenses gibi muamele bekledikleri için mutsuz ilişkileri ve evlilikleri olmuştur. Ya evlenmemişlerdir, ya boşanmışlardır ya da evde üzerinde baskı kurduğu, gözünün ferini söndürdüğü, ondan korkan sinik bir kocası vardır. Ne haddine ki karısının karşısında konuşsun!

Feministler kendi odunluklarını göremedikleri için erkek milletini suçlar ve düşmanlık beslerler. Odun dediğime kızmasınlar (Korkarım ben onlardan:)) Nasıl korkmayayım koskoca devlet korktu!)

Feministler kendileri için şunu söyleyebilirler mi? Ben bir kadının neşesini, naifliğini, nezaketini, letafetini taşıyorum. Bir aynaya baksınlar, kendi gözlerinin içine baksınlar ve ben bir kadın olarak kocama ne verdim de ne bekledim diye sorsunlar.

Feministler bir kadın okumamışsa elinde bir mesleği yoksa boşandığında (evliliklerin boşanma ile sonuçlanacağı düşüncesinden eminler, Allah’a karşı da bir güven duymadıkları için rızkın Allah’ın takdiri olduğunu inanmıyorlar) perişan olacağı ya da sinirlendiği zaman kocasını kapıya koyamayacağı düşüncesi ile kadınları okumaya teşvik ediyorlar.

Onlara göre bütün kadınlar üniversite okumalı, güçlü olmalı. Aslında bir gözlerini açsalar etraflarında diplomalı, yalnız, öfkeli kadınlar topluluğunu görecekler fakat gerçekle yüzleşecek kadar cesur değiller.

3-Feministler evlilik içinde cinsel hayatın kadın için bir istismar olduğunu düşünüyorlar:  Sanki evli kadınlar cinsellikten keyif almıyorlar da kocalarının  kötü emellerine alet oluyor. Genç evlenen kadınların hiçbiri eşiyle birlikte olmak istemiyor da kocaları onlara saldırıyormuş gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. 15-18 yaş arasında kızlar cinsel olgunluğa ermişlerdir. Bunu nikahla helal bir şekilde yaşamak istemeleri de fıtri bir arzu.

Feministler erkek düşmanı olduğu için, evli feministlere düşmanla (koca) yatağa girme fikri pek sıcak gelmez. Kadın doğum doktoru olan bir hanım, günümüz okumuş kadınlarında en çok rastlanan problemin cinsel isteksizlik olduğunu bunun da sebeplerinden birinin yatakta da olsa bir erkeğin altında olmayı kendilerine yediremediklerini söylemişti. Ahhh feminizm! Sen ne hale getirdin kadınları.

Bekarlar da kadın hakları yaygarası ile evli kadınları kışkırtıyorlar. “Kocanla birlikte olmak zorunda değilsin, sen istemezsen tecavüze girer, şikayet et…” diye.

4-Feministler, evlenen kızların rahatlarının bozulduğuna inanıyorlar: Oysa genç evliliği, genellikle okumadığı için annesinin diktatörlüğünde yaşamaktan bıkmış, maddi imkanı iyi kızlar ya da ailenin yükü üzerine yıkılmış, maddi olarak sıkıntıda olan kızlar daha çok tercih ediyor. Yani ailelerinin evinde çok da rahat değiller. Bir odada beş kardeşi ile yatan bir kızı, evi bırakın kocası ile birlikte paylaşacağı bir odası bile olması diğerinden çok daha fazla memnun eder. Ya da anne otoritesinden bıkmış bir kız için bir kurtuluş olabilir. Yazının girişinde verdiğim örnekte olduğu gibi.

5-Feministler ev işlerini yük olarak gördükleri için evlenen kadınlara acıyorlar: Ev işi küçük yaşta yapmaya başlayan kızlar için yük değil, hayatın normal akışında yapılması gereken işlerdir. Alışkanlık edinen için ev işleri zevklidir: Yemek yapmak terapi yerine geçer, ev temizliği keyiftir. Yemek yapıp yedirmek, beslemek kadının doğasında var. Ayrıca spor yerine geçer, beden sağlığı için de faydalıdır.

Feminist Baaayanlar! Siz kışkırtmazsanız kadınlar, ev işi yapınca sömürülüp kullanıldığını düşünmüyorlar, merak etmeyin. Kendi mutsuzluğunuzu kadınlara bulaştırmayın. Şu hırs ve öfke dolu ellerinizi çekin kadınların üstünden.

Feminist kadınlar, saldırganlıkları ile hükumetten bazı haksız taleplerine karşılık buldular. Geçen yıllarda feministlerin baskısı ile kabul edilen Aile Kanunu tamamen erkekleri ezmek, boşanma durumunda erkeğin hayatını bitirmek üzere kurulu. O konuda zaten büyük bir adaletsizlik var.

Şimdi kendilerince bir zafer daha elde ettiler. Dini nikahlı insanları “tecavüzcü” olarak etiketleyip onların ve ailelerinin haksızlıklara maruz kalmalarına sebep oldular. Hükumet de dini nikahı, cinsel istismar suçu, olarak kabul etmiş oldu.

Ak Partili feministler CHP li ve diğer partilerden feministlerle el ele hapisteki masumların çıkmasına engel oldular. Kötülükte buluştular. Çocukların babalarına kavuşma umudunu söndürdüler. Bakalım bunun hesabını nasıl verecekler!

Not: Konu bütünlüğünü için okumayanlar son üç yazıdan itibaren okurlarsa bu yazı daha iyi anlaşılır.

Okunma Sayısı : 13.273

Yorum yapın

“Feministlerin (Genç) Evlilik Düşmanlığı” için 49 Yorum

  1. esra dedi ki:

    Sema hanım kadnın evlenme yaşıyla ilgili yapılan genellemeler baskılar peşin hükümler benide oldukça rahatsız eden bir durum. erken evlenmek isteyen kadınlar ili ilgili açıklamalarınız son derece makul ama nedense yazdıklarınızın hiçbirini 15-18 yaş arası kişilerle bağdaştıramadım. bu kadar çıkarımı yapmak içi bahsettiğiniz yaş çok küçük. sizce öyle değilmi?

  2. ... dedi ki:

    “2 erkek çocuk babasıydım. Kızım olunca farkettim ki, şimdiye kadar evde hayvan besliyormuşuz.”

    Orta yolu bulamamızdan kaynaklanıyor sadece bunda değil çoğu noktada. Bir tarafı yerin dibine sokarken diğer tarafı yüceltmek düşman gibi göstermek. Erkek fobi yada kadın fobi bir zihniyet oluşturmak.

    Müslümanım diyen ve İslamı hakkıyla yaşayan birinin feminizme ihtiyacı yoktur. Ak Parti politik bir harekettir İslamın kendisi değildir. Bazı kararları islama uygun olabilir bazı kararları uygun olmaz bu yüzden İslami noktada her zaman Ak partiyi referans almak yanlış olur.

    Bazen halkın yada muhalefetin nabzını ölçmek için belirli teklifler getirilir sadece muhalefetten değil halktan da sanırım yeterli düzeyde onay gelmedi. Çünkü her hafta yada ay halkın tepkilerini ölçmek için anketler yapılıyor. 3000-4000 mağdur aile olsa da halktan belirli onay çıkmadı yada tasarı tam anlatılamadı ucu açık noktalar vardı bunlarda anlaşılamadı ki ısrarcı olunmadı.

    Üyeliğimiz bile kabul edilmeden AP üyeliği dondurma kararı almış. İnşaAllah bundan sonrası hayırlı olur. AB üyeliğine uyum kapsamında kanunlarda özellikle aileyle ilgili meselelerde bu topluma zıt yabancı olan işlere imza atıldı. Yap boz gibi kanunlar yapılıp iptal ediliyor ki toplum ve aile kurumu deneme tahtası oluyor.

    Evet belki biz erken evlilik yapmadığımız için yada şuan boşanma gibi bir durumla imtihan olmadığımız için bu durumun sıkıntısını yaşayanları aileleri ne kadar etkilediğini tam bilemiyoruz. Bundan sonrası için feministlerin koşa koşa gideceği bir AB kapısı olmayacağına göre AB kanunları yerine umarım fıtrat din bu toplumun güzel adetleri dikkate alınır. Doğru ve faydalı olan çoğunluktaysa feminizmin şansı azalacaktır. Lakin çoğu zihniyetin feminizm söylemleriyle algılarıyla bozulduğu da acı gerçek.

  3. Süleyman dedi ki:

    Sema Hanım
    Twitterınıza bakmıştım. Birde Ak troll diye adlandırılan son dönemde muhafazakar fenomen diyebileceğimiz kişilerin twitterlarına baktım. KADEM’ in ne yazık ki dengesiz reklam filmini öven açıklamalar. Bu yolda o kadar yanlız kalmışız ki. Yani ne demek istediğinizi belki bir avuç insan anlıyor.

    • Süleyman dedi ki:

      Yanlışlıkla erken yolladım.

      Geçen bir tweet görmüştüm. Aynen şöyle diyor. “2 erkek çocuk babasıydım. Kızım olunca farkettim ki, şimdiye kadar evde hayvan besliyormuşuz.”. Bu tweet sosyal medyada o kadar yayıldı ki. Erkek evladına adam hayvan diyor. Kimse tepki göstermiyor. Birde hadi kız evladına desin?

      Mesela burada ne kızları ne de erkekleri aşağılamamak olması lazım iken inatla erkeklere hakaret ediliyor. Hanımların haklarını koruması güzel fakat hanımlar haklarını korumuyor erkeklere saldırıyorlar. Bunlar olurken erkekler dahi alkış tutuyor. Evet biz hayvanız tarzı konuşmalar var tweetin altında. Bu nasıl bir zihniyettir. Hiçbir şeye uyanmamışız demek ki. Uyuyoruz.

      Allah inşAllah çalışmalarınızı daha fazla görünür kılsın Sema Hanım. Emekleriniz iyi insanlara ulaşsın. Bu yolda bizlerin ve başkalarınında hem hanımların hem erkeklerin hayırlı gelecekleri için doğru bir bilinçle çalışmamızı nasip eylesin.

  4. mehmet dedi ki:

    Sema hanım tebrik ederim, çok doğru tesbitler yapmışsınız yine. Toplumdaki en büyük dejenerasyona parmak basmışsınız. Ayrıca siyaset kurumundaki sorumsuzlukları işin içine katmanızda iyi olmuş, sonuç itibariyle herkes yaptığının ve yapmadığının hesabını verecektir elbet, seçilmiş olmak daha çok sorumluluk gerektirir. iyi ki ahiret var.

  5. Süleyman dedi ki:

    Evlilik hayatının zindan gibi gösterilmesi yüzünden hakikaten genç kızlar evlilikten korkar oldu. Daha kötüsü erkekler bile etkilendi. Evlilik deyince niye başıma dert alıyım der oldular.

    Bu kadar koşullanma olunca evlenip mutlu olanlar bile bir mutsuzluk için sebep arıyorlar. Yani ben gene teşekkür etmek istiyorum Sema Hanım size. Belki burada çok az kişi olsakta biz gençleri evliliğe ısındırıyorsunuz. Siz ve bu site olmasa muhtemelen evliliğe karşı ben bile soğumuştum.

    • Süleyman dedi ki:

      Feyza Hanım

      Birde bu arada yaşanılan olumsuzluklar insanı kırıyor. Gene elhamdülillah ümitsizliğe kapılmıyoruz. Devam ediyoruz.

      Bana sormuştunuz eğer evlenmeye talip olduğunuz kişi olumlu veya olumsuz olursa uygunsa haber verebilir misiniz diye? Birde niye bu kadar az talibe gittiğimi söylemiştiniz? Talip olduğum kişi hayır demiş. 1,5 ay olmuştu söylediğimizden beri aracıya. Sebep olarakta talip olduğum hanım İstanbuldan çıkmak istemiyormuş. Birde yükseklisans yapmayı istiyor ve projeler düşünüyormuş. Ben gene 1,5 ay bekledikten sonra reddedildim. 9. olumsuz cevap oldu bu. Hemde daha görüşmedim bile. Biraz kırıldım ama tabi sitem edemem kimseye. Bu kadar az kişiye talip gitmemde tabi aynı sebeplerden reddedilmem ve biraz hanımlar bazen ne hayır ne evet diyorlar. Bayağı bir bekletebiliyorlar.

      Kalbim kırıldı biraz ama neyse yolumuza devam edeceğiz. Bu sitenin verdiği bir bilinçle hayırlı bir evlilikten tabi ki vazgeçmiyeceğim. Hayırlısı olsun. 🙂

      • Gelincik dedi ki:

        Valla ben inanmıyorum ne yüksek lisans yapar ne de proje mroje üretir sizi kaybettiğine yansın bence ???

      • Feyza dedi ki:

        Suleyman bey, siz olmadigindan ziyade omrunuzden calinan bir bucuk aya uzuluyorsunuz ki bu konuda ne deseniz haklisiniz. Bu sure esnasinda kac sefer gorustunuz bilmiyorum ama yuksek lisans yapacagimi hanimefendi sizle tanismadan once bilmiyor muydu, ya da ilk gorusmede size soylemeliydi. Bir bucuk ay cok uzun bir sure karar verip dusunmek icin. Ama hakkinizda hayirlisi olsun. Yani insan bu gibi hayati kararlar yuzunden evliligini aklinda zaten ertelemisse eger, bunu muhatabina ilk gorusmede soylemeli diye dusunuyorum ki karsi taraf da yoluna baksin. Hic uzulmeyin.Allah kiymetinizi bilenlerle karsilastirsin. Ozel olmazsa aslinda sunu da merak etmistim. Daha cok okumak istedikleri icin reddediyorlar sanirim evliligi talip oldugunuz kisiler. Acaba calismasa da universite tahsili sizin icin mutlaka olmazsa olmaz birsey mi? Yani siz belli bir akademik cevrede buyudugunuz ve akademisyenlik dusundugunuz icin belki haniminizin da en azindan universite tahsili olmasini istiyorsunuz belki. O zaman da haliyle okullarini bitirmek icin belli bir yasa kadar bekliyorlar. Eger tahsil duzeyi diploma anlaminda cok muhim degilse sizin icin, disaridan okuyan ve evliligine engel olmayacak hanimlari tercih edebilirsiniz. Okul engeli olmaz tabi nacizane tavsiyem. Cunku biz her ne kadar burada okurken de evlenilebilecegini savunsak da bu gorus herkese hitap etmiyor.
        Bu site benim ufkumu da cok acti Suleyman bey. Burada bazen olumsuz hayat kosullarina sahip olumsuz tecribeler yasayan insanlari gorunce inanin onlar adina cok uzuluyor kendi dertlerimi bile unutuyorum. Sonra bazen korku oluyor karsima cikacak kisiye dair ya kotu biri olursa korkusu degil benimki, ya ben iyi kalamazsam ben kotu biri olursam seklinde vehimler de bazen ususuyor kafama. Ama bu dusunceleri hemen bertaraf edip pozitif dusunmeye calisarak uzaklastiriyorum kendimden. Aklima hep guzel ornekleri getirip sorun yasayan o kardeslerime cani gonulden dua ediyorum. Siz de uzulmeyin, kalpler kiriliyor bazen haklisiniz. Ama demek ki Allah size daha hayirli bir kapi acacak insaallah. Bekleme sureci yipraticidir her zaman hangi konu olursa olsun. Evlenecek kisilerin, karsidakinin hakki icin bu incelige dikkat etmesi gerekir. Umudunuzu kaybetmeyin.

        • Feyza dedi ki:

          Afedersiniz yazinin icinde gecen kismi farketmedim. Hic gorusmedik demissiniz. O halde sanirim sorun aracinin agirdan almasi ya da yine kiz tarafinin gecikmeli cevap vermesi. Bir gecikme var ve bunun da mesuliyeti var, sartlar degise de bu gercek degismiyor. Hakkinizda en hayirlisi olsun Suleyman bey.

          • Gelincik dedi ki:

            Feyzacım ve Süleyman Bey o kadar güzel yorumlar yapmışsınız çok teşekkür ederim Feyzacım bak ben yemin etmeyi sevmem çok da yemin etmem ama yemin ediyorum suratlarını ekşitiyolar adamdan saymıyolar cüzzamlı gibi muamele ediyolar biz de bıktık artık ama demem o ki yazdıklarım sizi şaşırtmasın kızdırmasın olanı söylüyorum bire bin katmıyorum ondan diyorum Rabbim hayırlısıyla karşılaştırsın diye 🙁 Bide neredeyse Türkiye dışına çıkmalık olduk yani aramak için istemiyolar istemiyolar benim babam bi maaşla dört kişilik aileye krallar gibi baktı Allah’a çok şükür yediğimiz önümüzde yemediğimiz de önümüzdeydi ama artık bu devirdekileri bende anlayamıyorum Süleyman Bey hadi sen erkeksin abim erkek siz illa çalışacaksınız da bana da diyolar dışarı işin olacak ev işini de mükemmel yapacan ben diyorum ahtapot muyum hangi birini yetiştirecem üniversiteden arkadaşlarım öyle veya böyle bi iş buldu anında nisan düğün Allah daha iyi etsin mutlu mesut etsin ama artık işler böyle yürüyor çok azınlıkta kaldık çok 🙁 Süleyman Bey bak sende örnek vermişsin taksitle almam demiş arkadaşın etraf dolu boyleleriyle bende ne yapacağımı şaşırdım ya 🙁

        • Süleyman dedi ki:

          Feyza Hanım, Gelincik Hanım

          Aracı olan hanım çok iyi biri ağırda almamış. Hatta yani israrcı bile olmuş sağolsun. Karşı taraf biraz ağır almış. Bugün bir tanıdığımızı gördüm. Birine talip mi gittin dedi. Dedim ki evet nereden bildin?. Ona sormuşlar. Oradan biliyormuş meğer. Oda sağolsun kızım olsa veririm. Çok iyi çocuk demiş. Yani herkes iyi demiş. Gene niye böyle çıktı anlamadım.

          Yani Feyza hanım ben emin olun üniversite mezunu olmasını hiç önemsemiyorum. Lise mezunu hanımlara da talip oldum. Yok kabul etmiyorlar. Kimse kabul etmiyor. Çevremde hep akademisyen çevresi olduğu için tabi daha çok hep üniversite okuyan kişiler getirildi ama benim öyle bir kriterim yok. Sadece benimle yani sohbet edebilsin. Örneğin yanlış anlamayın ama siz üniversite okumasanızda çok kültürlü bir insansınız bu belli. Yani üniversite benim için kriter değil. Ben aracı hanıma giderken kriterlerimde özellikle söyledim. Sakin evini seven biri diye. Sakin birini bulmuş ama yani fakülte birincisi bir kız. Evine ne kadar bağlı olabilir ki?

          1,5 ayıma üzüldüm ama reddedilmekten daha fazla üzüldüm. Her seferinde reddedilmekten o kadar sıkıldım ki. Elim yüzüm düzgün biriyim ve aslında iletişim kurarken sıkıntı çekmiyorum. Kendim bulsam yani hiç sıkıntı çekmem. Ablam talip olduğun kızlar seni görseydi hepsi evet derdi diyordu. Ablam olduğu için ve abimde iyi birşey değil ama bir aralar çok kızlarla haşır neşir biri olduğu için ben bir hanıma nasıl yaklaşılacağını nasıl konuşulacağını da çok iyi biliyiyorum. Yalnız hiç bir zaman tercih etmiyorum o yolu. Yalnız görücü gidilince de her seferinde daha fotoğrafımı görmeden reddediyorlar. Yani çok yıpratıcı oluyor.

          Annem mesleğin olsa kabul ederler diyor. İyi güzel meslek sahibi olup gideyim ama yani bir hanım o zaman beni sadece mesleğim olduğu için mi kabul edecek? Bu da duygularımı kırıyor. Yani elbet meslek sahibi olacağım ama meslek olmadan görmeye tenezzül bile etmiyorlar. Demek o zaman sadece meslek için kabul ediyorlar gibi geliyor ne yazık ki 🙁

          Birde yani yüksek lisans her zaman yapılır. Bir proje de kocanız olduğu halde yapılabilir. Yani ama hayırlı bir eş öyle kolay bulunur mu? Neyse ben gene de denemeye devam edeceğim. Allah inşAllah hayırlı birini nasip eder.

          • .._ dedi ki:

            Süleyman Bey Allah yadımcınız olsun.çevreniz geniş.Bide bir yorumunuzda yanlış hatırlamıyorsam doğuyuda bildiğinizi söylemiştiniz .Oranın örfünü adetini de bilirsiniz.Kültürüne yabancı değilsiniz.Orda da kızlar atık daha çok okumayı tecih etselerde yuvasındaolmayı, evine hizmet etmeyi seven insanlarda var ordan kısmetinizi aramayı denediniz mi?

            Anlamıyoum gerçekten hızlarımıza neler oluyorda hiçbirşey beğenmiyorlar yükseklerde uçuyorlar?

            Allah karşınıza saliha bir hanım çıkarsın.Youmlarınızı okuyunca üzülüyor ve size dua ediyorum.Sabr edin.Sabrın başı acı olsa da sonu tatlıdır.İnşaAllah acıyı şimdi yaşadığınız gibi tatlıya da ulaşırsınız.

          • Feyza dedi ki:

            Suleyman bey, bu reddedilme sayilmaz, o yuzden uzulmeyin. Siz aslinda reddedilmiyorsunuz, sadece ya hic ya da yeterince firsat taninmiyorsunuz. Gorusup konussa ve begenmese karsi taraf reddedilmis sayilabilirsiniz ama bu kisi anladigim kadariyla evlilige oldukca mesafeli ve henuz hazir olmadigi icin size imkan vermemis. Yani sorun sizde degil kendisiyle ilgili asamadigi bir durum var, o yuzden kendinizi reddedilmis psikolojisine layik gormeyin. Baskasi da olsa sonuc degismeyecekti demek ki. Kendi hayatiyla ilgili farkli planlari var ki evliligi dusunmuyor. Zararin neresinden donseniz kardir. Su da var, hanimefendinin aklinda kendi hayatina dair cizilmis bir plan varken gorusme gerceklesseydi ve siz etkilenseydiniz de olmasaydi daha cok uzulurdunuz belki. Hic olmazsa hissi bir kaybiniz olmadi.
            Zaten gorucu usulunun en buyuk avantaji bu. Cogumuz toplum icine karissak ve kendimiz birileriyle tanismaya calissak kadin erkek farketmez. Mutlaka simdikinden daha esnek sartlarda daha fazla insan tanima sansimiz olur. Ama isin gunahi bir yana da bir de duygular devreye girdigi zaman onunu almak bu kadar kolay olmayabilir. Yanlis insanlar, yanlis kararlara sevkedebilir duugularimiz bizi. Nihayetinde nefs sahibiyiz ve insaniz hepimiz. Ne kadar okusak ne kadar bilsek hatadan mustagni degiliz. Nefsin baskin gelip acziyete dusurme ihtimali daha yuksek. Isin icinde aileler buyukler olmadigi zaman kisiler de birbirine yogun duygusal durtulerle daha farkli tanitabiliyor kendini ve karsidakini kendine baglamakta mahir olunca insan, magduriyetler de artabiliyor. Bu sekilde once mantiksal bir duzlem saglanip bu saglam temel uzerine duygularla birseyler insa etmek daha saglikli. Ben sahsen duygusal bir insanim ve inancim dogrultusunda yetisip buyumeseydim hataya dusebilirdim, gereksiz acilar cekebilirdim. O yuzden ayet -i kerimede de zina etmeyin emrinden once zinaya yaklasmayin denmesinin bir hikmeti de bu olmali. Yaklasmayin ki zarar gormeyin.
            Derman beyin soyledigi seyleri dusundum is konusu maalesef onunuzu tikiyor, anneniz de bu dogrultuda birseyler soylemis. Ben de meslek sahibi oldugunuz zaman bu sorunlari asacaginiza inaniyorum. Biz ne yazarsak yazalim burada, toplumun genel kanisi bu yonde cunku, bunu degistiremiyoruz. Meslek cogu insanin olmazsa olmazi. Okulu bitirseniz de meslek ve askerkik erkeklerin onunde bir engel oluyor. Bunun onune gecemiyoruz ama soyle dusunmeyin. Sizinle mesleginiz icin evlenmeyecek karsiniza cikacak hnm. Sadece zorluk cekmek isteniyorlar. Hazir hayat daha cazip geliyor. Hani agri esigi diye birsey vardir ya, iste cogu insanda bu esik hayli dusuk ve rahat hayat dururken hayat arkadasiyla da olsa bir darlik yasamak istemiyorlar. Genel kani bu yonde olunca insanlar etkileniyor birbirinin fikir ve hayat tarzindan. Siradisi dusunenler her zaman azinliktadir cunku.
            Derman beyin telefon tavsiyesi biraz zor gibi geldi bana. Cunku hic tanismadan direk telefonda konusmak biraz zor olurdu. Once yuz yuze gorusmek hem fiziksel acidan gorup begenmek, hem sohbetin daha rahat edilmesi acisindan daha guzel olur. Tanimadiginiz biriyle telefonda ne konusabilirsiniz ki insan zaten cekinir. Karsi taraf da cekinir. Bir de su var, telefonda anlassaniz da sonra yuzyuze gorusunce etkilesim olmasa bu sanki fiziksel halini begenmeme gibi olur ve daha kirici olabilir. Diger turlu konutuk anlasamadik dersiniz sebep dis gorunus olsa dahi. Yani maxeret listesi daha genis olur. Telefonum ilk gorusmede anlasilirsa kisiler o zaman verilmesi, bastan olmayacaksa hic telefon muhabbetine girilmemesi taraftariyim. Tabi sadece sahsi fikirlerim.

          • Gelincik dedi ki:

            Süleyman Bey önce de yazdım şimdi de yazıyorum meslek sahibi olmadan kız arama işlerine girişme vermezler vermezler vermezler diyorum bu sadece görücü olayı için geçerli değil oğlan kız çıkıyo 5 veya 6 7 sene diyelim evlenecekler kızın anne babası soruyo ne iş yapıyo is yoksa iş sahibi olana kadar bekletiyolar sonra evlilik oluyo demek ki sadece is icin isteniyor bu durumda kırılıyorum da demeyin tamam iyi hoş süper der kız ve ailesi iyi de ben ne yiyecem ne içecem nasıl gezecem neyle giyinecem diye de düşünür kız babası olsan sende öyle düşünürsün önce meslek bak abim 26 yaşında asgari ücretle çalışıyor kız bakmıyoruz biliyoruz ki kimse vermeyecek ne kadar iyi olsak bile bende işsizim hani diyeceksin sen kızsın ne alaka beni de isteyen yok niye işim yok ondan istemiyolar devir çok değişti bunlar maalesef acı gerçekler daha çoook geçsin biraz daha sabır gör bak bi akademisyen ol sen begeneceksin az sabır dua da ediyorum tüm iyi yürekli bekarlarımıza Rabbim gönlümüze göre versin İnş

          • Süleyman dedi ki:

            .._ Hanım. (Hanımdınız değil mi rumuz cinsiyet belirmeyince karıştırabiliyorum bazen)

            Doğuya da gittim. Lise mezunu bir hanıma talip olduk. Dedesi eski Hakkari nin bilinen seyyid soyundan birinden geliyordu. Yalnış hatırlamıyorsam. Aile olarak tanıyorduk. Kardeşi ile de biz bir itikafta tanıştık. Baktım çok güler yüzlü iyi niyetli bir çocuk. Dedim ablası da belki iyidir. Bayram oldu. Ziyaretlerine gittik. Bende anneme dedim ki kıza iyice bak lütfen 😀 Yani hal hareketlerine filan. Bakmış beğenmiş annem. İstedik babası çok mutlu oldu ama kız kabul etmemiş. O sene kazanamamıştı üniversiteyi. Üniversite okumak istiyorum demiş. Okumasında demedim ama olmadı.

            Güneydoğulu bir hanıma talip olduk ama görmeden hayır dedi. Kariyer yapmak istiyormuş.

            Doğulu bir arkadaşım var. 20 tane kişiye gitmiş belki okuan okumayan herkese. Ancak 27 yaşında evlenebilmiş. Bende anlamadım. İşi de vardı çocuğun.

            Nasip bekleyeceğiz ve göreceğiz. Bu arada dualarınız için teşekkür ederim. İnşAllah dualarınızda hayırlı bir evlilik için biriken sermayem oluyordur 🙂

          • Feyza dedi ki:

            Gelincik hnm., inanin ki tuylerim diken diken oldu. Yani burada bazi yazilanlari okuyunca hakikaten sanki kapali bir fanusta yasadigimi hissediyor ve disaridaki insanlarin durumuna cok sasiriyor, inanilmaz derecede icerliyorum..yani nasil bir dunyada yasiyoruz, Abiniz asgari ucretle calistigi icin kiz bakamiyor musunuz? Onemli olan asgari de olsa bir iasesi olmasi degil mi, hic calismiyor degil ki, hem helalinden kazaniyor daha ne olsun? Herkesin dengi vardir diye hala iyi niyetimi muhafaza etmeye calisiyorum ama durum bu kadar mi vahim yoksa?? Diger yandan siz bir kadinsiniz. Sizin icin calisiyor olmamaniz neden sorun oluyor? Siz bundan mes’ul degilsiniz ki, bu sizin vazifeniz degil ki. Sirf bu yuzden mi evlenemiyorsunuz vallahi aklim almiyor. O kadar uzuluyorum ki boyle seyler duyunca, para hersey mi demek oluyor yahu, dunyanin ipini cekesim geliyor, cok yazik..Ben sizin bekar oldugunuzu gozden kacirmisim hep evli gibi canlandirmistim zihnimde. Allah gonlunuze gore versin ne diyebilirim, size de bu yonde dua edecegim insaallah..Bosanmalar bu kadar fazla, evlenmek bu kadar zor, Allah yardimcimiz olsun.
            Bogazim dugumleniyor ve hayretimi gizleyemiyorum.
            Evvelki gece bir ablamin annesi vefat etti, cok etkilendim durumuna nasil gipta ettim o teyzenin. Dunya bos iste. Bu teyzeme Allah rahmet etsin ama paylasmadan gecemeyecegim konuyla ilgili veya degil affiniza siginarak..Teyzenin ardindan kocasi ‘melek uctu ‘diye agladi. Yani bir kadin icin oyle guzel bir durumdu ki bu. Kocasi nasil razi olmus kendisinden dusunun..Bu teyze nasil biriydi derseniz, bes vakit namazli abdestli, o kadar sakin sessiz, dilinden zikri eksik olmayan, nur gibi bir hanimdi mekani Cennet olsun. Kocasina oyle saygili, hurmetkar, kac yildir taniyorum, kocasi sert mizacli oldugu halde bir dedigini iki etmemis, asla sesini yukseltmemis bir teyzemizdi. Butun herkes sahit ahlakina. Hastalik da yasamis, ezilmis de bir teyzemiz. Ama manen oyle guzel bir hayat yasadi ki olumunden once herkesle helallesti sanki hissetti, kocasiyla helallesti, yurtdisindan oglunu cagirdi, son hatimini tamamladi ve hepimiz hayret ettik ne oluyor ki diye neden helallesiyor herkesle ve evvelki gece fenalasmis. Birseysi yoktu. Kizi kelime-i sehadet telkin ettiginde en yuksek sesiyle okumus ve gece vefat etti. Cenazesini cok sevdigim icin ben yikayacaktim. Dun gece ruyamda gordum kendisini ve bekle misafirim gelecek beni yikama dedi. Uyandim ki oglu bugun geliyormus onun icin bekletmek istemis ailesi. Ben zaten ruyamda onu oyle guzel bir suretle gordum ve meramini bildirdi ki cok tesirinde kaldim.
            Bir bakarsaniz bir an dusunseniz bu teyze ne kadin haklarini bilir, ne yuksek ilim sahibi, ne de universite tahsilli eli ekmek tutan bir hanimdi. Ama hayati ve bilhassa vefati oyle guzel oyle ibretlik ki. Hayati itaat ve sadakat uzere gecmis bir hanim. Yuzu zaten vefat ettigi halde hala mutebessim bir ifade ile.
            Iste hayat boyle birsey. Bir yanda bitip tukenmeyen emellerimiz , dipsiz bir cukur gibi; diger yanda Allah’in rizasi icin yasamis samimi insanlarin insaallah kazandigina inandigimiz cok sade bir hayat karsiligi aldigi essiz bir sermaye.. Onlar da kadindi, ellerine pankart alip meydanlara cikmadilar ama Allah’in rizasini insaallah kazandilar ve en buyuk hazineye insaallah kavustular. Ben bu duzende ne erkekleri ne kadinlari anlamiyorum. Ahir zamanda yasamak ne kadar zor, nesilleri tukenen bu insanlarimizi ise rahmet ve saygiyla aniyor, gipta edilecek bir hayat olarak sadece onlarin hayatini goruyorum. Butun maddiyat bir kenara Allah iman ve ahlak guzelligi versin, bu guzelligin kadrini bilen insanlarla karsilasmayi nasip etsin. Geri kalan ne varsa beyhude, inanin ki berhava..

          • Süleyman dedi ki:

            Feyza Hanım

            Şimdi mesele şu. İş sahibi olurum inşAllah. Uğraşıyorumda. Mesele zaten iş sahibi olup olmamak değil. İş sahibi olmam lazım zaten.

            Örneğin bir hanım boyutuyla benim meselemi ele alayım. Biri size talip oldu. Herşey iyi. Dediler ki çok iyi bir kız, ahlaklı vb. İyi bir hanım profili yani. Sonra sizin resminiz gösterildi ve beyfendi dedi ki
            -aa bu kız güzel değil ben görüşmek istemiyorum.

            -İşte çok ahlaklı kız, bir görüş belki için ısınır. Talip olan bey dese ki

            -olmaz ben görüşmek istemiyorum.

            Şimdi bir hanım böyle bir duruma üzülmez mi? Tamam güzellik sıfır bir etki değildir ama görüşme reddedilerek bir insanın kişiliğine sıfır değer vermiş olunuyor bu sefer. Bu durumun tam tersi de olsa siz kırılmazmısınız ? Eşiniz senin güzelliğini seviyorum fikrin ve zikrin hiç önemli değil derse kırılmaz mısınız? Afedersiniz salak kız ama güzel tanımı eminim her bir hanıma denilse kırılır.

            Mesele hanımların beni reddetmesi değil. Görüşsek ve ısınamadım derse bir şey diyemem ama benim kişiliğim sıfır sayılıyor.
            -Yani mesleğin yok mu?
            -Hayır ama yani uğraşıyorum inşAllah olacak.

            -O zaman boş ver. Ne kadar iyi bir insan olsanız da mesleğiniz olmadığı sürece değersizsiniz. Bu durum geçici olsa bile. Meslek sahibi ol kişiliğin ondan sonra önemli olur. deniliyor bana.

            Erkeklerinde duyguları var. Yani hanımlar söyleniyor ben hizmetçi değilim. Güzel söz duymak istiyorum. Sevilmek istiyorum diye. Erkekte afedersiniz ATM (para çekme makinesi) değil ki. Erkekte değer görmek istiyor. Sen para getir bende güzelliğimi vereyim. Böyle bir evlilik tasavvuru olabilir mi? Sadece böyle bir tasavurun üzerine inşa edilen evlilik ne kadar gider?

            Meslek ve güzellik evlilikte sıfır değeri olan şeyler değildir elbet. Bunlar evlilikte önemli fakat bütün değerlendirme bunlarla başlıyor ve bunun üzerinden gidiyorsa o zaman sıkıntı olmaz mı? Dinin evlilik görüşmesindeki değeri oruç tutmak ve namaz kılmak boyutunda kalırken işin ve güzelliğin bu kadar yer kaplaması sıkıntı değil mi? Benim asıl üzüldüğüm işte bu.

            Korkuyorum çünkü yarın bir iş sahibi olursam yani eşim beni işim için mi sevdi yoksa beni mi sevdi şüphesindeyim. Bundan endişeleniyorum. Bir hanım mal hükmünde gözükmek ister mi? İşte bende sadece bir mal hükmünde gözükmekten korkuyorum. Yani gönlüm bunu kabul etmiyor.

          • Süleyman dedi ki:

            Gelincik Hanım.

            Biz sizinle farklı düşünüyoruz sanırım. Geçen bir yorumunuzda gençliğinizi yaşayın demiştiniz. Emin olun gençliğimi yaşama zihniyetinde bir adam hiç olmadım. Benim gençliğim 18 yaşında üniversiteyle bitti yani. Durumlarda öyle oldu. Doğru dürüst akşam çıkıp sakin bir yerde oturacağım bir arkadaşım olmadı. İstedim ama bulamadım çünkü kimse benimle aynı dili konuşmuyordu.

            Sesten, kalabalıktan, böyle alışveriş merkezi dolaşmaktan hiç hoşlanmam. Hep sakinliği ve huzuru tercih ettim. Yaşıtlarım beni anlamıyor. Zaten konuşabildiğim kişilerde genellikle 5-6 yaş büyüklerim oluyor. Bu tercih benim değildi. Yalnız durum böyle gelişti. Pişmanmıyım değilim ama fikirlerimi paylaşamıyorum bu sefer. Ancak bu platformlarda dile getirebiliyorum. Ya da uzakta olan arkadaşlarımı ziyarete gittiğimde paylaşabiliyorum.

            Geçen yüksek lisanstan bir arkadaşımın evine gittim. Böyle Allah kitap diyen ama namaz kılmayan bir çocuk. Ben çalışan eş istiyorum dedi. Dedim ki yani neden çalışan eş istiyorsun. Salonundaki kocaman televizyonunu gösterdi dedi ki mesela ben buna taksitle almak istemiyorum. Şimdi araba için parayı bastım aldım. Televizyon için direk parayı çıkardım aldım diyor. Taksit ödemek istemiyormuş.

            Erkekler kusura bakmasın ve büyük konuşmak istemiyorum ama erkekler ne ara böyle oldu. Biz bu kadar düştük mü? Bu kadar aç gözlü davranmak niye. Belki asgari maaş alan adamı evinin zor idare eden büyük şehirde yaşayan adamı anlarımda bu adamları anlamıyorum.

            Sizi işiniz için tercih edecek birine bence çok itibar etmeyin. Anladığım kadarıyla heyecanlı bir insansınız. Özellikle evlilikte dikkat edin.

            “Gör bak bi akademisyen ol sen begeneceksin” demişsiniz. Mesele benim seçmem değil. İsteğim zaten böyle bir sürü kızı etkilemek böyle istediğimi seçmek değil. Sadece eşimi bulmak istiyorum. İş sahibi olsam da böyle özgüvenli olmak istemem. Ölümlü dünya. Hep şu aklıma gelir. İstanbul Üniversitesinin rektörü kim mesela? Ya da bizim 5. cumhurbaşkanımız? Adam öldü gitti. Hakkında hiçbir şey kalmadı. Afedersiniz binlerce akademisyenin arasında benim adım mı kalacak? Çok ciddi ilim çalışmaları yapmış adamlar var. Şimdi sadece belki tezlerde adı var. Hayatta kimse tanımıyor.

            Çalışmam gerekiyor ama doğrularımı ihmalde edemem. Etmem istemem.

            Bu arada kız babası olsam çocuğun zihniyetine bakarım. Babamın yaptğı gibi. Ablam akademisyen idi. Eniştemle tanıştıklarında eniştemin işi yoktu. Nişanda ise asgari maaşlı bir işe girdi. İşi yokken ben ne yüzle geleyim işim yokken babandan seni isteyeyim demiş. Babamında yanındayken dedim ki yani uzatıp harama girmesinler gelsin istesin. Babam da katıldı. Evlendiler. Bir iş kurdu eniştem şimdi ne güzel gidiyorlar. Ablam ne hayır dua aldım bilmiyorum ama Allah bana eşimi nasip etmiş demişti. Biraz heyecanlı biri ablam ama eşi sakin biri. 1 senedir bir kez bağırmadı diyor 🙂 Mükemmel insanlar değiliz ama ben babamdan tevekkülü öğrendim. Zaten benim bu durumlarda eleştirdiğim evlenememek değil tam olarak. Bu yalnış zihniyet yüzünden evlilik işlerinin sarpa sarması.

            Evliliği bu kadar şarta bağlamak sıkıntı. Siz bunu gereklilik görebilirsiniz. Toplumunda çoğu da öyle görebilir. Fakat dünya aksini dese bile doğru olan bu. Denklik önemli fakat biz artık iyice aç gözlü bir tavır aldık. Benim dışında gençlerin genel ekserisinin bu kadar zor evlenmesi beni üzüyor.

          • .._ dedi ki:

            Rica ederim
            Süleyman bey sizin için aracı olanlar sizin ilerde akademisyen olmak istediğinizi söylüyolar mı ? Kızların kabul etmeme sebeplerinden biri de sizin ,bi mevki sahibi olduğunuzda kendisini hor , küçük görme ,Hİçbirşey bilmeyen bir cahil olark görebileceği ihtimali vererek korktuklarından olabilir mi acaba?(Diploma sahibi olmayanların cahil görüldüğü bir zamandayız.Bunun için söyledim.Sizi tenzih ederim )Babanızın (mesleğini) ve kendinizin gelecekteki planlarınızdan ilk etabta dile getirmeseler nasıl olur? Bir tanıdığım hanımın ailesinin maddi imkanları pek yerinde değildi.Evlilik üzerine biraz konuştuğumuzda babasının iyi bir eve sahip olmadan evlenmeyi düşünmediğini söylemişti.Üstelik kendisi univ. okuyordu.Nedenini sorduğumda hor görülmeten korktuğunu söylemişti.

            2 bir mevzuda Süleyman bey, türkiyenin dogusunın bir kısmı aslen İran a dayanıyor. Farklı ırklar olunca da hayata bakış açısı,anlayışı farklı olabilir.Bu sizin için ilerde sorun teşkil eder mi?

            Daha küçük yerlere ilçelerden tanıdıklarınız varsa iletişime geçseniz,ilçelerden munasıb birini bilebilirler belki.Bildiğim ve gödüğüm kadarıyla küçük yerlerdeolan kızlar için okumak biraz daha arka planda kalıyor. yani kariyer yapmak kimilerinin planında yoktur bile.

            Bir öneride bulunmak isterim.ilerde İş sahibi biri olursanız eğer,Daha çok akademisyenlik hedefinize ulaşırsanız(hayırlısı ile ulaşırsınız inşaAllah) talib olacağınız her kızdan (görüşme,konuşma arefesinde )saklamanız daha iyi olur diye düşünüyorum.Aracı olacak olan kişilerin bunu söylememeleri daha iyi olur.böylece karşınızdakinın evliliğin mahiyeti hakkındaki düşüncelerini,neiçin evllendiğini daha rahat anlayabilisiniz.
            Benim şahsi fikrim.

            Selametle…

          • Gelincik dedi ki:

            Süleyman Bey dediginiz çok doğru erkek atm değil kız da manken olmak zorunda değil demek istediğim şu hani burda bi yorumcu vardı Sadece Fatih diye popüler kültüre ayak uydurmak istemiyorum popüler kültürde istenen çok şey var diye insanlar popüler kültüre uydukları için zaten hep boşanmalar oluyor nerde eskiler diyesim geliyor sen yine meslek sahibi ol ondan sonra ara bide bunca dert varken onun bunun lafiyla canımızı sıkmayalım erkek olsan iyi güzel işi var mı yok o zaman salla diyolar kız olsan güzel ahlaklı diyolar olsa kaç yazar nerde memur diyolar bunaldım artık 🙁 🙁

          • Süleyman dedi ki:

            Feyza Hanım

            Dediklerinizi okuyunca duygulandım. Özellikle anlattığınız hanımın hikayesini duyunca. Allah razı olsun. İşte bizim medeniyetimiz böyle vefakar ve mübarek insanlar üzerinden bu günlere geldi. Rasyonel kafalar o mübarek hanımın halini anlayamaz. Anlamladıramaz neden böyle olduğunu çünkü sefa ve zevki her şeyden üstün gören bir zihniyet, çaba gerektiren manevi zevkleri bilemezler. Eski bir mürşid öyle söylermiş. Eğer padişahlar bizim aldığımız manevi hazları bilselerdi onları almak için ordularını peşimizden yollarlardı diye. İnşAllah, Allah o hanımı firdevs cennetlerine alsın. Makamını ali eylesin. Kabirini pür nur, cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin. Allah böyle annelerimizden razı olsun.

          • Süleyman dedi ki:

            .._ Hanım

            “Kızların kabul etmeme sebeplerinden biri de sizin ,bi mevki sahibi olduğunuzda kendisini hor , küçük görme ,Hİçbirşey bilmeyen bir cahil olark görebileceği ihtimali vererek korktuklarından olabilir mi acaba?” demişsiniz. Zannetmiyorum benim veya babamın makamı sebebiyle kimseyi hor ve hakir görmem. Zaten genel olarak kültürel anlamda aynı seviyedeki kişilere gittik. Zannetmiyorum kendilerini bana layık olarak görmediklerini.

            “2 bir mevzuda Süleyman bey, türkiyenin dogusunın bir kısmı aslen İran a dayanıyor. Farklı ırklar olunca da hayata bakış açısı,anlayışı farklı olabilir.Bu sizin için ilerde sorun teşkil eder mi?” Kürtleri, azerileri, lazları, çerkezleri, gürcüleri bi zatihi tanırım. Yaşadıkları kültürlerde bulundum. İran kültürü ve caferi inancı benim alışabileceğim bir hal değil. Doğuda özellikle İrandan gelen bireyler caferi inancına sahip azerilerdir. Elbet oradan gelen sunni ve farslar vardır ama Türkiyedeki varlıkları (İranda bile sunni nufusu fazla değil) azdır ve benim yani öyle bir çevrem yok onlara ulaşabilecek. Yani ben hiçbir ırkı genel bir tutumla eleştirmem. Aralarında çok iyi insanlar vardır ama belli yörede yaşayan insanların karakteristlik özellikleri birbirine benzer.

            Örneğin ben bir durumu anlatayım. Geçen sene bulunduğum bir yerde- şu an orada değiliz- markete gittim. Markette çalışan hanımlardan biri azeri idi. Konuşmalarından anlarsınız. Ben hep süt alırım. Bu hanımda sütleri diziyordu. Süt mü alacaksın dedi. Dedim ki evet. Bir tane aldı ve bana verdi. Bende teşekkür ettim. Teşekkür edince “ne tatlı şeysin sen öyle” dedi birden. Böyle koluma dokundu Ne diyeceğimi bilemedim. Hemen uzaklaştım oradan. Annemi biliyormuş hanım. Akşam annem gelince sizin oğlan kaç yaşında tarzı sorular sormuş. Başka sorular sormuş benim hakkımda. Annem eve geldi bir daha o markete sakın gitme dedi. Bende uğramadım zaten. Böyle halleri var biraz bizim kültürümüzde yaşayan azeri hanımların (İyileri illa vardır). Ben yaşadığım yerde görüyordum bazen. Şahsen hoş görmüyorum.

            Komuşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş. Bazen sitede erkekler yabancı hanımlar ne güzel, ne iyi tarzı yorumlar yapıyor. Örneğin ben Bosna’ya gittim. Ben etrafa öyle göz gezdirmedim. Yalnız gördüğüm kadarıyla insanları yüz güzelliği anlamında güzel ve sıcakkanlılar fakat yani bu kadar üşengeç millet hiç görmemiştim. Bir yerde otururken eskiden Bosnadan Çanakkaleye göçmüş daha sonra Bosnaya geri göçmüş bir teyze bizim Türk olduğumuzu anladı. Biraz muhabbet ederken dedim ki teyze bu Bosnalılar hep böyle mi? 11 de dükkan açılıyor, 3 de kapanıyor. Dedi ki evet bunlar çalışmazlar dedi. Üzüldüm 20 yıl önce savaştan çıkmış katliam görmüş millet. Belgesellerini izledim. Övünüyorlar böyle biz savaşta güzellik yarışması düzenledik. Sosyal hayat devam etti diye. Bu ne üşengeçlik. Bu ne hal? Bosnalı bir hanımla evli bir tanıdığımız vardı. Eşi ev işi yapmazmış. Kız kardeşi gittiğinde her seferinde bulaşıklar ortada, ev perişan halde olduğunu söylermiş anneme. Sonra ayrılmışlar. Adam bir hemşire ile evlenmiş. Elbet iyi Bosnalı hanımlar vardır fakat bizlerin zaten onlara ulaşmamız zor. Biz sadece sokakta olanı görebiliyoruz zaten. Onlarında tesettürlüleri bile oldukça süslü idi benim gördüğüm ve yani tam değildi tesettürleri. Gene de Allah, din kitap konusunda kompleksli değiller. Kafelerde ilahiler çalıyor 😀 Yalnız uygulamada biraz eksikler.

            Bizim Türk olsun, Kürt olsun, Laz olsun bir islam bilinciyle yetişmiş kültürümüzdeki hanımlarımız hakikaten çok fedakar. Hanım çalışıyor akşam birde ev işlerini yapıyor. Yani buna başka kültürden hanımlar katlanamaz. Evde olsa çalışmasa dahi başka kültürlerde hanımlar ev işi yapmaz durumda. Vefakar, uyumlu ve sevimli çok hanımımız var. Allah razı olsun.

            Benim boyutuma gelirsek, ben muhabbeti seven bir insanım. Aynı kültüre sahip biri ile daha rahat muhabbet ederim diye düşünüyorum. Aynı kültürden kastım aynı eğitim seviyesi değil. Yalnız aynı dünya görüşü, benzer ilgi alanları vb. şeyler. Hiç bir ırkı da ayırt etmem ama dediğim gibi benzer zihniyet ve benzer dünya görüşü, benzer ilgi alanları sahibi olmayı önemli görüyorum. Örneğin benim lise mezunu bir imam arkadaşım vardı. Bizim yaylamızın imamı idi. Kendisiyle o kadar iyi anlaşıyordum ki çünkü oda ilgili ve meraklı bir insandı. Araştırıyordu. Hem dini konuları hemde farklı alanları. Bayburt un köyünden bir kişi idi. Ben mesela üniversitede 4 senede onun gibi birini bulamadım muhabbet edebilecek. Örneğin en yakın arkadaşlarımdan ötekisi bir Kürt. Çok severim.
            Anlaşmada ki ve muhabbetten kastımda yalnış anlaşılmasın. Böyle saatlerce konuşulacak her gün tarzı değil. Bazen bir insana 2 söz söylersiniz ama sizi anladığı hissedersiniz ya işte o benim için önemli.

            Son olarak dediğiniz şeyi de düşünüyorum bazen. Eğer iş sahibi olursam evlilik görüşmesine giderken söylememeyi düşünüyorum bazen çünkü eşimin sadece işime önem vermediğini biraz bilmek isterim.

            Sanırım ne demek istediğimi ve evlilikten ne beklediğimi düzgün bir şekilde anlatabilmişimdir.

          • Derman() dedi ki:

            Süleyman Bey merhabalar.Siz evlenceğim kişi beni mesleğim için sevmesin diyorsunuz.Ama Türkiye şartlarında ne kadar iyi bir bölümde ve okulda okuyor olursanız olun yeni çalışan bir kişinin alacağı para bellidir.Belki bir kaç yerde istisnai yüksek maaşla çalışan vardır.Fakat genel olarak Türkiye’de maaşlar öyle çok yüksek değil.Mesela 2 sene önce bir holdingte staj yapmıştım.Odtülü bir mühendisin yanına vermişlerdi beni.Büyük bir şirket.Şirket sahibiylede kısaca bir konuşma imkanımız oldu.Yani yanımda çalıştığım mühendiste öyle ahım şahım çok yüksek bir maaş almıyordu.Okulunun tek artısı mezun olunca 1 ay içinde hemen iş bulmuş.
            Benimde çevremde akademik olarak çalışanlar var.Profesörler öyle çok yüksek maaş almıyorlar.Biliyorum.Durumları iyidir fakat zengin değiller.Hatta üniversitemdeki hocaların arabaları çoğunlukla eski oluyor.Ama piyasadaki tecrübe sahibi insanların hayatı akadamik olarak çalışanlardan katbekat daha iyi.
            Yani siz veya ben iş sahibi olunca öyle zengin olmuycaz.Bunuda talip olduğunuz hanımlar bilecektir.Yani bana gelecek kişi içim için gelecek diye moralinizi bozmayın.Şöyle düşünün iş sahibi olmak artı bir değerdir ama herşey demek değildir.Ama ben şahsem beni işsizken kabul eden bayana çok daha fazla saygı duyardım.Ama Allah bilir bazı kimselerde yoklukta evlenip sonradan zengin olunca kendisinin kahrını çeken karısına ihanet ediyor.Para insanın başını döndürebiliyor.Allah bunlardan bizi yapmasın.Amin
            Bu aramanız iyi birşey fakat siz dışardan bakarken moraliniz bozulur fakat Allah sizi bir beladan koruyordur.
            Birde Süleyman Bey size bir soru sorcam.Heralde daha askerliğinizi yapmadınız.Bende yapmadım.Benim için askerlik bir mesele.Mezun arkadaşlarımın hepsi uzun dönem yapıyor.Yüzde doksan benimde uzun dönem olcak.Siz şimdi evlenseniz bende evlensem birde askerlik çıkacak.Eşimizi uzun bir dönem yalnız bırakmak zorunda kalacağız.Bunu bende düşünüyorum.Biraz karasızım işemi başlasam,askerliği mi aradan çıkarsam diye.Sizin bu konudaki fikriniz nedir?

          • hüzün gecesi dedi ki:

            “Sesten, kalabalıktan, böyle alışveriş merkezi dolaşmaktan hiç hoşlanmam. Hep sakinliği ve huzuru tercih ettim. Yaşıtlarım beni anlamıyor. Zaten konuşabildiğim kişilerde genellikle 5-6 yaş büyüklerim oluyor. Bu tercih benim değildi. Yalnız durum böyle gelişti. Pişman mıyım değilim ama fikirlerimi paylaşamıyorum bu sefer.”
            Süleyman bey,
            Yazdıklarınıza bakılırsa sinema, tiyatro, avm vb. yerler size göre değil. Sizin sosyal hayattan payınız kır gezisi, sahil yürüyüşü, yeşillikler içinde manzaralı bir köşede yere bir örtü atıp üzerinde bağdaş kurup biraz elindeki kitabın sayfaları arasında kaybolmak biraz da manzarayı tefekkür etmek, kafa dengi birini bulduğunuzda altın bulmuş gibi sevinip uzun uzadıya muhabbet etmek çayınız demlenirken muhabbeti de demlemek…
            İnsan için en zoru kalabalıklar içinde yalnız kalmaktır. Bir yere pek çıkmak istemezsiniz; çünkü gideceğiniz yerde sizin halinizden anlayan pek kimse yoktur. O yüzden bu gidişi vakit kaybı olarak görüp,evde-odada yalnız kalmayı ve kendinizce faydalı bulduğunuz işleri yapmayı tercih edersiniz. Bu durumlar sizi diğer yarınızı bulma hususunda sabırsızlığa sevk eder, “artık olsun” der durursunuz ve gözünüzden belki yüz türlü hayal geçer…
            Eskilerden aklımda kalan bir söz: ” Zirvelerin yolu vadilerden başlar; tabi sabretmesini bilenler için…” Sizin de zirveye varmanız yakındır inşaAllah. Azıcık daha sabır. Allah yardımcınız olsun.

          • Süleyman dedi ki:

            Hüzün Gecesi Hanım

            Öyle güzel anlatmışsınız ki. Aynen dediklerinizi tatbik ediyorum.” kafa dengi birini bulduğunuzda altın bulmuş gibi sevinip uzun uzadıya muhabbet etmek çayınız demlenirken muhabbeti de demlemek…” bu sözünüz gönlümün çekirdeğine dokundu. Muhabbeti o kadar özledim ki. Kişi kişinin zehrini alır der eskiler. Şimdi gene ne yazık ki uğraşlarım sebebiyle ailemden uzakta kaldım ve muhabbet edebileceğim kimse olmadığı için benim zehrim beni felç ediyor. Öyle bir bilinç halindeyim ki sanki kendimde değilim ama inşAllah bunların hepsi bitecek.

            Dediğiniz gibi sabretmeye çalışıyorum. Allah bizleri sabredenlerden eylesin ve işimizi kolay etsin

          • ... dedi ki:

            Süleyman bey,

            Aslında sizinde yaşadıklarınız gördükleriniz gençlerin evliliğe bakışını özetledi. Ben evlilik konusunda erken yaşta adım atılmasının önemini sizin yazdıklarınızdan sonra iyi anladım. Biraz da hayıflandım ama benim karşıma 20-25 yaşlarında da şuurlu birisi çıkmadı. Şimdi düşündüğümde en güzel gençlik zamanını insanın şuurlu bir şekilde, ortak noktalarının olduğu, dünyaya aynı pencereden baktığı, dertlerinin başka insanların hayatları da olduğu yol arkadaşıyla geçirmesi büyük nimet. Evli çiftler beraber de okuyabilir ve anne babada olabilir. Bu konuda katı kurallı olmak yerine şehir okul konusunda esnek olmak daha faydalı sanırım.

            Talip olduğunuz hanım profiline baktığımda yerleşik bir hayatı bir mesleği istiyorlar ve okul ile evlilik arasında seçim yapmak zorunda hissettiklerinden okulu seçiyorlar. Evlilik okul bittikten sonra nasıl olsa olur gözüyle bakılıyor. Umarım böyle düşünenlerin sonu bizim gibi olmaz. Her zaman istediğiniz bölümü kazanıp okuyamazsınız doğru ama her zaman doğru evlenecek insanı bulmak bundan daha zor. Tahsili devam eden hanımlar yerine tahsili bitmiş yada ev kızı olan hanımlarla evlilik görüşmesi yapmayı deneyin.

            Başka kültürden ülkeden evlilik konusunda nasibin nereden olacağı bilinmez ve bu konuda tarafların biraz esnek yapıda olması gerekiyor. Her yörenin iyisi de kötüsü de var. Bosna’yla ilgili yazmış olduğunuz üşengeçlik Ortadoğu ve arap ülkelerinde de var. Yemen özellikle uyuşturulmuş durumda. Bosna’nın evlilik için avantajlı yanı çok sayıda Boşnak uzun yıllardır ülkemizde yaşıyor ve kültürümüze aşinalar. Mesela çerkezlerin abhazların Arnavutların adetleri biraz daha farklıdır ve ağırdır. Müslüman olması şuuruyla hareket ettiğinizde evlilik için geniş bir coğrafya potansiyeli var. Ben çok kültürlülüğü seven özellikle ümmet noktasından bakan biriyim. Ama konu evlilik olunca insan azami uyuma dikkat ediyor evlendiği insanla aynı dilden muhabbet etmek daha güzeldir sanırım.

          • Feyza dedi ki:

            Suleyman bey, ilk yorumunuza cevap yazayim. Elbette talip olacak bir erkege resimim gosterilse ve begenmese bir kadin olarak uzulurum ya da cok guzel buldugu icin benimle evlenecegini bilsem bu duygu beni ruhsal anlamda tatmin etmez. Ikisi de kirici fakat meslek oyle degil. Uzulmeyin dememin sebebi, bu arizi bir durum yani gecici. Kisisel ozelliklerinize dair birsey degil. Ama guzellik, akil, zeka….. bunlar insanin kisiligine dair ozellikler ve bir kismi gelistirilse de bazisi gelistirilecek turden degil. mesela guzellik Allahu Teala’nin vergisi ve ne yapilirsa yapilsin dogal bir guzellige sahip degilse insan, bir yerden sonra yapilan operasyonlar fayda etmiyor. O yuzden insanin elinde olmayan ve kalici hallerinden dolayi begenilmemesi ve reddedilmesi ayri, ama gecici bir durumundan oturu reddedilmesi ayri. Siz bu yuzden uzulmeyin demek istedim. Akliniza eger meslek sahibi olursam benimle meslegim icin mi evlenecek gibi bir soru geliyor. Bunda haklisiniz. Ama yapilabilecek pek birsey yok cunku daha once de dedigim gibi toplumun genel kanisi ve genel beklentileri bu yonde. Simdi ben de size bir ornek vereyim. Bana araci olan ablalarim birini tavsiye ettigi zaman soyledikleri ilk sey, su yasta ve ikinci hemen tahsili ve meslegi oluyordu. Yani ornegin, 25 yasinda Edebiyat ogretmeni. Askerligini yapmis vs. Ama soyle baslamiyor tanitim fragmani, 25 yasinda manevi ve ahlaki yonden seni tamamlayacak, istedigin derinlige sahip, sohbet edebileceginiz ilgi alanlariniz ortak vs vs. Bana sunulan ilk meslegi ve askerlik durumu. Bir de maas bordrosunu getirseler tam olacak 🙂
            Yani bu da beni tatmin etmiyor. Ben de mesela boyle birseyle karsilasinca sanki karsidakiyle meslegi icin tanisiyormusul gibi hissediyordum cunku anlasmis gibi karsima cikan kisi de ilk olarak egitim duzeyi ve mesleginden bahsediyor her zaman. Ben bunu merak etmiyorum ki. Gervekten hic merak etmiyorum onu sonra nasilsa ogrenecegim. Kisisel ozelliklerimiz uyacak mi, gordugumde isinabilecek miyim, merhamet sahibi ve olgun bir karaktere sahip mi, tas atip derinligini olcebilir miyim vs…
            Ham sofu mu yoksa cevizin kabugunu kirip ozune inebilmis mi?
            Bunlarin cevabini alabildigim zaman meslek ikinci planda kalacak fakat bana sunulan da ilk bunlar. Artik alistim. Cunku sunu anladim bu genel olarak toplumsal bir tabu ve onune gecmek zaman alacak, o halde sartlari ve kisileri oldugu gibi kabulleniyorum. Sizin de karsiniza cikan kisi ileride sizi mesleginiz icin sevmeyecek belki cunku o kisiyle mesleginiz yokken tanismadiginiz icin bunun gercek arka planini bilemezsiniz. Simdi ussiz oldugumuz icin yuz ceviren bir kadina meslek sahibi olunca talip gitseniz bu kaniya varabilirsiniz ama mesleginizi elinize aldiktan sonra gittiginiz zaman sadece o animi bilorsiniz o kisinin. Ve belki de o dogru kisi sizi mesleginiz olmasa da sevebilecek bir yurege sahipti ama kader sizi bu sartlarda karsi karsiya getirdi. Siz boyle dusunun. Olaylari hep pozitif yonden ele almaya calisin. Bunu tavsiye ediyorum ama zaman zaman ben de karamsarliga burunuyorum. Bana bu olumlu dusue yontemini telkin edecek kimse olmuyor pek etrafimda cunku burada cok konussam da gercek hayatimda herkese ic dunyami rahatlikla acan biri degilim. O yuzden kendi kendimi teskin etmek yine bana dustugu icin bunyem bu duruma alisti. Bana agabeyim polyanna der 🙂 Yani size soyle dusunun boyle dusunun demek haddim degil, ben sadece sizin uzulmemeniz icin soyluyorum bunlari, yoksa siz benden cok daha donanimlisiniz ve zaten muhakeme yeteneginiz oldukca gelismis.
            Yalniz su Bosnali kadinlar konusunda biraz yaniliyorsunuz sanki :)Tamamen o topraklarda yetisip buyuyen insanlari bilmiyorum gitmedim cunku. Fakat bizim yorede erkekleri de kadinlari da caliskanliklari ve hamaratliklari ile bilinir karakteristik ozellikler acisindan. Hatta caliskan birini gordukleri zaman herhalde gocmen derler ve insanlar bu yaygindir ama bu suna da bagli olabilir. Goc yillarinda o bolgenin gocmenleri agir islerde calistirilmislar gittikleri topraklarda tutunmak icin ve bu duruma bagisiklik kazanmis olabilirler. Orada yasayanlar ise alisageldigi bir duzenin icinde buyumusler ve tembellikleri bundan ileri geliyor olabilir. Orada buyuyen yeni nesil Bosnalilarin cogalma acisindan da cok geri kaldiklarini ve genc nufusun olmasi gerektiginden az oldugunu okumustum. Buradaki muhacirler icinse durum oyle degil.
            Dun biraz yogundum bugun okuyabildim, guzel dualariniz icin amin Suleyman bey, bir de su akademisyenlik konusuna son olarak deginecegim. Bir kadin ile erkegin arasinda sosyal statu acisindan esitlik olmamasi zaten dogal ve aslinda olmasi da guzel bir durum. Bu yuzden .._ hanimin yorumundaki, sizden cekinebilirler kismina pek katilmiyorum nacizane . Kazanacaginiz statu sizin icin bir kadin gozunde her zaman olumlu olacaktir. Kibir ayri bir mevzu, kibirli insan siradan bir memur da olsa yine kibredecek birseyler bulur. Bu insanin meslegiyle alakali olmaktan ziyade karakterindeki arizayi yansitir. Bu hastalik ehli tarikta da zuhur edebiliyor zaman zaman. Erkegin bir kademe ustun olmasi her zaman evladir.

          • ... dedi ki:

            Feyza hanım,

            Bana da aracıların ilk söyledikleri yaş memleket ve evi varmış oluyor. Lakin görüştüğünüzde konuşacak ortak noktaların olmaması üzücü oluyor demek ki evin olması muhabbeti sağlamaya yetmiyormuş.

            Meslek konusunda hadi hanımların önemsemesini bir nebze anlıyorum sonuçta erkeğin bayandan bir adım önde olması ailede ve toplumda temsilci olması önemli. Ama kadrolu değil sözleşmeli diye kabul etmeyen erkek öğretmenleri duydum. Yada evlendikten sonra çalışmak istemiyorum dediğinizde hakkınızı helal edin anlaşamayız diyenleri. Dışarıdan çok mütedeyyin gözüktüğü halde iş hanımın mesleğine çalışıp çalışmamasına gelince yan çizenleri. Toplumun geneline yayılmış bir durum. Ama ümitsiz değiliz bunun aksi yönünde evlilik yapanlar var.

            Bir akrabam kız öğretmendi eşinin doğru dürüst işi ve eğitimi de yoktu. Çocukluktan beri birbirlerini seviyorlarmış bütün baskılara rağmen evlendiler ve şuan eşine de iş buldular çalışıyor. Demek ki muhabbet olduktan diğerleri hal oluyor.

          • Süleyman dedi ki:

            … Hanım ve Feyha Hanım

            Teşekkür ederim yorumlarınız için. Bazı yerleşmiş algıları yıkmak zor ama bir avuç olsa da doğruları bilen insanların olması güzel. Tavsiyelerinizi dinleyeceğim inşALLAH.

            Feyza hanım ve … hanım. Yabancı kültürlerden kastım o topraklardaki kişiler. Ben hani kavmiyetçilikten Allah’a sığınırım yalnız Türkiye topraklarında belli bir islami kültürle büyümüş hangi ırk olursa olsun hakikaten çok vefakar ve iyi olabiliyor. Tabi kötülerde vardır hem erkek hemde hanım olarak aramızda fakat evlilik olunca mesele yaşam kültürü ve benzer değer yargıları oluyor. Bu özellikle çocuk yetiştirilmesi, muhabbet ve uyum konusunda önemli oluyor. Yoksa tabi ki başka kültürlerde de eminim çok uyumlu olabilecek kişiler vardır. Yalnız bizim onları bulmamız biraz daha zor. Yalnız bulabilirse kişi tabi evlenmesi güzel olur.

            Bunun yanında bizde zaten göçmeniz. Annemler Bulgar göçmeni, Babamınsa bir tarafı Kafkasya’dan, öbür tarafı ise Arabistan. Rahmetli babaannemin dedesi Arabistan’da Askeri Hakimmiş. 89 Rus-Osmanlı Harbine katılmış. Gazi Osman Paşa ile Plevne’de savaşmış. Daha sonra yıllarca Sibirya’da sürgün hayatı yaşamış. Onlardan bize işte o dedemin eşinden kalan altın işlemeli havlular, rahmetli nenemin burkasının peçesi ve güzel bir seccade kalmış :). Çeyizim yok ama annem o havlulardan birini eşime verecek inşAllah. Seccade ablama kaldı onu alamadık :D.

            Bu arada rahmetli babaanemin dedesine de bir fatiha okursanız sevinirim. Savaşmış, senelerce sürgün hayatı yaşamış ümmet ve vatan için 🙂 Allah onlardan razı olsun

          • Süleyman dedi ki:

            89 değil bir an hızlıca yazarken gözümden kaçmış 93 harbi 🙂 Zaten 89 harbi diye birşey yok:)

          • Feyza dedi ki:

            Okudum bile :)Oluyor oyle, gecen gun de ben aceleyle hatali birsey yazmisim. Yayinlaninca farkettim. Baska bir gun de bir konuyu farkli anlamisim yanlis yorumlamisim. Beser sasar, soylemeseniz farketmezdim. Guzel bir nesili devam ettiriyorsunuz, hayirli evlatlar da nasip olur insaallah. Farkli kulturlerden insanlarla tanismak cok guzel birsey. Her kulturun adeti, yemegi farkli farkli. Yalniz bir ozelestiri de yapmadan gecemeyecegim. Turkiye’de benim tanidigim ( ki iclerinde buyudum ) mesela Bosnaklar dinine cok da bagli degildir. Biraz da serbesttir. Benim kendi baba tarafindan olan akrabalarimin tamami da koyu Kemalist. Ataturk’un zamaninda onlara toprak vermesiyle baglantisi oldugunu dusunuyorum. Artniyetli degiller ama batil inanclari cok fazla olup, dine oldukca uzak bir hayatlari var. Anne tarafi deseniz nisbeten fena degil. Ama o taraf da bilincsiz. Yani bizim anne ve babamiza zamaninda guzel bir yol nasip olmus o sekilde aralarindan siyrilmislar elhamdulillah. Numune-i timsâl. Yoksa genel anlamda Turkiye’dekiler de kulturel adetlerine bagli olsa da dine biraz uzak yetisiyorlar. Akraba cevremize bakan kisi, siz bu aileden nasil ciktiniz diyebiliyorlar. O kadar net soyluyorum bunu.

          • .._ dedi ki:

            Bir kadin ile erkegin arasinda sosyal statu acisindan esitlik olmamasi zaten dogal ve aslinda olmasi da guzel bir durum…. demişsiziniz Feyza hanım.

            Düşüncelerinize katılmakla beraber bir yorumda da bulunmak istiyorum.Dediğiniz gibi sosyal statu açısından eşitlik olmaması doğal bir şey ve erkeğin bir adım önde olması gerekir.yanlız şu gerçeği unutmamak lazım.Malumunuzdur ki günümüzde erkek ve kadın fıtratı, olması gerekenden dışarı çıkmış .Ne kadın kadınlığını ne ekek ekekliğini yapıyor.(istisnalar hariç)

            Kastım Süleyman beyin akademisyenlik hedefine olaşınca da, talib olacağı kız lise mezunu,devamınıda getirmemişse öyle bir düşünce taşıyabileceği ihtimaliydi. yoksa benim içinde erkeğin bir adım önde olması daha iyi hatta olmalı.Kadının çalışması taraftarı da değilim.
            Günümüzde ise durumların tam tersi bir yönde cereyan ettiği ortada.Kadınlar daha çok kariyer yapma peşinde olduklarından dolayı evliliği geciktiriyorlar.Bu gün sizin eşinizde aradıığını kriterler maddiyattan çok maneviyat olabilir .Asıl olması gereken de bu zaten.Ancak herkes sizin gibi düşünmeyebilir.süleyman beyın talib olacağı kız maddiyata mı yoksa maneviyata mı daha çok değer veriyor?Bu bilinmediğinden dolayı Süleyman bey e talib olacağı kızdan ilk etapta söylememesi yönünde şahsi fikrimi beyan etiim.Böylelikle kız evliliğe ne kadar hazır olduğu anlaşılır.

            Selametle kalın…

          • Feyza dedi ki:

            .._hanim, yok o konuda haklisiz hatta guzel de bir tavsiyede bulunmussunuz. Bu sekilde tereddut duyan bir erkek icin ilk etapta statusunu gizlemesi gayet guzel ve hos da bir yontem olur. Benim kasdettigim o degildi su ifadenizdi : ‘ Kızların kabul etmeme sebeplerinden biri de sizin ,bi mevki sahibi olduğunuzda kendisini hor , küçük görme ,Hİçbirşey bilmeyen bir cahil olark görebileceği ihtimali vererek korktuklarından olabilir mi acaba?’ Yani bir kadin icin bunun sorun olabilecegini pek zannetmiyorum; erkegin, en tahsilli hanim da olsa kendisinden bir adim onde olmasi hosuna gidecektir demek istedim. Umarim simdi daha iyi anlatabilmisimdir ne demek istedigimi. Ama belki kompleksli hanimlar da vardir tabi bilemeyiz yaniliyor da olabilirim.

      • Derman() dedi ki:

        Süleyman Bey bazı kızlar ne düşündüklerini erkeklere söylemezler.Yani görüşmeyi reddeden kişinin reddetme sebebi tahminimce yüksek lisans veya eğitim değil.Yüksek lisans ve İstanbulda yaşamak istemesi o kişi için büyük bir karar.Eğer gerçekten böyle düşünüyorsa benim kanaatimce hemen fikrini 4-5 gün içinde söylerdi.Kendinizi onun yerine koyun.Şahsen benim gelecek için böyle planlarım olsa niyetini bana açan kişiye hemen ne düşündüğümü söylerim.O bir sebepten ötürü sizi istememiş bahane olarakta bunları söylüyor.
        Diğer bir mesele aracı olan kişide hiç aklına gelmemiş mi yahu 1 ay olduda geçiyor fikriniz nedir diye.Keşke siz hem o aracıyı hemde o hanımı zorlamadan biraz sıkıştırsaydınız.Neyse keşkeleri boş verin.
        Diğer bir mesele Süleyman bir kızlar arzulanmak ister.Mesela siz bu 45 günlük süre içerisinde o hanımla telefonla görüşmek isteğinizi iletseydiniz.Bazı konularda herşeyi aracıya bırakmamaya çalışın.Bu sizin hayatınız ve size ençok yardımı yine siz yapacaksınız.Tabi bu gidin günah’a girin demek değil.
        Bakın ben kendimle alakalı bir konudan bahsetcem.Geçen yaz evi taşıyacaktık ve yeni eve arıyorduk.Hep internetten bakıyordum evlere.Tabi bir sürü kişiyle görüştüm fakat bulamadım.Sonraki günler ya dedim bide hadi şöyle bir çıkıp gezeyim dedim.Ama kendi kendime diyorum zaten tüm evler internette var böyle bulmak zor.Neyse gezerken bir sokağa girdim.Bu sokağa girerkende zaten burda ev olmaz ama neyse artık gir gitsin.Tabi sonra kiralık yazısını gördüm ve o evi tuttum.Yani bazı şeyleriçin alından ter akması lazım.Sizinde evlilik için şuanki yaptığınız çabayı bir kaç kat daha artırmanız gerek.Tabi bu evlilik ile kitapları ve dökümanları okuyarak değil bizzat eyleme geçmekle olmalı.Bence o zaman bişeylerin olcağını görceksiniz.Bide Süleyman bir yazımda işiniz alakalı birşeyler yazmıştım.Bunlarıda düşünün.
        Nefsim bazen ağır basıyor diyorsunuz.Eğer çok seyahet edip kafanız çok meşgul olmuyorsa şehvetiniz sıksık artabilir.Yani ortamınızı değiştirirseniz bu durum kaybolabilir.Mesela işe başladınız ve kafanız öok meşgul olmaya başladı.Bu seferde kimseyi düşünmemeye başlarsanız çevrenizi ihmal edebilirsiniz.Bence herşeyin vakti var.
        Neyse Sema Hanım’ın yazısıyla alakalı birşeyler yazalım.Başka yazılarda birilerini konu dışı şeyler yazdığı için tenkit etmiştik.Bu hataya biz yapmamalıyız.Zaten gençler neden evlenemiyor yazıları mevcut.Bu yorumları oraya yazsak daha iyi olur.
        Ünlü bir psikiyatr bir kitabında amerikadaki müstehcen film yapımcılarının Feminsit kadınları desteklediğini ve onların bu faaliyetlerinden memnun olduğunu yazmıştı.Yani bu yapımcılar için feminizm kendi film sektörleri için eleman oyuncu teminine fayda sağlıyormuş.Gerçekten kadının özgürlüğü demek bazı kimseler için zinaya ulaşmayı kolaylaştırması demek.

        • Süleyman dedi ki:

          Ben nerdeyim siz nerde Derman Bey

          Yani daha görüşmeyi kabul etmeyen bir hanımla Nasıl telefon görüşmesi yapayım? 2. si kaç kere dedik evlilik böyle mal bulmak gibi birşey değil. Sokaklarda ev ararken buldunuz filan. İyi o evde kaç sene kaldınız 20 sene mi? Yoksa 2 sene oturup çıktınız? Ki ben uğraşıyorum. Uğraşmıyor değilim.

          Bir kere genç evlenmek istememin sebebi Resullulah tavsiyesi ve sünneti olduğu içindi. Zaman’ında Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hanıma talip gidiyor. Hanımda bakalım minvalinde bir söz söylüyor. Yani olmaz cinsinden. Daha sonra Resullulah başka bir hanıma talip oluyor ve o hanım kabul ediyor. Bu hanımda kararını değiştirip evlenmek istediğini söylediğinde biz başka örtüyle örtündük diyor Resullulah (s.a.s.). Yalnız Allah resulü istese o hanımla da evlenebilirdi. Zaten 9 eşi var Resullulah ın. Sohbeti yapan hoca işte böyle bir hanıma gittik bir kere daha gittik olmadı filan tarzı tutumu eleştirip demekki çok gitmeyip razı olmak gerekiyormuş demişti.

          Ben şimdi genç evlenmek sünnetine uymak için dikkat ettiğimi iddia ederken evlilik konusunda Resulullah (s.a.s) in başka bir sünnetine uymazsam kendimi iki yüzlü hissederim. Bir yandan öyle diyip öbür yandan başka hareket etmeyi şahsiyetime hakaret kabül ederim. Edebince talip oldum. Kabul ederse ve görüşmeler olumlu geçerse tabi ki ilgi göstereceğim. Ben daha evlenmeden eşim için okuyum diye şiir ezberliyorum. Daha şimdiden duygularımı, hissiyatımı sakladığım bir anı defterim var. Sırf sadece eşim okusun diye yazıyorum. Emekse emek çabaysa çaba. Yalnız elalemin tanımadığım kızına ben ısrar edemem. Eşimin ve evimin huzuru için doğru ve elimden geleni de çekinmeden yaparım. Sabredeceğiz.

          Ben hayatımın en yoğun olan dönemlerinde dahi hep ailemi gözettim. Millet ben ders çalışıyorum diye trip atarken ben hep dikkat ettim. Hayatımda ders, iş, aile dengesine hep dikkat ederim. Babamda ederdi. Gençlik yıllarında bile akşam eve gelince çalışmazdı. Yalnız işe gidince çok sıkı çalışırdı gereksiz vakit kaybetmezdi. Erken yaşında Professör oldu. Sağolsın anneminde katkısı çoktur. Bugün işte millet konuşuyor, ğşengeçlik ediyor. Sonra akşam vakti işler yetişmedi diye birde evde milletin başını yiyor. Öylesini de çok gördük.

          Şu işi kafanızda bir meta haline, takıntı haline getirmişsiniz. Bu kadar büyütmeyin. Hayatın seyrinde gelen bir konu. Beğenmezsen sıkılırsan değiştirebilirsin bile.

          Bu arada konu zaten erken evlilik konusu bende erkenden evlenmeye gayret eden biri olarak yazdım. Konudan saptığımı zannetmiyorum.

      • Gelincik dedi ki:

        Süleyman Bey ne güzel düşünüyosun Rabbim gönlünüze göre versin düşünceler harika da işte bi layık olanı bulabilsek ya 🙁 Hep dualarımdasınız sen ve Feyza Hanım cidden ya Rabbim hepimizi iyilerle karşılaştırsın

        • Tuğrul dedi ki:

          Karşı cinse ismen dua etmek uygun olmayabilir. Umumi manada etmek daha iyi. Temiz insanlara, iyi niyetli olanlara, masumlara… gibi. Hem biz de dahil olmuş oluruz 🙂

          • Feyza dedi ki:

            Bu yorumu gormemisim Gelincik hnm. Allah razi olsun yani ne diyeyim ben sizin durumunuza uzuldum inanin ki o gun icerledim. Ben de size dua edecegim.Bakin bir arkadasim soylemisti Konya tarafta kizlar hem erken evlendiriliyor hem de cok hurmetkar oluyor diyordu. Hatta bircogu k.valide ile iturmaya da razi oluyormus.Oyle olunca asgari ucrete de razi olan cok olur. Komik bir tavsiye gibi gelebilir ama iste kulaktan dolma da olsa duydugum birseyi paylasayim istedim. Olur ya fatdasi olur. Sizin icin de en hayirlisni diliyorum. Sizi calistirmayacak, kadrinizi kiymetinizi bilen bir insanin elinde insirah bulsun, hayat bulsun hem bedeniniz hem ruhunuz.. Sevgiler.

          • Gelincik dedi ki:

            Tamam Tuğrul Bey ?? Cümlemize Rabbim hayırlısını versin ??

      • Feyza dedi ki:

        … hanim, ‘aglanacak’derecede komik geliyor bunlar inanin. Bu bir erkege bile hakarettir, kadronuz yoksa anlasamayiz demek bir nevi hakarettir. Cok sukur basima boyle bir olay gelmedi benim ama bu muameleye maruz kalmak bir kadin icin cok incitici olmali. Acikcasi bu sekilde dusunen bir erkege ben kocam gibi saygi duyabilecegimi de zannetmiyorum. Boyle bir durumda verilecek en guzel cevap sessizce o kisinin yanindan uzaklasmak olmali. Cevap vermeye dahi gerek duyulmaz.

        • ... dedi ki:

          Babamın güzel bir sözü vardı. En güzel şey insanların gerçek yüzlerini en erken göstermesi derdi. Ne kadar erken o kadar iyi uzaklaşmak için 🙂

  6. Recep dedi ki:

    Sizin feminizmden anladiginiz Turkiye’de kendini femistim diye tanitanlardan ogrendiklerinizden ibaret. Feminizm kadinin ozgur iradesinin elinden almasina karsidir. Ister evlenir, ister evlenmez, ister cinselligini yasar. Kendi vucudu kendi kararidir. Ornegin hukumetin yada basbakanin cok cocuk yapin demesi yada erkenden evlenin demesi feministlere ters gelir cunku bir kadinin hayatina kendisinden baska birinin mudahale etmesi feminizmin ruhuna aykiridir.Turkiyede elestirilen kadinlarin meselelerini erkeklerin, hukumetlerin tartismasidir. Kadinlar kendi kararlarini verecek olgunluktadir. Kadin bedeni uzerinden politika yapanlara kadinlarin dur demesidir aslinda feminizm.

    • Ahmet dedi ki:

      Recep bey

      Bir insanı en iyi bilen yaratıcısıdır.
      Bir kadının özgürlüğü ALLAH’ın ona vermiş olduğu özgürlük doğrultusundadır.
      Feminizm dediğiniz şeyin islam ile bağdaşmayan bırakın o bireyin hakkını kendileri nasıl isterse onu kadının istediğini söyleyen aşağılık bir pisliktir.

      Kur’an-a, hadis-i şerife aykırı olan ne varsa, ALLAH’ın yasak ettiği her şeyi mübah sayan cehennem için çalışan şeytan uşağı kulların uydurduğu bir pisliktir feminiz.

    • hakan 1 dedi ki:

      Sayın Recep Bey,
      “….kadının hayatına kendisinden başka birinin müdahale etmesi feminizmin ruhuna aykırıdır…” demişsiniz.

      Kendilierini “feminist” olarak tanıtan bazı insanlar; evlenmek isteyen başka kadınların (tıbben gelişimini tamamlamış) özgürlüğüne açıkça müdahale ettiler. Hem de çok çirkin bir iki yüzlülük gösterdiler. Gelişimini tamamlamış her insanın her fiilinde serbest olduğunu iddia etmelerine rağmen; bu özgürlüğün içinde bulunan, NİKAH başlığını sırf dinii bir manası var diye hayasızca eleştirdiler.

      Bazı politikacıları “kadın bedeni üzerinden politika” yapmakla eleştirmişsiniz. Lalettayin (sıradan) bir yasa çıkarma olayını, bu denli abartan ve sizin dediğiniz gibi “kadın bedeni üzerinden politika” yaparak olayları bu raddeye getirenlerin kim olduğuna dikkatlice bakalım. Bu işin “kahramanı” gibi caka sattanlar hangi politikacılar? Yani, eğer feminizm sizin dediğiniz gibi ise en çok, şu anda beraber gözüktüleri siyasi görüşe karşı çıkmaları gerekirdi.

      Fakat feminizmde, dürüstlük – özü sözü bir olmak gibi birçok hasleti bulmak imkansızdır. Feminizmde bulunabilecek tek özellik, İslam’ı çağrıştıran her kelimeye duydukları derin kindir. “Ahlak-namus” gibi kelimelere bile düşmandırlar…. Bunların yaşanması ise onlar için ateşte yanmak gibi birşey.

      Demişsiniz ki “…kadınlar kendi karalarını verecek olgunluktadır…”. Doğru fakat çok eksik bir fikir. Aslında, ergenlikten sonra, aklı olan her insan kendi kararını verebilir. Fakat bu düşünme ve olgunluk sebebiyle, kimse çıkıp kanunları kendine göre değiştirmek istemiyor. (askerlik, vergi, zorunlu eğitim, cezaların uygulanması…. gibi konularda muhatabın görüşünü kim alıyor?). Siz, kendi fikrinizi gerçekten düşünürseniz kendinizin ikiyüzlü davrandığınızı göreceksiniz.

      Elbette her insan kendi hakkında kararlar alır. Bunlardan bir kısmı hırsızlık yapar, kimisi cinayet işler, kimisi yuvaları bozar, başkaları ise namusunu iki paralık eder. Bu yaptıklarından sonra sloganlar uydurup kendini masum göstermeye kalkması ise feministliğin özüdür. Hırsızlıklarına “2 yıl evli kaldıysam ömür boyu bana nafaka verecek, mecburlar, kızlığımı ona verdim” diye bahane bulurlar. Cinayetlerine “kürtaj yaptırırım, beden benim” derler. Yuva bozgunculuklarına örnek “sen aslında mutlu değilsin, gençliğine yazık-kendini başka erkeklere de göster” demeleridir. Namuslarını önemsememeleri ise nikaha duydukları kindir.

      Fakat hırsızlık yapmayan, başka cana kıymayan, yuva kurup namuslu yaşayanları gördüklerinde ciyaklamaya başlarlar. Sanki laflarının bir manası varmış gibi konuşurlar, konuşurlar.

      Neticede; feminizm; zina-cinayet-hırsızlık suçlarını MASUM-NAİF kızlara empoze eden; bütün insalığa karşı işlenmiş bir SUÇ İDEOLOJİSİDİR.

    • Derman() dedi ki:

      Kendi vücudu kendi kararıdır yanlış birdüşüncedir Recep Bey.Tüm devletler gereken yerde insan vücuduna karışır.Mesela kanunen intihar etmek isteyen kişiyi devletin polisi,yada vatandaşı bir şekilde vazgeçirmek intiharı önlemek zorundadır.Geçenlerde köprüden atlamak isteyen bir kişiye bir kaç vatandaş “Atlıycaksan atla ” gibi sözler söyledi.Şimdi bu kişiler hapis cezasıyla yargılanıyordu.Haber olmuştu bu olay.Şimdi ne oldu bilmiyorum fakat böyle durumlara teşvik etmek suç.Yani devlet sizin kararlarınıza ve bedeninize gerektirdiği yerde karışıyor.
      Mesela sizin bir yakınınız intihar etmek istese tepkiniz ne olurdu.Vazgeçirmeye hatta zorla engel olmaya mı çalışırdınız yoksa kendi kararı deyip intiharına göz mü yumardınız.Ben zorlada olsa birini intihardan vazgeçirceğinizi düşünüyorum.Şimdi diye bilirsiniz intihar eden kişi kim bilir neler yaşamıştır.Sırf zevk için intihar edenler var.İnterneti açar bakarsanız görürsünüz.
      Yine bir yakınınız organını satmak isteseydi ne yapardınız?Paraya ihtiyacı yok ama daha çok kazanmak istiyorsa ne yapardınız.
      Yani bazı durumlarda siz bile başkasının bedenine zorla karışıyorsunuz.
      Mesela bazı sapkın inanışlar var.”Satan”lara yakın kişiler.Bunlar bazen kendi kanlarını içiyor.Şimdi bir yakınınız böyle birşey yapsa kendi vücududur deyip öylece bakacak mısınız?

  7. şükrü korkmaz dedi ki:

    Teşekkürler Sema hanım…
    Kaleminize yüreğinize sağlık. Rabbim güç kuvvet versin.
    Hafta sonu Kayseride olacakmış sınız.
    Sabırsızlıkla bekleyip seminere katılacağım inşaaallah

  8. Nur dedi ki:

    Sema hanım çok güzel nokta atışları yapmışsınız yine. tebrik ederim. Yorum değil tebrik için yazmak istedimde bir gün boşanan insanlar için ikinci evlilik durumlarınıda yazsanız iyi olur. kaleminize sağlık Rabbim emeklerinizin karşılğını toplumda bulmanızı nasip eder inşallah..

    • hakan 1 dedi ki:

      Boşanan insanların tekrar evlenmesi konusu birçok yazının içinde geçiyor. Fakat buradaki yazı gibi konuyu irdeleyen tek bir yazı var mı?
      Sema Hanım’ın bu konuda bir derlemesi-yazısı olursa mutlu oluruz.
      Sema Hanım; özellikle bu üçüncü yazınız için teşekkür ederim. İnşallah birçok insan bu vesileyle dostunun düşmanın farkına varır.
      Bu gürültü-patırdıdan uzak site için de teşekkür ederim. Bu sitede; belki de bize yansımayan ne çok kötü yorumlar yapılıyordur. bunları seçip eleyen kişilere de Allah kolaylık versin.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku