İlk Eşinizin Kıymetini Bilmeniz İçin Beş Sebep

15 Ocak 2014Haberler, Hayatın İçinden31 Yorum »

keske9 Yıl evli kaldığım, Sinan ve Nihan isimli dünyalar güzeli ve canımın içinin içi 2 çocuğumun babası olan beyimden ‘’şiddetli geçimsizlik’’ gerekçesiyle ayrıldım. Şaşıracaksınız ama kendisi önemli bir üniversitenin iletişim fakültesinde doçentti, profesör olmak üzereydi. Alanında çok önemli biriydi, iletişim üzerine 30’un üzerinde baskı yapmış 4 kitabı vardı. Fakat birbirimizle sağlıklı iletişim kuramadık, ikimiz de daha fazla sinir hastası olmadan ayrıldık. 1 yıl 2 ay sonra eşinden yıllar önce ayrılmış bir kuyumcuyla tanıştım; sünnet olan yeğenim için kendisinden çeyrek alırkenki ‘’çeyrek’’ te (15 dakikada) oldu bitti her şey ve evlendik. Bütün dünyası sadece 15 metrekarelik hapishanesi (dükkânı) olan, işinden başka bir şey tanımayan, sosyal hayatı sıfırın bile altlarındaki bu işkolik adamdan felâket derecede sıkıldım ve 4 yıl, 6 ay, 13 gün sonra boşandık. Ailesi umurunda değildi, evliliğimizin böyle devam etmeyeceğini söylediğimde ‘’işe geç kalıyorum, sen bilirsin!’’ karşılığını verecek kadar gamsız ve duygusuz bir tipti. Boşanma için mahkemeye bile gelemedi işi yüzünden, avukat tuttu ve tek celsede boşandık. Bir kızım da ondan olmuştu, hâkim velâyeti bana verdi, 2.500 TL de nafaka bağlattım. 3,5 yıl bekâr yaşadım, sonra çok güvenilir olduğuna dair reklamları çıkan evlilik sitesinden bir emekli komiserle tanışıp evlendim. Onunla hayatımın en vahim, hatırlamamak için zihnimi sıfırlatmaya bile razı olacağım felâketler yaşadım, 8 ay süren cehennem hayatından sonra boğulmakta olan birinin kendisine uzatılan ele uzanması gibi mahkemeye koştum ve ondan da ayrıldım. Hamdolsun bu defa çocuğum yoktu. Şimdi 3 yavrumla yalnız yaşıyorum, eski kuyumcu eşimin 2.500 TL ve ilk eşimin ayda 1000 TL nafakasıyla geçiniyorum. Hamdolsun maddi problemimiz yok, fakat içimde onulmaz yaralar açıldı ve kapanmıyor! Yaşadığım ve hiçbir kadının asla yaşamamasını umduğum onca kıssadan aldığım hisseleri ‘’İlk eşinizin kıymetini bilmeniz için 5 sebep’’ başlığı altında sıralamak istiyorum:

Üç aşağı beş yukarı bütün erkekler aynıdırlar; ilk eşiniz genelde ‘’en iyisi’’dir, kıymetini bilin, elden bırakmayın! İlk eşim üniversite aşkımdı, 4 yıl birlikte okuduk ve bizi görenler ‘’ İşte çağımızın Leylâ ve Mecnun’ları!’’ derlerdi. O kadar bağlıydık, hatta bağımlıydık birbirimize; mutluluk sanki sırf bizim için yaratılmıştı! Evlendikten sonra problem şuydu: Benim mükemmele odaklanarak sergilediğim aşırı beklentilerime cevap veremiyordu, bense bunu ‘’Bütün erkekler veriyor da sadece benimki böyle!’’ sanırdım, meğer haddi çok aşan ve iletişim dehâsı denilebilecek bir akademisyene bile ‘’İllallah!’’ dedirten anlamsız, imkânsız, gereksiz ve insafsız beklentilerim varmış! Bunu gayet iyi anladım ama çok geç kaldım!

Bekârken ele avuca sığmaz biri olabilirsiniz ama evlendikten sonra iradenize hâkim olup kendinizi bir ele ve avuca sığdırmak zorundasınız, yoksa bütün ellerden ve avuçlardan kayar gidersiniz! Bekârlıkta belli ölçüde çılgınlık hoşgörülebilir, fakat evlilikte ‘’sükûnet’’ esastır, çılgınlık çıldırtır!

Yine bekârken ‘’kendi hayatınızı’’ yaşayabilirsiniz; fakat evlendikten sonra artık tek başına ‘’kendiniz’’ yoksunuz, ‘’aileniz’’ vardır ve ‘’ailenizin müşterek hayatını’’ yaşamaya odaklanmalısınız. Aksi halde evlilik yürümez, herkes ‘’kendi’’siyle başbaşa kalır!

Tamamen ilgisiz de olsa babanın ailede varlığıyla çektiğiniz çocuk ve hayat yükü, babasız çektiğinizle asla aynı değildir ve daha ağırdır! Anadolu’da ‘’Kocan olsun, çamurdan olsun!’’ sözü bunun için söylenmiştir.

‘’Nedir bu çektiğim? Ben de biraz rahat etmek istiyorum!’’ demeyin sakın! ‘’Dünya rahatlık yeri değildir ve dünyada rahatlık arayan AHMAK’tır!’’ uyarısını aklınızdan çıkarmayın. Yani herkes her an bir sınavda ve marifet ne yapıp edip sınavı kazanmaktır. (İsmi saklı)

Genç Beyin Dergisi

Okunma Sayısı : 21.588

Yorum yapın

“İlk Eşinizin Kıymetini Bilmeniz İçin Beş Sebep” için 31 Yorum

  1. OKTAY HASAN dedi ki:

    Şu yazı o kadar içten ve tecrübe ışığında yazılmış bir yazı ki her satırında, her kelimesinde, her harfinde yaşanmışlık, yanmışlık, her satırında pişmanlık, her satırında bir daha yaşanamayacak olan geçmişe özlem, hatasını görme ve itiraf var. Ey pire için yorgan yakacak karekter de olan insanlar (özellikle bayanlar) neden bir şeyin kıymetini bilmek için, pişman olmak için, tövbe etmek için bu kadar sıkıntı çekmek ve karşısındaki insana çektirmek size daha kolay geliyor. O yıkılan aile, babasız büyüyen çocuklar ve ne için mükemmellik hastalığı için. Bu dünyada mükemmel insan yoktur Peygamberler dışında (onlarda uyarılmışlardır ve korunmuşlardır). Telaş için de karşımızdakini düzeltmeye uğraşırken yaşta geçiyor hayatta, sonuç hüsran, sonuç, müflis tüccar gibi olmak, sonuç göz yaşı, sonuç hüzün. Ne uğruna kuru inat… Allah Bizi Islah Eylesin… AMİN.

    • Didem dedi ki:

      Keşke biz kadınlar kadar erkeklerde duyarlı olsaydı toplumda bu kadar mutsuz kadın olmazdı belki

  2. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    SORU: Kadın eşinden boşandıktan sonra nafaka talep edebilir mi? Nafaka alması caiz midir?
    CEVAP: Selamünaleyküm.
    Kadın boşandıktan sonra iddet süresince eşinin himayesindedir, masraflarını karşılar. İddet bittikten sonra ise zorunlu bir nafakası yoktur.

    (Nurettin Yıldız/Fetva Meclisi)

    • Yasin dedi ki:

      NAFAKA VE VELAYET HAKKINDA :
      Bu konu çok açıktır, Kur-an’ı Kerim’de açık ayetler var, ayete muhalefet edecek olan imanını gözden geçirsin.
      Kadınlara sağlanan imtiyazlar sebebiyle yıkılan yuvaların, yaşanan haksızlıkların ve ortada kalan çocukların vebali bu kanunları çıkaranların ve savunaların boynundadır. Hiçbirine hakkımı helal etmiyorum.

      “Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.”
      (TALAK-6)

    • mete dedi ki:

      Günümüzde medeni (!) hukumuza göre boşanan erkek bir ömür boyu boşandığı eşine nafaka ödemek zorunda bırakılıyor. Yukarıdaki yazıyı yazan bayan da 2500TL bir eşinden 1000TL de diğer eşinden olmak üzere aldığı toplam 3500TL’lik nafaka ile rahatça (!) geçindiğini yazmış; çok yazık!… Bir erkeğin ömür boyu nafakaya mahkum edilmesi ne büyük bir adaletsizliktir.
      İslama göre çocukların velayeti babaya ait olmasına ragmen cocukları hem anneye verip hem de babayı müebbet nafakaya mahkum etmek hangi adalet ölçülerine sığar? Ben bu kanunları çıkaranları ve destekleyenleri Allah’a havale ediyorum; hiçbirine hakkımı helal etmiyorum. Zerre kadar hakkım varsa zıkkım olsun! Bu adaletsizliklerin hesabı “adalet” kelimesini sözde kendisine şiar edinmişlerden elbet bir gün sorulacaktır!…

  3. hasret dedi ki:

    ibretlik bir yazı olmuş..elindekinin kıymetini bilmek,kısmetine razı olmak gerekiyor..hep daha iyisi çıkar düşüncesi şeytanın vesvesesidir..yazıda da görüldüğü gibi gelen gideni aratıyor,aratmış..
    Kayınpederimin bir sözü var..Anadolu’da “insanın ilk eşini annesi doğururmuş” diye mecazi bir kelime kullanılırmış..

  4. md dedi ki:

    Allah’ın emirlerine göre bildiğim kadarıyla çocuklar için babadan nafaka alınması gerekir. Zira çocuk babaya tabidir. Ancak iddet süresi tamamlandıktan sonra bir kadının kendisi için nafaka almaya devam etmesi doğru mudur?

    Batıda evliliği azaltan evliliklerde de çocuk sahibi olmaktan kaçınmaya yol açan konu “nafaka” meselesidir.
    Toplumumuzda haksız nafaka korkusu gençlerin evlilik kararlarını olumsuz etkiliyor malesef.
    Kanunlardaki haksız uygulamalar yüzünden bir kadın evlenebilmek için iş güç para mülk sahibi olmak zorunda artık.
    Fakir bir kızın zengin birisiyle evlilik yapması ihtimali mevcut uygulamalarla ortadan kaldırılmış oluyor böylece.

    Evlenip boşanan kadın eski kocasını hayatının sonuna kadar sömürüp (bebek büyütmek çocuk yetiştirmek gibi muhteşem ve zaruri görev hariç) hiçbir iş yapmadan hayatını devam ettirmesi ve bunun toplumda yaygınlaşması evlilik kurumunun önündeki en büyük engellerden birisi olabilir.
    Böyle bir kadının yeniden evlenmesi durumunda kocasından kendisi için aldığı nafaka kesilebileceği için yeni adayın eski kocanın sağlayabildiğinden daha iyi imkânlar sunması gerekmekte.

    Diğer taraf açısından bakıldığında 1000TL ve 2500TL nafaka ödemeye mahkum edilmiş birisinin yeniden evliliği nasıl mümkün olabilecek? Kaç hanımefendi böyle bir yükümlülük altındaki birisi ile evlenmek isteyebilir?

    Allah’ın “içinizdeki bekârları evlendirin” emrinin uygulanması böylece hem kadın hem erkek için daha da zorlaşmakta.

    En kısa zamanda kanunlardaki nafaka konusunun iddet miktarı ile sınırlanması ve boşanma tazminatı olarak adamın mülkünün yarısını almak gibi saçmalıkların kaldırılması yerine sadece “mihir ödeme mecburiyeti” getirilmesini diliyorum.

    Bu konuyu benden daha veciz bir şekilde ve duygusal yönünü de ele alarak Sn. Sema Maraşlı hanımefendinin yeni yazılarında dile getirmesini umuyorum.

    • md dedi ki:

      “Diğer taraf açısından bakıldığında 1000TL ve 2500TL nafaka ödemeye mahkum edilmiş birisinin”
      ifadesi yerine
      “Diğer taraf açısından bakıldığında 1000TL ve 2500TL nafaka ödemeye mahkum edilmiş kişilerin”
      ifadesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.
      Düzeltir saygılar sunarım.

      • mt dedi ki:

        Boşanılan yani insanın can evinden vurulan durumda kimse kimseye GÖNÜL RIZASI ile nafaka vermez Zengin Dahi olsa. Her iki eşten gelen nafakalar iştirak nafakası yani çocuklara verilen nafakalardır, onların hakkıdır, başkasının el sürmesi kabul edilemez. Zengin dahi olsa Gönül rızası ile verildiğini düşünen varsa nafaka yükümlüsüne sorduğunda çocukların haricinde kullanılmasına rıza göstermeyeceğini çok rahatça öğrenebilir.
        İslam dininde kadının nafaka ihtiyacı kesinlikle ailesinden babaya, mümkün değilse en yakın zengin aileye yakın erkeğe aittir bu da mümkün değilse daha uzağa kayar bu da mümkün değilse devlete aittir.

        • derya dedi ki:

          erkek ayrılsada mecbur odemek zorunda ne munasebet baska yakın bır erkegın bakmaksı gerekır dıye .Kıme kadınlık yaptıysa evlat verdıyse o bakacak.N e ala kıskanclık yuzunden kadını calsıtırmazlar yada otur cocugu bak eve ben bakarım dadıyla buyumesın denır kı mantıklıda olan budur sonra bosa karını verme nafakada ne ala ne guzel .Yok oyle bır dunya eger kadın ıs sahıbı degılse maddı sıkıntı cekecekse boyle olmak zorubda.Beyler kusura bakmasın hem aıle kızı ısterler kendılerı en hovarda gunlerını yasamısken bekarken çunku onlar erkek ve bişey olmaz dusuncelerınden ..O zaman genclıgını bekaretını veren kadına da kusura bakmasınlar bakacsaklar .Bu arada somuren şirret kadınlar var onları ulkemızın kadınları arasında ıstısna olarak goruyorum .

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

            derya kardeşim çok fazla dolmuşsunuz ben size islam hukukunu anlatıyorum siz ben müslümanım diyorsanız islamda kadın boşandıktan sonra sadece çocuk için nafaka alabilir kendi için nafaka alamaz!!!

            yok ben farklı bir inanca sahibim diyorsanız o halde zaten size söyleyecek lafım yok!

            ayrıca hep kadın zaviysesinden olaya bakmışsınız oysa erkekler açısından da baksaydınız ortayı bulup daha adilane olabilirdiniz her neyse bu tartışmalar uzar gider en iyisi mi susmak ve bu aile üzerine oynanan oyunlar için rabbimize dua etmek…

          • Yasin dedi ki:

            Boşanınca eski kocası neden mecbur oluyormuş? Madem öyle nafaka alan eski karısı da adamın hizmetlerini görsün! “kadın hizmetçi değil!” ama erkek köle… Öyle mi?

            “Kime kadınlık yaptıysda”
            diğer taraftan da bakın o da Kocalık yaptı! Sanki dünya bir tek sizin varlığınız üzerine kurulu.

            “Kıskanclık yuzunden kadını calsıtırmazlar yada otur cocugu bak eve ben bakarım dadıyla buyumesın denır kı mantıklıda olan budur sonra bosa karını verme nafakada ne ala ne guzel .”
            Velev ki senaryonuz gibi olsun, Sigorta Mevzuatına göre; Ölen her sigortalının maaşınından ve haklarından ölünceye kadar kadınlar faydalanabiliyor ama 18 yaşından sonra erkekler faydalanamıyor. Erkek eski karısına ömür boyun nafaka verecek, diğer taraftan da kadın ölen babasının maaşına da ortak olacak, N e ala…
            Erkek sokakta açlıktan ölse bile devlet erkeğe sahip çıkmaz ama kadına her türlü imkan sağlanıyor!

            “Beyler kusura bakmasın” ama hanımlar her kusura baksın. Hem evlenmek isterler hem de evlenince kocalarına hayatı zehir ederler. Her erkek illaki hovardadır size göre ama biz ise bir kaç zilliye bakıp her kadın zillidir demiyoruz.

            “enclıgını bekaretını veren kadına da kusura bakmasınlar bakacsaklar” Erkek kadına gençliğini ve Mehrini vermiyor ama değil mi? Adamın gençliğini tükettip bir de üste çıkmak bu olmalı. Kadin bakire de evlendiği erkek mutlak kaşar mı? Bekareti başa kakacak olan kadın hiç evlenmesin.

            Bu arada kadını sömüren, döven, şirret kadınlar da var ben de onları istisna görüyorum.

            — NOT : Üslübum biraz ağır geldiyse, sizin üslubunuzu taklit ettiğimden dolayıdır. —

            Allah kimseye haksızlık yapmaz, Toplum ve Hukuk olarak Kur-an’dan ne kadar çok uzaklaşırsak birbirimizi o kadar çok incitiriz…
            :'(

          • yunus dedi ki:

            herkafadan ayrı bir yorum çıkacağına biraz araştırıp islam hukukunu inceleyin yoksaaa herkes haklı kendine göre.

          • Yasin dedi ki:

            İslam Hukukunun ilk ve temel kaynağı olan Kur-an’da BOŞANMA isimli bir Süre ve bu konuları açıklayan ayetler var. Ötesi fikir fırtınasıdır.
            http://www.cocukaile.net/ilk-esinizin-kiymetini-bilmeniz-icin-bes-sebep/#comment-43970

  5. anadoluerkeği dedi ki:

    aylık 2500tl nafaka. hiç iş yapmadan gelen para. valla bu nafaka bana helal paradan ziyade haram olan faize veya haksız kazança daha yakın geliyor. başkası çalışıyor sen yiyorsun.

    • .:. dedi ki:

      Aylik 1000tl de ilk kocadan var o kismi atlamışşsınız.:) HAMDOLSUN.! Eski aile bakanı Fatma Şahin in, Neden feminist derneklerle ve devlete sirtini yaslamış oradan gecinen oluşumlarla birlikte, AB nin şuan batakta olan ahlaksız çöküntü içerisinde olan erkek ile erkegin yasalarla evlenebildigi ve aynı yatakta karı koca ilişkisi yaşayıpda her türlü pisliği yaptıgı, ülkelerinden kopya alıp ülkemize getirip de kendisi dahi mecliste oylamaya katılmayıp, iktidar vekillerini,n cogunlugunun katılmayıp sadece 208 vekille kabul edilen hiç bir adaletin olmadığı bu yasalar için yapan ve yaptiranları bilmem nasıl anmak gerekir.

      Bu site ile tanıştığım günden beri yaşayarak, gözlemlerimle, tecrübe ve araştırmalarımdan yola çıkarak dile getirmeye çalışan bir kardeşiniz olarak. Bir çok sagduyulu ve bilgili tecrübeli yorumcu ve yazarların da dile getirmeye çaliştığı, Ülkemizde malesef basiretsiz, yetersiz, beceriksiz ve vizyon eksikligi olan kişilerin, sir kendi ve bir kesimin çıkarları ugruna AB istiyor diye kendi halkına açıkça söylüyorum başbakanımızı kandırıp yanıltarak, hatta başbakanımızın hanımınıda bir çok yerde bu konulara alet eden kişilerin yaptıkları henüz çok daha yeni başladı. Daha o kadar felaket durumlar olacak ki hep beraber göreceğiz.

      Etrafınızı kendinizden, en yakınlarınızdan ve cevrenizden inceleyerak başlayın bu hizli değişimi çok net göreceksiniz ama hiçbirşey yapamayacaksınız, Üstelik Bu yanlışı yapanlar kendi yanlışlarını savunmak ugruna çok daha büyük yanlışlar yapacaklar. Aslına dönmeden bu girdaptan çıkmaları çok zor, çünki başta uluslararası sözleşmeler olmak üzere, ABD, BM ve AB yaptrımları ile yasaları Türkiye Cumhuriyeti anayasasının üzerindedir. Anayasa ile de güvence altına alınmıştır, Anayasanın neden degistirilemediğine birde bu açıdan bakmak lazım, TOKMAK BAŞKASININ ELİNDE, İSTEDİĞİ ZAMAN SERT VURUNCA İSTEDİĞİ YERDE YARA AÇIYOR.

    • hatice dedi ki:

      nasıl hic iş yapmadan??? cocuga bakıyor ya. adam kuyumcuymus muhtemelen zengindir ve kabul etmiştir.o gönül rızasıyla veriyorsa haram olmaz.
      herkes kendi hesabını kendi verecek.baskalarını yargılarken ne kadar kolay yaftalıyoruz.

      • Ahirzamanda Müslüma Olmak dedi ki:

        islam hukukuna göre adam sadece çocuğu için nafaka vermekle yükümlüdür boşanan karısına nafaka vermez.böyle bir şey yoktur islam hukukunda bu medeni hukukun bir dayatmasıdır.! adam niye boşanan kadına nafaka versin ki adamın tek vermesi gereken kadının mehridir ve islam hukukuna göre başkada birşey verme zorunluluğu yoktur.bugün erkekler haksız yere kadına nafaka vermeye mecbur ediliyorlar sonrada gel elde kalan parayla yeniden evlen!! bu zulüm değilde nedir?!!!

        • fatma dogan dedi ki:

          ahir zamanda musluman olmak ,dediklerondde haklisin fakat islam hukuku turkiyede gecersiz kilinmaya calisildigi icin sizin sozunuz burada pekte anlam ifade etmiyor ,ancak Ayeti Kerime ve hadisi serifler kiyasi fukahalar ile aciklama yaparsaniz daha inandirici olur ,dediginiz dogru fakat hareketiniz yanlis,miras konusundada ayni sekilde turkiyede bir cok insan Nisa suresinde Rabbimizn Emrettigi gibi taksimat yapmadigi icin cok insan haram ile besleniyor,haramla beslenen bir kimsenin ibadetleri dahi kabul olmuyor,bunlarida delilleri ile aciklayacak islam alimlerine siddetlee ihtiyac var…

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

            buyrun kardeşim burdan okuyun bakalım fikriniz değişecekmi?

            “Kadın kocasından boşandıktan sonra iddetini (üç hayız / regl ya da üç temizlik) doldurana kadar nafakası boşandığı kocasına aittir. Evlilikten dolayı yıpranma tazminatını da alma hakkı vardır. İddet dolduktan sonra kadının nafakası çocuklarına aittir. Çocukları yoksa en yakınından başlayarak uzak yakınına doğru olan silsile takip edilir. Yakınları yoksa halka ve halk adına devlete aittir. Kadın İslam’a göre açıkta bırakılmaz. Açıkta bırakılırsa kadının etrafındaki bütün Müslümanlar ahirette bundan dolayı hesaba çekilir.

            Ayrıca, çocuğun bakım ve gözetime muhtaç olduğu süre içinde kadına bakım ücreti ödenir. Bu nedenle, boşanmış ve iddetini de doldurmuş bir kadın için eski kocası nafaka ödemez. Eğer haksız olarak bu nafaka alınıyorsa bunu, meşru borcuna (mesela mehire) sayabilir.

            Ayrıca, mahkemede boşanma sonucunda erkeğin, kadından dinen tazminat, nafaka vs. hakkı bulunmamaktadır. Ancak erkek, boşanmak isteyen eşine kendisine mali bir ödeme yapmasını şart koşup anlaşarak onu boşayabilir. Bu şekilde boşamaya, hul’ veya muhalea denir. Aynı durum erkek için de geçerlidir. Yani erkek, belli bir bedel ödeme karşılığnda eşinden ayrılmayı kabul edebilir.

            Baba, akıl-baliğ olmayan bütün çocuklarına bakmakla yükümlü olduğu gibi, evleninceye kadar da kız çocuklarına bakmakla yükümlüdür.” (sorularla islamiyet)

          • Fatma dogan dedi ki:

            Bu yazınız daha iyi olmuş ,ama ayeti kerime ve hadisi şerifleri açıkça nerde yazıldıkları ı ifade ederek yazmak dahada iyi olur kanaatindeyim.

          • Fatma dogan dedi ki:

            Ahirzamanda müslüman olmak siz ordaki burdaki kitaplarda yazılanları aktarıyorsunuz Tamamda direk elmalı tefsiri olsun sahih hadis kitapları olsun oralardaki bilgileri aktarırsanız daha iyi olur çünkü her yazarı tastiklemek zorunda değil kimse ,mesela yaşar nuriden bişeyler yazsanız asla inanmam bunun gibi herkes tarafından kabul görülen bigilerden aktarmak dahada iyi olur

      • derya dedi ki:

        yaftalarlar tabı senelerce bu ulkede kadına deger verılmedı hukukende daha yenı yenı yasalar kadını koruyor rte sağolsun ..12 SENE EVVLELINDE MAL PAYLASIMI YOKTU ADAM ISTEDIGI AN KARISINI KAPIYA KOYAR VE HAK TALEP EDEMEZDI .GÖRÜYORUMKU BU YASALAR MILLETIN ERKEK LERIN HIC ISINE GELMEDI BUNYELERI KALDIRMIYO…KADIN ZATEN IS GUC SAHIBIYSE IHTIYAC DUYMAZ AMA CALIKSIRKEN BAKACAK BIRI LAZIM VE COCUGUN MASRAFLARI VAR VE BUNLAR GOZ ONUNE ALINARAK COCUK ICIN NAFAKA SARTTIR .MAALESEF YURDUMUN KADINININ HANGI BIRI CALISIP HAYATINI IDAME ETTIREBILECEK YETERLILIKTE YA OKUTMAMISLARDIR EVLENDIKTEN SONRA CALSIMA IZNINI ALAMAMISTIR KOCADAN VS VS ALSA BILE KRES PARASI BAKICI PARASI KURTARMAZ.KADINLAR HEP MAGDUR DURUMDALAR BIRAZ IZIN VERIN DE DUZELSIN ARTIK .NIYE HAZMEDEMIYOLAR .ISTISNALAR HARIC KADINLARIMIZ IYI ANNEDIR FEDAKAR ESTIR .ERKEKLERIMIZ ISE KABA KIYMET BILMEYEN .ESKILERE BAKIN YANLISIM VARSA EGER SORUN NINELERE NELER CEKMISLER HEM ESTEN HEM ONLARIN AILESINDEN DAYAK DESEN VAR ASALAMAK DESEN VAR ESSEK GIBI ÇAYDA YADA TARLADA CALSIP EVE GELIP EV İŞİ YEMEK CAMASIR ONLAR DA VAR .BIR DE AKSAM ADAMIN KEYFINI ET SONRADA YIKANMAK ICIN O SOSGUK BUZ GIBI SULARDA DON BUNU GOREN BUYUKLERDE LAF ETSIN SANA .COCGUNUN HIKAYESI BENZER INKAR EDEN YALANCIDIR .İSTISNA YOKMU VAR AMA ISTISNA .SUC KADIN OLMAKTI .SIMDIKILERDE BUNLARI GORUP ANALARINI NINELERINI AYNINI YASAMAK ISTEMIYO HAKLI OLARAK INSAN MUAMELESI GORMEK ISTIYO VE OLMAYINCA DILE GETIRIP KARSI CIKIP AYRILIYOLAR MUTSUZ ISELER.NIYE CEKSIN KI ZULUM VARSA ILGISIZLIK HELE BIRDE CALISIYOSA .HAYAT GUZEL VE KISA ELBET IYI INSANALR VAR KIYMET BILECEK ONLARA VERECEKSIN SEVGINI HAYATINI PAYLASACAKSIN MUTLU BIR DUNYAYI .BU KADAR .

        • .:. dedi ki:

          Dediklerinizin dogruluk payı var, hepsi gerçek de olabilir. Size katılıyorum.

          Ancak sanki biraz durduğunuz yerden bakmışsınız dünyaya.. Biraz da kızkınlık mı var? Objektif ve gerçekçi olmak lazım.

          Sizin söylediklerinizin tam aksini söylersem yalancı diyemezsiniz bana veya benzer düşüncelerde olanlara.

          Aslen ülkemizde sesi çıkmayan ve görülmeyen bir çok durum vardır. Bu başka bir gerçek.

          Ama somut rakamlar üzerinden gidilirse.

          Yani Türkiyedeki, Anlaşmalı boşanmalar haricindeki boşanmalarda.

          Gerçek sebeblerini ortaya koyar ve objektif analiz edilirse.

          Boşanmaların ezici olarak boşanmaların coğunda, Alkol, Haysiyetsiz yaşantı, kumar, iffetsiz durumlar ön plana çıkar.

          Sadece ve sadece boşanmaların Türliyedeki aile yapısına baktığınızda, hangi kesime ait olduğunu çok net görürsünüz, ama bunu konuşamazsınız. Bu rakamları vermez ve açıklamazlar.

          Olay aslen bana göre maddiyattır zaten sizde buna değinmişsiniz, bir tarafta dediğiniz gibi bir durum varken diğer tarafta, 1-2 seneyi bulmayan evlilikle malın yarısını götürmek isteyenler de var.

          Konu gerçekten eşitlik üzerine konuşulsa, o zaman herkez getirdiği ile degerlendirilir.

          Bundan sonra Türkiyenin gideceği nokta o dur malesef.

          Resmi olmayan birliktelikler, veya kazançları oranında aileye katkı, Anayasa da boyle demiyor mu? Ama uygulanmıyor o başka..

          Şunu söylemeden edemeyecegim. rte yi sanki araba markası gibi yazmışsınız. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan.

    • seymen dedi ki:

      Nafaka çocuklar adına vekaleten alınıyor öyle olmasaydı ilk nafaka ikinci evlilikten sonra hemen kesilirdi. Yani adamlar çocuklarına ödüyorlar o paraları.

      • Yasin dedi ki:

        “Nafaka çocuk için alınıyor”(?)muş…
        Peki, “ödedikleri nafakanın ne kadarı çocuklara harcanıyor?”
        Şayet çocuk için nafaka verilmeseydi; YOK YERE YUVASINI YIKAN BİR KADIN, ÇOCUKLARI YİNE DE İSTER MİYDİ?

        Kadının anlatıklarını bir düşünün,
        “Bu kadın yuvasını neden yıkmış?”
        “Önceliği Çocuk mu, Nefsi mi?”

        Olaylara sadece kadın açısından bakmaktan vazgeçin, “Zengindir ödesin” mantığı yanlıştır, hiç kimseye haketmediği bir imtiyaz sağlanmamalı, iki tarafı da düşünün.
        Asgari ücret ne kadar? Asgari ücretle 6 kişilik aile geçindirenler var, o kadının çocuklar için aldığı nafakalar, neredeyse onu boşayan Hakimlerin maaşıyla yarışıyor.

        Kadınlar için en kestirme geçim yolu evlilik mi?
        Bu kadın toplamda kaç yıl evli kaldı? Kadrolu işi olan bir memur bu kadar kısa bir sürede emekli olamıyor.
        Zengin bir koca buldun mu hayatın kurtuldu? İşe bak… Çalışmak yok, Sınavlar yok, Patron yok, zaten normalde yapmak zorunda olduğun işleri kocana minnet ederek yapıyorsun, bir kaç yıl sonrada kocaya tekmeyi attıp malına ortak oluyorsun…

        Mehtap Kayaoğlu’nun dediği gibi; Maalesef Türk Medeni Kanunu “Evliliği Resmen Ticari Ahlaksızlığa dönüştürdü…”

        http://www.haber7.com/yazarlar/mehtap-kayaoglu/909533-ticari-ahlaksizligin-yeni-adievlilik

      • fatma dogan dedi ki:

        bu kural uygulanirken niyet cok onemli ,sizin dediginiz niyetle alip veren kac kisi var acaba ?…dinimizde bir cok amellerde niyetlere bagli biliyorsunuz.

    • Gokce dedi ki:

      Anadoluerkegi, tam adina yakisir sekilde yazmissin.Eminim bircok erkek senin gibi dusunuyorlardir. Ben de bir kadin olarak bu ise farkli bakiyorum. Anlatayim. Evlilik bir anlasmadir. Hem seri hemde resmi bir anlasma o anlasmaya imza atarken, neye imza attiginizi bilerek imzalayin. Seri kanunlara gore Mihr .Resmi kanunlara gore 50/50. Her vatandas ilgili oldugu kanunun bilmek zorunda. Bilmemek ozur degil.
      Musluman kimseler yasadiklari ulkelerin kanunlarina da saygili olacaklar degil mi? Eger istemiyorsaniz resmi nikahi yapmayin. Kizlara da tavsiye evlenirken mihiri Butun kazanimlarin yarisi olsun diye isteyin. Bir at yuku altin da isteyin. Cunku, Erkeklerimiz ne yazik ki, kadinin emeginin hakkini vermek istemiyorlar. Kadinin evde yaptigi isi bir emek bir is olarak gormuyorlar bile. Erkek ise gittigi zaman neden maas aliyor. Bir emek karsiligi degil mi? Kadinin evde ki emeginin karsiligini kim verecek. o bir emek, bir is degil mi? Sabah sicak kahvalti onune gelecek, arkandan yatagin yapilacak evin toplanacak, cocuklara bakilacak, aksama yemek yapilacak, butun bunlar erkegin gozunde degeri olmayan bir EMEK. kadinlar emeklerinin karsiligini para olarak,evliyken alamiyorlar bir kenara para biriktiremiyorlar. emeklilik yatirimi, ev araba alacak parayi kazanamiyorlar.Evlilik kor topal sonuna kadar giderse ,kimsenin aklina gelmez hanimin ustune bir ev yaptirayim.Her sene ona emekleri icin koluna yatirim olarak bir bilezik takayim demek.Yok efendim bosandiginda devlet baksin. yok mezardaki babasi baksin, Iste, isine geleni kabul edip isine gelmeyene atip tutan tipik bir ANADOLUERKEGI.

      • md dedi ki:

        Şer-i kanunlara göre olan mihir aynı zamanda resmi bir belge olarak mihir senedi şeklinde mevcut kanunlara göre de geçerli olacak şekilde düzenlenebilir.

        Kadınların evde yaptıkları ev işlerinin karşılığını alamadıklarından bahsedilmiş: “Kadinin evde ki emeginin karsiligini kim verecek. o bir emek, bir is degil mi? Sabah sicak kahvalti onune gelecek, arkandan yatagin yapilacak evin toplanacak, cocuklara bakilacak, aksama yemek yapilacak, butun bunlar erkegin gozunde degeri olmayan bir EMEK.” Sadece erkeğin değil feminizmin ve devletin gözünde de maddi değeri olmadığı için yok edilmek istenilen bir emek. Ancak aynı emek kendi evinin temizliği yerine başkasının evini temizleme, başkasının yemeğini yapma, başkasının çocuğuna bakma şekline dönüştüğünde kadın ev hanımı değil çalışan hanım şekline dönüşmüş, yaptığı da iş haline gelmiş oluyor toplumumuzda. Devlet bu durumdan vergi elde etmek feminizm kadına statü kazandırmak adına bunu teşvik ediyor.

        Asıl olan aile ve sosyal politikalar bakanlığının evhanımlığını cezalandırıcı önlemler yerine esas ev hanımı olan kendi evi ve çocuğuyla ilgilenen kimselere destek vermesi olmalı belki de..

        Mihir olarak kazandığının %50si denilebilir mi bilemiyorum. Çünkü mihr kadının kişisel olarak hakkıdır. Kalan %50 ile adamcağız aileyi geçindiremeyebilir. Zira Mihir’den ayrı olarak kadının yemesi, içmesi, giyimi, barınması gibi tüm ihtiyaçları kocasına aittir islam hukukuna ve örfe göre. Bunu (karısının yeme içme giyim barınma gibi ihtiyaçlarını) sağlayabilecek gücü olmayanın evlenmemesi gerekir zaten.

        Ancak mevcut kanunlara göre kadının yemesi, içmesi, giyimi, barınması gibi ihtiyaçları kocası karşılayacak diye bir şey var mı bilemiyorum…
        Kocanın kazancının yarısına ortak olacağım derken, örfen ve islam hukukuna göre verilen hakları alamayacağı bunları reddeden birine denk gelebilir insan. Bilakis zamane koca adayları karısının kazancınızın yarısını almaya kalkabilir (kadın erkek yasalara göre eşit kabul edildiğine göre). Kim az kazanırsa o avantajlı gibi sanki. Dolayısıyla az kazanmak ve çok kazananı bulmak teşvik ediliyor gibi. Bu da çözümsüzlüğü dayatır… Çünkü eşit kazananların birbirini bulması ihtimali daha düşüktür. Bulsalar bile hayat süresince bunun aynı şekilde kalacağını iddia etmek pek mümkün görünmüyor.

      • Gulpembe dedi ki:

        Gokce hanim, akli basinda hanimlarin yorumlarinj okumak cok hosuma gidiyor, Allah razi olsun..
        Aynen dediginiz gibi, mihr sadece usulen orfen konusulup kapatilan birsey ki, Turk kadini buna sosyal guvence olarak bakmayi aklina bile getirmez,yine dediginiz gibi mihr olarak bosanma sonrasi yariyariya mal istesinler kocalardan da gorelim seriatlerine cok duskun beyleri:)
        Evici emekleri karsiligi kolundaki bilezigi dahi Turk kadini az bir borcda, kocasinin derdinde aninda bozdurur verir, tamah etmez. Rasulullah sav e sutannesi halime anamiz gelip biseyler istediginde, rasulullah sav kendi fakir oldugu icin Hatice anamizdan soruyor, birseyler verebilir mi diye.
        Kac Turk erkegimiz karisinin kendinden daha zengin olmasina tahammul eder, saygi gosterebilir. Kadin para kazanmak istese ( ki insani ve dogal haktir) otur yerine kariyer meraklisi, erkeklesmis sefil kadin denmiyor mu iste buna cok guluyorum.
        Yine dediginiz gibi aslolan yasadigin memleketin kanunlarinin baglayiciligidir. Islam devletinde yasamiyoruz, bugun devlet eliyle at yarisi ve piyango oynatiliyor, fakat kuyrugumuza basilsiginda nerede bu seriat demeyi ihmal etmiyoruz…

  6. seymen dedi ki:

    Tecrübenin bir değeri varsa o da bir acı mukabilinde elde edilmiş olmasındandır. Andre Maurois

    Acaba dünyada başkalarının tecrübelerinden istifade edecek kadar akıllı bir insan var mıdır? Voltaire

    Tecrübe Bilginin Anasıdır. Cervantes

    Başarı başkalarının geçirdiği tecrübelerden yararlanmaktır. Vehbi Koç

    Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır. Peyami Safa

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku