İyi düşünelim de iyi mi olsun… Kötü düşünelim de gerçek mi olsun?

04 Şubat 2016Yasemin Yusufoff3 Yorum »

yasemin-150x150Geçenlerde bir gün kendimi çok mutsuz hissediyordum. Herşey anlamsız geliyordu. Bu ruh halime rağmen annelik beni yine de dışarı çıkarttı: çocuklarla parka gittik. Bir süre oynadıktan sonra ve hava kararmaya başladıktan sonra çocuklarla eve doğru yürümeye başladık. Çimenlerin arasında yoncalar varmış. Bunları kızım gördü ve görür görmez eğildi ve dört yapraklı yonca bulma ümidiyle aramaya koyuldu. Ben onun hevesini kırmamak için birşey demedim, ama içimden geçen şuydu:‘Bu kadar yıl aradım bulamadım, bulma ihtimalim yok ki, neden arayayım?’. Bunu düşünür düşünmez kendi kötümserliğim ve umutsuzluğuma  kızıp, aşağı baktım. Ve oradaydı. Anında gördüm. Hayatımda bulduğum ilk dört yapraklı yonca. Allah bana o an çok güzel bir ders verdi.

Aslında sonradan düşündüm de, bu ilk yaşadığım mucizevi olay değildi. Hayatımda ne zaman böyle çaresiz, umutsuz ve kötümser olsam, ardından muazzam güzellikler gelmişti. Evet, beni pozitif, iyimser, gülümseyen tarafımla tanıyanlar, ya da pozitif disiplin ve pozitif rehberlik kitaplarımı bilenler (ama okumamış) bu şekilde hayal etmeye zorlanırlar belki. Hatta bundan dolayı da muhtemelen, samimi arkadaşlarım çocuklarımla konuşurken ses tonumda hafif bir sertlik duysa hemen ‘pozitif olalım’ veya ‘pozitif disiplin’ diye bana hatırlayıp eğlenirler. Aldığım başka öğütler ise, ‘pozitif disiplin çocukları şımartır, Osmanlı tokadı iyi olur’ ya da ‘kötümserlik gerçekçiliktir, nedir bu pozitif olayları’. Böyle diyenler de kitaplarımı okumadıklarını gösterirler aslında.

Kitaplarımı okumamış, ama genel olarak pozitif yaklaşımla ilgili önyargılı olan arkadaşlarım, yanlış anladınız. Hayır, hiç anlamadınız. Ne pozitif disiplin, ne pozitif rehberlik, ne de pozitif psikoloji devamlı olumlu duygu demektir. Ya da devamlı gülümsemek. Ya da kör iyimserlikle ‘birşey olmaz yapalım’ demektir.

Pozitif psikolojiyi hocam Martin Seligman, Amerikan Psikoloji Derneği başkanlığı döneminde bilimsel dal haline getirmiş ve tanınmasını sağlamış. Onun bu çabalarından önce psikoloji bilimi sadece düşünce ve davranış bozukluklarını inceleyen yani insanların ne tür ‘kusurları’ var ve bunları nasıl düzeltebiliriz yaklaşımı içindeymiş. Bunun aksine, pozitif psikoloji dalı, insanların iyi yönleri de var, bunlar nedir ve nasıl daha da geliştirebilir? sorusunu öne çıkarmış. Pozitif psikoloji, aslında kişisel gelişimin bilimsel uygulaması. Bu ne demek? Bu alandaki uzmanlar, bilimsel bir şekilde, insanlarla çalışmalar yapılıyor, veriler alıyor, başarı, mutluluk, ve iyiliğin nedenleri araştırılıyor. Elde edilen verilere göre, insanların iyi yönlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Yani, insanların daha başarılı, daha mutlu ve kendini gerçekleştirmiş bireyler olmasına önemli katkılarda bulunuyor.

Muhtemelen pozitif psikolojinin kurulduğu zamanlarda, pozitif disiplin de öne geldi. Çünkü ondan önce, disiplin demek, çocukların kusurlarını tespit edip, onları düzeltmekti, aynı psikolojinin yaklaşımı gibi. Çocuklar kusurlu, bunları dayakla, bağırmakla ya da psikolojik kontrolle düzeltmek gerekir diye düşünülürdü.

Kitaplarımı okuyanlar bilir. Hiç bir yerde şu cümleler yoktur:  ‘çocuğunuza sakin hayır demeyin’ ya da ‘istediği herşeyi yapın’ ya da ‘istediği herşeyi alın’ ya da ‘her zaman çocuğunuza gülümseyin’. Kitapları yazdığımda asıl amacım şuydu: çocuklar evlerinde güvende hissetsinler. Dayaksız, korkusuz, ve sevgiyle büyüsünler. Çünkü güvende hissetmeyen ya da sevgiyi kaybetmeye korkan biri asla potansyelini değerlendiremez. Şöyle düşünün: Eşiniz yemeği beğenmedi, size bağırdı. Ya da, işinizi kaybettiniz ve eşiniz sizi dövdü. Ya da, iyi hissetmediğiniz için o gün işlerinizi yapamadınız ve eşiniz ‘işini yapmazsan giderim’ dedi, ya da ‘beni üzüyorsun’ ya da sizinle hiç konuşmadı ve soğuk davrandı. Bir çok çocuk çocukluklarını bu şekilde geçiriyor ve bundan dolayı hayatları, sağlıkları, başarıları, ve mutlulukları aşırı kısıtlı kalıyor. Kitapları yazmamın amacı bunları önlemekti. Bir çok strateji paylaştım, çocuğunuzu şımartmadan, işe yaramayan vatandaş haline getirmeden, aynı zamanda da dövmeden ve kötü davranmadan çocuğunuzu eğitebilmeniz için.

Kitabımı okuyanlardan aldığım yorumlar çok olumlu. Kitabımı okuyamayanlar ise, her türlü pozitifliğe önyargılı. Okuyun, eleştirin, kitabı iyileştireyim. Ama yakın dönem planım, size iyimserlik ve kötümserlik ile ilgili hızlı (yaşasın! kitapsız!) bilgi aktarmak olacak.

Okunma Sayısı : 3.405

Yorum yapın

“İyi düşünelim de iyi mi olsun… Kötü düşünelim de gerçek mi olsun?” için 3 Yorum

  1. U-mutlu dedi ki:

    Evet malesef gidemiyorum su an .Allah izin verirse bayramda anca, cok kalabalik ortamda buyudum amcalar dayilar teyzeler halalar kuzenler buyuk bir ailede kocaman mahallede akrabalarla hep bir aradaydik evlemdikten sonra komsularimla aramiz cok iyiydi,,
    iki defa tasindik su anki yerde dayanamdim ben cagirdim caya geldiler sagolsunlar ama zamanla olacak bisey galiba bi anda guvenemiyor insanlar, komsuluk iliskileri eskiye oranla baya bi geriledi…
    Evet gercekten de ne mutluluklar kalici ne de sıkıntılar..
    Rabbim bu gunlerimizi de aratmasin insallah

    Ucak korkum hasretin onune gecemiyor ama yine kendimi burda mahsur kalmis gibi hissediyorum nedense, ben uzakta yapamam diyordum ama farkinda olmadan buyuk konusmusum meger, insan herseye hazirlikli olmali,buna da sukur…
    Buralarda yeni oldugum icin sohbet ortamlarina nasil ulasabilirim bilmiyorum yine de arastirmak gerekir..
    Allah Yar ve Yardimciniz olsun..

  2. U-mutlu dedi ki:

    Kistan midir,gundem deki haberlerdenmidir bilmiyorum ama herkes mutsuz huzursuz..
    Iki yildir zor gunler geciriyoruz ayaklaniyoruz bi sure guclu olmaya calisiyoruz devamini getiremiyoruz duraksiyoruz, belki de dolan icimizi bosaltmak,
    icin araba yakit alir devam eder yoluna biz ise bosaltmadan devam edemiyoruz agirlik yapan gozyaslarimizla..
    Bir yilda iki kere yerimizden ettiler ailemize iki saatlik mesafeden yarim saatlik mesafeye surduler kendilerince ama bizim icin havuzdan cikip denize gitmekti 10 ay surecekti bu mutluluk 3 ayinda kaybetmeseydim bebegimi,, sonra cikardilar bizi o guzelim denizden(memleketimizden) ailemize bilmem kac kilometre uzaklara aracla gitmeye kalksak 24 saat surer,ucak korkum olmasa iyiydi ama..
    Sudan cikmis balik gibiyim en korktugum seyler geliyir basima diye dusunuyordum Cok sukur rabbim bi evlat mujdesi daha verdi.. Uzagiz yalniziz bu koca sehirde ve durumuz hala belirsiz her an issiz kalabiliriz ama oyle olgunlastik ki oyle buyuduk ki iki yilda, iki yil oncesini hatirladigimizda deli dolu cocukmusuz meger buyuduk buyuyoruz.
    Rabbim cocuklarimizla imtihan etmesin onlari hayirli birer evlat olarak yetistirebilmemiz icin guc versin salihalardan etsin insallah…
    Bekliyoruz simdi bebegimizi kucagimiza alacagimiz gunu insallah cok iyi gelecek bize Allahin mucizesi…

    Cok alakasiz belki ama icimi dokmem iyi gelir diye dusundum konusacak akraba dost arkadas komsu olmamasi ne kotu bisey iyi ki bu site var..
    Tesekkurler

    • ... dedi ki:

      U-mutlu kardeşim,

      Seninde dediğin gibi hayatta sıkıntıda mutlulukta gelip geçici. Yeter ki ümidimizi ve sabrımızı kaybetmeyelim.

      Uçak fobinizi yenmek için isterseniz bir psikoloğa gidin yada fobinizle yüzleşmek için üstüne gidin. Hamile olmanızdan dolayı bu dönem uçak seyahati sorun olabilir. Benim uçak korkum yok açık alanda yüksekten bakamayan biriydim korkmama rağmen korktuğum şeyi yapmak istiyorum. Biraz adrenalinden sanırım.

      Evet ailenizden uzakta başka şehirdesiniz ama insanın tanıdığı kalabalıklar içinde yalnız olması anlaşılamaması daha da zor. Gurbette zorlanan 3 tanıdığım olmuştu. Genellikle söyledikleri kimsenin içlerine almak istemedikleri ve çalıştıklarından dolayı vakitlerinin olmamasıydı. En azından anlaşabileceğiniz bir arkadaşınız komşunuz olsun hamilesiniz böyle bir dönemde daha da gerekli. İlk adımı güvenebileceğiniz komşunuza siz atın. Sohbet yada cuma toplantıları varsa buraya gitmeye çalışın. Zamanla insanlarla tanışırsınız.

      Allah’a emanet olun. Kendinizi yalnız hissetmeyin.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku