Çocuklara Cinsel Bilgi ve Vesvese (Evlilik Okulu 10.Ders)

13 Mart 2012Cinsel Eğitim, Evlilik Okulu15 Yorum »

Geçen yıllarda okul aile birliği toplantısında bir milli eğitim müdürü dinlemiştim. Günümüz çocukları ile kendi çocukluğunu kıyaslamıştı.

“Biz cinsellikle ilgili hiç bir şey bilmeden evlendik. Ben çocukken babam çok banyo yapardı, dikkatimizi çekerdi. Anneme ‘Babam niye bu kadar çok yıkanıyor.’ diye sorduğumuzda ‘Babanız ekmek kırığına bastı, çarpılmamak için yıkanıyor.’ derdi biz de inanırdık. Şimdiki üçüncü sınıfa giden çocuklar, çocuğun anne karnında nasıl döllendiğini biliyor. Çocuklarınızla aranızda uçurum açmayın, onların zamanını yakalamaya çalışın” demişti.

Milli eğitim müdürünün dikkat çektiği konu gerçekten çok önemli. Günümüzde çocuklar ile aileler arasında çok büyük bir uçurum var.

Okullarda altıncı sınıflarda fen bilgisi dersinde çocuklara çoğalmayı öğreten ders konuları var. Herkesin çocuğu bu dersleri alıyor. Her şeyin yarımı tehlikelidir. Yarım hoca dinden, yarım doktor candan, yarım bilgi yoldan çıkarır. Çocuklara “insanın çoğalması sperm ile yumurtanın bir araya gelmesi ile oluyor.” deyip konuyu bırakıyorlar. Çocukların bu kez kafasına takılıyor, bu sperm ile yumurta bir araya nasıl geliyor diye. Öğretmene soramıyorlar, sorsa da öğretmen cevaplamıyor. Öğretmende haklı, sınıflar kız erkek karışık olduğu için o ortamda anlatılması doğru değil.

Konunun devamını çocuklar teneffüste kızlar bir araya, erkek çocukları bir araya gelip bildiklerini birbirlerine anlatarak tamamlıyorlarmış. İşin kötüsü doğru düzgün şeyler anlatmıyorlar birbirlerine. Mesela bir genç kız anlattı. Bu dersten sonra kızlar teneffüste toplanmışlar, nasıl oluyor falan derken kızın biri “Ben biliyorum, büyük tuvalet ihtiyacı yaptığımız yerden cinsel ilişki oluyor.” demiş. Herkes de öğrendik diye konuyu kapatmış.

Genç kız cinsel birleşmenin oradan olmadığını öğrenince çok şaşırdı. Biz anlatmaya utanırken çocuklarımız cinsellikte ki iki haramdan birini, helal diye öğreniyor. Allah resul’ü “Eşine arka organdan (anüsten) temas eden veya adet halinde ki eşiyle cinsel temas da bulunan ya da falcıya varıp onu tasdik eden Muhammed’e indirileni inkar etmiş olur. ” buyuruyor. (Tirmizi 135) Bunu bilmeyen erkekler var. Gençler de normali buymuş gibi öğreniyorlar.

Kızlarda erkekler de yalan yanlış şeyler öğreniyorlar. O zamanda zihninde yıllarca tuttuğu yanlış bilgi cinsel hayatını olumsuz etkileyecek. Erkek eşinden haram olan ilişkiyi isteyecek. İnternette pornolarda da sapık ilişkiler yaygın olunca olunca bu çocuklar doğruyu nereden öğrenecekler?

Günümüzün en büyük belası cinsel yayınlar. Çocuklar yaşlarından çok erken her şeyi öğreniyorlar. Altıncı sınıfa bile kalmıyor hatta. Aile, çocuğum hiç bir şey bilmiyor, zannediyor çocuk aileden çok şey biliyor. İlkokul üçte çocuklar mastürbasyonu konuşuyorlar. Bir hanım ilkokul üçe giden kızının “anne iyi ki ayın otuz birine doğmadım, çok kötü bir günmüş, sınıfta oğlanlar otuz bir deyip deyip gülüyorlar. Otuz bir niye kötü anne? diye sormuş, sekiz yaşında kız çocuğu. Kadın da bilmiyormuş, sonra öğrenmiş. Şimdi anne kızına bunu anlatsa çocuğun yaşı çok küçük, anlatmasa sınıfından bir çocuk kendinden önce kesin anlatacak. Velhasıl zor bir zamanda yaşıyoruz. Bu gidişle çocuklar ailelere cinsel eğitim dersi verecekler maalesef ki.

Çocukların hemen hepsi ders için başında durdukları internetten sapık ilişkiler de dahil her şeyi izliyorlar. Biz aileler ise hâlâ çocuklarımıza ergenliğe giren çocuğumuza ergenlik, cinsellik bilgileri vermiyoruz. Utanıyoruz. Üstelik cinsellik; gusül, abdest ve namaz birbirine bağlı iken. Dinimizin bir parçası iken ve çocuklarımıza öğretmemiz üzerimize farz iken.

Bir hanım “On üç yaşında oğlum on bir yaşından beri kendi isteği ile kıldığı namazı birden bire bıraktı. Tekrar başlatmak için ne yapmak gerekir?” diye sormuştu. “Ergenliği, cinselliği, rüyaları, guslü konuştunuz mu oğlunuzla?” dedim. Şaşkınlıkla yüzüme baktı ve “Hayır” dedi. “Belki oğlunuz gusül alması gerektiği için sizden utanıp alamadığından dolayı namazı bırakmıştır.” dedim. Hiç böyle bir şey aklına gelmemiş. Oysa bu konuları öğretmek ailelere farzdır.

Ayrıca cinsel konular konuşulmayınca, çocuklar bilgilendirilmeyince vesveselere sebep oluyor. Erkek çocuklar ergenliğe cinsel rüyalar görerek giriyorlar. Bu rüyaları gören bilgilendirilmeyen çocuklar “açık saçık rüyalar görüyorum” diye suçluluk duymaya başlıyor, kendini günahkar görüyor. Kimseyle de konuşamayınca psikolojik rahatsızlıklara sebep oluyor.

Geçen yıl arkadaşım on iki yaşındaki erkek kardeşinin çok tuhaf davrandığını anlattı. Konuşmamı rica etti. Çocukla konuştuk. “Abla ben çok kötüyüm, günahkarım, her gece rüyamda zina görüyorum. Her gece her gece. Günahlarımı affettirmek için hafta sonları derneğe gidiyorum hiç durmadan sürekli dini kitap okuyorum.” Çocuk kafayı sıyırmaya az kalmıştı. Kaldırımda kadın görse, karşı kaldırıma geçiyordu.

Başka bir genç kız on beş yaşında ilmihalde, “kadın cinsel rüya görür ve ıslaklık olursa gusül gerekir” diye okumuş. (Eksik bir anlatım var ilmihallerde kadında her cinsel rüyada gusül gerekmez, şartları var.) Genç kızın kafasına bu konu takılmış. O güne kadar hiç cinsel rüya görmeyen kız, her gece cinsel rüyalar görmeye başlamış. Bir şeyden aşırı korkup kaçmaya çalışırsan beyin onu önüne getirir.

Genç kız hiç gerekmediği halde gusül abdesti alması gerektiğini zannettiğinden dolayı her sabah banyo yapmaya başlamış. Kendini günahkar hissettiği için daha iyi temizlenmek amacıyla guslü abarta abarta defalarca yıkana yıkana temizlik, gusül ve namazda takıntı başlamış. Her şeyi tekrar tekrar yapmaya başlayınca; gusül, abdest, namaz tam bir eziyete dönüşür hali ile.

Genç kızı kaç psikiyatra götürüyorlar; fakat doktor ona “sapık” der diye korkusundan gördüğü rüyaları anlatmıyor. Kaç yıllar böyle eziyet içinde geçiyor. Bir gün televizyonda cinsel konularda konuşan bir psikiyatrı dinliyor ve diyor ki “İşte bu. Bu beni anlar bana sapık demez.” O psikiyatra geliyor ve tedavi oluyor.

Bir de bu rüyalarda her şeyi görülebilir. Beynimizin oyunu mu şeytanın vesvesesi mi bilmiyorum. Mesela erkek çocuğu rüyasında kendini bir erkekle de görebilir. Bu sefer çocukta bende bir sapkınlık mı var? diye vesveseler başlayıp o tarafa bir yönelim olabilir. Ya da genç bir kız rüyasında çok yakın akrabası olan bir erkekle de kendini görebilir. “Ben ne kötü, günahkar, adi biriyim; aklıma neler geliyor, rüyama neler giriyor” diye vesvese etmeye başladığında akıl sağlığını yitirmeye başlar. Cinsel vesveseler gençleri kızgın, hırçın, baş edilmez hale getiriyor. İbadetlerini yapmıyorlar: “Allah benim gibi günahkarı huzuruna istemez” diye düşünüp namazlarını bırakıyorlar.

Rüya dışında da insanın aklına her şey gelebilir. Aklımız bir yol gibidir; duyduğumuz, gördüğümüz, şaşırdığımız, tiksindiğimiz, istediğimiz, istemediğimiz her şey aklımızdan geçebilir, buna engel olamayız, önemli olan kötü yolcuları misafir etmemektir. Üzerinde durmadığımız gelip geçen düşüncelerden kimseye bir vebal yoktur. Bizim sorumluluğumuz, üzerinde durmaya başladığımız zaman başlar.

Gelip geçenin zararı olmaz. Aklımıza rahatsızlık verici bir şey geldiğinde bir euzu besmele çekip “bu benden değildir” deyip daha üzerinde durmamak lazım. Çocuklarımıza da bunu böyle öğretmek gerek. Mesela çocuk annesine çok kızıyor “Ölse de kurtulsam” diye düşünüyor, sonra kızgınlığı geçince “ben ne kötü nankör bir çocuğum, annemin ölmesini istedim” diye dert etmeye başladığında psikolojisi bozuluyor. Vesveseler konusunda çocuklarımızı mutlaka bilgilendirmek lazım.

Özellikle de cinsel vesveseler konusunda. Çocuklarınızı karşınıza alın, konuşun. En güzeli babanın erkek çocuğuna, annenin kız çocuğuna anlatması. Altıncı sınıfa geldiklerinde cinselliği, ergenliği, rüyaları anlatın. Her rüyayı görebileceğini, ergenken kendinizin de böyle rüyalar gördüğünü, rüyada gördüğü şey her ne olursa olsun bunun onun konu ile ilgili bir arzusundan değil, beynimizin oyunu şeytani rüyalar olduğunu, üzerinde durmaz dert etmezse bu rüyaların gelip geçici olduğunu anlatın. Kendini günahkar ya da suçlu hissetmesine gerek olmadığını, hangi durumda gusül alması gerektiğini, gusül alması gerektiğinde utanmamasını söyleyin.

Altıncı sınıfta cinsellikle ilgili tam bilgilendirin. Zaten okulda cinsel organları falan öğreniyorlar. Önce ne bildiğini sorun. Utanıp cevap vermezse siz kelimelerinizi dikkatli seçerek, kendi üzerinizden örneklemeden tıbbı bir bilgi anlatır gibi anlatın.

Altıncı sınıftan öncede ilköğretime başladıktan sonra ara ara okulda neler konuştuklarını cinsellikle ilgili bir şey duyup duymadığını sorun. Bazen çocuk arkadaşı tarafından tacize uğruyor; fakat anlatmaya utanıyor. Çocuklarınıza bedeninin mahremiyeti olduğunu anlatın. Tabi ölçü çok önemli, korkutup çocuğu paranoyak yapmayın. Düzgün anlatın.

Siz anlatmaya utanıyorsanız, iyi anlatacağına inandığınız çocuğunuzun da rahat konuşabileceği bir akraba ya da arkadaştan yardım alabilirsiniz. Veya çocuklar ve ergenler için cinselliği anlatan kitaplar var. Yayınevine ve yazarına dikkat ederek onlardan da faydalanabilirsiniz. Fakat kitap alsanız bile çocuğunuz ile bu konuları hiç konuşamıyorsanız çocukta cinsellikle ilgili suçluluk duyguları gelişebilir ya da sizin ayıplayacağınızı düşünerek gusül almaktan kaçınabilir.

Cinselliği anlatırken her zaman Allah’ın karı- kocanın muhabbet etmesi için yarattığını nikahla güzelleştiğini anlatın. Cinsellik anlatırken nikah kelimesini çok kullanın ki şuuraltına doğru mesaj gitsin.

Cinsellik konusunda tabuları yıkalım. Tabi edep sınırını aşmadan. Cinselliğin anlatılması öğretilmesi edepsizlik değil; fakat dalga geçmek ve özensiz kelimeler kullanmak, eğlence olsun diye konuşmak ve yazmak da doğru değil.

www.cocukaile.net Sema Maraşlı

Okunma Sayısı : 34.479

Kardelen için yorum yapın

“Çocuklara Cinsel Bilgi ve Vesvese (Evlilik Okulu 10.Ders)” için 15 Yorum

  1. Kübra dedi ki:

    Gerçekten bende yeni ergenliğe girmiş bir kızım aklımdan kötü şeyler geçiyordu sonra diyordumki acaba bir tek benmi böyleyim ne kadar günahkarım içimde hep bir huzursuzluk oluyor bazen ağlıyorum namaza başladım ama kendimden eminim bırakmayacağım gerçekten çok güzel bir yazı olmuş hep banyoya girerdim acaba gusül gerekirmi diye korkardım. Annemlere konuşamazdım size çok teşekkür ederim sadece bende değil başkalarındada olduğunu öğrendim geçeceğini öğrendim çok teşekkürler.

  2. hande dedi ki:

    Kızım okulda cinsel egitim gördü 10 yaşında ve ben şimdiye kadar çocuk nasıl olur diye hiç cinsel egitim vermedim.Bana sordu kaç defa Anne çocuk nasıl oluyor dedi bende uygun kitap bulayım sana açıklayacağım dedim.Ama uygun bir kitap bulamadım ve anlatamadım hiçbirşey.Nasıl anlatmam gerek ne söylemeliyim tam olarak.Yardımcı olursanız çok sevinirim.Teşekkürler

  3. çiçeklerimiz solmasın dedi ki:

    Selâmün Aleyküm
    Bende okuyucunuzum.ALLAH aileye olan bu hizmetinizden dolayı sizden ve sizlerden razı olsun.
    sizi ve sizin gibileri Allah ümmete hizmet ettiriyor.
    Ben de talebeyim.Anlattığınız tüm meseleler sunnete, Ayet ve hadislere uyun olduğu için yazılarınızı uygulamak iiçin okuyorum. Hatta haftanın 3 günüArkadaşlar la toplanıp daimi okuyoruz. Allah ihlasınızı artırsın. Allah sizden ve sizlerden razı olsun.
    Ayrıca bu milletin, cinselliğin sokaklara döküldüğü bu zamanda kendilerini ve eslerini haramdan korumaları için cinsellik hakkında gerçekten sizin gibi sunnete uygun cinselligi anlatacak öğretecek rehberlere ihtiyacı var. Zira adım başı dışarıda birsürü bacak belirginlestirilmiş mahrem bölgeler gözüne sokulurken adam evinde karısının bacağını tanımıyor.

  4. acizzz dedi ki:

    Sema Hanım,

    Okulun tüm derslerini takip ettim. Yukarıda belirttiğim sorunum için yazacağınız bikaç tavsiye cümlesi yuvamı aydınlatacak, içimi ferahlatacaktır, emin olun. Lütfen esirgemeyin.

    Selam vesselam…

  5. acizzz dedi ki:

    Sema Hanım,
    Öncelikle teşekkürler…
    Aralarında denklik farkı (eğitim farkı özellikle) olan eşler arasındaki EŞLER ARASI İLETİŞİM ve İLETİŞİM SORUNLARI konusundaki yeni derslerinizi ve ödevlerinizi bekliyorum. Şahsen ben erkek olarak eşimle iletişim kuramamaktan,sohbet edememekten muzdaribim. Genelde kadınlar yakınıyor bu konuda ama ben bir erkek olarak karımla sohbet etmek, muhabbet etmek istiyorum. Eşim ev hanımlığını, sadece yemek çamaşır işleri olarak görüyor. Ortak noktamız yok. Gezmeye, tatile götürüyorum ama bi yorum yapmadan, bi sevdiği-sevmediği şeylerden bahsetmeden kuru kuru gidip geliyoruz. Konuşmayı, gülmeyi ve güldürmeyi seven bir yapım var ancak karım konuşmayı sevmeyen, kısa cevaplarla konuşmaları devam ettirmeyen biri. Konuştuğumuz şeyler de çok basit şeyler. Esprilerimi anlamıyor, söylediğim şeyin üzerine bişey söyleyemiyor. Ben de karşıdan bi cevap alamayınca, sohbet muhabbet devam etmeyince bunalıyorum. Hiç bugüne kadar bi tartışmamız olmadı ancak ben de eve gitmek istemiyorum artık. Beni çok seviyor biliyorum ama daralıyorum artık depresyona girmek üzereyim.
    Çok teşekkür ederim.

    • semamarasli dedi ki:

      Kadınlar genellikle konuşmayı severler eşiniz istisna demek ki bu konuda. Anladığım kadarıyla yapı itibariyle sakin biri. Onu değiştirmeniz biraz zor. Boş yere kendinizi zorlayıp depresyona girmeyin onu olduğu gibi kabul edin. Espriyi gülmeyi gülüdrmeyi seviyorum, fakat karşılık vermiyor, diyorsunuz. Alınacak şakalar yapıyorsanız ve alınıyorsa biraz daha dikkatli olmanız lazım. İletişim ile ilgili konulara evlilik okulunda geniş olarak yer vereceğiz. Selamlar…

  6. Kardelen dedi ki:

    Sema hanım, evlilik okulu derslerinin devamını bekliyorum heyecanla. Hergün girip kontrol ediyorum. Bütün derslerinizi takip ettim. Elimden geldiğince uygulamaya çalıştım. Bazen çok başarılı olamadım. Hani kitabınızda bir hikayeniz vardı tatlı tarifi veriyordu kadın arkadaşına. İşte onun misali bazı şeyler benim eşime uymadı. Örneğin dışarıda vakit geçirmesine kızmayayım, izin vereyim, geldiğinde güleryüz göstereyim dedim adam geceyarılarına kadar eve girmez oldu, alkole başladı. Ben de bağırdım çağırdım, olay çıkardım çözdük meseleyi. Yani bence her erkeğe iyilik yaramıyor. Sorumluluk sahibi, dininde imanında, anlayışlı erkekler için bazı anlattıklarınız. Herkes kendine göre bazı bölümleri almalı. Yine de çok teşekkür ederim yazılarınız ve kitaplarınız için. Elimden geleni yapıp kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ama yine söylüyorum benim kocama yüz vermeye gelmiyor.

  7. mühendis bey dedi ki:


    Bir hanım “On üç yaşında oğlum on bir yaşından beri kendi isteği ile kıldığı namazı birden bire bıraktı. Tekrar başlatmak için ne yapmak gerekir?” diye sormuştu. “Ergenliği, cinselliği, rüyaları, guslü konuştunuz mu oğlunuzla?” dedim. Şaşkınlıkla yüzüme baktı ve “Hayır” dedi. “Belki oğlunuz gusül alması gerektiği için sizden utanıp alamadığından dolayı namazı bırakmıştır.” dedim. Hiç böyle bir şey aklına gelmemiş. Oysa bu konuları öğretmek ailelere farzdır.

    …hangi durumda gusül alması gerektiğini, gusül alması gerektiğinde utanmamasını söyleyin.
    …sizin ayıplayacağınızı düşünerek gusül almaktan kaçınabilir.

    bence yazıdaki en önemli noktalar. şahsen bende bu konularda ne annemden ne de babamdan hiçbir bilgi öğrenmedim. okuldan ve kitaplardan öğrendiğim kadarıyla biliyorum.

    eskiden gusül abdesti almam gereken bir durum olduğunda aşırı derecede canım sıkılırdı. birde büyükler niye şimdi banyo yapıyorsun gibi gereksiz bir soru sorarlarsa verecek cevapta bulamazdım. bu durum beni çok huzursuz etti. belki de namazlarımı düzenli kılamamın sebeplerinden biride buydu. çok şükür şimdi evimizde her zaman sıcak su imkanı var ve namazlarımı daha düzenli kılabiliyorum.

    • GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE! dedi ki:

      Temizlik uygarlığın ve ibadetlerin temelidir. Ne yazık ki acaiplerle dolu yaşamımızda temizlik yapmak için gerekçe aranır.

      Misafir gelirken hummalı temizlik faaliyetine girişiriz. Kabul edelim ki riyakarlıkla sarmaş dolaş yaşarız.
      (Bu toplumda olmak önemli değildir görünmek önemlidir.
      Bu toplumda resim önemli değildir çerçeve çok önemlidir.)

      Ama oğlumuz kızımız duş alacaksa neden ararız. Yetişkin çocuğunun duş almasında neden arayan anne- baba kapkara cahil anne babadır. Velev ki doplomalı olsa bile. Bir çok erkek arkadaşımızın evinde utancından duş alamadığı için günlerce cünüp gezdiği vakidir. Ama evin baş köşesinde lanet olası televizyon sebep aranmadan öter durur. Evin içine tabir caizse lağım akıtır özgürce! Ne garip bir toplumuz ya Rabbi!

      Osmanlı ordusu bir yere sefere giderken hamamcı birlikleri en önde gider, ordu gelmezden önce konaklar ve hamam vazifesi gören kıl çadırlar kurulur ve kazanlar kaynatılır ve yüzbinlerce askerin abdest alma imkanı sağlanırdı.Şimdi temizlik ya görüntü icabı yapılır ya da neden aranır.

      Temizlik yapanları “çöpçü” diye küçümseyen bir toplumuz. Yerlere tüküren çöp atanlar ise çöpçü olmuyor ne yazik ki…

  8. hasret dedi ki:

    sema hanım çok güzel konulara değiniyorsunuz.
    konuyla alakası yok ama burda sizinle birşey paylaşmak istedim..
    geçtiğimiz haftalarda umreye gitmiş ve sizlere dua edeceğimi yazmıştım.sonra o kutsal topraklara gittiğimde (gidenler bilir)her şeyi unutuyor insan..
    nitekim bende unuttum ilk günlerde.sonra 3.gece sizi rüyamda gördüm.düşünün siz ve bu site aklımdan gitmiş devamlı ibadet etmek aklımda ama Rabbim sizi bir rüya vesilesi ile bana hatırlatmıştır.
    ben buna inanıyorum..sizin yaptığınız iş okadr güzel ve mübarek ki siz ALLAH ın sevdiği bir kul olmalısınız ki Allah sizi bana dualarımda olmayı hatırlattı ve inşallah duamı kabul ederde oğlunuz şifa bulur ve sağlığına kavuşur..çünkü Allah yaptırmayacağı bir işi(duayı)hayal bile ettirmezmiş…
    bu arada sevgili tuğba hanım ve zeynep liva hanım yazınızı görmemiştim ama dualarınız emanet olduğuiçin bende emanet duaların kabul olmasını diledim..inşallah sizlerede nasip olur..tuğba hanım ve zeynep liva hanım inşallah eşinizle gitmek nasip olur inşllah ..(zeynep liva bekarsınız ya ALLAH hayırlı kısmet nasip etsinde eşinizle gidin inşallah…)

    birde benim kızım 7 yaşınida cinsel eğitimi kaç yaşında vermeliyim?yada kaç yaşında cinsel eğitim başlamalı?

  9. zeliha dedi ki:

    çok şükür kavuşturana.. uzun zamandır beklediğim dersimizi okudum..
    Rabbim vaktinize bereket ihsan etsin.
    İletişim dersini de merakla bekliyorum.

  10. kemal ycel dedi ki:

    oldukça sıkıntılı konular.
    devir çok kötü.
    ALLAH HERKESE YARDIM ETSİN.
    hem çocukluğa hem gençliğe…
    hele ki bekarlara…
    saygılar…hürmetler…

  11. latife dedi ki:

    Allah sizlerden razı olsun. Annelerimizin anlatmadıklarını sizden öğreniyoruz. Allah sizlerden çok ama çok razı olsun. Benim annem böyle konuları benimle hayatta konuşmadı. Ama çok şükür sizler sayesinde eşe hürmeti, cinselliğin günah ve ayıp olmadığını öğrendik. Biz Türk kadınları eşlerimize süslenmeyi, onlara dans etmeyi ayıp olarak gördük. Ancak müslüman bir Rus hanımın bir bloğu var ve orada oryantal dansı öğrenmeye çalıştığına dair bilgi paylaşmıştı. Çok dindar ve hanımefendi bir Rus hanımdı. Ve o an kafama dank etti. Biz günlere giderken şakır şakır süslü giyinen, kadınlar arasında dans edip bütün hünerlerimizi kadınlara gösteren kişiler, acaba kocalarımız için süslenip danslar ediyor muyuz….. Onlara hürmet ediyor muyuz…. Unutmayalım…. Bizler eşlerimize saygı göstermeyip, süsümüzü dışarıya yaparsak…. Sonradan çok ağlarız… Allah korusun…

  12. tarık dedi ki:

    Yazının tamamını sonra okuyacağım ama bir noktaya değinmişsiniz çok çok çok önemli bence. Erkek çocukları her ne kadar eskisi gibi ergenlik konularına dair konularda utanmıyorlarsa bile yine de çocuğun konuşmaktan utanmayacağı veya en az utanacağı anne veya dayı amca gibi birisinden güsul konularını öğrenmesi lazım.

    Bir de gencin odasında ve evde bu konuyla alakalı net ve öz bilgi içeren kitap konulmalı. Bu konuda en önemli bilgi de şudur: Genç erkek yaşından dolayı aklına her cinsel hayal geldiğinde sertleşecektir, bazen cinsel hayal kurmasına bile gerek yok bunun için yaşından dolayı. Sertleşmeden kaynaklanan ince , az yoğun sıvı ile, masturbasyon veya rüya görerek boşalmasıyla gelen yoğun kokulu sıvının güsul olarak farklı olduğunu sadece 2. sinin guslü gerektirdiğini mutlaka ama mutlaka söylemek lazım.

    İlmihal kitaplarında bu sıvılar mezi ve meni olarak söylenir ama anlaşılmaz. “boşalma” burada ayırt edicidir. Ben o yaşlarda namaz kılmama rağmen sertleşme sonucu gelen sıvının da guslü bozduğunu sanarak uzun süre neredeyse bunalıma girmiştim. Guslü gerekitmeyen o sıvı geldiğinde genç nasılsa guslüm gitti diyip cinsel görüntü seyredip masturbasyon yapabilir. Halbuki namaz kılıyorsa , namaz abdesti yeterli gusle gerek yok.

    Bunun dışında bir de 6. sınıfa gelmiş erkek çocuğu olan her aile her sabah duş almayı alışkanlık yapmalı, gençler çoğu kez rüyada boşalıyor. O yaşta akşam üstü yattığında rüyada boşalıp gece duş alıp yattığında gece yeniden boşalma çok normal. O yüzden sabah da duş almaktan çekinebilir. Gencin 1 gün gusüzlsüz dolaşması vereceğin binlerce tl gaz ve su parasından çok daha önemli. Her sabah duşun normal olduğu ailede çocuk utanmaz ve gusül alır. Bu bence genç çocuğu olan ailelerin en önemli konusudur.

    • nermin dedi ki:

      sema hanım ve tarık bey verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.
      pedagog adem güneş de bu konuları babadan veya anneden değil de yakın bir kişiden öğrenilmesi gerektiğini söylüyor.sizin dediğiniz gibi.
      verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.benim de oğlum var ve yazdığınız bir çok şeyi bilmiyordum.teşekkürler.
      ayrıca pedagog ADEM GÜNEŞ’in LABİRENT(MAHREMİYET EĞİTMİ KİTABINI her anne-baba okumalı.
      adem güneşe göre çocuğa cinsel eğitim değil mahremiyet eğitimi verilir.bu çok öenmli bir mesele.
      avrupada veya başka bir yerde cinsel eğitim olabilir ama bizim toplumuzda mahremite eğitmi verilmeli diyor adem güneş.
      arşiv programı da var dinlemek isteyenler burç fm in arşiv bölümünden faydalanabilirler.çook tavsiye ederim.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku