Mecburiyetten

11 Mart 2012Sema Maraşlı62 Yorum »

Son zamanlarda “Aileyi Koruma ve Kadına Şiddeti Önleme” kanunu ile ilgili sitede üst üste yazılar yazdım. Bugün kadın okurlarımızdan bir kaç eleştiri geldi. Haklı oldukları nokta var. İnanın ben de bu konuda yazmaktan usandım fakat mecburiyet olunca yazmak zorunda kaldım.  Evlilik, mutluluk yazıları yazmak bana daha uygun, benim için daha kolay. Son günlerde kanun yüzünden çok gerildim.

Kanun ile ilgili yazarken çıkmasına engel olamayacağımızı biliyordum; fakat belki hep birlikte tepki gösterirsek iyileştirmeye sebep olabiliriz, diye gayret sarf ettim. Kadın dernekleri, yasayı ağırlaştırmak için nasıl meclise baskı yaptılarsa, biz de belki, iyileştirme noktasında etkileyebiliriz, diye uğraştık. Destek olan herkese buradan teşekkür ediyorum; fakat yeterli bir güç oluşturamadık.

Eleştirilere kısaca buradan cevap vereyim de aynı sorular aklına gelenlere de cevap olsun.

Kadın okurumuz: “Emin olun Türkiye’deki kadınların yarısından çoğunun kanunlar hakkında bir fikri yok. Lütfen biraz daha itidalli yazılar yazın, sadece kadınlar ve erkekler birbirinin dostudur demek yetmiyor maalesef…” demiş.

Üzülmeyin benim vesilem ile değil, kanundaki bir madde ile yakında herkes fazlası ile her şeyi öğrenecek.

Bakan Fatma Şahin’ de “Radyo ve televizyonlarda kamu spotlarıyla ve kısa filmlerle kanunun ayrıntılarını anlatacaklarını” bildirdi. Her gün televizyonlarda en çok izlenen saatlerde bütün kanallar kadınlara haklarını anlatacaklar.

Bunun ne kadar kışkırtıcı olacağını düşünebiliyor musunuz? “Kocanız size bağıramaz, istemezseniz birlikte olmak zorunda değilsiniz, paranızı az veremez, bunları yaptığında şikayet edip hapse attırabilirsiniz” gibi bilgilendirici(!) yayınlar olacak. Merak etmeyin o zaman sağır sultanda duyacak. Bizim insanlarımız duygusaldır, kadını da erkeği de çok çabuk gaza gelir.

O yayınları izleyen kadınların siz etkilenmeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Bakın şikayetler nasıl artacak. Kadının iftara atmasına da gerek yok. “Kocam bana bağırdı” diye şikayet etmesi bile suç olacak. Kocasına gözdağı vermek isteyen; fakat sonuçlarını hesap etmeyen kaç kadın bunu yapacak ve sonunda çok pişman olacak, kaç aile dağılacak?

“Hep medyadaki dövülen, öldürülen kadınların uç örnekler olduğunu söylüyoruz ve de biliyoruz, ama aynı zamanda kocasını polise şikayet eden kadınlarda çok uç örnekler.” Keşke öyle olsaydı. Ben bu konuları yazdığım için bana o kadar çok iftiraya uğramış erkek okurlardan mail geliyor ki. Bazılarına inanamazsınız. Çok azını yayınlıyorum. Bazılarına ne diyeceğimi bilemiyorum. Belki de bu yüzden bu kadar duyarlıyım.

Ayrıca hukukçu okurlarımdan çok destek geliyor. Avukatlardan, hakim, savcılardan. Daha hafif olan, kanunun bir önceki halinde bile ne kadar mağdur kişi olduğu ile alakalı. Diyeceksiniz ki “Siz konuşmayın onlar konuşsun.”

Fakat konuşamıyorlar. Hepsi memur, konuşamazlar. Bu ülkede okuma yazma bilmeyen Ayşe, Fatma’nın konuşma hakkı kadar bizim hakim, savcı, polisimizin konuşma hakkı yok. Yasalar kadınları özgürleştirdikleri kadar adaletle uğraşan kişileri özgürleştirseler keşke.

Bu kanunun uygulayıcısı kimler olacak? Hakim, savcı, polis. Kanun hazırlanırken onların görüşleri alındı mı? Hiç seslerini duymuyoruz, neden? Yasak. Konuşamazlar yoksa meslekleri tehlikeye girer. Toplanıp bir açıklama yapamıyorlar. Onlar bir konuşsun bakalım, bir açıklama yapsınlar. Önceki kanunla ilgili aksayan yönleri mağduriyetleri söylesinler.

En çok onlar bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi fakat ağızları bantlı. Ve vicdanları yaralı. Kadının haksız, erkeğin haklı olduğunu gördükleri halde kanun sebebi ile kadını haklı görmek zorundalar. Yoksa uğraş dur.

Adaletle ilgili en çok konuşması gereken, memleket meselelerini en iyi bilenlerin konuşması, bilgi ve tecrübelerini anlatmaları yasak.

Öyle olunca iş bana kaldı, üzgünüm. Mecburiyetten yani, haksızlık karşısında susmamak için yazıyorum. Evet, benim yazılarım sol kesimde dahil pek çok yerde yer aldı, bundan rahatsız değilim. Keşke daha güçlü bir ses çıksaydı da onların yazıları yer alsaydı. Fakat dindar kesim sessiz kaldı. Bir kaç vicdan sahibi itiraz etti; fakat onların sesi gür çıkmadı.

Ayrıca medya da sabah akşam erkekler “cani, sapık, kötü” gibi gösterilirken kimse sesini çıkarmıyor, ben erkeklerin haklarını yazınca bu nasıl oluyor da kadınları kötü gösterdiğim şeklinde yorumlanıyor. Erkeklere hakarete itiraz yok.

Kadınlar ne zaman melek oldu da haberimiz olmadı? Kadınlar kötü demediğim halde, erkeğin zulme uğradığını söyleyince dolaylı yoldan kadına kötü demişim gibi bir anlam çıkıyor diye, bunun derdini çekemem, kusura bakmayın.

Bu konuları yazmayı gerçekten istemiyorum; fakat ihale üstüme kaldı.(!) Dindar kadın yazarların çoğu kanunu destekliyor. Dün Ayşe Böhürler Yeni Şafak Gazetesi’nde İsviçre’den örnek veriyor ve şöyle diyor ” Bir kadın eşinden hakaret görse dahi polise telefon açtığında ispat etmesine gerek olmadan polis anında ceza uyguluyor. Şiddetin ağırlığına göre cezalar da farklılaşıyor. Önce 500–1.500 frank arası bir para cezası uygulanıyor. Dayak durumunda rapora göre hemen hapis cezası, evden uzaklaştırma veriliyor. Hayati tehlikesi olduğunu söyleyen kadına ise hemen chip takılıyor. Göçmenler de ise en yaygın ceza uygulaması sınır dışı etmek. Eh, bizde de bunların yasası çıktı; darısı uygulanmasının başına diyelim.”

Bugünkü yazısında, Nihal Bengisu Karaca,”Her halükarda görünen o ki erkeğin ferah feza şiddet uygulama lüksü epey örselenecek, bu aileyi bölmez olsa olsa kurtarır. Aksi takdirde yeni nesilden evlenecek kimse çıkmayacak çünkü.” demiş.

Sanki bu yasalar Avrupa’da evliliği çok artırdı da bizde de işe yarayacak. İnsaf yani.

Erkek yazarlardan da doğru düzgün bir ses çıkmadı. Keşke çok güçlü sesler çıksaydı da ben yazmak zorunda kalmasaydım. Artık yasa geçti, yakında televizyonlarda gümbür gümbür anlatacaklar. O zaman canına taş değen herkes neye evet dediğini anlayacak; fakat iş işten geçmiş olacak.

Yasanın psikolojik şiddeti de içine alıyor olması çok büyük bir kargaşaya sebep olacak. Ve hem de tek taraflı psikoljik şiddet. Kadın kocasına bağıracak sorun yok; fakat erkek karısına bağırırsa suç olacak. Ne büyük bir adaletsizlik ve ne büyük bir zulüm. Siz bunun karşısında sessiz kalmaktan rahatsız olmayabilirsiniz; fakat ben rahatsız oluyorum.

Ne kadına ne erkeğe zulüm olsun. Ben erkeklerin haklarını yazmak zorunda kalıyorum; çünkü kadınların haklarını fazlası ile devlet, medya, halk koruyor zaten. Eğer tersi olsaydı o zaman da kadınların yanında olurdum.

Allah Resul’ü “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.” buyuruyor. Ben de Allah’ıın izni okurlarımın da desteği ile elimle düzeltmeye çalışıyorum. Siz de hiç olmazsa kötülüğe kalbinizle buğz edin.

Bu kanun biz kadınları özgürleştirecekmiş. “İslam teslim olmak demektir.” Biz nasıl özgür oluruz? Biz  canımızı da özgürlüğümüzü de seve seve Allah(c.c)’ a sattık. Ben Rabbimin verdiği kadar özgür yaşamaya gönülden razıyım.

www.cocukaile.net  Sema Maraşlı

Okunma Sayısı : 9.173

Yorum yapın

“Mecburiyetten” için 62 Yorum

  1. aytnztrk dedi ki:

    Bu yaptırımler yeni nesle az bile bence de Sema hanım. Zaman sizden yana olacaktır zamanla yalnız. Selamlar.

  2. Nur dedi ki:

    Allah sizden ebeden razı olsun Sema Hanım..Bu siteyi ve sizin yazılarınızı en ihtiyaç hissettiğim anda yeni tanıdım.Nerdeyse yazılarınızın tamamını okudum Allah yaşayanlardan etsin. Ben bekarım ama evlenmeyi düşünüyorum yazılarınız bana kuvvet olup müslüman bir hanım nasıl olur?u netleştiriyor. Etraftaki bütün olumsuzluklara rağmen elinden geleni ve üstüne düşeni yapıp tevekkül lazım diyorum. Herkes bir şekilde imtihan olacak. Kanun, Kur’an ve Sünneti seniyye olmalı inşallah. Allah kaleminize kuvvet versin. Vesselam..

  3. mustafa dedi ki:

    Arkadaşlar bir yazar ilmi nisbetinde doğruları göstermekle yükümlüdür. Okurlarını mutlu etmek gibi birşey düşünülemez. Mutluluk dışardan gelen birşey değildir herşeyden önce. İnsanın içindedir ve içinden dışına yansır. Bu demektir ki her durum ve şart altında mutlu olabilmek mümkündür. İç aleminizin Rabbimizle olan ilişkisini gözden geçirmeniz yeterli. O bağlantıda problem olmadan insan mutsuz olamaz! Demekki ne erkeklerin kadınları ne kadınların erkekleri mutlu etmek gibi bir gaye edinmesi boşuna. Hele bazı yorumcuların beklediği gibi bir yazarın bayan okurları veya erkek okurları mutlu etmesinin istenmesi de anlamsız. Herkes her okuduğunu Allah için hüsnü zan ederek (iyi niyetle) okusa mutlaka bir fayda görür. Aynı şekilde yazan da yapan da Allah için yapmalı. Netice ne olursa olsun kazançlı çıkarsınız. Aksi taktirde insanların rızası ERİŞİLEMEYEN bir makamdır. Onlardan birçoğu Rablerinden bile razı değil ki sizden, yaptıklarınızdan veya yazdıklarınızdan razı olsun….
    Selamet Allah’tan razı olup yazdığını onun için yazan okuduğunu onun için okuyan ve fayda göreceği şeyleri hayatına tatbik edenlerin üzerine olsun…

  4. ibrahim dedi ki:

    sema hanım yazılarınızı sürekli takip ediyorum.Allah sizden razı olsun.erkeklerin haklarını savunuyorsunuz.bu yasa çıktıktan sonra evlenmeyi hiç düşünmüyorum.çünkü evliliklerde karı-koca arasında mutlaka tartışma olabiliyor.eğer evlenirsem karımla herhangi bir tartışmamızda karım beni isteyerek ,kasti olarak yada kızgınlıkla istemeyerek de olsa beni şikayet edebilir.ve ben en hafif ceza olarak evimden 72 saat yani üç gün uzaklaştırma alırım.üç gün evime giremem.ne anladım böyle evlilikten.ama ben karımı şikayet etmem çünkü ben erkeğim, erkeklik gururum buna müsaade etmez.farzı muhal şikayet etsem de hiç kale alınmaz. bu şartlarda ya evlenip mıymıntı,kılıbık,silik bir koca olacağım yada evlenmeyip bekar yaşayacağım.bekar yaşadığımda da zinaya düşme ihtimali olacak Allah korusun.
    erkekleri bu duruma düşürenleri ve kadınları kışkırtıp erkek düşmanı yapanları Allah ıslah etsin.

    • Uğur Mustafa dedi ki:

      İnşallah birisini bulup evleneceğim zaman (yaş otuz oldu neredeyse, ama galiba daha birkaç sene var) bir evlilik sözleşmesi yazmayı düşünüyorum. Resmî makamlara onaylatılan bir sözleşme değil, ikimiz ve Allah arasında olacak bir sözleşme. Bu sözleşmeye göre, haklarımız İslam’a göre olacak, bize dayatılan seküler-faşist yasalara göre değil. Ve İslam’a göre neyin ne olduğunu en güvenilir, en muhafazakâr, en orta yol, en bilgili âlime soracağız ki bu âlimin -daha doğrusu birkaç âlimin- ismini de evlilikten önce belirleyeceğiz; isimler üzerinde uzlaşamazsak da evlenmeyiz.* Sözleşmenin sonunda da yazacağız ki seküler-faşist kanunları Allah’ın kanunlarına ve başlangıçta seçilen fıkıh âlimlerinin ictihadlarına tercih ederek sözünden ve Allah’ın yolundan dönenlerin üzerine lanet olsun. Allah başka türlü dilemedikçe, böyle bir evlilik sözleşmesi olmadan, bu kanunlar altında evlenmeye asla ama asla ama asla razı gelmem.

      * (Bu uzlaşmalar olmazsa, bu yaşıma kadar sabretmişim etrafta neredeyse çıplak dolaşan kız takımına ve de yalnızlığa, bundan sonra da ederim inşallah; ve zaten “bilimsel araştırmalar sonucunda” deniyor ki yalnızlar kısa yaşıyormuş, demek ki “ileri yaşta bana kim bakacak” derdine düşmeye gerek yok.)

      • neslihan dedi ki:

        çok güzel düşünmüşsünüz Uğur bey tebrik ederim
        herkesin böyle yapması gerekir
        Benimde hep düşündüğüm birşeydir kitaba ve sünnete göre yaşanırsa hiç sorun olmaz.
        Ama sözleşme şeklinde düşünmemiştim sizden fikir almış oldum Allah razı olsun

  5. neslihan dedi ki:

    Sema hanım Rabbim ebeden razı olsun sizden
    Sizi sonuna kadar destekliyorum.Elimden geldiği kadar gönderebileceğim yerlere mail attım ama ne yazık ki yeterli olmadı.
    Arkadaşların da yazdığı gibi siz yazmaya devam edin davanızdan vazgeçmeyin.
    Ben bekarım ve şu ahir zamanda evliliğin ne kadar zor olduğunu siz de kabul edersiniz.Korkum şu ki insanlar bu kanunla ( sizin de yazdığınız gibi ) evlilikten iyice soğuyacaklarıdır.
    Rabbim yardımcımız olsun. Selametle kalın.

  6. tahir dedi ki:

    Ayşe böhürlerin yazısını okudum. Arap alemine, isviçredeki yasanın uygulanışına ve Avrupaya bakış açısı içimi parçaladı. Kendini bilgili sanan cahillerinde cahili bir kişinin aynı zamanda hükümette sözü dinlenen birisi olması beni dahada kahretti. Dehşet içindeyim.

    • PASLI MIZRAK dedi ki:

      Bir yerde küçük adamların gölgesi uzamaya başlamışsa “GÜNEŞİN BATMASI” yakındır.

  7. sela karabacak dedi ki:

    sema hanım sizi bana bir arkadaş tavsiye etti.merak ettim ve okudum gerçekten çok güzel sözlerin var katılıyorum .kanunu hiç beğenmedim. kadınla erkek eşit olamaz.çünkü islamda böyledir.kadın erkek eşit olursa, erkeğin hükmü olmaz .sonuç olarak erkek kendini bilecek kadında kendini bilecek bizim toplum batı toplumu değil ki erkekler susacak kadın ona bağıracak .biz islama göre ,dinimize göre hareket edeceğiz.birinci dünya savaşımızdaki analarımız cephaneye silah götürürken şimdiki kadınlar erkeğe ne hattine kalmış bağıracak .kendim bir kadın olarak bunu kabul etmiyorum.islam toplumu olarak,Allah sizden razı olsun.Saygılarımla

  8. Ya Huu dedi ki:

    Siz yazın Sema hanım. yazmaya devam edin. Vazife emr-i bi-l maruf neh-yi anil münkerdir. vazife hakkı tebliğdir velevki bir kişi bile doğruyu bulamamış olsun. gene de ille tebliğ, ille de tebliğ. nice nice peygamberler var ki (Nuh a.s. gibi , Lut A.s. gibi) yüz yıllarca Allah onlara ömür biçmiş. mucizeleriyle canla başla tebliğ etmişler. hakkı haykırmışlar, kötülükten , fuhşiyattan yüz çevirin demişler, nihayetinde tebliğlerinin semeresi sadece bir kaç müminden ibaret kalmış. Hal böyleyken Cenab-ı Mevlam onlara “siz tebliğinizi yapamadınız , siz sadece 3-5 kişiye tebliğ edebildiniz” dememiş. onlara yine Peygamberlik sevabı verilmiştir. bitemamiha. eksiksiz hemde. siz tebliğinize devam edin. asla şevkiniz kırılmasın. şu anda sizi tanımıyorlar, duymuyorlar, dinlemek istemiyorlar, körler, sağırlar, ama çok değil birkaç sene sonra en çok başvurulan, en çok tanınan siz olacaksınız. ve keşke de sizin söylediklerinizi duysaydık diyecekler. o zaman hakikatı her yerde söyleceksiniz ve hakikat uygulanacak. hak batıla galip gelecek. bundan hiç şüphem yok. bu hep böyle olmuştur. hakikatin üstü kapandıkça toprakla veya pislikle dahi üstü kapatılmış tohum gibidir. fışkırarak çıkar. intişar eder. islamın ve islami yasaların üstünü batıl pisliği ile kapatıyorlar görmezden geliyorlar. ama islam çok güçlüdür. hiç yaşlanmayan devamlı güncelliğini tazeliğini koruyan genç bir dindir. her zaman her an güçlüdür. üstündeki bu enkazı çok geçmez atar. neşr-ü nema bularak altından fışkırarak çıkar. Peygamber-i Zi şan (a.s.m) tek kişiydi. yalnızdı. kimsesizdi. ana babası bile yoktu. herkes karşısındaydı. Ama İhlas, samimiyet ve teslimiyyetle işini yaptı vazifesini yaptı. Allah muvaffak kıldı. Kur’an da ifade buyrulduğu gibi Allah hakkı batıla üstün kılmak ister. bunun için müminlerden Allahın dinine yardım etmesini ister. şu halde biz de ve çok müteessir olan Sema Hanımın da Allahın ipine sarılıp , onun dinine yardım etmek için Futursuzca Emr-i Bil Maruf Nehy-i anil Münker de bulunmamız elzemdir. siz yazmalısınız. Allahın sizin hakkınızdaki tasarrufunu bilemezsiniz. biz sizinleyiz. ve dua ediyoruz. Allah Hakikat yolunda ve rızası ağrunda yazdığınız müddetçe kaleminize kuvvet versin. Allah yar ve yardımcınız olsun.

  9. zeynep liva dedi ki:

    Sema hanım biz elimizdn geleni fazlasıyla yapmaya çalıştık, bu yasaya evet diyen insanlar hayatlarında imtihan olmadıkça anlamaayacaklar diye düşünüyorum..

  10. enginazakli dedi ki:

    kadınlarla alakalı konuşulması acilliğinden dolayıdır.yoksa erkeklerde hastadır.ayrıca yasanın belki şiddeti önlemeyle alakası yok ama nihayetinde öyle bir telefon hakkım olsa istanbulda kimse bana bir şey yapamaz..şiddeti önlemez çünkü bir adam zaten tasarlıyarak bir şey yapmıyorki.çünkü kiralık katil değil.dolayısıyla kadının o kadar koruması varken,ayrıca sema maraşlı bunu erkeğin ailesininde kadına yanlış yönde destek verdiğini yazmıştı.zaten baba tarafından akraba koruması varken,birde devlet diyorki arkandayız,sana kimse gık diyemez..erkek zaten hesabı ALLAHa verecek tarzda olduğu için kendisini hiç bir zaman savunmaz.kadın alan kişi olduğu için ya şükür yada nankördür.geneldede ahir zamandayız.herkes aldığına değil,verdiğine bakıyor.genelden bahsediyoruz.ayrıca bunu samimi söylüyorum.ben hiç örnek kadın görmedim desem yalan olmaz.anlık kadın gördüm.bir fotoğrafta.bir konuşmada falan.şeytan kadını çok çabuk kandırır.çok çabuk döner.ama erkek zor kanar,ama kolay kolay hatasından dönmez.yazdığımız yazıda yanlış bir şey varsa ifade edememişim gibi düşünmenizi isterim

  11. Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

    bahsettiğiniz kadın yazarlar hakkında Kıyamet Kadınları kitabında sayın Gültekin Avcı yer veriyor.tavsiye ederim çok güzel Osmanlı tokadı çakıyor bu gibi feminist yazarlara!!!

    ben asıl bu gibi kadınlarla evlenmiş veya evlenecek erkeklere hayret ediyorum.!

    hakikaten bizim erkekler kadınlaşmış arkadaş! gık çıkmıyor yahu!!!

  12. Süheyla dedi ki:

    Sema Hanım,

    erkeklerin hakkını savunmanızdan en ufak bir rahatsızlığım yok,ayrıca yeni çıkan yasayı da asla savunmuyorum ve tasvip etmiyorum.Yasa en azından iki tarafta düşünelerek hazırlansaydı çok güzel olacaktı.Zaman her şeyi gösterecektir.Devlet,medya,halk kadın haklarını yeterince koruyor demişsiniz,oysaki benim sorunum bu unsurların korumacılığı yada verdiği haklar değildir.Ben dinimizin kadına ve erkeğe verdiği haklarla ilgileniyorum ve sizden de sadece dinimizde erkeğin hakları değil aynı zamanda kadınlarında haklarını yazılarınızda yazmanızı istiyorum.Zaten size getirdiğim eleştirilerin amacıda buydu.Siz belki çok iyi niyetle yazılar yazıyorsunuz ama erkek okuyucularınız (hele de bazıları boşanmış erkekler ise)bunu kadın düşmanlığına daha doğrusu türk kadını düşmanlığına çevirdiler.Türk kadını feminist,kibirli,evlenilmez,ahlaksız,para düşkünü,entirikacı,erkeği kendine rakip gören,dizi düşkünü ve dizilerdeki gibi erkek hayal eden oldu.Pek çok bekar erkek okuyucunuzda evlilik hususunda umutsuzluk görmeye başladım,sırf bu yapılan olumsuz yorumlardan dolayı.Bakan Fatma Şahin tv lerde yasayı anlatacakmış bırakın anlatsın,kaç kadın gidip kocasını şikayet etmeyi düşünecek?Düşünen olursa kendi düşen ağlamayacak.Bir keresinde sırf şakasına anneme”artık kadınlar gidip eşlerini karakola şikayet ediyorlar”dediğimde annemin bana söylediği aynen şu oldu,”o ne terbiyesizlikmiş,kadın nasıl kocasını karakola şikayet eder”dedi.Benim annemde bir türk kadını.Yasayı tasvip etmiyorum ama düşünmeden de edemiyorum,acaba peygamberimiz olsa sürekli haksız yere dayak yiyen kadın için ne hüküm verirdi,kısasa kısas uygulatır mıydı yoksa boşanmalırını mı isterdi?Tekrar asıl sıkıntımı yazacak olursam,sizin iyi niyetle ama biraz da dengeyi ayarlayamayarak yazdığınız yazılarınız doğru anlaşılmayarak maalesef ki türk kadını hakkında olumsuz imaj yarattı.Hele kimi erkekler birbirlerine tavsiye veriyorlar,”aman ha sakın türk kızlarıyla evlenmeyin,açığıda kapalısıda aynı,hepsi feminist,para düşkünü,kibirli,erkekleşmiş,erkeği rakip görüyorlar.En iyisi gidip rus kızlarıyla evlenmek,kadın gibi kadınlar”diyorlar.Bizim ülkemizde bu tipten kadınlar yok mu,yok değil,ama hepsi öye değil.Ben nice kadınlar bilirim,eşlerinin en kötü günlerinde kale gibi arkasında dururlar,merttirler.Başka bir yorumumda da yazdım,türk kadınının mayası temizdir,arada bozukluklar yaşansa da her şey aslına rücu eder.

    • ikbal dedi ki:

      Mülk Allah’ındır. Yurt dışından evlenmeyi tavsiye etmenin nesi kötü anlamadım.Türk Erkekleri bahsettiğiniz yabancı kızlarla evlendiğinde binlerce yabancı kız müslüman olacak.İslam her yere yayılacak.Osmanlı metodu.Hemde evliliğin kalitesi artacak. Türk kızları şerrinden korunmak için yasa çıkarttıkları türk erkeğiyle nasıl mutlu olacak ki?!
      ( Eğer yüzbinlerce kızımız bu yasanın çıkmaması için çalışsaydı bu yasa çıkmazdı!)

      İşte sizlere fırsat.Türk Kızlarıda yurt dışından yabancı erkeklerle evlenerek hem mutlu olurlar hemde o erkeklerin müslüman olmasına vesile olurlar.Zaten önce erkek müslüman olacak, sonra kızımız evlenecek. Bir taşla on kuş.

      Dünyanın her yerinde Japonlardan, İtalyanlardan, Ruslardan vb. vb. eniştelerimiz olsa fena mı olur? Hem dinimiz akrabalık bağlarıyla yeryüzünün her tarafına yayılır, hemde ekonomimiz daha fazla kalkınır, hemde her ülkeden çocuklarımız torunlarımız olur, fena mı olur.

      Büyük Osmanlı yeniden doğar:-)

      • Süheyla dedi ki:

        Yurt dışından evlenmeyi, türk kızlarına bazı kötü örnekler yüzünden hoş olmayan vasıflar yapıştırıldığı için tavsiye ediliyorsa elbette buna itirazım olur,gayet açık yazmıştım meramımı önceki yazımda.

        Yüzbinlerce kızımız bu yasaya neden engel olmadı diyorsunuz:)emin olun yüzbinlerce kızın bu yasadan haberi bile yoktur.Belki tvlerde kadına şiddet yasası diye başlıklar görmüş olabilirler ama eminim içeriğinin bile ne olduğunu bilmiyorlardır.

        • ikbal dedi ki:

          Boşluklar dolmaya mahkummuş.İnsan bir şekilde ihtiyacına ulaşmak zorunda.İyi ya işte bundan sonra yasadan haberleri olur.İnsanın yaşam tecrübesi yediği kazıklardan oluşur.Aksini iddia etmek o insanı ikna etmez.Dileyen dilediği yere gider.Bütün gücümle türk erkeğinin yurd dışından evlenmesini yukarda yazdığım nedenlerden dolayı destekliyorum.Bende çok açık yazmıştım.Yasaya ses çıkarmamaları belkide işlerine gelmiştir.Ama bundan sonra çok ses çıkaracaklar inşaAllah:-)

          • Süheyla dedi ki:

            yurt dışından evlisiniz sanırım:)

          • Süheyla dedi ki:

            madem bu yasa erkekler için bir felaket,ehh bundan sonra o zaman erkekler kız seçerken öncelikleri güzellik değil,güzel ahlak olacak.Ahlakı güzel bir erkek yine ahlakı güzel bir hanımla evlenirse zaten ortada şiddet gerektirecek bir şey kalmayacak,dolayısıyla yasadan da korkmalarına gerek yok.

            Evliliklerde temel esas:Güzel ahlak…

          • Yasin dedi ki:

            Güzellik aramadık da ne oldu?
            İnsanların içyüzünü kimse bilemez.

            Dindar diye aldığınızı evlendikten sonra namaza kaldırmak için yalvarırsınız.
            Huyu güzel zannettiğiniz rol yapar,
            Herkes köprüyü geçene kadar birbirine “dayı” muamelesi yapıyor, sonuç olarak mutsuz evlilikler.

            “Hele bir evlen, çocuğu kucağına ver, bak bakalım nasıl kölen olacak” anlayışıyla hareket edenler yüzünden, kadınlara karşı biraz daha şüpheciyim.
            Kimsenin kalbini açıp okuyacak halimiz de yok, nereden bilebiliriz ki ahlakı güzel olanı?

          • Süheyla dedi ki:

            Yasin Bey,

            en büyük eksiğimiz,doğru düzgün soruşturmadan araştırmadan evliliğe kalkışıyor olmamız,sorunlar kusurlar nişanlılıkta farkedildiyse hiç düzeltmeye çalışmanın anlamı yok.Sonrasında hele bir evlen,çocuğu kucağına ver bak nasıl kölen olacak gibi sözler nasıl bir mantık eseridir?Belki yaşınız küçük evlendiniz,belki insanları tam tanıyamadınız bilemiyorum ama kadın içinde erkek içinde eş seçimi yaparken sadece adaylara değil adayların ailelerine de bakmak lazım.Herkes az çok ailesinden belli olur.Hani bir söz vardır ya,anasına bak kızını al,kenarına bak bezini al,diye.Aynen o hesap, önce ailelere sonra adaylara bakmak lazım.İnşallah bundan sonra çok hayırlı ve ahlaklı bir hanımla hayatınızı birleştirirsiniz ve mutlu olursunuz.

          • Yasin dedi ki:

            Süheyla hanım,

            Ben soruşturmadan evlenmedim, görücü usulü oldu doğru dürüst tanışamadık yani, babasını soruşturduk ama anasını bilemedik 🙁 “Anasına bak kızını al” sözünün derinliğini sonradan anladım haklılar.

            Çocuğun kadın açısından sigorta olarak kullanılması çok yaygınmış, bunun bu derece etkili kullanılabileceğini bilmiyordum, “ne de olsa anne, çocuğunu düşünmez mi?” mantığı vardı bende de.

            Keşke sandığınız gibi küçük yaşta evlenseydim, en büyük hatayı belkide bu noktada yaptım. Beraber olgunlaşırdık beraber katlanırdık zorluklara, Gökten zembille inen rahatlığın kıymetini bilemedi.
            İnsanları tanıyamadığım doğrudur. Peşinen güvenirdim eskiden herkese, az buçuk saf-enayi sayılırdım. Sanırım artık uyandım.

            “İnşallah bundan sonra çok hayırlı ve ahlaklı bir hanımla hayatınızı birleştirirsiniz ve mutlu olursunuz.”
            bu duanız için teşekkür ederim, açıkçası bir daha evlenmeyi düşünmüyorum. :'(

          • Ali dedi ki:

            Yasin Bey,

            Sizden öğreneceğimiz çok şey var anlaşılan.

        • eymen dedi ki:

          Bu şartlarla en mantıklısı zengin bir aileye içgüveysi olmak. Normalde de sesini çıkaramıycaksın bari maddi olarak rahat et, boşanırsan da nafakayla falan uğraşmassın. Genç olmak varmış …

          • Yasin dedi ki:

            BU GÜZELDİ… 🙂

            kısa ve öz bir yorum olmuş, herşeyi özetleyen…

            Nasılsa roller değişti, bari keyfini çıkar değil mi?

          • eymen dedi ki:

            Yasin bey siz yine de evlenin, bu hayat yanlız geçmez.

          • ŞİRPENÇE dedi ki:

            Sevgili yasin ve sevgili eymen:-)

            Muhabbetiniz bol hayalleriniz bereketli olsun.:-)
            Allah hepimize en hayırlısından ve kereminden ihsan etsin. Umarım sohbetinize dahil olduğum için rahatsız olmamışsınızdır. Bir şey sormak için dahil oldum.
            Pekiyi içgüveyisi durumunda da sadece damızlık olarak kullanılmak durumu var.Teori kulağa hoş gelsede gerçekte pek hoş görünmüyor! diye düşünüyorum.

            Sevgilerimle.

      • ŞİRPENÇE dedi ki:

        Bir fıkra :

        Temelin hanımı yeni ölmüş.Aradan bir süre geçip ortalık yatıştıktan sonra mahalleli temeli evlendirmek için seferber olmuşlar.Fadimeyle evlenmesi için baskı yapıyorlarmış.Temel kibar adam.
        (Aslında fadimeden hiç hoşlanmamış.)

        Fakat kimseyi kırmak istemiyormuş ve şu günlerde evlenmeyi düşünmüyorum diyerek geçiştirmeye çalışsada nafile.Mahalleli temeli fadimeyle evlendirmeye kararlı. Sen demişler onun dış güzelliğine bakma.Belki güzelliği vasat olabilir.Onun iç güzelliğine bakacaksın….

        Temel dayanamamış patlamış:
        Madem içi çok güzel, içindeki güzelliği dışına yansıtın o zaman evleneyim.

        • ŞİRPENÇE dedi ki:

          “Evlilikler gözümüzün sevdiği, nefesinden hoşlanacağımız, burnundan, gözünden hoşlanacağımız tiplerle olmalıdır. Efendimiz Mekkeli bir sahabinin Medineli bir kadınla evlenmeyi düşündüğünü öğreniyor, diyor ki ona; “Medineli kadınların gözleri küçüktür, Mekkeliler büyük gözlü kadınları sever, eğer gözleri küçükse evlenme” Bu söz, Peygamberin ağzından çıkan bir nasihat. Bugün beğenmediğin halde evlenirsen, yarın bir sorun çıktığında o göz ok gibi gözüne batar. “NURETTİN YILDIZ

          • ABDULLAH BİR dedi ki:

            “…içgüveyisi durumunda da sadece damızlık olarak kullanılmak durumu var.”

            SERPENÇE hanım tüm samimiyetimle söylüyorum

            Bir erkek olarak eşimin manevi anlamda beni MUTLU edeceğinden emin olsam bile bile, hemde hiç düşünmeden DAMIZLIK olmayı kabul ederim.

            Biz erkeklerin bir çoğu HUZUR ve MUTLU BİR HAYAT için ömrünü eşine ve çocuklarına adamaya hazır.

  13. Hilal dedi ki:

    Sema hanım,sizin yapmak istediğiniz şeyin bilincindeyim benim savunduğum şeyler bunlardan çok farklı değil. fakat sizin adınız ve yazılarınızın bir kısmı mesela yukarıdaki yazınız çok yakından tanıdığım dindar erkekler tarafından çok yanlı olarak biz bayanlara karşı tahrik edici şekilde kullanılıyor. islam ne kadına ne de erkeğe insani hakları ezme hakkı vermemiştir. bağırmak, hakaret etmek,daha fazlası şiddet gibi..yani bir erkek de kadına bu hakları ezici davranamaz, kadın da erkeğe davranamaz. yani bu tür haklar mevzuna yaklaşırken sizden rica ediyorum erkek ve kadınlar olarak ve tarafından değil insanlar olarak bahsetmeniz doğru olacaktır. herkes yazılarınızı özellikle de erkekler istedikleri yerden alıp özellikle de sizin önceleri feminizm yanlısı olduğunuzu öne sürerek kendi bakış açılarından yansıtıyorlar. bundan çok rahatsızım. siz farkında mısınız bilmiyorum ama artık dindar kesim başta olmak üzere, erkek-kadın tartışmalarının sebebi haline de geldiniz tabi bu size bir suçlama değil, erkeklerin yazılarınızı kullanarak algıda seçicililk yapmalarından. bence ortak bakış açısı olmalı. sizden de beklediğimiz erkek-kadın ayrımı yapmamanız….

    • Ali dedi ki:

      Hilal hanım sizi çok iyi anlıyorum.Bu konuda haklısınızda.Ancak herkes erkeklere karşıyken bizimde yanımızda bir tek Sema Hanım var.Bunun da çok görülmesinin haklı olmadığını düşünüyorum.Sözü fazla gevelemeyeyim:Bizimde bir tane Sema kardeşimiz var onu da çok görmeyin bari:)

      • Hilal dedi ki:

        ali bey, teşekkür ediyorum bence siz benim demek istediğimi yazınızla çok iyi desteklediniz…diğer yorum yapan arkadaşlar da bunlardan faydalanmalı..nitekim ben sema hanımın diğer yazılarının da içeriğinin benim savunduğum noktalarda olduğunu vurgulamıştım. ben sadece çok yakınımdan örnek verdim ve dedim ki sema hanımın yazılarını ve sema hanımın yaşantısını kullanıyorlar bazı kendine yontmak isteyenler…

        • Rodrigo dedi ki:

          Sema hanımın önceki feminist yaşantısını ve dönüşünü+ şimdiki yazılarını örneklemenin nesi tek taraflı ve algıda seçicilik oluyor onu anlamadım?

          Erkeklerin ilk defa bir kadının kaleminden Kuran ve Sünnet’e dayalı aile-kadın/erkek ilişkilerine dair yazılar okuması ve bu kadar itibar etmesi aslında Sem hanım ve ona benzer 1-2 insan dışındaki sözde ”evlilik terapistlerinin ve hatta ilahiyatçılarının” sözlerinin ne kadar gerçek dışı,batıya yaranma çabası içerisinde ters düz edilmiş,fantezilerle dolu olduğunun resmidir esasında…

          Anlamak istemeyenler duyrulur;Erkeklerde hatta (güya onların hakları savunulmasına rağmen) kadınlarda,ne dinimize ne örfümüze ne de tabiatımıza uymayan aile içi savaş naralarını,özgürlük yalanlarını dinlemekten bıktı. Sema hanıma ”yoğun rağbet”in mantıklı nedenlerinden biri de budur. Temennimiz burada okuduklarına hak veren kadın kardeşlerimizinde (eğer eğitim durumlarıda bunu destekliyorsa) Batıl hurafelerden ve kadınlığından gelen bir takım duygulardan olabildiğince arındırılmış biçimde tamamen İslami kurallar çerçevesinde yazılarla destek olmalarıdır.(Ayrı blog açıpda yazılablir mesela)

          • Ali dedi ki:

            O bir takım duygular kadınların kadınlık duygularından dolayı gelmiyor.Zaten bütün sıkıntıda orada.Kadına erkeğinin sığınacak bir liman olarak gözükmesi bir zavallılıkmış gibi gösteriliyor.Oysa ki kadının erkeğine itaat ederek sığınması-sevmesi,erkeğinde kadına sevgiyle yaklaşması kadar doğalı yoktur.Oysa ki bunu çevirdiler.Sen birilerine sığınmak zorunda değilsin.Niye kendini böyle zorunluluk altında görüyorsun diye.Bunların insanlardan bekledikleri leylek gibi yürümeleri,kuş gibi uçmalarıdır.Oysa ki insanın ne leylek gibi diz kapağı arkadadır dolayısıyla arkaya doğru bacaklarını katlayarak yürüyebilir, ne de kanatları vardır uçaksız ya a herhangibir araçsız uçabilir.Bu fitnenin kaynağındakilerde biliyorlar bu işin yürümeyeceğini,olmayacağını ancak amaçları farklı.

          • Ali dedi ki:

            Orada çok oysa ki teleffuzunu kullanmışım.Cümle yapısı olarak beni rahatsız etti doğrusu.Gerçi pek önemli bir konuda değil.İnsan düşünürken yazınca cümle yapısına falanda pek dikkat edemeyebiliyor tabii ki.

          • Rodrigo dedi ki:

            Bahsettiğim ”bir takım duygular”ı yazı içerisinde kadınlıktan gelen duygular olarak yazmıştım ama doğrusu nefse hoş gelecek şeytani dürtüler diye değiştirmem gerek.

            Bintürlü yoldan insanlar tahrik ediliyor,modern insan projesine uygun olan beyin yıkama faaliyeti geceli gündüzlü sürüyor.Zihne yerleştirilenler ne kadar aykırı ve din’e uzak olursa olsun propagandanın sürekliliği/yoğunluğu+dışarıdaki hayatın buna uygun olarak anormalleşmeşi,bir süre sonra kişinin zihninde ”normalleşiyor”.. Kadın ise ”kadınlık duygusu”,erkek ise erkeklik duygusu olarak şekil alıp sonra bu çürük çarık zemin üzerinden bütün ilişkiler,din’e bakış,hayatı yaşama tarzı değişiyor…

            Halbuki biraz bakılsa propaganda eden medya bile aslında kendini tekzip ediyor.Mesela sen kadınsın kimseye sığınmak zorunda değilsin,erkeğe ihtiyacın yok tekrarlamaları var.Ama hemen akabinde kendi zihinsel dünyalarına uygun yapıtlarda(film,dizi v.s.)yüksek gelir sahibi kadınların tek derdinin gene ”bir erkeği elde etmek ona bağlanmak” olduğunu gösteriyor bizlere.Hatta kadınlar arası savaşları izliyoruz hergün ”esas oğlan için” !!!

            Aslında bu işlerin sermayedarlarının nasıl bir hayat yaşadığınada bakmak lazım.Özellikle medya dünyasını avucunun içinde tutan yahudilerin aile hayatına.(”Ele verir talkını kendi yutar salkımı” misali yaşadıklarını göreceksiniz)

          • Rodrigo dedi ki:

            Sadece yahudi demişim pardon ilave olarak sabetayistlerin,masonların,dönmelerin,müslüman gibi görünüp asıl kimliğini saklayarak münafıklık yapanlarında….

            Aile hayatlarına,kadınlarının durumlarına,çocuk sayılarına,miras bölüşümlerine,aile içi hiyerarşilerine bakıp incelenirse ne demek istediğim daha da iyi anlaşılacaktır.

          • Ali dedi ki:

            Aslında bütün işin aslı David Rockfeller’ın:”Dünya nüfusu olarak 2,5 milyar insan yeter.Gerisi çeşitli vasıtalarla gözden çıkarılabilir.” düşüncesinde kendini açığa vuruyor.Bu adam ilginçtir dünyada yürütülen ne kadar doğum kontrol,gıda,ülkelere para arzı gibi direkt nüfusu ilgilendiren konularda eksi yönde etkileyecek şekilde kampanya,kurum ve kuruluş varsa hepsinin içinde ya direkt olarak ya da dolaylı(yan kuruluşlarıyla) yer alıyor.Afrika’daki yiyecek-tarım-seracılık-balıkçılık gibi konularda bu adamında muhakkak bir rolü var.Elbette ki sadecce bu değil.Ancak bu özellikle dikkat çekiyor.Bizim feminist dernekleriyle nasıl ilişkileri var acep?Gerçekten de merak ediyorum doğrusu.Bence bir araştırılsa işin altından çok ilginç bağlantılar çıkacaktır.

    • PASLI MIZRAK dedi ki:

      Pes doğrusu!
      sema hanım mazlumların hakkını savunuyor, kim mazlum onu savunuyor.
      Olayı, kadın- erkek meselesine indirgeyen sizsiniz.Lütfen sema hanımın yazısını tekrar okuyunuz.

      • zeynep liva dedi ki:

        Hilal hanım
        sema hanımın bütün yazılarını okursanız demiyorum irdelerseniz AİLE yi korumaya çalıştığını anlarsınız;)Erkek kadın ayrımı falan yok ortada..

        Vesselam.

        • Hilal dedi ki:

          ben herkese şöyle bir cevap verip meseleyi bitirmeye çalışacağım:
          malesef ki çok severek evlendiğim fakat evlatlarımız olmasına rağmen de 6senelik evlilikten sonra eşimin 1 hafta öncesinde sevda ve teşekkürler içeren mektuplar yazarak evimizi terketmiş, bunlara sebep de sema hanımın “islam teslim olmaktır”gibi sözlerini kullandığı bir olay yaşadım. doğrusu sema hanımın yazılarını da o zamana dek okuma zamanım olmuyordu çocuklardan. birkaç yazının bazı yerlerini kes-yapıştır yaparak net aracılığıyla bana tahrik mesajları gönderen eşimin bu yazılarının altına da sema hanımın ismini koyması ve de önceleri faminist olduğunu belirtmesi ve kara kalemle çizmesi üzerine sema hanımın bütün yazılarını taraflı olmamak,objektif olmak için okudum. yukarıda da belirttiğim gibi çok takdir ettiğim yazıları olan sema hanımın bazı yazılarının bu tür erkekler tarafından kullanılabilir bile olmasıydı beni rahatsız eden. onun dışında kendisini beğeniyle takip ederim. ki bir bayanın benim düşünceme göre eşine saygısızlık etmesi bile evliliğe darbe getirir. ben önce saygının sonra sevginin geldiğini düşünenlerdenim. yorumlarınız için teşekkürler…ben sadece kendimden örnek vermiştim, hiçbir erkeğin üzerine alınması gereken bir durum ortada yoktur, savunmaya geçmenize de lüzum yoktur…

          • Süheyla dedi ki:

            Hilal hanım,benim de anlatmak istediğim bu,Sema Hanımın iyi niyetle yazdığı yazılar kimi erkekler tarafından yanlış algılanıyor,çünkü Sema Hanım genelde erkeklerin psikolojisini baz alarak sürekli kadınlara nasihat modunda yazılar yazıyor.Ne çare ki bu durum iki tarafıda mutlu etmeye yetmiyor.Sema hanımın yazılarının büyük çoğunluğunu beğenirim ama sadece hanımlara nasihat modundaki yazılar bir yerden sonra dengeyi bozuyor.Bir keresinde çok güzel bir yazı yazmıştı”Peygamberimizin eşlerine karşı örnek davranışları”diye.Bir daha hiç o tarz yazılar göremedik maalesef…

          • ZÜLFİKAR dedi ki:

            Muhterem hanım kardeşlerimiz,

            Bir tv proğramında bir akademisyen demişti ki, bana herhangi bir konu siparişi verin.Kur’andan o konuda yüzlerce delil çıkarayım.Yani akademisyen şu husus vurgulamak istemişti:
            Kötü niyet varsa dileyen dilediği yere sündürür.

            Sema hanım aileyi eğiten ve ailenin kalitesini artıran yazılar yazıyor ve kadın erkek ayrımı yapmıyor. Herhangi bir yazıdan kötü niyetli bir kişi bayan, bey olabilir, ortadan bir cümleyi cımbızlayarak kullanıyorsa bunda yazarın suçu ne?! Sema hanımın yazılarında herhangi bir cümlede erkeklere eşlerinize zulmediniz eziyet ediniz diye bırakın acık bir cümleyi imalı bir cümle var mı?!

            Kötü niyetli insanlar işlerine gelmediği zaman bırakın beşer sözünü hadisleri ve hatta ayetleri bile te’vil etmeye istediği şekilde yorumlamaya cüret ediyorlar.

            Sema hanımın yazıları olmasaydı yine kötü niyetli eşlerden biri bir başka yazarın cümlesini maksadın dışında kullanacaktı.

            Bugün aile yaşantısını belirleyen hadisleri bile insanlar istediği şekilde yorumlamıyorlar mı, kelimelere takla attırmıyorlar mı?

            Sema hanım hocamız gibi hocalarımız bizler için bir şanstır, buradaki yazıları erkek/kadın olarak değil insan olarak birer fert olarak okuyalım.Bakış açımız değişir.

            Sayglarımla.

  14. KOCA BİR ALEMDİR YOKLUĞUN dedi ki:

    Acıdır…Müslüman bir ülkenin müslüman çocukları olarak Feminist olduk,Hümanist olduk hatta hepimiz ermeni bile olduk ama…Müslüman olamadık…Müslümanca yönetilip yaşayamadık…A partisi geldi bacılarımızın başörtüsüne el uzattı,B partisi geldi buna çözüm olamadığı gibi köstek oldu… İslami aile yapısının temellerini dinamitledi bu defa…Yazık…Çok yazık…Rabbim ahiret günü bu yöneticilerin hesap sırası geldiğinde inşallah beni de,bizi de şahit eylesin…

    • Ali dedi ki:

      Aman beni şahit eylemesin.İnşallah direkt beni-bizi cennetine koysun bu dediğiniz sınıfında defterini bizzat Rabbim dürsün.Ahirette de mi bunlarla uğraşacağız be?:)

    • PASLI MIZRAK dedi ki:

      “BİZE BİR NAZAR OLDU,
      CUMAMIZ PAZAR OLDU,
      NE OLDUYSA BİZE
      AZAR AZAR OLDU.” demiş şair.

      Ilık suda fantazi yapan ve sonra kaynar suda haşlanan kurbağa gibi kavramlarla uyuşturdular bizi.

      Batılı sulandırdılar, renkli tabletlerle tatlandırdılar, batıl kah reel politik oldu, kah modern hayat oldu, kah ilericilik oldu, kah maslahata mutabık hareket oldu, kah konjektör gereği oldu, kah köprüyü geçesiye ayıya dayı demek oldu,kah golobal düşün lokal hareket oldu, oldu, oldu…

      • PASLI MIZRAK dedi ki:

        “Zavallı Türk aydını…
        Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarını takdis eder, hayranlıklarını benimser.
        Dev papağanlaşır” Cemil MERİÇ

  15. muhacir dedi ki:

    Bir metala anlam ve deger bictiren basina gelen altin, gumus veya baska bir degerin kendisini tamamlasi ile olur. kadinda kadin olma, deger kazanma, ve meth e mazhar olmasi icin “mumine” sifatini kendine birlestirmesi gerekki kadina olan deger kavranabilsin. Gunumuz insanlarinin adeta bir sablon gibi kullandigi “kadina deger” mantigi” asla kadini aciklama ve anlatma icin yeterli degildir. ve umuma hasredilemez bugunu iman edenlerin bu hususa cok dikkat etmesi gerekmektedir, zira bu baslangic hosgoru hastaligini akabinden toplumu bozma ve nifak la karisik bir inanc sekli olusturma hesaplarinin baslangicidir. Halbuki islamda “emri bil maruf, nehyi anil munker” farzdir.

  16. AYsun dedi ki:

    İnanın hocam içim daraldı.ben şunun tesbitine vardım bilmiyorum siz ne düşünürsünüz…bu ülkede yaşamak büyük imtihan.pek çok şeyde olduğu gibi hukuktaki islamsızlık bizi bu hale getirdi.kıyamete kadar da devam eder…EY dünya iyi ki kısasın,EY ahiret iyiki varsın ve ebedisin…

  17. İdris Yılmaz dedi ki:

    Okula başladığımızda bize susmamız, dinlememiz tavsiye edildi.Büyüdük bir cemaate girdik sorgulamadan mutlak itaat etmemiz gerektiği öğretildi.Bir parti tuttuk “lider ne derse o” dediler.Hasılı kelam bize zahit olmamız öğretildi ama Hz Ömer(r.a.) ın da zahit olduğu hep saklanarak.İslamın kötülüklere karşı bir başkaldırı olduğu bizden gizlenerek adeta bir koyun gibi yetiştirildik.Şimdi ise solculara,ateistlere imrenerek bakmaktan başka yaptığımız bir şey yok.”Hocam biz Müslüman olduk!!!”

    • Uğur Mustafa dedi ki:

      Sayın İdris Yılmaz,

      Bahsettiğiniz şey günümüzün önemli bir durumuna işaret ediyor: Müslümanları (en azından onların daha muttaki olanlarını) örgütleyen, onları seküler-dayatmacı sistem karşısında güya bir araya getiren cemaatler, tarikatler ve partiler fos çıktılar. Müslümanları koruyamadılar, sistemle iş birliği yaptılar. Zaten başka türlü nasıl olabilirdi ki? Kendi yasalarıyla yönetilmeyen bir topluluk, yasalarıyla yönetildiği (buna zorlandığı) topluluğa asimile olmak zorundadır. İşte bunun içindir ki özellikle okumuş genç nesiller İslam’dan tamamen çıkmaya başladılar, ateist, agnostik, panteist vs. olmaya başladılar, çünkü onların hem sosyal hem de eğitimsel hayatlarını düzenleyen laik yasalar modern ateist-agnostik-panteist-vs. düşünürlerin düşünceleri ekseninde hazırlanan yasalardır. Müslümanlar olarak öncelikle seküler-faşizme karşı çıkmalıyız.

      Tekrar çok yasalcı özgürlüğü getirmeliyiz: herkese kendi yasaları, herkese kendi dini (Kur’an Arapçasında “dîn” demek “yasalar bütünü” demektir). Sekülaristler yasalarını sadece Müslümanlara değil, Yahudilere, Hıristiyanlara, Dürzilere, Brahmanistlere, Mecusilere ve diğerlerine de dayatmayı artık bırakmalıdırlar. İşte bunu savunmak ve Allah’ın inayetiyle nihayetinde bunu başarmak suretiyledir ki asimilasyondan kendimizi kurtarabiliriz. Yasalarına yani dinine sahip çıkmayan bir cemaate, tarikate, partiye ve kavme Allah da sahip çıkmaz. Allah’ın yasalarını yani dinini destekleyen kavmi yahut taifeyi de Allah destekler.

      Saygılarımla

  18. AHMET ARİF dedi ki:

    Sema Hanım Hükümet aileyi düşünüyorsa şiddeti önlemek istiyorsa öncelikle boşanmayı kolaylaştırması gerekir.Teasdüfen bir avukata bir konu danışmak için gitmiştim.Bir vatandaş eşiyle ilgili sorunları söylüyor ve boşanmak istediğini söylüyor fakat nafaka ödeyecek gücüde yok bu arada çocuklar etkilenmesin diye hanımını fazla suçlayıcı deliller sunmak istemiyor.Fakat avukat kolay boşanmak ve nafaka ödememesi için delil istiyor.Adam ensonunda çaresiz bir şekilde avukata eşini başka birisiyle uygunsuz yakaladığını gözüyle gördüğünü söyledi ve avukat bey ha şimdi oldu bu bizim için çok önemli bunu kullanmalıyız sen videoya çekeceksin dedektif gibi izleyeceksin dedi.Adam avukat bey ben çocuklarımı üzmek istemiyorum onun için bunu söylemek istemedim dedi.Avukatta kolay boşanmak venafaka ödememek için bu durumu kullanmamız gerekir dedi adam da istemeyerek tamam deyip gitti. Hükümet herkese yardım ediyor boşanmayı kolaylaştırırsa herkes anlaşarak kısa sürede ayrılır yani boşanma sürecinde sıkıntı olmaz kolaylık sağlanırsa çocuklarda fazla sıkıntı yaşamazlar….

  19. A Fuat özdoğan dedi ki:

    Yazılarınızı sürekli okuyorum ne kadar haklısınız anlatamam ancak ALLAH sizden razı olsun diyerek size destek olabilirim kendim polis memuruyum ve böyle bir olayda yaşadım kadın haksızdı ama az kalsın ailesi yıkılıyordu bunun gibi bir çok örnek te var ama birileri çığırtkanlık yaptımı bu ülkede herşey oluyor işte dediğiniz gibi hep mi kadınlar haklı ben 26yıldır evliyim şimdi kendime soruyorum ya ben çok iyiyim ya da eşim mükemmel bir eş fakat dört dörtlük insan olduğuna inanmıyorum tabi bir tek Peygamberimiz ve peygamberler hariç

  20. salih özgür dedi ki:

    AİLE BAKANI KADIN OLMALI BENCE …………………..

  21. AHMET ARİF dedi ki:

    Sema Hanım gösterdiğiniz duyarlılığa çok teşekkürler.Aile kurumunu belli bir yere kadar yasalarla düzenleyebilirsiniz ama yanlış düzenlemeler bu kurumun yıpranmasına vesile oluyor bunun günahı da bu yasayı çıkaranlarındır.Bir müddet sonra istatistik çıkarırlar ve yasanın faydasını ve zararını öğrenirler.Daha sonra sporda şiddet yasası gibi bir düzenleme yaparlar fakat bir çok aile parçalanmış olur.Bende geçen yıl ailevi sorunlar yaşadım ufak bir tartışmada eşim gitmiş Tapuya Aile Şerhi koymuş beynimden vurulmuşa döndüm,bu bir yasal haktır fakat ben bundan sonra beraber yaşadığım insana nasıl güvenebilirim hala içimde bir yara gibi duruyor,en ufak bir tartışmada evde ne varsa kırıyor,döküyor kanun önünde benim hiç bir hakkım yok ki.Kadın tahrik,taciz ederek beni kötülüğe zorluyor.Ben ayrılsam ömür boyu nafaka ödeyeceğim.Ayrıldıktan sonra yeni bir hayatı nasıl kuracağım,iki tane ev nasıl geçindireceğim,ben Ahmet Ağaoğlu değilim ki.

  22. salih özgür dedi ki:

    sa.sema hanfendi ,mert yazılarınız için tebrik ederim,bu konuda erkek arkadaşlarda konuşunca herkes rahatsız ama yanlışa tepki gösteremiyorlar ,ben aile danışmanı değilim ,evli de değilim ama ailer huzurlu mutlu olsun bu konuda aciz ane HZ.MUHAMMED SAV HZ. HATİCE R.A SEVĞİ KÜTÜPHANESİ İNŞ GÜZEL ŞEYLERE VESİLE OLACAKTIR.SAYĞILAR

  23. abdullah dedi ki:

    umarım devlet büyükleri bu konunlardan doğacak zararları anlar idrak eder yeni bir düzenleme getirir aile yapısı dağılmadan bizde avrupalıya dönmeden

  24. PASLI MIZRAK dedi ki:

    Muhterem Hocam,

    İyilerde kötüler kadar gayret gösterseydi dünyanın hali herhalde farklı olurdu.Allah sizden razı olsun. Zulme fren, hayra motor olmaya çalışıyorsunuz.Güzel bir yazı olmuş. İsimlerini yukarda zikrettiğiniz islamcı yazarların ne olduğunu/ne olmadıklarını gayet iyi biliyoruz.Onlar hep aynıydılar! zaten.

    Zaman en güzel müfessirdir. Herkes sütüne göre hareket edecek tabi ki…Ayakları şeyin dibine kadar battığı halde özgürlük şarkıları söyleyebilen tek hayvan horozmuş.

    Saadet ola eksere ola.Başkalarının gözyaşlarından mutluluk devşirmek nadanların karakteridir.” Eşektir zevki aşkındır başından, ne anlar kainatın gözyaşından” diyen şair boşuna dememiş.

    Kıymetli şeyler azdır bilirsiniz. Zor zamanda hakkı ve hakikati haykırmak, büyük bir erdemdir.

    Allahu Teala ömrünüzü bereketli kılsın.

  25. Uğur Mustafa dedi ki:

    Allah sizden razı olsun, Sema Hanım. Allah sizi ödüllendirsin. Toplumun sert güç kaynağı olan erkekler sindiriliyor işte böylece. Ve böylece toplumun “sistem”e karşı bir direniş halkası daha yıkılıyor. Seküler-faşist dünya düzenine bu hizmetin bir Ak Parti hükümeti zamanında yapılması ne acı. Saygılarımla

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku