Sorularla KoronaVirüs Gerçeği

“Ey iman edenler! Şayet bir fâsık size bir haber getirirse, doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme kötülük eder de, yaptığınıza kesinlikle pişman olursunuz.” Hucurat sûresi:6

2020 de bir haber geldi Zalim Çin’den ve Sömürgeci Batı Ülkelerinden “Bulaşıcı ve öldürücü bir virüs var” Herkes maske taksın, birbirinden uzaklaşsın, evinden çıkmasın…” Haberin başında dünya nüfusunu azaltmalıyız diyen satanist çete var.

Ben doktor değilim.Rabbimizin araştırın emri uyarınca sorumlu bir insan olarak araştırıyorum, twitter da da yazıyorum.

Pek çok ülkede ve bizim ülkemizde de kovit sürecini takip edip yönlendiren DSÖ nün başındaki kişi de bir doktor değil. Etopya’da soykırım yapmış bir savaş suçlusu. Onlara ve onlardan gelen haberlere güvenmiyorum. Onlardan gelen haberleri araştırmadan uygulayanlar vebal yükleniyorlar.

Araştırmalarımın sonuçlarını soru-cevap olarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

Koronavirüs Nedir?

Covid19 gizemli bir varlık. Her ne kadar üst solunum yolunu etkileyen bir virüs dense de onun bir bakteri olduğunu iddia edenler de var. Covid19 un virüs olarak izole edilemediğini söyleyen hatta izole edecek kişilere ödül vaat eden ülkeler var. “İzole edilememişse aşının içinde ne var?” gibi sorular da gizemini artırıyor.

Gizemli çünkü Covid19 dan ölenlere otopsi yapılması yasaklanmış ülkelere. Bu bile başlı başına şüphe sebebi. İtalya’da bir hastane ve Rusya”da Sağlık Bakanlığı dinlemedi bu yasağı ve otopsi yaptılar. İtalya otopsi sonucu ölenlerin farklı hastalıklardan öldüğü üzerineydi, Rusya’dan gelen haber Covid19 ün virüs değil bakteri olduğu yönünde.

Covit19 u tespit edecek bir testi bile yok. Genetik iz sürme testi PCR ile aynı gün hem pozitif hem negatif çıkan sonuçlar onu iyice gizemli hale getiriyor.

Kısacası Covit19 küresel güçlerin üzerine bolca korku sıkarak dünyaya yaydıkları aslında zannedildiği kadar tehlikeli olmayan bir varlık. Milyonlarca insan evinde asprin, bitki çayları ve vitamin destekleri ile geçirdi.

Vakalar Arttı Korkmalı mıyız? HAYIR

Vaka sayıları üzerinden büyük bir algı operasyonu yapılıyor.

Vaka: Gerçekleşmiş olay demektir. Korona vaka sayılarında gerçekleşen hiçbir olay yok.

Korona vaka sayısı, geçmişte geçirdiğiniz bir gribi bile pozitif gösteren genetik iz sürme testi PCR nin pozitif çıkması demektir.

Testin pozitif çıkması da bir olay değil zira testin pozitif çıkması belki hiçbir zaman hasta olmayacak kişi sayısı demektir. Bunun için vaka kelimesi kullanılması yanlış ve çok kurnazca. Test Sayısı-Pozitif sayısı-Hasta sayısı…gibi sunulsa insanlar bu kadar korkmaz.

“Pozitif” kelimesi yerine “Vaka” kelimesi kullanılıyor. İnsanlar da vaka sayısını hasta sayısı zannediyor ve paniğe kapılıp genetik iz sürme testine koşuyor. Kendisi de vaka tablosunda rakam olup kendini ve başkasını korkutuyor. Döngü böylece devam ediyor.

Her gün koronavirüs tablosu sunarak insanların korkularını canlı tutulmasını isteyen DSÖ nün de elbette bir planı var.

Hasta sayısı bile korkulacak bir sayı değil. Onların da çoğu tesit pozitif çıktıktan sonra ilaçlı ya da ilaçsız evinde hastalığı geçirenler. Sadece bir kısmı hastanede geçirenler. Covit 19 dan iyileşme %99.5 Milyonlarca insan evinde iyileşti.

Sağlık Bakanının bildirdiğine göre hastalığın olmadığı 2019 daki ölüm sayıları 2020den daha fazla.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca konuyu şöyle açıkladı: "Test sonucu pozitif çıkanların her biri bir vakadır...Hasta sayısı neye deniyor peki? "Semptomu olan, hastanede yatmayan; semptomu olan ve hastanede yatan kişiler günlük hasta sayısı olarak veriliyor." diye açıklama yaptı. Ayrıca “bu senenin gribi kovit” diyerek gribin de kovit muamelesi gördüğünü ve kovit olarak rakamlara eklendiğini de itiraf etmiş oldu.

Vaka sayısından korkmaya gerek yok.

Doğru bilgi korkunun önünde en büyük engeldir.

Test sayısını artırırsanız vakalar artar. Vaka artışı test sayısı artışı demektir. Test sonuçları da güvenilir değil.

Vaka sayıları üzerinden büyük bir algı operasyonu yapılıyor. “Türkiye vaka sayısında dünya ikincisi” gibi haberler çıkıyor. Bunların hiçbiri bilimsel değil.

Yapılan test sayıları eşit olmadıkça vaka sayıları kıyaslanamaz. Test sayıların karşılaştırmadan vaka sayılarını karşılaştırmanın hiçbir iyi niyeti olamaz.

Testim Pozitif Çıktı Korkmalı mıyım? HAYIR.

Koronavirüsü (Covid19) u tespit ettiği iddia edilen PCR testi genetik iz sürme testi olarak senin çok eskiden geçirdiğin kovitin başka bir ölü versiyonunu gösteriyor olabilir.  Bununla ilgili araştırma sonuçları var.

PCR testlerinin mucidi Nobel ödüllü  Kary Mullis PCR testinin virüslerin tespitinde kullanılamayacağı ve doğru sonuç vermeyeceğini söylediği videoları var. Plandemi başlamadan üç ay önce ölmüş.

Bir de PCR testinde döngü aralığı var. Testin döngü aralığına göre sonuçlar değişiyor. Döngü aralığı ile oynandığında herkes pozitif ya da negatif çıkarabiliyor. Böyle bir teste güvenmek zaten hata.

Testiniz pozitif çıkmışsa şu üç şıktan biri olabilir.

1-Test sizin geçmişte geçirdiğiniz bir virüsün izini bulmuştur ve sizin için herhangi bir hastalık ya da başkasına  bulaştırma söz konusu değildir. Hasta olmayan başkasına hastalık bulaştırmaz. Grip olmayan birinin size grip bulaştırması mantıksız. Siz de hasta değilseniz başkasına bulaştıramazsınız.

2-Döngü aralığı yüksek tutulmuştur, test sonucu yanlıştır. Aynı gün farklı hastanelerde yaptıranlar birinde pozitif diğerinde negatif çıkabiliyor.

3-Koronavirüs sizde vardır.

Gerçekten Koronavirüs Olduysam Korkmalı mıyım? HAYIR

Korku ve kaygı bağışıklığı düşürür ve hastalığın daha ağır geçmesine sebep olur. Medyanın korku propagandasından kendinizi uzak tutun. Sakince yapılması gerekenleri yapın.

Yurtdışında yapılan araştırmalarda koronavirüsün D vitamini eksikliği olanlarda ağır geçtiği, D Vitamini takviyesi ile hastaların yoğun bakıma girmeden yüzde 99 unun çabucak iyileştiği ile ilgili çalışmalar var.

PCR güvenilir bir test olmadığı için en mantıklısı hiç test yaptırmamaktır. Hastalık semptomları gösteriyorsanız sıradan nezle-grip geçiriyor olabilirsiniz.

Eğer bir grip geçiriyorsanız D vitamini ve gerekliyse iyot alarak kekik, zencefil, bal, propolisle rahat bir şekilde, strese girmeden, sakince dinlenerek atlatabilirsiniz.

Tehlikeli ve Bulaşıcı Bir Salgın Var mı? HAYIR

Salgın demek insanların kitleler halinde ölmesi demektir. Kitleler halinde bir ölüm yok. Koronavirüs ölümleri diye günlük açıklanan rakamlar 200-300 civarı.  

Bu da il başına günlük 2-3 ölüm. Bunların çoğu yaşlı ve ciddi hastalıkları olanlar. Bir de yanlış tedavi sonucu ölenler var. 84 milyonluk ülkede bu tehlikeli bir salgın olduğunu göstermez.

Hastaneye yatan her hastaya korana testi yapılıyor ve hastalığı ne olursa olsun ölmüşse çoğu zaman ölüm sebebi Covit19 olarak kaydediliyor. Kanserden de  felçten de ölse testi pozitif çıkmışsa ölüm sebebi kovit yazılıyor. Her yıl yaşlılar, ağır kronik rahatsızlığı olanlar normal gripten de bu rakamlara yakın ölüm olduğu gerçeği ise pek bilinmiyor.

Ayrıca salgın hastalıklarında bulaşıcılığın yüksek olması gerekiyor. Kovitin de bulaşı olduğu söyleniyor fakat aynı evde eşlerden biri oluyor diğeri olmuyor.

Cenazelere katılıma yasaklar getiriyor fakat cenaze yıkayanlara bulaşmıyor. Aşure dağıtan teyzeden bulaşıyor fakat kargoculardan bulaşmıyor.

20 bin kişilik kongrelerde bulaşmıyor, zengin düğünlerinde bulaşmıyor, lüks otellerde bulaşmıyor.

Camilerde bulaşıyor, esnaf lokantasında bulaşıyor, açık havada iki kişi yan yana otursa bulaşıyor, evine gelen misafirden bulaşıyor… YERSEN.

Covid19 Öldürücü Değilse Ölenler Neden Ölüyor?

 1-Ölüm kovitten önce de vardı. Bünyesi zayıf yaşlı ve hasta kişiler zaten her yıl çeşitli virüsler sebebiyle yaklaşık aynı sayılarda ölüyordu. Ölüm nedenine var olan hastalığı yazılıyordu. Fakat şimdi hastanelerde mecburi test yapıldığı için çeşitli ağır hastalıklardan ölenler bile koronavirüs sebebiyle öldü diye rapor ediliyor. Bu da ölüm sayılarını yüksek gösteriyor.

2- Yanlış tedavi yöntemleri ve yan etkisi yüksek ilaçlar: Hiçbir hastalık semptomu göstermeyen insanlara güvenilirliği olmayan PCR testi pozitif çıktı diye şeker dağıtır gibi ilaç dağıtıldı. Kişinin başka bir hastalığı, alerjisi var mı diye bile sormadan kapılara kutu kutu ilaç bırakıldı. Bu ilaçlardan sonra ağır hastalananlar oldu. Ya da hastanede tedavi sonrası ölenler oldu. Gerçekten neden öldükleri belli değil çünkü otopsi yasak.

Basında en çok çıkan haberler “kovitten iyileşti kalpten öldü, kovitten iyileşti şundan bundan öldü" gibi haberler. Ölümlerin kovit tedavisi sonrasına gelmesi manidar tabii ki. Tedaviler sorgulanmıyor. Tedavide kullanılan ilaçların yan etkisini itiraf eden doktorlar olsa da sesleri kısık kalıyor.

3- Yapılan araştırmalar D vitamini eksikliği olanların daha ağır geçirme ihtimali olduğunu gösteriyor. D vitamini adı vitamin olan fakat vücut için olmazsa olmaz bir hormon. Ülkemizde on kişiden dokuzunda D vitamini eksikliği çıkmış. D vitamini takviyesi yapın virüsten korkmayın.

4-Korkudan ölenler: Kovit ilk çıktığı günden beri medyadan korku pompalanıyor. Entübe görüntüleri paylaşılıyor. “Şöyle nefes alamayacaksınız, böyle öleceksiniz…” Testi pozitif çıkan insanlar hiçbir hastalık belirtisi olmayanlar bile test sonrası kendilerini kötü hissediyorlar, korkudan panik atak hastaları gibi nefes almakta güçlük çekiyorlar, ateşleri yükselebiliyor. Yalancı kovit diye uyaran doktorlar var. Eskiden beri hastaya moral, motivasyon diyen doktorların çoğu şimdilerde korku salmakla meşgul. Korku insanın bağışıklık sistemine en çok zarar veren duygudur. Ortada bir korku salgını var.

Aşılar Koronayı Bitirecek mi? HAYIR

Tıp Bilimi virüslerin sürekli mutasyona uğradığını söylüyor. Covid19 ün üzerinden bir buçuk yıl geçti ve etkisinin azaldığı ve mutasyona uğradığı söyleniyor. Aşı ise orijinal ilk çıkan virüs için yapıldı. Onun da etkisi azalmış ve mutasyona uğramış değişmiş. Yani yere devrilmiş ölmüş düşmanı vurmaya gerek yok

Aşıların güvenilirliği yok. Normalde bir aşı üretildikten sonra beş yıl gibi bir süre denekler üzerinde takip edilip sonra kullanılıyor. Şu an aşılar beklemeden yan etkileri görünmeden Faz3 onayı almadan insanlara yapılıyor. Aşıların yan etkileri beş yıl içerisinde görülüyor.

Aşı sonrası ölenlerin haberleri sosyal medyada yer alıyor fakat Bakanlık bu konuda açıklama yapmıyor. Aşıdan sonra ölenler de kovitten ölüm olarak yazılıyor. Basında son zamanlarda kovitten öldü haberlerinin detaylarını okuduğunuzda ya da ölenlerin yakınların tarafından haberlerin altına yazılan mesajlara baktığınızda ölümlerin aşılardan olduğu yazıyor.

Aşıyı üreten firmalar da Bakanlık da aşı sonrası ortaya çıkacak her türlü zarardan sorumlu olmadıklarını bildirip aşı yaptıranlara onam kağıdı imzalatılıyor. Yani felç kalsanız karşınızda bir sorumlu bulamayacaksınız.

Yurt dışında bazı ülkelerde aşı olanlara sigorta şirketleri sağlık ve hayat sigortası yapmıyor. Aşı sonuçları görülmediği için.

Ayrıca aşılar rahat bir nefes almak için de işe yaramıyor. Aşı olan 65 yaş üstüne ev hapsi, izin saatleri çıksa maske takmak zorunda ve her türlü tedbire uymak zorunda. O halde niye aşı oldular? Koviti hafif atlatmak için deniyor fakat aşı sonrası kovit olanların bir kısmı kovit olup onu da ağır atlattılar hatta aşı sonrası ölümler hiç de azımsanmayacak kadar çok.

Ünlülerin siyasetçilerin aşı yaptırması kimseyi yanıltmasın. Aşıların üzerinde karekod var, kişiye özel paketlenmiş. Her zaman plasebo etkisi ölçmek için aşı yerine tedavi edici etkisi olmayan etkisiz enjeksiyonlar yapılıyor fakat kişi bunu bilmiyor aşı olduğunu zannediyor.

 

Aşı yapıldıktan sonra antikor testi yaptıran bazı ünlüler antikor artışı olmadığın hayretle görüp açıkladılar. Büyük ihtimal tanınmış kişilere plasebo etki ölçmek için yapılan aşılar yapılıyor.

Bazı ülkelerde pek çok ciddi yan etkisinden dolayı aşılar durduruldu. Yani aşı konusunda şüpheler çok. İnsan hayatı kıymetli.

Aşılardan sonra testi pozitif çıkan (vaka denilen) kişi sayısı hızla arttığına göre aşıdan şüphelenenler haklı görünüyor.

Koronavirüs Tedbirleri Koruyor mu?

Bilim Kurulu adındaki kurul bir yıldan fazla zamandan beri bilim adına hiçbir şey sunmadı. Sürekli insanlara korku salarak, tedbir adı altında “Maske-Mesafe-Musluk-Hapis” başka bir şey üretmediler.

Bunlar da kesinlikle bilimsel ve faydalı değil. Özellikle maske çok zararlı. Oksijen yerine çıkardığı karbondioksiti soluyan insanlarda başta akciğerler olmak üzere hücrelerin zarar gördüğü ile ilgili bilimsel yayınlar var.

Ayrıca virüsün insandan insana solunum yolu ile havadan bulaşma ihtimalinin yüzde bir bile olmadığı da yine bilim adamları söylüyor. Havada olmayan bir virüs için halka maske taktırmanın sağlıkla hiçbir alakası olamaz. Ancak kovitli biri yakın mesafe yüzüne hapşırırsa bulaşma ihtimali varmış. Milyonda bir ihtimal için milyonlarca insanın oksijen almasına engel olunuyor. Dışarıda oksijen almanı cezası 900 ve 3 bin arası değişiyor. Tüm bunların sağlığımız için olduğuna inanan insanlar var.

Maske köleliğin sembolüdür. Yeni Dünya Düzeni kurmak için tanrıcılık oynayan küresel çete dünya ülkeleri ile kedinin fare ile oynaması gibi oynuyor.

Bir yıldan beri bütün bu tedbirler yapıldığı halde verilen rakamlarda azalma değil artma varsa bu işe yaramayıp tam aksi tesir ettiğini gösteriyor.

Çocuklar da dahil pek çok kişinin psikolojik sağlığı bozuldu, intiharlar arttı.

Esnaf iflas ediyor. Çocuklar gençler soysal medya bağımlısı oldu.

Hareketsizlikten ve yalnızlıktan 65 yaş üstü pek çok kişi fiziksel ve psikolojik rahatsızlık yaşıyor.

Ipsos'un Dünya Ekonomik Forumu için 30 ülkede gerçekleştirdiği araştırmaya göre Türkiye % 60'lık oranla Covid-19 salgını sebebiyle akıl ve ruh sağlığının en çok bozulduğu ülke olmuş. Türkiye'de katılımcıların % 61'i akıl ve ruh sağlığımı kaybettim, demiş. Medyadan salınan korku senaryoları, entübe görüntüleri, abartılmış rakamlarla insanların akıl sağlığını bozdu. Akıl sağlığı da candan daha önemsiz değil.

 Ayrıca en ağır tedbirler bizde alındı. Ülkelerin çoğunda açık alanda maske yasağı olmadı ya da kısa süreli uygulanıp halkın tepkisini görünce kaldırdılar. Hiçbir ülke tedbirlere uymayanlara bu kadar ağır para cezası vermedi. Bunlarda ekonomik sıkıntıda olan halkı iyice bunalttı.

 Acilen normale dönmeliyiz.

Tedbirleri kaldıran ülkelerde her şey daha iyiye gidiyor. ABD de pek çok eyalette bütün tedbirler kaldırıldı ve ülkede hiçbir anormallik yaşanmıyor.

Türkmenistan, Belarus gibi hiç tedbir uygulamayan ülkelerde durum gayet normal.

Halkın, hergün korku saçan medya büyücülerinin etkisinden kurtulması lazım. İdarecilerin DSÖ yü ülkeden kovup, bir an önce normale dönme yolunda adım atmaları gerekiyor. Yoksa gidişat hiç iyi değil

 Yazı Tarihi: 23 Nisan 2021



Bunlar da ilginizi Çekebilir

0 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz