Tabakları Ayırdık Çocuklar Bencilleşti

06 Mayıs 2013Mehmet Emin Karabacak16 Yorum »

mehmet1-150x150Zamanımız insanı gittikçe bireyselleşiyor. Bireyselleştikçe de bencilleşiyor. Bencilleştikçe de sadece kendini düşünüyor. Kendini düşündükçe de yalnızlaşıyor. Yalnızlaşınca da psikolojik sorunlarla uğraşıyor.

Yaradılış gereği insanoğlu sosyal bir varlıktır. Bu amaçla temel ihtiyaçları ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için insanlarla etkileşim ve paylaşım içinde olmak zorundadırlar.

Sosyal ilişkilerinde paylaşım yerine kendi çıkarını düşünen insanlar, mutsuzlaşmaktadır. Mutsuzlaşan insan, mutluluğu dünya malına sahip olmakta arar. Mutluluğu dünya malı ve teknolojinin getirdiği yeniliklerde de bulamayan insan, bencilleşip mutsuzlaşırken gelecek neslin devamı olan çocukları da bencil ve mutsuz yapmaktadır.

“Bizim” yerine; “Benim arabam, benim telefonum, benim bilgisayarım” ile büyüyen çocuklar, anne babalarını model alacaklarından egosantrik duygularının pekiştirilmesine bağlı olarak bencilleşecektir.

Egosantrik duyguların (Çocuk, kendini dünyanın merkezi gibi görür ve her şeyin kendi istekleri doğrultusunda olmasını ister.) baskın olduğu 3-6 yaşları ile ergenlik dönemi, ben merkezci duyguların ön plana çıktığı bir dönemdir. Egosantrik duygulara bağlı olarak 3-6 yaşlarındaki çocuklar; “Beni annem, benim babam, benim oyuncağım…” derken, ergenlik dönemimde ise “Benim fikrim, benim düşüncem, benim görüşüm…” diye kendini göstermektedir. Özellikle bu dönemlerdeki çocukların egosantrik duygularının pekiştirilmesi, ileri yaşlarda bencil bir kişi olmasına neden olacaktır.

Şimdiki çocuklar neden daha bencil oluyor diye düşündüğümüzde anne babaların; bencillik konusunda çocuklara model olmaları, her istediklerini ikiletmeden yapmaları ve kibrit kutusu gibi evlerde sosyal çevreden uzak olarak büyütmelerini söyleyebiliriz.

Model Olma

Çocuklar, anne babalarını model aldığı için, bencil anne babaların çocukları da bencil olacaktır. Kendi dünyalarında sadece kendisi için yaşayan ve çocuklarıyla en küçük şeyleri paylaşmayan ve paylaşma duygusu tattırılmayan çocuklar da ister istemez bencil olacaklardır.

Çocukların isteklerini göz ardı edip söz ve davranışlarında “Ben istiyorum, böyle istiyorum…” diye direkt emirler verip, sorgusuz sualsiz uygulanması isteyen anne babaların çocukları da zamanla ben istiyorum diyen bencil kişiler olacaktır.

Yine küçüklüğünde bu yana yok yoklarla büyüyen çocuklar, yetişkinlik çağlarında her ne kadar zenginde olsalar psikolojik olarak kendilerini fakir olarak algılayacaklarından bencil olacaklardır.

Köyümüzde, konu komşunun yardımıyla geçinen bir aile vardı. Bu ailenin Hatice adında birde kızları vardı. Hatice büyüdü, evlendi ve şehre yerleşti. Zamanla durumu düzelttiler, ev ve arabalarını aldılar. Hatice’yi bir gün bizim apartmanda bir şeyler satarken gördüm. Hoş beşten sonra dost kazansın diyerek hatır içinde olsa, sattığı şeylerden biraz fazlaca aldık. Tam giderken Hatice bacı; şu dairede ilahiyatta okuyan bizim köylü fakir bir kız öğrenci var; ona bir ben alayım birde sen hayrına verebilir misin dedim. “O bana versin o fakirse ben de fakirim.” dedi. Bir şey diyemedim, çünkü hep almaya alışmıştı, vermeye değil.

İstekleri İkiletilmeyen Çocuklar

Çocukların 3-6 yaşlarındaki egosantrik duyguları, yerini yavaş yavaş paylaşmaya bırakması gerekir. Bu yaşlarda çocuklara sınır koymamak, paylaşım davranışları pekiştirmemek ve çocukların her istediklerini yapmak ben merkezci davranışlarını devam etmesine neden olacaktır.

Görev yaptığım okulun birinde, bir öğrenciden sürekli şikâyet gelmesi üzerine çocukla bir görüşme yaptım. Öğretmeni, ailesi ve çocukla yaptığım görüşmede şu sonuçlara ulaştım. Çocuk çok zeki olmasına rağmen, şımartılarak ve bencil büyütüldüğü için herkesi illallah ettirmiştir. Çocuğun babasıyla yaptığım görüşmede babanın söylediği şu cümle her şeyi anlatmaya yetiyordu: “Hocam, ben bu çocuk istedi diye gecenin ikisinde çarşıdan tavuk alıp getirdim.”

Paylaşımı Olmayan Sosyal Çevreden Uzak Olmaları

Geçmişi ve günümüzü söyle bir kıyasladığımızda bu durumu daha iyi anlayabilmekteyiz:

Eskiden ortak paylaşım alanları ev ve ev dışında da vardı. Bu da çocukların paylaşımcı olarak yetişmelerini sağlıyordu. Günümüzde çocuklar bencil olarak yetişiyorlarsa ortak paylaşım alanlarının yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır.

Eskiden yemekler yer sofrasında ve aynı tabaklarda yenirdi. Aile bireyleri kendi aralarında sohbet imkânı buluyorlardı. Toplumsal kurallardan tutunda sofra adabına kadar her şeyi burada öğrenilirdi. Sabah kahvaltıları birlikte yapılır okuluna giden okuluna, işine giden işine giderdi. Okul harçlıkları babadan alınırdı. Şimdilerde ise yemekler masada ve herkes kendi tabağında yemektedir. Tabaklar ayrılınca çocuklar daha küçüklükten itibaren ailede paylaşmayı değil de ayrışmayı öğrenmektedirler. Çocuklar akşam yemeklerini okuldan gelince yiyor ve odalarına çekiliyorlar. Baba işten ne zaman gelirse o zaman yiyor. Evlerde sabah kahvaltısı kalktı. Baba işyerinde, çocuklar okulda kahvaltı yapmaktadır. Kahvaltı yapmak için geriye hafta sonları kalıyor onda da çocuklar dershaneye gitmektedirler.

Eskiden çocuk odası diye bir oda yoktu. Oturma odaları vardı. Yemeklerin yenmesi, misafirlerin ağırlanması, derslerin çalışılması oturma odasında yapılırdı. Çocukların hepsi aynı odayı paylaşırlardı. Akşamları da aynı odada yatırlardı. Günümüzde ise neredeyse her çocuğun bir odası bulunmaktadır.

Eskiden bireysel oyunlar yoktu. Grup oyunları vardı. Okuldan gelen çocuklar sokağa çıkar ve oyunlarını akranlarıyla oynardı. Şimdi ise bireysel oynanan bilgisayar oyunları var. Çocuklar okuldan geldiklerinde ya internete girmekte ya da bilgisayarda oyun oynamaktadırlar. Eskiden çocukların bir arkadaş grubu vardı. Şimdi de ise çocuğun sadece kankası var.

Eskiden evlerde tek televizyon vardı. Herkes aynı televizyonun başında aynı şeyleri seyrederlerdi. Birlikte olan aile üyeleri bir şeyleri paylaşmak için fırsatı bulurlardı. Şimdi ise her oda da bir televizyon ve herkesin seyredeceği bir programı var.

Eskiden evlerde tek telefon vardı ve buna bizim ev telefonu denirdi. Herkes aynı telefonla iletişim kurar ve eşe dosta aynı numarayı verirlerdi. Şimdi ise herkesin bir cep telefonu var ve bu benim numaram diye verilmektedir.

Eskiden misafirliğe gidip gelmeler eksik olmazdı. Çocuklar hem akrabalarını tanırdı hem de onların çocuklarıyla paylaşma adına oyunlar oynarlardı. Şimdi ise ev pislenecek ya da eşyalar zarar görecek diye ne misafirliğe gidiliyor ne de misafir çağrılmaktadır. Bunun sonucunda da çocuklar ne akrabalarını tanıyor ne de oynayacak arkadaş bulabilmektedirler.

Çocukların ellerinden çıkan paylaşım alanları, çocukların “benim” dediği şeylerin (benim televizyonum, benim telefonum, benim bilgisayarım…) sayısının artması çocukları bencil ve narsist (bencilliği ilerlemiş kişiler) yaptı. “Benim” ile başlayan cümleler arttıkça paylaşımcı çocuklar da azaldı.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Fakat şu bir gerçek ki eskiden egosantrik duygular dediğimiz ben merkezli düşünceler 3-6 yaşları ile ergenlik döneminde geçici olarak görülürken şimdi ise hayatın her alanında bulunmaktadır. Narsizm (Normalden uzaklaşmış ve bencilliğin ilerlemiş hali) dediğimiz duygu, düşünce ve istekleri merkeze alma hızla yaygınlaşmaktadır. Bencil dediğimiz sadece kendini düşünen insanlar karşımıza daha fazla çıkmaya başlamaktadır.

Çocukların Paylaşımcı Olabilmeleri için Neler Yapmalı?

1. Öncelikle anne babalar “ben ve benim” kelimesini hayatların çıkararak, paylaşım ifade eden “bizim” kelimesini getirmelidirler.

2. Çocuklara paylaşma duygusu kazandırma adına onlara örnek olmalı. Çocuklara kazandırılmamak istenen davranışları öncelikle anne babalar kendileri uyguluyor olmalıdırlar.

3. Çocuklarda paylaşım adına görülmesi istenen davranışlar teşvik edilmedir. Gerekirse şu parayı da al, arkadaşına bir şeyler ısmarla diyebilmelidirler.

4. “Ben göremedim, ben yiyemedim, ben giyemedim…” diyerek çocukların her istekleri anında karşılanmamalıdır. Bu, çocuklarda doyumsuzluğa neden olabileceği gibi istekleri zamanında karşılanmayan çocuklar zamanla narsistleşeceklerdir.

5. Çocuğun kendi odasında saatlerce kapalı kalmasına müsaade edilmemelidir. En azında yemek yerken ve çay içerken birlikte olamaya özen gösterilmelidir. Yine paylaşma ve birlikte olma adına gerekirse anne baba kitabını, gazetesini çocuğun odasında okumalıdır.

6. Çocukların bilgisayar oyunları yerine akranlarıyla oynamaları teşvik edilmelidir.

7. Başta anne baba olmak üzere çocuklarla birlikte giymedikleri ve kullanmadıklarını eşyalarını paylaşım adına ihtiyaç sahibi kimselere vererek paylaşma davranışı kazandırılmalıdır.

8. Aile bireyleri en azında akşam yemeklerinde de olsa televizyonlu kapatarak birlikte yemek yenme adına sohbet etmelidirler.

9. Haftada bir de olsa akraba ziyaretleri yapılmalı ki hem sılayı rahim yapılmış olsun hem de çocuğun paylaşım adına sosyalleşmesi sağlanmalıdır.

 

Okunma Sayısı : 5.866

Yorum yapın

“Tabakları Ayırdık Çocuklar Bencilleşti” için 16 Yorum

  1. Hasan dedi ki:

    Tespitler gayet doğru. Hele bu akrabaları tanımamak. Sanırım her ailede konuşmadığı, küs veya düşman olduğu yakın veya uzakdan akrabası vardır.

    Bide bu televizyon hastalıği.
    Evimizde iki şey isterdim. 1. Yemek önce ve sonra samimi bir yemek duası
    2. evde televizyon olsada birtek olması ve nadir kullanılması.

    Kuracağımiz yuvamızda yemek duası isterim. Ailem garip garip, bir suç muş gibi bakacak misafirliye gelince, eminim.
    Ve tv olmamasınıisterim. İnşallah gerçekleşir

  2. Toroslu dedi ki:

    Sevgili Hocam güzel bir yazı olmuş. Eline ve yüreğine sağlık. Sizinde dediğiniz gibi çocukların bencilleşmesini nedeni biz annabalardadır. Suçu başkalarına atmayalım. Sonuçta o çocukları da bizler yetiştirdik. Uzaydan gönderilmelidirler. sadece eskiye nazaran biraz eğitim için biraz fazla zaman ayırmak gerekir. herşeyi şu cümleleriniz anlatıyor:

    Çocuklar, anne babalarını model aldığı için, bencil anne babaların çocukları da bencil olacaktır. Kendi dünyalarında sadece kendisi için yaşayan ve çocuklarıyla en küçük şeyleri paylaşmayan ve paylaşma duygusu tattırılmayan çocuklar da ister istemez bencil olacaklardır.

  3. Ahsen dedi ki:

    teknolojiyle birlikte bu sorunlar inanılmaz bir hal aldı sadece çocuklar mı büyüklerde artık sosyalleşmeyi neredeyse bitirmiş durumda komşuluk yok akrabalık bağlarıda eskisi gibi değil kimse kimsenin halinden anlamıyor daha doğrusu anlamamazlık içinde.
    Böyle bir ortamda çocuklarında nasıl olmasını bekleyebilirsiniz.Bizim de komşunun küçük kızı var abisinden beter saygısı yok ağzına geleni söyler
    bütün bunların altında ailesinin çok şımartması var.Sürekli elinde IPAD i vardır.Bize gelipte bilgisayar açmadığımız çocuk yoktur rahatlıkla açılır kimse özelmiş değilmiş çocuk herşeye dokunur dokunmaz kimse düşünmez.
    Biz küçükken böyle miydik annemiz bir kaş göz hareketi yaptımı biterdi.Evde olan biteni kimseye anlatmazdık ağzımızı açmaya korkardık.Babaannem pazarcılık yapardı evinde bereket eksik olmazdı halıyı bir kaldırırdınız altında birsürü para:) hiçbir torunu altından bir kuruş para aldığını hatırlamam hala da düşünürüm çocuksun maddi imkanlar şimdi ki gibi değil her istediğini alamıyorsun neden almazdık diye :)çocuksun neticede.
    Şimdi çocuklar her şeye sahip ama mutsuz bu duruma gelmelerinin tek sebebi aileler.
    Tabi çocuklarını çok güzel yetiştiren aileler de var inşallah bizlerde öyle oluruz.
    Sofra meselesi dediğiniz gibi çok önemli bir mevzu ailenin hayatın yoğunluğunda belkide tek bir araya gelebildiği yer ama artık onlarıda bulmakta zorlanıyoruz.Sorumluluklar azalmış gibi gözüksede aslında çok ciddi sorunlar var giderek büyüyen aileler artık çok daha dikkatli olmalı.

    • M. EMİN KARABACAK dedi ki:

      Ahsen kardeşimizin düşüncelerine katılmamak elde değil. şimdiki çocuklar nerde eski çocuklar berede. eskiden çocuklarada sevgi saygı vardı fakat maddi imkan yoktu. şimdi çocuklarda maddi imkanlar var sevgi saygı yok. bından dolayı da” Onun içinde

    • M. EMİN KARABACAK dedi ki:

      bunda dolayıda BAYARAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR”

    • M. EMİN KARABACAK dedi ki:

      Bundan dolayıda BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR” kitabımı yazdım. çocuklar eskiden sevgi saygı vardı fakat bayramlık bulmakta zorlanırlardı şimdiki çocuklara kaliteden başkasını giymez , bunlarda sevgi bulamıyorlar. gerçi eşler arasında da sevgi saygı kalmayınca çocuk sevgiyi nerden bulacak. maddiyata doyan aileler, sevgi ve saygı açlığı çekmektedirler.
      YORUMUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM SELAM VE DUA İLE..

    • M. Emin KARABACAK dedi ki:

      Yorumunuza katılmama elde değil. Şimdiki çocukların her şeyleri var. fakat mutsuzlar. Kalite takılıyorlar. eskiden çocukların doğru dürüst bayramlıkları dahi yoktu. eskiden çocukların gözleri toktu. sev ve saygıları vardı. şimdikiçocukların gözleri aç. fakat sevgi ve saygı kalmadı. en küçük sıkıntılarda tahammülsüzleşiyorlar. herkes kendi aleminde olunca kimsenin kimseden haberi olmuyor. bunun sonucundada çocukta disiplin eğitimi ortaya çıkıyor. maddiyata doyan çocuklar bu seferde sevgi açlığına maruz kalmaktadır. bu seferde ben bayramlık istemiyorum ben sevgi istiyorm diyen çocuklara ortaya çıkmaktadır. Böyle olunca da bizde “BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR” kitabımızı yamak zorunda kalıyoruz. salında çocukları biz bu hale getirdiğimizin farkında bile değiliz. sonra bu çocuğa ne oldu. harşeyleri var… oysa bizim bir oyuncağımız bile yok demeye başlıyoruz. YORUMUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. SELAM VE DUA İLE

      • Ahsen dedi ki:

        Emin Bey biz size ve sizin gibi bu konularda toplumu bilinçlendirmek için çok çalışan insanlara büyük bir teşekkür borçluyuz.Çok önemli yazılar ve tespitler paylaşıyorsunuz yorum yazmasakta okuyoruz çok istifade ediyoruz.ALLAH razı olsun.

  4. seymen dedi ki:

    “Tabaklar ayrılınca çocuklar daha küçüklükten itibaren ailede paylaşmayı değil de ayrışmayı öğrenmektedirler. Çocuklar akşam yemeklerini okuldan gelince yiyor ve odalarına çekiliyorlar. Baba işten ne zaman gelirse o zaman yiyor. Evlerde sabah kahvaltısı kalktı. Baba işyerinde, çocuklar okulda kahvaltı yapmaktadır. Kahvaltı yapmak için geriye hafta sonları kalıyor onda da çocuklar dershaneye gitmektedirler.”

    Annelere çok görev düşüyor burada diye düşünüyorum. Okuldan gelen çocuğun sadece biraz meyve yemesine müsade edilmeli ki akşam yemeği saatinde aç bir şekilde sofrada olsun.

    Çözüm için tavsiye ettiğiniz şeyleri uygulamaya çalışsak bile belli bir yaştan sonra zorlanılıyor. Küçükler dinliyor ama büyükleri ikna etmek çoğu zaman zor oluyor.

    • M. EMİN KARABACAK dedi ki:

      Yorumunuz için teşkkür ederim Seymen kardeş. Eskiden öyle değil miydi. Okuldan geldik mi evden elmayı aldığımız gibi yiyerek oynamaya giderdik. Akşam Ezanı okundu mu da herkes evine giderdi. Çünkü akşam namzından sonra herkes yemek için sofrada olmak zorundaydı. Selam ve dua ile..

  5. M. EMİN KARABACAK dedi ki:

    Gülbeyaz ve Nermin rumüzlü yorumculara yorumlarından ve geribildirimlerinden dolayı teşekkür ederim. Selam ve dua ile…

  6. nermin dedi ki:

    tesbitlerinizi cok yerinde buldum ve de cok begendim.cok güzel bir yazıydı.Allah bizlere basiret versin ki yanlıslarımızı görebilelim.
    Allah razı olsun.

  7. Gulbeyaz dedi ki:

    Ne kadar akli selim tesbitler,…”benim fikrime,Benim tecrubeme gore” baslayarak birbirini narsist sozcuklerle doven yorum savaslari ve gurultusu arasinda huzur verici bir yazi. Allah razi olsun..

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku