ASLINDA KADINA ŞİDDET  YOK

05 Mart 2018Sema Maraşlı143 Yorum »

7_bÜlkemizde kadına şiddet ve kadın cinayeti yoktur, diyebiliriz.

İnanmadınız mı? Öyleyse önceden bir yalana inandırılmış olabilirsiniz.

Haydi analitik zeka kullanalım ve durumu bir irdeleyelim. Hem de “kadına şiddet var” diyenlerin tanımları üzerinden.

Öncelikle “kadına şiddet nedir?” ona bakalım.

Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi’nin birinci maddesinde, kadınlara yönelik şiddeti, “İster kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlamaya veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlanıyor.

Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne göre, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, “Bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen, oransız bir şekilde kadınları etkileyen” şiddettir.

Yapılan başka bir tanım: “Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık.”

Kısacası kadın “cinsiyetinden dolayı bir şiddete maruz kalıyorsa” buna “kadına şiddet” deniyor.

Bu durumda bu tanıma “namus cinayetleri” giriyor. Erkek zina yaptığında cezalandırılmıyor fakat kadın yaptığında cezalandırılıyor. Namus cinayetleri de ülkemizde yok denecek kadar azaldı artık.

Bunun dışında kadına şiddet ya da kadın cinayeti denilen olaylara bir bakalım.

Şiddete uğrayan ya da öldürülen kadınların çoğu erkek arkadaşları ya da boşanma safhasındaki kocası tarafından şiddete maruz kalıyor.

Bu erkekler bu kadınları cinsiyetlerinden dolayı öldürmüyorlar. “Aaa bu zaten kadın, ben gidip bir öldüreyim” demiyorlar.

Aralarında bir mesele olduğu için öldürüyorlar. Kavga ediyorlar,  aldatıyorlar, tartışıyorlar, ayrılıyorlar, boşanıyorlar, boşanamıyorlar… Bazen de kadınlar kocalarını öldürüyor. Ona erkeğe şiddet diyor muyuz?

İki kişinin arasında haklı ya da haksız bir meseleden dolayı oluşan şiddet, cinsiyete dayalı şiddete girmiyor, yani buna “kadına şiddet” ve “kadın cinayeti” denemez.

Mesela, bir kadın aralarında bir meseleden dolayı erkeğe hakaret ediyor, aşağılıyor, adam da şiddet uyguluyor. Aynı hareketi bu adama bir erkek de yapsa ona da aynı tepkiyi yine gösterir. Trafikte basit bir meselede ya da komşu gürültüsü, tarla takım meselesi gibi pek çok konuda şiddet ve cinayet oluyor.

Yani erkeğe ters bir davranışı erkek yaptığında ”zararı yok canım, hem cinsim bu da erkek, yapabilir” demiyor; aynı davranışı bir kadın yaptığında “kadın cinsinden birisi bana bunu yapamaz” deyip şiddet göstermiyor. O harekete tepkisi neyse onu gösteriyor.

Hatta çoğu zaman tam aksi bile oluyor. Erkek yaptığında yumruğu çakacağı bir davranışı bir kadın yaptığında pek çok erkek hoş görme eğilimindedir. “Kadın olduğuna şükret” falan denir, “sen bir kadın olmasaydın ben sana gününü gösterirdim…” gibi cümlelerle erkekler kendilerini kontrol ederler. Yani karşılarında bir kadın olduğu için şiddet uygulamak değil, kendini kontrol etmeye çalışmak daha ön plandadır.

Bizim genel olarak erkeklerimizin yanında kadın; bacı, ana, eş olarak hep kutsal sayılmıştır. Feminizm hareketinden sonra kadınlarda gelişen erkek düşmanlığı, kadınların saldırgan davranışları, cinsel özgürlük mücadeleleri kadınların erkeklerin yanında kredisini ve saygınlığını azaltmıştır. Fakat yine de toplum temelinde kadına saygı vardır.

Bizdeki şiddet olaylar, aile içi şiddet tanımına giriyor.

Aile İçi Şiddet Nedir?

“Evli olunan ya da boşanılan eşin (kadın-erkek) diğer eşe, çocuklarına ya da akrabalarına yönelik; tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi engellenmesini içeren, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmeye sebep olan her türlü tutum ve davranış aile içi şiddettir.”

Yani bizde “kadına şiddet” diye lanse edilen tamamen “aile içi şiddet”tir.

Aile içi şiddet tanımı üzerinden bakarsak ülkemizde erkeğin kadına şiddetinden daha fazla kadının kadına (gelin-kayınvalide), kadından çocuğuna ve kadından erkeğe şiddet, erkeğin kadına şiddetinden kat kat fazladır.

Şiddetin tek başına tanımı internette bulmakta zorlandım zira şiddet yazınca sayfalarca kadına şiddet ile ilgili yazılar çıkıyor. Sanki çocuğa ve erkeğe yapılan şiddet hiç yokmuş gibi.

Şiddetin tanımına gelince: Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre şiddet:

“Sahip olunan gücün veya iktidarın, fiziksel ya da ruhsal bir yaralanmaya ve kayba neden olacak biçimde bir başka insana, kendine, bir gruba ya da bir topluma doğrudan ya da dolaylı yolla uygulanmasıdır.”

Şiddet tanımına girmesi için yapılan eylemin bir kasıt taşıması bilinçli kontrollü ve planlı olması, yani bir zarar verme amacı taşıması gerekiyor.

Öfke, kızgınlık ve nefret göstermek; aşağılamak veya cezalandırmak; tahakküm etmek ve kontrolde tutmak, şiddetin göstergeleri sayılıyor.

Bu duruma göre baktığımızda aile içi şiddette kadınlar değil, erkekler çoğunlukla mağdur.

Evlenen erkeğin,

Özgürlüğü kısıtlanıyor: Erkek bekar arkadaşları ile görüşemiyor, karısı olmadan seyahate çıkamıyor, istediği gibi kendi ailesinin yanına gidemiyor, hiç istemese de hanımın korkusundan sürekli karısının ailesi ile hemhal olmak zorunda kalıyor, ya onlar geliyor ya onlar onlara gidiyor. Fakat kendi ailesi ile karısının izni dışında görüşmesi yasak. Gizli gizli kendi ailesi ile görüştüğü için karısının şiddetine uğrayan erkekler var.

Kısacası özgürlüğün kısıtlanması şiddet sayılıyorsa, günümüzde kadınların kocadan izin alması gibi bir kavram kalmadı, kocaların kadınlardan izin alması ya da alamaması var artık genel uygulamada.

Ekonomik şiddete maruz kalıyor: Pek çok erkek kendi kazancını istediği gibi harcayamıyor. Karısının direktifleri doğrultusunda harcayabiliyor ya da karısına veriyor. Maddi sıkıntıda olan kendi ailesine karısının izni olmadığı için yardım edemeyen pek çok erkek var, ya da gizli gizli yardım eden.

Söz hakkı elinden alınıyor: Yine baktığımız zaman evlenince kadınların değil, erkeklerin söz hakkı elinden alınmış oluyor. Çoğunluk evlerde kadın iktidarı var, erkekler hanımlar ne dese onu yapıyor. Bunu pek çok ünlü erkek de magazin haberlerinde dile getiriyor. “Ben hanımcıyım, babam da öyleydi, bizim evde hanım ne derse o olur, peki de rahat et…” gibi erkeklerin açıklamaları var. Ve bunu da herkes alkışlıyor.

Tam aksi olsa ünlü bir kadın çıkıp “Bizim evde kocamın dediği olur, itaat et rahat et…” dese “Yazık, ezik, kezban, parası için mi adama katlanıyor… ”gibi pek çok kötü tepki alır, fakat normal olan oymuş gibi diğerini alkışlıyorlar.

Cinsel şiddete uğruyor: Evlilik birliği için eşin cinsel ihtiyaçlarını karşılamamak da cinsel şiddettir. Evlenmeyi kabul etmek demek, cinsel hayatı kabul etmek demektir. Evlilik hayatı içinde kadınlar mı erkekleri cinsel olarak daha çok reddeder, erkekler mi kadınları? Karısı tarafından reddedilen erkeklerin çok olduğu bilenen bir gerçek. Bizim toplumda kadınların çoğu cinselliği sopanın ucunda havuç gibi kullanıyor. “İstediklerimi yaparsan akşama belki…” Eşleri ile cinsel birliktelik değil, cinsel birlikteliğin hayali ile yaşıyor evli erkeklerin çoğu. Erkeğe cinsel şiddet de var.

Evet bir şiddet problemimiz var fakat bu daha çok kadından erkeğe.

Kadından kadına akraba içi şiddet var. Gelin-kayınvalide, görümce, elti… Kadına şiddete yönelik bir kanun çıkarılacaksa bu “kadınların kadınlara yönelik şiddetini bitirme amaçlı” olmalıdır.

Kadından çocuğa şiddet var. Çocuklar babadan değil anneden daha çok dayak yiyor ve anneleri tarafından kötü davranışlara maruz kalıyorlar. Mesela sadece dersleri iyi değil diye anne tarafından sürekli aşağılanan, yargılanan çocuklar var. Dünyada çocuk cinayetlerinde ilk sırada anneler var.

Genel durum bu. Tabii istisnalar var. Karısı üzerinden tahakküm kuran, evinde hiçbir söz hakkı olmayan kadınlar da var ama azınlıkta, ya da çocuğuna şiddet uygulayan babalar da var fakat azınlıkta. Çoğunluk evlerde kadın iktidarı var yıllardır.

Peki devlet yetkililerimiz neden çıkıp sürekli “kadına şiddeti bitireceğiz” deyip açıklamalar yapıp erkekler aleyhine kanun çıkarıyorlar.

Yok öyle bir şey, kadına şiddet falan yok. Ülkede kadına şiddet var, diye ezilip büzülmenize gerek yok.

80 milyonluk ülkede kadına cinsiyetinden dolayı sadece kadın olduğu için uygulanan şiddet yok denecek kadar az. Nüfusa oranla ülkemizde kadına şiddet, taciz, tecavüz de yok denecek kadar az. Batı ülkelerinde bunun kat kat fazlası vardır fakat onlar bunları gündeme getirmezler.

Kadınlar değil, yıllardır erkekler; hem kanunlar yoluyla hem medya hem toplum hem de aile baskısı ile erkek oldukları için psikolojik şiddet altındalar. Her öldürülen kadında bütün erkekler katilmiş gibi bir algı oluşturuluyor; her taciz ve tecavüzün cezası bütün erkeklere çektirilmeye çalışılıyor. Erkekler psikolojik bir şiddet altında bastırılıp sindirilmeye çalışılıyor ve insani haklarını bile savunamaz hale geldiler.

Sayın Başbakanımız, Adalet Bakanımız, Aile Bakanımız ve Milletvekillerimiz!

Birleşmiş Milletlerin ve Dünya sağlık örgütünün şiddet tanımını lütfen dönüp dönüp okuyunuz.

Bizde aile içi şiddet var ve aile içi şiddet evet artmıştır fakat kusura bakmayın bu şiddeti de kanunlar yoluyla siz artırdınız.

Sebepleri;

6284 gibi kadınları kocaya karşı kışkırtan, kadının beyanı ile evden attıran, erkeği kesin suçlu ilan eden adaletsiz kanunlarınız yüzünden aile içi şiddet arttı.

Erkek fiziksel bir şiddet uygulamadığı halde evinden atılıyor, çocuklarını göremiyor, mahallesine giremiyor. Kadınlara bunları yapsanız, inanın ortalığı yıkarlar. Erkekler yine seslerini çıkarmıyorlar. Arada cinnet geçirenler çoluk çocuk karısını ve kendini öldürenler de alkol ya da uyuşturucu problemi olanlardan çıkıyor.

Boşanma döneminde ömür boyu nafaka ve haksız yüksek tazminatlar, eşit mal paylaşımları,  avukatların gazıyla kadınların kocalarına attığı iftiralar, bunlar hep şiddete karşı kıştırtıcı ve tahrik edici sebeplerdir.

Evliliğin ve boşanmanın bütün yükü erkeklerin üzerinde. Adam evi geçindirmek zorunda; karısına harçlığı az verse şiddet sayılıyor fakat kadın kazancını eve harcamak zorunda değil, yemek yapmak zorunda değil, ev işi yapmak zorunda değil, kocası ile yatmak zorunda değil…

Kadınların zorunda olduğu hiçbir şey yok. Kadınlara sorumluluk yok. Niye kadınların aklı mı yok??? Aklı olmayanın sorumluluğu olmaz.

Ya da kadınları havyan olarak mı görüyor ki özgürsünüz deyip evlerinden iteleniyor, onların aile bağlarını kopartılmaya çalışılıyor, kışkırtıcılar destekliyor ya da sessiz kalıyor?

Kadına şiddeti kimler destekliyor? Bir dönüp bakın “kadına şiddet var” diye kim yaygara koparıyor?

Din ve Hükümet karşıtı medya: Bunların derdi kadınlar değil, kadınlar üzerinden hükümeti yıpratmak. Şiddet gören kadınlar bahanesi ile (ki bunlar aile içi şiddete girdiği halde medya tarafında kadına şiddet diye lanse ediliyor) hükümete baskı yapıp aile yapısını bitirecek, toplumu içten çökertecek kanunlar çıkarmak bütün amaçları.

Ki Hükümet bu tongaya 6284 ü çıkararak düştü. Şimdi de 657 ile kadınların hoşlanmadığı erkekler devlet düşmanı ilan edilip işlerinden atılacaklar. İnşallah çıkmaz bu kanun. ferasetinizi bu kadar kaybetmiş olmamalısınız. Fakat böyle bir şeyi gündeme alıp görüşmeniz bile büyük ayıp. Bu medyanın tuzağına kaç sefer düşüldü, düşmeyin artık yeter.

Feminist Kadın Dernekleri: Feminist kadın derneklerinin çoğu PKK ve LBGT destekçisi, din ve hükümet düşmanı. Ne yaparsanız yapın onlara yaranamazsınız. Bu kadar kanunlar çıkardınız mutlu oldular mı, hayır. 6284 ten sonra aile içi şiddetin arttığını gördükleri halde ısrarla savunuyorlar. Çünkü onlar kadınların kanlarından besleniyorlar. Bunun için Avrupa Fonundan çok büyük paralar alıyorlar. Bakmayın timsah gözyaşı döktüklerine, her öldürülen kadın için seviniyorlar. Ülkede kadına şiddet ne kadar çok gösterilirse bu onların başarısı ve kazancı demektir.

Batı ülkelerinin en büyük amacı “İslam ülkelerini barbar göstermek” zira kendi tahrip edilmiş dinleri insanlara yetmiyor, mistisizim de bir yere kadar yama bile olmadı ve kendi insanlarının İslam’a girmesinden aşırı derecede rahatsızlar. Hatta Müslüman olan Avusturalyalı bir genç Müslüman olduğunu anne babasına söylediğinde onların ilk tepkisinin “Teröristlerin dinine mi girdin?” olduğunu söylemişti.

Batı bizi kadınların ve çocukların öldürüldüğü gaddar bir toplum olarak göstermek istiyor, hem dinimiz kötü görülsün hem de ülkemizi işgal etmek isterlerse kendi halkına karşı kadınları ve çocukları kurtaran kahraman olarak görülmek arzusu ile parayı kadın derneklerine akıtıyorlar.

Zaten bu derneklerin çoğu PKK yanlısı ve destekçisi. Devletin yıkılması ülkede kargaşa çıkması onları mutlu eder. Bir de bunun için dünya para alıyorlar, daha ne olsun.

Gelelim bizim kendini dindar diye tanımlayan fakat PKK lılarla aynı söylemlere sahip kadın derneklerimize.

İlk sebep onlar da Avrupa fonundan besleniyorlar.

İkinci sebep bir kısmı ne yaptığının, neye alet olduğunun farkında değil. Kadına şiddet yalanına inanmış, sorgulayan bir zekası da yoksa kendince hayır işi görüyor. Bir de bu derneklerin içinde cidden kötü niyetli kasıtlı ve kışkırtıcı davranan kadınlar var. İşte onlar tehlikeli. Onlar için tek duam “Allah tez zamanda tuzaklarını başlarına çevirsin.”

Geçmiş yıllarda bir şehrimizde dini bir vakıfta erkeklerin yaptığı kadına şiddetle ilgili bir çalıştaya katılmıştım. Sahadaki insanlar işin vehametinin farkında fakat seslerini yüksek çıkarmaya korkuyorlar aman işimden gücümden olmayayım diye. Rızkın Allah’tan olduğu unutulmuş maalesef.

Çalışmayı yapanlar on bin kadına şiddet üzerine sorular sormuşlar. Tabii şiddet oranları yüksek çıkıyor. Çünkü hazır sorular var ve bunlar hep yanlış yönlendirci.

“Sadece kadın olduğunuz için şiddet görüyor musunuz?” diye sorsalar sonuçlar çok değişir. Çalıştay sonunda vakfın yetkililerine: “Hazır bir çalışma yapmışken on bin de erkeğe sorsaydınız, şiddet görüyor musunuz diye” dedim. Vakıf yetkilisinin cevabı aynen şöyleydi: “Avrupa fonu erkeklerle ilgili yapılan çalışmalara para vermiyor.”

“Onu da kadınlarla ilgili aldığınız fondan verseydiniz.” demedim ama içimde kaldı şimdi söylüyorum “Onu da siz verseydiniz olmaz mıydı?” Aldıkları paraları ne yaptılar. Ceplerine atacak insanlara benzemiyorlardı, büyük ihtimal ya öğrenciye burs ya da evlenenlere yardım parası olarak kullanmışlardır.

İşte burada basiret lazım. Aile kurumu çöküyor sen Avrupa fonundan aldığın para ile onların amacına hizmet ediyorsun. Çalıştaydan belki olumlu sonuçlar çıkmıştır fakat hani kime ne faydası oldu. Kadına şiddet rakamları artmış göründü sadece ki aslında yapılan aile içi şiddet rakamları olduğu halde.

Özetle:

Değerli Hükümet Yetkilileri!

Lütfen bir an önce kendinize gelin. Sizin de elinizde medya var, karşıt medyanın hükmü altına girmek zorunda değilsiniz. Pek çok akademisyen ve değerli ilim insanları var. Onlara raporlar hazırlatın kendi medyanızı kullanarak, aslında ülkede bir kadına şiddet sorunu olmadığın anlatın.

Aile içi şiddeti bitirmek için 6284 ü kaldırın, yenilerini de getirmeyin.

PKK lı kadın derneklerinin carlamasına aldırış etmeyin. Kendi içinizdeki kadın derneklerini yeniden yapılandırın. Ailenin şerrine değil hayrına çalışsınlar.

“Kadına kalkan el kırılsın” sloganına “Erkeğe uzanan dil bükülsün” “Çocuğa uzanan el kırılsın”

“Hayvana, çevreye uzanan eller kırılsın” diye genelleştirelim. Mümin bunların hepsine karşı duyarlı olmalıdır. Haksızlıkları bir an önce bitirin. Adalet herkes içindir. “Allah, adaleti ve iyiliği emreder.” Adalet istiyoruz.

Batı ülkelerine kendinize güldürmeyin artık, şu tuzaklara düşmeyin yeter! Cephede savaşmak en kolayı, önemli olan içerdeki hainleri görmek. Biraz basiret lütfen. Şu feminist baskıdan kurtulun.

Bizim “kadına şiddet” sorunumuz yok “aile içi şiddet” sorunumuz var, bunun için aileye huzur ve muhabbet getirmek için yapılacaklar var, o eğitimlere ve çalışmalara yönelin.

Aileye huzur için, erkekler insan değilmiş gibi davranmayın, tek taraflı adalet olmaz.

Erkekler de insan sayılsın.

http://www.cocukaile.net/erkekler-de-insan-sayilsin-disilere-tapiyorlar/

Okunma Sayısı : 29.862

Yorum yapın

“ASLINDA KADINA ŞİDDET  YOK” için 143 Yorum

  1. Abdullah Bir diyor ki:

    Sonuçta imtihan oluyoruz. Bu işler düzelecek, sonra yine bozulacak. Her zaman Allah’ın razı olduğu sabreden, şükreden, direnen muvahhid Müslümanlar olduğu gibi, kırılıp dökülenler, savrulanlar olacak.

    Ergenekon’u da gördük, Paralel Yapı’yı da. TSE damgalı dini, Paralel dini, geleneksel dini, liberal İslam’ı, hepsini gördük.

    Şimdi tevbe ederek arınma, yeniden, ALLAH’ın KİTABI’nda YAZDIĞI RESUL’ün bize örneklediği gibi ANLAMA ve VAHİ İSLAM’ı YASAMA ZAMANIdır!
    (Abdurrahman Dilipak)

    İCİNDE YASADİGİMİZ DONEM FİTNENİN “MODERN İLİM”, FİTNE SAHİPLERİNİN İSE “ALİM” POSTUNDA DOLASTİGİ, MUSLUMAN KİMLİKLİ MUNAFİKLARİN SAYİSİNİN TAVAN YAPTİGİ AHİR ZAMANDİR. BU NEDENLE COK DİKKATLİ VE AKİLLİ OLMAK LAZİM.

    “Ben Müslümanım ama 1400 yıl önceki col bedevilerinin yaşadığı şartlarda yaşamıyorum, ben modern zamanda yaşayan bir kadınım, köle değilim, benim ozgurlugum MEDENİ YASALAR ile guvence altina alinmis, bu nedenle ben, günümüzün şartlarına göre hüküm veren, moidern, ve reformis” alimlere uyarim diyen ZAMANİN SEREFSİZ MUNAFİKLARİ’na söylenecek en iyi söz

    “CEHENNEMDE Kİ YERİNİZ DAİM, ATESİNİZ BOL OLSUN. SİZ KENDİNİZ NE HALT EDİYORSANİZ EDİN AMA MİLLETİN AKLINI BULANDIRMAYİN, ONLARIDA KENDİNİZLE BEREBER CEHENNEME SURUKLEMEYİN”

    olmalıdır. Çünkü, HİDAYET ALLAH’tan dir ve HERKESE NASİP OLMAZ.

  2. gulpembe diyor ki:

    Gecen sohbette hoca, ensarin muhacire olan misafirperverligini comertligini anlatiyordu ve bir sahabinin muhacir kardesine hanimlarimdan begendigini sec onu senin icin bosayayim sen evlen dedigi hadiseyi nakletti.ortamda buz gibi bir hava esti. Hem bir kocanin boyle birsey soylemesi hem kadinin rizasinin mevzu dahi edilmemesi kadin- erkek herkesi rahatsiz etti. Halbuki ne sahabi (hasa) ahlaksizligindan bunu yapti ne de oradakiler cok ahlakli olduklari icin rahatsiz oldular. Sadece o sahabinin tecrube ettigi donem ve kultur baska, simdi bu hadiseyi dinleyenlerinki baska, mesele bu.

    Yine o donem savaslarda olen kimselerin kadin ve cocuklari karsi tarafa ganimet olarak geciyor. Simdi varsayalim kadin kocasini, babasini, kardesini o savasta kaybetmis, sonra kendisi ganimet olmus, yakinlarini olduren taraftan biriyle kisa zamanda nikah masasina oturmus. Bu kadinin ruh sagligi nasil yerinde duruyor? Cevap: alistigi ve kabullendigi dunyanin orfun gercegi bu o yuzden. Fakat kolelik kalkmisken
    Insanlarin hurriyeti medeni kanunlarda guvence altina alinmisken hocanin biri kalkip bugun gavurla savasirsak karilari bizim olur diyorsa sen islama degil, deizme insanlari dinden etmeye hizmet ediyorsun demektir.

    Ayette Kadina vurulur mu yoksa evden ayriltilir mi deniyorunun cevaplarinin farkli olmasi insanlarin algilarinin bu farkliligindan kaynaklanir. Vurulur diyen daha takvali, cikarilir diyen daha ahlakli degildir. Kendi dogrularimizi kabul ettirmeye bu kadar asik olmayalim cunku bu din aski degil, nefis/ benlik askidir. Bana cevap yazmaya yorulmayiniz pek muhterem takvali harika musluman kardeslerim…

    • Adamın biri diyor ki:

      İlk verdiğiniz sahabe örneği konuyla alakalı değil. Çünkü sizin de dediğiniz gibi bu farklılık bakış açısından, kültürden, zamandan kaynaklı. Birisinin karısını bosayip başkasının evlenmesinin fıkhi yönden bir sakıncası yoksa buna bakış açısı farklılığı der geçeriz. Ama konuyla alakalı bir ayet hadis ya da fıkhi bir hüküm varsa o zaman öyle idi şimdi böyle ya da bence doğrusu bu demek için çok sağlam deliller dayanaklar lazım. Gördüğüm kadarıyla siz eskiden beri gelmiş hükümleri o hükümleri koyanların kendi fikirleri gibi görüyorsunuz, peki siz hangi ayetten hadisten ya da fikhi hükümden yola çıkarak bu şekilde fikrinizi söylüyorsunuz. Ayrıca az buçuk ilmi olan herkes böyle konuşsa bunun sonu nereye varacak? Benceyle senceyle olacak işler mi bunlar… Mesela bugün Kur’an’da namaz yok tesettür yok diyenler de var. Ama Kur’an sünnet ve icma ya bakınca yanıldıklari ortada. Yani bir mihenk noktamız olması lazım ki doğruları bulabilelim.

      • gulpembe diyor ki:

        adamin biri kardesim,

        “gordugum kadariyla siz eskiden beri gelmis hukumleri o hukumleri koyanlarin kendi fikirleri gibi goruyorsunuz…”demissiniz. Yanlis. Bunu sadece ben degil kendileri de oyle goruyor. Butun mezhep imamlari “bunlar bizim fikirlerimizdir, rasulullahtan farkli bir hadis/sunnet duyar yahut daha iyi delil bulursaniz bu gorusu terkediniz”demislerdir. Naslardan anladigimiz sey, hakikatin birebir kendisi degildir. Bir yorumdur ve her yorum onu yapan kisinin mizac, kultur ve ilminden bir meyvedir. Ornegin,Imam safi yahut imam Yusufun vb. alimler sehir degistirdikleri vakit bazi gorus ve hukumlerini degistirip tekrar gozden gecirdikleri biliniyor.
        Bakiniz bediuzzaman ne der “soylediklerimi olcun, altin cikarsa kalbinize koyun. Bakir cikarsa atin hatta bana giybet ve beddualarinizi da yollayin(munazarat)”

        Kuranda namaz yok, tesettur yok diyen duymadim , ama ben yasadigim yerde camiye gittigimde farkli renk, dil ,irktan kadinlarla biraraya geliyorum. Tesetturlerinden namaz hareketlerine degin buyuk bir cesitlilik var fakat diger benzerlikler daha fazla, belliki onlarin gectigi tedrisat ve kultur benimkinden cok farkli. Mikrofonu kapip onlari camiden kovmak hic aklima gelmedi:)

        azbucuk ilmle hukum kesmek buyuk cesaret ister bu da cahillerde bolca vardir.fakat bu , “sen anlamazsincilik”la bir musluman olarak dinini daha iyi ogrenmek ve yasamak isteyen kimseyi yolundan etmeye sebep vermemeli. hz. Ali “Kuran’a sorular sorarak konusturun, cunku o kendiliginden konusmaz” diyor. Simdiki sorun, insanlarin gozunu sorulara bilerek kapamasi. cogusunun agzinda”Allah onceki alimlerden razi olsun, bize birsey birakmamislar.herseye care dusunmusler”sozu var. bu “ben tembel degilim eskiler cok caliskan” demektir.

        Son olarak, eskisi gibi birtek alimin cikip butun dertelere deva olmasini bekleyemeyiz. Dunya cok degisti ve ilerledi. Fetva ve care aranilan meselelerde bugunun ilmine ve gelenegin hassasiyetine sahip ozel komitelerin calismasi lazim. Ha o nasil calisir hemen ornek vereyim; burada muslumanlar faizle calismak istemeyen diger muslumanlar icin uygun bir bankacilik kurdurlar. Bankayi ararsin cevap vermez, sozunde durmaz, erteler, pesine dusersin yalvarirsin…en sonunda dua edersin, insallah su islami bankaciliga da gavurlar el atar da onlardaki is ahlaki ile guzelce calisirlar(amin!)

  3. Feyza diyor ki:

    Yahya bey,
    Burada bosanan erkekler, bosanan hanimlar gibi evli erkekler evli hanimlar da dertlerini aylasiyor. Onu birakin, biz bekarlara ne oluyor ki, biz bile sorunlarimizi yeri gelip paylasiyoruz :) Kaldi ki ne bir adaletsizlige ugramisiz, ne hukuken yipratilmisiz. Ama herkesin kendi yasam kosullari icinde sorunlari oluyor ve paylasmak da en dogal hakki. Hic uzulmeyin, gercek yasamin dogasinda da bu vardir. Dertliyseniz sizinle benzer dertten muzdarip insanlarla bunu paylasir ve rahatlarsiniz. Bunun icin dernekler kurulur, paylasim yapilacak zeminler insa edilir. Cunku damdan dusenin halinden damdan dusen anlar. Bazen de damdan dusmesek de dusen kisiyle empati yapip uzuntusunu icimizde hissederiz. Burada okuyup yardimci olmak istedgim cok insanlar oluyor ama sadece teselli ediyoruz elimizden baskasi gelmiyor. Ben hic aglama duvari gibi dusunmedim. Siz zaten sikayet etmiyorsunuz da sikayet edenler icin de hic oyle dusunmedim. Biz buna digergamlik diyoruz, kardesinin haliyle hemhal olma diyoruz

  4. gulpembe diyor ki:

    Irmak hanim,

    konunun uzerine gittiginiz ve arastirmaci oldugunuz icin size tesekkur ediyorum. Musadenizle bir pilav da ben pisiriyim:)pilavda gercekten rakip tanimam:)

    rasulullahin sav, “kadini dovup, sonra ne yuzle yanina gideceksiniz” ,yahut “sizin kadin doveniniz ummetimin en kotusudur”, hadisi serifleri Islamin dovmeyi bir egitim metodu olarak gormedigini izah etmis oluyor.

    bu darabe kelimesinin birbir karsiligi “hafif vurma ,dokundurmadir”.rasululllah bir hadisde ayse validemizi darb etmistir. Yani konusma esnasinda saskinligini gostermek amacli gogsune hafifce vurmus(ittirmistir).

    Kitabimizda hem nasize kadindan, hem nasiz erkekten bahseder. Gecimsizlik kadinda varsa, erkek guzel soz, nasihat, ev icinde uzaklasmaya baslama(yatak ayirma vs) en sonda hafifce vurma yahut evden gondermeyi uygular. Hafifce vurmanin ne faydasi vardir, tartisilir fakat ben o manayi da gormezden gelmiyorum.sizde guzel belirtmissiniz ki, kultur bunu kaldiriyorsa ve cozum olacaksa boyle tercumede sakinca yoktur.amac evliligi kurtarmaktir. Kadini kocasindan daha cok nefret ettirmek yahut adamin sinirlerini bosaltmasi asla degildir. Hocalarin yorumlari kendini baglar.

    Nasiz yani karisindan sogumus evliligi tehlikeye atan hareketlerde bulunan erkegi ise kadinin yola getirmesi imkansiza yakin oldugu icin Kitabimizda aileler arasi hakem cagrisi yapilmaktadir.

    Selam ve sevgiler.

    • gulpembe diyor ki:

      ekliyeyim, yasadigimiz kulturde diger mana yani evden gondermek hem isin uzmanlarinca tavsiye edilen hem kanaatimce daha etkili olan yontemdir.

      En dogrusunu Allah bilir.

    • Aadem diyor ki:

      gülpembe syn.
      Öncelikle aşağıdaki Nisa ayetinin anlamını okuyunuz.
      “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdır. Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara ögüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün.”

      “Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (Nisa, 4/34-35).”

      Sen hangi hakla ve amaçla HAFİFÇE VURMANIN NE FAYDASI VARDIR ,TARTIŞILIR diyerek ALLAH’U TEALA’nin ayetini TARTIŞMAYA AÇABİLİRSİN?

      Sen hangi hakla ve amaçla “Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” anlamindaki ayeti kerime de yazan emirleri çarpıtarak, “Nasiz yani karisindan sogumus evliligi tehlikeye atan hareketlerde bulunan ERKEĞİ ise kadinin yola getirmesi imkansiza yakin oldugu icin Kitabimizda aileler arasi hakem cagrisi yapilmaktadir. Şeklindeki ifadenle kendi kendine hangi ilminle tefsir yaparak VE AYETİ ERKEGİN YOLA GETİRİLMESİNE İNDİRGEYEREK kitabımızda aileler arası hakem çağrısı yapılmaktadır dersin?

      Ve kitabımızin ismide Kuran-ı Kerim dır.O alalede bir kitap değildir.

      Biz Müslümanların kılavuzu Kuran-ı Kerim ve peygamberimiz Hz.Muhammeddir.Kuran-ı Kerim ve Hadisi şeriflerde ne deniyorsa biz ona aynen uyariz.Ayet ve Hadisi şerifleri işimize gelecek şekilde kendi kendimize değiştirip yazamayız konusamayiz.NOKTA

      Ayrıca bizim dinimizde kültürümüzde kadını evden göndermek yoktur.Çünkü kadın namustur ve bizim kültürümüzde namusu dışarı atmak yoktur.Kadinin küs gitmesi vardır ki küs gittikten sonra araya aile büyükleri girerek tarafları barıştırırlar.Psikolog falan aile dışından kimse aileye karışamaz.HA SİZİN KÜLTÜRDE kadın evden gönderiliyorsa ve işin uzmanlarınca tavsiye ediliyorsa VE SENİN KANAATİNE göre daha etkili bir yöntemse ZATEN SİZİN KÜLTÜR BİZİM KÜLTÜR degil.Sizin kültürünüzün özelliklerini açıklarsanız yanlış anlaşılma olmaz.

      • Feyza diyor ki:

        Aadem kardes bosuna ugrasmayin, yazdiklariniza tamamen katiliyorum hatta katilmama gibi bir luksum olmadigini dusunuyorum. Son paragrafiniz da ayni sekilde. Bizim kukturumuzde de orfumuzde de dinimizde de kadini evden gonderme yoktur. Agir bir cezadir. Buna kimse kalkip ifk hadisesini ornek vermesin. Ayrica yine tuhaflik su ki, bir kadini evden gonderdikten sonra evden giden bu kadin bir daha nasil itaat edecek? Halbuki ayette ne diyor, dovme fiilinin ardinda itaat ederlerse akeyhlerinde yol aramayin. Yani sart kosuluyor ki eger itaat ederlerse dovmeyin, sovmeyin. Etmezlerse hakeme muracat edin. Kaldi ki bir kadin olarak isyanim bu noktaya geldiyse kocamin beni hafifce dovmesi babamin evine yollamasindan iyidir. Bunu samimi soyluyorum. Cunku birincide sorun kendi aramizda hallolur ikincide ise dunya alem duyar utanirim. Kaldiki akilli bir kadin seriatla hareket eden adil bir erkekten dayak yemez.
        Devam..
        Peki evden gonderdikten sonra itaat ederlerse….sizce mantikli mi?
        Diyorum ya bosuna ugrasmayin. Ikna edemezsiniz. Cunku modern zamana ters, ozguvenimizi zedeliyor.(!)
        O kadar ornek sunduk, kaynak verdik olmuyorsa olmuyor. Gayret bizden tevfik Allah’dan.
        Yuzyillardir bu fiil asil anlamiyla tefsir edildj son yuzyila kadar. Sunu deseler anlarim, ayet dovun diyor fakat bu bir emir degil, ruhsattir. Bunu anlariz da, ayet bu anlama da geliyor,hafif dovmenin insana ne faydasi olur bu tedip maksatli degil vs diyip dovun demek ise mufessirin kendi yorumu deyince Allah hidayet etsin deyip gecmekten ote elimizden artik birsey gelmiyor. Siz de nefesinizi tuketmeyin.
        Selamlar.

      • gulpembe diyor ki:

        Nisa 128. Ayet

        Selamlar

        • Aadem diyor ki:

          Bayan gülpembe,

          Aslında Size cevap vermemeyi düşünüyordum ama Nisa 128 diyerek bana ayetle cevap verdiğinizi gördüm.Bunu yaparak Nisa34-35 ayetle Nisa 128. kendi kendinize çeliştirmek istiyorsun.Kuran-Kerim de hiçbir ayet birbiriyle çelişmez.BU BİRRR
          Nisa 128 mal mülkle erkeğin kadına iyi davranmasını, birbirleriyle sulh haline gelmelerinden bahsedilmektedir.Yani erkek kadından uzaklaşmışsa ,erkek kadına kötü davraniyorsa ( kadının)erkege bir kısım menfaatler sağlayarak erkeğin kendisinden uzaklaşmasını ve erkeğin kendisine kötü davranmasını engellemek için sulh ortamının sağlanması gerektiğinden
          bahsedilmektedir. BU İKİİİİ

          Daha önceki yazınızda Nisa34-35.ayetlerinin bir kısmını alarak ve kendinize göre yorum yaparak kendinizi zor duruma düşürdünüz.Hemen arkasından savunduğunuz fikirle uzaktan yakından alakası olmayan Nisa 128.ayeti dayanak gösteriyorsunuz.Bu sizin yaptığınız eğer bilgisizliktense bu devirde bilgiye ulaşmak çok kolay.

          Eğer bilgisizlikten değilde bilinçli ise …”Her kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa hayır konuşsun veya sussun.Hadisi şerif”
          Yahya B.Muaz der ki:”Kalp kazan gibidir, içindekiler kaynar durur.Onun kepçesi dildir”
          Diyor ve bu konuda başka bir şey söylemeyecegim.

          Allah’ın selamı tüm Müslümanların üzerine olsun.

      • Yahya diyor ki:

        Aadem bey

        başkasını bilmem ama bizim kültürümüzde de kadını evden kovmak, göndermek yoktur.
        namus bizimdir ancak aynı zamanda insanın izzeti nefsini, onurunu kırmamak gerekir. ayrıca boşanma hadisesinde dahi iddet bekleyen kadın evden çıkarılmaz!!!

        ve bu arada, bizim kültürümüzde artık erkeği evden kovma/atma vardır. gitmezse de hapse tıktırma vardır 😉

    • gulpembe diyor ki:

      Bu asamalar bosanma oncesi uygulaniyor. Bosanilan kadin iddeti bekleyene kadar evinden cikarilmaz,ayrilik provasi yapilan degil.
      Ayrica sizin kultur bizim kultur demek bosa, memleketimizde ilk tartismada bu asamalari uygulamayip direkt babasinin evine hanimini birakan cok.

      • gulpembeGulpembe diyor ki:

        Kadini evden gondermek onu kovmak degildir. Kadin zaten evliligin gereklerine soguk davraniyor uzlasmaz tavirlar icinde evliligi tehlikeye atacak hareketlerde bulunuyor, gonulsuz. Kadin evden ciktiginda iki tarafinda rahati/ duzeni bozuluyor, birbirlerine olan ozlemlerini bagliliklarini da test etmis oluyorlar.

        hemfikir olmak zorunda degiliz Allah bana hidayet etsin sizdeki iman nurlarindan bana da sicratsin insallah:)

        • Adamın biri diyor ki:

          Yorumları okuyorum, anlamaya çalışıyorum konuyu yalnız Gülpembe hanım siz genelde fıkhi bir hükmü değil de şahsi fikrinizi açıklıyor gibisiniz sanki, herhangi bir hadis ya da bir müctehidin sözüne dayanmadan ayetin mealinden yola çıkarak böyle yorumlar yapmanız uygun oluyor mu acaba bilemiyorum. Ne kadar bilgili de olsanız hüküm vermek bu kadar kolay olmasa gerek.

  5. Abdullah Bir diyor ki:

    Kanalizasyon, kimyasal ve GDO lu sularla beslenen bataklık, dere, IRMAK kenarlarında yetişen sarı, beyaz, kırmızı ve PEMBE GÜL lerin görüntüsüne aldanmamak lazım, göründüğü gibi, TEMİZ olmayabilir, hatta NAZİK, YUMUŞAK görünüşlerine aldanıp onlardan faydalanmaya, onları koklamaya etrafa yaydıkları kokularla mest olmaya kalkarsanız ESRARın dumanı gibi sizi maddi ve manevi olarak zehirleyebilirler.
    Bu nedenle görünüşe aldanıp her gördüğünüz sakallıyı dedeniz zannetmeyin.

    “Piri Fani,Nur Yüzlü Dede” görünümlü “Adam Sıfatlı” şeytanın çocuklarının sakalları 1430 yıllık SÜNNET’e, KURAN’a, ŞERİAT HÜKÜMLERİ’ne uygun mu ona bakın. Ellerinde ve heybelerinde ki “Kırmızı Elmalar” ın ZEHİRLİ olup olmadığından emin olun veya size “o elmalar çok zehirli, o elmaları yemek bir tarafa sakın o elmalara dokunmayın” diye sizi uyaran ve dede görünümlü çakallar konusunda tecrübe ve bilgi sahibi olan “Allah’ın Kulları”nın sözlerini dinleyin.

    Çünkü bu günlerde zehirli elmaları yiyerek uyuduğunuz ölüm uykusundan sizi uyandıracak BEYAZ ATLI PRENS bulmak çok zor.

    Benden söylemesi, sonra demedi demeyin…

    • Aadem diyor ki:

      Abdullah abi herkes,milletimiz herşeyin farkında ama onlar kendilerinin farkında olduğumuzun farkında değiller.Yada her zaman en iyi yaptığı şeyi yani kamufle olduklarını sanıyorlar uyanık devekuşu misali.

  6. gulpembe diyor ki:

    yillar once tum dunyayi gezerek fotograflar ceken italyan kadin, istanbulun tarihi ama terkedilmis surlarina fotograf cekmeye gider, bir erkek tarafindan saldiriya ugrar karsi koyunca oldurulur. yakalanan kisi kendisini soyle savunur,”onu orada yalniz gorunce kotu yoldaki kadinlardan sandim.”
    iste gece sokaga cikan kadini ayiplayan ve hakkinda kotu zan yapan erkegin bu adamdan zihniyet olarak farki yoktur.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Ciddi bir konu konuşuluyor kusura bakılmasın biraz sulandırıyor gibi olacağım ama ben erkek halimle bile korkup gece oralara çıkamazdım hani bir kadının oralarda yalnız başına dolaşmasına nasıl şaşırmayayım. İnsan ne işi var der. Kaldığım yurdun yanıydı ki çok ilginçtir dönem bitti eve geldim. TV’de programda kaldığım yerler gösteriliyor. Afedersiniz fuhuş uyuşturucu her türlü pislik var ki bu pis işe bulaştırılan kızcağızlar 13-14 yaşlarındaymış. Vaay bee demiştim ben nerede kalmışım. Hiçbirine şahit olmamıştım. Çok şükür kalan yıllarım daha farklı bir muhitte geçti. Hatta 180 derece farklı bir muhitte.

      Aslında burada hep anlatılan vd gözden kaçan şey şu. Herkes kadına karşı işlenen suçlara karşı zaten. Ancak bu suçların kökeninde muhataplarının kadın olmasının çok da etkisi olmadığı başka bozulmaların sonucu olduğu yazıldı. Bakın ülkemizde polisin giremediği mahalleler var. Hele ki şu torbacılar vb. Burada otoyolun kenarında kadınlar bekliyor yol kenarında ateş yakıyorlar. Hani öyle yerler var ki teşbihte hata olmaz erkeklere bile tecavüz ederler dersiniz. Önce bu durumun kökenlerine inmek lazım. Reklam panolarında açık saçık pozlar veren bir bayanın resmi konulduğu için edep ya hu diyerek açık yerlerini kapatanların gerici olarak anıldığı bir ülkede gece gelinlik giyerek otobanda yalnız başına dolaşan bir kadının tecavüze uğraması muhtemeldir. Asla doğrudur demiyorum. Ancak ortada öyle bir durum var ki kazanın doğurduğuna kâr ettikleri düşüncesiyle inanan feministler öldüğüne inanmıyor. Kadınların her türlü ahlaksızlığa itildiği özgürlük safsatalarıyla pozitif ayrımcılık beklediği bir ortamda erkekler üzerinde oluşturulmaya çalışılan bu baskı elbette bir yerlerde patlak verecektir. Kumar başlı başına yanlışken insanların kumarda hile yapmalarını eleştirmek bence çok mantıksız.

      Bizim köyde kadınlar tarladan dönerken kahvehanenin önünden geçmezdi. Annem de köye minibüsle giderse bensiz gitmezdi gece tek kalırsa diye. Refakatçi yapardı beni. Bayanlar tek başına yolculuk yapamaz mı? Bunu bize değil de pembe metrobüs yapılsın denildiğinde sanki tecavüze uğramışçasına çığlık atarak öyle şey mi olur kadın erkek ayrı mı gidermiş diye karşı çıkanlara sormak lazım.

      Selametle.

      • gulpembe diyor ki:

        Fatih bey,

        Siz koyden bahsedince benim de aklima geldi, tatillerde koye giderdik,koyumuzdeki insanlarin cogu orada dogup buyuyen ve yasayan kimselerdi. Oranin erkekleri kadinlara hep cirkince bakarlardi. Biz de kahvane onunden gecmemeye calisirdik , cocuk oldugumuz halde ortuluyduk buyuklerimiz yoresel ortuyle muhakkak yuzlerini de kapatirlardi. Simdi koye gittigimde sunu gozlemledim. Erkekler kadinlara cirkince bakmiyorlar. Kadinlar neredeyse yoresel ortuyu birakmis, normal ortuleriyle yuzlerini kapamadan rahatca hareket ediyor, kahvane onunden gecmek sorun teskil etmiyor. Sonra sunu da farkettim, koyun simdiki cogunluk nufusu orada belki dogmus ama buyumemis, hayatini sehirde kurmus, koye ancak tatil amacli gelen insanlardan olusuyor. Peki ne degisti de erkekler kadina daha saygili, kadinlar da disarida daha rahat olmaya basladi. Degisen su; sehir yani medeni hayat kadin ve erkegin daha fazla ortak alan kullandiklari, cinsler arasi iletisimin daha esnek olup normal kabul edildigi bir hayattir.burada hem farkli cinsiyetler, hem farkli etnik ve sosyal kimlikler birbirlerine daha fazla musamaha gosterir ve saygi duyarlar.

        Bediuzzamanin da benzer bir tesbiti vardir, safilerde karsi cinse dokunuldugunda abdest bozulurken , hanefilerde bozulmamasina soyle izah getirir,safiler yogunlukla koylu kesime mensuptur,bu kesimde ihtilat oldugunda ayagin kaymasi daha kolay olabileceginden dokunmayla abdest bozuluyor.Efendi kisi de ise toplum ahlaki itibariyle bu daha az bir ihtimaldir.

        Yani toplumun medenilesmesi ve insan aklinin kemale yaklasmasiyla beraber bu konustugumuz pekcok sey konusulmayacak. Bu acidan bakildiginda pembe otobuslere karsi cikan yahut karma egitimi savunan kesimin yanildiklari noktalar oldugu gibi bir haklilik paylari da var. fakat tepeden inmeci sekilde kadinlara saygi duymalisiniz demek etkili olamiyor. Diger egitim, kultur,yasam alanlarida da toplumun olgunlasmasi gerekiyor.

        Selamlar…

        • Adamın biri diyor ki:

          Ne değiştiğini söyleyeyim. Şehir hayatında erkekler o kadar rezilliklerle karşılaşıyorlar ki köydeki kadıncağızlarin onları cezbetme ihtimali kalmıyor haliyle. Peki bir erkeğin namahreme karşı tesettürlü ya da değil bu kadar nötr kalması normal bir durum mu? Madem önemli olan erkeklerin kötü nazarlarini değiştirmek o zaman tesettür de gereksiz olmuyor mu? Mesela laik kesim karşı cinsle tokalaşırken şehvet duymanın sapıklık olduğunu, dindar insanların buna benzer konulardaki hassasiyetini yanlış buluyor. Sizin bakış açısıniza göre onlar haklı. Çünkü açık saçıklik arttıkça erkeklerin tabiri caizse karşı cinsten etkilenme eşiği düşüyor. Eskiler göz göze bakmaya utanirken şimdi kadın erkek her alanda çok rahat birarada bulunuyor.

          • Adamın biri diyor ki:

            Son olarak Bediüzzaman ra dediği gibi;
            “Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış, yuvalarına dönmeli.
            Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metaı yapmış. Şer’-i İslâm onları
            Rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayat-ı ailede. Temizlik zînetleri.
            Haşmetleri, hüsn-ü hulk; lütf-u cemali, ismet; hüsn-ü kemali, şefkat; eğlencesi, evlâdı. Bunca esbab-ı ifsad, demir-sebat kararı
            Lâzımdır tâ dayansın. Bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe riya ile rekabet, hased ile hodgâmlık debretir damarları!
            Yatmış olan hevesat, birdenbire uyanır. Taife-i nisada serbestî inkişafı, sebeb olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birdenbire inkişafı.” Allah istikamet versin ve ayırmasın, amin…

          • gulpembe diyor ki:

            “..karşı cinsle tokalaşırken şehvet duymanın sapıklık olduğunu, dindar insanların buna benzer konulardaki hassasiyetini yanlış buluyor. Sizin bakış açısıniza göre onlar haklı.”

            benim yazdiklarimla sizin anladiginiz arasinda neden ucurum oluyor?

          • gulpembe diyor ki:

            -koyde “kadincagiz” kalmadi artik, artik hepsi sehir gormus bakimli kadinlar:)

            -bahsettigim erkekler kadinlara notr olduklari icin bakmamazlik yapmiyorlar. beraber yasamayi ogrendikleri kadinalrain kendi olma haklarina saygi duyuyorlar ve iradelerini kullaniyorlar.

            -biri tesetturlenince digerine bakma hakki dogmadigi gibi, biri bakmayinca digerinin acilma hakki da yok tabiki. Neden birinin digerini fesh edebilecegini dusundunuz?

            -tokalasmak istememek sapiklik degildir, sapiklik tokalasmayi dayatmaya kalkmaktir. Bugun modern dunya da tokalasmayana saygi duyuyor.turkiyedeki elestiriler sadece ideolojik.

            selamlar

    • Aadem diyor ki:

      Sayın Gülpembe,
      Kocası işe gittikten sonra sevgilisini eve alarak birlikte olan ve kocasının işten erken gelmesi sebebiyle yatakta basılan kadını savunan kadinlarinda yatakta basılan kadından zihniyet olarak farkı yoktur.

    • Yahya diyor ki:

      Gulpembe hanım
      verilmek istenilen mesaj nedir?

      benzer durum amerikanın ve avrupanın belli mülhitlerinde de geçerlidir.
      adamada tecavüz edip öldürürler, kadına da…

      bunları engellemek için ya her yere kamera/polis koyacaksınız yada erkekleri toptan…
      çözüm mü?

      • gulpembe diyor ki:

        Yahya bey,

        suc dunyanin heryerinde ve her vakitte isleniyor. Bu suclarin bitmesini beklemek mumkun degil.

        Fakat Turkiye gibi ulkeler haricinde islenen suclarin faili “su tur kadin zannettim, bana gulumsedi rizasi var sandim, adam degilsin dedi gururum incindi..”gibi bahane ve ceza indirimleri ileri surmuyor…

        Turkiyenin bir bolgesinde bir sure yasamak zorunda kalan arkadas, erkeksiz disari cikmanin ayip karsilandigini herhangi bir sebeple bir erkekle konusmaya calissa hemen”sen git kocan gelsin” diyerek onu muhatap gormediklerini ve kadin haliyle buna tesebbus etmesini yanlis anladiklarini soyluyordu.

        Kadinin da gece disariya isi dusebilir, kadin da evinde yalniz yasiyor olabilir… bu, ona kotu gozle bakilmasini hakettigini gostermez.

        • Yahya diyor ki:

          Gülpembe hanım,

          ……gibi bahaneler dünyanın her yerinde var. Ancak kültür/örf vs. derken bunlar değişim gösteriyor.
          “anaya küfretmek” ülkemizde adam öldürme sebebi olabiliyor ancak aynısını ABD veya AB’de yapın hiç bir şey olmaz. Yani adamın anasına küfür edin tepki dahi göstermez. (afedersiniz)
          Çünkü ne şartla olursa olsun bizim annemiz, bacımız dokunulmazımızdır.

        • Yahya diyor ki:

          (devam)

          Ceza indirimleri ise birçok ülkede var. Doğruluğu tartışılır ancak maalesef bu indirimler cezaevlerini boşaltmak için kullanıldığında, adaletin tecellisinden şüphe eder olduk.

          “sen git kocan gelsin” … meselesine gelince,
          eskiden Anadolu’da böyle bir anlayış vardı, o da kadına/bacıya olan hürmetten dolayı idi. Doğrusu “bacım sen git, biz abiyle hallederiz” … v.b. ifadelerdi. Tabii bu hürmet/nezaket anlayışı zamanla yozlaşmaya başladı. Netice olarak bu yozlaşma, bu görgüsüzlük kadının değil erkeğin aleyhine oldu. Ben hiç bir zaman bu ve benzer sebeplerle kadının muhatap alınmadığını, umursanmadığını görmedim; aksine, kadın (sözüm meclisten dışarı) cazgırlığı ile istediği her şeyi yapıyor, yaptırtıyor!

          Gece dışarıya çıkma hususunda ise, eğer kadın evli ise veya evde bir erkek var ise erkek bu kadına (karısı, kardeşi, annesi) eşlik etmiyorsa, zaten söylenecek fazla bir şey yok. (var ama ben söyleyemiyorum!) Diyelim ki başka bir kadında yok ve kadın tek başına gece dışarıya çıkacak, yani zaruret hali söz konusu, o zaman giyimine, yürüyüşüne, nazarına, yürüdüğü sokağa (…) kadar dikkat edecek. Bu büyük şehirlerin sorunu ve dünyanın her yerinde bu güvenlik sorunu var.
          Yine özetle, hiç kimse durduk yere bir kadına dışarıda veya içeride; kötü gözle bakmaz. Bir kadın bakışıyla, duruşuyla, yürüyüşüyle vs. dikkatleri üzerine çekiyorsa, bu kadının kabiliyetidir.
          Akşam saatlerinde ne olduğu belirsiz konuştukları dil dahi anlaşılmayan bir grup gençin arasından, grubu bölerek hiç çekinmeden geçen kadın, ya yürek yemiştir…

  7. gulpembe diyor ki:

    Fatih bey,
    bahsettiginiz sozler dinin esaslarindan ziyade dinamik ve degisken yapisi olna fikha yonelik anladigim kadariyla. Diger ihtimal gercek disi ve imkansiz.

    Bunu daha once konusmustuk,din siyasetin elinden hep cekti,cekiyor ve cekecek.Tarih boyunca mezheplerin birlesmesini encok kim istemistir biliyor musunuz?siyaset ve devlet adamlari. Kim karsi cikmis ve cok seslilikten yana olmustur?Alimler…
    bunun aciklamasi cok kolaydir.eger halkin mezhebinin tumune sahip olursaniz butun halktan destek alirsiniz, bir mezhebe tutunur digerini birakirsaniz, sadece tutundugunuz taraftan destek alirsiniz.siyasetcinin amaci saltanatini surdurmektir,dini arac yapar. Alimin amaci insanlari irsat etmektir,dini amac yapar…bizim Napolyonu bilirsiniz,Misir halkina kendini benimsetmekte yetersiz kalinca yerel ulemaya Kurani fransiz ordusu lehine tefsir ettirmeye calismis.el-ezherden onlarca hocayi karargahina alip nisan takmis.o saatten sonra ne mi olmus? halk ona guvenmeye baslamis.oradan ayrilirken de vekiline demis ki,”Misiri herzaman alimleri yanina cekerek yonet, aksi halde cok pahaliya patlar.”

    mutezile, sia, ehli sunnet, vahhabilik…halkin hicbir fikrinin olmadigi bu ekoller saatlerce medya organlarinda tartisilir, cekistirilir…vs. Halbuki bunlarin hepsi tasidiklari bazi fikir ayriliklari disinda temelde siyasi hareketlerdir . Ornegin ehli sunnet ve mutezile birbirlerinden pek hazetmez..bunun kaynagi birbirlerinden farkli dusunmeleri degildir. ikisi de birbirni musluman Kabul ederler.fakat mesele soyle basliyor,Emevi doneminde siyasette guclenen Mutezile,ehli sunnet alimlerine inanilmaz eziyetler yaptiriyor. Kendi fikirlerini kabul ettirmek icin mihne denen bir takim iskenceler uyguluyor…yani bu antipati siyasi bir miras.hakeza sia ve ehli sunnetin nasil dogdugunu nerede ayrilmaya basladikalrini anlatmama gerek yok, malumunuz bunu tetikleyen yine siyasi hareketlerdir. Yoksa yuzyillarca yil once bizzat Abbasi halifesi onunde bile kuran ve sunneti temel alarak gerceklesen tarismalar/ muzakereler bugun asla konusma zemini bulamaz/bulamiyor. Halbuki Islam cokseslilikten bir rahatsizlik duymaz.alimleri sorgulanamaz olarak gormez, fikih insanlara tek dogruyu dayatmaz.(bknz;musavvibe/muhattie)

    Suraya gelmek istiyorum, bu memlekette din tartismalari herzaman “cambaza bak”tir.baska birsey beklemeyin. Din bireylere inmis, onlari muhatab almistir. Eger alimler ganimet sevdasina duser, siyasilere yakinlasmaya baslayip mevkilere tav olurlarsa hem dinin hem kendilerinin izzetini dusururler.
    Ebu hanife vermek istemedigi fetvalar dolayisiyla sehid edildi. Fakat kendisinden sonra pekcok unlu talebesi devlet kademesinde iyi yerlere geldiler. “devlet alimlerinin” ozgurlugu sultanin kafasi atmaya basladiginda biter.

    Cemaatler turkiyenin gercegidir, ve faydalidir. dunyevi menfaati, giybet, rekabet ve muhabbetsizligi bitirip islerinde seffaf davranirlarsa bu millete hizmet ederler.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Değerli fikirleriniz için teşekkürler. Yazdıklarınızın bir kısmına üzülerek katılıyorum(diğer kısmıyla ilgili de fikrim yok çok bilgili olduğum bir alan değil :) ) İslam devletlerinin hepsi müslüman ancak dini siyasete alet ettiklerinden birbirleriyle olan rekabetlerini dinimiz üzerinden yürütüyorlar ki nefisleri için dini yüceltmek için değil. Hani yapılan şu kavga, sen az müslümansın ben çok müslümanım kavgası dini yüceltmek için olsa tamam deriz ama iş tamamen rant kavgasına dönmüş. Rejim ihraç etmek için ki amaç o ihraç edilen ülkeleri sömürmek, rakip ülkeleri gavurlardan beter ilan ediyorlar. Bize de siz diyorlar Türkiye müslümanlığı diye bir şey icat ettiniz dininizi yaşamıyorsunuz. Ne diyelim Allah bilir. Dediğiniz gibi hesaplar ahirette bireysel olacak. Ayrıca siyasilerden bir şey beklememek konusuna katılıyorum. Ancak yöneticiler onlar. Mecbur onlara gidiyoruz. Gidiyoruz dediysem de en fazla bir oyumuz var yani o kadar. Kitleleri ikna etmek için kurulmuş olan demokrasi adlı tiyatrodaki rolümüz gereğ o da. Rol dediysek de figüranlık bile değil, sokaktaki kalabalığız…
      Selametle.

    • Adamın biri diyor ki:

      Bir ekleme yapmak isterim, yanlış anlama olmamasi acisindan. Ehli sünnet mutezile şia… Ayrılık noktaları dini noktadaki farklı düşünceleridir. Şu var ki evet esasen ilk zamanlarda ehli sünnet ve şia çıkış noktası olarak siyasi teferruat meselelerinde ihtilaf ederken zamanla şia çok farklı bir eksene kaymış, Kur’an ve sünnet yolundan ayrılmıştır. Tabiki bunun siyasi yansımaları olması kaçınılmazdır. Ama bu meseleyi siyasi farklılık olarak görmemizi gerektirmez. Şu an ehli sünnet ile şia arasındaki fark Hz Ali ra ilk halife olmalı mıydı olmamalı mıydı noktasından çok daha ilerde, hatta itikadı farklılar var.

  8. Feyza diyor ki:

    Fatih bey, sizin adiniza da cok sevindim. Hayirli olsun, Allah tamamina erdirsin. Tereyagindan kil ceker gibi kurarsiniz yuvanizi insaallah, fazla prosedure gerek kalmadan.
    Bu baslik altinda fazla yazmak istemiyorum ama Gelimcik hnm ve Elif hnm, sizlerinde insaallah guzel haberlerinizi aliriz mubarek Cuma gunu hurmetine.
    Bir de Nisa hnm i cok merak ediyorum, insaallah iyidir, okuyorsa selamlar. Suleyman bey ve Meryem hnm.in da umarim hayirli bir isli vardir, duyariz. Cumleten herkese selam. :) Bir de naif uslubu ve duzgun Turkcesiyle degerli bir yorumcu abimiz vardi, Sami bey. Okuyorsaniz size de hayirli Cumalar. Bugun icimden boyle gecti. Konuyu sulandirmadan selam faslini kapatip kelam faslina geceyim.
    Cihad abinin yorumunun altina da bu konuyla ilgili yazdim fakat bir iki sey eklemek istiyorum.
    Olay siyasilerden cikmis durumda, hepimizin beklentisi belli fakat daha once de dedigim gibi azinlik cogunluga tesir ede ede hem duyarsizlastiriyor hem de hukuken ne isterse yaptirim gucunu eline alip diledigi gibi at kosturabiliyor. Artik olay bireysel gayrete gecti. Yani nedir, iste yasalar ciksa da ahlak en guclu yasadir ilkesince en azindan vicdan ve iman sahibi Muslumanlar bu yasalarda verilen haklarindan gonullu feragat edecekler. Mesela, bosanan kadina devlet nafaka baglasa da kadin cocuklarinin ihtiyaci kadari disina dokunmasin. Veya kadin istihdamini onlar tesvik ediyorsa biz de aksi istikamete gayret edelim vs..
    Tabi bunun icin once herkesin dinini iyj ogrenmesi gerekir, uygulayacak yureklilikte de olmaai gerekir. Bunun icin de once din ogreten kisilerin halkin nabzini iyi olcup dogru uslupla dogru bilgiyi vermesi gerekir. Siyasilerimizin dini hassasiyetinden umidim yok amadin bir yana en azindan “adalet” ilkesiyle hareket etmelerini talep ediyoruz. Olmazsa kendi adaletimizi kendimiz tesis edecegiz, atesten korunmanin baska yolu kalmadi gibi gozukuyor.
    Cumleten hayirli Cumalar.

    • Feyza diyor ki:

      Bu arada baskanimizin atif yaptigini dusundugum hocamizin ya da hocalarimizin haksizliga ugradigina inaniyorum. Bazi hocalarimiz kendilerine yoneltilen sualleri olmasi gerektigi sekilde cevaplasa dahi kasitli olarak medyada linc ediliyor, alay mevzusu haline getiriliyor. Bu durumu da esefle kiniyorum!
      Zamaninda bu ulkenin kuyusunu kazan sozde hocalar, verdikleri yalan yanlis fetvalara ragmen itibar sahibiydi. Aslinda soylenecek cok sey var ama neyse..
      Ahir zamanin apacik alametlerinden biri, alim sifatli cahillerin din hakkinda soz sahibi olup itibar gormesi ve hakki konusanlarin ise itibar gormemesi. Biz de safimizi iyi secip hakkin yaninda olmakla mukellefiz.
      Selamlar.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Aynen Feyza Hanım.

        Benim bireysel olarak emelim de bu. Amelde zaafiyetim olsa da en azından safım belli olsun diyorum…
        Hak olanı uygulamaya çalışayım hak olanı söyleyeyim diye gayret ediyorum…
        Selametle.

        • feyza diyor ki:

          Safinizi gayet net belirliyorsunuz, Allah razi olsun Fatih bey. Ilimden once ihlas ve samimiyet onemli, yoksa kitap yuklu merkepten ne farkimiz kalir. Itikadiniz cok duzgun Maasallah, Allah bu itikad uzere yasayip olmeyi nasip etsin. Amin.
          Selametle kalin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Yorumunuzu gözden kaçırmışım Feyza Hanım. Çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. İnanın ben de yazdıklarınızın bir kısmını içimden geçirmiştim. Ben de bahsettiğiniz yorumcuların kardeşlerimizin durumlarını merak ediyorum. Halleri vakitleri yerindedir umarım. Sizin de içinde olduğunuz bir süreç vardı. Sormaya çekiniyorum ama her şey gönlünüzcedir ve hayırlısı neyse o tecelli ediyordur inşAllah.
      Geçmiş cumanız mübarek olsun… :)

  9. Emre Aslan diyor ki:

    HOCAM KALEMİNİZE
    BU TANIMA GÖRE DEDİĞİNİZ GİBİ KADINA ŞİDDET YOK TAM TERSİ ERKEĞE ŞİDDET VAR ÜLKEMİZDE. HEM DR YAM TANIMINA UYGUN. SIRF ERKEK OLDUĞU İÇİN PSKOLOJİK ŞİDDET GÖRÜYOR

    AYRICA ŞUNA EMİNİM. ŞU AN KADINLARA VERİLEN HAKLAR ERKEKLERE VERİLSEYDİ.
    ERKEK CİNAYETLERİ ŞU AN KADIN CİNAYETİ DEDİKLERİNİN 5 10 KATI OLURDU.

  10. Abdullah Bir diyor ki:

    VİZYON ve MİSYONUM(uz)

    Gücümüz, ilmimiz, sağlığımız, zamanımız, sabrımız, site yönetimi musade ettiği kadarıyla bu sitede (yaklaşık 6 yıldır) gerçek hayatta hiç tanımadığımız, gerçek kimliklerini bilmediğimiz

    “kadın ve erkeklerin dertlerine derman olmaya, buraya taşıdıkları problemlerine çözüm bulmaya, ilmimiz ile bunu yapamasak dahi en azından o insanların sıkıntılarına ortak olmaya çalışıyoruz”

    Bunu yaparken bazen yazdığı saçmalıklarla bizi “taciz ve tahrik eden”; iftiraları ile “bizi sinirlendiren”, biz istemesek de nadiren bizi asıl işimiz olan;

    –Dertlere derman olma,
    –Sıkıntıda olan insanlara çıkış yolu gösterme,
    –Sahip olduğumuz bilgileri bilmeyenlerle paylaşma
    — İnsanlara doğruları göstererek ve öğreterek onları cehennem ateşinden uzaklaştırma

    vb eylemlerimizden, amaçlarımızdan bizi uzaklaştıran ilimden, irfandan, samimiyetten, nasibi kesilmiş, doğruları görme, duyma, anlama ,basiret nimetlerinden mahrum bırakılmış, art niyetli kişileri kendimize muhatap alarak vaktimizi heba ettiğimin farkındayım.

    Bunun için; bizi ciddiye alan, sahip olduğumuz ilimden payına düşenleri almak için bizim ile dertlerini paylaşan ve derman bekleyen samimi insanlardan ÖZÜR DİLİYORUM, BİZE HAKKINIZI HELAL EDİNİZ LÜTFEN.

    Daha önce defalarca ifade ettiğim, ama ara sıra tekrar etmek zorunda kaldığım aşağıda ki açıklamayı bir kez daha yapmakta fayda görüyorum.

    Bu sitenin eskileri ve müdavimleri şahsımın amacını net olarak bilir, yazdıklarımdan da kişiliğim hakkında bilgi sahibidler ama “okuyucu ve yorumcu” olarak siteye yeni katılan insanlarımız bilsinler ki:

    Abdullah Bir ve Müslüman bir insan olarak benim derdim, niyetim, amacım

    “Allah’ın bize nasip ettiği ilim, akıl, diploma, eğitim, tecrübe, basiret” ile mümkün ve nasip olduğu kadar günümüz hayatının fırtınaları ve dalgaları sebebiyle bir şekilde ait olduğu denizden sahile vurmuş, atılmış deniz yıldızlarını tekrar ait oldukları “huzurlu yuva” denizine kavuşturmak veya yeni kurulacak “yuvaların inşasına” yardım ve aracılık etmek.

    Bunu yaparken de burada ki insanlardan “Allah Razı Olsun, Teşekkür Ederim” den başka dünyalık, her hangi bir maddi beklentimiz yok, olması da mümkün değil. Çünkü, ne biz burada ki insanların, ne de bu sitenin müdavimleri bizim gerçek kimliğimizi bilmiyorlar.

    Ve Elhamdulillah ki bu site müdavimlerinin çoğu “iyi niyetli, samimi, düsüst, basiretli” insanlardan oluşuyor ve kendi gibi olan insanlara sahip çıkarak onların seytan ve seytanlaşmış insanlar ile olan savaşlarında ki mücadele azmini, gücünü ve inancını artırıyorlar.

    Allah onlardan ve Şeytanla yaptığımız savaşta bizimle beraber ve bize destek olan kardeşlerimizden Razı olsun.

    Selam ve dua ile…

    • nikap diyor ki:

      Allah sizden razı olsun Abdullah bir kardeş.gerçektende yazılarınız çok doğru ve dürüstçe. siz hak olanı yazıyorsunuz.yorumlarınızı kendi bildiğinize göre değil Kuran ve sünnetin gerektirdiği şekilde yapıyorsunuz.Lütfen devam edin.Sizden çok istifade ediyoruz bilmediğim çoğu şeyi sizden ve diğer yorumcu arkadaşlarınızdan öğrendim.

    • Aadem diyor ki:

      Allah sizden razı olsun.Arkasindan gideceğimiz bülbül var demekki.

  11. MAĞDUR BEY diyor ki:

    Gayet güzel ve olumlu bir yazı elinize,kaleminize sağlık teşekkürler.Hele bunu bir bayan yazarımızın(sizin) yazmanız çok hoş olmuş..Sizin yazılarınızı genelde okurum ve beğenirim. Maalesef erkeklerimiz çok ezilmekte,arada kalmakta ve mağdur olmaktalar. aile hayatı zaten iyice bozuldu,evlilikler azaldı İslami yaşam artık dünyalık yaşama dönüştü. Kanunlar da erkeklerin aleyhine işliyor en kısa zamanda İsviçre medeni kanununun kaldırılıp Türk-İslam medeni kanununun çıkarılması gerekmektedir. İnşaallah bu yazı vekil,bakan ve başbakana kadar ulaşır ve bir şeyler yapılır. Yapılacak ve yazılacak çok şey var ama…işte aması var…

  12. Erkek diyor ki:

    Yazıklar olsun sana, sırf gece geç saatlerde sokakta yalnız yürüyor diye kadına tecavüz edilen bir ortamda sen kadına şiddet yoktur diyorsun.bilmiyorum bunları kime yaranmak için yazıyorsun ama Allah’ın adaleti kesindir, ve adalet sen de dahil bir gün herkese lazım olur.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sözde ERKEK’e…

      Rumuzun “erkek” ama sen kesinlikle bildiğimiz ERKEK lerden DEĞİLSİN.
      Anadan doğmamı yoksa sonradan mı böyle olmuşsun emin değilim. Ama ben de işinde iyi, işi bilen bir iletişim uzmanı olarak kesin ve çok açık söylüyorum,

      Bu ifadeleri yazanın her şeyi ile “Gerçek Erkek” olma ihtimali benim babamdan 15-20 yaş büyük olma ihtimalim kadar.

      Yani koca bir SIFIR.

      Yazdıklarını analiz ettiğimde zayıf da olsa seninle ilgili bir ihtimal, daha doğrusu bir tahminim daha var ama…

      Merak ettim, sormazsam olma, sen geceleri dışarıda yalnız dolaşmayı seviyor musun?

      Diğer taraftan;

      “sırf GECE GEÇ SAATLERDE SOKAKTA YALNIZ YÜRÜYOR diye kadına tecavüz edilen bir ortamda” ifadesinden kadının gece geç saatte dışarıda ve yalnız olmasını MASUM ve NORMAL kabul ettiği anlaşılan birisinin akabinde kadının bu eylemi yapmasını yasaklayan ALLAH’dan ve ALLAH’ın ADALAETİ’nden söz etmesi ÇOOOK SIRITIYOR.

      Haydi, kendine başka bir çöplük bul ötmek için, buranın sahipleri var…

      • rukiye diyor ki:

        Buranın sahipleri kim? Siz buranın kabadayısı mısınız? Herkese Racon kesmeyi yeni yetmelerin özendiği dizilerden mi öğrendiniz?

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Rukiye Hanım.

          Sitedeki bilgiyi paylaşayım belki gözünüzden kaçmıştır.

          Künye 
          Yayın Danışmanı : Sema Maraşlı
          Yayın Yönetmeni : Meryem Karaman(meryemkaraman2013@gmail.com)
          Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Rukiye ye…

          Bizim dilimizin de üslubumuzun da “nasıl olacağını” biz değil muhataplarımızın “niyeti, amacı, dili ve üslubu” belirler.

          Ben kabadayı değilim, “iletişim sosyolojisi” uzmanıyım. Yemesi için AT’ın önüne “ET”, İT’in önüne “OT” koymam.

          Beyefendi veya hanımefendi olana aynı şekilde cevap verirken burada Sema hanıma ve saygıdeğer insanlara dayılık yapana, hakaret edene, yüzünde ki maske ile bulanık suda balık avlamaya çalışana ve bel altı vurmaya kalkana da diğer yanağımızı uzatmayız, misliyle karşılığını verir, ipliğini pazara çıkartırız.

          Yani demem o ki anlayana anladığı dilden cevap veririz.

          Sende fikirlerimiz hakkında değilde şahsımız hakkında aynı üslupla yazmaya devam edersen seninde bizden payına düşeni alacağından hiç şüphen olmasın.

        • Aadem diyor ki:

          Buranın sahibi siz değilsiniz.Sen burada racon kesemezsin.Bu şekilde racon kesmeyi kadın derneklerindenmi ogrendin.edebinle yaz saygısızlık etme.

    • Mert diyor ki:

      Sen karını gece yarı çıplak gezmeye gönder tosunum. Sana herşey serbes …

  13. Gelincik diyor ki:

    Boşuna konuşuyoruz bu yeni yasa da geçecek yürürlükten bir sürü insan iftiraya maruz kalarak işinden olacak keşke hakkıyla muamele edilse ama ülkede neye hakkıyla muamele ediliyo ki buna edilsin :( gerçekten bir istismar söz konusuysa değil işten atmak ülkeden atılmalı ama ya iftiraysa … Yine kadının beyanı esastır diye sadece tek tarafı dinleyecekler daha çok duyacaz cinnet cinayet intihar haberlerini hayırlı uğurlu olsun …

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Aynen Gelincik Hanım, biraz boşa konuşuyoruz gibi oluyor.

      Son zamanlarda kadınlarla ilgili bazı dini hükümlerin tartışılmasına istinaden bugün Cumhurbaşkanımız “Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada, asırda, zamanda yaşıyorlar. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi vardır.” demiş.
      Hangi danışmanının marifeti bilemiyoruz ancak ılımlı islam, dinler arası diyalog kavramlarını icat eden, Kur’an hükümleri çok ağır günümüz şartlarına göre yeniden yorumlanmalı diyen örgütün ne olduğunu ve ne işler yaptığını buradaki herkes benden daha iyi biliyordur. Amacım siyaset konuşmak değil ancak siyasilerden bir fayda olmayacağını görsün herkes. Ben bir kere dahi bu hükümete ait siyasi partiye oy vermedim, güvenemedim. Ancak birçok insanın ki eminim hepsi benden daha dindar ve takvalıdır umutları çalındı. İşte en çok da ona üzülüyorum. Bu kadar insanın umudunu çalıp ahını almak çok büyük bir vebal. Herkes umutla bu sefer düzelecek galiba diye oy verdi. Her defasında hayal kırıklığı oldu. Şu var. Alternatif söyle şu parti bu inançlı kardeşlerimizin sorununu çözer diye bize göster diyen olursa o da yok…
      Dahası ben dinini süper yaşayan takvalı biri olsam belki konuşmaya hakkım olur ama öyle bir insan olmadığım için çok da konuşmayı kendime hak görmüyorum. Bana müstehak belki de ama asıl bedeli dinini yaşamaya çalışan takvalı, Allah’tan korkan insanlar ödüyor. Tabi elbette zahirde, bu dünyada. Allah adildir ahirette karşılığını verir.
      Allah sonumuzu hayretsin…

  14. Davut Yiğit diyor ki:

    Bir kez daha helal olsun. Neslin kurtuluşu aileden geçiyor. Oysa aile için yapılanlar aileyi maalesf parçalıyor. Neslin korunması için kadın erkek ilişkileri aile eğitim özgüven içinde kendi kültür kodlarımıza uygun yeniden ele alınmalıdır. Özgürlük adına hayasız bir nesil ortaya çıkarsa yazık olur. Batı kendi değersizliklerine göre bir yaşam geliştirmiş. Oysa biz ahlaki manada batıyı taklid edersek batı gibi dayanamayız. Biz kendimiz kalmalıyız. Bir feminist rüzgarın kurbanı olmayalım. Kadın erkek hani eşitti. Ayırmadan zulme de suistimallere de hayır. Tvlerde de saçma sapan bohem kültürünü yaymaya çalışan programları eroin esrar gibi uyuşturucu sayıp yasaklamalı

  15. Aadem diyor ki:

    İşte benim Cumhurbaşkanı adayımın karakteri.Fazla söze gerek yok.Görüyorsunuz.Ben konuşmuyorum.Görüyorsunuz.

  16. Muhsin Tozlu diyor ki:

    Sema hanım Allah razı olsun. Çok doğru tesbitiniz var. Sizi
    geç tanıdım. KEŞKE DAHA ÖNCEDEN TANISAYDIM. Bu güzel yazılarınızdan nemalansaydım. gerçekten tarafsız önyargısız yazılarınız var. selam ve dua ile.

  17. Emre diyor ki:

    Aile ve Sosyal politikalar Bakanı olacak sa işte tam da böyle olmalı yıllardır hergün her kanalın haberinde muhakkak 1 kadına şiddet haberi ile tamda bu makalede geçen ülkeyi çıkmaza sürükleme politikası empoze ediliyor çözüm ü teraziyi düzgün ve eşit hale getirmek bi kefeyi aşşa çekerek çözüm değil kaos oluyor maduriyetler dahada coğalıyor ne yazıkki devlet büyüklerimiz de çözüm derken daha da arttı bi yerde yanlış yaptık diyecekleri yerde daha da abanıyorlar düşürdükleri kefeyi dahada aşşaya çekmeye doğru tartmıyor Sayın Aile Bakanı Sayın Başbakan Sayın CumhurBaşkanım doğru tartmıyor işte Yaradılış Fıtratı ile oynarsanız Kabaktan Karpuz İnsandan Canavar oluyo neyini anlamıyorsunuz tasvip etmesekde bu kanunlardan önce azınlık halde kocasından en fazla iki tokat yiyen kadın vardı kanunlardan sonra agır yaralı ve ölü kadın var hala biyerlerde yanlış yapmış oldunuzu düşünmüyormusunuz …..

  18. Emre diyor ki:

    Allah Rağzı Olsun
    Şüphesizki Allah Adaleti ve iyiliği Emreder….

  19. rukiye diyor ki:

    Sema hanım sizinle aynı ülkede yaşamıyoruz sanırım.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      RUKİYE’ye…

      Bizler ve Sema hanımefendi aynı ülke de, yani kadınların nefislerinin peşine düştüğü, yasaları ve şeytanı arkasına alarak erkeklere zulüm de tüm zamanların rekorunu kırdıkları 2018 in Türkiye’sin de yaşıyoruz.

      Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz?

      PATAGONYA da mı?

      Allah’ım içimizde ki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme.

      Onlara da bizlere acı, onlara hidayet ve merhamet nasip et (amin) Çünkü onlar bilmiyorlar.

      • Aadem diyor ki:

        Amin

      • rukiye diyor ki:

        Bu cevap bile öyle çok şey anlatıyor ki okuyabilene!
        Herkesin görüşünü paylaşabileceği bir ortamda bir kadın, düşüncesini kimseyi incetmeden ifade etmesine rağmen beyinsiz diye hakarete uğruyor Hem de adalet abidesi zulüme karşı duran bir erkek tarafından..

        • Yasemin diyor ki:

          Daha da kötüsü site yöneticileri tarafından müdahale edilmemesi. Bu sitede yorum yapanların genelinde ne yazık ki başka fikirlere karşı çok fazla ön yargı var. Yapılan yorumlar da başka taraflara çekiliyor.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasemin Hanım.

            Bir noktayı gözden kaçırıyorsunuz. Önceki bir yorumda da yazdım. Yazdıklarımız salt görüşler değil. Bana göre sana göre diyebileceğmiz konular değil dinimizce belirlenmiş mutlak konular. Bu sebeple meseleyi farklı görüşlere tahammülsüzlük olarak görmek çok yanlış. Çünkü burada yazılanlar görüş ya da fikir değil dinimizde yer alan prensipler ki içlerinde iman, erdem, etik vb. gibi konuları da barındırıyor. Dahası ayetin çevirisinde bile teknik sorun yaşıyoruz. Çevirisi objektif olarak belli olan bir konuda bile görecelilikten bahsediyoruz. Açıkçası çok mantıksız geliyor bana. Zaten bu durumda şahsen ben kestirip atma taraftarıyım. Ahlaki konular üzerinde tartıştığımız bir abi hadislere de dil uzatınca yani göreceli olmayan bir konuya girdiğinde hadisleri kimseyle tartışmam deyip kestirip atmıştım.

            Burada da konuşulan kavramlar ne? İtaat, tesettür, eve sahip çıkma vs. Hani burada tartışılıyor ya kadınlar gece yalnız dolaşsın vb. Ya hu eşlerimiz dese ki bey çok sıkıldım bu akşam şöyle bir parka mı gitsek bizler geçerli bir sebebimiz yoksa hayır mı deriz. Ya da kendin gez mi deriz. Dahası bir komşumda şahit oldum. Kadın gündüz parka gidecek kocasına bey gel de bari başımızda erimiz olsun diyor adam evde don atlet oturmuş siz gidin diyor. Böyleleri de var…

          • rukiye diyor ki:

            Yasemin Hanım, Maalesef öyleymiş. İlk defa yorum yazdığım içim öğrenmiş oldum ben de. Bana hakaret edilince sorun yok., ben birşey söylemek istediğimde sansür var. Böyle kişiler de prim yaptığı içim kollanıyor olayın özü bu olsa gerek.

          • Aadem diyor ki:

            Sayin yasemin vb.
            Bu sitede antifeminizm fikri var,vatanseverlik fikri var, millet devlet aşkı fikri var,aile sevgisi fikri var, Islama bağlılık fikri var, sözde değil özde Müslüman olma fikri var.Cocuklarimizi ve ailelerinin nasıl koruruz fikri var.
            Peki sizin fikriniz ne ki biz o fikrinize ön yargiliyiz.Soyleyin fikriniz içinizde kalmasın.

        • Aadem diyor ki:

          Sayın Rukiye,
          Niye beyinsiz denmesini üzerinize alıyorsunuz.Yarasi olan gocunur der atalarımız

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Rukiye’ye…

            Bu sitede Kimsenin kimseyi kayırdığı ve kimsenin kimseye HAKARET etmesi söz konusu değil. Bir düşüncen, tezin, iddian varsa bunu bilimsel delillerle (ayet, hadis, kıyas, icma ) usulunce ortaya koyarsın, burada ki ilim sahibi insanlarda sana aynı uslupla, nazikce, saygı sınırları içinde ve efendice cevap verirler.

            Aki bir durumda (bilmediğini dahi bilmeden, Kuranda ve sunnette dayanağı, örneği olmayan, sırf sen öyle istiyorsun diye kendi beynının ürünü yanlışlarla insanları direkt suçlayarak İnsanlara iftira atarak, fikir ve zikir sahibi olmadan vb şekillerde) davranmaya devam edersen; yani bilgi sahibi olmadan fikir ve zikir sahibi olmayı denersen insanların gözünde sen daha çok MADARA* olursun.

            Diğer taraftan;

            Senin HAKARET dediğin şey (içimizde ki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Allah’ım duası) Araf Suresi 155. ayette ki bir ifadeye atıfada bulunulan bir duadır. DİREKT SANA SÖYLENMİŞ BİR SÖZ veya Senin şahsına yapılmış bir HAKARET DEĞİLDİR

            “Şimdi İÇİMİZDE Kİ BİR TAKIM BEYİNSİZLERİN işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin?” ( Araf 155- diyanet meali)

            * MADARA OLMAK = Yalanı, yanlışı ortaya çıkarak utanılacak duruma düşmek, utanmak. ( Kaynak: Ekşi sözlük)

      • Zeynep Bilge diyor ki:

        Sayın İLETİŞİM SOSYOLOJİSİ UZMANI! Mesleğinizi ne kadar güzel yaptığınız burdaki cümlelerinizde çok iyi anlaşılıyor.. Her yazının altında her yorumun altında mutlaka sizi görüyoruz.. Mesleğinizi sanal alem dışında bir yerde gerçekleştirmiyorsunuz anlaşılan. Ki iyiki de öyle..

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Zeynep Bilge’ye…

          “İletişim Sosyoljısı Uzmanlığı” sahip olduğum diplomamın bana verdiği “Akademik Titrim ve bu kariyerimi para veya dünyalık kazanç elde etmek için kullanmıyorum. Hayatımı, ihtiyaçlarım için lazım olan parayı yani dünyalık rızkımı başka (farklı bir meslek dalında) şekilde ve çok saygın bir iş yaparak kazanıyorum.

          Ahiret denilen ebedi dünya hayatı için lazım olan manevi kazancı da (aldığım hayır dualarıyla, şerre-fitneye-yanlış bilgilere-Allah ve Resülullah düşmanlarına engel olmanın manevi getirisi, sevabı vb) burada ki yazılarımla elde etmeye çalışıyorum.

          Haddini bilmeyenler, insanların imanına saldıranlar, yanlış bilgilerle Müslümanların kafalarını karıştıranlar, hiç bir şey bilmediğini bilmeyenler ve gerçek,saf bilgiye aç ve ihtiyacı olanlar burada olduğu sürece de burada olmaya devam edeceğim inşaAllah.

          Bazıları için yumuşak ve nazik bir bilgilendirici, kurtarıcı, yol gösterici rehber; bazıları için ise terbiye edici, had bildirici, hatta doğruların ve adaletin keskin kılıcı, Allah’ın dininin hizmetçisi, Resülullah efendimizin bir neferi olarak sahip olduğum diploma, ilim ve tecrübe ile Müslüman-Mümin insanlara hizmet etmeye devam edeceğim inşaAllah.

          Özetle, Allah ömür, sağlık ve ilim; Sema hanımefendi ve site editörü Meryem hanımefendi de yorum ve yazılarımı yayınlamaya devam ettiği sürece sen ve senin gibiler beni daha çok uzun zaman burada göreceksiniz inşaAllah.

          Dipnot:
          Burada yaptığım işle ilgili senin değerlendirmelerinin benim nazarımda her hangi bir anlamı olması için, benim seni (uzmanı olduğum bu alanda) “akredite veya otorite” olarak kabul etmem lazım.

          Ki ifadelerinizi, yazı dilinizi, kullandığınız kelimeleri, sahip olduğunuz HASED duygularıyla birlikte analiz ettiğimde böyle bir şeyin, ihtimalin mümkün olmadığı net olarak anlaşılıyor.

          Bu nedenle kendi kulvarınızdan ayrılmadan bu sitede ki ilim ehlinden, doğru ve saf bilgilerden mümkün olduğunca çok faydalanmaya bakın.

        • Aadem diyor ki:

          Sayın Zeynep bilge
          Abdullah Bir abimizin
          O yazıları kapasiteli olanların yazabilecegi yazılar olup v e genelde ayet ve hadislerle desteklenmiş işkembeden atılmamış, laf olsun diye yazılmamış yazılardır.Ama ayet ve hadislere laf söyleyemeyen ,gerçekleri red etme cesaretini gösteremeyenler genel olarak Abdullah Bir abinin kişiliğine laf söylemektedir.Ama güneş balçıkla sivanmaz.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Aadem Kardeşimiz’e…

            Siz ve sizin gibi “adalet, insaf, basiret ve hakaniyet” sahibi kişilerin varlığı gücümüze güç, ilmimize ilim, şevkimize şevk, enerjımıze enerjı katıyor.

            Sağolun… sizlerin varlığı, ilminiz, basiretiniz, insafınız ve zalimlere karşı, alimleri ve mazlumları savunan cesaretiniz daim oldun kardeşim…

            İyi ki varsınız, Allah razı olsun…

  20. emel diyor ki:

    Sema hanim yazinizin başlari için söylüyorum:
    Siz hangi dünyada ya da hangi toplumda yaşiyorsunuz?!
    Ben 40 yaşındayim.Benden bir kuşak önce istisnasiz;yaşıtlarimdan da yarisi denecek oranda kadının koca dayağına, hakaretine maruz kaldigina bizzat şahidim.
    Neden erkek dogasinin şiddete meyilli oldugunu kabul etmiyorsunuz?

    • Emre diyor ki:

      Ablacım sorunun kaynağı da tam da burda bak ne güzel söylemişsin dayak yiyodu şimdi öldürülüyo ölmezse sakat kalıyo daha mı iyi benim ananem yaşıyo bak babaannem kalp krizi sağlıktan vefat etti yengelerim teyzelerim yaşıyo hepsinin hayatı dört dörtlük kocaları melek kendikeri birer hurimiydi onlar hala yaşıyolar şimdiki kanunlardan sonra aile hayatları ya ölümle ya intiharla bitiyo daha mı iyi

  21. Ramazan diyor ki:

    Allah razı olsun Sema Hanımefendi bacım bu konuda mağdur olmuş biz aile babalarının beylerinin sorunlarını detaylı olarak yazmışsınız Allah kaleminize kalbinize zihninize sağlık güç kuvvet versin, bu yazılarınızın tamamını ve kısmende yaşayan babalar da beylerde var inanın bu sorunları ben yaşadım ve hâlâ da tamamen kurtulmuş değilim ve bu durumda olan kardeşlerimizin de çok olduğu düşüncesindeyim yazdıklarınıza katiliyor ve destekliyorum Allah razı olsun mükafatınızı ecrinizi ziyadesiyle versin nasib eylesin amin. ÇOK teşekkür ediyorum. Allah hukumetimizede bu yanlış toplum aile insan hukukuna uygun olmayan uygulamalarından kanunları düzelterek adil hukuka uygun olan kanunlar düzenleyerek uygulamalarını nasib eylesin inşaAllah yanlışlarını duzeltirler amin.Allah sizinde cumlemizinde yar ve yardımcısı yardımcımız olsun.Saygılarımla.

  22. Erdem diyor ki:

    Yazar olmak bu olmali… Yazdiklariniz daha cogunu bizzat yasamama ragmen bu kadar guzel, bu kadar kapsamli kesinlikle anlatamazdim.
    Allah sizden razi olsun. Kaleminize saglik.

  23. Cemil BİLGİÇ diyor ki:

    Muhteşem bir yazı, Sema Hanım kaleminize ve yüreğinize sağlık… bir hanımdan bu kadar cesurca böylesine gündemde tutulan yanlış algı operasyonları yapılarak adaletsizliğin baş gösterdiği, aile kavramının yok edilmeye çalışıldığı bir konuyu kaleme aldığınız için size binlerce kez teşekkür ediyorum..
    İnşallah yetkililere bu makale ulaşır ve belki bir nebze de olsa asıl mağdurlar için önlem alınır…

  24. Mustafa Tokat diyor ki:

    Kadına el sadece şirretlik yaptığında Ailenin ve Evin Reisi olarak adaba uygun davranmasını sağlamak ve aile düzenini korumak adına edebi şekilde Terbiye etmek maksadı ile el kaldırılabilir bundada risk oluşturacak şekilde değil sadece uyarı babında bir darp etmeye ruhsat vardır bunda sıkıntı yoktur
    Şirretlik durumunda Önce uyar sonra yatağını ayır sonra Darbet hala devam ederse 1 Talak ver boşa onu ayet budur.

    Terbiye şiddet değildir terbiye ile zulüm karıştırılarak davranıldığı için bugün bu ülke bu hale gelmiştir.

    İyi ayırdetmek gerekir Aile En küçük Devlettir Ailenin de Reisi Vardır Aile Reisi 34 de Aktarıldığı şekilde Erkektir ve Sorumlulukları vardır Gereği gibi davranmak zorundadır Erkek Üstün ve Kavvam (Koruyucu ve Yönetici) olarak Yaratılmıştır.

    https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nis%C3%A2-suresi/527/34-ayet-tefsiri

    Yargı Mağduru Babalar Anneler ve Çocuklar Muhalif Ses Platformu ve Cumartesi Babaları Platformu ve Genel Baba Çocuk Dernekleri Olarak Hak ve Hakikat Yazılarınızla Size Minnettarız Duacınızız. Saygılarımla.

    • Irmak diyor ki:

      Nisa suresinin 34 . ayetindeki Darabe maksatli olarak sadece “dovmek” seklinde yanlis tercume ediliyor. “Darabe ” kelimesinin Kuran da daha bircok manasi vardir ve bir tanesi de yol vermek, ayrilmak manasina gelir. Bir de oyle tercume edin ne olur ki..

      Nasil oluyor da terbiye maksadiyla, adaba uygun davranmasini saglamak maksadiyla el kaldiralabilir ,yani dovebiliriz diyorsunuz. Esiniz size Allahin bir emanetidir. Peygamber efendimiz o konuda erkekleri Veda Hutbesinde bosuna uyarmamistir.
      Peygamber efendimiz, de eslerine kizdigi hatta esi Aise ye iftira atildigi ve bundan etkilendigi zaman bile esine el kaldirmamistir. onubir muddet icin, babasinin evine gondermistir. Eslerine kizdigi zaman onlarin yataklarindan ayrilmistir. kendi uzaklasmistir.
      Siz kimlerin sunnetini takip ediyorsunuz Allahin ve onun elcisinin mi yoksa eski cahiliye devri Araplarini mi..
      Aile reisi olmak hic bir erkege ,esini, dovme yetkisi vermez. Sadece, onun vazifesi evinin, esinin cocuklarinin ]ihtiyacini karsiladigi icin ,para kazanip harcadigi icin,Kavvam lik derecesine yukseltilmistir.
      Zorbalik etsin diye degil..

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Çok aydınlandık Irmak Hanım bunca yıl yanlış biliyormuşuz tüh…

        Zaten kimse arapça bilmiyormuş bu zamana kadar. Hadi biz yanlış çeviriyoruz da diğer dillerdeki müslümanlar da mı yanlış çeviriyor.

        Kur’an meali, tercümesi konusu şakaya gelmez. Ateşle oynamayın. Bahsettiğiniz ayetin ingilizce tercümesine bakarsanız, darabe=beat yazar. Zaten bizler de işi gücü bıraktık eşlerimizi dövmek derdindeyiz…

        • Irmak diyor ki:

          Nisa suresi 34. Ayet..

          1-Erkekler kadınlara kavvamdırlar (Er ricalu kavvamune ala en-nisa)

          2-Allah bir kısmını bir kısmına üstün kıldı (Bima fadlallahu ba’duhum ala ba’d)

          3-(erkekler) kendi mallarından harcarlar (Ve bima enfeku min emvalihim)

          4-Saliha kadınlar, boyun eğer ve Allah’ın korumasını emrettiğini tek başlarına bile olsalar korurlar. (fe es sâlihâtu kanitatun hafizatun li el gaybi bima hafiza Allahu)

          5-Onların nüşuzundan korkarsanız (ve ellâtî tehâfûne nuşûze-hunne)

          6-Onlara öğüt verin (fe ızû-hunne)

          7-Onları yataklarında yalnız bırakın (ve uhcuru-hunne fi el medaciı)

          8-Onları Darb edin. (Ve Idrıbuhunne)

          9-Eğer size itaat ederlerse, onlar aleyhine yol aramayın (fe in eta’ne-kum fe la tebgu aleyhinne sebilen)

          10-Muhakkak Allah Yüce’dir, Büyük’tür.

          Ayetin Giriş Kısmı:

          Ayet, bir “durum tespiti” ile başlamaktadır. “Erkekler kadınlar üzerine kavvamdırlar” bir emir cümlesi değil, bir haber cümlesidir. Bir vakıayı tespit etmektedir. Nitekim biliriz ki, bütün toplumlarda erkekler kadınları gözetir. Zor bir durum olduğunda o işi erkek yapar, bir felaket anında önce kadınlar (ve çocuklar) ortamdan uzaklaştırılır, vb.

          Bu tespitten sonra, bir kısmımızın bir kısmımızdan üstün olduğu söyleniyor.
          Burada da bir “tespit” cümlesi var. İtiraz edilecek bir husus yok. Gerçekten de, erkek ve kadınların, değişik konularda birbirlerine üstün oldukları taraflar var.

          Erkeklerin mallarından harcama yaptığı hatırlatıldıktan sonra, kadınlar hakkında iki sıfat kullanıyor.
          ( قَانِتَاتٌ ) Kanitatun, ( حَافِظَاتٌ ) Hafizatun. Kanitatun kelimesini “boyun eğmek”, “itaatkar olmak” olarak anlamada sorun yok.
          Sorun, bu boyun eğmenin kime karşı olacağında. Gelenek, boyun eğmenin, kocaya karşı olacağını söylemekte.
          Bu kelimenin gercek manasini anlamak için, bu kelimenin Kuran’da geçtiği diğer 9 ayet mealie bakalım.
          …göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur, tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir. (Bakara 2:116)
          …Allah’a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun. (Bakara 2:238)
          … gönülden boyun eğenler, infak edenler ve ‘seher vakitlerinde’ bağışlanma dileyenlerdir. (Al-i İmran 3:17)
          …(İbrahim) Allah’a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi. (Nahl 16:120)
          Göklerde ve yerde bulunanlar O’nundur; hepsi O’na ‘gönülden boyun eğmiş’ bulunuyorlar. (Rum 30:26)
          Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, gönülden itaat eden erkekler ve gönülden itaat eden kadınlar… (Ahzab 33:35)
          …gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat eden… (Zümer 39:9)
          …Müslüman, mü’min, gönülden boyun eğen, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan… (Tahrim 66:5)
          …Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O(Meryem) gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim 66:12)
          O halde, ayette saliha (iyi) kadının özelliği olan sıfatlardan boyun eğme, kocaya karşı değil, Allah’a karşı olan bir tutumu ifade etmektedir.
          O halde, ayette saliha (iyi) kadının özelliği olan sıfatlardan boyun eğme, kocaya karşı değil, Allah’a karşı olan bir tutumu ifade etmektedir.
          Saliha kadınların diğer özelliği de şu: ( حَافِظَاتٌ ) Hafizatun.: Allah’ın korumasına karşılık gizli kalması gereken şeyleri koruyucudurlar.
          Kadının, korumakla yükümlü olduğu şey nedir? Bu, bir sonraki kelime olan nüşuz kavramını anlamak için de önemli.

          Gerçekten, nüşuz durumu, kadının koruması gereken şeyi korumadığı zaman olabilir mi?
          Nitekim Müminun suresi olarak bilinen 23. surenin 5. ayetinde, müminlerin özelliklerini anlatırken Allah-u Teala aynı koruma kelimesini kullanıyor. (Ve onlar ırzlarını koruyanlardır – 23:5

          Ayetin Hüküm Bölümü:

          Bu hatırlatmalardan sonra, bir şart durumunda erkeklerin ne yapacağı söyleniyor. Eğer, kadınların nüşuzundan endişe ederseniz/korkarsanız…

          Dikkat! Kadınlar nüşuz ederse değil, nüşuzundan endişe ederseniz. Bu ibare, nüşuz kelimesinin hangi anlamda kullanıldığını anlamamızı sağlayacak hayati kavram.

          Bir an için, nüşuz kelimesine ve DaRaBe kelimesine geleneğin verdiği anlamı verelim. Kadının kocasına itaatsizlik etmesi ne demektir? “Bana su getir” emrini yerine getirmemek mi? Geleneğe göre, kadın, kocasının bütün (haram olmayan) emirlerini yerine getirmek zorundadır.
          Erkek “babana gitmeni yasaklıyorum” dediği zaman; kadının babasına gitmesi bile itaatsizlik/NÜŞUZ kapsamındadır bu anlayışa göre. Evet, geleneğe göre, bir erkek, karısının babasına gitmesini yasaklayabilir; bu durumda kadın, kocasına itaat etmelidir.
          Diyelim adam, karısına, “babana gitme” diye emir verdi. Şayet kadın dinlemezse, bu durum NÜŞUZ oluyor geleneğin tanımına göre. Ama, ayetteki cezai müeyyide(?)nin uygulanması için, kadının itaatsizlik yapmasına gerek yok. Adam, bundan KORKSA/ENDİŞE ETSE bile, kadını dövebilir.
          Hiç, GERÇEKLEŞMEYEN bir şeyden dolayı, kadın cezalandırılabilir mi? Bırakın cezalandırmayı, yapmadığı bir şeyden dolayı kadına öğüt vermek ne kadar makul? Yatağı ayırmak ne kadar makul?

          Ama, NÜŞUZ kelimesine aldatma/iffetsizlik anlamını verelim. Adam, karısının kendisini aldattığından şüpheleniyor. Olabilir mi? Evet, işte bu olabilen bir durum.
          Allah bu durumda ne diyor? Bunu içinde tutma, kadınla konuş, ona öğüt ver. Hangi davranışlardan dolayı şüphe hissediyorsun, bunu çöz. Bu, ancak konuşarak çözülebilir. Nitekim “öğüt ver” ve devamındaki hükümler, birer tavsiye değil; EMİR!

          Geleneğin anlayışına göre: Karısı adamı dinlese ve babasına gitmese bile, adam, karısının ondan habersiz gideceğinden endişe duyuyorsa; karısına öğüt de vermeli, yatağını da ayırmalı, hatta onu dövmeli de. Bu, Allah’ın emri olduğu için, uygulamak zorunda bu hükümleri. Olacak iş mi bu?
          Fakat, bazilarinin çarpıtmalarını bir kenara atıp, gerçek manaya göre ayeti anlayınca; ortada sorun kalmıyor. Bir adam, karısının kendisini aldattığından şüphe ediyorsa, işte bu durumda bazı şeyler yapmalı.
          Aldatma/iffetsizlik şüphesi durumunda:
          Karısına öğüt vermeli,
          Yatakları ayırmalı,
          Son çare olarak, evden çıkarmalı, ilişkiye ara vermeli.
          Evet, bu makul bir durum. Sorunu çözüyor.

          Ama dövmek herhangi bir sorunu çözer mi? Adam karısını dövdü ve sorun çözülmedi diyelim. Hala karısının nüşuz yapacağına dair endişesi ortadan kalkmadı, ne yapacak? Allah bir emir verdi ama, Allah’ın emri (haşa) sorunu çözmüyor. Karısını tekrar mı dövecek adam?
          Karımı dövdüm, ama, hala suratı bir karış. Babasına gitme emrimi uygulamayacağına dair korkum ortadan kalkmadı. Dayak işe yaramadı. O zaman, biraz daha fazla/sert döveyim mi diyecek? Diyelim hala sorun çözülmedi, nereye kadar dövecek karısını?
          Bir de şu açıdan bakalım: Geleneğin anladığı gibi kastedilen DÖVMEK ise, sonuçta bu bir ceza.

          Hiç, şüphe üzerine CEZA verilebilir mi? Karım henüz nüşuz yapmadı ama, nüşuz edeceğinden korkuyorum, bu nedenle karımı cezalandırıyorum. Olabilir mi?

          Ama, aldatma şüphesi üzerine ilişki bitirilebilir. Zira evlilik, temelde güvene dayalıdır. Şayet güven ortadan kalkmışsa, evlilik devam edemez. Ayrılmak veya ilişkiye ara vermek, en iyi çözümdür.

          1.1) KAVVAM: Erkekler kadınları yönetir mi? Gözetir mi?

          Er ricalu kavvamune ala en-nisa
          Bu ayetin baş tarafı, “erkekler kadınlara kavvamdırlar” şeklinde geçiyor. bazilari bunu:
          Erkekler kadınlar üzerine yöneticidir. şeklinde anlarken bazilari; Erkekler kadınları gözetirler şeklinde anlıyor.
          Kuran’da “kavvam” kelimesi hiç bir yerde “yönetici” anlamında kullanılmamaktadır. Her yerde “gözetmek” anlamında kullanılır bu kelime.
          Mesela, aynı surenin 135. ayetinde:

          ”ya eyyuhellezine Amenu kunu Kavvamiine bil gist.”
          “Ey iman edenler, adalete kavvam olun…” denilmektedir. Burada kastedilenin, adaleti yönetin değil, adaleti gözetin olduğu açıktır.

          1.2) Erkekler kadınlardan Üstün mü? Farklı mı?

          Ayetin, Fadlallahu Ba’duhum Ala Ba’d kısmı: “Allah, bir kısmını diğerine üstün kıldı” diye çevrilebilir.

          Ayet, açıkça, “Allah, bir kısmını, diğerine üstün kıldı” diyor. Ama dikkat! Kimin kime üstün olduğunu yazmıyor! Halbuki bazilari, “erkeğin kadına üstün kılındığını” iddia ediyor. Kadın-erkek ilişkisini ast-üst ilişkisi olarak görüyor.
          Bu kavramdan bu anlam çıkmaz ki. Hemen, bu kalıbın geçtiği bir başka ayete bakalım.

          Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde bazısını bazısına üstün kılıyoruz… (Rad 13:4)

          Bu ayette de aynı kalıp kullanılmıştır. Düşünelim, çeşitli ürünler var yeryüzünde ve bir kısmı bir kısmından üstün. Bundan ne anlarız? Elma armuttan üstün, muz hepsinden üstün diyebilir miyiz? Yoksa, bazı konularda bazı ürünler bazılarından üstün mü deriz?

          Mesela, bir meyve “C” vitamini yönünden bir başka meyveden üstün olabilir de, “A” vitamini yönünden diğer meyve üstün olabilir. Bir ürün protein yönünden üstündür de, bir diğeri karbonhidrat bakımından üstün olabilir. Bir açıdan üstün olan ürün, bir başka açıdan üstün olmayabilir. Bu, çok net gördüğümüz bir şey.

          Yani, “bir kısmını bir kısmına üstün kıldık”, mutlak bir üstünlükten bahsetmemektedir. Hem, hangi tarafın üstün olduğu belli değildir bu kalıpta; hem de, hangi özellikçe üstün olduğu belli değildir.

          Nitekim, Nisa 34’e dönersek: Erkek, kas gücü yönünden kadından üstündür de; duygusal bazı alanlarda kadın erkekten üstündür. Örnekler arttırılabilir.

          1.3) NÜŞUZ: Kadının iffetsizliği mi, başkaldırması mı?

          Tartışılan bir kavram da “nüşuz” kelimesidir. Bazilari, bu kelimeyi “itaatsizlik, başkaldırma” olarak anlıyor.

          İlginç olanı şu: Kadının erkeğe NÜŞUZunu itaatsizlik olarak anlayan gelenek, erkeğin kadına NÜŞUZunu, serkeşlik veya yüz çevirme olarak tanımlıyor.

          Aynı surede geçen, neredeyse ikiz ayette, aynı kelime için birinde ilk anlamını; diğerinde üçüncü, dördüncü anlamını seçip, bundan hiç tuhaflık görmüyorlar. Bazilarinin nasıl çevirdiğine bakalım:

          …(erkeklere hitap) eğer kadınların nüşuzundan endişe ederseniz…

          4:34 ayetinde, “nüşuz” kelimesi itaatsizlik olarak anlamlandırılmış!

          …(kadınlara hitap) eğer erkeklerin nüşuzundan endişe ederseniz…

          4:128 ayetinde ise, “nüşuz” kelimesi serkeşlik veya yüz çevirme ,olarak tercume ediyorlar.

          Neden kadın erkeğe yapınca itaatsizlik olarak çevrilmiş de, erkek kadına yapınca yüz çevirme olarak çevrilmiş?
          Bunun, tutarlı bir izahı var mı? Halbuki, aynı surede aynı vakıa için geçen bir kelimenin, aynı anlamda olması en makulü degil midir.

          Firuzabadi’nin “El kamusu’l muhit” isimli sözlüğünde şöyle geçmektedir: “Nüşuz, kadının başkasıyla ilişki meyli taşıması yüzünden kocasına düşmanlık ve kinle isyan etmesidir.”

          1.4) DaRaBe: Kadınları dövmek mi? Çıkarmak mı?

          “DaRaBe kelimesinin yalın halinin … sadece vurmak/dövmek anlamı iddiası temelsiz bir iddia.

          Kuran’da DaRaBe kelimesi, 53 ayette 57 defa geçmektedir.

          Bunlar, 8 farklı anlamda kullanılmıştır.

          Ornek vermek : 31 defa (2:26, 13:17(2), 14:24,14:25,14:45, 16:74,16:75,16:76,16:112,17:48

          Fiziksel Vurmak temel anlami: 6 defa 2:60, 2:73, 7:160, 24:31, 26:63, 37:93

          Vurmak (yan anlam) : 5 defa 8:12(2) 8:50 47:4 47:27

          Çıkmak : 7 defa 2:273,3:156,4:94,4:10,15:106,38:45,73:20

          Kapatmak 3 defa 18:11 24:31 57:13

          Damgalamak 2 defa 2:61 3:112

          Açmak 1 defa 20:77

          Vazgeçmek 1 defa 43:5

          Kuran’ı anlamak için, Rasul’ün dediklerine, uygulamalarına da bakmamız lazım degil mi?
          Peki… Madem öyle, neden ayeti anlamak için Rasul’e ait bir örnek getirmiyorsunuz?

          Biz Kuran’ı anlayamayız, zaten Kuran açık bir kitap değildir, Rasul’ün esas görevi Kuran’ı açıklamaktır, dersiniz.

          Iş bu ayet oldu mu, bu ayeti Rasul’ün nasıl anladığından, nasıl uyguladığından hiç bahsetmezsiniz..

          Ama is, DaRabe ye gelince “DaRaBe” kelimesinin anlamı “ESINI DOVMEK” diyorsunuz.
          Madem Kuran’ı anlamak için Rasul olmazsa olmaz; bu ayeti Rasul’ün nasıl uyguladığından, neden hiç bahsetmiyorsunuz?

          Bize ulasan rivayetlere göre, hiç; Allah Rasul’ü, eşlerinden birinin NÜŞUZundan endişe ettiğine dair bir olay yaşamış mı?

          Evet. Aişe annemize atılan bir “iftira” IFK olayı var.

          Nur suresi olarak bilinen 4. surenin 11-16. ayetleri arasında da bu olaya değiniliyor.

          Nüşuz kelimesine ister bizim yaptığımız gibi aldatma deyin, ister geleneğin anladığı gibi itaatsizlik deyin, fark etmez.

          Zira aldatma, en ciddi itaatsizliktir.

          Yani, Aişe annemize atılan iftira, kelimenin tam anlamı ile, Rasul’de bir nüşuz endişesi/korkusu doğurmuş olabilir.

          Rasul, gerçekte böyle bir şüphe duydu mu; bilmiyoruz. Ama, bu olay hakkında aktarılan rivayetlere göre, Rasul’ün Aişe annemizden şüphelendiğini iddia ediliyor.

          Bir an için düşünelim: Rivayetlerde şöyle bir olay olsaydı: “Allah Rasul’ü, Aişe annemize iftira olayı yaşanınca, önce onunla konuştu. Bu fayda etmeyince yatakları ayırdı, en sonunda onu dövdü!” Evet, böyle bir rivayet olsaydı elimizde; ne olurdu?

          “ Allah Rasul’ü Aişe annemizi bu olayda dövmüştür. Yani, Nisa suresi 34. ayette geçen DaRaBe kelimesinin tefsirini yapmıştır. Rasul, zaten Kuran’ı açıklamakla görevlidir…” derdiniz.

          Peki, elimizdeki rivayetlere göre ne yapmış Rasul bu olay karşısında?

          Biliyoruz değil mi?

          Evet, eşini evden ÇIKARMIŞ…

          Aişe annemizi babasının evine yollamış.

          Ne ilginç! Allah’ın emri var nüşuzundan endişe ederseniz dövün diye, Rasul de endişe ediyor rivayetlere göre.
          Neden uygulamıyor Allah’ın emrini? Neden dövmüyor Aişe annemizi?

          Peki, neden siz genelde, “Kuran’ı anlamak için Rasul’e bakmak lazım” dersiniz de, iş, “kadınları dövmek” oldu mu, Rasul bu ayeti nasıl uygulamış diye bakmazsiniz?

          Neden korkuyorsunu?

          Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin. (Haşr 59:10)

          • Yahya diyor ki:

            Irmak hanım,

            Temcit pilavi gibi bu meseleyi ısıtıp ısıtıp lütfen önümüze sunmayınız!

            Bu ayeti sebeb-i nuzulu ile birlikte, bir hoca efendiden lütfen öğreniniz. Ayrıca Peygamber efendimiz (sav) sonrasında, sahabenin ve daha sonraki ulemanın içtihatlarına bakınız.

            Bizim dinimizin;
            yemek tuzlu olmuş, çocuğu susturmadın, geç kaldın, banyoyu iyi temizlemedin, moralim bozuk ve benzeri sebeplerle veya benim bunca yıldır ülkemde gördüğüm örf-adet haline gelmiş kadın/çocuk dövme/sövme eylemini tasvip etmediğini çok net bir şekilde biliyoruz.

            Ayrıca çok uzağa gitmeden, Osmanlı’da dahi aile içinde/dışında kadının değeri/kimliği ve erkeğin kadınına karşı muamelesi, batılılar tarafından övgüyle anlatılıyor. Ki aynı dönemde batıda kadınlar değersiz, dövülen ve satılan bir meta idi.

            Kuranı Kerimi açıp; rastgele, anlamına dahi bakmadan, kulağa hoş gelen bir kelimeyi çocuğuna isim koyar gibi; “vedribûhünne” kelimesini cımbız ile seçip, yukarıda örneklerini verdiğim gibi kadın dövebiliriz demek Kuranı Kerimi tahrip etmekten, alay etmekten başka bir şey değildir.

            Bonus bilgi:
            1. Güncel Türkçemizde kullandığımız “darp” kelimesi arapça DaRaBe fiilinden türemiş ve dilimize “vurmak” anlamında girmiştir.
            2. Özellikle o dönemde, Arapların develerine “vurarak” onları yolladıkları, kaçırdıkları, bir yerden çıkardıkları kelime işte aynen bu kelime…

          • Feyza diyor ki:

            Irmak hnm,
            Bu konuyla ilgili de bu sitede tartisildi temcit pilavi gibi isitip isitip sunmak istemiyorum fakat dilerseniz kaynaklarini bulur ve sorgularsiniz.
            Mufessirlerimiz bu ayet-i kerimeyi birbirine cok yakin, benzer ifade ve olculerle tafsilatli olarak izah etmisler. Ebubekir Sifil hocamin da bu meseleye dair seri halinde cok guzel makaleleri var dilerseniz okuyun. Ancak cagdas Kur’an tefsirlerinin kompleksli bakis acilari bizi ilgilendirmiyor. Evet burada darabe, dovmek anlamindadir. Asli manasi budur. Siz kabul etmeyebilirsiniz.
            Dovmenin de manasi esek sudan gelene kadar dovmek degil, bunlarin hepsi olculere baglanmis metodlar. Sizin alintiladiginiz yazida anlasildigi daha dogrusu saptirildigi sekilde hanimi bir bardak su getirmedi diye kalkip adam karisini doverse elbette zulmetmis olur. Bir surectir bu, suregelen bir baskaldiri, isyan ve gecimsizlik hali. Erkegin mesru isteklerini daimi bir surec icerisinde reddetme durumu. Kaldi ki bu asamali bir yontemdir. Ilk iki asamadan sonra nusuz devam ediyorsa hafifce vurma eylemi. Omur boyu kadini dovme ruhsati degil. Kaldi ki bu da bir ruhsat, kullanip kullanmamak erkegin elinde dilerse hic vurmaz ve sonraki asamaya gecer. Ama bu hukmu yok sayamazsiniz. Siz oyle mi, zannediyorsunuz karisini dovup kolunu bacagini kiranlar bu ayeti referans aliyor? Guldurmeyin insani.
            Babanin evine gitmeyeceksin demis adam ve o yuzden dovmus, bu mesru mu diyorsunuz? Iyi de fikhimiz kadinin ailesini sefer mesafesinde olmamak kaydiyla zaten haftada bir ziyaretine izin vermis. Babasi muzmin hastaysa yine kadin kocasi izin vermese de gidip ona bakabilir. Sadece babasinin evinde onun bakimiyla ilgilendigi muddet icerisinde nafakasi kocasinin mesuliyetinde degildir. Bu haklar kadinin. Dusunsenize, erkek Islama o kadar hakim ki, uc asamali te’dip yonteminin ucuncu asamasinda hafif dovme eylemini dahil herseyi biliyor, ilk iki asamayi yapmis sira ucuncuyu yerine getirme asamasina gelmis ve bu eylemi gerceklestirmis. Bu kadarina vakifsa, herhalde karisina bir kez su getirmedi diye vurmamasi gerektigi ilmine de vakiftir. Ya da o hakki kendinde biliyorsa, kadinin ailesini haftada bir ziyaret hakki olduguna da vakiftir ve yine dovemez. Ha adam kendine dair haklarin hepsini biliyor da karisinin haklarini bilmiyor ya da riayet etmiyorsa bu da Islamin degil adamin sucu. Haliyle bu durum, ayeti kafadan tevil etme hakkini kimseye vermez.
            Ayrica Allahu Teala’ya itaat bahsinin icerisindedir burada kocasina itaat fasli. Kocasinin Allah’in emrine aykiri olmayan isteklerine itaat de Allahu Teala’ya itaattir. Tipki bir erkegin de u’lul emre etmesi istenen itaati gibi.
            O zaman ailenin de devletin de hicbir kurumun reisi ve yoneticisi olmasin. Hepimiz Allahu Teala’ya itaat ediyoruz nasilsa birbirimizin yonetimine ihtiyac duymayalim. Toplum bu sekilde iflah olur mu? Her kurumun bir reisi bir yoneticisi vardir ve Allahu Teala’nin hudutlarini asmadigi surece bu reise itaat gereklidir ki Islam toplumunda anarsi degil ittifak ve huzur hakim olsun.
            Efendimiz asv hanimlarini dovmemistir, ancak hanimlari da ayette gectigi uzere nusuz etmemistir. Nusuzundan endise ettiginiz kisminda kastedilen ailenin birligini, butunlugunu tehdit edeceginden, kari kocayi “sikak” noktasina, ayrilma evresine getirebilecek bir baskaldiri halinden duyulan endisedir. Bundan endise ederseniz ogut verin, olmazsa yatagini terkedin yine duzelmezse ki bu asamaya kadar zaten gecim ehli bir kadin nusuzunda israr etmez hatasini telafi eder, o zaman hafifce dovun seklinde bir yol gosterilmistir. Siz zaten nusuzundan endise ettiginiz zaman ilk iki asamayi yerine getirene kadar kadin duzelir.
            Geleneksel fikih anlayisi, erkek egemen fikih anlayisi, klasik fikih usulu gibi sozler bu cagin hastaligi, Ilimli Islam’in hem kaynagi hem mirasi. Bizim muteber tefsirlerimiz/mufessirlerimiz bu cagin kompleksli sozde alimlerinden bin kat hacimli, akli ve nakli delillerle hazirladiklari calismalarini ummete miras biraktilar. Yuzyillarca birbirini reddiye ederek ve serh ederek katlanan, elimize ulasan bir miras bu. Bugun mealden bakip ayet tefsir eden yarim hocalarin guduk tefsirleri kendilerini baglar. Mal bulmus magribi gibi yuzyillardir anlasilamayan Kur’an i bir cirpida bize anlattiklari icin (!) minnettariz.
            Hakiki Ulemamizdan Allah razi olsun. Bize bu miras yeter.
            Selam ve dua ile.

          • Meryem diyor ki:

            Tebrik ediyorum uzun zamndır yazmak istedğm yazı
            Kadın aynadır kadın topraktır sema hanımın yazılarında bolca yer verdiği. Söz birisi ayet..
            Toprağa ne ekersen onu biçersin
            Aynanım karşısına kim geçerse kendini görür..
            Bu kadar net
            Sevgi dolu biri geçerse kendini görür
            Kaygo dolu gçerse kendini görür

          • Abdullah Bir diyor ki:

            IRMAK Demiş ki…

            ““Erkekler kadınlar üzerine kavvamdırlar” bir EMİR cümlesi DEĞİL, bir HABER cümlesidir. Bir vakıayı tespit etmektedir. Nitekim biliriz ki, bütün toplumlarda erkekler kadınları gözetir.”

            “Kanitatun kelimesini “BOYUN EĞMEK”, “İTAATKAR OLMAK” olarak anlamada sorun yok. Sorun, bu boyun eğmenin kime karşı olacağında. GELENEK (???), boyun eğmenin, kocaya karşı olacağını söylemekte.”

            “O halde ayette saliha (iyi) kadının özelliği olan sıfatlardan BOYUN EĞME, KOCAYA KARŞI DEĞİL, Allah’a karşı olan bir tutumu ifade etmektedir.”

            “Geleneğe göre, kadın, kocasının bütün (haram olmayan) emirlerini yerine getirmek zorundadır.”

            “geleneğe göre, bir erkek, karısının babasına gitmesini yasaklayabilir; bu durumda kadın, kocasına itaat etmelidir.Diyelim adam, karısına, “babana gitme” diye emir verdi. Şayet kadın dinlemezse, bu durum NÜŞUZ oluyor geleneğin tanımına göre. Ama, ayetteki cezai müeyyide(?)nin uygulanması için, kadının itaatsizlik yapmasına gerek yok. Adam, bundan KORKSA/ENDİŞE ETSE bile, kadını dövebilir.Hiç, GERÇEKLEŞMEYEN bir şeyden dolayı, kadın cezalandırılabilir mi?”

            KUVVETLİ İHTİMAL, ŞÜPHE denilen bir şey var. Eğer kadının ŞİRRETLİK/İTAATSİZLİK/ASİLİK etmesine dair kocanın yüreğinde”kuvvetli bir ihtimal veya şüphe” varsa İslamda ki “zararın önlenmesi faydanın sağlanmasından önce gelir” prensibi gereği kötü fiilin gerçekleştiğinde koca otoritesine, aileye vereceği zarar tedbir/önlem maksatlı caydırma cezasının/dövmenın vereceği acıdan, zarardan daha fazla olacağından “kötü fiilin gerçekleşmesini önlemek” için erkek karısını DÖVEBİLİR.

            Kaldı ki, kötü bir şeyin yapılmasından, suçun işlenmesinden sonra verilecek cezaların azlığı, yetersizliği o kötü fiilin/suçun ortaya çıkardığı zararı telafi etmediği hatta suçtan zarar görenlerin yüreğini soğutmadı, intikamını (kısas) almadığı yani CAYDIRICILIK GÜCÜ OLMADIĞI için diğer insanların da o suçu işlemesine engel olamıyor.

            Bu nedenle aynı insanın/kadının o suçu işleme düşüncesini, niyetini ve ihtimalini ortadan kaldırmak veya başka insanların/kadınların söz konusu o suçu işlemesine, hatta o suçu işlemeyi düşünmesine engel olmak için, bir başka ifade ile İBRETİ ALEM ( diğerlerine göz dağı) olsun diye ŞİRRETLİK ETMESİNDEN KORKULAN KADIN DÖVÜLÜR.

            Senin beslendiğin kaynak KİRLİ Irmak, sen de yarın ahirette ” Ey rabbim ben bunlara uydum ve cezayı hak ettim ama sen beni/bizi yoldan çıkartan ve cehennem ateşine girmemize sebep olanlara bize verdiğin cezanın iki katını ver” diyenlerden olmak istemiyorsan yol yakınken bu BATIL DÜŞÜNCE SAHİPLERİNE UYMA. ÇÜNKÜ HESAP GÜNÜNDE MAZERET KABUL EDİLMİYOR.

            Sen de biliyorsun ki İSLAM AKIL DEĞİL NAKİL DİNİDİR.

            Ayrıca demişsin ki;

            “”Kuran’ı anlamak için, Rasul’ün DEDİKLERİNE, UYGULAMALARINA da (RASÜL’ün SÜNNETİ’ne demek cok mu zor, diline mi yapışırdı SÜNNET kelimesini kullanmak) bakmamız lazım degil mi?

            Tamam, hep beraber KOCA HAKKI konusunda Rasül ne demiş bakalım.

            Hadisler:

            ““Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.” [Taberani]

            “Kıyamette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir.” [Şir’a]

            “Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok lanet ederler ve kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunurlar.” [Buhari]

            “İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde … secde etmesini isteseydim kadının kocasına secde etmesini emrederdim” (Ebû Dâvûd, Nikah, 40; Tirmizî, Radâ’, 10)

            “…Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.” [R. Nasıhin]

            “Kadın, kocasından izinsiz olarak nafile oruç tutamaz. Eğer tutarsa, aç ve susuz kalmış olur, sevap kazanamaz. KOCASINDAN İZİNSİZ EVİNDEN DIŞARI ÇIKAMAZ. Çıkarsa, gökteki melekler, geri evine dönünceye kadar ona LANET EDER.” [Taberani]

            ”Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur.” [Şir’a]

            Bu kadar hadisi Şerif ten sonra hala söyleyecek sözünüz var mı?

            Müslüman mısınız, yoksa Allah’a ve Resul’üne isyan eden Müslüman Kılıklı Feminazi mi?

            Ya bilerek veya bilmeyerek DEMAGOJİ (laf cambazlığı) yaparak insanların AKLIYLA, İMANIYLA OYNAMAYA ÇALIŞIYORSUN.

            BU İŞTEN VAZGEÇ, SANA HİÇ FAYDASI OLMADIĞI GİBİ ÇOK ZARARI DOKUNUR.

            Dipnot:

            “Her hakikat üç aşamadan geçer.

            1-Önce onunla DALGA GEÇİLİR.

            2-Sonra ona şiddetle İTİRAZ EDİLİR.

            3-Son olarak kesin ve bariz olarak KABUL EDİLİR.”

            (Arthur Schopenhauer)

            Eninde sonunda sen ve senin gibi nefsinin kölesi olmuş kadınlar yakında gerçekleri görecek ve KOCALARINIZIN (tabi varsa veya o güne kadar kalırsa) KAVVAMLIĞINI, SİZE KARŞI OLAN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KABUL EDECEKSİNİZ. Ama kabul ettiğiniz gün “her şey için çok geç” olmaz inşaallah.

            Son Söz:

            Yunus Emre’nin tamda sana uygun bir tavsiyesi var.

            ilim ilim bilmektir
            İlim kendin bilmektir
            Sen kendin bilmezsen
            Bu nice okumaktır.

            Haddini bil…

          • Irmak diyor ki:

            İkinci nesil âlimlerinden Atâ, hukuku çiğneyen kadına uygulanacak müeyyide ile genel olarak kadın dövme konusundaki hadisleri birlikte değerlendirmiş ve şu sonuca varmıştır:

            “Erkek, namusu lekeleyecek bir davranışta (fahişe) bulunmayan, yalnızca nâşize olan karsını dövemez, ancak ona karşı öfkesini ortaya koyabilir.”

            Atâ’nn bu anlayışını açıklayan -biri eski, diğeri çağdaş- iki tefsir âlimi farklı dayanaklardan hareket etmişlerdir.

            Bunlardan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre Atâ, âyette geçen dövmenin ibâha (serbest bırakma) ifade ettiğini, genel olarak karı dövmeyi yasaklayan hadislerin ise kerahet (mekruh ve çirkin görme) hükmü getirdiğini tesbit etmiş ve sonuç olarak; “Koca, karısını dövemez.” demiştir (Ahkâm, 420).

            Çağdaş tefsircilerden İbn Âşûr’a göre Atâ, âyet ve hadislerin farklı durumlara göre farklı hükümler getirdiğini anlamış, öğüt ve küsmenin kocaya, tecavüzün şiddetine göre sopa vb. müeyyide uygulamanın ise kısmen kocaya, genel olarak da yönetim ve yargıya (ulü’l-emre) ait bulunduğu sonucuna varmıştır.

            Koca iyi niyetle (ıslah etmek ve aileyi korumak maksadıyla) ve sınır aşmadan, kadına zarar vermeden -nâşize olan eşine- birkaç sopa vurursa buna izin verilecektir; sınır aşılır, bu izin kötüye kullanılırsa ülü’l-emr kocaların eşlerini sopalamasını kesin olarak yasaklayabilecektir. (İbn Âşûr, V / 43-44).

            Fuhuş sebebiyle değil de yalnızca kocasına baş kaldırdığı, aile hukukunu çiğnediği, uzun zaman sevdiği ve kabullendiği kocasını istemez olduğu için karının, kocası tarafından -belli ölçüler içinde- dövülebileceği hükmüne tarihîlik açısından da bakılmıştır.

            İbn Âşûr’a göre dövme izni bazı toplulukların veya toplum tabakalarının örf, âdet ve ruh hallerine riayet edilerek verilmiştir, her zamanda ve her durumda geçerli değildir.

            Nüşûz durumunda kocanın karısını dövebilmesi için aralarında yaşadıkları toplumda bu davranışın ayıp, anormal, aşağılayıcı, zarar verici, hukuka aykırı telakki edilmemesi, kocanın öfkesinin karısı tarafından ancak bu vasıta ile hissedilir olması gerekir; izin böyle topluluklar ve durumlar için geçerlidir.

            Hz. Ömer (ra)’in Mekke halkı ile Medine halkını, kadınlara hâkimiyet bakımından karşılaştırdığı şu sözleri de toplum değiştikçe ilişki ve davranışların da değişebileceğini göstermektedir:

            “Biz muhacirler kadınlarımıza hâkimdik, sözümüzden çıkmazlardı, Medine’ye gelince gördük ki, Medine’nin yerli kadınları kocalarına hâkim durumdalar, bu defa bizim kadınlarımız da onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladılar.” (Buhârî, Nikâh 83; İbn Âşûr, V / 412).

            Bize göre kadının aile hukukunu çiğnemesi halinde bir ıslah tedbiri olarak ve içinde yaşanılan topluluğun örf ve âdetine uyularak serbest bırakılan “kocanın karısını dövmesi” eylemi, Hz. Peygamber (asm) tarafından toplum ıslah edilerek, insanın ve özellikle zevcenin dövülemeyeceği ifade ve telkin edilerek ortadan kaldırılmış, “iyi bir kocanın karısını dövemeyeceği” kaidesi, bu yakışıksız davranışın önüne bir set olarak konmuştur. Burada sünnet (Resûlullah’ın sözleri ve uygulaması) âyeti neshetmemiş, tarihîliğini, yerelliğini ve kültürel bağlamını açıklamıştır.

          • Irmak diyor ki:

            Yahya bey,
            Feyza hanim,

            Bu konuda ben, ilk defa yaziyorum. “Temcit pilavi” gibi geldiyse kusura bakmayin.
            Konumuz kadina siddet.. Sema hanim yukardaki yazisinda “Kadina Siddet yok” diyor.
            Mustafa Tokat Bey ” Kadına el sadece şirretlik yaptığında Ailenin ve Evin Reisi olarak adaba uygun davranmasını sağlamak ve aile düzenini korumak adına edebi şekilde Terbiye etmek maksadı ile el kaldırılabilir bundada risk oluşturacak şekilde değil sadece uyarı babında bir darp etmeye ruhsat vardır bunda sıkıntı yoktur
            Şirretlik durumunda Önce uyar sonra yatağını ayır sonra Darbet hala devam ederse 1 Talak ver boşa onu ayet budur. Terbiye şiddet değildir terbiye ile zulüm karıştırılarak davranıldığı için bugün bu ülke bu hale gelmiştir. İyi ayırdetmek gerekir Aile En küçük Devlettir Ailenin de Reisi Vardır Aile Reisi 34 de Aktarıldığı şekilde Erkektir ve Sorumlulukları vardır Gereği gibi davranmak zorundadır Erkek Üstün ve Kavvam (Koruyucu ve Yönetici) olarak Yaratılmıştır.” diye yaziyor. Yani Sema hanim in yok dedigine var ve Allahin ,dinin verdigi hakki kullaniyoruz diyor.

            “Terbiye, siddet degildir.Ve Edebi sekilde kadini terbiye etmek icin el kaldirabilinir” diyor. Edebi sekilde el kaldirmak her nasil oluyorsa..

            Siz bundan rahatsiz olmuyorsunuz ama benim Ayeti farkli sekilde yorumlayan bir gorusu serz edisimden rahatsiz oluyorsunuz..

            Yahya bey aynen sizin dediginiz gibi “yemek tuzlu olmuş, çocuğu susturmadın, geç kaldın, banyoyu iyi temizlemedin, moralim bozuk ve benzeri sebeplerle..” kadinlar/Esler dovuluyor.
            Dinimize gore dovulmez ama dovuluyor. Ne yapacaksiniz? nasil onleyeceksiniz?

            Feyza hanim “Ancak cagdas Kur’an tefsirlerinin kompleksli bakis acilari bizi ilgilendirmiyor.” diyorsunuz. Bu sizin seciminiz.

            Beni de cagdas Ulemanin gorusleri ve yorumlari ilgilendiriyor ve onlarin gorusunu aliyorum. Bu secim hakkina sahibim degil mi?
            Gelen-ek, gelen ve eklenen den ibarettir. Aslolansa Kuran-i Hakimdir..

            Kur an-i Kerim, yasayan, her cagin derdine /problemine cozum getiren muhtesem bir Kitabdir. Her Alim onu en iyi sekilde ogrenecek, caginin problem ve sorunlarini O’nunla cozecektir.
            Selam ve Dua ile..

          • Yahya diyor ki:

            Irmak hanım,

            Bu mevzu defalarca ve uzatılarak konuşuldu ki hepimize gına geldi.
            Kusura bakmayınız. Hakkınızı da helal ediniz lütfen.

            Dindarda olsa, olmasa da, beyazda olsa, siyahide, karısını o veya bu sebeple döven çok insan var. Belli bölgelerde bu dövmeler artık örf/adet/töre halini almış, kadın için bile alışkanlık haline gelmiş.
            Biz dinende, vicdanende; bu tür dövmelere, vurmalara, can yakmaya, psikolojik baskı yapmaya v.b. hepsine karşıyız. Bunun konuşulacak, tartışılacak hiç bir sebebi yok. Kimse bana Kuran-ı Kerimi, İncili, Anayasayı, adamlık el kitabını kaynak/delil gösteremez.

            ANCAK müstesna tutulan hususlar hariç. Mesela had/kısas cezası, mesela bu 34. ayet.

            “Dinimize gore dovulmez ama dovuluyor. Ne yapacaksiniz? nasil onleyeceksiniz?” Demişsiniz, bunu önlemenin yöntemleri var. Bunun yöntemi bugün yapılan “erkeğe şiddet” değildir. Önce sorunların kaynağına inmektir, sebeplerini araştırmaktır. Daha sonra bu sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmalı, sorunları kaynağında çözme v.b. yöntem/stratejiler ile insanlar ele alınmalıdır. Diğer bir deyişle çözüm İslamdadır, avrupadan ithal ettiğimiz kanun ve kelepçeler değildir. Bugün adama kelepçe takarsın, gider kolunu keser, yine yapacağını yapar; engel olamazsın!

            Ör. Bugün Amerika’da bir genç eline ağır silahlar alarak gidip okulunu tarayabiliyor, onlarca insan ölüyor. Bunun sebebi kanunlar/Hristiyanlık vs. değil, bunun sebebi; bu gençlerin (çocukların) yıllardır oynadığı şiddet içerikli oyunlar, izledikleri diziler, ailenin yok olması ve pornografi.
            Bugün bir benzeri ülkemizde de olmaktadır. Bir mafya dizi kültürü 20 yıldır bize adam öldürmeyi, dövmeyi, işkenceyi öğretiyor. Dün 10 yaşında bu dizileri seyretmeye başlayan çocuk, bugün 30 yaşında, evli bir birey. Boşlukları siz doldurun!

            Geçelim, Ziya paşa derki;
            “Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
            Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”

            Bu söz çok doğrudur ve aşamalı olarak hakkıyla uygulandığında koskoca vahşi hayvanları dahi yola getirir, evcilleştirir.

            34. Ayette bize gösterilen yol Allah’ın yoludur. Bu ayetin üzerine başka söz, başka yola gerek yoktur zaten. Aslen bir kadın için boşanma daha çok acı ve zarar verir. Boşanma kadın için daha büyük bir şiddettir. Bunu anlayana tabii…

            Kuran-ı Kerim tekdir. Sizin çağdaş hoca/tefsir dediğiniz maalesef belli kurum, devlet ve ideolojik gruplar tarafından etki altına bırakılmaktadır.
            Mesela kadına şiddeti önlemek adına hükümet, diyanete talimat verip tüm meal, tefsir, hadis v.b. matbaatın elden geçirilmesini ve cinsiyetci ve şiddete mahal verecek dilin değiştirilmesini talep etti. Hatta bu sebeple diyanet fetva hattını kapattı. (yapılanlar ayrı bir ders konusu)
            Bunu fırsat bilen tahrifatcı hocalar mevzuları daha da sulandırdılar ve hükümetin gözüne girdiler. Bu hocalar muteber hoca olarak devlet kanallarına, programlarına ve organizasyonlarına davet edildiler.

            Bugün bu çağdaş *hocalar* sebebiyle, avrupada eşcinsel ibadethaneleri açıldı, kadınlı erkekli, kadın önderler eşliğinde ibadetler yapıyorlar. Yapılan diğer iğrençlikleri yazmayacağım.
            Bir benzeri ülkemizde *** evleri adı altında zaten yapılıyor.
            Bir diğeri Kuranı Kerimi açıyor, bu ayette X partisine üye ol, destek ol diyor.

            Acizane tavsiyem: Nefsinize ağırda gelse bunları kabul edin. Aslınıza, fıtratınıza dönün. Siz siz olun muteber hocalarımızdan ayrılmayın.

            Hayırlı Cumalar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Irmak Hanım.
            Bu konular çok konuşuldu önceki yorumlara bakma fırsatınız olursa belki bizim cevaplarımızı görebilirsiniz dedik. Görüşlerimiz demiyorum. Neden? Çünkü bizler de güvenilir kaynaklardan beslenmeye çalışıp onları sorguluyoruz.
            Ancak şu noktada size itiraz ediyorum.
            Arapça Kur’an arapçası, çevirisi belli. Bunun neyini tartışıyoruz? 2×2=4 iken günümüz şartlarına göre 5 olsa iyi olur diyemeyiz. Mantığa ters…

            Kur’an arapçası için kursa giden bir arkadaşla muhabbet ediyorduk çok evvelden. Bazı kelimelerin anlamını sorarken aklıma geldi. Manüple etmek de istemediğimden doğrudan ortaya sordum. Darabe ne demek dedim. Vurmak dedi. Peki dedim hafifçe vurmak vb. hani öyle bi yan anlamı var mı dedim yok dedi. Yani bu işin çevirisi ortadayken nesini yenileyeceğiz anlayamadım. Allah’ın indirdiğini değiştirmeye kalkıp cahiliye dönemine geri mi dönelim. Rehberinizi doğru seçin.

            Şu da var. Adama soruyorlar niye namaz kılmıyorsun diye eee diyor Kur’anda yazıyor. İnanmazsanız bakın diyor namaza yaklaşmayın yazıyor diyor. Bi bakıyoruz. Sarhoşken namaza yaklaşmayın hükmü kırpılmış kuşa dönmüş namaza yaklaşmayın olmuş. Tesettürle ilgili hükümlerde de kadınların doğurganlık zamanı dikkat edilsin dedikleri şeylere hamileyken dikkat etsin diyenler var. Doğurganlık zamanının hamilelik olarak yorumlayan(!) insanlar var.

            Herkesin Kur’andan nasibi vardır. Doğru kaynaklardan nasiplenmemiz dileğiyle…

          • Feyza diyor ki:

            Irmak hnm,
            Gelen ekten istifade etmeme hakkina sahipsiniz, kimsenin sahsi tercihine karisma hakkimiz yok bizim. Temcit pilavi sozum ise size degildi kendim temcit pilavi gibi isitip sunmak istemedigimi kasdettim.Madem bu konuda ilk defa yaziyorsunuz o halde belki kadim ulemamizin da bu ayet hakkindaki tefsirlerini okuyup fikir sahibi olmak istersiniz. Biz yazalim da vebali uzerimizde kalmasin. Daha once bu ayet hakkinda cesitli tefsirlerden kucuk bir derleme yapmistim, buyrun okuyun, sonra tercih sizin. Cunku bu konu tartisarak cozulecek bir mesele degil. Cok su goturur, biz kaybederiz.
            Tercih sizin, dilerim en dogru yoldan nasiplenirsiniz. Selam ve dua ile..

            “. Er-Razi Tefsirul Kebir’de saliha kadinin itaatkar kadinlar oldugundan bahsederken itaatkar kadinin hem Allah’a hem de kocalarina itaat etmesi gerektigini zikrediyor.

            Kocasinin hakkini gozeten kadinin ise gaybte yani kocalari yanlarinda degilken de, namusunu koruyan, kocasinin ‘malini zayi olmaktan koruyan(israftan kacinan)’ ,kocasinin evini uygun olmayan seylerden ve kimselerden koruyan, sirrini ifsa etmeyen kadin olarak tanimliyor.

            Fahri er-Razi saliha ve itaatkar kadin konusunda bir de soyle bir aciklama yapmis. ‘Kadin, Allah’in hududlarini ve emirlerini muhafaza edip riayet etmesi sebebi ile Allah da kendisini korur. Allah onu korudugu icin de kadin kendisini gaybta da muhafaza edebilir. Zira, kadin Allah’in mukellef tuttugu seylere gayret gostermese ve Allahin hukumlerini muhafaza edip tutma hususunda say u gayret etmese kocasina da itaat edemez.’ Yani kadinin kocasina itaati Allah’in emirlerine ve hukumlerine gosterdigi gonul rizasi ile olan teslimiyyetiyle mumkundur.

            Kadinlari yataginda yalniz birakmaya bazi alimlerimiz konusmamayi da dahil etmislerdir. Bu yontemin bugun gecerli olup olmamasi sizin iddianiz. Kocasina biraz sevgisi ve kendine de biraz saygisi olan kadin icin bu bana gore ise hala tesirli bir yontemdir. Tesir etmiyorsa bu kadina ait bir problem olmali.

            imam Safii bakin bu konuda ne diyor.:’……..ogutlerin yeterli olmasi umuldugu icin erkek kadini bu noktada dovmez. Serkesliginde israr ederse yataginda terkeder, buna konusmama da dahildir. Erkek onunla konusmamayi uc gunden fazla surdurmez. Erkek kadini yalniz biraktiginda eger kadin kocasini seviyorsa bu durum ona guc gelir ve gecimsizligi birakir. Hala kocasina kizip bugzediyorsa bu yalniz birakma onun isine gelir. Bu da kadinin nusuzunda had noktada olduguna bir delildir.’

            Yani gordugunuz gibi, bu siradan bir kadin icin tesirli fakat serkesligi azami seviyeye ulasmis kadin icin basit bir cezalandirma yontemi deniyor. Bizim de konumuz zaten normal bir jadin degil serkes bir kadina uygulanan muamele oldugu icin simdi kaldigimiz yerden devam edelim.

            Imam Safii, onceki yazida bahsettigimiz, hz.Omer ile Resulullah Efendimiz asv arasinda gecen hadise sonucu Efendimiz asvin kocalarina baskaldiran kadinlarin dovulmesine ruhsat verip sonrasinda asuriya giden kocalarini sikayete gelen kadinlarin sikayeti uzerine ‘hanimlarini dovenler dovmeyenlerden daha hayirli degillerdir’ hadisi serifince, serkes kadini dovmenin mubah oldugunu ama dovmemenin daha evla oldugunu zikreder.

            Burada dovmeden kastin ise, kadinin bedeninin ayri ayri yerlerine vurmak, pespese ayni yere vurmak ve yuze vurmaktan sakinmak seklinde olup bukulmus bir mendil veya bez parcasi ile olup kamci ve sopa ile olmamasi gerektigini ifade etmis. Er-Razi’de buna ilaveten, isi alabildigine hafif tutmanin, maksad yerine geldiginde onunla yetinmenin vacip oldugunu soylemis.

            Ayetin devaminda ise itaate yonelirlerse dovmede israr etmemesi gerektigi zaten vurgulaniyor. Itaate yonelmezse hakem olayina basvurulur.
            Kurtubi diyor ki, bu ayeti kerimedeki dovmek etki ve iz birakmayan(gayri murebbeh), te’dip yollu dovmektir. Bu da bir kemigini kirmayan, bir uzvunu cirkinlestirmeyen dovmedir. Durtmek ve benzeri sekildedir. Cunku maksat salahtir baska birsey degildir.

            ‘Helak olma sonucuna varacak bir dovme hic suphesiz tazminati gerektirir.’
            Marif olan bir hususta(ser’i serife muvafik)size itaatsizlik ederlerse iz birakmayacak sekilde dovunuz.
            Ata b.Ebi Rebah dedi ki: ‘ibn Abbasa soyle dedim, iz birakmayan dovme ne demek? O da misvak vb seyle dovmektir.’ Resulullah asv agir olmayacak sekilde dovmenin misvakla olacagini bildirmistir.

            Taberi tefsiri: ‘Hasani Basri demistir ki, Kadin kocasina itaatsizlik ettigi zaman koca ona iyilikle ogut versin.
            Eger kabul ederse mesele yoktur. Aksi takdirde koca onu agir olmayacak sekilde dovsun. Sayet kadin normal haline donecek olursa yine mesele yoktur. Yine de duzelmezse kocanin ondan birseyler alarak onu bosamasi helaldir. .

            Said b.Cubeyr, Abdullah b.Abbas, Katade, Ikrime, Suddi.Muhammed b.Ka’b ve Hasan basri ayette zikredilen dovmenin agiir olmayacak sekilde oldugunu, Abdullah b.Abbas’in misvak ve benzeri seyle oldugunu soylemis, Ata ise Resulullah asv in agir olmayacak sekilde dovmeyi ‘misvakla dovme ve etkili olmayacak sekilde dovme’ olarak izah ettigini soylemistir.

            Elmalili merhumun tefsirini zaten heryerde bulup okuyabilirsiniz.Ibni Arabi, Beydavi tefsirlerinde de yine birbirine cok yakin ifadeler geciyor. Hepsini yazmam mumkun degil ve fuzuli olur. Ayni zamanda Ismail Hakki Bursevi hz.nin de Ruhul Beyan isimli tefsirinde yine cok yakin ifadeler kullanilmis acik okuyabilirsiniz.
            Ibn Kesir tefsiri: Yine orada da cok benzer ifadeler var. Ilaveten, Tayalisi’nin Musned, Ahmed b.Hanbel ve Abd b.Humeyd’in Musnedlerinde, Ebu Davud ve Ibn Mace’nin Sunenlerinde, Nesai’nin, Tahavi’nin, el Hakim’in ve el Beyhaki’nin hadis kitaplarinda rivayet ettikleri su hadisi serif de zikredilmis.
            ‘El Es’as b. Kays soyle anlatmistir:Omer b.Hattab’a misafir oldugumda bana demisti ki, Ey Es’as Resulullah asv dan belledigim uc seyi benden ogren: Erkege karisini ne sebepten dovdugunu sorma, vitri kilmadan uyuma, ucunsunu ravi unuttu.’

            Burada kocanin karisini dovmekten mutlak manada sorumlu olmayacagi bahsedilmiyor. Uhrevi sorumlulugu yoktur da denilmiyor. Islam seriatinin musade ettigi hal, gerekce ve sartlarda olmasi halinde sorumlulugu yoktur, aksi haki ise tam bir sorumluluktur. Olay hukuki bir zemine kaydigi takdirde elbette kimin hakli kimin haksiz oldugunun anlasilmasi icin koca da sorgulanacaktir. Sorulmama keyfiyeti hakime intikal etmemis olaylar icin gecerlidir. Ayette gectigi uzere bu dovme kocayi cok hakli kilan fajat aciklanmasi da son dedece sakincali bulunan bir sebepten dolayi olmus olabilir. Hadisi aile mahremiyetinin korunmasi ve ahlaki acidan ele alip anlamak gerekir.

        • elifkkk diyor ki:

          Sadece Fatih Bey
          Merak etim ne oldu sizin nişan işi ? :) İnşaAllah hayırlısı ile tamamına erer.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Elif Hanım.

            Allah razı olsun :)

            Çok şükür yarıyıl tatilinde kız isteme oldu ve söz yüzükleri takıldı. İnanın her namazdan sonra burada evlenmeyi murad eden herkes için de dua ediyorum. Bu yazıyı trollememek adına çok uzatmak istemiyorum da şu âdetler gelenekler vb. sanki sırf insanlarının evliliklerini zorlaştırmak adına icat edilmiş şeyler gibi ve bir kısmının mantıksal dayanağı da yok. Açıkçası maddi manevi epey onlarla uğraştık ve ömrümüzü yediler :)
            En önemlisi de zaman. Satın alacağım deseniz alınmıyor. Birçok şey ucu ucuna yetişti. Nişanlım da dinlenemedi yarıyıl tatilinde vb. öyle oldu.
            Çok teşekkür ederim tekrardan.

            Aslında bugünlerde tartışılan konuyla ilgili birkaç şey yazmak isterim. Bu konuları nişanlımla da konuşuyoruz. Feminizmin zararlarını anlatııyorum falan derken o da bir anısını anlattı. Mahallede sohbetlere giderlerken bir gün bir hoca hanım kadınlara hitaben siz evde ev işi yapmak zorunda değilsiniz kocalarınızın annesine bakmak zorunda değilsiniz diye söylemde bulunmuş. Kadınlar da ya demişler ev işinin nesi var niye yapmayalım. Hem demişler kayınvalidemize niye bakmayalım. Zorunda değilsiniz hizmetçi bakıcı tutsun demiş. Ya fakirse demişler o zaman da kendisi baksın demiş. Geldiğimiz nokta bu. Kendisi batıda diyebileceğimiz bir şehrin ilçesinin köyünde bu olayı yaşıyor. Buna ek olarak annem ve kayınvalidem arasında geçen diyaloğu anlattı. Nişanlımın üniversite eğitimi gündeme geliyor ve annem hemen bir kadın kendi ayakları üzerinde durmalı diye atılıyor, kayınvalidem de doğru söylüyorsun diyor. İşe bakın. Anne dedim. Gelinin şu an ayakları üstünde durmuyor mu dedim. Yarın bir gün evde bana ben de okudum ettim diye karşı mı çıksın yuvamız mı yıkılsın istiyorsun dedim. Ses yok :)

            Kendisiyle bir konuda karşılıklı sözleştik. Üniversite eğitimine engel olmayacağım konusunda benden söz aldı ki okuduğu bölüm kadın fıtratına gayet uygun hatta erkekler yapamaz, ben de ondan yarın bir gün ben de okudum ben de çalışacağım benim de param var diye bana diklenmeyeceksin evde küçük çocuğun varken onlar büyümeden işe girmeyeceksin diye söz aldım. Aynı eve girmeden bilinmez ama kendisi ben sana niye kafa tutatıyım ki dedi. Çalışma meselesini de şöyle konuştuk. Mesleğimi çok seviyorum çocuklardan beni ayırma dedi. Ben de para için diretirsen karşı çıkarım ama eğer yarım günlük şöyle dini vakıf vb. yerlerde ücretsiz dahi olsa çalışmana danışmanlık yapmana karşı çok itiraz etmem dedim.

            İnşAllah her şey yolunda gider. Çünkü o da sizler gibi benzer sıkıntıları yaşamış. Evde kadın mı besleyeceğim diyen olmuş, hanımım ön planda olmalı deyip tesettüre takılan olmuş, flörte karşı diye bakmışlar kendisinden faydalanamıyorlar yan çizenler olmuş vb. Son olarak da değineceğim nokta şu. Hep şükrettiğim durum. İstemeye gittiğimizde pancar gibi kızarmış ki kadın erkek ayrı oturuyorduk, annem gelin utancından kızardı durdu dedi. İnanın ben de öyle oldum. Ailesinin yanında nişanlımın yüzüne dahi bakmaya çekindim. Bu yaşa kadar flörtten mümkün olduğunca kaçındım, nişanlım da öyle yapmış. Hal böyle olunca bu yaşıma rağmen ergenler gibi o heyecan içimizde oluyor ve çok şükür bunlar adı konmuş yüzükler takılmış bir süreçle gerçekleşiyor. İnşAllah bunları hissettiğim hanım eşim olur ve bu iş tamamına erer ve bizler gibi elden geldiğince sabırla bekleyen kardeşlerimize de bu sabırlarının karşılığını Rabbimiz verir.(Amin)

            Selametle kalın.

          • elifkkk diyor ki:

            Sadece Fatih Bey
            Rabbim hayırlısı ile tamamına erdirsin. :) Selam ve dua ile.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Elif Hanım.

            Çok sağ olun çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. Diğer kardeşlerimizden de benzer haberler alırız umarım.

            Selametle kalın :)

        • Irmak diyor ki:

          Fatih bey,

          Ingilizce de bile ” beat” kelimesinin bir yigin farkli anlami var.
          Oxford sozlugunde Beat :Strike (a person or an animal) repeatedly and violently so as to hurt or injure them.
          Bir insana ya da hayvana, defalarca siddetli olarak canini yakmak acitmak icin vurmak manasina geliyor. ayrica 34 farkli manada kullanilabilen bir kelime…
          Anlayacaginiz cok yanlis bir kelime secilmis DaRabe nin tercumesi icin..

          Size bir olay anlatayim, ABD de yasayan ve 2. sinifa giden bir turk cocugu sinifta not defterine, Dun dersimi yapmadigim icin babam beni dovdu diye yazmis. ” he beat me.”
          Bunu okuyan hoca hemen onu rehber ogretmene gonderiyor. Cocugun ifadesi aliniyor. Pantolonu gomlegi indirilip vucudu kontrol ediliyor. Allahtan hic bir iz bulamiyorlar ama yine de babaya bir uyari telefonu aciliyor.
          Anne okula gidip durumu hocaya izah ediyor. ve cocugun dovulmedigi” beat” olmadigi sadece kicina bir kac “slap” vuruldugu soyleniyor.
          Anlayacaginiz “Beat,” kelimesinin acilimi cok kotu. Tekme tokat, vucudun her neresine gelirse vurmak oluyor ve bu yasak..
          Sadece iz birakmayacak sekilde kicina elle vurulubilinirmis.

          Soylemek istedigim su ki, bir dili anlamak, konusulan kelimelerin farkli manalarini bilmek cok onemli hele Arapca gibi dunyanin en zengin bir dilini tercume ederken sececegimiz kelime ye cok dikkat etmek gerekiyor. diye dusunuyorum..
          yanlistan donmek faziletlerin en ustunlerindendir. Tavsiye ederim…

          Selam ve dua ile…

          • Irmak diyor ki:

            Fatih bey, Bu arada hayirli haberleriniz de okudum. Cok sevindim..Rabbim hayirlisi ile tamamlanmayi nasib etsin. Dunya ve ahiret saadetleri temenni ediyorum…

            Size ufak bir tavsiyede bulunabilirmiyim.. Burasi malum, bosanmis beylerin aglama duvari gibi.. Siz de bu okuduklarinizdan oldukca etkilenmis olabilirsiniz.
            Siz,Bu konuda bastan farkli seyler yapabilirsiniz.

            Mesela, Es adayiniz ve ailesiyle Mihr konusunda konususup gercekci bir degerde anlasip, Allah gostermesin- ama eger bosanma olursa “Nafaka” zulmune ugramamak ve bunu bir anlasmayla karara baglamayA Ne DERSINIZ.??

            Mutluluk dileklerimle…

          • Yahya diyor ki:

            Irmak hnm,

            Bunca yazdığım(ız) yorumlara istinaden, Fatih bey kardeşime verdiğiniz tavsiye tam da “dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı”…

            Şahsıma sorduğunuz soruların cevaplarına tekrar bakınız lütfen!
            Size özellikle nafaka hususunda açıklayıcı cevaplar yazdım. Okudunuz okumadınız bilemem ancak yarım yamalak eksik bilgiler ile lütfen tavsiyelerde bulunmayınız. Vesvese olur, yapmayın!

            “Burasi malum, bosanmis beylerin aglama duvari gibi..”
            demişsiniz, çok yanılmışsınız!
            Benim tanıdığım beyefendilerin çoğunun keyfi son derece yerinde, bir elleri yağda bir elleri balda… Biz bir “dava” için buradayız. Bazen şahsi yaşadıklarımızdan da kesitler geçiyoruz, bize acıyın diye değil, ‘madalyonun öbür yüzü’de var diye. Bazen de dertleşiyoruz, hasbıhal ediyoruz.

            Peki sizin buradaki gayeniz nedir? Ayrıca ağlama duvarı işgalci devlette, hayırdır! bu benzetme niye?

          • Aadem diyor ki:

            Sayın Irmak,
            Birincisi burası boşanmış erkeklerin ağlama duvarı değil, edinilen tecrübelerin , duygusal(!) kadınların attığı kazıkların, ailelerin nasıl parçalanarak erkeklerin mahvedildiginin, sabi çocukların babaları yaşarken nasıl yetim hale getirildiğinin, pkk nin kalleşçe pusu kurarak yenemedigi erkeğin nasıl mahvedildiginin, pkk nin şehit ettiği erkeklerimiz ailelerimizi ve MİLLETİMİZİ birbirine kenetlerken, kadın derneklerinin ve Fatma şahinin çıkarttığı kanundan sonra ailelerimizin ve dolayısıyla milletimizin paramparça edildiginin ayrıca esas sorun çözülmediginden kadın cinayetlerinin hızla artmasının vb.konularin tartışıldığı bir platformdur.
            İkincisi, güya fatih beye vermiş olduğunuz “nafaka zulmüne ugramamak ve bunu bir anlasmayla karara bağlamaya ne dersiniz” şeklindeki tavsiyenizde bir o kadar tahrik edici.ve bu feministlerin akıllıca kullanmış olduğu ters bir taktik olup en baştan yuvanın sağlam kurulmadığıni,supheyle kurulduğunu gösterir.Yuvanin yuva kurmak samimiyetiyle kurulmadığını maddi sebeple kurulduğunu gösterdiği gibi evlenen kadindada eşe karşı bir güvensizlik oluşturur.v e şüphe duyulan birşey günün birinde mutlaka gerçekleşir.
            Fatih bey kardeşim,Allah hayırlı uğurlu etsin.Önemli olan kadının sütünün ve kanının temiz olması.sutu ve kanı temiz değilse naparsan yap yaranamazsin,huzur bulamazsın,ayni yatağa sigamazsin.Allah seni ve hepimizi helal süt emmiş, kanı temiz, nankör olmayan,Allah korkusu olan hanimla hayatımızı birleştirmeyi nasip etsin.

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya bey,

            daha once baska arkadaslar da bosanmis bazi kimselerin, karsi cins dusmanligi yapmasindan,genellemeci ve saldirgan bir dil kullanmalarindan duyduklari rahatsizligi dile getirmisti, bosanmis hanim arkadaslar dahil uzerine alinmis, uzulmuslerdi. sahsen boyle kimselerden ben rahatsizlik duymuyorum. Cunku bosanma yada sonrasi insanlarda bir travmayi tetiklemis olabiliyor, herkesin ruh sagligi bir degil. Onlarin da boyle yazmaya ihtiyaci var demekki diyorum,geciyorum. Yinede Irmak hanimin benzetmesi biraz amacini asmis gorunuyor.

            Sizin ise zihniyet ve uslub probleminiz yok, siz ve sizin gibiler uzerine alinmasin lutfen.

          • Yahya diyor ki:

            Gülpembe hanım,

            açıklamanız için teşekkür ederiz ancak yinede yapılan yanlış, düşüncesi dahi yanlış.
            bu siteye hanımlardan da muhtelif yorumlar geliyor.
            çözüm arayan var, derdini paylaşan var, eleştiride bulunan var vs.
            dikkatli olmamız lazım.

            Hayırlı günler…

  25. Aadem diyor ki:

    Bende.ister 8 aylık hamile olsun, ister 80 yaşında olsun, ister iki bacağı olmasın.asla ve asla kadına yer vermiyorum.isterse kadını naparsan yapsınlar dönüp bakmam.onceleri böylemiydi.asla değildim.

    • Feyza diyor ki:

      Aadem bey, siz yine de hamile ve yaslilara, magdur durumda olanlara yer verin. Bu toptancilik yanlis. Bir kesimin sucunu, hatasini butun cinsiyete mal etmek de fasist feministlerin yaptigindan farkli degil. Bizim bir farkimiz olmali degil mi?

    • Meryem diyor ki:

      Feminizmin karşısında en az onlar kadar öfkeli olunca bu hale geliniyor yansuma meselesi
      Allah kurtarsın..

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Aadem kardeşime…

      Yukarida Irmak’a cevaben yazdığım yorumun ve açıklamaların ” KUKLAYİ DEGİL, KUKLACİYİ VURACAKSİN anlamında dogru ve hedefi 12 den vuran isabetli bir atis. Allah razı olsun, Ellerine saglik

      Ayrica, nikah öncesi MİHİR konusunda yapılan anlasmanin ve verilen mihrin BOŞANMA DAVASİ sırasında hiç bir GECERLİLİGİ YOK

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Devam…

        Bir başka ifade ile mevcut yasalara göre nikah öncesi vereceğiniz MİHİR in hiçbir yasal geçerliliği yok.

        Eğer bosandiginiz kadin Allah, Kitap ve Şeriat bilmez, tanımaz bir insan (!!!) İse bu durumda kanunları arkasına almış o feminaziden yiyeceğiniz kazık ve maddi kaybınız KATMERLİ olur.

        Çünkü, yaşadığımız Amazon ulkesin de aşağıda ki maddeler DEGİSTİRİLEMEZ, DEGİSTİRİLMESİ TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ Anayasa maddesi ile korunan KADİNLAR HER ZAMAN HAKLIDIR ve KADİNLARİN HAKSIZ OLDUGU DURUMLARDA BİRİNCİ MADDE GECERLİDİR KURALİ HALA YURURLUKTE.

        Bu nedenle işi bilmeyenlerin veya farkli amaçlarla gerçekleri gizleyerek erkekleri zarara uğratmak isteyenlerin tuzağına düşmemek lazım.

  26. Feyza diyor ki:

    8 Mart icin kin ve nefretle bileniyor feminist dernekler provokatif eylemler hazirligindalar. Sanki hepsi birer “kadin” degil de savas meydanina cikacak gladyator gibi..
    Kadin haklarini savunacagiz diye diye hepsi erkek gibi olmuslar, Allah c.c. islah etsin. Hazir Lgbt ile de bu kadar yakinlasmislerken cinsiyetlerini de degistirseler de biz de kurtulsak ablacim..

  27. Murat Yıldırım diyor ki:

    Hislerimize tercüman oluyorsunuz teşekkür ederim

  28. Mustafa diyor ki:

    Allah razı olsun.Aileler dağılıp gidiyor.Velayetler çoğunlukla da kadına veriliyor.Babalara icra dışında evlatları gösterilmiyor.Direk polis ya da jandarma icra dışında çocuk teslimine gelmiyor..Kadın-erkek birbirine düşman ediliyor.Velayet, ziynet eşyaları, süresiz nafaka, tazminat tamamen kadına yönelik.Kadun genel evde çalışsa bile velayet alabiliyor . 6284 nolu yasa beyana esaslı tamamen iftira kanunu..657 memuriyeti de bitirecek.Erkek öğretmen için kadın öğretmen beni taciz etti dese ne olur sizce..? Kadın öğretmen erkek öğretmene gıcık der mi der… Kısaca toplumsal kaosa az kaldı. Çığ gibi büyüyor.. Aileler dağılıp gidiyor.Olan küçücük yüreklere olacak.. Evlilik dışı ilişki serbest.. Kısaca zina serbest..Sahi bizim mezhebimiz bu kadar geniş değil..! Dinimiz islam madem kanunlarımız niçin islama uygun değil..?

    Sema hanım elinize yüreğinize sağlık. Allah doğrunun yanındadır. Sizin gibi haktan hakikatten yana olanlardan Allah razı olsun

  29. Hakan GÜLER diyor ki:

    Yazmış….

    Anlatmış…..

    Özet değil tamamı burada. Elinize kolunuza emeğinizi sağlık…..

    Anlamak başka, anlarken anlatmak bu oluyor..

    Teşekkürler…

  30. Mehmet diyor ki:

    Allah sizden razı olsun Allah sizin gibi düşünen kadınların sayısını artırsın inşallah yirmi yıllık evliyim evin reisi kim bilmiyorum ..? hele birde ekonomik özgürlükle birleşince kim tutar kadını çekilin önünden……

  31. Murat Ergül diyor ki:

    Sema Hanım kaleminize sağlık. Çok güzel anlatmışsınız. Ben iki defa 6284 sayılı yasadan mağdur oldum. İki defa çoluğumdan çocuğumdan ayrı kaldım. Çektiğim acıyı ıstırabı bir ben bilirim bir de Allah. Ancak bu söylediklerinizin Sayın Devlet büyüklerimizin katında hiçbir karşılığı olmayacağını siz de biliyorsunuzdur.

  32. Meryem diyor ki:

    DİKKAT! kadının eve bakma sorumluluğu yok.parası olsa bile harcama sorumluluğu yok yemek yapma zorunlulupuda yok bunlar kadınniçin nafile ibadettir

    Ama kocası ile yatma sorumluluğu zorunluluğu var bu farzdır..

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Meryem

      Çok haklısın… ANCAK,

      param var
      gittim yemek yapması için Antep’ten bayan istihdam ettim,
      ev işlerini yapması için Japonya’dan yine bir bayan istihdam ettim,
      küçük çocuklarıma bakması, kreşe getirip götürmesi için Kazakistan’dan da başka bir bayan istihdam ettim,
      arkamı toplasın (biraz dağınığım), işlerimi takip etsin diye Belarus’dan da bir bayan istihdam ettim…
      Yanlış anlaşılmasın bu bayanlar 7/24 evde değildi.. dönüşümlü olarak gelip gittiler… gerekli olduğunda yatılı kaldılar…

      sonra mı ne oldu?
      eşim itiraz etmeye başladı niye 45-50 yaşlarında bayanlar varken, sen niye 22 yaşında bayan aldın, niye bana sormadın, yok bayan çay getirirken sana gülümsedi, senin çamaşırların daha temiz/beyaz, bizimkiler değil…
      sana yemeği daha fazla koydu, bana az koydu… sanki yemek bitti, söyle bir tabak daha koysun… sonra kıskançlık krizleri… ben daha iyi yemek yaparım ondan… yok iyi ütüleyememiş… iyi gel sen yap deyince: müsait değilim, hem benim vazifem değil o…
      bazı problemleri çözdük, bu sefer eve çok insan girip çıkıyor, ev çok kalabalık oluyor vs., bu kadar masrafa gerek var mı (sanki parasını kendi ödüyor) neymiş çocuklarımız için birikim yapmalıymışız… bu bayanlar farklı kültürleri çocuklarımıza öğretiyorlarmış, doğru düzgün Türkçe dahi konuşamıyorlarmış…
      bitmedi… o kızla aranda bir şey mi var? çok samimi gördüm sizi… o odadan niye beraber çıktınız. yok beraber aynı masada niye yemek yiyoruz… (o bayan(lar) insan değil mi?)
      …. daha neler var, susuyorum.
      Niye Türk değilde, yabancı? çünkü daha ucuz ve daha sistematik teknik çalışıyorlar. Örneğin evi 2 gündelikçi 1 günde zor temizlerken, birde min. kişi başı 100 tl veriyorsun. Japon hanımla beraber diğer bayan (o gün evde kim varsa) neredeyse yarım güne evi tertemiz yapıyorlar.

      Kısacası havanda su dövmeyin…. boş konuşmayın! hepiniz aynısınız!

      • Feyza diyor ki:

        Yahyabey siz bunlari gercekten yaptiniz mi, yoksa ironi mi?

      • hamdi yılmaz diyor ki:

        abi sen ne iş yapıyorsun kadın haklı o kadar yapancı kadın benim evimde olsa benim halim duman

        • Feyza diyor ki:

          Kardes, yorumuna guldum ama iyi de adam ne yapsin :) Gel sen yap deyince yapamam musait degilim diyorsa, kendi sahasini kadin kendi eliyle teslim edip yabanci/yerli mihraklara giris vizesi sagliyorsa adam ne yapsin? Eve yabanci erkek mi cagirsin hizmet icin evde karisi varken, cocugunu kadina degil de yabanci erkege mi teslim etsin? Kendi de yapamayacagina gore, haliyle caliskan,genc ve dinamik bir yardimci daha ekonomik. Yani mesela diyorum, genc olur orta yasli olur yabanci olur yerli olur, sonucta bu isleri birisi yapmak zorunda, kainat bosluk kabul etmez diyoruz ya hep, yapacak insan bulunur da huzur verir mi, bence vermez kadina. Bu mutlu etmez kadini, kadin kiskanir tabiki, ama cozum ne peki? Ac mi gezecek, utusuz mu giyecek, ev mi pis kalsin, cocuklar ne olacak? Bir dunya sorun..
          Insan sagligi sihhati yerindeyse o elleri kendi kuyusunu kazmak icin degil de kendi tahtini yapmak icin kullanip akilli hareket etmeli. 22 degil 50 yasinda kadin da olsa hizmetli birinin evde dolasmasindan bir kadin rahatsiz olur, o halde firsat vermemek bizim elimizde. Kendi elinizi tasin altina koymadiginiz zaman koyacak insan bulunur zor degil kardesim. Allah guc kuvvet saglik sihhat verdiyse bu bedenin de bir zekati olmali.

      • Meryem diyor ki:

        Beyefendi sizin bi kadını kendinize has bşr hizmetçi edinmeniz dinimizce doğrumu?
        Ben burda sema hanıma kadınların vecibelerini anlatırken kaçırmış olduğu hasaas bi moktaya dikkat çektim….çünkü islama göre kadına farz olanlar ve olmayanlar anlatılmadıkça kadınların çopu şeyi aslnda gönüllü yaptklarını mecbur olmadıkalrı dem vurulmadıkça kadın mecbur olmadıkalrını yaptığı için takdir edilmedikçe feministlere bol bol çanak tutulur…..
        Çünkü feministlerin savunduğu kadın hakları safsata olabilir ama islamın kadınaa
        Mecbur kılmadığı çoğu şeyi mecburlarmış gibi davranmak kadınları oraya sevk eder
        Çoban iseniz dpğru dürüst yapın ..

        • Yahya diyor ki:

          Nesi yanlış hanımefendi?

          Bana dinen yanlış yaptığımı gösterir misiniz?

          Ayrıca, eğer kadın (karım) vazifelerini yapmaz ise ve benimde imkanım varsa ben bunu ücretiyle yaptırırım. Kendim mi yapacağım ???

          “kadın mecbur olmadıklarını yaptığı için takdir edilmedikçe” demişsiniz, madem takdir edilmiyor o da ecrini Allah (cc) ‘den istesin.

          Ayrıca Peygamber efendimiz (sav), kendi öz kızına hizmetci/köle istememesini, ev içindeki işleri yapmasını ve Allah’ı zikretmesini (tesbihat) tavsiye etmiyor mu? Hem de Hz. Fatımanın elleri nasır tutmuş, boynu sırtı yara olmuş, üstü başı toz/is olduğu halde….

          • Meryem diyor ki:

            Gerekirsd kendiniz yapın ateş olan hatam olan bayanı evinize alamazsınız peygamberimz kendi işini kendi görmemişmidr?
            Fatıma anamza gelmeden önce birde bunu düşünün

    • Udi diyor ki:

      Ev gecindirme erkeğin görevi tamam şüphe yok ama yemek yapmanın kadının görevi olmadığı ile ilgili bir ayet var mı acaba. Tamamen öğrenmek için soruyorum. Eğer ev işlerinin kimin gorevi olduğunu gösteren bir ayet yoksa ki ben görmedim o zaman karı kocanın imtihan dünyasında yaşadıklarını unutmayip bir birlerinin hakkını yememeye dikkat ederek bu işleri yapmaları gerekir diye düşünüyorum.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sayın Udi.
        Defalarca bu konular tartışıldı. Onları okuyabilirsiniz. Ancak şu konuda biraz takıldım. Bizim günlük hayatla ilgili her şey için Kur’anda doğrudan ayet aramamız ne derece doğru. Kaldı ki olanları da beğenmeyip yanlış tercüme ediyorsunuz diyenler çıkabiliyor. Mesela uyuşturucu haramdır diye bir ayet var mı? Sarhoşluk verip bilinci kapatan her şeyin haram olduğunun belirtilmesi her türlü sıkıntılı maddeyi kapsamaz mı?
        Din derslerinden hatırlarsak ayet-hadis-icma-kıyas bu dördü soldan sağa öncelikli olacak şekilde dini hükümleri belirliyordu. Yok ben bunu tanımam sünnet vb. bilmem diyorsanız ona karışamayız şahsen. Siz bilirsiniz…

      • Feyza diyor ki:

        Sn. Udi,
        Yemegi kimin yapacagi, bulasigi kimin yikayacagi, ayakkabilari kimin boyayacagi ile ilgili bir ayet elbette yok fakat hayatin da bir akisi var. Sizin de dediginiz gibi, erkek evin gecimiyle mukellefse kadin da ortak yasamin diger alanlarina el atarak refikine yardimci olur. Bundan daha dogal ne olabilir inanin ki bilmiyorum. Bir kadin evin icinde oturup hicbir is yapmasa bana kalirsa depresyona girer, hasta olur. Isin ilmi yonunu daha once tartisip aciklamistik yalniz isin ailevi boyutunu da dusununce ben baska bir alternatif dusunemiyorum. Evin dis isleri erkegin, ic isleri kadinin sorumlulugunda fakat gunumuzde bu basit konu dahi tartisma malzemesi edilip yuvalarda bu sebepten tartismalar yasanmakta ki bunu Musluman kadinlarin yapiyor oldugunu bilmek insani derinden etkiliyor.

        • Meryem diyor ki:

          Feyza hanım mesele o değil yapıyor zaten hanımlar severek yada sevmeyerek
          Ama kadına buna mecbursun dememiş Allah
          Bizim bunu mecburiyet gibi lanse etmemiz yanlış görev olarak..
          Severek yaptığını bilip hatırlatarak duygu dünyasuna yardımcı olması gerekir eşinin
          Saygı değer şehit hızır ali muradoğlu hocamız birgün şöyle dedi:nasılki nafile ibadetleri anlatıp insanları şevklendiriyoruz kadunlarada ev işi yapmak zorunda olmadıkalrınj ama yapmanın sevaplarını analtın sakın mecbursun demeyin
          Allah mecburlar demedi çünkü..
          Yine bir büyüğümzün eşi hasta ve gelinleri bakım veriyor kendisi.ise emribilmaruf için tüekiyeyi dolaşıyor eve her geldiğinde gelinlerinden helallik.istiyor ve diyorki benim yapmam gereken vazifeyi siz yapıyorsunuz bu sizn vazifeniz değil
          Ama bende öteki dünyada emribilmaruf sevabımdan size. Vermesi için rabbime niyaz edeceğim..
          Anlatabiliyormuyum…derdimi
          Bu lisan bu hoşgörü karşısında diyecek söz yok…
          Şu gönül alıcı davranış ve kadının hakkını gözetmek bu işte…
          Şimdi erkekler ama kadınlar diyecek
          Bişi hatırlatmk isterim arapça grmer okuynlar bilir
          Allahu tela ayette erkekleri hitap alarak kadını meful konuma koyarak iyi geçinin demiş geçinmeyi iyi olarak başlatacak olan erkektir
          Bem karıma bi laf demiyorum etliye sütlüye dokunmuyorum karşmyrm diyerek iyi geçindiğini düşünebilir mesele burda zaten yüreğine dokun
          İyi söz söyle iltifat et ama gönülden
          Dır dır etmesin diye değil..
          Sen mecbursun anamda bakcan hizmette edexwn bana diye değil
          İyi sözle
          Özür dlemeyi bilerek..
          Çünkü kadın tarladır ne ekersen onu biçersin istisna elbet vardır ama toplum erkeklerin şikayetlendiği kadar tüm kadınlar istisna değildir
          Ektiğini biçersin…

          • Feyza diyor ki:

            Meryem hnm,
            Gonule dokunma konusunda size hak veriyorum. Zaten yeryuzundeki bircok anlasmazligin usluptaki hatalardan ileri geldigine inaniyorum. Tesekkur etmek, tebessum etmek, karsiliksiz iyilik ve iyiligi, ikrami basa kakmamak ..bunlar zaten dinimizin geregi, Efendimiz asv in sunnetleri.
            Ancak bakin, gonule dokunma gayreti de her insanda ayni bicimde tesir etmez. Kimi insan kadirsinasdir, merhametli ve digergamdir. Mizaci bu sekildedir ve tesekkur ettiginiz zaman sevke gelir, gayreti artar ve daha iyisini yapmak icin cabalar.
            Bazi insanin ise ahlaki kotudur ve siz ona mecbur degilsin dedikce bunu suistimale yeltenir, yaptigi iyiligi basa kakar ve hicbir kiymeti kalmaz. Bazi erkeklerin itaat hakkini kotuye kullanmasindan sikayet edildigi gibi bazi kadinlarda da verilen bu gibi ruhsatlarin suistimale sebep oldugunu son yillarda coklukla goruyoruz.
            Dinimizce kadinin bu hizmetleri yapmasi oncelikle itaat kapsamina girer. Kocasi bu hizmetleri kendisinden istedigi takdirde dine muhalif bir hal olmadigi icin kadin yine mukelleftir. Hem Efendimiz asv in kizina bu isleri devredip hizmetci tutmasindansa islerini kendinin yapmasinin daha hayirli oldugunu tavsiye etmesi biz Musluman hanimlarin yoluna bir isiktir. Yani burada basli basina bir serbestlik zaten hakim degil aslinda, bu isler tamamen kadinin insiyatifine terkedilmemis, pasa gonlune birakilmamis. Bu konu yanlis anlasiliyor. Ne var ki kadinin uzerine cinsi munasebete davete icabet gibi farz degildir, ya da erkek kadini mahkemeye sikayet etse kadin bu islere zorlanmaz. Ancak dinen vacip hukmundedir. Yani aslinda hanimin vazifelerindendir sadece cebrolunmaz.
            Hepsini gecelim, bu hizmetleri ifa eden kadinin nail olacagi sevap cihad hukmunde de olsa nafile bir ibadet, bir sadaka vs. Her ne olursa olsun. Bunun karsiligini,mukafatini verecek olan hz.Allah’tir. Ne hizmeti ediyorsa aslinda kadin yine kendisine ediyor. Calistiginin mukafatini esinden degil Hz.Allah’dan alacak degil mi? Siz (sahsiniz icin demiyorum) Allahu Teala ile olan baginizi kopardiktan sonra butun dunya size tesekkur etse yine ruhen tam manasiyla tatmin olmazsiniz. Hocanizin esine bakan gelinleri emin olun bu bakimi Allah’in rizasini esas aldiklari icin yuksunmeden yapiyorlardir. K.pederlerinin taltifi de elbette onlari mutlu eder, ancak onun da duasi yine bakin emri maruf sevabina Allah’in gelinlerini ortak etmesi. Yani yine ucu ahirete yonelik, asil guc ve mutluluk kaynagi bu aslinda.
            Hem sadaka hukmunde de olsa bu isler, siz gercek yasaminizda birisine sadaka verip ikramda bulundugunuzda ona, bunu mecbur olmadiginizi hatirlatir misiniz hic? Bizim sozumuz kendi rizasiyla hizmetini goren hanimina tesekkur eden erkege, ‘tesekkur etme, o zaten itaate mecbur’ deme uzerine kurulu degil ki. Buyrun erkekler hanimlarinin gonlunu alsin, hanim da kadir kiymet bilen biriyse ne ala..tadindan yenmez.
            Ama bizim sozumuz, kocasi sorumluluklarini yerine getirdigi halde kendisini yalnizca yatak arkadasi gibi goren ve hayatin kalan hicbir alaninda sorumluluk almayan ve mazeret olarak da “mecbur degilim” bahanesini ileri suren, yani bu hakki suistimal eden hanimlara. Hani diyoruz ya, erkek de iki evlilik ruhsatina sahip, ama bunu ikide bir hanimi uzerinde psikolojik bir tehdit gibi kullanirsa aradaki muhabbet zamanla zedelenir. Bu da o neviden..
            Motivasyon onemlidir, guzeldir. Zaten zikrettigimiz de bu aslinda. Iki taraf da mecbur olmadigi halde yaptiklarini onesurerek, haklarini her firsatta dile getirerek iletisimlerini yipratmak yerine birbirlerine olan sorumluluklarini dusunse ve bu sorumluluklari nasil daha iyi yerine getirebileceklerine dair kafa yorsalar, birbirlerine tesekkurde cimrilik etmeseler zaten sorun yasanmaz. Yemek yapmaya mecbur degilim diyen kadina kocasi da derse ki, ben de eve envai cesit yiyecek almaya mecbur degilim.Getirdiklerimle iktifa et..oyle ya, dolaplar tiklim tiklim.. Ya da ben de sana oraya buraya gitmene izin vermek mecburiyetinde degilim, izin vermiyorum, hicbir yere gidemezsin, sokaga cikamazsin vs.. Bu sekilde hak iddialari uzerinden evlilik yurumez.
            Bu durumda kocasi kendisine nafakasindan haric guzel bir harclik veren, ya da bir yere gezmeye goturen kadin da esine dese ki, “mecbur degilsin ama bana bu ikrami ettigin icin Allah razi olsun,cok tesekkur ederim.” yani bu nazik iletisim tek tarafli degil, iki tarafa da uygulanmali. Iki taraf da guzel soze ihtiyac duyar. Evliliklerde robot gibi bir hayat yasanmiyor. Bir omur surecek beraberlik, bazen kadin fedakarlikta bulunup sorumlulugunun uzerinde yuk alir, hakkindan feragat eder, bazen sartlar oyle gelisir ki erkek hanimina sorumlu oldugunun otesinde bir yardimda bulunur. Gonul ister ki, hepimiz guzel bir uslupla iletisim kuralim, takdiri tesekkuru guzel sozu birbirimizden esirgemeyelim. Fakat olmadigi zaman da hayattan umidimizi kesip isyan bayragini indirmeyelim, Allahu Teala’nin rizasi, mukafatini umarak beklentilerimizin birazini da ahirete birakalim. Sizin bahsettiginiz
            sekilde karisina karismayan, ev icinde karisini uzmemek icin eksiklerini soylemeyen, etliye sutluye dokunmayan, sofradan kalkarken bi eline saglik, Allah razi olsun diyen, evininin nafakasini getiren bir erkek zaten gecim ehlidir. Fazlasini yapabiliyorsa ne ala.. Kadin da yemek ve ev isleri haricinde kendisini sevdirebilecek donanimda yaratilmis guzel bir varlik. Belki fitri donanimini kullanarak esinden istedigi ilgiyi ve iltifati da kazanabilir ve iki taraf da her turlu tatmine ulasabilir. Yemek ve ev isinin haricinden bahsediyorum, bilemiyorum tabi..

  33. Mert diyor ki:

    Şu cümle mesellenin özeti plmuş
    Feminizm hareketinden sonra kadınlarda gelişen erkek düşmanlığı, kadınların saldırgan davranışları, cinsel özgürlük mücadeleleri kadınların erkeklerin yanında kredisini ve saygınlığını azaltmıştır. Fakat yine de toplum temelinde kadına

    • Mert diyor ki:

      Mesela ben otobüste kadınlara yer vermiyorum artık. Saygınlıkları kalmadı çünkü …

  34. ÖMER diyor ki:

    ALLAH CC SEMA MARAŞLI HANIMDAN RAZI OLSUN İNŞALLAH

  35. Fatih M diyor ki:

    Yine muhteşem bir analiz, tebrik ederim.
    Müslüman olarak yaşayabilen insanlar zaten duyarlılıkla hareket ediyorlar.
    Düşünüyorum da bu düşüncelere sahip sadece benim ablam annem yok, birçok kişi sesini duyuramıyor. İnsanın iyisi de olur kötüsü de niye bu gerçeği görmek istemiyorlar.
    Belki yanlış ama bazen insan-aile düşmanı derneklerin ve sevicilerinin çocuk yapmamasını destekliyor vedahi nesillerinin tükenmesi için dua ediyorum.

  36. Davut diyor ki:

    Kaleminize sağlık. Yazılarınızın çoğunu okudum. Harika tespitler yapıyorsunuz. Çok önemli konulara değiniyorsunuz. Paylaşarak destek olmaya çalışıyorum.

  37. Yahya diyor ki:

    Sema hanımın 8 Mart 2018 tarihli yazısını çok merak ediyorum…
    Beklemedeyim!

    Selam ve dua ile…

  38. Ayşe Zülâl Kavak diyor ki:

    Sa Ellerinize yüreğinize ve cesaretinize sağlık Sema hanım.

  39. Abdullah hasan diyor ki:

    Analitik bir yazı, dolayısıyle tebrikler.

  40. Abdullah hasan diyor ki:

    Şimdi kadın kadına kavga edilse yinede kadına şiddet denilir , geçerli akçe çünkü. Erkek kendini kadına karşı (eşi haricin de kiler ) koruma amaçlı bir davranış ta bulun sa bu da kadına şiddet e girer. herhangi bir sıra bekleme olayın da araya girmeye çalışan bir kişi olsa erkekler bu kişi erkek olsamı yoksa kadın olsamı daha müsamaha lı davranır, hakkını aramaya kalkın ca bu da kadına şiddet. Allah ıslah etsin.

  41. Eyup diyor ki:

    Tebrik ediyorum…Çalışmalarınızın aynı çizgide hak ve adalet üzerinden devamını diliyorum…

  42. recep haksever diyor ki:

    Çalışmayı yapanlar on bin kadına şiddet üzerine sorular sormuşlar. Tabii şiddet oranlar yüksek çıkıyor. Çünkü hazır sorular var ve bunlar hep yanlış yönlendirc

    aile içi şiddet ile her çalışma da nedense kadına soruyorlar.

  43. Ibrahım Şahin diyor ki:

    Sema bacım ağzına kalemine sağlık. Bu yazıyı yazan ellerin dert görmesin. O mübarek şahsiyetinizi saygıyla selamlıyorum. Konuyu çok güzel özetlemişsiniz. Inşallah yetkililer sesinizi duyarlar. Sizi aileden sorumlu devlet bakanı olarak görmek istiyoruz. Zira Cenab-i Hak “Emaneti ehline veriniz” buyuruyor. Bu işin ehli sizsiniz, aileyi ve kadını düştüğü yerden kaldırabilirsiniz.
    Allah CC a emanet olunuz.

    • Mert diyor ki:

      Aile Bakanlığı da neymiş.
      Sema hoca, cumhurbaşkanlığına aday olsun oy vermessem adam değilim

  44. mehmet diyor ki:

    tam kitabın ortasından okudunuz ben 30 yıllık esnafım aziz türk milletinin içine düştüğü bu vehameti güzel anlatmışsınız-yetki verdiklerimiz bunu göz ardı ediyorlar-inşallah bu yazıyı dikkate alırlar

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku