Boşanma (4) Yeni Evlilikler ve Çocuklar

24 Nisan 2017Sema Maraşlı25 Yorum »

7_bÇocuğu olanların, boşanma sonrası yeni evlilik yapacakları zaman, çocuksuz birine göre on kat daha fazla düşünmeleri gerekir. Zira sonraki evliliklerde çocuk konusundaki yanlış tutumlar hem çocukların psikolojisini olumsuz etkileyebiliyor hem de karı-koca arasını bozabiliyor.

Öncelikle evlilik görüşmesi safhasında çocuklarla ilgili mevzuların net bir şekilde eş adayı ile konuşulması lazım.

Zira baştan açık açık konuşulmayan konular, sonradan sıkıntılara sebep olabilir. “Ben öyle anlamıştım, böyle zannetmemiştim, çocuğun bizde kalabileceği hiç aklıma gelmemişti” gibi cümlelerle evlilik sonrası huzur kaçırabilir.

Çocuğu kendinde kalmayan kişi, eş adayına çocuğun ara ara gelip kalacağını, hatta ölümlü dünya yanında kaldığı ebeveynin başına bir şey gelirse onlarla kalabileceği baştan konuşmalı. Bunu kabul etmeyen kişiyle evlilik düşünmemeli. Bu konuda net cevap alınmalı.

Çocukları ile oturacak kişide şartları konuşmalı. Baştan konuşulup kabul edilen konular eş adaylarının birbirlerine verdikleri sözlerdir.

Ve herkes verdiği sözde durmalı. Müslümanın en önemli şiarı güvenilir olması ve sözünde durmasıdır.  Sözünde durmayan kişiler bu arada dindarlığı da kimseye bırakmıyorlar. Dindarlık dilde değil esas gönülde olmalı. Keyfi olarak sözünden dönenin dindarlığından bahsedilemez.

Bu konuda pek çok olay duyup şahit oluyorum.

Mesela çocuklar sebebi ile yaşanacak yer ve hanımın bağlı olduğu camia ile ilgili konuda evlilik öncesi tamam deyip sonrasında iki konuda da sözünde durmayarak problem çıkaran erkek yüzünden biten evlilik var.

Ya da başta kabul ettiği halde sonradan eşinin çocuğunu istemeyenler “ailene gönder” diyenler olabiliyor. Güvenilirliğini kaybetmek her şeyini kaybetmektir.

Evlilik içinde çocuk yüzünden problem çıktığında problemi çözmek lazım, çocuğu evden uzaklaştırmak değil.

Çocuğu olup evlenmeye niyet edenlerin ve evlenenlerin dikkat etmeleri gereken bir kaç husus:

Birincisi çocuğun yaşı. Küçük çocuklar ya da ergenliği atlatmış olanlar anne ya da babasının yeni eşini daha kolay kabullenebiliyorlar. Yaşı küçük olan çocuklar, ebeveynler doğru davrandığında yeni eşi anne ya da baba gibi kabullenebiliyorlar. Bu kendi ebeveyni ile olan ilişkisini de olumsuz etkilemiyor. Yeter ki yetişkinler doğru davransın.

Ergenliği atlatanlar pek fazla dert etmiyorlar. Yine ebeveynlerin tavırları önemli.

En riskli olan yaş grubu ergenlik çağında olanlar. Zira bir yandan kendi kimliğini kişiliğini oturtmaya çalışırken kendi anne ve babasının sözlerini bile dinlemek istemezken yeni birine alışmak onunla yaşamak anne ya da babasını onunla paylaşmak ergenlere zor gelebiliyor, problem çıkarabiliyor. Bu yaşta çocuğu olan ve kendisi ile yaşayacak olanlar evlenmek için iyi düşünüp belki onların biraz büyümesini bekleyebilirler.

İkincisi; çocuğun ebeveynin eşini benimsemesi için onu kıskandırmamak gerek. Çocuk aileye katılan yeni kişiyi kabullenip sevene, ona alışana kadar onun yanında karı-kocanın fazla muhabbetli davranmaması iyi olur. Zira bu çocukta anneyi ya da babayı kaybetme duygusuna sebep olursa çocuk ona tavır alabilir ya da kendi içine kapanabilir.

Tabii bu karı-koca birbirine soğuk davransınlar demek değil, normal davransınlar fakat ilk başlarda biraz dikkatli olunması iyi olur. Ki kendi anne-babasının muhabbetini bile kıskanan çocuklar olabiliyor. Onların eşlerini ilk başlarda kıskanabilirler. Bu kıskançlığı körükleyecek davranışlardan sakınmak lazım. Zira çocuklar zamanla bu duruma alışacaklardır. Hele onu severlerse kıskançlık kalmayabilir.

Çocuk onu sevsin diye çocuğa eş övgüsü yapmak, onun kıskançlık duygularını harekete geçirebilir. Bırakın çocuk kendi tanısın kendi sevsin. Siz uğraşırsanız kıskanabilir. Onu benden çok seviyor duygusunu kapılabilir. Eş sevgisinin ve çocuk sevgisinin ayrı kategorilerde olduğunu çocuk düşünemez. Pek çok yetişkin bile bunları ayıramıyor.

Evlilik safhasında ya da yeni evlilik vakitlerinde, mutlu olan çiftler, bu mutluluğu çocukları ile paylaşarak onların da mutlu olacağını varsayıyorlar fakat çocuklar genellikle kıskanıyorlar. Belki anne ya da babası adına mutlu oluyorlardır fakat kendi adlarına kıskanabilirler. Ve seveceklerse bile ön yargılı davranıp problem çıkarabilirlar.

Aynı durum çocuğun yanında kalmadığı ebeveyn için de geçerli. Hafta sonu sizi görmek için can atan, sizi özleyen çocuğunuza yeni eşinizle ne kadar mutlu olduğunuzu göstermeye çalışırsanız çocuğunuzu kırar ve kıskanmasına, onunla rekabet etmesine sebep olabilirsiniz.

Bazıları da yeni eşi ile çok mutlu olmasa bile sırf eski eşine çocuklarla çok mutlu olduğu haberi ulaşsın da eski eşi kıskansın diye çocukların yanında çok mutluymuş gibi davranıp onlara yeni eşini övebiliyor. Bu tür davranışlar çocukları üzmekten başka bir işe yaramaz.

Bir de eski eşinin evlenmesinden dolayı kıskanan kişilerin yanlış tavırları var. Bu kişiler hem eski eşlerinin evlenmesine hem de çocuğunun onların yeni eşine sevmesini kıskandıkları için çocuklarını yalan yanlış sözlerle o kişiden soğutmaya çalışabiliyorlar. Çocuk da etki altında kalınca zararı yine çocuk görüyor. Çocuk ebeveynin kıskançlığından öyle davrandığını düşünemiyor ve onun sözlerine inanabiliyor bu yüzden de yeni eşe soğuk davranabiliyor. Bu durum ebeveyni ile de arasının bozulmasına da sebep olabiliyor. Sonuçta en çok çocuk üzülüyor.

Bir dikkat edilecek mevzu da yeni eş ve çocuklar arasında dengeli davranmaktır. Korku ve kaygı ile hareket ederseniz hata edersiniz. Bir taraf için diğer tarafı ihmal etmeyin ya da kötü davranmayın.

Toplumda bir üvey anne ve üvey baba paranoyası var. Bunun etkisinde kalmayın ve yakınlarınızın kışkırtmalarına kapılmayın,

Öncelikle, çocuğuma kötü mü davranıyor, kaygısı ile gözünüz hep eşinizin üzerinde olmasın. Kötü davrandığı varsayımı ile hareket edip onun davranışlarını kötüye yormayın. Açıkça kötü muameleler görmedikçe. Eşiniz çocuklarla kaynaşmak için elinden gelen gayreti gösterdiği halde, haksız bir şekilde sizin güvensizliğinizle karşılaşırsa hem size kızgınlık duyar hem çocuklara kızgınlık duyar, onlar yüzünden sevilmediğini ve mutsuz olduğunu düşünmeye başlar.

En başta yapılması gereken şey güvenmektir. Zaten ilk başta evlilik öncesi iyice düşünüp taşınıp merhametine, ahlakına güvendiğiniz kişiyi tercih etmeye çalışın. Bundan sonrası o da bir insan.  Üvey anne ya da babanın da öz  anne- baba gibi yeri geldiğinde çocuğu uyarma hakkı vardır. Bu durumlarda alınganlık etmek hatalıdır. Ufak tefek problemlere takılmayın üzeriden durmayın. Öz anne-baba-çocuklar arasında da yaşanacak sıkıntılar olduğu gibi sonraki evliliklerde de böyle problemler çıkacaktır. Esas olan daimi ve kasıtlı olmaması.

Bazıları kişiler ise çocukları ile yeni eşe karşı bir çete oluşturabiliyorlar. Biz beraberiz sen ayrısın, dışarıdasın, bizim önceliklerimiz daha önemli mesajı verebiliyorlar, o zaman da evlilik bitiş noktasına gelebiliyor.

Tabii eşinizin çocuklarınıza alenen kötü davrandığını görüp ses çıkarmamaktan bahsetmiyorum.  “Aman güç bela yeni bir evlilik yaptık o da çocuklar yüzünden bozulmasın.” diye çocuklara eziyet ettiğini gördüğü halde eşinden yana olup çocuklarına sahip çıkmayan kişiler de olabiliyor. Ne çocuklar için eşe ne de eş için çocuklara zulmedilmemeli. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.

Kısacası çocuklu kişilerin yeni evlilik yaparken iyi düşünüp taşınması lazım. Taraflardan ikisinin de çocuğu kendisi ile yaşayacaksa işler biraz daha zor hale gelebilir. Zira çocuklar arasında rekabet olabilir. Çocuklar kendi anne ya da babasının başka bir çocuğu sevmesini, onula ilgilenmesini ve o çocuğun “anne ya da baba” demesini fazlaca kıskanabilirler. Bunun acısını da hem karşısındaki çocuktan hem de anne ve babadan çıkarabilirler.

Mesela bu yüzden evliliği çatırdayan bir karı-kocayı yakın tanıyan birinden şöyle bir olay duymuştum. Erkeğin üç yaşındaki çocuğu babasının eşine “anne” diyor ve çok seviyor. Fakat kadının onlarla yaşayan on yaşlarındaki çocuğu annesinin bu çocuğu sevmesini ve çocuğun ona anne demesini çok kıskanıyor ve “o sana anne demeyecek” diye tutturuyor. Kadında kendi çocuğunu üzmemek için diğer çocuğa anne demeyi yasaklıyor.Bu arada bu çocuk kendi annesini hiç görmüyor çünkü annesi onu görmek istemiyor.

Bu arada bir parantez açalım çocuğu babada kalan kadınlarda çocuğunu hiç görmeme meselesini çok duyuyorum. Duruma  iyi niyetle bakıp yormak istiyorum. Acaba görüp ayrılmak mı zor geliyor yoksa her ayrılıkta çocuğun daha çok üzüleceğini mi düşünüyorlar bilemiyorum fakat böyle bir gerçek var. Annelerin çocuklarını özlemediklerini zannetmiyorum.

Bu çocuğun annesi de yakın oturduğu halde çocuğunu hiç görmüyor. Kadın “bana artık anne deme” deyince kocası da bu duruma çok bozuluyor o da kadının oğluna soğuk davranmaya başlıyor. Bu yüzden araları bozuluyor.

İki tarafında çocukları onlarla yaşayacaksa evlilik meselesini çok çok iyi düşünmek lazım. “Kocaman bir aile olacağız” cümlesi kulağa hoş geliyor fakat çocuklar kendi kardeşleri ile bir olup evin içinde iki cephe oluşturabilirler. Çocukları  idare etmek zannedildiğinden daha zor olabilir.

Bir de önceki evliliğinden olan çocuklarını dilediği zaman görme hakkı olduğu halde karısının korkusundan hiç görmeyen ya da çok az gören babalar var. Bu babalar bilsinler ki o evlatlara yapmadıkları babalıktan ahirette hesaba çekilecekler. Bir baba bütün evlatlarından sorumludur. Çocuklar için baba güvendir, dayanaktır. O dayanağı yıkmasınlar. Kendileri yeni evliliklerinden olan çocuklarla ya da yeni eşlerinin çocukları ile babalık duygularını giderebilirler fakat baba yolu gözleyen diğer çocukların baba ihtiyacını kolay kolay kimse kapatamaz.

Bu konuda erkeğin ilk evliliğinden olan çocukları ve yeni evliliğinden olan çocukları ve varsa eşinin çocukları arasında adaletli davranması lazım.

Çocuk sevmek ve sevindirmek çok sevaptır. Müslümanın bu bilinçle hareket etmesi lazım. Kişinin eşinin çocuklarını sevmesi koruyup kollaması onlara hizmet etmesi Allah indinde kıymetlidir. Fakat kendi çocuklarını da ihmal etmemelidir.

Kadın olsun erkek olsun kendine güvenemeyen başkasının çocuğunu sevemem ya da sahiplenemem diye düşünenlerin çocuğu olan biri ile evlenmemesi gerek. Zira bu hem eşe hem kendine hem çocuklara eziyet olur. İyi düşünüp öyle karar verilmeli.

Özetle sonraki evliliklerde eş ve çocuk arasında kalmamaya özen göstermeli, birini tercih ederek diğerini incitmemeli, ikisi ile güzel bir idare yolu tutmak için gayret sarf edilmeli.

 

 

 

Okunma Sayısı : 8.207

Yorum yapın

“Boşanma (4) Yeni Evlilikler ve Çocuklar” için 25 Yorum

  1. faruk bölükbaşı dedi ki:

    Sema hanım
    Yazınızı zevkle okudum.teşekkürler .küçük bir katkı yapmak istiyorum.
    şu cümlenizle ilgili;
    ”hanımın bağlı olduğu camia ile ilgili konuda evlilik öncesi tamam deyip sonrasında iki konuda da sözünde durmayarak problem çıkaran erkek yüzünden biten evlilik var.”
    bunun tersi bir durum başıma geldi..kadının bağlı olduğu (hocaefendi !) kocana itaat etmeyeceksin diyerek evliliği çatışma içinde sürdürülemez hale getiriyor.iyi ki katolik değiliz iyi ki boşanma var diyesi geliyor insanın..üstelik hanımın her dediği yapıldığı halde erkeğin dediği olmaz hale getiriliyor.o kadar çok feto ve müridi var ki

    • Firuze dedi ki:

      11 yıllık evliliğimiz için yarın avukata gidişimizle sonun başlangıcını yapacağız inşallah. Evlenme niyetinde olan adaylara nacizane tavsiyem
      1. Genç yaşta evliliklerde muhakkak anne babanın görüşünü önemsesinler. Ne de olda yılların tecrübesi
      2. Erkeğin babasının karısına davranışını muhakkak incelesinler. Ki erkek çocuk nasıl bir baba gözlemlediyse öyle bir eş oluyor ilerde. Kayınbabanız kaynanıza değer vermiyor, şiddet uyguluyorsa emin olun aynısını eş adayınız da ilerde size yapacaktır.
      3.Eş adayının çocuklukta baba şiddetine uğraması çok önemli. Şiddete uğrayan eş iletişim kurmayı bilmiyor ve yine fiziksel ya da sözlü şiddetle olayı halletmeye çalışıyor.
      4.En tehlikelisi dindar ailede büyüyüp sosyal hayatı dinden uzak genç. Başkalarının en ufak kusurunu görmesine rağmen kendi kusurlarında gözlerini kapatıyor. Ve dini sadece örtünmekten ibaret sanabiliyor.
      5. Tabi bir de sonradan çok para kazanabilecek meslektekileri seçmeyin derim. Zaten ilk 10 yıl sıkar dişi para biriktirirsiniz. Tam yatırımlar biter trilyonlarınız olur ama malum klişedir erkek önce arabasını sonra da karısını değiştirir.
      Velhasılı kelam zaten para adamındır, o çalışmıştır, o kazanmıştır, çocuklar da annede kalmalıdır.
      6 en önemlisini unutmuşum dindar değil güzel ahlaklı insan olsun kriteriniz evlilikte. Maazallah insanı Allaha değil şeytana yaklaştırıyor böyle insanlar
      Benden söylemesi…
      Yaşanmış acı bir şekilde tecrübe edilmiştir.

      • Sadece Fatih dedi ki:

        Firuze Hanım.

        Geçmiş olsun. Aynılarını bayanlar için de yazmak mümkün maalesef. Cinsiyetle doğrudan alakası yok. Ne de güzel yazmışsınız dikkat edilmesi gereken noktaları. Kendime yontmak istemiyorum bu sefer de eğer etrafınızda evlilik görüşmesi yapan kızlar varsa gözleyin, kaç tanesi bu saydığınız maddelere bakıyor? Yoksa yuva kurmakla, geçinmekle alakası olmayan şeylere mi takılıyorlar, siz söyleyin…

        Allah yardımcınız olsun. Yazmamışsınız ama evlatlarınız da vardır diye akla geliyor…

      • .../nisa dedi ki:

        Firuze hanım,

        Yazmış olduğunuz maddelere katılıyorum yalnız son madde dindar değilde güzel ahlak kısmı dikkatimi çekti.

        Dindarlığın içinde zaten güzel ahlakta vardır biz çeşitli örneklerle karşılaşınca olması gerekeni fazilet gibi gördük sanırım. Namaz kılsın hırsızlıkta yapmasın yalanda söylemesin gibi.

        Bence dindar tanımı yerine bilinçsiz muhafazakar tanımı maddeye daha uygun olabilir. Dindarlıkta sıkıntı yok bizim yaşantımızda ve algılarımızda sıkıntı var.

      • Yahya dedi ki:

        Firuze hnm,

        İçim cız etti…üzüldüm. Allah yardımcınız olsun. İnanın iki taraf içinde hiç kolay değil. Umarım her şeyi denemişsinizdir ve bu kararı almışsınızdır.

        İlk maddeyi sona yazmışsınız! Önce güzel Ahlak!

        1. madde her zaman geçerli, sadece genç iken değil; keşke anna-babanın kıymetini bilebilsek. Onların rızası ve duası hafife alınacak türden değil

        2./3./4. maddelerinize kesinlikle katılmıyorum. Pilavınızdan taş çıktı diye, tüm çuvalı çöpe atmaktır bu…

        5. madde ile ilgilide; bilemezsiniz, Rızıklar Allah katındadır. Halk arasında “erkek varlıkta, kadın yoklukta belli olur” derler; benzer sözlerde vardır. Esası imtihan dünyasıdır. İki tarafta imtihan edilir.

        Eğer karınız kesin ise, umarım anlaşarak süratle bu işi bitirirsiniz. Öbür türlü boşanma çocuklara ceza oluyor. (acizane tavsiyem)

        Keşke bir şey yapılabilse… 🙁

      • U-mutlu dedi ki:

        Firuze Hanim üzüldüm sizin adınıza. Hayirlisi olsun diyeyim.
        Benim hep aklımda olan ve aslında tüm boşanmis kişilere sormak istedigim sorular var.
        Evliliginizin gidisati belli miydi . Sonradan mi değişti .yada ne degisti.? Düzeltilmesi mümkün olmadı mi hiç .
        Uzun yıllar süren evliliklerin noktalandigini gorunce icim acıyor.
        Arkdasimin annesi 30 yillik evliliğini bitirmek Icin başvuruda bulunmuş 50 yaşında kadin torun torba sahibi. Iki cocuk evli. Tek kaldılar eşiyle,bu durumda nasil boşanmayı düşünür aklim almıyor şiddet yok bisey yok.
        Allah muhafaza ben bazen burdaki yorumları / yasnmislari okurken ilerde bizde de olur mu diye düşünmeye basladim. Bosanmalar bu kadar artmisken..

        • Hanne dedi ki:

          U-mutlu kardeşim bayanmı erkekmisin anlamadım rumuzundan kusura bakma, ama sorularına bende cevap veriyim. bir etkisi olurmu bilemem. Gerçi benim evliliğim kısa sürdü sonuçta yaşandı..
          1-Gidişat evlenmeden önce belli değildi. kim görse bak sakin sessiz ve efendi birine benziyor demişti. bana tavırlarıda öyle çok agrasif ve tepkili değildi zaten. Ama evlendikten sonra bir hafta içinde kendini gösterdi. düğün üstü bikaç ufak sinirli anını görmüştüm ama düğün stresine vermiştim. öyle vurdu kırdı yapmamıştı çünkü gergin duruyordu sadece.
          2-Bir insan bence kişiliğini en fazla ne kadar saklarki 3 ay saklasın 6 ay saklasın. hayatında çok büyük değişiklikler (işten çıkma bir yakının ölümü, başka bir insan, kötü alışkanlıklar vs.) gibi durumlar tetiklemezse bi insan gerçek yüzünü fazla saklayamaz bence.
          3- Düzeltilmesi mümkün olan durumlar varsa heleki çocuk varsa iki tarafta zorlamalı bence. gerekirse dr danışman ne varsa gidilmeli. büyüklere arabuluculuk yaptırmalı tabi aklı başında tarafsız olanlar. gerekirse gidip dini bir yetkiliye danışılmalı. Ben bunların hepsinide yaptım. 4 dr a gittik bir süre sonra ben deli değilim dedi. özel terapi aldık değişmedi. dr. lar uzak dur zaten şiddete meyilli dedi yinede yuva kolay yıkılmamalı dedim bikaç ayrı geçen süreden sonra yine şans verdim.
          4-O arkadaşının annesine bi sorsan belki onunda haklı sebepleri vardır. Sadece şiddet değildir bir yuvayı yıkan. Bir kadına en çok dokunan o yokmuş gibi davranılmasıdır. Ailesine hakaret olabilir, Dışardan görünmeyen o kadar sebepler vardırki.. birde insanın yaşı geçtikçe sanırım birikimlerden dolayı tahammül sınırı kalmıyor, sabrı azalıyor. Yaş ilerledikçe huzur istiyor.
          5- Hayatın bize ne getirceğini bilemiyoruz. Bana sorsan hiç evlenemicek gibi hissederdim. evliliğe sıcakta bakmıyordum nedense. Evlendim bir çocuğum var boşandım bile. Ama sakın bunları bendemi yaşarım deme. Ve asla büyük konuşma, insan oğlu ağzından çıkanla ve de çok istediğiyle sınanıyor bunu hepimiz biliyorum. bende tecrübe etmiş oldum. Selam ve dua ile..

          • U-mutlu dedi ki:

            Allah yardımcınız olsun . İnşallah yavrunuz cok etkilenmemistir bu durumdan.
            Elbette anlaşmazlık varsa yurumuyorsa cok zor. Bende cok şiddet(iskence) dolu bi evde büyüdüm .hep keske babam annemden ayrılsa baska Biriyle evlense diye düşünürdüm küçükken.Anneme bitmek bilmeyen bir öfkesi vardı sebebi Ise dedemin zorla evlendirmesiydi. Sevdiği kişiyi tasvip etmemişler. İlk gunden şiddet uyguladi. Arayi düzeltmek isteyenlere de ben onu istemiyordum sebebi sizsiniz. Karışmayın dedi. 32 yil böyle geçti .6 kardeşiz hepimizin hayatını etkiledi. Böyle olmasından sa ayrılmak daha iyi olurdu bana göre.
            Merakimin sebebi boşanmış insalari yadirgamak degil dikkat etmem gereken noktalara deginmek. Sorunu önceden farkedip engellemek,hatalarimi gormek. Eksileri artı haline getirmek..
            Açıkçası çevremde hiç boşanmış kimse yok ama ben haber olsun burası olsun duyunca empati yaparken buluyorum kendimi.bilemiyorum ilersini. Birden hiç hesapta olmayan sorunlar olur mu . Kalpler sogur mu..
            Rabbim hiç kimseye yasatmasin
            Ben ıki kiz annsiyim 6 yillik evliyiz . Cok sukur buyuk sorun yaşamadık. Ama düşünmeden edemiyor insan burdakileri okuyunca. Tabiki ne olacağını bilemeyiz
            Rabbim yolunuzu acik etsin yavrunuzla hayirli huzurlu yıllar nasip etsin…

          • Hanne dedi ki:

            U-mutlu kardeşim.Allah sana yuvanda huzur geçim versin. benim eski eşimde ailesinde şiddeti gördüğü için bunlar ona normal gelmiş. (benim bunuda mantığım almıyor. ben bunları evlendikten sonra öğrendim) gayet normal her evde olan şeyler bunlar diyorki asla ama asla cevremde böyle şeyler görmedim boyutu bile sokaklara mahalleye taşar durumdaydı çünkü. millet görür ne eder bu kadın ne hisseder yoktu.. dört duvar arasında kalsa belki insan bu da geçer derdi ama olmayınca olmuyormuş. bende dedim bu babasına çekmiş bari evladıma normal gelmesin bunlar. Ve bence sakın burdakilere bakıp içinize kötü şeyler sokmayın. korkmayın burdaki yaşananlardan biz şikayet anlamında demiyoruz bunları, yaşamamız gerekiyormuş yaşadık. kimse bunlardan korksun anlamında yazmıyoruzdur yazarken. Çünkü yanlış anlamayın insan korktuğuyla ve ağzından çıkanla sınanır. Rabbim size yuvanızda huzur geçim versin. Çok fazla aile sorunları olan yazıları okumayın derim belki karşılaştığınız bir sorun olursa aşmak veya danışmak için bakabilirsiniz.(bu tür korkularınızı bu yazılar tetikliyorsa anlamında söyledim. kimse lütfen yanlış bi anlam çıkarmasın) yoksa burası bir aile gibi olmuş dertleşmek veya örnek olması için hepimiz birşeyler yazıyoruz. Selam ve dua ile kalın….

      • Sennur dedi ki:

        Allah yardimciniz olsun Firuze hanim. Tespitlerinize katılıyorum. Ancak genelleme yerine %50 lik bir pay var. Babam annemi böyle yapti , ben onun gibi olmayacağım diyen bir grup. Bir grup ta bilincalti ile babaya destek .kendi evliliğinde çıkıyor tüm sıkıntılar. Bu kendini beğenip başka
        Larindaki kusuru görme hastalığı artık herkeste var. Herkes mükemmel, herkes en iyi. Herkes sorunsuz. Sen kendini nereye koyarsan , ses çıkarmayınca onaylandışını düşünüyorlar.ses çıkarıyorsun savaş a dönüsuyor.sonra hiç kimseyle görüsmeyeyim, ne eleştiri ne hiçbir şey olmasın faslı. En son evliliğin bitim aşaması.allah yardimciniz olsun. Çocuğunuz var ise yanında ağlamayın , ama duygularınıi çok içinize de atmayın. Bir tek kişi olsun aile yakınıniz dan olmayan ama sizi tarafsız ca dinleyecek. Ve aradığınız da yanınizda olabilecek. Böyle biri yoksa bir defteriniz olsun , yazın , çizin , duygularınızi aktarın. Yoksa o duygular patlıyor ?ve bana en çok iyi gelen ;hasbunallahu ve nimel vekil .Allah en güzel vekil dir. Tez Selamet ile….

  2. İnci dedi ki:

    Üniversite okuyorum sevgilim var 1 yıl sonra okulum biticek ailemin karşısına çıkartmak istiyorum hemde düzgün bir insan. Ama babamın tepkisinden korkuyorum biz onları tanımıyoz demesinden. Lütfen napcam söyler misşniz.daha çok var o zamana ama korkuyorum işte.hemde günaha girmiyoruz iyi biri okumuş ben gibi.lütfen yardımcı olun.

    • Feyza dedi ki:

      Bir yil cok fazla Inci kardesim. Hayirli islerde acele etmeni tavsiye ederim. Zaten bir yil sonra okulunuz bitiyormus, bir an once bu stresten kurtulma ve isi mesruiyete dokme adina adim atip ailenizle tanistirip onayini almaniz daha uygun olur.
      Korkunun ecele faydasi olmaz, bir yil sonra tepki gosterecekse babaniz, ayni tepkiyi simdi de gosterecektir. Ama en azindan siz bir yil boyunca bu korkuyla yasamamis, aranizdaki gorusmenin adini koymus ve ciddi bir adim atmis olursunuz.
      Babaniz tepki duyarsa da hakli. Tanimiyor ve bu zamanda tanidigina bile insan kizini verirken cekinebiliyor. Ama gorustugunuz insan (sevgili tabiri biraz hafif geliyor) gercekten duzgun biriyse ve ailesini alip karsiniza cikarsa muhtemelen babaniz da gerekli arastirmalari yaptiktan sonra ikna olacaktir.
      Tavsiyem, geciktirmeyin. Araya puruzler girer ve uzulursunuz. Hayirlisiyla bir an once aileleri devreye sokup, ailenizin onay ve rizasiyla son bir yili da sozlu veya nisanli olarak gecirip okul biter bitmez de evlenin.
      Yeterince birbirinizi tanimissiniz uzatmanin bir anlami yok ustelik. Hatta ailenizi ikna edebilirseniz son bir yili evli de gecirebilirsiniz. Okurken evlenilmez diye bir kaide yok 🙂 Hayirlisini dilerim.

    • Yahya dedi ki:

      İnci hnm,

      Bizden nasıl bir yardım istiyorsunuz?
      Siz zaten kendi karar ve tercihleriniz doğrultusunda belli bir yere gelmişsiniz. Biz sizin ailenizi ve sevgilinizi tanımayız, hele sizi hiç tanımıyoruz.

      Eğer doğru karar verdiğinize eminseniz ve sevgilinizi eş adayı olarak tercih etmişseniz, evlendiğinizde de pişman olmayacağınızdan eminseniz; yapacak tek şey var: ailenizi, babanızı ikna edeceksiniz.
      Kimseyi kırıp incitmeden, üzmeden sistematik bir ısrar ve kararlılıkla, ailenize kabul ettireceksiniz.

      Yok içinizde tereddüt, endişe, belki’ler var ise; o zaman hiç kimseden medet ummadan ailenize durumu açacaksınız. Aileniz olmaz derse, peki deyip yerinize oturacaksınız. Aileniz size peki derse … zaten istediğiniz bu.

    • Sadece Fatih dedi ki:

      İnci Hanım.

      Vakit geçirmeden oğlan ailesine haber versin ve sizi ailenizden istesinler. Bir yıl sonra vb. olmaz. Uçurumun kenarında sekerek yürümek yerine daha emniyetli bölgeye geçin. Velev ki oğlan cesaret edemiyorsa ayrılın, bu hareketiniz de onun niyetini test edecektir. Ailesi sizin ailesine ne diyecek hususuna gelirsek oğlumuz kızınızı görmüş beğenmiş istemeye geldik desinler. Zararın neresinden dönülürse kardır ancak zarar etmekte ısrar edenlere bir şey diyemeyiz. Bir yakınımın beş sene “sevgili” kaldığı eleman sıra evliliğe geldiğinde çark etmiş ve ayrılmışlardı.

      Sizi eleştirmekten vazgeçiren şeyi de yazayım. Testi kırıldıktan sonra çocuğu dövmenin anlamı yok bari ikinciye çeşmeye gönderme fırsatını tepmeyelim dedim…

  3. HANNE dedi ki:

    Sema hanım bu konuda yazı yazmanız için daha önce size yazmıştım. Allah razı olsun o kadar güzel bir zamanda denk geldiki. her yazınızı acaba ne zaman ikinci evliliklerdeki konuya değinecek sanmıştım. Sanki tek sorun çocuklar üzerine gibi yazılmış bir yazı ama sonuna kadar haklısınız bu konu çözülürse diğerleri daha kolay çözülür (aileler- eski alışkanlıklar- eski eş ve yeni eş karşılaştırmaları vs yi kastediyorum). Rabbim kimseyi ilk yuvasından etmesin diyeceğim ama bizzat yaşadığımız için başımızada geliyor. Tekrar teşekkür eder. diğer konulardada yazmanızı bekliyoruz. Selametle kalın..

  4. Feyza dedi ki:

    Kisacasi el kadar cocuklari kocaman dunyamiza sigdiramayabilme ihtimalimiz var.
    Elinize saglik Sema ablacigim, bazen dusunuyorum da kimi cocuklar icin cocuk olmak ne zor. Allahu Teala subyana yardim etsin…

    • Yahya dedi ki:

      Esasında yok Feyza hnm.
      Biz kendimiz ne yaparsak yapıyoruz. Hayatımızı zorlaştıran, karşımızdaki içinde zorlaştıran hep biziz. Problem çözmüyoruz, problem oluşturuyoruz.

      Bu tarz olayların/problemlerin yaşandığı çocukluk dönemi esasında daha iyi. Çünkü çocuklar kolay unutabiliyorlar, ufak şeylerden mutlu olabiliyorlar, ve daha kolay alışabiliyorlar.
      Rabbim akibetlerini ve akibetimizi hayırlı eylesin İnşaAllah.

    • Feyza dedi ki:

      Bilmiyorum Yahya bey, cocuklara kiyamiyorum. Boynu bukuk bir cocugun yuzunu guldurebilmek neden bu kadar zor olsun? Zaten bu cocuk, eger annesi babasi ayriysa muhtemelen bosanma vaki olana kadar yeterince sorunun icinde buyumustur. Huzursuzluklara, tartismalara, anne ve babanin farkli gergin donemlerinr maruz kalmistir. Ne kadar hissettirmemeye calissalar da cocuklar hisseder birseylerin yolunda gitmedigini..
      Yine bosanma degil de vefat sonucu anne ya da babasini kaynetmisse, yine boynu bukuk kalmistir, bir yani mahzundur.
      Zaten mahzun bu cocuklari bir de pazarlik yapar gibi paylasmayi, yeni bir hayata adapte ederken onun anne ve baba ihtiyacini gozardi ederek uzerinde kararlar alinmasini, anne babasinin dikte ettigi hayati yasamaya mecbur kilinirken cevresinde gordugu mutlu aile tablolariyla kendini kiyaslayip hissedecegi kirginligi vs…
      Bunlari dusununce cocuk olmanin bazi cocuklar icin gercekten zor oldugunu dusunuyorum.
      Bir aile yikilabilir, cunku turlu turlu insan var veya bir taraf ne kadar ayakta tutmaya calissa da tek kanatliysa kus, ucmaz. Ama ikinci evliligini yapacak kisilerin cocuklarinin velayetinin kimde kaldigina bakilmadan, eger bu kisi bir anne veya babaysa mutlaka bu ozellikleri dikkate alinarak evlenilmeli ki ilerde o cocuga da vebali gozuyle bakilmasin.
      Yani herseyi de konusmak gerekmez ki. Bu insan bir anne veya babaysa muhtemelen o cocuklar bir donem yanina gelecek, kalacak. Bunu konusmaya dahi gerek olmamali. Sevdigin insanin bir parcasi, uzerine dustugu yerde elini tasin altna koyamayacak insanlar cocuklu kisilerle bastan evlenmesin velayetin kimde kaldigina guvenerek.. Herseyi de anlasmak sart mi, sevmek bu kadar ki zor bir cocugu, mutlu etmek?
      Duygusal yaklastigimin farkindayim, bunlar elbette gercek hayatla cok bagdasmayabilir ama bir cocugum yerine koyunca kendimi, kiyamiyorum.
      Cocuklar hep cocuk kalmayacak, buyuyecek fakat kac yasina gelirse gelsin, koca bir yetiskin oldugunda dahi psikolojik bir sorun, bir eksiklik yasadiginda bunun sebebini hep cocukluk doneminde arayacaklar.
      Insanin belkemigi gibi, kirildigi zaman telafisi zor ve kalici hasarlara yol acabilir cocuk kalbi insanin ve bir kemik ayni yerden iki defa kirilmaz..

      • Yahya dedi ki:

        Feyza hnm,

        Hem fikiriz. Sema hanımın yukarıda kaleme aldığı noktaları inanın konuşmaya dahi gerek yok. Dediğim gibi, biz hayatı zorlaştırıyoruz, biz problem çıkarıyoruz.

        Son paragrafta yazdıklarınıza katılıyorum ancak bir ergenlik, bir delikanlılık dönemine kıyaslarsanız yine bu olayların çocukluk döneminde kalması en doğrusu… Ki bizde gençler 20 yaşına geliyor, aklı halen 14…

        bu arada empati yeteneğinizi takdir ettim

        Selam ve dua ile…

        • Feyza dedi ki:

          Dogru, ergenlige gore cocukluk evresi bazi olaylara adapte olmak icin daha elverisli bir donem olabilir. Sadece cocuklar bir ergene gore aileye daha muhtac ve daha savunmasiz olduklari icin oyle dusunuyordum.
          Hayat bu, herseyle karsilasabiliriz. Merhamet ve insanligini kaybetmemis bir insan her sorunla basa cikacak gucu kendinde hisseder sanirim..
          Selam ve dua ile..

  5. Gelincik dedi ki:

    Çok güzel bir yazı kaleminize sağlık Sema Hanım her olasılığı göz önünde bulundurarak yazmışsınız bu durum ancak bu kadar geniş bir perspektiften bakılarak yazılabilirdi sizi severek takip ediyorum ????

  6. Yahya dedi ki:

    Sema Hanım,

    Öncelikle Allah sizden razı olsun.
    Öyle bir can alıcı mevzuya değinmişsiniz ki…
    adım adım gitmek gerekirse; önce evlenilecek eş adayımızı bulmuşuz, ön kriterler tamam, bireysel anlamda uyum mevzuları tamam, mevzu geliyor çocukların durumuna… işte … kuyruğu kopuyor. 🙂

    Tecrübeme dayanarak söylüyorum, tüm gerçekleri veya tüm şartları karşı tarafın önüne tek seferde koymak/yığmak ve hatta bunları konuşmak doğru değil. 2-3-4 görüşmeye yaymak daha doğru olur.
    Ticarette dahi bir çok şartı konuşursunuz ödeme şartlarını en son konuşursunuz mesela… gibi… En son konuşulacak noktaları en başta konuşmak çoğunlukla o işi bozar, bozuyor da.
    Bizim gibi, karşı tarafta kendince bir çok noktada ikileme düşecektir muhtemelen. Bu ikilemleri ilk görüşmede arttırmamak önemlidir.

    Ayrıca, kesin karar vermeden önce eş adayının çocuklar ile tanışması önemli bir merhale. Buna binaen eş adayının karar vermesi daha doğru olacaktır.

    Hakkımızda hayırlısı olsun diyelim.

    Nisa Suresi, 132 – Nahl Suresi, 42 (…) ile bitirelim.

    Kandiliniz mübarek olsun; Selam ve dua ile…

    • Kevserâ dedi ki:

      Yahya Bey tavsiyeniz çok yerinde geldi bana. Kesin karar verilmeden önce çocuklarla tanışılması Allahualem en doğru olan.
      Allah, rızasını arayanın yardımcısı olsun.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sana kızdığı halde bir kötülükte bulunmayan insanı kendine arkadaş edin, çünkü öfke insanın karakterini ortaya çıkarır. “ ( Hz. Ali)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku