Burcunu Ne Kadar Yansıtıyorsun?

04 Temmuz 2017Hayatın İçinden35 Yorum »

indir

Bir Adem Diyor ki…

Burçların ne olduğunu sanırım bilmeyeniniz yoktur. Burçlarla ilgili bu soruyu muhtemelen en az bir defa size birileri sormuştur ya da kendiniz bu sorunun cevabını aramışsınızdır.

Bilinmeyenin peşinden gitmeye meraklı olan insanoğlu burçlar konusunda da epey teoriler üretmiş ve çıkarımlar yapmıştır. Ayrıca burçların ilk kökenlerinin insanların karakterlerini tahlilden ziyade tarım toplumlarında ekim ve hasat zamanlarının tespit edilmesinde kullanıldıkları düşünülmektedir. Zamanı ve mevsimleri tespit etme konusunda teknolojik imkanları kısıtlı olan insanlar yıldızların konumlarına bakarak mevsimsel dönemleri kestirmeye çalışmışlardır.

Öncelikle burçların ne olduğuna değinelim. Uzaydaki bazı özel takım yıldızlara burç adı verilmektedir. Altı adet kuzey ve altı adet de güneyde olmak üzere on iki adet olarak belirlenmişlerdir. Bu takım yıldızları özel kılan Dünya ve Güneş’i birleştiren bir doğru çizdiğimizde bu doğrultunun yılın belirli dönemlerinde belirli takım yıldızları kesiyor olmasıdır.

Buradan hareketle burç yorumcuları bu dönemlerde doğan insanların karakterlerinin ilgili takım yıldızı tarafından etkilendiğini savunmaktadırlar. Ayrıca daha da ileri gidip insanların gelecekleri hakkında yorum yapmakta, fal bakmaktadırlar. Günümüzde hayranlık duyduğumuz batı astronomi alanındaki ilerlemelerini de bir nebze burçlara borçludur.

Kahinlerine inanan hükümdarlar savaşlara girmeden önce galip gelip gelemeyeceklerini kahinlerine danışmışlardır. Kahinler de gök cisimlerini inceleyerek belli başlı çıkarımlarda bulunmuşlardır, elbette bunları yaparken Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğünün keşfi gibi tespitlerde bulunmuşlardır.

Fal bakmanın sadece burçlar aracılığıyla değil kahve falı vb. gibi yöntemlerle de doğru olmadığına herkes farkında olsa da değinmek istiyorum. Yüce Allah ayette şöyle belirtiyor, “De ki: ‘Göklerde ve yerde olan gaybı, Allah’tan başka bilen yoktur.” (Neml, 27/65). Keza peygamber efendimiz Hz. Muhammed de bizleri şöyle uyarıyor, “Kim bir kâhine gider, dediklerini doğrularsa; şüphesiz ki Muhammed’e indirilmiş olanı inkâr etmiş olur.” (EbûDâvûd, Tıb, hadis no: 3904).

Acaba burç yorumlarına bakarsak falcılık yapmış olur muyuz? Eğer günlük yorumlara bakıyorsak evet bu kesin falcılıktır diyebiliriz. Ayrıca günlük olmayan yorumları okumak da falcılığa girer. Şöyle ki pozitif bilimlerle sebep sonuç ilişkisi içinde açıklayamadığımız şeyler hakkında yorum yapmamız gibi. Kişinin kahve fincanındaki telveye bakarak doğacak bir çocuğun ileride şöyle şöyle huylara sahip olacak demesiyle yıldızlara bakarak yorum yapması arasında bir fark yoktur.

Ayrıca günümüzde kullanılan burç takvimi muhtemel hatalar içermektedir. Şöyle ki burç hesabında kullanılan zamansal dilimlerde yörüngesel hareketlerden ötürü kaymalar olmaktadır ve yaklaşık iki bin üç yüz yılda bir burçlar birer kademe kaymaktadır. Nitekim güncel olarak kullanılan burç tarihlerinin yanlış olduğunun NASA tarafından tespit edildiği yakın zamanda magazin haberlerinde yer almıştır.

Peki gerçekten doğduğumuz tarih ya da mevsim ile kişiliğimiz arasında bir bağ yok mudur? Bilim adamları şubat ayında doğanların şizofreniye daha fazla yatkın olduklarını tespit etmişlerdir. Başka bir araştırmada yaz aylarında doğan erkek çocuklarının daha az vicdanlı oldukları bilgisi elde edilmiştir.

Bu araştırmalar dahi istatistiki olduğundan yeterli ve net sonuçlar olarak kabul edilmezken aynı zamanda kuzey yarım küre ile güney yarım küre arasında mevsimsel etki arasında bir fark görülmemiştir. Yani kuzey yarım kürede kış çocuğu olarak dünyaya gelen birisi güney yarım küredeki kış çocuğuna benzemektedir. Halbuki aynı doğum tarihine sahip kişiler farklı yarım kürelerde farklı mevsimleri yaşamaktadır.

Gelelim burçlarla ilgili en çok merak edilen iki hususa. Birincisi neden kadınlar erkeklere nazaran burçlarla daha çok ilgilenmektedirler? İlk sorunun cevabı her ne kadar feministler bilimsel gerçekleri inkar etse de kadın beyninin ve zihin yapısının erkeklere göre farklı olmasıdır.

Kadınlar sahip oldukları bağlantı şeması gereği daha duygusal, daha sezgisel, erkeklere göre daha fazla estetik kabiliyetlilerdir. Ancak en önemlisi erkeklere göre daha irrasyonellerdir, yani olayları, süreçleri sebep sonuç ilişkisi içerisinde ele almadan karar verme eğilimi gösterirler. Kadınları anlaşılmaz kılan da budur. Ayrıca sonuç değil, süreç odaklılardır. Buradan hareketle onlara bir hikaye tadında anlatılan ve sebep sonuç ilişkisinden ziyade doğrudan sezgisel hükümlere dayanan burç yorumları çekici gelir.

İkinci husus ise okuduğumuz yorumların bizi gerçekten tanımladığını neden düşündüğümüzdür? Bu sorunun cevabı da psikolojideki Barnum etkisi ya da Forer etkisi dediğimiz durumdur. Ayrıca yorumları yazan kişilerin manüplatif üsluplarını da göz ardı etmemek gerekir.Barnum etkisi, birbiriyle çelişen sözlerin bir arada verilmesi sebebiyle insanların kendilerine özgü bir açıklama yapıldığı izlenimine sahip olmaları durumudur. Örneğin bir burç yorumunda şöyle bir ifade geçmektedir, “… mütevazi ve sadedir ancak aynı zamanda kibirli ve gösterişlidir.” Sizce bir insan aynı zamanda hem mütevazi hem de kibirli olabilir mi?

Ya da aynı anda hem sade hem de gösterişli olabilmesi ne kadar mümkündür? Ayrıca burç yorumları incelenirse insan kişiliğine ait tüm olasılıkları saymaktadırlar. Bugün yağmur yağabilir de yağmayabilir de cümlesi gibi. Bu cümle her iki olasılığı kapsar ve bir bilgi içermez. Bir psikolog olan Forer 1948 yılında burç sayfasından aldığı bir yorumu öğrencilerine vermiş ve kendilerine ne kadar uyduğunu 1 ile 5 arası puanlamalarını istemiştir. Yapılan puanlama sonucuna göre ortalama 4 değeri elde edilmiştir.

Aynı deney farklı zamanlarda da tekrarlanmış ve benzer puanlar elde edilmiştir. Forer etkisi (P. T. Barnum’un gözlemlerinden sonra Barnum Etkisi olarak da adlandırılmıştır) bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine inanma eğilimlerini anlatan bir gözlemdir.

Bu zaafın sebebi ise, insanların kendileri hakkında bir şeyler duymaya olan ihtiyaçlarıdır. Olumlu düşünce ve biriciklik yanılsaması olarak açıklanan bu durum astroloji gibi, grafoloji gibi, falcılık gibi bilimsel olarak objektifliği kanıtlanamamış alanlara olan ilgiyi ve insanların yorumlara olan güvenini açıklamaktadır.

İnsanların doğdukları tarih ile karakterleri arasında kesinlikle bir bağ yoktur diyemesek de burçlarla ilgili yorumların herhangi bir bilimsel ve dini dayanağı olmadığını görmek mümkündür. Ayrıca sırf doğduğu tarihten ötürü bir insanın geleceği hakkında yorum yapmak falcılığa girer.

Bahar mevsiminde doğan çocukların polen alerjisi sebebiyle travma geçirip kişiliklerinin şekillenebileceği irdelenebilir ancak adeta atılan bir zarın ardından üçten büyük gelirse sen küçük gelirse ben kazanırım dercesine şu tarih ile şu tarih arasında doğanlar bencildir demek doğru değildir.

Kaldı ki insanın karakterini on iki modelle sınırlamak ne derece doğrudur? Buna çözüm olarak yükselen burç diye bir şey icat edilmiştir ki toplamda yüz kırk dört karakter yapmaktadır. Yorumlar incelenirse göreceli kavramlar olduğu görülecektir. Mesela çalışkandır yazar, kime göre neye göre? Uysaldır yazar, acaba bir kedi kadar mı yoksa aslan kadar mı uysaldır?

Şimdi denilebilir ki bu konuda yazılmış dini eserler de bulunmaktadır. Yazan kişiler mevsimleri mi yoksa yıldızları mı işaret etmişlerdir? Ayrıca onlar bir şeyleri gönül gözüyle yazmışlardır, acaba bizler yazılanları doğru anlayacak durulukta bir kalbe sahip miyiz?

İnsanın karakterini sahip olduğu genlerin de etkilediğini ve bunların anne babadan geldiğini artık bildiğimiz halde sezaryen doğumlarda doğum saatini bile burçlara göre ayarladığımızda sünnetullaha uygun olan inancın yıldızların etkisine mi yoksa diğer öğelerin etkisine mi inanmak olduğunun takdirini siz okuyuculara bırakıyorum. Enerji ya da aura gibi öğelerden bahsederseniz de bunun yine tamamen hissiyatla olduğunu ve tamamen kalbi bir mesele olduğunu, yanılma payının epey fazla olduğunu hatırlatmak isterim.

Velhasılı kelam fala inanmamakla beraber insanların karakteri hakkında yıldızlara bakarak fal bakmayalım, falsız da kalalım.Karakterlerin uyumunu burçlardan çıkarmaya çalışmak yerine istişare yolunu seçelim, istişarede hayır vardır, aklımıza takılan durumları sağdan soldan kulaktan dolma bir şeylere göre hükümlendirmek yerine güvendiğimiz insanlarla istişare yapmayı da ihmal etmeyelim. Okuyuculardan ricam sulandırılmaya çok elverişli olan bu konu hakkında çok fazla yorum yapılmasın.

Merak edenler özellikle Barnum etkisi konusunu ve bebeklerin doğdukları mevsimlerin karakterleri üzerine etkisini araştırabilir. Boş işleri terk etmesi Müslümanın güzelliğindendir. Ayrıca yüce Allah’ın şu ayetteki uyarısıyla yazıyı bitirelim. “Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.”(İsra, 17/36)

Selametle.

Fatih

Okunma Sayısı :