Hz. Peygamber (a.s.m) tavsiyeli 5000 yıllık tedavi: Hacamat

Bir tedavi yöntemi düşünün ki hem Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m) tarafından tavsiye edilip uygulanmış olsun, hem insanlığın bilinen en eski yöntemlerinden biri olsun, hem de hâlâ uygulanabiliyor olsun... Sanırım tüm bunlar, modern ismiyle “kupa terapisi”, geleneksel ismiyle “hacamat” tedavisinin önemini anlatmak için yeterlidir. Aslında hacamat yaptırmış ve bunun iyileştirici etkilerini görmüş birisi olarak bu yazıyı kaleme almak benim için büyük bir zevk. Çünkü faydasını gördüğünüz bir şeyi başkalarına anlatmak ve tavsiye etmek çok daha kolay ve samimi...

Her ne kadar bu tedavi yöntemini uygulamış ve faydalarını görmüş olsam da yine de bir uzmanın görüşlerine başvurmak en iyisi... Bu maksatla kapısını çaldığımız alternatif tedaviler uzmanı Dr. Muammer Yıldız hacamatla ilgili detaylı bilgiler verdi.

Dr. Yıldız’ın verdiği bilgilere göre hacamat her ne kadar 5 bin yıllık bir geçmişe sahip olsa da Müslümanlar açısından asıl önemi Hz. Muhammed (a.s.m.) tarafından hem tavsiye edilmiş olmasından hem de bizzat O’nun (a.s.m.) hacamat yaptırmış olmasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla hacamat Tıbb-ı Nebevi’de önemli bir yere sahip...

Efendimiz (a.s.m) bir hadis-i şerifinde, "Miraç'tan inerken hangi melek cemaatine rastlasam, 'Ey Muhammed! Ümmetine hacamat olmalarını emret' dediler" buyuruyor.

Efendimizin (a.s.m) hadis-i şeriflerinde hacamat önemli bir yere bir sahip. Öyle ki, hacamatın nasıl yaptırılacağı, ne zaman yaptırılacağı konusunda bilgiler veriliyor: “Her kim ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırsa kan hücumundan dolayı meydana gelen birçok hastalıktan şifa bulur.” (Ebu Davud, Tıp 3861; Tirmizî, Tıp 2051) “Ayın on beş, on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günleri kan aldırınız! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birilerini öldürmesin.” (Kenzü’l-Ummal, 10/28126)

Efendimiz (a.s.m) ayrıca, “Aç karna kan aldırmak daha faydalıdır. Kan aldırmakta şifa ve bereket vardır. Vücuttan kan aldırmak zekâyı ve bellek gücünü de arttırır” (Hâkim, Tıp 4/409) buyurarak kan aldırmanın faydalarını ifade etmiştir.

Peygamberimiz (a.s.m), “Sıcakların arttığı zaman, vücuttan kan aldırmakla sıcağın zararını gidermeye çalışınız! Zira sıcakta sizden birinin kanı hücuma geçerek onu öldürmesin” (Hakim, Tıp 4/212, İbn-i Mace, Tıp 3487-88) buyurarak yazın o şiddetli sıcaklarında meydana gelen kan basıncının vereceği zarara işaret etmiştir.

Hacamatla ilgili hadisler bunlarla sınırlı değil. “Damardan veya deriden kan aldırmak, tedavi olduğunuz şeylerin en faydalılarındandır” (Bağdadî, s. 45; Ebu Nuaym vr. 35 b), “Üç şeyde şifa vardır: Bal şerbeti içmekte, kan aldırmakta ve kızgın bir aletle dağlama yaptırmakta. Fakat ben dağlama yaptırmayı sevmem” (Buharî, Tıp 7/12; İbn-i Mace, Tıp 3491; Müsned 1/246.) hadis-i şerifleri bunlar arasındadır.

Dr. Muammer Yıldız, burada bir hatırlatma yaparak dağlamanın daha sonra Efendimiz tarafından yasaklandığını söylüyor. Dr. Yıldız, yine Peygamber Efendimizin (a.s.m) hacamatın kıyamete kadar devam edecek bir tedavi yöntemi olduğunu ifade ettiğini belirtiyor.

Efendimiz (a.s.m) sadece hacamatı ümmetine tavsiye etmekle kalmamış aynı zamanda kendisi de hacamat yaptırmıştır.



Geçmişten günümüze hacamat


Peki, Tıbb-ı Nebevi haricinde hacamat uygulamaları nasıl?


Dr. Muammer Yıldız’ın bu konuda verdiği bilgiler şöyle: Hacamatın tarihi M.Ö. 3 bin yıl öncesine dayanıyor ve günümüze gelinceye kadar 5 bin yıldır uygulanıyor. Tedaviyle ilgili ilk yazılı kaynak ise alternatif tıbbın babası sayılan ve Çin İmparatorluğu’nun kurucusu olarak bilinen Sarı İmparator’un kitabı. Hacamat tedavisini ilk dönemlerde Çinlilerin yanısıra Japonya, Kore, Hindistan, İran ve Arap toplumları da uygular. Batılı kültürler ise Mısır’dan eski Yunan medeniyetine ve Romalılara uzanan çizgide Ortaçağ’da keşfeter hacamatı. 18. ve 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Batı dünyasında oldukça yaygınlaşır. 20. yüzyıl başlarında etkisini kaybeden hacamat, günümüzde yeniden keşfedilmekte ve tedavide kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır.



Nasıl faydalıdır?


Dr. Muammer Yıldız, hacamatın sağlık üzerine yaptığı etkiyi şöyle anlatıyor: İnsanda iki tür damar vardır. Bunlardan birincisi ana damarlardır ki kan tüm vücudu bu damarlar sayesinde dolaşarak devir daim eder. Bu damarlardaki kan hareketli ve akışkandır.


Bir de vücudun her noktasına ulaşan ve ana damarlardan ayrılan kılcal damarlar vardır. Kılcal damarlardaki kanlar durağandır, devir daim etmez. Yani 30 yaşındaki bir insanın kılcal damarlardakindeki kan 30 yıldır oradadır.


Bir bardak içine konan su, bir hafta beklediğinde nasıl bozulursa kılcal damarlar içindeki kan da yılların vermiş olduğı birikimlerle (toksinler, zararlı maddeler) artık bozulmaya ve kan özelliğini kaybetmeye başlar.


İşte hacamatla kılcal damarlarda yıllardır biriken bu kirli kan alınarak yerine yeni ve taze kan gelmesi sağlanır.



Nasıl uygulanır?


Dr. Muammer Yıldız’ın verdiği bilgilere göre; hacamat, genel olarak sağlık amaçlı uygulanırken, yaptıran kişinin niyetine göre Peygamber Efendimizin bir sünneti de işlenmiş oluyor. Bunun için hacamata başlamadan önce, “Ya Rab, niyet ettim maddî-manevî rahatsızlıklardan kurtulmak için sünnet üzere hacamat yaptırmaya” diye niyet ediliyor.


Hacamat boyun ve bıngıldak hariç olmak üzere vücudun her kısmına uygulanabiliyor. Ancak 7C olarak bilinen vucudun yedi bölgesine yaptırılan ve “tarama hacamatı” olarak bilinen uygulama vücuttaki toksinlerin atılmasında ve kanın temizlenmesinde daha etkili oluyor. Bu bölgeler kılcal damar akışının zayıfladığı ve en çok kirli kanın biriktiği bölgeler.


7C bölgeleri ve uygulanan kupa sayıları şöyle:


Baş bölgesi: Bir kupa


Omuz bölgesi: Üç kupa


Sırt bölgesi: Üç kupa


Kasık bölgesi: Üç kupa


Bacakların üst bölgesi: Dört kupa


Bacakların alt bölgesi: Dört kupa


Ayak bilekleri: Dört kupa


Tarama hacamatı her bir bölge için tek seans olmak üzere yedi seansta tamamlanıyor. Seanslar arasında 2-3 gün geçmesi daha faydalı. Arka arkaya seans uygulamak kişiyi güçsüz düşürebilir.


Hacamat yapılacak bölgeye önce içinde ateş yakılan kupa kapatılarak bir nevi uyuşması sağlanıyor. Daha sonra kupa çıkarılarak uyuşan bölgede bulunan deri steril bir aletle hafifçe deliniyor. Sonra tekrar kupa kapatılarak açılan deliklerden kirli kanın akması sağlanıyor. İki kez uygulanan delme işleminden sonra son bir kez daha delik açılmadan kupa kapatılıyor. İşlemin sonunda kupa kapatılan bölge bandajlanıyor. Bu kişinin günlük yaşamını sürdürmesine engel bir işlem değil. Hacamatın hemen akabinde gündelik işlere dönülebiliyor.


Peki, hacamatı kimler yaptıramaz? Dr. Muammer Yıldız’ın verdiği bilgiye göre hacamatı; diyaliz, metastas kanser, hemofili hastaları, faktör hastaları (kanama problemi olan hastalar), ileri derecede kansızlar, yeni ameliyat olanlar, PLT (tronbosit) düşüklüğü olanlar ve adetli kadınlar yaptıramaz. Hacamatın yapılacağı cilt üzerinde de problem olmamalı. Hacamat; ben, vitiligo, sedef, egzama, yara olan bölgelere de uygulanmaz.



Ne zaman uygulanır?


Hacamat uygulaması belli kurallar içerisinde yapılıyor. Ne zaman yapılacağı hicrî takvime göre ayarlanıyor.


Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bu konuda şöyle buyurur: “Her kim ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde kan aldırırsa kan hücumundan dolayı meydana gelen birçok hastalıktan şifa bulur.” (Ebu Davud, Tıp 3861; Tirmizî, Tıp 2051) “Ayın on beş, on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günleri kan aldırınız! Zira bu günlerde kan hücuma geçerek sizden birilerini öldürmesin.” (Kenzü’l-Ummal, 10/28126)


İbn-i Sina, el-Kanun fi’t-Tıb (Tıbbın Kanunu) isimli meşhur eserinde bu hadislerle ilgili olarak şu şekilde görüş belirtmektedir: “Hicrî ayların başında kan aldırmak tavsiye edilmez. Çünkü vücuttaki sıvı maddeler ayın ilk günlerinde fevkalade çok ve hareketli değildir. Bugünlerde sıvı maddelerin seviyesi düşüktür. Dolunay günlerinde ise ayın çekim gücünün artması sebebiyle vücuttaki sıvı maddeler hem çoğalmış hem de hareketlenmiştir. Bu sebeple bu günlerde alınan kan kişiye zarar vermez.”


Efendimiz (a.s.m) ayrıca, “Aç karna kan aldırmak daha faydalıdır. Kan aldırmakta şifa ve bereket vardır. Vücuttan kan aldırmak zekâyı ve bellek gücünü de arttırır…” (Hâkim, Tıp 4/409) buyurarak kan aldırırken aç karınla olmamızı uyarmıştır. Peygamberimiz “Sıcakların arttığı zaman, vücuttan kan aldırmakla sıcağın zararını gidermeye çalışınız. Zira sıcakta sizden birinin kanı hücuma geçerek onu öldürmesin” (Hâkim, Tıp 4/212, İbn-i Mace, Tıp 3487-88) buyurarak yazın o şiddetli sıcaklarda meydana gelen kan basıncının vereceği zarara işaret etmiştir.


Bazı bilim adamlarına göre ayın çekim kuvveti sadece med-cezir (gel-git) hadisesiyle sulara değil, aynı zamanda insanlara, hayvanlara, meyvelere, ağaçlara topraklara, hatta madenlere dahi tesir etmektedir. Dr. Muammer Yıldız, burada aktardığı bir anekdotla ilginç bir detaya dikkat çekiyor: “Bursa’da bulunan Hüdavendigar Camii’de bulunan ağaçlar 700 yıldır çürümeden günümüze ulaşmıştır. Çünkü bu ağaçlar hicrî takvime göre ayın ikinci yarısında kesilmiştir ve bu sırada ağaçlarda hiç kurt bulunmamaktadır.”


Yeniden insan vücuduna dönecek olursak, ayın ilk yarısında vücutta kan miktarı artmaktadır. Bu dönemde insanlar, kendilerini güçlü ve sağlıklı hissederler. İkin­ci yarısında ise kan miktarı azalır. Bu dönemde ise zayıflık hisseden insanların ağrıları artar. Daha geç iyileşirler. Kan dolaşımları ve bağışıklık sistemleri zayıflamıştır.


Ayın ilk yarısında (dolunay halinde) hararetle, rutubetin artmasından dolayı, damarlardaki kan çoğalır. Ayrıca dolaşımdaki kanın hızında artma meydana gelir. “Yapılan araştırmalara göre bu dönemde, ayın 11-21. günlerinde işlenen suçlarda ve cinayetlerde belir­gin artış olduğu tespit edilmiştir. Bu günlerde ayın cazibesi vücuttaki kanın hareketlenmesini ve vücudun dinç olmasını sağladığından kişiyi suç işlemeye müsait hale getirir.” (Acaibü’l-Mahlukat, s. 12-13; Marifetname, Dördüncü Bölüm, s. 98-99)



Kutu


Hacamatın faydaları


Dr. Muammer Yıldız, hacamatın bir çok faydası bulunduğunu belirterek bunları şöyle sıralıyor:


Kılcal damarlardaki tıkanıklığı açar. Kan ve dokulardaki gaz ve toksinlerin atılmasını sağlar. Uygulanan bölgeye bağlı damarlardaki kan akımını canlandırır, besin oksijen dokulara rahat ulaşımı sağlar. Çünkü hastalıkların yaklaşık yüzde 70’i organlara düzenli kan ulaşamamasından kaynaklanır.

Kaslardaki sertliği ve ödemi çözer. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır. Dalak/karaciğer ve sinirsel/psikolojik hastalıkların iyileşmesine yardımcı olur.

Kaygı bozuklukluğu (anksiyete), depresyon ve korkulara karşı etkilidir.

Tansiyonu dengeler.

Büyü ve sihire karşı etkilidir.

Ağrılı çıbanlar, kistlerde ve tümörlerde faydalıdır. Yaralanma ve incinmede etkilidir. Vücuttaki enerji ve key (canlılık) yollarındaki akımı düzeltir.

Hareket, konuşma ve hafızanın düzelmesi için beyni canlandırır. Vücuttaki refleks noktalarını uyararak beynin dikkatini hasta organa çekmek ve vücuttaki diğer organların gerekeni yapması için emir vermesini sağlar.

Dr. Muammer Yıldız, hacamatın faydalarının bunlarla sınırlı olmadığını, hacamatın kıyamete kadar sürecek bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyen Peygamber Efendimizin (a.s.m.) bizim için mutlak ölçü olduğunu söylüyor.


Kutu


Uygulama alanları


Kanser, felç, fibromiyalji, gut, fibrosit (doku romatizması), doğum lekeleri, karpal tünel sendromu, akne, sivilce, osteoporoz, sırt/bel ağrısı, prostat, cinsel fonksiyon bozuklukları, kronik yorgunluk, gerginlik, migren, zona, hıçkırık, kronik astım, bronşit, zatürre, kurdeşen (ürtikerya), müzmin kabızlık, depresyon, akut yüz felci, yüz spazmı, lezyonlar, üst solunum yolu enfeksiyonu, öksürük, kuduz, burun kanaması, deri iltihabı, nezle, damar iltihabı, insomnia (uykusuzluk), hipertansiyon, egzama, epilepsi, obezite, kireçlenme, zehirlenme...


Ekrem Altıntepe -Moral Dünyası Dergisi



Bunlar da ilginizi Çekebilir

6 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz